Habergec.Com Aranan Kelimeler:bir arazi daha aldı Değerlendirme: 10 / 10 384381
habergec.com
23.04.2014 Çarşamba
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

bir arazi daha aldı

Şehir merkezinde obruk oluştu
Zaman
14.04.2014
11:13
Kahramanmaraşın Elbistan ilçesine bağlı Doğan Mahallesinde 5 metre çapında 30 metre derinliğinde obruk oluştu. Çöküntü sebebiyle okul bahçesinin bir kısmı ile yolun bir kısmında çukur meydana geldi. Beton bahçe duvarı ve beton yol altı oyularak askıda kalırken, kaldırım ise göçtü.Elbistanın Doğan Mahallesinde Doğansite İlkokulunun bahçesinde henüz belirlenemeyen bir nedenle yaşanan göçükte ağız genişliği 5 metre, derinliği ise yaklaşık 30 metre olan bir çukur oluştu. İlginç olay gece saat 03.30 civarında meydana geldi. Yaklaşık 15 metre boyundaki bir ağacı da yutan göçüğün gece meydana gelmesi ve okulun yanından geçen yolun beton olması sayesinde büyük bir facianın eşiğinden dönüldü. Gece yoldan geçen araçların beton yol sayesinde çukura düşmekten kurtulduğu belirtiliyor.Genellikle Konyada yaşanan ve yatay veya yataya yakın tabakalı kireçtaşlarında bulunan yeraltı nehirlerinin veya aktif mağara tavanlarının çökmesi sonucu derin çukur olarak tanımlanan obruk sonrasında okul bahçesinde yer yer çatlaklar meydana geldi. Güvenlik gerekçesiyle okul boşaltıldı. Doğan Mahallesi Muhtarı Ercan Ceran ve diğer yetkililer bölgeyi güvenlik şeridi içerisine aldı.Olayın tek görgü şahidi olan okulun görevlisi Mehmet Ali Özdemir, gece saat 03.30 civarında bir gürültü duyduğunu, dışarı baktığında ise büyük bir toz bulutu gördüğünü söyledi. Özdemir, Karşı apartmandan baktığımda duman kalktığını gördüm. Aşağı inip buraya geldiğimde durumla karşılaştık. Ne olduğunu biz de anlayamadık. Deprem oldu sandık. Panikledik. Toprak tamamen göçmüştü. 25-30 metre derinliği var. Kocaman ağacı komple yutmuş. dedi.Doğan Mahallesi Muhtarı Ercan Ceran ise yaşanan ilginç olayda ölüm ya da yaralanma olmamasının tek tesellileri olduğunu söyledi. Ceran, Haberim olur olmaz olay yerine geldim. Herhangi bir ölü ya da yaralı yok. Yetkililere bilgi verdim. Burada daha önceden bir mağara olduğu söyleniyordu. Belki orası göçmüştür. şeklinde konuştu.Okulda ve olay yerinde inceleme yapmak üzere bölgeye gelen İlçe Milli Eğitim Müdürü Ramazan Çelik, AELde görevli jeoloji mühendislerinin tavsiyesi doğrultusunda okulun bugün tatil edildiğini açıkladı. Çelik, Bugün saat 03.30 civarlarında Doğansite İlkokulumuzun hemen yanında sebebi henüz bilinmeyen nedenle yaklaşık 20-30 metreye varan bir derinlikte ve uzunluğunun ne kadar olduğunu bilemediğimiz bir durum oluşmuş. Biz şu an için tedbir amacıyla öğrencilerimizi okula almadık. Bundan sonraki süreci işletmemizin mühendislerinin yaptığı inceleme sonrasında değerlendireceğiz. açıklamasında bulundu.Olay yerine intikal eden Elbistan İlçe Jandarma Komutanlığına bağlı ekipler, alt kısmı tamamen çöken yolu ve bölgeyi araç ve yaya trafiğine kapattı. Doğansite İlkokulunun bahçesinde meydana gelen göçük, öğrencilere ve öğretmenlere korku dolu anlar yaşattı.Öte yandan obruk, karstik arazilerdeki mağara ve galeri gibi yer altı boşlukların tavanlarının çökmesiyle oluşan derin çukurlar olarak ifade ediliyor. Derinliği ve genişliği bir metreden yüzlerce metreye değişen bu oluşumların içi genellikle suyla dolu oluyor. Obruklar karst arazi denilen, genelde suyun kolayca eritebildiği kireçtaşları ve karbonatlar içeren düzlüklerde görünüyor. Bu tabakalarının eriyerek meydana getirdiği derin çukurların yeraltı sularıyla dolmasıyla veya yeraltı mağaralarının tavanlarının çökmesiyle oluşuyor. Obruklar genellikle Konyada görülüyor.(CİHAN)
Zaman
Güncel
14.04.2014
ŞehirmerkezindeobrukoluştuŞehir merkezinde obruk oluştu
İthal yeme 3 milyar dolar ödedik
Zaman
08.03.2014
02:02
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği raporuna göre Türkiye’nin yem hammaddesi üretiminde dışa bağımlılığı, hayvancılıkta maliyetleri artırıyor. İthalat 2013’te 6 milyon tonu buldu. Sektör temsilcileri, çözüm için yem bitkileri üretiminin ve meraların etkin kullanımının teşvik edilmesi gerektiğini belirtiyor.Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) açıkladığı rapora göre Türkiye’de yem hammaddesi üretimi ihtiyacını karşılayamadığı için ithalat yoluna gidiyor. Buna göre 2013’te gerçekleştirilen yaklaşık 6 milyon ton yem hammaddesi ithalatı karşılığında 3 milyar dolar ödendi. Yem hammaddelerinin temininde dışa bağımlılık sebebiyle döviz fiyatlarındaki artış, hayvancılıkta maliyetleri de doğrudan artırdı. TOBB Hayvancılık Meclisi’nin hazırladığı raporda “Yem ve yem hammaddelerinde fiyat yüksekliği ve kaba yem problemi” de yer aldı.Raporda, Türkiye’de yem hammaddesi üretimi ihtiyacını karşılayamadığı, bu nedenle ithalat yoluna gidildiği ifade edildi. Konuya ilişkin çözüm önerileri de raporda yer aldı. Yem hammaddeleri ithalatının her geçen yıl arttığını ve bitkisel üretimdeki hızın hayvansal üretime artışındaki yetiştiremediğini anlatan Türkiye Yem Sanayicileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ülkü Karakuş, insanların daha fazla protein tüketmeye devam ettiğini paylaştı. Karakuş, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın teşvik ve destekleme politikalarına ilişkin ise doğru yönlendirme yapılmadığını ve yanlış şekilde para harcandığını söyledi. Türkiye’de özel hayvancılık sektöründe yer alan TOBB Hayvancılık Meclis’i beş maddelik sorunlar listesini ‘7. Sektörel Ekonomik Şûrası’nda gündeme taşıdı. Meclisin dile getirdiği maddelerden en dikkat çekici olanı ise Türkiye’nin hayvancılık için yurtdışından ithal ettiği yeme 3 milyar dolar ödemesi oldu. Meclis, çözüm için hazırladığı öneriler arasında, “Yem hammaddelerinin üretimini artırmak için yem bitkileri üretimi ve meraların etkin kullanımı teşvik edilmeli, iklim ve arazi koşulları gözetilerek bakanlık tarafından üretim planlaması yapılmalı.” yer aldı. Bu maddelere ek olarak Türkiye’de açığı bulunan ve net ithalatçı olunan yem hammaddelerinin ithalatında uygulanan yüksek gümrük vergilerinin dönemsel olarak düşürülmesi gerektiğine dikkat çekildi. Gümrük vergilerinde önerilen uygulama yapılırken de gecikmelere mahal verilmemesi gerektiği vurgulandı. Öte yandan Türkiye’nin en büyük bin sanayi kuruluşu listesinde hayvancılık sektöründen 7 kuruluş yer aldı. Bunun yanında en büyük 500 sanayi kuruluşu içerisine sektörden 3 firma girdi. Ayrıca sektörün ihracat rakamları da toplam içerisinde sadece binde 5’lik bir yer tutuyor. Türkiye Yem Sanayicileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ülkü Karakuş, “Geçen yılki sektör kurulları toplantısındaki maddeleri getirin. Bunlarla üst üste koyun, hemen hemen aynı. Değişen bir şey yok.” dedi. Yem hammaddeleri ithalatının yıllardır devam ettiğinin altını çizen Karakuş, “Yem hammaddeleri ithalatı her geçen yıl artıyor maalesef. Biz hayvansal üretim artışındaki hıza bitkisel üretimdeki artış hızını yetiştiremiyoruz.” ifadelerini kullandı. Karakuş, yem hammaddesi ithalatının her yıl yarım milyon ton yani yaklaşık yüzde 5-10 civarında artarak devam ettiğini ve önümüzdeki yıl 6 milyon tonluk ithalatın 7 milyon tona çıkabileceğini kaydetti.
Zaman
Ekonomi
08.03.2014
İthalyeme3milyardolarödedikİthal yeme 3 milyar dolar ödedik
İthal yeme 3 milyar dolar ödedik
Zaman
08.03.2014
02:02
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği raporuna göre Türkiye’nin yem hammaddesi üretiminde dışa bağımlılığı, hayvancılıkta maliyetleri artırıyor. İthalat 2013’te 6 milyon tonu buldu. Sektör temsilcileri, çözüm için yem bitkileri üretiminin ve meraların etkin kullanımının teşvik edilmesi gerektiğini belirtiyor.Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) açıkladığı rapora göre Türkiye’de yem hammaddesi üretimi ihtiyacını karşılayamadığı için ithalat yoluna gidiyor. Buna göre 2013’te gerçekleştirilen yaklaşık 6 milyon ton yem hammaddesi ithalatı karşılığında 3 milyar dolar ödendi. Yem hammaddelerinin temininde dışa bağımlılık sebebiyle döviz fiyatlarındaki artış, hayvancılıkta maliyetleri de doğrudan artırdı. TOBB Hayvancılık Meclisi’nin hazırladığı raporda “Yem ve yem hammaddelerinde fiyat yüksekliği ve kaba yem problemi” de yer aldı.Raporda, Türkiye’de yem hammaddesi üretimi ihtiyacını karşılayamadığı, bu nedenle ithalat yoluna gidildiği ifade edildi. Konuya ilişkin çözüm önerileri de raporda yer aldı. Yem hammaddeleri ithalatının her geçen yıl arttığını ve bitkisel üretimdeki hızın hayvansal üretime artışındaki yetiştiremediğini anlatan Türkiye Yem Sanayicileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ülkü Karakuş, insanların daha fazla protein tüketmeye devam ettiğini paylaştı. Karakuş, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın teşvik ve destekleme politikalarına ilişkin ise doğru yönlendirme yapılmadığını ve yanlış şekilde para harcandığını söyledi. Türkiye’de özel hayvancılık sektöründe yer alan TOBB Hayvancılık Meclis’i beş maddelik sorunlar listesini ‘7. Sektörel Ekonomik Şûrası’nda gündeme taşıdı. Meclisin dile getirdiği maddelerden en dikkat çekici olanı ise Türkiye’nin hayvancılık için yurtdışından ithal ettiği yeme 3 milyar dolar ödemesi oldu. Meclis, çözüm için hazırladığı öneriler arasında, “Yem hammaddelerinin üretimini artırmak için yem bitkileri üretimi ve meraların etkin kullanımı teşvik edilmeli, iklim ve arazi koşulları gözetilerek bakanlık tarafından üretim planlaması yapılmalı.” yer aldı. Bu maddelere ek olarak Türkiye’de açığı bulunan ve net ithalatçı olunan yem hammaddelerinin ithalatında uygulanan yüksek gümrük vergilerinin dönemsel olarak düşürülmesi gerektiğine dikkat çekildi. Gümrük vergilerinde önerilen uygulama yapılırken de gecikmelere mahal verilmemesi gerektiği vurgulandı. Öte yandan Türkiye’nin en büyük bin sanayi kuruluşu listesinde hayvancılık sektöründen 7 kuruluş yer aldı. Bunun yanında en büyük 500 sanayi kuruluşu içerisine sektörden 3 firma girdi. Ayrıca sektörün ihracat rakamları da toplam içerisinde sadece binde 5’lik bir yer tutuyor. Türkiye Yem Sanayicileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ülkü Karakuş, “Geçen yılki sektör kurulları toplantısındaki maddeleri getirin. Bunlarla üst üste koyun, hemen hemen aynı. Değişen bir şey yok.” dedi. Yem hammaddeleri ithalatının yıllardır devam ettiğinin altını çizen Karakuş, “Yem hammaddeleri ithalatı her geçen yıl artıyor maalesef. Biz hayvansal üretim artışındaki hıza bitkisel üretimdeki artış hızını yetiştiremiyoruz.” ifadelerini kullandı. Karakuş, yem hammaddesi ithalatının her yıl yarım milyon ton yani yaklaşık yüzde 5-10 civarında artarak devam ettiğini ve önümüzdeki yıl 6 milyon tonluk ithalatın 7 milyon tona çıkabileceğini kaydetti.
Zaman
Ana Sayfa
08.03.2014
İthalyeme3milyardolarödedikİthal yeme 3 milyar dolar ödedik
Abdülhamid’in tekkesi, Beşiktaş’ın ortasında vefa bekliyor
Zaman
07.03.2014
02:02
İstanbul’un orta yerinde kaderine terk edilmiş iki konağın hikâyesi bir hayli dikkat çekici. Sultan Abdülhamid’in şeyhi Muhammed Zâfir Efendi için inşa edilen bu iki köşkte dönemin meşhur isimleri de ağırlanmıştı.Şehrin orta yerinde gizemini muhafaza eden binalar için perdeyi aralayınca ta Tunus’a kadar uzanan bir hikâye ile karşılaştık. Bizi bir buçuk asır evveline götüren Beşiktaş Barbaros Bulvarı’ndaki tarihî yapılarla ilgili hikâyenin merkezinde Sultan II. Abdülhamid’in şeyhi Muhammed Zâfir Efendi bulunuyor. Sultanın şeyhine karşı beslediği derin muhabbetten ötürü inşa ettirdiği Ertuğrul Tekkesi’ne ait bu görkemli meskenler, bugün Zâfir Efendi Külliyesi’ndeki köhne haliyle terk edilmiş vaziyette. Yıllara yenik düşmüş bu izbe konaklar, bir asır boyunca Zâfir ailesinin sığınağı olurken ve devrin meşhur isimlerini de çatısı altında misafir etmiş.Abdülhamid ile tanışma1828 yılında Trablusgarp’ın Mısrata şehrinde dünyaya gelen Muhammed Zâfir Efendi’nin dedesi Kuzey Afrika’nın saygın meşayihinden Hamza Zâfir, babası Muhammed Hasan el-Medeni Efendi’ydi. Babası, Şazeli tarikatının Medeniyye şubesininin piri olan ve civarında nüfuz sahibi bir kimseydi. Muhammed Zâfir Efendi, Kuzey Afrika, Mısır ve Medine’de tahsil gördü, pek çok ilim erbabından feyz alıp son olarak babasından icazet aldı. Kardeşi Hamza Zâfir aracılığıyla payitaht İstanbul’a ziyaretlerde bulundu. İlki 1871 yılına tekabül eden bu ziyaretlerde, Şeyh Zâfir, Sultan Abdülaziz’in validesi Pertevniyal Valide Sultan’ın iltifatına mazhar oldu. Davet üzerine, İstanbul’da tesis edilecek ilk Şazeli tekkesi için hazırlıklarda bulundu. Sarayın hürmetini kazanan Muhammed Zâfir Efendi, Unkapanı Balmumcu’ya yerleşti. Zâfir Efendi, bu sırada henüz şehzade olan Abdülhamid’le Süleymaniye’de bir cuma namazında tanışacak ve müstakbel Sultan’ın derin muhabbetini kazanacaktır. Sultan Abdülhamid-i Sani tahta geçince, ümmeti toplama ve bir sancak altında bir araya getirme teşebbüsleri çerçevesinde daha şehzade iken tanıştığı ve bağlandığı Muhammed Zâfir Efendi’nin Kuzey Afrika ve Arabistan’daki nüfuzundan da istifade eder.Konaklar inşa ediliyorCifir ve remil ilimlerinde de üstad sayılan Zâfir Efendi’nin Abdülhamid daha şehzade iken, padişah olacağını söylediğine dair rivayetler var. Bu yüzden Osmanlı’daki son müneccimbaşılardan sayılabilir. Sultan, çok sevdiği şeyhi için Beşiktaş’ta yeni bir dergah inşa ettirir. Üç buçuk dönümlük arazi içinde yer alan Ertuğrul Tekkesi, 1888 yılında açılır. Ardından tekkenin bahçesine sultanın emriyle iki katlı 18 odalı bir ahşap konak inşa edilir. Birkaç sene sonra da Ermeni Osep Kalfa bugün bahçedeki taş konağı yapar. Buraya Zâfir Efendi’nin eşlerinden Deblic Hanım ve çocukları yerleştirilir.Tekkenin zikir gününde şehrin dört bir yanından gelen derviş, mürid ve muhibler iki saat süren zikirlere iştirak ederdi. Bu zikirlere Sultan’ın da teşrif ettiği ve cuma selamlıklarında burayı ziyaret ettiği ve zikri kafes arkasından takip ettiği hatıratlarda yer alıyor. Dönemin kudretli isimlerinden Mithat Paşa, padişahın şeyhine karşı bu alâkasından pek memnun değildi. Bu yakınlık yüzünden nüfuz sahibi olduğunu düşünüyor, bir fırsatını bulup çeşitli tertipler düzenleyerek onu Medine’ye göndermek istiyordu. Neyse ki, sultanın keskin feraseti sayesinde Zâfir Efendi vefatına kadar sarayın uhdesinde yaşamış, saray işlerine karışmamıştı. Zâfir Efendi’den bahseden bütün eserlerde onun son derece takva sahibi bir kişi olduğu, padişahın kendisine duyduğu muhabbeti hiçbir zaman suiistimal etmediği anlatılıyor.Zâfir Efendi 2 Eylül 1903’te vefat edince, tekkenin bahçesindeki türbeye defnedildi. Sarayın sermimarı İtalyan Raimondo D’Aranco, dönemin üslubu olan Art Nouveau tarzında bir türbe, çeşme ve kütüphane imar etmişti. Şeyh Zâfir’in ardından halefi Ebu’l-Hasan Zâfir postnişinliğe geçse de kısa süre sonra bu görevden ayrılarak Mısır’a göç etti. Görevi devralan İbrahim Efendi, tekke ve zaviyelerin kapandığı 1925 yılına kadar bu mekanda irşad görevini sürdürdü. Aile eşrafından vefat edenler burada veya Yahya Efendi’ye defnedildiler. Bugün, üzerinden Barbaros Bulvarı geçen Hasanpaşa Deresi kenarında bulunan 15 odalık koğuşlarda Mağrip ülkelerinden getirilen dervişler ikamet etmiş, zekâsı ile sivrilenler de uzun süre İstanbul’da çeşitli yüksek mekteplere gönderilerek devlet kademesinde istihdam edilmişti. Şeyh Zâfir, Mısır, Tunus ve Trablusgarp’ın işgali sırasında buraların Müslüman toprağı kalabilmesi için çalışarak, sultana itaat ve sadakat için
Zaman
Ana Sayfa
07.03.2014
Abdülhamid’intekkesiBeşiktaş’ınortasındavefabekliyorAbdülhamid’in tekkesi Beşiktaş’ın ortasında vefa bekliyor
Fezlekelerdeki rüşveti kalem kalem anlattı
Zaman
04.03.2014
02:11
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kırklareli mitinginde cumhuriyet savcıları tarafından yürütülen soruşturma dosyalarında geçen yolsuzlukları anlattı.CHP lideri, önce yolsuzluk suçlamaları sebebiyle görevinden istifa eden ancak aradan 74 gün geçmesine rağmen henüz Meclis’e gönderilmeyen fezlekelerde geçen rüşvet rakamlarını aktardı. Ardından Başbakan’ın, 17 Aralık’ta başlayan operasyonların ardından oğlu Bilal Erdoğan’a ‘evdeki paraları sıfırlayın’ talimatını verdiği ileri sürülen ses kayıtlarını hatırlattı. Sık sık, AK Partili seçmene “Elinizi vicdanınıza koyun, yolsuzluğa ortak olmayın, oy vermeyin” çağrısı yaptı. CHP lideri özetle şunları söyledi:52 milyon doları bir arada gördünüz mü? “Zafer Çağlayan: 28 kezde toplam 52 milyon dolar rüşvet almış. Çiftçi kardeşlerim, emekli kardeşlerim size sesleniyorum; 52 milyon doları bir arada gördünüz mü siz? Devlet bunlara kırmızı plakalı araç verdi. Millete hizmet edin diye. Onlar hizmeti kendilerine yaptılar, milleti soydular ceplerini doldurdular.”Zarrab’a ‘önünde yatarım’ diyor: Operasyon sonrası istifa eden eski İçişleri Bakanı Muammer Güler: Savcılık fezlekesine göre, 10 kez de, 10 milyon dolar rüşvet almakla suçlanıyor. Zarrab’a ne diyordu? O da sabahın yedisinde oğluna telefon ediyor. ‘Oğlum ne var ne yok?’ diyor. Oğlu, ‘Polisler arama yapıyor’ diyor. ‘Evde ne var, kaç lira var?’ sorusuna oğlu, ‘1 trilyon civarında.’ diye cevap veriyor. Sonra çıktı, ‘Oğlumla konuşmadım.’ dedi ama ses kayıtları çıktı. ‘Zarrab’ın önünde yatarım.’ diyor devletin bakanı.”1,5 milyon dolar alan şanssız, çikolata kutusuna o kadar sığıyor: AB Bakanlığı’ndan istifa eden Egemen Bağış, 3 seferde 1,5 milyon dolar rüşvet alıyor. Şanssız! Çikolata kutusuna o kadar sığıyor. Operasyondan önce 18 Nisan’da MİT, adama bir rapor veriyor. 3 sayfalık sonuç bölümünü okuyorum. Rıza Zarrab’ın rüşvet verdiği bakanları söylüyor. ‘Mevcut ilişkileri ortaya çıkması halinde söz konusu hususların hükümet aleyhinde kullanılacağının değerlendirmektir’ diyor. Kibarca ‘Bunlarla rüşvet alışverişi var’ diyor. Ne yaptı bu adam? Bu raporu aldı, cebine koydu hiçbir şey olmamış gibi rüşvet mekanizması devam etti.”Oğluna ‘Evdeki paraları sıfırla’ diyor: “(Başbakan ile oğlunun) Ses kayıtlarını dinledik. Ne var o konuşmalarda bir kişinin devleti nasıl soyduğu var. Kendi sesinden kendi söylüyor. Sabahın köründe açıyor telefonu, ‘Oğlum’ diyor ‘şunların evinde arama yapılıyor. Evde ne varsa sıfırlayın, dağıtın.’ diyor. Kardeşini gönderiyor, diğer kardeşini de, ‘Dayını çağır, amcanı çağır herkesi çağır.’ diyor. ‘Beraber paraları sıfırlayın, yok edin.’ diyor.”Nerede boş arazi görse oraya villa yapıyor: Bir bankanın genel müdürü evinde, tüccarın, esnafın değil, sanayicinin değil, devlet bankasının genel müdürünün evinde ayakkabı kutusundan 4,5 milyon dolar para çıktı. Bu genel müdüre kefil olan kim, başçalan kefil olan. Adalet ve Kalkınma Partisi’ne oy verenlere sesleniyorum 4,5 milyon doları ayakkabı kutusuna saklayana kefil olana siz hâlâ kefil olmayı sürdürecek misiniz? Elinizi vicdanınıza koyun. Başçalanın bir özelliği daha var. Nerde boş bir arazi görse villa yaptırıyor. Urla’da birinci derece sit alanının üzerinde vali olmaz diyor yıkılması lazım diyor. Adamı başçalana telefon ediyor. Bizim villaları yıkacak vali diyor. Talimat verin yapmasın diyor, sonra valiyi Diyarbakır’a sürgün ettiler.”Mal varlığını açıkladı: 4 konut, 2 kooperatif hissesi, 8 tabloCHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, mal varlığı beyannamesini güncelledi. CHP’nin resmi internet sitesine konulan mal varlığı listesine göre, Kılıçdaroğlu’nun 4 konut, 2 kooperatif hissesi ve 8 resim tablosu var. Herhangi bir alacağı veya borcu yok. Listeye göre, daha önceki beyanlarında görülen İstanbul İçerenköy’deki eşi Selvi Kılıçdaroğlu’nun üzerine görünen konut yeni listede yer almıyor. TBMM Başkanlığı’na da sunulan mal varlığı beyannamesine göre, Kılıçdaroğlu’nun Ankara Balgat’ta 142 bin lira değerinde ve eşinin üzerine kayıtlı bir konutu ile yine 57 bin 313 lira değerlerinde Ankara Akyurt’ta, 75 bin 284 bin 54 lira değerinde memleketi Tunceli’de ve Burhaniye’de 300 bin lira değerinde 4 konutu bulunuyor. Mal varlığı listesinde, Ankara Beytepe’deki Akçalı Konut Yapı Kooperatifi ve Gökyurt Konut Yapı Kooperatifi olmak üzere de iki kooperatif hissesi yer alıyor. HABİB GÜLER ANKARA
Zaman
Ana Sayfa
04.03.2014
FezlekelerdekirüşvetikalemkalemanlattıFezlekelerdeki rüşveti kalem kalem anlattı
Fezlekelerdeki rüşveti kalem kalem anlattı
Zaman
04.03.2014
02:01
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kırklareli mitinginde cumhuriyet savcıları tarafından yürütülen soruşturma dosyalarında geçen yolsuzlukları anlattı.CHP lideri, önce yolsuzluk suçlamaları sebebiyle görevinden istifa eden ancak aradan 74 gün geçmesine rağmen henüz Meclis’e gönderilmeyen fezlekelerde geçen rüşvet rakamlarını aktardı. Ardından Başbakan’ın, 17 Aralık’ta başlayan operasyonların ardından oğlu Bilal Erdoğan’a ‘evdeki paraları sıfırlayın’ talimatını verdiği ileri sürülen ses kayıtlarını hatırlattı. Sık sık, AK Partili seçmene “Elinizi vicdanınıza koyun, yolsuzluğa ortak olmayın, oy vermeyin” çağrısı yaptı. CHP lideri özetle şunları söyledi:52 milyon doları bir arada gördünüz mü? “Zafer Çağlayan: 28 kezde toplam 52 milyon dolar rüşvet almış. Çiftçi kardeşlerim, emekli kardeşlerim size sesleniyorum; 52 milyon doları bir arada gördünüz mü siz? Devlet bunlara kırmızı plakalı araç verdi. Millete hizmet edin diye. Onlar hizmeti kendilerine yaptılar, milleti soydular ceplerini doldurdular.”Zarrab’a ‘önünde yatarım’ diyor: Operasyon sonrası istifa eden eski İçişleri Bakanı Muammer Güler: Savcılık fezlekesine göre, 10 kez de, 10 milyon dolar rüşvet almakla suçlanıyor. Zarrab’a ne diyordu? O da sabahın yedisinde oğluna telefon ediyor. ‘Oğlum ne var ne yok?’ diyor. Oğlu, ‘Polisler arama yapıyor’ diyor. ‘Evde ne var, kaç lira var?’ sorusuna oğlu, ‘1 trilyon civarında.’ diye cevap veriyor. Sonra çıktı, ‘Oğlumla konuşmadım.’ dedi ama ses kayıtları çıktı. ‘Zarrab’ın önünde yatarım.’ diyor devletin bakanı.”1,5 milyon dolar alan şanssız, çikolata kutusuna o kadar sığıyor: AB Bakanlığı’ndan istifa eden Egemen Bağış, 3 seferde 1,5 milyon dolar rüşvet alıyor. Şanssız! Çikolata kutusuna o kadar sığıyor. Operasyondan önce 18 Nisan’da MİT, adama bir rapor veriyor. 3 sayfalık sonuç bölümünü okuyorum. Rıza Zarrab’ın rüşvet verdiği bakanları söylüyor. ‘Mevcut ilişkileri ortaya çıkması halinde söz konusu hususların hükümet aleyhinde kullanılacağının değerlendirmektir’ diyor. Kibarca ‘Bunlarla rüşvet alışverişi var’ diyor. Ne yaptı bu adam? Bu raporu aldı, cebine koydu hiçbir şey olmamış gibi rüşvet mekanizması devam etti.”Oğluna ‘Evdeki paraları sıfırla’ diyor: “(Başbakan ile oğlunun) Ses kayıtlarını dinledik. Ne var o konuşmalarda bir kişinin devleti nasıl soyduğu var. Kendi sesinden kendi söylüyor. Sabahın köründe açıyor telefonu, ‘Oğlum’ diyor ‘şunların evinde arama yapılıyor. Evde ne varsa sıfırlayın, dağıtın.’ diyor. Kardeşini gönderiyor, diğer kardeşini de, ‘Dayını çağır, amcanı çağır herkesi çağır.’ diyor. ‘Beraber paraları sıfırlayın, yok edin.’ diyor.”Nerede boş arazi görse oraya villa yapıyor: Bir bankanın genel müdürü evinde, tüccarın, esnafın değil, sanayicinin değil, devlet bankasının genel müdürünün evinde ayakkabı kutusundan 4,5 milyon dolar para çıktı. Bu genel müdüre kefil olan kim, başçalan kefil olan. Adalet ve Kalkınma Partisi’ne oy verenlere sesleniyorum 4,5 milyon doları ayakkabı kutusuna saklayana kefil olana siz hâlâ kefil olmayı sürdürecek misiniz? Elinizi vicdanınıza koyun. Başçalanın bir özelliği daha var. Nerde boş bir arazi görse villa yaptırıyor. Urla’da birinci derece sit alanının üzerinde vali olmaz diyor yıkılması lazım diyor. Adamı başçalana telefon ediyor. Bizim villaları yıkacak vali diyor. Talimat verin yapmasın diyor, sonra valiyi Diyarbakır’a sürgün ettiler.”Mal varlığını açıkladı: 4 konut, 2 kooperatif hissesi, 8 tabloCHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, mal varlığı beyannamesini güncelledi. CHP’nin resmi internet sitesine konulan mal varlığı listesine göre, Kılıçdaroğlu’nun 4 konut, 2 kooperatif hissesi ve 8 resim tablosu var. Herhangi bir alacağı veya borcu yok. Listeye göre, daha önceki beyanlarında görülen İstanbul İçerenköy’deki eşi Selvi Kılıçdaroğlu’nun üzerine görünen konut yeni listede yer almıyor. TBMM Başkanlığı’na da sunulan mal varlığı beyannamesine göre, Kılıçdaroğlu’nun Ankara Balgat’ta 142 bin lira değerinde ve eşinin üzerine kayıtlı bir konutu ile yine 57 bin 313 lira değerlerinde Ankara Akyurt’ta, 75 bin 284 bin 54 lira değerinde memleketi Tunceli’de ve Burhaniye’de 300 bin lira değerinde 4 konutu bulunuyor. Mal varlığı listesinde, Ankara Beytepe’deki Akçalı Konut Yapı Kooperatifi ve Gökyurt Konut Yapı Kooperatifi olmak üzere de iki kooperatif hissesi yer alıyor. HABİB GÜLER ANKARA
Zaman
Politika
04.03.2014
FezlekelerdekirüşvetikalemkalemanlattıFezlekelerdeki rüşveti kalem kalem anlattı
Üçüzlere komşu arazi davalık oldu
Zaman
18.01.2014
02:10
TOKİ iştiraki Emlak Konut Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı’nın (GYO) dün 4 milyar 240 milyon liraya Özak-Yenigün-Delta ortaklığına sattığı Kazlıçeşme’deki İstanbul’un siluetini bozduğu için tartışma konusu olan üçüz kulelerin yanındaki proje, ihaleden bir gün sonra davalık oldu.Daha önce Zorlu Center, Ali Sami Yen Stadı üzerine inşa edilen inşaat gibi birçok projeye dava açan Şehir Plancıları Odası, Emlak Konut GYO’nun sattığı Kazlıçeşme’deki arazi hakkında ‘kamu arazisinin gelecekte bölge halkını sıkıntıya sokacak şekilde ve tarihi yarımadanın silüetini bozacak şekilde’ elden çıkarılması gerekçesiyle dava açma kararı aldı. Şu an dava dosyasını hazırladıkları bilgisini veren Şehir Plancıları Odası İstanbul Başkanı Tayfun Kahraman, “Gelir elde ediyoruz mantığıyla kamu arazilerinin bu şekilde gözden çıkarılması hep şehrin silüetini bozdu. Buna sebep olan en büyük etken imar planları çerçevesinde kamunun araziyi en yüksek değere satmaya çalışması. Bu hal, bölgede yapılacak projede yatırımcıyı daha hırçın yapıyor ve bu da bölgedeki ulaşım ve altyapıyı tahrip ediyor. Bunun gibi birçok proje bu sebeplerle davalık. Bunun için de dava açacağız, hazırlıklarımızı tamamlamak üzereyiz.” açıklamasında bulundu. “İstanbul’da birçok kez yaşanan silüet tartışmasından sonra ısrarla benzer adımlar atılmasının idarelerin ellerinden geleni artlarına koymadığını ortaya koyuyor.” diyen Şehir Plancıları Odası İstanbul Başkanı Tayfun Kahraman, projenin yanındaki 16/9 yaklaşık 85 metre yüksekliğinde olduğunu, bu projenin ise yüksekliğinin 70 metre belirlendiğini söyledi. Kahraman, “Dünyaya verilen sözlere rağmen tarihi yarımadanın, kültürel mirasın hemen yanında böyle bir proje yapmak, onarılmaz şekilde tahripler oluşturacağından biz de buna hemen itiraz etmek istedik.” şeklinde konuştu. İlgili proje dün ihaleye çıkmıştı. İhaleyi Özak Gayrimenkul ve ortakları 4 milyar 240 milyon liralık toplam hasılattan vereceği 1 milyar 568 bin 800 liralık teklifiyle kazanmıştı. İhalesi kazanılan 111 bin 262 metrekarelik arazideki konut alanlarında emsal 2, turizm alanında 2,5, dini tesis alanlarında ise 1,5 olarak belirlendi. Projenin ticaret ve konut şeklinde planlanan bölümünde iş ve alışveriş merkezleri, toptan ve perakende ticaret, ofis, büro, konut, rezidans, özel sosyal ve kültürel tesisler yer alabilecek. Turizm ve ticaret şeklinde belirlenen bölümde ise otel, motel, apart otel, iş ve alışveriş merkezleri, toptan ve perakende ticaret, ofis, büro, sosyal ve kültürel tesisler, sinema, özel eğitim tesis alanı, özel sağlık tesis alanı inşa edilecek. Eğitim alanında ise kreş, ilköğretim ve ortaöğretim kurumları yer alacak.
Zaman
Ekonomi
18.01.2014
ÜçüzlerekomşuarazidavalıkolduÜçüzlere komşu arazi davalık oldu
Yeni yolsuzluk dosyasının ekonomik boyutu 100 milyar dolar
Zaman
27.12.2013
02:02
Gündeme bomba gibi düşen yeni rüşvet, yolsuzluk ve ihaleye fesat karıştırma soruşturmasına İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Turan Çolakkadı müdahale etti.Aralarında ünlü işadamları, üst düzey bürokratlar ve Başbakan Erdoğan’ın yakınlarının da bulunduğu ileri sürülen 30 kişi hakkında mahkemede gözaltı kararı çıkaran TMK 10. madde ile yetkili savcı Muammer Akkaş, 2012 Mart ayından beri yürüttüğü soruşturmadan el çektirildi. Dosyada yaklaşık 100 milyar liralık yolsuzluk tespit edildiği ileri sürülmüştü. Akkaş’ın el çektirildiği soruşturma dosyasının, TMK Savcısı İdris Kurt’a verileceği ileri sürüldü. Öte yandan soruşturmadan alınan Muammer Akkaş’ın 30 kişi hakkında çıkardığı gözaltı kararı polis tarafından halen işleme konulmadı. Savcı adli amiri olmasına karşın kolluk kuvveti olan polis, 2 gündür kendisine verilen emri yerine getirmiyor.İŞTE İDDİALARDAN BAZILARIİstanbul Etiler’de değeri 1 milyar doları bulan Polis Okulu arazisi 460 milyon dolara bir şirkete ihalesiz satıldı. Araziye yapılacak konut ile zararın birkaç milyar doları bulacağı hesaplandı.Söz konusu şirket, Orman Bakanlığı’nın maden için izin vermediği İstanbul Sultanbeyli Paşaköy orman sahasında bulunan maden arazisine bir ayda işletme izni aldı. 10 milyar dolarlık maden işletme izni karşılığında işletme sahibine ödeme yapılmadan yüzde 50 hisse ile ortak olundu. Daha sonra ise işletme sahibi ortaklıktan çıkarıldı ve şirket, işletmeye tamamen el koydu.Bir medya grubunun elinde bulunan yazılı ve görsel medya organlarının satın alınması için bazı işadamlarından 100’er milyon dolar para toplandı.Pendik Üçağaç mevkii civarında bulunan 249 parseldeki arazinin Kadıköy 3. İcra İflas Müdürlüğü’nden pazarlık sureti ile satışı gerçekleştirildi. İhaleye çıkmadan önce fason şirketler kuruldu ve ihaleye bunlar girdi.İzmir Urla Zeytineli dolaylarındaki bir arazi tamamen usulsüz şekilde 1. derece sit alanından 3. derece sit alanı haline getirildi. Arazi henüz imara açılmadan bina yapılmaya başlandı.Mecidiyeköy-Mahmutbey Metro Hattı ihalesine fesat karıştırıldı. İhale tarihinden birkaç gün önce bazı şirketlerin yöneticileri bir araya gelerek ihalede verilecek teklifleri birlikte kararlaştırdı.Planlanan 14 termik santral, özelleştirme kapsamından çıkarıldı ve yenilenmesi için bir şirkete ihale edildi.İmar sorunu yaşayan işadamlarına rüşvet karşılığında yardımcı olundu.Bir vakfa usulsüz şekilde ve siyasi nüfuz kullanılarak kamu arazileri devredildi. Bunlar arasında İGDAŞ ve İETT’ye ait araziler de yer aldı. Vakfa devredilen bir başka kamu arazisine otel yapılmak istenmesi üzerine, araziye sınır özel bir arazi tehditle satın alınmak istendi.TCDD tarafından Marmaray projesi dahilinde olan Yenikapı istasyonunda yapılacak ‘Büfe-Büvet-Cafe’ işletmelerinin ihaleyle kiralanmasına fesat karıştırıldı. Bu sırada savcılık takibine dair şüpheler TİB üzerinden doğrulatıldı ve faaliyetlere ara verildi.Ankara-İstanbul Hızlı Treni ile ilgili bir ihalede gizli kalması gereken bilgilere ulaşıldı ve ihaleye fesat karıştırıldı.
Zaman
Güncel
27.12.2013
Yeniyolsuzlukdosyasınınekonomikboyutu100milyardolarYeni yolsuzluk dosyasının ekonomik boyutu 100 milyar dolar
Yeni yolsuzluk dosyasının ekonomik boyutu 100 milyar dolar
Zaman
27.12.2013
01:52
Gündeme bomba gibi düşen yeni rüşvet, yolsuzluk ve ihaleye fesat karıştırma soruşturmasına İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Turan Çolakkadı müdahale etti.Aralarında ünlü işadamları, üst düzey bürokratlar ve Başbakan Erdoğan’ın yakınlarının da bulunduğu ileri sürülen 30 kişi hakkında mahkemede gözaltı kararı çıkaran TMK 10. madde ile yetkili savcı Muammer Akkaş, 2012 Mart ayından beri yürüttüğü soruşturmadan el çektirildi. Dosyada yaklaşık 100 milyar liralık yolsuzluk tespit edildiği ileri sürülmüştü. Akkaş’ın el çektirildiği soruşturma dosyasının, TMK Savcısı İdris Kurt’a verileceği ileri sürüldü. Öte yandan soruşturmadan alınan Muammer Akkaş’ın 30 kişi hakkında çıkardığı gözaltı kararı polis tarafından halen işleme konulmadı. Savcı adli amiri olmasına karşın kolluk kuvveti olan polis, 2 gündür kendisine verilen emri yerine getirmiyor.İŞTE İDDİALARDAN BAZILARIİstanbul Etiler’de değeri 1 milyar doları bulan Polis Okulu arazisi 460 milyon dolara bir şirkete ihalesiz satıldı. Araziye yapılacak konut ile zararın birkaç milyar doları bulacağı hesaplandı.Söz konusu şirket, Orman Bakanlığı’nın maden için izin vermediği İstanbul Sultanbeyli Paşaköy orman sahasında bulunan maden arazisine bir ayda işletme izni aldı. 10 milyar dolarlık maden işletme izni karşılığında işletme sahibine ödeme yapılmadan yüzde 50 hisse ile ortak olundu. Daha sonra ise işletme sahibi ortaklıktan çıkarıldı ve şirket, işletmeye tamamen el koydu.Bir medya grubunun elinde bulunan yazılı ve görsel medya organlarının satın alınması için bazı işadamlarından 100’er milyon dolar para toplandı.Pendik Üçağaç mevkii civarında bulunan 249 parseldeki arazinin Kadıköy 3. İcra İflas Müdürlüğü’nden pazarlık sureti ile satışı gerçekleştirildi. İhaleye çıkmadan önce fason şirketler kuruldu ve ihaleye bunlar girdi.İzmir Urla Zeytineli dolaylarındaki bir arazi tamamen usulsüz şekilde 1. derece sit alanından 3. derece sit alanı haline getirildi. Arazi henüz imara açılmadan bina yapılmaya başlandı.Mecidiyeköy-Mahmutbey Metro Hattı ihalesine fesat karıştırıldı. İhale tarihinden birkaç gün önce bazı şirketlerin yöneticileri bir araya gelerek ihalede verilecek teklifleri birlikte kararlaştırdı.Planlanan 14 termik santral, özelleştirme kapsamından çıkarıldı ve yenilenmesi için bir şirkete ihale edildi.İmar sorunu yaşayan işadamlarına rüşvet karşılığında yardımcı olundu.Bir vakfa usulsüz şekilde ve siyasi nüfuz kullanılarak kamu arazileri devredildi. Bunlar arasında İGDAŞ ve İETT’ye ait araziler de yer aldı. Vakfa devredilen bir başka kamu arazisine otel yapılmak istenmesi üzerine, araziye sınır özel bir arazi tehditle satın alınmak istendi.TCDD tarafından Marmaray projesi dahilinde olan Yenikapı istasyonunda yapılacak ‘Büfe-Büvet-Cafe’ işletmelerinin ihaleyle kiralanmasına fesat karıştırıldı. Bu sırada savcılık takibine dair şüpheler TİB üzerinden doğrulatıldı ve faaliyetlere ara verildi.Ankara-İstanbul Hızlı Treni ile ilgili bir ihalede gizli kalması gereken bilgilere ulaşıldı ve ihaleye fesat karıştırıldı.
Zaman
Ana Sayfa
27.12.2013
Yeniyolsuzlukdosyasınınekonomikboyutu100milyardolarYeni yolsuzluk dosyasının ekonomik boyutu 100 milyar dolar
Yeni yolsuzluk soruşturmasında savcılıkla emniyet karşı karşıya geldi
Zaman
26.12.2013
01:59
Türkiye dün, yeni bir yolsuzluk ve ihaleye fesat karıştırma operasyonu haberiyle çalkalandı. Aralarında ünlü işadamları ve üst düzey bürokratların bulunduğu 30 kişi hakkında gözaltı kararı alındığı, ancak yönetim kadroları tasfiye operasyonuyla tümüyle değiştirilen Emniyet’in buna uymadığı iddia edildi.İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’nın yeni bir soruşturma daha başlattığı iddiaları dün gündeme bomba gibi düştü. Ergenekon davasının da savcıları arasında yer alan Muammer Akkaş’ın, karapara aklama, rüşvet, yolsuzluk ve ihaleye fesat karıştırmakla suçlanan 30 kişi hakkında gözaltı ve arama kararı aldığı ileri sürüldü. Ancak Emniyet’in savcılığın talimatına rağmen söz konusu isimleri gözaltına almak için harekete geçmediği, bunun üzerine savcının İstanbul Valisi, Emniyet Müdürü ve Mali Şube Müdürü hakkında soruşturma başlattığı öğrenildi. İddialara göre 1,5 yıl önce başlatılan soruşturmanın ekonomik büyüklüğü 100 milyar doları buluyor. Savcılık 28 büyük ihale ve usulsüz işlemi yakın takibe aldı. Aralarında Başbakan Tayyip Erdoğan’ın yakınları, bazı bürokratlar ve işadamlarının da bulunduğu isimlere ciddi suçlamaların yöneltildiği öne sürülüyor.Alınan bilgilere göre, haksız kazanç, şirketlerde gizli ortaklık, yolsuzluk ve rüşvet ilişkileriyle ilgili iddialar üzerine 2012 Mart ayında soruşturma başlatıldı. Ekonomik boyutu 100 miyar doları bulan dosyadaki önemli suçlamalar şöyle sıralanıyor: “Milyar dolarlık arsaların ihalesiz çok ucuza devri, madenlere zorla çökerek işadamlarının elinden gasp edilmesi, ihalelerin önceden ayarlanması, beş işadamından ihale karşılığı 100’er milyon dolar rüşvet alınması, bazı şirketlere verilen milyarlarca dolarlık usulsüz iş, SİT alanlarının rüşvet çarkıyla derecelerinin değiştirilerek imara açılıp devasa rantlar elde edilmesi.”Soruşturma deşifre olduİstanbul merkezli ‘büyük rüşvet ve yolsuzluk operasyonu’nun ardından değiştirilen kadrolar ve yeni düzenlemeler üzerine hükümet, yürütülen diğer soruşturmadan haberdar oldu. Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in dosyanın kapatılması için İstanbul Başsavcısı Turan Çolakkadı’ya yoğun baskı yaptığı öne sürüldü. TİB Başkanlığı’na yapılan ani atamanın da bu soruşturmanın detaylarının öğrenilmesi amacını taşıdığı iddia edildi. Adalet Bakanı Ergin’le birlikte Başbakanlık Müsteşarı Efgan Ala’nın da soruşturmanın kapatılması için yoğun çaba sarfettiği ve Mali Şube üzerine büyük baskı kurduğu ileri sürüldü.Öte yandan, Savcı Muammer Akkaş’ın gözaltı kararlarını yerine getirmeyen Mali Şube Müdürü’nün sabahtan akşama kadar Çağlayan Adliyesi’nde bulunduğu, şube müdürlerinin de telefonlara çıkmadığı iddia edildi. Savcının talimatlarını yerine getirmediği iddiasını değerlendiren eski Cumhuriyet Savcısı Ahmet Gündel ise şu açıklamayı yaptı: “Yetkili kolluk amiri, savcının verdiği talimatı yerine getirmezse görevi kötüye kullanma ve adli soruşturmayı engelleme suçu işlemiş olur. Kurumsal bir tavır olarak kasıtlı bir şekilde soruşturmayı engellemek için yapılıyorsa sonuçları siyasi ve cezai olur.”İşte iddialar:İstanbul Etiler’de bölgenin tek boş arazisi olan ve piyasa değeri 1 milyar doları bulan Etiler Polis Okulu arazisi 460 milyon dolara bir şirkete ihalesiz satıldı. Bu yolla devlet yaklaşık 600 milyon dolar zarara uğratıldı. Arazinin üzerine yapılacak konut ile zararın birkaç milyar dolarları bulacağı hesaplandı.Söz konusu şirket, Orman Bakanlığı’nın maden için izin vermediği Sultanbeyli Paşaköy orman sahasında bulunan maden arazisine bir ay gibi kısa bir sürede işletme izni aldı. 10 milyar dolarlık maden işletme izni karşılığında işletme sahibine herhangi bir ödeme yapılmadan yüzde 50 hisse ile ortak olundu. Daha sonra ise işletme sahibi ortaklıktan çıkarıldı ve şirket işletmeye tamamen el koydu.Bir medya grubunun elinde bulunan yazılı ve görsel medya organlarının satın alınması için bazı işadamlarından 100’er milyon dolar para toplandı.İstanbul Pendik Üçağaç mevkii civarında bulunan 249 parseldeki arazinin Kadıköy 3. İcra İflas Müdürlüğü’nden pazarlık ile satışı gerçekleştirildi. İhaleye çıkmadan önce fason şirketler kuruldu ve ihaleye bunların girmesi sağlandı.İzmir Urla sınırları Zeytineli dolaylarındaki bir arazi tamamen usulsüz şekilde 1. derece sit alanından 3. derece sit alanı haline getirildi. Arazinin henüz imara açılmadan üzerinde binalar yapılmaya başlandı.Mecidiyeköy-Mahmutbey Metro Hattı İhalesi’ne fesat karıştırıldı. İhale tarihinden birkaç gün önce bazı şirketlerin yöneticileri bir araya gelerek ihalede verilecek teklifleri birlikte kararlaştırdı.Planlanan 14 termik santral, özelleştirme kapsamından çıkarıldı ve yenilenmesi için bir şirkete ihale edildi.İnşaat sektöründe imar sorunu yaşayan işadamlarına rüşvet karşılığında yardımcı olundu. İşadamları aldıkl
Zaman
En Çok Okunan
26.12.2013
YeniyolsuzluksoruşturmasındasavcılıklaemniyetkarşıkarşıyageldiYeni yolsuzluk soruşturmasında savcılıkla emniyet karşı karşıya geldi
Yeni yolsuzluk soruşturmasında savcılıkla emniyet karşı karşıya geldi
Zaman
26.12.2013
01:59
Türkiye dün, yeni bir yolsuzluk ve ihaleye fesat karıştırma operasyonu haberiyle çalkalandı. Aralarında ünlü işadamları ve üst düzey bürokratların bulunduğu 30 kişi hakkında gözaltı kararı alındığı, ancak yönetim kadroları tasfiye operasyonuyla tümüyle değiştirilen Emniyet’in buna uymadığı iddia edildi.İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’nın yeni bir soruşturma daha başlattığı iddiaları dün gündeme bomba gibi düştü. Ergenekon davasının da savcıları arasında yer alan Muammer Akkaş’ın, karapara aklama, rüşvet, yolsuzluk ve ihaleye fesat karıştırmakla suçlanan 30 kişi hakkında gözaltı ve arama kararı aldığı ileri sürüldü. Ancak Emniyet’in savcılığın talimatına rağmen söz konusu isimleri gözaltına almak için harekete geçmediği, bunun üzerine savcının İstanbul Valisi, Emniyet Müdürü ve Mali Şube Müdürü hakkında soruşturma başlattığı öğrenildi. İddialara göre 1,5 yıl önce başlatılan soruşturmanın ekonomik büyüklüğü 100 milyar doları buluyor. Savcılık 28 büyük ihale ve usulsüz işlemi yakın takibe aldı. Aralarında Başbakan Tayyip Erdoğan’ın yakınları, bazı bürokratlar ve işadamlarının da bulunduğu isimlere ciddi suçlamaların yöneltildiği öne sürülüyor.Alınan bilgilere göre, haksız kazanç, şirketlerde gizli ortaklık, yolsuzluk ve rüşvet ilişkileriyle ilgili iddialar üzerine 2012 Mart ayında soruşturma başlatıldı. Ekonomik boyutu 100 miyar doları bulan dosyadaki önemli suçlamalar şöyle sıralanıyor: “Milyar dolarlık arsaların ihalesiz çok ucuza devri, madenlere zorla çökerek işadamlarının elinden gasp edilmesi, ihalelerin önceden ayarlanması, beş işadamından ihale karşılığı 100’er milyon dolar rüşvet alınması, bazı şirketlere verilen milyarlarca dolarlık usulsüz iş, SİT alanlarının rüşvet çarkıyla derecelerinin değiştirilerek imara açılıp devasa rantlar elde edilmesi.”Soruşturma deşifre olduİstanbul merkezli ‘büyük rüşvet ve yolsuzluk operasyonu’nun ardından değiştirilen kadrolar ve yeni düzenlemeler üzerine hükümet, yürütülen diğer soruşturmadan haberdar oldu. Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in dosyanın kapatılması için İstanbul Başsavcısı Turan Çolakkadı’ya yoğun baskı yaptığı öne sürüldü. TİB Başkanlığı’na yapılan ani atamanın da bu soruşturmanın detaylarının öğrenilmesi amacını taşıdığı iddia edildi. Adalet Bakanı Ergin’le birlikte Başbakanlık Müsteşarı Efgan Ala’nın da soruşturmanın kapatılması için yoğun çaba sarfettiği ve Mali Şube üzerine büyük baskı kurduğu ileri sürüldü.Öte yandan, Savcı Muammer Akkaş’ın gözaltı kararlarını yerine getirmeyen Mali Şube Müdürü’nün sabahtan akşama kadar Çağlayan Adliyesi’nde bulunduğu, şube müdürlerinin de telefonlara çıkmadığı iddia edildi. Savcının talimatlarını yerine getirmediği iddiasını değerlendiren eski Cumhuriyet Savcısı Ahmet Gündel ise şu açıklamayı yaptı: “Yetkili kolluk amiri, savcının verdiği talimatı yerine getirmezse görevi kötüye kullanma ve adli soruşturmayı engelleme suçu işlemiş olur. Kurumsal bir tavır olarak kasıtlı bir şekilde soruşturmayı engellemek için yapılıyorsa sonuçları siyasi ve cezai olur.”İşte iddialar:İstanbul Etiler’de bölgenin tek boş arazisi olan ve piyasa değeri 1 milyar doları bulan Etiler Polis Okulu arazisi 460 milyon dolara bir şirkete ihalesiz satıldı. Bu yolla devlet yaklaşık 600 milyon dolar zarara uğratıldı. Arazinin üzerine yapılacak konut ile zararın birkaç milyar dolarları bulacağı hesaplandı.Söz konusu şirket, Orman Bakanlığı’nın maden için izin vermediği Sultanbeyli Paşaköy orman sahasında bulunan maden arazisine bir ay gibi kısa bir sürede işletme izni aldı. 10 milyar dolarlık maden işletme izni karşılığında işletme sahibine herhangi bir ödeme yapılmadan yüzde 50 hisse ile ortak olundu. Daha sonra ise işletme sahibi ortaklıktan çıkarıldı ve şirket işletmeye tamamen el koydu.Bir medya grubunun elinde bulunan yazılı ve görsel medya organlarının satın alınması için bazı işadamlarından 100’er milyon dolar para toplandı.İstanbul Pendik Üçağaç mevkii civarında bulunan 249 parseldeki arazinin Kadıköy 3. İcra İflas Müdürlüğü’nden pazarlık ile satışı gerçekleştirildi. İhaleye çıkmadan önce fason şirketler kuruldu ve ihaleye bunların girmesi sağlandı.İzmir Urla sınırları Zeytineli dolaylarındaki bir arazi tamamen usulsüz şekilde 1. derece sit alanından 3. derece sit alanı haline getirildi. Arazinin henüz imara açılmadan üzerinde binalar yapılmaya başlandı.Mecidiyeköy-Mahmutbey Metro Hattı İhalesi’ne fesat karıştırıldı. İhale tarihinden birkaç gün önce bazı şirketlerin yöneticileri bir araya gelerek ihalede verilecek teklifleri birlikte kararlaştırdı.Planlanan 14 termik santral, özelleştirme kapsamından çıkarıldı ve yenilenmesi için bir şirkete ihale edildi.İnşaat sektöründe imar sorunu yaşayan işadamlarına rüşvet karşılığında yardımcı olundu. İşadamları aldıkl
Zaman
Güncel
26.12.2013
YeniyolsuzluksoruşturmasındasavcılıklaemniyetkarşıkarşıyageldiYeni yolsuzluk soruşturmasında savcılıkla emniyet karşı karşıya geldi
Yeni yolsuzluk soruşturmasında savcılıkla emniyet karşı karşıya geldi
Zaman
26.12.2013
01:59
Türkiye dün, yeni bir yolsuzluk ve ihaleye fesat karıştırma operasyonu haberiyle çalkalandı. Aralarında ünlü işadamları ve üst düzey bürokratların bulunduğu 30 kişi hakkında gözaltı kararı alındığı, ancak yönetim kadroları tasfiye operasyonuyla tümüyle değiştirilen Emniyet’in buna uymadığı iddia edildi.İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’nın yeni bir soruşturma daha başlattığı iddiaları dün gündeme bomba gibi düştü. Ergenekon davasının da savcıları arasında yer alan Muammer Akkaş’ın, karapara aklama, rüşvet, yolsuzluk ve ihaleye fesat karıştırmakla suçlanan 30 kişi hakkında gözaltı ve arama kararı aldığı ileri sürüldü. Ancak Emniyet’in savcılığın talimatına rağmen söz konusu isimleri gözaltına almak için harekete geçmediği, bunun üzerine savcının İstanbul Valisi, Emniyet Müdürü ve Mali Şube Müdürü hakkında soruşturma başlattığı öğrenildi. İddialara göre 1,5 yıl önce başlatılan soruşturmanın ekonomik büyüklüğü 100 milyar doları buluyor. Savcılık 28 büyük ihale ve usulsüz işlemi yakın takibe aldı. Aralarında Başbakan Tayyip Erdoğan’ın yakınları, bazı bürokratlar ve işadamlarının da bulunduğu isimlere ciddi suçlamaların yöneltildiği öne sürülüyor.Alınan bilgilere göre, haksız kazanç, şirketlerde gizli ortaklık, yolsuzluk ve rüşvet ilişkileriyle ilgili iddialar üzerine 2012 Mart ayında soruşturma başlatıldı. Ekonomik boyutu 100 miyar doları bulan dosyadaki önemli suçlamalar şöyle sıralanıyor: “Milyar dolarlık arsaların ihalesiz çok ucuza devri, madenlere zorla çökerek işadamlarının elinden gasp edilmesi, ihalelerin önceden ayarlanması, beş işadamından ihale karşılığı 100’er milyon dolar rüşvet alınması, bazı şirketlere verilen milyarlarca dolarlık usulsüz iş, SİT alanlarının rüşvet çarkıyla derecelerinin değiştirilerek imara açılıp devasa rantlar elde edilmesi.”Soruşturma deşifre olduİstanbul merkezli ‘büyük rüşvet ve yolsuzluk operasyonu’nun ardından değiştirilen kadrolar ve yeni düzenlemeler üzerine hükümet, yürütülen diğer soruşturmadan haberdar oldu. Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in dosyanın kapatılması için İstanbul Başsavcısı Turan Çolakkadı’ya yoğun baskı yaptığı öne sürüldü. TİB Başkanlığı’na yapılan ani atamanın da bu soruşturmanın detaylarının öğrenilmesi amacını taşıdığı iddia edildi. Adalet Bakanı Ergin’le birlikte Başbakanlık Müsteşarı Efgan Ala’nın da soruşturmanın kapatılması için yoğun çaba sarfettiği ve Mali Şube üzerine büyük baskı kurduğu ileri sürüldü.Öte yandan, Savcı Muammer Akkaş’ın gözaltı kararlarını yerine getirmeyen Mali Şube Müdürü’nün sabahtan akşama kadar Çağlayan Adliyesi’nde bulunduğu, şube müdürlerinin de telefonlara çıkmadığı iddia edildi. Savcının talimatlarını yerine getirmediği iddiasını değerlendiren eski Cumhuriyet Savcısı Ahmet Gündel ise şu açıklamayı yaptı: “Yetkili kolluk amiri, savcının verdiği talimatı yerine getirmezse görevi kötüye kullanma ve adli soruşturmayı engelleme suçu işlemiş olur. Kurumsal bir tavır olarak kasıtlı bir şekilde soruşturmayı engellemek için yapılıyorsa sonuçları siyasi ve cezai olur.”İşte iddialar:İstanbul Etiler’de bölgenin tek boş arazisi olan ve piyasa değeri 1 milyar doları bulan Etiler Polis Okulu arazisi 460 milyon dolara bir şirkete ihalesiz satıldı. Bu yolla devlet yaklaşık 600 milyon dolar zarara uğratıldı. Arazinin üzerine yapılacak konut ile zararın birkaç milyar dolarları bulacağı hesaplandı.Söz konusu şirket, Orman Bakanlığı’nın maden için izin vermediği Sultanbeyli Paşaköy orman sahasında bulunan maden arazisine bir ay gibi kısa bir sürede işletme izni aldı. 10 milyar dolarlık maden işletme izni karşılığında işletme sahibine herhangi bir ödeme yapılmadan yüzde 50 hisse ile ortak olundu. Daha sonra ise işletme sahibi ortaklıktan çıkarıldı ve şirket işletmeye tamamen el koydu.Bir medya grubunun elinde bulunan yazılı ve görsel medya organlarının satın alınması için bazı işadamlarından 100’er milyon dolar para toplandı.İstanbul Pendik Üçağaç mevkii civarında bulunan 249 parseldeki arazinin Kadıköy 3. İcra İflas Müdürlüğü’nden pazarlık ile satışı gerçekleştirildi. İhaleye çıkmadan önce fason şirketler kuruldu ve ihaleye bunların girmesi sağlandı.İzmir Urla sınırları Zeytineli dolaylarındaki bir arazi tamamen usulsüz şekilde 1. derece sit alanından 3. derece sit alanı haline getirildi. Arazinin henüz imara açılmadan üzerinde binalar yapılmaya başlandı.Mecidiyeköy-Mahmutbey Metro Hattı İhalesi’ne fesat karıştırıldı. İhale tarihinden birkaç gün önce bazı şirketlerin yöneticileri bir araya gelerek ihalede verilecek teklifleri birlikte kararlaştırdı.Planlanan 14 termik santral, özelleştirme kapsamından çıkarıldı ve yenilenmesi için bir şirkete ihale edildi.İnşaat sektöründe imar sorunu yaşayan işadamlarına rüşvet karşılığında yardımcı olundu. İşadamları aldıkl
Zaman
Ana Sayfa
26.12.2013
YeniyolsuzluksoruşturmasındasavcılıklaemniyetkarşıkarşıyageldiYeni yolsuzluk soruşturmasında savcılıkla emniyet karşı karşıya geldi
Vali, toplulaştırma çalışmaları hakkında köylüleri bilgilendirdi
Zaman
20.11.2013
13:58
Muş Valisi Vedat Büyükersoy, arazi toplulaştırmasının tamamlanması halinde çiftçinin cebine girecek paranın artacağını söyledi. Beraberinde Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdür Vekili Osman Akar ile Hasköy ilçesine bağlı Eşmepınar köyünde devam eden arazi toplulaştırma çalışmalarını inceleyen Vali Büyükersoy, köy kıraathanesinde vatandaşlarla bir araya geldi. Vatandaşlara arazi toplulaştırmasıyla ilgili bilgi veren Vedat Büyükersoy, bu çalışmanın çok önemli olduğunu belirtti. Ülkede tarım arazilerinin çeşitli nedenlerle küçüldüğünü, parçalara bölündüğünü belirten Vali Büyükersoy, bundan dolayı verimlilik, karlılık olması gerekenden çok aşağılarda kaldığını vurguladı. Arazi toplulaştırmasının, çeşitli sebeplerle parçalanmış küçük parçalar halinde olmasından dolayı ekonomik üretime imkan vermeyecek olan bu arazi parçalarının bir araya getirilmesi işlemi olduğunu ifade etti. Büyükersoy şöyle konuştu; Çiftçilik yapan köylümüzün, 10 yere gideceğine tek yere gitmesini sağlayacak. Yakıttan ve zamandan tasarruf sağlanacak, arazi bütünleşeceği için ekonomik katkı sağlanacak. Bu proje bunun için çok önemli. Bunun yanı sıra Toprak Reformu Genel Müdürlüğü, toplulaştırma yaptığı yerlere ilave hizmetler de yapıyor. Toplulaştırma yapıldığı için çiftçinin arazisi daha ekonomik hale geliyor. Ayrıca, oraya kanalizasyon, sulama, artıma tesisler, tarla içi yollar gibi hizmetler de yapılıyor. Bu toplulaştırma da aynı öyledir. Aslında Muş Ovası, Türkiyenin üçüncü büyük ovası. Burada toplulaştırma yapıldığı takdirde bizim gelirimiz artacak, cebimize giren para artacak. O bakımdan toplulaştırmanın bir an önce tamamlanması için hep beraber çalışacağız.Köylüyle, çiftçinin farklı olduğunu dile getiren Büyükersoy; Özellikle miras hukukundan kaynaklanan sebeplerden dolayı Türkiyede arazi parçalanması, bölünmesi çok büyük oranlardadır. Bu da ekonomik üretimi engelleyici bir faktördür. Eğer siz Kanadada, Amerikada olsanız 4-5 bin dönümün altında tahıl ekmeye müsaade etmezler. Biz de 10 dönüme buğday ekiyor. Çünkü arazi parçalanmış. 10 dönüme buğday eken adama ne iş yapıyorsun diye sorulduğunda çiftçiyim diyor. Köyde oturmakla, köylü olmakla çiftçi olmak farklı şeydir. Bunu da anlamak lazım. köyde oturabilirsin ama çiftçi olamazsın. Çiftçi olmanın şartları farklıdır. Üretimin ekonomik olması için arazinin bütünlüğünü çok büyük faydası vardır. dedi.Arazi toplulaştırmasının vatandaşlar arasında memnuniyetle karşılandığını dile getiren Büyükersoy; Toplulaştırmadan memnun olmayan vatandaşımız olabilir ama yüzde 99 civarında memnuniyet görüyoruz. İnşallah toplulaştırma bittiğinde köylümüz bulunduğu notadan çok daha iyi bir noktaya gelmiş olacak. Köy içinde toplulaştırma yapılırken, kanalizasyonlar da yapılmış olacak. Bunu çok önemsiyoruz. Çünkü hiçbir köyümüzün kendi imkanıyla kanalizasyonunu yapması mümkün görünmüyor. Bizim de Özel İdare olarak kanalizasyon yapmamız maliyet açısından çok külfet getirir. Biz kanalizasyondan önce yolları yapmakla meşgulüz. Bu bakımdan toplulaştırma büyük bir fırsattır. Toplulaştırma vasıtasıyla diğer hizmetleri de alıyoruz. 2-3 yıl içerisinde toplulaştırmanın semeresini hep birlikte görmüş olacağız. Toplulaştırma çalışmasının yapılacağı yerlerdeki hazine arazilerinin köylülerimize satışı yapılabilir. Öncelikli olarak kullanana satış imkanı var. Biz de buna müspet bakıyoruz. Toplulaştırma bittiğinde vatandaşlarımızın hazine arazilerinden de istifade etme imkanı ortaya çıkmış olacak diye konuştu.Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdür Vekili Osman Akar ise, ülke nüfusunun arttığını ve buna paralel olarak gıda maddelerine olan ihtiyacın da arttığını dile getirip, Bunun için birim alandan daha fazla verim alabilmemiz gerekiyor. Bunların bir aşaması da parçalanmış, üretimde kullanılması zor görünen, tarımsal alet ve ekipmanın çalışmasının zor olan arazilerin bir araya getirilerek birim alandan hem zaman, hem yakıt, hem de diğer tüm aşamalar açısından daha fazla verim alabilecek şekilde arazilerin bir araya getirilmesi amacıyla toplulaştırma yapıyoruz. 4 kısımda yaklaşık 78 köyde, 93 bin hektarlık alanda toplulaştırma yapılıyor dedi.Büyükersoy, daha sonra Eşmepınar köyünde arazi toplulaştırması kapsamında devam eden kanalizasyon çalışmalarını inceleyerek bilgi aldı. CİHAN
Zaman
Son Dakika
20.11.2013
ValitoplulaştırmaçalışmalarıhakkındaköylüleribilgilendirdiVali toplulaştırma çalışmaları hakkında köylüleri bilgilendirdi
Uşak 112 Acil Sağlık personeli arazi ambulansı eğitim aldı
Zaman
12.11.2013
11:54
Uşak İl Sağlık Müdürlüğü 112 Acil Sağlık Hizmetleri Birimi, kış aylarında kırsal kesimdeki vakalara daha etkili müdahale için offroad eğitimi aldı. Eğitimler, Sağlık Bakanlığınca tahsis edilen arazi ambulanslarının amacına uygun kullanılması amacıyla İl Sağlık Müdürlüğü tarafından hazırlanan ve Zafer Kalkınma Ajansı (ZEKA) tarafından desteklenen 4x4 Ambulans Sürüş Teknikleri Eğitimi projesi kapsamında verildi. İl Sağlık Müdürü Dr. Alper Cem Ünal, paramedik Adem Pür, acil tıp teknisyenleri Rıza Sıkılı, Mehmet Koşar, Ayhan Doğan ve Mehmet Duran, İstanbulda sürüş teknikleri uzmanı Ender Kozludan üç gün eğitim gördü. Zorlu arazi şartlarındaki sürüşlerle arazi ambulanslarının dinamikleriyle vakaya ulaşma ve hızlı hareket edilebilmesi konularını kapsayan eğitime katılan personel, sertifika alamaya hak kazandı. Konu hakkında bilgi veren İl Sağlık Müdürü Ünal, “112 Ambulans Başhekimliği olarak şu anda şehir merkezinde vakalara ulaşabilme süremiz 6 dakika. Kırsal kesimde ise vakaya ulaşabilirlik oranımız yüzde 100dür. Hizmetlerimizin daha kaliteli ve daha çabuk olması amacıyla bir proje hazırladık. Teorik eğitimler, ileri sürüş teknikleri, defansif ve yol güvenlik sistemleriyle ilgili bilgiler aldık. Amacımız Banaz, Eşme, Sivaslı gibi ilçelerimizde bulunan kırsal kesimdeki engebeli arazilerde, bize ihtiyacı olan vakalara çok hızlı, etkin ve verimli ulaşmak. Buradaki eğitime katılan bütün arkadaşlarım, başarılı olarak sertifika almaya hak kazandı. Bu arkadaşlarımız, Uşak’ta eğitim verme yetkisine sahip oldu. Projenin devamında 112 ambulanslarında görev yapan bütün arkadaşlarımıza, 4x4 arazi araçları ve günlük olarak kullandığımız ambulanslarımızla ilgili ileri sürüş teknikleri eğitimini vermeyi amaçlıyoruz.” dedi. CİHAN
Zaman
Son Dakika
12.11.2013
Uşak112AcilSağlıkpersoneliaraziambulansıeğitimaldıUşak 112 Acil Sağlık personeli arazi ambulansı eğitim aldı
A. Turan Alkan - Sancaklar Camii'ni niçin eleştiriyorum?
Zaman
03.11.2013
01:58
Emre Arolat, Türkiye’nin en iyi mimarlarından. “Ben artık oldum, kendimi aştım; bundan sonra ne yapsam gider” diyerek iyi mimarlık prestijiyle avunanlardan değil. Meraklı, okuyan, araştıran ve kendini geliştirmek isteyen bir sanatçı.Mimarlığın hemen bütün konularında eser vermiş olmasına rağmen bugüne kadar bir camiye imza atmamış olmasını kendince eksiklik kabul ederek İstanbul Büyükçekmece’deki Toskana Vadisi (İsim bulma sıkıntısı bizi ne hallere sokuyor?) mıntıkasında bir cami projesini gerçekleştirdi. Cami inşa edildi ve geçenlerde ibadete açıldı. Mekân alışıldık cami görüntüsünden farklı. Dışardan bakınca bir mâbed olduğu kolay farkedilmiyor; toprak seviyesinden yukarı doğru yükselmek yerine yeraltına ve gözlerden uzağa çekilme anafikri üzerine kurulmuş. Projenin sahibi tanınmış işadamlarından Ethem Sancak, bu farklı tercihi temel atma töreninde, “Sancaklar ailesi olarak 8’in üstünde cami, 20’ye yakın hastane yaptık. Camilerle ilgili günümüz çağının çizgilerinden farklı hep geleceğe yönelik çalışmalar yapmaya hassasiyet gösterdik” sözleriyle izah ediyor. * Arkitera.com’a yaptığı açıklamada Emre Arolat, Sancaklar Camii’nde ne yapmak istediğini şöyle savunuyor: “Doğrusu İslam felsefesi ve ibadet mekânları uzun süredir ilgimi çeken bir konu. Daha önce yaptığım araştırmalar, okumalar vardı ama bir cami projesi söz konusu olunca bunları tazelemek ve hatta biraz da genişletmem gerekti. O yüzden Sancaklar Vakfı böyle bir işi istediğinde biraz beni beklemeleri gerekeceğini söyledim. Onlar da anlayışla karşıladı. Aylarca tasarım grubu olarak derinlemesine bu konuyu tartıştık. Bilgi sahibi olduğunu düşündüğümüz derinlikli makaleler üzerinde çalışmalar yaptık. Bizim yaptığımız projeler içinde hayli küçük ölçekli sayılabilecek bu yapının tasarımına başlamadan önce çok uğraştık. Namaz ibadetinin olması gerektiği gibi ve huşu içinde gerçekleştirilebilmesi için bu mekânın nasıl bir hissiyat üretmesi gerektiği üzerine çok uzun tartıştık. Neticede ortaya çıkan mekânın böyle bir işlevi yerine getirebilecek niteliklerde olması beni çok sevindiriyor.” * Cami, hafif meyilli boş arazi içinde iddiasız bir şekilde yükselen birkaç taş duvar ve ilk bakışta bir nevi yüksek baca olduğu intibaı veren bir taş kule görüntüsü veriyor. Ancak yakına girince duvarlardan birine konulmuş Vavlı bir hüsnühat kompozisyonu ile mekânın dinle alakalı bir yapı olduğu seziliyor. Henüz fikir halindeyken proje taslağını gördüğüm bu cami hakkındaki ilk düşüncem, “Niçin sanki özellikle gözden saklanmaya, gizlenmeye çalışılmış?” oldu. Biliyorsunuz, yeni cami inşası söz konusu olunca abartılı hacimlere, insan ölçeğini ezen mübalağalı yükseltilere hoş gözle bakan biri değilim fakat bir mâbedin, sanki kusurlu ve ortalık yerden kaldırılması gereken bir yapı imiş gibi gizlenmesi de hoşuma gitmedi. Camilerimize, özellikle mahalle aralarındaki mescidlerimize mütevazı ifade çok yakışıyor fakat Sancaklar Camii’ni görünce, -Tevazuun bu kadarı da abartılı, demekten kendimi alamadım. Bu bir tercih, yapının tabii arazi içinde çok küçük müdahalelerle varla yok arasında bir heyet göstermesi mimari açıdan heyecan verici olabilir; benim tercihim ve kanaatim ise aksi yönde. * Arolat, projesinin eski namazgâhları andırdığını öne sürerek, “Bu alanda yer alan tek düşey kitle, bir minareden beklenebilecek işlevlerin önemli bir bölümünü üstleniyor. Uzaktan bakıldığında, buranın bir ‘yer’ olduğunu imliyor. Üzerinde bulunan ve yaklaştıkça okunaklı hale gelen yazı, buranın bir ibadet mekânı olduğuna dair izlenimleri keskinleştiriyor” diyor. Ancak çok yakına girildiğinde farkedilebilen bir ibadet mekânı veya bir “yer”. Keşke mimarlarımız ve özellikle Emre Arolat, gerçekleştirdikleri diğer projelerde de arazinin tabii akışına tam bir saygı ifadesiyle mekânı ancak yakınına girildiğinde farkedilebilir tarzda tasarlamış olsaydılar diye düşünüyorum. Bu güzel ve farklı fikir Zincirlikuyu’daki Zorlu Center’de uygulanabilmiş olsaydı doğrusu çok saygı duyardım. Toprak altına doğru yayılmış ve ancak sekiz-on metre yakınına girildiğinde farkedilebilen bir iş merkezi, bir AVM düşünebiliyor musunuz! * Sancaklar Camii, farklı mimarlığının ödülünü aldı ve Singapur’da düzenlenen Dünya Mimarlık Festivali’nde, bu yıl dini yapılar kategorisinde birincilik ödülüne lâyık görüldü. Bu tercihteki kriterleri şahsen anlamıyorum fakat jürinin benimle aynı fikirde olmadığı âşikâr; onlar bu projede farklı bir fikir, farklı bir arayışın eserini görüp takdire değer bulmuşlar. Bu haberi duyuran EAA mahreçli basın bülteninde, Singapur’daki jürinin tercih sebeplerine de yer veriliyor. Buna göre seçici kurul, “Işı
Zaman
Köşe Yazıları
03.11.2013
ATuranAlkan-SancaklarCamiininiçineleştiriyorum?A Turan Alkan - Sancaklar Camiini niçin eleştiriyorum?
Anayasa Mahkemesi uzun yargılamayı tazminata hükmetti
Zaman
02.11.2013
01:53
Anayasa Mahkemesi (AYM), uzun yargılama konusunda önemli bir karara imza attı. 1997 yılında açtıkları kadastro davası halen sonuçlanmayan iki vatandaşın bireysel başvurusunu karara bağlayan Yüksek Mahkeme, ‘makul sürede yargılanma’ hakkının ihlal edildiğine hükmetti. AYM, mağdur iki vatandaşa toplam 11 bin 500 TL tazminat ödenmesine karar verdi. Anayasa Mahkemesi’nin ilgili kararı Resmi Gazete’nin dünkü sayısında yayımlandı. Çanakkale’de ikamet eden S.E., 1956’da Biga ilçesine bağlı Çelikgürü köyünden bir arazi satın aldı. S.A.’nın ölümünün ardından çocukları G.E. ve T.E. 1997 yılında bazı köylülerin arazilerine tecavüz ettiklerini belirterek, Lapseki Kaymakamlığı’ndan tecavüzün önlenmesini istedi. İddiaları sabit bulmayan kaymakamlık, iki kardeşin talebini reddetti. Bu gelişme üzerine iki kardeş Lapseki Asliye Hukuk Mahkemesi’nde araziyi işgal ettiklerini belirttiği 70 köylü hakkında ‘müdahalenin meni’ davası açtı. Daha sonra arazinin bulunduğu yerde kadastro çalışması yapılması sebebiyle dava dosyası görevsizlikle Lapseki Kadastro Mahkemesi’ne gönderildi. Ancak dava halen karara bağlanamadı. İki kardeş bunun üzerine Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu. Kardeşler başvuru dilekçesinde, bu durumun adil yargılanma haklarının ihlali anlamına geldiğini savunarak ihlalin tespitini ve uğradıkları zararın da giderilmesini istedi. Başvuruyu esastan karara bağlayan AYM, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan ‘makul sürede yargılanma’ hakkının ihlal edildiğine karar verdi. İki kardeşe toplam 11 bin 500 TL tazminat ödenmesine hükmeden Yüksek Mahkeme, ayrıca 2 bin 670 liralık yargılama giderinin de iki kardeşe ödenmesine hükmetti.
Zaman
Güncel
02.11.2013
AnayasaMahkemesiuzunyargılamayıtazminatahükmettiAnayasa Mahkemesi uzun yargılamayı tazminata hükmetti
Anayasa Mahkemesi uzun yargılamayı tazminata hükmetti
Zaman
02.11.2013
01:52
Anayasa Mahkemesi (AYM), uzun yargılama konusunda önemli bir karara imza attı. 1997 yılında açtıkları kadastro davası halen sonuçlanmayan iki vatandaşın bireysel başvurusunu karara bağlayan Yüksek Mahkeme, ‘makul sürede yargılanma’ hakkının ihlal edildiğine hükmetti. AYM, mağdur iki vatandaşa toplam 11 bin 500 TL tazminat ödenmesine karar verdi. Anayasa Mahkemesi’nin ilgili kararı Resmi Gazete’nin dünkü sayısında yayımlandı. Çanakkale’de ikamet eden S.E., 1956’da Biga ilçesine bağlı Çelikgürü köyünden bir arazi satın aldı. S.A.’nın ölümünün ardından çocukları G.E. ve T.E. 1997 yılında bazı köylülerin arazilerine tecavüz ettiklerini belirterek, Lapseki Kaymakamlığı’ndan tecavüzün önlenmesini istedi. İddiaları sabit bulmayan kaymakamlık, iki kardeşin talebini reddetti. Bu gelişme üzerine iki kardeş Lapseki Asliye Hukuk Mahkemesi’nde araziyi işgal ettiklerini belirttiği 70 köylü hakkında ‘müdahalenin meni’ davası açtı. Daha sonra arazinin bulunduğu yerde kadastro çalışması yapılması sebebiyle dava dosyası görevsizlikle Lapseki Kadastro Mahkemesi’ne gönderildi. Ancak dava halen karara bağlanamadı. İki kardeş bunun üzerine Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu. Kardeşler başvuru dilekçesinde, bu durumun adil yargılanma haklarının ihlali anlamına geldiğini savunarak ihlalin tespitini ve uğradıkları zararın da giderilmesini istedi. Başvuruyu esastan karara bağlayan AYM, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan ‘makul sürede yargılanma’ hakkının ihlal edildiğine karar verdi. İki kardeşe toplam 11 bin 500 TL tazminat ödenmesine hükmeden Yüksek Mahkeme, ayrıca 2 bin 670 liralık yargılama giderinin de iki kardeşe ödenmesine hükmetti.
Zaman
Ana Sayfa
02.11.2013
AnayasaMahkemesiuzunyargılamayıtazminatahükmettiAnayasa Mahkemesi uzun yargılamayı tazminata hükmetti
Akrabalar bayram günü arazi için kavga etti: 4 ölü
Zaman
17.10.2013
01:52
Çorum’un Mecitözü ilçesinde akraba oldukları belirtilen aileler arasında arazi anlaşmazlığı yüzünden çıkan silahlı kavgada, 4 kişi hayatını kaybetti, 4 kişi yaralandı.İlçenin Aşağıkörücek köyünde Ömer Ardaş ile Ahmet Yalvaç arasında arazi anlaşmazlığı sebebiyle tartışma yaşandı. Tartışmanın kavgaya dönüşmesiyle Ardaş, Yalvaç’ı silahla ateş ederek öldürdü. Bu sırada Ömer Ardaş’ın akrabası aynı zamanda komşusu olan Bahri Üzlü, Faik Üzlü ile Nazegül Üzlü silah seslerine evlerinden dışarı çıktı. Üzlü ailesini gören Ardaş bahse konu akrabalarının üzerine ateş ederek akrabalarını da öldürdü. Daha sonra evine giden Ömer Ardaş, ölen şahısların yakınları olan Atilla Üzlü, Mustafa Üzlü ve Mevlüt Üzlü’nün geldiğini görünce oğlu Süleyman Ardaş ile birlikte, şahıslarla silahlı çatışmaya girdi. Çatışmada, Atilla, Mevlüt ve Mustafa Üzlü ile Süleyman Ardaş yaralandı. Diğer köylüler tarafından durum hemen jandarma ve 112 Acil servis ekiplerine bildirildi. Olay yerine gelen ekipler yaralıları ilk müdahalenin ardından Hitit Üniversitesi Çorum Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırdı. Yaralılardan Mevlüt Üzlü ve Atilla Üzlü’nün hayatî tehlikesinin devam ettiği öğrenildi. Jandarma ekipleri köye giriş çıkışları kısa süreli kapatarak geniş güvenlik önlemi aldı. Silahlı kavgada 4 kişiyi öldüren Ardaş ise köyde saklandığı bir evde kısa sürede yakalandı. Olay yerinde ölenler savcının incelemesinin ardından morga kaldırıldı.
Zaman
Güncel
17.10.2013
Akrabalarbayramgünüaraziiçin kavgaetti4ölüAkrabalar bayram günü arazi için kavga etti 4 ölü
Akrabaların arazi kavgası kanlı bitti: 4 ölü, 4 yaralı
Zaman
16.10.2013
23:23
Çorumun Mecitözü ilçesinde akraba oldukları belirtilen aileler arasında arazi anlaşmazı yüzünden çıkan silahlı kavgada, 4 kişi hayatını kaybetti, 4 kişi yaralandı.İlçenin Aşağıkörücek köyünde Ömer Ardaş ile Ahmet Yalvaç arasında arazi anlaşmazlığı nedeniyle tartışma yaşandı. Tartışmanın kavgaya dönüşmesiyle Ardaş, Yalvaçı silahla ateş ederek öldürdü. Bu sırada Ömer Ardaşın akrabası aynı zamanda komşusu olan Bahri Üzlü, Faik Üzlü ile Nazegül Üzlü silah seslerine evlerinden dışarı çıktı. Arazi anlaşmazlığı nedeniyle aralarında husumet bulunan Üzlü ailesini gören Ömer Ardaş bahse konu akrabalarının üzerine ateş ederek akrabalarını da öldürdü. Daha sonra evine giden Ömer Ardaş, ölen şahısların yakınları olan Atilla Üzlü, Mustafa Üzlü ve Mevlüt Üzlünün geldiğini görünce oğlu Süleyman Ardaş ile birlikte, şahıslarla silahlı çatışmaya girdi. Çatışmada, Atilla, Mevlüt ve Mustafa Üzlü ile Süleyman Ardaş yaralandı. Diğer köylüler tarafından durum hemen jandarma ve 112 Acil servis ekiplerine bildirildi. Olay yerine gelen ekipler yaralıları ilk müdahalenin ardından Hitit Üniversitesi Çorum Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırdı. Yaralılardan Mevlüt Üzlü ve Atilla Üzlünün hayati tehlikesinin devam ettiği öğrenildi. Jandarma ekipleri köye giriş çıkışları kısa süreli kapatarak geniş güvenlik önlemi aldı. Silahlı kavgada 4 kişiyi öldüren Ardaş ise köyde saklandığı bir evde kısa sürede yakalandı. Bu arada olayın duyulmasının ardından ölenlerin yakınları Hitit Üniversitesi Çorum Eğitim ve Araştırma Hastanesine geldi. Bazı vatandaşların arbede çıkartması üzerine hastaneye çok sayıda çevik kuvvet ekibi sevk edildi. Olay yerinde ölenler ise savcının incelemesinin ardından morga kaldırılacak. Olayla ilgili soruşturma ise sürüyor. CİHAN
Zaman
Son Dakika
16.10.2013
Akrabalarınarazikavgasıkanlıbitti4ölü4yaralıAkrabaların arazi kavgası kanlı bitti 4 ölü 4 yaralı
TOKİ: Projeler, imar planlarına uygun
Zaman
29.09.2013
01:56
Ataköy’deki imar ve inşaat faaliyetleriyle ilgili haberlere TOKİ’den açıklama geldi. Açıklamada, bölgedeki imar koşullarının yapılan projelere uygun olduğu, imar planlarına göre bölgede daha fazla inşaat gerçekleştirebilme imkanına rağmen bunun tercih edilmediği kaydedildi.Ataköy sahilindeki yapılaşmayla ilgili olarak semt sakinleri ve uzmanlar tarafından dile getirilen iddialar hafta içinde Zaman’da yer almıştı. Bölgenin 1991 ve 1997 yıllarında yapılan imar planlarıyla emsal değerinin 2 olduğu ‘turizm ve rekreasyon alanı’ olarak düzenlendiğinin vurgulandığı açıklamada şöyle denildi: “Bölgedeki ağaçlar İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi’ne tespit ettirilip, tarihsel yapılar ile birlikte korunması gereken tüm ağaçlar İstanbul Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’na tescil ettirilerek, tarihi ve doğal varlıkların koruma altına alınması sağlanmıştır. Turizm ve rekreasyon işlevleri korunarak, geçmişteki yanlışlıklar dikkate alınarak bölge halkının menfaati ve plan amaçları doğrultusunda kullanılmasının önü açılmıştır. Ataköy sahili olarak tanımlanan bu alan bugüne kadar tamamen boş ve halka açık rekreasyon alanı olmamıştır. Tam aksine bu bölge 1981 ve 1990 yıllarında kiralayan şirketler tarafından etrafı duvarlar ile çevrilerek halka kapatılmış, kaçak yapılar yapılmıştır. TOKİ tarafından hiçbir şekilde geçmişte yapılan 1991 ve 1997 tarihinde onaylı imar planlarına ilave olarak yapılaşmaya açan, kat yüksekliğini artıran herhangi bir iş ve işlem yapılmamıştır.” ‘Bölgenin TOKİ tarafından yapılaşmaya açıldığı gibi bir algı oluşturulmasının yanlış olduğu’ belirtilen açıklamada şu ifadeler yer aldı: “İdaremiz mülkiyetindeki parsellerin bulunduğu bölgede üzerinde kıyı kenar çizgisi işlenmiş olan 1991 ve 1997 onay tarihli imar planı doğrultusunda geçmişte de oteller ve sosyal tesisler olup, belirlenmiş kıyı kenar çizgisinde herhangi bir revizyon yapılmamıştır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca sahillerin halkın kullanımına açılmasına, kıyı kenar çizgisinden daha geride çekme mesafeleri oluşturularak yapıların kıyıdan uzakta yapılmasına, kıyıda kamuya açık yeşil alanlar oluşturulmasına, kıyı boyunca ulaşım yolları oluşturulmasına ve bu alanlarda inşaat emsalleri meri planlarından daha düşük olarak yapılaşmasına yönelik düzenlemeler yapılmıştır. ...Bahse konu arazi eski 564 ada 151 parselin ifrazından meydana gelmiş olup, Halk, Ziraat ve Emlak Bankası’ndan bedeli karşılığında TOKİ adına devralınmıştır. Bu arazilerin alınmasını müteakip taşınmaz üzerinde bulunan ve yükümlülüklerini yerine getirmeyen işletmelere karşı başlatılan hukuk mücadelesi ile arazi üzerinde imara aykırı, kaçak yapıların ve tarihi baruthane binalarına izinsiz yapılan eklentilerin yıktırılması sağlanmıştır. 2008’de tüm davalar kazanılarak 1 milyar dolar tutarındaki kamu zararı da engellenmiştir.” İSTANBUL ZAMAN
Zaman
Ekonomi
29.09.2013
TOKİProjelerimarplanlarınauygunTOKİ Projeler imar planlarına uygun
Kazakistanlı Bakan Yardımcısı Dr. Janbeyk: Türkiyeli iş adamlarına güvenimiz tam
Zaman
27.09.2013
16:35
Mardin’in Kızıltepe ilçesinde faaliyet gösteren Kızıltepe Aktif Sanayici ve Genç İşadamları Derneği (KASGİAD) üyeleri, düzenlenen Orta Asya gezisinde Kazakistan ve Kırgızistan’da yatırım alanlarını inceledi. İş adamları, Kazakistan Tarım Bakan Yardımcısı Dr. Kerimaliev Janbeyk ve Türkiye’nin Almatı Başkonsolosu Suphi Atan ile görüşmelerde bulundu. İş adamlarına ülkedeki yatırım ve teşvikleri anlatan yetkililer davette bulundu.Ülkedeki geniş ve verimli tarım arazilerine dikkat çeken Bakan Yardımcısı Janbeyk, bu konudaki Türkiyeli iş adamlarının yapacağı yatırımlarda kolaylıklar sağlayacaklarını söyledi. Türkiye’den gelen iş adamlarına güvenlerinin tam olduğunu kaydeden Janbeyk, yatırım için iş adamalarını ülkelerinde görmek istediğini dile getirdi.Janbeyk, “Biz Türkiye’den gelen iş adamlarına kolaylaştırıcı olacağız. Ülkemizde tarım ve hayvancılık için uygun ortamlar ve geniş araziler mevcut. İş adamları yaptıkları üretimde tren hatlarımızla Rusya limanlarına kolaylıkla ulaşabilir. Ülkemizdeki uygun iklim koşullarında hayvancılık yapılabilir. İş adamları bu alanlarda yapılan yatırımlarda pazar sıkıntısı yaşamayacaktır.” şeklinde konuştu. Ülkenin, özellikle tarım alanındaki imkânlarıyla ön plana çıktığını hatırlatan Almatı Başkonsolosu Suphi Atan ise Kazakistan’ın kuzey kesimlerde buğday ve tahıl üretimine elverişli alanlar olduğunu kaydetti. İş adamlarının buralarda arazi kiralayabileceklerini ve kendi yöntemleriyle tarım yapabileceklerini hatırlatan Atan, 2012 yılı buğday rekoltesinin 16.3 milyon ton olduğunun altını çizdi.Ülkede sağlık alanında hizmet veren Stan Holding ortaklarından Mardinli iş adamı Mehmet Halid Mungan da iş adamlarına alternatif yatırımlar hakkında geniş bilgi verdi. Mungan, “6 yıl önce bir MR görüntüleme merkezi ile hizmet vermeye başladığımız bu ülkede, şu anda 7 merkez ile hizmet vermekteyiz. İş adamlarımız yurt dışına yapacakları yatırımlarda Kazakistan’ı ilk sıraya koymalarını tavsiye ederim.” ifadelerini kullandı.Heyetin ikinci durağı ise son yıllarda Türkiye ile ticari anlamda önemli gelişmeler gösteren Kırgızistan oldu. Bişkek Büyükelçiliği’nde Ticaret Müşaviri Çağatay Özden ile görüşen heyet, Kırgızistan ticareti hakkında bilgi aldı. Türkiye’nin, Kırgızistan’a olan ihracatının her gün biraz daha arttığına dikkat çeken Özden, “Son dönemde yıllık yüzde 30 dolayında ihracat artışı görülmektedir. Eğer karşılıklı olarak yapılan ticaret benzer şekilde artış gösterirse devamlılığı olacaktır. Orta Asya ülkelerine göre ithalat ve ihracatta en düşük vergiler Kırgızistan’dadır. 2013-2014 yılları için hedef sektörler ise sağlık, sinema ve eğitim sektörleri seçilmiş durumda. Bu sektörlerde faaliyet gösteren iş adamlarımızı yatırıma bekliyoruz.” diye konuştu.İş adamlarının her iki ülkede incelemelerde bulunduğunu belirten KASGİAD Başkanı Seyithan Karaozan, derneklerinin Türkiye İş Adamları ve Sanayiciler Konfederasyonu’na (TUSKON) bağlı olduğunu hatırlattı. Karaozan, şöyle dedi: “TUSKON’un dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi buralarda da bize sunmuş olduğu imkânları göz ardı etmemek gerekir. Bu imkânlar çerçevesinde bizim de iş adamları olarak daha çok ülke ziyaret edip yurt dışına açılmamız gerekiyor. Kazakistan ve Kırgızistan’da gördük ki Türkiyeli iş adamlarına çok ciddi bir güven var. Bunu da ticarette sağladıkları imkânlarla gösteriyorlar. Kızıltepe KASGİAD olarak sonraki hedefimiz bir Afrika ülkesi olacaktır.” CİHAN
Zaman
Son Dakika
27.09.2013
KazakistanlıBakanYardımcısıDrJanbeykTürkiyeliadamlarınagüvenimiztamKazakistanlı Bakan Yardımcısı Dr Janbeyk Türkiyeli iş adamlarına güvenimiz tam
Katliamın altından mısır tarlasına giren biçerdöver çıktı
Zaman
21.09.2013
03:50
Mardin’de, önceki gün cezaevi önünde kan davalıları tarafından tabancayla başlarından vurularak öldürülen 3’ü çocuk, 2’si kadın 5 kişinin cenazeleri Diyarbakır’da gözyaşları arasında toprağa verildi.Jandarma, kan davasının başladığı Mardin’in Savur ilçesine bağlı Yayla köyünde 3 kişiyi gözaltına aldı. Erkal ailesi ile İpek ailesi arasında mısır tarlasından biçerdöver geçmesi sebebiyle başlayan kan davasında bugüne kadar 9 kişi hayatını kaybetti. Katliamın mağdurlarından Bedirhan Süer (70), aileleri barıştırmak için her yolu denediklerini, kanaat önderleri ve aile büyüklerinin defalarca Erkal ailesiyle görüştüğünü, ancak onların barışmaya yanaşmadığını ifade etti. Süer, kan davalarında bugüne kadar bilinçli olarak kadın ve çocukların öldürülmediğine de dikkat çekti.Türkiye’yi yasa boğan katliamla ilgili daha önce barış görüşmelerinin yapıldığı ancak intikam duygusu nedeniyle sonuç vermediği ortaya çıktı. Mardin’de bir yıl önce İski ve Bekiri aşiretleri arasında başlayan kan davasının bitirilmesi için bölgenin kanaat önderlerinin ailelerle görüştüğü ancak son olayı gerçekleştirdiği iddia edilen İski aşiretinin tüm girişimlere rağmen barışmak istemediği belirtildi. Kan davasının mağdurlarından Bedirhan Süer (70), 50 yıl önce Diyarbakır’a göç ettiğini, ancak amcasının çocuklarının Savur’da ikamet etmeye devam ettiğini söyledi. Akrabalarıyla köydeki aileler arasında geçen yıl mısır tarlasından biçerdöverin geçmesi nedeniyle kavga çıktığını anlatan Süer, “Bu olayda iki kişi hayatını kaybetti. Akrabalarım Mehmet İpek, Celil Süer ve Abdulkadir Süer tutuklanarak cezaevine gönderildi. Bizim akrabalarımız köyden çıkarak Diyarbakır’a yerleşti. Husumetli taraf buradaki evi tespit ederek kundakladı. İki çocuk yanarak öldü.” diye konuştu. Köyde ikamet eden ve oldukça varlıklı olan Erkal ailesiyle barışmak için her yolu denediklerini vurgulayan Süer, bunun için mensup oldukları şeyhlerin ve aile büyüklerinin defalarca karşı tarafla görüştüğünü kaydetti. Süer, “Ancak Erkal ailesinin gözünü intikam bürümüştü. Israrla ‘intikam alacağız’ diyordu, barışa yanaşmıyorlardı.” ifadelerini kullandı. Bu bölgede büyük kan davalarının da olduğunu, ancak bugüne kadar bilinçli olarak kadın ve çocukların öldürülmediğini dile getiren Bedirhan Süer, tüm yaşananları Allah’a havale ettiğini söyledi.Saldırıda hayatını kaybeden Ayşe Süer (45), Emine İpek (24), Mirza İpek (4), Nerin İpek (11) ve Süleyman Süer’in cenazeleri gece yarısı Diyarbakır’a getirildi. Adli Tıp Kurumu’nda otopsileri tamamlanan 5 kişinin cenazeleri, dün sabah saatlerinde yakınlarına teslim edildi. Cenazeler, Diyarbakır’ın Bağlar ilçesi Yeniköy Mezarlığı’nda yan yana açılan kabirlere defnedildi. Cenazelerin defnedilmesi sırasında iki ailenin kadınları gözyaşlarına boğuldu, ağıtlar yaktı. Polis, zırhlı araçlarla mezarlık çevresinde sıkı güvenlik önlemleri aldı. Kan davalıları tarafından daha önce evleri kundaklanan ve hayatını kaybeden iki çocuğun da daha önce aynı mezarlığa gömüldüğü öğrenildi. Mardin Cezaevi’nde tutuklu bulunan çocukların babası, izin verilmediği için cenaze defin işlemine katılamadı. Öte yandan olayla ilgili soruşturmayı yürüten savcılık talimatı doğrultusunda, ölen Süer ve İpek ailesinin kan davalıları olduğu belirtilen 3 kişi gözaltına alındı. Mardin’in Savur ilçesine bağlı Yayla köyüne dün gece giden jandarma ekipleri, gözaltına aldığı kişileri, ifadeleri için Mardin’e getirdi. Bu arada kan davalıları hakkında açılan soruşturma ve davaları takip eden Rojda Süer’in de öldürülmek istendiği iddia ediliyor. Mardin cezaevinde tutuklu bulunan Celil Süer’in kızı olan Rojda’ya yakın koruma verildi. Rojda Süer’e cenaze nedeniyle gittiği Mardin’de de yakın korumaların eşlik ettiği öğrenildi.KAN DAVASINDA ŞİMDİYE KADAR 9 KİŞİ ÖLDÜErkan ve Süer aileleri arasında arazi anlaşmazlığı yüzünden başlayan kan davasında bugüne kadar 9 kişi hayatını kaybetti. Mardin’in Savur ilçesi Yayla köyünde Erkal ailesi ile İpek ailesi arasında arazi tartışması yaşandı. Mısır tarlasından biçerdöverin geçmesi nedeniyle başlayan kavga, silahlı çatışmaya dönüştü. İpek ve akrabaları olan Süer aileleri köyü terk ederek Diyarbakır’a yerleşti. Olayın üzerinden 3 yıl geçtikten sonra Süer ve İpek aileleri köylerine geri döndü. Bir ev yapıp orada yaşamaya başladılar. Ancak bir süre sonra yine kavga çıktı. Silahlı çatışmada Erkal ailesinden iki kişi hayatını kaybetti. Karşı taraf yeniden Diyarbakır’ın yolunu tuttu. Cinayet sanıkları Mehmet İpek, Celil Süer ve Abdulkadir Süer tutuklanarak cezaevine gönderildi. Ailenin kadın ve çocukları Diyarbakır’ın Bağlar ilçesindeki bir evde 15 kişi yaşamaya başladı. 28 Ocak 2013 günü kadın ve çocuklardan oluşan 15 kişinin
Zaman
En Çok Okunan
21.09.2013
KatliamınaltındanmısırtarlasınagirenbiçerdöverçıktıKatliamın altından mısır tarlasına giren biçerdöver çıktı
Katliamın altından mısır tarlasına giren biçerdöver çıktı
Zaman
21.09.2013
01:54
Mardin’de, önceki gün cezaevi önünde kan davalıları tarafından tabancayla başlarından vurularak öldürülen 3’ü çocuk, 2’si kadın 5 kişinin cenazeleri Diyarbakır’da gözyaşları arasında toprağa verildi.Jandarma, kan davasının başladığı Mardin’in Savur ilçesine bağlı Yayla köyünde 3 kişiyi gözaltına aldı. Erkal ailesi ile İpek ailesi arasında mısır tarlasından biçerdöver geçmesi sebebiyle başlayan kan davasında bugüne kadar 9 kişi hayatını kaybetti. Katliamın mağdurlarından Bedirhan Süer (70), aileleri barıştırmak için her yolu denediklerini, kanaat önderleri ve aile büyüklerinin defalarca Erkal ailesiyle görüştüğünü, ancak onların barışmaya yanaşmadığını ifade etti. Süer, kan davalarında bugüne kadar bilinçli olarak kadın ve çocukların öldürülmediğine de dikkat çekti.Türkiye’yi yasa boğan katliamla ilgili daha önce barış görüşmelerinin yapıldığı ancak intikam duygusu nedeniyle sonuç vermediği ortaya çıktı. Mardin’de bir yıl önce İski ve Bekiri aşiretleri arasında başlayan kan davasının bitirilmesi için bölgenin kanaat önderlerinin ailelerle görüştüğü ancak son olayı gerçekleştirdiği iddia edilen İski aşiretinin tüm girişimlere rağmen barışmak istemediği belirtildi. Kan davasının mağdurlarından Bedirhan Süer (70), 50 yıl önce Diyarbakır’a göç ettiğini, ancak amcasının çocuklarının Savur’da ikamet etmeye devam ettiğini söyledi. Akrabalarıyla köydeki aileler arasında geçen yıl mısır tarlasından biçerdöverin geçmesi nedeniyle kavga çıktığını anlatan Süer, “Bu olayda iki kişi hayatını kaybetti. Akrabalarım Mehmet İpek, Celil Süer ve Abdulkadir Süer tutuklanarak cezaevine gönderildi. Bizim akrabalarımız köyden çıkarak Diyarbakır’a yerleşti. Husumetli taraf buradaki evi tespit ederek kundakladı. İki çocuk yanarak öldü.” diye konuştu. Köyde ikamet eden ve oldukça varlıklı olan Erkal ailesiyle barışmak için her yolu denediklerini vurgulayan Süer, bunun için mensup oldukları şeyhlerin ve aile büyüklerinin defalarca karşı tarafla görüştüğünü kaydetti. Süer, “Ancak Erkal ailesinin gözünü intikam bürümüştü. Israrla ‘intikam alacağız’ diyordu, barışa yanaşmıyorlardı.” ifadelerini kullandı. Bu bölgede büyük kan davalarının da olduğunu, ancak bugüne kadar bilinçli olarak kadın ve çocukların öldürülmediğini dile getiren Bedirhan Süer, tüm yaşananları Allah’a havale ettiğini söyledi.Saldırıda hayatını kaybeden Ayşe Süer (45), Emine İpek (24), Mirza İpek (4), Nerin İpek (11) ve Süleyman Süer’in cenazeleri gece yarısı Diyarbakır’a getirildi. Adli Tıp Kurumu’nda otopsileri tamamlanan 5 kişinin cenazeleri, dün sabah saatlerinde yakınlarına teslim edildi. Cenazeler, Diyarbakır’ın Bağlar ilçesi Yeniköy Mezarlığı’nda yan yana açılan kabirlere defnedildi. Cenazelerin defnedilmesi sırasında iki ailenin kadınları gözyaşlarına boğuldu, ağıtlar yaktı. Polis, zırhlı araçlarla mezarlık çevresinde sıkı güvenlik önlemleri aldı. Kan davalıları tarafından daha önce evleri kundaklanan ve hayatını kaybeden iki çocuğun da daha önce aynı mezarlığa gömüldüğü öğrenildi. Mardin Cezaevi’nde tutuklu bulunan çocukların babası, izin verilmediği için cenaze defin işlemine katılamadı. Öte yandan olayla ilgili soruşturmayı yürüten savcılık talimatı doğrultusunda, ölen Süer ve İpek ailesinin kan davalıları olduğu belirtilen 3 kişi gözaltına alındı. Mardin’in Savur ilçesine bağlı Yayla köyüne dün gece giden jandarma ekipleri, gözaltına aldığı kişileri, ifadeleri için Mardin’e getirdi. Bu arada kan davalıları hakkında açılan soruşturma ve davaları takip eden Rojda Süer’in de öldürülmek istendiği iddia ediliyor. Mardin cezaevinde tutuklu bulunan Celil Süer’in kızı olan Rojda’ya yakın koruma verildi. Rojda Süer’e cenaze nedeniyle gittiği Mardin’de de yakın korumaların eşlik ettiği öğrenildi.KAN DAVASINDA ŞİMDİYE KADAR 9 KİŞİ ÖLDÜErkan ve Süer aileleri arasında arazi anlaşmazlığı yüzünden başlayan kan davasında bugüne kadar 9 kişi hayatını kaybetti. Mardin’in Savur ilçesi Yayla köyünde Erkal ailesi ile İpek ailesi arasında arazi tartışması yaşandı. Mısır tarlasından biçerdöverin geçmesi nedeniyle başlayan kavga, silahlı çatışmaya dönüştü. İpek ve akrabaları olan Süer aileleri köyü terk ederek Diyarbakır’a yerleşti. Olayın üzerinden 3 yıl geçtikten sonra Süer ve İpek aileleri köylerine geri döndü. Bir ev yapıp orada yaşamaya başladılar. Ancak bir süre sonra yine kavga çıktı. Silahlı çatışmada Erkal ailesinden iki kişi hayatını kaybetti. Karşı taraf yeniden Diyarbakır’ın yolunu tuttu. Cinayet sanıkları Mehmet İpek, Celil Süer ve Abdulkadir Süer tutuklanarak cezaevine gönderildi. Ailenin kadın ve çocukları Diyarbakır’ın Bağlar ilçesindeki bir evde 15 kişi yaşamaya başladı. 28 Ocak 2013 günü kadın ve çocuklardan oluşan 15 kişinin
Zaman
Güncel
21.09.2013
KatliamınaltındanmısırtarlasınagirenbiçerdöverçıktıKatliamın altından mısır tarlasına giren biçerdöver çıktı
Katliamın altından mısır tarlasına giren biçerdöver çıktı
Zaman
21.09.2013
01:52
Mardin’de, önceki gün cezaevi önünde kan davalıları tarafından tabancayla başlarından vurularak öldürülen 3’ü çocuk, 2’si kadın 5 kişinin cenazeleri Diyarbakır’da gözyaşları arasında toprağa verildi.Jandarma, kan davasının başladığı Mardin’in Savur ilçesine bağlı Yayla köyünde 3 kişiyi gözaltına aldı. Erkal ailesi ile İpek ailesi arasında mısır tarlasından biçerdöver geçmesi sebebiyle başlayan kan davasında bugüne kadar 9 kişi hayatını kaybetti. Katliamın mağdurlarından Bedirhan Süer (70), aileleri barıştırmak için her yolu denediklerini, kanaat önderleri ve aile büyüklerinin defalarca Erkal ailesiyle görüştüğünü, ancak onların barışmaya yanaşmadığını ifade etti. Süer, kan davalarında bugüne kadar bilinçli olarak kadın ve çocukların öldürülmediğine de dikkat çekti.Türkiye’yi yasa boğan katliamla ilgili daha önce barış görüşmelerinin yapıldığı ancak intikam duygusu nedeniyle sonuç vermediği ortaya çıktı. Mardin’de bir yıl önce İski ve Bekiri aşiretleri arasında başlayan kan davasının bitirilmesi için bölgenin kanaat önderlerinin ailelerle görüştüğü ancak son olayı gerçekleştirdiği iddia edilen İski aşiretinin tüm girişimlere rağmen barışmak istemediği belirtildi. Kan davasının mağdurlarından Bedirhan Süer (70), 50 yıl önce Diyarbakır’a göç ettiğini, ancak amcasının çocuklarının Savur’da ikamet etmeye devam ettiğini söyledi. Akrabalarıyla köydeki aileler arasında geçen yıl mısır tarlasından biçerdöverin geçmesi nedeniyle kavga çıktığını anlatan Süer, “Bu olayda iki kişi hayatını kaybetti. Akrabalarım Mehmet İpek, Celil Süer ve Abdulkadir Süer tutuklanarak cezaevine gönderildi. Bizim akrabalarımız köyden çıkarak Diyarbakır’a yerleşti. Husumetli taraf buradaki evi tespit ederek kundakladı. İki çocuk yanarak öldü.” diye konuştu. Köyde ikamet eden ve oldukça varlıklı olan Erkal ailesiyle barışmak için her yolu denediklerini vurgulayan Süer, bunun için mensup oldukları şeyhlerin ve aile büyüklerinin defalarca karşı tarafla görüştüğünü kaydetti. Süer, “Ancak Erkal ailesinin gözünü intikam bürümüştü. Israrla ‘intikam alacağız’ diyordu, barışa yanaşmıyorlardı.” ifadelerini kullandı. Bu bölgede büyük kan davalarının da olduğunu, ancak bugüne kadar bilinçli olarak kadın ve çocukların öldürülmediğini dile getiren Bedirhan Süer, tüm yaşananları Allah’a havale ettiğini söyledi.Saldırıda hayatını kaybeden Ayşe Süer (45), Emine İpek (24), Mirza İpek (4), Nerin İpek (11) ve Süleyman Süer’in cenazeleri gece yarısı Diyarbakır’a getirildi. Adli Tıp Kurumu’nda otopsileri tamamlanan 5 kişinin cenazeleri, dün sabah saatlerinde yakınlarına teslim edildi. Cenazeler, Diyarbakır’ın Bağlar ilçesi Yeniköy Mezarlığı’nda yan yana açılan kabirlere defnedildi. Cenazelerin defnedilmesi sırasında iki ailenin kadınları gözyaşlarına boğuldu, ağıtlar yaktı. Polis, zırhlı araçlarla mezarlık çevresinde sıkı güvenlik önlemleri aldı. Kan davalıları tarafından daha önce evleri kundaklanan ve hayatını kaybeden iki çocuğun da daha önce aynı mezarlığa gömüldüğü öğrenildi. Mardin Cezaevi’nde tutuklu bulunan çocukların babası, izin verilmediği için cenaze defin işlemine katılamadı. Öte yandan olayla ilgili soruşturmayı yürüten savcılık talimatı doğrultusunda, ölen Süer ve İpek ailesinin kan davalıları olduğu belirtilen 3 kişi gözaltına alındı. Mardin’in Savur ilçesine bağlı Yayla köyüne dün gece giden jandarma ekipleri, gözaltına aldığı kişileri, ifadeleri için Mardin’e getirdi. Bu arada kan davalıları hakkında açılan soruşturma ve davaları takip eden Rojda Süer’in de öldürülmek istendiği iddia ediliyor. Mardin cezaevinde tutuklu bulunan Celil Süer’in kızı olan Rojda’ya yakın koruma verildi. Rojda Süer’e cenaze nedeniyle gittiği Mardin’de de yakın korumaların eşlik ettiği öğrenildi.KAN DAVASINDA ŞİMDİYE KADAR 9 KİŞİ ÖLDÜErkan ve Süer aileleri arasında arazi anlaşmazlığı yüzünden başlayan kan davasında bugüne kadar 9 kişi hayatını kaybetti. Mardin’in Savur ilçesi Yayla köyünde Erkal ailesi ile İpek ailesi arasında arazi tartışması yaşandı. Mısır tarlasından biçerdöverin geçmesi nedeniyle başlayan kavga, silahlı çatışmaya dönüştü. İpek ve akrabaları olan Süer aileleri köyü terk ederek Diyarbakır’a yerleşti. Olayın üzerinden 3 yıl geçtikten sonra Süer ve İpek aileleri köylerine geri döndü. Bir ev yapıp orada yaşamaya başladılar. Ancak bir süre sonra yine kavga çıktı. Silahlı çatışmada Erkal ailesinden iki kişi hayatını kaybetti. Karşı taraf yeniden Diyarbakır’ın yolunu tuttu. Cinayet sanıkları Mehmet İpek, Celil Süer ve Abdulkadir Süer tutuklanarak cezaevine gönderildi. Ailenin kadın ve çocukları Diyarbakır’ın Bağlar ilçesindeki bir evde 15 kişi yaşamaya başladı. 28 Ocak 2013 günü kadın ve çocuklardan oluşan 15 kişinin
Zaman
Ana Sayfa
21.09.2013
KatliamınaltındanmısırtarlasınagirenbiçerdöverçıktıKatliamın altından mısır tarlasına giren biçerdöver çıktı
Annesine bakan yaralı çocuk başından vurulmuş
Zaman
20.09.2013
23:52
Mardinde dün cezaevi önünde pusu kuran maskeli 2 kişinin tabancayla başlarından vurarak öldürdüğü 3ü çocuk, 2si kadın 5 kişinin cenazeleri Diyarbakırda gözyaşları arasında toprağa verilirken, saldırıyla ilgili kan donduran detaylar ortaya çıktı. Kan davası kurbanı iki ailenin fertlerini vuran saldırganların ateşi sırasında Emine Süerin çocuklarının üzerine kapandığı, yaralı olarak annesine bakan bir çocuğu gören saldırganın dönüp başına bir el daha eteş ederek onu öldürdüğü belirlendi. Saldırganların yakalanması için çalışmalar sürdürülürken, olası yeni bir saldırıya karşı iki ailenin diğer fertleri götürüldükleri gizli bir yerde koruma altına alındı.Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi önünde dün öğlen saatlerinde meydana gelen saldırı, kamuoyunu dehşete düşürdü. Ayşe Süerin (45), Emine İpek (24), onun çocukları Mirza İpek (4), Narin İpek (11) ve Süleyman İpekin (5) kan davasına kurban gittiği ortaya çıkarken, olayın ayrıntıları da kan dondurdu.ARAZİ ANLAŞMAZLIĞIYLA BAŞLADIİddiaya göre, geçen yıl Mardinin Savur İlçesinde, aralarında husumet bulunan Erkan Ailesinin fertleri ile birbiriyle akraba olan Süer ve İpek ailelerinin fertleri arasında arazi anlaşmazlığı yüzünden kavga çıktı. Silahların da ateşlendiği kavgada Ali Erkan ile Osman Erkan yaşamlarını yitirirken, cinayet şüphelisi olarak gözaltına alınan Abdulkadir Süer, kardeşi Celil Süer ile yeğenleri Mehmet İpek, çıkarıldıkları mahkemece tutuklanıp cezaevine konuldu.EVLERİ ATEŞE VERİLDİ, İKİ ÇOCUK ÖLDÜOlayın kan davasına dönüşmesi üzerine cezaevine giren Mehmet İpekin eşi Emine İpek, 7 çocuğunu yanına alarak Diyarbakırda yaşayan akrabaları Süer Ailesinin yanına yerleşti.Diyarbakırın merkez Bağlar İlçesinde 13 kişiden oluşan iki aile fertlerinin yaşadığı ev, 29 Ocak 2013 gecesi ateşe verilip yakıldı. Olayda Emine İpekin çocukları Ferzande İpek (5) ile Nurhak İpek (3) yaşamlarını yitirdi. Olayda 11 kişi de yaralandı. Vücudunda yanıkları oluşan Emine İpek, bir süre hastanede tedavi gördü.Süer ve İpek ailelerinin fertlerinin iddiasına göre, iki ailenin yakılarak yok edilmek istendiği bu kundaklamayla ilgili hiçbir soruşturma açılmadı ve olayın üzeri kapatıldı. Diyarbakır Valiliği, kan davası yüzünden evleri ateşe verilen İpek ve Süer ailelerine kentte başka bir ev kiralayıp, gerekli tüm eşyayı da aldı.ANNE ÇOCUĞUNA SİPER OLDU, YARALI ÇOCUĞU BAŞINDAN VURDUErkan Ailesi ile yaşadıkları olaydan sonra başlayan kan davası nedeniyle Süer ve İpek ailelerinin erkek fertleri ortalıkta görünmezken, bölgenin geleneklerine göre kan davalarında dokunulmayan kadınlar ve çocuklar, buna güvenerek dün Mardin E Tipi Cezaevinde bulunan yakınlarını ziyarete gitti.SALDIRGANLAR 4 ŞARJÖR BOŞALTTIMardin E Tipi Kapalı Cezaevinde Abdülkadir ve Celil Süer ve Mehmet İpeki ziyaret eden Ayşe Süer, Emine İpek ve çocukları Süleyman, Narin ve Mirza İpek, çıktıktan sonra cezaevi kapısının yaklaşık 15 metre önünde beklerken, yüzleri maskeli, ellerinde tabanca bulunan 2 saldırganın saldırısına uğradı. Saldırganlar, 2 kadın ve çocukların başlarına art arda ateş etmeye başladı. Çok yakın mesafeden kadın ve çocukların başlarına ateş eden saldırganlar, 4 şarjör boşalttı.Görgü tanıklarının ifadesine göre, Emine İpek, saldırı sırasında vücudunu çocuklarına siper etmeye çalıştı, ancak başarılı olamadı. Çünkü, 2 saldırgan, tutukluk yapan tabancalarının tutukluluğunu giderdikten sonra şarjörleri değiştirip, ateş etmeye devam etti. Olayda çocuklardan Mirza İpekin (4) ilk kurşunlarla yaralandığı, ancak saldırganın daha sonra yerde yaralı annesine bakan çocuğu başına bir kez daha ateş ederek öldürdüğü belirtildi. Yaklaşık 60 kurşun sıkan 2 saldırgan, ardından Kortek Mahallesi yönüne kaçarak izlerini kaybettirdi. Görgü tanıklara göre saldırı yaklaşık 5 dakika içinde olup bitti.ASKER HAVAYA BİR EL ATEŞ ETSEYDİ KATLİAM YAŞANMAZDIBazı görgü tanıkları, şoke olduklarını, cezaevi girişindeki nöbet kulübelerinde bulunan askerlerin 15 metre önünde bu vahşetin yaşanmasına rağmen askerlerin de donup kaldığını iddia edip, Eğer askerler tek bir el bile havaya etse belki bu katliam olmazdı dedi. Görgü tanıkları, özellikle görüş günlerinde polisin cezaevi önünde ekip görevlendirmemesini de tepki göstererek, Bölgenin hassasiyetleri ve husumetler biliniyor. Eğer dün bir polis ekibi olsaydı belki bu katliam yaşanmazdı. Adamlar elleri kollarını sallayarak savunmasız 2 kadın ve 3 çocuğu kafalarına sıkıp öldüklerinden emin olduktan sonra kaçtılar. Polisin burada önlem alması gerekir dedi.DİYARBAKIRDAKİ YANGIN OLAYI KAPATILMASAYDI BU KATLİAM YAŞANMAZDI5 kişinin cesetlerinin götürüldüğü Mardin Devlet Hastanesi önünde gazetecilere konuşan İpek ve Süer ailesinin gözü yaşlı diğer fertleri, yaşadıkları acıyı anlatacak kelime bulamadıklarını belirterek, Kan davalarında savunmasız kadın ve çocukların kılına dokunulmaz. Ama hasımlarımız burada savunmasız 2 kadın ve 3 küçük ç
Zaman
En Çok Okunan
20.09.2013
AnnesinebakanyaralıçocukbaşındanvurulmuşAnnesine bakan yaralı çocuk başından vurulmuş
Annesine bakan yaralı çocuk başından vurulmuş
Zaman
20.09.2013
14:31
Mardinde dün cezaevi önünde pusu kuran maskeli 2 kişinin tabancayla başlarından vurarak öldürdüğü 3ü çocuk, 2si kadın 5 kişinin cenazeleri Diyarbakırda gözyaşları arasında toprağa verilirken, saldırıyla ilgili kan donduran detaylar ortaya çıktı. Kan davası kurbanı iki ailenin fertlerini vuran saldırganların ateşi sırasında Emine Süerin çocuklarının üzerine kapandığı, yaralı olarak annesine bakan bir çocuğu gören saldırganın dönüp başına bir el daha eteş ederek onu öldürdüğü belirlendi. Saldırganların yakalanması için çalışmalar sürdürülürken, olası yeni bir saldırıya karşı iki ailenin diğer fertleri götürüldükleri gizli bir yerde koruma altına alındı.Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi önünde dün öğlen saatlerinde meydana gelen saldırı, kamuoyunu dehşete düşürdü. Ayşe Süerin (45), Emine İpek (24), onun çocukları Mirza İpek (4), Narin İpek (11) ve Süleyman İpekin (5) kan davasına kurban gittiği ortaya çıkarken, olayın ayrıntıları da kan dondurdu.ARAZİ ANLAŞMAZLIĞIYLA BAŞLADIİddiaya göre, geçen yıl Mardinin Savur İlçesinde, aralarında husumet bulunan Erkan Ailesinin fertleri ile birbiriyle akraba olan Süer ve İpek ailelerinin fertleri arasında arazi anlaşmazlığı yüzünden kavga çıktı. Silahların da ateşlendiği kavgada Ali Erkan ile Osman Erkan yaşamlarını yitirirken, cinayet şüphelisi olarak gözaltına alınan Abdulkadir Süer, kardeşi Celil Süer ile yeğenleri Mehmet İpek, çıkarıldıkları mahkemece tutuklanıp cezaevine konuldu.EVLERİ ATEŞE VERİLDİ, İKİ ÇOCUK ÖLDÜOlayın kan davasına dönüşmesi üzerine cezaevine giren Mehmet İpekin eşi Emine İpek, 7 çocuğunu yanına alarak Diyarbakırda yaşayan akrabaları Süer Ailesinin yanına yerleşti.Diyarbakırın merkez Bağlar İlçesinde 13 kişiden oluşan iki aile fertlerinin yaşadığı ev, 29 Ocak 2013 gecesi ateşe verilip yakıldı. Olayda Emine İpekin çocukları Ferzande İpek (5) ile Nurhak İpek (3) yaşamlarını yitirdi. Olayda 11 kişi de yaralandı. Vücudunda yanıkları oluşan Emine İpek, bir süre hastanede tedavi gördü.Süer ve İpek ailelerinin fertlerinin iddiasına göre, iki ailenin yakılarak yok edilmek istendiği bu kundaklamayla ilgili hiçbir soruşturma açılmadı ve olayın üzeri kapatıldı. Diyarbakır Valiliği, kan davası yüzünden evleri ateşe verilen İpek ve Süer ailelerine kentte başka bir ev kiralayıp, gerekli tüm eşyayı da aldı.ANNE ÇOCUĞUNA SİPER OLDU, YARALI ÇOCUĞU BAŞINDAN VURDUErkan Ailesi ile yaşadıkları olaydan sonra başlayan kan davası nedeniyle Süer ve İpek ailelerinin erkek fertleri ortalıkta görünmezken, bölgenin geleneklerine göre kan davalarında dokunulmayan kadınlar ve çocuklar, buna güvenerek dün Mardin E Tipi Cezaevinde bulunan yakınlarını ziyarete gitti.SALDIRGANLAR 4 ŞARJÖR BOŞALTTIMardin E Tipi Kapalı Cezaevinde Abdülkadir ve Celil Süer ve Mehmet İpeki ziyaret eden Ayşe Süer, Emine İpek ve çocukları Süleyman, Narin ve Mirza İpek, çıktıktan sonra cezaevi kapısının yaklaşık 15 metre önünde beklerken, yüzleri maskeli, ellerinde tabanca bulunan 2 saldırganın saldırısına uğradı. Saldırganlar, 2 kadın ve çocukların başlarına art arda ateş etmeye başladı. Çok yakın mesafeden kadın ve çocukların başlarına ateş eden saldırganlar, 4 şarjör boşalttı.Görgü tanıklarının ifadesine göre, Emine İpek, saldırı sırasında vücudunu çocuklarına siper etmeye çalıştı, ancak başarılı olamadı. Çünkü, 2 saldırgan, tutukluk yapan tabancalarının tutukluluğunu giderdikten sonra şarjörleri değiştirip, ateş etmeye devam etti. Olayda çocuklardan Mirza İpekin (4) ilk kurşunlarla yaralandığı, ancak saldırganın daha sonra yerde yaralı annesine bakan çocuğu başına bir kez daha ateş ederek öldürdüğü belirtildi. Yaklaşık 60 kurşun sıkan 2 saldırgan, ardından Kortek Mahallesi yönüne kaçarak izlerini kaybettirdi. Görgü tanıklara göre saldırı yaklaşık 5 dakika içinde olup bitti.ASKER HAVAYA BİR EL ATEŞ ETSEYDİ KATLİAM YAŞANMAZDIBazı görgü tanıkları, şoke olduklarını, cezaevi girişindeki nöbet kulübelerinde bulunan askerlerin 15 metre önünde bu vahşetin yaşanmasına rağmen askerlerin de donup kaldığını iddia edip, Eğer askerler tek bir el bile havaya etse belki bu katliam olmazdı dedi. Görgü tanıkları, özellikle görüş günlerinde polisin cezaevi önünde ekip görevlendirmemesini de tepki göstererek, Bölgenin hassasiyetleri ve husumetler biliniyor. Eğer dün bir polis ekibi olsaydı belki bu katliam yaşanmazdı. Adamlar elleri kollarını sallayarak savunmasız 2 kadın ve 3 çocuğu kafalarına sıkıp öldüklerinden emin olduktan sonra kaçtılar. Polisin burada önlem alması gerekir dedi.DİYARBAKIRDAKİ YANGIN OLAYI KAPATILMASAYDI BU KATLİAM YAŞANMAZDI5 kişinin cesetlerinin götürüldüğü Mardin Devlet Hastanesi önünde gazetecilere konuşan İpek ve Süer ailesinin gözü yaşlı diğer fertleri, yaşadıkları acıyı anlatacak kelime bulamadıklarını belirterek, Kan davalarında savunmasız kadın ve çocukların kılına dokunulmaz. Ama hasımlarımız burada savunmasız 2 kadın ve 3 küçük ç
Zaman
Güncel
20.09.2013
AnnesinebakanyaralıçocukbaşındanvurulmuşAnnesine bakan yaralı çocuk başından vurulmuş
Annesine bakan yaralı çocuk başından vurulmuş
Zaman
20.09.2013
14:31
Mardinde dün cezaevi önünde pusu kuran maskeli 2 kişinin tabancayla başlarından vurarak öldürdüğü 3ü çocuk, 2si kadın 5 kişinin cenazeleri Diyarbakırda gözyaşları arasında toprağa verilirken, saldırıyla ilgili kan donduran detaylar ortaya çıktı. Kan davası kurbanı iki ailenin fertlerini vuran saldırganların ateşi sırasında Emine Süerin çocuklarının üzerine kapandığı, yaralı olarak annesine bakan bir çocuğu gören saldırganın dönüp başına bir el daha eteş ederek onu öldürdüğü belirlendi. Saldırganların yakalanması için çalışmalar sürdürülürken, olası yeni bir saldırıya karşı iki ailenin diğer fertleri götürüldükleri gizli bir yerde koruma altına alındı.Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi önünde dün öğlen saatlerinde meydana gelen saldırı, kamuoyunu dehşete düşürdü. Ayşe Süerin (45), Emine İpek (24), onun çocukları Mirza İpek (4), Narin İpek (11) ve Süleyman İpekin (5) kan davasına kurban gittiği ortaya çıkarken, olayın ayrıntıları da kan dondurdu.ARAZİ ANLAŞMAZLIĞIYLA BAŞLADIİddiaya göre, geçen yıl Mardinin Savur İlçesinde, aralarında husumet bulunan Erkan Ailesinin fertleri ile birbiriyle akraba olan Süer ve İpek ailelerinin fertleri arasında arazi anlaşmazlığı yüzünden kavga çıktı. Silahların da ateşlendiği kavgada Ali Erkan ile Osman Erkan yaşamlarını yitirirken, cinayet şüphelisi olarak gözaltına alınan Abdulkadir Süer, kardeşi Celil Süer ile yeğenleri Mehmet İpek, çıkarıldıkları mahkemece tutuklanıp cezaevine konuldu.EVLERİ ATEŞE VERİLDİ, İKİ ÇOCUK ÖLDÜOlayın kan davasına dönüşmesi üzerine cezaevine giren Mehmet İpekin eşi Emine İpek, 7 çocuğunu yanına alarak Diyarbakırda yaşayan akrabaları Süer Ailesinin yanına yerleşti.Diyarbakırın merkez Bağlar İlçesinde 13 kişiden oluşan iki aile fertlerinin yaşadığı ev, 29 Ocak 2013 gecesi ateşe verilip yakıldı. Olayda Emine İpekin çocukları Ferzande İpek (5) ile Nurhak İpek (3) yaşamlarını yitirdi. Olayda 11 kişi de yaralandı. Vücudunda yanıkları oluşan Emine İpek, bir süre hastanede tedavi gördü.Süer ve İpek ailelerinin fertlerinin iddiasına göre, iki ailenin yakılarak yok edilmek istendiği bu kundaklamayla ilgili hiçbir soruşturma açılmadı ve olayın üzeri kapatıldı. Diyarbakır Valiliği, kan davası yüzünden evleri ateşe verilen İpek ve Süer ailelerine kentte başka bir ev kiralayıp, gerekli tüm eşyayı da aldı.ANNE ÇOCUĞUNA SİPER OLDU, YARALI ÇOCUĞU BAŞINDAN VURDUErkan Ailesi ile yaşadıkları olaydan sonra başlayan kan davası nedeniyle Süer ve İpek ailelerinin erkek fertleri ortalıkta görünmezken, bölgenin geleneklerine göre kan davalarında dokunulmayan kadınlar ve çocuklar, buna güvenerek dün Mardin E Tipi Cezaevinde bulunan yakınlarını ziyarete gitti.SALDIRGANLAR 4 ŞARJÖR BOŞALTTIMardin E Tipi Kapalı Cezaevinde Abdülkadir ve Celil Süer ve Mehmet İpeki ziyaret eden Ayşe Süer, Emine İpek ve çocukları Süleyman, Narin ve Mirza İpek, çıktıktan sonra cezaevi kapısının yaklaşık 15 metre önünde beklerken, yüzleri maskeli, ellerinde tabanca bulunan 2 saldırganın saldırısına uğradı. Saldırganlar, 2 kadın ve çocukların başlarına art arda ateş etmeye başladı. Çok yakın mesafeden kadın ve çocukların başlarına ateş eden saldırganlar, 4 şarjör boşalttı.Görgü tanıklarının ifadesine göre, Emine İpek, saldırı sırasında vücudunu çocuklarına siper etmeye çalıştı, ancak başarılı olamadı. Çünkü, 2 saldırgan, tutukluk yapan tabancalarının tutukluluğunu giderdikten sonra şarjörleri değiştirip, ateş etmeye devam etti. Olayda çocuklardan Mirza İpekin (4) ilk kurşunlarla yaralandığı, ancak saldırganın daha sonra yerde yaralı annesine bakan çocuğu başına bir kez daha ateş ederek öldürdüğü belirtildi. Yaklaşık 60 kurşun sıkan 2 saldırgan, ardından Kortek Mahallesi yönüne kaçarak izlerini kaybettirdi. Görgü tanıklara göre saldırı yaklaşık 5 dakika içinde olup bitti.ASKER HAVAYA BİR EL ATEŞ ETSEYDİ KATLİAM YAŞANMAZDIBazı görgü tanıkları, şoke olduklarını, cezaevi girişindeki nöbet kulübelerinde bulunan askerlerin 15 metre önünde bu vahşetin yaşanmasına rağmen askerlerin de donup kaldığını iddia edip, Eğer askerler tek bir el bile havaya etse belki bu katliam olmazdı dedi. Görgü tanıkları, özellikle görüş günlerinde polisin cezaevi önünde ekip görevlendirmemesini de tepki göstererek, Bölgenin hassasiyetleri ve husumetler biliniyor. Eğer dün bir polis ekibi olsaydı belki bu katliam yaşanmazdı. Adamlar elleri kollarını sallayarak savunmasız 2 kadın ve 3 çocuğu kafalarına sıkıp öldüklerinden emin olduktan sonra kaçtılar. Polisin burada önlem alması gerekir dedi.DİYARBAKIRDAKİ YANGIN OLAYI KAPATILMASAYDI BU KATLİAM YAŞANMAZDI5 kişinin cesetlerinin götürüldüğü Mardin Devlet Hastanesi önünde gazetecilere konuşan İpek ve Süer ailesinin gözü yaşlı diğer fertleri, yaşadıkları acıyı anlatacak kelime bulamadıklarını belirterek, Kan davalarında savunmasız kadın ve çocukların kılına dokunulmaz. Ama hasımlarımız burada savunmasız 2 kadın ve 3 küçük ç
Zaman
Ana Sayfa
20.09.2013
AnnesinebakanyaralıçocukbaşındanvurulmuşAnnesine bakan yaralı çocuk başından vurulmuş
Mardin'deki katliamla ilgili korkunç detaylar
Zaman
20.09.2013
14:24
Mardinde dün cezaevi önünde pusu kuran maskeli 2 kişinin tabancayla başlarından vurarak öldürdüğü 3ü çocuk, 2si kadın 5 kişinin cenazeleri Diyarbakırda gözyaşları arasında toprağa verilirken, saldırıyla ilgili kan donduran detaylar ortaya çıktı. Kan davası kurbanı iki ailenin fertlerini vuran saldırganların ateşi sırasında Emine Süerin çocuklarının üzerine kapandığı, yaralı olarak annesine bakan bir çocuğu gören saldırganın dönüp başına bir el daha eteş ederek onu öldürdüğü belirlendi. Saldırganların yakalanması için çalışmalar sürdürülürken, olası yeni bir saldırıya karşı iki ailenin diğer fertleri götürüldükleri gizli bir yerde koruma altına alındı. Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi önünde dün öğlen saatlerinde meydana gelen saldırı, kamuoyunu dehşete düşürdü. Ayşe Süerin (45), Emine İpek (24), onun çocukları Mirza İpek (4), Narin İpek (11) ve Süleyman İpekin (5) kan davasına kurban gittiği ortaya çıkarken, olayın ayrıntıları da kan dondurdu.ARAZİ ANLAŞMAZLIĞIYLA BAŞLADIİddiaya göre, geçen yıl Mardinin Savur İlçesinde, aralarında husumet bulunan Erkan Ailesinin fertleri ile birbiriyle akraba olan Süer ve İpek ailelerinin fertleri arasında arazi anlaşmazlığı yüzünden kavga çıktı. Silahların da ateşlendiği kavgada Ali Erkan ile Osman Erkan yaşamlarını yitirirken, cinayet şüphelisi olarak gözaltına alınan Abdulkadir Süer, kardeşi Celil Süer ile yeğenleri Mehmet İpek, çıkarıldıkları mahkemece tutuklanıp cezaevine konuldu.EVLERİ ATEŞE VERİLDİ, İKİ ÇOCUK ÖLDÜOlayın kan davasına dönüşmesi üzerine cezaevine giren Mehmet İpekin eşi Emine İpek, 7 çocuğunu yanına alarak Diyarbakırda yaşayan akrabaları Süer Ailesinin yanına yerleşti.Diyarbakırın merkez Bağlar İlçesinde 13 kişiden oluşan iki aile fertlerinin yaşadığı ev, 29 Ocak 2013 gecesi ateşe verilip yakıldı. Olayda Emine İpekin çocukları Ferzande İpek (5) ile Nurhak İpek (3) yaşamlarını yitirdi. Olayda 11 kişi de yaralandı. Vücudunda yanıkları oluşan Emine İpek, bir süre hastanede tedavi gördü.Süer ve İpek ailelerinin fertlerinin iddiasına göre, iki ailenin yakılarak yok edilmek istendiği bu kundaklamayla ilgili hiçbir soruşturma açılmadı ve olayın üzeri kapatıldı. Diyarbakır Valiliği, kan davası yüzünden evleri ateşe verilen İpek ve Süer ailelerine kentte başka bir ev kiralayıp, gerekli tüm eşyayı da aldı.ANNE ÇOCUĞUNA SİPER OLDU, YARALI ÇOCUĞU BAŞINDAN VURDUErkan Ailesi ile yaşadıkları olaydan sonra başlayan kan davası nedeniyle Süer ve İpek ailelerinin erkek fertleri ortalıkta görünmezken, bölgenin geleneklerine göre kan davalarında dokunulmayan kadınlar ve çocuklar, buna güvenerek dün Mardin E Tipi Cezaevinde bulunan yakınlarını ziyarete gitti.SALDIRGANLAR 4 ŞARJÖR BOŞALTTIMardin E Tipi Kapalı Cezaevinde Abdülkadir ve Celil Süer ve Mehmet İpeki ziyaret eden Ayşe Süer, Emine İpek ve çocukları Süleyman, Narin ve Mirza İpek, çıktıktan sonra cezaevi kapısının yaklaşık 15 metre önünde beklerken, yüzleri maskeli, ellerinde tabanca bulunan 2 saldırganın saldırısına uğradı. Saldırganlar, 2 kadın ve çocukların başlarına art arda ateş etmeye başladı. Çok yakın mesafeden kadın ve çocukların başlarına ateş eden saldırganlar, 4 şarjör boşalttı.Görgü tanıklarının ifadesine göre, Emine İpek, saldırı sırasında vücudunu çocuklarına siper etmeye çalıştı, ancak başarılı olamadı. Çünkü, 2 saldırgan, tutukluk yapan tabancalarının tutukluluğunu giderdikten sonra şarjörleri değiştirip, ateş etmeye devam etti. Olayda çocuklardan Mirza İpekin (4) ilk kurşunlarla yaralandığı, ancak saldırganın daha sonra yerde yaralı annesine bakan çocuğu başına bir kez daha ateş ederek öldürdüğü belirtildi. Yaklaşık 60 kurşun sıkan 2 saldırgan, ardından Kortek Mahallesi yönüne kaçarak izlerini kaybettirdi. Görgü tanıklara göre saldırı yaklaşık 5 dakika içinde olup bitti.ASKER HAVAYA BİR EL ATEŞ ETSEYDİ KATLİAM YAŞANMAZDIBazı görgü tanıkları, şoke olduklarını, cezaevi girişindeki nöbet kulübelerinde bulunan askerlerin 15 metre önünde bu vahşetin yaşanmasına rağmen askerlerin de donup kaldığını iddia edip, Eğer askerler tek bir el bile havaya etse belki bu katliam olmazdı dedi. Görgü tanıkları, özellikle görüş günlerinde polisin cezaevi önünde ekip görevlendirmemesini de tepki göstererek, Bölgenin hassasiyetleri ve husumetler biliniyor. Eğer dün bir polis ekibi olsaydı belki bu katliam yaşanmazdı. Adamlar elleri kollarını sallayarak savunmasız 2 kadın ve 3 çocuğu kafalarına sıkıp öldüklerinden emin olduktan sonra kaçtılar. Polisin burada önlem alması gerekir dedi.DİYARBAKIRDAKİ YANGIN OLAYI KAPATILMASAYDI BU KATLİAM YAŞANMAZDI5 kişinin cesetlerinin götürüldüğü Mardin Devlet Hastanesi önünde gazetecilere konuşan İpek ve Süer ailesinin gözü yaşlı diğer fertleri, yaşadıkları acıyı anlatacak kelime bulamadıklarını belirterek, Kan davalarında savunmasız kadın ve çocukların kılına dokunulmaz. Ama hasımlarımız burada savunmasız 2 kadın ve 3 küçük
Zaman
Güncel
20.09.2013
Mardindeki/">MardindekikatliamlailgilikorkunçdetaylarMardindeki-katliamla-ilgili-korkunç-detaylar/">Mardindeki katliamla ilgili korkunç detaylar
Mardin'deki katliamla ilgili korkunç detaylar
Zaman
20.09.2013
14:24
Mardinde dün cezaevi önünde pusu kuran maskeli 2 kişinin tabancayla başlarından vurarak öldürdüğü 3ü çocuk, 2si kadın 5 kişinin cenazeleri Diyarbakırda gözyaşları arasında toprağa verilirken, saldırıyla ilgili kan donduran detaylar ortaya çıktı. Kan davası kurbanı iki ailenin fertlerini vuran saldırganların ateşi sırasında Emine Süerin çocuklarının üzerine kapandığı, yaralı olarak annesine bakan bir çocuğu gören saldırganın dönüp başına bir el daha eteş ederek onu öldürdüğü belirlendi. Saldırganların yakalanması için çalışmalar sürdürülürken, olası yeni bir saldırıya karşı iki ailenin diğer fertleri götürüldükleri gizli bir yerde koruma altına alındı. Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi önünde dün öğlen saatlerinde meydana gelen saldırı, kamuoyunu dehşete düşürdü. Ayşe Süerin (45), Emine İpek (24), onun çocukları Mirza İpek (4), Narin İpek (11) ve Süleyman İpekin (5) kan davasına kurban gittiği ortaya çıkarken, olayın ayrıntıları da kan dondurdu.ARAZİ ANLAŞMAZLIĞIYLA BAŞLADIİddiaya göre, geçen yıl Mardinin Savur İlçesinde, aralarında husumet bulunan Erkan Ailesinin fertleri ile birbiriyle akraba olan Süer ve İpek ailelerinin fertleri arasında arazi anlaşmazlığı yüzünden kavga çıktı. Silahların da ateşlendiği kavgada Ali Erkan ile Osman Erkan yaşamlarını yitirirken, cinayet şüphelisi olarak gözaltına alınan Abdulkadir Süer, kardeşi Celil Süer ile yeğenleri Mehmet İpek, çıkarıldıkları mahkemece tutuklanıp cezaevine konuldu.EVLERİ ATEŞE VERİLDİ, İKİ ÇOCUK ÖLDÜOlayın kan davasına dönüşmesi üzerine cezaevine giren Mehmet İpekin eşi Emine İpek, 7 çocuğunu yanına alarak Diyarbakırda yaşayan akrabaları Süer Ailesinin yanına yerleşti.Diyarbakırın merkez Bağlar İlçesinde 13 kişiden oluşan iki aile fertlerinin yaşadığı ev, 29 Ocak 2013 gecesi ateşe verilip yakıldı. Olayda Emine İpekin çocukları Ferzande İpek (5) ile Nurhak İpek (3) yaşamlarını yitirdi. Olayda 11 kişi de yaralandı. Vücudunda yanıkları oluşan Emine İpek, bir süre hastanede tedavi gördü.Süer ve İpek ailelerinin fertlerinin iddiasına göre, iki ailenin yakılarak yok edilmek istendiği bu kundaklamayla ilgili hiçbir soruşturma açılmadı ve olayın üzeri kapatıldı. Diyarbakır Valiliği, kan davası yüzünden evleri ateşe verilen İpek ve Süer ailelerine kentte başka bir ev kiralayıp, gerekli tüm eşyayı da aldı.ANNE ÇOCUĞUNA SİPER OLDU, YARALI ÇOCUĞU BAŞINDAN VURDUErkan Ailesi ile yaşadıkları olaydan sonra başlayan kan davası nedeniyle Süer ve İpek ailelerinin erkek fertleri ortalıkta görünmezken, bölgenin geleneklerine göre kan davalarında dokunulmayan kadınlar ve çocuklar, buna güvenerek dün Mardin E Tipi Cezaevinde bulunan yakınlarını ziyarete gitti.SALDIRGANLAR 4 ŞARJÖR BOŞALTTIMardin E Tipi Kapalı Cezaevinde Abdülkadir ve Celil Süer ve Mehmet İpeki ziyaret eden Ayşe Süer, Emine İpek ve çocukları Süleyman, Narin ve Mirza İpek, çıktıktan sonra cezaevi kapısının yaklaşık 15 metre önünde beklerken, yüzleri maskeli, ellerinde tabanca bulunan 2 saldırganın saldırısına uğradı. Saldırganlar, 2 kadın ve çocukların başlarına art arda ateş etmeye başladı. Çok yakın mesafeden kadın ve çocukların başlarına ateş eden saldırganlar, 4 şarjör boşalttı.Görgü tanıklarının ifadesine göre, Emine İpek, saldırı sırasında vücudunu çocuklarına siper etmeye çalıştı, ancak başarılı olamadı. Çünkü, 2 saldırgan, tutukluk yapan tabancalarının tutukluluğunu giderdikten sonra şarjörleri değiştirip, ateş etmeye devam etti. Olayda çocuklardan Mirza İpekin (4) ilk kurşunlarla yaralandığı, ancak saldırganın daha sonra yerde yaralı annesine bakan çocuğu başına bir kez daha ateş ederek öldürdüğü belirtildi. Yaklaşık 60 kurşun sıkan 2 saldırgan, ardından Kortek Mahallesi yönüne kaçarak izlerini kaybettirdi. Görgü tanıklara göre saldırı yaklaşık 5 dakika içinde olup bitti.ASKER HAVAYA BİR EL ATEŞ ETSEYDİ KATLİAM YAŞANMAZDIBazı görgü tanıkları, şoke olduklarını, cezaevi girişindeki nöbet kulübelerinde bulunan askerlerin 15 metre önünde bu vahşetin yaşanmasına rağmen askerlerin de donup kaldığını iddia edip, Eğer askerler tek bir el bile havaya etse belki bu katliam olmazdı dedi. Görgü tanıkları, özellikle görüş günlerinde polisin cezaevi önünde ekip görevlendirmemesini de tepki göstererek, Bölgenin hassasiyetleri ve husumetler biliniyor. Eğer dün bir polis ekibi olsaydı belki bu katliam yaşanmazdı. Adamlar elleri kollarını sallayarak savunmasız 2 kadın ve 3 çocuğu kafalarına sıkıp öldüklerinden emin olduktan sonra kaçtılar. Polisin burada önlem alması gerekir dedi.DİYARBAKIRDAKİ YANGIN OLAYI KAPATILMASAYDI BU KATLİAM YAŞANMAZDI5 kişinin cesetlerinin götürüldüğü Mardin Devlet Hastanesi önünde gazetecilere konuşan İpek ve Süer ailesinin gözü yaşlı diğer fertleri, yaşadıkları acıyı anlatacak kelime bulamadıklarını belirterek, Kan davalarında savunmasız kadın ve çocukların kılına dokunulmaz. Ama hasımlarımız burada savunmasız 2 kadın ve 3 küçük
Zaman
Ana Sayfa
20.09.2013
Mardindeki/">MardindekikatliamlailgilikorkunçdetaylarMardindeki-katliamla-ilgili-korkunç-detaylar/">Mardindeki katliamla ilgili korkunç detaylar
Esrar operasyonuna karşı mayın tuzağı
Zaman
18.09.2013
02:57
Emniyet, terör örgütü PKK/KCK’nın en önemli gelir kaynaklarından uyuşturucuyla ilgili çarpıcı bir rapor hazırladı. Buna göre, son dönemde Diyarbakır ve Bingöl kırsalındaki ekim alanları ikiye katlanarak 10 bin dönüme çıktı. Esrar tarlaları, muhtemel operasyonlara karşı etki derecesi yüksek mayınlarla korunuyor.Emniyet Genel Müdürlüğü, terör örgütü PKK/KCK’nın en önemli gelir kaynakları arasında yer alan uyuşturucu ticaretiyle ilgili kapsamlı bir rapor hazırladı. Rapora göre, örgüt, son dönemde Diyarbakır ve Bingöl kırsalı başta olmak üzere farklı noktalarda ekim alanlarını iki katına çıkardı. Daha önce yaklaşık 5 bin dönüm arazide yapılan uyuşturucu ekimi, 10 bin dönüme yayıldı. Traktör ve kamyon gibi araçların giremediği esrar tarlalarına yapılması planlanan muhtemel operasyonlara karşı çevrelerine etki derecesi yüksek mayınlar döşendi. Sarp kayalıklarda militanların nöbet tuttuğu, muhtemel baskınlarda taciz ateşi açtıkları belirtiliyor. Güvenlik birimlerinin zayiat vermemek için operasyona sıcak bakmadığı kaydediliyor. Alanları korumak için 50 kişilik bir ekip oluşturan örgüt, uyuşturucu ekim ve sevkiyat görevini Diyarbakır Lice kırsal sorumlusu ‘Reber’ kod adlı Mehmet Şah Yıldeniz’e verdi. Bölge sorumluları gözetiminde yapılan hasadın ardından uyuşturucu, meşe ormanlıklarının altında özel olarak saklanıyor, daha sonra ilgili noktalara teslim ediliyor. Bölgede 70 liradan satılan uyuşturucunun kilosu, İstanbul’a ulaştığında 2 bin TL’ye kadar yükseliyor.Güvenlik birimleri, terör örgütünün en önemli gelir kaynakları arasında yer alan uyuşturucu ile etkin mücadelesini sürdürüyor. Bu kapsamda öncelikli olarak örgütün kontrolündeki ekim alanlarına belirli periyotlarla operasyon düzenleniyor. Ele geçirilen uyuşturucu belirlenen noktalarda imha ediliyor. Ancak yapılan operasyonlara karşı PKK, esrar ekim alanlarını genişletmeye devam ediyor. Bu kapsamda Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanarak ilgili tüm birimlere gönderilen ‘Narko Terör’ raporunda, örgütün bu alandan elde ettiği gelirler gözler önüne seriliyor. Rapora göre; PKK’nın en önemli ekim alanları Diyarbakır ve Bingöl kırsalında. Lice, Hazro, Kulp, Kocaköy, Hani, Silvan, Çermik, Eğil ve Genç ilçelerine bağlı onlarca köyde örgütün etkin ekim alanlarının olduğu kaydediliyor. En fazla tercih edilen alanlara traktör ve kamyon gibi araçlar giremiyor. Burada ekim alanlarının da 10 bin dönüm civarında olduğunun altı çizilirken çözüm süreci öncesinde ise bu rakamın 5 bin dönüm civarında olduğu bilgisi veriliyor.Raporda, esrar tarlalarına güvenlik birimleri tarafından yapılması planlanan operasyonlara karşı PKK’nın strateji değişikliğine gittiğine işaret edildi. Esrarın üretildiği arazi çevrelerine mayın döşendiği bilgisine yer verildi. Buralara yönelik operasyonlarda can kaybının yaşanmaması için mayınlara karşı önlem alınması, bölgeyi yakından bilen kişilerle de irtibat halinde olunması istendi. Hazırlanan çalışmada örgütün bu alanları korumak için 50 kişilik bir ekip oluşturduğuna da atıfta bulunuluyor. Bu kişilerin görevinin ise hem tarlaların güvenliğini sağlamak hem de esrar ekimi yapan köylüleri takip olduğu kaydediliyor. Ekim yapan kişilerin hasat sonrasında örgüt liderlerini bilgilendirdiği, Lice sorumlusu ‘Reber’ kod adlı Mehmet Şah Yıldeniz isimli teröristin onayının ardından ise sevkiyatın yapıldığı belirtiliyor.UYUŞTURUCULAR MEŞELERİN ALTINDA SAKLANIYOREmniyetin raporunda uyuşturucuların nasıl elde edildiği ile ilgili de önemli bilgiler yer aldı. Buna göre; hasat vakti geldiğinde bölge sorumlularına haber veriliyor. Bu kişilerin gözetiminde hasat yapılıyor. Uyuşturucu meşe ormanlıklarının altında saklanıyor. Sevkiyat konusunda yapılan anlaşmanın ardından da uyuşturucu, PKK’lıların gözetiminde ilgili noktalara teslim ediliyor. Örgütün esrar için belirlediği tavan fiyat 70 lira. Ekim alanlarının genişlemesiyle birlikte bu rakam 50 liraya kadar düştü. Ancak bölgede fiyatlar düşmesine karşı İstanbul, Ankara ve İzmir gibi şehirlerde bu rakam bin 500 ile 2 bin lira arasında değişiyor. Ekim alanlarının genişlemesinde örgüte yönelik operasyonların yapılmamasının etkisi olduğunu belirten kaynaklar, PKK’nın da bunu en iyi şekilde değerlendirdiğine vurgu yapılıyor. Birçok noktada etkin hale gelen örgüt, özel bir ekici grup bile oluşturdu.
Zaman
En Çok Okunan
18.09.2013
EsraroperasyonunakarşımayıntuzağıEsrar operasyonuna karşı mayın tuzağı
Esrar operasyonuna karşı mayın tuzağı
Zaman
18.09.2013
02:50
Emniyet, terör örgütü PKK/KCK’nın en önemli gelir kaynaklarından uyuşturucuyla ilgili çarpıcı bir rapor hazırladı. Buna göre, son dönemde Diyarbakır ve Bingöl kırsalındaki ekim alanları ikiye katlanarak 10 bin dönüme çıktı. Esrar tarlaları, muhtemel operasyonlara karşı etki derecesi yüksek mayınlarla korunuyor.Emniyet Genel Müdürlüğü, terör örgütü PKK/KCK’nın en önemli gelir kaynakları arasında yer alan uyuşturucu ticaretiyle ilgili kapsamlı bir rapor hazırladı. Rapora göre, örgüt, son dönemde Diyarbakır ve Bingöl kırsalı başta olmak üzere farklı noktalarda ekim alanlarını iki katına çıkardı. Daha önce yaklaşık 5 bin dönüm arazide yapılan uyuşturucu ekimi, 10 bin dönüme yayıldı. Traktör ve kamyon gibi araçların giremediği esrar tarlalarına yapılması planlanan muhtemel operasyonlara karşı çevrelerine etki derecesi yüksek mayınlar döşendi. Sarp kayalıklarda militanların nöbet tuttuğu, muhtemel baskınlarda taciz ateşi açtıkları belirtiliyor. Güvenlik birimlerinin zayiat vermemek için operasyona sıcak bakmadığı kaydediliyor. Alanları korumak için 50 kişilik bir ekip oluşturan örgüt, uyuşturucu ekim ve sevkiyat görevini Diyarbakır Lice kırsal sorumlusu ‘Reber’ kod adlı Mehmet Şah Yıldeniz’e verdi. Bölge sorumluları gözetiminde yapılan hasadın ardından uyuşturucu, meşe ormanlıklarının altında özel olarak saklanıyor, daha sonra ilgili noktalara teslim ediliyor. Bölgede 70 liradan satılan uyuşturucunun kilosu, İstanbul’a ulaştığında 2 bin TL’ye kadar yükseliyor.Güvenlik birimleri, terör örgütünün en önemli gelir kaynakları arasında yer alan uyuşturucu ile etkin mücadelesini sürdürüyor. Bu kapsamda öncelikli olarak örgütün kontrolündeki ekim alanlarına belirli periyotlarla operasyon düzenleniyor. Ele geçirilen uyuşturucu belirlenen noktalarda imha ediliyor. Ancak yapılan operasyonlara karşı PKK, esrar ekim alanlarını genişletmeye devam ediyor. Bu kapsamda Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanarak ilgili tüm birimlere gönderilen ‘Narko Terör’ raporunda, örgütün bu alandan elde ettiği gelirler gözler önüne seriliyor. Rapora göre; PKK’nın en önemli ekim alanları Diyarbakır ve Bingöl kırsalında. Lice, Hazro, Kulp, Kocaköy, Hani, Silvan, Çermik, Eğil ve Genç ilçelerine bağlı onlarca köyde örgütün etkin ekim alanlarının olduğu kaydediliyor. En fazla tercih edilen alanlara traktör ve kamyon gibi araçlar giremiyor. Burada ekim alanlarının da 10 bin dönüm civarında olduğunun altı çizilirken çözüm süreci öncesinde ise bu rakamın 5 bin dönüm civarında olduğu bilgisi veriliyor.Raporda, esrar tarlalarına güvenlik birimleri tarafından yapılması planlanan operasyonlara karşı PKK’nın strateji değişikliğine gittiğine işaret edildi. Esrarın üretildiği arazi çevrelerine mayın döşendiği bilgisine yer verildi. Buralara yönelik operasyonlarda can kaybının yaşanmaması için mayınlara karşı önlem alınması, bölgeyi yakından bilen kişilerle de irtibat halinde olunması istendi. Hazırlanan çalışmada örgütün bu alanları korumak için 50 kişilik bir ekip oluşturduğuna da atıfta bulunuluyor. Bu kişilerin görevinin ise hem tarlaların güvenliğini sağlamak hem de esrar ekimi yapan köylüleri takip olduğu kaydediliyor. Ekim yapan kişilerin hasat sonrasında örgüt liderlerini bilgilendirdiği, Lice sorumlusu ‘Reber’ kod adlı Mehmet Şah Yıldeniz isimli teröristin onayının ardından ise sevkiyatın yapıldığı belirtiliyor.UYUŞTURUCULAR MEŞELERİN ALTINDA SAKLANIYOREmniyetin raporunda uyuşturucuların nasıl elde edildiği ile ilgili de önemli bilgiler yer aldı. Buna göre; hasat vakti geldiğinde bölge sorumlularına haber veriliyor. Bu kişilerin gözetiminde hasat yapılıyor. Uyuşturucu meşe ormanlıklarının altında saklanıyor. Sevkiyat konusunda yapılan anlaşmanın ardından da uyuşturucu, PKK’lıların gözetiminde ilgili noktalara teslim ediliyor. Örgütün esrar için belirlediği tavan fiyat 70 lira. Ekim alanlarının genişlemesiyle birlikte bu rakam 50 liraya kadar düştü. Ancak bölgede fiyatlar düşmesine karşı İstanbul, Ankara ve İzmir gibi şehirlerde bu rakam bin 500 ile 2 bin lira arasında değişiyor. Ekim alanlarının genişlemesinde örgüte yönelik operasyonların yapılmamasının etkisi olduğunu belirten kaynaklar, PKK’nın da bunu en iyi şekilde değerlendirdiğine vurgu yapılıyor. Birçok noktada etkin hale gelen örgüt, özel bir ekici grup bile oluşturdu.
Zaman
Ana Sayfa
18.09.2013
EsraroperasyonunakarşımayıntuzağıEsrar operasyonuna karşı mayın tuzağı
Esrar operasyonuna karşı mayın tuzağı
Zaman
18.09.2013
02:48
Emniyet, terör örgütü PKK/KCK’nın en önemli gelir kaynaklarından uyuşturucuyla ilgili çarpıcı bir rapor hazırladı. Buna göre, son dönemde Diyarbakır ve Bingöl kırsalındaki ekim alanları ikiye katlanarak 10 bin dönüme çıktı. Esrar tarlaları, muhtemel operasyonlara karşı etki derecesi yüksek mayınlarla korunuyor.Emniyet Genel Müdürlüğü, terör örgütü PKK/KCK’nın en önemli gelir kaynakları arasında yer alan uyuşturucu ticaretiyle ilgili kapsamlı bir rapor hazırladı. Rapora göre, örgüt, son dönemde Diyarbakır ve Bingöl kırsalı başta olmak üzere farklı noktalarda ekim alanlarını iki katına çıkardı. Daha önce yaklaşık 5 bin dönüm arazide yapılan uyuşturucu ekimi, 10 bin dönüme yayıldı. Traktör ve kamyon gibi araçların giremediği esrar tarlalarına yapılması planlanan muhtemel operasyonlara karşı çevrelerine etki derecesi yüksek mayınlar döşendi. Sarp kayalıklarda militanların nöbet tuttuğu, muhtemel baskınlarda taciz ateşi açtıkları belirtiliyor. Güvenlik birimlerinin zayiat vermemek için operasyona sıcak bakmadığı kaydediliyor. Alanları korumak için 50 kişilik bir ekip oluşturan örgüt, uyuşturucu ekim ve sevkiyat görevini Diyarbakır Lice kırsal sorumlusu ‘Reber’ kod adlı Mehmet Şah Yıldeniz’e verdi. Bölge sorumluları gözetiminde yapılan hasadın ardından uyuşturucu, meşe ormanlıklarının altında özel olarak saklanıyor, daha sonra ilgili noktalara teslim ediliyor. Bölgede 70 liradan satılan uyuşturucunun kilosu, İstanbul’a ulaştığında 2 bin TL’ye kadar yükseliyor.Güvenlik birimleri, terör örgütünün en önemli gelir kaynakları arasında yer alan uyuşturucu ile etkin mücadelesini sürdürüyor. Bu kapsamda öncelikli olarak örgütün kontrolündeki ekim alanlarına belirli periyotlarla operasyon düzenleniyor. Ele geçirilen uyuşturucu belirlenen noktalarda imha ediliyor. Ancak yapılan operasyonlara karşı PKK, esrar ekim alanlarını genişletmeye devam ediyor. Bu kapsamda Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanarak ilgili tüm birimlere gönderilen ‘Narko Terör’ raporunda, örgütün bu alandan elde ettiği gelirler gözler önüne seriliyor. Rapora göre; PKK’nın en önemli ekim alanları Diyarbakır ve Bingöl kırsalında. Lice, Hazro, Kulp, Kocaköy, Hani, Silvan, Çermik, Eğil ve Genç ilçelerine bağlı onlarca köyde örgütün etkin ekim alanlarının olduğu kaydediliyor. En fazla tercih edilen alanlara traktör ve kamyon gibi araçlar giremiyor. Burada ekim alanlarının da 10 bin dönüm civarında olduğunun altı çizilirken çözüm süreci öncesinde ise bu rakamın 5 bin dönüm civarında olduğu bilgisi veriliyor.Raporda, esrar tarlalarına güvenlik birimleri tarafından yapılması planlanan operasyonlara karşı PKK’nın strateji değişikliğine gittiğine işaret edildi. Esrarın üretildiği arazi çevrelerine mayın döşendiği bilgisine yer verildi. Buralara yönelik operasyonlarda can kaybının yaşanmaması için mayınlara karşı önlem alınması, bölgeyi yakından bilen kişilerle de irtibat halinde olunması istendi. Hazırlanan çalışmada örgütün bu alanları korumak için 50 kişilik bir ekip oluşturduğuna da atıfta bulunuluyor. Bu kişilerin görevinin ise hem tarlaların güvenliğini sağlamak hem de esrar ekimi yapan köylüleri takip olduğu kaydediliyor. Ekim yapan kişilerin hasat sonrasında örgüt liderlerini bilgilendirdiği, Lice sorumlusu ‘Reber’ kod adlı Mehmet Şah Yıldeniz isimli teröristin onayının ardından ise sevkiyatın yapıldığı belirtiliyor.UYUŞTURUCULAR MEŞELERİN ALTINDA SAKLANIYOREmniyetin raporunda uyuşturucuların nasıl elde edildiği ile ilgili de önemli bilgiler yer aldı. Buna göre; hasat vakti geldiğinde bölge sorumlularına haber veriliyor. Bu kişilerin gözetiminde hasat yapılıyor. Uyuşturucu meşe ormanlıklarının altında saklanıyor. Sevkiyat konusunda yapılan anlaşmanın ardından da uyuşturucu, PKK’lıların gözetiminde ilgili noktalara teslim ediliyor. Örgütün esrar için belirlediği tavan fiyat 70 lira. Ekim alanlarının genişlemesiyle birlikte bu rakam 50 liraya kadar düştü. Ancak bölgede fiyatlar düşmesine karşı İstanbul, Ankara ve İzmir gibi şehirlerde bu rakam bin 500 ile 2 bin lira arasında değişiyor. Ekim alanlarının genişlemesinde örgüte yönelik operasyonların yapılmamasının etkisi olduğunu belirten kaynaklar, PKK’nın da bunu en iyi şekilde değerlendirdiğine vurgu yapılıyor. Birçok noktada etkin hale gelen örgüt, özel bir ekici grup bile oluşturdu.
Zaman
Güncel
18.09.2013
EsraroperasyonunakarşımayıntuzağıEsrar operasyonuna karşı mayın tuzağı
Esrar operasyona karşı mayın tuzağı
Zaman
18.09.2013
02:35
Emniyet, terör örgütü PKK/KCK’nın en önemli gelir kaynaklarından uyuşturucuyla ilgili çarpıcı bir rapor hazırladı. Buna göre, son dönemde Diyarbakır ve Bingöl kırsalındaki ekim alanları ikiye katlanarak 10 bin dönüme çıktı. Esrar tarlaları, muhtemel operasyonlara karşı etki derecesi yüksek mayınlarla korunuyor.Emniyet Genel Müdürlüğü, terör örgütü PKK/KCK’nın en önemli gelir kaynakları arasında yer alan uyuşturucu ticaretiyle ilgili kapsamlı bir rapor hazırladı. Rapora göre, örgüt, son dönemde Diyarbakır ve Bingöl kırsalı başta olmak üzere farklı noktalarda ekim alanlarını iki katına çıkardı. Daha önce yaklaşık 5 bin dönüm arazide yapılan uyuşturucu ekimi, 10 bin dönüme yayıldı. Traktör ve kamyon gibi araçların giremediği esrar tarlalarına yapılması planlanan muhtemel operasyonlara karşı çevrelerine etki derecesi yüksek mayınlar döşendi. Sarp kayalıklarda militanların nöbet tuttuğu, muhtemel baskınlarda taciz ateşi açtıkları belirtiliyor. Güvenlik birimlerinin zayiat vermemek için operasyona sıcak bakmadığı kaydediliyor. Alanları korumak için 50 kişilik bir ekip oluşturan örgüt, uyuşturucu ekim ve sevkiyat görevini Diyarbakır Lice kırsal sorumlusu ‘Reber’ kod adlı Mehmet Şah Yıldeniz’e verdi. Bölge sorumluları gözetiminde yapılan hasadın ardından uyuşturucu, meşe ormanlıklarının altında özel olarak saklanıyor, daha sonra ilgili noktalara teslim ediliyor. Bölgede 70 liradan satılan uyuşturucunun kilosu, İstanbul’a ulaştığında 2 bin TL’ye kadar yükseliyor.Güvenlik birimleri, terör örgütünün en önemli gelir kaynakları arasında yer alan uyuşturucu ile etkin mücadelesini sürdürüyor. Bu kapsamda öncelikli olarak örgütün kontrolündeki ekim alanlarına belirli periyotlarla operasyon düzenleniyor. Ele geçirilen uyuşturucu belirlenen noktalarda imha ediliyor. Ancak yapılan operasyonlara karşı PKK, esrar ekim alanlarını genişletmeye devam ediyor. Bu kapsamda Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanarak ilgili tüm birimlere gönderilen ‘Narko Terör’ raporunda, örgütün bu alandan elde ettiği gelirler gözler önüne seriliyor. Rapora göre; PKK’nın en önemli ekim alanları Diyarbakır ve Bingöl kırsalında. Lice, Hazro, Kulp, Kocaköy, Hani, Silvan, Çermik, Eğil ve Genç ilçelerine bağlı onlarca köyde örgütün etkin ekim alanlarının olduğu kaydediliyor. En fazla tercih edilen alanlara traktör ve kamyon gibi araçlar giremiyor. Burada ekim alanlarının da 10 bin dönüm civarında olduğunun altı çizilirken çözüm süreci öncesinde ise bu rakamın 5 bin dönüm civarında olduğu bilgisi veriliyor.Raporda, esrar tarlalarına güvenlik birimleri tarafından yapılması planlanan operasyonlara karşı PKK’nın strateji değişikliğine gittiğine işaret edildi. Esrarın üretildiği arazi çevrelerine mayın döşendiği bilgisine yer verildi. Buralara yönelik operasyonlarda can kaybının yaşanmaması için mayınlara karşı önlem alınması, bölgeyi yakından bilen kişilerle de irtibat halinde olunması istendi. Hazırlanan çalışmada örgütün bu alanları korumak için 50 kişilik bir ekip oluşturduğuna da atıfta bulunuluyor. Bu kişilerin görevinin ise hem tarlaların güvenliğini sağlamak hem de esrar ekimi yapan köylüleri takip olduğu kaydediliyor. Ekim yapan kişilerin hasat sonrasında örgüt liderlerini bilgilendirdiği, Lice sorumlusu ‘Reber’ kod adlı Mehmet Şah Yıldeniz isimli teröristin onayının ardından ise sevkiyatın yapıldığı belirtiliyor.UYUŞTURUCULAR MEŞELERİN ALTINDA SAKLANIYOREmniyetin raporunda uyuşturucuların nasıl elde edildiği ile ilgili de önemli bilgiler yer aldı. Buna göre; hasat vakti geldiğinde bölge sorumlularına haber veriliyor. Bu kişilerin gözetiminde hasat yapılıyor. Uyuşturucu meşe ormanlıklarının altında saklanıyor. Sevkiyat konusunda yapılan anlaşmanın ardından da uyuşturucu, PKK’lıların gözetiminde ilgili noktalara teslim ediliyor. Örgütün esrar için belirlediği tavan fiyat 70 lira. Ekim alanlarının genişlemesiyle birlikte bu rakam 50 liraya kadar düştü. Ancak bölgede fiyatlar düşmesine karşı İstanbul, Ankara ve İzmir gibi şehirlerde bu rakam bin 500 ile 2 bin lira arasında değişiyor. Ekim alanlarının genişlemesinde örgüte yönelik operasyonların yapılmamasının etkisi olduğunu belirten kaynaklar, PKK’nın da bunu en iyi şekilde değerlendirdiğine vurgu yapılıyor. Birçok noktada etkin hale gelen örgüt, özel bir ekici grup bile oluşturdu.
Zaman
En Çok Okunan
18.09.2013
EsraroperasyonakarşımayıntuzağıEsrar operasyona karşı mayın tuzağı
Esrar operasyona karşı mayın tuzağı
Zaman
18.09.2013
01:51
Emniyet, terör örgütü PKK/KCK’nın en önemli gelir kaynaklarından uyuşturucuyla ilgili çarpıcı bir rapor hazırladı. Buna göre, son dönemde Diyarbakır ve Bingöl kırsalındaki ekim alanları ikiye katlanarak 10 bin dönüme çıktı. Esrar tarlaları, muhtemel operasyonlara karşı etki derecesi yüksek mayınlarla korunuyor.Emniyet Genel Müdürlüğü, terör örgütü PKK/KCK’nın en önemli gelir kaynakları arasında yer alan uyuşturucu ticaretiyle ilgili kapsamlı bir rapor hazırladı. Rapora göre, örgüt, son dönemde Diyarbakır ve Bingöl kırsalı başta olmak üzere farklı noktalarda ekim alanlarını iki katına çıkardı. Daha önce yaklaşık 5 bin dönüm arazide yapılan uyuşturucu ekimi, 10 bin dönüme yayıldı. Traktör ve kamyon gibi araçların giremediği esrar tarlalarına yapılması planlanan muhtemel operasyonlara karşı çevrelerine etki derecesi yüksek mayınlar döşendi. Sarp kayalıklarda militanların nöbet tuttuğu, muhtemel baskınlarda taciz ateşi açtıkları belirtiliyor. Güvenlik birimlerinin zayiat vermemek için operasyona sıcak bakmadığı kaydediliyor. Alanları korumak için 50 kişilik bir ekip oluşturan örgüt, uyuşturucu ekim ve sevkiyat görevini Diyarbakır Lice kırsal sorumlusu ‘Reber’ kod adlı Mehmet Şah Yıldeniz’e verdi. Bölge sorumluları gözetiminde yapılan hasadın ardından uyuşturucu, meşe ormanlıklarının altında özel olarak saklanıyor, daha sonra ilgili noktalara teslim ediliyor. Bölgede 70 liradan satılan uyuşturucunun kilosu, İstanbul’a ulaştığında 2 bin TL’ye kadar yükseliyor.Güvenlik birimleri, terör örgütünün en önemli gelir kaynakları arasında yer alan uyuşturucu ile etkin mücadelesini sürdürüyor. Bu kapsamda öncelikli olarak örgütün kontrolündeki ekim alanlarına belirli periyotlarla operasyon düzenleniyor. Ele geçirilen uyuşturucu belirlenen noktalarda imha ediliyor. Ancak yapılan operasyonlara karşı PKK, esrar ekim alanlarını genişletmeye devam ediyor. Bu kapsamda Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanarak ilgili tüm birimlere gönderilen ‘Narko Terör’ raporunda, örgütün bu alandan elde ettiği gelirler gözler önüne seriliyor. Rapora göre; PKK’nın en önemli ekim alanları Diyarbakır ve Bingöl kırsalında. Lice, Hazro, Kulp, Kocaköy, Hani, Silvan, Çermik, Eğil ve Genç ilçelerine bağlı onlarca köyde örgütün etkin ekim alanlarının olduğu kaydediliyor. En fazla tercih edilen alanlara traktör ve kamyon gibi araçlar giremiyor. Burada ekim alanlarının da 10 bin dönüm civarında olduğunun altı çizilirken çözüm süreci öncesinde ise bu rakamın 5 bin dönüm civarında olduğu bilgisi veriliyor.Raporda, esrar tarlalarına güvenlik birimleri tarafından yapılması planlanan operasyonlara karşı PKK’nın strateji değişikliğine gittiğine işaret edildi. Esrarın üretildiği arazi çevrelerine mayın döşendiği bilgisine yer verildi. Buralara yönelik operasyonlarda can kaybının yaşanmaması için mayınlara karşı önlem alınması, bölgeyi yakından bilen kişilerle de irtibat halinde olunması istendi. Hazırlanan çalışmada örgütün bu alanları korumak için 50 kişilik bir ekip oluşturduğuna da atıfta bulunuluyor. Bu kişilerin görevinin ise hem tarlaların güvenliğini sağlamak hem de esrar ekimi yapan köylüleri takip olduğu kaydediliyor. Ekim yapan kişilerin hasat sonrasında örgüt liderlerini bilgilendirdiği, Lice sorumlusu ‘Reber’ kod adlı Mehmet Şah Yıldeniz isimli teröristin onayının ardından ise sevkiyatın yapıldığı belirtiliyor.UYUŞTURUCULAR MEŞELERİN ALTINDA SAKLANIYOREmniyetin raporunda uyuşturucuların nasıl elde edildiği ile ilgili de önemli bilgiler yer aldı. Buna göre; hasat vakti geldiğinde bölge sorumlularına haber veriliyor. Bu kişilerin gözetiminde hasat yapılıyor. Uyuşturucu meşe ormanlıklarının altında saklanıyor. Sevkiyat konusunda yapılan anlaşmanın ardından da uyuşturucu, PKK’lıların gözetiminde ilgili noktalara teslim ediliyor. Örgütün esrar için belirlediği tavan fiyat 70 lira. Ekim alanlarının genişlemesiyle birlikte bu rakam 50 liraya kadar düştü. Ancak bölgede fiyatlar düşmesine karşı İstanbul, Ankara ve İzmir gibi şehirlerde bu rakam bin 500 ile 2 bin lira arasında değişiyor. Ekim alanlarının genişlemesinde örgüte yönelik operasyonların yapılmamasının etkisi olduğunu belirten kaynaklar, PKK’nın da bunu en iyi şekilde değerlendirdiğine vurgu yapılıyor. Birçok noktada etkin hale gelen örgüt, özel bir ekici grup bile oluşturdu.
Zaman
Güncel
18.09.2013
EsraroperasyonakarşımayıntuzağıEsrar operasyona karşı mayın tuzağı
Esrar operasyona karşı mayın tuzağı
Zaman
18.09.2013
01:51
Emniyet, terör örgütü PKK/KCK’nın en önemli gelir kaynaklarından uyuşturucuyla ilgili çarpıcı bir rapor hazırladı. Buna göre, son dönemde Diyarbakır ve Bingöl kırsalındaki ekim alanları ikiye katlanarak 10 bin dönüme çıktı. Esrar tarlaları, muhtemel operasyonlara karşı etki derecesi yüksek mayınlarla korunuyor.Emniyet Genel Müdürlüğü, terör örgütü PKK/KCK’nın en önemli gelir kaynakları arasında yer alan uyuşturucu ticaretiyle ilgili kapsamlı bir rapor hazırladı. Rapora göre, örgüt, son dönemde Diyarbakır ve Bingöl kırsalı başta olmak üzere farklı noktalarda ekim alanlarını iki katına çıkardı. Daha önce yaklaşık 5 bin dönüm arazide yapılan uyuşturucu ekimi, 10 bin dönüme yayıldı. Traktör ve kamyon gibi araçların giremediği esrar tarlalarına yapılması planlanan muhtemel operasyonlara karşı çevrelerine etki derecesi yüksek mayınlar döşendi. Sarp kayalıklarda militanların nöbet tuttuğu, muhtemel baskınlarda taciz ateşi açtıkları belirtiliyor. Güvenlik birimlerinin zayiat vermemek için operasyona sıcak bakmadığı kaydediliyor. Alanları korumak için 50 kişilik bir ekip oluşturan örgüt, uyuşturucu ekim ve sevkiyat görevini Diyarbakır Lice kırsal sorumlusu ‘Reber’ kod adlı Mehmet Şah Yıldeniz’e verdi. Bölge sorumluları gözetiminde yapılan hasadın ardından uyuşturucu, meşe ormanlıklarının altında özel olarak saklanıyor, daha sonra ilgili noktalara teslim ediliyor. Bölgede 70 liradan satılan uyuşturucunun kilosu, İstanbul’a ulaştığında 2 bin TL’ye kadar yükseliyor.Güvenlik birimleri, terör örgütünün en önemli gelir kaynakları arasında yer alan uyuşturucu ile etkin mücadelesini sürdürüyor. Bu kapsamda öncelikli olarak örgütün kontrolündeki ekim alanlarına belirli periyotlarla operasyon düzenleniyor. Ele geçirilen uyuşturucu belirlenen noktalarda imha ediliyor. Ancak yapılan operasyonlara karşı PKK, esrar ekim alanlarını genişletmeye devam ediyor. Bu kapsamda Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanarak ilgili tüm birimlere gönderilen ‘Narko Terör’ raporunda, örgütün bu alandan elde ettiği gelirler gözler önüne seriliyor. Rapora göre; PKK’nın en önemli ekim alanları Diyarbakır ve Bingöl kırsalında. Lice, Hazro, Kulp, Kocaköy, Hani, Silvan, Çermik, Eğil ve Genç ilçelerine bağlı onlarca köyde örgütün etkin ekim alanlarının olduğu kaydediliyor. En fazla tercih edilen alanlara traktör ve kamyon gibi araçlar giremiyor. Burada ekim alanlarının da 10 bin dönüm civarında olduğunun altı çizilirken çözüm süreci öncesinde ise bu rakamın 5 bin dönüm civarında olduğu bilgisi veriliyor.Raporda, esrar tarlalarına güvenlik birimleri tarafından yapılması planlanan operasyonlara karşı PKK’nın strateji değişikliğine gittiğine işaret edildi. Esrarın üretildiği arazi çevrelerine mayın döşendiği bilgisine yer verildi. Buralara yönelik operasyonlarda can kaybının yaşanmaması için mayınlara karşı önlem alınması, bölgeyi yakından bilen kişilerle de irtibat halinde olunması istendi. Hazırlanan çalışmada örgütün bu alanları korumak için 50 kişilik bir ekip oluşturduğuna da atıfta bulunuluyor. Bu kişilerin görevinin ise hem tarlaların güvenliğini sağlamak hem de esrar ekimi yapan köylüleri takip olduğu kaydediliyor. Ekim yapan kişilerin hasat sonrasında örgüt liderlerini bilgilendirdiği, Lice sorumlusu ‘Reber’ kod adlı Mehmet Şah Yıldeniz isimli teröristin onayının ardından ise sevkiyatın yapıldığı belirtiliyor.UYUŞTURUCULAR MEŞELERİN ALTINDA SAKLANIYOREmniyetin raporunda uyuşturucuların nasıl elde edildiği ile ilgili de önemli bilgiler yer aldı. Buna göre; hasat vakti geldiğinde bölge sorumlularına haber veriliyor. Bu kişilerin gözetiminde hasat yapılıyor. Uyuşturucu meşe ormanlıklarının altında saklanıyor. Sevkiyat konusunda yapılan anlaşmanın ardından da uyuşturucu, PKK’lıların gözetiminde ilgili noktalara teslim ediliyor. Örgütün esrar için belirlediği tavan fiyat 70 lira. Ekim alanlarının genişlemesiyle birlikte bu rakam 50 liraya kadar düştü. Ancak bölgede fiyatlar düşmesine karşı İstanbul, Ankara ve İzmir gibi şehirlerde bu rakam bin 500 ile 2 bin lira arasında değişiyor. Ekim alanlarının genişlemesinde örgüte yönelik operasyonların yapılmamasının etkisi olduğunu belirten kaynaklar, PKK’nın da bunu en iyi şekilde değerlendirdiğine vurgu yapılıyor. Birçok noktada etkin hale gelen örgüt, özel bir ekici grup bile oluşturdu.
Zaman
Ana Sayfa
18.09.2013
EsraroperasyonakarşımayıntuzağıEsrar operasyona karşı mayın tuzağı
Van'da konut çalışmaları başladı
Zaman
17.09.2013
17:32
Vanın Erciş İlçesine bağlı Çatakdibi Köyünde yaklaşık 2 bin ağacın da bulunduğu mera alanında TOKİ tarafından yapılacak olan 63 konut için çalışmalara başlandı. Köylülerin bir kısmının itiraz ettiği mera alanında yapılan çalışma sırasında jandarma geniş güvenlik önlemi aldı. Erciş Kaymakamı Barbaros Baran, bölgede tek bir ağacın kesilmeyeceğini, itiraz eden köylülerin gösterdiği arazinin de konut yapımı için uygun olmadığını söyledi.Vanda 23 Ekim 2011de meydana gelen Richter ölçeğine gören 7.2 büyüklüğündeki depremde büyük yıkımın olduğu Ercişin Çatakdibi Köyünde 63 kişi için TOKİ tarafından konut yapılacak. Ancak konutların, hazine arazisi olan ve yıllardır köylüler tarafından kullanılan yaklaşık 2 bin ağaçlı mera alanına yapılmasına karar verildi. Bu karar da bazı köylülerin itirazına neden oldu. Yaklaşık 2 yıldır yapılan itiraz ve konuyla ilgili açılan davanın reddedilmesinin ardından, bugün çalışmalara başlandı. TOKİnin 63 konut ihalesini alan firma, bir iş makinesini inşaat alanının zemini düzeltmesi için görevlendirdi. İtiraz eden köylülerin tepkisi ve çıkabilecek olaylara karşı da jandarma bölgede geniş güvenlik önlemi aldı.İş makinesinin çalışması sırasında inşaat alanına gelen yaklaşık 15 kişi, çalışmaları durdurmak istedi. Jandarma bu kişilere engel olurken, yaşlı bir kadın da beddua ederek çalışmaların durdurulmasını istedi. Jandarma aldığı güvenlik önlemini sürdürürken, köylülerden Sait İnci, konutların yapılacağı alanın mera alanı olduğunu ve geçimlerini bu bölgeden karşıladıklarını söyledi. İnci, Dedelerimiz ve biz bugüne kadar bu araziyi ekip biçtik. Deprem oldu. O kadar arazi var, hem de hazine arazisi. Ayrıca o yerler tarım arazisi değil kayalıktır ve depreme daha dayanıklıdır. Biz kaymakamla görüşerek konutların bu alana yapılmasını istedik. Ama bizi dinlemediler. Bizim bu araziden başka gelir kaynağımız yok. Biz bundan sonra ne yiyeceğiz dedi.İlçe Kaymakamı Barbaros Baran ise en uygun konut alanının burası olduğunu belirtti. Baran, bölgedeki 2 bin ağaca dokunulmayacağını belirterek, Biz tek bir ağaç bile kesmeyeceğiz. Köyde mağdur olan 63 aile, deprem konutlarına kavuşamadı. Aynı köydeki vatandaşlara da haksızlık oluyor ve şu anda hak sahibi olan 63 aile, ağır hasarlı konutlarında oturuyor. Bölgemizde sürekli depremlerin olduğunu düşünürsek o aileleri tehlikeye atmış oluyoruz. Köylülerle defalarca toplantı yaptık. Başka bir arazi bulun dedik. Ancak teklif edilen arazi köyün 5 kilometre uzağında ve mühendislik açısından sakıncalı bir arazi. Teknik elemanlarımız uygun olmadığına karar verdiler. İtirazda bulunan vatandaşları için de yeteri kadar hazine arazisi var. Mağdur olmaları söz konusu değil. Ayrıca yapılacak konutlar da gene aynı köyde yaşayan köylülere verilecek dedi.(DHA)
Zaman
Son Dakika
17.09.2013
Vanda/">VandakonutçalışmalarıbaşladıVanda-konut-çalışmaları-başladı/">Vanda konut çalışmaları başladı
Arazi anlaşmazlığı tartışmasında cinayet işlendi
Zaman
17.09.2013
14:37
Bursa Orhangazi’ye bağlı Üreğil köyünde daha önce aralarında arazi anlaşmazlığından husumet olan iki akrabanın tartışmasında cinayet işlendi.Dededen kalma arazilerin pay edilmesinden sonra sabah saatlerinde bir araya gelen ve arazileri yan yana olan dayı ile yeğen tartıştı. Tartışma sonrası üzerinde taşıdığı tabanca ile iki el ateş eden dayı, yeğenini öldürdü. Cinayet zanlısı olay sonrası kendisine ait otomobil ile kaçtı. Olay Orhangazi’ye bağlı Üreğil köyünde bir zeytinlikte meydana geldi. Daha önce dededen kalma malların pay edilmesi sırasında yaşanan anlaşmazlıktan dolayı aralarında husumet bulunan Elbek ve Fidan ailelerinden Raşit Elbek (27) babası Hüseyin Elbek ile sabah saatlerinde köy altındaki zeytinliklerine arazi sulamaya indi. Bu esnada yakındaki bir başka zeytinliğe gitmekte olan Raşif Elbek’in dayısı olduğu belirlenen Beyhan Fidan (61), eşi Sevil Fidan ile birlikte Elbek ailesi ile tartıştı. Bir süre sonra olay yerinden uzaklaşan Beyhan Fidan yarım saat sonra tekrar kendisine ait traktör ile Raşit Elbek ile babası Hüseyin Elbek’in bulunduğu zeytinliğin yanına geldi. Tartışma yeniden alevlendi. Tartışmanın ardından iddiaya göre Beyhan Fidan üzerinde taşıdığı tabancayı çıkararak baba oğla doğrulttu. Oğlunun önüne geçen Hüseyin Elbek tartışmayı ayırmak istedi. Baba Hüseyin Elbek’in ifadesine göre Beyhan Fidan “Çekil önümden yoksa ikinizi de vururum” dedikten sonra Raşit Elbek’e 2 el ateş etti. Kurşunlardan birisi Elbek’in göğsüne isabet etti. Beyhan Fidan eşi ile birlikte traktöre binip olay yerinden uzaklaştı.İddiaya göre Beyhan Fidan eşini evde bırakarak kendisine ait 16 VD 982 plakalı otomobile binerek köyden ayrıldı.Haber verilen 112 sağlık ekiplerinin müdahale ettiği Raşit Elbek’in (27) hayatını kaybettiğini belirlendi. Bekar olduğu öğrenilen Raşit Elbekin babası Hüseyin ile annesi Zeliha Elbek olay yerinde sinir krizleri geçirdi. Elbek’in cenazesi Cumhuriyet savcısının incelemesinin ardından Orhangazi Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. Ceset daha sonra Adli Tıp Kurumuna gönderildi. Cinayeti işlediği ileri sürülen Beyhan Fidan’ın evine giden jandarma ekipleri eşi Sevil Fidan’ı gözaltına aldı. Ortadan kaybolan Beyhan Fidan’ın yakalanması için çalışma başlatıldı. CİHAN
Zaman
Son Dakika
17.09.2013
ArazianlaşmazlığıtartışmasındacinayetişlendiArazi anlaşmazlığı tartışmasında cinayet işlendi
Yağma suçundan 8 yıl hapis cezası aldılar
Zaman
30.08.2013
13:00
Kocaelinin Çayırova ilçesinde, 2004 yılında meydana gelen olayda, birden fazla kişiyi yağmalama suçundan gözaltına alınan ve bir süre sonra tutuksuz yargılanan 2 şahıs, mahkeme tarafından verilen 8’er yıl hapis cezası onanınca yakalandı. Çayırova ilçesinde meydana gelen olayda, emlakçılık yaptıkları öğrenilen O.K. ile M.İ., B.K. isimli şâhsa bir arazi sattı. Ancak emlakçılar ile araziyi alan şahıs arasında anlaşmazlık çıktı. B.K.’nın yaptığı şikâyet üzerine B.K ile birlikte birkaç şâhsı tehdit ve darp ederek yağmaladıkları iddia edilen O.K. ile M. İ. gözaltına alındı. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinde birden fazla kişiyi yağma suçundan önce tutuklu yargılanan, daha sonra tutuksuz yargılanmalarına karar verilen şahıslar, mahkeme sonucunda 8’er yıl 4’er ay hapis cezası aldı. Yargıtay tarafından cezaları onan şahıslar hakkında arama ve yakalama kararı çıktı. Kocaeli Asayiş Şube Müdürlüğü Aranan Şahıslar Büro Amirliği, aranan şahısları Gebze ilçesinde yaptıkları planlı operasyon ile yakaladı, işlemleri biten aranan hükümlüler adli mercilere sevk edildi. CİHAN
Zaman
Son Dakika
30.08.2013
Yağmasuçundan8yılhapiscezasıaldılarYağma suçundan 8 yıl hapis cezası aldılar
Körfez'in kumu değerleniyor
Zaman
25.08.2013
12:43
İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) işbirliği ile yürütülen Rehabilitasyon Projesi’nin hayata geçmesi ile birlikte hem körfez hayat bulacak hem de limanın kapasitesi artacak. Ağır metale rastlanmayan dip kili ve kumu ise tarımdan inşaata, kentsel dönüşümden kıyı tasarımı projesine kadar geniş bir alanda kullanılabilecek. Yüzülebilir Körfez hedefiyle İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin TCDD ortaklığı ile yürüttüğü İzmir Limanı ve Körfez’i Rehabilitasyon Projesi kapsamındaki çalışmalarda, Körfez’den çıkan tarama malzemesinde ağır metale rastlanmaması, gözleri, bu malzemenin nasıl değerlendirileceği konusuna çevirdi. İZSU Genel Müdürlüğü, Körfez’in kuzeyine açılacak sirkülasyon kanalından çıkacak tarama malzemesinin, ziraat ve inşaat alanında kullanımını araştırmak amacıyla üniversitelerle proje çalışmalarına başlama kararı aldı. İZSU, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi ile tarama malzemesinin tarım toprağı olarak kullanılabilirliği yönünde araştırma yapmak üzere önümüzdeki günlerde sözleşme imzalayacak. Çıkacak malzemenin tuzdan arındırıldıktan sonra park ve bahçelerde, örtü malzemesi olarak da Harmandalı Katı Atık Depolama Alanı’nda kullanılabildiğini belirten İZSU Genel Müdürlüğü yetkilileri, üniversite ile yapacakları çalışma sayesinde malzemenin azot ve fosforla zenginleştirilerek tarım toprağı olarak kullanımının araştırılacağını söyledi. İZSU ayrıca, inşaat fakülteleri ile de bir proje yürüterek tarama malzemelerinin inşaat sektöründe hangi alanda kullanılacağını araştıracak. TEHLİKELİ ATIK YOKProjenin çevre değerlerini artırmaya ve Yüzülebilir Körfez hedefini gerçekleştirmeye yönelik olduğunu hatırlatan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Bunun gerçekleşmesi halinde, limanımızın da kapasitesi artacak. Körfezin dibinden çıkan tarama malzemesinde tehlikeli atık sınıfına giren herhangi bir değere rastlanmaması elimizi güçlendirdi. diye konuştu.Körfez’in kuzeyinde, Büyükşehir’in tarama gemisiyle açılacak sirkülasyon kanalından yaklaşık 25 milyon metreküp malzeme çıkarılacağını kaydeden Başkan Kocaoğlu, Bu malzemelerin döküleceği yerlerle ilgili önerilerimiz ÇED raporunda sunuldu. Bu malzemenin yüzde 70’i yumuşak kil, yüzde 30’u ise kum. Tek sorunumuz tuz. Ama bizim en büyük avantajımız, Çiğli’de arıtma tesisimizin olduğu arazi. Burada oluşturmayı istediğimiz geri kazanım alanına bu malzemeyi taşıyıp, arıtma tesisimizden çıkan suyla rahatlıkla rehabilite edebiliriz. Tüm dünyada deniz kumu tuzdan arındırılarak inşaatlarda kullanılıyor. Çıkan malzeme toprak iyileştirici olarak taşlık arazilerin ıslahında kullanılabilir. Kentsel dönüşüm projeleri ile İzmir Kıyı Tasarımı Projesi ise diğer kullanım alanları olabilir. dedi. KÖRFEZ’DE BALIK ÇOĞALACAKİzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Kocaoğlu, Körfez’in ekolojik ve ekonomik verimliliğinin artırılması için 6 yıldır bilimsel araştırmalar yaptıklarının da altını çizerek, Bu projeyi hayata geçirmezsek, giderek sığlaşan İzmir Körfezi daha da kullanılamaz hale gelecek. Proje bitirildiğinde, Körfez 80 yıl öncesine döneceği gibi hem deniz canlıları ve balık popülasyonunu arttıracağız hem de Körfez’in derinleşmesi nedeniyle ekonomik amaçlı büyüme de sağlayacağız. Körfez’de yapılan her türlü taşımacılıkta, bugünkünden dört misli daha fazla ekonomik gelir elde edilecek. En önemlisi, artık İzmir Körfezi’nde denize girilebilecek. O nedenle bu proje, İzmir’in Akdeniz’deki en önemli liman olma özelliğini yeniden kazanmasını sağlayacak. Doğal dengelerin ve ekolojinin bozulması söz konusu değil. Tam aksine, çıkarılacak çamurun verimli halde kullanılması ve ekolojik canlılığın artmasını sağlayacağız. diye konuştu.PROJENİN SAĞLAYACAĞI FAYDALAR?Körfezin güney aksı boyunca açılacak olan navigasyon kanalı ile Körfez’e temiz su girişi artacak. Kuzey aksında oluşturulacak sirkülasyon kanalı da bu bölgedeki akıntı hızlarını artıracak. Su kalitesi ve biyolojik çeşitlilik iyileştirilecek. İzmir Limanı’nın kapasitesi artacak, yeni nesil gemilere hizmet vermeye başlayarak ana liman olma statüsüne kavuşacak. ARITMALARIN ÇAMURU TARIM TOPRAĞI OLACAKİzmir Büyükşehir Belediyesi, Çamur Çürütme ve Kurutma Tesisi ile Türkiye’nin en önemli çevre projelerinden birine daha imza atarak yapım sürecine başlandı. Yaklaşık 60 milyon liraya mal olacak tesisin kurutma ünitesi hizmete girdi. Çiğli’nin yanı sıra Aliağa, Foça, Menemen, Kemalpaşa, Güneybatı, Urla, Seferihisar, Ayrancılar-Yazıbaşı, Torbalı, Havza ve Bayındır, Doğanbey-Ürkmez ve Özdere-Gümüldür atıksu arıtma tesislerinde oluşan arıtma çamurları da bertaraf edilecek. Tesis hizmete girdiğinde, diğer arıtma tesisleriyle birlikte günlük 800 tona ulaşan çamur miktarı yaklaşık 4 kat azaltılarak 220 tona düşürülecek. Ayrıca, yüzde 92 oranında kurutulmuş hale getirilen çamurlar toprak iyileştirici olarak yeşil alanlarda, arazi rehabilitasyonunda, t
Zaman
Son Dakika
25.08.2013
KörfezinkumudeğerleniyorKörfezin kumu değerleniyor
Arazi değil haraç kavgası
Zaman
25.08.2013
02:34
Kamuoyuna arazi anlaşmazlığı olarak yansıyan Diyarbakır’daki olayların ‘PKK haracı’ yüzünden çıktığı öğrenildi. İddiaya göre PKK, Tokur ailesine 1 milyon lira ceza kesti. Aile parayı ödememe kararı alınca, terör örgütünün görevlendirdiği başka bir aile tarafından tehdit edildi. İki aile arasındaki silahlı kavga, biri 6 aylık bebek 4 kişinin ölümüyle sonuçlandı.Diyarbakır’da, geçtiğimiz günlerde 4 kişinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan silahlı kavganın arkasından terör örgütü PKK çıktı. Olayın arazi anlaşmazlığından kaynaklandığı iddia edilmişti. Bölgeye giden Terörle Mücadele ve İstihbarat Dairesi Başkanlığı ekipleri önemli bilgilere ulaştı. Silahlı kavganın PKK tarafından Tokur ailesine ‘vergi’ adı altında kesilen 1 milyon liralık haracın ödenmemesinden kaynaklandığı belirlendi. İddiaya göre, PKK, Lice eşrafından Tokur ailesine 1 milyon liralık haraç kesti. Paranın bir ay içinde örgütün göndereceği iki kişiye teslim edilmesini istedi. Ancak aile haracı ödememe kararı aldı. Bir ay dolmadan aynı köyden başka bir aileye mensup iki kişi tahsilat için geldi. Bu kişiler paranın ödenmemesi durumunda örgütün Tokur ailesinden K.T.’yi ya da çocuklarını bulup öldüreceği yönünde tehditler savurdu. PKK’nın talimat vermesi halinde bu işi kendilerinin yapacağını söyledi. Aynı iki kişi, birkaç gün sonra Tokur ailesinin evlerini taradı, bir kişi öldü. İki aile, 21 Ağustos günü hayvan pazarında karşılaştıklarında silahlar bir kez daha çekildi ve Tokur ailesi diğer aileden iki kişiyi öldürdü. Silahlı kavga, Kutlu köyü Kerpiçören mezrasına sıçradı, henüz altı aylık olan Nisanur Tokur da burada hayatını kaybetti.Güvenlik birimleri, PKK’nın silah bırakması için yoğun bir çalışma ortaya koyarken örgüt süreci sabote etmek için farklı stratejileri devreye sokuyor. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da sözde Yurtsever Devrimci Gençlik Hareketi (YDG-H) asayiş birimleri kurarak yol kontrolleri yapan terör örgütü, şimdi de her evden bir çocuğu dağa çıkartıyor ya da çocuğunu vermeyen aileleri haraca bağlıyor. Edinilen bilgilere göre; bunun son örneği Diyarbakır’ın Lice ilçesinde yaşandı. PKK, Lice’nin önde gelen eşrafı arasında yer alan Tokur ailesine 1 milyon liralık ceza kesti. Haracın en az bir ay içerisinde örgütün göndereceği iki kişiye teslim edilmesini istedi. Ancak Tokur ailesinin ileri gelenleri örgütün kestiği cezayı ödememe kararı aldı. Bildirinin üzerinden bir ay geçmeden aynı köyden iki kişi, aile bireylerine gelerek örgütün kestiği haracın ödenmesini istedi. Ancak Tokur ailesinden K.T., belirlenen rakamı ödememe konusunda ailenin karar aldığını belirtti. Gelen kişiler, bu rakamın ödenmemesi durumunda örgütün K.T.’yi ya da çocuklarını bulup öldüreceği yönünde tehditler savurdu. PKK’nın talimat vermesi halinde bu işi kendilerinin yapacağını söyledi. Birkaç gün sonra aynı iki kişi, Tokur ailesinin ikametine gelerek evlerini taradı. Kurşunlara hedef olan Rıdvan Tokur hayatını kaybetti. Bunun üzerine iki aile arasındaki kavga Kutlu köyü Kerpiçören mezrasına sıçradı. Aileler arasındaki silahlı kavgada, henüz altı aylık olan Nisanur Tokur ile birlikte üç kişi hayatını kaybetti.SON ON GÜNDE 12 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİDiyarbakır’da son on gün içerisinde PKK’nın sebep olduğu aile kavgalarında 12 kişi hayatını kaybetti. İlk kavga, Hazro ilçesinde çocuklarını PKK’nın dağ kadrosuna kattığı iddiasıyla Uğurlayan ve Tekin aileleri arasında yaşanmıştı. Çıkan silahlı kavgada 8 kişi hayatını kaybetmişti. Kavganın arkasında ise PKK’nın aileye “Köyde her aileden örgüte katılan var. Neden sizin aileden örgüte katılan yok” baskısının olduğu ortaya çıkmıştı.Güvenlik kaynakları ise çözüm süreciyle birlikte terör örgütü PKK’nın ceza kesme faaliyetlerine hız verdiğini kaydediyor. Örgütün bazı ailelerden çocuklarını isterken, bazı ailelerden de yüklü miktarda haraç talep ettiğini kaydeden kaynaklar, özellikle haziran ve ağustos aylarında bu tarz olaylarla yoğun bir şekilde karşılaşıldığının altını çiziyor. Bu arada örgütün, bölgede iş yapan büyük ve orta ölçekli işletmeleri de hedef aldığı kaydediliyor. Bu kapsamda her firmaya büyüklüğüne göre ceza kesen PKK, haracı vermeyen işletmelerin şantiyelerini basıyor ya da çalışanlarını kaçırıyor.Örgüt yüzünden 10 günde 12 kişi öldüPKK’nın sebep olduğu aile kavgalarında, Diyarbakır’da son on gün içinde 12 kişi hayatını kaybetti. İlk kavga, Hazro ilçesinde çocuklarını PKK’nın dağ kadrosuna kattığı iddiasıyla Uğurlayan ve Tekin aileleri arasında yaşanmış, 8 kişi ölmüştü. Kavganın PKK’nın “Köyde her aileden örgüte katılan var. Sizin aileden neden yok?” baskısı olduğu ortaya çıkmıştı.
Zaman
En Çok Okunan
25.08.2013
ArazideğilharaçkavgasıArazi değil haraç kavgası
Arazi değil haraç kavgası
Zaman
25.08.2013
01:52
Kamuoyuna arazi anlaşmazlığı olarak yansıyan Diyarbakır’daki olayların ‘PKK haracı’ yüzünden çıktığı öğrenildi. İddiaya göre PKK, Tokur ailesine 1 milyon lira ceza kesti. Aile parayı ödememe kararı alınca, terör örgütünün görevlendirdiği başka bir aile tarafından tehdit edildi. İki aile arasındaki silahlı kavga, biri 6 aylık bebek 4 kişinin ölümüyle sonuçlandı.Diyarbakır’da, geçtiğimiz günlerde 4 kişinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan silahlı kavganın arkasından terör örgütü PKK çıktı. Olayın arazi anlaşmazlığından kaynaklandığı iddia edilmişti. Bölgeye giden Terörle Mücadele ve İstihbarat Dairesi Başkanlığı ekipleri önemli bilgilere ulaştı. Silahlı kavganın PKK tarafından Tokur ailesine ‘vergi’ adı altında kesilen 1 milyon liralık haracın ödenmemesinden kaynaklandığı belirlendi. İddiaya göre, PKK, Lice eşrafından Tokur ailesine 1 milyon liralık haraç kesti. Paranın bir ay içinde örgütün göndereceği iki kişiye teslim edilmesini istedi. Ancak aile haracı ödememe kararı aldı. Bir ay dolmadan aynı köyden başka bir aileye mensup iki kişi tahsilat için geldi. Bu kişiler paranın ödenmemesi durumunda örgütün Tokur ailesinden K.T.’yi ya da çocuklarını bulup öldüreceği yönünde tehditler savurdu. PKK’nın talimat vermesi halinde bu işi kendilerinin yapacağını söyledi. Aynı iki kişi, birkaç gün sonra Tokur ailesinin evlerini taradı, bir kişi öldü. İki aile, 21 Ağustos günü hayvan pazarında karşılaştıklarında silahlar bir kez daha çekildi ve Tokur ailesi diğer aileden iki kişiyi öldürdü. Silahlı kavga, Kutlu köyü Kerpiçören mezrasına sıçradı, henüz altı aylık olan Nisanur Tokur da burada hayatını kaybetti.Güvenlik birimleri, PKK’nın silah bırakması için yoğun bir çalışma ortaya koyarken örgüt süreci sabote etmek için farklı stratejileri devreye sokuyor. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da sözde Yurtsever Devrimci Gençlik Hareketi (YDG-H) asayiş birimleri kurarak yol kontrolleri yapan terör örgütü, şimdi de her evden bir çocuğu dağa çıkartıyor ya da çocuğunu vermeyen aileleri haraca bağlıyor. Edinilen bilgilere göre; bunun son örneği Diyarbakır’ın Lice ilçesinde yaşandı. PKK, Lice’nin önde gelen eşrafı arasında yer alan Tokur ailesine 1 milyon liralık ceza kesti. Haracın en az bir ay içerisinde örgütün göndereceği iki kişiye teslim edilmesini istedi. Ancak Tokur ailesinin ileri gelenleri örgütün kestiği cezayı ödememe kararı aldı. Bildirinin üzerinden bir ay geçmeden aynı köyden iki kişi, aile bireylerine gelerek örgütün kestiği haracın ödenmesini istedi. Ancak Tokur ailesinden K.T., belirlenen rakamı ödememe konusunda ailenin karar aldığını belirtti. Gelen kişiler, bu rakamın ödenmemesi durumunda örgütün K.T.’yi ya da çocuklarını bulup öldüreceği yönünde tehditler savurdu. PKK’nın talimat vermesi halinde bu işi kendilerinin yapacağını söyledi. Birkaç gün sonra aynı iki kişi, Tokur ailesinin ikametine gelerek evlerini taradı. Kurşunlara hedef olan Rıdvan Tokur hayatını kaybetti. Bunun üzerine iki aile arasındaki kavga Kutlu köyü Kerpiçören mezrasına sıçradı. Aileler arasındaki silahlı kavgada, henüz altı aylık olan Nisanur Tokur ile birlikte üç kişi hayatını kaybetti.SON ON GÜNDE 12 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİDiyarbakır’da son on gün içerisinde PKK’nın sebep olduğu aile kavgalarında 12 kişi hayatını kaybetti. İlk kavga, Hazro ilçesinde çocuklarını PKK’nın dağ kadrosuna kattığı iddiasıyla Uğurlayan ve Tekin aileleri arasında yaşanmıştı. Çıkan silahlı kavgada 8 kişi hayatını kaybetmişti. Kavganın arkasında ise PKK’nın aileye “Köyde her aileden örgüte katılan var. Neden sizin aileden örgüte katılan yok” baskısının olduğu ortaya çıkmıştı.Güvenlik kaynakları ise çözüm süreciyle birlikte terör örgütü PKK’nın ceza kesme faaliyetlerine hız verdiğini kaydediyor. Örgütün bazı ailelerden çocuklarını isterken, bazı ailelerden de yüklü miktarda haraç talep ettiğini kaydeden kaynaklar, özellikle haziran ve ağustos aylarında bu tarz olaylarla yoğun bir şekilde karşılaşıldığının altını çiziyor. Bu arada örgütün, bölgede iş yapan büyük ve orta ölçekli işletmeleri de hedef aldığı kaydediliyor. Bu kapsamda her firmaya büyüklüğüne göre ceza kesen PKK, haracı vermeyen işletmelerin şantiyelerini basıyor ya da çalışanlarını kaçırıyor.Örgüt yüzünden 10 günde 12 kişi öldüPKK’nın sebep olduğu aile kavgalarında, Diyarbakır’da son on gün içinde 12 kişi hayatını kaybetti. İlk kavga, Hazro ilçesinde çocuklarını PKK’nın dağ kadrosuna kattığı iddiasıyla Uğurlayan ve Tekin aileleri arasında yaşanmış, 8 kişi ölmüştü. Kavganın PKK’nın “Köyde her aileden örgüte katılan var. Sizin aileden neden yok?” baskısı olduğu ortaya çıkmıştı.
Zaman
Güncel
25.08.2013
ArazideğilharaçkavgasıArazi değil haraç kavgası
Arazi değil haraç kavgası
Zaman
25.08.2013
01:51
Kamuoyuna arazi anlaşmazlığı olarak yansıyan Diyarbakır’daki olayların ‘PKK haracı’ yüzünden çıktığı öğrenildi. İddiaya göre PKK, Tokur ailesine 1 milyon lira ceza kesti. Aile parayı ödememe kararı alınca, terör örgütünün görevlendirdiği başka bir aile tarafından tehdit edildi. İki aile arasındaki silahlı kavga, biri 6 aylık bebek 4 kişinin ölümüyle sonuçlandı.Diyarbakır’da, geçtiğimiz günlerde 4 kişinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan silahlı kavganın arkasından terör örgütü PKK çıktı. Olayın arazi anlaşmazlığından kaynaklandığı iddia edilmişti. Bölgeye giden Terörle Mücadele ve İstihbarat Dairesi Başkanlığı ekipleri önemli bilgilere ulaştı. Silahlı kavganın PKK tarafından Tokur ailesine ‘vergi’ adı altında kesilen 1 milyon liralık haracın ödenmemesinden kaynaklandığı belirlendi. İddiaya göre, PKK, Lice eşrafından Tokur ailesine 1 milyon liralık haraç kesti. Paranın bir ay içinde örgütün göndereceği iki kişiye teslim edilmesini istedi. Ancak aile haracı ödememe kararı aldı. Bir ay dolmadan aynı köyden başka bir aileye mensup iki kişi tahsilat için geldi. Bu kişiler paranın ödenmemesi durumunda örgütün Tokur ailesinden K.T.’yi ya da çocuklarını bulup öldüreceği yönünde tehditler savurdu. PKK’nın talimat vermesi halinde bu işi kendilerinin yapacağını söyledi. Aynı iki kişi, birkaç gün sonra Tokur ailesinin evlerini taradı, bir kişi öldü. İki aile, 21 Ağustos günü hayvan pazarında karşılaştıklarında silahlar bir kez daha çekildi ve Tokur ailesi diğer aileden iki kişiyi öldürdü. Silahlı kavga, Kutlu köyü Kerpiçören mezrasına sıçradı, henüz altı aylık olan Nisanur Tokur da burada hayatını kaybetti.Güvenlik birimleri, PKK’nın silah bırakması için yoğun bir çalışma ortaya koyarken örgüt süreci sabote etmek için farklı stratejileri devreye sokuyor. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da sözde Yurtsever Devrimci Gençlik Hareketi (YDG-H) asayiş birimleri kurarak yol kontrolleri yapan terör örgütü, şimdi de her evden bir çocuğu dağa çıkartıyor ya da çocuğunu vermeyen aileleri haraca bağlıyor. Edinilen bilgilere göre; bunun son örneği Diyarbakır’ın Lice ilçesinde yaşandı. PKK, Lice’nin önde gelen eşrafı arasında yer alan Tokur ailesine 1 milyon liralık ceza kesti. Haracın en az bir ay içerisinde örgütün göndereceği iki kişiye teslim edilmesini istedi. Ancak Tokur ailesinin ileri gelenleri örgütün kestiği cezayı ödememe kararı aldı. Bildirinin üzerinden bir ay geçmeden aynı köyden iki kişi, aile bireylerine gelerek örgütün kestiği haracın ödenmesini istedi. Ancak Tokur ailesinden K.T., belirlenen rakamı ödememe konusunda ailenin karar aldığını belirtti. Gelen kişiler, bu rakamın ödenmemesi durumunda örgütün K.T.’yi ya da çocuklarını bulup öldüreceği yönünde tehditler savurdu. PKK’nın talimat vermesi halinde bu işi kendilerinin yapacağını söyledi. Birkaç gün sonra aynı iki kişi, Tokur ailesinin ikametine gelerek evlerini taradı. Kurşunlara hedef olan Rıdvan Tokur hayatını kaybetti. Bunun üzerine iki aile arasındaki kavga Kutlu köyü Kerpiçören mezrasına sıçradı. Aileler arasındaki silahlı kavgada, henüz altı aylık olan Nisanur Tokur ile birlikte üç kişi hayatını kaybetti.SON ON GÜNDE 12 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİDiyarbakır’da son on gün içerisinde PKK’nın sebep olduğu aile kavgalarında 12 kişi hayatını kaybetti. İlk kavga, Hazro ilçesinde çocuklarını PKK’nın dağ kadrosuna kattığı iddiasıyla Uğurlayan ve Tekin aileleri arasında yaşanmıştı. Çıkan silahlı kavgada 8 kişi hayatını kaybetmişti. Kavganın arkasında ise PKK’nın aileye “Köyde her aileden örgüte katılan var. Neden sizin aileden örgüte katılan yok” baskısının olduğu ortaya çıkmıştı.Güvenlik kaynakları ise çözüm süreciyle birlikte terör örgütü PKK’nın ceza kesme faaliyetlerine hız verdiğini kaydediyor. Örgütün bazı ailelerden çocuklarını isterken, bazı ailelerden de yüklü miktarda haraç talep ettiğini kaydeden kaynaklar, özellikle haziran ve ağustos aylarında bu tarz olaylarla yoğun bir şekilde karşılaşıldığının altını çiziyor. Bu arada örgütün, bölgede iş yapan büyük ve orta ölçekli işletmeleri de hedef aldığı kaydediliyor. Bu kapsamda her firmaya büyüklüğüne göre ceza kesen PKK, haracı vermeyen işletmelerin şantiyelerini basıyor ya da çalışanlarını kaçırıyor.Örgüt yüzünden 10 günde 12 kişi öldüPKK’nın sebep olduğu aile kavgalarında, Diyarbakır’da son on gün içinde 12 kişi hayatını kaybetti. İlk kavga, Hazro ilçesinde çocuklarını PKK’nın dağ kadrosuna kattığı iddiasıyla Uğurlayan ve Tekin aileleri arasında yaşanmış, 8 kişi ölmüştü. Kavganın PKK’nın “Köyde her aileden örgüte katılan var. Sizin aileden neden yok?” baskısı olduğu ortaya çıkmıştı.
Zaman
Ana Sayfa
25.08.2013
ArazideğilharaçkavgasıArazi değil haraç kavgası
AÜ'nün ETÜ'ye devredilen arazileri için yürütmeyi durdurma kararı
Zaman
21.08.2013
14:58
Atatürk Üniversitesi’ne (AÜ) tahsisli iken, tahsisi kaldırılarak Erzurum Teknik Üniversitesi (ETÜ) yapılaşması için devredilen arazi ile ilgili Danıştay, yürütmeyi durdurma kararı aldı. 1957 yılında AÜye tahsis edilen arazi AÜ Ziraat Fakültesi tarafından kullanılıyordu. 17 Kasım 1958 yılında öğretime başlayan Ziraat Fakültesi ulusal ve uluslararası düzeydeki özdeş kurumlar arasında öncü bir bilim merkezi konumunda yer alıyor. Ziraaat Mühendisleri Odası, söz konusu arazinin 1. sınıf tarım arazisi olmasından dolayı Erzurum İdari Mahkemesine başvurmuş ve olumsuz sonuç almıştı. Daha sonra Ziraat Mühendisleri Odasının Danıştaya itiraz etmesi sonucu Danıştay yürütmeyi durdurma kararı aldı. Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de Ziraat Fakülteleri teorik ve uygulamalı öğretimlerini hem kapalı, hem de açık alanda gerçekleştiriyor. Söz konusu arazi Erzurum’da tarımsal kullanıma da uygun. Fakülte kapsamında yapılan eğitim-öğretim, araştırma, yüksek lisans, doktora, doçentlik ve profesörlük gibi akademik çalışmaların büyük çoğunluğu bu alanda yürütülüyor. Bu alan arazi sınıflandırılmasına göre de birinci sınıf mutlak tarım arazisi olarak yer alıyor. Ziraat Fakültesi 55 yılı aşkın zamandır söz konusu arazileri eğitim- öğretim, araştırma ve üretim amaçları doğrultusunda kullanıyor. Fakülte, tarımsal uygulamada zaman zaman toprağı dinlendirmek için nadas uygulaması yapıyor. Bu alan üzerinde, eğitim faaliyetleri yanı sıra bölge tarımında sertifikalı buğday tohumu üretimine ağırlık veriyor. Söz konusu arazi, bu ihtiyacın karşılanmasında, bölgenin büyük ölçekli sertifikalı tohum üretim merkezlerinin başında geliyor. Arazi, bu özelliği nedeniyle Erzurum halkı tarafından öteden beri Tohum Islah olarak biliniyor. Arazi ayrıca bölge hayvancılığı ve damızlık hayvanların yetiştirilmesine de katkı sağlıyor. Buradan elde edilen kaba ve kesif yemlerle hayvancılık faaliyetleri neticesinde Ziraat Fakültesi pilot süt fabrikası ile ekmek fabrikasının sürekli çalışması sağlanarak eğitim- öğretim, araştırma, uygulama ve üretim faaliyetleri devam ettiriliyor.SULAK ALANLARIN ÜNİVERSİTE YERLEŞKESİ OLARAK SEÇİLMESİ YANLIŞ Mutlak tarım arazilerinin tarım dışı kullanımlara açılmasının doğuracağı sakıncalarından dolayı bir açıklama yapan Ziraat Mühendisleri Odası Erzurum Şube Başkanı Yrd. Doç. Dr. Adem Yavuz Sönmez, ETÜye verilen alanların, birinci sınıf tarım arazisi olduğundan dolayı ilin tarımına zarar vereceğini öne sürmüştü. Sönmez, Erzurum Ovasının can damarı konumunda olan birinci sınıf tarım arazilerinin ve sulak alanların üniversite yerleşkesi olarak seçilmesinin doğru olmadığını dile getirmişti. Sönmez, Şu anda üzerine basılıp geçilen basit bir neşen gibi görünen bu toprak parçalarının yokluğunu ileriki nesiller daha cefalı anlayacaktır. ETܒnün kurulması, ilimiz açısından kalkınma hamlesinin en büyük adımı olarak karşılandı ve bu destek odamız tarafından her platformda ifade edildi. Erzurum’un en önemli ve etkin meslek odalarından birisi olan Ziraat Mühendisleri Odası Erzurum Şubesi olarak, bu heyecanı tüm mesleki ve siyasi kaygılardan münezzeh bir şekilde algıladık. Fakat her zaman ifade ettiğimiz gibi bazen bir şeylerin olumlu yapıldığının sanılması, başka bir yerlerde her zaman daha vahim sonuçlu olumsuz işler ortaya koymaktadır. açıklamalarında bulunmuştu. Ziraat Fakültesi yanı sıra Veteriner, Su Ürünleri, Fen ve Eğitim Fakültelerinin ilgili bölümleri birçok faaliyetini bu arazi üzerinde yürütüyor. Fakültelerin bu alan üzerindeki projeleri arasında; tarım politikası ve işletmeciliği, hayvan yetiştiriciliği ve ıslahı, toprak verimliliği, silaj yapım teknikleri, bitki hastalık ve zararları ile mücadele, su ürünleri yetiştiriciliği ve peyzaj mimarlığı bulunuyor. CİHAN
Zaman
Son Dakika
21.08.2013
AÜnünETÜyedevredilenarazileriiçinyürütmeyidurdurmakararıAÜnün ETÜye devredilen arazileri için yürütmeyi durdurma kararı
Şehitlik gözüken arazide AVM yükseliyor
Zaman
19.08.2013
02:34
Meclis OYAK Komisyonu’nun 130 sayfalık raporunda çarpıcı tespitler yer aldı. Hazine’den ‘kışla ve şehitlik’ olarak alınan yüzlerce dönüm alanın OYAK tarafından imarlaştırılarak konut ve alışveriş merkezlerine dönüştürüldüğü ortaya çıktı. Ancak 3 ay önce hazırlanan rapor, Meclis’in tozlu raflarında kaldı.Askeri kışlaların şehir dışına çıkarılması yönünde çalışmalar devam ederken, kentlerin akciğeri konumundaki bu alanların betonlaşma tehlikesine karşı vatandaşlar tedirgin. İstanbul’da boşaltılan bazı kışlaların yerinde beton bloklar yükselmesi endişeleri artırıyor. Yeşilin korunması adına gösterilmesi gereken hassasiyetin, kışla ve şehitlik gerekçesiyle Milli Savunma Bakanlığı’na (MSB) devredilen bazı araziler için de gösterilmediği ortaya çıktı. TBMM OYAK Komisyonu, çeşitli kurumlarda görev yapan uzman müfettişler eşliğinde yaklaşık 1 yıl boyunca OYAK’ta inceleme yaptı. Araştırma, ‘yeşil alan’ olması gereken yerlerin lüks konut ve AVM’lerle kaplı olduğunu, elde edilen rantın da OYAK üyeleri arasında paylaşıldığını ortaya koydu.130 sayfalık raporda, Ankara’nın en değerli bölgesinde ‘kışla yapılacağı’ gerekçesiyle alınan imarsız arsaların OYAK tarafından imarlaştırıldığı ve bölgede bugün ortalama fiyatı 500 bin lira olan bin 800 adet konut inşa edildiği belirtiliyor. Rapora göre, hazine arazisinde bir de alışveriş merkezi yapıldı ve kiraya verildi. OYAK, bu süreçte 500 milyon lirayı aşkın kâr elde etti. İncelemede, benzer birçok usulsüzlük tespit eden Meclis, OYAK’ın Sayıştay başta olmak üzere bağımsız kuruluşlar tarafından düzenli olarak denetlenmesi gerektiğini vurguladı.Rapora göre, Hazine ile Milli Savunma Bakanlığı arasında imzalanan protokoller çerçevesinde kimi zaman bedelsiz, kimi zaman da çok düşük bedelle birçok önemli arazi TSK’nın kullanımına tahsis edildi. Raporda, şu değerlendirmelerde bulunuldu: “OYAK’a potansiyeli yüksek, gelişme alanlarına yakın ve konum itibarıyla çok avantajlı olabilecek taşınmazların imarsız değer üzerinden devredildiği, bu alanların imar planlarının MSB’nin de desteği ile OYAK tarafından yapıldığı, OYAK tarafından bu alanlar üzerinde lüks konut projeleri gerçekleştirildiği ve devir bedelinin çok üstünde bir gelir elde edildiği, bu alanların imarsız değer üzerinden devredilmesinin Hazine’nin çok ciddi bir gelirden mahrum kalmasına neden olduğu anlaşılmaktadır.”Rapordaki bir başka çarpıcı tespit ise OYAK’ın Hazine’den kiraladığı bazı yapıları daha sonra çok daha fazla ücretlerle özel kurumlara kiralamasıyla ilgili oldu. Buna göre, Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde ‘şehitlik arazisi’ olarak alınan alana bir mağaza yapıldı ve Hazine’yle yıllık cironun binde 0,3 karşılığında bir kiralama anlaşması gerçekleştirildi. Mağaza, daha sonra özel bir şirkete yıllık cironun yüzde 2,5’i, yani Hazine’ye ödenen kiranın yaklaşık 10 katı karşılığında kiraya verildi.OYAK eliyle üye askeri personele usulsüz kazanç yolları sağlandığına işaret edilen raporda, 27 Mayıs cuntasının 1961’de çıkardığı ancak hiçbir uluslararası ticari hukuk kuralına uymayan OYAK Kanunu’nun değiştirilmesi talep edildi. Yaklaşık 3 ay önce TBMM Başkanlığı’na sunulan OYAK Raporu’yla ilgili bugüne kadar hiçbir çalışma yapılmadı.
Zaman
En Çok Okunan
19.08.2013
ŞehitlikgözükenarazideAVMyükseliyorŞehitlik gözüken arazide AVM yükseliyor
Şehitlik gözüken arazide AVM yükseliyor
Zaman
19.08.2013
01:55
Meclis OYAK Komisyonu’nun 130 sayfalık raporunda çarpıcı tespitler yer aldı. Hazine’den ‘kışla ve şehitlik’ olarak alınan yüzlerce dönüm alanın OYAK tarafından imarlaştırılarak konut ve alışveriş merkezlerine dönüştürüldüğü ortaya çıktı. Ancak 3 ay önce hazırlanan rapor, Meclis’in tozlu raflarında kaldı.Askeri kışlaların şehir dışına çıkarılması yönünde çalışmalar devam ederken, kentlerin akciğeri konumundaki bu alanların betonlaşma tehlikesine karşı vatandaşlar tedirgin. İstanbul’da boşaltılan bazı kışlaların yerinde beton bloklar yükselmesi endişeleri artırıyor. Yeşilin korunması adına gösterilmesi gereken hassasiyetin, kışla ve şehitlik gerekçesiyle Milli Savunma Bakanlığı’na (MSB) devredilen bazı araziler için de gösterilmediği ortaya çıktı. TBMM OYAK Komisyonu, çeşitli kurumlarda görev yapan uzman müfettişler eşliğinde yaklaşık 1 yıl boyunca OYAK’ta inceleme yaptı. Araştırma, ‘yeşil alan’ olması gereken yerlerin lüks konut ve AVM’lerle kaplı olduğunu, elde edilen rantın da OYAK üyeleri arasında paylaşıldığını ortaya koydu.130 sayfalık raporda, Ankara’nın en değerli bölgesinde ‘kışla yapılacağı’ gerekçesiyle alınan imarsız arsaların OYAK tarafından imarlaştırıldığı ve bölgede bugün ortalama fiyatı 500 bin lira olan bin 800 adet konut inşa edildiği belirtiliyor. Rapora göre, hazine arazisinde bir de alışveriş merkezi yapıldı ve kiraya verildi. OYAK, bu süreçte 500 milyon lirayı aşkın kâr elde etti. İncelemede, benzer birçok usulsüzlük tespit eden Meclis, OYAK’ın Sayıştay başta olmak üzere bağımsız kuruluşlar tarafından düzenli olarak denetlenmesi gerektiğini vurguladı.Rapora göre, Hazine ile Milli Savunma Bakanlığı arasında imzalanan protokoller çerçevesinde kimi zaman bedelsiz, kimi zaman da çok düşük bedelle birçok önemli arazi TSK’nın kullanımına tahsis edildi. Raporda, şu değerlendirmelerde bulunuldu: “OYAK’a potansiyeli yüksek, gelişme alanlarına yakın ve konum itibarıyla çok avantajlı olabilecek taşınmazların imarsız değer üzerinden devredildiği, bu alanların imar planlarının MSB’nin de desteği ile OYAK tarafından yapıldığı, OYAK tarafından bu alanlar üzerinde lüks konut projeleri gerçekleştirildiği ve devir bedelinin çok üstünde bir gelir elde edildiği, bu alanların imarsız değer üzerinden devredilmesinin Hazine’nin çok ciddi bir gelirden mahrum kalmasına neden olduğu anlaşılmaktadır.”Rapordaki bir başka çarpıcı tespit ise OYAK’ın Hazine’den kiraladığı bazı yapıları daha sonra çok daha fazla ücretlerle özel kurumlara kiralamasıyla ilgili oldu. Buna göre, Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde ‘şehitlik arazisi’ olarak alınan alana bir mağaza yapıldı ve Hazine’yle yıllık cironun binde 0,3 karşılığında bir kiralama anlaşması gerçekleştirildi. Mağaza, daha sonra özel bir şirkete yıllık cironun yüzde 2,5’i, yani Hazine’ye ödenen kiranın yaklaşık 10 katı karşılığında kiraya verildi.OYAK eliyle üye askeri personele usulsüz kazanç yolları sağlandığına işaret edilen raporda, 27 Mayıs cuntasının 1961’de çıkardığı ancak hiçbir uluslararası ticari hukuk kuralına uymayan OYAK Kanunu’nun değiştirilmesi talep edildi. Yaklaşık 3 ay önce TBMM Başkanlığı’na sunulan OYAK Raporu’yla ilgili bugüne kadar hiçbir çalışma yapılmadı.
Zaman
Güncel
19.08.2013
ŞehitlikgözükenarazideAVMyükseliyorŞehitlik gözüken arazide AVM yükseliyor
Şehitlik gözüken arazide AVM yükseliyor
Zaman
19.08.2013
01:53
Meclis OYAK Komisyonu’nun 130 sayfalık raporunda çarpıcı tespitler yer aldı. Hazine’den ‘kışla ve şehitlik’ olarak alınan yüzlerce dönüm alanın OYAK tarafından imarlaştırılarak konut ve alışveriş merkezlerine dönüştürüldüğü ortaya çıktı. Ancak 3 ay önce hazırlanan rapor, Meclis’in tozlu raflarında kaldı.Askeri kışlaların şehir dışına çıkarılması yönünde çalışmalar devam ederken, kentlerin akciğeri konumundaki bu alanların betonlaşma tehlikesine karşı vatandaşlar tedirgin. İstanbul’da boşaltılan bazı kışlaların yerinde beton bloklar yükselmesi endişeleri artırıyor. Yeşilin korunması adına gösterilmesi gereken hassasiyetin, kışla ve şehitlik gerekçesiyle Milli Savunma Bakanlığı’na (MSB) devredilen bazı araziler için de gösterilmediği ortaya çıktı. TBMM OYAK Komisyonu, çeşitli kurumlarda görev yapan uzman müfettişler eşliğinde yaklaşık 1 yıl boyunca OYAK’ta inceleme yaptı. Araştırma, ‘yeşil alan’ olması gereken yerlerin lüks konut ve AVM’lerle kaplı olduğunu, elde edilen rantın da OYAK üyeleri arasında paylaşıldığını ortaya koydu.130 sayfalık raporda, Ankara’nın en değerli bölgesinde ‘kışla yapılacağı’ gerekçesiyle alınan imarsız arsaların OYAK tarafından imarlaştırıldığı ve bölgede bugün ortalama fiyatı 500 bin lira olan bin 800 adet konut inşa edildiği belirtiliyor. Rapora göre, hazine arazisinde bir de alışveriş merkezi yapıldı ve kiraya verildi. OYAK, bu süreçte 500 milyon lirayı aşkın kâr elde etti. İncelemede, benzer birçok usulsüzlük tespit eden Meclis, OYAK’ın Sayıştay başta olmak üzere bağımsız kuruluşlar tarafından düzenli olarak denetlenmesi gerektiğini vurguladı.Rapora göre, Hazine ile Milli Savunma Bakanlığı arasında imzalanan protokoller çerçevesinde kimi zaman bedelsiz, kimi zaman da çok düşük bedelle birçok önemli arazi TSK’nın kullanımına tahsis edildi. Raporda, şu değerlendirmelerde bulunuldu: “OYAK’a potansiyeli yüksek, gelişme alanlarına yakın ve konum itibarıyla çok avantajlı olabilecek taşınmazların imarsız değer üzerinden devredildiği, bu alanların imar planlarının MSB’nin de desteği ile OYAK tarafından yapıldığı, OYAK tarafından bu alanlar üzerinde lüks konut projeleri gerçekleştirildiği ve devir bedelinin çok üstünde bir gelir elde edildiği, bu alanların imarsız değer üzerinden devredilmesinin Hazine’nin çok ciddi bir gelirden mahrum kalmasına neden olduğu anlaşılmaktadır.”Rapordaki bir başka çarpıcı tespit ise OYAK’ın Hazine’den kiraladığı bazı yapıları daha sonra çok daha fazla ücretlerle özel kurumlara kiralamasıyla ilgili oldu. Buna göre, Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde ‘şehitlik arazisi’ olarak alınan alana bir mağaza yapıldı ve Hazine’yle yıllık cironun binde 0,3 karşılığında bir kiralama anlaşması gerçekleştirildi. Mağaza, daha sonra özel bir şirkete yıllık cironun yüzde 2,5’i, yani Hazine’ye ödenen kiranın yaklaşık 10 katı karşılığında kiraya verildi.OYAK eliyle üye askeri personele usulsüz kazanç yolları sağlandığına işaret edilen raporda, 27 Mayıs cuntasının 1961’de çıkardığı ancak hiçbir uluslararası ticari hukuk kuralına uymayan OYAK Kanunu’nun değiştirilmesi talep edildi. Yaklaşık 3 ay önce TBMM Başkanlığı’na sunulan OYAK Raporu’yla ilgili bugüne kadar hiçbir çalışma yapılmadı.
Zaman
Ana Sayfa
19.08.2013
ŞehitlikgözükenarazideAVMyükseliyorŞehitlik gözüken arazide AVM yükseliyor
Kışlaların boşalttığı yeşil alanda beton bloklar yükseliyor
Zaman
13.08.2013
02:11
“Kışlalar şehir dışına taşındıktan sonra boşalacak araziler imara açılacak mı?” sorusu gündemdeki yerini korurken gözler ‘betonlaşmış kışlalar’a çevrildi. İstanbul-Halkalı’da 4 yıl önce askeri alan olan bölgede ağaçların yerini beton bloklar aldı. Sarıyer’deki 500 dönümlük 15. Hava Füze Üssü arazisi de konut yapılması için TOKİ’ye devredildi.Zaman’ın dün manşetten duyurduğu “Askerî alanlarda betonlaşma tehlikesi” haberi kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Haberde bir tehlike olarak işaret edilen betonlaşmanın daha önce yaşandığı ortaya çıktı. İstanbul’un Küçükçekmece ilçesindeki ‘Avrupa Konutları Atakent 3 projesi’ askeri alanların nasıl yapılaştığının en tipik örneği. 4 yıl önce jandarma birliklerinin bulunduğu askerî bölgedeki yeşil alanların yerine 2 bin 300 konut inşa edildi. 193 bin metrekarelik arazideki çok sayıda ağacın yerinde şimdi beton bloklar yükseliyor. Orman Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Yüksel Yüksel’in açıklamasına göre, Sarıyer Zekeriyaköy’de de daha önce 15. Hava Füze Üssü olarak kullanılan 500 dönümlük askeri alan yapılaşma tehlikesiyle karşı karşıya. Hazine’ye ait alan, 2010’da boşaltıldıktan sonra TOKİ’ye devredildi. Yüksel’in iddiasına göre, TOKİ bu bölgeyi imara açmak için ruhsat alma çalışması yürütüyor. Sancaktepe - Sarıgazi’deki 23. Motorlu Piyade Alay Komutanlığı İsmail Hakkı Tunaboylu Kışlası’nın yerine de İstanbul’un en büyük hastanesinin yapılacağı öne sürülüyor. İlçe merkezindeki komutanlık lojmanları geçen yıl yıkıldı. Yaklaşık 10 dönümlük bir arazi şu anda boş. Bölge halkı, artık bu alanların kamuya açılmasını ve park olarak kullanılmasını istiyor.Milli Savunma Bakanlığı’nın şehir merkezindeki askeri kışlaların kent dışına taşınmasıyla ilgili yürüttüğü çalışmanın yol açtığı betonlaşma endişesi gündemdeki yerini koruyor. İstanbul Halkalı’da askeri alanların boşaltıldıktan sonra imara açılması, endişeleri büyüttü. Küçükçekmece Belediye Başkanlığı binasının da yer aldığı inşaat alanında ‘Avrupa Konutları Atakent 3’ konutları yapılıyor. 2 bin 300 konut inşa edilen bölgede yaklaşık 10 bin kişi yaşıyor. Çevre sakinlerinden Engin Atik, 30 yıl önce bölgenin ormanlık olduğunu, daha sonra askeriyenin buraya taşındığını söylüyor. Ardından askeriyenin burayı boşalttığını belirterek, “Bundan 4 yıl öncesine kadar bu alanda tek bina yoktu. Askeri alan buradan taşınınca bloklar hızla yükselmeye başladı. Biz bu alanların park olmasını istiyoruz.” diyor.Orman Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Yüksel Yüksel de Sarıyer Zekeriyaköy’de füze üssü olarak kullanılan ve 2010’da boşaltılan askeri alanın TOKİ’ye devredildiğini anlatıyor. Arazinin orman alanı olması için dava açtıklarını kaydederek, “Ancak, ehliyetimiz olmadığı gerekçesiyle mahkeme davayı reddetti. Konut yapılacağı söyleniyor. Arazinin tamamıyla yeşil alan kalmasını istiyoruz.” çağrısında bulunuyor. Askeri alanların çevresinde oturan vatandaşlar da yeşilin korunmasını istiyor. İstanbul’un Anadolu’ya açılan kapısı Sancaktepe Sarıgazi’de bulunan 23. Motorlu Piyade Alay Komutanlığı İsmail Hakkı Tunaboylu Kışlası da geniş bir arazide yer alıyor. Bu bölgeye İstanbul’un en büyük hastanesi yapılacağı öne sürülüyor. İlçe merkezinde bulunan komutanlığın lojmanları ise geçtiğimiz yıl yıkıldı. Yaklaşık 10 dönümlük bir arazi şu anda yeşil bir şekilde bekliyor. Bölge halkı, artık bu alanların park olarak kullanılmasını istiyor. Sancaktepe’de mühendislik yapan Talip Bayçöl, “Askeri alan Kartal’dan başlıyor, Polonezköy’e kadar gidiyor. Şu anda en büyük tehdit betonlaşma tehlikesi.” ifadesini kullanıyor. Yıllarca askeri bölgeye karşı esnaflık yapan Hakan Arslan da, “Eğer askeriye taşınacaksa burası yeşil alan olarak kalsın.” derken, Halil Kantekin şöyle konuşuyor: “Biz park olmasını istiyoruz. Çocuklar sokak aralarında top oynuyor. Sosyal tesis olarak kullanılırsa nefes alacak bir yer alır.” diyor. Murat Tarhan da, “TOKİ’nin ismini duyuyoruz. Fakat buraya TOKİ’nin girmesi bir anlam ifade etmiyor. Zaten her yerde bina var.” diye konuşuyor.Askeri alanlarla ilgili örnek bir proje Kayseri’de yürütülüyor. Kayseri Büyükşehir Belediyesi ile TSK arasında yapılan protokol gereğince, belediye hizmet binası yanındaki askeri lojmanlar ve iki villanın yıkım çalışmaları sürüyor. 4 bin metrekarelik alan park olarak değerlendirilecek.
Zaman
En Çok Okunan
13.08.2013
KışlalarınboşalttığıyeşilalandabetonbloklaryükseliyorKışlaların boşalttığı yeşil alanda beton bloklar yükseliyor
Kışlaların boşalttığı yeşil alanda beton bloklar yükseliyor
Zaman
13.08.2013
01:54
“Kışlalar şehir dışına taşındıktan sonra boşalacak araziler imara açılacak mı?” sorusu gündemdeki yerini korurken gözler ‘betonlaşmış kışlalar’a çevrildi. İstanbul-Halkalı’da 4 yıl önce askeri alan olan bölgede ağaçların yerini beton bloklar aldı. Sarıyer’deki 500 dönümlük 15. Hava Füze Üssü arazisi de konut yapılması için TOKİ’ye devredildi.Zaman’ın dün manşetten duyurduğu “Askerî alanlarda betonlaşma tehlikesi” haberi kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Haberde bir tehlike olarak işaret edilen betonlaşmanın daha önce yaşandığı ortaya çıktı. İstanbul’un Küçükçekmece ilçesindeki ‘Avrupa Konutları Atakent 3 projesi’ askeri alanların nasıl yapılaştığının en tipik örneği. 4 yıl önce jandarma birliklerinin bulunduğu askerî bölgedeki yeşil alanların yerine 2 bin 300 konut inşa edildi. 193 bin metrekarelik arazideki çok sayıda ağacın yerinde şimdi beton bloklar yükseliyor. Orman Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Yüksel Yüksel’in açıklamasına göre, Sarıyer Zekeriyaköy’de de daha önce 15. Hava Füze Üssü olarak kullanılan 500 dönümlük askeri alan yapılaşma tehlikesiyle karşı karşıya. Hazine’ye ait alan, 2010’da boşaltıldıktan sonra TOKİ’ye devredildi. Yüksel’in iddiasına göre, TOKİ bu bölgeyi imara açmak için ruhsat alma çalışması yürütüyor. Sancaktepe - Sarıgazi’deki 23. Motorlu Piyade Alay Komutanlığı İsmail Hakkı Tunaboylu Kışlası’nın yerine de İstanbul’un en büyük hastanesinin yapılacağı öne sürülüyor. İlçe merkezindeki komutanlık lojmanları geçen yıl yıkıldı. Yaklaşık 10 dönümlük bir arazi şu anda boş. Bölge halkı, artık bu alanların kamuya açılmasını ve park olarak kullanılmasını istiyor.Milli Savunma Bakanlığı’nın şehir merkezindeki askeri kışlaların kent dışına taşınmasıyla ilgili yürüttüğü çalışmanın yol açtığı betonlaşma endişesi gündemdeki yerini koruyor. İstanbul Halkalı’da askeri alanların boşaltıldıktan sonra imara açılması, endişeleri büyüttü. Küçükçekmece Belediye Başkanlığı binasının da yer aldığı inşaat alanında ‘Avrupa Konutları Atakent 3’ konutları yapılıyor. 2 bin 300 konut inşa edilen bölgede yaklaşık 10 bin kişi yaşıyor. Çevre sakinlerinden Engin Atik, 30 yıl önce bölgenin ormanlık olduğunu, daha sonra askeriyenin buraya taşındığını söylüyor. Ardından askeriyenin burayı boşalttığını belirterek, “Bundan 4 yıl öncesine kadar bu alanda tek bina yoktu. Askeri alan buradan taşınınca bloklar hızla yükselmeye başladı. Biz bu alanların park olmasını istiyoruz.” diyor.Orman Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Yüksel Yüksel de Sarıyer Zekeriyaköy’de füze üssü olarak kullanılan ve 2010’da boşaltılan askeri alanın TOKİ’ye devredildiğini anlatıyor. Arazinin orman alanı olması için dava açtıklarını kaydederek, “Ancak, ehliyetimiz olmadığı gerekçesiyle mahkeme davayı reddetti. Konut yapılacağı söyleniyor. Arazinin tamamıyla yeşil alan kalmasını istiyoruz.” çağrısında bulunuyor. Askeri alanların çevresinde oturan vatandaşlar da yeşilin korunmasını istiyor. İstanbul’un Anadolu’ya açılan kapısı Sancaktepe Sarıgazi’de bulunan 23. Motorlu Piyade Alay Komutanlığı İsmail Hakkı Tunaboylu Kışlası da geniş bir arazide yer alıyor. Bu bölgeye İstanbul’un en büyük hastanesi yapılacağı öne sürülüyor. İlçe merkezinde bulunan komutanlığın lojmanları ise geçtiğimiz yıl yıkıldı. Yaklaşık 10 dönümlük bir arazi şu anda yeşil bir şekilde bekliyor. Bölge halkı, artık bu alanların park olarak kullanılmasını istiyor. Sancaktepe’de mühendislik yapan Talip Bayçöl, “Askeri alan Kartal’dan başlıyor, Polonezköy’e kadar gidiyor. Şu anda en büyük tehdit betonlaşma tehlikesi.” ifadesini kullanıyor. Yıllarca askeri bölgeye karşı esnaflık yapan Hakan Arslan da, “Eğer askeriye taşınacaksa burası yeşil alan olarak kalsın.” derken, Halil Kantekin şöyle konuşuyor: “Biz park olmasını istiyoruz. Çocuklar sokak aralarında top oynuyor. Sosyal tesis olarak kullanılırsa nefes alacak bir yer alır.” diyor. Murat Tarhan da, “TOKİ’nin ismini duyuyoruz. Fakat buraya TOKİ’nin girmesi bir anlam ifade etmiyor. Zaten her yerde bina var.” diye konuşuyor.Askeri alanlarla ilgili örnek bir proje Kayseri’de yürütülüyor. Kayseri Büyükşehir Belediyesi ile TSK arasında yapılan protokol gereğince, belediye hizmet binası yanındaki askeri lojmanlar ve iki villanın yıkım çalışmaları sürüyor. 4 bin metrekarelik alan park olarak değerlendirilecek.
Zaman
Güncel
13.08.2013
KışlalarınboşalttığıyeşilalandabetonbloklaryükseliyorKışlaların boşalttığı yeşil alanda beton bloklar yükseliyor
Kışlaların boşalttığı yeşil alanda beton bloklar yükseliyor
Zaman
13.08.2013
01:53
“Kışlalar şehir dışına taşındıktan sonra boşalacak araziler imara açılacak mı?” sorusu gündemdeki yerini korurken gözler ‘betonlaşmış kışlalar’a çevrildi. İstanbul-Halkalı’da 4 yıl önce askeri alan olan bölgede ağaçların yerini beton bloklar aldı. Sarıyer’deki 500 dönümlük 15. Hava Füze Üssü arazisi de konut yapılması için TOKİ’ye devredildi.Zaman’ın dün manşetten duyurduğu “Askerî alanlarda betonlaşma tehlikesi” haberi kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Haberde bir tehlike olarak işaret edilen betonlaşmanın daha önce yaşandığı ortaya çıktı. İstanbul’un Küçükçekmece ilçesindeki ‘Avrupa Konutları Atakent 3 projesi’ askeri alanların nasıl yapılaştığının en tipik örneği. 4 yıl önce jandarma birliklerinin bulunduğu askerî bölgedeki yeşil alanların yerine 2 bin 300 konut inşa edildi. 193 bin metrekarelik arazideki çok sayıda ağacın yerinde şimdi beton bloklar yükseliyor. Orman Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Yüksel Yüksel’in açıklamasına göre, Sarıyer Zekeriyaköy’de de daha önce 15. Hava Füze Üssü olarak kullanılan 500 dönümlük askeri alan yapılaşma tehlikesiyle karşı karşıya. Hazine’ye ait alan, 2010’da boşaltıldıktan sonra TOKİ’ye devredildi. Yüksel’in iddiasına göre, TOKİ bu bölgeyi imara açmak için ruhsat alma çalışması yürütüyor. Sancaktepe - Sarıgazi’deki 23. Motorlu Piyade Alay Komutanlığı İsmail Hakkı Tunaboylu Kışlası’nın yerine de İstanbul’un en büyük hastanesinin yapılacağı öne sürülüyor. İlçe merkezindeki komutanlık lojmanları geçen yıl yıkıldı. Yaklaşık 10 dönümlük bir arazi şu anda boş. Bölge halkı, artık bu alanların kamuya açılmasını ve park olarak kullanılmasını istiyor.Milli Savunma Bakanlığı’nın şehir merkezindeki askeri kışlaların kent dışına taşınmasıyla ilgili yürüttüğü çalışmanın yol açtığı betonlaşma endişesi gündemdeki yerini koruyor. İstanbul Halkalı’da askeri alanların boşaltıldıktan sonra imara açılması, endişeleri büyüttü. Küçükçekmece Belediye Başkanlığı binasının da yer aldığı inşaat alanında ‘Avrupa Konutları Atakent 3’ konutları yapılıyor. 2 bin 300 konut inşa edilen bölgede yaklaşık 10 bin kişi yaşıyor. Çevre sakinlerinden Engin Atik, 30 yıl önce bölgenin ormanlık olduğunu, daha sonra askeriyenin buraya taşındığını söylüyor. Ardından askeriyenin burayı boşalttığını belirterek, “Bundan 4 yıl öncesine kadar bu alanda tek bina yoktu. Askeri alan buradan taşınınca bloklar hızla yükselmeye başladı. Biz bu alanların park olmasını istiyoruz.” diyor.Orman Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Yüksel Yüksel de Sarıyer Zekeriyaköy’de füze üssü olarak kullanılan ve 2010’da boşaltılan askeri alanın TOKİ’ye devredildiğini anlatıyor. Arazinin orman alanı olması için dava açtıklarını kaydederek, “Ancak, ehliyetimiz olmadığı gerekçesiyle mahkeme davayı reddetti. Konut yapılacağı söyleniyor. Arazinin tamamıyla yeşil alan kalmasını istiyoruz.” çağrısında bulunuyor. Askeri alanların çevresinde oturan vatandaşlar da yeşilin korunmasını istiyor. İstanbul’un Anadolu’ya açılan kapısı Sancaktepe Sarıgazi’de bulunan 23. Motorlu Piyade Alay Komutanlığı İsmail Hakkı Tunaboylu Kışlası da geniş bir arazide yer alıyor. Bu bölgeye İstanbul’un en büyük hastanesi yapılacağı öne sürülüyor. İlçe merkezinde bulunan komutanlığın lojmanları ise geçtiğimiz yıl yıkıldı. Yaklaşık 10 dönümlük bir arazi şu anda yeşil bir şekilde bekliyor. Bölge halkı, artık bu alanların park olarak kullanılmasını istiyor. Sancaktepe’de mühendislik yapan Talip Bayçöl, “Askeri alan Kartal’dan başlıyor, Polonezköy’e kadar gidiyor. Şu anda en büyük tehdit betonlaşma tehlikesi.” ifadesini kullanıyor. Yıllarca askeri bölgeye karşı esnaflık yapan Hakan Arslan da, “Eğer askeriye taşınacaksa burası yeşil alan olarak kalsın.” derken, Halil Kantekin şöyle konuşuyor: “Biz park olmasını istiyoruz. Çocuklar sokak aralarında top oynuyor. Sosyal tesis olarak kullanılırsa nefes alacak bir yer alır.” diyor. Murat Tarhan da, “TOKİ’nin ismini duyuyoruz. Fakat buraya TOKİ’nin girmesi bir anlam ifade etmiyor. Zaten her yerde bina var.” diye konuşuyor.Askeri alanlarla ilgili örnek bir proje Kayseri’de yürütülüyor. Kayseri Büyükşehir Belediyesi ile TSK arasında yapılan protokol gereğince, belediye hizmet binası yanındaki askeri lojmanlar ve iki villanın yıkım çalışmaları sürüyor. 4 bin metrekarelik alan park olarak değerlendirilecek.
Zaman
Ana Sayfa
13.08.2013
KışlalarınboşalttığıyeşilalandabetonbloklaryükseliyorKışlaların boşalttığı yeşil alanda beton bloklar yükseliyor
160 haneli mahalleye haciz şoku
Zaman
15.07.2013
10:42
Bursanın Gemlik ilçesinde emlakçı mağduru olan onlarca kişi, evlerinin haczedileceği tehlikesiyle sokaklara döküldü. Yıllar önce tapu vereceğini söyleyen emlakçının ölümü, işleri devralan oğlunun da iflas etmesi üzerine tapusuz evleriyle ortada kalan 160 hane, tek tapuya gelen haciz şokuyla sarsıldı.Edinilen bilgiye göre, Gemlikteki 160 ayrı kişi, 17 yıl önce emlakçılık yapan A.A.dan, tapularını almak kaydıyla Gencali köyü Derayatağı mevkiinden çeşitli büyüklükte araziler aldı. Aldıkları araziler üzerine, evini ocağını kuran Kumsazlılar, tapu için sık sık emlakçının kapısını çaldı. Tapunun tek bir kişi üzerine olduğunu ve parselasyon işlemlerin ardından her bir kişiye yeni bir tapu çıkacağını söyleyen emlakçı A.A.nın, buna ömrü yetmedi ve 9 yıl önce hayatını kaybetti. İşleri devralan oğlu M.A.nın ise, üzerinde 160 ayrı kişinin hakkı bulunan tek tapuyu ipotek ederek, kredi çektiği ileri sürüldü. M.A.nın aldığı kredinin temerrüde düşmesi üzerine korkulan oldu. Kapıya dayanan alacaklılar, toplam 22 dönümlük 2 ayrı parseli haczetmek için kolları sıvadı. Bu araziler üzerinde evleri bulunan vatandaşlar ise emlakçı mağduru olduklarını ifade ederek, ayaklandı. Hukuk savaşına hazırlanan aileler, Burada 160 hane bulunuyor. Şimdi herkes hiçbir suçu olmamasına rağmen başkasının borcu yüzünden evinden olma tehlikesiyle karşı karşıyalar. Yetkililer, sesimize kulak versin. Bu sıkıntımız çözülsün. Bizim ne günahımız var ki? dedi.MÜVEKKİLLERİMİZ ADINA GEREKLİ MÜRACAATLARI YAPACAĞIZMağdur vatandaşlar adına konuşan Mehmet Yurtsever, arazisini, herkes gibi emlakçı A.A.dan 16 yıl önce aldığını ifade ederek, Emlakçı A.A. bizi yıllarca, Tapunuzu sonra vereceğim diyerek oyaladı. 2004 yılında vefat etti. İşleri oğlu M.A. devraldı. Bir süre sonra çektiği krediyi ödemeyince her şeyine haciz konmuş. Üzerinde 160 kişinin hakkı bulunan, bizim arazilerimizin tapusu da ondaydı. Hiçbir suçumuz olmamasına rağmen bizler evimizden olacağız. Hakkımızı aramak için hukuk savaşı başlattık. Ellerimizde resmi köy senedi, emlakçı ile yaptığımız sözleşmeler mevcut. Mağduriyetimiz giderilsin dedi.Diğer mağdur insanlar da, emlakçı baba-oğlun mağduru olduklarını ve hiçbir günahı olmamalarına rağmen evlerinden olacaklarını anlatarak, Yetkililer, sesimize kulak versin. Bayram üstü şoktayız diye konuştu.Onlarca mağdur insan için hukuk savaşı başlattıklarını ifade eden Avukat Özgür Aksoy, daha önce imara açık olmayan bu bölgedeki tarla sahiplerinin özel parselasyonlar yapıp, arazilerini bu insanlara sattığını ifade ederek, Her birinin 10-12 yıllık bir mazisi var. Bugün gelinen noktada da arsa sahibi, bankalara ipotek vererek kredi kullanmış. Bunu ödeyemeyince başta bankalar ve çeşitli icra alacaklıları burasıyla ilgili haciz kararı almış. Ve satış işlemlerine bile başlanmış dedi.Söz konusu yerle alakalı Gemlik Belediyesi ile ve Bursa Büyükşehir Belediyesinin imar çalışması yaptığını öğrendiklerini kaydeden Aksoy sözlerini şöyle sürdürdü: 1/1000lik planlar çıkmak üzere olduğunu öğrendik. Ayrı ayrı parseller halinde buranın artık mülkiyete konu olması da mümkün. Tapuların, buradaki özel parsel sahiplerine çıkması hiç de öyle kolay değil. Kısa sürede de olacakmış gibi gözükmüyor. Muhtemelen bir uzlaşma zemini aranacaktır. İnsanlar birlikte hareket etmelidir.Bu arada Avukat Aksoy, tapu sahibi M.A. ile yaptıkları görüşmede arazi satışlarının babası tarafından yapıldığını doğruladığını ifade ederek, Emlakçının borcunu ödemeye niyeti var. Ama buna durumu el vermiyor şeklinde konuştu.
Zaman
Ana Sayfa
15.07.2013
160hanelimahalleyehacizşoku160 haneli mahalleye haciz şoku
Toplam "115" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti