Habergec.Com Aranan Kelimeler:bezinde Değerlendirme: 10 / 10 360781
habergec.com
26.05.2012 Cumartesi
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler

:: Gruplar
 

bezinde

Ayakkabı numaranız artıyorsa doktora başvurun
Zaman
17.04.2012
09:31
Yüzüğünüz parmağınıza dar geliyor, ayakkabı numaranız büyüyor, eski fotoğraflarınıza baktığınızda fiziksel olarak ciddi bir değişim gözlüyorsanız mutlaka bir endokrinoloji uzmanına başvurun. Akromegaliye, büyüme hormonu salgılayan hipofiz bezinde oluşan iyi huylu tümörler sebep oluyor.
Zaman
Sağlık
17.04.2012
AyakkabınumaranızartıyorsadoktorabaşvurunAyakkabı numaranız artıyorsa doktora başvurun
Ayakkabı numaranız artıyorsa endokrinolojiye başvurun
Zaman
17.04.2012
02:14
Yüzüğünüz parmağınıza dar geliyor, ayakkabı numaranız büyüyor, eski fotoğraflarınıza baktığınızda fiziksel olarak ciddi bir değişim gözlüyorsanız mutlaka bir endokrinoloji uzmanına başvurun. Akromegaliye, büyüme hormonu salgılayan hipofiz bezinde oluşan iyi huylu tümörler sebep oluyor.
Zaman
Sağlık
17.04.2012
AyakkabınumaranızartıyorsaendokrinolojiyebaşvurunAyakkabı numaranız artıyorsa endokrinolojiye başvurun
Didem İnselel: Tümörü eve götüreceğim
En Son Haber
09.04.2012
12:01
Oyuncu Didem İnselel, böbrek üstü bezinde tümör tespit edildi. Ameliyat olacak.
En Son Haber
Son Dakika
09.04.2012
DidemİnselelTümörüevegötüreceğimDidem İnselel Tümörü eve götüreceğim
MERAK ETMEYİN İYİLEŞECEĞİM
Hürriyet
09.04.2012
05:10
MERAKDidem İnselel, beş gündür hastanede. Böbrek üstü bezinde tümör tespit edilen ünlü oyuncu, yakında ameliyat masasına yatacak.

Hürriyet
Kelebek
09.04.2012
MERAKETMEYİNİYİLEŞECEĞİMMERAK ETMEYİN İYİLEŞECEĞİM
MERAK ETMEYİN İYİLEŞECEĞİM
Hürriyet
09.04.2012
05:10
MERAKDidem İnselel, beş gündür hastanede. Böbrek üstü bezinde tümör tespit edilen ünlü oyuncu, yakında ameliyat masasına yatacak.

Hürriyet
Magazin
09.04.2012
MERAKETMEYİNİYİLEŞECEĞİMMERAK ETMEYİN İYİLEŞECEĞİM
Merak etmeyin iyileşeceğim
Hürriyet
09.04.2012
02:58
Böbrek üstü bezinde tümör bulunan ünlü oyuncu ameliyat olacak.

Hürriyet
Ana Sayfa
09.04.2012
MeraketmeyiniyileşeceğimMerak etmeyin iyileşeceğim
Kirchner kanser değil
Posta
07.01.2012
18:06
Arjantin Devlet Başkanı Christina Fernandez Kirchnerin, kanser olmadığı bildirildi

Devlet Başkanının sözcüsü Alfredo Scoccimarro, dokudan alınan örneklerin incelenmesi sonucunda Kirchnerin tiroit bezinde iki nodülün varlığının belirlendiği ancak kanser hücresine rastlanmadığını belirtti. Sözcü, yaptığı yazılı açıklamada, Kirchnerin durumunun iyi olduğunu, doktorların hastaneden ayrılmasına izin verdiğini ifade etti. Scoccimarro, doktorların yapılan ameliyatın yeterli olduğunu ve radyoaktif iyod tedavisinin gerekli olmadığını belirttiğini açıkladı. Kirchere tiroit bezi kanseri teşhisi Noel arifesinde yapılan olağan tıbbi tarama muayenesi sırasında konulmuştu. ...
Posta
Dünya
07.01.2012
KirchnerkanserdeğilKirchner kanser değil
Kirchner kanser değil
Posta
07.01.2012
17:49
Arjantin Devlet Başkanı Christina Fernandez Kirchnerin, kanser olmadığı bildirildi

Devlet Başkanının sözcüsü Alfredo Scoccimarro, dokudan alınan örneklerin incelenmesi sonucunda Kirchnerin tiroit bezinde iki nodülün varlığının belirlendiği ancak kanser hücresine rastlanmadığını belirtti. Sözcü, yaptığı yazılı açıklamada, Kirchnerin durumunun iyi olduğunu, doktorların hastaneden ayrılmasına izin verdiğini ifade etti. Scoccimarro, doktorların yapılan ameliyatın yeterli olduğunu ve radyoaktif iyod tedavisinin gerekli olmadığını belirttiğini açıkladı. Kirchere tiroit bezi kanseri teşhisi Noel arifesinde yapılan olağan tıbbi tarama muayenesi sırasında konulmuştu. ...
Posta
Son Dakika
07.01.2012
KirchnerkanserdeğilKirchner kanser değil
17:07-Arjantin'in lideri kanser değilmiş
Dünya
07.01.2012
17:25
Arjantin Devlet Başkanı Kirchnerin tiroit bezinde iki nodül belirlendi ancak kanser hücresine rastlanmadı.
Dünya
Dünya
07.01.2012
1707-Arjantininliderikanserdeğilmiş1707-Arjantinin lideri kanser değilmiş
17:07-Arjantin'in lideri kanser değilmiş
Dünya Gazetesi
07.01.2012
17:17
Arjantin Devlet Başkanı Kirchnerin tiroit bezinde iki nodül belirlendi ancak kanser hücresine rastlanmadı.
Dünya Gazetesi
Dünya
07.01.2012
1707-Arjantininliderikanserdeğilmiş1707-Arjantinin lideri kanser değilmiş
Bebek bezinde esrar
Posta
09.10.2011
11:09
Beyoğlu Güven Timleri, daha önceden takibe aldığı bir eve yaptığı baskında bebek bezinin içinde 615 gram esrar ele geçirdi

Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğüne bağlı Güven Timleri, Fatih Karagümrük Mahallesinde esrar sattıklarından şüphelendiği bir anne ve oğlunu izlemeye aldı. Evi bir süre gözetim altında tutan ekipler, daha sonra bu adrese baskın düzenledi. Yapılan baskında bebek bezinin içine saklanmış 615 gram esrar ele geçirildi. Olayla ilgili olarak anne F.K ve oğlu G.K gözaltına alınarak, Fatih Şehit Tevfik Fikret Erciyes Polis Merkezine götürüldü. Zanlıların işlemlerin ardından savcılığa sevk edileceği bildirildi. Hasan Yıldırım/DHA
Posta
Bölge
09.10.2011
BebekbezindeesrarBebek bezinde esrar
Bebek bezinde esrar
Posta
09.10.2011
10:53
Beyoğlu Güven Timleri, daha önceden takibe aldığı bir eve yaptığı baskında bebek bezinin içinde 615 gram esrar ele geçirdi

Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğüne bağlı Güven Timleri, Fatih Karagümrük Mahallesinde esrar sattıklarından şüphelendiği bir anne ve oğlunu izlemeye aldı. Evi bir süre gözetim altında tutan ekipler, daha sonra bu adrese baskın düzenledi. Yapılan baskında bebek bezinin içine saklanmış 615 gram esrar ele geçirildi. Olayla ilgili olarak anne F.K ve oğlu G.K gözaltına alınarak, Fatih Şehit Tevfik Fikret Erciyes Polis Merkezine götürüldü. Zanlıların işlemlerin ardından savcılığa sevk edileceği bildirildi. Hasan Yıldırım/DHA
Posta
Ana Sayfa
09.10.2011
BebekbezindeesrarBebek bezinde esrar
Bebek bezinde esrar
Posta
09.10.2011
10:36
Beyoğlu Güven Timleri, daha önceden takibe aldığı bir eve yaptığı baskında bebek bezinin içinde 615 gram esrar ele geçirdi

Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğüne bağlı Güven Timleri, Fatih Karagümrük Mahallesinde esrar sattıklarından şüphelendiği bir anne ve oğlunu izlemeye aldı. Evi bir süre gözetim altında tutan ekipler, daha sonra bu adrese baskın düzenledi. Yapılan baskında bebek bezinin içine saklanmış 615 gram esrar ele geçirildi. Olayla ilgili olarak anne F.K ve oğlu G.K gözaltına alınarak, Fatih Şehit Tevfik Fikret Erciyes Polis Merkezine götürüldü. Zanlıların işlemlerin ardından savcılığa sevk edileceği bildirildi. Hasan Yıldırım/DHA
Posta
Son Dakika
09.10.2011
BebekbezindeesrarBebek bezinde esrar
Bebek Bezinde Uyuşturucu
Haber3
29.08.2011
17:00
FETHİYE Muğlanın Fethiye ilçesinde, kullanılmış bebek bezlerinin arasına gizlenmiş 2 kilo 950 gram esrar ele geçirildi.
Haber3
Son Dakika
29.08.2011
BebekBezindeUyuşturucuBebek Bezinde Uyuşturucu
"PIRLANTADA VERGİ YOK, MAZOTTA VERGİ VAR"
Haber3
03.05.2011
06:02
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, pırlantada vergi yok, mazotta en ağır vergi var. Böyle şey olur mu? Bu nasıl memleket? Kefen bezinde vergi var, pırlantada yok. Sonuna kadar halkın çıkarları için mücadele edeceğiz, halkı zenginleştireceğiz dedi.
Haber3
Son Dakika
03.05.2011
PIRLANTADAVERGİYOKMAZOTTAVERGİVARPIRLANTADA VERGİ YOK MAZOTTA VERGİ VAR
Radyasyon tüm dünyayı sarabilir!
Samanyolu Haber
21.03.2011
16:03
Uzmanlar, radyasyona maruz kalanların bunu değişik yollarla başkalarına bulaştırabileceği uyarısında bulunuyor.

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Japonyada meydana gelen depremle birlikte Fukuşima Nükleer Santralinin reaktörlerinden radyoaktif sızıntının başladığını anımsatarak, bunun sadece Japonyayı değil tüm dünyayı endişelendirmesi gerektiğini söyledi. Radyasyonu yakından tanımanın ve zararlarını hatırlamanın vaktinin geldiğini ifade eden Küçükusta, biri iyonlaştırıcı, diğeri de iyonlaştırıcı olmayan iki tür radyasyon olduğunu anlattı. Küçükusta, kızılötesi radyasyon, radyo dalgaları, cep telefonu ve mikrodalga fırın radyasyonlarının iyonlaştırıcı olmadığını ve kimyasal bağlar üzerine etkileri bulunmadığını belirtti. Bunların, çok yoğun olduklarında dokularda ısınmaya yol açabildiğini dile getiren Küçükusta, İyonlaştırıcı radyasyon ise kimyasal bağları etkilediği için çok zararlıdır ve kansere yol açabilir dedi. Küçükusta, X ışınları, gama ışınları ile alfa ve beta partiküllerinin bunların birer örneği olduğunu ifade ederek, Fukuşimadaki sızıntıda gama veya X ışınları yayılması söz konusu değildir diye konuştu. Radyasyonun başkalarına bulaşma riski bulunduğuna dikkati çeken Küçükusta, şöyle devam etti: Radyasyona maruz kalanlar, radyasyon başkalarına ve temas ettikleri yüzeylere bulaştırırlar. Mesela, elbiselerine radyasyon bulaşan kişiler bunu oturduklarI sandalye ve koltuklara veya sarıldıkları insanlara bulaştırırlar. Radyasyon vücutlarının içinde olan kişiler ise bunu yakınlarında bulunan insanlara bulaştırabilirler. Kan, ter, idrar gibi vücut sıvılarında radyasyon bulunabilir. Bu tür sıvılarla temasla da radyasyon geçer. Küçükusta, radyasyon ölçüm biriminin sievert diye adlandırıldığını ve kısaca Sv olarak ifade edildiğini anlattı. Bunun binde birinin ise milisievert olarak isimlendirildiğini belirten Küçükusta, bir diğer birimin rem olduğunu, bir sievertin 100 reme denk geldiğini söyledi. Bir insanın bir senede maruz kalacağı radyasyon miktarının 100 milisievert olduğunu dile getiren Küçükusta, şunları kaydetti: Bu miktar yükseldikçe kanser riski de artar. Toplam bin milisievert radyasyon alınması kanser riskini yüzde 5 nispetinde artırır. Bir defada bin milisievert radyasyon alınması radyasyon hastalığına sebep olur; kanda akyuvarlar azalır ama öldürücü değildir. Beş bin milisievert radyasyon alanların yüzde 50si bir ay içinde ölür. Bir akciğer röntgeni 0,1 milisievert radyasyon alınmasına sebep olur. İnsanlar toprak ve kozmik ışınlardan senede 2 milisievert radyasyon alırlar. Küçükusta, Japonyadaki sızıntıda iyot-131 ve sezyum-137 radyoaktif maddelerinin sızıntısının söz konusu olabildiğinin ifade edildiğini belirterek, radyoaktif iyotun veya I-131in havadan ağır olduğunu, fazla rüzgar olmaması halinde çok uzaklara gidemeyeceğini bildirdi. I-131in yarı ömrünün (etkisinin yarı yarıya azalması için geçen süre) 8 gün olduğunu vurgulayan Küçükusta, etkinin iki ay sonra iyice azalacağı bilgisini verdi. Küçükusta, radyasyonunun en çok hücreleri hızlı bölünen anne karnındaki bebekleri ve küçük çocukları etkilediğine dikkati çekerek, Erken doğum, düşükler, doğumsal gelişim kusurları ve başta tiroit olmak üzere kemik kanserleri ve lösemiler çok sık görülür diye konuştu. Radyasyona maruz kalındığın nasıl anlaşılacağına ilişkin olarak da Küçükusta, insanların vücutlarında, elbiselerinde, saç ve derilerinde ne miktarda radyasyon bulunduğunun Geiger aletleri ile ölçülebildiğini söyledi. Küçükusta, şunları kaydetti: Radyasyon bulaşmış olanların kıyafetlerini değiştirmeleri ve duş almaları gerekir. Radyasyonlu elbiseler, zararlı atıklar olarak işlem görmelidir. Sodyum iyodür detektörleri ile tiroit bezinde radyoaktif iyot tutulup tutulmadığı anlaşılabilir. Radyasyondan etkilendiği düşünülenlere yapılması gereken ilk test tam kan sayımıdır. Çünkü, ilk bulgu akyuvarların sayısındaki azalmadır. Yüksek miktarda radyasyona maruz kalındığında dakikalar içinde Akut Radyasyon Sendromu (ARS) gelişir. Bu tablo radyasyon zehirlenmesi veya radyasyon hastalığı gibi isimlerle de bilinir. Bu kişilerde, maruz kalınan radyasyon dozunun miktarına göre birkaç dakikadan birkaç güne değişen sürelerde bulantı, kusma, ishal ve deride yaralar meydana gelir. Bunlar bir ara iyileşmiş gibi görünebilirler ama daha sonra iştahsızlık, halsizlik, ateş gibi belirtilerle tekrar hastalanırlar. İlk etkilenenler kemik iliğindeki hücrelerdir; bununla ilgili olarak iç kanamalar ve enfeksiyonlar ortaya çıkmaya başlar. Havale ve koma da görülebilir. Bu dönem birkaç saat ile birkaç ay arasında sürebilir ve ölümle sonuçlanır. Radyasyonun neden kansere yol açtığına dair Prof. Dr. Küçükustanın verdiği bilgiye göre, radyasyon hücrelerin DNAsını etkiliyor. Meydana gelen hasar, DNAnın kendini kopyalayamamasına yol açıyor ve hücre bölünmesi bozuluyor veya bölünü
Samanyolu Haber
Son Dakika
21.03.2011
RadyasyontümdünyayısarabilirRadyasyon tüm dünyayı sarabilir
Bebek bezinde bıçak parçaları
Gazete Şok
25.12.2010
05:03
Çin’in Guangdong eyaletinde, bir annenin, bebeği huzursuz olduğu için altını değiştirdiği sırada bebek bezinin içinde bıçak parçaları bulduğu bildirildi. Nanzhuang kasabasındaki dehşet verici ola...
Gazete Şok
Son Dakika
25.12.2010
BebekbezindebıçakparçalarıBebek bezinde bıçak parçaları
Mikrofiber bez temizlikte öne çıktı, ‘pamuklu’yu sıkıştırdı - Erkan ÇELEBİ
Hürriyet
08.11.2010
01:52
KULLANIM alanının yaygınlaşmasıyla birlikte 20 milyon dolarlık temizlik bezinde mikrofiber teknolojisiyle üretim yapan firmalar pazarın hakimi olan pamuklu bez üreticilerinin tahtına göz dikti. Son iki yılda pazar payını yüzde 5’ten yüzde 25’e çıkaran mikrofiber bezde, 2012 yılına kadar 5 milyon dolar olan yıllık pazar hacminin 10 milyon dolara çıkartılması planları yapılıyor.

Hürriyet
Köşe Yazıları
08.11.2010
Mikrofiberbeztemizlikteöneçıktı‘pamuklu’yusıkıştırdı-ErkanÇELEBİMikrofiber bez temizlikte öne çıktı ‘pamuklu’yu sıkıştırdı - Erkan ÇELEBİ
Bu kız 6 aylıkken adet gördü
İnternet Haber
30.10.2010
22:39
Lina ve Simon Beatty, şu anda 4 yaşında olan kızları Maisie altı aylıkken bebek bezinde kan lekesi gördüler.

Devamı İçin Tıklayınız...
İnternet Haber
Son Dakika
30.10.2010
Bukız6aylıkkenadetgördüBu kız 6 aylıkken adet gördü
6 aylıkken ergenliğe girdi
Milliyet
30.10.2010
00:38
 Lina ve Simon Beatty, şu anda 4 yaşında olan kızları Maisie altı aylıkken bebek bezinde kan lekesi gördüler. Durumdan endişe eden Beatty çifti, be...


Milliyet
Toplum Yaşam
30.10.2010
6aylıkkenergenliğegirdi6 aylıkken ergenliğe girdi
Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi
Milli Gazete
12.10.2010
18:03
Bu köşede son yazımın çıkışından bu yana yaklaşık 4.5 ay geçmiş. Sizlerin de bildiği gibi hastalık sebebiyle zorunlu ayrılık söz konusu oldu. Bir anda yatağa düşüren ve iki ay  araştırma sonucunda ameliyat ile noktalanan bir süreç yaşadım. Aslında aniden ortaya çıkan rahatsızlık değildi beni yatağa düşüren. Rahatsızlığımdan 6 yıldır haberdardım. Sadece sebebini bilmiyorduk. Daha doğrusu doktorların koyduğu teşhise göre aldığımız ilaçlar derde derman olmuyor, rahatsızlığımın şiddeti de her geçen gün biraz daha artıyordu. Geçen nisan ayından itibaren de hemen her gün tansiyon fırlaması sonucu ortaya çıkan kriz nöbetleri ile boğuşmaya başlamıştım. Bu nöbetler başlangıçta kısa bir dinlenme ile geçiyor ve ben de günlük hayatımı sürdürebiliyordum. Ama mayıs ayından itibaren işin şekli değişti. Haziran  başında artık ayakta duramaz hale gelmiştim. Bundan tüm çevrem rahatsızdı ve beni ısrarla doktora gitmeye zorluyorlardı. Aslından 6 yıl önce yani daha sonra beni yatağa düşüren hastalığımın başlangıcında İstanbulda doktorlar soruna el koymuşlardı ama belirtiler onları hep kalp üzerinde yoğunlaşmaya itmiş ve verilen ilaçlarla kalp çarpıntısını gidermeye, tansiyonumu dengede tutmaya sevk etmişti. Verilen ilaçları 3 yılı aşkın aksatmadan kullandım. Ancak, hastalığımda iyileşme bir yana ilerleme söz konusuydu. Bu arada Ankarada başka hastanelere de gittim. Onlar da yüksek tansiyon ve kalp üzerinde  durdular, benzer ilaçlar verdiler. Sizlerden ayrı kaldığım 4.5 aylık süreyi uzun uzun anlatacak, Kanseri nasıl yendim türü bir dizi sunacak değilim. Ancak aile fertlerimi çok üzdüğümü ve sıkıntıya soktuğumu biliyorum. Onlar benden çok sıkıntı ve acı çektiler. Yıllardan beri  ben doktordan kaçmıyordum ama gittiğim doktorlar tansiyona ve kalbe kilitlenip kaldıkları için hastalığımı teşhis edemiyorlardı. Krizlerim artıp bayılmaya ve düşmeye başlayınca eşim meseleye el koymuş, tanıdıklara telefon açarak randevu aldırıp beni yeniden muayene için hastaneye yatmaya mecbur etmişti. İyi ki etmiş diyorum bugün geriye dönüp baktığımda. Randevu alınan kardiyolog doktor Ülgen Merdanoğlu Hanımefendi her türlü tetkiki yapmış sonunda rahatsızlığımın kalple ilgili olmadığına karar vermiş, iç organlarımda bir takım araştırmaların yapılması gerektiğini söylemişti. Bunun için de bir tıp merkezinden randevu almıştı. Randevuya hazırlanırken bir cumartesi günü evde yine fenalaşıp düşünce bu defa eşim kardeşlerimi haberdar etmiş onlar da koşup gelmişler. Bir anda karşımda onları görünce oturmak için gelmediklerini anladım. Hemen hastaneye götürmek istiyorlardı ve bunda kararlıydılar. Her ne kadar tatil günü hastaneye gitmenin işe yaramayacağını söylesem de götürmekte ısrar ediyorlardı. Aslında ben de bu işin bir sonuca bağlanmasını istiyordum. Ancak yıllardan beri teşhis konulamaması ister istemez beni hastanelerden uzaklaştırmıştı. Lafı uzatmayayım. Aziz dostum Mehmet Sılay ve Atatürk Hastanesi Nöroloji Servisi Şefi Prof. Dr. Ömer Anlar Beyin ilgisiyle kendimi hastanede yatar buldum. Hastaneye yattığım andan itibaren hastalığımın sebebi araştırılmaya başlandı. Hastalığımın sinir sistemi ile ilgili olmadığı kısa zamanda anlaşıldı. Bu arada çeşitli servislerden uzman doktorlar geliyor, elde edilen bilgiler çerçevesinde görüşlerini belirtiyorlardı. Bu arada yapılan tetkiklerde sağ böbrek üstü bezinde bir kitle tespit edildiği, tansiyon ataklarının buna bağlı olduğu teşhisi konularak Endokrin Servisine sevk edildim. Burada da araştırmalar sürdürüldü. Bu araştırmalarla sağ böbrek üstü bezinde 5.5 santimetre çapında bir kitle olduğu, ameliyat olmam gerektiğine karar verildi. Elbette itiraz edecek bir halimiz yoktu. Çünkü ameliyat olmadığım takdirde ayağa kalkmam mümkün değildi. Ancak ameliyat olabilmem için tansiyon ataklarımın önlenerek bir düzene kavuşturulması gerekiyordu. Bunun için Endokrin Servisi Şef Yardımcısı Doç.Dr. Reyhan Ersoy hanımefendi başta olmak üzere servisin tüm doktorlarının çabaları sonucu tansiyonda denge sağlandı ve ameliyata hazır hale geldiğime karar verilince ameliyat için Üroloji servisine sevk edildim. Burada iki günlük bir misafirliğin ardından Operatör Doktor Ziya Akbulut ve ekibi tarafından ameliyat edildim. Ameliyattan sonra da iş bitmedi bir takım tetkik ve araştırmalar için Gazi Üniversitesi Nükleer Onkoloji Bölümüne sevk edildik. Burada yapılan araştırmadan müspet bir sonuç çıktı. Ancak üç aylık kontroller sürecek.  Allaha sonsuz şükürler olsun ki artık en azından şimdilik sıkıntılı günler geride kaldı. Geçirdiğimiz o sıkıntılı günler sağlığın kıymetini bir kez daha hatırlamamıza, geçmişimizin muhasebesini yapmamıza vesile oldu. İnsan hayatında sağlığın her şeyin başında geldiğini yaşayarak yeniden idrak ettik. Bu bakımdan Kanuni Sultan Süleymana ait  Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi dizesini başlığa aldım. Hastalığında sağlığında Allahtan olduğunun idraki içinde Yaratana şükrümü tekrarlarken 4 ayı aşkın süre içinde aile fertlerimin, dostlarımın yakın ilgisine, gece gündüz tansiyonumu takip eden
Milli Gazete
Köşe Yazıları
12.10.2010
Olmayadevletcihandabirnefessıhhatgibi Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi
Viral göz salgını yayılıyor
Samanyolu Haber
31.08.2010
13:11
Son zamanlarda basında yer bulan İstanbuldaki viral göz hastalığı salgını, şimdi de İzmirde görülmeye başladı.

Hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin çok üstünde seyretmesiyle ilişkilendirilen hastalık günlerce, hattâ haftalarca sürebiliyor. Oldukça ağrılı geçen, batma ve kaşıntı hissinin ön planda olduğu hastalık, özellikle çocuklarda sık görülüyor. Hava yoluyla bulaştığından hızla yayıldığını ve vaka sayısının gün geçtikçe arttığını belirten uzmanlar, özellikle havuzlara dikkat edilmesini öneriyor. Konu hakkında görüşünü aldığımız aile hekimi Dr. Funda Müftüoğlu Karamancı, hastalarının ikamet ettiği Yenişehir bölgesinde bu hastalığın yoğun olarak görüldüğünü, aile fertlerinden birindeki enfeksiyonun süratle ev halkına yayıldığını ifade ediyor. Karamancı, polikliniğe başvuran hastaların, vakit kaybetmeden bir göz hastalıkları uzmanı tarafından kontrol edilmesi gerektiğini önemle vurgularken salgından korunma yolu olarak da ayrı havluların kullanımı, yaşam alanlarının sık havalandırılması, uzmanlarca verilen ilaçların doğru ve düzenli kulllanılmasını sayıyor. Salgının boyutları ve sebepleri hakkında bir açıklama yapan göz hastalıkları uzmanı Dr. Hidayet Burcu Kurumer ise İzmirde salgının varlığını doğruladı: Yaz aylarında hava sıcaklığının artması sebebiyle göz iltihaplanmasına sebep olan virüsler, kolaylıkla insandan insana bulaşarak salgınlara yol açabilmektedir. Sulanma, çapaklanma, kızarıklık, kaşıntı, batma, göz içi ve göz kapaklarında şişlikler, sık görülen belirtiler arasındadır. Kliniğimize günde 5 ile 10 arasında bu şikayetlerle başvuran hasta mevcuttur. Rakam, son birkaç haftadır artış göstermektedir. Önlem alınmaması halinde gözde uzun süren ya da kalıcı olabilen hasarlar olusabilmektedir. Dr. Kurumer, bu belirtileri gösteren kişilerin 24 ile 48 saat icinde bir göz hekimine başvurması gerektiğinin altını çizdi. Hastalık yakın temasla hızla bulaşabildiğinden başta sık el yıkamak, ortak esyaların ayrılması gibi şahsi tedbirlerin yanısıra çevrenin de dezenfekte edilmesi gerektiğini vurguladı. İzmir Özel Şifa Hastaneler Grubu göz hastalıkları uzmanı Opr. Dr. Gönen Başer de adenovirus konjoktüviti olarak da bilinen bu hastalığın çok değişken olduğunu ve bazen sıklıkla görülebildiğini ifade etti. Başer, Bugünlerde artmaya başladı. Aşırı miktarlarda değil ama yine de var. Bulaşıcı, yakın temastan geçebiliyor. Havlu ve çarşafları, hijyen malzemelerini ayırmak gerekiyor. şeklinde konuştu. Vücut direncin düşük olduğu kişilerde daha ağır seyreden hastalığın gözde yaşarma, sulanma, batma, kapanma hissi, kulakta lenf bezinde şişme, ateş ve falanjist türü bir rahatsızlıkta eşlik edebilen göstergeleri olduğunu anlatan Opr. Dr. Başer, her yaş grubunda görülebilen hastalığın genellikle yazın daha sık ortaya çıktığını belirtti. Aşırı sıcaklarda sık sık elleri yıkamak, şahsi hijyen malzemelerini ayırmak, çok yakın temastan kaçınmak ve vücut direncini yüksek tutmak gerektiğini kaydeden Başer, şu anda görülen haftada üç dört vakanın çok az olmadığını, aylarca hiç görülmeyebilen bu hastalığın havuzlardan bulaşabildiğini hatırlattı. Kaşkaloğlu Göz Hastanesinin kurucularından göz mütehassısı Prof. Dr. Mahmut Kaşkaloğlu ise yaptığı açıklamada, salgın bulunmadığını ama yazın, kışa göre daha fazla vaka olabildiğini ifade etti. Prof. Dr. Kaşkaloğlu, Hijyene dikkat edilmediği için yazın birazcık fazla oluyor ama halkı korkutacak, salgın tarzı bir şey yok. Burada dikkat edilmesi gereken hijyendir. Ailede bir kişide varsa, aynı havlu ve yastığı kullanmamaya özen gösterilecek. Sık sık eller yıkanacak. Yüzme havuzlarına de çok sayıda insan girdiği için dikkat edilmesi gerekiyor. dedi.
Samanyolu Haber
Son Dakika
31.08.2010
ViralgözsalgınıyayılıyorViral göz salgını yayılıyor
Vücuttaki zehri atmak için bire bir
Samanyolu Haber
01.07.2010
07:39
Vişne ile suyu ve konsantresinin, birçok kanser türü ile kalp hastalıkları gibi çok sayıda rahatsızlığa iyi geldiği açıklandı.

Meyve Suyu Endüstrisi Derneği Genel Sekreteri Ebru Akdağ vişnenin faydalarına dair şunları aktardı: ?Yapılan araştırmalar sahip olduğu özellikleriyle sağlık açısından vişnenin inanılmaz faydaları olduğunu ortaya koyuyor. Antioksidanlar, serbest radikallerle tepkimeye girerek bunların başlattığı zincir reaksiyonu durduran ve böylece vücudumuzdaki hayati bileşenlerin zarar görmesini engelleyen moleküllerdir. Antioksidanlarca yüksek olan besinler, Oksijen Radikali Emme Kapasitesi (ORAC) yüksek olan besinler olarak bilinirlerî GÜNDE 25 GRAM Michigan Üniversitesinde yapılan bir araştırmada vişneden elde edilen ürünlerin işlemeden ve depolamadan sonra bile antioksidan özelliklerini koruduğunu ortaya koyduğunu vurgulayan Akdağ, ?Günlük antioksidan ihtiyacının karşılanması için belirli miktarda ORAC alınmasını öneriyor. 25 gram vişne suyu konsantresinin, günlük ihtiyacı rahatlıkla karşıladığı belirtiliyorî dedi. ASPİRİNDEN DAHA ETKİLİ Akdağ, vişnenin antosiyaninleri üzerinde Michigan Üniversitesinde yapılan başka bir araştırmada ise önemli bir sonucun ortaya çıktığını belirterek, bu sonuca göre, vişnedeki başlıca antosiyanin olan cyanidinin, iltihap engelleme etkinliğinin aspirinden daha çok olduğunu söyledi. BİR AVUCU UYKUYU DÜZENLİYOR Melatoninin beyindeki hipofiz bezinde salgılanan, vücudun günlük ritmini ve uyku düzenini geliştiren bir hormon olduğunu dile getiren Akdağ, şöyle devam etti: ?Teksas Üniversitesinden Prof. Russel Reiter vişnenin melatonin içerdiği bilinen nadir gıdalar arasında yer almakla kalmayıp, bünyesindeki melatonin oranının insan kanında bulunandan fazla olduğunu belirtiyor. Ayrıca Prof. Reiter ve çalışma arkadaşları, sadece bir avuç vişne yemenin bile kandaki melatonin seviyesini artırdığını ve dolayısıyla vücudun doğal uyku düzenini geliştirdiğini açıklıyor.î EKLEM İLTİHAPLARINDA DA ETKİLİ Akdağ yapılan araştırmalarda vişnenin gut ataklarını ve eklem iltihaplanmalarından kaynaklanan ağrıların dindirilmesinde etkili olduğunun bulunduğunu dile getirdi.
Samanyolu Haber
Son Dakika
01.07.2010
VücuttakizehriatmakiçinbirebirVücuttaki zehri atmak için bire bir
11:20 Bebeğinin bezinde uyuşturucu sakladı
Net Gazete
11.06.2010
18:06
Adanada bir eve operasyon düzenleyen polis, ev sahibi kadının hareketlerinden şüphelenerek aradığı 3 aylık bebeğin bezinde 3 gram eroin buldu. Evde yapılan aramada da 14 gram eroin ele geçirildi.
Net Gazete
Son Dakika
11.06.2010
1120Bebeğininbezindeuyuşturucusakladı1120 Bebeğinin bezinde uyuşturucu sakladı
Zehir tacirleri kıskıvrak yakalandı
İnternet Haber
11.06.2010
17:52
Adanada bir eve operasyon düzenleyen polis, ev sahibi kadının hareketlerinden şüphelenerek aradığı 3 aylık bebeğin bezinde 3 gram eroin buldu.

Devamı İçin Tıklayınız...
İnternet Haber
Son Dakika
11.06.2010
ZehirtacirlerikıskıvrakyakalandıZehir tacirleri kıskıvrak yakalandı
Zehir tacirleri kıskıvrak yakalandı
Haberciler
11.06.2010
17:47
Adanada bir eve operasyon düzenleyen polis, ev sahibi kadının hareketlerinden şüphelenerek aradığı 3 aylık bebeğin bezinde 3 gram eroin buldu.
Haberciler
Son Dakika
11.06.2010
ZehirtacirlerikıskıvrakyakalandıZehir tacirleri kıskıvrak yakalandı
Bebeğinin bezinde uyuşturucu sakladı
Star
11.06.2010
17:42
Adanada 3 aylık bebeğinin bezinde 3 gramlık eroin paketini saklayan kadın ve beraber yaşadığı kişi yakalandı.
Star
Güncel
11.06.2010
BebeğininbezindeuyuşturucusakladıBebeğinin bezinde uyuşturucu sakladı
Bebeğinin bezinde uyuşturucu sakladı
Star
11.06.2010
17:42
Adanada 3 aylık bebeğinin bezinde 3 gramlık eroin paketini saklayan kadın ve beraber yaşadığı kişi yakalandı.
Star
Son Dakika
11.06.2010
BebeğininbezindeuyuşturucusakladıBebeğinin bezinde uyuşturucu sakladı
Bebek bezinde eroin satışı
Haber Türk
11.06.2010
17:14
Polis, düzenlediği ev baskınında kucağında bebek olan kadının hareketlerinden şüphelenince bebeği de aradı, bezin içinde eroin bulan polisler de şaşkınlık içinde kaldı.
Haber Türk
Son Dakika
11.06.2010
BebekbezindeeroinsatışıBebek bezinde eroin satışı
17:12 Bebeğinin bezinde uyuşturucu sakladı
Net Gazete
11.06.2010
17:11
Adanada bir eve operasyon düzenleyen polis, ev sahibi kadının hareketlerinden şüphelenerek aradığı 3 aylık bebeğin bezinde 3 gram eroin buldu. Evde yapılan aramada da 14 gram eroin ele geçirildi.
Net Gazete
Son Dakika
11.06.2010
1712Bebeğininbezindeuyuşturucusakladı1712 Bebeğinin bezinde uyuşturucu sakladı
Bebeğinin bezinde eroin taşıyan kadın yakalandı
Haber7
11.06.2010
17:11
Adanada 3 aylık bebeğinin bezinde 3 gramlık eroin paketini saklayan kadın ve beraber yaşadığı kişi yakalandı.
Haber7
Son Dakika
11.06.2010
BebeğininbezindeerointaşıyankadınyakalandıBebeğinin bezinde eroin taşıyan kadın yakalandı
Bebeğinin bezine uyuşturucu saklayan kişi yakalandı
Zaman
11.06.2010
17:04
Adanada 3 aylık bebeğinin bezinde 3 gramlık eroin paketini saklayan kadın ve beraber yaşadığı kişi yakalandı.
Zaman
Son Dakika
11.06.2010
BebeğininbezineuyuşturucusaklayankişiyakalandıBebeğinin bezine uyuşturucu saklayan kişi yakalandı
Kord bezinde ‘zararsız banyo’ya geçiyor Çin’de büyüyecek yeni fabrika gözlüyor
Hürriyet
17.04.2010
01:00
KordKordsa Global CEO’su Mehmet Pekarun, lastikte çevreci arayışların ön plana çıktığını söyledi.
Hürriyet
Ekonomi
17.04.2010
Kordbezinde‘zararsızbanyo’yageçiyorÇin’debüyüyecekyenifabrikagözlüyorKord bezinde ‘zararsız banyo’ya geçiyor Çin’de büyüyecek yeni fabrika gözlüyor
GATA oyununda yeni perde
Samanyolu Haber
26.03.2010
07:53
Balyoz tutuklusu emekli Orgeneral Çetin Doğan?ın GATA?ya sevki için uzun süredir aranan çare sonunda bulundu.

Balyoz soruşturması kapsamında halen Silivri Cezaevi?nde bulunan 1. Ordu eski Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan?ın, GATA?ya gönderilmesi için, GATA Başhekimi Yusuf Ziya Yergök başkanlığında bir heyetin birtakım toplantılar yaptığı iddia edildi. Yergök?ün, 18 Mart 2010?da GATA Beyin Cerrahisi Servis Şefi Prof. Kd. Albay N. D., Tabip Albay B. S. C. ve Tabip Kd. Albay M. S. ile ?özel? bir toplantı yaptığı öne sürüldü. Birçok tutuklu paşaya GATA yolunu açan tabiplerle birlikte yapılan toplantıda, Doğan?a ait geçmiş hastane raporları ve tahlillerini incelediği belirtilen GATA doktorlarının, ?by pas?, ?prostat? ve ?bel fıtığı? üzerinde durduğu ileri sürüldü. Son çare olarak ise daha önce de teşhis konulan ancak ameliyatı kabul etmeyen Doğan?ın ?bel fıtığı? gerekçe gösterilerek GATA?ya aldıracakları iddia edildi. DOĞAN RAPORLARI GATA?daki doktorların bir araya gelerek Doğan?ın geçmişteki rahatsızlıklarını ve raporlarını ayrıntılı şekilde değerlendikleri belirtildi. Doğan?ın kardiyoloji olarak by pas olduğu, ancak Silivri?de bir hastane olması nedeniyle bu rahatsızlıktan dolayı getirilemeyeceği kanatinin ortaya çıkartıldığı belirtildi. Daha önceki yıllarda prostat bezinde rahatsızlık şikayeti olduğu tespit edilen Doğan?ın ?sintigrafileri? temiz çıktığı için bu gerekçenin de pas geçildiği iddia edildi. Ancak, 14 Ağustos 2007?de ?bel fıtığı? teşhisi konulan fakat ameliyatı kabul etmeyen Doğan?ın, taburcu olduğu ve bu sebeple tekrar hastaneye başvurarak GATA?ya gelmesi için çeşitli yolar arandığı öne sürüldü. TABİPLERİN İLGİNÇ SİCİLİ Toplantıya katıldığı öne sürülen doktorlardan olduğu belirtilen GATA Beyin Cerrahisi Servis Şefi N. D, Ergenekon sanığı emekli Orgeneral Şener Eruygur?un eşi Mukaddes Eruygur ile yaptığı konuşmanın ses kayıtları ile gündeme gelmişti. B.S.C?nin adı da Ergenekon soruşturmasında bir tutuklanan emekli Orgeneral Hurşit Tolon?a hasta raporu verip tahliye edilmesini sağlayan doktor olarak anılmıştı. Doğan?a GATA yolunu açmak için toplantıya katıldığı belirtilen M.S. de Ergenekon tutuklusu emekli Albay Hasan Atilla Uğur ?un GATA?ya dönmesini sağlayan raporu veren hekimdi. Başhekimden iddiaya cevap GATA Başhekimi Yusuf Ziya Yergök, Doğan?ın GATA?ya getirilmesi için bir toplantı yapıldığı iddialarını kesin bir dille yalanladı. Yergök ?Sevk makamı mahkemedir. Oradaki prosedür şudur: Onlar Silivri?ye, Silivri Devlet Hastanesi işi çözemezse Sadi Konuk Eğitim Araştırma?ya o çözemezse üniversite hastanesine... Bizim hasta talep etmek gibi bir şeyimiz yok? dedi. Yergök, şöyle devam etti: ?Mahkeme bize sevk işlemi yaparsa; bu mahkemenin bileceği iş beni bağlamaz. Hastayı gören teşhis eder. Yani birinin bel fıtığı varmış bize gelsin makul mü böyle bir şey? Hekim kendisine gelen hastaya bakar. Yani hekimin bir yerden hasta almak bir görevi yoktur. Bu toplantı olayı katiyen yok böyle bir şey yok. Hasta gelirse hastanın kimliği beni ilgilendirmez. Hastayı bize gönderin diye bir çalışma gayri ahlakidir. Böyle bir çalışma olmaz. Çünkü o hastayı sevk edildiği makamlarda görecek kişi de uzman, profesyonel hekimdir.?BUGÜN
Samanyolu Haber
Son Dakika
26.03.2010
GATAoyunundayeniperdeGATA oyununda yeni perde
Prostat kanseri
Gazete Şok
01.03.2010
23:31
Kırk yaşından itibaren prostat bezinde yer alan salgı bezlerinde iyi huylu büyüme başlar. 60 yaş üzerindeki erkeklerin yarısında, 70-80 yaş Üzerindeki erkeklerin %90’a varan çoğunluğunda belirgin bir...
Gazete Şok
Son Dakika
01.03.2010
ProstatkanseriProstat kanseri
Bezinde annesi ile fotoğrafı var
Sabah
22.02.2010
02:24
Bebek bezi firması Huggiesin Türkiyedeki paketlerinde yer alacak anne-bebek fotoğrafı için yapılan yarışma sonuçlandı Devamı için tıklayınız
Sabah
Sağlık
22.02.2010
BezindeannesiilefotoğrafıvarBezinde annesi ile fotoğrafı var
Bebek bezinde eroin bulundu
Milliyet
17.02.2010
00:15
Narkotik Suçlar Büro Amirliği, yaklaşık 2 ay önce eroin sattığı öne sürülen bir aileyi izlemeye aldı. 6 kullanıcının aileden uyuşturucu aldığını te...
Milliyet
Toplum Yaşam
17.02.2010
BebekbezindeeroinbulunduBebek bezinde eroin bulundu
Bebek bezinde eroin bulundu
Milliyet
16.02.2010
00:03
Narkotik Suçlar Büro Amirliği, yaklaşık 2 ay önce eroin sattığı öne sürülen bir aileyi izlemeye aldı. 6 kullanıcının aileden uyuşturucu aldığını te...
Milliyet
Toplum Yaşam
16.02.2010
BebekbezindeeroinbulunduBebek bezinde eroin bulundu
Bebek bezinde eroin
Hürriyet
15.02.2010
00:57
ANTALYA Narkotik Suçlar Büro Amirliği ekipleri Yeşildere Mahallesi’nde eroin sattığı öne sürülen bir aileyi 2 ay önce izlemeye aldı.
Hürriyet
Güncel
15.02.2010
BebekbezindeeroinBebek bezinde eroin
Bebek bezinde eroin bulundu
Milliyet
15.02.2010
00:18
Narkotik Suçlar Büro Amirliği, yaklaşık 2 ay önce eroin sattığı öne sürülen bir aileyi izlemeye aldı. 6 kullanıcının aileden uyuşturucu aldığını te...
Milliyet
Toplum Yaşam
15.02.2010
BebekbezindeeroinbulunduBebek bezinde eroin bulundu
Tiroit hastaları dikkat
Samanyolu Haber
18.12.2009
14:03
Burç FMde Cengiz Tanın hazırlayıp sunduğu Önce Sağlık programına konuk olan Opr.Dr. Alaattin Öztürk, Guatr hastalığı konusunda dinleyicileri bilgilendirdi.

Sema Hastanesinden genel cerrahi uzmanı Opr.Dr. Alaattin Öztürk guatrın boynun ön kısmında bulunan tiroit bezinin iltihap ve kanser dışındaki bir sebep ile büyümesi olduğunu, halk arasında söylenen iç-dış, dişi-erkek, guatr şeklinde tıbbi bir sınıflamanın olmadığını söyledi. Öztürk, tiroit bezi iyot elementini kullanarak hormon ürettiğini, bu elementin eksik olduğu yerlerde özellik ile Karadeniz bölgesinde fazla görüldüğünü ifade etti. Daha sık kadınlarda görüldüğünün altını çizen Öztürk guatrın çeşitlerine göre şikayetlerinde farklılık gösterdiğini söyledi. Hormonların fazla üretildiği (zehirli guatr) tiplerde ellerde titreme-terleme, kalp çarpıntısı, sinirlilik, gözlerin yuvalarından taşması, ishal, kiloda azalma veya artma, adet düzensizliği görüldüğünü, hormonların az üretildiği durumlarda ise hareketlerde ve duygularda yavaşlama, ellerde kuruma, saçlarda dökülme görüldüğünü, hormonal dengesizliğin olmadığı tiplerde ise tiroit bezinde büyüme ve nodül oluşumuna rastlandığını belirtti. Guatr hastalarının dahiliye, endokrinoloji ve genel cerrahi doktorlarına başvurabileceklerini söyleyen Op.Dr. Alaattin Öztürk hastaların en çok kanserden korktuklarını söyledi. Öztürk Tiroit bezinin içinde anormal bir doku var ise bunun iyi huylu olup olmadığını biyopsi yapıldıktan sonra veya ameliyat sonrası yapılan incelemeden sonra belli olur. Bütün guatrlı hastaların %15 oranında kanser gelişme ihtimali var, özellikle uzun süre tedavi görmeden bekleyen hastalarda kanser görülme riski fazladır dedi. Opr.Dr. Alaattin Öztürk, her guatrın ameliyat gerektirmediğini, tiroit bezinin tamamen büyüdüğü, 2 cmden büyük yumru olduğu, büyümüş guatrın yada nodülün yemek borusunu ve soluk borusunu sıkıştırdığı, hormon dengesizliği yaptığı, kanser tespit edildiği veya kanserden şüphelenildiği zaman ameliyatın gerekli olduğunu söyledi. Aynı zamanda dahiliye ve endokrinoloji bölümünün hormon dengesini ilaçla tedavi ettiğini ifade etti. Öztürk, ameliyat edildikten sonra guatr tekrar edebilir, özellikle çok sayıda nodül olan guatr hastalığında geride bırakılan tiroit dokusunda da nodül kalmış ise zamanla bu nodüller büyüyüp guatrın tekrar etmesine yol açabilir. Bu sebeple ameliyatı, hastalığa uygun planlamak önemlidir dedi. Guatr hastalarının ömür boyu ilaç kullanabileceklerini özellikle bu hormon ilaçlarının sabahları aç karnına içmelerini dile getirdi.
Samanyolu Haber
Son Dakika
18.12.2009
TiroithastalarıdikkatTiroit hastaları dikkat
Çocuk bezinde esrar ticareti
Haber7
18.12.2009
10:35
Konya’da, bir kadın 6 aylık bebeğinin çocuk bezinde esrar sattığı iddiasıyla gözaltına alındı.
Haber7
Son Dakika
18.12.2009
ÇocukbezindeesrarticaretiÇocuk bezinde esrar ticareti
Vücudumuzdaki müthiş denge
Samanyolu Haber
20.10.2009
17:10
Farklı fakültelerde okuyan ancak aynı evi paylaşan Mustafa, Ahmet ve Arif, sık sık yaptıkları gibi o akşam da oturmuş bir taraftan çaylarını yudumluyor, bir taraftan da sohbet ediyorlardı.

Sohbet sırasında söz, kâinattaki bütün varlıkların bir denge içinde yaratıldığına, birbiriyle uyumlu hareket ettirildiklerine ve hattâ birbirlerinin eksiklerini tamamlamayla vazifelendirildiklerine gelmişti. Bu esnada, bir tıp fakültesi talebesi olan Mustafa söz aldı: ? Evet arkadaşlar, bu denge sadece dış dünyadaki varlıklar için değil, bedenimiz için de geçerli. Bu konuda verilebilecek sayısız misâllerden biri, vücudumuza yerleştirilmiş ve dinamik olarak her ân kontrol edilen hormonal dengelerdir. Bedenlerinde cereyan eden ancak bilgi sahibi olmadıkları bu hâdise, Ahmet ve Arifin merakını celbetmişti. Ahmet: Anlatır mısın Mustafa, nasıl bir denge bu? Mustafa: Dilim döndüğünce anlatmaya çalışayım. Yüce Yaratıcı, insan vücudundaki hayatın devamlılığı için, birçok elementi vazifelendirmiştir. Bunlardan kalsiyum, yaklaşık bir kglık miktarıyla insan bedeninde en fazla bulunan elementtir. Kalsiyumun % 99u kemiklerin yapısında, % 1i de hücre dışındaki sıvıda bulunmaktadır. Herhangi bir kanamanın durdurulmasında ve pıhtılaşmada vazifeli trombositlerin (kan pulcukları) fonksiyonlarını gerektiği şekilde edâ etmelerinde, kalb kasının ve diğer kasların kasılmasında, sinir sisteminde uyarıların iletilmesinde bu elemente son derece mühim vazifeler verilmiştir. Yeni bir şey öğrenmiş olmanın heyecanıyla Arif söze girdi. ? Ben de kalsiyumun sadece kemikleri güçlendirmekle vazifeli olduğunu zannediyordum. Mustafa: Evet Arif, kemikleri güçlendirme, kalsiyumun tek vazifesi değil. Bu element hakkında ilginizi çekeceğini düşündüğüm bir husus daha var, o da Rahmet-i Sonsuzun vücudumuza yerleştirmiş olduğu kalsiyum dengesi. Kalsiyumun kandaki seviyesi 8,5 ile 10,5 mg/dl arasında olacak şekilde ayarlanmıştır. Günde 10.000 mg kalsiyum böbreklerden süzülürken, bunun yaklaşık 9.800 mgının kana geri emilimi sağlanmakta, geri kalan ortalama 200 mgı da idrarla vücuttan dışarı atılmaktadır. Kandan kemiğe, kemikten de kana geçen kalsiyum miktarı ise, 500 mg civarındadır. Arif: Peki kandaki bu kalsiyum seviyesinin bozulması vücudumuza bir zarar verir mi? Mustafa: Denge bu şekilde tanzim edildiğinden, düzensizlik bazı problemlerin ortaya çıkmasına sebebiyet verebilir. Herhangi bir sebeple kandaki kalsiyum seviyesi düştüğünde, bilhassa 5mg/dlnin altında veya âni düşmelerde, el ve ayaklarda kasılmalar, gırtlak spazmı ve âni boğulma, yaygın epilepsi nöbetleri, şuur bulanıklığı, tansiyon düşmesi, kalb hızında yavaşlama dâhil kalbde ritim bozuklukları ortaya çıkabilmektedir. Kandaki kalsiyum seviyesinin özellikle âni artışlarında ve kalsiyum seviyesi 14 mg/dlnin üzerine çıktığında, bulantı, kusma, karın ağrısı, vücuttan aşırı sıvı kaybı, böbrek yetmezliği, kalbde ritim bozuklukları, şuur bulanıklığı ve ayrıca koma meydana gelebilir. Ahmet: Müsaadenizle ben de bir şey sormak istiyorum. Peki, bu kadar hassas bir denge hiç bozulmadan nasıl devam ettiriliyor? Mustafa: Evet Ahmet! Vücudumuz için bu kadar hayatî ehemmiyeti haiz kalsiyumun dengede tutulması ve sürdürülmesinde vazifelendirilmiş başlıca üç hormon bulunmaktadır. Bunlar; Paratiroid bezinden salgılanan paratiroid hormonu, üretimi ciltte başlayan D vitamini ve tiroid bezinden salgılanan kalsitonin hormonudur. Arif: Enteresan! Demek kalsiyum dengesini sağlama vazifesi bir değil, üç hormona verilmiş. Bu, sistemi daha da karmaşık bir hâle getiriyor olsa gerek. Mustafa: Karmaşıklık ve zorluk bizim için geçerli. Alîm-i Mutlak için böyle bir şey söz konusu olamaz. Evet, bu üç hormondan biri olan paratiroid, boynun ön-alt kısmında bulunan dört paratiroid bezinde üretilir ve salgılanır. Kandaki kalsiyum seviyesi ile paratiroid hormonu arasında İlâhî kanunlardan biri olan negatif geri besleme münasebeti vardır. D vitamini eksikliği veya paratiroid bezlerinin az çalışması gibi sebeplerden dolayı kandaki kalsiyum seviyesi düşünce, Cenab-ı Hak paratiroid bezindeki hücrelere, paratiroid hormonu salgısının arttırılması emrini verir. Bu hormon vasıtasıyla, kalsiyum seviyesinin normale dönmesi için kemik, böbrek ve dolaylı olarak da bağırsaklarda ciddi bir faaliyet başlatılarak kemiklerdeki ve böbrek tübüllerindeki kalsiyumun kana geçmesi sağlanır. Ahmet: Böylece vücudumuzda kalsiyum dengesi sağlanmış olur ve bizler de sağlıklı bir şekilde hayatımıza devam ederiz değil mi? Mustafa: Evet, fakat dengenin sağlanması sırasında cereyan ettirilen hâdiseler bu kadarla sınırlı değil. Meselâ, bu hâdiselerden biri, böbreklerde bulunan 1-alfa-hidroksilaz enziminin paratiroid hormonu ile uyarılmasıdır. Böylece, 25-(OH)D3 vitamininden D vitamininin biyolojik aktif şekli olan 1,25-(OH)2D3 vitamininin üretiminin artırılması sağlanır. Bu vitamin, kalsiyumun bağırsaklardan kana geçişinde vazifelidir. Şâyet kandaki kalsiyum seviyesi düşüklüğünün sebebi D vitamininin eksikliği
Samanyolu Haber
Son Dakika
20.10.2009
VücudumuzdakimüthişdengeVücudumuzdaki müthiş denge
Çocuk bezinde uyuşturucu
En Son Haber
07.08.2009
19:36
Suç örgütü lideri senetleri, bebeğinin bezinde saklamış
Milliyet
16.04.2008
18:54
Tiroid nodülü tehlikeli mi
Hürriyet
11.04.2008
02:05
Tiroid nodülleri tiroid bezinde oluşan yumrulardır. Nodüller, tiroid hücrelerinin anormal çoğalmaları ve büyümeleri nedeni ile oluşur.
Hürriyet
Köşe Yazıları
11.04.2008
TiroidnodülütehlikelimiTiroid nodülü tehlikeli mi
Toplam "46" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti