infak | |
|
| Allah'ın insanlara genişlik vermesinin sırrı | Milli Gazete | 14.03.2012 20:48 |  | | | İnsanların en büyük yanılgılarından biri herşeyi sebeplere bağlı olarak düşünmeleridir. Örneğin daha önceki konularda da bahsedildiği gibi, mallarını Allah yolunda harcadıklarında paralarının kalmayacağını zannederler. Oysa Allahın yaratışında onların bilmedikleri bir sır vardır ve Allah, infak edenler üzerinde dünyada ve ahirette nimetlerini artıracağını bildirir. Allah, bunları elbette ki sebeplere bağlı gibi gösterir. Örneğin infak ettiği için, bereketi artan bir insanın işlerinin rast gitmesini sağlar, işlerini kolaylaştırır ve kazancını artırır. Ya da bir insan, önceki konuda da söz edildiği gibi, azgın bir insanı yumuşak sözle ikna edemeyeceğini zannedip, ona karşı tek çarenin zor kullanmak olduğunu düşünebilir. Oysa, Allahın emrine uyan bir insan için, Allahın Kuranda bildirdiği sırlar tek çözümdür.
Kuranda bunlara benzer olarak verilen sırlardan biri de, Allahın bir başka emridir:... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 14.03.2012 | | | AllahıninsanlaragenişlikvermesininsırrıAllahın insanlara genişlik vermesinin sırrı |
|
| Ergin: Tüm toplatma kararları hükümsüz hale gelecek | Zaman | 18.01.2012 11:24 |  | | Adalet Bakanı Sadullah Ergin, tutuklama yerine uygulanabilecek alternatif tedbirlerin de genişletileceğini belirterek, 3 yıl olarak uygulanan adli kontrol tedbirinin 5 yıla çıkartılacağını, adli kontrol tedbirinin kapsamının genişletileceğini söyledi. Ergin, böylelikle tutuklamalardan kaynaklanan şikayetlerin giderileceğini, ceza infak kurumlarında kalan tutuklu sayısının azaltılacağını ifade etti. | | Zaman Multimedya 18.01.2012 | | | ErginTümtoplatmakararlarıhükümsüzhalegelecekErgin Tüm toplatma kararları hükümsüz hale gelecek |
|
| Patikadan Cadde-i Kübrâ'ya | Zaman | 14.10.2011 02:05 |  | | | Din yolunun rahat yürünür geniş bir cadde olması ve ibadet ü taatin insana kolay gelmesi, selim bir kalbe sahip bulunmaya, infak ruhuyla hareket etmeye, takva şuuruyla donanmaya, Allaha tam teveccüh edip sadece Onun rızası için kulluk yapmaya ve dünyada ortaya konulan zerre kadar bir iyiliğin ya da atom parçası ağırlığındaki bir şerrin karşılığının ötede mutlaka verileceğine gönülden inanıp, daima bu inanca uygun düşen ihsan duygusuyla yaşamaya bağlıdır. | | Zaman Kürsü 14.10.2011 | | | PatikadanCadde-iKübrâyaPatikadan Cadde-i Kübrâya |
|
| Allah yolunda infak veya Allah'a karşı cimrilikte bulunmak | Milli Gazete | 10.10.2011 17:59 |  | | |
| Kimin bayramı mübarek olsun? | Haber7 | 31.08.2011 07:35 |  | | |
| Zekat ve Sadaka hakkında herşey | Zaman | 28.08.2011 02:08 |  | | |
| Ramazan ve teravih | Milli Gazete | 20.08.2011 12:17 |  | | | Efendimiz (s.a.v)in Ramazan ayında ibadat-u taati zirve noktasına taşıdığı, infak ve tasaddukta, namaz ve Kuran okumada sair zamanlardan çok daha ileri boyutlarda hassasiyet gösterdiği rivayetlerin bize aktardığı bir hakikat. Ramazan orucunun önemini ifade etmek üzere Efendimiz (s.a.v), Kim iman ederek ve karşılığını yalnızca Allah Tealadan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır buyurmuştur.1
Ramazan ayına mahsus bu büyük müjde, sadece oruç hakkında varit olmamıştır. Sahih rivayetler Efendimiz (s.a.v)in Teravih hakkında da ümmetine aynı müjdeyi verdiğini söylüyor: Kim iman ederek ve karşılığını yalnızca Allah Tealadan bekleyerek Ramazanda namaz (Teravih namazını) kılarsa geçmiş günahları bağışlanır.2... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 20.08.2011 | | | RamazanveteravihRamazan ve teravih |
|
| Orucun tuttukları | Milli Gazete | 20.08.2011 12:17 |  | | | Kutlu Ramazan günleri hep kazanç günlerimiz, insanlık adına... Ama tersine de nefs için de kayıp günleri olmakta... Bu mübarek ayda ruhun daha çok beslenerek; yıl boyunca hep doyurduğumuz, beslediğimiz doyamayan nefsimizi frenleyerek, tutarak=imsaklayarak şimdi üstünlük yerini, saltanatını ruha terk etmekte. Nefsin anladığı tek dil açlık, susuzluk. Onun dışında iflah olmaz özellikteki bu imtihan belası nefs, insanlığı hep taşkınlığa, aşırılığa, azgınlığa çağırmakta.: İnne-l insane leyatgaa... diye bunu açıkça Yüce Yaratıcı zaten Kitabında da deklare etmekte bizleri uyararak... Anlatılır ki Cenabı Hak nefse sorar, - Sen kimsin? Nefs de - Sen sensin ben de benim, der... Cenabı Hak bu sefer nefse azab ve ceza verir ve tekrar aynı suali sorar. Nefs yine, - Sen sensin, ben benim, der. Bu kez Cenabı Hak nefse açlık ve susuzluk cezası verir ve yine sorunca acizliğini hisseden nefs bu sefer haddini bilmiş olarak, - Sen benim Rabbi Rahimimsin ben ise, senin aciz ve zavallı kulunum, der...
İşte, biz kullara verilen nimetler arttığında, biraz daha imkanlar çoğaldığında eğer bu sınav vesilesi olarak verilen ihsan-ı ilahilerle kendimizi tezkiye etmez arındırmazsak; yani bize nimet olarak Rezzak, Muhsin, Naim, Kerim olan Allah tarafından verilenlerde yoksulların, mahrumların da hakları vardır diyerek onlara infak etmez, tasaddukta bulunmaz, vermez ve dağıtmaz hep kendimizde biriktirir ve sadece kendimize yatırım yaparsak işte o zaman NEFSin zokasını yutmuş oluruz... Yavaş yavaş bu zenginliklerin, nimetlerin, varlıkların kendimizden menkul olduğunu sanarak, aldanarak -ve kaanel insan u garuuraa- ile Karunlaşıp, Firavunlaşmakta adeta bu malların kendimizi ebedi kılacak ve ölmeyecek zehabına kapılırız= yahsebu enne malehu ahledeh- ve aldananlardan, kaybedenlerden olabiliriz...... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 20.08.2011 | | | OrucuntuttuklarıOrucun tuttukları |
|
| Ramazan ve insan | Milli Gazete | 10.08.2011 17:22 |  | | | Rahmet, mağfiret ve kurtuluş ayı Ramazanın insanlar üzerindeki güzellikleri o kadar çoktur ki saymakla bitiremeyiz. Her şeyi yoktan var eden Kadir-i Mutlak yüce Allah, Kuran-ı Kerimin Ramazan ayında indirildiğini beyan etmektedir. Bu ayın ikinci özelliği de oruçtur. Orucun insan bedenindeki faydalarını mı yoksa bütün insanlık için sabır, tefekkür ve infak etmedeki göz kamaştırıcı hasletlerini mi ifade etsek!...
Dikkat edilirse oruç tutan kimselerde sabır, metanet ve tevazu görülür. Bu hal Ramazan ayının bir hususiyeti gibidir. Her insan bu ayın dışında da aynı tutumu gösteremiyor, gösterse de zorlanıyor. Özellikle sabır gibi bir kalkan insanı bütün kötülüklerden koruyor, belalardan uzak tutuyor. Bütün olumsuz istekler bu ayda dizginleniyor. Gönül ister ki bu iyinin, güzelin, doğrunun, hayrın diğer aylarda da devam edebilmesidir. Bunun için de irademiz büyük bir direnç göstermelidir.... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 10.08.2011 | | | RamazanveinsanRamazan ve insan |
|
| Allah Kuran | Haber3 | 28.06.2011 17:41 |  | | |
| Mal biriktirmek günah mıdır? | Samanyolu Haber | 24.12.2010 08:48 |  | | Bana göre yerinde mal biriktirme, felaketi derinden derine sezmeye karşı bir mukabeledir Günümüzde İslamın içinde bulunduğu durumun, hakikat ölçülerine göre kavranması, bu yolda hizmet verme adına önemli bir adımdır. İnsanlara vazife yaptırmadan ve onlardan bir hizmet beklemeden önce, onların yapacakları işe iyice inandırılması çok mühimdir. Eğer yangının nasıl bir tehlike ifade ettiği, nasıl korkunç bir felaket olduğu idrak edilirse, işte o zaman insanlar el ele ve omuz omuza vererek o yangını söndürmeye koşarlar. Aksine insanlar yangını, normal bir manzarayı seyrediyor gibi seyrediyor ve onun arkasından doğacak tehlikeleri idrak edemiyorlarsa, onlara o korkunç yangın karşısında bir şey yaptırtmak mümkün değildir.
Haddizatında milletimiz için dine hizmet adına en büyük felaket, İslamın uzun bir dönem temsil kusurundan dolayı bizim dünyamızda bir gurbet yaşaması olmuştur. (Konu bizim liyakatsizliğimiz.) Bu itibarla da -sık sık üzerinde durulması gerektiği gibi- bu milletin esasen en büyük derdi budur ve bu olmalıdır. Evet, bugün ne yazık ki insanımız, kalbî ve ruhî hayatını büyük ölçüde kaybetmiştir. Bu milletin iktisadî hayatına elli bin defa düzen verilse, diğergâmlık olmadığı, millet ve vatan düşünülmediği, şahsî menfaatler her şeyin önünde tutulduğu için -inananlar ve bu vatanı sevenler müstesna- bu memlekette arzu edilen düzen ve nizam katiyen sağlanamayacaktır. Eğer o nizam ve düzen sağlanacak olsa o da, hasbî ve başkaları için yaşayan insanlar sayesinde gerçekleşecektir.. ve inşallah bir gün öyle de olacaktır.
Mümin kişinin mal biriktirmesinin, felaketi sezmeye ters olduğu kanaatini taşımadığımı belirtmek isterim. Bana göre yerinde mal biriktirme, felaketi derinden derine sezmeye karşı bir mukabeledir. Evet, yerine göre mal, o felaketlere karşı koyma için bir hazırlık manası taşır. Fakat mal, bizatihi ve bizzat insanın maddî, dünyevî ve sûrî zevklerini hedef alarak biriktiriliyorsa işte böyle bir malın onun için zararlı olduğu ve onu kurtaramayacağı her zaman söylenebilir. Ve bir manada böyle biri, malın beraberinde getirdiği felaketi de sezememiş demektir. Hayatlarının hemen bütün karelerini Allah yolunda geçiren ve Kuranın ifadesiyle Allahın kendilerinden razı olduğu sahabe efendilerimiz (Bkz.: Beyyine Sûresi, 98/8) mal ile olan münasebetlerinde de kılı kırk yaran bir hassasiyet gösteriyorlardı. Sahabe-i Kirâm Efendilerimiz hicret edip Medineye teşrif buyurduklarında çok kısa zamanda, Kureyza ve Beni Nadîr çarşılarında söz sahibi olmuşlardı. Hâlbuki o güne kadar bu çarşılarda ticareti elinde tutanlar başkaları idi. Müminler, aralarındaki içten münasebetler sonucu onlara üstün gelerek çarşı-pazara hâkim olmuşlardı. Medinede bulunan Müslümanlar, ticareti çok iyi bilmiyorlar ve daha çok ziraat ile iştigal ediyorlardı. Mekkeden Efendimizle beraber hicret edip Medineyi teşrif eden muhacirler ise ticareti çok iyi anladıklarından hemen oradaki ticareti ellerine geçirivermişlerdi. Bunun neticesi olarak Hz. Osman, Abdurrahman bin Avf ve Hz. Talha gibi sahabiler çok zengin olmuşlardı. Bunlar zengin olmuşlardı ama her an mallarını da canlarıyla beraber Allah yolunda feda etmeye hazır ve amade bulunuyorlardı.
Konuya bir misal vererek açıklık getirmek istiyorum. Bir gün Hz. Osmandan yardım istenmiş, o da, beş yüz deveyi sırtındaki yüküyle beraber Allah yolunda verirken hiç tereddüt göstermemişti. Abdurrahman bin Avf da bir defasında kervanıyla ticaretten geldiğinde Hz. Aişe validemizden Efendimizin (aleyhis-salatü ves-selam) şöyle buyurduğunu duymuşlardı: Ben, Abdurrahman bin Avfı cennete sürüne sürüne girerken gördüm. Bunun hikmeti sorulunca da, Çok serveti var. cevabı alınmıştı. İşte Abdurrahman b. Avf, o gün kervanla Medineye kadar beraberinde getirdiği servetin hepsini hemen bir sözle Allah yolunda fedâ etmişti. Hz. Ömer de her şeyini Mekkede bırakmış ve Medineye öyle göçmüştü. Hayber gazvesinden kendisine bir arazi düşen Hz. Ömer, Sevdiğiniz mallarınızı Allah yolunda harcamadıkça fazilet mertebesine ulaşamaz, iyiler sınıfı içine giremezsiniz. Bununla beraber her ne infak ederseniz, Allah mutlaka onu bilir. (Âl-i İmrân Sûresi, 3/92) ayeti nazil olunca, hemen gelmiş ve Ya Resûlallah! Ömer bin Hattab, oradaki o sevdiği güzel bağını bahçesini vakfetmek istiyor. diyerek o araziyi Allah için vermişti. Bu hareketin bir benzerini de Ebû Talha gerçekleştirmişti.
Binaenaleyh, müminin Allah yolunda kullanma ve taparcasına ona bağlanmama kaydıyla mal biriktirmesi de Allah yolunda olma demektir. Nasıl ki abdest almaya gitme namaz yolunda çok önemli bir iştir. Aynen öyle de, Allah yolunda hizmet etmenin şartlarından ve rükünlerinden sayılabilecek servet tedariki ve mal biriktirme de Allah yolunda olma demektir. Malını bu gayeler doğrultusunda kazanan bir insanın çarşı-pazarda alış-veriş ve pazarlık yapması, ona adeta evrâd u ezkâr yapıyor ve Allaha dua ediyor gibi nafile sevap kazandırır. Mühim olan, müminin niyetidir. Onun için söz Sultanı (sallallâhu aleyhi | | Samanyolu Haber Son Dakika 24.12.2010 | | | Malbiriktirmekgünahmıdır?Mal biriktirmek günah mıdır? |
|
| ‘Sevdiklerinizden vermedikçe iyiliğe erişemezsiniz!’ | Milli Gazete | 29.11.2010 18:31 |  | | | Bakara Suresinin 262. ayetinde Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: Mallarını Allah yolunda infak edenler, sonra infak ettikleri şeyin peşinden başa kakmayan ve eziyet vermeyenlerin ecirleri Rableri katındadır, onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır. [Bakara, 262]
Cömertlik; Hz. Peygamber (sav)ın ahlakının önemli cüzlerinden biridir. Kendisine gelip isteyen hiç kimseyi boş çevirmeyen Allah Resulü, ümmetine de çok önemli bir işaret göstermiştir. Oruç ve sadaka, cennet yolunun Buraklarıdır. Ramazan ayının sadakayla bereketlendirilmesi konusunda Allah Resulünün, bütün müminlere sayısız müjdeleri vardır.... devamı | | Milli Gazete Toplum Yaşam 29.11.2010 | | | ‘Sevdiklerinizdenvermedikçeiyiliğeerişemezsiniz’‘Sevdiklerinizden vermedikçe iyiliğe erişemezsiniz’ |
|
| ‘Sevdiklerinizden vermedikçe iyiliğe erişemezsiniz!’ | Milli Gazete | 29.11.2010 10:43 |  | | | Bakara Suresinin 262. ayetinde Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: Mallarını Allah yolunda infak edenler, sonra infak ettikleri şeyin peşinden başa kakmayan ve eziyet vermeyenlerin ecirleri Rableri katındadır, onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır. [Bakara, 262]
Cömertlik; Hz. Peygamber (sav)ın ahlakının önemli cüzlerinden biridir. Kendisine gelip isteyen hiç kimseyi boş çevirmeyen Allah Resulü, ümmetine de çok önemli bir işaret göstermiştir. Oruç ve sadaka, cennet yolunun Buraklarıdır. Ramazan ayının sadakayla bereketlendirilmesi konusunda Allah Resulünün, bütün müminlere sayısız müjdeleri vardır.... devamı | | Milli Gazete Son Dakika 29.11.2010 | | | ‘Sevdiklerinizdenvermedikçeiyiliğeerişemezsiniz’‘Sevdiklerinizden vermedikçe iyiliğe erişemezsiniz’ |
|
| Cimrilik yapmamak, malı yığıp biriktirmemek | Milli Gazete | 21.09.2010 17:33 |  | | | Kuran ahlakından uzak toplumlarda yaygın olan yanlış bir infak anlayışı vardır. Bu anlayışa göre vicdan rahatlatmak için kişi malından az bir şey verir. Böylece de büyük bir dini vecibeyi yerine getirmenin huzuru içinde malının geri kalan büyük bölümünü elinde tutar. Halbuki, Kuranda bu tavrın yanlışlığı açıkça bildirilmektedir. Ayetlerde şöyle buyrulur:
Şimdi, o yüz çevireni gördün mü? Azıcık verdi ve gerisini kaya gibi sımsıkı elinde tuttu. (Necm Suresi, 33-34)... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 21.09.2010 | | | CimrilikyapmamakmalıyığıpbiriktirmemekCimrilik yapmamak malı yığıp biriktirmemek |
|
| Oruçla yenilendik sıra 11 aya yaymakta | Samanyolu Haber | 06.09.2010 10:26 |  | | Kimse Yok mu Derneği Gönüllü Koordinatörü Dr. Figen Es, Ramazan ayı boyunca tutulan oruçları, kılınan namazları, evrad-ü ezkarları, infak ve iftar ettirmeleri bilgisayarların programlarının yeniden yüklenmesine benzetiyor; manevi koruma programımız senenin diğer aylarında da aktif olmalı...
Peygamberimizle (sas) karşılaşsam herhalde ilk sözüm Size layık olamadık Ya Rasulallah. Yolunuzdan layıkı vechile gidemedik ve sizi layıkıyla anlatamadık, gönüllere duyuramadık, ne olur affedin. olurdu diye düşünüyorum.
Belki hekimlik ciheti ama iki yerde Rasulullah (sas)ın yanında olmayı çok isterdim. Birincisi Uhudda yaralandığında yaralarını silmeyi, ağrısının dinmesine vesile olmayı çok isterdim. İkincisi de Onun (sas) acı çekmesine hiç dayanamayıp başının ağrısından başını soğuk su dolu kovaya daldırdığında ağrısının kesilmesine, vefat anında hastalığının etkisinden başı ter içinde yatarken ateşten titrerken Onun ateşini, acısını gidermede bir vesile olup, rahatlamasına yardımcı olmayı çok isterdim.
Onu hatırlamak adına en çok sarıldığım şeylerin birincisi Ona (sas) salat-u selam getirmek. Büyük Cevşenin Delailin Nur bölümünde birbirinden değerli 23 salavat-ı şerife mevcut.
