Habergec.Com Aranan Kelimeler:bu görüntü gerçek Değerlendirme: 10 / 10 678567
habergec.com
20.09.2014 Cumartesi
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

bu görüntü gerçek

Altın Koza’da yarışma heyecanı
Zaman
19.09.2014
02:21
21. Altın Koza Film Festivali’nde sona yaklaşıldı. Yarın akşam yapılacak törenle ödüller açıklanacak. Ulusal yarışmada yer alan ‘Neden Tarkovski Olamıyorum’, ‘Nergis Hanım’, ‘Deniz Seviyesi’ ve ‘Silsile’ şimdilik festival seyircisinin beğenisine mazhar olan filmler. Jürinin kararını ise yarın gece öğreneceğiz.21. Uluslararası Altın Koza Film Festivali’nde artık sona yaklaşıldı. Yarın akşam Çukurova Üniversitesi Kongre Merkezi’nde yapılacak törenle ödüller dağıtılacak. Ulusal yarışma filmlerinden galası yapılmayan dört film kaldı. Balık (Derviş Zaim), İçimdeki Balık (Ertan Velimatti Alagöz), Yağmur Kıyamet Çiçeği (Onur Aydın) ve Yola Çıkmak (Evren Erdem) bugün Real Cinemaximum’da gösterilecek. Diğer 12 film arasında festival izleyicisinin en beğendikleri Neden Tarkovski Olamıyorum, Nergis Hanım, Deniz Seviyesi ve Silsile oldu. Bugün galası yapılacak filmler de sürpriz yapabilir. Altın Koza’nın sevilen ve konuşulan filmlerinin başında şimdilik ‘Neden Tarkovski Olamıyorum’ bulunuyor. İsmiyle de merak uyandıran yapım, galası en dolu geçen filmdi. Gösterim sonrasında izleyiciler, yönetmen Murat Düzgünoğlu ve ekibini soru yağmuruna tuttu. Sorular Tarkovski filmlerinin ağırlığındaydı. Mesela “Filmin kahramanı Bahadır, her sabah uyanınca karşısında Tarkovski’nin ‘İlkelerine bir kez ihanet eden insan, hayatla olan saf ilişkisini yitirir.’ yazıyor. Ama babasının hayallerine müdahale ediyor, onu kararlarından vazgeçirmek istiyor. Bu çelişkili değil mi?” sorusuna Düzgünoğlu, ‘Bahadır böyle biri’ diye cevap verdi. Tarkovski’nin bir filmindeki sahnenin aynısı çekilerek başlayan Neden Tarkovski Olamıyorum, esprileri ve hikâyesiyle Altın Koza’nın en güçlü adayı olarak gösteriliyor.Festival değil ‘vizyon filmi’Görkem Şarkan’ın 33. İstanbul Film Festivali’nde Seyfi Teoman En İyi İlk Film Ödülü’nü alan ‘Nergis Hanım’ı eleştirmenler beğenmese de kendileriyle empati kurulmasına vesile olduğu için özellikle yaşlı seyircilerin beğenisini kazandı. Filmin senaryosu, yönetmenin anneannesi ve dayısının gerçek hikâyesinden esinlenilerek yazılmış. Tek mekanda geçen filmdeki ev ise Şarkan’ın artık bakımevinde kalan anneannesinin evi.Süryani bir ailenin öyküsünü anlatan ve ülkemizde Süryanice çekilen ilk film olan ‘Gittiler: Sair ve Meçhul’, senaryosundaki kopukluk nedeniyle eleştirildi, görüntüleriyle öne çıktı. Filmin, İstanbul Film Festivali’nde 120 dakika olan süresi, Altın Koza’da 90 dakikaya düşürülmüş. Amerika’da okuyan ve orada yaşamaya devam eden Nisan Dağ ile Esra Saydam’ın ilk filmi ‘Deniz Seviyesi’, yaşanamamış aşkların acısını konu alan hikâyesiyle sevildi. Fakat ‘festival filmi’ değil de ‘vizyon filmi’ olması gerektiğini savunanlar da var. “Beni Sen Anlat” ise ne izleyiciler ne de eleştirmenlerin beğenisini kazanabildi. Film, “karton karakterleri, vahim dönem hataları, inandırıcı olmayan oyunculukları” ile festivalin zayıf filmlerinden biri olarak değerlendiriliyor. Hatta neden yarışma filmleri arasına seçildiği de tartışma konusu oldu. Oyunculukları beğenilen ve ödüle aday görülen sanatçılar ise Tansu Biçer (Neden Tarkovski Olamıyorum), Damla Sönmez, Ahmet Rıfat Şungar (Deniz Seviyesi) ve Savaş Özdemir (Gittiler: Sair ve Meçhul).[Festivalde bugün ve yarın]Festivalde bugün, saat 11.00’de Büyük Sürmeli Oteli’nde Bora Gökşengil’in katılımıyla “Altın Koza Kısa Film Atölyesi-Kurgu” workshop’u yapılacak. Saat 15.00’te de aynı mekanda son yılların dikkat çeken görüntü yönetmenlerinden Gökhan Tiryaki sinemada görüntüyü anlatacak. Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu’nda ise “Sinemamızın 100. Yılında Yılmaz Güney” söyleşisi gerçekleştirilecek. Saat 15.00’teki söyleşinin katılımcıları Fatoş Güney’in kardeşi Yaşar Pütün, Abdurrahman Keskiner, Hikmet Taşdemir, Semir Arslanyürek. Akşam saat 20.30’da Çukurova Hayal Park Yanı’nda Mehmet Erdem’in konseri var. Yarın ise yine Büyük Sürmeli Oteli’nde saat 11.00’de Film Çekim workshop’u yapılacak. Saat 15.00’te Ömer Lütfi Akad’ın yönettiği Gelin filminin restore edilmiş hali Optimum AVM’deki Avşar Sinemaları’nda izlenebilecek. Gösterime oyunculardan Hülya Koçyiğit ve Fuad Erman katılacak.
Zaman
Kültür
19.09.2014
AltınKoza’dayarışmaheyecanıAltın Koza’da yarışma heyecanı
Eğitimin sistem ve öğretmen sorunu
Zaman
17.09.2014
02:02
İlkokuldan üniversiteye milyonlarca hocaya ihtiyacımız var; öz-saygısını muhafaza eden, gönlünü öğrencisine açan, onda kendini gören. sürekli yenilenme ihtiyacı duyan, düşünen, yazan, okuyan. Sınıfa her defasında heyecanla, duayla yürüyen...Temel eğitim kurumları ve üniversitelerde ders başı yapıldı, yapılıyor. Bu mevsimde çocuklarımızı zihnimize daha fazla üşüşen sorular eşliğinde düşünmeden edemiyoruz.Kendimizin yer almayacağı bir geleceğe hazırlıyoruz çocuklarımızı. Toplumumuz sağlıklı gelişsin, o geleceğin inşasında payımız olsun istiyoruz. Fakat eğitim sistemi için yapılanlara baktığımızda zamanın ruhunu doğru okuyamadığımız görülüyor.İlkokuldan üniversiteye sisteme vaziyet edenler “kral çıplak!” diyemiyor, büyük ölçüde “..mış gibi” yapıyor, öncekilerin dümen suyunda yüzüyor. Teknoloji sadece metot açısından bir mânâ ifade edebilir. Tablet bilgisayar ve akıllı tahtayla gürültüsü çokça yapılan Fatih Projesi meselâ. Bunlar sadece birer âlet; ne ölçüde verim sağladığı da soru işareti. Çocukların ahlâkı, sorumluluk duygusu, hedef belirleme kâbiliyeti ve zihnî konsantrasyonu nasıl gelişecek?Elektronik oyuncakların, eğlence kültürünün, sigara, alkol, uyuşturucu ve müstehcenliğin, uçurumun kenarına savurduğu çocuklar okullarda ne öğrenecek, neden öğrenecek, nasıl öğrenecek? Kaldı ki esas mesele onlara sadece yığınla sınav için -çoğu gereksiz detaylarla dolu, ezber- bilgi yüklemesi yapmak mı? Su üstüne yazı yazmak gibi anlamadan öğrenme (!) onların ve bizim hayatlarımıza ne katacak? Yoksa esas sorumluluğumuzun onları hayata hazırlamak olduğunun farkında değil miyiz? Bu soruların cevabı MEB bürokratlarına, uygulanması da okul idarecelerine ve öğretmenlere emanet. Onlara güvenmek istiyoruz.Temel eğitimin ilk yılları, çocukluğa geçerken yürüme talimi yaptırdığımız bebeğin elini yavaşça bırakma sürecine benzer. Düşmesini istemeyiz, az sonra düşeceğini biliriz, düşerken bazen yakalarız, bazen düşüşünü yumuşatırız, bazen de düştükten sonra yetişiriz. Evinden sonra vaktini en fazla geçireceği okulda beklentilerimizin karşılanacağına inanmak isteriz. Çocukluktan ergenliğe, ergenlikten gençliğe geçişte rehberlik ise daha zordur.Fakat tablo iç açıcı değil. İlkokuldan liseye çoğu öğrencinin aklı okulda, derste değil. Bilhassa liselerde ciddi mânâda ders işlenmiyor. Okul çocukları sıkıyor, câzip gelmiyor. Çünkü onlara derslerle hayatın ilişkisini gösteremiyor, heyecan aşılayamıyoruz. Hayatta karşılıklarını bulamıyorlar. Görünüşte onları önemsiyor, ihtimam gösteriyor gibi bir görüntü versek de varoluş sebeplerini hissettiremiyoruz. Pratikte “yok” gibiler. Demek ki onları, daha doğrusu insanı gerçek mânâda anlayamıyoruz. Onlar da Edirne’den Kars’a laubalilik ve boşvermişlik içinde yüzüyor, tutsağı oldukları sınavlara girip çıkıyorlar. Vitrinin arkası boş. Sadece YGS ve LYS sonuçlarına baktığımızda, sayısı milyona yakın öğrencinin matematik ve fizikten sıfır çekmesini nasıl izah edeceğiz?Bir Anadolu lisesinde öğrencinin soru sorduğu öğretmen onu bir meslektaşına yönlendiriyor: “Onun maaşı benden fazla, onun bilmesi lazım bu sorunun cevabını” diyor. Öğretmenlerin sinir sistemi çok mu yıpranmış vaziyette?Bir lise müdürü okulda mesai saatlerinin büyük kısmını at yarışlarını takip ederek geçiriyor.Büyük masraflarla açılan bir turizm ve otelcilik lisesini 2014’te birincilikle bitirip kütüğe bröve çakan öğrenci YGS’de 180 puan alamadığı için LYS’ye giremiyor.Okulların çoğunda öğretmen odalarında televizyon var ve genellikle bütün gün açık.Çıraklık merkezi müdürü şikayet ediyor: “İlkokulu ite-kaka bitiren, en problemli, en uyumsuz öğrenciler bize geliyor. Bir zanaat öğretmek istiyoruz, onlar bir şey öğrenmek istemiyor. İşleri hazır, hem okuyacak hem de sanayide çalışıp maaş alacaklar, fakat ne istediklerini bilmiyorlar, ne istemediklerini ise çok iyi biliyorlar.”Reklamların yıldızı akıllı (!) telefonlar üniversite öğrencilerinin de iptilası (başa belâ). Ellerine yapışık yapay bir organ gibi. Üniversitede yanında kalem taşımayan öğrenci sayısı giderek artıyor. Mühendislik fakültesinde bir problemin çözümünü hocayı takip ederek yazan öğrenciler az sayıda. Ders esnasında ders dışında hemen her şeyle meşgul oluyor, tahtadaki çözümün fotoğrafını çekip gidiyorlar.Mühendislik eğitimi bütün dünyada tartışılıyor. Yolunda gitmeyen bir şeyler var ve bu biliniyor. Püf noktaları bulmak için uluslararası toplantılar, tartışmalar gerçekleştiriliyor. Problemin Türkiye’de fark edildiğine dair bir ışık henüz görülmüyor. Mühendislik eğitimi tartışmaları yine yüzeysel cereyan ediyor. İş güvenliği ve iş hukuku dersleri küçümseniyor, müfredat gereği yasak savma kabilinden geçiştiriliyor. Sanki mühendislik eğitimi insan için değil de lâf
Zaman
Yorum
17.09.2014
EğitiminsistemveöğretmensorunuEğitimin sistem ve öğretmen sorunu
Bana bir rol ver ömürlük olsun
Zaman
14.09.2014
02:08
Her biri birbirinden ayrı karakterleri başarıyla oynayabilmeyi gerektiriyor oyunculuk. Ancak kimi oyuncular için bu durum isteseler bile öyle gerçekleşmiyor. Yer aldıkları filmlerin isimleri farklı olsa da onlar için değişen bir şey olmuyor. Oynadıkları karakterler birbirine benzeyen oyuncular, zamanla seyircinin kafasında da öyle yer ediniyor.Hulusi KentmenYeşilçam filmlerinin pos bıyıklarıyla babacan rollerin adamıydı Hulusi Kentmen. Deniz Kuvvetleri’ndeki astsubay rütbesinden emekli olunca sanat dünyasında buldu kendini. Takındığı tatlı-sert tavırlar öyle başarılıydı ki bir neslin ‘baba’ bildiği insan oldu. Tonton ve babacan halleri ile oynadığı rolleri üzerine yapışıp kalan oyuncu, filmlerin zengin ve fabrikatör babası oluverdi zamanla. Her ne kadar sert görünmeye çalışsa da sahnenin duygusuna kaptırıp kendini “Beni de ağlatacaksınız şimdi.” demeden edemezdi. Çoğu filminde kendi adıyla karşımıza çıkan aktör oynadığı beş yüze yakın filmde baba rollerini kucaklamaktan hiçbir zaman kaçınmadı.Erol TaşYönetmen Ömer Lütfi Akad’ın katkısıyla girdiği sinemaya uzun yıllar emek veren oyunculardan, Erol Taş. İrili-ufaklı rolleriyle birçok filmde yer alan Taş, seyircinin aklında hep ‘kötü adam’ olarak kalır. “Yeşilçam’ın kötü adamı” diye ünlenen aktör, kariyerini de bu roller üzerine sürdürür. Bu tiplerin tam zıttı olan ‘iyi’ karakterleri de başarıyla oynamasına rağmen alışılagelmiş kötü adam rolünden birkaç istisna hariç hiç çıkmaz. Başrolünü Türkan Şoray’la paylaştığı 1957 yapımı bir Akad filmi olan Ana bunun en güzel örneği. Sinemanın kötü adamı olarak bilinen Taş, bu filmdeki Şevket tiplemesiyle tamamen iyi bir karakter çiziyor.Aliye RonaYerli sinemanın uzun yıllar değişmez karakter oyuncularındandı. Siyah uzun saçlarıyla hafızalarımıza kazınan Rona, Yeşilçam’ın ‘kötü kadın’ oyuncusuydu. Kimi zaman oğlunun sevdiği kızla mürüvvetini engellemek isteyen bir anneyken, kimi zaman ise kavgacı, töreci bir köylü kadınıydı. Sinema oyunculuğuna 1947 yılında Kerim’in Çilesi filmiyle başlayan usta oyuncu çattığı kaşlarının altından öfkeyle bakan gözleri ile seyircinin üzerinde unutulmaz bir etki bırakmayı başardı.Cevat KurtuluşArka planda kalmayı ve filmlerinin üçüncü ismi olarak anılmayı dert etmeyen birinden söz ediyoruz; Cevat Kurtuluş. Ankara’da başladığı sanat hayatını komedyenlik üzerine sürdürür. Yüzüne takındığı tabir-i caizse binbir mimikten destek alarak başlar sinemaya usta oyuncu. Bilmiş tavırları ve boynuna taktığı papyonu ile giderek Yeşilçam’ın aranılan ‘aptal ve şaşkın uşak’ rolünü oynayan aktörü haline gelir. Bu tiplemeyi öylesine başarıyla canlandırdı ki akıl vermek için “patron” diye başlayan cümleleri hâlâ kulaklarımızda yankılanıyor.Helena Bonham CarterMarla Singer karakteri ile çıkış yapan başarılı aktrist, filmlerindeki tarzıyla dikkat çekmeyi seviyor. Ancak ne var ki dağınık bırakılmış rengârenk saçları ve farklı kıyafetleriyle çekilmiş bir fotoğrafının gerçek hali mi yoksa filminden bir görüntü mü olduğunu anlamak zor. Aslında Carter’ın da istediği tam olarak bu. Masalsı filmlerin karakterlerini oynamayı seven oyuncu yaşantısında da bunu yansıtıyor. Bunda gotik betimlemelerin ağırlıkta olduğu sıra dışı filmlerin yönetmeni Tim Burton’la evli olmasının ve onun filmlerinde de oynamasının payı büyük. Fantastik dünyanın karakterlerine bürünen Carter cadı da oluyor prenses de.Adam SandlerKomedyenlik kariyerini sinemaya taşıyan isimlerden. Hafif duygu yüklü komedi filmlerin aktörü olan Sandler, ne yazık ki rolleri yüzünden kendini tekrara düşürüyor. Yeni çektiği filmin vizyon haberi geldiğinde sinemaseverler bilir ki, Sandler bir kez daha aynı tür komediyle geliyor. Bunun için afiş ya da fragman görmeleri gerekmiyor.Morgan FreemanAkademi ödüllü Amerikalı aktör, filmlerindeki ‘bilge tavırlı’ rolleri ile tanınıyor. İyi niyetli bir halde çevresindekilere verdiği tavsiyelerle onlar için çalışan yaşlı adam rollerinin hakkını başarıyla veriyor. Yanağındaki siyah benleri, hafif ses tonu, kahkahası ve kırlaşmış saçları ile o hep kahramanların sağ kolluğunu yapıyor. Ne zaman ki kahraman düşüyor, o sahnede Freeman ortaya çıkıyor ve bilgeliği ile sorunları çözüyor.
Zaman
Ana Sayfa
14.09.2014
BanabirrolverömürlükolsunBana bir rol ver ömürlük olsun
Ahmet Selim - Tek çare Sevgi'ye açık olmak (2)
Zaman
11.09.2014
02:03
Benden çok şey bekleyenler vardı; üzerimdeki hakları da çoktu.Onları memnun edemedim… Hocalarım, yakınlarım, arkadaşlarım, dostlarım… Sesimi duymak isterlerdi, ben sessiz yaşadım. Bu bir kadermiş, ama benim de, “yine aynı şartlarda olsam yine yapardım” diyebileceğim kaçınılmaz hatalarımın da payı vardı. Karakter yapımız da kadere dahildir zaten. Ama o benden çok şey bekleyenler var ya; onlar hiç içimden çıkmaz. Hiç olmadık bir zamanda aklıma takılırlar. Ne çok, ne candan severlerdi beni. Ne çok sahip çıkarlardı… Bazen sahilde yağmur falan dinlemeden uzun yürüyüşler yapardım. O yürüyüşlerimden birinde bir arabanın beni yavaş yavaş arkadan takip ettiğini fark ettim. Göz ucuyla plakasına baktım, hafif dönerek… Bizim taksi durağının şoförlerinden Erdinç… Mahcup mahcup indi. “Abi ne arıyorsun bu yağmurda burada. Arabaya gel lütfen hem gezelim, hem konuşup dertleşelim” diyordu. İşi gücü bırakıp benim peşime düşmüş. Anarşi falan da vardı ya, kaygılanmış… “Koruyalım seni, kuzu gibi hiç belli etmeden etrafında oluruz” diyordu. “Yok be Erdinç” dedim. “Benim korunmaya ihtiyacım yok. Ben tevekkül adamıyım. Kadere de inanırım. Müstakil ve özel biriyim ben; ve bu tavrımı da tedbir sayıyorum. Başka tedbir gerekmez. Rahat olun siz.” Çok emin konuşuyorum ki benim için kaygılanmasınlar… Öylesine sevgiye açık bir toplumduk. Bir arkadaşım işini gücünü bırakıp yardım için beni izliyor…Sevgiye, (binnetice) düşünceye açık olmayanlarla geçinmek, anlaşmak zordur. Bazı şeyleri anlatmaya çalışmayacaksınız boş yere. Beklentilerinizi sınırlı tutacaksınız. Bir düşünür, “evde birileri varsa, kapıyı bir defa çalmak yeter” diyor. Birileri yoksa, kapıyı zorla açsanız bile kimseyi bulamazsınız. Dilinizden anlayamayan, sizi gerçek kimliğinizle göremeyen biri sahiden var sayılabilir mi? Sevgiye açık olmayan biri hem şeklen vardır, gördüğünü de sadece şeklen görür. Birinin varmış gibi görünmesinden, yalnızlık çok daha iyidir. Yokmuş gibi görünüp de yanınızda hissettikleriniz, yalnızlığınızı nasılsa hafifletecektir, giderecektir. Kuru gürültü ve kuru görüntü o gizli diyaloglarınızı da engeller. Bazen uzaktakiler yakındır, yakındakiler uzak. Önemli olan ruhî-kalbî-fikrî yakınlıkların varlık derecesidir. Gerçekliğimizi bu var oluşun şartları belirler. Gerçekten yaşamayanın ve var olmayanın rahatlığından, zenginliğinden ne çıkar?Sevgiye açık olmak, var olmak demektir. İnsan olarak, kardeş olarak, dost olarak, gönül insanı olarak var olmak, düşünen kişi olarak, sahiden var olmak. Onlar aramızdan ayrıldıktan sonra da içimizde var olmaya devam ederler.Genellikle zannedilir ki, sevgi, samimiyet, akıl, düşünce birbirinden çok ayrı kavramlardır. Mesela bir adam çok akıllıdır da, sevgisizdir; samimiyeti yoktur da iyi düşünür. Bu zan, bazı örnekleri yanlış yorumlamaktan, görüntüsüne aldanmaktan doğuyor. Sevgiye açık olmayan, düşüncede ilerleyemez, yükselemez. Tabii ki bir şeyler düşünür, pratik mantığı hatta kurnazlıkları vardır. Ama ufka bakamaz, iç zenginlikleri göremez, bazı düşünce değerlerini ve kavramlarını içselleştiremez; açısı dardır, aklı yardımsızdır, nefsani zaaflar ruhunu karartmıştır. Özeleştiri yapamaz, kendini aşamaz.Sevgiye açık olmamanın, birçok sonuçları, yansımaları vardır ve onlardan birçok meseleler doğar. Siz o meseleleri, kökü ve kökeni dışındaki varlığı çerçevesinde ne yapsanız çözemezsiniz. Yasaklamalar ve mecburiyetler getiren sistematik kurallarla da çözemezsiniz. İnsansız tam başarı olmaz, sevgisiz de insan olmaz. İnsanlığımız işte bunun için azalıyor, zevâhirimizdeki gelişme görüntüsüne rağmen.
Zaman
Köşe Yazıları
11.09.2014
AhmetSelim-TekçareSevgiyeaçıkolmak(2)Ahmet Selim - Tek çare Sevgiye açık olmak (2)
Yeni iPhone'lar 26 Eylül'de Vodafone'da
Zaman
10.09.2014
17:53
Vodafone Türkiye, yeni iPhone 6 ve iPhone 6 Plus akıllı telefonları, 26 Eylül itibariyle Vodafone Cep Merkezleri’nde yer alan Vodafone Çok Satanlar Masası’nda satışa sunacağını açıkladı. Aboneler, her iki model için de 19 Eylül itibariyle www.vodafone.com.tr üzerindeki formu doldurarak avantajlı Vodafone teklifleri hakkında ön bilgi sahibi olabilecek. Vodafone Türkiye, iPhone 6 ve iPhone 6 Plus kullanıcılarına, ülke geneline yayılmış hızlı 3G ağından yararlanma imkânı da sunacak.iPhone 6 ve iPhone 6 Plus, iPhone tarihinde devrim yaratacak yenilikler olarak gösteriliyor. 4.7 inç ve 5.5 inçlik çarpıcı Retina HD ekranlı iki modeliyle dikkat çeken yeni iPhone serisi, mobil iletişimde son teknolojileri ince ve zarif bir tasarımda buluşturuyor. Yeni iPhone’lar, eloksallı alüminyumdan yapılmış ve ekranın biçimli camıyla mükemmel uyum sağlayan kusursuz yekpare gövdesiyle göz dolduruyor. Böylece, rahat kavranabilen ve kolay kullanılabilen bir tasarımda daha büyük ekran keyfi sunuluyor. Her bakımdan daha üstün olan yeni iPhone’lar, Apple tarafından hızlı performans ve enerji verimliliği için tasarlanmış ikinci nesil 64 bit masaüstü sınıfı mimariye sahip A8 çip; gelişmiş iSight® ve FaceTime® HD kameralar; ultra hızlı kablosuz teknolojiler ve sadece bir parmak dokunuşuyla kolay ve güvenli ödeme yapma imkânı sunan Apple Pay™ teknolojisini içeriyor. iPhone 6 ve iPhone 6 Plus ayrıca, son teknolojiyle geliştirilen mobil işletim sistemi iOS 8 ile donatılmış bulunuyor. Yeni iPhone’lar, Mesaj ve Fotoğraflar için sunduğu yeni özellikler, QuickType™ klavyesi, yeni Sağlık uygulaması ve Aile Paylaşımı ve iCloud Drive? gibi özellikleriyle de kullanıcıya daha kolay, hızlı ve sezgisel bir deneyim vaat ediyor.Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Ender Buruk, konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, “Vodafone Türkiye olarak başlattığımız Dijital Dönüşüm Hareketi kapsamında, dijital bağlantılı yaşamı bireyler ve kurumlar için kolay ve erişilebilir kılma stratejimiz doğrultusunda, dünya çapında mobil teknolojileri uygun koşullarda tüketicilerin hizmetine sunmak üzere aralıksız çalışıyoruz. Akıllı telefon sektörünün önemli oyuncularından Apple’ın yeni ve gelişmiş mobil teknolojilerle donattığı iPhone 6 ve iPhone 6 Plus’ı akıllı cihaz portföyümüze katmaktan ve Vodafone Çok Satanlar Masası’nda canlı çalışan gerçek cihazlar üzerinden bizzat deneyimlenebilecek şekilde sunacak olmaktan dolayı heyecanlıyız. Önceki iPhone modellerinde olduğu gibi iPhone 6 serisini de sahipleniyor ve benzersiz teknolojisiyle dikkat çeken bu cihazları Vodafone Red avantajlarıyla sunuyoruz. Ekran büyüklüğü, görüntü kalitesi, inceliği, hızlı işlemcisi ve Yakın Alan İletişimi özelliği ile öne çıkan iPhone 6 serisinin, Vodafone Red avantajlarıyla birleştiğinde tüketicilerin mobil deneyimini eşsiz kılacağına inanıyoruz. Vodafone Türkiye olarak, öncülüğünü yaptığımız mobil teknolojilerle bireylerin hayatlarında küçük mucizeler yaratmalarına destek olmaya devam edeceğiz” dedi.
Zaman
Ekonomi
10.09.2014
YeniiPhonelar26EylüldeVodafonedaYeni iPhonelar 26 Eylülde Vodafoneda
Yeni iPhone'lar 26 Eylül'de Vodafone'da
Zaman
10.09.2014
17:45
Vodafone Türkiye, yeni iPhone 6 ve iPhone 6 Plus akıllı telefonları, 26 Eylül itibariyle Vodafone Cep Merkezleri’nde yer alan Vodafone Çok Satanlar Masası’nda satışa sunacağını açıkladı. Aboneler, her iki model için de 19 Eylül itibariyle www.vodafone.com.tr üzerindeki formu doldurarak avantajlı Vodafone teklifleri hakkında ön bilgi sahibi olabilecek. Vodafone Türkiye, iPhone 6 ve iPhone 6 Plus kullanıcılarına, ülke geneline yayılmış hızlı 3G ağından yararlanma imkânı da sunacak.iPhone 6 ve iPhone 6 Plus, iPhone tarihinde devrim yaratacak yenilikler olarak gösteriliyor. 4.7 inç ve 5.5 inçlik çarpıcı Retina HD ekranlı iki modeliyle dikkat çeken yeni iPhone serisi, mobil iletişimde son teknolojileri ince ve zarif bir tasarımda buluşturuyor. Yeni iPhone’lar, eloksallı alüminyumdan yapılmış ve ekranın biçimli camıyla mükemmel uyum sağlayan kusursuz yekpare gövdesiyle göz dolduruyor. Böylece, rahat kavranabilen ve kolay kullanılabilen bir tasarımda daha büyük ekran keyfi sunuluyor. Her bakımdan daha üstün olan yeni iPhone’lar, Apple tarafından hızlı performans ve enerji verimliliği için tasarlanmış ikinci nesil 64 bit masaüstü sınıfı mimariye sahip A8 çip; gelişmiş iSight® ve FaceTime® HD kameralar; ultra hızlı kablosuz teknolojiler ve sadece bir parmak dokunuşuyla kolay ve güvenli ödeme yapma imkânı sunan Apple Pay™ teknolojisini içeriyor. iPhone 6 ve iPhone 6 Plus ayrıca, son teknolojiyle geliştirilen mobil işletim sistemi iOS 8 ile donatılmış bulunuyor. Yeni iPhone’lar, Mesaj ve Fotoğraflar için sunduğu yeni özellikler, QuickType™ klavyesi, yeni Sağlık uygulaması ve Aile Paylaşımı ve iCloud Drive? gibi özellikleriyle de kullanıcıya daha kolay, hızlı ve sezgisel bir deneyim vaat ediyor.Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Ender Buruk, konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, “Vodafone Türkiye olarak başlattığımız Dijital Dönüşüm Hareketi kapsamında, dijital bağlantılı yaşamı bireyler ve kurumlar için kolay ve erişilebilir kılma stratejimiz doğrultusunda, dünya çapında mobil teknolojileri uygun koşullarda tüketicilerin hizmetine sunmak üzere aralıksız çalışıyoruz. Akıllı telefon sektörünün önemli oyuncularından Apple’ın yeni ve gelişmiş mobil teknolojilerle donattığı iPhone 6 ve iPhone 6 Plus’ı akıllı cihaz portföyümüze katmaktan ve Vodafone Çok Satanlar Masası’nda canlı çalışan gerçek cihazlar üzerinden bizzat deneyimlenebilecek şekilde sunacak olmaktan dolayı heyecanlıyız. Önceki iPhone modellerinde olduğu gibi iPhone 6 serisini de sahipleniyor ve benzersiz teknolojisiyle dikkat çeken bu cihazları Vodafone Red avantajlarıyla sunuyoruz. Ekran büyüklüğü, görüntü kalitesi, inceliği, hızlı işlemcisi ve Yakın Alan İletişimi özelliği ile öne çıkan iPhone 6 serisinin, Vodafone Red avantajlarıyla birleştiğinde tüketicilerin mobil deneyimini eşsiz kılacağına inanıyoruz. Vodafone Türkiye olarak, öncülüğünü yaptığımız mobil teknolojilerle bireylerin hayatlarında küçük mucizeler yaratmalarına destek olmaya devam edeceğiz” dedi.
Zaman
Ana Sayfa
10.09.2014
YeniiPhonelar26EylüldeVodafonedaYeni iPhonelar 26 Eylülde Vodafoneda
CHP’nin hayatî virajı
Zaman
04.09.2014
02:06
Türkiye, yaşanan bütün tartışmalar hafızasında yer edecek şekilde geçirdiği cumhurbaşkanlığı seçim sürecini geride bıraktı.Pek muhtemel ilerleyen günlerde de yeni Cumhurbaşkanı’nın ve Başbakan’ın siyasi üslupları ve Türkiye için çizdikleri yol haritalarını tartışacak. Bu tartışmaların içerisinde hiç kuşkusuz alıştığımız şekilde üslup, uyum ve kutuplaşma meseleleri de yoğun bir gündem oluşturacak. Her ne kadar birçok kişi Türkiye’de herhangi bir değişim olmayacağı yönünde bir öngörüde bulunsa da, bunun böyle olmayacağını düşünenlerdenim. Bununla beraber temennim değişimin olumlu yönde olması, Türkiye’nin kaybettiği kimi önemli özelliklerini ve değerlerini geri kazanması yönündedir. Aynı zamanda yaşanması gereken kazanımların da salt olarak iktidara bırakılamayacak derecede önemli olduğunu düşünmekteyim. Aksi takdirde kazanımdan çok yeni kayıpların olması pek muhtemel. Bu bağlamda, diğer siyasi partilerin, meslek örgütlerinin, sendikaların ve sivil toplumun diğer aktörlerinin eleştirel olmanın ötesinde yapıcı yol göstermeleri gerekmektedir.Bu tablodan yola çıkarak önem sıralamasında Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) bundan sonra takınacağı tavrın birinci sırada olduğunu iddia edebiliriz. Bilindiği üzere CHP, cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrasında kısmi bir ayrışmaya gitmiş ve kurultay kararı almış durumda. Bu bağlamda da mevcut genel başkan Kılıçdaroğlu’na karşı partinin ulusalcı olarak adlandırılan kanadı bayrak açmış ve delegelerden de hatırı sayılır bir tabana ulaşmış. Hal böyle olunca Kılıçdaroğlu’nun da yönetim listesini delegasyonun ve örgütün isteği doğrultusunda şekillendireceği gerçeği ile karşı karşıya kalıyoruz. Kuşkusuz, siyasi partilerde amiyane tabiri ile bütün cefayı çeken örgütün yönetim üzerinde söz sahibi olması oldukça önemli ve fakat kimi önemli konulara göre yönetimin belirlenmesi de ayrı bir gerçeklik ve zorunluluk. Bu bağlamda CHP’nin hem gelecek için çözüm olması hem de kendi devamlılığını sürdürebilmesi için dört ana konuda hem yenilenmesi hem de uzmanlaşması gerekmektedir. Bu yapılmadığı zaman geleceğin pek de parlak olmayacağını şimdiden söyleyebiliriz.Bilindiği gibi Osmanlı’dan günümüze Türkiye’de din ve devlet işleri hem önemli hem problemli bir alanı teşkil etmekte. Diyanet, Aleviler, gayrimüslimler ve hatta devletin resmi olmayan bir şekilde taraf olduğu Sünni İslam bile problemli bir alan. Geç Osmanlı’dan başlayıp, erken Cumhuriyet ile pekişen, neo-liberalleşme ve mevcut iktidarın gösterişe ve banalliğe dayandırdığı bu sorunlu alan günden güne karmaşıklaşmakta ve toplumda da daha belirgin yansımalarla karşımıza çıkmakta. Dahası bölgede yaşanan kimi sorunlar da din temelli olmaya başlamakta. Bütün bunlara karşın CHP’nin bu alanı anlayamama problemi de vahim. Bir yandan alana dokunmaya çalışan ve fakat ehil olmayan kişiler, diğer yandan da irrasyonel korkular etrafında sıkışmış bireyler arasında savrulan bir görüntü veriyor. Her ne kadar Kılıçdaroğlu yönetimlerinin bu konu üzerinde gözle görülür çabaları olsa da, bunların yeterli olmadığı bir gerçek. Kanımca diğer bir sorun ise partinin bu konuyu görmeme isteği. Bu noktada yapılması gereken yeni yönetimde hem konuyu hem toplumu bilen yüzlerin yer alması ve konunun klasik CHP anlayışının dışında değerlendirilmesidir. Aksi takdirde parti, altından kayıp giden toplumu bir daha yakalayamama tehlikesi ile karşı karşıya kalacak.CHP’nin yapacağı yönetim değişikliğinde ele alması ve ona göre karar vermesi gereken bir diğer konu ise dış politika olmalıdır. Resmin büyüğüne bakıldığı zaman Türkiye’nin son dört yılda yaşadığı soruların büyük çoğunluğunun dış politika tercihlerinden kaynaklandığı açıkça görülecektir. Batı merkezli dış politikanın Doğu hâkimiyeti iddiası olan bir politikaya kayması hem hayalci hem de riskler içeren bir tercih olmuştur. Bu politika tercihinin iddia ve hayal boyutunun sözde kaldığı yetkililerin açıklamalarında, riskli olduğu ise şaşaalı devir teslim törenlerinin bile 49 vatandaşımızın rehin olarak tutulmasının gölgesinde gerçekleşmesi açıkça göstermektedir. Bu bağlamda CHP yönetiminde yapacağı tercihlerle Türkiye’nin yörüngesinden kayan dış politika ekseninin alıştığı yere oturtulmasına yardımcı olacak kişileri getirmelidir. Dahası gerek kariyerleri gerekse de kullandıkları dil ile dışarıda vizyonu geniş bir Türkiye’yi ve muhalefeti temsil edecek kişiler de oldukça önemli bir noktada bulunmaktadır.Ne yazık ki ekonomi uzmanları, Türkiye ekonomisinin geleceği için iç açıcı yorumlarda ve tahminlerde bulunmuyorlar. Bu durumun daha da vahimi mevcut iktidar içeriden ve dışarıdan ekonomi ile ilgili yapılan uyarılara akıl dışı şekilde cevaplar veriyor. Siyasal ve toplumsal ortamı halihazırda pek parlak olmayan Türkiye için ekonomik bir kırılma, tamiri oldukça zor hasarlar bıraka
Zaman
Yorum
04.09.2014
CHP’ninhayatîvirajıCHP’nin hayatî virajı
Havada Uçan Hoverbike Motorsiklet Kullanan Robot
Haberler.com
28.08.2014
10:02
Bu gördüğünüz bir oyuncak değil, Malloy firmasının üretime geçeceği gerçek Hoverbike için uzaktan kumandalı bir prototip.Bir tarlanın üzerinde havada süzülen pervaneli bir motorsiklet kullanan bir robot görüntüsü, her İngilizin karşılaşacağı bir görüntü değil. Ama eğer havacılık meraklısı Chris Malloyun şirketi Malloy Aeronautics firmasının test alanındaysanız, bu görüntü çok normal. Çünkü Malloy geleceğin en pratik ulaşım aracı olacak Hoverbike için denemeler yapıyor.
Haberler.com
Teknoloji
28.08.2014
HavadaUçanHoverbikeMotorsikletKullananRobotHavada Uçan Hoverbike Motorsiklet Kullanan Robot
Arap baharı Ortadoğu'da gazetecilerin 'son' baharı oldu
Zaman
22.08.2014
02:05
Suriyede rejim karşıtları ile Esed güçleri arasında 3 yıldır devam eden iç savaşta ülkede yaşananları dünyaya duyurmak için görev yapan gazetecilerin çalışma şartları giderek zorlaşıyor.Ülkedeki insanlık dramını ve savaşın korkunç yüzünü uluslararası camiaya aktaran gazeteciler Irak ve Suriyede hem rejimin hem de IŞİDin hedefi oluyor. Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü, Esed rejiminin, ülkede yaşananların duyurulmasını engellemek için gazetecileri kasten hedef aldığını belirtiyor. IŞİD, yaklaşık 2 yıldır kayıp olan Amerikalı gazeteci James Foleyin (40) boğazını keserek öldürdüğünü duyurdu. Önceki gün Youtube tarafından ‘Amerikaya mesaj başlığıyla yayınlanan görüntü ve fotoğraflarda James Foley olduğu iddia edilen kişi öldürülmeden önce bir metin okuyarak, gerçek katilinin ABD hükümeti olduğunu söylüyor. ABD Hava Kuvvetlerinde çalışan kardeşine seslenerek, “Irakı yakın zamanda kim bombaladı” diye soruyor. Gazeteci son sözleri ise Keşke ailemi son bir kez görebilseydim oluyor. Açıklamayı yapan ve infazı gerçekleştiren kişinin akıcı İngiliz aksanıyla konuşması dikkat çekti. Sosyal medyada kısa sürede yayılan görüntüler Youtube tarafından yayından kaldırıldı. Gazetecinin öldürülme görüntüsü, ABDnin IŞİDe karşı operasyonlarını artırmasından sonra Başkan Barack Obamaya bir mesaj olduğu ifade edildi. Amerika merkezli Gazetecileri Koruma Komitesinin verilerine göre Suriyede 2011 yılından bugüne toplam 96 gazeteci hayatını kaybetti. Uluslararası Sınır Tanımayan Gazetecilerin raporuna göre ise 2011-2014 yılları arasında Suriyede toplam 150e yakın gazeteci hayatını kaybetti. 18 yabancı gazeteci de ülkede halen kayıp. Yönetmen Basel Cehadet, İngiliz Sunday Times gazetesinin kadın muhabiri Marie Colvin, Fransız foto-muhabir Remi Ohlick, Japon savaş muhabiri Mika Yamomoto ülkedeki çatışmaları takip ederken öldürüldü. Türk vatandaşı olan Ürdün asıllı Filistinli gazeteci Beşşar Fehmi Kadumi iki yılı aşkın süredir. Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç; Gazetecilerin bu tür infazlarla karşı karşıya kalmaları kabul edilemez Yaşanan dehşet bir olay. Ama burada dikkatimi çeken şey infazı yapan insanların şivesinin İngiliz aksanı olması nedeniyle İngiltere Başbakanı Cameron tatilini yarıda bırakıp kesmesi. Bu bizde olsa nasıl karşılarız diye düşündüm. Bu gazetecilerin ölümü bu tür belaların içinde kalmaları, bu tür infazlarla karşı karşıya kalmaları kabul edilemez. Bütün ülkelerin bu konuda daha uyarlı olmasını istiyoruz. Gazeteciler haberi ulaştırmakla, kamoyunu bilgilendirmekle görevli kişiler. Gazeteciler ne kalkandır. Ne ajandır, ne infaz edilecek kişilerdir. Gazetecilerin bu tür amaçlarla, eylemlerle, amaçlarla yok edilmesi son derece üzücü. Dünyada bu bütün basın kuruluşları tarafından ele alınıp gazetecilerin öncelikli can güvenliğinin sağlanması için ortak bir çaba sarf edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Onun için Türkiyenin bu konuda bölgeye çok yakın olduğu rol almasını arzu ediyorum. Gazetecileri Koruma Komitesinden (CPJ ) kınama Foley Suriyedeki yaşanan dramı ortaya koymak için gitmişti Amerika bazlı Gazetecileri Koruma Komitesi, IŞİD tarafından boğazı kesilerek öldürülen James Foley için bir kınama yayınladı. Gazetecileri Koruma Komitesi Başkanı Sandra Mims Rowe tarafından önceki gün yayınlanan bildiride, “Gazetecileri Koruma Komitesi 2012 yılı Kasım ayında Suriyede kaçırılan serbest gazeteci James Foleyin katliamını kınamaktadır” denildi. Barbarca katledilen Foleyin 2 yıl boyunca Suriyeye de rehin tutulduğunun hatırlatıldığı bildiride, Foleyin Suriyedeki yaşanan dramı ortaya koymak için gittiği vurgulandı. Açıklama da ayrıca Suriyenin 2 yıldan fazladır gazeteciler için dünyanın en tehlikeli ülkesinin olduğu belirtildi. İşte IŞİD tarafından öldürülen gazetecilerin bazıları; Kürt gazeteci Kamran Najm Ibrahim Irakın Kerkük şehrinde silahlı çatışma sonucu 12 Haziran 2014 tarihinde öldürüldü. 16 Haziranda ise Irakın Al Ahad Tv cameramanı Khaled Ali Hamada Bağdatın kuzeyinde bulunan Diyala şehrinde IŞİD saldırıları sonunu hayatını kaybetmişti. Aynı televizyonun muhabiri Moataz Jamil Hassan ise ağır yaralanmıştı. Irakın Erbil şehrinin güneybatısında 8 Agustosta çıkan Kürt Peşmergeler ve IŞİD militanları arasında çıkan çatışmada, Fırat Haber Ajansı adına çalışan gazeteci Leyla Yıldızhan hayatını kaybetmişti. IŞİD İspanyol gazetecileri kaçırmış, daha sonra serbest bırakmıştı IŞİD 2013 yılının eylül ayında ise 2 İspanyol gazeteciyi kaçırmıştı. İspanya El Mundo gazetesinin Ortadoğu Temsilcisi Javier Espinosa ve serbest fotoğrafçı Ricardo Garcia Vilanova IŞİD tarafından kaçırıldıktan 194 gün sonra serbest bırakılmıştı. Gazeteciler Suriyenin kuzeyinde Rakka şehrinde IŞİD tarafından kaçırılmıştı. IŞİD 6 haziran da 3 gazeteciyi daha öldürmüştü Sınır Tanımayan gazetecilerin raporuna göre 6 Haziran 2014 tarihinde IŞİD Suri
Zaman
Dünya
22.08.2014
ArapbaharıOrtadoğudagazetecilerinsonbaharıolduArap baharı Ortadoğuda gazetecilerin son baharı oldu
Arap baharı Ortadoğu'da gazetecilerin 'son' baharı oldu
Zaman
22.08.2014
02:04
Suriyede rejim karşıtları ile Esed güçleri arasında 3 yıldır devam eden iç savaşta ülkede yaşananları dünyaya duyurmak için görev yapan gazetecilerin çalışma şartları giderek zorlaşıyor.Ülkedeki insanlık dramını ve savaşın korkunç yüzünü uluslararası camiaya aktaran gazeteciler Irak ve Suriyede hem rejimin hem de IŞİDin hedefi oluyor. Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü, Esed rejiminin, ülkede yaşananların duyurulmasını engellemek için gazetecileri kasten hedef aldığını belirtiyor. IŞİD, yaklaşık 2 yıldır kayıp olan Amerikalı gazeteci James Foleyin (40) boğazını keserek öldürdüğünü duyurdu. Önceki gün Youtube tarafından ‘Amerikaya mesaj başlığıyla yayınlanan görüntü ve fotoğraflarda James Foley olduğu iddia edilen kişi öldürülmeden önce bir metin okuyarak, gerçek katilinin ABD hükümeti olduğunu söylüyor. ABD Hava Kuvvetlerinde çalışan kardeşine seslenerek, “Irakı yakın zamanda kim bombaladı” diye soruyor. Gazeteci son sözleri ise Keşke ailemi son bir kez görebilseydim oluyor. Açıklamayı yapan ve infazı gerçekleştiren kişinin akıcı İngiliz aksanıyla konuşması dikkat çekti. Sosyal medyada kısa sürede yayılan görüntüler Youtube tarafından yayından kaldırıldı. Gazetecinin öldürülme görüntüsü, ABDnin IŞİDe karşı operasyonlarını artırmasından sonra Başkan Barack Obamaya bir mesaj olduğu ifade edildi. Amerika merkezli Gazetecileri Koruma Komitesinin verilerine göre Suriyede 2011 yılından bugüne toplam 96 gazeteci hayatını kaybetti. Uluslararası Sınır Tanımayan Gazetecilerin raporuna göre ise 2011-2014 yılları arasında Suriyede toplam 150e yakın gazeteci hayatını kaybetti. 18 yabancı gazeteci de ülkede halen kayıp. Yönetmen Basel Cehadet, İngiliz Sunday Times gazetesinin kadın muhabiri Marie Colvin, Fransız foto-muhabir Remi Ohlick, Japon savaş muhabiri Mika Yamomoto ülkedeki çatışmaları takip ederken öldürüldü. Türk vatandaşı olan Ürdün asıllı Filistinli gazeteci Beşşar Fehmi Kadumi iki yılı aşkın süredir. Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç; Gazetecilerin bu tür infazlarla karşı karşıya kalmaları kabul edilemez Yaşanan dehşet bir olay. Ama burada dikkatimi çeken şey infazı yapan insanların şivesinin İngiliz aksanı olması nedeniyle İngiltere Başbakanı Cameron tatilini yarıda bırakıp kesmesi. Bu bizde olsa nasıl karşılarız diye düşündüm. Bu gazetecilerin ölümü bu tür belaların içinde kalmaları, bu tür infazlarla karşı karşıya kalmaları kabul edilemez. Bütün ülkelerin bu konuda daha uyarlı olmasını istiyoruz. Gazeteciler haberi ulaştırmakla, kamoyunu bilgilendirmekle görevli kişiler. Gazeteciler ne kalkandır. Ne ajandır, ne infaz edilecek kişilerdir. Gazetecilerin bu tür amaçlarla, eylemlerle, amaçlarla yok edilmesi son derece üzücü. Dünyada bu bütün basın kuruluşları tarafından ele alınıp gazetecilerin öncelikli can güvenliğinin sağlanması için ortak bir çaba sarf edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Onun için Türkiyenin bu konuda bölgeye çok yakın olduğu rol almasını arzu ediyorum. Gazetecileri Koruma Komitesinden (CPJ ) kınama Foley Suriyedeki yaşanan dramı ortaya koymak için gitmişti Amerika bazlı Gazetecileri Koruma Komitesi, IŞİD tarafından boğazı kesilerek öldürülen James Foley için bir kınama yayınladı. Gazetecileri Koruma Komitesi Başkanı Sandra Mims Rowe tarafından önceki gün yayınlanan bildiride, “Gazetecileri Koruma Komitesi 2012 yılı Kasım ayında Suriyede kaçırılan serbest gazeteci James Foleyin katliamını kınamaktadır” denildi. Barbarca katledilen Foleyin 2 yıl boyunca Suriyeye de rehin tutulduğunun hatırlatıldığı bildiride, Foleyin Suriyedeki yaşanan dramı ortaya koymak için gittiği vurgulandı. Açıklama da ayrıca Suriyenin 2 yıldan fazladır gazeteciler için dünyanın en tehlikeli ülkesinin olduğu belirtildi. İşte IŞİD tarafından öldürülen gazetecilerin bazıları; Kürt gazeteci Kamran Najm Ibrahim Irakın Kerkük şehrinde silahlı çatışma sonucu 12 Haziran 2014 tarihinde öldürüldü. 16 Haziranda ise Irakın Al Ahad Tv cameramanı Khaled Ali Hamada Bağdatın kuzeyinde bulunan Diyala şehrinde IŞİD saldırıları sonunu hayatını kaybetmişti. Aynı televizyonun muhabiri Moataz Jamil Hassan ise ağır yaralanmıştı. Irakın Erbil şehrinin güneybatısında 8 Agustosta çıkan Kürt Peşmergeler ve IŞİD militanları arasında çıkan çatışmada, Fırat Haber Ajansı adına çalışan gazeteci Leyla Yıldızhan hayatını kaybetmişti. IŞİD İspanyol gazetecileri kaçırmış, daha sonra serbest bırakmıştı IŞİD 2013 yılının eylül ayında ise 2 İspanyol gazeteciyi kaçırmıştı. İspanya El Mundo gazetesinin Ortadoğu Temsilcisi Javier Espinosa ve serbest fotoğrafçı Ricardo Garcia Vilanova IŞİD tarafından kaçırıldıktan 194 gün sonra serbest bırakılmıştı. Gazeteciler Suriyenin kuzeyinde Rakka şehrinde IŞİD tarafından kaçırılmıştı. IŞİD 6 haziran da 3 gazeteciyi daha öldürmüştü Sınır Tanımayan gazetecilerin raporuna göre 6 Haziran 2014 tarihinde IŞİD Suri
Zaman
Ana Sayfa
22.08.2014
ArapbaharıOrtadoğudagazetecilerinsonbaharıolduArap baharı Ortadoğuda gazetecilerin son baharı oldu
Toplam "10" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti