çiziyorum | |
|
| 01:00 11 yıldır adaptörle yakma resim yapıyor | Net Gazete | 01.05.2012 01:03 |  | | | Zonguldak Merkeze bağlı Çatalağzı beldesinde, kamu kurumunda işçi olarak çalışan Şaban Komşu 11 yıldır kendi buluşu olan bir adaptör ile yakma resim çalışması yapıyor. Geçen dönemlerde açmış olduğu sergiler olduğunu anlatan Komşu, 7. sergimin hazırlığı içerisindeyim. Yetmişe yakın tablom var. Bir bu kadar tablom satıldı. Boş vakitlerimde kahveye gitmektense, gezmektense evime gelerek resim çiziyorum dedi. | | Net Gazete Son Dakika 01.05.2012 | | | 010011yıldıradaptörleyakmaresimyapıyor0100 11 yıldır adaptörle yakma resim yapıyor |
|
| Ben Çiziyorum Evdeki Yardımcım Benim İçin Dikiyor | Haberler.com | 26.03.2012 09:26 |  | | |
| Ben Çiziyorum Evdeki Yardımcım Benim İçin Dikiyor | Haberler.com | 23.03.2012 21:39 |  | | |
| Ben Çiziyorum Evdeki Yardımcım Benim İçin Dikiyor | Haberler.com | 23.03.2012 21:28 |  | | |
| Ben Çiziyorum Evdeki Yardımcım Benim İçin Dikiyor | Haberler.com | 23.03.2012 18:20 |  | | |
| Ben Çiziyorum Evdeki Yardımcım Benim İçin Dikiyor | Haberler.com | 23.03.2012 15:39 |  | | |
| Ben Çiziyorum Evdeki Yardımcım Benim İçin Dikiyor | Haberler.com | 23.03.2012 12:09 |  | | |
| ''Ben çiziyorum, yardımcıım dikiyor'' | Haber3 | 23.03.2012 11:53 |  | | |
| Ben Çiziyorum Evdeki Yardımcım Benim İçin Dikiyor | Haberler.com | 23.03.2012 09:16 |  | | |
| Ben Çiziyorum Evdeki Yardımcım Benim İçin Dikiyor | Haberler.com | 23.03.2012 06:37 |  | | |
| Ben Çiziyorum Evdeki Yardımcım Benim İçin Dikiyor | Haberler.com | 23.03.2012 06:27 |  | | |
| CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu: | Milli Gazete | 13.01.2012 12:12 |  | | | Ben 28 Şubat olaylarının sağlıklı bir sorgulama sürecine tabi tutulacağına inanmıyorum. Nedeni de şu; iktidarı doğurmuştur. Kendisini doğuran sürece karşı dava açmaz. Sorgulamaz da onuCHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ben 28 Şubat olaylarının sağlıklı bir sorgulama sürecine tabi tutulacağına inanmıyorum. Nedeni de şu, o süreç bugünkü iktidarı doğurmuştur. Kendisini doğuran sürece karşı dava açmaz. Sorgulamaz da onu dedi.Kılıçdaroğlu, HaberTürk televizyonundaki Türkiyenin Nabzı programında gazetecilerin sorularını yanıtladı.Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının kendisi hakkında hazırladığı dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin fezlekeyle ilgili Sizi, bu işin keyfini çıkardığınız yönünde eleştirenler var. Sayın Hüseyin Çelik de sizin bu mağduriyeti avantaja dönüştürdüğünüzü mü söylemek istiyor? Sizin böyle bir hedefiniz mi var? sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, böyle bir düşüncesinin olmadığını, fezleke nedeniyle Türkiye adına, demokrasi adına, özgürlükler adına üzüntü duyduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, Hemen arkasından yaptığım bir açıklamam da var, inşallah Türkiyenin demokratik gelişimine katkısı olur dedim. Tartışılmalı bunlar diye konuştu.
Fezlekelerin hazırlanabileceğini bugüne kadar da bunların hazırlandığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:Ben bugüne kadar bu fezlekelerin hiçbirisi ile ilgili konuşmadım. Sadece bu fezleke ile ilgili konuştum, neden? Eğer Türkiye hukuk devleti ise yargı her türlü eleştiriye açık olmalıdır, yargı eleştiriye açık değil. Ben anamuhalefet partisi lideriyim, adımız belli, anayasadaki tanım, ben muhalefet etmek zorundayım, neye? Yanlışlara. Eğer yargı kendi yetkisini kullanıp, siyaseti dizayn etmek istiyorsa ben buna karşı çıkacağım. Orada hukuksuz uygulamalar varsa, usulüne uygun yargılamalar yoksa ben onu eleştirmek zorundayım. Ben onları alkışlarsam o zaman kendi görevimi yapmamış olurum. Ben söyledim orası bir toplama kampıdır, doğrudur toplama kampıdır. Çünkü yaşamları boyunca yan yana gelmemiş, telefonla bile konuşmamış insanlar aynı dava dolayısıyla orada tanışıyorlar. Ben altını özenle çiziyorum, kimse yargılanmasın demiyoruz, herkes yargılanabilir, ister genelkurmay başkanı, ister başbakan, ister milletvekili... Hiç önemli değil, hukukun üstünlüğü diye bir kavrama güveniyorsak, yargıdan korkmamız lazım. Yargı adaletin dağıtıldığı bir yerdir. Eğer orada adalet dağıtılmıyorsa, ben orada görev yapan insanları kimse kusura bakmasın ama yargıç diye tanımlamam. İfade özgürlüğünü sınırlıyor bu kararlar, Silivri savcısının düzenlediği fezleke, benim ifade özgürlüğümü sınırlıyor, sen konuşamazsın, yargıyı eleştiremezsin, sen sadece Hükümeti alkışlayabilirsin diyor, böyle bir anlayışla siz fezleke düzenleyebilir misiniz? O yüzden diğer fezlekelerden kimsenin haberi yok. Ama bu eleştirme hakkımı elimden alıyor, yasama organını dizayn ediyor, zaten adı üstünde özel yetkili...Kılıçdaroğlu, bir soru üzerine fezleke metninin henüz eline ulaşmadığını da söyledi.Gerekirse hapse de girerim sözü, bu aşırı bir hassasiyet mi? Anamuhalefet liderini cezaevine gönderecek ağırlıkta bir otoriterliğe doğru Türkiye kaydı mı? Söz konusu davaların içeriği ile ilgili bir değerlendirme yapmanız gerekiyor mu? yönündeki soru üzerine ise Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:Biz bütün düşüncemizi şunun üzerine kuruyoruz, hukukun üstünlüğü ve özgürlükler bağlamında herkes yargılanabilir, birisi suçlu olabilir, kanıtlanmıştır, belgeleri toplanmıştır, hukukun kuralları içinde yargılanırsa zaten kimse bir şey diyemez... Ama özel yetkili mahkemeler normal demokrasilerde bizim bildiğimiz türden mahkemeler değildir. Normal demokrasilerde doğal yargılama yöntemleri vardır. Çıkarsınız normal mahkemelerce yargılanırsınız. Kuralı vardır, kurallara uyulursa hiçbir zaman itiraz etmeyiz. Hukukun bittiği yerdeyiz, o kadar afaki suçlamalar var ki bunlar da vatandaşı rahatsız ediyor.En son verilen, eski genelkurmay başkanı hakkında verilen örnek, kuvvet komutanı, kara kuvvetleri komutanı yapan sizsiniz. Ordu komutanı yapan, genelkurmay başkanı yapan sizsiniz, teröristse vay bu memleketin haline... Yıllar yılı MGKya katıldı, devletin bütün sırlarına muvaffak oldu, şimdi terörist. Eğer haberim yoktur diyorsa, Hükümetin çok büyük bir gafı ve hemen istifa etmesi lazım. Bakın hükümetin diyorum, yıllar yılı devletin bütün sırlarını bir teröristle paylaşıyorsunuz ve sizin haberiniz yok. Sonradan farkına varıyorsunuz o daha da büyük bir ayıp. Demek ki bu devlette genelkurmay başkanı terörist, siz bunun kim olduğunu bile bilmiyorsunuz...Darbelere her zaman karşı olduklarını belirten Kılıçdaroğlu, başka bir soruyu yanıtlarken de Askeri darbelere de karşıyız, ben açıkça şunu söyledim; andıç düzenlenebilir, zaten kuralları içinde vardır ama Hükümete karşı düzenlenmez varsa suçtur. Hükümeti nasıl düşüreceğim diye andıç mı düzenler bir kamu görevlisi ifadelerini kullandı.... | | Milli Gazete Güncel 13.01.2012 | | | CHPGenelBaşkanıKılıçdaroğluCHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu |
|
| CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu: | Milli Gazete | 13.01.2012 12:01 |  | | | Ben 28 Şubat olaylarının sağlıklı bir sorgulama sürecine tabi tutulacağına inanmıyorum. Nedeni de şu; iktidarı doğurmuştur. Kendisini doğuran sürece karşı dava açmaz. Sorgulamaz da onuCHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ben 28 Şubat olaylarının sağlıklı bir sorgulama sürecine tabi tutulacağına inanmıyorum. Nedeni de şu, o süreç bugünkü iktidarı doğurmuştur. Kendisini doğuran sürece karşı dava açmaz. Sorgulamaz da onu dedi.Kılıçdaroğlu, HaberTürk televizyonundaki Türkiyenin Nabzı programında gazetecilerin sorularını yanıtladı.Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının kendisi hakkında hazırladığı dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin fezlekeyle ilgili Sizi, bu işin keyfini çıkardığınız yönünde eleştirenler var. Sayın Hüseyin Çelik de sizin bu mağduriyeti avantaja dönüştürdüğünüzü mü söylemek istiyor? Sizin böyle bir hedefiniz mi var? sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, böyle bir düşüncesinin olmadığını, fezleke nedeniyle Türkiye adına, demokrasi adına, özgürlükler adına üzüntü duyduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, Hemen arkasından yaptığım bir açıklamam da var, inşallah Türkiyenin demokratik gelişimine katkısı olur dedim. Tartışılmalı bunlar diye konuştu.
Fezlekelerin hazırlanabileceğini bugüne kadar da bunların hazırlandığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:Ben bugüne kadar bu fezlekelerin hiçbirisi ile ilgili konuşmadım. Sadece bu fezleke ile ilgili konuştum, neden? Eğer Türkiye hukuk devleti ise yargı her türlü eleştiriye açık olmalıdır, yargı eleştiriye açık değil. Ben anamuhalefet partisi lideriyim, adımız belli, anayasadaki tanım, ben muhalefet etmek zorundayım, neye? Yanlışlara. Eğer yargı kendi yetkisini kullanıp, siyaseti dizayn etmek istiyorsa ben buna karşı çıkacağım. Orada hukuksuz uygulamalar varsa, usulüne uygun yargılamalar yoksa ben onu eleştirmek zorundayım. Ben onları alkışlarsam o zaman kendi görevimi yapmamış olurum. Ben söyledim orası bir toplama kampıdır, doğrudur toplama kampıdır. Çünkü yaşamları boyunca yan yana gelmemiş, telefonla bile konuşmamış insanlar aynı dava dolayısıyla orada tanışıyorlar. Ben altını özenle çiziyorum, kimse yargılanmasın demiyoruz, herkes yargılanabilir, ister genelkurmay başkanı, ister başbakan, ister milletvekili... Hiç önemli değil, hukukun üstünlüğü diye bir kavrama güveniyorsak, yargıdan korkmamız lazım. Yargı adaletin dağıtıldığı bir yerdir. Eğer orada adalet dağıtılmıyorsa, ben orada görev yapan insanları kimse kusura bakmasın ama yargıç diye tanımlamam. İfade özgürlüğünü sınırlıyor bu kararlar, Silivri savcısının düzenlediği fezleke, benim ifade özgürlüğümü sınırlıyor, sen konuşamazsın, yargıyı eleştiremezsin, sen sadece Hükümeti alkışlayabilirsin diyor, böyle bir anlayışla siz fezleke düzenleyebilir misiniz? O yüzden diğer fezlekelerden kimsenin haberi yok. Ama bu eleştirme hakkımı elimden alıyor, yasama organını dizayn ediyor, zaten adı üstünde özel yetkili...Kılıçdaroğlu, bir soru üzerine fezleke metninin henüz eline ulaşmadığını da söyledi.Gerekirse hapse de girerim sözü, bu aşırı bir hassasiyet mi? Anamuhalefet liderini cezaevine gönderecek ağırlıkta bir otoriterliğe doğru Türkiye kaydı mı? Söz konusu davaların içeriği ile ilgili bir değerlendirme yapmanız gerekiyor mu? yönündeki soru üzerine ise Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:Biz bütün düşüncemizi şunun üzerine kuruyoruz, hukukun üstünlüğü ve özgürlükler bağlamında herkes yargılanabilir, birisi suçlu olabilir, kanıtlanmıştır, belgeleri toplanmıştır, hukukun kuralları içinde yargılanırsa zaten kimse bir şey diyemez... Ama özel yetkili mahkemeler normal demokrasilerde bizim bildiğimiz türden mahkemeler değildir. Normal demokrasilerde doğal yargılama yöntemleri vardır. Çıkarsınız normal mahkemelerce yargılanırsınız. Kuralı vardır, kurallara uyulursa hiçbir zaman itiraz etmeyiz. Hukukun bittiği yerdeyiz, o kadar afaki suçlamalar var ki bunlar da vatandaşı rahatsız ediyor.En son verilen, eski genelkurmay başkanı hakkında verilen örnek, kuvvet komutanı, kara kuvvetleri komutanı yapan sizsiniz. Ordu komutanı yapan, genelkurmay başkanı yapan sizsiniz, teröristse vay bu memleketin haline... Yıllar yılı MGKya katıldı, devletin bütün sırlarına muvaffak oldu, şimdi terörist. Eğer haberim yoktur diyorsa, Hükümetin çok büyük bir gafı ve hemen istifa etmesi lazım. Bakın hükümetin diyorum, yıllar yılı devletin bütün sırlarını bir teröristle paylaşıyorsunuz ve sizin haberiniz yok. Sonradan farkına varıyorsunuz o daha da büyük bir ayıp. Demek ki bu devlette genelkurmay başkanı terörist, siz bunun kim olduğunu bile bilmiyorsunuz...Darbelere her zaman karşı olduklarını belirten Kılıçdaroğlu, başka bir soruyu yanıtlarken de Askeri darbelere de karşıyız, ben açıkça şunu söyledim; andıç düzenlenebilir, zaten kuralları içinde vardır ama Hükümete karşı düzenlenmez varsa suçtur. Hükümeti nasıl düşüreceğim diye andıç mı düzenler bir kamu görevlisi ifadelerini kullandı.... | | Milli Gazete Son Dakika 13.01.2012 | | | CHPGenelBaşkanıKılıçdaroğluCHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu |
|
| Kılıçdaroğlu: İzmir üzerinde oyunlar oynanıyor | Posta | 22.11.2011 15:43 |  | | CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İzmir Büyükşehir Belediyesine yönelik operasyona ilişkin, Şunun altını özenle çiziyorum; eğer temiz belediye aranacak ve örnek gösterilecekse o, İzmir anakent be
Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Toplantı öncesinde CHP Kadın Kollarınca başlatılan Kadına şiddete hayır kampanyası kapsamında toplanan 100 bin imza, Kadın Kolları Genel Başkanı Zühal Samlı tarafından Kılıçdaroğluna sunuldu. Grup toplantısına kampanya kapsamındaki etkinliklere katılmak üzere 81 ilden Ankaraya gelen kadın kolları temsilcileri de katıldı.
Çok sayıda kadının kendisini arayarak şiddetin kurbanı değil Mustafa Kemal Atatürkün Türkiyesinin özgür ve eşit bireyleri olmak istediklerini s... | | Posta Politika 22.11.2011 | | | KılıçdaroğluİzmirüzerindeoyunlaroynanıyorKılıçdaroğlu İzmir üzerinde oyunlar oynanıyor |
|
| Kılıçdaroğlu: İzmir üzerinde oyunlar oynanıyor | Posta | 22.11.2011 15:34 |  | | CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İzmir Büyükşehir Belediyesine yönelik operasyona ilişkin, Şunun altını özenle çiziyorum; eğer temiz belediye aranacak ve örnek gösterilecekse o, İzmir anakent be
Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Toplantı öncesinde CHP Kadın Kollarınca başlatılan Kadına şiddete hayır kampanyası kapsamında toplanan 100 bin imza, Kadın Kolları Genel Başkanı Zühal Samlı tarafından Kılıçdaroğluna sunuldu. Grup toplantısına kampanya kapsamındaki etkinliklere katılmak üzere 81 ilden Ankaraya gelen kadın kolları temsilcileri de katıldı.
Çok sayıda kadının kendisini arayarak şiddetin kurbanı değil Mustafa Kemal Atatürkün Türkiyesinin özgür ve eşit bireyleri olmak istediklerini s... | | Posta Son Dakika 22.11.2011 | | | KılıçdaroğluİzmirüzerindeoyunlaroynanıyorKılıçdaroğlu İzmir üzerinde oyunlar oynanıyor |
|
| Kılıçdaroğlu: İzmir üzerinde oyunlar oynanıyor | Zaman | 22.11.2011 15:03 |  | | |
| Kılıçdaroğlu: İzmir Üzerinde Oyunlar Oynanıyor | Haber3 | 22.11.2011 14:56 |  | | |
| Kılıçdaroğlu: İzmir üzerinde oyunlar oynanıyor | Zaman | 22.11.2011 14:44 |  | | |
| Kılıçdaroğlu’dan yazıp çizdiklerime itiraz - Ahmet HAKAN | Hürriyet | 15.10.2011 08:49 |  | | |
| Kılıçdaroğlu’dan yazıp çizdiklerime itiraz - Ahmet HAKAN | Hürriyet | 15.10.2011 02:03 |  | | |
| "Geçmişte milletin üniversiteleri snıfta kaldı" | Türkiye Gazetesi | 21.09.2011 02:22 |  | | | Kırıkkale Üniversitesinin akademik açılış töreninde konuşma yapan TBMM Başkanı Cemil Çiçek, “Geçmişte bazı üniversiteler, halkla kaynaşma noktasında iyi bir sınav veremedi. Bunun altını çiziyorum. Ayrı bir galakside yaşıyor gibi, toplumdan kopuk birer eğitim kurumu olarak istenilen başarıyı elde edemediyse, oturup bunu yeni baştan düşünmemiz gerekiyor. Bu üniversiteler milletin üniversitesidir, millete sırtını dönerek, millete yukarıdan bakarak, milletten koparak gelişme de kaydedemez. Başarıya giden yolda kaynak önemli ama onun ötesinde de başka değerler, çabalar, gayretler vardır” dedi. | | Türkiye Gazetesi Son Dakika 21.09.2011 | | | GeçmiştemilletinüniversitelerisnıftakaldıGeçmişte milletin üniversiteleri snıfta kaldı |
|
| 'Bana bakıp Avni'yi çiziyordu' | CNN Türk | 15.09.2011 16:12 |  | | |
| 'Bana bakıp Avni'yi çiziyordu' | CNN Türk | 13.09.2011 16:10 |  | | |
| Deniz Feneri'nde köstebek Beşir Atalay mı? | Radikal | 02.09.2011 11:39 |  | | Somaliye CHP lideri Kemal Kılıçdaroğluya giden Milliyet gazetesi yazarı Can Dündar, Deniz Fenerindeki köstebeğin Beşir Atalay olduğunu iddia etti. Dündar, Kılıçdaroğlunun anlattıklarından Deniz Feneri aramasını önceden haber veren ve ona göre Yüce Divanlık bir suç işleyen köstebeğin robot resmini çiziyorum. Robot resim dönemin İçişleri Bakanı Beşir Atalaya benziyor dedi | | Radikal Politika 02.09.2011 | | | DenizFenerindeköstebekBeşirAtalaymı?Deniz Fenerinde köstebek Beşir Atalay mı? |
|
| Deniz Feneri'nde köstebek Beşir Atalay mı? | Radikal | 02.09.2011 11:39 |  | | Somaliye CHP lideri Kemal Kılıçdaroğluya giden Milliyet gazetesi yazarı Can Dündar, Deniz Fenerindeki köstebeğin Beşir Atalay olduğunu iddia etti. Dündar, Kılıçdaroğlunun anlattıklarından Deniz Feneri aramasını önceden haber veren ve ona göre Yüce Divanlık bir suç işleyen köstebeğin robot resmini çiziyorum. Robot resim dönemin İçişleri Bakanı Beşir Atalaya benziyor dedi | | Radikal Ana Sayfa 02.09.2011 | | | DenizFenerindeköstebekBeşirAtalaymı?Deniz Fenerinde köstebek Beşir Atalay mı? |
|
| Korkarak ve ürkerek meydan okuyorum - Ahmet HAKAN | Hürriyet | 29.08.2011 09:35 |  | | |
| Korkarak ve ürkerek meydan okuyorum - Ahmet HAKAN | Hürriyet | 29.08.2011 02:48 |  | | |
| Altında kazanmak kolay mı? - M. Rauf Ateş | Hürriyet | 26.08.2011 13:32 |  | | |
| Altında kazanmak kolay mı? - M. Rauf Ateş | Hürriyet | 26.08.2011 12:09 |  | | |
| Altında kazanmak kolay mı? | Posta | 26.08.2011 05:08 |  | |
Bir süredir aralıklarla altındaki yükselişi yazıyor, belli düzeylerden yapılacak alımların risk oluşturabileceğinin altını çiziyorum. Çarşamba günü altın sert bir düşüş gösterince, altının kesintisiz yükseleceğine inananların kafalarında soru işaretleri oluştu. Şimdi Nereye kadar düşecek? sorularını daha fazla duyuyorum. Bir yakınım, Altın almak istiyorum, ne dersin? diye sormuştu.
[[HAFTAYA]]
Ben de burada yazdıklarımı paylaşmış, risklerinin altını çizmiştim. Belki yükselişe devam edecek, 2 bin doları da geçebilecektir. Ama aralarda sert düşüşler olabilir demiştim. Yakınım be... | | Posta Köşe Yazıları 26.08.2011 | | | Altındakazanmakkolaymı?Altında kazanmak kolay mı? |
|
| Altında kazanmak kolay mı? | Posta | 26.08.2011 04:59 |  | |
Bir süredir aralıklarla altındaki yükselişi yazıyor, belli düzeylerden yapılacak alımların risk oluşturabileceğinin altını çiziyorum. Çarşamba günü altın sert bir düşüş gösterince, altının kesintisiz yükseleceğine inananların kafalarında soru işaretleri oluştu. Şimdi Nereye kadar düşecek? sorularını daha fazla duyuyorum. Bir yakınım, Altın almak istiyorum, ne dersin? diye sormuştu.
[[HAFTAYA]]
Ben de burada yazdıklarımı paylaşmış, risklerinin altını çizmiştim. Belki yükselişe devam edecek, 2 bin doları da geçebilecektir. Ama aralarda sert düşüşler olabilir demiştim. Yakınım be... | | Posta Ekonomi 26.08.2011 | | | Altındakazanmakkolaymı?Altında kazanmak kolay mı? |
|
| Altında kazanmak kolay mı? | Posta | 26.08.2011 04:59 |  | |
Bir süredir aralıklarla altındaki yükselişi yazıyor, belli düzeylerden yapılacak alımların risk oluşturabileceğinin altını çiziyorum. Çarşamba günü altın sert bir düşüş gösterince, altının kesintisiz yükseleceğine inananların kafalarında soru işaretleri oluştu. Şimdi Nereye kadar düşecek? sorularını daha fazla duyuyorum. Bir yakınım, Altın almak istiyorum, ne dersin? diye sormuştu.
[[HAFTAYA]]
Ben de burada yazdıklarımı paylaşmış, risklerinin altını çizmiştim. Belki yükselişe devam edecek, 2 bin doları da geçebilecektir. Ama aralarda sert düşüşler olabilir demiştim. Yakınım be... | | Posta Son Dakika 26.08.2011 | | | Altındakazanmakkolaymı?Altında kazanmak kolay mı? |
|
| Hah şimdi tamam! | Gazete Şok | 26.07.2011 02:30 |  | | | Yıllardır yazıp çiziyorum. Diyorum
ki polis devletiyiz. Diyorum ki
ordu üzerinde oynanan bu kadar oyun
aslında kendi ordusunu yaratma kaygısından
başka bir şey değil.
Bunu en son “sınırlarda aske... | | Gazete Şok Son Dakika 26.07.2011 | | | HahşimditamamHah şimdi tamam |
|
| Çağlayan: Türkiye için tehdit değil | Türkiye Gazetesi | 12.07.2011 02:10 |  | | | Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, cari açık konusunun üzerinde durulması gereken bir konu olmakla beraber şu an için Türkiye açısından bir tehdit oluşturmadığını söyledi. Bakanlık olarak Türkiye’nin dış ticaret dengesi ve 2011 yılıyla ilgili belirlenmiş olan hedeflerin yeniden gözden geçirilmesi noktasında çalışma yaptıklarını anlatan Çağlayan, “Cari açıktaki artışı tetikleyen unsurlardan biri de elde edilen gelirden fazlasını harcamaktan kaynaklanıyor. İhtiyacı olmayanlar bile otomobil satın alıyor. Yılbaşında verilen araba siparişleri 5-6 ay sonra Türkiye’ye geliyor. Fakat şu an için Türkiye açısından bir tehdit oluşturmuyor. Tekrar altını çiziyorum bunun için büyümeyi engellemeye çalışanlar bunun için ‘faizi yükseltin büyüme dursun’ diyenle ... | | Türkiye Gazetesi Son Dakika 12.07.2011 | | | ÇağlayanTürkiyeiçintehditdeğilÇağlayan Türkiye için tehdit değil |
|
| CHP LİDERİ KILIÇDAROĞLU, KARAMAN'DA HALKA SESLENDİ | Haber3 | 14.05.2011 00:29 |  | | |
| 20:00 Erdoğan: Libyalı kanı petrolle ölçülmez | Net Gazete | 07.04.2011 21:57 |  | | | Erdoğan, AK Parti Genel Merkezinde Libyadaki gelişmelere ilişkin basın toplantısı düzenledi. Erdoğan, Bir kez daha altını çiziyorum, bunu yaparken hiçbir zaman gizli ajandamız, gizli gündemimiz olmadı, olmamıştır ve olmayacaktır. Tek gündemimiz Libyanın birlik ve esenliğinin teminat altına alınmasıdır. Bize göre bir damla Libyalının kanı milyarlarca dolarlık petrol kuyularından daha değerlidir dedi. | | Net Gazete Son Dakika 07.04.2011 | | | 2000ErdoğanLibyalıkanıpetrolleölçülmez2000 Erdoğan Libyalı kanı petrolle ölçülmez |
|
| Gül: Nükleer santral geç kalınmış bir olay | Samanyolu Haber | 18.03.2011 13:31 |  | | Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Kırıkkale Valiliğinde yaptığı açıklamada, Türkiyede nükleer santralin geç kalınmış bir olay olduğunu söyledi. Biz dizi incelemelerde bulunmak üzere Kırıkkaleye gelen Cumhurbaşkanı Gül, ilk ziyaretini Kırıkkale Valiliğine gerçekleştirdi. Gül, burada vatandaşların alkışlarıyla karşılandı. Vatandaşları ve polis mangasını selamlayan Gül, ardından valilik makamına geçti. Cumhurbaşkanı Güle Kırıkkale Valisi Hakan Yusuf Güner, kralların ressamı Rahmi Pehlivanlının Zaman adlı tablosu ile Türk ve dünya klasiklerinden oluşan kitapları hediye etti.
Libya ile ilgili gelişmeleri değerlendiren Gül, Bu konularda yapılacakların uluslararası meşrutiyet içinde yapılması gerektiğinin altını çiziyorum. Hükümetimiz de aynı şeyleri söyledi. O bakımdan ABnin aldığı kararlar doğrultusunda hareket edilmesi gerektiğinin kanaatini taşıyoruz. Ümit ediyoruz ki Libyada çatışma daha da büyümez ve kardeş kanı akmaz. Savaşlar çıkar ve enerjiler tüketilirse, onarılmaz yaralar açıyor. Bu başka ülkelere kötü örnekler oluyor. dedi.
Bedelli askerlik konusunda bir şey diyemeyeceğini açıklayan Gül, Bunlar siyasettin işidir. diye konuştu.
Nükleer santral konusunda siyah-beyaz hareket edilmemesi gerektiğinin altını çizen Gül, Nükleer konusunu ciddi analiz etmek gerekir. Ciddi çalışmalar ve bilim adamlarının görüşleri alınarak hareket edilmesi gerekir. Türkiye enerjisini dışarıdan ithal eden bir ülkedir. Kalkınmanın ve refahın önemli dinamiği enerjidir. Alternatif enerji kaynağının ihtiyacı ne kadar karşılayıp karşılamayacağı ortada bulunuyor. Dünyada en çok çevre konusunda duyarlı ülkelerde de nükleer enerji üretiliyor. Japonyada yaşanan felaket büyük bir felaketi yaşatmıştır. Japonya çok büyük bir deprem bölgesidir. Deprem Türkiyede de vardır. Fakat Japonya kadar değildir. Türkiyenin birden bire nükleer enerjiden vaaz geçiyorum demesinin doğru olmadığı kanaatindeyim. Benim kanaatim Türkiye nükleer enerjiye geç kalmış bir ülkedir. Bunu söylerken, çevre şartlarını ve diğer şartları göz ardı ediliyor sanılmasın. Bunu yaparken, teknolojiye ve emniyet tedbirlerinin en iyi şekilde incelenmesi gerekir. şeklinde konuştu.
Basında çıkan Wikileaks belgeleriyle ilgili soruyu cevaplandıran Gül, O gazeteyi Kırıkkaleye gelirken okudum. Sizler de o dönemde yaşadınız. O dönemin şartlarına bakarsanız; yazılan yazıların bazıları doğrudur, bazıları yanlıştır. Bu bilgiler, rapor veren diplomatların çapları, bilgileri, anlayışları ve algılamalarıyla ilgilidir. ifadesini kullandı.
(CİHAN) | | Samanyolu Haber Son Dakika 18.03.2011 | | | GülNükleersantralgeçkalınmışbirolayGül Nükleer santral geç kalınmış bir olay |
|
| Kılıçdaroğlu?ndan 'yeni CHP' vurgusu | Samanyolu Haber | 17.03.2011 15:21 |  | | Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kadir Has Üniversitesinde yaptığı konuşmada yeni CHP vurgusu yaptı. Yeni Cumhuriyet Halk Partisi kavramının altını çizen Kılıçdaroğlu, Yeni CHP olarak emekten, alın terinden yana tavır koyacaklarını söyledi. Konuşmasında sık sık Avrupalı katılımcılara seslenen Kılıçdaroğlu, hükümeti şikayet etti.
DİSK ve CHP İstanbul İl Başkanlığı tarafından düzenlenen Sosyal Demokrasinin Sosyali Nedir? başlıklı konferansı Kadir Has Üniversitesi Haliç Kampüsü Kampüsünde gerçekleştirildi. Konferansın açılış oturumuna CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Avrupa Ekonomik ve Sosyal Komitesi 2. Grup Başkanı Giorgios Dassis, eski DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, Avrupa Sendikalar Konfederasyonu eski Genel Sekreteri Emilio Gabagli, CHP İstanbul İl Başkanı Bahri Şahin, çok sayıda davetli ve partili katıldı.
Türkiyede sendikal hakların oluşma sürecini anlatan Kılıçdaroğlunun merhum Başbakanlardan Bülent Ecevitin bu konuda önemli çalışmaları olduğunu vurguladı. Elde edilen sendikal hakların 12 Eylül darbesiyle büyük oranda kırpıldığını anlatan Kılıçdaroğlu, bu hakların büyük bir kısmının 12 Eyül askeri müdahalesiyle kırpıldığını söyledi. Askeri darbeyle çok şeyin değiştiğini belirten Kılıçdaroğlu, sendikal mücadelelerden çok büyük geri adımlar atıldığını ifade etti. Türkiyede sendikal hareketin son dönemde bölündüğünü anlatan Kılıçdaroğlu, işçilerin haklarını savunmakla görevli bazı sendikaların iktidarın çıkarlarını savunur hale geldiğini öne sürdü.
KRİZ SONRASI İŞSİZ KALANLAR GİDİP AKPYE OY VERİYOR
Türkiyenin temel sorunlarından bir tanesinin Avrupada olduğu gibi işsizlik olduğunu bildiren Kılıçdaroğlu, Türkiyenin Avrupadan farklı olarak işsizlikle ilgili bir çözüm üretmediğini savundu. İşsizlerin yeri geldiğinde çözüm üretmeyen iktidara oy verdiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, Bizi biraz daha perişan et, ben biraz daha işsiz kalayım diye. Niçin böyle düşünüyor bu insanlar. Bunu oturup düşünmemiz gerekiyor. Bizde mi yanlışlık var, onlarda mı bir yanlışlık var. Medyada mı bir yanlışlık var algıda mı bir yanlışlık var? Oturup düşünmemiz gerekiyor. Sadece siyasetçilerin değil akademisyenlerin, de sendikacıların da düşünmesi gerekiyor. şeklinde konuştu.
Türkiyede son bir yılda TÜİK rakamlarına göre 818 bin kişinin da yoksullaştığını anlatan Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın Kriz bizi teğet geçti açıklamalarını eleştirdi. Kılıçdaroğlu şöyle konuştu: Binlerce, milyonlarca kişi işsiz kaldı. Ama işsiz kalanların büyük bir kısmı Kriz bizi teğet geçti sözüne inandı. Dönüp kendisine bakmadı. Beni teğet geçtiyse neden ben işsiz kaldım. Birilerini teğet geçtiği belli. Ama toplumun alt katmanları ve orta sınıfları için ağar bir fatura oldu.
MEDYAYA SERT ELEŞTİRİ
Konuşmasında medya kuruluşlarına da sert eleştiriler yönelten Kılıçdaroğlu, medyanın toplumun orta ve alt kesimini tamamen unuttuğunu savundu. Çocuğuma sabah kahvaltısı veremedim diye intihar eden kadının haberini ya 3. sayfadan küçük ya da hiç görmediğini savunan Kılaçdaroğlu, Zaten AKP yandaşı gazetelerde bu haber bile olmadı. Onlar için bir annenin çocuklarına kahvaltı veremedi diye intihar etmesi haber bile değil. Bir kişi intihar etmiş o kadar. Oturdular koltuklarına ağızlarına purolar aldılar ve beklediler, Başbakan ne söyleyecek ve biz Başbakanın konuşmalarından ne hikmetler çıkaracağız ve kendi gazetelerimizin manşetlerine taşıyacağız. Bu tablo Türkiyenin utanç tablosudur. Türkiyenin kaldırabileceği bir tablo değildir. ifadelerini kullandı.
Türkiyede yoksulluğun artmasına rağmen hak kavramının da toplumun elinden alındığını dile getiren Kılıçdaroğlu şöyle konuştu: O yoksulları utanmadan kuyruğa dizdiler para, makarna, bulgur dağıtmak için. Onların onurları var mıdır? Diye. Akıllarına bile gelmedi. Onu yapan insanlarda insan kavramı yok. Onu yapan insanların tek düşünceleri var. Ben iktidarımı nasıl bunların sırtından korurum.
Cumhuriyet Halk Partisinin buna karşı Aile Sigortası projesini sunduğunu aktaran Kılıçdaroğlu, bu konuda hükümetten gelen eleştirileri konferansa katılan Avrupalılara şikayet etti. Kılaçdaroğlu, Avrupalı dostlarımız burada. Oralarda uygulanıyor hayalci değil. Biz yapacağımız zaman mı hayalci oluyor. Asıl itiraz edenlerin utanması gereken bir şey var. 1971 yılında Türkiye Aile Sigortasını getiremeye söz vermiş. Parlamentodan yasa geçirmiş. 40 yıllık hayali biz dile getirdik diye isyan ediyorlar. Ama biz bu hayali gerçekleştireceğiz. şeklinde konuştu.
HÜKÜMETİ AVRUPAYA ŞİKAYET ETTİ
Konuşmasında Yeni Cumhuriyet Halk Partisi vurgusu yapan Kemal Kılıçdaroğlu, Yeni Cumhuriyet Halk Partisi olarak, altını çiziyorum Yeni Cumhuriyet Halk Partisi olarak emekten yana, alın terinden yana, insanlıktan yana, yoksulluktan yana tavrımızı koyacağız. Çekinmeyeceğiz korkmayacağız. Birileri bize | | Samanyolu Haber Son Dakika 17.03.2011 | | | Kılıçdaroğlu?ndanyeniCHPvurgusuKılıçdaroğlu?ndan yeni CHP vurgusu |
|
| 'Ağıt yakan anne görmek istemiyoruz' | Samanyolu Haber | 08.03.2011 23:51 |  | | Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Hatayda düzenlenen bir programda konuşan Başbakan Erdoğan, gençlerin ölüm haberi ve ağıt yakan anne görmek istemediklerini belirterek kadınlara çağrıda bulundu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, terörü minimize edecek, gençlerin ölümünü engelleyecek olanların, önce kadınlar olduğunu belirterek, Biz, artık gençlerin ölüm haberlerini almak istemiyoruz, biz artık şehit cenazeleri görmek istemiyoruz, biz cenazeleri başında ağıt yakan anneler, bacılar görmek istemiyoruz dedi.
Erdoğan, Ottoman Otelde, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla düzenlenen, Medeniyetlerin Buluşma Noktası Anadoluda Kadının Güçlendirilmesi konulu programda bir konuşma yaptı.
Türkiyedeki kadınların, dünya kadınlarının, 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü tebrik eden Erdoğan, dün, Türk Metal Sendikasının bir programında, işçi-emekçi kadınlarla bir arada, sendika üyeleriyle dayanışma içinde çok anlamlı bir program gerçekleştirdiklerini hatırlattı.
Bugün sabah partimizin grup toplantısında konuyu gündeme taşıdık ve grubumuzdaki hanım kardeşlerimizin nezdinde sorunları ele aldık. Burada, Hataydaki toplu açılış törenimize katılan Hataylı hanım kardeşlerimizin Dünya Kadınlar Gününü de tebrik ettikten sonra, bu anlamlı toplantıya iştirak ediyoruz diyen Erdoğan, şöyle devam etti:
Biz, partimizi kurduğumuz andan itibaren kadınlara yönelik ayrımcılık, istismar, şiddet konularını samimi bir şekilde gündemimize aldık ve bu sorunlar üzerinde de somut, gayretli çalışmalar yürüttük. Hiç kuşkusuz, tüm siyasi partilerin kadın kolları var; tüm siyasi partiler, kadın sorunları üzerinde çalışıyor; bugüne kadar da tüm hükümetler, kadınların sorunları olduğunu ve üzerinde çalıştıklarını ifade ettiler. Ama biz, bu noktada farklı bir tutum sergiledik.
İlk andan itibaren, kadınların sorunlarının yine bizzat kadınlar tarafından çözüleceğini, çözülmesi gerektiğini söyledik ve inisiyatifi tamamen kadınlara verdik, biz teşvik edici, destekleyici olduk. Partimizin kadın kolları çok aktif şekilde çalıştı, parlamentoyu, hükümeti, kurumları, çözüm noktasında her zaman zorladı ve bunun sonuçlarını da aldı.
-KADINLARA POZİTİF AYRIMCILIK SAĞLADIK-
Başbakan Erdoğan, Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığının, 8 yıl boyunca aynı şekilde çok aktif çalıştığını ve tarihi nitelikte düzenlemelere, reformlara imza attığını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
Bunlarla paralel olarak, siyasette ve kamu idaresinde daha fazla kadının görev almasını güçlü ve samimi şekilde destekledik. Yerelde, il genel meclisi ve belediye meclisi üyeliklerinde daha fazla hanım kardeşimizin görev almasını sağladık. Ulusal ölçekte, parlamentodaki kadın milletvekili sayısını 2 katın üzerine çıkardık ve oranı yüzde 4 seviyesine ulaştırdık. Hiçbir zaman yüzde 4 seviyesini parlamentoda aşmadı, ilk defa bu dönemde yüzde 9u aşmış bulunuyor. 8 yılda Anayasada iki önemli değişiklik yaptık: Birincisinde -bunun altını çiziyorum, ben herkesin söylediğini söylemiyorum, ben kadın-erkek eşitliği demiyorum, ben kadın-erkek fırsat eşitliği diyorum- bunu Anayasal bir hüküm haline getirirdik. 12 Eylülde yaptığımız değişiklikle, kadınlara pozitif ayrımcılık sağladık; yasalardan Anayasaya çıkardık. Anayasal teminat altına aldık ve yaptığımız değişikliklerle, ücret eşitsizliğini gidermenin, kadın istihdamını teşvik etmenin, kadınların iktisadi ve ticari faaliyetlerde daha fazla yer almasının temini noktasında gayret içinde olduk. Bildiğiniz gibi, kadınların hamilelikte çalışma süresi bizim yaptığımız düzenleme ile doğum öncesinde 8 hafta, doğum sonrasında 8 hafta olmak üzere 16 haftaya çıktı. Doğum nedeniyle ücretsiz izine ayrılan hanım kardeşlerimize, emeklilik noktasında, bu dönemi borçlanabilme imkanını getirdik. Evinde çalışan, evinde üreten kadınlara muafiyetler sağladık.
-YOKSULLUĞUN BİRİNCİ DERECEDE MAĞDURU HEP KADINLAR OLDU-
Şiddete karşı sıfır tolerans gösterdiklerini, töre cinayetlerine müebbet hapis cezasını getirdiklerini, yayınladıkları genelgelerle şiddetle mücadeleyi daha da etkinleştirdikleri belirten Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
Ben, dün ve bugünkü programlarda, kadınlara yönelik, kadın haklarına yönelik yaptığımız düzenleme ve reformları vakit elverdiğince sıralamaya çalıştım. Ancak, hanım kardeşlerimize dolaylı olarak sağladığımız bir çok imkan bulunuyor ve ben burada özellikle bunların üzerinde durmak istiyorum. Dünyanın neresinde olursa olsun, yoksulluğun birinci derecede mağduru hep kadınlar oldu. Sadece yoksulluğun değil, doğal afetlerin, savaşların, terörün, işgallerin, etnik temizliğin de mağduru her zaman kadınlar oldu. Bangladeşe gittik, bunu gördük. Pakistanda bunu gördük. Bosna Hersekte, Darfurda, Filistinde, Irakta maalesef bunu gördük. Kadın, sadece yoksullukla, sadece eşini, çocuklarını kaybetmekle imtihan olmuyor; aynı zamanda kendisine yönelen şiddet, kendisine yönelen taciz ve tecavüzle de acıların en büyüğüne maruz kalıyor. Babasını, annesini, eşini, çocukl | | Samanyolu Haber Son Dakika 08.03.2011 | | | AğıtyakanannegörmekistemiyoruzAğıt yakan anne görmek istemiyoruz |
|
| Çölaşan: 8 Mart Kadınlar Günü'ymüş | Haber7 | 06.03.2011 15:10 |  | | | Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Genel Başkanı Tansel Çölaşan, 8 Mart Kadınlar Günüymüş. Müşün altını çiziyorum. Çünkü kadınları sadece belli günlerde anmak, ondan sonra karanlığa gömmek, son dönemin görüşleri dedi. | | Haber7 Son Dakika 06.03.2011 | | | Çölaşan8MartKadınlarGünüymüşÇölaşan 8 Mart Kadınlar Günüymüş |
|
| Muhteşem Yüzyıl'da haziran var mıydı? | Posta | 04.03.2011 05:22 |  | |
Cehaletime verin ama Muhteşem Yüzyılda (Show TV) gemilerin sefere çıkacağı ayın haziran olarak dillendirilmesinde bir sıkıntı yok mu? Bildiğim kadarıyla o yıllarda hem dil içerisinde hem de gündelik kullanımda haziran diye bir ay telaffuz edilmezdi... Dizide anlaşılabilir olmak için metinler yarı Türkçe yarı Osmanlıca yazıp duruluyor. Fakat çok akıl karıştırıcı bir lisan oluyor bu...
[[HAFTAYA]]
Sürekli geçmişle bugün arasında gidip gelmek zorunda hissediyor insan kendini. Hakikaten yorucu bir mesele olduğu için altını çiziyorum... Nasıl ki Papanın şivesini filan düzeltip su gibi ... | | Posta Köşe Yazıları 04.03.2011 | | | MuhteşemYüzyıldahaziranvarmıydı?Muhteşem Yüzyılda haziran var mıydı? |
|
| Muhteşem Yüzyıl'da haziran var mıydı? | Posta | 04.03.2011 04:58 |  | |
Cehaletime verin ama Muhteşem Yüzyılda (Show TV) gemilerin sefere çıkacağı ayın haziran olarak dillendirilmesinde bir sıkıntı yok mu? Bildiğim kadarıyla o yıllarda hem dil içerisinde hem de gündelik kullanımda haziran diye bir ay telaffuz edilmezdi... Dizide anlaşılabilir olmak için metinler yarı Türkçe yarı Osmanlıca yazıp duruluyor. Fakat çok akıl karıştırıcı bir lisan oluyor bu...
[[HAFTAYA]]
Sürekli geçmişle bugün arasında gidip gelmek zorunda hissediyor insan kendini. Hakikaten yorucu bir mesele olduğu için altını çiziyorum... Nasıl ki Papanın şivesini filan düzeltip su gibi ... | | Posta Magazin 04.03.2011 | | | MuhteşemYüzyıldahaziranvarmıydı?Muhteşem Yüzyılda haziran var mıydı? |
|
| Muhteşem Yüzyıl'da haziran var mıydı? | Posta | 04.03.2011 04:58 |  | |
Cehaletime verin ama Muhteşem Yüzyılda (Show TV) gemilerin sefere çıkacağı ayın haziran olarak dillendirilmesinde bir sıkıntı yok mu? Bildiğim kadarıyla o yıllarda hem dil içerisinde hem de gündelik kullanımda haziran diye bir ay telaffuz edilmezdi... Dizide anlaşılabilir olmak için metinler yarı Türkçe yarı Osmanlıca yazıp duruluyor. Fakat çok akıl karıştırıcı bir lisan oluyor bu...
[[HAFTAYA]]
Sürekli geçmişle bugün arasında gidip gelmek zorunda hissediyor insan kendini. Hakikaten yorucu bir mesele olduğu için altını çiziyorum... Nasıl ki Papanın şivesini filan düzeltip su gibi ... | | Posta Son Dakika 04.03.2011 | | | MuhteşemYüzyıldahaziranvarmıydı?Muhteşem Yüzyılda haziran var mıydı? |
|
| Funda'nın katilinin babası konuştu: Oğlum testereli katil değil | Samanyolu Haber | 16.02.2011 19:18 |  | | İzmirin Urla ilçesinde 2005 yılında 16 yaşındaki Funda İşsizi 37 yerinden bıçaklayarak öldüren Cellalettin Erkalın (24) babası Selçuk Erkal, ilk kez konuştu. Oğlunun cinayeti işlediğini ve suçunu çekeceğini söyleyen baba Selçuk Erkal, oğlunun gazete ve televizyonlarda Testereli katil olarak gösterilmesine tepki gösterdi.
