istiklâl | |
|
| Edremit İstiklâl İlköğretim öğrencileri harçlıklarını Van'a yolladı | Milli Gazete | 05.11.2011 15:21 |  | | | Balıkesirin Edremit ilçesindeki İstiklâl İlköğretim Okulunun öğrencileri, harçlıklarını toplayarak Vandaki depremzedelere yardım kampanyasına katıldı. Konu hakkında açıklama yapan Okul Müdürü Muharrem Yenigün, Van depreminde zarar görenlerin yaralarının bir an önce sarılması amacıyla Başbakanlık tarafından ülke genelinde başlatılan yardım kampanyasının, milletin yardımseverlik hissiyatını tekrar ön plana çıkardığını söyledi. Müdür Yenigün, Büyüklerimizin yaşadığı ulvi duyguları, öğrencilerimiz de hissetmiştir. Anadolu insanının, artık dünya tarafından da kabul gören birlik beraberlik ve yardımseverlik duyguları, Van depreminde bir kez daha sergilenmiştir. Kampanyada kısa sürede 800 lira toplayıp ilgili hesaba yatırdık. Katılan bütün öğrenci ve velilerimize teşekkür ediyorum. dedi.... devamı | | Milli Gazete Son Dakika 05.11.2011 | | | EdremitİstiklâlİlköğretimöğrencileriharçlıklarınıVanayolladıEdremit İstiklâl İlköğretim öğrencileri harçlıklarını Vana yolladı |
|
| Âti, Âkif ve İslâm âlemi | Milli Gazete | 26.03.2011 13:07 |  | | | Yaşlı dünyamızda mâzisi olmayanın âtisi/geleceği de olmaz. Bütün insanlar ve çağımız dünyasında özellikle Müslümanlar için mâzi, tarih, tarih şuuru ve âti/gelecek idraki önemli. Dünyamızda cereyan etmekte olan pek çok dinî, ilmî, iktisadî, siyasî ve sosyal gelişmeye bakıldığında, âti/gelecek idraki önemli olduğu kadar da elzem/gerekli. Hele âtiyi karanlık görüp azmi, çalışmayı, gayreti, gerekenleri yapmayı bırakmak; olacak şey değil...
Âti şiiri, Mehmet Âkif Ersoyun güzel bir şiiridir. Meramımı daha iyi ifade edebilmek amacıyla istiklâl ve istikbal şairimizin Âti şiirindeki mısraları ile başlıyorum:... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 26.03.2011 | | | ÂtiÂkifveİslâmâlemiÂti Âkif ve İslâm âlemi |
|
| 18 Mart Şehitler Günü ve Çanakkale destanı (8) | Milli Gazete | 25.03.2011 17:21 |  | | | Çanakkale Zaferi, bir vatanın, bir milletin kurtuluşudur. Kurtuluş Savaşının ateşleyicisidir. Vatansız, topraksız kalan milletlerin ne hâle geldiklerini bugün Filistin örneğinde olduğu gibi çok iyi görmekteyiz. Çevremizde çeşitli plânların yapıldığı, oyunların oynandığı günümüzde, Çanakkale Zaferinin önemi daha da iyi anlaşılmaktadır.
Çanakkale savaşını ve zaferini çok iyi anlamalıyız. Bugün üzerinde yaşadığımız bu cennet vatanın, milletimizin, devletimizin, bayrağımızın varlığını, istiklâl ve hürriyetimizi; milletçe namus ve şerefimizle yaşıyor olmamızı, doğusundan batısına ülkemizin hemen her bölgesinden gelerek, Çanakkalede canlarını feda eden şehitlerimize borçlu olduğumuzu unutmayalım, gelecek nesillere de unutturmamalıyız.... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 25.03.2011 | | | 18MartŞehitlerGünüveÇanakkaledestanı(8)18 Mart Şehitler Günü ve Çanakkale destanı (8) |
|
| Valilik?ten, 'okul gezilerinde kurallara uyun' talimatı | Samanyolu Haber | 23.03.2011 10:47 |  | | Ankara Valiliği, ilk ve orta dereceli eğitim-öğretim kurumlarının eğitim amaçlı düzenlediği okul gezilerinde dikkat edilmesi gereken kuralları yayınlanan bir yazıyla duyurdu. Valilik, duyurduğu emirlere aksi davranış tespit edilenler hakkında yasal işlem yapılacağı uyarısında bulundu.
Ankara Valisi Alaaddin Yüksel imzasıyla önemli ibaresiyle yayınlanan yazıda, il dışı gezilerde birinci kademe öğrencilerinin (5. sınıfa kadar olanlar) götürülüp götürülmeyeceğinin yöneticiler tarafından değerlendirilmesi ve gezi otobüslerinde çift şoför bulundurulması üzerinde durdu. Vali Yüksel, okul gezilerinde öğrenci velilerinin yazılı izin belgesinin mutlaka alınması gerektiğini, alınmayan izinler için hiçbir sebeple öğrencilerin götürülmemesinin altını çizdi. Yazıda, okul gezilerinin gece seyahatlerine izin verilmemesine de vurgu yapılırken, gezi otobüslerinde çift şoför bulundurulması, otobüs yaşı, teknik donanımların yeterliliği ve sigorta gibi hususlar ilgililer tarafından önceden ve mutlaka aranması gerektiği ifade edildi. Gezilerde 40 öğrenciye kadar bir yönetici ve en az bir gözetici öğretmen görevlendirilmesi ile talepleri halinde gezilerde gönüllü velilere görev verilmesi üzerinde duruldu. Vali Yüksel, Ankaradaki okulların eğitim amaçlı gezilerinde özellikle istiklâl ve bağımsızlığın yolunu açan Kurtuluş Savaşının yapıldığı cephelerden Polatlı Duatepe, Afyon Kocatepe ve Çanakkale Şehitliklerinin öncelik verilmesi gerektiği ifade etti. Gezi programlarına Ankaradan başlanılması ve çevre illerin de dahil edilmesinin işaret edildiği yazıda okul gezilerinde TÜRSAB onaylı işletme belgesi olan seyahat acentelerinin kullanılması istendi.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 23.03.2011 | | | Valilik?tenokulgezilerindekurallarauyuntalimatıValilik?ten okul gezilerinde kurallara uyun talimatı |
|
| Erdoğan: Nutukla istiklâl olmaz | Türkiye Gazetesi | 13.03.2011 02:51 |  | | | > Erdoğan, İstanbul’da Abdi İpekçi Spor Salonunda halkı selamladı.
İSTANBUL AA
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Abdi İpekçi Spor Salonunda düzenlenen Erzurum’un 93. Kurtuluş Yıl Dönümü Şölenine katıldı. Burada bir konuşma yapan Erdoğan, bugün (dün) aynı zamanda İstiklal Marşının kabulünün 90’ıncı yıl dönümü olduğunu hatırlatarak, “İstiklal Marşı bizim yüreğimize nakşolunmuştur, zihnimize kazınmıştır. İstiklal Marşı bizim tarihimizdir, geleceğimizdir” dedi. İstiklal şairi Mehmet Akif Ersoy’u rahmetle anan Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Evet sevgili kardeşlerim, hürriyet, bu ay yıldızlı bayrağın hakkıdır. İstiklal, bu milletin hakkıdır. Biz bu hakkı ebediyen koruyacak, bu hakka ebediyen halel getirmeyeceğiz ama şunu burada özel ... | | Türkiye Gazetesi Son Dakika 13.03.2011 | | | ErdoğanNutuklaistiklâlolmazErdoğan Nutukla istiklâl olmaz |
|
| İstiklâl Marşı Hatıraları gün yüzüne çıkıyor | Milli Gazete | 12.03.2011 10:33 |  | | | Koleksiyoner Yusuf Çağların 15 yıl süren araştırmalar sonucu bir araya getirdiği İstiklal Marşı ile ilgili hazırlanmış kartlar, ilk gün zarfları, plaklar, anma günlerine ait belge ve davetiyeler, özel basılmış hatıra paraları, çoğaltılmış İstiklal Marşı sözleri, istiklal Marşının kabulünün 90. yıl dönümü olan 12 Martta ilk kez bir sergi konsepti içinde sunulacak.
İstiklal Marşı Hatıraları Sergisi, Fatih Ali Emiri Kültür Merkezinde 2011 Mehmet Akif Yılı etkinlikleri kapsamında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. tarafından saat 14.00da açılacak. Fatih Ali Emiri Kültür Merkezinde 27 Mart tarihine kadar açık kalacak sergi, marşın resmen kabul edildiğini ilan eden Ceride-i Resmiyeden (Resmi Gazete) ilk meclis albümüne, 45lik plaklardan orijinal notalara kadar 100e yakın belge, fotoğraf, kart, pul, para gibi görsellerle şekillenen tarihi, bir köprü gibi bugüne taşıyacak.... devamı | | Milli Gazete Güncel 12.03.2011 | | | İstiklâlMarşıHatıralarıgünyüzüneçıkıyorİstiklâl Marşı Hatıraları gün yüzüne çıkıyor |
|
| İstiklâl Marşı Hatıraları gün yüzüne çıkıyor | Milli Gazete | 12.03.2011 10:23 |  | | | Koleksiyoner Yusuf Çağların 15 yıl süren araştırmalar sonucu bir araya getirdiği İstiklal Marşı ile ilgili hazırlanmış kartlar, ilk gün zarfları, plaklar, anma günlerine ait belge ve davetiyeler, özel basılmış hatıra paraları, çoğaltılmış İstiklal Marşı sözleri, istiklal Marşının kabulünün 90. yıl dönümü olan 12 Martta ilk kez bir sergi konsepti içinde sunulacak.
İstiklal Marşı Hatıraları Sergisi, Fatih Ali Emiri Kültür Merkezinde 2011 Mehmet Akif Yılı etkinlikleri kapsamında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. tarafından saat 14.00da açılacak. Fatih Ali Emiri Kültür Merkezinde 27 Mart tarihine kadar açık kalacak sergi, marşın resmen kabul edildiğini ilan eden Ceride-i Resmiyeden (Resmi Gazete) ilk meclis albümüne, 45lik plaklardan orijinal notalara kadar 100e yakın belge, fotoğraf, kart, pul, para gibi görsellerle şekillenen tarihi, bir köprü gibi bugüne taşıyacak.... devamı | | Milli Gazete Son Dakika 12.03.2011 | | | İstiklâlMarşıHatıralarıgünyüzüneçıkıyorİstiklâl Marşı Hatıraları gün yüzüne çıkıyor |
|
| Bitlis Eren Üniversitesi, İstiklal Marşı?nın kabulü ve Mehmet Akif Ersoy?u andı | Samanyolu Haber | 11.03.2011 17:56 |  | | Bitlis Eren Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Erdem Karaca, milli marş ya da istiklâl marşı olgusunun, bir milletin ve devletin varlığını, istiklalini ve egemenliğini gösteren milli sembollerden olduğunu belirtti.
Bitlis Eren Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü tarafından, Rektörlük Konferans Salonunda, İstiklal Marşının Kabulü ve Mehmet Akif Ersoyu Anma etkinliği sebebiyle bir kutlama programı düzenlendi.
Programda konuşan Rektör Vekili Prof. Dr. Ali Mükremin Apaydın, geçmişin mirasını ve geleceğin emanetini taşıdıklarını ifade ederek, İstiklal Marşının yazıldığı günler sıkıntılı ve zor şartların olduğu günlerdi. Şu anki hava şartları da o günlerdeki gibi bize zor günler geçirterek, o günlere nazire yapıyor. dedi.
Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Erdem Karaca ise eski çağlardan günümüze milli marşların tarihi oluşumlarını anlattı. Karaca, şöyle dedi: Milli marş ya da istiklal marşı olgusu, bir milletin ve devletin varlığını, istiklalini ve egemenliğini gösteren milli sembollerdendir. Bu marşlar, övücü bir güfteye ve özel bir besteye sahiptirler. Osmanlılarda mehter marşı yerine bir kısım marşlar milli marş olarak çalınıp söylenmiştir. Bu yöntemle herhangi bir milli bilinç oluşmamıştır. Çünkü güfte ya da beste olarak bu çalışmaların hiçbirisi halk kitlesine mal edilememiştir. Bu nedenle de çok defa sıkıntılar yaşanmıştır. Osmanlı Devleti döneminde saltanat alameti sayılan mehter, Millî Savunma Bakanlığı tarafından lağvedilerek yerine yeni Türk devletinde, millî egemenlik alameti olarak İstiklal Marşı esas alınmıştır.
Mehmet Akif Ersoy hakkında bilgi veren Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü öğrencileri, Mehmet Akifin hayatından, şiirlerinden, eserlerinden, İstiklal Marşını yazma sürecinden ve finale kalan şiirler hakkında bilgi verdi. Ayrıca, İstiklal Marşının 724 şiir arasından en iyi şiir olarak seçildiğini ve Mehmet Akifin İstiklal Marşını para karşılığında yazmadığını da belirtti.
Öğrenciler tarafından finale kalan şiirlerden kesitler sunularak devam eden kutlama programı, İstiklal Marşının okunmasıyla sona erdi.
Kutlama programına; Bitlis Valisi Nurettin Yılmaz, Bitlis Eren Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Ali Mükremin Apaydın, Emniyet Müdürü Halil İbrahim Doğan, İl Genel Meclis Başkanı Mirza Irmak, Polis Meslek Yüksekokulu Müdürü Ali Öz, Eren Üniversitesi Meslek Yüksekokulu müdürleri, idari ve akademik personel ve çok sayıda öğrenci katıldı.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 11.03.2011 | | | BitlisErenÜniversitesiİstiklalMarşı?nınkabulüveMehmetAkifErsoy?uandıBitlis Eren Üniversitesi İstiklal Marşı?nın kabulü ve Mehmet Akif Ersoy?u andı |
|
| Ulaştırma Bakanı Yıldırım: İzmir'e hizmet boynumuzun borcudur | Samanyolu Haber | 21.02.2011 16:56 |  | | Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Gaziemir ilçesindeki Otokentin çevre yolu bağlantısını hizmete açtı. 400 metrelik yolun açılmasıyla ilgili törende konuşan Yıldırım, geçmiş dönemlerde Otokent ve 6. Sanayi Sitesine girebilmek için 5 bin 600 metre gidilmesi gerektiğini, şimdi ise yolun 400 metreye düştüğünü söyledi. 45 günde 1 milyon lira harcanarak yapılan yolun, bir yıl içinde 5 milyon lira tutarında gelir sağlayacağını kaydeden Bakan Yıldırım, İzmir, Türkiyenin birçok ilklerinin şehridir. Türkiye Cumhuriyetinin bağımsızlığının sembolü bir şehirdir. İlk kurşun burada atıldı, istiklâl mücadelesinde İzmir, Türkiyeyle tek yürek oldu. Bu mücadeleyle ülkenin istiklâlini ve istikbalini hep beraber hazırladık. İzmir Türkiyenin batıya açılan penceresi, ülkenin ticaretinin ve refahının olduğu şehirdir. Dolayısıyla buraya hizmet yakışır. İzmirin lâyık olduğu hizmetleri getirmek de boynumuzun borcudur. dedi.
Açılışa İzmir Valisi Mustafa Cahit Kıraç, Manisa Valisi Celalettin Güvenç, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Karayolları Genel Müdürü M. Cahit Turan, Karayolları 2. Bölge Müdürü Erol Altun, çok sayıda bürokrat ve vatandaş hazır bulundu. Lokma dökülmesi ve Mehter Marşıyla karşılanan Bakan Binali Yıldırıma en büyük morali, Otokent Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Akın verdi. Akın, söz konusu yolun yaklaşık 10 yıldır yapılmadığını, Yıldırımın kendilerine ziyarete gelerek konuyu derhal çözüme kavuşturduğunu söyleyen Akın, Sizin hızınıza yetişemiyoruz. Ulaşılan ve erişilen bir Türkiye yaptınız. diyerek teşekkür etti.
Daha sonra kürsüye çıkan Karayolları Genel Müdürü Turan ise Otokent, 6. Sanayi Sitesi ve Gedizin trafik yoğunluğunun bu yol sayesinde azaldığını, ESBAŞ ve Gaziemir kavşaklarındaki yoğunluğun da hafiflediğini anlattı. Turan, 8,50 metre genişliğinde ve 400 metre uzunluğundaki yol için 16 bin metre alan kazıldığını, 3 bin metre dolgu, bin 700 ton bitümlü sıcak karışım (BSK), 300 metre beton ve 800 metre oto korkuluk kullanıldığını, 7 bin metre yeşil alan yapılıp bin 500 adet fidan dikildiğini ve bir hafta içinde hizmete açılacağını aktardı. Toplam 1 milyon liraya mal olan çevre yolu bağlantısının bölgenin yükünü hafifleteceğini belirten Cahit Turan Aydın, Karşıyaka ve Buca istikametinden gelen araçların Otokent, Gediz ve 6. Sanayi Sitesine kolaylıkla girebileceğinin altını çizdi. Söz konusu mesafenin 5 km. kısalmasının millî servete de büyük katkısı bulunduğunu vurgulayan Turan, yolun 45 günde bittiğini kaydetti.
Aliağa-Menderes Hafif Raylı Sistemiyle ilgili bilgi de veren Ulaştırma Bakanı Yıldırım da 80 km.lik Türkiyenin en uzun ve en büyük toplu taşıma projesini İzmire kazandırdıklarını söyledi. Projenin bir hafta içinde 600 bin İzmirlinin taşınmasını sağladığını aktaran Binali Yıldırım, 31 istasyona sadece 170 kuruşa seyahat edildiğini belirtti. Bu çalışmaları, İzmir Büyükşehir Belediyesinin muhalefet partisinde olmasına bakmadan yaptıklarına dikkat çeken Bakan Yıldırım, Hizmette siyaseti ön planda tutsaydık, bu projeyi yapmazdık. Belediyesi, anamuhalefet demedik. Mesele İzmire hizmetse, siyaset teferruattır. Beraberce yaptık ve hizmete sunduk. şeklinde konuştu.
Daha sonra kurdele kesilerek yol hizmete açıldı.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 21.02.2011 | | | UlaştırmaBakanıYıldırımİzmirehizmetboynumuzunborcudurUlaştırma Bakanı Yıldırım İzmire hizmet boynumuzun borcudur |
|
| Kamer Genç'e kınama | Samanyolu Haber | 17.12.2010 12:30 |  | | Adnan Menderes hakkında yakışıksız ifadeler kullanan Kamer Gençe, Menderesin memleketi Aydında tepkiler artarak devam ediyor. Başta efeler olmak üzere Aydınlı siyasiler de büyük tepki gösteriyor. Gençin istifa etmesini, ayrıca CHPden de ihraç edilmesini istiyorlar.
CHP Milletvekili Gençin konuşması, başta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere milletvekillerinden ve Menderesin hemşehrileri olan Aydınlılardan tepki aldı. Aydın Yörük Efe Kültür Derneği de Kamer Gençi kınadı. Dernek Başkanı Muhsin Aydoğdu, Aydının kurtuluşunda Ayyıldız Çetesini kurarak Ovaeymir-Yeniköy cephesinde düşmanla savaşan, istiklâl madalyası alan, Atatürkün tavsiyesiyle siyasete atılan demokrasi şehidimiz merhum Başbakan Adnan Menderese kötü sözlerle ithamda bulunan Kamer Gençi kınıyoruz. Onun gibi bir şahsiyetin, Başkomutan Atatürkün partisinde ve Yüce Meclis çatısı altısında bulunması, biz Aydın efelerini üzmektedir. dedi. Gençin özür dilemesinin yeterli olmadığını belirten Aydoğdu, Aydındaki bütün sivil toplum kuruluşlarını da Menderese sahip çıkması gerektiğini söyledi. Muhsin Aydoğdu, Türkiyeye mal olmuş Adnan Menderese sadece bizim derneğimizin sahip çıkmasıyla olmaz. Bir de CHP Aydın Milletvekili Sayın Fatih Atay, kendi partisinde olan Kamer Gençin bu hatasından dolayı partiden ihraç edilmesi için elinden geleni yapmalı. Eğer yapamıyorsa kendisi istifa etmeli. Öte yandan dernek olarak Genç hakkında dava açmayı düşünüyoruz, avukatlarımız konuyu araştırıyor. şeklinde konuştu.
Aydın Kuvayi Milliye ve Mücahitler Derneği Başkanı Mustafa Yormaz, CHP Milletvekili Gençin talihsiz bir açıklama yaptığını belirterek, TBMMde özür dilemesi, kabahatini örtmez. Aydın halkına da bir özür borçludur, çünkü merhum Adnan Menderes, Aydının bir simgesidir. dedi.
CHP Aydın İl Başkanı Tunç Aytur da Kamer Gençin ifadelerini tasvip etmediklerini belirtti: Sayın Gençin, merhum Başbakanımız Menderes hakkında kullandığı ifadeler çok yanlıştı. Görüşünü paylaşmamız mümkün değil. Talihsiz bir beyandır. Kendisi de halktan özür dilemiştir. Keşke olmasaydı, çok yanlış bir demeç.
AK Parti Aydın Milletvekili Mehmet Erdem, Gençi kınayarak, Kamer Genç, TBMMnin mehabetine ve saygınlığına yakışmayacak şekilde konuşarak, rahmetli Menderesi ırz düşmanı olarak itham etmiştir. AK Parti Grup Başkan Vekili Bekir Bozdağ kürsüdeki konuşmasıyla, milletvekilleri de yerlerinden tepkilerini ortaya koymuşlardır. Milletin bağrından çıkmış, inançlı, millete hizmet sevdalısı ve demokrasi şehidi bir başbakana yapılan bu ağır hakareti kınıyoruz. CHP zihniyetinin, eskiden beri rahmetli Adnan Menderesi sevmediğini biliyoruz ancak Genç, haddini ve boyunu aşmıştır. TBMMnin onurlu üyeleri olarak, CHP Milletvekili Kamer Gençin bu konuşmasından utanç duyuyoruz. Bizler Adnan Menderesi her zaman hayırla ve saygıyla yâd ediyoruz. dedi.
DP Aydın İl Başkanı Engin Polat, Kamer Gençin demokrasi şehidi Adnan Menderese çirkin bir iftira atmak istediğini, bunun Türk siyaset tarihine kara bir leke olarak geçtiğini söyledi. Polat, CHPnin Kamer Gençi acilen ihraç etmesi gerek. Türkiye Cumhuriyeti tarihine adını altın harflerle yazdırmış, bugün taraflı tarafsız herkesin saygıyla andığı bir başbakan hakkında daha önce benzerine rastlanmamış iftiralarda bulunarak kutsal hatırasına, ailesine, Yüce Meclise ve partimize hakaret eden bir anlayış için söylenebilecek fazla söz yoktur. Kamer Genç, son tahkirleriyle sabırları iyice taşırmıştır. Açıkçası biz, Gençten bundan sonra olumlu bir hareket beklemiyoruz. Siyasi sabıka kayıtları Meclis tutanaklarından taşmış bu saldırgan ve iftiracı kişi için söyleyecek çok fazla sözümüz yok. Kendisiyle başkalarını karıştırmasın. Çiçek suladığı günleri tüm Türkiye biliyor. diye konuştu.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 17.12.2010 | | | KamerGençekınamaKamer Gençe kınama |
|
| 'Ulusalcılık Türk milliyetçiliğinin düşmanı' | Samanyolu Haber | 22.11.2010 12:42 |  | | Bahçelinin yıllarca danışmanlığını yapan Prof. Dr. Vedat Bilginden çok çarpıcı tespitleri ? Seçimlere 7 ay kala siyasi partiler kendilerini siyasi yelpazede yeniden konumlandırma arayışı içine girdi. Başbakan Erdoğanın referandum stratejisi, şimdiden seçim sürecini ve muhalefet partilerini esir almış gibi. Yeni CHP ulusalcı tezlere uzak durma eğiliminde, Kılıçdaroğlu, küçümsenemeyecek orandaki ulusalcı CHP seçmenini 7 ayda dönüştüremeyeceğine göre, onların nereye kanalize olacağı siyasetin önünde duran önemli bir soru.
Referandum sürecinde ulusalcı seçmenle ortak bir dil kullanan MHPnin en yakın adres olduğu dillendiriliyor. CHPnin SHPlileşme süreci, MHPnin de Turgut Sunalpin MDPsi rolünü üstlenmesi ihtimalini beraberinde getiriyor. İnsanlara hürriyet, milletlere istiklâl gibi evrensel sloganları olan bir parti, ulusalcılığın da etkisiyle savunma hattını veya politik ufkunu Türkiye sınırlarına, hatta Türkiyenin de kıyılarına hapsetti.
Kapıları yeni CHPde kendisini bulamayanlarca zorlanacaktır. Bu yeni durum, MHPnin küskünlerle barışma hamlesini akamete uğratabilir, hatta ulusalcılık sendromunun etkisi ile MHP içinde yeni kopmalar yaşanabilir. MHP baraj baskısı altında bir can simidi olarak ulusalcı seçmene kapılarını açacak mı, yoksa ulusalcılık kuşatmasını yararak kendisini yeni bir milliyetçilik anlayışıyla konumlandırabilecek mi?
Yıllarca MHP Genel Başkanı Devlet Bahçelinin danışmanlığını yapan, ancak Bahçeli ile referandum sürecinde fikir ayrılığına düşen, partinin ideologlarından, MYK üyesi Prof. Dr. Vedat Bilgin ile konuştuk.
CHPnin SHPlileşmeye tartışmaları başladı, BDP ile ittifak gündeme getiriliyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
CHPnin BDP ile ittifakı CHPnin sonu olur. Bu da tüm siyasi dengeleri doğal olarak değiştirir. Bunun farkında olan CHPliler de zaten gecikmeksizin bunu reddettiklerini ilan ediyorlar. CHPnin böyle tarihi bir hatayı üstelik de ikinci kez yapacağını sanmam.
Milliyetçilerin, milletin kayıtsız şartsız egemenliğini savunması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Vedat Bilgin, çapıcı tespitlerde bulundu: Ulusalcılık, Türk milliyetçiliğinin düşmanıdır. Milliyetçiliğin yeni yüzyılda yeni bir yoruma ihtiyacı vardır. Milliyetçiler, devletçi değil demokrat olmalıdır. Devletçilikle artık hesaplaşmalıdır...
Milliyetçi siyaset özellikle 1980 sonrasını yeterince değerlendirilebildi mi?
Bu dönemin yeterince değerlendirilip değerlendirilmediğini şimdiden kestirmek mümkün değildir. Dünyayı, milliyetçiliğin yeni bir yüzyılın başındaki problemlerini yeniden yorumlamaya, dünyadaki fikir hareketlerini değerlendirmeye çalışan bir yaklaşıma ihtiyaç vardır. Burada yeterli cevapların ortaya konulmadığını düşünüyorum.
Neden yeterli cevaplar ortaya konulamıyor?
Bugün insanlara siz milliyetçi misiniz diye sorsak, belki farklı cevaplar verebilirler, ama Türkiye merkezli, dünyaya ve insanlığa, özgürlük, demokrasi, temel hak ve hürriyetler açısından yeni bir sentez yaparak cevap verme arayışı, Türkiyeyi ve Türkiyenin sahip olduğu medeniyet değerlerini ön plana çıkaran her yaklaşım milliyetçi tutuma sahip bir yaklaşımdır ve Türkiyede giderek yükselmektedir. Türkiye bu kadar millliyetçiyken, Türk dünyasında ve İslam coğrafyasında bu kadar önemli değişimler yaşanırken, Türkiyede siyaset yapan milliyetçiler bunu siyasete yeterince yansıtabilmişler midir? Burada ciddi sorun olduğunu düşünüyorum.
Yeni milliyetçilik anlayışı nasıl şekillenmeli?
Milli devletlerin kuruluş çağı geride kalmıştır, bugünkü çağ milli devletlerin demokratikleşmesi, milli devletler içinde sivil toplumun ön plana çıkması, sivil toplum içerisinde bireysel alanların gelişmesi çağıdır. Birey-sivil toplum, sivil toplum-devlet arasındaki ilişkilerin demokrasi ile sürdürülmesi milliyetçiliğin demokrasi perspektifini oluşturur. Devleti, sivil toplumun ve bireyin önüne geçirdiğimiz zaman artık orada milliyetçilik kalmaz, olsa olsa en basitinden devletçilik, en bayağısından da faşizme doğru bir kayış söz konusu olur.
Eklektik bir ideoloji
Kemalizm Türk Milliyetçiliğini esir mi aldı? Yoksa gönüllü bir teslim olma mı söz konusu?
Milliyetçilik ideolojisi Kemalizm gibi eklektik bir ideoloji, fikir tarafından teslim alınamaz, sadece kendisini milliyetçi olarak gören bazılarının kafasını karıştırabilir.
Türk milliyetçiliğinin Atatürk milliyetçiliğinden farkını siz nasıl açıklıyorsunuz?
Türk milliyetçiliği, tarihi, kültürel zemini olan ve büyük bir imparatorluğun mirasının yarattığı bir fikir sentezidir, dolayısıyla Atatürk milliyetçiliği, Ahmet-Mehmet milliyetçiliği diye bir milliyetçilik olmaz. Kemalizm ve Atatürk milliyetçiliği üzerinden bir ulusalcılık inşa edilmeye çalışılıyor.
Siyasiler farklılaşmayı dikkate almalıdır
Anasol- M koalisyonunu da hatırladığımızda, ulusalcılık ile MHPde temsil edilen milliyetçilik anlayışı artık birlikte hareket ediyor gibi.
Milliyetçilik milletin kültürel varlığını, bütünüyle meşru bir alan olarak görür, kendi | | Samanyolu Haber Son Dakika 22.11.2010 | | | UlusalcılıkTürkmilliyetçiliğinindüşmanıUlusalcılık Türk milliyetçiliğinin düşmanı |
|
| MHP'de yeni kopmalar olacak mı ? | Samanyolu Haber | 22.11.2010 12:06 |  | | Bahçelinin yıllarca danışmanlığını yapan Prof. Dr. Vedat Bilginden çok çarpıcı tespitleri ? Seçimlere 7 ay kala siyasi partiler kendilerini siyasi yelpazede yeniden konumlandırma arayışı içine girdi. Başbakan Erdoğanın referandum stratejisi, şimdiden seçim sürecini ve muhalefet partilerini esir almış gibi. Yeni CHP ulusalcı tezlere uzak durma eğiliminde, Kılıçdaroğlu, küçümsenemeyecek orandaki ulusalcı CHP seçmenini 7 ayda dönüştüremeyeceğine göre, onların nereye kanalize olacağı siyasetin önünde duran önemli bir soru.
Referandum sürecinde ulusalcı seçmenle ortak bir dil kullanan MHPnin en yakın adres olduğu dillendiriliyor. CHPnin SHPlileşme süreci, MHPnin de Turgut Sunalpin MDPsi rolünü üstlenmesi ihtimalini beraberinde getiriyor. İnsanlara hürriyet, milletlere istiklâl gibi evrensel sloganları olan bir parti, ulusalcılığın da etkisiyle savunma hattını veya politik ufkunu Türkiye sınırlarına, hatta Türkiyenin de kıyılarına hapsetti.
Kapıları yeni CHPde kendisini bulamayanlarca zorlanacaktır. Bu yeni durum, MHPnin küskünlerle barışma hamlesini akamete uğratabilir, hatta ulusalcılık sendromunun etkisi ile MHP içinde yeni kopmalar yaşanabilir. MHP baraj baskısı altında bir can simidi olarak ulusalcı seçmene kapılarını açacak mı, yoksa ulusalcılık kuşatmasını yararak kendisini yeni bir milliyetçilik anlayışıyla konumlandırabilecek mi?
Yıllarca MHP Genel Başkanı Devlet Bahçelinin danışmanlığını yapan, ancak Bahçeli ile referandum sürecinde fikir ayrılığına düşen, partinin ideologlarından, MYK üyesi Prof. Dr. Vedat Bilgin ile konuştuk.
CHPnin SHPlileşmeye tartışmaları başladı, BDP ile ittifak gündeme getiriliyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
CHPnin BDP ile ittifakı CHPnin sonu olur. Bu da tüm siyasi dengeleri doğal olarak değiştirir. Bunun farkında olan CHPliler de zaten gecikmeksizin bunu reddettiklerini ilan ediyorlar. CHPnin böyle tarihi bir hatayı üstelik de ikinci kez yapacağını sanmam.
Milliyetçilerin, milletin kayıtsız şartsız egemenliğini savunması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Vedat Bilgin, çapıcı tespitlerde bulundu: Ulusalcılık, Türk milliyetçiliğinin düşmanıdır. Milliyetçiliğin yeni yüzyılda yeni bir yoruma ihtiyacı vardır. Milliyetçiler, devletçi değil demokrat olmalıdır. Devletçilikle artık hesaplaşmalıdır...
Milliyetçi siyaset özellikle 1980 sonrasını yeterince değerlendirilebildi mi?
Bu dönemin yeterince değerlendirilip değerlendirilmediğini şimdiden kestirmek mümkün değildir. Dünyayı, milliyetçiliğin yeni bir yüzyılın başındaki problemlerini yeniden yorumlamaya, dünyadaki fikir hareketlerini değerlendirmeye çalışan bir yaklaşıma ihtiyaç vardır. Burada yeterli cevapların ortaya konulmadığını düşünüyorum.
Neden yeterli cevaplar ortaya konulamıyor?
Bugün insanlara siz milliyetçi misiniz diye sorsak, belki farklı cevaplar verebilirler, ama Türkiye merkezli, dünyaya ve insanlığa, özgürlük, demokrasi, temel hak ve hürriyetler açısından yeni bir sentez yaparak cevap verme arayışı, Türkiyeyi ve Türkiyenin sahip olduğu medeniyet değerlerini ön plana çıkaran her yaklaşım milliyetçi tutuma sahip bir yaklaşımdır ve Türkiyede giderek yükselmektedir. Türkiye bu kadar millliyetçiyken, Türk dünyasında ve İslam coğrafyasında bu kadar önemli değişimler yaşanırken, Türkiyede siyaset yapan milliyetçiler bunu siyasete yeterince yansıtabilmişler midir? Burada ciddi sorun olduğunu düşünüyorum.
Yeni milliyetçilik anlayışı nasıl şekillenmeli?
Milli devletlerin kuruluş çağı geride kalmıştır, bugünkü çağ milli devletlerin demokratikleşmesi, milli devletler içinde sivil toplumun ön plana çıkması, sivil toplum içerisinde bireysel alanların gelişmesi çağıdır. Birey-sivil toplum, sivil toplum-devlet arasındaki ilişkilerin demokrasi ile sürdürülmesi milliyetçiliğin demokrasi perspektifini oluşturur. Devleti, sivil toplumun ve bireyin önüne geçirdiğimiz zaman artık orada milliyetçilik kalmaz, olsa olsa en basitinden devletçilik, en bayağısından da faşizme doğru bir kayış söz konusu olur.
Eklektik bir ideoloji
Kemalizm Türk Milliyetçiliğini esir mi aldı? Yoksa gönüllü bir teslim olma mı söz konusu?
Milliyetçilik ideolojisi Kemalizm gibi eklektik bir ideoloji, fikir tarafından teslim alınamaz, sadece kendisini milliyetçi olarak gören bazılarının kafasını karıştırabilir.
Türk milliyetçiliğinin Atatürk milliyetçiliğinden farkını siz nasıl açıklıyorsunuz?
Türk milliyetçiliği, tarihi, kültürel zemini olan ve büyük bir imparatorluğun mirasının yarattığı bir fikir sentezidir, dolayısıyla Atatürk milliyetçiliği, Ahmet-Mehmet milliyetçiliği diye bir milliyetçilik olmaz. Kemalizm ve Atatürk milliyetçiliği üzerinden bir ulusalcılık inşa edilmeye çalışılıyor.
Siyasiler farklılaşmayı dikkate almalıdır
Anasol- M koalisyonunu da hatırladığımızda, ulusalcılık ile MHPde temsil edilen milliyetçilik anlayışı artık birlikte hareket ediyor gibi.
Milliyetçilik milletin kültürel varlığını, bütünüyle meşru bir alan olarak görür, kendi | | Samanyolu Haber Son Dakika 22.11.2010 | | | MHPdeyenikopmalarolacakmı?MHPde yeni kopmalar olacak mı ? |
|
| Ergenekon Davası Yeni İstiklâl Mahkemeleri sürecini mi yaşatıyor | Milli Gazete | 13.11.2010 17:51 |  | | | Bu yazıya başlarken iki gündür zihnimde dolaştırdığım, üzerinde durmaya, soğukkanlılığımı korumaya çalıştığım bu konuyu kime nasıl izah edeceğimi düşünedurdum. Üç yılı aşkın bir zamandır süren, ayları bulan bu konunun taraflarındaki aşırılıklar, bunun doğuracağı sonuçlar benim açımdan dün bir kez daha ürküttü. Nedenim şu: 1980 yılından beri tanıdığım kimi dostlarla bir sohbetteyiz. Bu sohbette söz konusu dostlarım AKPli şu anda. Fanatik. Bir futbol takımını tutanlardan hiç mi hiç farkları yok. Üstelik bunlar Milli Görüşün eski taraftarları.
Yargılanmakta olan sanıklardan biri olan Prof. Dr. Mehmet Haberalin neden hastane koğuşunda tutulduğu, niçin hücrede tutulmadığı konuşuldu. Dinliyordum. Oradaki gerilimi görünce dehşete kapıldım. Haberalın neden idam edilmediği bile tartışıldı. Aylardır tutuklu bulunan söz konusu sanık niçin tutuklandığının, kendisine sorulan soruların absürd /saçmalığının yanıtını bile bulmakta zorlanıyor insan. Patalya otelinde niçin bu toplantılar yapıldı? tarzlı sorulara kargalara bile güler. AK Parti kurulurken toplantılar benim otelimde yapıldı karşılığını veriyor. Haberalin bunlarla ilişkileri yok demek istemiyorum.... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 13.11.2010 | | | ErgenekonDavasıYeniİstiklâlMahkemelerisürecinimiyaşatıyor Ergenekon Davası Yeni İstiklâl Mahkemeleri sürecini mi yaşatıyor |
|
| İslâmî Edebiyat’ın Âkif’i | Milli Gazete | 18.05.2010 00:15 |  | | | 50. sayısını Mehmed Âkif Özel sayısı olarak yayımlayan İslâmî Edebiyat dergisi Prof. Dr. Osman Öztürk, Ertuğrul Düzdağ, Mustafa Özçelik, Ali Nar ve Şakir Diclehanın yazılarıyla İstiklâl şairimizi esaslı bir değerlendirmeye tabi tutuyor. Yirmi beşinci yılında 50. sayıya ulaşan dergide Filistinli şair Tevfik Ziyaddan şiir de yer alıyor.
İslâmî Edebiyat dergisi 50. sayısını Mehmet Âkife ayırdı. Ali Narın genel yayın yönetmenliğini, Siyami Akyelin yazı işleri müdürlüğünü yaptığı İslâmî Edebiyat, Âkif dosyasını Prof. Dr. Osman Öztürkün Mahir İz hocamdan öğrendiğim Mehmet Âkif yazısıyla açıyor. Mahir İz hocanın Safahat hafızı olduğunu dile getiren Öztürk, Merhum üstadın hangi işe yönelirse mükemmelin peşinde olduğunu ve bunu da başardığını yine Ondan öğrendim. Yüzmedeki birinciliğini, gülle atmadaki şampiyonluğunu, başa güreştiğini, Fatin Hocaya verdiği söz yerine gelsin diye bir kış kıyamette Kadıköyden Kandilliye yürüdüğünü... tespitlerini okurla paylaşıyor. Ertuğrul Düzdağ, Mehmet Âkifle ilgili analizinde İstiklâl Marşının Yazılışı-Kabülü konusunu ele alıyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Ordu Erkân-ı Harbiye Riyâsetinin (Genel Kurmay Başkanlığının) isteği üzerine, 1920 yılında, o zor ve heyecanlı günlerin mânâsını ve imanlı havasını terennüm ederek, kalplere kuvvet ve heyecan aşılayarak bir milli marş yazdırılmasına karar vermişti. Bu marş istiklâl için çarpışılan o günlerdeki yüksek duyguları gelecek nesillere de duyuracak ve düşmanlarından kurtulup yeniden kurulacak olan devletin İstiklâl Marşı olacaktı. Bunun için 1920 yılı Kasım ayının başlarında Türk şairlerine çağrıda bulunuldu, İstiklâl Marşı için bir müsabaka açıldı ve birinciliği kazanana beş yüz lira mükâfat verileceği duyuruldu. Mehmet Âkif merhûm bu müsabakaya katılmadı. Bunun sebebinin verileceği bildirilen mükâfat olduğu kendisini tanıyanlarca biliniyordu... devamı | | Milli Gazete Son Dakika 18.05.2010 | | | İslâmîEdebiyat’ınÂkif’iİslâmî Edebiyat’ın Âkif’i |
|
| MÜMTAZ'ER TÜRKÖNE - 'Milletin istiklâl ve istikbalini' kim kurtaracak? | Zaman | 04.04.2010 01:54 |  | | |
| MÜMTAZ'ER TÜRKÖNE - 'Milletin istiklâl ve istikbalini' kim kurtaracak? | Zaman | 04.04.2010 01:53 |  | | |
| İSRAİL GENERALİ | Samanyolu Haber | 17.02.2009 08:29 |  | | Başkan Obama ile yeni bir dünya politikası oluşuyor. Davos’ta bir Gazze paneli düzenlenmesini bile düşündürücü bulmuştuk. Moderatör denen herifin bir başbakana sürekli eliyle temas etmesi, bir devlet başkanının meydan nutku verir gibi çok yüksek tonla azarlamaya kalkışması, hattâ Arap Birliği genel sekreterinin suskunluğu, sonuçta Türkiye Başbakanı’nı çok sert davranışa mecbur bıraktı. Sonra bu davranışın Hamas hesabına yapıldığı gibi deli saçması açıklamalar duyuldu.
Başkan Obama ile yeni bir dünya politikası oluşuyor. Birileri, bu politikada Türkiye’nin, bazı devletlerle arasının açılmasına çalışıyor. Nisan ayında anti-Türk bir kampanya muhtemeldir. Türk etkisinin azaltılmak istendiği ise kesindir.
Komplo teorileri, jeopolitikten nasipsiz kişilerin kuşkuları ile espri konusuna dö-nüştürüldü. Ama komplo denen şey mutlaka mevcuttur. Devletlerin hem iç yönetimlerinde, hem devletlerarası ilişkilerde...
İsrail kara kuvvetleri (yani ordusu) komutanı tümgeneralin Türkiye aleyhine dehşet verici çıkışı dikkat çekicidir (İsrail’de yalnız genelkurmay başkanı korgeneraldir, orgeneral hiç yoktur). Bu tür lafları arada bazı politikacılar ve gazeteciler söylerler. Onlar bile bu derecede ileri gitmezler. Hiçbir demokraside bir asker, üniformasını kesin şekilde çıkarmadıkça, böyle bir konuşma yapamaz. Yoksa dünyanın hâli nice olur? Her devletin generallerinin birbirlerine hakaret ettikleri bir dünyayı düşünmek bile tüyler ürperticidir.
Türkiye tahrik edilmek, küçük düşürülmek, dengesiz bir devlet gibi gösterilmek isteniyor. En korkuncu, 500 yıldır Türk olan İstanbul Musevilerine karşı kışkırtılmamızdır.
Rusya’ya gelince, ilişkilerimizi geliştirmeye hazır ve istekliyiz. Ama Osmanlı’nın son asrında Türkiye’ye musallat olduğu, Karadeniz kuzeyini, Balkanlar’ı, Kafkasya’yı, Orta Asya’yı istilâ ettiği, Türk ülkelerine, yamyamlara bağımsızlık verildikten yarım yüzyıl sonra istiklâl tanıdığı için Rusya’ya teşekkür falan etmiyoruz. 1980 öncesinde Türkiye’de iç savaş çıkartıldığını da unutmadık. Rusya’yı Türk aleyhinde olmayan her politikasında destekleyelim. Ancak stratejik müttefikimizin Amerika olduğunu unutmayalım. Unutursak, pek çok sistem yerinden oynar ve altında kalırız... | | Samanyolu Haber Son Dakika 17.02.2009 | | | İSRAİLGENERALİİSRAİL GENERALİ |
|
|
| |