babamızın | |
|
| Ciddi gelişmelerin yaşanacağını düşünüyorum | Milli Gazete | 15.04.2012 17:56 |  | | | Tunceli Jandarma Alay Komutanlığı görevini yürüttüğü 1994 yılında lojmanında intihar ettiği iddia edilen Albay Kazım Çillioğlunun oğlu Gökhan Çillioğlu, babasının ölümüyle ilgili yürütülen soruşturmada çok ciddi gelişmelerin yaşanacağını düşündüğünü belirterek, Çillioğlu cinayetinin aydınlatılması bir çok olayın da aydınlatılmasında büyük rol oynayacaktır dedi. Gökhan Çillioğlu, bilirkişi raporunda olayın intihar değil, cinayet olduğunun belirlenmesinin ardından soruşturmayı yürüten Özel Yetkili Başsavcı Vekili Özden Doğanla görüşmek üzere annesiyle birlikte Malatyaya geldiğini belirtti. Soruşturmayla ilgili yakın dönemde ciddi gelişmelerin yaşanacağını ifade eden Çillioğlu, şöyle konuştu: Soruşturmanın gelinen aşamasındaki gelişmelerle ilgili bilgi almak, özel yetkili savcıyla görüşmek üzere Malatyaya geldik. Bilirkişi raporunda olayın cinayet olduğu yer alıyor. Bu raporda tüm bilgi, belge ve babamın kemikleri üzerinde sınıfında uzman bilirkişilerce inceleme yapılmış. Aile olarak babamızın bundan sonra huzur içinde olacağını düşünüyoruz.... devamı | | Milli Gazete Güncel 15.04.2012 | | | CiddigelişmelerinyaşanacağınıdüşünüyorumCiddi gelişmelerin yaşanacağını düşünüyorum |
|
| Ciddi gelişmelerin yaşanacağını düşünüyorum | Milli Gazete | 15.04.2012 12:11 |  | | | Tunceli Jandarma Alay Komutanlığı görevini yürüttüğü 1994 yılında lojmanında intihar ettiği iddia edilen Albay Kazım Çillioğlunun oğlu Gökhan Çillioğlu, babasının ölümüyle ilgili yürütülen soruşturmada çok ciddi gelişmelerin yaşanacağını düşündüğünü belirterek, Çillioğlu cinayetinin aydınlatılması bir çok olayın da aydınlatılmasında büyük rol oynayacaktır dedi. Gökhan Çillioğlu, bilirkişi raporunda olayın intihar değil, cinayet olduğunun belirlenmesinin ardından soruşturmayı yürüten Özel Yetkili Başsavcı Vekili Özden Doğanla görüşmek üzere annesiyle birlikte Malatyaya geldiğini belirtti. Soruşturmayla ilgili yakın dönemde ciddi gelişmelerin yaşanacağını ifade eden Çillioğlu, şöyle konuştu: Soruşturmanın gelinen aşamasındaki gelişmelerle ilgili bilgi almak, özel yetkili savcıyla görüşmek üzere Malatyaya geldik. Bilirkişi raporunda olayın cinayet olduğu yer alıyor. Bu raporda tüm bilgi, belge ve babamın kemikleri üzerinde sınıfında uzman bilirkişilerce inceleme yapılmış. Aile olarak babamızın bundan sonra huzur içinde olacağını düşünüyoruz.... devamı | | Milli Gazete Son Dakika 15.04.2012 | | | CiddigelişmelerinyaşanacağınıdüşünüyorumCiddi gelişmelerin yaşanacağını düşünüyorum |
|
| Hacı Mustafa Güllü toprağa verildi | En Son Haber | 22.02.2012 17:47 |  | | |
| 'Babamızın balık ihraç ettiği Avrupa'ya şimdi su satacağız' | Zaman | 13.02.2012 01:51 |  | | |
| "Krizlerde hep B planınız olsun" | Milli Gazete | 27.01.2012 17:22 |  | | | ASKON tecrübe aktarım toplantısında konuşan Mehmet Torun, Türkiyenin yaşadığı tüm ekonomik krizlerde, Torunlar olarak hep bir B planımız olmuştur. 1990lı yıllarda, 2000li yıllarda, hele 2001 krizinde biz de çok önemli badireler atlattık. Hep yedeğimizde bir B planı tutmamızın faydasını çok iyi görmüşüzdür dedi. ASKON tecrübe aktarım toplantılarının bu haftaki konuğu Torunlar GYO Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Torun oldu. ASKON Yönetim Kurulu Üyesi Gökhan Yavuzerin moderatörlüğünde gerçekleşen konferansta ASKON Genel Başkanı Mustafa Koca, ASKON Genel Sekreteri M. Akif Bayramoğlu, ASKON Hazır Giyim ve Konfeksiyon Sektör Başkanı Özden Bilirdönmez, ASKON Tekstil Sektörü Başkanı Zeki Acar ve çok sayıda ASKON üyesi hazır bulundu. Kısaca hayat hikayesini özetleyen ve nereden işe başladığını anlatan Torunlar GYO Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Torun, Biz hayatımız boyunca babamızın parasına hiç halel getirmedik, o da bize kullandığımız paraları ne yaptığımız konusunda hesap sormadı. Yaptığımız her işi dürüst, ilkeli ve prensipli yaptık. İnşaat işine 1970li yıllarda girdik. İnşaat sektörüne yeni girdiğimizle ilgili şu andaki spekülasyonlar doğru değildir. Geçmiş zaman içinde çok önemli projelere imza attık. Gıda sektöründe Türkiyenin ihtiyaç duyduğu birçok ürünü ithal ederek, nerelerde boşluk olduğunu çok doğru analiz ederek çok doğru hamleler gerçekleştirdik. Bana göre 1980 darbesi Türkiyede ekonominin dönüm noktalarından birisi olmuştur. Her şerde bir hayır vardır prensibi gereği, o süreçte Turgut Özalın iktidara gelmesi ve bu çerçevede yeniden şekillenen ekonomi tablosu bizlere çok farklı ve kazançlı kulvarlar açtı dedi.
Her işlerinde dürüst davrandıklarını kaydeden Torun, Allah bize yardım etti. Bu işin radyal temeli dürüst olmak, ilkeli olmak, doğru olmaktır. Bu arada zekatını verebilmek de çok önemlidir. Cenab-ı Hakka şükrediyorum, bizi Müslüman olarak yaratmış. Bizleri ateist, putperest ve ateşperest olarak da yaratabilirdi. Bu bağlamda içinde bulunduğuz nimetin kadr-i kıymetini iyi bilin diye konuştu.... devamı | | Milli Gazete Ekonomi 27.01.2012 | | | KrizlerdehepBplanınızolsunKrizlerde hep B planınız olsun |
|
| Babalarının ellerini ik defa öpecekler | Türkiye Gazetesi | 24.01.2012 02:13 |  | | | Antalya’da, iki kol ve bir bacağın nakledildiği Atilla Kavdır’ın kızı Ayşe Esra Kavdır (10) ve oğlu İbrahim Kavdır (15), babalarına önce sarılmak ardından el ele tutuşup gezmek istediklerini söyledi. Babaannesi Ayşe Kavdır ile hastanede açıklama yapan İbrahim ve Ayşe Esra Kavdır, “Babamızın elinden tutup gezmek istiyoruz. Onunla el ele tutuşup gezmeyi hayal ediyoruz. Ameliyat olduğu an bize sarılabileceğini, bizi gezdirebileceğini düşündük hep. Bayramda elini öpebileceğiz” diye konuştular. Babasının 11 yaşında elektrik tellerinde geçirdiği kaza sonucu bu hale geldiğini belirten İbrahim Kavdır, babasının sık sık, elektrik tellerine yaklaşmamaları konusunda kendisini uyardığını söyledi. | | Türkiye Gazetesi Son Dakika 24.01.2012 | | | BabalarınınelleriniikdefaöpeceklerBabalarının ellerini ik defa öpecekler |
|
| Gençlik ve Spor Bakanı Kılıç Açıklaması | Haberler.com | 17.12.2011 16:02 |  | | |
| Gençlik ve Spor Bakanı Kılıç Açıklaması | Haberler.com | 17.12.2011 16:02 |  | | |
| 07:00 Sigara düşmanı vatandaşın ilginç koleksiyonu | Net Gazete | 06.12.2011 06:52 |  | | | Ankarada yaşayan emekli terzi Sami Alparslan, sigaraya olan tepkisini 42 yılda biriktirdiği binin üzerindeki sigara paketi koleksiyonuyla ortaya koyuyor. Alparslan, Sigara kullanmıyorum. Biz 7 kardeşiz, babamız bize sigara içmeyin, eğer içerseniz hakkım haram olsun demişti. Babamızdan gizli de içebilirdik ama babamızın söylediği söz çok hoşumuza gitti diye konuştu. | | Net Gazete Son Dakika 06.12.2011 | | | 0700Sigaradüşmanıvatandaşınilginçkoleksiyonu0700 Sigara düşmanı vatandaşın ilginç koleksiyonu |
|
| 15:20 Sigara düşmanı vatandaşın ilginç koleksiyonu | Net Gazete | 05.12.2011 15:49 |  | | | Ankarada yaşayan emekli terzi Sami Alparslan, sigaraya olan tepkisini 42 yılda biriktirdiği binin üzerindeki sigara paketi koleksiyonuyla ortaya koyuyor. Alparslan, Sigara kullanmıyorum. Biz 7 kardeşiz, babamız bize sigara içmeyin, eğer içerseniz hakkım haram olsun demişti. Babamızdan gizli de içebilirdik ama babamızın söylediği söz çok hoşumuza gitti diye konuştu. | | Net Gazete Son Dakika 05.12.2011 | | | 1520Sigaradüşmanıvatandaşınilginçkoleksiyonu1520 Sigara düşmanı vatandaşın ilginç koleksiyonu |
|
| 12:20 Sigara düşmanı vatandaşın ilginç koleksiyonu | Net Gazete | 05.12.2011 12:14 |  | | | Ankarada yaşayan emekli terzi Sami Alparslan, sigaraya olan tepkisini 42 yılda biriktirdiği binin üzerindeki sigara paketi koleksiyonuyla ortaya koyuyor. Alparslan, Sigara kullanmıyorum. Biz 7 kardeşiz, babamız bize sigara içmeyin, eğer içerseniz hakkım haram olsun demişti. Babamızdan gizli de içebilirdik ama babamızın söylediği söz çok hoşumuza gitti diye konuştu. | | Net Gazete Son Dakika 05.12.2011 | | | 1220Sigaradüşmanıvatandaşınilginçkoleksiyonu1220 Sigara düşmanı vatandaşın ilginç koleksiyonu |
|
| Ne yaptıysak onunla gideceğiz | Milli Gazete | 15.11.2011 12:35 |  | | | Bir zamanlar çok zengin bir adam, şöyle bir vasiyette bulunmuş: Ben ölüp yıkanınca, şu eski çoraplarımı ayağıma geçirin. Ben, mutlaka bunlarla gömülmek istiyorum. Göreyim sizi bakalım, bu çok önemli vasiyetimi yerine getirebilecek misiniz?
Vakti saati gelince her ölümlü gibi o zengin de vefat eder. Cenazesi yıkandıktan sonra, oğulları İki eski çorabı alıp getirirler ve Hocam, babamızın vasiyeti var, şu eski çorapları, babamızın ayaklarına giydireceğiz. derler. Cenazeyi yıkayan hocaefendi, bu istekleri kabul etmez. Israrlarını da reddeder. Bu sefer müftüye çıkarlar. O da, Dinimizde böyle bir şey olmaz. diyerek kesip atar.... devamı | | Milli Gazete Toplum Yaşam 15.11.2011 | | | NeyaptıysakonunlagideceğizNe yaptıysak onunla gideceğiz |
|
| "Babamızın parasıyla araba almıyoruz!" | Fanatik | 03.10.2011 15:08 |  | | |
Tarlaya değil düğüne | Türkiye Gazetesi | 12.09.2011 02:04 |  | | | > Düğün aracı olarak kullanılan traktör büyük ilgi çekti.> Haydar Yavuzak TUNCELİ İHA Tunceli’de hayatını birleştiren Sevda Kemen ve Eren Kaya, farklı bir etkinliğe imza attı. Damadın babasının çiftçi kredisiyle aldığı traktörü, gelin arabası gibi süsleyen çift, evlilik fotoğraflarını çektirecekleri iş yerinin önüde bırakınca bir anda ilgi odağı hâline geldi. Gelin ve damat ise evleneceklerin bundan böyle bu tür farklılıkları deneyeceklerini dile getirerek, “Önce at arabası düşündük ancak Tunceli’de bulamadık. Babamızın aldığı yeni traktörü kullandık, çok ilgi çekti” dediler. | | Türkiye Gazetesi Son Dakika 12.09.2011 | | Tarlaya değildüğüneTarlaya değil düğüne |
|
| "İbadetlerimizi şevkle yapalım" | Milli Gazete | 26.08.2011 11:42 |  | | | Bu anlamda gazetemize açıklama yapan İskeçe Müftüsü Ahmet Mete Kadir gecesinin önemine ve İskeçedeki Müslümanların bu geceyi nasıl geçirecekleri konusunda açıklamalarda bulundu. Mete yaptığı açıklamada Kadir Gecesinin 11 ayın sultanı olan Ramazan ayının içerisinde ayrı bir öneme sahip olduğunu belirterek; Kadir gecesine has bir süre inmiştir. O gece bin aydan hayırlı bir gecedir. Büyük ibadet gecesi de diyebiliriz. Bu gecenin hatırına tövbelerimizi yapmalı, akraba ve komşularımızı ziyaret etmeliyiz. Bu ziyarete eli boş değil hediyelerle gidip Müslüman kardeşlerimizi bu anlamda mutlu etmeliyiz.
Özellikle de anne babamızın gönlünü kazanmalı, kalbini kırdığımız Müslüman kardeşlerimizin de rızasını almalıyız. Bu gece ibadetlerimizi daha bir şevkle ve neşeyle yönelip tövbe istiğfarlarımızı ihmal etmemeliyiz.... devamı | | Milli Gazete Son Dakika 26.08.2011 | | | İbadetlerimizişevkleyapalımİbadetlerimizi şevkle yapalım |
|
| Günseli Ö. Ocakoğlu - Üniversiteler, öğrenciyi girişimci olmaya cesaretlendirsin | Zaman | 25.07.2011 02:11 |  | | |
| Günseli Ö. Ocakoğlu - Üniversiteler, öğrenciyi girişimci olmaya cesaretlendirsin | Zaman | 25.07.2011 02:11 |  | | |
| Aylık sinema Dergisi Film Arası, 12. sayısı ile okurlarının karşısına çıktı | Sinemaloji | 04.07.2011 14:14 |  | | |
| "Destek verin Çin'i geçelim" | Posta | 16.06.2011 12:19 |  | | Afyonkarahisarın mermer ve mermer ürünleriyle ünlü ilçesi İscehisardaki Mermerciler Derneği Başkanı İbrahim Alimoğlu, “Devlet desteği görmemiz halinde Çini geçerek, dünya mermer pazarını elimizde t
Mermerciliği üçüncü kuşak olarak sürdüren Alimoğlu yaptığı açıklamada, Türkiyenin öz kaynakları arasında yer alan mermerin iyi kullanılması ve değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Afyonkarahisardaki mermercilerin dünya teknolojilerine ayak uydurarak son teknolojiyi kullandığını ifade eden Alimoğlu, şunları kaydetti:
Yaklaşık 1,5 milyar dolar ihracat yapabiliyoruz. Dedemizin ve babamızın patlatarak çıkardığı mermerleri bugün elmas makineler kullanarak hiçbir fire olmadan, ormanlarımıza ve çevremize zarar vermeden çıkarabiliyoruz. İhracat ve üretimle ülkemize önemli katkıda bulunduğ... | | Posta Son Dakika 16.06.2011 | | | DestekverinÇinigeçelimDestek verin Çini geçelim |
|
| "Destek verin Çin'i geçelim" | Posta | 16.06.2011 12:07 |  | | Afyonkarahisarın mermer ve mermer ürünleriyle ünlü ilçesi İscehisardaki Mermerciler Derneği Başkanı İbrahim Alimoğlu, “Devlet desteği görmemiz halinde Çini geçerek, dünya mermer pazarını elimizde t
Mermerciliği üçüncü kuşak olarak sürdüren Alimoğlu yaptığı açıklamada, Türkiyenin öz kaynakları arasında yer alan mermerin iyi kullanılması ve değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Afyonkarahisardaki mermercilerin dünya teknolojilerine ayak uydurarak son teknolojiyi kullandığını ifade eden Alimoğlu, şunları kaydetti:
Yaklaşık 1,5 milyar dolar ihracat yapabiliyoruz. Dedemizin ve babamızın patlatarak çıkardığı mermerleri bugün elmas makineler kullanarak hiçbir fire olmadan, ormanlarımıza ve çevremize zarar vermeden çıkarabiliyoruz. İhracat ve üretimle ülkemize önemli katkıda bulunduğ... | | Posta Ekonomi 16.06.2011 | | | DestekverinÇinigeçelimDestek verin Çini geçelim |
|
| Regaib kandilinde ne yapmalı? | Milli Gazete | 02.06.2011 14:28 |  | | | Şu beş gecede yapılan duâ geri çevrilmez. Regaib gecesi, Şabanın 15. gecesi, Cuma, Ramazan bayramı ve Kurban bayramı gecesi.) [İbn-i Asâkir]
Kelime olarak regâib, çokça rağbet edilen, nefis, kıymetli, değerli, ihsan mânâlarına gelen Ragibe kelimesinin çoğuludur. Buna göre Regaip Gecesi denilince: Çok lütuf ve ihsanla dolu, kıymeti ve değeri büyük, çok iyi değerlendirilmesi gereken gece mânâsı anlaşılır. Bu gece Allah lütuflarını sağanak sağanak yağdırır. Bu geceyi ibadetle ihya etmenin sevabı pek çoktur. Diğer zamanlarda okunan her Kurân harfi için on sevap verilirse, Recep ayında yüzleri geçmekte, Regâib kandilinde ise daha da artmaktadır. Kaza ve nafile namazların sevabı ise diğer gecelere oranla kat kat fazladır. Regâib kandilinde yapılacak ibadetlerden birisi de duadır. Peygamberimiz (sas), bir hadîslerinde bu gecede yapılacak duaların Allah katından geri çevrilmeyeceğini bildirmişlerdir. Bütün kandil gecelerinde yapılabilecek ve yapılması gereken önemli bir takım afv ü mağfirete nail olma, ecr ü sevap kazanma, manevî terakki kaydetme, bela ve musibetlerden kurtulma ve rıza-i İlâhiye ulaşma vesileleri vardır ki, bunlardan bazılarını maddeler hâlinde kısaca ve toplu olarak yeniden hatırlamakta yarar var: 1. Kurân-ı Kerim okunmalı; okuyanlar dinlenmeli; uygun mekânlarda Kurân ziyafetleri verilmeli; Kelamullaha olan sevgi, saygı ve bağlılık duyguları yenilenmeli, kuvvetlendirilmeli. 2. Peygamber Efendimiz (sas)e salât ü selâmlar getirilmeli; Onun şefaatini ümit edip, ümmetinden olma şuuru tazelenmeli. 3. Kaza, nafile namazlar kılınmalı; varsa o geceye ait nakledilen namazlar, onlar da ayrıca kılınabilir; kandil gecesi, özü itibariyle ibadet ve ibadette ihsan şuuruyla ihya edilmeli. 4. Tefekkürde bulunulmalı; Ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum, Allahın benden istekleri nelerdir gibi konular başta olmak üzere hayatî meselelerde derin düşüncelere girmeli. 5. Geçmişin muhasebe ve murakabesi yapılmalı; ve şimdinin ve geleceğin plân ve programı çizilmeli. 6. Günahlara samimi olarak tevbe ve istiğfar edilmeli; idrak edilen geceyi son fırsat bilerek nedamet ve inabede bulunulmalı. 7. Bol bol zikir, evrad ü ezkarda bulunulmalı. 8. Müminlerle helalleşilmeli; onlarla irtibatımız cihetinden rızaları alınmalı. 9. Küs ve dargın olanlar barıştırılmalı; gönüller alınmalı; kederli yüzler güldürülmeli. 10. Kişi kendine ve diğer Mümin kardeşlerine hattâ isim zikrederek dualar etmeli. 11. Üzerimizde hakları olanlar aranıp sorulmalı; vefa ve kadirşinaslık ahlâkı yerine getirilmeli. 12. Yoksul, kimsesiz, öksüz, yetim, hasta, sakat, yaşlı olanlar ziyaret edilip, sevgi, şefkat, hürmet, hediye ve sadakalarla mutlu edilmeli. 13. O gece ile ilgili âyetler, hadîsler ve bunların yorumları ilgili kitaplardan ferden veya cemaaten okunmalı. 14. Dini toplantılar, paneller ve sohbetler düzenlenmeli; vaz ü nasihat dinlenmeli; 15. Kandil gecesinin akşam, yatsı ve sabah namazları cemaatle ve camilerde kılınmalı. 16. Sahabe, ulema ve evliya türbeleri ziyaret edilmeli; hoşnutlukları alınmalı; ve manevî iklimlerinde vesilelikleriyle Hakka niyazda bulunulmalı. 17. Vefat etmiş yakınlarımızın, dostlarımızın ve büyüklerimizin kabirleri ziyaret edilmeli; iman kardeşliğine ait sadakati yerine getirilmeli. 18. Hayattaki manevî büyüklerimizin, anne ve babamızın, dostlarımızın ve diğer yakınlarımızın kandilleri bizzat giderek veya telefon, faks yahut e-mail çekerek tebrik edilmeli; duaları istenmeli. 19. Bu kandil gecelerinin gündüzlerinde mümkün olduğunca oruç tutulmalı. Kelime olarak regâib, çokça rağbet edilen, nefis, kıymetli, değerli, ihsan mânâlarına gelen Ragibe kelimesinin çoğuludur. Buna göre Regaip Gecesi denilince: Çok lütuf ve ihsanla dolu, kıymeti ve değeri büyük, çok iyi değerlendirilmesi gereken gece mânâsı anlaşılır. Bu gece Allah lütuflarını sağanak sağanak yağdırır. Bu geceyi ibadetle ihya etmenin sevabı pek çoktur. Diğer zamanlarda okunan her Kurân harfi için on sevap verilirse, Recep ayında yüzleri geçmekte, Regâib kandilinde ise daha da artmaktadır. Kaza ve nafile namazların sevabı ise diğer gecelere oranla kat kat fazladır. Regâib kandilinde yapılacak ibadetlerden birisi de duadır. Peygamberimiz (sas), bir hadîslerinde bu gecede yapılacak duaların Allah katından geri çevrilmeyeceğini bildirmişlerdir. Bütün kandil gecelerinde yapılabilecek ve yapılması gereken önemli bir takım afv ü mağfirete nail olma, ecr ü sevap kazanma, manevî terakki kaydetme, bela ve musibetlerden kurtulma ve rıza-i İlâhiye ulaşma vesileleri vardır ki, bunlardan bazılarını maddeler hâlinde kısaca ve toplu olarak yeniden hatırlamakta yarar var: 1. Kurân-ı Kerim okunmalı; okuyanlar dinlenmeli; uygun mekânlarda Kurân ziyafetleri verilmeli; Kelamullaha olan sevgi, saygı ve bağlılık duyguları yenilenmeli, kuvvetlendirilmeli. 2. Peygamber Efendimiz (sas)e salât ü selâmlar getirilmeli; Onun şefaatini ümit edip, ümmetinden olma şuuru tazelenmeli. 3. Kaza, nafile namazlar kılınmalı; varsa o geceye ait nakled | | Milli Gazete Güncel 02.06.2011 | | | Regaibkandilindeneyapmalı?Regaib kandilinde ne yapmalı? |
|
| Regaib kandilinde ne yapmalı? | Milli Gazete | 02.06.2011 14:18 |  | | | Şu beş gecede yapılan duâ geri çevrilmez. Regaib gecesi, Şabanın 15. gecesi, Cuma, Ramazan bayramı ve Kurban bayramı gecesi.) [İbn-i Asâkir]
Kelime olarak regâib, çokça rağbet edilen, nefis, kıymetli, değerli, ihsan mânâlarına gelen Ragibe kelimesinin çoğuludur. Buna göre Regaip Gecesi denilince: Çok lütuf ve ihsanla dolu, kıymeti ve değeri büyük, çok iyi değerlendirilmesi gereken gece mânâsı anlaşılır. Bu gece Allah lütuflarını sağanak sağanak yağdırır. Bu geceyi ibadetle ihya etmenin sevabı pek çoktur. Diğer zamanlarda okunan her Kurân harfi için on sevap verilirse, Recep ayında yüzleri geçmekte, Regâib kandilinde ise daha da artmaktadır. Kaza ve nafile namazların sevabı ise diğer gecelere oranla kat kat fazladır. Regâib kandilinde yapılacak ibadetlerden birisi de duadır. Peygamberimiz (sas), bir hadîslerinde bu gecede yapılacak duaların Allah katından geri çevrilmeyeceğini bildirmişlerdir. Bütün kandil gecelerinde yapılabilecek ve yapılması gereken önemli bir takım afv ü mağfirete nail olma, ecr ü sevap kazanma, manevî terakki kaydetme, bela ve musibetlerden kurtulma ve rıza-i İlâhiye ulaşma vesileleri vardır ki, bunlardan bazılarını maddeler hâlinde kısaca ve toplu olarak yeniden hatırlamakta yarar var: 1. Kurân-ı Kerim okunmalı; okuyanlar dinlenmeli; uygun mekânlarda Kurân ziyafetleri verilmeli; Kelamullaha olan sevgi, saygı ve bağlılık duyguları yenilenmeli, kuvvetlendirilmeli. 2. Peygamber Efendimiz (sas)e salât ü selâmlar getirilmeli; Onun şefaatini ümit edip, ümmetinden olma şuuru tazelenmeli. 3. Kaza, nafile namazlar kılınmalı; varsa o geceye ait nakledilen namazlar, onlar da ayrıca kılınabilir; kandil gecesi, özü itibariyle ibadet ve ibadette ihsan şuuruyla ihya edilmeli. 4. Tefekkürde bulunulmalı; Ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum, Allahın benden istekleri nelerdir gibi konular başta olmak üzere hayatî meselelerde derin düşüncelere girmeli. 5. Geçmişin muhasebe ve murakabesi yapılmalı; ve şimdinin ve geleceğin plân ve programı çizilmeli. 6. Günahlara samimi olarak tevbe ve istiğfar edilmeli; idrak edilen geceyi son fırsat bilerek nedamet ve inabede bulunulmalı. 7. Bol bol zikir, evrad ü ezkarda bulunulmalı. 8. Müminlerle helalleşilmeli; onlarla irtibatımız cihetinden rızaları alınmalı. 9. Küs ve dargın olanlar barıştırılmalı; gönüller alınmalı; kederli yüzler güldürülmeli. 10. Kişi kendine ve diğer Mümin kardeşlerine hattâ isim zikrederek dualar etmeli. 11. Üzerimizde hakları olanlar aranıp sorulmalı; vefa ve kadirşinaslık ahlâkı yerine getirilmeli. 12. Yoksul, kimsesiz, öksüz, yetim, hasta, sakat, yaşlı olanlar ziyaret edilip, sevgi, şefkat, hürmet, hediye ve sadakalarla mutlu edilmeli. 13. O gece ile ilgili âyetler, hadîsler ve bunların yorumları ilgili kitaplardan ferden veya cemaaten okunmalı. 14. Dini toplantılar, paneller ve sohbetler düzenlenmeli; vaz ü nasihat dinlenmeli; 15. Kandil gecesinin akşam, yatsı ve sabah namazları cemaatle ve camilerde kılınmalı. 16. Sahabe, ulema ve evliya türbeleri ziyaret edilmeli; hoşnutlukları alınmalı; ve manevî iklimlerinde vesilelikleriyle Hakka niyazda bulunulmalı. 17. Vefat etmiş yakınlarımızın, dostlarımızın ve büyüklerimizin kabirleri ziyaret edilmeli; iman kardeşliğine ait sadakati yerine getirilmeli. 18. Hayattaki manevî büyüklerimizin, anne ve babamızın, dostlarımızın ve diğer yakınlarımızın kandilleri bizzat giderek veya telefon, faks yahut e-mail çekerek tebrik edilmeli; duaları istenmeli. 19. Bu kandil gecelerinin gündüzlerinde mümkün olduğunca oruç tutulmalı. Kelime olarak regâib, çokça rağbet edilen, nefis, kıymetli, değerli, ihsan mânâlarına gelen Ragibe kelimesinin çoğuludur. Buna göre Regaip Gecesi denilince: Çok lütuf ve ihsanla dolu, kıymeti ve değeri büyük, çok iyi değerlendirilmesi gereken gece mânâsı anlaşılır. Bu gece Allah lütuflarını sağanak sağanak yağdırır. Bu geceyi ibadetle ihya etmenin sevabı pek çoktur. Diğer zamanlarda okunan her Kurân harfi için on sevap verilirse, Recep ayında yüzleri geçmekte, Regâib kandilinde ise daha da artmaktadır. Kaza ve nafile namazların sevabı ise diğer gecelere oranla kat kat fazladır. Regâib kandilinde yapılacak ibadetlerden birisi de duadır. Peygamberimiz (sas), bir hadîslerinde bu gecede yapılacak duaların Allah katından geri çevrilmeyeceğini bildirmişlerdir. Bütün kandil gecelerinde yapılabilecek ve yapılması gereken önemli bir takım afv ü mağfirete nail olma, ecr ü sevap kazanma, manevî terakki kaydetme, bela ve musibetlerden kurtulma ve rıza-i İlâhiye ulaşma vesileleri vardır ki, bunlardan bazılarını maddeler hâlinde kısaca ve toplu olarak yeniden hatırlamakta yarar var: 1. Kurân-ı Kerim okunmalı; okuyanlar dinlenmeli; uygun mekânlarda Kurân ziyafetleri verilmeli; Kelamullaha olan sevgi, saygı ve bağlılık duyguları yenilenmeli, kuvvetlendirilmeli. 2. Peygamber Efendimiz (sas)e salât ü selâmlar getirilmeli; Onun şefaatini ümit edip, ümmetinden olma şuuru tazelenmeli. 3. Kaza, nafile namazlar kılınmalı; varsa o geceye ait nakled | | Milli Gazete Son Dakika 02.06.2011 | | | Regaibkandilindeneyapmalı?Regaib kandilinde ne yapmalı? |
|
| ‘Anadolu babamızın çiftliği değil’ | Evrensel | 31.05.2011 07:09 |  | | | Anadolu kadar son 100 yıldır, sosyal Darwinciliğin harekat sahası haline gelmiş ve gerek insan coğrafyası gerekse doğal coğrafyası on bin yıllardır, ilk kez bu kadar yıkıma uğramış ve köksüzleştirilmiş bir başka dünya parçası acaba var mıdır diye düşünüyorum bir süredir.
İnsanı ve doğayı yok sayan, talan ve imha eden, böylesi bir coğrafya acaba var mıdır?
Tehcir, sürgün, tenkil ve tedip yetmedi, şimdi coğrafya saldırı altında.
Böylesi bir kolanizasyon ve imha, ancak 500 kusür yıl önce İspanyol konkastitorların /fatihlerin bütün bir coğrafyayı adeta kazıyarak temizlemesine benzetilebilir. | | Evrensel Köşe Yazıları 31.05.2011 | | | ‘Anadolubabamızınçiftliğideğil’‘Anadolu babamızın çiftliği değil’ |
|
| ‘Anadolu babamızın çiftliği değil’ | Evrensel | 31.05.2011 07:03 |  | | |
| Ali Karacan: Milliyet babamızın malı! | T24 | 25.04.2011 22:46 |  | | |
| Ali Karacan: Milliyet babamızın malı! | T24 | 25.04.2011 22:32 |  | | |
| Öldürülen belediye başkanı Hamido?nun oğlu: Darbe soruşturması umut oldu | Samanyolu Haber | 17.04.2011 14:06 |  | | 33 yıl önce Ankaradan posta ile gönderilen paketin evinde patlaması sonucu iki torunu ve gelini ile birlikte ölen eski Malatya Belediye Başkanı Hamido lakaplı Hamit Fendoğlunun 55 yaşındaki oğlu Adnan Fendoğlu, Darbe soruşturması umut oldu. Umarım babam ve diğer siyasi cinayetlerin failleri bulunur, bir daha karanlık olaylar olmaz. dedi.
Malatya Belediye Başkanı iken 1978de bombalı suikast sonucu, gelini ve 2 torunuyla birlikte öldürülen Hamido lakaplı Hamid Fendoğlu öldürülüşünün 33. yıl dönümünde ailesi tarafından Yeni Camide Mevlid-i Şerif okutuldu. Merhum Belediye Başkanının oğlu Adnan Fendoğlu, burada Cihan Haber Ajansına yaptığı açıklamada, babasını, iki çocuğunu ve eşini kaybettiği olayın Türkiyedeki ilk faili meçhul cinayet olduğunu söyledi. Babasına Halktan yana, Milletten yana, Doğruluktan yana (Hamido) lakabının takıldığını ifade eden Adnan Fendoğlu, olayın üzerinden 33 yıl geçmesine rağmen hatırladığında kendini kötü hissettiğini belirtti. Olayın katillerinin bulunması için çok mücadele ettiklerini, olayın devlet içindeki karanlık güçlerle ilişkili olduğunu düşündüğünü bildiren Fendoğlu, şunları söyledi: 33 sene oldu. Türkiyenin ilk faili meçhul olayıdır. Bize Ergenekon ile bağlantısı var mıdır diye söylediler, ama o zaman Ergenekon örgütünün yapısı yoktu. Babamın niye öldürüldüğünü MİT ve devlet daha iyi biliyor.
BABAM MALATYANIN MİLADI
Hamit Fendoğlunun öldürülmesiyle Malatyada kaybedilen iktidarı geri almanın amaçlandığını anlatan Adnan Fendoğlu, 57 sene CHP bilfiil milletvekilliği ve belediye başkanlığı seçimlerini alıyordu. Burası kale gibi görünüyordu. Babamın belediye başkanlığı ile bu sona erdi. Hani bir söz vardır: Bir su kaynağını sahip olmak için ortasından değil başından ele geçirmek lazım diye. Bu düşünceyle Malatyada ses getirmek için babam öldürüldü. Türkiyede siyasi cinayetlere bakıldığı zaman içinde gizli örgütlerin olduğunu görüyoruz. Cinayetle sadece belediye başkanlığını ele geçirmek değil, genel seçimlerde köklü bir değişiklik yapmak isteniyordu. Gerçi kendisi görmedi ama babamdan sonra önemli bir değişim oldu. 33 yıldan bu yana sağ-muhafakar eğilim arttı. 33 yıldır hep sağ partiler burada başkanlığı ve milletvekillerini aldı. Bu babamın sayesinde olmuştur. Ne mutlu bize. diye konuştu.
Olayla ayrıca 1980 darbesine zemin hazırlamanın hedeflendiğini vurgulayan Fendoğlu, Olay 1980 darbesine zemin hazırlamak için de yapılmış olabilir. O zaman TRTde Günebakış haberleri vardı. Burada bombalı paketler gönderildiği yönünde haberler veriliyordu. Ama bu haberler babam öldürüldükten sonra yapıldı. Benzer bir bombalı paket, Abdulkadir Aksu Beye gönderilmişti, ama o almamıştı. Bu durum da olayda gizli bir güç eli olduğunu gösteriyor. dedi.
1980 DARBESİYLE İLGİLİ SORUŞTURMA UMUT OLDU
1980 darbesiyle ilgili soruşturmanın kendileri için umut olduğunu dile getiren 55 yaşındaki Fendoğlu, 1980 darbesi hakkında soruşturma açılması bizim için bir umut oldu. Darbede suçu bulunanlar yargılansın. Tabi 93 yaşındaki bir adamın bu saatten sonra cezalandırılması pek önemli değil, ama darbelerin soruşturulması Türkiye açısından çok önemlidir. Belki bizim babamızın faili de bulunur. Bugün değerli devlet adamlarımız Turgut Özal, Eşref Bitlis gibi insanları kim öldürdüğünü bilemiyoruz. Yazık günah yani. Dolayısıyla darbe soruşturmalarının açılmasını Türkiyenin geleceği açısından önemli buluyoruz. Bundan sonra da karanlık olaylar olmaz diye düşünüyoruz. Sayın Başbakandan ricamız bir an önce bu olayların açığa kavuşmasıdır.
Malatyada 17 Nisan 1978 tarihinde meydana gelen olayda, eski milletvekili ve dönemin bağımsız belediye başkanı Hamid Fendoğlu, kendi adına gönderilen paketi evinde açarken bombanın patlaması üzerine; gelini ve 2 torunu ile ölmüştü.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 17.04.2011 | | | ÖldürülenbelediyebaşkanıHamido?nunoğluDarbesoruşturmasıumutolduÖldürülen belediye başkanı Hamido?nun oğlu Darbe soruşturması umut oldu |
|
| Yaşar Kemal: Anadolu babamızın çiftliği değil | T24 | 13.04.2011 08:56 |  | | |
| Anadolu babamızın çiftliği değil | Radikal | 13.04.2011 03:22 |  | | |
| Anadolu babamızın çiftliği değil | Radikal | 13.04.2011 03:17 |  | | |
| Hakkarili aile, Ergenekon davasına müdahil olmak istiyor | Samanyolu Haber | 31.03.2011 13:26 |  | | Hakkârinin Yüksekova ilçesinde, 1995 yılında faili meçhul cinayetler döneminde, kaçırılan babalarından bugüne kadar haber alamayan Keremoğlu ailesi, Ergenekon davasına, mağdur sıfatı ile müdahil olmak istiyor.
Bahattin Keremoğlu, babası Kadir Keremoğlunun 14 Nisan 1995te gündüz vakti iş yerinin önünden kaçırıldığını belirterek, 750 bin mark fidye istediler. Fidye pazarlığı, dönemin Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağarın emri ile gizlice kayda alındı. İki fidyecinin fotoğrafları çekilerek kimlikleri tespit edildi. Kimliği belirlenenler Nazif Karacan ve Murat Akdemirdi. Murat Akdemirin, daha sonra intihar ettiğini duyduk. Karacan ise DGMye yapılan suç duyurusuna rağmen yakalanmadı. Ağara, babamın akıbetini sormak için müdahil olmak istiyorum. dedi.
Bahattin Keremoğlu, babasının kaçırılmasını şöyle anlattı: 14 Nisan 1995 tarihinde ben babamı bizim pasaja getirmiştim. O dönemde pasajımızda iş yeri kiralayan Şehmus T. adında biri vardı, kaset dükkânı açmıştı. O zaman da PKKdan kaçıp itirafçı olmuştu, JİTEM adına çalışıyordu. O zamanın İl Alay Komutanı Nevraz Yarbayın elemanıydı. Şehmus, her gün çete ile irtibata geçiyordu, beni, kardeşlerimden birini veya babamı fidye için kaçırma planları vardı. Akşam saatlerinde babam kaçırıldı, biz de hemen orada Şehmusu deşifre ettik.
Polisin ,Şehmus adındaki kişiyi yakaladıktan sonra serbest bıraktığını belirten Keremoğlu, Olaydan birkaç gün sonra Ankaradan telefon geldi, babanız elimizde, onu almak istiyorsanız 1 milyon mark fidye getirin biz de babanızı serbest bırakalım diye. Biz de kalkıp Ankaraya gittik, dönemin Hakkâri milletvekili olan Mustafa Zeydan aracılığı ile Mehmet Ağar ile görüştük. Görüşmeden sonrasında fidyecilerle görüşmeye gittik. Mehmet Ağar, bize ekip verdi ve yakamıza cihazlar taktırdı, fidyecilerle görüşmemizi istedi, siz gidin biz de kayda alalım,fidyecileri yakalayalım dedi. diye konuştu.
Babası kaçıranlarla görüşmeye gittiklerinde, fidyeci olarak gelen iki kişiden birinin Nafiz Karacan olduğunu anlatan Keremoğlu, şöyle devam etti: Onunla pazarlık yaptık, 1 milyon markı 750 bin marka düşürdük, yaptığımız bu görüşmelerin hepsi kayda alındı, polis ekipleri uzaktan da şahısların fotoğraflarını çekti ve şu an kayıtların nerede olduğunu Mehmet Ağar biliyor. Yalnız biz onlarla pazarlık yaptığımızda, bir şartımız vardı, biz parayı bırakmadan önce babamızla telefonla bir kez konuşacaktık. Yüksekovaya döndüğümüzde bir telefon geldi siz yanlış yere gittiniz, bize kimse karışamaz, babanız öldü şeklinde tehditler geldi. Öncelikle devlet büyüklerimizden, adalet bakanımızdan, savcılarımızdan şunu istiyorum, beni Ergenekon davasına müdahil etsinler. Mehmet Ağara, babamın kemiklerinin nerede olduğunu, en azından mezarının nerede olduğunu soracağım, tek isteğimiz babamızın mezarı başında bir Fatiha okumaktır.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 31.03.2011 | | | HakkariliaileErgenekondavasınamüdahilolmakistiyorHakkarili aile Ergenekon davasına müdahil olmak istiyor |
|
| Huzurevi sakinleri gönüllerince eğlendi | Samanyolu Haber | 29.03.2011 11:09 |  | | Erzincandaki yaşlılar, düzenlenen programda gönüllerince eğlendi.
Erzincanda Yaşlılar Haftası etkinlikleri kapsamında Vali Abdülkadir Demirin eşi Nurtaç Demirin önderliğinde 100. Yıl Atatürk Huzurevinde eğlence programı düzenlendi. Programda yaşlılar ve davetliler unutulmaz saatler geçirirken, Gönüllü Paylaşım Projesi kapsamında yapılan el emeği göz nuru ürünler huzurevi sakinlerine dağıtıldı. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü El Sanatları Öğretmeni Arzu Lal ve 30 kursiyer ile huzurevi sakinlerinin katılımı ile yapılan ürünler, huzurevi sakinleri tarafından büyük ilgi gördü.
Yaşlıların bu anlamlı gününü kutlayarak, kendilerine bundan sonraki hayatlarında sağlık ve afiyet dileyen Nurtaç Demir, Sizler bu toplumun sigortası durumundasınız. Biz sizlere hizmet ediyoruz, sizlerin dualarınızı alıyoruz, biz sizlerden güç alıyoruz. Sizlere hizmet ettikçe biz mutlu oluyoruz. Sizler bizim mutluluk kaynağımızsınız. Bütün imkânlarla sizin yanınızdayız. Her türlü desteği sizlere veriyoruz. Biz sizleri annemizin babamızın yerine koyarak, sizlere hizmeti onlara hizmet gibi kabul ettik. İl Müdürü, Huzurevi Müdürü ve diğer arkadaşlarımıza sizlere böyle mutlu bir şekilde burada barınma imkanı sağladıkları, hizmet ettikleri için teşekkür ediyorum. dedi.
Yaşlılarla tek tek sohbet eden ziyaretçiler, huzurevinin fiziki ve yaşam şartları ile ilgili olarak İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü yetkililerinden bilgiler aldı.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 29.03.2011 | | | HuzurevisakinlerigönüllerinceeğlendiHuzurevi sakinleri gönüllerince eğlendi |
|
| Fadıloğlu?ndan duygulandıran buluşma | Samanyolu Haber | 25.03.2011 13:08 |  | | Şehitkamil Belediyesine bağlı Nurtepe Anne Merkezinde Yaşlılar Haftası dolayısıyla mahallede bulunan annelerle bir araya geldi. Duygulu anların yaşandığı buluşmaya katılan Şehitkamil Belediye Başkanı Rıdvan Fadıloğlu, annelere karanfil ve çeşitle hediyeler verirken onların yanında olmaktan büyük bir mutluluk duyduğunu ifade etti.
18-24 Mart Yaşlılar Haftası dolayısıyla güzel bir buluşmaya ev sahipliği yapan Şehitkamil Belediyesi Nurtepe Anne Merkezi, mahallede bulunan anneleri buluşturdu. Nurtepe Sosyal Tesisindeki programa Şehitkamil Belediye Başkanı Rıdvan Fadıloğlu, Başkan Yardımcıları Abdülcabar Özkara, Murat Özgüler, idari yöneticiler ve çok sayıda anne katıldı.
Nurtepe Anne Merkezi Sorumlusu Eda Çiftçi, günün anlamına binaen yaptığı konuşmada, her insan için değişik mana ve önem ifade eden yaşlılık hayatın çok özel bir dönem olduğu belirterek, Yaşlılarımız dün ve bugünün arasında köprü kuran kültürümüzü ve değerlerimizi yarınlara taşımamızı sağlayan en değerli varlığımızdır. Yaşlı bireylerin toplumda bütünleşmesi daha aktif olması ve yaşama bağlı kalmaları gerekir. dedi.
Annelerin mekanın her zaman cennetlik olduğuna değinen Şehitkamil Belediye Başkanı Rıdvan Fadıloğlu, Anne-Baba biz küçükken bizlere nasıl bakıyorsa, nasıl ilgileniyorsa bizde büyüdüğümüzde onlara destek olmalıyız. Eğer şuan sağlıklı bir şekilde yaşıyorsak önce Allahın sonra anne-babamızın sayesinde. Dua alan çocuk hayatının her aşamasında başarıya ulaşır ve mutlu bir yaşantısı olur. Allah sizlerin duasını her zaman bizlere nasip etsin. şeklinde konuştu.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 25.03.2011 | | | Fadıloğlu?ndanduygulandıranbuluşmaFadıloğlu?ndan duygulandıran buluşma |
|
| Doç. Dr. Halit Ertuğrul: Avrupa'da aile kavramı git gide yok oluyor | Samanyolu Haber | 16.02.2011 16:06 |  | | Gazi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Halit Ertuğrul, Avrupada aile kavramının git gide yok olduğunu belirterek, ailelerin 18 yaşına gelen çocuklarını evden çıkardıklarını aksi halde onlardan kira talep ettiklerini söyledi.
Doç. Dr. Halit Ertuğrul Çorumda imam hatip lisesi öğrencileri için düzenlenen motivasyon seminerinde yaptığı konuşmada, başarı ve başarının sırları konusunda bilgi verdi. Devlet Tiyatrosu salonunda düzenlenen seminerde konuşan Doç. Dr. Ertuğrul, Avrupa kültürü ile Türk kültürü arasındaki farklardan bahsetti.
Öğrencilerin derslerinde ve hayatta başarılı olmak zorunda olduğunu anlatan Doç. Dr. Halit Ertuğrul, Başarıya neden ihtiyacımız var; çaresiz kalmamak, ayakta durabilmek, başkalarına muhtaç olmamak, anne ve babamıza güzel bir şeyler verebilmek için. dedi.
Avrupada aile yaşamının yok olduğuna dikkat çeken Ertuğrul, Avrupada aileler, yaşı 18 olan kızını evden çıkartıyor. Sen benim evimde kalamazsın. Kalırsan da kira vereceksin diyorlar. Ama bizim ailemiz başımız ağrısa sabahlara kadar uyumuyor bırak evden çıkarmayı evden hiç gitmesin diye dualar ediyor. İşte bizim anne ve babamızın farkı bu. Başaracağız, hiç birşey olmasa bile ailemiz için başaracağız. şeklinde konuştu.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 16.02.2011 | | | DoçDrHalitErtuğrulAvrupadaailekavramıgitgideyokoluyorDoç Dr Halit Ertuğrul Avrupada aile kavramı git gide yok oluyor |
|
| Akla da hukuka da sığmaz! | Samanyolu Haber | 13.02.2011 13:31 |  | | Gerekçeleri tek tek ispat etti, sonra Balyoz savunucularına seslendi. Bu analizi iyi okuyun
Balyoz Darbe Planı davasında 163 tutuklama kararı çıkması, sanıkların resmî ve gönüllü avukatlarının tepkisini çekti. Mahkeme kararını ve gerekçeyi tek tek analiz ettiğimizde mahkemenin haklılığı ortaya çıkıyor.
Delilleri karartma ihtimalinden başlayalım. Gölcük Donanma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğünde ele geçen belgeler bu gerekçeyi ve delillerin toplanıyor olmasını ispat etmeye yetiyor. İstihbarat Şube Müdür odasının zeminine saklanan 43 klasör evrak mahkemede delil kabul edildi. Söz konusu dokümanın yargılama konusu olduğunu Mısırda sağır sultan bile duydu. Bir devlet memurunun bunları adalete teslim etmemesi suçtur. Hele hele imha etmek üzere saklaması daha büyük suçtur. İmha konusunu kafamdan uyduruyor değilim. Tuğamiral Sinan Azmi Tosun başkanlığındaki askerî bilirkişi heyetinin raporu, imha itirafını kayıt altına alıyor. 30 sayfalık raporda şu ifadelere yer verilmişti: İsth. Bçvş. Erdinç Yıldız, 3 ve 5 numaralı hard disklerin kullanımına 28 Temmuz 2009 tarihinden itibaren son verildiğini, söz konusu disklerin aramanın yapıldığı 6 Aralık 2010 tarihine kadar, imha edilecek diğer malzemelerle birlikte kullanım dışı olarak çeşitli zamanlarda İKK kısım amirliğindeki dolaplarda, kimi zaman da uygun yer yetersizliği nedeniyle İstihbarat Kısım Amirliği odasında döşeme altında bulundurulduğunu belirtmiştir. Demek ki özel yetkili savcı Fikret Seçen baskın yapıp belgeleri yakalamasaydı, imha edilmiş olacaktı. İmha işlemini bugüne kadar davada adı bile geçmeyen bir astsubayın kendi başına yapacağını düşünmek mümkün mü? Kapı gibi askerî bilirkişi raporunun kayıt altına aldığı itiraf ortada duruyorken tutuklama vermeyecek yargıcın cübbesini çıkarıp başka iş yapması gerekir. İmha demişken aklıma başka örnek geldi. Birinci Ordu Komutanlığının kozmik odasından kripto çözme özelliğine sahip ve çok önemli bilgiler içeren 2 adet dizüstü bilgisayarın çalındığı belirlenmişti. Dönemin Komutanı Org. Hasan Iğsızın devlet sırrı gerekçesiyle askerî savcıların bile arama yapmasına izin vermediği, yüz ve parmak izi tanıyan kapılarla donatılmış ve 17 haneli şifrelerle açılabilen kozmik oda, hırsızlardan korunamamıştı! Sokak arası mağazalarda bile güvenlik kamerası var ve hırsızlar akşam ana haber bültenlerinde boy gösteriyor. Böyle korunaklı mekânlardan özel donanımlı bilgisayar çalmak için görünmeyen adam filan olmak lazım. Ya Gölcük için söylenenler? Belge üretme çetesi, zemini sökerek 9 çuval belgeyi yerleştirmiş Küçük bir kâğıt belki fark ettirmeden atılabilir, ama 43 klasör evrak hem de karoların altına nasıl gizlenir? Bence Balyoz savunucularının Oscar adayı Başlangıç filmini iyi izlemelerinde fayda var. Belki de izlemişlerdir. Yakında Babamızın zihnine rüyasında birileri girerek darbe fikrini aşılamışlar derlerse şaşırmayacağım.
Gelelim katalog suçlarına: Ceza Muhakemeleri Usul Kanunu 100. maddesi, normal suçlar için kaçma, delilleri yok etme ve tanık ile mağdurlara baskı ihtimalini tutuklama gerekçesi olarak sıralıyor. Ancak katalog suç denenler için yukarıdaki şartları aramıyor, doğrudan tutuklama yapılabileceğini öngörüyor. Sadece kuvvetli şüpheyi yeterli sayıyor. Bu suçlar, soykırım ve insanlığa karşı suçlar, kasten öldürme, işkence, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar. Demek ki mahkemenin saydığı ve bizim kolayca ispat ettiğimiz gerekçelere aslında ihtiyacı yokmuş. Anayasal düzene karşı suç isnadıyla yargılanan kişiler, kaçma şüphesi ve delilleri karartma ihtimalini göz ardı ederek bile tutuklanabilirmiş. Sıralanan suçların niteliğine dikkat edildiğinde sanığın korunmasından tutun, suçun temadisine kadar pek çok fayda dile getirilebilir. Kocası tarafından katledilen Ayşe Paşalıyı koruyamayan devlet eleştirilerini örneğe uyarlayalım. Devlet, 9 subaylar olayında cuntayı değil ihbar edeni cezalandırdığı için bağıra bağıra gelen darbeden kendini koruyamamıştı. Haklarında anayasal düzene karşı kuvvetli şüphesi bulunanları ellerindeki silah ve yetkiyle serbest bırakmak akla da hukuka da sığmaz. Kendini koruyamayan devlet, Ayşe Paşalıları hiç koruyamaz.
BÜLENT KORUCU - ZAMAN | | Samanyolu Haber Son Dakika 13.02.2011 | | | AkladahukukadasığmazAkla da hukuka da sığmaz |
|
| Mübarek'in gitmesi yetmez, rejim değişmeli | Samanyolu Haber | 13.02.2011 11:04 |  | | Mısırdaki gelişmeleri onlar da bizim gibi televizyondan, gazetelerden takip ediyor. Ama hisler farklı, Mısır onların vatanı. ülkenin geleceğinin ne olacağı onlar için de büyük bir soru işareti. Türkiyede yaşayan Mısırlı gençler üç haftadır Hüsnü Mübarekin görevi bırakmasını bekliyordu, bu gerçekleşti. Şimdi kafalardaki soru: Bundan sonra ne olacak. ?
Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek, cuma günü istifa etti. Şimdi Mısır halkı, kendi geleceğini belirlemek için dönüm noktasında. Onların gerçekte ne istediğini, bundan sonra beklentilerinin ne olduğunu, Türkiyede yaşayan Mısırlı gençler, Amer Fuat, Ahmet Seyit, Muhammed Samir, Hatice Amen, Ahmet Bahçet, Muhammed Ahmetge ile konuştuk. Gençler, Mübarekin tamamıyla görevden el çekmesi gerektiğini düşünüyorlardı, şimdi bu gerçekleşti. Ancak sonrası daha da önemli. Onlara göre yönetimin düşmesiyle bütün problemleri halledilemeyecek, rejimin değişmesi gerekli. Mısırlı gençlerin, özgürlük için modeli ise Türkiye.
Amer Fuat, ülkesine demokrasi gelmesi özlemini duyan milyonlarca Mısırlıdan biri. Bir ay önce çeşitli iş görüşmeleri yapmak üzere Türkiyeye gelir. Mısırda, Mübarek karşıtı eylemler başladıktan sonra, hemen ülkesine dönmek ister; gidebilseydi arkadaşlarıyla birlikte Kahire sokaklarındaki eylemlere o da katılacaktı. Ancak ailesi, başına bir şey gelir endişesiyle bu fikre pek yanaşmaz. Ve bir müddet daha Türkiyede kalmasını ister.
Mübarek döneminde de Mısırda önemli gelişmelerin yaşandığına inanan Fuat, sürekli aynı kişi tarafından yönetilmeyi artık istemediğini anlatıyor: Milletin hedefi kısmi olarak gerçekleşti. En büyük arzumuz Mübarekin ülkeyi istifa etmesiydi. Ama ondan da büyük hedefimiz, ülkemizi demokrasiye ulaştırmak. Mübarekten sonra, yardımcısı da artık ülkeyi yönetemez. Bana göre, Mübarek, başbakan ve içişleri bakanı da yargılanmalıdır. Seçimler oluncaya kadar ülkeyi askerler yönetecek gibi. Mısır halkı artık bir devrim gerçekleştirmiştir. Bu devrim, rejimin değişmesiyle nihai hedefine ulaşacaktır. Bu devrim, Mısırın tarihine adını altın harflerle yazılacaktır. Artık, demokrasiye geçmiş bulunuyoruz. Acilen seçimlere gidilmeli ve yeni sivil liderimizi seçmeliyiz.
Amer Fuat, ülkesinde işsizliğin çok ciddi bir sorun olduğunu, torpili olmadan kimsenin işe giremediğini söylüyor. Ona göre, ekonomilerinin çok geri kalmasına ve zengin kaynaklara sahipler. Ancak bu kaynakların nereye harcandığı meçhul. Fuat, artık şeffaf bir yapıya sahip olmaları gerektiğine inanıyor: Yönetimi değiştirmeye gücümüz yetmiyordu. Muhalefet sindirilmişti. Gençler, çaresizdi. Seçimlerde, ülkenin çoğu Mübareke oy vermemesine rağmen, sürekli o kazanıyordu. Seçimlerde hile yapılıyordu. Buna benzer birtakım, hareketlilik olduysa da, hiçbir zaman bu kadar büyümemişti. Ayrıca, sadece Mübarekin gitmesi ülkedeki sorunları halletmez. Halkın da bu noktada, yapacağı çok şey var. Halk da değişmeli, demokrasiyi içselleştirmeli.
Soldan Sağa: Amer Fuat, Muhammed Samir, Ahmet Seyit
Muhammet Samir de ülkesindeki Aynı Şems Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdikten sonra Türkiyeye gelir. Mimar Sinan Üniversitesinde Osmanlı Tarihi Bölümünde yüksek lisans yapıyor. 2 yıldır Türkiyede. Ayrıca bir firmada tercüman olarak da çalışıyor. Okul bittikten sonra, burada kalmak istiyor. Çünkü ülkesinde iş bulması çok güç. Samir, ülkesinde halkın sokağa çıkmasını bir uyanışın göstergesi olarak görüyor. Türkiyedeki gibi, sandık başına gidip oy kullanamadıklarından yakınıyor ve Etkili bir rol oynadığımızı hissetmek, babamızın, dedelerimizin isteyip de yapamadıklarını yapmak, o aktif rolü üstlenmek istiyoruz. Gençler, artık isyan edecek duruma gelmişti. Ülkemizde, gençler adına gelecek vaat eden hiç bir şey yok. Gençler, işsizlikten dolayı ülkeyi terk etmek istiyor. Ama göç etmemize dahi izin verilmiyor. Türkiye ile vizeler kalkacaktı. Hükümet, gençlerin Türkiye üzerinden Avrupaya geçmesinden endişe ettiği için bu adımı bile atmadı. İnsanları kapalı bir kutunun içine yerleştirmek istiyorlar. Ama olmadı. Elimiz, kolumuz bağlı duramazdık. diyor.
Samir, alanı olduğu için Türk siyasetini ve ekonomisini yakından takip ediyor. Türkiyenin inanılmaz gelişmiş bir ülke olduğunu düşünüyor ve Ülkeniz, Ortadoğudaki en gelişmiş ekonomi ve demokrasiye ev sahipliği yapıyor. Mısırın ülkeniz gibi olmasını arzu ederim. Model, olarak Türkiye yeterli bir modeldir diyebilirim. AK Parti gibi bir partinin de ülkemi yönetmesini isterdim. Ancak, ülkenizin de hâlâ kat edeceği bir yol var. Demokrasi ve insan hakları ülkenizde daha çok gelişmeli.
Ahmet Seyit de Mimar Sinan Üniver-sitesinde Osmanlı tarihi üzerine yüksek lisans yapıyor. 2 yıldır Türkiyede. Ancak Seyit, ülkesinde yaşananlarla ilgili arkadaşları gibi düşünmüyor. Değişimden yana, fakat değişimin sokaklara dökülüp eylemler yapılarak gerçekleşmeyeceğine inanıyor: Halk ayaklanarak hata ediyor. Çünkü bir sürü insan eylemlerde, hayatını kaybetti. Ekonomimiz, zarar gördü. Halk bunu, zamana yaya | | Samanyolu Haber Son Dakika 13.02.2011 | | | MübarekingitmesiyetmezrejimdeğişmeliMübarekin gitmesi yetmez rejim değişmeli |
|
| Fisk: Mübarek?in sonbaharı | Taraf Gazetesi | 07.02.2011 03:39 |  | | | Mısırlıların ayaklanmasını yerinde takip eden Independent gazetesinin Ortadoğu uzmanı Robert Fisk, dün yayımlanan yazısında Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek?i, Kolombiyalı romancı Gabriel Garcia Marquez?in Başkan Babamızın Sonbaharı romanındaki diktatör figürüne benzetti. | | Taraf Gazetesi Son Dakika 07.02.2011 | | | FiskMübarek?insonbaharıFisk Mübarek?in sonbaharı |
|
| 'Mekke'ye gitmek baba ocağına gitmektir' | Milli Gazete | 03.01.2011 15:21 |  | | | Araştırmacı Yazar Cevat Topkara, Mekkenin insanlığın ilk yurdu ve ilk vatanı olduğunu söyledi.
Anadolu Gençlik Derneği Çorum Şubesi tarafından düzenlenen Mekkenin Fethi kutlama programına konuşmacı olarak katılan Cevat Topkara, Mekkeye gitmek gurbete gitmek değil baba ocağına gitmek, sılayı rahim yapmaktır. Anamızın kucağı babamızın ocağıdır Mekke. Oraya dönüş bir gün gerçekleşecektir dedi. Topkara Mekke denilince akla acılarla dolu hakikatler geliyor. Bizlere direnmeyi dayanmayı öğretiyor. Yıllar önce Mekkeye yapılan ambargolarda ailelerin dağılmadığı görülmektedir. Ama günümüzde ailelerin en ufak bir tartışmada boşanmakta. Bugün bize ne oluyor geçmişe göre şu andaki imkanlar çok fazla iyi ancak sosyal ahlaka dayanamayıp yıkılıyor. dedi. Topkara, değişmeden dönüşmek değişen toplumun değer yargılarından etkilenmeden değişmek gerektiğini vurguladı.... devamı | | Milli Gazete Güncel 03.01.2011 | | | MekkeyegitmekbabaocağınagitmektirMekkeye gitmek baba ocağına gitmektir |
|
| 'Mekke'ye gitmek baba ocağına gitmektir' | Milli Gazete | 03.01.2011 15:21 |  | | | Araştırmacı Yazar Cevat Topkara, Mekkenin insanlığın ilk yurdu ve ilk vatanı olduğunu söyledi.
Anadolu Gençlik Derneği Çorum Şubesi tarafından düzenlenen Mekkenin Fethi kutlama programına konuşmacı olarak katılan Cevat Topkara, Mekkeye gitmek gurbete gitmek değil baba ocağına gitmek, sılayı rahim yapmaktır. Anamızın kucağı babamızın ocağıdır Mekke. Oraya dönüş bir gün gerçekleşecektir dedi. Topkara Mekke denilince akla acılarla dolu hakikatler geliyor. Bizlere direnmeyi dayanmayı öğretiyor. Yıllar önce Mekkeye yapılan ambargolarda ailelerin dağılmadığı görülmektedir. Ama günümüzde ailelerin en ufak bir tartışmada boşanmakta. Bugün bize ne oluyor geçmişe göre şu andaki imkanlar çok fazla iyi ancak sosyal ahlaka dayanamayıp yıkılıyor. dedi. Topkara, değişmeden dönüşmek değişen toplumun değer yargılarından etkilenmeden değişmek gerektiğini vurguladı.... devamı | | Milli Gazete Son Dakika 03.01.2011 | | | MekkeyegitmekbabaocağınagitmektirMekkeye gitmek baba ocağına gitmektir |
|
| Baba sağlıklı mı? | Posta | 24.12.2010 05:37 |  | |
Biz bir kız bir erkek iki kardeşiz. Babamızın gayrimenkulleri var, bunları erkek kardeşim yönetiyor ama kendisi borçlanıyor. Babamı kefil yapıyor sonra da babamın malları onun borcu için satılıyor. Babam 82 yaşında bunu önleme imkanım var mı? Mallarına tedbir koyabilir miyim? C.B.
Normal şartlarda babanızın davranışının önüne geçemezsiniz. Bir insan mallarından dilediği gibi tasarruf eder. İster keyfine harcar isterse borçlanır. Dolayısı ile hayatta iken müdahale mümkün değil. Ancak normal şartlarda olduğu duruma özellikle dikkat çektim. Peki normal olmayan hal nedir. Örnek vereyim; bu... | | Posta Köşe Yazıları 24.12.2010 | | | Babasağlıklımı?Baba sağlıklı mı? |
|
| Baba sağlıklı mı? | Posta | 24.12.2010 05:04 |  | |
Biz bir kız bir erkek iki kardeşiz. Babamızın gayrimenkulleri var, bunları erkek kardeşim yönetiyor ama kendisi borçlanıyor. Babamı kefil yapıyor sonra da babamın malları onun borcu için satılıyor. Babam 82 yaşında bunu önleme imkanım var mı? Mallarına tedbir koyabilir miyim? C.B.
Normal şartlarda babanızın davranışının önüne geçemezsiniz. Bir insan mallarından dilediği gibi tasarruf eder. İster keyfine harcar isterse borçlanır. Dolayısı ile hayatta iken müdahale mümkün değil. Ancak normal şartlarda olduğu duruma özellikle dikkat çektim. Peki normal olmayan hal nedir. Örnek vereyim; bu... | | Posta Son Dakika 24.12.2010 | | | Babasağlıklımı?Baba sağlıklı mı? |
|
| Şili'de mutluluk, Zonguldak'ta hüzün | Samanyolu Haber | 12.10.2010 18:10 |  | | Şilide yerin 624 metre altında mahsur kalan işçilere 2 ayda ulaşılmasına karşın Zonguldakta grizu patlamasında kuyuya düşen 2 işçinin cenazesi yaklaşık 5 aydır çıkarılamıyor. Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Karadon Müessese Müdürlüğü maden ocağında 17 Mayıstaki patlamanın ardından kuyuya düştüğü tahmin edilen 2 madencinin cesetlerinin çıkarılması için hasarlı kuyuda çalışma yapması beklenen Çinli firmanın işi üstlenmekten vazgeçmesi üzerine uluslararası ihale hazırlıkları tamamlandı.
Maden ocağının eksi 540 kodunda meydana gelen patlamayla oluşan göçüklerde Engin Düzcük ve Dursun Kartalın cesetlerine rastlanılmaması üzerine 735 metre derinliğe kadar ulaşan kuyuya düştüğü tahmin edilen işçilerin cenazesinin çıkarılması için ihalenin sonuçlanmasının beklendiği öğrenildi.
Kuyunun ilk montajını yapan CITIC International Cooperation firmasının 10 yıllık tamir ve bakım sözleşmesi bulunmasına karşın deneyimli elemanları olmadığını gerekçe göstererek işten çekilmesi üzerine yönelinen uluslararası ihale kapsamında, 18 Ekimde tekliflerin alınmaya başlanacağı bildirildi.
Şilide yaklaşık 2 ayda kurtarma kuyusu açılarak 33 madenciye ulaşılmasına karşın eksi 540 kodundan yaklaşık 200 metre derinlikteki açık kuyudan 2 cenazenin çıkarılmaması ailelerinin üzüntülerini arttırmasının yanı sıra tepkilere de neden oldu.
Dursun Kartalın oğlu Pamukkale Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü son sınıf öğrencisi Turgut Kartal (23) AA muhabirine, Şilide madencilere verilen değeri gördüklerinde aileleri adına sevindiklerini, kendi adlarına ise üzüntülerinin arttığını söyledi.
Facianın ardından 5 ay geçmesine rağmen babasının ve arkadaşının cenazesine ulaşılamadığını anlatan Kartal, şöyle dedi:
Şilide yerin 624 metre altına yeni kuyu açılarak işçilere ulaşılırken bizim 200 metre derinlikte açık olan kuyudan cenazelerimizin çıkarılmaması üzüntümüzü arttırmıştır. İnsanın aklına ister istemez Ya babam sağ olsaydı sorusunu getiriyor. Demek ki kurtarma çalışması yürütemeyeceğimiz için beklerken ölecekti. Bunları düşünmek acımızı katlıyor. Yetkililer 18 Ekimden sonra ihale sürecinin tamamlanmasıyla kuyuda onarıma başlanacağını söylüyorlar. Aile fertleri olarak en azından babamızın mezarının başında dua etmek istiyoruz.
Kartalın eşi Gülhizar da Başbakan Recep Tayyip Erdoğandan konuyla ilgili destek beklediğini, tek isteğinin eşinin cenazesinin bir an önce çıkarılması olduğunu kaydetti.
Engin Düzcükün amcasının oğlu Ergin Düzcük de Şilideki madencilerin kurtarılması olayının herkese örnek olması gerektiğini belirterek, Bizim isteğimiz cenazemize kavuşmak. Aradan geçen her gün üzüntümüzü arttırıyor. Dua edecek bir mezarımız bile yok dedi.
Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şube Başkanı Erdoğan Kaymakçı ise AA muhabirine yaptığı açıklamada, Çinli firmanın 4,5 ay sonunda işi üstlenmekten vazgeçmesini ve madencilerin çıkarılması için kuyu onarımına yönelik ihalenin beklenmesini skandal olarak tanımladıklarını söyledi.
Şilide daha zor şartlarda madencilere ulaşıldığına dikkati çeken Kaymakçı, şunları söyledi:
TTK başlangıçtan itibaren Çinli firmayı beklemek yerine farklı arayışlara girseydi bu işçiler çıkarılmıştı. Biz kurumun kendi bilgi, deneyim ve elemanlarıyla madencilerin cenazelerinin çıkarabileceğine inanıyoruz. Ancak ne yazık ki Çinli firma beklendi ve skandal şekilde bu kadar süre geçti. Şimdi de ihale süreci işliyor. Madencilerin cenazesinin çıkartılması süresini ihale belirleyecek. Bunu kabul etmek mümkün değil. Siz kuyunun onarımını ihale edin ama madencilerin cenazelerini çıkarılma işini kendiniz yapamıyorsanız hemen bir uzman kuruluşa verin. Bunların hiçbiri olmadı, süreci üzüntüyle izliyoruz.
Genel Maden İşçileri Sendikası Genel Başkanı Ramis Muslu da süreci takip ettiklerini, Şilide yaşanan olayın madencilere iki ülke arasında verilen değer farkını ortaya koyduğunu bildirdi.
TTKda yaşanan olayın taşeronlaşmanın bir sonucu olduğunu, 2005den itibaren bu konuda uyarılarda bulunduklarını ifade eden Muslu, Taşeron firmaların TTKdan iş alırken oluşabilecek kazalarda kurtarma işini de üstlenmesi gerektiğini söyledi.
Muslu, Karadondaki sorumluluk TTKnın değil, taşeron firmanındır. Eğer siz kuyuya düşen madencileri çıkartamıyorsanız bu işi niye üstleniyorsunuz? Burada kurumun suçlu gösterilmesine karşıyız. Bazı bürokratik engellerden dolayı işçilerin cenazesi 5 aydır çıkarılamıyor. Kurumdaki mühendis ve personel kurtarma faaliyetlerini planlayacak bilgi ve deneyime sahipler. Müessese müdürlüklerindeki kuyu açma ve derinleştirme çalışmalarında görev almış mühendis ve personeller, kurtarma çalışması için bir araya getirilmeyi bekliyorlar. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, TTK Genel Müdürlüğü önündeki bürokratik engelleri kaldırmalı. Bu arkadaşlarımız bir araya gelerek işçilerimizin cenazelerini çıkartmalıdır dedi.
TTK yetkilileri, patlamada hasar gören Yeni Karadon Servis Kuyusunun montaj işini yapan CITICin onarım işini üstlenmekten | | Samanyolu Haber Son Dakika 12.10.2010 | | | ŞilidemutlulukZonguldaktahüzünŞilide mutluluk Zonguldakta hüzün |
|
| O çizgi... | Posta | 02.10.2010 05:11 |  | |
Partiler babamızın malı mı? Bir de bu var.
Lider, kendi damgasını mı vuracak, yoksa partinin genel çizgisine mi uyacak? Değiştim derse bütün ilkeler de mi değişecek, yoksa onu ikaz edenler mi çıkacak?
Nasıl bir şey bu?
Saadet Partisi, Erbakanın malıysa, Numan Kurtulmuş artık ne yapabilir orada? Hiç.
Belli ki başka adres arayacak.
Peki, Milli Görüşten kopup yeni bir yörüngeye mi oturacak, yoksa aynı firmanın başka bir şubesini mi açacak?
[[HAFTAYA]]
***
Kılıçdaroğlunun Baykaldan farklı bir çizgide yürüyeceği anlaşılıyor.
Gelenekli partilerde çok zor bi... | | Posta Son Dakika 02.10.2010 | | | OçizgiO çizgi |
|
| O çizgi... | Posta | 02.10.2010 05:02 |  | |
Partiler babamızın malı mı? Bir de bu var.
Lider, kendi damgasını mı vuracak, yoksa partinin genel çizgisine mi uyacak? Değiştim derse bütün ilkeler de mi değişecek, yoksa onu ikaz edenler mi çıkacak?
Nasıl bir şey bu?
Saadet Partisi, Erbakanın malıysa, Numan Kurtulmuş artık ne yapabilir orada? Hiç.
Belli ki başka adres arayacak.
Peki, Milli Görüşten kopup yeni bir yörüngeye mi oturacak, yoksa aynı firmanın başka bir şubesini mi açacak?
[[HAFTAYA]]
***
Kılıçdaroğlunun Baykaldan farklı bir çizgide yürüyeceği anlaşılıyor.
Gelenekli partilerde çok zor bi... | | Posta Köşe Yazıları 02.10.2010 | | | OçizgiO çizgi |
|
| O çizgi... | Posta | 02.10.2010 05:02 |  | |
Partiler babamızın malı mı? Bir de bu var.
Lider, kendi damgasını mı vuracak, yoksa partinin genel çizgisine mi uyacak? Değiştim derse bütün ilkeler de mi değişecek, yoksa onu ikaz edenler mi çıkacak?
Nasıl bir şey bu?
Saadet Partisi, Erbakanın malıysa, Numan Kurtulmuş artık ne yapabilir orada? Hiç.
Belli ki başka adres arayacak.
Peki, Milli Görüşten kopup yeni bir yörüngeye mi oturacak, yoksa aynı firmanın başka bir şubesini mi açacak?
[[HAFTAYA]]
***
Kılıçdaroğlunun Baykaldan farklı bir çizgide yürüyeceği anlaşılıyor.
Gelenekli partilerde çok zor bi... | | Posta Ana Sayfa 02.10.2010 | | | OçizgiO çizgi |
|
| O çizgi... - Rauf TAMER | Hürriyet | 02.10.2010 02:34 |  | | |
| 100 gündür dinmeyen acı | Samanyolu Haber | 25.08.2010 13:12 |  | | Zonguldakta, Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Karadon Müessese Müdürlüğü maden ocağındaki patlamanın üzerinden 100 gün geçmesine rağmen kuyuya düştüğü tahmin edilen 2 madencinin cesetlerine hala ulaşılamadı. Maden ocağının eksi 540 kodunda meydana gelen patlamayla oluşan göçüklerde Engin Düzcük ve Dursun Kartalın cesetlerine rastlanılmaması üzerine cenazeleri teslim alamayan ailelerin üzüntüsü her geçen gün artırıyor.
Madencilerin düştüğü tahmin edilen 735 metre derinliğindeki kuyunun onarılmasına yönelik çalışmalar sürerken, Çinli mühendislerden oluşan bir ekip de madende incelemelerde bulundu.
Çaycuma ilçesine bağlı Saltukova beldesinde yaşayan, kayıp işçilerden Engin Düzcükün eşi Hayriye Düzcük, AA muhabirine yaptığı açıklamada, cenazelere bir an önce ulaşılması çağrısında bulundu.
TTK Genel Müdürü Burhan İnanın yanına yürütülen çalışmalar hakkında bilgi almak için gittiğini ifade eden Düzcük, kendisine madendeki kuyunun onarılması için Çinden bir ekip geleceği ve bu ekipteki firma işçilerinin yaşadığı vize sorununun çözülmesinin ardından çalışmalara başlanılacağı bilgisinin verildiğini anlattı.
Eşinin cenazesi ne kadar çabuk bulunursa acılarının az da olsa dineceğini anlatan Düzcük, Bana devamlı sabır diliyorlar. Ne zamana kadar sabredeceğiz onu söylemiyorlar. Allah rızası için hükümet Enginimin cenazesini bana getirsin dedi.
Dursun Kartalın oğlu Pamukkale Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü 4. sınıf öğrencisi Turgut Kartal da babasını kaybetmenin acısının yanına, cenazesini teslim alamamanın da eklendiğini ifade ederek, şöyle dedi:
Babamızın halen ölü bedenini göremedik. Bu ne biçim adalet. Bizim sorunumuzla neden ilgilenilmiyor. Böbrek hastası annem her gün ağlıyor. Rüyalarına giriyor. Babamızı her sorduğumuzda Çinden işçiler gelecek, makine gelecek diyorlar. Ülkemizde bu onarım işini yapacak kimse yok mu? Annemi üzüntülü haliyle bırakıp okuluma nasıl gideceğimi bilmiyorum. Babamızı biran önce bize teslim etsinler.
Dursun Kartalın eşi Gülhizar Kartal da Bana eşimin cansız bedenini versinler diyerek uzun süre ağladı.
TTK yetkilileri de daha önce Karadon Yeni Servis Kuyusunun montaj işlerini yapan CITIC International Cooperation şirketine bağlı 4 Çinli mühendisinin maden ocağında incelemelerde bulunmasının ardından ülkelerine döndüklerini söyledi.
Yer altına inip çıkmayı sağlayan kuyudaki kafesin, eksi 540 koduna kadar çalıştığını anlatan yetkililer, şunları kaydettiler:
Patlamadan önce kurtarma kafesiyle 720 koduna kadar inebiliyorduk. Orada tulumbamız var, onu çalıştırıyorduk. Otomatik olmasına rağmen zaman zaman elektrik kesildiğinde ekiplerimiz tulumbanın yanına iniyordu. Kuyunun tamir edilmesinin ardından kurtarma kafesiyle tekrar oraya inebileceğiz. İşçilerin cesetlerinin burada olduğunu tahmin ediyoruz. Çine dönen ekip, tespitleri doğrultusunda 10-15 gün içinde gelerek çalışmalara başlayacaklar. | | Samanyolu Haber Son Dakika 25.08.2010 | | | 100gündürdinmeyenacı100 gündür dinmeyen acı |
|
| Sahte belge anlaşılabilir | Posta | 26.07.2010 05:24 |  | |
Babamızın ölümü ile biz çocuklarına miras olarak tarlaları kaldı. Ancak kardeşlerimizden biri babamın ölümü ile ortaya bir bağış senedi çıkardı ve babamızın buraları kendisine bağışladığını iddia etti. Oysa bahse konu senedin taşıdığı tarihte babam benim yanımda kalmaktaydı ve böyle bir senet düzenlemesi mümkün değildi. Bu senedin sahte olduğunu düşünüyoruz. Sahtecilik anlaşılabilir mi? Anlaşıldığı takdirde suç mudur? F.M.
Bir belgenin sahteliği muhtelif yollarla anlaşılabilir. Bunlardan ilki; belge hayatın olağan akışına ters yapılmıştır. Örneğin sizin babanız senedin üzerinde yazılı... | | Posta Köşe Yazıları 26.07.2010 | | | SahtebelgeanlaşılabilirSahte belge anlaşılabilir |
|
| Sahte belge anlaşılabilir | Posta | 26.07.2010 05:06 |  | |
Babamızın ölümü ile biz çocuklarına miras olarak tarlaları kaldı. Ancak kardeşlerimizden biri babamın ölümü ile ortaya bir bağış senedi çıkardı ve babamızın buraları kendisine bağışladığını iddia etti. Oysa bahse konu senedin taşıdığı tarihte babam benim yanımda kalmaktaydı ve böyle bir senet düzenlemesi mümkün değildi. Bu senedin sahte olduğunu düşünüyoruz. Sahtecilik anlaşılabilir mi? Anlaşıldığı takdirde suç mudur? F.M.
Bir belgenin sahteliği muhtelif yollarla anlaşılabilir. Bunlardan ilki; belge hayatın olağan akışına ters yapılmıştır. Örneğin sizin babanız senedin üzerinde yazılı... | | Posta Son Dakika 26.07.2010 | | | SahtebelgeanlaşılabilirSahte belge anlaşılabilir |
|
| İşlemi kolaylamışsınız | Posta | 15.07.2010 05:37 |  | |
Babamızın bir dairesi vardı ve vefat etti. Annem ve kardeşimle bir veraset ilamı çıkarttık. Bundan sonra verasetin yürütülmesi nasıl olur? M.K.
Bir aile ferdi vefat ettiğinde ilk yapılacak hukuki işlem sizin yaptığınız gibi veraset ilamı çıkartmaktır. Veraset ilamı sulh hukuk mahkemesinden talep edilir ve alınır. Bunun için belli bir süre yoktur. Her zaman veraset ilamı talep edilebilir. Ancak bir de veraset vergi dairesine beyanname vermek gerekir ki bu süreye tabi. Vefattan sonraki dört ay içinde bu beyannamenin verilmesi gerekir. Bu beyanname verildiğinde vergi dairesi size vergi il... | | Posta Köşe Yazıları 15.07.2010 | | | İşlemikolaylamışsınızİşlemi kolaylamışsınız |
|
|
| |