Habergec.Com Aranan Kelimeler:bir subay daha intihar etti Değerlendirme: 10 / 10 400983
habergec.com
25.04.2014 Cuma
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

bir subay daha intihar etti

Koray Aydın: Sözde Kürdistan'ın altyapı hazırlıkları var
Zaman
16.12.2013
23:11
MHP Trabzon Milletvekili Koray Aydın, AKPBDPPKK ortaklığında hazırlanan ve İmralıKandil hattında son şekli verilen sözde demokratikleşme paketlerinin ilkinin Parlamentoya sunulduğunu belirterek Sözde Kürdistanın altyapı hazırlıkları vardır. dedi. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulunda, 2014 yılı bütçe görüşmelerinin 11inci turunda; Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı, Türk Standartları Enstitüsü, Türk Patent Enstitüsü, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu, Türkiye Bilimler Akademisi, Millî Savunma Bakanlığı, Savunma Sanayi Müsteşarlığı bütçe ve kesin hesapları yer alıyor. MHP Trabzon Milletvekili Koray Aydın, sözde Çözüm ve Barış Süreci adı altında yapılan uygulamaların, Milli Savunma ve Güvenlik politikalarını zaafa uğrattığını ileri sürdü. MHPli Aydın, Türk Silahlı Kuvvetlerini yıpratmak, itibarsızlaştırmak ve etkisizleştirmek için yürütülen operasyonlar sonucu, komuta kademesinin önemli bir bölümünün darbeye teşebbüs gerekçesiyle mahkum edildiğini savundu. Aydın şöyle konuştu: Deniz Kuvvetleri Komutanlığına atanacak Oramiral kalmamış, mevcut Deniz Kuvvetleri komutanımız atandıktan 8 ay sonra Oramiralliğe terfi etmiştir. AKP iktidarı maalesef, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yerleşik teamüllerini yerle bir etmeyi marifet saymıştır. Yaşananlara tepki gösteren birçok Subay istifa etmiştir. Türk Silahlı Kuvvetleri, bütün bu süreçten olumsuz etkilenmiş, askerimizin morali bozulmuştur. Kasım ayında 14 gün içinde tam 6 astsubayın çeşitli sebeplerle intihar ettiğini dile getiren Aydın, şöyle devam etti: Haberi bize intikal ettiren Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği kendilerince mobing, baskı, ekonomik yetersizlikler, hukuk dışı uygulamalar gibi sebepler belirtmişlerse de konu, derinlemesine araştırılmaya, incelenmeye ve çözüme muhtaçtır. Astsubaylarımız bu hükümete dertlerini anlatabilmek için daha ne yapmaları gerekiyor acaba? Türk milletinin vicdanını kanatan Subay ve Astsubay intiharları derhal araştırılmalı, altında yatan sebepler her neyse ortaya çıkarılmalı ve çare bulunmalıdır. Bölücü ve ayrılıkçı çevrelerin Kürdistan diye diye bu söylemi Başbakana da kabul ettirdiklerini iddia eden Aydın, Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir Başbakan Kürdistan ifadesini kullanmış, bölücü çevrelerin emellerine can suyu vermiştir. Şimdi buradan soruyoruz: Batısı Suriye’de, doğusu İran’da, Güney’i Irak’ta olan bu sözde Kürdistan’ın Kuzey’i hangi galaksidedir Sayın Başbakan? Hadi canım sende. Ne var bunda? Osmanlı’da da Lazistan ve Kürdistan eyaletleri vardı derseniz, bu ülkeyi kendi ellerinizle bölersiniz. Milletin arasına ayrılığı, tefrikayı sokarsanız, ondan sonra dünyanın en mükemmel savunma ve güvenlik politikasını da getirseniz, bölünmeyi önleyemezsiniz. diye konuştu. Kürdistan ibaresini o kitapçıktan çıkarttıran iradenin Milliyetçi Hareket Partisinin bölücü ihanet karşısındaki çelikten iradesi olduğunu ifade eden Aydın, şöyle devam etti: Esas şimdi turpun büyüğü heybede beklemektedir. AKP-BDP-PKK ortaklığında hazırlanan ve İmralı-Kandil hattında son şekli verilen sözde demokratikleşme paketlerinin ilki parlamentoya sunulmuştur. İşte o bölünme paketinde Kürtçe eğitim vardır, Kürtçe tabela vardır, teröristlere siyaset serbestisi ve eşbaşkanlık hakkı vardır. Velhasıl sözde Kürdistan’ın altyapı hazırlıkları vardır. CİHAN
Zaman
Son Dakika
16.12.2013
KorayAydınSözdeKürdistanınaltyapıhazırlıklarıvarKoray Aydın Sözde Kürdistanın altyapı hazırlıkları var
CHP'li Atilla Kart: TSK'da Kasım ayında 7 intihar, 6 tasfiye yaşandı
Zaman
13.12.2013
15:36
CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, Türk Silahlı Kuvvetleri’nde (TSK) kasım ayı içerisinde 7 intihar vakası ve 6 tasfiye gerçekleştiğini söyledi.Atilla Kart, konuyla ilgili yaptığı yazılı açıklamada, Hava Kuvvetleri Komutanlığı ağırlıklı olarak, özel hayatlar ve mezhepler üzerinden sürdürülen tasfiye sürecini, Şubat 2013 tarihinden bu yana belge ve bilgileriyle dile getirdiklerine işaret ederek, Kararlı takiplerimiz üzerine, Milli Savunma Bakanlığı, 2013 yılının ilk 6 ayında 674 subay-astsubayın emeklilik ya da istifa yoluyla görevlerinden ayrıldıklarını tevilli olarak açıkladı. Silahlı Kuvvetlerin işlevini etkileyecek boyutlara ulaşan ideolojik saldırıların dışında, özel hayatlar ve mezhep ayrımcılığı üzerinden sürdürülen tasfiyeler, artık kıyım ve insanlık dramlarına, insanlık facialarına dönmüş durumdadır.“ dedi.Kart, kendilerine ulaşan somut bilgilere göre; Kasım 2013 ayı içinde Çiğli 2. Ana Jet Üssünde 6 Astsubay hakkında istifa işlemi gerçekleştirildiğini belirterek, şunları dile getirdi: “Özel hayatları üzerinden suçlamalar getirilmiş, karalamalar yapılmıştır. Daha da vahim ve dramatik olan ise yine kasım ayı içinde 7 astsubay intihar etmiştir. İntihar eden astsubayların isimlerini, görev yerlerini, intihar tarihlerini liste halinde ilişikte sunuyoruz. Türkiye’nin muhtelif illerinde vuku bulan intiharların mobbing, baskı, ekonomik yetersizlikler, mesleki tatminsizlik ve yasa dışı ayrımcı uygulamalardan kaynaklandığı görülmektedir.” İntiharla ilgili konuların CHP’ye mensup milletvekilleri tarafından 15 gün kadar evvel yazılı soru önergesiyle dile getirildiğini belirten Kart, “İntihar ve istifaya ilişkin bu bilgiler, bize ulaşan ya da kamuoyuna yansıyan bilgilerdir. Bilgimiz dahilinde olmayan gerçek sayıların daha da yüksek olduğundan kaygı duyulmaktadır.” dedi.ASTSUBAYLARIN SORUNLARIAstsubayların; temsil, görev, makam, kadrosuzluk, komutanlık, komutanlık kursu, tazminat başta olmak üzere pek çok özlük sorunları olduğunu söyleyen Kart, CHP olarak; 22. Yasama Döneminden bu yana, bu sorunları kararlı bir şekilde takip ettiklerini vurguladı. CHP’li Kart, muhtelif soru önergeleri yanında araştırma önergeleriyle de konuyu hep gündemde tuttuklarını belirterek, şöyle devam etti:“Ancak, son 2-3 yılda olay artık özlük hakları sorunu olmaktan çıkmıştır. Silahlı Kuvvetler bünyesinde ağırlıklı olarak astsubay kitlesini hedef alan ayırımcı bir tasfiye süreci başlamıştır. Öyle ki disiplin soruşturmaları istihbarat birimleri tarafından yapılır hale gelmiştir. ‘Hangarın Sesi, Bulutaltı Siteleri’ adı altında yayın yapan bazı internet siteleri; Silahlı Kuvvetler bünyesinde özel hayatlar ve mezhepler üzerinden insanları hedef alan karalamalar yapmakta, dijital yollarla delil üretmektedirler. Hava Kuvvetleri bünyesindeki istihbarat birimleri, çoğu zaman bu sitelerdeki yayınları esas alarak soruşturma yapmaktadır. Hava Kuvvetleri bünyesindeki istihbarat birimlerinin, MİT ve diğer ilgili birimlerden aldığı istihbari bilgileri soruşturmaya esas aldıkları bilinmektedir. Olayın salt bu yönü bile başlı başına anayasal ihlâl boyutlarına ulaşmış durumdadır. Durum böylesine açık olmasına rağmen; Genelkurmay, bu listelere yönelik olarak yasal süreci başlatmadığı gibi, disiplin işlemi adı altında kendi personeli hakkında ayrımcı tasfiye sürecini kararlılıkla sürdürdü. Bu siteleri kim, kimler yayınlıyor, nereden haber atılıyor, neden sorumlular bulunamıyor.” TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ YÖNETENLER SORULARA CEVAP BULMALITürkiye Cumhuriyetini yönetenlerin bu soruların cevabını bulmak durumunda olduğunu dile getiren Atilla Kart, “Mesleki olarak ciddi sorunlar yaşayan bu insanlar, yasaya aykırı yaklaşımlarla ayrıca özel hayatları ve mezhepleri üzerinden ayrımcı yöntemlerle tasfiyeye tabi tutulduklarından, intihar boyutlarına ulaşan insanlık faciaları yaşanmaya başlanmıştır. Emekli Astsubaylar Derneği yönetimi de doğal olarak, bu gelişmeler karşısında mensuplarının hak ve hukukuna sahip çıkmış ve tepkisini ortaya koymuştur. Ancak tepkilerini ortaya koyan dernek yönetimine karşı, Genelkurmay Başkanlığı, bu kişiler hakkında 6 ay süreyle orduevlerine girme yasağı cezasını uygulama yoluna başvurmuştur. İnsani olarak da yasal olarak da kabul ve tasavvur edilemez keyfi ve sorumsuz bir uygulamayla karşı karşıyayız. Hak ve özgürlüklere yönelik olarak AKP’nin uyguladığı baskıcı ve antidemokratik anlayışı, Genelkurmay da aynen sergilemiştir.” şeklinde ifade etti.“GENELKURMAY TEPKİLERDEN RAHATSIZ”CHP’li Kart, bu sorunlara çözüm getirmesi, gelişmeler hakkında aileleri ve kamuoyunu bilgilendirmesi gereken Genelkurmay Başkanlığı’nın, bu gerçeklerin ve insani tepkilerin dile getirilmesinden rahatsız olduğunu, dernek yönetimlerini kendince sindireceğini zannettiğini öne sürdü.“İnsanlar ölüyor… İnsanlar toplu halde intihara sürükleniyor…” diyen Kart, “Bu insanların ölümlerinden yönetim birimleri doğrudan soru
Zaman
Son Dakika
13.12.2013
CHPliAtillaKartTSKdaKasımayında7intihar6tasfiyeyaşandıCHPli Atilla Kart TSKda Kasım ayında 7 intihar 6 tasfiye yaşandı
İntiharlarla birlikte zorunlu askerlik de sorgulanmalı
Evrensel
11.03.2013
07:07
Batman nüfusuna kayıtlı iki askerin daha birliklerinde intihar ettiği iddiasıyla birlikte, son 10 yılda zorunlu askerliğini yaparken hayatını kaybedenlerin sayısı 967’ye yükseldi. İHD verilerine göre geçtiğimiz yıl zorunlu askerlik yapan 42 er, 7 subay ve astsubay intihar etti. Rakamlar ürkütücü ancak başta acılı aileler olmak üzere kimse bu kadar çok insanın intihar ettiğine inanmıyor. İntihar açıklaması kabul edilse bile, bu genç erkekler askerde ne yaşıyorlar, nasıl bir muamele görüyorlar ki, intihar ediyorlar? Türkiye’de askerlik olgusu neye karşılık geliyor? İntihar eden askerlerin çoğunu
Evrensel
Ana Sayfa
11.03.2013
İntiharlarlabirliktezorunluaskerlikdesorgulanmalıİntiharlarla birlikte zorunlu askerlik de sorgulanmalı
İntiharlarla birlikte zorunlu askerlik de sorgulanmalı
Evrensel
11.03.2013
07:04
Batman nüfusuna kayıtlı iki askerin daha birliklerinde intihar ettiği iddiasıyla birlikte, son 10 yılda zorunlu askerliğini yaparken hayatını kaybedenlerin sayısı 967’ye yükseldi. İHD verilerine göre geçtiğimiz yıl zorunlu askerlik yapan 42 er, 7 subay ve astsubay intihar etti. Rakamlar ürkütücü ancak başta acılı aileler olmak üzere kimse bu kadar çok insanın intihar ettiğine inanmıyor. İntihar açıklaması kabul edilse bile, bu genç erkekler askerde ne yaşıyorlar, nasıl bir muamele görüyorlar ki, intihar ediyorlar? Türkiye’de askerlik olgusu neye karşılık geliyor? İntihar eden askerlerin çoğunu
Evrensel
Güncel
11.03.2013
İntiharlarlabirliktezorunluaskerlikdesorgulanmalıİntiharlarla birlikte zorunlu askerlik de sorgulanmalı
Din subayı diye aldılar 'dinci' diye attılar
Samanyolu Haber
02.03.2011
08:44
Bin yıl sürecek denen 28 Şubat süreci, YAŞ mağduru subay ve astsubaylarda bin yıl kapanmayacak derin yaralar açtı.

Bu acı hikayelerin bazıları darbecilerin acımasızlığını ifşa ederken bir kısmı da dönemin trajikomik zihniyetini gözler önüne serdi. Öyle ki 28 Şubat cuntası, askeri okullarda okutulan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersine giren subay öğretmenleri dindar diye fişleyerek irticacı diye ordudan attı. Askeri lisede görev yaptığı sırada komutanın Öğrencilere oruç tutmamalarını söyle emrini yerine getirmediği için önce sürgüne gönderilen ardından TSK ile ilişiği kesilen Binbaşı Arif Çelenk, Ben bir ilahiyatçı olarak orduya alınmış bir personelken dini bilgilerimden dolayı saf dışı edildim. Orucu öğreten bir kişi olarak orucu öğrettiğim öğrencilerime oruç tutmayın demediğim için ordudan atıldım dedi. MÜRSEL KARADENİZ - YENİ ŞAFAK Bin yıl sürecek denirken etkisi 10 yıl dahi sürmeyen 28 Şubat postmodern darbesi sürecinde cunta zihniyetinin uyguladığı insan hakkı ihlalleri nedeniyle siyaset ve millet büyük yara aldı. Postmodern darbe bin yıl sürmedi ama Yüksek Askeri Şura tarafından yıllarca emek verdikleri Türk Silahlı Kuvvetlerinden fişlemelerle ve akıllara durgunluk veren gerekçelerle koparılan bin 500ün üzerindeki subay ve astsubayın hem kişisel hem ailevi hayatları, bin yıl unutulmayacak acı hikayelere dönüştü. Bu acı hikayelerin bazıları 28 Şubat egemenlerinin acımasızlığını ortaya koyarken bir kısmı da darbecilerin trajikomik zihniyetini gözler önüne serdi. Öyle ki 28 Şubat cuntası, askeri okullarda okutulan Din Kültürü dersine giren subay öğretmenleri, dindar diye fişleyerek irticacı diye ordudan attı. DİN SUBAYI OLARAK ÇAĞIRDILAR Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin tüm okullarda zorunlu hale getirildiği 1980li yılların başında TSK bünyesindeki askeri okullarda da din öğretmeni açığı meydana geldi. Bunun üzerine TSK bir sınav açarak İlahiyat Fakültelerinden din işleri subayı kadrosuna görevli alınacağını duyurdu. Hatta bu fakültelerden öğrenciler şahsen sınava çağrıldı. O dönemde İlahiyat Fakültesi 4. sınıfta okuyan okuyan Arif Çelenk de sınava çağırılanlar arasında yer aldı. Sınavda başarılı olduktan sonra 1978 yılında askeri okula kayıt yaptırarak subay eğitimi almaya başlayan Çelenk, 3 yıllık eğitimin ardından teğmen olarak Çankırı Astsubay Hazırlama Okulunda göreve başladı. ORUÇ TUTMAMALARINI SÖYLE Ancak bu günlerin kısa sürdüğünü, 1982 yılında Bursa Işıklar Askeri Lisesine tayin edilmesinin ardından sorunların başladığını ifade eden Binbaşı Çelenk, şöyle devam etti: 1990a girdiğimizde sıkıntıyı hissetmeye başladık. Bir gün Kurmay Albay Dilaver Gülebakan adlı komutan oruç tutturmayı yasaklamakla ilgili öğrencilere bir beyanat verilmesini istemiş. Komutan da bu görevi bir ilahiyatçıya verelim demiş. Nedeni ise 1 yıl önce görevli olduğu Kıbrısta intihar olayları çok oluyormuş ilahiyatçı subaylar konuşunca intiharlar azalmış. İşte bu ters mantıktan hareketle İlahiyatçılar oruç tutmayın derse tutmayan da azalır diyerek konuşmayı benim yapmamı istedi. ORUÇ BAŞARIYI ARTIRIR Ancak mantık hatası olduğunu bir türlü komutana anlatamadığını anlatan Çelenk, emri veren komutana şu cevabı verdiğini söyledi: Komutanım bilakis oruç tutmak başarıyı düşürmek bir yana aksine yükseltir. Çünkü sahura kalkan öğrenci sınavı varsa yatmıyor, iftarı bekleyen öğrenci sağa sola koşmak yerine kitap okuyor. Ben plan program kısım amiriydim. O dönemde tutulan grafiklere bakıldığında başarının en yüksek olduğu dönemlerin Ramazan ayına denk deldiğini görürsünüz. Çelenk, emri veren komutanın ısrarcı olduğunu ancak kendisinin ise bu talimatı kabul etmediğini söyledi. SÜRGÜN DÖNEMİ BAŞLADI Bu tutumu üzerine emri veren komutanın kendisini göz hapsinde tutmaya başladığını aktaran Çelenk, Bize söyletemeyeceklerini anlayınca da o dönemde ki profesörlerden Oruç tutturmasak ne olur diye fetva aldılar. Kısaca Işıklar Lisesinde yavaş yavaş sorgulamalar başladı dedi. 28 Şubat zihniyetinin Türkiyeyi git gide kıskacına almaya başladığı dönemde Çelenk, sürgün mantığıyla Kıbrısa din işleri subayı olarak gönderildi. 2 yıl sonra da Balıkesir Teknik Astsubay Yetiştirme Okuluna tayin edildi. Çelenk, aynı sıkıntıları yaşadığı Balıkesir Teknik Astsubay Yetiştirme Okulundan da ilginç bir tayine tâbi tutuldu. Eğitim subayı olan Çelenk, bu kez TSKnın teamüllerine aykırı bir uygulamayla Silvan 2. Piyade Tugay Komutanlığına tayin edilerek araziye çıkarıldı. Bu olaylardan dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Muhittin Füsünoğlunun haberi olduğunu dile getiren Çelenk, Cumhurbaşkanı Turgut Özalın 1993te vefat etmesinden sonra baskıların daha da arttığını dile getirdi. Çelenk, 1994 yılına gelindiğinde askeri okullarda toplumun değerlerine sahip, inançlı, namaz kılan öğretmenlerin öğrenciler üzerinde daha fazla etkide bulunduğu gerekçesiyle askeri okullardan kıtalara sürülmeye başlandığını anlattı. MANTIKSIZLIK DİZ BOYU Askeri okullarda öğrencilere dini eğitim ver
Samanyolu Haber
Son Dakika
02.03.2011
DinsubayıdiyealdılardincidiyeattılarDin subayı diye aldılar dinci diye attılar
Askerin ailesini kahreden mektup - Video
Samanyolu Haber
06.12.2010
02:14
Askerdeyken intihar etti denildi, arkadaşından gelen mektup ailesini şok etti.

O da düğüne gider gibi gitmişti askere... Vatani görevi neredeyse sona erecekti. Ancak terhisine 85 gün kala ölüm haberi geldi. Geçtiğimiz şubat ayında Muğla Aksaz Deniz Üs Komutanlığı TCG Çandarlı gemisinde vatanî görevini yaparken hayatını kaybeden Taner Deşin ailesine çocuklarının intihar ettiği söylendi. Ancak Tanerin bir arkadaşı acılı aileyi ziyarete geldi ve onun anlattıkları anne babayı bir kez daha şok etti. İntihar ettiği söylenen Tanerin asker arkadaşına göre bu gizli olay kaçakçılık. Kıbrıstan gemiye yüklenen çok miktardaki sigara ve alkollü içeceğin subay ve astsubaylar tarafından pazarladığını anlatan arkadaşı Tanerin de bu durumu ihbar edeceğini söylediği için öldürüldüğünü iddia ediyor. Tüm bu iddialarını da 5 sayfalık bir mektupla yazılı hale getirmiş. Deş ailesi şimdi hem üzgün hem de tepkili... Mektubu yazan asker terhis oldu, gizli tanık olarak ifade vermeyi kabul etti. Aile de savcılığa suç duyurusunda bulundu. Onların tek isteği evlatlarının kirli bir çıkar çarkını gizlemek için öldürülüp öldürülmediğinin ortaya çıkarılması...
Samanyolu Haber
Son Dakika
06.12.2010
Askerinailesinikahredenmektup-VideoAskerin ailesini kahreden mektup - Video
Albayı ölüme götüren ajandanın sırrı
Samanyolu Haber
03.10.2010
07:19
1994te ?intihar etti denilen Tunceli Jandarma Komutanı Çillioğlunun sır ajandalarından biri daha ortaya çıktı. Ajandada faili meçhullerle ilgili not dikkat çekiyor

Tunceli Jandarma Alay Komutanı Kazım Çillioğlunun ölümünün ardındaki sır perdesi aralanıyor. 3 Şubat 1994te lojmanında ölü bulunan ve kayıtlara ?intihar etti diye geçen Çilloğlunun içinde çok önemli bilgiler bulunduğu bildirilen ve kayıp olan ajandasının dışında bir başka ajandası daha olduğu ortaya çıktı. starın ulaştığı ajandada Çillioğlu, faili meçhul cinayetlere dikkat çekiyor ve kendi el yazısıyla ?Faili meçhul cinayetler liste yapılsın? diyor. Notlarda, delillere göre araştırma yapılıp faili meçhullerle ilgili dosyaların bir an önce kapatılması gerektiği belirtiliyor. YEŞİL ÖLDÜRDÜ, İ.K. ONU AZMETTİRDİ 16 yıldır babasının ölümüyle ilgili delil toplayan, tanıklarla konuşan Gökhan Çilloğlu, babasının faili meçhullerin perde arkasındaki isimleri ortaya çıkardığını, bu nedenle öldürüldüğünü savundu. Babasının kendisine ?Benim ölümüm normal olmayacak? dediğini de aktaran Çillioğlu, babasının ölümünün arkasında general İ. Knın bulunduğunu iddia ederek ?İ. K. ve babamın arasında sorunlar vardı. Babamın girişimiyle görevden alınacaktı. İ.K. lojmanı terkedeceği gün babam öldürüldü, hemen ertesi günü ise görevine döndü? dedi. BABAM YAKALADI, İ.K. İSE SALIVERDİ Gökhan Çillioğlu şöyle devam etti: ?Babamı öldüren kişinin Yeşil olduğunu biliyorum. Görüştüğüm tanıklar, babam ile İ. K. arasında ciddi sürtüşmeler olduğunu anlattı. Babam Tunceliye gitmeden önce Yeşilin elini kolunu sallayarak Alaya girip çıktığını anlattılar. Yeşil, Emniyet Müdürünün makam odasını kendi odası gibi kullanmış. Bölgede işlenen çok sayıda faili meçhul cinayette Yeşilin imzası var. Benim ulaştığım bulgu babamın Yeşili yakaladığı, İ. Knın ise onu saldığı yönünde. Faili meçhulleri bu ekiplerin işlediği bilgisine ulaşan babam bu nedenle öldürüldü.? İ.K. örgüte bilgi sızdırdı Gökhan Çillioğlu babasının cenazesinde yanlarına gelen sivil bir istihbaratçının ?Babanızı Yeşil öldürdü? bilgisini verdiğini kaydederek, sorumlu tuttuğu İ.Kile ilgili ?Askeriye içinde onun için ?PKK paşası deniyor. İşbirliği içinde olduğu söyleniyor. Babam istihbarat alıp operasyona gidiyor ancak gittiğinde PKKlıların kısa süre içinde olay yerini terkettiğini görüyor. Bunun üzerine o bölgeye dinleme ünitesi kurduruyor. Bilgi sızdıranları tespit etmeye çalışıyordu? şeklinde konuşuyor. Odada biri daha vardı Çillioğlu, yıllardır ulaştığı deliller ve tanıklardan edindiği bilgilerden hareketle babasının öldürüldüğü günü ise şöyle anlatıyor: ?Babam lojmana girdikten sonra penceresinden eliyle askerine işaret etmiş. Asker kapıyı gelip çaldığında babam kapıyı aralayıp boş gözlerle ?Teşekkür ederim, gidebilirsin demiş. Babamın kapıyı aralamasından odada bir başka kişinin bulunduğu anlaşılıyor. O gün lojmanda kimsenin bulunmaması, hemen üst katında sadece İ.K.nın bulunması çok şüpheli. Babam öğleden sonra 15.00 sıralarında salonda ölü olarak bulunmuş. O gün görev yerini terkedecek olan İ.K., sivil elbiselerle hemen gelip, ?Soruşturulacak bir şey yok. İntihar etmiş açıklaması yapmış.? İki kez ölümden döndü Kazım Çillioğlu, suikaste kurban gittiği belirtilen Eşref Bitlise çok yakın bir isimdi. Çillioğlu, İzmirde görevli iken Eşref Bitlis tarafından Diyarbakır Alay Jandarma Komutanlığına atandı. Çillioğlu, 17 Şubat 1993 günü düşen ve Orgeneral Bitlisin şehit olduğu uçağa binecekler listesinde iken Bitlisi karşılamak için iki gün önce Diyarbakıra gidince ölümdün kurtulmuştu. Daha sonra Çillioğlunun binmekten son anda vazgeçtiği askeri helikopter düşmüş biri yardımcısı üç subay şehit olmuştu. Çillioğlu, kazadan bir yıl sonra lojmanında başına kurşun sıkılmış olarak bulundu.
Samanyolu Haber
Son Dakika
03.10.2010
AlbayıölümegötürenajandanınsırrıAlbayı ölüme götüren ajandanın sırrı
Bir subay daha intihar etti!
İnternet Haber
17.08.2010
14:10
Deniz Eğitim Komutanlığı’nda Personel Başkanı olarak görev yapan Albay Cihat Kalfa intihar etti.

Devamı İçin Tıklayınız...
İnternet Haber
Son Dakika
17.08.2010
BirsubaydahaintiharettiBir subay daha intihar etti
Bir subay daha intihar etti
Milli Gazete
17.08.2010
13:18
İstanbul Deniz Eğitim Komutanlığında Personel Başkanı olarak görev yapan Albay Cihat Kalfa (48), Muğlanın Marmaris ilçesindeki Aksaz Deniz Üssünde intihar etti. Cumhuriyet Gazetesinin haberine göre ailesiyle deniz üssündeki kampta tatil yapan Albay Kalfa, dün sabah aracının yanında tabancayla başına ateş etti.... devamı
Milli Gazete
Son Dakika
17.08.2010
BirsubaydahaintiharettiBir subay daha intihar etti
Bir subay daha intihar etti
Bugün
17.08.2010
12:34
İstanbul Deniz Eğitim Merkez Komutanlığında görevli albay intihar etti...
Bugün
Son Dakika
17.08.2010
BirsubaydahaintiharettiBir subay daha intihar etti
Bir subay daha intihar etti!
Vatan Gazetesi
17.08.2010
11:59
Deniz Eğitim Komutanlığı?nda Personel Başkanı olarak görev yapan Albay Cihat Kalfa intihar etti.
Vatan Gazetesi
Son Dakika
17.08.2010
BirsubaydahaintiharettiBir subay daha intihar etti
Taraf'ın sürmanşetinde yine skandal
Samanyolu Haber
11.04.2010
13:01
Ailesine önce ?şehit oldu? ardından da ?intihar etti? denilen er Ali Yüksel için son karar: Öldürüldü

Elazığ Jandarma Komando Taburu?nda askerliğini yaparken önce ?teröristlerce şehit edildi? ardından ise ?intihar ettiği? söylenen Jandarma Komando Er Ali Yüksel?in ölümüyle ilgili inceleme başlatan Malatya 2?inci Ordu Komutanlığı Askerî Savcılığı?nın yürüttüğü soruşturma tamamlandı. Askerî savcılık, ?Ali Yüksel?in kimliği henüz belirlenemeyen ve asker olmayan kişilerce öldürülmüş olma ihtimalinin kuvvetli olduğunu? kaydetti. Er Yüksel?in ölümüyle ilgili üç farklı açıklama yapan askerî yetkililer böylece bir skandala imza attı. İşte birbirini izleyen skandallar zinciri... Jandarma Komando Er Ali Yüksel?in ailesine 8 Eylül 2008?de, Çan bölgesi Kızıltaş kırsalında arazi arama ve tarama faaliyetini yaptıkları sırada Yüksel?in ?Allah korkusu olmayan biri kadın biri erkek iki teröristin iftar vakti saldırısı sonucu şehit edildiği? söylendi. Gece vakti haberi duyan anne Fatma Yüksel kalp krizi geçirerek hastaneye kaldırıldı ve kendisine anjiyo yapıldı. Elazığ 8?inci Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığı, kalbinden vurularak ölen Jandarma Komanda Er Ali Yüksel?in kendisini askerlikten muaf tutmak amacıyla intihar ettiği, dolayısıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi ve bu kararı 2 Şubat 2009?da askerin babası Hüseyin Yüksel?e tebliğ etti. Yıkılan baba avukatları aracılığıyla, Malatya 2?inci Ordu Komutanlığı Askerî Savcılığı?na başvurarak, ?Askerlikten muaf tutulmasını isteyen bir insan nasıl olur da kalbine ateş eder. Olsa olsa daha basit bir yerini yaralamak ister. Oysa otopsi raporuna bakıldığı zaman Ali Yüksel?in kalbinin hemen üstünde iki tane mermi deliği olduğu görülüyor? diyerek itirazda bulundu. Aile ayrıca, Ali Yüksel?in cep telefonunda bulunan ve tanımadıkları üç numara ile kıta anket formları ve revir defterlerinin incelenmesini istedi. Mehmetçik Genel Müdürlüğü, er Ali Yüksel?in, ?Silah kazası sonucu şehit olduğunu? belirterek, anne ve babaya ayrı ayrı olmak üzere 11 bin TL ödeme yapılabilmesi için aileden kimlik bilgileri ve bazı evraklar istedi. Evrakları tamamlayan anne ve baba, evlatları silah kazası sonucu şehit olduğu için toplam 22 bin TL tazminat aldı. Ve 22 Mart 2010: Öldürüldü Malatya 2?inci Ordu Komutanlığı Askerî Savcılığı, ailenin yaptığı itiraz sonucu cep telefon numaraları, kıta anket formu ve revir defterlerini inceledi. Cep telefon kaydından kız arkadaşı olduğu anlaşılan Z.C?den ve Ali Yüksel?in asker arkadaşlarından alınan ifadede Ali Yüksel?in intihar etmek için bir nedeninin olmadığı, maddi durumunun da iyi olduğu ortaya çıktı. Ayrıca kıta anket formu ve revir defterinde de intihara neden olabilecek bir psikolojik sorununun olmadığı tespit edildi. Malatya 2?inci Ordu Komutanlığı Askerî Savcılığı, Ali Yüksel?in ölürken bir yeri işaret ettiğini, yapılan tüm araştırmalar neticesinde bunun kesinlikle intihar olmadığının ve Yüksel?in kimliği henüz belirlenemeyen ve asker olmayan kişilerce öldürülmüş olma ihtimalinin kuvvetli olduğuna dikkat çekti. İtirazlarında haklı bulunduklarını belirten Yüksel ailesinin avukatı Hikmet Delebe, ?Dosyamızı Elazığ Karakoçan Cumhuriyet Savcılığı inceleyecek. Fakat kaygımız şu, dosya bu defa Elazığ ile Malatya arasında defalarca gidip gelecek. Askerî savcılık ?siviller öldürmüş olabilir, buna sivil savcılık baksın? diyor, sivil savcılık ise ?hayır buna askerî savcılık baksın? diyor. Kimse bu davaya bakmak istemiyor? dedi Ali Yüksel?in 29 yaşındaki ağabeyi Abit Yüksel ise bir uzman çavuşun kendilerine bakarak ağladığını ve bir şeyler söylemeye çalıştığını ancak karşısındaki binbaşıdan korktuğunu ileri sürdü. Abit Yüksel şunları anlattı: ?Çünkü kardeşimin bazı arkadaşları, ?intihar etti? diyen binbaşıya ?ne intiharı komutanım? deyince, binbaşı onlara sert bir şekilde baktı ve askerler sustu. Binbaşıya mahkeme kanalıyla itiraz edeceğimizi söyledik. Binbaşı bize, ?amacınız nedir para mı, para istiyorsanız verelim? dedi. Aklıma kötü şeyler geliyor, acaba kardeşimi üst rütbeli bir subay mı öldürdü de bu bir sır gibi saklanıyor.? TARAF
Samanyolu Haber
Son Dakika
11.04.2010
TarafınsürmanşetindeyineskandalTarafın sürmanşetinde yine skandal
Bir subay daha intihar etti
Bugün
12.03.2010
11:45
Ankarada subayın esrarengiz intiharı...
Bugün
Son Dakika
12.03.2010
BirsubaydahaintiharettiBir subay daha intihar etti
Bir subay daha intihar etti
Zaman
12.03.2010
11:33
Ankara Polatlıda bir Üstteğmen evinde intihar etti. Üsteğmenin neden intihar ettiği araştırılıyor...
Zaman
Son Dakika
12.03.2010
BirsubaydahaintiharettiBir subay daha intihar etti
Bir subay daha intihar etti
Zaman
12.03.2010
11:33
Ankara Polatlıda bir Üstteğmen evinde intihar etti. Üsteğmenin neden intihar ettiği araştırılıyor...
Zaman
Ana Sayfa
12.03.2010
BirsubaydahaintiharettiBir subay daha intihar etti
Bir emekli subay daha intihar etti
En Son Haber
03.03.2010
16:45
GATA'da şüpheli intihar
Samanyolu Haber
02.03.2010
09:12
Subayların art arda şüpheli intiharlarına dün bir yenisi daha eklendi. Gülhane Askerî Tıp Akademisinde (GATA) görevli Tabip Üsteğmen Sema K., Ankaradaki lojmanında silahıyla intihar etti.

Şüpheli intihar olayını askerî savcılık soruşturuyor. İddiaya göre Sema K. dün sabah saat 10.30 sularında Mamak Askerî Lojmanlardaki evinde silahını başına dayayarak tek kurşunla intihar etti. Kendisi gibi GATAda tabip üsteğmen olarak görev yapan eşi, durumu yetkililere haber verdi. İntihar olayı, Ankara Cumhuriyet Savcılığına da yansıdı. Ancak olaya askerî savcılık el koydu. Polisin lojmanlara girmesine de izin verilmedi. Daha önceki subay intiharlarında olduğu gibi olayı soruşturacak olan askerî savcılık, Sema K.nin eşinin de ifadesine başvuracak. Olayın intihar mı yoksa bir cinayet mi olduğu araştırılacak. Daha önce Ergenekon soruşturmasında adı geçen subayların şüpheli şekilde intihar etmesi, cinayet şüphesini de beraberinde getirmişti. ZAMAN
Samanyolu Haber
Son Dakika
02.03.2010
GATAdaşüpheliintiharGATAda şüpheli intihar
Bir subay daha intihar etti
Samanyolu Haber
30.01.2010
11:55
Tekirdağın Malkara İlçesi 95nci Zırhlı Tugay Komutanlığı Kemalettin Eken Kışlasında görev yapan Asteğmen Alpih Tekin, henüz belirlenemeyen nedenle makamında hap içerek yaşamına son verdi.

Malkara 95inci Tugay Komutanlığı Tugay Karargahında vatani görevini yapan Asteğmen 30 yaşındaki Alpin Tekin, bugün saat 19.30 sıralarında, makamında tek başınayken hap içerek intihar etti. Olay yerinde yaşamını yitiren Asteğmen Tekinin cesedi, odasına giren silah arkadaşları tarafından bulundu. Asteğmen Tekinin cansız bedeni, yapılan incelemenin ardından Malkara Devlet Hastanesinin morguna kaldırıldı, buradan da otopsi yapılmak üzere İstanbul Adli Tıp Kurumuna gönderildi.Ankara nüfusuna kayıtlı ve bekar olan ODTÜ Elektrik- Elektronik Fakültesi mezunu Tekinin intiharı, tugay karargahında şaşkınlık yarattı. Olayla ilgili soruşturma başlatan yetkililer, Alpin Tekinin intihar nedeni araştırıyor. DHA
Samanyolu Haber
Son Dakika
30.01.2010
BirsubaydahaintiharettiBir subay daha intihar etti
'Demirel'in gerçek yüzü ortaya çıktı'
Samanyolu Haber
26.12.2009
23:37
Eski Milli Eğitim Bakanı Hasan Celal Güzel, Kastamonuda çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Güzel, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) 2010 Askeri Şurada demokratikleşme sürecini tamamlayarak cuntacıları tasviye edeceğini savundu. Güzel, demokrasi için kurumlara düşen görevleri sıralayarak, Darbeler olmasaydı dünyanın ilk 10 ülkesi arasında yer alacaktık dedi. Merhum Menderes ve Özaldan sonra Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın da halk tarafından sevildiğini vurgulayan Güzel, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirelin bir zamanlar çok sevildiğini; ancak onun yıllarca insanları aldattığını savundu. Demirel için siyasi münafık ifadelerini kullanan Güzel, Demirelin gerçek maskesinin ortaya çıktığını söyledi. Güzel, demokratik açılımla ilgili olarak da, açılımda PKK ve yandaşlarının dikkate alınmadığını belirtirken, hükümetin 7 yılda yaptığı en büyük işin Ergenekon konusunda ortaya koyduğu kararlılık olduğunu belirtti. Güzel, AK Parti İl Başkanlığının daveti üzerine geldiği Kastamonuda önemli açıklamalarda bulundu. 27 Mayıstan itibaren darbelerin başladığını hatırlatan Hasan Celal Güzel, Ortalama her 10 yılda bir darbelerin yaşandığı ülkemizde demokrasi rejimi sıkıntıya uğramıştır. Eğer Türkiyede 27 Mayıstan itibaren hiç darbe olmasaydı Türkiyede Gayri Safi Milli Hâsıladan fert başına düşen Milli Gelir 8 bin dolar değil, 30 bin dolar olurdu ve Türkiye dünyanın ilk 10 ülkesi arasında yer alırdı. İşte demokrasi yenilir mi içilir mi diyenlere cevap. Demokrasi hem yenilir hem içilir. Eğer boğazınızdan geçen üç lokmadan ikisini alamıyorsanız, bunun sebebi o rejimi yerine oturtamamanızdır. şeklinde konuştu. 14 Mayıs 1950 tarihinin Türkiyede demokrasi bayramı olarak kutlaması gerektiğini kaydeden Hasan Celal Güzel, Rahmetli Menderes ve arkadaşları iktidara gelmiş, rahmetli Menderesi halkımız çok sevmiş, halka yakın tavırları çok hoşuna gitmiştir. Daha sonra iki kişi daha buna benzeyecektir. Rahmetli Turgut Özal ve şimdiki Başbakanımız Sayın Recep Tayip Erdoğan. Burada yiğidi öldürüp hakkını verelim. Ortada pek yiğit yok ama Süleyman Demirel de bir zamanlar halk tarafından tutulmuştur. Adam bizi senelerce aldattı. Kabul etmek lazım. Süleyman Bey gerçekten bir zamanlar halkın sevdiği bir liderdi. O zaman gerçek yüzünü görememiştik. Maskesi ortaya çıkmıştır. O maske hiçbir zaman Türkiyenin değer yargılarına uymayan, tam bir siyasi münafık maskesini ortaya çıkaran bir maskedir. Halka rağmen darbe yapılmasının çok zor olduğunu kaydeden Güzel, Günümüzde darbe yapılırsa halkın mukavemet etme ihtimali de gözden uzat tutulmamalıdır. Bu yüzden Türkiyede darbecileri, anti-demokratik şekilde siyasete müdahale edenlere caydırıcı bir ortam olmaya başlamıştır. Bu da fevkalâde önemlidir. Türkiyede son zamanlardaki bir takım sıkıntıları bununla izah etmek lazım. dedi. Güzel, şöyle devam etti; Dikkat ederseniz Başbakan Yardımcısını (Bülent Arınç) bir albay ve bir binbaşı takip ediyor. Arkasından Genelkurmay Başkanı bir açıklama yapıyor. Bu açıklama kesinlikle tatmin edici değil. Bir köstebek var da onu takip ediyoruz diyor. Hâlbuki adreslerin içinden başka bir şey çıkıyor. Kısa bir süre önce 5 subay intihar ediyor. Sebebi belli değil. Ya Donanma Komutanı, Deniz Kuvvetleri Komutanına kadar suikast iddiası var, uyuşturucu mafyasından irtibat iddiası var, Ergenekon çetesinden irtibatlı iddiası var ve darbeci olma ihtimalleri var. Kafes Planı diye bir plan ortaya atılıyor. Gayrimüslimleri öldürüp Müslümanların üzerine atacaksınız. Ülkemizin dışarıda itibarını yok edeceksiniz. Gerici dediğiniz iktidarı alaşağı edeceksiniz. Muhalif olacaksınız. Aynı Danıştay cinayetinde olduğu gibi. Danıştay cinayetini Ergenekon yapacak -gerçi bunlar kesinlik kazanmadı- ama çok rahatlıkla söylenebilir. Sonra bunu başörtüsü için yaptı diyeceksiniz. Senelerdir bu oyun oynanıyor. Artık bu oyunu halkımız görmeye başladı. AK Partinin 7 yıllık iktidarı döneminde bence yaptığı en büyük iş bu Ergenekon meselesidir. Konuşmasında demokratik açılıma da değinen Güzel, Demokratik açılımda hiçbir zaman PKK ile terör örgütüyle, terörist başıyla veya DTP ile yapılan pazarlık neticesinde değil veyahut eski sosyalist şimdiki liberal bir avuç fildişi kulelerinde oturan aydınların dolduruşuna gelerek yapılan bir açılım değil. Kırmızıçizgiler bellidir. Türkiye Anayasasının üçüncü maddesindeki hükmü bellidir. Bunun hiçbir şekilde değiştirilmeyeceği hem Başbakan hem de İçişleri Bakanı hem de Cumhurbaşkanı tarafından defaatle söylenmiştir. Belki daha önce bunlar söylenmiştir. Bu tartışmalar, bu istismarlar meydana gelmeyecekti; ama şu anda kesinlikle bellidir. Başbakan gittiği her yerde tek bayrak tek vatan tek millet ifadesini sloganlaştırdı. ifadelerini kullandı. TSKnın artık kendi içini düzeltmek ve darbeci odaklarını suç odaklarını tasfiye etmek durumunda olduğuna değinen Güzel, 2010 Askeri Şurada cuntacıların tasfiye edileceğini iddia etti. Güzel, şöyle devam etti: E
Samanyolu Haber
Son Dakika
26.12.2009
DemirelingerçekyüzüortayaçıktıDemirelin gerçek yüzü ortaya çıktı
Subayların sır ölümleri Meclis'e geliyor
Samanyolu Haber
23.12.2009
14:32
Deniz Yarbay Ali Tatarın intiharının ardından subayların sır ölümleri Meclise geliyor.

Bağımsız İstanbul Milletvekili Ufuk Uras, sır ölümlerin altındaki gerçeklerin ortaya çıkarılması amacıyla Meclis Araştırma Komisyonu kurulması teklifinde bulunacağını söyledi. CİHANa konuşan Uras, Genelkurmay Başkanlığının subay ölümleri konusundaki sessizliğini eleştirirken, Meclisin bu konuda inisiyatif almasını istedi. Konunun yargıya yansımış olmasının yeterli olmadığını ifade eden Uras, Her konu için yargıya intikal etmiş deyip işin içinden çıkılıyor. Bu durumu anlamak mümkün değil. Geçmişte de bazı olaylar yargıya intikal etmişti ama Meclis Araştırma komisyonları da kuruldu. dedi. Uras, ölümleri psikolojik harekatın bir parçası gördüğünü söyledi. Normal bir insanın intihar etmesinin çok zor olduğunu kaydeden Uras şunları söyledi: Belli ki psikolojisi bozulan insanlar. İnsanlar kolay kolay intihar etmezler. Bunu ortaya çıkarmak lazım. Nasıl bir baskı var acaba? Nasıl bir basınç altında kalıyorlar da. Acaba üstlerini ele vermemek için mi bunu yapıyorlar. Üzerine gitmek gerekir. Ölenlerin cunta ve Kafes eylem planlarının merkezi olan Deniz Kuvvetlerindeki subaylar olmasının anlamlı olduğuna dikkat çeken Uras, bunları münferit olaylar olarak görmediğini ifade etti. Uras, Bu subaylara, nasıl bir baskı yaşıyorlar ki bunu kaldıramayacak hale geliyorlar acaba? Ergenekon kapsamında yargılanan ya da bilgisine başvurulan insanlar olmaları da önemli. Burada bir örgütlenme olduğunu biliyoruz. Ölümler bunun ortaya çıkarılmasının önüne geçmek amaçlı olabilir. Çünkü iki arada bir derede kalıyorlar. Zincirleme bir olay bu. Ortada bir zincir var yani. Subaylar üzerinde bu zincirin içerisindeki insanların da çok büyük baskılarının olduğunu düşünüyorum. Bazı insanların kullanılıp daha sonra kendi hallerine bırakılmış olabilir. Yani kendi sorunu kendin çöz noktası çok ağır bir durumdur. Ayrıca bu insanların intihar edip etmediği de net değil. değerlendirmesinde bulundu. GENELKURMAY SESSİZ MECLİS HAREKETE GEÇSİN Uras, Genelkurmay Başkanlığının sır ölümlerle ilgili açıklama yapmamasını da eleştirdi. Milletvekili Uras, bu durum için Demek ki açıklama yapmak istemiyorlar ya da diyeceklerini bilememe halidir sanırım. Yoksa her siyasi konuda diyecek sözü olanların bu konuda açıklama yapması manidardır. ifadelerini kullandı. Uras, bu ölümlerin gerçek sebebinin ortaya çıkması için Meclisin devreye girmesi gerektiğini söyledi. Bunun için Mecliste bir araştırma komisyonunun kurulması için teklifte bulunacağını açıklayan Uras, Konunun üzerine giderek araştırmak lazım. Yoksa her konuyu hasıraltı edip durumu insanların psikolojisi ile açıklamak yeterli değil. Bunun peşini bırakmamak gerekir. Özellikle parlamenterler olarak elimizden geleni yapmamız lazım. Gerçekten tek derdimiz var. Bu memlekette hiçbir şey gizli saklı kalmasın, gerçekler ortaya çıksın diyoruz. Bunun için konuyu Meclise taşıyıp bu konuda bir araştırma komisyonunun kurulmasını teklif edeceğim. şeklinde konuştu. (CİHAN)
Samanyolu Haber
Son Dakika
23.12.2009
SubaylarınsırölümleriMeclisegeliyorSubayların sır ölümleri Meclise geliyor
Dün niye bir subay daha intihar etti?..
Vatan Gazetesi
23.12.2009
04:58
Reha Muhtar -
Vatan Gazetesi
Son Dakika
23.12.2009
Dünniyebirsubaydahaintiharetti?Dün niye bir subay daha intihar etti?
İntihar mı, cinayet mi? - Video
Samanyolu Haber
21.12.2009
23:03
Muvazzaf Yarbay Ali Tatar Deniz Kuvvetlerinde son iki yılda şüpheli şekilde ölen 6. subaydı.

Bu subayların ortak noktası, darbe günlükleri, kafes planı, amirallere suikast ve Bahriyedeki yolsuzluk iddiaları ile ilgili çok şey biliyor olmalarıydı. 6 subayın ard arda ya şüpheli bir kazada ya da şüpheli bir intiharla hayatlarını kaybetmesi kafalarda kocaman soru işaretleri bıraktı. Oramirallere suikast planı ile ilgili suçlanan Muvazzaf Yarbay Ali Tatarın intiharı, Deniz Kuvvetlerinde son iki yılda yaşanan 6. şüpheli ölüm vakası. Soru işaratleri ile dolu ilk olay 2 Mayıs 2007de yaşandı. Emekli Deniz Albay Birol Atakan trafik kazasında hayatını kaybetti. Atakan, 28 Şubat sürecinde Oramiral Güven Erkaya ile çalışmıştı. Görevde olduğu dönemde eski Deniz Kuvvetleri Komutanları Yener Karahanoğlu ve Darbe Günlüklerinin sahibi Özden Örnek arasında köprü görevi yaptığı ileri sürüldü. İddialara göre Atakan, Deniz Kuvvetlerindeki Ergenekoncu yapılanma hakkında çok önemli bilgilere sahipti ve atama ve terfileri de örgütün istekleri doğrultusunda yaptı. Kısacası milletin gözbebeği orduya sızan cuntacı yapılanmayı isim isim biliyordu. Yüzbaşı Olgun Vuralın ölümü de kayıtlara intihar olarak geçti. Vuralın, komutanlıktaki yapılanmayı deşifre eden listenin ortaya çıkmasından sorumlu tutulduğu iddia edildi. Muvazzaf subay, evinde intihar etmeden önce Bulmacanın parçaları beni gösteriyor ama ben değilim şeklinde bir not bırakmıştı. Ancak Olgunun eşi ve kızı silah sesi duymadıklarını söyledi. Otopsi raporu da intihar olduğu söylenen olaydaki terslikleri ortaya koydu. Otopsi raporuna göre merminin küçük olması gereken giriş deliği büyük; Büyük olması gereken çıkış deliği ise küçüktü. Güney Deniz Saha Komutanlığında görevli Hakim Yarbay Tanju Ünal ise makam odasında ölü bulundu. Olay, kamuoyuna intihar olarak yansıtıldı. Ünal, Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral İlhami Erdili yargılayan ve rütbelerinin sökülmesine karar veren askeri hakimdi. Tabip Yarbay Nursal Gedik de resmi kayıtlara göre intihar etti. Kuzey Deniz Saha Komutanlığında görevli Yarbay Gedikin komutanlıkta dönen uyuşturucu ve kirli ilişkiler konusunda önemli bilgilere ulaştığı için öldürüldüğü öne sürülüyor. Yarbay Ali Tatardan önce Deniz Kuvvetlerindeki son şaibeli ölüm daha iki ay önce yaşandı. Albay Ali Belgütay Varımlı var. Varımlı Sarıkız ve Ayışığı Darbe Planlarını deşifre eden subaydı. İddiaya göre darbe çalışmalarından dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkökü, Varımlı haberdar etmişti. İddia edilen ETÖ hakkında çok şey bildiği söylenen Varımlı da diğer 5 subay gibi şüpheli bir şekilde can verdi.
Samanyolu Haber
Son Dakika
21.12.2009
İntiharcinayetmi?-Videoİntihar mı cinayet mi? - Video
Garip saldırıdaki sır perdesi - İzle
Samanyolu Haber
21.12.2009
23:03
Ergenekonun telekulağı olduğu iddia edilen emekli Tuğgeneral Levent Ersöz susturulmak mı isteniyor?

Önceki gün emekli generalin yattığı hastanede silahların patlaması bu yöndeki kuşkuları artırdı. Şimdi soru şu: İddia edilen ETÖnün ordu içindeki yapılanmasıyla ilgili bilgisi olan 6 subay gibi Ersöz de şüpheli bir şekilde ölecek ya da intihar mı edecekti? Ya da silahlı şahıs Ersöze bir mesaj mıydı? İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Hastanesinin koridorlarında yaşanan olay gözleri yeniden Ergenekon tutuklusu Levent Ersöze çevirdi. Emekli Uzmançavuş olduğu öğrenilen bir şahıs, hem de iki silahla Ersözün tedavi gördüğü Enfeksiyon hastalıkları bölümüne girmeye çalışmıştı. Levent Ersöz tutuklandığı günden bu yana her fırsatta,öldürülme riski olduğunu dile getiriyordu. Ard arda şüpheli ölümlerin yaşandığı bugünlerde böylesi bir olay da Ersöz de mi susturulmaya çalışılıyor? sorusunu akıllara getirdi. Zira Levent Ersözün de son günlerde kaza ya da intihar şeklinde hayatını kaybeden diğer subaylar gibi iddia edilen ETÖ hakkında çok şey bildiği ileri sürülüyordu. Ersözün, özellikle Şener Eruygur dönemi ve sonrasındaki cuntacı yapılanmaya dair önemli bilgilere sahip olduğu konuşuluyordu. Ancak o yakalandığı günden bu yana soruşturmayı yürüten savcılara tam olarak ifade vermedi. Tutukluluk süresinin hemen hemen tamamını hastanede geçiren Ersöz, aylarca tahliye kararı bekledi. Ne var ki bu beklentisi bir türlü gerçekleşmedi. Aynı iddialarla tutuklu Orgeneralller Şener Eruygur ve Hurşit Tolonun tahliye kararlarından sonra internet sitelerine ilginç bir ses kaydı düştü. Kayıttaki kişi açıkça beni de kurtarın yoksa konuşurum tehdidi yapıyordu. Ses kaydındaki bu kişinin Levent Ersöz olduğu ileri sürüldü. Yalanlayan da olmadı. Ersöz en son mahkemeye bir mektup göndererek ifade vereceğini yazdı. Mektupta Jandarma Karargahındaki çalışma sistematiğini de anlatıyordu. Eruyguru Herşeyden sorumlu komutan ilan etti. Ersöz çok ilginç bir şey daha yaptı ve o güne kadar adı hiç geçmeyen bazı komutan isimleri de verdi. Levent Ersöz ile örgütün üst kademesi arasında bir restleşme görüntüsü veren bu açıklamaların ardından silahlı bir şahsın ortaya çıkması kafaları karıştırdı. Üstelik Ersözün bugünlerde ifadesini yazılı olarak vermeye hazırlandığı da ortaya çıktı. Şimdi kamuoyu, Ersözün hastanesine iki silahla girmeye çalışan şahsın bağlantılarını ve daha da önemlisi Ersözün ifadelerinde neler yazdığını merak ediyor.
Samanyolu Haber
Son Dakika
21.12.2009
Garipsaldırıdakisırperdesi-İzleGarip saldırıdaki sır perdesi - İzle
Donanmada sır intiharlar - Video
Samanyolu Haber
30.11.2009
20:39
Emekli Deniz Albay Belgütay Varımlının şaibeli ölümü, Deniz Kuvvetlerindeki diğer şaibeli ölümleri gündeme taşıdı.

Ergenekon, cephanelikler ve darbe planlarıyla birlikte gözlerin çevrildiği Deniz Kuvvetlerinde iki yılda 5 rütbeli subay ilginç şekilde öldü. Sırlarıyla ölen subayların önemli ilişkileri ise bir hayli dikkat çekiyor. Emekli Deniz Albay Belgütay Varımlı evinin balkonundan düşerek can verdi. Basına ilk önce intihar olarak yansıyan olay, taşıdığı soru işaretleri ile dikkatleri çekti. Albay Varımlının şaibeli ölümü, diğer şaibeli ölümleri de hatırlattı. Çünkü Ergenekon ve Kafes soruşturmasında çok sayıda subayın sorgulandığı Deniz Kuvvetlerinde son 2 yılda 5 rütbeli subay şüpheli şekilde hayatını kaybetti. Şaibeli ilk olay 2 Mayıs 2007de meydana geldi. Emekli Deniz Albay Birol Atakan bir trafik kazasında hayatını kaybetti. Atakan 28 Şubat sürecinde Oramiral Güven Erkaya ile, daha sonra ise Deniz Kuvvetleri Komutanı Yener Karahanoğlu ile çalıştı. Darbe planlarında ismi geçen eski kuvvet komutanı Özden Örnek ile Karahanoğlu arasındaki köprü isim olduğu iddia edilen Atakanın Komutanlıktaki Ergenekoncu yapılanma hakkında önemli bilgilere sahip olduğu ileri sürülüyor. Atakanın Örnek ve Karahanoğlu döneminde amiralliğe aday komutanların bilgilerine ulaşıp, haklarında olumlu-olumsuz kanaatler oluşmasını sağladığı ve böylece Ergenekonun istediği veya istemediği şahısların atama, terfi işlemlerine etki ettiği iddia ediliyor. Ayrıca Eski ve yeni komutan arasındaki gizli görüşmeleri de Atakanın ayarladığı ileri sürülüyor. Şüpheli bir şekilde ölen diğer isim ise Yüzbaşı Olgun Vural oldu. Vuralın komutanlıktaki yapılanmayı deşifre eden listenin ortaya çıkmasından sorumlu tutulan kişi olduğu ileri sürülüyor. İddianamenin eklerinde ismi geçen Vuralın komutanlığa bağlı okullarda Ergenekon adına Yüzbaşı Ali T. ve Binbaşı Ümit K. ile hareket ettiği belirtiliyor. Komutanlığa ait evinde intihar eden Vuralın eşi ifadesinde, eşinin olaydan bir gün önce Ümit K. ile buluştuğunu ve sonrasında sabaha kadar uyamadığını söyledi. Vural geride bıraktığı mektupta, Ümit K.ya hitaben Bulmacanın parçaları beni gösteriyor ama ben değilim şeklinde bir not bıraktı. Olgunun eşi ve kızı silah sesi duymadıklarını söylerken otopsi raporunda ilginç bir not vardı. Rapora göre merminin giriş deliği küçük olması gerekirken büyük; çıkış deliği ise büyük olması gerekirken küçüktü. Güney Deniz Saha Komutanlığında görevli Hakim Yarbay Tanju Ünal ise makam odasında ölü bulundu. Olay, kamuoyuna intihar olarak yansıdı. Ünal, Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral İlhami Erdili yargılayarak rütbelerini söktüren askeri hakimdi. Kuzey Deniz Saha Komutanlığında görevli Tabip Yarbay Nursal Gedik de resmi kayıtlara göre intihar etti. Yarbay Gedikin komutanlıkta dönen uyuşturucu ve kirli ilişkiler konusunda ulaşmaması gereken bazı bilgileri elde ettiği için öldürüldüğü ileri sürülüyor. Nursal Gedikin cenaze törenine rütbeli personelin katılmasına izin verilmediği de iddia edilmişti. Şaibeli ölümlerin son halkasında ise Albay Varımlı var. Varımlının Sarıkız ve Ayışığı Darbe Planlarını deşifre eden subay olduğu ortaya çıktı. Darbe çalışmalarından dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkökü, Varımlının haberdar ettiği ileri sürülüyor. Varımlı ayrıca rütbeleri sökülen Oramiral Erdil aleyhine mahkemede ifade vermişti.
Samanyolu Haber
Son Dakika
30.11.2009
Donanmadasırintiharlar-VideoDonanmada sır intiharlar - Video
Bahriyeli 5 subayın sırlarla dolu ölümü
Samanyolu Haber
30.11.2009
07:38
Ergenekon, cephanelikler ve darbe planları ile gözlerin çevrildiği Deniz Kuvvetleri?nde iki yılda 5 rütbeli subay sırlarıyla birlikte öldü. Subayların ilişkileri sis perdesini kalınlaştırıyor

Ergenekon ve Kafes Eylem Planı soruşturmasında çok sayıda muvazzaf subayın sorgulandığı Deniz Kuvvetleri Komutanlığı?nda son iki yıl içinde 5 rütbeli subay şüpheli şekilde hayatını kaybetti. İstanbul?daki evinin balkonundan düşerek yaşamını yitirdikten sonra Ayışığı Darbe Planı?nı deşifre eden subay olduğu ortaya çıkan Emekli Deniz Albay Belgütay Varımlı?dan önce Ergenekon soruşturmasında ismi iddianame eklerinde yer alan Yüzbaşı Olgun Vural askeri lojmanda ölü bulunmuştu. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı?ndaki yapılanmaya ait bilgileri sızdırdığı ileri sürülen Yüzbaşı Vural?ın ardında bıraktığı intihar mektubu dikkat çekiciydi. Listede ismi geçen Binbaşı Ümit K.?ya hitaben yazılan mektupta ? Bulmacanın parçaları beni gösteriyor ama ben değilim. Bana inanın, Ümit K. bana inan? sözleri Vural?ın yoğun baskı altında olduğunu gösteriyordu. Olgun Vural?ın beylik tabancasıyla intihar ettiği resmi kayıtlara geçti. PAŞALARIN ÇALIŞMA ARKADAŞI Deniz Kuvvetleri Komutanlığı?ndaki şüpheli ölümler zincirinin ilk halkası 2 Mayıs 2007?de Ankara yakınlarında şaibeli bir trafik kazasında yaşamını yitiren Emekli Deniz Albay Birol Atakan oldu. 28 Şubat sürecinde Oramiral Güven Erkaya ile birlikte çalışan Atakan daha sonra Deniz Kuvvetleri Komutanı olan Yener Karahanoğlu?nun da emir subayı oldu. Komutanlıktaki Ergenekoncu yapılanma hakkında bir çok bilgiye sahip olan Atakan, eski kuvvet komutanı Özden Örnek ile Karahanoğlu arasındaki köprü isim olarak biliniyordu. KOMUTANLARIN ORTAK?HAFIZASI Kuvvet komutanlarının birbirine devrettiği bir ?hafıza defteri? özelliği taşıyan Atakan, Özden Örnek ve Yener Karahanoğlu zamanında amiralliğe aday komutanların bilgilerine ulaşıp, haklarında olumlu-olumsuz kanaatler oluşmasını sağladığı ve böylece ETÖ?ün istediği-istemediği şahısların Deniz Kuvvetlerinde atama, terfi işlemlerine etki etti. Eski ve yeni komutan arasındaki gizli görüşmeleri de Atakan?ın ayarladığı belirtiliyordu. Sırlarıyla birlikte ölen Atakan?ın, Adana-Yüreğir Hadep İlçe Teşkilatı yönetiminde görevli olan Suphi Karakeçeli?yle irtibat halindeyken kardeşi Selda B.?nin DHKP-C Örgüt mensubu Nihat B. ile irtibatlı olduğu istihbarat notlarına da yansımıştı. Darbe planlarını deşifre etti Ölümü şüpheli bulunan son denizci Kadıköy?deki evinin balkonundan düşerek yaşamını yitiren emekli Albay Belgütay Varımlı oldu. Varımlı?nın ölümünden sonra Sarıkız ve Ayışığı Darbe Planları?nı deşifre eden subay olduğu ortaya çıktı. Şener Eygur ve arkadaşlarının darbe çalışmalarından dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök?ü, Varımlı?nın haberdar ettiği öğrenildi. Rütbeleri sökülen Oramiral İlhami Erdil aleyhine mahkemede ifade veren Varımlı, Özel Kuvvetler Komutanlığı ve MSB Teftiş Kurulu Başkanlığı?nda da görev yapmıştı. ?Bulmacadaki kayıp parça ben değilim? Şüpheli bir şekilde yaşamını yitiren diğer bir Deniz Kuvvetleri personeli ise Yüzbaşı Olgun Vural oldu. Vural, Ergenekon soruşturmasını yürüten savcıların komutanlıktaki yapılanmayı deşifre eden listeyi ele geçirmesinden sorumlu tutulan kişiydi. İddianamenin eklerinde ismi geçen Vural?ın komutanlığa bağlı okullarda ETÖ adına Yüzbaşı Ali T. ve Binbaşı Ümit K. ile hareket ettiği belirtiliyordu. OTOPSİ?RAPORUNDA?ÇELİŞKİ Vural?ın komutanlığa ait evinde intihar etmesinden bir gün önce Ümit K. ile buluştuğu ve o gece sabaha kadar uyamadığı eşinin ifadelerine yansıdı. Olgun Vural?ın ardında bıraktığı mektupta Ümit K.?ya hitaben ? Bulmacanın parçaları beni gösteriyor ama ben değilim. Bana inanın, Ümit K. bana inan? dediği intihar mektubu da sis perdesini aralayamadı. Olay esnasında evde bulunan Olgun?un eşi ve kızı silah sesi duymadıklarını belirtirken otopsi raporuna göre mermi giriş ve çıkış deliği arasında da uyumsuzluk vardı. Küçük olması gereken giriş deliği büyük, büyük olması gereken çıkış deliği ise küçüktü. ORAMİRALE RÜTBE SÖKTÜREN YARBAY Deniz Kuvvetleri?ndeki ikinci şüpheli ölüm olayı İzmir?de meydana geldi. Güney Deniz Saha Komutanlığı?nda görevli Hâkim Yarbay Tanju Ünal, karargâhtaki makam odasında ölü bulundu. Kamuoyuna tabancayla intihar ettiği açıklanan Ünal, Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı İlhami Erdil?i yargılayarak rütbelerini söktüren askeri hakimdi. Ünal?ın Hizbullah terör örgütü ve Batı Çalışma Grubu?nun kuruluş aşamalarını çok iyi bildiği, aktif olarak çalıştığı, sonrasında Hizbullah?ın çözülmesinde rol oynadığı belirtiliyordu. Sis perdesi altında yaşamını yitiren Tanju Ünal?ın irtibatları da dikkat çekiciydi. Gen. Kur. Adli müşaviri Tuğg. Hıfzı Çubuklu ve kardeşi Albay Orhan Çubuklu ile yakın ilişki içinde olan Ünal?ın İsmail Ağa cemaati üyesi Hüseyin Yıldırım ve kardeşi Zeliha Tanrısever ve radikal dini grup olan Haksöz üyesi Oktay D. ve Akın A. ile irtibatı olduğu ileri sürüldü. Cenazesine kimse gelmedi 2007 Yılının 11 Kasım?ın da da Kuzey
Samanyolu Haber
Son Dakika
30.11.2009
Bahriyeli5subayınsırlarladoluölümüBahriyeli 5 subayın sırlarla dolu ölümü
ASELSAN'da bir sır ölüm daha
Samanyolu Haber
22.10.2009
09:55
Aselsandaki sır ölümlere bir yenisi daha eklendi. Bu da intihar olarak açıklandı.

ASELSANın Komuta Kontrol ve Haberleşme Yazılım Mühendisliğinin uçak komuta kontrol merkezi bölümünde başarılı işlere imza atan genç mühendis Burhaneddin Volkanın, 3 arkadaşının şüpheli şekilde hayatlarını kaybetmesinin ardından yedek subay olarak vatani görevini yapmak üzere gittiği Ankaradaki birliğinde hayatını kaybettiği belirlendi. ASELSANın 3 başarılı mühendisinin ölümünün ardındaki sis perdesi bir türlü aydınlatılamazken, kurum mühendislerinin bir tanesinin daha şüpheli bir şekilde hayatını kaybettiği belirlendi. ASELSANın Komuta Kontrol ve Haberleşme Yazılım Mühendisliğinin uçak komuta kontrol merkezi bölümünde başarılı işlere imza atan Hacettepeli genç mühendis Burhaneddin Volkanın, 3 arkadaşının şüpheli şekilde hayatlarını kaybetmesinin ardından kurumdan ayrıldığı ve yedek subay olarak vatani görevini yapmak üzere gittiği Ankaradaki birliğinde hayatını kaybettiği öğrenildi. Hacettepe Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünden mezun olduktan sonra ASELSANa mühendis olarak giren ve burada uçak komuta kontrol merkezi bölümünde çalışan 8 mühendisten biri olan Volkan, kurum bünyesindeki 3 mühendisin şüpheli şekilde hayatını kaybetmesi üzerine endişeye kapılarak kurumdan ayrıldı. Yedek subay olarak askere alınan Burhaneddin Volkan, önce Tuzla Piyade Okulu, ardından Ankara Kızılaydaki Bando Okullar Komutanlığındaki birliğine gönderildi. Mühendis Burhaneddin Volkan, asteğmen rütbesi ile gittiği birliğinde nöbet esnasında şüpheli bir şekilde hayatını kaybetti. Askeri yetkililer ailesine Volkanın intihar ettiğini bildirdiler. Aileye kışladan gelen telefonlarda hiç de iç açıcı şeyler anlatılmadı. 8 Ekim 2007 günü hayatını kaybeden Burhaneddin Volkanın babası Mahmud Volkan, oğlunun ölümü ile ilgili Kara Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Savcılığına gerekli dilekçeleri sundu. Konunun aydınlatılmasını isteyen baba hiçbir sonuç alamadı. Savcılık ?kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. Aile bu karara Askeri İdare Mahkemesi nezdinde itiraz etti. Aile şimdi yargıdan gelecek son kararı bekliyor. 2006-2007 yıllarında 6 ay içerisinde ASELSANda 3 mühendis şüpheli bir şekilde ölmüştü. İlk ölüm olayı 7 Ağustos 2006 tarihinde görülürken, 16 Ocak 2007 ve 26 Ocak 2007 tarihlerinde de iki vaka daha yaşandı. Ölen Hüseyin Başbilen, Ali Ünal ve Evrim Yançeken isimli 3 mühendis de ODTÜ mezunu ve ASELSANda gizli yürütülen silah projelerinde görev yapıyorlardı. Bir dönem Aselsanda çalışan mühendis asteğmen Zafer Oluk da görev yaptığı İstanbul 1. Zırhlı Tugay Komutanlığında 2008 yılının Mayıs ayında hayatını kaybetmişti. Zafer Olukun elektrik kazası sonucu öldüğü açıklanmıştı. VAKİT
Samanyolu Haber
Son Dakika
22.10.2009
ASELSANdabirsırölümdahaASELSANda bir sır ölüm daha
Çevik Bir hakkında şok iddia !
Samanyolu Haber
14.07.2009
21:24
Tabip Kıdemli Albay Prof. Dr. Mustafa Kahramanyolun 1997de Yüksek Askerî Şûra (YAŞ) kararlarıyla ordudan atılması konusunda ilginç iddialar ortaya atıldı.

ahramanyolun eski eşi Nurcan Akçay, kocasının irticacı diye ordudan atılması için aralarında dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Çevik Birin de olduğu üst rütbeli bazı subayların kendisine para ve iş teklif ettiğini, asılsız mektup yazdırdıklarını öne sürdü. Bu mektup sebebiyle Akçaya Mehmetçik Vakfında iş verilmiş. Ancak Albay Kahramanyol, açtığı boşanma davasında bu duruma dikkat çekince Akçay, Çevik Birin yazısıyla 1998de işten çıkarılmış. Albay, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurunca Genelkurmayın davayı kaybetmemesi için ikinci bir mektuba daha ihtiyaç duyulmuş. Akçay, bu talebi de yerine getirmiş ve bunun karşılığında Mehmetçik Vakfının İstanbul TEM Otoyolu üzerindeki akaryakıt tesislerinde çalışmaya başlamış. Fakat buradan da yolsuzluklara göz yummadığı için kovulmuş. Nurcan Akçay, Genelkurmay eski 2. Başkanı emekli Orgeneral Çevik Birin Belçikada NATO karargahında görev yaparken yaşanan bir olaydan dolayı Kahramanyola karşı kin beslediğini savunuyor. Akçaya göre Bir, kendisini kullanarak irtica kılıfıyla eski kocasından intikam aldı. Albay Mustafa Kahramanyol, eski eşinin söylediklerini hayretler içerisinde okuduğunu belirtiyor. daleti Savunanlar Derneği Onursal Başkanı Prof. Dr. Ahmet Alper, Nurcan Akçayın açıklamalarıyla ilgili olarak savcıları göreve çağırıyor. Prof. Dr. Alper, Kahramanyolun eski eşinin ifadelerinin 28 Şubat sürecinde yaşanan ahlaksızlıklara ve çete faaliyetlerine iyi bir örnek teşkil ettiğini söylüyor. 28 Şubat sürecinde buna benzer çete faaliyetlerinin yürütüldüğünü iddia eden Prof. Dr. Alper, 28 Şubat döneminde ne şekilde ahlaksızlıklar yapıldığını bu açıklamalar çok iyi şekilde göstermektedir. Silahlı Kuvvetler içerisinde bazı insanlar kendi fikirlerinde olmayan kişileri tasfiye etmek için her türlü yolu denemişlerdir. Sen böyle dersen, sen böyle yaparsan, biz sana iş buluruz, para buluruz diyen bir grup var. Maalesef bunlar YAŞ kararlarının yargı denetimine açık olmaması sebebiyle olan işlemler. YAŞ kararları bu şekilde devam ettiği sürece Türkiyede hukuk devletinden bahsedilemez. Bu açıklamalar karşısında savcıların hiç vakit kaybetmeden takibat başlatmasını istiyoruz. şeklinde konuşuyor. Mustafa Kahramanyol ise eski eşinin söylediklerini küçük dilini yutarak okuduğunu belirtiyor. Aradan geçen sekiz yıl içinde çok zor günler yaşadığını anlatan Kahramanyol, YAŞ kararları ile Silahlı Kuvvetlerden uzaklaştırılan bin 500 kişinin hakkının geri verilmesini istiyor. Her biri üniversite bitirmiş yetişkin olan çocuklarının kendisine Baba biz seni çok seviyoruz. Ama bu işin içinde hakikaten bir şey yok mu? İrticai olaylara karışmış olamaz mısın? diye sorduklarını anlatan Kahramanyol, Bir babanın böyle bir soru ile karşılaşması bile ağırdır. diyor. Kendisi gibi sıkıntı çeken YAŞzedelerin sıkıntılarının giderilmesi için TBMMyi göreve çağırdığını ifade eden Kahramanyol, şöyle devam etti: Gerekli Anayasa değişikliği yapılmalı. Bizlere yapılanlar utanç verici bir hukuk çiğneme olayıdır. Normal şartlarda her kuvvet komutanı disiplinsiz olarak mütalaa ettiği her subayı resen ordudan çıkarabilir. Ama bu takdirde bu subay Askerî Yüksek İdare Mahkemesi nezdinde dava açabiliyor. YAŞ tarafından çıkarıldığı takdirde hakkını arayamıyor. Bu, hukukun çiğnenmesidir. Kanun çiğnenmesi değil; çünkü bunlar ihtilal kanunları. 1983ten bu yana Türk milletinin gözünün içine baka baka hukuku çiğniyorlar. Düne kadar silah arkadaşı olarak gördükleri bizleri torbaya koyup denize atarken hiç mi vicdan azabı çekmiyorlar? Bugün Silahlı Kuvvetlerden zorla ayrılmak durumunda bırakılan subay ve astsubaylar çok sefil duruma düşmüş durumda. Millete hizmet etmiş kişilerin millet tarafından ellerinden tutulması lazım. Bunu sağlayacak makam ve mevki TBMMdir. Kahramanyol, intihar eden GATA eski komutanı Tümgeneral Prof. Dr. Fahrettin Alparslanın ölümünden birkaç gün önce kurulan komployu itiraf ettiğini söyledi. Kahramanyol, Alparslan, 1997 Kasım ayında intihar etmeden birkaç gün önce beni çağırdı. Mustafa, sana çok büyük haksızlıklar ettik. Vicdan azabı içerisindeyim dedi. Bunların bir kısmını anlattı. Görüşmemizden birkaç gün sonra da intihar etti. dedi. Mustafa Kahramanyol, YAŞ kararıyla ihracının ardından özel hastanelerde çalışmasının bile engellendiğini söyledi. GATA İstihbaratı beni defalarca Ankaraya çağırdı. Eşi olduğum için güvenilir olacağımı ve belge olarak kabul edilebileceğini belirttiler. Ağustos şûrasının yaklaştığını, bu mektubun dosyasına konulacak en önemli delil olacağını söylediler. Mustafa Beyin irticai faaliyetlerle ilgili olduğunu, vatan hainliği yaptığını yazmam istendi. Bilgim olmadığı halde, söyledikleri konuları mektuba ekledim. Mektubu yazmamı Çevik Birin adamı olduğu bilinen GATA İstihbaratında görevli C. Binbaşı istedi. Çevik Birin ikinci eşi ile Mustafa Bey
Samanyolu Haber
Son Dakika
14.07.2009
ÇevikBirhakkındaşokiddiaÇevik Bir hakkında şok iddia
Irak'ta seçimlere katılım yüksek
Samanyolu Haber
31.01.2009
17:33
Irak halkı bugün, yoğun güvenlik önlemleri altında 14 vilayette vali ve il meclisi üyelerini belirlemek üzere sandık başına gitti.

14 bin 431 aday, toplam 440 sandalye için yarıştı. Kuzeydeki Erbil, Dohuk ve Süleymaniye ile Kerkükte ise yerel seçimler yıl içinde daha sonra yapılacak.

Yaklaşık bir milyon asker ve polis, intihar saldırıları düzenlenmesinden endişe edilen ülkede seçimlerde güvenliği sağladı. Özel izni olmayan araçların trafiğe çıkması yasaklanmıştı. Ancak bu durumun, yoğun ilgi gösteren seçmenlerin sandığa gitmesinde gecikmelere neden olması üzerine, yasak bir süreliğine kaldırıldı.

Irak İçişleri Bakanı Cevad El Bolani, araçların yerel saatle 15.00 ile 22.00 arasında trafiğe çıkabileceğini açıkladı.

Iraklı ve Amerikan güvenlik güçlerinin güvenliği sağlamada başarılı olması, farklı kesimlerden liderlerin halkı oy kullanmaya çağırması ve Iraklılar arasında kendi kaderini belirleme bilincinin artması, yerel seçimlere katılımın yüksek olmasını sağladı.

Bağdattaki Amerikalı güvenlik güçlerinden bir subay, Irak güçlerine destek vermek üzere görev yaptıklarını belirterek, binaları ve araçları kontrol ettiklerini, şüpheli durumlarda arama yaptıklarını ifade etti.

Subay, her şeyin normal gittiğini, seçimin sorunsuz yapıldığını, halkın da güvenlik istediğini söyledi.

Iraklı güvenlik güçleri de asayişin sağlandığını, herhangi bir sıkıntı yaşanmadığını, Amerikan güçlerinden destek isteyecek bir olayın meydana gelmediğini belirtti.

Gün içerisinde sadece Bağdatın kuzeyindeki Tuzhurmatu kentinden bir patlama haberi geldi, olayda beşi polis, 6 kişinin yaralandığı kaydedildi. İçişleri Bakanlığı da Sadr mahallesinde dur ihtarına uymayan bir motosiklet sürücüsüne güvenlik güçlerinin ateş açtığını, şüphelinin yaralandığını duyurdu.

Öte yandan seçimlere katılım yoğun oldu. Ömer El Muhtar Okulunda ailesiyle birlikte oy kullanmaya gelen İsam Şakir, seçimin demokrasiyi uygulamak için iyi bir fırsat olduğunu, bunu herkesin değerlendirmesi gerektiğini söyledi.

İsamın hukuk okuyan kızı Vasan Şakir de Bizim için bir şeyler yapabileceğine, toplumun çıkarı için bir şeyler yapacağına inandıklarımıza oy vermeye geldik diye konuştu.
Samanyolu Haber
Son Dakika
31.01.2009
IraktaseçimlerekatılımyüksekIrakta seçimlere katılım yüksek
Toplam "28" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti