Habergec.Com Aranan Kelimeler:iş kur Değerlendirme: 10 / 10 388053
habergec.com
23.04.2014 Çarşamba
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

iş kur

Vahyin aydınlığında olaylara bakış
Zaman
21.04.2014
16:56
Cenab-ı Hak (cc), insanlığa son fermanı olan Kur’an-ı Kerim’de mealen şöyle buyurmaktadır: “Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde, onu (anlaşmazlık konusu olan meseleyi) Allah ve Resul’üne arz edin. Allah’a ve ebedi âleme gerçekten iman ediyorsanız böyle yapın. Böyle yapmanız çok daha hayırlı ve sonuç itibarıyla da çok daha güzeldir.” (Nisa, 59) Bütün müfessirlere göre ayette geçen; “Allah’a ve Resul’üne arz edin” emrinden maksat, anlaşmazlık konusu olan meselelerin Kur’an ve Sünnet’e göre yani Kur’an ve Sünnet ölçülerine göre çözülmesi ve halledilmesidir. Samanyolu TV bu fakirden, ehl-i imanın içine düşürüldüğü malum büyük fitne konusunda sohbet talep etti. Ayrıca Zaman Gazetesi de bir röportaj talep etti. Bu elim fitnenin ortadan kalkmasına karınca-kaderince yardımcı olur ümidiyle talebi kabul ettim. Konuştum ve yazdım. Ne konuştum ne yazdım? Özetleyeyim. Evvela Enfal Sûresi’ndeki şu ayetleri naklettim: “(Ey iman edenler!) Allah ve Resul’üne itaat ediniz. Anlaşmazlık ve kavgaya girişmeyiniz. Aksi halde korkaklaşıp dağılırsınız. Gücünüz ve devletiniz elden gider. Sabredin. Hiç şüphe yoktur ki Allah sabredenlerle birliktedir.” (Enfal, 46) “Küfredenler birbirleriyle dostluk (birlik, ittifak) kurarlar. Eğer siz bu dostluğu yapmazsanız; korkunç bir fitne ve büyük bir fesat meydana gelir.” Naklettiğim bu ayetler ve bu manada olan nasların ışığında birlik ve beraberlik ve İslam kardeşliğinin çok önemli olduğunu hatırlattım. Felaket, helaket asrının adamı, büyük Mürşid’in şu çok önemli ve kerametvari seslenişini naklettim: “Ey ehl-i iman! Zillet içinde esaret altına girmemek isterseniz, aklınızı başınıza alınız! İhtilafınızdan istifade eden zalimlere karşı; ‘Hiç şüphesiz müminler kardeştirler.’ kata-i kudsiyesi içine giriniz, tahassun ediniz. Yoksa ne hayatınızı muhafaza ne de hukukunuzu müdafaa edebilirsiniz. (22. Mektup, Uhuvvet Risalesi)PARTİDEN ÜST DÜZEY KİMSELER GELDİYani birlik, beraberlik ve İslam kardeşliğini hatırlattım. Birçok müspet ve menfi tepkiler aldım. Müspet olanları dua olarak kabul ettim. Hakarete varan menfi tepkilerin sahiplerine gönül koymadım. Bunların çoğu benim dava ve gönül dostlarımdır. Hatta içlerinde hocalarım da vardır. Cenab-ı Hak hepsinden razı olsun. Hocalarıma hizmet eder, ellerinden öper, dualarını beklerim. Partiden üst düzeyde bazı yetkili zevat evime kadar geldiler. Uzun boylu konuşuldu. Su-i zan ve evhama dayalı birçok detaylara girildi. Ben uzun zaman dinledikten sonra dedim ki; ben detaylara hiç girmem ben genel İslamî ölçüler üzerinde konuşuyorum. Evvela şu ayet üzerinde bir daha dikkatle eğilip düşünelim: “Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın.” (Hucurat, 6) Araştırmadan ciddi delillere dayanmadan Müslümanlar hakkında su-i zan beslemek haramdır. Büyük mahkeme var. Hâkimlerin Hâkimi Allah (c.c.), A’dan Z’ye hayatımızın hesabını soracak. Meşreb, meslek ve politik taassupla yanlış yaparsak veya yanlış yapanları onaylarsak o büyük mahkemede çok pişman oluruz. Ve o pişmanlık orada fayda vermez. Bu sorumluluk ve hassasiyeti taşımak zorundayız. Ben siyasete hiç girmedim. Şu anda da bir ayağım kabirdedir. Rıza-i İlahi’yi tahsil, ana hedefimdir. Bu büyük fitne politize edildiğinden dolayı iş çığırından çıkmıştır. Böyle giderse onulmaz yaralar açılır. Sebep olanlar altından kalkamayacakları vebal altında kalırlar. Şu üç hususu İslamî ölçüler içerisinde ısrarla söylüyorum. Bir: Suç ve ceza şahsîdir. Cenab-ı Hak, Kur’an-ı Kerim’in birkaç yerinde şöyle buyuruyor: “Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın yükünü yüklenmez.” (İsra, 15) Suç işleyenin tespiti yapılır. Kesin delillerle suçu sabit olunca cezalandırılır. Bu ilim, hukuk sistemlerinde de böyledir. Bediüzzaman diyor ki: “Bağdat’ta bir esnaf suç işlese, İstanbul’da olan biri esnafa, esnaf sınıfından olduğu için ceza verilemez.”SU-İ ZAN VE VEHİMLERLE SUÇLAMALARBirtakım su-i zan ve vehimlerle masum insanları cezalandırmak büyük günahtır. Çok merak ediyorum, bu sağa-sola savrulan, kış ortasında aile düzeni altüst edilen binlerce polis, savcı hâkim, maliyeci ve birçok memurların suçu gerçekten sabit olmuş mudur? Olmuşsa bunu deklare etsinler, bütün millet bunu bilsin, görsün ve su-i zandan kurtulsun. Sadece işin içinden sıyrılmak için: “Biz çok şeyler biliyoruz...” demek, suçun sabit olduğunu ispat için kâfi midir? Resul-i Ekrem Efendimiz (sas); “Şüpheler oluştuğu zaman cezaları uygulamayınız.” buyurmuştur. Hatta bu kavl-i Peygamberî, İslam hukukunda önemli bir k
Zaman
En Çok Okunan
21.04.2014
VahyinaydınlığındaolaylarabakışVahyin aydınlığında olaylara bakış
Altı kardeş O’nu Okudu, anne duası kabul oldu
Zaman
21.04.2014
16:01
Hz. Peygamber’i (sas) anlamak ve anlatmak için yapılan ‘Herkes O’nu Okuyor’ yarışmasına çocuklarını dualarla hazırlayan Gülnur Söğüt’ün 6 evladı umre kazandı. Yarışma için çok çalışan altı kardeş, “Bu süreçte siyer bilgimiz taş gibi oldu!” diyor.Herkes O’nu Okuyor yarışması finalistlerinin ödüllerini aldığı gecede kazananlar sahnedeki yerlerini alıyor. Gözyaşı, sevinç ve heyecanın birbirine karıştığı dakikalarda salonun bütün bakışları bir isimde toplanıyor. Herkes ödül belgesini alıp kenara çekilirken o sırayla bir, üç, beş, derken altı belgeyi kucağına sığdırmayı başarıyor. O sahneden inene kadar alkışlar susmuyor. Çünkü yedi çocuğunu sınava hazırlayan anne, tam altı çocuğunu umreye göndermenin haklı gururunu yaşıyor. ‘Rabb’im bize umreyi ailecek nasip eylesin.’ duası kabul olunan anne Gülnur Söğüt’ten bahsediyoruz. Bir imam hatip lisesinde meslek dersleri öğretmeni olan oğlu Engin Söğüt’ün yarışmaya kaydolmasıyla başlar kutlu yarış. Diğer kardeşler de bir bir kaydını yaptırır. Beşi hafız altı kardeşten her birinin bambaşka hikâyeleri var. Geçen yıl öğrencilerini Efendimiz kitabından sınava hazırlayan Engin Söğüt, bu yıl aynı heyecanı tadar. Söğüt umreyle taçlanan kazanımlarını “Siyer dersleri anlatan birisi olarak, Hocaefendi’nin Sonsuz Nur kitabının ne kadar kapsamlı olduğunu gördüm. Bu süreç benim Efendimiz’in hayatını daha güzel bir şekilde anlamamı ve örnek almamı sağladı.” ifadeleriyle özetliyor. Kardeşlerden Şennur Tay’ın eşi Arabistan’a umre niyetiyle çalışmaya gider. Ancak bir iş kazasıyla hafızasını kaybeder. Bu süreç hem Şennur Hanım’ı hem de küçük oğlunu derinden sarsar. Ailesinin yanına geldiğinde herkesin siyer çalıştığını gören Tay da eşinin üzüntüsüne teselli olarak yarışmaya katılmaya karar verir. Gündüzleri öğrenci yetiştiren, hasta eşinin bakımıyla ilgilenen ve kıraat derslerine devam eden Şennur Tay, büyük bir azimle Efendimiz’in hayatını her ayrıntısıyla kavrar. Öyle ki, verdiği dersi Kur’an-ı Kerim’den siyere çevirir. ‘Başarının sırrı nedir?’ sorumuza cevabı şöyle Şennur Hanım’ın: “ Öncelikle şunu belirteyim hiçbirimizin evinde televizyon yok. Yıllardır ilimle meşgul olmanın avantajını gördük. Ancak kitaplardan üç bine yakın soru çıkardık. Bir buçuk ay boyunca her çarşamba ve cuma akşamları mütalaalı ders yaptık. Diyebilirim ki, her dakikamız siyerle geçti. Tabii 6 bin 666 ayeti ezberleyenler olarak çok zorlanmadık ama hafızlığa hazırlanırken bile bu kadar zorlanmamıştık.” Bir diğer kardeş Peruze Büşra Öztürk, işi en baştan sıkı tuttuklarını söylüyor. İki ay boyunca her gün siyere vakit ayırdıkları için başarı kaçınılmaz olmuş. Öztürk, önce Hocaefendi’nin üslubunu benimsemeye çalıştıklarını şöyle ifade ediyor: “Mesela sürmeden bahsederken tıp diline giriyor. Yani evrensel bir dil alıyor. Ben Arapçadan başka yabancı dili olmayan bir insanım ama yabancı isim bilgim arttı. Bernard Shaw’lar gibi… Siyer bilgimiz çok sağlamlaştı. En zayıf olduğumuz konu buydu. Konu bilgisi vardı, hadis çok okuyorduk ancak parçaları birleştiremiyorduk.” Öztürk, ayrıca Sonsuz Nur’u yedi kere okuyup yazarak çalıştıklarını da vurguluyor. Zaten onlar ayrıntılarla umreyi hak ettiler Öztürk’e göre: “Ayrıntılardan kavrayan birinci olacak, tarihleri ve isimleri herkes ezberleyecek’ dedim. Bu sebeple detaylara çok çalıştık.” Bu süreçte birçok yakını ve komşuları da onlardan yeni doğan çocukları için isim ister. Yeni kurulan nakliye şirketi için isim istenince Efendimiz’in devesini önerirler örneğin. Yeni doğan bir bebeğe ise, sahabe isimlerinden birini yollar Söğüt ailesi. Yarışmaya manevî olarak da hazırlanmış yedi kardeş. Yedi çocuğun hepsinin birlikte umreye gitmesi güç olacağından anne duasına gayreti eklemişler. Hafızlığına devam eden ve talebe yetiştiren Kübra Söğüt, herkesten dua istediklerini dile getiriyor. Söğüt, “Evli olanların sabahtan öğleye kadar ders okuttukları talebeleri var. Bekâr olanların da sabahtan akşama kadar vermeleri gereken dersleri var. Sınavdan önce annem bize okudu. Ayetelkürsi yazılı bileklikler taktık. Kalemlerimize Kalem Sûresi’ni okuduk. Ashab-ı Keyf’in isimlerini üzerimizde taşıdık. Fetih Sûresi’ni her akşam okuyorduk.” diyor. Bu süreçte talebeleri de onlardan desteğini esirgememiş. Hatta ailenin torunları umre için dua seferberliğine katılmış.Akademik seviyede bir sınavdıUmre heyecanı yaşayan Nergiz Buruşuk, eşinden çok destek görmüş. Nergiz Hanım, “Normalde siyer bilgimiz vardır ama bu sınav akademik seviyedeydi. Siyer bilgimiz şimdi taş gibi oldu. Şu anda da karar aldık, halifelerin hayatını okuyacağız.” diyor. Engin Bey’in eşi Tub
Zaman
Sağlık
21.04.2014
AltıkardeşO’nuOkuduanneduasıkabulolduAltı kardeş O’nu Okudu anne duası kabul oldu
Vahyin aydınlığında olaylara bakış
Zaman
21.04.2014
15:51
Cenab-ı Hak (cc), insanlığa son fermanı olan Kur’an-ı Kerim’de mealen şöyle buyurmaktadır: “Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde, onu (anlaşmazlık konusu olan meseleyi) Allah ve Resul’üne arz edin. Allah’a ve ebedi âleme gerçekten iman ediyorsanız böyle yapın. Böyle yapmanız çok daha hayırlı ve sonuç itibarıyla da çok daha güzeldir.” (Nisa, 59) Bütün müfessirlere göre ayette geçen; “Allah’a ve Resul’üne arz edin” emrinden maksat, anlaşmazlık konusu olan meselelerin Kur’an ve Sünnet’e göre yani Kur’an ve Sünnet ölçülerine göre çözülmesi ve halledilmesidir. Samanyolu TV bu fakirden, ehl-i imanın içine düşürüldüğü malum büyük fitne konusunda sohbet talep etti. Ayrıca Zaman Gazetesi de bir röportaj talep etti. Bu elim fitnenin ortadan kalkmasına karınca-kaderince yardımcı olur ümidiyle talebi kabul ettim. Konuştum ve yazdım. Ne konuştum ne yazdım? Özetleyeyim. Evvela Enfal Sûresi’ndeki şu ayetleri naklettim: “(Ey iman edenler!) Allah ve Resul’üne itaat ediniz. Anlaşmazlık ve kavgaya girişmeyiniz. Aksi halde korkaklaşıp dağılırsınız. Gücünüz ve devletiniz elden gider. Sabredin. Hiç şüphe yoktur ki Allah sabredenlerle birliktedir.” (Enfal, 46) “Küfredenler birbirleriyle dostluk (birlik, ittifak) kurarlar. Eğer siz bu dostluğu yapmazsanız; korkunç bir fitne ve büyük bir fesat meydana gelir.” Naklettiğim bu ayetler ve bu manada olan nasların ışığında birlik ve beraberlik ve İslam kardeşliğinin çok önemli olduğunu hatırlattım. Felaket, helaket asrının adamı, büyük Mürşid’in şu çok önemli ve kerametvari seslenişini naklettim: “Ey ehl-i iman! Zillet içinde esaret altına girmemek isterseniz, aklınızı başınıza alınız! İhtilafınızdan istifade eden zalimlere karşı; ‘Hiç şüphesiz müminler kardeştirler.’ kata-i kudsiyesi içine giriniz, tahassun ediniz. Yoksa ne hayatınızı muhafaza ne de hukukunuzu müdafaa edebilirsiniz. (22. Mektup, Uhuvvet Risalesi)PARTİDEN ÜST DÜZEY KİMSELER GELDİYani birlik, beraberlik ve İslam kardeşliğini hatırlattım. Birçok müspet ve menfi tepkiler aldım. Müspet olanları dua olarak kabul ettim. Hakarete varan menfi tepkilerin sahiplerine gönül koymadım. Bunların çoğu benim dava ve gönül dostlarımdır. Hatta içlerinde hocalarım da vardır. Cenab-ı Hak hepsinden razı olsun. Hocalarıma hizmet eder, ellerinden öper, dualarını beklerim. Partiden üst düzeyde bazı yetkili zevat evime kadar geldiler. Uzun boylu konuşuldu. Su-i zan ve evhama dayalı birçok detaylara girildi. Ben uzun zaman dinledikten sonra dedim ki; ben detaylara hiç girmem ben genel İslamî ölçüler üzerinde konuşuyorum. Evvela şu ayet üzerinde bir daha dikkatle eğilip düşünelim: “Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın.” (Hucurat, 6) Araştırmadan ciddi delillere dayanmadan Müslümanlar hakkında su-i zan beslemek haramdır. Büyük mahkeme var. Hâkimlerin Hâkimi Allah (c.c.), A’dan Z’ye hayatımızın hesabını soracak. Meşreb, meslek ve politik taassupla yanlış yaparsak veya yanlış yapanları onaylarsak o büyük mahkemede çok pişman oluruz. Ve o pişmanlık orada fayda vermez. Bu sorumluluk ve hassasiyeti taşımak zorundayız. Ben siyasete hiç girmedim. Şu anda da bir ayağım kabirdedir. Rıza-i İlahi’yi tahsil, ana hedefimdir. Bu büyük fitne politize edildiğinden dolayı iş çığırından çıkmıştır. Böyle giderse onulmaz yaralar açılır. Sebep olanlar altından kalkamayacakları vebal altında kalırlar. Şu üç hususu İslamî ölçüler içerisinde ısrarla söylüyorum. Bir: Suç ve ceza şahsîdir. Cenab-ı Hak, Kur’an-ı Kerim’in birkaç yerinde şöyle buyuruyor: “Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın yükünü yüklenmez.” (İsra, 15) Suç işleyenin tespiti yapılır. Kesin delillerle suçu sabit olunca cezalandırılır. Bu ilim, hukuk sistemlerinde de böyledir. Bediüzzaman diyor ki: “Bağdat’ta bir esnaf suç işlese, İstanbul’da olan biri esnafa, esnaf sınıfından olduğu için ceza verilemez.”SU-İ ZAN VE VEHİMLERLE SUÇLAMALARBirtakım su-i zan ve vehimlerle masum insanları cezalandırmak büyük günahtır. Çok merak ediyorum, bu sağa-sola savrulan, kış ortasında aile düzeni altüst edilen binlerce polis, savcı hâkim, maliyeci ve birçok memurların suçu gerçekten sabit olmuş mudur? Olmuşsa bunu deklare etsinler, bütün millet bunu bilsin, görsün ve su-i zandan kurtulsun. Sadece işin içinden sıyrılmak için: “Biz çok şeyler biliyoruz...” demek, suçun sabit olduğunu ispat için kâfi midir? Resul-i Ekrem Efendimiz (sas); “Şüpheler oluştuğu zaman cezaları uygulamayınız.” buyurmuştur. Hatta bu kavl-i Peygamberî, İslam hukukunda önemli bir k
Zaman
Ana Sayfa
21.04.2014
VahyinaydınlığındaolaylarabakışVahyin aydınlığında olaylara bakış
Vahyin aydınlığında olaylara bakış
Zaman
21.04.2014
02:01
Cenab-ı Hak (cc), insanlığa son fermanı olan Kur’an-ı Kerim’de mealen şöyle buyurmaktadır: “Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde, onu (anlaşmazlık konusu olan meseleyi) Allah ve Resul’üne arz edin. Allah’a ve ebedi âleme gerçekten iman ediyorsanız böyle yapın. Böyle yapmanız çok daha hayırlı ve sonuç itibarıyla da çok daha güzeldir.” (Nisa, 59) Bütün müfessirlere göre ayette geçen; “Allah’a ve Resul’üne arz edin” emrinden maksat, anlaşmazlık konusu olan meselelerin Kur’an ve Sünnet’e göre yani Kur’an ve Sünnet ölçülerine göre çözülmesi ve halledilmesidir. Samanyolu TV bu fakirden, ehl-i imanın içine düşürüldüğü malum büyük fitne konusunda sohbet talep etti. Ayrıca Zaman Gazetesi de bir röportaj talep etti. Bu elim fitnenin ortadan kalkmasına karınca-kaderince yardımcı olur ümidiyle talebi kabul ettim. Konuştum ve yazdım. Ne konuştum ne yazdım? Özetleyeyim. Evvela Enfal Sûresi’ndeki şu ayetleri naklettim: “(Ey iman edenler!) Allah ve Resul’üne itaat ediniz. Anlaşmazlık ve kavgaya girişmeyiniz. Aksi halde korkaklaşıp dağılırsınız. Gücünüz ve devletiniz elden gider. Sabredin. Hiç şüphe yoktur ki Allah sabredenlerle birliktedir.” (Enfal, 46) “Küfredenler birbirleriyle dostluk (birlik, ittifak) kurarlar. Eğer siz bu dostluğu yapmazsanız; korkunç bir fitne ve büyük bir fesat meydana gelir.” Naklettiğim bu ayetler ve bu manada olan nasların ışığında birlik ve beraberlik ve İslam kardeşliğinin çok önemli olduğunu hatırlattım. Felaket, helaket asrının adamı, büyük Mürşid’in şu çok önemli ve kerametvari seslenişini naklettim: “Ey ehl-i iman! Zillet içinde esaret altına girmemek isterseniz, aklınızı başınıza alınız! İhtilafınızdan istifade eden zalimlere karşı; ‘Hiç şüphesiz müminler kardeştirler.’ kata-i kudsiyesi içine giriniz, tahassun ediniz. Yoksa ne hayatınızı muhafaza ne de hukukunuzu müdafaa edebilirsiniz. (22. Mektup, Uhuvvet Risalesi)PARTİDEN ÜST DÜZEY KİMSELER GELDİYani birlik, beraberlik ve İslam kardeşliğini hatırlattım. Birçok müspet ve menfi tepkiler aldım. Müspet olanları dua olarak kabul ettim. Hakarete varan menfi tepkilerin sahiplerine gönül koymadım. Bunların çoğu benim dava ve gönül dostlarımdır. Hatta içlerinde hocalarım da vardır. Cenab-ı Hak hepsinden razı olsun. Hocalarıma hizmet eder, ellerinden öper, dualarını beklerim. Partiden üst düzeyde bazı yetkili zevat evime kadar geldiler. Uzun boylu konuşuldu. Su-i zan ve evhama dayalı birçok detaylara girildi. Ben uzun zaman dinledikten sonra dedim ki; ben detaylara hiç girmem ben genel İslamî ölçüler üzerinde konuşuyorum. Evvela şu ayet üzerinde bir daha dikkatle eğilip düşünelim: “Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın.” (Hucurat, 6) Araştırmadan ciddi delillere dayanmadan Müslümanlar hakkında su-i zan beslemek haramdır. Büyük mahkeme var. Hâkimlerin Hâkimi Allah (c.c.), A’dan Z’ye hayatımızın hesabını soracak. Meşreb, meslek ve politik taassupla yanlış yaparsak veya yanlış yapanları onaylarsak o büyük mahkemede çok pişman oluruz. Ve o pişmanlık orada fayda vermez. Bu sorumluluk ve hassasiyeti taşımak zorundayız. Ben siyasete hiç girmedim. Şu anda da bir ayağım kabirdedir. Rıza-i İlahi’yi tahsil, ana hedefimdir. Bu büyük fitne politize edildiğinden dolayı iş çığırından çıkmıştır. Böyle giderse onulmaz yaralar açılır. Sebep olanlar altından kalkamayacakları vebal altında kalırlar. Şu üç hususu İslamî ölçüler içerisinde ısrarla söylüyorum. Bir: Suç ve ceza şahsîdir. Cenab-ı Hak, Kur’an-ı Kerim’in birkaç yerinde şöyle buyuruyor: “Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın yükünü yüklenmez.” (İsra, 15) Suç işleyenin tespiti yapılır. Kesin delillerle suçu sabit olunca cezalandırılır. Bu ilim, hukuk sistemlerinde de böyledir. Bediüzzaman diyor ki: “Bağdat’ta bir esnaf suç işlese, İstanbul’da olan biri esnafa, esnaf sınıfından olduğu için ceza verilemez.”SU-İ ZAN VE VEHİMLERLE SUÇLAMALARBirtakım su-i zan ve vehimlerle masum insanları cezalandırmak büyük günahtır. Çok merak ediyorum, bu sağa-sola savrulan, kış ortasında aile düzeni altüst edilen binlerce polis, savcı hâkim, maliyeci ve birçok memurların suçu gerçekten sabit olmuş mudur? Olmuşsa bunu deklare etsinler, bütün millet bunu bilsin, görsün ve su-i zandan kurtulsun. Sadece işin içinden sıyrılmak için: “Biz çok şeyler biliyoruz...” demek, suçun sabit olduğunu ispat için kâfi midir? Resul-i Ekrem Efendimiz (sas); “Şüpheler oluştuğu zaman cezaları uygulamayınız.” buyurmuştur. Hatta bu kavl-i Peygamberî, İslam hukukunda önemli bir k
Zaman
Yorum
21.04.2014
VahyinaydınlığındaolaylarabakışVahyin aydınlığında olaylara bakış
Arınç: Makam, şöhret ve şehvet için birbirimizin gözünü oyuyoruz
Zaman
20.04.2014
02:13
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, dünyevileşmekten şikayet ederken, makam, para ve şehvet hırsının her şeyin önüne geçtiğini söyledi.Uluslararası Hz. Üftade Sempozyumu’nda konuşan Arınç, “Son yıllarda çok dünyevîleştiğimizi fark ediyorum. Her şey paradan, her şey makamdan, her şey şöhretten, her şey şehvetten, mevki makam hırsı ile birbirimizin gözünü oymaktan geçiyor.” dedi. Hz. Üftade ve benzerlerinin yaşadığı hayattan alınacak çok örnekler bulunduğuna işaret ederken, insanların edepli olmaya çok ihtiyacı olduğunu vurguladı.Bülent Arınç, konuşmasında, sesini yükseltip etrafını tehdit ederek konuşanlardan da yakındı. Bu konuda şu görüşü dile getirdi: “Bağırmakla çağırmakla değil, söz güçlü olacak. Arkası var. Toprağı işleyen yağmur, sağanaktan daha bereketlidir. İnce ince yağar, toprağa işler, öbürü sel olur. Bizde şu anda sesini yükseltenler revaçta. Ne kadar çok bağırırsa, ne kadar gözleri çakmak çakmak olursa, gözlerinin damarları kırmızı kırmızı fırlarsa, boyunlarından damarlar fışkıracak hale gelirse iş yaptığını zannediyor. Ama söz yok, sözün içinde hikmet olmalı, bilgelik olmalı, o yok. Hepsini topla, 50 ile çarp hiçbir etkisi yok. Bazen televizyonlarda izliyoruz, çevresindekilerle hahaha ihihhi, inşallah maşallah, başka bir şey yok. Kedicikler bilmem necikler. Bunlar da bir şey yaptıklarını zannediyorlar. İslam adına, iman adına, Kur’an adına, edep adına, namus adına, ar haya adına hiçbir şey bulamıyorsunuz.” Bazı kişilerin küçük işlerde başladıkları ticaretlerine dini alet ederek zenginleştiklerini savunan Bülent Arınç, sözlerini şöyle tamamladı: “Önce tencere tava işiyle başlayan birisi vardı, sonunda geldiği noktayı acı içinde görüyoruz. Bazı şeyler söylersem hemen isim koyacaksınız, filandan bahsediyor diye. Korkmam lazım. Bunlar da İslam’a çok zarar veriyor. Biz bunlarla yola gitmek yerine, bunlardan ne kadar uzak olsak, hakka o kadar yakın olacağız dişe düşünüyoruz. Müslümanlık çok güzel bir şey. Ama herhalde örneğimiz IŞİD, El Nusra veya El Kaide değil. Müslümanlık bu değil çünkü.”
Zaman
Politika
20.04.2014
ArınçMakamşöhretveşehvetiçinbirbirimizingözünüoyuyoruzArınç Makam şöhret ve şehvet için birbirimizin gözünü oyuyoruz
Hayırsever İşadamı Kur an Kursu Yaptırdı
Haberler.com
17.04.2014
09:34
Erzincan?ın Üzümlü ilçesi Bayırbağ köyünde hayırsever iş adamı Nazir Kayser tarafından yaptırılan ?Bayırbağ Nazir Kayser Kız Kur?an Kursu? törenle hizmete açıldı.
Haberler.com
Son Dakika
17.04.2014
HayırseverİşadamıKuranKursuYaptırdıHayırsever İşadamı Kur an Kursu Yaptırdı
Özel sektörün devleri, yatırım atağında
Zaman
16.04.2014
02:04
Koç Holding Yönetim Kurulu üyesi Ali Koç, 2014 yılında 7 milyar liralık yatırım yapmayı planladıklarını açıkladı. Enerjilerini boşa harcamayacaklarını söyleyen Ali Koç, “Duruşumuz net ve açık. Yatırımlarımız devam edecek. Bizim gibi firmalar özendirilmeli.” dedi.Geçen yıl 6,4 milyar lira tutarında yatırım yaptıklarını belirten Koç Holding Yönetim Kurulu Üyesi Ali Koç, bu sene bu rakamı artırmayı planladıklarını açıkladı. Koç, 2014 yılında yapacakları yatırımın 7 milyar lira civarında olacağını ifade etti.Koçtaş Türkiye’deki 42’nci mağazasını Adana’da açtı. Grup şirketi Koçtaş’ın açılışını yapan Koç Holding Yönetim Kurulu üyesi Ali Koç, daha sonra burada gazetecilerin sorularını cevapladı. Cumhuriyet ile yaşıt Koç Grubu’nun da ülke ile birlikte nefes alamadığı, sıkışıp kaldığı dönemleri yaşadığını belirten Ali Koç, bugünkü dönemin ise olumlu olduğunu söyledi. Ali Koç, “Eskiden 1-2 yıllık planlar yapıyorduk. Şimdi 7-8 yıllık planlar yapıyoruz. Ülkemizin küresel ekonomideki durumu iklimi hiç bu kadar iyi olmamıştı. Son 6-8 aylık dönemde yaşanan olaylara rağmen kur stabil gidiyor. Artık yabancı firmaları satın alıyoruz. Reytingimiz artıyor. Yabancı sermaye girişleri artıyor. Bu nedenle içinde bulunduğumuz ekonomik durum ve şartlar iş dünyası açısından hiç bu kadar olumlu olamamıştı.” dedi.Türkiye ekonomisinin 2023 hedeflerine de dikkat çeken Ali Koç, bu hedeflere ulaşılacaksa hem içerideki hem de dışarıdaki işadamlarının evrensel hukuk sistemleri içinde şekillenen bir ortama sahip olması gerektiğinin altını çizdi. Türkiye’nin birleştirici hedef noktasında eksikleri olduğunu ve bu nedenle olimpiyatlara çok önem verdiğini söyleyen Ali Koç, ancak gelinen noktada futbolun bile ayrıştırıcı bir unsur haline geldiğini vurguladı.Ülkenin bir diğer talihsizliğinin ise hem iç hem de dış piyasada öngörülemeyen ve kontrol edilemeyen gelişmelerin art arda gelmesi olduğunu vurgulayan Ali Koç şunları söyledi: “2013 Mayıs’ında borsa 93 bindi ve yabancı yatırımcılar bize Türkiye’nin artık pahalı bir ülke olmaya başladığını söylüyordu. Sonra ABD Merkez Bankası FED’in politikaları ve yerel konular üst üste geldi. Bu nedenle o dönem Türkiye en kırılgan ülke konumuna düştü. Bir düşüş yaşadık. İnşallah çabuk toparlanırız. Ekonomi rayına oturur bir an önce.”Bu dönemde Koç Grubu’nun yaşadığı vergi denetimi gibi süreçleri de değerlendiren Ali Koç, “Bunları göz ardı edemiyoruz. Yaşananlar enerjimizi ve vaktimizi alıyor. Bizim duruşumuz net ve açık. Yönetim Kurlu Başkanımız Mustafa Koç da dile getirdi. Yatırımlarımız devam edecek. Bizim gibi firmalar özendirilmeli.” açıklamasında bulundu.BÜYÜME İÇİN YABANCI SERMAYE ŞARTTürkiye’deki tasarruf oranının yüzde 12 olduğunu hatırlatan Ali Koç, yatırım ve büyüme için tasarruf oranının artmasına ve yabancı sermayeye ihtiyaç olduğuna vurgu yaptı. Ali Koç, “Yabancıların rahat edeceği iklimlerin olması gerekir. Kalıcı yabancı sermayeye ihtiyacımız var. Çoğunluğu finansal piyasaya geldi. Onlar da istediği zaman kaçıyor. Finansal gücünüz belli bir noktaya kadar yabancı sermayeye muhtaç ise onlar için doğru iklimi oluşturmak lazım.” diye konuştu. Ali Koç, kendileri için şu an için marina yatırımlarının öncelikli olduğunu da dile getirdi.Eczacıbaşı Grubu şirketlerinden temizlik kağıdı üreticisi İpek Kâğıt, kuruluşunun 45. yılında 300 milyon TL’lik yatırımla kapasitesini yüzde 65 artıracak. Manisa ve Kazakistan’da yeni tesisler kurarak üretim kapasitesini yükseltecek olan İpek Kâğıt, Selpak markası ile de ‘kişisel medikal hijyen’ kategorisine girecek. Geçen yıl 400 milyon TL ciro elde eden şirket, bu yatırımlar sonrası bu yıl yüzde 15 büyüme hedefliyor. 2015 sonunda yatırımların tamamlanmasıyla ise büyümenin yüzde 25-30 seviyelerinde olması öngörülüyor. İpek Kağıt Genel Müdürü Sertaç Nişli, bu yatırımların ardından önümüzdeki 5 yıl sonunda satışlarındaki ihracat payının yüzde 50’yi aşacağını söyledi.İpek Kâğıt’ın yeni yatırımlarının açıklandığı toplantıda konuşan Sertaç Nişli, yabancı ortaklığın sonra ermesinin ardından yüzde 100 Eczacıbaşı kuruluşu olarak yatırım atağı başlattıklarını söyledi. Yeni ürünlerle yeni pazarlara açılma yolunda çalışmalarını hızlandırdıklarını ifade eden Nişli, “Geçtiğimiz iki yılda hızlı bir büyüme ivmesi yakalayarak ihracatımızı 5 kıtada 50 ülkenin üzerine çıkardık. Önümüzdeki 5 yılda ise aynı ivmeyle yurtdışında 4 kat büyürken, yurtiçi ve yurtdışı toplam ciromuzu ikiye katlamayı hedefliyoruz.” dedi. Uluslararası pazarlarda markalaşmada amiral gemileri olan Selpak’a güvendiklerini dile getiren Nişli, “Sadece ürün ihracatı yaparak değil, tüketici araştırmasından ürün geliştirmeye bütünsel bir pazarlama yaklaşımıyla seçtiğimiz pazarlard
Zaman
Ekonomi
16.04.2014
ÖzelsektöründevleriyatırımatağındaÖzel sektörün devleri yatırım atağında
Torbalı'da İş Arayanla İşçi Arayan Bir Araya Gelecek
Haber3
13.04.2014
15:46
Torbalıda

İş-Kur Torbalı Müdürlüğü ve Ticaret Odası önemli bir projeye imza atacak. 30 Nisan 2014 tarihinde BKM’de düzenlenecek kariyer günü programı ile iş arayanla işçi arayanlar bir araya gelecek

Haber3
Son Dakika
13.04.2014
TorbalıdaİşArayanlaİşçiArayanBirArayaGelecekTorbalıda İş Arayanla İşçi Arayan Bir Araya Gelecek
Cumada hutbe din ve dinayet
Zaman
11.04.2014
02:08
“Ne yazık ki pek çok kimse ‘din’ ile ‘diyânet’ kavramlarını karıştırmaktadır. Hele İslâm söz konusu olduğunda, Kur’an aracılığıyla ilkeleri vahyedilmiş ve Hz. Peygamber’in Sünnet’iyle de muamelâtı belirginleşmiş olan İslâm’ın, yüzyıllar boyunca geçirmiş olduğu ‘görüntü değişimi’ insanları aldatmaktadır.”Cuma günleri en büyük arzumuz nedir? Cuma namazını huzurla, tadil-i erkânına riayetle eda etmek. Bunun için saatler öncesinden hazırlanır, nefesimizi tutar, (tabirimi bağışlayın) herhangi bir halt etmeden bekleriz. Cuma günümüz, cuma namazına göre tanzim edilmiştir. Son günlerin seçim hengâmında bu arzu, âdeta şiddetli bir ihtiyaç halini aldı. Bu düşünce ile seçimden önceki son cuma günü, Sivas Kalesi’nin o muhteşem Selçuklu eseri Gök Medrese’ye bakan güneydoğu eteğinde bulunan ve birkaç yıl önce Vakıflar tarafından restore edilmiş olan eski mescide gittim. Temiz, sessiz bir ortamı var. Müdavimler de belli ki, benzer duygular içinde. Mahviyetkâr. Maksadım, o havayı teneffüs etmek. Fakat ne gezer? Önce vaiz efendi bir hayli uzatıyor. Bitirdim, bitiriyorum derken müezzin efendiler dayanamayıp ezan okumaya başlayınca, bir gemi hikâyesiyle noktayı koyuyor. Bir tuhaflık var ama, bakalım, iş nereye varacak? Nitekim hutbede durum anlaşılıyor. Çünkü aynı hikâyeye hutbe metninde de yer verilmiş. Yani “sahibinin sesi”. Cumada hutbe, “Zaruriyat ve müsellematı tezkirdir, nazariyatı talim değildir.” diye tarif edilmiştir. Bu tarife sadık kalınırsa, mesele yok. Kalınmaz da bu çerçevenin dışına çıkılırsa, kulakları tırmalıyor, problem başlıyor. Aynen mezkûr cumada olduğu gibi. Benim gibi rahatsız olanlar var, fark ediyorum. Fakat cumamıza halel gelmesin diye kimse ses çıkarmıyor, edeb ediyor, katlanıyor. Ey benim müeddep insanlarım… Hadis-i şerifin dışında “Hürriyet ve mes’uliyet” başlıklı hutbeden şu sözler dikkatimi çekiyor: “İslâm’a göre hürriyet, başıboşluk demek değildir. Sorumsuzluk demek hiç değildir. Kötülük yapma ve günahlara dalma özgürlüğü demek değildir. Hürriyet, insanın, sadece başkasının köleliğinden, sadece başkasının emir ve direktiflerine göre yaşamasından kurtulması demek de değildir. Hürriyet, Allah’tan başkasına boyun eğmemek, O’ndan gayrısına teslim olmamak anlamına gelir. İslâm’da hürriyetin çok geniş bir anlam dünyası (?) vardır. Hattâ İslâm âlimleri iffet, içtihat, sabır, hilm, af, mertlik, kanaat, takva gibi yüce hasletleri hep hürriyetin birer şubesi olarak değerlendirmişlerdir. Zira iffet, cinsel arzulara; içtihat, tembellik ve rahata esir olmamaktır. Sabır, korku ve sıkıntıya; hilm, öfkeye; af, intikam duygusuna; cömertlik ve kanaat, mal ve paraya; takva nefsin hevasına ve şeytana esir düşmemektir. İslâm’ın insana kazandırmak istediği hürriyet, en başta kendi heva ve heveslerine, tutku ve arzularına kul ve köle olmaktan kurtulması anlamındaki hürriyettir.” (İyi de hedef kitle yanlış. Bu sözlerin asıl hedefi kim ya da kimler olmalı sizce? Son zamanlarda bu tariflerin her birine uyan o kadar çok şey yaşandı ki, sormadan edemiyoruz: “Daha önceleri neredeydiniz?” Meselâ, bir sayın milletvekili, günah işleme özgürlüğünden bahsederken neredeydiniz?) Devamında, günümüzde birçok hatânın, kitle iletişim araçlarının (yani yasaklanmak istenen sosyal medyanın!) yanlış kullanılmasından kaynaklandığı vurgulanıyor. Bir hayli zorlama. Eve dönüp haberlere bir göz atınca anlıyorum ki, aynı hutbe bütün Türkiye’de okutulmuş; infiale ve tepkilere sebep olmuş. Kimileri şaşırmış, Diyânet’in görevi bu mu diye? Aslında bendeniz fakir, abd-i âciz de garipsedim ama hiç şaşırmadım. Çünkü merhum ve mağfur büyük âlim Prof. Ahmed Yüksel Özemre, İslâm’da Aklın Önemi ve Sınırı (Kırkambar Yayınları, İstanbul, 1998) başlıklı eserinin önsözünde bu konuda şöyle diyor: “Ne yazık ki pek çok kimse “din” ile “diyânet” kavramlarını karıştırmaktadır. Hele İslâm söz konusu olduğunda, Kur’an aracılığıyla ilkeleri vahyedilmiş ve Hz. Peygamber’in Sünnet’iyle de muamelâtı belirginleşmiş olan İslâm’ın, yüzyıllar boyunca: 1) siyasî, 2) fikrî, 3) sosyolojik ve 4) psikolojik sebeplerden ötürü (yani kısacası nefsani dürtüler sonucu) geçirmiş olduğu “görüntü değişimi” insanları aldatmaktadır. Bunun sonucunda da insanların bir kısmı İslâm’ın bugünkü görüntüsünü doğuran diyâneti İslâm’ın temel ilkeleriymiş gibi, vahyedilen din sanki buymuş gibi anlamaktadırlar. Bu kavram kargaşası da çoğu sefer isabetsiz hayâl kırıklıklarına, infiallere, veh
Zaman
Yorum
11.04.2014
CumadahutbedinvedinayetCumada hutbe din ve dinayet
Dünya Bankası büyüme tahminini 2,4’e çekti
Zaman
06.04.2014
03:39
Ficth’ in ardından Dünya Bankası’daTürkiye’nin 2014 yılı büyüme tahminini yüzde 4’ten yüzde 2,4’e düşürdü. 2013’te yüzde 4,0 düzeyinde gerçekleşen ekonomik büyümenin artan iç talepten kaynaklandığı belirtilen raporda, tüketimi düşüren tedbirler, kur artışı ve politik belirsizliğin tüketici güvenini olumsuz etkilediğine dikkat çekiliyor.ESRA TUR İSTANBULQDünya Bankası, iç talepteki daralma sebebiyle Türkiye için 2014 yılı büyüme tahminini yüzde 2,4 seviyesine indirdi. Dünya Bankası’nın dün açıkladığı ‘Türkiye ekonomi notuna göre Türkiye’de ekonomik büyüme 2014’te yavaşlarken buna bağlı olarak cari açığın iyileşeceği ve ancak enflasyonun yüksek seviyelerde kalmaya devam edeceği öngörüldü. Raporda, 2014 yılı için yüzde 7,5 oranında bir enflasyon tahmini öngörüsünde bulunuldu. Raporda ayrıca Türkiye’nin artan dış kaynak ihtiyacını karşılama yolunda yatırımcılar nezdinde oluşabilecek güven kaybına karşın mali ve finansal sektörün yeterli koruma sağladığı bilgisine yer verildi. Geçen yıl yüzde 4,0 düzeyinde gerçekleşen ekonomik büyümenin büyük ölçüde artan iç talep ile sağlandığına dikkat çekilen raporda gerek tüketimi düşüren tedbirler ve gerekse kur artışı ve politik belirsizlik gibi gelişmelerin tüketici güvenine olan olumsuz etkileri yüzünden 2014 yılında gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH) artışının yüzde 2,4 düzeyinde kalacağı açıkladı. Küresel faiz oranlarında ve dış finansman maliyetlerinde artış riskine karşın rapora göre Türkiye orta vadede daha mütevazı bir büyüme politikasıyla karşı karşıya kalabilir. Azalan net altın ihracatındaki gerilemenin 2013 cari açığını artırdığına vurgu yapılan raporda, altın ithalatındaki artışın, AB toparlanmanın ve turizm gelirlerindeki artışın olumlu etkisini ortadan kalkmasıyla, 2012 yılında 48,5 milyar dolar olan GSYH’nin yüzde 6,2’sine denk gelen cari açık 2013 yılında 64,9 milyar dolar GSYH’nin yüzde 7.9’u seviyesine yükseldiği belirtildi. Cari işlem açığının finansmanında doğrudan yabancı yatırımın (FDI) sadece yüzde 15 pay tuttuğu vurgulanan raporda, portföy ve diğer kısa vadeli yatırım enstrümanlarıyla sağlanan kaynağın açığın yüzde 46’sına denk geldiği dile getirildi. Net ihracat tarafında AB’deki toparlanmanın ve TL’deki değer kaybının etkisiyle gözle görülür bir canlanma beklense de bunun iç talepteki yavaşlamayı dengelemeyeceğine dikkat çekildi. Bunun sonucunda 2014’te büyümenin yüzde 2,4’e gerilemesi ve cari açığın da GSYH’nin 6,4’üne düşeceği tahmin edilen raporda, öte yandan enflasyonun ise kur geçişken ligi sonucunda Merkez Bankası hedef aralığının üzerinde kalmaya devam edeceği bilgisine yer verildi. Türkiye’nin iş dünyasının önemli döviz açık pozisyonunun bulunması ve dış finansman bağımlılığının yüksek düzeyde seyretmesinin ekonomi için en önemli risk faktörleri arasında yer aldığının altı çizilen raporda önümüzdeki 12 aylık süre boyunca dış kaynak ihtiyacının GSYH’nın yüzde 27’sine karşılık gelen 210 milyar dolar düzeyinde olduğu kaydedildi. 2012 yılında GSYH’nin yüzde 2,1’ine denk gelen bütçe açığının 2013 yılının sonunda beklentilere uygun olarak yüzde 1,2 seviyesine gerilediği belirtilen raporda bu iyileşmede yüzde 8,8’lik reel artışın etkili olduğu ifade edildi. Bütçe performansında olumlu gidişatın iç talepteki öngörülen yavaşlama ile gelirleri olumsuz etkilemesi ve bütçe dengesinde de buna bağlı olarak bozulma olabildiğine dikkat çekiliyor. ÖTV artışları ve düşük borç oranlarının ise mali dengeleri şoklara karşı dayanıklı kıldığı kaydedildi. Türkiye’de 17 Aralık’tan sonra yaşanan siyasi tartışmalar ve FED’in tahvil alım programını kademeli olarak azaltmasıyla dolar kuru 2,38’e kadar çıkmış ve 29 Ocak’ta Merkez Bankası, faizleri yüzde 4,5’ten yüzde 10’a yükseltmişti. Ayrıca yeni yılla birlikte, otomotivde ÖTV oranlarında artışa gidildi. Yine makro ihtiyati tedbirler çerçevesinde kredi kartı ile alışverişlerdeki taksit uygulamasına sınırlama getirildi.Rapordan Türkiye’ye önerilerRaporun öneriler bölümünde şeffaflığın artırılması ve iyi yönetimi güçlendirilen reformlarla yatırımcı güvenini, sağlanması, kısa vadeli riskleri sınırlandırabilecek önlemler olarak öne çıkarken, yapısal reformlar orta vadeli büyüme dinamikleri için büyük önem taşıyor. Hükümetin şeffaflığı artırmak için bağımsız denetimi sağlaması ve yatırımcının korunmasına odaklanmasının yanı sıra hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi için ek adımlar atması gerektiği belirtiliyor. Raporda ülkenin finansman ihtiyacı ve teknolojik ilerleme potansiyeli düşünüldüğünde doğrudan yatırımların artırılması için özel çaba gerektiğine vurgu yapılıyor.
Zaman
Ekonomi
06.04.2014
DünyaBankasıbüyümetahminini24’eçektiDünya Bankası büyüme tahminini 24’e çekti
Nuh diyor, peygamber demiyor!
Zaman
05.04.2014
13:17
Semavi dinlerin yanı sıra mitolojik kaynaklarda da yeri olan Nuh Tufanı’nı işleyen Darren Aronofsky imzalı ‘Nuh’, esin kaynaklarını Tevrat ve Zebur’dan alıyor. Dolayısıyla Kur’an’daki Hz. Nuh ile bu filmdeki karakter arasında isim benzerliği, gemi yapımı ve tufan olayı dışında hiçbir ilgi yok.Epik sinemanın ‘ağababası Cecil B. DeMillein ruhu beyazperdeye geri döndü. Dün gösterime giren ‘Nuh: Büyük Tufan / Noah filmi, henüz sinemanın emekleme döneminde 1920lerde Kitab-ı Mukaddesteki kıssaları sinemaya uyarlayan ve bugün adına Altın Küre ödülü verilen DeMille, Hollywoodu dünya sinemasının lokomotifi yapan isimlerin başında gelir.Nuh Tufanı, sadece üç semavi dinde değil, Gılgamış Destanı dâhil olmak üzere mitolojik kaynaklarda da yeri olan bir hadise. Dolayısıyla burada filmin hikâyesini özetlemek gereksiz bir çaba olacaktır. Ancak şunu söylemekte yarar var: Darren Aronofsky’nin filminde anlatılan ‘Nuh’ ile Kur’an-ı Kerim’de bahsi geçen Hz. Nuh’un (Aleyhisselam), isim benzerliği, gemi yapımı ve tufan hadisesi dışında hiçbir ilgisi yok! Bu sebeple, bazı Müslüman ülkelerde filme getirilen yasağı anlamak mümkün değil. Zira bir Yahudi olan Aronofsky’den, Kur’an’daki Hz. Nuh’u anlatmasını beklemek biraz saflık ve haksızlık olurdu. Aronofsky, Kitab-ı Mukaddes’in Eski Ahit bölümünü, yani Hz. İsa’dan önce yaşamış peygamberlerin kıssalarının anlatıldığı, Tevrat ve Zebur’u kapsayan bölümü referans alıyor. Bu bilgi, “Peygamberi nasıl böyle anlatırlar?” sorusunu da anlamsız kılıyor. Zira Kur’an’da peygamberlere yaklaşım ile diğer kitaplardaki arasındaki fark ‘Nuh’ filminde de kendini gösteriyor. MİTOLOJİK DEĞİL, EKOLOJİK BİR FİLMDini literatürün alanına giren bu zorunlu açıklamadan sonra ‘Nuh’un sinemasal ayağına geçebiliriz. Evvela, ‘Pi’ gibi bir filmle sinemaseverlerin ilgisini çeken, ‘Bir Rüya İçin Ağıt’ ile yerini sağlamlaştıran, ‘Siyah Kuğu’ ile Oscar’a göz kırpan Darren Aronofsky’den ‘Nuh’ gibi bir epik film ‘beklenmediğini’ söyleyebiliriz. Sürpriz sayılabilecek bu tercihte Aronofsky, epik sinemanın gereklerini yerine getiriyor. Özellikle görsel efektler ve müzikte film üst düzey bir iş ortaya koyuyor. Eğer iyi bir film, sadece bu iki unsurdan oluşsaydı ‘Nuh’ bir başyapıt olabilirdi! Burada, ‘Bir Rüya İçin Ağıt’ta ‘efsane’ bir soundtrack çıkaran Clint Mansell’ın ‘Nuh’un müziklerinde de çıtayı düşürmediğini görüyoruz. Ancak yönetmenlik, senaryo ve oyunculuk bahsinde ‘Nuh’ tel tel dökülüyor. ‘Nuh’un ekolojik bir film olduğunu söyleyebiliriz. Bir ‘peygamber’ olmasına rağmen, ana karakterin ‘tebliğ’ gibi bir derdi yok. Sadece Yaratıcı’dan geldiğini düşündüğü bir işaretle, insanların dünyadaki kötü hallerine kızan Tanrı’nın insanlığı yok etmeye karar verdiğine inanıyor. Yani aslolan, dünyanın ekolojik düzenini bozan insanoğlunun yok edilmesi! Aronofsky, Dünya’nın ilk zamanlarından bir öykü anlatırken bugüne mesajlar devşirmeyi amaçlıyor. Mevzu dönüp dolaşıp bugünün ‘küresel ısınma’ tezlerine geliyor. Bu noktada senaryonun ve Aronofsky’nin dili çok kaba ve rahatsız edici. Şöyle demeye getiriyor ‘üstat’: Dünyamızı temiz tutmaz, birbirimizle savaşmayı sürdürür, içimizdeki kötülüğü yenemez ve asıl olanın ‘yaşama sevinci’ olduğunu unutursak bizi bir tufan daha bekliyor; ayağınızı denk alın!Burada kalsa iyi; bütün bir Nuh kıssasını olabildiğince güdük bir aile dramasına çevirmesi de yönetmenin başarı hanesine yazılmalı! Filmin cast direktörünü de kutlamalıyız; Ray Winstone’u ayrı tutarsak, Ahududu (Razzie) Ödülleri’ne ‘ailecek’ aday olabilecek bir oyuncu kadrosunu buluşturmak her babayiğidin harcı değil! Özetle; ‘Nuh’, görsellik ve müzik açısından epik sinemanın kurallarına riayet etse de yönetmen Darren Aronofsky’nin en zayıf filmi. Ayrıca bu yılın hayal kırıklıkları listesinde üst sıraların en güçlü adayı.
Zaman
Kültür
05.04.2014
NuhdiyorpeygamberdemiyorNuh diyor peygamber demiyor
Hekimoğlu İsmail - Fazilet ve önderlik
Zaman
29.03.2014
02:08
Felsefede pragmatizm vardır. Faydalı olan her şeyin iyi olduğunu söyler. İslamiyet’te ise helal olan her şey iyidir. Faziletli insan helal dairede yaşar. İyilikleri kendinde toplar. Şahsına kötülük edene de iyilikle karşılık verir. Böyle yapınca da, ne faziletli insanım, diye dolaşmaz.Faziletin bütünü İslamiyet’tedir, rezaletin bütünü de İslamiyet’in dışındadır. İslamiyet’te insanın zararına hiçbir şey yoktur. Faziletli insan da etrafına fayda verir. Çevremizde görürüz. Tanıyıp tanımadığına bakmadan, her “İmdat!” diyene koşan insanlar vardır. Başkalarına zarar vermemek değil sadece, fayda vermek var burada. Yani hırsızlık yapmamak başka. Hırsızlığa uğrayana yardım etmek yahut hırsızlığı önlemeye uğraşmak başkadır. Böylesi, faziletli insanların davranışıdır.Faziletli insan fazileti dağıtandır. En güzel tebliğin yaşayarak yapılması gibi faziletli insan da Müslümanlığın güzelliklerini yaşayarak dağıtır.Böyle bir insana bir komşusu geliyor, diyor ki: “Benim işlerim hep ters gidiyor. Bunun sebebi nedir? Ne yapayım?” O da diyor ki: “İçkiyi bırak. Çünkü içki aklı karartır. Aklı işe yaramaz hale getirirsek felaketler peş peşe gelir.” Komşu da içkiyi hakikaten bırakıyor. Parası bereketleniyor. Aile hayatı, iş hayatı düzene giriyor.Burada şunu görüyoruz; komşusu bizim adamı akıl danışacak kişi olarak görüyor. Ve onun verdiği akla uymaya da hazır. Çünkü ona güveniyor. Onun kendisine çare göstereceğini biliyor. Bizimki dindarlığıyla kendiliğinden önder oldu yani. Öyle bir hayat yaşa ki herkes senin yaşayışına hayran olsun. Seni örnek alsın. Harika bir hayat yaşadığını görüp seni anlamaya çalışsın. Seni takip edecekler, çözmeye çalışacaklar. Bakacaklar ki bu adam Müslüman. Müslümanlığını yaşıyor. Güzelliği buradan geliyor. O zaman diyecekler ki, “Şu adam böyle bir hayat yaşıyorken bana ne oluyor ki bu hayatı geri tepiyorum. Hayır! Ben de bu hayatı seçiyorum.”İşte böylece, o faziletli insan bir köyde yaşasa, beraber yaşadığı köylülerin dünyasını cennet eder. Köyümüzde Kur’an okumasını bilen bir ayakkabıcı vardı. Oğluna hem sanat hem Kur’an öğretti. “Benim babam da böyle olsaydı…” diye düşünürdüm. O ayakkabıcı diğerlerinden ayrıldığı için dikkatimi çekmişti.Dünya zıtlar âlemidir. İyilik gül bahçesinin kokusu gibiyken, kötülük patlayan kanalizasyon kokusu gibidir. İkisi de yayılırken her şey zıddıyla anlaşılır. Nasıl ki küçücük bir cihaz, kocaman atmosferin derecesini ölçer, soğuk sıcak anlaşılırsa aynı şekilde bir faziletli insan kimin iyi kimin kötü olduğunu hemen gösterir.İnsanlar iki nehir halinde akarlar. Birinde temiz su, birinde pis su vardır. Faziletli insan temiz taraftadır, iyi taraftadır. Hadiseler onu endişeye sevk etmez, başına gelenlerden şikâyet etmez. Böylece sakin düşünüp doğru kararlar verir. Ölçü sahibidir. Kendisine olduğundan fazla değer vermemenin huzuru içindedir. Güzel konuşur, kimseyi kandırmaz, mütevazıdır, yaratılmışları sever, fedakârdır. Peygamberimiz’i model alır. Toplum kendine böyle insanları önder seçerse sonumuz iyi olur.
Zaman
Köşe Yazıları
29.03.2014
Hekimoğluİsmail-FaziletveönderlikHekimoğlu İsmail - Fazilet ve önderlik
Izmir Katip Çelebi Üniversitesi Ekolojik Kampüs Kuracak
Haberler.com
25.03.2014
17:12
Izmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (IKÇÜ), Orman Bölge Müdürlüğü ve Iş-Kur Il Müdürlüğünün katkılarıyla fidan dikme töreni düzenlendi.
Haberler.com
Son Dakika
25.03.2014
IzmirKatipÇelebiÜniversitesiEkolojikKampüsKuracakIzmir Katip Çelebi Üniversitesi Ekolojik Kampüs Kuracak
Kur’anla alay eden vekile tepki dinmiyor
Zaman
24.03.2014
02:49
İnternete düşen ses kayıtlarında Bakara Sûresi’ni alaya aldığı iddia edilen eski AB Bakanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Egemen Bağış’a tepki yağıyor.Saygısız ifadeleri sert bir dille eleştiren Cübbeli Ahmet Hoca, “Biri Bakara’ya makara, takara diyor. Öbür gazeteci oradan salla bir ayet. Bakara’da çok ayet var, ben her cuma çakıyorum bir tane diyor. Kur’an’ımızla, dinimizle alay ediyorlar. Ne adamlara, ne belalara kaldık! Müslümanlardan faydalanmak için dinsizi, donsuzu girmiş aramıza.” dedi. Saadet Partisi (SP) İstanbul Büyükşehir Belediye başkan adayı Selman Esmerer ise “O konuşmayı bir CHP’li yapsa kıyamet kopmuştu.” ifadesini kullandı.İnternete düşen ses kayıtlarında Bakara Sûresi’ni alaya aldığı iddia edilen eski AB Bakanı Egemen Bağış’a tepki dinmiyor. İsmailağa cemaatinin önde gelen isimlerinden Cübbeli Ahmet Hoca (Ahmet Mahmut Ünlü), ses kayıtlarındaki saygısız ifadeleri sert bir dille eleştirdi. “Herifin biri çıktı bakara makara demiş. Ben ne yapacağım, nereye gideceğim! Kur’an’ımızla, dinimizle alay ediyorlar.” diyen Cübbeli Ahmet Hoca, şunları kaydetti: “Biri Bakara’ya makara, takara diyor. Öbür gazeteci oradan salla bir ayet. Bakara’da çok ayet var diyor. 5’te, 6’da salla diyor. Ben her cuma çakıyorum bir tane diyor. Ne adamlara kaldık, ne işlere kaldık! Ne belalara kaldık! Müslümanlardan faydalanmak için dinsizi girmiş aramıza. Biz Müslümanlar niye uyanık olmuyoruz? Niye adamın sicilini araştırmıyoruz? Niçin bir adamın şeceresi araştırmıyoruz? Bu adam Müslüman mı, gâvur mu neden düşünmüyoruz? Bu adamın Kur’an’a saygısı var mı niye bakmıyoruz? Niye böyle körü körüne hareket ediyoruz? Ondan sonra geldiğimiz noktada sıkıntı çekiyoruz. Bu sıkıntıların düzelmesi için arınmak lazım, temizlenmek lazım, ehlisünnete dönmek lazım.”Yavaş: Kur’an-ı Kerim’e hakaretten başka zul var mı?CHP Ankara Büyükşehir Belediye başkan adayı Mansur Yavaş da, Egemen Bağış’ı istifaya çağırdı. Yavaş, “Egemen Bağış’ın Kur’an-ı Kerim ve ayetlerle nasıl alay ettiğini gördünüz. Bunu bir başkası yapsaydı ne olurdu? En başta Başbakan çıkardı, ‘Bunlar…’ diye başlayarak ağzına geleni sayardı. Egemen Bağış için hiç mi sözünüz yok? Neden ihraç etmiyorsunuz, neden istifa ettirmiyorsunuz? Kur’an-ı Kerim’e hakaretten başka zul var mı? Nedir bu iş ortaklığınız. Bu bağlılığınız nereden ileri geliyor.” diye sordu.Esmerer: Bir CHP’li yapsa kıyamet kopmuştuSaadet Partisi (SP) İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) başkan adayı Selman Esmerer de Egemen Bağış’a ait olduğu ileri sürülen ses kayıtlarındaki konuşmaları çok büyük bir saygısızlık olarak değerlendirdi. Ses kayıtlarında ayet ve sûrelerle açık bir şekilde alay edildiğini vurgulayan Esmerer, “O konuşmayı bir CHP’li yapsa kıyamet kopmuştu. Fakat AK Partililerde bu bize oy kaybettirmez gibi bir öngörü görüyorum. Yürütülen algı operasyonu çok başarılı ilerliyor. Milletin bu kadar yaşanan olaylara inanası gelmiyor.” şeklinde konuştu. İranlı işadamı Reza Zarrab’dan rüşvet aldığı suçlaması üzerine Avrupa Birliği (AB) Bakanlığı görevinden istifa eden Egemen Bağış’a ait olduğu ileri sürülen ses kaydında Bakara Sûresi’yle dalga geçiliyor. Twitter’da Başçalan adlı hesaptaki kayıtlara göre eski Bakan’ın Twitter hesabından Bakara Sûresi 152. ayeti paylaştığını gören gazeteci Metehan Demir, kendisini telefonla arayıp “Güne nurla başladım, duayla başladım.” diyor. Ardından anlaşılmaz bazı ifadelerle ayet taklidi yapıyor. Bağış ise, “Oğlum ben her cuma bir tane ayet sallıyorum.” diyor. Demir’in “Ya bilmez olur muyum, senin elinde bir kitapçık var, oradan çakıyorsun biliyorum ya.” sözleri üzerine de şu karşılığı veriyor: “Kitapçık yok lan. Google’a gir, Kur’an’da atıyorum kardeşlik, Kur’an’da nankörlük, Kur’an’da bilmem ne diye search yap, hepsi çıkıyor. Oradan beğen bir tane salla gitsin.” Karşılıklı gülüşmelerin ardından Demir, ‘Bu Bakara iyi ya’ sözleri üzerine Bağış da gülerek, “Makara makara” şeklinde inanılmaz ifadeler kullanıyor.
Zaman
En Çok Okunan
24.03.2014
Kur’anlaalayedenvekiletepkidinmiyorKur’anla alay eden vekile tepki dinmiyor
Kur’anla alay eden vekile tepki dinmiyor
Zaman
24.03.2014
02:06
İnternete düşen ses kayıtlarında Bakara Sûresi’ni alaya aldığı iddia edilen eski AB Bakanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Egemen Bağış’a tepki yağıyor.Saygısız ifadeleri sert bir dille eleştiren Cübbeli Ahmet Hoca, “Biri Bakara’ya makara, takara diyor. Öbür gazeteci oradan salla bir ayet. Bakara’da çok ayet var, ben her cuma çakıyorum bir tane diyor. Kur’an’ımızla, dinimizle alay ediyorlar. Ne adamlara, ne belalara kaldık! Müslümanlardan faydalanmak için dinsizi, donsuzu girmiş aramıza.” dedi. Saadet Partisi (SP) İstanbul Büyükşehir Belediye başkan adayı Selman Esmerer ise “O konuşmayı bir CHP’li yapsa kıyamet kopmuştu.” ifadesini kullandı.İnternete düşen ses kayıtlarında Bakara Sûresi’ni alaya aldığı iddia edilen eski AB Bakanı Egemen Bağış’a tepki dinmiyor. İsmailağa cemaatinin önde gelen isimlerinden Cübbeli Ahmet Hoca (Ahmet Mahmut Ünlü), ses kayıtlarındaki saygısız ifadeleri sert bir dille eleştirdi. “Herifin biri çıktı bakara makara demiş. Ben ne yapacağım, nereye gideceğim! Kur’an’ımızla, dinimizle alay ediyorlar.” diyen Cübbeli Ahmet Hoca, şunları kaydetti: “Biri Bakara’ya makara, takara diyor. Öbür gazeteci oradan salla bir ayet. Bakara’da çok ayet var diyor. 5’te, 6’da salla diyor. Ben her cuma çakıyorum bir tane diyor. Ne adamlara kaldık, ne işlere kaldık! Ne belalara kaldık! Müslümanlardan faydalanmak için dinsizi girmiş aramıza. Biz Müslümanlar niye uyanık olmuyoruz? Niye adamın sicilini araştırmıyoruz? Niçin bir adamın şeceresi araştırmıyoruz? Bu adam Müslüman mı, gâvur mu neden düşünmüyoruz? Bu adamın Kur’an’a saygısı var mı niye bakmıyoruz? Niye böyle körü körüne hareket ediyoruz? Ondan sonra geldiğimiz noktada sıkıntı çekiyoruz. Bu sıkıntıların düzelmesi için arınmak lazım, temizlenmek lazım, ehlisünnete dönmek lazım.”Yavaş: Kur’an-ı Kerim’e hakaretten başka zul var mı?CHP Ankara Büyükşehir Belediye başkan adayı Mansur Yavaş da, Egemen Bağış’ı istifaya çağırdı. Yavaş, “Egemen Bağış’ın Kur’an-ı Kerim ve ayetlerle nasıl alay ettiğini gördünüz. Bunu bir başkası yapsaydı ne olurdu? En başta Başbakan çıkardı, ‘Bunlar…’ diye başlayarak ağzına geleni sayardı. Egemen Bağış için hiç mi sözünüz yok? Neden ihraç etmiyorsunuz, neden istifa ettirmiyorsunuz? Kur’an-ı Kerim’e hakaretten başka zul var mı? Nedir bu iş ortaklığınız. Bu bağlılığınız nereden ileri geliyor.” diye sordu.Esmerer: Bir CHP’li yapsa kıyamet kopmuştuSaadet Partisi (SP) İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) başkan adayı Selman Esmerer de Egemen Bağış’a ait olduğu ileri sürülen ses kayıtlarındaki konuşmaları çok büyük bir saygısızlık olarak değerlendirdi. Ses kayıtlarında ayet ve sûrelerle açık bir şekilde alay edildiğini vurgulayan Esmerer, “O konuşmayı bir CHP’li yapsa kıyamet kopmuştu. Fakat AK Partililerde bu bize oy kaybettirmez gibi bir öngörü görüyorum. Yürütülen algı operasyonu çok başarılı ilerliyor. Milletin bu kadar yaşanan olaylara inanası gelmiyor.” şeklinde konuştu. İranlı işadamı Reza Zarrab’dan rüşvet aldığı suçlaması üzerine Avrupa Birliği (AB) Bakanlığı görevinden istifa eden Egemen Bağış’a ait olduğu ileri sürülen ses kaydında Bakara Sûresi’yle dalga geçiliyor. Twitter’da Başçalan adlı hesaptaki kayıtlara göre eski Bakan’ın Twitter hesabından Bakara Sûresi 152. ayeti paylaştığını gören gazeteci Metehan Demir, kendisini telefonla arayıp “Güne nurla başladım, duayla başladım.” diyor. Ardından anlaşılmaz bazı ifadelerle ayet taklidi yapıyor. Bağış ise, “Oğlum ben her cuma bir tane ayet sallıyorum.” diyor. Demir’in “Ya bilmez olur muyum, senin elinde bir kitapçık var, oradan çakıyorsun biliyorum ya.” sözleri üzerine de şu karşılığı veriyor: “Kitapçık yok lan. Google’a gir, Kur’an’da atıyorum kardeşlik, Kur’an’da nankörlük, Kur’an’da bilmem ne diye search yap, hepsi çıkıyor. Oradan beğen bir tane salla gitsin.” Karşılıklı gülüşmelerin ardından Demir, ‘Bu Bakara iyi ya’ sözleri üzerine Bağış da gülerek, “Makara makara” şeklinde inanılmaz ifadeler kullanıyor.
Zaman
Politika
24.03.2014
Kur’anlaalayedenvekiletepkidinmiyorKur’anla alay eden vekile tepki dinmiyor
Kur’anla alay eden vekile tepki dinmiyor
Zaman
24.03.2014
02:06
İnternete düşen ses kayıtlarında Bakara Sûresi’ni alaya aldığı iddia edilen eski AB Bakanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Egemen Bağış’a tepki yağıyor.Saygısız ifadeleri sert bir dille eleştiren Cübbeli Ahmet Hoca, “Biri Bakara’ya makara, takara diyor. Öbür gazeteci oradan salla bir ayet. Bakara’da çok ayet var, ben her cuma çakıyorum bir tane diyor. Kur’an’ımızla, dinimizle alay ediyorlar. Ne adamlara, ne belalara kaldık! Müslümanlardan faydalanmak için dinsizi, donsuzu girmiş aramıza.” dedi. Saadet Partisi (SP) İstanbul Büyükşehir Belediye başkan adayı Selman Esmerer ise “O konuşmayı bir CHP’li yapsa kıyamet kopmuştu.” ifadesini kullandı.İnternete düşen ses kayıtlarında Bakara Sûresi’ni alaya aldığı iddia edilen eski AB Bakanı Egemen Bağış’a tepki dinmiyor. İsmailağa cemaatinin önde gelen isimlerinden Cübbeli Ahmet Hoca (Ahmet Mahmut Ünlü), ses kayıtlarındaki saygısız ifadeleri sert bir dille eleştirdi. “Herifin biri çıktı bakara makara demiş. Ben ne yapacağım, nereye gideceğim! Kur’an’ımızla, dinimizle alay ediyorlar.” diyen Cübbeli Ahmet Hoca, şunları kaydetti: “Biri Bakara’ya makara, takara diyor. Öbür gazeteci oradan salla bir ayet. Bakara’da çok ayet var diyor. 5’te, 6’da salla diyor. Ben her cuma çakıyorum bir tane diyor. Ne adamlara kaldık, ne işlere kaldık! Ne belalara kaldık! Müslümanlardan faydalanmak için dinsizi girmiş aramıza. Biz Müslümanlar niye uyanık olmuyoruz? Niye adamın sicilini araştırmıyoruz? Niçin bir adamın şeceresi araştırmıyoruz? Bu adam Müslüman mı, gâvur mu neden düşünmüyoruz? Bu adamın Kur’an’a saygısı var mı niye bakmıyoruz? Niye böyle körü körüne hareket ediyoruz? Ondan sonra geldiğimiz noktada sıkıntı çekiyoruz. Bu sıkıntıların düzelmesi için arınmak lazım, temizlenmek lazım, ehlisünnete dönmek lazım.”Yavaş: Kur’an-ı Kerim’e hakaretten başka zul var mı?CHP Ankara Büyükşehir Belediye başkan adayı Mansur Yavaş da, Egemen Bağış’ı istifaya çağırdı. Yavaş, “Egemen Bağış’ın Kur’an-ı Kerim ve ayetlerle nasıl alay ettiğini gördünüz. Bunu bir başkası yapsaydı ne olurdu? En başta Başbakan çıkardı, ‘Bunlar…’ diye başlayarak ağzına geleni sayardı. Egemen Bağış için hiç mi sözünüz yok? Neden ihraç etmiyorsunuz, neden istifa ettirmiyorsunuz? Kur’an-ı Kerim’e hakaretten başka zul var mı? Nedir bu iş ortaklığınız. Bu bağlılığınız nereden ileri geliyor.” diye sordu.Esmerer: Bir CHP’li yapsa kıyamet kopmuştuSaadet Partisi (SP) İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) başkan adayı Selman Esmerer de Egemen Bağış’a ait olduğu ileri sürülen ses kayıtlarındaki konuşmaları çok büyük bir saygısızlık olarak değerlendirdi. Ses kayıtlarında ayet ve sûrelerle açık bir şekilde alay edildiğini vurgulayan Esmerer, “O konuşmayı bir CHP’li yapsa kıyamet kopmuştu. Fakat AK Partililerde bu bize oy kaybettirmez gibi bir öngörü görüyorum. Yürütülen algı operasyonu çok başarılı ilerliyor. Milletin bu kadar yaşanan olaylara inanası gelmiyor.” şeklinde konuştu. İranlı işadamı Reza Zarrab’dan rüşvet aldığı suçlaması üzerine Avrupa Birliği (AB) Bakanlığı görevinden istifa eden Egemen Bağış’a ait olduğu ileri sürülen ses kaydında Bakara Sûresi’yle dalga geçiliyor. Twitter’da Başçalan adlı hesaptaki kayıtlara göre eski Bakan’ın Twitter hesabından Bakara Sûresi 152. ayeti paylaştığını gören gazeteci Metehan Demir, kendisini telefonla arayıp “Güne nurla başladım, duayla başladım.” diyor. Ardından anlaşılmaz bazı ifadelerle ayet taklidi yapıyor. Bağış ise, “Oğlum ben her cuma bir tane ayet sallıyorum.” diyor. Demir’in “Ya bilmez olur muyum, senin elinde bir kitapçık var, oradan çakıyorsun biliyorum ya.” sözleri üzerine de şu karşılığı veriyor: “Kitapçık yok lan. Google’a gir, Kur’an’da atıyorum kardeşlik, Kur’an’da nankörlük, Kur’an’da bilmem ne diye search yap, hepsi çıkıyor. Oradan beğen bir tane salla gitsin.” Karşılıklı gülüşmelerin ardından Demir, ‘Bu Bakara iyi ya’ sözleri üzerine Bağış da gülerek, “Makara makara” şeklinde inanılmaz ifadeler kullanıyor.
Zaman
Ana Sayfa
24.03.2014
Kur’anlaalayedenvekiletepkidinmiyorKur’anla alay eden vekile tepki dinmiyor
Toplam "16" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti