çok krizler gördük | |
|
| Vergide affa Bakan'dan cevap | Samanyolu Haber | 04.11.2010 18:35 |  | | Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz, ekonomide vergi affının söz konusu olmadığını söyledi. Yılmaz, Zamanında düzgün bir şekilde ödemesini yapanların hiç bir şekilde hakkının zayi olmasından yana değiliz. dedi.
Bursa-Eskişehir-Bilecik Kalkınma Ajansı (BEBKA) hizmet binasının açılışına katılmak için Bursaya gelen Bakan Yılmaz, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO)nda sanayicilerle bir araya geldi. Sanayicilere seslenen Bakan Yılmaz, hükümetleri döneminde yaşanan gelişmeleri rakamsal verilerle anlattı. Yılmaz, Türkiyenin ölçek değiştirerek farklı bir ölçeğe geçtiğini, bunun da etkilerini uluslararası alanda çok daha rahat gördüklerini söyledi.
Türkiyenin krize rağmen sadece rakamlarla büyümediği, nitelik olarak da değiştiğini ve kalitenin arttığını anlatan Bakan Yılmaz, Artık daha iyi yönetilen ve önemli sorun ve krizlerle baş etme kapasitesi olan bir ülke olduk. 2002de de bir kriz yaşadık, dünyada öyle bir kriz yoktu. O krizi biz çıkardık, ama onu kendimiz yönetemedik. 2009 yılında da bir kriz yaşadık. Bu dünyanın krizi idi, özellikle ABD ve Avrupa piyasalarında başlayan uluslararası krizdi ve bütün ülkeleri etkiledi. Ancak bu kriz çok dışa açık olmamıza rağmen bizde yapısal bir tahribat oluşturmadı. ifadesini kullandı.
2010 YILINDA 6.8LİK BÜYÜME BEKLİYORUZ
Türkiyenin krizden çıkış sürecinde olduğunun altını çizen Yılmaz, 2010 yılında toplam 6.8 gibi bir büyüme bekliyoruz. Bu bizim ihtiyatlı büyüme beklentimiz. Avrupa bu yıl yüzde 1.7,, gelecek sene ise 1,5 büyüme bekliyor. Biz bu sene yüzde 7 civarında, gelecek sene 4,5 ondan sonra 5,5 gibi bir büyüme hedefi koymuşuz. şeklinde konuştu.
VERGİ AFFI SÖZKONUSU DEĞİL
Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz, bir sanayicinin, Sanayici ve esnaf için düşünülen vergi düzenlemesi konulu sorusuna şu cevabı verdi: Artık vergisini ödeyemez duruma düşmüş insanlara bir fırsat veriyoruz, yoksa affetme gibi bir durum söz konusu değil. Küresel krizinde buna zemin oluşturduğunu düşünüyoruz. Bazı işadamlarımız, sanayicilerimiz normal koşullarda sıkıntı yaşamazlar, ama bu süreçte sıkıntı yaşamışlardır. Birazda bu sıkıntıları telafi edip kriz sonrası dönemde daha uygun bir ortamda iş dünyasının gelişimi açısından bunu gerçekleştiriyoruz. Burada adalete çok büyük önem vermekteyiz, bundan emin olun. Yani zamanında düzgün bir şekilde ödemesini yapanların hiç bir şekilde hakkının zayi olmasından yana değiliz. Bu konuda da iş dünyasından bazı talepler geliyor, bunu değerlendireceğiz. Somut nihai bir formulasyon olmadan bir şey söylemeyi doğru bulmuyorum.
TOKİnin küçük sanayicileri olumsuz etkilediği ve devletleşmeye zemin hazırladığı şeklindeki soruya karşılık, Bakan Cevdet Yılmaz, TOKİ, büyük oranda hedefine ulaşmış durumda. Bu bir tarafta dar gelirli ailelere planlar sunma, bir yandan da gecekonduları engelleme ve kentsel dönüşüme destek sunma konusunda önemli faaliyetler yürütüyor. Doğrusu bu küresel kriz sürecinde faydasını da gördük. Gelişmiş ülkelerde krizler Mortgage meselesinden çıktı. Bizde TOKİnin varlığı bu anlamda biraz dengeleyici oldu. Şu an için TOKİnin çalışmalarında bir değişiklik öngörmüyoruz. Devam edecek ama elbette ki bütün kurumlar belli bir süre çalışır, misyonunu yerine getirirler. Bunlar daha sonra farklı misyonlar üstenebilirler. Ama şuan için kentsel dönüşüm afete maruz kalan alanlar ve gece kondu alanlarında TOKİ faaliyetini sürdürecek. şeklinde cevap verdi.
SANAYİCİDEN EĞİTİME 145 MİLYON LİRA KAYNAK
Bursa Valisi Şahabettin Harput ise kentin potansiyeli hakkında bilgi verdikten sonra, sanayicilerinin eğitime verdiği katkıya değindi. Bursada meslek lisesi oranının Türkiye ortalamalarının çok üzerinde olduğuna dikkat çeken Harput, Bursada son üç yılda ağırlığı eğitim olmak üzere sanayicilerimiz 145 milyon TL yardımı yaptılar. Bu Türkiyede bir rekordur. Ben bu arkadaşlarımızla gurur duyuyorum ve kendilerine de teşekkür ediyorum. dedi.
BTSO Başkanı Celal Sönmez ise sanayiciler olarak bardağın dolu tarafını görmeye çalıştıklarını belirterek şöyle konuştu: Ancak ülkemiz için daha iyiyi bulmak için fotoğrafın tamamını görmek de boynumuzun borcu. Bu yıl en büyük sorunumuz döviz kurlarındaki gerileme. Yılbaşından bu yana Euro-Dolar kur sepeti Türk Lirası karşısında yüzde 6 civarında geriledi. Buna karşın geride kalan sürede enflasyon, yani maliyetlerimiz yüzde 6.8 yükseldi.
İhracat pazarının krizin etkisini üzerinden atamamışken, düşük kurunda etkisi ile ticaret dengesinin iyice bozulduğuna dikkat çeken Sönmez, İlk 9 ayda ihracat yüzde 12 artarken, ithalat artışı yüzde 29.8 oldu. Bursa sanayicinin de üretim maliyetlerini aşağı çekecek denge politikalarının izlenmesi gerekiyor. şeklinde konuştu.
(CİHAN)
| | Samanyolu Haber Son Dakika 04.11.2010 | | | VergideaffaBakandancevapVergide affa Bakandan cevap |
|
| 'Milletin aklı daha kıdemli ve ileridir' | Samanyolu Haber | 11.08.2010 18:52 |  | | Meclis Adalet Komisyonu Başkanı ve AK Parti Ankara Milletvekili Ahmet İyimaya, milletin 12 Eylül referandumunda evet diyeceğini söyledi. İyimaya, Milletimiz Anayasa oylamasına bir siyası partin oylaması gibi bakmamakta. Milletimiz bu Anayasaya evet diyecektir. Çünkü Milletin aklı siyasetin aklından daha büyük. Milletin aklı siyasetin aklından daha kıdemli ve ileridir. dedi.
Ankaranın Beypazarı ilçesinde halk pazarını ziyaret eden İyimaya, referandumla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Türkiyede fert, toplum ve yönetenler ilişkisinin yeniden kurulduğu yapılandırıldığı tarihi günler yaşandığını kaydeden İyimaya, vatandaşın Anayasa oylamasını bir seçim olarak değil torunlarının geleceğinin oylaması olarak gördüğünü dile getirdi. İyimaya, Türkiyenin gelişmesi hak ve özgürlükler noktasında devletiyle, milletiyle toplumsal barışı iliklerine kadar hissetmiş durumundadır ve anayasa referandumun bu noktaya gelmenin yoludur diye düşünüyor. dedi.
1982 Anayasasının Türkiyeye hiç uymadığına işaret eden İyimaya, Dar geliyor diyemiyorum çünkü elbise niteliği yoktu. Krizler doğuruyor, krizleri kaynağı idi. 1982den bu güne bütün siyasi partiler bu anayasaya karşı çıktı değiştirelim dediler 16 yakın değişiklik oldu. Ama 2010 değişiklikler Anayasa tarihi bakımından en önemli değişiklikler. diye konuştu. 12 Eylüldeki halk oylamasıyla yapının tamamen ortadan kalktığını milletin iktidarının ortaya çıktığını kaydeden İyimaya, Onun için biz diyoruz ki Anayasa oylaması torunlarımızın geleceğinin oylaması. Milletimizin geleceğinin oylamasıdır. Siyasal partilerin Anayasa paketinin muhtevasıyla içeri ile ilgili hiç bir itirazı yok.Ben buna karşıyım diyen de yok. Bu yüzden ben muhalefetin bu anayasa oylamasında Hayır kampanyası yürüttüklerini anlamış değilim. Evet kampanyası yürütselerdi milletti bir kutuplaştırma gayreti içerisinde olmazlardı, primse en iyi siyasal primi alırlardı. değerlendirmesini yaptı.
Değişiklik yapılan paketin temel karakterlerinden birisinin demokrasiye karşı uygulanan vesayet bloklarını kaldırmak olduğunu vurgulayan İyimaya, şöyle konuştu: Şu anki HSYK Hakimlerin ve Savcıların yüksek kurulu değil. Danıştay ve Yargıtay temsilcilerinin yüksek kurulu. Çünkü kurulu Danıştay ve Yargıtay temsilcileri seçiyor. Anayasamıza göre de HSYK tüm hakim ve savcılarımız tarafından seçilmediği için adına uygun bir kurul değil. HSYK 1982 Anayasasındaki yapılanması daha çok demokrasinin ve hukukun geliştirilmesi yönünde değil devlet ideolojisinin kökleştirilmesi ve geliştirilmesine yönelikti. Bunların acı örneklerini gördük.
Yeni yapıda bütün hakim ve savcıların HSYK seçimlerinde söz hakkı olacağını kaydeden İyimaya, Katılımcı bir kurul olacak, çeşitlilik artacak. Hakim ve savcı olmayan hukukçulardan bilim kanadından da temsilci olacak.Bugünün tartışmalarını konjektürel olarak görüyorum.Bu gün Hsyk nın yapısına karşı çıkanlar dahi 6-7 ay sonra yanıldıklarını göreceklerdir.Çünkü hukukun üstünlüğünün ve demokrasinin o zaman net olarak kullanıyor olduğu görülecektir.Diyelimki bir savcıyı düzenlediği iddianameden alt derecede uygulanacak cezalar varken en üst ceza olan ihracın verilmesi devlet ideolojilerinin uygulanmasına yöneliktir. Düzenlenen bir iddianamede bana göre hiç ceza verilmemesi gerekirken en üst ceza olan ihracın verilmesi cezayı veren hakkim ve savcı arkadaşlarımızın da vicdanen rahat olmadığını düşünüyorum. diye konuştu.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 11.08.2010 | | | MilletinaklıdahakıdemliveileridirMilletin aklı daha kıdemli ve ileridir |
|
| Dünya borsaları nereye gidiyor - Analiz | Samanyolu Haber | 25.05.2010 00:29 |  | | 6 Mayıs günü borsalar seans içinde yüzde 9?lara varan sert bir panik düşüşe tanık olmuştu. İşlem hatası yada teknik bir sorun olarak dile getirilmeye çalışıldı. Gerçi Sermaye Piyasaları Kurulu SEC, bu olayı tekrar görüşmek için bugün toplanıyor. Geçen hafta piyasalar, o düşüşün bir teknik nedene dayanmadığını çok net ortaya koydu. O gün görülen dib seviyelere çok yakınlaştık. Açıkçası piyasalar,temkinli ve korku icinde beklenen hatta olması gereken düzeltmeyi yaşıyor. Geçen hafta endeksler yüzde 5?lere varan kayıplar içindeydi. Güvensizlik ve korku suan piyasalara yön vermektedir. Piyasaların takip ettiği korku endeksi son 14 ayın en yüksek seviyesine çıktı. Siyasiler sorunlari çözeceklerine, piyasaya devamlı mantıksız müdahelelerde bulunuyorlar. Avrupa?nın borç sorununun yanında global ekonomilerin borç sorunuda çok bilinmeyenli denkleme bir bilinmeyen katıyor. Bu borç sorunlarına para basarak müdahalede bulunmak, işi dahada belirsiz hale getiriyor. Yapısal reformlar oluşturarak, üretimi aktif hale getirip sorunları çözme yerine piyasanın ateşini alacak para basmak.
Ey dev ülkeleri yöneten siyasetçiler !!!
Bulabileceğiniz tek çözüm politikası bu mudur?
Piyasalar bu çözüme sert satışlarla cevap veriyor. Avrupa?daki borç krizi, global ekonomilerin toparlanma sürecini kesinlikle etkilyecektir. İster Avrupa ile iş yapın ister yapmayın bu yangından kaçmanız imkansiz. Gecen hafta açıklanan Merkez Bankası FED?in tutunaklarinda bunun altı özellikle çizildi. Piyasaların gözü kulağı nasil Avrupada ise, aynı şekilde FED?inde.Almanya Başkanı Merkel?in çıplak açığa satış yasağını uygulamaya koyması Euronun düşüşünü engellemiş olabilir ama piyasaların değil. Piyasalar bu karar ile işlerin düşünüldüğünden daha kötü olduğunun kanısında. Bir trilyon dolarlık yardım paketi, alev içinde olan piyasalara dökülen su mu yoksa benzin mi, zaman gösterecek.
Gelen makro ekonomi datalar beklentiler çerçevesinde gelsede toparlanma sürecini hızlandıracak bir büyüklükte değil. Toparlanma sürecinin uzaması halinde aşağı yönlü kırılmalar yaşanabilir. Amerika?daki enflasyon rakamaları şuan için büyük bir risk oluşturmamaktadır. Nisan ayında üretici ve tüketici fiyat endeksleri yüzde 0.1 geriledi. Petrol fiyatlarındaki gerileme bunun ana nedeni olarak görülüyor.Merkez Bankası FED, düşük faiz politikasını 2010 yılı boyunca sürdüreceğe benziyor. Mortagage faiz oranları bu süre içinde düşük seyirde olması kaçınılmaz.
ABD Hazine Bakanlığından yapılan açıklamada geçen ay federal bütçe açığının 82,7 milyar dolara yükseldiği belirtildi. Geçen yıl Nisan ayında bütçe açığı 20 milyar dolar olmustu. ABDde 1930lardan bu yana yaşanan en sert resesyonun etkileri nedeniyle 8.4 milyon kişi işsiz kaldı. Buna paralel olarak, ülkenin vergi gelirlerinde ciddi miktarda azaldı. Nisan ayında toplam gelirler bir önceki yıla göre yüzde 7,9 düştü.Baskan Obama, bu yıl bütçe açığının 1,56 trilyon doları bularak rekor kıracağını tahmin ettiğini açıklamıştı.Geçen yıl genelinde ABDde bütçe açığı 1,4 trilyon dolara ulaşarak rekor kırmıştı. Böyle giderse rekorlar devamlı yenilenecektir. Bütçe açıklarını indirmek, toparlanma sürecinde bir engel oluşturabilir. Özellikle, Avrupa ülkelerinde resesyonların tekrar yaşanması soz konusu olacaktır.
Yaşanan tedirginlik, önümüzdeki aylarda gelecek olan makro ekonomi dataları olumsuz yönde etkilyecektir. Yatırımcılar pozisyonlarını belli bir süre daha nakide çevirecektir. Geçen hafta büyük bir şekilde pozisyonların güvenli limanalara kaydırıldığını gördük. ABD on yllık hazine tahvillerinin faiz oranları kriz dönemindeki eski seviyelerine geriledi. G20 ülkelerinin borsa endeksleri, 2010 yılında çift haneli kayıplarla telafuz ediliyor.
2010 yılında endeksleri ayılar mı yoksa bogalar mı kontrol edecek bilinmiyor. Bilinen bir gerçek varsa, o da kara bulutlar dağılmıyor çoğalıyor.....
Geçen haftalarda yaptığımız altın alım tavsiyemiz uzun vadede devam etsede nakit şuan için an mantıklı yatırım arac olacaktir.Belirsizliğin azalmasıyla tekrardan emtialarda hareketlilik yukarı olacaktır. 2010 yılında kesinlikle borsalardan uzak durmakta fayda var.
ABD senatosunda kabul edilen Wall Street Mali Reform tasarısı, büyük tepkilere rağmen ülkede 1930?lardan bu yana en sert ve kapsamlı finansal düzenlemeleri içermektedir. Başkan Obama için sağlık reformundan sonraki diğer büyük bir zafer.Reform, piyasalardaki sert dalgalanmaların ve risklerin izlenmesi için birçok seçenek sunarken,sadece büyük bankalara değil küçük bankalarada rahatça ulaşabilmeyi ve likitide sıkıntısı çekilmemesini sağlayacaktır. Türev piyasasında bankalar üstünde büyük kısıtlamalar getirilecek. Bankaların daha çok bankacılık işlerinde yoğunlaşmasını destekleyen bu reform, yatırım bankalarınında piyasalarda büyük riskler altına girerek yeni krizler olusturmalarına engel olacaktır. Büyük bankaların küçülmesine zemin oluşturmak isteniyor.Reformun onaylanması, bugüne kadar Washington?da çok etkili lobbycilik yapan finansal kuruluşlar için bir yen | | Samanyolu Haber Son Dakika 25.05.2010 | | | Dünyaborsalarınereyegidiyor-AnalizDünya borsaları nereye gidiyor - Analiz |
|
| "Çok krizler gördük..." | Sabah | 21.02.2010 17:21 |  | | |
| "Çok krizler gördük..." | Sabah | 21.02.2010 17:21 |  | | |
| "Çok krizler gördük..." | Sabah | 21.02.2010 17:20 |  | | | Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Türkiyede son günlerde, Bir kriz var ve kriz derinleşiyor. Bundan hepimiz kaygı duyuyoruz konusunda özellikle yapay endişelerin güçlendirildiğini... Devamı için tıklayınız | | Sabah Ana Sayfa 21.02.2010 | | | ÇokkrizlergördükÇok krizler gördük |
|
| Arınç: Partinin başında ben olsaydım... | Samanyolu Haber | 21.02.2010 15:42 |  | | Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınçın Haliç Kongre Merkezinde partililer ile buluştu. Toplantıda konuşan Arınç, demokratik açılımdan, yargı krizine, darbe planlarından, internete düşen ses kayıtlarına kadar birçok konuda sert açıklamalarda bulundu.
Konuşmasına İstanbulun önemine dikkat çekerek başlayan Bülent Arınç, Başbakanın burada belediye başkanı olması bir milattır. AK Partili arkadaşlarımız demokratik açılım konusunda açıklayıcı konuşmalar yapıyorlar. Dün Başbakan, Türkiyenin sanatçıları ile biraraya geldi. Bu açılım konusunda bilgi kirliliği olabilir. Bu açılımı bazı şer odakları hakiki manasından uzaklaştırmak istiyor olabilir. Biz gücümüzü halktan alıyoruz. Tek muhatabımız odur. dedi.
Türkiyede yaşanan yargı krizi tartışmalarına değinen Arınç, konuşmasını şöyle sürdürdü; Son günlerde Türkiyede kriz var, kriz derinleşiyor konusunda yapay endişeler güçlendiriliyor. Hiç endişe etmeyiniz. Ben 40 yıldır siyasetin içindeyim. Siyasi hayatımızda çok krizler gördük, çok sıkıntılar çekti. Bunların bir kısmı ekonomik krizler, bir kısmı müdahalelerdi. Bütün bu müdaheleler Türkiyede siyaseti kesintiye uğrattı. Türkiyede ayrımcılıklar yapıldı. İnsanlar kıyafetlerinden dolayı okuduğu okulun isminden dolayı dışlandı. Ondan adeta utananlar vardı.
Yargıtayın bir dairesi olmayacak bir karar verdi ve Başbakanın milletvekilliği adaylığını iptal etti. Adım adım iktidara gidiyoruz. Bu gün gibi aşikar. Partinin en büyük gücünün milletvekili adaylığını iptal ediyor. O gün yargı siyasallaştı demiştim. Bu konuşmamdam dolayı 25 milyar tazminat ödedim. Bu hepimizi üzdü. O günlerde rakiplerimiz çok sevindiler Tayyip Erdoğan başbakan olamayacak diye. O günlerde bize başbakanınız kim olacak? diye soruyorlardı diğer partiler. Ben birgün onlara sizin genel başkanınız milletvekili olamayacak. Partinizin adayı kim? diye sordum. İkinci ismi söyleyemediler. Öyle mi dedim. Ben size 10 tane isim sayıyorum dedim. Bu bizim gücümüzdü. Türkiye eskisi gibi değil. Bugün Türkiyede her şeyin sahibi var. Türkiyenin sahibi var. Türkiyede her şey güçlü bir hükümetin elinde hedefine doğru gidiyor.
Pek çok gazete, tv ekranları dinleme kayıtları, ortaya saçılan yok Balyozuydu, yok Kafesiydi darbe hazırlıkları ile dolu. Birçok ismin en ince ayrıntısına kadar hesaplayarak, ne yapsakta AKPden kurtulsak diye hesap yaptığını artık Çindeki adam bile duydu. Bunlara karşı tek başına iktidarda kalabilmek her kişinin değil er kişinin karıdır. Darbe severlik, cuntacılık işe yaramadıysa hepimizin milletimizin tek tek eline öpmesi lazım. Sizlerden aldığımız güç ile bugünlere geldik. Bütün bunların büyük bir kısmından haberdardık. Ayakta durmaya gayret ettik.
Bu günlerde kriz varmış, bu kriz nedeniyle seçim olmalıymış. Kim söylüyor bunu? CHP ile MHP... Ben Tayyip beyden farklı düşünüyorum. İyi ki o var partinin başında. Ben olsam yürüyün seçime derim. Bugün seçime gitsek bunların nal toplayacağını biliyorum.
Her şeyi denediler. Darbe planları, suikast planları... Daha da ortaya çıkar mı diye sorarsanız. Ben kesin çıkmaz diyemem.
Son konuşmanın sahibi ben o konuşmayı yaptım ama dışarda yaptım diyor. Kimse o konuşmaları inkar edemiyor. Artık bir yargı darbesi ile mi bunların hesapları görülebilir diye düşünüyor olabilirler. Mahkemelerimize, bağımsız yargımıza güveniyoruz.
Tarafsız olmayan bir avuç yargı unsuru, AK Parti iktidarını kendisine hedef almış durumda. Biz yargının işlerine müdahale etmeyi düşünmedik hiçbir zaman. Bundan dört sene önce iddianamesinde yanlış yaptı diye gencecik savcının hayatı ile oynayanların yeni oyunlarına müsada etmeyeceğiz. HSYK savcıların yetkilerini elinden alabilir. 4 savcının yetkisini aldınız. Neden aldınız? Başsavcı için tahkikat yaptığından... Peki başsavcılardan hesap sorulmaz mı? Erzurumdaki Cumhuriyet Başsavcısı, Erzincandaki Cumhuriyet Başsavcısı için soruşturma açabilir. Dava açma, yargılama Ankarada Yargıtayta yapılır.HSYK ile kavgamız yok. HSYK günlük siyasi konulardan bağımsız işini yapsın istiyoruz.
Bu başsavcı yargılanırsa Yargıtayda yargılanacak ama siz önceden başsavcı suçsuz dediniz zaten. Sizin kararınız milleti nasıl tatmin edecek. Biz diyoruz ki, Ey Yargıtay sen şimdi konuşma... Sen kararlarınla konuş diyoruz. Yüksek yargıya yakışanı yapın.Sizden beklediğimiz budur. Danıştay bildiri yayınlıyor. Sana ne oluyor kardeşim. Sonunda da bize tavsiyelerde bulunuyor ama üste kendi hükümete ağzına geleni söylüyor. Biz herşeyi bilerek gördüm. Kuştan korkan darı ekmez. Biz herşeyi göze alarak geldik.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 21.02.2010 | | | ArınçPartininbaşındabenolsaydımArınç Partinin başında ben olsaydım |
|
| IMF anlaşması ne zaman yapılacak | Samanyolu Haber | 10.06.2009 13:15 |  | | Uluslararası Para Fonu (IMF) sonbahar dönemi toplantılarını İstanbul’da yapacak. Süleyman Yaşar - TARAF
IMF üyesi ülkelerin ekonomi bakanları ve merkez bankaları başkanları İstanbul’da ekim ayında biraraya gelecekler.
2009 yılı sonbahar toplantıları için IMF’nin gündemini geçen hafta IMF sözcüsü Caroline Atkinson açıkladı. IMF gündemine göre, ekim ayında İstanbul’da, krize karşı tedbirler, yeni finansal mimari ve dünya finansal sisteminin yönetimi ilkeleri belirlenmeye çalışılacak.
Ayrıca beklenmeyen şoklar ve erken uyarı sistemi, finansal istikrar, finansal regülatörler ve Finansal İstikrar Kurulu’nun çalışma ilkeleri İstanbul toplantılarında masaya yatırılacak. IMF uzmanları şimdi bu konular hakkında ayrıntılı raporlar hazırlıyorlar.
Caroline Atkinson geçen haftaki açıklamasında, dünya mali krizinde hasar gören ekonomiler için 250 milyar dolar ilave kaynakları olduğunu ve bu kaynakları dış veya iç şok yaşayacak ülkelere hemen aktarabileceklerini belirtti.
Ayrıca Atkinson, IMF Birinci Başkan Yardımcısı John Lipsky’nin 16-18 haziran tarihlerinde Türkiye’de olacağını belirtti. Lipsky, TÜSİAD’ın davetlisi olarak katılacağı toplantının açılış konuşmasını yapacak. Bu sırada IMF Başkan Yardımcısı Lipsky’nin hükümet yetkilileri ile de görüşmesi bekleniyor.
IMF ile yapılacak görüşmelerde, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarına göre, IMF’nin politik müdahale niteliği taşıyan istekleri kabul edilmeyecek. Fakat bazı eski bürokratlar ve siyasetçiler, “IMF ile anlaşmayı hemen imzalayalım sonra da IMF’nin isteklerini uygulamayalım” diyorlar. Nasıl bir anlayışsa bu...
Bu bürokratlar ve siyasetçiler, üstelik kendi dönemlerini örnek göstermekten de kaçınmıyorlar. “Biz imzaladık ama uygulamadık. Hiçbir şey de olmadı” diyorlar. Eğer geçmişte IMF’yle anlaşmalı dönemlerde yaşanan ekonomik krizler, hiçbir şey olmadı demekse, bu durumda söylenecek hiçbir şey yok tabii...
Bu eski bürokrat ve siyasetçiler bir noktayı ya unutuyorlar ya da görmezden geliyorlar. O da şu... AK Parti hükümeti ilk defa IMF anlaşmalarını tam olarak uygulayan ve başarıyla bitiren hükümet olarak tarihe geçti.
Bu tutarsız önerileri getirenler, kendi dönemlerinde, anlaşmalara uyuyormuş gibi yapıp daha sonra yapmadıkları için zaten 1992’den sonra Türkiye ekonomisi rayından çıktı. Önce 1994 krizini ardından 2001 krizini yaşadık.
“IMF ile anlaşmayı hemen imzalayalım sonra da IMF’nin isteklerini uygulamayalım” diyerek Ankara’ya akıl verenler, o dönemde Ankara’da kamuda görev yapan kişilerdi. Türkiye ekonomisinin onların dönemlerinde ne hale geldiğini hepimiz gördük.
İşte bu nedenle IMF ile ekonomik konuları ayrıntılı müzakere edip bu müzakere esaslarına göre çalışmak isteyen başbakan, önceki dönemin siyasetçilerinden ayrılıyor. “Ben IMF ile anlaşmayı yapayım, piyasa oyuncularının taleplerini yerine getireyim, sonra duruma bakarız” demiyor. Başbakanın işi bu şekilde ciddiye alması bazılarını çok rahatsız ediyor. Çünkü, onların kolay para kazanmasına engel oluyor.
Türkiye bundan böyle IMF ile artık ancak şu şartlarda anlaşabilir. Eğer IMF, her zaman Türkiye’nin önüne koyduğu ‘alacaklıların verdikleri borçların geri ödenmesini garanti etme’ şartının yanı sıra, Türkiye ekonomisini büyütecek, istihdamı arttıracak ve refahı yükseltecek bir programı kabul ederse, hükümet, İstanbul’da yapılacak ekim ayı toplantılarında IMF ile anlaşma imzalayabilir.
Acele etmeye gerek yok. Bakın, Letonya, 2008’in sonunda IMF ile stand-by anlaşması imzaladı. IMF’den 2,4 milyar dolar destek kredisi aldı. Buna rağmen Letonya, geçen hafta 100 milyon dolarlık devlet tahvilini satışa çıkardı, satın alan olmadı. Demek ki IMF desteği de sorunları çözmüyor. Türkiye’nin önce kendine güvenmesinde fayda var. | | Samanyolu Haber Son Dakika 10.06.2009 | | | IMFanlaşmasınezamanyapılacakIMF anlaşması ne zaman yapılacak |
|
| Baykal'dan Erdoğan'a 7 öneri | Samanyolu Haber | 24.02.2009 14:21 |  | | Başbakan Erdoğanın dün Mardinde yaptığı hodri meydana CHP lideri Baykal 7 maddelik öneri ile cevap verdi. Baykal, Başkanaın işsizliğe çare bul teklifine yanıt verdiği konuşmasında şunları söyledi..
İşsizlik konusunun Başkanın dikkatini çekmiş olmasından dolayı memnuniyet duyuyorum. Türkiyedi işsizlik ölçümleri doğru değil. Yeni ve ağır bir İşsizli manzarasıyla karşı karşıyayız. Kasım ayı itibariyle Türkiyede
bir yılda ortaya çıkan işsiz sayısı 645 bindir. Bunun yanınada zaten işsiz olan yüzbinlerce işsizi eklemek lazım.Vahim bir tablodur bu. Biz 1 milyon ailenin sorununa feryat ediyoruz.
Gizli işsizliği konuşmuyorum. Tabi ki o da önemli ama yeni ve ağır bir işsizlik sornu vardır. Onu göstermeye çalışıyorum. Başbakan bize bir çağrı yaptı. Diyor ki ! Baykal öneri varsa ortaya koysun, yoksa konuşmasın diyor.
Başbakan dikkatle dinlesin, 7 önerim var kendisine. Bu konuda kendisiyle işbirliği yapmaya da hazırız.
Bir.... Teğet geçti, dibini gördük, hamdolsun gibi kriz değerlendirmelerini derhal bıraksın. Bu çare değil. Halkı böyle avutamazsınız...
İki... Bütçe gerçekçi değil... Ne gelir ne harcama hedefi gerçekleşir. Derhal bir yeni ekonomik program oluşturulması ve bunun ilan edilmesi lazım. Büyüme, enflasyon ve dış açık ne olacak bunların temelsiz değil gerçekçi olarak ortaya koymak lazım... Bu belirsizliği ortadan kaldırır. Ekonomik aktörler hükümet bi işi ciddiye alıyor diyerek önünü görmeye başlar..
Derhal harcama hedeflerin bütçeye göre değil ekonominin yeni gerçeklerine göre tekrar gözden geçirip, planlaması lazım. Bakın Obama bütçedeki bütün kalemleri sorguluyor.. Seçime dönük yatırımları harcamaları kesip altyapı yatırımı yapmalısınız. Dünyadaki büyük krizler böyle aşıldı..
Üç... Otomobil ve dayanıklı tüketim malları ile ilgili o sektörlerde 6 süreyle KDVleri kaldırın ve gelişmeleri izleyin. Böylece hem alım kolaylaşır hem de sektör canlanır.
Dört... Türk Lirasının aşırı değerlenmesinin önüne geçin. Bunu yaparken de orta vadeli bir program ilan edin. 3 yıllık bir perspektif içinde şu anki durumun ne zamın nasıl toparlanacağının taahülünü yapın.
Beş... Bankacılık sisteminde tahsili gecikmiş alacaklardaki artış bankaları ciddi krize sokmuştur. Bu bankalara bağırıp çağırıp hedef haline getirmek değil, ekonomik önleme ihtiyaç vardır. Bir garanti fonu oluşturulmalı. Geri dönmeyecek kredi korkusunu önlemek için bir garanti fonu oluşturulmalı. Aynı zamanda da bu fondan yararlanacak şirketlherin işçi çıkarmaması şart olmuştur.
Altı... Sigorta primlerini ve stopajı derhal 10 puan aşağıya indirin. İnsan çalıştıranları cezalandıran bir sistemimiz var. Oysa bunu kolaylaştırmalı, OECD’nin standartlarının çok üstündeyiz. Çare arıyor hükümet. Kriz olmasa bile Türkiye’nin buna ihtiyacı var.
Yedi... İşsizlik fonunun imkanları işsizlikle mücadele için kullanılmalı. Bu önerileri yerine getir, uygula. Biz senin siyasi hayatının bitmesini istemiyoruz. Bu önerilere de her türlü katkıyı vermeye hazırız.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 24.02.2009 | | | BaykaldanErdoğana7öneriBaykaldan Erdoğana 7 öneri |
|
|
| |