Habergec.Com Aranan Kelimeler:iş kur Değerlendirme: 10 / 10 988949
habergec.com
26.10.2014 Pazar
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

iş kur

Umut Oran: Erdoğan ne söylediyse tersi oluyor
Zaman
19.10.2014
12:33
CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, ekonomi ile ilgili yaptığı değerlendirmede, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğanın geçmişte söylediği sözlerin tam tersinin olduğunu belirterek, Cari açık azalacak dedi, patladı. İthalat bağımlılığı kalmayacak dedi, müptela olundu. 6.Bölge yıldız olacak dedi, 6.Bölge duman oldu. Ne söylediyse tersi oluyor dedi.Ekonominin genel gidişine ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, Demokrasi endekslerinde gerileyen Türkiyenin ekonomisinde hesaplar şaştı, dış politikada riskler anormal derecede büyüdü, yatırımcı önünü göremiyor.12 yıl süren ekonomiyi sıcak para ile çevirme dönemi kapandı. Küresel para musluklarının kısılmasıyla yükselen kur girdi, yüksek faiz ise kaynak maliyetlerini büyütüyor. Makroekonomik hedefler tutmuyor, ekonomi durma noktasına gidiyor diyen CHPli Oran, şöyle devam etti:Demokrasi ve hukuk devletinden uzaklaşma, izlenen yanlış dış politika, bölgede devam eden savaşın kapıya dayanması yatırımları frenliyor. Belirsizlik ve güven kaybı, yatırımcıyı caydırıyor, yatırımlara darbe vuruyor.Yatırım eğilimindeki düşüşle Türkiye işsizine iş ve aş yaratamaz hale geliyor. Oysa umudunu yitirip iş aramayı bırakanlarla birlikte 5.5 milyon dolayında işsizi bulunan Türkiye için yatırımlar hayati önemde.Teşvik mevzuatı 2004ten bu yana 5 kez değiştirildi, 2012de getirilen 6 bölgeli son teşvik sistemi de bu atmosferde işe yaramıyor.Ekonomi, siyaset ve dış politikada bozulmanın, jeopolitik risklerin aşırı arttığı 2014 yılında yatırımdan kaçış da hızlandı, işsizlik artışı ivme kazanıyor.İlk sekiz ayda teşvik belgesi alınan yatırım projesi sayısı geçen yıla göre yüzde 19, yatırım tutarı yüzde 24, öngörülen istihdam yüzde 28 düşüş gösterdi. Özellikle madencilik yatırımlarında yüzde 70e yakın düşüş var. Sanayide, enerjide, tarımda yatırım eğilimi hızla geriliyor.Yatırımlarda en hızlı düşüş, yeni teşvik sisteminin yıldızı olacağı iddia edilen Doğu ve Güneydoğudaki en yoksul 15 ili kapsayan 6. Bölgede. Bölgeye yönelik yatırım tutarı, ilk sekiz ayda yarı yarıya azaldı.Yatırım ikliminin oluşabilmesi için ise öncelikle demokrasi ve hukuk devleti olmak, siyasal ve makroekonomik istikrarı, iç ve dış barışı, ülkenin geleceğine güven ve inancı sağlamak, kısacası Türkiyeyi normalleştirmek gerekiyor.Ekonomi, iç siyaset ve dış politikada giderek artan istikrarsızlık ve darboğaz, ülkede yatırım iklimini yok ediyor. Ekonomi krizin, ülke savaşın eşiğinde; IŞİD-PKK teröre arasına sıkışmış Türkiye, hem siyasi hem ekonomik açıdan derin bir batağa saplanmış durumda.Yüksek kur girdi maliyetlerini, yüksek faiz ise kaynak maliyetlerini yükseltiyor, ekonomi ve siyasette artan belirsizlik ve güven kaybı, önünü göremeyen yatırımcıyı caydırıyor, yatırımlara darbe vuruyor. Makroekonomik hedefler tutmuyor, ekonomi yavaşladı, durma noktasına gidiyor, işsizlikte artış hız kazanıyor.Yatırımları canlandırmak amacıyla teşvik mevzuatı 2004ten bu yana 5 kez değiştirildi. Sonuncusu 19 Haziran 2012de yürürlüğe giren yeni teşvik sisteminde, ülke genelinde yatırımları harekete geçirmeye yönelik teşvikler getirilirken, bölgeler arası gelişmişlik farklarını gidermek için de en cazip teşvik unsurları, sosyoekonomik gelişmişlik düzeyi en düşük 15 Doğu ve Güneydoğu ilini kapsayan 6. Bölge için öngörülmüştü. Eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, bu bölgenin yeni teşvik sisteminin yıldızı olacağını ilan etmişti. Ancak getirilen teşvikler, ülkede siyasi ve ekonomik istikrar giderek daha da bozulduğu için işe yaramıyor. Teşvik sistemi bu atmosferde yatırım eğilimini harekete geçiremiyor.
Zaman
Son Dakika
19.10.2014
UmutOranErdoğannesöylediysetersioluyorUmut Oran Erdoğan ne söylediyse tersi oluyor
Umut Oran: Erdoğan ne söylediyse tersi oluyor
Zaman
19.10.2014
12:33
CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, ekonomi ile ilgili yaptığı değerlendirmede, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğanın geçmişte söylediği sözlerin tam tersinin olduğunu belirterek, Cari açık azalacak dedi, patladı. İthalat bağımlılığı kalmayacak dedi, müptela olundu. 6.Bölge yıldız olacak dedi, 6.Bölge duman oldu. Ne söylediyse tersi oluyor dedi.Ekonominin genel gidişine ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, Demokrasi endekslerinde gerileyen Türkiyenin ekonomisinde hesaplar şaştı, dış politikada riskler anormal derecede büyüdü, yatırımcı önünü göremiyor.12 yıl süren ekonomiyi sıcak para ile çevirme dönemi kapandı. Küresel para musluklarının kısılmasıyla yükselen kur girdi, yüksek faiz ise kaynak maliyetlerini büyütüyor. Makroekonomik hedefler tutmuyor, ekonomi durma noktasına gidiyor diyen CHPli Oran, şöyle devam etti:Demokrasi ve hukuk devletinden uzaklaşma, izlenen yanlış dış politika, bölgede devam eden savaşın kapıya dayanması yatırımları frenliyor. Belirsizlik ve güven kaybı, yatırımcıyı caydırıyor, yatırımlara darbe vuruyor.Yatırım eğilimindeki düşüşle Türkiye işsizine iş ve aş yaratamaz hale geliyor. Oysa umudunu yitirip iş aramayı bırakanlarla birlikte 5.5 milyon dolayında işsizi bulunan Türkiye için yatırımlar hayati önemde.Teşvik mevzuatı 2004ten bu yana 5 kez değiştirildi, 2012de getirilen 6 bölgeli son teşvik sistemi de bu atmosferde işe yaramıyor.Ekonomi, siyaset ve dış politikada bozulmanın, jeopolitik risklerin aşırı arttığı 2014 yılında yatırımdan kaçış da hızlandı, işsizlik artışı ivme kazanıyor.İlk sekiz ayda teşvik belgesi alınan yatırım projesi sayısı geçen yıla göre yüzde 19, yatırım tutarı yüzde 24, öngörülen istihdam yüzde 28 düşüş gösterdi. Özellikle madencilik yatırımlarında yüzde 70e yakın düşüş var. Sanayide, enerjide, tarımda yatırım eğilimi hızla geriliyor.Yatırımlarda en hızlı düşüş, yeni teşvik sisteminin yıldızı olacağı iddia edilen Doğu ve Güneydoğudaki en yoksul 15 ili kapsayan 6. Bölgede. Bölgeye yönelik yatırım tutarı, ilk sekiz ayda yarı yarıya azaldı.Yatırım ikliminin oluşabilmesi için ise öncelikle demokrasi ve hukuk devleti olmak, siyasal ve makroekonomik istikrarı, iç ve dış barışı, ülkenin geleceğine güven ve inancı sağlamak, kısacası Türkiyeyi normalleştirmek gerekiyor.Ekonomi, iç siyaset ve dış politikada giderek artan istikrarsızlık ve darboğaz, ülkede yatırım iklimini yok ediyor. Ekonomi krizin, ülke savaşın eşiğinde; IŞİD-PKK teröre arasına sıkışmış Türkiye, hem siyasi hem ekonomik açıdan derin bir batağa saplanmış durumda.Yüksek kur girdi maliyetlerini, yüksek faiz ise kaynak maliyetlerini yükseltiyor, ekonomi ve siyasette artan belirsizlik ve güven kaybı, önünü göremeyen yatırımcıyı caydırıyor, yatırımlara darbe vuruyor. Makroekonomik hedefler tutmuyor, ekonomi yavaşladı, durma noktasına gidiyor, işsizlikte artış hız kazanıyor.Yatırımları canlandırmak amacıyla teşvik mevzuatı 2004ten bu yana 5 kez değiştirildi. Sonuncusu 19 Haziran 2012de yürürlüğe giren yeni teşvik sisteminde, ülke genelinde yatırımları harekete geçirmeye yönelik teşvikler getirilirken, bölgeler arası gelişmişlik farklarını gidermek için de en cazip teşvik unsurları, sosyoekonomik gelişmişlik düzeyi en düşük 15 Doğu ve Güneydoğu ilini kapsayan 6. Bölge için öngörülmüştü. Eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, bu bölgenin yeni teşvik sisteminin yıldızı olacağını ilan etmişti. Ancak getirilen teşvikler, ülkede siyasi ve ekonomik istikrar giderek daha da bozulduğu için işe yaramıyor. Teşvik sistemi bu atmosferde yatırım eğilimini harekete geçiremiyor.
Zaman
Ana Sayfa
19.10.2014
UmutOranErdoğannesöylediysetersioluyorUmut Oran Erdoğan ne söylediyse tersi oluyor
Elazığ da Hayırseverler Tarafından Yaptırılan 2 Kur ...
Haberler.com
17.10.2014
19:52
Elazığ?da MÜSİAD Başkanı Avukat İbrahim Gök tarafından eşi adına yaptırılan Hacer Gök Kur?an kursu ile hayırsever iş adamı Elazığ Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Ali Dumandağ ve mahalle sakinlerinin desteği ile yapılan Kışla Camisi Kız Kur?an Kursu açıldı.
Haberler.com
Son Dakika
17.10.2014
Elazığ/">ElazığdaHayırseverlerTarafındanYaptırılan2KurElazığ-da-Hayırseverler-Tarafından-Yaptırılan-2-Kur-/">Elazığ da Hayırseverler Tarafından Yaptırılan 2 Kur
Süleyman Sargın - Bu yol uzundur
Zaman
17.10.2014
02:09
Her insan, mefkûresi kadar kıymetlidir. Mefkûresi olmayanın, diğer varlıklardan çok bir farkı yoktur.Mü’mine gelince; onun tek mefkûresi vardır, o da bütün insanlığın Allah’ı ve Resûlullah’ı tanıyıp sevmesi. Hakiki mü’min hayatı sadece bunun için yaşar. Bütün gayretini, himmetini bu gayeye teksif eder. Mutluluğu başkalarının mutluluğunda, kurtuluşu da onların kurtuluşunda arar. Ve bilir ki bu yol uzundur, menzili çoktur, geçidi yoktur ve kendisini yutmaya, içine çekmeye hazır pek çok bulanık ve derin sular vardır.Ancak o, gönül verdiği bu ideal uğruna kandan-irinden deryaları geçip gitmeye azimli ve kararlıdır. Önüne çıkan engellere takılmadan, muvakkat sıkıntıları büyütmeden hedefine doğru yürümeye devam eder. Yolun sonunda bir muvaffakiyet elde ettiğinde de, her şeyi Yüce Yaratıcı’ya verecek kadar edeplidir. Onun aldığı her nefesi hizmettir ve hayatını bu nefesler sayesinde sürdürür. “Hizmet varsa şayet, yaşamaya değer” düşüncesindedir. Bundandır ki hizmet adına hiçbir işten geri durmaz. “Benim sorumluluğumda değil bu mesele” deyip kenara çekilmez. Bilakis, ortada kalmış herhangi bir iş için herkesten evvel kendini mes’ul ve vazifeli görür.Tabii ki işler, her zaman istediği ve arzuladığı gibi gitmez. Şartlar amansız bir hal alır bazı zamanlarda. İhanete, iftiraya, yalana, nifaka, kine, hasede maruz kaldığı da olur. Ama o, bu uğurda başına ne gelirse gelsin asla ümidini ve inancını kaybetmez. Böyle durumlarda Zübeyir Ağabey’in mektubundaki “Vazifen, dikenler arasında güller toplayacaksın. Ayağın çıplaktır batacak, elin açıktır, ısıracak. Buna sevineceksin.” cümleleri yankılanır gönül semalarında. Doğrulur yerinden ve hiç yılgınlığa düşmeden yoluna devam eder. Çünkü daha baştan bu yolun sarp ve yokuş olduğunu kabul etmiştir. Ama himmeti âlîdir. Zira “Hocası” ona, önünü kesen cehennemden çukurlar dahi olsa üstünden geçip gitmesini tembihlemiştir.Hizmet insanı, uğruna baş koyduğu davanın karasevdalısıdır. Hayaline başka bir sevdanın girmesine tahammülü yoktur. Davasını kıskanır bütün sevdiklerinden. Uğruna canı-cananı feda edecek kadar vefalıdır mefkûresine. Böyle bir karasevdadan ötürüdür ki, hizmet yolunda katlandığı fedakârlıkların ve çektiği sıkıntıların hiçbirini bir daha aklına getirip bunlardan fazilet devşirmeye çalışmaz.Hizmet insanı, insanlığa hizmet düşüncesini her türlü nefsani ve cismani arzunun üstünde tutar. Onu bütün beşeri istek ve iştihalara tercih eder. Ballar balını bulduktan sonra, kendi kovanlarının peşine düşmez. Gelecek nesillerin güzel günler yaşaması adına türlü sıkıntılara göğüs gerer. Bediüzzaman’ın ifadesiyle “maddi-manevi füyuzat hislerinden fedakârlık eder.” Muhterem Hocaefendi’den aldığı “beklentisizlik ve adanmışlık” terbiyesini