Burada KİT kavramını olumsuz anlamda yani negatif katma değer üreten, çıktısından daha fazla girdi kullanan işletme anlamında kullanıyorum.
Aslında KİT’lerin nefatif katma değerle çalışması Allah’ın emri değil, bunu da unutmayalım.
Bendeniz son zamanlarda eğitim sisteminin bütününün, anaokulundan doktoraya kadar, bir KİT görüntüsü verdiğini düşünüyorum.
OECD’nin yayınladığı son araştırmalardan birinden üniversite diplomalılar arasında işsizlik oranının en yüksek olduğu ülkenin Türkiye olduğunu öğrenmem bu kanımı çok daha güçlendirdi.
Eğitim-öğretim sektöründe girdilerin (daha kolay) ve çıktıların (çok daha zor) ölçülmesi, girdilerin çıktılarla doğrudan ilişkilendirilmesi kolay olmadığından iddiamı yani eğitim-öğretim-sektörünün negatif katma değerle çalıştığını, çıktılarından daha çok girdi kullandığını örneklerle anlatmaya gayret edeceğim.
OECD’nin son araştırması üniversite diplomalı işsizlerin OECD ülkeleri arası mukayesesini veriyor; söz konusu oran Türkiye’de 8.2 iken, OECD ortalamasının 3.9 olması yani Türkiye’de üniversite mezunu işsizlik oranının OECD ortalamasının iki katından daha fazla olması bizim üniversitelerimizin diplomalarının niteliği konusunda, üniversitelerin KİT niteliği hakkında zaten bir bilgi veriyor ama bu konuya tekrar geri döneceğim.
Aklıma gelen ilk örnek ülkemizde verilen yabancı dil eğitimi.
Örneğin bir hollandalıyla konuştuğunuz zaman özel bir yabancı dil eğitiminden geçmeyenenin bile anadili dışında en azından iki dili çok iyi konuştuğunu görüyorsunuz ve bu kitlesel yabancı dil eğitimi meselesinin nasıl çözüldüğünü merak ediyorsunuz.
Bizde ise, sayıları bir elin parmaklarıyla sayılacak yabancı okul dışında dil eğitimi meselesi en kötü KİT gibi işlemiş bir mesele.
Özellikle devlet okullarında çocuklar en azından altı sene ingilizce okuyorlar, hatta bazı okullarda, dil eğitimi daha ağırlıklı görülüyor ama ortaya çıkan sonuç tam bir başarısızlık.
Belki seksen senedir okullarda onbinlerce ingilizce öğretmeni haftada ortalama beş-altı saat ingilizce eğitimini altı sene boyunca sürdürüyorlar.
İktisatçı diliyle konuşmak gerekir ise ortada her çocuk için binlerce emek-saat ingilizce girdisi var ama çıktı düzeyi adeta sıfır mertebesinde çünkü bu çocukların adeta hiçbiri basit bir kitabı okuyacak, bırakın kitap okumayı, sokakta kaybolsalar ingilizce yol soracak kadar ingilizce öğrenemiyorlar, sizce, bizce bu işte bir tuhaflık yok mu?
Bu ingilizce sorununu aşmak için Anadolu liseleri diye bir şey icat ettik ama mevcut hoca stok ve düzeyiyle bu işi yani ingilizce öğretimini daha fena yüzümüze gözümüze bulaştırdık.
Ben 1973 senesinde Boğaziçi Üniversitesi’ne başlarken hazırlık sınıfı atlama sınavında yaklaşık tüm Anadolu lisesi çıkışlıların başarısız olduğunu ve sözde yedi sene ingilizce eğitim değil öğretim yaptıktan sonra bu arkadaşların Boğaziçi Üniversitesi’nde tıpış tıpış ingilizce hazırlık okuluna gittiklerine şahit oldum ve Anadolu lisesi kavramının daha 1973 senesinde bir balon olduğunu farkettim.
Üstelik 1973 henüz bu okulların hala ‘elit’ sayıldığı bir dönemdi; daha sonraları ipin ucunun daha da kaçtığını kendi gözlerimle, kendi öğrencilerimde gördüm.
Liselerimizde verilen ingilizce eğitimini örnek olarak verdim çünkü bu tür bir eğitimin çıktı düzeyi daha kolay görülebiliyor, anlaşılabiliyor; tarih, matematik, edebiyat gibi derslerde durumun ingilizceden daha parlak olmadığını, binlerce hocanın binlerce emek-saat harcayarak bu alanlarda sürdürdüğü eğitimin sonucunun tam bir fiyasko olduğu hepimizin, herkesin malumu.
KİT dediğim de tam bu zira onbinlerce hoca maaş alıyor, bir şeyler öğrettiklerini zannediyorlar, öğrenciler büyük paralarla yapılan binalara her sabah sıcak yataklarından kalkıp geliyorlar, yol paraları veriyorlar, akşama kadar sınıflara kapanıyorlar, kitaplar basılıyor, bunlara paralar harcanıyor, müdürler, müdür yardımcıları, müstahdem çalışıyor ama sürecin çıktısı tam bir hiçlik.
Bu konuya tekrar döneceğim.
Mesela Haziran ayında yapılacak üniversite giriş sınavında matematikte öğrencilerin ortalama kaç doğrusu olacak, bekleyelim görelim. | | Samanyolu Haber Son Dakika 31.05.2009 | |