Birincisi salaten tüncina, ikincisi salavat-ı melevan gibi... Bir kez okunduğunda 10 bin salavat sevabı olduğu rivayet edilen bir salavat. Önceleri sadece tanışıyordum, daha sonra samimi olduk. Meali ile birlikte düşünerek sanki Peygamberimiz (sas) ile konuşur gibi okumak. Sırasıyla diğer salavatlarla samimi olmak. Bu her an, her yerde Peygamberimizi (sas) hatırlamaya vesile oluyor.
Güzellerin güzeli, güzel ahlaktır. ve İnsanların en hayırlısı insanlara en faydalı olandır. hadis-i şeriflerinin hükmünce Allah (cc) için insanlarla iyi geçinmenin ve hiç kimseyi kırmayan bir insan olan Peygamberimizin (sas) yolunda hassasiyetlere dikkatin bizi Ona (sas) yaklaştıracağına inanıyorum.
Allahın (cc) rızası için gülümsemenin sadaka olduğu dinimizde bir mümin kardeşinin gönlüne ferahlık vermenin veya onun nefis ve şeytanının hamlelerine fırsat vermeme adına güzellikle, sabırla, tatlı dille muamele etmek de Peygamberimizin (sas) üslubunu, ahlakını, sünnetlerini benimsemenin bizi onun dualarına dahil edebileceğini ve şefaatine vesile kılabileceğini düşünüyorum. Allah Resulü; Siz yerdekilere merhamet edin ki, göktekiler de size merhamet etsin. buyuruyor.
Sahabe efendilerimizden (ra) acizane kendimi değişik zamanlarda farklı sahabe efendilerimize yakın hissedip onların hayatlarını örnek alıp manevi yardımlarını talep ediyorum.
Öncelikle bir anne ve eş olarak Hz. Hatice annem sabrı, aklı, soğukkanlılığı, vefası, cömertliği gibi birçok vasfıyla; ideallerinde güçlü bir kadın olma noktasında kendime yakın hissettiğim ve ciddi ders aldığım bir annem. Diğer yanda Hz. Esma validem. Hemen hemen tüm seriye ve gazvelere katılan ve yolculukların aylarla ifade edildiği bir zamanda 8 muazzam evlat vermiş, Zübeyirin (ra) annesi. Zübeyir bin Avvamın (ra) eşi olan, eşi seriye ve gazveden döndüğünde getirdiği tüm ganimetleri elinde bir gün tutmayan infak eden, bu nedenle Medineye 5 mil uzaklıktaki hurmalıklarda çalışan, oradan dönerken sırtında hurma dolu sepeti ile Peygamberimizin (sas) devesine binmeyip eşine, Senin hassasiyetin aklıma geldi. dediğinde eşinin, Binmemen daha çok üzdü. cevabıyla en zor şartlarda eşinin hassasiyetlerine dikkat eden ama diğer tarafta 100 yaşına kadar tefsir dersleri vermeye devam eden, evladını şehitliğe teşvik eden muhteşem bir kadın. Bir diğer sahabe efendimiz (ra) Musab bin Umeyr. Genç, akıllı, zengin, görgülü, asil ve iradi olarak tüm birikimiyle İslama gelen ve elindeki tüm nimet ve imkânları hatta canını vermeyi hiç kale almayıp Ona (sas) tabi olması.
Hz. Fatıma annem, Hz. Aişe annem ve Hz. Ali efendimiz bütün sahabe efendilerimizden aldığım çok ciddi dersler ve yardımlar var. Rabbim acizliğimizle değil, onların ganiliğiyle muamele etsin inşallah. Ahirette de şefaatlerine mazhar etsin (amin).
Ramazan-ı Şerifin Allaha (cc) yaklaşma adına teoriden pratiğe geçişin netleştiği ay olması bence önemli sözden amele geçiş, Kuran-ı Kerim tilaveti. Sahurda kolaylaşan teheccüdün Ramazan sonrasında da belli bir ritme rutinleşmesi, tüm eklemlerin zekatı hükmünde duha namazının hayatımıza hayat katması. Cevşenle maddi manevi zararlarına karşı zırhlanarak. Ben buna virüs koruma programı diyorum. Hani bilgisayardaki dosyalara virüs girince bütün dosya okunamaz, kullanılamaz hale geliyor. Aynı onun gibi Üstadın bir lokma, bir bakma dediği virüsler de eğer manevi koruma programının kalitelisinden Ramazanda yükleniyor Rabbimin izniyle.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 06.09.2010 | | | Oruçlayenilendiksıra11ayayaymaktaOruçla yenilendik sıra 11 aya yaymakta |
|
| Kimse Yok Mu Derneği gönüllü koordinatörü Dr. Figen Es: Oruçla hayatımızı yeniledik; şimdi iş bunu 11 aya yaymakta | Zaman | 06.09.2010 02:12 |  | | |
| Sevilen şeylerden sadakada bulunmak | Milli Gazete | 31.08.2010 18:09 |  | | | Samimi ve ihlaslı bir şekilde, Allahın rızası dışında hiçbir amaç ya da karşılık gözetmeden infak etmek imanın göstergesidir. İnfak eden müminler pek çok ayette övülmüş ve müjdelenmişlerdir. Ancak Âl-i İmran Suresinin 92. ayetinde infak etme konusunda çok önemli bir ölçü verilmiştir: İyiliğe erebilmek için sevdiği şeylerden infak etmek. Ayette şöyle buyrulmaktadır:
Sevdiğiniz şeylerden infak edinceye kadar asla iyiliğe eremezsiniz. Her ne infak ederseniz, şüphesiz Allah onu bilir. (Âl-i İmran Suresi, 92)... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 31.08.2010 | | | SevilenşeylerdensadakadabulunmakSevilen şeylerden sadakada bulunmak |
|
| Manevi hayatı onarma fırsatı; Ramazan | Samanyolu Haber | 24.08.2010 14:35 |  | | Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, Ramazan ayının manevi hayatı onarma ve sağlam temeller üzerinde inşa etme adına büyük bir imkan olduğunu belirtti. Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, Diyanet Aylık Derginin son sayısındaki baş yazısında, Öz denetim ve Ramazan konusunu işledi. Günümüzde teknolojik gelişmelerin sunduğu imkanlarla bütün dünyada büyük bir dönüşüm yaşandığına dikkat çeken Bardakoğlu, İlgimizi ve dikkatimizi cezbeden dış etkenlerin çoğaldığı, dünya meşgalesinin ve koşuşturmasının hayatımızı âdeta ipotek altına alıp bir dakika olsun kendimize vakit ayırmamıza fırsat bırakmadığı bir ortamda Müslümanlar olarak öz denetimimizi yani nefis muhasebemizi de ihmal ettiğimiz aşikardır. dedi.
Bardakoğlu, Müslümanlık ve dindarlığın, insanın ötekini değil bizzat kendisini denetime tabi tutması; çevresindeki insanların hatalarını ortaya çıkarmak ve onları yargılayıp derecelendirmek yerine kendi hareket ve davranışlarını denetleyip yanlışlarını düzeltme erdemini göstermesi ile başladığını vurguladı. Ramazan ayının da, bu öz denetim hasletinin tekrar hatırlandığı müstesna bir zaman dilimi olduğunu kaydeden Bardakoğlu, şöyle devam etti: Ramazan ayı Kuranla buluşarak bilgilerimizi tazeleme ve hikmet penceresinden varoluşu kavrama, oruçla sabır ve şükür eğitimi alma, zekât, infak ve ikramla imkanlarımızı yanı başımızdakilere paylaşma mevsimidir.
Ramazan aynı zamanda, öz denetim yaparak bizim durup düşünmemizi, kendimize dönmemizi, geçmişimizle yüzleşmemizi, geleceğimizi tasarlamamızı ve en önemlisi de kendimizi tanımamızı sağlamaktadır. İçinde barındırdığı ibadetler ve hikmet dolu gelenekleri ile ramazan bize, hayatımızın asli çizgisinin ve genel idrak düzeyinin ne olması gerektiği konusunda bir tablo çizmekte, ömrümüzü kısa vadeli gündem maddeleriyle ve sonu gelmez hevesler uğruna boşa harcayıp heba etmememiz gerektiğini hatırlatmaktadır.
Ramazanın manevi hayatı onarma ve sağlam temeller üzerinde inşa etme adına büyük bir imkan olduğunu belirten Bardakoğlu, Zaten böyle zaman duraklarının gayesi öz hayatımızda derlenip toparlanmayı ve bilinçlenmeyi, yaptığımız ibadetlerin temel gayesi de Yüce Rabbimizle kopmaz bir bağ ve bağlılık içinde olmayı sağlamak değil mi? Ramazan ayının, hadis-i şeriflerde ifade edildiği şekliyle, bir sonraki ramazana kadar, hata ve günahlar için koruyucu kalkan ve örtü olması da ancak, bu ayda kazandığımız istikameti ve bilinci uzun ömürlü kılmamız, hayatımızın her alanına ve anına taşımamızla mümkün olur. diye konuştu.
Ramazan ayının af, bağışlanma ve arınma fırsatı olduğunun altını çizen Bardakoğlu, Bunun içindir ki Peygamber Efendimiz, ramazana eriştiği halde onun rahmet ve mağfiret ikliminden istifade edemeyenlere, gönül kapılarını bu manevi esintiye ısrarla kapatanlara hayret etmekte ve acımaktadır. dedi.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 24.08.2010 | | | Manevihayatıonarmafırsatı;Ramazan Manevi hayatı onarma fırsatı; Ramazan |
|
| Allah rızası için yapılan her yardım infaktır | Zaman | 24.08.2010 02:01 |  | | | Allah rızası için yapılan, İslâma ve Müslümanlara yardım ve fayda sağlayan her türlü harcama ve tasarruf infak çerçevesine girer. Dinimiz böyle bir niyetle yerine getirilen, yoksulların desteklenmesi, okul, kütüphane, cami, yol, köprü, çeşme, bakımevleri gibi hayır kurumlarının tesisi, hatta tabiatın korunup geliştirilmesine kadar her türlü gayreti, Allah yolunda yapılan infak olarak kabul eder. | | Zaman En Çok Okunan 24.08.2010 | | | AllahrızasıiçinyapılanheryardıminfaktırAllah rızası için yapılan her yardım infaktır |
|
| Hz. Peygamberin orucu | Milli Gazete | 19.08.2010 16:54 |  | | | Allah Resulü (sav) için Ramazan bambaşka bir mevsimdi. Çünkü bu iklimin çok kutlu ve mübarek olduğunu Ona Yüce Rabbi bildirmişti. Bu yüzden Allah Resulü (sav)nü bu ayda ibadet, taat, infak ve cömertlikte doruk noktasında görüyoruz. (Buhari, Müslim)
Peygamber Efendimiz (sav), bizim bu ayı bambaşka duygu ve ibadetlerle geçirmemiz gerektiğini ifade buyurmuşlardır: Ebû Hüreyre (ra)dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:... devamı | | Milli Gazete Toplum Yaşam 19.08.2010 | | | HzPeygamberinorucuHz Peygamberin orucu |
|
| Öfkeyi yenmek | Milli Gazete | 17.08.2010 17:28 |  | | | Müminin öfkesini yenmesi, öfkenin sebep olabileceği çeşitli hatalardan ve zararlardan korunmasına vesile olur. Kuranda öfkeyi yenme ile ilgili olarak şöyle buyrulmaktadır:
Onlar, bollukta da, darlıkta da infak edenler, öfkelerini yenenler ve insanlar(daki hakların)dan bağışlama ile (vaz) geçenlerdir. Allah, iyilik yapanları sever. (Âl-i İmran Suresi, 134)... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 17.08.2010 | | | ÖfkeyiyenmekÖfkeyi yenmek |
|
| Mümin, iyi ve değerli kabul ettiği şeyleri infak etmeli! | Milli Gazete | 24.07.2010 16:43 |  | | |
| Hayata Anlam Katan Hususlar | Samanyolu Haber | 30.06.2010 11:58 |  | | Yurdu, yuvayı terk edip hak ve hakikati dünyanın dört bir yanında anlatmak Hz. Âdem?le başlayıp kıyamete kadar devam edecek olan hicretin hakiki manasını ihtiva ettiği gibi iffetli bir hayat sürüp haramlardan uzaklaşarak helal dairesine dahil olmak da bir tür hicrettir. Helal yoldan kazanılanı, ?verdiğin senindir? şuuruyla yardıma muhtaçlara ulaştırmak anlamına gelen infak ise İslam?ın vaat ettiği huzur ortamını tesis adına olmazsa olmazlardandır. Bu VCD?de İslam?ın bu üç unsuru Asrı Saadetten günümüze uzanan altın tablolar halinde sunuluyor.
VCD den Bazı Başlıklar..
Göç, İnsanın kaderidir ve Hz. Ademle (a.s.) başlamıştır.
Göç, irşat ve tebliğ için yapılır.
Göç, ayakları yere sağlam basmak için yapılır. Allah Resûlü (s.a.s.), Mekkeli müşrikler kendisini iflah etmeyince Medine?ye hicret etmişti...
Dünyanın dört bir yanına göç edecek insanlara tavsiyeler...
Müminin hicretinin evvela bedeninden ruhuna doğru (iç derinleşme şeklinde) olması gerektiği vurgulanıyor...
Mâsiyetlere dayanmak günümüzün gençliği için çok önemlidir. Bu vasıtayla gençler haramdan uzaklaşarak bir farz, bir vacip işlemiş gibi sevap kazanacaktır...
Gözü harama kaydığından dolayı evine kapanıp durmadan ağlayan bir genç.. Efendimizin (s.a.s.) genci ziyareti.. Yaşanan vefa örneği...
Yüz güzelliği ile meşhur Tâbiin imamlarından Süleyman b. Yesâr?ın bir kadının davetine icabet etmemesi ve buna karşılık manevi alemde tebcil edilmesi (yüceltilmesi)...
İnsanoğlu infak ederek malını ebedileştirir?
İnsanlar mallarından infak ettikçe, mallarını temizlemiş olurlar?
Malından infak eden ?ahlak-ı ilahi? ile ahlaklanmıştır?
Cömertlik, insanları Allah?a (c.c.) yaklaştırır?
| | Samanyolu Haber Son Dakika 30.06.2010 | | | HayataAnlamKatanHususlarHayata Anlam Katan Hususlar |
|
| Benim verecek hiçbir şeyim yok demeyin! | Milli Gazete | 23.05.2010 20:18 |  | | | Çağımızda, infak etmek ve ikramda bulunman için zengin ve varlıklı olma şartı aranıyor... Bu anlayışa göre ancak zenginler, parası ve maddi imkanları olanlar hayır yapabilir. Hatta bu kimselerin, verecek bir şeyim yok, bir gün zengin olursam çok hayır yapacağım dediklerini işitirsiniz. Oysa Rabbimiz, müminlerin varlıkta da yoklukta da mallarından infak ettiklerini dile getirerek bunun kıstasını ortaya koyuyor. Çünkü yoksulluğunda malından ve emeğinden bir şeyler veremeyen kimseler, para ve servet sahibi olduklarında da vermekte cimri davranmaktadır. O yüzden, müminler, sahip oldukları maddi ve manevi imkanlarını çevrelerindeki insanlarla paylaşarak cimriliğe geçit vermemelidirler.
Yoksulluk gözünüzü korkutmasın.... Ve... Verebilecek hiçbir şeyim yok diye düşünmeyin...Verdiğiniz ikram ettiğiniz şey, bir bardak çay da olabilir, bir küçük hediye de olabilir, birkaç kelime söz de olabilir...... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 23.05.2010 | | | BenimverecekhiçbirşeyimyokdemeyinBenim verecek hiçbir şeyim yok demeyin |
|
| Necip Fazıl'ı ağlatan olay | Samanyolu Haber | 21.05.2010 07:44 |  | | Cenab-ı Allahın Kuran-ı Kerimde bize talim buyurduğu, Rabbimiz, bize dünyada da ahirette de hasene ihsan eyle! (Bakara, 2/201) duası umumi bir yakarıştır. Bu şekilde hem dünyanın hem de ahiretin güzelliklerini isteyenler Allahın lütf u keremiyle niyet ve gayretlerinin semeresini hem dünyada hem de ahirette göreceklerdir. Dolayısıyla insan sadece dünyasını değil, aynı zamanda ahiretini, hatta dünyanın fani ve geçiciliği, ahiretin ise ebedî ve sonsuzluğunu nazar-ı itibara alarak, dünyanın çok çok ötesinde ahiretini düşünmelidir. Evet, o, her iki âlemin de güzelliklerini istemeli, dünyasını imar ederken ahiretini berbat etmemelidir. Nitekim Kuran-ı Kerim, sadece dünya peşinde koşanların, Rabbimiz, bize vereceğini bu dünyada ver! şeklinde talepte bulunduklarını zikreder ve Böyle diyenin ahiretten nasibi yoktur. (Bakara, 2/200) diyerek, sadece dünya hayatı için talepte bulunanların elemli âkıbetine dikkatleri çeker.
Böyleleri Cenab-ı Allahın vermiş olduğu nimetleri, Bütün zevklerinizi dünya hayatında kullanıp tükettiniz, onlarla safa sürdünüz. (Ahkaf, 46/20) fehvasınca yemiş bitirmiş olurlar. Bu durum ulvî gayeler için yaratılmış bir insan için başka değil sadece bir sukûttur (düşüştür). Kendi seviyesinin altına düşmektir. Çünkü sadece dünyasını düşünüp, hayatını yeme ve içmeye bağlamak insan dışındaki mahlûkatın yapacağı şeydir.
Bir kere daha ifade edecek olursak, insan Allahın (celle celâlühü) kendisi hakkında takdir ettiğine razı olmalı, Allahtan hakkında hep hayırlısını dilemeli, her zaman, Allahım, hakkımda hayırlı olanı ihsan eyle. Eğer Senin bana ihsan edeceğin daha başka nimetler benim baştan çıkmama sebebiyet verecekse ben onları istemiyorum. Kût-u lâ yemûtla, ölmeyecek kadar bir rızıkla yaşamaya razıyım. Ben Senden sadece Seni istiyorum. Bana Seni gerek Seni. demelidir.
Allahım! Arkadaşlarımıza Bol Bol İhsan Eyle!
Bundan dolayı insan başta Allah Resûlü olmak üzere infak kahramanı diye vasıflandırabileceğimiz insanların hayatına bakarak kendini çokça test etmelidir. Mesela servet geldiği gibi, o insanın kalbinde-gönlünde hiçbir iz bırakmadan Allah yoluna gidiyor mu, ona bakmalıdır. Az iken verebiliyorsa, yani bir ceketi, bir paltosu varken çıkarıp onları verebiliyorsa, böyle birisi arabası olduğunda Allahın izniyle onu da verebilir. Yine böyle birisi, Bana her gün bir milyon dolar gelse, gelse de ben o dolarlarla dünyanın değişik yerlerinde şu kadar eğitim yuvası açsam; oralarda vazife yapan eğitim gönüllülerinin alamadıkları burslarını yetiştirsem, hatta o bahadırların yaptıkları bu civanmertlikler karşısında beş bursunu birden peşin versem. diye düşünür. İşte insan böyle düşünebiliyor ve kendine uyguladığı testlerden Hakkın inayetiyle geçtiğine inanıyorsa onun için servet inşaallah tehlikeli olmaz. Bu ölçüde bir niyet enginliği ve kalb safveti içinde bulunanların kasalarına keşke hep servet akıp dursa. Fakir, büyük çoğunluğu itibarıyla arkadaşlarımızın işte bu seviyede üstün karakterli, civanmert ve semahat ehli insanlar olduklarını düşünüyor; onlar için Cenab-ı Hakka çokça dua ediyor ve Allahım, o arkadaşlarımıza bol bol ihsan eyle. Zira onlar Senin lütuflarını dünyanın dört bir yanına ila-yı kelimetullah için saçıyorlar. diyorum.
Fakat insan Erzurumluların ifadesiyle gırgıtsa, hep cimrice davranıyor, kendi rahatını milletinin ve müminlerin rahatının önünde tutuyor, insanların hakkını nazar-ı itibara almıyor, din-i mübin-i İslamı düşünmüyor ve bir türlü iç dünyasında bu olumsuz duyguları aşamıyorsa böyle bir insan Allahtan mal-mülk, servet u sâmân istememelidir. Yürekli davranmalı, kendinden emin olmadığını kabul etmeli ve Allahım bana vereceğin ihsanlar, onların getirdiği rahat beni Senden uzaklaştıracaksa istemem onları. Bu zamana kadar benimle Senin arana girenleri de al. diyebilmelidir. Çünkü kulluk bu ölçüde bir samimiyet ve sadakat ister.
Burada konuyla alâkalı yönleriyle Üstad Bediüzzaman Hazretlerinden ve onun acz u fakr yaklaşımından da bahsetmek icab eder. Üstad Hazretleri, ilim ve dinin izzetini muhafaza etme, iman hizmetine halel getirmeme düşüncesiyle hep istiğna ruhuyla hareket etmiş ve çok fakirane bir hayat yaşamayı tercih etmiştir. Eşref Edip merhum onun bu halini Tarihçe-i Hayatta, Kendisi bir çanak çorba, bir bardak su, bir lokma ekmekle teğaddî eder. Elbisesi pek basit ve fakiranedir. Temizliğe fevkalâde itina eder. Mâmelek namına dünyada hiçbir şeyi yok. Kendi için yaşamaz, cemiyet için yaşar. ifadeleriyle anlatır.
Onun cemiyet ve insanlık için fedakârlık ufkunu anlama adına fikir verecek bir hatırayı Vehbi Vakkasoğlu Beyden dinlemiştim. Kendisi Necip Fazıl merhumu ziyarete gittiğinde ona Zübeyr abiden işittiği bir hatırayı naklediyor. Büyük Doğu dergisinin sıkıntılar yaşadığı, bir yayınlanıp bir yayınlanmadığı dönemlerden birinde yine parasızlıktan dolayı dergi basılamayacak gibi oluyor. Bu mevkûte o zaman için çok önemli bir misyon ifade ettiğinden Üstad Hazretleri ona İslamın sesi ve soluğu olarak bakı | | Samanyolu Haber Son Dakika 21.05.2010 | | | NecipFazılıağlatanolayNecip Fazılı ağlatan olay |
|
| Hocaefendi zekatı anlatıyor - Video | Samanyolu Haber | 03.09.2009 00:40 |  | | Ramazan, mutluluğun ancak paylaşıldığında mutluluk olduğunu iliklerimize kadar hissettiğimiz müthiş bir zaman dilimi... Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi, herkul.org isimli internet sitesindeki sohbetinde, Peygamber Efendimizin cömertliğini anlatırken, Efendimiz Ramazan-ı Şerifte elinde avucunda ne varsa dağıtıyordu diyor...
Ramazanda, gönüller, her zamankinden çok daha fazla açık, iyiliğe, iyilik yapmak için fırsatlar kollamaya... Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi, Peygamber Efendimizden örnek veriyor.
Sahabe-i Kiram da, Efendimiz ne yaptıysa, onu uyguladı.
Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi, infak etmenin her ne kadar nefse zor gelse de bereketinin büyük olduğunu anlatıyor.
Muhtaçlara el uzatmanın en önemli köprülerinden biri zekat ibadeti. Zekat, en çok Ramazanda gündeme geliyor.
Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendinin çok önemli değerlendirmeleri, herkul.org adresinde yayında. | | Samanyolu Haber Son Dakika 03.09.2009 | | | Hocaefendizekatıanlatıyor-VideoHocaefendi zekatı anlatıyor - Video |
|
| Ünlüler Ramazan hatıralarını anlatıyor | Samanyolu Haber | 31.08.2009 16:37 |  | | Zamanın Allaha en yakın zirvelerinden Ramazan ayı, her günü bayram olan mübarek bir aydır. Bu aya özel olarak Rehber Yayınları tarafından bir kitap hazırlandı. Kitapta değişik bakış açılarıyla yer alan pek çok yazı, Ramazan ayının bütün güzelliklerini gözler önüne koyuyor. Çalışmada, bu ayın derinliğini anlatan makalelerin yanı sıra, Diyanet İşleri Başkanımızın ?Ramazan ve Gönül Estetiği?ni anlattığı yazısı ve sanat camiasından bazı isimlerin Ramazan ile ilgili hatıraları da bulunuyor.
Dünyanın değişik yerlerinde yaşanan Ramazan hatıralarının yer aldığı kitapta ayrıca Efendimizin Ramazan ayını nasıl geçirdiği, Ramazan ve oruç ile ilgili ayet ve hadisler, Ramazan ayının insan hayatına ne gibi bir etki yaptığı, Ramazan ilmihali ve orucun hikmetleri gibi konular bulunuyor.
Bunlardan başka okuyucular, Ramazan ayı ile irtibatlı olan fıtır sadakası, teravih, Kadir Gecesi ve infak konularında da yeterli bir şekilde bilgilendiriliyor.
Fatih Kısaparmak, İkbal Gürpınar, Mustafa Demirci, Necla Nazır ve Şükrüye Tutkun Ramazan hatıralarını anlatıyorlar.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 31.08.2009 | | | ÜnlülerRamazanhatıralarınıanlatıyorÜnlüler Ramazan hatıralarını anlatıyor |
|
| Her günü bir bayram RAMAZAN... | Samanyolu Haber | 31.08.2009 16:25 |  | | Zamanın Allaha en yakın zirvelerinden Ramazan ayı, her günü bayram olan mübarek bir aydır. Bu aya özel olarak Rehber Yayınları tarafından bir kitap hazırlandı. Kitapta değişik bakış açılarıyla yer alan pek çok yazı, Ramazan ayının bütün güzelliklerini gözler önüne koyuyor. Çalışmada, bu ayın derinliğini anlatan makalelerin yanı sıra, Diyanet İşleri Başkanımızın ?Ramazan ve Gönül Estetiği?ni anlattığı yazısı ve sanat camiasından bazı isimlerin Ramazan ile ilgili hatıraları da bulunuyor.
Dünyanın değişik yerlerinde yaşanan Ramazan hatıralarının yer aldığı kitapta ayrıca Efendimizin Ramazan ayını nasıl geçirdiği, Ramazan ve oruç ile ilgili ayet ve hadisler, Ramazan ayının insan hayatına ne gibi bir etki yaptığı, Ramazan ilmihali ve orucun hikmetleri gibi konular bulunuyor.
align=right> Bunlardan başka okuyucular, Ramazan ayı ile irtibatlı olan fıtır sadakası, teravih, Kadir Gecesi ve infak konularında da yeterli bir şekilde bilgilendiriliyor
Kitapta sanatçılarımızın Ramazan hatıraları?
Bu ülke insanının bir kimlik bunalımı ve Arayışı yok. Binlerce yılın imbiğinden süzülen, değiştikçe gelişen ve geliştikçe yerleşen ortak kimlik belgemiz var. Ramazan ayı bu kimliği daha öne çıkartıyor.
Anne babanın oruç tutması çocukları etkiliyor.Oruç tutulan bir ailede olduğumuz için ben de oruç tutmak isterdim.
Çocukken hep tam gün oruç tuttum; ama birinde manavdan iftarda yemek için aldığım şeftaliyi dayanamayıp iftardan önce yemiştim.
Ramazanda Allah bana tokluk hissi veriyor. Peygamber Efendimizi düşünüyorum. O (sas) açlıktan karnına taş bağlarmış. Çek yemeden oruç tutmaya gayret ediyorum.
Çocukken bir keresinde dayanamayıp orucumu zeytinle bozmuştum. Sonra ne kadar üzüldüm. Bir de belli etmemeye çalışıyordum; ama dişimin arasından siyahlığı görünmüştü.
Oruç tutulan namaz kılınan yerde çocuklarda aynı şeyi yapar. Benim çocukluğumda annem bize orucun tadına varmamız ve alışmamız için yarım günlük periyotlarla oruç tuttururdu. | | Samanyolu Haber Son Dakika 31.08.2009 | | | HergünübirbayramRAMAZANHer günü bir bayram RAMAZAN |
|
| Bu kitap Hz. Âişe annemizi anlatıyor | Samanyolu Haber | 26.08.2009 16:50 |  | | Hz. Ali ve Âişe arasında yaşananları nasıl anlamamız lazım? Hz. Ali, Peygamberimizin amcasının oğlu, damadı ve manevi ilimlerin merkezi konumunda; İslâm?ı bütünüyle benimsemiş ve yaşamış bir sahabîdir. Hz. Âişe annemiz de gözlerini Hz. Ebu Bekir gibi bir babanın evinde açmış ve İslam?la beraber büyümüş bir büyük kadındır. Binaenaleyh bu iki büyük sahabi arasında yaşananları basit ve varlığı-yokluğu şüpheli bir iki olaya dayandırmak ve bunun üzerinden bu iki müstesna karakterli sahabiye dil uzatmak İslam ahlâkı ve âdâbına yakışan bir tutum değildir.
Diğer taraftan gerek asr-ı saadette gerekse daha sonraki dönemlerde bu iki sahabi arasında yaşanan pek çok samimi itiraf ve davranış, bu ikili arasındaki hislerin gayet canlı olduğu ve birbirlerine hürmetkâr davrandıklarının ispatıdır. Söz konusu müspet sözlü ve fiilî örneklerin ifade ettiği mana, Hz. Ali ile Âişe arasında herhangi bir kırgınlık veya dargınlığın olmadığını ortaya koymaktadır. Dolayısıyla Cemel gibi acı hâdiselerin altında yatan sebepler arasında böyle bir kırgınlık aramak beyhûde bir uğraştır. (Geniş bilgi için bkz: Hazreti Ali ve Âişe Validemiz)
align=right> Hz. Aişe validemizin evlilik yaşı ile ilgili doğru bilgi nedir?
Hz. Âişe annemizin evlilik yaşı, Allah Resûlü?ne dil uzatmak isteyenlerin sıklıkla başvurduğu hususların başında gelir. Bu çevreler onun küçük yaşta iken Efendimizle evlendiğini söylemekte ve böylelikle İslam aleyhine karalama kampanyası yürütmeye çalışmaktadırlar.
Eserde bu konu ?Âişe Validemiz?in Evlilik Yaşı? başlığı altında teferruatlı bir şekilde tahlil edilmiş, mevcut rivayetler inkâr yoluna gidilmeden bilgiler telif edilmiş ve bu evliliğin Hz. Âişe?nin 17-19 yaşlarına tekabül ettiği yıllara denk geldiği ispatlanmaya çalışılmıştır.
Hz. Aişe validemiz ve İfk hadisesi hakkında bilgilendirme yapar mısınız?
İfk hâdisesi, Benî Mustalık gazvesinden dönerken Hz. Âişe?nin kaybolan gerdanlığını araması akabinde gelişen olayları anlatır. Bu hâdise, müminlerin Hz. Âişe?yi hevdeç (çöl şartlarında özellikle kadınların daha rahat yolculuk yapabilmeleri için devenin üzerine bağlanan kapalı mekân) içinde zannedip unutmaları neticesinde münafıklarca ortaya atılmış bir iftiradır. Hz. Âişe gerdanlığını bulmaya çalışırken arkada kalmış ve kendisi gibi bir şekilde ordudan geriye düşmüş Safvân ibn-i Muattal tarafından fark edilmişti. Bu sahabi İslam?ın emrettiği ölçülere riayet ederek gayet iffetli bir şekilde Hz. Âişe annemizi devesine bindirmiş ve yularını tutarak orduya yetiştirmişti. İşte bu olayı öteden beri içinde Müslümanlara karşı kin ve gayz taşıyan münafıkların lideri Abdullah ibn-i Übeyy ibn-i Selül diline dolamış ve Hz. Âişe annemiz gibi afife bir kadına
iftira atmıştı.
Bu olay Hz. Âişe annemizin şahsında odaklanan bir fitne ve imtihandı. Allah, bununla müminleri sınadı ve bu olayla pek çok ders verdi. Şüphesiz ki en büyük acıyı Âişe annemiz çekti fakat sonunda iffeti ve nezaheti gökler ötesinden beraat almış bir kadın olarak tarihe geçti. Tesettür ve iffet konusunda kılı kırk yararcasına hassas yaşayan bir kadın, iffetiyle imtihan olmuş ve neticede Allah tarafından paklanmıştı. Nur Sûresi 11. ayetinden itibaren inen âyetler yaşanan olayları özetliyor, müminlere ibret dersleri talim ediyor, münafıklara da su-i akıbetlerini tebliğ ediyordu. İlahi takdir yaşanan bir hadise münasebetiyle pek çok hususu açıklığa kavuşturmuş ve bundan böyle benzeri bir durumla karşılaşılması halinde müminlerin nasıl davranmaları gerektiğini talim etmişti. Kısacası bu olayla Hak, şerleri hayr eylemişti.
align=right> Hz. Aişe validemizin hayatının günümüz kadınlarına hatırlattıkları nelerdir?
Hz. Âişe annemiz, kitaba isim olduğu gibi her açıdan mümtaz bir kadındı. Hayatı boyunca Efendimizin gözlerinin içine bakmış ve ona sadık bir eş ve talebe olmaya çalışmıştı. Pek çok konuda söz söyleyebilecek bilgi birikimi olan bilge ve entelektüel bir insandı. İnandığı değerlere taklidi değil tahkiki olarak inanırdı. Öğrendiklerini test eder öyle kabullenirdi.
Onun bariz bir özelliği de hayatını sade yaşamasıydı. Hiçbir zaman israf etmez, kendisine yetecek miktarla iktifa eder kalanı hemen elinden çıkarırdı. Lüks ve şatafat onun dünyasında hiçbir zaman yaşama hakkı bulamamıştı. Gerek Peygamberimizin sağlığında gerekse daha sonraki hayatında eskilerin ?kût-u lâ yemût? dedikleri ölmeyecek miktarla geçinerek hayatını idame ettirdi. Olur da eline imkân geçerse hemen infak ederdi. Köle azat etmek ve fakirleri sevindirmek en hoşlandığı davranışların başında geliyordu.
Hayatı boyunca bilgisini hiçbir zaman insanlardan esirgemedi. Öğrendiğini başkalarıyla paylaşmasını bildi ve çok büyük insanlar yetiştirdi. Allah Resûlü?nden öğrendiklerini diğer insanlara aktarma konusunda gayet titiz ve gayretliydi. Onun bu aşk ve şevki neticesinde kadınlarla ilgili pek çok husus Allah Resûlü?ne sorulmuş ve cevabı alınmıştı. Bu anlamda kadınların Hz. Âişe annemize özel bir teşekkür borçları vardı.
Hz. Âişe?nin özellikle tesettür konusundaki | | Samanyolu Haber Son Dakika 26.08.2009 | | | BukitapHzÂişeannemizianlatıyorBu kitap Hz Âişe annemizi anlatıyor |
|
| ABDULLAH AYMAZ - Müslümanlık yemek yedirmektir | Zaman | 23.08.2009 01:53 |  | | |
| Hocaefendi'den önemli tavsiye - Video | Samanyolu Haber | 22.08.2009 19:46 |  | | Ramazan, her türlü yardımlaşmanın, ihtiyacı olana el uzatmanın adeta doruk noktasına çıktığı bir ay... Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi herkül.org isimli internet sitesinde infak etmenin önemini vurguluyor. Kuranı Kerimdeki bazı ayetlerin infak etme konusunda çok açık olduğunu ifade eden Fethullah Gülen Hocaefendi, Ramazan ayında yapılan yardımın önemini bakın nasıl anlatıyor...
| | Samanyolu Haber Son Dakika 22.08.2009 | | | Hocaefendidenönemlitavsiye-VideoHocaefendiden önemli tavsiye - Video |
|
| Hocaefendi'den çok önemli tavsiye | Samanyolu Haber | 26.06.2009 05:47 |  | | Kurana aşina olmam, öğrenmem, okumam, ezberlemem çocukluk yıllarımda anne-babamın vesilesiyle olmuştur. Bununla beraber onu hakiki manada bana duyuran, benim nazarımda yücelten ve tek kelime ile sevdiren Bediüzzamanın eserleri olmuştur. Kuranın gerçek buudları ile alabildiğe derin bir şekilde Risalelerde anlatıldığı kanaatindeyim.
Efendimize de âşıktım ben küçüklüğümde. Bir keresinde babam bana, Gece yatmadan önce 1.000 defa Kureyş Sûresini okursan, rüyanda Efendimizi görürsün. demişti ve ben hiç tereddüt etmeden o gece 1.000 defa Kureyş Sûresini okudum. Ama ne zaman ki eserlerde Efendimizi anlatan yerleri okudum, Allah Resûlü (sallallahu aleyhi vesellem) gözümde bir başka göründü ve Onu daha bir başka sevdim.
Kanaat-i acizanemce herkes, her gün hem Kuranla hem de onu çağımız insanının ihtiyacını karşılayacak şekilde yorumlayan Risalelerle ciddi meşgul olmalı. Ayrıca herkesin her gün hiç aksatmadan okuyacağı bir hizbi bulunmalı. Sadece bunlarla da yetinmemeli. Evrad u ezkarda monotonluktan, ülfet ve ünsiyetten kurtulmak için çeşitlilik önemlidir. Üstad, 15 günde bir üç ciltlik Mecmuatul-Ahzabı bitiriyormuş. Yakın geçmişte bu üç ciltlik dua mecmuasından alınan bazı cami (kapsamlı) dualar El-Kulûbud-Dâria (Yakaran gönüller) adıyla bir cilt halinde tekrar basıldı. Keşke herkes bu bereketli evrad kitabını aksatmadan okusa. Hazreti Alinin ömrü boyunca günlük evradını hiç aksatmadığı söylenir. Ona sormuşlar: Nehrivanda da mı? Evet, Nehrivan gecesinde bile! demiş. Benim rahmetli validem de sabahtan akşama kadar Büyük Cevşeni bitirirdi de bana, Başka okuyacağım bir şey var mı? diye sorardı.
Evrad u ezkarda bu ciddiyet olursa kim bilir gün gelir büyük zatların duyduğu şeyleri duyarsınız? İmam Şâzilî, Ahmed Bedevî gibi zatlar namazda Sübhane rabbiyel-azim dedikleri zaman bütün zerrat-ı kâinatı mülahazaya alarak söyleme seviyesine çıkmışlardı. Adeta bütün kâinat onların dilleri ile tesbihat yapıyor gibi bir his bu. Nitekim Üstadın, yakın talebelerinden bazılarına yıllar ve yıllar sonra, Kardeşim! Ben de Hasan Şâzilî gibi kâinatın her bir zerresinin tesbihatını duyabiliyorum artık. dediği nakledilir. Fakat bu iş, gayret ve mücahedeyle birlikte Allaha tam teveccühe bağlıdır.
Allah Resûlü (sallallahu aleyhi vesellem) bir sahabiye bir gün İmanın hakikati nedir? diye sorar. Sahabi hiç tereddüt etmeden, Ben kendimi her gün Cennet ve Cehennemi müşahede ediyor gibi, mele-i âlânın sakinleriyle beraber olur gibi hissediyorum. diye cevap verince Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) takdir hisleri içinde bu sahabiye: Sen gerçekten inanmışsın. der.
Evet, herkes ama özellikle turnikeye önce girenler Cenab-ı Hakkın geçmişte kendilerine ihsan ettiği nimet-i sabıka adına evrad u ezkar hayatlarına çekidüzen vermeliler, bir disiplin getirmeliler. Kaldı ki bu, kulun Allahla, Allahın kuluyla olan münasebeti adına bir ölçüdür.
DUA, ARAMIZDAKİ EN KUVVETLİ BAĞDIR
İslam tarihine baktığınızda günde farz namazlarına ilaveten 100 rekât nafile namaz kılan, Ramazan orucuna ilaveten savm-ı Davud tutan, zekât denince kırkta biri yeterli görmeyip ihtiyacından fazlasını infak eden, gece gazelhanları adını almaya layık sabahlara kadar hiç uyumadan evrad u ezkar okuyan nice insanlar görürsünüz. Nedir bu insanların hareket noktası? İhtimal bunlar, Kuranın namaz kılın, oruç tutun, zekât verin emrini mutlak emir olarak anlamış ve ona göre yasamışlardır.
Evet, ibadet ü taatte sınır yoktur. Herkes, içinde bulunduğu konuma ve şartların müsaitliğine göre durumunu ayarlamalı ve yapabildiğince ibadet ü taat yapmalıdır. Bakın bir sahabi Ya Resûllallah! Sana günde şu kadar salâvat getiriyorum. deyince, Efendimiz, Güzel ama daha çok olsa iyi olur. buyuruyor. Buradan hareketle bugün bana birisi gelse ve dese ki: Günde 100 rekât namaz kılıyorum. Güzel ama daha fazla kılsan daha iyi olur! derim.
Allah, müminlerin birbirleri ile bünyan-ı mersus (sarsılmaz bir duvar) olmasını emrediyor. Ben bu emrin bizler tarafından tam anlamıyla gerçekleştirildiğini zannetmiyorum. Devr-i saadette Hazreti Ebu Bekir ve Hz. Ömer, aralarındaki bir meseleden dolayı hafifçe birbirlerini kırmışlar ve hemen ardından her ikisi de Allah Resûlüne (sallallahü aleyhi vesellem) ayrı ayrı gelerek Hata bende demiş ve özür dilemişlerdir. O sarsılmaz duvarı oluşturmak için birbirimize sarsılmaz bağlarla bağlanmamız gerekir. Bu bağı oluşturan en önemli unsur da duadır. Her gün evrad u ezkarımızı okurken dünyanın dört bir tarafındaki kardeşlerimizi de dualarımıza dâhil edersek bünyan-ı mersusu gerçekleştirebiliriz.
Bütün bunlar peygamberane bir azim ve irade istiyor. Zaman bunu gerektiriyor. İnsanın en az gördüğü şey kendisidir. Onun için sık sık aynaya bakmak lazım. Sahabenin o derin anlayışı içinde birbirimizin elinden tutup; Teâlev nümin saaten! - Gelin bir süre iman edelim! dememiz, imanî meseleleri sürekli müzakere ederek imanda, marifetullahta, muhabbetullahta ve mehâfetullahta derinleşmemiz laz | | Samanyolu Haber Son Dakika 26.06.2009 | | | HocaefendidençokönemlitavsiyeHocaefendiden çok önemli tavsiye |
|
| Örgüt bilgisayarındaki vahim bilgi | Samanyolu Haber | 24.06.2009 12:13 |  | | Askere ve emniyete ait gizli bilgiler örgüt bilgisayarında çıktı. ŞANLIURFAda `Vasat adlı terör örgütünü yeniden canlandırma faaliyetleri içerisine girdikleri ve gizlilik derecesi bulunan güvenlikle ilgili Türk Silahlı Kuvvetleri ile Emniyet teşkilatına ait bilgi ve belgeleri temin edip örgüte aktardıkları öne sürülen 11i tutuklu 17 kişi hakkında 10- 25 yıl arasında habip cezası istemiyle dava açıldı.
Terör örgütü Vasatı Şanlıurfa ve çevresinde yeniden toparlamaya çalıştıkları iddiasıyla, 2 ay önce polisin düzenlediği operasyonla yakalanan 17 kişiyle ilgili Diyarbakır Özel yetkili Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma tamamlandı. 10u tutuklu 16 sanık hakkında, `örgüt üyesi olmaktan 10ar yıl, tutuklu 1 sanık hakkında ise, `Devletin güvenine ilişkin bilgileri temin etmek, `silah kanununa muhalefet etmek suçlarından 25 yıla kadar hapis cezası istendi.
Gaziantepte yaşayan eski bir din görevlisi Şahımerdan Sarının, 1988 yılında kurduğu Vasat adlı örgütün liderliğini yaptığı, bu örgütün deşifre olup marjinal hale gelmesinden sonra yeniden Güneydoğuda taban bulmak için faaliyetlerde bulunduğu belirtilen iddianamede, stratejisinin yeterli güç ve tabana ulaştığında yapılacak olan silahlı savaş ile ülkeyi ele geçirip, amaçlanan Şeri esaslara dayalı bir sistem kurmak olduğu belirtildi.
Örgütteki temel anlayışın, `Hilafet nasıl savaş ile kaldırılmış ise yine savaş ile gelecek düşüncesi olduğu, sürekli olarak örgüt elemanlarına savaşa hazır olmaları telkininde bulunulduğu, örgütün İlim, propaganda, cemaat ve devrim şeklinde 4 aşamalı strateji izlediği, örgüt yapısının lider, propagandif ve silahlı eylem kanadı şeklinde olduğu belirtildi.
`VERGİ VERMEYİN, ASKERLİK YAPMAYIN
İddianamede, Vasat mensuplarının Türkiyeyi `Darül Harb olarak gördükleri, bu nedenle Türkiye Cumhuriyetinin resmi imamlarının arkasında ve camilerde namaz kılınamayacağı, devlete askerlik yapılmayacağı, seçimlerde oy kullanılmayacağı, özellikle AKP hükümtinin kafir olduğu için oy vermenin günah sayıldığı, devletin yasalarına uyulmayıp vergi verilmemesi yönünde karar aldıkları, bunun aksini uygulayanların ise `Kafir olarak adlandırıldıkları bildirildi.
Örgüt liderinin eski resmi cami imamlığı görevinden dolayı cemaat üzerindeki etkisini kullanarak taban bulmaya çalıştığı, müftülük izni olmadan camilerde örgütsel faaliyetler içine girdikleri, lider Şahımerdan Sarının Niğdeye tayin edilmesi üzerine, istifa edip örgütsel faaliyetlere ağırlık verdiği, dergahlar kurup bölge insanının bu tür yerlere saygısı ve eğilimini suistimal ederek taban bulduğu kaydedildi.
ÇEÇENİSTANA YARDIM
İddianamede, örgütün bugüne kadar çok sayıda bombalı saldırı düzenlediği, 5 eyleminin aydınlatıldığı, adını ilk olarak Gaziantepte İncil satan bir stanta atılan ve 1 kişinin ölümü, 23 kişinin de yaralanmasıyla sonuçlanan eylemle duyurduğu belirtildi.
İddianamede sanıkların 7 ve 10 yaş grubundaki küçük çocuklara Kuran dersi adı altında, örgüt lideri Şahımerdan Sarının kitaplarını okuttukları, telefon dinleme kayıtlarında şifreli konuşma dili kullanıp, `Hava çok bulutlu, Anıtkabiri ziyarete gideceğim, maça gidelim mi, çay içmeye bekliyorum diye randevulaştıkları, Kurandaki infak ile ilgili ayetleri örgütsel çıkarları doğrultusunda kullanarak, `Çeçenistandaki kardeşlerimize yardım ediyoruz diyerek para topladıkları kaydedildi.
TSK VE EMNİYETE AİT BELGELER
İddianamede, sanıklardan Y.P.nin Denizli 11inci Piyade Tugay Komutanlığı Karargah Bölüğünde Piyade Çavuş sıfatıyla yazıcı olarak görev yaptığı, yazıcı olması nedeniyle güvenlikle ilgili belge ve krokileri izne geldiğinde Vasat sorumlusu İ.B.ye teslim ettiği öne sürüldü. İ.B.nin işyerindeki bilgisayarda ise askeriye ve emniyete ait çeşitli yerleşim krakileri ve belgelerin ele geçirildiği ortaya çıktı:
Sanıkların Kardelen Yardımlaşma Derneği çatısı altında biraraya gelerek taban bulmaya çalıştıkları da kaydedildi. Sanıkların yargılanmalarına önümüzdeki günlerde başlanacak.
DHA | | Samanyolu Haber Son Dakika 24.06.2009 | | | ÖrgütbilgisayarındakivahimbilgiÖrgüt bilgisayarındaki vahim bilgi |
|
| Hayatımıza ışık tutan eserler ! | Samanyolu Haber | 05.06.2009 18:26 |  | | Namaz Aşıkları, Yazarların kaleminden Bediüzzaman ve Allah için vermek isimli eserler okuyucuyla buluştu. NAMAZ AŞIKLARI - Ali Balkan
Namaz Cennetten yeryüzüne gönderilen ve Ademoğlunu tekrar semaya çıkaran bir miraçtır. Namaz, dünyevi uğraşlar içinde boğulan insana, gökler ötesinden yapılan bir çağrı, bir arınma kurnası, bir yükselme rampasıdır aynı zamanda. İnsan günde en az beş defa sonsuz kudret sahibi ve her şeye hükmünü kabul ettiren Yüce Allahın huzuruna onunla yükselir.

Manevi yolculuğunda insana en çok mesafe kat ettiren ibadetlerin başında gelen namaz, dünya ve ahirette insanı koruyup ona sahip çıkan bir dost gibidir. Namazı en güzel şekilde eda etmek ve namazla kanatlanmak salih bir dairenin kilidini açan sırlı bir anahtar gibidir ve bu yolda en büyük rehberimiz, her sözü, duruşu ve tavrıyla bizim için en güzel misal olan Peygamber Efendimiz (S.A.V)dir.
Ali Balkan , Resulullah (S.A.V)den başlayarak, dört büyük halife, tâbiin ve tebe-i tâbiinden günümüze kadar pek çok Allah Dostunun namaz hayatlarından misaller veriyor. “Namaz Aşıkları” ayakları şişene kadar namaz kılıp sonra da,Şükreden bir kul olmayayım mı? buyuran Efendimiz( S.A.V)den, namaza duracağı zaman rengi değişen ve türlü hissiyatla iki büklüm olan Hz Aliye, sahabe efendilerimiz gibi namaz kılan Ömer İbn Abdülazizden, ibadetini tesbihat ve dua ile süsleyen Hz Mevlanaya kadar birçok namaz kahramanlarının ibadetlerini görme ve ibret alma imkanı sunuyor.
Namazı kendi göz aydınlığı olarak görüp namaza tutkun olanlar, namazla yaşayıp namaz diyerek Hakka yürüyenlerin anlatıldığı eser Işık Yayınlarından çıktı.
* * *
YAZARLARIN KALEMİNDEN BEDİÜZZAMAN - Necmeddin Şahiner
“ Bediüzzaman’ın hakikat-i Kur’âniye’yi açıklamaktan, İslâmiyet’e hizmetten, Müslümanların imanını kurtarmaktan ve dindeki asıl maksat olan rıza-yı ilâhiye nail olmak ve ilâ-yı kelimetullah uğrunda mücahededen, emr-i bi’l- mâruf ve nehy-i ani’l münkeri tebliğden başka bir maksadı yoktur.” ( Avukat Bekir Berk)
“Gün gelir bulutlarla sarmaş dolaş, gün gelir başı ak mı, ak… Bu başa yıldırım iner; ak üstüne kara değil, kara üstüne ak düşer,leke nedir bilmez. Ellerinde kova kova zift taşıyanlar bile, onun alnına iz süremez… O, bir milleti korumak için, yıldırımları üstüne çeker. O’nu tanıyan Demokles’in kılıcını da tanır. Daima başının üstünde bir kılıç. Bu kılıç, Üstad’ın boynunu kesmeye uzanırken; Bediüzzaman bununla kaleminin ucunu açtı, cilt cilt kitaplar yazdı. Çalışmak için, hizmet için, yer, zaman ve imkan aramadı. Hapishaneler bile mektep oldu” ( Hekimoğlu İsmail)
“Said Nur, üç devir yaşamış bir ihtiyar. Üç devir: Meşrutiyet, İttihat ve Terakki, Cumhuriyet. Bu üç devir, büyük devrilişler, yıkılışlar ve çöküşlerle doludur. Şark yaylalarından, güneşin doğduğu yerden İstanbul’a kadar gelen bir adam. İmanı sıra dağlar gibi muhkem. Başı, Ağrı Dağı kadar dik ve vakur. Hiçbir zâlim onu eğememiş, hiçbir âlim onu yenememiş. Kayalar gibi çetin, müthiş bir irade. Şimşekler gibi bir zekâ. İşte Said Nur.” ( Osman Yüksel Serdengeçti)
“O, İlâhi bir mevhibe, ledünni bir sâika ve şâika ile, çevresinin en derin, en şümullü ve zahiri, bâtıni, ruhi,içtimai ihtiyaçlarını kurcalayacak çok üniteli bir güç kaynağı gibi pek çok şeyi omuzlayabilecek kuvvetleri ruhunda toplamış bir fıtrat harikasıdır.” ( M. Fethullah Gülen )
Necmeddin Şahiner’in, Üstad ve talabeleri hakkında, ilim adamları, düşünür ve yazarlarla yaptığı röportajlar ve bu konuyla alâkalı muhtelif yazılardan derlenen “Yazarların Kaleminden Bediüzzaman” kitabı Şahdamar Yayınlarından çıktı.
* * *
ALLAH İÇİN VERMEK - Faruk Çetin
Bu din Zatım için seçip razı olduğum dindir. Ona ancak cömertlik ve güzel ahlâk yakışır. Müslüman olarak yaşadığınız müddetçe onu, bu iki hasletle yüceltiniz. Hz. Muhammed (S.A.V)
İnfak ve sadaka en geniş manasıyla Allahın hoşnutluğunu elde etme niyetiyle insanın kendi servetinden harcama yapması, muhtaçlara ayni ve nakdi yardımda bulunması demektir.Bu bakımdan infak, farz olan zekâtı ve gönüllü olarak yapılan her çeşit hayrı içine alır. Allah rızası için yapılan, İslama ve Müslümanlara yardım ve fayda sağlayan her türlü harcama ve tasarruf; ülkenin savunması, hac hizmetleri, yoksulların desteklenmesi, okul, kütüphane, cami, yol, köprü, çeşme, bakımevleri gibi hayır kurumlarının tesisi, hatta tabiatın korunup geliştirilmesine kadar her türlü gayret, Al | | Samanyolu Haber Son Dakika 05.06.2009 | | | HayatımızaışıktutaneserlerHayatımıza ışık tutan eserler |
|
| Cami cemaatinden Gazze'ye yardım | Samanyolu Haber | 01.02.2009 11:43 |  | | Diyanet İşleri Başkanlığı, Gazze için de camilerde yardım çağrısında bulundu. İhtiyaç sahibi Filistinliler için 30 milyon TL yardım toplandı. Doğal afetlerde zarar görenler ve savaş mağdurları için başlattığı yardım kampanyaları ile tanınan Diyanet İşleri Başkanlığı, Gazze için de camilerde yardım çağrısında bulundu. Yurtiçi ve yurtdışındaki camilerden ihtiyaç sahibi Filistinliler için 30 milyon TL yardım toplandı.
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, Toplanan yardımlar son kuruşuna kadar mağdurlar için kullanılacak. dedi. Bardakoğlu, diğer sivil toplum örgütleri tarafından düzenlenen kampanyaların da takdire şayan olduğuna dikkat çekerek, Ancak çalışmalar şeffaf bir anlayışla yürütülmeli, yardımların toplanması ve dağıtılmasında herhangi bir şüphe ve şaibe bulunmamalı, belli bir amaçla toplanan yardımlar o amaca harcanmalı ve çok iyi denetlenmeli. şeklinde konuştu.
Cami cemaatleri tarafından desteklenen kampanyanın 5 milyon TLsi İstanbuldan, 1 milyon 600 bin TLsi Ankaradan ve 609 bin TLsi de İzmirden toplandı. Diyanet olarak düzenledikleri bütün kampanyaları şeffaf bir şekilde yürüttüklerini kaydeden Bardakoğlu, Yardım yapan kişiler, verdikleri miktarın yerine ulaşmasını istemektedirler. Bu, aynı zamanda bir kul hakkıdır. dedi.
Etnik, dinî, siyasî ayırım gözetilmez
Zor durumda kalanlara yardım etmenin İslâm dininin en büyük özelliklerinden birisi olduğunu dile getiren Bardakoğlu, Yüce Kitabımızda Her kim de birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa sanki bütün insanları yaşatmıştır. buyrulmaktadır. Dolayısıyla dünyamızda açlık, sefalet veya diğer mağduriyetler sebebiyle ölümle yüz yüze gelen insana, etnik, dinî, siyasî hiçbir ayırım gözetmeden kazandırılan hayat, hayır adına yapılabilecek en önemli ibadetlerden biridir. ifadelerini kullandı. İslam dininin paylaşmayı ve infak etmeyi müminlerin en önemli nitelikleri arasında zikrettiğinin altını çizen Bardakoğlu şöyle konuştu: Bizleri Pakistana, Bangladeşe, tsunami felaketinde Uzakdoğuya, Filistine ve daha nice ülkelere yardıma sevk eden, dinimizin yardımlaşma, infak ve hayra verdiği önemdir. Rahmet Peygamberinin, insanı, bir hurma ile de olsa vermeye teşvik etmesi dikkat çekicidir.
ZAMAN | | Samanyolu Haber Son Dakika 01.02.2009 | | | CamicemaatindenGazzeyeyardımCami cemaatinden Gazzeye yardım |
|
| [SÖZÜN ÖZÜ] | Zaman | 10.10.2008 02:11 |  | | | Din yolunun rahat yürünür geniş bir cadde olması ve ibadet ü taatin insana kolay gelmesi, selim bir kalbe sahip bulunmaya, infak ruhuyla hareket etmeye, takvâ şuuruyla donanmaya, Allaha tam teveccüh edip sadece Onun rızası için kulluk yapmaya ve dünyada ortaya konulan zerre kadar bir iyiliğin ya da atom parçası ağırlığındaki bir şerrin karşılığının ötede mutlaka verileceğine gönülden inanıp, daima bu inanca uygun düşen ihsan duygusuyla yaşamaya bağlıdır. | | Zaman Kürsü 10.10.2008 | | | [SÖZÜNÖZÜ][SÖZÜN ÖZÜ] |
|
| [SÖZÜN ÖZÜ] | Zaman | 10.10.2008 02:03 |  | | | Din yolunun rahat yürünür geniş bir cadde olması ve ibadet ü taatin insana kolay gelmesi, selim bir kalbe sahip bulunmaya, infak ruhuyla hareket etmeye, takvâ şuuruyla donanmaya, Allaha tam teveccüh edip sadece Onun rızası için kulluk yapmaya ve dünyada ortaya konulan zerre kadar bir iyiliğin ya da atom parçası ağırlığındaki bir şerrin karşılığının ötede mutlaka verileceğine gönülden inanıp, daima bu inanca uygun düşen ihsan duygusuyla yaşamaya bağlıdır. | | Zaman En Çok Okunan 10.10.2008 | | | [SÖZÜNÖZÜ][SÖZÜN ÖZÜ] |
|
|
| |