Erkal, Oğlum sanki elinde testere ile dolaşan bir katilmiş gibi gösteriliyor. Oysa ne polis, ne savcılık, ne de mahkeme tutanaklarında testere ya da testere filmi ile ilgili bir kelime geçmiyor. dedi.
Olayın olduğu sırada tanık gösterilen bir kişinin ağzında böyle bir kelime çıktığını anlatan Erkal, Oğlumla cinayet sırasında, cezaevinde ve tahliye olduktan sonra her zaman testere filmini seyredip seyretmediğini sordum. Bana yemin etti ve böyle bir şeyin nereden çıktığını kendisinin de bilmediğini söyledi. Oğlumu testere filmi yaktı. Eğer testere kelimesi geçmese oğlum sıradan bir cinayet sanığıymış gibi görülecekti. Biz bundan rahatsızız. ifadelerini kullandı.
OĞLUMU DESTEKLEMİYORUM KENDİ ELİMLE POLİSE TESLİM ETTİM
Oğlunun yaptığını kesinlikle desteklemediğini, olay gerçekleştiğinde polise kendi eliyle teslim ettiğini belirten Selçuk Erkal, Öldürülen ailenin acısını inanın çok içten yaşıyor ve onları anlıyorum. Bırakın bir insanı, bir canlıyı bile öldürmek kabul edilebilir değildir. Oğlumun yaptığını kesinlikle desteklemiyorum. İşlediğin suçu cezasını sonuna kadar çekecek. Evladım olmasına rağmen bu kelimeleri gerçekten ve yürekten söylüyorum. Kim olursa olsun yaptığının cezasını çekmelidir. Bunun savunulur hiç bir tarafı yok. Mağdur aile kadar bizim de çiğerimiz yanıyor. Hem giden 16 yaşındaki Funda için, hem hayatının baharını cezaevinden geçirecek olan oğlum için üzüntü duyuyoruz. dedi.
MEZAR ZİYARETİNE GİDERKEN MUTLAKA FUNDANIN DA MEZARINA GİDİYORUZ
CMKnın 102.maddenden yararlanan oğlunun 5 Ocak 2011 günü tahliye edildiğini belirten Selçuk Erkal, Avukatın girişimi sonucu oğlum cezaevinde tahliye oldu. Tepki olur diye Menemende oğlumuzla birlikte yaşamak için yeni bir ev kiraladık. Bu olay 28 gün sonra medyada duyuldu. Bunun üzerine gazeteler ve televizyonlar acılı aileden görüşler alarak tahliye kararına tepki gösterildi. Kamuoyunda bir anda linç kampanyası başlatıldı. Yargıtay gazeteler ve televizyon haberleri üzerine kararı bir günde onadı. Oğlum evde badana yaparken polis kapıyı çaldı. İçeri girdiklerinde oğlumun badanalı ellerini yıkamasına bile izin vermeden alıp götürdüler. Oğlum keşke tahliye olmasaydı. Onun ve bizim psikolojimiz tamamen bozuldu. Oğlum, Keşke beni salmasalardı ve 5 yıl önce yaşanan aynı şeyleri yaşamasaydım dedi. Bir kez daha altını çiziyorum oğlum testereli katil değil. diye konuştu.
OĞLUM ÇOK PİŞMAN
Oğlunun cinayeti işlemesinden sonra Urla ilçesinden gitmediğini ve tepkilere rağmen orada yaşamayı sürdürdüğünü belirten Selçuk Erkal, Ben Urladan hiç bir zaman gitmedim. Eşimle birlikte aynı yerde yaşıyorum. Mümkün olduğunda acılı aile ile karşı karşıya gelmemek için çalışıyorum. Onların acısı inanın tarif edilemez. Gösterdikleri her türlü tepkiye hak veriyorum. Sonuçta gençecik bir kız çocuklarını kaybettiler. Acıları tarif edilemez. Ben ve eşim bayramlarda mezar ziyaretine giderken mutlaka Fundanın da mezarına gidiyoruz. dedi. Oğlunun yaptığından çok pişman olduğunu da sözlerine ekleyen baba Erkal, Celalettin Eğer zamanı geri almak mümkün olsa ve o an bir kez daha yaşansa, ölen kişi Funda değil de ben olmak isterim. Fundayı öldürdüğünü için de ben cezamı belki tutuklu kalarak çekeceğim ancak, öbür dünya da onun hesabını nasıl vereceğim baba diyor. Oğlum katil olabilir ancak, eli testereli bir cani değildir. Suçu neyde çekecek. Onu o konuda hiç bir zaman savunmam. ifadelerini kullandı. Oğlunun serbest bırakıldıktan sonra kaçmayı aklından bile geçirmediğini ifade eden baba Erkal, kararın onandığını duymaları halinde kendisinin oğlunun götürüp teslim etmeyi düşündüğünü de sözlerine ekledi.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 16.02.2011 | | | FundanınkatilininbabasıkonuştuOğlumtesterelikatildeğilFundanın katilinin babası konuştu Oğlum testereli katil değil |
|
| Özeren: Baz istasyonlarının şehir dışına çıkarılması mümkün değil | Samanyolu Haber | 14.02.2011 14:03 |  | | İnternet Kurulu ve Teknoloji Bilgilendirme Platformu Başkanı Serhat Özeren, baz istasyonlarının şehir dışına çıkarılmasının mümkün olmadığını söyledi.
İnternet Kurulu ve Teknoloji Bilgilendirme Platformu Başkanı Serhat Özeren, düşman işgalinden kurtuluşunun 93üncü yıl dönümü törenleri ve Güvenli İnternet Çağrı Merkezi 4445446nın açılışına katılmak üzere bulunduğu Erzincanda, Danıştayın baz istasyonlarının şehir dışına taşınması ile ilgili vermiş olduğu karara açıklık getirdi. Özeren, Danıştayın verdiği kararın Bilgi Teknoloji İletişim Kurumunun baz istasyonu kuruluşu ile ilgili yönetmeliğinin iptali olduğunu belirtti.
Burada bir takım yanlış anlamalar olduğunu belirten Özeren, Şehir içerisinde baz istasyonu kuruluşu, şu anda iptal edildiği için bütün baz istasyonlarının şehir dışına çıkarılacağı beklentisi var. Danıştay, aslında bunu söylemiyor. Danıştay, şu anda teknolojinin gerekliliğine dönük olarak, yönetmeliğin tekrar revize edilip yapılmasını istiyor. Bu konuda Bilgi Teknoloji İletişim Kurumu yeniden tekrar bir yönetmelik hazırlıyor. Zaten şehir dışına çıkartmak diye bir yapı mümkün değil. dedi.
Özeren, dünyada hiçbir ülkede baz istasyonlarının şehir dışına çıkarılmadığını ifade etti. Baz istasyonlarının teknolojik yapısına bakıldığında, hücresel bir sistemden oluştuğunu ifade eden Özeren, Dünyada hiçbir ülkede, hiçbir şehirde, bunun altını çiziyorum, özellikle bizim coğrafyamıza benzer ülkelerde, çok ufak şehirleri saymıyorum, yani 300 kişilik, 400 kişilik kasabaları saymıyorum, metropol şehirlerin hiçbir tanesinde baz istasyonu şehir dışına çıkartılmış bir örnek yok. Dünyada böyle bir örnek yok. Bir tane böyle bir örnek varsa seve seve bu işin ilki de Türkiyede olsun. Ama böyle bir yöntem yok. diye konuştu.
BAZ İSTASYONU OLMADAN HABERLEŞME MÜMKÜN DEĞİLDİR
Baz istasyonlarının şehir dışına çıkarılmasının haberleşme kısıntılarını ve sıkıntılarını da beraberinde getireceğini vurgulayan Serhat Özeren, Baz istasyonu olmadan haberleşme mümkün değil. Şuna dikkat etmek lazım, eğer o bölgelerden baz istasyonu söküldüğü zaman vatandaşlarımız balkonlardan veya binanın belirli yerlerine giderek çok düşük seviyelerde, sinyallerle haberleşmeye çalışıyorlar. İşte o zaman cep telefonu bir baz istasyonu gibi çalışmaya başlıyor. Bakın baz istasyonlarından kurtulmaya çalışıyorlar ama her vatandaşın cebine de o zaman baz istasyonu koymuş oluyorlar. Çünkü baz istasyonu sıklığı ne kadar fazlaysa ve sinyal gücü ne kadar yüksekse cep telefonlarının iletişimi o kadar güçlü oluyor ve yaydıkları elektromanyetik alan şiddeti son derece düşük oluyor. Bu tamamen bir ters ilişki. Onun için bu çalışmaları veya bu kampanyaları, bu söylemler yapılırken özellikle dünyada, yurt dışında, Dünya Sağlık Örgütünün, ICNLPin, dünyanın iyonize kuruluşlarının yapmış oldukları bilimsel çalışmalara benzer örneklerle bunun karşıtı görüşleri dile getirirlerse, son derece daha verimli ve halkımızı aydınlatıcı bilgiler olacaklar. Sözün kısası Danıştayın vermiş olduğu karar tamamen yönetmeliğin iptali ile ilgilidir. Bununla ilgili şehir dışına çıkartılmakla ilgili herhangi bir teknoloji dünyada yoktur. Türkiyede de böyle bir yöntem olmayacaktır. açıklamasında bulundu.
YÖNETMELİK HAZIRLANACAK
İlgili kurumların ve kuruluşların görüşleri alınarak yeni bir yönetmelik hazırlanacağının altını çizen Özeren, şöyle dedi: Şehir dışına çıkartılması beklentisi varsa böyle bir şey kesinlikle mümkün olamaz, olmayacaktır. Ama özellikle çevre ve görüntü duyarlılığı gibi başka söylemler varsa bunlara dikkat edilebilir. Avrupa Birliği ülkelerinde her ülkede, her şehirde baz istasyonu var. Kimisinde kiliselerde, kimisinde kamufle edilmiş şekilde. Ama bunlar ülkemizde aynı şekilde yapıldığı zaman, demek ki onların zararı var ki bu şekilde kamufle ediliyormuş deniliyor. Normal şekilde yaptığınız zaman da çevre kirliliği konusunda eleştirilere maruz kalıyorsunuz. Yani bu konuda ne yapılacağı da aslında uzmanlar tarafından şaşkınlıkla sezdirilmiş oluyor.
DİĞER ÜLKELERE GÖRE DAHA GÜVENLİ BİR TEKNOLOJİ KULLANILIYOR
Dünyada baz istasyonu üreten, altyapıyı, teknolojisini üreten toplam 6 üretici firma olduğunu ve bütün ülkelerde kurulan baz istasyonlarının bu 6 üreticinin üretmiş olduğu ürünlerden, cihazlardan kurulduğunu belirten Serhat Özeren, Bizim ülkemizde diğer ülkelerden farklı bir teknoloji kullanılmıyor. Dünya Sağlık Örgütü, 41 volt metre olarak bir baz istasyonu çıkışını sığ değer kabul etmiş, bizim ülkemizde bu BTKnın 10 volt metre olarak kabul ettiği bir değer. Yani 4 kat daha güvenlik sınırı artırılmış bir karar alınmış. Biz diğer birçok ülkeye göre daha güvenli bir şekilde bunu yapıyoruz. Buna rağmen revize edilmesi gereken çalışmalar da varsa, yine dünyadaki örnekleri ve çalışmalara bakarak bunlar revize edilir. Ama şu anda bile Dünya Sağlık Örgütünün vermiş olduğu kriterlerden dört kat daha güvende bir çalışma yapıyoruz. şeklinde konuştu.
VERGİLERDE İNDİRİM YAPILMALIDIR
3Gnin faaliye | | Samanyolu Haber Son Dakika 14.02.2011 | | | ÖzerenBazistasyonlarınınşehirdışınaçıkarılmasımümkündeğilÖzeren Baz istasyonlarının şehir dışına çıkarılması mümkün değil |
|
| İKT Genel Sekreteri'nden uyarı | Samanyolu Haber | 13.02.2011 00:59 |  | | İslam Konferansı Teşkilatı (İKT) Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu, Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarekin istifası konusunda, Tüm ülkeler Mısır halkının bu demokratik hareketini saygıyla karşılamaktadır dedi. Bugün Ciddede İKT Merkezinde Mısırda yapılacak olan zirve toplantısı ile ilgili gerçekleştirilen İKT Liderler Zirvesi Yüksek Düzeyli Memurlar Toplantısında, Mısırdaki olaylara rağmen zirve toplantısının yapılması kararı çıktı.
Toplantı ile ilgili gelişmeleri değerlendiren ve Hüsnü Mübarekin gidişini AAya yorumlayan İhsanoğlu, şunları söyledi:
Mısır olayları, Cumhurbaşkanının görevden ayrılması, halkın taleplerinin askeri idare tarafından müspet karşılanması ve geçici bir idare tarzının kurulmuş olması ve bu idare tarzının da halkın isteklerine cevap verecek şekilde bulunması, Ortadoğudaki ve özellikle Arap dünyasındaki güçlü değişim rüzgarının artık neticelerini vermeye başladığını gösteriyor.
Tunusta başlayan olayların Mısıra intikal ettiğini belirten İhsanoğlu, Mısır ile arada nuans farkları olmasına rağmen Tunusta bir rejimin sona erdiğini ve Mısır olaylarının tüm Ortadoğuyu etkileyeceğini bildirdi.
Mısırdaki olayların sürecinin ise hükümetin, parlamentonun değişmesi ve siyasi partilerin yeniden oluşması, daha demokratik bir katılım sürecinin başlaması ile gerçekleşeceğini ifade eden İhsanoğlu, bunların ne kadar süre içerisinde olacağını kestirmenin mümkün olmadığını kaydetti.
-İKT ZİRVESİ MISIRDA YAPILACAK-
İhsanoğlu, Biz bugün İKT yüksek seviyeli memurlar toplantısını gerçekleştirdik. Mısırda yapılacak olan 12. İslam Konferansı Teşkilatı zirvesi ile ilgili bu toplantıda Mısırı görüştük. Ve toplantıda daha önce kararlaştırıldığı gibi Mısırda zirvenin yapılması yönünde herkes oy kullandı ve destek verdi. Toplantının başında yaptığım konuşmayı destekledi ve Mısır halkını tebrik etti diyerek, İKTnin Mısır ile ilgili tavrını ortaya koydu.
İhsanoğlu, bugünkü toplantıdan çıkan mesajı ise şu sözler ile anlattı:
Tüm ülkeler Mısır halkının bu demokratik harekatını saygıyla karşılamaktadır. Biz İKT olarak diyoruz ki 2005 Aralık ayında Mekkede yaptığımız olağanüstü zirvede 10 yıllık aksiyon planınında da gösterdiğimiz gibi iyi yönetim demokratik hakların kullanımı, sosyal refahın geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması, artık çağdaş yönetim değerlerinin ve insan haklarının kamil bir şekilde uygulanmasının zamanının geldiği, 5 sene sonra bu yaptığımız planın değerinin daha da iyi anlaşıldığıdır.
-TÜRKİYE BİR BAŞARI ÖRNEĞİDİR
Türkiyenin bölgede bir model ülke olduğunu ifade eden İKT Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu, bundan sonraki dönemin kıyas edilemeyecek kadar farklı olacağını söyledi. İhsanoğlu, bölge ülkelerinin Türkiye ile ilgili görüşünün ise son derece olumlu olduğunu ifade etti. İhsanoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
Şuna inanıyorum ki bundan sonraki dönem ile kıyas kabul etmeyecek kadar farklı olacaktır. Ben şunun her zaman altını çiziyorum. Bir Türk olarak Türkiyenin uzun zamandan beri büyük bedeller ödeyerek ulaşmış olduğu demokratik seviye, İslam dünyası için bir hedeftir. Göz önünde bulundurulması gereken bir seviyedir. Bir başarı örneğidir. İslam dünyasında özellikle Türkler bizim coğrafyamızda bizimle beraber iken bunu başardı ise biz de bunu zaman içerisinde başarabiliriz gibi yaygın bir kanaat vardır. Bu kanaatin sağlam temeller üzerine dayandığına inanıyorum. Eminim ki işbirliği içerisinde aydınlar, toplum önderleri ve toplumun dinamik kesimleri arasında dayanışma arttığı müddetçe bu hedefe ulaşılması mümkün olacaktır.
İhsanoğlu, Türkiyenin gerek ekonomide, gerekse demokraside aldığı yolun Arap ülkelerindeki bu hareketi tetiklediği yorumlanıyor. Bunu katılıyor musunuz şeklindeki soruyu, şöyle yanıtladı:
Bu hadiseyi tetiklediğini zannetmiyorum. Hadiseler iç dinamiklerden dolayı tetiklenmiştir. Bir de beklenmedik bir şey oldu. Bu iki ülkenin, Mısır ve Tunustaki rejimlerin çok da güçlü olmadıkları anlaşılmıştır. Bu herkes için büyük bir sürpriz oldu. Bu kadar köklü bir ülkede, Mısırda 18 günde bir rejimin çökmüş olması, tabii ki beklenilen, tahmin edilen bir husus değildir. Türkiyenin tetiklemiş olması değil, daha çok ekonomisinin, sanayisinin, demokrasisinin gelişmiş olması, çok partili hayata alışmış olması bütün bunlar bu ülkelerin bu halkların arzu ettiği bir husus olarak görülmektedir. Biraz önce de söylediğim gibi bizim ile aynı tarihi paylaşan, aynı coğrafyada yaşayan Türkler bunu başarabiliyorsa biz bunu neden yapmayalım şeklinde düşünce hakimdir.
İhsanoğlu, Mısır ve Tunus hareketlerinin başarılı olmasını, iletişim teknolojisinin çok ileri düzeyde olmasına bağladı.
İKT Genel Sekreteri İhsanoğlu, sözlerini, Tabii bu iletişim çağında sosyal iletişimin bu kadar arttığı bir çağ | | Samanyolu Haber Son Dakika 13.02.2011 | | | İKTGenelSekreterindenuyarıİKT Genel Sekreterinden uyarı |
|
| İletişim Yayınları'ndan yeni seri | Bugün | 12.02.2011 15:08 |  | | |
| Haberciler de şikâyetçi | Samanyolu Haber | 06.02.2011 09:51 |  | | Bağıran insanlardan oluşan, kanalın marka değerini düşüren tartışmaları haber kanallarının yöneticileri yorumladı. Haber kanallarındaki tartışma programlarının neredeyse tamamında aşağı yukarı aynı yüzleri görüyoruz. Deprem, patlama, gösteri hatta sanatla ilgili bir tartışmada ortaya çıkan isimler, bildikleri ya da bilmedikleri her konuda fikir beyan edip halkı yönlendiriyor.
Onlar adeta Türk televizyonlarının kadrolu tartışmacıları... Her konuda görüş beyan eden ve bunu bir çeşit mesleğe dönüştüren tartışmacılar olunca programların düzeyi de düşüyor. Bu durum her ne kadar yeni olmasa da, Habertürk Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı, geçtiğimiz hafta köşesinde bu kadrolu tartışmacıları eleştiren bir yazı kaleme aldı. Haber kanallarının reyting kaygısıyla gerçek entelektüelleri göz ardı ettiğini söyleyen Altaylı, Cazgırentel tipler ortada dolaşıyor. demişti. Milliyet yazarı Ali Eyüboğlunun da köşesine taşımasıyla farklı bir boyut kazanan tartışmaya, haber kanallarının yöneticileri de katıldı. Görüşlerini aldığımız TRT Haber Kordinatörü Ahmet Böken, Habertürk Haber Müdürü Oğuz Usluer, Samanyolu Haber TV Genel Yayın Yönetmeni Metin Yıkar ve CNN TÜRK Haber Kordinatörü Yavuz Oğhan tartışmaların seviyesinden rahatsız.
Böyle tipler var. Bunları görüyoruz ekranda. Ayrıca bu yeni de değil. Kanalın güvenirliğini zedeliyor. Biz kararı aldık ve bu insanları ekrana çıkarmıyoruz.
Reyting peşinde değiliz
Tartışmaların seviyesinden ben de şikayetçiyim... Ama bunu sadece reytinge bağlamak doğru değil. Sağdan say 50 soldan say 50 ile saatlerce yayın yapılıyor. Biz sadece reyting olsun diye bazı isimleri ekrana çıkarmaktan da imtina ediyoruz. Örneğin Cübbeli Ahmet Hoca...
Elbette tartışma olmalı ve birikimli insanlar gündemi farklı açılardan değerlendirmeli. Birikimli sözünün altını çiziyorum. Sadece polemik olsun ve ne olursa olsun izleyiciyi ekrana çekeyim düşüncesi, yapmacık kavgalar sağlıklı değil. Kısa bir ilgi için kanalın marka değerine büyük zararlar verir.
Şikayet edenlerin kanalları dahil, konuşmacı profilleri karşısındakini dinlemeyen, bağıran insanlardan oluşuyor. En çok bağıranın reyting getirdiğini biliyorlar. Biz bu tür yayıncılıktan uzak duruyoruz. İzlenme oranımızı düşürüyor belki ama bizde kavga değil akıllı, akılcı tartışmalar yer alıyor. Şikayet edenler önce kendine baksın.
YUSUF BÜLBÜL | | Samanyolu Haber Son Dakika 06.02.2011 | | | HabercilerdeşikâyetçiHaberciler de şikâyetçi |
|
| Başbakan Erdoğan: Kimsenin yaşam tarzına müdahale etmeyiz, ettirmeyiz | Samanyolu Haber | 20.01.2011 14:09 |  | | Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiyede bir kesimin, ekonomi ve diğer alanlarda sürekli felaket senaryoları pompaladığını söyledi. Göreve geldikleri 2002 yılında bazı kesimlerin kriz tellallığı yaptığını hatırlatan Başbakan Erdoğan, son dönemde yaşanan alkol tartışmalarının da laiklik ve demokrasi üzerinden korkutma kampanyasına dönüştüğünü söyledi. Biz Damdan düşeniz, damdan düşenin halini iyi biliriz. diyen Erdoğan, Hiç kimsenin yaşam tarzına müdahale etmeyiz. Edilmesine müsaade etmeyiz. dedi. Erdoğan, yapılanların bayat bir tezgahtan ibaret olduğunu savundu.
Türk Sanayici ve İş Adamları Derneği (TÜSİAD) 41. Genel Kurul Toplantısı Ceylan İnterContinental Otelde gerçekleştirildi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın kızı Sümeyye Erdoğan ile birlikte geldiği genel kurul toplantısına Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan, TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner, TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Mustafa Koç, Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, Boyner Holding Yönetim Kurulu Başkanı Cem Boyner ve çok sayıda TÜSİAD üyesi katıldı.
8 YIL BOYUNCA HEP FELAKET SENARYOLARI POMPALADILAR
Türkiyenin, dünya ekonomi çevrelerince küresel krizi başarıyla atlatan ülkeler arasında gösterildiğini söyleyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bu iyi görüntüye rağmen asla tedbiri elden bırakmayacaklarını ve rehavete kapılmayacaklarını söyledi. 2002 yılında Türkiye ekonomisini devraldıklarından itibaren ekonomiye ilişkin kötümser, bedbin ve karamsar yorumlar yapıldığını hatırlatan Başbakan Erdoğan, yatırımcıların moralini bozmak için her türlü kampanyanın devreye sokulduğunu ifade etti. Kriz için tarih verenleri bile gördüklerini anlatan Başbakan Erdoğan, Bahara kriz gelecek dediler olmadı, Yaz aylarında kriz geliyor dediler, o da olmadı. Bu kış kesin kriz gelecek dediler o da olmadı. Sürekli güvensizlik pompalanmak istendi. 8 yıl boyunca kararlı duruşumuzla asla taviz vermedik, cesur tavrımızı, şeffaf yaklaşımımızı, güvensizlik pompalayan bu felaket tellallarını her zaman açığa düşürdük. şeklinde konuştu.
Hükümet olarak sadece ekonomide değil diğer bazı alanlarda da kampanyalara maruz kaldıklarını aktaran Başbakan Erdoğan, demokratikleşme, laiklik alanlarında da sürekli vatandaşa güvensizlik pompalandığını ve sürekli samimiyet sınavına tabi tutulduklarını aktardı. AK Partinin Muhafazakar Demokrat bir parti olduğunu vurgulayan Başbakan Erdoğan, Şunun çok iyi anlaşılması gerektiğini düşünüyorum. Bizim şahsi olarak altını çiziyorum, şahsi olarak bazı meseleleri karşısındaki tavrımız, duruşumuz, bakışımız nettir. Ama biz şunu söylüyoruz. Şahsi yaklaşımları, kişisel anlayışları, toplumunu tümüne empoze etmek baskıdır zulümdür. Haksızlıktır. Ben kendi iç dünyamda, kendi ailem içinde örneğin alkole karşı bir tavır belirlemiş olabilirim. Benim arkadaşlarımın kişisel dünyalarında olaya farklı bakıyor alabilir. Ama bu muhafazakar kimliğimizin yanında, biz demokratız ve kişisel yargılarımız topluma empoze etmeme noktasında hassas bir duruş sergiledik sergiliyoruz. Aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti devletinin demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olan devletin, Anayasa ve yasalar çerçevesinde yönettiğimizi ifade etmek isterim. şeklinde konuştu.
TÜZÜKLERLE, YASALARLA ÇARPIŞARAK BÜYÜDÜK
Anayasanın gençliğin korunması ile ilgili 58. maddesini hatırlatan Başbakan Erdoğan, maddede yer alan Devlet gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, kumar ve benzeri kötü alışkanlılklardan korumak için gerekli tedbirleri alır. paragarfını okudu. Bunu ben söylemiyorum. Bizden önce yapılmış bir Anayasa maddesi bu diyen Başbakan Erdoğan, Anayasaınn 58. maddesi gereğince gençliği her türlü kötü alışkanlıklardan korumanın kendilerinin görevi olduğunu söyledi. Ankara Barosunun Tütün ve Alkollü İçkilerle Mücadele Kurulunun yayınldığı genelgenin iptali için Danıştaya başvuruda bulunduğunu hatırlatan Başbakan Erdoğan şöyle konuştu: Ne diyor, Anayasadaki bağımlılıktan korumaktır diyor. Ben sana Anayasa okuyorum. Gençleri alkol düşkünlüğünden diyor bağımlılık demiyor. Bunlar nasıl hukukçudur ben anlamıyorum. Biz burada Anayasamızın gereğini yaptığımız gibi gençlerimiz bu tür alkol düşkünlüğünden, uyuşturucudan korumak hükümet olarak, devletin yönetim mekanizmasında olanlar olarak bizim görevimizdir.
ABD ve Avrupa Birliğinde benzer uygulamalara değinen Başbakan Erdoğan, ABDde 21 yaşına altında olanların marketlerden alkoll içki satın alamayacağını anlatı. Türkiyede ise önüne gelenin rahatlıkla alkollü içki alabildiğini bildiren Erdoğan, yapılanın bunu engellemeye yönelik bir adım olduğunu söyledi. Bunun hemen ardından Bak gördünüz mü bunlar şeriat getiriyor propagandası yapıldığına işaret eden Başbakan Erdoğan, Sıkılmadan utanmadan bunu bile söyüyorlar. Biz özgürlüklerin başkasaınn özgürlük alanı sınırında durması gerektiğini biliyoruz. Biz tüzüklerle, yasalarla çarpışarak büyüdük. Bizim kılık kıyafetimize müdahale ettiler, fikirl | | Samanyolu Haber Son Dakika 20.01.2011 | | | BaşbakanErdoğanKimseninyaşamtarzınamüdahaleetmeyizettirmeyizBaşbakan Erdoğan Kimsenin yaşam tarzına müdahale etmeyiz ettirmeyiz |
|
| Erdoğan'dan Kıbrıs Rumlarına garanti | Haber7 | 07.01.2011 20:58 |  | | |
|
| |