Habergec.Com Aranan Kelimeler:aralarında bir bağlantı yok Değerlendirme: 10 / 10 355252
habergec.com
25.05.2012 Cuma
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler

:: Gruplar
 

aralarında bir bağlantı yok

Ergenekon davasında 100'üncü duruşma
Samanyolu Haber
14.02.2011
11:33


Ergenekon soruşturması kapsamında hazırlanan 2nci iddianameye ilişkin 20 Temmuz 2009 tarihinde görülmeye başlanan Ergenekon davasının 100üncü duruşması bugün görülmeye başlandı. Aynı soruşturma kapsamında açılan 3üncü iddianameye ilişkin dava dosyası da aralarında fiili ve hukuki irtibat bulunması nedeniyle 2nci iddianameye ilişkin dava ile 7 Eylül 2009 tarihinde birleştirilerek birlikte görülmeye başlanmıştı. Yargılama sürecinde tahliye olan sanıklar, Engin Aydının 4 Şubat 2011 tarihinde ölmesi ve Yusuf Erikel dava dosyasının birleştirilmesi sonucu davada 29u tutuklu toplam 117 sanığın yargılanmasına devam ediliyor. İstanbul 13üncü Ağır Ceza Mahkemesinde görülen Ergenekon davasına tutuklu sanıklardan eski Başkent Üniversitesi Hastanesi Rektörü Mehmet Haberal, eski İnönü Üniversitesi Rektörü Fatih Hilmioğlu, Levent Ersöz, İbrahim Özcan, Servet Kaynak, Levent Göktaş, Hasan Atilla Uğur, Oğuz Bulut ile son birleştirilen davanın tutuklu sanığı Yusuf Erikel katılmadı. Tuncay Özcan, Mustafa Balbay ve İbrahim Şahinin de aralarında bulunduğu 19 tutuklu sanık ile tutuksuz sanıklardan emekli Orgeneral Hurşit Tolon, Noyan Çalıkuşu, Tanju Güvendiren, Emin Şirin, Murat Ağırel ve Muhterem Bağcı duruşmada hazır bulundu. Mahkeme Başkanı Köksal Şengünün, birleştirilen dava dosyası ile ilgili açıklama yaptığı sırada tutuklu sanıklardan gazeteci Mustafa Balbay, sadece 2 dakika konuşmak için söz istedi. Mahkeme Başkanı Köksal Şengünün izni ile konuşmaya başlayan Balbay, aynı davanın sanıklarından Engin Aydının, Ocak 2009 tarihinde tutuklandığını, 11 gün sonra serbest bırakıldığını, ardından da yakalandığı karaciğer kanseri nedeniyle 4 Şubat 2011 tarihinde öldüğünü söyledi. Ergenekon soruşturmalarına kadar solunum yetmezliğinin insanların en büyük sağlık sorunu olduğunu belirten Balbay, Günümüzde en büyük sağlık sorunu hukuk yetmezliği haline dönüşmüştür. Engin Aydın örneğinde olduğu gibi insanları, verdiğiniz kararla kanser edebilirsiniz. Bir hukukçuya terörist derseniz sonucu işte böyle olur. Tutuksuz yargılanmak esastır derken günümüzde hukuksuz yargılanmak usul haline gelmiştir. diye konuştu. Arif Doğanın Adam öldürdüm dediğini hatırlatan Balbay, Doğan delil çokluğundan tutuksuz yargılanırken biz delil yokluğundan tutuklu yargılanıyoruz. dedi. Balbay, Lütfen Türkiyeyi açık hava hapishanesine çevirmeyin. Biz içeride yanımıza ilk geleceklerin listesini yaptık ve listenin başında Soner Yalçın vardı. Bu sabah onun evinde de arama yapıldığını duyduk. Listenin geri kalan isimlerini söylemek istemiyorum. Mustafa Balbay söyledi demesinler sonra. dedi. Çok önemli bir seçim süreci yaşandığını belirten Balbay, Başbakan her konuşmasında bizi işaret ediyor. Bizi siyasi iktidarın malzemesi haline getirmeyiniz. diye konuştu. Sanık Balbayın ardından Yeni Parti Genel Başkanı Tuncay Özkan da konuşmak için söz istedi. Mustafa Balbayın sadece 2 dakika konuşacağını söylemesine rağmen uzun konuşması üzerine Başkan Şengün, Duruşmaya başlıyoruz. Size söz veremiyorum. dedi. Özkanın Başkanımdan söz istiyorum. diye ısrar edince Başkan Şengün Başkanınız söz vermiyor. cevabını verdi. Özkanın Tebrik ediyorum sizi ve uygulamanızı sözlerine Başkan Şengün, Sizin tebriğinize ihtiyacımız yok. tepkisini gösterdi. Mahkeme Başkanı Şengün, bu tartışmanın ardından sanıkları arasında avukat Yusuf Erikelin de aralarında bulunduğu 8 sanıklı dava dosyasının, bu dava dosyası ile birleştirilmesine karar verildiğini ve aynı dosya üzerinden işlem yapılacağını açıkladı. Bu açıklamanın ardından sanık Özkan, Birleştirme kararına itiraz ediyorum. Buna da hakkım yok mu? sözleri üzerine Başkan Şengün Çıkarın dışarı lütfen. diyerek görevlileri çağırdı. Bunun üzerine avukatı Celal Ülgen, olaya müdahale etmek ve yatıştırmak için Tuncay Özkanın yanına gelip Özkanı alnından öptü. Özkan bu sırada, Ne güzel bir uygulama. Mahkemenize çok yakıştı. diye tepki gösterdi. Bunun üzerine Başkan Şengün, Yakışmıyor size. Düzeni bozuyorsunuz. Mahkeme başka tedbirler almak zorunda kalacak. diye uyarıda bulundu. Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, savunmasını yapması için tutuklu sanık eski Yarbay Mustafa Dönmezi sanık kürsüsüne çağırdı. Tutukluluğunun 25inci ayında savunma sırasının kendisine geldiğini belirten Dönmez, insanların kandilini ve sevgililer gününü kutladığını ve dava sürecinde ölen sanık Engin Aydına rahmet, ailesine de taziye dilediğini söyleyerek sözlerine başladı. Bir kişinin birden çok suçtan yargılanıyorsa hakkında bağlantı olduğunun değerlendirileceğini belirten Dönmez, aynı fiilden birden fazla yargılamanın yapılamayacağını söyledi. Bu mahkemede suçlandığı konularla ilgili olarak askeri mahkemede de yargılandığını hatırlatan Dönmez, bu mahkemede kendisi hakkındaki dosyanın, askeri mahkemeye gönderilmesini istedi. Ergenekon soruşturması kapsamında oluşturulan 2nci iddianameye ilişkin 52 sanıklı dava, 20 Temmuz 2009 tarihinde görülmeye başlanmıştı. Aynı soruşturma kapsamında oluşturulan 3üncü iddianamey
Samanyolu Haber
Son Dakika
14.02.2011
Ergenekondavasında100üncüduruşmaErgenekon davasında 100üncü duruşma
İşte en iyi 15 iPhone uygulaması
Samanyolu Haber
18.12.2010
16:04
Dokunmatik ekran teknolojisinin sınırlarını zorlayan iPhone, bu yıl da en çok ilgi çeken mobil aletlerden biri oldu.

Bunda iPhone için özel olarak üretilen çok çeşitli uygulamaların büyük katkısı var. App Storedaki iPhone uygulama sayısı artık 300 bini aştı. Peki bu uygulamalar pratik hayatta ne kadar işimize yarıyor? İşte 2010 yılında Türkiyedeki kullanıcıların hayatını kolaylaştıran en iyi 15 iPhone uygulaması, üstelik hepsi ücretsiz. Find My iPhone yardımıyla iPhone, iPod Touch veya iPadinizin yerini anında tespit edebilirsiniz. Dilerseniz ekrana sesli bir mesaj gönderip telefonun çalınmış veya kayıp olduğunu belirtebilir ya da telefonunuzdaki bilgilerin tümünü başkaları erişmesin diye silebilirsiniz. Find My iPhone uygulaması iPhone 4, iPad ve iOS 4.2 yüklenmiş 4. nesil iPod Touch cihazlarda çalışmaktadır. Turkcellin hazırladığı bu uygulama yardımıyla havaalanı ve sefer numarasına göre uçuş takibi yapabilir, gideceğiniz şehrin bir kaç günlük hava durumunu öğrenebilir, İDO seferlerini sorgulayabilir, THY, Sun Express ve Anadolu Jet uçuşları için online check-in yapabilirsiniz. Döviz kuru ve mil puan sorgulama özellikleri de olan bu uygulama yardımıyla Turkcell müşterisi iseniz otobüs ve uçak bileti de alabilirsiniz. Turkcell Pusula uygulaması ile size en yakın nöbetçi eczane, hastane, polis, banka, restoran, giyim, sinema ve eğlence noktalarının konumlarını bulabilir ve bulunduğunuz noktayı arkadaşınız ile paylaşabilirsiniz. Zenginleştirilmiş gerçeklik (Augmented Reality) özelliğine de sahip olan Turkcell Pusula uygulamasından, EDGE/3G üzerinden sadece Turkcell kullanıcıları Wi-Fi internet bağlantısı üzerinden ise tüm iPhone kullanıcıları yararlanabiliyor. TRAFİK İstanbul Büyükşehir Belediyesinin bu uygulaması ile İstanbulun yol durumunu kontrol edebilir ve anlık kamera görüntülerine ulaşabilirsiniz. Bu uygulama yardımıyla ayrıca İstanbuldaki petrol istasyonlarını, İSPARK noktalarını, İDO hatlarını ve yollardaki hız sensörlerini de görebilirsiniz. İstanbul Deniz Otobüsleri AŞnin resmi uygulaması İDO Mobil ile şehir içi ve şehir dışı tüm deniz ulaşımınızı organize edebilirsiniz. Bu uygulama yardımıyla deniz otobüsü tarifelerine ulaşabilir, bilet satın alabilir ve iptal edilen seferleri görüntüleyebilirsiniz. Taksimetre uygulaması ile Türkiyenin birçok yerinde bulunduğunuz konuma göre en yakın taksi durağını arayabilir, en kısa seyahat güzergahını belirleyebilir ve taksi seyahat tutarınızı önceden hesaplayabilirsiniz. Hava Durumu uygulamasıyla Türkiyenin 81 il ve 400den fazla ilçesi için günlük ve haftalık hava durumlarına ulaşabilirsiniz. Bu uygulama yardımıyla Googleda sesli komutla arama yapabilirsiniz. Konumunuza göre de arama yapabileceğiniz bu uygulama yardımıyla Googleın Gmail, Takvim, dökümanlar, Buzz, Reader, Foto, Çevirmen, Harita ve YouTube servislerine de ulaşabilirsiniz. Mutfak önlüğü her gün ne pişireyim diye düşünenler için oldukça pratik bir uygulama. Günün menüsü olarak 5 yemek tarifinin verildiği uygulamada dilerseniz telefonunuzu sallayıp farklı tarifler de görebilirsiniz. Uygulamada ayrıca mutfak ile ilgili çeşitli püf noktaları da veriliyor. Sinema severler için vazgeçilmez bir uygulama haline gelen Sinema Kurdu ile en yakın sinemaların haritadaki yerlerine, film seanslarına, filmlerin detaylı bilgilerine, fragmanlarına ve filmler hakkındaki son haberlere ulaşabilirsiniz. Tango ile 3G veya Wi-Fi internet bağlantısı üzerinden ücretsiz sesli ve görüntülü konuşma yapabilirsiniz. Uygulama 3GS ve iPhone 4 telefonlarda kullanılabiliyor. Bu yılın bir diğer ilgi çeken uygulaması ise HeyWire. Bu uygulama ile aralarında Türkiye de dahil olmak üzere 114ten fazla ülkeye ücretsiz ve sınırsız SMS gönderip alabilirsiniz. Kullanıcılarına özel bir telefon numarası veren HeyWire uygulaması ile Facebook Chat ve Google Gtalk servislerini de kullanabilirsiniz. Uygulamanın bir diğer güzel yanı da internet erişimi olan PC, Mac, iPod Touch ve iPad gibi farklı platformlarda da kullanılabilmesi. Android ve Blackberry versiyonları ise yakında. Oldukça güzel bir ara yüzüne sahip olan iRadyo uygulaması ile Türkiyedeki birçok radyo kanalını dinleyebilirsiniz. Ses kalitesi oldukça iyi. Ücretli olan versiyonu iRadyo Proya ise otomatik zaman ayarlı kapanma, favori radyo kanalları seçme, dinlediğiniz radyo kanalına mesaj atma gibi başka özellikler de eklenmiş. Facebook, MSN, Yahoo, Gtalk, ICQ, AIM ve MySpace chat hesaplarınız var ve bunları ayrı ayrı kullanmakta zorlanıyor musunuz? Öyleyse eBuddy uygulaması tam size göre. Bu uygulama yardımıyla chat hesaplarınızı tek bir yerden kontrol edebilir ve arkadaşlarınızla iletişim halinde olabilirsiniz. eBuddy uygulamasını dilerseniz diğer platformlarda da kullanabilirsiniz. VIBER 3G veya Wi-Fi bağlantı üzerinden bedava telefon konuşması yapabileceğiniz Viber bu yılın en çok dikkat çekici uygulamalarından birisi oldu. Bu uygulama sayesinde telefon konuşması yapmak için artık telefon hattına bile ihtiyacınız yok, sadec
Samanyolu Haber
Son Dakika
18.12.2010
İşteeniyi15iPhoneuygulamasıİşte en iyi 15 iPhone uygulaması
Eczaneler, 'Medula'dan endişe ediyor
Samanyolu Haber
23.10.2010
20:44
Günlerdir eczanlerde sıkıntı yaşatan Medula bilgisayar programındaki sorun, hafta sonunda yaşanan sakinlik nedeniyle çözüldü.Eczacılar sorunun gelecek Pazartesi tekrarlama ihtimalinden endişe duyuyor.

Hafta başından bu yana hastalara ilaç dağıtımında eczacılar tarafından kullanılan Medula isimli bilgisayar programında yaşanan problem nedeniyle birçok hastaya ilaç verilememişti. İlaçların verilememesi nedeniyle eczacılar ve hastalar mağdur olmuştu. Bugün hafta sonu olması nedeniyle sistemde geçici bir rahatlama yaşandı. Hasta sayısının az olduğu Cumartesi günü eczacılar, önceki günlere nazaran daha rahat çalıştılar. Hastalara ilaç verme konusunda herhangi bir problem yaşanmadı. Hafta içi hastalara ilaç vermede büyük sıkıntı yaşadıklarını belirten eczacı İsmail Soylu, Bugün hafta sonu olduğu için bir yoğunluk yok. Ancak, hafta başında neler olacağını bilmiyoruz. Sistemin çalışıp çalışmadığı hafta başında belli olacak. Bugün hafta sonu olduğu için vatandaşlar eczaneye gelmedi ve sistem düzgün çalıştı. dedi. Hastalara ilaç verilirken iki programdan yararlandıklarını anlatan Soylu, Birincisi ilaç takip sistemi, ikincisi ise reçete kayıt programı. Hafta içi gün boyunca bir program çalışırken diğeri çalışıyor. Diğeri çalışırken ötekisi çalışmıyordu. Biz vatandaşı mağdur etmemeye çalıştık. Ama aralarında mağdur olanlar vardı. ifadelerini kullandı. Sistemde 4 gündür ciddi bir şekilde sorun yaşandığını ancak her gün birkaç saatliğine de olsa sorunun tekrarlandığına dikkat çeken eczacı Serdar Aktaş, Bilgisayar programındaki arıza sadece bu hafta ile alakalı değil. Devamlı kopmalar oluyor. Hemen hemen hemen her gün bağlantı olmuyor ve hastalar ilaçlarını alamıyor. Ancak bu hafta devamlı sistemde problem yaşandı. Bu hafta bir gün içerisinde verdiğimiz ilaç sayısı 6-7yi geçmedi. diye konuştu.
Samanyolu Haber
Son Dakika
23.10.2010
EczanelerMeduladanendişeediyorEczaneler Meduladan endişe ediyor
Veli Küçük'e sinyal cevabı
Samanyolu Haber
19.10.2010
13:52
Birinci Ergenekon davasının 161. duruşmasında Ataşehirdeki ev tartışması yaşandı.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesinde oluşturulan salonda yapılan duruşmaya emekli tuğgeneral Veli Küçük, Alparslan Arslan ve Osman Yıldırımın da aralarında bulunduğu 20 tutuklu sanık katıldı. Tutuksuz yargılanan Güler Kömürcü Öztürk ile Abdülmuttalip Tonçer de duruşmada hazır bulundu. Tutuklu sanıklar Ergün Poyraz ve Hayrettin Ertekin duruşmaya gelmedi. Duruşmada söz alan tutuklu sanık Mehmet Zekeriya Öztürk, Osman Yıldırıma yaptırılan Ataşehirdeki eve ilişkin keşfin kendilerine bildirilmediğini, avukatların bile keşfe çağrılmadığını söyledi. Mahkemeye gelen yazıda da Alparslan Arslanın kız kardeşi Elif Arslanın kullandığı telefonun irtibatlı olduğu numaralar arasında kendi adının da geçtiğini ifade eden Öztürk, bu raporun sahte olduğunu belirtti. Tutuklu sanık Muzaffer Tekin de Elif Arslanın kullandığı telefonun irtibatlı olduğu 350 numaranın belirtildiğini, yazıda kendisi ve Oktay Yıldırımın da aralarında bulunduğu 9 kişinin adının geçti ğini gördüğünü kaydetti. Tekin, kendileriyle ilgili suç yaratılmaya çalışıldığını ileri sürdü. Tutuklu sanık Veli Küçükün avukatı Zeynep Küçük de mahkemenin Osman Yıldırımın söz ettiği 2 evle ilgili keşif kararını Silivrideki mahkemede nöbet tutarak öğrendiğini ifade ederek, Buraya yolu düşen, kendi şartlarını zorlayarak gelenler ara kararlardan haberdar oluyor. Mahkemenin evle ilgili tespit kararını biz olmadan alabileceğini düşündüm. Bu tespite katılabilmem için uyanık olmam gerekiyordu. Mahkeme kalemi, telefonla arayarak keşif gününü bildirdi. Emin olamadığım için elden bu kararı aldım. Keşfe katılmak için dilekçeyle başvurdum dedi. Keşif günü 5 avukatla gittiklerini, kendisinin önce arabaya alınmadığını, itirazı üzerine araçta yer açıldığını belirten Küçük, Yıldırımın arabayla evin keşfini yapamadığını kaydetti. Keşfin ardından savcı Nihat Taşkının Evin Recep Özkana ait olduğunu tespit ettik. Getirelim Osman Yıldırım gösterme yapsın dediğini, itiraz etmesi ü zerine bunun kabul edilmediğini belirten Küçük, Ataşehirdeki ev yok. Osman Yıldırım o eve gitmedi, evi bulamadı. Bulunmamış, tespiti yapılmamış evin komşuları dinlenmez. Bu dosya ile Danıştay sanıkları arasında bağlantı yok. Artık zorlamayın. Alakasız tanıklar önümüze gelmesin diye konuştu. Küçük, mahkeme heyetinin Ataşehirdeki evin komşularını dinleme kararından vazgeçmesini istedi. Osman Yıldırım da hatırladığı yere kadar kendisinin götüreceği, hatırlamadığı noktalardan itibaren telefon sinyallerine göre gidileceği düşüncesiyle mahkemeye dilekçe vererek Ataşehirdeki 2 evin keşfinin yapılmasını talep ettiğini söyledi. Avukat Küçükün Öyle bir ev yoktur sözlerinin doğru olmadığını belirten Yıldırım, Zeynep Küçük, Osman Yıldırım antisosyal, kişilik bozukluğu var, yalan konuşuyor diyerek bana hakaret etmektedir. İkinci sitenin ortaya çıkmasından dolayı rahatsız olmaktadırlar. İkinci bir site vardır. Bu sitenin olduğu, telefon sinyallerinden mevcuttur. Migrosun önünden Alparslan Arslana telefon açtım. Bir arkadaşı beni alıp siteye götürdü. Telefon sinyalleri ortada. Telefonun sinyal verdiği noktaya kadar götürsünler, her iki siteyi, daireleri göstereyim. Yalan konuşacak durumda değilim dedi. Duruşma, tanık Burhan Gürün dinlenmesiyle devam ediyor.
Samanyolu Haber
Son Dakika
19.10.2010
VeliKüçükesinyalcevabıVeli Küçüke sinyal cevabı
Aralarında bir bağlantı yok!
Sabah
24.02.2010
09:53
* Ben, 24 yaşında bir kızım. Adet dönemlerimde şiddetli ağrılarım oluyor. Büyüklerimiz evlenince geçer diyorlar. Adet sancısı evlenince geçer mi? M.F./İzmir Adet sancısı için evlenince geçer denildiğini... Devamı için tıklayınız
Sabah
Ek
24.02.2010
AralarındabirbağlantıyokAralarında bir bağlantı yok
Aralarında bir bağlantı yok!
Sabah
24.02.2010
09:51
* Ben, 24 yaşında bir kızım. Adet dönemlerimde şiddetli ağrılarım oluyor. Büyüklerimiz evlenince geçer diyorlar. Adet sancısı evlenince geçer mi? M.F./İzmir Adet sancısı için evlenince geçer denildiğini... Devamı için tıklayınız
Sabah
Sağlık
24.02.2010
AralarındabirbağlantıyokAralarında bir bağlantı yok
Faili meçhul davasında fotoğraf şoku!
Samanyolu Haber
09.01.2010
00:52
Albay Cemal Temizözün de aralarında bulunduğu 7 sanıklı faili meçhul cinayet davasında mahkemeye beyaz toros fotoğrafı sunuldu.

Kayseri İl Jandarma Alay Komutanı Albay Cemal Temizöz ile eski Cizre Belediye Başkanı Korucubaşı Kamil Atağın aralarında bulunduğu 7 sanıklı faili meçhul cinayet davasına devam edildi. Sanık Adem Yakin ifadesinde; Ben efsanevi bir adamım. Beni genç Osman diye yetiştirdiler. Terör makinesi haline getirdiler. Ajanlıkla suçlanan bir çobanın kafasını kıl testere ile kestim. Silahlı çatışmalarda öldürdüğüm insanların kulaklarını kesip, kaynatıp ardından tuzlayıp tesbih yaptım. Köy köy dolaştırdım. Bu yaptıklarımın haddi hesabı yoktur. Ben bunları inandığım değerler uğruna yaptım. dedi. Duruşmada mağdur ifadelerinden sonra mahkeme heyeti dosyaya eklenen belgeleri taraflara ibraz etti. Cizredeki kazıda ortaya çıkan kemiklerle ilgili Adli Tıp Kurumuna gelen yazıda kemiklerin hayvana ait olduğunun belirlendiğini aktardı. Telefon görüşmeleriyle ilgili bazı sanıkların numaralarının bulunmaması nedeniyle mahkeme heyeti sanıklardan numaralarını alarak, dökümlerinin dosyaya eklenmesi için müzakere yazılacağını kararlaştırdı. Mağdur avukatlarından Tahir Elçi, Tanıkların büyük bir bölümü dinlendi, ancak dinlenmemiş tanıklar varsa onların da dinlenmesi gerekir. Ardından olayları birebir gören bazı tanıkların, Mehmet Nuri Binzet ve gizli tanıkların dilenmesi gerekirdi. dedi. Sanık avukatlarının mağdurların çelişkili ifadeler verdiği iddialarının gerçeği yansıtmadığını dile getiren Elçi, şöyle devam etti: İfadeler uyumlu, dosyadaki belgelerle de yüzde yüz tutarlıdır. 1990lı yıllarda birçok merkezde jandarma ile bağlantılı sivil bazı kişiler, sivil araçlarla İlçe Jandarma Komutanlığına giriş çıkış yapıyorlar. Bunları herkes biliyor. Bunları JİTEM diye adlandırılıyor. Bu ekip gözaltına alınma, kayıp ve faili meçhullerden sorumludur. Bu nedenle sanıkların ifadelerine inanmıyoruz. Cemal Temizöz önemli bir kamu görevlisidir. 1993 yılında bütün adli işleri yapan görevlilerinin isimlerini bilmiyor. Ya da o kadar gizlidir. Selim Hoca, Cebbar, Ramazan ve Tuna kimdir. Bize bunların kim olduğunu söylesin. Neden bunların adlarını mahkemeye sunmuyor. Aralarında Abdulhakim Güven, Adem Yakin ve Hıdır Altuğun da bulunduğu grup, terörle mücadele kapsamında bir ekiptir. Bu yapının benzeri Silopi ve Diyarbakırda aralarında bağlantı olacak şekilde var. Av. Elçi, Cizre İlçe Jandarma Komutanlığının bahçesinde beyazlı renkli bir Toros marka bir otomobilin zırhlı araçla birlikte çekilmiş fotoğrafının göstererek, Cemal Temizöz bize bunu açıklasın. Nedir bu. Yoksa savunmaları bize inandırıcı gelmeyecek. diyerek fotoğrafı dava dosyasına konulmak üzere mahkeme heyetine sundu. Cizrede 1993-1995 yılları arasında birçok insanın öldürülüp, gelişi güzel etrafa atıldığını anlatan Elçi, Sonra bulunarak, kimliği belirsiz bir şekilde gömülüyor. Neden öldürülüyor. Bu yapı sadece dehşet, korku saçmak için de cinayetler işlemiş. Her aileden birini öldürüp, herkesin hedeflerinde olduğunu göstermeye çalışmış. Bu insanların çok büyük bir bölümü PKK örgütüne yardım ve yataklık ettikleri düşüncesiyle öldürüldü. Aynı Susurluk gibi kamu içindeki bazı kişiler kendi yöntemleriyle sorunları çözmek istemiş. Ne yazık ki o dönem yöneticiler de ses çıkarmamış, destek vermiş. Bu nedenle yargılamanın sürdürülmesi ve sanıkların tutukluluk halinin devam etmesi gerekir. diye konuştu. Sanıklardan Abdulhakim Güven bu sırada söz alarak, Burada mağdur yok, bizden şikayetçi olan avukatlar var. Avukatların acısı var. Bize kin kusuyorlar. sözleri üzerine müdahil avukatlardan tepki geldi. Sesini yükselten Güveni mahkeme başkanı uyardı. Avukatların aslında PKK terör örgütünü anlattığını iddia eden Güven, Avukatlar bizim savunmamızı engelliyor. Avukatlar savunmamızı yapamıyor. Esas örgütçü olan bunlardır diye konuştu. Konuşması sırasında bir avukatın ağabeyinin Cizrede PKK tarafından kurulan halk mahkemesinin başkanı olduğunu ileri süren Güvene bir kez daha tepki gösterildi. Güven, bahsettiği avukatın aşiretinin yüzde 80ninin PKKnın kucağında olduğunu Cemal Temizözün çabaları sayesinde bir kısmı kurtarıldığını öne sürdü. Bu arada mahkeme başkanı Güvene hangi avukatı kast ettiğini sorması üzerine, Bu çocuktur deyince, yine tepki gösterdi. Müdahil avukatlara dönen Güven, Boş konuşuyorsun. Edepli olacaksın. diyerek yine çıkıştı. Her tahliye talep edişlerinde müdahil avukatların tepkisi ile karşılaştıklarını savunan Güven, Ben 50 kişiyi de vursam tahliye talep etmem normal. Başından beri bizi tahrik ve taciz ediyorlar dedi. Sanık Kukel Atağ konuştuğu sırada şeker hastası olan Hıdır Altuğ fenalaştı. Altuğ, görevliler yardımıyla salondan çıkarılarak müdahale edildi. Ardından söz alan sanık Tamer Atağ ise müdahil avukatları kastederek, Ben teröre hedef olan bir ailenin mensubuyum. 25 yıldır terörle mücadele ediyoruz. Ama bunlar 25 yıldır terörle müzakere ediyor. 25 yıldır bizi roketlerle sindir
Samanyolu Haber
Son Dakika
09.01.2010
FailimeçhuldavasındafotoğrafşokuFaili meçhul davasında fotoğraf şoku
'Duruşmaya katılması mümkün değil'
Samanyolu Haber
21.12.2009
20:13
İkinci Ergenekon davasının tutuklu sanıklarından Başkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberalın tedavisinin devam ettiği, duruşmaya katılmasının mümkün olmadığı, savunmasının kısa süreli olarak hastanede alınabileceği bildirildi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada, Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün gelen evrakları okudu. Bu sırada, tutuklu sanık Tuncay Özkanın avukatı Ahmet Çörtoğlu, Başkan Şengünün evrakları okumasına tepki gösterdi. Çörtoğlu, Özkanın savunmasını yapması için 16 aydır beklediğini ifade ederek, mahkemenin Ağustos ayında gelen belgeleri okuduğunu ileri sürerek, Şimdi bunları okumanız yarına kadar sürerse, yarına kadar bekleyecek miyiz? dedi. Başkan Şengün, Sürerse bekleyeceksiniz yanıtını verdi. Ahmet Çörtoğlu da, böyle bir uygulamanın olamayacağını savunarak, sanığın sorgulanmasına başlandığını anımsattı. Şengün, Var efendim. Sanık sorgusunun kesilmesini kendisi talep etti diyerek Çörtoğlunun yerine oturmasını istedi. Çörtoğlunun Oturmuyorum. Oturduğum yerden de konuşurum demesi üzerine, Başkan Şengün, Sizi dışarı çıkartmak zorunda kalacağım uyarısında bulundu. Çörtoğlunun Buna hakkınız yok sözleri üzerine Şengün, Biz tartışma istemiyoruz. Lütfen oturun. Bağıra çağıra konuşuyorsunuz avukat bey, ancak bu belgeler eski belgeler değil, mahkemeye ancak ulaşıyor diyerek gelen evrakları okumaya devam etti. Buna göre, tutuklu sanık Yarbay Mustafa Dönmez için avukat istenen İstanbul Barosu tarafından müdafi tayin edilmediği kaydedildi. Yine Mahkeme tarafından sanıklardan ele geçirilen CD ve DVDlerin el konulma, yazılma ve oluşturulma tarihlerine ilişkin naip hakim tarafından yapılan bilirkişi incelemesinin tamamlandığı ve mahkeme dosyasına konulduğu kaydedildi. -TALEPLER ALINDI- Köksal Şengün, daha sonra konuşmak isteyen avukatlara söz verdi. Avukat Ahmet Çörtoğlu, mahkeme tarafından savunma yok sayılırsa yargılama olmayacağını ifade ederek, sözlerine şöyle devam etti: Oturun, oturttun. Çık dışarıya, diye tehdit ederseniz ne olacak? Heyete böyle bir yargılamayı yakıştıramıyoruz. Mahkeme 25 Eylül 2009 tarihinde iddia makamına bu ödevi vermiş. İddia makamı 3 aydır bu ödevi yerine getiremedi. Hangi fiiller nedeniyle hangi suçlamalarla bağlantı kurulduğunun açıklanmasını istedik. İyi niyetli olan iddia makamı emrindeki katibi, mübaşiri gönderir dilekçeden bir örnek alırdı. Savcılar bu görevi yerine getiremediklerine göre, müvekkilin tutukluluk sebepleri ortadan kalkmıştır. Mahkemenin tutukluluğa ilişkin bir karar vermesini istiyoruz. Tutuklu sanık emekli Tuğgeneral Levent Ersözün avukatı Ali Rıza Dizdar da, müvekkilinin bu sabah 08.30da Adli Tıp Kurumuna gitmesi gerektiğini ifade ederek, Müvekkilim, doktorlar müsaade etmediği için Adli Tıp Kurumuna götürülemedi. Halen hastanede. Paşanın yanına gidiyorum, doktorlar koluna giriyor, yürüyor. Adli Tıp Kurumuna, tehlikesi var diye göndermiyor. Ama ben bu tehlikeyi ne mahkemeye, ne de savcıya anlatamıyorum diye konuştu. -SAVCI PEKGÜZELİN GEREĞİNİN TAKDİRİ İSTEMİ- Taleplerin ardından görüşünü açıklayan Savcı Mehmet Ali Pekgüzel, 3069 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyeliği ile Bağdaşmayan İşler Hakkındaki Kanunun 3üncü maddesinin özet olarak, TBMM üyeleri devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarda devlet aleyhine vekil olamazlar, serbest mesleklerini icrada milletvekili unvanını kullanamazlar ve 7inci maddesinde de Bu kanuna aykırı hareket eden üyeler hakkında iç tüzük hükümleri uyarınca işlem yapılır. Üyeliğin düşmesine, TBMM üye tam sayısının salt çoğunluğu ile karar verilir şeklinde olduğunu hatırlattı. CHP milletvekillerinin duruşma salonunda izleyicilere ayrılmış olan sıralardan takip etme imkanına rağmen, özellikle sanık müdafilerine ayrılmış sıralarda oturduklarını dile getiren Savcı Pekgüzelin, istemi duruşma tutanağına, şu şekilde geçirildi: Duruşma aralarında bazı sanıklarla görüşme yaptıkları gözlenmektedir. Bu kapsamda bir sayın milletvekilinin dava sanıklarından birisiyle önceye ait aralarında avukat-müvekkil ilişkisi bulunduğu da dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bir kısım milletvekilinin duruşmalardan sonra yargı görevlileri ve yargılama konuları hakkında basına demeç verdikleri de gözlenmektedir. Bu açıklamalar, CMK 205 ve işaret edilen kanun maddeleri uyarınca, duruşma tutanaklarının gereğinin takdiri için TBMM Başkanlığına gönderilmesine karar verilmesini talep ediyoruz. Mahkemenin talep ve istemler için verdiği ara sürüyor.
Samanyolu Haber
Son Dakika
21.12.2009
DuruşmayakatılmasımümkündeğilDuruşmaya katılması mümkün değil
Anafor davasında 29 kişi tahliye edildi
Samanyolu Haber
03.10.2009
06:57
İzmirde liderliğini Ahmet Tekin Baykalın yaptığı iddia edilen organize suç örgütüne yönelik gerçekleştirilen Anafor operasyonu davasının pazartesi gününden bu yana devam eden ilk duruşmasında 29 kişi tahliye edildi.

Aralarında organize suç örgütünün lideri olduğu iddia edilen Ahmet Tekin Baykalın da bulunduğu 10 kişinin tutukluluk halinin devamına karar verildi. Karar açıklanmadan önce duruşma salonunda kendini iyi hissetmeyen Baykal için, adliyeye 112 ekipleri çağrıldı. İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinde Anafor operasyonu kapsamında 43ü (4ü başka davalardan) tutuklu 176 sanığın yargılandığı davanın 28 Eylülde başlayan ve 5 gün boyunca devam eden ilk duruşması gece 01.30de tamamlandı. Son gün sanık savunmalarının tamamlanmasının ardından avukatların tahliyelerine ilişkin savunmaları alındı. Savunmaların tamamlanmasının ardından kararın açıklanması için duruşmaya yaklaşık 2 saat ara verildi. Mahkeme heyeti daha sonra salona dönerek kararını açıkladı. Sanıklar Ahmet Tekin Baykal, Maksut Tuğlu, Fikret Şahin, Barış Ören, Şeref Yıldız, Serkan Gül, Okan Ocak, Barış Vural, Zafer Yalçın ve Yıldıran Baranın tutukluluk halinin devamına, yaklaşık 14 aydır tutuklu bununan, emekli emniyet müdürü Haluk Ercan, Orhan Bozan, Özcan Demir, Recai Öngön, Fikret Tezdavranan, Celal Kızıl, Nusret Varhan, İbrahim Melik Çeker, Atalay Emre Kocatoros, Fikret Bekiroğlu, Metin Günay, Ümit Uğur, Orhan Sarıca, İsmail Büyüktaş, Erhan Çağır, Mehmet Başak, Tarkan Şencan, Yalçın Şahin, Tamer Manavcı, Ömer Dalkaç, Esfal Pala, Mustafa Kocaoğlu, Derya Fırat Yiğit, Mustafa Karpuz, Erkan Ümit Şakrak, Resul Günaydın, Mehmet Baki Kutlu, İsmail Akova ve Bülent Yükselin ise tahliyelerine karar verildi. Duruşmayı izleyenler, uzun süredir tutuklu bulunan yakınlarının tahliye kararını öğrenince büyük sevinç yaşadı. YAYIN YASAĞI TALEBİ REDDEDİLDİ Ergenekon sanığı Sami Hoştanla bağlantısı bulunan Ergenekon davasının tutuklu sanığı Ahmet Tekin Baykalın avukatı Ahmet Ömer Ayçicek, davaya yayın yasağı getirilmesini talep etti. Gazetecilerin duruşmanın ilk günü Ahmet Tekin Baykalın avukatlarıyla röportaj yapmak istediğini, Baykalın avukatlığını yaptıkları Ceyhan Mumcu ve Şehnur Çağdaşla birlikte gazetecilere açıklama yaptıklarını belirten Ayçicek, Ben Yengeç operasyonundan gözaltına alınan avukat olarak, Ceyhan Mumcu da çetenin avukatı olarak gösterildi. dedi. Ahmet Tekin Baykalın bu şekilde yıpratılmak istendiğini iddia eden ve yönlendirilmenin önlenmesi için basın yasağı konulması gerektiğini belirten Ahmet Ömer Ayçiçekin talebi, mahkeme tarafından davanın geldiği aşama nedeniyle yayın yasağının bir önemi olmadığı belirtilerek reddedildi. Baykalın avukatlarından Şehnur Çağdaş da, savunması sırasında iddianameyi eleştirerek, Adalet yok, başıboş bir dosyadır. İlahlar kurban istemiştir, müvekkilim de yargılanmaktadır. Müvekkilim bir şey bulunamayınca ayıp olmasın diye suç yaratılarak yargılanmaktadır. dedi. Ahmet Tekin Baykalın avukatı Ceyhan Mumcu da, Şamil Tayyarın, Operasyon Ergenekon isimli kitabında Ahmet Tekin Baykalın isminin geçtiğini belirterek, 1,5 yıl önce kitabı okuduğumda Ahmet Tekin Baykala Sana operasyon yapacaklar dedim. Gerek İstanbulda görülen davada, gerekse bu davada, hazırlanan bir senaryo uygulamaya konulmaya çalışılıyor. Gizli yapılması gereken operasyon, televizyonlarda birinci haber veriliyor. şeklinde konuştu. İddianamede Ahmet Tekin Baykalın İşçi Partisinden kitap aldığının belirtildiğini ifade eden Mumcu, Bu kitap, Atatürkün bütün eserleri isimli kitaptır. Neden bu konu bir suçmuş gibi iddianamede yer almıştır? Hepimiz Atatürk sayesinde burayadız. dedi. ÖZCAN DENİZİN VURULMASI OLAYININ ANAFORLA BİRLEŞTİRİLMESİ TALEP EDİLDİ Mahkeme, Özcan Denizin Çeşmede şarkı söylerken ayağından vurulması olayıyla Anafor davası arasında bağlantı olabiceğini belirterek, Çeşmede görülen davanın Anafor davasıyla birleştirilmesini talep etti. Her iki davanın birleştirilmesi için Çeşme Asliye Ceza Mahkemesine yazı yazılmasına karar veren mahkeme heyeti, talebin kabul edilmemesi halinde de gerekçelerin belirtilmesini istedi. Mahkeme iddianamede nasıl bir olay olmadığı anlaşılmayan, haklarında dava açıldığı ancak hangi olayı yaptığı belli olmayan kişi ve olaylarla ilgili usulünce iddianame hazırlanması ve ek dava açılmasını da istedi. Ayrıca davanın sanıkları arasında olan İsmail Danışmanın yerine başka bir İsmail Danışmana dava açıldığı, Cumhuriyet Savcılığına yazı yazılarak doğru kişi hakkında dava açılması gerektiğini belirtildi. Dava, ileri bir tarihe ertelendi. (CİHAN)
Samanyolu Haber
Son Dakika
03.10.2009
Anafordavasında29kişitahliyeedildiAnafor davasında 29 kişi tahliye edildi
Emniyet'e gelen ilginç ihbar mektubu
Samanyolu Haber
08.08.2009
12:56
Ergenekon operasyonun 9. dalgasında Binbaşı Erbay Çolakoğlunun evini basan polis eli boş döndü. Sonradan gelen bir ihbar mektubu olayı aydınlattı: Bir Albay ve bir Yarbay evi temizlemişti

Söz konusu olay, Üçüncü Ergenekon îddianamesine yansıdı. Ocak 2009da gerçekleştirilen 9. dalga Ergenekon operasyonununda baskın yapılacak adresler içinde Foça Deniz Üssünde görevli Deniz Binbaşı Erbay Çolakoğlunun İzmirdeki evi de bulunuyordu. Eve gelen polis, garip bir manzarayla karşılaştı. Dizüstü bilgisayarlara ait iki çanta ve boş CD kutuları vardı. Masa üstünde bilgisayarın monitörü duruyordu, bağlantı kabloları da takılıydı ancak bilgisayarın beyni olan kasası kayıptı. Asker daha önce davranmış Aramadan eli boş dönen polis, bir süre sonra Emniyete gelen bir ihbar mektubuyla Binbaşı Çolakoğlunun evinin kendilerinden önce asker tarafından arandığını anladı. Ahmet Kum imzasıyla gönderilen mektupta şunlar yazıyordu: Çolakoğlu, evindeki bilgisayar, CD ve birçok belgeyi komşularına bıraktı. Çalıştığı yeri telefonla arayarak odasındaki evrakları kaldırttı. Eve giren askerler tarafından ise 166 adet CD, yedi adet kitap, iki adet video kaseti ve bir adet VHS kasetine görevliler tarafından tutanak el kondu. Harekete geçen Ergenekon savcıları iddiaları Askerî Savcılığa sordu. Güney Saha Deniz Komutanlığı Askeri Savcılığından gelen yanıt ise şaşırtıcıydı. Çolakoğlunun evi adlî aramadan bir gün önce, yani 7 Ocak 2009da, Tugay Komutanınm şifai emirleri doğrultusunda arandı. Aramayı, Deniz Piyade Kıdemli Albay B. Y. ile Deniz Piyade Yarbay A.Ö. gerçekleştirdi. Arama sonucunda 166 adet CD, iki adet video kaseti ile bir adet VHS kaseti tutanak altına alındı, bir gün sonra da Tugay Komutanlığının emriyle istihbarat Şube Müdürü Üsteğmen H. Sna teslim edildi. Biz de inceleyemiyoruz Askerî Savcılığın dikkat çektiği diğer bir husus da, İstihbarat Şube Müdürlüğünde tutulan belgelerin kendileri tarafından da incelenemediğinin vurgulanması oldu. Ergenekon savcıları, evde tesbit ettikleri iki dizüstü bilgisayar ile bilgisayar kasasının içeriğine dair bir bilgiye ulaşamadı. Savcılar, iddianamede, sanığı delilleri karartmak ve yok etmekle suçladı. Sanık Erbay Çolakoğlunun Ergenekon sanıklarıyla yakın irtibatta olduğu bilgisi de iddianameye yansıdı. Polis müdürü Ergenekon şüphelisi İstanbulun eski Emniyet Müdürü Celalettin Cerrahın kurmaylarından olan ve Ergenekon operasyonlarını yürüten Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde iki ay sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı olarak görev yapan Selami Hünerin de üçüncü iddianameye girdiği ortaya çıktı. Hüner, Ergenekon sanıklarına bilgi sızdırmakla suçlanıyor. Emniyet Müdür Yardımcısı Selami Hünerin, Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçeke, onu takip eden polis ekiplerini bildirdiği iddia ediliyor. Operasyonu yürütüyordu İki savcı ve üç bilirkişiden oluşan bir heyet, Hüner döneminde Organize Suçlarla Mücadele Şubesine ansızın gelip inceleme yapmışlardı. Bu olaydan kısa bir süre sonra da Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü, VIP fuhuş çetesi adı altında aralarında emniyet müdürlerinin de bulunduğu öne sürülen bir çeteye baskın düzenledi. Bu iki olaya adı karışan istanbul Emniyet Emniyet Müdürlüğünde görevli Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Selami Yıldız, Ümraniye İlçe Emniyet Müdürlüğüne, sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı Selami Hüner ise Emniyet Komuta Kontrol Merkezinden sorumlu Emniyet Müdür Yardımcılığı görevine atandı. Ergenekon soruşturmasını yürüten birimin başında olan Selami Hüner 15 Temmuz-15 Eylül 2008 tarihleri arasında organizeden sorumlu emniyet müdür yardımcılığı yaptı. Hünerin görevden alınmasının ardından operasyonlar hız kazanmıştı. TARAF
Samanyolu Haber
Son Dakika
08.08.2009
EmniyetegelenilginçihbarmektubuEmniyete gelen ilginç ihbar mektubu
Bir yalanı daha ortaya çıktı !
Samanyolu Haber
24.04.2009
20:02
Son dönemde Ergenekon sanıklarının avukatlığına soyunan Hürriyet Gazetesi yazarı Yalçın Doğanda Samanyolu Haber paranoyası başladı.

Daha önce büyük bir iftira atarak Samanyolunu karalamaya çalışan Yalçın Doğan, 21 Nisandaki yazısında da Samanyolu Haberi Başkent Üniversitesi Rektörü Mehmet Haberalın tutuklanacağını yarım saat önceden bilmekle suçladı.

Doğan o kanal olacakları biliyor diyerek, güya Ergenekon Operasyonlarında Samanyolunun parmağı var imasında bulunuyordu.

“...Adliyede Haberalın yakınları ile birlikte durumu izleyen eski bakan Yaşar Okuyan anlatıyor: Adliyede kafeteryada hep birlikte bekliyoruz. Bir kaç TV kanalı açık. Baktık Fethullahçıların kanalı alt yazı geçiyor. Haberal tutuklandı diye. Oysa biz oradayız. Hemen avukatlarla bağlantı kuruldu. O anda tutuklama yok, avukatlar, Haberal şu anda sorguda dedi. Aradan yarım saat geçti, Haberalın tutuklandığı açıklandı. Çok garip o kanal daha tutuklama olmadan haberi verdi.

Yılların gazetecisi Yalçın Doğan, duyduklarını araştırmak ve doğruluğu teyit etmek yerine Yaşar Okuyana dayandırdığı bu iddiasını köşesine aldı. Doğan açıkça hem hukuki süreçte devam eden Ergenekon soruşturmasını hem de doğru ve gerçekleri millete duyuran Samanyolunu zan altında bırakıp karalamayı hedefliyordu.

“Günümüzde habercilik çağ atlıyor. Kimlerin tutuklanacağını, kimlerin evinin aranacağını, kimlerin başına nelerin geleceğini bazı kanallar ve köşe yazıları önceden haber veriyor. Orada söylenenler sonra aynen çıkıyor. Yandaş kanallar ve televizyonlar günümüzün yazılacağı basın tarihi için muhteşem örneklerle dolu. Her biri ibretlik.”

Aslında Yalçın Doğanın da yazdığı gibi basın tarihi için müthiş ibretlik bir olay vardı ortada. Çünkü üçüncü kişiden duyulan bir dedikodu ile yılların gazetecisi hem Ergenekon davasını zan altında bırakmaya hem de Samanyolunu karalamaya çalışıyordu. Doğanın da dediği gibi habercilik gerçekten çağ atlamıştı ve artık yalan ve iftira haberler kısa sürede ortaya çıkarılabiliyordu.

Nitekim, gerçeği anlamak için Samanyolu Haberin ajansların ve diğer kanalların ne yaptığına bakmak yeterli oldu. Yalçın Doğanın o kanal olacakları biliyor yazısının muhatabının aslında Samanyolu değil Doğan Haber Ajansı ya da CNN Türkün olması gerektiği ortaya çıktı.

Mehmet Haberal tutuklandı bilgisinin yarım saat önce medyada yer alması bir avukatın gazetecileri yanlış bilgilendirmesinden ibaretti. Olayın aslı şuydu; Beşiktaş Adliyesinde görev yapan muhabirler cuma sabahı saat 04:30 sıralarında sanık avukatlarından birine Mehmet Haberal ile ilgili mahkemenin kararını sordu.

Avukatın Haberal tutuklandı sözleri üzerine ise aralarında Doğan Haber Ajansının da olduğu bütün ajans ve televizyonlar bu önemli bilgiyi son dakika gelişmesi olarak abonelerine ve izleyicilerine aktardı. Yalçın Doğanın köşe yazdığı Hürriyet Gazetesi gibi Doğan Yayın Holding kuruluşu olan CNN Türk Haberal tutuklandı bilgisini burun farkıyla Samanyolu Haberden önce verdi.

CNN Türkte Haberalın tutuklandığı bilgisi geçerken saatler 04:46yı gösteriyordu. Samanyolu Haber ise olayı izleyicilerine CNN Türkten iki dakika sonra 04:48de duyurdu. Kaynak olarak ise yine Yalçın Doğanın mensubu olduğu grubun ajansı olan Doğan Haber Ajansını kullandı.

Ancak kısa süre sonra sanık avukatının verdiği bilginin yanlış olduğu ve Haberal ile ilgili kararın henüz kesinleşmediği öğrenildi. Bütün televizyon ve haber ajansları Mehmet Haberalın tutuklandığı bilgisini doğru olarak geçtiklerinde ise saatler 07:00yi gösteriyordu.

40 yıllık gazeteci Yalçın Doğanın Hürriyetin kardeş kuruluşlarında yer alan haberleri görmemesini, olayların aslını araştırmadan köşesine taşımasını ve gazeteciliğin etik kurallarını hiçe sayarak Samanyolu Haberi hedef almasını kamuoyunun takdirine bırakıyoruz.

Samanyolu Haber
Son Dakika
24.04.2009
BiryalanıdahaortayaçıktıBir yalanı daha ortaya çıktı
Yalçın Doğan'ın yalanı ortaya çıktı
Samanyolu Haber
24.04.2009
19:44
Son dönemde Ergenekon sanıklarının avukatlığına soyunan Hürriyet Gazetesi yazarı Yalçın Doğanda Samanyolu Haber paranoyası başladı.

Daha önce büyük bir iftira atarak Samanyolunu karalamaya çalışan Yalçın Doğan, 21 Nisandaki yazısında da Samanyolu Haberi Başkent Üniversitesi Rektörü Mehmet Haberalın tutuklanacağını yarım saat önceden bilmekle suçladı.

Doğan o kanal olacakları biliyor diyerek, güya Ergenekon Operasyonlarında Samanyolunun parmağı var imasında bulunuyordu.

“...Adliyede Haberalın yakınları ile birlikte durumu izleyen eski bakan Yaşar Okuyan anlatıyor: Adliyede kafeteryada hep birlikte bekliyoruz. Bir kaç TV kanalı açık. Baktık Fethullahçıların kanalı alt yazı geçiyor. Haberal tutuklandı diye. Oysa biz oradayız. Hemen avukatlarla bağlantı kuruldu. O anda tutuklama yok, avukatlar, Haberal şu anda sorguda dedi. Aradan yarım saat geçti, Haberalın tutuklandığı açıklandı. Çok garip o kanal daha tutuklama olmadan haberi verdi.

Yılların gazetecisi Yalçın Doğan, duyduklarını araştırmak ve doğruluğu teyit etmek yerine Yaşar Okuyana dayandırdığı bu iddiasını köşesine aldı. Doğan açıkça hem hukuki süreçte devam eden Ergenekon soruşturmasını hem de doğru ve gerçekleri millete duyuran Samanyolunu zan altında bırakıp karalamayı hedefliyordu.

“Günümüzde habercilik çağ atlıyor. Kimlerin tutuklanacağını, kimlerin evinin aranacağını, kimlerin başına nelerin geleceğini bazı kanallar ve köşe yazıları önceden haber veriyor. Orada söylenenler sonra aynen çıkıyor. Yandaş kanallar ve televizyonlar günümüzün yazılacağı basın tarihi için muhteşem örneklerle dolu. Her biri ibretlik.”

Aslında Yalçın Doğanın da yazdığı gibi basın tarihi için müthiş ibretlik bir olay vardı ortada. Çünkü üçüncü kişiden duyulan bir dedikodu ile yılların gazetecisi hem Ergenekon davasını zan altında bırakmaya hem de Samanyolunu karalamaya çalışıyordu. Doğanın da dediği gibi habercilik gerçekten çağ atlamıştı ve artık yalan ve iftira haberler kısa sürede ortaya çıkarılabiliyordu.

Nitekim, gerçeği anlamak için Samanyolu Haberin ajansların ve diğer kanalların ne yaptığına bakmak yeterli oldu. Yalçın Doğanın o kanal olacakları biliyor yazısının muhatabının aslında Samanyolu değil Doğan Haber Ajansı ya da CNN Türkün olması gerektiği ortaya çıktı.

Mehmet Haberal tutuklandı bilgisinin yarım saat önce medyada yer alması bir avukatın gazetecileri yanlış bilgilendirmesinden ibaretti. Olayın aslı şuydu; Beşiktaş Adliyesinde görev yapan muhabirler cuma sabahı saat 04:30 sıralarında sanık avukatlarından birine Mehmet Haberal ile ilgili mahkemenin kararını sordu.

Avukatın Haberal tutuklandı sözleri üzerine ise aralarında Doğan Haber Ajansının da olduğu bütün ajans ve televizyonlar bu önemli bilgiyi son dakika gelişmesi olarak abonelerine ve izleyicilerine aktardı. Yalçın Doğanın köşe yazdığı Hürriyet Gazetesi gibi Doğan Yayın Holding kuruluşu olan CNN Türk Haberal tutuklandı bilgisini burun farkıyla Samanyolu Haberden önce verdi.

CNN Türkte Haberalın tutuklandığı bilgisi geçerken saatler 04:46yı gösteriyordu. Samanyolu Haber ise olayı izleyicilerine CNN Türkten iki dakika sonra 04:48de duyurdu. Kaynak olarak ise yine Yalçın Doğanın mensubu olduğu grubun ajansı olan Doğan Haber Ajansını kullandı.

Ancak kısa süre sonra sanık avukatının verdiği bilginin yanlış olduğu ve Haberal ile ilgili kararın henüz kesinleşmediği öğrenildi. Bütün televizyon ve haber ajansları Mehmet Haberalın tutuklandığı bilgisini doğru olarak geçtiklerinde ise saatler 07:00yi gösteriyordu.

40 yıllık gazeteci Yalçın Doğanın Hürriyetin kardeş kuruluşlarında yer alan haberleri görmemesini, olayların aslını araştırmadan köşesine taşımasını ve gazeteciliğin etik kurallarını hiçe sayarak Samanyolu Haberi hedef almasını kamuoyunun takdirine bırakıyoruz.

Samanyolu Haber
Son Dakika
24.04.2009
YalçınDoğanınyalanıortayaçıktıYalçın Doğanın yalanı ortaya çıktı
Toplam "12" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti