Habergec.Com Aranan Kelimeler:önce bomba sonra bilgi Değerlendirme: 10 / 10 989865
habergec.com
26.10.2014 Pazar
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

önce bomba sonra bilgi

2 polisin şehit olduğu saldırıyla ilgili haber yapmak artık yasak
Zaman
15.10.2014
03:00
Bingöl’de 2 polisin şehit edilmesiyle ilgili soruşturmada ilginç gelişmeler yaşanıyor. Gözaltına alınan 8 şüpheliden 7’si serbest bırakılırken olayla ilgili yayın yasağı getirildi. Basın meslek kuruluşları, Uludere, 17 Aralık ve Soma gibi birçok olayda yayın yasağı getirildiğini hatırlatarak, gerçeklerin halktan gizlendiğini belirtti.Emniyet Müdür Yardımcısı Atıf Şahin ile Başkomiser Hüseyin Hatipoğlu’nun şehit olduğu saldırıdan önce arama-tarama talebini reddeden Bingöl Sulh Ceza Hakimliği, yeni sürpriz kararlar verdi. Gözaltına alınan 8 şüpheliden 7’sini serbest bırakan hakimlik, olayla ilgili de yayın yasağı getirdi. Suikastı gerçekleştiren kişilerle güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmada kaç kişinin öldürüldüğü netleşmeden ve Bingöl Valiliği’ndeki kamera kayıtları alınamadan gizlilik kararı çıkarılması, olayın aydınlatılabileceğine dair şüpheleri artırdı. Basın-yayın meslek kuruluşları ise karara tepki gösterdi. Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, terörle ilgili soruşturmalarda kamuoyunun özellikle bilgilendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto, kamuoyundan bilgi saklamanın yanlış olduğunu vurgulayarak, “Yasaklamalar halkın gerçekleri öğrenme hakkına tecavüzdür.” dedi. Haber yasağı, daha önceki kritik olaylar için verilen kararları hatırlattı. 34 köylünün öldüğü Uludere olayı, 52 vatandaşın hayatını kaybettiği Reyhanlı patlaması, 17 Aralık yolsuzluk soruşturması, Adana’da MİT TIR’larının aranması ve 301 madencinin vefat ettiği Soma faciası bu olaylardandı.Emniyet Müdür Yardımcısı Atıf Şahin ile Başkomiser Hüseyin Hatipoğlu’nun şehit olduğu, İl Emniyet Müdürü Atalay Ürker’in ise yaralandığı suikastla ilgili davada Bingöl Sulh Ceza Mahkemesi gizlilik kararı aldı. Alınan bilgilere göre, terör örgütü PKK tarafından 8 Ekim’de Bingöl’de düzenlenen saldırıyla ilgili gözaltına alınan 8 şüpheli, önceki gece yoğun güvenlik önlemleri altında adliyeye sevk edildi. Savcılıkta ifadeleri alınan 8 şüpheli, tutuklanmaları talebiyle nöbetçi mahkemeye gönderildi. Sabahın ilk ışıklarına kadar süren ifade verme işleminden sonra mahkeme 7 şüpheliyi, Denetimli Serbestlik Yasası kapsamında serbest bırakırken, zanlılardan Ali Kılıçgedik’in tutuklanmasına karar verdi. Mahkeme ayrıca dosyaya gizlilik kararı getirdi.KAYIP ŞAHIS BULUNAMADIBu arada suikastı gerçekleştiren kişilerle güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmada kaç kişinin öldürüldüğü henüz netleşmedi. Suikastı gerçekleştirdikleri iddia edilen 4 kişi Bingöl Genç ilçesi girişinde Jandarma Özel Harekât tarafınca etkisiz hale getirilmişti. İçişleri Bakanı Efkan Ala ise 5 kişinin öldürüldüğünü açıklamıştı. Alınan bilgilere göre, teröristlerin öldürüldüğü araçta Erhan Ş.’nin kimliği çıktı. Aileye ulaşan güvenlik güçleri, “Erhan, çıkan çatışmada öldürüldü” bilgisini iletti. Teşhis için morga giden aile, çatışmada öldürülen 4 kişinin cesedini inceledi; ama bunların kendi çocukları olmadığını kaydetti. Bunun üzerine Erhan Ş.’nin öldürülmediği, çatışma esnasında araçtan inerek kaçtığı kanaatine varıldı. Bingöl’deki olayla ilgisi olduğu gerekçesiyle Kayseri’de durdurulan bir araçta ise barut artığına rastlandı. Kriminal polis laboratuvarında yapılan incelemede, araç üzerinde barut izi çıktığı öğrenildi.VALİLİKTEN KAMERA KAYITLARI ALINAMADISuikastla ilgili soruşturma başlatan güvenlik güçleriyle ilgili de ilginç bir bilgiye ulaşıldı. Olayın yaşandığı gün çevredeki tüm güvenlik kameralarına el koyan güvenlik güçleri, Bingöl Valiliği’ndeki kamera kayıtlarını ise alamadı. Terör ve istihbarat şubedeki polisler tasfiye edildiği için yeni atanan görevlilerin yeterli bilgiye sahip olmadığı anlaşıldı. Güvenlik kamerası görüntülerini alacak seviyede bilgiye sahip olmayan TEM şubesi ekiplerinin, Koruma Şube’den yardım aldığı öğrenildi. ADİL BİLİM BİNGÖLŞehit Başkomiser Hüseyin Hatipoğlu ve 2 yaşındaki kızı Yaren.İşte Uludere’den Soma’ya basına sansür kararları:Bingöl’de Emniyet Müdür Yardımcısı Atıf Şahin ve Komiser Hüseyin Hatipoğlu’nun PKK’lı teröristlerce şehit edilmesiyle ilgili mahkemenin yayın yasağı getirmesi, haber alma ve basın özgürlüğüne darbe olarak değerlendirildi. Benzer yasakların getirildiği bazı olaylar şöyle:Uludere olayı: Şırnak’ın Uludere ilçesinde TSK’nın 28 Aralık 2011 gecesi yaptığı sınır ötesi bombardımanında 34 Roboski köylüsü hayatını kaybetti. Olayı araştıran yerel mahkeme, soruşturmanın gizli yapılmasına karar verdi.Reyhanlı’da bombalı aracın patlatılması: Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde bomba yüklü aracın patlatılması sonucu 52 kişi ölmüş, yüzlerce kişi yaralanmıştı.17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonu: 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonu haberlerine de yayın yasağı getiril
Zaman
En Çok Okunan
15.10.2014
2polisinşehitolduğusaldırıylailgilihaberyapmakartıkyasak2 polisin şehit olduğu saldırıyla ilgili haber yapmak artık yasak
2 polisin şehit olduğu saldırıyla ilgili haber yapmak artık yasak
Zaman
15.10.2014
02:07
Bingöl’de 2 polisin şehit edilmesiyle ilgili soruşturmada ilginç gelişmeler yaşanıyor. Gözaltına alınan 8 şüpheliden 7’si serbest bırakılırken olayla ilgili yayın yasağı getirildi. Basın meslek kuruluşları, Uludere, 17 Aralık ve Soma gibi birçok olayda yayın yasağı getirildiğini hatırlatarak, gerçeklerin halktan gizlendiğini belirtti.Emniyet Müdür Yardımcısı Atıf Şahin ile Başkomiser Hüseyin Hatipoğlu’nun şehit olduğu saldırıdan önce arama-tarama talebini reddeden Bingöl Sulh Ceza Hakimliği, yeni sürpriz kararlar verdi. Gözaltına alınan 8 şüpheliden 7’sini serbest bırakan hakimlik, olayla ilgili de yayın yasağı getirdi. Suikastı gerçekleştiren kişilerle güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmada kaç kişinin öldürüldüğü netleşmeden ve Bingöl Valiliği’ndeki kamera kayıtları alınamadan gizlilik kararı çıkarılması, olayın aydınlatılabileceğine dair şüpheleri artırdı. Basın-yayın meslek kuruluşları ise karara tepki gösterdi. Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, terörle ilgili soruşturmalarda kamuoyunun özellikle bilgilendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto, kamuoyundan bilgi saklamanın yanlış olduğunu vurgulayarak, “Yasaklamalar halkın gerçekleri öğrenme hakkına tecavüzdür.” dedi. Haber yasağı, daha önceki kritik olaylar için verilen kararları hatırlattı. 34 köylünün öldüğü Uludere olayı, 52 vatandaşın hayatını kaybettiği Reyhanlı patlaması, 17 Aralık yolsuzluk soruşturması, Adana’da MİT TIR’larının aranması ve 301 madencinin vefat ettiği Soma faciası bu olaylardandı.Emniyet Müdür Yardımcısı Atıf Şahin ile Başkomiser Hüseyin Hatipoğlu’nun şehit olduğu, İl Emniyet Müdürü Atalay Ürker’in ise yaralandığı suikastla ilgili davada Bingöl Sulh Ceza Mahkemesi gizlilik kararı aldı. Alınan bilgilere göre, terör örgütü PKK tarafından 8 Ekim’de Bingöl’de düzenlenen saldırıyla ilgili gözaltına alınan 8 şüpheli, önceki gece yoğun güvenlik önlemleri altında adliyeye sevk edildi. Savcılıkta ifadeleri alınan 8 şüpheli, tutuklanmaları talebiyle nöbetçi mahkemeye gönderildi. Sabahın ilk ışıklarına kadar süren ifade verme işleminden sonra mahkeme 7 şüpheliyi, Denetimli Serbestlik Yasası kapsamında serbest bırakırken, zanlılardan Ali Kılıçgedik’in tutuklanmasına karar verdi. Mahkeme ayrıca dosyaya gizlilik kararı getirdi.KAYIP ŞAHIS BULUNAMADIBu arada suikastı gerçekleştiren kişilerle güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmada kaç kişinin öldürüldüğü henüz netleşmedi. Suikastı gerçekleştirdikleri iddia edilen 4 kişi Bingöl Genç ilçesi girişinde Jandarma Özel Harekât tarafınca etkisiz hale getirilmişti. İçişleri Bakanı Efkan Ala ise 5 kişinin öldürüldüğünü açıklamıştı. Alınan bilgilere göre, teröristlerin öldürüldüğü araçta Erhan Ş.’nin kimliği çıktı. Aileye ulaşan güvenlik güçleri, “Erhan, çıkan çatışmada öldürüldü” bilgisini iletti. Teşhis için morga giden aile, çatışmada öldürülen 4 kişinin cesedini inceledi; ama bunların kendi çocukları olmadığını kaydetti. Bunun üzerine Erhan Ş.’nin öldürülmediği, çatışma esnasında araçtan inerek kaçtığı kanaatine varıldı. Bingöl’deki olayla ilgisi olduğu gerekçesiyle Kayseri’de durdurulan bir araçta ise barut artığına rastlandı. Kriminal polis laboratuvarında yapılan incelemede, araç üzerinde barut izi çıktığı öğrenildi.VALİLİKTEN KAMERA KAYITLARI ALINAMADISuikastla ilgili soruşturma başlatan güvenlik güçleriyle ilgili de ilginç bir bilgiye ulaşıldı. Olayın yaşandığı gün çevredeki tüm güvenlik kameralarına el koyan güvenlik güçleri, Bingöl Valiliği’ndeki kamera kayıtlarını ise alamadı. Terör ve istihbarat şubedeki polisler tasfiye edildiği için yeni atanan görevlilerin yeterli bilgiye sahip olmadığı anlaşıldı. Güvenlik kamerası görüntülerini alacak seviyede bilgiye sahip olmayan TEM şubesi ekiplerinin, Koruma Şube’den yardım aldığı öğrenildi. ADİL BİLİM BİNGÖLŞehit Başkomiser Hüseyin Hatipoğlu ve 2 yaşındaki kızı Yaren.İşte Uludere’den Soma’ya basına sansür kararları:Bingöl’de Emniyet Müdür Yardımcısı Atıf Şahin ve Komiser Hüseyin Hatipoğlu’nun PKK’lı teröristlerce şehit edilmesiyle ilgili mahkemenin yayın yasağı getirmesi, haber alma ve basın özgürlüğüne darbe olarak değerlendirildi. Benzer yasakların getirildiği bazı olaylar şöyle:Uludere olayı: Şırnak’ın Uludere ilçesinde TSK’nın 28 Aralık 2011 gecesi yaptığı sınır ötesi bombardımanında 34 Roboski köylüsü hayatını kaybetti. Olayı araştıran yerel mahkeme, soruşturmanın gizli yapılmasına karar verdi.Reyhanlı’da bombalı aracın patlatılması: Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde bomba yüklü aracın patlatılması sonucu 52 kişi ölmüş, yüzlerce kişi yaralanmıştı.17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonu: 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonu haberlerine de yayın yasağı getirildi. 4 b
Zaman
Güncel
15.10.2014
2polisinşehitolduğusaldırıylailgilihaberyapmakartıkyasak2 polisin şehit olduğu saldırıyla ilgili haber yapmak artık yasak
2 polisin şehit olduğu saldırıyla ilgili haber yapmak artık yasak
Zaman
15.10.2014
02:06
Bingöl’de 2 polisin şehit edilmesiyle ilgili soruşturmada ilginç gelişmeler yaşanıyor. Gözaltına alınan 8 şüpheliden 7’si serbest bırakılırken olayla ilgili yayın yasağı getirildi. Basın meslek kuruluşları, Uludere, 17 Aralık ve Soma gibi birçok olayda yayın yasağı getirildiğini hatırlatarak, gerçeklerin halktan gizlendiğini belirtti.Emniyet Müdür Yardımcısı Atıf Şahin ile Başkomiser Hüseyin Hatipoğlu’nun şehit olduğu saldırıdan önce arama-tarama talebini reddeden Bingöl Sulh Ceza Hakimliği, yeni sürpriz kararlar verdi. Gözaltına alınan 8 şüpheliden 7’sini serbest bırakan hakimlik, olayla ilgili de yayın yasağı getirdi. Suikastı gerçekleştiren kişilerle güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmada kaç kişinin öldürüldüğü netleşmeden ve Bingöl Valiliği’ndeki kamera kayıtları alınamadan gizlilik kararı çıkarılması, olayın aydınlatılabileceğine dair şüpheleri artırdı. Basın-yayın meslek kuruluşları ise karara tepki gösterdi. Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, terörle ilgili soruşturmalarda kamuoyunun özellikle bilgilendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto, kamuoyundan bilgi saklamanın yanlış olduğunu vurgulayarak, “Yasaklamalar halkın gerçekleri öğrenme hakkına tecavüzdür.” dedi. Haber yasağı, daha önceki kritik olaylar için verilen kararları hatırlattı. 34 köylünün öldüğü Uludere olayı, 52 vatandaşın hayatını kaybettiği Reyhanlı patlaması, 17 Aralık yolsuzluk soruşturması, Adana’da MİT TIR’larının aranması ve 301 madencinin vefat ettiği Soma faciası bu olaylardandı.Emniyet Müdür Yardımcısı Atıf Şahin ile Başkomiser Hüseyin Hatipoğlu’nun şehit olduğu, İl Emniyet Müdürü Atalay Ürker’in ise yaralandığı suikastla ilgili davada Bingöl Sulh Ceza Mahkemesi gizlilik kararı aldı. Alınan bilgilere göre, terör örgütü PKK tarafından 8 Ekim’de Bingöl’de düzenlenen saldırıyla ilgili gözaltına alınan 8 şüpheli, önceki gece yoğun güvenlik önlemleri altında adliyeye sevk edildi. Savcılıkta ifadeleri alınan 8 şüpheli, tutuklanmaları talebiyle nöbetçi mahkemeye gönderildi. Sabahın ilk ışıklarına kadar süren ifade verme işleminden sonra mahkeme 7 şüpheliyi, Denetimli Serbestlik Yasası kapsamında serbest bırakırken, zanlılardan Ali Kılıçgedik’in tutuklanmasına karar verdi. Mahkeme ayrıca dosyaya gizlilik kararı getirdi.KAYIP ŞAHIS BULUNAMADIBu arada suikastı gerçekleştiren kişilerle güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmada kaç kişinin öldürüldüğü henüz netleşmedi. Suikastı gerçekleştirdikleri iddia edilen 4 kişi Bingöl Genç ilçesi girişinde Jandarma Özel Harekât tarafınca etkisiz hale getirilmişti. İçişleri Bakanı Efkan Ala ise 5 kişinin öldürüldüğünü açıklamıştı. Alınan bilgilere göre, teröristlerin öldürüldüğü araçta Erhan Ş.’nin kimliği çıktı. Aileye ulaşan güvenlik güçleri, “Erhan, çıkan çatışmada öldürüldü” bilgisini iletti. Teşhis için morga giden aile, çatışmada öldürülen 4 kişinin cesedini inceledi; ama bunların kendi çocukları olmadığını kaydetti. Bunun üzerine Erhan Ş.’nin öldürülmediği, çatışma esnasında araçtan inerek kaçtığı kanaatine varıldı. Bingöl’deki olayla ilgisi olduğu gerekçesiyle Kayseri’de durdurulan bir araçta ise barut artığına rastlandı. Kriminal polis laboratuvarında yapılan incelemede, araç üzerinde barut izi çıktığı öğrenildi.VALİLİKTEN KAMERA KAYITLARI ALINAMADISuikastla ilgili soruşturma başlatan güvenlik güçleriyle ilgili de ilginç bir bilgiye ulaşıldı. Olayın yaşandığı gün çevredeki tüm güvenlik kameralarına el koyan güvenlik güçleri, Bingöl Valiliği’ndeki kamera kayıtlarını ise alamadı. Terör ve istihbarat şubedeki polisler tasfiye edildiği için yeni atanan görevlilerin yeterli bilgiye sahip olmadığı anlaşıldı. Güvenlik kamerası görüntülerini alacak seviyede bilgiye sahip olmayan TEM şubesi ekiplerinin, Koruma Şube’den yardım aldığı öğrenildi. ADİL BİLİM BİNGÖLŞehit Başkomiser Hüseyin Hatipoğlu ve 2 yaşındaki kızı Yaren.İşte Uludere’den Soma’ya basına sansür kararları:Bingöl’de Emniyet Müdür Yardımcısı Atıf Şahin ve Komiser Hüseyin Hatipoğlu’nun PKK’lı teröristlerce şehit edilmesiyle ilgili mahkemenin yayın yasağı getirmesi, haber alma ve basın özgürlüğüne darbe olarak değerlendirildi. Benzer yasakların getirildiği bazı olaylar şöyle:Uludere olayı: Şırnak’ın Uludere ilçesinde TSK’nın 28 Aralık 2011 gecesi yaptığı sınır ötesi bombardımanında 34 Roboski köylüsü hayatını kaybetti. Olayı araştıran yerel mahkeme, soruşturmanın gizli yapılmasına karar verdi.Reyhanlı’da bombalı aracın patlatılması: Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde bomba yüklü aracın patlatılması sonucu 52 kişi ölmüş, yüzlerce kişi yaralanmıştı.17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonu: 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonu haberlerine de yayın yasağı getirildi. 4 b
Zaman
Ana Sayfa
15.10.2014
2polisinşehitolduğusaldırıylailgilihaberyapmakartıkyasak2 polisin şehit olduğu saldırıyla ilgili haber yapmak artık yasak
Telefon görüşmesinden sonra bombaladılar
Zaman
25.09.2014
12:17
Musulda rehin alınan Türk Konsolosluğu çalışanlarından Ticaret Ataşesi Mehmet Argüç, 101 günlük esaret günlerini anlattı. Kaçırıldıkları Musulda 8 kez yer değiştirdiklerini söyleyen Argüç, Irak ordusunun bombardımanından kıl payı kurtulduklarını anlatıyor.Konsolosluğa yapılan saldırı öncesi kendilerine bir şey yapılmayacağı yönünde bilgi geldiğini hatırlatan Argüç, Ankaradan çatışmaya girmemeleri için uyarıldıklarını söyledi. 101 gün boyunca çok zor şartlar altında tutulduklarını anlatan Argüç, “IŞİDliler ayaklarımıza pranga taktılar. Ellerimizin kelepçelenip gözlerimizin bağlandığı zamanlar oldu.” dedi.Musulda terör örgütü IŞİD tarafından 101 gün esir rehin tutulan Türk Konsolosluğu çalışanlarından Ticaret Ataşesi Mehmet Argüç esaret günlerini Hürriyet Gazetesine anlattı. Irak ordusunun saldırıları nedeniyle birçok defa ölümden döndüklerini anlatan Argüç, Türkiyede rehineler hakkında haber yapılmasının yasaklanmasını ise “İyi ki mahkeme kararıyla yasak çıkmış. Çünkü bunlar acımasız, Türkiyedeki tepkilere göre birimizin kellesi gidebilirdi.” diye değerlendirdi.Ankara ‘silahları teslim edin dedi“Konsoloslukta evraklar yakıldı. Bir gün öncesine kadar çıkalım denildi. Konsolos, dışarı çıkıldığı an çevrelenebileceğimizi söyledi. ‘Bizi göndermezler dedi. Bize bir şey yapılmayacağını söyledi. Oradaki bir Türkmenden ya da bizim orada çalışandan aldığımız bilgi doğrultusunda bize bir şey yapılmayacağı bilgisi verildi. Hiç beklenmedik bir anda Başkonsolosluğun etrafını 500-1000 kişi sardı. Binanın önüne eski arabalar yerleştirilmiş, bomba koymuşlar. Çarpışma olursa patlatacaklar. Bağırıp kapıları dövüyorlar açın diye. İçlerinde beyaz kıyafetli bir Türkmen, yerel halktan bir firma yetkilisi, 5-10 kez ofisime geldiğini biliyorum. Tercümanlık yapıyor. 10 dakika içinde konsolosluğu terk edeceksiniz dediler. Direnme olmadı, olamaz. Silahları teslim edin dediler. Başkonsolos Öztürk Bey Türkiyeyle bağlantı kurdu. Dediler ki verin. Verdiler.Pikaplara 3er kişi bindirdiler-Kendi pikaplarını getirdiler, 3er kişi bindirip, 17 Temmuz Mahallesinde bir hastaneye götürdüler. Ezan okununca, namaz kılacağız dedik, camiye götürdüler. Dışarı çıktık, diğer kalanları da getirmişler. 10 metrekarelik, bizim köy evleri gibi boş bir eve götürdüler. Herkes dip dibe, yatarken dönünce arkadaşının burnuna çarpıyorsun. Nöbetleşerek uyuduk. 4 ya da 5inci gün oranın valisi geldi, genç, kafası sarılı. ‘Benim bu halime bakmayın, 4 üniversite bitirdim dedi. Sıcak davrandı. Önce sorguladı, ‘Müslüman mısınız? dedi. Dini sorular sordu. Tabii bizi kafir olarak görüyorlar. Ama baktılar biz namaz kılıyoruz. Orada 9 günümüz geçti. Sonra ‘Ev sahibi geldi boşaltacağız dediler.Kahvaltıda peynir ya da 1 yumurta-Bizi Olimpiyat Evi diye, güzel, büyük, klimalı bir yere götürdüler. İnce sünger yataklar getirdiler. Aileyi bir üst katta odalara yerleştirdiler. IŞİDçiler zaman geçtikçe bizi daha iyi anlamaya başladılar, daha yakın davranmaya çalıştılar. Bir samimiyet oluştu, ne istersek, hurma murma getiriyorlar. Bir yerden bir yere giderken bizi öldürmek isteyenlerden korkuyorlardı. Ramazan başladı. Şeker bayramı için Türkiyeye gidiyorsunuz dediler. Mutluluktan uçuyoruz. Büyük bir otobüs geldi. Bir baktık, Dohuk yoluna saptık. Herkesin morali bozuldu. Bir yere uğrayacağız dediler. Çıkmaz sokağa doğru döndük, kapı açıldı. Özbek olduğunu söyleyen biri, elinde silah, geçin dediler. Arkamızdan kapıyı kilitlediler. Birkaç kişi hariç herkes oruç tutuyor. Sabah kahvaltıda bir dilim peynir ya da yumurta. Öğlen yemeklerinde her gün pirinç pilavı ve tavuk eti yiyoruz. Aç gözlülük neymiş yaşadım. Bir yemek geliyor, hepimiz koşuyoruz.Olimpiyat evinde klima, lavabo vardı-Daha sonra götürdükleri bir okul binasının tepesinde pır pır uçakları uçmaya başladı. 50 metre ötemize varil bombası düştü. Malikinin talimatı dediler. Kapı, pencere, cam dağıldı. Maliki ve İranın bizi öldürmek istediğini söylüyorlardı. Orada ayağımıza prangalar vurdular, ellerimizi kelepçelediler, gözlerimizi bağladılar. Neden yaptılar bilmiyoruz. Oranın valisi bu olaya çok üzüldü. Oradan aldılar Olimpiyat Evine götürdüler. Bayram ettik. Çünkü lavabo, tuvalet ihtiyaçlarımız daha rahattı. Şarapnel parçası banyoyu delmişti-Bir defa telefon görüşmesi yapıldı. Onun da cezasını çektik. IŞIDçiler müsaade etmiyordu. Çünkü bizim uydudan yerimizi tespit ediyorlar. Farkında değiliz. Nitekim konuşmadan sonra Irak ordusu gelip orayı bombalıyordu. ‘Sizi öldürecekler, buna müsaade etmeyeceğiz diyorlardı. Bir yerden bir yere giderken çok korkuyorlardı. Öyle bir bomba patladı ki, bizim odanın 4 metre ötesinde köşeye düştü. Odamızın duvarını şarapnel parçası delmiş, arkadaş Kuran okuyordu kafasının üstünden delip girmiş. Banyoyu delmiş. Herkes bağırıyor. Kapılar parçalanmış. Dışarı bir çıktık, 2 IŞİDç
Zaman
Ana Sayfa
25.09.2014
TelefongörüşmesindensonrabombaladılarTelefon görüşmesinden sonra bombaladılar
Telefon görüşmesinden sonra bombaladılar
Zaman
25.09.2014
12:11
Musulda rehin alınan Türk Konsolosluğu çalışanlarından Ticaret Ataşesi Mehmet Argüç, 101 günlük esaret günlerini anlattı. Kaçırıldıkları Musulda 8 kez yer değiştirdiklerini söyleyen Argüç, Irak ordusunun bombardımanından kıl payı kurtulduklarını anlatıyor.Konsolosluğa yapılan saldırı öncesi kendilerine bir şey yapılmayacağı yönünde bilgi geldiğini hatırlatan Argüç, Ankaradan çatışmaya girmemeleri için uyarıldıklarını söyledi. 101 gün boyunca çok zor şartlar altında tutulduklarını anlatan Argüç, “IŞİDliler ayaklarımıza pranga taktılar. Ellerimizin kelepçelenip gözlerimizin bağlandığı zamanlar oldu.” dedi.Musulda terör örgütü IŞİD tarafından 101 gün esir rehin tutulan Türk Konsolosluğu çalışanlarından Ticaret Ataşesi Mehmet Argüç esaret günlerini Hürriyet Gazetesine anlattı. Irak ordusunun saldırıları nedeniyle birçok defa ölümden döndüklerini anlatan Argüç, Türkiyede rehineler hakkında haber yapılmasının yasaklanmasını ise “İyi ki mahkeme kararıyla yasak çıkmış. Çünkü bunlar acımasız, Türkiyedeki tepkilere göre birimizin kellesi gidebilirdi.” diye değerlendirdi.Ankara ‘silahları teslim edin dedi“Konsoloslukta evraklar yakıldı. Bir gün öncesine kadar çıkalım denildi. Konsolos, dışarı çıkıldığı an çevrelenebileceğimizi söyledi. ‘Bizi göndermezler dedi. Bize bir şey yapılmayacağını söyledi. Oradaki bir Türkmenden ya da bizim orada çalışandan aldığımız bilgi doğrultusunda bize bir şey yapılmayacağı bilgisi verildi. Hiç beklenmedik bir anda Başkonsolosluğun etrafını 500-1000 kişi sardı. Binanın önüne eski arabalar yerleştirilmiş, bomba koymuşlar. Çarpışma olursa patlatacaklar. Bağırıp kapıları dövüyorlar açın diye. İçlerinde beyaz kıyafetli bir Türkmen, yerel halktan bir firma yetkilisi, 5-10 kez ofisime geldiğini biliyorum. Tercümanlık yapıyor. 10 dakika içinde konsolosluğu terk edeceksiniz dediler. Direnme olmadı, olamaz. Silahları teslim edin dediler. Başkonsolos Öztürk Bey Türkiyeyle bağlantı kurdu. Dediler ki verin. Verdiler.Pikaplara 3er kişi bindirdiler-Kendi pikaplarını getirdiler, 3er kişi bindirip, 17 Temmuz Mahallesinde bir hastaneye götürdüler. Ezan okununca, namaz kılacağız dedik, camiye götürdüler. Dışarı çıktık, diğer kalanları da getirmişler. 10 metrekarelik, bizim köy evleri gibi boş bir eve götürdüler. Herkes dip dibe, yatarken dönünce arkadaşının burnuna çarpıyorsun. Nöbetleşerek uyuduk. 4 ya da 5inci gün oranın valisi geldi, genç, kafası sarılı. ‘Benim bu halime bakmayın, 4 üniversite bitirdim dedi. Sıcak davrandı. Önce sorguladı, ‘Müslüman mısınız? dedi. Dini sorular sordu. Tabii bizi kafir olarak görüyorlar. Ama baktılar biz namaz kılıyoruz. Orada 9 günümüz geçti. Sonra ‘Ev sahibi geldi boşaltacağız dediler.Kahvaltıda peynir ya da 1 yumurta-Bizi Olimpiyat Evi diye, güzel, büyük, klimalı bir yere götürdüler. İnce sünger yataklar getirdiler. Aileyi bir üst katta odalara yerleştirdiler. IŞİDçiler zaman geçtikçe bizi daha iyi anlamaya başladılar, daha yakın davranmaya çalıştılar. Bir samimiyet oluştu, ne istersek, hurma murma getiriyorlar. Bir yerden bir yere giderken bizi öldürmek isteyenlerden korkuyorlardı. Ramazan başladı. Şeker bayramı için Türkiyeye gidiyorsunuz dediler. Mutluluktan uçuyoruz. Büyük bir otobüs geldi. Bir baktık, Dohuk yoluna saptık. Herkesin morali bozuldu. Bir yere uğrayacağız dediler. Çıkmaz sokağa doğru döndük, kapı açıldı. Özbek olduğunu söyleyen biri, elinde silah, geçin dediler. Arkamızdan kapıyı kilitlediler. Birkaç kişi hariç herkes oruç tutuyor. Sabah kahvaltıda bir dilim peynir ya da yumurta. Öğlen yemeklerinde her gün pirinç pilavı ve tavuk eti yiyoruz. Aç gözlülük neymiş yaşadım. Bir yemek geliyor, hepimiz koşuyoruz.Olimpiyat evinde klima, lavabo vardı-Daha sonra götürdükleri bir okul binasının tepesinde pır pır uçakları uçmaya başladı. 50 metre ötemize varil bombası düştü. Malikinin talimatı dediler. Kapı, pencere, cam dağıldı. Maliki ve İranın bizi öldürmek istediğini söylüyorlardı. Orada ayağımıza prangalar vurdular, ellerimizi kelepçelediler, gözlerimizi bağladılar. Neden yaptılar bilmiyoruz. Oranın valisi bu olaya çok üzüldü. Oradan aldılar Olimpiyat Evine götürdüler. Bayram ettik. Çünkü lavabo, tuvalet ihtiyaçlarımız daha rahattı. Şarapnel parçası banyoyu delmişti-Bir defa telefon görüşmesi yapıldı. Onun da cezasını çektik. IŞIDçiler müsaade etmiyordu. Çünkü bizim uydudan yerimizi tespit ediyorlar. Farkında değiliz. Nitekim konuşmadan sonra Irak ordusu gelip orayı bombalıyordu. ‘Sizi öldürecekler, buna müsaade etmeyeceğiz diyorlardı. Bir yerden bir yere giderken çok korkuyorlardı. Öyle bir bomba patladı ki, bizim odanın 4 metre ötesinde köşeye düştü. Odamızın duvarını şarapnel parçası delmiş, arkadaş Kuran okuyordu kafasının üstünden delip girmiş. Banyoyu delmiş. Herkes bağırıyor. Kapılar parçalanmış. Dışarı bir çıktık, 2 IŞ
Zaman
Son Dakika
25.09.2014
TelefongörüşmesindensonrabombaladılarTelefon görüşmesinden sonra bombaladılar
Rehine yakını isyan etti: Ne güvencen vardı da konsolosluğu tahliye etmedin?
Zaman
13.09.2014
14:29
11 Haziran’dan beri rehin olan 49 kişinin ailelerinin her şeyden habersiz kaygılı bekleyişi sürüyor. Ailelerin tek haber kaynağı medya. En son çıkan ve daha sonra yalanlanan rehinelerin öldürüldüğü iddiası sonrasında bile kendilerini arayan soran olmamış. Bakanlık üç ayda sadece iki kez ailelerle toplantı yapmış ve hiçbirinde yakınları ile ilgili somut bir bilgi verilmemiş. Rehin alındığında 11 aylık olan ve ilk yaşına bomba sesleri arasında giren Kuzey Deniz’in dayısı Muammer Taşdelen, Bu kadar istihbaratınız ne yaptı IŞİD Musul’a girerken? Dicle kıyısında balık mı tutuyorlardı? O süreçte neden tahliye edilmedi? Bunun açıklamasını öğrenmek istiyorum. 49 rehineye bedel olarak biçilen neydi? İnsanlar göz göre göre teslim edilmezler. Ne güvencen var ki insanları geri çekmiyorsun? Bütün alileler olarak en çok merak ettiğimiz bu...” diyor.3 aydır IŞİD’in elinde rehin tutulan Musul Konsolosluğu’ndaki 49 kişinin yakınları tedirgin. IŞİD’e karşı operasyon kararının alınmasıyla birlikte tedirginlikleri ikiye katlandı, çünkü şimdi yakınları için tek tehdit IŞİD değil. Aileler, rehin olan yakınlarının operasyon sırasında hedef olabilecekleri endişesi taşıyorlar. Rehin alındığında 11 aylık olan ve ilk yaşına bomba sesleri arasında giren Kuzey Deniz’in dayısıMuammer Taşdelen, “Kötü ihtimaller bizi kaygılandırıyor. IŞİD dışında da bir sürü tehdit var orada... YPG’nin, Maliki’nin ya da ABD’nin saldırıları sırasında rehinelerin can kaybı yaşamayacağının garantisini kimse veremez. Elimiz kolumuz bağlı. Yapılan girişimlere güvendiğimden değil, yapacak bir şeyim olmadığı için umudum var” diye özetliyor ailelerin ruh halini. Taşdelen, aileler olarak en çok merak ettiklerinin de konsolosluğun baskından önce neden boşaltılmadığı konusu olduğunu belirtiyor. Perişan durumda olan aileler, bu süreçte çok yalnız bırakıldıklarını söylüyorlar. Eşi Hakan Yıldız ve artık bir yaşında olan oğlu Kuzey Deniz ile rehin olan Nermin Taşdelen Yıldız’ın ağabeyi Muammer Taşdelen, 3 aydır yaşadıklarını Cumhuriyete anlattı. Kız kardeşinin 2.5 yıl önce evlenerek eşi ile birlikte İzmir’e yerleştiğini söyleyen Taşdelen, çocukları olduktan sonra ekonomik olarak sıkıntı çekmeye başladıklarını belirtiyor. Kardeşinin küçük yaşta çalışmaya başladığını, emekliliğe hak kazandığını ancak yaş engeline takıldığını ifade eden Taşdelen, “Eşi kargo firmasında sigortasız çalışıyordu. Epey sıkıntı yaşadılar. Eşinin başkonsolos ile uzaktan akrabalığı vardı. Şubat ayında konsolosluğa eleman arandığını öğrendiler. Musul, kardeşime emekliliğine kadar çalışacak olması ve çocuk okul çağına geldiğinde kendilerine bir gelecek kurmak için cazip geldi. Eşi konsoloslukta güvenlik elemanı, kardeşim hizmetli kardosuna alındı” diyor. Muammer Taşdelen, bölge karışık olduğu için kardeşini gitmemeleri için uyarmış. Ancak Yıldız çifti “Konsolosluk binası bir çeşit kampus gibi, dışarı çıkılmıyor, bütün ihtiyaçları içeride karşılanabiliyor. Çocuk çok fazla problem yaratmayacak” denilerek ikna edildiler. Mayıs ayının başında işlemleri tamamlanan çift, çocukları ile birlikte 1 Haziran’da Musul’a gittiler. Nermin Yıldız ve ağabeyi Muammer Taşdelen her gün telefonla görüştü ve ilk bir hafta sorunsuz geçti.10 Haziran’da döneceklerdi İlk kriz haberini 7 Haziran’da aldıklarını anlatan Taşdelen, “Kardeşim durumun karışık olduğunu, dışarıya çıkmadıkları için konsolosluğun güvenli olduğunu söyledi. 9’unda IŞİD’in saldırılarının olduğunu öğrendik. 9 Haziran gecesini saldırılar yoğunlaştığı için sığınakta geçirdiler. 10’una kadar düzenli olarak telefonda konuştuk. Biz de ‘durum çok kritik, dönün’ dedik. Konsolos Öztürk Yılmaz’ın Ankara’ya yazısını gönderdiğini gece tahliyenin gerçekleşebileceğini söyleyip ‘İstanbul’da bizi karşılayın’ dedi. Biz 10 Haziran’da gelecekler diye bekliyorduk ama 10’unda tahliye olmadı” diyor. Nermin Taşdelen Yılmaz, en son ablası ile 11 Haziran günü saat 11.30’da görüşüyor. Sesi oldukça tedirgin gelen Nermin, ablasına “Durum karışık, dışarı pek çıkmıyoruz. Hakan geldi galiba...” derken telefon kapanıyor ve bu konuşmadan dakikalar sonra IŞİD konsolosluğu ele geçiriyor. Taşdelen olayı nasıl öğrendiğini ve sonrasında yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Baskın 12.30 civarında medyaya yansıdı. Ben öğretmenim, okuldaydım. Arkadaşım televizyonda altyazıda görmüş. Ben olayı okuldan sonra 16.00 civarında öğrendim. Bizi kimse aramadı. Olayı medyadan öğrenince Dışişleri Bakanlığı’na ulaşmaya çalıştım. Telefon numarası bulmakta bile zorluk çektik. Henüz kriz masası oluşturulmamıştı. Sonunda ulaştık, bize ‘durumu araştırıyoruz, size döneceğiz’ dediler. 19.00 civarında bana döndüler ve &l
Zaman
Son Dakika
13.09.2014
RehineyakınıisyanettiNegüvencenvardıdakonsolosluğutahliyeetmedin?Rehine yakını isyan etti Ne güvencen vardı da konsolosluğu tahliye etmedin?
Rehine yakını isyan etti: Ne güvencen vardı da konsolosluğu tahliye etmedin?
Zaman
13.09.2014
14:29
11 Haziran’dan beri rehin olan 49 kişinin ailelerinin her şeyden habersiz kaygılı bekleyişi sürüyor. Ailelerin tek haber kaynağı medya. En son çıkan ve daha sonra yalanlanan rehinelerin öldürüldüğü iddiası sonrasında bile kendilerini arayan soran olmamış. Bakanlık üç ayda sadece iki kez ailelerle toplantı yapmış ve hiçbirinde yakınları ile ilgili somut bir bilgi verilmemiş. Rehin alındığında 11 aylık olan ve ilk yaşına bomba sesleri arasında giren Kuzey Deniz’in dayısı Muammer Taşdelen, Bu kadar istihbaratınız ne yaptı IŞİD Musul’a girerken? Dicle kıyısında balık mı tutuyorlardı? O süreçte neden tahliye edilmedi? Bunun açıklamasını öğrenmek istiyorum. 49 rehineye bedel olarak biçilen neydi? İnsanlar göz göre göre teslim edilmezler. Ne güvencen var ki insanları geri çekmiyorsun? Bütün alileler olarak en çok merak ettiğimiz bu...” diyor.3 aydır IŞİD’in elinde rehin tutulan Musul Konsolosluğu’ndaki 49 kişinin yakınları tedirgin. IŞİD’e karşı operasyon kararının alınmasıyla birlikte tedirginlikleri ikiye katlandı, çünkü şimdi yakınları için tek tehdit IŞİD değil. Aileler, rehin olan yakınlarının operasyon sırasında hedef olabilecekleri endişesi taşıyorlar. Rehin alındığında 11 aylık olan ve ilk yaşına bomba sesleri arasında giren Kuzey Deniz’in dayısıMuammer Taşdelen, “Kötü ihtimaller bizi kaygılandırıyor. IŞİD dışında da bir sürü tehdit var orada... YPG’nin, Maliki’nin ya da ABD’nin saldırıları sırasında rehinelerin can kaybı yaşamayacağının garantisini kimse veremez. Elimiz kolumuz bağlı. Yapılan girişimlere güvendiğimden değil, yapacak bir şeyim olmadığı için umudum var” diye özetliyor ailelerin ruh halini. Taşdelen, aileler olarak en çok merak ettiklerinin de konsolosluğun baskından önce neden boşaltılmadığı konusu olduğunu belirtiyor. Perişan durumda olan aileler, bu süreçte çok yalnız bırakıldıklarını söylüyorlar. Eşi Hakan Yıldız ve artık bir yaşında olan oğlu Kuzey Deniz ile rehin olan Nermin Taşdelen Yıldız’ın ağabeyi Muammer Taşdelen, 3 aydır yaşadıklarını Cumhuriyete anlattı. Kız kardeşinin 2.5 yıl önce evlenerek eşi ile birlikte İzmir’e yerleştiğini söyleyen Taşdelen, çocukları olduktan sonra ekonomik olarak sıkıntı çekmeye başladıklarını belirtiyor. Kardeşinin küçük yaşta çalışmaya başladığını, emekliliğe hak kazandığını ancak yaş engeline takıldığını ifade eden Taşdelen, “Eşi kargo firmasında sigortasız çalışıyordu. Epey sıkıntı yaşadılar. Eşinin başkonsolos ile uzaktan akrabalığı vardı. Şubat ayında konsolosluğa eleman arandığını öğrendiler. Musul, kardeşime emekliliğine kadar çalışacak olması ve çocuk okul çağına geldiğinde kendilerine bir gelecek kurmak için cazip geldi. Eşi konsoloslukta güvenlik elemanı, kardeşim hizmetli kardosuna alındı” diyor. Muammer Taşdelen, bölge karışık olduğu için kardeşini gitmemeleri için uyarmış. Ancak Yıldız çifti “Konsolosluk binası bir çeşit kampus gibi, dışarı çıkılmıyor, bütün ihtiyaçları içeride karşılanabiliyor. Çocuk çok fazla problem yaratmayacak” denilerek ikna edildiler. Mayıs ayının başında işlemleri tamamlanan çift, çocukları ile birlikte 1 Haziran’da Musul’a gittiler. Nermin Yıldız ve ağabeyi Muammer Taşdelen her gün telefonla görüştü ve ilk bir hafta sorunsuz geçti.10 Haziran’da döneceklerdi İlk kriz haberini 7 Haziran’da aldıklarını anlatan Taşdelen, “Kardeşim durumun karışık olduğunu, dışarıya çıkmadıkları için konsolosluğun güvenli olduğunu söyledi. 9’unda IŞİD’in saldırılarının olduğunu öğrendik. 9 Haziran gecesini saldırılar yoğunlaştığı için sığınakta geçirdiler. 10’una kadar düzenli olarak telefonda konuştuk. Biz de ‘durum çok kritik, dönün’ dedik. Konsolos Öztürk Yılmaz’ın Ankara’ya yazısını gönderdiğini gece tahliyenin gerçekleşebileceğini söyleyip ‘İstanbul’da bizi karşılayın’ dedi. Biz 10 Haziran’da gelecekler diye bekliyorduk ama 10’unda tahliye olmadı” diyor. Nermin Taşdelen Yılmaz, en son ablası ile 11 Haziran günü saat 11.30’da görüşüyor. Sesi oldukça tedirgin gelen Nermin, ablasına “Durum karışık, dışarı pek çıkmıyoruz. Hakan geldi galiba...” derken telefon kapanıyor ve bu konuşmadan dakikalar sonra IŞİD konsolosluğu ele geçiriyor. Taşdelen olayı nasıl öğrendiğini ve sonrasında yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Baskın 12.30 civarında medyaya yansıdı. Ben öğretmenim, okuldaydım. Arkadaşım televizyonda altyazıda görmüş. Ben olayı okuldan sonra 16.00 civarında öğrendim. Bizi kimse aramadı. Olayı medyadan öğrenince Dışişleri Bakanlığı’na ulaşmaya çalıştım. Telefon numarası bulmakta bile zorluk çektik. Henüz kriz masası oluşturulmamıştı. Sonunda ulaştık, bize ‘durumu araştırıyoruz, size döneceğiz’ dediler. 19.00 civarında bana döndüler ve &l
Zaman
Ana Sayfa
13.09.2014
RehineyakınıisyanettiNegüvencenvardıdakonsolosluğutahliyeetmedin?Rehine yakını isyan etti Ne güvencen vardı da konsolosluğu tahliye etmedin?
Erdoğan, Meclis'te yemin etti
Zaman
28.08.2014
17:19
Türkiye Büyük Millet Meclisi, Erdoğanın yemin töreni için son hazırlıklar tamamlandı. Erdoğan da 14:00 sularında Meclise giriş yaptı. 14:10 sularında ise Meclis kürsüsünden yemin etti.12. Cumhurbaşkanı seçilen Recep Tayyip Erdoğan yemin etti. Meclis Başkanı Cemil Çiçekin çağrısıyla saat 14.00te toplanan Genel Kurulda önce yoklama yapılıp olağanüstü toplantı çağrı yazısı okundu. Çiçek, çağrı yazısının ardından gündem hakkında kısa bir konuşmayla bilgi vererek, seçilmiş Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğanı Genel Kurul salonuna davet etti. Erdoğan, salona girdiğinde AK Partili milletvekilleri tarafından ayakta karşılandı. Çiçek, kürsüden Erdoğana 12nci Cumhurbaşkanı adına düzenlenen tutanağı verdi. Erdoğanın yemin etmesinin ardından Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, İstiklal Marşını seslendirdi. Ankarada ve Ordu merkezlerinde 101 pare top atışı gerçekleştirilirken Erdoğan ailesi ise yemin törenini Cumhurbaşkanı için ayrılan locadan izledi.Erdoğanın ettiği yemin şöyle:Cumhurbaşkanı sıfatıyla, Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma, Anayasaya, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, Atatürk ilke ve inkılâplarına ve lâik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma, milletin huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerinden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağıma, Türkiye Cumhuriyetinin şan ve şerefini korumak, yüceltmek ve üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim üzerine andiçerim.Bu arada Erdoğan yemin metnini okumayı tercih etti.CHPLİLERDEN PROTESTOYemin töreninin yapılacağı Olağanüstü Genel Kurul toplantısında CHPliler usul yönünden itiraz etti. CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, TBMM Başkanı Cemil Çiçekin kendisine söz vermemesini eleştirip TBMM İç Tüzük kitapçığını yere fırlatarak, yanındaki CHPli vekillerle Genel Kurulu terk etti.ASKERİ TÖRENLE KARŞILANDI12.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMMye gelişinde Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı tarafından askeri törenle karşılandı. 13.57de TBMMye eşi Emine Erdoğan ile gelen Cumhurbaşkanı Erdoğanı TBMM Başkanvekili Ayşenur Bahçekapılı karşıladı.Askeri törende TBMM Genel Sekreteri Neziroğlunun da eşlik etti. Askerleri selamlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra şeref kapısından TBMMye girdi. TBMM Genel Kuruluna girişinde TBMM Başkanı Cemil Çiçek tarafından karşılanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, karşılaştığı milletvekilleriyle de selamlaştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşinin şeref kapısından Genel Kurula gireceği yolun çiçeklerle süslendiği gözlemlendi. Cumhurbaşkanı Erdoğanın TBMM Genel Kuruluna gelişinin ardından 133.oturuma geçildi.YOĞUN GÜVENLİK ÖNLEMLERİGenel Kurulda ilk olarak güvenlik önlemleri son kez gözden geçirildi. Genel Kurulda ses sistemi kontrol edildi. Bomba uzman ekipleri ve eğitimli polis köpekleri Meclisin her tarafını didik didik aradı. Şeref kapısı ve Erdoğanın geçeceği şeref holü çiçeklerle donatıldı. Meclise girecek olan davetlilerin isimleri nizamiye kapılarına duyuruldu. Meclis kulislerinde görevli personelin de kılık ve kıyafetlerini bugüne özel giydikleri gözlendi. Meclis giriş kapılarında yoğun güvenlik önlemleri alındığı dikkat çekti. Meclis ana giriş noktalarına uzman bomba ekipleri yerleştirildi. Meclise giren araçlar didik didik arandı. Meclis personeline ve basına ait park yerleri bugün kapatıldı.SEÇİM SONUÇLARI 13 GÜN SONRA RESMİ GAZETEDE12. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin kesin sonuçları Resmi Gazetenin son mükerrer sayısında yayımlandı. Erdoğan, 21 milyon 143 kişinin oyunu alarak yüzde 51.79 oy oranı ile 12. Cumhurbaşkanı oldu. YSK, kesin sonuçların yanı sıra 12. Cumhurbaşkanı seçilen Recep Tayyip Erdoğanın ve eşi Emine Erdoğanın YSKya bildirdiği mal varlığına yer verdi.
Zaman
En Çok Okunan
28.08.2014
ErdoğanMeclisteyeminettiErdoğan Mecliste yemin etti
Erdoğan, Meclis'te yemin etti
Zaman
28.08.2014
14:23
Türkiye Büyük Millet Meclisi, Erdoğanın yemin töreni için son hazırlıklar tamamlandı. Erdoğan da 14:00 sularında Meclise giriş yaptı. 14:10 sularında ise Meclis kürsüsünden yemin etti.12. Cumhurbaşkanı seçilen Recep Tayyip Erdoğan yemin etti. Meclis Başkanı Cemil Çiçekin çağrısıyla saat 14.00te toplanan Genel Kurulda önce yoklama yapılıp olağanüstü toplantı çağrı yazısı okundu. Çiçek, çağrı yazısının ardından gündem hakkında kısa bir konuşmayla bilgi vererek, seçilmiş Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğanı Genel Kurul salonuna davet etti. Erdoğan, salona girdiğinde AK Partili milletvekilleri tarafından ayakta karşılandı. Çiçek, kürsüden Erdoğana 12nci Cumhurbaşkanı adına düzenlenen tutanağı verdi. Erdoğanın yemin etmesinin ardından Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, İstiklal Marşını seslendirdi. Ankarada ve Ordu merkezlerinde 101 pare top atışı gerçekleştirilirken Erdoğan ailesi ise yemin törenini Cumhurbaşkanı için ayrılan locadan izledi.Erdoğanın ettiği yemin şöyle:Cumhurbaşkanı sıfatıyla, Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma, Anayasaya, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, Atatürk ilke ve inkılâplarına ve lâik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma, milletin huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerinden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağıma, Türkiye Cumhuriyetinin şan ve şerefini korumak, yüceltmek ve üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim üzerine andiçerim.Bu arada Erdoğan yemin metnini okumayı tercih etti. CHPLİLERDEN PROTESTOYemin töreninin yapılacağı Olağanüstü Genel Kurul toplantısında CHPliler usul yönünden itiraz etti. CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, TBMM Başkanı Cemil Çiçekin kendisine söz vermemesini eleştirip TBMM İç Tüzük kitapçığını yere fırlatarak, yanındaki CHPli vekillerle Genel Kurulu terk etti. ASKERİ TÖRENLE KARŞILANDI12.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMMye gelişinde Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı tarafından askeri törenle karşılandı. 13.57de TBMMye eşi Emine Erdoğan ile gelen Cumhurbaşkanı Erdoğanı TBMM Başkanvekili Ayşenur Bahçekapılı karşıladı.Askeri törende TBMM Genel Sekreteri Neziroğlunun da eşlik etti. Askerleri selamlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra şeref kapısından TBMMye girdi. TBMM Genel Kuruluna girişinde TBMM Başkanı Cemil Çiçek tarafından karşılanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, karşılaştığı milletvekilleriyle de selamlaştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşinin şeref kapısından Genel Kurula gireceği yolun çiçeklerle süslendiği gözlemlendi. Cumhurbaşkanı Erdoğanın TBMM Genel Kuruluna gelişinin ardından 133.oturuma geçildi.YOĞUN GÜVENLİK ÖNLEMLERİGenel Kurulda ilk olarak güvenlik önlemleri son kez gözden geçirildi. Genel Kurulda ses sistemi kontrol edildi. Bomba uzman ekipleri ve eğitimli polis köpekleri Meclisin her tarafını didik didik aradı. Şeref kapısı ve Erdoğanın geçeceği şeref holü çiçeklerle donatıldı. Meclise girecek olan davetlilerin isimleri nizamiye kapılarına duyuruldu. Meclis kulislerinde görevli personelin de kılık ve kıyafetlerini bugüne özel giydikleri gözlendi. Meclis giriş kapılarında yoğun güvenlik önlemleri alındığı dikkat çekti. Meclis ana giriş noktalarına uzman bomba ekipleri yerleştirildi. Meclise giren araçlar didik didik arandı. Meclis personeline ve basına ait park yerleri bugün kapatıldı.SEÇİM SONUÇLARI 13 GÜN SONRA RESMİ GAZETEDE12. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin kesin sonuçları Resmi Gazetenin son mükerrer sayısında yayımlandı. Erdoğan, 21 milyon 143 kişinin oyunu alarak yüzde 51.79 oy oranı ile 12. Cumhurbaşkanı oldu. YSK, kesin sonuçların yanı sıra 12. Cumhurbaşkanı seçilen Recep Tayyip Erdoğanın ve eşi Emine Erdoğanın YSKya bildirdiği mal varlığına yer verdi.
Zaman
Son Dakika
28.08.2014
ErdoğanMeclisteyeminettiErdoğan Mecliste yemin etti
Polisler, hırsızlardan özür dilemezler
Zaman
21.08.2014
03:24
Gazete kupürlerini ihbar kabul eden İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın polislere yönelik operasyonunda eski İzmir KOM Şube Müdürü Taner Aydın dün teslim oldu. Operasyondaki çarpıklığa dikkat çeken Aydın, “Uyuşturucu operasyonu yapmak, PKK ile mücadele etmek suçsa ben bu suçu işledim. 400 çocuğun PKK’ya katılımını önledim.” dedi.İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, gazete kupürlerini ihbar kabul ederek başlattığı operasyonda haklarında gözaltı kararı çıkarılan 32 kişi teslim oldu. Gözaltına alınan polislerle ilgili sorgu aşamasında yine skandallar yaşandı. Polislerin sorgusu yaklaşık 30 saat bekletildikten sonra başladı. Bu duruma tepki gösteren polislerin avukatı İsmail Hakkı Küçük, “Sorguya başlamamaları, niyetlerinin kesinlikle usulüne göre operasyon olmadığını gösteren delillerden biri. Bu insanların ivedi şekilde ifadelerini alıp savcılığa götürmeleri lazım fakat hiç öyle bir dertleri yok.” dedi.Dün teslim olanlar arasında 7 Ocak 2014’te, eski Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın bacanağı C.H.’nin de şüphelileri arasında bulunduğu, limanda rüşvet ve yolsuzluk operasyonunda görev alan polislerden eski KOM Şube Müdürü Taner Aydın da yer aldı. Binaya girmeden önce basın mensuplarına konuşan Aydın, 1996 yılında İstanbul’da göreve başladığını, 10 yıl istihbaratta çalıştıktan sonra gönüllü olarak Hakkâri’ye gittiğini, iki yıl istihbarat müdürlüğü yaptıktan sonra 2010 yılında İzmir’e istihbarat müdür yardımcısı olarak atandığını belirtti. Aydın, “7 Ocak günü limanda yolsuzluk operasyonu yapıldıktan sonra öğle saatlerinde görevden alındım. Müdüriyet emrine çektiler, iki ay herhangi bir görev vermediler, oradan polis okuluna sürgün gönderdiler. Orada bir ay çalıştım, daha sonra çok basit mevzudan açığa alındım, dört aydır açıktayım.” diye konuştu. Hakkında yakalama kararının çıkarıldığı operasyonla ilgili de bilgi veren Aydın, şunları söyledi: “Mart ayında Star Gazetesi’nde bir telefon dinleme listesi yayımlandı. Bunun basında başka bir yerde çıkması, TCK 258. maddeye göre suçtur. Bu konuda defaatle suç duyurusunda bulunmamıza, müfettişlere belirtmemize rağmen her ne hikmetse buradaki her şey doğru kabul edilerek birçok polis suçlu ilan edilmesine rağmen bu belgenin yayımlanmış olmasından dolayı henüz bir dava açılmış değil, kimse suçlanmıyor.” Bu belgeler yayımlandıktan sonra haberlerin yapıldığını, son bir aydır Twitter adreslerinde, internet adreslerinde gözaltına alınacağı, tutuklanacağı şeklinde yazılar yazıldığını söyleyen Taner Aydın, bunların hepsinin bir algı operasyonu olduğunu çok net şekilde gösterdiğini belirtti. Dosyayı inceledikten sonra her zaman içinde olmaktan gurur duyduğu emniyet teşkilatından ilk defa dün utandığını dile getiren Aydın, şöyle konuştu: “Mahkeme kararı alarak uyuşturucu kaçakçılarını, terör örgütlerini dinledik. Niye? Bir çocuk sokakta uyuşturucudan ölmesin diye dinledik. Biz teröre operasyon yaptık. Ne yaptık? Bir bomba yüklü aracı patlamasın diye çalıştık, bulduk, patlamasını önledik. Benim arkadaşlarım iki sene dağ başında yattı, terörist geçecek diye bunları yakalamaya çalıştı. Uyuşturucu operasyonu yapmak, PKK ile mücadele etmek suçsa ben bu suçu işledim.”Karşıyakalıyız, kimsenin önüne yatmayızHakkında gözaltı çıkarılan eski Batman il Emniyet Müdürü Hasan Ali Okan da dün teslim oldu. Emniyete girmeden konuşan Okan, “Dünün kahramanları hemen hain ilan edildi, günün hainleri baştacı edildi. Kıskanıyorsam yalan söylemiş olurum, gurur duyuyorum bu dönemde görevden alınmaktan, açığa alınmaktan.” dedi. Müslüman-Türk ve hasta Karşıyakalı olduğunu belirten Okan, şöyle konuştu: “Polisiz biz, hatamız da olabilir, günahımız da. Eğilir özür dileriz, hakkın ve haklının karşısında. Ama kimsenin önüne yatmaz, takla da atmayız ne makam ne de para uğruna. Cenab-ı Allah’tan gelenler her şey hoş gelmiş sefa gelmiş. Onun izni olmadan hiçbir şey olmaz, yaprak kıpırdamaz.”
Zaman
En Çok Okunan
21.08.2014
PolislerhırsızlardanözürdilemezlerPolisler hırsızlardan özür dilemezler
Polisler, hırsızlardan özür dilemezler
Zaman
21.08.2014
02:12
Gazete kupürlerini ihbar kabul eden İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın polislere yönelik operasyonunda eski İzmir KOM Şube Müdürü Taner Aydın dün teslim oldu. Operasyondaki çarpıklığa dikkat çeken Aydın, “Uyuşturucu operasyonu yapmak, PKK ile mücadele etmek suçsa ben bu suçu işledim. 400 çocuğun PKK’ya katılımını önledim.” dedi.İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, gazete kupürlerini ihbar kabul ederek başlattığı operasyonda haklarında gözaltı kararı çıkarılan 32 kişi teslim oldu. Gözaltına alınan polislerle ilgili sorgu aşamasında yine skandallar yaşandı. Polislerin sorgusu yaklaşık 30 saat bekletildikten sonra başladı. Bu duruma tepki gösteren polislerin avukatı İsmail Hakkı Küçük, “Sorguya başlamamaları, niyetlerinin kesinlikle usulüne göre operasyon olmadığını gösteren delillerden biri. Bu insanların ivedi şekilde ifadelerini alıp savcılığa götürmeleri lazım fakat hiç öyle bir dertleri yok.” dedi.Dün teslim olanlar arasında 7 Ocak 2014’te, eski Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın bacanağı C.H.’nin de şüphelileri arasında bulunduğu, limanda rüşvet ve yolsuzluk operasyonunda görev alan polislerden eski KOM Şube Müdürü Taner Aydın da yer aldı. Binaya girmeden önce basın mensuplarına konuşan Aydın, 1996 yılında İstanbul’da göreve başladığını, 10 yıl istihbaratta çalıştıktan sonra gönüllü olarak Hakkâri’ye gittiğini, iki yıl istihbarat müdürlüğü yaptıktan sonra 2010 yılında İzmir’e istihbarat müdür yardımcısı olarak atandığını belirtti. Aydın, “7 Ocak günü limanda yolsuzluk operasyonu yapıldıktan sonra öğle saatlerinde görevden alındım. Müdüriyet emrine çektiler, iki ay herhangi bir görev vermediler, oradan polis okuluna sürgün gönderdiler. Orada bir ay çalıştım, daha sonra çok basit mevzudan açığa alındım, dört aydır açıktayım.” diye konuştu. Hakkında yakalama kararının çıkarıldığı operasyonla ilgili de bilgi veren Aydın, şunları söyledi: “Mart ayında Star Gazetesi’nde bir telefon dinleme listesi yayımlandı. Bunun basında başka bir yerde çıkması, TCK 258. maddeye göre suçtur. Bu konuda defaatle suç duyurusunda bulunmamıza, müfettişlere belirtmemize rağmen her ne hikmetse buradaki her şey doğru kabul edilerek birçok polis suçlu ilan edilmesine rağmen bu belgenin yayımlanmış olmasından dolayı henüz bir dava açılmış değil, kimse suçlanmıyor.” Bu belgeler yayımlandıktan sonra haberlerin yapıldığını, son bir aydır Twitter adreslerinde, internet adreslerinde gözaltına alınacağı, tutuklanacağı şeklinde yazılar yazıldığını söyleyen Taner Aydın, bunların hepsinin bir algı operasyonu olduğunu çok net şekilde gösterdiğini belirtti. Dosyayı inceledikten sonra her zaman içinde olmaktan gurur duyduğu emniyet teşkilatından ilk defa dün utandığını dile getiren Aydın, şöyle konuştu: “Mahkeme kararı alarak uyuşturucu kaçakçılarını, terör örgütlerini dinledik. Niye? Bir çocuk sokakta uyuşturucudan ölmesin diye dinledik. Biz teröre operasyon yaptık. Ne yaptık? Bir bomba yüklü aracı patlamasın diye çalıştık, bulduk, patlamasını önledik. Benim arkadaşlarım iki sene dağ başında yattı, terörist geçecek diye bunları yakalamaya çalıştı. Uyuşturucu operasyonu yapmak, PKK ile mücadele etmek suçsa ben bu suçu işledim.”Karşıyakalıyız, kimsenin önüne yatmayızHakkında gözaltı çıkarılan eski Batman il Emniyet Müdürü Hasan Ali Okan da dün teslim oldu. Emniyete girmeden konuşan Okan, “Dünün kahramanları hemen hain ilan edildi, günün hainleri baştacı edildi. Kıskanıyorsam yalan söylemiş olurum, gurur duyuyorum bu dönemde görevden alınmaktan, açığa alınmaktan.” dedi. Müslüman-Türk ve hasta Karşıyakalı olduğunu belirten Okan, şöyle konuştu: “Polisiz biz, hatamız da olabilir, günahımız da. Eğilir özür dileriz, hakkın ve haklının karşısında. Ama kimsenin önüne yatmaz, takla da atmayız ne makam ne de para uğruna. Cenab-ı Allah’tan gelenler her şey hoş gelmiş sefa gelmiş. Onun izni olmadan hiçbir şey olmaz, yaprak kıpırdamaz.”
Zaman
Güncel
21.08.2014
PolislerhırsızlardanözürdilemezlerPolisler hırsızlardan özür dilemezler
Polisler, hırsızlardan özür dilemezler
Zaman
21.08.2014
02:12
Gazete kupürlerini ihbar kabul eden İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın polislere yönelik operasyonunda eski İzmir KOM Şube Müdürü Taner Aydın dün teslim oldu. Operasyondaki çarpıklığa dikkat çeken Aydın, “Uyuşturucu operasyonu yapmak, PKK ile mücadele etmek suçsa ben bu suçu işledim. 400 çocuğun PKK’ya katılımını önledim.” dedi.İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, gazete kupürlerini ihbar kabul ederek başlattığı operasyonda haklarında gözaltı kararı çıkarılan 32 kişi teslim oldu. Gözaltına alınan polislerle ilgili sorgu aşamasında yine skandallar yaşandı. Polislerin sorgusu yaklaşık 30 saat bekletildikten sonra başladı. Bu duruma tepki gösteren polislerin avukatı İsmail Hakkı Küçük, “Sorguya başlamamaları, niyetlerinin kesinlikle usulüne göre operasyon olmadığını gösteren delillerden biri. Bu insanların ivedi şekilde ifadelerini alıp savcılığa götürmeleri lazım fakat hiç öyle bir dertleri yok.” dedi.Dün teslim olanlar arasında 7 Ocak 2014’te, eski Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın bacanağı C.H.’nin de şüphelileri arasında bulunduğu, limanda rüşvet ve yolsuzluk operasyonunda görev alan polislerden eski KOM Şube Müdürü Taner Aydın da yer aldı. Binaya girmeden önce basın mensuplarına konuşan Aydın, 1996 yılında İstanbul’da göreve başladığını, 10 yıl istihbaratta çalıştıktan sonra gönüllü olarak Hakkâri’ye gittiğini, iki yıl istihbarat müdürlüğü yaptıktan sonra 2010 yılında İzmir’e istihbarat müdür yardımcısı olarak atandığını belirtti. Aydın, “7 Ocak günü limanda yolsuzluk operasyonu yapıldıktan sonra öğle saatlerinde görevden alındım. Müdüriyet emrine çektiler, iki ay herhangi bir görev vermediler, oradan polis okuluna sürgün gönderdiler. Orada bir ay çalıştım, daha sonra çok basit mevzudan açığa alındım, dört aydır açıktayım.” diye konuştu. Hakkında yakalama kararının çıkarıldığı operasyonla ilgili de bilgi veren Aydın, şunları söyledi: “Mart ayında Star Gazetesi’nde bir telefon dinleme listesi yayımlandı. Bunun basında başka bir yerde çıkması, TCK 258. maddeye göre suçtur. Bu konuda defaatle suç duyurusunda bulunmamıza, müfettişlere belirtmemize rağmen her ne hikmetse buradaki her şey doğru kabul edilerek birçok polis suçlu ilan edilmesine rağmen bu belgenin yayımlanmış olmasından dolayı henüz bir dava açılmış değil, kimse suçlanmıyor.” Bu belgeler yayımlandıktan sonra haberlerin yapıldığını, son bir aydır Twitter adreslerinde, internet adreslerinde gözaltına alınacağı, tutuklanacağı şeklinde yazılar yazıldığını söyleyen Taner Aydın, bunların hepsinin bir algı operasyonu olduğunu çok net şekilde gösterdiğini belirtti. Dosyayı inceledikten sonra her zaman içinde olmaktan gurur duyduğu emniyet teşkilatından ilk defa dün utandığını dile getiren Aydın, şöyle konuştu: “Mahkeme kararı alarak uyuşturucu kaçakçılarını, terör örgütlerini dinledik. Niye? Bir çocuk sokakta uyuşturucudan ölmesin diye dinledik. Biz teröre operasyon yaptık. Ne yaptık? Bir bomba yüklü aracı patlamasın diye çalıştık, bulduk, patlamasını önledik. Benim arkadaşlarım iki sene dağ başında yattı, terörist geçecek diye bunları yakalamaya çalıştı. Uyuşturucu operasyonu yapmak, PKK ile mücadele etmek suçsa ben bu suçu işledim.”Karşıyakalıyız, kimsenin önüne yatmayızHakkında gözaltı çıkarılan eski Batman il Emniyet Müdürü Hasan Ali Okan da dün teslim oldu. Emniyete girmeden konuşan Okan, “Dünün kahramanları hemen hain ilan edildi, günün hainleri baştacı edildi. Kıskanıyorsam yalan söylemiş olurum, gurur duyuyorum bu dönemde görevden alınmaktan, açığa alınmaktan.” dedi. Müslüman-Türk ve hasta Karşıyakalı olduğunu belirten Okan, şöyle konuştu: “Polisiz biz, hatamız da olabilir, günahımız da. Eğilir özür dileriz, hakkın ve haklının karşısında. Ama kimsenin önüne yatmaz, takla da atmayız ne makam ne de para uğruna. Cenab-ı Allah’tan gelenler her şey hoş gelmiş sefa gelmiş. Onun izni olmadan hiçbir şey olmaz, yaprak kıpırdamaz.”
Zaman
Ana Sayfa
21.08.2014
PolislerhırsızlardanözürdilemezlerPolisler hırsızlardan özür dilemezler
Şahin Alpay - Nükleer enerji belasının neresindeyiz?
Zaman
05.06.2014
02:14
Yılın başlarında “Amaç nükleer bomba yapabilmek” başlıklı bir yazı yazmıştım. Bu yazıda, AKP hükümetinin kurmaya hazırlandığı nükleer santrallerle amacının sadece elektrik elde etmek değil, nükleer silah yapmak, en azından nükleer silah üretmek için gerekli teknolojiye de sahip olmak, diye yazmıştım.Bununla ilgili olarak Japonya’nın önde gelen gazetelerinden Asahi Shimbun’un “Japonya’nın Türkiye ile imzaladığı enerji anlaşması, nükleer silahlanma endişesi doğurdu” (7 Ocak 2014) başlıklı haberini aktarmıştım.Bu haberde Ankara’nın isteği üzerine Sinop’ta yapılacak nükleer santralla ilgili anlaşmaya “Türkiye’nin tüketilmiş nükleer yakıttan uranyum zenginleştirmesi yapmasını ve nükleer silah yapımında kullanılabilen plütonyum elde etmesini öngören bir madde”nin eklendiği belirtiliyordu. Yazımı, “Umarım Japonya parlamentosu bu maddeyi onaylamaz.” temennisiyle bitiriyordum. (Zaman, 14 Ocak 2014) Enerji Bakanı Taner Yıldız yazıma, kendisine çok yakışan bir şekilde, “Bu arkadaş Türk vatandaşı mı?” (Sabah, 17 Ocak 2014) diye tepki göstermişti. Sanki bütün Türkiye yurttaşları hükümet gibi düşünmek zorundaymış gibi!İç siyasete odaklandığım için, Japonya parlamentosu Diet’in Türkiye ile yapılan çerçeve nükleer anlaşmayı 18 Nisan 2014’te onayladığından maalesef yeni haberim oldu. Söz konusu “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Japonya Hükümeti Arasında Nükleer Enerjinin Barışçıl Amaçlarla Kullanımına Dair İşbirliği Anlaşması” 22 Nisan 2014’te Resmi Gazete’de de yayımlandı. 29 Haziran 2014’te yürürlüğe girecek anlaşmada Türkiye’ye uranyum zenginleştirme ve tüketilmiş nükleer yakıtı yeniden işleyerek plütonyum üretme yetkisi tanıyan herhangi bir madde bulunmuyor. Dışişleri Bakanı Fumio Kishida’nın geçen kasım ayında Diet’in Dış İlişkiler Komitesi’ne yaptığı açıklamada hükümetinin Türkiye’ye bu konuda yetki vermeye niyeti olmadığını belirttiğini de yeni öğrendim.Nükleer silahlar rejimi konusunda uzman bir Amerikalı, Japonya’da uyanan kaygıları nükleer karşıtlarının aşırı duyarlılığına bağlıyor. Türkiye’nin aşırı iddialı bulduğu nükleer programının karşısındaki ciddi engelleri ise şöyle sıralıyor: Finansman güçlükleri; gerek Akkuyu gerekse Sinop’ta kurulacak santral türlerinin daha önce hiç denenmemiş oluşu; TAEK’in böylesine büyük bir nükleer programı düzenleme kapasitesinin olmayışı ve her iki alanda da deprem riskinin yeterince hesaba katılmadığı. (Jessica Varnum, Atlantic Council, 09.01.2014)Türkiye’de nükleer enerjiye olumlu bakanlar bile, risklerin en aza indirilmesi için hükümetten bağımsız bir düzenleme kuruluna ihtiyaç olduğunu uzun zamandır vurguluyor. (Bkz. EDAM’ın “Nükleer enerjiye geçişte Türkiye modeli” başlıklı 2012 tarihli raporu.) CHP milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün yakınlarda yaptığı açıklamaya göre, AKP hükümetinin hazırladığı Nükleer Düzenleme Kurulu yasa tasarısı, söz konusu kurulu tümüyle Başbakanlık’a bağlıyor. (Taraf, 30.05.2014) Kurul, Bakanlar Kurulu’na bile sadece Başbakan isterse bilgi verecek. (Besbelli ki Tayyip Erdoğan, artık kendisinden bağımsız hiçbir kurul, kurum istemiyor. Danıştay, HSYK’dan sonra sıranın Merkez Bankası ve Anayasa Mahkemesi’ne geleceği anlaşılmıyor mu?)EDAM’ın yeni raporu ise, korunması yüzyılları gerektiren ve dünyada hâlâ kesin çözüm bulunamamış olan tüketilmiş yakıtların ne yapılacağı konusu ile ilgili Ankara’nın açıkça bir plan telaffuz etmediğine dikkat çekiyor. (Çiğdem Bilezikçi Pekar, “Türkiye’nin nükleer güç santralleri ve nükleer yakıt döngüsü seçenekleri”, Mayıs 2014) Nükleer enerji belasının işte burasındayız.
Zaman
Köşe Yazıları
05.06.2014
ŞahinAlpay-Nükleerenerjibelasınınneresindeyiz?Şahin Alpay - Nükleer enerji belasının neresindeyiz?
İddia ağır, yalanlama yok
Zaman
24.04.2014
02:07
TİB çalışanı olduğunu belirten bir kişinin çok sayıda gazeteciye gönderdiği ihbar mektubu kamuoyunu dehşete düşürdü. Mektuba göre, TİB’in dinleme listesine eklenen 2 bin kritik isim ‘dinlendi sonra da kayıtları silindi’ gibi gösterilecek; olay ‘paralel yapı dinledi’ şeklinde medyaya servis edilecekti. İddialarla ilgili hiçbir yalanlama gelmedi.Yasal dinlemeleri denetlemekle görevli Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nda (TİB) ‘paralel yapı’ ithamıyla ‘Hizmet Hareketi’ni zan altında bırakmaya yönelik çalışma yürütüldüğü ileri sürüldü. TİB çalışanı olduğu kaydını düşen bir şahıs tarafından haber siteleri ve gazetecilere e-mail yoluyla gönderilen ihbar mektubunda okuyanı dehşete düşüren ifadeler yer aldı. Önceki gün RotaHaber’de, ardından pek çok internet sitesinde bu mektuba dayandırılan haberler yayınlandı. Medyada yer alan bu iddiaların yalanlanmaması, toplumun bir kesimini terör örgütü kapsamına sokmak amacıyla sahte delil üretildiği şüphelerini körükledi. Mektuptaki iddiaya göre, ‘paralel yapı tarafından dinlenmiş’ gibi göstermek için, TİB Başkanı Cemalettin Çelik’in talimatı ve baskısıyla 2 bin civarında tanınmış kritik şahsiyetin ‘IMEI’ numaraları, eskiden dinlenen numaralarmış gibi sisteme girildi, kayıtlar sonradan bulunabilecek şekilde silindi. Bu kayıtlar ‘telekulak skandalı’ olarak bir kısım medyaya servis edilerek kamuoyuna duyurulacaktı. Mektupta, TİB Başkanı’nın odasında topladığı personeli ikna için “Şu an bir savaştayız. Normal zamanda olmayan bazı şeylere savaş durumunda müsaade edilmiştir.” dediği de öne sürüldü. Kamuoyuna yansıyan bu ciddi iddialar, ilgili kurumlar tarafından yalanlanmadı.Kendisini Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) çalışanı olarak tanıtan bir kişi tarafından basın kuruluşlarına e-mail yoluyla gönderilen ihbar mektubu dehşete düşürdü. Hizmet Hareketi’ne karşı delil bulunamayınca TİB’de suç üretildiğine dikkat çeken ihbarda, TİB Başkanlığı’na Cemalettin Çelik’in atanmasının ardından kurumda geniş kapsamlı tasfiyeye gidildiği, yeni gelenlerden kurulan bir özel ekibe her türlü yetkinin verildiği aktarıldı. Ardından şöyle denildi: “Fakat MİT’ten geldikleri söylenen kişiler de bu süreçte kuruma gelip gitmeye başladılar. Özellikle dinlemenin yapıldığı Bilgi Sistemleri Dairesi’ndeki odalara gece gündüz kartsız girip çıkıyorlardı. MİT’ten gelen mühendislere sistemde çok geniş erişim yetkileri tanındı. Bizim bütün amacımız, paralel yapının Başbakan’ımız ve AK Parti hakkında TİB’de yapıldığına inandığımız hukuksuz dinlemeleri ortaya çıkarmaktı. Ne kadar yoğun çalışırsak çalışalım baktığımız bölümlerde dinlemelerle ilgili bir şey bulamadık. Hatta görevden alınan daire başkanlarının kullandıkları bilgisayarlar MİT’e gönderildi. Bu bilgisayarlarda bir şey bulunabilir mi diye bakmışlar.” Bütün bunlara rağmen kurumda illegal dinlemelerle ilgili hiçbir şey bulunmadığı vurgulanan e-mailde, bundan dolayı TİB Başkanı tarafından personelin ciddi baskılara maruz kaldığı ileri sürüldü. Başkanın bazı çalışanları odasında topladığını belirten ihbar sahibi, internet sitelerinde yayınlanan haberlere göre iddialarını şöyle sürdürdü: “Bize kaç akşamdır kızan başkanımız çok değişmişti. Önce bize güzel iltifatlar etti. Ve sonra dedi ki: ‘Arkadaşlar biliyorum çalışıyorsunuz ama neticeye ulaşamadık. Ama şundan emin olun ben adım gibi biliyorum ki bu paralelciler, burada Başbakan’ımız aleyhine her türlü pisliği yaptılar. Şu an bir savaştayız. Normal zamanda olmayan bazı şeyler savaş durumunda müsaade edilmiştir. Bunlar yaptıkları pislikleri büyük ihtimalle sildiler. Peki biz ne yapacağız? Size vereceğim listeyi, eski dinlenen numaralar gibi sisteme gireceksiniz. Hatta bunları direkt koymayalım. Sanki silinmiş gibi olsun biz de bulmuş olalım.” İhbarda şu iddialar da yer aldı: “Bu operasyonu patlatınca milletin her kesimi paralelcilere lanet okuyacak dediler. İşte o zaman anladım ki, büyük bir oyunun içerisindeyiz. Bir arkadaş, ‘Birkaç güne kadar bomba patlayacak.’ dedi. Hatta kurumda bulunan Başbakanlık müfettişleri ve işin medya ayağı ayarlanmış. Müfettişler bizim hazırladığımız dinleme kayıtlarını sanki kendileri bulmuş gibi savcılığa vereceklermiş. Birkaç güne kadar düğmeye basılacak, ‘paralel yapı yüzlerce kişi dinlemiş, bu işi de TİB’de yapmış’ diye yaygara koparılacak.” E-mail gönderen şahıs, artık haksızlıklara yol açacak bir uygulamanın içerisinde olmak istemediğini de belirtti ve ekledi: “Başbakan’ımızı çok seven biriyim. 17 Aralık ile beraber başlayan süreçte Başbakan’ımıza büyük bir haksızlık ve ülkemize de büyük bir komplo yapıldığına inanıyorum. Ancak burada yaptığımız ş
Zaman
Güncel
24.04.2014
İddiaağıryalanlamayokİddia ağır yalanlama yok
İddia ağır, yalanlama yok
Zaman
24.04.2014
02:07
TİB çalışanı olduğunu belirten bir kişinin çok sayıda gazeteciye gönderdiği ihbar mektubu kamuoyunu dehşete düşürdü. Mektuba göre, TİB’in dinleme listesine eklenen 2 bin kritik isim ‘dinlendi sonra da kayıtları silindi’ gibi gösterilecek; olay ‘paralel yapı dinledi’ şeklinde medyaya servis edilecekti. İddialarla ilgili hiçbir yalanlama gelmedi.Yasal dinlemeleri denetlemekle görevli Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nda (TİB) ‘paralel yapı’ ithamıyla ‘Hizmet Hareketi’ni zan altında bırakmaya yönelik çalışma yürütüldüğü ileri sürüldü. TİB çalışanı olduğu kaydını düşen bir şahıs tarafından haber siteleri ve gazetecilere e-mail yoluyla gönderilen ihbar mektubunda okuyanı dehşete düşüren ifadeler yer aldı. Önceki gün RotaHaber’de, ardından pek çok internet sitesinde bu mektuba dayandırılan haberler yayınlandı. Medyada yer alan bu iddiaların yalanlanmaması, toplumun bir kesimini terör örgütü kapsamına sokmak amacıyla sahte delil üretildiği şüphelerini körükledi. Mektuptaki iddiaya göre, ‘paralel yapı tarafından dinlenmiş’ gibi göstermek için, TİB Başkanı Cemalettin Çelik’in talimatı ve baskısıyla 2 bin civarında tanınmış kritik şahsiyetin ‘IMEI’ numaraları, eskiden dinlenen numaralarmış gibi sisteme girildi, kayıtlar sonradan bulunabilecek şekilde silindi. Bu kayıtlar ‘telekulak skandalı’ olarak bir kısım medyaya servis edilerek kamuoyuna duyurulacaktı. Mektupta, TİB Başkanı’nın odasında topladığı personeli ikna için “Şu an bir savaştayız. Normal zamanda olmayan bazı şeylere savaş durumunda müsaade edilmiştir.” dediği de öne sürüldü. Kamuoyuna yansıyan bu ciddi iddialar, ilgili kurumlar tarafından yalanlanmadı.Kendisini Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) çalışanı olarak tanıtan bir kişi tarafından basın kuruluşlarına e-mail yoluyla gönderilen ihbar mektubu dehşete düşürdü. Hizmet Hareketi’ne karşı delil bulunamayınca TİB’de suç üretildiğine dikkat çeken ihbarda, TİB Başkanlığı’na Cemalettin Çelik’in atanmasının ardından kurumda geniş kapsamlı tasfiyeye gidildiği, yeni gelenlerden kurulan bir özel ekibe her türlü yetkinin verildiği aktarıldı. Ardından şöyle denildi: “Fakat MİT’ten geldikleri söylenen kişiler de bu süreçte kuruma gelip gitmeye başladılar. Özellikle dinlemenin yapıldığı Bilgi Sistemleri Dairesi’ndeki odalara gece gündüz kartsız girip çıkıyorlardı. MİT’ten gelen mühendislere sistemde çok geniş erişim yetkileri tanındı. Bizim bütün amacımız, paralel yapının Başbakan’ımız ve AK Parti hakkında TİB’de yapıldığına inandığımız hukuksuz dinlemeleri ortaya çıkarmaktı. Ne kadar yoğun çalışırsak çalışalım baktığımız bölümlerde dinlemelerle ilgili bir şey bulamadık. Hatta görevden alınan daire başkanlarının kullandıkları bilgisayarlar MİT’e gönderildi. Bu bilgisayarlarda bir şey bulunabilir mi diye bakmışlar.” Bütün bunlara rağmen kurumda illegal dinlemelerle ilgili hiçbir şey bulunmadığı vurgulanan e-mailde, bundan dolayı TİB Başkanı tarafından personelin ciddi baskılara maruz kaldığı ileri sürüldü. Başkanın bazı çalışanları odasında topladığını belirten ihbar sahibi, internet sitelerinde yayınlanan haberlere göre iddialarını şöyle sürdürdü: “Bize kaç akşamdır kızan başkanımız çok değişmişti. Önce bize güzel iltifatlar etti. Ve sonra dedi ki: ‘Arkadaşlar biliyorum çalışıyorsunuz ama neticeye ulaşamadık. Ama şundan emin olun ben adım gibi biliyorum ki bu paralelciler, burada Başbakan’ımız aleyhine her türlü pisliği yaptılar. Şu an bir savaştayız. Normal zamanda olmayan bazı şeyler savaş durumunda müsaade edilmiştir. Bunlar yaptıkları pislikleri büyük ihtimalle sildiler. Peki biz ne yapacağız? Size vereceğim listeyi, eski dinlenen numaralar gibi sisteme gireceksiniz. Hatta bunları direkt koymayalım. Sanki silinmiş gibi olsun biz de bulmuş olalım.” İhbarda şu iddialar da yer aldı: “Bu operasyonu patlatınca milletin her kesimi paralelcilere lanet okuyacak dediler. İşte o zaman anladım ki, büyük bir oyunun içerisindeyiz. Bir arkadaş, ‘Birkaç güne kadar bomba patlayacak.’ dedi. Hatta kurumda bulunan Başbakanlık müfettişleri ve işin medya ayağı ayarlanmış. Müfettişler bizim hazırladığımız dinleme kayıtlarını sanki kendileri bulmuş gibi savcılığa vereceklermiş. Birkaç güne kadar düğmeye basılacak, ‘paralel yapı yüzlerce kişi dinlemiş, bu işi de TİB’de yapmış’ diye yaygara koparılacak.” E-mail gönderen şahıs, artık haksızlıklara yol açacak bir uygulamanın içerisinde olmak istemediğini de belirtti ve ekledi: “Başbakan’ımızı çok seven biriyim. 17 Aralık ile beraber başlayan süreçte Başbakan’ımıza büyük bir haksızlık ve ülkemize de büyük bir komplo yapıldığına inanıyorum. Ancak burada yaptığımız ş
Zaman
Ana Sayfa
24.04.2014
İddiaağıryalanlamayokİddia ağır yalanlama yok
İddia ağır, yalanlama yok
Zaman
24.04.2014
02:03
TİB çalışanı olduğunu belirten bir kişinin çok sayıda gazeteciye gönderdiği ihbar mektubu kamuoyunu dehşete düşürdü. Mektuba göre, TİB’in dinleme listesine eklenen 2 bin kritik isim ‘dinlendi sonra da kayıtları silindi’ gibi gösterilecek; olay ‘paralel yapı dinledi’ şeklinde medyaya servis edilecekti. İddialarla ilgili hiçbir yalanlama gelmedi.Yasal dinlemeleri denetlemekle görevli Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nda (TİB) ‘paralel yapı’ ithamıyla ‘Hizmet Hareketi’ni zan altında bırakmaya yönelik çalışma yürütüldüğü ileri sürüldü. TİB çalışanı olduğu kaydını düşen bir şahıs tarafından haber siteleri ve gazetecilere e-mail yoluyla gönderilen ihbar mektubunda okuyanı dehşete düşüren ifadeler yer aldı. Önceki gün RotaHaber’de, ardından pek çok internet sitesinde bu mektuba dayandırılan haberler yayınlandı. Medyada yer alan bu iddiaların yalanlanmaması, toplumun bir kesimini terör örgütü kapsamına sokmak amacıyla sahte delil üretildiği şüphelerini körükledi. Mektuptaki iddiaya göre, ‘paralel yapı tarafından dinlenmiş’ gibi göstermek için, TİB Başkanı Cemalettin Çelik’in talimatı ve baskısıyla 2 bin civarında tanınmış kritik şahsiyetin ‘IMEI’ numaraları, eskiden dinlenen numaralarmış gibi sisteme girildi, kayıtlar sonradan bulunabilecek şekilde silindi. Bu kayıtlar ‘telekulak skandalı’ olarak bir kısım medyaya servis edilerek kamuoyuna duyurulacaktı. Mektupta, TİB Başkanı’nın odasında topladığı personeli ikna için “Şu an bir savaştayız. Normal zamanda olmayan bazı şeylere savaş durumunda müsaade edilmiştir.” dediği de öne sürüldü. Kamuoyuna yansıyan bu ciddi iddialar, ilgili kurumlar tarafından yalanlanmadı.Kendisini Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) çalışanı olarak tanıtan bir kişi tarafından basın kuruluşlarına e-mail yoluyla gönderilen ihbar mektubu dehşete düşürdü. Hizmet Hareketi’ne karşı delil bulunamayınca TİB’de suç üretildiğine dikkat çeken ihbarda, TİB Başkanlığı’na Cemalettin Çelik’in atanmasının ardından kurumda geniş kapsamlı tasfiyeye gidildiği, yeni gelenlerden kurulan bir özel ekibe her türlü yetkinin verildiği aktarıldı. Ardından şöyle denildi: “Fakat MİT’ten geldikleri söylenen kişiler de bu süreçte kuruma gelip gitmeye başladılar. Özellikle dinlemenin yapıldığı Bilgi Sistemleri Dairesi’ndeki odalara gece gündüz kartsız girip çıkıyorlardı. MİT’ten gelen mühendislere sistemde çok geniş erişim yetkileri tanındı. Bizim bütün amacımız, paralel yapının Başbakan’ımız ve AK Parti hakkında TİB’de yapıldığına inandığımız hukuksuz dinlemeleri ortaya çıkarmaktı. Ne kadar yoğun çalışırsak çalışalım baktığımız bölümlerde dinlemelerle ilgili bir şey bulamadık. Hatta görevden alınan daire başkanlarının kullandıkları bilgisayarlar MİT’e gönderildi. Bu bilgisayarlarda bir şey bulunabilir mi diye bakmışlar.” Bütün bunlara rağmen kurumda illegal dinlemelerle ilgili hiçbir şey bulunmadığı vurgulanan e-mailde, bundan dolayı TİB Başkanı tarafından personelin ciddi baskılara maruz kaldığı ileri sürüldü. Başkanın bazı çalışanları odasında topladığını belirten ihbar sahibi, internet sitelerinde yayınlanan haberlere göre iddialarını şöyle sürdürdü: “Bize kaç akşamdır kızan başkanımız çok değişmişti. Önce bize güzel iltifatlar etti. Ve sonra dedi ki: ‘Arkadaşlar biliyorum çalışıyorsunuz ama neticeye ulaşamadık. Ama şundan emin olun ben adım gibi biliyorum ki bu paralelciler, burada Başbakan’ımız aleyhine her türlü pisliği yaptılar. Şu an bir savaştayız. Normal zamanda olmayan bazı şeyler savaş durumunda müsaade edilmiştir. Bunlar yaptıkları pislikleri büyük ihtimalle sildiler. Peki biz ne yapacağız? Size vereceğim listeyi, eski dinlenen numaralar gibi sisteme gireceksiniz. Hatta bunları direkt koymayalım. Sanki silinmiş gibi olsun biz de bulmuş olalım.” İhbarda şu iddialar da yer aldı: “Bu operasyonu patlatınca milletin her kesimi paralelcilere lanet okuyacak dediler. İşte o zaman anladım ki, büyük bir oyunun içerisindeyiz. Bir arkadaş, ‘Birkaç güne kadar bomba patlayacak.’ dedi. Hatta kurumda bulunan Başbakanlık müfettişleri ve işin medya ayağı ayarlanmış. Müfettişler bizim hazırladığımız dinleme kayıtlarını sanki kendileri bulmuş gibi savcılığa vereceklermiş. Birkaç güne kadar düğmeye basılacak, ‘paralel yapı yüzlerce kişi dinlemiş, bu işi de TİB’de yapmış’ diye yaygara koparılacak.” E-mail gönderen şahıs, artık haksızlıklara yol açacak bir uygulamanın içerisinde olmak istemediğini de belirtti ve ekledi: “Başbakan’ımızı çok seven biriyim. 17 Aralık ile beraber başlayan süreçte Başbakan’ımıza büyük bir haksızlık ve ülkemize de büyük bir komplo yapıldığına inanıyorum. Ancak burada yaptığımız ş
Zaman
En Çok Okunan
24.04.2014
İddiaağıryalanlamayokİddia ağır yalanlama yok
38 kişinin katledildiği Şırnak’ta dosyanın kapanmasına 1 ay kaldı
Zaman
28.02.2014
02:18
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, Şırnak’ta iki köyün bombalanması sonucu 38 kişinin öldüğü olayla ilgili dosyayı, görevsizlik kararı vererek, askerî savcılığa gönderdi. 20 yıl önce meydana gelen ve bugüne dek muhatabını bulamayan olayda 26 Mart’a kadar dava açılmazsa dosya, zamanaşımından düşmüş olacak.Şırnak’ın Koçağıllı ve Kuşkonar köylerinin 26 Mart 1994 tarihinde savaş uçakları tarafından bombalanması sonucu 38 kişinin öldüğü olayla ilgili Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı ‘görevsizlik’ kararı vererek dosyayı askeri savcılığa gönderdi. Kararın faili meçhul soruşturmaları yürüten savcılardan ‘dosyanın alınmasından’ hemen sonra verilmesi dikkat çekti. Askeri savcılık, 26 Mart’a kadar dava açmazsa soruşturma zamanaşımından düşmüş olacak. Mağdurların avukatı Tahir Elçi, “Biz, askeri savcılığa dava açma fırsatı sunma bakımından dosyaya itiraz etmeyeceğiz.” dedi. AİHM, olayda Türkiye’yi 2 milyon 305 bin Euro tazminata mahkum etmişti.Şırnak’ta 20 yıl önce 38 kişinin öldüğü bombardımanla ilgili soruşturmayı yürüten Savcı Osman Coşkun, geçen yıl önemli belgelere ulaştı. Coşkun, olayın yaşandığı gün uçak ya da helikopterlerin iki köy üzerinde uçup uçmadığını sormuş, Hava Kuvvetleri, söz konusu saatte bölgede herhangi bir uçağın uçmadığını bildirmişti. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü de Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı bomba yüklü savaş uçaklarının köyler üzerinde uçuş yaptığını aktarmıştı. Bunun üzerine harekete geçen Savcı Coşkun’un aralarında Hasan Kundakçı’nın da bulunduğu sanıklar hakkında dava açması beklenirken dosya başka savcıya verildi. Değişikliğin hemen ardından da, soruşturmada ‘şüpheli kurum’ olarak yer alan Hava Kuvvetleri Komutanlığı 2. Hava Kuvvet Komutanlığı Askeri Savcılığı’na gönderildi. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen ‘görevsizlik’ kararında olayın terör örgütü PKK tarafından yapıldığı gerekçesiyle soruşturma başlatıldığı ancak PKK’nın yaptığına dair bilgi ve belge bulunamadığı vurgulandı. Kararda, olayın Malatya’dan kalkan 2 savaş uçağının PKK’ya yönelik operasyon düzenlediği sırada meydana geldiği kaydedildi. Şüpheli kişilerin asker kişi olması ve eylemlerinin askeri bir hizmet kapsamında işlenmiş olması nedeniyle dosyanın askeri savcılığa gönderilmesine karar verildiği belirtildi.
Zaman
Ana Sayfa
28.02.2014
38kişininkatledildiğiŞırnak’tadosyanınkapanmasına1aykaldı38 kişinin katledildiği Şırnak’ta dosyanın kapanmasına 1 ay kaldı
38 kişinin katledildiği Şırnak’ta dosyanın kapanmasına 1 ay kaldı
Zaman
28.02.2014
02:09
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, Şırnak’ta iki köyün bombalanması sonucu 38 kişinin öldüğü olayla ilgili dosyayı, görevsizlik kararı vererek, askerî savcılığa gönderdi. 20 yıl önce meydana gelen ve bugüne dek muhatabını bulamayan olayda 26 Mart’a kadar dava açılmazsa dosya, zamanaşımından düşmüş olacak.Şırnak’ın Koçağıllı ve Kuşkonar köylerinin 26 Mart 1994 tarihinde savaş uçakları tarafından bombalanması sonucu 38 kişinin öldüğü olayla ilgili Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı ‘görevsizlik’ kararı vererek dosyayı askeri savcılığa gönderdi. Kararın faili meçhul soruşturmaları yürüten savcılardan ‘dosyanın alınmasından’ hemen sonra verilmesi dikkat çekti. Askeri savcılık, 26 Mart’a kadar dava açmazsa soruşturma zamanaşımından düşmüş olacak. Mağdurların avukatı Tahir Elçi, “Biz, askeri savcılığa dava açma fırsatı sunma bakımından dosyaya itiraz etmeyeceğiz.” dedi. AİHM, olayda Türkiye’yi 2 milyon 305 bin Euro tazminata mahkum etmişti.Şırnak’ta 20 yıl önce 38 kişinin öldüğü bombardımanla ilgili soruşturmayı yürüten Savcı Osman Coşkun, geçen yıl önemli belgelere ulaştı. Coşkun, olayın yaşandığı gün uçak ya da helikopterlerin iki köy üzerinde uçup uçmadığını sormuş, Hava Kuvvetleri, söz konusu saatte bölgede herhangi bir uçağın uçmadığını bildirmişti. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü de Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı bomba yüklü savaş uçaklarının köyler üzerinde uçuş yaptığını aktarmıştı. Bunun üzerine harekete geçen Savcı Coşkun’un aralarında Hasan Kundakçı’nın da bulunduğu sanıklar hakkında dava açması beklenirken dosya başka savcıya verildi. Değişikliğin hemen ardından da, soruşturmada ‘şüpheli kurum’ olarak yer alan Hava Kuvvetleri Komutanlığı 2. Hava Kuvvet Komutanlığı Askeri Savcılığı’na gönderildi. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen ‘görevsizlik’ kararında olayın terör örgütü PKK tarafından yapıldığı gerekçesiyle soruşturma başlatıldığı ancak PKK’nın yaptığına dair bilgi ve belge bulunamadığı vurgulandı. Kararda, olayın Malatya’dan kalkan 2 savaş uçağının PKK’ya yönelik operasyon düzenlediği sırada meydana geldiği kaydedildi. Şüpheli kişilerin asker kişi olması ve eylemlerinin askeri bir hizmet kapsamında işlenmiş olması nedeniyle dosyanın askeri savcılığa gönderilmesine karar verildiği belirtildi.
Zaman
Güncel
28.02.2014
38kişininkatledildiğiŞırnak’tadosyanınkapanmasına1aykaldı38 kişinin katledildiği Şırnak’ta dosyanın kapanmasına 1 ay kaldı
Vali Mutlu: Yolcuları sorunsuz bir şekilde tahliye ettik
Zaman
07.02.2014
23:36
İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, Pegasus Havayollarına ait uçağı kaçırmaya çalışan korsanın etkisiz hale getirildiğini, yolcuların da sorunsuz bir şekilde tahliye edildiğini söyledi. Kaptanın Soçi yerine uçağı İstanbula indirmeyi sağladığını belirten Mutlu, Soçide barışa hizmet eden olimpiyatların sabote edilmesine yönelik bir takım istihbari bilgiler farklı kanallardan zaten geliyordu. Bunun şehrimizde yaşanmış olması bizi üzmüştür. dedi.Hüseyin Avni Mutlu, Sabiha Gökçen Havaalanına giderek, uçağı kaçırmaya çalışan korsanın etkisiz hale getirilmesi için yapılan çalışmaları yerinden takip etti. Ukrayna uyruklu korsanın etkisiz hale getirilmesinden sonra basın mensuplarının sorularını cevaplayan Mutlu, çalışmaları şöyle anlattı: O andan itibaren havaalanımıza gelişleriyle ilgili bütün hazırlıkları ilgili birimlerimiz, başta Emniyet Müdürlüğümüz olmak üzere, süratli bir kriz merkezi oluşturmak suretiyle olayı takip etmeye başladık. Yoğun istihbari bilgi akışını bütün kanalları kullanmak suretiyle, uçakta hava korsanın yalnız olup olmadığı, ifade ettiği gibi bir bombayı uçağın bagajınaı yerleştirip yerleştirmediği, ne tür bagajlarının olduğu, bu bagajlarının içinde ne tür malzemelerinin olduğuna varıncaya kadar çok detaylı, çok istihbari yönden bir çalışma yürüttük. Şahısla ilgili bütün bilgileri de istihbari birimlerimizin çalışmasıyla koordine ettik. Ne yapacağımızı kararlaştırdık ve bu süreçten sonra da hava korsanıyla bir müzakere sürecini başlatarak zaman içerisinde yapacağımız çalışmaları daha da netleştirip hazırlıklarımızı sürdürdük. Bu esnada havaalanı trafiğini bir müddet geçici olarak da olsa kapattık. Müzakereler sonucunda oluşturulan güvenle yolcuların önce kadın, çocuk ve yaşlıların hedeflediğimizi söyledik ve buna kendisinin de yanaştığını gördük. Bu niyetle başlatmış olduğumuz boşaltma ameliyesi esnasında diğer yolcuların da aşağıya indirilmesini sağlayarak, içerde korsanın mürettebatla baş başa kalmasını temin ettik. Bu arada gene emniyetimizin özel hareket birimleri uçağın uygun yerlerinden kendilerine uygun bir şekilde uçağa sızarak yolcunun boşaltılması esnasında, gerekli tertibatlarını aldılar. Yolcuların boşaltılması bittikten sonra uçakta kalan korsana karşı süratli ve etkili bir müdahaleyle etkisiz hale getirdiler. Şu anda gerekli işlemleri yapılmak üzere emniyetimiz gözetimindedir. Bütün mürettebat ve yolcularımız hiçbir sağlık problemi yaşamaksızın, kurtarılmışlardır. Mutlu, Soçideki olimpiyatları sabote etmeye yönelik eylemlerin olacağına dair bilgilerin olduğunu belirterek, Soçide barışa hizmet eden olimpiyatların sabote edilmesini yönelik bir takım istihbari bilgiler farklı kanallardan zaten geliyordu. Bunun şehrimizde yaşanmış olması bizi üzmüştür. şeklinde konuştu. Korsanın üzerinde bomba olmadığını açıklayan Mutlu, Akli melekeleri nedir, problemleri var mıdır, ruh sağlığı yerinde midir, fevri midir, psikolojisi nedir, alkol almış mıdır bütün bu değerlendirmeleri yaptık. Alkol noktasında herhangi bir bilgi bize ulaşmadı. Bizden istekleri oldu, müzakereler sırasında paylaştı. Kendi ülkesinden İstanbuldaki yetkililerle görüşme arzuları oldu. Bütün bunları müzakere süresi içinde konuştuk. Soçiye gitmek istiyordu. Oradaki sportif faaliyetlerle ilgili mesaj vermek niyetinde olduğu anlaşılıyordu. Şu an gözaltında adli makamlarımız gerekli işlemleri yapacaktır. 40-45 yaşlarında bir kişi. Örgütsel bağlantısı ile ilgili bir bulgumuz yok ama tabi ki bunlar incelenecek. ifadelerini kullandı. Elinde bir el çantası varda, çantada bir takım elektronik şeyleri vardı. Sinyalle bir şeyler patlatacağını söyledi. diyen Mutlu, şunları söyledi: Müzakerecilerimiz vardı. Kendi dilinden konuşan etkili bir müzakerecimiz vardı. Çerkez yurttaşlarımıza yönelik herhangi bir açıklaması olmadı. Şu an yolcuları misafir ediyoruz, adli makamlar bundan sonraki süreci takip edecek. Zor kullanmak sorundaydık, ikna olması konusunda gerekli olanlar paylaşıldı. Tabi ki ikna olmayınca silah kullanmadan etkisiz hale getirdik. Nispi bir yarası var ama ağır bir şey değil. Bir boğuşma sonucunda arkadaşlar etkili müdahaleyi yaptı. (CİHAN)
Zaman
Son Dakika
07.02.2014
ValiMutluYolcularısorunsuzbirşekildetahliyeettikVali Mutlu Yolcuları sorunsuz bir şekilde tahliye ettik
Van merkezli El Kaide operasyonu
Zaman
15.01.2014
02:27
Van Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla 6 ilde terör örgütü El Kaide’ye yönelik operasyon düzenlendi. Van’da 18, İstanbul’da 3, Kayseri’de 1 şüpheli gözaltına alındı. Yakalananlar arasında örgütün Ortadoğu’daki ikinci ismi olarak bilinen İ.Ş.’nin de bulunduğu, 3 zanlının ise kaçarak Suriye’ye geçtiği öğrenildi.Van Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla 6 ilde terör örgütü El Kaide’ye yönelik operasyon düzenlendi. Van, İstanbul, Kilis, Adana, Gaziantep ve Kayseri’de yapılan baskınlarda 22 kişi gözaltına alındı. El Kaide’nin Ortadoğu’daki 2’ci ismi olarak bilinen İ.Ş. ile örgütün Türkiye yapılanması sorumlularından H.B.’nin yakalandığı öğrenildi. Kilis’te onlarca adreste arama yapılırken, 3 şüphelinin Suriye’ye kaçtığı iddia edildi. Örgüt mensuplarının özellikle Van’da aktif faaliyet yürüttükleri, burada yönetici pozisyonundaki kişilerin farklı şehirlerdeki hücreleri yönlendirdiği ileri sürüldü. İnsanî Yardım Vakfı (İHH) Lojistik Destek Bürosu’nda da arama yapılırken vakıf, aramanın hukuksuz olduğunu savundu. Arama sonrasında İl Terörle Mücadele Şube Müdürü Devlet Çıngı görevden alındı. Akşam vakitlerinde Van TEM Şube Müdürü Serdar Bayraktutan’ın da görevine son verildi.Alınan bilgilere göre, Terörle Mücadele Daire Başkanlığı’na bir yıl önce El Kaide’nin Türkiye’deki yapılanmaları ile ilgili önemli bilgiler geldi. Örgüt mensuplarının özellikle Van’da aktif bir faaliyet yürüttükleri, burada yönetici pozisyonundaki kişilerin farklı şehirlerdeki hücreleri yönlendirdiği iddia edildi. Bunun üzerine Van Emniyet Müdürlüğü ile irtibata geçildi. Van Cumhuriyet Başsavcılığı’nın onayının ardından El Kaide’nin başta Van olmak üzere farklı şehirlerdeki yapılanmaları mercek altına alındı.Yapılan çalışmalarda El Kaide militanlarının özellikle Suriye’de savaşan gruplara dikkat çekmemek için 15’er kişilik gruplar halinde eleman gönderdiği belirlendi. Suriye’de savaşmak için Afganistan ve Pakistan gibi ülkelerden gelen militanların da Türkiye’deki yapılanma aracılığıyla sınır dışına çıkarıldığı tespit edildi. Gerekli bilgi ve belgelerin elde edilmesinin ardından cumhuriyet savcılığının talimatıyla polis harekete geçti. El Kaide’ye yönelik dün sabah 6 ilde eşzamanlı operasyon düzenlendi. Van merkezli operasyonda İstanbul, Kilis, Adana, Gaziantep ve Kayseri’de onlarca adreste arama yapıldı. Operasyonlarda çatışma riski olduğu için olağanüstü güvenlik önlemleri alındı. Yüzlerce polis ve jandarma görev alırken, Sikorsky tipi helikopterler de uçuşa hazır şekilde bekletildi.Operasyon kapsamında Van’da 18 kişi gözaltına alındı, 3 şüpheli kaçtı. AK Parti Van belediye başkanı adayı Osman Nuri Gülaçar’ın da evi arandı. Yakalananlar arasında örgütün Ortadoğu’da ikinci ismi olduğu iddia edilen İ.Ş. ile 4 yıl önce yapılan El Kaide operasyonunda gözaltına alınıp 2 ay tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakılan zanlıların da olduğu belirtildi. İ.Ş., eski El Kaide lideri Habip Akdaş’ın Irak’ta öldürülmesi sonrası, Türkiye hücrelerini toparladığı gündeme gelmişti. Faaliyetlerinden dolayı Amerika makamlarınca tutuklanan İ.Ş.’nin, Guantanamo Hapishanesi’nde yattıktan sonra İncirlik Üssü’nde Türk yetkililere teslim edildiği ileri sürülüyor. İ.Ş.’nin, 2008 yılında El Kaide faaliyetlerinden tutuklanıp 6 yıl 3 ay ceza aldığı, dosyasının Yargıtay’da olduğu iddia ediliyor. Ancak cezaevinde yatmayan şüphelinin, Suriye sınıra yakın El Kaide kamplarından sorumlu olduğu ve iç savaşı fırsat bilerek savaşçı yetiştirdiği belirtiliyor.İstanbul’da ise Bağcılar, Fatih ve Küçükçekmece’de operasyon düzenlendi. Burada 3 kişi gözaltına alındı. Kayseri’de gözaltına alınan İHH Kayseri Şubesi Mülteciler Birimi Sorumlusu R.Ç. de Van’a götürüldü. Soruşturma kapsamında İHH Kilis Lojistik Destek Bürosu’nda arama yapıldı. 4 saat süren arama sonunda bürodaki bilgisayarlar ile bazı dosyalara incelemek üzere el koyuldu.Operasyonda, örgüte ait iki hücrenin de çökertildiği öğrenildi. El Kaide militanları, deşifre olma riskine karşılık hücresel olarak yapılanıyor. Dolayısıyla bir hücre diğer hücreyi tanımıyor. Çökertilen hücrelerin, örgütün en kanlı kamplarına militan gönderdiği öne sürüldü. Suriye’yle savaşmak üzere Türkiye’den El Kaide saflarına katılanların sayısının binin üzerinde olduğu iddia edildi. Geçtiğimiz ay, Konya’da bomba yapımında kullanılan 250 kilogram amonyum nitrat ve amonyum sülfatla yakalanan 3 El Kaide üyesi tutuklanmıştı.İŞTE OPERASYONUN GEREKÇESİ:Gözaltına alınanlarla ilgili suçlamalar şöyle: “Suriye’ye 15’erli gruplar halinde savaşçı göndermek. Afganistan, Pakistan gibi ülkelerden gelen El K
Zaman
En Çok Okunan
15.01.2014
Van/">VanmerkezliElKaideoperasyonuVan-merkezli-El-Kaide-operasyonu/">Van merkezli El Kaide operasyonu
Van merkezli El Kaide operasyonu
Zaman
15.01.2014
02:06
Van Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla 6 ilde terör örgütü El Kaide’ye yönelik operasyon düzenlendi. Van’da 18, İstanbul’da 3, Kayseri’de 1 şüpheli gözaltına alındı. Yakalananlar arasında örgütün Ortadoğu’daki ikinci ismi olarak bilinen İ.Ş.’nin de bulunduğu, 3 zanlının ise kaçarak Suriye’ye geçtiği öğrenildi.Van Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla 6 ilde terör örgütü El Kaide’ye yönelik operasyon düzenlendi. Van, İstanbul, Kilis, Adana, Gaziantep ve Kayseri’de yapılan baskınlarda 22 kişi gözaltına alındı. El Kaide’nin Ortadoğu’daki 2’ci ismi olarak bilinen İ.Ş. ile örgütün Türkiye yapılanması sorumlularından H.B.’nin yakalandığı öğrenildi. Kilis’te onlarca adreste arama yapılırken, 3 şüphelinin Suriye’ye kaçtığı iddia edildi. Örgüt mensuplarının özellikle Van’da aktif faaliyet yürüttükleri, burada yönetici pozisyonundaki kişilerin farklı şehirlerdeki hücreleri yönlendirdiği ileri sürüldü. İnsanî Yardım Vakfı (İHH) Lojistik Destek Bürosu’nda da arama yapılırken vakıf, aramanın hukuksuz olduğunu savundu. Arama sonrasında İl Terörle Mücadele Şube Müdürü Devlet Çıngı görevden alındı. Akşam vakitlerinde Van TEM Şube Müdürü Serdar Bayraktutan’ın da görevine son verildi.Alınan bilgilere göre, Terörle Mücadele Daire Başkanlığı’na bir yıl önce El Kaide’nin Türkiye’deki yapılanmaları ile ilgili önemli bilgiler geldi. Örgüt mensuplarının özellikle Van’da aktif bir faaliyet yürüttükleri, burada yönetici pozisyonundaki kişilerin farklı şehirlerdeki hücreleri yönlendirdiği iddia edildi. Bunun üzerine Van Emniyet Müdürlüğü ile irtibata geçildi. Van Cumhuriyet Başsavcılığı’nın onayının ardından El Kaide’nin başta Van olmak üzere farklı şehirlerdeki yapılanmaları mercek altına alındı.Yapılan çalışmalarda El Kaide militanlarının özellikle Suriye’de savaşan gruplara dikkat çekmemek için 15’er kişilik gruplar halinde eleman gönderdiği belirlendi. Suriye’de savaşmak için Afganistan ve Pakistan gibi ülkelerden gelen militanların da Türkiye’deki yapılanma aracılığıyla sınır dışına çıkarıldığı tespit edildi. Gerekli bilgi ve belgelerin elde edilmesinin ardından cumhuriyet savcılığının talimatıyla polis harekete geçti. El Kaide’ye yönelik dün sabah 6 ilde eşzamanlı operasyon düzenlendi. Van merkezli operasyonda İstanbul, Kilis, Adana, Gaziantep ve Kayseri’de onlarca adreste arama yapıldı. Operasyonlarda çatışma riski olduğu için olağanüstü güvenlik önlemleri alındı. Yüzlerce polis ve jandarma görev alırken, Sikorsky tipi helikopterler de uçuşa hazır şekilde bekletildi.Operasyon kapsamında Van’da 18 kişi gözaltına alındı, 3 şüpheli kaçtı. AK Parti Van belediye başkanı adayı Osman Nuri Gülaçar’ın da evi arandı. Yakalananlar arasında örgütün Ortadoğu’da ikinci ismi olduğu iddia edilen İ.Ş. ile 4 yıl önce yapılan El Kaide operasyonunda gözaltına alınıp 2 ay tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakılan zanlıların da olduğu belirtildi. İ.Ş., eski El Kaide lideri Habip Akdaş’ın Irak’ta öldürülmesi sonrası, Türkiye hücrelerini toparladığı gündeme gelmişti. Faaliyetlerinden dolayı Amerika makamlarınca tutuklanan İ.Ş.’nin, Guantanamo Hapishanesi’nde yattıktan sonra İncirlik Üssü’nde Türk yetkililere teslim edildiği ileri sürülüyor. İ.Ş.’nin, 2008 yılında El Kaide faaliyetlerinden tutuklanıp 6 yıl 3 ay ceza aldığı, dosyasının Yargıtay’da olduğu iddia ediliyor. Ancak cezaevinde yatmayan şüphelinin, Suriye sınıra yakın El Kaide kamplarından sorumlu olduğu ve iç savaşı fırsat bilerek savaşçı yetiştirdiği belirtiliyor.İstanbul’da ise Bağcılar, Fatih ve Küçükçekmece’de operasyon düzenlendi. Burada 3 kişi gözaltına alındı. Kayseri’de gözaltına alınan İHH Kayseri Şubesi Mülteciler Birimi Sorumlusu R.Ç. de Van’a götürüldü. Soruşturma kapsamında İHH Kilis Lojistik Destek Bürosu’nda arama yapıldı. 4 saat süren arama sonunda bürodaki bilgisayarlar ile bazı dosyalara incelemek üzere el koyuldu.Operasyonda, örgüte ait iki hücrenin de çökertildiği öğrenildi. El Kaide militanları, deşifre olma riskine karşılık hücresel olarak yapılanıyor. Dolayısıyla bir hücre diğer hücreyi tanımıyor. Çökertilen hücrelerin, örgütün en kanlı kamplarına militan gönderdiği öne sürüldü. Suriye’yle savaşmak üzere Türkiye’den El Kaide saflarına katılanların sayısının binin üzerinde olduğu iddia edildi. Geçtiğimiz ay, Konya’da bomba yapımında kullanılan 250 kilogram amonyum nitrat ve amonyum sülfatla yakalanan 3 El Kaide üyesi tutuklanmıştı.İŞTE OPERASYONUN GEREKÇESİ:Gözaltına alınanlarla ilgili suçlamalar şöyle: “Suriye’ye 15’erli gruplar halinde savaşçı göndermek. Afganistan, Pakistan gibi ülkelerden gelen El K
Zaman
Güncel
15.01.2014
Van/">VanmerkezliElKaideoperasyonuVan-merkezli-El-Kaide-operasyonu/">Van merkezli El Kaide operasyonu
Van merkezli El Kaide operasyonu
Zaman
15.01.2014
02:06
Van Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla 6 ilde terör örgütü El Kaide’ye yönelik operasyon düzenlendi. Van’da 18, İstanbul’da 3, Kayseri’de 1 şüpheli gözaltına alındı. Yakalananlar arasında örgütün Ortadoğu’daki ikinci ismi olarak bilinen İ.Ş.’nin de bulunduğu, 3 zanlının ise kaçarak Suriye’ye geçtiği öğrenildi.Van Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla 6 ilde terör örgütü El Kaide’ye yönelik operasyon düzenlendi. Van, İstanbul, Kilis, Adana, Gaziantep ve Kayseri’de yapılan baskınlarda 22 kişi gözaltına alındı. El Kaide’nin Ortadoğu’daki 2’ci ismi olarak bilinen İ.Ş. ile örgütün Türkiye yapılanması sorumlularından H.B.’nin yakalandığı öğrenildi. Kilis’te onlarca adreste arama yapılırken, 3 şüphelinin Suriye’ye kaçtığı iddia edildi. Örgüt mensuplarının özellikle Van’da aktif faaliyet yürüttükleri, burada yönetici pozisyonundaki kişilerin farklı şehirlerdeki hücreleri yönlendirdiği ileri sürüldü. İnsanî Yardım Vakfı (İHH) Lojistik Destek Bürosu’nda da arama yapılırken vakıf, aramanın hukuksuz olduğunu savundu. Arama sonrasında İl Terörle Mücadele Şube Müdürü Devlet Çıngı görevden alındı. Akşam vakitlerinde Van TEM Şube Müdürü Serdar Bayraktutan’ın da görevine son verildi.Alınan bilgilere göre, Terörle Mücadele Daire Başkanlığı’na bir yıl önce El Kaide’nin Türkiye’deki yapılanmaları ile ilgili önemli bilgiler geldi. Örgüt mensuplarının özellikle Van’da aktif bir faaliyet yürüttükleri, burada yönetici pozisyonundaki kişilerin farklı şehirlerdeki hücreleri yönlendirdiği iddia edildi. Bunun üzerine Van Emniyet Müdürlüğü ile irtibata geçildi. Van Cumhuriyet Başsavcılığı’nın onayının ardından El Kaide’nin başta Van olmak üzere farklı şehirlerdeki yapılanmaları mercek altına alındı.Yapılan çalışmalarda El Kaide militanlarının özellikle Suriye’de savaşan gruplara dikkat çekmemek için 15’er kişilik gruplar halinde eleman gönderdiği belirlendi. Suriye’de savaşmak için Afganistan ve Pakistan gibi ülkelerden gelen militanların da Türkiye’deki yapılanma aracılığıyla sınır dışına çıkarıldığı tespit edildi. Gerekli bilgi ve belgelerin elde edilmesinin ardından cumhuriyet savcılığının talimatıyla polis harekete geçti. El Kaide’ye yönelik dün sabah 6 ilde eşzamanlı operasyon düzenlendi. Van merkezli operasyonda İstanbul, Kilis, Adana, Gaziantep ve Kayseri’de onlarca adreste arama yapıldı. Operasyonlarda çatışma riski olduğu için olağanüstü güvenlik önlemleri alındı. Yüzlerce polis ve jandarma görev alırken, Sikorsky tipi helikopterler de uçuşa hazır şekilde bekletildi.Operasyon kapsamında Van’da 18 kişi gözaltına alındı, 3 şüpheli kaçtı. AK Parti Van belediye başkanı adayı Osman Nuri Gülaçar’ın da evi arandı. Yakalananlar arasında örgütün Ortadoğu’da ikinci ismi olduğu iddia edilen İ.Ş. ile 4 yıl önce yapılan El Kaide operasyonunda gözaltına alınıp 2 ay tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakılan zanlıların da olduğu belirtildi. İ.Ş., eski El Kaide lideri Habip Akdaş’ın Irak’ta öldürülmesi sonrası, Türkiye hücrelerini toparladığı gündeme gelmişti. Faaliyetlerinden dolayı Amerika makamlarınca tutuklanan İ.Ş.’nin, Guantanamo Hapishanesi’nde yattıktan sonra İncirlik Üssü’nde Türk yetkililere teslim edildiği ileri sürülüyor. İ.Ş.’nin, 2008 yılında El Kaide faaliyetlerinden tutuklanıp 6 yıl 3 ay ceza aldığı, dosyasının Yargıtay’da olduğu iddia ediliyor. Ancak cezaevinde yatmayan şüphelinin, Suriye sınıra yakın El Kaide kamplarından sorumlu olduğu ve iç savaşı fırsat bilerek savaşçı yetiştirdiği belirtiliyor.İstanbul’da ise Bağcılar, Fatih ve Küçükçekmece’de operasyon düzenlendi. Burada 3 kişi gözaltına alındı. Kayseri’de gözaltına alınan İHH Kayseri Şubesi Mülteciler Birimi Sorumlusu R.Ç. de Van’a götürüldü. Soruşturma kapsamında İHH Kilis Lojistik Destek Bürosu’nda arama yapıldı. 4 saat süren arama sonunda bürodaki bilgisayarlar ile bazı dosyalara incelemek üzere el koyuldu.Operasyonda, örgüte ait iki hücrenin de çökertildiği öğrenildi. El Kaide militanları, deşifre olma riskine karşılık hücresel olarak yapılanıyor. Dolayısıyla bir hücre diğer hücreyi tanımıyor. Çökertilen hücrelerin, örgütün en kanlı kamplarına militan gönderdiği öne sürüldü. Suriye’yle savaşmak üzere Türkiye’den El Kaide saflarına katılanların sayısının binin üzerinde olduğu iddia edildi. Geçtiğimiz ay, Konya’da bomba yapımında kullanılan 250 kilogram amonyum nitrat ve amonyum sülfatla yakalanan 3 El Kaide üyesi tutuklanmıştı.İŞTE OPERASYONUN GEREKÇESİ:Gözaltına alınanlarla ilgili suçlamalar şöyle: “Suriye’ye 15’erli gruplar halinde savaşçı göndermek. Afganistan, Pakistan gibi ülkelerden gelen El K
Zaman
Ana Sayfa
15.01.2014
Van/">VanmerkezliElKaideoperasyonuVan-merkezli-El-Kaide-operasyonu/">Van merkezli El Kaide operasyonu
Ayakkabı kutusunda 4,5 milyon dolar, evde 7 çelik kasa
Zaman
19.12.2013
02:01
Gündeme bomba gibi düşen rüşvet ve yolsuzluk operasyonunda şoke eden deliller ele geçirildi. Gözaltına alınan Halk Bankası Genel Müdürü S.A.’nın evinde ayakkabı kutularına ve kütüphane bölmelerine saklanmış 4,5 milyon dolar bulundu. İçişleri Bakanı Güler’in oğlu B.Güler’in evinden ise 7 adet şifreli kasa, yüklü miktarda para ve yatak odasından para sayma makinesi çıktı.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı Türkiye’yi sarsan rüşvet ve yolsuzluk operasyonunda 52 kişi gözaltına alınırken ele geçirilen bilgi ve belgeler basınla paylaşıldı. Alınan bilgilere göre önceki gün gözaltına alınan Halk Bankası Genel Müdürü S.A.’nın evindeki aramalarda ayakkabı kutularına ve kütüphanenin bölmelerine saklanmış 4,5 milyon dolar ele geçirildi. S.A.’nın evinde yapılan aramanın görüntülerini Kanal D yayınladı. Emniyet’in yaptığı teknik takipte Genel Müdür S.A.’nın eşinin telefonda “Yeşiller geldi.” ifadesini kullandığı öğrenildi. Gözaltına alınan Genel Müdür’ün eşi dün serbest bırakıldı. İçişleri Bakanı Muammer Güler’in oğlu B.Güler’in evinde ise 7 elektronik şifreli çelik kasa, deste deste paralar ve yatak odasında para sayma makinesi bulundu. B.Güler’in ve Halkbank Genel Müdürü’nün evindeki para ve kasalara el konuldu. Operasyon görüntülerinde destelenmiş yüklü miktardadolar, Euro ve TL banknotlar dikkat çekti. Paralar adlî emanete gönderildi.Önceki gün düzenlenen ve 52 kişinin gözaltına alındığı yolsuzluk ve rüşvet operasyonunda ele geçirilen bilgi ve belgeler basınla paylaşıldı. Edinilen bilgiye göre polis ekiplerinin, Halk Bankası Genel Müdürü S.A.’nın evinde gerçekleştirdiği aramalarda 4,5 milyon dolar ve bir miktar TL bulundu. Ayakkabı kutularında ve kütüphanenin bölmelerinde saklandığı tespit edilen paraların 10 milyon TL’ye yakın olduğu belirlendi. Operasyon kapsamında yürütülen teknik takip sırasında ise Genel Müdür S.A.’nın eşinin bir telefon görüşmesinde, “Yeşiller geldi.” şeklinde ifade kullandığı belirtildi. S.A.’nın eşi de önceki gün düzenlenen operasyonda gözaltına alınmıştı. Dün ifadesinin alınmasının ardından serbest bırakıldı. İddiaya göre S.A. işadamı Rezza Zerrab’dan rüşvet alıp İran’a usulsüz para transferi gerçekleştiriyordu. Kanal D’de yayınlanan bir haberde, Halk Bankası üzerinden İran’a gönderilen yaklaşık 10 milyar doların Türkiye’nin bankacılık sistemini tehlikeye attığı iddia edildi.Yolsuzluk ve rüşvet operasyonunda gözaltına alınan İçişleri Bakanı Muammer Güler’in oğlu B. Güler’in evinde de arama yapıldı. Aramalarda 7 adet elektronik şifreli kasa, çok miktarda döviz ve Türk Lirası ile para sayma makinesi çıktı.B. Güler’in evindeki sadece 2 numaralı kasadan 1 milyon 421 bin TL civarında dolar, Euro ve Türk Lirası bulunduğu öğrenildi. Halk Bankası Genel Müdürü S.A. ve B. Güler’in evinde bulunan paralara ve kasalara el konuldu. Paralar adli emanete gönderildi. Türk vatandaşı olduktan sonra Rıza Sarraf adını alan sanatçı Ebru Gündeş’in eşi İran kökenli Reza Zerrab’ın da, soruşturma sürerken bir bakanı arayıp kendisinin telefonlarının dinlenip dinlenmediğini sorduğu öğrenildi. Zerrab’a yönelik tahkikatın yaklaşık 15 ay önce başladığı, bakan çocuklarına yönelik operasyonun ise daha uzun süredir devam ettiği kaydedildi.Öte yandan gözaltına alınan 52 kişiden 8’i dün gece serbest bırakıldı.SANIKLAR, DELİLLERİ YOK ETMEYE BAŞLAYINCA OPERASYON BAŞLADI Şüphelilerin operasyona dair bilgi edindiğini kaydeden kaynaklar, gözaltına alınan isimlerin delilleri yok etme girişiminde bulunmak üzere olduklarının teknik ve fizikî takip sonucunda tespit edildiği aktarıldı. Ayrıca görevden alınan Mali, Terör, Kaçakçılık, Asayiş ve Organize Şube müdürlerinin, görevden alınacağının daha önce bilindiği, şüphelilerin de delilleri karartmaması için operasyonun söz konusu müdürler gitmeden yapıldığı öğrenildi.
Zaman
En Çok Okunan
19.12.2013
Ayakkabıkutusunda45milyondolarevde7çelikkasaAyakkabı kutusunda 45 milyon dolar evde 7 çelik kasa
Ayakkabı kutusunda 4,5 milyon dolar, evde 7 çelik kasa
Zaman
19.12.2013
02:01
Gündeme bomba gibi düşen rüşvet ve yolsuzluk operasyonunda şoke eden deliller ele geçirildi. Gözaltına alınan Halk Bankası Genel Müdürü S.A.’nın evinde ayakkabı kutularına ve kütüphane bölmelerine saklanmış 4,5 milyon dolar bulundu. İçişleri Bakanı Güler’in oğlu B.Güler’in evinden ise 7 adet şifreli kasa, yüklü miktarda para ve yatak odasından para sayma makinesi çıktı.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı Türkiye’yi sarsan rüşvet ve yolsuzluk operasyonunda 52 kişi gözaltına alınırken ele geçirilen bilgi ve belgeler basınla paylaşıldı. Alınan bilgilere göre önceki gün gözaltına alınan Halk Bankası Genel Müdürü S.A.’nın evindeki aramalarda ayakkabı kutularına ve kütüphanenin bölmelerine saklanmış 4,5 milyon dolar ele geçirildi. S.A.’nın evinde yapılan aramanın görüntülerini Kanal D yayınladı. Emniyet’in yaptığı teknik takipte Genel Müdür S.A.’nın eşinin telefonda “Yeşiller geldi.” ifadesini kullandığı öğrenildi. Gözaltına alınan Genel Müdür’ün eşi dün serbest bırakıldı. İçişleri Bakanı Muammer Güler’in oğlu B.Güler’in evinde ise 7 elektronik şifreli çelik kasa, deste deste paralar ve yatak odasında para sayma makinesi bulundu. B.Güler’in ve Halkbank Genel Müdürü’nün evindeki para ve kasalara el konuldu. Operasyon görüntülerinde destelenmiş yüklü miktardadolar, Euro ve TL banknotlar dikkat çekti. Paralar adlî emanete gönderildi.Önceki gün düzenlenen ve 52 kişinin gözaltına alındığı yolsuzluk ve rüşvet operasyonunda ele geçirilen bilgi ve belgeler basınla paylaşıldı. Edinilen bilgiye göre polis ekiplerinin, Halk Bankası Genel Müdürü S.A.’nın evinde gerçekleştirdiği aramalarda 4,5 milyon dolar ve bir miktar TL bulundu. Ayakkabı kutularında ve kütüphanenin bölmelerinde saklandığı tespit edilen paraların 10 milyon TL’ye yakın olduğu belirlendi. Operasyon kapsamında yürütülen teknik takip sırasında ise Genel Müdür S.A.’nın eşinin bir telefon görüşmesinde, “Yeşiller geldi.” şeklinde ifade kullandığı belirtildi. S.A.’nın eşi de önceki gün düzenlenen operasyonda gözaltına alınmıştı. Dün ifadesinin alınmasının ardından serbest bırakıldı. İddiaya göre S.A. işadamı Rezza Zerrab’dan rüşvet alıp İran’a usulsüz para transferi gerçekleştiriyordu. Kanal D’de yayınlanan bir haberde, Halk Bankası üzerinden İran’a gönderilen yaklaşık 10 milyar doların Türkiye’nin bankacılık sistemini tehlikeye attığı iddia edildi.Yolsuzluk ve rüşvet operasyonunda gözaltına alınan İçişleri Bakanı Muammer Güler’in oğlu B. Güler’in evinde de arama yapıldı. Aramalarda 7 adet elektronik şifreli kasa, çok miktarda döviz ve Türk Lirası ile para sayma makinesi çıktı.B. Güler’in evindeki sadece 2 numaralı kasadan 1 milyon 421 bin TL civarında dolar, Euro ve Türk Lirası bulunduğu öğrenildi. Halk Bankası Genel Müdürü S.A. ve B. Güler’in evinde bulunan paralara ve kasalara el konuldu. Paralar adli emanete gönderildi. Türk vatandaşı olduktan sonra Rıza Sarraf adını alan sanatçı Ebru Gündeş’in eşi İran kökenli Reza Zerrab’ın da, soruşturma sürerken bir bakanı arayıp kendisinin telefonlarının dinlenip dinlenmediğini sorduğu öğrenildi. Zerrab’a yönelik tahkikatın yaklaşık 15 ay önce başladığı, bakan çocuklarına yönelik operasyonun ise daha uzun süredir devam ettiği kaydedildi.Öte yandan gözaltına alınan 52 kişiden 8’i dün gece serbest bırakıldı.SANIKLAR, DELİLLERİ YOK ETMEYE BAŞLAYINCA OPERASYON BAŞLADI Şüphelilerin operasyona dair bilgi edindiğini kaydeden kaynaklar, gözaltına alınan isimlerin delilleri yok etme girişiminde bulunmak üzere olduklarının teknik ve fizikî takip sonucunda tespit edildiği aktarıldı. Ayrıca görevden alınan Mali, Terör, Kaçakçılık, Asayiş ve Organize Şube müdürlerinin, görevden alınacağının daha önce bilindiği, şüphelilerin de delilleri karartmaması için operasyonun söz konusu müdürler gitmeden yapıldığı öğrenildi.
Zaman
Güncel
19.12.2013
Ayakkabıkutusunda45milyondolarevde7çelikkasaAyakkabı kutusunda 45 milyon dolar evde 7 çelik kasa
Ayakkabı kutusunda 4,5 milyon dolar, evde 7 çelik kasa
Zaman
19.12.2013
02:01
Gündeme bomba gibi düşen rüşvet ve yolsuzluk operasyonunda şoke eden deliller ele geçirildi. Gözaltına alınan Halk Bankası Genel Müdürü S.A.’nın evinde ayakkabı kutularına ve kütüphane bölmelerine saklanmış 4,5 milyon dolar bulundu. İçişleri Bakanı Güler’in oğlu B.Güler’in evinden ise 7 adet şifreli kasa, yüklü miktarda para ve yatak odasından para sayma makinesi çıktı.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı Türkiye’yi sarsan rüşvet ve yolsuzluk operasyonunda 52 kişi gözaltına alınırken ele geçirilen bilgi ve belgeler basınla paylaşıldı. Alınan bilgilere göre önceki gün gözaltına alınan Halk Bankası Genel Müdürü S.A.’nın evindeki aramalarda ayakkabı kutularına ve kütüphanenin bölmelerine saklanmış 4,5 milyon dolar ele geçirildi. S.A.’nın evinde yapılan aramanın görüntülerini Kanal D yayınladı. Emniyet’in yaptığı teknik takipte Genel Müdür S.A.’nın eşinin telefonda “Yeşiller geldi.” ifadesini kullandığı öğrenildi. Gözaltına alınan Genel Müdür’ün eşi dün serbest bırakıldı. İçişleri Bakanı Muammer Güler’in oğlu B.Güler’in evinde ise 7 elektronik şifreli çelik kasa, deste deste paralar ve yatak odasında para sayma makinesi bulundu. B.Güler’in ve Halkbank Genel Müdürü’nün evindeki para ve kasalara el konuldu. Operasyon görüntülerinde destelenmiş yüklü miktardadolar, Euro ve TL banknotlar dikkat çekti. Paralar adlî emanete gönderildi.Önceki gün düzenlenen ve 52 kişinin gözaltına alındığı yolsuzluk ve rüşvet operasyonunda ele geçirilen bilgi ve belgeler basınla paylaşıldı. Edinilen bilgiye göre polis ekiplerinin, Halk Bankası Genel Müdürü S.A.’nın evinde gerçekleştirdiği aramalarda 4,5 milyon dolar ve bir miktar TL bulundu. Ayakkabı kutularında ve kütüphanenin bölmelerinde saklandığı tespit edilen paraların 10 milyon TL’ye yakın olduğu belirlendi. Operasyon kapsamında yürütülen teknik takip sırasında ise Genel Müdür S.A.’nın eşinin bir telefon görüşmesinde, “Yeşiller geldi.” şeklinde ifade kullandığı belirtildi. S.A.’nın eşi de önceki gün düzenlenen operasyonda gözaltına alınmıştı. Dün ifadesinin alınmasının ardından serbest bırakıldı. İddiaya göre S.A. işadamı Rezza Zerrab’dan rüşvet alıp İran’a usulsüz para transferi gerçekleştiriyordu. Kanal D’de yayınlanan bir haberde, Halk Bankası üzerinden İran’a gönderilen yaklaşık 10 milyar doların Türkiye’nin bankacılık sistemini tehlikeye attığı iddia edildi.Yolsuzluk ve rüşvet operasyonunda gözaltına alınan İçişleri Bakanı Muammer Güler’in oğlu B. Güler’in evinde de arama yapıldı. Aramalarda 7 adet elektronik şifreli kasa, çok miktarda döviz ve Türk Lirası ile para sayma makinesi çıktı.B. Güler’in evindeki sadece 2 numaralı kasadan 1 milyon 421 bin TL civarında dolar, Euro ve Türk Lirası bulunduğu öğrenildi. Halk Bankası Genel Müdürü S.A. ve B. Güler’in evinde bulunan paralara ve kasalara el konuldu. Paralar adli emanete gönderildi. Türk vatandaşı olduktan sonra Rıza Sarraf adını alan sanatçı Ebru Gündeş’in eşi İran kökenli Reza Zerrab’ın da, soruşturma sürerken bir bakanı arayıp kendisinin telefonlarının dinlenip dinlenmediğini sorduğu öğrenildi. Zerrab’a yönelik tahkikatın yaklaşık 15 ay önce başladığı, bakan çocuklarına yönelik operasyonun ise daha uzun süredir devam ettiği kaydedildi.Öte yandan gözaltına alınan 52 kişiden 8’i dün gece serbest bırakıldı.SANIKLAR, DELİLLERİ YOK ETMEYE BAŞLAYINCA OPERASYON BAŞLADI Şüphelilerin operasyona dair bilgi edindiğini kaydeden kaynaklar, gözaltına alınan isimlerin delilleri yok etme girişiminde bulunmak üzere olduklarının teknik ve fizikî takip sonucunda tespit edildiği aktarıldı. Ayrıca görevden alınan Mali, Terör, Kaçakçılık, Asayiş ve Organize Şube müdürlerinin, görevden alınacağının daha önce bilindiği, şüphelilerin de delilleri karartmaması için operasyonun söz konusu müdürler gitmeden yapıldığı öğrenildi.
Zaman
Ana Sayfa
19.12.2013
Ayakkabıkutusunda45milyondolarevde7çelikkasaAyakkabı kutusunda 45 milyon dolar evde 7 çelik kasa
Büyükşehir Belediyesi, Gaziantep'e gelen Suriyeli öğretmenleri unutmadı
Zaman
27.11.2013
14:17
Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, ülkelerindeki savaştan kaçarak Gaziantep’e gelen Suriyeli öğretmenleri unutmadı. Öğretmenler Günü nedeniyle Suriyeli öğretmenlerle bir kokteylde buluşan Belediye Başkanı Asım Güzelbey, öğretmenlere birer çeyrek altın hediye etti. GAMEK’e bağlı Suriyeli Misafirler Eğitim ve Bilgi Merkezi’nde Suriyeli öğretmenlerle buluşan Güzelbey, 850 civarında ilk ve ortaöğretim çağındaki öğrencilere eğitim, 400 civarındaki velilere de Türkçe öğrenmeleri için eğitim verdiklerini belirtti. Güzelbey, “Okulumuzda bulunan 25 öğretmeni bugün öğretmenler günü nedeniyle unutmadık. Onların sorunlarını dinliyoruz. İhtiyaçlarını karşılamaya çalışıyoruz.” değerlendirmesini yaptı.‘İKİNCİ OKULU HİZMETE AÇTIK’Gelen yoğun talepler üzerine Suriyeli öğrenciler için tam teşekküllü bir okul daha yaptırdıklarını ve yarın hizmete açacaklarını belirten Güzelbey, şunları söyledi: “İki yıldan beri kendi ülkelerindeki şartlar nedeniyle Gaziantep’te misafir olarak bulunan Suriyeli ailelerin çocuklarına, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi olarak bir eğitim merkezi açmış bulunuyoruz. Bu eğitim merkezinde eğitimi verenler de daha önce Suriye’de öğretmen olarak çalışan değerli arkadaşlarımızdır. Öğretmenler günü tabi ki her yerde aynıdır. Biz de Gaziantep’te bulunan bu öğrenci arkadaşlarımızın eğitimini sağlayan değerli öğretmenlerimiz ile bir aradayız. İki yıldan beri bu merkezimiz eğitim vermekte. Bu şubemizde toplam 8 sınıfta eğitim verilmektedir. Bu eğitim 1’inci sınıftan başlayıp 8’inci sınıfa kadar devam etmektedir. Çocuklar Türkçe bilmedikleri için başlangıçta burada Suriye müfredatı kullanıyorlardı, eğitim Arapça olmakta ama Türkçe dersleri de bulunmakta. Otobüsle de taşımalı eğitim yapıyoruz. Otobüslerimiz çocuklarımızı evlerinden alıyor. Okula getiriyor ve tekrar evlerine bırakıyor. 1’inci sınıftan 8’inci sınıfa kadar olan öğrenci sayımız 650, yetişkin öğrenci sayımız da 200 olup toplamda 800 öğrencimiz bulunmaktadır. Oysa bize eğitim için müracaat eden öğrenci sayısı 2 bin civarındadır. Yani buradaki okul yeterli gelmemektedir. Onun için yoğun talep üzerine 2’nci okulu açma kararı verdik.” diye konuştu. ‘NE REJİMİN TARAFTARI NE DE ALEYHTARIYIZ’Zor şartlar altında okulun ve öğretmenlerin ihtiyaçlarını giderici bir çalışmaya imza attıklarını bildiren Güzelbey, “Gönlümüz onların bir an evvel kendi yerlerine yurtlarına dönmesinden yanadır. Bugün burada bizim misafirimizdirler. Biz onların hayatlarını kolaylaştırmak, ihtiyaçlarını karşılamak için elimizden gelen her şeyi yapmaktayız. Türkiye’de bir söz vardır. ‘Komşu komşunun külüne muhtaçtır’ derler. Bugün hiç kimse Suriye’de yaşanan o şartların devam etmesini istemez. Biz de istemiyoruz. Bizim için en önemli olan insanların yaşadığı kötü şartlardır. Biz ne rejimin taraftarı ne de aleyhtarıyız. Bizi ilgilendiren oradaki insanlık dramıdır. Diğerleri Suriyeli kardeşlerimizin kendi tercihleri kendi kararlarıdır. Bir de oradaki kültür varlığının yok edilmesi UNESCO dünya kültür mirası listesinde olan Halep’in yıkılıp, yok olması bizi yürekten yaralıyor. Orada düşen her bomba sanki bizi kalbimizden vurmakta. Çünkü biz oradaki kardeşlerimizle böyle bir yakınlık dostluk içerisinde olduğumuzu düşünüyoruz. Onları çocukları, ‘bugün bizim çocuklarımız’ diye düşünüyoruz. Kendi çocuklarımız için ne hayal ediyorsak Suriyeli çocuklar için de onları yapmaya çalışıyoruz. Bu çerçevede bugün öğretmenler günü nedeniyle bu arkadaşlarımızla bir araya gelmiş bulunuyoruz.” şeklinde konuştu. Program, Suriyeli öğretmenler için hazırlanan pastanın kesilmesinden sonra düzenlenen kokteylle devam etti. CİHAN
Zaman
Son Dakika
27.11.2013
BüyükşehirBelediyesiGaziantepegelenSuriyeliöğretmenleriunutmadıBüyükşehir Belediyesi Gaziantepe gelen Suriyeli öğretmenleri unutmadı
CHP, Esed’in ardından Sisi’ye misafir olacak
Zaman
04.09.2013
01:57
Dış politika konusunda hükümetle ters düşen CHP, Suriye lideri Beşşar Esed ve Irak Başbakanı Nuri El Maliki’nin ardından, Mursi hükümetini darbeyle deviren General Sisi liderliğindeki Mısır cuntasının misafiri olacak.CHP Genel Başkan Yardımcısı Faruk Loğoğlu ile milletvekili Osman Korutürk, darbeyle iş başına gelen yeni Mısır hükümetinin davetlisi olarak 9-12 Eylül günleri arasında bu ülkede temaslarda bulunacak. Ortadoğu’yla ilgili dış politikada hükümete sert eleştiriler yönelten Anamuhalefet Partisi, Türkiye’nin ciddi sorunlar yaşadığı hükümetlerle kurduğu ilişkilere bir yenisini ekliyor. Geçen yıl Ankara’yı ziyaretinde eski Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi tarafından Mısır’a davet edilen ancak somut bir adım atmayan CHP yönetimi, askeri darbeyle iş başına gelen Sisi cuntasının davetini ise karşılıksız bırakmadı. CHP’den yapılan açıklamada, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun dış politika kurmayı Faruk Loğoğlu ve Osman Korutürk’ün Mısır hükümetinin daveti üzerine bu ülkeye 4 günlük bir ziyarette bulunacağı belirtildi. Açıklamada, “Türkiye- Mısır ilişkileri bölge barışı ile istikrarı açısından stratejik önem taşıyor. İki ülke arasındaki mevcut durum ve bölgedeki son gelişmeler bu ilişkilerin sağlıklı bir zeminde olmasını gerekli kılmaktadır. CHP, Türkiye’nin bölgesel ve küresel plandaki itibar ve gücünü her alanda koruma, kollama ve pekiştirme girişimlerini sürdürmeye devam edecektir.” denildi. CHP heyetinin, Mısır gezisi kapsamında siyasi çevreler, sivil toplum kuruluşları, medya ve ilgili çevrelerle görüş alışverişinde bulunacağı ifade edildi. Faruk Loğoğlu, Mısır gezisiyle ilgili yaptığı değerlendirmede Türkiye’nin Mısır’daki hükümeti tanımadığını ancak bu ülkede diplomatik ilişkilerini sürdürdüğünü belirterek, kopma noktasına gelen ilişkileri tamir etmek istediklerini kaydetti. Loğoğlu, “Bu ziyareti iki ülke arasındaki ilişkilere nefes aldırmak amacıyla bir görev addediyoruz.” dedi. Mısır’daki hükümet değişiminin bir darbe olduğunu kabul ettiklerini ve bu ziyaretlerinin iç siyasette CHP’nin aleyhine kullanılacağının farkında olduklarını belirten Loğoğlu, “Türkiye-Mısır ilişkileri çok önemli. Hem bölge için hem de istikrar, barış ve huzur için önemli. Mısır’la ilişkilerin kopma noktasına gelmesini sağlıklı bulmadığımız için gidiyoruz.” diye konuştu. Loğoğlu, ziyaretle ilgili daha sonra Dışişleri Bakanlığı’na bilgi vereceklerini de kaydetti. CHP, daha önce de AK Parti hükümetinin ciddi sorunlar yaşadığı Suriye ve Irak hükümetlerinin davetlisi olarak bu ülkelere gitmişti. Suriye’deki iç savaşın ilk aylarında parti yöneticileri ve milletvekillerinden oluşan heyetlerle iki kez Şam’a giden ve Esed’le görüşen CHP’liler, halkına bomba yağdıran Suriye lideriyle fotoğraf çektirmeleri nedeniyle de büyük eleştiri almıştı. Geçtiğimiz günlerde ise Kemal Kılıçdaroğlu liderliğindeki kalabalık bir CHP heyeti, Türkiye ile ciddi sorunlar yaşayan Irak merkezi hükümeti başbakanı Nuri El Maliki’nin davetlisi olarak bu ülkeye 4 günlük bir gezi düzenledi.
Zaman
Politika
04.09.2013
CHPEsed’inardındanSisi’yemisafirolacakCHP Esed’in ardından Sisi’ye misafir olacak
Tahliyeleri, 2005’te değişen TCK getirdi
Zaman
07.08.2013
02:51
Ergenekon davasında İlker Başbuğ’un müebbete çarptırılması, Mehmet Haberal’ın ise tahliye edilmesi tartışmalara yol açtı. Bu durum, 2005’te TCK’da yapılan değişiklikten kaynaklanıyor. Bu tarihten önce darbe teşebbüsünün cezası 20 yıl hapisken müebbete çevrildi.Ergenekon davasında çıkan karar, kamuoyunda farklı tartışmalara sebep oldu. Tartışmalar daha çok CHP Milletvekili Mehmet Haberal ve Danıştay saldırısı sanığı Osman Yıldırım’ın tahliyeleri ve buna karşılık İlker Başbuğ’un müebbet hapis cezası alması noktasında. Halbuki yüzyılın davasında darbe teşebbüsü ve bu noktada kaos oluşturacak eylemlere ağır cezalar verildi. Ülkede derin devletin adı kondu. Darbe teşebbüsleri ve darbe için kaos ortamı oluşturduğu iddia edilenler cezalandırıldı. Suç işleyenlerin, ilelebet devlet koruması kalkanına sahip olmayacağı görüldü. Bütün bu büyük resmi oluşturan kararda, hangi sanık hangi cezayı neye göre az ya da çok ceza aldı, buna bakmak gerekiyor. Bu tespit, verilen cezaları da anlamamıza yardım edecek.İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 600’den fazla duruşma yaptığı 22 iddianameden oluşan dava dosyasının kısa kararı 503 sayfa tuttu. Bu rakam bile, davanın kapsamı hakkında fikir veriyor. Mahkeme, 275 sanığın her biri hakkında farklı suçlamalar olduğu için oldukça sistematik bir karar verdi. Kararda, ilk başta dikkat çeken husus Ergenekon’un “terör örgütü” olduğu tespiti ve 193 sanığın terör örgütü üyeliğinden ceza alması. İki sanık terör örgütü liderliğinden mahkum oldu. 32 sanık ise “darbe teşebbüsü” suçundan ceza aldı. İşte bu noktada kamuoyunda kafa karışıklığına neden olan bazı ceza tayin ve takdir durumları var. Aynı suçtan yargılanmalarına rağmen hükümeti ve mütedeyyinleri hedef alan kara propaganda siteleri; internet andıcı, hükümeti devirmeye yönelik düzenlendiği ortaya çıkan cumhuriyet mitingleri gibi suçlamalara maruz kalanlar “ağırlaştırılmış müebbet, müebbet hapis” alırken, Mustafa Balbay, Mehmet Haberal, Levent Ersöz, Kemal Alemdaroğlu, Kemal Gürüz, Sinan Aygün gibi isimler darbe teşebbüsünden 20 yılın altında ceza aldı.Bunun sebebi, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 2005 yılında değişmiş olması. 2005 öncesi kanunda darbe teşebbüsü suçunun cezası 15-20 yıl hapisken, yeni TCK’da ağırlaştırılmış müebbet hapis halini aldı. Dolayısıyla mahkeme, Haberal, Balbay, Ersöz, Aygün gibi sanıkların Ergenekon örgütü kapsamında darbe faaliyetlerini 2005 öncesine ait değerlendirdi. O döneme ait delillere itibar ederek hükmünü verdi. Yani kanun bu sanıkların lehine uygulanmış oldu. Mesela eski Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur ve emekli Orgeneral Hurşit Tolon da bu kişilerle beraber faaliyette bulunsa da, 2005’ten sonra cumhuriyet mitingleri gibi eylemlerle darbe teşebbüsü eylemlerine devam ettiler. Bu sebeple internet andıcı (2009 yılı) sanıkları ve Tuncay Özkan dahil 19 sanık darbe teşebbüslerine 2005’ten sonra da devam ettikleri için müebbet hapis cezası aldılar.Kararda dikkat çeken Haberal vakası ise mahkeme ile savcıların aynı fikirde olmadığı. Savcılık, Haberal’ı “terör örgütü liderliği, darbe teşebbüsü” ile suçlamış ve suçun bitiş tarihini de gözaltına alındığı zaman olarak kabul etmişti. Dolayısıyla yeni TCK’dan sanık olmuştu. Mahkeme, darbe suçunun cezası ağır olduğu için diğer sanıklar gibi Haberal’a da ayrıca terör suçundan ceza vermedi. 2005’ten önce darbe teşebbüsü suçunun cezası da 15-20 yıl olduğu için alt sınırdan ceza verip iyi hal indirimi de yaparak 12 yıl 6 ay hapse çevirdi. Bu noktada soru işareti olan nokta ise iddianamede Haberal ile ilgili 2005’ten sonraya ait deliller var. Savcılık temyiz ederse bu deliller Yargıtay’ın gündemine gelecek ve tekrar değerlendirme konusu yapılacak.Öte yandan kararda dikkat çeken Danıştay sanığı Osman Yıldırım’ın sadece örgüt üyeliğinden mahkum olması. Yıldırım, iddianamede ayrıca Danıştay saldırısına yardım ve Cumhuriyet Gazetesi’ne bomba atılması eylemlerini azmettirdiği konusunda suçlanmıştı. Mahkeme her iki konuda da yeterli delil olmadığını söyledi. Bu kabul edilebilir, çünkü dosyaya bakıldığında zaten Danıştay saldırısı ve Cumhuriyet Gazetesi’ne bomba atılması olaylarının azmettiricisi Veli Küçük ve Muzaffer Tekin. İkisi de bu olaylardan mahkum oldu. Danıştay tetikçisi Alparslan Arslan, Yıldırım’ın Danıştay saldırısına katılmadığını mahkemede açıkladı. Dolayısıyla Yıldırım bu suçlardan beraat ediyor. Ama mahkeme, Yıldırım’a Ergenekon terör örgütü üyeliğinden üst sınır olan 15 yıl hapis veriyor. TCK 221/1’e göre etkin pişmanlık hükmünden faydalanıp örgütü çökertecek bilgi verdiği için ceza dörtte üç oranında indirilip 3 yıl 9 ay hapis oluyor. Toplamda 9 yıl ceza alan Yıldırım, Alparslan Arslan’ın yanında tahsilatçılık yaptığı
Zaman
En Çok Okunan
07.08.2013
Tahliyeleri2005’tedeğişenTCKgetirdiTahliyeleri 2005’te değişen TCK getirdi
Tahliyeleri, 2005’te değişen TCK getirdi
Zaman
07.08.2013
01:53
Ergenekon davasında İlker Başbuğ’un müebbete çarptırılması, Mehmet Haberal’ın ise tahliye edilmesi tartışmalara yol açtı. Bu durum, 2005’te TCK’da yapılan değişiklikten kaynaklanıyor. Bu tarihten önce darbe teşebbüsünün cezası 20 yıl hapisken müebbete çevrildi.Ergenekon davasında çıkan karar, kamuoyunda farklı tartışmalara sebep oldu. Tartışmalar daha çok CHP Milletvekili Mehmet Haberal ve Danıştay saldırısı sanığı Osman Yıldırım’ın tahliyeleri ve buna karşılık İlker Başbuğ’un müebbet hapis cezası alması noktasında. Halbuki yüzyılın davasında darbe teşebbüsü ve bu noktada kaos oluşturacak eylemlere ağır cezalar verildi. Ülkede derin devletin adı kondu. Darbe teşebbüsleri ve darbe için kaos ortamı oluşturduğu iddia edilenler cezalandırıldı. Suç işleyenlerin, ilelebet devlet koruması kalkanına sahip olmayacağı görüldü. Bütün bu büyük resmi oluşturan kararda, hangi sanık hangi cezayı neye göre az ya da çok ceza aldı, buna bakmak gerekiyor. Bu tespit, verilen cezaları da anlamamıza yardım edecek.İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 600’den fazla duruşma yaptığı 22 iddianameden oluşan dava dosyasının kısa kararı 503 sayfa tuttu. Bu rakam bile, davanın kapsamı hakkında fikir veriyor. Mahkeme, 275 sanığın her biri hakkında farklı suçlamalar olduğu için oldukça sistematik bir karar verdi. Kararda, ilk başta dikkat çeken husus Ergenekon’un “terör örgütü” olduğu tespiti ve 193 sanığın terör örgütü üyeliğinden ceza alması. İki sanık terör örgütü liderliğinden mahkum oldu. 32 sanık ise “darbe teşebbüsü” suçundan ceza aldı. İşte bu noktada kamuoyunda kafa karışıklığına neden olan bazı ceza tayin ve takdir durumları var. Aynı suçtan yargılanmalarına rağmen hükümeti ve mütedeyyinleri hedef alan kara propaganda siteleri; internet andıcı, hükümeti devirmeye yönelik düzenlendiği ortaya çıkan cumhuriyet mitingleri gibi suçlamalara maruz kalanlar “ağırlaştırılmış müebbet, müebbet hapis” alırken, Mustafa Balbay, Mehmet Haberal, Levent Ersöz, Kemal Alemdaroğlu, Kemal Gürüz, Sinan Aygün gibi isimler darbe teşebbüsünden 20 yılın altında ceza aldı.Bunun sebebi, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 2005 yılında değişmiş olması. 2005 öncesi kanunda darbe teşebbüsü suçunun cezası 15-20 yıl hapisken, yeni TCK’da ağırlaştırılmış müebbet hapis halini aldı. Dolayısıyla mahkeme, Haberal, Balbay, Ersöz, Aygün gibi sanıkların Ergenekon örgütü kapsamında darbe faaliyetlerini 2005 öncesine ait değerlendirdi. O döneme ait delillere itibar ederek hükmünü verdi. Yani kanun bu sanıkların lehine uygulanmış oldu. Mesela eski Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur ve emekli Orgeneral Hurşit Tolon da bu kişilerle beraber faaliyette bulunsa da, 2005’ten sonra cumhuriyet mitingleri gibi eylemlerle darbe teşebbüsü eylemlerine devam ettiler. Bu sebeple internet andıcı (2009 yılı) sanıkları ve Tuncay Özkan dahil 19 sanık darbe teşebbüslerine 2005’ten sonra da devam ettikleri için müebbet hapis cezası aldılar.Kararda dikkat çeken Haberal vakası ise mahkeme ile savcıların aynı fikirde olmadığı. Savcılık, Haberal’ı “terör örgütü liderliği, darbe teşebbüsü” ile suçlamış ve suçun bitiş tarihini de gözaltına alındığı zaman olarak kabul etmişti. Dolayısıyla yeni TCK’dan sanık olmuştu. Mahkeme, darbe suçunun cezası ağır olduğu için diğer sanıklar gibi Haberal’a da ayrıca terör suçundan ceza vermedi. 2005’ten önce darbe teşebbüsü suçunun cezası da 15-20 yıl olduğu için alt sınırdan ceza verip iyi hal indirimi de yaparak 12 yıl 6 ay hapse çevirdi. Bu noktada soru işareti olan nokta ise iddianamede Haberal ile ilgili 2005’ten sonraya ait deliller var. Savcılık temyiz ederse bu deliller Yargıtay’ın gündemine gelecek ve tekrar değerlendirme konusu yapılacak.Öte yandan kararda dikkat çeken Danıştay sanığı Osman Yıldırım’ın sadece örgüt üyeliğinden mahkum olması. Yıldırım, iddianamede ayrıca Danıştay saldırısına yardım ve Cumhuriyet Gazetesi’ne bomba atılması eylemlerini azmettirdiği konusunda suçlanmıştı. Mahkeme her iki konuda da yeterli delil olmadığını söyledi. Bu kabul edilebilir, çünkü dosyaya bakıldığında zaten Danıştay saldırısı ve Cumhuriyet Gazetesi’ne bomba atılması olaylarının azmettiricisi Veli Küçük ve Muzaffer Tekin. İkisi de bu olaylardan mahkum oldu. Danıştay tetikçisi Alparslan Arslan, Yıldırım’ın Danıştay saldırısına katılmadığını mahkemede açıkladı. Dolayısıyla Yıldırım bu suçlardan beraat ediyor. Ama mahkeme, Yıldırım’a Ergenekon terör örgütü üyeliğinden üst sınır olan 15 yıl hapis veriyor. TCK 221/1’e göre etkin pişmanlık hükmünden faydalanıp örgütü çökertecek bilgi verdiği için ceza dörtte üç oranında indirilip 3 yıl 9 ay hapis oluyor. Toplamda 9 yıl ceza alan Yıldırım, Alparslan Arslan’ın yanında tahsilatçılık yaptığı
Zaman
Güncel
07.08.2013
Tahliyeleri2005’tedeğişenTCKgetirdiTahliyeleri 2005’te değişen TCK getirdi
Tahliyeleri, 2005’te değişen TCK getirdi
Zaman
07.08.2013
01:52
Ergenekon davasında İlker Başbuğ’un müebbete çarptırılması, Mehmet Haberal’ın ise tahliye edilmesi tartışmalara yol açtı. Bu durum, 2005’te TCK’da yapılan değişiklikten kaynaklanıyor. Bu tarihten önce darbe teşebbüsünün cezası 20 yıl hapisken müebbete çevrildi.Ergenekon davasında çıkan karar, kamuoyunda farklı tartışmalara sebep oldu. Tartışmalar daha çok CHP Milletvekili Mehmet Haberal ve Danıştay saldırısı sanığı Osman Yıldırım’ın tahliyeleri ve buna karşılık İlker Başbuğ’un müebbet hapis cezası alması noktasında. Halbuki yüzyılın davasında darbe teşebbüsü ve bu noktada kaos oluşturacak eylemlere ağır cezalar verildi. Ülkede derin devletin adı kondu. Darbe teşebbüsleri ve darbe için kaos ortamı oluşturduğu iddia edilenler cezalandırıldı. Suç işleyenlerin, ilelebet devlet koruması kalkanına sahip olmayacağı görüldü. Bütün bu büyük resmi oluşturan kararda, hangi sanık hangi cezayı neye göre az ya da çok ceza aldı, buna bakmak gerekiyor. Bu tespit, verilen cezaları da anlamamıza yardım edecek.İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 600’den fazla duruşma yaptığı 22 iddianameden oluşan dava dosyasının kısa kararı 503 sayfa tuttu. Bu rakam bile, davanın kapsamı hakkında fikir veriyor. Mahkeme, 275 sanığın her biri hakkında farklı suçlamalar olduğu için oldukça sistematik bir karar verdi. Kararda, ilk başta dikkat çeken husus Ergenekon’un “terör örgütü” olduğu tespiti ve 193 sanığın terör örgütü üyeliğinden ceza alması. İki sanık terör örgütü liderliğinden mahkum oldu. 32 sanık ise “darbe teşebbüsü” suçundan ceza aldı. İşte bu noktada kamuoyunda kafa karışıklığına neden olan bazı ceza tayin ve takdir durumları var. Aynı suçtan yargılanmalarına rağmen hükümeti ve mütedeyyinleri hedef alan kara propaganda siteleri; internet andıcı, hükümeti devirmeye yönelik düzenlendiği ortaya çıkan cumhuriyet mitingleri gibi suçlamalara maruz kalanlar “ağırlaştırılmış müebbet, müebbet hapis” alırken, Mustafa Balbay, Mehmet Haberal, Levent Ersöz, Kemal Alemdaroğlu, Kemal Gürüz, Sinan Aygün gibi isimler darbe teşebbüsünden 20 yılın altında ceza aldı.Bunun sebebi, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 2005 yılında değişmiş olması. 2005 öncesi kanunda darbe teşebbüsü suçunun cezası 15-20 yıl hapisken, yeni TCK’da ağırlaştırılmış müebbet hapis halini aldı. Dolayısıyla mahkeme, Haberal, Balbay, Ersöz, Aygün gibi sanıkların Ergenekon örgütü kapsamında darbe faaliyetlerini 2005 öncesine ait değerlendirdi. O döneme ait delillere itibar ederek hükmünü verdi. Yani kanun bu sanıkların lehine uygulanmış oldu. Mesela eski Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur ve emekli Orgeneral Hurşit Tolon da bu kişilerle beraber faaliyette bulunsa da, 2005’ten sonra cumhuriyet mitingleri gibi eylemlerle darbe teşebbüsü eylemlerine devam ettiler. Bu sebeple internet andıcı (2009 yılı) sanıkları ve Tuncay Özkan dahil 19 sanık darbe teşebbüslerine 2005’ten sonra da devam ettikleri için müebbet hapis cezası aldılar.Kararda dikkat çeken Haberal vakası ise mahkeme ile savcıların aynı fikirde olmadığı. Savcılık, Haberal’ı “terör örgütü liderliği, darbe teşebbüsü” ile suçlamış ve suçun bitiş tarihini de gözaltına alındığı zaman olarak kabul etmişti. Dolayısıyla yeni TCK’dan sanık olmuştu. Mahkeme, darbe suçunun cezası ağır olduğu için diğer sanıklar gibi Haberal’a da ayrıca terör suçundan ceza vermedi. 2005’ten önce darbe teşebbüsü suçunun cezası da 15-20 yıl olduğu için alt sınırdan ceza verip iyi hal indirimi de yaparak 12 yıl 6 ay hapse çevirdi. Bu noktada soru işareti olan nokta ise iddianamede Haberal ile ilgili 2005’ten sonraya ait deliller var. Savcılık temyiz ederse bu deliller Yargıtay’ın gündemine gelecek ve tekrar değerlendirme konusu yapılacak.Öte yandan kararda dikkat çeken Danıştay sanığı Osman Yıldırım’ın sadece örgüt üyeliğinden mahkum olması. Yıldırım, iddianamede ayrıca Danıştay saldırısına yardım ve Cumhuriyet Gazetesi’ne bomba atılması eylemlerini azmettirdiği konusunda suçlanmıştı. Mahkeme her iki konuda da yeterli delil olmadığını söyledi. Bu kabul edilebilir, çünkü dosyaya bakıldığında zaten Danıştay saldırısı ve Cumhuriyet Gazetesi’ne bomba atılması olaylarının azmettiricisi Veli Küçük ve Muzaffer Tekin. İkisi de bu olaylardan mahkum oldu. Danıştay tetikçisi Alparslan Arslan, Yıldırım’ın Danıştay saldırısına katılmadığını mahkemede açıkladı. Dolayısıyla Yıldırım bu suçlardan beraat ediyor. Ama mahkeme, Yıldırım’a Ergenekon terör örgütü üyeliğinden üst sınır olan 15 yıl hapis veriyor. TCK 221/1’e göre etkin pişmanlık hükmünden faydalanıp örgütü çökertecek bilgi verdiği için ceza dörtte üç oranında indirilip 3 yıl 9 ay hapis oluyor. Toplamda 9 yıl ceza alan Yıldırım, Alparslan Arslan’ın yanında tahsilatçılık yaptığı
Zaman
Ana Sayfa
07.08.2013
Tahliyeleri2005’tedeğişenTCKgetirdiTahliyeleri 2005’te değişen TCK getirdi
Bozdağ: Türkiye Somali'deki insani yardımlarını sürdürecek
Zaman
29.07.2013
13:58
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Türkiyenin Somalide olmasından rahatsızlık duyanların olduğuna işaret ederek, Türkiyenin Somalide bulunmasının nedeninin siyasi olmadığını, insani olduğunu vurguladı.Bozdağ, Bize de zaman zaman Türkiyenin ne işi var Somalide diye, batılı bazı ülkeler, Afrikalı bazı ülkeler soruyorlar, biz onlara her zaman aynı şeyi soruyoruz; Türkiye kadınlar, çocuklar, insanlar açlıktan, susuzluktan, ilaçsızlıktan, tedavisizlikten hayatını kaybederken, Türkiyenin bunlara kör ve sağır kalması düşünülemezdi. Türkiye Somalideki insani yardımlarını bundan sonra da sürdürecektir. Somalide darda ve zorda olan insanların yanında olmaya devam edecektir. dedi. Bozdağ, Somalide Türkiyenin Mogadişu Büyükelçiliğine yapılan terör saldırısında yararlanan 4 polisi Ankara Atatürk Eğitim ve Araştıra Hastanesinde ziyaret etti. Ziyarette Ankara Valisi Alaaddin Yüksel ve Ankara Emniyet Müdürü Kadir Ay da Bozdağa eşlik etti. Bozdağ, yaralı polis memurları, Mustafa Bozkurt, Orhan Ergül, Hakan Beyrek ve Nurullah Çalışcıyı tek tek ziyaret etti. Hastane doktorundan yaralıların durumları ile ilgili bilgi alan Bozdağ, yaralı polislerle de sohbet etti.YARALI POLİSE: ONLARI SİZ İNDİRDİNİZ DEĞİL Mİ?Yaralı polislere Rabbim sizi korumuş, sizi muhafaza etmiş. Hocalarımız durumlarınızın iyi olduğunu söyledi. İnşallah tez zamanda kalkarsınız. temennisinde bulunan Bozdağ, yaralılara olayın nasıl olduğunu sordu. Polis memuru da bomba yüklü bir araç kapıdan içeri girdi ve o anda olan oldu dedi. Bozdağın Onları siz indirdiniz değil mi? sorusuna da yaralı polis memuru, evet karşılığını vererek, büyükelçilik bahçesine giren bütün teröristlerin vurulduğunu söyledi.YARALI POLİSLERİMİZİN DURUMU GAYET İYİZiyaretin ardından hastane çıkışında yaralıların durukları ile ilgili basın mensuplarını bilgilendiren Başbakan Yardımcısı Bozdağ, Bildiğiniz gibi Somali Mogadişu Büyükelçiliğimize gerçekleştirilen terör saldırısında 4 polisimiz yaralanmış, 1 polisimizde yaralanmıştı. Şehidimize tekrardan Allahtan rahmet diliyorum, yakınlarına başsağlığı diliyorum. 4 polisimiz Türkiyeden gönderdiğimiz ambulans uçakla ülkemize getirildiler. Şuanda Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedavi altındalar. Ziyaretimiz sırasında polislerimizin durumlarının gayet iyi olduğunu gördük. 3 tanesi Başhekimimizin de ifade ettiğimi gibi taburcu edilebilecek durumda, sıhhatleri gayet iyi. Bir tanesi ile ilgili bir ameliyat yapılmış durumda. Onunda hayati tehlikesinin olmadığını gördük. Her türlü hareket kabiliyet gayet iyi durumda. Onlar için de rabbimden şifa diliyorum. İnşallah yakın zamanda ameliyat geçiren polisimizde ayağı kalkıp yürüme imkanı bulacaktır. Yaralıların alınmasının Cibuti hava sahasının kullanıma izin verilmediği için geciktiğine yönelik haberlere de açıklık getiren Bozdağ, şu ifadeleri kullandı: Mogadişudaki havaalanı gece uçuşlarına elverişli değil, sadece güneşin olduğu ortamda uçuş yapılabiliyor. Biz hemen yaralı polislerimizi Türkiyeye alalım diye en yakın yere uçulmasını temin ettik. Cibuti tabi yakın bir yer. Orası gece uçuşlarına da elverişli bir yer, onun için oraya uçtu. İzin konusunda da her hangi bir sorun yaşanmadı. Gazetelerde bugün Mısır hükümetinin sorun çıkardığına ilişkin haberler doğru değildir. O tamamen prosedürlerle alakalı bir durum. İzni bekletip bekletip verme gibi bir durum söz konusu değil.POLİSLERİMİZ BÜYÜK KAHRAMANLIK GÖSTERMİŞLERPolis memurlarının ve yetkililerin olayla ilgili anlattıklarını paylaşan Bozdağ, Tabi hem polislerimizle konuştuk hem büyükelçiliğimiz ile konuştuk, oradaki diğer yetkililerden de bilgi aldık. Saldırı bir bomba yüklü aracın bizim büyükelçiliğimizin eki olarak kabul edilen daha doğrusu büyükelçilik personelimizin ikametine tahsis edilmiş olan binanın girişi kapısına bomba yüklü bir araç geliyor. Bu araç patlatılıyor. Bu aracın patlatılmasının hemen akabinde intihar saldırısı için 3 kişinin araçtan inip binaya doğru geliyor. O sırada bizim güvenlik görevlilerimiz tarafından etkisiz hale getiriliyor. Bir tanesi son anda, ölmeden önce elinin üzerindeki bombanın düğmesine basabiliyor. Ondan sonra ikinci bir patlama oluyor. O patlama sırasında şehit olan polisimiz Sinan Bey biraz daha içeride olduğu halde, daha öldürücü bir yerden yara aldığı için şahadet mertebesine ulaşıyor. Diğer polislerimiz daha hafif yaralarla atlatmış durumda. Bizim polislerimiz gerçekten büyük kahramanlık gösterdiler. Daha önce orada BMin karargahına da girildi, benzer şekilde. 15 tane BMin güvenlik görevlisi hayatını kaybetti. Bizim polislerimizin profesyonelliği sayesinde ve liyakatleri sayesinde bu olay daha büyük facia olma ihtimali varken önlenmiştir. Bunun için ben kahraman polislerimizi yeniden tebrik ediyorum. sözlerini dile getirdi.TÜRKİYE İNSANİ VE VİCDANİ NEDENLERLE SOMALİDETürkiyenin Somalide bulunmasının nedenine deği
Zaman
Son Dakika
29.07.2013
BozdağTürkiyeSomalidekiinsaniyardımlarınısürdürecekBozdağ Türkiye Somalideki insani yardımlarını sürdürecek
Günseli Ö. Ocakoğlu - 'Kültürel değişime liderlik etmek sanattır; zarafet ve estetik gerektirir'
Zaman
24.06.2013
08:52
Gündem rahatladı ben köşemin gündemine, güvenli sularına döneyim istiyorum. Olmuyor! Yakından tanıyanlar bu köşede kendi alanım dışında ahkâm kesmekten hoşlanmadığımı bilir. Ama konu “biz” olunca kaygılarım beni de aşıyor. Kaldı ki mesele sonuçtan kaynağa, davranıştan düşünceye giden süreçte insanı anlamak olunca Gezi ile başlayan olaylar bütünü doğrudan ilgi alanıma giriyor.İçinde yaşadığımız döneme farklı açılardan bakanlar değişik tanımlar yapsa da üstünde hemfikir olunan tek şey topyekûn bir “değişimden” geçtiğimiz.Peki, nedir bu değişim?İlginçtir ki farklı kültürlerde farklı çağrışım ve önermelere sahip.Değişim; gelişmiş ülkelerde yenilik ve heyecan, gelişmekte olanlarda endişe ve bıkkınlık, gelişmemişlerde ise kaos ve kâbus.Pozitiften negatife, aktan karaya onlarca hissedişi de bir arada çağrıştırıyor.Bizdeki rengine gelince; toz duman arasında henüz görülmüyor ama umutluyuz.Tamam değişmek zor ama bizden önce bu yoldan geçenler işi nasıl yönetti?Bu kez de guruların gurusu yönetim bilimci Chip R. Bell’den feyz alalım, “Bir kültürü yönetmek havada top çevirmeye benzer. Aynı anda birkaç topu havada tutmak yoğun dikkat, eller arasında çok iyi iletişim, enerjik bir çaba ve resmin tamamı konusunda keskin bir kavrayış gerektirir çünkü hareket eden topların görüntüsü bir süre sonra bulanıklaşır.”Bakınız Türkiye gündemi. Ben sayamadım okurlar saysın…Kültürel değişim ilk bizim başımıza gelmedi ya, nasıl geçeceğiz bu köprüden?“Kültürel değişimlerde lider duruma odaklanmalı, muhataplarıyla iletişim kurmalı, parçanın değil bütünün duygusunu anlamalı. Toplumlar giderek daha karmaşık yapılara dönüşürken topların sayısı da artacak.”Sayı artınca düşme riski de artar mı? Elbette artar. Umalım ve hep birlikte dua edelim ki hiçbirisi düşmesin…Elimizde şablon bir çözüm var onu uygulasak olmaz mı?“Hayır, asla, katiyen! Her top diğerinden farklı ve zor olabilir. Basit top çevirmeden karmaşık top çevirmeye geçişte ise ısınma süresi gerekir. ”Lütfen ısınma süresini kısaltalım, toplum kaynıyor.Değişimi yöneten lider durumu kendi adına faydaya dönüştürür mü, nasıl?“Kültürel değişim liderliği sanattır. Zarafet ve estetik gerektirir.”Lider topları çevirirken;1-En çok etrafındaki değişime dikkat kesilmeli; otomatik pilota bağlanmış, aklı karışık birisi iyi top çeviremez. Sorunlara bilgi, alçakgönüllülük ve merak duygusuyla yaklaşmalı.2- Eller yardımlaşırken iletişim ve koordinasyon kusursuz olmalı; yalan yanlış bilginin zehrine karşı en iyi panzehir iletişimdir.3- Liderin özellikle bu dönemde performansı pozitif yansımalı; değişim söz konusu olduğunda gözlem, konuşmadan çok daha önemlidir. Liderler öğreterek değil, öğrenerek çevreleri için daha iyi bir örnek olur.4- Topların sayısı arttığında bulanıklığın başladığını hissetmeli, tedbir almalı; liderler birbirinden farklı nesneleri benzerliklerini bulur birleştirir, havaya her fırlattığı topu tutmak için ise önceden sıkı bir plan yapar.Bizde eller değil daha çok ayaklar…Değişim herkesi korkutur. Hele uzun yıllar aynı uygulamalarla alanlarını koruyanlar düştükleri rahatlık tuzağından bir türlü çıkamazlar. Rehavet aymazlığı, aymazlık hatayı getirir. Sonrası ise faciayı…Havada top çevirmek bizim için neden zor?Feyiz aldığımız Chip R. Bell, insanların sadakatini sağlamaya yönelik onlarca kitap yazmış yani müşteriden partiliye, Y’sinden Z’sine kadar her türlüsünün sadakatini tartışıyor, danışmanlık da yapıyor. Son kitabının adı ise çok manidar: Wired and Dangerous/Bağlantılı ve Tehlikeli. Her şeyin birbirine bağlı, bir kıvılcımın yangına dönüştüğü günümüz dünyasında olan biteni adeta bir maçı izler gibi naklen gözlerken Chip Bell’in metaforunu düşünüyorum. Değişim yönetimini havada top çevirmeye benzeten Bell’in bu yaklaşımının bizde halen neden tutmadığına, uygulanamadığına takılıyor aklım. Buluyorum da! Elle yapılan potalı, fileli sporlar bile bizde henüz hak ettiği yere gelmemişken, havada 5-10 top çevirmeye yeni alışıyoruz. Yani demem o ki biz futbolcuyuz futbolcu…Alâmetifarika’dan açıklama geldiGezi’ye destek verdiği iddia edilen reklamcılar, reklamverenler ve yayınlar haberi gündeme bomba gibi düştü. Reklamcılar Derneği bir tekzip hazırlığındayken destekçi listesinde adı geçen Alametifarika’dan bir açıklama geldi. Açıklamada pek çok büyük markanın yanı sıra Türk Hava Yolları’nın da ajansı olan Alametifarika’nın kreatif bir ajans olduğuna da dikkat çekiliyor. Medya ajansı ile kreatif ajansın işlevleri açısından karıştırıldığı, reklamların yayınlanması ya da yayınlanmaması konusunda hiçbir yetkilerinin olmadığı açıklanıyor. Taksim Gezi Parkı olayları için ise, “Olayların ne yanında, ne karşısındayız. Gerilimin çok yoğun olduğu
Zaman
Köşe Yazıları
24.06.2013
GünseliÖOcakoğlu-Kültüreldeğişimeliderliketmek sanattır;zarafetveestetikgerektirirGünseli Ö Ocakoğlu - Kültürel değişime liderlik etmek sanattır; zarafet ve estetik gerektirir
Günseli Ö. Ocakoğlu - 'Kültürel değişime liderlik etmek sanattır; zarafet ve estetik gerektirir'
Zaman
24.06.2013
02:00
Gündem rahatladı ben köşemin gündemine, güvenli sularına döneyim istiyorum. Olmuyor! Yakından tanıyanlar bu köşede kendi alanım dışında ahkâm kesmekten hoşlanmadığımı bilir. Ama konu “biz” olunca kaygılarım beni de aşıyor. Kaldı ki mesele sonuçtan kaynağa, davranıştan düşünceye giden süreçte insanı anlamak olunca Gezi ile başlayan olaylar bütünü doğrudan ilgi alanıma giriyor.İçinde yaşadığımız döneme farklı açılardan bakanlar değişik tanımlar yapsa da üstünde hemfikir olunan tek şey topyekûn bir “değişimden” geçtiğimiz.Peki, nedir bu değişim?İlginçtir ki farklı kültürlerde farklı çağrışım ve önermelere sahip.Değişim; gelişmiş ülkelerde yenilik ve heyecan, gelişmekte olanlarda endişe ve bıkkınlık, gelişmemişlerde ise kaos ve kâbus.Pozitiften negatife, aktan karaya onlarca hissedişi de bir arada çağrıştırıyor.Bizdeki rengine gelince; toz duman arasında henüz görülmüyor ama umutluyuz.Tamam değişmek zor ama bizden önce bu yoldan geçenler işi nasıl yönetti?Bu kez de guruların gurusu yönetim bilimci Chip R. Bell’den feyz alalım, “Bir kültürü yönetmek havada top çevirmeye benzer. Aynı anda birkaç topu havada tutmak yoğun dikkat, eller arasında çok iyi iletişim, enerjik bir çaba ve resmin tamamı konusunda keskin bir kavrayış gerektirir çünkü hareket eden topların görüntüsü bir süre sonra bulanıklaşır.”Bakınız Türkiye gündemi. Ben sayamadım okurlar saysın…Kültürel değişim ilk bizim başımıza gelmedi ya, nasıl geçeceğiz bu köprüden?“Kültürel değişimlerde lider duruma odaklanmalı, muhataplarıyla iletişim kurmalı, parçanın değil bütünün duygusunu anlamalı. Toplumlar giderek daha karmaşık yapılara dönüşürken topların sayısı da artacak.”Sayı artınca düşme riski de artar mı? Elbette artar. Umalım ve hep birlikte dua edelim ki hiçbirisi düşmesin…Elimizde şablon bir çözüm var onu uygulasak olmaz mı?“Hayır, asla, katiyen! Her top diğerinden farklı ve zor olabilir. Basit top çevirmeden karmaşık top çevirmeye geçişte ise ısınma süresi gerekir. ”Lütfen ısınma süresini kısaltalım, toplum kaynıyor.Değişimi yöneten lider durumu kendi adına faydaya dönüştürür mü, nasıl?“Kültürel değişim liderliği sanattır. Zarafet ve estetik gerektirir.”Lider topları çevirirken;1-En çok etrafındaki değişime dikkat kesilmeli; otomatik pilota bağlanmış, aklı karışık birisi iyi top çeviremez. Sorunlara bilgi, alçakgönüllülük ve merak duygusuyla yaklaşmalı.2- Eller yardımlaşırken iletişim ve koordinasyon kusursuz olmalı; yalan yanlış bilginin zehrine karşı en iyi panzehir iletişimdir.3- Liderin özellikle bu dönemde performansı pozitif yansımalı; değişim söz konusu olduğunda gözlem, konuşmadan çok daha önemlidir. Liderler öğreterek değil, öğrenerek çevreleri için daha iyi bir örnek olur.4- Topların sayısı arttığında bulanıklığın başladığını hissetmeli, tedbir almalı; liderler birbirinden farklı nesneleri benzerliklerini bulur birleştirir, havaya her fırlattığı topu tutmak için ise önceden sıkı bir plan yapar.Bizde eller değil daha çok ayaklar…Değişim herkesi korkutur. Hele uzun yıllar aynı uygulamalarla alanlarını koruyanlar düştükleri rahatlık tuzağından bir türlü çıkamazlar. Rehavet aymazlığı, aymazlık hatayı getirir. Sonrası ise faciayı…Havada top çevirmek bizim için neden zor?Feyiz aldığımız Chip R. Bell, insanların sadakatini sağlamaya yönelik onlarca kitap yazmış yani müşteriden partiliye, Y’sinden Z’sine kadar her türlüsünün sadakatini tartışıyor, danışmanlık da yapıyor. Son kitabının adı ise çok manidar: Wired and Dangerous/Bağlantılı ve Tehlikeli. Her şeyin birbirine bağlı, bir kıvılcımın yangına dönüştüğü günümüz dünyasında olan biteni adeta bir maçı izler gibi naklen gözlerken Chip Bell’in metaforunu düşünüyorum. Değişim yönetimini havada top çevirmeye benzeten Bell’in bu yaklaşımının bizde halen neden tutmadığına, uygulanamadığına takılıyor aklım. Buluyorum da! Elle yapılan potalı, fileli sporlar bile bizde henüz hak ettiği yere gelmemişken, havada 5-10 top çevirmeye yeni alışıyoruz. Yani demem o ki biz futbolcuyuz futbolcu…Alâmetifarika’dan açıklama geldiGezi’ye destek verdiği iddia edilen reklamcılar, reklamverenler ve yayınlar haberi gündeme bomba gibi düştü. Reklamcılar Derneği bir tekzip hazırlığındayken destekçi listesinde adı geçen Alametifarika’dan bir açıklama geldi. Açıklamada pek çok büyük markanın yanı sıra Türk Hava Yolları’nın da ajansı olan Alametifarika’nın kreatif bir ajans olduğuna da dikkat çekiliyor. Medya ajansı ile kreatif ajansın işlevleri açısından karıştırıldığı, reklamların yayınlanması ya da yayınlanmaması konusunda hiçbir yetkilerinin olmadığı açıklanıyor. Taksim Gezi Parkı olayları için ise, “Olayların ne yanında, ne karşısındayız. Gerilimin çok yoğun olduğu
Zaman
Köşe Yazıları
24.06.2013
GünseliÖOcakoğlu-Kültüreldeğişimeliderliketmek sanattır;zarafetveestetikgerektirirGünseli Ö Ocakoğlu - Kültürel değişime liderlik etmek sanattır; zarafet ve estetik gerektirir
Güroymak’taki patlamada ihmalle suçlanan MİT’çi Reyhanlı’ya atanmış
Zaman
21.06.2013
01:52
Bitlis’in Güroymak ilçesinde 5’i polis 11 kişinin öldüğü bombalı saldırıyla ilgili yeni iddialar gündeme geliyor.Taraf Gazetesi, beş polis ve altı sivilin hayatını kaybetmesine neden olmasına karşın soruşturma izni verilmeyen MİT Tatvan bölge sorumlusu H.D.’nin terfi ettirilerek Hatay bölge müdürlüğü görevine getirildiğini ve Reyhanlı patlamalarında da ihmali bulunduğunu iddia etti. MİT Hatay Bölge Müdürlüğü patlamalar yaşanmadan yaklaşık 23 gün boyunca suçluları takip etmiş fakat elindeki bilgileri emniyetle paylaşmadığı için patlama engellenememişti. Emre Uslu’nun yazısına göre, Tatvan bölge müdürü olduğu dönemde MİT’in eline geçen bomba düzeneğini muhbiri ortaya çıkmasın diye yeniden PKK’ya gönderen MİT Bitlis sorumlusu H.D. 11 kişinin ölümüne neden olan patlamada ihmalle suçlanmış, hakkında soruşturma açılmak istenmişti. Fakat yargılama talebi Başbakan Erdoğan tarafından reddedilmiş, ihmal dosyası kapatılmıştı. H.D. ardından soruşturma geçirmek yerine terfi ettirilerek Hatay bölge müdürü yapıldı. Gazetede, “Güroymak’taki patlamada elindeki bilgileri Emniyet ile olaydan ancak 20 dakika sonra paylaşan MİT, Reyhanlı’da da bilgileri saldırıdan 2 saat sonra vermişti. Güroymak gibi Reyhanlı’da da MİT açısından soruşturulmadı.” ifadelerine yer verildi.Reyhanlı’da 52 kişinin hayatını kaybettiği saldırının faillerinin 23 gün boyunca MİT tarafından dinlemeye alındığı ortaya çıkmıştı. Bomba konulacak araçların satın alınması ve patlayıcıların yerleştirilmesi bu dinlemelerde tespit edilmişti. Ancak MİT tarafından bu bilgi Emniyet, Jandarma ve hükümet kanadıyla paylaşılmamıştı. MİT, bu bilgileri, patlamadan bir gün önce Emniyet’e ihbar gelince paylaşıma açmıştı. Patlamaya 18 saat kala verilen bilgiler üzerine faillerin adreslerine yapılan baskınlarda iki araç bulunamamış ve patlama meydana gelmişti.
Zaman
Güncel
21.06.2013
Güroymak’takipatlamadaihmallesuçlananMİT’çiReyhanlı’yaatanmışGüroymak’taki patlamada ihmalle suçlanan MİT’çi Reyhanlı’ya atanmış
Taraf’ın iddiası: Güroymak’ta patlayan bombayı PKK’ya MİT verdi
Zaman
20.06.2013
01:51
Daha önce Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT), bazı devlet kurumlarıyla protokol imzalayarak vatandaşların özel bilgilerine ulaştığını gündeme getiren Taraf Gazetesi dün de MİT’le ilgili önemli bir iddiaya yer verdi. Eski istihbaratçı Emre Uslu’nun imzasını taşıyan haberde, 18 Ekim 2011’de Bitlis Güroymak’ta 5’i polis 11 kişiyi öldüren bombanın MİT tarafından bir muhbire verildiği ileri sürüldü.İddiaya göre, olaydan hemen sonra MİT Tatvan Bölge Müdürü H. ve MİT personeli U. hakkında soruşturma başlatıldı. Soruşturma sürerken MİT görevlilerinin yargılanmasını Başbakan iznine bağlayan değişiklik yapıldı. Dosya yaklaşık bir yıl Başbakanlık’ta bekledi. Geçtiğimiz günlerde ise yargılama izni verilmediği savcılığa iletildi. Haberde olayla ilgili bir başka iddia ise bombalama eyleminde kullanılan cihaz ile MİT görevlileri tarafından temin edilen cihazın seri numaralarının aynı olduğu yönünde. İlk incelemede bombanın COBRA marka telsizle uzaktan kumandalı olarak patlatıldığı anlaşılıyor. Bu bilgi üzerine MİT’le temasa geçilirken MİT görevlileri ‘eylemde kullanılan düzenek ile Emniyet Müdürlüğü’ne getirilen COBRA marka telsiz düzeneğinin aynı olmadığını’ beyan ediyor. Fakat, Jandarma Kriminal Laboratuvarları’nca hazırlanan raporda, bombalama eyleminde kullanılan cihazla MİT görevlileri tarafından temin edilen cihazın seri numaralarının aynı olduğu anlaşılıyor.Gazetenin haberine göre olay şöyle gelişti: Bitlis Tatvan’da bulunan MİT Bölge Müdürlüğü görevlileri tarafından 3 Ekim 2011’de Bitlis Emniyet Müdürü Halil İbrahim Doğan’a ellerinde bomba imha uzmanı tarafından görülmesi gereken bir malzeme bulunduğu bildirildi. H. ve U. isimli MİT personeli tarafından getirilen düzenek incelendi. Düzeneğin bombayı uzaktan ateşlemek amacıyla kullanılan R912277306 seri numaralı MT800 model COBRA marka telsizden yapıldığı ve patlayıcıyı uzaktan infilak ettirmek için kullanılmak üzere hazırlandığı bilgisi verildi. MİT’çilerin deşifre olmaması için düzeneği haber elemanına geri vermeleri gerektiği, bu nedenle düzeneğin bozulup muhbire geri verilip verilmeyeceği soruldu.Emniyet yetkilileri ise örgütteki eğitimli personelin düzeneği tamir edebileceği uyarısında bulundu. Polis, ateşleme düzeneğini bozup fotoğrafını çektiği ve seri numarasını aldığı bombayı MİT yetkililerine geri verdi. Bu sırada bir plan geliştirildi. Haber kaynağı yanında örgüte yakın bir kişi olduğu hâlde Tatvan’a seyahat ederken yolda polis uygulama noktası kurulacak, bunu gören haber kaynağı elindeki malzemeyi uygun bir yere fırlatacaktı. Ancak bir hafta sonra MİT’ten kontrol dışı gelişme sonucu düzeneğin örgüte gönderildiği bilgisi geldi. Bir hafta sonra da polise ait zırhlı aracın geçişi esnasında bomba patlatıldı. 5 polis ile 6 sivil hayatını kaybetti.
Zaman
Güncel
20.06.2013
Taraf’ıniddiasıGüroymak’tapatlayanbombayıPKK’yaMİTverdiTaraf’ın iddiası Güroymak’ta patlayan bombayı PKK’ya MİT verdi
ABD, internet üzerinden takipte ısrarlı
Zaman
12.06.2013
01:55
Son günlerde ortaya çıkan izleme faaliyetleri nedeniyle ‘şahsî hayatın mahremiyeti’ne daha saygılı olması gerektiği eleştirileri alan ABD’den dünya kamuoyunu tatmin eden bir açıklama yapılmadı. Aksine, uygulamaların devam edeceği işaretleri geliyor.Önce milyonlarca telefon görüşmesine dair bazı verileri temin ettiği sonra da neredeyse dünya genelindeki bütün elektronik posta, sesli-görüntülü sohbet ve dosya transferlerine doğrudan erişimi olduğu anlaşıldı ancak Amerikan istihbaratından tüm eleştirilere rağmen bu izleme faaliyetlerinden geri adım atılmayacağı işaretleri geliyor. The Associated Press haber ajansına ismi gizli tutulmak şartıyla konuşan üst düzey bir istihbarat yetkilisi, söz konusu programların iptaline yönelik herhangi bir plan olmadığını ve bunların ülke parlamentosu Kongre’den halen geniş destek aldıklarını söyledi. Washington, terör eylemlerinin önceden haber alınarak engellenebilmesi için bu izleme ve takip faaliyetlerinin gerekliliğine inanıyor.ABD Başkanı Barack Obama yönetimine ise ülke içerisi ve dışarısından başta Avrupa’dan olmak üzere eleştiriler gelmeye devam ediyor. Almanya Başbakanı Angela Merkel, önümüzdeki hafta Berlin’de bir araya geleceği Obama ile konuyu görüşeceğini belirtirken, Avrupa Komisyonu’nun adalet, temel haklar ve vatandaşlıktan sorumlu başkan yardımcısı Viviane Reding, çekincelerini cuma günü Dublin’de görüşeceği ABD’li diplomatlara ileteceğini söyledi. Reding, “Şahsi verilerin korunması amacına matuf bir yasal çerçeve bir lüks ya da kısıtlama değil, temel bir haktır.” şeklinde açıklamada bulundu.Bir dönem ABD Merkezi İstihbarat Ajansı (CIA) için de çalışmış teknisyen Edward Snowden (29), 4 yıldır özel bir şirket çalışanı olarak dışarıdan hizmet sağladığı bir diğer Amerikan istihbarat örgütü Milli Güvenlik Ajansı’ndan (NSA) edindiği bilgi ve belgeleri İngiliz ve Amerikan basını ile paylaşmış, ortaya çıkmasına yardımcı olduğu skandal takip uygulamaları ise tüm dünyada gündemin en üst sıralarına tırmanmıştı. Yaptığı deşifreler nedeniyle ABD Senatosu İstihbarat Komitesi Başkanı Dianne Feinstein ve Temsilciler Meclisi Başkanı John Boehner’in “hain” olarak niteledikleri Snowden, kaçtığı Hong Kong’da verdiği ve önceki gün yayımlanan mülakatında ise tek amacının “insanları onlar adına onlara karşı yapılanlar hakkında haberdar etmek” olduğunu söylemişti. Kendisine ilk cezayı ise çalıştığı şirket dün işten çıkararak vermiş oldu.‘Edward Snowden biraz yatar ve çıkar’ABD adli mercilerinin benzer vakalardaki geçmiş uygulamaları göz önüne alındığında, dünyanın en iyi korunan istihbarat yapılanmalarından kabul edilen NSA’dan basına sızdırdığı bilgi ve belgelerle tüm dünyanın gündemine bomba gibi düşen Edward Snowden’in, yakalanarak yargılanması durumunda uzun bir hapis cezası almayabileceği konuşuluyor. ABD tarihinde yaptıkları benzer sızdırma faaliyetleri ile hatırlanan 9 kişiden, ikisi hiçbir ceza almazken, birine 10 ay ev hapsi ve üçüne de 2’şer yıl kadar hapis cezaları verilmişti. Aralarında ‘Wikileaks’ ismiyle maruf diplomatik yazışma sızdırmalarını yapan Bradley Manning’in de olduğu diğer üç sanığın yargılamalarında ise henüz bir karar çıkmadı. Snowden basına yaptığı açıklamalarda, söz konusu deşifreleri yaparken her şeyini kaybedebileceği gerçeğini kabullendiğini söylemişti.
Zaman
Dünya
12.06.2013
ABDinternetüzerindentakipteısrarlıABD internet üzerinden takipte ısrarlı
ABD, internet üzerinden takipte ısrarlı
Zaman
12.06.2013
01:55
Son günlerde ortaya çıkan izleme faaliyetleri nedeniyle ‘şahsî hayatın mahremiyeti’ne daha saygılı olması gerektiği eleştirileri alan ABD’den dünya kamuoyunu tatmin eden bir açıklama yapılmadı. Aksine, uygulamaların devam edeceği işaretleri geliyor.Önce milyonlarca telefon görüşmesine dair bazı verileri temin ettiği sonra da neredeyse dünya genelindeki bütün elektronik posta, sesli-görüntülü sohbet ve dosya transferlerine doğrudan erişimi olduğu anlaşıldı ancak Amerikan istihbaratından tüm eleştirilere rağmen bu izleme faaliyetlerinden geri adım atılmayacağı işaretleri geliyor. The Associated Press haber ajansına ismi gizli tutulmak şartıyla konuşan üst düzey bir istihbarat yetkilisi, söz konusu programların iptaline yönelik herhangi bir plan olmadığını ve bunların ülke parlamentosu Kongre’den halen geniş destek aldıklarını söyledi. Washington, terör eylemlerinin önceden haber alınarak engellenebilmesi için bu izleme ve takip faaliyetlerinin gerekliliğine inanıyor.ABD Başkanı Barack Obama yönetimine ise ülke içerisi ve dışarısından başta Avrupa’dan olmak üzere eleştiriler gelmeye devam ediyor. Almanya Başbakanı Angela Merkel, önümüzdeki hafta Berlin’de bir araya geleceği Obama ile konuyu görüşeceğini belirtirken, Avrupa Komisyonu’nun adalet, temel haklar ve vatandaşlıktan sorumlu başkan yardımcısı Viviane Reding, çekincelerini cuma günü Dublin’de görüşeceği ABD’li diplomatlara ileteceğini söyledi. Reding, “Şahsi verilerin korunması amacına matuf bir yasal çerçeve bir lüks ya da kısıtlama değil, temel bir haktır.” şeklinde açıklamada bulundu.Bir dönem ABD Merkezi İstihbarat Ajansı (CIA) için de çalışmış teknisyen Edward Snowden (29), 4 yıldır özel bir şirket çalışanı olarak dışarıdan hizmet sağladığı bir diğer Amerikan istihbarat örgütü Milli Güvenlik Ajansı’ndan (NSA) edindiği bilgi ve belgeleri İngiliz ve Amerikan basını ile paylaşmış, ortaya çıkmasına yardımcı olduğu skandal takip uygulamaları ise tüm dünyada gündemin en üst sıralarına tırmanmıştı. Yaptığı deşifreler nedeniyle ABD Senatosu İstihbarat Komitesi Başkanı Dianne Feinstein ve Temsilciler Meclisi Başkanı John Boehner’in “hain” olarak niteledikleri Snowden, kaçtığı Hong Kong’da verdiği ve önceki gün yayımlanan mülakatında ise tek amacının “insanları onlar adına onlara karşı yapılanlar hakkında haberdar etmek” olduğunu söylemişti. Kendisine ilk cezayı ise çalıştığı şirket dün işten çıkararak vermiş oldu.‘Edward Snowden biraz yatar ve çıkar’ABD adli mercilerinin benzer vakalardaki geçmiş uygulamaları göz önüne alındığında, dünyanın en iyi korunan istihbarat yapılanmalarından kabul edilen NSA’dan basına sızdırdığı bilgi ve belgelerle tüm dünyanın gündemine bomba gibi düşen Edward Snowden’in, yakalanarak yargılanması durumunda uzun bir hapis cezası almayabileceği konuşuluyor. ABD tarihinde yaptıkları benzer sızdırma faaliyetleri ile hatırlanan 9 kişiden, ikisi hiçbir ceza almazken, birine 10 ay ev hapsi ve üçüne de 2’şer yıl kadar hapis cezaları verilmişti. Aralarında ‘Wikileaks’ ismiyle maruf diplomatik yazışma sızdırmalarını yapan Bradley Manning’in de olduğu diğer üç sanığın yargılamalarında ise henüz bir karar çıkmadı. Snowden basına yaptığı açıklamalarda, söz konusu deşifreleri yaparken her şeyini kaybedebileceği gerçeğini kabullendiğini söylemişti.
Zaman
Ana Sayfa
12.06.2013
ABDinternetüzerindentakipteısrarlıABD internet üzerinden takipte ısrarlı
Çapkın: Önce el bombası attı, sonra kendini patlattı
Haber7
11.09.2012
13:05
İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın Gaziosmanpaşadaki canlı bomba ile ilgili bilgi verdi Çapkın, canlı bombanın önce el bombası attığını sonra kendini patlattığını açıkladı
Haber7
Son Dakika
11.09.2012
ÇapkınÖnceelbombasıattısonrakendinipatlattıÇapkın Önce el bombası attı sonra kendini patlattı
Çapkın: Önce el bombası atmış sonra kendini patlatmış
Haber7
11.09.2012
12:53
İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın Gaziosmanpaşadaki canlı bomba ile ilgili bilgi verdi Çapkın, canlı bombanın önce el bombası attığını sonra kendini patlattığını açıkladı
Haber7
Son Dakika
11.09.2012
ÇapkınÖnceelbombasıatmışsonrakendinipatlatmışÇapkın Önce el bombası atmış sonra kendini patlatmış
Ladin'in ölümü doğrulandı
Samanyolu Haber
02.05.2011
18:59
ABD Başkanı Barack Obama tarafından öldürüldüğü açıklanan El Kaide elebaşı Usame Bin Ladinin öldürüldüğünün, DNA testiyle de kesinleştiği bildirildi.

AP ajansına konuşan bir Pentagon kaynağı, Ladinden alınan örneklere kimlik testi için birden fazla metot kullanıldığını söyledi. Aynı kaynak, kendisinin de cesedin fotoğrafını gördüğünü belirtti. İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, uygulanan metotların ne olduğu konusunda detaylı bilgi vermedi; ancak Obama yönetiminden yetkililerin DNA delillerinin Ladinin ölümünü doğruladığını söylediklerini aktardı. Yetkililerin, DNA testinin ölen kişinin Ladin olduğunu yüzde 99luk bir doğruluk payıyla belirlediği kaydedildi. Yetkililer, testin ne zaman ve nerede yapıldığının bilinmediğini; ancak Obamanın resmi açıklamayı yaparken ölen kişinin Ladin olduğundan emin olduğu bilgisini verdi. Obama, ölen kişinin ladin olduğuna ilişkin bir kanıt açıklamamıştı. Amerikanın 11 Eylül saldırılarının ardından Ladinin aile üyelerinden DNA örnekleri topladığı düşünülüyor. ABDnin parmak izi gibi başka testler de uygulayıp uygulamadığı bilinmiyor. Bin Ladinin operasyonda başından vurulduğu açıklanmıştı. Operasyona katılan askerlerin Ladinle yüz yüze geldikleri belirtilmişti. Amerikalı yetkililer, Ladinin yüzünden de tanındığını aktarmışlardı. Cesedin daha sonra bir Amerikan savaş gemisine götürüldüğü açıklanmış; ancak geminin ismi verilmemişti. Her ne kadar şimdiye kadar resimleri kamuoyuyla paylaşılmasa da Ladinin denize gömülmeden önce cesedinin fotoğrafları çekildiği kaydedildi. Kimlik tespiti, Amerikan operasyonu için önemli bir uygulama olarak kullanılıyor. Haziran 2006da öldürülen El Kaide Irak lideri Ebu Musab Zerkavi için de DNA testi yapılmış ve kimliği doğrulanmıştı. Obama yönetiminin fotoğrafları yayınlayıp yayınlamayacağı ise henüz bilinmiyor. 2003te Irakta Saddamın Uday ve Kusay adlı iki oğlunu öldüren Amerikan ordusu, daha sonra fotoğraflarını yayınlamıştı. BİN LADİNİN KİMLİĞİ DNA EŞLEŞMESİ İLE TESPİT EDİLEBİLİR Mİ? ABD Başkanı Barack Obama, El Kaide lideri Usame Bin Ladinin öldüğünü açıklamasının ardından Pakistan televizyonu tarafından yayınlanan ancak daha sonra fotomontaj olduğu anlaşılan bir resim, Ladinin ölümüyle ilgili şüpheleri artırmışı. AP ajansının Ladinin cesedinin denize gömüldüğüne dair bir haber geçmesi ve Obamanın açıklamasına rağmen ne operasyona ne de Ladine ilişkin bir fotoğraf yayınlanmaması, Ladinin ölümünün kesinleştirilmesi için en güvenilir yol olarak DNA testini gündeme getirmişti. 2001 yılında Afganistan operasyonuna başlayan ABD, Usame Bin Ladinin saklandığı düşünülen Tora Bora bölgesini BLU-82 Daisy Cutter bombasıyla yerle bir etmişti. Ancak tahrip gücü yüksek olan ev fakirin nükleer bombası olarak da nitelenen bu bomba, geride yüzlerce parçalanmış ceset ve Amerikan güçleri için zor bir görev bırakmıştı. Cesetlerin kime ait olduğunu anlamak zor olduğundan Amerikan askerleri, Ladinin ölüp ölmediğinden emin olmak için ceset parçalarını toplayarak DNA testlerinin yapılması için FBIya göndermişti. Cesetlerden elde edilen DNA örnekleri, FBI laboratuvarlarında Ladinin ailesinden alınan DNA örnekleri ile eşleştirilmişti. DNA EŞLEŞMESİ NASIL YAPILIYOR? Genetik parmak izi olarak da bilinen DNA eşleşmesi, tam kapsamlı DNA sıralamasından farklı bir işlem olarak biliniyor ve daha uzun bir işlem gerektiriyor. İnsanların DNA sıralamalarının yüzde 99u aynı, ancak geri kalan kısım her kişiye özel. Geri kalan bu yüzde 1lik kısmın bir kısmını ise kan bağı olan, özellikle de ebeveyn ve kardeşlerle benzerlikler taşıyor. DNA eşlemesi de işte bu benzerlikler üzerine yapılıyor. Bu durumda Ladinin DNA eşleşmesini ararken, El Kaide elebaşından alınmış bir örneğe ihtiyaç duyulmuyor. Bu yüzden de Ladinin Bostonda yakın zamanda hayatını kaybeden kız kardeşinden alınan doku örnekleri kullanılmıştı. Anne-babadan kardeşlere aynı genetik kod geçtiği için kız kardeşinden alınan örneklerle bir referans DNA parmak izi oluşturulmuştu. Bu testlerde de DNA eşleşmesine bakarak, iki örneğin kardeşlere ait olup olmadığına bakılmıştı. Ancak bu tip tipik bir DNA testi, ancak 14 günde yapılabiliyor. 2010 yılında ise Arizona Üniversitesi, çok zaman alan bu işlemi iki saatte yapabilen bir makine geliştirdiğini duyurdu. Bu yüzden öldürüldüğü açıklanan Ladinden alınacak örneklerle kardeşinden alınan örneklerin eşleştirilmesi burada mümkün görünüyor. Ancak elbette DNA eşleşmesi kesin sonuç vermiyor, hatta kardeş DNA eşleştirmesinde doğruluk oranı daha da düşüyor. Bu yüzden Ladinin öldüğünün DNA testiyle kesinleşmesi, daha çok tartışılacak gibi görünüyor. (CİHAN)
Samanyolu Haber
Son Dakika
02.05.2011
LadininölümüdoğrulandıLadinin ölümü doğrulandı
'Yer yerinden oynayacak'
Samanyolu Haber
11.04.2011
09:30
Jandarma, polise PKK operasyonu düzenletti. Ancak ele geçen silah ve belgelerdeki tuhaflık fark edildi.

Tekirdağ Çorluda Jandarmanın devreye girmesi sonucu polis tarafından düzenlenen PKK operasyonu bir dizi tuhaflığı ortaya çıkardı. Çorlu jandarmadan bir ekip polise gidip Bölgenizde şüpheli yer var arama yapın diyerek adres gösterdi. Polis Savcı talimatı ya da ihbar gerekir cevabını verdi. Kısa süre sonra polise ihbar telefonu geldi. Bunun üzerine savcıdan izin alındı ve adrese operasyon yapıldı. Ancak polis ele geçen silah ve belgelerdeki tuhaflığı fark etti. Malzemenin PKKya ait olmadığı ortaya çıktı. Jandarma ekibi gözaltına alındı. 155e ihbar geldi Çorlu Jandarma Komutanlığından bir ekip 31 Ocak 2011 günü İlçe Emniyet Müdürlüğüne gitti. Ekip, Jandarma İstihbaratına çalışan bir haber elemanının verdiği bilgiye göre polis bölgesindeki Kemal Yye ait evde uyuşturucu ve çalıntı eşya olduğu iddiasıyla arama yapılmasını istedi. Polis, savcılık talimatı veya ihbar olmadan arama yapamayacağını belirtti. Jandarma ekibi, Emniyetten ayrıldıktan kısa süre sonra 155e evle ilgili ihbar geldi. Evde arama başladıktan dakikalar sonra şehir merkezinde yetkili olmamasına karşın bir Jandarma ekibi de olay yerine gitti. Yer yerinden oynayacak Arama sırasında polislere Kaleşnikof da olması lazım, başka malzemeler de çıkacak. Bomba patladı, yer yerinden oynayacak diyen Astsubay Y.Çnin sözleri, savcının talimatı ile tutanak altına alındı. Arama sırasında bodrum kattaki bir spor çantada silah, mühimmat, saldırı krokileri ve PKK üyelerine ait olduğu izlenimi verilen dokümanlar ele geçirildi. Dokümanlar arasından Çorlu Hakim Savcı Lojmanları, Çorlu Emniyet Müdürlüğü, Çorlu Polis Lojmanları ile Saray ve Çorlu Jandarma komutanlıklarına saldırı hazırlıklarını gösteren krokiler çıktı. Aramanın ardından Kemal Y., oğulları Erkan ve Hakan Y. ile Selver T. gözaltına alındı. Ele geçirilen malzemelerle ilgili bilgilerinin olmadığını söyleyen 4 zanlı serbest bırakıldı. Tekirdağ Jandarma İstihbarat Şube Müdürü Ö.B.T. ve İl Jandarma Komutanı Albay K.R.A. da Emniyete giderek incelemelerde bulundu. PKKnın yöntemlerine uymuyor Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı ve Emniyet birimleri ele geçirilen dokümanları inceledi. Dokümanların PKKnın örgütsel faaliyet sistematiği ile uyuşmadığı anlaşıldı. PKKnın, eylem hedeflerini gösteren krokileri çok basit hazırlamasına karşın, ele geçirilen dokümanların çok detaylı ve profesyonelce hazırlandığı tespit edildi. El yazması dokümanların fazla detay içerdiği ve birçok eylem planına ait dokümanın aynı çanta içerisinde saklanarak örgütsel sistematikle çeliştiği değerlendirildi. Belgelerde örgütsel terminolojinin kullanılmadığı belirlendi. Belgeler bilirkişi raporu hazırlanmak üzere Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Başkanlı-ğına gönderildi. Hazırlanan bilirkişi raporunda, dokümanların PKKya ait olamayacağı vurgunladı. Dokümanlarda geçen bazı ifadelerin resmi kurumların yazışmada kullandığı ifadelere benzediği ve belgelerin PKK terör örgütüne ait olduğu izlenimi uyandırılmak üzere hazırlanan sahte dokümanlar olduğu kaydedildi. MALZEME KONTROLÜ MUHBİRDEN Soruşturmayı derinleştiren polis, baskın sırasında ele geçirilen krokileri titizlikle inceledi. Ardından, olaydan iki hafta önce Aralık 2010da bir şüphelinin emniyet binasının fotoğraflarını çektiği nokta ile krokilerin benzerlik taşıdığı tespit edildi. Emniyeti fotoğraflayan şüphelinin fotoğrafı üzerinden araştırmalarını genişleten emniyet birimleri, sahte PKK dokümanlarının konulduğu çantanın Nadir Çınara ait olabileceği bilgisine ulaştı. 3 Nisan 2011de gözaltına alınan Çınarın jandarmaya haber elemanlığı yaptığını söylemesi üzerine polis Jandarma Komutanlığından bilgi istedi. Komutanlık da Çınarın jandarma haber elemanı olduğunu doğruladı. Çınar ifadesinde Kemal Yılmazın evinde ele geçirilen malzemelerle ilgili istihbaratı Jandarmaya ben verdim. Jandarma personelinin yönlendirmesiyle ele geçen malzemeleri eve girerek kontrol ettim dedi. Uyuşturucu ve fuhuştan sabıkası olduğu ileri sürülen Nadir Çınar, ifadesinin alınmasının ardından tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. KOMUTANIN DİREKTİFİ Nadir Çınarın ifadesinin ardından savcılık, Çorlu İl jandarma Komutanlığında görevli Astsubay Yılmaz Çelik, Uzman Çavuş Şevki Uslu ve Uzman Çavuş Suat Değeri 4 Nisanda gözaltına aldı. Sanıklar, Çınarın verdiği bilgiler doğrultusunda Yılmazın eviyle ilgili bilgileri Emniyete aktardıklarını, bunu Jandarma İstihbarat Şube Müdürü Öcal Bülent Taşkopranın direktifleriyle gerçekleştirdiklerini kaydetti. 3 şüpheli, arama yapılan eve malzemeleri kendilerinin koymadığını, çıkan malzemelerle de ilgilerinin olmadığını söyledi. Gözaltına alınan askeri personel, savcılık ifadelerinin ardından serbest bırakıldı. NEYİ AMAÇLIYORLAR? Soruşturma kapsamında Kemal Yılmazın evinde ele geçirilen ve PKK terör örgütüne aitmiş gibi hazırlanan örgütsel dokümanların kim tarafından hazırla
Samanyolu Haber
Son Dakika
11.04.2011
YeryerindenoynayacakYer yerinden oynayacak
Eski milletvekilinin oğluna bomba süsü verilmiş paket gönderildi
Samanyolu Haber
01.04.2011
12:28


Üsküdarda sabah saatlerinde bir sitenin girişine bırakılan ve vatandaşlar arasında paniğe neden olan şüpheli paketten bomba süsü verilmiş havai fişek ve sprey tüp çıktı. Bomba imha ekipleri tarafından fünye ile patlatılan paketin AK Parti Eski Milletvekili Gülseren Topuzun asistan doktor oğlu Berk Topuz adına bırakıldığı öğrenildi. Sitenin güvenlik görevlisi tarafından fark edilen paket önce içeriye götürülmek istendi. Daha sonra paketten şüphelenen güvenlik görevlisinin polise haber vermesi üzerine olay yerine bomba imha ekipleri gönderildi. Uzman ekipler tarafından fünye ile patlatılan paketin içinden havai fişeklere bağlanmış düzenek ve basınç tesirli tüpler çıktı. Dinamit lokumu görüntüsü verilen havai fişeklerin patlaması halinde parça tesiri yapabileceği belirtildi. Şüpheli paketin patlatılması sonucu çevreye dağılan parçalar olay yeri inceleme ekipleri tarafından toplanıp götürüldü. İsmine şüpheli paket gönderilen Berk Topuz da olay yerine gelerek polis ekiplerinden bilgi aldı. Olayla ilgili geniş çaplı soruşturma başlatıldı.
Samanyolu Haber
Son Dakika
01.04.2011
EskimilletvekilininoğlunabombasüsüverilmişpaketgönderildiEski milletvekilinin oğluna bomba süsü verilmiş paket gönderildi
Baykal o günü anlattı
Samanyolu Haber
09.03.2011
11:32
Eski CHP Genel Başkanı Baykal, İklim Bayraktarın iddiaları basına yansımadan ailesini uyarmış.

İddiaları çift taraflı komplo olarak yorumlayan Baykal, İklim Bayraktarın iddiaları basına yansımadan ailesini uyarmış. Bana yönelik bir komplo tezgâhı kurulmaya çalışılıyor, hepinizin haberi olsun. Herkes de dikkatli olsun. Kemal Bey?e gidip bu yalanları neden anlatıyor? Çünkü, ?Bu işi ben kendi başıma yapmadım? demek istiyor. Kemal Bey?e de kurulmuş bir tuzak. O tuzağa düşmüş olsam ?Sen bu işi nasıl yaptın?? diye sorulduğunda çıkıp ?Bunu Kemal Bey?le konuştum? diyecek. Al sana bir büyük bomba. Ondan sonra çıkıp ?Birinciyi de kim yaptı anladınız mı şimdi?? diyecekler. ESKİ CHP Genel Başkanı Deniz Baykal?ın, ?yalan, iftira, kirli bir tezgâh? sözleriyle nitelediği şahsına yönelik komplo girişimiyle ilgili olarak eşi Olcay Baykal ve kızı Aslı Baykal ile Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş?i ilk günden bilgilendirdiği ortaya çıktı. Baykal Ailesini ve yakın çalışma arkadaşlarını, ?Bana yönelik bir komplo tezgahı kurulmaya çalışılıyor, hepinizin haberi olsun. Herkes de dikkatli olsun? diyerek uyardı, komplonun detaylarıyla ilgili bilgi verdi. Savcılık tutanaklarına yansıyan iddiaların basına yansımasının ardından ise Baykal, yakın çevresine şunları söyledi: ?Benimle ilgili bir komploya teşebbüs edilmiş ama bu komploya neden Kemal Bey karıştırılmak isteniyor, ince nokta bu. Kemal Bey?e gidip bu yalanları neden anlatıyor? Çünkü, ?Bu işi ben kendi başıma yapmadım? demek istiyor. Kemal Bey?e de kurulmuş bir tuzak. O tuzağa düşmüş olsam ?Sen bu işi nasıl yaptın?? diye sorulduğunda çıkıp ?Bunu Kemal Bey?le konuştum? diyecek. Al sana bir büyük bomba. Ondan sonra çıkıp ?Birinciyi de kim yaptı anladığınız mı şimdi?? diyecekler.? Baykal?ın avukatı Muzaffer Yılmaz dün yaptığı yazılı açıklamada, ?Taciz, tecavüz iddialarının dile getirilmesi gereken yer gazete sütunları, TV ekranları değil yargı mercileri. İddia sahibine ispat imkanını sağlamak üzere konuyu yargıya biz taşıyacağız? dedi. Yılmaz?ın yazılı açıklaması şöyle: ?24 Ocak?ta Odatv?de gazetecilik yaptığını söyleyen bir kişi Baykal?ın TBMM?deki sekreteryasını bir buçuk saatte üç kez arayarak ısrarla görüşmek istemiştir. Gerekçe olarak herhangi bir gazetecilik faaliyeti dile getirilmemiş, bazı fotoğrafların verileceği söylenmiştir. Baykal bu kişi ile hiçbir şekilde daha önce tanışmamıştır. Ziyaretten önce de bu kişiyle Baykal arasında hiçbir telefon görüşmesi yapılmamıştır, ziyaret 15 dakika sürmüş herhangi bir fotoğraf da getirilmemiştir. Ziyaretçi, hiçbir gerginlik yaşamadan gülen bir yüzle mutlu bir şekilde ayrılmıştır. 10?dan fazla insan bu durumun tanığıdır. Bu şartlar altında bir tacizin ya da tecavüzün gerçekleşmiş olabileceğine inanmak için, insanın kötü niyetli ya da geri zekalı olması lazımdır. Baykal?ın o gazeteci ile gerçekleştirdiği tek görüşme budur. Bu görüşmeden sonra da onu ne telefonla ne de elektronik ortamda aramamıştır, mesajlaşmamıştır. Bir daha da karşı karşıya gelmemiştir. Buna karşılık o gazeteci, Deniz Baykal?ı ev telefonundan gözaltına alınıncaya kadar defalarca aramıştır. Bu telefon görüşmelerinde yapılan buluşma talepleri, gece gündüz evine çağırma girişimleri Deniz Baykal?ı evinde ziyaret etme istekleri kararlılıkla ret edilmiştir. Bir şantaj ve komplo projesinin yaşama geçirilmesine fırsat verilmemiştir. Bir tacize ve tecavüze maruz kaldığını iddia eden kişi derhal iddiasını ispat etmeli, konuyu yargıya taşımalıdır.? Milliyet gazetesi yazarı Aslı Aydıntaşbaş da taciz iddialarını Deniz Baykala sordu. Baykal, Oda TV muhabiri İklim Bayraktar ile görüşmesini anlattı. Aydıntaşbaşın aktardığı açıklamalar: Deniz Baykal, telefonda köpürüyor. Haksız değil. CHP eski lideri, devrilmesine neden olan skandalından on ay sonra ikinci kez içinde ?kaset?, ?seks? ve ?internet? sözcükleri geçen bir komplonun kurbanı. Her şey, Ergenekon?da gözaltına alınan alınıp savcılıktan bırakılan Oda TV muhabiri İklim Bayraktar?ın ifadesinde röportaj için gittiği Baykal?ın kendisini taciz ettiğini öne sürmesiyle başladı. İddiaya göre Bayraktar, Baykal?la görüşmesinden sonra CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve ardından Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin?e giderek tacizi anlatıyor, ardından da Baykal?la görüşmesini kasete almayı teklif ediyor. Dün telefonda görüştüğüm Baykal, sadece taciz iddiasını şiddetle reddetmekle kalmadı, garip olaylar silsilesini ?Sadece bana değil CHP?nin içini karıştırmaya yönelik bir komplo? diye tanımladı. Deniz Bey?e göre bu mizansenin amacı, halefi Kemal Kılıçdaroğlu?nu da bir şekilde olayın içine katarak geçen mayıstaki kaset skandalını da CHP?ye mal etmek. ?Belli ki birinci komployu partinin yani CHP?nin yaptığını iddia etmek için dayanak oluşturmaya çalışıyorlar. Bu komployu hayata geçirmiş olsalardı, bir süre sonra o dinleme kaydı ortaya dökülecekti ve denilecekti ki bu komployu yapan asıl Kemal Bey. Kemal Bey?i niye böyle bir şeye karıştırıyorsun?? Deniz Bey?e olayın deta
Samanyolu Haber
Son Dakika
09.03.2011
BaykalogünüanlattıBaykal o günü anlattı
Tacizine uğradığını iddia eden OdaTV muhabiri İklim Bayraktar: CHP'ye zarar vermemek için sustum
Samanyolu Haber
09.03.2011
02:07


CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal tarafından taciz edildiğinin teknik takibe takılmasıyla ortaya çıkan Odatv muhabiri İklim Bayraktar, olayın sempati duyduğu CHPyi yıpratmaması için kendisinin gündeme getirmediğini söyledi. Fatih Altaylının sunduğu Teke Tek programına konuk olan İklim Bayraktar, Baykal ile meclisteki makam odasında bir görüşme yaptığı sırada tacize uğradığını iddia etti. Sansasyon yaratma derdinde olmadığını belirten Bayraktar, olayın duyulmasının hem kendisine hem de sempati duyduğu CHPye zarar vereceği düşüncesiyle gizli kalmasını istediğini, fakat Odatvnin sahibi Soner Yalçının teknik takibi sırasında bu konuların iradesi dışında gündeme geldiğini söyledi. CHPyi yıpratan biri olmadığını ısrarla vurgulayan İklim Bayraktar, olayda asıl mağdur olanın kendisi olmasına rağmen, programa katılacağının anonsların yapılmasından sonra CHPliler tarafından ardı ardına yapılan ağır eleştiri ve suçlamaları hak etmediğini ifade etti. MUHARREM İNCE TACİZ ETMEDİ Akşam Gazetesi tarafından gündeme getirilen CHP Grup Başkan Vekili Muharrem İnce tarafından taciz edildiği yönündeki iddianın doğru olmadığını ifade eden Bayraktar bu konuda şunları söyledi; Muharrem İnce beni taciz etmedi. Böyle bir şeyler yok. Bu hiç gündeme gelmedi. Şifahen bazı konularda bana haber konusunda bilgi verdi. Benim hemşehrim olur kendisi. Ne zaman ki Odatvde yazmaya başladım sonra kendisiyle konuştum. CHP kurultayını takip ederken Muharrem İnceyi Odatv aracılığıyla tanıdım. Kendisinin haber içerikli videosu vardı. Özel olarak sadece bir kere kendisini ziyaret ettim, röportaj yaptım ve yayınlandı. dedi. Muharrem İncenin içip içip kapısına dayandığı iddiasını Akşam Gazetesinde okuduğunu belirten Bayraktar, Evet bir takım haberlerle ilgili görüşmelerim oldu. Daha önce de bana kendisince üç tane önemli olan haberi verdi. Bana verilen her haberi yayınlasaydım bugün bana sorular sormazdınız. Muharrem Bey, beni bir gece aradı. sizinle görüşmem gerek dedi. Eve gelin dedim. Olmaz dedi. Alkollüydü, kendi şahsi aracıyla geldi. Kapımın önüne kadar geldi. Sitemde de kameralar var. Gitsinler güvenliğe söylesinler. Aracında yaklaşık yarım saat konuştuk. Alkollüydü. MYK toplantısında Kılıçdaroğlunun sözlerinin kendisini üzdüğünü ve Kılıçdaroğlunun sözlerini haber yap dedi. Ben böyle haber yapmam dedim. Bu haberi yapmadım çünkü şifahen bilgi vardı. MUHARREM İNCE DOĞRUYU SÖYLEMİYOR CHPyi yaralayan bir haberi CHPli vekilin ağzından yapmak istemedim. Ben bunları Soner Beye anlattım. Muharrem Beyin ben sadece AKPli birisi için bilgi verdim, Kılıçdaroğlu ile ilgili bilgi vermedim diye söyledi. Ama doğru söylemiyor. Kılıçdaroğlunun ana dil ve anadilde eğitimle ilgili CHPnin yeni tavrıyla ilgili görüş değişikliği olduğunu belirtmişlerdi. Ben Muharrem İncenin iddialarını CHP liderine de sordum. O da tamamen doğru dedi. Ama ben CHPye olan sempatimden ötürü yazmadım, yazamadım. Ben dört tane bomba haber saklıyorum. Saklarım kardeşim. Ben böyle uzaylı bir gazeteciyim. Bende dostluk haberciliğin önüne geçer. Bugün benden belden aşağı vuruyorlar. Kimse benim hakkımda böyle bir şey diyemez. Ben bir şey iddia etmedim. MUHAMMER İNCENİN AVUKATI: HAKKINDA DAVA AÇTIK Canlı yayına telefonla bağlanan Muharrem İncenin Avukatı Haluk Pekşen ise Bayraktarın öszelirde tutarsızlıklar olduğunu belirtip hakkında dava açtıklarını söyledi. Av. Pekşen, Hanımefendinin açıklamaları önemli bir görevi yerine getiriyor. Bazı açıklamalar konusunda kendisinde tutarsızlıklar var. Cumhuriyet Halk Partisinin MYK toplantıları Salı günü yapılmaz. Bir diğer nokta da Muhammer İncenin evinin asansörü yok. Asansöre çıkartıp evine götürmesi söz konusu değil. dedi. Av. Pekşenin sözlerine karşılık İklim Bayraktar, ilaçlar ve iğnelerle programa katıldığını belirtip; Ama tarihlere bakarım. Apartmana girişti asansör vardı bindi asansore. Ben kendimi niye savunayım. O beni savundu zaten. Çıktı dedi ki iklim hanıma dava açmıyorum. Muhammer Beyin hayranları maillerle beni tehdit ediyorlar. Siz güvenmediğiniz bir insana bilgi aktarır mısınız? şeklinde tepki gösterdi. BAYKALA SİZİN KAFANIZ MI GÜZEL DEDİM Deniz Baykalın taciz ettiği iddialarını bu konuları burada konuşmanın kendisini yaraladığını söyleyen Bayraktar olayı şöyle anlattı; Mecliste odasında böyle bir şey yaşadım. Yutkundum eve geldim. Eşime anlattım. Yapacak bir şey yok. Sesimizi çıkarmaycağız unutacağız. Bu konuyu da CHPden yetkili bir isme bildirdim. Ben o anda sizin kafanız mı güzel dedim. Tamam tamam, sakin ol çok asabisin dedi. Beni sözleriyle taciz etti. Ben odadan sinirlenip çıktıktan sonra tamam sakin ol dedi. Ben bunları yüz yüze Gürsel Tekine anlattım. İki gün arayla hoş olmayan şeyler yaşadım dedim. Ben Gürsel Abi ile dertleşmekle kötü bir şey mi yaptım. 1.5 ay içerisinde ben bir Allahın kuluna bu konuyu söylemiş miyim? Bunu Gürsel Beye anlattıktan sonra tembihledim bu konunun dışarıda konuşulmaması. Sonra Soner Yalçın beni aradı ve Gürse
Samanyolu Haber
Son Dakika
09.03.2011
TacizineuğradığınıiddiaedenOdaTVmuhabiriİklimBayraktarCHPyezararvermemekiçinsustumTacizine uğradığını iddia eden OdaTV muhabiri İklim Bayraktar CHPye zarar vermemek için sustum
İklim Bayraktar'dan çarpıçı açıklamalar
Samanyolu Haber
09.03.2011
01:25
CHPli Muammer İnce ve Deniz Baykal tarafından tacize uğradığını iddia eden Odatv muhabiri İklim Bayraktar açıklamalarda bulundu.

Fatih Altaylının sunduğu Teke Tek programına konuk olan İklim Bayraktar, gazeteciliği sırasında da tacize uğradığını iddia etti. Sansasyon oluşturma derdinde olmadığını belirten Bayraktar, Eğer gündem oluşturmak zorunda kalsaydım Cem Uzanların en yakınında olup TMSF sürecini çok yakından bilen biri olarak bir sürü gündem bulurdum dedi. İşte Bayraktarın açıklamalarının satır başları Muharrem İnce beni taciz etmedi. Böyle bir şeyler yok. Bu hiç gündeme gelmedi. Şifahen bazı konularda bana bilgi verdi haber konusunda. Benim hemşehrim olur kendisi. Ne zaman ki Odatvde yazmaya başladım sonra kendisiyle konuştum. CHP kurultayını takip ederken Muammer İnceyi Odatv aracılığıyla tanıdım. Kendisinin haber içerikli videosu vardı. Özel olarak sadece bir kere kendisini ziyaret ettim, röportaj yaptım ve yayınlandı. MUHARREM İNCE EVİNE GELDİ Mİ? Muammer İncenin içip içip kapıma dayandığı iddiasını Akşam Gazetesinde okudum herkes gibi. Evet bir takım haberlerle ilgili görüşmelerim oldu. Daha önce de bana kendisince üç tane önemli olan haberi verdi. Bana verilen her haberi yayınlasaydım bugün bana sorular sormazdınız. Muammer Bey, beni bir gece aradı. sizinle görüşmem gerek dedi. Eve gelin dedim. Olmaz dedi. Alkollüydü, kendi şahsi aracıyla geldi. Kapımın önüne kadar geldi. Sitemde de kameralar var. Gitsinler güvenliğe söylesinler. Aracında yaklaşık yarım saat konuştuk. Alkollüydü. MYK toplantısında Kılıçdaroğlunun sözlerinin kendisini üzdüğünü ve Kılıçdaroğlunun sözlerini haber yap dedi. Ben böyle haber yapmam dedim. Bu haberi yapmadım çünkü şifahen bilgi vardı. MUAMMER İNCEYİ SONER YALÇINA ANLATTIM CHPyi yaralayan bir haberi CHPli vekilin ağzından yapmak istemedim. Ben bunları Soner Beye anlattım. Muammer Beyin ben sadece AKPli birisi için bilgi verdim Kılıçdaroğlu ile ilgili bilgi vermedim diye söyledi. Ama doğru söylemiyor. Kılıçdaroğlunun ana dil ve anadilde eğitimle ilgili CHPnin yeni tavrıyla ilgili görüş değişkliği olduğunu belirtmişlerdi. Ben Muammer İncenin iddialarını CHP liderine de sordum. O da tamamen doğru dedi. Ama ben CHPye olan sempatimden ötürü yazmadım yazamadım. Ben dört tane bomba haber saklıyorum. Saklarım kardeşim. Ben böyle uzaylı bir gazeteciyim. Bende dostluk haberciliğin önüne geçer. Bugün benden belden aşağı vuruyorlar. Kimse benim hakkımda böyle bir şey diyemez. Ben bir şey iddia etmedim. Hangi kamera çekiyor beni kameranın gözlerinin içine baka baka konuşmak istiyorum. MUAMMER İNCENİN AVUKATI CANLI YAYINA BAĞLANDI Muammer İncenin Avukatı : Hanım efendinin açıklamaları önemli bir görevi yerine getiriyor. Bazı açıklamalar konusunda kendisinde tutarsızlıklar var. Cumhuriyet Halk Partisinin MYK toplantıları Salı günü yapılmaz. Bir diğer nokta da Muammer İncenin evinin asansörü yok. Asansöre çıkartıp evine götürmesi söz konusu değil. İklim Bayraktar: İlaçlar ve iğnelerle buradayım. Ama tarihlere bakarım. Apartmana girişti asansör vardı bindi asansöre. Ben kendimi niye savunayım. O beni savundu zaten. Çıktı dedi ki İklim hanıma dava açmıyorum. Muammer Beyin hayranları maillerle beni tehdit ediyorlar. Siz güvenmediğiniz bir insana bilgi aktarır mısınız? Deniz baykalın taciz ettiği iddialarını bu konuları burada konuşmak beni yaralıyor. Mecliste odasında böyle bir şey yaşadım. yutkundum eve geldim. Eşime anlattım. Yapacak bir şey yok. Sesimizi çıkarmaycağız unutacağız. Bu konuyu da CHPden yetkili bir isme bildirdim. SİZİN KAFANIZ MI GÜZEL DEDİM Ben o anda sizin kafanız mı güzel dedim. Tamam tamam, sakin ol çok asabisin dedi. Beni sözleriyle taciz etti. Ben odadan sinirlenip çıktıktan sonra tamam sakin ol dedi. Ben bunları yüz yüze Gürsel Tekine anlattım. İki gün arayla hoş olmayan şeyler yaşadım dedim. Ben Gürsel Abi ile dertleşmekle kötü bir şey mi yaptım. 1.5 ay içerisinde ben bir allahın kuluna bu konuyu söylemiş miyim? Bunu Gürsel Beye anlattıktan sonra tembihledim bu konunun dışarda konuşulmaması. Sonra Soner yalçın beni aradı ve Gürsel Tekin beni aradı falan dedi.Zaten Soner Yalçının telefonları dinleniyor. Böyle bir durumda niye beni arıyor anlamış değilim? Soner Bey bana son görüşmemde iyi ki bu olay böyle bitti. Tam da ben iki gün sonra Halk Tvle ilgili görüşmelerin üstüne gelmedi. Eğer kayda alsaydım bugün bunları anlatmak zorunda kalmayacaktım. Kendisi bana ev numarası da verdi.
Samanyolu Haber
Son Dakika
09.03.2011
İklimBayraktardançarpıçıaçıklamalarİklim Bayraktardan çarpıçı açıklamalar
610 terörist için arama kararı çıktı
Samanyolu Haber
22.02.2011
08:32
PKKdan kaçarak güvenlik güçlerine teslim olan Nadir C. adlı itirafçı, terör örgütünün son 25 yıldaki 31 eylemini ve bunlara katılanları tek tek açıkladı

Eylemlerin sorumlusu 610 terörist için arama kararı çıktı Sözde tabur komutanı seviyesindeyken Kuzey Iraktaki Zap Kampından kaçarak güvenlik güçlerine teslim olan Nadir C., PKKnın 25 yılda gerçekleştirdiği 31 sansasyonel eylemi ve bunlara katılan 610 PKKlıyı tek tek açıkladı. İtirafçı terörist, Dağlıca saldırısına katılan 187, Aktütün baskınına katılan 150 teröristi teşhis etti. Nadir C.nin, eski cezaevi komutanı Oktay Esat Yıldıranı da örgütten ayrılan bir teröristin öldürdüğünü söylediği itirafların ardından 610 PKKlı için arama kararı çıkartıldı. İSİM VE FOTOĞRAFLARDAN TEŞHİS Amasya Merzifon nüfusuna kayıtlı terörist Nadir C. (40), 17 yıl önce katıldığı örgütte, sözde tabur komutanı seviyesine kadar çıktı. Kandil ve kırsalda kritik görevlerde yer alan, bu sayede örgütün gizli bilgilerine ulaşabilen Nadir C., sevgilisi Nevin C. ile birlikte Zap Kampından kaçtı. İki terörist, Elazığda teslim olduktan sonra Malatyada Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısına ifade verdi. İkili, örgütün son dönemde gerçekleştirdiği pek çok sansasyonel eylem de dahil olmak üzere 31 eyleme ilişkin detaylı itiraflarda bulundu. Bu eylemlerde yer alan 610 terörist de isim ve fotoğraflarıyla, teslim olan çift tarafından tek tek teşhis edildi. Eylemlerin gerçekleştiği bölgelerdeki özel yetkili başsavcılıklara evraklar gönderilerek bilgi verildi. Diyarbakır, Malatya, Erzurum, Van, Adana ve İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılıkları da saldırıların failleri oldukları tespit edilen 610 PKKlı hakkında yakalama kararı çıkardı. Yakalama emirleri, 81 ildeki polis ve jandarma birimlerine gönderildi. Yurtdışında oldukları tespit edilenler hakkında ise iade talepnamesi düzenlenip Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğüne iletildi. DAĞLICADAN AKTÜTÜNE... İtirafçı çift, Dağlıca ve Aktütün baskınlarına ilişkin somut bilgiler de verdi. Buna göre; her iki saldırının kararı da HPG Askeri Konsey toplantısında alındı. Dağlıcaya 187, Aktütüne ise 153 terörist birden saldırdı. Çift, Diyarbakır Cezaevi eski komutanı Binbaşı Esat Oktay Yıldıranın öldürülmesi, Tuncelide 6 öğretmenin devlet ajanı oldukları gerekçesiyle katledilmesi, Çukurcada 9, Siirtteki Herekol Dağında 8 askerin şehit edilmesi, Beytüşşebapta bir askerin evinde şehit edilmesi gibi eylemlerin faillerini de tek tek açıkladı. Devrimci Karargâh adlı örgüt yöneticilerinin Kandildeki PKK kamplarında aldıkları askeri eğitim, kullandıkları silahlar, faaliyet alanları, isimleri ve kod adları da deşifre edildi. 22 EKİM 2007 Ape Hüseyin kod adlı Kadri Çelik Reşit Dostum Hakkâri Dağlıca Jandarma Taburuna düzenlenen saldırıda 12 askerin şehit edilmesi, 8 askerin kaçırılması, 16 askerin yaralanması: Saldırı kararı, PKKnın askeri kanadı olan HPG Askeri Konsey toplantısında alındı. Saldırı emrini Sivas nüfusuna kayıtlı Alişer Koçgiri kod adlı Yücel Halis ile Muşun Malazgirt ilçesi nüfusuna kayıtlı Ape Hüseyin kod adlı Kadri Çelik verdi. Siirtin Eruh ilçesi nüfusuna kayıtlı Reşit Dostumun yönettiği saldırıyı 187 terörist gerçekleştirdi. 21 TEMMUZ 2008 Şahin Cilo Şemdinlideki Aktütün Karakolunda 17 askerin şehit edilmesi: Örgüt bu karakola saldırı kararını HPG Askeri Konsey toplantısında aldı. Saldırı emrini Şerif Guyi kod adlı Ali Benek, Fazıl kod adlı Ahmet Şeker ile Suriye uyruklu Zagros Saha sorumlusu İskender Derik, Rubar Zagros, Şahin Cilo verdi. Bu isimler saldırıyı da yönetti. Saldırıyı 153 terörist gerçekleştirdi. 22 EKİM 1988 Eski Diyarbakır Cezaevi komutanı Binbaşı Esat Oktay Yıldıranın İstanbulda öldürülmesi: Eylem talimatını, PKK merkez yönetimi verdi. Suikastı Ekrem kod adlı Hıdır Sarıkaya gerçekleştirdi. Sarıkaya daha sonra PKKdan ayrıldı. Halen Kuzey Irakta yaşadığını duydum. 6 AĞUSTOS 2006 Şırnakın Beytüşşebap ilçesinde astsubay Levent Çevikin evinde şehit edilmesi, 5 yaşındaki oğlunun yaralanması: Saldırıyı Suriye uyruklu Nemci kod adlı Muhammed Osman, Agıri kod adlı İbrahim Muhammed, İran uyruklu Serhat kod adlı İsmail Hasanlo gerçekleştirdi. 14 MAYIS 1997 Zap Kampına düzenlenen hava harekâtında TSK helikopterinin düşürülmesi: Olayın faili Konya Cihanbeyli nüfusuna kayıtlı Şoreş Konya kod adlı kişi. Bu örgüt mensubu helikopteri düşürdüğü için bizzat Abdullah Öcalanın talimatıyla ödüllendirildi ve bölük sorumlusu oldu. Daha sonra kadın bir PKKlıyla ilişkisi ortaya çıkınca infaz korkusuyla örgütten kaçtı. Rusyada olduğunu öğrendim. 1 KASIM 2005 Hakkari Şemdinlide bomba yüklü aracın askeri gazino yakınlarında patlatılması: Eylem kararı askeri birliğe yönelik alındı. Ancak olayda esnaf ve siviller büyük zarar gördüğü için PKK Devlet yaptı diyerek insan hakları örgütlerini bölgeye davet etti. Eylemin planlayıcıları ve talimatını verenler Sabri kod adlı Ali Kısıklıyol ile Reşit Dostum adlı PKK
Samanyolu Haber
Son Dakika
22.02.2011
610teröristiçinaramakararıçıktı610 terörist için arama kararı çıktı
BBP'ye ses bombalı saldırı
Samanyolu Haber
20.01.2011
08:27
Beyoğlu?nda Büyük Birlik Partisi (BBP) mahalle temsilciliği önüne bırakılan ses bombası büyük bir gürültü ile patladı.

Saldırıda ölen ya da yaralanan olmadı. Parti binasında incelemelerde bulunan BBP İstanbul İl Başkanı Bayram Karacan, olayı provokasyon olarak değerlendirdi. Olay, dün saat 23.30 sıralarında Piri Paşa Mahallesi Yıldırım Aralığı Sokak?ta bulunan BBP Hasköy Mahalle Temsilciliği?nde meydana geldi. İddiaya göre, kimliği henüz belirlenemeyen bir grup şahıs sokak içinde havai fişek attıktan sonra BBP binasının önüne ses bombası bıraktı. Kısa süre içinde büyük bir gürültü ile patlayan ses bombası çevrede paniğe sebep oldu. Patlamada ölen ya da yaralanan olmazken parti binasının demir kepenklerle kapalı olması büyük çaplı maddi hasar yaşanmasını da önledi. Polis ekipleri sokağın giriş ve çıkışlarına güvenlik şeridi çekerek bütün detayları titizlikle inceledi. Deliller emniyete götürüldü. Terörle mücadele polisleri ve bomba imha uzmanı ekipler de olay yerinde bir süre inceleme yaptı. ?KESİNLİKLE BU PROVOKASYONA GELMEYECEĞİZ? Olayı duyan partililer, saldırının olduğu sokağa akın etti. BBP İstanbul İl Başkanı Bayram Karacan, emniyet ekiplerinden bilgi aldı. Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Karacan, olayın provokasyon amaçlı gerçekleştirildiğini söyledi. Bu tür provokasyonlara gelmeyeceklerinin altını çizen Karacan, ?Niye BBP seçilir ki? Dinamik bir yapımız var. Milliyetçilik duygularımız var. Maneviyatçıyız. Ülkedeki gelişmelerde en hızlı refleksi gösteren biziz. Ama bunu biz hep demokratik zemin üzerinde yaptık. Siyasi üslupla nezaketle yapıyoruz. Bizim bu genç ve dinamik yapımızı bir şekilde bu işin içine çekmeye çalışıyorlar. Kesinlikle provokasyon. Rahmetli liderimizin bu konuda nasihatleri var. Kesinlikle bu provokasyona gelmeyeceğiz? diye konuştu. Daha önce de benzer saldırıların olduğunu hatırlatan Karacan, konuşmasına şöyle devam etti: ?Genel merkezimiz tarafından birkaç gün önce bize bu tür saldırıların olabileceğine ilişkin istihbari bilgi geçilmişti. İki gün önce Diyarbakır?daki il başkanlığımıza bir saldırı oldu. İstanbul içinde son bir yıl içinde dördüncü saldırı oldu. Önceki olaylardan sonra arkadaşlarımızı uyarmıştık. Kamera sistemi kurulması yönünde ve güvenlik önlemlerine dikkat edilmesi hususunda uyarılarda bulunmuştuk. Bu işler bir anda olmuyor. Sinsice yapılıyor. Özellikle BBP temsilciliklerinin seçilmesindeki amaç çok dinamik bir teşkilatımız var. Bizi belli ki bir yerlerin içine çekmeye çalışıyorlar. Her zaman olduğu gibi sağduyu ve soğukkanlılığımızı koruyacağız. Hiçbir zaman toplumu kaotik bir ortama sokacak davranışın içinde olmayacağız. Arkadaşlarımıza sahip çıkacağız. Tek tesellimiz ölen ya da yaralanan olmaması. Bundan sonra daha çok dikkat edeceğiz. Buradan bu işi yapan ve onların arkasındakilere mesaj göndermek istiyoruz. Buradan onlara ekmek çıkmaz. BBP teşkilatları son derece şuurlu, geçmişten çok büyük dersler çıkarmış, tecrübeler çıkarmış teşkilattır.? CİHAN
Samanyolu Haber
Son Dakika
20.01.2011
BBPyesesbombalısaldırıBBPye ses bombalı saldırı
BBP?nin mahalle temsilciliğine ses bombalı saldırı
Samanyolu Haber
20.01.2011
01:37


Beyoğlunda Büyük Birlik Partisi (BBP) mahalle temsilciliği önüne bırakılan ses bombası büyük bir gürültü ile patladı. Saldırıda ölen ya da yaralanan olmadı. Parti binasında incelemelerde bulunan BBP İstanbul İl Başkanı Bayram Karacan, olayı provokasyon olarak değerlendirdi. Olay, dün saat 23.30 sıralarında Piri Paşa Mahallesi Yıldırım Aralığı Sokakta bulunan BBP Hasköy Mahalle Temsilciliğinde meydana geldi. İddiaya göre, kimliği henüz belirlenemeyen bir grup şahıs sokak içinde havai fişek attıktan sonra BBP binasının önüne ses bombası bıraktı. Kısa süre içinde büyük bir gürültü ile patlayan ses bombası çevrede paniğe sebep oldu. Patlamada ölen ya da yaralanan olmazken parti binasının demir kepenklerle kapalı olması büyük çaplı maddi hasar yaşanmasını da önledi. Polis ekipleri sokağın giriş ve çıkışlarına güvenlik şeridi çekerek bütün detayları titizlikle inceledi. Deliller emniyete götürüldü. Terörle mücadele polisleri ve bomba imha uzmanı ekipler de olay yerinde bir süre inceleme yaptı. KESİNLİKLE BU PROVOKASYONA GELMEYECEĞİZ Olayı duyan partililer, saldırının olduğu sokağa akın etti. BBP İstanbul İl Başkanı Bayram Karacan, emniyet ekiplerinden bilgi aldı. Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Karacan, olayın provokasyon amaçlı gerçekleştirildiğini söyledi. Bu tür provokasyonlara gelmeyeceklerinin altını çizen Karacan, Niye BBP seçilir ki? Dinamik bir yapımız var. Milliyetçilik duygularımız var. Maneviyatçıyız. Ülkedeki gelişmelerde en hızlı refleksi gösteren biziz. Ama bunu biz hep demokratik zemin üzerinde yaptık. Siyasi üslupla nezaketle yapıyoruz. Bizim bu genç ve dinamik yapımızı bir şekilde bu işin içine çekmeye çalışıyorlar. Kesinlikle provokasyon. Rahmetli liderimizin bu konuda nasihatleri var. Kesinlikle bu provokasyona gelmeyeceğiz diye konuştu. Daha önce de benzer saldırıların olduğunu hatırlatan Karacan, konuşmasına şöyle devam etti: Genel merkezimiz tarafından birkaç gün önce bize bu tür saldırıların olabileceğine ilişkin istihbari bilgi geçilmişti. İki gün önce Diyarbakırdaki il başkanlığımıza bir saldırı oldu. İstanbul içinde son bir yıl içinde dördüncü saldırı oldu. Önceki olaylardan sonra arkadaşlarımızı uyarmıştık. Kamera sistemi kurulması yönünde ve güvenlik önlemlerine dikkat edilmesi hususunda uyarılarda bulunmuştuk. Bu işler bir anda olmuyor. Sinsice yapılıyor. Özellikle BBP temsilciliklerinin seçilmesindeki amaç çok dinamik bir teşkilatımız var. Bizi belli ki bir yerlerin içine çekmeye çalışıyorlar. Her zaman olduğu gibi sağduyu ve soğukkanlılığımızı koruyacağız. Hiçbir zaman toplumu kaotik bir ortama sokacak davranışın içinde olmayacağız. Arkadaşlarımıza sahip çıkacağız. Tek tesellimiz ölen ya da yaralanan olmaması. Bundan sonra daha çok dikkat edeceğiz. Buradan bu işi yapan ve onların arkasındakilere mesaj göndermek istiyoruz. Buradan onlara ekmek çıkmaz. BBP teşkilatları son derece şuurlu, geçmişten çok büyük dersler çıkarmış, tecrübeler çıkarmış teşkilattır.
Samanyolu Haber
Son Dakika
20.01.2011
BBP?ninmahalletemsilciliğinesesbombalısaldırıBBP?nin mahalle temsilciliğine ses bombalı saldırı
Gündeme bomba gibi düşecek - Video
Samanyolu Haber
17.01.2011
16:39
Ogün Samast nasıl unutturuldu? Cinayetten 1 yıl önce kimlerin haberi vardı? İzleyin.

Abdullah Abdulkadiroğlunun sunduğu Haber Ankara programında ilk defa ortaya çıkan fotoğraf ekrana geldi. Samanyolu Haber TVye konuk olan Adem Yavuz Arslan gündeme bomba gibi düşecek açıklamalar yaptı. İşte birbirinden çarpıcı iddialar ve o fotoğraf; Gazeteci Adem Yavuz Arslanın bugün piyasaya çıkacak ?Bi Ermeni Var-Hrant Dink Operasyonunun Şifreleri? kitabında cinayetle ilgili çarpıcı bilgilere yer verildi. Jandarma arşivinden çıkan fotoğrafta Veli Küçükün Trabzon Jandarma Alay Komutanlığını ziyaret ettiği görülüyor. Dönemin Jandarma Alay Komutanı Ali Özün ise Küçüke özel önem verdiği, karşısında esas duruşta beklediği ve alayın anı defterini imzalattığı görülüyor. Kardeşi, Dinkin en çok Küçükten çekindiğini anlatıyorlardı. Hatta avukatlarından Erdal Doğan ölümünden 5-6 ay önce Dinkin Veli Küçük tarafından birkaç kez tehdit edildiğini anlatmıştı. Dinkin kardeşi Orhan Dink ?Ağabeyim, ?Küçük mahkemeye geldi ve huzurumuz kalmadı? dedi? diyerek şöyle devam etmişti: ?En ciddiye aldığı grup da Küçükün grubuydu. Küçük ve Kerinçsiz. Kimin kimi organize ettiğini bilmemiz mümkün değil. Ama Küçük, ortaya çıktığında işin ciddiyetini anladık. Küçükten sonra kurşun gelebilirdi ve geldi.? Dink Cinayeti davası 4. yılında neredeyse başladığı yerde dururken geçen yılın son günlerinde ilginç bir gelişme oldu. Trabzon Jandarmasının yakından tanıdığı Aslan Aslan isimli şahıs o döneme ilişkin bilgiler verdi. Aslanın kitapta yer alan anlatımlarına göre Ali Öz ile Veli Küçük yakın görüşüyorlardı. Aslana göre Küçük, Dink suikastı tutuklusu Erhan Tunceli de gıyaben tanıyordu. Aslan ayrıca cinayet öncesi ile ilgili çarpıcı bir bilgi daha verdi. Özün Dinke ait bir konuşma CDsi hazırlattığını ve bunu Erhan Tuncel ve arkadaşlarına izlettiğini söyledi. Yıllar sonra ortaya çıkan diğer fotoğraftaki isim ise Albay Ali Öz. Dink cinayeti işlendiğinde Trabzon Alay Komutanı idi. Ortaya çıkan belgelere göre ise cinayeti daha planlama aşamasında duydu ama ?sonra bakarız? deyip sümen altı etti. Trabzon 2. Sulh Ceza Mahkemesinde 20 Mart 2008 tarihinde ya?pılan 2. duruşmada Okan Şimşek ve Veysel Şahin şok bir açıklama yaptılar. Daha önceki ifadelerin gerçeği yansıtmadığını ve baskı altında verdiklerini anlattılar. Herşeyi bildiklerini ama Ali Özün hiçbir şey yapmadığını, kendilerine de olayı anlatmamaları için baskı yaptığını söylediler. Trabzon jandarması Dinkin öldürüleceği istihbaratını aldı ama gereğini yapmadı. Ali Öz, 24 Ocak 2007 günü Pelitli Belediyesinin hoparlöründen jandarma dışında kimseye bilgi verilmemesi uyarısını yaptırmıştı. Ali Öz verdiği ifadelerde sorulan hiçbiri şeyi hatırlamadığını söylüyordu. Veysel Şahin ve Okan Şimşekin kendisiyle bilgiyi paylaştığını hatırlamıyordu. İstihbarat Yüzbaşı Metin Yıldızın odasına geldiğini de hatırlamadı. Ali Öz, Trabzonda ne zaman göreve başladığını ya da Yasin Hayalin McDonalds saldırısını da ?hatırlamıyordu.?
Samanyolu Haber
Son Dakika
17.01.2011
Gündemebombagibidüşecek-VideoGündeme bomba gibi düşecek - Video
'Allah'ın dediğinden başkası olmaz' - Video
Samanyolu Haber
27.12.2010
15:31
Bakan Yıldız, uçağında yaşanan arıza ve ardından Pekine zorunlu iniş yapmasıyla ilgili konuştu.

Daha önce Irakta da bombadan 5 dakikayla kurtulan Yıldızı evinin önünde komşuları karşıladı. Komşularının geçmiş olsun dileklerini kabul eden Bakan, uçaktaki panik anında aklına yarım kalan enerji projelerinin geldiğini söyledi. Yaşananların hizmetlerin cilvesi olarak değerlendiren Yıldız, Allahın dediğinden başkası olmaz, rahat olmamız lazım. dedi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Tokyo dönüşü uçağında yaşanan arıza ve ardından Pekine zorunlu iniş yapmasıyla ilgili Cihana açıklamalarda bulundu. Evinin önünde AK Parti Adana Milletvekili Necdet Ünüvar ve komşuları tarafından karşılanan Yıldız, panik anını şöyle anlattı: Pilotlar, teknik bir arızadan bahsettiler. Kabin basıncının düştüğünden uçağın inmesi gerektiğinden bahsettiler. Herhangi bir sıkıntı oluşmadı. Ama her zaman yola gidiyorsun bu tür sıkıntılar oluyor. Ülke için bazı şeyleri göze almak lazım. Oturduğunuz yerden bu tür şeyler hallolmuyor. Belli riskleri var. Allah bu ülkeye hizmet eden bütün arkadaşlarımızı korusun. Uçağın düşme tehlikesi geçirdiği anlarda aklına tamamen enerjiyle alakalı konular geldiğini dile getiren Yıldız, Şöyle bir rahatlığınız oluyor. Allahın dediğinden başkası olmaz. İster oturduğunuz yerde ister havada ister karada. Ben o açıdan bu tür konularda panik yapmamak gerektiği kanaatindeyim. Pekine zorunla iniş yaptık. Bu konu hizmetlerimizin cilvesi olarak görüyorum ben. diye konuştu. Irakta da bomba patlattı ikinci kez ölümden dönmesiyle ilgili soruya Yıldız, Oluyor böyle şeyler. Allahın dediğinden başkası olmaz rahat olmamız lazım. karşılığını verdi. Havada yaşanan korku dolu anlarda sağ kulağında rahatsızlık yaşandığını ancak şu anda iyi olduğunu kaydeden Yıldız, hastaneye gitmeyi düşünmediğini yarın Mecliste görüşülecek kanunla alakalı hazırlıklara başlayacağını ifade etti. Yaşanan kargaşada tedirgin olup olmadığıyla alakalı ise Yıldız, Tedirginlik yok. 7 yaşından beri uçağa biniyorum. Biz ülkemize hizmet için risk varsa onu göze almamız lazım. Bu riskleri göze almadan bu işler yapılmıyor. dedi. Gazetecilerden Sabah Gazetesi muhabiri Mehmet Nayırın rahatsızlandığını ancak şu anda iyi olduğunu dile getirdi. Japonlarya yapılan Nükleer santral görüşmeleriyle ilgili de bilgi veren Yıldız, tahmin edilenin üzerinde verimli geçtiğini aktardı. Yıldız, konuyla ilgili şu bilgileri verdi: Bu bir müzakerelerin başlangıcının önemli evresiydi. Gerekli ama yeterli olmayan çalışmadır. İlgili kurumlarımızı görevlendirdik. Çalışmaların başlatılması adına önemli bir noktadır. 3 aydır yoğun çalışmadan sonra bunların hangi noktaya geldiğine karar vereceğiz. Ülkemizin menfaatleriyle Japonyanın tekliflerini örtüşüp örtüşmediği bunların hepsi netlik kazanacak. Eğer karşılık mutabakat sağlanması halinde bu işi yapmak istiyoruz. Kararlılığımız irademiz var. Niyetimiz son derece açık ve net. Eğer Japonya ile kararlarımız örtüşürse yapıcağız. Örtüşmezse yine yapmayız. Bu çok açık konu. 3 tane büyük evresi var. 1. evresini geçmiş bulunuyoruz. Hükümetler arası anlaşma modeli olacak. Japonyada çok sık uygulanan model değil. Onlar bir kısım düzenlemeler yapma ihtiyacı hissedebilirler. Bu işlerin zorlukları bitmez. İşin tehditleri bitmez ama bunun sonucunda Rusya ile anlaştık. Güney Kore ile anlaşamadık. Japonyada anlaştığımız ülkelerden birisi olsun isteriz. Ülkemize ikinci bir nükleer güç santrali kazandırmak adına.
Samanyolu Haber
Son Dakika
27.12.2010
Allahındediğindenbaşkasıolmaz-VideoAllahın dediğinden başkası olmaz - Video
Toplam "93" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti