Habergec.Com Aranan Kelimeler:şişmeye Değerlendirme: 10 / 10 984563
habergec.com
25.10.2014 Cumartesi
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

şişmeye

Stres, diş etinin de düşmanı!
Zaman
13.09.2014
02:10
Pek çok sağlık sorununa kaynaklık eden stres, diş etlerinin şişmesine neden olabiliyor. Diş eti şişmesiyle başlayan bu durum daha sonra ciddi rahatsızlıklara da yol açabiliyor.“Stresten uzak durun!”, son yıllarda uzmanların dilinden düşmeyen bir cümle. Hakkı var, zira tepeden tırnağa tüm uzuvlarımızı olumsuz etkiliyor. Yoğun stresin vücudumuza zarar verdiği bölgelerden biri de diş etleri. Diş gıcırdatması ve dişleri sıkmanın da psikolojik kökenli rahatsızlıklar olabileceğini belirten Diş Hekimi ve Protez Uzmanı Dr. Çağdaş Kışlaoğlu, stresin ağız içinde oluşturduğu problemlere dikkat çekiyor.Çağımızın hastalığı olan stres, diş etlerinin şişmesine neden olabiliyor. Başlangıçta diş eti şişmesiyle başlayan bu durum daha sonra ciddi rahatsızlıklara da yol açabiliyor. Şişen diş etlerinde plak kontrolü daha zor olacağından ağız hijyeninin sağlanması güçleşiyor, dolayısıyla periodontitis denen diş eti iltihabına zemin hazırlanmış oluyor. Diş eti iltihabı ise kalp ve şeker hastalıkları gibi çeşitli sistemik hastalıkların oluşmasına neden olur. “Nasılsa kendiliğinden geçer!” demek yanlış. Zira diş eti şişmesi kendiliğinden geçen bir hastalık değil. Bu yüzden şikayetler kötüleşmeden bir uzmana başvurmakta fayda var. Diş eti şişmesinde ağız hijyeninin devamlılığı da çok önemli. Ağız bakımının yeterli yapılamaması diş aralarında kalan bakteri plağının daha da büyümesi anlamına gelir. Bakterilerin artması diş etlerinde şişliğe ve iltihaba neden olur. Böyle bir durumla karşılaşıldığında uzman bir doktorun uygulayacağı tedavi şart. Önerilen fırça ve macun ile düzenli fırçalamanın yanında diş ipi, ara yüz fırçası ve gargara ile ağız hijyeni desteklenmeli. Kötü beslenme vücudun bağışıklık sisteminin zayıflamasına, bu durum ise dolaylı olarak diş etlerinin zayıflamasına ve dişlerde şişmeye neden olur. Bu nedenle tüketilen besinlerin kalsiyum, fosfor ve doğru seviyelerde florür içermesi gerekiyor. Diş eti şişmesi sadece stres, dışarıdan alınan bir enfeksiyon ya da vitamin eksikliğinden kaynaklanmaz. Ailede diş eti probleminin olması hastalığın olasılığını artıran bir faktör. Strese bağlı diş sıkma veya gıcırdatma problemi yaşayanlar içinse doktor kontrolünde kullanılan kas gevşetici ilaçlar ve psikolojik destek öneriliyor.Dişinizi kaybedebilirsiniz-Dişlerin çiğneyici yüzeyinde aşınmalara sebep olur.-Dişlerde kamaşma olarak bilinen, soğuğa karşı hassasiyet belirir.-Ani diş sızlamaları gerçekleşir.-Diş ve çene arasındaki bağlarda gevşemeler oluşarak diş sallanmaları ya da dökülmeleri görülür.-Dişlerde kırılma ve diş eti çekilmeleri ortaya çıkar.-Diş minelerinde oluşan rahatsızlık diş boylarının kısalmasına sebep olur.-Ağız yaraları, baş ağrısı, çene ağrısı şakak ve yanak bölgelerinde de kas ağrılarına neden olur.
Zaman
En Çok Okunan
13.09.2014
StresdişetinindedüşmanıStres diş etinin de düşmanı
Stres, diş etinin de düşmanı!
Zaman
13.09.2014
02:04
Pek çok sağlık sorununa kaynaklık eden stres, diş etlerinin şişmesine neden olabiliyor. Diş eti şişmesiyle başlayan bu durum daha sonra ciddi rahatsızlıklara da yol açabiliyor.“Stresten uzak durun!”, son yıllarda uzmanların dilinden düşmeyen bir cümle. Hakkı var, zira tepeden tırnağa tüm uzuvlarımızı olumsuz etkiliyor. Yoğun stresin vücudumuza zarar verdiği bölgelerden biri de diş etleri. Diş gıcırdatması ve dişleri sıkmanın da psikolojik kökenli rahatsızlıklar olabileceğini belirten Diş Hekimi ve Protez Uzmanı Dr. Çağdaş Kışlaoğlu, stresin ağız içinde oluşturduğu problemlere dikkat çekiyor.Çağımızın hastalığı olan stres, diş etlerinin şişmesine neden olabiliyor. Başlangıçta diş eti şişmesiyle başlayan bu durum daha sonra ciddi rahatsızlıklara da yol açabiliyor. Şişen diş etlerinde plak kontrolü daha zor olacağından ağız hijyeninin sağlanması güçleşiyor, dolayısıyla periodontitis denen diş eti iltihabına zemin hazırlanmış oluyor. Diş eti iltihabı ise kalp ve şeker hastalıkları gibi çeşitli sistemik hastalıkların oluşmasına neden olur. “Nasılsa kendiliğinden geçer!” demek yanlış. Zira diş eti şişmesi kendiliğinden geçen bir hastalık değil. Bu yüzden şikayetler kötüleşmeden bir uzmana başvurmakta fayda var. Diş eti şişmesinde ağız hijyeninin devamlılığı da çok önemli. Ağız bakımının yeterli yapılamaması diş aralarında kalan bakteri plağının daha da büyümesi anlamına gelir. Bakterilerin artması diş etlerinde şişliğe ve iltihaba neden olur. Böyle bir durumla karşılaşıldığında uzman bir doktorun uygulayacağı tedavi şart. Önerilen fırça ve macun ile düzenli fırçalamanın yanında diş ipi, ara yüz fırçası ve gargara ile ağız hijyeni desteklenmeli. Kötü beslenme vücudun bağışıklık sisteminin zayıflamasına, bu durum ise dolaylı olarak diş etlerinin zayıflamasına ve dişlerde şişmeye neden olur. Bu nedenle tüketilen besinlerin kalsiyum, fosfor ve doğru seviyelerde florür içermesi gerekiyor. Diş eti şişmesi sadece stres, dışarıdan alınan bir enfeksiyon ya da vitamin eksikliğinden kaynaklanmaz. Ailede diş eti probleminin olması hastalığın olasılığını artıran bir faktör. Strese bağlı diş sıkma veya gıcırdatma problemi yaşayanlar içinse doktor kontrolünde kullanılan kas gevşetici ilaçlar ve psikolojik destek öneriliyor.Dişinizi kaybedebilirsiniz-Dişlerin çiğneyici yüzeyinde aşınmalara sebep olur.-Dişlerde kamaşma olarak bilinen, soğuğa karşı hassasiyet belirir.-Ani diş sızlamaları gerçekleşir.-Diş ve çene arasındaki bağlarda gevşemeler oluşarak diş sallanmaları ya da dökülmeleri görülür.-Dişlerde kırılma ve diş eti çekilmeleri ortaya çıkar.-Diş minelerinde oluşan rahatsızlık diş boylarının kısalmasına sebep olur.-Ağız yaraları, baş ağrısı, çene ağrısı şakak ve yanak bölgelerinde de kas ağrılarına neden olur.
Zaman
Ana Sayfa
13.09.2014
StresdişetinindedüşmanıStres diş etinin de düşmanı
Küresel ekonomi için korkutan 'yeni balon' uyarısı
Türkiye Gazetesi
12.09.2014
15:37
Alman banka Deutsche Bank, küresel ekonomideki bir sonraki mega balonun devlet tahvillerinde şişmeye başladığı uyarısı yaptı.
Türkiye Gazetesi
Son Dakika
12.09.2014
KüreselekonomiiçinkorkutanyenibalonuyarısıKüresel ekonomi için korkutan yeni balon uyarısı
Galaxy S4 ün Bataryaları Şişmeye ve Yanmaya Başladı
Haberler.com
25.06.2014
17:31
Samsungun geçen sene çıkarmış olduğu akıllı telefonu Galaxy S4ün bataryaları ile alakalı şikayetler sürüyor.
Haberler.com
Teknoloji
25.06.2014
GalaxyS4ünBataryalarıŞişmeyeveYanmayaBaşladıGalaxy S4 ün Bataryaları Şişmeye ve Yanmaya Başladı
Saruhan Özel - Fazla rahatlık iyi değildir!
Zaman
25.06.2014
02:10
ABD ve İngiltere merkez bankaları (FED ve BOE) açık ve net bir şekilde para politikasını sıkılaştırma sürecine girmiş durumdalar.FED her ay kısmakta olduğu likidite artışını büyük olasılıkla 3 ay sonra tamamen bitirecek. Yani artık piyasalara taze likidite gelmiyor olacak. Daha sonra da faiz artırımı başlayacak. Başkan Yellen, bu konuda piyasaları açık bir dille uyarıyor. Geçmişe bakıldığında enflasyonun %2, işsizliğin de %5 olduğu durumda FED’in uygun gördüğü politika faiz oranı %4 civarında. Bugün hem enflasyon daha düşük hem de işsizlik daha yüksek. Ama %4’ün yarısı bile piyasalar açısından bugüne göre ciddi bir maliyet artışı demek. BOE faiz artırma konusunda FED’den de hızlı. Başkan Carney, açık açık piyasaları ekonomik büyümenin hızlanmış olması ve konut fiyatlarının şişmeye başlamasına karşı uyararak faizi yakında, belki de bu yaz sonunda, artırmaya başlayacakları konusunda uyarıyor. Merkez bankalarının uyarıları yanında politik riskler de yüksek. Ukrayna ve Rusya ile Vietnam ve Çin arasındaki gerginlikler devam ederken Irak, Suriye ve Libya’daki iç savaşlar giderek daha rahatsız edici hale geliyor. Bu sorunların çok kısa sürede daha geniş coğrafyalara yayılması ve enerji fiyatlarını hızla yükseltip yeni bir global resesyon dalgası başlatması gayet mümkün. Ama tüm bunlara rağmen piyasalarda rahatlık hakim. Bu rahatlığın dünyada en çok kabul gören finansal göstergelerinden biri olan ve Şikago borsasındaki 30 günlük hisse senedi fiyat oynaklığını gösteren VIX (Volatility Index) son global kriz öncesindeki seviyelere kadar inmiş durumda (Grafik 1). Artık ani politik gerginlikler ve beklenmeyen merkez bankası kararları piyasaları eskisi gibi ürkütüp harekete geçirmiyor (oynaklık endeksini yükseltmiyor.) Bunun yanında hisse senedi endeksleri de yine kriz öncesi seviyeleri geçip zirve yapmış durumda (Grafik 2). Faizlere bakıldığında da farklı bir resim yok. ABD ve İngiltere’de uzun vadeli faizler geçen yıla göre biraz yükselse de global kriz öncesi seviyelerin çok altında (Grafik 3). Rahatlık o kadar ki müflis Yunanistan, Kıbrıs Rum Kesimi ve sabıkalı müflis Ekvador bile borçlanmaya çıktığında tahvillerine büyük talep oluyor. Ne var ki, geçmişte yatırımcıların piyasaların uzun süre riskleri göz ardı ettiği ve hatta risk iştahını daha da artırdığı dönemlerin genellikle ani ve şiddetli düzeltmelerle sonuçlandığı da bir gerçek. Uzun süre aynı yönde hareket edip pozisyonlarını büyüten yatırımcılar kaçışmaya başladığında piyasalarda tahrip edici oynaklıklar yaşanıyor. Pozisyonlarını büyütmek zorunda kalıyorlar çünkü düşük faiz ortamında getirileri ancak o şekilde artırabiliyorlar. Ama aynı anda satışa geçtiklerinde de pozisyonlarını istedikleri kadar azaltamıyorlar. O nedenle de bugünlerde iktisatçılar politik ve finansal riskler bu kadar bariz olmasına rağmen oynaklığın tarihi düşük seviyelere kadar gerilemesinden rahatsızlar ve uyarıyorlar.Rahatlık neden?Yatırımcıların merkez bankalarına çok güveniyor olmaları piyasalardaki bu rahatlığın en önde gelen sebeplerinden biri. Her ne kadar para politikalarını sıkıştıracaklarını söylüyorlarsa da yatırımcılar piyasaların karıştığı durumda merkez bankalarının hemen yeniden destek verebileceğini düşünüyorlar. Son global kriz sayesinde özellikle likidite açığının nasıl kartopu gibi büyüyüp global bir krize dönüşebileceğini gördükleri için çok daha atak davranacaklarını ve geç kalmayacaklarını biliyorlar. Global büyüme konusunda çok iyimser olunmaması diğer bir neden. ABD’de işler iyiye gidiyor olsa da ekonomi eskisi gibi %3-4 aralığında değil ancak yarısı kadar büyüyebiliyor. ABD’den sonra dünyanın ikinci büyük ekonomisi Çin’in büyüme hedefi artık %10 ve üzeri değil, %7,5. Üçüncü Euro Bölgesi büyümek bir yana küçülmemek için savaş veriyor. Bu piyasaların geçmişe göre daha düşük seviyede ama daha istikrarlı büyüme anlamındaki “yeni normal” ekonomik ortam enflasyon beklentilerini de dizginliyor. Japonya dışında enflasyon beklentileri %1-3 bandında yatay seyrediyor (Grafik 4). Japonya’daki artış da zaten istendiği gibi diğer ülkeler düzeyine gelinmesini sağladı. Hatta henüz beklentileri olumsuz etkilememiş olmasına rağmen ABD ve Euro Bölgesi’nde mevcut enflasyonun hedeflerin çok altında sıfıra yakın seyrediyor olması merkez bankalarının faiz artırımında radikal olamayacağını düşündürüyor. Ve bir başka sebep de aslında yatırımcıların tabancaların yeteri kadar dolu olmadığının farkında olmaları. Piyasalar global kriz öncesindeki kadar kaldıraçlı, yani aşırı borçlu konumda değil. Pozisyonlar şimdilik kriz sonrasında likit kalan yatırımcılarda. Geçen yılın ortasında olduğu gibi arada balonların da havası alınıyor. Gelişmekte olan ülkelerdeki yüksek getirilere koşan yatırımcılar, o dönemde FED’in verdiği likiditeyi kısacağı mesajıyla orada da s
Zaman
Köşe Yazıları
25.06.2014
SaruhanÖzel-FazlarahatlıkiyideğildirSaruhan Özel - Fazla rahatlık iyi değildir
Robert Shiller: Türkiye'deki konut balonu şişmeyi başladı, ama ciddi bir durum yok!
Emlak Kulisi
19.06.2014
11:30
Nobel ödüllü ekonomist Prof. Robert Shiller "Türkiye'de konut fıyatlarmdaki artış alarm verici durumda değil. Balon şişmeye başladı ama ABD ya da başka ülkelerdeki kadar ciddi bir durum yok" dedi.
Emlak Kulisi
Emlak
19.06.2014
RobertShillerTürkiyedekikonutbalonuşişmeyibaşladıamaciddibirdurumyokRobert Shiller Türkiyedeki konut balonu şişmeyi başladı ama ciddi bir durum yok
Karda eller cepte yürümeyin!
Zaman
12.12.2013
11:18
Liv Hospital Ortopedi Travmatoloji Bölümü’nden El, El Bileği ve Dirsek Cerrahı Doç. Dr. Ayhan Kılıç, karda eller cepte yürünmemesi gerektiğini söyledi. Kılıç, “Eller cepte yürürken olası düşme durumunda elle yumuşatma yapmanız mümkün olmaz. Düşme durumunda avuç içlerinin yere bakması sağlanmalı bu omurga ve kalçalarda yaşanacak travmayı azaltacaktır.” dedi.Doç. Dr. Ayhan Kılıç, ufak bir düşmeyi en az hasarla atlatmak için yapılması gerekenler hakkında bilgi verdi. Kılıç, çoğu zaman dengemizi yitirdiğimiz anda refleks olarak yaptığımız ilk hareketin, yere düşerken elimizle korunmak ya da bulabildiğimiz herhangi bir şeye tutunarak bedenimizi korumak olduğunu söyledi. Kılıç, “Düşmenin yaralayıcı etkisini kısmen de olsa hafiflettiğimiz bu hareketlerle genellikle el bileği, dirsek ve omuz eklemlerimizi daha doğrusu bunları oluşturan kemik, kas ve bağlarımızı yaralarız. Özellikle el bileğinde yoğunlaşan yaralayıcı kuvvetler bu bölgede genellikle şişmeye ve ağrıya neden olur. Bazen de el ve el bileğinin doğal şeklinde bozulmalar ‘Çatal Sırtı Deformitesi’ gelişebilir ki bu kemiksel yaralanmanın en temel bulgusudur. Bandajlama, askıya alma gibi çeşitli yöntemlerle korumaya alınan el bileğine soğuk uygulama yapılması bilinen ilk müdahalelerin başında gelir.” ifadelerini kullandı.Ufak yaralanmalarda neler yapılması gerektiği hakkında bilgi veren Kılıç, Soğuk kompres, bir bez veya havluya sarılmış buz veya soğutulmuş jellerin yaralanma sahasına yerleştirilmesi bölgesel şişmeye ve ağrı gelişimine yönelik en etkili girişimdir. Bölgeyi hareketsiz hale getirmek, bulabildiğimiz bandaj malzemeleriyle çok sıkmadan basitçe sarın ya da atkı, eşarp gibi bir materyalle kolu boyuna askılayın.” diye konuştu.Dokulardaki şişmenin artmasını ve ağrının dayanılmaz olmasını beklemeden en yakın hastanenin acil ünitesine müracaat edilmesi gerektiğini belirten Kılıç, şöyle devam etti: “Bu süreçte herhangi bir yiyecek-içecek alınmamasına özen gösterilmelidir. Yapılacak muayenelerin sonucunda bölgesel veya genel anestezi altında bir girişim gerekebilir ki bu durumda yiyeceklerin soluk borusuna kaçması riski azaltılması amacıyla girişim geciktirilecektir. Radyografik incelemeler sonucunda sıklıkla el bileğini teşkil eden iki uzun kemiğin eklem yüzlerinde veya karpal dizi kemikleri denen 8 küçük kemikte kırığa rastlanılabileceği gibi anatomik konumlarının değişmesi ile gelişen çıkıklar saptanabilir.Yapılan muayenelerde kemiksel yapının sağlam olması yaralanma düzeyinin hafif olarak belirlenmesine yetmeyebilir. Çünkü el ve el bileği çevresindeki bağ yaralanmaları da oldukça ciddi problemlere yol açabildiğinden dikkatle tedavi edilmelidir. Tedavinin başarısı ve süresi yaralanmanın basitliğine değil sonrasındaki yaklaşımın uygunluğu ve mükemmeliyetiyle ilişkilidir.”Karda yürürken dikkat edilmesi gereken hususlara da değinen Kılıç, “Karda asla eller cepte yürümeyin. Olası bir düşme durumunda elle yumuşatma yapmanız mümkün olmaz. Küçük ve yavaş adımlarla yürüyün. Kaymayan ayakkabılar giymeye özen gösterin. Merdivenlerden inerken veya çıkarken korkuluklardan destek alın. Buz tutan yerlerden değil yumuşak karın biriktiği yerden yürüyün. Düşme durumunda avuç içlerinin yere bakması sağlanmalı bu omurga ve kalçalarda yaşanacak travmayı azaltacaktır.” CİHAN
Zaman
Son Dakika
12.12.2013
KardaellercepteyürümeyinKarda eller cepte yürümeyin
Bülent Korucu - 7 Şubat efsanesi
Zaman
02.08.2013
16:01
Devleti yeniden dizayn etmek isteyenlerin şişirdiği bir balon: “7 Şubat”. Birisi iğneyi batırmazsa şişmeye devam edecek görünüyor.Sözlü kültürün destan anlatıcılarının yaptığı gibi her meddah üstüne bir şeyler ekleyerek efsaneyi daha büyük ve renkli hale getiriyor. Hukuk altyapısı yok, mantık kurgusu felç ve uygulanabilirliği sıfır bir senaryoyu gerçek gibi sunuyorlar. Aksine ihtimal verenin de ya aklından ya da ihanetinden şüphe duyuyorlar.Konuyu kısaca hatırlamakta yarar var. Bilhassa tarihleri hatırlamak elzem, çünkü öncelik sonralık sıralaması bile karıştı. Bilindiği gibi 7 Şubat 2012 günü, İstanbul’da özel yetkili savcı Sadrettin Sarıkaya, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, eski müsteşar Emre Taner, eski müsteşar yardımcısı Afet Güneş ve iki MİT görevlisini ifade vermeye çağırdı. ‘KCK soruşturması kapsamında’ bilgisi dışında dosya hakkında hiçbir şey bilinmiyor. Kamuoyunda ses getiren dramatik eylemlerde yakalanan bazı KCK mensuplarının ‘MİT’çi’ kisvesiyle kurtulmaya çalıştığı, Silvan dâhil olmak üzere bazı eylemlerin talimatlarının MİT’e sızmış KCK’lılar tarafından taşındığı gibi iddialar boşlukta kaldı. Aynı şekilde Oslo görüşmelerinin suçlama konusu yapıldığı iddiaları da pek mesnetli görünmedi. 13 Eylül 2011’de bizzat PKK’nın sitelerinde sızdırılan görüşme, kamuoyundan büyük destek bulmuştu. Bütün eleştirilere rağmen açılıma destek veren ve Habur Skandalı’na bile ses çıkarmayan yargının sızdıktan tam altı ay sonra Oslo defterini açtığı iddiası mantıklı ve hukuki değil. Kaldı ki görüşmelerde suç unsuru olabilecek iz dahi yoktu.Ustûrenin ikinci ayağı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın sağlığı ile ilgili. Kimisi Erdoğan’ın nekahet döneminde, kimisi tam ameliyat masasında “7 Şubat kalkışması”nın yaşandığını ileri sürüyor. Bazıları ileri giderek saat ve dakika veriyor: “Başbakan 45 dakika daha erken uyutulsaydı, uyandığında kolunda kelepçe olacaktı!” Başbakan Erdoğan, asıl büyük ameliyatı 26 Kasım 2011’de oldu. Yani 7 Şubat’ta Erdoğan nekahet dönemini çoktan atlatmış ve yurtdışı seyahatler hariç tam mesaiye başlamıştı. 11 Şubat’ta ise neredeyse ayakta tedavi denilebilecek tamamlayıcı operasyonu geçirmişti. Kısacası işin duygusal sosu da biraz havada kalıyor. Savcı Sadrettin Sarıkaya’nın soyadından bile komplo teorilerine payanda üretmeye çalışanlar kötü niyetli değilse yargı sisteminin işleyişini hiç bilmiyor diyebiliriz. Bu arada işi ‘cemaat’e yıkmaya çalışanların patinaja düştüğü soruya bugüne kadar cevap vereni görmedim. “Cemaatin bu işten çıkarı ne? 9 ay önceki seçimlerde yeni anayasa için cansiparane çalışırlarken neden bir anda komplocu olsunlar?”Şimdi gelelim işin teknik boyutuna: Yasama dokunulmazlığı ile yürütmenin yargılanma prosedürü birbirine karıştırılıyor. Yasama dokunulmazlığı bir zırhtır ama yürütmeninki neredeyse yargılanamazlıktır. Milletvekili, dokunulmazlığı kalktığında ya da seçim kaybettiğinde tamamen korumasızdır. Elde ettiği, zamanaşımına bile imkân vermeyen geçici ertelemedir. Bakanlar ve başbakan ise Anayasa’nın mücbir emri doğrultusunda Meclis soruşturması olmadan yargının konusu haline getirilemez. Değil herhangi bir savcının, Yargıtay başsavcısının bile yetkisi yoktur. Yüce Divan yargılamalarında dahi başsavcı, duruşma savcısından öte bir şey değildir. Hazırlık soruşturmasını bizzat Meclis yapar. Parlamento’nun yargısal bir faaliyetidir. İddianameyi soruşturma komisyonu hazırlar, Genel Kurul kabul eder. Komisyonunun hangi suç için hangi ceza maddesini talep ettiğini belirtir raporu salt çoğunluk (276) ile kabul edilirse yargılama mümkün hale gelir. Onu da Yüce Divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesi yapar. Anayasa ve iç tüzüğün en muhkem kuralları diyebiliriz bu prosedüre. Her aşaması Meclis Genel Kurulu’nun onayına tabidir ve anayasa değişikliği ile aynı kurallar uygulanır. Gizli oy ve grup kararı yasağı vardır. Böylesine açık ve sıkı kurallara rağmen ‘başbakan tutuklanacaktı’ demek ya art niyet veya cehalet nişanesidir. Başlangıçta söyledim; yasama dokunulmazlığı ile karıştırılıyor ve onun istisnalarının uygulanacağı ileri sürülüyor. O istisna şöyle tarif ediliyor: Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla Anayasa’nın 14’üncü maddesindeki durumlar bu hükmün dışındadır.” 83. madde tamamen yasama organını kapsar, bakanlar bunun dışındadır. Kaldı ki burada milletvekili için bile ne suçüstü hali ne de seçimden önce başlamış soruşturma şartı yerine geliyor. Başbakan zaten kapsam dışındadır hatta herhangi bir vekil de bu iddialarla tutuklanamaz. AK Parti’deki hukukçular bu balonun şişmesine neden izin veriyor veya sessiz kalıyor anlamış değilim.
Zaman
Ana Sayfa
02.08.2013
BülentKorucu-7ŞubatefsanesiBülent Korucu - 7 Şubat efsanesi
Bülent Korucu - 7 Şubat efsanesi
Zaman
02.08.2013
04:32
Devleti yeniden dizayn etmek isteyenlerin şişirdiği bir balon: “7 Şubat”. Birisi iğneyi batırmazsa şişmeye devam edecek görünüyor.Sözlü kültürün destan anlatıcılarının yaptığı gibi her meddah üstüne bir şeyler ekleyerek efsaneyi daha büyük ve renkli hale getiriyor. Hukuk altyapısı yok, mantık kurgusu felç ve uygulanabilirliği sıfır bir senaryoyu gerçek gibi sunuyorlar. Aksine ihtimal verenin de ya aklından ya da ihanetinden şüphe duyuyorlar.Konuyu kısaca hatırlamakta yarar var. Bilhassa tarihleri hatırlamak elzem, çünkü öncelik sonralık sıralaması bile karıştı. Bilindiği gibi 7 Şubat 2012 günü, İstanbul’da özel yetkili savcı Sadrettin Sarıkaya, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, eski müsteşar Emre Taner, eski müsteşar yardımcısı Afet Güneş ve iki MİT görevlisini ifade vermeye çağırdı. ‘KCK soruşturması kapsamında’ bilgisi dışında dosya hakkında hiçbir şey bilinmiyor. Kamuoyunda ses getiren dramatik eylemlerde yakalanan bazı KCK mensuplarının ‘MİT’çi’ kisvesiyle kurtulmaya çalıştığı, Silvan dâhil olmak üzere bazı eylemlerin talimatlarının MİT’e sızmış KCK’lılar tarafından taşındığı gibi iddialar boşlukta kaldı. Aynı şekilde Oslo görüşmelerinin suçlama konusu yapıldığı iddiaları da pek mesnetli görünmedi. 13 Eylül 2011’de bizzat PKK’nın sitelerinde sızdırılan görüşme, kamuoyundan büyük destek bulmuştu. Bütün eleştirilere rağmen açılıma destek veren ve Habur Skandalı’na bile ses çıkarmayan yargının sızdıktan tam altı ay sonra Oslo defterini açtığı iddiası mantıklı ve hukuki değil. Kaldı ki görüşmelerde suç unsuru olabilecek iz dahi yoktu.Ustûrenin ikinci ayağı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın sağlığı ile ilgili. Kimisi Erdoğan’ın nekahet döneminde, kimisi tam ameliyat masasında “7 Şubat kalkışması”nın yaşandığını ileri sürüyor. Bazıları ileri giderek saat ve dakika veriyor: “Başbakan 45 dakika daha erken uyutulsaydı, uyandığında kolunda kelepçe olacaktı!” Başbakan Erdoğan, asıl büyük ameliyatı 26 Kasım 2011’de oldu. Yani 7 Şubat’ta Erdoğan nekahet dönemini çoktan atlatmış ve yurtdışı seyahatler hariç tam mesaiye başlamıştı. 11 Şubat’ta ise neredeyse ayakta tedavi denilebilecek tamamlayıcı operasyonu geçirmişti. Kısacası işin duygusal sosu da biraz havada kalıyor. Savcı Sadrettin Sarıkaya’nın soyadından bile komplo teorilerine payanda üretmeye çalışanlar kötü niyetli değilse yargı sisteminin işleyişini hiç bilmiyor diyebiliriz. Bu arada işi ‘cemaat’e yıkmaya çalışanların patinaja düştüğü soruya bugüne kadar cevap vereni görmedim. “Cemaatin bu işten çıkarı ne? 9 ay önceki seçimlerde yeni anayasa için cansiparane çalışırlarken neden bir anda komplocu olsunlar?”Şimdi gelelim işin teknik boyutuna: Yasama dokunulmazlığı ile yürütmenin yargılanma prosedürü birbirine karıştırılıyor. Yasama dokunulmazlığı bir zırhtır ama yürütmeninki neredeyse yargılanamazlıktır. Milletvekili, dokunulmazlığı kalktığında ya da seçim kaybettiğinde tamamen korumasızdır. Elde ettiği, zamanaşımına bile imkân vermeyen geçici ertelemedir. Bakanlar ve başbakan ise Anayasa’nın mücbir emri doğrultusunda Meclis soruşturması olmadan yargının konusu haline getirilemez. Değil herhangi bir savcının, Yargıtay başsavcısının bile yetkisi yoktur. Yüce Divan yargılamalarında dahi başsavcı, duruşma savcısından öte bir şey değildir. Hazırlık soruşturmasını bizzat Meclis yapar. Parlamento’nun yargısal bir faaliyetidir. İddianameyi soruşturma komisyonu hazırlar, Genel Kurul kabul eder. Komisyonunun hangi suç için hangi ceza maddesini talep ettiğini belirtir raporu salt çoğunluk (276) ile kabul edilirse yargılama mümkün hale gelir. Onu da Yüce Divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesi yapar. Anayasa ve iç tüzüğün en muhkem kuralları diyebiliriz bu prosedüre. Her aşaması Meclis Genel Kurulu’nun onayına tabidir ve anayasa değişikliği ile aynı kurallar uygulanır. Gizli oy ve grup kararı yasağı vardır. Böylesine açık ve sıkı kurallara rağmen ‘başbakan tutuklanacaktı’ demek ya art niyet veya cehalet nişanesidir. Başlangıçta söyledim; yasama dokunulmazlığı ile karıştırılıyor ve onun istisnalarının uygulanacağı ileri sürülüyor. O istisna şöyle tarif ediliyor: Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla Anayasa’nın 14’üncü maddesindeki durumlar bu hükmün dışındadır.” 83. madde tamamen yasama organını kapsar, bakanlar bunun dışındadır. Kaldı ki burada milletvekili için bile ne suçüstü hali ne de seçimden önce başlamış soruşturma şartı yerine geliyor. Başbakan zaten kapsam dışındadır hatta herhangi bir vekil de bu iddialarla tutuklanamaz. AK Parti’deki hukukçular bu balonun şişmesine neden izin veriyor veya sessiz kalıyor anlamış değilim.
Zaman
En Çok Okunan
02.08.2013
BülentKorucu-7ŞubatefsanesiBülent Korucu - 7 Şubat efsanesi
Bülent Korucu - 7 Şubat efsanesi
Zaman
02.08.2013
02:05
Devleti yeniden dizayn etmek isteyenlerin şişirdiği bir balon: “7 Şubat”. Birisi iğneyi batırmazsa şişmeye devam edecek görünüyor.Sözlü kültürün destan anlatıcılarının yaptığı gibi her meddah üstüne bir şeyler ekleyerek efsaneyi daha büyük ve renkli hale getiriyor. Hukuk altyapısı yok, mantık kurgusu felç ve uygulanabilirliği sıfır bir senaryoyu gerçek gibi sunuyorlar. Aksine ihtimal verenin de ya aklından ya da ihanetinden şüphe duyuyorlar.Konuyu kısaca hatırlamakta yarar var. Bilhassa tarihleri hatırlamak elzem, çünkü öncelik sonralık sıralaması bile karıştı. Bilindiği gibi 7 Şubat 2012 günü, İstanbul’da özel yetkili savcı Sadrettin Sarıkaya, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, eski müsteşar Emre Taner, eski müsteşar yardımcısı Afet Güneş ve iki MİT görevlisini ifade vermeye çağırdı. ‘KCK soruşturması kapsamında’ bilgisi dışında dosya hakkında hiçbir şey bilinmiyor. Kamuoyunda ses getiren dramatik eylemlerde yakalanan bazı KCK mensuplarının ‘MİT’çi’ kisvesiyle kurtulmaya çalıştığı, Silvan dâhil olmak üzere bazı eylemlerin talimatlarının MİT’e sızmış KCK’lılar tarafından taşındığı gibi iddialar boşlukta kaldı. Aynı şekilde Oslo görüşmelerinin suçlama konusu yapıldığı iddiaları da pek mesnetli görünmedi. 13 Eylül 2011’de bizzat PKK’nın sitelerinde sızdırılan görüşme, kamuoyundan büyük destek bulmuştu. Bütün eleştirilere rağmen açılıma destek veren ve Habur Skandalı’na bile ses çıkarmayan yargının sızdıktan tam altı ay sonra Oslo defterini açtığı iddiası mantıklı ve hukuki değil. Kaldı ki görüşmelerde suç unsuru olabilecek iz dahi yoktu.Ustûrenin ikinci ayağı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın sağlığı ile ilgili. Kimisi Erdoğan’ın nekahet döneminde, kimisi tam ameliyat masasında “7 Şubat kalkışması”nın yaşandığını ileri sürüyor. Bazıları ileri giderek saat ve dakika veriyor: “Başbakan 45 dakika daha erken uyutulsaydı, uyandığında kolunda kelepçe olacaktı!” Başbakan Erdoğan, asıl büyük ameliyatı 26 Kasım 2011’de oldu. Yani 7 Şubat’ta Erdoğan nekahet dönemini çoktan atlatmış ve yurtdışı seyahatler hariç tam mesaiye başlamıştı. 11 Şubat’ta ise neredeyse ayakta tedavi denilebilecek tamamlayıcı operasyonu geçirmişti. Kısacası işin duygusal sosu da biraz havada kalıyor. Savcı Sadrettin Sarıkaya’nın soyadından bile komplo teorilerine payanda üretmeye çalışanlar kötü niyetli değilse yargı sisteminin işleyişini hiç bilmiyor diyebiliriz. Bu arada işi ‘cemaat’e yıkmaya çalışanların patinaja düştüğü soruya bugüne kadar cevap vereni görmedim. “Cemaatin bu işten çıkarı ne? 9 ay önceki seçimlerde yeni anayasa için cansiparane çalışırlarken neden bir anda komplocu olsunlar?”Şimdi gelelim işin teknik boyutuna: Yasama dokunulmazlığı ile yürütmenin yargılanma prosedürü birbirine karıştırılıyor. Yasama dokunulmazlığı bir zırhtır ama yürütmeninki neredeyse yargılanamazlıktır. Milletvekili, dokunulmazlığı kalktığında ya da seçim kaybettiğinde tamamen korumasızdır. Elde ettiği, zamanaşımına bile imkân vermeyen geçici ertelemedir. Bakanlar ve başbakan ise Anayasa’nın mücbir emri doğrultusunda Meclis soruşturması olmadan yargının konusu haline getirilemez. Değil herhangi bir savcının, Yargıtay başsavcısının bile yetkisi yoktur. Yüce Divan yargılamalarında dahi başsavcı, duruşma savcısından öte bir şey değildir. Hazırlık soruşturmasını bizzat Meclis yapar. Parlamento’nun yargısal bir faaliyetidir. İddianameyi soruşturma komisyonu hazırlar, Genel Kurul kabul eder. Komisyonunun hangi suç için hangi ceza maddesini talep ettiğini belirtir raporu salt çoğunluk (276) ile kabul edilirse yargılama mümkün hale gelir. Onu da Yüce Divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesi yapar. Anayasa ve iç tüzüğün en muhkem kuralları diyebiliriz bu prosedüre. Her aşaması Meclis Genel Kurulu’nun onayına tabidir ve anayasa değişikliği ile aynı kurallar uygulanır. Gizli oy ve grup kararı yasağı vardır. Böylesine açık ve sıkı kurallara rağmen ‘başbakan tutuklanacaktı’ demek ya art niyet veya cehalet nişanesidir. Başlangıçta söyledim; yasama dokunulmazlığı ile karıştırılıyor ve onun istisnalarının uygulanacağı ileri sürülüyor. O istisna şöyle tarif ediliyor: Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla Anayasa’nın 14’üncü maddesindeki durumlar bu hükmün dışındadır.” 83. madde tamamen yasama organını kapsar, bakanlar bunun dışındadır. Kaldı ki burada milletvekili için bile ne suçüstü hali ne de seçimden önce başlamış soruşturma şartı yerine geliyor. Başbakan zaten kapsam dışındadır hatta herhangi bir vekil de bu iddialarla tutuklanamaz. AK Parti’deki hukukçular bu balonun şişmesine neden izin veriyor veya sessiz kalıyor anlamış değilim.
Zaman
Köşe Yazıları
02.08.2013
BülentKorucu-7ŞubatefsanesiBülent Korucu - 7 Şubat efsanesi
Minik Beyza'nın gözü kurtulsun
Türkiye Gazetesi
21.01.2013
09:11
Sakaryanın Kocaali ilçesine bağlı Kirazlı köyünde 39 yaşındaki epilepsi hastası Ayhan İnce ve Emine İncenin 3 çocuğundan en küçüğü olan 6 yaşındaki Beyza, oyun oynarken düşmesi sonucu gözünde oluşan hasar sebebiyle tedavi altına alındı. Göz tansiyonu teşhisi konularak ameliyat edilen Beyzanın gözü ameliyat sonrası şişmeye başladı. Yeniden ameliyat için kendilerinden 35 bin TL istendiğini belirten baba Ayhan İnce, yardım bekliyor. İHA
Türkiye Gazetesi
Son Dakika
21.01.2013
MinikBeyzanıngözükurtulsunMinik Beyzanın gözü kurtulsun
Lindsay Şişmeye Başladı!
Haberler.com
15.08.2012
09:29
Bir dönem aşırı zayıflığı nedeniyle anoreksik olduğu söylenen Lindsay Lohan, kilo almaya başladı.
Haberler.com
Magazin
15.08.2012
LindsayŞişmeyeBaşladıLindsay Şişmeye Başladı
Bir saatte 6 litre su içti, zehirlenip öldü
Türkiye Gazetesi
07.07.2012
10:35
İsveç’te bir saat içinde 6 litre su içen genç kız öldü. Doktor Tomas Skommevik, ismi açıklanmayan kızın içtiği fazla suyun beyinde şişmeye ve zehirlenmeye sebep olduğunu açıkladı. STOCKHOLM AA
Türkiye Gazetesi
Son Dakika
07.07.2012
Birsaatte6litresuiçtizehirlenipöldüBir saatte 6 litre su içti zehirlenip öldü
Biber Gazı Astım Hastalarında Ölüme Neden Olabiliyor ...
Haberler.com
01.06.2012
15:33
Türk Toraks Derneği Merkez Yönetim Kurulu tarafından yapılan yazılı açıklamada, biber gazı kullanımının nefes borusu ve hava yollarında daralma, havayolu ve akciğer dokusunda iltihap ve şişmeye yol açtığını, bu gaza maruz kalan astım hastalarında...
Haberler.com
Güncel
01.06.2012
BiberGazıAstımHastalarındaÖlümeNedenOlabiliyorBiber Gazı Astım Hastalarında Ölüme Neden Olabiliyor
'Biber gazı astım hastalarında ölüme neden olabiliyor'
Haber3
01.06.2012
13:03
Türk Toraks Derneği Merkez Yönetim Kurulu tarafından yapılan yazılı açıklamada, biber gazı kullanımının nefes borusu ve hava yollarında daralma, havayolu ve akciğer dokusunda iltihap ve şişmeye yol açtığını, bu gaza maruz kalan ast
Haber3
Son Dakika
01.06.2012
BibergazıastımhastalarındaölümenedenolabiliyorBiber gazı astım hastalarında ölüme neden olabiliyor
Biber Gazı Astım Hastalarında Ölüme Neden Olabiliyor ...
Haberler.com
01.06.2012
12:20
Türk Toraks Derneği Merkez Yönetim Kurulu tarafından yapılan yazılı açıklamada, biber gazı kullanımının nefes borusu ve hava yollarında daralma, havayolu ve akciğer dokusunda iltihap ve şişmeye yol açtığını, bu gaza maruz kalan astım hastalarında...
Haberler.com
Güncel
01.06.2012
BiberGazıAstımHastalarındaÖlümeNedenOlabiliyorBiber Gazı Astım Hastalarında Ölüme Neden Olabiliyor
'Biber gazı astım hastalarında ölüme neden olabiliyor'
Zaman
01.06.2012
12:20
Türk Toraks Derneği Merkez Yönetim Kurulu tarafından yapılan yazılı açıklamada, biber gazı kullanımının nefes borusu ve hava yollarında daralma, havayolu ve akciğer dokusunda iltihap ve şişmeye yol açtığını, bu gaza maruz kalan astım hastalarında ölüme varan olayların gerçekleşebildiği belirtildi.
Zaman
Son Dakika
01.06.2012
BibergazıastımhastalarındaölümenedenolabiliyorBiber gazı astım hastalarında ölüme neden olabiliyor
Kilo almaya, karnı şişmeye başladı acaba...
Gazete Şok
10.11.2011
23:52
Merhaba bir sorum olacak. Kız arkadaşımla ilişkiye girdik ve vajina içine boşalma olmadı, sadece 1-2 damla vajina girişine sıçradı. İlişki sonrası hapı kullandı ve adetinde gecikme oldu. Hapta y...
Gazete Şok
Son Dakika
10.11.2011
KiloalmayakarnışişmeyebaşladıacabaKilo almaya karnı şişmeye başladı acaba
Bacak ve ayakları
sürekli büyüyor!
Türkiye Gazetesi
08.11.2011
02:09
Dünyada nadir görülen bir hastalıkla mücadele eden Mandy Sellar’ın bacağı kesilmesine rağmen yine büyümeyi sürdürüyor. > Emin Arvasİngiltere’de nadir bir hastalıktan dolayı muazzam derecede büyük ayak ve bacakları olan Mandy Sellars isimli kadın, 32 kilo ağırlığındaki bacağının kesilmesi sonrasında bacağın yerinin hızla balon gibi şişmesiyle dehşete düştü. Luncashire’de yaşayan Sellars’ın, zayıf bir bedenine oranla büyük bir tezat teşkil eden muazzam büyüklükte ayak ve bacakları vardı. Doktorlar 36 yaşındaki kadına, sol bacağında septisemi olduğunu, bacağın kesilmemesi halinde ölebileceğini söylediler. Lakin ameliyattan 22 ay sonra kadının kesilen bacağının bulunduğu yer hızla balon gibi şişmeye başladı. Bu, kadının protez bacağının ...
Türkiye Gazetesi
Son Dakika
08.11.2011
Bacakveayakları
süreklibüyüyorBacak ve ayakları
sürekli büyüyor
Emlakta gerçekten balon var mı?
Haber7
16.07.2011
11:54
Konutta henüz aşırı şişkinlik olmasa bile balon şişmeye başladı.
Haber7
Son Dakika
16.07.2011
Emlaktagerçektenbalonvarmı?Emlakta gerçekten balon var mı?
Emlakta balon var mı?
Haber7
16.07.2011
11:45
Konutta henüz aşırı şişkinlik olmasa bile balon şişmeye başladı.
Haber7
Son Dakika
16.07.2011
Emlaktabalonvarmı?Emlakta balon var mı?
Basınçlı hava hortumu makatına kaçtı
Haber7
26.05.2011
10:09
Kamyonundaki basınçlı hava hortumunun üzerine düşen Yeni Zelandalı sürücü ölümden döndü. Vücudu şişmeye başlayan sürücünün imdadına arkadaşları yetişti.
Haber7
Son Dakika
26.05.2011
BasınçlıhavahortumumakatınakaçtıBasınçlı hava hortumu makatına kaçtı
Öğretmeninden şiddet gören öğrencinin parmağı yerinden çıktı
Samanyolu Haber
14.04.2011
13:43


Edirnede bir ilköğretim okulunda öğretmenin şiddetine maruz kalan öğrencinin parmağı yerinden çıktı. Milli Eğitim Müdürlüğü olayla ilgili inceleme başlattı. Olay, merkezde bulunan Trakya Birlik İlköğretim Okulunda meydana geldi. Önceki gün yaşanan olay iddiaya göre şöyle gelişti: Öğrencilerin gürültü yapmasına sinirlenen Türkçe öğretmeni F.B., 6. sınıf öğrencilerinden B.E isimli öğrenciyi yakaladı. Öğrenciyi bir masaya yatırarak hırpalayan öğretmen daha sonra onu serbest bıraktı. Yaşanan olayda sağ kolu incinen öğrencinin eli akşam saatlerinde şişmeye başladı. Annesi tarafından fark edilen olayın ardından B.E. hastaneye kaldırıldı. Doktorlar tarafından yapılan muayenede öğrencinin serçe parmağının yerinden çıktığı belirlendi. Hastanede gerekli müdahale yapıldıktan sonra B.E.nin eli alçıya alındı. Yaşanan olayın ardından B.E.nin dedesi Atilla Saraç, okul müdürünün yanına gelerek torununa şiddet uygulayan öğretmeni şikayet ederek gereğinin yapılmasını istedi. Atilla Saraç, öğretmenin öğrencilere şiddet uyguladığı haberlerini daha önce duyduklarını belirterek, son olayın kendi torununda yaşandığını kaydetti. Öğretmenin, öğrencilerin gürültüsüne sinirlendiğini belirten Saraç, daha sonra torununu yakalayarak masaya yatırdığını ve şiddet uyguladığını söyledi. Bunun üzerine çocuğu hastaneye götürdüklerini anlatan Saraç, öğretmen hakkından gerekli işlemin yapılması için okul yönetimine şikayette bulunduğunu ifade etti. Olayın duyulması üzerine Edirne İl Milli Eğitim Müdürlüğü inceleme başlattı.
Samanyolu Haber
Son Dakika
14.04.2011
ÖğretmenindenşiddetgörenöğrencininparmağıyerindençıktıÖğretmeninden şiddet gören öğrencinin parmağı yerinden çıktı
Gayrimenkulde balon uyarısı
Milliyet
03.01.2011
15:44
İMSAD yayınladığı aylık inşaat sektörü değerlendirme raporunda, inşaat sektöründeki ivmelenmenin yanı sıra stoklardaki şişmeye işaret edildi. Ye...


Milliyet
Ekonomi
03.01.2011
GayrimenkuldebalonuyarısıGayrimenkulde balon uyarısı
15:18 Gayrimenkulde balon uyarısı
Milliyet
03.01.2011
15:34
İMSAD yayınladığı aylık inşaat sektörü değerlendirme raporunda, inşaat sektöründeki ivmelenmenin yanı sıra stoklardaki şişmeye işaret edildi. ...
Milliyet
Son Dakika
03.01.2011
1518Gayrimenkuldebalonuyarısı1518 Gayrimenkulde balon uyarısı
Teşhis biraz daha gecikse Beyza ölürdü
Milliyet
28.12.2010
02:06
Dünyaya gelir gelmez sarılık olan minik Beyza defalarca hastaneye götürüldü, sarılığı bir türlü geçmedi, karnı sürekli şişmeye başladı. 4 aylık ola...
Milliyet
Bölge
28.12.2010
TeşhisbirazdahagecikseBeyzaölürdü Teşhis biraz daha gecikse Beyza ölürdü
Kaza yapınca
yürümeye başladı
Türkiye Gazetesi
25.12.2010
02:27
> Tekrar yürüyen Monique van der Vorst, 2008 Engelliler Oyununda gümüş madalya almış. Film senaryolarını aratmayacak bir hikâyeye sahip olan Monique van der Vorst’in ayak bileği, 13 yaşında iken hokey oynarken büküldü. Genç kıza yanlış ameliyat yapıldı ve ayağı şişmeye başladı. Bir süre sonra ayağını oynatamadığını söyleyen Vorst, “Ayağıma dolan pembe sıvı alındı ancak yine de kımıldatamadım. Bir yıl sonra sağ ayağımı da hareket ettirememeye başladım. Bu durumu tıp açıklayamadı” dedi. Üç tekerlekli sandalye ile yeni bir hayata başladığını söyleyen Vorst, “Kollarımla hareket ettirdiğim tekerlekli sandalye ile yaptığım handcycle sporu sayesinde hayata tutundum. 2008 Engelliler Oyununda gümüş madalya aldım” dedi. Birkaç ay sonra Florida’da ka ...
Türkiye Gazetesi
Son Dakika
25.12.2010
Kazayapınca
yürümeyebaşladıKaza yapınca
yürümeye başladı
Deniz kenarında yaşayanlar dikkat!
Samanyolu Haber
13.12.2010
10:33
Uz. Dr. Ülkümen Rodoplu, dondurucu havalarda hipoterminin (vücut ısısının düşmesi) denize kıyı bölgelerde daha sık görüldüğü uyarısında bulundu.

Dr. Rodoplu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kış şartlarının ülkeyi etkisi altına aldığını belirterek, evsizler, yaşlılar, bebekler ve evlerinde yeterince ısınamayanların soğuğa daha az dirençli olduğunu söyledi. Yaşamsal organlarda ısının 35 santigrat derecenin altına inmesi halinde, hipoterminin oluşmaya başladığına dikkati çeken Dr. Rodoplu, şöyle konuştu: Hipotermi tablosu İzmir, İstanbul, Trabzon, Samsun, Çanakkale gibi denize kıyı bölgelerimizde çok daha sık görülmektedir. Çetin kış şartlarının yaşandığı, çok soğuk olarak bilinen karasal iklime sahip illerden fazla, kıyı bölgelerinde hipotermi ölüme yol açabilir. Bunun en önemli nedeni de korunma konusunda bu illerde yeteri kadar önlem alınmamasıdır. Deniz kenarında yaşayanlar dondurucu soğuklara karşı daha tedbirli olmalı. Normal vücut ısısı 37 santigrat derece civarındadır. Ancak, çevre sıcaklığı nadiren bu kadardır. Vücudumuz, yediğimiz besinleri yakarak ısısını sabit tutmaya çalışır. Donma ya da donmaya yakın ısılarda vücut ısısının düşmesine hipotermi denir. Vücut ısı kaybını metabolizmayı artırarak (titreme) dengelemeye çalışır. Soğuk ortamdan uzaklaşarak, rüzgardan korunacak yer aramak da ısı kaybını azaltmanın bir yoludur. Dr. Rodoplu, soğuk havalarda giysi katları arasındaki kuru ve durgun havanın iyi bir ısı izolatörü olduğunu, bu şekilde giyinilmesi durumunda önemli bir koruyucu olabileceğini söyledi. Şapka giyilmesinin de vücut ısısını koruyacağını anlatan Dr. Ülkümen Rodoplu, hipotermi belirtilerinde, titreme, kas hareketleri ve nabzın yavaşlaması, uyku eğilimi, solunum yavaşlaması, kalp ritminin bozulması, dolaşım ve solunumun durması gibi durumların yaşandığını ifade etti. Dr. Rodoplu, ilk yardım konusunda şunları önerdi: Hastayı, ısısı 20 derece civarındaki bir odaya alın. Islak giysilerini çıkarın ve kuru, sıcak battaniyelerle örtün. Gerekirse hava akımını kesmek için çevresine rüzgarlık gerin. Hastayı en kısa sürede hastaneye ulaştırın. En ciddi lokal soğuk yaralanması olan donukta, dokuların donduğunu ve hücrelerin öldüğünü belirten Dr. Rodoplu, kangren gelişmesi durumunda ölü dokuların cerrahi müdahaleyle alınması gerektiğini vurguladı. Donuk belirtilerinin kızarma, ağrı, sertlik ve donma hissi olduğunu anlatan Dr. Rodoplu, ilk yardımda öncelikle yüzük, saat, bilezik gibi takıların çıkarılmasının doğru bir davranış olacağını söyledi. Dr. Rodoplu, donmuş organın aleve, ateşe tutulmaması gerektiğine dikkati çekerek, şöyle devam etti: Donmuş bölge aşırı sıcak suya sokulmaz. Donmuş kısımların yeniden ısıtılması için araba egzozu veya doğrudan doğruya ateş kullanılması, hassas dokularda daha fazla hasara yol açacaktır. Hastayı soğuk ve ıslak ortamdan uzaklaştırın. Kuru ve yün bir bezle bu organı sarın. Şişmeye karşı, bu organı yukarıda tutun. Ayaklarında donma varsa, asla yürütmeyin, sedye ya da sırt tahtası ile taşınmalıdır. Sıcak ellerinizle ya da nefesinizle etkilenen bölgeyi ısıtmaya çalışın. 112yi arayarak hastayı en kısa sürede Acil Servise ulaştırın.
Samanyolu Haber
Son Dakika
13.12.2010
DenizkenarındayaşayanlardikkatDeniz kenarında yaşayanlar dikkat
Lenf ödeminin çözümü erken tanı ve fizik tedavi
Samanyolu Haber
13.09.2010
11:44
Lenf ödem, lenf düğümleri ve lenf kanallarının hasara uğramasıyla, lenf suyu dolaşımının bozulması sonucu kol, bacak ve gövdede şişme olarak tanımlanıyor.

Uzmanlar, kolda ve bacakta hissizlik, sertlik ve ağrı gibi belirtiler veren lenf ödem, özellikle kanserli hastaları tehdit ettiğini belirterek, erken tanının önemine işaret ediyor. Acıbadem Kayseri Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr Emin Dişli, fizik tedavi ile lenf ödemden kurtulmanın mümkün olduğunu anlatıyor. Uzmanı Dr Emin Dişli, şu bilgileri verdi: Vücudumuzda kan dolaşımı ve lenf dolaşımı olmak üzere iki tip dolaşım var. Lenf sıvısı lenf damarıyla taşınan, akyuvardan zengin vücut sıvısı. Bu sıvının içinde, hücreler için gerekli besin ve oksijen yer alıyor. Hücreler, ihtiyacı olan maddeleri aldıktan sonra atık maddeleri de ortama bırakıyorlar. Bu atıklar lenf sıvısı içinde taşınıyor ve lenf nodüllerinden süzüldükten sonra, temiz lenf sıvısı tekrar dolaşıma katılıyor. Dolayısı ile lenfatik sistem, bağışıklık sistemi ile beraber çalışarak vücut savunmasında rol alıyor. Çeşitli nedenlerle bu lenf düğümleri ve lenf kanalları hasara uğrarsa lenf suyunun dolaşımı bozuluyor. Sıklıkla kollarda ve bacaklarda, zamanla da gövde de şişmeye neden olan bu durum, lenf ödem olarak biliniyor. Lenf ödeminde kanserli hastaların risk altında olduğunu aktaran Dr. Emin Dişli, kanserli hastaların yapması gerekenleri şöyle sıraladı: Lenf ödem, özellikle kanserli hastalarda önemli bir sorun. Özellikle meme kanserli hastalar, lenf nodu çıkarımı ve radyoterapi uygulanması nedeniyle lenf ödem açısından yüksek risk altındalar. Kanser dolayısıyla göğsü alınan ve lenf notları çıkarılan kişilerde; aylar hatta yıllar sonra lenf ödem gelişiyor. Lenf ödem, kozmetik deformitelere, fonksiyonel kayıplara, psikolojik bozukluklara neden olabiliyor. Hastanın ev, iş, sosyal ve cinsel yaşamını, dolayısıyla yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. Bu nedenle lenf ödemin erken tanınması önemli. Dişli, hastalığın belirtilerinin de şunlar olduğunu aktardı. Kolda veya bacakta bu bulgular varsa, lenf ödem yönünden dikkatli olunmalı. Hissizlik. Sertlik. Ağırlık. Hissi ve ağrı. Kızarma. Enfeksiyon. Tedavisi ise şöyle: Geçmiş yıllarda lenf ödem tedavisi neredeyse imkansızdı. Günümüzde daha etkin tedavi yöntemleriyle daha ılımlı duruma geldi. Tedavi; üst ve alt ekstremite cilt bakımı, pozisyonlama, egzersiz programları, manuel lenf drenajı ve kompleks boşaltıcı fizyoterapi teknikleri gibi uygulamaları kapsıyor. Lenf ödem tedavisi; fizik tedavi ünitelerinde, konusunda uzman doktor ve fizyoterapistler tarafından uygulanmalı.Lenf ödem riski olan veya lenf ödem olan kolda ve bacakta dikkat edilmesi gerekenler ise şöyle; Cilt temiz tutulmalı. Deri; enfeksiyondan, travmadan, bıçak kesiğinden, güneş yanığından korunmalı. Kompresyon giysileri giyilmeli. Sıkı giysiler giyilmemeli. CİHAN
Samanyolu Haber
Son Dakika
13.09.2010
LenfödemininçözümüerkentanıvefiziktedaviLenf ödeminin çözümü erken tanı ve fizik tedavi
Üzüntü ve stres davetiye çıkarıyor
Samanyolu Haber
02.05.2010
12:19
Uzmanların, Duygularımızın ifade yeridir ve ruhumuzun aynasıdır diye tanımladığı deride zaman zaman çeşitli hastalıklar meydana gelebiliyor.

Bazı kozmetik ürünlerin de ergenlik döneminde sivicelere davetiye çıkarıdğını belirten Uzmanlar, Neredeyse tüm cilt hastalıkları gerginlik, üzüntülü ve sıkıntılı olaylar sonrasında ortaya çıkmakta veya stresten etkilenmektedir. ikazında bulunuyor. Bursa Ren Tıp Merkezinden Dermatoloji Uzmanı Dr. Neval Bayazit, özellikle yüzün, sosyal bir ortama girildiğinde ilk dikkat çeken bölge olduğu için yüzde ortaya çıkan en ufak bir sivilce ve lekenin kişiyi rahatsız edebileceğini söyledi. Bayazit, bu sebeple ergenlik sivilcelerinin, özellikle dış görünüşün çok önemli olarak algılandığı ergenlik çağında önemli psikolojik sıkıntılara yol açtığını kaydetti. Bu sivilcelerin, gençlerin toplumdan uzaklaşmasına, kendilerine olan güvenlerinin azalmasına sebep olabildiğine dikkat çeken Uzm. Dr. Bayazit, Ergenlik sivilceleri, derideki yağ bezlerinin kronik, iltihaplı bir hastalığıdır. Genellikle yüzde olmak üzere, göğüs, omuzlar, sırt ve hatta kalçada da ortaya çıkabilen, içi yağla dolu siyah veya beyaz renkte kabarıklıklar, kızarıklıklar, içi iltihap dolu sivilceler veya daha ileri formdaysa deri altında bezelye büyüklüğünde, kırmızı, sert kitleler halinde görülür. Yağ bezlerinin fazla yağ salgılaması ve yağ bezi kanallarının deriye açılan kanallarının tıkanması nedeniyle ortaya çıkar. Burada Propionobacterium acnes isimli bir bakteri de olaya iştirak etmektedir. Bu mikrobun salgıladığı bazı maddeler, iltihap yapıcı hücreleri buraya çekerek ciltte tıkalı olan yağ bezlerinde şişmeye ve iltihaplanmaya yol açmaktadır. Sivilce oluşumuna ayrıca hormonlar da iştirak etmektedir. Yumurtalık, testis, böbreküstü bezleri ve tiroidden salgılanan hormonlar cildin yağ salgısına etki edip, sivilce oluşumu üzerine etki etmektedir. dedi. Akne vulgarisin (ergenlik sivilcelerinin) ergenlik çağının ilk belirtilerinden olduğunu anlatan uzm. Dr. Naval Bayazit, ergenlik döneminde kabarıklıkların 10 yaşlarında başladığını, hastalığın 16-18 yaşlarında en şiddetli dönemine girdiğini ve 22-25 yaşlarında sonlandığını kaydetti. Yapılan araştırmalarda, gıdalarla herhangi bir ilişkisinin saptanmadığını hatırlatan Uzm. Dr. Neval Bayazit, bazı gıdaların sivilceleri arttırdığı düşünülüyorsa, bu gıdaların tüketilmemesini tavsiye etti. SİVİLCİLERİ NELER TETİKLİYOR ? Sivilce oluşumlarına, çeşitli etkenlerin sebep olduğunu vurgulayan Dr. Bayazit, şunları söyledi: Nemlendiriciler, tonikler, kremler, pudralar, fondötenler, güneşten koruyucular, hatta saç kozmetikleri yani jöle, saç spreyi, briyantin gibi maddeler, yağ bezi kanallarını tıkayarak sivilce oluşumuna sebep olabilmektedirler. Bu yüzden yüze uygulanacak bir ürün kullanılacağı zaman ürünün üzerinde non-komedojenik ibaresinin bulunmasına dikkat edilmelidir. Sık telefon kullananlarda, ellerini sürekli çene bölgesine bastırıp, basınç uygulayanlarda, bu bölgelerde yağ bezi kanalları tahriş olur ve kanalda tıkanmaya yol açarak sivilce oluşumuna sebep olabilir. Yine dar pantolon giyenlerde, uyluklar ve kalçalarda; uzun süre aynı koltukta oturmak zorunda kalanlarda, örneğin sıcak bir havada uzun süre araba kullanmak gibi, durumlarda yine bası gören bölgelerde sivilce oluşumu gözlenebilmektedir. Ergenlik döneminde hiç sivilcesi olmayan birinde 20- 30 yaşlarında birden bire sivilce çıkmaya başlaması erişkin aknesi olarak adlandırılır. Çenede, yanaklarda, adet öncesi alevlenmeler yapan, ağrılı, kırmızı şişlikler halindedir. Bu kişilerde mutlaka kan hormon, hormon bağlayıcı protein düzeyine bakılmalı ve polikistik over sendromu açısından ultrasonografi tetkiki yapılmalıdır. (CİHAN)
Samanyolu Haber
Son Dakika
02.05.2010
ÜzüntüvestresdavetiyeçıkarıyorÜzüntü ve stres davetiye çıkarıyor
Aygün: Bankaların elinde 70 katrilyonluk kaynak var
GazetePort
06.04.2010
15:23
Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün, Bankaların ellerinde paralar şişmeye başladı. Şu anda ellerinde yaklaşık 70 katrilyonluk kullandırılacak kaynak var. Bu parayı satmak zorundalar dedi.
GazetePort
Ekonomi
06.04.2010
AygünBankalarınelinde70katrilyonlukkaynakvarAygün Bankaların elinde 70 katrilyonluk kaynak var
14:15-”Bankaların ellerinde paralar şişmeye başladı”
Dünya Gazetesi
06.04.2010
14:15
ATO Başkanı Aygün, şu anda bankaların ellerinde yaklaşık 70 katrilyonluk kullandırılacak kaynak bulunduğunu söyledi
Dünya Gazetesi
Güncel
06.04.2010
1415-”Bankalarınellerindeparalarşişmeyebaşladı”1415-”Bankaların ellerinde paralar şişmeye başladı”
14:15-”Bankaların ellerinde paralar şişmeye başladı”
Dünya Gazetesi
06.04.2010
14:10
ATO Başkanı Aygün, şu anda bankaların ellerinde yaklaşık 70 katrilyonluk kullandırılacak kaynak bulunduğunu söyledi
Dünya Gazetesi
Ekonomi
06.04.2010
1415-”Bankalarınellerindeparalarşişmeyebaşladı”1415-”Bankaların ellerinde paralar şişmeye başladı”
14:15-”Bankaların ellerinde paralar şişmeye başladı”
Dünya
06.04.2010
14:10
ATO Başkanı Aygün, şu anda bankaların ellerinde yaklaşık 70 katrilyonluk kullandırılacak kaynak bulunduğunu söyledi
Dünya
Ekonomi
06.04.2010
1415-”Bankalarınellerindeparalarşişmeyebaşladı”1415-”Bankaların ellerinde paralar şişmeye başladı”
14:15-”Bankaların ellerinde paralar şişmeye başladı”
Dünya
06.04.2010
14:06
ATO Başkanı Aygün, şu anda bankaların ellerinde yaklaşık 70 katrilyonluk kullandırılacak kaynak bulunduğunu söyledi
Dünya
Güncel
06.04.2010
1415-”Bankalarınellerindeparalarşişmeyebaşladı”1415-”Bankaların ellerinde paralar şişmeye başladı”
Aygün: Bankaların elindeki kaynaklar şişmeye başladı
Haber7
06.04.2010
13:28
Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün, Bankaların ellerinde paralar şişmeye başladı. Şu anda ellerinde yaklaşık 70 katrilyonluk kullandırılacak kaynak var. Bu parayı satmak zorundalar dedi.
Haber7
Son Dakika
06.04.2010
AygünBankalarınelindekikaynaklarşişmeyebaşladıAygün Bankaların elindeki kaynaklar şişmeye başladı
Dikkat! Sizin de başınıza gelebilir
Samanyolu Haber
14.01.2010
08:46
İsveçte ağrı kesiciden yüzü gözü şişen bunun için de tam dört sene hastanede yatan bir genç kız nihayet hayata döndü.

Linkopingte gerçekleşen olayda Eva Uhlin (19) adlı bir kız, bundan dört sene önce tatildeyken kendini rahatsız hissetti ve bir ağrı kesici aldı. Ancak bilmediği ağrı kesiciyi almak kıza biraz pahalıya patladı. Evanın vücudundaki virüs ağrı kesiciyle birleşince yüzü kızarmaya ve şişmeye başladı. Garsonluk yapan Eva annesi tarafından acilen hastaneye götürüldü ve tedaviye alındı. Güzel kızın vücudu sanki alevler içinde kalmış gibi yandı ve hastanede yanık birimine alındı. Ancak doktorlar gözlerini kontrol etmek istedikleri küçük kızın yüz derisi ellerine dökülünce şoke oldu. Sonraki birkaç yılda yüz derisinin tamamı döküldü. Göğsünde, kollarında, sırtında ve karnında da yer yer durum aynıydı. Hatta kirpiklerini, tırnaklarını, saçının bir kısmını da kaybetti. Eva bu zorlu tedavi sürecini şöyle anlattı: Sanki cildimin altında bir şeyler oynuyordu, adeta bir korku filmi gibiydi. Olanlara inanamıyordum, daha önce defalarca ağrı kesici almıştım. Doktorlar hala neden böyle bir reaksiyon oluştuğunu bilmiyor. Korkunçtu. Aynaya ilk kez baktığımda kendimi tanıyamadım. Her zaman pozitif bir insan oldum. Cildimin bir daha asla normale dönmeyeceğini düşünmeme izin vermedim. Sadece bunun üstesinden gelmem gerektiğini düşündüm. Kimsenin beni görmesini istemiyordum diye anlatıyor yaşadıklarını.
Samanyolu Haber
Son Dakika
14.01.2010
DikkatSizindebaşınızagelebilirDikkat Sizin de başınıza gelebilir
Ne Jandarma nede ailesi işin içinden çıkamıyor...
GazetePort
07.01.2010
11:27
Aydın´da, 14 yaşındaki E.T. annesine şişmeye başlayan karnının sürekli ağrıdığını söyleyince olay ortaya çıktı...
GazetePort
Toplum Yaşam
07.01.2010
NeJandarmanedeailesiişiniçindençıkamıyorNe Jandarma nede ailesi işin içinden çıkamıyor
14 yaşında hamile fakat bakire
Sabah
07.01.2010
10:28
Aydında karnı ağrıdığı ve büyüdüğü için doktora götürülen 14 yaşındaki kız, bakire olmasına rağmen 5 aylık hamile çıktı. Aydında 14 yaşındaki E.T. birkaç gün önce annesine karnın şişmeye başladığını... Devamı için tıklayınız
Sabah
Ana Sayfa
07.01.2010
14yaşındahamilefakatbakire14 yaşında hamile fakat bakire
14 yaşında hamile fakat bakire
Sabah
07.01.2010
10:24
Aydında karnı ağrıdığı ve büyüdüğü için doktora götürülen 14 yaşındaki kız, bakire olmasına rağmen 5 aylık hamile çıktı. Aydında 14 yaşındaki E.T. birkaç gün önce annesine karnın şişmeye başladığını... Devamı için tıklayınız
Sabah
Güncel
07.01.2010
14yaşındahamilefakatbakire14 yaşında hamile fakat bakire
14 YAŞINDA HEM HAMİLE HEM BAKİRE
Milliyet
07.01.2010
00:32
14 yaşındaki E.T. geçen hafta annesine şişmeye başlayan karnının sürekli ağrıdığını söyledi. Bunun üzerine E.T.’yi Aydın’daki özel bir hastaneye gö...
Milliyet
Toplum Yaşam
07.01.2010
14YAŞINDAHEMHAMİLEHEMBAKİRE14 YAŞINDA HEM HAMİLE HEM BAKİRE
19:26 14 yaşındaki kız, 5 aylık hamile
Milliyet
06.01.2010
19:25
14 yaşındaki E.T. geçen hafta annesine şişmeye başlayan k...
Milliyet
Son Dakika
06.01.2010
192614yaşındakikız5aylıkhamile 1926 14 yaşındaki kız 5 aylık hamile
14 yaşındaki kız, 5 aylık hamile
Milliyet
06.01.2010
19:24
14 yaşındaki E.T. geçen hafta annesine şişmeye başlayan karnının sürekli ağrıdığını söyledi. Bunun üzerine E.T.yi Aydındaki özel bir hastaneye gö...
Milliyet
Güncel
06.01.2010
14yaşındakikız5aylıkhamile14 yaşındaki kız 5 aylık hamile
14 yaşında hamile fakat bakire
Sabah
06.01.2010
17:53
Aydında karnı ağrıdığı ve büyüdüğü için doktora götürülen 14 yaşındaki kız, bakire olmasına rağmen 5 aylık hamile çıktı. Aydında 14 yaşındaki E.T. birkaç gün önce annesine karnın şişmeye başladığını... Devamı için tıklayınız
Sabah
Ana Sayfa
06.01.2010
14yaşındahamilefakatbakire14 yaşında hamile fakat bakire
14 yaşında hamile fakat bakire
Sabah
06.01.2010
17:52
Aydında karnı ağrıdığı ve büyüdüğü için doktora götürülen 14 yaşındaki kız, bakire olmasına rağmen 5 aylık hamile çıktı. Aydında 14 yaşındaki E.T. birkaç gün önce annesine karnın şişmeye başladığını... Devamı için tıklayınız
Sabah
Güncel
06.01.2010
14yaşındahamilefakatbakire14 yaşında hamile fakat bakire
14 yaşında hamile fakat bakire
Sabah
05.01.2010
17:00
Aydında karnı ağrıdığı ve büyüdüğü için doktora götürülen 14 yaşındaki kız, bakire olmasına rağmen 5 aylık hamile çıktı. Aydında 14 yaşındaki E.T. birkaç gün önce annesine karnın şişmeye başladığını... Devamı için tıklayınız
Sabah
Ana Sayfa
05.01.2010
14yaşındahamilefakatbakire14 yaşında hamile fakat bakire
14 yaşında hamile fakat bakire
Sabah
05.01.2010
16:57
Aydında karnı ağrıdığı ve büyüdüğü için doktora götürülen 14 yaşındaki kız, bakire olmasına rağmen 5 aylık hamile çıktı. Aydında 14 yaşındaki E.T. birkaç gün önce annesine karnın şişmeye başladığını... Devamı için tıklayınız
Sabah
Güncel
05.01.2010
14yaşındahamilefakatbakire14 yaşında hamile fakat bakire
Tarihi geçmiş ilaç skandalı
Samanyolu Haber
22.12.2009
14:06
Ispartanın Eğirdir ilçesinde kalp rahatsızlığı nedeniyle tedavi gören bir hastanın, eczaneden alınan miadı dolmuş ilacın enjekte edilmesi yüzünden hayatını kaybettiği iddia edildi.

Kalp rahatsızlığı bulunan 50 yaşındaki Hatice Ünsal, Eğirdir Kemik Hastalıkları Hastanesine kaldırıldı. Burada yapılan muayenenin ardından hastaya doktor tarafından antibiyotik içerikli enjeksiyon yoluyla alınacak bir ilaç yazıldı. Bir eczaneden alınan ilacın ilk ikisinin enjekte edilmesinden sonra vücudunun bazı yerleri şişmeye başlayan hasta, üçüncü enjeksiyonun ardından fenalaştı. Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesine kaldırılan hasta, 29 Ekimde beyin kanaması teşhisiyle yoğun bakım ünitesinde müşahede altına alındı. Hasta, yoğun bakımda 38 gün süren yaşam mücadelesini kaybetti. Hatice Ünsala enjekte edilen ilacın son kullanım süresinin dolduğunu öğrenen aile, ilacı veren eczacı hakkında suç duyurusunda bulundu. SDÜ Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanı Do ç. Dr. Çetin Lütfi Baydar, Hatice Ünsalın otopsisinin ayrıntılı tetkik için İzmir Adli Tıp Kurumuna gönderildiğini ve oradan çıkacak sonuca göre ölüm sebebinin netlik kazanacağını bildirdi. Isparta Sağlık Müdürü Süleyman Önal, söz konusu eczane hakkında aile tarafından yazılan şikayet dilekçesinin kendisine ulaştığını belirterek, Ailenin dilekçesi üzerine eczane hakkında soruşturma başlatıldı dedi. Uzman hekimler tarafından hastanın miadı dolmuş ilaçtan ötürü hayatını kaybedip kaybetmediğinin araştırıldığını kaydeden Önal, kesin sonucun soruşturma tamamlandığında belirleneceğini söyledi. Bu arada iddianın kesinlik kazanması halinde eczaneye miadı geçmiş ilaç bulundurmaktan ötürü 20 bin TLye kadar cezai işlem uygulanacağını belirten Önal, bunun yanı sıra eczacı hakkında Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunacaklarını söyledi. Miadı geçmiş ilaç bulundurmanın büyük bir suç olduğuna dikkati çeken Önal, şöyle konuştu: Hastanın ilaçtan dolayı hayatını kaybedip kaybetmediği incelenecek, ancak eczaneye, miadı dolmuş ilaç bulundurmaktan ötürü cezai işlem yapılacak. Eczacılar, bu tür konularda daha dikkatli olmalı. Çünkü sağlık hatayı kabul etmez. Eczacı arkadaşımızın kötü bir niyeti olamaz ama böyle bir hata da kabullenilemez. Gereken neyse o yapılacak. Hatice Ünsalın ailesi ise olayla ilgili olarak Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulundu. Hatice Ünsalın oğlu Osman Ünsal, annesinin ilaç kullanmadan önce sağlığının iyi olduğunu iddia etti. İlacın günde bir kez enjekte edildiğini bildiren Ünsal, şunları söyledi: 15 yıl önce ameliyat olan annemin kalp kapakları değişti. Kalbinden ötürü zaman zaman rahatsızlık yaşıyordu. 29 Ekimde de rahatsızlığı nedeniyle doktora gittik. Daha sonra doktorun verdiği ilacı eczaneden aldık. İlacın son kullanma tarihinin geçip geçmediğini hiç fark etmedik. Annem 2 gün iğneyi vuruldu, vücudunun belli bölgeleri şişmeye başladı. Üçüncü gün de vurulduktan sonra fenalaştı. Ambulansla Isparta SDÜ Tıp Fakültesi Hastanesi;ne götürdük. 38 gün beyin kanaması teşhisiyle yoğun bakım servisinde kaldı. Sonra ise hayatını kaybetti. Sonra iğnenin son kullanma tarihinin geçmiş olduğunu fark ettik. Sağlık İl Müdürlüğü;ne şikâyette bulunduk. Kimseyi suçlamak istemiyoruz ama incelemenin bir an önce sonuçlanmasını bekliyoruz. Eczane sahibi ise iddiaları kabul etmediğini belirterek, Beni karalamaya yönelik suçlamalar bunlar. Böyle bir durum söz konusu olamaz dedi. AA
Samanyolu Haber
Son Dakika
22.12.2009
TarihigeçmişilaçskandalıTarihi geçmiş ilaç skandalı
Skandal! Tarihi geçmiş ilaç öldürdü
Samanyolu Haber
22.12.2009
13:29
Ispartanın Eğirdir ilçesinde kalp rahatsızlığı nedeniyle tedavi gören bir hastanın, eczaneden alınan miadı dolmuş ilacın enjekte edilmesi yüzünden hayatını kaybettiği iddia edildi.

Kalp rahatsızlığı bulunan 50 yaşındaki Hatice Ünsal, Eğirdir Kemik Hastalıkları Hastanesine kaldırıldı. Burada yapılan muayenenin ardından hastaya doktor tarafından antibiyotik içerikli enjeksiyon yoluyla alınacak bir ilaç yazıldı. Bir eczaneden alınan ilacın ilk ikisinin enjekte edilmesinden sonra vücudunun bazı yerleri şişmeye başlayan hasta, üçüncü enjeksiyonun ardından fenalaştı. Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesine kaldırılan hasta, 29 Ekimde beyin kanaması teşhisiyle yoğun bakım ünitesinde müşahede altına alındı. Hasta, yoğun bakımda 38 gün süren yaşam mücadelesini kaybetti. Hatice Ünsala enjekte edilen ilacın son kullanım süresinin dolduğunu öğrenen aile, ilacı veren eczacı hakkında suç duyurusunda bulundu. SDÜ Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanı Do ç. Dr. Çetin Lütfi Baydar, Hatice Ünsalın otopsisinin ayrıntılı tetkik için İzmir Adli Tıp Kurumuna gönderildiğini ve oradan çıkacak sonuca göre ölüm sebebinin netlik kazanacağını bildirdi. Isparta Sağlık Müdürü Süleyman Önal, söz konusu eczane hakkında aile tarafından yazılan şikayet dilekçesinin kendisine ulaştığını belirterek, Ailenin dilekçesi üzerine eczane hakkında soruşturma başlatıldı dedi. Uzman hekimler tarafından hastanın miadı dolmuş ilaçtan ötürü hayatını kaybedip kaybetmediğinin araştırıldığını kaydeden Önal, kesin sonucun soruşturma tamamlandığında belirleneceğini söyledi. Bu arada iddianın kesinlik kazanması halinde eczaneye miadı geçmiş ilaç bulundurmaktan ötürü 20 bin TLye kadar cezai işlem uygulanacağını belirten Önal, bunun yanı sıra eczacı hakkında Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunacaklarını söyledi. Miadı geçmiş ilaç bulundurmanın büyük bir suç olduğuna dikkati çeken Önal, şöyle konuştu: Hastanın ilaçtan dolayı hayatını kaybedip kaybetmediği incelenecek, ancak eczaneye, miadı dolmuş ilaç bulundurmaktan ötürü cezai işlem yapılacak. Eczacılar, bu tür konularda daha dikkatli olmalı. Çünkü sağlık hatayı kabul etmez. Eczacı arkadaşımızın kötü bir niyeti olamaz ama böyle bir hata da kabullenilemez. Gereken neyse o yapılacak. Hatice Ünsalın ailesi ise olayla ilgili olarak Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulundu. Hatice Ünsalın oğlu Osman Ünsal, annesinin ilaç kullanmadan önce sağlığının iyi olduğunu iddia etti. İlacın günde bir kez enjekte edildiğini bildiren Ünsal, şunları söyledi: 15 yıl önce ameliyat olan annemin kalp kapakları değişti. Kalbinden ötürü zaman zaman rahatsızlık yaşıyordu. 29 Ekimde de rahatsızlığı nedeniyle doktora gittik. Daha sonra doktorun verdiği ilacı eczaneden aldık. İlacın son kullanma tarihinin geçip geçmediğini hiç fark etmedik. Annem 2 gün iğneyi vuruldu, vücudunun belli bölgeleri şişmeye başladı. Üçüncü gün de vurulduktan sonra fenalaştı. Ambulansla Isparta SDÜ Tıp Fakültesi Hastanesi;ne götürdük. 38 gün beyin kanaması teşhisiyle yoğun bakım servisinde kaldı. Sonra ise hayatını kaybetti. Sonra iğnenin son kullanma tarihinin geçmiş olduğunu fark ettik. Sağlık İl Müdürlüğü;ne şikâyette bulunduk. Kimseyi suçlamak istemiyoruz ama incelemenin bir an önce sonuçlanmasını bekliyoruz. Eczane sahibi ise iddiaları kabul etmediğini belirterek, Beni karalamaya yönelik suçlamalar bunlar. Böyle bir durum söz konusu olamaz dedi. AA
Samanyolu Haber
Son Dakika
22.12.2009
SkandalTarihigeçmişilaçöldürdüSkandal Tarihi geçmiş ilaç öldürdü
Pinisimde kızarıklıkla birlikte şişme oluyor...
Gazete Şok
27.11.2009
04:53
Penisimdeki damarın üstünde kızarıklık oluyor ve etrafı şişmeye başlıyor. Ereksiyondan sonra ürologa gittim, alerji olduğunu söyledi. Çünkü çok şişiyor ve yanıyor. Ne yapmam lazım? Cevap: Penis üzeri...
Gazete Şok
Son Dakika
27.11.2009
PinisimdekızarıklıklabirlikteşişmeoluyorPinisimde kızarıklıkla birlikte şişme oluyor
Toplam "62" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti