işte yeni taksim | |
|
| Erdoğan, Hıncal Uluç'u niye aradı? | Samanyolu Haber | 23.09.2010 09:44 |  | | Gazetecilik yaşamımda ilk kez, ama inanmazsınız ilk kez bir başbakanla konuştum
Adnan Menderes, Cemal Gürsel, Fahri Özdilek, İsmet İnönü, Suat Hayri Ürgüplü, Süleyman Demirel, Nihat Erim, Ferit Melen, Naim Talu, Bülent Ecevit, Bülend Ulusu, Turgut Özal, Yıldırım Akbulut, Mesut Yılmaz, Erdal İnönü, Tansu Çiller, Necmettin Erbakan, Abdullah Gül, R. Tayyip Erdoğan..
Bunlar benim 1957de başladığım gazetecilik yaşamımda çalıştığım başbakanlar.. İçlerinde Demirel gibi 7 defa göreve gelenler var. 22nci hükümetle başlamışım, 60ıncı hükümete gelmişiz. 53 yılda 38 Başbakan, 19 isim..
Bunları niye yazdım.. Gazetecilik yaşamımda ilk kez, ama inanmazsınız ilk kez bir başbakanla konuştum. Telefonla da olsa, ilk kez.. Üstelik meslek yaşamımın 23 yılı Ankarada geçtiği halde.. İsmet Paşa, Bülent Ecevit, Mesut Yılmaz, Erdal İnönü ve Tansu Çillerle konuşmuşluğum var, ama o zaman başbakan değillerdi.
Ertekinde oturuyoruz. Telefonumda Yaseminin mesajı. Bir telefon numarası ve parantez. (Başbakan)
Anında döndüm. Niye anında.. Bir daha rezil olmamak için..
Günaydın dedi, Başbakanın artık çok iyi tanıdığım sesi.. Günaydın efendim, ama önce size bir sitemim var. Beni dünyanın diline düşürdünüz dedim.
Nasıl yani dedi.. Ben izlemedim. Bir televizyon programında Bu konuda Hıncal Uluçu aradım, ama ulaşamadım demişsiniz. Millet başıma çöktü.. Sen ne ulaşılmaz adamsın, bak başbakan bile şikayetçi diye.. Gülüştük karşılıklı.. Sonra Zaten ayni konu için arıyorum dedi.. AKM!.. ..
Ve anlattı.
İstanbul Belediye Başkanı olduğum günden beri içimde olan, içimde kalan bir proje var. Onu işleme koyacağız. Taksim Meydanında trafik yer altına alınacak. Bu meydan eski Taksim Gezisi gibi tamamen yayalara açılacak. Çok yetersiz AKM binası yıkılacak. Mevcut oto park da yer altına ineceğinden, o arsa da, bina arsasına eklenecek ve bir mimari yarışma ile İstanbula, o Taksim Meydanı ile bütünleşmiş, kent simgesi bir Atatürk Kültür Merkezi yapılacak. Sadece temsil geceleri kapı açan değil, 24 saat canlı olan bir Merkez.. Şimdi bu planı gerçekleştirmek için kolları sıvamışken, mevcut binaya Tadilat diye, 70 trilyon (Yani yeni lira ile milyon) yatırmanın âlemi yok.. Kazmayı vurduğumuz anda, iki yılda kapıları açarız.
Özeti işte bu..
Sayın Başbakan dedim.. Mevcut AKMnin gerek dış görünüm, gerek iç kullanım olarak on para etmediğini başından beri yazdım. Hatta Hangar burası dedim. Zamanın Kültür Bakanı Atilla Koç Ne tadilatı.. Yıkıp yeniden yapalım. Hem daha ucuz, hem daha güzel, hem daha yararlı olur dediğinde onu destekleyen tek gazeteci nerdeyse bendim. Ama Sayın Koç, düşündüğünü gerçekleştiremeden gitti. Yeni Bakan Günay çözüm için çırpındı, ama tüm gayretler yargıdan ve SİT kurumlarından döndü. Şimdi AKMye çivi çakılmasına izin verilmiyor. Oysa İstanbulda Opera ve Bale temsil edecek salon yok. Çünkü orkestra çukuru olan salon yok. AKM eldeki tek çözüm ve mevcut halin tadili için gereken izinler de çıktı. Bu yüzden Ehven-i şer, yani kötülerin iyisine razı olmak durumundayız dedim.
Ben, bu defa başarılı olacağımıza inanıyorum dedi.. Benim ricam, sizin gibi operayı, baleyi, tiyatroyu seven ve izleyen arkadaşların, bu çözüm için bize destek olmaları..
Yani şimdi Başbakan, İki yıl içinde yeni AKMyi açarız sözünü verdi diyebilir miyim dedim.. Kazmayı vurduğumuz günden itibaren diye düzeltti tekrar.. Peki ya kazmayı on yıl sonra vurursanız dedim.. Bu defa formalitelerin çok daha hızlı sonuçlanacağına inanıyorum. İstanbul için AKMden de öte müthiş projelerimiz var, sizinle özel bir konuşmamızda anlatmak isterim dedi ve iki cümle ile projenin adını söyledi.
Telefon elimde dondum kaldım.. Bu İstanbul konusunda bugüne dek duyduğum en çılgın proje.. Biri bana Bin proje say dese, bin gün izin verse aklıma gelmez. Öyle çılgın.
Başbakan Yazma demedi.. Ama benim izanım, anlayışım ve ilkelerim yazmamı engelliyor. Yazsam Sabahın ön sayfasına başka haber konmaz. Yazsam bütün gün, bütün televizyonlar ondan söz eder, günler, hatta aylarca gündemde kalırım. Ama ben hep söyledim.. Önce insanım, sonra gazeteci. Başbakan, benimle ilk defa konuşuyor. Buna rağmen güvendi ve söyledi. Hayat boyu kimsenin güvenini sarsmadım.
Bu projeyi, bir TV canlı yayınında Türk ve Dünya (Dünya.. Bu sözcüğe dikkat edin. Şifre o.) kamuoyuna açıklamak Başbakanın hakkı.. Benim ki tiyatro dili ile Sahne çalmak olur. Hakkım yok.
Genel Yayın Müdürüm, hatta patronum da kızacaklar belki, Sabahı ve atvyi böyle bir haberden mahrum ettiğim için. Konuşmayı Ertekinde yaptım. En yakın dostlarım ordaydı.. Onlara dahi hissettirmedim ve söylemedim. Sayın Başbakan da fazla saklamamalı.. Bir yerden sızar, hem ona, hem de bilip de yazmadığım için bana yazık olur. Açıklamasını hemen yapmalı..
Konuya dönelim.
AKM bu yıl açılmayacak. Belki de hiç açılmayacak. Yenisi yapılana kadar. Yenisinin yapılamayacağı kesinleşirse, başbakan Pes derse, ancak o zaman tadilat izni ve parası çıkabilir | | Samanyolu Haber Son Dakika 23.09.2010 | | | ErdoğanHıncalUluçuniyearadı?Erdoğan Hıncal Uluçu niye aradı? |
|
| Beyoğlu'nda ilginç eylem | Samanyolu Haber | 21.08.2010 13:33 |  | | Beyoğlunda bir grup genç, 1982 Anayasasının etkilerini temizlemek için vatandaşlara üzerinde Evet yazan antibakteriyel jel dağıttı. Taksim Meydanında basın açıklaması yapan gençler, Anayasadaki pisliklerin ancak bu şekilde temizlenebileceğini söyledi.
Kendilerine 13 Eylül Gençlik Hareketi adını veren bir grup genç, 1980 darbesi ve sonrasındaki 1982 Anayasasını protesto etmek için Taksim Meydanında toplandı. Eveti Evet söker yazılı dövizler taşıyan grup adına basın açıklamasını Milli Türk Talebe Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Abdurrahman Boynukalın okudu.
Türkiye Cumhuriyetinin demokratik yapısına 1980 kanlı darbesi ile el konulduğunu ve devletin yönetim silahlarla zorbaca ele geçirildiğini belirten Boynukalın,her yurttaşın vicdanıyla baş başa kaldığında geçmişle yüzleşmesinin kaçınılmaz olduğunu söyledi.
1982 Anayasasını eleştiren Boynukalın, Geçmişiyle yüzleşen her yurttaşımız, Türk demokrasi hayatının kara lekeleri olan darbeler neticesi getirilen ve ülkemizin gelişmesine, özgürleşmesine ve demokratikleşmesine ayak bağı olan vesayet perest anayasa maddelerinden ve hatta o anayasanın tümünden kurtulmak isteyecektir. dedi.
Darbe anayasasını düzeltmenin tam zamanı olduğunu kaydedin Boynukalın, şöyle konuştu: 1982de el ele veremeyip baskı neticesinde evet dediğimiz darbe mahsulü antidemokratik anayasanın düzelmesi için yapılan referandumda biz gençlik STKları el ele verip evet diyeceğiz.
1982 kanlı darbesine karşı kansız bir şekilde gerekli cevabı vermenin yolunan bugün evetden geçtiği bilinci içerisinde olduklarını ifade eden Abdurrahman Boynukalın, Şimdi kanlı darbeyi ve getirdiklerini kanla değil evetlerimizle evet jellerimizle temizleme zamanı. Kıymetli vatandaşlarımız, 1982 anayasasına verdiğimiz evet oyunun bıraktığı maddi ve manevi kirlerden arınmanın yolu işte bu gördüğünüz huzur veren jellerden geçer.Yaşlısı, genci, köylüsü, kentlisi olarak sorumlusu olduğumuz bu nahoş geçmişin kirinden kurtulmanın yolu işte bu jellerden geçiyor. Referanduma temiz ellerle gitmenin gelecek isinse evet demenin tam vaktidir. Sen de al demokrasi tarihimize beyaz bir safa açılsın. şeklinde konuştu.
Grup basın açıklamasının ardından daha sonra Taksim Meydanına dağılarak bir yüzünde Eveti Evet! Söker , diğer yüzünde de 28 yıl önce bu Anayasaya yüzde 91.37 Evet demiştik. 12 Eylül darbesinin anayasasını onaylamış, Kenan Evreni de Cumhurbaşkanı yapmıştık. Şimdi yüzde 91.37 için elini temizleme zamanı. O Eveti ancak yeni bir Evet temizler. !2 Eylül Referandumuna Evet yazılı anti bakteriyel jelleri dağıttı.
Jellerin dağıtımı sırasında vatandaşa da bilgi verdiği gözlenen gençler, 1980 darbesiyle anayasamız pislenmiştir. Mikroplar pisliklerle beslenir. Biz hem Anayasamızdaki pislikleri temizleyip mikropları öldürmek için hem de elerlimizdeki mikropları öldürmek için böyle bir ironiye gittik. Onun için bugün buradayız. şeklinde konuştu. | | Samanyolu Haber Son Dakika 21.08.2010 | | | BeyoğlundailginçeylemBeyoğlunda ilginç eylem |
|
| Taksim süslendi | Vatan Gazetesi | 15.12.2009 12:06 |  | | | Yeni yıl kutlamalarının daimi adreslerinden Taksim meydanı yeni yıla işte böyle hazırlanıyor
| | Vatan Gazetesi Son Dakika 15.12.2009 | | | TaksimsüslendiTaksim süslendi |
|
| HÜKÜMET TAZELENDİ | Samanyolu Haber | 02.05.2009 08:39 |  | | Önemli bir gelişme bu. Boşanmak bekârlara nasıl kolay gelirse, başbakan olmayanlar için hükümette değişiklik yapmak da aynı derecede kolay görünür. Oysa dengeleri sarsabilir, alınganlıklar ve küslükler yaratabilir, beklentisi olanların çoğunu hayal kırıklığına uğratabilir ve bu yüzden de tehlikelidir hükümetlerle oynamak... Başbakan Tayyip Erdoğan yedi yıl içinde iki kez kısmi değişiklikle yetinmişti; şimdiyse yedi bakanı yerinden eden bir değişiklik yaptı.
Önemli bir gelişme bu.
İlk bakışta görünen, önceki hükümetin temel taşlarının yerinde kaldığıdır; dışarıda kalan isimlerin çoğunu tahmin etmek hiç de zor değildi. Yeni gelenler kamuoyu için yabancı elbette Ak Partinin çalışma tarzı sebebiyle, ancak içlerindeki tanıdıklarımızdan hareketle şunu rahatlıkla söyleyebiliyoruz: Başbakan değişimi icraat ile irtibatlamış görünüyor.
Meclis dışından Dışişleri Bakanlığına getirilen Prof. Ahmet Davudoğlu ismi kimseyi şaşırtmamış olmalı; sonuçta Türk dış politikasına gölgede kalarak yaptığı katkıları sorumluluk üstlenerek devam ettirecek biri o. Ali Babacanın eski görevine dönmesi ekonomi ve finans çevrelerini sevindirmiş olmalı.
61. hükümete başarılar dileriz.
Değişim, hemen şimdi
Bizde mart kapıdan baktırır, nisan her yerde olduğu gibi bizde de ayların en zalimidir, mayıs ise sadece bizde daha ilk gününden kanlı geçer. Mayısın derdi daha nisan girer girmez başlar; 1 Mayısı kaç vukuatla atlattığımızı sonraki günlerde tartışırız da tartışırız...
Kutlamayı bir türlü beceremediğimiz halde... Geriye dönüp baktığımızda başımızı önümüze eğmeden anabileceğimiz hoşlukta bir 1 Mayıs kutlaması hiç hatırlamıyoruz; geçen yıl biraz yumuşama fark ediliyordu, ama geçen yıl bile genel havası açısından yasakçı ve dayakçı bir 1 Mayıstı yaşatılan...
Hayli farklı bir 1 Mayıs yaşandı dün... Hükümet ve Meclis 1 Mayısı bu yıldan itibaren kutlanılacak bir emek ve dayanışma bayramı olarak ilân etti. Taksim Meydanı tedirgiliğini de bu yıl geride bırakmayı başardık: Ülkemizin önemli işçi konfederasyonları, demokratik kitle örgütleri kalabalık gruplar halinde Taksime çıktılar, emeğin bayramını kutladılar. Şarkılar söylendi, halaylar söylendi...
Çatışma manzaraları yok muydu? Vardı elbette; şiddetle flört eden sol örgütlerin varlıklarını hâlâ sürdürdüklerini o çatışmalar vesilesiyle bir kez daha öğrenmiş olduk. Son anda zarif bir jestte de bulundu güvenlik güçleri; küçük örgütlerin en inatçısının 25-30 kişilik kalabalığına Kazancı Yokuşu girişinde toplanma izni verildi.
Türkiyenin değişimini en çarpıcı biçimde sergileyen bir gelişmedir bu yılın 1 Mayıs kutlamaları...
Devlet dediğimiz aygıt yasakçıdır, höt zötçüdür, bir kez elde ettiği sathı terk etmeye kolayından yanaşmaz. Hemen her davranışı tehdit değerlendirmesine dayandığından, dar tuttuğu özgürlük alanlarını genişletmesi, bir kez koyduğu yasağı kaldırması, bir günü bayram olmaktan çıkarmışsa yeniden bayram ilân etmesi, neredeyse imkânsızdır.
Bu yıl Meclis tarafından yeniden bayram olarak ilân edildi 1 Mayıs, işçilere gösteri yapma hakkı tanındı ve makul bir sayıda işçiye 32 yıldır tabu haline dönüştürülen Taksim Meydanı da açıldı. Değişimde, yıllardır bunu sağlama mücadelesi veren örgütlerin, onların haklarını savunan ve gereksiz tabulara karşı çıkanların payları var elbette; ancak devleti değişime zorlayan siyasi kadroları da takdir etmemiz şart.
İktidarıyla, muhalefetiyle...
Sonuç almada siyasi kadroların katkısı, başka tabular ve yasakların geride bırakılması için de çok önemli. Ak Parti ile CHP, onların önaldığı konularda MHP, bir noktaya kadar DTP, siyaset alanını, hak ve özgürlükleri genişletmeye karar verdiklerinde bunu gerçekleştirmede zorlanmayacaklardır.
1 Mayısı bayram yapmayı, Taksimi işçilere açmayı başaran siyaset kadroları bugünün Türkiyesine yakışan bir anayasa hazırlamayı neden başaramasın? Başarabilir.
Türkiyenin önünde en ciddi sorun 12 Eylül (1980) mantığını yansıtan anayasadır. 12 Eylülcüler, çözemedikleri sorunları yasaklamayı, boyun eğdiremediği insanları cezalandırmayı yöntem olarak seçmişlerdi; 1982 Anayasası işte o mantığı yansıtan maddelerle dolu. Arada onca maddenin değiştirilmiş olmasına rağmen hem de... Maddesini değiştirdiğinizde ruhunu da değiştiremiyorsunuz ki...
Kapıdan baktıran martı, en zalim ay olan nisanı ve hep kanlı geçmesine bizi alıştıran mayısın başlangıcını geride bıraktık.
12 Eylül Anayasasını da bir geride bırakabilsek... | | Samanyolu Haber Son Dakika 02.05.2009 | | | HÜKÜMETTAZELENDİHÜKÜMET TAZELENDİ |
|
| YIKILSIN YOK OLSUN | Samanyolu Haber | 05.04.2009 09:07 |  | | Sarayın dibinde futbol stadı rezilliği sona ermeliydi...
Ama işin ucunda kaç para var, desenize... İnönü Stadının Mithatpaşa Stadı olduğu döneme yetişenler, 1 Liraya girilen Teksas tribününü de bileceklerdir (bu paraya duhuliye denirdi), deniz tarafıyla Gazhane tarafını da hatırlayacaklardır...
Işık mışık yoktu, saha topraktı... Gece maçı diye bir kavram yoktu, maçlar öğleden sonra oynanırdı, karanlık basmadan biterdi.
Tam karşı köşede, duvarın dibinde yaşlı bir amca cevizli çörek satardı sıcak sıcak, mis kokulu, elli kuruş, maç çıkışına yetiştirirdi, maç için değil onun için giderdim vallahi...
Hatırlar sevgili moruklar deyip en başta kendimle dalga geçecektim ama moruklar kızıyorlar. Gönülleri hep genç kalmış olanlar diyelim de sevinsinler.
Evet, İnönü dememek için adı Mithat Paşa yapılmıştı Adnan Menderes tarafından ve de hani üç duvarlı, bir yanı açık Nasreddin Hoca türbesi gibi, üç yanı tribündü, bir tarafı Gazhane! Kara kara dev fıçılar, gaz depoları... (Biri duruyor galiba az yukarıda.)
Gazhanenin sahaya bakan duvarında da tenekeden skor levhası...
İşte yeni açık lafı oradan gelmedir, gaz depolarının yerine yeni yapılan açık tribün anlamında, yılı da 1965 falan mıdır?
Dolmabahçe Sarayının ahırlarının yerine yapılmıştı (ıstabl-ı amire)... Ahırlara gücü yetenler Gazhaneyi de yıkmaya güç yetirememişlerdi ama ortaya çıkan üç köşeli stadyum popoma benziyordu.
Dünyada, bir sarayın dibine domaltılmış ilk ve tek ve son stad örneğiydi bu!
Cumhuriyetin, CHP yönetiminin ve İstanbul vali ve belediye başkanı Lütfi Kırdarın Osmanlı kültür mirasına nasıl baktıklarının özetiydi...
Gülmeyin, bugün pis padişahların sarayları yıkılsın diye kampanya açsam, imza verecek kaç hayvan oğlu hayvan çıkar, siz de şaşarsınız...
Ondan önce Taksim Kışlasının avlusunda oynanırmış maçlar, ben yetişemedim, Hakkı Devrim belki hatırlar.
Parka gidin, ortada bir boşluk göreceksiniz, hani iki yanı yüksektir de ortası daha alçaktır, işte o boşluk...
O kelek Açık Hava Tiyatrosu da yapılmamalıydı o rüzgâr oluğu, akustik yoksulu köşeye, Taksim Topçu Kışlası da yıkılmamalıydı... Kışla bir kültür merkezine dönüştürülür, park da Talimhaneye yapılırdı, adı üstünde, topçu kışlasının eğitim alanı, bomboş arazi... Ya da park Divan Otelinden Harbiyeye doğru uzatılırdı, eski Ermeni Mezarlığıdır oraları...
Hayır, o bölgeyi imara açtılar, kışlayı da yokettiler.
Şimdi Beşiktaş Kulübü Başkanı Yıldırım Demirören açıklıyor, stad yıkılıyormuş... Gelecek yıl takım da maçlarını Anadolunun bağrında oynayacakmış.
Fakat yerine daha fiyakalı, yeni bir stad yapacaklarmış.
Hayır, başka yere yapılmalı, o vadi parka katılmalıydı!
Sarayın dibinde futbol stadı rezilliği sona ermeliydi...
Ama işin ucunda kaç para var, desenize... Aydın Doğan vatan millet aşkından mı o bölgeye sulanıyor?
SABAH | | Samanyolu Haber Son Dakika 05.04.2009 | | | YIKILSINYOKOLSUNYIKILSIN YOK OLSUN |
|
| Yeni Taksim AKM işte böyle olacak | CNN Türk | 22.11.2008 14:09 |  | | |
|
| |