Habergec.Com Aranan Kelimeler:bütün köy bu kadar Değerlendirme: 10 / 10 498708
habergec.com
30.08.2014 Cumartesi
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

bütün köy bu kadar

Çiftçiler, Mardin’e giriş çıkışları kapattı
Zaman
28.08.2014
02:11
Mardin’de çiftçilerin, elektriklerin sık sık kesilmesini protesto gösterileri dün de sürdü.Çiftçiler, Mardin-Şanlıurfa yolundan sonra dün de Mardin-Kızıltepe ve Kızıltepe-Nusaybin yollarını trafiğe kapattı. Saatlerce ulaşıma kapalı olan yolda yüzlerce araç ve vatandaş mahsur kaldı. Mardin Havaalanı yolunun da kapalı olması sebebiyle İstanbul ve Ankara’ya gidecek yolcular mağdur oldu. Çiftçiler, elektrikler verilmediği müddetçe yolu trafiğe açmayacakları tehdidinde bulundu. Jandarma ve polis ise olaylara müdahale etmedi. 1990 yılından beri Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde elektrik sorunu yaşadıklarını belirten çiftçi Hasan Tekin, bunun siyasi bir karar olduğunu ileri sürdü. Tekin, “Hiç kimse bunu gündeme getirmiyor. Kürdistan’da ikinci sınıf muamelesi görüyoruz. Devlet bizi hırsızlığa, arsızlığa teşvik ediyor. Bizi batıya göçe zorluyor. Bu kadar insana yazıktır.” dedi.Yaz boyunca elektrik kesintileri yüzünden zor günler geçirdiklerini belirten Kızıltepe ilçesi Aktepe köy muhtarı İbrahim Uluırmak ise elektriklerin 2 gün daha gelmemesi halinde bütün ekinlerin kuruyacağını ifade etti. Uluırmak, “Biz ekmeğimizin peşindeyiz. Buna artık tahammül edemeyiz. Sonuç alıncaya kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.” diye konuştu. Yolda mahsur kalan TIR şoförü Mehmet Ekin de, “Yollar saatlerce kapalı ama kimse açmak için müdahale etmiyor. Burada devlet kalmadı. Çiftçiler de mağdur biz de mağduruz.” ifadelerini kullandı.
Zaman
Güncel
28.08.2014
ÇiftçilerMardin’e/">Mardin’egirişçıkışlarıkapattıMardin’e-giriş-çıkışları-kapattı/">Çiftçiler Mardin’e giriş çıkışları kapattı
Çiftçiler, Mardin’e giriş çıkışları kapattı
Zaman
28.08.2014
02:03
Mardin’de çiftçilerin, elektriklerin sık sık kesilmesini protesto gösterileri dün de sürdü.Çiftçiler, Mardin-Şanlıurfa yolundan sonra dün de Mardin-Kızıltepe ve Kızıltepe-Nusaybin yollarını trafiğe kapattı. Saatlerce ulaşıma kapalı olan yolda yüzlerce araç ve vatandaş mahsur kaldı. Mardin Havaalanı yolunun da kapalı olması sebebiyle İstanbul ve Ankara’ya gidecek yolcular mağdur oldu. Çiftçiler, elektrikler verilmediği müddetçe yolu trafiğe açmayacakları tehdidinde bulundu. Jandarma ve polis ise olaylara müdahale etmedi. 1990 yılından beri Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde elektrik sorunu yaşadıklarını belirten çiftçi Hasan Tekin, bunun siyasi bir karar olduğunu ileri sürdü. Tekin, “Hiç kimse bunu gündeme getirmiyor. Kürdistan’da ikinci sınıf muamelesi görüyoruz. Devlet bizi hırsızlığa, arsızlığa teşvik ediyor. Bizi batıya göçe zorluyor. Bu kadar insana yazıktır.” dedi.Yaz boyunca elektrik kesintileri yüzünden zor günler geçirdiklerini belirten Kızıltepe ilçesi Aktepe köy muhtarı İbrahim Uluırmak ise elektriklerin 2 gün daha gelmemesi halinde bütün ekinlerin kuruyacağını ifade etti. Uluırmak, “Biz ekmeğimizin peşindeyiz. Buna artık tahammül edemeyiz. Sonuç alıncaya kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.” diye konuştu. Yolda mahsur kalan TIR şoförü Mehmet Ekin de, “Yollar saatlerce kapalı ama kimse açmak için müdahale etmiyor. Burada devlet kalmadı. Çiftçiler de mağdur biz de mağduruz.” ifadelerini kullandı.
Zaman
Ana Sayfa
28.08.2014
ÇiftçilerMardin’e/">Mardin’egirişçıkışlarıkapattıMardin’e-giriş-çıkışları-kapattı/">Çiftçiler Mardin’e giriş çıkışları kapattı
Nevin Halıcı - Akdeniz'in incisi lagos
Zaman
24.08.2014
02:13
Silifke, Mersin arası 1950’li yıllara rastlayan çocukluğumda portakal, limon, muz bahçeleri ile kaplı bir belde idi. Adana’ya giderken bu ağaçlarla kaplı bahçelerin arasından görünen deniz manzarasını seyretmeye doyamazdık.O günden bu yana çok değişti, günümüzde on beş-yirmi kata varan devasa yazlık siteleriyle muz, portakal bahçelerini bırakın denizi bile sitelerin arasından ara ara görebiliyorsunuz. Mersin’le Silifke, binalarla birleşmiş durumda.Bu durum yazlık turizmi diyebileceğimiz bir olayı meydana getiriyor, buna bağlı olarak da yemek ve yiyecek dünyası çok farklı ve bambaşka lezzetleri ortaya çıkarıyor. Bu lezzetler arasında yazlıkçıların baş tercihi yöre balıkları oluyor. Yol boyunca, yöresel sıkma, gözleme, bazlama, ayran mekânları arasında Ali’nin Yeri, Veli’nin Yeri gibi sadece balık veren yerler de bulunuyor. Ancak Mersin-Silifke arasında Narlıkuyu balık lokantalarının toplandığı bir yer olarak öne çıkıyor. Yazlıkçıların hemen hemen hepsi en az bir defa oraya uğramadan evlerine dönemiyor. Çakıl taşlarının mücevher gibi sularda parıldadığı, lokantalarla çevrili koyda, lagos başta olmak üzere, istediğiniz Akdeniz balıklarının nefis tatlarına varabiliyorsunuz. Yeni yeni köy kahvaltıları da veriliyor.Yirmi yıldır, yazlıkta iken uğramadan edemediğimiz Narlıkuyu’daki Kerim Restaurant’ta bu yıl bir sürprizle karşılaştık. Konya Selçuk’tan öğrencimiz olan ve yakında doktora programı almaya başlayacak olan Silifkeli Ali Şen, Kerim’in sahibi olan halası Örgen Canatan’la birlikte çalışıyordu. Yemek konusunda eğitimli birisinin bir lokantada çalışması mekânı farklılaştırmaya yetiyordu. Güzel bir balık ziyafeti kadar sevgili Ali’den aldığımız bilgilerle de donandık.Narlıkuyu’da bütün lokantalar lagos önde olmak üzere Akdeniz balıkları sunuyor, sarımsaklı ve nar ekşili roka, töymekan vb. otlarla yapılan salatalara çeşitli mezeler eşlik ediyor. Yemekten sonra Öğretmenin Yeri’nden gelen nefis lokma tatlılarıyla yemek noktalanıyor.Bizim grup, lagos tercih etti. Lagosla ilgili Ali Şen bakınız neler söyledi: ”Akdeniz’in incisi ve en lezzetli balığı diyebileceğimiz lagos, kendinden küçük her türlü kabuklu, omurgasız deniz ürünlerini yiyerek beslenen etçil bir balıktır; bu nedenle otçul balıklardan daha lezzetlidir. Mayıs, haziran aylarında üreme yapar; bu aylardan sonra her mevsimde yense de kış aylarında daha yağlı ve lezzetli olur. Kaya, kum, pörtlek cinsleri vardır. Kum cinsleri daha çok avlanır. Kaya cinsleri kış aylarında tercih edilir. Kış mevsiminde yağlı olması nedeniyle ızgara yapılabilse de diğer zamanlarda yağda kızartma olarak değerlendirilir.Kılçıksız balık olan lagos, kişi başına 300-400 gram olarak hazırlanır. Kızartma yağı zeytinyağı, ayçiçeği karışımı olmalıdır; çünkü sadece zeytinyağı kullanılırsa balığın lezzetine hâkim olur. Yağ, balığı yutacak ölçüde olmalıdır. Balık tavaya yağ kızgınlaştığında atılmalıdır. Kızarmakta olan yağa biraz un atılır, un hemen dağılırsa kıvamı uygundur. Önemli bir nokta, balığı tavadan alacağımızda altını açıp balığın içine aldığı yağı dışarı atması sağlanmalıdır. Diğer bir nokta suyunu salmaması için balığı tüm olarak ayıklayıp, yıkadıktan sonra dilimlemelidir. Balığı pişirme yapmadan tuzlamaktır; tuzlanan balık suyunu salmaz ve daha lezzetli olur. Yanında sarımsaklı, nar ekşili roka salatası ile servise alınır. Elle yenince tadına doyum olmaz. ”Sevgili okuyucularım, hepinize Narlıkuyu’da lagos yemek nasip olsun dileğiyle, Ali Şen’in lagos tavasını veriyorum. Ağız tadıyla ve mutlulukla kalın.Lagos TavaMALZEMELER: 2 kişilikLagos balığı (600 gr)1 çay kaşığı tuz½ su bardağı tam buğday unu100 ml zeytinyağı150 ml ayçiçeği yağıBeraberinde Roka salatası: Lagosu ayıkla, yıka, ekmek dilimi kes, süzgeçte süzdür, tuzla. Yağı kızdır, balıkları una bula, kızgın yağa balıklar üst üste gelmeyecek şekilde at, ateşi kıs, pişmesine yakın ateşi yükselt, bir dakika sonra fazla pembeleşmeden, içi kurumadan ateşten al.
Zaman
Köşe Yazıları
24.08.2014
NevinHalıcı-AkdenizinincisilagosNevin Halıcı - Akdenizin incisi lagos
Bal gibi şehir kahvaltısı
Zaman
24.08.2014
02:08
Bakır tavalarda ikram edilen sahanda yumurtalar, ambalajlı üçgen peynirler, mini kavanoz reçeller... İşte bunlar hep biz şehirlilere köy diye yutturulan bal gibi market kahvaltıları.Son yıllarda büyük şehirlerde bir ‘köy kahvaltısı’ modasıdır gidiyor. ‘Köyümün havası bile bir başkadır’cılara, hayatında hiç köyde kahvaltı yapmamış, ‘bir köyüm vardı da ben mi gitmedim’ diyen şehirlilere, en önemlisi de işlenmiş gıdalara mesafeli bilinçli tüketicilere güzel bir hizmet. Öyle ya tükettiğimiz peynir, zeytin, süt, yoğurt, yumurta, bal hepsi fabrikasyon. Salatalıklar kof, domatesler ya hormonlu ya GDO’lu. Dahası eskiden ezilen, büzülen, hafiften ekşiyen domatesler bile salça olmaya layıktı. Şimdikileri sıksan suyu çıkmıyor. Sözün özü soframızdaki her şey sahte.E böyle bir durumda biz şehirliler hele de köyümüzden binlerce kilometre uzaktaysak ya da gönül bağı kurduğumuz bir köyümüz aslında hiç olmamışsa, dalından henüz koparılmış çıtır çıtır biberler, koklamaya doyamayacağımız taptaze domatesler, salatalıklar, ‘şekersiz’ bal, halis tereyağı, taze inek sütü ve kaymağını yüzde 100 doğal, her ürünü yöresine ait bir kahvaltıya nasıl hayır diyebilir ya da karşı koyabiliriz ki? şehir kahvaltıları ne kadar ‘köylü’?Peki şehirlerde bir pazar klasiği haline dönüşen köy kahvaltıları gerçekte ne kadar ‘köylü’? Tüm işletmeleri töhmet altında bırakmamak adına istisnalar olabilir diyelim. Ancak geneli maalesef köy kahvaltısından bîhaber. Kafe ve restoranları geçtim, tabelasında köy kahvaltısı yazılı yani sadece kahvaltı hizmeti veren mekânlardaki kahvaltıların bile köydekilerle alakası yok. Bir kere bu mekânların fiziki dokusu köy konseptine çok aykırı. Otoban kenarlarında, betonarme binaların alt katında ya da kaldırım kenarına iliştirilmiş bir şemsiye altında plastik masa ve sandalye ile bahçe havası verilmeye çalışılmış bir mekânda kendinizi ne kadar ‘köy’ ortamında hissedebilirsiniz ki? Cam bardak, porselen tabaklara hiç değinmiyorum bile. Şehirde bu kadarını bulduk da bunmayalım, binayı, kaşık, çatalı mı yiyeceğiz diyebilirsiniz. Makul karşılanabilir. Peki yediklerimiz ne kadar köye özgü, ne kadar yerli? Buna geçmeden köy kahvaltısı nasıl olur, kısaca değinelim. Bölgeye göre farklılık gösterse de 3-4 çeşidi geçmeyen mütevazı sofralardan oluşur köy kahvaltıları. Yıllar önce Konya’nın Bağrıyanık köyünde bunu deneyimlediğimde epey şaşırmıştım doğrusu. Dört gün kaldığım bu Tatar köyünde her gün sadece peynir, tereyağı, ekmek ve çaydan ibaretti soframız. Merkezlerdeki restoran ve kafeleri saymazsak (sofraya konulan ürünler yörelere göre farklılık gösterse de) bütün Anadolu’da aynı tabloya rastlıyoruz. Bu açıdan bakarsak şehirlerde en az 20-25 çeşitten oluşan zengin köy kahvaltılarının hangi köyün kahvaltısı olduğu merak konusu. (Bunca çeşit ancak köy ağasının sofrasında bulunur diyesi geliyor insanın) Hadi diyelim şehirdekiler karma köy kahvaltısı... Örneğin ‘Maraş usulü’ diye pazarlanan kahvaltıda Maraş peyniri dışında hangi ürün Maraş’a özgü ya da oradan gelme? Tulum Erzurum, tereyağı Trabzon, kaymak Afyon, kaşar Kars, pastırma Kayseri’den mi? İstanbul’u baz alacak olursak tüm bunların fabrika çıkışlı marketten alınma ürünler olduğu ortada. (Ambalajlı üçgen peynirler, ‘sevimli’ minik kavanoz reçeller, margarinle yapılan yumurtalar vs.)Anlayacağınız fiyatları 50 ile 60 lira arasında değişen ve köy diye yutturulan sözüm ona kahvaltıların evde marketten alma ürünlerle hazırladıklarınızdan hiçbir farkı yok. Yumurtayı bakır tavada kırdınız mı, yanına bir de hazır yufkadan gözleme yaptınız mı kahvaltınız hık demiş köyden düşmüş olacak, benden söylemesi! ‘Özlediğiniz’, ‘şiir gibi’ o köy kahvaltıları var ya işte onlar aslında köyde bile yoğ!
Zaman
Ana Sayfa
24.08.2014
BalgibişehirkahvaltısıBal gibi şehir kahvaltısı
Toplam "4" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti