Habergec.Com Aranan Kelimeler:bir tek fenerbahçe var Değerlendirme: 10 / 10 473734
habergec.com
27.08.2014 Çarşamba
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

bir tek fenerbahçe var

Diyarbakır’da saldırıya uğrayan polis şehit oldu
Zaman
27.08.2014
02:10
Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’nde görevli polis memuru Osman Bal, Fenerbahçe-Galatasaray maçını izledikten sonra gece evine dönerken sokakta şehit edildi. Arkadan yaklaşıp 11 kurşun sıkan zanlılar, karanlıkta kayboldu. İl Emniyet Müdürü, olayın terör saldırısı olduğunu düşünmediklerini söyledi.Diyarbakır’ın Kayapınar ilçesinde ikamet eden polis memuru Osman Bal (42), önceki gece evinin önünde silahlı saldırıya uğradı. Arabadan indiği sırada arkadan yaklaşan saldırganlar Bal’ı vurarak şehit etti. Edinilen bilgiye göre Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’nde görevli Osman Bal, önceki gece arkadaşları ile Fenerbahçe-Galatasaray maçını izledikten sonra evine dönmek üzere arabasına bindi. Huzurevleri Mahallesi 70. sokaktaki evinin önünde aracından inen Bal, kimliği belirlenemeyen kişi ya da kişilerin saldırısına uğradı. Üzerine 10 mermi sıkılan polis, olay yerinde hayatını kaybetti. Hadisenin ardından bölgeye çok sayıda ekip gönderildi ancak zanlıların izine rastlanılamadı. Evli ve 3 çocuk babası Osman Bal’ın 8 yıl Dicle Üniversitesi’nde, son iki yıldır da Sur İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde çalıştığı öğrenildi.Şehit Bal için Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’nde cenaze töreni düzenlendi. Diyarbakır İl Emniyet Müdürü Halis Böğürcü, “Şunu söyleyeyim, siyasi bir yönü yok. Terör faaliyetinden oluşmuş bir hadise değil. 11 tane mermi kullanılmış ve tek silah ile gerçekleşmiş. 10 tanesi isabet etmiş, arkadan vurulmuş. Saldırıya ilişkin görüntü kayıtları var. Olaydan sonra şahsın kaçtığını görüyoruz.” dedi. Törende Osman Bal’ın eşi ve çocukları tabuta sarılarak gözyaşı döktü. Törenin ardından şehit polisin cenazesi, toprağa verilmek üzere memleketi Adana’ya gönderildi.Şehidin kızı Özlem Bal, “Babamı sevmeyen insan yoktu. Koskoca mahalleye sorun, Diyarbakır’da araştırın, babamı sevmeyen bir tane adam bulamazsınız. Nezaretteki hırsız ‘açım’ derse karnını doyururdu benim babam. Bu adama bu reva mıydı yani? Artık şehit kızı oldum ve ben de polis olup babamın kanını yerde koymayacağım.” dedi. Osman Bal’ın eşi Mukaile Bal ise kocasının tayininin çıktığını ancak Diyarbakır’da kalmak için dilekçe verdiğini belirterek şunları söyledi: “Diyarbakır bir yiğit daha yedi. Açın elinden tuttu. Hırsızlıktan yakaladığı insanlara döner ikram etti. ‘Ben açlığı biliyorum, fakir çocuğuyum’ diyordu. Fakirin elinden tuttu. Benim işlerimi bırakıp vatandaşın işlerine koşuyordu hep. Sitenin girişinde cansız bedenini kucakladım.”
Zaman
Ana Sayfa
27.08.2014
Diyarbakır’da/">Diyarbakır’dasaldırıyauğrayanpolisşehitolduDiyarbakır’da-saldırıya--uğrayan-polis-şehit-oldu/">Diyarbakır’da saldırıya uğrayan polis şehit oldu
Diyarbakır’da saldırıya uğrayan polis şehit oldu
Zaman
27.08.2014
02:05
Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’nde görevli polis memuru Osman Bal, Fenerbahçe-Galatasaray maçını izledikten sonra gece evine dönerken sokakta şehit edildi. Arkadan yaklaşıp 11 kurşun sıkan zanlılar, karanlıkta kayboldu. İl Emniyet Müdürü, olayın terör saldırısı olduğunu düşünmediklerini söyledi.Diyarbakır’ın Kayapınar ilçesinde ikamet eden polis memuru Osman Bal (42), önceki gece evinin önünde silahlı saldırıya uğradı. Arabadan indiği sırada arkadan yaklaşan saldırganlar Bal’ı vurarak şehit etti. Edinilen bilgiye göre Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’nde görevli Osman Bal, önceki gece arkadaşları ile Fenerbahçe-Galatasaray maçını izledikten sonra evine dönmek üzere arabasına bindi. Huzurevleri Mahallesi 70. sokaktaki evinin önünde aracından inen Bal, kimliği belirlenemeyen kişi ya da kişilerin saldırısına uğradı. Üzerine 10 mermi sıkılan polis, olay yerinde hayatını kaybetti. Hadisenin ardından bölgeye çok sayıda ekip gönderildi ancak zanlıların izine rastlanılamadı. Evli ve 3 çocuk babası Osman Bal’ın 8 yıl Dicle Üniversitesi’nde, son iki yıldır da Sur İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde çalıştığı öğrenildi.Şehit Bal için Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’nde cenaze töreni düzenlendi. Diyarbakır İl Emniyet Müdürü Halis Böğürcü, “Şunu söyleyeyim, siyasi bir yönü yok. Terör faaliyetinden oluşmuş bir hadise değil. 11 tane mermi kullanılmış ve tek silah ile gerçekleşmiş. 10 tanesi isabet etmiş, arkadan vurulmuş. Saldırıya ilişkin görüntü kayıtları var. Olaydan sonra şahsın kaçtığını görüyoruz.” dedi. Törende Osman Bal’ın eşi ve çocukları tabuta sarılarak gözyaşı döktü. Törenin ardından şehit polisin cenazesi, toprağa verilmek üzere memleketi Adana’ya gönderildi.Şehidin kızı Özlem Bal, “Babamı sevmeyen insan yoktu. Koskoca mahalleye sorun, Diyarbakır’da araştırın, babamı sevmeyen bir tane adam bulamazsınız. Nezaretteki hırsız ‘açım’ derse karnını doyururdu benim babam. Bu adama bu reva mıydı yani? Artık şehit kızı oldum ve ben de polis olup babamın kanını yerde koymayacağım.” dedi. Osman Bal’ın eşi Mukaile Bal ise kocasının tayininin çıktığını ancak Diyarbakır’da kalmak için dilekçe verdiğini belirterek şunları söyledi: “Diyarbakır bir yiğit daha yedi. Açın elinden tuttu. Hırsızlıktan yakaladığı insanlara döner ikram etti. ‘Ben açlığı biliyorum, fakir çocuğuyum’ diyordu. Fakirin elinden tuttu. Benim işlerimi bırakıp vatandaşın işlerine koşuyordu hep. Sitenin girişinde cansız bedenini kucakladım.”
Zaman
Güncel
27.08.2014
Diyarbakır’da/">Diyarbakır’dasaldırıyauğrayanpolisşehitolduDiyarbakır’da-saldırıya--uğrayan-polis-şehit-oldu/">Diyarbakır’da saldırıya uğrayan polis şehit oldu
Evlatlık aldıktan sonra engelli olduğu anlaşılan çocuğa, 36 yıldır bakıyorlar
Zaman
26.08.2014
14:29
Zonguldak Ereğlide, koruyucu aile olarak Ankarada çocuk yuvasından Cumhur adlı çocuğu evlat edinen Sezer çifti, küçük çocuğun 3 yaşında zihinsel engelli olduğunu öğrendi. Aile, yuvanın geri istemesine karşı çıkarak Cumhura 36 senedir kendi çocukları gibi bakıyor. Sezer çifti, Ona bir şey olursa Ereğliye sığmayız. diyerek sevgilerini ifade ediyor.Ereğlide yaşayan, Muazzez (56)- Durmuş Sezer (66) çifti, 6 yıl boyunca çocuk özlemi çekti. Doktora gittiklerinde çocuklarının olmayacağını öğrendiklerinde ise üzülen çift, Ankaraya tedavi için gittiklerinde çocuk yuvasından evlat edinme kararı aldı. Ankara Keçiören Atatürk Çocuk Yuvasına giden çift, burada 400 çocuk arasında 4 aylık olan Cumhur Denizi evlat edinmeye karar verdi. Çocuk yuvasında kıvır kıvır saçları ve mavi gözleri olan Cumhuru evlat edinerek Ereğliye döndü. Aradan geçen yıllarda Cumhuru kendi çocukları gibi seven ve onunla ilgilenen aile, Cumhurun 3 yaşına geldiğinde hareketlerinden şüphelenerek Ankara Hacettepe Hastanesine götürdü. Kendilerine verilen cevap ile aile üzüntüye boğuldu. Cumhurun annesinin, hamile olduğu dönemde çocuğu düşürmek için ilaç kullandığı, bu nedenle de beyninin zarar gördüğünü ifade eden doktorlar yüzde 90 zihinsel engelle raporu verdi. Aldıkları raporu çocuk yuvasına götürerek, durum hakkında bilgi veren Sezer çifti, yuvadan kendilerine İsterseniz çocuğu değiştiririz sözüne karşılık Asla cevabını verdi. Aile, çocukları Cumhur ile birlikte yeniden Ereğliye döndü. Zonguldakta yaklaşık 12 koruyucu aileden biri olan Durmuş-Muazzez Sezer çifti, çocukları ile her an birlikte vakit geçiriyor. Baba Durmuş Sezer, Orman İşletme Müdürlüğünden emekli olduktan sonra bütün zamanını çocuğu Cumhur ile birlikte geçiriyor. Anne Muazzez Sezer ise bir an bile olsun oğlunun yanından ayrılmıyor.BİZE DEĞİŞTİRELİM DEDİLER, KABUL ETMEDİKBaba Durmuş Sezer, Biz Cumhuru 1979 yılında aldık. Biz aldığımızda 4-5 aylıktı. Aldıktan sonra 3 yaşına girince hareketlerinden engelli olduğunu anladık. Orman İşletmesinde çalışırken 1 aylık senelik iznim vardı. Hacettepe Hastanesine götürdüm. Bir ay oralarda otellerde yattık. Orada ki profesör Amerikaya götürsek bile tedavisinin mümkün olmadığını söyledi. Yurda geri vermemiz söylendi. Başka çocuk almamız istendi. Biz de kabul etmedik. Allah bize bunu yazmış. Kendi çocuğumuz olsa nasıl değiştiremediysek Cumhura da bakma kararı verdik. dedi. Cumhurla çok iyi ilişkisi olduğunu ve ilk günkü sevgisinden asla bir kayıp yaşamadığını söyleyen Durmuş Sezer, Çok mutluyum. Bana 10 tane de çocuk verseler ben Cumhurun yerine kabul etmem. Hiç bir sıkıntı yaşamadık. O günkü sevgim ne ise şu anda da aynı. Rabbim biliyor. dedi. Anne Muazzez Sezer de Cumhurun kendisini çok sevdiğini ve sözünden hiç çıkmadığını söyledi. Anne Sezer, Cumhur benim gözümde çok iyi bir çocuk. Sağlam olsaydı belki de o kadar olmazdı. Sağlamlar söz dinlemiyor ancak benim oğlum benim sözümü daha fazla dinliyor. Bir yerde boşluk yok. İyi eğitimi düşünüyorum. Hayatımızdan memnunuz. Bizim hayatımız böyle başladı ve böyle biter. ifadelerini kullandı.BİZDEN SONRASI SIKINTI OLACAKKendilerine bir şey olması durumunda Cumhur için sıkıntı olacağını düşündüğünü söyleyen anne Muazzez Sezer, Cumhurun evde yıkamadığı bir tek bulaşık var. Ev temizleriz, koltuk çekyat tutar. Perdelerimi kapatır. Çöpümü tutar. Soframı kaldırır. Ben belki de 30 senedir sofra kaldırmadım. Ben Cumhurun hastalığını öğrendiğimde 22 yaşındaydım. O şekilde kabul ettim. Kabullendiğim zamanlar 22 yaşındaki kızlar evde oturuyordu. Tuvaletine kendisi gidiyor. Bir tek yemek yiyemiyor. İlerisi benden sonraki dönemler sıkıntılı olur. Bize bir şey olursa, biz zaten koruyucu aileyiz. Devlet herhalde yalnız koymaz. Sosyal Hizmetler Müdürü Nejdet Kocaman benim bir değir oğlum. O bize çok yardımcı oluyor. Hepimiz birden ölecek değiliz ya. Elbet birimizden birisi bir yere yerleştirir. dedi. Muazzez ve Durmuş Sezer çifti, röportaj sonrasında oğlu Cumhur Deniz ile birlikte çay içti ve sohbet etti. Sofrayı kaldıran Cumhur, babası Durmuş Sezere olan sevgisini ise alnından ve yanaklarından öperek gösterdi. Fenerbahçe aşığı olan Cumhur, okula gitmek istediğini babasına yaptığı el hareketleri ile anlatmaya çalıştı. Gelen misafirlere de kapıyı Cumhurun açtığını söyleyen Muazzez Durmuş Sezer çifti, Cumhur ile çok mutlu olduklarını sözlerine ekledi.(CİHAN)
Zaman
Son Dakika
26.08.2014
Evlatlıkaldıktansonraengelliolduğuanlaşılançocuğa36yıldırbakıyorlarEvlatlık aldıktan sonra engelli olduğu anlaşılan çocuğa 36 yıldır bakıyorlar
Okay Karacan - Soma kazandı
Zaman
26.08.2014
02:15
Soma kazandı, seyirci kaybetti, kaybettirdi... Kolay yazılan yazılar su gibi okunur.Zorlaya zorlaya, hayal gücü kotara kotara yazarsanız okuyanı da kaybedersiniz. Yazarın okuyucuyu üç beş satır sonra kaybetmesi dramatiktir ama takımın taraftarını 40 dakikada terk etmesi ondan daha dramatiktir!Taraftar oyunun kalitesine tepki vermek, kaliteyi hep beraber talep etmek yerine oyuna su şişesi ve maytap ile bizim olsun da kalite filan istemem hastalığıyla müdahil oluyor. İtirazım var asabiyim ben! Niye asabisin arkadaş! Dördüncü Yıldız meselesinin ilk fişeğini rakibe madde atıp patlatarak takımına hizmet ettiğini falan mı sanıyorsun? Başlangıçta “Soma” hassasiyetiyle başlayan oyunun sahayı madde bağımlısı kılmaya azimli taraftar (!) marifetiyle bozuldu.. Oyuncuları oyundan düşüren taraftarın saçma asabiyeti değil mi yani? Emre 10 sene önceki dinamizmini hatırlatıyordu mesela.. Ne güzel..Selçuk’a tek ve seri pasları uzun isabetli topları sayesinde Prandelli Pirlo’su gibi yapıyor bu çocuk demeye hazırlanıyorduk.. Ne güzel..Bir tarafta Caner iyi, öte tarafta Olcan hareketli başlamıştı mesela..Oyun 40’tan sonra gelişecek, fazlasını sunacaktı belki ama olmadı. Oyuncuların normal derbi tansiyonu kıvamındaki ikili mücadelesini tolere edersiniz ama onlar tribünlerin asabiyetini haliyle taşıyamadılar. Taşımasınlar da zaten! Oyunun büyümesinin engeli seyircidir. Bu sefer hiçbir oyuncuyu eleştirmeye elim varmıyor. Fenerbahçe hücumda daha geniş bir alan kullanma becerisi ile oynadı. Kanatları iki yöne de Galatasaray’ın kanatlarından daha verimliydi. Böyle oyunların sorun gidericisi Sneijder ile Melo yoktu! Burak ile Olcan top alamadı, Yasin kayboldu ortalıkta..Sanıyorum Mehmet Topal ile Bekir’in profesyonellikleri, lige zihnen giriş yapmış olmaları karşısında kayıtsız kalmak haksızlık olur. Emre’nin oyundan çıkmasından sonra Galatasaray domine etti. Genelde ise Fenerbahçe taraftarına Galatasaray’dan fazlasını vaat etti. Muslera iki büyük gol pozisyonundaki kurtarışları ve kale sahasına olan hakimiyetiyle on numara oynadı. Penaltılara gelince elinden geleni yaptı.. Bu G.Saray penaltı bile atamayacaksa Prandelli Mancini’yi aratır! Şöyle derler; Mancini transfer isterken haklıymış!Görünen o ki Prandelli takıma herhangi bir yenilik, ruh, heyecan katamamış.. G.Saray’ın pes etmeyen inatçı karakterini kilitlemiş bırakmış! Acilen forvet lazım bir de! İsmail Kartal’ın Kocaman-Yanal çizgisinde büyüyen yapıya ne kadar katkı sağlayacağı fikri ise henüz oluşmadı.. İyi bir lig olsun ama böyle giderlerse dördüncü yıldız falan olmaz..
Zaman
Köşe Yazıları
26.08.2014
OkayKaracan-SomakazandıOkay Karacan - Soma kazandı
Günseli Ö. Ocakoğlu - Mesele sadece buz kovasını kafadan boca etmek mi?
Zaman
25.08.2014
02:14
ALS Ice Bucket Challenge kampanyası, aslında geçmişin, “Eğer sana gelen mesajı 10 kişiye dağıtmazsan başına iş açılacak ya da dağıtsan kısmetin açılacak” türü titan çalışmalarının zamanın ruhuna uygun siber versiyonu.Hekimler her ne kadar sağlık açısından sakıncalarına dikkat çekiyorsa da gördüğüm kadarıyla viral kampanya tüm dünyada eboladan daha hızlı yayılıyor. Çünkü küçücük bir aksiyonla, yorulmadan hem de eğlenerek, içinde ünlülerin de bulunduğu büyük grubun hayırlı bir parçası olmak iyi geliyor. Ayrıca bu bir gruba ait olma ihtiyacımızı da karşılıyor. Herkesin gözü önünde hasıma meydan okumak, ondan önce harekete geçmek ve nihayet bunun izlendiğini bilmek, yarışmaktan hoşlanan insanî yanımızı tatmin ediyor. Ve nihayet kendi mecramızda kendimizi anlatabileceğimiz makul bir gerekçemiz oluyor. Kaldı ki kampanyanın zamanın ruhuna uygun bir de eğlence yanı var ki Ice Bucket Challenge salgınının kısa sürede durması beklenmemeli. Kendi türünün ilk örneği kadar çok ilgi çeker mi bilinmez ama toplumları bir araya getirecek kampanyalar bundan böyle bu türden devam edecek.Ete kemiğe bürünme ihtiyacıMarkaların, kâr amacı gütmeyen kuruluşların, siyasi partilerin ve algı yönetenlerin bu kampanyadan çıkaracak epey dersi olmalı. Ancak benim çıkardığım ders, üreme ve yemek yeme hariç her şeyin internet hattı üzerinden yapılabileceği iddiasının giderek zayıflayacağı. Genç internet kullanıcısı, masanın başından kalkıp ete kemiğe bürünmek, yaşıtlarıyla fiziksel anlamda aynı ortamda bulunmak istiyor. Binlerce oyun severi mobil ekranlarıyla Ülker Arena’ya toplayan Riot Games organizasyonu da bunun bir yansıması olmalı.Yeri gelmişken almış başını giden bu eğlenceli buz kovası oyununun amacını hatırlatmadan geçmeyelim. Epey uğraşıp tepeden aşağıya buz kovasını dökmenin tek nedeni, ALS hastalığıyla mücadelede sizin de az çok demeden çorbada tuzunuz olsun demek. Viral kampanya ben Amerika’da iken başladığında jetlag’li gecelerimde çorbaya tuz atan pek çok ünlünün videosunu izledim ancak görüyorum ki bizim ünlüler işin sadece eğlence yanında. Anlaşılıyor ki bu yardım kampanyasını da kendimize benzetip kişisel pazarlama adına hem de bedavadan bir mecraya dönüştürdük. Unutmayalım, pamuk eller cebe lütfen.Giysileriniz bakın neler diyor?Araştırmalar, ne yersen değil de ne giyersen olsun diyor. Mesela sürekli kola kravat gezenlerin ne kadar isteseler de düşündükleri kadar şirin olmayacaklarını iddia ediyor. Method Reaserch Company’nin dış görünüşten ziyade iç görünün ortaya konulduğu MAPCode araştırmasında bakın giydiklerimizle etrafımıza nasıl mesajlar veriyoruz?Bugüne değin markalar kendilerine bir kimlik seçip tüketicilerine bunu dayatırken MAPCode, dayatmaların pek işe yaramadığını söylüyor. Örnekler üzerinden açıklayayım. 33 ilde her ay 2 bin kişiyle yapılan araştırmada tüketicilerin en beğendiği tekstil markaları sıralamasında ilk üç Adidas, Mango ve Mavi Jeans. Adidas’ın rakibi Nike ise de tüketicilerinin bu markaları satın alırken iç görüleri tamamen farklı. Seçim, spor yapmanın çok ötesinde. Adidas’çılar prestijli, Nike’cılar tutkulu olduklarını markaları üzerinden haykırıyor. Mango’nun rakibi Koton gibi gözükse de aslında Mango giyenler bohem ve şık, Koton giyenler ise şirin olduklarını göstermeye çalışıyor. Liste uzun, meraklıları araştırmanın ayrıntıları için 1 Eylül Marketing Türkiye’ye bakabilir. Görüldüğü üzere markalar kendilerini konumladıkları yer ne olursa olsun tüketicileri kendi duygularının peşinden gidiyor ya da tam tersi mi? Markalar tasarımlarını bohem ya da şirinlik üzerine konumlayıp mesajlarını bunların üzerinden verdikleri için biz kadınlar kendimizi öyle ya da böyle mi hissediyoruz yani ipin ucu yine onların elinde mi? Ancak konumlamalarını sağlam yapmış markalar bir yana markalaşma sürecinde olan üreticilerin fiyat, kalite, dağıtım somut üçgeninden çıkıp kendilerine duygusal dokunuşlar bulması gerekiyor.Markalar, Türk takımları yerine yabancılara sponsorluk yapıyorFutbol sezonu yaklaşıyor. Digiturk’ün futbolun keyfinden, heyecanından ve kardeşliğinden söz eden reklam kampanyası da başladı. Fakat heyhat! Lig henüz başlamamış olsa da kulüp yöneticilerinin karşılıklı atışmaları futbol endüstrisinde suların henüz durulmadığını gösteriyor. İlgi çekmek, vatandaşı oyalamak için desem doğru değil çünkü futbol sahalarını terk eden sponsorların da, maça gitmek istemeyen taraftarın da sayısı giderek artıyor. Eskiden almak için kıran kırana mücadele ettikleri sponsorluklardan Turkcell, Ülker, Bank Asya, Türk Telekom ve Avea sessiz sedasız çıkıverdiler. Haksız da sayılmazlar. Türk sporu özellikle de futbol artık dostluğun, keyfin konuşulduğu yerler değil.Bugün gelinen durum şudur: Fenerbahçe forma sponsoru almayacağım dedi. Galatasaray hâlâ arayışta ama şu an
Zaman
Köşe Yazıları
25.08.2014
GünseliÖOcakoğlu-Meselesadecebuzkovasınıkafadanbocaetmekmi?Günseli Ö Ocakoğlu - Mesele sadece buz kovasını kafadan boca etmek mi?
Zeki Çol - F.Bahçe, pole pozisyonda
Zaman
25.08.2014
02:14
Çabuk atlatılan bir fırtınanın ardından başlıyor Fenerbahçe lige. Sular şimdilik durgun. Dümendeki yeni kaptan, hem oyuncuların, hem camianın yakın tanıdıkları, dahası sevdikleri bir isim. Her ne kadar yardımcılıktan gelse de deneyimli bir teknik adam. Rota ise yine şampiyonluk.Ancak bu defa, geçen sezonkinden daha zor bir yolculuk bekliyor Fenerbahçe’yi. Çünkü Prandelli yönetimindeki Galatasaray, Mancini dönemindekinden daha dengeli, daha kontrollü, daha verimli olmaya aday. Bilic’in Beşiktaş’ı, henüz sezon öncesinden gözdağı vermeye başladı bile. Takım oyununu iyi oynuyor. Hücumdaki etkisi artmış durumda. Çok iştahlı. Keyif veren görüntüsü ve yükselen fizik kalitesiyle lige damgasını vurmaya hazırlanan bir yapıda. Yaptığı çelişkilerle dolu transfer atağına karşın, Trabzonspor da bu sezon yarışa katılmayı ve üst sıralarda olmayı istiyor. Yakın geçmişe yansıyan o futbol fukaralığını, hedefsiz ve sıradanlığını bir silkiniş yaşayarak atmak dışında.F.Bahçe, an itibarıyla ligin en uyumlu, en oturmuş kadrosuna sahip. Ancak rakiplerinin güçlenmesi, bu sezonki yarışın daha sert, daha mücadeleci ve daha yoğun geçeceğine işaret ediyor. Yani son şampiyon, var olan avantajlarına karşın ligin mutlak favorisi değil.Oyun sisteminde bu sezon da büyük değişiklikler olmayacak Fener-bahçe’de. İsmail Kartal, geçmişte birlikte çalıştığı Aykut Kocaman ile Ersun Yanal’ın sistemlerindeki artıları mutlaka yeni döneme de taşıyacak. Ama kendi tarzını, kendi yorumunu da işin içine katacak. Görülen o ki, biraz daha kontrollü oyuna geçilecek. Lakin bu, hücum zenginliğinden ödün verme anlamına gelmeyecek. Kartal döneminde de iki bek Gökhan Gönül ile Caner Erkin, Fenerbahçe’nin hücum gücünü kanat bindirmeleriyle katkı yapmayı sürdürecek. Orta alanda Mehmet Topal, Meireles, Emre’nin dönüşümlü yer alacakları oyunlarda, rakibin oyununu bozma, top kazanma ve bu topları öne daha çabuk, daha verimli servis yapma girişimleri sürecek. Diego’nun katılımıyla Fenerbahçe, bu bölgede oyunun kontrolünü daha fazla elde tutacak. Zira hem isabetli pas trafiği gelişecek hem de teknik becerileri ve oyun görüşü yüksek Diego katkısıyla hücum bölgesine geçen sezonla kıyaslanmayacak ölçüde servis gidecek.Fenerbahçe’nin rakiplerine üstünlük sağladığı alan, tartışmasız rakip kale önleri. Kuyt, Emenike, Sow ve görev aldığında Webo gerek uyumları, gerekse attıkları gollerle geçen sezonki şampiyonluğa çok büyük katkı yapmışlardı. Kuyt’un mücadeleci, özverili ve enerjik oyunu, Emenike’nin zaman zaman bireyselliği ön plana çıksa da fizik gücünü katarak oluşturduğu etki, Sow’un gelişmiş tek vuruş becerisi, yeni dönemde de Fenerbahçe’nin hücumda sorunsuz olacağının göstergesi. Artı, kanatlardan Gökhan Gönül ile Caner’in taşıyacağı topların yanı sıra ortadan Diego’nun vereceği destek o gücün artarak süreceğinin habercisi.Duran toplarda geçen sezonun en iyilerinin başında geliyordu Fenerbahçe. Caner’in, Emre’nin direkt vuruşları dışında, stoperlerin de katılımıyla yüksek toplarda etkili çok sayıda oyuncuya sahip olmak, bu sezonun da avantajlı yanlarından.Hazırlık maçları döneminde yapılan maçlar, tabii ki lig için birebir ölçü değil. Fizik olarak yetersiz olduğu dönem başında Fenerbahçe, iç karartıcı sonuçlar almıştı. Olympiakos ve Roma maçlarında gelişen fizik kalitesinin faydasını gördü. Sonuçlar daha iyi olmaya başladı. Ancak takımda kolay gol yeme alışkanlığı oluştu. Özellikle de savunmanın arkasına atılan toplarda çok sayıda net pozisyon verildi. Fenerbahçe bu anlamda henüz gerekli çözümü üretebilmiş değil. Çabuk oynayan ve süratli hücum oyuncularına sahip rakipler, gideremediği takdirde Fenerbahçe’nin arka alandaki bu zaafından rahatlıkla yararlanabilir.Gelişen futbolun, olmazsa olmazlarından biri doğru oyuncu tercihlerini yapmak ve doğru oyun sistemlerini benimsemek. Tabii ki bunu takım savunmasını ön planda tutan takım bütünlüğü içerisinde sergilemek. Ve mutlaka yüksek tempoyu yakalamak. Çabuk düşünmenin, çabuk uygulamanın ön plana çıktığı günümüz futbolunda rakibin yerleşmesine izin verdiğiniz sürece işleriniz biraz daha zorlaşıyor. Çünkü yerleşen rakip alan daraltmada, baskı uygulamada avantajlı hale geliyor. Bunun önüne geçmenizin öncelikli yöntemi yüksek tempoda oynamak. Oyuna hız kazandırarak bir yandan seyir zevkini yükseltmek, diğer yandan dengesini bozduğunuz rakibi daha fazla hataya zorlamak. Çoklu şampiyonluk mücadelesinin verileceği bu sezonda Fenerbahçe’nin yapması gereken önemli işlerden biri bu. Mevcut temposunu mutlaka ve mutlaka artırmak zorunda.Savunmadaki sorunlar aşırılır, tempo yükseltilir, yeni krizler yaşanmazsa bu kadro, yarış pole pozisyonda başlamanın avantajını yaşar. Beşiktaş, Galatasaray, Trabzonspor’un gösterecekleri performansa da bağlı olarak, lig bitiminde kendi
Zaman
Köşe Yazıları
25.08.2014
ZekiÇol-FBahçepolepozisyondaZeki Çol - FBahçe pole pozisyonda
Fener, Diego’suz sahneye çıkıyor
Zaman
25.08.2014
02:08
Süper Lig’in son şampiyonu Fenerbahçe, iki senedir kazanamadığı Süper Kupa’yı müzesine götürmek istiyor. Sarı-Lacivertliler, Galatasaray derbisinde bu sezonki tek transferi Brezilyalı yıldız Diego Ribas’tan yararlanamayacak. Teknik Direktör İsmail Kartal’ın, güçlü rakibi önünde geçen yılkine benzer bir oyun kurgusuyla takımını sahaya sürmesi bekleniyor.Fenerbahçe’nin bu seneki tek transferi Diego Ribas, Galatasaray ile oynanacak Süper Kupa finalinde forma giyemeyecek. Kısa zamanda taraftarın gözüne girmeyi başaran Brezilyalı yıldız, sakatlığı atlattı; ancak sezonun ilk resmî maçında yeşil zemindeki yerini alamayacak. 5+3 şeklinde uygulanacak yabancı kuralı gereği henüz lisansı çıkartılamayan tecrübeli futbolcunun akıbeti Baroni, Krasic ve Yobo’ya bağlı. Yeni 10 numaraya lisans alabilmek için yönetimin bu isimlerden en az ikisiyle yollarını ayırması gerekiyor. Şu ana kadar görüşmeler yapılsa da henüz somut gelişme yaşanmadı. Ancak bugün iki oyuncuyla vedalaşılması bekleniyor. Gönderilmek istenenlerin, Sarı-lacivertli ekipten aldıkları yüksek ücretler sebebiyle zorluk çıkarttığı belirtiliyor. Brezilyalı Baroni’ye kendi ülkesinden ve Süper Lig’den birkaç talip var. Krasic ve Yobo’ya ise teklif yok. Galatasaray derbisinde teknik direktör İsmail Kartal da ilk resmi sınavını verecek. Olimpiakos ve Roma ile oynanan hazırlık maçlarında takıma sergilettiği futbolla geçer not alan 53 yaşındaki çalıştırıcı gözünü kupaya dikti. Son iki yıldır finalde Galatasaray’a kaybeden Kanarya, artık kazanmayı hedefliyor. Kartal’ın, Diego’nun yokluğunda ekibini, geçen sezona benzer bir şablonla sahaya süreceği tahmin ediliyor. Kalede Volkan Demirel, savunmada Gökhan Gönül, Bruno Alves, Bekir İrtegün, Caner Erkin, orta sahada Mehmet Topal, Raul Meireles, Emre Belözoğlu ile hücumda Dirk Kuyt, Musa Sow, Emmanuel Emenike görev üstlenecek. Sakatlığı devam eden Egemen ve Diego dışında eksik bulunmuyor. Altyapından Muhammed Akarslan’ın 21 kişilik kafilede yer alması da dikkat çekti.Kanarya’nın Aslan’a üstünlüğü bulunuyorFenerbahçe ile Galatasaray arasındaki 105 yıllık yarışta Sarı-Lacivertlilerin başarısı dikkatlerden kaçmıyor. Şu ana kadar 143’e 121’lik galibiyet üstünlüğü bulunan Kanarya, 113 mükabakada da rakibiyle berabere kaldı. Fener’in 526 golüne Aslan, 478 kez fileleri havalandırarak cevap verdi. Ezeli rakipler, geçen sezon üç kez randevulaştı. Kanarya, normal süresi golsüz sona eren Süper Kupa’da 1-0 yenildi. Sarı-Lacivertliler, ligde evinde 2-0 kazanırken, Arena’da 1-0 mağlubiyetle sahadan ayrıldı.
Zaman
Spor
25.08.2014
FenerDiego’suzsahneyeçıkıyorFener Diego’suz sahneye çıkıyor
Günseli Ö. Ocakoğlu - Mesele sadece buz kovasını kafadan boca etmek mi?
Zaman
25.08.2014
02:08
ALS Ice Bucket Challenge kampanyası, aslında geçmişin, “Eğer sana gelen mesajı 10 kişiye dağıtmazsan başına iş açılacak ya da dağıtsan kısmetin açılacak” türü titan çalışmalarının zamanın ruhuna uygun siber versiyonu.Hekimler her ne kadar sağlık açısından sakıncalarına dikkat çekiyorsa da gördüğüm kadarıyla viral kampanya tüm dünyada eboladan daha hızlı yayılıyor. Çünkü küçücük bir aksiyonla, yorulmadan hem de eğlenerek, içinde ünlülerin de bulunduğu büyük grubun hayırlı bir parçası olmak iyi geliyor. Ayrıca bu bir gruba ait olma ihtiyacımızı da karşılıyor. Herkesin gözü önünde hasıma meydan okumak, ondan önce harekete geçmek ve nihayet bunun izlendiğini bilmek, yarışmaktan hoşlanan insanî yanımızı tatmin ediyor. Ve nihayet kendi mecramızda kendimizi anlatabileceğimiz makul bir gerekçemiz oluyor. Kaldı ki kampanyanın zamanın ruhuna uygun bir de eğlence yanı var ki Ice Bucket Challenge salgınının kısa sürede durması beklenmemeli. Kendi türünün ilk örneği kadar çok ilgi çeker mi bilinmez ama toplumları bir araya getirecek kampanyalar bundan böyle bu türden devam edecek.Ete kemiğe bürünme ihtiyacıMarkaların, kâr amacı gütmeyen kuruluşların, siyasi partilerin ve algı yönetenlerin bu kampanyadan çıkaracak epey dersi olmalı. Ancak benim çıkardığım ders, üreme ve yemek yeme hariç her şeyin internet hattı üzerinden yapılabileceği iddiasının giderek zayıflayacağı. Genç internet kullanıcısı, masanın başından kalkıp ete kemiğe bürünmek, yaşıtlarıyla fiziksel anlamda aynı ortamda bulunmak istiyor. Binlerce oyun severi mobil ekranlarıyla Ülker Arena’ya toplayan Riot Games organizasyonu da bunun bir yansıması olmalı.Yeri gelmişken almış başını giden bu eğlenceli buz kovası oyununun amacını hatırlatmadan geçmeyelim. Epey uğraşıp tepeden aşağıya buz kovasını dökmenin tek nedeni, ALS hastalığıyla mücadelede sizin de az çok demeden çorbada tuzunuz olsun demek. Viral kampanya ben Amerika’da iken başladığında jetlag’li gecelerimde çorbaya tuz atan pek çok ünlünün videosunu izledim ancak görüyorum ki bizim ünlüler işin sadece eğlence yanında. Anlaşılıyor ki bu yardım kampanyasını da kendimize benzetip kişisel pazarlama adına hem de bedavadan bir mecraya dönüştürdük. Unutmayalım, pamuk eller cebe lütfen.Giysileriniz bakın neler diyor?Araştırmalar, ne yersen değil de ne giyersen olsun diyor. Mesela sürekli kola kravat gezenlerin ne kadar isteseler de düşündükleri kadar şirin olmayacaklarını iddia ediyor. Method Reaserch Company’nin dış görünüşten ziyade iç görünün ortaya konulduğu MAPCode araştırmasında bakın giydiklerimizle etrafımıza nasıl mesajlar veriyoruz?Bugüne değin markalar kendilerine bir kimlik seçip tüketicilerine bunu dayatırken MAPCode, dayatmaların pek işe yaramadığını söylüyor. Örnekler üzerinden açıklayayım. 33 ilde her ay 2 bin kişiyle yapılan araştırmada tüketicilerin en beğendiği tekstil markaları sıralamasında ilk üç Adidas, Mango ve Mavi Jeans. Adidas’ın rakibi Nike ise de tüketicilerinin bu markaları satın alırken iç görüleri tamamen farklı. Seçim, spor yapmanın çok ötesinde. Adidas’çılar prestijli, Nike’cılar tutkulu olduklarını markaları üzerinden haykırıyor. Mango’nun rakibi Koton gibi gözükse de aslında Mango giyenler bohem ve şık, Koton giyenler ise şirin olduklarını göstermeye çalışıyor. Liste uzun, meraklıları araştırmanın ayrıntıları için 1 Eylül Marketing Türkiye’ye bakabilir. Görüldüğü üzere markalar kendilerini konumladıkları yer ne olursa olsun tüketicileri kendi duygularının peşinden gidiyor ya da tam tersi mi? Markalar tasarımlarını bohem ya da şirinlik üzerine konumlayıp mesajlarını bunların üzerinden verdikleri için biz kadınlar kendimizi öyle ya da böyle mi hissediyoruz yani ipin ucu yine onların elinde mi? Ancak konumlamalarını sağlam yapmış markalar bir yana markalaşma sürecinde olan üreticilerin fiyat, kalite, dağıtım somut üçgeninden çıkıp kendilerine duygusal dokunuşlar bulması gerekiyor.Markalar, Türk takımları yerine yabancılara sponsorluk yapıyorFutbol sezonu yaklaşıyor. Digiturk’ün futbolun keyfinden, heyecanından ve kardeşliğinden söz eden reklam kampanyası da başladı. Fakat heyhat! Lig henüz başlamamış olsa da kulüp yöneticilerinin karşılıklı atışmaları futbol endüstrisinde suların henüz durulmadığını gösteriyor. İlgi çekmek, vatandaşı oyalamak için desem doğru değil çünkü futbol sahalarını terk eden sponsorların da, maça gitmek istemeyen taraftarın da sayısı giderek artıyor. Eskiden almak için kıran kırana mücadele ettikleri sponsorluklardan Turkcell, Ülker, Bank Asya, Türk Telekom ve Avea sessiz sedasız çıkıverdiler. Haksız da sayılmazlar. Türk sporu özellikle de futbol artık dostluğun, keyfin konuşulduğu yerler değil.Bugün gelinen durum şudur: Fenerbahçe forma sponsoru almayacağım dedi. Galatasaray hâlâ arayışta ama şu an
Zaman
Ana Sayfa
25.08.2014
GünseliÖOcakoğlu-Meselesadecebuzkovasınıkafadanbocaetmekmi?Günseli Ö Ocakoğlu - Mesele sadece buz kovasını kafadan boca etmek mi?
Toplam "8" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti