beynelmilel | |
|
| “O çakma dinciler” de ölmeyecek mi? | Evrensel | 17.04.2012 07:17 |  | | | Meral Okay da öldü…
Sinema ve televizyonumuzun önde gelen senarist ve oyuncularından olan Meral Okay’ın ayrıca şarkı sözü yazarlığı konusunda da çok başarılı çalışmaları var.
İzlediğim filmleri ve televizyon dizileri içinde, özellikle “Beynelmilel”deki oyununu unutmam…
Meral Okay ölünce, birçok gazete ve televizyon kanalı kendisine özel bir yer verdi. Politikacılardan sanatçı dostlarına kadar herkes ona ve başarılarına içtenlikle yaklaştı.
Örneğin Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay yayınladığı mesajda, “Okay, ülkemize kazandırdığı birbirinden değerli eser ve canlandırdığı başarılı | | Evrensel Köşe Yazıları 17.04.2012 | | | “Oçakmadinciler”deölmeyecekmi?“O çakma dinciler” de ölmeyecek mi? |
|
| Adana Bir Televizyon Dizisine Daha Ev Sahipliği Yapacak | Haberler.com | 11.04.2012 11:21 |  | | |
| Adana Dizilerin Gözdesi Oldu | Haberler.com | 11.04.2012 10:57 |  | | | Televizyon ekranlarının en çok izlenen dizileri Hanımın Çiftliği ve Beyaz Gelincik ile sinema filmleri Issız Adam, Beynelmilel, Kurtlar Vadisi Filistin ve 007 James Bonda ev sahipliği yapan Adana, Orhan Kemalin Kötü Yol romanından... | | Haberler.com Güncel 11.04.2012 | | | AdanaDizilerinGözdesiOlduAdana Dizilerin Gözdesi Oldu |
|
| Adana Dizilerin Gözdesi Oldu | Haberler.com | 11.04.2012 10:57 |  | | | Televizyon ekranlarının en çok izlenen dizileri Hanımın Çiftliği ve Beyaz Gelincik ile sinema filmleri Issız Adam, Beynelmilel, Kurtlar Vadisi Filistin ve 007 James Bonda ev sahipliği yapan Adana, Orhan Kemalin Kötü Yol romanından... | | Haberler.com Güncel 11.04.2012 | | | AdanaDizilerinGözdesiOlduAdana Dizilerin Gözdesi Oldu |
|
| Sinemacıların Gözü Adana’da | Haber3 | 11.04.2012 10:49 |  | | | Son yıllarda “Beyaz Gelincik”, “Hanımın Çiftliği”, “Issız Adam”, “Beynelmilel”, “Kurtlar Vadisi-Filistin” ve “007 James Bond” gibi sinema filmi ve televizyon dizilerine plato olan Adana, Orhan Kemal’in “Kötü Yol” romanından esinlenerek çekilecek yeni bi | | Haber3 Son Dakika 11.04.2012 | | | SinemacılarınGözüAdana’daSinemacıların Gözü Adana’da |
|
| Önder: Meral bizim aklımızdı | NTV | 09.04.2012 12:44 |  | | Yönetmen ve milletvekili Sırrı Süreyya Önder, hayatını kaybeden Meral Okay’la unutulmayacak bir isim olduğunu belirterek “Bizim aklımızdı, hep bir çözümü vardı” dedi. Önder, kendisine yönelik bir dönem yürütülen kampanya için ise şu yorumu yaptı: “Bu ülkede zeka her zaman dayak yer.”
| | NTV Kültür 09.04.2012 | | | ÖnderMeralbizimaklımızdıÖnder Meral bizim aklımızdı |
|
| SIRRI SÜREYYA ÖNDER “LİDİCE’NİN ŞARKISI”NI HİÇ DİNLEDİ Mİ | Oda TV | 01.04.2012 23:10 |  | | |
| TRT Tavrı'nda ilahiler | Radikal | 07.02.2012 02:59 |  | | |
| Beynelmilel ( Türk sineması ) / fragman | Haber7 | 04.02.2012 10:09 |  | | |
| Şimdiki yargılamalar daha fantastik | Evrensel | 08.01.2012 07:10 |  | | | Darbe oldu mu ilk iş, sokağa çıkmak yasaklanır biliyorsunuz. Hem arananlar evinde kolaylıkla yakalanabilsin diye, hem de sokakta bulunanlar kafadan emre itaatsiz sayılsın diye. Çok mantıksız bir iş değil ama işte her kural gibi bazılarını kapsam dışı bırakıyor. Evsizler mesela... Evleri sokak olanlar nasıl boşaltacaklar sokağı, nereye gidecekler?
Beynelmilel, O... Çocukları, Vizontele’den oluşan, 12 Eylüle mizahın diliyle yaklaşan filmler repertuvarına bir yenisi eklendi. Henüz vizyona giren ‘Bu Son Olsun’, beş evsizin gözünden 12 Eylülü anlatıyor.
Ben henüz söylemedim ama siz anlamış | | Evrensel Kültür 08.01.2012 | | | ŞimdikiyargılamalardahafantastikŞimdiki yargılamalar daha fantastik |
|
| Şimdiki yargılamalar daha fantastik | Evrensel | 08.01.2012 07:04 |  | | | Darbe oldu mu ilk iş, sokağa çıkmak yasaklanır biliyorsunuz. Hem arananlar evinde kolaylıkla yakalanabilsin diye, hem de sokakta bulunanlar kafadan emre itaatsiz sayılsın diye. Çok mantıksız bir iş değil ama işte her kural gibi bazılarını kapsam dışı bırakıyor. Evsizler mesela... Evleri sokak olanlar nasıl boşaltacaklar sokağı, nereye gidecekler?
Beynelmilel, O... Çocukları, Vizontele’den oluşan, 12 Eylüle mizahın diliyle yaklaşan filmler repertuvarına bir yenisi eklendi. Henüz vizyona giren ‘Bu Son Olsun’, beş evsizin gözünden 12 Eylülü anlatıyor.
Ben henüz söylemedim ama siz anlamış | | Evrensel Ana Sayfa 08.01.2012 | | | ŞimdikiyargılamalardahafantastikŞimdiki yargılamalar daha fantastik |
|
| Beynelmilel ( Türk Sineması) / fragman | Haber7 | 22.11.2011 09:39 |  | | |
| Beynelmilel Osmanlı okçularının Biga seferi | Zaman | 07.10.2011 01:56 |  | | Osmanlı askerleri Çanakkalenin Biga ilçesine akın düzenlemiş midir bilinmez, fakat geçtiğimiz hafta okçuluğa gönül veren yüzlerce kişi Bigaya akın etti. Kirişler gerildi, oklar yağmur olup Hafızın Düzü Yaylasına yağdı. Ok sesleri at seslerine karıştı. Unutulmuş bir Türk geleneği dağlarda yeniden canlanırken biz de bu coşkuya ortak olduk. | | Zaman En Çok Okunan 07.10.2011 | | | BeynelmilelOsmanlıokçularınınBigaseferiBeynelmilel Osmanlı okçularının Biga seferi |
|
| Levent Yılmaz - PARALEL HAYATLAR | Taraf Gazetesi | 31.08.2011 10:11 |  | | |
| ‘Bolulu Habib Bey’le AB sahasında | Hürriyet | 22.08.2011 03:17 |  | | Osmanlı Meclis-i Mebusan’ın 18 Haziran 1908 tarihli oturumunda “Beynelmilel bir Meclis-i Mebusan oluşturulsun” teklifinde bulunan “Bolu Mebusu Mehmet Habib Bey” AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış’ın AB’yle yürüttüğü müzakerelerin sembollerinden biri olacak.
 | | Hürriyet Güncel 22.08.2011 | | | ‘BoluluHabibBey’leABsahasında‘Bolulu Habib Bey’le AB sahasında |
|
| Ünlü senarist kansere mi yakalandı? | Posta | 13.08.2011 14:37 |  | | Aralarında Muhteşem Yüzyılın da olduğu bir çok diziye senarist olarak imza atan Meral Okayın kanserle boğuştuğu iddia edildi
İnternetteki ayakligazete.com sitesinin haberine göre Okay, bir süredir tedavi görüyor.
Meral Okayın aktör eşi Yaman Okay da 1993 yılında henüz 41 yaşındayken pankreas kanserine yenilmişti.
Bir Bulut Olsam, Yeditepe İstanbul, İkinci Bahar gibi TV dizilerinin yanısıra Seni Seviyorum Rosa, Beynelmilel gibi sinema fimlerinde oynadı.
Asmalı Konak, Bir Bulut Olsam, Fedia gibi dizilerin senaryosunda da Okayın imzası var.
Meral Okay son olarak Muhteşem Yüzyıl dizisinin senaryosunu yazıyordu.
| | Posta Magazin 13.08.2011 | | | Ünlüsenaristkanseremiyakalandı?Ünlü senarist kansere mi yakalandı? |
|
| Ünlü senarist kansere mi yakalandı? | Posta | 13.08.2011 14:27 |  | | Aralarında Muhteşem Yüzyılın da olduğu bir çok diziye senarist olarak imza atan Meral Okayın kanserle boğuştuğu iddia edildi
İnternetteki ayakligazete.com sitesinin haberine göre Okay, bir süredir tedavi görüyor.
Meral Okayın aktör eşi Yaman Okay da 1993 yılında henüz 41 yaşındayken pankreas kanserine yenilmişti.
Bir Bulut Olsam, Yeditepe İstanbul, İkinci Bahar gibi TV dizilerinin yanısıra Seni Seviyorum Rosa, Beynelmilel gibi sinema fimlerinde oynadı.
Asmalı Konak, Bir Bulut Olsam, Fedia gibi dizilerin senaryosunda da Okayın imzası var.
Meral Okay son olarak Muhteşem Yüzyıl dizisinin senaryosunu yazıyordu.
| | Posta Son Dakika 13.08.2011 | | | Ünlüsenaristkanseremiyakalandı?Ünlü senarist kansere mi yakalandı? |
|
| Fırtına/Bahoz | Evrensel | 21.07.2011 07:09 |  | | | Kazım Öz’ün senaryosunu yazdığı ve yönetmenliğini yaptığı, gösterime girdiği günden bu yana hayli tartışmalara neden olan Fırtına/Bahoz isimli filmin senaryosu Agora Kitaplığı tarafından kitap olarak yayımlandı. Agora Kitaplığı’nın Beynelmilel ile başlattığı politik film senaryoları serisinin ikincisi olan kitap, Zahit Atam’ın açılış yazısı ile başlıyor. Kitapta filmin senaryosu ile birlikte ayrıca yönetmen ile yapılmış iki de söyleşi yer alıyor.
Zahit Atam’ın “Bahoz ya da Fırtına üzerine hipotetik görüşler” başlığı ile ele aldığı giriş yazısı hayli iddialı başlıyor. Devrimci tiplerin Türk | | Evrensel Kültür 21.07.2011 | | | Fırtına/BahozFırtına/Bahoz |
|
| Türkçe beynelmilel dil oluyor! | Haber7 | 02.07.2011 07:44 |  | | |
| İsmi Usame, beynelmilel bir bilmece! | Star | 09.05.2011 14:56 |  | | |
| İsmi Usame, beynelmilel bir bilmece! | Star | 09.05.2011 10:37 |  | | |
| 14:22 El Cezire'nin Libya eylemine "beynelmilel" destek | Net Gazete | 15.04.2011 18:05 |  | | |
| İstanbul 2. bölgede iddialı aday! | Haber Türk | 08.04.2011 00:12 |  | | |
| Zirve Davası'nın Kafes?le birleşmesi bekleniyor | Samanyolu Haber | 18.01.2011 15:42 |  | | Malatyada Zirve Yayınevinde, biri Alman uyruklu 3 kişinin bıçaklanarak öldürülmesi olayının sanıkları 20 Ocakta 31. kez hakim karşısına çıkacak. Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesinde görülecek duruşmada mahkeme heyeti, dava dosyası ve ek delil klasörleri mahkemeye ulaşan Kafes Eylem Planı ile Zirve Yayınevi cinayetleri arasında bir bağ olup olmadığı konusundaki görüşünü bu celsede açıklayacak.
Duruşmada Erhan Özen tekrar, Ercan Genli ve Veysel Şahin ilk kez tanık dinlenecek. Müdahil avukatlardan Erdal Doğan, Zirve katliamıyla Ergenekon soruşturması arasında fiili bağlantılar olduğunu, yayınevi davasının Kafes Eylem Planı davasıyla birleşmesi gerektiğini kaydetti.
Doğan, konuyla ilgili şu bilgileri verdi: Bu son celsede dinlenecek tanıkları 2 yıl önce dinlenmesini talep ettiğimizde mahkemece ret edilmişti, ama geçen celse mahkemece bu tanıkların dinlenmesini karar verilmesi önemlidir. Ayrıca bizce gelinen aşamada dosyanın delil durumu ile davanın hukuki ve fiili bağı nedeniyle İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesindeki Kafes Eylem Planı Davası (Poyrazköy Davası) ile birleşmesi gerekiyor. Aksi takdirde dava tepe taklak kalacaktır. Bu tepe taklak hal yıllarca hazırlanan bu katliamı yalnızca 5 gençle sınırlayıp gerçeği ve gerçek organizasyonu karartmak anlamına gelecektir. Bu durum ise ırkçılığı körükleyen siyaset kültürünü, halkları ve inançları düşmanlaştıran 100 yıllık vesayet rejimini ve ittihatçılığın yeniden ve yeniden üretilmesini sağlar. Aynı zamanda yeni cinayet ve katliamlara yol verilmiş olunur. dedi.
Öte yandan ABnin genişleme politikası üzerine yayınlarıyla tanınan düşünce kuruluşu Avrupa İstikrar Girişimi (ESI), bir yıllık araştırma sonucu Anadoludaki azınlık cinayetlerle ilgili bir rapor hazırladı.
Berlin merkezli düşünce kuruluşunun raporunda, 2007 sonlarında Malatya Zirve katliamı davasının başlamasından bu yana, medyada Hristiyanlara düşmanlık körükleyen haberlerin ve saldırıların giderek azaldığına, tüm diğer etkenlerinde birleşmesiyle 2008de 14, 2009da sadece 2 saldırı olduğuna ve kimsenin öldürülmediğine dikkat çekti.
Derin devlet yapılanmasının Ergenekon soruşturmasıyla sorgulandığının altı çizilen raporda, Malatyadaki Zirve Yayınevi cinayetlerinin beynelmilel bir gelişme olmadığı yönündeki soruların olayın başından beri bulunduğu belirtildi.
Geçmişte de birçok faili siyasi suikastın olduğu anımsatılırken bu tür provokatif eylemlerle hükümetlerin zor durumda bırakılmaya çalışıldığına dikkat çekildi.
Siyasi cinayetlerde cezasızlık sürecinin darbe soruşturmalarıyla sona erdiğine işaret edilen raporda Aşırı milliyetçi alt kültür nihayet kontrol altına alındı. Türkiyenin güvene dayanan geri dönüşü olmayan demokrasi yoluna girdiği söylenebilir. denildi.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 18.01.2011 | | | ZirveDavasınınKafes?lebirleşmesibekleniyorZirve Davasının Kafes?le birleşmesi bekleniyor |
|
| SGK hisseleri de özelleştiriliyor | GazetePort | 08.01.2011 12:26 |  | | |
| SGK'ya ait iştirak hisseleri özelleştirilecek | Haber3 | 02.12.2010 12:24 |  | | |
| 10:29-SGK'ya ait iştirak hisseleri özelleştirilecek | Dünya Gazetesi | 01.12.2010 10:37 |  | | |
| 10:29-SGK'ya ait iştirak hisseleri özelleştirilecek | Dünya | 01.12.2010 10:34 |  | | |
| 10:29-SGK'ya ait iştirak hisseleri özelleştirme programına alındı | Dünya | 01.12.2010 10:26 |  | | |
| Sıfır noktasında cami | Milli Gazete | 27.08.2010 18:02 |  | | | Biraz da kaçık yönüyle temayüz eden Mısırlı ünlü yazar Neval Sadavinin horlanmış kadınlar için yazmış olduğu Sıfır Noktasına Kadın kitabı meşhurdur. Esasında, sorun anlattıklarında değil çözümlemesinde. Neyse, bu husus eskilerin ifadesiyle bahsi diğer. Lakin istiare yoluyla onun bu kavramını New Yorkta İkiz Kulelere 180 metre yakında kurulması tasarlanan İslam Merkezi Projesi için uyarlıyor ve kullanıyoruz. 11 Eylül, ABDde Müslümanlar ile Amerikan toplumu arasında bir çatlak oluşturmuş. Galiba bunu yapanların maksadı da buydu. Birileri çatlağın kalıcı hale gelmesi için uğraşıyor. Belki de bu birileri hadisenin gerçek tezgahçıları ve kundakçıları da olabilir. Henry Fordun ifadesiyle oradaki örgütlü veya beynelmilel Yahudiler de bu çatlağı derinleştirmek ve tepe tepe kullanmak istiyorlar. 11 Eylül ruhu Müslümanları iğdiş etmeye matuf bir ruh. Bu ruh, Müslümanların istifadesine medar olacak umumi hürriyetin kamuoyu istibdadı haline dönüştürülmesi çabasıdır. 11 Eylülden sonra buradaki ve dünyadaki Müslümanlar Kaide şablonu üzerinden parya haline getirilmek ve hayat hakları ellerinden alınmak istenmiştir. Bu bağlamda, ABDnin tanınmış ılımlı İslami kimliklerinden olan Faysal Abdurrauf sıfır noktasına yakın mekanda bir İslami merkez inşa etme girişiminin başını çekiyor. Lakin bu proje belediyeden onay aldıktan sonra bazı çevrelerin sistematik gayretleriyle ABDyi öyle bir kamplaştırdı ki tarifi mümkün değildir. Obama bile Müslümanların yanaşması olarak değerlendirilmeye başlandı. Amerikan halkının dörtte biri onun Müslüman olduğuna bile inanıyor. Bazıları da aksine, aya gidilmesine inanmadığı gibi Obamanın varlığına da inanmıyor. Keşke 11 Eylülün varlığına da inanmasalardı; bu daha müspet akisler meydana getirebilirdi! Lakin Faysal Abdurraufun girişiminden sonra tetikte olanlar veya uyuyan hücreler yeniden harekete geçtiler ve Müslümanlara yönelik yeniden McChartism dalgalarını hortlatmaya çalıştılar. Bunda da tahmin edebileceğiniz gibi Yahudiler başı çekiyorlar. Lakin tahmin edemeyeceğiniz şekilde farklı yerlerden de tepkiler yağıyor.... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 27.08.2010 | | | SıfırnoktasındacamiSıfır noktasında cami |
|
| Beynelmilel'in yönetmeni oyunu açıkladı | İnternet Haber | 20.08.2010 10:22 |  | | |
| Rüzgârdan, fırtınaya | Milli Gazete | 07.07.2010 15:17 |  | | | Ne diyordu Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan, Hayat iman ve cihattan ibarettir... Milli Görüş, bir idealdir... Milli Görüş, dik duruşun, vakarın, onurun, ferasetin, dirayetin, basiretin adıdır. Milli Görüş, bu ülkeyi sevmenin, bu ülke için taş üstüne taş koyma iradesinin, bu ülke insanının daha mutlu, daha huzurlu, daha refah, insan hak ve hürriyetleri açısından batılı standartların bile üzerinde haklara sahip olabilmesini savunmanın adıdır. Milli Görüş, bir sevdadır... Milli Görüş, Hakkı üstün tutmaktır... Milli Görüş, Gücün haklı olduğu sisteme karşı çıkan, Hakkın üstün olduğu sistemi hayata hakim kılmanın adıdır.
Milli Görüşün 40 yıllık siyasi geçmişine damga vuran siyasi partiler, bu ülkenin tarihten kaynaklanan lider ülke konumunu, beynelmilel arenada hissettirmek, dünya gücü olabilmek ve insanını da dünyanın en onurlu, vakarlı bireyi haline getirmek için çabalamışlardır. MNP, MSP, Refah, Fazilet, Saadet... Milli Görüş, siyasetin kirlendiği, siyasetin kısır çekişmelere sahne olduğu, siyasetin insanlar arasına kin ve nifak tohumları ekerek prim yapmaya çalıştığı düzlemin dışında bir anlayışın temsilcisidir.... devamı | | Milli Gazete Köşe Yazıları 07.07.2010 | | | RüzgârdanfırtınayaRüzgârdan fırtınaya |
|
| Türk filmleri Hong Kong’ta | Türkiye Gazetesi | 30.04.2010 02:42 |  | | | İzmir Sinema Derneğinin organizasyonunda bu yıl ilk defa Hong Kong’ta düzenlenecek festival çerçevesinde, 13-17 Mayıs günlerinde Türk filmleri gösterilecek. Festivalde; “Üç Maymun”, “Yaşamın Kıyısında”, “Mutluluk”, “Beynelmilel”, “Issız Adam”, “Vizontele Tuuba” adlı filmler yer alıyor. | | Türkiye Gazetesi Son Dakika 30.04.2010 | | | TürkfilmleriHongKong’taTürk filmleri Hong Kong’ta |
|
| 12:30 Erdoğan,''Filler tepişirken çimenler ezilmesin'' | Net Gazete | 20.03.2010 12:26 |  | | | Tiyatro, sinema sanatçıları, yönetmenler ve yapımcılarla Dolmabahçedeki çalışma ofisinde bir araya gelen Erdoğan, yaptığı konuşmada,Bizim bir gönül yaramız var ve biz işte o gönül yarasını tamir etmek için yola çıktık. Biz, Mustafa Altıokların Ağır Romanla, Sırrı Önder Beyin Beynelmilel filmiyle anlattığı gevendelerin, Romanların dertlerini kendimize dert edindik. Vizontele, Güneşe Yolculuk, Masumiyet, Güneşi Gördüm, Işıklar Sönmesin, İki Dil Bir Bavul gibi filmlerin anlattığı çelişkileri, dramları, yoksulluğu ve dışlanmışlığı en aza indirebilmek için biz bu yola koyulalım, el ele verelim ve bu işi başaralım dedi. | | Net Gazete Son Dakika 20.03.2010 | | | 1230ErdoğanFillertepişirkençimenlerezilmesin1230 ErdoğanFiller tepişirken çimenler ezilmesin |
|
| Dublajcılıktan oyunculuğa Tamer Karadağlı | Zaman | 17.03.2010 02:01 |  | | |
| Türkan Şoray'ın bu haftaki konuğu Cüneyt Arkın Türkan Şoray'ın bu haftaki konuğu Cüneyt Arkın | Zaman | 13.02.2010 01:53 |  | | |
| Beynelmilel katilimiz | Radikal | 18.01.2010 19:39 |  | | |
| Umut 'Mola' verdi | Sabah | 22.12.2009 01:52 |  | | | Beynelmilel filminin başrol oyuncusu Umut Kurt önceki akşam Eftelya Balıkta arkadaşları ile birlikte yemek yedi. Canım Ailem dizisinin Feridesi Ezgi Mola ile uzun süredir beraber olan Kurt, eski... Devamı için tıklayınız | | Sabah Magazin 22.12.2009 | | | UmutMolaverdiUmut Mola verdi |
|
| Agora 250'yi devirdi | NTV | 04.12.2009 12:20 |  | | Yayın hayatına 2003 yılında başlayan Agora, 20’ye yakın seride 250 kitaplık bir macerayla altıncı yılına girdi. Agora, 250. kitap olarak, Sırrı Süreyya Önder’in başarılı filmi Beynelmilelin senaryosunu yayımladı.
| | NTV Kültür 04.12.2009 | | | Agora250yidevirdiAgora 250yi devirdi |
|
| Dar kışla gömleği | Radikal | 02.11.2009 11:02 |  | | | - ERMAN ATA UNCU
Sırrı Süreyya Önderin senaryosunu yazdığı ve Muharrem Gülmezle beraber yönettiği Beynelmilel, hem hikâyesi hem de o hikâyeyi anlatırken durduğu yer düşünüldüğünde, 12 Eylül cuntasının gündelik hayata nasıl yansıdığını aktaran, çerçevenin daraltılmasının perspektiften ödün vermek anlamına gelmediğini gösteren bir örnekti | | Radikal Kitap 02.11.2009 | | | DarkışlagömleğiDar kışla gömleği |
|
| ‘Beynelmilel’ bir senaryo kitabı | Evrensel | 22.10.2009 11:44 |  | | |
| Türk Sineması Macaristan’da | Sinemaloji | 06.10.2009 17:43 |  | | | Macaristan’ın İstanbul’la birlikte 2010 Avrupa Kültür Başkenti seçilen Pecs kentinde düzenlenen CinePecs 5. Uluslararası İlk Filmler Festivali bu yıl Türk sinemasının akınına uğruyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın destekleri ile bugün ve yarın yapılacak “Türk İlk Yönetmen Film Günleri”nde son yıllarda atağa geçen sinemamızın en başarılı örneklerinden “Uzak İhtimal”, “Başka Semtin Çocukları”, “Hayatın Tuzu” ve “Beynelmilel” filmleri [...] | | Sinemaloji Sinema 06.10.2009 | | | TürkSinemasıMacaristan’daTürk Sineması Macaristan’da |
|
| Göçmen hikayesi önümüzdeki yıla kaldı | Sabah | 14.07.2009 00:58 |  | | |
| GRUP TOPLANTISI | Samanyolu Haber | 21.06.2009 08:48 |  | | Saygıdeğer milletvekilleri, sevgili partili dostlarım. Partimizin grup toplantısında sizlere hitap etmenin şerefi içinde hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Gündemimiz mühimdir ve ülkemiz çok önemli olaylarla çalkalanmaktadır. Bakınız İstanbulda düzenlenen 4. Uluslararası UFO ve Yeniçağ Kongresinin açılışında konuşan Sirius UFO Uzay Bilimleri Araştırma Başkanı Haktan Akdoğan önemli şeyler söyledi; bunları sıralıyorum:
1-UFO gerçeğini herkesin kabul etmesi gerekir.
2-Türk Hava Kuvvetleri ve MİT bünyesinde UFO masası vardır.
3- Dünya dışı varlıklar bize dostça davranacaklardır.
Önce birinci meseleden başlıyorum: UFO gerçeğini herkesin kabul etmesi gerekir cümlesi, dayanaksız bir temennidir ve kanaat hürriyetini korumak isteyen vatandaşlara yönelik bir baskıdır; işte tam da bu yüzden laikliğe aykırıdır zira anayasamızda bu hususta herhangi bir hüküm bulunmuyor. Oysaki 1982 Anayasasında ormanlar ve orman köylüsü, madenler ve madencilik, kooperatifçiliğin geliştirilmesi, esnaf ve sanatkârların korunması gibi ayrıntılara, hatta şapka iktisası, tekke ve zaviyeler, tevhid-i tedrisat, beynelmilel erkam ve medenî nikaha dair ayrıntılara özellikle yer verildiği halde UFO konusundan sarfınazar edilmesi elbette mânâsız değildir.
UFO diye bir şey olsaydı, bunu anayasa yapıcılarımız herhalde UFO Cemiyeti başkanından daha iyi bilir ve düşünürlerdi; dolayısıyla ben UFOları ne kabul ne de reddediyorum; bu hususta görüş belirtmeme hakkımı kullanırken hükümeti bu konuda uyanık olmaya ve üzerine düşeni yapmaya çağırıyorum; bu tarihî sorumluluktan kurtulamazlar.
Sevgili partililer...
Geliyoruz THK ve MİT bünyesinde birer UFO masası bulunduğu yolundaki iddiaya.
Hükümet, Deniz Feneri, Ergenekon gibi şeylerle ülkenin asıl gündemini gözden uzak tutmaya, saptırmaya çalışıyor; oysaki bu konu son derece ivedi ve önemlidir. Bakınız sayın partili dostlarım, bu iki kurumda böyle birer masa mevcut olsa bile, bunların gizli birer masa olduğundan şüphe edilemez; eğer bu masalar hakikaten gizli ise Sayın Haktan Akdoğan bu masaların varlığını nereden bilmektedir?
Acaba bu bir tesbit mi, yoksa bir temenni midir; acaba sayın Akdoğan, böyle birer masa olsa çok iyi olur demeye mi getirmektedir? İşin garibi bu esnada hükümet yetkilileri uyumakta mıdırlar?
Gelelim plağın öteki yüzüne. THK ve MİTte birer UFO masası varsa bu masalar nerede durmaktadır ve bu masalara her gün oturup kalkan bazı görevliler var mıdır; bunlar varsa kimlerdir ve acaba hükümet bu masalarda da bir kadrolaşmaya gitmiş midir; yoksa bu masalar sadece üzerinde UFO Masası yazan bir mobilyadan mı ibarettir? Hükümet sözcüsü bu konuda açıklama yapmalı, başbakan da kamuoyunu aydınlatmalıdır.
Acaba hükümet yetkilileri, soranlara, Bizde UFO Masası bile var. diyebilmek için böyle bir çözüme gitmiş olabilirler mi? Öyle zannediyorum ki bu soruların cevabı, kozmik derecede gizli ve saklı olup devlet sırrı niteliğindedir.
Tam bu esnada aklıma ilginç bir olay bağlantısı geliyor: Acaba iki yıl önce Dolmabahçe Sarayında dönemin Genelkurmay Başkanı ile Başbakan arasında yapılan gizli görüşmede bu UFO meselesi görüşülmüş müdür? O günlerde Kumburgaz, Şile ve her iki fener açıklarında bu gibi UFO olayları görülmüş müdür? Bütün ısrarlarımıza rağmen içerde neler konuşulduğu açıklanmayan Dolmabahçe toplantısında acaba Türkiyenin, bölgenin, dünyanın ve hatta Samanyolu galaksisinin geleceğini ilgilendiren ehemmiyette şeyler mi konuşulmuştu ki bir türlü öğrenememekteyizdir?
Hükümet aymazlık etmemelidir; halkımız bunların hesabını sorar; biz sorarız en azından.
Sevgili milletvekili arkadaşlarım,
Zihnimde sorular birbirini kovalıyor; mesela bu UFOlar Türk siyasî hayatına müdahale etmekte midirler; bazı uzaylı kişi ve kurumların çaktırmadan yüksek teknoloji kullanarak bazı devlet adamları ve büyük bürokratların yerine geçmeleri mümkün olabilir mi?
Mesela uzayda kamusal alan diye bir kavram mevcut mudur; uzay boşluğunda başka dünyalara ait canlılar da kamusal alanlarda başlarını örtmekte midirler; bizim dünyalı astronotların giymek zorunda kaldıkları ısı ve hava geçirmez dayanıklı elbiseleri görünce, Uzayı magandalar bastı; bu köylü dünyalılar kendi hayat tarzlarını bize dayatmaya kalkışıyorlar ayol! diye huzursuzlanan genç uzaylılar, bu gibi durumlarda kimi göreve davet etmektedirler?
Ve en önemlisi, bizim THK ve MİTteki UFO masasında görevli kişilerin bu hususta amirlerine ulaştırdıkları herhangi bir bilimsel rapor var mıdır, yoksa bunlar, UFO gözlemlemek benim hobim; geçen gün yine sahilde dürbünüm ve kameramla pusu atmıştım, baktım iki uzay gemisi, tak, anında görüntüledim yavruları! şeklindeki tehlikeli amatörlere ait gazete beyanatlarının google aracılığı ile derlenmiş şeylerden mi ibarettir?
| | Samanyolu Haber Son Dakika 21.06.2009 | | | GRUPTOPLANTISIGRUP TOPLANTISI |
|
| Beynelmilel araba kullanma vesikası | En Son Haber | 30.05.2009 13:52 |  | | |
| Beynelmilel | Zaman | 30.05.2009 02:10 |  | | 1982 yılında Adıyamanda bir grup yerel müzisyen, sokağa çıkma yasağından dolayı geçim sıkıntısına düşer. Buldukları çözüm ise hepsinin tutuklanmasına yol açar. Sıkıyönetim komutanı, bu yerel müzisyenleri çağdaş bir orkestraya dönüştürmek isteyince ilginç olaylar yaşanır. | | Zaman Televizyon 30.05.2009 | | | BeynelmilelBeynelmilel |
|
| Kürt sorunu "beynelmilel" mesele | Hür Haber | 22.05.2009 21:45 |  | | |
| Kenan Evren'e bir sol, bir sağ darbe ! | Samanyolu Haber | 17.05.2009 09:49 |  | | Demokrasiyi rafa kaldıran 12 Eylül ihtilalinin başaktörü Kenan Evrene karşı soldan yükselen tepki seslerine alışığız. Son dönemde önemli bir değişim yaşanıyor. Darbenin mağduru olsa da sesi sol kadar gür çıkmayan sağ, artık tepkisini gizlemiyor. Kültür Bakanı Ertuğrul Günayın dünyada katil, bizde ressam çıkışını hatırlatmak yeterli olsa gerek. Sağdaki bu hareketliliği sorguladık.
Emir komuta zinciri, ülke yönetimine el koymuştu 29 yıl önce. Askerin üçüncü kez sivil hayata doğrudan müdahalesiydi 12 Eylül. Orgeneral Kenan Evren liderliğindeki darbe, demokrasiyi rafa kaldırdığı gibi hayata dair her alanı, her şeyi büyük bir hasara uğrattı. Uluslararası Af Örgütü rakamlarına göre tam yedi bin kişi için idam cezası istenmesi, toplumsal hafızada bıraktığı yıpratıcı tesiri anlatmaya yeter aslında. İdam cezası verilen 517 kişiden 50sinin asılması, unutulması zor yaralar açtı. İşin önemli yanı; sağ sol çatışmalarına son verme iddiasıyla darbe yapanların astıklarından 18i sol, 9u sağcıydı. Zaten darbe öncesinde aynı silahın yine aynı gün içerisinde hem sağ hem de sol eylemlerde kullanılmış olması, bu aklı yoran meseleyi açıklamaya yetiyor. Yani tek bir fraksiyonu yüceltme ya da yok etme çabası değildi 12 Eylül cuntası.
12 Eylül 1980de ülke yönetimine el koyan Kenan Evrene tepkiler dinmiyor.
Hem sağ hem de sol büyük yara aldı. Her iki taraftan da gencecik insanlar ya çatışmalarda ya da idam sehpasında canından oldu. Buna rağmen son döneme kadar 12 Eylülü ve özellikle de Kenan Evreni daha çok sol kesimin sorguladığına şahit olduk. Daha çok solun sesi çıktı. Hatta 12 Eylül sadece solu mağdur etti gibi bir algı bile oluştu zamanla. Kültür, sanat, edebiyat ve özellikle de medya alanında etkin olunca mağduriyetini rahatlıkla dile getirebildi sol kesim. Fakat artık sağ kesimden de sesler yükseliyor Evren ve darbesine karşı. Son olarak Kültür Bakanı Ertuğrul Günayın ağzından şu sözler döküldü geçtiğimiz günlerde: Bir darbeciye dünyanın başka ülkesinde katil muamelesi yapılırken ülkemizde ressam, sanatçı muamelesi yapıldı. Bu arada sağ kesimin 12 Eylülü sorgulamasına dair üç yıl önce Ankarada kurulan Türk Kardeşlik Merkezini (TKM) unutmamak gerek. TKMnin kurucuları arasında eski MHP milletvekili Ali Güngör, 12 Eylül öncesi ülkücü polislerin kapatılan derneği Pol-Birin genel sekreteri Bekir Baz ve Dr. Bahattin Ergezer gibi isimler bulunuyor.
Günümüze dönecek olursak, geçtiğimiz hafta AK Parti Muğla İl Genel Meclisi Başkan Vekili Çağrı Alperin okullardaki Kenan Evren ve Kenan Paşa isimlerinin değiştirilmesi yönünde temenni kararı aldıklarını açıklaması da en az Bakan Günayın sözleri kadar önem taşıyor. Peki Evrene karşı daha bir gür çıkmaya başlayan sağ sesi nasıl değerlendirmeliyiz? Prof. Dr. Mehmet Altan, tarih romanları yazan Sevinç Çokum, 12 Eylül dönemini anlatan Beynelmilel filminin senaristi ve yönetmeni Sırrı Süreyya Önder ile TKMnin kurucularından eski MHP milletvekili Ali Güngöre sorduk.
AK Parti, 12 Eylül rejimiyle hesaplaşmalı!
Prof. Dr. Mehmet Altan: Ertuğrul Günayı kutluyorum. Çok cesur bir çıkıştı. Sağ kesimden bu tür seslerin yükselmesinin sebebine gelince Türkiye yol alıyor gibi gözüküyor. Ama bir zaman sonra kendi izine düşüyor. Kendi izi diye baktığımızda karşımıza 12 Eylül rejimi ve hukuku çıkıyor. Bugün Türkiyenin sıkıntılarını aşması, siyasetin, Parlamentonun gerçek halkı temsil eder hale gelebilmesinin ön koşulunun Avrupa Birliği standartlarında bir anayasa olduğu çok daha net gözüküyor. Onun için de AK Parti iktidarı 6 buçuk yıllık süre sonunda bir şekilde Ankaralılaşma tehlikesiyle karşı karşıya. Çünkü 12 Eylül rejimiyle hesaplaşmadı. Hükümetin görüşünün de Ertuğrul Günayın görüşüyle örtüşmesi lazım. Mesela AK Parti ikinci dönemde neden bir yenilenmeden ziyade ANAPlaşma yoluna giriyor? Çünkü 12 Eylülle hesaplaşmadı ve Ankaralılaşma tuzağına düştü.
12 Eylülü anlamadan günümüzün problemlerini çözemeyiz
TKM kurucu üyesi eski MHP Mersin Milletvekili Ali Güngör: 12 Eylülü sorgulamamız gerekiyor. Sadece sol değil, sağ da bu darbenin mağduru. Onun için genel anlamda sorgulamamız gerekiyor 12 Eylülü. Öncesinde ülkenin durumu neydi sonra ne oldu? 12 Eylülü anlamadan günümüzün problemlerini çözemeyiz. 12 Eylül; bir kısım sosyalistler, Kenan Evren, Süleyman Demirel tarafından değerlendirildi. Ama esas yapması gerekenler tarafından maalesef hiç değerlendirilmedi. 12 Eylül; öncesi ve sonrası ile objektif bir biçimde ve mutlaka değerlendirilmelidir. Sağ ya da sol açısından değil, ülke adına kaybettirdikleri ve varsa eğer kazandırdıkları açısından değerlendirilmelidir. Bu yapılmadan içinde yaşadığımız problemleri anlamak, çö | | Samanyolu Haber Son Dakika 17.05.2009 | | | KenanEvrenebirsolbirsağdarbeKenan Evrene bir sol bir sağ darbe |
|
| ELİMDE GÖRDÜĞÜNÜZ ŞU KİTAP... | Samanyolu Haber | 03.05.2009 08:28 |  | | Asla temenni etmem ki şu benim yaşadıklarımı bir anlığına olsun, evet sadece bir anlığına olsun benim yerime geçip de anlayabilseniz; katiyyen temenni etmem; bunun nasıl ağır bir yük, nasıl mukaddes bir vecibe, hatta misyon olduğunu anlayamazsınız. Hani bir türkü vardır, El zanneder ben deliyim diye başlar, halbuki ikinci satırı dost bağının bülbülüm diye devam eder; öyle işte...
Efendim izah edeyim, evet şöhretliyim, şöhret sahibiyim fakat siz şöhretin nasıl bir âfet olduğunu bilmezsiniz; siz bunun üstüne bir de yakışıklı, karizmatik ve yaşına rağmen genç ve diri gösteren fiziğimi de ilave ediniz; bu, çok ağır bir yüktür. Nitekim bakınız bunlara ilaveten bende bir yığın kimlik var; nasıl kimlik diyeceksiniz, arz ediyorum: Şimdi ben bu kimliklerimi bir cüzdana sığdırmak istesem hilaf yok, tekerlekli bavul cesametinde bir cüzdan taşımam gerekiyor yanımda. Bilim adamı kimliğimi mi diyeyim, sosyolog kimliğimi mi diyeyim? Din adamlığı var bende ki mühimdir, hem de en ehliyetli cinsinden; mezhepler tarihi ve tasavvuf uzmanlığı hususundaki diplomalarımı geçenlerde camlatıp çerçeveletip duvara asayım dedim, bir hesap yaptım; yahu camcı dükkânı açsam mübalağasız bir ay kendime çalıştırmam lâzım gelecek. Kardeşim bu yaştan sonra camcılık sektörüne girip de aynı sektörde faaliyet gösteren esnafı mağdur edecek hâlim yok. Hiç düşünmedim bile; eğer böyle yapsaydım, buyrunuz bir de camcı-çerçeveci kimliğim bulunacaktı.
Bitmedi; bunun daha siyaset adamı ciheti var. Siyaset adamı deyince kıyf azizim; kıyf demek Arapçada hoop dur bakalım, nereye gidiyorsun; biraz bekle, burası önemli mânâsına geliyor ki, buyurun buradan bir de Arapça uzmanlığı kimliği çıkıyor, Arapça ile iş biter mi efendi, Arapça ile iş başlar fakat katiyyen bitmez, devam eder ve gider. Daha bunun Farisîsi de var, bitmedi Batı dilleri var: Fransızcası, İngilizcesi var, daha başka lisanlar da var fakat bahse değmez. Kaç kimlik etti, siz sayınız bu esnada.
Ha, siyaset adamı kimliğimden bahsediyordum; efendim bu kimliğim kadr ü kıymeti ne yazık ki lâyık-ı vechile anlaşılmamış bir hüviyettir; şöyle ki muazzam Anadolu aydınlanmasından hareketle önce buraları, akabinde Ortadoğu ve Balkanlar üzerinden bütün cihanı tenvîr edecek kozmik çapta bir hadisedir. Şu mübarek memleketi ağız tadıyla şööyle bir kurtarma teşebbüsüm maalesef ki anlaşılmamıştır. Giriştiğim parti kurma teşebbüsü münâfıklar, kabiliyetsizler, Ebu Cehil tıynetindeki bir kısım yobazlar tarafından ifsâda uğratılmış, çeşmebaşı dedikodularına kurban edilmiştir ki biz bunun marşını, türküsünü bile yaptırmıştık vaktiyle. Hayır efendim, estağfurullah, bir müzik adamı kimliğine ihtiyaç duymuyorum, gerekirse onu da yaparız. Başka ne kaldı, neler var daha geride neler?
Bir hukukçuyum ben, bunu biliyor muydunuz; hukuk adamı kimliğim var; öyle avukat, savcı filan gibi değil, hukuk teorisyeni bâbında anlamak lâzım bu kimliğimi ve daha mühimi bir aydınım ben. Aydın kimliğim de var; kaç etti? Bak hesaplayamıyorsun, zordur, ama ben devam ediyorum. Bakalım bugün hoca ne demiş, hangi hususta dünya aydınlarını, liderlerini irşad etmiş. diye takib edilen bir insanım ben.
Ben bir yazarım, yazar kimliğim var; kalemim iyidir, fevkaladedir ve nitekim ben bu kimliklerimin açılımını kitaplarımda yazmışımdır, oradan bakar, tafsilatıyla öğrenirsiniz. Yazarlıkta ne var diyorsunuz, herkes yazar bir bakıma; öyle değil beyefendi, bakınız iş bir kitabı yazmakla bitmiyor; bakınız elimde gördüğünüz şu kitap ki henüz matbaadan yeni çıktı, mürekkebi tütüyor; bunun tanıtılmasını da bizzat yapmaktayım. Seyirciler iyi görsün diye kameraman arkadaş şeyetsin biraz zumu... Eskiden daha kolaydı, şimdi zorlaştı; televizyon tartışmalarına çıkacaksınız, lâf nereye giderse gitsin, getirip küüt diye bu kitaba bağlayacaksınız, hüner gerektiren bir sanattır ve bu işi Türkiyede benden iyi kimse yapamaz. Nitekim best-seller listesine bakınca sular-seller gibi satılan nice kitabın bu fakirin kaleminden çıktığına şahit olursunuz. Bu yüzden yazarlık kimliğime bağlı olarak bir de yayıncı kimliğim olsaydı daha iyi olacaktı ama bu işi de bir şekilde halletmiş bulunuyorum. Kaç etti?
Neyse efendim, spor! Spor bir felsefedir; ben bunun hem bizatihi kendisiyle meşgulüm, aikido sanatında mümâresem, judo ve tekvandoda mütebahhirem mâlum ve müsellemdir. Şu gördüğün şık ceket ve gömleğin derûnundaki fizikî varlığım serâpâ adaledir beyefendi. Serâpa kas, kemik ve sinirdir bu. Vaktiyle istese idim, aziz ülkemize olimpiyatlarda öyle çok altın madalya kazandırabilirdim ki dünya piyasalarında altının onsu bilmem kaç dolardan satılırdı; istemedim.
Sonra bakınız benim bir müzakereci ve hatip kimliğim var ki doğrudan diplomasi sahasında ihtisasıma müracaat olunması gerekirdi; bugüne kadar ihmâl edilmiştir, neden, çünkü beynelmilel bir şahsiyetim ben; tefahurla değil, hicabla ifade ediyorum ki şu kardeşinizin eserleri Hindikuş dağlarındaki mağara | | Samanyolu Haber Son Dakika 03.05.2009 | | | ELİMDEGÖRDÜĞÜNÜZŞUKİTAPELİMDE GÖRDÜĞÜNÜZ ŞU KİTAP |
|
| Beynelmilel'e iki ödül birden | Sabah | 06.03.2009 02:11 |  | | |
|
| |