hayatının hâkim rengi haline getirir. “Hizmette önde, ücrette en arkada bulunma” felsefesiyle makam mansıp mücadelesinden ve kelepir sevdasından uzak durur.Hizmet insanı sadece Hakk’a dilbeste olmuştur. Bu sebeple, ahiret yolundaki hizmetlerin mükâfatını dünyada beklemek görgüsüzlüğünde bulunmaz. Dünya ve içindekilerin fânî, ahiretin ise akıllara durgunluk verecek derecede muhteşem ve bâkî olduğunu bilir. Buradaki her nimeti aslında cennetten tükettiğinin farkındadır. “Siz bütün nimetleri dünyada iken tükettiniz ve onlardan faydalandınız, burası için bir şey bırakmadınız!” (Ahkaf/20) ilahi beyanını ürpertiyle hatırlar.Başarılar beraberinde takdirleri, tebcilleri ve alkışları getirir. Nefsin kolayca kanıp kendini kaybettiği imtihanlardır bunlar. Hizmet insanı bu teveccühlere –haklı dahi olsa- asla bel bağlamaz. Hele, başkalarını kendinden küçük görme, onları işlerinde yetersiz ve başarısız kabul etme gibi basitliklere girmez. Gönlünü, kalbini bu türden aşağılık beklentilerle bulandırmaz. Ruh safvetini bozmak endişesiyle tir tir titrer. Zira Hak nezdinde “Allah’a selim bir kalble gelmekten başka, hiçbir şeyin fayda etmediğini” (Şuara/89) Kur’an’dan öğrenmiştir.Hizmet insanı, Nurlar’dan ve Sohbetler’den aldığı feyizle, sebeplere hakiki tesir vermez. Onlara riayeti “memuriyetin gereği” olarak görür ve her şeyin tek sahibinin Allah olduğuna iman eder. Kendince mühim gördüğü vesileleri birer birer elinden alınsa bile asla bedbinliğe düşmez. Hadiselerin görünen yüzünün arkasındaki “Murad-ı İlâhî’yi” anlamaya çalışır. Zahiren olumsuz gibi görünen durumlarda bile “Gelse celâlinden cefa/ Yahut cemâlinden vefa/ İkisi de cana safâ” der, sabırla beklemeye koyulur. Müzakere ettiği “Ölçüler ve Yoldaki Işıklar” ona kahrı-lütfu bir bilme o
Zaman
Köşe Yazıları
17.10.2014
SüleymanSargın-BuyoluzundurSüleyman Sargın - Bu yol uzundur
Polisten çocuklara 'sanal alemde kimseye güvenme' uyarısı
Zaman
11.10.2014
10:01
Emniyet Genel Müdürlüğü, (EGM) internet kullanan çocuklara bir dizi tavsiyede bulundu. İnternet kullanan çocuklara Dikkatli ol, kötü niyetli kişiler şifreni, kişisel bilgilerini (adını soyadını, cep veya ev telefonunu, ev adresini, okulunun adını, ailenin bilgilerini) çalabilir, kimseye güvenme telkininde bulunan EGM, çocuklara İnternet ortamında sadece tanıdığın kişilerle sohbet et ve iletişim kur ikazında bulundu. Emniyet Genel Müdürlüğünün resmi internet sitesinin çocuk sayfasında yer alan açıklamada, çocuklara güvenli internet kullanılması konusunda detaylı bilgiler yer alıyor. EGM uzmanları, internette oyun oynayan, ödev yapan çocuklara şu tavsiyelerde bulunuyor: Kişisel güvenliğin konusunda bilgili olmalısın böylece internette karşılaşacağın tehlikelere karşı kendini koruyabilirsin. T.C. kimlik numaranı, ev adresini, telefon numaranı, okulunun adını, anne ve babanın iş adresleri ve iş yeri telefon numaralarını yabancılarla paylaşma. İnternet üzerinden kendi resimlerini, ailenin resimlerini, video görüntülerini yabancılara gönderme. Yabancılarla web kamera kullanarak konuşma. Evini ve odanı yabancılarla paylaşma. İnternet ortamında sadece tanıdığın kişilerle sohbet et ve iletişim kur. Tanımadığın kişilerin internetten yaptığı arkadaşlık tekliflerini reddet. Bir sitede yer alan oyunlara, aktivitelere, yarışmalara katılmadan önce mutlaka ailene veya öğretmenine danış. İnternette tanıştığın yabancılarla ailenin bilgisi olmadan yüz yüze görüşme, buluşma. 12 yaşından küçüksen anne ve babanı yanına almadan internet kafelere gitme. Gireceğin siteleri ailen ya da öğretmenin birlikte belirle. Anne ve babana karşı açık, şeffaf ve dürüst ol. Güvenliğinden sen sorumlusun. Unutma; bilgisizsen güvensizsin.ANNA BABAN YANINDA OLMADAN ALIŞVERİŞ YAPMAÇocukların internet ortamında karşılaşabileceği tehlikelere de dikkat çekilen açıklamada, internette yer alan bilgi ve haberlerin hepsinin doğru olmadığının altı çizildi. Kötü niyetli kişilerin şifre, kişisel bilgileri çalabileceğinin vurgulandığı açıklamada, Kimseye güvenme. Kişisel bilgilerini isteyen bir e-posta alırsan bunu kesinlikle cevaplama. Anne ve babandan izin almadan ya da onlar yanında olmadan internet üzerinden asla alışveriş yapma. Kötü niyetli kişiler genellikle gece saatlerinde İnternette kandırabilecekleri çocuklara ulaşmayı amaçlar. Bu nedenle İnternette çok uzun süreler zaman geçirme ve çok geç saatlerde internetten çık. Bugün siteye giren 1000. kişisin, hediye kazandın, ev adresini ilet sana hediyeni ulaştıralım, dosya indirmek için reklama iki kere tıkla. gibi dolandırıcılık mesajlarına kanmayın. denildi. EGM uzmanları, çocukları güvenli olmayan sitelerden dosya, müzik, oyun veya film indirme konusunda da uyardı.(CİHAN)
Zaman
Son Dakika
11.10.2014
PolistençocuklarasanalalemdekimseyegüvenmeuyarısıPolisten çocuklara sanal alemde kimseye güvenme uyarısı
Fethullah Gülen Hocaefendi: Bir macerayla milleti felakete sürükleyenler Allah’a hesabını veremezler
Zaman
09.10.2014
11:08
Büyük işlerde bazen çok küçük ihmaller, çok büyük gailelere sebebiyet verir. Bir falsoya sebebiyet vermesi, bir milletin kuvve-i maneviyesini kırma, onu felç etme demektir ve hiç kimsenin buna hakkı yoktur. Böyle bir şey yapan insanlar, bütün o insanların, o toplumun, o milletin vebaliyle ahirette haşr u neşr olurlar.Fethullah Gülen Hocaefendi, herkul.org sitesinde yayınlanan ‘423. Nağme: Millet Meselelerinin Maceraya Tahammülü Yoktur!..’ başlıklı sohbetinde insanlara karşı değil, kötü fiillerine ve sıfatlarına karşı tavır alınması tavsiyesinde bulundu. Osmanlı’da her milletten insanın uzun bir dönem bir arada ve huzur içinde yaşadığını hatırlatan Hocaefendi, meseleleri kan dökmeden ve nefreti körüklemeden halletmeye çalışmanın esas olması gerektiğini ifade etti. Hocaefendi’nin sohbetinden satırbaşları şöyle:“Bir insanın eliyle, ayağıyla, gözüyle, kulağıyla, imâlarıyla, işaretleriyle, iş’arlarıyla çözeceği problemler varsa, o mevzuda onlarla katkıda bulunması lazımdır. Bu, bir yönüyle, emr-i bi’l-ma’ruf nehy-i ani’l-münkerdir. Allah Rasûlü (aleyhi ekmelü’t-tehâyâ) ‘Sizden biriniz bir münker (kötülük) gördüğü zaman onu eliyle düzeltsin. Buna gücü yetmezse, diliyle onun çirkin olduğunu söylesin ve kötülüğün önüne geçsin. Buna da gücü yetmezse, hiç olmazsa, o işin kötülüğünü vicdanında duyup müteessir olsun; o çirkin sıfatlara ve günahlara karşı kalbinden tavır belirlesin; çünkü bu sonuncusu, imanın en zayıf derecesidir.”OSMANLI’DA HER MİLLETTEN İNSAN UZUN BİR DÖNEM BİR ARADA HUZUR İÇİNDE YAŞADIDevlet-i Âliye on bir milyon safkan Türk! 200 milyonu aşkın insan var. Bunların içinde her türlü insan var. Hıristiyanlığın her çeşidi var. Musevîliğin her çeşidi var. İnanmayanların her çeşidi var. Nasıl o insanlar yağdan kıl çeker gibi o problemleri çözdü, Allah’ın izni inayetiyle işin üstesinden geldiler! İcabında Balkanlar’daki Bektâşileri o mevzuda istihdam ettiler. Kullandılar demiyorum! İstihdam ettiler! Onlar da tehlikeye karşı göğüs gerdi, surlar oluşturdu, sedler oluşturdu, Devlet-i Âliye’nin ayakta kalmasına yardımcı oldular. Demek ki oluyor bu mesele, olmaz değil. Râşid Halifeler döneminde olduğu gibi, Hâdi döneminde de oldu, Mehdi döneminde de oldu, Muntasır döneminde de oldu, Ömer bin Abdulaziz döneminde de oldu, Osman Gazi, Orhan Gazi Hazretleri döneminde de -Osmanlı sultanlarını saymayayım hepsini- oldu! Kâmil manada Hazreti Fatih’e kadar her dönemde oldu!”“Meselenin üzerine siz de kötülükle giderseniz şayet, kötülüğü coşturmuş olursunuz. Aksine bir yerde bir mesele, bir problem nasıl halledilecekse, -Kur’an-ı Kerim’in ifade buyurduğu gibi: Yumuşak dil, yumuşak hal, yumuşak tavır, yumuşak üslup- onunla meseleyi halledersiniz. Bir yerde meseleyi sulh ile halletmek mümkünse şayet, başka türlü kabaca davranışlara girmeyeceksiniz.”İNSANLARA DEĞİL, KÖTÜ FİİLLERE VE SIFATLARA KARŞI TAVIR ALINMALI!Münker; dinin, tabiatın, aklın çirkin gördüğü şey demektir. Böyle nâhoş bir şey gördüğünüz zaman, gücünüz yetiyorsa el ile.. eğer onu kullanma fırsatını vermiyorlarsa, elden tutamıyorsanız, bu defa dilinizi kullanma imkânı varsa onu kullanacaksınız.. o da yoksa şayet, bu defa kalbinizle ona karşı alakayı keseceksiniz! Buğz etme o demektir.”“Buğz etmeyi biz şöyle anlıyoruz: O mesâviye karşı, o mühlikata karşı, o günahlara, hatalara, sıfatlara karşı tavır alma. Onun o tavrından ötürü mesafeli durma. Meseleyi mimiklerinle, gözünün irisiyle, bir yönüyle, dudaklarını kıpırdatmayla memnuniyetsizliğini ifade etmek suretiyle onu ondan vazgeçirmeye çalışma. Yoksa bir kötülük yapıyor diye balyoz gibi tepesine binme değil.. günümüzde çokça kullandığımız silahlar, nefreti aynı zamanda güçlendiren, kini gayzı güçlendiren, köpürten, yangını daha da büyüten hadiseler.. Öyle oldu görüyorsunuz! Kırk senedir yangın büyüdü mü büyümedi mi? Kin nefret azgınlaştı mı azgınlaşmadı mı? Kudurdu mu kudurmadı mı? Esirdi mi esirmedi mi? Ama başka türlü gidilebilirdi! Niye ilimle irfanla gitmediniz onların üzerine? Neden şöyle böyle kenarından köşesinden bekledikleri hakkı hukuku onlara vermediniz? Neden onların gönüllerine girmeyi düşünmediniz?”SOHBETİN TAM METNİ AŞAĞIDAKİ GİBİDİRFethullah Gülen Hocaefendinin “Millet Meselelerinin Maceraya Tahammülü Yoktur” isimli yeni sohbeti Herkul.orgda yayınlandı. Gündeme ilişkin önemli değerlendirmeler yapan Hocaefendi, meseleleri kan dökmeden ve nefreti körüklemeden halletmeye çalışmanın esas olduğu uyarısında bulundu. “Abdurrahman Azzâm’ın “Ebedî Risalet”te ifade ettiği gibi, İslam’ın bütün savaşları müdafaa savaşıdır. Yani doğrudan doğruya size saldırıyorlarsa veya saldırma
Zaman
En Çok Okunan
09.10.2014
FethullahGülenHocaefendiBirmaceraylamilletifelaketesürükleyenlerAllah’ahesabınıveremezlerFethullah Gülen Hocaefendi Bir macerayla milleti felakete sürükleyenler Allah’a hesabını veremezler
Fethullah Gülen Hocaefendi: Bir macerayla milleti felakete sürükleyenler Allah’a hesabını veremezler
Zaman
09.10.2014
10:56
Büyük işlerde bazen çok küçük ihmaller, çok büyük gailelere sebebiyet verir. Bir falsoya sebebiyet vermesi, bir milletin kuvve-i maneviyesini kırma, onu felç etme demektir ve hiç kimsenin buna hakkı yoktur. Böyle bir şey yapan insanlar, bütün o insanların, o toplumun, o milletin vebaliyle ahirette haşr u neşr olurlar.Fethullah Gülen Hocaefendi, herkul.org sitesinde yayınlanan ‘423. Nağme: Millet Meselelerinin Maceraya Tahammülü Yoktur!..’ başlıklı sohbetinde insanlara karşı değil, kötü fiillerine ve sıfatlarına karşı tavır alınması tavsiyesinde bulundu. Osmanlı’da her milletten insanın uzun bir dönem bir arada ve huzur içinde yaşadığını hatırlatan Hocaefendi, meseleleri kan dökmeden ve nefreti körüklemeden halletmeye çalışmanın esas olması gerektiğini ifade etti. Hocaefendi’nin sohbetinden satırbaşları şöyle:“Bir insanın eliyle, ayağıyla, gözüyle, kulağıyla, imâlarıyla, işaretleriyle, iş’arlarıyla çözeceği problemler varsa, o mevzuda onlarla katkıda bulunması lazımdır. Bu, bir yönüyle, emr-i bi’l-ma’ruf nehy-i ani’l-münkerdir. Allah Rasûlü (aleyhi ekmelü’t-tehâyâ) ‘Sizden biriniz bir münker (kötülük) gördüğü zaman onu eliyle düzeltsin. Buna gücü yetmezse, diliyle onun çirkin olduğunu söylesin ve kötülüğün önüne geçsin. Buna da gücü yetmezse, hiç olmazsa, o işin kötülüğünü vicdanında duyup müteessir olsun; o çirkin sıfatlara ve günahlara karşı kalbinden tavır belirlesin; çünkü bu sonuncusu, imanın en zayıf derecesidir.”OSMANLI’DA HER MİLLETTEN İNSAN UZUN BİR DÖNEM BİR ARADA HUZUR İÇİNDE YAŞADIDevlet-i Âliye on bir milyon safkan Türk! 200 milyonu aşkın insan var. Bunların içinde her türlü insan var. Hıristiyanlığın her çeşidi var. Musevîliğin her çeşidi var. İnanmayanların her çeşidi var. Nasıl o insanlar yağdan kıl çeker gibi o problemleri çözdü, Allah’ın izni inayetiyle işin üstesinden geldiler! İcabında Balkanlar’daki Bektâşileri o mevzuda istihdam ettiler. Kullandılar demiyorum! İstihdam ettiler! Onlar da tehlikeye karşı göğüs gerdi, surlar oluşturdu, sedler oluşturdu, Devlet-i Âliye’nin ayakta kalmasına yardımcı oldular. Demek ki oluyor bu mesele, olmaz değil. Râşid Halifeler döneminde olduğu gibi, Hâdi döneminde de oldu, Mehdi döneminde de oldu, Muntasır döneminde de oldu, Ömer bin Abdulaziz döneminde de oldu, Osman Gazi, Orhan Gazi Hazretleri döneminde de -Osmanlı sultanlarını saymayayım hepsini- oldu! Kâmil manada Hazreti Fatih’e kadar her dönemde oldu!”“Meselenin üzerine siz de kötülükle giderseniz şayet, kötülüğü coşturmuş olursunuz. Aksine bir yerde bir mesele, bir problem nasıl halledilecekse, -Kur’an-ı Kerim’in ifade buyurduğu gibi: Yumuşak dil, yumuşak hal, yumuşak tavır, yumuşak üslup- onunla meseleyi halledersiniz. Bir yerde meseleyi sulh ile halletmek mümkünse şayet, başka türlü kabaca davranışlara girmeyeceksiniz.”İNSANLARA DEĞİL, KÖTÜ FİİLLERE VE SIFATLARA KARŞI TAVIR ALINMALI!Münker; dinin, tabiatın, aklın çirkin gördüğü şey demektir. Böyle nâhoş bir şey gördüğünüz zaman, gücünüz yetiyorsa el ile.. eğer onu kullanma fırsatını vermiyorlarsa, elden tutamıyorsanız, bu defa dilinizi kullanma imkânı varsa onu kullanacaksınız.. o da yoksa şayet, bu defa kalbinizle ona karşı alakayı keseceksiniz! Buğz etme o demektir.”“Buğz etmeyi biz şöyle anlıyoruz: O mesâviye karşı, o mühlikata karşı, o günahlara, hatalara, sıfatlara karşı tavır alma. Onun o tavrından ötürü mesafeli durma. Meseleyi mimiklerinle, gözünün irisiyle, bir yönüyle, dudaklarını kıpırdatmayla memnuniyetsizliğini ifade etmek suretiyle onu ondan vazgeçirmeye çalışma. Yoksa bir kötülük yapıyor diye balyoz gibi tepesine binme değil.. günümüzde çokça kullandığımız silahlar, nefreti aynı zamanda güçlendiren, kini gayzı güçlendiren, köpürten, yangını daha da büyüten hadiseler.. Öyle oldu görüyorsunuz! Kırk senedir yangın büyüdü mü büyümedi mi? Kin nefret azgınlaştı mı azgınlaşmadı mı? Kudurdu mu kudurmadı mı? Esirdi mi esirmedi mi? Ama başka türlü gidilebilirdi! Niye ilimle irfanla gitmediniz onların üzerine? Neden şöyle böyle kenarından köşesinden bekledikleri hakkı hukuku onlara vermediniz? Neden onların gönüllerine girmeyi düşünmediniz?”SOHBETİN TAM METNİ AŞAĞIDAKİ GİBİDİRFethullah Gülen Hocaefendinin “Millet Meselelerinin Maceraya Tahammülü Yoktur” isimli yeni sohbeti Herkul.orgda yayınlandı. Gündeme ilişkin önemli değerlendirmeler yapan Hocaefendi, meseleleri kan dökmeden ve nefreti körüklemeden halletmeye çalışmanın esas olduğu uyarısında bulundu. “Abdurrahman Azzâm’ın “Ebedî Risalet”te ifade ettiği gibi, İslam’ın bütün savaşları müdafaa savaşıdır. Yani doğrudan doğruya size saldırıyorlarsa veya saldırma
Zaman
Ana Sayfa
09.10.2014
FethullahGülenHocaefendiBirmaceraylamilletifelaketesürükleyenlerAllah’ahesabınıveremezlerFethullah Gülen Hocaefendi Bir macerayla milleti felakete sürükleyenler Allah’a hesabını veremezler
Fethullah Gülen Hocaefendi: Bir macerayla milleti felakete sürükleyenler Allah’a hesabını veremezler
Zaman
09.10.2014
02:37
Büyük işlerde bazen çok küçük ihmaller, çok büyük gailelere sebebiyet verir. Bir falsoya sebebiyet vermesi, bir milletin kuvve-i maneviyesini kırma, onu felç etme demektir ve hiç kimsenin buna hakkı yoktur. Böyle bir şey yapan insanlar, bütün o insanların, o toplumun, o milletin vebaliyle ahirette haşr u neşr olurlar.Fethullah Gülen Hocaefendi, herkul.org sitesinde yayınlanan ‘423. Nağme: Millet Meselelerinin Maceraya Tahammülü Yoktur!..’ başlıklı sohbetinde insanlara karşı değil, kötü fiillerine ve sıfatlarına karşı tavır alınması tavsiyesinde bulundu. Osmanlı’da her milletten insanın uzun bir dönem bir arada ve huzur içinde yaşadığını hatırlatan Hocaefendi, meseleleri kan dökmeden ve nefreti körüklemeden halletmeye çalışmanın esas olması gerektiğini ifade etti. Hocaefendi’nin sohbetinden satırbaşları şöyle:“Bir insanın eliyle, ayağıyla, gözüyle, kulağıyla, imâlarıyla, işaretleriyle, iş’arlarıyla çözeceği problemler varsa, o mevzuda onlarla katkıda bulunması lazımdır. Bu, bir yönüyle, emr-i bi’l-ma’ruf nehy-i ani’l-münkerdir. Allah Rasûlü (aleyhi ekmelü’t-tehâyâ) ‘Sizden biriniz bir münker (kötülük) gördüğü zaman onu eliyle düzeltsin. Buna gücü yetmezse, diliyle onun çirkin olduğunu söylesin ve kötülüğün önüne geçsin. Buna da gücü yetmezse, hiç olmazsa, o işin kötülüğünü vicdanında duyup müteessir olsun; o çirkin sıfatlara ve günahlara karşı kalbinden tavır belirlesin; çünkü bu sonuncusu, imanın en zayıf derecesidir.”OSMANLI’DA HER MİLLETTEN İNSAN UZUN BİR DÖNEM BİR ARADA HUZUR İÇİNDE YAŞADIDevlet-i Âliye on bir milyon safkan Türk! 200 milyonu aşkın insan var. Bunların içinde her türlü insan var. Hıristiyanlığın her çeşidi var. Musevîliğin her çeşidi var. İnanmayanların her çeşidi var. Nasıl o insanlar yağdan kıl çeker gibi o problemleri çözdü, Allah’ın izni inayetiyle işin üstesinden geldiler! İcabında Balkanlar’daki Bektâşileri o mevzuda istihdam ettiler. Kullandılar demiyorum! İstihdam ettiler! Onlar da tehlikeye karşı göğüs gerdi, surlar oluşturdu, sedler oluşturdu, Devlet-i Âliye’nin ayakta kalmasına yardımcı oldular. Demek ki oluyor bu mesele, olmaz değil. Râşid Halifeler döneminde olduğu gibi, Hâdi döneminde de oldu, Mehdi döneminde de oldu, Muntasır döneminde de oldu, Ömer bin Abdulaziz döneminde de oldu, Osman Gazi, Orhan Gazi Hazretleri döneminde de -Osmanlı sultanlarını saymayayım hepsini- oldu! Kâmil manada Hazreti Fatih’e kadar her dönemde oldu!”“Meselenin üzerine siz de kötülükle giderseniz şayet, kötülüğü coşturmuş olursunuz. Aksine bir yerde bir mesele, bir problem nasıl halledilecekse, -Kur’an-ı Kerim’in ifade buyurduğu gibi: Yumuşak dil, yumuşak hal, yumuşak tavır, yumuşak üslup- onunla meseleyi halledersiniz. Bir yerde meseleyi sulh ile halletmek mümkünse şayet, başka türlü kabaca davranışlara girmeyeceksiniz.”İNSANLARA DEĞİL, KÖTÜ FİİLLERE VE SIFATLARA KARŞI TAVIR ALINMALI!Münker; dinin, tabiatın, aklın çirkin gördüğü şey demektir. Böyle nâhoş bir şey gördüğünüz zaman, gücünüz yetiyorsa el ile.. eğer onu kullanma fırsatını vermiyorlarsa, elden tutamıyorsanız, bu defa dilinizi kullanma imkânı varsa onu kullanacaksınız.. o da yoksa şayet, bu defa kalbinizle ona karşı alakayı keseceksiniz! Buğz etme o demektir.”“Buğz etmeyi biz şöyle anlıyoruz: O mesâviye karşı, o mühlikata karşı, o günahlara, hatalara, sıfatlara karşı tavır alma. Onun o tavrından ötürü mesafeli durma. Meseleyi mimiklerinle, gözünün irisiyle, bir yönüyle, dudaklarını kıpırdatmayla memnuniyetsizliğini ifade etmek suretiyle onu ondan vazgeçirmeye çalışma. Yoksa bir kötülük yapıyor diye balyoz gibi tepesine binme değil.. günümüzde çokça kullandığımız silahlar, nefreti aynı zamanda güçlendiren, kini gayzı güçlendiren, köpürten, yangını daha da büyüten hadiseler.. Öyle oldu görüyorsunuz! Kırk senedir yangın büyüdü mü büyümedi mi? Kin nefret azgınlaştı mı azgınlaşmadı mı? Kudurdu mu kudurmadı mı? Esirdi mi esirmedi mi? Ama başka türlü gidilebilirdi! Niye ilimle irfanla gitmediniz onların üzerine? Neden şöyle böyle kenarından köşesinden bekledikleri hakkı hukuku onlara vermediniz? Neden onların gönüllerine girmeyi düşünmediniz?”SOHBETİN TAM METNİ AŞAĞIDAKİ GİBİDİRFethullah Gülen Hocaefendinin “Millet Meselelerinin Maceraya Tahammülü Yoktur” isimli yeni sohbeti Herkul.orgda yayınlandı. Gündeme ilişkin önemli değerlendirmeler yapan Hocaefendi, meseleleri kan dökmeden ve nefreti körüklemeden halletmeye çalışmanın esas olduğu uyarısında bulundu. “Abdurrahman Azzâm’ın “Ebedî Risalet”te ifade ettiği gibi, İslam’ın bütün savaşları müdafaa savaşıdır. Yani doğrudan doğruya size saldırıyorlarsa veya saldırma ih
Zaman
En Çok Okunan
09.10.2014
FethullahGülenHocaefendiBirmaceraylamilletifelaketesürükleyenlerAllah’ahesabınıveremezlerFethullah Gülen Hocaefendi Bir macerayla milleti felakete sürükleyenler Allah’a hesabını veremezler
Fethullah Gülen Hocaefendi: Bir macerayla milleti felakete sürükleyenler Allah’a hesabını veremezler
Zaman
09.10.2014
02:15
Büyük işlerde bazen çok küçük ihmaller, çok büyük gailelere sebebiyet verir. Bir falsoya sebebiyet vermesi, bir milletin kuvve-i maneviyesini kırma, onu felç etme demektir ve hiç kimsenin buna hakkı yoktur. Böyle bir şey yapan insanlar, bütün o insanların, o toplumun, o milletin vebaliyle ahirette haşr u neşr olurlar.Fethullah Gülen Hocaefendi, herkul.org sitesinde yayınlanan ‘423. Nağme: Millet Meselelerinin Maceraya Tahammülü Yoktur!..’ başlıklı sohbetinde insanlara karşı değil, kötü fiillerine ve sıfatlarına karşı tavır alınması tavsiyesinde bulundu. Osmanlı’da her milletten insanın uzun bir dönem bir arada ve huzur içinde yaşadığını hatırlatan Hocaefendi, meseleleri kan dökmeden ve nefreti körüklemeden halletmeye çalışmanın esas olması gerektiğini ifade etti. Hocaefendi’nin sohbetinden satırbaşları şöyle:“Bir insanın eliyle, ayağıyla, gözüyle, kulağıyla, imâlarıyla, işaretleriyle, iş’arlarıyla çözeceği problemler varsa, o mevzuda onlarla katkıda bulunması lazımdır. Bu, bir yönüyle, emr-i bi’l-ma’ruf nehy-i ani’l-münkerdir. Allah Rasûlü (aleyhi ekmelü’t-tehâyâ) ‘Sizden biriniz bir münker (kötülük) gördüğü zaman onu eliyle düzeltsin. Buna gücü yetmezse, diliyle onun çirkin olduğunu söylesin ve kötülüğün önüne geçsin. Buna da gücü yetmezse, hiç olmazsa, o işin kötülüğünü vicdanında duyup müteessir olsun; o çirkin sıfatlara ve günahlara karşı kalbinden tavır belirlesin; çünkü bu sonuncusu, imanın en zayıf derecesidir.”OSMANLI’DA HER MİLLETTEN İNSAN UZUN BİR DÖNEM BİR ARADA HUZUR İÇİNDE YAŞADIDevlet-i Âliye on bir milyon safkan Türk! 200 milyonu aşkın insan var. Bunların içinde her türlü insan var. Hıristiyanlığın her çeşidi var. Musevîliğin her çeşidi var. İnanmayanların her çeşidi var. Nasıl o insanlar yağdan kıl çeker gibi o problemleri çözdü, Allah’ın izni inayetiyle işin üstesinden geldiler! İcabında Balkanlar’daki Bektâşileri o mevzuda istihdam ettiler. Kullandılar demiyorum! İstihdam ettiler! Onlar da tehlikeye karşı göğüs gerdi, surlar oluşturdu, sedler oluşturdu, Devlet-i Âliye’nin ayakta kalmasına yardımcı oldular. Demek ki oluyor bu mesele, olmaz değil. Râşid Halifeler döneminde olduğu gibi, Hâdi döneminde de oldu, Mehdi döneminde de oldu, Muntasır döneminde de oldu, Ömer bin Abdulaziz döneminde de oldu, Osman Gazi, Orhan Gazi Hazretleri döneminde de -Osmanlı sultanlarını saymayayım hepsini- oldu! Kâmil manada Hazreti Fatih’e kadar her dönemde oldu!”“Meselenin üzerine siz de kötülükle giderseniz şayet, kötülüğü coşturmuş olursunuz. Aksine bir yerde bir mesele, bir problem nasıl halledilecekse, -Kur’an-ı Kerim’in ifade buyurduğu gibi: Yumuşak dil, yumuşak hal, yumuşak tavır, yumuşak üslup- onunla meseleyi halledersiniz. Bir yerde meseleyi sulh ile halletmek mümkünse şayet, başka türlü kabaca davranışlara girmeyeceksiniz.”İNSANLARA DEĞİL, KÖTÜ FİİLLERE VE SIFATLARA KARŞI TAVIR ALINMALI!Münker; dinin, tabiatın, aklın çirkin gördüğü şey demektir. Böyle nâhoş bir şey gördüğünüz zaman, gücünüz yetiyorsa el ile.. eğer onu kullanma fırsatını vermiyorlarsa, elden tutamıyorsanız, bu defa dilinizi kullanma imkânı varsa onu kullanacaksınız.. o da yoksa şayet, bu defa kalbinizle ona karşı alakayı keseceksiniz! Buğz etme o demektir.”“Buğz etmeyi biz şöyle anlıyoruz: O mesâviye karşı, o mühlikata karşı, o günahlara, hatalara, sıfatlara karşı tavır alma. Onun o tavrından ötürü mesafeli durma. Meseleyi mimiklerinle, gözünün irisiyle, bir yönüyle, dudaklarını kıpırdatmayla memnuniyetsizliğini ifade etmek suretiyle onu ondan vazgeçirmeye çalışma. Yoksa bir kötülük yapıyor diye balyoz gibi tepesine binme değil.. günümüzde çokça kullandığımız silahlar, nefreti aynı zamanda güçlendiren, kini gayzı güçlendiren, köpürten, yangını daha da büyüten hadiseler.. Öyle oldu görüyorsunuz! Kırk senedir yangın büyüdü mü büyümedi mi? Kin nefret azgınlaştı mı azgınlaşmadı mı? Kudurdu mu kudurmadı mı? Esirdi mi esirmedi mi? Ama başka türlü gidilebilirdi! Niye ilimle irfanla gitmediniz onların üzerine? Neden şöyle böyle kenarından köşesinden bekledikleri hakkı hukuku onlara vermediniz? Neden onların gönüllerine girmeyi düşünmediniz?”SOHBETİN TAM METNİ AŞAĞIDAKİ GİBİDİRFethullah Gülen Hocaefendinin “Millet Meselelerinin Maceraya Tahammülü Yoktur” isimli yeni sohbeti Herkul.orgda yayınlandı. Gündeme ilişkin önemli değerlendirmeler yapan Hocaefendi, meseleleri kan dökmeden ve nefreti körüklemeden halletmeye çalışmanın esas olduğu uyarısında bulundu. “Abdurrahman Azzâm’ın “Ebedî Risalet”te ifade ettiği gibi, İslam’ın bütün savaşları müdafaa savaşıdır. Yani doğrudan doğruya size saldırıyorlarsa veya saldırma ih
Zaman
Sağlık
09.10.2014
FethullahGülenHocaefendiBirmaceraylamilletifelaketesürükleyenlerAllah’ahesabınıveremezlerFethullah Gülen Hocaefendi Bir macerayla milleti felakete sürükleyenler Allah’a hesabını veremezler
Fethullah Gülen Hocaefendi: Bir macerayla milleti felakete sürükleyenler Allah’a hesabını veremezler
Zaman
09.10.2014
02:15
Büyük işlerde bazen çok küçük ihmaller, çok büyük gailelere sebebiyet verir. Bir falsoya sebebiyet vermesi, bir milletin kuvve-i maneviyesini kırma, onu felç etme demektir ve hiç kimsenin buna hakkı yoktur. Böyle bir şey yapan insanlar, bütün o insanların, o toplumun, o milletin vebaliyle ahirette haşr u neşr olurlar.Fethullah Gülen Hocaefendi, herkul.org sitesinde yayınlanan ‘423. Nağme: Millet Meselelerinin Maceraya Tahammülü Yoktur!..’ başlıklı sohbetinde insanlara karşı değil, kötü fiillerine ve sıfatlarına karşı tavır alınması tavsiyesinde bulundu. Osmanlı’da her milletten insanın uzun bir dönem bir arada ve huzur içinde yaşadığını hatırlatan Hocaefendi, meseleleri kan dökmeden ve nefreti körüklemeden halletmeye çalışmanın esas olması gerektiğini ifade etti. Hocaefendi’nin sohbetinden satırbaşları şöyle:“Bir insanın eliyle, ayağıyla, gözüyle, kulağıyla, imâlarıyla, işaretleriyle, iş’arlarıyla çözeceği problemler varsa, o mevzuda onlarla katkıda bulunması lazımdır. Bu, bir yönüyle, emr-i bi’l-ma’ruf nehy-i ani’l-münkerdir. Allah Rasûlü (aleyhi ekmelü’t-tehâyâ) ‘Sizden biriniz bir münker (kötülük) gördüğü zaman onu eliyle düzeltsin. Buna gücü yetmezse, diliyle onun çirkin olduğunu söylesin ve kötülüğün önüne geçsin. Buna da gücü yetmezse, hiç olmazsa, o işin kötülüğünü vicdanında duyup müteessir olsun; o çirkin sıfatlara ve günahlara karşı kalbinden tavır belirlesin; çünkü bu sonuncusu, imanın en zayıf derecesidir.”OSMANLI’DA HER MİLLETTEN İNSAN UZUN BİR DÖNEM BİR ARADA HUZUR İÇİNDE YAŞADIDevlet-i Âliye on bir milyon safkan Türk! 200 milyonu aşkın insan var. Bunların içinde her türlü insan var. Hıristiyanlığın her çeşidi var. Musevîliğin her çeşidi var. İnanmayanların her çeşidi var. Nasıl o insanlar yağdan kıl çeker gibi o problemleri çözdü, Allah’ın izni inayetiyle işin üstesinden geldiler! İcabında Balkanlar’daki Bektâşileri o mevzuda istihdam ettiler. Kullandılar demiyorum! İstihdam ettiler! Onlar da tehlikeye karşı göğüs gerdi, surlar oluşturdu, sedler oluşturdu, Devlet-i Âliye’nin ayakta kalmasına yardımcı oldular. Demek ki oluyor bu mesele, olmaz değil. Râşid Halifeler döneminde olduğu gibi, Hâdi döneminde de oldu, Mehdi döneminde de oldu, Muntasır döneminde de oldu, Ömer bin Abdulaziz döneminde de oldu, Osman Gazi, Orhan Gazi Hazretleri döneminde de -Osmanlı sultanlarını saymayayım hepsini- oldu! Kâmil manada Hazreti Fatih’e kadar her dönemde oldu!”“Meselenin üzerine siz de kötülükle giderseniz şayet, kötülüğü coşturmuş olursunuz. Aksine bir yerde bir mesele, bir problem nasıl halledilecekse, -Kur’an-ı Kerim’in ifade buyurduğu gibi: Yumuşak dil, yumuşak hal, yumuşak tavır, yumuşak üslup- onunla meseleyi halledersiniz. Bir yerde meseleyi sulh ile halletmek mümkünse şayet, başka türlü kabaca davranışlara girmeyeceksiniz.”İNSANLARA DEĞİL, KÖTÜ FİİLLERE VE SIFATLARA KARŞI TAVIR ALINMALI!Münker; dinin, tabiatın, aklın çirkin gördüğü şey demektir. Böyle nâhoş bir şey gördüğünüz zaman, gücünüz yetiyorsa el ile.. eğer onu kullanma fırsatını vermiyorlarsa, elden tutamıyorsanız, bu defa dilinizi kullanma imkânı varsa onu kullanacaksınız.. o da yoksa şayet, bu defa kalbinizle ona karşı alakayı keseceksiniz! Buğz etme o demektir.”“Buğz etmeyi biz şöyle anlıyoruz: O mesâviye karşı, o mühlikata karşı, o günahlara, hatalara, sıfatlara karşı tavır alma. Onun o tavrından ötürü mesafeli durma. Meseleyi mimiklerinle, gözünün irisiyle, bir yönüyle, dudaklarını kıpırdatmayla memnuniyetsizliğini ifade etmek suretiyle onu ondan vazgeçirmeye çalışma. Yoksa bir kötülük yapıyor diye balyoz gibi tepesine binme değil.. günümüzde çokça kullandığımız silahlar, nefreti aynı zamanda güçlendiren, kini gayzı güçlendiren, köpürten, yangını daha da büyüten hadiseler.. Öyle oldu görüyorsunuz! Kırk senedir yangın büyüdü mü büyümedi mi? Kin nefret azgınlaştı mı azgınlaşmadı mı? Kudurdu mu kudurmadı mı? Esirdi mi esirmedi mi? Ama başka türlü gidilebilirdi! Niye ilimle irfanla gitmediniz onların üzerine? Neden şöyle böyle kenarından köşesinden bekledikleri hakkı hukuku onlara vermediniz? Neden onların gönüllerine girmeyi düşünmediniz?”SOHBETİN TAM METNİ AŞAĞIDAKİ GİBİDİRFethullah Gülen Hocaefendinin “Millet Meselelerinin Maceraya Tahammülü Yoktur” isimli yeni sohbeti Herkul.orgda yayınlandı. Gündeme ilişkin önemli değerlendirmeler yapan Hocaefendi, meseleleri kan dökmeden ve nefreti körüklemeden halletmeye çalışmanın esas olduğu uyarısında bulundu. “Abdurrahman Azzâm’ın “Ebedî Risalet”te ifade ettiği gibi, İslam’ın bütün savaşları müdafaa savaşıdır. Yani doğrudan doğruya size saldırıyorlarsa veya saldırma ih
Zaman
Ana Sayfa
09.10.2014
FethullahGülenHocaefendiBirmaceraylamilletifelaketesürükleyenlerAllah’ahesabınıveremezlerFethullah Gülen Hocaefendi Bir macerayla milleti felakete sürükleyenler Allah’a hesabını veremezler
Turhan Bozkurt - OVP'nin en zayıf halkası
Zaman
09.10.2014
02:05
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın dün açıkladığı Orta Vadeli Program (OVP) Ekim 2014’ten 2017 sonuna kadar ulaşılması murad edilen iktisadi hedefleri ihtiva ediyor.Program, Türkiye’nin 2023 senesine dair hedeflerinin hayli afaki olduğunun zimnen de olsa itirafı. Hükümet, 2023 vizyonu için ‘hayal’ ifadesini kullanan TÜSİAD Başkanı Haluk Dinçer ile aynı noktaya gelmek zorunda kaldı. Her şey yolunda gitse bile 2017 sonunda kişi başına gelir, 12 bin 200 dolar olacak ki kalan 7 yılda 20 bin dolara nasıl çıkacak? Daha evvel 2014 ve 2015 için belirlenen büyüme oranları 100-200 baz puan aşağı çekilirken risklerin arttığı 3 yıllık dönem için tespit edilen büyüme hedefini tahakkuk ettirmek ne derece mümkün? Hele hele küresel risklerin konuşulduğu bir dönemde ihracatı çift haneli artırmak kağıt üstündeki kadar kolay mı? Salı günü Uluslararası Para Fonu (IMF), dünya ekonomisine dair büyüme tahminlerini aşağı çekmişti: 2014 büyüme tahmini yüzde 3,3’e indi. Küresel büyüme tahmini nisanda yüzde 3,8 ve temmuzda yüzde 3,4 idi. Yüzde 4 olan 2015 büyüme tahminini de yüzde 3,8’e çeken IMF, Euro Bölgesi’nin 2008 krizi sonrasında 3. kez resesyona (durgunluğa) girme ihtimalinin arttığına dikkat çekti. Hedefler aşağı yönlü revize edilirken, jeopolitik risklerin arttığı vurgulandı. Türkiye’nin yakın coğrafyasını yakıp kavuran ateş, doğrudan ve dolaylı yatırımlar başta olmak üzere ihracat ve turizm gelirlerini azaltacak. Türkiye’nin iç tüketimle büyümesi cari açığı katladığına göre IMF’nin resmettiği tablo cari açığın milli gelire oranının yüzde 5,2’ye gerilemesi ihtimalini zayıflatıyor.OVP’de ortalama dolar kurunu iyimser buldum. 2014 sonu için 2,1778 TL hedefi var. ABD Merkez Bankası’nın (FED) faiz artışına bugüne nazaran hayli yaklaştığı 2014 sonunda TL dolara karşı değer kazanacak, öyle mi? 2015’te de 2,28 TL civarında seyredecek kur. Aynı programda 2014 enflasyonu yüzde 9,4’e çıkarıldı. Bir önceki programda TÜFE 2014’te yüzde 5’e gerileyecekti. Mamafih evdeki hesap çarşıya uymadı. Mayıs 2013’ten itibaren TL’deki değer kaybı arttı. Doların 240’a yaklaştığı 28 Ocak 2014’te Merkez Bankası faizleri yüzde 5,5 puan artırınca enflasyon hesabı alt üst oldu. Hedefin iki katı bir enflasyon, kurdaki artışı tetikliyor. FED’in faizleri artıracağı 2015 senesinde ne kur düşer ne de enflasyon.OVP’nin en zayıf halkası ortalama kur hedefidir. Programın tamamını zincir olarak kabul edelim. Zincirin dayanma kuvveti en zayıf halkasının kuvveti kadardır. Bütün para birimlerine karşı değer kazanırken doların TL karşısında değer kaybedeceğini umanların hazırladığı bu saadet zinciri her an kopabilir. Sabır gerektiren reformları öteleyip sanayi yerine inşaatı teşvik ederseniz büyüme ile cari açık arasında bocalarsınız. Ucuz ve bol para dönemi biterken kronik rahatsızlık cari açık yetmezmiş gibi iş âlemine, bankalara ve STK’lara hukuk dışı müdahalelerde bulunursanız kimsede yatırım heyecanı kalmaz. Sayın Babacan, tutarsız rakamları alt alta yazmak yerine kocaman harflerle ‘17/25 Aralık Yolsuzluk soruşturmalarını örtbas etmek uğruna icra ettiğimiz hukuksuzlukları kenara bırakacağımızı taahhüt ediyoruz’ diye yazsaydınız keşke. Böyle yapsa idiniz şu ana dek havlu attığınız hedefleri orta vadede tutturabilme ihtimali bir nebze kuvvetlenirdi. İş âleminde moraller bozukken söylediğiniz her söz havada kalmaya mahkûm.Harvard Üniversitesi’ndeki medar-ı iftiharımız Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil, “Türkiye’de bilimin problemi para değil özgürlüktür.” tespitinde bulunmuştu. Ben de ondan mülhem acizane derim ki Türkiye ekonomisinin asıl açığı demokrasi açığıdır. Özgürlüklerin kısıtlandığı, medyanın güdükleştirildiği ve hukuk güvenliğinin olmadığı bir memlekette ne kalıcı büyümeden ne de huzurdan bahsedilebilir.
Zaman
Köşe Yazıları
09.10.2014
TurhanBozkurt-OVPninenzayıfhalkasıTurhan Bozkurt - OVPnin en zayıf halkası
Bir macerayla milleti felakete sürükleyenler, Allah huzurunda hesap veremezler
Zaman
09.10.2014
01:58
Büyük işlerde bazen çok küçük ihmaller, çok büyük gailelere sebebiyet verir. Bir falsoya sebebiyet vermesi, bir milletin kuvve-i maneviyesini kırma, onu felç etme demektir ve hiç kimsenin buna hakkı yoktur. Böyle bir şey yapan insanlar, bütün o insanların, o toplumun, o milletin vebaliyle ahirette haşr u neşr olurlar.Fethullah Gülen Hocaefendi, herkul.org sitesinde yayınlanan ‘423. Nağme: Millet Meselelerinin Maceraya Tahammülü Yoktur!..’ başlıklı sohbetinde insanlara karşı değil, kötü fiillerine ve sıfatlarına karşı tavır alınması tavsiyesinde bulundu. Osmanlı’da her milletten insanın uzun bir dönem bir arada ve huzur içinde yaşadığını hatırlatan Hocaefendi, meseleleri kan dökmeden ve nefreti körüklemeden halletmeye çalışmanın esas olması gerektiğini ifade etti. Hocaefendi’nin sohbetinden satırbaşları şöyle:“Bir insanın eliyle, ayağıyla, gözüyle, kulağıyla, imâlarıyla, işaretleriyle, iş’arlarıyla çözeceği problemler varsa, o mevzuda onlarla katkıda bulunması lazımdır. Bu, bir yönüyle, emr-i bi’l-ma’ruf nehy-i ani’l-münkerdir. Allah Rasûlü (aleyhi ekmelü’t-tehâyâ) ‘Sizden biriniz bir münker (kötülük) gördüğü zaman onu eliyle düzeltsin. Buna gücü yetmezse, diliyle onun çirkin olduğunu söylesin ve kötülüğün önüne geçsin. Buna da gücü yetmezse, hiç olmazsa, o işin kötülüğünü vicdanında duyup müteessir olsun; o çirkin sıfatlara ve günahlara karşı kalbinden tavır belirlesin; çünkü bu sonuncusu, imanın en zayıf derecesidir.”OSMANLI’DA HER MİLLETTEN İNSAN UZUN BİR DÖNEM BİR ARADA HUZUR İÇİNDE YAŞADIDevlet-i Âliye on bir milyon safkan Türk! 200 milyonu aşkın insan var. Bunların içinde her türlü insan var. Hıristiyanlığın her çeşidi var. Musevîliğin her çeşidi var. İnanmayanların her çeşidi var. Nasıl o insanlar yağdan kıl çeker gibi o problemleri çözdü, Allah’ın izni inayetiyle işin üstesinden geldiler! İcabında Balkanlar’daki Bektâşileri o mevzuda istihdam ettiler. Kullandılar demiyorum! İstihdam ettiler! Onlar da tehlikeye karşı göğüs gerdi, surlar oluşturdu, sedler oluşturdu, Devlet-i Âliye’nin ayakta kalmasına yardımcı oldular. Demek ki oluyor bu mesele, olmaz değil. Râşid Halifeler döneminde olduğu gibi, Hâdi döneminde de oldu, Mehdi döneminde de oldu, Muntasır döneminde de oldu, Ömer bin Abdulaziz döneminde de oldu, Osman Gazi, Orhan Gazi Hazretleri döneminde de -Osmanlı sultanlarını saymayayım hepsini- oldu! Kâmil manada Hazreti Fatih’e kadar her dönemde oldu!”“Meselenin üzerine siz de kötülükle giderseniz şayet, kötülüğü coşturmuş olursunuz. Aksine bir yerde bir mesele, bir problem nasıl halledilecekse, -Kur’an-ı Kerim’in ifade buyurduğu gibi: Yumuşak dil, yumuşak hal, yumuşak tavır, yumuşak üslup- onunla meseleyi halledersiniz. Bir yerde meseleyi sulh ile halletmek mümkünse şayet, başka türlü kabaca davranışlara girmeyeceksiniz.”İNSANLARA DEĞİL, KÖTÜ FİİLLERE VE SIFATLARA KARŞI TAVIR ALINMALI!Münker; dinin, tabiatın, aklın çirkin gördüğü şey demektir. Böyle nâhoş bir şey gördüğünüz zaman, gücünüz yetiyorsa el ile.. eğer onu kullanma fırsatını vermiyorlarsa, elden tutamıyorsanız, bu defa dilinizi kullanma imkânı varsa onu kullanacaksınız.. o da yoksa şayet, bu defa kalbinizle ona karşı alakayı keseceksiniz! Buğz etme o demektir.”“Buğz etmeyi biz şöyle anlıyoruz: O mesâviye karşı, o mühlikata karşı, o günahlara, hatalara, sıfatlara karşı tavır alma. Onun o tavrından ötürü mesafeli durma. Meseleyi mimiklerinle, gözünün irisiyle, bir yönüyle, dudaklarını kıpırdatmayla memnuniyetsizliğini ifade etmek suretiyle onu ondan vazgeçirmeye çalışma. Yoksa bir kötülük yapıyor diye balyoz gibi tepesine binme değil.. günümüzde çokça kullandığımız silahlar, nefreti aynı zamanda güçlendiren, kini gayzı güçlendiren, köpürten, yangını daha da büyüten hadiseler.. Öyle oldu görüyorsunuz! Kırk senedir yangın büyüdü mü büyümedi mi? Kin nefret azgınlaştı mı azgınlaşmadı mı? Kudurdu mu kudurmadı mı? Esirdi mi esirmedi mi? Ama başka türlü gidilebilirdi! Niye ilimle irfanla gitmediniz onların üzerine? Neden şöyle böyle kenarından köşesinden bekledikleri hakkı hukuku onlara vermediniz? Neden onların gönüllerine girmeyi düşünmediniz?” SOHBETİN TAM METNİ AŞAĞIDAKİ GİBİDİRFethullah Gülen Hocaefendi, Avrupanın önde gelen gazetelerinde yayınlanan ilanla IŞİD terörünü kınadı. Dünyaca ünlü İngiliz Guardian gazetesinde bugün yayınlanan ilanda, IŞİD örgütünün son kurbanları İngiliz Alan Henning, Herve Gourdel, James Foley, David Haines ve Steven Sotloff için başsağlığı diledi.IŞİD zulmü en ağır şekilde lanetlenmeli başlıklı ilan, 2 Ekimde Fransanın muteber gazetesi Le Mondeda, 22 Eylülde Belçikanın De Morgen ve Hollandanın de Volkskrant ve NRC Handelsblad
Zaman
Ana Sayfa
09.10.2014
BirmaceraylamilletifelaketesürükleyenlerAllahhuzurundahesapveremezlerBir macerayla milleti felakete sürükleyenler Allah huzurunda hesap veremezler
Fethullah Gülen Hocaefendi: Bir macerayla milleti felakete sürükleyenler Allah’a hesabını veremezler
Zaman
08.10.2014
13:01
Fethullah Gülen Hocaefendinin “Millet Meselelerinin Maceraya Tahammülü Yoktur” isimli yeni sohbeti Herkul.orgda yayınlandı. Gündeme ilişkin önemli değerlendirmeler yapan Hocaefendi, meseleleri kan dökmeden ve nefreti körüklemeden halletmeye çalışmanın esas olduğu uyarısında bulundu. “Abdurrahman Azzâm’ın “Ebedî Risalet”te ifade ettiği gibi, İslam’ın bütün savaşları müdafaa savaşıdır. Yani doğrudan doğruya size saldırıyorlarsa veya saldırma ihtimali çok yüksek ise, o mevzuda tahşidat yapmış üzerinize geliyorlarsa şayet, o zaman icab ederse ‘kader denk’i bile değerlendirerek üzerlerine gidebilirsiniz. Yoksa hafizanallah, ne getireceği belli olmayan maceralara giremezsiniz!” dedi.İşte Fethullah Gülen Hocaefendi’nin sohbetinin satırbaşları:Bir insanın eliyle, ayağıyla, gözüyle, kulağıyla, imâlarıyla, işaretleriyle, iş’arlarıyla çözeceği problemler varsa, o mevzuda onlarla katkıda bulunması lazımdır. Bu, bir yönüyle, emr-i bi’l-ma’ruf nehy-i ani’l-münkerdir. Allah Rasûlü (aleyhi ekmelü’t-tehâyâ) “Sizden biriniz bir münker (kötülük) gördüğü zaman onu eliyle düzeltsin. Buna gücü yetmezse, diliyle onun çirkin olduğunu söylesin ve kötülüğün önüne geçsin. Buna da gücü yetmezse, hiç olmazsa, o işin kötülüğünü vicdanında duyup müteessir olsun; o çirkin sıfatlara ve günahlara karşı kalbinden tavır belirlesin; çünkü bu sonuncusu, imanın en zayıf derecesidir.”İnsanlara değil, kötü fiillere ve sıfatlara karşı tavır alınmalıMünker; dinin, tabiatın, aklın çirkin gördüğü şey demektir. Böyle nâhoş bir şey gördüğünüz zaman, gücünüz yetiyorsa el ile.. eğer onu kullanma fırsatını vermiyorlarsa, elden tutamıyorsanız, bu defa dilinizi kullanma imkanı varsa onu kullanacaksınız.. o da yoksa şayet, bu defa kalbinizle ona karşı alakayı keseceksiniz! Buğz etme o demektir.Buğz etmeyi biz şöyle anlıyoruz: O mesâviye karşı, o mühlikata karşı, o günahlara, hatalara, sıfatlara karşı tavır alma. Onun o tavrından ötürü mesafeli durma. Meseleyi mimiklerinle, gözünün irisiyle, bir yönüyle, dudaklarını kıpırdatmayla memnuniyetsizliğini ifade etmek suretiyle onu ondan vazgeçirmeye çalışma. Yoksa bir kötülük yapıyor diye balyoz gibi tepesine binme değil.. günümüzde çokça kullandığımız silahlar, nefreti aynı zamanda güçlendiren, kini gayzı güçlendiren, köpürten, yangını daha da büyüten hadiseler.. Öyle oldu görüyorsunuz! Kırk senedir yangın büyüdü mü büyümedi mi? Kin nefret azgınlaştı mı azgınlaşmadı mı? Kudurdu mu kudurmadı mı? Esirdi mi esirmedi mi? Ama başka türlü gidilebilirdi! Niye ilimle irfanla gitmediniz onların üzerine? Neden şöyle böyle kenarından köşesinden bekledikleri hakkı hukuku onlara vermediniz? Neden onların gönüllerine girmeyi düşünmediniz?Osmanlı’da her milletten insan uzun bir dönem bir arada ve huzur içinde yaşadıDevlet-i Âliye on bir milyon safkan Türk! 200 milyonu aşkın insan var. Bunların içinde her türlü insan var. Hristiyanlığın her çeşidi var. Musevîliğin her çeşidi var. İnanmayanların her çeşidi var. Nasıl o insanlar yağdan kıl çeker gibi o problemleri çözdü, Allah’ın izni inayetiyle işin üstesinden geldiler! İcabında Balkanlar’daki Bektâşileri o mevzuda istihdam ettiler. Kullandılar demiyorum! İstihdam ettiler! Onlar da tehlikeye karşı göğüs gerdi, surlar oluşturdu, sedler oluşturdu, Devlet-i Âliye’nin ayakta kalmasına yardımcı oldular. Demek ki oluyor bu mesele, olmaz değil. Râşid Halifeler döneminde olduğu gibi, Hâdi döneminde de oldu, Mehdi döneminde de oldu, Muntasır döneminde de oldu, Ömer bin Abdulaziz döneminde de oldu, Osman Gazi, Orhan Gazi Hazretleri döneminde de -Osmanlı Sultanları’nı saymayayım hepsini- oldu! Kâmil manada Hazreti Fatih’e kadar her dönemde oldu!Meselenin üzerine siz de kötülükle giderseniz şayet, kötülüğü coşturmuş olursunuz. Aksine bir yerde bir mesele, bir problem nasıl halledilecekse, -Kur’an-ı Kerim’in ifade buyurduğu gibi: Yumuşak dil, yumuşak hal, yumuşak tavır, yumuşak üslup- onunla meseleyi halledersiniz. Bir yerde meseleyi sulh ile halletmek mümkünse şayet, başka türlü kabaca davranışlara girmeyeceksiniz.Ciddi devlet adamlığı, popülizmden ve maceraperestlikten uzaklığı zaruri kılarAbdurrahman Azzâm’ın “Ebedî Risalet”te ifade ettiği gibi, İslam’ın bütün savaşları müdafaa savaşıdır. Yani doğrudan doğruya size saldırıyorlarsa veya saldırma ihtimali çok yüksek ise, o mevzuda tahşidat yapmış üzerinize geliyorlarsa şayet, o zaman icab ederse “kader denk”i bile değerlendirerek üzerlerine gidebilirsiniz. Yoksa hafizanallah, ne getireceği belli olmayan maceralara giremezsiniz!Zannediyorum Râşid Halifelerden sonra, onların da hususiyle ikisinden so
Zaman
Ana Sayfa
08.10.2014
FethullahGülenHocaefendiBirmaceraylamilletifelaketesürükleyenlerAllah’ahesabınıveremezlerFethullah Gülen Hocaefendi Bir macerayla milleti felakete sürükleyenler Allah’a hesabını veremezler
Turhan Bozkurt - Şirketlerle uğraşacağınıza işinizi yapın
Zaman
07.10.2014
02:13
Yüksek enflasyon, yüksek kur, yüksek faiz... İktisadi faaliyet açısından hiç arzu edilmeyen, tehditlerin arttığı ortamı bu 3Y’den daha iyi ifade edecek kavram yoktur. 3Y girdabına sürüklenmiş ekonomide evvela durgunluk başgösterir.Refahın yerinde sayması yahut gerilemeye başlaması seçmenleri gayri memnun hale getirir. İlk seçimde fatura iktidara kesilir. 3 Kasım 2002 genel seçimlerinde, koalisyon hükümetinin partileri DSP–MHP–ANAP’ın sandığa gömülmesinde seçmenin bu hissiyatı müteessir olmuştu. 2001 krizinin sancıları ile boğuşan seçmen, emanete sahip çıkamayan iktidar sahiplerini cezalandırmıştı. Selâhiyet varsa, mesuliyet de vardır.2002’de seçmende heyecan uyandıran Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), Amerika’nın piyasa dostu ekonomi politikalarının rüzgarıyla büyümenin finansmanında tahmin edemeyeceği kadar bol kaynağa kavuşmuştu. Küresel iklimi fırsata dönüştürmek adına içeride hukukî, malî ve idari reformlar peşi sıra geldi. Böylece doğrudan veya dolaylı yatırıma gelen yabancıların itimadı pekiştirildi. Ezber bozan hamleler arayış içinde olanların da dikkatinden kaçmadı. 2003–2007 arasında yüzde 6,4 gibi Türkiye’nin ortalama büyüme hızı olan yüzde 5’in çok üzerine çıkılması doğru zamanda doğru adımlar atma stratejisinin meyvesiydi.Ülfet, rehavet, iktidar yorgunluğu, güç zehirlenmesi... Adına ne derseniz deyin AKP’nin reformcu yanında zayıflama eğilimi arttıkça büyüme yavaşladı, cari açık arttı. Irak ve Ortadoğu ülkelerindeki canlılık kaybolunca ihracatta 500 milyar dolar hedefi hayal oldu. Yakın pazarları jeopolitik belirsizlikler yüzünden kaybettiğimizi söyleyenler ihracatın içinde yüksek teknoloji ürünlerinin payının yüzde 3 gibi güdük bir oranda kalmasına nedense temas etmiyor.İşler 2013 başından beri iyi gitmiyor. 2014, yüksek kur, yüksek faiz cenderesinde geçti, geçecek. Bir önceki sene olduğu gibi yüzde 3’ün altına gerilemiş büyüme ile teselli bulacağız. Enflasyon çift hane eşiğinde. Mutfaktaki zam furyasına elektrik ve doğalgaz zammı eklendi. Bunlar iyi günlerimiz. Esas tehditler 2015’te. Genç nüfusa iş bulmak mecburiyeti ile karşı karşıya iken yüzde 5’in altında gelen her büyüme işsizliğe çare olmaktan ziyade stokun artması gibi bir netice veriyor. Türkiye, Haziran 2015’te milletvekili seçimlerini yenileyecek. İktisadi gidişatta toparlanma olmazsa seçim öncesi iktidarı zor günler bekliyor.Artık Amerika para saçmayacak. Hatta faizleri artırarak yatırımcıları cezbedecek. Türkiye gibi gelişmekte olan piyasalardan ciddi çıkışlar devam edecek. Amerikan Doları’nın TL karşısında mütemadiyen değer kazanması yakın gelecekteki bu fırsatı değerlendirmek isteyen yatırımcı davranışını ele veriyor. Suriye ve Irak sınırımızdaki kaos derinleşirse döviz talebi daha da artacak. Sıcak parayı mumla arayabiliriz. İhracat ve turizm gelirlerinin düşmesi de bütün bunların tuzu biberi olacak.Merkez Bankası’nın böyle bir ortamda döviz satmaktan ziyade faiz enstrümanını kullanması ehveni şer olacaktır. Pesimist değilim. Lakin hükümetin işadamlarına, şirketlere, bankalara, STK’lara ve bağımsız müesseselere şaşı bakmaya devam ettiği her gün ümidim azalıyor.Tavsiyenin hükümet nezdinde hâlâ kıymeti kaldı ise makalemi müsaadenizle şöyle bitireyim: Büyük bir fırtına kopacak. Şirketlerle uğraşmaktan vazgeçin, hasarı azaltacak tedbirler alın. Seçmen başarıda alkışladığı gibi başarısızlıkta mazeret kabul etmez.Bilvesile okurlarımın Kurban Bayramı’nı tebrik ederim. t.bozkurt@zaman.com.tr
Zaman
Köşe Yazıları
07.10.2014
TurhanBozkurt-ŞirketlerleuğraşacağınızaişiniziyapınTurhan Bozkurt - Şirketlerle uğraşacağınıza işinizi yapın
Turhan Bozkurt - Şirketlerle uğraşacağınıza işinizi yapın
Zaman
07.10.2014
02:04
Yüksek enflasyon, yüksek kur, yüksek faiz... İktisadi faaliyet açısından hiç arzu edilmeyen, tehditlerin arttığı ortamı bu 3Y’den daha iyi ifade edecek kavram yoktur. 3Y girdabına sürüklenmiş ekonomide evvela durgunluk başgösterir.Refahın yerinde sayması yahut gerilemeye başlaması seçmenleri gayri memnun hale getirir. İlk seçimde fatura iktidara kesilir. 3 Kasım 2002 genel seçimlerinde, koalisyon hükümetinin partileri DSP–MHP–ANAP’ın sandığa gömülmesinde seçmenin bu hissiyatı müteessir olmuştu. 2001 krizinin sancıları ile boğuşan seçmen, emanete sahip çıkamayan iktidar sahiplerini cezalandırmıştı. Selâhiyet varsa, mesuliyet de vardır.2002’de seçmende heyecan uyandıran Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), Amerika’nın piyasa dostu ekonomi politikalarının rüzgarıyla büyümenin finansmanında tahmin edemeyeceği kadar bol kaynağa kavuşmuştu. Küresel iklimi fırsata dönüştürmek adına içeride hukukî, malî ve idari reformlar peşi sıra geldi. Böylece doğrudan veya dolaylı yatırıma gelen yabancıların itimadı pekiştirildi. Ezber bozan hamleler arayış içinde olanların da dikkatinden kaçmadı. 2003–2007 arasında yüzde 6,4 gibi Türkiye’nin ortalama büyüme hızı olan yüzde 5’in çok üzerine çıkılması doğru zamanda doğru adımlar atma stratejisinin meyvesiydi.Ülfet, rehavet, iktidar yorgunluğu, güç zehirlenmesi... Adına ne derseniz deyin AKP’nin reformcu yanında zayıflama eğilimi arttıkça büyüme yavaşladı, cari açık arttı. Irak ve Ortadoğu ülkelerindeki canlılık kaybolunca ihracatta 500 milyar dolar hedefi hayal oldu. Yakın pazarları jeopolitik belirsizlikler yüzünden kaybettiğimizi söyleyenler ihracatın içinde yüksek teknoloji ürünlerinin payının yüzde 3 gibi güdük bir oranda kalmasına nedense temas etmiyor.İşler 2013 başından beri iyi gitmiyor. 2014, yüksek kur, yüksek faiz cenderesinde geçti, geçecek. Bir önceki sene olduğu gibi yüzde 3’ün altına gerilemiş büyüme ile teselli bulacağız. Enflasyon çift hane eşiğinde. Mutfaktaki zam furyasına elektrik ve doğalgaz zammı eklendi. Bunlar iyi günlerimiz. Esas tehditler 2015’te. Genç nüfusa iş bulmak mecburiyeti ile karşı karşıya iken yüzde 5’in altında gelen her büyüme işsizliğe çare olmaktan ziyade stokun artması gibi bir netice veriyor. Türkiye, Haziran 2015’te milletvekili seçimlerini yenileyecek. İktisadi gidişatta toparlanma olmazsa seçim öncesi iktidarı zor günler bekliyor.Artık Amerika para saçmayacak. Hatta faizleri artırarak yatırımcıları cezbedecek. Türkiye gibi gelişmekte olan piyasalardan ciddi çıkışlar devam edecek. Amerikan Doları’nın TL karşısında mütemadiyen değer kazanması yakın gelecekteki bu fırsatı değerlendirmek isteyen yatırımcı davranışını ele veriyor. Suriye ve Irak sınırımızdaki kaos derinleşirse döviz talebi daha da artacak. Sıcak parayı mumla arayabiliriz. İhracat ve turizm gelirlerinin düşmesi de bütün bunların tuzu biberi olacak.Merkez Bankası’nın böyle bir ortamda döviz satmaktan ziyade faiz enstrümanını kullanması ehveni şer olacaktır. Pesimist değilim. Lakin hükümetin işadamlarına, şirketlere, bankalara, STK’lara ve bağımsız müesseselere şaşı bakmaya devam ettiği her gün ümidim azalıyor.Tavsiyenin hükümet nezdinde hâlâ kıymeti kaldı ise makalemi müsaadenizle şöyle bitireyim: Büyük bir fırtına kopacak. Şirketlerle uğraşmaktan vazgeçin, hasarı azaltacak tedbirler alın. Seçmen başarıda alkışladığı gibi başarısızlıkta mazeret kabul etmez.Bilvesile okurlarımın Kurban Bayramı’nı tebrik ederim. t.bozkurt@zaman.com.tr
Zaman
Ana Sayfa
07.10.2014
TurhanBozkurt-ŞirketlerleuğraşacağınızaişiniziyapınTurhan Bozkurt - Şirketlerle uğraşacağınıza işinizi yapın
Kimse Yok mu’dan Kırgızistan’a yetimhane
Zaman
04.10.2014
02:39
Kimse Yok mu Deneği Kırgızistanlı yetimlere de elini uzattı. Başkent Bişkek’te 2 milyon 284 bin dolara yaptırılan yetimhaneyi Cumhurbaşkanı Almazbek Atambayev açtı. Kırgız yetimlerin yatılı eğitim göreceği kompleks 4 ayda tamamlandı. Kimse Yok mu adının kendileri için çok şey ifade ettiğini söyleyen Atambayev, “Türk kardeşlerimize müteşekkiriz. Her şey mükemmel.” dedi.Kimse Yok mu Derneği Kırgızistan Cumhurbaşkanı Almazbek Atambayev’in isteği üzerine harekete geçti. Cumhurbaşkanı’nın kurdurduğu hayır vakfı adına Kırgız yetimlerin hem eğitim göreceği hem de yatılı kalacağı eğitim kompleksini 4 ay gibi kısa sürede hizmete açtı. Kompleksin açılış töreni Cumhurbaşkanı Atambayev tarafından gerçekleştirildi. Kimse Yok mu Derneği’ne teşekkür eden Atambayev, Kimse Yok mu adının çok anlam ifade ettiğini belirtti.Yetim, yoksul ve kimsesize farklı bir bakış, farklı bir destek gerektiğini ifade eden Atambayev, yetimlere sahip çıkmanın Kur’an’ın bir emri olduğunu kaydetti. “Bulunduğumuz okulun her şeyi mükemmel yapılmış.” diyen Atambayev, “Türk kardeşlerimize müteşekkiriz.” ifadelerini kullandı.Kimse Yok mu Derneği, 1990’lı yıllarda yapılan ancak bakımsız kalan binanın yetimlere tahsis edilmesiyle mayıs ayında harekete geçti. Yaklaşık 2 milyon 284 bin dolara mal olan eğitim kompleksinin sınıfından bahçesine kadar her şeyi yenilendi.FOTOĞRAF: ZAMANGeçmişte kaymakamlık da yaptığını anlatan Atambayev, “O dönemlerde kimsesizlerin ve huzurevlerinin sakinleri arasında Kırgız uyruğuna çok ender rastlanırdı. Kırgız milleti çocuğunu ve ebeveynini bırakmazdı. Günümüzde durum değişti. Maalesef eski hassasiyet azaldı.” diye konuştu. Konuşmasının ardından okul defterini imzalayan Atambayev, eğitim kompleksini gezerek okulla ilgili idarecilerden detaylı bilgi aldı.90’lı yıllarda yapılan, bir bölümünde normal eğitim görülen ve bakımsız kalmış binanın yetimlere tahsis edilmesiyle mayıs ayında Kimse Yok mu harekete geçti. Yardım gönüllülerinin desteğiyle kısa sürede finansman sağlandı.Bina baştan sona elden geçirildi. Bahçesinden sınıfına kadar her yer yenilendi. Modern bilgisayar laboratuvarları, yüzme havuzu, spor salonu ve yatakhaneleriyle eksiksiz bir eğitim yuvasına dönüştürüldü. İnşaat faaliyetlerinin yanı sıra yetimlerin tespit edilmesi için harekete geçen okul yönetimi, Kırgızistan genelinde 80 yetim tespit ederek okula kaydını yaptı. Yetimlerden 50’sinin hem annesi hem de babasının olmadığı, 20’sinin anne-babadan birisinin olmadığı, 10 kadarının da ailesinden alınarak koruma yurtlarında barınan çocuklardan oluştuğu öğrenildi. Kırgız yasalarına göre okula kaydı yaptırılan yetimlerin bakımı mahkeme kararıyla okul müdürüne veriliyor.Basın mensuplarını bilgilendiren okul müdürü Rüstem Atayev, çocukların okulda sadece eğitim görmeyeceklerini aynı zamanda meslek edinmelerinin de sağlanacağını anlattı. Yetim çocukların mezuniyetinden sonra iş sahibi olup evlenene kadar takip edileceğini aktaran Atayev, okulda öğrencilerin Türkçe, İngilizce ve Korece dillerini de öğreneceklerini belirtti. Atambayev, yetim çocukların çektiği sıkıntılarla ilgili şu ilginç bilgileri verdi: “Biz normal eğitim gören çocuklara ne olacaksın dediğimizde bize genellikle doktor, öğretmen gibi meslekleri söylerler. Ama bu çocuklar fırıncı, elektrikçi, kaloriferci gibi yaşadığı sıkıntıların çözümüyle ilgili meslekleri söylediler.” Kimse Yok mu tarafından eğitime hazırlanan okula Kırgızların milli şairi Toğolok Moldo’nun adı verilmiş.
Zaman
En Çok Okunan
04.10.2014
KimseYokmu’danKırgızistan’ayetimhaneKimse Yok mu’dan Kırgızistan’a yetimhane
Mahkeme -i Kübra var, bu vebalin altından kalkamazsınız
Zaman
04.10.2014
02:21
Tefsir uzmanı emekli Müftü Yahya Alkın, Kimse Yok mu Derneği’nin ‘izinsiz yardım toplama’ yetkisinin kaldırılmasına tepki göstererek önemli uyarılarda bulundu. Yapılanın zulüm olduğunu söyleyen Alkın Hoca, “Bu vebalin altından kalkamazsınız. Allah bunun hesabını sorar.” dedi.Fakir fukaranın ve yetimin sofrasına giden hayırları engellemenin Kur’an-ı Kerim’de ve sünnette yeri olmadığını vurgulayarak, “Hiçbir gerekçe gösterilmeden birtakım bahaneyle dünya çapındaki bir yardımı engellemeye kalkarsanız unutmayın Mahkeme-i Kübra var, orada hesap veremezsiniz.” diye konuştu. Yahya Alkın’ın uyarıları şöyle:AYNI HUKUKSUZLUĞA BAŞKA DERNEKLER DE MARUZ KALIR: Bir derneği hiçbir gerekçe göstermeksizin kapatmak çok büyük bir vebaldir. Bu vebalin ve günahın altından kalkmak kolay değil. Bu sözümü sadece Kimse Yok mu için söylemiyorum. Yarın aynı baskı ve hukuksuzluk başka derneklerin başına da gelebilir. İster Kimse Yok mu Derneği olsun ister İHH olsun ister başka bir dernek olsun hiç fark etmez, benim için İslami ölçüyü söylüyorum: Böyle büyük dünya çapında yardım ulaştıran hayır kurumunu engellemeye kalkmak, en büyük veballerden birisidir.GAYRETULLAHA DOKUNUR: Kimse Yok mu’ya karşı somut olarak ortaya konulamayan iddialar sonucu büyük hasenatlar ufak seyyiatlara feda edilmemeli. Bu durum insafla, izanla bağdaşmaz. Elimizi vicdanımıza koyarak hareket etmeliyiz. Politik mülahazalar sonucu yardımların engellenmesi gayretullaha dokunur. Kurban Bayramı için birçok insan, çoluğunu çocuğunu evde bırakarak dünyanın birçok ülkesine yardım götürmek için gitti. Bu fedakârlıkların politize edilmesi halinde iş çığırından çıkar ve orada adalet, hakkaniyet kalmaz.HAYIRLARA MANİ OLMAK ŞERDİR: Devlet olarak her türlü imkân elinizde var. Herhangi bir kurumu denetlemek kanunlar çerçevesinde sizin vazifeniz. Eğer bir kusuru varsa ikaz edersiniz. Kalkıp da birtakım suizanla, bahaneyle dünya çapındaki bir yardımı engellemeye kalkarsanız Mahkeme-i Kübra var, orada hesap veremezsiniz. Hayırlara mani olmak, milyonlarca fakir fukaraya ulaşacak yardımı engellemek şerdir. Bu yapılan hangi imanla, hangi izanla anlaşılabilir Allah aşkına?BÜYÜK MUSİBETLER BU TÜR UYGULAMALARDAN GELİR: Ziya Paşa’nın meşhur bir sözü var: ‘Rızka mani olanın rızkını Allah keser.’ Politik mülahazalarla binlerce insanın rızkını engellerseniz, bu iş gayretullaha dokunur. O Afrika ki, senede milyonlarca insan açlıktan ölüyor. Böyle insanlara her türlü fedakârlığı gösterip yardım edilirken siz bu yardımı keseceksiniz. Umumi felaketler, bu gibi şeylerden gelir.
Zaman
Güncel
04.10.2014
Mahkeme-iKübravarbuvebalinaltındankalkamazsınızMahkeme -i Kübra var bu vebalin altından kalkamazsınız
Kimse Yok mu’dan Kırgızistan’a yetimhane
Zaman
04.10.2014
02:21
Kimse Yok mu Deneği Kırgızistanlı yetimlere de elini uzattı. Başkent Bişkek’te 2 milyon 284 bin dolara yaptırılan yetimhaneyi Cumhurbaşkanı Almazbek Atambayev açtı. Kırgız yetimlerin yatılı eğitim göreceği kompleks 4 ayda tamamlandı. Kimse Yok mu adının kendileri için çok şey ifade ettiğini söyleyen Atambayev, “Türk kardeşlerimize müteşekkiriz. Her şey mükemmel.” dedi.Kimse Yok mu Derneği Kırgızistan Cumhurbaşkanı Almazbek Atambayev’in isteği üzerine harekete geçti. Cumhurbaşkanı’nın kurdurduğu hayır vakfı adına Kırgız yetimlerin hem eğitim göreceği hem de yatılı kalacağı eğitim kompleksini 4 ay gibi kısa sürede hizmete açtı. Kompleksin açılış töreni Cumhurbaşkanı Atambayev tarafından gerçekleştirildi. Kimse Yok mu Derneği’ne teşekkür eden Atambayev, Kimse Yok mu adının çok anlam ifade ettiğini belirtti.Yetim, yoksul ve kimsesize farklı bir bakış, farklı bir destek gerektiğini ifade eden Atambayev, yetimlere sahip çıkmanın Kur’an’ın bir emri olduğunu kaydetti. “Bulunduğumuz okulun her şeyi mükemmel yapılmış.” diyen Atambayev, “Türk kardeşlerimize müteşekkiriz.” ifadelerini kullandı.Kimse Yok mu Derneği, 1990’lı yıllarda yapılan ancak bakımsız kalan binanın yetimlere tahsis edilmesiyle mayıs ayında harekete geçti. Yaklaşık 2 milyon 284 bin dolara mal olan eğitim kompleksinin sınıfından bahçesine kadar her şeyi yenilendi.FOTOĞRAF: ZAMANGeçmişte kaymakamlık da yaptığını anlatan Atambayev, “O dönemlerde kimsesizlerin ve huzurevlerinin sakinleri arasında Kırgız uyruğuna çok ender rastlanırdı. Kırgız milleti çocuğunu ve ebeveynini bırakmazdı. Günümüzde durum değişti. Maalesef eski hassasiyet azaldı.” diye konuştu. Konuşmasının ardından okul defterini imzalayan Atambayev, eğitim kompleksini gezerek okulla ilgili idarecilerden detaylı bilgi aldı.90’lı yıllarda yapılan, bir bölümünde normal eğitim görülen ve bakımsız kalmış binanın yetimlere tahsis edilmesiyle mayıs ayında Kimse Yok mu harekete geçti. Yardım gönüllülerinin desteğiyle kısa sürede finansman sağlandı.Bina baştan sona elden geçirildi. Bahçesinden sınıfına kadar her yer yenilendi. Modern bilgisayar laboratuvarları, yüzme havuzu, spor salonu ve yatakhaneleriyle eksiksiz bir eğitim yuvasına dönüştürüldü. İnşaat faaliyetlerinin yanı sıra yetimlerin tespit edilmesi için harekete geçen okul yönetimi, Kırgızistan genelinde 80 yetim tespit ederek okula kaydını yaptı. Yetimlerden 50’sinin hem annesi hem de babasının olmadığı, 20’sinin anne-babadan birisinin olmadığı, 10 kadarının da ailesinden alınarak koruma yurtlarında barınan çocuklardan oluştuğu öğrenildi. Kırgız yasalarına göre okula kaydı yaptırılan yetimlerin bakımı mahkeme kararıyla okul müdürüne veriliyor.Basın mensuplarını bilgilendiren okul müdürü Rüstem Atayev, çocukların okulda sadece eğitim görmeyeceklerini aynı zamanda meslek edinmelerinin de sağlanacağını anlattı. Yetim çocukların mezuniyetinden sonra iş sahibi olup evlenene kadar takip edileceğini aktaran Atayev, okulda öğrencilerin Türkçe, İngilizce ve Korece dillerini de öğreneceklerini belirtti. Atambayev, yetim çocukların çektiği sıkıntılarla ilgili şu ilginç bilgileri verdi: “Biz normal eğitim gören çocuklara ne olacaksın dediğimizde bize genellikle doktor, öğretmen gibi meslekleri söylerler. Ama bu çocuklar fırıncı, elektrikçi, kaloriferci gibi yaşadığı sıkıntıların çözümüyle ilgili meslekleri söylediler.” Kimse Yok mu tarafından eğitime hazırlanan okula Kırgızların milli şairi Toğolok Moldo’nun adı verilmiş.
Zaman
Güncel
04.10.2014
KimseYokmu’danKırgızistan’ayetimhaneKimse Yok mu’dan Kırgızistan’a yetimhane
Mahkeme -i Kübra var, bu vebalin altından kalkamazsınız
Zaman
04.10.2014
02:03
Tefsir uzmanı emekli Müftü Yahya Alkın, Kimse Yok mu Derneği’nin ‘izinsiz yardım toplama’ yetkisinin kaldırılmasına tepki göstererek önemli uyarılarda bulundu. Yapılanın zulüm olduğunu söyleyen Alkın Hoca, “Bu vebalin altından kalkamazsınız. Allah bunun hesabını sorar.” dedi.Fakir fukaranın ve yetimin sofrasına giden hayırları engellemenin Kur’an-ı Kerim’de ve sünnette yeri olmadığını vurgulayarak, “Hiçbir gerekçe gösterilmeden birtakım bahaneyle dünya çapındaki bir yardımı engellemeye kalkarsanız unutmayın Mahkeme-i Kübra var, orada hesap veremezsiniz.” diye konuştu. Yahya Alkın’ın uyarıları şöyle:AYNI HUKUKSUZLUĞA BAŞKA DERNEKLER DE MARUZ KALIR: Bir derneği hiçbir gerekçe göstermeksizin kapatmak çok büyük bir vebaldir. Bu vebalin ve günahın altından kalkmak kolay değil. Bu sözümü sadece Kimse Yok mu için söylemiyorum. Yarın aynı baskı ve hukuksuzluk başka derneklerin başına da gelebilir. İster Kimse Yok mu Derneği olsun ister İHH olsun ister başka bir dernek olsun hiç fark etmez, benim için İslami ölçüyü söylüyorum: Böyle büyük dünya çapında yardım ulaştıran hayır kurumunu engellemeye kalkmak, en büyük veballerden birisidir.GAYRETULLAHA DOKUNUR: Kimse Yok mu’ya karşı somut olarak ortaya konulamayan iddialar sonucu büyük hasenatlar ufak seyyiatlara feda edilmemeli. Bu durum insafla, izanla bağdaşmaz. Elimizi vicdanımıza koyarak hareket etmeliyiz. Politik mülahazalar sonucu yardımların engellenmesi gayretullaha dokunur. Kurban Bayramı için birçok insan, çoluğunu çocuğunu evde bırakarak dünyanın birçok ülkesine yardım götürmek için gitti. Bu fedakârlıkların politize edilmesi halinde iş çığırından çıkar ve orada adalet, hakkaniyet kalmaz.HAYIRLARA MANİ OLMAK ŞERDİR: Devlet olarak her türlü imkân elinizde var. Herhangi bir kurumu denetlemek kanunlar çerçevesinde sizin vazifeniz. Eğer bir kusuru varsa ikaz edersiniz. Kalkıp da birtakım suizanla, bahaneyle dünya çapındaki bir yardımı engellemeye kalkarsanız Mahkeme-i Kübra var, orada hesap veremezsiniz. Hayırlara mani olmak, milyonlarca fakir fukaraya ulaşacak yardımı engellemek şerdir. Bu yapılan hangi imanla, hangi izanla anlaşılabilir Allah aşkına?BÜYÜK MUSİBETLER BU TÜR UYGULAMALARDAN GELİR: Ziya Paşa’nın meşhur bir sözü var: ‘Rızka mani olanın rızkını Allah keser.’ Politik mülahazalarla binlerce insanın rızkını engellerseniz, bu iş gayretullaha dokunur. O Afrika ki, senede milyonlarca insan açlıktan ölüyor. Böyle insanlara her türlü fedakârlığı gösterip yardım edilirken siz bu yardımı keseceksiniz. Umumi felaketler, bu gibi şeylerden gelir.
Zaman
Ana Sayfa
04.10.2014
Mahkeme-iKübravarbuvebalinaltındankalkamazsınızMahkeme -i Kübra var bu vebalin altından kalkamazsınız
Kimse Yok mu’dan Kırgızistan’a yetimhane
Zaman
04.10.2014
02:03
Kimse Yok mu Deneği Kırgızistanlı yetimlere de elini uzattı. Başkent Bişkek’te 2 milyon 284 bin dolara yaptırılan yetimhaneyi Cumhurbaşkanı Almazbek Atambayev açtı. Kırgız yetimlerin yatılı eğitim göreceği kompleks 4 ayda tamamlandı. Kimse Yok mu adının kendileri için çok şey ifade ettiğini söyleyen Atambayev, “Türk kardeşlerimize müteşekkiriz. Her şey mükemmel.” dedi.Kimse Yok mu Derneği Kırgızistan Cumhurbaşkanı Almazbek Atambayev’in isteği üzerine harekete geçti. Cumhurbaşkanı’nın kurdurduğu hayır vakfı adına Kırgız yetimlerin hem eğitim göreceği hem de yatılı kalacağı eğitim kompleksini 4 ay gibi kısa sürede hizmete açtı. Kompleksin açılış töreni Cumhurbaşkanı Atambayev tarafından gerçekleştirildi. Kimse Yok mu Derneği’ne teşekkür eden Atambayev, Kimse Yok mu adının çok anlam ifade ettiğini belirtti.Yetim, yoksul ve kimsesize farklı bir bakış, farklı bir destek gerektiğini ifade eden Atambayev, yetimlere sahip çıkmanın Kur’an’ın bir emri olduğunu kaydetti. “Bulunduğumuz okulun her şeyi mükemmel yapılmış.” diyen Atambayev, “Türk kardeşlerimize müteşekkiriz.” ifadelerini kullandı.Kimse Yok mu Derneği, 1990’lı yıllarda yapılan ancak bakımsız kalan binanın yetimlere tahsis edilmesiyle mayıs ayında harekete geçti. Yaklaşık 2 milyon 284 bin dolara mal olan eğitim kompleksinin sınıfından bahçesine kadar her şeyi yenilendi.FOTOĞRAF: ZAMANGeçmişte kaymakamlık da yaptığını anlatan Atambayev, “O dönemlerde kimsesizlerin ve huzurevlerinin sakinleri arasında Kırgız uyruğuna çok ender rastlanırdı. Kırgız milleti çocuğunu ve ebeveynini bırakmazdı. Günümüzde durum değişti. Maalesef eski hassasiyet azaldı.” diye konuştu. Konuşmasının ardından okul defterini imzalayan Atambayev, eğitim kompleksini gezerek okulla ilgili idarecilerden detaylı bilgi aldı.90’lı yıllarda yapılan, bir bölümünde normal eğitim görülen ve bakımsız kalmış binanın yetimlere tahsis edilmesiyle mayıs ayında Kimse Yok mu harekete geçti. Yardım gönüllülerinin desteğiyle kısa sürede finansman sağlandı.Bina baştan sona elden geçirildi. Bahçesinden sınıfına kadar her yer yenilendi. Modern bilgisayar laboratuvarları, yüzme havuzu, spor salonu ve yatakhaneleriyle eksiksiz bir eğitim yuvasına dönüştürüldü. İnşaat faaliyetlerinin yanı sıra yetimlerin tespit edilmesi için harekete geçen okul yönetimi, Kırgızistan genelinde 80 yetim tespit ederek okula kaydını yaptı. Yetimlerden 50’sinin hem annesi hem de babasının olmadığı, 20’sinin anne-babadan birisinin olmadığı, 10 kadarının da ailesinden alınarak koruma yurtlarında barınan çocuklardan oluştuğu öğrenildi. Kırgız yasalarına göre okula kaydı yaptırılan yetimlerin bakımı mahkeme kararıyla okul müdürüne veriliyor.Basın mensuplarını bilgilendiren okul müdürü Rüstem Atayev, çocukların okulda sadece eğitim görmeyeceklerini aynı zamanda meslek edinmelerinin de sağlanacağını anlattı. Yetim çocukların mezuniyetinden sonra iş sahibi olup evlenene kadar takip edileceğini aktaran Atayev, okulda öğrencilerin Türkçe, İngilizce ve Korece dillerini de öğreneceklerini belirtti. Atambayev, yetim çocukların çektiği sıkıntılarla ilgili şu ilginç bilgileri verdi: “Biz normal eğitim gören çocuklara ne olacaksın dediğimizde bize genellikle doktor, öğretmen gibi meslekleri söylerler. Ama bu çocuklar fırıncı, elektrikçi, kaloriferci gibi yaşadığı sıkıntıların çözümüyle ilgili meslekleri söylediler.” Kimse Yok mu tarafından eğitime hazırlanan okula Kırgızların milli şairi Toğolok Moldo’nun adı verilmiş.
Zaman
Ana Sayfa
04.10.2014
KimseYokmu’danKırgızistan’ayetimhaneKimse Yok mu’dan Kırgızistan’a yetimhane
Mahkeme -i Kübra var, bu vebalin altından kalkamazsınız
Zaman
03.10.2014
04:09
Tefsir uzmanı emekli Müftü Yahya Alkın, Kimse Yok mu Derneği’nin ‘izinsiz yardım toplama’ yetkisinin kaldırılmasına tepki göstererek önemli uyarılarda bulundu.Yapılanın zulüm olduğunu söyleyen Alkın Hoca, “Bu vebalin altından kalkamazsınız. Allah bunun hesabını sorar.” dedi. Fakir fukaranın ve yetimin sofrasına giden hayırları engellemenin Kur’an-ı Kerim’de ve sünnette yeri olmadığını vurgulayarak, “Hiçbir gerekçe gösterilmeden birtakım bahaneyle dünya çapındaki bir yardımı engellemeye kalkarsanız unutmayın Mahkeme-i Kübra var, orada hesap veremezsiniz.” diye konuştu. Yahya Alkın’ın uyarıları şöyle:AYNI HUKUKSUZLUĞA BAŞKA DERNEKLER DE MARUZ KALIR: Bir derneği hiçbir gerekçe göstermeksizin kapatmak çok büyük bir vebaldir. Bu vebalin ve günahın altından kalkmak kolay değil. Bu sözümü sadece Kimse Yok mu için söylemiyorum. Yarın aynı baskı ve hukuksuzluk başka derneklerin başına da gelebilir. İster Kimse Yok mu Derneği olsun ister İHH olsun ister başka bir dernek olsun hiç fark etmez, benim için İslami ölçüyü söylüyorum: Böyle büyük dünya çapında yardım ulaştıran hayır kurumunu engellemeye kalkmak, en büyük veballerden birisidir.GAYRETULLAHA DOKUNUR: Kimse Yok mu’ya karşı somut olarak ortaya konulamayan iddialar sonucu büyük hasenatlar ufak seyyiatlara feda edilmemeli. Bu durum insafla, izanla bağdaşmaz. Elimizi vicdanımıza koyarak hareket etmeliyiz. Politik mülahazalar sonucu yardımların engellenmesi gayretullaha dokunur. Kurban Bayramı için birçok insan, çoluğunu çocuğunu evde bırakarak dünyanın birçok ülkesine yardım götürmek için gitti. Bu fedakârlıkların politize edilmesi halinde iş çığırından çıkar ve orada adalet, hakkaniyet kalmaz.HAYIRLARA MANİ OLMAK ŞERDİR: Devlet olarak her türlü imkân elinizde var. Herhangi bir kurumu denetlemek kanunlar çerçevesinde sizin vazifeniz. Eğer bir kusuru varsa ikaz edersiniz. Kalkıp da birtakım suizanla, bahaneyle dünya çapındaki bir yardımı engellemeye kalkarsanız Mahkeme-i Kübra var, orada hesap veremezsiniz. Hayırlara mani olmak, milyonlarca fakir fukaraya ulaşacak yardımı engellemek şerdir. Bu yapılan hangi imanla, hangi izanla anlaşılabilir Allah aşkına?BÜYÜK MUSİBETLER BU TÜR UYGULAMALARDAN GELİR: Ziya Paşa’nın meşhur bir sözü var: ‘Rızka mani olanın rızkını Allah keser.’ Politik mülahazalarla binlerce insanın rızkını engellerseniz, bu iş gayretullaha dokunur. O Afrika ki, senede milyonlarca insan açlıktan ölüyor. Böyle insanlara her türlü fedakârlığı gösterip yardım edilirken siz bu yardımı keseceksiniz. Umumi felaketler, bu gibi şeylerden gelir.
Zaman
En Çok Okunan
03.10.2014
Mahkeme-iKübravarbuvebalinaltındankalkamazsınızMahkeme -i Kübra var bu vebalin altından kalkamazsınız
Mahkeme -i Kübra var, bu vebalin altından kalkamazsınız
Zaman
03.10.2014
02:09
Tefsir uzmanı emekli Müftü Yahya Alkın, Kimse Yok mu Derneği’nin ‘izinsiz yardım toplama’ yetkisinin kaldırılmasına tepki göstererek önemli uyarılarda bulundu.Yapılanın zulüm olduğunu söyleyen Alkın Hoca, “Bu vebalin altından kalkamazsınız. Allah bunun hesabını sorar.” dedi. Fakir fukaranın ve yetimin sofrasına giden hayırları engellemenin Kur’an-ı Kerim’de ve sünnette yeri olmadığını vurgulayarak, “Hiçbir gerekçe gösterilmeden birtakım bahaneyle dünya çapındaki bir yardımı engellemeye kalkarsanız unutmayın Mahkeme-i Kübra var, orada hesap veremezsiniz.” diye konuştu. Yahya Alkın’ın uyarıları şöyle:AYNI HUKUKSUZLUĞA BAŞKA DERNEKLER DE MARUZ KALIR:Bir derneği hiçbir gerekçe göstermeksizin kapatmak çok büyük bir vebaldir. Bu vebalin ve günahın altından kalkmak kolay değil. Bu sözümü sadece Kimse Yok mu için söylemiyorum. Yarın aynı baskı ve hukuksuzluk başka derneklerin başına da gelebilir. İster Kimse Yok mu Derneği olsun ister İHH olsun ister başka bir dernek olsun hiç fark etmez, benim için İslami ölçüyü söylüyorum: Böyle büyük dünya çapında yardım ulaştıran hayır kurumunu engellemeye kalkmak, en büyük veballerden birisidir.GAYRETULLAHA DOKUNUR:Kimse Yok mu’ya karşı somut olarak ortaya konulamayan iddialar sonucu büyük hasenatlar ufak seyyiatlara feda edilmemeli. Bu durum insafla, izanla bağdaşmaz. Elimizi vicdanımıza koyarak hareket etmeliyiz. Politik mülahazalar sonucu yardımların engellenmesi gayretullaha dokunur. Kurban Bayramı için birçok insan, çoluğunu çocuğunu evde bırakarak dünyanın birçok ülkesine yardım götürmek için gitti. Bu fedakârlıkların politize edilmesi halinde iş çığırından çıkar ve orada adalet, hakkaniyet kalmaz.HAYIRLARA MANİ OLMAK ŞERDİR:Devlet olarak her türlü imkân elinizde var. Herhangi bir kurumu denetlemek kanunlar çerçevesinde sizin vazifeniz. Eğer bir kusuru varsa ikaz edersiniz. Kalkıp da birtakım suizanla, bahaneyle dünya çapındaki bir yardımı engellemeye kalkarsanız Mahkeme-i Kübra var, orada hesap veremezsiniz. Hayırlara mani olmak, milyonlarca fakir fukaraya ulaşacak yardımı engellemek şerdir. Bu yapılan hangi imanla, hangi izanla anlaşılabilir Allah aşkına?BÜYÜK MUSİBETLER BU TÜR UYGULAMALARDAN GELİR: Ziya Paşa’nın meşhur bir sözü var: ‘Rızka mani olanın rızkını Allah keser.’ Politik mülahazalarla binlerce insanın rızkını engellerseniz, bu iş gayretullaha dokunur. O Afrika ki, senede milyonlarca insan açlıktan ölüyor. Böyle insanlara her türlü fedakârlığı gösterip yardım edilirken siz bu yardımı keseceksiniz. Umumi felaketler, bu gibi şeylerden gelir.
Zaman
Ana Sayfa
03.10.2014
Mahkeme-iKübravarbuvebalinaltındankalkamazsınızMahkeme -i Kübra var bu vebalin altından kalkamazsınız
Mahkeme -i Kübra var, bu vebalin altından kalkamazsınız
Zaman
03.10.2014
01:58
Tefsir uzmanı emekli Müftü Yahya Alkın, Kimse Yok mu Derneği’nin ‘izinsiz yardım toplama’ yetkisinin kaldırılmasına tepki göstererek önemli uyarılarda bulundu.Yapılanın zulüm olduğunu söyleyen Alkın Hoca, “Bu vebalin altından kalkamazsınız. Allah bunun hesabını sorar.” dedi. Fakir fukaranın ve yetimin sofrasına giden hayırları engellemenin Kur’an-ı Kerim’de ve sünnette yeri olmadığını vurgulayarak, “Hiçbir gerekçe gösterilmeden birtakım bahaneyle dünya çapındaki bir yardımı engellemeye kalkarsanız unutmayın Mahkeme-i Kübra var, orada hesap veremezsiniz.” diye konuştu. Yahya Alkın’ın uyarıları şöyle:AYNI HUKUKSUZLUĞA BAŞKA DERNEKLER DE MARUZ KALIR:Bir derneği hiçbir gerekçe göstermeksizin kapatmak çok büyük bir vebaldir. Bu vebalin ve günahın altından kalkmak kolay değil. Bu sözümü sadece Kimse Yok mu için söylemiyorum. Yarın aynı baskı ve hukuksuzluk başka derneklerin başına da gelebilir. İster Kimse Yok mu Derneği olsun ister İHH olsun ister başka bir dernek olsun hiç fark etmez, benim için İslami ölçüyü söylüyorum: Böyle büyük dünya çapında yardım ulaştıran hayır kurumunu engellemeye kalkmak, en büyük veballerden birisidir.GAYRETULLAHA DOKUNUR:Kimse Yok mu’ya karşı somut olarak ortaya konulamayan iddialar sonucu büyük hasenatlar ufak seyyiatlara feda edilmemeli. Bu durum insafla, izanla bağdaşmaz. Elimizi vicdanımıza koyarak hareket etmeliyiz. Politik mülahazalar sonucu yardımların engellenmesi gayretullaha dokunur. Kurban Bayramı için birçok insan, çoluğunu çocuğunu evde bırakarak dünyanın birçok ülkesine yardım götürmek için gitti. Bu fedakârlıkların politize edilmesi halinde iş çığırından çıkar ve orada adalet, hakkaniyet kalmaz.HAYIRLARA MANİ OLMAK ŞERDİR:Devlet olarak her türlü imkân elinizde var. Herhangi bir kurumu denetlemek kanunlar çerçevesinde sizin vazifeniz. Eğer bir kusuru varsa ikaz edersiniz. Kalkıp da birtakım suizanla, bahaneyle dünya çapındaki bir yardımı engellemeye kalkarsanız Mahkeme-i Kübra var, orada hesap veremezsiniz. Hayırlara mani olmak, milyonlarca fakir fukaraya ulaşacak yardımı engellemek şerdir. Bu yapılan hangi imanla, hangi izanla anlaşılabilir Allah aşkına?BÜYÜK MUSİBETLER BU TÜR UYGULAMALARDAN GELİR: Ziya Paşa’nın meşhur bir sözü var: ‘Rızka mani olanın rızkını Allah keser.’ Politik mülahazalarla binlerce insanın rızkını engellerseniz, bu iş gayretullaha dokunur. O Afrika ki, senede milyonlarca insan açlıktan ölüyor. Böyle insanlara her türlü fedakârlığı gösterip yardım edilirken siz bu yardımı keseceksiniz. Umumi felaketler, bu gibi şeylerden gelir.
Zaman
Güncel
03.10.2014
Mahkeme-iKübravarbuvebalinaltındankalkamazsınızMahkeme -i Kübra var bu vebalin altından kalkamazsınız
İş Başvurusu Yaptığı Anda İş Buldu
Haber3
02.10.2014
12:39
İş

Çalışma ve İş Kur Muğla Müdürlüğü, iş arayan vatandaşları İl Müdürlüğü’ne getirmek yerine iş arayanların ayağına gidiyor. İl Müdürü İlyas Sarıyerli İlçe Kaymakamlıklarının da katıldığı ve ilçelerde açılan İletişim Masaları kanalıyla iş arayanların ayaklar

Haber3
Son Dakika
02.10.2014
İşBaşvurusuYaptığıAndaİşBulduİş Başvurusu Yaptığı Anda İş Buldu
Bingöl'de 2 Bin Kişiye İş Fırsatı
Haber3
30.09.2014
17:47
Bingölde

İş-Kur Bingöl İl Müdürlüğü, Toplum Yararına Programları kapsamında 2 bin kişiye iş fırsatı sunuyor. Bugün başlayacak başvurular, 10 Ekim Cuma günü son bulacak. Kontenjandan fazla başvuru olması halinde işe alımlar noter huzurunda kura ile belirlenecek.

Haber3
Son Dakika
30.09.2014
Bingölde2BinKişiyeİşFırsatıBingölde 2 Bin Kişiye İş Fırsatı
Balıkesir'de 200 kişi kurayla geçici iş sahibi olacak
Haber3
29.09.2014
16:52
Balıkesirde

Balıkesir İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı 184 okulda görevlendirilmek üzere 200 hizmetli alımı için protokol imzalandı. Çalışma ve İş Kurumu (İş-Kur) İl Müdürlüğü ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü arasında imzalanan protokol...

Haber3
Son Dakika
29.09.2014
Balıkesirde200kişikuraylageçicisahibiolacakBalıkesirde 200 kişi kurayla geçici iş sahibi olacak
Abdullah Aymaz - Çoğu yalancılıktan ibaret olan
Zaman
29.09.2014
02:15
Üstad Hazretleri “Yeni Said ne için bu kadar şiddetle siyasetten çekiniyor?” sorusuna şöyle cevap veriyor: “Milyarlar seneden ziyâde olan ebedî hayata çalışmayı ve kazanmayı şüpheli bir-iki sene dünya hayatına lüzumsuz, fuzûlî bir surette karışmayla fedâ etmemek için; hem en mühim, en lüzumlu, en saf ve en hakikatle olan iman ve Kur’an için siyasetten kaçıyor.Çünkü, diyor: Ben ihtiyar oluyorum; bundan sonra kaç sene yaşayacağım bilmiyorum. Öyle ise, bana en mühim iş, ebedî hayata çalışmak lâzım geliyor. Ebedî hayatı kazanmakta en birinci vâsıta ve ebedî saadetin anahtarı imandır; ona çalışmak lâzım geliyor. Fakat ilim itibariyle insanlara dahi bir menfaat dokundurmak için şer’an mükellef olduğumdan, hizmet etmek isterim. Lâkin o hizmet, ya ictimâî ve dünyevî hayata ait olacak. Hem fırtınalı bir zamanda sağlam hizmet edilmez. Onun için, o ciheti bırakıp, en mühim, en lüzumlu, en selametli olan imana hizmet cihetini tercih ettim. Kendi nefsime kazandığım iman hakikatlarını, nefsimde tecrübe ettiğim mânevî ilaçları, diğer insanların eline geçmek için, o kapıyı, açık bırakıyorum. Belki Cenab-ı Hak bu hizmeti kabul eder ve eski günahıma kefaret yapar. Bu hizmete karşı şeytan-ı racîmden başka hiç kimsenin -mümin olsun, kâfir olsun, sıddık olsun, zındık olsun- karşı gelmeye hakkı yoktur. Çünkü imansızlık başka şeylere benzemiyor. Zulümde, fıskta, büyük günahlarda birer uğursuz şeytanî lezzet bulunabilir. Fakat imansızlıkta hiçbir lezzet ciheti yok. Elem içinde elemdir, zulmet içinde zulmettir, azap içinde azaptır. (…)“Amma ‘Kur’an ve imanın hizmeti ne için beni men ediyor?’ dersen, ben de derim ki: İman ve Kur’an hakikatları, birer elmas hükmünde olduğu halde, siyasete bulaşmış olsaydım, elimdeki o elmaslar, iğfal olunabilen avâm tarafından ‘Acaba taraftar kazanmak için siyaset propaganda değil mi?’ diye düşünürler. O elmaslara âdî şişeler (cam parçaları) nazarıyla bakabilirler. O halde, ben o siyasete temas etmekle, o elmaslara zulmederim ve kıymetlerini düşürmek hükmüne geçer. İşte, ey ehl-i dünya! Neden benimle uğraşıyorsunuz, beni kendi hâlimde bırakmıyorsunuz?“Şu sürgün zamanında görüyorum ki, hodfüruş ve siyaset bataklığına düşmüş bazı insanlar bana tarafgirâne, rakîbâne bir nazarla bakıyorlar. Güyâ ben de onlar gibi dünya cereyanlarıyla alâkadarım! Hey efendiler! Ben imanın cereyanındayım. Karşımda imansızlık cereyanı var. Başka cereyanlarla alâkam yok. O adamlardan ücret mukâbilinde iş görenler, belki kendini bir derece mâzur görüyor. Fakat ücretsiz, hamiyet nâmına bana karşı tarafgirâne, rakîbane vaziyet almak, ilişmek, eziyet etmek, gayet fenâ bir hatâdır. Çünkü daha önce isbât edildiği gibi, dünya siyaseti ile alâkadar değilim. Yalnız, bütün vaktimi ve hayatımı iman ve Kur’an hakikatlarına hasretmiş ve vakfetmişim. Mâdem böyledir; bana eziyet verip rakipçe ilişen adam düşünsün ki, o muâmelesi zındıka ve imansızlık nâmına imâna ilişmek hükmüne geçer.“Dünya mâdem fânidir. Hem madem ömür kısadır. Hem mâdem gayet lüzumlu vazifeler çoktur. Hem madem ebedî hayat burada kazanılacaktır. Hem madem dünya sahipsiz değil. Hem madem şu dünya misafirhanesinin gayet Hakîm ve Kerim bir İdarecisi var. Hem madem, ne iyilik ve ne fenalık cezasız kalmayacaktır. Hem madem ‘Allah hiç kimseyi gücünün yettiğinden başka sorumluluk yüklemez.’ âyetinin sırrınca, gücün üzerinde teklif yoktur. Hem madem zararsız yol, zararlı yola tercih edilir. Hem madem dünyalık dostlar ve rütbeler kabir kapısına kadardır. Elbette en bahtiyar odur ki, dünya için âhiretini unutmasın, âhiretini dünyaya feda etmesin, ebedî hayatını dünya hayatı için bozmasın, mânâsız boş şeylerle ömrünü telef etmesin, kendini misafir bilip, misafirhane sâhibinin emirlerine göre hareket etsin, selâmetle kabir kapısını açıp ebedî saadete girsin.” Yolumuz belli, işimiz belli… İşimize bakalım…
Zaman
Köşe Yazıları
29.09.2014
AbdullahAymaz-ÇoğuyalancılıktanibaretolanAbdullah Aymaz - Çoğu yalancılıktan ibaret olan
Premier Kampüs Ofis'te metrekaresi 2.800 dolara! Kazandıran kur sistemi!
Emlak Kulisi
26.09.2014
17:39
Metrekare fiyatı 2 bin 800 USD ’den başlayan Premier Kampüs Ofis’te iş yaşamını farklı bir konsepte taşımak isteyenler, Premier Kampüs Ofis’te kazandıran kur sisteminde yararlanıyor.
Emlak Kulisi
Emlak
26.09.2014
PremierKampüsOfistemetrekaresi2800dolaraKazandırankursistemiPremier Kampüs Ofiste metrekaresi 2800 dolara Kazandıran kur sistemi
Toplam "28" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti