öğrenilmiş | |
|
| Sınav kaygısı başarıyı olumsuz etkiliyor | Milli Gazete | 06.05.2012 11:46 |  | | | BURSA - Uzmanlar, sınav kaygısının, sınav öncesinde öğrenilmiş bilginin, sınav anında etkili bir biçimde kullanılmasını engelleyerek başarının düşmesine yol açtığını belirtiyor.
Bursa Özel Bahar Hastanesinden Uzman Klinik Psikolog Vildan Kavak, sınav kaygısında strese yol açan sınavın kendisinin olmadığını, kişinin sınavla ilgili olumsuz ve gerçekçi olmayan düşünce ve algıları olduğunu dile getirdi. Kavak, Olumsuz düşünceleri nedeniyle sınavın kendisi için taşıdığı anlam gerçek anlamdan uzaklaşır ve kaygı kendisini göstermeye başlar. Her öğrencinin sınava yüklediği anlam aynı olmadığından bazı öğrenciler daha rahat ve başarılı olurken bazıları ise yoğun kaygı ve başarısızlık yaşarlar. Hafif düzeyde kaygı öğrenme için gereklidir. Yaşanan kaygı sırasında salgılanan adrenalin kişinin zamanı verimli kullanma becerisini, dikkatini ve öğrenme gücünü artırır, hatırlamayı kolaylaştırır. Ancak yaşanan kaygı çok yoğun ise kişinin odaklanma becerisini zayıflatır, unutkanlığı artırır, konsantrasyon ve organizasyon güçlüğüne yol açar. Amaç kaygıyı tamamen ortadan kaldırmak değil, kaygıya yenik düşmemek ve yaşanılan kaygıyı yararımız için kullanabilmektir. dedi.... devamı | | Milli Gazete Son Dakika 06.05.2012 | | | SınavkaygısıbaşarıyıolumsuzetkiliyorSınav kaygısı başarıyı olumsuz etkiliyor |
|
| Sınav Kaygısı Başarıyı Olumsuz Etkiliyor | Haberler.com | 06.05.2012 10:36 |  | | |
| Sınav kaygısı başarıyı olumsuz etkiliyor | Haber3 | 06.05.2012 10:29 |  | | |
| Sınav kaygısı başarıyı olumsuz etkiliyor | Zaman | 06.05.2012 10:16 |  | | |
| Şiddetin nedenleri | Milli Gazete | 09.03.2012 16:39 |  | | | Şiddet deyince, illa da vurup kırmak, ciddi bir darbeye maruz kalmak aklınıza gelmesin. Şiddete sözel olarak da maruz kalmış olabilirsiniz, eylemsel olarak da. Zira şiddet sadece, darp şeklinde tezahür etmeyebilir.
Her toplumda şiddet görülüyor fakat şiddetin daha yoğun görüldüğü kesim, çocuklar ve kadınlar olarak ortaya çıkıyor. Özellikle erkekler, öğrenilmiş davranış olarak şiddeti eşlerine uyguluyorlar. Ama kadın bunu gizleme eğilimi gösteriyor kimseye bundan bahsetmiyor. Çünkü bizim toplumumuzda, aile içinde olup biten şeyler dışarıya yansıtılmaz. Bu nedenle şiddet çoğu zaman gizlenir.... devamı | | Milli Gazete Toplum Yaşam 09.03.2012 | | | ŞiddetinnedenleriŞiddetin nedenleri |
|
| 'Dink cinayetinde kurumların ağır kusuru var' | Zaman | 21.02.2012 10:24 |  | | DDKnın raporunda, Dinke yönelik bir tehlikenin varlığının emniyet ve jandarma personelince öğrenilmiş olduğu aktarılıyor. Tüm kamu görevlilerinin ilk derece mahkemelerinde yargılanması sağlanmak suretiyle zımni kurumsal korunma ve örtülü dokunulmazlıkların giderilmesi gerektiği belirtiliyor. Raporda, Kamu yönetiminde hesap verilebilirlik sağlanmalıdır. deniliyor. | | Zaman En Çok Okunan 21.02.2012 | | | DinkcinayetindekurumlarınağırkusuruvarDink cinayetinde kurumların ağır kusuru var |
|
| Hrant Dink tehlikedeydi tedbir alınmadı | Türkiye Gazetesi | 21.02.2012 02:39 |  | | | Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün talimatı üzerine Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’i hedef alan suikastı inceleyen Devlet Denetleme Kurulu (DDK), raporunu tamamlayarak kamuoyuna açıkladı. Raporda özetle şu ifadelere yer verildi.> Hrant Dink’e yönelik bir tehlikenin varlığının Emniyet ve Jandarma personelince öğrenilmiş olduğu, Dink’in korunmasına yönelik istihbarat birimlerinin gerekli çalışmaları yapmadığı ve iş birliğine gitmediği, idari makamların Hrant Dink’e yönelik oluşan riskleri bilebilecek durumda olmalarına rağmen, her kademedeki sorumluların zincirleme eylemleri sonucunda tehlikeyi önlemek için gereken tedbirlerin alınmadığı, tehlikenin gerçekleştiği ve Hrant Dink’in hayatını kaybetmiş olduğu,> Dolayısıyla, yaşa ... | | Türkiye Gazetesi Son Dakika 21.02.2012 | | | HrantDinktehlikedeyditedbiralınmadıHrant Dink tehlikedeydi tedbir alınmadı |
|
| 'Dink cinayetinde kurumların ağır kusuru var' | Zaman | 21.02.2012 02:04 |  | | DDKnın raporunda, Dinke yönelik bir tehlikenin varlığının emniyet ve jandarma personelince öğrenilmiş olduğu aktarılıyor. Tüm kamu görevlilerinin ilk derece mahkemelerinde yargılanması sağlanmak suretiyle zımni kurumsal korunma ve örtülü dokunulmazlıkların giderilmesi gerektiği belirtiliyor. Raporda, Kamu yönetiminde hesap verilebilirlik sağlanmalıdır. deniliyor. | | Zaman Güncel 21.02.2012 | | | DinkcinayetindekurumlarınağırkusuruvarDink cinayetinde kurumların ağır kusuru var |
|
| 'Dink cinayetinde kurumların ağır kusuru var' | Zaman | 21.02.2012 01:59 |  | | DDKnın raporunda, Dinke yönelik bir tehlikenin varlığının emniyet ve jandarma personelince öğrenilmiş olduğu aktarılıyor. Tüm kamu görevlilerinin ilk derece mahkemelerinde yargılanması sağlanmak suretiyle zımni kurumsal korunma ve örtülü dokunulmazlıkların giderilmesi gerektiği belirtiliyor. Raporda, Kamu yönetiminde hesap verilebilirlik sağlanmalıdır. deniliyor. | | Zaman Ana Sayfa 21.02.2012 | | | DinkcinayetindekurumlarınağırkusuruvarDink cinayetinde kurumların ağır kusuru var |
|
| Ddk: Hrant Dink i Korumak İçin Tedbir Alınmadı | Haberler.com | 20.02.2012 19:33 |  | | |
| Ddk: Hrant Dink i Korumak İçin Tedbir Alınmadı | Haberler.com | 20.02.2012 19:33 |  | | |
| DDK: Hrant Dink'i korumak için tedbir alınmadı | Haber3 | 20.02.2012 19:23 |  | | |
| DDK raporu: Dink korunamadı | Evrensel | 20.02.2012 18:36 |  | | | Devlet Denetleme Kurulu (DDK), Hrant Dink cinayetiyle ilgili raporunu tamamladı. Raporda, Dinke yönelik bir tehlikenin varlığının emniyet ve jandarma personelince öğrenilmiş olduğuna ve Dinkin korunmasına yönelik istihbarat birimlerinin gerekli çalışmaları yapmadığına işaret edildi. 653 sayfalık raporun bazı bölümleri, Susurluk raporunda olduğu gibi gizlilik kararı nedeniyle yayınlanmadı.
Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dinki hedef alan suikastı inceleyen Devlet Denetleme Kurulu (DDK), raporunu tamamlayarak kamuoyuna açıkladı. Raporda, Hrant Dinke yönelik bir tehlikenin va | | Evrensel Güncel 20.02.2012 | | | DDKraporuDinkkorunamadıDDK raporu Dink korunamadı |
|
| DDK raporu: Dink korunamadı | Evrensel | 20.02.2012 18:36 |  | | | Devlet Denetleme Kurulu (DDK), Hrant Dink cinayetiyle ilgili raporunu tamamladı. Raporda, Dinke yönelik bir tehlikenin varlığının emniyet ve jandarma personelince öğrenilmiş olduğuna ve Dinkin korunmasına yönelik istihbarat birimlerinin gerekli çalışmaları yapmadığına işaret edildi. 653 sayfalık raporun bazı bölümleri, Susurluk raporunda olduğu gibi gizlilik kararı nedeniyle yayınlanmadı.
Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dinki hedef alan suikastı inceleyen Devlet Denetleme Kurulu (DDK), raporunu tamamlayarak kamuoyuna açıkladı. Raporda, Hrant Dinke yönelik bir tehlikenin va | | Evrensel Ana Sayfa 20.02.2012 | | | DDKraporuDinkkorunamadıDDK raporu Dink korunamadı |
|
| DDK'dan şok tespitler | Posta | 20.02.2012 16:31 |  | | Devlet Denetleme Kurulu (DDK) Hrant Dink cinayetiyle ilgili raporunu tamamladı: Kamu görevlilerinin soruşturulmasında hatalar var. Tüm kamu görevlileri ilk derece mahkemelerde yargılanmalı
. Cumhurbaşkanı Abdullah Gülün talimatıyla başlatılan inceleme sonrasında hazırlanan raporda, Dinke yönelik bir tehlikenin varlığının Emniyet ve Jandarma personelince öğrenilmiş olduğuna ve Dinkin korunmasına yönelik istihbarat birimlerinin gerekli çalışmaları yapmadığına, her kademedeki sorumluların zincirleme eylemleri sonucunda tehlikeyi önlemek için gereken tedbirlerin alınmadığına, faillerin kısa sürede yakalanmasına rağmen sistematik sorunlar nedeniyle yargılama sürecinin hızlı sürdürülemediğine, dava sonucunun kamu vicdanını tatmin etmediğine dikkat çekildi.
653 sayfalık rap... | | Posta Ana Sayfa 20.02.2012 | | | DDKdanşoktespitlerDDKdan şok tespitler |
|
| DDK'dan şok tespitler | Posta | 20.02.2012 16:23 |  | | Devlet Denetleme Kurulu (DDK) Hrant Dink cinayetiyle ilgili raporunu tamamladı: Kamu görevlilerinin soruşturulmasında hatalar var. Tüm kamu görevlileri ilk derece mahkemelerde yargılanmalı
. Cumhurbaşkanı Abdullah Gülün talimatıyla başlatılan inceleme sonrasında hazırlanan raporda, Dinke yönelik bir tehlikenin varlığının Emniyet ve Jandarma personelince öğrenilmiş olduğuna ve Dinkin korunmasına yönelik istihbarat birimlerinin gerekli çalışmaları yapmadığına, her kademedeki sorumluların zincirleme eylemleri sonucunda tehlikeyi önlemek için gereken tedbirlerin alınmadığına, faillerin kısa sürede yakalanmasına rağmen sistematik sorunlar nedeniyle yargılama sürecinin hızlı sürdürülemediğine, dava sonucunun kamu vicdanını tatmin etmediğine dikkat çekildi.
653 sayfalık rap... | | Posta Son Dakika 20.02.2012 | | | DDKdanşoktespitlerDDKdan şok tespitler |
|
| İşte DDK'nın Hrant Dink raporu... | CNN Türk | 20.02.2012 15:39 |  | | | Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dinki hedef alan suikastı inceleyen Devlet Denetleme Kurulu (DDK), raporunu tamamlayarak kamuoyuna açıkladı. Raporda, Dinke yönelik bir tehlikenin varlığının Emniyet ve Jandarma personelince öğrenilmiş olduğuna ve Dinkin korunmasına yönelik istihbarat birimlerinin gerekli çalışmaları yapmadığına işaret edildi. | | CNN Türk Güncel 20.02.2012 | | | İşteDDKnınHrantDinkraporuİşte DDKnın Hrant Dink raporu |
|
| İşte DDK'nın Hrant Dink raporu... | CNN Türk | 20.02.2012 15:38 |  | | | Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dinki hedef alan suikastı inceleyen Devlet Denetleme Kurulu (DDK), raporunu tamamlayarak kamuoyuna açıkladı. Raporda, Dinke yönelik bir tehlikenin varlığının Emniyet ve Jandarma personelince öğrenilmiş olduğuna ve Dinkin korunmasına yönelik istihbarat birimlerinin gerekli çalışmaları yapmadığına işaret edildi. | | CNN Türk Ana Sayfa 20.02.2012 | | | İşteDDKnınHrantDinkraporuİşte DDKnın Hrant Dink raporu |
|
| Öğrenilmiş çaresizlik sosyal fobiyi körükler | Zaman | 02.02.2012 02:05 |  | | Daha önce yaşanan başarısızlıklar, olumsuz deneyimler öğrencilerde öğrenilmiş çaresizli-ğe yol açabilir. Çalışsam da başarılı olamıyorum, bu dersi zaten anlamıyorum, ders-ler ne işe yarar? gibi yargılar sosyal fobiye dönüşebilir. Çekingenlik sosyal hayattan kaçmaya, kendini ifade edememeye dönüşürse, kendine güvensizlik ortaya çıkar. | | Zaman Sağlık 02.02.2012 | | | ÖğrenilmişçaresizliksosyalfobiyikörüklerÖğrenilmiş çaresizlik sosyal fobiyi körükler |
|
| Tırnak yeme alışkanlığı bir hastalık belirtisi değil | Türkiye Gazetesi | 23.12.2011 02:38 |  | | | Samsun Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Esra Görgün, tırnak yeme alışkanlığının toplumda psikolojik kökenli olduğuna inanıldığını belirterek, bu algının doğru olmadığını söyledi. Görgün, “Tırnak yiyen her çocukta ya da ailesinde bir problem vardır diye bir şey söz konusu değildir. Bazen tırnak yeme öğrenilmiş de olabiliyor. Çocuk başkasından gördüğünü de taklit edebilir. Tırnak yeme alışkanlığı, stresin belirtisi olabilir ancak bizce hastalık olarak kabul görmüyor” dedi. Görgün, yalnızlığın tırnak yeme alışkanlığını tetiklediğini de sözlerine ekledi.AA | | Türkiye Gazetesi Son Dakika 23.12.2011 | | | TırnakyemealışkanlığıbirhastalıkbelirtisideğilTırnak yeme alışkanlığı bir hastalık belirtisi değil |
|
| Millî Gazete'de 40. yıl heyecanı | Milli Gazete | 06.12.2011 20:48 |  | | | Millî Gazetenin Milsan Tesislerinde o gün en çok hissettiğim şey heyecan oldu. O gün heyecanım sabah erkenden başlamış, gündüz çok özel şeyler yaşamış, bu yaşananlar gece saat ikiye kadar devam etmiştir. Akşam yazar, yönetici, editör, haber merkezi çalışanları ile birlikte hepimiz bir araya gelip görüşmeye başladığımızda heyecan doruktaydı. Nitekim Millî Gazetemizin 40. yılına vusulü vesilesiyle yapılan istişare toplantımızda yaptığım minik konuşmamda da en başta heyecan ve en sonda Adil (Ekonomik) Düzen kelime ve kavramlarını dile getirdim: Heyecan ve Adil (Ekonomik) Düzen...
Bunlar yani bu heyecan ve Adil (Ekonomik) Düzen kavramları, aynı zamanda içerikleriyle birlikte Merhum Erbakan Hocamızdan bizzat kırk yıldır duyulmuş, öğrenilmiş, yaşanmış ve artık bütünüyle içselleştirilip kavranmıştır: Heyecansız olmaaaz!... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 06.12.2011 | | | MillîGazetede40yılheyecanıMillî Gazetede 40 yıl heyecanı |
|
| Doğanın kodları: Cenin | Evrensel | 26.10.2011 07:03 |  | | | Doğanın en korunaklı hali anne karnında gizli. O giz yaşam boyu fark etmesek de peşimizdedir: Misal cenin pozisyonunda yaşama tutunmak.
Doğmamış bebeler yaşama tutunurken kol ve bacakları karınlarına çekik yan gelip uzanırlar; aynen kediler gibi. Bu yaşam kodu yaşamın kıyısında gelecekte de çokça işe yarar.
Kimi öğrenilmiş yanlışlar ise insanlık tarihine koşut devam ededururlar. “Yağmur başladı hadi koş!” deriz geçmişte olduğu gibi bugün de. Oysa koşan insanın yürüyen bir insana göre daha çok ıslandığı kanıtlanmıştı yıllar öncesinde. Yine ezelden bize ezberletilen deprem anında kapı-kolon | | Evrensel Köşe Yazıları 26.10.2011 | | | DoğanınkodlarıCeninDoğanın kodları Cenin |
|
| Depreme siyaset karışır mı? | Evrensel | 25.10.2011 07:04 |  | | | Van’da büyük yıkıma ve can kaybına yol açtığı anlaşılan 7.2’lik depremden sonra görüldü ki; ne medyanın ne hükümetin ne de öteki yetkililerin tutumlarında, önceki depremlerden öğrenilmiş bir şey yoktur.
Oysa bu ülkede 1999 Kuzey Marmara depreminden sonra; “deprem vergisi” koyma başta olmak üzere pek çok önlemin alındığı söyleniyor; hükümetlerin, yerel yönetimlerin artık deprem başta olmak üzere “Doğal afetlere hazır” olduğu sıkça yineleniyordu.
Ancak iki günden beri; televizyonların haber kanalları ve popüler TV kanalları, “depremin jeofiziği”nden, inşaat sektörünün sorunlarına, “yapı tekn | | Evrensel Köşe Yazıları 25.10.2011 | | | Depremesiyasetkarışırmı?Depreme siyaset karışır mı? |
|
| Güç yoksunluğu ve öğrenilmiş çaresizlik... | Radikal | 15.08.2011 10:17 |  | | |
| Güç yoksunluğu ve öğrenilmiş çaresizlik... | Radikal | 15.08.2011 10:04 |  | | |
| Hacı Boydak: Türkçemizin bütün dünyada konuşulur olması hedefimiz | Zaman | 20.06.2011 22:20 |  | | |
| Hacı Boydak: Türkçemizin bütün dünyada konuşulur olması hedefimiz | Zaman | 20.06.2011 22:20 |  | | |
| Öğrenilmiş çaresizlik | Milli Gazete | 07.06.2011 17:51 |  | | | Öğrenilmiş çaresizlik, organizmanın yaşadığı bir sorunu kontrol edemeyeceğine inanması ve bunun sonucunda yapması gereken mücadeleyi yapmaktan vazgeçmesidir. Yani kişi yapamayacağı, üstesinden gelemeyeceğine inandığında teslim olmakta ve ezilmeyi, haksızlığa uğramayı, acı çekmeyi kabullenmektedir.
Mesela yıllarca baskı görmüş ve hiçbir şekilde özgürlüğü yaşamamış bazı şeylere hakkı olduğunu bilmemiş bir kişi, bir zaman sonra özgürlüğünü elde etse de esaret hayatındaymış gibi davranmaktadır. Amerikada yıllarca sahibinin elinde esir olarak yaşayan ve hiçbir özgürlüğe sahip olmayan zenciler özgürlüğe kavuştuklarında da sahiplerinin maiyetinde kalmayı tercih edip özgürlüğü ret etmişlerdir. Zencilerin bu teslimiyeti öğrenilmiş çaresizliğe bir örnektir.... devamı | | Milli Gazete Toplum Yaşam 07.06.2011 | | | ÖğrenilmişçaresizlikÖğrenilmiş çaresizlik |
|
| 07:30 Sınav kaygısı öğrenilmiş bilgileri engelliyor | Net Gazete | 30.05.2011 07:31 |  | | | Çocuklara sınav stresinden uzak durmalarını tavsiye eden uzmanlar, Sınav kaygısı, kişinin sınav sonucunda elde edeceği akademik başarısızlığı genelleyerek bunun kişiliğinin başarısızlığı olarak algılamasından kaynaklanan, dolayısıyla sınav öncesinde öğrenilmiş bilginin, sınav anında etkili bir biçimde kullanılması nı engelleyerek başarının düşmesine yol açan yoğun kaygı halidir uyarı sında bulunuyor. | | Net Gazete Son Dakika 30.05.2011 | | | 0730Sınavkaygısıöğrenilmişbilgileriengelliyor0730 Sınav kaygısı öğrenilmiş bilgileri engelliyor |
|
| Gadre uğramışların tarihi | Star | 25.04.2011 08:39 |  | | | Öğrenilmiş çaresizliklerden kurtulmak mümkün! Nasıl mı? Tarihe egemenlerin gözünden bakmayıp, onların zafer naralarıyla mistifike ettikleri anlatılardan kurtulup, mazlumların, mağdurların, gadre uğramışların gözünden bakarak. | | Star Yorum 25.04.2011 | | | GadreuğramışlarıntarihiGadre uğramışların tarihi |
|
| Gadre uğramışların tarihi | Star | 25.04.2011 01:32 |  | | | Öğrenilmiş çaresizliklerden kurtulmak mümkün! Nasıl mı? Tarihe egemenlerin gözünden bakmayıp, onların zafer naralarıyla mistifike ettikleri anlatılardan kurtulup, mazlumların, mağdurların, gadre uğramışların gözünden bakarak. | | Star Son Dakika 25.04.2011 | | | GadreuğramışlarıntarihiGadre uğramışların tarihi |
|
| Münevver davasında flaş gelişme | Posta | 16.04.2011 15:32 |  | | Münevver Karabulut davasında reddi hakim talebi kabul edildi. Hakim davadan çekildi
Münevver Karabulutun öldürülmesi davasında Garipoğlu ailesini yargılayan hakimin, 17 yıl önce hileli iflas davasında işadamı Hayyam Garipoğlu için beraat kararı verdiği öğrenilmiş ve reddi hakim talebinde bulunulmuştu. Talep kabul edildi ve hakim davadan çekildi.
| | Posta Ana Sayfa 16.04.2011 | | | MünevverdavasındaflaşgelişmeMünevver davasında flaş gelişme |
|
| Münevver davasında flaş gelişme | Posta | 16.04.2011 15:14 |  | | | Münevver Karabulut davasında reddi hakim talebi kabul edildi. Hakim davadan çekildi
Münevver Karabulutun öldürülmesi davasında Garipoğlu ailesini yargılayan hakimin, 17 yıl önce hileli iflas davasında işadamı Hayyam Garipoğlu için beraat kararı verdiği öğrenilmiş ve reddi hakim talebinde bulunulmuştu. Talep kabul edildi ve hakim davadan çekildi.
| | Posta Son Dakika 16.04.2011 | | | MünevverdavasındaflaşgelişmeMünevver davasında flaş gelişme |
|
| Mutluluğun sırrı 5S | Zaman | 08.04.2011 18:27 |  | | | Ben Bir Anneyim isimli kitabı ile toplumun temel taşı olan aile de yaşanan sorunlar ve bunların karşılıklı sevgi ve saygı ile nasıl çözülebileceği yolunda önemli fikirler veren Kadriye Çiçek program sırasında tecrübe edilerek öğrenilmiş olan Mutluluğun Sırlarını anlattı. | | Zaman Son Dakika 08.04.2011 | | | Mutluluğunsırrı5SMutluluğun sırrı 5S |
|
| 'Mutluluğun Sırlarını' anlattı | Samanyolu Haber | 08.04.2011 15:24 |  | | Genç İSİAD Ayın Konuğu etkinliğinin Nisan ayı konuğu Yazar Kadriye Çiçek oldu. ??Ben Bir Anneyim?? isimli kitabı ile toplumun temel taşı olan aile de yaşanan sorunlar ve bunların karşılıklı sevgi ve saygı ile nasıl çözülebileceği yolunda önemli fikirler veren Kadriye Çiçek program sırasında tecrübe edilerek öğrenilmiş olan ??Mutluluğun Sırlarını?? anlattı.
Üsküdar?da akşam yemeği eşliğinde Genç İSİAD üyesi işadamlarının aileleri ile katıldığı programın diğer konukları ise Kurtlar Vadisi Pusu dizisinin ünlü ve sevilen karakterlerinden ??Hüsnü Bey?? (Adnan Erdoğan) ile Zaman Gazetesi (Zaman.com.tr) yayın sorumlusu Kerim Gün oldu.
Mutluluğun Sırrı 5 (S)
Konuşması sırasında özellikle aile içi iletişim ve bu iletişimi arttıracak örnekler veren Çiçek işadamlarına ve ailelerini mutluluğun sırrını şöyle anlattı.
??Mutluluğu yakalamanın en basit kuralları şudur ve ben buna 5 S kuralı diyorum.
-Sayfa Birlikteliği
-Seyahat Birlikteliği
-Seccade Birlikteliği
-Sofra Birlikteliği
-Sevi ve Saygı
İnanıyorum ki bizler bu birliktelikleri sağladığımız sürece aile içinde yaşadığımız bütün sorunlar en asgari seviyeye inecek ve zaten karşılıklı anlayış, fedakarlık, sevgi ve saygı ile de ortada problem kalmayacaktır.??
Konuşması sırasında Genç İSİAD?ı sürekli ulusal medyamızdan takip ettiğini anlatan Kadriye Çiçek ??Bu güzel, entellektüel seviyesi yüksek, birbiri ile kaynaşmış ve sürekli yenilik ve girişimciliği hedef gösteren yeni bir işadamı profili çizen yapının başarılarının devamını diliyorum?? dedi.
Şimdi Sıra Sosyal Sorumluluk Projelerinde
Kapanış konuşmasını yapan Genç İSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Emin Erişen ise ?? Bugüne kadar gerek yurtiçinde gerekse yurtdışında, dünyanın bir çok noktasında atılımlar ve faaliyetler gerçekleştirdik. İş Dünyasına bakan yönlerini ile önemli projelere imza attık fakat bunun yanında aileyi ve aile deki huzuru sağlayacak etkenleri hiç ihmal etmedik. Toplumun en önemli temel yapı taşının korunması çerçevesinde değerli birikimlerinden ve fikirlerinden istifade ettiğimiz Kadriye Çiçek hanımefendiye teşekkürlerimizi sunuyor ve yakında piyasaya çıkacak olan ikinci kitabı Küldeki Ateş ?e de başarılar diliyorum. Yeni dönemde ve yeni bir heyecanla yola devam edeceğimiz yeni binamızda özellikle sosyal sorumluluk projeleri üzerine de bizlerden sıkça bahsedildiğini duyacaksınız?? diyerek sözlerini noktaladı.
Programın sonunda ise Kurtlar Vadisi Pusu dizisinin ünlü oyuncusu Adnan Erdoğan, Yazar Kadriye Çiçek?e günün anlam ve önemine binaen plaketini takdim ederken, bu yolda başarılarının devamını diledi. | | Samanyolu Haber Son Dakika 08.04.2011 | | | MutluluğunSırlarınıanlattıMutluluğun Sırlarını anlattı |
|
| Çözüm için en önemli şart! | Samanyolu Haber | 07.04.2011 13:33 |  | | Eğitimci-yazar Prof. Dr. Osman Çakmaktan samanyoluhaber.coma çarpıcı açıklamalar... Eğitimci-yazar Prof. Dr. Osman Çakmak ile Türkiyedeki eğitim sorununu ve bu sorunun çözümünü konuştuk...İşte o röportajın ÜÇÜNCÜ bölümü...
Öyle bir insan düşünün ki bu insan, aldığı eğitimle kendi hayatını ve geleceğini kurabiliyor, kendi gözleriyle görebiliyor. Nerede o eğitim? Ülkemizde mi?
Milli Eğitimin öteden beri Çocukların ruhlarını yüksek fikirlerle ve insani değerlerle buluşturabilen eğitim ortamı oluşturabildiğini ve bu yönde geliştirdiği strateji ve eğitim-bilim politikaların var olduğunu söyleyemiyoruz maalesef. Milli Eğitim Bakanlığı, artık okul açmak ve öğretmen atamaktan başka misyonları olduğunu da görmeye başlamalıdır. Öncelikle de Milli Eğitimin yapması gerekenler nelerdir? İşe nereden başlanmalıdır.
Söyleşimizin bu bölümünde merkezi sınavlar için çözüm nasıl olmalıdır konusunu ele almaktayız.
Son yıllarda Milli Eğitim Bakanlığın bana göre en büyük projesi en önemli projesi olan ?Yeni Müfredat Projesinin merkezi sınavlar ve öğretmenlerin yeni müfredata göre hazırlanmaması sebebiyle nasıl yozlaştığı iyi analiz edilmelidir. Bunun gibi FATİH projesi var gündemde. Korkarım ki okulların içini donatmak ve modern -akıllı sınıflar oluşturmak, yani aletleri güzelleştirmek önemli bir etki yapmayacaktır. Çünkü iyi aletler ustaların elinde işe yaramaktadır.
Milli Eğitim Bakanlığı son zamanlara okulları alet edevatla doldurmaktadır. Bunlar güzel şeyler tabi. Geçmişte çoğu okullar tebeşiri bile bulamaz haldeydi. Ancak bu aletlerin ne kadarı kullanılıyor? Paketleri bile açılmıyor çoğu kere. Her şeye rağmen ortama ve baskılara rağmen öğrenci merkezli etkinlik ağırlıklı eğitim yapan öğretmenlerimiz var. Onları kutluyorum. Ama onların araştırmaya dayalı eğitim, açık defter kitap sınav ve projeye dayalı eğitim gibi aktif yöntemler sürekli yadırganıyor ve sürekli dışlanıyorlar. Onlara ?sen bunları bırak? çocukları üniversite kazanacak testlere hazırla? baskısı altındalar.
Ülke kurumları derin devletin ?işgalinden kurtarılma? çabaları sürerken, bu işgali kolaylaştıran bataklığı zemin ise insanlarımızı öğrenilmiş çaresizliğin bataklığına iten ve sorun çözmez hale getiren mevcut sınav ve bilgi odaklı eğitim olmaktadır.
Artık merkezi sınavların yalancı bir kriter olduğunu fark etmeliyiz. Şöyle bir salim kafa ile düşünelim ve samimi olalım. Biz bu sınavlarla neyi ölçüyoruz. Düşünme gücünü mü? Problem çözme yeteneğini mi? Meziyet ve karakteri mi? Kültürel derinliği mi, yoksa sanat becerisini mi? Hangisini? Çok boyutlu bir nesneyi tek boyutlu düzlemde değerlendirmek nasıl mümkün değilse, insanları da tek cevaplı testlerle değerlendiremezsiniz. Hiç değilse sınavları kaldırmayı akıl edemiyoruz, en azından başka kriterler de koyarak etkisini kısa vadede azaltabilirsiniz.
?Öğrenci yetenek ve becerilerini, bilgi gücünü ortaya koyar nitelikte bir ÖSS oluşturmak için neler yapabiliriz? sorusu ile işe başlamalıyız bir kere. Yani soru doğru olmalıdır işin başında. Bunun en önemli bir yolu ÖSSyi üniversiteye yerleştiren nihai kurum yapısından kurtarmaktır. ÖSS puanının yanı sıra ek kriterler konulmalıdır. İnsan ve eğitim birbirine çok boyutlu bir bağlantı içinde olduğuna göre sınavları tek boyutlu sayısal değerlendirmeden kurtarmak zorundayız. Daha da önemlisi, öğrenciyi mesleki eğitime yönlendiren ve lise mezununun da belli sanatlarda uzmanlaşmasını sağlayacak bir sistem oluşturmalıyız. Mesleki eğitim almış olanları ÖSS önünde cezalandıran değil, avantajlı konuma çıkaran bir yapılanmadan söz ediyorum. ÖSS sisteminde soruların sadece sayısal ve sözel alanlardan gelmesi, diğer alanların ve derslerin göz ardı edilmesine yol açmaktadır. Örneğin ÖSSde aşağıda sıraladığımız alanlardan sorular yer alırsa, öğrencinin mesleki alanlara ve hayat becerilerine yönelmeleri sağlanacaktır.
Bana göre ÖSS sistemi mesleki becerileri de değerlendiren bir konuma çıkarılmalıdır. O zaman eğitim kendi misyonunu sağlıklı bilimsel bir zemine oturtabilir. ÖSS sistemi becerileri, analitik düşünceyi, yorumlama gücünü ve üretkenliği değerlendiren konuma yükselmelidir. . Bunun için, okullarda öğretilen dersler dışında olan puanların yaklaşık yarısı mesleki alanlar da yer alabilir. Öğrenci bu amaçla mesleki sertifikalar önemli hale gelmelidir. Çünkü test sınavları ile beceri ve mesleki yetenekleri belirlemek mümkün değildir. Ben bir deneme kabilinden liste yaptım:
1. Bilişim, bilgisayar, muhasebe gibi yaygın meslekî alanlar, 2. Yazma (kompozisyon) ve ifade becerileri, 3. Genel sağlık bilgileri, genel kültür ve dünya olayları, 4. Sanat, spor faaliyetleri ve iletişim becerileri ve 5. Yabancı dil.
Tabii bu sıralamanın keyfi ve deneme kabilinden bir fikir jimnastiğinden ibaret olduğunu belirteyim. Önemli olan sınavları mesleki bilgileri, beceri ve yetenekleri ve muhakeme gücünü değerlendiren, entelektüel birikime önem veren yapıya kavuşturabilm | | Samanyolu Haber Son Dakika 07.04.2011 | | | ÇözümiçinenönemlişartÇözüm için en önemli şart |
|
| Deneme sınavlarını iyi analiz edin | Samanyolu Haber | 12.03.2011 10:22 |  | | Yükseköğretime Geçiş Sınavında (YGS) herhangi bir puan türünden 180 barajını aşan adaylar istedikleri bir Lisans Yerleştirme Sınavına (LYS) girmeye hak kazanacaklar. İsteyen adaylar ise YGS puanlarına göre isterlerse ön lisans ve bazı lisans programlarını tercih edebilecekler.
Sınava kadar kalan zamanı maksimum değerlendirebilmek için öncelikle zaman planlaması yapılmalıdır. Yapılacak planlamada puan getirisi en çok olan dersler, az bir tekrarla tekrar hatırlanabilecek konular ve bunlara ne kadar zaman ayrılacağı önceden belirlenmelidir. YGSye az bir zaman kala yapılacak çalışmalar, şu ana kadar yapılmış çalışmaları daha anlamlı kılacaktır.
YGS, yerleştirme puanına yüzde 40 oranında katkı sağlayacağı için büyük önem taşımaktadır. Dolayısıyla mayıs ayının 15ine kadar YGS konularını bitirecek şekilde çalışın. Sınava kadar kalan sürede konuları pekiştirmek için bol bol soru çözmek, tekrar yapmakta fayda var. Adaylar kendilerini yetersiz gördüğü konuları tespit ederek tekrar çalışmalıdırlar. Hiç bilmediğiniz konulara zaman ayırarak öğrenmeye çalışmak yerine önceden kısmen öğrenilmiş konuları pekiştirmek için tekrar etmek daha faydalıdır.
Deneme sınavlarının sonunda genel bir analiz yapılarak eksik konular belirlenmelidir. Mümkün olduğu kadar deneme sınavları genel olarak değil de test test ya da konu konu analiz edilmeye çalışılmalıdır. Her denemeden sonra bütün testlerde yaptığınız yanlış, doğru ve boş soruları görebileceğiniz bir çizelge hazırlanabilir. Böylece hangi testin, hangi konusunun, hangi bölümünde sorun yaşadığınız daha net görülebilir. Yetersiz olan yönlerinizi hızlı ve etkili biçimde tamamlama imkânına sahip olunabilir.
Konu eksiği olmayan öğrenciler için geçmiş yıllara ait ÖSS ve YGSler aynı zamanda konu tekrarı işlevini görür. Özellikle yıl sonuna doğru öğrenciler konuları tekrar etmekten sıkılırlar. Bu durum konuların çokluğundan veya bazı konuların iyi öğrenilmesinden kaynaklanır. Bütün bu durumlar karşısında geçmiş yıllara ait sorular mutlaka çözülmelidir. Çıkmış soruları çözmekle; sınavda hangi konulardan soru geldiği, soruların üslubu, soruların mantığı, soruların soruluş tarzı, soruların konulara göre dağılımı, konuların önem dereceleri, hangi konulardan ne tip soruların sorulabileceği, soruların zorluk ve kolaylık oranları belirlenebilecektir. Unutulmamalıdır ki, çıkmış sorular sınavın aynası niteliğindedir. Deneme sınavları hem teknik, hem taktik, hem de psikolojik anlamda gerçek sınavın bir provasıdır. Dolayısıyla prensip olarak her deneme ciddiye alınmalıdır. | | Samanyolu Haber Son Dakika 12.03.2011 | | | DenemesınavlarınıiyianalizedinDeneme sınavlarını iyi analiz edin |
|
| Ali Fikri Işık - KÖR SAATÇİ | Taraf Gazetesi | 08.03.2011 02:31 |  | | |
| AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Gedikli: İstikrarı bozmaya çalışan herkes haindir | Samanyolu Haber | 07.02.2011 16:22 |  | | AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Bülent Gedikli, Muhalefete Karne başlıklı açıklamalarının basında yer almasının ardından CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekinin ve Grup Başkanvekili Muharrem İncenin ağır eleştirileri üzerine bir açıklama yaptı. CHPnin sermayesini tüketmiş bir parti olduğunu, bu yüzden halkı sokağa davet ettiklerini vurgulayan Gedikli, istikrarı bozmaya çalışan herkesin hain olduğunu söyledi.
Konuyla ilgili yazılı bir açıklama yapan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Gedikli, 3.Ağır Ceza Mahkemesinin kararına göre, resmi evrakta sahtecilik gibi yüz kızartıcı bir suçtan 2.5 yıl hüküm giymiş birisinin yolsuzluktan bahsetmesinin şayan-ı hayret olduğunu ve bunun CHPnin değerini ve seviyesini gösterdiğini belirtti. Gedikli, Böyle bir kişi ne bizim ne de siyaset kurumunun muhatabı olamaz. dedi.
CHPnin sermayesi tükenmiş bir parti olduğunu, bu yüzden halkı sokağa davet ettiklerini ve isyana teşvik ettiklerini kaydeden Gedikli, Bu kişiler unutmamalıdır ki genel başkanlık seçimi sürecinde gösterdikleri atraksiyonları ve uyanıklığı sonraki dönemde de gösterselerdi, onlara böyle bir karne vermemize gerek kalmazdı. Demokratik teamüller içinde siyaset yapmak yerine, tribünleri karıştırmaya oynayan bu zihniyet, milletin vicdanında da mahkûm olacaktır. ifadelerini kullandı.
Gedikli, Türkiyenin artık benliğini bulduğunu, bugün dünya kamuoyunda model ülke olarak anıldığını kaydederek, halkı sokağa dökülmeye davet edip siyaset yaptığını zannedenlerin hüsrana uğrayacağını öne sürdü.
Ülkenin istikrarını bozmaya ve devlet kurumlarını kışkırtmaya çalışanların kim olursa olsun hain olduklarını savunan Gedikli, Seçimlerde sürekli yenilgiye uğrayarak, öğrenilmiş çaresizlik duygusuyla halkı sokağa davet eden bu kişilerin ne kendilerine, ne tabanlarına ne de milletimize verebilecekleri bir şey yoktur. açıklamasında bulundu.
Demokrasiyi hala vesayet rejimi olarak algılayan bu anlayış, kaostan ve kargaşadan medet ummak suretiyle yaşadığı hazin anakronizmin fakrında bile değildir. diyen Gedikli, demokrasilerde milletin verdiği vekâlete dayanmanın esas olduğunu, hakemin millet olduğunu vurguladı.
Gedikli açıklamasında, Buradan kendilerine bir kez daha sesleniyoruz. Sizin ömrünüz bir kelebek ömrü kadardır. Seçime kadar mühlet verilen bir ekipsiniz. Tabanınız bile sizi endişeyle takip ediyor. 12 Haziran 2011 genel seçimlerinde milletimiz size tasdiknamenizi verecek, 13 Haziranda da başucunuzda Yasin-i Şerif okuyacaktır. ifadelerine yer verdi.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 07.02.2011 | | | AKPartiGenelBaşkanYardımcısıGedikliİstikrarıbozmayaçalışanherkeshaindirAK Parti Genel Başkan Yardımcısı Gedikli İstikrarı bozmaya çalışan herkes haindir |
|
| Öğrenilmiş çaresizliği aşmak | Radikal | 14.01.2011 16:37 |  | | |
| Dekan Göle'den 'yumurtalı saldırı' açıklaması | Samanyolu Haber | 12.12.2010 15:54 |  | | Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Celal Göle, açıklama yaptı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Celal Göle, fakültede TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu ve CHP Genel Sekreteri Süheyl Batuma yönelik protesto ile yumurta atılma olayıyla ilgili Demokrasiye, özellikle üniversite yaşamının vazgeçilmez koşulu akademik özgürlüklere sonuna kadar inanmış bir dekan olarak şahsımın, bu olayda hiçbir kusuru, ihmali ya da hatası bulunmamaktadır dedi.
Göle, yaptığı açıklamada, fakültelerinin konferans salonunda öğrencilerin oluşturduğu Mülkiye Sosyal Araştırma Topluluğu tarafından 8 Aralık 2010da düzenlenen ve Prof. Dr. Süheyl Batum ile Prof. Dr. Burhan Kuzunun konuşmacı olarak katıldıkları toplantı hakkında şu hususları kamuoyuna duyurmak istediğini ifade etti.
Bu toplantının, fakültenin yerleşik geleneklerine uygun olarak Mülkiye Sosyal Araştırma Topluluğu öğrencileri tarafından organize edildiğini ve konuşmacıların öğrenciler tarafından belirlenerek davet edildiklerini belirten Göle, öğrenciler tarafından organize edilen bu tür toplantıların fakültenin konferans salonunda yapıldığını, Aziz Köklü Salonunun hiçbir şekilde öğrenci organizasyonlarına tahsis edilmediğini, bu tür öğrenci etkinliklerine dekanlık tarafından da bir katılım olmadığını anlattı.
Emniyet yetkililerinin bu etkinlikte olaylar çıkabileceğini ileri sürerek toplantının iptal edilmesinin uygun olacağını kendisine ilettiklerini ifade eden Göle, şunları kaydetti:
Bunun üzerine 6 Aralık 2010 tarihinde Fakülte Yönetim Kurulunu acilen olağanüstü toplantıya çağırdım. Ancak, Yönetim Kurulu, öğrenciler tarafından organize edilen bu etkinliğin iptalinin akademik özgürlüklerin ihlaline yol açacağı, sonuçlarının daha ağır olabileceği endişesiyle iptal edilmemesine oybirliği ile karar vermiştir.
Bunun üzerine, Fakülte Dekanlığı gerekli önlemlerin alınması için Ankara Valiliği ve Ankara Emniyet Müdürlüğüne başvurmuştur. Ayrıca, bina içleri hariç, Cebeci Kampusu içerisinde meydana gelebilecek şiddet içeren fiziki olaylara Emniyet güçlerinin anında müdahalesi için gerekli diğer bir yazı da Cebeci Kampusunda bulunan dört Fakülte Dekanının imzası ile Ankara Emniyet Müdürlüğüne iletilmiştir.
Bu gelişmeler çerçevesinde Emniyet görevlilerinin Sayın Burhan Kuzuyu toplantıya katılmamasının uygun olacağı konusunda bilgilendirdiği öğrenilmiş; ancak Sayın Burhan Kuzu bu bilgilendirmeye rağmen, Sayın Süheyl Batum;un toplantıya katılması durumunda, toplantıya katılacağını Emniyet görevlilerine iletmiştir. Hemen belirtelim ki, 3 ve 4 Aralık 2010 tarihlerindeki Fakültemizin 151. Kuruluş Yıldönümü etkinliklerine katılacak olan Milli Savunma Bakanı Sayın Vecdi Gönül, aynı tepki ile protesto edileceğinin Emniyet görevlileri tarafından kendisine bildirilmesi üzerine bu etkinliklere katılmamıştır.
Fakültemizin bulunduğu Cebeci Kampusunun iki ana giriş ve çıkış kapısı vardır. Diğer üniversite kampuslarında olduğu gibi sadece bu ana kapılarda güvenlik denetimi yapılmakta, Fakülte bina girişlerinde tekrar bir denetim söz konusu olmamaktadır. Önemle belirtmek isterim ki, Cebeci Kampusunun ana giriş kapılarındaki güvenlik denetiminin sorumluluğu hiçbir şekilde Fakültemiz Dekanlığına ait değildir. Kaldı ki, Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun;un 7. maddesinde Özel Güvenlik görevlilerinin yetkileri içerisinde üst arama yetkisi yer almamaktadır.
Sayın Süheyl Batum toplantı öncesi Dekanlığımıza gelerek ziyarette bulunmuştur. Kendisine Dekanlığımızca toplantının yapılacağı salonda meydana gelebilecek olaylar hakkında bilgi verilmiş, konuşma yapmaması halinde Sayın Burhan Kuzu;nun da konuşma yapmayacağı belirtilerek toplantıya katılmamasının uygun olacağı söylenmiştir. Ancak Sayın Süheyl Batum kendisini ikna eden partilileri ile birlikte söz konusu toplantıya katılmıştır.
Sayın Süheyl Batum;un toplantıdan ayrılmasından sonra Fakültemize gelen, Dekanlığa uğramadan doğrudan Konferans Salonu;na geçen Sayın Burhan Kuzu yaşanan protestolar sonrasında Konferans Salonu;nu terk etmiş; Fakültemizden ayrılmadan Sütunlu Salondaki Seminer Odasına girerek oradan şahsımı telefonla aramıştır. Telefon görüşmesi sonrasında hemen dekan yardımcılarımla birlikte Sütunlu Salona inmemize rağmen güvenlik açısından yerinin belli olmaması için yetkililer Sayın Burhan Kuzunun yanına gidip görüşmemize engel olmuşlardır. O sırada Emniyet güçleri biber gazı kullanarak Sütunlu Salon;a girmişler ve Sayın Burhan Kuzunun Fakültemizden ayrılmasını sağlamışlardır.
Yukarıdaki açıklamalardan açıkça anlaşılacağı üzere demokrasiye, özellikle üniversite yaşamının vazgeçilmez koşulu akademik özgürlüklere sonuna kadar inanmış bir Dekan olarak şahsımın bu olayda hiçbir kusuru, ihmali ya da hatası bulunmamaktadır. | | Samanyolu Haber Son Dakika 12.12.2010 | | | DekanGöledenyumurtalısaldırıaçıklamasıDekan Göleden yumurtalı saldırı açıklaması |
|
| Belki daha anlayışlı olurlar | Milli Gazete | 07.12.2010 18:05 |  | | | Gazeteyi açtığımda ilk önce sizin yazılarınızı okuyorum. Açıkcası bana çok faydalı oluyor. Ama biraz da biz gençlerin sorunlarına yer verirseniz daha iyi olur diye düşünüyorum. Ben yirmi yaşında bir genç kızım. Ailede çok sorunlar yaşadım. Bir çok genç kızın benim gibi sorunlarının olduğunu ama bunu kimseye söyleyemediğini biliyorum. Bu konuda ailelerimize tavsiyelerinizi arttırırsanız belki bize karşı daha anlayışlı olurlar. M. K
Bilgilendirmek gerekir
Son yıllarda, çocuklarımıza ve gençlerimize yönelik eğitim çalışmaları ivme kazanmış ve aileler artık bunun gerekliliğine inanmış ve bu konuda yapılan çalışmalara katılım göstermişlerdir. Ancak siz sanırım daha ziyade, ailenin ve toplumun kız çocuklarına bakış açılarının değiştirilmesi ve buradan doğan sorunların giderilmesiyle ilgili çözüm önerileri bekliyorsunuz. Ne yazık ki, toplumun bazı kesimlerinde, kadınlara ve genç kızlara yönelik bir tür ayrımcılık yapıldığını ve buna bağlı olarak kızlarımız ağır baskı altında tutulduğunu, istemedikleri kişilerle evlendirildiğini, konuşma ve düşüncelerini ifade etme haklarının gasp edildiğini görüyoruz. Ancak bu konuda bireysel çabaların yanında, toplumsal bir çalışma ve eğitim düzeneğinin daha etkili olacağını düşünüyoruz. Bahsettiğiniz sorunla ilgili olarak, ailenin kendi kişisel tarihinden getirdiği çarpık düşüncelerin yanında bazı haklı endişeleri de var. Annelerimiz, ekranlarda izledikleri ya da çevrelerinden işittikleri olayları dikkate alarak çocuklarının başına bir şeyler gelir endişesiyle bazı kısıtlamalar yapıyorlar. Bu konuda onlara hak vermek gerekir diye düşünüyorum. Sorununuzun bir kısmı bu endişelerle ilgili olabilir ancak bir kısmı da öğrenilmiş ön yargılarla ilişkili gibi görünüyor. Büyüklerimiz kendi ailelerinden görüp öğrendikleri ilişki modelini evlerine ve bizlerle ilişkilerine taşıyorlar. Burada onları kırmadan orta yolu bulmak gerekir. Anneniz sosyal faaliyetlere katılmanızı istemiyor bu konuda endişeleniyorsa, bu faaliyetlere birkaç kez onunla birlikte katılabilir ve bu alanları onun da tanımasını sağlayabilirsiniz. Dışarı çıktığınızda bir şekilde ailenize ulaşarak bulunduğunuz yeri bildirebilir ve onları endişeye sürükleyecek tutumlardan kaçınabilirsiniz. Ebeveynlerimiz, İslami bilgi ve bilinç noktasında yeterli donanıma sahip olmayabilirler, bu konuda bizlere düşen birinci vazife onları bilgilendirmek, İslami kaideleri ve hakkaniyet ölçülerini hatırlatmak olmalıdır. Bu konuda üslubumuz onların hoşuna gitmediği takdirde, bu çocuk ta kim oluyormuş da bana akıl veriyormuş deyip sözümüzü dinleyemeyeceklerdir. Bu nedenle önce büyüklerimizi rencide etmeyecek nazik bir üslup seçmemiz gerekir.... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 07.12.2010 | | | BelkidahaanlayışlıolurlarBelki daha anlayışlı olurlar |
|
| Ağlamak sonradan öğreniliyor | Samanyolu Haber | 14.11.2010 16:47 |  | | Buna göre kahkaha ve rahatlama ifadeleri doğuştan içimizde varken, duygusal patlamalar ise yaşayarak öğreniliyor. Bilim adamları herhangi bir şakaya yahut komik bir olaya gülmenin içgüdüsel bir tepki, üzüldüğümüzde ağlamanın ise sonradan öğrenilmiş bir davranış olduğunu söylüyor.
Çıkardığımız hangi seslerin içgüdüsel hangilerinin öğrenilmiş olduğunu saptamak üzere Max Planck Enstitüsünden Disa Sauter önderliğinde bir grup bilim adamı bir deney gerçekleştirdiler.Buna göre, duyma yeteneğine sahip 8 insan ile 8 sağır denek olarak seçildi. Bu kişilerden 9 farklı duyguyu sözcükler olmadan seslendirmeleri istendi. Bu duygular arasında korku, rahatlama, öfke, neşe, zafer, tiksinme ve üzüntü yer alıyordu.
Daha sonra bu kişilerin çıkardığı sesler kaydedilerek 25 kişilik başka bir gruba dinletildi.Gruptan duydukları seslerin hangi duygulara ait olduğunu söylemeleri istendi.
Sonuçta kahkahanın ve rahatlamayı gösteren iç çekişin sağır insanlarda da aynı şekilde seslendirildiği saptandı.
Bilim adamları çocukların diğer duygusal sesleri öğrenmede çevredekileri duymanın önemine işaret ediyor. Çocuğun duygularını ifade etmek için çıkardığı sesler ancak bu şekilde diğerleri tarafından anlaşılabilir oluyor. | | Samanyolu Haber Son Dakika 14.11.2010 | | | AğlamaksonradanöğreniliyorAğlamak sonradan öğreniliyor |
|
| Gülmek Allah vergisi, ağlamak sonradan öğreniliyor | Zaman | 14.11.2010 14:50 |  | | |
| Gülmek Allah vergisi, ağlamak sonradan öğreniliyor | Zaman | 14.11.2010 14:49 |  | | |
| Çocuklar işten daha mı önemsiz? | Milli Gazete | 09.11.2010 16:55 |  | | | Eğer bir babaya işiniz mi daha önemli yoksa çocuğunuzun eğitimi mi deseniz kuşkusuz ne demek tabi ki çocuğumun eğitimi önemli diyecektir. Peki, bunun için vakit ayırabiliyor musunuz? Diye sorduğunuzda ise meşgulüm, vaktim yok diyerek savacaktır. Hangimiz sevdiğimiz şeylere vakit ayıramıyoruz ki? Hangimiz istediğimiz bir şeyi yapabilmek için zaman üretmiyoruz, hayatımızdan ödünler vermiyoruz? Üstelik incir çekirdeğini doldurmayacak meşgaleler peşinde ne kadar da çok vakit harcıyoruz... Elbette her baba çocuğunu sever ve ona değer verir. Ama buradaki sorunun temeli, öğrenilmiş bir baba modelinin çocuğun beklentilerine cevap verememesiyle ilgilidir. Bu baba modelini benimseyen kişi, nasıl olsa yanımda isteğimde ilgilenirim diyerek çocuğa vereceği sevgiyi erteler ve bu ertelemelerinin sonu hiçbir zaman gelmez.
Hayatı o kadar hızlı yaşıyoruz ki, gün içinde sevdiklerimizin bizler için ne kadar önemli olduğunu ve onları ne kadar çok sevdiğimizi pek fark etmiyoruz bile... Oysa onlardan uzak kaldığımızda sevgimizin ne kadar yoğun olduğunu fark ediyor ve derin bir özlem duyuyoruz. Çocuklarımızı, askere, okula, yurda, uzak diyarlara uğurladığımızda, sevgimizi bütün hücrelerimizde hissediyor ve gözlerimizi pencerelerden ayıramıyoruz... Daha önceden pek ifade etmediğimiz, söylemeyi aklımıza bile getirmediğimiz sevgi sözcüklerini çocuklarımız bizden uzaklaştıklarında cömertçe sarf ediyor ve uzaklarda onları arıyoruz.... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 09.11.2010 | | | Çocuklariştendahamıönemsiz?Çocuklar işten daha mı önemsiz? |
|
| Sanal alemde neden 'evet' diyorlar? | Samanyolu Haber | 03.08.2010 11:16 |  | | 12 Eylülde oylanacak referandum için geri sayım başladı. Vatandaşların anayasa değişiklik paketini okuyup anlaması ve kararını vermesi adına bir dizi çalışma yapılıyor. Bunlardan birisi de sivil bir girişim olan nedenevetdiyoruz.com internet sitesi. 12 Eylülde vatandaşı sandığa götürecek olan Anayasa değişiklik paketinin içeriğinin halk tarafından anlaşılamaması bir dönem tartışmaya sebep olmuştu. Bu sebeple çeşitli kitapçıklar çıkarıldı, referandum gezileri başlatıldı. Televizyon programlarında, gazetelerde konu tartışmaya açıldı.
Bütün bunların yanında sokakta, çarşıda, pazarda, kahvede dillerden düşmeyen paketin anlaşılması için sivil girişimler de bulunuyor.
Bir internet sitesi, referandumu yoruma açtı ve vatandaşlardan evet deme gerekçelerini, gün içinde referandumla ilgili konuştuklarını yazmalarını istedi. Amaç, paketi inceleyen ve kararını veren vatandaşın durumu, bilmeyenlere anlatması, bildiklerini paylaşması. Böylece vatandaşlar konuyu birbirlerinden öğrenmiş olacak, paketin vatandaşı direkt ilgilendiren yönleri rahatlıkla öğrenilmiş olacak. Yani bilenler yazacak, bilmeyenler okuyacak.
Sitede referanduma ?evet? deme gerekçeleri yanında, ?hayır? diyenlerin de yorumları yayınlanıyor. Karşılıklı yorumlar ve eleştirilerle konunun daha net anlaşılması sağlanıyor.
Değişikliğe dair kafalarda oluşanlar, bilinmesi gerekenler, ilginç yorumlar internet sitesinden takip edilebilir.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 03.08.2010 | | | Sanalalemdenedenevetdiyorlar?Sanal alemde neden evet diyorlar? |
|
| Sanal alemde bakın neden 'evet' diyorlar? | Samanyolu Haber | 03.08.2010 11:07 |  | | 12 Eylülde oylanacak referandum için geri sayım başladı. Vatandaşların anayasa değişiklik paketini okuyup anlaması ve kararını vermesi adına bir dizi çalışma yapılıyor. Bunlardan birisi de sivil bir girişim olan nedenevetdiyoruz.com internet sitesi. 12 Eylülde vatandaşı sandığa götürecek olan Anayasa değişiklik paketinin içeriğinin halk tarafından anlaşılamaması bir dönem tartışmaya sebep olmuştu. Bu sebeple çeşitli kitapçıklar çıkarıldı, referandum gezileri başlatıldı. Televizyon programlarında, gazetelerde konu tartışmaya açıldı.
Bütün bunların yanında sokakta, çarşıda, pazarda, kahvede dillerden düşmeyen paketin anlaşılması için sivil girişimler de bulunuyor.
Bir internet sitesi, referandumu yoruma açtı ve vatandaşlardan evet deme gerekçelerini, gün içinde referandumla ilgili konuştuklarını yazmalarını istedi. Amaç, paketi inceleyen ve kararını veren vatandaşın durumu, bilmeyenlere anlatması, bildiklerini paylaşması. Böylece vatandaşlar konuyu birbirlerinden öğrenmiş olacak, paketin vatandaşı direkt ilgilendiren yönleri rahatlıkla öğrenilmiş olacak. Yani bilenler yazacak, bilmeyenler okuyacak.
Sitede referanduma ?evet? deme gerekçeleri yanında, ?hayır? diyenlerin de yorumları yayınlanıyor. Karşılıklı yorumlar ve eleştirilerle konunun daha net anlaşılması sağlanıyor.
Değişikliğe dair kafalarda oluşanlar, bilinmesi gerekenler, ilginç yorumlar internet sitesinden takip edilebilir.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 03.08.2010 | | | Sanalalemdebakınnedenevetdiyorlar?Sanal alemde bakın neden evet diyorlar? |
|
| Beşiktaş'a kötü haber | Samanyolu Haber | 28.07.2010 17:55 |  | | Beşiktaş yönetimi, teknik direktör Bernd Schusterin istediği doğrultuda bir yabancı oyuncu transferi için daha çalışmalarını sürdürüyor. Siyah Beyazlı yönetimin forvet hattında yaşanan sıkıntı sebebiyle Raul, Jozy Altidore, John Crew, Frederic Kanoute ve Luca Toni gibi forvet oyuncularını transfer listesine aldığı öğrenilmiş ve bu futbolcular ile ilgili temaslara başlanacağı kaydedilmişti.
Raulun Almanyanın Schalke 04 takımı ile anlaşması sonrası, Beşiktaş futbol komitesi 2004-2005 sezonunda Siyah Beyazlı formayı giyen Norveçli oyuncu John Carew ile ciddi anlamda görüşmelere başlamaya hazırlanıyordu.
Ancak Carewin bugün Aston Villanın resmi internet sitesinde yer alan röportajı, Norveçli oyuncunun yeniden Beşiktaşa dönme gibi bir niyetinin olmadığını ortaya koydu.
2007 yılından bu yana formasını giydiği Aston Villa ile 30 Haziran 2011de sözleşmesi sona erecek olan Carew, Aston Villa ile İngiltere 1. Lig (League one) ekiplerinden Walsall F.C. arasında oynanan ve 0-0 sona eren hazırlık maçının ardından www.avfc.co.uk sitesine yaptığı açıklamada önümüzdeki sezon futbol hayatına İngilterede devam edeceğinin sinyallerini verdi. Carew şunları söyledi:
Yeni sezon öncesi iyi bir hazırlık dönemi gerçekleştiriyoruz. Son oynadığmız Walsall karşılaşması da bizim için iyi bir test oldu. Ben önümüzdeki sezon için çok umutluyum ve sezonun başlamasını sabırsızlıkla bekliyorum. Yeni sezonda takımımın en önemli futbolcularından biri olup, takımımı taşıyan isimlerden biri olmak için elimden geleni yapacağım. Kendime ne kadar gol atacağım ile ilgili bir hedef koymuyorum ama ben yüzde yüz hazır olduğum zaman gollerde kendiğilinden gelecektir. Takımımızda yetenekli genç futbolcularda var. Onlarında bize katılımı ile geçen sezondan daha iyi bir performans sergileyeceğiz.
www.avfc.co.uk sitesinde yer alan haberde karşılaşmada gol atamamasına rağmen, Carewin iyi bir oyun ortaya koyduğu ve takımın en göze batan ismi olduğu vurgulandı.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 28.07.2010 | | | BeşiktaşakötühaberBeşiktaşa kötü haber |
|
| 'Sanal karakterler korkuyu arttırıyor' | Samanyolu Haber | 17.07.2010 10:21 |  | | Bir nesil öncesinin eline alıp oynadığı karıncalardan şimdiki çocuklar korkuyor; uğur böceğine dokunamıyor, inek möleyince annesinin arkasına saklanıyor. Ahşap merdivenlerden telaşla ve düşe kalka çıkan çocuk baaaabaaa diye bağırır. Yıllardır görmediği köylüleriyle hasbihal eden baba, herkes gibi meraklanır. Nihayet nefes nefese odaya giren çocuk, Baba kocaman bir kuş gördüm. Uçamıyor, yakalamak istiyorum, kaçıyor der. Heyecandan yerinde duramıyordur, babasını elinden tuttuğu gibi balkona çıkarır ve avluda yemlenen tavukları gösterir. Onların ardında balkona çıkan ahali kahkahalarla güler. Pedagog Adem Güneş, aradan 11 yıl geçmesine rağmen bu anısını anlatırken hâlâ gülüyor. Ama ağlanacak halimize gülüyoruz misali bir gülme bu. Çünkü Güneş, şehirde yetişen çocukların renkli ve müzikli kitaplardan öğrendiği hayvanlar ile karşılaştıklarında gösterdikleri tepkinin trajik olduğunu düşünüyor. Oğlunun 7 yaşındayken, kitaplardan bildiği ve hatta sesini taklit edebildiği hayvanı, gerçekte görünce tanıyamamasını da trajik buluyor.
Önceki nesillerin eline alıp oynadığı karıncalardan şimdiki çocuklar korkuyor, uğur böceğine dokunamıyor, koyun görünce babasının arkasına saklanıyor. Güneş, şehirli çocukların karınca, sinek, arı, böcek ve inek gibi zararsız hayvanlardan korkmasının üç sebebi olduğunu düşünüyor. İlki hayvanları tanımaması. Pelüş inekleri seviyor, örümcek şeklindeki oyuncaklarla oynuyor. Ama bu, çocuk zihninin hayvanları kavrayabilmesi için yeterli değil. Onları görmesi ve dokunması gerekiyor. Eğer öğrenme aşamasını yaşamadan bir hayvanla aniden karşılaşırsa, dokunur veya sesini duyarsa korkuyor. O sebeple çocuklarla hayvanat bahçesine giderse veya doğal yaşam ortamında (mesela köyde) görür ve dokunursa korkularını yenebilir.
Uzmanlara göre çocuklardaki hayvan korkusunun ikinci ve en yaygın sebebi öğrenilmiş davranışlar. Psikolog Feyza Bağlan, çocukların model aldığı anne ve babasının sinek, kelebek, arı, kedi ve köpek gördüğü zaman verdiği tepkilerin çocuğun davranışlarını etkilediğini söylüyor. Bir böcekle karşılaştığında çığlık çığlığa kaçan bir annesi varsa, çocuğun da aynı davranışı göstermesi kaçınılmaz. İnek ya da kurbağa gördüğünde ıyyy gibi çocuğun anlamayacağını düşündüğünüz ve pek önem vermediğiniz bir tepki göstermeniz ve yüz ifadeniz onun söz konusu hayvan hakkındaki kanaatini etkiler.
Apartman çocuklarının zararsız hayvan korkusundan sıyrılması için uzmanlar köye götürün önerisinde bulunuyor.
Adem Güneş, çocuklardaki hayvan korkusunun hep göz ardı edilen bir sebebinin daha olduğunu düşünüyor: Çizgi film ve internetteki oyunlarda yer alan karakterler. Tek gözlü, on ayaklı, uçarken ve havada patlayıp düştüğü yerde birleşen korkunç varlıklar... Gerçek hayatla hiç alakası olmayan bu sanal karakterler çocukların korkularını besliyor. Bilgisayar oyununda on ayaklı korkunç böceklerden kaçmaca oynayan bir çocuk, gerçek hayatta karıncayla karşılaştığında ona benzetip korkabilir.
Adem Güneş, cam fanusun içinde internet veya televizyon karşısında embesil bir yaşam sürdürdüğünü söylediği günümüz çocuklarının, korkularından arınması için doğal ve sade bir hayat öneriyor. Doğal ve sade bir hayat derken kastettiği ise kedi köpek beslemek, hayvanat bahçesine gitmek, tatilde-bayramlarda otelde konaklamak yerine gerçek bir yaşamı gözlemleyebileceği yerlere gitmek... Güneş: Karınca, kedi, inek gibi zararsız hayvanlardan korkan çocukları köye götürün. diyor.
Hayvanat bahçesi hiç şüphesiz çocukların birçok hayvanı görebileceği yerler. Fakat burada demir parmaklıklar arkasındaki hayvanları görmeleri korkularıyla yüzleşmeleri için yeterli değil. Doğal yaşamın olduğu yerlerde mesela köylerde, evin önüne yatmış bir köpeği, bahçede otlayan inekleri, deredeki kurbağaları, tarladaki karınca yuvasını görmesi hayvanların da insanlarla birlikte yaşayan zararsız varlıklar olduğu algısını zihnine yerleştirir. Pedagog Adem Güneş, köylerdeki köpeklerin çocuklara saldırmadığını hatırlatıyor. Zaten bu normal ve sağlıklı köpeklerin karakteristik özelliğiymiş. Şehirde çocuklara saldıran köpekler ise Güneşe göre akıl sağlığı ve DNAsı bozulmuş köpekler.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 17.07.2010 | | | SanalkarakterlerkorkuyuarttırıyorSanal karakterler korkuyu arttırıyor |
|
|
| |