Habergec.Com Aranan Kelimeler:‘türkiye ile stratejik diyalog önemli’ Değerlendirme: 10 / 10 345298
habergec.com
24.05.2012 Perşembe
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler

:: Gruplar
 

‘türkiye ile stratejik diyalog önemli’

‘Türkiye ile stratejik diyalog önemli’
Milliyet
04.02.2012
21:36
Almanya Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle, 48. Münih Güvenlik Konferansı’nda özellikle Arap ülkelerindeki gelişmelerin, AB’nin Türkiye’yle stra...
Milliyet
Dünya
04.02.2012
‘Türkiyeilestratejikdiyalogönemli’‘Türkiye ile stratejik diyalog önemli’
Fransa Türkiye el ele İran üzerine savaşa
Milli Gazete
26.01.2012
18:18
Bu başlık şu Ermeni Yasa tasarısının Fransa parlamentosunda geçtiği bir zamanda çok mu saçma oldu dersiniz? Böyle kritik bir zamanda böyle bir başlık yakışık alır mı? Türkiye ile Fransa NATO üyesi iki ülke. İki müttefik, iki stratejik dost. İki medeniyetler birliği üyesi. İki dinler arası diyalog oluşturucusu. Libya kuşatması ve işgalinin iki en önemli ve etkin ortağı. Orta Doğuda başlatılan Arap- Amerikan Baharının güçlü iki müttefiki. Fransız laik jakobenliğinin ruh birlikteliği olan iki önemli düşünce ülkesi. Öteden beri İslâma karşı ve Osmanlı devletinin çökertilmesinde etkili olan Batıcı Türkiyeliler için çok çok önemli bir merkez. ABin önde gelen baş yöneticilerinden Fransa kapısında sürünerek ve yalvararak bekletilen bir Türkiye ve ona tepeden bakan bir Fransa. Şimdi şu kıytırık Ermeni yasa tasarısı için Türkiyenin bir çay kaşığında kopardığı fırtınaya bakın. Böyle bir zamanda böyle bir tasarıyı geçirmenin zamanı mıydı? Henüz şu Fransa gibi ortaklarımızla Suriye sorununu çözmeden, çözemeden yapılır mıydı bunlar?... devamı
Milli Gazete
Köşe Yazıları
26.01.2012
FransaTürkiyeeleleİranüzerinesavaşa Fransa Türkiye el ele İran üzerine savaşa
Babacan: Ani olursa sıkıntı çıkar
Samanyolu Haber
10.02.2011
00:20
Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Ortadoğuda Tunus ve Mısır ile başlayan değişimin, beli bir düzen ve geçiş dönemi içerisinde olması gerektiğini söyledi.

Aksi takdirde insanların zarar gördüğü sıkıntılı bir süreç yaşanacağını kaydeden Babacan, O zaman arzu ettiğimiz tablo ortaya çıkmaz dedi. Başbakan Tayyip Erdoğanın davetiyle Türkiyeyi ziyaret eden Bahreyn Krallığı Veliaht Prensi Salman Bin Hamad Bin İsa Al Khalifa onuruna Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu tarafından İstanbul Four Seasons Otelinde bir resepsiyon düzenlendi. Resepsiyona katılan Bakan Babacan, burada bir konuşma yaptı. Ali Babacan, Bahreyn Prensinin ziyaretinin iki ülke arasındaki siyasi ve ekonomik ilişkilere katkısı olan bir ziyaret olduğunu söyledi. Türkiye ve Bahreyn arasındaki ilişkileri mükemmel diye nitelendirebileceğimiz ilişki diye özetleyen Babacan, dost ve kardeş ülke ifadesini kullandığı Bahreyn ile Türkiye arasında tarihi bağlar olduğuna değindi. Türkiye ve Bahreynin bölge meselelerine bakışının çok paralel olduğunu belirten Babacan, iki ülkenin ortak hareket ettiği çok konu olduğunu vurguladı. Türkiye ile Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) arasında 2008de kurulmuş yeni bir yapı olduğunu söyleyen Babacan, Her yıl muntazam toplantılar yapılıyor, geniş konular ele alınıyor. dedi. Babacan ayrıca KİKin bir ülkeyle oluşturduğu bu yegane yapının Türkiye ile olduğunu vurguladı. Bahreyn ile stratejik diyalog mekanizması kurmuş durumdayız ve gayet de güzel işliyor. diyen Babacan, bu ülkede 10 ayrı Türk bankası olduğuna dikkat çekti. Bahreyn ile işbirliği alanını genişlemekte olduğunu da ifade eden Bakan Babacan, müteahhitlik ve askeri anlaşmalar gibi genişleyen alanlar olduğunu kaydetti. Ardından Ortadoğuda yaşanan gelişmelere de değinen Bakan Babacan, Bölgemiz önemli bir değişim süreci yaşıyor. dedi. Türkiyenin bölge ile ilgili temel ilkeleri olduğunu aktaran Babacan, bunları ise şöyle özetledi: Bunların başında sorunların diplomasi ile çözümü var. İkinci ilke olarak; eğer güvenlikten bahsediyorsak, herkes için güvenlikten bahsetmeliyiz. Hiçbir ülkenin güvenliği diğerlerinden üstün değil. Bir diğer ilke ise çok kültürlülük. Bölge yapısında farklı din ve etnik gruplar var. Bunu bir zenginlik olarak ele almalı ve saygı göstermeliyiz. Herkes kendi kültürünü yaşayabilmeli. Dördüncü ilke ekonomik olarak karşılıklı bağımlılıklar oluşturmak. Bunu hem siyasi ilişkiler hem ekonomi hem de güvenlik açısından önemli görüyoruz. Ticaret ve petrol hatları ile ülkelerin birbirine bağımlı hale gelmesi ve böylece bölgenin birbirine kenetlenmesi ilkesi. Bölge için vizyonlarını insanların, ürünlerin, hizmetlerin ve sermayenin serbestçe dolaşabilmesi olarak açıklayan Devlet Bakanı, İstiyoruz ki artık sınır ve vize kavramı olmasın; insanlar rahat hareket etsin. Açık bölge bir haline gelmenin kazan kazan sonucunu oluşturacağına inanıyoruz. Korumacılık, içine kapanma uzun vadede hiç kimseye fayda getirmiyor. diye konuştu. Bahreyndeki son 10 yıl içerisindeki dönüşüm sürecini yakından takip ettiklerini kaydeden Babacan, Veliaht Prense de bu sürece katkısından dolayı özellikle teşekkür ediyorum. diye ekledi. Ortadoğudaki gelişmeleri göz ardı etmenin mümkün olmadığını vurgulayan Bakan Babacan, sözlerini şöyle sürdürdü: Artık öyle bir noktaya geldik ki reform bir ihtiyaç haline geldi, tercih değil. Devleti değil bireyleri önceleyen yönetim anlayışı var. Halkın taleplerini, eğilimlerini dikkate alan ve halk için var olan devlet anlayışı var. Bunun belli bir geçiş dönemi ve düzen içerisinde olması çok önem taşıyor. Bu değişim çok ani olursa, sıkıntılı bir süreçle insanların zarar gördüğü bir süreçle olursa; arzu ettiğimiz tablo olmaz. Hedefler koyup bu hedefe doğru ilerleyecek reformlar yapmak önemli bir ihtiyaç. Türkiyenin son 8 yılda geçirmiş olduğu sürecin yakından takip edildiğini belirten Babacan, Türkiye; siyasi, ekonomik ve toplumsal transformasyon yaşadı. Açık toplum açık ekonomi, açık diplomasi haline geldi. Serbest tartışma ortamı oluştu. Herkesin her şeyi medenice, hakarete varmadan tartıştığı bir ortam oluştu. dedi. Bunun Türkiyede ortak aklın oluşmasında çok faydalı olduğunu kaydeden Babacan, bu ortak aklın da hükümetin alacağı kararlara yön verdiğini vurguladı. Babacan, Serbestçe tartışıldığında karar almamız daha da kolaylaşıyor. diye ekledi. Babacan, Sivil toplum kuruluşlarıyla ve kanaat önderleriyle yakın irtibat halinde olmak ve ona göre karar almak uyguladığımız güncel bir politika. şeklinde konuştu. Babacan konuşmasını şöyle tamamladı: 2003ten beri yaptığımız reformlar, Türkiyeyi son global krizden korunaklı hale getirdi ve krizden en hızlı çıkan ülkelerden birisi olduk. Sonuçlar son derece olumlu büyüme rakamlarına göre. 7,5 ? 8,5 gibi büyüme oranı tahmini var. Bir buçuk milyon istihdam oluşturuldu. ABdeki 27 ülkedeki işsiz sayısındaki artış k
Samanyolu Haber
Son Dakika
10.02.2011
BabacanAniolursasıkıntıçıkarBabacan Ani olursa sıkıntı çıkar
Davutoğlu'na o soru soruldu!
Samanyolu Haber
24.12.2010
23:20
Afganistan Cumhurbaşkanı Karzainin açıklamaları Bakan Davutoğluna soruldu.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Afganistan Cumhurbaşkanı Hamid Karzainin, Türkiyenin yapacağı katkıları açık bir şekilde dile getirdiğini belirterek, Bundan sonra da bize gelecek her teklifi, Afganistan hükümetinin kabul ettiği her süreci Türkiyede yürütmeye, Türkiye dışında yürüyebilecek süreçlere katkıda bulunmaya her zaman hazırız dedi. Bakan Davutoğlu, Tayland Dışişleri Bakanı Kasit Piromya ile bir araya geldi. Görüşmenin ardından basın mensuplarına açıklama yapan Davutoğlu, Türkiye ve Taylandın Asyada çok özel konumda bulunan, geçmişte sömürge tecrübesi olmayan, bağımsızlığına düşkün, ulusal onuru kuvvetli ve çok köklü devlet geleneğine sahip iki devlet olduğunu söyledi. Türkiye ve Taylandın, ekonomik potansiyel, nüfus potansiyeli ve bölgelerinde oynadıkları rollerin birbirine çok benzediğini ifade eden Davutoğlu, iki ülke arasında geliştirilecek ilişkilerin, her iki ülkenin ikili ilişkilerini ve potansiyelini geliştirmenin yanında, uluslararası alana ve barışa katkı yapmalarını beraberinde getireceğini kaydetti. Dışişleri Bakanı Davutoğlu, 2008 yılında diplomatik ilişkilerinin 50. yılını kutlayan iki ülkenin, gelecek dönemde en üst düzeyde ziyaretleri artırmayı düşündüğünü bildirdi. Görüşmede, siyasi ve ekonomik ilişkiler bağlamında parlamentolararası dostluk grupları kurulması, askeri işbirliği anlaşması, savunma sanayii anlaşması, serbest ticaret anlaşması gibi önemli konuları ele aldıklarını, tarihi ve kültürel ilişkilerde yeni anlaşmalar hazırladıklarını belirten Davutoğlu, ilk üst düzey ziyaretlerde bu anlaşmaları karşılıklı teyit etmeyi umduklarını söyledi. Davutoğlu, Türkiye-Tayland ortak eylem planını bir an önce sonuçlandırıp, ilişkilerimize stratejik nitelik kazandırmaya kararlıyız diye konuştu. Bölgesel konularda da istişarelerde bulunduklarını ifade eden Davutoğlu, Tayland, kendi bölgesinde çok tecrübe sahibi bir ülke. Önümüzdeki dönemde Güneydoğu Asyaya ciddi bir açılım çalışması içerisindeyiz dedi. ASEAN grubuyla kapsamlı bir stratejik ilişki geliştirdiklerini belirten Davutoğlu, bu ilişkileri gelecek dönemde daha da geliştirmeye kararlı olduklarının altını çizdi. Uluslararası alanda işbirliği yapmaya karar verdiklerini bildiren Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, şöyle devam etti: Kendisi, Medeniyetler İttifakı bağlamında bazı faaliyetlerin Taylandda yapılması için bizden destek talep etti. Bunu memnuniyetle kabul ettik. Taylandın, medeniyetlerin kesişme noktasında bir ülke olduğunu gayet iyi biliyorum. Önümüzdeki dönemde küresel kültürel ilişkiler, kültürler ve dinler arası diyalog bağlamında ortak bazı çalışmalar yapmayı düşünüyoruz. Diğer uluslararası örgütlerde de birlikte çalışmaya devam edeceğiz. Davutoğlu, sadece ikili ilişkiler bağlamında değil, bölgesel işbirliği bağlamında da potansiyel bulunduğunu, ASEAN ile ilişkilerde Taylandın bölgede öncü rol oynamasını istediklerini, Tayland için de Türkiyenin birçok bölgeye açılış kapısı olduğunu ifade etti. Konuşmasının ardından soruları yanıtlayan Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Afganistan Cumhurbaşkanı Karzainin, Türkiye, Talibanın olası bir merkezine ev sahipliği yaparsa, bu yoldan seve seve yürürüz açıklamasının hatırlatılması üzerine, şöyle konuştu: Biz Afganistanın istikrarını, barışını, iç huzurunu, Türkiyenin barışı, istikrarı, iç huzuru gibi önemli görüyoruz. Dost ve kardeş bir ülkedir. Asyanın kalbidir. Asya istikrarının en önemli ülkesidir. Afganistanda iç barışı sağlayacak her türlü girişimin içinde oluruz, olduk ve olmaya devam edeceğiz. Sayın Karzai bugün çok önemli bir açıklamada bulundu. Belli bir mahremiyet içinde yürütülen çalışmalar vardı. Sayın Karzai daha da açık şekilde aslında Türkiyeye bir çağrıda bulundu ve Türkiyenin yapacağı katkıları açık bir şekilde dile getirdi. Kendisine müteşekkiriz bu güven dolayısıyla. Bu güvenin hakkını da her düzeyde vermeye hazırız. Atılacak her adımı Türkiye olarak yakından takip ediyoruz. Bundan sonra da bize gelecek her teklifi, hangi taraftan gelirse gelsin, Afganistan hükümetinin kabul ettiği her süreci Türkiyede yürütmeye, Türkiye dışında yürüyebilecek süreçlere katkıda bulunmaya her zaman hazırız. İnşallah ülkemiz dünya barışına katkı yapma öncü rolünü sürdürmeye devam edecek. Afganistan ise bizim için bir vazife, ekstra bir misyon değil. Tayland Dışişleri Bakanı Kasit Piromya da bu sene Türkiyeye ikinci gelişi olduğunu belirterek, bu ikinci ziyaretin bile iki ülke arasındaki ilişkileri derinleştirme konusunda kararlılıklarını gösterdiğini kaydetti. Piromya, iki ülke arasında gerek ekonomik, gerek siyasi alanda birçok benzer nokta bulunduğunu ve bu konuda ilişkileri s
Samanyolu Haber
Son Dakika
24.12.2010
DavutoğlunaosorusorulduDavutoğluna o soru soruldu
'Türkiye ile gurur duyuyoruz'
Samanyolu Haber
07.12.2010
09:30
Türk halkına minnetlerini sundu ve Türkiyenin gücü bizim gücümüzdür dedi

Pakistan Başbakanı Syed (Seyyid) Yusuf Rıza Gilani (Geylani), resmî bir ziyaret için dün Ankaraya geldi. İki gün boyunca Ankara ve İstanbulda önemli temaslarda bulunacak olan Gilani, ziyaret öncesi Zamana verdiği özel mülakatta, selzedelere yapılan yardımlar için Türk halkına minnetlerini sundu. Türkiyenin komşularla sıfır problem politikasını takdirle izlediklerini kaydeden konuk Başbakan, AB üyelik sürecini destekliyoruz. Batı ile Doğu arasında önemli bir köprü olacaktır. Türkiyenin gelişimi ve ilerlemesiyle gurur duyuyoruz. Türkiyenin gücü bizim gücümüzdür. dedi. Gilani, Başbakan Tayyip Erdoğanın geçtiğimiz yıl ilan ettiği Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyini ise, iki ülke ilişkilerinde stratejik bir rota çizilmesi adına benzersiz bir platform olarak değerlendirdi. Pakistan Başbakanı Syed Yusuf Rıza Gilanî, bugün Ankarada başlayacağı resmi temasları öncesi Zamanın gündeme ilişkin sorularını şöyle cevaplandırdı: Pakistan, Türkiyeyle olan kardeşçe ilişkilerinden gurur duymaktadır. Köklü ilişkilerimiz tarihe, kültüre ve ortak inanca dayanmaktadır. Bu özel ilişkiyi iyi niyetimizle daha ileri safhalara taşımaya kararlıyız. Hükümetler arası ilişkiler mükemmel düzeyde. İki ülke insanı arasında engin sevgi ve muhabbet mevcut. Ancak, insanlar arasında kişisel teması sağlamamız lazım. Eşsiz samimi ilişkilerin gelişen ekonomik ve ticari ilişkilere dönüşmesi cesaret veriyor. Ekonomik, eğitim, kültür ve bilgi değişimi programları olumlu neticeler verecektir. İlişkilerimizi enerji, altyapı gelişimi, tarıma dayalı sanayi, inşaat, madencilik, ortak askeri malzeme üretimi, bilgi teknolojisi vb. gibi farklı alanlara taşımak zorundayız. YDİK, Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın geçen sene ekim ayında İslamabada yaptığı ziyarette ortaya koyduğu bir fikirdi. YDİKin iki kardeş ülke arasındaki ilişkilerde uzun dönemli stratejik bir rota çizilmesinde, benzersiz bir platform oluşturacağını düşünüyoruz. En yüksek karar verme mekanizması olarak, ekonomik ilişkilerimizi geliştirme potansiyeline sahiptir. Türk liderlere, Pakistan halkının seçilmiş temsilcisine, Türk halkının seçilmiş temsilcilerine hitap etme fırsatı verdiği için müteşekkirim. Pakistan Başbakanının TBMMye hitap etmesi kuşkusuz büyük bir onurdur. Ekselansları Cumhurbaşkanı Sn. Abdullah Güle, beni Cumhuriyet Nişanı ile onurlandırdığı için minnettarım. Mevkidaşımın daveti üzerine Türkiyeyi ziyaret etmemin sebebi benzersiz ilişkilerimizi tasdiklemek ve ileri bir seviyeye taşımak. Türk işadamlarıyla bir araya geleceğim ve enerji, altyapı, tarım, demiryolu ve karayolu ağlarının bağlanmasıyla ilgili yatırım imkânlarını araştıracağız. Türk halkına, Pakistanlı selzedelere devam eden destekleri için, Pakistan hükümetinin ve halkının minnetlerini iletmek isterim. Türkiyenin komşularla sıfır problem politikasını takdirle izliyoruz. Bu Atatürkün Yurtta sulh dünyada sulh vizyonunun bir devamı niteliğinde. Bu temel ilkeler ve idealler, gayet ilham verici ve gıpta edilecek hususlardır. Pakistan, Güney Asyada komşularıyla barış içinde bir arada var olmayı arzulamaktadır. Hindistanla çözülmemiş Keşmir meselesi dahil olmak üzere, bütün konuları kapsayan kapsamlı bir diyalog sürecine kendimizi adamış durumdayız. Pakistanın Afganistanla dostane ilişkileri mevcuttur. İki ülke ilişkilerini geliştirmek için birlikte çalışmaktadırlar. Bizim nükleer güvenlik sistemimiz üç katlı bir komuta ve kontrol kademesiyle yönetilip desteklenmektedir. Bu nükleer güvenliği kapsayan düzenleyici bir rejim ve kapsamlı ihracat kontrolü içermektedir. Demokratik hükümetimiz, Parlamentodan ulusal komuta kademesi kararını geçirmiştir. Ulusal güvenlik konusunda politikalarını ve uygulamalarını inceleyen bir Parlamento Komisyonu kurduk. Nükleer Güvenlik Aksiyon Planımız (NSAP), UAEK ile koordinasyon halinde uygulanmaktadır. Nükleer silahlarımızın teröristlerin eline geçebileceği endişeleri, temelsizdir. Bir evrim sürecinden geçerken Pakistan demokrasisi sağlam kökler salıyor. Halkımızın refahı için görevlerimizin bilincindeyiz. Elimizin güçlenmesine sebep olan şey halkımızdan aldığımız destektir. Güvenlik güçlerimiz, dünyadaki en iyi eğitilmiş ve organize kuvvettir. Ordu devletin bir kurumudur ve biz onun profesyonelliğiyle gurur duyuyoruz. Ordu Komutanı General Kiyani net bir biçimde ordunun Pakistanın tüm siyasi yönetimine saygısını dile getirmiştir. Bu açıklama bütün bu iddiaları bastırmaya yetecektir. Devlet kurumlarımız, anayasanın belirlediği ölçüler itibarıyla görevlerini tam olarak yerine getirmektedir. Kendisi bir diktatör olan Müşerrefin Pakistanın gelişen demokratik referanslarını karalamaya hakkı yok. Türkiyenin AB üyelik sürecini destekliyoruz. Türkiye, Batı ile Doğu arasında önemli bir köprü olacaktır. Türkiyenin Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın dinamik liderliğinde öncü bir sanayi ülkesine dönüşmesi övülmeye değerdir. Türkiyen
Samanyolu Haber
Son Dakika
07.12.2010
TürkiyeilegururduyuyoruzTürkiye ile gurur duyuyoruz
Gül: Bunlar kabul edilebilir değil
Samanyolu Haber
08.11.2010
23:39
Oxford Üniversitesinde konferans veren Cumhurbaşkanı Gül, Türkiyenin AB sürecine ilişkin olarak üye ülkeler hakkında çarpıcı bir açıklamada bulundu.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkiyenin AB üyelik sürecinde bazı üye ülkelerin suni sorunlar çıkardığını bildirerek, Bunlar kabul edilebilir değil. Ama Türkiye sürece devam edecek dedi. Gül, Oxford Üniversitesi İslami Araştırmalar Merkezinde İslam Dünyası, Demokrasi ve Gelişim başlıklı konferans verdi. Konferansın ardından akademisyenler ve öğrencilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Gül, Türkiyenin Çin ile ilişkilerinde Doğu Türkistanın etkisine yönelik bir soruyu yanıtlarken Çin ile ilişkilerin güçlü bir şekilde geliştiğini ifade etti. Çin, kimsenin ihmal edeceği bir ülke değil diyen Gül, Çinde birçok farklı ırk ve dinden insan yaşadığını, Müslümanların da bu unsurlardan biri olduğunu söyledi. Çindeki herkesin inançlarını rahatlıkla yaşayabilmesinin önemine değinen Gül, Çin ile ilişkilerimizde Doğu Türkistanı olumlu bir köprü olarak görmek istiyoruz. Çin ile bu konuları rahatlıkla konuşuyoruz dedi. İranın nükleer faaliyetleri ve nükleer takas görüşmelerindeki rolüne ilişkin bir soru üzerine Gül, Türkiyenin, sorunun diplomatik ve barışçı yollardan çözülmesi için çaba harcadığını belirtti. Türkiyenin bu çabalarını hayretle karşılayanlar olduğunu ifade eden Gül, Irakta, 1990lı yıllardaki benzer süreçte Türkiye çok zarar gördü diye konuştu. Nükleer takas konusunda ufak da olsa bazı adımlar atıldığını anlatan Cumhurbaşkanı Gül, İran ile Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyinin 5 daimi üyesi ve Almanyanın Türkiyede yakın zamanda bir toplantı yapacağını söyledi. Gül, bu adımların güven verici olarak görülebileceğini kaydetti. Cumhurbaşkanı Gül, bir başka soru üzerine, ABye tam üyeliğin Türkiyenin stratejik kararı ve partiler üstü bir politika olduğunu vurguladı. Türkiyenin üyelik sürecinin devam ettiğini anlatan Gül, şöyle konuştu: Süreç devam ediyor ama olmaması gereken siyasi konular sürece sokuluyor. Türkiyenin üyeliği önünde suni problemler çıkartılıyor. Bunlar kabul edilebilir değil. Ama Türkiye sürece devam edecek. Önemli olan Türkiyenin AB kriterlerini tam adapte etmesi. Biz bununla, yani kendi işimizi yapmakla meşgulüz. Müzakere sürecinin gereği olan standartlar yükselince Türkiyenin görüntüsü çok daha farklı olacak. İnanıyorum ki, bugün problem çıkaran ülkeler o günkü Türkiyenin cazibesine itiraz edemeyecek. Türkiye, müzakereleri başarıyla bitirse bile üyelik otomatik olarak gerçekleşmiyor. Türkiyenin üyeliği AB ülkelerinde oylanacak. Biz, sonuçlara saygı duyacağız. O zaman Türk halkının da ne diyeceğini bilmiyoruz. Belki Norveçte olduğu gibi referandumda ABye hayır oyu verilecek. Cumhurbaşkanı Gül, Ermenistan ile ilişkiler ve kara sınırının açılmasında ne zaman sonuç alınacağına ilişkin bir soruyu yanıtlarken Türkiyenin bu konuda da çok çaba harcadığını söyledi. Bölgedeki donmuş sorunları kronik bırakmamak gerekir. Aksi halde birden patlayabilir diyen Gül, bunun en tipik örneği olarak Gürcistanda yaşanan gelişmeleri gösterdi. Kafkasyada bugünkü durumun kimsenin çıkarına olmadığının altını çizen Gül, sorunların çözümü için diyalog zeminine ihtiyaç olduğunu belirtti. Gül, son bir-iki yılda Kafkasyadaki sorunların çözümü için büyük çabalar harcandığını yineledi ancak BM tarafından da kabul edildiği gibi Dağlık Karabağın işgalinin yok sayılamayacağını vurguladı. Cumhurbaşkanı Gül, Türkiyenin Ermenistanı, bağımsızlığını ilan ettiği ilk gün tanıdığına dikkati çekerek, bu adıma rağmen iki ülke arasında bazı sorunlar yaşandığını, sorunların çözümü için gayret sarf edildiğini dile getirdi. Sorunların çözümüne yönelik çalışmalar sırasında bazen ümitlenildiğini, bazen de sessiz diplomasinin işlediğini kaydeden Gül, Kafkasların istikrarı için çalışmak gerekiyor. Biz de bunu yapıyoruz diye konuştu.
Samanyolu Haber
Son Dakika
08.11.2010
GülBunlarkabuledilebilirdeğilGül Bunlar kabul edilebilir değil
Nano TV Türkiye'ye de geliyor
Samanyolu Haber
25.10.2010
09:16
LG Elektronik Pazarlama Müdürü Aysun Şabanlı, Türkiyenin genç nüfusuyla potansiyeli yüksek bir ülke ve LGnin de bunun farkında olduğunu ifade ederek, LGnin Türkiyeye yönelik büyük planları bulunduğunu söyledi.

