Habergec.Com Aranan Kelimeler:bu harem başka Değerlendirme: 10 / 10 362826
habergec.com
26.05.2012 Cumartesi
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler

:: Gruplar
 

bu harem başka

Bu harem başka...
Haber3
05.02.2012
15:05
4 Yüz Topkapı Sarayında buluşup kendi haremini kurdu.
Haber3
Son Dakika
05.02.2012
BuharembaşkaBu harem başka
Bu harem başka
Vatan Gazetesi
05.02.2012
12:53
4 Yüz Topkapı Sarayında buluşup kendi haremini kurdu


Vatan Gazetesi
Son Dakika
05.02.2012
BuharembaşkaBu harem başka
Bu harem başka
Hürriyet
05.02.2012
04:02
Bu4 Yüz Topkapı Sarayında buluşup kendi haremini kurdu

Hürriyet
Pazar
05.02.2012
BuharembaşkaBu harem başka
Bu harem başka
Hürriyet
05.02.2012
03:00
Bu4 Yüz Topkapı Sarayında buluşup kendi haremini kurdu
Hürriyet
Pazar
05.02.2012
BuharembaşkaBu harem başka
Tarihçi Uğurluel: Padişahların, Avrupa'daki krallar gibi saray hayatı yoktu
Samanyolu Haber
15.03.2011
12:50


Tarihçi yazar Talha Uğurluel, Aydının Söke ilçesinde bir konferans verdi. Araştırmacı Girişimci Eğitimciler Derneği (AGED) tarafından Güven Koleji salonunda düzenlenen konferansta, Kanuni Sultan Süleyman döneminde saray hayatı, harem ve Osmanlı Devletindeki sosyokültürel yapıya ilişkin bilgiler verdi. Uğurluel, padişahların Avrupadaki krallar gibi saray hayatı olmadığını belirterek, bunu bilmeyenlerin beş on eşli, emrinde çok sayıda hizmetkârla keyif içinde yaşadıklarını söylediğine dikkat çekti. Uğurluel, Kanuni Sultan Süleymanın, içki içen birisi olduğunu söylüyorlar. Bu, Osmanlı sultanlarına atılmış bir iftiradır. Kanuni gibi günde beş vakit namaz kılan, yatağının başucunda Efendimiz (SAV)in emanetleri bulunan bir sultanın içki içmeyeceği ortadadır. Kanuninin genellikle içtiği, demirhindi şerbetidir. dedi. Tarihi anlamak için o güne ait değer yargılarıyla düşünülmesi gerektiğini vurgulayan Talha Uğurluel, Sultan Süleymanın da diğer şehzadeler gibi çok sıkı bir eğitim döneminden geçtiğini anlattı: Osmanlı Devletinde padişah eşleri, kocalarını görmüyordu. Şehzadelerle birlikte saraydan uzak, başka illerde yaşıyorlardı. Bu detaylar çok iyi bilinmeli. Sultan Süleymana Kanuni denmesinin sebebine de değinen Uğurluel, bunun birçok kanun koyarak doğru şekilde uygulamasından kaynaklandığını belirtti. Uğurluel, şunları kaydetti: O dönemde Avrupada, Osmanlıya özenti vardı. Şark geceleri düzenlenirdi. Şimdi birtakım yerlerde gösterildiği gibi Kanuni Sultan Süleymanın annesi Hafsa Sultan, dekolte kıyafetlerle sarayda dolaşmazdı. Bu tür giyime, ancak Fransız saraylarında rastlanırdı. Hafsa Sultan, Kanuni sefere çıktığı zaman geceleri kalkıp dua ederdi.
Samanyolu Haber
Son Dakika
15.03.2011
TarihçiUğurluelPadişahlarınAvrupadakikrallargibisarayhayatıyoktuTarihçi Uğurluel Padişahların Avrupadaki krallar gibi saray hayatı yoktu
Millet, Milli Görüş'ü özledi
Milli Gazete
19.02.2011
10:08
Saadet Partisi Isparta İl Başkanı Yaşar Gürtoklu, il kongrelerinden önce bir basın toplantısı düzenledi. Önümüzdeki seçimlere hazır bir şekilde girmek ve kadrolarımızı güçlendirmek için dört ay önce başlattıkları çalışmayı,  ilçe kongrelerimizi Ocak ayının sonunda tamamladıklarını söyleyen Gürtoklu, Önümüzdeki pazar günü de il kongremizi yapacağız inşallah. Son dört ayda ilçe kongrelerimizle beraber temsilci ve sandık müşahitlerini de tamamlayarak her dönemde olduğu gibi seçimlere canlı ve heyecanlı olarak gireceğiz. Çünkü bu ülkenin Milli Görüş iktidarına ihtiyacı var. Ne zaman Milli Görüş iktidarda yer aldıysa refah ve huzur gelmiştir. Tekrar o günlerin gelmesi için Milli Görüşe ihtiyaç vardır. Bugün bizi yönetenlere bakın hem iktidar hem muhalefet olarak söylediklerine bakın yok ananı al git yok yapmasan şerefsizsin yok harem ağası gibi birbirleri ile uğraşmaktan milletin derdi ile uğraşan yok. Bunların bu halini gören insanımızda işlerini kavga gürültü ile çözer hale gelmiştir. Millet işsiz kalmış millet bunalıma girmiş önemli değil. Muhalefet de iktidara laf yetiştirmekten başka bir şey yaptığı yok. şeklinde konuştu.... devamı
Milli Gazete
Son Dakika
19.02.2011
MilletMilliGörüşüözlediMillet Milli Görüşü özledi
Sanal gündemler
Milli Gazete
18.01.2011
18:00
Türkiyenin gerçek gündemi nedir? Artık kabak tadı veren ve kayıkçı kavgasına dönen iktidar ve muhalefet arasındaki gündem dolduran atışmalar mı? Başbakanın Karsta yapılan heykele ucube demesi mi? Nerden çıktığı belli olmayan, bir anda alevlenen ne olduğu belirsiz İçki yasağıyla oluşan zorlama mahalle baskısı muhabbeti mi? Ya da günlerdir tartıştığımız ama hiçbir yere varamadığımız Muhteşem Yüzyıl dizisinin alevlendirdiği Osmanlı padişahları ve harem konusu mu?Aslında bütün bu gündemler, bazı mihrakların ve Türkiyeyi kendi arzuları ve kendi dünya görüşleri etrafında şekillendirmek isteyen birilerinin zihinlerimize sokuşturmaya çalıştıkları içi boş gündem maddelerinden başka bir şey değil. İstiyorlar ki, sadece onların ortaya attıkları konuları tartışalım, sadece onların bizi yönlendirdikleri sanal gündemlerle oyalanalım. Bu arada ülkenin gerçek gündemi yok olsun... İnsanların içinde bulunduğu açlık sefalet gündemleri bu kargaşa ve kaos ortamında buhar olup uçsun. Türkiyenin asıl gündemi ekonomidir.... Türkiyenin asıl gündemi işsizliktir.... Türkiyenin asıl gündemi uyduruk enflasyon sepetleriyle kandırılan ve enflasyon eksiçıktı diye göbek attırılmaya çalışılan insanlarımızın cebindeki paranın sürekli erimesi, satın alma gücünün düşmesi, evine bir ekmek bile götürümeyen çoğunluğun ağzına bir parmak bal çalma manevralarının sona erdirilmesi meselesidir. Türkiyenin asıl gündemi, dünyanın en pahalı benzinini kullanan sürücülerin Neden buna bir türlü isyan etmediği? ve ülkemizde neden bir isyan kültürünün oluşmadığı meselesidir. Önceki Pazar günü Kanal Türkü izliyordum. Kanaltürk Ankara Temsilcisi Sami Dadağlıoğlunun hazırlayıp sunduğu Pazar Politikanın bu haftaki konuğu Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan yardımcısı Ali Babacandı...... devamı
Milli Gazete
Köşe Yazıları
18.01.2011
SanalgündemlerSanal gündemler
NTV'de Banu Güven bardağı taşırdı !
Samanyolu Haber
14.01.2011
12:15
Yayını izleyenler NTVnin yayın ilkelerine ne oldu demekten kendini alamadı. Şok üstüne şok !

Muhteşem Yüzyıl dizisine yönelik tartışma, NTVnin oldukça ilgisini çekmiş durumda. NTV bültenlerini izleyenler diziden, bülten içi reklam alınmış olduğunu düşünebilirler. Dizinin fanlarından biri de Banu Güven. NTVdeki ARTI programında geçen hafta (6 Ocak) dizinin senaristi Meral Okayı konuk etti. Dün akşam ise programın konuğu Sultan 2. Abdülhamidin torunu Adile Nabi Osmanoğlu Tarstı. Banu Güvenin Meral Okayla sunduğu programı izleyenler NTVnin ekranlarda sürekli döndürdüğü NTV Yayın İlkelerindeki ?bütün konuklara eşit mesafede davranılacağı? vurgusu gereği, Hanedanın temsilcisine de aynı şekilde davranılacağını bekliyorlardı. Ancak öyle olmadı. Meral Okayla çok ama çok neşeli, anlayışlı, esprili bir program yapan; Meral Okaya övgüler dizen, konuğuna kendini rahat rahat anlatma fırsatı veren Banu Güven, Hanedanın temsilcisine karşı adeta dişi bir ejderhaya dönüşmüştü. Sürgün yılları nedeniyle yurt dışında doğup büyüdüğü için Türkçesi haliyle zayıf olan Adile Hanım, programın başından sonuna kadar saygılı üslubunu korurken Banu Güvenin terbiyesizlik sınırlarında dolaştığı görüldü. Türkçeyi yavaş bir tempoda konuşabilen Adile Hanımın sürekli sözünü kesen, zaman zaman kendisine alaycı şekilde gülen, sorduğu nezaketsiz ve tahrik edici sorularla konuğunun dengesini bozmaya çalışan Banu Güven, hınçla hareket ediyor gibiydi. Oysa Banu Güvenin kendisi de paşa torunuydu. Köprülü Ailesinin Amcazade Hüseyin Paşa kolundan geliyordu. Sarıyerde bir yalıda bütün çocukluğunu geçirmiş hala o yalının müştemilat arazisi üzerinde kurulu 8 -10 evlik geniş alanda yaşıyor. Yani Osmanlıdan hayli nasiplenmiş biri ve boğazın iki yakasının en yakın noktasında her sabah kahvaltısını yapabilecek kadar şanslı. Osmanlı adabına sahip olması beklenen Banu Güven, Meral Okayla yaptığı programda belli ettiği üzre, Sultan Süleymanın yatağına kamera sokulmasından hayli haz almış görünüyor. Bütün program boyunca Meral Okaya sorulabilecek her türlü çanak soruyu sordu. Programa ?Bu bir belgesel değil bir dizi? diyerek başladı ve Meral Okaydan bile daha çok bunu tekrarladı. Okayı ?Siz Erol Taşın bile taşlandığı bir ülkede yapıyorsunuz bunu? gibi cümlelerle tabu yıkan kadın olarak açık açık pompalayan Banu Güven, belki de hiçbir programında konuğunu dinlerken bu kadar çok ?hı hı? demedi, onaylama replikleri yapmadı. Banu Güvenin Meral Okaya sorduğu soruların tam listesini yazımızın altında vereceğiz, böylece ?çanak? nedir göreceksiniz ama biz şimdi Adile Hanımla yaptığı programa dönelim. Programa kavga etmek için çıktığı daha sunuştan belli olan Banu Güven, ilk tartışmayı aile konusunda getirdi ve üslubu oldukça kırıcıydı. Hanedanın son temsilcileri olmalarına rağmen aldıkları aile terbiyesini anlatan Adile Hanıma Banu Güvenin söylediği laf; ?Ata erkil patriyertal yapıyı benimsemiş vaziyettesiniz siz?? oldu. Konuğunun aile terbiyesi, saygı ve mahremiyetle ilgili anlattığı her şeyi eleştiren, dalga geçen Banu Güven, adeta soru sormuyor konuğuyla kavga ediyordu. Adile Hanımın, dizinin Meral Okayın fantezilerinden ibaret olduğunu, Padişahların özel hayatında asla böylesine laubali olmadıklarını, böylesine abes davranmadıklarını, kendi ailelerinde bile eşlerine saygı konusunda katı eğitimler aldıklarını anlatması Banu Güveni iyice sinirlendirdi. Defalarca araya girip Meral Okayı savunan Banu Güvene Adile Hanımın yanıtı kararlı oldu: ?Böyle değildi Harem. Harem bir ekoldü.. Size hiyerarşi saygı öğretiyordu. Böyle garip laubali hareketler değil. Sultan Süleymanla Hürrem arasındaki ilişki bir aşk ilişkisi. Ama öyle anlatılıyor ki Aman Allahım. Şu anki çok abes çok basit. Bakın bu dizinin ismi Muhteşem Yüzyıl. Bir aşk hikayesinin ötesinde bazı şeyler de önemli olmalıydı. Devlet işleri gibi şeyler bir saniye gösteriliyor. 15-20 dakika afedersiniz yatak odası seyrediliyor. Afedersiniz bir padişah 46 sene tahtta kalıyor ve filmin geneli şehvetlik ve kadınların entrikaları. Gerçekten öyle olsaydı o zaman muhteşem yüzyıl denmezdi. Başka bir şey denecekti belki de. Burada benim büyük büyük dedelerimden biri saygın bir imajın yıkılması için alet ediliyor? Banu Güven, dizi hakkında bir türlü istediği şeyleri alamayınca, bu kez diziyi eleştiren vatandaşlara yüklenmeye başladı ve ?Bu diziyi eleştirenler acaba Osmanlıyla ne kadar ilgili? dedi. Adile Hanımın yanıtı ise ?Belki de sizden daha fazla? oldu. Adile Hanımın Türk halkının özellikle de taşradaki insanların hala aile değerlerine saygılı olduklarını anlatması ve tuzağa düşmemesi üzerine Banu Güven yine taktik değiştirdi. Bu kez Hanedan ailesini birbirine düşürürcesine, ?Bütün Aile sizin gibi mi düşünüyor, Can Dündarın programında ailenin genç ferdi Roxan diziden memnun olduğunu söyledi? dedi. Adile Hanım yine kararlı ve açık konuştu. ?Ailemizin aklı başında her ferdi benim gibi düşünüyor.? Dedik
Samanyolu Haber
Son Dakika
14.01.2011
NTVdeBanuGüvenbardağıtaşırdıNTVde Banu Güven bardağı taşırdı
Beyazıt Akman: "Osmanlı, şehvet cenneti gibi gösteriliyor"
Samanyolu Haber
11.01.2011
18:33


Batıdaki Türk-İslam algısı ve oryantalizm üzerine Amerikada doktora çalışmalarına devam eden Beyazıt Akman, Muhteşem Yüzyıl dizisinin beş yüz yıldır devam edegelen, Batılı sömürgeci devletlerin başlattığı Doğuyu barbar ve mistik bir seks cenneti olarak gösteren oryantalist gelenekten beslendiğini söyledi. moralhaber.net internet sitesine açıklamalarda bulunan Beyazıt Akman, Muhteşem Yüzyıl dizisinin Adan Zye oryantalist bir bakış açısının ürünü olduğunu belirterek Dizinin senaristinin geçmişine bakıldığında Asmalı Konak gibi yapımlar var. Konaklardaki mutfak dedikodularıyla Osmanlı saray hayatı senaryolaştırılamaz. Dizideki hikaye örgüsünün tarihi gerçeklere dayandığını söylüyorlar. Bu mantık, maymunun DNAsıyla insanınki %98 aynıdır demek gibidir. Dizinin tarihsel izleği, gerçek olayları çağrıştırıyorsa da bakış açışı çarpıktır, focus ayarı kaymıştır. Beş yüz yıldır devam edegelen, Batılı sömürgeci devletlerin başlattığı Doğuyu barbar ve mistik bir seks cenneti olarak gösteren oryantalist gelenekten beslenmektedir. dedi. Batıyı her türlü pozitivist değerlerin sahibi ve taşıyıcısı olarak göstermek için Avrupa edebiyatı ve sanatının yüzyıllar boyunca kendisine bir antitez oluşturduğunu ifade eden Akman, şunları söyledi: Nasıl ki, beyazın yanına siyahı koyduğunuzda beyaz daha ak gözükür, ya da güzelin yanına çirkini getirdiğinizde, öncekinin güzelliği pekişirse, aynı şekilde medeni Batı kavramının karşısına barbar Doğu antitez olarak kurgulanmıştır. Değer yargıları görecelidir ve ancak karşıtlarıyla var olabilirler. Gece olmadan gündüz anlaşılamaz. Bu yüzden Batı kendisini tüm güzelliklerin, medeniyetin, aklın, bilimin, rasyonel düşüncesinin sahibi olarak resmeder, Doğuya da bunların karşıtlarını layık görür: barbarlık, mistisizm, kadercilik ve aklın karşısına koyulan bedeni ihtiyaçların hüküm sürdüğü bir topluluklar bütünü. Bu açıdan dizideki kılıç egemen kareler barbarlığın, kadınlara ve kölelere hayvan muamelesi yapılması despot Doğulu erkeğin ve nihayetinde Hıristiyan köyünün basılması da Türkî ırkların yine barbar oldukları oryantalizm şablonunun etkili kareleridir. Dizi, bu türden karelerin toplamından oluşuyor. MUHTEŞEM YÜZYIL GÖNÜLLÜ SÖMÜRGECİLİK YAPIYOR Muhteşem Yüzyıl dizisinin gönüllü sömürgecilik yaptığını ileri süren Akman, Kendi insanına, kendi tarihine, kendi kültürüne yobaz damgasını gönüllü olarak vuruyor. Bunu neden yapar bir yapımcı, bir yazar kendi kültürüne? İşte zaten bu bizim son yüzyılımızın en büyük sorusudur. Cemil Meriç, Peyami Safa, Yahya Kemal, Attila İlhan ve niceleri bunu neredeyse bir yüzyıldır cevaplamaya çalışıyorlar. Evet, bizim topraklarımız sömürgeleştirilemedi, bu topraklarda İngiliz, Fransız bayrakları dalgalanamadı çok şükür. Ama kültür emperyalizmi konusunda ne yazık ki aynı keskinlikte konuşamayız. Beyinlerimiz ve hafızamız ne yazık ki büyük zarar gördü. Kendi tarihimize Batılı erkeklerin harem fantezileriyle bakıp bunu gerçeklik diye sunabiliyorsak bunun başka bir izahı olamaz. Üstelik adam bunun ciddi ciddi doğru olduğuna inanıyor, o beyin başka türlü idrak edemez ki. dedi.
Samanyolu Haber
Son Dakika
11.01.2011
BeyazıtAkmanOsmanlışehvetcennetigibigösteriliyorBeyazıt Akman Osmanlı şehvet cenneti gibi gösteriliyor
Şamil Tayyar o dizinin bombasını patlattı
Samanyolu Haber
10.01.2011
09:30
Dizilerde gizli kodlar var dedi ve sordu; Porno-Osmanlı efsanesi mi?

Show TVdeki ?Muhteşem Yüzyıl? dizisi, hem reyting hem şikayet rekoru kırdı. Hanefi Avcı kitabında olduğu gibi tartışmanın her alanı, diziye reyting olarak döndü. Halkın gerçek ilgisi henüz kristalize olmadığı için tutup tutmadığını şimdiden söyleyemeyiz. Ancak tepkiler dinecek gibi değil. Diziye yönelik bu öfke seli, iki önemli düşünceden besleniyor: 1- Tahrif edilmiş bilgilere dayalı harem görüntüleriyle Kanuni gibi muhteşem bir sultan ?porno yıldızı? veya ?gay? gibi gösterilerek toplumun kutsal değerlerine saldırılıyor. 2- Barbarlık içeren sahnelerle Sultan Süleymana ?Kanuni? sıfatını kazandıran ?kanun devleti? ilkesi yerle bir edilerek Osmanlı imajı kötüleniyor. Bir de tarihi hatalar... Değerli tarihçi Mustafa Armağanın aktardığı gibi Kanuni tahta çıktığında Topkapıda Harem dairesi bulunmuyordu. O zamanlar harem, bugünkü İstanbul Üniversitesi merkez binasının bahçesindeki eski saraydaymış. Hürrem, dizide gösterildiği gibi Kanuni tahta çıkar çıkmaz hareme alınan bir cariye değil. Zaten 6-7 yıldır haremdeymiş. Babası Yavuzun cenazesi kalkmadan havai fişeklerle kutlama yapılması bir başka hata. Yine Kanuniye söylenen babası Yavuzun sağlığında Rodosu almak için 200 parça kalyon yaptırma emri verdiği iddiası boş. Kalyonlar Kanuniden çok sonra 3. Murad döneminde yapılmış. Armağanın dikkat çektiği bir husus da şu: ?Kanuni 25 yaşında tahta oturdu. Rolü oynayan Halit Ergenç 40-45 (1970 doğumlu) yaşlarında.? Dizideki tarihsel hatalar bunlarla sınırlı değil. Ama siz olaya ?kurgu dizi? çerçevesinde bakarsanız, bunları ?hata? olarak görmeyip izleyiciyi ekrana kilitlemeye yönelik sinema tekniğine bağlayabilirsiniz. Bu da farklı bir bakış açısıdır. Senarist Meral Okayın Türkiye İşçi Partisi geçmişini bırakıp Bugün Gazetesi Yazarı ve tarihçi Erhan Afyoncu gibi isimlerin de diziye konsept danışmanlığı yaptığını düşünecek olursanız, tartıştığımız ayrıntılar, yanılgıdan öte anlam taşıyabilir. Zira, filmlerin, dizilerin reyting kaygısı kadar topluma sundukları ana temalar, gizli kodlar vardır. Bu temalar kimi zaman ideolojik, sosyolojik, kültürel veya dini unsurlar içerir. Sözgelimi, Hollywood yapımı filmlerde sinagog, kilise ve Amerikan bayrağı görüntüleri gergef gibi işlenir. Bir yerde doğal bir sonuçtur. Çünkü sinema da televizyon da birer kitle iletişim aracıdır. O nedenle kitleleri etkilemeye yönelik enstrümanlar, filmlerde veya dizilerde hoyratça kullanılabilir. Ancak, bu özgürlük sınırsız değildir. Doğrudur, dünyanın birçok ülkesinde tarihsel karakterler ve olaylar üzerinden kurgu filmler, diziler çekildiği olmuştur. Bizde de olabilir. Kabul etmek gerekir, dünyanın her köşesinde kurgu fantezisinin sınırlarını belirleyen toplumsal duyarlılık ve inanç alanları gibi unsurlar vardır. Misal, özgürlükler ülkesi İsviçrede 1915 Ermeni tehcirini ?soykırım? olarak göstermeyen bir temayı film senaryosu haline getiremezsiniz. Sinema endüstrisinin mabedi Hollywoodda antisemitist bir film senaryosuna pek rastlayamazsınız. Bizde de öyle değil mi? Dokunulmaz alanlar yok mu? Kanuni Sultan Süleymanı gösterdiğiniz gibi Mustafa Kemali ?gay? veya ?sübyancı? gibi gösterebilir misiniz, yatak odasına girebilir misiniz, içkili Çankaya sofrasına dalabilir misiniz? Can Dündar, Mustafa Kemali sadece ?yalnız? ve ?eli sigaralı? gösterdi diye neredeyse Türkiyede sivil-asker ortak darbe yapacaktı. Turgut Özakman kanal kanal dolaşıp Dündara giydirdi, devrimci yazarlarımız hep bir ağızdan haykırdı, Muhteşem Yüzyıl dizisini yayınlayan grubun ortak olduğu Turkcell Mustafaya sponsor olmaktan vazgeçti. Bugün ?tabuları yıkalım? diye haykıran Akşamın ekran polisi, 31 Ekim-25 Kasım 2008 tarihleri arasında tam 6 kez Can Dündara verip veriştirdi. Hani tabuları yıkacaktık? Eli sigaralı Mustafaya tahammül edemeyenler, Kanuninin ?gay? imasını ?tabuların yıkılması? olarak sundular. Bırakın onu, aynı taife, tarihi belgelerle gerçekliği ispat edilen ve Hür Adam filmine konu olan Atatürk-Said-i Nursi görüşmesine bile tepki gösterdi. Hür Adamdaki tarihsel gerçeğe öfkelenenler, Kanunideki sapıklıklara ?kurgu? diyerek aradan sıyrılmayı tercih ettiler. Yoksa aklı başında hiç kimse yalanlarla bezenmiş resmi tarih masalını kutsamaz, her tarihi karakter gibi Kanuninin insani yönleri, duyguları, zaafları kurgulanarak dizi konusu yapılabilir, bunda hiçbir beis yoktur. Lakin bu dizi oryantalist bir projeyse, doğuda yükselen Türkiye bayrağını yeniden formatlamayı hedefliyorsa, orada durup düşünmek gerekir. Zira, dizide konuların işleniş biçimi ve bakış açısı sorunlu, oryantalist bir yaklaşımla ele alınmış. İlk izlenim, Kanuninin anlatılmasından ziyade köylü bir papazın kızı ve Hıristiyan inancına sıkı sıkıya bağlı cariyenin (Hürrem) yatak odasında padişahı ve Osmanlıyı ele geçiriş öyküsünün anlatıldığı yönündedir. ??Tarihçi Mustafa Armağanla sohbet ederken zihnimize takılan sorulardan biri budur.
Samanyolu Haber
Son Dakika
10.01.2011
ŞamilTayyarodizininbombasınıpatlattıŞamil Tayyar o dizinin bombasını patlattı
Muhteşem Yüzyıl ipin ucunu kaçırdı !
Samanyolu Haber
09.01.2011
07:57
Nasıl biriydi, Kanuninin kaç eşi vardı? Osmanlıda harem nasıl bir yerdi?

Son yılların en fazla gürültü koparan dizilerinden Muhteşem Yüzyıl, Kanuni Sultan Süleymanı kadın düşkünü gibi göstermesiyle tepki topluyor. 600 yıllık imparatorluğun en debdebeli dönemini anlatmaya soyunan dizi, Osmanlıyı ülke gündeminin baş köşesine taşıdı. Osmanlı İmparatorluğunda 46 yılla en uzun süre tahtta kalan padişah olan Kanuni Sultan Süleyman, Muhteşem Yüzyıl isimli televizyon dizisiyle yeniden Türkiyenin gündeminde. Pek çok insan, dizide gösterilen ortamın gerçeği yansıtıp yansıtmadığıyla ilgili kafa karışıklığı yaşıyor. 46 yıllık saltanatı süresince Osmanlı sınırlarını iki katı genişleten, Doğudan Batıya pek çok sefer düzenleyen ve ömrü Zigetvar Kalesini fethettiği esnada son bulan Muhteşem Süleyman gerçekte nasıl biriydi? Kanun Koyucunun hüküm sürdüğü Osmanlıda harem nasıl bir yerdi? Konunun uzmanları, Muhteşem Yüzyıl dizisinde anlatılanların gerçekleri çarpıttığını söylüyor. Çok merak edilen soruları uzmanlara sorduk. İşte gerçek Muhteşem Süleyman.. Tarihçi-yazar Prof. Dr. Sait Öztürk: Devşirilen çocukların yetiştiği yer enderunsa eğer, devşirilen kız çocuklarının yetiştirildiği yer de haremdir. Burada mesleki eğitim verilir; Kuran öğreniminden, okuma yazma eğitimine, edep-adap kaidelerinden görgü kurallarına kadar birçok alanda eğitimler kurumsal eğitmenler tarafından sağlanır. Cariyeler (hizmetkarlar) ücretli çalışandır. Tüm sarayın işlerine bakarlar. Sayıları 300e kadar çıkar. Tedarik, saray mutfağı, çocukların eğitimi, bakımı, banyoların temizliği ile ilgili ayrı ayrı kurulan dairelerde çalışırlar. Kayıtlara göre Topkapı Sarayında çalışan hizmetçi (cariye) Kanuni döneminde ortalama 30 akçe ücret alırmış. Padişahın bu kadınlarla yatıp kalkması Cumhurbaşkanının Çankayada çalışan kadınlarla birlikte olması kadar gülünçtür. Tarihçi-yazar Yrd. Doç. Teyfur Erdoğdu: Harem, ister İslama göre isterse de başka bir hukuka veya geleneğe göre yabancılara kapalılık arzeden bir birimdir. Bu mekân, giremeyenlerin hayal güçlerini kullanmalarına neden olmuştur. Osmanlının, Endülüslü Arapların, Çinlilerin ve Japonların muhatabı olan Batılılar da bu mekânlarda sadece harem sahibine haz verecek kadınların ve oğlanların saklandığını düşünmüşlerdir. Harem hakkında ürün verenlerin bir kısmı haremin kıyısından bile geçmemiş olmalarına rağmen, oturdukları yerden hayal güçlerini kullanarak eserler vermişlerdir. Haremi tasvir eden çoğu kaynak Batılıların gerçekle ilgisi olmayan tablo ve gravürleridir. Kanuni kitabının yazarı tarihçi Okay Tiryakioğlu: Osmanlı İmparatorluğunun 10. padişahı olan Kanuni Sultan Süleyman, 27 Nisan 1494te Trabzonda doğdu. Babası ondan önce İmparatorluğu yöneten Yavuz Sultan Selim, dedesi ise II. Bayezid. Şair, sanatkar ve aynı zamanda alim bir şahsiyet olarak bilinen Kanuni, bir yandan devletin halk arasında en muteber nesne olduğunu söylerken, diğer taraftan da hiçbir devletin insan sağlığı kadar önemli olamayacağını vurgulamıştır. Onun sergilediği bu anlayış, Osmanlı devlet idaresinin de ipuçlarını verir. Batılılar, babası Yavuz Sultan Selim ölünce Arslan öldü yerine kuzu geldi demişlerdir. Oysa Kanuni, Belgrada dayandığında hepsi şaşkınlığa uğramıştı. O günlerde Avrupa ilk kez siyasi birliğini kazanmıştı ki, bu defa Kanuni karşılarına dikilmişti. Kanuni ima edildiği gibi onlarca kadınla birlikte olmadı. Sadece üç eşi ve toplam 13 çocuğu vardı. Osmanlının Kayıp Atlası kitabının yazarı tarihçi Mustafa Armağan: Ekim 1520 ile 6 Eylül 1566 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğunu yöneten Kanuni, babasından aldığı 6.5 milyon kilometrekarelik ülke sınırını, 46 yıllık padişahlığında iki katına çıkardı. Belgrat, Rodos, Mohaç, Bağdat, Tebriz, Boğdan, Preveze, Macaristan ve Zigetvarın tamamını alan Kanuni, Estergon ve Safevi topraklarının da bir kısmını imparatorluk topraklarına katarak sınırları toplamda 14.8 milyon kilometrekareye ulaştırdı. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Araştırmaları (İSAM) Vakfı Başkanı, İslam Hukuku Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Akif Aydın: Osmanlı Devleti, İslam hukukunu uygulayan bir devletti. Osmanlı, devlet başkanına da bu anlamda yetkiler verdi. İslam hukukunda her alan ayrıntılı biçimde düzenlenmediği için padişahlar önce ferman sonra da kanunla bunları düzenlemek istedi. İşte Sultan Süleymanın en büyük özelliği bu dönemde Osmanlıyı bir kanun devleti haline getirmiş olmasıdır. Özellikle ceza ve arazi düzenlemelerinde tüm dünyada ses getiren ciddi kanunlar çıkarmıştır. Askeri alanda yaptığı çalışmalar ve devlet adamlığındaki başarıları nedeniyle Batı, ona Muhteşem Süleyman dedi; bizler ise Kanuni sıfatını vermekle yetindik. Bilinmeyen Osmanlı kitabının yazarı Prof. Dr. Ahmet Akgündüz: Kanuni Sultan Süleyman tarih, edebiyat ve dini bilgilerin yanında askeri alanda da yoğun bir eğitim dönemi geçirdi. Şebinkarahisar, Kefe ve Manisada valilik yaptı. Kanuniyi, Venedik elçisi Bartelemeo Cont
Samanyolu Haber
Son Dakika
09.01.2011
MuhteşemYüzyılipinucunukaçırdıMuhteşem Yüzyıl ipin ucunu kaçırdı
Milletvekili Şahin: Ecdadın fantezi düşkünü gibi anlatılması büyük talihsizlik
Samanyolu Haber
08.01.2011
13:35


Ak Malatya Milletvekili ve Dışişleri Komisyonu Mehmet Şahin, Muhteşem Yüzyıl dizisiyle ilgili, Ecdadın doğru anlaşılmaya başladığı bir dönemde, reyting uğruna harem fantezisi düşkünü gibi anlatılması büyük bir talihsizliktir. dedi. Mehmet Şahin, yaptığı açıklamada, bir televizyon kanalında yayınlanan ve Kanuni Sultan Süleymanı kadın düşkünü olarak yansıtan Muhteşem Yüzyıl dizisine tepki gösterdi. Reyting uğruna kültürel değerlerin alaşağı edildiğini belirten Şahin, Ecdadımızın ve mirasının doğru anlaşılmaya başlandığı, toplumun kendi öz tarihiyle barışmaya başladığı bir dönemde, tarihe adını altın harflerle yazdıran Kanuni Sultan Süleyman tarih kitaplarından okuyup öğrendiğimizden, Türk halkının tanıdığından alakasız bir şekilde yansıtılıyor. Kişiliğiyle ulu olan bir insanın, harem fantezisi düşkünü bir şahsiyet olarak ön plana çıkarılması büyük talihsizliktir. Temel amaç reyting ve kar elde etmektir. Ucuz yazarlıkla, araştırma ve derinlik olmadan, konu hakkında uzmanların bilgisine başvurmadan hazırlanan diziler ancak kafa yarar, göz çıkarır. Demokratik bir ülkede elbette isteyen istediği diziyi yapar, ancak istediğini yapmak, toplumun diğer kesimlerinin değerlerine hakaret etme hakkını kimseye vermez. Vatandaşlara, ilgili mercilere başvurarak demokratik haklarını kullanma çağrısında bulunan Şahin, Tarihimizin önemli şahsiyetlerini hak ettikleri konumdan başka türlü küçültmeye, aşağılamaya kimsenin hakkı yoktur. RTÜKün diziyle ilgili şikâyetleri süratle dikkate alacağına ve kanun çerçevesinde gereğini yapacağına yürekten inanıyorum. diye konuştu. Dizinin birçok hata ile dolu olduğunu vurgulayan Milletvekili Şahin, dizide çok sayıda hata olduğunu kaydetti. Dizideki hataların insanların zihninde yanlış tarih algılarına neden olabilecek düzeyde olduğuna ve dizideki olayların 1520de geçtiğine dikkat çeken Şahin, şunları kaydetti: Topkapı Sarayına haremin gelmesi 1540ta başlar. Bu tarihten önce harem, Beyazıttaki Eski Saraydaydı. Hareme kızlar, seçilerek alınır, ardından çok ciddi bir eğitimden geçirilirdi. Başta örf-âdet olmak üzere İslami ilimler ile kabiliyetlerine göre birer sanatta yetiştirilirlerdi. Dizideki harem halkının davranışlarının, asırlar boyunca süzülerek gelen saray terbiyesi ve nezaketiyle ilgisi olmadığını kaydeden Şahin, Harem halkının muhafazasını sağlayan ve dışarıyla ilişkilerine yardımcı olan harem ağaları, binanın dışında kendilerine ayrılan nöbet yerlerinde beklerdi. Harem ağaları da aynı terbiye ile yetiştirilirdi. Dizideki oryantal oyunlar ve müzik, Osmanlı eğlence anlayışı ve musikisini yansıtmıyor. Babasının cenazesi ortadayken bir padişahın eğlence düzenlemesi inandırıcı değil. ifadelerini kullandı.
Samanyolu Haber
Son Dakika
08.01.2011
MilletvekiliŞahinEcdadınfantezidüşkünügibianlatılmasıbüyüktalihsizlikMilletvekili Şahin Ecdadın fantezi düşkünü gibi anlatılması büyük talihsizlik
Arınç'tan Muhteşem Yüzyıl'a nokta !
Samanyolu Haber
07.01.2011
11:57
Bülent Arınç, Show TVnin tepki çeken Muhteşem Yüzyıl dizisiyle ilgili son sözünü söyledi.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Muhteşem Yüzyıl dizisiyle ilgili, endişe ve üzüntü içinde olduğunu belirterek, Şikayetleri süratle dikkate alacağız ve kanun çerçevesinde gereğini yapacağız dedi. TBMM Genel Kurulunda RTÜK Yasa Tasarısının ikinci bölümü üzerindeki görüşmelerde Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, tasarının 2. bölümü üzerinde soruları cevapladı. Bir televizyon kanalında başlayan Muhteşem Yüzyıl dizisiyle ilgili tepkiler olduğunun anımsatılması üzerine Arınç, bunun kamuoyunda da büyük bir yankı bulduğunu söyledi. Ben de şahsen endişe ve üzüntü içindeyim diyen Arınç, şunları kaydetti: Kanuni Sultan Süleyman gibi bütün dünyada ve Osmanlı döneminde büyüklüğü bilinen ve Muhteşem Süleyman olarak tanıtılan bir insanın harem, içki düşkünü, hatta bazı sahnelerinde söylemeye dilim varmayan bir ilişki içerisinde göstermeye matuf... Fragmanlarından böyle anlaşıldığı düşünülebiliyor. Böyle büyük bir masraflarla dizinin çekilmiş olması ve gösterilmeye bir kaç gün önce başlanmış olmasından üzüntü duyuyorum. Ancak RTÜK yayına giren ve yayın sırasında yayın ilkelerine aykırı olduğu itirazıyla, şikayetiyle önüne gelen konular hakkında karar verebilmektedir. Önleyici bir imkanımız bulunmamaktadır. Önleyici imkanımız sadece tasarının 7. maddesinde kabul edilmiş olan milli menfaatler veya bu konudaki olağanüstü günlerde alınması gereken tedbirleri içermektedir. Kamuoyunun tepkilerini dikkate alarak televizyonun bunu kendiliğinden kaldırması belki düşünülebilir. Ancak bu tür yapımların reyting ve kar amacıyla yapıldığını hepimiz bilmekteyiz. Bu diziyi ilginç kılmak için senaryosunda farklı argümanlar kullanılmıştır. Sadece Atatürk ile ilgili hatırasına alenen hakareti suç sayan bir kanun yürürlüktedir. Bunu diğer tarihi şahsiyetler için de geçerli kılmak herhalde mümkün değil. Ancak gönlümüzden geçen, aklımızdan düşünebildiğimiz, tarihimizin önemli şahsiyetlerini olduğundan başka türlü görerek küçültmeye, aşağılamaya çalışan ne olursa olsun karşılığını bulmalıdır. Diziyle ilgili şikayetleri süratle dikkate alacağımızı ve kanun çerçevesinde gereğini yapacağımızı söyleyebilirim. Arınç, CHP Tunceli Milletvekili Gençin bir sorusu üzerine de Sayın Gençin bana yapıldığı iddia edilen suikast ile ilgili merak ve endişesini hayranlıkla karşılıyorum. Bu konu sanıyorum yakın zamanda bir şekilde doğru veya yanlış, olumlu veya olumsuz ortaya çıkar dedi. Arınç, müstehcenliğin tanımının TCK ve Yargıtay içtihatlarında olduğunu ve hukukçu olan Kamer Gençin bunu daha iyi bileceğini kaydetti.
Samanyolu Haber
Son Dakika
07.01.2011
ArınçtanMuhteşemYüzyılanoktaArınçtan Muhteşem Yüzyıla nokta
İşte tarihçilerin dikkat çektiği hatalar
Samanyolu Haber
07.01.2011
09:06
Tarihçiler Show TVnin iddialı dizisi Muhteşem Yüzyıl ı beğenmedi

Tarihçi Prof. Dr. Ahmet Yaşar Ocak diziyi beğenmediğini söylerken, Kanuninin hayatı üzerine bir roman yazan Okay Tiryakioğlu, Tamamen yabancılar izlesin diye çekilmiş. diyerek dizinin Batının hayal dünyasına hitap ettiğini söyledi. Mustafa Armağan ise Muhteşem Yüzyılın toplumu idealsizleştirmekten öte bir işe yaramayacağını belirtti. ARINÇ: KANAL TEPKİLERİ DİKKATE ALMALI Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç da RTÜK Yasa Tasarısının görüşmeleri sırasında diziyle ilgili tepkilere değindi. Ben de endişe ve üzüntü içindeyim diyen Arınç, bu tür yapımların reyting amacıyla yapıldığını ve kamuoyunun tepkilerini dikkate alarak televizyonun kendiliğinden kaldırmasının uygun olacağını söyledi. Sadece Atatürkün hatırasına hakareti suç sayan bir kanun olduğunu kaydeden Arınç, Tarihimizin önemli şahsiyetlerini olduğundan başka türlü görerek küçültmeye çalışan ne olursa olsun karşılığını bulmalıdır. Diziyle ilgili şikayetleri süratle dikkate alacağız ve kanun çerçevesinde gereğini yapacağız. dedi. Dizide mesaisinin büyük bölümünü haremde geçiren bir Kanuni portresi çiziliyor. Daha babasını toprağa koymadan yapılan eğlenceler, saray koridorlarında cıyak cıyak bağıran bir cariye, yaka bağır açık haremden kız seçen bir padişah... Halit Ergenç, Kanuni rolünde ne kadar tuhaf kaçıyorsa, dizilerin yaşlı kurdu Arif Erkin Güzelbeyoğlu vezir-i azam rolüne en az o kadar yabancı. GÖRÜŞLER Prof. Dr. Ahmet Yaşar Ocak: İzlediğim kadarıyla beğenmedim. Replikler biraz zaman dışı. Bir ara Şekspir okuyormuşum gibi geldi. Mahremi sergilemek gibi bir sinema anlayışı vardı... Okay Tiryakioğlu (Kanuni romanının yazarı): Dizi bu haliyle Türk izleyicilerinden çok yabancılar izlesin diye yapılmış. Batılı hayal dünyasına hitap eden bir yapım olmuş. Mekan ve kostümler dışında hiçbir şey yerli yerince değildi. Mustafa Armağan (Yazar): Kötü niyet aramak istemiyorum ancak örnek alınması gereken bir padişahı zevk, sefa düşkünü gibi göstermek toplumu idealsizleştirir. Bu toplum böyle bir diziye layık değil. Tarihçilerin dikkat çektiği hatalar Tarihçilerin Muhteşem Yüzyıl dizisinde dikkat çektiği maddi hatalardan bazıları şöyle: Olaylar 1520de geçmektedir. Oysa Topkapı Sarayına haremin gelmesi 1540ta başlar. Bu tarihten önce harem, Beyazıttaki Eski Saraydaydı. Yavuz Sultan Selimin Rodos seferi için 200 parça kalyon hazırlandığı söyleniyor. Osmanlıda ilk harp gemisi 1644te inşa edilmiştir. 16. yüzyılda adına Avrupa denilen müstakil bir coğrafya yoktu. Bu kavram 18. yüzyıldan sonra aydınlanma döneminde ortaya çıktı. Hareme kızlar, seçilerek alınır, ardından çok ciddi bir eğitimden geçirilirdi. Başta örf-âdet olmak üzere İslami ilimler ile kabiliyetlerine göre birer sanatta yetiştirilirlerdi. Dizideki harem halkının davranışlarının, asırlar boyunca süzülerek gelen saray terbiyesi ve nezaketiyle alâkası yok. Harem halkının muhafazasını sağlayan ve dışarıyla ilişkilerine yardımcı olan harem ağaları, binanın dışında kendilerine ayrılan nöbet yerlerinde beklerdi. Harem ağaları da aynı terbiye ile yetiştirilirdi. Dizideki oryantal oyunlar ve müzik, Osmanlı eğlence anlayışı ve musikisini yansıtmıyor. Babasının cenazesi ortadayken bir padişahın eğlence düzenlemesi inandırıcı değil. Kostümler Osmanlıdan çok İngiliz dizisi Tudorstan alıntı gibi... Osmanlı geleneğinde padişahın huzuruna baş açık çıkılmazdı.
Samanyolu Haber
Son Dakika
07.01.2011
İştetarihçilerindikkatçektiğihatalarİşte tarihçilerin dikkat çektiği hatalar
Küre TV'den Ramazan sürprizi - Video
Samanyolu Haber
15.08.2010
19:59
İnternet yayıncılığına farklı bir boyut getiren Küre TV, Ramazan boyunca Kabeden 24 saat canlı yayın ile yüreklere hitap ediyor...

Kuranı-Kerim tilaveti eşliğinde yapılan canlı yayında Kabe, farklı açılardan ekranınıza geliyor... Ramazan ayı bütün yeryüzünü sarar rahmetiyle ama, bir başka yaşanır kutsal topraklarda...Bu eşi benzeri olmayan mekanı doldurur müslümanlar, 11 ayın sultanını Peygamber efendimizin yaşadığı topraklar üzerinde idrak edebilmek için... Burada kılınan namazların tadı bir başkadır...Hele de sabah namazının büyüleyici atmosferi, görenlerin içine işler... Harem-i şerifte kılınan namazların diğer yerlerdekinden 10 bin kat daha faziletli olduğunan inananlar akın akın buradalar...
Samanyolu Haber
Son Dakika
15.08.2010
KüreTVdenRamazansürprizi-VideoKüre TVden Ramazan sürprizi - Video
Ramazanın özü mukabeledir
Samanyolu Haber
12.08.2010
08:39
Ramazan denilince akla ilk gelmesi gereken Kuran-ı Kerimdir. Kuran ayı olan Ramazanda okunan mukabeleler bir Peygamber geleneğidir. Hafız Celal Yılmaz, yüzlerce insanın mukabele dinlemek için camileri doldurduğu, hafızlar için 400 minderin serildiği Beyazıt camiindeki o güzel manzaraları anlattı.

Kuran-ı Kerimi karşılıklı okunması anlamına gelen mukabele, Peygamber Efendimizin vahiy süresince nüzul olan ayetleri Cebrail (AS) okunmasına dayanıyor. Mukabele ibadeti Kuran- ı Kerimin bir hafız ya da Kuran- ı Kerimi usulüne uygun biçimde okuyabilen bir kişi tarafından okunması ve diğer kişiler tarafından dinleyerek takip edilmesiyle yapılan ibadettir. O günden bugüne intikal eden mukabele, Harem-i Şerifte ve Müslümanların yaşadığı bütün ülkelerde Ramazan ayında boyunca okunmaya devam ediyor. Ramazan ayı girmeden bir hafta önce başlayan mukabeleler ramazan ayı bitiminde tamamlanmış olacak. Binlerce Müslüman bayrama hatim dualarıyla ve Kuran ayını Kuran okuyarak geçirmenin zevkiyle girecek. Bugün camilerde ya da evinde mukabele okutan kişilerin ev sahipliğinde okunan mukabeleler geçmişte büyük camilerde ve evlerde yüzlerce kişi tarafından takip edilirdi. Çok değil bundan altmış sene önce mukabele saatlerinde Sultanahmet Camii ve Beyazıt Camii gibi büyük camilerde geç kalanlar mukabele için yer bulamıyordu. Beyazıt camiye geç kalan biri camiye giremez, başka camilerdeki Kuran ziyafetine koşardı. Yüzlerce insan hafızlardan mukabele dinlemek için camileri doldurur ve Beyazıt camiinde aynı anda on farklı mukabele okunurdu. Her mukabele sahibinin hafızlar için hazırladığı minderler başköşede yerlerini alırdı. Bu minderler mukabeleden önce minderhan denen zatlar tarafından hafızlar için camiinin belli köşelerine yerleştirilirdi. Kuran okumaya ömrünü adamış ve yüzlerce insanın ağlayarak dinlediği, kasideleri, mersiyeleri, mevlitleri okuyan Hafız Celal Yılmaz Hoca geçmişte mukabele saatlerinin nasıl yaşandığını anlatıyor. Beyazıtta dört yüz tane minderin hafızlar için dizildiğini bizzat gören Hafız Celal Yılmaz, sabah namazından iftar saatine kadar sürekli Kuran- ı Kerimin okunduğu büyük camilerde mukabele okunduğu yılları, mukabelenin altın çağları olarak isimlendiriyor.. Mukabele adabınıysa edep olarak tarif ediyor. Rabbimize en yakın olduğumuz anlarda engin kulluk bilincinin ağırlığıyla edep duymamızı tavsiye ediyor. Edeple Kuran-ı Kerimi hem okumak, hem de dinlemek. Mukabele etmek, karşılık vermek böyle anlaşılmalı diyor. Ramazan ayında mukabelenin öneminiyse şu sözlerle açıklıyor: Mukabeleyi dinleyenler karşılıklı ecir alırlar. Mukabele ramazanın özüdür, mukabelenin özü ise edeptir. Mukabelenin anlamını aklımızdan çıkarmadan her harfi içimize işleyerek okumak ve dinlemektir edep. Mukabeleye katılmak mümkün olduğunca Kuran-ı Kerimi günün bütün saatlerine yaymak gerekir. Kuran- Kerim ayının Kuranı duyarak ve yaşayarak geçirilmesi gerektiği hatırlıyor Kuran ise bizim kâinatı ve yaradılış gayemizi anlamamız, hayatımızı nasıl tanzim edeceğimizi belirleyen yüce kitabımızdır. Bu nedenle Müslümanlar ramazanı Kuran-ı Kerim okuyarak dinleyerek geçirmelidir. Mukabeleyle ramazan ayını taçlandırmalı diyor. Bu Ramazan yeniden mukabelenin altın çağı olsun Celal Yılmaz, geçmişte ramazanın manevi iklimini, otuz yıldır oturduğu ve uzun yıllar imamlık yaptığı Beyoğlunun Kasımpaşa semtini örnek vererek anlatıyor. Celal Yılmaz, Mukabele saatlerinde bembeyaz başörtülü yüzlerce kadının ve çocuğun sokaklara döküldüğünü duygulanarak ifade ediyor. Yılmaz, insanları meşgul eden televizyon ve eğlence kültürü olmadığı için insanların ramazanı daha duyarak, hissederek yaşandığını ve mukabele dinlemek için küçük camilerde bile on saf cemaatin bulunduğunu aktarıyor. Benim uzun yıllar yaşadığım ramazanlar, herkesin koltuğunun altında bir Kuran-ı Kerim ile heyecanla Arap Camii, Yeni Camii, Yer altı Camii ya da Ayasofyaya koştuğu Ramazanlardır diyor. Yılmaz, aynı camiinin içinde farklı hafızların sesinden Kuran- ı Kerimin bereketini yaşamak isteyen cemaatin camilerin farklı bölümlerinde öbekler halinde toplandığını belirtiyor Mukabeleye başlayan Hafız Efendi besmeleyi çeker, kubbede çınlayan gür sesle Kuran-ı Kerimi okumaya başlardı. Cemaatte hafızın okuduğu rahlenin karşısına edeple dizilirdi. Mukabele aralarında cemaatin birbirleriyle tanışıp hal hatır edebilmeleri için çay araları verilir. Semaverlerde fokur fokur kaynayan çayın kokusuyla eşliğinde koyu bir sohbete dalardı diyor. Okunan cüz bittiğinde cemaat aceleyle evlerinin ve işlerinin yolunu tutmadığını insanların gününü ramazana göre planladığını da ekliyor. Mukabelelerin eskisi gibi yaşanmamasından duyduğu üzüntüyü Kuran-ı Kerimin feyzini daha çok yaşamak isteyenler, mukabelenin ardından dini konulardaki sorularını hafızlara yönelttirdi. Mukabele saatleri uzar, dini sohbetlerin de yapıldığı güzel saatlere yayılırdı. Günümüzde mukabeleler hem azaldı hem de uzun sürmüyor. Müslümanlar mukabelenin bereketini ve feyzini Kuran- ı Kerimle ru
Samanyolu Haber
Son Dakika
12.08.2010
RamazanınözümukabeledirRamazanın özü mukabeledir
İstanbul'da vapur seferleri iptal
Samanyolu Haber
25.11.2009
17:05
İstanbuldaki yoğun sis nedeniyle şehir hatları vapur seferleri geçici olarak durduruldu.

İDOdan yapılan açıklamaya göre, kentte etkili olan yoğun sis nedeniyle görüş mesafesinin düşmesi üzerine iptal edilen seferler şöyle: Karaköy-Haydarpaşa-Kadıköy, Kadıköy-Eminönü, Eminönü-Üsküdar, Beşiktaş-Kadıköy, Kadıköy-Kabataş, Haliç Hattı, Boğaz ve Çengelköy-Eminönü, Bostancı-Adalar Hattı, Kabataş-Adalar, Sirkeci-Harem Araba Vapuru. Deniz otobüsleriyle gerçekleştirilen Boğaz hattı seferleri de şu anda yapılamıyor. Bu arada, İstanbulda yolcu taşıyan özel ulaştırma şirketi Turyolun Karaköy ve Eminönünden Üsküdar ve Kadıköye yapılan seferleri de yoğun sis nedeniyle iptal edildi. UÇAK SEFERLERİ İPTAL EDİLDİ İstanbul Atatürk Havalimanında sabah saatlerinde etkili olan sis nedeniyle 36 uçak başka alanlara yönlendirildi, çok sayıda sefer de iptal edildi. Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) yetkililerinden alınan bilgiye göre, Atatürk Havalimanıda 05.15-09.10 saatleri arasında etkili olan yoğun sis nedeniyle görüş mesafesi zaman zaman 100 metrenin altına düştü. Görüş mesafesinin düşmesi ile toplam 36 uçak, Atatürk Havalimanından başka hava alanlarına yönlendirildi. Sabah saatlerinde yaklaşık 4 saat etkili olan yoğun sis nedeniyle Türk Hava Yollarının (THY) 45 dış ve iç hat seferi de iptal edildi. DHMİ yetkilileri, saat 09.10dan itibaren sisin dağılıp görüş mesafesinin artması üzerine havalimanında iniş ve kalkışların normale döndüğünü ve hava trafiği açısından bir sorun yaşanmadığını bildirdi. Bu arada, çok sayıda uçak seferi de halen gecikmeli olarak gerçekleştiriliyor. Öte yandan, Cumhurbaşkanı Abdullah Gülün davetlisi olarak Türkiyede bulunan Kosta Rika Cumhurbaşkanı Oscar Arias da Ankaraya uçak seferinin iptal edilmesi nedeniyle saat 08.00den beri Atatürk Havalimanı Devlet Konukevinde uçuş saatini bekliyor.
Samanyolu Haber
Son Dakika
25.11.2009
İstanbuldavapurseferleriiptalİstanbulda vapur seferleri iptal
Masonlardan 100 yıllık itiraf
Samanyolu Haber
18.11.2009
09:06
Masonların 100. yıl programına katılıp izlenimlerini yazan deprem uzmanı Prof. Dr. Ahmet Ercan?ın bir masonla konuştukları tartışma başlatacak türden.

Yıl, 1908? Aylardan ağustos... İkinci Meşrutiyet ilan edileli bir ay olmuş. Beyoğlu?ndaki Tokatlıyan Oteli salonlarında toplanan İstanbul ve Rumeli localarının Türk ve yabancı katılımcıları, yeniden bir millî masonluk teşkilatı oluşturmak için bir aradalar. İtalya, Fransa, Mısır ve Belçika yüksek şûraları, onlara rehberlik etmeye dünden hazır olduklarını belirttiler. Aynı yıl Belçika?da düzenlenen Yüksek Şûralar Toplantısı?nda bizzat Belçika Yüksek Şûrası?nın teklifi ile Türkiye?de yeniden bir yüksek şûra kurulması kararı verildi. Bu vazife de Mısır Yüksek Şûrası?na tevdi edildi. Bu emeller üzerine 3 Mart 1909?da yapılan toplantıda Türkiye Yüksek Şûrası hayata geçirildi. İttihatçılardan Talat Paşa da burada görevliydi. Türkiye Büyük Locası ise 13 Temmuz 1909?da kuruldu. Yani 1909 senesi, İstanbul?daki masonlar için oldukça hareketli bir seneydi. 100 yıl önce böyle başlamıştı masonların Türkiye?deki macerası. 2009 yılında, büyük üstatlığını Salih Evcilerli?nin yaptığı Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası bir dizi etkinlik düzenledi. PTT?nin özel pul baskılı kart hazırlayarak katıldığı 100. yıl dönümünün ilk etkinliği temmuz ayındaydı ve ENKA Eşref Denizhan Açıkhava Tiyatrosu?nda bir konserle bir araya geldi mason biraderler. 25 Eylül?de, bu sefer Hilton Oteli?nde, 450 kadar mason ile eşleri ve 400?ü aşan sayıda da yabancı konuğun katıldığı bir program düzenlendi. Hem de harem selamlık. Ardından da Four Seasons?da akşam yemeği yendi. Bunları masonların kendi açıklamalarından değil, başka kaynaklardan öğreniyorduk. Mesela, mason olmamasına rağmen bu toplantılara katılan deprem uzmanı Prof. Dr. Ahmet Ercan?dan? Ercan, kendi adını taşıyan internet sitesinde ?Masonlarla yarım gün? başlığı altında, 100. yıl toplantısındaki izlenimlerini kaleme almıştı. Ercan?ın yazısı çok enteresan bir diyalogla sona eriyordu. Okuyoruz: ?Yanımdaki bey, üst kuşak bir mason olan, İzmir?den sayın bir katılımcı. Onunla söyleşiyi kaynattık. Çok içten bir masondu. Oradaki herkes mason üstadı muhterem iken benim çağrılı olmamı bir süre algılayamadı. Türkiye?de olan 215 gözün (locanın) başkanları birkaç özrü olan dışında tümü oradaydı. Katılımcı bey bana masonluk üzerine edinmek istediğim bilgileri yetkin bir ağızla bir bir anlattı.? Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan?ın yazısının en ilginç bölümü, İzmirli mason iş adamı ile aralarında geçen şu diyalog: ?Yeryüzünde tüm masonlar birbirleriyle dayanışma içindedirler.? Ahmet Ercan: ?Örnek?? ?İran?da Ayetullahlar, Şah döneminde mason olanları astılar. Bunun hesabını er ya da geç verecekler.? Ercan: ?Şaka mı bu?? ?Yok gerçekçiyim. Tüm Amerikan başkanları masondur. Türk büyükleri de öyle... Tüm masonlar bu öcü beklerler.? Ercan: ?Bak sen!? ?Bir üstadı muhteremin isteklerini, bulunduğu gözün üyeleri kesin yerine getirir. Bu sözler bir buyruktur.? Ercan: ?Ne, her şey mi?? ?Töreye aykırı olan işler dışında her şey.? Ercan: ?Yönetim içinde de mason var mı?? ?Çok? Hem de en üst düzeylerde. Kaldı ki masonlarla çok iyi geçinir. Bunun nedenlerini de iyi bilir. O nedenle bize dokunmaz. Ancak bizim kimliklerimiz devletin elinde vardır. Bu bilgileri ellerinde tutarlar.? Ercan: ?Bu gizem niye?? ?Bunu yanıtlamak güç. Bırakın o bizde kalsın.? Yazı, kendi adına açılmış web sayfasında idi ama yine de herhangi bir internet kazasına maruz kalmamak için önce yazının Ahmet Ercan?a ait olup olmadığını öğrenmemiz gerekiyordu. Kendisine ulaştığımızda Ercan, konsolos olan eşini temsilen davet edilip katıldığı toplantıdan kişisel izlenimlerini kaleme aldığını, yazının kendisine ait olduğunu söyledi. O toplantıda kendisini gören mason arkadaşlarının şaşırdığını ifade eden Ercan, aynı masayı paylaştığı masonun söylediklerini yorum katmadan aktardığını iddia etti. Prof. Dr. Ercan, Kavalalı Mehmet Ali Paşa?nın soyundan. Deprem uzmanı Ercan, Mehmet Ali Paşa?nın çocuk veya torunlarından birinin de locaya kayıtlı bulunması ve ayrıca ailesinin de masonların çokça bulunduğu Selanik?ten göçmen gelmesinden mülhem, kendisinin de mason bir aileden geldiğinin düşünüldüğünü tahmin ediyor. Pek çok kez masonluğa davet edilen Ercan, 100. yıl toplantısına katılanların gerek ilişkilerinden, gerek kendisine anlatılanlardan çok etkilenmiş. O yüzden de bu hislerini yazıya döküp halkla paylaşmak istemiş: -100. yıl toplantısına katılanlar arasında sizi şaşırtan kimseler var mıydı? ?Onu söylemeyeyim. Çok, ne insanlar var yani. Birçoğunu da kamuoyu tanıyor.? -Meslek grubu olarak tasnif yapsak ne söyleyebilirsiniz? ?Bizim (İstanbul) Teknik Üniversite?den dahi öğretim üyeleri vardı. Yani toplumun böyle kaymak tabakası, seçkin insanlar. Televizyonlardan vardı. Şimdi burada bazı şeyleri açıklarsam birçok şeyi karıştırmış olurum.? İsmi bizde mahfuz İzmir doğumlu mason iş adamı ise Prof. Dr. Ahmet Ercan?la yemekte yar
Samanyolu Haber
Son Dakika
18.11.2009
Masonlardan100yıllıkitirafMasonlardan 100 yıllık itiraf
Otobüs muavinini linçten polis kurtardı
Samanyolu Haber
05.10.2009
19:20
Harem-Gebze-Sakarya arasında çalışan Denizim Koop Turizme ait otobüse yapılan saldırıda şoför ve muavini linç edilmekten polis kurtardı.

Denizim Turizme ait midibüs, iddiaya göre aynı hatta çalışan başka bir taşıma kooperatifi çalışanları tarafından saldırıya uğradı. Daha önce de birbirlerini kurşunlamaya kadar varan olaylar nedeniyle aralarında husumet bulunan iki firma arasındaki bugünkü kavga, polisin müdahelesiyle can kaybı olmadan atlatıldı. Saldırı, bugün saat 16.00 sıralarında Annibal Kavşağında meydana geldi. Bir grup, otobüsün camlarını sopa ve demirlerle indirirken, diğer bir grup da otobüsün içindeki şoför ve muavine saldırdı. Otobüsün içindeki şoför linç edilmekten kurtulmak için aracıyla uzaklaşırken, bu sırada yolcu toplamak için araç dışında olan muavin saldırganların hedefi oldu. Saldırganların elinden kaçmaya çalışan muavin, takılıp yere düşünce linç edilmek istendi. Sopa, tekme ve tokatlarla saldırıya uğrayan muavin, grubun elinden polis ekipleri tarafından kurtarıldı. Daha önce de aralarında silahlı çatışma yaşandığı bilinen iki turizm firmasından olaya karışanlar gözaltına alındı. Konuyla ilgili geniş çaplı soruşturma başlatıldı. (CİHAN)
Samanyolu Haber
Son Dakika
05.10.2009
OtobüsmuavininilinçtenpoliskurtardıOtobüs muavinini linçten polis kurtardı
Diyarbakır'da Üç dilde mevlit okundu
Samanyolu Haber
16.09.2009
13:21
Kadir Gecesi Diyarbakırda farklı bir heyecanla karşılandı.

İslam dünyasının 5. Harem-i Şerif-i olan Diyarbakır Ulu Camiinde Türkçe, Kürtçe ve Zazaca mevlit okundu. Camideki eşsiz manevi havayı TRT 6 televizyonu canlı olarak yayınladı. Rahmet ve bereket ayı Ramazanın bitmesine sayılı günler kaldı. Kutlu bir mevsimi geride bırakacak olmanın hüznünü yaşayan inananlar Kuran-ı Kerimde bin aydan daha hayırlı diye nitelenen Kadir Gecesini idrak etmenin heyecanını yaşadı. Bu heyecan Diyarbakırda Zazaca, Kürtçe ve Türkçe okunan mevlitlerle daha iyi hissedildi. Adı hep yeniliklerle anılan TRT Şeş (6), her kandilde olduğu gibi bu sefer farklı bir il ve farklı programla izleyenlerinin karşısına çıktı. Doğu ve Güneydoğuda izlenme rekoru kıran TRT Şeş (6), bölge halkının kullandığı dillerde okunan mevlidi canlı olarak ekrana taşıdı. Diyanet ile işbirliği yapan kanal, Diyarbakır Ulu Camiinde okunan Kürtçe ve Zazaca Mevlid-i Şerifi canlı yayınladı. Böylece TRT ekranlarında ilk kez Zazaca mevlit okunmuş oldu. Zazaca ve Kürtçe mevlit için canlı yayın Anadolunun en eski camisi Diyarbakır Ulu Camiinden yapıldı. Mevlidi camide görevli Diyanet personeli okudu. Tarihi camide okunan kasideler, ilahiler ve dualara cemaat gönülden iştirak etti. Diyarbakırda Ulu Camiinin yanı sıra başka bir programda da Kürtçe mevlit okundu. AK Parti İstanbul İl Başkanı Aziz Babuşçu, yönetim kurulu üyeleri ve bir grup gazeteciyle birlikte katıldığı iftar yemeğinde Kürtçe mevlit okundu. Yenişehir ilçesindeki Sur Düğün Salonundaki iftar yemeğine bin 500e yakın partili katıldı. Konuklar iftar saatini beklerken Diyarbakırlı hafız Muhammet Acar, Mevlid-i Şerifin Peygamber Efendimiz(AV)in doğumu sırasında yaşanan olayların anlatıldığı kısmını Kürtçe okudu. Kürtçe mevlit ziyafeti ezanın okunmasına kadar devam etti. İftar yemeğinden sonra AK Parti İstanbul İl Başkanı Aziz Babuşçu, Diyarbakır İl Başkanı Baki Aksoy ile AK Parti Diyarbakır Milletvekili Abdurahman Kurt misafirlere teşekkür etti. Bu arada TRT Şeşte ilk Kürtçe mevlit, Diyarbakır Ulu Camiinde Mevlit Kandilinde okunmuştu. Regaip Kandilinde de Siirtin Baykan ilçesi Ziyaret beldesindeki Veysel Karani Camisinden yayınlanmıştı. Vanda Hz. Ömer Camisindeki Miraç Kandili programında okunan Kürtçe mevlit yine TRT 6 tarafından yayınlanmıştı. Kadir Gecesinde Diyarbakır Ulu Camiindeki mevlidin Zazaca okunması bir ilk olacak. (CİHAN)
Samanyolu Haber
Son Dakika
16.09.2009
DiyarbakırdaÜçdildemevlitokunduDiyarbakırda Üç dilde mevlit okundu
Toplam "20" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti