altın üretiminde büyük artış | |
|
| Altın üretiminde büyük artış | Hürriyet | 05.02.2012 16:34 |  | | |
| Altın üretiminde büyük artış | Hürriyet | 05.02.2012 14:51 |  | | |
| Altın üretiminde büyük artış | Milliyet | 05.02.2012 11:20 |  | | |
| 11:19 Altın üretiminde büyük artış | Milliyet | 05.02.2012 11:20 |  | | |
| Çiftçi 'beyaz altın'a geri döndü | Samanyolu Haber | 21.09.2010 09:45 |  | | Emeğinin karşılığını alamadığı için yıllar önce tarlasına mısır ve buğday eken çiftçi, yüksek fiyatı görünce tekrar beyaz altına sarıldı. Ekim alanları Çukurovada yüzde 50 arttı. Antalyada ise iki katına çıktı. Dünya genelinde fiyatların yükselmesinde Pakistandaki sel felaketinde tarlaların sular altında kalması, Çinin talebinin sürekli artması ve Hindistanın ihracatı durdurması etkili oldu.
Yıllar önce pamuğu bırakıp alternatif ürünlere yönelen çiftçiler, bir dönem Türk filmlerine konu olan beyaz altına geri dönüş yaptı. Pamuk fiyatları son yılların en yüksek seviyesine ulaştı. Aralık 2008de kilogram fiyatı 1,77 lira olan pamuk, 2010 Ağustos ayında rekor kırarak 3,6 TLye ulaştı. Eylül sonuna kadar 4 lirayı bulması bekleniyor. Pamuk fiyatlarındaki rekor artış, çiftçinin de yüzünü güldürüyor. Son yıllarda gerek girdi maliyetlerinin yükselmesi gerekse fiyatının düşük olması sebebiyle pamuktan uzaklaşan üretici, rekor fiyat üzerine tekrar beyaz altına döndü. Çiftçinin mısır, buğday yerine pamuğa yönelmesiyle ekim sahaları da arttı. Çukurova bölgesinde pamuk ekili alanlar yüzde 50 civarında artarak 220 bin dekardan 330 bin dekara çıktı. Antalya bölgesindeki üretim artışı ise yüzde 100ü aştı. Antbirlikin verilerine göre pamuk üretim alanı 22 bin dekardan 55 bin dekara ulaştı. Türkiye genelindeki üretimin ise yüzde 35 civarında artacağı tahmin ediliyor. Pamuk fiyatlarındaki artışın sebebi, Çinin talebinin sürekli artması, dünyanın en büyük pamuk üreticisi Hindistanın iç piyasadaki yüksek fiyatı gerekçe göstererek ihracatı durdurması ve ABDdeki stokların son yılların en düşük seviyesine gerilemesi olarak gösteriliyor. Pakistanda meydana gelen sel felaketinin de, pamuk fiyatlarının son 15 yılın zirvesine çıkmasında etkili olduğu belirtiliyor.
Araştırma kuruluşu Cotlookun son açıkladığı rapora göre, 2010-2011 dünya ham pamuk üretim tahmini 24 milyon 428 bin ton, tüketimi ise 24 milyon 784 bin ton olacak. Türkiyede ise yeni sezonda yaklaşık 500 bin ton pamuk üretimi bekleniyor. TÜİK verilerine göre, Türkiyenin 2002-2007 yılları ortalama lif pamuk üretimi 925 bin ton. Son iki yılın ortalama üretimi ise 655 bin ton seviyesinde gerçekleşti. Türkiye, dünyanın en fazla pamuk üreten ilk 7 ülkesi arasında yer almasına rağmen üretimi ihtiyacın oldukça altında gerçekleşiyor. Üretimin tüketimi karşılayamamasından dolayı her yıl yaklaşık 1 milyar dolar değerinde 700-850 bin ton pamuk ithal ediliyor. Bu durum Türkiyeyi Çinden sonra en fazla pamuk ithal eden ülke konumuna sürüklüyor. Yükselen fiyatlara bağlı üretim artışı sebebiyle 2010-2011 sezonunda pamuk ithalatında azalma bekleniyor. Sektör temsilcilerinin verdiği bilgilere göre, tarlasına mısır ve buğday eken çiftçi yüksek fiyatı görünce tekrar beyaz altına sarıldı. Aktif olmayan üreticiler bile pamuk ekti. Tarlasını yıllarca boş bırakan çiftçi pamuğa yöneldi. Ekim alanları Çukurovada yüzde 50 arttı. Antalyada ise iki katına çıktı. Yeni sezonda Çukurovada 180 bin ton, Antalyada da 45 bin ton kütlü pamuk üretimi bekleniyor.
Pamuk üretimindeki artışı değerlendiren Adana Ticaret Odası Başkanı Muammer Çalışkan, Tespitlere göre Türkiye genelinde 2009da 400 bin tonun üzerinde pamuk üretilmişti. 2010-2011 sezonunda bu miktara yüzde 40 ilave olacak. Yani bu sezon 550 bin ton dolayında üretim bekliyoruz. Adanada, Ceyhan ve Tarsusta da geçen yıl kütlü pamukta 100 bin tona yakın olan üretimin yüzde 50 oranında artmasını bekliyoruz. Hükümet desteği ve çiftçinin çabasıyla pamuk üretiminin artacağına inanıyoruz. diye konuştu. Beyaz altın diye bilinen dönemlerde Çukurovada 1 milyon dönüm pamuk ekimi yapıldığını hatırlatan Çalışkan, 10 yıl öncesinde Türkiyede 900 bin ton lif pamuk üretimi yapılırken geçtiğimiz yıl bu rakamın 400 bin tonun altına düştüğünü açıkladı. Fiyatlar ve devletin desteğinin böyle devam etmesi halinde, pamuğun talep artışıyla eski ihtişamına kavuşacağını ifade eden Çalışkan, Piyasadaki gidişat bu yıl pamuk eken üreticinin kazanacağını gösteriyor. dedi. Çalışkan, yeni sezonda lifli pamuk fiyatının 3,20 TL civarında olmasını beklediklerini kaydetti.
Üretimin tüketimi karşılamaması sebebiyle Türkiye, her yıl pamuğa 1 milyar dolardan fazla para ödüyor. Türkiye, pamuk üretiminde dünyada yedinci, tüketiminde ise dördüncü sırada yer alıyor. Çinden sonra en fazla pamuk ithalatı yapan ülke Türkiye. Antbirlik Genel Müdürü Atila Diniz, Türkiyedeki pamuk üretiminin tekstil sektörünün ihtiyacını karşılayamadığını, bu nedenle her yıl 1 milyar dolar değerinde pamuk ithalatının yapıldığını söyledi. Türkiyenin üretiminin tüketimini karşılayamaması sebebiyle dünyanın en fazla pamuk ithal eden ikinci ülkesi olduğuna dikkat çeken Diniz, Tekstil sektöründe yaşanan genişlemeye paralel olarak, pamuk tüketimindeki artış, iç üretimle karşılanamadığından dolayı ithalat miktarı da arttı. 1990 yılına kadar pamuk ihracatçısı olan Türkiye, pamuk ithalatçısı ülkelerden biri konumuna geldi. Her yıl yaklaşık 850 bin ton pamuk ithalatına karşı | | Samanyolu Haber Son Dakika 21.09.2010 | | | ÇiftçibeyazaltınageridöndüÇiftçi beyaz altına geri döndü |
|
| Ceyhan Ovası'nın bereketli toprakları pamukla süslendi | Samanyolu Haber | 20.09.2010 10:49 |  | | Türkiyenin önemli tarım alanından Çukurova Bölgesi bir zamanların beyaz altını olan pamuk üretimine tekrar dönüş yaptı. Ceyhan Ziraat Odası Başkanı Yavuz Tezcan, Çukurovanın bereketli topraklarının beyaz altınla gelin gibi süslendiğini söyledi.
2009 yılında yaklaşık 50 bin dönüm arazide pamuk üretimi yapıldığını kaydeden Yavuz Tezcan, Bu rakam 2010 yılında yüzde 40 arttı. Ceyhan Ovası pamuk üretiminin artmasıyla beyaz bir gelinlik gibi süslendi. Bugün üretimin artmasından dolayı Ceyhanda 20 tane çırçır ve prese fabrikası faaliyet göstermeye başladı. Bu ilçe için istihdam demektir. Çünkü her fabrikada ortalama 50 işçi çalışıyor. Bu da yaklaşık bin işçiye istihdam sağlamak demektir. dedi.
Pamuk üretiminin artmasının aynı zamanda ülke tekstiline ve ekonomisine büyük ölçüde fayda sağladığını hatırlatan Tezcan, Türkiyenin pamuk ithalatı 1 milyar dolar civarında seyrediyor. Ülkede pamuk üretiminin artmasıyla ödenen para Türkiyede kalacak. Çünkü ülke için de üretim arttığında ithalat rakamları da aşağı seviyeye düşmüş olacak. Pamuk artışında desteklemenin de çok faydası oldu. 2009 yılı destekleme fiyatı kilo başına 42 kuruş olarak belirlendi. Pamuğumuz aynı zamanda 1. sınıf olduğundan fiyatlar da iyi seviyede seyrediyor. Şu an pamuk fiyatlarının piyasada bin 500 ile bin 600 arasında seyretmesi çiftçilerimizi mutlu etmektedir. diye konuştu.
Ziraat Odası Başkanı Yavuz Tezcan, hükümetin havza politikasında bulunan Adana bölgesinde pamuk ekilebilir projesine destek verdiklerini de vurguladı.
PAMUKTA İSTİHDAM DA FAZLA
Ceyhan Girişimci İşadamları Derneği üyesi Şükrü Bozçalar, Çukurovada ekimi yapılan ürünler arasında pamuğun ayrı bir bereketinin olduğunu anlattı.
Bir zamanlar beyaz altın diye adlandırılan pamuğun Adananın ekonomisine en büyük katkıyı sağladığını anlatan Bozçalar, Pamuğun üretiminde diğer tarım ürünlerine göre insan istihdamı çok daha fazla. Çünkü pamuğun ekiminde ilk işlendiği çırçır ve prese fabrikalarına kadar istihdama dayalı bir serüveni var. Pamuğun hiçbir maddesi zayi olmaz. Fabrikada işlendiğinde pamuğundan tıbbi ve tekstilde iplik, çiğitinden yağ ve çiğitin kabuğundan ise hayvan yemi olur. Ayrıca hasattan sonraki pamuk çubuğunu da yakacak olarak kullanılıyor. diye konuştu.
Aynı zamanda çırçır ve prese fabrikası da işlettiklerini anlatan işadamı Şükrü Bozçalar, Bu yıl biz de bin 500 dönüm arazide pamuk üretimi yaptık. Yapılan hasattan dönümüne 450?550 kilo verim elde edildi. Pamuğun piyasalarda satışı bin 500 ile bin 600 TL gidiyor. Bu fiyatlar iyi ama pamuk tek ürün olduğundan fiyatların bu rakamın aşağı düşmemesi gerekir. Ayrıca devlet pamuğu destekleme kapsamına alması da üretimin artmasına sebep oldu. şeklinde konuştu.
Tarım Bakanlığının Çukurova bölgesine ayrı bir statü getirmesi gerektiğini vurgulayan Bozçalar, Ceyhan çiftçisinin bilgi ve beceri açısından çok tecrübeli bir geçmişi var. Bugün Ceyhan ovasına baktığımızda eski usul çiftçilik yapılmadığını görürsünüz. Çiftçiler modern tarım makineleri ve bilimsel çalışmalar sonucu çiftçilik yapmaya başladı. Ve bundan dolayı her tarım ürününde verimler yüksek oluyor. Ben Sudan cumhuriyetinde de tarım yapıyorum. Orada verim Türkiye ile kıyas bile yapılamaz. Geçenlerde mısır ülkesine de bazı incelemelerde bulundum. Bundan dolayı Türkiyenin diğer bölgelerinde bir ürün alınırken, burada 2 ve ya üç ürün alınabiliyor. Dolayısıyla Çukurova bölgesi tarım ürünlerinde Türkiyenin kalbi durumunda. diye konuştu.
DÜNYADA PAMUK STOĞU DÜŞTÜ
Beyaz Altın Firması Çukurova sorumlusu Mihreç Çetin ise, geçen yıl Çukurova bölgesinde 300 bin dekar pamuk üretimi yapılırken, bu yıl bu rakam 500 bin dekarı bulduğunu söyledi.
Çukurova bölgesinde pamuk üretiminin artmasındaki sebeplerden birinin dünyadaki pamuk stoklarının düşmesinin etkili olduğu ifade eden Çetini,Buna bağlı olarak da piyasada pamuk fiyatları yüksek oldu. Devletin de vermiş olduğu desteklemede bu işin hızlanmasını sağlamış oldu. Piyasalarda pamuk fiyatları her geçen gün artış gösteriyor. Hasattan hemen sonra piyasalarda bin 300 liraya satışı yapıldı. Şimdi ise fiyatlar bin 500 ile bin 600 miktarı da kadar çıktı. Böyle giderse Ceyhan ovası beyaz altın denilen pamukla tekrar buluşacak. dedi.
Uralberk Kolektif Şirketi bünyesindeki çırçır ve prese fabrikasının işletmecisi Yener Ural da geçmiş yıllarda dünyada sayılı üretici iken yanlış politikalar sonucunda ithalatçı konumuna geldiklerini söyledi.
Son zamanlarda verilen destek ile Türkiyenin dünyada tekrar sayılı üretici ülkeler arasına girileceğini vurgulayan Ural, Pamuk konusunda iki yıldır destekleme verilmesi üretimi artırdı. Bu politikanın devam etmesi pamuk konusunda dünyada tekrar söz sahibi olmamızı sağlayacak. Pamuk bereketli bir tarım ürünüdür. Çünkü pamuktan hem elyaf sanayisi istifade ediyor, hem de yağ ve hayvan yemi çıkıyor. Bundan dolayı çırçır ve prese fabrikaları tekrar harekete geçmiş oluyor. Bugün bizim fabrikada üretim artığından dolayı 30 kişi istihdam olmuş durumda. Ayrı | | Samanyolu Haber Son Dakika 20.09.2010 | | | CeyhanOvasınınbereketlitopraklarıpamuklasüslendiCeyhan Ovasının bereketli toprakları pamukla süslendi |
|
| Uluslararası piyasalarda geçen hafta | Samanyolu Haber | 18.07.2009 13:34 |  | | Uluslararası piyasalarda, ABD doları, Japon Yeni dışındaki önemli para birimleri karşısında değer kaybederken, altın fiyatları yükseldi. Dünya Borsaları, son bir ayın en yüksek düzeyinde seyir ediyor.
ABDdeki finans kuruluşlarının toparlanmaya başlamasıyla, Asyadan, Avrupaya bütün borsalar son günlerde değer kazandılar.
Küresel Menkul Kıymet Borsaları Endeksi olan MSCI, bu hafta içinde yüzde 6,5 oranında yükseldi.
ABD Hazine Bakanı Timothy Geithner, ABD mali sistemindeki güven ve istikrar işaretlerinde devamlılık görüldüğünü söyledi.
Geithner, Fransa Maliye Bakanı Christine Lagarde ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, kredi piyasalarının toparlanmaya başladığını, bu konuda çok önemli işaretler aldıklarını söyledi.
Geithner, kredi piyasalarına yavaş yavaş hayat gelmeye başladığını belirtti.
ABD Maliye Bakanı, Fransada, Başbakan Francois Fillon ile ekonomik teşvik planını da ele aldı.
ABDde sanayi üretimi, Haziran ayında beklentilerin altında yüzde 0,4 oranında daraldı.
ABD Merkez Bankası tarafından yapılan açıklamaya göre ekonomistler, ABDde sanayi üretiminin geçen ay yüzde 0,6 oranında daralmasını öngörüyorlardı.
Haziran ayında sanayi üretiminde daha büyük daralma görülmemesi, ekonomik durgunluğun azaldığına yönelik bir işaret olarak gösterildi.
ABDnin önde gelen bankalarından Citigroup, 2009 yılının ikinci çeyreğinde 4,3 milyar dolar kar elde etti.
ABDde Haziran ayında tüketici (TÜFE) fiyatları öngörülenin üzerinde yüzde 0,7 oranında arttı.
ABD Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre, ABDde benzin fiyatlarına yapılan büyük ölçekli zam, Haziran ayında, TÜFEye göre enflasyonun son 11 ayın en yüksek rakamına çıkmasına neden oldu.
Ekonomistler, ABDde Haziran ayında enflasyonun yüzde 0,6 oranında artmasını öngörüyorlardı.
ABDde Haziran ayında yüzde 0,7 olan fiyat artışının geçici bir yükseliş olması nedeniyle enflasyon için bir sorun teşkil etmeyeceği ifade ediliyor.
ABDde Haziran ayında yeni konut inşaatlarında öngörülmedik bir artış yaşanarak son 7 ayın en yüksek seviyesi olan 582 bin oldu.
ABD Ticaret Bakanlığının verilerine göre, ABDde Haziran ayında bir önceki aya göre, yeni ev ve apartman inşaatı yüzde 3,6 oranında artarak 562 binden 582 bine çıktı.
ABDde yeni konut inşaat sayısı Nisan ayında rekor bir düşüşle 479 bine geriledikten sonra Mayıs ayında yeniden artışa geçti. Ekonomistler, Haziran ayı için yeni konut inşaat sayısını 530 bin olarak öngörmüşlerdi.
Aynı dönemde, konut inşaat ruhsat sayısı yüzde 8,7 artarak 563 bin olarak belirlendi. Ekonomistler konut inşaat ruhsatları sayısını 520 bin olarak tahmin etmişlerdi.
ABD Dolarının uluslararası döviz borsalarında önemli para birimleri karşısında, Pazartesi günü kapanış ve Cuma günü değerleri şöyle oldu:
PARA BİRİMİ PAZARTESİ CUMA
----------- --------- ---------
Japon Yeni 92,11 93,77
İsviçre Frangı 1,0840 1,0769
Kanada Doları 1,1635 1,1171
Londra döviz piyasasında pazartesi günü 1,3958 dolardan kapanan avro, cuma kapanışta 1,4106 dolara yükseldi. Aynı borsada haftaya 1,6037 dolardan giren İngiliz Sterlini ise cuma kapanışta 1,6311 dolara çıktı.
-ALTIN FİYATLARI ARTTI-
Altın fiyatları, doların bazı para birimleri karşısındaki değer kaybı nedeniyle yükseldi.
Londra borsasında, altının ons fiyatı hafta içinde pazartesi günü 908,50 dolar iken, cuma günü 934,50 dolardan kapandı.
-BORSALAR YÜKSELDİ-
New York Menkul Kıymetler Borsasındaki endeksler haftayı yükselişle kapattılar.
Dow Jones Endeksi, ortalama yüzde 7,3 oranında değer kazanarak, 8.734,94 puandan haftayı tamamladı.
Teknoloji endeksi Nasdaq Bileşik Endeksi yüzde 7,4 ve Standard and Poors 500 endeksi de yüzde 7 oranlarında değer artışıyla haftayı kapattılar.
Tokyo Borsasında, Nikkei Endeksi geçen hafta, 108,04 puan değer kazanarak, 9.395,32 puandan kapandı.
Londra Menkul Kıymetler Borsasında FTSE-100 endeksi de 261,58 puan değer kazanarak, 4.388,75 puandan haftayı kapattı.
-PETROL FİYATLARI YÜKSELDİ-
Uluslararası ham petrol fiyatları, artan ekonomik canlanma işaretlerinin ardından toparlandı.
ABD Ham Petrolünün Ağustos ayı varil teslim fiyatı 63,56 dolardan işlem görürken, Brent türü Kuzey Denizi ham petrolünün varil fiyatı da 65,38 dolara çıktı. | | Samanyolu Haber Son Dakika 18.07.2009 | | | UluslararasıpiyasalardageçenhaftaUluslararası piyasalarda geçen hafta |
|
| altındaki servet ! | Samanyolu Haber | 13.07.2009 14:58 |  | | Yeraltındaki saklı kalan zengilliklerimiz her gün açığa çıkıyor. İşte son olarak Türkiyeyi ekononi yönden yükleselişe geçirecek yeraltındaki altın potansiyeli... Türkiyenin yaklaşık 6 bin 500 ton olan ve parasal karşılığı 200 milyar dolar civarındaki altın potansiyelinin, işlenmesi durumunda ekonomiye kazandıracağı katma değerin 1 trilyon dolar civarında olacağı bildirildi.
Altın Madencileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Akdur, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiyenin enerji, hammadde ve ara mal ithalatına her yıl 50 milyar dolardan fazla bedel ödediğini, kullanılan doğalgazın yüzde 97sinin, petrolün yüzde 93ünün, kömürün yüzde 20sinin, altının yüzde 95inin, bakır ve alüminyumun ise yüzde 80inin ithal edildiğini söyledi.
Türkiyenin enerji ve maden tüketimi açısından her geçen yıl dışa bağımlılığının arttığını belirten Akdur, İhtiyacımız olan maden ve minerallerin sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda yerli kaynaklardan temini mümkün olmasına rağmen, Türkiye kendi potansiyelini yeterince değerlendirememektedir. Türkiye yer altı kaynaklarını değerlendirmek zorundadır. Ülke olarak ihtiyacımız olan malların çoğunu ithal ediyoruz. Halbuki bunlar ülkemizde var. Aslında hiçbirini ithal etmek zorunda değiliz dedi.
Akdur, Türkiyenin maden zenginliklerinin keşfedilmeyi beklediğini ifade ederek, şöyle devam etti:
Avrupada bin 500 metre derinlikten, Güney Afrikada 3 bin 600 metreden madenler çıkarılırken, Türkiyede henüz ortalama 120 metrede madencilik yapılmaktadır. Ülkemizde madencilik daha, ortalama 35 kilometre kalınlığındaki yer kabuğumuzun ilk 120 metresinde yürütülmektedir. Türkiyede petrol, doğalgaz, altın, bakır, demir, kömür var mı, yok mu? Bu soruya doğru cevap verebilmemiz için yer altı zenginliklerimizi keşfedebilmek amacıyla bugüne kadar kaç metre sondaj yaptığımıza veya risk sermayesi harcadığımıza bakıp, bu rakamların gelişmiş ülkelerle bir mukayesesini yapmamız gerekmektedir.
Türkiyenin sanayileşmesini sağlayacak maden üretiminde çok gerilerde olduğunu vurgulayan Akdur, 402 milyon ton toplam maden üretimimizin 238 milyon tonu yani yüzde 60ı taş ocağı kapsamındaki kalker, kum, çakıl, tras, marn, kil gibi inşaat sektörünün kullandığı maden üretimidir. Taş ocağı kapsamındaki üretim ayrı değerlendirildiğinde Türkiyede yılda yaklaşık 164 milyon ton maden üretimi yapılmaktadır. Türkiyenin metalik maden üretimi sadece 16 milyon ton. Bu kadar az üretimle gelişmiş ülkelerle aramızdaki farkı kapatmamız söz konusu olamaz diye konuştu.
Akdur, Türkiyenin linyit rezervinin 14 milyar ton olmasına rağmen, yıllık kömür üretiminin sadece 70 milyon ton olduğuna dikkati çekerek, 70 milyonluk Türkiyenin linyit üretimi 12 milyon nüfusa sahip Yunanistan kadardır. Sanayileşmenin temelinde hep madencilik üretimindeki gelişme olmuştur. Kanadada yılda 14 milyon metre, Avustralyada ise yılda 6,5 milyon metre maden sondajı yapılmaktadır. Türkiyede ise 85 yılda yapılan maden sondajı 20 milyon metreyi, ancak bulmaktadır. Bir başka ifadeyle bizim 85 yılda yaptığımız maden sondajı Kanadada 1,5 yılda yapılmaktadır. Madenciliği geliştirmek için arama faaliyetlerini desteklemek, teşvik etmek gerekmektedir dedi.
Ümit Akdur, Türkiyede altın arama çalışmalarına yeterli kaynak bulunamadığını, dünyada altın madeni aramaları için yılda 5 milyar dolar risk sermayesi harcandığını belirtti.
Türkiyede altın madeni aramalarına harcanan risk sermayesinin yılda 30 milyon dolar civarında olduğunu ifade eden Akdur, şunları söyledi:
Dünyada metal madenlerini keşfetmek için harcanan risk sermayesinin sadece binde 6sı Türkiyede harcanmaktadır. Türkiyenin altın potansiyeli 6 bin 500 tondur. Kısa sürede bu potansiyelin 700 tonu rezerv oldu, yani yeri belli, üretime her an hazır hale getirildi. Geri kalanının yerini, arama çalışmalarına ağırlık vererek belirleyeceğiz. Aramalar devam ettikçe bu rakam artacaktır. Potansiyel çok büyük. Potansiyele bir de harcanan paraya bakınca devede kulak misali kalıyor, işte tamda sorunumuz bu. Ülkemizin parasal karşılığı 200 milyar dolar civarındaki altın potansiyelinin, işlenmesi durumunda ekonomiye kazandıracağı katma değer 1 trilyon dolar civarındadır.
Akdur, aramalara paralel olarak altın rezervinde artış yaşandığını vurgulayarak, Rezerv 1990 yılında 16 ton iken 2000de 340 tona, 2008 yılında ise 700 tona ulaşmıştır. Türkiyenin 2000 yılında altın üretimi yokken 2001 yılında bu rakam 1.4 tona, 2008 yılında 11 tona ulaştı. 2009 yılı sonu için öngörümüz 16 tondur. 2011de planlanan madenlerin üretime geçmesiyle altın üretimi 38 tona çıkacaktır diye konuştu.
Çin, Avustralya, Güney Afrika, Rusya, ABD ve Kanadanın, dünya altın üretimindeki payının yüzde 54 olduğunu anlatan Akdur, Altın tüketiminde ise Hindistan, Çin | | Samanyolu Haber Son Dakika 13.07.2009 | | | altındakiservetaltındaki servet |
|
|
| |