Kıbrıslı olan ve konferans için Lefkoşada bulunan Aysun Şabanlı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, global bir elektronik markası olan ve daha önce distribütörler aracılığıyla Türkiye pazarına giren LGnin, 2,5 yıl önce Türkiyede satış ve pazarlama ofisi açtığını belirterek, Türkiyeye geldiği günden beri hedefleri olan, topluma gerçekten bir katkı sağlamak üzere gelen bir marka, o yüzden bir çok ürün grubunda da çok hızlı bir ilerleme kaydetti. Örneğin düz ekran TVde pazar liderliğine ulaştık... dedi. LG cep telefonu olarak Türkiyede üçüncü sırada olduklarını, çok daha fazla pazar paylarına ulaşma hedefleri olduğunu belirten Aysun Şabanlı, cep telefonlarında oyunun kurallarının değiştiğini, LGnin global olarak cep telefonunda çok büyük atılımlar yaptığını kaydetti. Cep telefonunda çok yakında da çok sürpriz ürünlerle geliyoruz diyen Şabanlı, akıllı telefonlara yatırım yapmaya devam edeceklerini belirtti. LGnin dünyada 7 stratejik ülkesi olduğunu ve bunların arasında Türkiyenin de bulunduğuna işaret eden Şabanlı, LGnin Türkiyeye büyük önem verdiğini, Türkiyenin genç nüfusunun yüksek olduğunu, genç nüfusa yönelik LGnin büyük planları olduğunu anlattı. -2 YENİ TV- Akıllı cep telefonu yanında akıllı TV alanında da çalışmaları olduğunu kaydeden Şabanlı, LG olarak nano ve smart TV projeleri olduğunu, yeni yılın başında nano TVyi, yıl sonuna doğru da smart TVyi Türkiye piyasasına getireceklerini bildirdi. Akıllı televizyonların insanları ev ortamında daha da özgürleştireceğini ifade eden Aysun Şabanlı, nano TVnin yeni bir teknoloji olduğunu, bu teknoloji ile görüntü kalitesinde en üst noktaya ulaşıldığını ve aynı zamanda çok ince bir dizayna sahip olunacağını kaydetti. Şabanlı Nano TV önümüzdeki yılın başından itibaren Türkiyeye getireceğimiz bir yenilik olacak. Smart TV de gelecek yılın sonuna doğru dedi. LGnin Türkiyede Beko ile çok iyi bir işbirliği yaptığını ve LGnin 2011 yılı için Türkiyede fabrika açma planının olmadığını dile getiren Şabanlı, Türkiyenin potansiyeli yüksek olan bir ülke ve LGnin de bunun farkında olduğunu belirterek, LG dünyası için Türkiye çok önemli yer tutuyor dedi. Marka olarak, tüketiciyle diyalog içinde olmaya çalıştıklarını, tüketicinin sosyal ilgi alanlarına girmeye çalıştıklarını, bu alanda sinemaya yöneldiklerini ve sponsor olduklarını anlatan Şabanlı, marka olarak hayatın içinde olmaya çalıştıklarını belirtti. Sosyal medyanın yeni iletişim stratejilerinde çok önemli yer tuttuğuna işaret eden Şabanlı, sosyal paylaşım ağlarında LG olarak yer aldıklarını da sözlerine ekledi.
Samanyolu Haber
Son Dakika
25.10.2010
NanoTVTürkiyeyedegeliyorNano TV Türkiyeye de geliyor
ATC 29. yıllık konferansı gerçekleştirildi
Samanyolu Haber
20.10.2010
10:10
Amerikan-Türk Konseyinin (ATC) 29. yıllık konferansı, kapanış yemeği ile sona erdi.

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı James Jones, Türkiye ile ABD arasında savunma ve güvenlik alanındaki işbirliğinin bugün hiç olmadığı kadar daha yakın ve gerekli olduğunu belirterek, Eğer başarılı olacaksak, NATO müttefikleri, stratejik ortaklar ve dostlar olarak geçmişte olduğu gibi birlikte durmalıyız dedi. Amerikan-Türk Konseyinin (ATC) 29. yıllık konferansı, kapanış yemeği ile sona erdi. Yemeğe, ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jones, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül ve Türkiyenin Washington Büyükelçisi Namık Tanın da aralarında bulunduğu bir çok kişi katıldı. Jones, burada yaptığı konuşmada, Türkiyenin uzun süredir ABDnin kilit müttefiklerinden biri olduğunu belirtti. ABDnin modern Türkiye ile ilişkilerinin Türkiye Cumhuriyetinin kurulduğu yıllara kadar uzandığını ifade eden Jones, 87 yıl içinde bu ilişkilerin sürekli gelişme gösterdiğini ve her yıl daha da güçlendiğini kaydetti. Türkiye ve ABDnin bölgesel ve küresel zorluklarla mücadelede birlikte çalıştığına işaret eden Jones, ABD Başkanı Barack Obamanın, göreve geldiğinden beri Türkiye ile müttefikliğin diyalog, koordinasyon ve işbirliği yoluyla yeniden güçlendirilmesini kilit öncelikleri arasına aldığını söyledi. Jones, Obamanın ilk yurtdışı resmi ziyaretini Türkiyeye yaptığını ve TBMMdeki konuşmasında iki ülke arasındaki sağlam dostluğun altını çizdiğini hatırlattı. İki demokrasi olarak nitelediği Türkiye ve ABDnin bugün birçok benzersiz zorlukla karşı karşıya olduğunu ve birçok zorlu konu üzerinde birlikte yakından çalıştığını ifade eden Jones, Türkiyenin 1952den beri NATO üyesi olduğuna dikkati çekerek, İttifakın 5inci maddesi çerçevesinde birbirlerinin güvenliklerine karşı sorumluluklarının olduğunu kaydetti. -SAVUNMA VE GÜVENLİK İŞBİRLİĞİMİZ HİÇ OLMADIĞI KADAR YAKIN VE GEREKLİ- Türkiye ile ABD arasında savunma ve güvenlik alanındaki işbirliğinin bugün hiç olmadığı kadar daha yakın ve gerekli olduğunu ifade eden Jones, Afganistanda yan yana çalıştıklarını, Türkiyenin NATOnun bu ülkedeki başarısında çok önemli rol oynadığını, istikrarın sağlanması ve Afgan halkına yardım edilmesi bağlamında önemli katkılarda bulunduğunu dile getirdi. Jones, Türkiyenin Uluslararası Güvenlik Destek Gücünün (ISAF) komutasını birkaç kez üstlendiğini hatırlatırken, Türkiyenin ayrıca Kabildeki Amerikan Büyükelçiliği binasını da inşa ettiğine dikkati çekti. Irakın istikrarının güçlendirilmesi ve siyasi ve ekonomik kalkınması yolunda da Türkiyenin önemli rol oynadığını kaydeden Jones, ABD gibi Türkiyenin de Iraklı liderleri, kapsayıcı ve meşru, Irak halkının ihtiyaçlarını karşılayan bir hükümetin kurulması yönünde teşvik ettiğini belirtti. -TERÖR ÖRGÜTÜ PKK İLE MÜCADELEDE YAKINDAN ÇALIŞMAYA SIKI SIKIYA BAĞLIYIZ- Jones, ABDnin, terör örgütü PKK ile mücadelede Türkiye ve Irak ile yakından çalışmaya sıkı sıkıya bağlı olduğunu da vurguladı. ABDnin Iraktaki askeri varlığını azaltırken de tüm bu alanlarda yakın işbirliğini sürdüreceklerini belirten Jones, Birçok karmaşık konudaki işbirliğimiz, dostluğumuz ve ortaklığımızın, karşımızdaki ortak düşmanlarla değil, ortak temel çıkarlar ve barış, güvenlik, demokrasi ve refah gibi paylaştığımız değerlerle tanımlandığını gösteriyor dedi. Jones, Türkiye ile ABD arasında kurulan ve bugün bakanlar düzeyinde ilk toplantısı yapılan ABD-Türkiye Ekonomik ve Ticari Stratejik İşbirliği Çerçevesine de işaret ederek, bu oluşuma verdiği desteği dile getirdi. Bu toplantının, zaten güçlü siyasi ve askeri ilişkilere paralel olarak stratejik ve ekonomik ortaklığın üzerine inşa edilmesi bakımından fırsat sunduğunu belirten Jones, Türkiyenin şu anda dünyadaki 16ıncı büyük ekonomi olduğunu, ekonomisi en hızlı büyüyen ülkelerden biri konumunda bulunduğunu ve G-20 platformunun içinde yer aldığını anımsattı. Jones, Türkiyenin bu yeni ekonomik gücünün, çok sayıda küresel ekonomik zorluklarla yüzleşen ABDye, ortaklık temelinde omuz omuza ilerleme katedilmesi fırsatını sunduğunu kaydetti. En yakın ilişkilere sahip ülkelerin bile zorluklarla karşılaşabildiğine değinen Jones, Türkiyenin BM Güvenlik Konseyinde İrana yaptırım oylamasında hayır oyu kullanması ve trajik olarak nitelediği Mavi Marmara olayının iki ülkenin işbirliğinde gerginlik yarattığını belirtirken, ancak Obama ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın tüm müttefiklerin sık sık yaptığı gibi, birbirleriyle samimi ve doğrudan diyalog kurduğunu kaydetti. -BİRLİKTE DURMAMIZ HAYATİ ÖNEMDE- Jones, Türkiye ve ABDnin, önlerindeki zorluklar karşısında başarılı olmak için birlikte durmasının hayati önem taşıdığını vurguladı. Eğer başarılı olacaksak, NATO mütte
Samanyolu Haber
Son Dakika
20.10.2010
ATC29yıllıkkonferansıgerçekleştirildiATC 29 yıllık konferansı gerçekleştirildi
ABD Savunma Bakanı yalanladı
Samanyolu Haber
19.10.2010
10:30
ABD Savunma Bakanı Robert Gates, füze savunma sistemi konusunda Türkiyeye baskı yaptıkları yönündeki iddiaları yalanladı.

