Habergec.Com Aranan Kelimeler:biri gider biri gelir Değerlendirme: 10 / 10 774359
habergec.com
01.10.2014 Çarşamba
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

biri gider biri gelir

Hafızamın sırrı: İşleyen demir pas tutmaz
Zaman
28.09.2014
07:21
“Her hafta misafir olunmaz, bu sefer de ev sahibesi siz olun.” dedim, çaldım kapısını Nazlı Ilıcak’ın. Yumurta bile kıramam diyeni çok duydum ama gerçekten kırarken bu kadar zorlananı ilk defa gördüm.Kalemine, karakterine hayran olduğum biri gazeteci-yazar Nazlı Ilıcak. Geçtiğimiz sezon başlayan programı format olarak Yemek Bahane’ye çok benziyor. O da her hafta ünlü bir simanın evine konuk oluyor. Pazar Gezmesi’ne başladığından bu yana kapısını çalmak, evine konuk olmak istiyordum. Nasip bu haftayaymış. Boğaz’a nazır, tablolar, biblolar ile donatılmış müze gibi bir evde yaşıyor Ilıcak. Nazlı Hanım’ın yemek yapmayı bilmediğini duymuştum. Yardımcısının “Yemek yaptıracakmışsınız, bir yumurta kırabilirse şükredin.” cümlesine de pek aldırış etmedim doğrusu. Lakin söyleşi sona erip mutfağa geçtiğimizde tartışma programlarında verdiği cevaplarla o herkesin hakkından gelen kadının “yumurtayı nereye vurayım da kırayım, bu kadar yağ yeter mi, ocağın altını çok mu açtık, üzerimize patlamasın” cümleleri sonrası “bir yumurta bile kıramamanın” ne demek olduğunu gerçekten anladım. Öyle bir evde gözler şaşaalı bir sofra arasın dursun. Bana “Üniversite döneminden bu yana ilk defa mutfağa giriyorum. Bunu da yalnızca Zaman Gazetesi için yaparım.” açıklaması yetti de arttı.Her zaman konuk sizken bu sefer ev sahibi oldunuz, nasıl bir duyguymuş Nazlı Hanım? Misafiri çok severim, bu bakımdan çok memnunum sizi ağırladığıma.Misafiri seviyorsunuz ama beni kapıda karşılayan yardımcınız size yemek yaptıracağımı duyunca “Bir yumurta kırabilse şükredin.” dedi.Doğru, üniversiteden bu yana mutfağa girmiyorum çünkü. Ama zorda kalsam makarna da haşlayabilirim sanırım.Üniversiteyi Lozan’da okumuşsunuz. Öğrenciyken kim yapıyordu yemeklerinizi? O zamanlar da yardımcınız yoktu herhalde…Hayır. Yemekleri ya kendim yapıyordum ya da -Güneri Civaoğlu’nun eşi- Canan Civaoğlu ev arkadaşımdı, onunla birlikte hazırlıyorduk. Sebzeleri birbirinden ayırt etmekte bile tereddüt ederdik. Marul yerine ıspanak aldığımızı hatırlıyorum mesela. “Ne pişiriyordunuz?” dersen sosis haşlaması, salata ya da makarna dışında pek bir şey söyleyemem. Bütçemiz de sınırlıydı. Et almaya gücümüz yetmediğinden sık sık sosis alıp haşlıyorduk. O kadar bıkmıştık ki bir gün pişirdikten sonra hiç dokunmadan tencereyle çöpe attığımızı hatırlıyorum.Yapma konusunda isteksizliğiniz iştahınıza da tesir etmiş. Yemeği de pek sevmiyormuşsunuz.Sevmiyor değilim de çok özen gösteririm.Notre Dame de Sion’dan mezunsunuz. Üniversiteyi de nispeten Fransız kültürünün etkin olduğu bir ülkede okudunuz. Fransız mutfağıyla aranız nasıl?Fransız yemekleri bol sosludur. O kadar sosun yemeğin doğal tadını kaçırdığını düşünüyorum. Bu yüzden pek sevmem, Türk yemeklerini ve Akdeniz mutfağını beğeniyorum. Zeytinyağlılar, mercimek yemeği ve çorbası, enginar, semizotu, ıspanak salatası (sebzeleri çiğ tüketiyorum genelde) balık, yemesem de börek mantı çok severim. Fransız mutfağının tatlıları hoşuma gidiyor. Krem karamel, krem brüle, çikolatalı sufle…Sevdiğiniz yemeklerden bahsederken bile yüzünüz size muhalif sanki.(gülüyor) Farkında değilim. Yemek ayırt etmem. Çocukken sevmediğim yemekleri bile artık yiyorum. Pırasa, bamya mesela. Bir tek kıymalı yemekleri ve pembe, kanlı eti yiyemem. Ama yeme konusunda mesafeli olduğum doğru. Ilımlı bir iştahım var.Gözünüzü döndürecek bir yemek de mi yok? Ne bileyim gecenin bir vakti canınızın çektiği, çılgınlık yapıp yemek uğruna sizi dışarı çıkartan?Açsam her yemek gözümü döndürebilir aslında. Ama midem küçük olduğundan çabuk doyuyorum. Çılgınlık konusuna gelince, zaten biraz fazla yesem vicdan azabı duyuyorum. Öyle bir çılgınlık yapmam ama yanıbaşımda çikolata varsa ondan tırtıkladığım olmuştur. Gece kalkayım, yemek yiyeyim ya da bunun için dışarı çıkayım, böyle alışkanlıklarım yok.Meclis’in yemekleri genelde beğenilir. Bir dönem milletvekilliği de yaptınız. Siz de yer miydiniz Meclis’te?Meclis yemekleri hakikaten lezzetliydi, fiyatı da ucuzdu. O dönem Ankara’da yalnız yaşıyordum ve yemekleri genelde orada yerdim.Vekillerin göreve başladıktan sonra kilo alması bundan mıdır?Haklısınız, genelde kilo alıyorlar. Belki bundan belki düzensiz beslenmekten, bilemiyorum…Menderes, Özal, Süleyman Demirel vs. gibi bir döneme damgasını vurmuş birçok siyasi lider ile ailecek tanışıklığınız var. Onlara da yemeğe gider miydiniz?Menderes’i hiç tanımadım. 27 Mayıs darbesi olduğunda ilkokulu yeni bitirmiştim. O bakımdan pek hatırlamıyorum.Gelir miydi evinize?Hayır biz daha ziyade Celal Bayar ile yakındık. Bayar teknokrat olduğu için Demokrat Parti’ye de teknik ve bürokrat insanların girmesini arzu etmişti. Babamı da bu yüzden davet etti partiye. Bayar mesafeli olmak
Zaman
Ana Sayfa
28.09.2014
HafızamınsırrıİşleyendemirpastutmazHafızamın sırrı İşleyen demir pas tutmaz
Hafızamın sırrı: İşleyen demir pas tutmaz
Zaman
27.09.2014
02:05
“Her hafta misafir olunmaz, bu sefer de ev sahibesi siz olun.” dedim, çaldım kapısını Nazlı Ilıcak’ın. Yumurta bile kıramam diyeni çok duydum ama gerçekten kırarken bu kadar zorlananı ilk defa gördüm.Kalemine, karakterine hayran olduğum biri gazeteci-yazar Nazlı Ilıcak. Geçtiğimiz sezon başlayan programı format olarak Yemek Bahane’ye çok benziyor. O da her hafta ünlü bir simanın evine konuk oluyor. Pazar Gezmesi’ne başladığından bu yana kapısını çalmak, evine konuk olmak istiyordum. Nasip bu haftayaymış. Boğaz’a nazır, tablolar, biblolar ile donatılmış müze gibi bir evde yaşıyor Ilıcak. Nazlı Hanım’ın yemek yapmayı bilmediğini duymuştum. Yardımcısının “Yemek yaptıracakmışsınız, bir yumurta kırabilirse şükredin.” cümlesine de pek aldırış etmedim doğrusu. Lakin söyleşi sona erip mutfağa geçtiğimizde tartışma programlarında verdiği cevaplarla o herkesin hakkından gelen kadının “yumurtayı nereye vurayım da kırayım, bu kadar yağ yeter mi, ocağın altını çok mu açtık, üzerimize patlamasın” cümleleri sonrası “bir yumurta bile kıramamanın” ne demek olduğunu gerçekten anladım. Öyle bir evde gözler şaşaalı bir sofra arasın dursun. Bana “Üniversite döneminden bu yana ilk defa mutfağa giriyorum. Bunu da yalnızca Zaman Gazetesi için yaparım.” açıklaması yetti de arttı. Her zaman konuk sizken bu sefer ev sahibi oldunuz, nasıl bir duyguymuş Nazlı Hanım? Misafiri çok severim, bu bakımdan çok memnunum sizi ağırladığıma.Misafiri seviyorsunuz ama beni kapıda karşılayan yardımcınız size yemek yaptıracağımı duyunca “Bir yumurta kırabilse şükredin.” dedi.Doğru, üniversiteden bu yana mutfağa girmiyorum çünkü. Ama zorda kalsam makarna da haşlayabilirim sanırım.Üniversiteyi Lozan’da okumuşsunuz. Öğrenciyken kim yapıyordu yemeklerinizi? O zamanlar da yardımcınız yoktu herhalde…Hayır. Yemekleri ya kendim yapıyordum ya da -Güneri Civaoğlu’nun eşi- Canan Civaoğlu ev arkadaşımdı, onunla birlikte hazırlıyorduk. Sebzeleri birbirinden ayırt etmekte bile tereddüt ederdik. Marul yerine ıspanak aldığımızı hatırlıyorum mesela. “Ne pişiriyordunuz?” dersen sosis haşlaması, salata ya da makarna dışında pek bir şey söyleyemem. Bütçemiz de sınırlıydı. Et almaya gücümüz yetmediğinden sık sık sosis alıp haşlıyorduk. O kadar bıkmıştık ki bir gün pişirdikten sonra hiç dokunmadan tencereyle çöpe attığımızı hatırlıyorum.Yapma konusunda isteksizliğiniz iştahınıza da tesir etmiş. Yemeği de pek sevmiyormuşsunuz.Sevmiyor değilim de çok özen gösteririm.Notre Dame de Sion’dan mezunsunuz. Üniversiteyi de nispeten Fransız kültürünün etkin olduğu bir ülkede okudunuz. Fransız mutfağıyla aranız nasıl?Fransız yemekleri bol sosludur. O kadar sosun yemeğin doğal tadını kaçırdığını düşünüyorum. Bu yüzden pek sevmem, Türk yemeklerini ve Akdeniz mutfağını beğeniyorum. Zeytinyağlılar, mercimek yemeği ve çorbası, enginar, semizotu, ıspanak salatası (sebzeleri çiğ tüketiyorum genelde) balık, yemesem de börek mantı çok severim. Fransız mutfağının tatlıları hoşuma gidiyor. Krem karamel, krem brüle, çikolatalı sufle…Sevdiğiniz yemeklerden bahsederken bile yüzünüz size muhalif sanki.(gülüyor) Farkında değilim. Yemek ayırt etmem. Çocukken sevmediğim yemekleri bile artık yiyorum. Pırasa, bamya mesela. Bir tek kıymalı yemekleri ve pembe, kanlı eti yiyemem. Ama yeme konusunda mesafeli olduğum doğru. Ilımlı bir iştahım var.Gözünüzü döndürecek bir yemek de mi yok? Ne bileyim gecenin bir vakti canınızın çektiği, çılgınlık yapıp yemek uğruna sizi dışarı çıkartan?Açsam her yemek gözümü döndürebilir aslında. Ama midem küçük olduğundan çabuk doyuyorum. Çılgınlık konusuna gelince, zaten biraz fazla yesem vicdan azabı duyuyorum. Öyle bir çılgınlık yapmam ama yanıbaşımda çikolata varsa ondan tırtıkladığım olmuştur. Gece kalkayım, yemek yiyeyim ya da bunun için dışarı çıkayım, böyle alışkanlıklarım yok.Meclis’in yemekleri genelde beğenilir. Bir dönem milletvekilliği de yaptınız. Siz de yer miydiniz Meclis’te?Meclis yemekleri hakikaten lezzetliydi, fiyatı da ucuzdu. O dönem Ankara’da yalnız yaşıyordum ve yemekleri genelde orada yerdim.Vekillerin göreve başladıktan sonra kilo alması bundan mıdır?Haklısınız, genelde kilo alıyorlar. Belki bundan belki düzensiz beslenmekten, bilemiyorum…Menderes, Özal, Süleyman Demirel vs. gibi bir döneme damgasını vurmuş birçok siyasi lider ile ailecek tanışıklığınız var. Onlara da yemeğe gider miydiniz?Menderes’i hiç tanımadım. 27 Mayıs darbesi olduğunda ilkokulu yeni bitirmiştim. O bakımdan pek hatırlamıyorum.Gelir miydi evinize?Hayır biz daha ziyade Celal Bayar ile yakındık. Bayar teknokrat olduğu için Demokrat Parti’ye de teknik ve bürokrat insanların girmesini arzu etmişti. Babamı da bu yüzden davet etti partiye. Bayar mesafeli olma
Zaman
Ana Sayfa
27.09.2014
HafızamınsırrıİşleyendemirpastutmazHafızamın sırrı İşleyen demir pas tutmaz
Toplam "2" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti