Habergec.Com Aranan Kelimeler:15 yıl sonra belki Değerlendirme: 10 / 10 338941
habergec.com
18.04.2014 Cuma
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

15 yıl sonra belki

Fındığı don vurdu, üretici tedirgin
Zaman
16.04.2014
16:15
Karadeniz Bölgesinde mart ayının son günlerinde etkili olan kar yağışı ve beraberinde meydana gelen don nedeniyle fındık bahçeleri zarar gördü. Üretici ve tüccarı tedirgin eden bu durum, gelecek sezon rekoltenin düşük olacağı iddialarını gündeme getirdi. Don olayı ve yaşanan tartışmalar da piyasadaki fındık fiyatının 9 liraya kadar yükselmesine neden oldu. Serbest piyasada daha önce 5.50 ila 5.70 liradan işlem gören Giresun kalite fındığın fiyatı, don olayının ardından bir anda 8.50 - 9 liraya kadar yükseldi.Giresun Ziraat Odası Başkanı Musa Keskin, soğuk hava şartlarından dolayı zarar gören fındığın bu yıl rekolte oranının düşeceğini belirtti. Keskin, Bölgemizde geçen yıl 500 bin ton fındık olmuştu. Bu sene Ordu, Giresun, Trabzonun sahil bandında 100 bin ton fındığın ancak olacağını tahmin ediyorum. Batı, don olayından etkilenmedi. Orada da 200-250 bin ton fındık yetişir diye tahmin ediyorum. Dolayısıyla bu yılki rekoltenin 300-350 bin ton civarında gerçekleşeceğini sanıyorum. 500-600 rakımın üzerindeki bahçeler tamamen yandı. Bu bahçelerde gelecek yıl da fındık olmayabilir. Fakat üreticilerimiz bahçeye küsmesin. Gerekli tüm bakımlarını yapsın, gübrelerini atsınlar. dedi. Bölgede 250 rakımın üstündeki fındık bahçelerinin yüzde 100 hasar gördüğünü ifade eden Musa Keskin, Bu rakımın altındakilerde ise yüzde 25-30 civarında hasar var. Piyasada fiyat 8,5-9 lira. Hatta 10 liraya alanlar olduğunu duydum. Bu fiyatın üreticiye fazla bir faydası yok. Şuanda üreticinin elinde 10-15 bin ton fındık ancak olabilir. Artan fiyat ve maliyetler dolayısıyla ihracatçının da çok fayda göreceğine inanmıyorum. şeklinde konuştu. Ziraat Odaları olarak kendilerinin hasar tespiti yaptıklarını açıklayan Keskin, şunları söyledi: Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının talimatı üzere il müdürlükleri de hasar tespiti yapıyor. 2006ta Tarım Sigortası çıktı. Ardında Afet Yasası geri çekildi. Bu don olayı bir afettir. Sigorta yaptıranların zararı karşılanacak ancak sigorta yaptırmayanlar mağdur olacak. Nasıl olur bilemiyorum ama beklentimiz; sigortası olmayan üreticilerin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifine olan borçlarının en az bir yıl ertelenmesi. Trabzon Ticaret Borsası Meclis Başkanı Mehmet Cirav da Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının talimatı ile il müdürlüklerinin bir durum tespit çalışması yaptığına değindi. Cirav, Şuanda konuşulanlar bana havanda su dövmek gibi geliyor. Bir hasar, zarar var. Ancak bunun boyutu 15-20 gün sonra kesin olarak ortaya çıkacaktır. Şuanda söylemlerin bir kısmının spekülasyon olduğunu düşünüyorum. Herkes bir şeyler söylüyor. Belki de dedikleri doğrudur ama söylenenler bilimsel verileri dayanmıyor. Üreticinin elinde yüzde 5-10 civarında fındık var. Fındığı olanlar yükselen fiyattan faydalanacaktır. İhracatçı olup da elinde fazla fındık olan varsa bu durum onlara da yarar. Ama önemli olan piyasadaki alıcının buna vereceği karşılıktır. Şuanda dışarısı sakin görünüyor ama yarın ne olur bilemeyiz. değerlendirmesinde bulundu. Fındık üreticisi Ömer Atasoy, bahçesi sahile yakın olduğu için yüzde 40-50 civarında zararı olduğunu söyledi. Atasoy, Daha yükseklerde zarar daha fazla. Buradan 500 metre yukarıdaki zarar oranını yüzde 100 diyebilirim. 13 dönümlük arazimden 2-2,5 ton fındık alıyordum. Bu sene bir ton alabilirsem iyi. diye konuştu.Uzmanlar, dondan zarar gören tek ürünün fındık olmadığına dikkat çekiyor. Ceviz, kivi, çay ve Trabzon hurması da felaketten etkilenmiş. Çay için zararın, ürün toplamada bir gecikmeye sebep olabileceği belirten tarım uzmanları, kivi ve ceviz için ise aynı iyimser tahminde bulunamıyor. Belki kivide yedek göz olarak tanımlanan gizli gözler dondan etkilenmediyse kısmen ürün alınabilecek.Samsun, Ordu, Giresun ve Trabzondaki fındıkta don zararını tespit eden ekip ise hazırladıkları raporda, Orta ve Doğu Karadeniz Bölgesinde sahil kolda çotanaktaki don zararının orta ve üst kollara nazaran daha düşük düzeyde gerçekleştiğini gördü. 2014 yılı sürgünleri başta olmak üzere 2013 yılı sürgünlerinde de önemli düzeyde donmaya bağlı olarak zararlanmaların görüldüğü belirtilen raporda, don zararının rakıma bağlı olarak, en az 2-3 yıl daha devam edeceği öngörüldü.Bu arada, fındık fiyatları ile ilgili günlük açıklama yapan Trabzon Ticaret Borsası son günlerdeki spekülasyonlardan dolayı fiyat açıklamayı durdurdu. Borsanın internet sitesinde yer alan açıklamada, en gerçekti rekolte tahmininin de haziran ayındaki çotanak sayımıyla mümkün olacağına dikkat çekildi. Trabzonda fındık ekili alan toplam 640 bin dekar. İlin toplamında ise fındık yüksek tepelerde ve ekili alanı az olan bölgelerde don yoğun olarak görüldüğü için zararın yüzde 30 civarı alacağı tahmin ediliyor. (CİHAN)
Zaman
Son Dakika
16.04.2014
FındığıdonvurduüreticitedirginFındığı don vurdu üretici tedirgin
Kürk kredisi ile 80 milyon dolar kazandı
Zaman
15.04.2014
17:49
FİBA Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hüsnü Özyeğin’in Rusya’daki bankası olan Credit Europe Bank, 2013 yılında verdiği estetik, kürk ve turizm gibi sıra dışı krediler ile bankasına çektiği müşterilerden yaklaşık 80 milyon dolar kar elde etti.Credit Europe Bank Rusya Başkanı Haluk Aydınoğlu, Moskova The Ritz Carlton otelde düzenlenen sunum ile bankanın 2013 yılı faaliyet sonuçlarını anlattı. Aydınoğlu, Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarına göre, 2013 yılında Credit Europe Bankın net karının 2 milyar 900 milyon ruble (yaklaşık 80 milyon dolar) olarak gerçekleştiğini belirterek bankanın mevduat hacminin ise %24,6 oranında büyüdüğünü söyledi.Bankanın sermaye yeterlilik oranın %19,8e ulaştığını ve bu rakamın önümüzdeki yıllarda bankanın istikrarlı bir şekilde büyümesine sebep olacağının altını çizen Aydınoğlu, “Credit Europe Bankın 2013 yılı sonuçları beklentilerimizi karşıladı. Geçen seneye kıyasla net karımızı artırdık. Büyüme stratejimizi izlemeye devam ediyoruz. Biz kürk kredisi, estetik kredisi gibi çeşitli ürünlerimizde çok büyük bir business artışı beklemiyorduk. Oradaki asıl beklentimiz müşteri sayısını artırmaktı. Bizim modelimiz çok basit aslında. Müşteri ile değişik alanlarda değişik mecralarda ufak krediler ile tanışalım, daha sonra o müşterilerle defalarca tekrar, tekrar çalışalım. Biz bunu da yaklaşık 2004 yılından bu yana böyle yapıyoruz. Başta elektronik eşyalara kredi verdik, ama onların beli bir doymuşluğu oldu ve sonra o dediğimiz alanlara girdik. Açıkçası geçen yıl özellikle turizm sektörü beklentimizi çok karşıladı. Hiç beklemediğimiz rakamlara bile çıktık. Hem ufak da olsa Türk turizmine katkıda da bulunduğumuzu tahmin ediyorum açıkçası. Buradan Türkiye’ye giden birçok turisti biz kredilendirdik. Sayesinde müşteriler kazandık, hem de kaliteli iyi müşteriler kazandık. Onlarla başka ürünler de yaptık. Yani o işin toplamı diye baktığınız zaman, sonrasında gelenlerle biz esasında 2013’deki rakamlarda ciddi katkısı oldu” dedi.Banka aktiflerinin %29,2 oranında büyüyerek 117,7 milyar rubleden 152,1 milyar rubleye yükseldiğini de belirten Credit Europe Bank Genel Müdürü Haluk Aydınoğlu, kredi portföyünün ise %30,3 oranında büyüdüğünü ve 102,5 milyar rubleden 133,5 milyar rubleye ulaştığını söyledi. Özellikle bireysel müşterilerde piyasada risk seviyelerinin çok arttığının altını çizen Aydınoğlu, “Bu ister istemez bir parça bizi de etkiledi ama bizdeki artış piyasaya göre nispeten çok az oldu. Hala piyasanın en düşük risk seviyelerinden birisine sahibiz. Bu bizim için önemli bir şey. Çünkü o risk seviyeleri karlılığa götüren bir şey. Artı masraf kısmında bayağı bir kesintiler de yaptık, oda bize fayda getirdi. Şimdi 2014’de bakıyoruz. 2014’de zor bir yıl. Biz her zamanki biraz sıkıcı, biraz tutucu, politikalarımızı sürdüreceğiz. Özelikle riskimiz kontrol altında olsun istiyoruz. Çok fazla heyecanlı işler yapmayı düşünmüyoruz ama onun yerine iyi bildiğimiz işleri, özellikle bireysel müşterilerde araba finansmanı kredi kartı işlerini götürüp oradan işlerimizi devam ettirmeyi düşünüyoruz” açıklamasını yaptı.RUSYA ULUSAL ÖDEME SİSTEMİNE DAHİL OLACAĞIZSon dönemlerde batının yaptırımları sonucu özellikle Visa ve Mastercard’ın bazı Rus bankalarının hizmeti durdurduğunu açıklaması sonrası gündeme gelen Rusya’nın kendi ulusla ödeme sistemi ile ilgili çalışmalar konusunda ise Aydınoğlu şunları söyledi:“Biz Rusya’da ilk 50 banka arasındayız ama bireyselde özellikle ilk 20 banka arasındayız. Hatta kredi kartlarında daha da iyiyiz. Şuanda bu sistem bir tartışma halinde günün sonunda böyle bir sistem olursa bizde buna katılacağız. Yani buna katılmayacağız diye bir şey olmaz zaten. Çünkü biz kredi kartı bakımından çok önemli bir bankayız. Burada %2 bir pazar payımız var. Özellikle Moskova’da ve başka bazı büyük şehirlerde bu pazar payı çok daha fazla. Biz çok ufak şehirlere girmeyi çok fazla tercih etmiyoruz o yüzden oralarda biraz daha zayıfız. O bizim kendi tercihimiz. O yüzden açıkça söylemek gerekirse tabi ki böyle bir oluşum içinde olacağız. Bu sonuçta bir hükümetin oluşumu ve birçok ülkede de var esasında. Bu çok ta yeni bir şey değil. Bunu nasıl nihai bir şekle gireceğine bakıp ondan sonra katılmak daha doğru. Yani belki ilk banka olmayacağız, o buradaki devlet bankalarının görevi, ama onun içinde tabi olacağız.”DHA
Zaman
Ana Sayfa
15.04.2014
Kürkkredisiile80milyondolarkazandıKürk kredisi ile 80 milyon dolar kazandı
Gazete kupürü ile tutuklanan polisler 6 gün sonra serbest
Zaman
15.04.2014
17:49
Adana’da yasa dışı dinleme iddialarıyla ilgili tutuklanan 6 emniyetçi, mahkemeye yapılan itiraz üzerine serbest bırakıldı. Sanıkların avukatı İsa Ayanoğlu, “Türk adaleti topaldır ama kör değildir. Mutlaka doğruyu görecektir.” dedi.Adana’da yasa dışı dinleme iddialarıyla ilgili gazete kupürleri gerekçe gösterilerek tutuklanan iki eski istihbarat şube müdürü ile 1’i komiser 4 polis memuru tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Emniyet müdürleri İsmail Bilgin ile Ertuğrul Yetkin’in avukatı İsa Ayanoğlu, “Yaptığımız itiraz sonuç vermiş ve nöbetçi mahkemece yapmış olduğumuz tutuklamaya itiraz gerekçeleri yerinde bulunarak müvekkiller tahliye edilmiştir. Türk adaleti belki topaldır ama kör değildir. Mutlaka er ya da geç doğruyu görecektir.” dedi. 6 gün tutuklu kalan emniyetçiler, 8 Nisan Salı günü gözaltına alınmış, 9 Nisan’da nöbetçi hâkim tarafından tutuklanmıştı.Adana’da yasa dışı dinleme iddialarıyla ilgili tutuklanan iki eski istihbarat şube müdürü ile 1’i komiser 4 polis memuru üst mahkemeye yapılan itiraz sonucu tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Emniyet müdürleri İsmail Bilgin ile Ertuğrul Yetkin’in avukatı İsa Ayanoğlu, “Yaptığımız itiraz sonuç vermiş ve nöbetçi mahkemece yapmış olduğumuz tutuklamaya itiraz gerekçeleri yerinde bulunarak müvekkiller tahliye edilmiştir. Türk adaleti belki topaldır ama kör değildir. Mutlaka er ya da geç doğruyu görecektir.” dedi. Adana Emniyet Müdürlüğü ekipleri, cumhuriyet savcılığınca sürdürülen yasa dışı dinleme iddialarıyla ilgili 8 Nisan Salı günü, eski istihbarat şube müdürü İsmail Bilgin, Ertuğrul Yetkin ile komiser Fevzi Mert, polis memurları Hasan Serçe, Ahmet Şenal ile emekli Abdullah Karaca, R.K. ile M.A.’yı gözaltına aldı. Emniyet Müdürlüğü’ndeki ifadelerin ardından adli mercilere sevk edilen 2’si emniyet müdürü 1’i komiser, 8 polis memurundan R.K. ile M.A, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılırken nöbetçi mahkemeye sevk edilen Kemal Serhatlı Polis Meslek Yüksekokulu’na öğretmen olarak atanan eski Emniyet Müdürü Yardımcısı İsmail Bilgin, Evrak Arşiv Şube Müdürü Ertuğrul Yetkin, 100’üncü Yıl Polis Merkez Amirliği’nde Grup Amiri Komiser Fevzi Mert ile İstihbarat Şube Müdürlüğü’nde görevli polis memurları Hasan Serçe, Ahmet Şenal ile söz konusu şubede görev yaparken emekli olan Abdullah Karaca tutuklanarak Kürkçüler Cezaevi’ne gönderildi. Tutuklanan polislerin avukatlarının yaptığı itirazı dün değerlendiren 8. Asliye Ceza Mahkemesi, bu kişilerin tutuksuz yargılanmalarına karar verdi. Avukat İsa Ayanoğlu, yanlış verilen bir karardan kısa sürede dönüldüğünü ifade etti. Ayanoğlu, “Verilen bağımsız bir tahliye kararı değil tutuklamayı ortadan kaldıran bir karar. Bu işin siyasetle bir ilgisi yok. Müvekkillerimin örgüt ve yasa dışı örgüt ile hiç bir bağı yok. Böyle olmasına rağmen basında paralel yapıya operasyon gibi bir algı oluşturuldu. İtirazlarımız mahkemece olumlu bulundu. Resmi belgede sahtecilikle ilgili suçlama vardı, bu suçlama 4483 sayılı kanuna göre Valiliğin izni alındıktan sonra ifadesi alınabileceği bir suçlamaydı, valilik iznini bırakın Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nde ifadesi alınıp müvekkillerim tutuklandı.” diye konuştu. Polislerin ifadeleri dahi alınamayacakken yasadışı dinleme suçundan tutuklandıklarını belirten Ayanoğlu, “Bunları itiraz dilekçelerimizde açıkladık, hakim de kabul etti. Sanki müvekkillerim yıllarca yatacakmış gibi bir algı oluşturulmaya çalışıldı. Ama dosyanın içindeki iddialar iftira, suç uydurma, belgede sahtecilik. Savcı Ali Doğan’ın mahkemenin vermiş olduğu karara itiraz edip etmediğini henüz bilmiyoruz. Serbest kalmaları gerekiyordu. Adalet tecelli etti ve şimdi serbestler.” değerlendirmesini yaptı. Öte yandan, tahliye kararı verilen 6 polis, dün akşam saatlerinde serbest bırakıldı. Adana Kürkçüler Cezaevi’nin önüne gelen yakınları, polislere baklava ikram etti.Komiser Fevzi Mert’in in babası Mustafa Mert ise oğlunu çiçekle karşıladı. Mustafa Mert, “Adalet yerini buldu, oğlumun suçsuzluğundan en ufak bir şüphem yoktu. Şimdi en kısa zamanda göreve dönmesini bekliyorum.” dedi.
Zaman
Ana Sayfa
15.04.2014
Gazetekupürüiletutuklananpolisler6günsonraserbestGazete kupürü ile tutuklanan polisler 6 gün sonra serbest
Kürk kredisi ile 80 milyon dolar kazandı
Zaman
15.04.2014
12:49
FİBA Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hüsnü Özyeğin’in Rusya’daki bankası olan Credit Europe Bank, 2013 yılında verdiği estetik, kürk ve turizm gibi sıra dışı krediler ile bankasına çektiği müşterilerden yaklaşık 80 milyon dolar kar elde etti.Credit Europe Bank Rusya Başkanı Haluk Aydınoğlu, Moskova The Ritz Carlton otelde düzenlenen sunum ile bankanın 2013 yılı faaliyet sonuçlarını anlattı. Aydınoğlu, Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarına göre, 2013 yılında Credit Europe Bankın net karının 2 milyar 900 milyon ruble (yaklaşık 80 milyon dolar) olarak gerçekleştiğini belirterek bankanın mevduat hacminin ise %24,6 oranında büyüdüğünü söyledi.Bankanın sermaye yeterlilik oranın %19,8e ulaştığını ve bu rakamın önümüzdeki yıllarda bankanın istikrarlı bir şekilde büyümesine sebep olacağının altını çizen Aydınoğlu, “Credit Europe Bankın 2013 yılı sonuçları beklentilerimizi karşıladı. Geçen seneye kıyasla net karımızı artırdık. Büyüme stratejimizi izlemeye devam ediyoruz. Biz kürk kredisi, estetik kredisi gibi çeşitli ürünlerimizde çok büyük bir business artışı beklemiyorduk. Oradaki asıl beklentimiz müşteri sayısını artırmaktı. Bizim modelimiz çok basit aslında. Müşteri ile değişik alanlarda değişik mecralarda ufak krediler ile tanışalım, daha sonra o müşterilerle defalarca tekrar, tekrar çalışalım. Biz bunu da yaklaşık 2004 yılından bu yana böyle yapıyoruz. Başta elektronik eşyalara kredi verdik, ama onların beli bir doymuşluğu oldu ve sonra o dediğimiz alanlara girdik. Açıkçası geçen yıl özellikle turizm sektörü beklentimizi çok karşıladı. Hiç beklemediğimiz rakamlara bile çıktık. Hem ufak da olsa Türk turizmine katkıda da bulunduğumuzu tahmin ediyorum açıkçası. Buradan Türkiye’ye giden birçok turisti biz kredilendirdik. Sayesinde müşteriler kazandık, hem de kaliteli iyi müşteriler kazandık. Onlarla başka ürünler de yaptık. Yani o işin toplamı diye baktığınız zaman, sonrasında gelenlerle biz esasında 2013’deki rakamlarda ciddi katkısı oldu” dedi.Banka aktiflerinin %29,2 oranında büyüyerek 117,7 milyar rubleden 152,1 milyar rubleye yükseldiğini de belirten Credit Europe Bank Genel Müdürü Haluk Aydınoğlu, kredi portföyünün ise %30,3 oranında büyüdüğünü ve 102,5 milyar rubleden 133,5 milyar rubleye ulaştığını söyledi. Özellikle bireysel müşterilerde piyasada risk seviyelerinin çok arttığının altını çizen Aydınoğlu, “Bu ister istemez bir parça bizi de etkiledi ama bizdeki artış piyasaya göre nispeten çok az oldu. Hala piyasanın en düşük risk seviyelerinden birisine sahibiz. Bu bizim için önemli bir şey. Çünkü o risk seviyeleri karlılığa götüren bir şey. Artı masraf kısmında bayağı bir kesintiler de yaptık, oda bize fayda getirdi. Şimdi 2014’de bakıyoruz. 2014’de zor bir yıl. Biz her zamanki biraz sıkıcı, biraz tutucu, politikalarımızı sürdüreceğiz. Özelikle riskimiz kontrol altında olsun istiyoruz. Çok fazla heyecanlı işler yapmayı düşünmüyoruz ama onun yerine iyi bildiğimiz işleri, özellikle bireysel müşterilerde araba finansmanı kredi kartı işlerini götürüp oradan işlerimizi devam ettirmeyi düşünüyoruz” açıklamasını yaptı.RUSYA ULUSAL ÖDEME SİSTEMİNE DAHİL OLACAĞIZSon dönemlerde batının yaptırımları sonucu özellikle Visa ve Mastercard’ın bazı Rus bankalarının hizmeti durdurduğunu açıklaması sonrası gündeme gelen Rusya’nın kendi ulusla ödeme sistemi ile ilgili çalışmalar konusunda ise Aydınoğlu şunları söyledi:“Biz Rusya’da ilk 50 banka arasındayız ama bireyselde özellikle ilk 20 banka arasındayız. Hatta kredi kartlarında daha da iyiyiz. Şuanda bu sistem bir tartışma halinde günün sonunda böyle bir sistem olursa bizde buna katılacağız. Yani buna katılmayacağız diye bir şey olmaz zaten. Çünkü biz kredi kartı bakımından çok önemli bir bankayız. Burada %2 bir pazar payımız var. Özellikle Moskova’da ve başka bazı büyük şehirlerde bu pazar payı çok daha fazla. Biz çok ufak şehirlere girmeyi çok fazla tercih etmiyoruz o yüzden oralarda biraz daha zayıfız. O bizim kendi tercihimiz. O yüzden açıkça söylemek gerekirse tabi ki böyle bir oluşum içinde olacağız. Bu sonuçta bir hükümetin oluşumu ve birçok ülkede de var esasında. Bu çok ta yeni bir şey değil. Bunu nasıl nihai bir şekle gireceğine bakıp ondan sonra katılmak daha doğru. Yani belki ilk banka olmayacağız, o buradaki devlet bankalarının görevi, ama onun içinde tabi olacağız.”DHA
Zaman
Ekonomi
15.04.2014
Kürkkredisiile80milyondolarkazandıKürk kredisi ile 80 milyon dolar kazandı
‘Deniz’ kokan filmler Bodrum’da
Zaman
15.04.2014
02:05
Türkiyede ilk defa gerçekleştirilecek Deniz Filmleri Festivali, 18-20 Nisan arasında Bodrumu mekân tutacak.Milta Bodrum Marina ana sponsorluğunda ve Bodrum Deniz Ticaret Odası organizasyonu ile düzenlenecek festival filmleri Oasis Cinemarin Sinemalarında seyirciyle buluşacak. Festivalde ücretsiz olarak gösterilecek 11 film ve belgesel, dünyanın farklı festivallerinde gösterime giren ve beğeni kazanan yapımlar arasından seçildi.Festivalin en dikkat çekici filmlerinden biri Robert Redfordun başrolde olduğu ‘Sona Doğru’. Norveç’in en iyi yabancı film Oscar adayı ‘Kon-tiki’ de festivalde gösterilecek yapımlar arasında. Film, Thor Heyerdahl ve beş arkadaşının 1947de Güney Amerikanın batı kıyılarından Tahitinin doğusundaki adalara yaptıkları yolculuğu anlatıyor. Festivalin bir diğer filmi “Shackletonun Kaptanı” ise 1914 yılında güney kutbuna yapılan keşif seferini gemi kaptanının gözünden anlatıyor. Festivalde, ünlü heykeltıraş İlhan Komanın çalışma alanı, evi ve heykellere sergi alanı olan Hulda teknesinin İsveçten Türkiyeye bir yıl süren deniz yolculuğunun hikâyesini anlatan belgesel de gösterilecek. Dikkat çeken bir diğer belgesel ise Türkiyenin yaşayan belki de son sünger avcısının Aksona Mehmetin hikâyesini anlatan Son Süngerci. Festivalde ayrıca, Kutuptdaki Derin Deniz, “Denizi Aşmak”, Tierra Del Fuego”, “Ve Sonra Yüzmeye Başladık” adlı belgesel ve filmler izleyici ile buluşacak.
Zaman
Kültür
15.04.2014
‘Deniz’kokanfilmlerBodrum’da/">Bodrum’daBodrum’da/">‘Deniz’ kokan filmler Bodrum’da
Gazete kupürü ile tutuklanan polisler 6 gün sonra serbest
Zaman
15.04.2014
02:05
Adana’da yasa dışı dinleme iddialarıyla ilgili tutuklanan 6 emniyetçi, mahkemeye yapılan itiraz üzerine serbest bırakıldı. Sanıkların avukatı İsa Ayanoğlu, “Türk adaleti topaldır ama kör değildir. Mutlaka doğruyu görecektir.” dedi.Adana’da yasa dışı dinleme iddialarıyla ilgili gazete kupürleri gerekçe gösterilerek tutuklanan iki eski istihbarat şube müdürü ile 1’i komiser 4 polis memuru tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Emniyet müdürleri İsmail Bilgin ile Ertuğrul Yetkin’in avukatı İsa Ayanoğlu, “Yaptığımız itiraz sonuç vermiş ve nöbetçi mahkemece yapmış olduğumuz tutuklamaya itiraz gerekçeleri yerinde bulunarak müvekkiller tahliye edilmiştir. Türk adaleti belki topaldır ama kör değildir. Mutlaka er ya da geç doğruyu görecektir.” dedi. 6 gün tutuklu kalan emniyetçiler, 8 Nisan Salı günü gözaltına alınmış, 9 Nisan’da nöbetçi hâkim tarafından tutuklanmıştı.Adana’da yasa dışı dinleme iddialarıyla ilgili tutuklanan iki eski istihbarat şube müdürü ile 1’i komiser 4 polis memuru üst mahkemeye yapılan itiraz sonucu tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Emniyet müdürleri İsmail Bilgin ile Ertuğrul Yetkin’in avukatı İsa Ayanoğlu, “Yaptığımız itiraz sonuç vermiş ve nöbetçi mahkemece yapmış olduğumuz tutuklamaya itiraz gerekçeleri yerinde bulunarak müvekkiller tahliye edilmiştir. Türk adaleti belki topaldır ama kör değildir. Mutlaka er ya da geç doğruyu görecektir.” dedi. Adana Emniyet Müdürlüğü ekipleri, cumhuriyet savcılığınca sürdürülen yasa dışı dinleme iddialarıyla ilgili 8 Nisan Salı günü, eski istihbarat şube müdürü İsmail Bilgin, Ertuğrul Yetkin ile komiser Fevzi Mert, polis memurları Hasan Serçe, Ahmet Şenal ile emekli Abdullah Karaca, R.K. ile M.A.’yı gözaltına aldı. Emniyet Müdürlüğü’ndeki ifadelerin ardından adli mercilere sevk edilen 2’si emniyet müdürü 1’i komiser, 8 polis memurundan R.K. ile M.A, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılırken nöbetçi mahkemeye sevk edilen Kemal Serhatlı Polis Meslek Yüksekokulu’na öğretmen olarak atanan eski Emniyet Müdürü Yardımcısı İsmail Bilgin, Evrak Arşiv Şube Müdürü Ertuğrul Yetkin, 100’üncü Yıl Polis Merkez Amirliği’nde Grup Amiri Komiser Fevzi Mert ile İstihbarat Şube Müdürlüğü’nde görevli polis memurları Hasan Serçe, Ahmet Şenal ile söz konusu şubede görev yaparken emekli olan Abdullah Karaca tutuklanarak Kürkçüler Cezaevi’ne gönderildi. Tutuklanan polislerin avukatlarının yaptığı itirazı dün değerlendiren 8. Asliye Ceza Mahkemesi, bu kişilerin tutuksuz yargılanmalarına karar verdi. Avukat İsa Ayanoğlu, yanlış verilen bir karardan kısa sürede dönüldüğünü ifade etti. Ayanoğlu, “Verilen bağımsız bir tahliye kararı değil tutuklamayı ortadan kaldıran bir karar. Bu işin siyasetle bir ilgisi yok. Müvekkillerimin örgüt ve yasa dışı örgüt ile hiç bir bağı yok. Böyle olmasına rağmen basında paralel yapıya operasyon gibi bir algı oluşturuldu. İtirazlarımız mahkemece olumlu bulundu. Resmi belgede sahtecilikle ilgili suçlama vardı, bu suçlama 4483 sayılı kanuna göre Valiliğin izni alındıktan sonra ifadesi alınabileceği bir suçlamaydı, valilik iznini bırakın Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nde ifadesi alınıp müvekkillerim tutuklandı.” diye konuştu. Polislerin ifadeleri dahi alınamayacakken yasadışı dinleme suçundan tutuklandıklarını belirten Ayanoğlu, “Bunları itiraz dilekçelerimizde açıkladık, hakim de kabul etti. Sanki müvekkillerim yıllarca yatacakmış gibi bir algı oluşturulmaya çalışıldı. Ama dosyanın içindeki iddialar iftira, suç uydurma, belgede sahtecilik. Savcı Ali Doğan’ın mahkemenin vermiş olduğu karara itiraz edip etmediğini henüz bilmiyoruz. Serbest kalmaları gerekiyordu. Adalet tecelli etti ve şimdi serbestler.” değerlendirmesini yaptı. Öte yandan, tahliye kararı verilen 6 polis, dün akşam saatlerinde serbest bırakıldı. Adana Kürkçüler Cezaevi’nin önüne gelen yakınları, polislere baklava ikram etti.Komiser Fevzi Mert’in in babası Mustafa Mert ise oğlunu çiçekle karşıladı. Mustafa Mert, “Adalet yerini buldu, oğlumun suçsuzluğundan en ufak bir şüphem yoktu. Şimdi en kısa zamanda göreve dönmesini bekliyorum.” dedi.
Zaman
Güncel
15.04.2014
Gazetekupürüiletutuklananpolisler6günsonraserbestGazete kupürü ile tutuklanan polisler 6 gün sonra serbest
Turhan Bozkurt - Yatırımsız büyüme
Zaman
01.04.2014
03:27
Tüketim için en cazip seneyi geride bıraktık. Ekonominin 2013’te ne kadar büyüdüğü kadar ‘büyümeyi tüketim mi, yatırım mı sırtladı?’ sualinin cevabı merak ediliyordu. TÜİK’in 31 Mart’ta açıkladığı yıllık yüzde 4 büyüme (GSYH) zahiren sevindiricidir. Ayrıntıya inildiğinde alarm zilleri çalıyor. 2013’ün son çeyreğinde büyüme hızı yüzde 0,5’e düştü. İlk üç çeyrek sırasıyla 1,4; 2,0 ve 0,8 olarak gerçekleşmişti. Kişi başına gelir sadece 323 dolar arttı. Hazirandan sonra kademeli yavaşlama dikkat çekici.İktisadi faaliyet kollarına göre geçen yıl en hızlı büyüme (cari fiyatlarla) yüzde 18,1 ile ‘konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetleri’nde görüldü. Sadece bu kalemdeki hızlı büyümenin arka planında yılın ilk yarısında para politikasının gevşetilmesi, faizlerin daha önce görülmemiş oranlara düşmesi ve mayıs sonuna kadar olan dönemde hızlanan sermaye girişlerinin tesirini dikkate almak lazım. Büyümede tüketim ve kamu harcamaları itici güç oldu. Para bolluğu, tüketimi teşvik etti.Büyümede yılın ikinci yarısından itibaren görülen yavaşlama, sermaye girişlerinin azalması ile izah edilebilir. Amerikan Merkez Bankası (FED), 22 Mayıs’ta tahvil alımlarını azaltacağını ilan etmişti. Türkiye dahil gelişmekte olan ülkelerde bunun yansıması faiz ve kurlarda artış şeklinde olmuştu.2013’te kısmen hızlanmış gibi görünen iktisadi faaliyetin arka planı çok berrak değil. 2012 yılında yüzde 4,9 düşen özel yatırım 2013’te yüzde 0,7 arttı. Özel yatırımların büyümeye katkısı sadece binde 1 oldu. Kamu harcamalarının yüzde 4’lük büyümeye katkısı yüzde 1,6. Tüketimin katkısı ise yüzde 3,1 oldu. Stok değişimleri de yüzde 1,6 katkı yaptı büyümeye. İhracat ise sıfıra yakın katkı verdi. Bu, yatırımsız büyüme değil de nedir?2014 yılında ise ekonomik aktiviteye yönelik öncü göstergeler ilk çeyrekte büyümenin kompozisyonunun değişmeye başlayacağına işaret ediyor. İç talebin zayıfladığını görmek için 2014’ün ilk iki ayında tüketici güven endeksi, otomobil ve beyaz eşya satışları gibi verilere bakmak kâfi. Yine kredi kartları yüzde 15 ve tüketici kredileri yüzde 10 düştü. Kapasite kullanım oranı ise yılın ilk üç ayında toplamda 1,6 puan geriledi.Kurlardaki artışın etkisi ile net ihracat 2014’te büyümeye katkı sağlayacaktır. Tüketimde geçen seneki kadar hareket beklenmemeli. Çünkü FED’in alımları giderek azalttığı bir malî iklimde ne faizler düşer ne de kurlar çok hızlı gevşer.Bu açıdan 30 Mart yerel seçimlerinden AKP’nin zaferle çıkması iç kaynaklı riskleri hafifletse de ekonomiyi şahlandırmaya yetmeyecek. Bir yerden 65 milyar dolarlık cari açığı çözen uçan mürekkep bulamayacağımıza göre sermaye girişlerinin zayıfladığı konjonktürde yatırım harcamalarında yatay belki de negatif yönlü seyir görülebilir. Merkez Bankası’nın ‘enflasyon, yılın ilk yarısında artacak’ değerlendirmesi, ‘faizlerde indirim beklemeyin’ mânâsına gelir. Tüketim ile kredi maliyetleri arasındaki paralellik herkesin malumu. Merkez Bankası zor bir dönemin geldiğinin farkında. FED tahvil alımlarını sonbaharda bitirecek ve akabinde faiz silahını çekecek. Bundan Türkiye’nin etkilenmemesi mümkün değil. Haliyle enflasyon ve malî kırılganlık endişesiyle içeride para politikasındaki sıkı duruş devam edecek.Türkiye, 2013’ü tüketim ve kamu harcamaları sayesinde ortalama büyüme hızının altında kapattı. 2014 büyümesini Avrupa etkisiyle toparlanan ihracat ile içeride baskılanan tüketim talebi belirleyecektir. Peki yüzde kaç olacak? 2014’ün çok altında kalacağını söylemekle iktifa edelim.
Zaman
En Çok Okunan
01.04.2014
TurhanBozkurt-YatırımsızbüyümeTurhan Bozkurt - Yatırımsız büyüme
Turhan Bozkurt - Yatırımsız büyüme
Zaman
01.04.2014
02:20
Tüketim için en cazip seneyi geride bıraktık. Ekonominin 2013’te ne kadar büyüdüğü kadar ‘büyümeyi tüketim mi, yatırım mı sırtladı?’ sualinin cevabı merak ediliyordu. TÜİK’in 31 Mart’ta açıkladığı yıllık yüzde 4 büyüme (GSYH) zahiren sevindiricidir. Ayrıntıya inildiğinde alarm zilleri çalıyor. 2013’ün son çeyreğinde büyüme hızı yüzde 0,5’e düştü. İlk üç çeyrek sırasıyla 1,4; 2,0 ve 0,8 olarak gerçekleşmişti. Kişi başına gelir sadece 323 dolar arttı. Hazirandan sonra kademeli yavaşlama dikkat çekici.İktisadi faaliyet kollarına göre geçen yıl en hızlı büyüme (cari fiyatlarla) yüzde 18,1 ile ‘konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetleri’nde görüldü. Sadece bu kalemdeki hızlı büyümenin arka planında yılın ilk yarısında para politikasının gevşetilmesi, faizlerin daha önce görülmemiş oranlara düşmesi ve mayıs sonuna kadar olan dönemde hızlanan sermaye girişlerinin tesirini dikkate almak lazım. Büyümede tüketim ve kamu harcamaları itici güç oldu. Para bolluğu, tüketimi teşvik etti.Büyümede yılın ikinci yarısından itibaren görülen yavaşlama, sermaye girişlerinin azalması ile izah edilebilir. Amerikan Merkez Bankası (FED), 22 Mayıs’ta tahvil alımlarını azaltacağını ilan etmişti. Türkiye dahil gelişmekte olan ülkelerde bunun yansıması faiz ve kurlarda artış şeklinde olmuştu.2013’te kısmen hızlanmış gibi görünen iktisadi faaliyetin arka planı çok berrak değil. 2012 yılında yüzde 4,9 düşen özel yatırım 2013’te yüzde 0,7 arttı. Özel yatırımların büyümeye katkısı sadece binde 1 oldu. Kamu harcamalarının yüzde 4’lük büyümeye katkısı yüzde 1,6. Tüketimin katkısı ise yüzde 3,1 oldu. Stok değişimleri de yüzde 1,6 katkı yaptı büyümeye. İhracat ise sıfıra yakın katkı verdi. Bu, yatırımsız büyüme değil de nedir?2014 yılında ise ekonomik aktiviteye yönelik öncü göstergeler ilk çeyrekte büyümenin kompozisyonunun değişmeye başlayacağına işaret ediyor. İç talebin zayıfladığını görmek için 2014’ün ilk iki ayında tüketici güven endeksi, otomobil ve beyaz eşya satışları gibi verilere bakmak kâfi. Yine kredi kartları yüzde 15 ve tüketici kredileri yüzde 10 düştü. Kapasite kullanım oranı ise yılın ilk üç ayında toplamda 1,6 puan geriledi.Kurlardaki artışın etkisi ile net ihracat 2014’te büyümeye katkı sağlayacaktır. Tüketimde geçen seneki kadar hareket beklenmemeli. Çünkü FED’in alımları giderek azalttığı bir malî iklimde ne faizler düşer ne de kurlar çok hızlı gevşer.Bu açıdan 30 Mart yerel seçimlerinden AKP’nin zaferle çıkması iç kaynaklı riskleri hafifletse de ekonomiyi şahlandırmaya yetmeyecek. Bir yerden 65 milyar dolarlık cari açığı çözen uçan mürekkep bulamayacağımıza göre sermaye girişlerinin zayıfladığı konjonktürde yatırım harcamalarında yatay belki de negatif yönlü seyir görülebilir. Merkez Bankası’nın ‘enflasyon, yılın ilk yarısında artacak’ değerlendirmesi, ‘faizlerde indirim beklemeyin’ mânâsına gelir. Tüketim ile kredi maliyetleri arasındaki paralellik herkesin malumu. Merkez Bankası zor bir dönemin geldiğinin farkında. FED tahvil alımlarını sonbaharda bitirecek ve akabinde faiz silahını çekecek. Bundan Türkiye’nin etkilenmemesi mümkün değil. Haliyle enflasyon ve malî kırılganlık endişesiyle içeride para politikasındaki sıkı duruş devam edecek.Türkiye, 2013’ü tüketim ve kamu harcamaları sayesinde ortalama büyüme hızının altında kapattı. 2014 büyümesini Avrupa etkisiyle toparlanan ihracat ile içeride baskılanan tüketim talebi belirleyecektir. Peki yüzde kaç olacak? 2014’ün çok altında kalacağını söylemekle iktifa edelim.
Zaman
Köşe Yazıları
01.04.2014
TurhanBozkurt-YatırımsızbüyümeTurhan Bozkurt - Yatırımsız büyüme
Turhan Bozkurt - Yatırımsız büyüme
Zaman
01.04.2014
02:07
Tüketim için en cazip seneyi geride bıraktık. Ekonominin 2013’te ne kadar büyüdüğü kadar ‘büyümeyi tüketim mi, yatırım mı sırtladı?’ sualinin cevabı merak ediliyordu. TÜİK’in 31 Mart’ta açıkladığı yıllık yüzde 4 büyüme (GSYH) zahiren sevindiricidir. Ayrıntıya inildiğinde alarm zilleri çalıyor. 2013’ün son çeyreğinde büyüme hızı yüzde 0,5’e düştü. İlk üç çeyrek sırasıyla 1,4; 2,0 ve 0,8 olarak gerçekleşmişti. Kişi başına gelir sadece 323 dolar arttı. Hazirandan sonra kademeli yavaşlama dikkat çekici.İktisadi faaliyet kollarına göre geçen yıl en hızlı büyüme (cari fiyatlarla) yüzde 18,1 ile ‘konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetleri’nde görüldü. Sadece bu kalemdeki hızlı büyümenin arka planında yılın ilk yarısında para politikasının gevşetilmesi, faizlerin daha önce görülmemiş oranlara düşmesi ve mayıs sonuna kadar olan dönemde hızlanan sermaye girişlerinin tesirini dikkate almak lazım. Büyümede tüketim ve kamu harcamaları itici güç oldu. Para bolluğu, tüketimi teşvik etti.Büyümede yılın ikinci yarısından itibaren görülen yavaşlama, sermaye girişlerinin azalması ile izah edilebilir. Amerikan Merkez Bankası (FED), 22 Mayıs’ta tahvil alımlarını azaltacağını ilan etmişti. Türkiye dahil gelişmekte olan ülkelerde bunun yansıması faiz ve kurlarda artış şeklinde olmuştu.2013’te kısmen hızlanmış gibi görünen iktisadi faaliyetin arka planı çok berrak değil. 2012 yılında yüzde 4,9 düşen özel yatırım 2013’te yüzde 0,7 arttı. Özel yatırımların büyümeye katkısı sadece binde 1 oldu. Kamu harcamalarının yüzde 4’lük büyümeye katkısı yüzde 1,6. Tüketimin katkısı ise yüzde 3,1 oldu. Stok değişimleri de yüzde 1,6 katkı yaptı büyümeye. İhracat ise sıfıra yakın katkı verdi. Bu, yatırımsız büyüme değil de nedir?2014 yılında ise ekonomik aktiviteye yönelik öncü göstergeler ilk çeyrekte büyümenin kompozisyonunun değişmeye başlayacağına işaret ediyor. İç talebin zayıfladığını görmek için 2014’ün ilk iki ayında tüketici güven endeksi, otomobil ve beyaz eşya satışları gibi verilere bakmak kâfi. Yine kredi kartları yüzde 15 ve tüketici kredileri yüzde 10 düştü. Kapasite kullanım oranı ise yılın ilk üç ayında toplamda 1,6 puan geriledi.Kurlardaki artışın etkisi ile net ihracat 2014’te büyümeye katkı sağlayacaktır. Tüketimde geçen seneki kadar hareket beklenmemeli. Çünkü FED’in alımları giderek azalttığı bir malî iklimde ne faizler düşer ne de kurlar çok hızlı gevşer.Bu açıdan 30 Mart yerel seçimlerinden AKP’nin zaferle çıkması iç kaynaklı riskleri hafifletse de ekonomiyi şahlandırmaya yetmeyecek. Bir yerden 65 milyar dolarlık cari açığı çözen uçan mürekkep bulamayacağımıza göre sermaye girişlerinin zayıfladığı konjonktürde yatırım harcamalarında yatay belki de negatif yönlü seyir görülebilir. Merkez Bankası’nın ‘enflasyon, yılın ilk yarısında artacak’ değerlendirmesi, ‘faizlerde indirim beklemeyin’ mânâsına gelir. Tüketim ile kredi maliyetleri arasındaki paralellik herkesin malumu. Merkez Bankası zor bir dönemin geldiğinin farkında. FED tahvil alımlarını sonbaharda bitirecek ve akabinde faiz silahını çekecek. Bundan Türkiye’nin etkilenmemesi mümkün değil. Haliyle enflasyon ve malî kırılganlık endişesiyle içeride para politikasındaki sıkı duruş devam edecek.Türkiye, 2013’ü tüketim ve kamu harcamaları sayesinde ortalama büyüme hızının altında kapattı. 2014 büyümesini Avrupa etkisiyle toparlanan ihracat ile içeride baskılanan tüketim talebi belirleyecektir. Peki yüzde kaç olacak? 2014’ün çok altında kalacağını söylemekle iktifa edelim.
Zaman
Ana Sayfa
01.04.2014
TurhanBozkurt-YatırımsızbüyümeTurhan Bozkurt - Yatırımsız büyüme
Deli deyip geçmeyin!
Zaman
21.03.2014
02:15
Geçtiğimiz haftalarda gazetelere Mardin’den yansıyan küçük bir haberdi. Derik ilçesinde akıl hastası vatandaşın cenaze törenine binlerce insan katıldı. 81 yaşındaki Hatip Önen’in ilçede heykeli de var. Bu kimsesiz delinin cenazesine niye on binler katıldı?Mardin Derik’te epey meşhur olan Hatip Önen’in nam-ı diğer Hato’nun, 15 yıl önce vefat eden abisi, kendisi gibi zihinsel engelliydi. Derik ilçe meydanında abi kardeşin heykelleri var. Küfretmediği, peşinde kovalamadığı kimse kalmamış. Esprileri dilden dile dolaşıyor, videoları sosyal medyada izleniyor. Evinde çıkan yangınla vefat eden Hato’nun cenazesine binlerce insan katıldı. Cenaze sırasında ilçe esnafı kepenk kapadı.Yoğun gündemin gerisinde kalan bu vaka, değişen toplum dinamiklerinden biriydi, belki de son iziydi. Henüz bu kadar modern olmadığı dönemlerde toplum, delilerine böyle sahip çıkardı. Daha doğrusu deliler hastanelerde veya ev hapsinde değil, sokaklarda olurdu. Bulunduğu mahalle, belde, ilçenin sakinleri ona sahip çıkardı. Büyük hoşgörüyle bakar, geçimlerini ve bakımlarını üstlenirlerdi. Deli veya zihinsel engelli değil mecnun, iyi saatte olsunların ziyaret ettiği kişi, veli zat diye bilinir, söylenirdi. Eski İstanbul’un Delileri adında bir inceleme kitabı yazan tarihçi Yrd. Doç. Dr. Yavuz Selim Karakışla, “İyi sıhhatte olsunlar’a karışmış olduklarını düşündükleri bu kişilerin sözl ve tavırlarına kerametler aramak, çeşitli dinlere mensup bütün İstanbullular arasında oldukça yaygın görülen davranışlardandı.” diyor.Pazarola, Hasan Bey!Eski toplumlar, delileri soyutlamadığı, zarar vermediği meczuplardan medet bile ummuş. Hallerinde, sözlerinde keramet arar, veli zat bildikleri delilerin gönlünü hoş tutarak hayır dua ettirirlermiş. Hakkında kitaplar yazılan şanlı deliler var, Pazarola Hasan Bey gibi. Belki de delilerin en meşhuru... Uğruna gazetelerde makaleler yayımlanmış, tiyatro oyunları yapılmış, pek sevilen makbul bir meczupmuş. Esnaf onun ‘pazarola’ selamının bereket getirdiğine inanır, kahve içirmeden göndermek istemezmiş. Hasan Bey ise herkesin davetine icabet etmezmiş. Pazarola Hasan Bey’in Devlet-i Âliye’nin başkentinde payitahtta olması, imparatorluğun ekonomisinin can damarı Eminönü’nde yaşaması ününün en büyük etkisi. Ama tarihin tozlu rafları karıştırılsa Anadolu’da Mardin Derikli Hato gibi meşhur çok deli bulunabilir. Onları meşhur eden toplumda gördükleri hüsnü kabul.Deliler neden hastanelerde?Delilik, Siyaset ve Toplum; Toptaşı Bimarhanesi kitabının yazarı Fatih Artvinli, genel olarak Müslüman toplumlarda ve Osmanlı’da delilerin gündelik hayatta diğer insanlarla iç içe yaşam sürdüklerini, sosyal alanda dışlanmadıklarını söylüyor. Delilerin toplum hayatındaki bu yeri Hz. Peygamber’in (sas) hadislerine göre şekillenmiş. Tabii her aklını yitiren veli mertebesine çıkarılmıyormuş. Toplumsal yaşamda zararsız olanlara bu muamele yapılıyormuş. Şiddete eğilimli ve düzeni bozacak derecede etkili olanlara muamele başka olurmuş.Bugünün, bırakın mahallesindeki deliye tahammül etmeyi kendi yaşlı anne babasına ve hatta evladına, kendine bile tahammül edemeyen bireyleri için uzak bir kavram ama eski toplumlar zihinsel ve bedensel engelli vatandaşları sosyal hayatın içinde tutuyor, gündüz bakımını üstleniyordu.19. yüzyıl tımarhaneler çağı!Acıbadem Üniversitesi’nden Fatih Artvinli’nin İstanbul’daki bir akıl hastanesi üzerine yaptığı akademik çalışması ilginç bir veri sunuyor. Akıl hastanesi sayısında 19. yüzyılda dünya genelinde adeta bir patlama yaşanmış. Osmanlı’da ise bu süreçten sonra toplumun akıl hastalarıyla ilişkisi değişmeye başlamış.Fatih Artvinli, 19. yy’ın, ‘tımarhaneler çağı’ olarak adlandırılmasına sebep olacak kadar çok akıl hastanesinin açılmasının epey sebebi olduğunu söylüyor. Hatta bu konuda tarihçiler arasında anlaşmazlık da varmış. Modernleşmenin neden olduğu akıl hastalıklarındaki bir artış mı, yoksa zararlı davranışlar karşısında daha hoşgörüsüz hale gelen devletlerin bir işi miydi? Doktorların giderek gelişen profesyonel güçleriyle ilgili olabilir miydi? Nüfusun artması; ailelerin akıl hastalarına değişen yaklaşımı, insanlar artık bimarhaneyi (akıl hastanesi) uzak, acımasız, merhametsiz bir yer olarak düşünmemesi, ailelerin başa çıkması zor ve yorucu olan hastaların bakımı konusunda daha az sorumluluk duymaya başlaması dile getirilen diğer sebepler. Artvinli; “Şehirleşme yani tarım toplumundan endüstri toplumuna geçiş de aile desteğini zayıflatmış olabilir.” diyor.Bugün gelinen nokta sokakta, mahallede yani günlük hayatın içinde akıl hastaları yok. Olanlara da hiç hoşgörüyle bakmıyoruz, bakamıyoruz. Mardinli Hatip Önen, belki de son nesil meczuplardan.İstanbul’un koca kafalısıKoca kafalı Pazarola Hasan Bey, 1927&
Zaman
En Çok Okunan
21.03.2014
DelideyipgeçmeyinDeli deyip geçmeyin
Deli deyip geçmeyin!
Zaman
21.03.2014
02:14
Geçtiğimiz haftalarda gazetelere Mardin’den yansıyan küçük bir haberdi. Derik ilçesinde akıl hastası vatandaşın cenaze törenine binlerce insan katıldı. 81 yaşındaki Hatip Önen’in ilçede heykeli de var. Bu kimsesiz delinin cenazesine niye on binler katıldı?Mardin Derik’te epey meşhur olan Hatip Önen’in nam-ı diğer Hato’nun, 15 yıl önce vefat eden abisi, kendisi gibi zihinsel engelliydi. Derik ilçe meydanında abi kardeşin heykelleri var. Küfretmediği, peşinde kovalamadığı kimse kalmamış. Esprileri dilden dile dolaşıyor, videoları sosyal medyada izleniyor. Evinde çıkan yangınla vefat eden Hato’nun cenazesine binlerce insan katıldı. Cenaze sırasında ilçe esnafı kepenk kapadı.Yoğun gündemin gerisinde kalan bu vaka, değişen toplum dinamiklerinden biriydi, belki de son iziydi. Henüz bu kadar modern olmadığı dönemlerde toplum, delilerine böyle sahip çıkardı. Daha doğrusu deliler hastanelerde veya ev hapsinde değil, sokaklarda olurdu. Bulunduğu mahalle, belde, ilçenin sakinleri ona sahip çıkardı. Büyük hoşgörüyle bakar, geçimlerini ve bakımlarını üstlenirlerdi. Deli veya zihinsel engelli değil mecnun, iyi saatte olsunların ziyaret ettiği kişi, veli zat diye bilinir, söylenirdi. Eski İstanbul’un Delileri adında bir inceleme kitabı yazan tarihçi Yrd. Doç. Dr. Yavuz Selim Karakışla, “İyi sıhhatte olsunlar’a karışmış olduklarını düşündükleri bu kişilerin sözl ve tavırlarına kerametler aramak, çeşitli dinlere mensup bütün İstanbullular arasında oldukça yaygın görülen davranışlardandı.” diyor.Pazarola, Hasan Bey!Eski toplumlar, delileri soyutlamadığı, zarar vermediği meczuplardan medet bile ummuş. Hallerinde, sözlerinde keramet arar, veli zat bildikleri delilerin gönlünü hoş tutarak hayır dua ettirirlermiş. Hakkında kitaplar yazılan şanlı deliler var, Pazarola Hasan Bey gibi. Belki de delilerin en meşhuru... Uğruna gazetelerde makaleler yayımlanmış, tiyatro oyunları yapılmış, pek sevilen makbul bir meczupmuş. Esnaf onun ‘pazarola’ selamının bereket getirdiğine inanır, kahve içirmeden göndermek istemezmiş. Hasan Bey ise herkesin davetine icabet etmezmiş. Pazarola Hasan Bey’in Devlet-i Âliye’nin başkentinde payitahtta olması, imparatorluğun ekonomisinin can damarı Eminönü’nde yaşaması ününün en büyük etkisi. Ama tarihin tozlu rafları karıştırılsa Anadolu’da Mardin Derikli Hato gibi meşhur çok deli bulunabilir. Onları meşhur eden toplumda gördükleri hüsnü kabul.Deliler neden hastanelerde?Delilik, Siyaset ve Toplum; Toptaşı Bimarhanesi kitabının yazarı Fatih Artvinli, genel olarak Müslüman toplumlarda ve Osmanlı’da delilerin gündelik hayatta diğer insanlarla iç içe yaşam sürdüklerini, sosyal alanda dışlanmadıklarını söylüyor. Delilerin toplum hayatındaki bu yeri Hz. Peygamber’in (sas) hadislerine göre şekillenmiş. Tabii her aklını yitiren veli mertebesine çıkarılmıyormuş. Toplumsal yaşamda zararsız olanlara bu muamele yapılıyormuş. Şiddete eğilimli ve düzeni bozacak derecede etkili olanlara muamele başka olurmuş.Bugünün, bırakın mahallesindeki deliye tahammül etmeyi kendi yaşlı anne babasına ve hatta evladına, kendine bile tahammül edemeyen bireyleri için uzak bir kavram ama eski toplumlar zihinsel ve bedensel engelli vatandaşları sosyal hayatın içinde tutuyor, gündüz bakımını üstleniyordu.19. yüzyıl tımarhaneler çağı!Acıbadem Üniversitesi’nden Fatih Artvinli’nin İstanbul’daki bir akıl hastanesi üzerine yaptığı akademik çalışması ilginç bir veri sunuyor. Akıl hastanesi sayısında 19. yüzyılda dünya genelinde adeta bir patlama yaşanmış. Osmanlı’da ise bu süreçten sonra toplumun akıl hastalarıyla ilişkisi değişmeye başlamış.Fatih Artvinli, 19. yy’ın, ‘tımarhaneler çağı’ olarak adlandırılmasına sebep olacak kadar çok akıl hastanesinin açılmasının epey sebebi olduğunu söylüyor. Hatta bu konuda tarihçiler arasında anlaşmazlık da varmış. Modernleşmenin neden olduğu akıl hastalıklarındaki bir artış mı, yoksa zararlı davranışlar karşısında daha hoşgörüsüz hale gelen devletlerin bir işi miydi? Doktorların giderek gelişen profesyonel güçleriyle ilgili olabilir miydi? Nüfusun artması; ailelerin akıl hastalarına değişen yaklaşımı, insanlar artık bimarhaneyi (akıl hastanesi) uzak, acımasız, merhametsiz bir yer olarak düşünmemesi, ailelerin başa çıkması zor ve yorucu olan hastaların bakımı konusunda daha az sorumluluk duymaya başlaması dile getirilen diğer sebepler. Artvinli; “Şehirleşme yani tarım toplumundan endüstri toplumuna geçiş de aile desteğini zayıflatmış olabilir.” diyor.Bugün gelinen nokta sokakta, mahallede yani günlük hayatın içinde akıl hastaları yok. Olanlara da hiç hoşgörüyle bakmıyoruz, bakamıyoruz. Mardinli Hatip Önen, belki de son nesil meczuplardan.İstanbul’un koca kafalısıKoca kafalı Pazarola Hasan Bey, 1927&
Zaman
Ana Sayfa
21.03.2014
DelideyipgeçmeyinDeli deyip geçmeyin
Arınç: Öcalan ile ilgili hukuksal süreç bitti
Zaman
20.03.2014
03:21
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, Öcalan ile ilgili hukuksal sürecin tamamen bittiğini belirterek, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde de bitmiştir. Bunun üzerine yeni bir şey koyamazlar. Kaldı ki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bu kararında da sadece bizi mahkeme masraflarına mahkum etti. Hukukumuza ilişkin hiç bir şey söylemedi. dedi.Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, tahliyeler ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Abdullah Öcalan ile ilgili kararı hakkında açıklamalarda bulundu.Başbakan Yardımcısı Arınç, Bursa AS TVde katıldığı bir programda yaptığı açıklamalarda bulundu. Tahliyeler konusuna değinen Arınç, Her şey söyleniyor. Yalan, dolan belki konuyu tam anlamıyorlar veya biz doğru anlatamıyoruz. Karışık işler milleti meşgul ediyor. Vicdanları yaralama konusun birincisi yolsuzluk davaları ile ilgili söylenmiştir. İkincisi de Zirve davası sanıkları da uzun tutukluluk davası ile ilgili tahliye edildiler. Malatyada vahşi bir cinayet işlenmiştir, hayat hakkı çok önemlidir. Henüz davaları bitmediği için 5 yıla tabi oldular. Onlar da tahliye edildiler. Özel yetkili mahkemeler var, onların savcıları hakimleri ve özel hakları var. Bu özel haklar içerisinde davalar çok uzun sürebiliyor. Örgütsel davalar var bazıları da birleşince uzun sürüyor. Mahkemeler ne zaman bitecek, ne zaman karar verilecek belli olmamaya başladı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi bize mükellifiyet yüklüyor. Birincisi özel hukukluluk, tutukluluk süresi adalete gölge düşürüyor. Çünkü tutuklanma bir tedbirdir. İkincisi adil yargılama olması lazım. Yargılamanın süratli ve adil olması, yargılanması gerekiyor. Biz ikisinden de sınıfta kalmışız. Bu mahkemelerdeki tutukluluk süreleri bir katına kadar çıkabiliyor. 10 yıl içerisinde bir insan tutuklu kalabiliyor. Dünya literatüründe uzun tutukluluk süresi hiç bir yerde görünmüyor. 10 yıl tutukluluk süresi hiç bir yerde görünmüyor. Bu doğru da değil. Genel bir hüküm getirirseniz herkes 5 yıla tabi olursa bunun içine caniler, ırz düşmanları da, Zirve davasının sanıkları da, Hrant Dinkin tutuklulukları da girecek. Peki genel hüküm yerine özel hüküm koyarsanız değdi, değmedi olacak. dedi.ÖCALAN İLE İLGİLİ HUKUKSAL SÜREÇ TAMAMEN BİTMİŞTİRAvrupa İnsan Hakları Mahkemesinin PKK terör örgütü lideri Abdullah Öcalan ile ilgili kararının da sorulması üzerine Bülent Arınç, şunları söyledi: Bekir Bozdağ doğru söylemiş. Bunu günlük siyasete alet etmek isteyenler var. Hepimiz milliyetçi duygulara sahibiz. Ama akıllı milliyetçi olmaya mecburuz, ırkçılık anlamında değil. Vatanseverlik sadece bağırmak, çağırmaktan ibaret değildir. Hepimiz ülkemizi ve bayrağımızı seviyoruz. Gerçek vatansever işini en iyi yapandır. Milliyetçilik, ülkesini, gençliğini sevmektir. İnsanlığa insanca bir yaşam hediye etmektir. Biz bunu yapıyoruz. Bazıları da bunu bağırmak ve slogan atmaktan ibaret olarak sayıyorlar. Özellikle milliyetçi duyguların hassas olduğu yerlerde bunu kaşıyorlar. Öcalanla ilgili hukuksal süreç tamamen bitmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde de bitmiştir. Bunun üzerine yeni bir şey koyamazlar. Kaldı ki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bu kararında da sadece bizi mahkeme masraflarına mahkum etti. Hukukumuza ilişkin hiç bir şey söylemedi. Adalet Bakanımız bu konuyla ilgili kararını söyledi. Kimsenin bir endişesi olmasın. Herkes bulunduğu yerde işine devam ediyor.Murat Karayılanın 30 Marttan sonra muhatabımız AK Parti hükümeti olmayacaktır. 30 Marttan sonra farklı bir durumla karşılaşacağız sözlerinin sorulması üzerine ise Arınç, Biz bu sözleri ilk defa duymuyoruz. Başta sözde koyduğunuza göre bu insanları dinlememek lazım. Onlar Kandilde örgütün dağ kadrosu ile ilişkili kendilerine göre liderlik taslayan veya öyle bilinen insanlardır. Onların ne söylediklerine bizim istihbarat örgütlerimiz bakar ve analiz ederler. Biz siyasetçiler olarak onlar şunu söyledi, bunu yapacak diye peşinde olmayız. Eğer bunları karşımızda muhatap kabul edersek, çok kötü bir iş yapmış oluruz. Bunlar bizim muhatabımız değil, onlar başkasının muhatabı. Bu sözlerle farklı amaçları güdüyor olabilirler. Çözüm sürecimiz onların iştirakiyle veya onların götürmesiyle devam eden bir süreç değil. Onlar hala ellerinde silahlı militan barındıran, hala her tarafta eylem yapmaya hazırlanan bir gruptur. Türkiye içerisinde değiller. Türkiyeden çıkmaları için Öcalan talimat vermiştir. Ama onlar bir şekilde bunu belli bir noktada kesmişlerdir. şeklinde konuştu.ÇÖZÜM SÜRECİ İYİ BİR ŞEKİLDE İLERLİYORÇözüm süreci ile ilgili de konuşan Bülent Arınç, sözlerini şöyle tamamladı: Bizim için çözüm süreci iyi bir şekilde ilerliyor. İyi bir şekilde olmasının en büyük özelliği de 15 aydan beri Türkiyede bir silahlı olayın, baskının, polisimizin, askerimizin veya bir kişinin bile terör olayında burnunun kanamamasıdır. Bir tane kardeşimiz geçtiğimiz günlerde rah
Zaman
Son Dakika
20.03.2014
ArınçÖcalanileilgilihukuksalsüreçbittiArınç Öcalan ile ilgili hukuksal süreç bitti
Arınç: Öcalan ile ilgili hukuksal süreç tamamen bitti
Zaman
20.03.2014
02:22
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, Öcalan ile ilgili hukuksal sürecin tamamen bittiğini belirterek, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde de bitmiştir. Bunun üzerine yeni bir şey koyamazlar. Kaldı ki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bu kararında da sadece bizi mahkeme masraflarına mahkum etti. Hukukumuza ilişkin hiç bir şey söylemedi. dedi.Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, tahliyeler ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Abdullah Öcalan ile ilgili kararı hakkında açıklamalarda bulundu.Başbakan Yardımcısı Arınç, Bursa AS TVde katıldığı bir programda yaptığı açıklamalarda bulundu. Tahliyeler konusuna değinen Arınç, Her şey söyleniyor. Yalan, dolan belki konuyu tam anlamıyorlar veya biz doğru anlatamıyoruz. Karışık işler milleti meşgul ediyor. Vicdanları yaralama konusun birincisi yolsuzluk davaları ile ilgili söylenmiştir. İkincisi de Zirve davası sanıkları da uzun tutukluluk davası ile ilgili tahliye edildiler. Malatyada vahşi bir cinayet işlenmiştir, hayat hakkı çok önemlidir. Henüz davaları bitmediği için 5 yıla tabi oldular. Onlar da tahliye edildiler. Özel yetkili mahkemeler var, onların savcıları hakimleri ve özel hakları var. Bu özel haklar içerisinde davalar çok uzun sürebiliyor. Örgütsel davalar var bazıları da birleşince uzun sürüyor. Mahkemeler ne zaman bitecek, ne zaman karar verilecek belli olmamaya başladı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi bize mükellifiyet yüklüyor. Birincisi özel hukukluluk, tutukluluk süresi adalete gölge düşürüyor. Çünkü tutuklanma bir tedbirdir. İkincisi adil yargılama olması lazım. Yargılamanın süratli ve adil olması, yargılanması gerekiyor. Biz ikisinden de sınıfta kalmışız. Bu mahkemelerdeki tutukluluk süreleri bir katına kadar çıkabiliyor. 10 yıl içerisinde bir insan tutuklu kalabiliyor. Dünya literatüründe uzun tutukluluk süresi hiç bir yerde görünmüyor. 10 yıl tutukluluk süresi hiç bir yerde görünmüyor. Bu doğru da değil. Genel bir hüküm getirirseniz herkes 5 yıla tabi olursa bunun içine caniler, ırz düşmanları da, Zirve davasının sanıkları da, Hrant Dinkin tutuklulukları da girecek. Peki genel hüküm yerine özel hüküm koyarsanız değdi, değmedi olacak. dedi.ÖCALAN İLE İLGİLİ HUKUKSAL SÜREÇ TAMAMEN BİTMİŞTİRAvrupa İnsan Hakları Mahkemesinin PKK terör örgütü lideri Abdullah Öcalan ile ilgili kararının da sorulması üzerine Bülent Arınç, şunları söyledi: Bekir Bozdağ doğru söylemiş. Bunu günlük siyasete alet etmek isteyenler var. Hepimiz milliyetçi duygulara sahibiz. Ama akıllı milliyetçi olmaya mecburuz, ırkçılık anlamında değil. Vatanseverlik sadece bağırmak, çağırmaktan ibaret değildir. Hepimiz ülkemizi ve bayrağımızı seviyoruz. Gerçek vatansever işini en iyi yapandır. Milliyetçilik, ülkesini, gençliğini sevmektir. İnsanlığa insanca bir yaşam hediye etmektir. Biz bunu yapıyoruz. Bazıları da bunu bağırmak ve slogan atmaktan ibaret olarak sayıyorlar. Özellikle milliyetçi duyguların hassas olduğu yerlerde bunu kaşıyorlar. Öcalanla ilgili hukuksal süreç tamamen bitmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde de bitmiştir. Bunun üzerine yeni bir şey koyamazlar. Kaldı ki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bu kararında da sadece bizi mahkeme masraflarına mahkum etti. Hukukumuza ilişkin hiç bir şey söylemedi. Adalet Bakanımız bu konuyla ilgili kararını söyledi. Kimsenin bir endişesi olmasın. Herkes bulunduğu yerde işine devam ediyor.Murat Karayılanın 30 Marttan sonra muhatabımız AK Parti hükümeti olmayacaktır. 30 Marttan sonra farklı bir durumla karşılaşacağız sözlerinin sorulması üzerine ise Arınç, Biz bu sözleri ilk defa duymuyoruz. Başta sözde koyduğunuza göre bu insanları dinlememek lazım. Onlar Kandilde örgütün dağ kadrosu ile ilişkili kendilerine göre liderlik taslayan veya öyle bilinen insanlardır. Onların ne söylediklerine bizim istihbarat örgütlerimiz bakar ve analiz ederler. Biz siyasetçiler olarak onlar şunu söyledi, bunu yapacak diye peşinde olmayız. Eğer bunları karşımızda muhatap kabul edersek, çok kötü bir iş yapmış oluruz. Bunlar bizim muhatabımız değil, onlar başkasının muhatabı. Bu sözlerle farklı amaçları güdüyor olabilirler. Çözüm sürecimiz onların iştirakiyle veya onların götürmesiyle devam eden bir süreç değil. Onlar hala ellerinde silahlı militan barındıran, hala her tarafta eylem yapmaya hazırlanan bir gruptur. Türkiye içerisinde değiller. Türkiyeden çıkmaları için Öcalan talimat vermiştir. Ama onlar bir şekilde bunu belli bir noktada kesmişlerdir. şeklinde konuştu.ÇÖZÜM SÜRECİ İYİ BİR ŞEKİLDE İLERLİYORÇözüm süreci ile ilgili de konuşan Bülent Arınç, sözlerini şöyle tamamladı: Bizim için çözüm süreci iyi bir şekilde ilerliyor. İyi bir şekilde olmasının en büyük özelliği de 15 aydan beri Türkiyede bir silahlı olayın, baskının, polisimizin, askerimizin veya bir kişinin bile terör olayında burnunun kanamamasıdır. Bir tane kardeşimiz geçtiğimiz günlerde rah
Zaman
Son Dakika
20.03.2014
ArınçÖcalanileilgilihukuksalsüreçtamamenbittiArınç Öcalan ile ilgili hukuksal süreç tamamen bitti
Arınç: Öcalan ile ilgili hukuksal süreç tamamen bitmiştir
Zaman
20.03.2014
02:10
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, Öcalan ile ilgili hukuksal sürecin tamamen bittiğini belirterek, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde de bitmiştir. Bunun üzerine yeni bir şey koyamazlar. Kaldı ki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bu kararında da sadece bizi mahkeme masraflarına mahkum etti. Hukukumuza ilişkin hiç bir şey söylemedi. dedi.Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, tahliyeler ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Abdullah Öcalan ile ilgili kararı hakkında açıklamalarda bulundu.Başbakan Yardımcısı Arınç, Bursa AS TVde katıldığı bir programda yaptığı açıklamalarda bulundu. Tahliyeler konusuna değinen Arınç, Her şey söyleniyor. Yalan, dolan belki konuyu tam anlamıyorlar veya biz doğru anlatamıyoruz. Karışık işler milleti meşgul ediyor. Vicdanları yaralama konusun birincisi yolsuzluk davaları ile ilgili söylenmiştir. İkincisi de Zirve davası sanıkları da uzun tutukluluk davası ile ilgili tahliye edildiler. Malatyada vahşi bir cinayet işlenmiştir, hayat hakkı çok önemlidir. Henüz davaları bitmediği için 5 yıla tabi oldular. Onlar da tahliye edildiler. Özel yetkili mahkemeler var, onların savcıları hakimleri ve özel hakları var. Bu özel haklar içerisinde davalar çok uzun sürebiliyor. Örgütsel davalar var bazıları da birleşince uzun sürüyor. Mahkemeler ne zaman bitecek, ne zaman karar verilecek belli olmamaya başladı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi bize mükellifiyet yüklüyor. Birincisi özel hukukluluk, tutukluluk süresi adalete gölge düşürüyor. Çünkü tutuklanma bir tedbirdir. İkincisi adil yargılama olması lazım. Yargılamanın süratli ve adil olması, yargılanması gerekiyor. Biz ikisinden de sınıfta kalmışız. Bu mahkemelerdeki tutukluluk süreleri bir katına kadar çıkabiliyor. 10 yıl içerisinde bir insan tutuklu kalabiliyor. Dünya literatüründe uzun tutukluluk süresi hiç bir yerde görünmüyor. 10 yıl tutukluluk süresi hiç bir yerde görünmüyor. Bu doğru da değil. Genel bir hüküm getirirseniz herkes 5 yıla tabi olursa bunun içine caniler, ırz düşmanları da, Zirve davasının sanıkları da, Hrant Dinkin tutuklulukları da girecek. Peki genel hüküm yerine özel hüküm koyarsanız değdi, değmedi olacak. dedi.ÖCALAN İLE İLGİLİ HUKUKSAL SÜREÇ TAMAMEN BİTMİŞTİRAvrupa İnsan Hakları Mahkemesinin PKK terör örgütü lideri Abdullah Öcalan ile ilgili kararının da sorulması üzerine Bülent Arınç, şunları söyledi: Bekir Bozdağ doğru söylemiş. Bunu günlük siyasete alet etmek isteyenler var. Hepimiz milliyetçi duygulara sahibiz. Ama akıllı milliyetçi olmaya mecburuz, ırkçılık anlamında değil. Vatanseverlik sadece bağırmak, çağırmaktan ibaret değildir. Hepimiz ülkemizi ve bayrağımızı seviyoruz. Gerçek vatansever işini en iyi yapandır. Milliyetçilik, ülkesini, gençliğini sevmektir. İnsanlığa insanca bir yaşam hediye etmektir. Biz bunu yapıyoruz. Bazıları da bunu bağırmak ve slogan atmaktan ibaret olarak sayıyorlar. Özellikle milliyetçi duyguların hassas olduğu yerlerde bunu kaşıyorlar. Öcalanla ilgili hukuksal süreç tamamen bitmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde de bitmiştir. Bunun üzerine yeni bir şey koyamazlar. Kaldı ki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bu kararında da sadece bizi mahkeme masraflarına mahkum etti. Hukukumuza ilişkin hiç bir şey söylemedi. Adalet Bakanımız bu konuyla ilgili kararını söyledi. Kimsenin bir endişesi olmasın. Herkes bulunduğu yerde işine devam ediyor. Murat Karayılanın 30 Marttan sonra muhatabımız AK Parti hükümeti olmayacaktır. 30 Marttan sonra farklı bir durumla karşılaşacağız sözlerinin sorulması üzerine ise Arınç, Biz bu sözleri ilk defa duymuyoruz. Başta sözde koyduğunuza göre bu insanları dinlememek lazım. Onlar Kandilde örgütün dağ kadrosu ile ilişkili kendilerine göre liderlik taslayan veya öyle bilinen insanlardır. Onların ne söylediklerine bizim istihbarat örgütlerimiz bakar ve analiz ederler. Biz siyasetçiler olarak onlar şunu söyledi, bunu yapacak diye peşinde olmayız. Eğer bunları karşımızda muhatap kabul edersek, çok kötü bir iş yapmış oluruz. Bunlar bizim muhatabımız değil, onlar başkasının muhatabı. Bu sözlerle farklı amaçları güdüyor olabilirler. Çözüm sürecimiz onların iştirakiyle veya onların götürmesiyle devam eden bir süreç değil. Onlar hala ellerinde silahlı militan barındıran, hala her tarafta eylem yapmaya hazırlanan bir gruptur. Türkiye içerisinde değiller. Türkiyeden çıkmaları için Öcalan talimat vermiştir. Ama onlar bir şekilde bunu belli bir noktada kesmişlerdir. şeklinde konuştu.ÇÖZÜM SÜRECİ İYİ BİR ŞEKİLDE İLERLİYORÇözüm süreci ile ilgili de konuşan Bülent Arınç, sözlerini şöyle tamamladı: Bizim için çözüm süreci iyi bir şekilde ilerliyor. İyi bir şekilde olmasının en büyük özelliği de 15 aydan beri Türkiyede bir silahlı olayın, baskının, polisimizin, askerimizin veya bir kişinin bile terör olayında burnunun kanamamasıdır. Bir tane kardeşimiz geçtiğimiz günlerde ra
Zaman
Son Dakika
20.03.2014
ArınçÖcalanileilgilihukuksalsüreçtamamenbitmiştirArınç Öcalan ile ilgili hukuksal süreç tamamen bitmiştir
Toplam "14" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti