Habergec.Com Aranan Kelimeler:bir genç daha intihar etti Değerlendirme: 10 / 10 958768
habergec.com
22.10.2014 Çarşamba
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

bir genç daha intihar etti

Tartıştığı arkadaşını ve kız arkadaşını vurdu sonra intihar etti
Türkiye Gazetesi
30.08.2014
16:17
Kahramanmaraşta bir genç, önce tartıştığı erkek arkadaşını daha sonra da kız arkadaşını vurduktan sonra intihar etti.
Türkiye Gazetesi
Son Dakika
30.08.2014
TartıştığıarkadaşınıvekızarkadaşınıvurdusonraintiharettiTartıştığı arkadaşını ve kız arkadaşını vurdu sonra intihar etti
Tartıştığı Arkadaşını ve Kız Arkadaşını Vuran Genç ...
Haberler.com
30.08.2014
15:30
Kahramanmaraş?ın Elbistan ilçesine bağlı Hasankendi Mahallesi?nde bir genç, önce tartıştığı erkek arkadaşını daha sonra da kız arkadaşını vurduktan sonra intihar etti.
Haberler.com
Güncel
30.08.2014
TartıştığıArkadaşınıveKızArkadaşınıVuranGençTartıştığı Arkadaşını ve Kız Arkadaşını Vuran Genç
Tartıştığı Arkadaşını Ve Kız Arkadaşını Vuran Genç İntihar Etti
Haber3
30.08.2014
15:24
Tartıştığı

Kahramanmaraşın Elbistan ilçesine bağlı Hasankendi Mahallesi’nde bir genç, önce tartıştığı erkek arkadaşını daha sonra da kız arkadaşını vurduktan sonra intihar etti.

Haber3
Son Dakika
30.08.2014
TartıştığıArkadaşınıVeKızArkadaşınıVuranGençİntiharEttiTartıştığı Arkadaşını Ve Kız Arkadaşını Vuran Genç İntihar Etti
Elbistan’da silahlı saldırı: 3 ölü
Zaman
30.08.2014
14:27
Kahramanmaraşın Elbistan ilçesinde meydana gelen silahlı saldırıda 3 kişi hayatını kaybetti.Alınan bilgilere göre Elbistana bağlı Hasankendi Mahallesinde meydana gelen olayda, gençler arasında tartışma yaşandı. Tartışma silahlı kavgaya döndü. Evde bulunan çifte tabir edilen silahıyla, arkadaşı Yunus Yıldız ve soyadı öğrenilemeyen Gamze adlı genç kızı öldüren Aykut Arslan daha sonra intihar etti. Saldırı sonunda 3 genç hayatını kaybederken olayın sebebinin belirlenmeye çalışıldığı ifade edildi.Jandarma, olay yerini güvenlik şeridiyle kapatırken herhangi bir sıkıntı yaşanmaması için Kobra adlı zırhlı araç hazır bekletildi. Olayın yaşandığı evde kısa süre önce düğün yapıldığı öğrenildi.
Zaman
Son Dakika
30.08.2014
Elbistan’dasilahlısaldırı3ölüElbistan’da silahlı saldırı 3 ölü
Elbistan’da silahlı saldırı: 3 ölü
Zaman
30.08.2014
14:27
Kahramanmaraşın Elbistan ilçesinde meydana gelen silahlı saldırıda 3 kişi hayatını kaybetti.Alınan bilgilere göre Elbistana bağlı Hasankendi Mahallesinde meydana gelen olayda, gençler arasında tartışma yaşandı. Tartışma silahlı kavgaya döndü. Evde bulunan çifte tabir edilen silahıyla, arkadaşı Yunus Yıldız ve soyadı öğrenilemeyen Gamze adlı genç kızı öldüren Aykut Arslan daha sonra intihar etti. Saldırı sonunda 3 genç hayatını kaybederken olayın sebebinin belirlenmeye çalışıldığı ifade edildi.Jandarma, olay yerini güvenlik şeridiyle kapatırken herhangi bir sıkıntı yaşanmaması için Kobra adlı zırhlı araç hazır bekletildi. Olayın yaşandığı evde kısa süre önce düğün yapıldığı öğrenildi.
Zaman
Ana Sayfa
30.08.2014
Elbistan’dasilahlısaldırı3ölüElbistan’da silahlı saldırı 3 ölü
Sinemanın ‘ölü’ ozanı
Zaman
19.08.2014
02:29
Oscar’lı oyuncu Robin Williams, önceki gün sabaha karşı California’daki evinde ölü bulundu. Bir süredir depresyonda olan oyuncunun intihar ettiği düşünülse de yetkililer otopsi sonucunu bekliyor. Kariyeri boyunca 4 kez aday olduğu Oscar ödülünü ‘Can Dostum’ filmiyle alan Williams, 63 yıllık hayatına Ölü Ozanlar Derneği, Günaydın Vietnam, Müthiş Dadı gibi onlarca film sığdırdı.“Hepimiz solucan yemi olacağız, arkadaşlar! Buna ister inanın, ister inanmayın, her birimiz bir gün nefes almayı kesecek ve öleceğiz.” (Ölü Ozanlar Derneği)Televizyonun siyah/beyaz olduğu yıllarda ‘Mork, Orsen’i arıyor cevap ver’ dedikten sonra ‘Nano-nano’ repliğiyle kazındı hafızalarımıza. Mork ve Mindy dizisinin sıra dışı uzaylısıydı. Tuhaf tokalaşır, amuda kalkarak dolapta uyurdu. Nasıl bir sanat gücüyse, rol arkadaşına neredeyse replik yazdırtmaz, dizinin büyük bölümünü tek başına sırtlayıp götürürdü Robin Williams.Henüz lise çağlarında tiyatrocu olmayı kafasına taktığı için, Amerika’nın en prestijli drama okulu Juillard’a kabul edilmişti. Ondaki cevherin keşfinde gecikmedi hocaları ve komediye yönlendirdiler. Daha üniversite yıllarında gece kulüplerinde stand-up gösterileri yapmaya başlamıştı Williams. Siyaset bilimi okuyordu ama yakın çevresi onun bambaşka sulara doğru yol alacağından emindi. Kitlelerle kaynaşması TV dizisi ‘Mork ve Mindy’ (1978) ile oldu. İyi bir aktör olduğu kadar, çok iyi bir dublaj sanatçısıydı. Pek çok animasyon karakteri onun sesiyle üne kavuştu. Uzun yıllar Mork karakterinin ekmeğini yese de sanatının gücünü Günaydın Vietnam’da (1987) gösterdi.Kısa sürede aranan oyuncular listesine girmişti Robin Williams. Empire Magazine dergisi tarafından hazırlanan “Gelmiş Geçmiş En Yetenekli 100 Aktör” listesine dahil edilen Williams, bu listenin 63. sırasında yer aldı. Öte yandan Entertainment Weekly tarafından da “Yaşayan En Komik Adam” seçildi. Bu kadar değildi elbette, tiyatro ve sahne hayatında birçok ödülü kucaklamayı başardı. Ardında, 1 Oscar, 2 Emmy, 6 Altın Küre, 6 Grammy ve 2 Sinema Oyuncuları Derneği ödülü bıraktı.Henüz sanat kariyerinin zirvesine gelmemişti Williams. Bir Peter Weir filmi olan ‘Ölü Ozanlar Derneği’ndeki (1989) yenilikçi öğretmen rolüyle drama yönünü de gösterdi. Film, yerleşik eğitim sistemine getirdiği doğrudan ve sert eleştirilerle beraber, birçok genç oyuncuyu da sinemaya kazandırdı. Williams ise filmdeki rolüyle Oscar’a tekrar aday gösterilmiş ama ödülü ‘Sol Ayağım’ filminden Daniel Day-Lewis’e kaptırmıştı.SİNEMAYI SEVDİREN OYUNCULARDANBelki muhteşem bir komedi oyuncusuydu ama hüznü de üzerinde taşıyabiliyordu. ‘Uyanışlar’da (1990) Robert de Niro ile adeta döktürüyorlardı. Film yine Oscar’dan eli boş dönse de Dr. Malcolm Sayer karakteri hafızalara kazınmıştı. 1991 yapımı Balıkçı Kral, Williams’ı artık tamamen usta oyuncu kategorisine yükselten film oldu. Ben Affleck ve Matt Damon ikilisinin senaryosunu yıllarca kapı kapı dolaştırdığı Can Dostum (1997), Gus Van Sant tarafından çekildiğinde başrolde Robin Williams vardı ve Oscar hasreti bu filmle sona erdi.Durup dinlenmeden çalışan bu komik ve yetenekli adam, şöhretin zirvesindeyken ruhsal sıkıntılar yaşamaya başladı. Birkaç yıl önce hakkında alkol bağımlısı olduğu şeklinde çıkan dedikoduları şaşırtıcı derecede doğruladı ve büyük bir mücadeleye başladığını açıkladı. Geçtiğimiz ay Los Angeles Times, Robin Williams’ın rehabilite olmak için bir kliniğe yattığını duyurdu. Yakınları ünlü aktörün son dönemde ciddi bir depresyon geçirdiğini söylüyordu. Girdiği bunalımdan çıkamayıp, kendini havasız bırakarak intihar etmiş olabileceğini söylüyor Amerikan medyası. Menajeri ve eşi ise Williams’ın bunalımları ve ölümüyle değil, filmleri ve karakteriyle hatırlanmasından mutlu olacaklarını açıkladı. Sinemayı sevdiren ve izlenir kılan önemli sanatçılardan biriydi Robin Williams.Williams’ın en iyi 5 performansıÖlü Ozanlar Derneği / Dead Poets Society (1989): Robin Williamsı dünya çapında ‘hatırlı bir oyuncu yapan film, ‘carpe diem kavramını da birçok sinemasevere armağan etti. Can Dostum / Good Will Hunting (1997): Williamsın tek Oscar ödülünü (yardımcı oyuncu dalında) kazandığı film, Matt Damon ile Ben Afflecki de sinema dünyasına kazandırmıştı.Günaydın Vietnam / Good Morning Vietnam (1987): Oyuncunun kariyerinin ‘altın yıllarını başlatan film. Williamsa ilk Oscar adaylığını getiren film, Vietnama giden DJ rolündeki oyuncunun askerleri uyandırdığı ünlü ‘Günaydın Vietnam repliğiyle hafızalarda.Müthiş Dadı / Mrs. Doubtfire (1993): Ailesini bir arada tutmaya çalışan ve bunun için dadı kılığında işleri yoluna koyan performansıyla ailemizin babası olmuştu.Balıkçı Kral / The Fisher King (1991):
Zaman
Kültür
19.08.2014
Sinemanın‘ölü’ozanıSinemanın ‘ölü’ ozanı
Haber Turu
Zaman
08.07.2014
02:02
13 yaşındaki ortaokul öğrencisi doğum yaptıBurdur’un Altınyayla ilçesinde 13 yaşındaki E.Ü., karın ağrısı şikayetiyle götürüldüğü hastanede, bir erkek bebek dünyaya getirdi. Ortaokul öğrencisi E.Ü., sabah saatlerinde karın ağrısı ve şiddetli sancı nedeniyle annesi tarafından Gölhisar Devlet Hastanesi’ne götürüldü. Acil servisten giriş yapan E.Ü., mantar yediğini, karnının ağrıdığını söyledi. Hamile olduğu anlaşılan ve doğuma alınan E.Ü., bir erkek çocuk dünyaya getirdi. Savcılık soruşturma başlatılırken E.Ü., koruma altına alındı.İki kişiye çarptı, karısını vurdu, sonra canına kıydıİzmir’in Menderes ilçesinde, arabasıyla iki kişiye çarpıp, eşini vuran şahıs, ardından intihar etti. Olay, geçen cumartesi günü Gümüldür beldesinde meydana geldi. Eşiyle tartışan 32 yaşındaki Yılmaz Çetin, caddede10 yaşındaki A.A.’ya, daha sonra motosikletiyle yol kenarında duran Sezgin A.’ya çarptı. Sonra evine dönerek, eşi 25 yaşındaki Derya Çetin’i ruhsatsız tüfekle vurdu. Ardından çenesine dayadığı tüfekle canına kıydı. Ağır yaralanan Derya Çetin tedavi altına alındı.İki genç kız trafik kazasında hayatını kaybettiMalatya’da yolun karşısına geçmeye çalışan iki genç kız kazada hayatını kaybetti. Malatya-Kayseri karayolu Aydınlar köyü yakınlarındaki kazada, Akçadağ Ziraat Odası Başkanı A.V.’nin kullandığı otomobil, 20 yaşındaki Merve Çiloğlu ile 18 yaşındaki Berna Avcı’ya çarptı. Olay yerine gelen ambulanstaki sağlık görevlileri iki arkadaşın da hayatını kaybettiğini tespit etti. Cenazeler otopsiye gönderilirken sürücü A.V. jandarmaya teslim oldu.
Zaman
Güncel
08.07.2014
HaberTuruHaber Turu
İmam Hatip Lisesi'nde intihar girişimi
Zaman
10.06.2014
21:55
Sivasta 45 gün önce bir kız öğrencinin intihara teşebbüs ettiği Kız Anadolu İmam Hatip Lisesinde ikinci kez intihar girişimi yaşandı. Üçüncü kattaki mescit balkonundan atlamaya çalışan B.Y.yi son anda öğretmenleri yakaladı.Sularbaşı Mahallesinde bulunan Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi son sınıfında öğrenim gören 17 yaşındaki B.Y., sabah saatlerinde okulun 3üncü katında bulunan mescidin balkon kısmına çıktı. Balkon demirlerinin dış kısmına geçerek kendisini sarkıtan genç kızı fark eden okul arkadaşları büyük panik yaşadı. Okuldan çığlıklar yükselirken, durumu fark eden öğretmenleri olaya müdahale etti. 3 arkadaşı da genç kızı ikna etmek için dil döktü. Bu sırada genç kızın yanına yaklaşan 2 öğretmen aşağı atlamak isteyen öğrenciyi son anda yaptıkları müdahale ile belinden tutup çekerek balkon kısmına aldı. Bir süre sakinleştirilmeye çalışılan öğrenci, daha sonra okul içine götürüldü. Genç kızın ders notlarının kötü olduğu gerekçesiyle intihara teşebbüs ettiği iddia edildi. Polis olayla ilgili soruşturma başlattı.25 Nisanda da aynı okulun mescit balkonundan 17 yaşındaki R.K. intihara kalkışmış, 3ün kattan toprak zemine düşen genç kız, yaralı olarak hastanede tedavi altına alınmıştı.
Zaman
En Çok Okunan
10.06.2014
İmamHatipLisesindeintihargirişimiİmam Hatip Lisesinde intihar girişimi
İmam Hatip Lisesi'nde intihar girişimi
Zaman
10.06.2014
15:25
Sivasta 45 gün önce bir kız öğrencinin intihara teşebbüs ettiği Kız Anadolu İmam Hatip Lisesinde ikinci kez intihar girişimi yaşandı. Üçüncü kattaki mescit balkonundan atlamaya çalışan B.Y.yi son anda öğretmenleri yakaladı.Sularbaşı Mahallesinde bulunan Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi son sınıfında öğrenim gören 17 yaşındaki B.Y., sabah saatlerinde okulun 3üncü katında bulunan mescidin balkon kısmına çıktı. Balkon demirlerinin dış kısmına geçerek kendisini sarkıtan genç kızı fark eden okul arkadaşları büyük panik yaşadı. Okuldan çığlıklar yükselirken, durumu fark eden öğretmenleri olaya müdahale etti. 3 arkadaşı da genç kızı ikna etmek için dil döktü. Bu sırada genç kızın yanına yaklaşan 2 öğretmen aşağı atlamak isteyen öğrenciyi son anda yaptıkları müdahale ile belinden tutup çekerek balkon kısmına aldı. Bir süre sakinleştirilmeye çalışılan öğrenci, daha sonra okul içine götürüldü. Genç kızın ders notlarının kötü olduğu gerekçesiyle intihara teşebbüs ettiği iddia edildi. Polis olayla ilgili soruşturma başlattı.25 Nisanda da aynı okulun mescit balkonundan 17 yaşındaki R.K. intihara kalkışmış, 3ün kattan toprak zemine düşen genç kız, yaralı olarak hastanede tedavi altına alınmıştı.
Zaman
Son Dakika
10.06.2014
İmamHatipLisesindeintihargirişimiİmam Hatip Lisesinde intihar girişimi
İmam Hatip Lisesi'nde intihar girişimi
Zaman
10.06.2014
15:25
Sivasta 45 gün önce bir kız öğrencinin intihara teşebbüs ettiği Kız Anadolu İmam Hatip Lisesinde ikinci kez intihar girişimi yaşandı. Üçüncü kattaki mescit balkonundan atlamaya çalışan B.Y.yi son anda öğretmenleri yakaladı.Sularbaşı Mahallesinde bulunan Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi son sınıfında öğrenim gören 17 yaşındaki B.Y., sabah saatlerinde okulun 3üncü katında bulunan mescidin balkon kısmına çıktı. Balkon demirlerinin dış kısmına geçerek kendisini sarkıtan genç kızı fark eden okul arkadaşları büyük panik yaşadı. Okuldan çığlıklar yükselirken, durumu fark eden öğretmenleri olaya müdahale etti. 3 arkadaşı da genç kızı ikna etmek için dil döktü. Bu sırada genç kızın yanına yaklaşan 2 öğretmen aşağı atlamak isteyen öğrenciyi son anda yaptıkları müdahale ile belinden tutup çekerek balkon kısmına aldı. Bir süre sakinleştirilmeye çalışılan öğrenci, daha sonra okul içine götürüldü. Genç kızın ders notlarının kötü olduğu gerekçesiyle intihara teşebbüs ettiği iddia edildi. Polis olayla ilgili soruşturma başlattı.25 Nisanda da aynı okulun mescit balkonundan 17 yaşındaki R.K. intihara kalkışmış, 3ün kattan toprak zemine düşen genç kız, yaralı olarak hastanede tedavi altına alınmıştı.
Zaman
Ana Sayfa
10.06.2014
İmamHatipLisesindeintihargirişimiİmam Hatip Lisesinde intihar girişimi
Kız İmam Hatip Lisesi'nde ikinci intihar girişimi
Zaman
10.06.2014
13:47
Sivasta 45 gün önce bir kız öğrencinin intihara teşebbüs ettiği Kız Anadolu İmam Hatip Lisesinde ikinci kez intihar girişimi yaşandı. Üçüncü kattaki mescit balkonundan atlamaya çalışan B.Y.yi son anda öğretmenleri yakaladı.Sularbaşı Mahallesinde bulunan Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi son sınıfında öğrenim gören 17 yaşındaki B.Y., sabah saatlerinde okulun 3üncü katında bulunan mescidin balkon kısmına çıktı. Balkon demirlerinin dış kısmına geçerek kendisini sarkıtan genç kızı fark eden okul arkadaşları büyük panik yaşadı. Okuldan çığlıklar yükselirken, durumu fark eden öğretmenleri olaya müdahale etti. 3 arkadaşı da genç kızı ikna etmek için dil döktü. Bu sırada genç kızın yanına yaklaşan 2 öğretmen aşağı atlamak isteyen öğrenciyi son anda yaptıkları müdahale ile belinden tutup çekerek balkon kısmına aldı. Bir süre sakinleştirilmeye çalışılan öğrenci, daha sonra okul içine götürüldü. Genç kızın ders notlarının kötü olduğu gerekçesiyle intihara teşebbüs ettiği iddia edildi. Polis olayla ilgili soruşturma başlattı.25 Nisanda da aynı okulun mescit balkonundan 17 yaşındaki R.K. intihara kalkışmış, 3ün kattan toprak zemine düşen genç kız, yaralı olarak hastanede tedavi altına alınmıştı.
Zaman
Son Dakika
10.06.2014
KızİmamHatipLisesindeikinciintihargirişimiKız İmam Hatip Lisesinde ikinci intihar girişimi
Kız İmam Hatip Lisesi'nde ikinci intihar girişimi
Zaman
10.06.2014
13:47
Sivasta 45 gün önce bir kız öğrencinin intihara teşebbüs ettiği Kız Anadolu İmam Hatip Lisesinde ikinci kez intihar girişimi yaşandı. Üçüncü kattaki mescit balkonundan atlamaya çalışan B.Y.yi son anda öğretmenleri yakaladı.Sularbaşı Mahallesinde bulunan Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi son sınıfında öğrenim gören 17 yaşındaki B.Y., sabah saatlerinde okulun 3üncü katında bulunan mescidin balkon kısmına çıktı. Balkon demirlerinin dış kısmına geçerek kendisini sarkıtan genç kızı fark eden okul arkadaşları büyük panik yaşadı. Okuldan çığlıklar yükselirken, durumu fark eden öğretmenleri olaya müdahale etti. 3 arkadaşı da genç kızı ikna etmek için dil döktü. Bu sırada genç kızın yanına yaklaşan 2 öğretmen aşağı atlamak isteyen öğrenciyi son anda yaptıkları müdahale ile belinden tutup çekerek balkon kısmına aldı. Bir süre sakinleştirilmeye çalışılan öğrenci, daha sonra okul içine götürüldü. Genç kızın ders notlarının kötü olduğu gerekçesiyle intihara teşebbüs ettiği iddia edildi. Polis olayla ilgili soruşturma başlattı.25 Nisanda da aynı okulun mescit balkonundan 17 yaşındaki R.K. intihara kalkışmış, 3ün kattan toprak zemine düşen genç kız, yaralı olarak hastanede tedavi altına alınmıştı.
Zaman
Ana Sayfa
10.06.2014
KızİmamHatipLisesindeikinciintihargirişimiKız İmam Hatip Lisesinde ikinci intihar girişimi
Cadı avı, intihara sürükledi
Zaman
03.06.2014
02:11
Hükümetin 17 Aralık’tan sonra başlattığı ‘cadı avı’ dramatik sonuçlar vermeye başladı. 12 Mayıs’ta intihar eden polis memuru Emirhan Niyazi Paçacı, bu avın kurbanlarından biri. Baba Kadir Paçacı, ‘cemaatçi’ olduğu iddiasıyla tayin edilen oğlunun baskılara dayanamadığı için canına kıydığını açıkladı.Mayısın ikinci haftasında intihar eden polis memuru Emirhan Niyazi Paçacı’nın 17 Aralık soruşturmasından sonra başlatılan ‘cadı avı’na kurban gittiği ortaya çıktı. 26 yaşında hayata veda eden polisin babası Kadir Paçacı, rüşvet ve yolsuzluk operasyonunda görev alan oğlunun ‘cemaatçi’ diye tayin edildiğini, yeni yerinde maruz kaldığı baskılara da dayanamadığını söyledi. Paçacı oğlu ile yaptığı son görüşmeyi şöyle anlattı: “Bir gün Niyazi eve, yüzü benzi atmış halde geldi. Ben de artık olup bitenleri anlatmasını istedim. ‘Baba, işyerinde her gün paralelci, cemaatçi, sofi, 5 vakit namaz mı kılıyorsun, arabanı Fethullah Gülen mi aldı, diyerek dalga geçiyorlar. Artık dayanacak halim kalmadı.’ diye dert yandı. Defalarca müfettiş sorgusundan geçirildi. Oğlum bu baskıyı, yaftalamaları gururuna yediremedi.” Kendisinin MHP delegesi olduğunu belirten Paçacı, Cemaat’le de ilişkileri bulunmadığını ifade etti. Oğlunu intihara sürükleyen görevlilerle ilgili suç duyurusunda bulunacağını kaydetti: “İlk başvuruyu eski İçişleri Bakanı Muammer Güler ve oğlu Barış Güler hakkında yapacağım.” Niyazi Paçacı, Barış Güler’in avukatını gözaltına alan ekipte yer aldığı için Mali Şube’den İstanbul Hassas Bölgeleri Koruma Müdürlü-ğü’ne tayin edilmişti.birinci sayfadan devam-17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonu sonrası başta Emniyet olmak üzere bütün kurumlarda cadı avı başlatıldı. İlk olarak soruşturmayı yürüten Mali Şube Müdürü Yakup Saygılı ile İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Mahir Çakallı açığa alındı. Ardından da meslekten ihraç edildi. Saygılı ve Çakallı ile birlikte aynı şubede görev yapan onlarca emniyet mensubu da benzer gerekçelerle tasfiye edildi. İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nün Mali Şube ekiplerine baskısı ise devam etti. 17 Aralık soruşturmasında adli kolluk olarak görev yapan ya da değişik ithamlarla suçlanan emniyet mensupları hakkında sürekli soruşturmalar açıldı. Ağır suçlamalar karşısında birçok polisin psikolojisi bozuldu. İstanbul Mali Şube’de görevli genç polis memuru Emirhan Niyazi Paçacı da baskılara dayanamayarak 12 Mayıs’ta intihar etti.Paçacı’nın annesi Selvihan ve babası Kadir Paçacı, oğlunu ölüme sürükleyen baskıyı Zaman’a anlattı. Oğullarının kucaklarında can verdiğini belirten acılı aile, yaşananlar karşısında oldukça öfkeli. Oğlunu intihara sürükleyen sürecin 17 Aralık’ta başladığına işaret eden baba Paçacı, “O sabah 05.30 sularında evden çıktı. Şubede kendisinin de içinde olduğu ekibe gözaltına alınacak kişilerle ilgili bir zarf verilmiş. Bunlar da ekipleriyle belirlenen adresten Barış Güler’in avukatını gözaltına almışlar. Avukatın, Güler’in avukatı olduğunu da gece öğrenmişler. Ancak olaydan bir gün sonra ciddi bir baskı olmuş. Oğlum bana, ‘Baba vallahi Barış Güler’in avukatı olduğunu ben de arkadaşlarım da bilmiyorduk.’ dedi. Ancak ben ‘görevinizi yaptınız’ diye kendisini teskin ettim.” diyor.BEŞ VAKİT NAMAZ KILMAK SUÇ MU?Ailenin verdiği bilgilere göre, soruşturmadan birkaç gün sonra Niyazi’nin Kağıthane’de bulunan Hassas Bölge’ye tayini çıktı. İlerleyen günlerde Niyazi’nin üzerindeki baskılar arttı. 17 Aralık süreciyle ilgili soruşturma yürüten müfettişler, diğer arkadaşları gibi kendisini de birkaç defa ifadeye çağırdı. ‘Hükümeti devirme’ talimatını kimden aldıkları yönünde kendilerine sorular yöneltildi. Ancak genç polis, kendilerinin sadece görevlerini yaptıklarını ve hükümeti devirme gibi bir düşüncelerinin olmadığını kaydetti.Baba Paçacı, baskılar artınca, kafasını dinlemesi için oğlunu bir hafta izin aldırarak İstanbul’dan Ankara’ya getirdiğini belirtiyor. Ancak izin dönüşü baskılar bitmedi. Baba Paçacı, sonraki süreci ise şöyle aktarıyor: “Bir gün Niyazi eve yüzü benzi atmış halde geldi. Ben de daha fazla dayanamayarak onu karşıma aldım ve olup bitenleri anlatmasını istedim. Kendisi, ‘Baba her gün ben ve arkadaşlarımla ‘paralelci, cemaatçi, sofi, 5 vakit namaz mı kılıyorsun? Arabanı sana Fethullah Gülen mi aldı?’ diyerek dalga geçiyorlar. Saygımdan bir şey diyemiyorum. Artık dayanacak halim kalmadı.’ diyerek dert yandı. Allah aşkına namaz kılmak bu ülkede suç mu? Oğlum bu yaftalamaları gururuna yediremedi. Açık söyleyeyim, benim oğlum cemaatçi memaatçi değil. Ben MHP Yenimahalle üst kurul delegesiyim. Allah Kur’an aşkına ne benim ne de evladımı
Zaman
En Çok Okunan
03.06.2014
CadıavıintiharasürüklediCadı avı intihara sürükledi
Cadı avı, intihara sürükledi
Zaman
03.06.2014
02:04
Hükümetin 17 Aralık’tan sonra başlattığı ‘cadı avı’ dramatik sonuçlar vermeye başladı. 12 Mayıs’ta intihar eden polis memuru Emirhan Niyazi Paçacı, bu avın kurbanlarından biri. Baba Kadir Paçacı, ‘cemaatçi’ olduğu iddiasıyla tayin edilen oğlunun baskılara dayanamadığı için canına kıydığını açıkladı.Mayısın ikinci haftasında intihar eden polis memuru Emirhan Niyazi Paçacı’nın 17 Aralık soruşturmasından sonra başlatılan ‘cadı avı’na kurban gittiği ortaya çıktı. 26 yaşında hayata veda eden polisin babası Kadir Paçacı, rüşvet ve yolsuzluk operasyonunda görev alan oğlunun ‘cemaatçi’ diye tayin edildiğini, yeni yerinde maruz kaldığı baskılara da dayanamadığını söyledi. Paçacı oğlu ile yaptığı son görüşmeyi şöyle anlattı: “Bir gün Niyazi eve, yüzü benzi atmış halde geldi. Ben de artık olup bitenleri anlatmasını istedim. ‘Baba, işyerinde her gün paralelci, cemaatçi, sofi, 5 vakit namaz mı kılıyorsun, arabanı Fethullah Gülen mi aldı, diyerek dalga geçiyorlar. Artık dayanacak halim kalmadı.’ diye dert yandı. Defalarca müfettiş sorgusundan geçirildi. Oğlum bu baskıyı, yaftalamaları gururuna yediremedi.” Kendisinin MHP delegesi olduğunu belirten Paçacı, Cemaat’le de ilişkileri bulunmadığını ifade etti. Oğlunu intihara sürükleyen görevlilerle ilgili suç duyurusunda bulunacağını kaydetti: “İlk başvuruyu eski İçişleri Bakanı Muammer Güler ve oğlu Barış Güler hakkında yapacağım.” Niyazi Paçacı, Barış Güler’in avukatını gözaltına alan ekipte yer aldığı için Mali Şube’den İstanbul Hassas Bölgeleri Koruma Müdürlü-ğü’ne tayin edilmişti.birinci sayfadan devam-17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonu sonrası başta Emniyet olmak üzere bütün kurumlarda cadı avı başlatıldı. İlk olarak soruşturmayı yürüten Mali Şube Müdürü Yakup Saygılı ile İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Mahir Çakallı açığa alındı. Ardından da meslekten ihraç edildi. Saygılı ve Çakallı ile birlikte aynı şubede görev yapan onlarca emniyet mensubu da benzer gerekçelerle tasfiye edildi. İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nün Mali Şube ekiplerine baskısı ise devam etti. 17 Aralık soruşturmasında adli kolluk olarak görev yapan ya da değişik ithamlarla suçlanan emniyet mensupları hakkında sürekli soruşturmalar açıldı. Ağır suçlamalar karşısında birçok polisin psikolojisi bozuldu. İstanbul Mali Şube’de görevli genç polis memuru Emirhan Niyazi Paçacı da baskılara dayanamayarak 12 Mayıs’ta intihar etti.Paçacı’nın annesi Selvihan ve babası Kadir Paçacı, oğlunu ölüme sürükleyen baskıyı Zaman’a anlattı. Oğullarının kucaklarında can verdiğini belirten acılı aile, yaşananlar karşısında oldukça öfkeli. Oğlunu intihara sürükleyen sürecin 17 Aralık’ta başladığına işaret eden baba Paçacı, “O sabah 05.30 sularında evden çıktı. Şubede kendisinin de içinde olduğu ekibe gözaltına alınacak kişilerle ilgili bir zarf verilmiş. Bunlar da ekipleriyle belirlenen adresten Barış Güler’in avukatını gözaltına almışlar. Avukatın, Güler’in avukatı olduğunu da gece öğrenmişler. Ancak olaydan bir gün sonra ciddi bir baskı olmuş. Oğlum bana, ‘Baba vallahi Barış Güler’in avukatı olduğunu ben de arkadaşlarım da bilmiyorduk.’ dedi. Ancak ben ‘görevinizi yaptınız’ diye kendisini teskin ettim.” diyor.BEŞ VAKİT NAMAZ KILMAK SUÇ MU?Ailenin verdiği bilgilere göre, soruşturmadan birkaç gün sonra Niyazi’nin Kağıthane’de bulunan Hassas Bölge’ye tayini çıktı. İlerleyen günlerde Niyazi’nin üzerindeki baskılar arttı. 17 Aralık süreciyle ilgili soruşturma yürüten müfettişler, diğer arkadaşları gibi kendisini de birkaç defa ifadeye çağırdı. ‘Hükümeti devirme’ talimatını kimden aldıkları yönünde kendilerine sorular yöneltildi. Ancak genç polis, kendilerinin sadece görevlerini yaptıklarını ve hükümeti devirme gibi bir düşüncelerinin olmadığını kaydetti.Baba Paçacı, baskılar artınca, kafasını dinlemesi için oğlunu bir hafta izin aldırarak İstanbul’dan Ankara’ya getirdiğini belirtiyor. Ancak izin dönüşü baskılar bitmedi. Baba Paçacı, sonraki süreci ise şöyle aktarıyor: “Bir gün Niyazi eve yüzü benzi atmış halde geldi. Ben de daha fazla dayanamayarak onu karşıma aldım ve olup bitenleri anlatmasını istedim. Kendisi, ‘Baba her gün ben ve arkadaşlarımla ‘paralelci, cemaatçi, sofi, 5 vakit namaz mı kılıyorsun? Arabanı sana Fethullah Gülen mi aldı?’ diyerek dalga geçiyorlar. Saygımdan bir şey diyemiyorum. Artık dayanacak halim kalmadı.’ diyerek dert yandı. Allah aşkına namaz kılmak bu ülkede suç mu? Oğlum bu yaftalamaları gururuna yediremedi. Açık söyleyeyim, benim oğlum cemaatçi memaatçi değil. Ben MHP Yenimahalle üst kurul delegesiyim. Allah Kur’an aşkına ne benim ne de evladımı
Zaman
Güncel
03.06.2014
CadıavıintiharasürüklediCadı avı intihara sürükledi
Cadı avı, intihara sürükledi
Zaman
03.06.2014
02:00
Hükümetin 17 Aralık’tan sonra başlattığı ‘cadı avı’ dramatik sonuçlar vermeye başladı. 12 Mayıs’ta intihar eden polis memuru Emirhan Niyazi Paçacı, bu avın kurbanlarından biri. Baba Kadir Paçacı, ‘cemaatçi’ olduğu iddiasıyla tayin edilen oğlunun baskılara dayanamadığı için canına kıydığını açıkladı.Mayısın ikinci haftasında intihar eden polis memuru Emirhan Niyazi Paçacı’nın 17 Aralık soruşturmasından sonra başlatılan ‘cadı avı’na kurban gittiği ortaya çıktı. 26 yaşında hayata veda eden polisin babası Kadir Paçacı, rüşvet ve yolsuzluk operasyonunda görev alan oğlunun ‘cemaatçi’ diye tayin edildiğini, yeni yerinde maruz kaldığı baskılara da dayanamadığını söyledi. Paçacı oğlu ile yaptığı son görüşmeyi şöyle anlattı: “Bir gün Niyazi eve, yüzü benzi atmış halde geldi. Ben de artık olup bitenleri anlatmasını istedim. ‘Baba, işyerinde her gün paralelci, cemaatçi, sofi, 5 vakit namaz mı kılıyorsun, arabanı Fethullah Gülen mi aldı, diyerek dalga geçiyorlar. Artık dayanacak halim kalmadı.’ diye dert yandı. Defalarca müfettiş sorgusundan geçirildi. Oğlum bu baskıyı, yaftalamaları gururuna yediremedi.” Kendisinin MHP delegesi olduğunu belirten Paçacı, Cemaat’le de ilişkileri bulunmadığını ifade etti. Oğlunu intihara sürükleyen görevlilerle ilgili suç duyurusunda bulunacağını kaydetti: “İlk başvuruyu eski İçişleri Bakanı Muammer Güler ve oğlu Barış Güler hakkında yapacağım.” Niyazi Paçacı, Barış Güler’in avukatını gözaltına alan ekipte yer aldığı için Mali Şube’den İstanbul Hassas Bölgeleri Koruma Müdürlü-ğü’ne tayin edilmişti.birinci sayfadan devam-17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonu sonrası başta Emniyet olmak üzere bütün kurumlarda cadı avı başlatıldı. İlk olarak soruşturmayı yürüten Mali Şube Müdürü Yakup Saygılı ile İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Mahir Çakallı açığa alındı. Ardından da meslekten ihraç edildi. Saygılı ve Çakallı ile birlikte aynı şubede görev yapan onlarca emniyet mensubu da benzer gerekçelerle tasfiye edildi. İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nün Mali Şube ekiplerine baskısı ise devam etti. 17 Aralık soruşturmasında adli kolluk olarak görev yapan ya da değişik ithamlarla suçlanan emniyet mensupları hakkında sürekli soruşturmalar açıldı. Ağır suçlamalar karşısında birçok polisin psikolojisi bozuldu. İstanbul Mali Şube’de görevli genç polis memuru Emirhan Niyazi Paçacı da baskılara dayanamayarak 12 Mayıs’ta intihar etti.Paçacı’nın annesi Selvihan ve babası Kadir Paçacı, oğlunu ölüme sürükleyen baskıyı Zaman’a anlattı. Oğullarının kucaklarında can verdiğini belirten acılı aile, yaşananlar karşısında oldukça öfkeli. Oğlunu intihara sürükleyen sürecin 17 Aralık’ta başladığına işaret eden baba Paçacı, “O sabah 05.30 sularında evden çıktı. Şubede kendisinin de içinde olduğu ekibe gözaltına alınacak kişilerle ilgili bir zarf verilmiş. Bunlar da ekipleriyle belirlenen adresten Barış Güler’in avukatını gözaltına almışlar. Avukatın, Güler’in avukatı olduğunu da gece öğrenmişler. Ancak olaydan bir gün sonra ciddi bir baskı olmuş. Oğlum bana, ‘Baba vallahi Barış Güler’in avukatı olduğunu ben de arkadaşlarım da bilmiyorduk.’ dedi. Ancak ben ‘görevinizi yaptınız’ diye kendisini teskin ettim.” diyor.BEŞ VAKİT NAMAZ KILMAK SUÇ MU?Ailenin verdiği bilgilere göre, soruşturmadan birkaç gün sonra Niyazi’nin Kağıthane’de bulunan Hassas Bölge’ye tayini çıktı. İlerleyen günlerde Niyazi’nin üzerindeki baskılar arttı. 17 Aralık süreciyle ilgili soruşturma yürüten müfettişler, diğer arkadaşları gibi kendisini de birkaç defa ifadeye çağırdı. ‘Hükümeti devirme’ talimatını kimden aldıkları yönünde kendilerine sorular yöneltildi. Ancak genç polis, kendilerinin sadece görevlerini yaptıklarını ve hükümeti devirme gibi bir düşüncelerinin olmadığını kaydetti.Baba Paçacı, baskılar artınca, kafasını dinlemesi için oğlunu bir hafta izin aldırarak İstanbul’dan Ankara’ya getirdiğini belirtiyor. Ancak izin dönüşü baskılar bitmedi. Baba Paçacı, sonraki süreci ise şöyle aktarıyor: “Bir gün Niyazi eve yüzü benzi atmış halde geldi. Ben de daha fazla dayanamayarak onu karşıma aldım ve olup bitenleri anlatmasını istedim. Kendisi, ‘Baba her gün ben ve arkadaşlarımla ‘paralelci, cemaatçi, sofi, 5 vakit namaz mı kılıyorsun? Arabanı sana Fethullah Gülen mi aldı?’ diyerek dalga geçiyorlar. Saygımdan bir şey diyemiyorum. Artık dayanacak halim kalmadı.’ diyerek dert yandı. Allah aşkına namaz kılmak bu ülkede suç mu? Oğlum bu yaftalamaları gururuna yediremedi. Açık söyleyeyim, benim oğlum cemaatçi memaatçi değil. Ben MHP Yenimahalle üst kurul delegesiyim. Allah Kur’an aşkına ne benim ne de evladımı
Zaman
Ana Sayfa
03.06.2014
CadıavıintiharasürüklediCadı avı intihara sürükledi
Ümraniye'de polis memuru intihara kalkıştı
Zaman
11.05.2014
17:06
Ümraniyede genç polis memuru,silahıyla başına bir el ateş etti.Evde bulunan eşinin yanında intihara kalkışan yaralı polis memuru meslektaşları tarafından ambulansla hastaneye götürüldü. Polis memuru yoğun bakımda tedavi altına alındı.Ümraniye Adem Yavuz Mahallesi Ulukent Sokakta bulunan binanın 3. katındaki olay saat 15.00 sıralarında meydana geldi. Ümraniye İlçe Emniyet Müdürlüğü Önleyici Hizmetler Şube Müdürlüğünde çalışan polis memuru Mustafa K. (26) iddialara göre eşi Gaye K. ile evde bulunduğu sırada, beylik tabancasını kafasına dayayıp tetiğe bastı. Eşinin feryatları üzerine daireye gelen komşuları genç polis memurunu kanlar içinde buldu. Komşuları hemen polis ve sağlık ekiplerine haber verdi.Kısa süre içinde olay yerine gelen ambulans, yaralı memura ilk müdahaleyi yaptıktan sonra Ümraniye Eğitim Araştırma Hastanesine kaldırdı. Ambulans hastaneye gelmeden önce hastane önünde yaralı polisin arkadaşları hazırlık yaptı. Arkadaşlarına uygun kan teminetmeye çalışan polis memurları bir taraftan da ambulansın rahat giriş yapabilmesi için yaya ve araç trafiğini açtı. Yaralı polis memuru hastaneye gelen ambulanstan indirilip acil servis bölümüne alındı. İlk müdahalesi yapılan polis memuru daha sonra yoğun bakım ünitesine kaldırıldı.Polis ekipleri olayın gerçekleştiği dairede inceleme yaparken mahalle sakinleri Bağrışmalar üzerine dışarıya çıktık, eve girdiğimizde yaralı bir şekilde yerde yatıyordu. diye konuştu. Polis memurunun intihar girişimiyle ilgili inceleme sürüyor.(DHA)
Zaman
Son Dakika
11.05.2014
ÜmraniyedepolismemuruintiharakalkıştıÜmraniyede polis memuru intihara kalkıştı
Tire'de aile faciası: 4 ölü
Zaman
16.02.2014
20:08
İzmirin Tire ilçesine bağlı Gökçen Beldesinde 31 yaşındaki Mehmet Kostak, eşi 24 yaşındaki Perihan Kostak ile çocukları 5 yaşındaki Süleyman ve 3 yaşındaki İbrahim Kostakı av tüfeğiyle öldürdükten sonra aynı silahla intihar etti.Beldede çiftliği bulunan Mehmet Kostak, iddiaya göre sigara içen eşi Perihan Kostak ile sık sık olduğu gibi geçen 13 Şubatta tartıştı. Tartışmanın ardından Perihan Kostak, evi terk ederek babasının evine gitti Kostak, ertesi gün eşiyle barışıp, Sevgililer Günü olması nedeniyle birlikte yemeğe gitti. Ancak, çift arasında burada da tartışma çıktı. Tartışmanın ardından genç kadın tekrar bana evine döndü.Eşinin ikinci kez evi terk etmesine sinirlenen Mehmet Kostak, bugün saat 13.00 sıralarında, motosikletiyle kayınpederinin evine gitti. Kostak, kılıfına sararak gizlediği av tüfeğini çıkartıp, bu sırada kapının önünde komşularıyla oturan eşine doğrultu. Komşularının, Kaç canını kurtar demesi üzerine balkona kaçan Perihan Kostakın peşinden koşan Mehmet Kostak, 3 el ateş ederek onu öldürdü.Cinayetin ardından motosikletine binip 2 kilometre mesafedeki çiftliğine dönen Mehmet Kostak, oğulları Süleyman ve İbrahimi de öldürdükten sonra namluyu çenesinin altına dayayıp, bir kez daha tetiği çekti ve yaşamına son verdi.Perihan Kostakın öldürülmesinin ardından Mehmet Kostakı aramak için çiftliğe gelen jandarma, onun ve çocuğunun cesediyle karşılaştı. Kostak Ailesinin cesetleri jandarma ve savcını olay yerindeki incelemesini ardından otopsi için İzmir Adli Tıp Kurumu Morguna kaldırıldı.Komşuları Kostak çiftinin okul yıllarından buyana büyük bir aşk yaşadığını belirterek, Aileler onay vermeyince, Perihan başka biriyle evlendi. Eşiyle mutlu olamadı, boşanarak, ilk göz ağrısı Mehmet Kostak ile 16 Ekim 2008de evlendi. Mutlu bir evlilikleri vardı. Mehmet ise son derece sakin bir adamdı. Cinnet getirmesinin gerçek nedeninin sigara olduğuna inanmıyoruz dedi.Olayla ilgili soruşturma sürerken, Tire Kaymakamı Hüseyin Ergi de jandarma görevlileriyle beldeye gelerek olayla ilgili bilgi aldı.(DHA)
Zaman
Son Dakika
16.02.2014
Tiredeailefaciası4ölüTirede aile faciası 4 ölü
Tire'de aile faciası: 4 ölü
Zaman
16.02.2014
20:07
İzmirin Tire ilçesine bağlı Gökçen Beldesinde 31 yaşındaki Mehmet Kostak, eşi 24 yaşındaki Perihan Kostak ile çocukları 5 yaşındaki Süleyman ve 3 yaşındaki İbrahim Kostakı av tüfeğiyle öldürdükten sonra aynı silahla intihar etti.Beldede çiftliği bulunan Mehmet Kostak, iddiaya göre sigara içen eşi Perihan Kostak ile sık sık olduğu gibi geçen 13 Şubatta tartıştı. Tartışmanın ardından Perihan Kostak, evi terk ederek babasının evine gitti Kostak, ertesi gün eşiyle barışıp, Sevgililer Günü olması nedeniyle birlikte yemeğe gitti. Ancak, çift arasında burada da tartışma çıktı. Tartışmanın ardından genç kadın tekrar bana evine döndü.Eşinin ikinci kez evi terk etmesine sinirlenen Mehmet Kostak, bugün saat 13.00 sıralarında, motosikletiyle kayınpederinin evine gitti. Kostak, kılıfına sararak gizlediği av tüfeğini çıkartıp, bu sırada kapının önünde komşularıyla oturan eşine doğrultu. Komşularının, Kaç canını kurtar demesi üzerine balkona kaçan Perihan Kostakın peşinden koşan Mehmet Kostak, 3 el ateş ederek onu öldürdü.Cinayetin ardından motosikletine binip 2 kilometre mesafedeki çiftliğine dönen Mehmet Kostak, oğulları Süleyman ve İbrahimi de öldürdükten sonra namluyu çenesinin altına dayayıp, bir kez daha tetiği çekti ve yaşamına son verdi.Perihan Kostakın öldürülmesinin ardından Mehmet Kostakı aramak için çiftliğe gelen jandarma, onun ve çocuğunun cesediyle karşılaştı. Kostak Ailesinin cesetleri jandarma ve savcını olay yerindeki incelemesini ardından otopsi için İzmir Adli Tıp Kurumu Morguna kaldırıldı.Komşuları Kostak çiftinin okul yıllarından buyana büyük bir aşk yaşadığını belirterek, Aileler onay vermeyince, Perihan başka biriyle evlendi. Eşiyle mutlu olamadı, boşanarak, ilk göz ağrısı Mehmet Kostak ile 16 Ekim 2008de evlendi. Mutlu bir evlilikleri vardı. Mehmet ise son derece sakin bir adamdı. Cinnet getirmesinin gerçek nedeninin sigara olduğuna inanmıyoruz dedi.Olayla ilgili soruşturma sürerken, Tire Kaymakamı Hüseyin Ergi de jandarma görevlileriyle beldeye gelerek olayla ilgili bilgi aldı.(DHA)
Zaman
Ana Sayfa
16.02.2014
Tiredeailefaciası4ölüTirede aile faciası 4 ölü
Dargın sevgilisi ikna olmadı, kendi astı
Türkiye Gazetesi
04.01.2014
23:23
Aydın Didimde sevdiği kızı barışmaya ikna edemeyen bir genç, “Bir daha beni görmeyeceksin” şeklinde mesaj atıp, kendisini asarak intihar etti.
Türkiye Gazetesi
Son Dakika
04.01.2014
DargınsevgilisiiknaolmadıkendiastıDargın sevgilisi ikna olmadı kendi astı
Sevdiği Kızı Barışmaya İkna Edemeyince İntihar Etti
Haber3
04.01.2014
22:16
Aydının Didim ilçesinde sevdiği kızı barışmaya ikna edemeyen bir genç, “Bir daha beni görmeyeceksin” şeklinde mesaj attıktan sonra kendisini asarak intihar etti.
Haber3
Son Dakika
04.01.2014
SevdiğiKızıBarışmayaİknaEdemeyinceİntiharEttiSevdiği Kızı Barışmaya İkna Edemeyince İntihar Etti
TEKRAR - Hocaefendi: Terörist Müslüman olamaz, Müslüman da terörist olamaz
Zaman
26.09.2013
21:47
Sayın abonemiz,Terörist Müslüman olamaz, Müslüman da terörist olamaz başlıklı haberimizde sehven isim yanlışlığı yapılmıştır. Söz konusu haberimizi düzelterek yeniden servise çıkarıyoruz. Haberimizin bu son halini dikkate almanızı rica ederiz. Saygılarımızla.Fethullah Gülen Hocaefendi, herkul.org adresinde din kisveli terör hadiseleri üzerinde durarak İslamı gönülden kabullenmiş hiç kimsenin bilerek katiyen teröre girmeyeceğini vurguladı. Hocaefendi, bugüne kadar Müslümanlara mal edilen terör olaylarının, bazen İslamı kendi derinlikleriyle içine sindirememiş ham ruhların öncülüğüyle, bazen genç hissiyatların aşırı tahrik edilmesiyle, bazen haricî güçlerin Müslüman isimli ve Müslüman görünümündeki elemanları marifetiyle, bazen de değişik ilaçlarla insanî duyguları ve korku hisleri baskı altına alınmış kanlı katiller vasıtasıyla gerçekleştirile geldiğini hatırlattı. Sulh halinde fertlerin kendi kendilerine harp ilan edip bir insanı öldürme kararı alamayacağını ve sıcak savaş esnasında da karşı cephede bulunan çocuk, kadın ve yaşlıların öldürülemeyeceğini ve başkalarına ait ibadethanelere katiyen tecavüz edilemeyeceğini belirten Fethullah Gülen Hocaefendi, intihar saldırılarını, canlı bombaları ve benzeri terör hadiselerini Müslümanlıkla telif etmenin asla mümkün olamayacağını ifade etti. Hocaefendi, Kenya, Pakistanda son dönemde yaşanan saldırı ve katliamlar üzerine kendisine yöneltilen soruları cevaplandırdı. Suriyeden Pakistana oradan Kenyaya kadar geniş bir coğrafyada en vahşi sahneler İslâm adına sergileniyor; Kuranın emri olduğu iddia edilerek başlar kesiliyor, camiler ve kiliseler bombalanıyor. Bir kısım örgütlerin dünya genelinde işledikleri cinayetler ve terör, sadece dış mihraklarla ve haricî yönlendirmelerle izah edilebilir mi? Müslümanlar arasında canlı bomba gibi terör hadiselerinin zemin bulması hangi sebeplere bağlıdır? sorusu üzerine, “Resmettiğiniz tablo doğru; tabii ilave edilecek bir şey var: Bu aynı zamanda bizi mahcup edecek bir tablo!.. Doğru Müslümanlığın yüzüne zift sıkılması gibi bir şey.” değerlendirmesinde bulundu. ??Hocaefendi, terörizmin, Kuranın daimî cehennem azabıyla tehdit ettiği en büyük günahlardan biri olduğuna değinerek Peygamber Efendimizin (sas) her zaman meseleleri kan dökmeden, gönül kırmadan, düşmanlığın katlanmasına meydan vermeden halletmek için elinden gelen her şeyi yaptığını, bunun neticesinde de en azılı düşmanların ya da onların en yakınlarının Müslüman olduklarını, meselelerin hallinde ilk yolun sulh olduğunu en güzel şekilde insanlığa gösterdiğini söyledi. ??“Terörist Müslüman olamaz, Müslüman da terörist olamaz.” diyen Hocaefendi, İslâmı hakkıyla kavramış ve hazmetmiş bir Müslümanın terörist olmasının imkansızlığını, hakiki Müslümanların hiçbir zaman bilerek teröre giremeyeceklerini, bir teröristin de gerçek Müslüman sayılamayacağını belirtti.? Peygamber Efendimize en kötü muameleler yapılmasına karşı onun meseleleri suhulet, barış ile çözdüğünü hatırlatan Hocaefendi, şu uyarıda bulundu: Gönülleri fetheden yumuşatan, insanı gerçek insanlığa yönlendiren, insanı özündeki insanlık ile buluşturan, insanlığın iftihar tablosu, kızmamış öfkelenmemiş, günümüzdeki bu şeneatlerin deneatlerin, hiç birine başvurmamıştır.?? Fethullah Gülen Hocaefendiye yöneltilen soru ve Gülen Hocaefendinin verdiği cevap şöyle: TERÖRİST SALDIRILAR, CANLI BOMBALAR KURAN VE SÜNNETLE TELİF EDİLEMEZ ??Soru - Suriyeden Pakistana oradan Kenyaya kadar geniş bir coğrafyada en vahşi sahneler İslâm adına sergileniyor; Kuranın emri olduğu iddia edilerek başlar kesiliyor, camiler ve kiliseler bombalanıyor. Müslümanlar arasında bu tür terör hadiselerinin zemin bulması hangi sebeplere bağlıdır? ? Cevap - Resmettiğiniz tablo doğru. Bu bizi mahcup edecek bir tablo! Müslümanlığın yüzüne zift sıkılması demek gibi bir şey. Onun yanlış anlaşılması, yanlış yorumlanması adına zannediyorum haçlıların üzerimize gelmesinden, Moğolların belli bir tuğyanla İslam dünyasını herc-u merc etmesinden daha fena bir şeydir bu. Sözde Müslüman görünen bazı kimselerin eliyle Onun namına bir şey yapıyoruz gibi, canlı bomba olma, masum insanların içine girip patlama, bombaları arabalara yükleyip masum, hiçbir şeyden haberi olmayan insanların üzerine sürme, hele bu arada mabetleri yıkma bunların ne Kuranla ne sünnetle telif etmek mümkün değildir. Kuranla, sünnetle telif edilemeyen şey Müslümanlıkla da telif edilemez. O KENDİSİNE TAŞA TUTANLARA BİLE HİDAYET DUASI YAPMIŞTIR??Ne Kuranı Kerimin ruhuyla, ne sünneti seniyenin ruhuyla bugün yapılan bu olumsuz şeyleri telif etmek mümkün değil. İnsanlığın iftihar tablosu, 13 sene Mekke-i Mükerremede insanın katlanması mümkün olmayan şeylere katlanmış. Çok defa sahabinin gözleri dolu dolu olmuş. Bir taraftan Cenabı Hakka bakmışlar, Onun kudreti namütenahisine. Bir taraftan Onun insanlığı kurtarmak için gö
Zaman
Son Dakika
26.09.2013
TEKRAR-HocaefendiTeröristMüslümanolamazMüslümandateröristolamazTEKRAR - Hocaefendi Terörist Müslüman olamaz Müslüman da terörist olamaz
Hocaefendi:?? Terörist Müslüman olamaz, Müslüman da terörist olamaz??
Zaman
26.09.2013
16:56
Fethullah Gülen Hocaefendi, herkul.org adresinde din kisveli terör hadiseleri üzerinde durarak İslamı gönülden kabullenmiş hiç kimsenin bilerek katiyen teröre girmeyeceğini vurguladı. Hocaefendi, bugüne kadar Müslümanlara mal edilen terör olaylarının, bazen İslamı kendi derinlikleriyle içine sindirememiş ham ruhların öncülüğüyle, bazen genç hissiyatların aşırı tahrik edilmesiyle, bazen haricî güçlerin Müslüman isimli ve Müslüman görünümündeki elemanları marifetiyle, bazen de değişik ilaçlarla insanî duyguları ve korku hisleri baskı altına alınmış kanlı katiller vasıtasıyla gerçekleştirile geldiğini hatırlattı. Sulh halinde fertlerin kendi kendilerine harp ilan edip bir insanı öldürme kararı alamayacağını ve sıcak savaş esnasında da karşı cephede bulunan çocuk, kadın ve yaşlıların öldürülemeyeceğini ve başkalarına ait ibadethanelere katiyen tecavüz edilemeyeceğini belirten Fethullah Gülen Hocaefendi, intihar saldırılarını, canlı bombaları ve benzeri terör hadiselerini Müslümanlıkla telif etmenin asla mümkün olamayacağını ifade etti. Hocaefendi, Kenya, Pakistanda son dönemde yaşanan saldırı ve katliamlar üzerine kendisine yöneltilen soruları cevaplandırdı. Suriyeden Pakistana oradan Kenyaya kadar geniş bir coğrafyada en vahşi sahneler İslâm adına sergileniyor; Kuranın emri olduğu iddia edilerek başlar kesiliyor, camiler ve kiliseler bombalanıyor. Bir kısım örgütlerin dünya genelinde işledikleri cinayetler ve terör, sadece dış mihraklarla ve haricî yönlendirmelerle izah edilebilir mi? Müslümanlar arasında canlı bomba gibi terör hadiselerinin zemin bulması hangi sebeplere bağlıdır? sorusu üzerine, “Resmettiğiniz tablo doğru; tabii ilave edilecek bir şey var: Bu aynı zamanda bizi mahcup edecek bir tablo!.. Doğru Müslümanlığın yüzüne zift sıkılması gibi bir şey.” değerlendirmesinde bulundu. ??Hocaefendi, terörizmin, Kuranın daimî cehennem azabıyla tehdit ettiği en büyük günahlardan biri olduğuna değinerek Peygamber Efendimizin (sas) her zaman meseleleri kan dökmeden, gönül kırmadan, düşmanlığın katlanmasına meydan vermeden halletmek için elinden gelen her şeyi yaptığını, bunun neticesinde de en azılı düşmanların ya da onların en yakınlarının Müslüman olduklarını, meselelerin hallinde ilk yolun sulh olduğunu en güzel şekilde insanlığa gösterdiğini söyledi. ??“Terörist Müslüman olamaz, Müslüman da terörist olamaz.” diyen Hocaefendi, İslâmı hakkıyla kavramış ve hazmetmiş bir Müslümanın terörist olmasının imkansızlığını, hakiki Müslümanların hiçbir zaman bilerek teröre giremeyeceklerini, bir teröristin de gerçek Müslüman sayılamayacağını belirtti.? Peygamber Efendimize en kötü muameleler yapılmasına karşı onun meseleleri suhulet, barış ile çözdüğünü hatırlatan Hocaefendi, şu uyarıda bulundu: Gönülleri fetheden yumuşatan, insanı gerçek insanlığa yönlendiren, insanı özündeki insanlık ile buluşturan, insanlığın iftihar tablosu, kızmamış öfkelenmemiş, günümüzdeki bu şeneatlerin deneatlerin, hiç birine başvurmamıştır.?? Fethullah Gülen Hocaefendiye yöneltilen soru ve Gülen Hocaefendinin verdiği cevap şöyle: TERÖRİST SALDIRILAR, CANLI BOMBALAR KURAN VE SÜNNETLE TELİF EDİLEMEZ ??Soru - Suriyeden Pakistana oradan Kenyaya kadar geniş bir coğrafyada en vahşi sahneler İslâm adına sergileniyor; Kuranın emri olduğu iddia edilerek başlar kesiliyor, camiler ve kiliseler bombalanıyor. Müslümanlar arasında bu tür terör hadiselerinin zemin bulması hangi sebeplere bağlıdır? ? Cevap - Resmettiğiniz tablo doğru. Bu bizi mahcup edecek bir tablo! Müslümanlığın yüzüne zift sıkılması demek gibi bir şey. Onun yanlış anlaşılması, yanlış yorumlanması adına zannediyorum haçlıların üzerimize gelmesinden, Moğolların belli bir tuğyanla İslam dünyasını herc-u merc etmesinden daha fena bir şeydir bu. Sözde Müslüman görünen bazı kimselerin eliyle Onun namına bir şey yapıyoruz gibi, canlı bomba olma, masum insanların içine girip patlama, bombaları arabalara yükleyip masum, hiçbir şeyden haberi olmayan insanların üzerine sürme, hele bu arada mabetleri yıkma bunların ne Kuranla ne sünnetle telif etmek mümkün değildir. Kuranla, sünnetle telif edilemeyen şey Müslümanlıkla da telif edilemez. O KENDİSİNE TAŞA TUTANLARA BİLE HİDAYET DUASI YAPMIŞTIR??Ne Kuranı Kerimin ruhuyla, ne sünneti seniyenin ruhuyla bugün yapılan bu olumsuz şeyleri telif etmek mümkün değil. İnsanlığın iftihar tablosu, 13 sene Mekke-i Mükerremede insanın katlanması mümkün olmayan şeylere katlanmış. Çok defa sahabinin gözleri dolu dolu olmuş. Bir taraftan Cenabı Hakka bakmışlar, Onun kudreti namütenahisine. Bir taraftan Onun insanlığı kurtarmak için gönderdiği, Habibi Edibine ve ona inanan insanlara yapılanlar bakmışlar. Hayretlerini, dehşetlerini anlamadıkları şeyleri ‘Ma ehlemeke ya Rabbena’ (Ne kadar halimsin Allahım) İnsanlığın iftihar tablosu Kâbenin karşısında başını yere koyduğunda devenin işkembes
Zaman
Son Dakika
26.09.2013
Hocaefendi??TeröristMüslümanolamazMüslümandateröristolamaz??Hocaefendi?? Terörist Müslüman olamaz Müslüman da terörist olamaz??
Okul çantaları korku saçıyor!
Zaman
21.09.2013
02:01
Okul çantaları da hayatımızdaki değişimlere ayak uyduruyor. Müzik gruplarından ve modadan güç alan gotik akım hızla gençler ve çocuklar arasında da yayıldı. Öyle desenler var ki, adeta korku filminden fırlamış gibi. İntihar fetişizmine yönelten ve ölümü-kasveti yücelten bu tasarımlara dikkat etmek gerekmez mi?Liselere yakın yerlerdeki kırtasiyelere takıldı geçenlerde gözüm. İnsanların en hayat dolu olduğu yıllar sayılan lise dönemi için hazırlanan çantalar oldukça iç karartıcıydı diyebilirim. Ve maalesef bu sadece birkaç yerle sınırlı da değildi. Belli ki bu korku filminden fırlamışçasına desenler bu zamanların yeni favorilerinden. Bu tuhaf ölüm ve korku temalı çizimler ve desenler eskiden de vardı. Fakat genellikle daha marjinal bir kitlenin takibindeydi ve belli başlı pasajlarla sınırlıydı. Moda dünyasında punk kültürü ve gotik temalar son yıllarda yüceltildikçe belli ki kuru kafalı, ölüm temalı desenler ara sokaklara kadar inmiş. Dahası oldukça da normalleşmiş durumda. Gençler farkında değil ama bu temanın kullanılma sebeplerinin başında intiharı yüceltme var. Bunu genç yaşta ölen punk ve rock solistlere dayandırıyorlar. Gençler hem bu şarkıları ezberliyor hem de intihar fetişizmine yeni üyeler kazandırmayı başarıyor. Yansımaları ise şarkılarla kalmıyor kıyafetler de bu karanlık dünyanın bir parçası haline geliyor. Kırtasiyelerde sırt çantaları adeta kapkara bir duvarı andırıyor. Bütün çantalara bakmaya korkarsınız emin olun. O derece iç karartıcı ve vahşi. Bu noktada anne-babaların daha bilinçli olmasını tavsiye edebiliriz.Artık klasik ve kullanışlıBu yıl lüks moda evlerinin tasarımcıları sırt çantalarına merak saldı. Marc Jacobs’tan Saint Laurent’e birçok moda tasarımcısı ve markada sırt çantası yeniden hayat buldu. Aslında hayat tarzımızın bir yansıması bu gelişmeler. Çünkü insanlar artık daha mobil ve şehir daha fazla zaman çalıyor. İhtiyacımız olanları sırtımızda taşımak ise kolaylık sağlıyor. Eskiden mecburen elimizde ayrı çantalarla taşınıyorduk oradan oraya. Şimdi tek bir çanta işimizi görüyor. Peki, kim nerede ve nasıl kullanıyor bu çantaları?Ofisler okullardan rol çalıyor:Teknoloji hayatımızın ayrılmaz bir parçası oldu. Hem ofis malzemelerini hem günlük ihtiyaçları hem de elektronik aletlerimizi sığdırabildiğimiz sırt çantaları artık kol çantaları kadar şık. Dahası eskiden ofis kıyafetleri ile alakasız duran sırt çantaları artık daha klasik çizgilerle tasarlanıyor, deri ve saten gibi materyallerle yapılıyor. Ayrıca klasik kol çantalarında görmeye alıştığımız tasarımcı ve marka imzaları artık bu sırt çantalarında da var.Annelerin tercihi:Bebekleri doğduktan sonra annelerin havalı çantaları bir süreliğine rafa kalkar. Özellikle çocukları ile dışarı çıktıklarında... Genellikle anne ve bebek alışverişi yapılan noktalarda anneler için küçük valiz gibi ve oldukça biçimsiz kol çantaları vardır. Nedense hiç sevemediğim o çantalardan kurtulmak için en güzel çözüm sırt çantalarıdır. Üstelik bu kadar şık sırt çantaları vitrinlere çıkmışken... Ben bir spor mağazadan sırt çantası alarak çok büyük bir konfor sağladım. Zira hem çocuğunuzu rahatça kucağınıza alıyorsunuz hem de onun bütün ihtiyaçlarını kendi eşyalarınızla birlikte tek bir çantaya sığdırabiliyorsunuz.Mini seyahatler: Artık dünya cidden küçük bir köy. İnsanlar farklı ülkelerde çalışıp farklı ülkelerde yaşayabiliyor. Çok uzak olmayan ülkelere günübirlik gidip geliyor. Ülke içinde de durum çok farklı değil, uçak hayatımızda cep telefonu gibi yer etti. Valiz bekleme sorununu aşmak ve gerekli olan her şeyinizi de bir çantaya sığdırmak için sırt çantasından iyisi yok. Son olarak birkaç günlük bir şehir dışı seyahati için eşim ve bana iki sırt çantası yetti ve arttı bile. Açıkçası bu konuda yalnız da değildik. Birçok insan sadece sırt çantasıyla gelmişti uçağa. Belli ki hızlı hayat kültürü sırt çantalarını eksik etmeyecek sırtımızdan.
Zaman
En Çok Okunan
21.09.2013
OkulçantalarıkorkusaçıyorOkul çantaları korku saçıyor
Okul çantaları korku saçıyor!
Zaman
21.09.2013
01:52
Okul çantaları da hayatımızdaki değişimlere ayak uyduruyor. Müzik gruplarından ve modadan güç alan gotik akım hızla gençler ve çocuklar arasında da yayıldı. Öyle desenler var ki, adeta korku filminden fırlamış gibi. İntihar fetişizmine yönelten ve ölümü-kasveti yücelten bu tasarımlara dikkat etmek gerekmez mi?Liselere yakın yerlerdeki kırtasiyelere takıldı geçenlerde gözüm. İnsanların en hayat dolu olduğu yıllar sayılan lise dönemi için hazırlanan çantalar oldukça iç karartıcıydı diyebilirim. Ve maalesef bu sadece birkaç yerle sınırlı da değildi. Belli ki bu korku filminden fırlamışçasına desenler bu zamanların yeni favorilerinden. Bu tuhaf ölüm ve korku temalı çizimler ve desenler eskiden de vardı. Fakat genellikle daha marjinal bir kitlenin takibindeydi ve belli başlı pasajlarla sınırlıydı. Moda dünyasında punk kültürü ve gotik temalar son yıllarda yüceltildikçe belli ki kuru kafalı, ölüm temalı desenler ara sokaklara kadar inmiş. Dahası oldukça da normalleşmiş durumda. Gençler farkında değil ama bu temanın kullanılma sebeplerinin başında intiharı yüceltme var. Bunu genç yaşta ölen punk ve rock solistlere dayandırıyorlar. Gençler hem bu şarkıları ezberliyor hem de intihar fetişizmine yeni üyeler kazandırmayı başarıyor. Yansımaları ise şarkılarla kalmıyor kıyafetler de bu karanlık dünyanın bir parçası haline geliyor. Kırtasiyelerde sırt çantaları adeta kapkara bir duvarı andırıyor. Bütün çantalara bakmaya korkarsınız emin olun. O derece iç karartıcı ve vahşi. Bu noktada anne-babaların daha bilinçli olmasını tavsiye edebiliriz.Artık klasik ve kullanışlıBu yıl lüks moda evlerinin tasarımcıları sırt çantalarına merak saldı. Marc Jacobs’tan Saint Laurent’e birçok moda tasarımcısı ve markada sırt çantası yeniden hayat buldu. Aslında hayat tarzımızın bir yansıması bu gelişmeler. Çünkü insanlar artık daha mobil ve şehir daha fazla zaman çalıyor. İhtiyacımız olanları sırtımızda taşımak ise kolaylık sağlıyor. Eskiden mecburen elimizde ayrı çantalarla taşınıyorduk oradan oraya. Şimdi tek bir çanta işimizi görüyor. Peki, kim nerede ve nasıl kullanıyor bu çantaları?Ofisler okullardan rol çalıyor:Teknoloji hayatımızın ayrılmaz bir parçası oldu. Hem ofis malzemelerini hem günlük ihtiyaçları hem de elektronik aletlerimizi sığdırabildiğimiz sırt çantaları artık kol çantaları kadar şık. Dahası eskiden ofis kıyafetleri ile alakasız duran sırt çantaları artık daha klasik çizgilerle tasarlanıyor, deri ve saten gibi materyallerle yapılıyor. Ayrıca klasik kol çantalarında görmeye alıştığımız tasarımcı ve marka imzaları artık bu sırt çantalarında da var.Annelerin tercihi:Bebekleri doğduktan sonra annelerin havalı çantaları bir süreliğine rafa kalkar. Özellikle çocukları ile dışarı çıktıklarında... Genellikle anne ve bebek alışverişi yapılan noktalarda anneler için küçük valiz gibi ve oldukça biçimsiz kol çantaları vardır. Nedense hiç sevemediğim o çantalardan kurtulmak için en güzel çözüm sırt çantalarıdır. Üstelik bu kadar şık sırt çantaları vitrinlere çıkmışken... Ben bir spor mağazadan sırt çantası alarak çok büyük bir konfor sağladım. Zira hem çocuğunuzu rahatça kucağınıza alıyorsunuz hem de onun bütün ihtiyaçlarını kendi eşyalarınızla birlikte tek bir çantaya sığdırabiliyorsunuz.Mini seyahatler: Artık dünya cidden küçük bir köy. İnsanlar farklı ülkelerde çalışıp farklı ülkelerde yaşayabiliyor. Çok uzak olmayan ülkelere günübirlik gidip geliyor. Ülke içinde de durum çok farklı değil, uçak hayatımızda cep telefonu gibi yer etti. Valiz bekleme sorununu aşmak ve gerekli olan her şeyinizi de bir çantaya sığdırmak için sırt çantasından iyisi yok. Son olarak birkaç günlük bir şehir dışı seyahati için eşim ve bana iki sırt çantası yetti ve arttı bile. Açıkçası bu konuda yalnız da değildik. Birçok insan sadece sırt çantasıyla gelmişti uçağa. Belli ki hızlı hayat kültürü sırt çantalarını eksik etmeyecek sırtımızdan.
Zaman
Ana Sayfa
21.09.2013
OkulçantalarıkorkusaçıyorOkul çantaları korku saçıyor
Genç öğretmenden acı sürpriz
Zaman
19.09.2013
10:59
Silivride beraber yaşadığı anne ve babasına size bir sürprizim var diyen 27 yaşındaki İngilizce öğretmeni 12inci kattan atlayarak intihar etti.Edinilen bilgiye göre, kısa süre önce atandığı Silivri Abdülezelpaşa İlkokulunda göreve başlayan P.Ö, sağlık sorunları nedeniyle bunalıma girdi. Dün öğlen saatlerinde okula gideceğini ifade ederek hazırlanan P.Ö öğretmen daha sonra pencereye çıktı. İçeride bulunan anne ve babasına size bir sürprizim var diyerek seslenen genç öğretmen kendini 12inci kattan boşluğa bıraktı. Olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından ilk müdahalesi yapılan P.Ö öğretmen, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Doktorların müdahalesi sırasında genç öğretmenin anne ve babası ise sinir krizleri geçirdi. Öğretmenin cenazesi Silivri Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.(İHA)
Zaman
Son Dakika
19.09.2013
GençöğretmendenacısürprizGenç öğretmenden acı sürpriz
Haber Turu
Zaman
29.08.2013
01:54
Baba-oğulu öldüren kuyumcu soyguncularından biri yakalandıAdana’da Mahir Aytaç (16) ve babası Alican Aytaç’ı (48) pompalı tüfekle öldürüp kuyumcudan 4,5 kilo altın çalan kar maskeli 4 şüpheliden biri yakalandı. Olayın ardından Mardin’e kaçtığı belirlenen şüpheli gözaltına alınarak sorgulanmak için Adana’ya getirildi. Kimlikleri açıklanmayan diğer 3 şüphelinin yakalanması için çalışma sürdürülüyor.Alışveriş merkezinin 5. katından aşağıya atladıİstanbul’un Şişli ilçesi Büyükdere Caddesi’nde bulunan bir AVM’ye dün sabah saatlerinde gelen 22 yaşındaki Harika Çağla Demir 5’inci kata çıkarak korkulukların yanı başında, bir restorana ait masaya oturdu. Kola ve salata siparişi veren genç kadın, bir süre oturduktan sonra aşağıya atladı. Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılan genç kadın tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti.Boşanma tazminatını ödemek için banka soymaya kalktıİzmir’in Karşıyaka ilçesinde 20 Ağustos’ta bir banka şubesini soyup kaçmaya çalışırken yakalanan R.Ş.’nin Emniyet’teki ifadesinde ilginç ayrıntılar ortaya çıktı. Su tesisatçısı olarak çalışan zanlı, yakın zamanda boşandığı eşine 50 bin TL’lik tazminat borcu bulunduğunu, soygunu da tazminatı ödemek için yaptığını söyledi. Zanlı, ayrıca başka kişilere de 20 bin lira kadar borcu bulunduğunu aktardı.Ambulans şoförü, stajyer sağlıkçıyı bıçakladıOsmaniye’nin Kadirli ilçesinde özel bir hastanede ambulans şoförü olan Osman K. ile aynı hastanede staj yapan sağlıkçı Semih S. (18) arasında sözlü tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi üzerine Osman K., bıçakla Semih S.’yi karnından bıçakladı. Kanlar içerisinde kalan Semih S., arkadaşları tarafından acil servise kaldırıldı. Yaralı gencin hayati tehlikesinin bulunmadığı öğrenildi. Osman K. ise gözaltına alındı.Üzerine demir kapı düşen 3 yaşındaki çocuk öldüKonya’nın Meram ilçesi Güzelbahçe Mahal-lesi’nde yaşayan Mustafa Korhan, motosikletiyle eve döndükten sonra demir bahçe kapısını açmak istedi. Bu sırada kapı, 3 yaşındaki oğlu Mevlüt Furkan Korhan’ın üzerine devrildi. Ağır yaralanan küçük Mevlüt Furkan, Meram Eğitim Uygulama ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Ancak Mevlüt Furkan kurtarılamadı. Baba Mustafa Korhan, ifadesi alınmak üzere polis merkezine götürüldü.Kuduz tilkinin ısırdığı adam hayatını kaybettiBursa’nın Keles ilçesi Kocakovacık köyünde besicilik yapan Ahmet Atak (68), İzmir’in Tire ilçesinden mera kiralayarak hayvanlarını oraya götürdü. Atak’ı merada hayvan otlatırken tilki ısırdı. Tire’de sağlık merkezine giderek durumu anlatan Atak’a kuduz aşısının ilk dozu vuruldu. Ancak yaşlı adam aşının diğer dozlarını yaptırmadı. Önceki gece köyünde fenalaşan Ahmet Atak, kaldırıldığı Bursa Çekirge Devlet Hastanesi’nde öldü.Engelli oğlunu tarım ilacıyla öldürüp intihar ettiTekirdağ’ın Hayrabolu ilçesine bağlı Çene köyünde yaşayan 60 yaşındaki H.Ö., bir mektup kaleme aldıktan sonra evdeki A.Ö. isimli zihinsel engelli oğluna zorla tarım ilacı içirdi. Daha sonra aynı tarım ilacını kendisi de içen baba H.Ö. intihar etti. Komşuları tarafından baygın halde bulunan baba ve oğlu, Tekirdağ Devlet Hastanesi’nde tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.
Zaman
Güncel
29.08.2013
HaberTuruHaber Turu
Şişli AVM'de intihar şoku
Zaman
21.07.2013
15:14
Şişlide ünlü bir alışverişin 6ıncı katındaki yemek bölümündeki korkuluklardan aşağı atlayan 31 yaşındaki Ayşegül Annakkaya feci şekilde yaşamını yitirdi. Giresun doğumlu Aynı alışveriş merkezinde geçen yıl da psikolojik sorunları olduğu öğrenilen 33 yaşındaki Ümit Büyükçolak intihar etmişti.Mecidiyeköyde bulunan alışveriş merkezinde saat 10.00 sıralarında meydana gelen olay iddialara göre şöyle gelişti. Alışveriş merkezinin açılmasından kısa bir süre sonra gelen 20-25 yaşlarındaki Ayşegül Annakkaya, restoranların bulunduğu 6ıncı kata çıktı. Genç kadın bir süre sonra da çalışanlar ve vatandaşların gözleri önünde aşağı atladı. Beton zemine düşen kadına, güvenlik görevlileri ve olay yerine çağrılan sağlık ekipleri müdahale etti. Ancak genç kadının yapılan tüm müdahalelere rağmen yaşamını yitirdiği belirlendi. Olay yerine gelen polis, branda ile kapattığı ceset üzerinde yaptığı ilk incelemede genç kadının üzerinde kimlik yada benzeri bir belgeye rastlamadı. Genç kadının cesedi, polisin incelemesinin andından nöbetçi savcının talimatıyla Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Olayla ilgili soruşturma devam ediyor.SOSYAL PAYLAŞIM SİTELERİNDE YER BULDUÖte yandan intihar olayı, sosyal paylaşım sitelerinde de yer buldu. Bazı kullanıcılar çektikleri Ayşegül Annakkayanın cesedinin fotoğraflarını bazıları da daha önce de bir intiharla ilgili görüşlerini paylaştı.AYNI AVMDE İKİNCİ İNTİHAR 4ÜNCÜ ÖLÜMGeçtiğimiz yılda Kapalıçarşıdaki bir kuyumcuda çalışan 33 yaşındaki Ümit Büyükçolak, 5inci kattan atlayarak intihar etmişti. Aynı AVMde daha önce de 3,5 yaşındaki Ayşenur Özbaş 4üncü kat merdivenlerinin başındaki boşluktan düşerek, 16 yaşındaki Burak Hacıkasımoğlu ise 3ncü katındaki yürüyen merdivenlerin korkuluklarına oturmaya çalışırken dengesini kaybedip zemin kata düşerek hayatını kaybetmişti.(DHA)
Zaman
Ana Sayfa
21.07.2013
ŞişliAVMdeintiharşokuŞişli AVMde intihar şoku
Şişli AVM'de intihar şoku
Zaman
21.07.2013
15:13
Şişlide ünlü bir alışverişin 6ıncı katındaki yemek bölümündeki korkuluklardan aşağı atlayan 31 yaşındaki Ayşegül Annakkaya feci şekilde yaşamını yitirdi. Giresun doğumlu Aynı alışveriş merkezinde geçen yıl da psikolojik sorunları olduğu öğrenilen 33 yaşındaki Ümit Büyükçolak intihar etmişti.Mecidiyeköyde bulunan alışveriş merkezinde saat 10.00 sıralarında meydana gelen olay iddialara göre şöyle gelişti. Alışveriş merkezinin açılmasından kısa bir süre sonra gelen 20-25 yaşlarındaki Ayşegül Annakkaya, restoranların bulunduğu 6ıncı kata çıktı. Genç kadın bir süre sonra da çalışanlar ve vatandaşların gözleri önünde aşağı atladı. Beton zemine düşen kadına, güvenlik görevlileri ve olay yerine çağrılan sağlık ekipleri müdahale etti. Ancak genç kadının yapılan tüm müdahalelere rağmen yaşamını yitirdiği belirlendi. Olay yerine gelen polis, branda ile kapattığı ceset üzerinde yaptığı ilk incelemede genç kadının üzerinde kimlik yada benzeri bir belgeye rastlamadı. Genç kadının cesedi, polisin incelemesinin andından nöbetçi savcının talimatıyla Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Olayla ilgili soruşturma devam ediyor.SOSYAL PAYLAŞIM SİTELERİNDE YER BULDUÖte yandan intihar olayı, sosyal paylaşım sitelerinde de yer buldu. Bazı kullanıcılar çektikleri Ayşegül Annakkayanın cesedinin fotoğraflarını bazıları da daha önce de bir intiharla ilgili görüşlerini paylaştı.AYNI AVMDE İKİNCİ İNTİHAR 4ÜNCÜ ÖLÜMGeçtiğimiz yılda Kapalıçarşıdaki bir kuyumcuda çalışan 33 yaşındaki Ümit Büyükçolak, 5inci kattan atlayarak intihar etmişti. Aynı AVMde daha önce de 3,5 yaşındaki Ayşenur Özbaş 4üncü kat merdivenlerinin başındaki boşluktan düşerek, 16 yaşındaki Burak Hacıkasımoğlu ise 3ncü katındaki yürüyen merdivenlerin korkuluklarına oturmaya çalışırken dengesini kaybedip zemin kata düşerek hayatını kaybetmişti.(DHA)
Zaman
Güncel
21.07.2013
ŞişliAVMdeintiharşokuŞişli AVMde intihar şoku
Silivri Cezaevi önünde hareketli dakikalar
Zaman
13.06.2013
15:15
Ergenekon, Balyoz ve KCK Davalarının görüldüğü Silivri Cezaevi ilginç bir olaya sahne oldu. Alkollü araç kullandığı için jandarma tarafından hakkında işlem yapılan S.D. , sinirlenerek Silivri Cezaevinin yakınında bulunan yüksek gerilim hattı direğine çıktı. S.D.yi aşağıya inmeye Ergenekon Davasının tutuksuz sanığı Hayrettin Ertekin ikna etti.İddialara göre, S.D. (25) isimli vatandaş, tutuklu bulunan arkadaşını ziyaret etmek için Silivri Cezaevine geldi. Cezaevi girişinde trafik jandarma ekipleri, S.D.nin alkollü şekilde araç kullandığını tespit etti. Jandarma, S.D.nin aracını durdurarak, ehliyetini ve ruhsatını istedi. Jandarma, ehliyeti ve ruhsatı olmayan S.D., hakkında işlem yaptığı sırada, S.D., elindeki cam parçalarıyla kendini kesmekle tehdit ederek jandarma görevlilerinin yanından uzaklaştı. Bunun üzerine S.D., cezaevi önünde bulunan şehirlerarası enerji nakil hattı direğine çıkması üzerine olay yerine itfaiye ekibi ve ambulans çağrıldı.İtfaiye ekipleri yüksek gerilim hattı direğinin önüne branda açarak önlem aldı. Jandarmanın ikna etmekte zorlandığı S.D.yi aşağı inmeye Ergenekon Davasının tutuksuz sanığı Hayrettin Ertekin ikna etti. Vücudunun çeşitli yerlerini kesen S.D.ye ilk müdahale olay yerinde bulunan sağlık ekipleri tarafından yapıldı. S.D. daha sonra jandarma aracıyla Silivri İlçe Jandarma Komutanlığına götürüldü.HAYRETTİN ERTEKİN: KENDİSİNİ TEKRAR HAYATA DÖNDÜRDÜM BUNUN İÇİN MUTLUYUMS.Dyi ikna eden ve savunmasını yapmak için Silivride bulunan Ergenekon Davasının tutuksuz sanığı Hayrettin Ertekin, Bugün duruşma salonundan dışarı çıktığımda yüksek gerilim hattının tepesinde bir genç olduğumu gördüm. Sosyoloji okumuş biri olarak ikna edebileceğimi düşündüm ve görevliler de bunu rica ettiler. Bir dost gibi konuşarak gerilime kapılmaması için kendisiyle konuştum. 25 yaşında cezaevi yetkilileriyle tartışmış, intihar etmeye karar vermiş. Kendine zarar da vermiş. Kendisini tekrar hayata döndürdüm, bunun için mutluyum. İslam dininde intiharın haram olduğunu da söyleyerek kendisini ikna ettim ve aramıza tekrar geldi. Ben kendisine Hoşgeldin Serkan diyorum şeklinde konuştu.(DHA)
Zaman
Son Dakika
13.06.2013
SilivriCezaeviönündehareketlidakikalarSilivri Cezaevi önünde hareketli dakikalar
İntiharlarla birlikte zorunlu askerlik de sorgulanmalı
Evrensel
11.03.2013
07:07
Batman nüfusuna kayıtlı iki askerin daha birliklerinde intihar ettiği iddiasıyla birlikte, son 10 yılda zorunlu askerliğini yaparken hayatını kaybedenlerin sayısı 967’ye yükseldi. İHD verilerine göre geçtiğimiz yıl zorunlu askerlik yapan 42 er, 7 subay ve astsubay intihar etti. Rakamlar ürkütücü ancak başta acılı aileler olmak üzere kimse bu kadar çok insanın intihar ettiğine inanmıyor. İntihar açıklaması kabul edilse bile, bu genç erkekler askerde ne yaşıyorlar, nasıl bir muamele görüyorlar ki, intihar ediyorlar? Türkiye’de askerlik olgusu neye karşılık geliyor? İntihar eden askerlerin çoğunu
Evrensel
Ana Sayfa
11.03.2013
İntiharlarlabirliktezorunluaskerlikdesorgulanmalıİntiharlarla birlikte zorunlu askerlik de sorgulanmalı
İntiharlarla birlikte zorunlu askerlik de sorgulanmalı
Evrensel
11.03.2013
07:04
Batman nüfusuna kayıtlı iki askerin daha birliklerinde intihar ettiği iddiasıyla birlikte, son 10 yılda zorunlu askerliğini yaparken hayatını kaybedenlerin sayısı 967’ye yükseldi. İHD verilerine göre geçtiğimiz yıl zorunlu askerlik yapan 42 er, 7 subay ve astsubay intihar etti. Rakamlar ürkütücü ancak başta acılı aileler olmak üzere kimse bu kadar çok insanın intihar ettiğine inanmıyor. İntihar açıklaması kabul edilse bile, bu genç erkekler askerde ne yaşıyorlar, nasıl bir muamele görüyorlar ki, intihar ediyorlar? Türkiye’de askerlik olgusu neye karşılık geliyor? İntihar eden askerlerin çoğunu
Evrensel
Güncel
11.03.2013
İntiharlarlabirliktezorunluaskerlikdesorgulanmalıİntiharlarla birlikte zorunlu askerlik de sorgulanmalı
Güzellik merkezine silahlı baskın
Evrensel
22.10.2012
19:20
AMERİKA Birleşik Devletleri’nin Wisconsin Eyaleti’nde bir güzellik salonuna düzenlenen saldırıda 4 kişi hayatını kaybetti. Radcliffe Haughton adlı 45 yaşındaki silahlı saldırgan yaylım ateşi açarak ayrılldığı eşinin de içinde bulunduğu 3 kişiyi öldürdü. Saldırgan son olarak da kendisini vurarak, intihar etti. Haugton’un saldırısı sırasında kızı da salonda bulunuyordu genç kız başından sonuna olayın şahidi olmak zorunda kaldı. Yerel medyaya göre saldırgana aile içi şiddet sebebiyle daha önce mahkeme tarafından silahlarını teslim etme çağrısı yapılmıştı. (DIŞ HABERLER)
Evrensel
Dünya
22.10.2012
GüzellikmerkezinesilahlıbaskınGüzellik merkezine silahlı baskın
YGS can almaya devam ediyor
Evrensel
23.04.2012
16:03
Yüksek öğretime sınavlı geçiş sisteminin neden olduğu ölümler katliama dönüşüyor. Dün gece biri 17 diğer 19 yaşında iki genç daha YGS puanlarının düşüklüğü nedeniyle bunalıma girerek intihar etti. Gençlerin biri kendini odasının penceresinden atarken, diğeri bir inşaatta iple asılmış halde bulundu. Böylece YGS nedeniyle intihar eden gençlerin sayısı 4’e yükseldi. KONURALP, PENCEREDEN ATLADI Kırşehir’de, Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) sonucunun açılanmasının ardından, aldığı düşük puan yüzünden bunalıma giren 17 yaşındaki Konuralp Çeliker, apartmanın 7. katında bulunan odasından atl
Evrensel
Ana Sayfa
23.04.2012
YGScanalmayadevamediyorYGS can almaya devam ediyor
Londra'da bir Elbistanlı bir genç daha intihar etti
Zaman
27.01.2012
14:28
İngilterenin başkenti Londrada Türk toplumu bir intihar vakası ile daha sarsıldı. Kısa süre önce Thames Nehrine atlayarak hayatına son veren Hakan Doğan ve kendini asan Bektaş Baran Çiçekten sonra Salı gecesi Hacı Dur köprüden atlayarak hayatına son verdi. Son iki ay içinde intihar ederek hayatını kaybeden 3 kişinin de aslen Kahramanmaraşa bağlı Elbistanlı olması dikkat çekti.
Zaman
Son Dakika
27.01.2012
LondradabirElbistanlıbirgençdahaintiharettiLondrada bir Elbistanlı bir genç daha intihar etti
19:30 20'li yaşlarda bir genç Karaköy'den denize atladı
Net Gazete
12.07.2011
19:43
Karaköyde bir genç, denize atlayarak intihar etti. Polis, gencin kimliği ve intihar sebebini araştırıyor. Alınan bilgiye göre; 20li yaşlarda olduğu tahmin edilen erkek şahıs, Karaköy İskelesi yakınlarında bir süre bekledi. Görgü şahitlerinin ifadelerine göre genç, daha sonra koşarak denize atladı. Bir süre suyun üzerinde çırpınan genç, daha sonra vatandaşlar ve dalgıçların yardımıyla karaya çıkarıldı. Olay yerinde ilk müdahalesi yapılan genç, kaldırıldığı Taksim İlkyardım Hastanesinde hayatını kaybetti.
Net Gazete
Son Dakika
12.07.2011
193020liyaşlardabirgençKaraköydendenizeatladı1930 20li yaşlarda bir genç Karaköyden denize atladı
16:45 20'li yaşlarda bir genç Karaköy'den denize atladı
Net Gazete
12.07.2011
16:44
Karaköyde bir genç, denize atlayarak intihar etti. Polis, gencin kimliği ve intihar sebebini araştırıyor. Alınan bilgiye göre; 20li yaşlarda olduğu tahmin edilen erkek şahıs, Karaköy İskelesi yakınlarında bir süre bekledi. Görgü şahitlerinin ifadelerine göre genç, daha sonra koşarak denize atladı. Bir süre suyun üzerinde çırpınan genç, daha sonra vatandaşlar ve dalgıçların yardımıyla karaya çıkarıldı. Olay yerinde ilk müdahalesi yapılan genç, kaldırıldığı Taksim İlkyardım Hastanesinde hayatını kaybetti.
Net Gazete
Son Dakika
12.07.2011
164520liyaşlardabirgençKaraköydendenizeatladı1645 20li yaşlarda bir genç Karaköyden denize atladı
İlköğretim öğrencisi intihar etti
İnternet Haber
26.04.2011
00:26
Kahramanmaraştan ikinci bir intihar haberi daha. 16 yaşındaki genç kendini asarak yaşamına son verdi

Devamı İçin Tıklayınız...
İnternet Haber
Son Dakika
26.04.2011
İlköğretimöğrencisiintiharettiİlköğretim öğrencisi intihar etti
15 yaşındaki S.Y.'nin organları 5 hastayı kurtaracak
Milli Gazete
20.04.2011
10:54
Muğlanın Dalaman ilçesinde, babasına ait tabanca ile intihar eden S.Y.nin (15) organları 5 kişiye umut oldu. Fethiyede yoğun bakımda kaldığı özel bir hastanede beyin ölümü gerçekleşen genç kızın organları özel uçakla taşındı. Dalamanda lise birinci sınıfta okuyan S.Y., hafta sonunda babasına ait ruhsatlı silahla başına ateş etti. İlk tedavisi Dalaman Devlet Hastanesinde yapılan S.Y., daha sonra Fethiye Letoon Hastanesine sevk edilerek yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alındı. 2 gün boyunda yaşam mücadelesi veren genç kızın, pazartesi akşamı beyin ölümü gerçekleşti.... devamı
Milli Gazete
Son Dakika
20.04.2011
15yaşındakiSYninorganları5hastayıkurtaracak15 yaşındaki SYnin organları 5 hastayı kurtaracak
15 yaşındaki S.Y.?nin organları 5 kişiye hayat verecek
Samanyolu Haber
20.04.2011
02:41


Muğlanın Dalaman ilçesinde, babasına ait tabanca ile intihar eden S.Y.nin (15) organları 5 kişiye umut oldu. Fethiyede yoğun bakımda kaldığı özel bir hastanede beyin ölümü gerçekleşen genç kızın organları özel uçakla taşındı. Dalamanda lise birinci sınıfta okuyan S.Y., hafta sonunda babasına ait ruhsatlı silahla başına ateş etti. İlk tedavisi Dalaman Devlet Hastanesinde yapılan S.Y., daha sonra Fethiye Letoon Hastanesine sevk edilerek yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alındı. 2 gün boyunda yaşam mücadelesi veren genç kızın, pazartesi akşamı beyin ölümü gerçekleşti. Fethiye Devlet Hastanesi Organ Bağış Koordinatörü Uğur Çomak, S.Y.nin organlarının bağışlanması konusunda aileyi ikna etti. Bunun üzerine harekete geçen Organ Bağışı Merkezi, ilgili hastanelere bağış duyurusunu yaptı. Başvurunun yapılmasını ardından Ankara, İstanbul, İzmir ve Denizliden organlara talep geldi. Ankara Üniversitesinden bir ekip, Sağlık Bakanlığı tarafından tahsis edilen özel uçakla S.Y.nin kalbini almak için Dalamana, buradan da karayolu ile Fethiyeye geldi. Yaklaşık 3 saat süren operasyonun ardından S.Y.nin kalbi polis eskortu eşliğinde yine karayolu ile Dalaman Havalimanına, oradan da uçakla Ankaraya götürüldü. İzmirden gelen bir ekip S.Y.nin karaciğerini 9 Eylül Hastanesine, böbreğinin tekini İstanbul Şişli Eftal Hastanesi ve Ankara Yüksek İhtisas Hastanesine götürmek için geldi. Denizliden gelen bir başka ekip ise S.Y.nin diğer böbreğini alarak Pamukkale Üniversitesinde yatan bir hastaya vermek üzere götürdü. ÇOMAK: 5 KİŞİ SABAH MUTLU UYANACAK 2011 yılının ikinci organ naklinin gerçekleştirildiğini söyleyen Fethiye Devlet Hastanesi Organ Bağış Koordinatörü Uğur Çomak, S.Y.nin ailesine duyarlı davranışından dolayı teşekkür etti. Çomak, yeni güne 5 kişinin mutlu olarak uyanacak olmasının sevindirici olduğunu açıkladı. Bu arada, organları bağışlanan S.Y.nin yakınları da nakil işlemleri bitene kadar hastanede bekledi. Üzgün oldukları gözlenen S.Y.nin yakınları, organların verileceği ailelerle tanışmak istediklerini belirtti.
Samanyolu Haber
Son Dakika
20.04.2011
15yaşındakiSY?ninorganları5kişiyehayatverecek15 yaşındaki SY?nin organları 5 kişiye hayat verecek
Remzi Çayır:12 Eylül mahkemelerini şimdikilerle bir tutmak akıl karı değil
Samanyolu Haber
18.04.2011
14:25


Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkan Yardımcısı Remzi Çayır, 12 Eylül darbesiyle günümüzdeki kimi (Ergenekon) yargısal süreçleri kıyaslamak akıl fakirliğidir. diye konuştu. Aynı zamanda BBP Kahramanmaraş 1. sıra milletvekili adayı olan Çayır, günümüzde kimi çevrelerin hoşuna gitse de gitmese de bir hukuk nizamının varlığından bahsedilebileceğini söyledi. Aynı iyimserlikle 12 Eylül hukukundan söz etmenin abesle iştigal anlamına geleceğini vurgulayan Çayır, Kim ki o günün mahkemelerini savunur; o kapkara süreci adalet diye nitelendirirse onun aklından şüphe duyulmalıdır. açıklamasını yaptı. Kahramanmaraş doğumlu 52 yaşındaki Remzi Çayır, bizzat 12 Eylül dönemini yaşamış bir siyasetçi. Siyasi olaylardan dolayı tutuklanıp Mamak Askerî Cezaevine konulduğunda henüz 18 yaşında olan Çayır, 1979 yılının Martında gözaltına alır ve 13 yıl aralıksız farklı hapishanelerde yatar. Tutuklu olarak Anadolu Üniversitesi İktisat Bölümünü bitiren Çayırın 11 kitabı var. Askeri mahkemelerin kurduğu darağaçlarını, hukukçu olmayan rütbeli askeri hâkimlerin karşısındaki özensiz yargılamaları garabet olarak nitelendiren Çayır, O günün askeri mahkemelerinde iki askeri hâkim hukuk kökenli iken, mahkeme başkanları askeri sıfatları itibarıyla mahkemeye başkanlık ederlerdi. Bunların hukukçu yanları olmazdı. Yani hukuk mezunu olmadıkları gibi, adalet kavramının nazari kısmiyle bile hayatları kesişmemişti. Böylesi bir durumda kim 12 Eylül cuntası mahkemeleriyle bugününkileri bir tutar, akıl karı mı? şeklinde konuştu. ODUN KANTARINDA ADALET TARTILIR MI? Cezaevi günlerinde bildiği Fahir Kayacanın şimdi ekranlarda geçmişe dönük yorumlarını dinlerken üzüntü duyduğunu anlatan Çayır, emekli askeri hakimin sözlerinin hiçbir inandırıcılığının olmadığını savundu. Çayır, şöyle devam etti: Odun kantarında adalet tartılır mı? Vicdanın, sağduyunun ve adaletin yitip gittiği o zamanlarda hangi akıl sahibi verilen kararların doğruluğundan bahsedebilir? Aynı mahkeme bir arkadaşımız hakkında üç kez idam verdi. Askeri Yargıtay bozdu. Sonra bir daha verdi, bir daha bozdu. Bir mahkeme düşünün üç kez farklı zamanlarda idam kararı veriliyor bir kişi hakkında. Bu duruşunda ısrar ediyor. Askeri Yargıtay bu kararı üç kez bozuyor. Bu arkadaş şimdi dışarıda. Askeri mahkemenin söylediği doğru olsaydı, bu arkadaşımız şimdi idam edilmiş olurdu. O kadar çarpık o kadar lüzumsuz keyfi kararlar var ki o dönemde, hangisini anlatmalı bilmiyorum. Kayacan, aklını sulandırmamışsa, kasıtlı olarak, o gün yaptıkları canilikleri savunuyor, diyeceğim. 12 Eylül de diğer birçok genç gibi idealist dünyayı, adaletli bir sistem oluşsun diye mücadele verdiğini ifade eden Çayır, çok kötü durumlarla karşılaştıklarını hatırlattı. HAKİMLERİN ÖNÜNDE ESAS DURUŞTA BEKLERDİK İçeriden ve dışarıdan sırf darbe ortamı oluşsun, insanlar artık yeter; kim gelecekse gelsin şu kan dursun diye her türlü desise oyunu oynandığına dikkat çeken Çayır, 12 Eylülde nasıl yargılandıklarını şu şekilde aktardı: Hakimlere komutanım diye hitap ederdik. Sağa sola bakmamız, mahkemede dinleyici kısmında oturanlarla göz teması kurmamız yasaktı. Mahkeme önünde dahi coplandığımızı hatırlıyorum. Askerler, mahkeme huzuruna çıkmadan önce bizi Sağa sola bakmayacaksınız. Onlara komutan diye hitap edeceksiniz. Gereksiz konuşmayacak, saygıda kusur etmeyeceksiniz, sorulara kısa cevaplar verecek, gereksiz ifadelerde bulunmayacaksınız. Esas duruşunuzu hiç bozmayacaksınız.diye uyarırlardı. Bunları ihlal ettiğinizde, bizi falakaya yatıracaklarını da söylerlerdi. Böylesi bir ortamda 4.Kolordunun içinde yargılanıyorsunuz gelinde adaletten bahsedin. Bu bir oyundu. MAMAK CEZAEVİ BİR İŞKENCEHANEYDİ Ülkücü görüşü topluma yaymak, hakim kılmak amacıyla eylemlerde bulunmak iddiasıyla yargıladığını ve Mamak, Gaziantep, Ulucanlar ve Çanakkale Cezaevlerinde yattığını belirten Çayır, Mamak Cezaevi bir işkencehaneydi. Burada insanın kilosu sıfır kuruştu. Her gün işkence ve insanlık dışı muamele.Bir serçe kadar bile haysiyetimiz, insanlığımız yoktu. Sabah saat altıda başlayan rap rap eğitimi, copla dövme faslı ara ara kesiliyor, gecenin onuna kadar sürüyordu. İşkencede sağ sol ayırımı yapmadılar. Günde yüzün üzerinde cop inerdi avuçlarımıza, bedenimize. Kimi zaman gözlerimiz bağlanır, dizlerimize kadar suyun içinde falakaya yatırılırdık. Çok kötü günlerdi o günler. Nice insanın dövülerek öldürüldüğünü biliyorum. Mapushane idaresi, bu tür ölümleri, intihar diye açıklardı, hep. açıklamasını yapıyor. HALA TÜNELE GİREMİYORUM Cezaevleri günlerinde çok kitap okuduğunu vurgulayan Çayır, Okumak ve yazmak benim için yaşamaktı. İçeride ismini tıp literatüründe okuduğum psikolojik, fizyolojik hastalıklara düştüm. Çok çektim. Hala tünele giremiyorum. Kapalı alanlarda duramıyorum. Uçak en büyük düşmanım. Hayatı şöyle gönlümce kucaklayamıyorum. Geçmişin kötü izleri yok olmuyor günlük hayatımda. Yine de umutluyum gelecekten. dedi.
Samanyolu Haber
Son Dakika
18.04.2011
RemziÇayır12EylülmahkemelerinişimdikilerlebirtutmakakılkarıdeğilRemzi Çayır12 Eylül mahkemelerini şimdikilerle bir tutmak akıl karı değil
Facebook mağduru Zeynep?e Sağlık Bakanlığı sahip çıktı
Samanyolu Haber
07.04.2011
16:22


Sosyal paylaşım sitesi Facebookta adına sahte hesap açıldığı için intihar girişiminde bulunan, aldığı ilaçlar nedeniyle beyni zarar gördüğü için felçli olarak yaşamını sürdüren üniversite öğrencisi Zeynep Abuşoğlu, Sağlık Bakanlığına ait özel uçakla Ankaraya götürüldü. Adıyaman Üniversitesi Muhasebe Bölümü birinci sınıf öğrencisi Zeynep Abuşoğlunun yaşadığı dram, Sağlık Bakanlığını harekete geçirdi. Adına açılan sahte Facebook hesabı nedeniyle intihara kalkışan, arkadaşlarının yardımıyla hastaneye kaldırılarak son anda kurtarılan genç kız, bakanlığın direktifleri doğrultusunda önce İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Fakültesine kaldırıldı. Aldığı ilaçlar nedeniyle beyninde oluşan kalıcı hasar sonucu felçli olarak yaşamını sürdüren Zeynep, Sağlık Bakanlığına ait özel bir uçakla Ankaraya götürüldü. Abuşoğlunun tedavisi İbni Sina Hastanesinde sürdürülecek. Baba Ali Abuşoğlu, kızının tedavisi için seferber olan doktorlara teşekkür etti. Zeynepin sağlığına kavuşmasını ümit ettiklerini anlatan Abuşoğlu, şöyle devam etti: Malatya Milletvekili Ömer Faruk Öze, Sağlık Bakanlığına teşekkür ediyorum. İnşallah Ankarada iyileşir. Orada daha donanımlı bir hastanede tedavi edilecek. İyileşirse inşallah sağlıklı bir şekilde gazetecilerin karşısına çıkacak. Anne Fatma Abuşoğlu da gözyaşları içinde Onun sağlığına kavuşmasını çok istiyoruz. Tedavi için Ankaraya götürüldüğü için çok sevinçliyiz. dedi.
Samanyolu Haber
Son Dakika
07.04.2011
FacebookmağduruZeynep?eSağlıkBakanlığısahipçıktıFacebook mağduru Zeynep?e Sağlık Bakanlığı sahip çıktı
73 yaşında okur-yazar oldu
Samanyolu Haber
28.03.2011
20:49
7 yaşında öğretmen tokadıyla biten eğitim hayatını 73 yaşında devam ettirerek, okuma öğrendi.

Yediği tokatla gözünü kaybeden Gülten Yılmazer, 66 yıl sonra okuma azmiyle görenleri şaşkına çevirdi. İstanbul Valiliği tarafından düzenlenen Okuma Yazma Kursları Sertifika Töreni Eminönü Halk Eğitim Merkezi?nde gerçekleştirildi. Yarım asrı devirdikten sonra okuma yazma öğrenmeye karar veren ninelerin sertifika törenindeki mutluluğu görülmeye değerdi. Kursiyerler içerisinde öyle biri vardı ki, 66 yıl öncesine dayanan hikayesi yürek burkuyor. İlkokula başladığında matematik dersine katılan Gülten Yıldırımer?in katıldığı ilk ve son ders de bu olmuş. Matematik öğretmeni bir işlemi yapamadığı için kafasının sol tarafına tokat atar. Henüz 7 yaşında olan Gülten Yıldırımer?in zayıf vücudu bu tokadı kaldıramaz ve gözleri kararır. Sol gözünü kaybeden Yıldırımer, annesine bir daha okula göndermeye kalkarsa intihar edeceğini söyler. Gülten Yıldırımer, hayatı boyunca defalarca okuma yazma öğrenmek istese de öğretmen fobisini bir türlü yenemez. Yarım asrın ardından gelininin teşvikiyle okuma yazma kursuna gitmeye karar veren Gülten Yıldırımer, kursa geldiğinde hep o tokadı hatırlar ve ayakları geri geri gider. Kurstaki öğretmenleri tanıdıktan sonra korkusunu yenip, okuma yazma öğrenmeye başlayan Gülten Yıldırımer, ?Okuma yazma hiç bilmiyordum. O tokadın ardından anneme bir daha okula gitmeyeceğimi söyledim. Yıllar sonra gelinimin teşvikiyle halk eğitim merkezine gelerek Zehra Güney öğretmenle tanıştım ve okuma yazma öğrendim. Okuma yazma öğrendiğim için çok mutluyum.? dedi. Sertifikasını almak için sahneye torununun çocuğu ile çıkan Gülten nine okuduğu şiirle de izleyicileri mest etti. İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, okuma yazma öğrenmek için gelenlerin kimliklerinde orta yaş yazsa da gönüllerinin genç olduğunu belirtti. Kursa katılarak sertifika almaya hak kazanan herkesi tebrik eden Vali Mutlu, katılımcılara sertifikalarını verdi.
Samanyolu Haber
Son Dakika
28.03.2011
73yaşındaokur-yazaroldu73 yaşında okur-yazar oldu
Nehre atlayıp intihar eden genç kızın kimliği belirlendi
Samanyolu Haber
23.03.2011
10:03


Adanada tarihi Taşköprü üzerinden Seyhan Nehrine atlayarak intihar eden genç kızın kimliği belirlendi. Polis intihar edenin 17 yaşındaki Ayşegül Dolaş olduğunu tespit etti. Olay, dün akşam saatlerinde merkez Seyhan ile Yüreğir ilçelerini birleştiren tarihi Taşköprüde yaşandı. Köprü üzerinde bir süre bekleyen Dolaş, daha sonra kendini Seyhan Nehrine attı. Uluslararası Adana Tiyatro Festivali kapsamında Seyhan Nehri ve tarihi Taşköprüde Suyun senfonisiisimli bir gösteri düzenleyecek İtalyan Studio Festi Grubunun çalışanları da tekneleriyle genç kızı aradı. Emniyet Müdürlüğü su altı ekipleri, nehirdeki bir saatlik arama sonunda genç kızın cesedine ulaştı. Polis, Ayşegül Dolaşın intihar sebebini araştırıyor.
Samanyolu Haber
Son Dakika
23.03.2011
NehreatlayıpintiharedengençkızınkimliğibelirlendiNehre atlayıp intihar eden genç kızın kimliği belirlendi
En çok namus ve töre cinayeti Marmara?da yaşanıyor
Samanyolu Haber
08.03.2011
16:18


Nevşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Sosyolog Prof. Dr. Ahmet Cihan, töre ve namus cinayetlerinin batıda daha yüksek oranda olduğunu belirtti. Prof. Cihan, Özellikle Marmara Bölgesinde bu cinayetlere rastlamak mümkündür. İstanbul, bu anlamda 1inci sırada, Diyarbakır ise 5inci sıradadır. Doğu ve Güneydoğu ne kadar bu tür cinayetlerle anılsa da batıda da bu cinayetler yaşanmaktadır. dedi. Dicle Üniversitesi Kadın Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü programı çerçevesinde Töre ve Namus Cinayetleri konulu panel düzenlendi. Panel öncesinde izleyicilere Türkiyede namus kavramının nasıl algılandığını anlatan ve vatandaşlarla yapılan röportajları içeren kısa bir slâyt gösterimi yapıldı. Panelin açılış konuşmasını yapan Dicle Üniversitesi Kadın Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Nuriye Mete, kadın hareketinin tarihçesine değinerek, kadının bir cinsel obje olarak görülmesinin can acıtıcı olduğuna vurgu yaptı. Değişim sürecinde Türkiyede Namus ve Töre Cinayetleri konulu açıklama yapan Nevşehir Üniversitesinden Sosyolog Prof. Dr. Ahmet Cihan da töre ve namus cinayetlerinin batıda daha yüksek oranda olduğunu belirterek, Bunun nedeni ise sosyal ve kültürel değişimler başta olmak üzere yoğun göçün getirdiği bazı olgulardan kaynaklıdır. Bunda tabii ki eğitimde büyük rol oynuyor. Son yüzyıldır eğitim sistemi değer üretmiyor. dedi. KADIN İNTİHARLARI FAZLA Dicle Üniversitesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Başkanı ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Aytekin Sır ise 1997 yılında yaptıkları araştırmalarda ilginç sonuçlara ulaştıklarını ifade ederek, Bu araştırma ile Güneydoğudaki intiharlara baktık ve ilginç sonuçlara ulaştık. Çünkü kadın intiharları erkek intiharlarının iki katıydı. Ama bunların içinde intihar adı altında cinayete kurban giden ve zorla intihar ettirilmeye çalışılan genç kızlar da vardı. Namus nedir diye sorduk o zamanlar. Bu soruya yanıt karım, annem ve ailem yanıtını aldık. 158 kişi üzerinde bir anket yaptık, bunların yüzde 37si namusu kirlenen veya ona laf getirenin öldürülmesi gerektiğini söylüyor. Onun için kız çocuklarının mutlak surette okutulması oldukça önemlidir. şeklinde konuştu. Ceza hukuku açısından Töre ve Namus Cinayetini değerlendiren ceza hukukçusu Prof. Dr. Hakan Hakeri ise töre cinayetlerine artık ağır cezalar ön görüldüğünü vurgulayarak, Töre saiki ile işlenen cinayetlere ağır cezalar getirilmektedir. Ancak namus adına işlenen cinayetlerde bir indirim söz konusu olabiliyor. Bu tür cinayetlerin ispatı olmayabiliyor. Çünkü aile meclisi denilen bir meclis tarafından karar alınarak bu cinayetler işleniyor. diye ifade etti. NAMUS CİNAYETLERİ AVRUPADA DA OLDU Sosyolog Prof. Dr Sabri Eyigün ise Avrupa kültüründe namusun ahlak olgusu olarak görüldüğünü ifade ederek, namus kavramının tarihçesine ilişkin bilgiler verdi. Prof. Eyigün, şöyle devam etti: Avrupa kültüründe de cinsellik, ahlak kuralları içinde değerlendirilmiş, bireye özgü ama toplumsal sonuçları olan bir olgu olarak görülmüştür. Normdan sapma, evlilik öncesi ilişki, kız kaçırma, sınıflar arası farklılıklar gösterse de doğrudan doğruya şerefle ilişkilendirilmiş, bu ise namus cinayetlerine neden olmuştur. Hatta bu uğurda savaşlar bile yapılmıştır. Truva Savaşı bunun en çarpıcı örneğidir.
Samanyolu Haber
Son Dakika
08.03.2011
EnçoknamusvetörecinayetiMarmara?dayaşanıyorEn çok namus ve töre cinayeti Marmara?da yaşanıyor
Kızılay iyilik ödülleri dağıtıldı
Samanyolu Haber
28.02.2011
22:51
Antalyada geçen yıl 3 kişiyi intihar teşebbüsünden kurtaran itfaiye eri Fehmi Meşeli, temizlik işçisi Mahmut Kişi ve bir hastanede sözleşmeli işçi olarak çalışan Metin Onura, Türk Kızılayı tarafından İyilik Ödülü verildi.

Türk Kızılayı İyilik Ödülleri Töreni, Muratpaşa Belediyesi Toplantı Salonunda yapıldı. Türk Kızılayı Genel Başkanı Tekin Küçükali, törende yaptığı konuşmada, İyi ki varsınız güzel insanlar demek için İyilik Ödülleri verdiklerini söyledi. Küçükali, hayat kurtaran üç kişinin de Antalyada olmasından dolayı kent halkını tebrik etti. Türk Kızılayının gönüllü insanlardan oluştuğuna dikkati çeken Küçükali, Mevlana diyor ki Ben dostlarımı ne aklımla, ne de kalbimle severim. Ben dostlarımı ruhumla severim. O ne durur, ne de unutur. Bilin ki Türk Kızılayı da bu üç kahramanı gönlüyle sevdi. Gönlümüzde yer ettiniz. Yolunuz açık olsun dedi. Muratpaşa Belediye Başkanı Süleyman Evcilmen ise Türk Kızılayının hayat kurtarmak için kendini ölüme atan insanları ödüllendirmesinden duyduğu memnuniyeti belirtti. İyilik Ödülüne layık görülenlerden Mahmut Kişi ve itfaiye eri Fehmi Meşelinin falezlerde iki kişiyi ölümden kurtardığını anlatarak, hayat kurtaran kişileri ödüllendiren Türk Kızılayına teşekkür etti. Mahmut Kişi, Fehmi Meşeli ve Metin Onur, ödüllerini Türk Kızılayı Genel Başkanı Tekin Küçükali, Muratpaşa Kaymakamı Fatih Kocabaş, Muratpaşa Belediye Başkanı Süleyman Evcilmen ve Cumhuriyet Savcısı Yusuf Hakkı Doğandan aldı. Antalyada bir hastanede sözleşmeli işçi olarak çalışan ve 16 Temmuz 2010da 6. kattan düşen 1,5 yaşındaki Ahmet Ege Bulut adlı çocuğu kollarını açarak havada yakalayan Metin Onur, Bu ödülü alacağımı bilseydim, 12. kattan düşse bile kurtarırdım diye konuştu. Antalyada 17 Temmuz 2010da falezlerden atlayarak intihar etmek isteyen 25 yaşındaki Seniha Ayı saçlarından tutarak kurtaran Antalya Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesinde görevli İtfaiye Eri Fehmi Meşeli de Kurtarma olayı rüya gibiydi. O anda yaşadığım korku, heyecan ve mutluluğu hayatımda bir daha yaşayacağımı sanmıyorum. Bu benim değil, bütün ekibimizin başarısıdır. Ödülü, Antalya Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi adına alıyorum dedi. Muratpaşa Belediyesinde temizlik işçisi olarak çalışan ve 30 Ekim 2010da falezlerden atlamak isteyen 19 yaşındaki Çiğdem Y. adlı genç kıza sarılarak uçurumdan düşmesini engelleyen Mahmut Kişi ise Türk Kızılayı ve Muratpaşa Belediye Başkanı Süleyman Evcilmene teşekkür etti. İHA
Samanyolu Haber
Son Dakika
28.02.2011
KızılayiyiliködülleridağıtıldıKızılay iyilik ödülleri dağıtıldı
Mühendisin ailesinden şok açıklama - Video
Samanyolu Haber
05.12.2010
20:19
ASELSANdaki şüpheli intiharlar askeri casusluk soruşturmasıyla yeniden gündemde.

Baba Mahmut Volkan 3 yıl önce tattı evlat acısını. Hala ilk günkü kadar taze. Aselsanda önemli projelerde görev alan oğlu Burhaneddin Volkanın şüpheli ölümüne anlam veremiyor. Burhaneddin Volkanın ölümü, Aselsanda art arda yaşanan şüpheli intihar vakalarından biriydi. Volkan F-16 savaş uçaklarının modernizasyonu, komuta kontrol sistemleri üzerinde çalışıyordu. Ölümüne tıpkı diğer üç mühendiste olduğu gibi yine intihar dendi. Soruşturmalardan hiçbirşey çıkmadı. Askeri Casusluk soruşturması, illegal bir örgütlenmenin ASELSANDAKİ projeleri engellemek ya da çalmak için çalıştığını ortaya çıkardı. İddia olunan ihanet çetesinin üyelerine Aselsana yoğunlaşın talimatı verdiği de tespit edildi. Baba Volkan, daha bu bilgi ve belgeler bulunmadan, Aselsanda garip işlerin döndüğünü, bazı mühendislere baskı yapıldığını anlatıyor. Genç mühendisin rahatsızlığını doktorlar da anlayamadı. Burhaneddin Volkan bir süre istirahat ettikten sonra ancak kendine gelmeye başladı. Sonra da askere gitti. Ancak iddiaya göre benzer baskılar orada da devam etti. Ankara Bando Komutanlığında yeniden bunalıma giren Burhaneddin Volkan vatani görevini yaparken de hastaneye başvurdu. Ancak iddiaya göre istemesine rağmen yatırılmadı. Baba Volkan bu baskıların kasıtlı olduğunu ve oğlunun intihara sürüklendiğini öne sürüyor. Baba Volkan yaşadıkları karşısında yılmadı. Askeri soruşturmalardan sonuç alamayınca 8 sayfalık bir dilekçe hazırlayıp İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi. Oğlunun cinayete kurban gittiğini iddia etti. Volkan ailesi tek değil. En kritik projelerde görev alan 4 mühendisin ailesi de aynı durumda. Herkesin kafasında ortak bir soru var: Aynı kurumda görevli 4 mühendisin hem de ard arda şüpheli şekilde intiharı garip değil mi?
Samanyolu Haber
Son Dakika
05.12.2010
Mühendisinailesindenşokaçıklama-VideoMühendisin ailesinden şok açıklama - Video
4 Mühendisin dosyası yeniden açıldı
Samanyolu Haber
03.12.2010
09:04
Aselsanda görevli 4 mühendisin intiharlarıyla ilgili dosya yeniden açılıyor.

Ergenekon savcılarından Fikret Seçen, dosyayı cinayetten soruşturulması için Ankaraya gönderdi Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının iki yıl önce kapattığı Aselsan intiharları dosyasını Ankara Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı yeniden açıyor. Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılardan Fikret Seçen, Aselsan dosyasını Ankaraya sevk etti. Bu aşamadan sonra Aselsanda milli tank projesini yürüten mühendis Hüseyin Başbilen ile F-16 savaş uçaklarının modernizasyonu, komuta kontrol ve şifreleme sistemleri üzerine çalışan mühendisler Halim Ünsem Ünal, Evrim Yançeken ve Burhaneddin Volkanın sır intiharları sil baştan soruşturulacak. SABAH Özel İstihbarat Bölümünün elde ettiği belgelere göre Aselsan dosyası, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı içinde yapılanan casusluk çetesiyle ilgili soruşturma sırasında İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Fikret Seçen tarafından incelenmeye başlandı. Deniz Kuvvetleri Komutanlığındaki casusluk ve şantaj çetesine yönelik operasyonda ele geçirilen bir harici bellek içerisinde bulunan ipucu niteliğindeki notlarda, Aselsan ve SAGEMe yoğunlaşalım, sorun çıkaranlar var. Sorunun kaynağı bulunmalı, gereken yapılmalı şeklinde talimatlar bulunduğu ortaya çıkmıştı. Yapılan soruşturma sonucunda Seçen, daha önce olağan intiharlar olarak değerlendirip kapatılan 4 olayın intihar değil, cinayet olabileceği yönündeki emarelerin güçlü olduğuna kanaat getirdi. Aynı kurumda farklı zamanlarda görev yapmış 4 kişinin kısa aralıklarla art arda intihar etmesinin mümkün olmadığını düşünen Seçen, Aselsan intiharlarının cinayet olabileceği yönündeki şüpheleri doğrulayan bulgulara da ulaştı. Fikret Seçen, bunun üzerine 12 Kasımda olayların gerçekleştiği yer Ankara olduğu için görevsizlik kararı ile 2010/1323 soruşturma muhabere numaralı dosyayı Ankaraya gönderdi. Dosya, ölümlerin arkasında bir örgütün var olabileceği şüphesiyle Ankarada Özel Yetkili Savcılık tarafından soruşturulacak. Özel Yetkili Savcılık, Başbilen, Ünal ve Yançeken dosyalarını baştan sona inceleyecek. Seçen, Deniz Kuvvetleri çetesiyle ilgili soruşturmada uzman polislerle yaptığı incelemeler sonrasında Başbilen, Ünal ve Yançeken ve Volkanın cinayete kurban gittiği yönünde bulgular elde etti. Savcı Fikret Seçen, Hüseyin Başbilenin ikiz kardeşi Hasan Başbilenin kardeşinin ölümüyle ilgili dikkat çektiği çelişkileri araştırmaya değer buldu. Bu çelişkiler soruşturma belgelerinde şöyle sıralandı: Başbilen milli tank projesi üzerinde çalışıyordu ve grubun beyni idi. Sunum yapacağı gün ortadan kayboldu. Ölü bulunduktan sonra projesiyle ilgili çalışmalar kayboldu. Olay yeri raporunda ölünün bileğinde 10 cm., boynunda ise 20 cm. kesikler olduğu yazıldı. Ancak Adli Tıp Raporunda 2 cm. boyun kesiği var deniyor. Bu çelişki aydınlatılmadı. Maket bıçağında kan olduğu halde Başbilenin elinde kan bulunmamıştır. Eğer olay intihar olsaydı ölünün eline mutlaka kan bulaşması gerekirdi. Adli Tıp Raporunda bir kişinin aynı anda hem bileğini, hem de boğazını kesemeyeceği ve böyle bir intihar şeklinin olamayacağı belirtilmektedir. Ankara Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı yeni soruşturmayı bu şüpheli noktalar üzerine yoğunlaşarak yürütecek. Hüseyin Başbilen, 7 Ağustos 2006da Ankara Pursaklarda, otomobilinin içinde bileği ve boğazı kesilmiş halde bulunmuştu. Aselsanda bir süre çalışan Halim Ünsem Ünal kafasına tek kurşun sıkılmış halde 17 Ocak 2007de Eymir Gölü kenarında bulunmuştu. Bir diğer Aselsan çalışanı Evrim Yançeken ise bu olaydan 9 gün sonra altıncı kattaki evinden düşmüştü. Aselsanın genç mühendislerinden Burhaneddin Volkan da, Ankarada vatani görevini yaparken Ekim 2007de yine şüpheli bir şekilde intihar etmişti.
Samanyolu Haber
Son Dakika
03.12.2010
4Mühendisindosyasıyenidenaçıldı4 Mühendisin dosyası yeniden açıldı
Sedye ile Fransa'ya götürüldü
Samanyolu Haber
10.11.2010
11:41
Taksim saldırısında yaralanan genç kız Fransaya götürüldü.

Taksim Meydanında çevik kuvvet polislerine yönelik intihar saldırısından ağır yaralı kurtulan Gülden Güngör, tedavisine devam edilmesi için sedye ile Fransaya götürüldü. Genç kız, ailesinin yaşadığı Fransada bir ameliyat daha olacak. Bombalı saldırı sonrası yaralı olarak kaldırıldığı Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedavi görüp iki ameliyat olan Gülden Güngör, bu sabah anne ve babası ile birlikte hastaneden ayrıldı. Sabah 07.00 sıralarında ambulansla hastaneden alınan genç kız, Atatürk Havalimanına getirildi. Buradan da sedye ile dış hatlar terminaline alınan yaralı kız, daha sonra uçakta yine sedye ile seyahat edebilmesi için sağlık kliniğine götürüldü. Baba Ali Güngör, kızının durumunun iyi olduğunu belirtip bacağını göstererek, patlama anında kendisinin yaralandığını anlattı. Anne Ayşe Ana Güngör de, kızının burada iki ameliyat olduğunu Fransada bir ameliyat daha geçireceğini ifade etti. Genç kızın bulunduğu ambulansa havalimanına kadar bir polis aracı eşlik etti. Sedye ile limana alınan Güngör, sağlık görevlilerince havalimanı kliniğine götürüldü. Tamamlanan işlemlerinin ardından genç kız ve ailesi, THYnin TK 1813 sefer sayılı uçağıyla saat 10.15te İstanbuldan Nice şehrine gitti.
Samanyolu Haber
Son Dakika
10.11.2010
SedyeileFransayagötürüldüSedye ile Fransaya götürüldü
Ersöz'ün damadı neden intihar etti?
Samanyolu Haber
28.10.2010
09:18
Mesleğinin baharında intihar eden Teğmen Mustafa Canın ölümüyle ilgili sır perdesi aralanıyor.

Ergenekon sanığı Ersözü koruyan Teğmen Mustafa Canın intiharıyla ilgili detaylar ortaya çıkıyor. İddiaya göre Ersözün kızıyla nişanlanan teğmen terfi bekleyen komutanların ağır baskısına maruz kaldı. Ersözün teğmeni kullanarak firar planladığı da ileri sürülüyor Mesleğinin baharında intihar eden Teğmen Mustafa Canın ölümüyle ilgili sır perdesi aralanıyor. Canın Ergenekon tutuklularının bulunduğu Silivri Cezaevi Tabur Komutanlığında hastane sevkleri kısmına atanması hazin sonun başlangıcı oldu. Can, burada tutuklu sanık emekli Tuğgeneral Levent Ersözü korumakla görevlendirildi. Teğmen, zamanla Levent Ersöz ve kızı Fulya Ersözün rahatlıkla girip çıktığı Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde Fulya Ersöz ile yakınlaştı. Genç teğmen, daha sonra sık sık Beylikdüzünde Fulya Ersöz ile buluşmaya başladı. Genç çift aralarındaki ilişkinin ilerlemesi üzerine Levent Ersözün isteğiyle 25 Eylül 2010da nişanlandı. Ancak nişanla ilgili ilginç bir iddia ortaya atıldı. Ergenekon operasyonu öncesi firar eden ve aylar sonra Ankarada bir hastanede yakalanan Ersözün, kızını kullanarak firar planladığı ve genç teğmeni bunun için kullanmış olabileceği ileri sürüldü. Tutukluluk süresinde Ersözün tahliye olmak için kendisine et yiyen mikrop enjekte ettiği iddiası da hatırlatıldı. Bu arada nişan olayını duyan Silivri Cezaevi Tabur Komutanı Hasan Koçyiğit, konuyu 6 Ekim 2010da İl Jandarma Komutan Yardımcısı Yarbay İsmail Çetinbaş ve İl Jandarma Komutanı Hüseyin Kurtoğluna bildirdi. Teğmenin, korumakla görevli olduğu bir tutuklunun öz kızıyla ilişki yaşamasının terfi bekleyen komutanları tedirgin ettiği öne sürüldü. İddialara göre; Teğmeni intihara götüren olaylar Canın konuyu açıklaması için baskı altına alınmasıyla başladı. 8 Ekim 2010da Albay Kurtoğlu tarafından ağır hakaretler eşliğinde sorgulandığı belirtilen Canın daha sonra Yarbay Çetinbaş tarafından bir odaya kapatılarak ağır hakaretlere ve baskılara maruz bırakıldığı dile getirildi. Beylik tabancasına, ve telefonuna el konulan teğmenin ev ve araba anahtarlarının da zorla kendisinden alınarak belge ve bilgi bulabilmek maksadıyla arama yapıldığı iddia edildi. Baskılar nedeniyle psikolojisi bozulan Can aynı gün geçici görevlendirmeyle Maltepe Askeri Cezaevine gönderildi. Yeni yerde de baskı altında tutulduğu vurgulanan teğmenden Fulya Ersöz ile olan ilişkisini saklaması ve sonlandırmasının emredildiği ifade edildi. Üstleri tarafından yapılan psikolojik baskıyı kaldıramayan ve ağır hakaretleri askerlik gururuna yediremeyen teğmen, nöbet kulübelerindeki bir erin tüfeğini kalbine dayayarak intihar etti. Bu arada 9 Ekimde akşam saatlerinde İstanbul İl Jandarma Nizamiyesi önüne gelen Ersözün eşi Muzaffer ile kızı Fulya Ersözün içeri alınmadığı ve kapıda Bunun hesabını soracağız, basını buraya toplayacağım, damadımızı bilerek öldürdünüz diye bağırdığı iddia edildi. 1-) Teğmenin yerinin değiştirilmesine sebep olacak kadar ciddi bir olay varsa neden soruşturma açılmadı? 2-) Teğmenin arabasına, ev ve araba anahtarlarına, telefonlarına hangi yasal kararla el koyuldu? Evi ve arabası hangi gerekçe ve yetki ile arandı? 3-) Teğmen Canı intihara sürükleyen tepkilerin nedeni komutanların terfi hayaline, olumsuz etki edeceği düşüncesi miydi? 4-) Levent Ersöz, teğmeni etki altına almak için kızını kullanarak firar mı planlıyordu? 5-) Teğmen Mustafa Canın ev arkadaşı Teğmen Ercan Ersoy, Alay Komutanı Hüseyin Kurtoğlu tarafından konuşmasın diye tehdit edildi mi? Alınan bilgiye göre, Canın intiharından bir kaç gün sonra Alay Komutanı Kurtoğlunun başkanlığında Albay Hakan Özkan, Yarbay Hasan Koçyiğit, Yarbay İsmail Çetinbaş ve Binbaşı Mustafa Yalçın intiharla ilgili toplantı yaptı. Komutanların çevrelerine yaptığı konuşmalarda da alaycı bir üslupla İETT (İntihar eden teğmenin tahkikatı) olayıyla ilgileniyoruz dediği iddia edildi. Yine komutanların, bir telefonun dinlemeye alınmadan önce gönderdiği mesajlara ulaşılıp ulaşılamayacağını araştırdığı aktarıldı. Teğmenin telefonuna el konulmadan önce, çok önemli bir mesaj göndermiş veya almış olabileceğine dikkat çekiliyor. Adı geçen komutanların bu mesajı saklamak veya son mesajda ne yazıldığına ulaşmak istediği üzerinde duruluyor.
Samanyolu Haber
Son Dakika
28.10.2010
Ersözündamadınedenintiharetti?Ersözün damadı neden intihar etti?
Aile sorunlarını ekranda tartışmalı mı?
Samanyolu Haber
16.09.2010
12:20
Bir televizyon programında, kocanın stüdyoyu basarak 3 kişiyi yaralaması gözleri yeniden kadın programlarına çevirdi.

Emniyet, önlem alınmazsa daha büyük olayların olabileceğini dile getirirken, psikolog Orhan Keskin sorunların ekranlarda tartışılmasının çözüm yerine çözümsüzlük, kin, nefret ve ölümler getirdiğini belirtti. Bir televizyon programı sırasında eşinin yayına katılmasına sinirlenen Ahmet Ayyıldız, önceki gün canlı yayın stüdyosunu bastı. Ayyıldız, eşini programa getirdiği gerekçesiyle Hüseyin Keleş ile iki program çalışanını yaraladı. Olayın ucuz atlatıldığını belirten emniyet yetkilileri, önlem alınmazsa daha büyük faciaların da yaşanabileceğini dile getiriyor. Yetkililer, saldırıda kimsenin ölmemesini ise büyük şans olarak niteledi. Çeşitli kriminal olayların tartışıldığı programlarda bazı kişilerin peşinen suçlu ilan edildiğini belirten emniyet yetkilileri, bunun çok daha tehlikeli sonuçlara yol açacağı konusunda uyarıyor. Programlarda tartışılan konular sebebiyle geçmiş yıllarda birçok cinayet ve intiharların yaşandığını dile getiren yetkililer, bunun canlı yayın programın basılmasıyla daha dikkat çekici hale geldiğini ifade etti. Böyle bir saldırının yaşanmasının kendisini şaşırtmadığını dile getiren psikolog Orhan Keskin, önlem alınmazsa başka saldırı ve intiharların da yaşanabileceğini ifade etti. Her ailede birtakım sorunların yaşanabileceğine dikkat çeken Keskin, aile içinde meydana gelen sorunların ekranlar önünde tartışılması yerine ailenin kendi içinde hakem konumunda olabilecek ehil kişilerce çözülmesi gerektiğini söyledi. Sorunların ekranlarda tartışılmasının çözüm yerine çözümsüzlük, kin, nefret ve ölümler getirdiğini belirtti. Bu tarz programların reyting kaygısıyla hazırlandığını belirten psikolog Keskin; psikolojik olarak kişilerin ruh sağlığı, sosyolojik olarak da toplum sağlığı açısından tehlikeli sonuçlar doğuracağını kaydetti. Keskin, denetimlerinin sıklaştırması için RTÜK yetkililerinin harekete geçmesi çağrısında bulundu. Bakırköy Psikiyatri Tedavi ve Araştırma Merkezinden psikiyatrist Dr. Ayhan Akcan, kadın programlarında konu ve konuk seçme konusunda hassas olunması gerektiğini söylüyor. Akcan, Bu kişiler en son çare olarak bu tarz programlara katılıyorlar. Dolayısıyla intihar ve cinayetler işlenebiliyor. Program sunucusu ve yapımcısı benzer sorunları seziyorsa program bittiğinde kişilerin güvenliğini sağlamadıkça serbest bırakmamalı. dedi. Yasemin Bozkurtun hazırlayıp sunduğu ve Kanal Dde yayınlanan Kadının Sesi programına katılan Birgül Işık, memleketi Elazığa dönünce kendini otobüs terminalinde bekleyen oğlu tarafından vurularak öldürülmüştü. Işıkın uğradığı saldırının ardından Yasemin Bozkurtun Kanal Ddeki Kadının Sesi programı ve atvde yayımlanan, Ayşenur Yazıcının sunduğu Yalnız Değilsiniz yayından kaldırılmıştı. Kasım 2005 tarihinde Show TVde yayınlanan Serap Ezgü ile Biz Bize programına katılan 27 yaşındaki konfeksiyon işçisi ve iki çocuk babası Hasan Konduoğlu, sevdiği kızı kaçırmıştı. Aile tarafından reşit olmayan kızlarını kaçırmakla suçlanan Konduoğlu, kızı ailesine teslim etmişti. Aile ve sunucu tarafından canlı yayında sapık ilan edilen genç, kalbine ateş ederek intihar etmişti. Gencin cebinden çıkan mektupta sorumlunun program yapan kişi olduğu notu çıkmıştı. Yine Kanal Dde yayınlanan Kadının Sesi programı başka bir cinayete sebep olmuştu. İzmirin Kemalpaşa ilçesinde berdel evliliği yaptığı eşi Tijen Alpi (22) öldüren Kenan Alpin (24) babası Kemal Alp, olayı televizyona çıkıp anlatan gelininin ailesini kurşun yağmuruna tutmuş, gelin Tijen Alpin ağabeyi Yusuf Özbek (24) ve bir polis memuru ölmüştü.
Samanyolu Haber
Son Dakika
16.09.2010
Ailesorunlarınıekrandatartışmalımı?Aile sorunlarını ekranda tartışmalı mı?
Toplam "87" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti