itirazım | |
|
| Kılıçdaroğlu'na kırgınım ama itirazım gidişata | Zaman | 06.05.2012 02:06 |  | | |
| 'Her zaman Kılıçdaroğlu'nun yanındayım' | Cumhuriyet Gazetesi | 05.05.2012 15:49 |  | | |
| Eğitimde sorun sadece 'kesintisiz' oluşu değildi | Milli Gazete | 28.04.2012 10:11 |  | | | 28 Şubat sürecinin bir sonucu olarak topluma dayatılan 8 yıllık kesintisiz zorunlu eğitimin sakıncalarına bu köşede çeşitli kereler temas ettim. Bu bakımdan zorunlu eğitimin kesintisiz olmaktan çıkartılarak kesintili hale getirilmesine destek verenlerdenim. Kesintisiz zorunlu eğitimin hedefi belliydi. Tamamen ideolojik bir yaklaşımın ürünüydü. Hedef imam hatip okullarıydı. Yani dinini bilen tahsilli insanların artmasından duyulan rahatsızlığın bir neticesiydi. Bu sebeple zorunlu eğitimin kesintisiz olmaktan çıkartılarak kesintili hale gelmesi olumlu bir adımdır. Ancak, zorunlu eğitimin kesintilide olsa 12 yıla çıkartılması konusunda tereddütlerim var. Çünkü, hala eğitim sistemi belirli bir standarda kavuşturulabilmiş değil. Dershaneler ile okullardan oluşan iki eğitim kurumu vardır. Bu noktada dershanelerin böylesine yaygınlık kazanmasının sebebi üzerinde düşünülmesi gerekir.Peşin olarak dershaneleri birer ticari kurum olarak kabul edip eğitimde ticaretin yeri olmayacağını ileri sürmek doğru bir yaklaşım olmaz. O zaman tüm özel eğitim kurumlarına da bu mantıkla karşı çıkmak gerekir.Yıllar önce bu memlekette özel yüksek okullara karşı yürütülen kampanyalar sonucu tüm özel yüksek okullar devletleştirildi ve resmi üniversiteler haline getirildi. Şimdilerde ise eğitimin her safhasında özel okullar teşvik edilmeye başlandı. Hatta gelinen noktada dershanelerin okula dönüşmesi isteniyor ve bunun teşvik edileceği en yetkili ağızlardan ifade ediliyor.Dershanelerin özel okullara dönüşmesine fazla bir itirazım yok. Ancak, bu noktada dershanelerin hangi ihtiyaçtan doğduğu, bu ihtiyacın hala devam edip etmediğinin araştırılması gerekir diye düşünüyorum.... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 28.04.2012 | | | EğitimdesorunsadecekesintisizoluşudeğildiEğitimde sorun sadece kesintisiz oluşu değildi |
|
| Bir bakalım Lamia'nın suçu neymiş? | Posta | 14.04.2012 06:08 |  | |
Fatmagülün Suçu Ne? dizisinde (Kanal D) eksen bir parça Lamia karakterine doğru kaydırıldı. Sanırım Fatoş ile Kerim hattından çıkarabilecek bir düğün hikayesi kaldı. Lamia ve ilişkileri hani dizilerde entrika aşk ikilisi arayanlar için bir parça daha tatmin edici. Fatmagülde Fatmagül karakteri için deniz bitti de diyebiliriz. Şu önümüzdeki iki ayı da kazasız belasız doldurabilirlerse senaristler, sen sağ, ben selamet göndereceğiz bu diziyi de geçmişimize!
Saray aç kalır vallahi!
Muhteşem Yüzyılda (Star TV) resmedilen saray mutfağına itirazım olacak. Elbette ki sultan ve eşra... | | Posta Köşe Yazıları 14.04.2012 | | | BirbakalımLamianınsuçuneymiş?Bir bakalım Lamianın suçu neymiş? |
|
| Bir bakalım Lamia'nın suçu neymiş? | Posta | 14.04.2012 05:31 |  | |
Fatmagülün Suçu Ne? dizisinde (Kanal D) eksen bir parça Lamia karakterine doğru kaydırıldı. Sanırım Fatoş ile Kerim hattından çıkarabilecek bir düğün hikayesi kaldı. Lamia ve ilişkileri hani dizilerde entrika aşk ikilisi arayanlar için bir parça daha tatmin edici. Fatmagülde Fatmagül karakteri için deniz bitti de diyebiliriz. Şu önümüzdeki iki ayı da kazasız belasız doldurabilirlerse senaristler, sen sağ, ben selamet göndereceğiz bu diziyi de geçmişimize!
Saray aç kalır vallahi!
Muhteşem Yüzyılda (Star TV) resmedilen saray mutfağına itirazım olacak. Elbette ki sultan ve eşra... | | Posta Magazin 14.04.2012 | | | BirbakalımLamianınsuçuneymiş?Bir bakalım Lamianın suçu neymiş? |
|
| Bir bakalım Lamia'nın suçu neymiş? | Posta | 14.04.2012 05:31 |  | |
Fatmagülün Suçu Ne? dizisinde (Kanal D) eksen bir parça Lamia karakterine doğru kaydırıldı. Sanırım Fatoş ile Kerim hattından çıkarabilecek bir düğün hikayesi kaldı. Lamia ve ilişkileri hani dizilerde entrika aşk ikilisi arayanlar için bir parça daha tatmin edici. Fatmagülde Fatmagül karakteri için deniz bitti de diyebiliriz. Şu önümüzdeki iki ayı da kazasız belasız doldurabilirlerse senaristler, sen sağ, ben selamet göndereceğiz bu diziyi de geçmişimize!
Saray aç kalır vallahi!
Muhteşem Yüzyılda (Star TV) resmedilen saray mutfağına itirazım olacak. Elbette ki sultan ve eşra... | | Posta Son Dakika 14.04.2012 | | | BirbakalımLamianınsuçuneymiş?Bir bakalım Lamianın suçu neymiş? |
|
| Evren'in son zaferi | Haber7 | 07.04.2012 14:02 |  | | | Sosyalist olarak ben AKP’ye ve politikalarına egemen sınıfın çıkarlarını temsil ettiği için karşıyım. Kenan Evren’i, Veli Küçük’ü, Çetin Doğan’ı yargılamasına ise hiç itirazım yok. | | Haber7 Son Dakika 07.04.2012 | | | EvreninsonzaferiEvrenin son zaferi |
|
| Şerefle görevimin başındayım | Hürriyet | 03.04.2012 11:42 |  | | TBMM Başkanı Cemil Çiçek, 4+4+4 yasasının görüşmelerini karıştıran milletvekili tweet’lerine ilişkin, “Hepimizin biraz daha sorumlu hareket etmesi lazım. Bunların olmaması gerekir. Twitter imkânsa elbette kullanılıyor. Ama nasıl kullanıldığına itirazım var” dedi. | | Hürriyet Güncel 03.04.2012 | | | ŞereflegöreviminbaşındayımŞerefle görevimin başındayım |
|
| Şerefle görevimin başındayım | Hürriyet | 03.04.2012 03:18 |  | | TBMM Başkanı Cemil Çiçek, 4+4+4 yasasının görüşmelerini karıştıran milletvekili tweet’lerine ilişkin, “Hepimizin biraz daha sorumlu hareket etmesi lazım. Bunların olmaması gerekir. Twitter imkânsa elbette kullanılıyor. Ama nasıl kullanıldığına itirazım var” dedi.
  | | Hürriyet Güncel 03.04.2012 | | | ŞereflegöreviminbaşındayımŞerefle görevimin başındayım |
|
| Karakaş: Verilen cezaya itirazım yok | Haber7 | 03.03.2012 15:12 |  | | |
| Zekeriya Alp’e itirazım var - Erman TOROĞLU | Hürriyet | 03.03.2012 04:05 |  | | |
| İngilizce alaturka olmaz | Star | 28.02.2012 01:35 |  | | | Eurovision şarkısını değerlendiren Kıraç “Can Bonomo’ya da bestesine de itirazım yok. İtirazım Türkiye’yi temsil edecek alaturka şarkının İngilizce okunmasıdır” dedi. | | Star Magazin 28.02.2012 | | | İngilizcealaturkaolmazİngilizce alaturka olmaz |
|
| Kızıştırmacı gazetecilik - Cengiz SEMERCİOĞLU | Hürriyet | 22.02.2012 08:09 |  | | |
| Kızıştırmacı gazetecilik - Cengiz SEMERCİOĞLU | Hürriyet | 22.02.2012 05:10 |  | | |
| Pentagon'un şaşırmasına şaşırdım !.. | Milli Gazete | 10.01.2012 10:39 |  | | | Eski bir Genelkurmay Başkanının tutuklanmasının ülkemizde önemli bir değişimi gösterdiğini daha önceki bir yazımda ifadeye çalıştım. Halbuki normal işleyen bir hukuk sisteminde insanların makamlarına ve zenginliklerine göre değerlendirilmesi ve yargı önüne çıkartılmasının özel bir yanı olmaması gerekir. Ne var ki ülkemizde bir türlü demokrasi ve hukuk devleti rayına oturtulamadığı için bugünlerde yüksek rütbeli askerlerin tutuklanıyor olması adeta bir devrim gibi algılanıyor. Buna karşılık yanlış istihbarat sonucu Uluderede 35 vatandaşımızın öldürülmesi olayı gündemden düştü bile. Hem de olayın sorumluları hakkında ciddi bir açıklama yapılmadan hadise unutulmaya terk edildi. Söylenen olayla ilgili olarak araştırma ve incelemenin sürdüğü... Bu arada bir de Uludere Alay Komutan Vekili albayın görevden alındığı haberi medyaya yansıdı. Sanki olayın birinci dereceden sorumlu tek yetkilisi Alay Komutan Vekiliymiş gibi bir hava oluşturuldu.
Görünen o ki olayla ilgili araştırma ve inceleme daha sürecek. Sürmesine bir itirazım yok da eğer unutturulmaya çalışılacak olursa ciddi endişelerimin oluşacağını belirtmek isterim. Eğer terörle ciddi bir mücadele verilecekse bu mücadele sırasında yaşanan kazalar hususunda da toplumun bilgilendirilmesi gerektiğini düşünüyordum. Aksi halde geçmiş dönemlerde ısrarla eleştirildiğimiz konumdan ileri gidememiş oluruz.... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 10.01.2012 | | | PentagonunşaşırmasınaşaşırdımPentagonun şaşırmasına şaşırdım |
|
| Başbuğ için küçük bir itirazım var Mehmet OCAKTAN | Star | 10.01.2012 02:45 |  | | |
| Kadın ruhundan anlamam ama Ahmet Altan’a itirazım var Ahmet KEKEÇ | Star | 06.01.2012 01:28 |  | | |
| Yeni anayasa ve Devlet Başkanının yetkisi | Milli Gazete | 27.12.2011 20:51 |  | | |
Görülüyor ki uzlaşı ile yeni bir anayasa yapılması pek mümkün değil. Bu konuda tüm çabalara rağmen sonuç alınması zayıf bir ihtimal. Bu arada yeni anayasa ile ilgili açıklamalarda bir yandan yeni bir anayasa yazılmadığı, yeni bir anayasa yapılmak istendiği söyleniyor, öbür yandan da Cumhurbaşkanının yetkilerinin artırılması gerektiği ileri sürülüyor. Cumhurbaşkanının yetkileri artırılsın ki Başbakan Erdoğan Köşke çıksın isteniyor. Hemen belirteyim ki şartlar uygun olursa elbette Başbakan Erdoğan Köşke çıkabilir buna bir itirazım yok. Ancak, bir yandan uzlaşı ile yeni bir anayasa yapılmak istendiği söylenirken öbür yandan Cumhurbaşkanının yetkilerinin artırılmasını gündeme getirmek zaten pek ihtimal dahilinde görülmeyen uzlaşmanın tekerine çomak sokmak anlamına gelmez mi? Çünkü AK Parti aldığı yüzde 50 oya rağmen Mecliste yeni bir anayasayı referanduma dahi götürecek sandalye sayısına sahip değildir.
Yani bu tür tartışmalar AK Partinin iç meselesine çözüm bulmak adına işleri iyice çıkmaza sokmak anlamına gelmez mi? Kaldı ki Başbakanın yetkili olarak Köşke çıkması önümüzdeki seçimlerde yaşanacak olan AK Parti içindeki tüzük gereği tırpanı da engellemez. Yani sanki 3 dönem hiç bitmeyecekmiş sananların tüzüklerine koydukları parlamenterlerin üç dönemden fazla aday olamayacağı hükmü AK Parti için önümüzdeki dönemde yeni anayasa yazılması ya da yapılmasından daha önemli ve öncelikli konu olacaktır. Bu şartlarda milletin önüne 3 değil 5 sandıkta koysanız işler karışacaktır. Bu bakımdan şu günlerde AK Parti için öncelikli konu yeni anayasa yapılması ve Cumhurbaşkanının yetkilerinin artırılmasından çok AK Partinin geleceğini karartan tüzüksel durum değil mi?... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 27.12.2011 | | | YenianayasaveDevletBaşkanınınyetkisiYeni anayasa ve Devlet Başkanının yetkisi |
|
| Krizler ve gerçekler | Star | 19.12.2011 05:46 |  | | | Bu yazı, Atilla Yayla’nın benim “Devlet ve piyasa arasındaki sırat köprüsü” adlı yazıma yönelik yaptığı eleştiriye kısa bir cevaptır. Doğrusu Yayla’nın benim için ‘romantik’ demesine bir itirazım yok, ama ‘devletçi’ olduğumu söylemesi benim yazılarımı oku | | Star Yorum 19.12.2011 | | | KrizlervegerçeklerKrizler ve gerçekler |
|
| Krizler ve gerçekler | Star | 19.12.2011 00:18 |  | | | Bu yazı, Atilla Yayla’nın benim “Devlet ve piyasa arasındaki sırat köprüsü” adlı yazıma yönelik yaptığı eleştiriye kısa bir cevaptır. Doğrusu Yayla’nın benim için ‘romantik’ demesine bir itirazım yok, ama ‘devletçi’ olduğumu söylemesi benim yazılarımı oku | | Star Son Dakika 19.12.2011 | | | KrizlervegerçeklerKrizler ve gerçekler |
|
| Ekonomi büyürken cari açıkta rekor kırmak normal mi? | Milli Gazete | 14.12.2011 20:32 |  | | | Büyümek üretimde, fert başına düşen GSMHda artış demektir. Bu ise zenginleşen bir ülke anlamına gelir. Milli gelirin paylaşımında yaşanan her türlü aksaklığa rağmen genel bazda ülkenin zenginleştiğini söylemek mümkündür. Ne var ki dünya üzerinde en hızlı büyüyen ikinci ülke olmamıza karşılık geçen 12 aylık dönemde gerçekleşen 78.6 milyar dolarlık cari açık bizi büyümenin temel dinamikleri üzerinde ciddi olarak düşünmeye itmelidir. İlgililerin ve iktidar yanlılarının büyümede rekor kırdık diye sevinmelerine bir itirazım yok ama bu rekor seviyedeki büyüme ülkenin borçlanmasını artırıyor olmasını görmezden gelmeleri sağlıklı bir yaklaşım olamaz.
Bu köşede sıkça temas ettiğim bir konu, ürettiğimizden fazla tüketiyor olmamızın ülkemizi giderek dış müdahaleye açık hale getirdiğidir. Sürekli borçlanan bir ülkenin ne kadar büyürse büyüsün dışa karşı dik durmasının zor olacağını görmek durumundayız. Çünkü, borç verenler bunu hayır olsun diye yapmıyorlar.Verdiklerini fazlası ile almanın peşindeler. Böyle olunca da verdikleri borcu fazlası ile bir şekilde almak durumundadırlar. Bunun çeşitli yolları vardır. Bu yollardan birisi geçmişte yaşadığımız Düyun-u Umumiye bugün ise IMF ve Dünya Bankası gibi uluslar arası finans kurumlarının gözetimidir.... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 14.12.2011 | | | Ekonomibüyürkencariaçıktarekorkırmaknormalmi?Ekonomi büyürken cari açıkta rekor kırmak normal mi? |
|
| Toplumsal çözülmenin aile boyutu | Milli Gazete | 06.10.2011 17:55 |  | | | Kadına dönük şiddet eylemlerinin giderek artması ister istemez kadının erkeklere karşı korunması taleplerini gündeme getiriyor. Özelliklede devletin kadını gerektiği gibi korumadığı ya da koruyamadığı ileri sürülüyor.
Bir kadını kocasına karşı devletin nasıl koruyacağını ise kimse gündeme getirmiyor, çözüm söylemiyor. Kadının ya da erkeğin korunması için ortada hiçbir sebep ve şikayet yokken devletin harekete geçmesi mümkün olabilir mi? Elbette şikayet olduğu, korunma talep edildiği halde devletin bu görevini yapmamış ya da yapamamış olması devletin zaafıdır; buna bir itirazım yok.... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 06.10.2011 | | | ToplumsalçözülmeninaileboyutuToplumsal çözülmenin aile boyutu |
|
| Alev Alatlı'ya itirazım ve yeni anayasa | Haber7 | 29.09.2011 08:53 |  | | |
| Ayşe’ye itirazım var - Ayşe ARMAN | Hürriyet | 24.08.2011 14:42 |  | | |
| Ayşe’ye itirazım var - Ayşe ARMAN | Hürriyet | 24.08.2011 03:46 |  | | |
| Gözlük | Hürriyet | 10.08.2011 15:43 |  | | | Kıyafetle ilgili bir itirazım yok. | | Hürriyet Kelebek 10.08.2011 | | | GözlükGözlük |
|
| Gözlük | Hürriyet | 10.08.2011 12:29 |  | | | Kıyafetle ilgili bir itirazım yok. | | Hürriyet Magazin 10.08.2011 | | | GözlükGözlük |
|
| Gözlük | Hürriyet | 10.08.2011 08:48 |  | | | Kıyafetle ilgili bir itirazım yok. | | Hürriyet Kelebek 10.08.2011 | | | GözlükGözlük |
|
| Gözlük | Hürriyet | 10.08.2011 03:33 |  | | | Kıyafetle ilgili bir itirazım yok. | | Hürriyet Magazin 10.08.2011 | | | GözlükGözlük |
|
| Gözlük | Hürriyet | 10.08.2011 02:29 |  | | Kıyafetle ilgili bir itirazım yok.
 | | Hürriyet Kelebek 10.08.2011 | | | GözlükGözlük |
|
| Gözlük | Hürriyet | 10.08.2011 02:23 |  | | Kıyafetle ilgili bir itirazım yok.
 | | Hürriyet Magazin 10.08.2011 | | | GözlükGözlük |
|
| [Yorum - Fehmi Hüveydi] Asker için değil, Mısır için | Zaman | 11.07.2011 02:02 |  | | |
| Yanlış yapılıyor | Posta | 24.06.2011 05:17 |  | |
Galatasaray gibi büyük kulübün transfer politikası daha ciddi ve farklı olmalıydı. Başkan Ünal Aysal çok değerli bir insan. Transfer işlerini pek bilmiyor. Televizyonlara, basına haber verilip canlı yayınla İspanyaya Atletico Madrid Kulübüyle görüşmeye gidiliş, gece yarısı dönüş ve sonucunda işlerin arap saçına dönmesi tam bir fiyaskoydu. Tomas Usfalujiye sözüm yok. Geçen gün Mustafa Denizli ile konuştum. Galatasaraya çok yararlı olur, iyi bir futbolcu dedi. Ama Forlan ve Reyese benim itirazım var.
[[HAFTAYA]]
Forlan 33 yaşına gelmiş. Atletico Madridden yıllık 4,5 milyon eur... | | Posta Spor 24.06.2011 | | | YanlışyapılıyorYanlış yapılıyor |
|
| Yanlış yapılıyor | Posta | 24.06.2011 05:13 |  | |
Galatasaray gibi büyük kulübün transfer politikası daha ciddi ve farklı olmalıydı. Başkan Ünal Aysal çok değerli bir insan. Transfer işlerini pek bilmiyor. Televizyonlara, basına haber verilip canlı yayınla İspanyaya Atletico Madrid Kulübüyle görüşmeye gidiliş, gece yarısı dönüş ve sonucunda işlerin arap saçına dönmesi tam bir fiyaskoydu. Tomas Usfalujiye sözüm yok. Geçen gün Mustafa Denizli ile konuştum. Galatasaraya çok yararlı olur, iyi bir futbolcu dedi. Ama Forlan ve Reyese benim itirazım var.
[[HAFTAYA]]
Forlan 33 yaşına gelmiş. Atletico Madridden yıllık 4,5 milyon eur... | | Posta Köşe Yazıları 24.06.2011 | | | YanlışyapılıyorYanlış yapılıyor |
|
| Yanlış yapılıyor | Posta | 24.06.2011 05:13 |  | |
Galatasaray gibi büyük kulübün transfer politikası daha ciddi ve farklı olmalıydı. Başkan Ünal Aysal çok değerli bir insan. Transfer işlerini pek bilmiyor. Televizyonlara, basına haber verilip canlı yayınla İspanyaya Atletico Madrid Kulübüyle görüşmeye gidiliş, gece yarısı dönüş ve sonucunda işlerin arap saçına dönmesi tam bir fiyaskoydu. Tomas Usfalujiye sözüm yok. Geçen gün Mustafa Denizli ile konuştum. Galatasaraya çok yararlı olur, iyi bir futbolcu dedi. Ama Forlan ve Reyese benim itirazım var.
[[HAFTAYA]]
Forlan 33 yaşına gelmiş. Atletico Madridden yıllık 4,5 milyon eur... | | Posta Son Dakika 24.06.2011 | | | YanlışyapılıyorYanlış yapılıyor |
|
| Gerçekçilik saplantısına itirazım var! | Star | 15.06.2011 02:44 |  | | |
| Vetolu aday tekrar başvurdu, bakın kim | Samanyolu Haber | 20.04.2011 23:29 |  | | YSKnın veto ettiği Çanakkale bağımsız adayı Harun Özcan tekrar müracaat etti. Yüksek Seçim Kurulu (YSK)nun milletvekili adaylıklarını iptal ettiği 12 kişiden biri olan Çanakkale bağımsız adayı Harun Özcan, yeni adli sicil kaydı alıp Merkez İlçe Seçim Kuruluna sundu.
YSKnın vetosunun ardından avukatlarıyla birlikte seçim çalışmasını yarına bırakarak Ankaraya giden Özcan, orada matbu eksiklikler sebebiyle veto edildiğini öğrendiğini söyledi. Bunun üzerine avukatlarının girişimde bulunduğunu ve sicil kaydının yeniden düzenlendiğini anlattı.
Tekrar Çanakkaleye dönen ve ilk iş olarak eksik evrakları tamamlayarak adliyedeki seçim bürosuna teslim eden Harun Özcan, çıkışta basın mensuplarının sorularını cevaplandırdı. Adli sicil kaydında görülen bir hata sebebiyle milletvekilliği adaylığının iptal edildiğini belirterek, Bazı matbu eksikliklerimiz olduğu için bu kararın alındığını öğrendik. Sözü edilen eksikliklerimizi giderdik. Zaten bana bir haksızlık yapılmıştı. Sabıka kaydımda, olmaması gerekirken bir sicil çıkmıştı. Bir davam var, doğru ancak şu anda Yargıtayda, hattâ görüşülmeye başlanmadı. Sonuçlanmamış bir davamdan dolayı veto ettiler. Ben de Çanakkale Adliyesine gelip asıl sabıka kaydımı tekrar işleme koydurdum, gözümüzün önünde Ankaraya faks çektiler. Zaten avukatlarım da şu anda Ankarada, YSKya ilgili itirazım yapılıyor. Eksikliklerimin tamamlanmasıyla birlikte vetonun kalkacağına inanıyorum. dedi.
Veto yiyen BDPli bağımsız adaylarla ilgili görüşü de sorulan Özcan, o kişiler için verilen kararın siyasi olduğunu düşünenlerden olduğunu kaydetti. | | Samanyolu Haber Son Dakika 20.04.2011 | | | VetoluadaytekrarbaşvurdubakınkimVetolu aday tekrar başvurdu bakın kim |
|
| Ünlü ülkücü listeyi değerlendirdi | GazetePort | 13.04.2011 04:14 |  | | | Ünlü ülkücü Azmi Karamahmutoğlu listede ancak 16. sırada yer almasına ilişkin olarak Gazeteport’a yaptığı değerlendirmede, “Listeye itirazım yok. MHP ANAP-DYP pastasından oy almak istediği için ülkücüleri arka arkaya listelere koyamadı.” dedi. Karamahmutoğlu CHP’nin bu listesi ile batıda çok oy kaybeder” değerlendirmesinde bulundu. | | GazetePort Politika 13.04.2011 | | | ÜnlüülkücülisteyideğerlendirdiÜnlü ülkücü listeyi değerlendirdi |
|
| Cem Boyner: Öcalan'la görüşülebilir | En Son Haber | 24.03.2011 12:32 |  | | |
| "Öcalan ile görüşülebilir" | Haber Türk | 24.03.2011 09:47 |  | | İşadamı Cem Boyner, “Meclis’te seçilmiş, teröre bulaşmamış temsilcilerle konuşmak varken terör örgütünün lideriyle gizli görüşülmesi normal değil. Bence tüm yollar açık tutulmalı, BDP ile de görüşülmeli, İmralı ile görüşülmesine de itirazım yok” dedi | | Haber Türk Son Dakika 24.03.2011 | | | ÖcalanilegörüşülebilirÖcalan ile görüşülebilir |
|
| Seçime doğru adaylık yarışı hızlandı | Milli Gazete | 12.03.2011 15:27 |  | | | Seçim takvimi işlemeye başlayınca milletvekili aday adayları da belirmeye başladı. Özellikle bürokratlar için istifa tarihinin son gününde pek çok isim görevlerinden istifa ettiklerini açıkladılar. Her seçim döneminde yaşamaya alışık olduğumuz bir manzara. Yadırganacak bir yanı yok.
Adaylık için bürokrasiden istifalarda iki hedef bulunur genellikle. Öncelikli hedef elbette milletvekili olabilmektir. Bürokratların iktidar partisine yönelişlerinin izahı kolaydır. Söz konusu bürokratların listeye girdiği halde seçilemeyenler ile listeye hiç giremeyenler aday adaylarının seçimlerden sonra bürokraside daha üst bir makama ulaşabilmelerinin bir ön adımı olarak kabul edilebilir. Hemen belirteyim ki herkesin milletvekili olmayı düşünmesi ve bu uğurda çaba sarf etmesi doğaldır. Ancak, doğal bulmadığım bir husus var. O da şu günlerde yargılanmakta olan bazı kişilerin CHPden aday adaylığına soyunmaları, hatta bazıları için CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlunun yaptığı açıklamalarla yeşil ışık yakmış olmasıdır. Denebilir ki CHP bazı sanıkları cezaevinden çıkarmak için listelerinden aday gösterecektir. Hemen belirteyim ki şahsen buna da bir itirazım yok. Yasalar buna izin veriyor. Çünkü, her zanlı suçu sabit olup cezası kesinleşmediği sürece masumdur. Bunun aksini düşünmek ve savunmak yasalara karşı çıkmak anlamına gelir.... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 12.03.2011 | | | SeçimedoğruadaylıkyarışıhızlandıSeçime doğru adaylık yarışı hızlandı |
|
| Velilerin protestosu sonuç verdi | Samanyolu Haber | 07.03.2011 18:04 |  | | Sivasta velilerin ve mahalle sakinlerinin yaklaşık 1,5 ay önce Danişment İlköğretim Okulunun eski ve modern eğitim koşullarına uygun olmadığı gerekçesiyle okul önünde yaptıkları eylem karşılığını buldu. İl Genel Meclisi Eğitim Komisyonu, okulda incelemelerde bulunarak eksiklikleri yerinde tespit etti.
Sivas İl Genel Meclisi Mart ayı ilk toplantısı bugün yapıldı. Meclis toplantısında yaklaşık 1,5 ay önce Danişment İlköğretim Okulunun eski ve modern eğitim koşullarına uygun olmadığı yönünde velilerin yaptığı protesto ve buna yönelik kurulan komisyon raporu ele alındı.
Eğitim ve Sosyal Hizmetler Komisyonu Başkanı Ahmet Özaydın, komisyonun yaptığı çalışmalar hakkında meclis üyelerine bilgi verdi. Yenimahallede bulunan Danişment İlköğretim Okulunda inceleme yapıldığını ifade eden Özaydın, 1967 yılından beri hizmet veren okulda şu anda bin 200 öğrencinin eğitim gördüğünü söyledi.
Öğrenci sayısının fazla olması nedeniyle ikili eğitim yapıldığını belirten Özaydın, okulun fiziki alanının yine de yetersiz olduğunu kaydetti.
Öğrencilerin sosyal faaliyetlerini yürüteceği bir alanın olmadığını kaydeden Özaydın, Okulda çatı onarımı, ihata duvarının yükseltilmesi, bahçenin asfaltlanması gerekiyor. En önemlisi ise bir spor salonu ve en az 18 derslikli bir okul binasına ihtiyaç var. Bu raporu İl Milli Eğitim Müdürlüğüne sunarak 2011 yılı yatırım programına alınmasını teklif edeceğiz. dedi.
BBP Suşehri İl Genel Meclis üyesi Erhan Özer ise kendisinin de Eğitim Komisyonunda olduğunu ve hazırlanan raporda imzası bulunduğunu belirterek, Ancak benim 18 derslikli okula itirazım var. Bu derslik sayısı oradaki sıkıntıyı çözmez. En az 24 derslikli yeni bir okul yapılması lazım. dedi.
AK Parti Merkez İlçe İl Genel Meclisi üyesi İbrahim Yasak ise yeni ve büyük bir okul binası için belediyenin imar tadilatı yapması gerektiğini bu çözülmeden okul yapılamayacağını söyledi.
Bunun üzerine yeniden söz alan Komisyon Başkanı Ahmet Özaydın, raporu hazırlarken Milli Eğitim Müdürlüğü ve belediye ile görüştüklerini Milli Eğitim Müdürlüğünün Yenimahallede başka bir okul daha yapma düşüncesinde olduğunu bu nedenle 18 derslikli okulun ihtiyacı karşılayacağını belirtti.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 07.03.2011 | | | VelilerinprotestosusonuçverdiVelilerin protestosu sonuç verdi |
|
| Anlaşma tamam; CHP'ye dönüyor | Samanyolu Haber | 03.03.2011 10:18 |  | | Kılıçdaroğlu ve Baykal anlaştı, işte CHPye katılacağı tarih...
CHP önümüzdeki günlerde bir atağa hazırlanıyor, bu atak yeni bir sosyal proje değil bir transfer: Kemal Derviş CHPye dönüyor.
Aslında ipuçları aylar önce verilmişti. Derviş, Milliyete verdiği bir röportajda ekonomiyi eleştirerek şöyle demişti:
İstikrarlı büyüme ve istihdam için yeni adımlar şart. Türkiyede tasarruf oranı düşük. Bu açıklama işin uzmanlarınca Siyasete mi dönüyor? biçiminde yorumlandı. CHPnin son atakları Aile Sigortası ve yoksullukla mücadele projeleri de düşünülünce Derviş ismi daha bir öne çıkıyor. Çünkü Derviş dünyada yoksulluğu bitirme projeleriyle biliniyor.
Dervişi yeniden CHPye davet ederek, yoksullukla mücadeleyi yürütmesi isteniyor. Ayrıca bugün devam eden ve ekonomiyi güçlü kılan politikaları hayata geçiren isim de o. Gelelim bu dönüşün kulis öyküsüne...
Geçtiğimiz günlerde Kılıçdaroğlu ve Baykal buluştu. Basına yansıyan konu Halk TV meselesiydi. Ama o işin dışarıya yansıyan kısmıydı. Oysa turpun büyüğü heybedeydi.
Tecrübeli siyasetçi Baykal da bir gazetecinin Açıklama yapmazsanız, görüşmeye ilişkin büyük yorumlar yapılabilir sorusuna imalı cevap veriyordu: Yorumun büyüğüne itirazım yok.
Bu işareti Baykala yakın eski bir yöneticiye sordum. Cevabı kısaydı: Görüşme iki genel başkanın anlaşmasıyla bitti.
İşte bu anlaşmanın bir maddesi de Dervişti. Kulislerde söylenenlere göre Dervişin CHPye katılacağı tarih de belli; 8 Mart.
Dervişin gelişiyle dışarıya sosyal demokratlar bir araya geliyor mesajı verilirken, içeriye de AK Partiyi başarılı kılan ekonomi politikalarının asıl sahibi ve dünyadaki yoksulluğu azaltan adam bizde denilecek.
Peki, etkili olur mu?
3 Kasım 2002 seçimleri öncesini hatırlıyorum da... O günlerde ekonomiyi düzelten, krizi denetim altına alan Devlet Bakanı Kemal Dervişin ne yapacağı merak ediliyordu. Önce DSPden ayrılan İsmail Cem ve dönemin etkili ismi Hüsamettin Özkanla birlikte Yeni Türkiye Partisini kuracağı açıklandı. Ama bir türlü o partiye gitmedi. İşte o günlerde Kadıköy Belediye Başkan Yardımcısı olan Gürsel Tekin, iddialı biçimde şöyle diyordu:
Kemal Derviş CHPye geçecek. Bunu bir yere yaz...
Yazdım da... Gerçekten de bir süre sonra nasıl bir ilişki kurulduysa Derviş CHPye geçti ve Baykalla birlikte seçim meydanlarını dolaşmaya başladı. O seçimde yüzde 19 oy alan CHPye ne kadar katkısı oldu bilinmez ama bilinmeyen AK Parti yüzde 34 oy alarak iktidar oldu.
Dervişin yeniden CHPye dönüşü, diyalektiğin temeli sayılan Herakleitosun şu sözünü hatırlatıyor: Bir nehirde iki kez yıkanılmaz.
Ama siyasetin diyalektiği farklı. Bu yüzden bir değil, birden fazla partiye gidip, dönen çok sayıda siyasetçi var. Tabii ortada bir de makul gerekçe var; Yeni CHP. Derviş de eskisini bırakıp yenisine dönüyor.
MAHMUT ÖVÜR - SABAH | | Samanyolu Haber Son Dakika 03.03.2011 | | | Anlaşmatamam;CHPyedönüyorAnlaşma tamam; CHPye dönüyor |
|
| Torba yasa ve işsizler | Radikal | 11.02.2011 11:31 |  | | |
| Başbakan Erdoğan: Benim itirazım yıkıcı eleştiriye ve hakarete oldu | Samanyolu Haber | 27.01.2011 17:15 |  | | Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Erzurumda gençlerle buluşmasında protestoların şeklini eleştirdi. İstanbulda yaşanan polis-protestocu görüntülerinin Türkiyenin gerçeğini yansıtmadığını ifade eden Erdoğan, Bir hafta önce aynı gruplar polisin sağladığı güvenlik içinde Beşiktaş meydanında kendilerine gösterilen yerde eylemlerini yaptılar, içlerinden temsilciler gelip Başbakanlık ofisine taleplerini içeren yazılarını teslim ettiler. Hiçbir nahoş görüntü ortaya çıkmadı. Ama bazı örgütler bundan rahatsız oldular, bir hafta sonra farklı taktiklerle hareket ettiler, olay çıkarmak, görüntü vermek için yol kestiler, polise saldırdılar. Sonuçta hepimizin rahatsız olduğu, üzüldüğü görüntüler ortaya çıktı. dedi.
Başbakan Erdoğan, gençlik temsilcileriyle gerçekleştirdiği toplantıda yaptığı konuşmada, gençlerin yaptığı gösterilerle ilgili değerlendirmelerde de bulundu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, itirazlarının her zaman yıkıcı eleştiriye, hakarete olduğunu belirterek, Benim itirazım, cam çerçeve kıran, polise taşla saldıran, araçlara zarar veren, belediye otobüslerini kullanılmaz hale getiren, o otobüslerde Serapları kaybettiğimiz taarruzlara karşıdır. dedi.
6-7 Ekim 2009 tarihlerinde, IMF-Dünya Bankası Yıllık Toplantısının İstanbulda yapıldığını hatırlatan Başbakan Erdoğan, şunları söyledi: Dünyanın en büyük finans kuruluşlarının temsilcilerine, bankacılara, sigortacılara, ekonomistlere orada hitap ettim ve ben o gün onlara şunu söyledim, yine bazı sendikalar vesaire falan gösteriler yapıyorlar. Dışarıya kulak verin dedim. Dışarıdaki protestoları duyun dedim. Sadece İstanbulda değil, dünyanın her köşesinde gençleri, sendikaları duyun, dinleyin, onlara kulak verin dedim. Çünkü, yapıcı eleştirinin, insanı yücelttiğini, doğruya yönelttiğini, insana yol gösterdiğini biliyorum. Benim itirazım her zaman yıkıcı eleştiriye, hakarete oldu. Benim itirazım, cam çerçeve kıran, polise taşla saldıran, araçlara zarar veren, belediye otobüslerini kullanılmaz hale getiren, o otobüslerde Serapları kaybettiğimiz taarruzlara karşıdır. İçindeki yoksul kız çocuklarının canına kasteden anlayışadır. diye konuştu.
Bu olayların ardından, Cumhurbaşkanı Abdullah Gülün öğrenci temsilcileriyle buluşmasında da yine bazı gruplarla, görüşmeye gelen gençler arasında sıkıntılar yaşandığını hatırlatan Erdoğan, şöyle konuştu: Dert üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek. Oysa bugün gençliğin sesine kulak veren, onların sorunlarını çözmeyi varlık sebebi sayan bir iktidar var, bir siyasi irade var. AK Partinin siyasi görüşünü kabul edip etmek ayrı bir konudur ama AK Parti hükümeti, Türkiyede yaşayan herkesin, 73 milyonun hükumetidir. Hükumetin samimi girişimlerini, iyi niyetli adımlarını boşa çıkararak, gerilim üretmeye çalışmak, başka siyasi hesaplar içine girerek diyalog süreçlerini gölgelemeye çalışmak kimsenin yararına olmayacaktır.
Benim itirazım, bir üniversite anfisinde, öğrenmek için, dinlemek için, anlamak için toplanmış kitlenin, bir avuç öğrenci tarafından dinlemekten, anlamaktan, tartışmaktan mahrum bırakılmasına olmuştur. Öyle olaylar yaşadık ki, dünyanın en ünlü simaları, politikacıları ülkemize geliyor, üniversitelere davet ediliyor ama oradaki bir avuç militan tarafından o kişinin konuşması engelleniyor. Üniversiteler politikacıları davet ediyor, salon hınca hınç doluyor, ama sesi gür çıkan bir avuç azınlık, çirkin eylemleriyle tüm o öğrencilerin hakkına tecavüz ediyor. Bunun neresi demokrasi, bunun neresi ifade özgürlüğü, bunun neresi protesto hakkı?
Medyanın ve bazı siyasilerin, sırf protestolar iktidara yönelik diye, ilkesizce bu eylemleri, eylemcileri teşvik ettiğini savunan Erdoğan, Düşünün, öğrenciler, gençler çıkıyor, her türlü otoriteye, her türlü kurulu düzene, her türlü iktidara karşı olduklarını haykırıyor; sonra takım elbise kravat takarak Meclis koridorlarında, kimi partilerin grup toplantılarında basına poz veriyorlar. Burada ilkeden, tutarlılıktan söz edebilir misiniz? Burada, birileri tarafından kullanılma, istismar edilme yok mu? Bugün hala 68lerin söylemini kullanarak eğitime bütçe diye slogan atıldığın duyuyoruz. Milli eğitim bütçesi 2002 yılında 7.5 milyar Türk Lirasıydı. 2005 yılından itibarin ilk kez eğitime ayrılan bütçeyi diğer tüm kalemlerin üzerine çıkardık. 2011 yılında eğitime ayrılan bütçe 34 milyar Türk lirası oldu. Yani 8 yılda tam yüzde 357 oranında artış bağladık. ifadelerini kullandı.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 27.01.2011 | | | BaşbakanErdoğanBenimitirazımyıkıcıeleştiriyevehakareteolduBaşbakan Erdoğan Benim itirazım yıkıcı eleştiriye ve hakarete oldu |
|
| "Biz de genç olduk, itirazım cam çerçeve kıranlara" | Radikal | 27.01.2011 17:00 |  | | |
| "Biz de genç olduk, itirazım cam çerçeve kıranlara" | Radikal | 27.01.2011 17:00 |  | | |
| 'Kadın aşık olacağı adamı doğurur' | Posta | 22.01.2011 09:47 |  | |
Bu özlü söz geçen hafta sonu Gülben Ergen tarafından twittera yazıldı. Söyleyen Yılmaz Erdoğan. İkilinin sohbetinin tüm detaylarına elbette haiz değilim ama çıplak anlamında bu cümleye itirazım var. İtirazımın en büyük nedeni, erkeklerin hatalarını mazur göstermesi ve onları düzeltme yükümlülüğünü hayatlarındaki kadına yüklemesi.
Toplumsal olarak erkek geç olgunlaşır inanışına hepimiz zaten alışığız ama doğurmaya varacak kadar uzun boylu değil! İlişki denilen birlikteliğin en sağlıklı formu eşitliktir. Kimse kimsenin çocuğu olmamalıdır. Kadın ve erkek, olgun iki yetişkin gibi... | | Posta Cumartesi 22.01.2011 | | | KadınaşıkolacağıadamıdoğururKadın aşık olacağı adamı doğurur |
|
| 'Kadın aşık olacağı adamı doğurur' | Posta | 22.01.2011 05:47 |  | |
Bu özlü söz geçen hafta sonu Gülben Ergen tarafından twittera yazıldı. Söyleyen Yılmaz Erdoğan. İkilinin sohbetinin tüm detaylarına elbette haiz değilim ama çıplak anlamında bu cümleye itirazım var. İtirazımın en büyük nedeni, erkeklerin hatalarını mazur göstermesi ve onları düzeltme yükümlülüğünü hayatlarındaki kadına yüklemesi.
Toplumsal olarak erkek geç olgunlaşır inanışına hepimiz zaten alışığız ama doğurmaya varacak kadar uzun boylu değil! İlişki denilen birlikteliğin en sağlıklı formu eşitliktir. Kimse kimsenin çocuğu olmamalıdır. Kadın ve erkek, olgun iki yetişkin gibi... | | Posta Köşe Yazıları 22.01.2011 | | | KadınaşıkolacağıadamıdoğururKadın aşık olacağı adamı doğurur |
|
| 'Kadın aşık olacağı adamı doğurur' | Posta | 22.01.2011 05:47 |  | |
Bu özlü söz geçen hafta sonu Gülben Ergen tarafından twittera yazıldı. Söyleyen Yılmaz Erdoğan. İkilinin sohbetinin tüm detaylarına elbette haiz değilim ama çıplak anlamında bu cümleye itirazım var. İtirazımın en büyük nedeni, erkeklerin hatalarını mazur göstermesi ve onları düzeltme yükümlülüğünü hayatlarındaki kadına yüklemesi.
Toplumsal olarak erkek geç olgunlaşır inanışına hepimiz zaten alışığız ama doğurmaya varacak kadar uzun boylu değil! İlişki denilen birlikteliğin en sağlıklı formu eşitliktir. Kimse kimsenin çocuğu olmamalıdır. Kadın ve erkek, olgun iki yetişkin gibi... | | Posta Toplum Yaşam 22.01.2011 | | | KadınaşıkolacağıadamıdoğururKadın aşık olacağı adamı doğurur |
|
|
| |