iki kültür merkezi daha | |
|
| Japonlar Türk yemeklerine bayıldı | Türkiye Gazetesi | 06.06.2012 02:51 |  | | | Türk Yemekleri Festivali, Japonya’nın başkenti Tokyo’da başladı. Tokyo Yunus Emre Türk Kültür Merkezi, Tokyo Büyükelçiliği Kültür ve Tanıtma Müşavirliği ve Türk Hava Yolları’nın ortaklaşa düzenlediği organizasyonda hedefin Türk yemeklerinin tanıtımına bağlı olarak talep oluşturmak, restoran sayısını artırmak ve Türk gıda ürünlerinin daha fazla ithalatını sağlamak olduğu vurgulandı. Türkiye’den davet edilen iki aşçı tarafından yapılan yemekler, Tokyo Royal Park Shiodome Tower’da Japonlara ikram edildi. Tanıtım kapsamında otel menüsünde bir ay boyunca Türk yemekleri ve tatlıları da yer alacak. Türk mutfağının en lezzetli yemeklerinin ikram edildiği festivale yüzlerce Japon ilgi gösterirken, 30 çeşit Türk yemeği misafirlerin beğenisine sunuldu ... | | Türkiye Gazetesi Son Dakika 06.06.2012 | | | JaponlarTürkyemeklerinebayıldıJaponlar Türk yemeklerine bayıldı |
|
| Büyükşehir Belediyesi Kültür Merkezi, iki konsere daha ev sahipliği yapacak | Haber3 | 19.01.2012 12:06 |  | | |
| Âkif Yılı ve Yeni Yayınlar | Milli Gazete | 01.01.2012 22:20 |  | | |
Ölümünün 75. yılı, İstiklâl Marşının 90. yılı ve Safahatın ilk yayınının 100. yılı münasebetiyle Mehmet Âkif çeşitli anma toplantılarına konu oldu ve bazı kitaplar yayınlandı. Bunlar, Âkifin bu milletin pek çok millî, insanî ve İslâmî değerinin sözcüsü olduğu dikkate alınınca, elbette yetersizdir. Böylece aydınlarımız Âkife bu yıl da borçlu kalmış oldu.
Belki aydınlarımızın bu ihmali giderek artan alâkanın sebebi olacak ve İstanbulda bir değil, iki, üç veya daha fazla Mehmet Âkif Kültür Merkezi bu sayede açılacaktır. Böylece, Mısır Apartmanının bir katını Âkife ayırmak isteyenler binanın tamamını ona verecekler... Kültür Bakanı Sayın Ertuğrul Günayın Âkif Kültür Merkezine biraz da bu açıdan bakmasını rica ediyoruz!... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 01.01.2012 | | | ÂkifYılıveYeniYayınlarÂkif Yılı ve Yeni Yayınlar |
|
| Kahire’ye Yunus Emre Türk Kültür Merkezi | Türkiye Gazetesi | 15.09.2011 02:15 |  | | | Başbakan Erdoğan, Mısır ziyareti kapsamında Yunus Emre Kahire Kültür Merkezi’nin yeni binasının açılışını yaptı ve Tahrir Gençlerini kabul etti. Kültür Merkezi’nin açılışına Emine Erdoğan ile kendisine eşlik eden bakan ve milletvekilleri de katıldı. Erdoğan’ın açılışa gelişi sırasında bir grup öğrenci Yunus Emre’nin “Gel Gör Beni Aşk Neyledi” şiirini seslendirdi. Başbakan, açılışta yaptığı konuşmada anlamlı bir günde bir araya geldiklerini dile getirdi. Yunus Emre Kültür Merkezi sayesinde iki ülke arasındaki ilişkilerin bir adım daha ileri gideceğine inandığını ifade eden Başbakan, “Bu merkez iki ülke arasında farklı bir iletişim kurulması açısından da çok önemlidir” dedi. Erdoğan, Yunus Emre Kahire Kültür Merkezinde Tahrir Gençlerini de ka ... | | Türkiye Gazetesi Son Dakika 15.09.2011 | | | Kahire’yeYunusEmreTürkKültürMerkeziKahire’ye Yunus Emre Türk Kültür Merkezi |
|
| Gençlik festivalinde sokaklar ateşe verildi | Türkiye Gazetesi | 22.08.2011 02:26 |  | | | > Ortağılı ateşe veren göstericilerden 30’u gözaltına alındı.Almanya’nın Hamburg kentinde her yıl Sternschanze semtinde düzenlenen sokak festivalinde gençlerle polis arasında çatışma çıktı. Olaylar sırasında 30 gösterici gözaltına alındı. Solcuların toplanma yeri olan “Rote Flora” adlı kültür merkezi önünde bir grup eylemci, önce cadde üzerindeki bir çöp bidonunu ateşe verdi, daha sonra da bir banka şubesinin pencerelerini kırmaya çalıştı. Polisin müdahale etmesi üzerine, bir grup gösterici polise şişe, taş ve molotofkokteyli attı. Polisin tazyikli suyla müdahale ettiği göstericiler, kurdukları barikatları ateşe verdi. Olaylarda 4 polis arabası hasar gördü. Yaklaşık 2000 polisin görev yaptığı gecede iki polisin hafif yaralandığı bildiri ... | | Türkiye Gazetesi Son Dakika 22.08.2011 | | | GençlikfestivalindesokaklarateşeverildiGençlik festivalinde sokaklar ateşe verildi |
|
| Türk bayrağı New York'ta göndere çekildi | Samanyolu Haber | 27.05.2011 02:19 |  | | ABDnin New York kentinde 28 Mayıs Cumartesi günü düzenlenecek Türk Günü Yürüyüşü ve Festivali öncesinde, kentin finans merkezi Wall Streetteki Bowling Green Parkta Türk Bayrağı göndere çekildi. Bu yıl 10uncusu gerçekleştirilen bayrak çekme töreni, Türk müziği ve dansları ile bir şölene dönüştü.
Türk Amerikan Ticaret ve Sanayi Odası (TACCI) tarafından, Bowling Green Derneği üyesi İbrahim Kurtuluş önderliğinde düzenlenen törene, New York Başkonsolosu Mehmet Samsar, Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdürü Cumhur Güven Taşbaşı, Türk Amerikan Dernekleri Federasyonu (TADF) Başkanı Kaya Boztepe, TACCI Başkanı Celal Seçilmiş ve New Yorkta yasayan bazı Türkler ile Türk dostu Amerikalılar da katıldı.
Törende, İbrahim Kurtuluş, Celal Seçilmiş ve Mehmet Samsar birer konuşma yaptı. İbrahim Kurtuluş, ilk yıl üç beş kişi ile gerçeklesen bayrak çekme törenine şimdi çok sayıda Türk ve Amerikalının katılmasından duyduğu mutluluğu dile getirdi. TACCI Başkanı Celal Seçilmiş de, Türk-Amerikan ticari ilişkilerinin istenilen düzeyde olmadığını ve daha da geliştirilmesi gerektiğini anlattı.
New York Başkonsolosu Mehmet Samsar da, 92 yıl önce Atatürkün başlattığı bağımsızlık ateşinin tüm yurdu sarmasından sonra, imparatorluğun küllerinden Türkiye Cumhuriyetinin kurulduğuna değindi ve Türkiye ve ABDnin iki dost ülke olduğunu vurguladı.
Konuşmaların ardından önce Amerikan Bayrağı, sonra da İstiklal Marşı eşliğinde Türk Bayrağı göndere çekildi. Bayrak çekme töreninin ardından Dokuz Eylül Üniversitesi Anadoludan Esintiler Dans Topluluğunun sunduğu halkoyunları gösterisi yoğun alkış topladı. Oyunlara New Yorku ziyaret den bazı turistler ve Amerikalılar da katıldı.
Türk Günü Yürüyüşüne katılmak için New Yorkta bulunan Kültür ve
Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdürü Cumhur Güven Taşbaşı gazetecilerin sorusu üzerine, Amerikadan Türkiyeye gelen turist sayısında 2011in ilk 4 ayında yüzde 30 artış olduğunu söyledi. Bu yıl farklı bir kampanya uyguladıklarını anlatan Taşbaşı, Bunun neticesi de rakamlara yansıdı. Geçen seneye göre, 2011in ilk 4 ayındaki Amerikalı turist sayısında yüzde 30luk bir artış sağladık. 100 bin olan rakam, bu yıl 130 bini geçti. ABD, Türkiyede turist sayısı artışında 2011in lideri diye konuştu. Taşbaşı gecen yıl ABD için ayrılan tanıtım bütçesinin 4 milyon
dolar olduğunu, bu rakamın bu yıl 8 milyon dolara çıkarıldığını sözlerine ekledi.
DHA
| | Samanyolu Haber Son Dakika 27.05.2011 | | | TürkbayrağıNewYorktagöndereçekildiTürk bayrağı New Yorkta göndere çekildi |
|
| Mardin'de 6 dilli sempozyum düzenlendi | Samanyolu Haber | 13.05.2011 17:34 |  | | Türkiyede ilk defa resmi anlamda Kürtçe eğitim veren Mardin Artuklu Üniversitesi şimdi de 6 dilde sempozyum düzenledi.
Mardin Artuklu Üniversitesi tarafından düzenlenen sempozyumda Kürtçe ve Ermenice başta olmak üzere 6 dilde sunumlar yapıldı. Mardin Artuklu Üniversitesi ve Şarkiyat Araştırmaları Derneği tarafından düzenlenen Ömerli ve Ömeran konulu sempozyuma Dicle Kalkınma Ajansı, Ömerli Kaymakamlığı, Ömerli Belediyesi de destek veriyor.
Mardin Artuklu Üniversitesi Kültür Merkezinde başlayan ve iki gün sürecek olan sempozyumda Ömerli ilçesinin tarihi ve arkeolojik bulgu ve kalıntılar, ortaçağ ve İslam tarihi kaynaklarına göre Ömeriyan, yeni ve yakın çağda Ömeriyan, Cumhuriyet döneminde Ömeriyan ve Ömeran Bölgesi, ilçenin siyasi, etnistesi, dinsel yapısı, kullanılan diller, iktisadi yapısı ve aşiret yapısı ile Ömeriyan yöresinin tanınmış kişilikleri, akademisyenler tarafından anlatılıyor.
Sempozyum hakkında bilgiler veren Ömerli Kaymakamı Selami Yazıcı, 6 dilde sunumların yapılması ile Türkiyede bir ilk olacak sempozyumun Ömerli ilçesi ve çevresindeki bütün dilleri, unsurları ve etnisiteleri kapsayacak şekilde organize edildiğini söyledi.
Sempozyumun açılışında konuşan Ömerli Kaymakamı Selami Yazıcı, Ömerli Belediye Başkanı Yılmaz Altındağ, Mardin Artuklu Üniversitesi Sağlık Meslek Yüksek Okulu Müdürü Veysel Gürhan, sempozyum hakkında bilgiler verdi.
Sempozyumda 40 tebliğ sunulacağını ifade eden Mardin Artuklu Üniversitesi Sağlık Meslek Yüksek Okulu Müdürü Veysel Gürhan da, bu tebliğleri 44 akademisyen ve araştırmacının katılacağını kaydetti. Gürhan 5i yurtdışından verilecek sunumlarında İngilizce (2), Arapça (2), Süryanice (1) Kürtçe (3) ve Ermenice (1) sunumlar yapılacağına dikkat çekti. Gürhan, sempozyum kapsamında İzzet Gül adlı ressamın resim sergisini sergileneceğini sözlerine ekledi.
Ömerli Belediye Başkanı Yılmaz Altındağ ise Bu sempozyum sayesinde Ömerli ilçesinin makus tarihini değiştirmiş olacağız. Ömerli ilçemiz artık terörle anılmayacak. İnternetten Ömerli ilçesini aradığınız zaman Pınarcık Katliamı karşınıza çıkıyor. İlçemiz bunu hak etmiyor. Hala 160 köyde ve çevre ilçelerde yerleşik ve birçok ilde yaygın Ömeryan aşiretlerine liderlik yapan bir ilçedir Ömerli. Bu sempozyum sayesinde Ömerli kendini ifade etme şansını yakalayacak. diye konuştu.
REKTÖR OMAY: 6 DİLLİ SEMPOZYUMA EV SAHİPLİĞİ YAPMAK MUTLULUK VERİCİ
Mardin Artuklu Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Serdar Bedii Omay, 6 dilde bir sempozyuma ev sahipliği yapmanın mutluluğunu yaşadığını belirtti.
Rektör Omay, Bugün yaptığımız bu sempozyum, iİlmi hürriyet ve demokratik olgunluk alanında ne kadar ileri gittiğimizi göstermektedir. Daha da önemlisi bu konulara üniversitemizin öncelik etmesi, meşrutiyetini daha da artırmaktadır. Hedeflerini ve önüne koyduğu ufku asla ihmal etmeyen bir gayretkeşlikle yoluna devam eden üniversitemiz her mahfilde her mecliste anmaktan ziyadesi ile mutlu olduğum vizyonu ve misyonu budur. Amacımız sosyal olayların araştırılmasında özgür bilim üretmek ve buna dayalı sosyal politikalara yönelmek, uygulanmasında ve takibinde rol alan zihinsel ruhi ve maddi bireysel ve toplumsal ihtiyaçları karşılayacak bilgi çağının gerekliliği ve moral değerlerle donatılmış fertler yetiştirmektir. dedi.
Sempozyumda bir konuşma yapan Mardin Valisi Turhan Ayvaz ise İslam âlimleri geometri, cebir, fizik ve matematikte dünyaya katkılar sağladı. Nasıl ki bir binanın temeli olmadan bu binanın üst kısmı olamayacaksa, bizler de bu sempozyumda alimlerimiz ne tür çalışmalara imza atmışlar, bunun temelleri nasıl atılmış onları göreceğiz. Bu vesile ile kültürümüze de sahip çıkmış olacağız. Bunları bariz olarak Kasımiye Medresesini açtığımızda fotoğrafları olarak bilimsel olarak bu temellerin nasıl atıldığını birer birer ispatlayacağız. Bugün yurtdışından yurtiçinden birçok bilim adamımız bunun için geldi. diye konuştu.
ÇELİK: SÜRYANİLERİN MERKEZİ MARDİNDE SÜRYANİCE SUNUM YAPMAK NORMAL
Sempozyumda Süryanice sunum yapan Tuma Çelik, Süryanilerin merkezi olan Mardinde Süryanice sunum yapmak kadar normal bir şey olmadığını bildiğini ifade etti.
Çelik, Mardin daha önce Süryanilerin merkezi konumundaydı. Bugün burada Süryanice sunum yapmam beni her ne kadar sevindirdiyse de geç kalınmış bir adım olduğuna inanıyorum. Artuklu Üniversitesi bünyesinde açılması düşünülen Süryanice bölümünün yüksek lisansla birlikte lisans düzeyinde de eğitim vermesi gerekiyor. Bu eksiklik üniversitenin değil biz Süryanilerindir. Türkiyede eğitim verecek Süryanice bilim adamı bulunamadığı için bu adım atılmıyor. Yurtdışındaki Süryanilerden istediğimiz kendi özvatanlarına geri dönüş yapmalarıdır. Burada onlar için her türlü altyapı hazırlanırsa eminim onlarda gelmemelik yapmazlar. Bir ara bir söylenti yayılmıştı, Süryaniler Yahudiler üzerinden Mardinden toprak almaya çalışıyorlar diye. Böyle bir şey olamaz bu topraklar zaten bizimdir.dedi.
Sempozyumda Arapça dilinde sunum yapmak üzere Hollandadan | | Samanyolu Haber Son Dakika 13.05.2011 | | | Mardinde/">Mardinde6dillisempozyumdüzenlendiMardinde-6-dilli-sempozyum-düzenlendi/">Mardinde 6 dilli sempozyum düzenlendi |
|
| Çin Başkonsolosu Edirne?deki STK temsilcileriyle buluştu | Samanyolu Haber | 22.04.2011 17:03 |  | | Çin Halk Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Zhang Ojngyang, Edirnedeki sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya geldi.
Sorumluluk sahasındaki illere ziyaretler gerçekleştiren Ojngyang, bu kapsamda iki gündür Edirnede bulunuyor. Valiliğe gerçekleştirdiği ziyaretin ardından Kapıkule Sınır Kapısı, İl Tarım Müdürlüğü yetkilileriyle görüşerek bilgi alan Ojngyang, ziyaretinin ikinci gününde ise STK temsilcileriyle görüştü.
Ziyarete İl Kültür ve Turizm Müdürü İrfan Özcan, Edirne Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Yardımcı, Esnaf ve Sanatlar Odaları Birliği Başkanı Emin İnağ, Edirne Turizm ve Tanıtma Derneği Başkanı Gökhan Balta katıldı. İpek yolunu canlandırmamız için ortaklaşa çalışmalıyız diyen Ojngyang, bu tür ziyaretlerin iki ülke arasındaki ilişkileri daha da geliştireceğini kaydetti.
Ülkesinin turizm potansiyeli konusunda bilgi veren Ojngyang, Geçen yıl Çinin turizm geliri 45 milyar 800 milyar dolardı. Yabancı ülkelere giden Çinli turist sayısı ise 57 milyon civarındaydı. Yakın bir zamanda bu sayı 84 milyona ulaşacak. dedi.
Türkiyeye gelen Çinli Turist sayısının çok az olduğunu belirten Ojngyang, bunun nedeninin ise vize sorunu, doğrudan uçak seferlerinin olmaması ve Türkiyenin turizm potansiyelinin yeteri kadar tanıtılmamış olmasına bağladı. Ojngyang, Çin ve Türkiye arasında eskiden ipek yolu vardı. Şimdi bu ipek yolunu yeniden canlandırmalıyız. Ortaklaşa çalışmalar yaparak iki ülke arasındaki ekonomik ilişkileri de arttırmalıyız. diye konuştu.
Edirne Kültür ve Turizm Müdürü İrfan Özcan da Edirnenin Osmanlı İmparatorluğuna 92 yıl başkentlik yapmış tarihi bir kent olduğunu ifade etti. Edirneyi Balkanların kültür merkezi yapmak istediklerini ifade eden Özcan, Gayretimiz kentimizi sadece Türkiyenin değil balkanların kültür merkezi haline getirmektir. Edirne de inşaatı yapılan oteller var bunlar tamamlandığında turistleri daha rahat ağırlayacağız. Çinli dostlarımızı Edirnede daha çok görmek istiyoruz. açıklamasını yaptı.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 22.04.2011 | | | ÇinBaşkonsolosuEdirne?dekiSTKtemsilcileriylebuluştuÇin Başkonsolosu Edirne?deki STK temsilcileriyle buluştu |
|
| Seyhan Belediyesi'nin 23 Nisan Festivali'ne görkemli açılış | Samanyolu Haber | 18.04.2011 12:56 |  | | Seyhan Belediyesinin bu yıl yedincisini düzenlediği 23 Nisan Çocuk Oyunları Festivali Seyhan Kültür Merkezinde düzenlenen görkemli bir törenle başladı.
İlki 2005 yılında düzenlenen ve bölgesinde yalnızca Seyhan Belediyesinin gerçekleştirdiği 23 Nisan Çocuk Oyunları Festivali kapsamında altı tiyatro topluluğu tarafından her gün iki seans olmak üzere altı ayrı oyun sahnelenecek. Her oyunun ardından Seyhan Belediyesi Folklor hocalarının çalıştırdığı ilköğretim öğrencilerinin halkoyunu gösterileri sunulacak.
Festivalin açılış töreni Seyhan Belediye Başkanı Azim Öztürkün ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Seyhan Kültür Merkezi Mehmet Akif Ersoy Salonundaki açılış törenine organizasyona katkı sağlayan kuruluş temsilcileri, festival boyunca oyun sahneleyecek tiyatro topluluklarının yöneticilerinin yanı sıra yüzlerce minik izleyici katıldı.
Çocuklar geleceğimiz, geleceğimiz çocuklarımızdır diyen Seyhan Belediye Başkanı Azim Öztürk, Göreve geldiğimiz günden bu yana hizmet parolamız gelecek seçimler için değil, gelecek nesiller için çalışıyoruz oldu. Bu parolanın gereğini de bugüne kadar yaptığımıza inanıyoruz. Bugünden sonra da yine siz değerli çocuklarımızın yaşayabileceği bir şehir inşa etmek için çalışıyoruz diye konuştu. Mehmet Akif Ersoy Tiyatro Salonunu dolduran minik izleyicilerin coşkulu alkışları arasında konuşan Başkan Öztürk, Büyük Atatürkün siz değerli yavrularımıza armağan ettiği bu güzel bayramı en iyi şekilde kutlamanın gayreti içerisindeyiz. Bu vesileyle 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramınızı bir kez daha canı yürekten kutluyorum. dedi.
Öztürk, konuşmasının ardından festivalin organizasyonuna katkı veren kurum temsilcileriyle, festivalde sahnelenecek oyunları hazırlayan tiyatro topluluklarının yöneticilerine plaket verdi.
Seyhan Belediyesi 23 Nisan Çocuk Oyunları Festivalinin açılışı Seyhan Belediyesi Tiyatro Müdürlüğüne bağlı oyuncuların sahnelediği Maceraya Yolculuk isimli iki perdelik oyunla başladı.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 18.04.2011 | | | SeyhanBelediyesinin23NisanFestivalinegörkemliaçılışSeyhan Belediyesinin 23 Nisan Festivaline görkemli açılış |
|
| STK?lar sivil anayasa için Güneydoğu?da çalışma yapıyor | Samanyolu Haber | 18.04.2011 09:59 |  | | Muhafazakar Demokratlar Platformu sivil anayasa için sempozyumlarını sürdürüyor. Platform son olarak Diyarbakır ve Siirtte sempozyum düzenledi.
Toplumsal Sözleşmenin Yenilenmesi Işığında Yeni Anayasa sloganı ile yola çıkan Muhafazakâr Demokratlar Platformu, Güneydoğu Anadolu Bölgesinin iki önemli merkezinde düzenlediği sempozyumlarla birçok kesimi bir araya getirdi. Dedeman Oteldeki Diyarbakır oturumuna GÜNSİAD Başkanı Ş. İsmail Bedirhanoğlu, İnsan Hakları Derneği Başkanı Raci Bilici, Eski Milletvekili Sedat Yurttaş, HUDER Genel Başkanı Mustafa Karaman, Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi Başkanı Mehmet Kaya, Muhafazakar Demokratlar Platformu Genel Başkanı M. Akif Işık, Platform yöneticileri, Sivil Toplum Kuruluşları, parti temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. Siirt Kültür Merkezinde yapılan Sempozyuma ise Belediye Başkanı Selim Sadak, Tabipler Odası Başkanı Dr. Ekrem Bilek, Duayen gazeteci Cumhur Kılıççıoğlu, Siirt Üniversitesi öğretim görevlisi Doç. Dr. Şerif Demir, Eğitim Bir-Sen Başkanı Ömer Aslan, İlahiyatçı Abdulkadir Işık,Platform yöneticileri sivil toplum kuruluşları ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Siirtteki Sempozyumları açılış konuşmasını yapan Muhafazakar Demokratlar Platformu Genel Başkanı Mehmet Akif Işık, buralara geçmişin hesabını vermeye, ya da geçmişten hesap sormaya değil, yepyeni sivil bir Anayasanın temellerine harç atabilmek için geldiklerini söyledi. Işık, Toplumun bütün kesimlerinin katılımına açık olan çalışmalarımızda amacımız kucaklayıcı olup geniş bir toplumsal katılım sağlamaktır. Ülkemizin daha demokratik ve medeni yapıya dönüşebilmesi için söyleyecek sözü olan her kesimin düşüncelerini rahatlıkla dile getireceği bir demokrasi platformuyuz. Bu platform Anayasa tartışmalarının gerçek manada uzlaşma kültürü üzerinden şekillenmesine dair farkındalık oluşturmak amacındadır. Uzlaşmakta sıkıntı çekiyorsak müzakere etmeyi öğrenmemiz gerekiyor. dedi.
Yapılan bu geniş katılımlı Anayasa çalışmalarını 24. Dönem parlamentoya sunacaklarını ifade eden Işık nihai amaçlarına ilişkin şunları söyledi: Devlet ve toplumun barışık olduğu, temel hak ve hürriyetlerin önünün açıldığı,bireyin mutluluğunun esas alındığı, yani Şeh Edebalinin İnsanı yaşat ki Devlet yaşasın felsefesinin esas alındığı sivil bir Anayasanın hayata geçirilmesi. Bu hazırlık sürecine sadece bir kısım akademisyen ve devlet temsilcilerinin değil toplumun tüm kesimlerinin katılması. Bize dün silahlarıyla anayasayı kabul ettirenler bugün yargılanma durumuna gelmiştir. Amaç 80 yaşını geçmiş insanları değil bir zihniyeti yargılayarak ilerde de vesayet rejimlerinin önünü kesmek olmalıdır.
Siirt Belediye Başkanı Selim Sadak da bBüyük acıların yaşanmasına sebebiyet veren Anayasanın mutlaka ve mutlaka değiştirilmesi gerektiğini söyledi.
Katılımcılar mevcut 82 Anayasasının neredeyse tüm maddelerini eleştirirken yaşanan sıkıntıların büyük çoğunluğunun etnik milliyetçilik ile Devleti bireye karşı koruyan maddelerden kaynaklandığının altını çizdi. Sempozyum sonunda katılımcılar hazırladıkları Anayasa taslaklarını platform yöneticilerine sundu.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 18.04.2011 | | | STK?larsivilanayasaiçinGüneydoğu?daçalışmayapıyorSTK?lar sivil anayasa için Güneydoğu?da çalışma yapıyor |
|
| Örgüt mensubundan şok itiraf | Samanyolu Haber | 17.04.2011 23:32 |  | | İstanbulda Şişli Adliyesine saldırı hazırlığındaki DHKP/C terör örgütü üyelerine yönelik soruşturma tamamlandı... Terör örgütü adına eylemlere katıldığını kabul eden Aziz Ermiş, daha sonra JİTEM ile irtibata geçtiğini, JİTEMin talebi üzerine DHKP/Cye sızdığını ve örgüt adına eylemler gerçekleştirdiğini söyledi.
İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Berk tarafından hazırlanan iddianamede 17si tutuklu 20 sanık yer aldı. İddianamede DHKP/C terör örgütü içerisinde Eyüp, Okmeydanı, Çağlayan, Nurtepe ve Sultangazi bölgelerinde faaliyet yürüten şüphelilere yönelik 19 Mart 2009dan itibaren takip çalışmalarının başlatıldığı anlatıldı. Soruşturmanın devam ettiği 30 Ekim 2009 tarihinde Anıl Osman Çelik isimli örgüt mensubunun, İstanbul Emniyet Müdürlüğüne giderek DHKP/C terör örgütü hakkında bilgi verdiği ve örgütün yapılanmasını anlattığı iddianamede yer aldı.
19 Mart 2010 tarihinde ifade veren Aziz Ermiş adlı örgüt mensubu ise önemli iddialarda bulundu. Ermiş, 1993 yılında Devrimci Sol Güçler yapılanması içerisinde faaliyet yürüttüğünü, 1995 yılında DHKP/C saflarına geçtiğini anlattı. 2001 yılında polis tarafından yakalanarak tutuklandığını, cezaevinden çıktıktan sonra Pendik bölgesinde DSİH örgütü içerisinde faaliyetlere başladığını kaydeden Ermiş, daha sonraları pişman olarak JİTEM ile irtibata geçtiğini öne sürdü. Buradaki görevliler vasıtasıyla DHKP/C örgütüne sızdığını ifade eden Ermiş, Anadolu yakasında Pendik, Kartal, Maltepe bölgelerinde faaliyetlere başladığını, örgüt adına eylemlere katıldığını anlattı.
Örgütün yapılanması hakkında bilgi veren Ermiş, DHKP/C terör örgütü adına faaliyet yürüten kurum ve yapıları da sıraladı. Ermişin ifadesine göre, TAYAD, İdil Kültür Merkezi, Karanfiller Kültür Merkezi, Anka Kültür Merkezi, Haklar ve Özgürlükler Dernekleri, Halk Cephesi, www.halkinsesi.tv ve www.dhks.net isimli internet siteleri, Anadolunun Sesi Radyosu, Halkın Hukuk Bürosu, Yürüyüş, Tavır ve Devrimci Sol Dergileri, Grup Yorum, Ozan Yayıncılık, Gençlik Dernekleri/ Federasyonu, Devrimci Memur Hareketi ve Devrimci İşçi Hareketi DHKP/C adına faaliyet yürütüyor.
Bu yapılardan Haklar ve Özgürlükler Derneklerinin ilçe ve mahallede bulunan sorunları bahane ederek ve bazen de güç gösterisi yaparak gençliği yanına çekip önce mahallenin sorununu dile getiriyormuş gibi örgüt propagandası yaptığını aktaran Ermiş, bu yapılanmanın gençleri kendi safına çektikten sonra bölgede bulunan esnaftan haraç aldığını, bağış adı altında zorla para topladığını, korkuttuğu insanların malına el koyduğunu anlattı.
İstanbul MİT Bölge Başkanlığının 26 Ekim 2010 tarihli aylık değerlendirme raporunda, DHKP/C terör örgütünün üst yönetiminin talimatıyla, mahalli alanlarda milis ekipleri oluşturulduğu bilgisine yer verilen iddianamede, milis ekiplerinin adliye binaları, bazı partilere ait binalara, karakollara, sözde faşist olarak nitelendirdikleri şahıslara ait iş yerleri, Amerikan menşeli şirketlere, banka şubelerine yönelik molotofkokteyli atma, bombalama türü eylemlere yönelmelerinin beklendiği ifade edildi. Ayrıca, İstanbul MİT Bölge Başkanlığından Terörle Mücadele Şube Müdürlüğüne elden verilen bilgi notunda, DHKP/C terör örgütünün milis ekiplerinin Şişli, Beyoğlu, Eyüp, Sultanahmet/İstanbul Adliyeleri, Çağlayan/Yeni Adliye Sarayı ile Levent, Şişli, Sirkeci ve Sultanahmet Mc Donalds şubelerine yönelik eylem hazırladıkları bilgisi yer aldı. Örgütün üst yönetimi tarafından Şişli, Beyoğlu adliye binaları ile Levent Mc Donalds şubesinin ilk etapta eylem yapılacak hedefler arasına konduğu belirtildi.
Şişli Adliyesi civarında görev yapan polis memurlarının, 25 Kasım 2010da sokak üzerinde bir ticari taksiden inen ve birinin elinde beyaz renkli çanta bulunan iki erkek şahıstan şüphelenerek takibe başladığı, kovalamaca sonunda yakalanan şahısların Baran Furkan Gül ve Mete Diş oldukları vurgulandı. Şüphelilerin üzerinde yapılan aramada kullanılmaya hazır molotofkokteyli ve kar maskesi bulunduğu kaydedildi. Şüphelilerin üst üste iki pantolon ile kazak giydiği ve eylem sonrası üzerlerindekileri çıkartıp atarak altlarına giydikleri elbiselerle olay yerinden kaçacakları, bu sayede eşkal değiştirerek tanıkları ve güvenlik güçlerini yanıltmayı planladıkları ifade edildi.
Şüpheli Baran Furkan Gül, polise verdiği ifadesinde, örgütün bölge sorumlularının Okmeydanı Haklar ve Özgürlükler Derneğinde sinyal kesici jammer kullanarak toplantı yaptıklarını, bu toplantılarda kendilerine yapılacak eylemlerle ilgili bilgi verildiğini anlattı. Etkin Pişmanlık Yasasından faydalanmak istediğini de söyleyen şüpheli Gülün, Şişli Adliyesine yönelik eylemi de kabul ettiği ancak şüphelilerden Mete Dişin kabul etmediği de iddianamede yer aldı. Şüphelilerden Ceyhun Bayın Şişli Adliyesine yönelik molotoflu saldırı eylemini azmettirdiği belirtilen iddianamede, soruşturma sürecinde dinlenen Okmeydanına Özgürlük ve Nurtepeli Esnaf kod isimli gizli tanıkların da Ceyhun Bay aleyhine ifade verdikler | | Samanyolu Haber Son Dakika 17.04.2011 | | | ÖrgütmensubundanşokitirafÖrgüt mensubundan şok itiraf |
|
| 'JİTEM adına DHKP/C?ye sızdım eylemler yaptım' | Samanyolu Haber | 17.04.2011 14:31 |  | | İstanbulda Şişli Adliyesine saldırı hazırlığındaki DHKP/C terör örgütü üyelerine yönelik soruşturma tamamlandı. Terör örgütü adına eylemlere katıldığını kabul eden Aziz Ermiş, daha sonra JİTEM ile irtibata geçtiğini, JİTEMin talebi üzerine DHKP/Cye sızdığını ve örgüt adına eylemler gerçekleştirdiğini söyledi.
İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Berk tarafından hazırlanan iddianamede 17si tutuklu 20 sanık yer aldı. İddianamede DHKP/C terör örgütü içerisinde Eyüp, Okmeydanı, Çağlayan, Nurtepe ve Sultangazi bölgelerinde faaliyet yürüten şüphelilere yönelik 19 Mart 2009dan itibaren takip çalışmalarının başlatıldığı anlatıldı. Soruşturmanın devam ettiği 30 Ekim 2009 tarihinde Anıl Osman Çelik isimli örgüt mensubunun, İstanbul Emniyet Müdürlüğüne giderek DHKP/C terör örgütü hakkında bilgi verdiği ve örgütün yapılanmasını anlattığı iddianamede yer aldı.
19 Mart 2010 tarihinde ifade veren Aziz Ermiş adlı örgüt mensubu ise önemli iddialarda bulundu. Ermiş, 1993 yılında Devrimci Sol Güçler yapılanması içerisinde faaliyet yürüttüğünü, 1995 yılında DHKP/C saflarına geçtiğini anlattı. 2001 yılında polis tarafından yakalanarak tutuklandığını, cezaevinden çıktıktan sonra Pendik bölgesinde DSİH örgütü içerisinde faaliyetlere başladığını kaydeden Ermiş, daha sonraları pişman olarak JİTEM ile irtibata geçtiğini öne sürdü. Buradaki görevliler vasıtasıyla DHKP/C örgütüne sızdığını ifade eden Ermiş, Anadolu yakasında Pendik, Kartal, Maltepe bölgelerinde faaliyetlere başladığını, örgüt adına eylemlere katıldığını anlattı.
Örgütün yapılanması hakkında bilgi veren Ermiş, DHKP/C terör örgütü adına faaliyet yürüten kurum ve yapıları da sıraladı. Ermişin ifadesine göre, TAYAD, İdil Kültür Merkezi, Karanfiller Kültür Merkezi, Anka Kültür Merkezi, Haklar ve Özgürlükler Dernekleri, Halk Cephesi, www.halkinsesi.tv ve www.dhks.net isimli internet siteleri, Anadolunun Sesi Radyosu, Halkın Hukuk Bürosu, Yürüyüş, Tavır ve Devrimci Sol Dergileri, Grup Yorum, Ozan Yayıncılık, Gençlik Dernekleri/ Federasyonu, Devrimci Memur Hareketi ve Devrimci İşçi Hareketi DHKP/C adına faaliyet yürütüyor.
Bu yapılardan Haklar ve Özgürlükler Derneklerinin ilçe ve mahallede bulunan sorunları bahane ederek ve bazen de güç gösterisi yaparak gençliği yanına çekip önce mahallenin sorununu dile getiriyormuş gibi örgüt propagandası yaptığını aktaran Ermiş, bu yapılanmanın gençleri kendi safına çektikten sonra bölgede bulunan esnaftan haraç aldığını, bağış adı altında zorla para topladığını, korkuttuğu insanların malına el koyduğunu anlattı.
İstanbul MİT Bölge Başkanlığının 26 Ekim 2010 tarihli aylık değerlendirme raporunda, DHKP/C terör örgütünün üst yönetiminin talimatıyla, mahalli alanlarda milis ekipleri oluşturulduğu bilgisine yer verilen iddianamede, milis ekiplerinin adliye binaları, bazı partilere ait binalara, karakollara, sözde faşist olarak nitelendirdikleri şahıslara ait iş yerleri, Amerikan menşeli şirketlere, banka şubelerine yönelik molotofkokteyli atma, bombalama türü eylemlere yönelmelerinin beklendiği ifade edildi. Ayrıca, İstanbul MİT Bölge Başkanlığından Terörle Mücadele Şube Müdürlüğüne elden verilen bilgi notunda, DHKP/C terör örgütünün milis ekiplerinin Şişli, Beyoğlu, Eyüp, Sultanahmet/İstanbul Adliyeleri, Çağlayan/Yeni Adliye Sarayı ile Levent, Şişli, Sirkeci ve Sultanahmet Mc Donalds şubelerine yönelik eylem hazırladıkları bilgisi yer aldı. Örgütün üst yönetimi tarafından Şişli, Beyoğlu adliye binaları ile Levent Mc Donalds şubesinin ilk etapta eylem yapılacak hedefler arasına konduğu belirtildi.
Şişli Adliyesi civarında görev yapan polis memurlarının, 25 Kasım 2010da sokak üzerinde bir ticari taksiden inen ve birinin elinde beyaz renkli çanta bulunan iki erkek şahıstan şüphelenerek takibe başladığı, kovalamaca sonunda yakalanan şahısların Baran Furkan Gül ve Mete Diş oldukları vurgulandı. Şüphelilerin üzerinde yapılan aramada kullanılmaya hazır molotofkokteyli ve kar maskesi bulunduğu kaydedildi. Şüphelilerin üst üste iki pantolon ile kazak giydiği ve eylem sonrası üzerlerindekileri çıkartıp atarak altlarına giydikleri elbiselerle olay yerinden kaçacakları, bu sayede eşkal değiştirerek tanıkları ve güvenlik güçlerini yanıltmayı planladıkları ifade edildi.
Şüpheli Baran Furkan Gül, polise verdiği ifadesinde, örgütün bölge sorumlularının Okmeydanı Haklar ve Özgürlükler Derneğinde sinyal kesici jammer kullanarak toplantı yaptıklarını, bu toplantılarda kendilerine yapılacak eylemlerle ilgili bilgi verildiğini anlattı. Etkin Pişmanlık Yasasından faydalanmak istediğini de söyleyen şüpheli Gülün, Şişli Adliyesine yönelik eylemi de kabul ettiği ancak şüphelilerden Mete Dişin kabul etmediği de iddianamede yer aldı. Şüphelilerden Ceyhun Bayın Şişli Adliyesine yönelik molotoflu saldırı eylemini azmettirdiği belirtilen iddianamede, soruşturma sürecinde dinlenen Okmeydanına Özgürlük ve Nurtepeli Esnaf kod isimli gizli tanıkların da Ceyhun Bay aleyhine ifade verdikleri belirtildi.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 17.04.2011 | | | JİTEMadınaDHKP/C?yesızdımeylemleryaptımJİTEM adına DHKP/C?ye sızdım eylemler yaptım |
|
| 2. 'One minute'e Bağış yorumu | Samanyolu Haber | 16.04.2011 20:51 |  | | Başmüzakereci Egemen Bağış, Başbakan Erdoğanın AKPM toplantısındaki konuşmasını böyle değerlendirdi. yepyeni ödüller, yepyeni sıfatlarla İstanbulun ve Türkiyenin değerine değer kattığını belirterek, Artık Türkiyenin bahtı da alnı da istikameti de aktır dedi.
Çekmeköy Belediyesince yaptırılan Turgut Özal Kültür Merkezinin açılışında konuşan Bağış, Çekmeköyün artık kendisinin seçim bölgesi olduğunu belirterek, seçmenlerden, kendisini temsilcileri olarak görmelerini, bir kardeşleri olarak kabul etmelerini istedi.
Bağış, 2010da Avrupa Kültür Başkenti olan İstanbulun, 2012de de Avrupa Spor Başkenti olacağını anımsatarak, Artık yepyeni ödüller, yepyeni sıfatlarla şehrimiz ve ülkemiz değerine değer katıyor. Artık Türkiyenin bahtı da alnı da istikameti de aktır diye konuştu.
Turgut Özalı bir kez daha rahmetle andığını vurgulayan Bağış, korkuların, gerginliklerin diz boyu olduğu bir Türkiyeyi devralan Özalın, cesur, yürekli, mert ve gücünü halktan ve Haktan alan bir anlayışla statüko zihniyetine karşı dik bir duruş sergilediğini anlattı.
Bağış, Özalın adeta merhum Adnan Menderesin ortaya koyduğu vizyonu yeniden canlandırdığına işaret ederek, rahmetli Özalın ortaya koyduğu vizyon neticesinde de 2002de milletin, kendi bağrından kopan Tayyip Erdoğanı, yine palazlanmaya kalkan statükoya karşı iktidara getirdiğini belirtti.
Egemen Bağış, dün Turgut Özalın Türkiyenin AB süreciyle ilgili olarak tam adaylık başvurusunu Avrupa Konseyine sunduğu tarihin yıl dönümü olduğunu anımsatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
O gün Özal, bugünleri öngörmüş vizyoner bir yaklaşımla bakın ne demiş. Aşık Veyselin dediği gibi Uzun ince bir yola giriyoruz demiş. Bu yolda bizi bezdirmek isteyecekler, bu yolda bizi küstürmek isteyecekler ama bizim sabırlı olmamız gerekir demiş. Gerçekten bize havlu attırmaya çalışanlar var ama rahmetli Özalın o tavsiyesini her zaman hatırlıyoruz. Bize havlu attırmak isteyenlerin oyununa gelmeyeceğiz. Hani Anadoluda çok güzel bir laf vardır; papaza kızıp oruç bozmayacağız. Çünkü bu süreç Türkiyenin demokratikleşmesi için, kalkınması için, şeffaflaşması için, bireyin önünün açılması, vatandaşın daha sağlıklı bir hayat sürmesi, daha kaliteli gıda ürünlerini tüketebilmesi ve daha özgür yaşayabilmesi için önemli bir süreç. Bu süreç olmasaydı gerçekten bugün Türkiye, Ortadoğunun ve Akdenizin farklı ülkelerinde sokağa dökülen insanların ilham kaynağı olan bir ülke olamazdı.
Zamanında rahmetli Özalın karşısında saf tutup, onun kalkınma hamlelerini engellemek için ellerinden geleni ardına koymayanların bugün ona övgüler dizmelerinin düşündürücü olduğunu vurgulayan Bağış, Kağıthaneye Kağıttepe diyen bir lider, Özal ile ilgili, onu öven bir cümle kullanmış. Ben buradan teşekkür etmek istiyorum. Biraz zaman aldı ama siz de anladınız. Rahmetli Özal demişti, Bir gün onlar da anlayacak demişti. Gerçekten anladıkları günlere bugün kavuştuk şeklinde konuştu.
-BİZİM MUHALİF ÇEVRELERİN UYKULARI KAÇTI-
Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, konuşmasını şöyle sürdürdü:
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Strasbourgdaki Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinde bu milletin dik duruşunu, bu ülkenin gerçekleştirdiği kalkınma hamlelerini anlayamayanlara, onların anladığı dilde anlattı. Avrupalılar bundan rahatsız olmadı, Fransızlar olaya Fransız kaldıklarının farkına vardılar, bundan herhangi bir şekilde üzüntü duymadılar, ama bizim muhalif çevrelerin uykuları kaçtı. Hemen bir eleştiri kampanyası başladı. Sayın Başbakanımız Avrupalılara onların anladığı dilde, açık yüreklilikle çok net bir şekilde Türkiyede yaşanan gelişmeleri anlattı.
Türkiyenin bugün gerçekten çok farklı olduğunu, Turgut Özalın öngördüğü gibi artık Türkiyenin 21. yüzyıla şekil veren, gerçekten doğunun en batılı, batının da en doğulu ülkesi konumunda bulunduğunu kaydeden Bağış, şöyle devam etti:
Bakın Özal ne demiş; Bundan böyle güçlü devlet, memurları çok olan devlet değildir. Güçlü devlet, harcamaları çok, fakat iki yakası bir araya gelmeyen devlet değildir. Güçlü devlet, bir istihdam kapısı değildir. Güçlü devlet, bir mabut veya baba değildir. Hepsinden önemlisi, yeni görüşte, aslolan devletin zenginliği sonucu milletin zenginliği değil, milletin zenginliği sonucu devletin zengin olmasıdır. Yani yeni görüşte hedef, insanın, ferdin bizzat kendisidir. Başbakanımız Ankarada 2023 vizyonunu açıklıyor. Türkiyenin 2023te dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girmesiyle ilgili vizyonu açıklıyor ve bunu 5 temel direk üzerine oturtuyor. Bu temellerden bir tanesi de güçlü millettir. Güçlü millet olmadan güçlü devlet olmaz.
Bağış, konuşmasından sonra 8. Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özalın eşi Semra Özal ile birlikte kurdele keserek, Turgut Özal Kültür Merkezinin açılışını yaptı.
Egemen Bağış ve Semra Özal, açılışın ardından birlikte kültür merkezini gezdi.
Bağış, daha sonra Çekmeköy İlçe Seçim Koordinasyon Merkezi, Saruhan Kanbur Aile Sağlığı Merkezi ve | | Samanyolu Haber Son Dakika 16.04.2011 | | | 2OneminuteeBağışyorumu2 One minutee Bağış yorumu |
|
| Cumhurbaşkanı Gül, Erciyes Dağı'nda - Foto | Samanyolu Haber | 10.04.2011 17:18 |  | | Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Erciyes Dağında kar keyfi yaptı. Gül, dağda kayak kıyafetleriyle yürüyen görmeyen 2 kayakçının iradesini öven, kar banyosu yapan ?Kar kaplanlarını izledi ve Allah iyiliğinizi versin. Hayatımda hiç bu kadar gülmemiştim. dedi. Dağın zirvesine doğru hatıra fotoğrafı çektiren Cumhurbaşkanı Gül, Erciyes bir harika. Bu dağın kıymetini bilmeliyiz dedi.
Geceyi Erciyes Dağında geçiren Cumhurbaşkanı Abdullah Güle Mirada Del Lago Otelde, Erciyes ile ilgili görsel brifing verildi. Brifinge Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız da katıldı. Kayseri Büyükşehir Belediye başkanı Mehmet Özhaseki, Erciyes Dağının master plan sayesinde sadece Türkiyenin değil, Avrupa, Balkanlar ve Ortadoğunun önemli kış sporları ve turizm merkezi olacağını söyledi. Özhaseki, 6 bin yıllık tarihi olan Kayseri, Kapadokyaya açılan ilk kapıdır. O nedenle Erciyes Master Projesini Kapadokya Projesi ile bütünleştireceğiz. Avrupa ve birçok yerde olduğu gibi dağlardan para kazanmak için Erciyeste kolları sıvadık. Kültür ve doğa turizmi günümüzde daha çok ön plana çıkmaktadır. Erciyes Dağına, 2011 yılında 100 milyon dolarlık, yatırım gerçekleştireceğiz dedi. Cumhurbaşkanı Gül, ara ara sorular sorarak projeyle ilgili bilgiler aldı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül toplam 350 milyon euruluk projenin umut verdiğini ancak, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne ait mevcut binanın görsel açıdan çirkinlik yarattığını ekledi. Bu arada dağda turizm işletmeciliği yapan Yozgatlı Ahmet Dündar Cumhurbaşkanına Erciyes Dağı ile ilgili bestelediği şarkıyı okudu.
KENDİLERİNİ KUTLUYORUM
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Erciyes Dağının 2 bin 200 metre yüksekliğinde Tekir Yaylasında kaldığı otelden kayak kıyafeti ile yanında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Vali Mevlüt Bilici, Büyükşehir Belediye başkanı Mehmet Özhaseki ile birlikte tesisler bölgesine geldi. Cumhurbaşkanı Gül, hacılar dağcılık ve kayak Kulübü sporcularıyla hatıra fotoğrafı çektirdi. Buradan panoramik olarak Erciyes Dağını izleyen Cumhurbaşkanı kayak ögretmenleri Veysel Değirmenci ve Zafer Demiryürek denetiminde orta istasyondan saatte 40 kilometre hızla kayan tamamen görme engelli memur Mahmut Selçuk ile Çağatay Aksözü pistte kutlayıp, onlarla fotoğraf çektirdi. Gül, Bu iradedir. Görenler kayak yapmıyor ama gördüğünüz gibi iki görme özürlü kardeşimiz, irade gösterip, azmederek, kayıyorlar. Kendilerini kutluyorum dedi.
MAKOSEN AYAKKABIYLA DAĞA ÇIKTIK
Cumhurbaşkanı Gül, pistte, hoparlörden yayılan Gesi bağlarında dolanıyorum, yitirdim yarimi aranıyorum türküsü eşliğinde gazetecilere Gençliğimde, o zaman buraya otobüs filan yoktu 5-6 arkadaş yürüyerek çıktık. Sonra da yine yaya olarak şehre döndük. Ayağımızda makosen ayakkabılarım vardı. Ertesi gün ayaklarımız şişti.O zaman böyle kayak filan yoktu. kent içinde kızaklar vardı diye dert yandı.
ALLAH İYİLİĞİNİZİ VERSİN
Abdullah Gül, daha sonra Kar kaplanları grubunun gösterisini ve kar banyonu izledi. Kar üstünde soyunan ve karı vücutlarına sürenleri gülerek izleyen ve gözünden yaşlar gelen Cumhurbaşkanı Gül, Hayatımda hiç bu kadar gülmemiştim. Allah iyiliğinizi versin diye konuştu. Dağda kayak yapmaya ve gezmeye gelenlerle birlikte hatıra fotoğrafları çektiren cumhurbaşkanı Erciyes dağına karşı panoramik fotoğraf çektirdikten sonra, salep içti. Daha sonra da kar motoru sürdü. Cumhurbaşkanı dağda ikram edilen sucuk ekmek yedikten sonra Gül Üniversitesi toplantısına katıldı | | Samanyolu Haber Son Dakika 10.04.2011 | | | CumhurbaşkanıGülErciyesDağında-FotoCumhurbaşkanı Gül Erciyes Dağında - Foto |
|
| Asırlık köprülerin restorasyonu için onay çıktı | Samanyolu Haber | 09.04.2011 15:17 |  | | Edirnede Tunca Nehri üzerinde bulunan asırlık iki köprünün restorasyonu için onay çıktı.
Kültür ve Tabiat Varlıkları Korumu Bölge Kurulu Yalnızgöz ve Saraçhane köprülerinin restorasyonu değerlendirdi. Kurulun yaptığı değerlendirme sonucunda tarihi köprülerin onarımı için onay verdi. Edirne merkezi Yıldırım Mahallesine bağlayan Yalnızgöz ile Sarayiçi bölgesine bağlantıyı sağlayan Saraçhane köprülerinin yapılması için top İl Özel İdaresi ile karayollarında
özellikle Saraçhane Köprüsünün onarılmasıyla birlikte iki mahalle arasındaki geçişler daha kestirme yoldan ve kısa yoldan gerçekleşmiş olacak.
SARAÇHANE KÖPRÜSÜ
Saraçhane Köprüsü 1451 yılında II.Murat döneminde yapılmıştır. Tunca Nehri üzerinde yapılan köprü şehri Sarayiçi bölgesine bağlamaktadır. Köprü 1706 yılında II. Mustafa döneminde onarımdan geçirilmiştir. Dönemin Edirne Valilerinden Hacı Esved Paşa 1886 yılında taştan örme ayaklar üzerindeki köprüyü 50-60 metre daha uzatmıştır. Saraçhane Köprüsü 120 metre uzunluğunda, 5 metre genişliğinde 11 ayaklı ve 10 kemerli bir köprüdür.
YALNIZGÖZ KÖPRÜSÜ
Yalnızgöz Köprüsü 1567 yılında Sultan II. Selim tarafından Mimar Sinana yaptırılmıştır. Köprü Bayezid Külliyesi yakınında ve Tunca Nehri üzerinde bulunuyor.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 09.04.2011 | | | AsırlıkköprülerinrestorasyonuiçinonayçıktıAsırlık köprülerin restorasyonu için onay çıktı |
|
| Tahmazoğlu iki yıllık hizmetinin Check-Up?ını yaptı | Samanyolu Haber | 01.04.2011 17:36 |  | | Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, iki yılda belediyenin rutin işleri yanı sıra eğitim, kültür, sanat, spor ve sağlık alanlarında hizmet ürettiklerini söyledi. Tahmazoğlu, göreve geldikleri günden bu yana güler yüzlü, hızlı ve kaliteli bir hizmet ile hedefinde insan olan hizmetler yaptıklarını ifade etti.
Gaziantepin Şahinbey Belediyesi nisan ayı olağan meclis toplantısı birinci oturumu Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu başkanlığında belediye meclis salonunda yapıldı. Meclis toplantısı öncesi sunum eşliğinde belediyenin iki yıl içinde yaptığı hizmetler hakkında bilgiler veren Başkan Tahmazoğlu, İki yılda ekiplerimiz gece gündüz çalışarak 134 mahallemizde 1 milyon metrekarenin üstünde asfalt kaplama ve 478 bin metrekare üzerinde kilittaşı çalışması yaptık. İlçemiz genelinde açılmamış imar yollarını açtık. Eğitime destek kapsamında okullarımızda asfalt ve kilittaşına ek olarak halı sahalar yaparak öğrencilerimize hediye ettik. 2011 yılı için yaklaşık 22 okulumuzda daha halı saha yapmak için 10 bin metrekare alan için ihale yaptık. dedi.
Çarpık ve metruk yapılarla mücadelenin devam ettiğini ifade eden Tahmazoğlu, şöyle konuştu: İki yılda 394 kaçak yapıyı yıktık. Kılınçoğlu mahallesinde 32 evin kamulaştırmasını yaparak sorunsuz bir şekilde yıkımını gerçekleştirdik. Yine Karataşın doğusunda yeni oluşturduğumuz Akkent mahallesinde galeri sistemi uygulayarak yolların kazılmasını tarihe karıştıracağız. Sosyal Tesis ve gençlik merkezi çalışmalarımızda Düveroğlu kültür merkezi, Zeynel Direkçi, Boyacı sosyal tesisleri ile Mimar Sinan, Şıhcan Gençlik merkezi ve Karataş Kültür merkezini hizmete açtık. Beydilli, 60.Yıl ve Dumlupınar sosyal tesislerimiz yapım aşamasında olup Konak ve Kurbanbaba Gençlik merkezlerinde çalışmalarımız başladı. Ayrıca iki yılda 20 bay ve 13 bayan taziye evi yaparak hizmete sunduk. Dört adet AB ve SODES hibe projesini hayata geçirdik. 200 kadına eğitim ve ebru, 60 gence iş makinesi operatörlüğü, 20 engelli gencimize fide eğitimi ve 200 öğrenciye SBS eğitimi projelerini yürütüyoruz.
Kentsel dönüşüm ve kent bilgi sistemi çalışmalarına değinen Başkan Tahmazoğlu, kentsel dönüşüm kapsamında 3 bölgede 17 mahallede 9100 yapının değer tespit çalışmasının yapıldığını belirterek, konut rezervi için Etiler Mahallesinde TOKİ işbirliği ile başlayan 296 konutun inşaatlarının hızla yükseldiğini söyledi.
Sosyal ve kültürel faaliyetlerini açıklayan Tahmazoğlu, 220 engelli vatandaşa akülü ve manuel tekerlekli sandalye hediye edildiğini belirterek, Uluslararası Folklor Festivali, Ramazan Şenliği, Öğretmenler Günü anısına Zara konseri ve şehitleri anma gecesi düzenlediklerini ve halkın programlara yoğun ilgi gösterdiğini aktardı.
Şefkat mağazasında 15 bin 347 aileye gıda, giyim ve beyaz eşya yardımı yapıldığını ifade eden Tahmazoğlu, 2700 aileye ise et yardımı yapıldığını söyledi.
İlçe genelinde denetim ve kontrollerini sürdüren zabıta ekiplerinin iki yılda 120 bin 937 işyerinin denetlendiği bildiren Tahmazoğlu, Spor alanında birçok parkımıza halı saha ve basketbol sahaları yaptık. 3 bin 330 lisanlı sporcumuz kulübümüzde spor yapmakta olup, birçok dünya, Türkiye ve İl birinciliklerimiz bulunmaktadır. diye konuştu.
2011 yılı projelerini de kamuoyu ile paylaşan Mehmet Tahmazoğlu, Akkent ve Perilikaya olmak üzere iki adet spor köyü projelendirdiklerini belirterek, Havaalanı yolunu burç yoluna bağlayacak olan 50 metreli 13 kmlik yol ve yeşil alan çalışması, Kurbanbaba ve Konak gençlik merkezleri, Hanımlar Kültür Merkezi, Güneykent sosyal alan çalışması ve altı adet pazaryeri bu yıl içinde tamamlanarak halkımızın hizmetine sunulacaktır. bilgilerini aktardı.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 01.04.2011 | | | TahmazoğluikiyıllıkhizmetininCheck-Up?ınıyaptıTahmazoğlu iki yıllık hizmetinin Check-Up?ını yaptı |
|
| Tahmazoğlu iki yıllık hizmetinin Check-Up?ını yaptı | Samanyolu Haber | 01.04.2011 17:36 |  | | Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, iki yılda belediyenin rutin işleri yanı sıra eğitim, kültür, sanat, spor ve sağlık alanlarında hizmet ürettiklerini söyledi. Tahmazoğlu, göreve geldikleri günden bu yana güler yüzlü, hızlı ve kaliteli bir hizmet ile hedefinde insan olan hizmetler yaptıklarını ifade etti.
Gaziantepin Şahinbey Belediyesi nisan ayı olağan meclis toplantısı birinci oturumu Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu başkanlığında belediye meclis salonunda yapıldı. Meclis toplantısı öncesi sunum eşliğinde belediyenin iki yıl içinde yaptığı hizmetler hakkında bilgiler veren Başkan Tahmazoğlu, İki yılda ekiplerimiz gece gündüz çalışarak 134 mahallemizde 1 milyon metrekarenin üstünde asfalt kaplama ve 478 bin metrekare üzerinde kilittaşı çalışması yaptık. İlçemiz genelinde açılmamış imar yollarını açtık. Eğitime destek kapsamında okullarımızda asfalt ve kilittaşına ek olarak halı sahalar yaparak öğrencilerimize hediye ettik. 2011 yılı için yaklaşık 22 okulumuzda daha halı saha yapmak için 10 bin metrekare alan için ihale yaptık. dedi.
Çarpık ve metruk yapılarla mücadelenin devam ettiğini ifade eden Tahmazoğlu, şöyle konuştu: İki yılda 394 kaçak yapıyı yıktık. Kılınçoğlu mahallesinde 32 evin kamulaştırmasını yaparak sorunsuz bir şekilde yıkımını gerçekleştirdik. Yine Karataşın doğusunda yeni oluşturduğumuz Akkent mahallesinde galeri sistemi uygulayarak yolların kazılmasını tarihe karıştıracağız. Sosyal Tesis ve gençlik merkezi çalışmalarımızda Düveroğlu kültür merkezi, Zeynel Direkçi, Boyacı sosyal tesisleri ile Mimar Sinan, Şıhcan Gençlik merkezi ve Karataş Kültür merkezini hizmete açtık. Beydilli, 60.Yıl ve Dumlupınar sosyal tesislerimiz yapım aşamasında olup Konak ve Kurbanbaba Gençlik merkezlerinde çalışmalarımız başladı. Ayrıca iki yılda 20 bay ve 13 bayan taziye evi yaparak hizmete sunduk. Dört adet AB ve SODES hibe projesini hayata geçirdik. 200 kadına eğitim ve ebru, 60 gence iş makinesi operatörlüğü, 20 engelli gencimize fide eğitimi ve 200 öğrenciye SBS eğitimi projelerini yürütüyoruz.
Kentsel dönüşüm ve kent bilgi sistemi çalışmalarına değinen Başkan Tahmazoğlu, kentsel dönüşüm kapsamında 3 bölgede 17 mahallede 9100 yapının değer tespit çalışmasının yapıldığını belirterek, konut rezervi için Etiler Mahallesinde TOKİ işbirliği ile başlayan 296 konutun inşaatlarının hızla yükseldiğini söyledi.
Sosyal ve kültürel faaliyetlerini açıklayan Tahmazoğlu, 220 engelli vatandaşa akülü ve manuel tekerlekli sandalye hediye edildiğini belirterek, Uluslararası Folklor Festivali, Ramazan Şenliği, Öğretmenler Günü anısına Zara konseri ve şehitleri anma gecesi düzenlediklerini ve halkın programlara yoğun ilgi gösterdiğini aktardı.
Şefkat mağazasında 15 bin 347 aileye gıda, giyim ve beyaz eşya yardımı yapıldığını ifade eden Tahmazoğlu, 2700 aileye ise et yardımı yapıldığını söyledi.
İlçe genelinde denetim ve kontrollerini sürdüren zabıta ekiplerinin iki yılda 120 bin 937 işyerinin denetlendiği bildiren Tahmazoğlu, Spor alanında birçok parkımıza halı saha ve basketbol sahaları yaptık. 3 bin 330 lisanlı sporcumuz kulübümüzde spor yapmakta olup, birçok dünya, Türkiye ve İl birinciliklerimiz bulunmaktadır. diye konuştu.
2011 yılı projelerini de kamuoyu ile paylaşan Mehmet Tahmazoğlu, Akkent ve Perilikaya olmak üzere iki adet spor köyü projelendirdiklerini belirterek, Havaalanı yolunu burç yoluna bağlayacak olan 50 metreli 13 kmlik yol ve yeşil alan çalışması, Kurbanbaba ve Konak gençlik merkezleri, Hanımlar Kültür Merkezi, Güneykent sosyal alan çalışması ve altı adet pazaryeri bu yıl içinde tamamlanarak halkımızın hizmetine sunulacaktır. bilgilerini aktardı.
(CİHAN)
| | Samanyolu Haber Son Dakika 01.04.2011 | | | TahmazoğluikiyıllıkhizmetininCheck-Up?ınıyaptıTahmazoğlu iki yıllık hizmetinin Check-Up?ını yaptı |
|
| İşte sağlıklı ailelerin formülü | Samanyolu Haber | 30.03.2011 16:10 |  | | Sosyolog Yusuf Özkan Özburun, ?Değişen Dünyada Elimizde Kalan Tek Değer; Aile? konulu söyleşiyle Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi?ne konuk oldu. Özburun, yoğun katılımın olduğu söyleşide, günümüzde anne baba olmanın zorlukları, aile saadetinin düşmanları ve evliliklerle ilgili bilgi verdi.
Söyleşisini psiko-drama ile renklendiren Sosyolog Yusuf Özkan Özburun, verdiği seminerle katılımcılara mutlu aile olabilmenin yollarını anlattı. Özburun. günümüz Türk ailesinin yapısı, aileyi olumsuz etkileyen faktörler, eş seçimi, ailelerin çocuk yetiştirirken tutumları, sağlıklı bir ailede bireylerin üstlenmesi gereken vazifeler gibi birçok konuda katılımcıları aydınlattı. Sosyolog Yusuf Özkan Özburun, günümüz aile yapısını bugünün Çanakkale?si olarak niteledi.
Günümüz aile yapısını anlatarak söyleşisine başlayan sosyolog Yusuf Özkan Özburun ; ?Günümüzde aileler tıpkı bugünün Çanakkalesi gibi. Aile içinde sürekli bir çatışma, huzursuzluk ve kirli bir atmosfer söz konusu. Bunun sonucu olarak da hayatı derinden kavrayan, yaşının hakkını veren aklı başında çocuklar yetişmiyor. Kadın erkek ilişkileri resmen sıkıntı üretiyor. Kadın ve erkek birbirlerinin ömür törpüsü misali hareket ediyor. Aile krizinin başladığı yerde ahlak sorunu başgösteriyor. Ahlak sorununun başladığı yerde ise bencillik ve zevkçilik ortaya çıkıyor? dedi.
Sosyolog Özburun, günümüzde kadınların ve erkeklerin birbirlerini nesne gibi algıladığını dile getirerek, ?Dünyanın en güzel kadınının ve en yakışıklı erkeğinin güzelliği ve yakışıklılığı mevsimlerden farksızdır. Bir mevsim sürer. Beden çabuk tüketilir. Ancak ruhsal hazlar zaman içinde keşfedilir. Bazı erkekler koleksiyonunu çoğaltarak mutlu olacağını zanneder. Bedeni çabuk tüketen insanlar evliliği de çabuk tüketir. İnsan ancak karşı tarafın bedeninden ötesini keşfettiğinde onunla mutlu olur.? diyerek gençlere evlilikle ilgili tavsiyelerde bulundu.
Günümüzde evliliklerinin iki hastalığa yakalandığını dile getiren Özburun : ?Günümüzde evlilikler Anadolu geleneğinden gelen hastalık, modern dünyadan gelen hastalık olmak üzere iki sorunla karşı karşıya kalıyor. Anadolu geleneğinden etkilenen erkekler, ?Kadın milletine yüz vermeyeceksin? bilinciyle hareket edip, kadına bir insan ve şahsiyet gözüyle bakmaktan uzak kalıyorlar. Kadınlar ise ailelerine akrabalarına düşkün olup, onların sözünü dinleyip eşlerine çatıyorlar. Böylece sorunlar ortaya çıkıyor. Modern dünyadan gelen hastalıkta ise erkek ve kadın sorumluluklarını yüklenmiyor.? dedi.
Verdiği semineri psiko dramalarla daha da anlaşılır kılan Özburun, evliliğinde sorun olanların önce kendine öz eleştiri yapması gerektiğini belirterek; aşırı kıskançlık, güvensizlik, saygısızlık , aldatma, aklını okumak, eleştirmek, işi yokuşa sürmek, genellemede bulunmak, sürekli geçmişi getirmek, hep kendini haklı görmek gibi davranışların evliliğin iç düşmanları olduğuna vurgu yaptı. Özburun, sağlıklı bir ailenin ölçütlerini ise; kutsal ölçülere sahip, övgü ve takdir kültürünün olduğu ve birlikte zaman geçiren bireylerin oluşturduğu aileler olarak açıkladı.
Aile tutumunun çocuk gelişimi üzerine etkileri konusunda da katılımcıları bilgilendiren Sosyolog Yusuf Özkan Özburun, ?Aile çocuktan sevgi ve eğitim almalıdır. Çocuklarınıza sevgiyi ve disiplini yeterli ve dengeli vermelisiniz. Her şeyi hoş görmeyin. Hayır demeyi bilin. Aile bireyleri arasında herkesin sarı, yeşil ve kırmızı ışığı olmalı. Bütün ışıklar yeşil yanarsa demokratik değil karışık, kaos dolu bir aile ortaya çıkar. Ailede mutlaka birisi son sözü söylemelidir? dedi. | | Samanyolu Haber Son Dakika 30.03.2011 | | | İştesağlıklıailelerinformülüİşte sağlıklı ailelerin formülü |
|
| 'Çileli yol'un çoğu bitti azı kaldı | Samanyolu Haber | 30.03.2011 11:25 |  | | Dik rampaları ve peş peşe sıralanan keskin virajları nedeniyle sürücülerin çileli yol diye tabir ettiği Mersin-Antalya karayolunun yarattığı sıkıntı, yapımı süren Akdeniz Sahil Yolu projesi sayesinde aşılacak. AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, her ikisi de komşu ve turizm kenti olmasına rağmen, karayolu bağlantısının sorunlu olması nedeniyle, Mersin ve Antalya birbirini yeterince destekliyor.
Son derece dik rampalar ve birbirini peş peşe takip eden keskin virajların yer aldığı 489 kilometrelik yol, sürücülerin yavaş seyahat etmelerine, yolcuların da meşakkat çekmelerine neden oluyor.
Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından 2003 yılında başlatılan Akdeniz Sahil Yolu Projesi ile Mersin ve Antalyayı birbirine yakınlaştırmaya yönelik çalışmalar hummalı şekilde sürdürülüyor.
Proje kapsamındaki toplam 227 kilometrelik yolun 2009 yılı sonuna kadar 135,5 kilometrelik bölümünü tamamlayan ekipler, 2010 yılında 15,5 kilometresini hizmete hazır hale getirebildi. Şu an için yaklaşık yüzde 70lik bölümü tamamlanan ve 151 kilometrelik bölümünde sathi kaplama seviyesinde hazırlanarak trafiğe açılan yolda, 76 kilometrelik kesimin 20 kilometresinin bu yıl, 56 kilometresinin ise 2013 yılı sonuna kadar gerekli standartlarda hazır hale getirilmesi hedefleniyor. Proje kapsamında toplam 4 bin 655 metre uzunluğunda 7 adet çift tüp tünel yer alıyor.
Projesiz yol diye nitelendirilen mevcut yolun önemli bir bölümü kör noktalarla dolu. Yolun yapımına henüz başlanmayan bölümlerinde ise iki geniş aracın karşılıklı olarak seyahat ederken, keskin virajlarda ise sürücülerin durup birbirlerine yol vermesi gerekiyor.
Yolun tamamlanmasıyla mesafenin 20 kilometre daha kısalmasının yanı sıra virajlı kesimler ise yerini duble yollara bırakacak. Bu önemli yatırımın hayata geçirilmesi için ise şu ana kadar 227 milyon 640 bin lira ödenek ile çalışmaların sürdürüldüğü, yolun tamamlanması için daha 372 milyon 360 bin liralık ek ödeneğe ihtiyaç duyulduğu belirtiliyor.
-ANTALYAYA 4 SAAT ÇABUK ULAŞILACAK-
Karayolları 5. Bölge Müdürü Yakup Dost, yaptığı açıklamada, Mersinde tarım ve sanayinin hızla gelişmesi, büyük sanayi tesisleri ile serbest bölge ve Türkiyenin en büyük limanlarından birinin bulunması, ayrıca sahil şeridi boyunca yer alan tarihi ve turistik yerler nedeniyle Mersin-Antalya yolunda yoğun bir trafik akışı olduğunu söyledi.
Yol güzergahı boyunca yoğun olarak gerçekleştirilen tarımsal faaliyetlerin Mersin-Antalya yolunun önemini bir kat daha artırdığını ifade eden Dost, en kısa sürede tamamlanabilmesi için hummalı şekilde çalışıldığını belirtti.
Dost, 9 saatte gidilen Mersin-Antalya arasının duble yol olarak hizmete girmesiyle 20 kilometre daha kısalacağını, ancak aynı mesafenin 5 saatte katedilebileceğini vurguladı.
Dost, çalışmalar kapsamında gerekli bölümlerin hemen hemen hepsinin ihalesinin yapıldığına dikkati çekerek, sadece Aydıncık ilçesindeki 1,3 kilometresi tamamlanan ve içerisinde 400 metre uzunluğundaki Kuruoluk Tünelinin bulunduğu toplam 20,8 kilometrelik bölümün ihale edileceğini, bunun da 2011 yılı içerisinde yapılmasının planlandığını sözlerine ekledi.
-TURİZMDE ANTALYANIN DENEYİMİ VE MERSİNİN CAZİBESİ-
Proje kapsamında çalışmaların sürdüğü yolun hemen her yeri farklı güzellikleri barındırıyor. Yolun tamamlanmasıyla mevcut potansiyelin gün ışığına çıkacağını uman yöre halkı, çalışmaların kısa sürede tamamlanmasını istiyor.
Yöredeki hemen herkesin takdirini toplayan çalışmalar sayesinde, tarihi yapıların daha fazla turist tarafından gezilmesi, tarım ürünlerinin ise daha fazla kişinin ağzını tatlandırması bekleniyor.
Mersin Turizm İşletmecileri Derneği (MERTİD) Başkanı Murat Demir ise bölgenin hemen her yerinde göze çarpan ve halen yıllara meydan okuyan sit alanlarında turistlerin ilgi duyacağı çok sayıda tarihi yapı ve değerin bulunduğunu belirtti.
Mersinin tarihi ve kültür varlıkları açısından zengin potansiyelinin yanı sıra denizi ve yaylası ile de dikkati çektiğini vurgulayan Demir, ancak turizm pastasından henüz istenilen payı alamadığını ifade ederek, Hemen yanı başımızda turizmin merkezi olan Antalya bulunmasına rağmen, komşumuz ile turizmde yarışamıyoruz ve birbirimize katkı sağlayamıyoruz. Bunun önündeki en büyük sorun ulaşımda yaşanan zorluktur. Ancak çileli yolun bitmesiyle rahat bir nefes alacağız ve Antalyanın deneyimlerinden yararlanıp cazibelerimizle onlara katkı sağlayacağız dedi.
Demir, yolun tamamlanmasıyla kentteki turizm faaliyetlerinde önemli bir hareketlilik yaşanacağını tahmin ettiklerini sözlerine ekledi.
-TARIMA DA FAYDASI OLACAK-
Mersin Ziraat Odası Başkanı Cengiz Gökçel de kentteki tarımsal üretimin çeşitliliğini bizde yok yok diye nitelendirdi.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 30.03.2011 | | | ÇileliyolunçoğubittiazıkaldıÇileli yolun çoğu bitti azı kaldı |
|
| Dünya, indirimli alışveriş için İstanbul'a gelecek | Samanyolu Haber | 18.03.2011 09:57 |  | | Bugün başlayıp 26 Nisana kadar sürecek olan İstanbul Shopping Fest ile şehre gelenler 40 gün 40 gece yüzde 50ye varan indirimle alışveriş imkânı bulacak. AVMler saat 23.00e kadar açık kalırken, nöbetçi seçilen merkezler ise saat 02.00ye kadar müşteri ağırlayacak. 40 milyon liraya mal olan festivalin gıda ve konaklama dışında 3 milyar dolarlık ticaret hacmi oluşturması bekleniyor.
Daha çok tarihi ve turizm değerleriyle dikkat çeken İstanbul, her geçen gün ticari bir merkez haline geliyor. 40 gün 40 gece sürecek alışveriş festivali İstanbul Shopping Fest bugün başlıyor. İlki gerçekleştirilecek festivale 300 bin müessese katılıyor. Festivalde İstanbulun en büyük 42 alışveriş mağazası, Abdi İpekçi, İstiklal ve Bağdat caddeleri gibi önemli alışveriş caddelerinde yüzde 30a varan indirim uyguluyor. Tanıtım için yurtiçi ve yurtdışında 2 bine yakın bilboard kiralandı. Tax free mağazalarında KDV iade oranı yüzde 75e çıkarıldı. 40 milyon liraya mal olan festivalin gıda ve konaklama dışında 3 milyar dolarlık ticaret hacmi oluşturması bekleniyor.
26 Marta kadar sürecek festival sebebiyle alışveriş merkezlerinde saat 20.00den sonra özel indirimler uygulanıyor. Ünlü sanatçıların konser vereceği festival günlerinde nöbetçi AVMler belirlenecek ve her cumartesi Anadolu ve Asya yakasından iki merkez gece 02.00ye kadar açık kalacak. Yüzlerce yerli ve yabancı markanın yanı sıra Kapalıçarşı, Mısır Çarşısı gibi geleneksel alışveriş noktalarında tüm yeni sezon ürünlerinde yüzde 30lara varan ind irimler ve kampanyalar düzenleniyor. Festival hakkında bilgi vermek için Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Başkanı Yılmaz Yılmaz, Alışveriş Merkezleri ve Perakendeciler Derneği (AMPD) Başkanı Mehmet T. Nane ve Alışveriş Merkezi Yatırımcıları Derneği (AYD) Başkanı Hakan Kodal, İstanbul Shopping Fest Eşbaşkanı sıfatıyla dün Ekonomi Gazetecileri Derneği üyeleriyle bir araya geldi. Kodal, festival ile turist başına düşen 580 dolarlık harcamayı 1.000 doların üzerine çekmeyi planladıklarını belirtirken, Nane, bu sayede ülkenin cari açığının kapanacağını söyledi. Yılmaz ise 2010da 1,8 milyar dolar olan perakende ticaret hacminin gelenekselleşecek festival sayesinde 2015te 10 milyar dolara çıkacağını düşünüyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve İstanbul Valiliği himayesinde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve TİM desteğiyle gerçekleştirilen İstanbul Shopping Fest için şehrin tüm ilçe belediyeleri de ücretsiz yer tahsisinde bulundu.
BMD Başkanı Yılmaz önceki akşam TRT Haberde Ekonomi Kulübü programına katılarak etkinlikle ilgili bilgi verdi. Türkiyedeki siyasi istikrarın gelişmesiyle birlikte cazibe merkezi haline geldiğine işaret eden Yılmaz, komşu ülkelerden binlerce turistin alışveriş için Türkiyeyi tercih ettiğini dile getirdi. Etkinlik kapsamında fiyat indirip yükseltmek gibi bir durumun söz konusu olmayacağını ifade eden Yılmaz, Böyle davranan markalarla ilgili gerekli uygulamaları yapacağız. dedi. Türk markalarının çıkış yakaladığını belirten Yılmaz, yakın zamanda hazır giyimde İtalyan markalarının yerini alacaklarını kaydetti. Sektörün hedefi ise 2023 yılında yurtdışında 20 bin mağazaya ulaşmak. | | Samanyolu Haber Son Dakika 18.03.2011 | | | Dünyaindirimlialışverişiçinİstanbula/">İstanbulagelecekİstanbula-gelecek/">Dünya indirimli alışveriş için İstanbula gelecek |
|
| Başbakan'ın gün saydığı proje | Samanyolu Haber | 16.03.2011 00:59 |  | | Erdoğan, Rusyada kazma vurulması için sabırsızlandığı projeyi dile getirdi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Nükleer enerjide Rusya ile birlikte attığımız adım (Mersin Akkuyu nükleer santrali) ki artık haftalar sayıyoruz, aylar diyemeyeceğim, bir an önce buna başlamak istiyoruz. Her şey tamam, kazma artık vurulacak ve 20 milyar dolarlık nükleer enerji yatırımına başlıyoruz dedi.
Erdoğan, Uluslararası Ticaret Merkezinde gerçekleştirilen Türk-Rus İş Formu Toplantısının kapanış oturumunda yaptığı konuşmada, Türkiyenin, Rus turistler açısından en çok tercih edilen ülke olmaya devam etmesine büyük önem atfettiklerini ifade etti.
Küresel ekonomik krize rağmen, 2008 itibarıyla yaklaşık 3 milyon olan Türkiyeyi ziyaret eden Rus turist sayısının, 2009 yılında 2,7 milyon, 2010da ise 3,1 milyon olduğunu anımsatan Erdoğan, şunları söyledi:
Ben 2011 yılında bu rakamın çok daha yukarılara, çevredeki gelişmeler sebebiyle ulaşacağına inanıyorum. Türkiyenin turizm alanında en çok tercih edilen ülke olmasının nedeni sadece sahip olduğu deniz-güneş-kum gibi tabii güzellikler değil. Ülkemiz aynı zamanda kültür ve inanç turizmi, kış sporları turizmi hele hele son Erzurumda yaptığımız yatırımlarla çok daha farklı bir öneme haiz oldu. Golf turizmi ve doğa sporları turizmi gibi alanlarda da dünyada sayılı merkezlerden biri haline gelmeye başladı. Bilhassa sağlık turizmi çerçevesinde Türkiyeye, sadece bölge ülkelerinden değil, gelişmiş Batılı ülkelerden de hatırı sayılır miktarda ziyaretçi akını oluyor. Tabii bütün bunların yanında güven, istikrar, bunlar da turistin aradığı özellikler. Bunu da nerede buluyor, artık Türkiyede buluyor. Rus dostlarımızı sunduğumuz bu imkanlardan, Türkiyenin bu fırsatlarından da yararlanmaya davet ediyoruz.
-YILDA 5 MİLYAR DOLARLIK YATIRIM-
Erdoğan, enerji konusunun iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin en önemli boyutunu teşkil ettiğine işaret ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
Önümüzdeki 20 yıl boyunca Türkiyede enerji alanında yaklaşık 100 milyar dolarlık yatırımın yapılması bekleniyor. Bu, yılda ortalama 5 milyar dolarlık yatırıma tekabül ediyor. Bu tür bir ortamın, Rus şirketlerine önemli fırsatlar sunacağı ve iki ülke şirketlerine işbirliği imkanları sağlayacağı kanısındayım. Bildiğiniz gibi nükleer enerjide Rusya ile birlikte attığımız adım (Mersin Akkuyu nükleer santrali) ki artık haftalar sayıyoruz, aylar diyemeyeceğim, bir an önce buna başlamak istiyoruz. Herşey tamam, kazma artık vurulacak ve 20 milyar dolarlık nükleer enerji yatırımına başlıyoruz. Rusya ile ekonomik ilişkilerde yakalanan bu ivmenin iki ülke menfaatine uygun olarak sürdürülebilmesi amacıyla öncelikle gümrük, ulaştırma, tarımsal, hayvansal ürün ticareti ve turizm alanlarındaki teknik temasların arttırılmasının yerinde olacağını düşünüyoruz.
Başbakan Erdoğan, iki ülke arasındaki coğrafi yakınlık avantajının daha iyi kullanılarak Güney Rusyada geniş çaplı bir Türk lojistik merkezi oluşturulmasına büyük önem verdiklerini vurguladığı konuşmasında, Samsun-Kavkaz Limanları üzerinden demiryolu feribotu taşımacılığı hattını tesis eden anlaşmanın imzalanmasından da çok büyük bir memnuniyet duyduğumuzu da ifade etmek istiyorum diye konuştu.
Birbirimize çok yakın, birbirimize komşu iki ülkeyiz diyen Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:
Sadece aynı coğrafyayı değil, birbiriyle zaman zaman kesişen, birbiriyle ortak yönleri olan tarih ve kültürü de paylaşıyoruz. Önceki gün, İstanbulda, bir Rus televizyon kanalıyla yaptığımız mülakatın ardından, benimle mülakatı yapan televizyoncu bana son derece anlamlı bir hediye takdim etti. Baktım ki bir semaver. Semaver dediğimiz, çay demlemekte kullanılan cihaz, aslında ortak kültürümüzün son derece anlamlı bir göstergesi. Tabii kendisine de söyledim, bak dedim şimdi bu akşam eve gideceğim ailece burada çayı demleyeceğiz ve bundan böyle de bu semaverde demlenen her çayda da Dolmabahçedeki ofiste bu anı hatırlayacağız. Bizde semaver aynı zamanda tasavvuf kültürünün içine de girmiştir öyle de bir özelliği var. Bizde Dostoyevski, Tolstoy ama burada da Nazım Hikmet şöhretleri sınırları aşmış yazarlar olmanın ötesinde, ülkelerimiz, kültürlerimiz arasında bir köprü olmayı başarmış ve bu sanatçılar, bu şairler yazarlar sebebiyle de birbirimizle, halklarımızın kaynaşması temin edilmiştir. Farklı dilleri konuşuyor olabiliriz, ama aynı istikamete bakıyor, ülkelerimiz, halklarımız için huzur, barış ve refah istiyoruz.
Erdoğan, iş adamlarının karşılıklı olarak son dönemde başarılı işlere imza attıklarına işaret ederek, şunları kaydetti:
Bu ivmeyi hız kesmeden sürdürmek zorundayız. Potansiyellerimizi azami ölçüde kullanmak, imkanlarımızı daha fazla halklarımızın refahı için kullanmak durumundayız. Biz, hükümetler olarak, iş adamlarımız için uygun z | | Samanyolu Haber Son Dakika 16.03.2011 | | | BaşbakanıngünsaydığıprojeBaşbakanın gün saydığı proje |
|
| Belarus-Türkiye işbirliği masaya yatırıldı | Samanyolu Haber | 09.03.2011 17:00 |  | | Belarus-Türkiye İşbirliği Yolları uluslararası konferansında, Türkiye ve Belarus arasındaki ekonomik, politik ve kültürel ilişkiler akademik düzeyde ele alındı. Diyalog Avrasya (DA) Belarus temsilciliği, Belarus Devlet Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Fakültesi, Dış Politika ve Güvenlik Çalışmaları Merkezi (FPS) ve Belarus Türk İş adamları Derneği (BETİD) tarafından organize edilen konferansa, Türkiye ve Belarustan alanlarında uzman birçok akademisyenin yanı sıra T.C. Minsk Büyükelçisi Veka İnal, Milletvekili ve Belarus-Türk Parlamentoları arası Dostluk Grubu Başkanı Reha Çamuroğlu, Diyalog Avrasya Eşbaşkanı Harun Tokak gibi üst düzey yetkililer de katıldı.
Üç oturumdan oluşan konferansta, Belarus ve Türkiye arasındaki tarihi meseleler, ilişkilerin mevcut durumu ve geleceği, uluslararası organizasyonlardaki işbirlikleri gibi konular ele alınırken, ticari-ekonomik, kültürel ve eğitim alanındaki karşılıklı ilişkiler masaya yatırıldı.
Belarus Devlet Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Fakültesi Dekanı Prof. Victor Shadurski açılış konuşmasında; adil, kalıcı süreklilik arz eden bir diyaloğun çok önemli olduğunu vurgulayarak Belarusta Türkçeye duyulan ilginin her geçen gün arttığını ve uluslararası ilişkiler fakültesinde bir Türk Dili ve Kültürü Merkezi açmayı planladıklarını dile getirdi.
1995 yılında Belarusun bağımsızlığını ilk tanıyan ülkenin Türkiye olduğunu ve Türkiye-Belarus ilişkilerinin belki de Belarusun en köklü dış ilişkileri arasında yer aldığını söyleyen Milletvekili Reha Çamuroğlu, Mart ayı içerisinde Kültür Bakanı Ertuğrul Günayın Belarusu ziyaret edeceği müjdesini verdi.
Belarus Türkiye İş Birliği Yolları Konferansına katılmaktan mutluluk duyduğunu dile getiren T.C. Minsk Büyükelçisi Veka İnal: Çok kültürlü, çok dinli, çok milletli Avrasya coğrafyasının kültürel ve entellektüel birikimini dünyaya duyurarak, bu coğrafyada bilim, edebiyat, akademi dünyaları arasında dinamik bağlar kuran Diyalog Avrasya, uluslararası karşılıklı anlayış ve hoşgörünün gelişmesine ve barışa hizmet etmektedir. dedi.
Avrasya coğrafyasında 13 farklı ülkede faaliyet gösteren Diyalog Avrasya Platformu Eşbaşkanı Harun Tokak, Diyalog Avrasya Belarus temsilciğinin iki ülke arasındaki ilişkilere yapmış olduğu katkının küçümsenemeyeceğini beyan etti.
Konferansın organizatörlerinden Belarus Türk İş adamları Derneği (BETİD) Onursal Başkanı Ali Rıza Arslan, ikincisi düzenlenen Belarus-Türkiye İşbirliği Yolları Konferansının, gerek ticari ve ekonomik, gerekse sosyokültürel alandaki ilişkilerimize çok ciddi katkılar sağlayacağına değinerek bu tür organizasyonların her zaman desteklenmesi gerektiğini vurguladı.
Belarus tarafından da üst düzey yetkililerin katıldığı konferansta Belarus Bank Yönetim Kurulu Başkan Vekili Vlademir Novik, Belarustaki inşaat sektöründe yapmış olduğu yatırımlarla tanınan EMSAŞ inşaatının başarılarından bahsederken, Dışişleri Bakanlığı yetkilisi Yevgeniy Libin ise istatistikî bilgiler ışığında iki ülke arasında ilişkilerin ne düzeyde olduğu hakkında bilgi verdi.
Açılış konuşmalarının ardından iki ülkeden araştırmacıların tebliğlerini sunduğu oturumlarda, konferansa Belarus Devlet Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Fakültesinden katılan Zafer Eldem SSCB sonrasında Türkiyenin Kültürel Politika Açılımları başlıklı makalesinde Asyada diyaloğun sağlanmasına ciddi katkıları olan Gönüllüler Hareketinin önemine vurgu yaptı. Eldem, Bu harekete gönül vermiş insanlar tarafından açılan okullar ve üniversiteler, Asyada yeni bir diyalog sürecinin başlamasına vesile olmuştur. dedi.
Türkiyeden İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Emrah Cengiz, Devletler Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Rauf Versan, Gazi Üniversitesinden Yrd. Doç. Dr. Orhan Ünal, Melikşah Üniversitesinden Yrd. Doç. Dr. Shatlyk Amanov ve Yrd. Doç. Dr. Emin Emirza ve diğer akademisyenler Türkiye ve Belarus arasındaki ilişkilerin daha iyi bir düzeye çıkarılması için farklı önerilerde bulundu.
Son oturuma başkanlık yapan İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Emrah Cengiz, oturumun kapanış konuşmasında bu konferansın üçüncüsünün Türkiyede kendi fakültelerinin ev sahipliğinde yapılması teklifinde bulundu.
(CİHAN)
| | Samanyolu Haber Son Dakika 09.03.2011 | | | Belarus-TürkiyeişbirliğimasayayatırıldıBelarus-Türkiye işbirliği masaya yatırıldı |
|
| Nemrut Dağı paylaşılamıyor | Samanyolu Haber | 08.03.2011 16:38 |  | | Her yıl binlerce turisti Türkiyeye çeken Nemrut Dağı, Adıyaman ve Malatya kentleri arasında paylaşılamıyor. Güneşin doğuşu ve batışının en güzel izlendiği yerlerden olan Nemrut Dağına Malatya üzerinden yol açılması konusunda uzun süredir devam eden çekişme, şimdi tanıtım yayınlarına sıçradı.
Son olarak Atatürk Kültür Merkezinde gerçekleştirilen Malatya Tanıtım Günleri etkinliğinin afiş ve tanıtım filminde Nemrut Dağı sembollerinin kullanılması ve Malatya milletvekillerinin Nemrut ilçesinin kurulmasına ilişkin kanun teklifi, Adıyamanlıların tepkisini çekti. Adıyaman Belediyesi, Nemrut Dağıyla ilgili fotoğrafların, Malatya Valiliği yayınlarında kullanılmaması için Malatya Valiliğine uyarı yazısı gönderdi.
Malatya Valisi Ulvi Saran, Nemrut Dağındaki tarihi varlıkların ülkenin ortak değeri olduğunu belirterek, anlamsız tartışmalara girilmemesi gerektiğini söyledi. Kültür ve Turizm Bakanlığının, bölgenin turizm havzasına dönüşmesini istediğini ifade eden Saran, Kültür ve Turizm Bakanlığı, bölgenin turizm havzasına dönüştürülmesini amaçlıyor. Bakanlık, uyguladığı politikalarla Nemrut Dağına iki ilden de ulaşımı desteklemeye çalışıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı planlamasında, orası bir turizm yolu olarak belirlenmiş durumda. Bu yıl hem Malatya hem de Adıyaman tarafına birer karşılama merkezi için ihale açıldı. Ödenek ayrıldı. İki tarafa da karşılama merkezi yapılıyor. Nemrut, iki taraftan da erişilen bir nokta. Bunlardan birini köreltmek bir kamu kuruluşunun yapılacağı bir iş olamaz. Bu çekişme yersiz bir çekişme. İki ilin halkı arasında belki biraz da geleneksel faktörlerle espri tabirinden yapılan bir şey. Nemrut Dağına Malatyadan gidenler Adıyamanı da gezebilsin istiyoruz. İki ilin arasında duvar yok ki bir bariyer. Aynı ülkenin iki ili. diye konuştu.
Nemrut Dağı üzerindeki tümülüsün, iki şehrin il sınırı olduğunun altını çizen Saran, Oradaki tarihi eserlerin bulunduğu alanla doğrudan ilgimiz ve sorumluluğumuz var. Oradaki görüntüleri kullanmaktan daha normal bir şey olamaz. dedi.
AK Parti Adıyaman Milletvekili Şevket Gürsoy da Nemrutun Adıyamana tescilli olduğunu belirterek, oradaki tarihi değerlere ait görüntü ve sembollerin Malatyanın tanıtımında kullanılmasının hoş olmadığını söyledi. Nemrut Dağının Malatya sınırlarında gösterilmesi için daha önce çıkartılan kanunun iptal edildiğini anımsatan Gürsoy, İki il halkı arasında gerilime yolaçacak tutum ve davranışlardan kaçınılmalı. Nemrut, dünya mirası olarak Türkiyenindir. Ama kanun önünde tescillenmiş ve Adıyamana ait olan Nemrutu Malatyaya ait gibi gösterme çabası hem ayıptır hem de Malatyaya bir fayda sağlamaz. ifadelerini kullandı.
NEMRUT BİNLERCE TURİSTİ AĞIRLIYOR
Güneydoğu Torosların ortasında yer alan Nemrut Dağı, Kommagene Krallığının bir antik kentini barındıran milli park ve ören yeri durumunda. Nemrut Dağına, Pütürge ilçesi üzerinde 94 kilometrelik karayolunu da aştıktan sonra varılıyor.
Nemruta, Malatyadan giden turistler, Pütürge ilçesi ve Tepehan beldesini geçerek farklı doğal güzelliklere sahip dinlenme noktalarından yararlanabiliyorlar. Adıyamandan ise Kahta ilçesi üzerinden Nemrut Dağı ve milli parka ulaşılabiliyor. Kahtaya 15 kilometre olan Adıyaman Havaalanı da kolay ulaşım sağlıyor. Nemrut, Adıyamana 43, Malatyaya 94 kilometre uzaklıkta bulunuyor.
Nemrut Dağına Adıyaman ve Malatya üzerinden ulaşım kolaylıkla sağlanabiliyor. Nemrut Dağı, heykellerin yanı sıra özellikle Temmuz ve Ağustos aylarında güneşin doğuşunun ve batışının izlendiği bir mekan olarak da biliniyor.
(CİHAN)
| | Samanyolu Haber Son Dakika 08.03.2011 | | | NemrutDağıpaylaşılamıyorNemrut Dağı paylaşılamıyor |
|
| Nemrut Dağı paylaşılamıyor | Samanyolu Haber | 08.03.2011 16:33 |  | | Her yıl binlerce turisti Türkiyeye çeken Nemrut Dağı, Adıyaman ve Malatya kentleri arasında paylaşılamıyor. Güneşin doğuşu ve batışının en güzel izlendiği yerlerden olan Nemrut Dağına Malatya üzerinden yol açılması konusunda uzun süredir devam eden çekişme, şimdi tanıtım yayınlarına sıçradı.
Son olarak Atatürk Kültür Merkezinde gerçekleştirilen Malatya Tanıtım Günleri etkinliğinin afiş ve tanıtım filminde Nemrut Dağı sembollerinin kullanılması ve Malatya milletvekillerinin Nemrut ilçesinin kurulmasına ilişkin kanun teklifi, Adıyamanlıların tepkisini çekti. Adıyaman Belediyesi, Nemrut Dağıyla ilgili fotoğrafların, Malatya Valiliği yayınlarında kullanılmaması için Malatya Valiliğine uyarı yazısı gönderdi.
Malatya Valisi Ulvi Saran, Nemrut Dağındaki tarihi varlıkların ülkenin ortak değeri olduğunu belirterek, anlamsız tartışmalara girilmemesi gerektiğini söyledi. Kültür ve Turizm Bakanlığının, bölgenin turizm havzasına dönüşmesini istediğini ifade eden Saran, Kültür ve Turizm Bakanlığı, bölgenin turizm havzasına dönüştürülmesini amaçlıyor. Bakanlık, uyguladığı politikalarla Nemrut Dağına iki ilden de ulaşımı desteklemeye çalışıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı planlamasında, orası bir turizm yolu olarak belirlenmiş durumda. Bu yıl hem Malatya hem de Adıyaman tarafına birer karşılama merkezi için ihale açıldı. Ödenek ayrıldı. İki tarafa da karşılama merkezi yapılıyor. Nemrut, iki taraftan da erişilen bir nokta. Bunlardan birini köreltmek bir kamu kuruluşunun yapılacağı bir iş olamaz. Bu çekişme yersiz bir çekişme. İki ilin halkı arasında belki biraz da geleneksel faktörlerle espri tabirinden yapılan bir şey. Nemrut Dağına Malatyadan gidenler Adıyamanı da gezebilsin istiyoruz. İki ilin arasında duvar yok ki bir bariyer. Aynı ülkenin iki ili. diye konuştu.
Nemrut Dağı üzerindeki tümülüsün, iki şehrin il sınırı olduğunun altını çizen Saran, Oradaki tarihi eserlerin bulunduğu alanla doğrudan ilgimiz ve sorumluluğumuz var. Oradaki görüntüleri kullanmaktan daha normal bir şey olamaz. dedi.
AK Parti Adıyaman Milletvekili Şevket Gürsoy da Nemrutun Adıyamana tescilli olduğunu belirterek, oradaki tarihi değerlere ait görüntü ve sembollerin Malatyanın tanıtımında kullanılmasının hoş olmadığını söyledi. Nemrut Dağının Malatya sınırlarında gösterilmesi için daha önce çıkartılan kanunun iptal edildiğini anımsatan Gürsoy, İki il halkı arasında gerilime yolaçacak tutum ve davranışlardan kaçınılmalı. Nemrut, dünya mirası olarak Türkiyenindir. Ama kanun önünde tescillenmiş ve Adıyamana ait olan Nemrutu Malatyaya ait gibi gösterme çabası hem ayıptır hem de Malatyaya bir fayda sağlamaz. ifadelerini kullandı.
NEMRUT BİNLERCE TURİSTİ AĞIRLIYOR
Güneydoğu Torosların ortasında yer alan Nemrut Dağı, Kommagene Krallığının bir antik kentini barındıran milli park ve ören yeri durumunda. Nemrut Dağına, Pütürge ilçesi üzerinde 94 kilometrelik karayolunu da aştıktan sonra varılıyor.
Nemruta, Malatyadan giden turistler, Pütürge ilçesi ve Tepehan beldesini geçerek farklı doğal güzelliklere sahip dinlenme noktalarından yararlanabiliyorlar. Adıyamandan ise Kahta ilçesi üzerinden Nemrut Dağı ve milli parka ulaşılabiliyor. Kahtaya 15 kilometre olan Adıyaman Havaalanı da kolay ulaşım sağlıyor. Nemrut, Adıyamana 43, Malatyaya 94 kilometre uzaklıkta bulunuyor.
Nemrut Dağına Adıyaman ve Malatya üzerinden ulaşım kolaylıkla sağlanabiliyor. Nemrut Dağı, heykellerin yanı sıra özellikle Temmuz ve Ağustos aylarında güneşin doğuşunun ve batışının izlendiği bir mekan olarak da biliniyor.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 08.03.2011 | | | NemrutDağıpaylaşılamıyorNemrut Dağı paylaşılamıyor |
|
| Rize Şahikalı öğrenciler Amerika?da İngilizce eğitim görecek | Samanyolu Haber | 07.03.2011 14:51 |  | | Rize Özel Şahika Salih Kalkavan İlköğretim Okulunda okuyan 12-15 yaş arası öğrenciler, Amerikada İngilizce eğitimi görecek.
Öğrencilerin New York eyaletindeki bir İngilizce yaz okulunda eğitim göreceğini belirten okul yetkilileri, iki hafta sürecek kurs sonunda öğrencilerin İngilizceyi azami derecede öğreneceğini söyledi. Okul Müdürü Tanju Yıldırım, yaptığı açıklamada, ABDnin günümüzde eğitimde etkin rol oynayan ülkeler arasında ilk sırada geldiğini ve dünyanın ortak dili sayılan İngilizcenin de bu ülkede öğrenilmesinin öğrenciler için daha kolay olacağını ifade etti. Yıldırım, Bu amaçla 12-15 yaş arası öğrencilerimiz ABDnin New York eyaletinde bulunan İngilizce yaz okulunda iki haftalık bir eğitim görecektir. Öğrencilerimiz, 4352 üniversitesi bulunan Amerikanın eğitim imkanlarını yerinde görecek ve dünyanın en iyileri Harward, MIT üniversitelerini ve Amerikada liseyi okumayı düşünen öğrencilerimiz için Putnam Science Academy, Brooklyn Amity School ve Pioneer Academy of Science Liselerini yerinde inceleme fırsatı bulacaklardır. dedi.
Öğrencilerin sadece görecekleri kursla sınırlı kalmayıp Amerikada birçok sosyal aktiviteyi de yerinde görme fırsatı bulacağını ifade eden Yıldırım, Kurs süresince öğrencilerimize Amerikada yer alan Türk Televizyon Kanalı Ebru TV, Türk Kültür Merkezi gibi yurt dışında ülkemizi başarı ile temsil eden farklı alanlarda faaliyet gösteren kurumlar gezdirilecektir. Öğrencilerimiz dil öğrenmenin yaşamımız için önemli olduğu gerçeğini fark edip konuşma cesareti kazanacak ve dili günlük hayatında kullanmaya başlayacaklardır. ABD New York İngilizce yaz okulunun ücreti İstanbuldan çıkış ve İstanbula varış arasında kalan tüm masraflar toplam 4 bin 550 dolardır. Erkek öğrencilerimiz 23 Haziran 2011-8 Temmuz,
kız öğrencilerimiz ise 14 Temmuz 2011-29 Temmuz 2011 tarihleri arasında bu kursa katılma imkanı bulacaktır. diye konuştu.
Çocuklarının Amerikada eğitim görmesini isteyen velilerin 18 Mart tarihine kadar okulun resmi internet sitesi olan www.sahikakoleji.k12.com.tr adresindeki müracaat formlarını doldurarak kendilerine bildirmeleri gerektiğini söyleyen Yıldırım, ayrıca bu kursun sadece Şahikalı öğrencilere yönelik olmadığını, il genelindeki diğer ilköğretim okullarında okuyan öğrencilerin de bu kurslara katılabileceğini sözlerine ekledi.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 07.03.2011 | | | Rize/">RizeŞahikalıöğrencilerAmerika?daİngilizceeğitimgörecekRize-Şahikalı-öğrenciler-Amerika?da-İngilizce-eğitim-görecek/">Rize Şahikalı öğrenciler Amerika?da İngilizce eğitim görecek |
|
| İstihdam ve kentsel dönüşüm yatırımlarıyla Samsun'un geleceği Canik'te şekilleniyor | Samanyolu Haber | 07.03.2011 12:48 |  | | İstihdam, kentsel dönüşüm ve eğitim yatırımlarıyla Karadeniz Bölgesinin en hızlı büyüyen ve gelişen ilçelerinden biri olan Samsunun Canik ilçesi, göç almaya başladı. Nüfusu günden güne artan ilçede, bu yıl dev projelerin temeli atılacak. Yapımına bu yıl başlanacak Karadenizin en büyük outlet alışveriş merkezi (AVM)si, Rönesans AVM ve 4 yıldızlı otel projelerinin en geç 2013te faaliyete geçirilmesi planlıyor.
Canik Belediye Başkanı Osman Genç, iki hafta sürecek tanıtım günleri kapsamında gazetecilerle sabah kahvaltısında bir araya geldi. Canik Kültür Merkezinde yapılan kahvaltıdan sonra Başkan Genç, 1 Nisan 2004 seçimlerinden bu güne kadar yaptıkları yatırım ve çalışmalardan söz etti. Atıl, geri kalmış, ve gelişmeye kapalı görünümdeki ilçeyi, modern bir çevreye kavuşturarak göç alan konuma getirdiklerini ifade eden Genç, nüfusun 7 yılda yüzde 42 oranında artarak 100 bine yaklaştığını söyledi.
Özel sektörün 8 bin konut ürettiği Canikte Karadenizin en büyük kentsel dönüşüm projesi Kuzey Yıldızı ile 2 bin 688 konuttan 960ının yapımını tamamladıklarını, bin 344 konutun ihalesinin ise 28 Nisanda gerçekleşeceğini ifade eden Genç, Başbakanlık oluru alarak cezaevini kaldırıyoruz. İhalesi önümüzdeki günlerde yapılacak. Çok yakın zamanda Çatkaya köyünde yeni cezaevi yapılarak eskisi tarihe karışacak. Sosyal ve kültürel yapıların yanında 7 yılda eğitimde büyük mesafe katettik. 7 olan eğitim yuvasını 18e çıkardık, Başarı Üniversitesini ve Bahçeşehir Kolejini ilçemize kazandırıyoruz. 40 ayrı bölgede kullanıma hazır okul alanları ürettik. Alt yapı çalışmaları, yollar, Hasan Doğan Spor ve Eğitim Merkezi, 8 Mart Eğitim ve Kültür Evi, aşevini bitirip, sağlık yatırımlarının da ilçemize getirdik. dedi.
2011 yılında değişim, dönüşüm, spor, eğitim ve istihdama yönelik yeni yatırımların temellerinin atılacağını belirten Canik Belediye Başkanı Genç, Karadenizin en büyük Autlet AVMsinin temelini bu yıl atıyoruz. 100 metrekarelik alana kurulup 2012de açılacak olan alış veriş merkezinde 200 iş yeri olacak ve en az 700 kişi çalışacak. Eski belediye binamızın bulunduğu eski otogar alanında Rönesans Grup tarafından bir otel ve AVM merkezinin yapımına başlanacak. Baumax yapı marketinin karşısında ikinci bulvar yoluna cepheli bir AVM daha yapılacak. Bu yıl onun da inşaatı başlayacak olup, 75 bin metrekarelik alanda kurulacak. Özel yatırımcıların tercih ettiği ilçemizde iş adamlarımız tarafından 4 yıldızlı ilk otelimizin inşaatına start vereceğiz. açıklamasında bulundu.
Yıl içinde Canik Belediyesi yeni hizmet binası, Toptepe Tümülüs Park, Jimnastik Salonu, Samsunspor okulu, Canik Mehmet Akif Ersoy İmam Hatip Lisesi ve ikinci bahar yaşam merkezinin de temelini atıp 19 Mayıs Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu ve fakülte binalarını ilçeye taşıyacaklarını dile getiren Genç, sözlerini şöyle sürdürdü: Bu güne kadar yatırımlarımızı 3K modeli dediğimiz bir sistemde gerçekleştirdik. Şimdi ilçemiz, bu devasa yatırımların eşiğinde yepyeni bir belediyecilik anlayışı daha kazanıyor. Bahsettiğimiz şey akıllı yönetim sistemi ve akıllı kentsel büyümedir. Bunun alt başlıklarında ise kent yönetimi, yatırım ajansı, stratejik ortaklıklar, karar süreçlerine katılım, kent ekonomisi, kent kimliği, kent teknolojileri, kültürel, sosyal, ekonomik ve fiziksel dönüşüm yer almaktadır.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 07.03.2011 | | | İstihdamvekentseldönüşümyatırımlarıylaSamsunungeleceğiCanikteşekilleniyorİstihdam ve kentsel dönüşüm yatırımlarıyla Samsunun geleceği Canikte şekilleniyor |
|
| Yeşil karta yeni düzenleme | Samanyolu Haber | 06.03.2011 00:59 |  | | Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçerden yeşil kartlılara önemli uyarı. Çeşitli ziyaret ve incelemelerde bulunmak üzere Aydına gelen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, 3 defa kendisine sunulan iş önerisini reddederek çalışmayan kişilerin yeşil kartlarının da iptal edileceğini söyledi. Aydın programı kapsamında 8 Mart Kadınlar Günü dolayısıyla düzenlenen panelde velilere seslenen Bakan Dinçer, Çocuklarınızı meslek liselerini yönlendirin dedi.
Ak Parti olarak yoksullukla mücadele ettiklerini belirten Bakan Dinçer, bunu verdiği rakamlarla açıkladı. Aydın Kültür Merkezi Hidayet Sayın Salonunda düzenlenen 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Paneline Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bankı Ömer Dinçerin yanı sıra Aydın Valisi Hüseyin Avni Coş, AK Parti Aydın Milletvekili Atilla Koç, Ahmet Ertürk, Mehmet Erdem, AK Parti Kadın Kolları Genel Başkanı Gaziantep Milletvekili Fatma Şahin ADÜ Rektörü Prof Dr. Mustafa Birincioğlu ve davetliler katıldı.
ÇALIŞMAYANIN YEŞİL KARTI İPTAL EDİLECEK
Bütün kamu çalışanlarına eş ve çocuk yardımı yaptıklarını dile getiren Bakan Ömer Dinçer, Bir yılda 12 Milyar 59 Milyon TLlik sosyal yardım yapıldı. Bunun 6 Milyar TLsi yeşil kart uygulamasına aktarılan para. Yeşil kartlıların çalışmak için gittikleri yerlerde sigorta anlaşması yaptıklarını duyuyoruz. Fakat Torba Yasasıyla birlikte yeşil kart sahibi kişiler çalışmaya başlamasıyla birlikte kartları iptal edilmeyecek. Çalıştığı sürece o kişinin yeşil kartı askıda duracak. Fakat gösterdiğimiz işleri beğenmeyen ve çalışmak istemeyen kişiler üst üste gösterilen üç işi beğenmediği takdirde yeşil kartlarını kaybedecek. Yani çalışmayanın yeşil kartı iptal edilecek. Biz milletimizi çalışmayı yönlendirmeye çalışıyoruz. Aile sigortasıyla aylık 600 TL verilen bir aileye çalışmaya yönlendiremezsiniz dedi.
Son iki yılda pek çok ülkede işsizliğin artını belirten Bakan Dinçer, 2010 yılında bir milyon 314 Bin kişiye iş sağladık. Fakat aynı dönemde işsizlikte arttı. Bu şundan kaynaklanıyor. İş sahibi yaptığınız kişiden çok her yıl çalışma yaşına giren nüfusumuz var. Biz ortalama yıllık 550 Bin kişiye iş sahibi yaparken, her yıl 800 bin kişi iş alanına giriyor. Türkiyede işsizliğin azaltılması için çocuklarımızın mutlaka meslek sahibi yapılması gerekmektedir. Her sanayi bölgesinde açık iş alanları var. Fakat o mesleğe uygun işi bilen eleman yok. Bu ihtiyacı gidermek için ise geçen yıl 167 Bin kişiyi meslek sahibi yaptık ve bunlardan 37 Bin kişiyi işe soktuk. Bu yıl ise 162 Bin kişiyi meslek sahibi yapıp onlardan yüzde 24ünü işe yerleştirdik. İşsizliğin çözümünde meslek öğrenimine ihtiyacımız var. Anneler babalar çocuklarınıza mutlaka meslek liselerine yönlendirmeli diye konuştu.
ADÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Birincioğlu tarafından yürütülen panelde konuşan Bakan Dinçer, yoksullukla mücadele ettiklerini 2010 yılında 818 bin yoksul türediğini doğruladı. Türkiyede 2002 yılında her yüz haneden 22.4nün yoksul olduğunu bu rakamı 2008 yılında yüzde 13e indirdiklerini 2010 yılında ise bu rakamın ekonomik krizden dolayı yüzde 14 yükseldiğini dikkat çeken Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, Herkes bizleri yoksul türedi diye eleştiriyorlar. Fakat biz 8 yılda yüz haneden onunu yoksulluktan çıkarmışız ve bunu da görmek lazım. 2002 yılında ülkedeki en fakir kesimini oluşturan yüzde 10luk dilim gayri safi milli hasıladan 1.6 Milyon TL alırken, bu durum 2009 yılında 4.5 Milyon TL oldu. Ülkenin en zengin bölümünün yer aldığı yüzde 10luk kesimin bu yıl gayri safi milli hasıladan aldığı pay 2002 yılına göre yüzde 0.9 artmıştır. Bu demek oluyor ki daha çok yoksul kesime kaynak aktarılıyor. 2002 yılında en fakirle en zengin kesim arasındaki fark 18 kat idi, şimdi ise aradaki bu fark 11.9a düştü. Bütün rakamlar açık ve net Türkiyede yoksullukla mücadele edildiğini gösteriyor şeklinde konuştu.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, panel sonunda vatandaşların sorularını da yanıtlarken, girişimcilik kursu alan bayan girişimciler sertifikalarını Bakan Ömer Dinçerin elinden aldılar.
İHA
| | Samanyolu Haber Son Dakika 06.03.2011 | | | YeşilkartayenidüzenlemeYeşil karta yeni düzenleme |
|
| Bakan'dan yeşil kart uyarısı | Samanyolu Haber | 05.03.2011 23:29 |  | | Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçerden yeşil kartlılara önemli uyarı. Çeşitli ziyaret ve incelemelerde bulunmak üzere Aydına gelen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, 3 defa kendisine sunulan iş önerisini reddederek çalışmayan kişilerin yeşil kartlarının da iptal edileceğini söyledi. Aydın programı kapsamında 8 Mart Kadınlar Günü dolayısıyla düzenlenen panelde velilere seslenen Bakan Dinçer, Çocuklarınızı meslek liselerini yönlendirin dedi.
Ak Parti olarak yoksullukla mücadele ettiklerini belirten Bakan Dinçer, bunu verdiği rakamlarla açıkladı. Aydın Kültür Merkezi Hidayet Sayın Salonunda düzenlenen 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Paneline Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bankı Ömer Dinçerin yanı sıra Aydın Valisi Hüseyin Avni Coş, AK Parti Aydın Milletvekili Atilla Koç, Ahmet Ertürk, Mehmet Erdem, AK Parti Kadın Kolları Genel Başkanı Gaziantep Milletvekili Fatma Şahin ADÜ Rektörü Prof Dr. Mustafa Birincioğlu ve davetliler katıldı.
ÇALIŞMAYANIN YEŞİL KARTI İPTAL EDİLECEK
Bütün kamu çalışanlarına eş ve çocuk yardımı yaptıklarını dile getiren Bakan Ömer Dinçer, Bir yılda 12 Milyar 59 Milyon TLlik sosyal yardım yapıldı. Bunun 6 Milyar TLsi yeşil kart uygulamasına aktarılan para. Yeşil kartlıların çalışmak için gittikleri yerlerde sigorta anlaşması yaptıklarını duyuyoruz. Fakat Torba Yasasıyla birlikte yeşil kart sahibi kişiler çalışmaya başlamasıyla birlikte kartları iptal edilmeyecek. Çalıştığı sürece o kişinin yeşil kartı askıda duracak. Fakat gösterdiğimiz işleri beğenmeyen ve çalışmak istemeyen kişiler üst üste gösterilen üç işi beğenmediği takdirde yeşil kartlarını kaybedecek. Yani çalışmayanın yeşil kartı iptal edilecek. Biz milletimizi çalışmayı yönlendirmeye çalışıyoruz. Aile sigortasıyla aylık 600 TL verilen bir aileye çalışmaya yönlendiremezsiniz dedi.
Son iki yılda pek çok ülkede işsizliğin artını belirten Bakan Dinçer, 2010 yılında bir milyon 314 Bin kişiye iş sağladık. Fakat aynı dönemde işsizlikte arttı. Bu şundan kaynaklanıyor. İş sahibi yaptığınız kişiden çok her yıl çalışma yaşına giren nüfusumuz var. Biz ortalama yıllık 550 Bin kişiye iş sahibi yaparken, her yıl 800 bin kişi iş alanına giriyor. Türkiyede işsizliğin azaltılması için çocuklarımızın mutlaka meslek sahibi yapılması gerekmektedir. Her sanayi bölgesinde açık iş alanları var. Fakat o mesleğe uygun işi bilen eleman yok. Bu ihtiyacı gidermek için ise geçen yıl 167 Bin kişiyi meslek sahibi yaptık ve bunlardan 37 Bin kişiyi işe soktuk. Bu yıl ise 162 Bin kişiyi meslek sahibi yapıp onlardan yüzde 24ünü işe yerleştirdik. İşsizliğin çözümünde meslek öğrenimine ihtiyacımız var. Anneler babalar çocuklarınıza mutlaka meslek liselerine yönlendirmeli diye konuştu.
ADÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Birincioğlu tarafından yürütülen panelde konuşan Bakan Dinçer, yoksullukla mücadele ettiklerini 2010 yılında 818 bin yoksul türediğini doğruladı. Türkiyede 2002 yılında her yüz haneden 22.4nün yoksul olduğunu bu rakamı 2008 yılında yüzde 13e indirdiklerini 2010 yılında ise bu rakamın ekonomik krizden dolayı yüzde 14 yükseldiğini dikkat çeken Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, Herkes bizleri yoksul türedi diye eleştiriyorlar. Fakat biz 8 yılda yüz haneden onunu yoksulluktan çıkarmışız ve bunu da görmek lazım. 2002 yılında ülkedeki en fakir kesimini oluşturan yüzde 10luk dilim gayri safi milli hasıladan 1.6 Milyon TL alırken, bu durum 2009 yılında 4.5 Milyon TL oldu. Ülkenin en zengin bölümünün yer aldığı yüzde 10luk kesimin bu yıl gayri safi milli hasıladan aldığı pay 2002 yılına göre yüzde 0.9 artmıştır. Bu demek oluyor ki daha çok yoksul kesime kaynak aktarılıyor. 2002 yılında en fakirle en zengin kesim arasındaki fark 18 kat idi, şimdi ise aradaki bu fark 11.9a düştü. Bütün rakamlar açık ve net Türkiyede yoksullukla mücadele edildiğini gösteriyor şeklinde konuştu.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, panel sonunda vatandaşların sorularını da yanıtlarken, girişimcilik kursu alan bayan girişimciler sertifikalarını Bakan Ömer Dinçerin elinden aldılar.
İHA
| | Samanyolu Haber Son Dakika 05.03.2011 | | | BakandanyeşilkartuyarısıBakandan yeşil kart uyarısı |
|
| Halaçoğlu'ndan AB tahmini | Samanyolu Haber | 03.03.2011 01:54 |  | | Gazi Üniversitesi Stratejik Araştırma Merkezi (GSAM) Müdürü Prof. Dr Yusuf Halaçoğlu, ABnin 10 yıl içinde çökeceğini ileri sürdü. Gazi Üniversitesi Stratejik Araştırma Merkezi (GSAM) Müdürü Prof. Dr Yusuf Halaçoğlu, AB, hammadde stoklarını ve merkezlerini kaybetmiştir. Bu çok uzun sürmeyecek, 10 yıl sürmeyecek bir zamanda AB çökecektir. Bunu bir tarihçi olarak söylüyorum dedi.
Prof. Dr. Halaçoğlu, Atatürk Üniversitesi (AÜ) Türk Ermeni İlişkileri Araştırma Merkezi Müdürlüğü tarafından organize edilen etkinlik kapsamında, A.Ü Kültür Merkezinde Ortadoğu ve Kafkasyadaki son gelişmeler konulu bir konferans verdi.
Japonyadan Rusyaya, Avrupa ülkelerinde hatta Hindistana kadar nükleer enerji merkezi varken, bunun Müslüman ülkelerde yapılmasına karşı çıkıldığını dile getiren Halaçoğlu, İranın nükleer enerji merkezi kurmaya kalktığında buna Amerika ve Avrupa ülkelerinin karşı çıktığını anımsattı.
Amerika ve Avrupa ülkelerinin bir meselesinin de Yugoslavyayı parçalamak olduğunu ifade eden Halaçoğlu, şunları kaydetti:
Birden bire Yugoslavyada etnik gruplar adında her bir grup, devletçikler kurdu ve bunu batı destekledi. Batı, Burada her devlet kendi kaderini tayin etmelidir ve kendi devletini kurma hakkına sahiptir dedi. Avrupa ve ABD, hemen arkasından birbirinden ayırırken Yugoslavyayı, Kıbrısı neden birleştirmeye çalışıyor? Çünkü Kıbrıs stratejik bakımdan çok önemli bir yere sahip. Ekonomik açıdan da çok önemli. Zor zamanlarda çıkarılmaya başlanan doğalgaz zenginlikleri herkesin ağzının suyunun akmasına neden oluyor. Gazi Magosa dahil olmak üzere, Güney Kıbrısta trilyonlarca metreküp doğalgaz rezervleri tespit edildi.
Kıbrısta geçenlerde açılan pankartın tesadüfü olmadığına dikkati çeken Halaçoğlu, çünkü birileri tarafından finanse edilen kişilerin Türkiyeye karşı bir kampanya başlattığını ve bu kampanyaya göre Türkiyenin Kıbrıstan çıkması gerektiğini söyledi.
Türkiyenin buradan çıkmadığı takdirde, Kıbrıstaki rezervlerin doğrudan işletilmesinin pek mümkün olamayacağını vurgulayan Halaçoğlu, İşte bunu yutmadan Kıbrıs halkının yanında olmak gerekiyor. Dolayısıyla böyle bir hadise Kıbrısta meydana geldi. Başka yerde ayırmaya giderken burada birleşmeye gidip Kıbrıs Türklerini Güney Kıbrıs Rumlarına teslim etme nedenlerinin altında ne olduğunu daha iyi değerlendirmek gerekiyor diye konuştu.
Kıbrısın 1571de Osmanlının idaresine girdiğini hatırlatan Halaçoğlu, hemen 1572de Anadoludan 12 bin 800 ailenin Ermenek, Bor ve Mut bölgesinden Kıbrısa nakledildiğini ifade etti.
-KIBRIS TOPRAKLARI İÇİN YENİDEN DAVA AÇILMALI-
Lala Mustafa Paşa bu bölgeyi fethettikten sonra Lalapaşa Mustafa Vakfı adı altında vakıflar kurduğunu anlatan Halaçoğlu, şöyle konuştu:
Buranın valiliğini yapan Abdurrahman Paşa Vakıfları da vardır. 100e yakın vakıf vardı. Kıbrısın üçte ikisi vakıf arazisidir. Yani İtalya üssü dahil olmak üzere tümüyle Abdurrahman Paşa Vakfına ait arazilerdir. İngilizler 1877 yılında burayı aldıkları zaman vakıf arazilerine müdahalede bulunmadılar. Ancak 1912de bu vakıf arazileri Rumlara verilmeye başlandı. Türkiye Cumhuriyeti, AHİMin karaları doğrultusunda kuzey ve güney Kıbrısa, birisine 1,1 milyon avro, birisine de 980 bin avro tazminata mahkum edildi ya aslında her ikisinin de arazisi vakıf arazisidir. Bu vakıf arazileri için tekrar dava açılması gerekiyor. Ama o vakıf arazisi varisleri, 1912den bu yana alamadıkları vakıf gelirlerini talep etmeleri gerekiyor. Bütün Kıbrıs için 100 milyonlarca dolar tazimata mahkum edilebilir. Kıbrıs bu durumda, Türkiye ile masaya oturmak zorunda kalır.
Mısırda, Tunusta, Libyada, Yemende son zamanlarda ayaklanmaların ortaya çıktığına da değinen Halaçoğlu, İlginçtir, ayaklanma olan ülkelerde yabancı, batı şirketlerinin petrol anlaşmalarının sona erme tarihine bir iki sene kalmıştır. Yeni anlaşmaların kimlerle yapılacağın çok iyi değerlendirmek gerekir dedi.
Mübarekin Mısırı 42 yıldır idare ettiğini anımsatan Halaçoğlu, Batı dünyası ve Amerika Birleşik Devletleri Mısır halkının baskı altında kaldığını ilk defa bugün mü görüyor? Libyada Tunusta diktatörler tarafından yönetildiğini yeni gördü? Hayır. Tabii ki görmüyor. Ekonomik çıkarları şu anki yönetimle çalışmayı gerektiriyordu. Bugünden sonra ortaya çıkacak olan yeni yönetim kim olacak? Bütün bunlar göz önünde bulundurulması gerekiyor şeklinde konuştu.
Amerika Birleşik Devletlerinin Irak Savaşında yaptığı katliamlar ve zulümler nedeniyle İslam dünyasında çok büyük bir prestij kaybettiğini ifade eden Halaçoğlu, şöyle devam etti:
Amerika artık istenmeyen bir devlet haline geldi. Böyle olunca buralara müdahalesi söz konusu olamayacak. Türkiye önemli bir rol üstlendi Gazze meselesinde. Böylece Arap idarecileri değil de kamuoyu nezdinde prestij kazandı. Bu prestiji bir yerde Arap ve İslam dünyasında Türkiyenin söz sahibi olmasına yol açtı. İşin ilginç tarafı, o zamana kadar 30-40 senedir herhangi bir harekette bulunma | | Samanyolu Haber Son Dakika 03.03.2011 | | | HalaçoğlundanABtahminiHalaçoğlundan AB tahmini |
|
| Semahat Demir: Bilim merkezleri kentlerin gelişimine katkı sağlıyor | Samanyolu Haber | 01.03.2011 18:21 |  | | Beyaz Saraya bağlı olarak çalışan Ulusal Bilim Vakfı Direktörü Prof. Dr. Semahat Demir, Turkcell Gezegen Evi ve Bilim Merkezinde, Bilimin ve Bilim Merkezlerinin Toplum İçin Önemini anlattı.
Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Asım Güzelbey, Prof. Dr. Semahat Demir, Amerika Adana Konsolosluğu Kültür ve Basın Ateşesi Debra Lo, ABD Büyük Elçisi Francis Ricciardonenin eşi Prof Dr. Marie Ricciardone ve Amerikalı heyet, Turkcell Gezegen Evi ve Bilim Merkezini gezdiler.
Bilim merkezindeki deney aletlerini inceleyen heyet daha sonra ilk kez görücüye çıkan ve İngiltereden getirilen robotların gösterisini izlediler.
Sabit yerde el, kol, baş, gövde ve göz hareketi yaparak konuşan robotlar, Shakespearein Romeo ve Juliet adlı eserinden bölümler paylaşan robotlar katılımcılardan büyük ilgi gördü. Bilim Merkezi, dünya ve yıldızlar hakkında çeşitli bilgiler anlatan robot herkesin ilgi odağı oldu. Robotların sunumunun ardından kürsüye gelen Prof. Dr. Semahat Demir, bilimin ve bilim merkezlerinin toplum için önemini anlattı.
Prof. Dr. Demir, Gezegen Evi ve Bilim Merkezlerinin toplum üzerinde önemli bir etki bıraktığını ifade ederek, Gaziantepte kurulan Gezegen Evi ve Bilim Merkezi gerçekten çok iyi donatılmış. Amerika ile karşılaştırıldığında tabii ki Amerikadakiler daha kapsamlı. Ancak yeni kurulan bir merkez için şu anki donanım bence yeterli. Özellikle fiziksel deneylerin sunulması ziyaretçi çocukların bilgi ve beceri sahibi olmalarına yardımcı olacaktır. Önümüzdeki süreçte buradaki deney ve argümanlar artırılabilir. Önemli olan böyle bir merkezin bu kente kazandırılmasıdır. dedi.
Bu tür merkezlerin bulunduğu kentlerin diğer kentlere oranla daha fazla gelişim gösterdiğini söyleyen Demir, Bilimsel olarak bir araştırma yapılmasa da Gezegen Evi ve Bilim Merkezlerinin bulunduğu bölgelerdeki çocuklar ve gençler bilime daha çok merak sarıyor. Bu merkezleri ziyaret eden gençler uzay bilimi gibi birçok alana yönelebiliyor. diye konuştu.
Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Asım Güzelbey ve Amerikalı heyet, robotlarla birlikte hatıra fotoğrafı çektirdi. Bu sırada Başkan Güzelbey, Gaziantepe getirilen her iki robota Gaziantep lehçesiyle bir program yüklemek istediklerini aktararak, İlk etapta bu şekilde uygun görüldü ve önümüzdeki zamanda Gaziantep lehçesiyle hazırlanan bir söyleşinin yüklenmesinin ardından ziyaretçilere dinletmeyi düşünüyoruz. Robotları Gaziantep lehçesiyle konuşturma fikrimizden vazgeçmiş değiliz. diye belirtti.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 01.03.2011 | | | SemahatDemirBilimmerkezlerikentleringelişiminekatkısağlıyorSemahat Demir Bilim merkezleri kentlerin gelişimine katkı sağlıyor |
|
| TBB Genel Sekreter Yardımcısı Keleş: Kayseri'den ötedeki belediye başkanları ağa gibi | Samanyolu Haber | 26.02.2011 15:27 |  | | Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Genel Sekreter Yardımcısı ve Düzce eski Belediye Başkanı Mehmet Keleş, Son iki yılda Türkiyede binden fazla belediye gezdim. Kayseriden ötedeki belediyelerde su, emlak ve çevre temizlik vergilerinin toplandığını görmedim. Belediye başkanı sanki ağa; dağıtıyor vatandaşa. Elekriği de tellere çengel atmak suretiyle alıyorlar. dedi.
Bem-Bir Sen Balıkesir Şubesi tarafından, Yerel Yönetimler Sorunları ve Çözüm Önerileri konulu bir panel düzenlendi. Otel Basrideki panele Balıkesir İl Genel Meclisi Başkanı Mehmet Akif Okur, Sosyal Hizmetler İl Müdürü Mustafa Akbıyık, Kültür ve Turizm İl Müdürü Mustafa Çaltı ile davetliler katıldı. Bem-Bir Sen Balıkesir Şube Başkanı Mustafa Çiğdemin açılış konuşmasıyla başlayan panelin oturum başkanlığını, Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hamit Emrah Beriş yaptı. Konuşmacı olarak ise Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünde görevli Kaymakam Mustafa Dönmez ve Mehmet Keleş katıldı. Kaymakam Dönmez, belediyelerin bünyesinde hizmet veren şirketlere değindi. Bu şirketleri ucubeye benzeten Dönmez, bir şirketin faaliyet alanı içinde turizm, mezbaha ve altyapı gibi ilgisiz alanlar bulunduğuna dikkat çekti. TBB Genel Sekreter Yardımcısı Keleş ise Türkiyede çok iyi kanun yazıldığını ancak uygulama konusunda ciddi sıkıntılar yaşandığını söyledi. Keleş, Belediyeciliği çok iyi tarif ederiz ancak uygulama anlamında çok eksiğimiz var. Nereden başlayıp nereye doğru gideceğimizi tam tespit edemiyoruz. Uygulama açısından bütün idarecilerimizin çok ciddi eksikleri var. Başbakanlık Lerel Yönetimler Danışmanı olarak da görev yapıyorum. Son iki yılda Türkiyede binden fazla belediye gezdim. Bu gezilerden Sayın Başbakanımızı bilgilendiriyoruz. Bu bizim için iyi bir arşiv de oldu. şeklinde konuştu.
Merkezi Ankarada bulunan TBBnin çalışmaları hakkında da bilgi veren Mehmet Keleş, belediye başkanlarının özellikle son iki yılda çok ciddi hizmetler yapan bu birliği tanımasını istedi. Türkiyede hiçbir zaman kaliteli malzemeyle kaliteli işçiliğin biraraya getirilemediğini savunan Keleş, Bir malzemenin kaç yıl dayanacağıyla ilgili hiç fikir yok aklımızda. Türkiyedeki belediye başkanlarının yüzde 90ı en yakın dereden kumu, çakılı çeker, içine az çimento koyar. Daha sonra 5-10 bin lirayı geçmeyen küçük bir makinede bunu baskı taşı haline getirir ve yollara döşer. Malzeme kaliteli değildir, kaç yıl dayanacağı bilinmez. Böylelikle kendisinden sonra gelen başkana bir miras bırakmamış olur. dedi.
Kayseriden ötedeki belediyelerde su ve emlak ve çevre temizlik vergilerinin toplanmadığını da söyleyen Keleş, bu sebeple yerel gelirlerin ciddi anlamda düştüğünü vurguladı: Belediyelerimiz, ellerindeki bütçeyi dikkatli kullanmak zorunda. Başkanlarımız, göreve geldiğinde neyi önce yapması gerektiğine dikkat etmeli. İş önceliği ve sıralama çok önemli.
Panelde söz alan Balıkesir Sakatlar Derneği Başkanı Zeki Uslu ise engellilerin sıkıntıları hakkında bilgi verdi. Balıkesirde 21 bin engelli bulunduğunu aktaran Uslu, Bunların yüzde 12si ortopedik engelli. Plancılar ve diğer yetkililerin, şehri şekillendirirken yapmaları gerekenleri önce bizimle paylaşması lazım. Yollar, kaldırımlar, caddeler, sokalar, okullar ve camiler, engellilerin kendilerini kullanmasını kısmen ya da tamamen yasaklamıştır. Balıkesirde engelliler, bu sebeplerden dolayı sokağı çıkmıyor. diye konuştu. Daha sonra Okur da İl Genel Meclisinin problemleri hakkında katılımcıları bilgilendirdi.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 26.02.2011 | | | TBBGenelSekreterYardımcısıKeleşKayseriden/">KayseridenötedekibelediyebaşkanlarıağagibiKayseriden-ötedeki-belediye-başkanları-ağa-gibi/">TBB Genel Sekreter Yardımcısı Keleş Kayseriden ötedeki belediye başkanları ağa gibi |
|
| Gaziantep ekonomi ve turizmdeki başarıyı eğitimde de yakalamak istiyor | Samanyolu Haber | 22.02.2011 14:20 |  | | Gaziantep Valisi Süleyman Kamçı, Eğitimde başarısızlık Gaziantepe yakışmıyor. Valilik olarak eğitime ciddi bir bütçe ayırıyoruz, ödeneklerde eğitime ayrı bir önem veriyoruz. Başbakanımızın Gaziantep için özel talimatı var. dedi.
Gaziantepte öğretmen açığı olmadığını söyleyen Vali Kamçı, Her öğretmeni 21 saatlik norm kadroya göre planlarsanız 3 bin 813 öğretmene ihtiyaç olduğu ortaya çıkar. İlimizde öğretmen açığı bence yoktur. Çünkü boş geçen hiçbir ders yok. Öğretmenlere aşırı yüklenme yok, istenildiğinde ek ders verilmektedir. diye konuştu.
Gaziantepi çok daha ileri bir hedefe taşımak için faaliyet gösteren Gaziantepi Geliştirme Vakfı (GAGEV)na bağlı Yüksek İstişare Kurulu, kentin eğitim sorunlarını ele aldı. Büyükşehir Belediyesi Meclis salonunda yapılan toplantıya Gaziantep Valisi Süleyman Kamçı, Milli Eğitim Eski Bakanları Hasan Celal Güzel, Vehbi Dinçerler, Büyükşehir Belediye Başkanı Asım Güzelbey, Gaziantep AK Parti Milletvekilleri Mehmet Erdoğan, Halil Mazıcıoğlu ve Özlem Müftüoğlu, GSO Meclis Başkanı Abdulkadir Konukoğlu, GSO Başkanı Nejat Koçer, GTO Başkanı Mehmet Aslan, GTO Meclis Başkanı Zeki Yağcı, Yüksek İstişare Kurulu üyeleri, STK ve çok sayıda eğitimci katıldı.
EĞİTİMDEKİ BAŞARISIZLIK GAZİANTEPE YAKIŞMIYOR
Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Asım Güzelbey, son dönemde Gaziantepte yaşanan gelişmeleri içeren bir sunum yaptı. Güzelbey, Değişen Gaziantep, özellikle kültür ve turizm bakımından yapılan çalışmalarla ülkemizde olduğu kadar, yabancı ülkelerde de yankı bulmakta, takdir toplamaktadır. dedi.
2004 yılından bu yana Gaziantepin sorunlarının çözümü için birçok projeyi hayata geçirdiklerini, bu sorunların en önemlilerinin başında sosyal problemler geldiğini söyleyen Başkan Güzelbey, Kentin altyapısından, üst yapısına, eğitiminden sağlığına ve sosyal problemlerine çözüm üretmek için çalışıyoruz. Eğitim bizim önceliklerimiz arasında ilk sıralarda gelmektedir. Okul tadilatları, yurt dışı dil eğitimine öğrenci yollanması, kırsal semtlere seyyar anaokulu yapılması, okullara kitap destekleri ve Belediyemize bağlı meslek edindirme kurslarında açtığımız ücretsiz üniversiteye hazırlık kursları ile eğitimde fırsat eşitliği yaratmak adına çalışmalar yaptık. Bu çalışmalar bir kentin eğitimde tek başına başarısı için yeterli değildir. Eğitim hepimizin ortak meselesi, kentimizin eğitimdeki başarısızlığının ortadan kaldırılması için gerekli iradeyi hep birlikte sergilememiz gerekiyor. diye konuştu.
TAKİP KOMİTE MERKEZİ KURULMALI
Milli Eğitim eski Bakanı Vehbi Dinçerler ise bütün imkanların sağlandığını, belirterek bundan sonra başarıya gidebilmek için eğitimle ilgili Takip Komite Merkezi kurulmasını ve bakanlığın ve milletvekillerinin desteği ile Gaziantepteki gelişmelerin takip edilmesi gerektiğini söyledi. Milli Eğitim Eski Bakanı Hasan Celal Güzel de şöyle konuştu:
Ortada bir sorun var, bu da Gaziantepin eğitim sorunudur. Gaziantep Türkiye genelinde üniversiteye hazırlık sınavlarında arka sıralarda görünüyor. Bu başarısızlık marka şehir Gaziantepe yakışmıyor. Birçok konuda başarılı bir Gaziantep var, biz bu başarılarla övünüyoruz ama eğitim gibi önemli bir konuda eksiklik var. Eğitimdeki başarısızlığı bir proje ile gündeme almamız gerekiyor. Bu proje için program hazırlanmalı başında da Valimiz olmalı, Gaziantepin eğitim ödeneğinin arttırılması lazımdır. İl Genel Meclisinin bütçelerinin eğitimin lehine hazırlanması gerekir.
BAŞARILI ÖĞRENCİLERİ BAŞARILI ÖĞRETMENLER YETİŞTİRİYOR
Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Türkan Uğur Dai, okul öncesi eğitimden üniversiteye hazırlığa kadar kentin önemli sorunlarının bulunduğunu, İl Milli Eğitim Müdür Vekilinin belirttiği, içinde birkaç lisenin bulunduğu eğitim kampusu kurulmasının öneriler arasında çok dikkat çekici olduğunu söyledi. Dai, Böyle bir projenin beşeri ve fiziki koşullar sağlanmasının yanında, öğrenciler arasında rekabetin sağlanması, velilerin eğitime katılımlarının sağlanması açısından, denetimin sağlanması ve eğitim öğreticiler açısından daha rasyonel olacaktır. Üniversiteye girişte geride olduğumuz düşünülerek bu değerlendirilmiş, bir devlet, iki vakıf üniversitesi kurulmuştur. Üniversiteler bir kentin marka bilincinin yaratılmasında lokomotif unsur, farkındalık yaratmasının en önemli unsurların başında gelmektedir. Bunun için de nitelikli öğretmenlerin olması gerekmektedir. 20 ülkede yapılan araştırmada başarılı öğrencilerin, başarılı öğretmenler tarafından yetiştirildiği ortaya konmuştur. diye konuştu.
2010 yılında geniş kapsamlı bir eğitim çalıştayı gerçekleştirdiklerini belirten Gaziantep Kent Konseyi Başkanı ve Gaziantep Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yavuz Coşkun, 2,5 yıl önce ilk göreve geldiğimde Gaziantepin eğitim sorunu öncelikliydi. Gaziantepteki eğitim sorunu hepimizin ortak sorunudur. Eğitim sorunu sivil inisiyatifin yanında devlet yetkililerinin de önemle üzerinde durması gereken b | | Samanyolu Haber Son Dakika 22.02.2011 | | | GaziantepekonomiveturizmdekibaşarıyıeğitimdedeyakalamakistiyorGaziantep ekonomi ve turizmdeki başarıyı eğitimde de yakalamak istiyor |
|
| Halk dansları yarışmasında dereceye girenler ödüllerini aldı | Samanyolu Haber | 22.02.2011 13:48 |  | | Siirtte, İlköğretim, ortaöğretim ve yaygın eğitim kurumları arasında düzenlenen, Geleneksel ve Valilik Kupası Halk Oyunları yarışmaları sonuçlandı. Siirt 14 Eylül Kapalı Spor Salonunda üç kategoride yapılan halk oyunları yarışmalarına 19 takım katıldı, dereceye girenlere ödüllerini Vali Musa Çolak verdi.
Ödül töreninde konuşan Vali Çolak, Her biriniz yaşadığınız yerlerin kültür elçilerisiniz, rengarenk kıyafetlerinizle geldiğiniz yerlerden sevgiler getirdiniz, halk kültürü içinde önemli bir yer tutan halk oyunları, toplumda farklı duygulardan doğan dayanışmayı, yardımlaşmayı, birlik ve beraberlik içinde paylaşmayı ifade eder. Örf ve adetlerimizi, gelenek ve göreneklerimizi en güzel şekilde ortaya koyan halk oyunlarımızı, daha iyi tanıyarak gelecek kuşaklara aktarmak, bu konuda yetkin olan, hizmet veren herkesin görevi olmalıdır. Büyük Önder Atatürk sanatın ve kültürün devletimiz ve milletimiz için ne denli önemli olduğunu Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir veciz sözleriyle en güzel şekilde ifade etmiştir. Bu bağlamda, bu yarışmayı tertip eden ve emeği geçen herkesi kutluyor, yarışmalara iştirak eden tüm halk dansları ekiplerini tebrik ediyorum. dedi.
Siirtte okullar ve yaygın eğitim kurumları arası yapılan yarışma sonucunda miniklerde birinciliği, Merkez 75. Yıl İlköğretim Okulu, ikinciliği Baykan Cumhuriyet İlköğretim Okulu, Yıldızlarda birinciliği; Merkez Halide Kutlualp İlköğretim Okulu, ikinciliği, Merkez Kazım Karabekir İlköğretim Okulu, üçüncülüğü Baykan Yunus Emre İlköğretim okulu, geleneksel gençler kategorisinde ise birinciliği İMKB Gazi Lisesi, ikinciliği Zübeyde Hanım Lisesi, üçüncülüğü de Takasbank Güzel Sanatlar Lisesi elde etti. Yaygın eğitim kurumları otantik ve düzenleme dallarında ise Eruh Halk Eğitim Merkezi ekibi iki dalda da birinci oldu.
Dallarında birinci olan ekipler Elazığda yapılacak bölge finallerinde Siirti temsil edecek.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 22.02.2011 | | | HalkdanslarıyarışmasındadereceyegirenlerödüllerinialdıHalk dansları yarışmasında dereceye girenler ödüllerini aldı |
|
| Yüreğir Belediyesi öğrencileri meslek kursları ile destekliyor | Samanyolu Haber | 22.02.2011 12:17 |  | | Adananın Yüreğir ilçesinde Meslek Edindirme Merkezi (YEĞMER) ücretsiz iki yeni kurs daha açtı. Hobilerini mesleğe dönüştürmek isteyen gençler için model uçak kursu devam ediyor. Yabancı diliniz Türkçe olmasın sloğanı ile de diksiyon ve güzel konuşma kursu başladı. Her iki kurs da halk eğitim merkezi müdürlüğünce ortak verilecek.
Yüreğir Belediye Başkanı Mahmut Çelikcan, hobi seviyesindeki ilgiyi meslek olarak geliştirmek isteyen kursiyerlere destek vermek amacıyla ücretsiz model uçak kursu açtıklarını söyledi.
Çelikcan, THK Bünyesinde YEĞMER Havacılık Kulübü kurarak çalışmalarımıza başladık. Bu kulüp sayesinde burada eğitim gören gençlerimiz model uçak rehber öğretmenliği, paraşüt ve planör öğretmenlikleri, yelken kanat rehber öğretmenliği kurslarını alacaklardır. Ayrıca 2011-2012 öğretim yılında açılacak olan THK Üniversitesini tercih etmeleri halinde öncelik sağlanacaktır. Burada yapılan model uçaklarla Adana bölgesinde düzenlenen ödüllü model uçak yarışmalarına da katılabileceklerdir. dedi.
İnsan hayatının her bölümünde yararlanacağı ve Yabancı diliniz Türkçe olmasın sloganı ile ücretsiz diksiyon ve güzel konuşma kursunu hayata geçirdiklerini ve kayıtların devam ettiğini belirten Başkan Çelikcan, Kurslarımız 3 ay boyunca devam edecektir. Kurs sonunda katılımcılara sertifika verilecektir. Bizim kursları açmaktaki amacımız gençlerimizin boş zamanlarını en iyi şekilde değerlendirmeleri ve meslek sahibi olmalarıdır. Nisan ayında Kültür Merkezlerimizi hizmete açmayı hedefliyoruz. Bu tür meslek kurslarımızı artırarak sürdüreceğiz. şeklinde konuştu.
Başkan Çelikcan, bölgenin ihtiyacını belirleyip ona göre kurs açmayı hedeflediklerini, bu yönde çalışmaların devam ettiğini sözlerine ekledi.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 22.02.2011 | | | YüreğirBelediyesiöğrencilerimeslekkurslarıiledestekliyorYüreğir Belediyesi öğrencileri meslek kursları ile destekliyor |
|
| Aytmatov'un hatırası İstanbul'da | Samanyolu Haber | 21.02.2011 10:00 |  | | Kırgız edebiyatının usta ismi Cengiz Aytmatov, ölümünden iki yıl sonra İstanbulda yâd ediliyor. Bozkırın Ozanı: Cengiz Aytmatov Sinema Haftası isimli etkinliklerde, Aytmatovun eserlerinden sinemaya uyarlanan filmler gösterilecek. Kırgız diyarını konu alan iki sergi etkinliklere eşlik ederken, dün de Film ve romanlarında Aytmatovun dünyası konulu bir panel düzenlendi.
9 Haziran 2008 yılında vefat eden Kırgız edebiyatının usta ismi Cengiz Aytmatovun romanlarından uyarlanan sekiz filmin gösterileceği Bozkırın Ozanı: Cengiz Aytmatov Sinema Haftası etkinlikleri geçtiğimiz akşam Sefaköy Kültür Sanat Merkezinde başladı. Küçükçekmece Belediyesi tarafından düzenlenen etkinlikte, Kırgız kültürünü Sovyet edebiyatının başlıca motiflerinden biri haline getirerek tüm dünyaya sesini duyurmayı başaran usta yazarın birçoğunun senaryosunu da yazdığı sekiz uyarlama film gösterilecek.
Etkinliğin önceki akşam gerçekleşen açılışı, davetlilerin yanında İstanbulda yaşayan Kırgızları da bir araya getirdi. Aytmatovun kız kardeşi Rosa Aytmatova da etkinlikler için İstanbuldaydı. Aytmatova, açılış öncesi Zaman Gazetesini de ziyaret etti. Fakat rahatsızlandığı için açılışa katılamadı. Törende konuşan Kırgız Basın Yayın Daire Başkanı ve Dünya Kırgızistan Manas Ata Vakfı Başkanı Akylbek Atabaev, Türk dünyasının başkenti İstanbulda Cengiz Aytmatovu anıyor olmanın kendilerini çok mutlu ettiğini söyledi. Kırgızistan Dışişleri Bakanı ve İstanbul eski Başkonsolosu Ruslan Kazakbayev, Aytmatovun eserlerinin tüm dünya dillerine çevrildiğini, fakat Türkiyede Aytmatova ilginin çok farklı olduğunu ifade etti. Kazakbayev, Bu ilgi elbette ki kardeşlik duygusundan kaynaklanıyor. dedi. Açılışta konuşan Küçükçekmece Belediye Başkanı Aziz Yeniay ise Aytmatov ile ilgili yapılan bu etkinliklerin olumlu sonuçlarının ilerleyen yıllarda daha iyi anlaşılacağının altını çizerken, esas mutluluğun Aytmatovu yeni nesillere tanıtmak olduğunu söyledi.
Etkinliklerde, Aytmatovun romanlarından uyarlanan filmlerine bir fotoğraf, bir de resim sergisi eşlik ediyor. Sefaköy Kültür Merkezini mekân tutan ilk sergide Attila Küntüzün Kırgızlar başlıklı fotoğrafları yer alıyor. İkinci sergi ise eşi Tacigül Küntüze ait. Kırgız Kadın Başlıkları isimli sergi, üç boyutlu modern resim çalışmalarıyla Kırgız kültürünü yansıtan tablolardan oluşuyor. Açılış gecesinde Türkistan Halk Dansları Topluluğu folklor gösterisi sunarken, İrfan Gürdal da mini bir konser verdi. Ayrıca katkıda bulunan kurumlara da plaket takdim edildi. Ardından Tarık Tarcanın da rol aldığı, Khodzakuli Narlievin yönettiği 1990 yapımı açılış filmi Mankurt gösterildi.
Dün, Bozkırın Ozanı: Cengiz Aytmatov Sinema Haftası etkinlikleri film gösterimlerinin dışında Film ve Romanlarında Aytmatovun Dünyası adlı panelle devam etti. Panelde, Ardahan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ramazan Korkmaz, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Orhan Söylemez, Akylbek Atabaev, yönetmen Bakyt Karagulov çeşitli yönleriyle Cengiz Aytmatovu anlattılar. Panelde konuşan bir diğer isim de kız kardeş Aytmatovaydı. Panel öncesinde izlediği Ana Toprak belgeselinin etkinde kalan Aytmatova, Cengiz abimin cenaze törenini izleyince, o güne tekrar gittim ve biraz da ağladım. Hiçbir zaman düşünmüyorduk bir gün gelecek ve biz onu kaybedeceğiz. Burada yapılanlar, artık onun için bir anlama taşımıyor. Fakat bizim için çok önemli. Onun maneviyatının ve eserlerinin yaşatılması için önemli. şeklinde konuştu.
İki gündür gösterimleri devam eden filmler arasında, Türkan Şoray ve Kadir İnanırın başrollerini paylaştığı, Ahmet Mekinin oyunculuğu ile süslediği Atıf Yılmaz filmi Selvi Boylum Al Yazmalım da var. Aytmatovun öyküsünden uyarlanan film, bugün saat 11.00de Cennet Kültür Merkezinde, yarın ise saat 19.00da Sefaköyde yenilenmiş kopyasıyla izleyici karşısına çıkacak.
Bolotbek Shamshiyevin Beyaz Gemi (1976) ile Fujiyamaya Çıkış (1988) filmleri, Bakyt Karagulovun yönettiği Boranlı İstasyonu (1996), Ardak Amirkulovun yönetmenliğini yaptığı Elveda Gülsarı (2008), Kırgız yönetmen Tolomuş Okeyevin ilk filmi Çocukluğumuzun Gökyüzü (1966), Khodzakuli Narlievin yönettiği Mankurt (1990) gösterilecek filmler arasında. 1966 yılında Venedik Film Festivalinde yarışan ve Natalya Arınbasarovaya En İyi Kadın Oyuncu dalında Volpi Kupasını kazandıran Andrey Konçalovskinin yönettiği İlk Öğretmen de izlenebilecek. Usta kalemin birçok yönetmen tarafından beyazperde ile buluşturulan bu filmleri, bugün ve yarın Sefaköy ve Cennet Kültür Merkezinde gösterilecek. (0212 444 43 60)
Bugün:
13.30 Beyaz Gemi; 16.00 Çocukluğumuzun Gökyüzü (Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi)
11.00 Selvi Boylum Al Yazmalım; 13.30 İlk Öğretmen; 16.00 Fujiyamaya Çıkış; 19.00 Boranlı İstasyonu (Cennet Kültür ve Sanat Merkezi)
16.00 Boranlı İstasyonu; 19.00 Selvi Boylum Al Yazmalım (Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi)
11.00 Beyaz Gemi; 13.30 Çocukluğumuzun Gökyüzü; 16.00 Mankurt; 19.00 Elveda G | | Samanyolu Haber Son Dakika 21.02.2011 | | | Aytmatovunhatırasıİstanbulda/">İstanbuldaİstanbulda/">Aytmatovun hatırası İstanbulda |
|
| Prof. Yayla: Düşünce özgürlüğü olmadıkça ifade özgürlüğü de olamaz | Samanyolu Haber | 20.02.2011 15:40 |  | | Liberal Düşünce Topluluğu kurucusu ve sanat dünyasına katkı sağlamak, eleman yetiştirmek amacıyla kurulan Plato Meslek Yüksek Okulu Müdürü Prof. Dr. Atilla Yayla, düşünce özgürlüğü olmadıkça ifade özgürlüğünün de olamayacağını belirtti.
Bilgi Yolu Eğitim Kültür ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (BİLSAM) Derneği, Malatya İl Genel Meclis Salonunda İnsanlığın Ortak Medeniyeti ve Türkiye konulu bir konferans düzenledi. Konferansa konuşmacı olarak katılan Prof. Dr. Atilla Yayla, tek bir medeniyet bulunduğunu, bunun da ortak insan medeniyeti olduğunu ifade ederek, Medeniyetler arası çatışma diye bir şey söz konusu değildir. Beşeri hayattaki asıl çatışma medeniyete yararlı düşünceler ile zararlı olanlar arasındaki çatışmadır. dedi.
Prof. Yayla, düşünce özgürlüğü olmadıkça ifade özgürlüğünün de olamayacağını belirterek, resmi ve popüler olan durumları eleştirebilmenin ifade özgürlüğü kapsamına girdiğini söyledi. Mesela din özgürlüğünü bastıran bir düzenin tesis edildiği bir yerde, din özgürlüğü taleplerine milli birlik ve beraberliğimizi koruyalım çağrısıyla cevap vermenin dindar kimseler için hiçbir anlamı olmayacaktır. Zira büyük bir ihtimalle dindarlar dinlerini yaşayabilmeyi ve yaşatabilmeyi milli birlik ve beraberlikten daha önemli görecektir. Onlar ancak, din özgürlüğünü veri alan bir sistemin milli birlik ve beraberlik çağrısının anlamlı ve peşinden gitmeye değer bir hedef olduğunu düşünecektir diyen Yayla, benzer endişeleri etnik kimliği bastırılan kimselerin de taşıyacağını ifade etti. Prof. Yayla, şöyle dedi:
Bir kesimin kimliğini, kültürünü reddettikten sonra ona bir de milli birlik çağrısında bulunmak o kesim ile alay etmekle eş anlamlıdır. Çünkü kimliği inkar edilen ve bastırılanlar bilirler ki bu çağrının gerçek anlamı hak ve özgürlük talebinde bulunmamak ve var olana rıza göstermektir. Bu yüzden onlar nazarında milli birlik ve beraberlik en başta gelen değer olamaz. Milli birlik ve beraberlikten anlaşılması gereken, ülke sınırlarının
ve siyasi sisteminin temel niteliklerinin korunması olabilir. Toprak bütünlüğü, ancak ve ancak o topraklarda yaşayan bütün insanlar, hak ve özgürlükte eşit olduklarına inandığı takdirde mümkün olabilir. Ayrıca, insanların beraber yaşama arzusunun da toprak bütünlüğü kadar önemli olduğunu unutmamak lazım. Toprak bütünlüğünü korusanız bile insan grupları birbirinden kaçar hale geldiyse ortada bozulan bir beraberlik var demektir. Siyasi sistemin genel ilkelerinin korunması hedefinin meşruiyeti de o sistemin demokratlık derecesine bağlıdır. Yaklaşık iki saat süren konferans, soru-cevap kısmı ile son buldu.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 20.02.2011 | | | ProfYaylaDüşünceözgürlüğüolmadıkçaifadeözgürlüğüdeolamazProf Yayla Düşünce özgürlüğü olmadıkça ifade özgürlüğü de olamaz |
|
| Çavuşoğlu'ndan 'eksen kayması' yorumu | Samanyolu Haber | 20.02.2011 01:11 |  | | Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Başkanı Mevlüt Çavuşoğlu, eksen kayması tartışmalarının son derece yanlış, gereksiz ve haksız olduğunu düşündüğünü söyledi. Çavuşoğlu, İngilterenin başkenti Londradaki temasları çerçevesinde Yunus Emre Türk Kültür Merkezinde, Türk toplumuyla bir araya geldi. Türkiyenin Londra Büyükelçisi Ünal Çeviköz, Başkonsolos Ahmet Demirokun da aralarında bulunduğu dinleyicilere seslenen Çavuşoğlu, Türkiyenin son yıllarda güçlendiğini herkesin gördüğünü ifade ederek, Eksikliklerimiz, yanlışlıklarımız olabilir ama bu, genel çerçevede Türkiyenin çok büyük, çok etkili bir ülke olduğu gerçeğini değiştirmez dedi.
1949 yılında Türkiyenin kurucusu olduğu uluslararası bir örgüt olan AKPMye ilk defa bir Türk başkanının seçildiğine dikkati çeken Çavuşoğlu, AKPMnin yapısından ve çalışmalarından bahsetti. Türkiyenin AKPMde uzun süre denetlenen, eleştirilen ikinci sınıf ülke olarak değerlendirildiğini ancak şimdi bu aşamaların geride bırakıldığını söyleyen Çavuşoğlu, 2004 yılında bu denetim sürecinden Türkiyenin çıkarıldığını kaydetti.
Avrupa Konseyinin en çok Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ile tanındığını ifade eden Çavuşoğlu, Türkiyenin AİHMdeki dava sayısı fazladır, bunun azaltılması için gerekli çalışmalar yapılmaktadır. Türkiyede sivil bir anayasanın, yargı reformunun yapılması gerekiyor, ki böylece AİHMdeki dosya sayımız azalsın diye konuştu.
-İLGİNÇ TESADÜF-
Mevlüt Çavuşoğlu, AB bir yandan Türkiyeyi birliğe alıp almamayı tartışırken, Avrupa Konseyinin dönem başkanlığını yapan Türkiyenin ve AKPM başkanı olarak kendisinin, ABnin Avrupa Konseyine üye olması için çaba sarfettiğini söyleyerek, Bu da ilginç bir tesadüf oldu dedi.
Avrupaya Türkiyenin ve Türklerin nasıl katkı sağlayabileceğinin gösterilmesi gerektiğini belirten Çavuşoğlu, AKPM başkanlığı döneminde en çok önem verdiği konulardan birinin yabancı düşmanlığı ve ırkçılık olduğunu ifade etti.
Ulusal parlamentolarda ve Avrupa Parlamentosu seçimlerinde ırkçı partilere desteğin arttığının görüldüğünü söyleyen Çavuşoğlu, Ama daha da vahimi, ılımlı partilerin de ırkçı partilerin kullandığı radikal söylemleri kullanmaya başlamasıdır. Buna karşı önlemler almaya çalışıyoruz dedi.
AKPMnin Nisan ayındaki genel kuruluna beş dinin temsilcilerini davet ettiklerini söyleyen Çavuşoğlu, ayrıca Medeniyetler İttifakı eş başkanları olarak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile İspanya Başbakanı Jose Luis Rodriguez Zapateroyu davet ettiklerini söyledi. Yabancı ve din düşmanlığı gibi konularla mücadele edilmezse çatışmaların ve olumsuz gelişmelerin yaşanabileceğine işaret eden Çavuşoğlu, Avrupa Konseyinin reform sürecini başlattıklarını ve şu anda bu konu üzerinde çalıştıklarını bildirdi.
-DIŞ POLİTİKA SADECE AB İLE SINIRLI KALAMAZ-
Türkiyenin gücünün tüm uluslararası örgütlerde görüldüğünü vurgulayan Çavuşoğlu, Türk dış politikasının iki önemli hedefi olduğunu, bunlardan ilkinin ABye tam üyelik olduğunu söyledi. Bu yöndeki kararlılığın ve çabaların devam ettiğini belirten Çavuşoğlu, Bugün Türkiyenin bu konudaki kararlılığında herhangi bir geri adım kesinlikle yoktur. Önemli olan bu çağdaşlaşma projesini Türkiyenin başarılı bir şekilde tamamlamasıdır dedi.
Türkiyenin dış politikası sadece AB ile sınırlı kalamaz ve kalmamalıdır diyen Çavuşoğlu, dolayısıyla Türkiyenin kendi bulunduğu bölgede küresel bir aktör olma yolunda hızla ilerlediğini ifade etti.
Çavuşoğlu, Türkiyenin izlediği dış politikanın bölgenin istikrarı ve güvenliği için önemli olduğunu belirterek, bölgedeki sorunlara Türkiyenin duyarsız kalamayacağını kaydetti. Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
Son zamanlarda Türkiyenin acaba dış politikasında eksen kayması var mı, yok mu tartışmalarını da görüyoruz. Aslında bu tartışmaların son derece yanlış, gereksiz ve haksız olduğunu düşünüyorum. Çünkü bir ülkenin tek yönlü bir dış politika izlemesi söz konusu değildir.
Yurt dışındaki Türk vatandaşlarının bulundukları ülkelerde her türlü siyasi, sosyal ve ekonomik haklardan faydalanması gerektiğini belirten Çavuşoğlu, İngilterede başarılı vatandaşlarımız, soydaşlarımız olduğunu görüyoruz, bu ülkeye katkı sağladıklarını görüyoruz. Ama bununla yetinmememiz lazım. Hedefleri büyütmek lazım. Burada niye Avam Kamarasında bir Türk vatandaşı olmasın? diye konuştu.
Konuşmasının sonunda Çavuşoğluna Yunus Emre Türk Kültür Merkezi tarafından bir tablo hediye edildi.
AA
| | Samanyolu Haber Son Dakika 20.02.2011 | | | ÇavuşoğlundaneksenkaymasıyorumuÇavuşoğlundan eksen kayması yorumu |
|
| Sınav stresinden bunalan öğrenciler Aile Destek Merkezi'nde sıraya girdi | Samanyolu Haber | 15.02.2011 11:27 |  | | Sınav stresi öğrencileri bunalıma soktu. Konya Büyükşehir Belediyesinin 6 ay önce hizmete açtığı Aile Destek Merkezi (KADEM)ne 712 öğrenci müracaatta bulundu. Öğrenciler, aşırı kaygı, sınav stresi, ders problemleri, kişilik bozuklukları ve öfke konularında uzman desteği alıyor.
Üniversiteden mezun olana kadar 739 defa zorunlu sınava giren öğrencilerin psikolojisi bozuluyor. Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından hizmete açılan Aile Destek Merkezine yapılan müracaatlar bu tezi doğruluyor. Merkeze, bugüne kadar 396sı ilköğretim, 166sı lise ve 150si üniversite öğrencisi olmak üzere 712 müracaat yapıldı. Öğrenciler, sınav stresi, aşırı kaygı, motivasyon eksikliği, dikkat dağınıklığı konularında uzmanlardan destek istedi. Aile Destek Merkezinde bulunan uzman psikolog, sosyolog ve halk sağlığı uzmanları, haftanın belirli günleri öğrencileri terapiye aldı.
BABA BASKISINDAN KORKAN ANNELER ÇOCUKLARINI GİZLİ GİZLİ GÖTÜRÜYOR
Sınav kaygısı sebebiyle merkezden destek alan birçok kadın, bu durumu kocalarına söyleyemiyor. Eşinden çekindiği için isim vermek istemeyen bir öğretmen anne şunları anlattı: Kızım başarılı olmasına rağmen önleyemediği bir heyecan vardı. Bunun için destek aldık. Anne olarak çocuğuma nasıl davranacağımı öğrendim. Kızım bu sayede heyecanını yatıştırmayı başardı.
Ev hanımı D.K. ise çocuğunda ilköğretimden itibaren dikkat dağınıklığı olduğunu söyledi. D.K., çocuğunun KADEMden aldığı desteğin ardından zamanı daha dikkatli kullandığını kaydetti.
Selçuk Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Engin Deniz, sınavlar sebebiyle çocukların kendilerini yoğun bir baskı altında hissettiklerini ifade etti. Doç. Dr. Deniz, bu baskıyı, öğretmen ve anne baba tutumunun da pekiştirdiğine dikkat çekti. Mehmet Engin Deniz, Okuldaki dersler, yoğun dershane programları çocukların gelişimlerinin önünde önemli bir engel. Kişiliklerinin gelişeceği bu yaşlarda ağır sınav yükü onları olumsuz etkiliyor. Toplumda asosyal bireyler yetiştiriyoruz. Şiddet eğilimli kişilerin sayısı bu yüzden artıyor. Aile ve toplum desteği bulamayan birçok çocuk kendisini daha rahat ifade edebildiği çetevari oluşumlara yöneliyor. dedi.
AİLELER HAFTADA İKİ GÜN TOPLU EĞİTİME ALINIYOR
KADEM ile ortak çalışan Büyükşehir Belediyesi Aile Akademisi de bugüne kadar 850 yetişkini toplu eğitime aldı. Akademide, anne ve babalara eğitim veren akademi, müftülük ve milli eğitim müdürlüğü ile ortaklaşa çalışıyor. Haftada iki gün Mevlana Kültür Merkezinde uzmanlar eşliğindeki eğitimlerde, ebeveyn-çocuk iletişimi, ana-baba hataları, konuşma ve dinleme sanatı, tartışma sanatı, öfke ve yönetimi, olumlu düşünme ve davranış konularını anlatılıyor.
AİLELERDE İLETİŞİM PROBLEMİ İLK SIRADA
KADEM yetkilileri, kendilerine gelen şikayetlerle ilgili bir rapor oluşturdu. Raporda, en fazla şikayet edilen konular aile içi iletişimsizlik, aile içi şiddet, baba ilgisizliği, cinsel sorunlar, kabullenememe, beklentilerin yerine gelmemesi, aldatma, ergenlik çatışması olarak yer aldı.
Aynı raporda, psikolojik destek isteyenler sıralamasında kadınlar başı çekerken şu bilgilere yer verildi: Aile içi problem yaşayanlar daha çok bireysel olarak müracaat ediyor. Kurumumuza bugüne kadar 487 evli, 348 bekar, 67 dul müracaatta bulundu. Bunların 641ini kadınlar, 135ini erkekler oluşturuyor. 90 çift ise sorunlarının çözümü için birlikte geldi.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 15.02.2011 | | | SınavstresindenbunalanöğrencilerAileDestekMerkezindesırayagirdiSınav stresinden bunalan öğrenciler Aile Destek Merkezinde sıraya girdi |
|
| Kutlu Mevlid'de gözyaşları sel oldu | Samanyolu Haber | 14.02.2011 21:50 |  | | Bursada, Mevlit Kandili sebebiyle düzenlenen Kutlu Mevlid programında Kainatın Efendisi Hz. Muhammed (S.A.V.) için söylenilen ilahi ve okunan şiirler duygulu anlar yaşanmasına sebep oldu. Gecede bir konuşma yapan İslam Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman, Peygamberi (S.A.V.) sevmek de herkese nasip olmuyor dedi.
Kimse Yok Mu Derneği Danışma Kurulu Üyesi Tasavvuf Sanatçısı Mürşit Kavurmacı tarafından Ördekli Kültür Merkezi tarafından düzenlenen geceye yüzlerce kişi katıldı. Salonun tamamen dolduğu gece Kuran-ı Kerim tilavetiyle başladı. Mürşit Kavurmacının Peygamber Efendimiz (S.A.V.) anısına okuduğu ilahiler salondaki vatandaşları ağlattı. Ağlayan vatandaşlar ilahilere hep bir ağızdan eşlik etti.
Daha sonra kürsüye gelen Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Peygamberi (S.A.V.) sevmenin herkese nasip olmadığını söyledi. Dünya nüfusunun 6 milyarı geçmesine rağmen 1,6 milyar müslüman olduğunu anlatan Karaman, Görüyoruz ki kainatın efendisini sevmek de herkese nasip olmuyor. Dünyada sadece 1,6 milyar insan Efendimizi seviyor. Tabi ki sevmek de derece derece diye konuştu.
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammedin (S.A.V.) hayatından kesitler sunan Prof. Dr. Hayrettin Karaman, insanın önce hedefini belirleyeceğini, sonra da bu hedefe ulaşabilmek için gerekli tedbirlere başvuracağını kaydetti. Tedbirler içinde en işe yarar olanı birikmiş tecrübelerden yararlanma olduğunu anlatan Karaman, En iyi yol bilinen yoldur, daha önce denenmiş ve hedefe ulaştırdığı sabit olmuş tedbirler ve yöntemlerdir. Fânî dünya hayatında kendilerine bir hedef seçenler, bu hedefi daha önce yakalamış kimseleri örnek alırlar. Bütün insanlık âleminde hayatı ve hayat yolu bilinen, örnek alınması mümkün bulunan, örnek alındığı takdirde seven ve sevilen, hoşnut olan ve ilâhî hoşnutluk devletine eren birisi olarak yaşayıp ebedî âleme geçme şansı veren tek insan Muhammed Mustafâdır (S.A.V.). Onun kemâlinin ve yolunun test edilmeye ihtiyacı yoktur, ondan başka kim varsa hepsinin yol ve yönteminin test edilmeye ihtiyacı vardır; Test aracı, mihenk taşı, iyiyi kötüden, sahteyi sahihten, işe yarayanı yaramayandan ayıracak ölçüt Onun aklı, yaptıkları ve öğrettikleridir. diye konuştu.
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammedin (S.A.V.) aile yaşantısından da örnekler veren Prof. Dr. Karaman, insan için cemiyet, cemiyet için de aile ne kadar önemli ise hak dinin ve en kâmil tebliğcisi ve uygulayıcısı Fahr-i Kâinat (S.A.V.) Efendimizin de aileye o kadar önem ve değer verdiğini söyledi. Karaman, Çünkü Onun tebliğ ve tatbik ettiği dinin vâzıı ile kâinatın yaratıcısı birdir; Vahid, Ehad, Hakîm ve Alîm olan Allahın iki eseri (din ve insan) arasında çelişkinin bulunmaması, birinin diğerine elbise ile vücut gibi uyması tabiidir dedi.
Geceye Bursa Müftü Vekili Mustafa Uyar, Adaleti Savunanlar Derneği Bursa Şuşe Başkanı Arif Çelenk ile çok sayıda davetli katıldı.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 14.02.2011 | | | KutluMevliddegözyaşlarıselolduKutlu Mevlidde gözyaşları sel oldu |
|
| Arınç'tan Ebru TV'ye büyük övgü | Samanyolu Haber | 07.02.2011 09:54 |  | | Almanyada geçtiğimiz hafta gerçekleştirilen görkemli bir törenle yayın hayatına başlayan Ebru TVye bir övgü de Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınçtan geldi. Bünyesinde Samanyolu TV, Ebru TV ve Zaman Gazetesini barındıran World Media Group yöneticileri ile Kölnde bir araya gelen Arınç, Ebru TVnin kültürel ve ekonomik alanda Avrupaya büyük katkılar sağlayacağını belirtti.
Merkezi Almanyanın Offenbach kentinde bulunan ve Almanca-İngilizce olarak yayına başlayan Ebru TVye başarılar dileyen Devlet Bakanı Arınç, Samanyolu Avrupa Televizyonu Güne Bakış programına konuk oldu. Devlet Bakanı Arınç, program sonrasında Ebru TVnin broşürlerini detaylı olarak inceledi. Amerikadan sonra Avrupada da yayın hayatına iki dilde başlayan Ebru TV yöneticilerini tebrik etti. Almanyada Türkçe yayın yapan medya kuruluşlarının yanı sıra Ebru TVnin Avrupada çok önemli işlere imza atacağına inandığını ifade eden Arınç Bir ülkede sağlıklı ve etkili bir iletişim için medya kuruluşlarına büyük görevler düşmektedir. dedi. Ebru TVnin AB ülkelerinin kültür ve ekonomisine büyük katkılar sağlayacağını vurgulayan Arınç, Avrupa ülkelerinin kendi dillerindeki yayınların o ülke insanı tarafından daha dikkate alınacağını ve birçok insanın istifade edeceğini sözlerine ekledi. | | Samanyolu Haber Son Dakika 07.02.2011 | | | ArınçtanEbruTVyebüyükövgüArınçtan Ebru TVye büyük övgü |
|
| Bakan Günay: Türkiye?nin doğusuna ve kuzeyine dönük turizm hamlesi başlatıyoruz | Samanyolu Haber | 06.02.2011 17:50 |  | | Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Doğu ve Karadeniz odaklı turizm kalkınma projesi üzerinde çalıştıklarını söyledi.
Günay, Trabzon, Erzurum, Van sac ayağında Türkiyenin doğusuna ve kuzeyine dönük bir turizm hamlesi başlıyor. 80lerin ortalarında başlayan bu turizm hamlesi Muğla, Antalya, İstanbul seviyesindeydi. Şu an dünyanın 7 büyük turizm ülkesinden biri olduk. Türkiyenin sağlamış olduğu başarıyı ülke geneline yaymaya çalışıyoruz. dedi.
25. Dünya Üniversitelerarası Kış Oyunlarının kapanış törenine katılmak üzere Erzurumda bulunan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ ile birlikte şehrin tarihi yerlerini ziyaret etti.
Taş Ambarlar, Çifte Minareli Medrese gibi çok sayıda tarihi binayı gezen Bakan Akdağ ve Günay, Büyükşehir Belediyesi atölye binasını ziyaretinde ise ikram edilen Erzuruma özgü civil peynirinin tadına baktı. Daha sonra basın mensuplarının sorularını cevaplandıran Bakan Günay, kış oyunlarının Erzurumun tarihi ve kültürel dokusunun dünyaya tanıtılması adına bir başlangıç olduğunu kaydetti. Erzurum Konaklıda kış sporları merkezi oluşturmaya çalıştıklarını dile getiren Bakan Günay, kış oyunları kapsamında yapılan altyapının turizm çalışmalarına temel oluşturduğunu ifade etti.
Doğu-Karadeniz Turizm Kalkınma Projesi üzerinde çalıştıklarını açıklayan Bakan Günay, Trabzon-Erzurum-Van odaklı Türkiyenin doğusuna ve kuzeyine dönük bir turizm hamlesi başlatıldığının altını çizdi. Günay, şöyle dedi: 1980lerin ortalarında başlayan bu turizm hamlesi Muğla, Antalya, İstanbul seviyesindeydi. Şu an dünyanın 7 büyük turizm ülkesinden biri olduk. Kriz dönemlerinde bile ziyaretçisi eksilmeyen ülke haline geldik. Şimdi Türkiyenin sağlamış olduğu başarıyı ülke geneline yaymaya çalışıyoruz. Buna uygun potansiyeller var. İnşallah bunu başaracağız.
CUMHURİYETİN 100. YILINA GİDERKEN, GELİRİ ÜLKE GENELİNE YAYMAYA ÇALIŞIYORUZ
Bakan Günay, kış oyunları kapsamında Erzuruma gelen turist sayısı ile ilgili soruya ise şu cevabı verdi: Kış oyunları kapsamında 5 bin civarında gelen olduğu söyleniyor. Turizm sürekli bir iştir. Yılda bir gün gelen, iki gün gelen, beş gün gelenle turizm ölçüsü yapılamaz. Yapılacak uluslararası bir etkinlik o bölgenin dünya çapında tanınmasını sağlar. Kayak için gelenler şehirde bir ilgi alanı bulabilsinler diye çalışıyoruz. Sağlık, ulaşım, tarihi ve kültürel dokuyu bir bütün olarak ele alıyoruz. Turizm, istihdamı yüksek derecede geliştiren alan. Doğuda, Güneydoğu ve Kuzeydoğuda bunu başarabilirsek batıdaki çarpık kentleşmeyi, göçü önlemiş olacağız. Türkiyenin önüne büyük projeler koyuyoruz. Bunlardan biri de Türkiyenin her tarafına gelirin adaletli dağıtılmasını sağlamaktır. Turizm de bunun önemli mekanizmalarından biridir. Dünyanın 17. büyük ekonomisiyiz. Cumhuriyetin 100 yılında sosyal adaletin ülke düzeyine yayılmasını sağlamaya çalışıyoruz.
Oyunlar kapsamında yapılan tesislerin boş kalmayacağını ifade eden Bakan Günay, tesislerin şimdiden 2012 yılında yapılacak iki sportif etinliğe ev sahipliği yapacağını belirtti.
Bakan Akdağ ise kış turizmin gelişmesinin çevre illerdeki turistik yerler için de fırsat olacağını vurguladı.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 06.02.2011 | | | BakanGünayTürkiye?nindoğusunavekuzeyinedönükturizmhamlesibaşlatıyoruzBakan Günay Türkiye?nin doğusuna ve kuzeyine dönük turizm hamlesi başlatıyoruz |
|
| Tehdit edildiğini iddia eden DYG?li genç suç duyurusunda bulundu | Samanyolu Haber | 01.02.2011 19:40 |  | | Batmanda DYG üyesi İshak Teknalın Gençlik Kültür Merkezi binasına girişinde kar maskeli iki kişi tarafından durdurularak tehdit edildiği iddia edildi. Silahlı tehdit olayı, aralarında BDP Batman Milletvekilli Ayla Akat Atanın da katıldığı yürüyüş ve basın açıklaması ile protesto edildi. İHDye başvuran Teknal açıklama sonrası ailesiyle Cumhuriyet Savcılığına giderek suç duyurusunda bulundu.
Batmanda Demokratik Yurtsever Gençlik (DYG)te çalışma yürüten İshak Teknalın (15), Batman Ekin Gençlik Kültür Merkezine gitmek istediği anda, apartman koridorunda iki kar maskeli tarafından silahla ölümle tehdit edildiği iddia edildi. İHD Batman Şubesine başvuran Teknal, Ben kültür merkezi binasına giriş esnasında bir anda iki sivil maskeli adam beni göğsümden tutarak duvara vurdu. Belinden üzerinde Türk bayrağı olan silahı çıkartarak kafama dayadılar. Bana Eğer rahat durmazsan, seni de diğerleri gibi öldürürüz, kimsenin de haberi olmaz, diğer adam ise yok biz sadece öldürmekle kalmaz, seni işkencelerden geçirir ve sonradan öldürürüz dedi. Daha sonra kapı sesi duyar duymaz beni bırakıp kaçtılar. dedi.
BDP Grup Başkan vekili Batman Milletvekili Ayla Akat Ata ve BDP yöneticileri, yaptıkları yürüyüş ve basın açıklaması ile silahlı tehdide tepki gösterdi. Ata, faillerin yakalanmasını istedi.
Akat Ata, Derneğe giden 15 yaşındaki gence faili meçhul iki şahsiyetin saldırısı aslında bu oyunu oynayanların arkasındaki güçlerin ve zihniyetin ne kadar aciz duruma düştüğünü ortaya koymuştur. Gence yönelik bu saldırının arkasında yatan güçler ve zihniyet biran önce ortaya çıkarılmalı ve yargıya teslim edilmelidir. dedi.
Batmanın failli meçhuller kenti olarak anıldığını hatırlatan Akat Ata, ancak bu faillerin hala yargı önüne çıkarılamamasının bu ülkenin ayıbı olduğunu ileri sürdü. Açıklamanın ardından ailesi ile birlikte Cumhuriyet savcılığına giden Teknal, suç duyurusunda bulundu.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 01.02.2011 | | | TehditedildiğiniiddiaedenDYG?ligençsuçduyurusundabulunduTehdit edildiğini iddia eden DYG?li genç suç duyurusunda bulundu |
|
| Muğla'da kamu görevlilerine seminer veriliyor | Samanyolu Haber | 27.01.2011 15:02 |  | | Muğla Vali Yardımcısı Mestan Yayman, eğitimin insanoğlunun yaşamında vazgeçilmez bir olgu olduğunu belirterek, bireyin kendisini yenilemesi, ufkunun açılması ve hatalarını anlaması bakımından ihtiyacı olduğunu söyledi. Kamu Araştırma Vakfı ile Muğla Valiliği işbirliğinde, kamu kurumlarının denetimini ve hizmetlerindeki performansı konu alan iki günlük eğitim semineri başladı. İl Özel İdare Kültür Merkezi salonundaki seminere idarenin merkez ve ilçelerdeki çalışanlarıyla kaymakamlar ve ilgili kamu kuruluşlarının temsilcileri katıldı.
Açılış konuşmasını, Vali Fatih Şahin adına Vali Yardımcısı Yayman yaptı. İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Sabahattin Avcı ise seminerin, kamu hizmetlerinin verimli ve başarılı bir şekilde götürülmesine önemli katkılar sağlayacağını belirtti. Daha sonra Kamu Araştırma Vakfı Başkanı ve Sayıştay Üyesi Ali Hikmet Turcer tarafından, ilk günkü sunumu oluşturan Kamu Kurumlarının Denetimi konusu örneklerle anlatıldı. Denetimin tarihi gelişimini anlatarak eğitime başlayan Tuncer, 1800lü yılların sonunda geleneksel denetim şeklinde kendisini gösterdiğini, 1929 ekonomik krizi ve 2. Dünya Savaşından sonra üretken olmayan kamu harcamalarının raporlanması şeklinde gelişme kaydettiğini anlattı. Vakıf Başkanı Tuncer, denetimin esaslarının ve yargılama usulünün kamu çalışanları tarafından iyi bilinmesinin, verimliliği ve başarıyı arttıracağını ifade etti. Denetimi niteliğine göre düzenlilik ve performans şeklinde gruplandıran Ali Hikmet Tuncer, adına denetim yapılan merci açısından da iç, dış ve yüksek olarak ayrıldığını söyledi. Muğlanın uzun sahil şeridinin kullanımının çok iyi denetim altında tutulması gerektiğine de dikkat çeken konuşmacı, bu denetimlerin başarısının verimliliği getireceğini belirtti.
Seminerde iki gün boyunca konuşmacılar tarafından, denetimin Türkiye ve dünyadaki uygulamaları hakkında ayrıntılı bilgiler verilecek.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 27.01.2011 | | | MuğladakamugörevlilerineseminerveriliyorMuğlada kamu görevlilerine seminer veriliyor |
|
| Balkan Türkleri, 'Balkanlarda Türkçe Eğitim' için buluştu | Samanyolu Haber | 15.01.2011 14:18 |  | | Balkanlarda yaşayan Türkler, Edirnede düzenlenen Balkanlarda Türkçe Eğitimi konulu sempozyumda buluştu.
Edirne Valiliği, Trakya Üniversitesi, Balkan Türkleri Federasyonu, Trakya Balkan Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği işbirliğiyle gerçekleşen sempozyum, Ticaret ve Sanayi Odası konferans salonunda başladı. Toplantıya Edirne Valisi Gökhan Sözer, Ak Parti Edirne Milletvekili Necdet Budak, Belediye Başkanvekili Namık Kemal Döleneken, Bulgaristan Hak ve Özgürlükler Hareketi Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Korman İsmailov, Trakya Balkan Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Dr. Esma Gündoğdu, Balkan Türkleri Federasyonu Başkanı Zülfettin Hacıoğlu, Balkanlar Rumeli Göçmenler Federasyonu Başkanvekili İzzet Altuntaş da katıldı.
Sempozyumun açılışında konuşan Edirne Valisi Gökhan Sözer, insan unsurunu dilden ayırmak ve ayrı düşünmenin mümkün olmadığını belirterek, Balkanlarda yaşayan Türkleri ana dili konusunda yaşandığı sorunların çözülmesi gerektiğini söyledi.
Sözer, Ne geçmişteki cihangirlik ve fütuhata övünmek, ne de daha sonraki dramlara, göçlere, sürgünlere yerinmek artık pratikte bir anlam ifade etmez. Bunu bilmek bilinçtir, öğrenmek tarihtir, kültürdür ama sürekli tekrar ederek oraya takılmak elbette pratikte bir yarar sağlamaz. O nedenle günün tespitini yapmak, ihtiyaçlarına cevap vermek ve onlara çözüm aramak elbette görev ve sorumluluğumuzdur. Günümüzde ise balkanlarda Türkçenin sorunları ve orada insani ölçek ve değerlerde yeniden kullanılması yaşatılması ile ilgili çalışmaya ihtiyaç vardır. dedi.
AK Parti Edirne Milletvekili Necdet Budak, ecdadın yüzyıllar boyu hüküm sürdüğü Balkan coğrafyasında insanlar arasında kültür ve tarih birliği olduğunu ve her zaman olmaya devam edeceğini kaydetti.
Budak, Balkanlarda yaşayan insanlarımız gerçekten tarihte büyük felaketler yaşamıştır. Özellikle Osmanlı-Rus ve Balkan savaşları sonrasında milyonlarca insanımız göçe zorlanmış ve süreçte binlerce insanımız hayatını kaybetmiştir. Bizler bugün yaşanan bu trajedileri unutmadık ama geçmiş kalmış bu olayları asla düşmanlığa dönüştürmedik. Ancak bu coğrafyada yaşayan insanlarımız inançlarını, dilini, kültürünü yaşama konusunda sıkıntılar yaşadığı bilenen bir gerçektir. diye konuştu.
Trakya Üniversitesini bölgenin Balkanların merkezi olması nedeniyle önemsediklerini kaydeden Budak, üniversitede Balkan araştırmalar merkezinin kurulması için Cumhurbaşkanı ve Başbakandan istediklerini aktardı. Üniversiteye katkılarından dolayı devlet büyüklerine teşekkür eden Budak, Balkanlar araştırma merkezi sayesinde bu tür sempozyumların gerçekleşmesi, Balkan ülkelerindeki gençlerin ana dilini öğrenmesi, eğitimini alması Türkçenin daha iyi ve bilinçli kullanılması açısından çok önem arz ediyor. Çok büyük katkılar sağlayacaktır. diye konuştu.
Bulgaristan Hak ve Özgürlükler Hareketi Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Korman İsmailov ise Büyük Öğrenci Projesi kapsamında 1992 yılında Türkiyede yüksek öğrenim gördüğünü belirterek, kendileri için büyük bir kaynak ayıran hocaları ve Türkiye Cumhuriyeti büyüklerinden sıradan vatandaşına kadar herkese teşekkür etti.
Balkanlar Rumeli Göçmenler Konfederasyonu Başkanvekili İzzet Altuntaş, federasyon ve konfederasyon olarak özellikle son 7-8 yılda balkan ülkelerindeki her türlü soruna en ufak noktasına kadar ilgilenmeye çalışan bir ekip olarak bu işe başladıklarını anlattı.
Altuntaş, En son ülkemizde de son günlerde tartışmaya başlanan iki dilli eğitimin bir anlamı bize hak ve özgürlüklerden, insan haklarından ve demokrasiden bahseden Avrupa Birliği ülkelerinin dayatmak ve göstermek istedikleri demokrasinin Balkanlarda yüzyıllardan bu yana yaşayan kardeşlerimizin hak ve hukuklarının, hele hele son yıllarda bu ülkelerde Türkçe eğitimin ne gibi haklara sahip olduğunu, ne zorluklarla karşılaştıkların bir fiil birinci ağızdan, çocuklarımızın hocalarının ağzından, hocaları temsil eden öğretmenlerin katılımı ile yapılacak konuşmaların ne durumda olduğunu açıklayacaktır. ifadelerini kullandı.
Balkan Türkleri Federasyonu Başkanı Zülfettin Hacıoğlu da, Son iki üç yıl içerisinde bugün düzenlenen aktivite ile benzeri benzerleri balkan ülkelerinde ve ülkemizde düzenlenmektedir. Gerçekten balkanlarda Türkçenin sorunları çok açık bir şekilde dile getirilmektedir. Ancak bize diğer toplantılardan farklı olarak sadece sorunları gündeme getirmek, mevcut durumu tespit etmek değil hem sorunları belirlemek ve bu sorunların giderilmesi için Türkiye Cumhuriyetinin tüm resmi kurum ve özel kuruluşları ile birlikte Balkanlardaki soydaşlarımızla beraber bu sorunların çözümü için bir yol haritası çizebilmek yani artık eyleme geçirilmesi gerekir. Biz bu süreci balkan araştırma enstitüsü ile beraber düzenleme fikrini ortaya attığımızda bize ilham kaynağı olan bir acı olan bazı gerçekleri gördük. Bulgaristan Cumhuriyeti 1992 yılında 105 bin Türk çocuğu ilköğretimde Türkçe okuyordu. Yıl 2010 bu sayı 17 bin. Bu tür toplantıların ne denli önemli olduğu bu örnekle de anlaşılabilir. şekl | | Samanyolu Haber Son Dakika 15.01.2011 | | | BalkanTürkleriBalkanlardaTürkçeEğitimiçinbuluştuBalkan Türkleri Balkanlarda Türkçe Eğitim için buluştu |
|
| Galatasaray'ı rahatlatan açıklama | Samanyolu Haber | 12.01.2011 15:30 |  | | B.Çekmece Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün, Galatasaray Kulübünün Büyükçekmecede açık spor tesisleri yapmak üzere kiralamış olduğu arsanın sit alanı olduğu yönündeki iddiaların tamamen gerçek dışı olduğunu söyledi. Hasan Akgün yaptığı yazılı açıklamada, Galatasaray Kulübüne kiralanan arsayla ilgili olarak, Galatasaray Spor Kulübüne kiralanan, 106 dönümlük alanın bulunduğu bölgenin imar planları 21.02.2003 tarihinde yürürlüğe giren İçmesuyu Havzaları Koruma ve Kontrol Yönetmeliğine göre 13.06.2003 tarihinde Büyükçekmece Belediye meclisince kabul edilmiş, İSKİ ve İstanbul Büyükşehir Belediyesince de onaylanmıştır. Bu alan Büyükçekmece Gölü Su toplama havzasında olup sit alanında ve mutlak koruma alanında değildir. Bu arsa, kısa ve orta mesafeli koruma alanındadır ifadelerini kullandı.
Su toplama havzasının mutlak koruma alanında hiçbir tesisin yapılamayacağını kaydeden Akgün, Kısa mesafeli koruma alanında açık spor tesisleri, orta mesafeli koruma alanında ise kısıtlı olarak emsal yüzde 10 iki katlı inşaat yapılabilir. Kiralanan bu alanla ilgili herhangi bir plan değişikliği söz konusu olmayıp imar planları onaylanmış ve yürürlüktedir dedi.
Galatasaray Kulübüne kiralama yöntemi ile verilen bu alanın, Kısa ve Orta Mesafeli Koruma alanında kaldığını anlatan Akgün, şöyle devam etti:
Bu alanda açık spor tesisleri yapılması hem imar planı hem de 06.07.2009 tarih 40 sayılı meclis kararıyla yapılan ihale protokolünün bir şartıdır. Galatasaray Spor Kulübü kapalı tesis yapmak isterse bunu orta koruma alanında yapabilir. Büyükçekmece su toplama havzası belediyemiz ve İSKİ ekipleri tarafından en iyi şekilde korunan, hiçbir kaçak yapılaşmanın olmadığı ve dere yataklarının mutlak korunduğu bir havzadır. İhale 2886 sayılı kanuna göre yapılmış olup 30 yıl süreli kullanım hakkını kapsar. Büyükçekmece Su Toplama Havzasında mutlak koruma alanı dışında kalan ve kullanım hakkı, Büyükçekmece Belediyesine ait olan alanlarda, imar planı şartlarına göre, spor alanları yapmak isteyen spor kulüplerine imkan tanınması için belediyemiz teşvik edici olmaya devam edecektir. Amacımız büyük kulüplerimizi Büyükçekmeceye çekerek bölgemiz ve İstanbul gençliğinin uygun şartlarda daha modern alanlarda spor faaliyetleri yapmalarını sağlamaktır. Büyükçekmece Belediyesi eğitim faaliyetlerine destek vererek bölgeye bir çok özel eğitim tesisleri ile Beykent , Fatih ve Arel Üniversitesi gibi Vakıf Üniversitelerini bölgemize kazandırmış olup, yeni üniversiteler kazandırmak için de teşvik edici çalışmaları devam ettirecektir. Buna parelel olarak belediyemiz,eğitimin bir parçası olan sportif faaliyetlerin desteklenmesini teşvik etmeye ve bölgeyi bir eğitim, kültür ve spor merkezi haline getirmeye kararlıdır. Avrupa Birliği süreci yaşayan ülkemizde örnek bir semt yapmayı hedeflediğimiz Büyükçekmecede, eğitime, kültüre, spora ve her türlü sosyal faaliyetlere yatırım yapmaya, bunları desteklemeye bundan sonrada kararlılık içerisinde devam edeceğimizi kamuoyuna saygı ile duyururuz.
AA | | Samanyolu Haber Son Dakika 12.01.2011 | | | GalatasarayırahatlatanaçıklamaGalatasarayı rahatlatan açıklama |
|
| Yelkenli eğitim gemisi yapılacak | Samanyolu Haber | 10.01.2011 11:32 |  | | Denizciliğe gönül verenlerin bir araya gelerek kurduğu Yelkenli Gemide Eğitim Derneği (YEGED), profesyonel ve amatör denizcilik yapmak isteyenlere eğitim verilecek bir yelkenli geminin inşası için kolları sıvadı. YEGED-1 adı verilecek 50 metre uzunluğundaki gemide, bir hafta süreyle denizcilikle ilgili eğitimler verilecek ve açık denizlere yelken açılacak.
YEGED Genel Sekreteri Kaptan Saim Oğuz Ülgen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, denizci ulus, denizci devlet, denizci millet olabilmek için böyle bir proje hazırladıklarını dile getirdi.
Dünyada dolaşan yelkenli eğitim gemileri tarzında bir geminin Türkiyede bulunmadığını belirten Ülgen, inşa edilecek bu geminin ülke adına bir ilk olacağını anlattı. YEGEDi 2009 yılında kurduklarını ifade eden Ülgen, Bu derneği kurmamızın amacı, etrafı denizlerle çevrili ülkemizin insanlarının yüzünü denize döndürmeye yardımcı olmak, denizcilik kültürünü geliştirmek, deniz sevgisinin ve çevre bilincinin oluşmasına katkıda bulunmak dedi.
Ülgen, Denizci ulus, denizci devlet, denizci millet olabilmek için dünyanın denizcilikte gelişmiş ülkelerinde olduğu gibi yelkenli eğitim gemilerine sahip da olmak gerekir. İnşa edilecek yelkenli eğitim gemisiyle amacımız, profesyonel ve amatör denizcilik yapmak isteyen 15 yaş üzerindeki Türk gençlerinin, dünya üzerinde 50 yıldır bu tür eğitimleri vermekte olan gemilerin katıldığı deniz etkinliklerine katılmasını sağlamak diye konuştu.
Dünya denizlerindeki bu yelkenli eğitim gemilerinin, açık deniz yarışları ve liman etkinlikleri yaptıklarını anlatan Ülgen, Ulus olarak biz de bu olgunun içinde varız demek için ortaya çıktık. Bu işten bir ticaret beklenmiyor dedi.
Ülgen, yelkenli gemide kadın, erkek hatta özürlüleri kapsayacak eğitimin, eğitimin, insanlar ve denizcilik arasındaki eğitim ve uyum imkanlarını birleştirmeye bir zemin oluşturacağını belirterek, şunları kaydetti:
Bir hafta sürecek eğitimlere katılacak kişiler, denizde ekip halinde birlikte yaşamayı öğrenecek. Bu yelkenli aynı zamanda, ülkemizde deniz ve denizcilik kültürünü geliştirecek, denizin nimetlerinden istifade ettirme imkanları sağlayacak. Bu gemi, denizin sıkıntılarını ekip çalışmasıyla bertaraf etmeyi de öğretecek. Bireyler bu çalışmalar sırasında öz güvenlerini kazanacaklar ayrıca deniz ve deniz çevresinin neden korunması gerektiği bilinci oluşacak. Gerektiğinde denizden nasibini alabilme yeteneğini kazanacaklar. İyi ve kötü hava şartlarında insanlar arasında sosyal ilişkilerin geliştirilmesine ve dostluk köprülerinin kurulmasına imkan sağlayacak.
-BU KÜLTÜR, 50 YILDIR DÜNYA DENİZLERİNDE...-
Bu kültürün 50 yıldır dünya denizlerinde dolaştığını belirten Ülgen, şunları söyledi:
İngilterede merkezi bulunan Yelkenli Gemi Eğitimi adlı kuruluş, yıllık programlar halinde Nisan ayından Kasım ayına kadar takvim hazırlıyor. Bu takvim doğrultusunda, yelkenli eğitim gemisi olan ülkeler davet ediliyor ve belirli limanlar dolaşılıyor. Türkiye-Yunanistan-Bulgaristan ve Yelkenli Gemi Eğitimi kuruluşunun ortak çalışmasıyla, geçen yıl bu yelkenli gemileri Ege, Marmara ve Karadeniz bölgesine getirdik.
Ülgen, Türk toplumunun denizciğiz denmesine rağmen denizden uzak olduğunu ifade ederek, İnşa edilecek bu yelkenli gemiyle, deniz ile toplumu buluşturmak ve ülkemizi bu ekolde dünyada temsil etmek istiyoruz dedi.
-LORD NELSON YELKENLİSİNİN BENZERİ OLACAK-
Kaptan Ülgen, geminin şu an tasarım halinde olduğunu ancak İngiltere bayraklı Lord Nelson yelkenlisinin bir benzerinin inşa edileceğini belirtti.
Personeli mümkün olduğu kadar az ama içinde o atmosferi yaşayacak katılımcı sayısı fazla olan bir tekne yaptırmayı düşündüklerini anlatan Ülgen, bu sayının da toplam 45 kişi civarında olacağını söyledi.
Geminin grostonunun henüz belli olmadığını ancak 50 metre uzunluğunda olacağını anlatan Ülgen, Dünya denizlerinde engellilerin de kullanımına uygun iki adet gemi var. İnşa ettirebilirsek engellilerin de bu eğitimleri almasına imkan sağlayacak bir gemi olmasını arzu ediyoruz dedi.
Ülgen, geminin sembolik adının YEGED-1 olacağını ancak geminin yapımına destek verenlerin önerisiyle bu ismin değişebileceğini kaydetti.
Kaptan Ülgen, Maddi destek bulunması halinde geminin inşasına en kısa sürede başlanacak. Öncelikle ülkemizin devlet imkanlarını daha sonra denize gönül veren vatandaşlarımızın ve kuruluşlarımızın desteğini bekliyoruz. Yurt dışından da fon bulmaya gayret edeceğiz. Hedefimiz bir an önce böyle bir geminin inşasını gerçekleştirmek. Biz gerçekten vakti zamanında denizci bir milletmişiz ancak gittikçe denizden uzaklaşmışız. Tekrar denizci olabilmek için bu tür bir kaç yelkenli eğitim gemisine ihtiyacımız var dedi.
Ülgen, bu gemi projesini denizcilik c | | Samanyolu Haber Son Dakika 10.01.2011 | | | YelkenlieğitimgemisiyapılacakYelkenli eğitim gemisi yapılacak |
|
| Şeyhzade Ahmet Şevki Ergin ölümünün 9. yıl dönümünde anıldı | Samanyolu Haber | 09.01.2011 15:56 |  | | Yozgatın manevi değerlerinden Şeyhzade Ahmet Şevki Ergin, ebediyete intikalinin 9. yıl dönümünde düzenlenen program ve panelde anıldı.
Yimpaş Alışveriş ve Kültür Merkezi Salonunda Ahmet Şevki Ergin Kültür ve Hizmet Vakfı tarafından düzenlenen anma programına Yozgat Valisi Necati Şentürk, Belediye Başkanı Yusuf Başer, Bozok Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İnci Varinli, İl Müftüsü Nuh Korkmaz, Tarım İl Müdürü Ünal Koçak, Ak Parti İl Başkanı Yusuf Başer, Yimpaş Holding Yönetim Kurulu Başkanı Dursun Uyar ve çok sayıda davetli katıldı.
Kuran-ı Kerim tilaveti ile başlayan anma programında, Ahmet Şevki Ergin Hocaefendinin hayatı sinevizyon eşliğinde anlatıldı. Daha sonra Halil İpek Hocaefendi, Şeyhzade Ahmet Hocaefendi ile yaşadıkları anılarını anlattı. İpek Hoca, Ahmet Şevki Ergin Hocaefendinin Yozgatın nuru, maneviyatı olduğunu belirterek, O dönemde büyük Müftü Mehmet Hulusi Efendi, evliya iki türlüdür, birisi anadan doğma evliyadır, diğeri de anadan doğduktan sonra yetişen evliyalar vardır derdi. Hoca Ahmet Efendi Hazretleri anadan doğma evliyadır dedilerdi. Bu yola ben sevk ettim, fakat beni fersah fersah geçti. Onun makamı nerede, benim makamım nerede diye ağlardı büyük Müftü Mehmet Hulusi Efendi. dedi.
İlmin başının Allah korkusu olduğunu ifade eden İpek Hocaefendi, Allah korkusu olanlarda ilim olur, irfan olur, her şey olur. Ahmet Şevki Hocaefendi ile 1953 yılında tanışmıştık. Bu süreden vefatına kadar Efendi Hazretleri ile hemen hemen her zaman beraberdik. Onun feyzinden, bereketinden istifade eden aciz kullardan birisi de benimdir. İstanbul Ayazma Camii imamı vardı Mustafa Hulusi Efendi, büyük alim, büyük Allah dostlarından birçok Allah dostları yetiştiren bir zat. Bu muhteremi görmek için Yozgattan İstanbula ziyaretine giden insanlara yavrum, evladım buraya kadar yorulmanıza gerek yok, sizin orda ki Allah dostu Ahmet Şevki Ergin Hocaefendi sizin maddi ve manevi müşkülatınızı halleder buraya kadar yorulmayınız dermişti. diye konuştu.
Daha sonra Aşk Vakfı Başkanı Dr. Ali Şakir Ergin, konuklara Hayat kitabımız Kuran-ı Kerim konulu bir konferans verdi.
Yozgat Valisi Necati Şentürk de yaptığı konuşmada Ahmet Şevki Ergin Hocaefendinin maneviyatının önemine vurgu yaparak, çocuklara, yeni nesillere örnek olduğunu kaydetti.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 09.01.2011 | | | ŞeyhzadeAhmetŞevkiErginölümünün9yıldönümündeanıldıŞeyhzade Ahmet Şevki Ergin ölümünün 9 yıl dönümünde anıldı |
|
| Tarancı'nın evi yeniden düzenlenecek | Samanyolu Haber | 07.01.2011 13:16 |  | | Diyarbakırlı ünlü şair Cahit Sıtkı Tarancının evi restore edilerek modern müzecilik normlarına göre yeniden düzenlenecek. Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder. Dante gibi ortasındayız ömrün. Delikanlı çağımızdaki cevher, yalvarmak, yakarmak nafile bugün, gözünün yaşına bakmadan gider. Şakaklarıma kar mı yağdı ne?... dizelerini kaleme alan Diyarbakırın yetiştirdiği ünlü kişiliklerden biri olan Cahit Sıtkı Tarancının doğup büyüdüğü ve müze olan ev, çağdaş müzecilik anlayışıyla yeniden yorumlanacak.
Tarancı ve ailesinin yaşadığı, 1733 yılında yapılmış Diyarbakır sivil mimarisinin en güzel örnekleri arasında yer alan ve 1973 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığınca müzeye dönüştürülen yapı, Diyarbakır Valiliğince restore edilecek. Müzede 19. yüzyıl Diyarbakır yaşantısını canlandıran etnografik malzemeler, Tarancının özel eşyaları, el yazısı ile yazılmış mektupları, kitapları, aile fotoğrafları ve belgeler de sergileniyor.
Diyarbakır Valisi Mustafa Toprak AA muhabirine yaptığı açıklamada, Diyarbakıra gelen her turistin mutlaka uğradığı mekanlardan biri olan Cahit Sıtkı Tarancı Müzesi ile Ziya Gökalp Müzesinin Karacadağ Kalkınma Ajansından aldıkları destek ve Diyarbakır İl Özel İdaresinin eş finansmanıyla yeniden düzenleneceğini bildirdi.
Cahit Sıtkı Tarancı ve Ziya Gökalp Müzesi Teşhir, Tanzim Onarım Projesi kapsamında Ziya Gökalp Müzesinde de teşhir ve tanziminin yapılacağını, ödeneği hazır olan projenin 2011in sonuna kadar gerçekleştirileceğini ifade eden Vali Toprak, her iki müzenin Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı tescilli yapılar olduğunu kaydetti.
Vali Toprak, söz konusu yapıların Diyarbakır sivil mimarisini yansıtan en güzel yapılar arasında olduğunu belirterek, şöyle konuştu:
Diyarbakıra gelen misafirlerimiz Ulucami, Hasanpaşa Hanı ile Cahit Sıtkı Tarancı Müzesine mutlaka gidiyor. Çok önemli bir yer. Son dönem Diyarbakır sivil mimari örneğini teşkil ediyor. Duvarlarındaki bezemelerine, işlemelerine, ortak yaşam alanlarına, bahçe içerisindeki havuzuna, su kuyusuna, mutfağına, çocuk odasına, kışlık odasına ve yazlık bahçesine baktığınızda kenti yansıtıyor. Cahit Sıtkı Tarancının doğup, büyüdüğü ev daha önce Kültür ve Turizm Bakanlığımızca müze haline getirilmiş, ve gerçekten güzel bir şekilde insanların beğenisine sunulmuş. Ancak şimdi geldiğimiz noktada, donanım, teşhir, tanzim ve vitrin olarak bugünün modern anlayışı içerisinde biraz eskimiş. Biz de bundan hareketle Karacadağ Kalkınma Ajansının turizmin altyapısı ile ilgili katkıları kapsamında bir proje hazırladık. Hem Cahit Sıtkı Tarancı, hem de Ziya Gökalp müzesini yeni bir yüzle tanıtalım istedik. Valiliğin de katkısıyla projenin toplam bütçesi 344 bin 700 lira. Müzelerimizi çağdaş müzecilik normlarına göre yeniden düzenleyeceğiz.
Vali Toprak, Cahit Sıtkı Tarancı Müzesinde kentin sosyal yaşantısını yansıtan figürlerin yeniden yorumlanarak ziyaretçilerin beğenisine sunulacağını, kullanılmayan boş mekanların da düzenleneceğini ifade ederek, şunları kaydetti:
Müzelerimiz ziyaretçilerimizin ilgisini çekecek şekilde düzenlenecek. Ayrıca yıkılmış, dökülmüş olan rutubet alan yerlerini tamamen ortadan kaldıracağız. 19. yüzyıl Diyarbakır yaşamını tasvir edecek şekilde, sanat tarihçileri ve müze uzmanları ile Diyarbakır tarihini iyi bilen bir ekip çalışmasıyla müzelerimizi yeniden ayağa kaldıracağız. Bir hedefimiz de ören yerlerinde, turizm mekanlarında mümkün olduğunca sesli tanıtım sistemlerini devreye koymak istiyoruz. İlk uygulama Cahit Sıtkı Tarancı Müzesinde olacak. Sesli tanıtım rehberi sayesinde hem Tarancının eserleri hem de Diyarbakır yaşantısı anlatılacak dedi.
Geçen yıl Diyarbakırda Kültür ve Turizm Bakanlığı, Diyarbakır Valiliği, Dicle Üniversitesi(D.Ü) ve Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığınca düzenlenen Doğumunun 100. Yılında Uluslararası Cahit Sıtkı Tarancı Sempozyumuyla anılan ve Diyarbakırın soylu ailelerinden Pirinççizadelere mensup olan Cahit Sıtkı Tarancı, 2 Ekim 1910 yılında dünyaya geldi. Çocukluk ve gençlik yıllarının bir bölümünü Diyarbakırda geçiren Tarancı, ortaöğrenimini görmek üzere İstanbula gitti.
Saint Joseph Lisesi ve Galatasaray Lisesinde eğitim gören Tarancı, İstanbul Yüksek Mülkiye Mektebi ve Yüksek Ticaret Okulundan mezun oldu. Yüksek öğreniminin bir bölümünü Pariste sürdüren ünlü şair, öğrenimi sırasında Paris Radyosunda Türkçe yayınlar spikerliği yaptı.
İkinci Dünya Savaşı patlak verdiğinde Türkiyeye dönen Tarancı, 1944 yılından itibaren Ankarada sırasıyla Anadolu Ajansı, Toprak Mahsulleri Ofisi ve Çalışma Bakanlığında çevirmen olarak çalıştı. 1954 yılında ağır bir hastalığa yakalanan Tarancı, tedavisi için Viyanaya gitti. Tarancı, 13 Ekim 1956da vefat etti.
Ünlü şairin; Memleket isterim, Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun; Kuşların çiçeklerin diyarı olsun. Meml | | Samanyolu Haber Son Dakika 07.01.2011 | | | TarancınıneviyenidendüzenlenecekTarancının evi yeniden düzenlenecek |
|
| Taksim'de trafik yer altına alınıyor | Samanyolu Haber | 06.01.2011 17:56 |  | | İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş Taksim meydanının ne zamam yayalaştırılacağını açıkladı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Taksim Meydanının yayalaştırılması ve trafiğin yerin altına alınmasıyla ilgili inşaat çalışmalarına 2011 yılı içinde başlamayı arzu ettiklerini bildirdi.
Topbaş, Erguvan Kent Projesinin tanıtımı amacıyla düzenlediği basın toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Taksim Meydanının yayalaştırma projesi ile ilgili bir soru üzerine Topbaş, İstanbulda yoğun trafiğin bulunduğu ve şehrin çokça yaşandığı alanlarda yayalaştırma çalışmaları yapıldığını hatırlattı.
Bunlardan en önemlisinin tarihi yarımadanın yayalaştırılması olduğunu ifade eden Topbaş, şunları kaydetti:
Burada çalışmaya başlayarak 90 kadar sokağı araç trafiğine kapattık. Daha önce Taksim Talimhanede de yayalaştırma yapmıştık. Şişli, Beşiktaş, Beyoğlu ve Kadıköy gibi yerlerde yayalaştırma çalışmaları üzerinde çalışılıyor. Tarihi yarımadada da yayalaştırmalar zaman içinde biraz daha genişletilecek. Tabii gerekli tedbirleri alacağız ve esnafımızı mağdur etmeyeceğiz.
Taksimdeki trafiğin yer altına alınması projesinin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın belediye başkanlığı döneminden beri bilindiğini ifade eden Topbaş, şöyle devam etti:
Biz de projeler yaptırdık. Bütün projeleri beraberce değerlendirerek bir noktaya geldik. Arzu ettiğimiz, 2011 yılı içinde inşaat çalışmalarına başlamak. Bir ay kadar önce Atatürk Kültür Merkezinin(AKM) önünden geçen Mete Caddesinde trafiğin akması yönünde bir brifing vermişlerdi. AKMnin bulunduğu alanının yayalaştırılmış olması gerektiğini düşünerek buna karşı çıktım. Alt yapıda İSKİ, BEDAŞ gibi kurumların ciddi deplase çalışması yapması gerekiyor. Bu hatlar biraz ciddi problem olabilir. Çünkü hatların iki katlı olması gerektiği söylendi, ama bir çalışma yapılıyor. Bu sorunu çözmemiz gerekiyor. Bu çalışmaların tamamlanmasının ardından önümüzdeki aylar içinde ihaleye çıkacağız. İhale bedeli de o zaman ortaya çıkacaktır. Sonuç olarak Taksim Meydanını mümkün mertebe araç trafiğinden arındırarak, yayalara kazandıracağız.
Topbaş, çalışmalar kapsamında Taksim Meydanındaki Cumhuriyet Anıtına dokunulmayacağını, ancak metronun çıkışlarının yanlara çekilmesi gerektiğini, bu plan içinde çıkışları birkaç noktaya dağıtmayı düşündüklerini söyledi.
Tarihi yarımadada yapılan düzenlemeden dolayı ciddi destek aldıklarını, turistlerin tarihi eserleri daha iyi görme imkanı bulduğunu belirten Topbaş, İstanbulun gerçekten bir açık hava alışveriş merkezi tarzında gelişeceğine inanıyoruz. Esnafımıza da anlayışlarından dolayı çok teşekkür ediyorum dedi.
Topbaş, İstanbul Deniz Otobüsleri Sanayi ve Ticaret A.Şnin (İDO) özelleştirilmesi ile ilgi soruya da Mart sonuna kadar teklifleri alacağız. Beklentimiz oldukça yüksek. Çünkü en çok yolcu taşıyan bir deniz ulaşım sistemi var. Bu sistem İstanbula hizmet etmeye devam edecek. Diğer taraftan şehir hatlarını ayırdık. İDOdan ulaşımda kullanmak üzere iyi bir satış bekliyoruz diye konuştu.
Kadir Topbaş, trafikte yoğunluğun sensörlerle ölçülmesi çalışmalarına ilişkin de şunları kaydetti:
Yoğunluk ölçüsü sensörler istedik arkadaşlardan. Özellikle kavşaklardaki yoğunlukları ölçmek için. Hatta kavşaklardaki yoğunlukları ölçerek hangi fazla yeşil veya kırmızı ne kadar kaç saniye yakacağını o kavşak kendisi belirlesin. Bazı geç saatlerde kavşağa geliyorsunuz, araç yokken siz beklemeye başlıyorsunuz. Size yol vermesi için belirli bir zaman geçmesi gerekiyor. Bunların ortadan kalkması için akıllı kavşaklar tarzında araç yoğunluklarını tespit eden bir sistem geliştiriyoruz.
Topbaş, 2 tramvay modeli arasında yapılan İstanbul tramvayını belirliyor oylamasının, ocak ayı sonunda biteceğini söyledi.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 06.01.2011 | | | TaksimdetrafikyeraltınaalınıyorTaksimde trafik yer altına alınıyor |
|
| İlk defa gün yüzüne çıktı | Samanyolu Haber | 01.01.2011 14:32 |  | | Malatyada yapılan kazılarda başı ve ayakları kuş şeklinde olan 2 insan figürünün bulunduğu 21 eser gün ışığına çıkarıldı. İlk kazıların 1930 yılında Fransızlar tarafından başlatıldığı Malatyadaki Aslantepe ören yerinde bu yıl yapılan kazılarda aralarında başı ve ayakları kuş şeklinde olan 2 insan figürünün de bulunduğu 21 eser gün ışığına çıkarıldı.
Malatya İl Kültür ve Turizm Müdürü Derviş Özbay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İtalyan La Spienza Üniversitesi öğretim üyesi ve Aslantepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Marcella Frangipanenın uzun yıllardır Aslantepe Höyüğündeki kazılarına devam ettiğini söyledi.
Bu yıl kazıların höyüğün bir kaç noktasında yapıldığını ifade eden Özbay, 4 ay süren kazılarda önemli buluntuların ortaya çıkarıldığını belirterek, şunları kaydetti:
Bu yılki kazılarda 21 eser çıktı. Özellikle başı ve ayakları kuş şeklinde olan 2 insan figürü bulundu. Rölyef şeklinde. Bu rölyef Malatya Arkeoloji Müzesine getirildi. Temizliği yapıldıktan sonra teşhire sunuldu. Bir de kanatlı cin ortostatı (Kabartmalı taş blok ve levhalar) bulundu. Rölyef şeklinde. Bu da müzemize getirildi. Gerekli temizlikleri ve bakımı yapıldıktan sonra müzenin girişinde sergilenmeye başlandı.
Özbay, kazılarda ayrıca silindir üzerinde keçi heykeli, iki silindir mühür, dört ok ucu, delik açma aracı, yaka iğnesi, delikli silindir küp, baskı mühür, küçük değirmen taşı, iki düzleme taşı, dövme taşı, küpe, kase, meyvelik ve tencere olmak üzere toplam 21 adet buluntu çıkarıldığını belirtti.
Aslantepenin Geç Hitit dönemi açısından önemli merkezlerden biri olduğunu anlatan Özbay, buluntuların ise MÖ bin 500lü yıllara tarihlendiğini ve bu tarihin de Geç Hitit denk geldiğini bildirdi.
Höyüğün güneyindeki kalkolitik dönemden kalan ve MÖ 3 bin 300 dönemlerine tarihlenen kerpiç sarayın dünyanın ilk sarayı olduğunu dile getirerek, şöyle konuştu:
Höyüğün güneyindeki sarayın açık hava müzesine dönüşmesi için çalışmalarımız devam ediyor. Amacımız Aslantepe Ören Yerini turizme kazandırmak. Dünyanın ilk sarayı olarak bilinen bu sarayın üstünün kapatılması ve sarayın bulunduğu alanın açık hava müzesi olmasıyla ilgili bir ihale yapmıştık. Bu yıl bu çalışma büyük oranda tamamlandı. Aslantepe Höyüğünün etrafının çevrilmesi, yolunun güzelleştirilmesi ilgili bazı çalışmalarımız vardı. Bunun için Kültür ve Turizm Bakanlığı 300 bin lira ödenek gönderdi. İl Özel İdaresi tarafından gerekli çalışmalar yapılarak bitme aşamasına getirildi.
Geç Hitit döneminde önemli bir yerleşim merkezi olan Aslantepe ören yerinde ilk kazılar 1930 yılında Fransızlar tarafından başlatıldı. Daha sonra ara verilen kazılar 1961 yılında İtalyanlar tarafından yeniden başlatıldı.
Aslantepedeki kazılara asistan olarak başlayan ve aradan geçen yıllarda profesörlüğe yükselen İtalyan La Spienza Üniversitesi öğretim üyesi ve Aslantepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Marcella Frangipane, buradaki kazılara 35 yılını verdi.
Frangipane ve beraberindeki kazı ekibi, 2006 yılında höyüğün güneyinde yürüttükleri kazılarda kalkolitik dönemden kaldığı bilinen ve dünyanın ilk sarayı olduğu tahmin edilen kerpiç sarayın duvarlarına ve diğer kalıntılarına ulaştı.
Açık hava müzesi olacak olan kerpiç saray, gelecek yıl ziyaretçilerini ağırlayacak. | | Samanyolu Haber Son Dakika 01.01.2011 | | | İlkdefagünyüzüneçıktıİlk defa gün yüzüne çıktı |
|
|
| |