Gates, Amerikan - Türk Konseyi (ATC)nin 29. yıllık toplantısında yaptığı konuşmada, Türk - Amerikan ilişkilerinde son dönemlerde bazı gerilimler yaşansa da son 4 yılda ilerleme sağlandığına inandıklarını belirtti. Türkiyenin Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyindeki İrana yaptırım oylamasında Hayır oyu kullanması gibi, aralarında bazı anlaşmazlıklar olduğunu kaydeden Gates, Bazı konulardaki görüş ve yaklaşımlarımız farklılık gösteriyor olsa da müttefikiz dedi. Gates, Türkiyenin Afganistan ve Iraktaki katkılarından duydukları memnuniyeti dile getirdi. Bakan Gates, ABDnin terör örgütü PKK ile mücadelede Türkiyeyle yakından çalışmaya bağlılığını vurguladı. PKKyı Türkiyenin ulusal güvenlik çıkarlarına karşı büyük bir terörist tehdit olarak gördüklerini kaydeden Gates, PKKnın Türk ordusu ve sivillerine yönelik olarak son yıllarda yükselen terör saldırılarına karşılık verilmesi çerçevesinde, ABDnin PKKya ait suç şebekelerine baskınlarını artırdığını, istihbarat desteğini genişlettiğini ve Avrupalı müttefiklerini PKKnın Avrupadaki mal varlıklarını dondurmaya çağırdıklarını aktardı. FÜZE SAVUNMA SİSTEMİ ABDnin, Türkiyenin Avrupa Birliğine katılım çabasını uzun süredir desteklediğine işaret eden Gates, NATO Genel Sekreterinin Türkiye ile Avrupa Savunma Ajansı arasında daha fazla iş birliği çağrısına katıldıklarını ifade etti. Güvenilirliğini ve geçerliliğini korumak için NATOnun uyum sağlama ve reform çabasını sürdürmesi gerektiğini savunan Gates, bu kapsamda gelecek ay düzenlenecek Lizbon Zirvesinin ittifak için dönüşümsel bir an olabileceğini anlattı. Gates, zirvede yeni stratejik konseptin kabul edilmesinin beklendiğine vurgu yaparak, bu konseptin karmaşık ve belirsiz bir güvenlik atmosferinde NATO açısından önemli bir rehber niteliği taşıdığını söyledi. Kurumlarının yanı sıra NATOnun askeri kapasitelerinin bugünün güvenlik doğasına uyum sağlaması gerektiğini ifade eden Bakan Gates, Balistik füzeler tehdidi büyüdükçe NATOnun onlara karşı savunmasının boyutu ve etkinliği de büyüyecek dedi. NATO şemsiyesi altında müttefik ülkelerin kendi sahip oldukları sistemlerle füze savunma sistemine katılabileceğini ve bu sistemi hayata geçirecek önemli kararlar ve angajman kurallarının geliştirilmesinde işbirliği yapabileceğini ifade eden Gates, şunları söyledi: Aşamalı uyarlanabilir yaklaşım üzerinde kapsamlı olarak çalışıldı. Etkili, düşük maliyetli ve hızlı biçimde sahaya yerleştirilebilir. ABD, NATOnun bu yaklaşımı benimsemesi halinde, Türkiyenin potansiyel teknik ve operasyonel katkıları hakkında Ankara ile siyasi ve askeri diyalog içinde oldu. Basında çıkan bazı haberlerin tersine, Türkiyeye katkıda bulunması için baskı uygulamıyoruz ancak Türkiyeden Lizbon Zirvesinde NATOnun bölgesel füze savunma kapasitesini benimsemesine destek vermesini istiyoruz. Gates, Lizbonda Türkiye dahil tüm NATO müttefiklerimizin 60 yılı aşkın süredir güçlü destek verdiğimiz şekilde hem kendilerinin hem de ittifakın güvenliği için bu amaca ulaşılması doğrultusunda destek vereceğini umuyoruz şeklinde konuştu. Bakan Gates, Türkiye ve ABDnin gerek anlaşma, gerekse anlaşmazlık dönemlerinde aralarındaki dostluğu akıllıca hatırladığını ve böyle devam etmeleri gerektiğini belirtti. BAKAN GÖNÜLE ÖDÜL Toplantıda Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönüle Seçkin Savunma Ödülü verildi. Gönül, ödülünü ABD Savunma Bakanı Robert Gatesin elinden aldı. Gönül, burada yaptığı konuşmada, kendisine takdim edilen ödülden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Türkiye ve ABDnin, kökleri derinlere dayanan ortaklıkları bulunduğunu anlatan Gönül, iki ülkenin demokrasi, insan hakları, serbest piyasa ekonomisi gibi aynı değerleri savunduğunu ve birçok uluslararası güvenlik girişiminde birlikte hareket ettiğini beyan etti. Gönül, 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarını içeren tasarının ABD Temsilciler Meclisi Dışilişkiler Komitesinden geçmesinin iki ülke ilişkilerinde kaygıya neden olduğunu, ancak ABD yönetimi ve Kongresinin, Türkiyenin hassasiyetini ve konuya yönelik haklı tepkisini dikkate alacağından ve bu tasarının senato genel kuruluna gelmesini önlemeye dönük her şeyi yapacaklarından emin olduklarını kaydetti. Terör örgütü PKK ile mücadelede Türkiye ile ABD arasındaki iş birliğinin devamını ve daha da geliştirilmesini arzuladıklarını dile getiren Gönül, Afganistan konusundaki işbirliğine ve Türkiyenin çabalarına da değindi. Gönül, füze savunma sistemiyle ilgili olarak, İttifak güvenliğinin bölünmezliği ilkesi temelinde, bizim görüşümüz, olası bir füze savunma sisteminin hedefinin, tüm ittifak toprakları, nüfusları ve güvenlik güçlerinin, balistik füze tehditlerine karşı korunması şeklinde olması yönünde dedi. (CİHAN)
Samanyolu Haber
Son Dakika
19.10.2010
ABDSavunmaBakanıyalanladıABD Savunma Bakanı yalanladı
Son hamle de deşifre oldu: PKK...
Samanyolu Haber
25.08.2010
12:36
Hükümetin elini zayıflatmak isteyenler amacına ulaşamayınca bu sefer PKK?yı evet cephesine yamayarak süreci baltalamaya çalışıyor. Senaryonun üçüncü aşamasında ise...

Cunta taşeronluğu ile suçlanan PKK halkoylamasında ?hayır? cephesinde yerini aldı. Bugüne kadar sonuç aldığı şiddetin yükseltilmesi, şimdi işe yaramadı. Ani gelen eylemsizlik kararı ise aynı hedefe tersinden varma olarak yorumlanıyor. İstihbarat dilinde ?kontrespiyonaj? diye bir yöntem vardır. Genellikle yabancı ülkelere yönelik operasyonlarda kullanılır. Ancak, bizim gibi, istihbaratın iç politika hedefli çalıştığı ülkelerde daha çok içerdeki toplum mühendislikleri için devreye sokulur. Amaç ve yöntem şudur: Herhangi bir konuda, herhangi bir hedefe karşı kitle ilgisinin azaltılması gerekiyordur. Kontrespiyonaj yöntemi ile hedefe yönelik doğrudan yıpratma politikaları yerine öylesine bir övgü kampanyası veya ilgi politikası yürütülür ki, hedef objeye gönül verecek olan dahi soğur. PKK?nın son manevrası tam da böyle bir yöntemin ürünü olduğu izlenimi veriyor. Darbe anayasasının değiştirilmesi için referanduma gidilen süreçte önce PKK eliyle şiddet tırmandırıldı. Ancak eylemlerle birlikte ortaya çıkan derin ilişkiler yumağı aksi tesir doğurdu. Askerî vesayet, yargı erki, MHP, CHP, PKK, BDP?nin kol kola gözükmesi ters tepti. PKK eliyle sivil iradeyi hedef alan kurmay cephe amacına ulaşamayınca, şimdi PKK?yı sivil iradeyle anlaşmış göstererek hedefine varmaya çalışıyor. Türk siyaseti açısından PKK?nın dostluğunun düşmanlığından daha çok zarar verdiği bilinen bir gerçek. Senaryoya göre, PKK ve BDP görünürde hükümetle aynı cephede olacak; fakat perde arkasından asıl faaliyetlerini sürdürecek. Güneydoğu?da hayır için baskıyı sürdüren örgüt, ülke geneline ?biz hükümetle anlaştık? havası yayıyor. ?Demokratikleşme terörü azdırıyor? tezi tutmayınca, ?PKK evetçi oldu? Çok değil, daha birkaç ay önceydi. PKK, bahar ayları ile birlikte ?dördüncü stratejik dönemi? ilan etti. Terörist başı Abdullah Öcalan, 31 Mayıs itibari ile aradan çekileceğini duyurarak yeni dönemi başlattı. Şiddet sarmalı bir anda en üst seviyeye çıktı. PKK, dört koldan karakollara baskınlar yapmaya, mayınlı saldırılar düzenlemeye başladı. Peş peşe verilen kayıpları, şehit cenazelerindeki taşkınlıklar izledi. Genelkurmay karargâhından canlı izlenen PKK eylemleri, örgüte zayiat veren Heronların düşürülmesi için komutanlar tarafından verilen talimatlar, istihbarat zaafları ve daha pek çok soru işareti zihinlere üşüştü. Diğer taraftan bazı merkezlerde etnik çatışma provaları devreye sokuldu. ?Postallı PKK?nın yetersiz kaldığı durumlarda Dörtyol?da 4 polisin şehit düştüğü eylemde olduğu gibi devreye takviye kuvvetler girdi! Kısaca, Türkiye bir kez daha terör kılığına bürünmüş bir cunta faaliyeti ile karşı karşıyaydı. Tüm bu gelişmeler Türkiye?nin darbe ürünü anayasayla -sınırlı da olsa- hesaplaşmaya karar verdiği süreçle paralel gelişti. Herkes ne olduğunu anlamaya çalışırken Abdullah Öcalan önce ?Demokratik Özerklik? fikrini ortaya attı, ardından da PKK?ya ateşkes talimatı verdi. Örgüt, dört şart öne sürerek 20 Eylül?e kadar pasif savunmaya geçtiğini duyurdu. Şimdi kafaları kurcalayan pek çok soru var: 1- Ne değişti? 2- Bu sürecin perde arkasında neler yaşandı? 3- DTP ve PKK?nın referandumla ilgili tutumu ne olacak? 4- 20 Eylül?den sonra Türkiye?yi ne bekliyor? Üzerinde asıl tartışma yürütülen konu PKK?nın bu ateşkes kararını nasıl verdiği. Öcalan?ın talimatı doğrultusunda PKK?nın aldığı ateşkes kararının perde arkasında çok taraflı bir konsensüs olduğu fikri belli çevrelerce özellikle yayılmaya çalışılıyor. PKK liderlerinden Murat Karayılan?ın ortaya attığı bu argümanı CHP, MHP ve statükonun diğer unsurları ilk elden sahiplendi. Bu karşılıklı paslaşmanın hedefinde hükümet var. Aslında PKK?yı yakından takip edenler örgütün bu tür manevralarının mutat olduğunu bilir. Örgüt, belli evrelerde şiddeti tırmandırıp sonra yeniden düşürerek isteklerini kabul ettirme stratejisini sıkça devreye sokuyor. Ayrıca, PKK birkaç yıldır ramazan ayında şiddet çıtasını belli seviyede düşürüyor. Buna rağmen PKK son ateşkesi hükümetle anlaşma kılığına soktu. Böylece PKK ve Öcalan cephesi ile devlet nezdinde herhangi bir görüşme yapılıp yapılmadığı en çok merak edilen konu hâline geldi. PKK, mevcut açıklamaları ile bu tür görüşmelerin yapıldığını ve ateşkes kararının gelen talep doğrultusunda alındığını yaymaya çalışıyor. Örgütün Kandil?deki etkin isimlerinden Murat Karayılan şu ifadeleri kullandı: ?... Artık açıklanmasında bir sakınca görmediğimiz diğer önemli bir gelişme de devletin önderliğimizle geliştirdiği diyalog temelinde ateşkes talebinde bulunmasıdır. Aslında önderliğimiz aradan çekilmişti; ancak talep üzerine yeniden devreye girerek hem yapılan çağrıları ve hem devletten doğru gelen istemi de dikkate alarak bir kez daha barışa ve demokratik çözüme şans tanınması için hareketimize bir mesaj gönderdi.? Murat Karayılan?ın iddiaları Başbakan Recep Tayyip Erdoğan?ın ?BDP ile birlikte r
Samanyolu Haber
Son Dakika
25.08.2010
SonhamlededeşifreolduPKKSon hamle de deşifre oldu PKK
Kırmızı kitapta dış politika ayarı
Samanyolu Haber
23.08.2010
05:59
Dış politikada tehdit ve öncelikler değişirken, Yunanistan ile savaş nedeni (casus belli) olan 12 mil tehdit olmaktan çıkarılıyor. İran, Yunanistan, Irak ve Rusya tehdidi yerine işbirliği geliyor

Türkiyenin bir süredir sıfır sorun politikası ile yürüttüğü dış politikanın temel prensipleri, kırmızı kitap olarak tanımlanan Milli Güvenlik Siyaset Belgesine (MGSB) giriyor. Buna göre Türkiye ile Yunanistan arasında yıllardır casus belli (savaş nedeni) olarak gösterilen 12 mil sorunu, iki ülke arasında öncelikli tehdit olarak tanımlanmayacak. Yılsonunda tamlanacak olan ve Aralık 2010daki Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında onaylanması beklenen belgede, yeni vizyonda önceliği işbirliği alacak. Bu çerçevede uygulamaya başlanan Yüksek Düzeyli İş Birliği Konseyi uygulamaları genişletilecek. 12 MİLDE ÖNEMLİ AYRINTI Beş yılda bir güncellenen ve en son 2005te yazılan belgede, Yunanistanın karasularını 12 mile çıkartması casus belli (savaş nedeni) sayılıyordu. Yeni çalışmada ise Yunanistanın karasularının 12 mile çıkartılması öncelikli tehdit olarak tanımlanmıyor, bunun yerine işbirliğine vurgu yapılıyor. Yunanistan ile başlatılan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi ile iki ülke arasında her alanda işbirliğinin genişletilmesinin hedeflendiği belirtiliyor. Yeni belgede en önemli ayrıntılardan birisi de İran ile ilgili. Taslağa göre, yeni belgede İrandan kaynaklanacak bir rejim ihracı tehdidi de yer almıyor. İranın nükleer gücü ve nükleer silah kapasitesi endişe verici bir unsur olarak dile getiriliyor. Belgede Türkiyenin bölgesinde hiçbir şekilde nükleer silah istemediği vurgulanıyor ve bu konudaki mücadelenin işbirliği temelinde yürütüleceği belirtiliyor. PKK TEHDİT SIRALAMASINDA Yeni belgede Yunanistan, İran, Iraktan kaynaklanan tehditler yerini karşılıklı ekonomik işbirliğinin arttırıldığı vizyona bırakıyor. Irak ile oluşturulan işbirliği konseyine ve artan diyalog sürecine atıfta bulunulan Kırmızı Kitapta bu ülkeden kaynaklanan PKK terörü tehdit olarak sıralanıyor. Irak ile terör örgütü PKKya karşı yapılan işbirliği de vurgulanıyor. Türkiyenin Rusya ile artan işbirliği ve gelişen ekonomik ticaretinin vurgulandığı belgede Asyada yeni işbirliği alanlarının genişletilmesi hedefi yer alıyor. Türkiyenin enerji koridoru olarak oynadığı rol ve Batı ile Doğu arasındaki transit geçişte oynadığı rolün attırılması planlanıyor. Kitapta Türkiyenin AB hedefinin devlet politikası olduğu tekrarlanırken Kıbrısta iki kesimli çözüm hedefi değiştirilmiyor. Mevcut MGSBde Türkiyenin güvenliğini tehdit eden temel unsurlar, irtica, bölücülük ve aşırı sol olarak sıralanıyordu. Ancak yeni belgede irtica iç tehdit olmaktan çıkarılıyor. Terör örgütü PKKnın varlığını sürdürdüğü sürece bölücülüğün iç tehdit değerlendirmesinde kalacağı belirtiliyor. Şubat ayında başlayan çalışmalar sonucu yeni kitap Ekim 2010daki MGKda ele alınacak ve Yeni kitap için çalışma, Şubat 2010da başladı ve ekim ayı MGK toplantısında ele alınıp, aralıktaki MGK toplantısında sonuçlandırılacak. Erdoğan satır satır okuyor Taslak çalışma ilgili bakanlar ve Başbakan Tayyip Erdoğan tarafından satır satır inceleniyor ve bazı bölümleri bizzat kaleme alınıyor. Yeni belgede çevre sorunları, insan hakları, insan kaçakçılığı, gibi güncel konular da var.
Samanyolu Haber
Son Dakika
23.08.2010
KırmızıkitaptadışpolitikaayarıKırmızı kitapta dış politika ayarı
'Türkiye- Rusya ilişkileri yüksek düzeyde'
Samanyolu Haber
04.08.2010
16:21
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Rusyanın Sesi radyosu ve RIA Novosti haber ajansına yaptığı Türkiye -Rusya ilişkilerinin çok yüksek düzeye ulaştığını belirtti.

Davutoğlu Türkiyenin son dönemlerde izlediği dış politika ile ilgili bir soruya; Büyük bir küresel değişimi hep birlikte yaşıyoruz. Arzumuz, yeni küresel düzenin kapsayıcı, adil ve sorunların giderilmesine hizmet edecek biçimde oluşmasıdır. Bu çerçevede Türkiyenin dış politikada ilgi ve etkinlik menzili tüm dünyadır. Türkiye, bölgesine yönelik doğal ve yoğun ilgisinin yanı sıra küresel ölçekli bir dış siyaset izlemektedir. Siyasi diyalog zeminini güçlendirmek, ekonomik ilişkileri pekiştirmek ve farklı kültürler arasında karşılıklı anlayışı teşvik etmek yoluyla, barışçıl ve istikrarlı bir küresel düzenin kurulmasına katkıda bulunmayı amaçlıyoruz. Bu doğrultuda, barış, istikrar ve refaha hizmet anlayışıyla örtüşen tüm girişimleri destekliyoruz. Kriz odaklı değil, krizlerin önüne geçilmesini, mevcut sorunların çözüm süreçlerinin kolaylaştırıp hızlandırılmasını, özellikle aynı bölgede yer alan ülkeler arasında azami işbirliğini ve entegrasyonu hedefleyen, diyalogu esas alan bir dış politika yaklaşımımız var. Çok boyutlu bir stratejiyle, çevremizde bir güvenlik, istikrar ve refah kuşağı tesis edilmesini arzu ediyoruz. Yakın havzalarla bütünleşmek istiyoruz... dedi. Davutoğlu Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedevin 11-12 Mayıs 2010 tarihlerinde Türkiyeye gerçekleştirdiği resmi ziyaretin iki ülke ilişkilerine yeni bir ivme kazandırdığının altını çizdi. Davutoğlu,Ziyaret çerçevsinde Türkiye ve Rusya arasında Üst Düzey İşbirliği Konseyi kurulmuş ve anılan Konseyin ilk toplantısı gerçekleştirilmiştir. Ziyaret sırasında ayrıca, vize muafiyeti, enerji, güvenlik, ulaştırma ve tarım gibi alanlarda toplam 16 belge imzalanmıştır. ifadesini kullandı. Davutoğlu Medvedevin Türkiye ziyaretinden Cumhurbaşkanı Abdullah Gülün Moskovayı ziyaret ettiğini hatırlatarak, söz konusu ziyaret kapsamında çok önemli konularda görüş birliğine varıldığının altını çizdi. Dışişleri Bakanı; Son dönemde, iki ülke arasında gerçekleştirilen üst düzey ziyaretler Türk-Rus ilişkilerinde yeni bir dönemi başlatmıştır. Rusyayla ikili ilişkilerimizde, bölgesel ve uluslararası tüm alanlarda samimi ve açık bir diyalog mevcuttur. Geçmişteki ön yargıların ortadan kaldırılması ve karşılıklı güvenin oluşturulması süreci esas itibariyle sonuçlanmıştır. RFyle işbirliği çok boyutlu dış politikamızın en önemli unsurlarından biridir. Rusya ve Türkiye ? iki Avrasya devletidir. Devletlerimizin bir takım bölgesel ve küresel sorunlar ile ilgili yaklaşımları örtüşmektedir. Size göre, Rus-Türk bölgesel işbirliğinin ana hatları nelerdir? şeklindeki bir soruya Davutoğlu; Türkiye ve Rusya arasında 2001 yılında Avrasya Eylem Planı imzalanmıştır. Bu Plan ile Avrasya bölgesinde işbirliğinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca amaç, eski Sovyet coğrafyasında siyasi istikrara, ekonomik kalkınmaya olabilecek ortak katkıları araştırmak idi... Türk-Rus ilişkilerinin ulaştığı mükemmel düzeyin ve Başkan Medvedevin Ankaraya yaptığı resmi ziyaret sırasında kurulan ve ilk toplantısı yapılan, Türkiye ve Rusya Federasyonu arasında üst düzey hükümetlerarası bir mekanizma işlevi görecek olan Üst Düzey İşbirliği Konseyinin kapsamlı stratejik işbirliğine temel oluşturacağına, Avrasya, Ortadoğu, Balkanlar ve diğer ilgili bölgelerde ülkelerimizin işbirliğine ivme kazandıracağına inanıyorum. şeklinde konuştu.
Samanyolu Haber
Son Dakika
04.08.2010
Türkiye-RusyailişkileriyüksekdüzeydeTürkiye- Rusya ilişkileri yüksek düzeyde
'Avrupa’dan teröre karşı işbirliği bekliyoruz'
Milli Gazete
29.07.2010
12:17
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, terörün en önemli finansal ve lojistik kaynaklarının Avrupada odaklandığını ifade ederek, Biz Avrupalı dostlarımızdan ve ortak kaderi paylaştığımız Almanyadan teröre karşı mücadelede çok daha aktif ve günbegün işleyen operasyonel işbirliği bekliyoruz dedi. Bakan Ahmet Davutoğlu ve Almanya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle, Çırağan Sarayında yaptıkları görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Davutoğlu, Westerwelle ile karşılıklı ziyaretler ve uluslararası toplantılar vasıtasıyla görüştüklerini kaydetti. Almanyaya gerçekleştireceği ziyaretini Meclisteki çalışmaları nedeniyle iptal ettiğini, Westerwellein büyük bir hoşgörü gösterip İstanbula geldiğini aktaran Davutoğlu, son derece büyük bir anlayış birliğiyle konular¨ ele aldıklarını aktardı. Davutoğlu, ikili ilişkileri gözden geçirdiklerini ifade ederek, Türkiye ve Almanya belki de dünyadaki çok az ulusa ve devlete nasip olacak şekilde iç içe geçmiş ve entegre olmuş iki devlet ve iki millettir. Çok sayıda Türk kökenli vatandaşımız Almanyada yaşıyor. Çok sayıda Alman daimi olarak Türkiyede yaşıyor. Bu kadar iç içe geçmiş iki halk, iki devlet çok daha fazla stratejik diyalog gerçekleştirmelidir. Bizim birçok ülke ile gerçekleştirdiğimiz tarzda yoğunlaştırılmış bir stratejik diyalog mekanizması kurmaya karar verdik. Bakanlıklarımız arasında bunun ön çalışmalarını yapacağız şeklinde konuştu... devamı
Milli Gazete
Güncel
29.07.2010
Avrupa’danterörekarşıişbirliğibekliyoruzAvrupa’dan teröre karşı işbirliği bekliyoruz
AB’YE SON UYARI!
Türkiye Gazetesi
05.07.2010
02:42
> Buket Güven ANKARATürkiye 13 Temmuz’da İstanbul’da buluşacağı AB yetkililerine, önemli stratejik mesajlar verecek. Bakan Davutoğlu ve Bakan Bağış, “Müzakerelerde 18 fasıl siyasi sebeplerle açılmıyor. Bu durum sürdürülemez” ve “Türk vatandaşlarına vize muafiyeti bekliyoruz” diyecek. Türkiye ile AB arasındaki Siyasi Diyalog Toplantısı 13 Temmuz’da İstanbul’da gerçekleşecek. Toplantıda Türk tarafını Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış temsil edecek. AB adına da AB Dışişleri Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton, AB Genişleme Komiseri Stefan Füle toplantıya katılacak. Üyelik sürecinin ele alınacağı toplantıda Türk tarafı 18 faslın siyasi sebeplerle müzakerelere açılmadığına dikkat çekerek bu duru ...
Türkiye Gazetesi
Son Dakika
05.07.2010
AB’YESONUYARIAB’YE SON UYARI
Erdoğan: Bırakmamız mümkün değil
Samanyolu Haber
06.04.2010
00:06
Başbakan Recep Tayyip Erdoağan, Avrupa ile entegrasyon ile barış ve istikrar yolunda destekledikleri Bosna Herseki bırakmalarının mümkün olmadığını söyledi.

İki günlük ziyaret için Bosna Hersekin Başkenti Saraybosnaya gelen Erdoğan, Boşnak Enstitüsünde düzenlenen bir toplantıda Bosnalı entelektüellere hitap etti. Balkanlarda olup bitenlerle yakından ilgili olduklarını vurgulayan Erdoğan, Balkanların huzuru bizim huzurumuzdur; kederi de bizim kederimizdir. Biz Balkanlarda yaşayan milletlerin refah ve esenliğine katkı yapmayı bir nevi manevi borcumuz olarak görüyoruz. dedi. Bunun için büyük gayret sarf ettiklerine dikkat çeken Erdoğan, Bosna Hersekin Balkanlardaki isitkrarda kilit önemi haiz olduğunu vurguladı. Erdoğan, Bosna Hersekte barış ve istikrar sağlanmadan, Balkanlarda kalıcı barış ve istikrardan asla söz edilemez. dedi. Başbakan Erdoğan, Bosna Hersekin bölünmesi senaryolarının sorulması üzerine, Ben bunu düşünmek bile istemiyorum. Yani Bosna-Hersekin bölünmesi diye bir şeyi aklımın ucundan geçiremem. Biz, Bosna Hersekin egemenlik ve toprak bütünlüğünün muhafaza edilmesine büyük önem atfediyoruz. Bu konuda kuşku doğurucu hiçbir söylem ve eylemi doğru bulmuyor ve bunu da desteklemiyoruz. şeklinde konuştu. Erdoğan, uluslararası topluma da bu konuda açık bir duruş sergilemeyi sürdürmeye çağırdı. Bosna Hersekin Avrupa Birliğine entegrasyonu ve NATO üyeliğini desteklediklerini vurgulayan Erdoğan, diğer eski Yugoslavya cumhuriyetlerinin Avrupa ile hızla entegrasyona gittiğini hatırlattı. Erdoğan, Bosna Hersekin de Avrupanın kalkınmış ülkeleri arasındaki yerini almasının en doğal hakkı olduğuna dikkat çekti. Başbakan Erdoğan, bunun için Bosnalı liderlerin Bosna Herseklilik bilinciyle hareket etmelerini ve kısır çekişmelerden kaçınmalarını istedi. Başbakan Erdoğan, Sırbistan parlamentosunun Srebrenitsa katliamından dolayı özür dilemesini ise iki halk arasındaki uzlaşının sağlanması için önemli bir adım olarak nitelendirdi. Başbakan Erdoğan, Türkiyenin Hırvatistan ve Sırbistan ile Bosna Hersek arasındaki diyalog toplantılarına ev sahipliği yaptığını hatırlatarak, Sürece katkıda bulunmuş olmaktan memnuniyet duyuyoruz. dedi. Bosna Hersekin kurucu lideri Aliya İzzetbeoviçi ölümünden bir iki gün önce hastanede ziyaret ettiğini belirten Erdoğan, Bosnalı liderin kendisine Bosna Herseki bırakmayın. Bu, tarihi bir görevdir. tavsiyesinde bulunduğunu dile getirdi. Erdoğan, Biz, o tarihi bilinç içerisinde sizleri bırakmamız zaten mümkün değil. Bizler her zaman, Bosna Hersekin yanında olduk, oluyoruz ve olacağız. sözleriyle büyük alkış aldı. Bosna Hersekin Türkiyeden önce olsa bile ABye girmesine destek vereceklerini dile getiren Erdoğan, Er veya geç ABye gireceğiz. Almazlarsa biz kaybetmeyiz, onlar kaybeder. Niye? O zaman Hristiyan kulübü olduklarını ilan etmiş olurlar. Biz, AByi Hristiyan Kulübü olarak görmek istemiyoruz. Medeniyetler İttifakının merkezi olarak görmek istiyoruz. diye konuştu. BÜROKRATİK OLİGARŞİDEN ÇOK ÇEKTİK Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Bosna Herseke uluslararası yatırımcıların gelmesi için bürokratik oligarşinin bir tokat yemesi gerektiğini belirterek, Biz bürokratik oligarşiden çok çektik ve hâlâ da çekiyoruz. Bürokratik oligarşi bir beladır. ifadelerini kullandı. RUSYAYLA VİZELER BÜYÜK İHTİMALLE KALKACAK Başbakan Erdoğan, son dönemde vizeleri karşılıklı olarak kaldırdıkları ülkelerin sayısının 25e ulaştığını hatırlatarak, Rusya ile de böyle bir sürecin başladığını dile getirdi. Rus liderlerin bu konuya olumlu baktığını ifade eden Erdoğan, Büyük bir ihtimalle Mayıs ayında Sayın Medvedev ile yüksek düzeyli bir stratejik işbirliği anlaşması inşallah imzalıyoruz. Burada da vizeleri büyük ihtimalle kaldıracağız. Rusya ile Türkiye arasında inşallah vizesiz bir dönemi başlatacağız. dedi. (CİHAN)
Samanyolu Haber
Son Dakika
06.04.2010
ErdoğanBırakmamızmümkündeğilErdoğan Bırakmamız mümkün değil
AB'den vize muafiyeti şartı
Samanyolu Haber
15.03.2010
16:55
AB Komisyonunun genişleme ve komşuluk politikasından sorumlu üyesi Stefan Füle, Yasadışı göç sorununda bir ilerleme kaydedilirse , bu adımdan sonra da bütün üye ülkelerin uzlaşısıyla vize muafiyeti konusunda Türkiye ve AB için gerekli adımların atılabileceğini kaydetti.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, gerek Ankara protokolü, gerek Katma Protokol, gerekse Gümrük Birliği ve bu hukuki zemin üzerindeki çalışmaların Türkiyeye de aynı Batı Balkanlardaki gibi, onlardan daha öncelikli olarak bir vize muafiyeti yaklaşımı benimsenmesini gerekli kıldığını söyledi. Davutoğlu, Dışişleri Bakanlığı konutunda, AB Komisyonunun genişleme ve komşuluk politikasından sorumlu üyesi Stefan Füle ile görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu. Füleyi Ankarada ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Davutoğlu, bunun Fülenin Türkiyeye ilk ziyareti olduğunu, ancak son olmayacağını kaydetti. Davutoğlu, önümüzdeki dönemde çok sık görüşmeye karar verdiklerini, böylelikle Türkiyenin AB üyelik sürecini yakından izleyeceklerini ve komşu ülkelerle ilgili dış politika konularını koordine etme imkanı bulacaklarını kaydetti. Davutoğlu, bugün üç ana konuda kapsamlı ve yararlı görüşmeler yaptıklarını belirterek, bu konulardan ilkinin Türkiye-AB ilişkilerinin stratejik vizyonu olduğunu, hafta sonunda Finlandiyada bu çerçevede çok faydalı ve gelecek vizyonu yüklü görüşmeler yaptıklarını kaydetti. AB bizim ortak birliğimiz, Avrupa da ortak kıtamız diye konuşan Davutoğlu, dolayısıyla ABnin küresel dengeler içinde hak ettiği yeri alması yönünde çaba sarf edilmesi gerektiğini, bunun için de ABnin jeopolitik olarak etkili, ekonomik olarak dinamik ve kültürel olarak da içselleştirici bir yapıya kavuşması gerektiğini düşündüklerini bildirdi. Davutoğlu, bu çerçevede Türkiyenin AB üyeliğinin bir fırsat olduğunu belirterek, Türkiye için de AB, modernleşme çabasının doğal sonucu olan son derece önemli stratejik temel hedeftir dedi. Bakan Davutoğlu, ele aldıkları ikinci önemli konunun karşı karşıya kalınan muhtemel sorun alanları ve müzakere sürecinin işleyişi olduğunu ifade ederek, bununla ilgili kendilerine Türkiyede yapılan çalışmalar hakkında bilgi aktardığını ve Türkiyenin AB sürecinin Kıbrıs gibi doğrudan konuyla ilgili olmayan siyasal sorunlarla ya da AB içindeki iç kamuoyu bakışlarıyla etkilenmemesi gerektiğini aktardığını bildirdi. Kıbrıs konusunu kapsamlı şekilde ele aldıklarını söyleyen Davutoğlu, müzakerelere ivme katılması ve kapsamlı ve kalıcı bir barışa ilişkin görüşlerini paylaştıklarını ifade etti. Füleye Türkiyede yapılan ve yapılmakta olan siyasal reformlar hakkında bilgi verdiğini belirten Davutoğlu, bu çerçevede özellikle geri kabul anlaşmasına paralel olarak Türkiyenin ABden geçmiş hukuki taahhütleri de göz önünde tutarak, mutlak vize muafiyeti talep ettiğini bir kez daha ilettiğini söyledi. Davutoğlu, Gerek Ankara Protokolü, gerek Katma Protokol, gerekse Gümrük Birliği ve bu hukuki zemin üzerindeki çalışmalar, Türkiyeye de aynı Batı Balkanlardaki gibi, onlardan daha öncelikli olarak bir vize muafiyeti yaklaşımı benimsenmesini gerekli kılıyor. Bu konudaki siyasi kararlılığımızı kendileriyle paylaştım diye konuştu. Davutoğlu, görüştükleri üçüncü konunun komşu bölgelerle ilgili yürüttükleri politikaların koordinasyonu olduğunu, özellikle Batı Balkanlardaki gelişmeleri kapsamlı şekilde ele aldıklarını, Kafkaslar, Doğu Akdeniz, komşu bölgeler ve enerji güvenliği konularını gözden geçirdiklerini kaydetti. Davutoğlu, Lizbon Anlaşması sonrası ABnin Türkiye ile yeni bir stratejik diyalog mekanizması kurması gerektiği konusunda fikir birliğine vardıklarını belirtti. Fülenin yakın bir Türkiye dostu olduğunu bildiklerini kaydeden Davutoğlu, bu nedenle Fülenin bundan sonra Türkiyeyi artık ziyaret ettiği ikinci bir ülke olarak değil, kendi ülkesi gibi görmesi temennisinde bulundu. Davutoğlu, Füleye Türkiyenin AB sürecinde çok ciddi görevler düştüğünü de belirtti. AB Komisyonunun Genişleme ve Komşuluk Politikasından Sorumlu Üyesi Stefan Füle, Türkiyenin yürütmekte olduğu katılım müzakerelerine desteğini ve Türkiyeyi ABnin bir üyesi olarak görme yönündeki taahhüdünü bir kez daha teyit ederek, Türkiye ile Ermenistan arasındaki normalleştirme çalışmalarına desteğini vurguladı. Füle, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında, görevini üstlenmesinin ardından Ankara ve AB Kültür Başkenti olan İstanbulu ziyaret ederek Davutoğlu ile bir araya gelmekten çok memnun olduğunu, iki gün boyunca yoğun görüşmeler yapacağını kaydetti. Görüşmede ele aldıkları iki hususa değinmek istediğini söyleyen Füle, bunlardan ilkinin Türkiyenin komşularla sıfır sorun politikası olduğunu, bu politikayı büyük bir memnuniyetle karşıladığını belirtti. Füle, Bu çerçevede Türkiye ile Ermenistan arasında atılan tarihi adımları da büyük bir memnuniyetle kar
Samanyolu Haber
Son Dakika
15.03.2010
ABdenvizemuafiyetişartıABden vize muafiyeti şartı
Mısır'da Davutoğlu fırtınası esti
Samanyolu Haber
04.09.2009
16:17
10 günde 10 ülke gezen-gezecek olan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, ziyaretinin en önemli ayaklarından birini teşkil eden Mısırda gerçekleştirdiği diplomatik görüşmeler ve toplantılarla göz doldurdu.

İki günlük ziyaret programında cumhurbaşkanından istihbarat bakanına ülkenin tüm önemli isimleriyle bir araya gelen Davutoğlu, kamuoyunu direkt bilgilendirmek için de Mısırın en önde gelen gazetecileri ve akademisyenleriyle yüz yüze görüşmeler yaptı, düzenlenen panellere katıldı. Ziyaretinin ilk günü Mısırın dünyaca ünlü think-tank kurumu Ahram Politik ve Stratejik Araştırmalar Merkezinde hem merkezin saygın uzmanları ve hem de Türkiyeyi yakından takip eden akademisyenlere yaklaşık iki saat süren bir sunum yaptı. Türk dış politikasının son 6 yılda gerçekleştirdiği yeniden yapılanmayı anlatan Davutoğlu, belki bir ilki de gerçekleştirerek Mısırın önde gelen isimlerinin önünde Osmanlının bölgede kardeşliği nasıl tesis ettiğini anlattı. Mısır son yıllarda Türkiye ile gerçekleştirdiği yakın ilişkilere rağmen, özellikle ülkenin bazı entelektüelleri Osmanlı isminin zikredilmesine şiddetle karşı çıkıyor ve Osmanlının Mısırın geri kalmasında önemli bir etken olduğunu öne sürüyor. DAVUTOĞLUNDAN BEN OSMANLIYIM VURGUSU Konuşmasının pek çok yerinde Ben Osmanlıyım ve Hiç kimse tarihinden kaçamaz. diyen Davutoğlu, Osmanlının bir Türk devleti değil, bir milletler mozaiği olduğunun da altını çizdi. Davutoğlu Osmanlıya çok fazla vurgu yapmasının sebebi olarak ise gelen talebi ve ilgiyi gösterdi. Ziyaretinin ikinci günü de elçilik rezidansında ülkenin önde gelen gazetecileriyle aynı masada bir araya gelen Davutoğlu, uygulamaya çalıştıkları 6 ilkeyi anlattı. Davutoğlunun örneklerle açıkladığı Türk dış politikasına son yıllarda şekil veren 6 ilke; dış politikayı etkileyen iç politikalar, komşularla sıfır problem, bölgedeki tüm gelişmelerle ilgili aktif bir diplomasi, küresel güçlerle geniş kapsamlı ilişkiler, küresel örgütlerle yakın ilişkiler ve hard-soft power uygulama. Bakan Davutoğluna sorulan sorularda Mısır entelektüel ve gazetecilerinin Türkiyeyi daha fazla Kıbrıs, Kürt sorunu ve ABye girip giremeyeceği gibi konularla tanıdığını da ortaya koydu. Türkiyenin bölgesinde ve özellikle de Balkanlar, Kafkasya, Orta Asya ve hatta Afganistanda sürdürdüğü aktif politikalar neredeyse Arap dünyasının gündemine hiç gelmemiş. Bir günde 8 toplantı yapan ve onlarca Mısırlı elitle bir araya gelen Davutoğlu, gece de dünyanın en büyük açık hava müzesi olan Kahire sokaklarını dolaştı, esnafla sohbet etti. İsveçe dönüş öncesi ise Kahirede bu yıl eğitim öğretim başlayacak olan Uluslar arası Selahattin Türk Okulunu ziyaret etti. Bu okulun hızla gelişen Mısır-Türk ilişkilerine büyük bir ivme kazandıracağının altını çizen Davutoğlu, iki toplumun daha da yakınlaşacağını belirtti. İsveç sonrası Gürcistana gidecek olan Davutoğlu daha sonra yeniden Mısıra gelerek Arap Birliği Dışişleri Bakanları toplantısına katılacak ve Arap Birliğinin Suriye ile Irak arasında başlattığı diyalog sürecinde de bizzat yer alacak. Mısır sonrası ise Davutoğlunun Ürdün ve İrana bir ziyaret gerçekleştirmesi bekleniyor. (CİHAN)
Samanyolu Haber
Son Dakika
04.09.2009
MısırdaDavutoğlufırtınasıestiMısırda Davutoğlu fırtınası esti
Rusya'dan Türkiye'ye işbirliği teklifi
Samanyolu Haber
01.07.2009
23:26
Rusya Başbakan Yardımcısı İgor Seçin, Güney Akım doğal gaz boru hattı konusunda Türkiyeye işbirliği teklifinde bulundu.

Seçin, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ile 3 saatten fazla süren heyetler arası görüşmenin ardından düzenlenen ortak toplantıda basın mensuplarının sorularını yanıtladı. İgor Seçin, Türkiye ve Rusya arasında Güney Akım doğal gaz boru hattı konusunda bir işbirliği olup olamayacağı yolundaki sorusuna şu karşılığı verdi: Türkiyeye işbirliği yapmayı teklif ediyorum. Bu konunun şeffaf olmasını ve ilişkilerimizin de uzun vadeli olmasını istiyoruz ve işbirliğimizin her iki ülkenin çıkarlarının gözetilmesini istiyoruz. Bu proje bütün bu şartlara uygun ve Türk tarafının bu teklifleri değerlendireceğine inanıyorum. Bu tekliflerimizin daha da çekici olması için çalışmalarımıza devam edeceğiz. Yıldız da, aynı soruya verdiği cevapta, bu konunun stratejik bir paket olduğunu belirterek, Bu paketin içinde son derece önemli, hem kendimizi, ülkelerimizi, hem de çevremizi, komşularımızı ilgilendiren projeler vardır. Bir kısım farklı projelerden, isimlerden bahsediyoruz. Sonuçları bir birine tesir etse de bunlar bir birinin rakibi projeler değildir. Her bir projenin kendine has önemi vardır. O yüzden her iki ülkenin de menfaatini ilgilendiren ve ortak çıkarlarını ilgilendiren her proje desteklenecektir. Ben de sayın başbakanımıza bütün bu toplantıları rapor edeceğim ve kendisine arz edeceğim. Tabi ki karar kendisine ait ve kendisi değerlendireceğim ifadelerini kullandı. Seçin, bugün yaptıkları uzun görüşmede, ticari ve ekonomik işbirliğine ait tüm konuların ele alındığını belirterek, Hem Mavi Akım hem de bu boru hattının gelecekteki genişletilmesi perspektiflerini görüştük. Mavi Akım 2 projesini çok önemli ve stratejik bir proje olarak değerlendiriyoruz diye konuştu. Mavi Akım 2nin gerçekleştirilmesi süresi, değeri ve anlaşma tarihinin tüketici pazarına bağlı olduğunu ifade eden Seçin, Enerji Bakanlıklarımız da bu projeyi gerçekleştiren şirketlere talimatlar vererek, tüketici pazarıyla ilgili tüm sorunların giderilmesi konusunda çalışma yapmasını istedi. Ve bu da kesin tarihler, fiyat, hacim gibi rakamların belirlenmesi için bir esas olacaktır dedi. Seçin, görüşmenin genel olarak aktif ve yapıcı bir diyalog içinde geçtiğini ve ikili ilişkilerle ilgili 15-16 projeyi ele aldıklarını belirterek, şunları kaydetti: Bu projeler enerji alanında, suni gübrelerin ortak üretimi, nükleer enerjide işbirliği, Türk şirketlerinin Soçideki olimpiyat tesislerinin inşasına katılımıyla ilgili projelerdi. Türkiye bizim için ticari ve ekonomik alanda önde gelen ortaklarımızdandır. Biz, önümüzdeki günlerde ve haftalarda yoğun bir şekilde çalışmaya devam edeceğiz. Başbakanlarımız için öneriler hazırlayacağız ve Rusya Başbakanı Vladimir Putinin Türkiye ziyareti için hazırlıklar yapacağız. Hükümetler arası komisyonun toplanması konusunu da görüştük ve önümüzdeki günlerde bu toplantı gerçekleştirilecek. Bir daha meslektaşıma teşekkür ederek, ticari ve ekonomik işbirliğinin daha da ileri düzeyde gelişeceğini ümit ediyorum. Seçin, Putinin Türkiye ziyaretinin ne zaman olacağı yolundaki soruya, Türkiye Başbakanı (Recep Tayyip) Erdoğan ile Putin kendi aralarında ziyaret tarihi konusunda anlaştıktan sonra ziyaret gerçekleştirilecek yanıtını verdi. Yıldız, bir gazetecinin görüşmede Türk şirketlerinin gümrüklerde yaşadığı sorunun ele alınıp alınmadığı yolundaki sorusu üzerine, şunları söyledi: Çok verimli 3 saatlik bir görüşme yaptık. Öncelikle KEK eşbaşkanları olarak konuşmalarımız başladı. Kendilerinin de bahsettiği gibi yaklaşık 15 temel proje etrafında konuştuk. Bunların bir kısmı kısa vadeli, bir kısmı orta, bir kısmı da uzun vadeli projelerdir. Kısa vadeli olanların arasında, kendileri bu konuyla alakalı olduklarını, itina göstereceklerini söylediler. Sorunuza olduğu gibi işletmeye yönelik problemlerin giderilmesiyle alakalı. Ben kendisine sözleri için de teşekkür ediyor ve güveniyorum. Bunların çözüleceğine de inanıyorum. Seçine Ankara davetini yineleyen Yıldız, Tarihini belki netleştireceğiz ileride, ancak bütün bunların çözümüyle ilgili ve yeni projelerimizle ilgili konuları tekrar KEK toplantısında görüşeceğimize inanıyorum. Ve her iki ülkenin menfaatleri ile örtüşen çok proje gerçekleştirileceğine inanıyorum dedi.
Samanyolu Haber
Son Dakika
01.07.2009
RusyadanTürkiyeyeişbirliğiteklifiRusyadan Türkiyeye işbirliği teklifi
Davutoğlu: Başka bir alternatif yok
Samanyolu Haber
16.06.2009
21:34
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri müzakere sürecinde hedefin tam üyelik olduğunu söyledi.

Avrupada ilk ikili resmi görüşmesini Almanyada gerçekleştiren Davutoğlu, başkent Berlinde Alman Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steimeierle biraraya geldi.

Bölgesel ve uluslararası konuların ele alındığı ikili görüşmesinin ardından, iki bakan ortak basın toplantısı düzenledi. Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Türkiyenin değişmez en önemli gündem maddesinin Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri olduğunu söyledi.

Davutoğlu şunları kaydetti: Bu konuda bir çok alanda çalışmalarımızı yoğunlaştırdık. Yasamayla ilgili çalışmalara büyük hız verildi. Önümüzdeki aylarda da bu çerçevede ciddi gelişmeler olacaktır. Türkiyedeki reform iradesi ve bilincinin güçlü şekilde sürmesine büyük önem veriyoruz.

Davutoğlu, Kıbrısta devam eden müzakere süreciyle ilgili olarak da, Bu konuda Avrupa Birliğinden destek görmemiz önemlidir. diye konuştu.

Almanya Dışişleri Bakanı Steinmeir de, iki ülke arasında stratejik diyalog mekanizması oluşturulduğunu, uluslararası ve bölgesel sorunların tespiti ve çözümü konusunda yakın işbirliğine gideceklerini belirtti.

Steinmeier, basın mensuplarının vize konusundaki sorusunu, Diğer Avrupa Birliği ülkeleri gibi Almanya da Adalet Divanının kararlarına uymakla yükümlüdür. Eminim içişleri bakanları arasında görüşmeler başlayacaktır diye yanıtladı.

DAVUTOĞLU BERLİNDE SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ LİDERLERİ İLE GÖRÜŞTÜ

Steinmeier ile görüşmesinin ardından Dışişleri Bakanı Davutoğlu Berlindeki Türk evine geldi. Davutoğlu burada dernek temsilcileri ve Türk iş adamları ile görüştü. Görüşme basına kapalı gerçekleşti.

CİHAN
Samanyolu Haber
Son Dakika
16.06.2009
DavutoğluBaşkabiralternatifyokDavutoğlu Başka bir alternatif yok
ÇÖZÜM DEĞİL SÜREÇLER DÖNEMİ
Samanyolu Haber
30.05.2009
08:54
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile ‘Dışişleri Bakanı’ sıfatını edineli beri ilk kez bir araya geldik.

Üç saate yakın bir süreyle dış politika ufuk turu yapıldı. Soruları cevapladı. Davutoğlu, belirli aralıklarla ama oldukça sık sayılabilecek bir şekilde İstanbul’da çeşitli yazarlar ve gazete yetkilileriyle bir araya gelir ve dün yaptığını yapardı. Başbakanlık Dış Politika ‘Başdanışmanı’ Davutoğlu’nun, ‘Dışişleri Bakanı’ sıfatını taşıdıktan sonra ne konuşma içeriği ne de karşısındaki tanıdık topluluk ile ilişki tarzı değişikliğe hiç uğramamış.
Daha önemlisi, değişeceğe de benzemiyor. Lehine puan. Hatta, kendi payıma bugüne dek izlediğim Ahmet Davutoğlular arasında en doyurucu olanın dünkü olduğunu söyleyebilirim.
Üç saate yakın konuşmanın aslan payı Avrupa Birliği’ne ilişkindi. Kıbrıs konusu, AB ile ilişkiler çerçevesinde epey bir yer aldı. AB’den gayrı en ayrıntılı konuşulan konu, Türkiye-Azerbaycan-Ermenistan ilişkileri ve ikili süreçler yani Kafkasya hakkındaydı. Davutoğlu, yarın haziran ayı içinde iki kez yolunu tutacağı Washington’a gidiyor. Hillary Clinton ile gündeminin en üst sırasında, en geniş haliyle Kafkasya yer alacak.
Türkiye’nin Kafkasya’ya yönelik yaklaşımına ilişkin olarak Ortadoğu’daki politikasında ‘sadık kaldığı ilkeler’in geçerli olduğunu söyledi Dışişleri Bakanı. Başarılı bir diplomasi profili
çizdiği kabul gören Ortadoğu diplomasisinde Türkiye’nin ‘öncelikle kendisinin sadık kaldığı ilkeler’ tanımlamasını yapan Davutoğlu, bunları şöyle sıraladı:
1. Herkes için güvenlik. Örneğin, İsrail, İran, Şii, Sünni, vs. gibi kimseye ayırımcı davranmadan ve hiç kimseyi düşman ya da hasım olarak görmeden söz konusu
olan yaklaşım;
2. Üst düzey siyasi diyalog;
3. Bölgede çokkültürlü yapıyı korumak;
4. Ekonomide karşılıklı bağımlılık.
Ahmet Davutoğlu’nun kendi formülasyonu olan ‘komşularla sıfır sorun’ politikası zaten bu ilkelerden geçiyor. Bir başka deyimle, Türkiye’nin içinde bulunduğumuz dönemde uluslararası ilişkiler sisteminde ve özellikle ‘çevre’ye ilişkin en büyük kozu olan ‘soft power’ yani ‘yumuşak güç’ diye tanımlanabilecek davranış kalıplarına hayatiyet veren, sözü edilen bu ilkelerin uygulanması.
Türkiye’nin geleneksel algılanması ve NATO’nun ikinci büyük askeri gücü olmasından kaynaklanan bir tür ‘Prusyalı’ imajına zıt görüntüsünü ve ‘inanılırlık’ ve ‘güvenilirliği’ni sağlayan da yine bu ilkelere sadakatle izlenen politikalar.
Ortadoğu’da Türkiye’ye yükselen bir profil sağlayan bu ‘hareket hattı’nın Kafkasya’da nasıl sonuç vereceğini veya elle tutulur olumlu sonuç verip vermeyeceğini önümüzdeki yakın dönem gösterecek.
Bu noktada Ahmet Davutoğlu’nun ‘iyimser’ olduğunu saptamakla yetinelim.
***
Ahmet Davutoğlu ile ‘dış politikada ufuk turu’nda aslan payını Avrupa Birliği’nin almış olmasının, sevindirici olmanın ötesinde ‘işlevsel’ bir yanı bulunuyor. İki nedenle:
1. Davutoğlu’nun Dışişleri Bakanı makamına yerleşmesinin, kimi çevrelerde Türkiye’nin yönünü Batı’dan Ortadoğu’ya öncelik vererek sapmasına yol açacağı şeklinde yapılan spekülasyonları doğrulamadığı için;
2. Mevcut hükümetin Avrupa Birliği doğrultusunu devam ettirdiğinin kanıtı sayılan ‘reformlara devam’ niyetini ortaya çıkarttığı için.
Bu çerçevede Ticaret Kanunu, Borçlar Kanunu, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve en önemlisi Türkiye İnsan Hakları Kurulu’nun oluşması gibi, siyasi içerik taşımayan dolayısıyla iktidar-muhalefet düellosu gerektirmeyen nispeten ‘kolay’ kanunların, TBMM’nin tatile gireceği haziran sonuna dek çıkması gerekiyor. Bu gibi kanunların çıkması Türkiye’nin AB yönünde yeniden hareketlendiği mesajını AB’ye vermiş olacak ve bir anlamda AB’deki Türkiye karşıtlarının kozlarını zayıflatacak.
Yargı reformu gibi, Türkiye-AB katılım müzakerelerinin 23. ve 24. fasıllarını ilgilendiren Temel
Haklar Reformu gibi artık beklemeye tahammülü olmayan işlerin de sonbaharda ele
alınması gerekiyor.
Önemli olan hükümet içinde Dışişleri Bakanı’nın da, Başmüzakereci bakanın yanı sıra yer aldığı bir ‘Reform İzleme Grubu’nun oluşmuş ve çalışmaya başlamış olması. Bu, geleceğe yönelik ‘olumlu’ bir işaret.
Ahmet Davutoğlu, “AB ile ilişkilerimiz konjonktürel ilişkiler değildir. Yani, taktik bir pozisyon olarak başka ilişkiler için koz olarak kullanılacak ilişkiler değildir” dedi ve böylece AB’nin Türk dış politikasının ‘temel stratejik doğrultusu’ olduğunu vurgulamış oldu.
Bunu yaparken, 17. yüzyılda Avrupa’da 30 Yıl Savaş
Samanyolu Haber
Son Dakika
30.05.2009
ÇÖZÜMDEĞİLSÜREÇLERDÖNEMİÇÖZÜM DEĞİL SÜREÇLER DÖNEMİ
İsrail, Türkiye'ye neden muhtaç?
Samanyolu Haber
09.02.2009
07:41
1950lerde başlayan ve ağırlığını askeri işbirliklerinin oluşturduğu Türkiye-İsrail ilişkileri, Tel Avivin Davos rövanşını önlüyor.

Çünkü böylesi bir hamlede en çok zararı yine İsrailin göreceğini tarihi süreç ortaya koyuyor.

Dış politikamız üzerinde cereyan eden müzakerelerde Arap ve İsrail meselelerini çok sık bahis konusu ettik. Filistin asırlarca Osmanlı hakimiyetinde kalmış bir toprak parçasıdır. O zaman içinde bir İsrail doğmadı. İsrail devletini de biz icat etmedik. İsrail devleti doğarken bunun bölgede bir huzursuzluk yaratacağını Birleşmiş Milletlerde ifade ettik.

Ancak vücut bulduktan sonra tanıdık. Milletlerarası münasebetlerde benim dostumla dost ol demek ne kadar doğru ise benim düşmanımla dost olma demek de o kadar mümkün değildir. Türk hükümetinin siyasetinde ipotek yoktur. Türkiyenin İsrail ile normal münasebetleri vardır ve bu münasebetler hiçbir biçimde Arap dostlarımız aleyhinde olmamıştır.

Meclis tutanaklarında yer alan bu sözler, bundan 42 yıl öncesine ait olsa da bugünkü tartışmaları yansıtır cinsten. Süleyman Demirel hükümetinin Arap-İsrail denklemindeki dış politikasını eleştiren muhalefete karşı dönemin Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangilin cevabıydı bu. Aradan geçen yıllara rağmen Türkiyenin Arap-İsrail sorununa yaklaşımının pek de değişmediğini ortaya koyması açısından önemli.

Geçmişte olduğu gibi bugün de Ankara, hem Arap dünyasıyla hem de İsrail ile ilişkilerini korumaya özen gösteriyor. Arap yanlısı çıkışlarda bile dengeli bir yaklaşım içinde olduğu görülüyor. Arap ülkeleriyle iyi ilişkiler geliştirmek için İsrail ile var olan köprülerin kaldırılmayacağını ortaya koyuyor.

Dünya Ekonomik Forumu çerçevesinde 29 Ocak akşamı İsviçrenin Davos kasabasında düzenlenen Gazze: Ortadoğuda Barış Modeli konulu panelde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres arasında yaşanan sert diyalog, iki ülke arasında gerilime yol açmış olsa da aradan geçen 12 günlük sürede iki ülkeden yapılan açıklamalar, ilişkilerin kopmasını engelledi.

Dış politikaya komşularla sıfır sorun vizyonunu kazandıran hükümetin karşı bir tutum sergilemesi de beklenmiyordu elbette. Ancak muhalefet iki ülke arasındaki gerginlikten pay çıkarmakta gecikmedi. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, AK Parti döneminde İsrail ile ilişkilerin en üst düzeyde olduğunu vurgulayıp Başbakanı eleştirdi: Gazzede o çocukların üzerine bomba atan pilotlar Konyada eğitilmektedir. Askeri projeler yürütülmektedir, en ileri işbirliği içindeyiz İsraille. Bununla birlikte bazı çevreler Davosun geri dönüşünün kötü olacağı yönündeki senaryolarını dillendirmeye başladı bir merkezden harekete geçmişçesine. Türkiye-İsrail ilişkileri bir kez daha sorgulanmaya başladı.

28 Mart 1949da de facto (fiili) tanımayla başlayan devletlerarası münasebetler, bugün olduğu gibi birçok kez gerildi geçmişte. Filistin Kurtuluş Örgütünün (FKÖ) kurulmasının ardından olduğu gibi Hamasın Ankaraya davet edilmesi de krizdi, iki ülke için. İsrailli askerlerin Kuzey Iraktaki Peşmergelere verdiği eğitimin ortaya çıkması da ilişkileri olumsuz etkilemişti. Ancak iki ülkenin birbirine olan faydası her sorunun aşılmasında önemli rol oynadı. Özellikle askeri alandaki işbirliği, silah alımı ve modernizasyon anlaşmaları ortaklık düzeyinde olmasa da stratejik ilişkiler kurmasını sağladı.

İŞTE HABER DOSYASINDA AYRINTILARINI BULACAĞINIZ DİĞER BAŞLIKLAR

İLK GİZLİ İTTİFAK NE ZAMAN KURULDU

STRATEJİK ORTAKLIK MI, KARŞILIKLI ÇIKAR İLİŞKİSİ Mİ?

DAVOS SONRASI İLİŞKİLER NASIL ŞEKİLLENECEK?

İLİŞKİLERİN DEVAMI TÜRKİYEDEN ÇOK İSRAİLİN MENFAATİNE Mİ?

AKSİYON
Samanyolu Haber
Son Dakika
09.02.2009
İsrailTürkiyeyenedenmuhtaç?İsrail Türkiyeye neden muhtaç?
Erdoğan'dan Obama'ya mesaj
Samanyolu Haber
25.01.2009
13:04
Başbakan Erdoğan, ABDnin 44. Başkanı olarak göreve başlayan Barak Obamaya kutlama mesajı gönderdi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Obamaya gönderdiği kutlama mesajında, ortak değerler ve vizyona sahip olan Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin ve stratejik ortaklığın güçlendirilerek muhafaza edilmesinin, sadece iki ülkenin ulusal çıkarları bakımından değil,bölgesel ve küresel barış ve istikrar açısından da önem taşıdığını vurguladı.

Başbakanlık Basın Merkezinin internet sitesinde yer alan bilgiye göre, Başbakan Erdoğan, ABDnin 44. Başkanı olarak göreve başlayan Barak Obamaya kutlama mesajı gönderdi. Görev başlaması dolayısıyla Obamayı kutlayan Başbakan Erdoğan, mesajında şunları kaydetti:

Tüm dünyada olduğu gibi Türk halkı ve şahsım tarafından da ilgiyle izlenen yemin töreninizde yapmış olduğunuz etkileyici konuşma ve verdiğiniz olumlu mesajlar, dost ve müttefik ülkelerle ilişkiler ve bu arada transatlantik ittifak açısından fevkalade cesaretlendiricidir. Özellikle çok taraflılık temelinde ve diyaloğa açık politikalar izleyeceğinizi bir kez daha teyit etmeniz, dünyanın karşı karşıya olduğu sınamaların üstesinden gelinmesi ile küresel barış ve güvenin tesis edilmesi için umut vadetmektedir.

Sayın Başkan, Ortak değerler ve vizyona sahip olan Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin ve stratejik ortaklığımızın güçlendirilerek muhafaza edilmesi, sadece ülkelerimizin ulusal çıkarları bakımından değil, bölgesel ve küresel barış veistikrar açısından da önem taşımaktadır. Başkanlığınız döneminde ülkelerimiz arasında mevcut çok yönlü işbirliğinin ortak vizyonumuz ve çıkarlarımız temelinde daha da geliştirilerek derinleştirileceğine olan inancım tamdır.

Mesajında, İspanya Başbakanı Jose Luis Zapatero ile eş başkanlığını yürüttüğü Medeniyetler İttifakı Girişimine de değinen Erdoğan, bu çerçevede dinler, kültürler ve medeniyetler arasında diyalog, işbirliği ve uzlaşı çabalarına destek vermek amacıyla bir dizi çalışma yürütüldüğünü hatırlattı. Erdoğan, Obamanın yeni döneme yönelik ortaya koyduğu küresel barış vizyonunun bu çalışmalarla örtüştüğünü vurguladı. Başbakan Erdoğan, 6-7 Nisan 2009 tarihlerinde İstanbulda düzenlenecek Medeniyetler İttifakı İkinci Forumuna katılım için Obamaya yaptığı daveti de yineledi. Erdoğan, mesajında, Ülkemize Forum ve silesiyle gerçekleştireceğiniz ziyaret, Türkiye-ABD ilişkilerini en üst düzeyde ve zamanlıca ele almamız için çok önemli bir fırsat teşkil edecektir. Bir kez daha sağlık ve mutluluk dileklerimi iletir, yönetiminize başarılar dilerim ifadesine yer verdi.

AA
Samanyolu Haber
Son Dakika
25.01.2009
ErdoğandanObamayamesajErdoğandan Obamaya mesaj
Toplam "22" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti