Habergec.Com Aranan Kelimeler:askeri müdahale çağrısı Değerlendirme: 10 / 10 355747
habergec.com
25.05.2012 Cuma
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler

:: Gruplar
 

askeri müdahale çağrısı

Askeri müdahale çağrısı
Hürriyet
04.02.2012
17:48
AskeriSuriyede dün güvenlik güçlerinin düzenlediği operasyonda yüzlerce kişinin öldüğü haberinin gelmesinin ardından Suriyeli muhalifler, Türkiyeyi harekete geçmeye çağırdı.
Hürriyet
Dünya
04.02.2012
AskerimüdahaleçağrısıAskeri müdahale çağrısı
Dünyaya askeri müdahale çağrısı
Hürriyet
04.02.2012
16:04
DünyayaSuriyede dün güvenlik güçlerinin düzenlediği operasyonda yüzlerce kişinin öldüğü haberinin gelmesinin ardından Suriyeli muhalifler, Türkiyeyi harekete geçmeye çağırdı.
Hürriyet
Dünya
04.02.2012
DünyayaaskerimüdahaleçağrısıDünyaya askeri müdahale çağrısı
Dünyaya askeri müdahale çağrısı
Hürriyet
04.02.2012
15:03
DünyayaSuriyede dün güvenlik güçlerinin düzenlediği operasyonda yüzlerce kişinin öldüğü haberinin gelmesinin ardından Suriyeli muhalifler, Türkiyeyi harekete geçmeye çağırdı.

Hürriyet
Ana Sayfa
04.02.2012
DünyayaaskerimüdahaleçağrısıDünyaya askeri müdahale çağrısı
Esed yönetimi, af ilan etti
Zaman
16.01.2012
02:47
Bazı Arap liderlerin Suriyeye askeri müdahale seçeneğini gündeme getirmelerinin hemen ardından Devlet Başkanı Esed, ayaklanmaya katılanlara yönelik genel af ilan etti. Dışişleri Bakanı Davutoğlu daha önce de benzer girişimler yapıldığını hatırlatarak, ümitsizliğini vurguladı. BM genel sekreteri Ban ise Esede, Kendi insanlarını öldürmeyi bırak, değişime direnme çağrısı yaptı.
Zaman
En Çok Okunan
16.01.2012
EsedyönetimiafilanettiEsed yönetimi af ilan etti
Esed yönetimi, af ilan etti
Zaman
16.01.2012
01:58
Bazı Arap liderlerin Suriyeye askeri müdahale seçeneğini gündeme getirmelerinin hemen ardından Devlet Başkanı Esed, ayaklanmaya katılanlara yönelik genel af ilan etti. Dışişleri Bakanı Davutoğlu daha önce de benzer girişimler yapıldığını hatırlatarak, ümitsizliğini vurguladı. BM genel sekreteri Ban ise Esede, Kendi insanlarını öldürmeyi bırak, değişime direnme çağrısı yaptı.
Zaman
Dünya
16.01.2012
EsedyönetimiafilanettiEsed yönetimi af ilan etti
Esed yönetimi, af ilan etti
Zaman
16.01.2012
01:53
Bazı Arap liderlerin Suriyeye askeri müdahale seçeneğini gündeme getirmelerinin hemen ardından Devlet Başkanı Esed, ayaklanmaya katılanlara yönelik genel af ilan etti. Dışişleri Bakanı Davutoğlu daha önce de benzer girişimler yapıldığını hatırlatarak, ümitsizliğini vurguladı. BM genel sekreteri Ban ise Esede, Kendi insanlarını öldürmeyi bırak, değişime direnme çağrısı yaptı.
Zaman
Ana Sayfa
16.01.2012
EsedyönetimiafilanettiEsed yönetimi af ilan etti
Tecrit protestosuna polis gaz bombasıyla müdahale etti
Evrensel
18.09.2011
15:24
PKK Lideri Abdullah Öcalana yönelik tecride karşı İstanbulda BDPlilerin düzenlemek istediği protesto gösterisine polis gaz bombalarıyla müdahale etti. Taksim Meydanına çıkmalarına izin verilmeyen BDPliler yaka paça gözaltına alındı. BDP İstanbul İl Örgütünün çağrısı üzerine PKK Lideri Abdullah Öcalana yönelik son dönemde uygulanan tecrit ve askeri operasyonlara karşı tepki göstermek amacıyla Taksim Tramvay Durağında yapılması planlanan basın açıklaması polis engeline takıldı. Geçtiğimiz haftalarda da Demokratik Kent Konseyinin yapmak istediği basın açıklamasına izin vermeyerek müdahal
Evrensel
Ana Sayfa
18.09.2011
TecritprotestosunapolisgazbombasıylamüdahaleettiTecrit protestosuna polis gaz bombasıyla müdahale etti
Tecrit protestosuna polis gaz bombasıyla müdahale etti
Evrensel
18.09.2011
15:18
PKK Lideri Abdullah Öcalana yönelik tecride karşı İstanbulda BDPlilerin düzenlemek istediği protesto gösterisine polis gaz bombalarıyla müdahale etti. Taksim Meydanına çıkmalarına izin verilmeyen BDPliler yaka paça gözaltına alındı. BDP İstanbul İl Örgütünün çağrısı üzerine PKK Lideri Abdullah Öcalana yönelik son dönemde uygulanan tecrit ve askeri operasyonlara karşı tepki göstermek amacıyla Taksim Tramvay Durağında yapılması planlanan basın açıklaması polis engeline takıldı. Geçtiğimiz haftalarda da Demokratik Kent Konseyinin yapmak istediği basın açıklamasına izin vermeyerek mü
Evrensel
Güncel
18.09.2011
TecritprotestosunapolisgazbombasıylamüdahaleettiTecrit protestosuna polis gaz bombasıyla müdahale etti
Kaddafi için karar verildi
Posta
30.03.2011
11:58
Uluslararası müdahale ve çatışmalara sahne olan Libyadaki durum Londradaki zirvede masaya yatırıldı

Zirvede Libya için temas grubu kurulması kararlaştırıldı. Libya lideri Muammer Kaddafiye de sürgüne git çağrısı yapıldı. Zirve sonrası konuşan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türkiyenin bombardımana kesinlikle katılmayacağını yineledi. Libya zirvesi Londradaydı. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, zirve sonrası Londraki Türk Büyükelçiliğinde konuştu; Türkiyenin tutumunu bir kez daha dile getirdi. Askeri çalışmaların içinde Türk yetkililerin de bulunduğunu bildiren Davutoğlu, Biz onun için 1973 sayılı kararın çerçevesinde diyoruz. Eğer gerçekten Libyalı sivilleri tehdit ed...
Posta
Dünya
30.03.2011
KaddafiiçinkararverildiKaddafi için karar verildi
Kaddafi için karar verildi
Posta
30.03.2011
11:36
Uluslararası müdahale ve çatışmalara sahne olan Libyadaki durum Londradaki zirvede masaya yatırıldı

Zirvede Libya için temas grubu kurulması kararlaştırıldı. Libya lideri Muammer Kaddafiye de sürgüne git çağrısı yapıldı. Zirve sonrası konuşan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türkiyenin bombardımana kesinlikle katılmayacağını yineledi. Libya zirvesi Londradaydı. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, zirve sonrası Londraki Türk Büyükelçiliğinde konuştu; Türkiyenin tutumunu bir kez daha dile getirdi. Askeri çalışmaların içinde Türk yetkililerin de bulunduğunu bildiren Davutoğlu, Biz onun için 1973 sayılı kararın çerçevesinde diyoruz. Eğer gerçekten Libyalı sivilleri tehdit ed...
Posta
Son Dakika
30.03.2011
KaddafiiçinkararverildiKaddafi için karar verildi
Kaddafi'den katliamı durdurma kararı
Haber7
18.03.2011
14:49
BMden çıkan Libyaya müdahale kararı Kaddafiye geri adım attırdı. Libya Dışişleri Bakanı bütün askeri operasyonların durdurulduğunu açıkladı. Dışişleri bakanı acil ateşkes çağrısı aldıklarını duyurdu.
Haber7
Son Dakika
18.03.2011
KaddafidenkatliamıdurdurmakararıKaddafiden katliamı durdurma kararı
Kaddafi'den katliamı kurdurma kararı
Haber7
18.03.2011
14:45
BMden çıkan Libyaya müdahale kararı Kaddafiye geri adım attırdı. Libya Dışişleri Bakanı bütün askeri operasyonların durdurulduğunu açıkladı. Dışişleri bakanı acil ateşkes çağrısı aldıklarını duyurdu.
Haber7
Son Dakika
18.03.2011
KaddafidenkatliamıkurdurmakararıKaddafiden katliamı kurdurma kararı
Kaddafi ülkeyi terk mi etti ? - Son durum
Samanyolu Haber
21.02.2011
07:21
Libyada 4 gündür süren çatışmalarda en az 233 kişinin öldüğünü bildirildi. Kaddafinin ülkeyi terk ettiği iddia ediliyor.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Libyada güvenlik güçleri ile göstericiler arasında 4 gündür süren çatışmalarda en az 233 kişinin öldüğünü bildirdi. New York merkezli örgütün açıklamasında, ülkenin doğusunda yer alan Bingazi kentindeki iki hastaneden elde edilen verilere göre dün 60 kişinin hayatını kaybettiği belirtildi. AB: GÖSTERİCİLERE ATEŞ AÇILMASINI KINIYORUZ Kuzey Afrika ve Ortadoğudaki gelişmeleri tartışmak üzere toplanan Avrupa Birliği (AB) dışişleri bakanları, Libyada göstericilere ateş açılmasını kınadı. Bakanların ortak açıklamasında, Libyada çok sayıda göstericinin katledilmesinin son derece endişe verici olduğu vurgulandı. Libya yönetimine barışçıl göstericilere karşı güç kullanımının derhal durdurulması çağrısı yapıldı. ABD: LİBYA, BARIŞÇIL GÖSTERİLERE İZİN VERMELİ ABD Dışişleri Bakanlığı, Libya yönetimini barışçı gösterilere izin vermeye çağırdı. Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Philip Crowley, Unsurları teyit etmeye çalışıyoruz, ama son birkaç gündeki olaylar sırasında yüzlerce kişinin öldüğü ve yaralandığı yolunda haberler alıyoruz dedi. Crowley, Libya hükümetini barışçı gösterilere izin vermeye davet etti. Libyada hükümet karşıtı gösteriler başkent Trablusa uzandı. Video paylaşım sitelerine düşen son amatör görüntülerde sokaklardan silah seslerinin yükseldiği duyuluyor. Gazeteci ve görgü tanıklarının bildirdiğine göre, Saif Al İslam Kaddafinin konuşmasının ardından Trablusun birçok semtinde yoğun silah sesi duyuldu. Bu arada, olayların başlamasından bu yana hiçbir açıklama yapmayan Libya lideri Muammer Kaddafinin ülkeyi terk ettiği iddia ediliyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü, Libyada güvenlik güçleri ile göstericiler arasında günlerdir süren çatışmalarda en az 233 kişinin öldüğünü bildirdi. Bingazideki Al-Jalae Hastanesi doktorları, dün 200ü aşkın yaralının getirildiğini, 100ünün durumunun ağır olduğunu kaydetti. Kuzey Afrikanın petrol zengini ülkelerinden Libyada gerginlik tırmanıyor. Ülkenin birçok şehrinde 42 yıldır yönetimde olan Muammer Kaddafiye karşı protestolar giderek büyüyor. Gösterilerin yoğunlaştığı Bingazi ve El Beyda şehirlerinde güvenlik güçlerinin sert müdahalesine rağmen, göstericiler eylemlerine ara vermedi. Polisin, önceki gün hayatını kaybeden 35 kişi için düzenlenen cenaze törenine gelenlerin üzerine ateş açması sonucunda 15 kişinin ölmesi de göstericileri durduramadı. İnsan Hakları İzleme Örgütü ölü sayısının 100ü aştığını bildirirken, muhalifler sadece Bingazide 200den fazla cenaze olduğunu iddia ediyor. Güvenlik güçlerinin sert tedbirleri, ülkedeki bazı Müslüman liderlerin de tepkisini çekti. 50 kanaat önderi, ajanslara da gönderdikleri mektupla polisi, insanları öldürmekten vazgeçmeye çağırdı. Türkiye ise vatandaşlarını tahliye etmeye çalışıyor. İlk olarak dün sabah THYye ait tarifeli uçakla 112, Libya Havayollarına ait uçakla 144 olmak üzere toplam 256 kişi Türkiyeye geldi. Akşam saatlerinde de THY uçağı 287 yolcuyu daha Atatürk Havalimanına indirdi. Türk firmalarına ait işyerleri ve şantiyelere yönelik yağmalama hadiseleri de endişeleri artırıyor. Dış Ticaret Müsteşarlığı, işçiler için Libya İzleme Masası kurdu. Libyada altıncı gününe giren gösterilerde İnsan Hakları İzleme Komitesine göre ölenlerin sayısının 233 olduğu belirtiliyor. Güvenlik birimlerinin Bingazi kentinde önceki gece düzenlenen cenaze törenine katılanların üzerine kurşun yağdırdığı ve aralarında çocukların da bulunduğu çok sayıda göstericinin hayatını kaybettiği belirtiliyor. Başkent Trablus dışında kentlerin büyük çoğunluğunda kontrolü kaybeden Kaddafinin, bazı Afrika ülkelerinden getirttiği keskin nişancılarla göstericileri avlamaya ve yıldırmaya çalışması dikkat çekiyor. Özellikle Bingazi kentindeki olayların çok sert bir biçimde devam ettiği vurgulanıyor. Uluslararası ajanslar ve televizyon kanallarına telefonla ulaşan göstericiler, yollara barikatlar kurarak güvenlik güçlerinin girişini engelleyen halkın vargücüyle teslim olmamak için direndiğini, şehrin tam bir savaş meydanına döndüğünü belirtiyor. Cuma günü yine Libya güvenlik güçleri Bingazi kentinde düzenlenen cenaze merasimine müdahale etmiş, olaylarda çok sayıda kişi hayatını kaybetmişti. Yabancı ajansların akşam saatlerinde geçtiği haberlerde, Bingazide gösterileri kontrol etmeye çalışan askeri birliklerin şehirden geri çekildiği bildirildi. Teyit edilmeyen haberlerde hastaneye yaralı askerlerin getirildikleri belirtilirken, bazı askerlerin de göstericilere katıldığı ileri sürüldü. İnternet ve cep telefonu kullanımının kısıtlandığı ülkede, El Cezire kanalının sinyallerinin de kesildiği bildirildi. Görgü tanıklarına dayandırılarak bölgeden gelen haberlere göre, Trablustaki Yeşil Meydanda Kaddafi yanlıları ile göstericiler arasında çatışma başladı. Bu arada Libyayı Arap Liginde temsil eden diplomatı ülkesinde göstericil
Samanyolu Haber
Son Dakika
21.02.2011
Kaddafiülkeyiterkmietti?-SondurumKaddafi ülkeyi terk mi etti ? - Son durum
CHP'li Tanrıkulu beraat etti
Samanyolu Haber
11.02.2011
13:42
CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, ilk duruşmada beraat etti

JİTEM davasında askeri mahkemenin görevsizlik ve tahliye kararını eleştirdiği için hakkında Adli yargılamayı etkilemeye teşebbüs ettiği gerekçesiyle dava açılan CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, ilk duruşmada beraat etti. Diyarbakırda 1994 yılında Mehmet Şerif Avşarın kaçırılarak öldürülmesi olayının azmettiricisi olarak tutuksuz yargılanan ve Kasten adam öldürmek suçundan 30 yıl hapis cezasına çarptırıldıktan sonra kayıplara karışan eski uzman çavuş Gültekin Sütçü davasına ilişkin müdahil avukat olarak yaptığı açıklama nedeniyle hakkında 2 yıla kadar hapis istemiyle dava açılan CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulunun yargılanmasına başlandı. Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmada tutuksuz yargılanan sanık Tanrıkulu ve avukatları hazır bulundu. Sanık Tanrıkulu, savunmasında, iddia edilen sözlerin kendisine ait olduğunu belirterek, Görevsiz bir mahkemenin 12 yıl firari olan ve müebbet ağır hapis cezası ile yargılanan bir sanığı tahliye etmesinin hukuka uygun olmadığı düşüncesiyle eleştiri hakkımı kullanarak, bu sözleri söyledim. Kaldı ki mahkeme etkilenmemiştir. Çünkü karar verildikten sonra bu sözü söyledim dedi. İddia makamı mahkemeye sunduğu mütalaasında, Suçun sabit olmaması nedeniyle sanık Tanrıkulu hakkında beraat kararı verilmesini talep etti. Sanık avukatları adına söz alan Diyarbakır Baro Başkanı Emin Aktar, yargıyı etkilemeye teşebbüsün yargı yetkisi olan kişilerce söz konusu olabileceğini belirterek, Müvekkilin açıklamasının içeriğinde yargıya müdahale etmeyin çağrısı vardır diye konuştu. Mahkeme, verdiği kısa bir aranın ardından sanık Tanrıkulu hakkında Suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle beraat kararı verdi. Diyarbakırda 22 Nisan 1994 yılında Mehmet Şerif Avşarın kaçırılarak öldürülmesi olayının azmettiricisi olarak aranan Gültekin Sütçü, 29 Ekim 2006da Bulgaristandan Türkiyeye giriş yaparken tutuklanmıştı. Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesinde cinayetin azmettiricisi olarak yargılanan Sütçü hakkında mahkeme, 24 Mayıs 2007deki duruşmada olay tarihinde sanığın asker olması nedeniyle görevsizlik kararı vererek, dosyayı askeri mahkemeye göndermişti. 7. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinde yapılan ilk duruşmada, görev uyuşmazlığının giderilmesi ve dava dosyası kararının kesinleşmesi için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine ve sanık Sütçünün tahliyesine karar verilmişti. Askeri Mahkemenin 09 Ağustos 2007 tarihinde sanık Sütçünün tahliyesine ilişkin verdiği kararı eleştiren dosyanın müdahil avukatı Sezgin Tanrıkulunun o tarihte basına yaptığı açıklama söz konusu davaya konu olmuştu. Tanrıkulu, açıklamasında şu ifadelere yer vermişti: Dosya için kendisini görevli kabul etmeyen mahkemenin, delil durumuna göre sanığı tahliye etmesi bize göre uygun değildir. Sanık, yanlışlıkla yakalanıp tutuklanmış, mahkemenin bu kararıyla yanlışlık giderilmiştir. Bu sonuç, benzer vakalar bakımından her ne kadar yanlışlıklar olsa da bu yanlışlıkların zaman içerisinde giderileceğini veren bir mesajdır. İyi çocuklar Türkiyede dokunulmazdır. Halen bize göre JİTEM adlı örgüt varlığıyla dimdik ayakta. Bunu da sanığı sahiplenerek ortaya koymuştur. 12 yıl önce askerden uzaklaştırıldığı bilinen bir sanığın duruşmasının takip edilmesi bize göre bu durumu doğrulamaktadır. Tanrıkulu hakkında yaptığı açıklamada Adli yargılamayı etkilemeye teşebbüs ettiği gerekçesiyle dava açılmıştı.
Samanyolu Haber
Son Dakika
11.02.2011
CHPliTanrıkuluberaatettiCHPli Tanrıkulu beraat etti
'Hayır diyerek büyük hata yaptık'
Samanyolu Haber
14.07.2010
15:01
Türkiye, 12 Eylülde daha sivil bir anayasayı öngören 26 maddelik anayasa değişikliğini oylamak üzere sandık başına gidiyor.

AK Parti ve bazı partilerle çok sayıda sivil toplum kuruluşu değişiklik için evet derken, BDP ise halka boykot çağrısı yaptı. CHP ile MHP ise hayır kampanyası başlattı. Ancak geçmişte yapılan referandumda hayır dediği için kaybeden ANAPlı eski kurmaylar, Türk halkının her zaman demokrasiden yana tavır aldığını hatırlattı. Türk insanının yapı olarak evet demeye müsait olduğunu hatırlatan tecrübeli siyasetçiler, hayırcıların kaybedeceğini düşünürken, Bunların kaybı sadece referandumla sınırlı olmaz, partileri bir daha belini doğrultamayabilir. uyarısında bulundu. Türk halkı, 12 Eylülün yıl dönümünde yapılacak referandum için 6. kez sandık başına gidiyor. Bugüne kadar 4 kez evet bir kez ise hayır sonucu çıktı. Tek hayır ise 1987 yılında eski siyasilerin yasaklarının kalkıp kalkmaması için yapılan referandumda iktidara rağmen çıktı. Bu sonuçla karizmatik ANAP, büyük darbe aldı. Oyları her geçen gün erimeye başladı. Özal, baskın seçim kararı aldı, ancak parti bir daha da belini doğrultamadı. CİHANa konuşan merhum Turgut Özalın kurmayları, Türk milletinin demokratikleşme konusunda atılan her adıma evet dediğine dikkat çekti. Turgut Özalın hukukçu kurmaylarından Bülent Akarcalı, geçmişte tarihi bir hata yaptıklarını söyledi. Akarcalı, Türk insanının yapısı itibariyle evete daha yakın olduğunu vurguladı. Özalın bir başka kurmayı eski Devlet Bakanı Mehmet Keçeciler ise halkın iradesine müdahale edildiği durumlarda buna karşı çıktığını söyledi. Türk halkının özellikle yüksek yargının aldığı kararlardan son derece rahatsız olduğunu vurgulayan Keçeciler, halkın bunun hesabını sandıkta evet diyerek vereceğini söyledi. TBMMde dört dönem Anayasa ve Adalet komisyonlarında görev yapan eki Bakan Akarcalı, değişiklik paketinin bir reform olduğunu söyledi. Paket son derece ilerici bir düzenleme diyen Akarcalı, özgürlükçü ANAPın bile benzerlerini çıkaramadığını vurguladı. Akarcalı, İşçi ve memurlarla ilgili sendikalar, askere sivil yargı yolunu açan düzenleme, geçici 15. maddenin kaldırılması ve HSYK ile Anayasa Mahkemesinin yapısına yönelik maddeler çok önemli. dedi. Akarcalı, bu konularda düzenleme yapmak istediğini ancak başaramadığını itiraf eden Akarcalı, şöyle konuştu: Ben de çok uğraşmıştım. Ama başını derde sokma diye çok engeller oldu. Bütün siyasi hayatıma mal olacak diye uyaran arkadaşlarım vardı. Zaten Türkiyenin genel havası buydu. Milli Savunma Bakanlığının bütçesi görülürken, bütün partiler askere yağ çekmek için yarışırdı. Hiç kimse ülkede sıkıyönetim var, şu kadar askeri cezaevinde işkence var, 12 Eylülden dolayı şu kadar insan şöyle oldu böyle oldu demiyordu. Ben sırf bunları düzeltmek için 3- 4 dönem hem Anayasa hem Adalet komisyonlarında bulundum. Ama bugün yapılanları yapamadık. Kaldı ki o zaman Mecliste büyük bir uzlaşma da vardı. Akarcalı, dolayısıyla sivilleşmenin ne kadar büyük bir nimet olduğunu gördüğünü söyledi. Akarcalı, bu değişikliği CHP ve MHPnin yapması halinde bunu cumhuriyet tarihinin en büyük reformu olarak lanse edeceğini de vurguladı. Akarcalı, muhalefetin hayırcı tavrını eleştirdi. Dünyanın hiçbir yerinde demokratikleşmeye karşı çıkan bir muhalefetin bulunmadığına dikkat çeken Akarcalı, CHP ve MHPnin tavrını masaya oturan bir insanın menüde çorba yok diye yemek yememesine benzetti. Akarcalı, Türkiyede muhalefet ne yapıyor? Hükümet ne yapıyor, ne ediyorsa ona karşı tavır alma mücadelesi veriyor. Halkın ne düşündüğü onlar için önemli değil. Oysa hükümete makul öneriler, düşünceler geldiği zaman buna hayır deme lüksü olamaz. dedi. Bülent Akarcalı, Türk halkının temel hak ve özgürlükler noktasındaki her girişime evet dediğini söyledi. Geçmişte bunun acısını yaşamış bir siyasetçi olarak muhalefetin işinin çok zor olduğunu kaydeden Bülent Akarcalı, Muhalefet menfiyi müspet yapmaya çalışıyor. Bazı hayırlar hay huya gider. Bana göre kesin evet çıkar. Bizim insanımızın yapısında hayır demek yoktur. Hayıra müracaat etmenin yanlışlığını biz yaşadık zamanında. Biz 10 yıllık yasağın kaldırılmasına hayır yerine evet deseydik bugün çok farklı bir durum olurduk. Bizim getirdiğimiz özgürlükler içerisinde o yasağın kalkmaması mümkün değildi zaten. Referandumda 12 Eylül ile yasakları savunduk. Bunlar yasağın kalkması ile seçmenin karşısına geçince canlandılar. Eğer biz Mecliste kaldırmış olsaydık hiçbiri hayat bulamayacaktı. diye anlattı. Özalın üç hatasından birinin referandumda hayır demesi olduğunu hatırlatan Akarcalı, Bizim ağzımız yandı. Bana göre hayırcılar büyük bir hüsran yaşayacak. Siyaseten konumları tartışmalı hale gelecek. ifadesini kullandı. Akarcalı, Türk halkının büyük çoğunluğunun pakete destek verdiğini söylerken şu uyarılarda bulundu: Halkın çoğu evet diyecek ama bunların bir kısmı sandığa gitmeyecek. Bu referanduma yapılacak en önemli iş halkın evet oyu kullanmasına değ
Samanyolu Haber
Son Dakika
14.07.2010
HayırdiyerekbüyükhatayaptıkHayır diyerek büyük hata yaptık
'Hayır diyerek hata yaptık'
Samanyolu Haber
14.07.2010
14:49
Türkiye, 12 Eylülde daha sivil bir anayasayı öngören 26 maddelik anayasa değişikliğini oylamak üzere sandık başına gidiyor.

AK Parti ve bazı partilerle çok sayıda sivil toplum kuruluşu değişiklik için evet derken, BDP ise halka boykot çağrısı yaptı. CHP ile MHP ise hayır kampanyası başlattı. Ancak geçmişte yapılan referandumda hayır dediği için kaybeden ANAPlı eski kurmaylar, Türk halkının her zaman demokrasiden yana tavır aldığını hatırlattı. Türk insanının yapı olarak evet demeye müsait olduğunu hatırlatan tecrübeli siyasetçiler, hayırcıların kaybedeceğini düşünürken, Bunların kaybı sadece referandumla sınırlı olmaz, partileri bir daha belini doğrultamayabilir. uyarısında bulundu. Türk halkı, 12 Eylülün yıl dönümünde yapılacak referandum için 6. kez sandık başına gidiyor. Bugüne kadar 4 kez evet bir kez ise hayır sonucu çıktı. Tek hayır ise 1987 yılında eski siyasilerin yasaklarının kalkıp kalkmaması için yapılan referandumda iktidara rağmen çıktı. Bu sonuçla karizmatik ANAP, büyük darbe aldı. Oyları her geçen gün erimeye başladı. Özal, baskın seçim kararı aldı, ancak parti bir daha da belini doğrultamadı. CİHANa konuşan merhum Turgut Özalın kurmayları, Türk milletinin demokratikleşme konusunda atılan her adıma evet dediğine dikkat çekti. Turgut Özalın hukukçu kurmaylarından Bülent Akarcalı, geçmişte tarihi bir hata yaptıklarını söyledi. Akarcalı, Türk insanının yapısı itibariyle evete daha yakın olduğunu vurguladı. Özalın bir başka kurmayı eski Devlet Bakanı Mehmet Keçeciler ise halkın iradesine müdahale edildiği durumlarda buna karşı çıktığını söyledi. Türk halkının özellikle yüksek yargının aldığı kararlardan son derece rahatsız olduğunu vurgulayan Keçeciler, halkın bunun hesabını sandıkta evet diyerek vereceğini söyledi. TBMMde dört dönem Anayasa ve Adalet komisyonlarında görev yapan eki Bakan Akarcalı, değişiklik paketinin bir reform olduğunu söyledi. Paket son derece ilerici bir düzenleme diyen Akarcalı, özgürlükçü ANAPın bile benzerlerini çıkaramadığını vurguladı. Akarcalı, İşçi ve memurlarla ilgili sendikalar, askere sivil yargı yolunu açan düzenleme, geçici 15. maddenin kaldırılması ve HSYK ile Anayasa Mahkemesinin yapısına yönelik maddeler çok önemli. dedi. Akarcalı, bu konularda düzenleme yapmak istediğini ancak başaramadığını itiraf eden Akarcalı, şöyle konuştu: Ben de çok uğraşmıştım. Ama başını derde sokma diye çok engeller oldu. Bütün siyasi hayatıma mal olacak diye uyaran arkadaşlarım vardı. Zaten Türkiyenin genel havası buydu. Milli Savunma Bakanlığının bütçesi görülürken, bütün partiler askere yağ çekmek için yarışırdı. Hiç kimse ülkede sıkıyönetim var, şu kadar askeri cezaevinde işkence var, 12 Eylülden dolayı şu kadar insan şöyle oldu böyle oldu demiyordu. Ben sırf bunları düzeltmek için 3- 4 dönem hem Anayasa hem Adalet komisyonlarında bulundum. Ama bugün yapılanları yapamadık. Kaldı ki o zaman Mecliste büyük bir uzlaşma da vardı. Akarcalı, dolayısıyla sivilleşmenin ne kadar büyük bir nimet olduğunu gördüğünü söyledi. Akarcalı, bu değişikliği CHP ve MHPnin yapması halinde bunu cumhuriyet tarihinin en büyük reformu olarak lanse edeceğini de vurguladı. Akarcalı, muhalefetin hayırcı tavrını eleştirdi. Dünyanın hiçbir yerinde demokratikleşmeye karşı çıkan bir muhalefetin bulunmadığına dikkat çeken Akarcalı, CHP ve MHPnin tavrını masaya oturan bir insanın menüde çorba yok diye yemek yememesine benzetti. Akarcalı, Türkiyede muhalefet ne yapıyor? Hükümet ne yapıyor, ne ediyorsa ona karşı tavır alma mücadelesi veriyor. Halkın ne düşündüğü onlar için önemli değil. Oysa hükümete makul öneriler, düşünceler geldiği zaman buna hayır deme lüksü olamaz. dedi. Bülent Akarcalı, Türk halkının temel hak ve özgürlükler noktasındaki her girişime evet dediğini söyledi. Geçmişte bunun acısını yaşamış bir siyasetçi olarak muhalefetin işinin çok zor olduğunu kaydeden Bülent Akarcalı, Muhalefet menfiyi müspet yapmaya çalışıyor. Bazı hayırlar hay huya gider. Bana göre kesin evet çıkar. Bizim insanımızın yapısında hayır demek yoktur. Hayıra müracaat etmenin yanlışlığını biz yaşadık zamanında. Biz 10 yıllık yasağın kaldırılmasına hayır yerine evet deseydik bugün çok farklı bir durum olurduk. Bizim getirdiğimiz özgürlükler içerisinde o yasağın kalkmaması mümkün değildi zaten. Referandumda 12 Eylül ile yasakları savunduk. Bunlar yasağın kalkması ile seçmenin karşısına geçince canlandılar. Eğer biz Mecliste kaldırmış olsaydık hiçbiri hayat bulamayacaktı. diye anlattı. Özalın üç hatasından birinin referandumda hayır demesi olduğunu hatırlatan Akarcalı, Bizim ağzımız yandı. Bana göre hayırcılar büyük bir hüsran yaşayacak. Siyaseten konumları tartışmalı hale gelecek. ifadesini kullandı. Akarcalı, Türk halkının büyük çoğunluğunun pakete destek verdiğini söylerken şu uyarılarda bulundu: Halkın çoğu evet diyecek ama bunların bir kısmı sandığa gitmeyecek. Bu referanduma yapılacak en önemli iş halkın evet oyu kullanmasına değ
Samanyolu Haber
Son Dakika
14.07.2010
HayırdiyerekhatayaptıkHayır diyerek hata yaptık
Arınç'ı takipte ŞOK İDDİA
Samanyolu Haber
01.01.2010
10:09
Genelkurmay ile İçişleri arasında 1997de imzalanan yasalara aykırı EMASYA protokolü halen yürürlükte...

Genelkurmay ile İçişleri arasında 1997de imzalanan EMASYA protokolünün yasalara aykırı olduğu, 7 yıl önceki Mülki İdare Şûrasında tescil edildi. Şuranın ?iptal edilsin önerisine rağmen protokol hala yürürlükte... Genelkurmay Başkanlığı ile İçişleri Bakanlığı arasında 7 Temmuz 1997de imzalanan gizli Emniyet Asayiş Yardımlaşma (EMASYA) Protokolünün hâlâ yürürlükte olması tartışma konusu olmaya devam ediyor. Protokol, siyasi otoritenin az da olsa zayıfladığı, afet, toplumsal olaylar ve terör olayları karşısında resmi olarak ilan edilmeyen bir sıkıyönetim halinin, fiilen yürürlüğe sokulmasının yasal dayanağını oluşturuyor. Asker, protokole dayanak sivil alanda istihbarat bile yapabiliyor. EMASYAnın yasalara aykırı olduğu bundan 7 yıl önce 25-27 Nisan 2002 tarihlerinde yapılan Mülki İdare Şûrasında tescil edildi. Şûra, bu protokolün iptal edilmesini de önerdi. Ancak protokol hala yürürlükte. Genelkurmay Harekat Dairesi Başkanı Korgeneral Çetin Doğan ile İçişleri Müsteşarı Teoman Ünüsan tarafından imzalanan ve 27 maddeden oluşan protokol gizli ibaresini taşıyor. Bu protokolde askeri birliklerin, büyük toplumsal hareketler karşısında yerel mülki idare amirinin çağrısı ve kararını beklemeden harekete geçmesi öngörülüyor. İldeki polis ve jandarma, yardıma gelen askeri birliğin komutanının emrine giriyor ve garnizon komutanı mülki idare amirinin güvenlikle ilgili yetkilerini fiilen devralıyor. Protokol, bu tür olayların öngörülmesi için sivil alanda geniş bir istihbarat çalışmasının askeri güçler tarafından yapılmasına da olanak sağlıyor. Protokolün uygulaması durumunda, adeta ilan edilmemiş bir sıkıyönetim hali ortaya çıkıyor. Siyasi otoritenin iyice zayıfladığı 1997de imzalanan bu gizli protokolle askeri otorite, terörle mücadeleden toplumsal olaylara uzanan birçok bahane ile müdahale yetkisi kazandı. EMASYAnın yasalara aykırı olduğu ise bundan 7 yıl önce yapılan Mülki İdare Şurasında tescil edildi. AK Parti iktidarı öncesinde 25 Nisan 2002de toplanan Başbakan Bülent Ecevit ve İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelenin de bulunduğu şura, 273 üyenin katılımı ile 3 gün çalıştı. Şurada oluşturulan 2 numaralı komisyon, protokolü didik didik inceledi. Şura sonunda yayımlanan raporda, EMASYAnın birçok noktadan kanuna aykırı olduğu vurgulandı. EMASYAnın TSK ile Emniyet Teşkilatı arasında yönetmelik gibi bir şey olduğunu ifade eden Emniyet İstihbarat Dairesi eski Başkanı Bülent Orakoğlu, protokolün 28 Şubatın karanlık sürecinde imzalandığını hatırlattı. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınçı takip skandalıyla ilgili bilgiler veren Orakoğlu, EMASYAnın uygulanması komutanların demokrasi anlayışı ile ilgili bir şey dedi. Şimdi dese ki Arınçı EMASYA protokolüne göre yapıyoruz buna yetkisi var diyen Orakoğlu, hiçbir hukuk devletinde bir işin subjektif fikirlere bırakılamayacağını vurgulayarak, bir sistemin geçerli olması gerektiğini söyledi. EMAYSA protokolünün kanunu aştığını belirten Orakoğlu, 2003te toplanan Mülki İdare Şurasını ise şöyle anlattı: Yani burada 105 tane üst düzey yönetici var. Emekli valiler var, hazır görevde valiler var. Sahil Güvenlik Komutanlığı, Jandarma Genel Komutanlığından yetkililer var. Bunlar toplanmışlar bu EMASYA protokolünün 12-13 tane maddeden 5442 Sayılı Kanuna aykırı olduğunu karara bağlamışlar. Bunu 13-14 maddelik bir raporla hükümete ilettiler. Tahmin ediyorum ki hükümet de bu EMASYA protokolünün kaldırılması adına bunu TSKya yazmıştır. Ama EMASYA protokolü şu anda devam ediyor. Orakoğlu, EMASYAnın direkt ve doğrudan demokratik hayata müdahale edebileceğine dikkat çekti. Protokole göre Ankaranın en üst düzey garnizon komutanının EMASYA komutanı olduğunu söyleyen Orakoğlu, İlin idaresi 5442 Sayılı İl İdaresi Kanununa göre valilere verilmiştir. Ama EMASYA protokolü bu yetkiyi garnizon komutanlarına vermiştir. Yani burada garnizon komutanı isterse emniyetin istihbarat başkanını da çağırır herkesi çağırabilir diye konuştu. 1-Protokol, yasanın çizdiği sınırı aşarak bir ilde çıkan asayişle ilgili olaylarla ilgili yardım isteme esaslarını düzenliyor. Oysa bir ilde çıkacak olaylarla ilgili durum İller İdaresi Kanununun 11/D maddesinde zaten ayrıntılı olarak ele alınıyor. Bu nedenle protokol yetki yönünden hukuka aykırı. 2-Protokolle kurulan il ve ilçe Güvenlik Koordinasyon Komisyonları üyeleri arasına garnizon komutanı sıfatıyla bir askeri yetkili dahil edilmesi mülki idare amirliğinin asayiş hizmetlerine ilişkin yetki ve sorumluluk düzeninin bütünlüğünü bozuyor. 3-Protokol aniden ortaya çıkan ve hakkında acilen karar alınması gereken sorunların çözümünde sürat ve etkinliği azaltabilecek bir işleyiş sistemi oluşturmakla mülki idare amirlerinin takdir yetkisini ve hareket serbestisini kısıtlıyor. 4-Protokolle getirilen mülki idare amirlerinin kuvvet talebinde bulunmadan önce EMASYA Bölge ve Tal
Samanyolu Haber
Son Dakika
01.01.2010
ArınçıtakipteŞOKİDDİAArınçı takipte ŞOK İDDİA
Arınç'ı takip skandalında şok iddia
Samanyolu Haber
01.01.2010
09:51
Genelkurmay ile İçişleri arasında 1997de imzalanan yasalara aykırı EMASYA protokolü halen yürürlükte...

Genelkurmay ile İçişleri arasında 1997de imzalanan EMASYA protokolünün yasalara aykırı olduğu, 7 yıl önceki Mülki İdare Şûrasında tescil edildi. Şuranın ?iptal edilsin önerisine rağmen protokol hala yürürlükte... Genelkurmay Başkanlığı ile İçişleri Bakanlığı arasında 7 Temmuz 1997de imzalanan gizli Emniyet Asayiş Yardımlaşma (EMASYA) Protokolünün hâlâ yürürlükte olması tartışma konusu olmaya devam ediyor. Protokol, siyasi otoritenin az da olsa zayıfladığı, afet, toplumsal olaylar ve terör olayları karşısında resmi olarak ilan edilmeyen bir sıkıyönetim halinin, fiilen yürürlüğe sokulmasının yasal dayanağını oluşturuyor. Asker, protokole dayanak sivil alanda istihbarat bile yapabiliyor. EMASYAnın yasalara aykırı olduğu bundan 7 yıl önce 25-27 Nisan 2002 tarihlerinde yapılan Mülki İdare Şûrasında tescil edildi. Şûra, bu protokolün iptal edilmesini de önerdi. Ancak protokol hala yürürlükte. Genelkurmay Harekat Dairesi Başkanı Korgeneral Çetin Doğan ile İçişleri Müsteşarı Teoman Ünüsan tarafından imzalanan ve 27 maddeden oluşan protokol gizli ibaresini taşıyor. Bu protokolde askeri birliklerin, büyük toplumsal hareketler karşısında yerel mülki idare amirinin çağrısı ve kararını beklemeden harekete geçmesi öngörülüyor. İldeki polis ve jandarma, yardıma gelen askeri birliğin komutanının emrine giriyor ve garnizon komutanı mülki idare amirinin güvenlikle ilgili yetkilerini fiilen devralıyor. Protokol, bu tür olayların öngörülmesi için sivil alanda geniş bir istihbarat çalışmasının askeri güçler tarafından yapılmasına da olanak sağlıyor. Protokolün uygulaması durumunda, adeta ilan edilmemiş bir sıkıyönetim hali ortaya çıkıyor. Siyasi otoritenin iyice zayıfladığı 1997de imzalanan bu gizli protokolle askeri otorite, terörle mücadeleden toplumsal olaylara uzanan birçok bahane ile müdahale yetkisi kazandı. EMASYAnın yasalara aykırı olduğu ise bundan 7 yıl önce yapılan Mülki İdare Şurasında tescil edildi. AK Parti iktidarı öncesinde 25 Nisan 2002de toplanan Başbakan Bülent Ecevit ve İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelenin de bulunduğu şura, 273 üyenin katılımı ile 3 gün çalıştı. Şurada oluşturulan 2 numaralı komisyon, protokolü didik didik inceledi. Şura sonunda yayımlanan raporda, EMASYAnın birçok noktadan kanuna aykırı olduğu vurgulandı. EMASYAnın TSK ile Emniyet Teşkilatı arasında yönetmelik gibi bir şey olduğunu ifade eden Emniyet İstihbarat Dairesi eski Başkanı Bülent Orakoğlu, protokolün 28 Şubatın karanlık sürecinde imzalandığını hatırlattı. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınçı takip skandalıyla ilgili bilgiler veren Orakoğlu, EMASYAnın uygulanması komutanların demokrasi anlayışı ile ilgili bir şey dedi. Şimdi dese ki Arınçı EMASYA protokolüne göre yapıyoruz buna yetkisi var diyen Orakoğlu, hiçbir hukuk devletinde bir işin subjektif fikirlere bırakılamayacağını vurgulayarak, bir sistemin geçerli olması gerektiğini söyledi. EMAYSA protokolünün kanunu aştığını belirten Orakoğlu, 2003te toplanan Mülki İdare Şurasını ise şöyle anlattı: Yani burada 105 tane üst düzey yönetici var. Emekli valiler var, hazır görevde valiler var. Sahil Güvenlik Komutanlığı, Jandarma Genel Komutanlığından yetkililer var. Bunlar toplanmışlar bu EMASYA protokolünün 12-13 tane maddeden 5442 Sayılı Kanuna aykırı olduğunu karara bağlamışlar. Bunu 13-14 maddelik bir raporla hükümete ilettiler. Tahmin ediyorum ki hükümet de bu EMASYA protokolünün kaldırılması adına bunu TSKya yazmıştır. Ama EMASYA protokolü şu anda devam ediyor. Orakoğlu, EMASYAnın direkt ve doğrudan demokratik hayata müdahale edebileceğine dikkat çekti. Protokole göre Ankaranın en üst düzey garnizon komutanının EMASYA komutanı olduğunu söyleyen Orakoğlu, İlin idaresi 5442 Sayılı İl İdaresi Kanununa göre valilere verilmiştir. Ama EMASYA protokolü bu yetkiyi garnizon komutanlarına vermiştir. Yani burada garnizon komutanı isterse emniyetin istihbarat başkanını da çağırır herkesi çağırabilir diye konuştu. 1-Protokol, yasanın çizdiği sınırı aşarak bir ilde çıkan asayişle ilgili olaylarla ilgili yardım isteme esaslarını düzenliyor. Oysa bir ilde çıkacak olaylarla ilgili durum İller İdaresi Kanununun 11/D maddesinde zaten ayrıntılı olarak ele alınıyor. Bu nedenle protokol yetki yönünden hukuka aykırı. 2-Protokolle kurulan il ve ilçe Güvenlik Koordinasyon Komisyonları üyeleri arasına garnizon komutanı sıfatıyla bir askeri yetkili dahil edilmesi mülki idare amirliğinin asayiş hizmetlerine ilişkin yetki ve sorumluluk düzeninin bütünlüğünü bozuyor. 3-Protokol aniden ortaya çıkan ve hakkında acilen karar alınması gereken sorunların çözümünde sürat ve etkinliği azaltabilecek bir işleyiş sistemi oluşturmakla mülki idare amirlerinin takdir yetkisini ve hareket serbestisini kısıtlıyor. 4-Protokolle getirilen mülki idare amirlerinin kuvvet talebinde bulunmadan önce EMASYA Bölge ve Tal
Samanyolu Haber
Son Dakika
01.01.2010
ArınçıtakipskandalındaşokiddiaArınçı takip skandalında şok iddia
Arınç'ı takibe izin veren o imza
Samanyolu Haber
01.01.2010
09:20
Genelkurmay ile İçişleri arasında 1997de imzalanan yasalara aykırı EMASYA protokolü halen yürürlükte...

Genelkurmay ile İçişleri arasında 1997de imzalanan EMASYA protokolünün yasalara aykırı olduğu, 7 yıl önceki Mülki İdare Şûrasında tescil edildi. Şura?nın ?iptal edilsin? önerisine rağmen protokol hala yürürlükte... Genelkurmay Başkanlığı ile İçişleri Bakanlığı arasında 7 Temmuz 1997de imzalanan gizli Emniyet Asayiş Yardımlaşma (EMASYA) Protokolünün hâlâ yürürlükte olması tartışma konusu olmaya devam ediyor. Protokol, siyasi otoritenin az da olsa zayıfladığı, afet, toplumsal olaylar ve terör olayları karşısında resmi olarak ilan edilmeyen bir sıkıyönetim halinin, fiilen yürürlüğe sokulmasının yasal dayanağını oluşturuyor. Asker, protokole dayanak sivil alanda istihbarat bile yapabiliyor. EMASYAnın yasalara aykırı olduğu bundan 7 yıl önce 25-27 Nisan 2002 tarihlerinde yapılan Mülki İdare Şûrasında tescil edildi. Şûra, bu protokolün iptal edilmesini de önerdi. Ancak protokol hala yürürlükte. Genelkurmay Harekat Dairesi Başkanı Korgeneral Çetin Doğan ile İçişleri Müsteşarı Teoman Ünüsan tarafından imzalanan ve 27 maddeden oluşan protokol gizli ibaresini taşıyor. Bu protokolde askeri birliklerin, büyük toplumsal hareketler karşısında yerel mülki idare amirinin çağrısı ve kararını beklemeden harekete geçmesi öngörülüyor. İldeki polis ve jandarma, yardıma gelen askeri birliğin komutanının emrine giriyor ve garnizon komutanı mülki idare amirinin güvenlikle ilgili yetkilerini fiilen devralıyor. Protokol, bu tür olayların öngörülmesi için sivil alanda geniş bir istihbarat çalışmasının askeri güçler tarafından yapılmasına da olanak sağlıyor. Protokolün uygulaması durumunda, adeta ilan edilmemiş bir sıkıyönetim hali ortaya çıkıyor. Siyasi otoritenin iyice zayıfladığı 1997de imzalanan bu gizli protokolle askeri otorite, terörle mücadeleden toplumsal olaylara uzanan birçok bahane ile müdahale yetkisi kazandı. EMASYAnın yasalara aykırı olduğu ise bundan 7 yıl önce yapılan Mülki İdare Şurasında tescil edildi. AK Parti iktidarı öncesinde 25 Nisan 2002de toplanan Başbakan Bülent Ecevit ve İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelenin de bulunduğu şura, 273 üyenin katılımı ile 3 gün çalıştı. Şurada oluşturulan 2 numaralı komisyon, protokolü didik didik inceledi. Şura sonunda yayımlanan raporda, EMASYAnın birçok noktadan kanuna aykırı olduğu vurgulandı. EMASYAnın TSK ile Emniyet Teşkilatı arasında yönetmelik gibi bir şey olduğunu ifade eden Emniyet İstihbarat Dairesi eski Başkanı Bülent Orakoğlu, protokolün 28 Şubatın karanlık sürecinde imzalandığını hatırlattı. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınçı takip skandalıyla ilgili bilgiler veren Orakoğlu, EMASYAnın uygulanması komutanların demokrasi anlayışı ile ilgili bir şey dedi. Şimdi dese ki Arınçı EMASYA protokolüne göre yapıyoruz buna yetkisi var diyen Orakoğlu, hiçbir hukuk devletinde bir işin subjektif fikirlere bırakılamayacağını vurgulayarak, bir sistemin geçerli olması gerektiğini söyledi. EMAYSA protokolünün kanunu aştığını belirten Orakoğlu, 2003te toplanan Mülki İdare Şurasını ise şöyle anlattı: Yani burada 105 tane üst düzey yönetici var. Emekli valiler var, hazır görevde valiler var. Sahil Güvenlik Komutanlığı, Jandarma Genel Komutanlığından yetkililer var. Bunlar toplanmışlar bu EMASYA protokolünün 12-13 tane maddeden 5442 Sayılı Kanu?na aykırı olduğunu karara bağlamışlar. Bunu 13-14 maddelik bir raporla hükümete ilettiler. Tahmin ediyorum ki hükümet de bu EMASYA protokolünün kaldırılması adına bunu TSKya yazmıştır. Ama EMASYA protokolü şu anda devam ediyor. Orakoğlu, EMASYAnın direkt ve doğrudan demokratik hayata müdahale edebileceğine dikkat çekti. Protokole göre Ankaranın en üst düzey garnizon komutanının EMASYA komutanı olduğunu söyleyen Orakoğlu, İlin idaresi 5442 Sayılı İl İdaresi Kanununa göre valilere verilmiştir. Ama EMASYA protokolü bu yetkiyi garnizon komutanlarına vermiştir. Yani burada garnizon komutanı isterse emniyetin istihbarat başkanını da çağırır herkesi çağırabilir diye konuştu. 1-Protokol, yasanın çizdiği sınırı aşarak bir ilde çıkan asayişle ilgili olaylarla ilgili yardım isteme esaslarını düzenliyor. Oysa bir ilde çıkacak olaylarla ilgili durum İller İdaresi Kanununun 11/D maddesinde zaten ayrıntılı olarak ele alınıyor. Bu nedenle protokol yetki yönünden hukuka aykırı. 2-Protokolle kurulan il ve ilçe Güvenlik Koordinasyon Komisyonları üyeleri arasına garnizon komutanı sıfatıyla bir askeri yetkili dahil edilmesi mülki idare amirliğinin asayiş hizmetlerine ilişkin yetki ve sorumluluk düzeninin bütünlüğünü bozuyor. 3-Protokol aniden ortaya çıkan ve hakkında acilen karar alınması gereken sorunların çözümünde sürat ve etkinliği azaltabilecek bir işleyiş sistemi oluşturmakla mülki idare amirlerinin takdir yetkisini ve hareket serbestisini kısıtlıyor. 4-Protokolle getirilen mülki idare amirlerinin kuvvet talebinde bulunmadan önce EMASYA Bölge ve Tal
Samanyolu Haber
Son Dakika
01.01.2010
ArınçıtakibeizinverenoimzaArınçı takibe izin veren o imza
Dursun Çiçek'in kaçacak yeri kalmadı
Samanyolu Haber
02.11.2009
08:19
İki kez ifadeye çağrılan Dursun Çiçek gelmeyince, mahkemeden ?yakalama? kararı çıkartıldı. Çiçek?e cunta yapılanması ve Ergenekon?la bağlantıları sorulacak

21 Ekim?den bu yana ifade vermek için Ergenekon savcılarının karşısına çıkması beklenen Demokrasiye Müdahale Eylem Planı?nı hazırlayan Deniz Kurmay Albay Dursun Çiçek hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından mahkeme kanalıyla ?yakalama? kararı çıkarıldığı iddia edildi. Albay Çiçek bu sabah adliyeye gitmezse, yakalama kararı gereği ?ev veya işyerinde? arama yapılması gündeme gelebilecek. SAVCILAR İKİ?KEZ?İFADEYE?ÇAĞIRDILAR Islak imzalı orjinal planın ellerine ulaşmasının ardından Albay Dursun Çiçek?e Genelkurmay Adli Müşavirliği aracılığıyla iki kez ?ifadeye gel? çağrısı yapan Ergenekon savcıları, bu davetlerine dün mesai bitimine kadar bir cevap alamadı. Bunun üzerine, nöbetçi ağır ceza mahkemesinden Albay Çiçek hakkında ?yakalama? emri çıkarıldığı öne sürüldü. Yakalama kararı çıkarılan Çiçek?in bu sabah ifade vermeye beklendiği, eğer gitmezse hakkındaki kararın devreye gireceği kaydedildi. BUGÜN?ADLİYEYE?GELMESİ?BEKLENİYOR Dursun Çiçek?in bugün de ifadeye gelmemesi durumunda, hakkındaki arama kararı gereği, evinde ve işyeri adresi olan Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Karargahı?nda arama yapılabileceği belirtiliyor. Genelkurmay?ın, böyle bir durumda yaşanacak krize meydan vermemek için Çiçek?i bugün İstanbul Adliye?sine göndereceği ifade ediliyor. Çiçek hakkındaki yakalama işlemini engellemeye çalışanların ?görevi kötüye kullanma? ve ?yargıyı engelleme? suçundan haklarında işlem yapılabilecek. ?CUNTACILAR??VE?ERGENEKON?SORULACAK Albay Çiçek?in, Ergenekon savcılarınca cunta yapılanması ve bu yapılanma ile Ergenekon arasındaki bağlantılar konusunda sorgulanacağı öğrenildi. Albay Dursun Çiçek?in avukatı Mustafa Çevik, önceki gün Star?ın ?İfade vermek için sivil savcılardan davet alıp almadıkları? sorusu üzerine ?Tebligat gelip gelmediğini de ifade vermeye gidip gitmeyeceğimizi de size söylemeyeceğim. Gidin İstanbul Adliyesi önünde bekleyin? demişti. 12 Haziran 2009 günü Genelkurmay Karargahı?ndaki Çiçek?in ofisinde belge temizliği işlemine katıldıkları iddia edilen 7 subay ile bir sivil memur, cuma günü Ergenekon savcılarına gelerek ifade vermişlerdi. O planda ne vardı? ? Dursun Çiçek imzalı ?İrtica ile Mücadele Eylem Planı? başlıklı skandal belgede demokrasiye nasıl müdahale edileceği ve masum insanların nasıl terörist gibi gösterileceğine yönelik planlar yer alıyordu. AK PARTİ?DEKİ AJANLAR: AK Parti?nin parçalanmasına dönük parti içinde irtibatta olunan isimlerin hükümet politikalarıyla çelişkili açıklamalar yapmaları sağlanacak, böylece parti ile hükümet arasında ciddi anlaşmazlık ve bölünmeler yaşanıyormuş imajı oluşturulacak. GÜLEN CEMAATİNDE SİLAH YAKALANMASI SAĞLANACAK: Gülen cemaatine ait evlere düzenlecek baskınlarda silah bulunması sağlanacak. Bulunacak silah ve mühimmat nedeniyle cemaat üyelerinin Fettullahçı Silahlı Terör Örgütü olarak askeri mahkemelerde yargılanması sağlanacak. Evlerden cemaatin PKK, CIA ve MOSSAD?la ilişkili olduğuna dair belge ve kanıtlar bulunması sağlanacak. ERGENEKONCULAR SAVUNULACAK: Ergenekon davasında sanık konumundaki emekli ya da muvazzaf askerlere sahip çıkılacak. Sözkonusu TSK personelinin masum olduğu, irticayla etkin şekilde mücadele ettikleri için üzerlerine iftira atıldığı şeklinde haberler yaptırılacak, gerekli hassasiyet sağlanacak. MİLLİYETÇİ TABAN GENİŞLETİLCECEK: Ermenistan ve Yunanistan ile ilişkilerle ilgili kamuoyunda tepki uyandıracak haberler yaptırılacak. Böylece milliyetçi partilerin tabanı genişleticecek, AK Parti kamuoyunda zora düşürülecek. DİZİLERE SAVAŞ AÇILACAK: Kurtlar Vadisi, Kollama ve Tek Türkiye benzeri diziler hakkında olumsuz haberler yaptırılarak her üçünün de kamuoyundaki güvenilirliğinin yitirilmesi sağlanacak. 13 gündür bekleniyor Islak imzalı orjinal belge 16 Ekim günü Ergenekon savcılarına ulaştı. Savcılar belgeyi hemen Adli Tıp Kurumu?na gönderdi. 21 Ekim günü Adli Tıp kurumu ?Belge üzerindeki imza Dursun Çiçek eli ürünü? raporunu hazırladı. Ergenekon savcıları aynı gün Genelkurmay Adli Müşavirliği aracılığıyla Dursun Çiçek?e ?ifadeye gel? tebligatı gönderdi. Çiçek ifadeye gelmeyince savcılık 26 Ekim günü Çiçek?e ?İfade vermek için gel. Yoksa polis zoruyla getirileceksiniz? içerikli ?ihtarlı? davet gönderdi. İmha işlemine katılan 7 subay ile bir sivil memur 30 Ekim günü Ergenekon savcılarınca sorgulandı. STAR
Samanyolu Haber
Son Dakika
02.11.2009
DursunÇiçekinkaçacakyerikalmadıDursun Çiçekin kaçacak yeri kalmadı
Ordu Göreve diyenleri pişman etti
Samanyolu Haber
02.11.2009
08:01
Eski İkinci Ordu Komutanı emekli Orgeneral Edip Başer, konuşmacı olarak katıldığı panelde ordu göreve çağrısı yapan dinleyicilere sert tepki gösterdi.

Silahlı Kuvvetlerde hükümet yanlış yaptı, o zaman darbe yapalım döneminin kapandığını belirten Başer, Ordu sürekli darbe kılıcını, ülkeyi yöneten sivil hükümetin üzerinde tutamaz. dedi. Tutuklu Ergenekon sanıklarından emekli Tuğgeneral Veli Küçükün de üyesi olduğu Türk Dünyası Araştırma Vakfında düzenlenen panelde konuşan Edip Başer ile dinleyiciler arasında ilginç diyaloglar yaşandı. Emekli orgeneral, önceki günkü panelde sık sık Ordu, üzerine düşen görevi niye yapmıyor? sorularıyla karşılaştı. AB kapısına dayanmış Türkiyede hâlâ bu tür çağrıların olmasına şaşıran Edip Başer, demokrasi vurgusu yaptı. Silahlı Kuvvetler başıbozuklar ordusu değil. Yasalarla yönetilen, anayasaya bağlı bir ordu. uyarısında bulunan Başer şöyle konuştu: Hükümet bu işi yanlış yaptı, sabah erken kalkıp darbe yapalım, canına okuyalım bunların, yok böyle bir şey. O zaman siz demokrasi inancını bir tarafa bıraktınız demektir. Devleti yöneten sivil yönetimin üzerinde sürekli olarak darbe kılıcını bu şekilde tutmaya kalkarsanız o zaman işin adına demokrasi demek zorlaşır. TSK mensuplarının da halkın içinden geldiğine dikkat çeken emekli Paşa, kendisinin de bir polis çocuğu olduğunu dile getirdi. Küçük yaşta yetim ve öksüz kaldığını anlatırken şu mesajları verdi: Beni 3 yaşımda marangoz ve imam amcalarım alıp büyüttü. Ben Silahlı Kuvvetlerde en üst rütbeye kadar gelmiş biriyim. O zaman askeri kendinizden ayrı düşünmeyin. Ergenekonun tutuklu sanıklarından emekli Tuğgeneral Veli Küçükün de üyesi olduğu Türk Dünyası Araştırma Vakfında düzenlenen panelde konuşan Edip Başer, çarpıcı açıklamalarda bulundu. Başer, önceki günkü panelde sık sık Ordu üzerine düşen görevi niye yapmıyor? sorularıyla karşılaştı. Silahlı Kuvvetler başıbozuklar ordusu değil. Silahlı Kuvvetler yasalarla yönetilen, anayasaya bağlı bir ordu. diyen Başer, TSK mensuplarının halkın içinden çıktığını şu sözlerle anlattı: Kuleliye gelen çocuklar 14 yaşında yine halkın çocukları olarak askeriyeye başlamaktadır. O çocuğu yetiştiren anne-baba hangi bakış açısına, ruhaniyete ve mantaliteye sahipse o da öyle yönlenecektir. Başer, Anayasa Mahkemesinin irticadan dolayı uyardığı bir iktidar partisine Silahlı Kuvvetler neden müdahale etmiyor? şeklindeki soruya ise şu karşılığı verdi: Anayasa Mahkemesinin o kararının gereğini yapması gerekenler başkalarıdır. Esasen, o kararın muhatabı partinin yönetenleri o karara bakıp demek ki bizi bu şekilde nitelendirmelerine karşı yapmamız gerekenler var demeli. Emekli Orgeneral Edip Başer, Kaos Planında imzası bulunan Deniz Piyade Kurmay Albay Dursun Çiçek etrafındaki tartışmayı da değerlendirdi. Belgenin henüz adlî soruşturma safhasında olduğunu, bunun hukuki sürecin bir basamağı olarak gördüğünü kaydeden Başer, Henüz adlî soruşturma safhasındayken bu kişiler hakkında hükme varıp görevden almak doğru değil. Ha, o kişilerin komutanları Genelkurmay Başkanı. Onlar herhangi bir tedbir düşünürler mi o onların bileceği bir şey. Şu anda cezalandırma anlamında hukukî bir şey yapılamayacağını düşünüyorum. Ama dediğim gibi idari tedbir amaçlı o görevden alınırlar, başka göreve verilirler. Nitekim o denizci kurmay albay o imzanın sahibi olan arkadaşımız, Genelkurmaydaki görevinden Deniz Kuvvetlerine atanmıştır. Bu da tedbir amaçlı yapıldı sanırım. ifadelerini kullandı. ZAMAN
Samanyolu Haber
Son Dakika
02.11.2009
OrduGörevediyenleripişmanettiOrdu Göreve diyenleri pişman etti
AB'den yargı reformuna tam destek
Samanyolu Haber
10.07.2009
07:29
Cumhurbaşkanı Abdullah Gülün onayının ardından yürürlüğe giren iki maddelik yargı reformu, Avrupa Birliği tarafından memnuniyetle karşılandı.

Türkiye, taahhüdüne uydu, doğru adım attı Brüksel, askerî mahkemelerin yetkisini sınırlandıran Ceza Muhakemeleri Kanunundaki değişikliğe destek verdi. Genişleme Komiseri Olli Rehnin sözcüsü Krisztina Nagy, sivillerin silahlı kuvvetleri tam denetiminin Türkiyenin üyelik sürecinin temel önceliklerinden biri olduğuna işaret ederek, yapılan değişiklik için doğru bir adım nitelendirmesinde bulundu. ABnin Türkiyeye ilişkin yayımladığı bütün raporlarda asker-sivil ilişkilerine büyük yer ayrılıyor ve her raporda, Türkiyedeki asker-sivil ilişkilerinin AB standartlarına uygun olmadığına işaret ediliyor. 1998den bu yana her yıl sonbahar aylarında Türkiye ilerleme raporunu yayımlayan AB Komisyonu, Ankaraya sürekli asker-sivil ilişkilerini AB seviyesine getirme çağrısı yapıyor. Nagy, yapılan kanunî deği-şikliği not ettiklerini kaydetti. Komisyonun yapılan kanunî değişikliği not ettiğine işaret eden Nagy, silahlı kuvvetlerin sivil otorite tarafından tam olarak denetlenmesinin Avrupa standartlarına ulaştırılmasının Katılım Ortaklığı Belgesinin önceliklerinden biri olduğunu vurguladı. Nagy, Silahlı kuvvetlerin sivillerce tam denetimi Türkiyenin AB üyeliğinin temel önceliklerinden biridir. dedi. 2008de gözden geçirilen Türkiyenin AB üyeliğinin yol haritası hüviyetindeki Katılım Ortaklığı Belgesi (KOB), askerî mahkemelerin yetkilerinin kısıtlanmasını kısa vadeli öncelikler arasında saymıştı. AB Konseyinin 18 Şubat 2008de onayladığı KOBda asker-sivil ilişkilerine yönelik talepler şöyle sıralanıyor: Silahlı kuvvetlerin sivillerce AB pratiklerine uygun bir şekilde denetlenmesi çabalarını kuvvetlendirin. Askerin siyasi meselelere müdahale etmesini engelleyin ve milli güvenlik siyasetinin şekillendirilmesi ve uygulanması dahil sivil yetkililerin güvenlik konularında tam denetimini sağlayın. Güvenlik konularının idaresinde hesap verebilirliği ve şeffaflığı sağlayacak adımlar atın. Askerî ve güvenlik konularında ve dış denetimi kapsayacak şekilde ilgili bütün harcamalarda tam Meclis denetimini temin edin. Askerî mahkemelerin yetkilerini askerî personelin askerî vazifelerini kapsayacak şekilde sınırlandırın. Yazılı açıklamasında KOBa atıf yaparak, Türkiyenin askerî mahkemelerin yetkilerinin askeri personelin askeri görevleriyle sınırlı olması gerektiğini vurgulayan Nagy, Komisyonun asker-sivil ilişkilerini takip etmeye devam edeceğini ve ilerleme raporunda detayları ile değerlendireceğini kaydetti. YUNANİSTAN VE İSPANYA ÖRNEKLERİ Silahlı kuvvetlerin sivillerce denetimini üyeliğin önemli şartlarından biri haline getiren ABnin bu konuda mühim tecrübeleri var. Askerî diktatörlüklerden çıkan İspanya, Yunanistan ve Portekizi de müzakere sürecinde asker-sivil ilişkilerinde sıkıştıran AB, her üç ülkeyi de silahlı kuvvetleri tam denetim altına aldıktan sonra üye kabul etti. 2005 yılının sonunda İspanyanın 17 özerk bölgesinden en büyüğü Katalan Özerk Bölgesi aldığı bir kararla anayasada millet olarak anılmak istediğini açıkladı. İspanya Kara Kuvvetleri Komutani Jose Mena Aguado, Ocak 2006da yaptığı bir açıklamada İspanya Anayasasına göre ordunun devletin garantörü olduğunu ve özerk bölgelerin hükümranlık istemeleri durumunda müdahale edeceklerini açıkladı. Bu sözlerinin hemen ardından ev hapsine alınan General Aguado, ardından acilen emekliye sevk edildi. Dönemin İspanya Savunma Bakanı Jose Bono, General Aguado ile ilgili olarak Demokrasilerde son sözün kışlalarda değil, seçim sandıklarında söylendiğine alışmalıyız. demişti. ZAMAN
Samanyolu Haber
Son Dakika
10.07.2009
ABdenyargıreformunatamdestekABden yargı reformuna tam destek
'Hayata Dönüş' ilk kez gün ışığına çıktı
Samanyolu Haber
07.07.2009
16:55
2000 yılındaki Hayata Dönüş operasyonunun biri asker, beş kişiye mezar olan Ümraniye Cezaevi görüntüleri mahkemeye sunuldu. Avukatlara göre operasyonda katliama yönelik silahlar kullanıldı.

Ümraniye Cezaevinde 19 Aralık 2000de yapılan Hayata Dönüş operasyonunun davasında, mahkemeye ilk kez operasyonun görüntüleri sunuldu. Ümraniye Cezaevinde dört gün süren ve biri er, beş kişinin hayatını kaybettiği operasyonun silah seslerinin eşlik ettiği görüntülerinde, askeri Özel Harekât timleri operasyona hazırlanırken, koğuş demirlerini keserken, mahkûmlara teslim ol çağrısı yaparken görülüyor. Dozerlerin de cezaevi duvarlarını yıktığı operasyonda, bazı mahkûmlar enkaz altından çıkarılıyor. Ölüm oruçlarına karşı yapılmıştı F tipi cezaevlerini protesto etmek için başlatılan ölüm oruçlarını sona erdirmek amacıyla 19 Aralık 2000de 20 cezaevinde aynı anda başlatılan ve ikisi asker toplam 32 kişinin hayatını kaybettiği Hayata Dönüş operasyonunun görüntüleri ilk kez ortaya çıktı. Ümraniye Cezaevinde dört gün süren operasyon sonrasında açılan davada, mahkemeye operasyonun askerler tarafından çekilen video görüntüleri ulaştı. Mahkeme heyeti: Biz izlemiştik Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesinde, 267 jandarmanın adam öldürme ve yaralamadan yargılandığı duruşmaya sunulan görüntüler, avukatlar tarafından mahkeme heyetine izletilmek istendi. Ancak mahkeme heyeti elimizde var diyerek görüntüleri izlemedi. Beş DVDden oluşan görüntülerde Ümraniye Cezaevine 19 Aralık 2000de sabah 05.00te başlayan operasyonun detayları yer alıyor. Görüntülerde, Özel Harekât askerleri ellerinde ağır silahlarla görülüyor. Operasyonun başlamasının yarım saat sonra mahkûmlardan marş sesleri yükselirken, silah sesleri duyuluyor. Ancak silahların nereden ateşlendiği anlaşılmıyor. Bir askerin yaralı şekilde göründüğü DVDde, diğer askerler ona yardım ediyor. Ayrıca görüntülerde kan izleri de yer alıyor. 20 Ocak günü saat 13.45te bir asker elindeki megafonla, müdahalenin insani amaçlı yapıldığını, kimseye zarar gelmeyeceğini, can güvenliklerinin kendi garantileri altında olduğunu söylüyor. Tutuklu ve hükümlülerin teslim olmaya karar vermeleri halinde içlerinden birinin ellerini kaldırarak yaklaşması isteniyor. Bunun için de 15 dakika süre veriliyor. Daha sonra ise koğuşların demir kapılarının kaynak makinesiyle kesilmeye çalışıldığı görüntüleri var. Saat 17.40ta yeniden teslim olun çağrısı yapılıyor. Bu anonsta, yaşamın kutsal olduğu söyleniyor. Kimsenin kasıtlı olarak silah kullanılarak öldürülmeyeceği belirtilerek, Bu şansınızı değerlendirin deniliyor. Avukat: Bunlar katliam silahları Davada müdahil avukatlardan Oya Aslan, görüntülerde askerlerin elindeki silahların jandarmaya verilen, özel operasyonlarda kullanılan ve zırh delme özelliği bulunan P- 90 türü silah olduğunu öne sürdü. Bu silahların katliam yapmak için kullanıldığını iddia eden Aslan, P-90 katliam anlamı taşıyor. Özel ekipler, özel silahlar katliamın yapıldığını gösteriyor. Sıradan bir ayaklanma bastırılması değildi dedi. Daha önceki duruşmalarda dinlenen sanıklardan operasyona katılan asker Kadir Kalaycı, kendilerine ilk kez gördükleri P -90 silahlarının verildiğini söylemişti. Özel Müdahale Planı belgesi Öte yandan mahkemeye Ümraniye Cezaevi Operasyon Özel Müdahale Planı adlı belge de ulaştı. Belgede, müdahaleyi yapan birliğin Ankara Jandarma Komutanlığı Özel Asayiş Komutanlığı olduğu belirtiliyor. Belgede, Hukuki sonuç doğurmayacak şekilde operasyonun tüm safhaları video kamera ve fotoğraf makinesiyle tespit edilecek diye ifade de yer alıyor. Karşı Güç diye bir başlığın da bulunduğu belgede, operasyonun kod adı, Atmaca olarak geçiyor. RADİKAL
Samanyolu Haber
Son Dakika
07.07.2009
HayataDönüşilkkezgünışığınaçıktıHayata Dönüş ilk kez gün ışığına çıktı
İran'da sekiz günün bilançosu
Samanyolu Haber
21.06.2009
21:39
İranda seçim sonuçlarına itiraz için düzenlenen izinsiz gösterilerin bugün yapılmadığı belirtildi.

Tahran Emniyet Müdürlüğü açıklamasında, bugün için kentin hiçbir bölgesinde herhangi bir toplanma ve gösteriye rastlanmadığını bildirdi. Açıklamada, dün geceki korsan gösteride can ve mal kaybına neden olan asli sorumluların yakalandığı bildirildi.

Yakalananlar arasında Iraktaki Eşref Kampında eğitim gördükten sonra İrana giren terör örgütü Halkın Mücahitlerine üye saldırganların olduğu belirtildi.

Başkentte huzurun hakim olduğu belirtilerek, olası izinsiz gösterilere göz yumulmayacağı, yasalara aykırı hareket edenlere karşı sert önlemler alınacağı kaydedildi.

21 ÖLÜ, YÜZLERCE YARALI

İranda 12 Hazirandaki 10. dönem cumhurbaşkanı seçimi sonuçlarının açıklanmasından sonra gösterilerde resmi rakamlara göre, şu ana kadar toplam 21 kişi hayatını kaybetti, yüzlerce kişi yaralandı.

Seçim sonuçlarının açıklandığı 13 Haziran gecesi İçişleri Bakanlığına yürümek isteyen göstericiler ile güvenlik güçleri arasındaki arbedede 1 kişi hayatını kaybetmiş, onlarca kişi yaralanmış ve çok sayıda kamu malı tahrip edilmişti.

Ertesi gün devam eden gösterilerde çıkan olaylarda banka ve iş yerleri tahrip edilmiş, belediyeye ait araçlar ile özel araçlar ateşe verilmişti.

Cumhurbaşkanı adaylarından Mir Hüseyin Musevi, gelişmelerin ardından yaptığı açıklamada gösterilere katılarak halkın can ve mal güvenliğini tehlikeye atan gruplarla bir ilgilerinin olmadığını belirtmiş, taraftarlarını sessiz protesto eylemine davet etmişti.

Musevinin çağrısı üzerine seçim sonuçlarına itiraz amacıyla pazartesi günü İnkılab ve Azadi Meydanları arasında on binlerce kişi sessiz protesto eylemi ve yürüyüşüne katılmıştı.

Musevinin de konuşma yaptığı eylemde herhangi bir gerginlik yaşanmamıştı. Ancak aynı günün geç saatlerinde halkın arasına karışan tahrikçilerin askeri bir binaya saldırması üzerine çıkan olaylarda 7 kişi hayatını kaybetmiş, onlarca kişi yaralanmış, yine çok sayıda kamu malı tahrip edilmişti.

Olaylar üzerine yeniden bir açıklama yapan Musevi, durumdan istifade eden tahrikçiler konusunda taraftarlarını uyarmış, şiddet eylemlerini kınamıştı.

Musevinin, yasal yollardan itirazların süreceğini açıklaması üzerine on binlerce kişi salı günü Venek Meydanı ve etrafında sessiz protesto eylemine katılmıştı. İzinsiz olmasına rağmen polisin müdahale etmediği eylem olaysız sona ermişti.

Musevi taraftarları çarşamba günü de Heft-e Tir Meydanından İnkılab Meydanına kadarki kilometrelerce yolu katederek sessiz protesto yürüyüşünü sürdürmüştü.

Musevinin, pazartesi günkü olaylarda hayatını kaybedenleri anmak için perşembe günü camilerde toplanılması ve yasal yollardan itirazın sürdürülmesi çağrısı üzerine camilerde toplanan halk, siyahlar giyerek ölenler için dua etmişti. Duaların ardından yine on binlerce kişi İmam Humeyni Meydanına doğru sessiz protesto yürüyüşünü sürdürmüştü. Musevi de ilerleyen saatlerde meydana gelerek halkı selamlama konuşması yapmıştı. Aynı gün Firdevsi Meydanına kadar yürüyen eylemciler sessizce dağılmıştı.

Dini lider Ayetullah Ali Hamaney cuma hutbesinde, sorunların yasal çerçevede çözülmesi tavsiyesini yinelemiş, sokak gösterilerinin sona ermesi çağrısı ve uyarısında bulunmuştu.

Emniyet Genel Müdürlüğü de yasa dışı hiçbir eyleme göz yumulmayacağını, olaylara karışanlara sert karışılık verileceğini açıklamıştı.

Musevinin seçim bürosunun, cumartesi günü İnkılab ve Azadi meydanları arasında sessiz protesto yapılması yönünde iki gün önceden istediği izni, İçişleri Bakanlığı vermemişti.

Bunun üzerine Musevinin seçim bürosu, yapılması planlanan sessiz protesto eylemi ve yürüyüşünün belirlenen vakitten iki saat önce iptal edildiğini açıkladı. Ancak karardan haberdar olmayan 3 bin kadar göstericinin İnkılab Meydanı ve etrafında toplanarak eylemi sürdürmek istemesi üzerine çıkan olaylarda 13 kişi hayatını kaybetmiş, en az 100 kişi yaralanmıştı.

Resmi yetkililer, seçim sonraki süreçte aralarında siyasilerin de bulunduğu yüzlerce kişinin gözaltına alındığı, olayların asli sorumluları dışındakilerin bir süre sonra serbest bırakıldığını belirtmişti.

AA
Samanyolu Haber
Son Dakika
21.06.2009
İrandasekizgününbilançosuİranda sekiz günün bilançosu
Toplam "24" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti