Habergec.Com Aranan Kelimeler:bu uçağa dikkat Değerlendirme: 10 / 10 730518
habergec.com
20.06.2013 Perşembe
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler

:: Gruplar
 

bu uçağa dikkat

09:08 - Optik algılayıcılı füzeyle düşürüldü
Takvim
11.07.2012
13:07

Suriye tarafından düşürülen RF-4E keşif uçağının füzeyle vurulduğuna ilişkin Herhangi bir izin bulmadığına dair söylemlere SABAHa konuşan askeri yetkililer açıklık getirdi. Hava Kuvvetleri Komutanlığı kaynakları Uçağın füzeyle vurulduğuna ilişkin radar kayıtları yok. Çünkü uçak radar güdümlü bir füze vurulmamış.

Dolayısıyla radara dayalı kayıtların olmaması çok doğal diye konuştu. Uçağın, optik algılayıcılarla hareket eden bir füzeyle vurulduğu kanaati ön plana çıkıyor. Keşif uçuşu yapan RF-4 uçağında radar uyarı sistemi bulunmasına rağmen füze, radar kilitlenmesiz fırlatıldığı için Türk jeti herhangi bir tehdit unsuru algılamadı. Füze radar sistemini algılayabilen RF-4 uçakları, manevra yaparak veya ateş topları olarak bilinen karşı koyucularla füzelerden kurtulabiliyor. Enkaza ait parçalarda yapılan ilk incelemelere göre uçağın bir uçaksavarla vurulmadığı görüşü korunuyor.

Füzenin uçağın yakınlarında infilak ederek hedefi etkisiz hale getirmiş olabileceğine dikkat çeken uzmanlar Hedef, direkt olarak vurulmamış. Uçağın 8 parçaya ayrılması füzenin infilak etmesi sonucu oluşmuş izlenimi veriyor. Bu, füzenin radar güdümlü olmamasının da bir göstergesi.

Radar güdümlü füzeler genellikle hedefi tam ortadan vurur diye konuştular. Uçaksavar kullanımlarında motorun da hasar alacağına vurgu yapan yetkililer, TSKnın uçağın uluslararası sularda vurulduğu tezinde ısrarlı olduğunu belirtti. Uçağa ait parçaların aramalarına da Doğu Akdenizde devam ediliyor. ABDye ait araştırma gemisi Nautilus, önceki gün Bodruma döndü. Arama faaliyetine Deniz Kuvvetleri Komutanlığına ait TCG Çeşme devam edecek.

Takvim
Son Dakika
11.07.2012
0908-Optikalgılayıcılıfüzeyledüşürüldü0908 - Optik algılayıcılı füzeyle düşürüldü
17:30 - Darbeciler cezasını bulacak
Takvim
29.06.2012
21:19
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Bugün, 12 Eylülü yapanlar, 28 Şubatı yapanlar yargılanıyor. Hakkını görecek, cezasını bulacak. Bundan sonra, kimse halkın seçtiğini darbeyle hileyle düşürmeyi aklından geçiremeyecek dedi. Elazığda gezi ve incelemelerini sürdüren Arınç, Kovancılar Belediyesinin düzenlediği toplu açılış törenine katıldı.

Arınç, törende yaptığı konuşmada, Kovancılar Belediye Başkanı Bekir Yanılmazın da 3 dönemdir Kovancılar halkına hizmet ettiğini hatırlatarak, bu dönemlerdeki yatırımlarla Kovancıların geliştiğini söyledi.

AK Parti hükümetleri döneminde sağlık, ulaşım ve eğitim alanlarındaki gelişmeleri anlatan Arınç, eskiden uçağa ağzında puro, kafasında şapkası olanların bindiğini, şimdi ise her vatandaşın hava yolunu kullanabildiğine dikkati çekti.

Her yaptığımız iş, milletimizi rahatlattı

Arınç, Eskiden 1 milyon dolar kredi bulmak için yalvar yakar, ricacı olan Türkiye, şimdi IMFye borç verecek duruma geldi. Fakirimize, yoksulumuza dağıtıyoruz. Memurumuza, işçimize dağıtıyoruz. Her yaptığımız iş milletimizi rahatlattı, memnun etti. Hamd olsun ki Türkiyedeki bütün sektörler gelişmeye başladı. İhracatımız arttı. Milli gelirimiz 5 misli artı şeklinde konuştu.

Biz ayrımcılığı kaldırdık. İnsanımıza kötü gözle bakılmasına engel olduk diyen Arınç, geçmişte insanların, ilerici, gerici, Sünni, Alevi diye birbirine düşman ettiklerini ifade etti.

Suriye yönetimiyle kavgamız var

Suriyede yaşanan zulmün durdurulmasını istediklerini vurgulayan Arınç, Suriye yönetimiyle kavgamız var. Suriye yönetimi halkına zulüm ediyor. Her gün, onlarca insan top ateşi, tank ateşi altında kalarak ölüyor. Bizler aynı coğrafyanın insanlarıyız, birbirimizle akrabayız. Zulüm görmelerine razı olamayız. Başındakilere, silahları susturun, halkınızın sözlerine kulak verin diyoruz dedi.

Türkiyenin güçlü bir ülke olduğunu ve dünyada sözü dinlenen bir ülke konumunda bulunduğunu vurgulayan Arınç, Türkiye sözüne dikkat edilen bir ülkedir. Bundan sonra da böyle olacaktır. Bu ülkedeki başbakan bugüne kadar örneği görülmemiş, geçmişte de örneği görülmemiş kahramanlığın timsalidir. İlk defa bir başbakan, İsrail cumhurbaşkanına, sen katilsin diyebilmiştir dedi.

Allaha dayandık, millete güvendik

Hükümet olarak önlerine çok engel çıkarılmaya çalışıldığını anlatan Arınç, şunları kaydetti:
Çok tuzaklar kurdular. Biz ayağımızı sabit tuttuk. Allaha dayandık, millete güvendik. Emaneti düşürmedik. Biz bombalar karşısında, Rabbibimize sığındık, sadece Allahtan korktuk. Bugün, 12 Eylülü yapanlar, 28 Şubatı yapanlar, yargılanıyor. Hakkını görecek, cezasını bulacaklar. Bundan sonra kimse halkın seçtiğini darbeyle, hileyle düşürmeyi aklından geçiremeyecek.
Takvim
Son Dakika
29.06.2012
1730-Darbecilercezasınıbulacak1730 - Darbeciler cezasını bulacak
Uçağa biniyorsanız bu habere dikkat!
İnternet Haber
01.02.2012
13:08
Kış nedeniyle yaşanan uçuş iptallerinde yolcuların birçok hakkı bulunuyor

Devamı İçin Tıklayınız...
İnternet Haber
Son Dakika
01.02.2012
UçağabiniyorsanızbuhaberedikkatUçağa biniyorsanız bu habere dikkat
Talip Çıkmazsa 3. Havalimanını DHMİ Yapacak!
Gökyüzü Haber
20.01.2012
11:33
Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürü Orhan Birdal tıpkı üçüncü boğaz köprüsünde olduğu gibi İstanbul’a yapılacak üçüncü havalimanı için de talip çıkmazsa, bunu kendi öz kaynaklarıyla inşa edebileceklerini söyledi. Devlet Havalimanları İşletmesi Genel Müdürü Orhan Birdal, Atatürk Havalimanı’nda görev yapan gazetecilerle kurumun Florya’daki lokalinde bir değerlendirme toplantısı düzenledi. Toplantıya DHMİ İstanbul Başmüdürü Celal Özuğur ile Türkiye’nin dört bir yanındaki havalimanlarının müdürleri de iştirak etti. Birdal “Türkiye genelinde yolcu sayımız 2010 yılında 102 milyon 705 bin olmuştur. 2011 yılında bu yüzde 14.4 artışla 118 milyon 425 bine yükseldi. Biz 120 milyonu biraz aşmasını bekliyorduk ama 1,5 milyon kadar tahminimizde yanıldık. 2012 yılında değerli yolcularımızı havayolunu kullanarak bu yanılgıyı da telafi ederiz” dedi. ATATÜRK HAVALİMANI YİNE BİRİNCİ Atatürk Havalimanımız hizmet verdiği yolcu sayısı itibariyle Türkiye genelinde birinciliği bu senede muhafaza ettiğine dikkat çeken Birdal, “Uçak trafiği olarak da yine 2011 yılında toplam 1 milyon 331 bin 835 uçağa DHMİ olarak hizmet verdik. Toplam inen kalkan uçak trafiğinde Atatürk Havalimanı birinciliği, ikinci Antalya Havalimanı, üçüncü İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı oldu” diye konuştu. Birdal 2011 yılı içerisinde pek çok yeni inşaat yaptıklarını, bunun toplam maliyetinin 410 milyon TL’yi bulduğunu söyledi. Birdal net rakam verememekle beraber kurumun 2011 yılı karının 820 milyon TL olacağını vurguladı. Birdal, “Özellikle Anadolu’daki havalimanlarının yapımına hız vereceğiz. Yine bu amaçla 2012 yılında da öz kaynaklarımızdan 425 milyon TL yatırım yapacağız” dedi. TALİP ÇIKMAZSA BİZ YAPARIZ Birdal, üçüncü köprü ihalesinde olduğu gibi İstanbul’a üçüncü havalimanı için de talip çıkmazsa bunu öz kaynaklarınızla yapabilir misiniz ?” şeklindeki soru üzerine, “Üçüncü havalimanı ülkemizin gündeminde olan bir konu. Şuanda bununla ilgili ön hazırlık diyebileceğimiz hazırlıklar yapılıyor. Bu hazırlıklar içinde çeşitli kuruluşlar var. Doğrudan bir görevlendirme şuana kadar bir kurum ismi verilerek yapılmadı. Ancak havacılıkla ilgili tüm kuruluşlar kendi üzerlerine düştüğü kadarıyla bu işin hazırlığındalar. Tabi ki çeşitli finansman yöntemleri var. Bunlar yap-işlet-devret modeli, kiralama yöntemiyle yapılan işler kamu özel sektör iş birliği projeleri ve ayrıca öz kaynakla yapılan işler. Öz kaynakla yapılan işlerde hazine, hangi kuruluşun ne kadar bir yatırım yapacağını baştan tayin ediyor ve bir limit koyarak yatırım miktarını ilgili kuruluşlara veriyor. Eğer farklı bir uygulama olursa yine Devlet Planlama Teşkilatı tarafından bir görev verilirse, bu görevle birlikte yapılacak olan işin mahiyeti de dikkate alınarak bunun bedeli ödenek olarak da tahsis edilmiş olacak. Şuan bununla ilgili konuşmak çok erken ama böyle bir görev verildiği takdirde mutlaka bunun tedbirleri alınarak görevlendirme yapılacaktır. Gerek DHMİ işletmesi gerekse devletin diğer kamu ve kuruluşları verilecek görevi en iyi şekilde yapacak kabiliyete sahiptir. Görev bize verilirse üçüncü havalimanını yaparız. Zaten yeri konusunda çalışmalarımız sürüyor. Üçüncü havalimanı İlk etapta 100 milyon yolcu kapasiteli olacak. Daha sonra ihtiyaca göre büyütülecek. Arazi büyümeye el verişli nitelikte seçilecek” diye cevapladı. ATATÜRK HAVALİMANIN BÜYÜMESİ İMKANSIZ DHMİ Genel Müdürü Orhan Birdal, Atatürk Havalimanı’nda uçakların kuyrukta bekletilmesinin ne zaman sona ereceğinin sorulması üzerine de , “Atatürk havalimanı şehrin ortasında kaldığı için bizim istediğimiz ölçüde ve boyutta gelen talepleri geldiği şekilde karşılayacak bir büyümeye imkan vermiyor. Fiziki olarak bu mümkün değil. Askeri alanın alınması ve burada sivil tesislerin yapılması için uzunca bir süredir görüşmeler yapılıyor. Artık bunda sona doğru gelindi. Alınacak askeri kısma apron yapılacak. Dolasıyla apron kapasitemizin rahatlamasını amaçlıyoruz orayı aldığımızda. Ancak pistlerde özellikle 05-23 pistinde yapmış olduğumuz hızlı çıkış taksi yolları trafiği arttırdı. Atatürk Havalimanı’nda bir önceki yıla nazaran 2011 yılında yüzde 25 kapasite artışı sağladık. Saatlik 40 olan kapasiteyi 50’ye çıkardık. Ve bunun daha da yükseltilmesi için çareler alıyoruz tedbirler almaya çalışıyoruz. 2012 yılı içerisinde bu kapasite biraz da artırılmış olacak. Ancak tabiî ki Atatürk havalimanının fiziki anlamda büyüme imkanının kısıtlı olmasından dolayı buradan artık çok daha büyük kapasiteleri kaldıracak bir genişleme beklemek mümkün görünmüyor. Eğer Atatürk Havalimanı’nda bir metrekareyi değerlendirme imkanı varsa sonuna kadar bu imkanı kullanacağız” şeklinde konuştu.
Gökyüzü Haber
Turizm
20.01.2012
TalipÇıkmazsa3Havalimanını/">HavalimanıDHMİYapacakHavalimanını-DHMİ-Yapacak/">Talip Çıkmazsa 3 Havalimanını DHMİ Yapacak
19 yıl sonra Lefkoşa'ya uçuş başlattı
Samanyolu Haber
01.04.2011
10:01
Onur Havayolları, 19 yıl aradan sonra İstanbul-Lefkoşa seferlerine tekrar başladı.

Atatürk Havalimanından havalanan Onur Air uçağı, 1 saat 15 dakikalık uçuşun ardından Ercan Havalimanına indi. Havacılık geleneği itfaiye araçları tarafından su köprüsü yapılarak karşılanan uçağa su sıkıldı. 176 yolcusuyla ilk seferi gerçekleştiren A321 tipi uçağı, yetkililer tarafından çiçeklerle karşılandı. Uçak önünde açıklamalarda bulunan şirketin Genel Müdürü Şahabettin Bolukçu, 19 yıl aradan sonra tekrar yavruvatana uçmanın çok heyecan verici olduğunu söyledi. Yaz tarifesiyle birlikte 31 Martta tarifeli uçuşlara başladıklarını ifade eden Bolukçu, 14 Mayıs 1992, Onur Airın kuruluş yılıydı. 15 Nisan 1992de Kıbrısa ilk uçuşumuzu gerçekleştirmiştik. Ortağımız Kıbrıslı bir işadamıydı. Buradan Londraya uçuyorduk. Geçmişte Kıbrısın tanınması için İngiltere, Almanya ve Fransaya uçuşlar yaptık. Kısmet tekrar bugüneymiş. dedi. Bolukçu, Kıbrıs uçuşlarından beklentilerinin yüksek olduğunu vurgulayarak, İstanbul-Lefkoşa arasında her gün 2 sefer gerçekleştireceklerini bildirdi. Kıbrıstan Trabzona da uçuş başlatacaklarını duyuran Bolukçu, İngiltere, İtalya, Almanya ve İran uçuşlarını da Kıbrıstan gerçekleştireceklerini aktardı. Herkes gibi biz de sektörün bir oyuncusu olarak halka hizmet için buraya geldik, bizim girdiğimiz her yerde vatandaş ucuza bilet almıştır. diyen Bolukçu, haftada 14 seferle Kıbrıs uçuşlarına başladıklarını ve talebe göre bu sayının artırılacağını bildirdi. Bolukçu, Kıbrısa ve yeni açılacak hatlara 221 kişilik Airbus 321 tipi konforlu uçaklarla uçacaklarına dikkat çekerek, Bir Airbus A330 da mayıs sonunda gelecek. Filomuzdaki uçak sayısı 31e, koltuk kapasitemiz 8.500e çıkacak. diye konuştu. KIBRISTA YENİ HAVAYOLU ŞİRKETİ KURULDU Onur Airin KKTCye tarifeli sefer başlatması dolayısıyla dün akşam Girnede bir resepsiyon düzenlendi. Burada soruları cevaplayan KKTC Ulaştırma Bakanı Ersan Saner, KKHYnin en kısa zamanda uçuşlara başlayacağını belirterek, dünyanın 6. büyük şirketi Türk Hava Yollarının (THY) desteğiyle bunu başaracaklarını söyledi. KKHYnin uçuşlarının durmasından sonra devlet (yüzde 30), THY (10) ve özel sektör (yüzde 60) ortaklığı ile yeni bir havayolu kurduklarına dikkat çeken Saner, Ortaklık sözleşmemiz 18 Ocakta gerçekleşti. 31 Martta havada olacağımızı düşündük ama gerçekleştiremedik. Gönül arzu ederdi ki, bugün iki uçuşu da kutlayalım. Geri adımımız yok. dedi. Bakan Saner, THY Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Topçunun KKHY Yönetim Kurulu başkanlığını da yapacak olmasının, bu konudaki kararlılıklarını ortaya koyduğunu söyledi. ZAMAN
Samanyolu Haber
Son Dakika
01.04.2011
19yılsonraLefkoşayauçuşbaşlattı19 yıl sonra Lefkoşaya uçuş başlattı
Başbakan Erdoğan: Biz yerine getiremeyeceğimiz sözü vermeyiz
Samanyolu Haber
21.03.2011
22:13


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bu yeni süreçte havada uçuşan vaatler, hesabı yapılmadan ortaya sürülen hayaller değil, planlar, projeksiyonlar, ayakları yere basan hedeflerin değer ifade ettiğine dikkat çekerek, Biz yerine getiremeyeceğimiz sözü vermeyiz dedi. Erdoğan, İmedya tarafından Rixos Otelde düzenlenen ödül törenine katıldı. Erdoğanda İmedyanın 2010 yılı en başarılı lider ödülü verildi. Erdoğan, törende yaptığı konuşmasında, iktidarları döneminde 15 bin bölünmüş otoyol yaptıklarını, 2023 yılına kadar ikinci bir 15 bin kilometrelik yol daha yapacaklarını ifade etti. Erdoğan, havayolunda da önemli adımları attıklarına işaret ederek, Havayolunu kaymak takımının yolu yapmadık. Havayolunu halkın yolu haline getirdik. Alt gelir grupları bile uçağa binmeye başladı. Ali bey (Pegasusun sahibi Ali Sabancı) gözüme bakıyor. Diyor ki Ben otobüslerden daha ucuza yolcu taşıyorum diyor. Rekabet başladı. Biz geldiğimizde tek THY vardı dedi. Hızlı tren konusunda dünyadaki sekiz ülkeden birisi olduklarını kaydeden Erdoğan, Ankara-Eskişehire hızlı trenle gidildiğini, İstanbul hattı yapılıyor. Konyata test sürüşlerini başlattık. Sivas devam ediyor. İstanbuldan Erzuruma hızlı trenle gideceğiz diye konuştu. Erdoğan, Türkiyede popülizm döneminin geride kaldığına işaret ederek, Türkiye anayasada belirtilen süre içerisinde seçimleri gerçekleştirme alışkanlığına kazandığını kaydetti. İlk defa ilan edilen süre içerisinde seçim yapıldığını vurgulayan Erdoğan, seçime rağmen bütçe dengesini bozmama alışkanlığının, popülizmin değer ifade etmediği, tepkiyle karşılandığın siyasi bilinci kazandığını söyledi. Başbakan Erdoğan, bu yeni süreçte havada uçuşan vaatler, hesabı yapılmadan ortaya sürülen hayaller değil, planlar, projeksiyonlar, ayakları yere basan hedeflerin değer ifade ettiğine dikkat çekerek, Biz yerine getiremeyeceğimiz sözü vermeyiz. Yola çıkarken bir söz verdik: Ne aldanan, ne aldatan olacağız dedik. Geçmişte bu ülkede kuru kuruya vaatler yapıldı. Yıllar geçti bunların hiçbiri yerine gelmedi. Şimdi bunlar söyleniyor. Evde oturan kadınlara maaşlar bağlanıyor. Bunlar nasıl verilecek. Çalışan ile çalışmayan nasıl olacak. Bu vereceğiniz rakamların hesabını yaptık diyorlar. Çalışan ile çalışmayan arasındaki fark nasıl olacak. Sosyal devlet bilinciyse zaten belli oranda yapılıyor. Söylediğiniz rakamların hesabını hiç yapıyor musunuz? diye sorduğunuzda zaten onların hesabını yaptık diyorlar. Masaya oturuyoruz ki bu hesaplarla bütçeleri kurtarmamız hayatta mümkün değil. İşadamları ne hikmetse bu konuda hiç açıklama yapmıyorlar. Gerçekler ortada. Milleti aldatmayın, samimi olun, dürüst olun ve yapacağınızı söyleyin. Yere sağlam basmak zorundayız. Kazandıklarımızın heba edilmesine, zorluklarla elde ettiklerimizin carcur edilmesine artık millet izin vermeyecek, buna fırsat tanımayacaktır.
Samanyolu Haber
Son Dakika
21.03.2011
BaşbakanErdoğanBizyerinegetiremeyeceğimizsözüvermeyizBaşbakan Erdoğan Biz yerine getiremeyeceğimiz sözü vermeyiz
Orhan Kural: Bu günkü stadyumlar Roma dönemindeki arenalardır
Samanyolu Haber
15.03.2011
16:15


İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Maden Fakültesi Öğretim Görevlisi Prof Dr. Orhan Kural, Günümüzdeki statlar Roma devrindeki arenalar gibidir. dedi. Prof Dr. Orhan Kural çevre bilincini geliştirmek amacıyla Tekirdağ Anadolu İmam Hatip Lisesinde çevre bilincini geliştirmek amacıyla düzenlenen Yaşanabilir Bir Çevre için El ele adlı konferansa katıldı. 11 yıldır ara vermeden konferanslara devam ettiğini vurgulayan Kural, Bu amaçla sayıları bir Türkiye, belki de dünya rekoru kabul edilen 4000e yaklaşan ilköğretim okulu, klasik ve anadolu lisesi, teknik lise, askeri lise, meslek lisesi, imam hatip lisesi, harp okulları, üniversite, çıraklık (mesleki) eğitim merkezleri, polis meslek okulları gibi eğitim kurumlarında, hastane, sanayi kuruluşları, parti merkezleri, huzurevleri, yaz okulları, halk eğitim merkezleri, ıslah, ceza ve tutukevleri, öğrenci yurtları, ilçe müftülük toplantıları, camiler, belediye ve valiliklerin organize ettiği 60 ülke ve 81 il ve yüzlerce ilçede Yaşanabilir Bir Çevre İçin El ele başlıklı etkinlikleri gerçekleştirdim. dedi. HAYATIM BOYUNCA PAHALI MAĞAZALARDAN ALIŞVERİŞ YAPMADIM Hayatı boyunca pahalı mağazalardan ürün satın almadığını ve hep ikinci el giyindiğini belirten Kural, Hatta bir keresinde Armağan Çağlayan beni programına davet etti. Annem bana; Aman oğlum sakın ikinci el giyindiğini söyleme, bu adam kıyafete çok dikkat eder seni rezil eder. dedi. Bende aksine programda ikinci el kıyafet giydiğimi söyledim. Çağlayan Yüzüme bir şey demedi ama sonradan duydum arkamdan Deli işareti yaparak bana deli demiş bende şöyle diyorum O akıllı ise ben deli olmayı tercih ederim.şeklinde konuştu. LİBYADA ATIK PİL KUTUSU YOK PİLLERİ BAVULUMDA TÜRKİYEYE GETİRDİM Kural, atık pillerin zararını öğrencilere aktarırken bir anısını şöyle anlattı: Libyaya gittim orada Milli Eğitime bağlı okullarımız var, davet etmişlerdi. Oradaki öğretmeler bana; Hocam burada atık pil toplama kutuları yok atık piller zararlı bunları ne yapacağız? dediler. Bende pillerin hepsini bavuluma doldurup Türkiyeye getirdim hemde uçağa fazladan yük parası verdim. diye konuştu. Futbolun insanları zehirlediğini bağımlılık yaptığını değerli zamanlarını çaldığını belirten Kural, Futbol bir zevk değildir, günümüzdeki statlar Roma devrindeki Arenalar gibidir. O devirde Arenalarda ne yapıyorlardı insanları? Dövüştürüp kavga ettirip bunu zevkle izliyorlardı bu gün statlarda aynı şey. dedi. Okul Müdürü Erhan Birsel tarafından Kurala verilen Plaketin ardından konferans son buldu.
Samanyolu Haber
Son Dakika
15.03.2011
OrhanKuralBugünküstadyumlarRomadönemindekiarenalardırOrhan Kural Bu günkü stadyumlar Roma dönemindeki arenalardır
Asker, Demirel'e darbe tarihi vermiş
Samanyolu Haber
27.02.2011
10:23
Çok çarpıcı bilgiler verdi; Demirelin o sözünü Nasrettin Hoca fıkrasıyla eleştirdi

Tarihin karanlık sayfalarına post-modern darbe olarak geçen 28 Şubatın üzerinden tam 14 yıl geçti. Her yıl post-modern darbeye ilişkin dikkat çekici bilgiler gün yüzüne çıkıyor. Dönemin en önemli aktörlerinden 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirele askerlerin 13 Haziranı darbe tarihi olarak verdikleri ortaya çıktı. Demirel ise bu bilgiyi dönemin Refahyol iktidarının Devlet Bakanı Salim Ensarioğlu ile paylaşmış. Cihan Haber Ajansı muhabirine konuşan Salim Ensarioğlu, 28 Şubattan sonra Nihat Erim-Ferit Melen gibi dışardan bakan ve milletvekilleri ile hükümet kurulsaydı siyasiler bir parça mecbur kaldı, idare etti denilebileceğini belirtti. Ancak olaylardan sonra Demokrat Türkiye Partisi (DTP)nin kurulduğunu hatırlatan Ensarioğlu, bunun başının Demirel mi yoksa Yılmaz mı olduğunu bilmediğini ifade etti. Her şeyin Türkiyenin gözü önünde gerçekleştiğini anlatan Ensarioğlu, bir ara rejim, ihtilal olmadığını ve siyasilerin buna çanak tuttuğunu savundu. Demirelin tavrını eleştiren Ensarioğlu, şöyle devam etti: İdare ettim demek yanlıştı, doğru yöneteceklerdi. Ben o zaman bakandım, Parlamentoda milletvekili pazarı açılmış demiştim. Bunun için sayın Demirel ile tartıştık. O Cumhurbaşkanı ve ben bakandım. Çankaya Köşküne çağırdı, gittim. Köşkte Demirel ile 40 dakika bir tartışmamız oldu. Siz hükümetin kuruluşunda Demirelin parmağı vardır, Parlamentoda milletvekili pazarı açılmış demişsiniz dedi. Doğrudur dedim, üç maymunu oynayamayız. Gördüm, duydum, düşündüm, baktım, konuştum. Siyasiler çanak tutmuştur. Bana dedi ki ben bunu yapmazsam, askeri idare etmezsem, 13 Haziranda ihtilal yapacak. Bırak yapsınlar dedim. Babalarımız, abilerimiz bize ihtilali anlattı, biz de çocuklarımıza sağ kalırsak anlatırız. Ölü olursak davaya bakar anlarlar, ihtilalin antidemokratik olduğunu. Ama sizin içinde olduğunuz bir antidemokratik hareketi anlatamam. Bana aynen şöyle dedi: 13 Haziranda ihtilal yapıyorlar. Ben de bırak yapsınlar dedim. O olaydan sonra Demirele karşı kırıldım, ona bunu yakıştıramadım. O Cumhurbaşkanıydı, idareci değildi. Tabi idarecilik yapar ama yönetim elinde olmalı. Yönetimi komutanların emrine verecek, o sörf yapacak; böyle birşey olmaz. O zaman bırak ihtilal yapsınlar. Bana 13 Haziran tarihini verdi. Daha sonra bir uçağa bindim, bir milletvekili arkadaşımız uçaktaydı. Bana dedi ki ihtilal oluyor, senin kurumuna bağlı özel uçağın var mı; kaçalım. O milletvekili arkadaş uçaktan indiğinde tansiyonu 23e çıkmıştı, fenalaştı. Oranda Selahattin Usta diye bir lokanta vardı. O zaman ayrılan birkaç milletvekili benim yanıma gelip biz baskıyla ayrılıyoruz diyerek kendileri itiraf etti. Baskılar askerdendi. Telefon açılıyordu, böyle yapın deniyordu, onlar da yapıyordu. Askerlerin hep darbe düşündüğünü dile getiren Salim Ensarioğlu, kurumu suçlamadığını belirterek bir kısmının Türkiyede birinci sınıf, devletin sahibi, sivillere yanlış yapan, çalan insan olarak gördüğünü ileri sürdü. 28 Şubata siyasilerin biraz çanak tuttuğunu savunan Ensarioğlu, Karşılıklı bir çanak tutma olmuştur. Çünkü arkasına baktığınız zaman, 55. Hükümetin kuruluşu, nasıl kurulduğu, nasıl Doğru Yoldan istifalar yapıldığını görüyoruz. Asker baskı yapıp istifa ettiriyor, diğer taraftan bir parti kuruluyor ve bir partinin genel başkanı başbakan oluyor. Bu karışıklık, anlaşılarak yapıldı. dedi. O dönem askerden çekinen iki kişinin görev başında olduğunu, bunların Erbakan ve Süleyman Demirel olduğunu dile getiren Ensarioğlu, bu sebeple askerler için ortamın çok müsait olduğunu ifade etti. Demirelin ben olmasaydım darbe olurdu yönündeki sözlerini hatırlatan Ensarioğlu, Nasrettin Hocanın fıkrasıyla gönderme yaptı: Birisi yolda giderken hocaya şemsiye tutmuş. Ben olmasaydım hoca, sen ıslanırdın yağmurda. Bunu birkaç defa söyler. Sonra hoca kendini havuza atar ve bundan fazla ıslanır mıydım der. Demirel de diyor ben olmasam ihtilal olurdu. Keşke olsaydı, çünkü post moderni anlatamıyoruz. Merkez sağda 60 yıl ailem bulundu. 60 ihtilalinde babam sürgüne gitmiştir, 80 ihtilalinde abim içeri alınmıştır, 80den sonra bir ara ben girmişim. Netice olarak biz onu anlatmışız, ama bunu anlatamıyoruz. Anti demokratik demişiz, doğrudur da. Ama 28 Şubatta siyasilerin de bu işin içinde bulunmasını anlatamamışız, anlatamıyoruz. Keşke Nasrettin Hocanın dediği gibi havuza atsaydık kendimizi, bundan fazla ıslanırdık. Keşke bırakıp ihtilal yapsalardı ama böyle olmasaydı. diye konuştu. Demirelin idare etmesini eleştiren Ensarioğlu, idare etmek yerine yönetmek gerektiğini vurguladı. Siyasette bir sivil idarede bir Cumhurbaşkanı ben idare ettim, sulh yaptım, arayı buldum diyemez. Hayır yönetecekti. diyen Ensarioğlu, Yönetimi elinde tutacaktı. O kontrolü kendinde tutmalıydı. Eğer o kontrol elinden çıkmışsa, keşke hiç karışmasa ihtilal olsaydı. Yoksa idare etmiş olabilir. Ama bu yanlıştır. Asker kışlasında olmalıdı
Samanyolu Haber
Son Dakika
27.02.2011
AskerDemireledarbetarihivermişAsker Demirele darbe tarihi vermiş
'Havalimanında polisler paramızı gasp etti'
Samanyolu Haber
23.02.2011
18:49
Türk Hava Yollarının (THY) tahliye uçağıyla saat 17.00de İstanbula gelen 280 Türk vatandaşı, Trablus Havalimanındaki polislerin kendilerine kötü davranıp, bazılarının paralarını ve bilgisayarlarını gasp ettiğini söyledi.

Türk Hava Yollarının (THY) tahliye uçağıyla saat 17.00de İstanbula gelen 280 Türk vatandaşı, Trablus Havalimanındaki polislerin kendilerine kötü davranıp, bazılarının paralarını ve bilgisayarlarını gasp ettiğini söyledi. Yolcular, bilet fiyatlarının bir günde 310 dinardan 470 dinara yükseldiğine dikkat çekti. Mermer işçisi Sezgin Ergin, iki gün havalimanında zor şartlarda yattıklarından söz ederek, Erken davrandık. Hala şehirden havalimanına ulaşamayanlar var. dedi. Hataylı Hasan Güler da, Allah oradaki Türklere yardımcı olsun diyerek Libyadaki zorluğa dikkat çekti. Gelen işçiler, Trablus havalimanında kendileri ile ilgilenilmediği gerekçesiyle büyükelçiliği alkışlarla protesto etti. Arap firmasında çalışan kişi, 3 gündür, yemeden, içmeden, hiçbir muhatap bulamadan havalimanı polisinin tartaklamasına maruz kaldıklarını anlattı. Güler, Cep teflonları internet erişimi yasaklandı. İnternete bağlanmak istediğimizde polis mukavemet gösterdi. Tartaklandık. Ezilme tehlikesi yaşadık. Yine de bilet alamadık. Büyükelçiliğimiz bize çok geç ulaştı. diye konuştu. ÇANTASINDAKİ EKMEĞİ GÖSTERDİ Gelenlerden bir grup çektikleri sıkıntılardan söz ederken Mahir Güler isimli bir çalışan, çantasından çıkardığı ekmeği gösterip, 3 gün bu şekilde yaşadığını, yerlerde süründüklerini söyledi. Serdar Öke ise, bilet bulma sıkıntısı yaşandığını tahliye uçağıyla gelenlerin bazılarının biletli olduğunu öne sürdü. Öke, paralarının havalimanı polisince ellerinden alındığını belirtti. İşçi Yasin Yılmaz da, aynı şekilde parasının pasaport polislerinde gasp edildiğini dile getirdi. Mehmet Sütçü, gelecekleri an 310 dinar olan uçak biletinin 470 dinar olduğunu vurguladı. Sütçü, Biz para vermedik en son anda kurtulduk. Tahliye uçağa binmek üzere geçtikten sonra 470 dinar oldu. Bilet alanlar şu anda orada bekliyor. Uçakla gelenler bilet alamayan yolcular. Şeklinde konuştu. Aynı uçakla açıklama yapmak istemeyen çocuklu bir aile de İstanbula geldi.
Samanyolu Haber
Son Dakika
23.02.2011
Havalimanında/">HavalimanındapolislerparamızıgaspettiHavalimanında-polisler-paramızı-gasp-etti/">Havalimanında polisler paramızı gasp etti
Libya'dan tahliye uçağıyla gelenler: Havalimanında polisler paramızı gasp etti
Samanyolu Haber
23.02.2011
18:31


Türk Hava Yollarının (THY) tahliye uçağıyla saat 17.00de İstanbula gelen 280 Türk vatandaşı, Trablus Havalimanındaki polislerin kendilerine kötü davranıp, bazılarının paralarını ve bilgisayarlarını gasp ettiğini söyledi. Yolcular, bilet fiyatlarının bir günde 310 dinardan 470 dinara yükseldiğine dikkat çekti. Mermer işçisi Sezgin Ergin, iki gün havalimanında zor şartlarda yattıklarından söz ederek, Erken davrandık. Hala şehirden havalimanına ulaşamayanlar var. dedi. Hataylı Hasan Güler da, Allah oradaki Türklere yardımcı olsun diyerek Libyadaki zorluğa dikkat çekti. Gelen işçiler, Trablus havalimanında kendileri ile ilgilenilmediği gerekçesiyle büyükelçiliği alkışlarla protesto etti. Arap firmasında çalışan kişi, 3 gündür, yemeden, içmeden, hiçbir muhatap bulamadan havalimanı polisinin tartaklamasına maruz kaldıklarını anlattı. Güler, Cep teflonları internet erişimi yasaklandı. İnternete bağlanmak istediğimizde polis mukavemet gösterdi. Tartaklandık. Ezilme tehlikesi yaşadık. Yine de bilet alamadık. Büyükelçiliğimiz bize çok geç ulaştı. diye konuştu. ÇANTASINDAKİ EKMEĞİ GÖSTERDİ Gelenlerden bir grup çektikleri sıkıntılardan söz ederken Mahir Güler isimli bir çalışan, çantasından çıkardığı ekmeği gösterip, 3 gün bu şekilde yaşadığını, yerlerde süründüklerini söyledi. Serdar Öke ise, bilet bulma sıkıntısı yaşandığını tahliye uçağıyla gelenlerin bazılarının biletli olduğunu öne sürdü. Öke, paralarının havalimanı polisince ellerinden alındığını belirtti. İşçi Yasin Yılmaz da, aynı şekilde parasının pasaport polislerinde gasp edildiğini dile getirdi. Mehmet Sütçü, gelecekleri an 310 dinar olan uçak biletinin 470 dinar olduğunu vurguladı. Sütçü, Biz para vermedik en son anda kurtulduk. Tahliye uçağa binmek üzere geçtikten sonra 470 dinar oldu. Bilet alanlar şu anda orada bekliyor. Uçakla gelenler bilet alamayan yolcular. Şeklinde konuştu. Aynı uçakla açıklama yapmak istemeyen çocuklu bir aile de İstanbula geldi.
Samanyolu Haber
Son Dakika
23.02.2011
LibyadantahliyeuçağıylagelenlerHavalimanında/">HavalimanındapolislerparamızıgaspettiHavalimanında-polisler-paramızı-gasp-etti/">Libyadan tahliye uçağıyla gelenler Havalimanında polisler paramızı gasp etti
MİT mensubu: Eşref Bitlis'in uçağının yakıt deposuna gece müdahale edildi
Samanyolu Haber
11.02.2011
16:00


Ankaradan Diyarbakıra giderken uçağı kalkışından sadece 6 dakika sonra şüpheli bir şekilde düşen Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlisle ilgili dikkat çekici bir bilgi daha ortaya atıldı. Olaya tanıklık eden bir MİT mensubu, Orgeneral Bitlisin uçağının yakıt deposuna uçuş gecesi kimliği belirsiz kişilerce müdahale edildiğini, havada yakıtsız kaldığı için uçağın düştüğünü ileri sürdü. TRT Haberde Faili Meçhul programında bu akşam Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis dosyası açılıyor. Faili Meçhul programında başta Orgeneral Eşref Bitlisin oğlu Tarık Bitlis olmak üzere; uçağın sabotaj sonucu düştüğü kanaatine varan bilirkişi heyetindeki Ahmet Yüksel Özemre ve diğer tanıklar uçağın düşüşünün perde arkasını anlatıyor. Orgeneral Bitlisin uçağı, 17 Şubat 1993 yılında Ankaradan Diyarbakıra giderken, kalkışından sadece 6 dakika sonra şüpheli bir şekilde düşmüş ve komutan kazada hayatını kaybetmişti. Bu akşam yayınlanacak olan Eşref Bitlis dosyasında ilginç bilgilere yer veriliyor. Bitlisin bindiği Beechcraft 200 Süper King Air tipi uçağın düştüğü ve komutanın şehit olduğu haberi geldiğinde Dışişleri Bakanı Hikmet Çetin, bir heyetle öğle yemeğindeydi. Hikmet Çetinin ağzından şu cümle döküldü: Geleceğin Genelkurmay Başkanı öldü. Heyette bulunan kişilerden biri ise şunları söyledi: Kürt meselesini çözecek komutan öldü. Ayrıca programda, tanıklık yapan bir MİT mensubunun sözlerine de yer veriliyor. MİT mensubu, Orgeneral Bitlisin uçağının yakıt deposuna uçuş gecesi kimliği belirsiz kişilerce müdahale edildiğini, uçak havada yakıtsız kaldığı için düştüğünü iddia ediyor. HELİKOPTER OLAYI FAİLİ MEÇHUL KALDI Orgeneral Eşref Bitlisin 1990da Jandarma Genel Komutanı olmasını sağlayan kararnamenin altında ise Cumhurbaşkanı Turgut Özalın imzası var. Orgeneral Bitlis ve Cumhurbaşkanı Özal, defalarca baş başa görüşüp terörü bitirmenin çarelerini konuşmuşlardı. Cumhurbaşkanı Özal ve Eşref Bitlise göre; her şeye rağmen Güneydoğunun ateşini düşürecek şey, demokratik yapıyı güçlendirme yolunda atılacak adımlardı. Özal, Kürt meselesini çözmek benim bu ülkeye yapacağım son hizmet olacaktır. derken; Bitlis, Kürt liderler Barzani ve Talabaniyi Türkiyenin yanında tutmak için onlarla görüşmek üzere Kuzey Iraka giden ilk Türk komutandı. Eşref Bitlis albay rütbesiyle alay komutanıyken 1974 Kıbrıs Barış Harekâtına katılan subaylardan biriydi. 17 Aralık 1992 günü Kuzey Iraka giden helikopterde Orgeneral Eşref Bitlis ve Güneydoğudaki asayiş komutanı Korgeneral Necati Özgen de vardı. Onları taşıyan helikopter saat 07.55te Silopiden havalandı. Sınırı geçtiklerinde yanındaki korgenerale dönen Bitlis, Necati Paşa biz şu anda Kuzey Iraka geçen ilk iki Türk generaliyiz. dedi. Korgeneral Özgen, Vatan Sağolsun komutanım. cevabını verdi. Türkiye sınırı henüz geçilmişti ki saat 08.12de bir çekiç güç uçağı tarafından taciz edildiler. Oysa Mardin radarına uçuş ve içindeki komutan bildirilmişti. Helikopter pilotları bir kaç uçağın da geldiklerini gördüler. Alçak uçuşla helikopteri düşürebilirlerdi. Helikopter pilotları düşme tehlikesine karşı Fırat Nehrini adeta yalayarak ilerliyordu. Uçakların helikopteri taciz ettiği Mardindeki radar üssüne bildirildi ve uçaklar çekildi. Sonra bu olay soruşturuldu ancak faili meçhul olarak kaldı. Eşref Bitlis, o olaydan sonra eve gelince, eşine, Henüz ecelimiz gelmemiş neredeyse bugün helikopter düşüyordu. Allah korudu son anda kurtulduk. dedi. İşte bu gelişmelerden sadece iki ay sonra; Orgeneral Eşref Bitlisin uçağı Diyarbakır yolunda düştü ve komutan emir subayıyla birlikte şehit oldu. SON KONUŞMASI KIZIYLA Eşref Bitlis, 17 Şubat 1993 günü uçağa binmeden önce son konuşmasını telefonda kızı Meltem Bitlisle yaptı. Kızına şunları söyledi: Sabah gidecektim. Uçağım bozuldu yapamadılar. Uçak bekledik. Ancak şimdi bulduk. Birazdan gidiyorum. Meltem Bitlis babasına, Keşke gitmesen. Hala o rüyaları görüyorum. cevabını verdi. Orgeneral Bitlis bir anda telefonun öteki ucunda sessiz kaldı. Çünkü kızı Meltem Bitlis neredeyse bir aydır aynı rüyayı görüyordu. Rüyasında Meltem Bitlis, babasıyla Mısır Piramitlerini gezmeye gidiyor, Meltem piramitlerin içine girmek istemeyince babası Gel birşey olmaz diyor, birlikte içeri giriyorlardı. Orgeneral Bitlis önde kızı Meltem arkada piramitlerin içinde ilerlediklerinde birden yer kararıyor ve Meltem Bitlis korkuyla baba diye bağırıyordu. Ancak bu sese karşılık gelmiyordu. Arkadan Meltem Bitlisin omzuna bir el dokunuyor, Meltem Bitlis dönünce karşısında dönemin İçişleri Bakanı İsmet Sezgini buluyordu. İsmet Sezgin Haydi gidiyoruz deyince Meltem Bitlis Peki Babam diyor; İsmet Sezgin O artık gelmeyecek. karşılığını veriyordu. Meltem Bitlis işte bu rüyayı defalarca babasına anlatmış ve korktuğunu söylemişti. Orgeneral Bitlis kızının rüyalarına inanırdı. 17 Şubat 1993 günü bu tedirginlikle uçağa binmişti.
Samanyolu Haber
Son Dakika
11.02.2011
MİTmensubuEşrefBitlisinuçağınınyakıtdeposunagecemüdahaleedildiMİT mensubu Eşref Bitlisin uçağının yakıt deposuna gece müdahale edildi
Milli Futbol Takımı Trabzon'da
Samanyolu Haber
08.02.2011
12:50
(A) Milli Futbol Takımı, Güney Kore Milli Takımı ile yarın Trabzonda yapacağı özel maç için rakip takımla birlikte bu kente gitti.

THYnin özel uçağıyla İstanbul Atatürk Havalimanından Trabzona giden (A) Milli Futbol Takımı ile Güney Kore Milli Takımı oyuncuları, Atatürk Havalimanı CIP Salonuna aynı anda gelerek, uçağa geçti. (A) Milli Takım Teknik Direktörü Guus Hiddink ve milli takım futbolcularının, Güney Kore Milli Takımı yöneticileri ve oyuncularıyla samimi tavırları dikkat çekti. Hiddink, iki futbolcunun katılımıyla saat 18.30da Hüseyin Avni Aker Stadında basın toplantısı düzenleyecek. Basın toplantısının ardından gerçekleştirilecek antrenmanla da milli takım, Güney Kore maçının hazırlıklarını tamamlayacak.
Samanyolu Haber
Son Dakika
08.02.2011
MilliFutbolTakımıTrabzonda/">TrabzondaTrabzonda/">Milli Futbol Takımı Trabzonda
Hazırız, yılın ilk yarısında Borsa'ya açılırız
Samanyolu Haber
14.01.2011
09:32
2010 yılında 8,6 milyon yolcu taşıyan Pegasus Havayollarının patronu Ali Sabancı, şirketi 2011 yılı içinde halka arz edeceğini açıkladı.

32 uçağa sahip firmanın uçak sayısı bu yıl 40a ulaşacak. Beyrutta konuşan Sabancı, 5 yılda 3 kat büyüdük. Halka arz ile bunu paylaşmak istiyoruz. dedi. Pegasus Havayolları Yönetim Kurulu Başkanı Ali Sabancı, şirketi bu yıl içinde halka arz edeceklerini açıkladı. Sabancı, Avrupalı fonlar, büyüyen ve gözde sektörlere yatırım yapmak istiyor. Avrupadaki krizi fırsata çevirebiliriz. dedi. Sabancı, 2005te 12 milyon Euroya aldığı Pegasusu, Türk Hava Yolları (THY) ile rekabet eden Türkiyenin en büyük özel havayolu haline getirdiklerini söyledi. Lübnanın başkenti Beyrutta gazetecilere açıklamalarda bulunan Ali Sabancı, Pegasusun halka arzı için yoğun ve titiz bir çalışma yürüttüklerini söyledi. Esas Holdingin, 2005te aldığı Pegasusa büyük yatırım yaptığını anlatan Sabancı, krizde uyguladıkları tasarruf tedbirlerinin yanı sıra uçak siparişleri gibi yatırımlarla da istikrarlı büyüme yakaladıklarını bildirdi. Halka arza hazır olduklarını belirten Sabancı, Pegasus, son 5 yılda 3 kat büyüdü. Halka arz ile bunu paylaşmak istiyoruz. Bu yıl içinde halka arz olunacak Pegasusa büyük talep bekliyoruz. dedi. Halen 32 uçağı bulunan şirketin 2011 yıl sonu itibarıyla uçak sayısı 40a ulaşacak. Filo yaş ortalaması 2011 sonu itibarıyla 2,68e düşecek. Özel havayollarının bulunmadığı 2003 yılı öncesi iç hat biletlerinin 100 dolar seviyesinde olduğunu hatırlatan Sabancı, şimdi ise kendi şirketinin 55 TLden başlayan fiyatlarla bilet sattığına dikkat çekti. Özel sektörün girmesiyle taşların yerinden oynadığını dile getiren Sabancı, Eskiden tek havayolu şirketi vardı. Şu anda iç hatlarda 7, dış hatlarda 4 havayolu şirketi uçuyor. Eskiden yalnızca İstanbul merkezli uçuşlar vardı, şu anda örneğin Pegasusta uçuşlar tam 4 merkezden yapılıyor. diye konuştu. Yolcu sayısını 4 yılda 4 kat artırarak 2010da 8,6 milyon yolcuya ulaştıklarını bildiren Sabancı, Bugüne kadar 50 liranın altında 4 milyon 50 bin, 100 liranın altında 14 milyon 534 bin yolcu uçurduk. Gelecek yıllarda da bu böyle devam edecek. Erken bilet alan, çok ucuza uçabilecek. dedi. Koltuk seçimi ve ücretli ikram gibi bilet dışı satışlardan yolcu başına 6 Euro gelir sağladıklarını belirten Sabancı, bu tür uygulamalarla bilet ücretini daha aşağılara çektiklerini söyledi. Suyu paralı satmaya başladıklarında bir yolcunun, aldığı suyu kabin memurunun ayağına dökerek tepki gösterdiğini anlatan Sabancı, Seyahat sırasında su ve yemek istemeyen bir yolcu bunun parasını neden ödesin? Tepki gösterildi ama sonuçta biz bunu paralı yaptıktan sonra da satmışız. 1.269 kişi koltuk seçimi yapmış ve 190.460 koltuk satın almış. Pegasus Cafeden 2 milyon 322 bin yolcu ikram satın almış. Dört yolcudan biri ikram satın almış. diye konuştu. Petrol fiyatlarındaki artış karşısında ciddi tasarruf tedbirleri uyguladıklarını ifade eden Ali Sabancı, bu yolla yakıttaki artışın dörtte üçünü geri aldıklarını ve 2005ten bu yana 45 milyon dolarlık tasarruf sağladıklarını kaydetti. Sabancı, Soyadım Sabancı ama petrol fiyatlarına etki edemiyorum. dedi. Çalışanlara son 4 yılda 4,3 milyon Euro prim dağıttıklarını belirten Sabancı, çalışanların yüzde 62sinin prim aldığını bildirdi. Sabancı, çalışanları motive etmek için, yeni doğan kızlarının ismini yeni aldıkları uçaklara verdiklerini de söyledi. Rakamlarla Pegasus Havayolları (2010 sonu) Uçak sayısı 32 Uçakları Boeing 737-800 Uçak yaş ortalaması 4,03 Uçak siparişi 3,2 milyar dolar Sipariş uçak sayısı 8 Yolcu sayısı (2010) 8,6 milyon Uçuş sayısı Günde 200 uçuş Uçuş noktası 17 ülke, 43 nokta Çalışan sayısı 1.694 kişi ZAMAN
Samanyolu Haber
Son Dakika
14.01.2011
HazırızyılınilkyarısındaBorsayaaçılırızHazırız yılın ilk yarısında Borsaya açılırız
Kaybolan bagajların zararı açıklandı
Samanyolu Haber
13.01.2011
18:41
Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA), 2009 yılında yolculara ait 32 milyon bagajın kaybolduğunu bildirdi.

Bu durumun sektörü 1.9 milyar dolar zarara uğrattığını kaydetti. Uçakla seyahat edenlerin en önemli sorununun kaybolan bagajlar olduğuna dikkat çeken birlik, kayıpların yarıya yakınının aktarmalı uçağa yetişememe kaynaklı olduğunu belirtti. Havacılık sektörüne ait 2010 rakamlarını derlemekle uğraşan IATA, kayıp bagajlara ilişkin 2009 verilerini açıkladı. Dünyada 140 ülkeden 270in üzerinde üyeye sahip olan kuruluşa gelen bilgiler doğrultusunda hazırlanan istatistiklere göre; 2009da dünya genelindeki uçuşlarda 2 milyar 300 milyon bagaj taşındı. Uçak seferleri sırasında her 100 bagajdan 1.4ü yani 32 milyon bagaj kayboldu. Kayıp bagajlardan yüzde 96bı iki gün içinde sahiplerine teslim edildi. Kaybolan bagajları bulmak için çalışanların gösterdiği çabalar ve eşyası bulunamayan yolculara ödenen tazminatların sektöre maliyeti yaklaşık 2 milyar doları buldu. IATA, yolcuların en önemli sorunu olan kaybolan bagaja karşı etkin mücadele için çalışma başlattı. Yapılan yeni çalışmalarla 2012 yılına kadar kayıp oranının yarıya indirilmesi hedefleniyor. BAGAJLAR NEDEN KAYBOLUYOR Tespitler neticesinde yolcu bagajlarının yüzde 49u aktarmalı uçağa yetişememe, yüzde 16sı yüklenememesi, yüzde 13ü bilet, güvenlik, yüzde 8i varış noktasındaki sorunlar, yüzde 6sı havaalanı şartları, gümrük denetlemesi, meteorolojik olaylar, yüzde 5i yükleme yada indirme hataları, yüzde 3ü de etiketleme hatasından kayboluyor. Bu arada güvenlik riski nedeniyle uygulamaya başlanan kabinde sıvı kısıtlaması da uçağın kargo bölümündeki bagaj hacminin artmasına yol açtı. IATA, kayıp oranını artıran bu sebebe de çözüm arıyor. BAGAJ KAYBINI ÖNLEMEK İÇİN YOLCULARA TAVSİYELER Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği uçakla seyahat edenlerin bagajları ile ilgili sorun yaşamamaları için şu uyarıları yaptı: ?Bilet-bagaj işlemi yaptırırken etiket yapıştırıldığını kontrol edin. Bagajınız çıkmazsa çevrenizi kontrol edin, sizden önce gelmiş olabilir. Uçtuğunuz şirket yada onun temsil eden birimin bankosuna gidin. Biletiniz, biniş kartınız ve bagaj etiketinizle başvurun. Görevliye, bagajınızın ayrıntılarını anlatın. Özel yolcu statüsündeyseniz bunu da bildirip bir kayıp raporu hazırlatın. İlgili havayolu şirketi 24 saat içerisinde bazı limitli ihtiyaç malzemelerinizi karşılamak zorunda. Eğer bagaj bir ay içinde bulunamazsa havayolu size ?Varsova Konvansiyonu/Lahey Protokolu hükümleri gereği kilo başına 20 dolar öder. Ödeme en fazla 30 kiloya kadar yapılıyor. Yani size toplam 600 dolar ödeniyor. Havayolu şirketleri yolculara gerekli uyarıları önceden yaptıkları için bagajlardaki kıymetli eşyalardan sorumlu değil.?
Samanyolu Haber
Son Dakika
13.01.2011
KaybolanbagajlarınzararıaçıklandıKaybolan bagajların zararı açıklandı
Dünyada kaybolan bagajların zararı açıklandı
Samanyolu Haber
13.01.2011
18:30
Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA), 2009 yılında yolculara ait 32 milyon bagajın kaybolduğunu bildirdi.

Bu durumun sektörü 1.9 milyar dolar zarara uğrattığını kaydetti. Uçakla seyahat edenlerin en önemli sorununun kaybolan bagajlar olduğuna dikkat çeken birlik, kayıpların yarıya yakınının aktarmalı uçağa yetişememe kaynaklı olduğunu belirtti. Havacılık sektörüne ait 2010 rakamlarını derlemekle uğraşan IATA, kayıp bagajlara ilişkin 2009 verilerini açıkladı. Dünyada 140 ülkeden 270in üzerinde üyeye sahip olan kuruluşa gelen bilgiler doğrultusunda hazırlanan istatistiklere göre; 2009?da dünya genelindeki uçuşlarda 2 milyar 300 milyon bagaj taşındı. Uçak seferleri sırasında her 100 bagajdan 1.4?ü yani 32 milyon bagaj kayboldu. Kayıp bagajlardan yüzde 96?bı iki gün içinde sahiplerine teslim edildi. Kaybolan bagajları bulmak için çalışanların gösterdiği çabalar ve eşyası bulunamayan yolculara ödenen tazminatların sektöre maliyeti yaklaşık 2 milyar doları buldu. IATA, yolcuların en önemli sorunu olan kaybolan bagaja karşı etkin mücadele için çalışma başlattı. Yapılan yeni çalışmalarla 2012 yılına kadar kayıp oranının yarıya indirilmesi hedefleniyor. BAGAJLAR NEDEN KAYBOLUYOR Tespitler neticesinde yolcu bagajlarının yüzde 49?u aktarmalı uçağa yetişememe, yüzde 16?sı yüklenememesi, yüzde 13?ü bilet, güvenlik, yüzde 8?i varış noktasındaki sorunlar, yüzde 6?sı havaalanı şartları, gümrük denetlemesi, meteorolojik olaylar, yüzde 5?i yükleme yada indirme hataları, yüzde 3?ü de etiketleme hatasından kayboluyor. Bu arada güvenlik riski nedeniyle uygulamaya başlanan kabinde sıvı kısıtlaması da uçağın kargo bölümündeki bagaj hacminin artmasına yol açtı. IATA, kayıp oranını artıran bu sebebe de çözüm arıyor. BAGAJ KAYBINI ÖNLEMEK İÇİN YOLCULARA TAVSİYELER Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği uçakla seyahat edenlerin bagajları ile ilgili sorun yaşamamaları için şu uyarıları yaptı: ?Bilet-bagaj işlemi yaptırırken etiket yapıştırıldığını kontrol edin. Bagajınız çıkmazsa çevrenizi kontrol edin, sizden önce gelmiş olabilir. Uçtuğunuz şirket yada onun temsil eden birimin bankosuna gidin. Biletiniz, biniş kartınız ve bagaj etiketinizle başvurun. Görevliye, bagajınızın ayrıntılarını anlatın. Özel yolcu statüsündeyseniz bunu da bildirip bir kayıp raporu hazırlatın. İlgili havayolu şirketi 24 saat içerisinde bazı limitli ihtiyaç malzemelerinizi karşılamak zorunda. Eğer bagaj bir ay içinde bulunamazsa havayolu size ?Varsova Konvansiyonu/Lahey Protokolu? hükümleri gereği kilo başına 20 dolar öder. Ödeme en fazla 30 kiloya kadar yapılıyor. Yani size toplam 600 dolar ödeniyor. Havayolu şirketleri yolculara gerekli uyarıları önceden yaptıkları için bagajlardaki kıymetli eşyalardan sorumlu değil.?
Samanyolu Haber
Son Dakika
13.01.2011
DünyadakaybolanbagajlarınzararıaçıklandıDünyada kaybolan bagajların zararı açıklandı
Dünyada kaybolan 32 milyon bagajın zararı yaklaşık 2 milyar dolar
Zaman
13.01.2011
13:13
Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA), 2009 yılında yolculara ait 32 milyon bagajın kaybolduğunu, bu durumun sektörü 1.9 milyar dolar zarara uğrattığını kaydetti. Uçakla seyahat edenlerin en önemli sorununun kaybolan bagajlar olduğuna dikkat çeken birlik, kayıpların yarıya yakınının aktarmalı uçağa yetişememe kaynaklı olduğunu belirtti.
Zaman
Son Dakika
13.01.2011
Dünyadakaybolan32milyonbagajınzararıyaklaşık2milyardolarDünyada kaybolan 32 milyon bagajın zararı yaklaşık 2 milyar dolar
Alanyalı işadamları inşaat sektörünün sorunlarını konuştu
Samanyolu Haber
18.12.2010
17:53
Alanya Birleşik İşadamları Derneği (ALBİAD) İnşaat ve Turizm Komisyonu, inşaat sektörünün sorunlarını ele aldı.

Harita Mühendisi Ali Taşarın konuk olarak katıldığı toplantıda Alanyanın inşaatla ilgili problemleri üzerinde duruldu. Yapılan inşaatların yol ve altyapı gibi sıkıntılar çektiğini söyleyen Harita Mühendisi Taşar, altyapı sorunu olmayan ve bu konuda en iyi örnek gösterilebilecek yerin Mahmutlar beldesi olduğunu söyledi. Alanyada sektörde ortak akıl ve güç birliği oluşturulması, birlikte yatırımların teşvik edilmesi gerektiğini dile getiren Taşar, ayrıntıya takılmadan birlikte hareket etmek gerektiğini ifade etti. Taşar, Yabancıya mülk satışı problemlerini TBMMne taşımak gerekiyor. Bunun için milletvekillerimize çok iş düşüyor. Sağlıklı kentleşme için özellikle ikinci sınıf inşaat sektörünü canlandırmak gerekiyor. dedi. Alanyada özellikle akraba bağı olanların birleşerek 7 yıldızlı otel açması gerektiğini belirten Taşar, ilçede bu yöntemi uygulayacak bir çok apart oteller bulunduğunu söyledi. 7 yıldızlı otellerin yapılarak kentin güzelliği açısından da önemli olduğunu ifade eden Taşar, kaliteli turistle iyi bir kazanç elde edildiğine dikkat çekti. İnşaat olarak dünyaya açılmak gerektiğini ifade eden Taşar, ALBİAD ve TUSKONun yurt dışı bağlantılarının sağlam olduğunu söyledi. TUSKONun hali hazır yurt dışı alt yapısı bulunduğunu belirten Taşar, bu konuda birlikte hareket ederek açılmak gerektiğini kaydetti . ALBİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ali Arslan Tuluk, İnşat ve Turizm Komisyonunu yeni kurduklarını belirterek, sektörün sorunlarını her hafta tartışmak için uzmanlarla bir araya geleceklerini söyledi. Alanyada her türlü imkanın bulunduğuna dikkat çeken Tuluk, işadamı arkadaşlarını uçuşa hazır bir uçağa benzeterek onların önünü açmak için çalışacaklarını dile getirdi. Toplantıya Başkan Yardımcısı Müteahhit Erol Fazlığoğlu, İnşaat Komisyonu Başkanı Muzaffer Karakuş, Genç Girişimciler Başkanı Ahmet Paşaoğlu, İnşaat Komisyonu üyeleri Mimar Ali Rıza Vural, İç Mimar Emin Ünal, Ramazan Şengün, ALBİAD Genel Sekreteri Çağlayan Emeksiz ALBİAD kurucusu Harita Mühendisi Ali Taşar Karadenizliler Derneği Lokalinde bir araya geldi. CİHAN
Samanyolu Haber
Son Dakika
18.12.2010
Alanyalı/">AlanyaişadamlarıinşaatsektörününsorunlarınıkonuştuAlanyalı-işadamları-inşaat-sektörünün-sorunlarını-konuştu/">Alanyalı işadamları inşaat sektörünün sorunlarını konuştu
Airbus havacılığa iyimser bakıyor
Samanyolu Haber
13.12.2010
19:48
Avrupa havacılık şirketi Airbus, küresel havacılık sektöründe önümüzdeki 20 yılda 3 trilyon 200 milyar dolarlık (2,4 trilyon avro) uçak talebi olmasını bekliyor.

Şirket yetkililerince yapılan açıklamada, 2029 yılına kadar dünya genelinde 3,2 trilyon dolar değerinde yeni yolcu ve kargo uçağına ihtiyaç duyulacağını belirtilerek, bu rakamın yaklaşık 26 bin uçağa denk geldiği ifade edildi. Açıklamada, daha çevre dostu uçaklara artan talebe dikkat çekilerek, artışta gelişmekte olan ülkelerin taleplerinde görülen hızlı büyüme ile Asyadaki düşük maliyetli havayollarının genişlemesinin etkili olmasının beklendiği vurgulandı. Şirket yetkililerinin geçen yıl açıkladığı tahminlerde, 2009-2028 döneminde yaklaşık 3 trilyon 100 milyar dolar değerinde 25 bin adet uçağa ihtiyaç duyulacağını belirtmişlerdi. Airbusun 2010-2029 dönemine ait sektöre yönelik tahminleri, Güney Fransada bulunan Colomiersde düzenlenen basın toplantısıyla açıklandı. Airbusun Pazarlama Müdürü John Leahy burada yaptığı açıklamada, sektörde toparlanmanın tahmin edilenden daha güçlü olduğunu belirtti. Şirketin tahminleri, en büyük rakibi ABDli havacılık firması Boeingin uzun dönemli tahminlerine göre daha az iyimser. Boeing yetkilileri, 2010-2029 yıllarını kapsayan dönemde küresel havacılık sektöründe 3,6 trilyon dolar (2,7 trilyon avro) değerinde 30 bin 900 adet uçağa ihtiyaç duyulacağını öngörüyor. AA
Samanyolu Haber
Son Dakika
13.12.2010
AirbushavacılığaiyimserbakıyorAirbus havacılığa iyimser bakıyor
Uçağa binecekler dikkat!
Samanyolu Haber
06.12.2010
12:45
Türk Hava Yolları (THY) Yolcu Hizmetleri Müdürü Sibel Alkan; fazla bilet satışından (overbook) mağdur olmamaları için yolcuları uyardı.

Fazla bilet satışının Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliğinin (IATA) havayolu şirketlerinin boş koltukla uçup zarar etmemeleri için kural olarak uygulandığına dikkat çekti. Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliğine dünyanın 140 ülkesinden 270 kadar havayolu şirketinin üyeliği bulunuyor. Teşkilat, (denied boarding) adlı kuralı şirketlere yıllardır uygulatmasına rağmen uçakla seyahat edenlerin çoğunun böyle bir uygulamadan haberdar olmadığına işaret edildi. THY Yolcu Hizmetleri Müdürü Alkan özellikle; bayramlar, okulların kapanış, hac-umre ve yılbaşı öncesi yoğunluğunda fazla bilet satışı yaptıklarını belirterek, uygulamadan haberdar olmayan biletli yolculardan bu konuda sert tepkiler aldıklarını anlattı. Alkan, Dönemsel uçuş noktalarında yapılan fazla bilet satışı boş koltukla uçup zarar etmemek için birçok havayolu şirketinin kural gereği yaptığı bir uygulama. Kuralı bilmeyen yolcuların bir kısmı benim biletimi iki kez satmışsınız? diye şikayet ediyor. Bu halkımızın bilgisizliği ve bilinçlenmemesinden kaynaklanıyor. Seyahat programı aksayan yolculardan sert tepkiler alıyoruz. Fazla satış nedeniyle uçamamaktan en çok Türkiyeyi gezmeye gelen turistler memnun kalıyor. dedi. Uçağa binemeyen biletli yolcuların uçabildikleri ana kadar her türlü sorunlarıyla THYnin ilgilendiğini söyleyen Sibel Alkan, Yönerge kurallarına göre yolcuyu bir sonraki sefere transfer ediyoruz. CIP salonunda özel ağırlıyoruz. Ekonomi biletini sonraki uçuşta business sınıfa yükseltiyoruz. Bir gün sonra uçmayı kabul ederse otelde konaklatıyoruz. Ücretsiz bilet ve seyahat çekleri veriyoruz. izahını yaptı. Yolcu Hizmetleri Müdürü Alkan, yolcuların biletleri olsa bile havalimanı şartlarını düşünerek en az iki saat önce gelmeleri ve bilet-bagaj işlemlerini beklemeden yaptırmalarını tavsiye etti. THYnin uçuş merkezi olarak kullandığı Atatürk Havalimanında günde ortalama 95 bin yolcu gelip geçiyor. THY dönemsel olarak yolcu yoğunluğunda uçak kapasitesinden 10 ile 40 kişi arasında fazla satışlar yapabiliyor. Biletli olduğu halde uçamamış mağdur yolcu ile Yolcu Hizmetleri Koordinatörlüğü bünyesindeki (denied boarding) görevlileri ilgileniyor. Seferber olan birim çalışanları, kayıt altına aldıkları mağdur yolcuları, uçabilecekleri ana kadar gözetim altında tutuyor.
Samanyolu Haber
Son Dakika
06.12.2010
UçağabineceklerdikkatUçağa binecekler dikkat
Havaalanında unutulan servet
Samanyolu Haber
01.12.2010
13:55
Kayseri Erkilet Havaalanından uçakla İstanbula giden yolcunun unuttuğu el çantasından bakın ne çıktı...

Çantada 120 bin İsviçre Frangı, 7 cep telefonu, pasaport ve İsviçrede oturma izin belgesi çıktı. Çantayı bulan görevlilerin uçakta çantanın sahibini aramasına rağmen ortaya çıkmayan yolcunun, söz konusu uçakta olduğu belirlendi. HAVAŞ Kayseri İstasyon Müdürü Yunus Baltacı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Pegasus Havayolu Şirketine ait 167 sefer sayılı İstanbul Sabiha Gökçen uçağının yolcularının uçağa binmeden önce alındıkları son bekleme salonunda bir el çantası bulduğunu söyledi. HAVAŞ görevlilerinin çantayı apronda bekleyen uçağa götürüp yolculara gösterdiklerini belirten Baltacı, Ancak çantanın sahibi çıkmadı dedi. Uçakta çantanın sahibinin bulunmaması üzerine, emniyet yetkilileriyle birlikte çantayı açtıklarını ve içinden çıkanları bir tutanak düzenleyerek belirlediklerini anlatan Baltacı, şöyle devam etti: Çantanın içinden 120 bin İsviçre Frangı (180 bin TL), 7 cep telefonu, Tahsin D. adına düzenlenmiş bir pasaport, İsviçrede oturma izin belgesi, İsviçreden alınmış bir ehliyetle gözlük ve atkı gibi kişisel eşyalar çıktı. Kimlik bilgilerine bakarak yolcunun check in işlemi yaptırarak uçağa bindiğini belirledik. Bunun üzerine HAVAŞ Genel Müdürlüğünü, İstanbul Bölge Müdürlüğünü ve Sabiha Gökçen İstasyon Müdürlüğünü arayıp, durumu bildirdik. Uçak, İstanbula indiğinde, yolcuyla irtibata geçilecek. Çantasını alabilmesi için vatandaşın tekrar Kayseriye gelmesi gerekiyor. Baltacı, havaalanında unutulan çantada servet sayılacak miktarda para bulunduğuna dikkat çekerek, Umarım, bu unutkanlığı nedeniyle vatandaşımız fazla bir sıkıntı çekmez ve biz de bir an önce çantayı sahibine teslim ederiz diye konuştu.
Samanyolu Haber
Son Dakika
01.12.2010
Havaalanında/">HavaalanındaunutulanservetHavaalanında-unutulan-servet/">Havaalanında unutulan servet
Albayı ölüme götüren ajandanın sırrı
Samanyolu Haber
03.10.2010
07:19
1994te ?intihar etti denilen Tunceli Jandarma Komutanı Çillioğlunun sır ajandalarından biri daha ortaya çıktı. Ajandada faili meçhullerle ilgili not dikkat çekiyor

Tunceli Jandarma Alay Komutanı Kazım Çillioğlunun ölümünün ardındaki sır perdesi aralanıyor. 3 Şubat 1994te lojmanında ölü bulunan ve kayıtlara ?intihar etti diye geçen Çilloğlunun içinde çok önemli bilgiler bulunduğu bildirilen ve kayıp olan ajandasının dışında bir başka ajandası daha olduğu ortaya çıktı. starın ulaştığı ajandada Çillioğlu, faili meçhul cinayetlere dikkat çekiyor ve kendi el yazısıyla ?Faili meçhul cinayetler liste yapılsın? diyor. Notlarda, delillere göre araştırma yapılıp faili meçhullerle ilgili dosyaların bir an önce kapatılması gerektiği belirtiliyor. YEŞİL ÖLDÜRDÜ, İ.K. ONU AZMETTİRDİ 16 yıldır babasının ölümüyle ilgili delil toplayan, tanıklarla konuşan Gökhan Çilloğlu, babasının faili meçhullerin perde arkasındaki isimleri ortaya çıkardığını, bu nedenle öldürüldüğünü savundu. Babasının kendisine ?Benim ölümüm normal olmayacak? dediğini de aktaran Çillioğlu, babasının ölümünün arkasında general İ. Knın bulunduğunu iddia ederek ?İ. K. ve babamın arasında sorunlar vardı. Babamın girişimiyle görevden alınacaktı. İ.K. lojmanı terkedeceği gün babam öldürüldü, hemen ertesi günü ise görevine döndü? dedi. BABAM YAKALADI, İ.K. İSE SALIVERDİ Gökhan Çillioğlu şöyle devam etti: ?Babamı öldüren kişinin Yeşil olduğunu biliyorum. Görüştüğüm tanıklar, babam ile İ. K. arasında ciddi sürtüşmeler olduğunu anlattı. Babam Tunceliye gitmeden önce Yeşilin elini kolunu sallayarak Alaya girip çıktığını anlattılar. Yeşil, Emniyet Müdürünün makam odasını kendi odası gibi kullanmış. Bölgede işlenen çok sayıda faili meçhul cinayette Yeşilin imzası var. Benim ulaştığım bulgu babamın Yeşili yakaladığı, İ. Knın ise onu saldığı yönünde. Faili meçhulleri bu ekiplerin işlediği bilgisine ulaşan babam bu nedenle öldürüldü.? İ.K. örgüte bilgi sızdırdı Gökhan Çillioğlu babasının cenazesinde yanlarına gelen sivil bir istihbaratçının ?Babanızı Yeşil öldürdü? bilgisini verdiğini kaydederek, sorumlu tuttuğu İ.Kile ilgili ?Askeriye içinde onun için ?PKK paşası deniyor. İşbirliği içinde olduğu söyleniyor. Babam istihbarat alıp operasyona gidiyor ancak gittiğinde PKKlıların kısa süre içinde olay yerini terkettiğini görüyor. Bunun üzerine o bölgeye dinleme ünitesi kurduruyor. Bilgi sızdıranları tespit etmeye çalışıyordu? şeklinde konuşuyor. Odada biri daha vardı Çillioğlu, yıllardır ulaştığı deliller ve tanıklardan edindiği bilgilerden hareketle babasının öldürüldüğü günü ise şöyle anlatıyor: ?Babam lojmana girdikten sonra penceresinden eliyle askerine işaret etmiş. Asker kapıyı gelip çaldığında babam kapıyı aralayıp boş gözlerle ?Teşekkür ederim, gidebilirsin demiş. Babamın kapıyı aralamasından odada bir başka kişinin bulunduğu anlaşılıyor. O gün lojmanda kimsenin bulunmaması, hemen üst katında sadece İ.K.nın bulunması çok şüpheli. Babam öğleden sonra 15.00 sıralarında salonda ölü olarak bulunmuş. O gün görev yerini terkedecek olan İ.K., sivil elbiselerle hemen gelip, ?Soruşturulacak bir şey yok. İntihar etmiş açıklaması yapmış.? İki kez ölümden döndü Kazım Çillioğlu, suikaste kurban gittiği belirtilen Eşref Bitlise çok yakın bir isimdi. Çillioğlu, İzmirde görevli iken Eşref Bitlis tarafından Diyarbakır Alay Jandarma Komutanlığına atandı. Çillioğlu, 17 Şubat 1993 günü düşen ve Orgeneral Bitlisin şehit olduğu uçağa binecekler listesinde iken Bitlisi karşılamak için iki gün önce Diyarbakıra gidince ölümdün kurtulmuştu. Daha sonra Çillioğlunun binmekten son anda vazgeçtiği askeri helikopter düşmüş biri yardımcısı üç subay şehit olmuştu. Çillioğlu, kazadan bir yıl sonra lojmanında başına kurşun sıkılmış olarak bulundu.
Samanyolu Haber
Son Dakika
03.10.2010
AlbayıölümegötürenajandanınsırrıAlbayı ölüme götüren ajandanın sırrı
Öldürülen Albay'ın oğlundan şok iddia - Video
Samanyolu Haber
02.10.2010
21:37
Tunceli İl Jandarma Alay Komutanı Kazım Çillioğlu 3 Şubat 1994te lojmandaki odasında kafasına tek kurşun sıkılmış halde ölü bulundu. Çillioğlunun oğlu ise bu ölümle ilgili bir iddiada bulundu...

1991-1994 yılları arası. Türkiye arka arkaya yaşanan Faili meçhullerle sarsılıyor. Bu yıllarda özellikle yolu Güneydoğudan geçen bazı üst düzey subaylar ya suikast, ya da şaibeli kazalarla hayatını kaybettiler. Dönemin Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis ve ekibinden bir çok komutan şüpheli bir şekilde ya öldü ya da öldürüldü. Bu isimlerin başında da Orgeneral Eşref Bitlisin sağ kolu, çalışma arkadaşı olan Tunceli İl Jandarma Alay Komutanı Kazım Çillioğlu geliyor. Albay Çillioğlu, Tunceli Jandarma Bölge Komutanlığına vekaleten atandıktan bir gün sonra 3 Şubat 1994te lojmandaki odasında kafasına tek kurşun sıkılmış halde ölü bulundu. Olay kayıtlara intihar olarak geçti. Çillioğlunun ismi ilk defa 17 Şubat 1993 yılında meydana gelen ve Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlisin hayatını kaybettiği şaibeli uçak kazasında gündeme geldi. İzmirde görevliyken Bitlis tarafından Diyarbakır Alay Jandarma Komutanlığına atanan Kazım Çillioğlu, uçağa binecekler listesinde yer alıyordu. Ancak Çillioğlu, Bitlisi karşılamak için iki gün önce Diyarbakıra gidince ölümden kurtuldu. Çillioğlu, aynı yıl ikinci defa ölümden döndü. Tunceli Jandarma Genel Komutanlığına ait helikopterde olması gerekirken son anda başka bir görevinden dolayı helikoptere binmedi. Çillioğlunun binmediği helikopter de düşmüş biri yardımcısı olmak üzere üç subay hayatını kaybetmişti. Ailesi Çillioğlunun intihar ettiğine hiç bir zaman inanmadı. Daha önceki suikast girişimleri, otopsi raporundaki çelişkiler, iyi organize edilmiş rastlantılar aileyi hep kuşkuda bıraktı. Albay Çillioğlunun oğlu 16 yıl sonra konuştu.Babasını Yeşilin öldürdüğünü ileri sürdü. Gökhan Çillioğlunun Kuru diye bahsettiği kişi Tunceli Bölge Komutanı İsmail Kuru. Gökhan Çillioğlu terörle mücadelede oldukça etkin olan babasından rahatsız olunduğunu söyleyerek bölgedeki karanlık yapıya dikkat çekiyor ve Kuruyu işaret ediyor. Tutanaklara intihar olarak geçen olayın ardından yaşananlar ise kafalarda soru işareti bırakıyor. İddianameyi hazırlayan isim, Bingölde 33 erin katledilmesiyle ilgili soruşturmayı yürüten Askeri Savcı İnayet Taş. Taşın dosyayı kapattığı öne sürüldü. İnayet Taşın iddianameye yazdığı, bu olayın meydana gelişinde hiç kimsenin dahli bulunmadığı... ifadesinin, birilerinin korunmaya çalışıldığını gösterdiği ileri sürüldü. Gökhan Çillioğlu, intihar diye kaydedilen olayla ilgili dikkat çekici bir bilgi verdi. 16 yıldır olayla ilgili bilgi ve belge toplayan Çillioğlu ailesi, şimdi dönemin Bölge Komutanı İsmail Kuru ve Askeri Savcı İnayet Taş hakkında suç duyurusunda bulunmaya hazırlanıyor.
Samanyolu Haber
Son Dakika
02.10.2010
ÖldürülenAlbayınoğlundanşokiddia-VideoÖldürülen Albayın oğlundan şok iddia - Video
Hamilelere '10 yıl uçağa binmeyin' tavsiyesi
Samanyolu Haber
20.09.2010
08:13
Uzmanlar, güneşteki siyah lekelerle birlikte patlamaların da artışa geçtiğini belirterek anne adaylarına önemli açıklamalarda bulundu.

Uzmanlar, güneşteki siyah lekelerle birlikte patlamaların da artışa geçtiğini, gezegene yayılan yüksek oranlı enerji parçacıklarının dünyaya ulaştığına dikkat çekti. Prof. Türker Özkan Önümüzdeki 10 yılda hamileler açık alanlarda bulunmaktan ve uçağa binmekten kaçınsın dedi İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Türker Özkan, dünyadan görünen güneşteki siyah lekelerin artışa geçtiğini söyledi. Leke sayısına paralel olarak patlamaların da arttığına dikkat çeken Prof. Özkan, Patlama sonucu gezegene yayılan yüksek oranlı enerji parçacıklarının bir kısmı dünyaya geliyor. Önümüzdeki 10 yılda özellikle de hamileler açık alanlarda bulunmaktan ve uçağa binmekten kaçınsın şeklinde uyarıda bulundu. GÜNEŞ 24 SAAT TAKİPTE Prof. Dr. Türker Özkan, belirli periyotlarla güneşte meydana gelen değişiklikler sonucu ortaya çıkacak etkiler konusunda vatandaşları uyardı. İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsünde yer alan Gözlemevinde 24 saat boyunca güneşi takip ettiklerini belirten Özkan, Güneşteki siyah lekelerin arttığını ve buna bağlı olarak da meydana gelen patlamaların artışa geçtiğini söyledi. SAKAT DOĞUM VE HASTALIKLAR ARTACAK Bu artma ve azalma durumu 11 yılda bir oluyor ve şimdi artışa geçti diyen Özkan, patlama sonucu dünyaya ulaşan parçacıkların insan sağlığını olumsuz yönde etkilediğini dile getirdi. Özkan şöyle devam etti: Gezegene yayılan yüksek oranlı bu enerji parçacıklarının bir kısmı dünyaya gelirken çoğu da atmosferin dışında kalıyor. Bu yüzden birkaç yıl boyunca özellikle hamileler uçağa binmemeli ve daha çok kapalı alanlarda bulunmayı tercih etmeli. Aksi halde bebekler sakat doğar, çabuk hasta olma ihtimali de artar. Bunun uyarısı yapılması lazım. HABERLEŞMEYİ DE ETKİLEYECEK Özkan,ayrıca çıplak gözle görülemeyecek kadar küçük olan bu parçacıların radyo dalgalarını, haberleşmeyi, uçakları ve elektrik santrallerini de olumsuz yönde etkileyeceğini ifade etti. UFOYU BİZ BİLE GÖREMİYORUZ UFO var mı, yok mu? tartışmalarına da açıklık getiren Özkan, 7 gün 24 saat teleskoplar veya uydularla gözlem yapıyoruz. Bütün gökyüzü tarıyoruz ama hiç böyle bir şeye rastlamadık. Bizim göremediğimizi sıradan bir vatandaş nasıl görebiliyor? Eğer UFO varsa hepimizin onları görmesi lazım. Öncelikli koşul bu. Herkesin görmediğine göre de böyle bir şey yok demektir. Varsa da bunları kimse görmemiştir dedi.
Samanyolu Haber
Son Dakika
20.09.2010
Hamilelere10yıluçağabinmeyintavsiyesiHamilelere 10 yıl uçağa binmeyin tavsiyesi
Esenboğa Havaalanında ilginç fişleme
Samanyolu Haber
13.08.2010
17:07
Ankara Esenboğa Havalimanında yaşanan ilginç fişleme olayı neler oluyor dedirtecek cinsten. İşte endişe veren o ilginç uygulama;

Ankara Esenboğa Havalimanında uçağa binmek üzere son güvenlik kontrolünden geçen yolculardan x-ray cihazında sinyal verenlerin isimleri alınıyor. Üstelik bu uygulama özel güvenlik elemanları tarafından yapılıyor. X-ray cihazında sinyal veren vatandaşlar dedektörle üst aramaları yapıldıktan sonra isimleri sorularak kayda geçiriliyor. Cihazla ve elle yapılan detaylı üst aramasına rağmen vatandaşlar isimlerinin sorularak kayıt altına alınmasına tepki gösteriyor. Vatandaşlar kendilerinin sakıncalı olarak fişlendiği endişesini taşıyor. Özel güvenlik görevlilerinin bunu neye dayanarak yaptığı ve bu kayıt bilgilerinin akibetinin ne olacağı isimleri alınan vatandaşları endişelendiriyor. Gerekçe sorulduğunda özel güvenlik görevlileri ytarafından bunun 4 yıldır yapılan bir uygulama olduğu cevabı veriliyor. Ancak sürekli uçtuklarını ifade eden bazı yolcular ilk defa kendilerinin isimlerinin sorularak kaydedildiğini bunun endişe verici olduğunu ifade ediyorlar. Eğer sorun cihazda sinyal vermeleriyse dedektörle yapılan detaylı üst aramasına dikkat çeken vatandaşlar bu da yetmiyorsa sinyal verebilecek aksesuarların çıkarılmasının sağlanması gerektiğini suçlu gibi isimlerinin sorulması ve kaydedilmesinin kabul edilemez bir uygulama olduğunu vurguluyorlar. Güvenlik noktasındaki özel güvenlik elemanlarının bu tür bir yetkileri olup olmadığı ve bu fişlemeyi neye göre yaptıkları hangi yasal gerekçeye dayandırdıkları merak konusu. İsimleri kaydedilen vatandaşlar bu bilgilerin ne amaçla kaydedildiği konusunda endişe duyduklarını ifade ediyorlar. Yetkililerin Esenboğa Havaalanındaki bu ilginç uygulama konusunda nasıl bir açıklama yapacakları merak konusu.
Samanyolu Haber
Son Dakika
13.08.2010
EsenboğaHavaalanında/">HavaalanındailginçfişlemeHavaalanında-ilginç-fişleme/">Esenboğa Havaalanında ilginç fişleme
Namaz kıldı, adeta linç edildi
Samanyolu Haber
04.08.2010
11:54
Konser için Kazakistana gitmeden önce Atatürk Havalimanında yere serdiği ceket üzerinde namaz kılan ve bir takım çevrelerden tepki gören Nihat Doğan konuya açıklık getirdi.

Bilindiği gibi Nihat Doğanın İstanbul Atatürk Havalimanında cep telefonu aracılığıyla çekilmiş görüntüleri oldukça dikkat çekmişti. Doğan, geçtiğimiz gün Kazakistana konser vermek için gittiği havalimanının dış hatlar bölümünde uçağa binmek için beklerken namaz kılmıştı. Poşet ve ceket üzerinde kılınan namazda Nihat Doğana bir yolcu da eşlik etmişti. Bu görüntülerden sonra Cafesiyaset, ünlü sanatçı Nihat Doğana ulaşarak, olayı sordu. Namazla ilgili kısımda röportaj yapmanın doğru olmadığını belirten Doğan, uzun uğraşlar sonrasında bu konudaki sadece iki sorumuzu cevapladı. Olayın tamamen inançla alakalı olduğunu belirten sanatçı, konunun abartılacak bir şey olmadığını, normal olanın ibadetin zamanında yapılması olduğunun önemini vurguladı. ?Nihat Doğan havalimanında namaz kılarak şov mu yaptı?? sorusuna ünlü sanatçı, Kazakistan uçağı 40 dakika kadar rötar yapmış ve yatsı vakti de sıkıntıya girmişti. Pasaport kontrolden geçmiştik. Ben de vakit namazımı kıldım vakit geçmeden önce. Allah?a olan borcumu ödedim. Şimdi ibadet yapmaya şov demeye başladılar. Ben sadece Allah?ın emrini yerine getirdim. Şimdi benim yerimde bir Yahudi olsa ve orada ibadet yapsaydı bu hoşgörüsüzlük ona gösterilir miydi? Beni arayıp şov mu yaptın diyen gazeteciler gibi sizde ona şov yaptınız mı diye sorabilir miydiniz? Yahudiler burada zamanında ibadetlerini yapmadılar mı? Onlara sıkıntı çıkardık mı? İbadet yapmak isteyenlere saygı duymak lazım. Benim tek sorunum uçağın rötar yapması ve apronda olmamdı. Yoksa ibadeti millete göstermek için değil Allah?a kulluk için yapıyorum ben. İbadet yapmak şov ise evet şov yaptım. Ayrıca şov kameraların fotoğraf makinalarının önünde yapılır. Keşke o fotoğrafımı çeken arkadaş medyaya bu resmimi servis etmeseydi dedi. Niye mescitte değil de havalimanının ortasında namaz kılıyorsunuz? Bu bir gösteri ya da reklam fotoğrafı olarak değerlendirilemez mi? sorusuna da Hangi gösteri, hangi reklam. Kula değil Allah?a borç ödüyorum. Bunun reklamı mı olur Allah aşkına. Gözü namazda olmayanın kulağı da ezanda olmazmış. Allah?ın yolunu bilmeyen mescidin yolunu bilemez. Namazı kılmayanlarda havalimanında mescidin nerede olduğunu bilemez tabi. Ben aprona kadar gitmişim. Kazakistan uçağı rötar yaptı. Bilenler mescidin yerinin havalimanının girişinde olduğunu da çok iyi bilir. Bilmiyorlarsa oraya da o arkadaşları götüreyim. Vakit geçiyor bu durumda namazı nerede nasıl kılacağım söyler misiniz? Uçağı beklerken bir amca vardı baktım abdestini alıyor. Bende onun yanında kıldım namazımı. Bu konunun haberlik bir konu olması da ayrıca beni üzdü diye konuştu. (Cafesiyaset)
Samanyolu Haber
Son Dakika
04.08.2010
NamazkıldıadetalinçedildiNamaz kıldı adeta linç edildi
Şartlanmamışsanız 'hayır' diyemezsiniz
Samanyolu Haber
28.07.2010
10:08
Ünlü aktör Ediz Hun, anayasa paketini baştan sona okuduğunu ve referandumda evet diyeceğini açıkladı. Hayır demeye hazırlananlara da aynı şeyi tavsiye ederek, Eğer şartlanmamışsanız siz de evet dersiniz. diye seslendi.

Yeşilçamın ünlü jönlerinden Ediz Hun da referandumda evet diyeceğini açıklayan sanatçılar kervanına katıldı. Bir dönem ANAP saflarında Parlamentoda görev yapan eski siyasetçi, hayır oyu vereceklerin anayasa paketine değil, AK Partiye karşı çıktığına dikkat çekiyor. Bu noktada herkesi vicdanlı davranmaya çağıran Hun, Şartlı refleksten vazgeçelim, şartlanmayalım. Referandumda herkes elini vicdanına koysun. Yeni anayasayı okusunlar, ondan sonra karar versinler. diye sesleniyor. Kendisinin metni baştan sona okuduğunu ve beğendiğini ifade eden ünlü aktör, hayır demeye hazırlananlara da aynı şeyi tavsiye ediyor: Açıp yeni metni okuyun, eskisiyle kıyaslayın. Eğer çok şartlanmış değilseniz evet oyu vereceğinizi düşünüyorum. Türk sinemasında 113 filmde başrol oynayan Ediz Hun, aynı zamanda siyasetçi ve eğitimci bir kimliğe de sahip. Oslo ve Trondheim üniversitelerinde aldığı biyoloji ve çevre bilimleri eğitimini senelerdir üniversite öğrencilerine aktarıyor. Bir dönem ANAP genel başkan yardımcılığı görevinde de bulunan ünlü aktör, şimdilerde siyasetten uzak duruyor. Ediz Hun, 1980 darbesi olduğunda Osloda eğitim görüyormuş. 12 Eylül sabahı da Osloya uçması gereken Hun, o günü şöyle anlatıyor: Eşim ve çocuğumla birlikte Yeşilköy Havalimanına gittim. O yıllarda siyasi bir kimliğim olmadığı için zorluk çekmeden uçağa bindim. Kendisi zorluk yaşamasa da darbenin mağdur ettiği insanlar için üzüntüsünü dile getiren ünlü aktör, özgürlüklerin kısıtlanmasına karşı çıkıyor. Anayasa değişikliğinin bir ihtiyaç olduğunu dile getiren Hunun gerekçesi de şu: Dünya ve Türkiye, son 28 yılda çok değişti. Teknoloji hızla gelişiyor. Bir cep telefonu bile 3 ay sonra eski sayılıyor. Dünya böyle hızla değişirken, anayasaların da değişmesi, zamana göre uyarlanması gerekir. Sanatçı, yeni anayasa paketinde eksikliklerin olabileceğini ama eskisine nazaran çok daha modern bulduğunu ifade ediyor. Bu benim için uygun bir anayasadır. diyen ünlü jön, 1980 darbesi olmasaydı Türkiyenin 50 yıl ileride olacağını savunuyor. Ediz Huna göre, demokratik ilkelerden uzaklaşmak insanları ilkel, ülkeleri de geri bırakıyor. Bu nedenle de 12 Eylüldeki referandumu siyaset üstü bir hadise olarak değerlendiriyor. Türkiyenin geleceğini düşünen herkesi sağduyuya çağıran Hun, Desteklediğiniz partiler olabilir, düşüncelerinize saygı duyuyorum. Ama referandumda sağcı-solcu meselesini bırakalım. Bu ülkenin evlatları olarak birbirimizi kardeşçe kucaklayalım. Kinle, nefretle hiçbir yere varılmıyor. Bu deneyimi yaşadık. vurgularını yapıyor. Sol gelenekten gelen siyasilerin referandumda hayır oyu kullanmalarına bir anlam veremediğini söyleyen sanatçı, şöyle devam ediyor: Arkadaşların pek çoğunu tanıyorum. Psikolojide şartlı refleks vardır, şartlanmayalım, vicdanımızla, zihnimizle anayasayı yeniden irdeleyelim. Beğenmediğimiz maddeler varsa itirazımızı yapalım ama topyekün bir hayır anlamsız.
Samanyolu Haber
Son Dakika
28.07.2010
ŞartlanmamışsanızhayırdiyemezsinizŞartlanmamışsanız hayır diyemezsiniz
Sizi de otobüs veya uçak tutuyorsa...
Samanyolu Haber
14.07.2010
16:59
Birçok insanı ya da çocuğu taşıt tutar. Hareket hastalığı da denilen bu sorun hava basıncı ve iç kulaktaki dengenin bozulmasıyla kendini gösteriyor.

Peki bu durumda hap ya da şurup kullanmaktan başka doğal olarak neler yapabilirsiniz? 1. Bir çeşit baharat olan Muskat yiyin. Uçakta mide bulantısı hissettiğiniz anda yarım parça muskatı alıp dilinizin altına yerleştirin. Muskat sakinleştirici ve dengeleyici etkiye sahiptir. Dilinizin altına koyduğunuzda hızlı bir şekilde kan dolaşımınıza dağılır. 2. Zencefil çayı için. Eğer her zaman araç tutuyorsa, uçakta yerini aldığınızda biraz zencefil çayı için. Uçakta zencefil çayı yoksa yanınıza alın ve uçuş görevlisinden bir bardak sıcak su isteyerek kendiniz hazırlayın. Zencefilin mide bulantısını geçiren doğal bir etkisi vardır. Yanınıza zencefil kapsülü de alabilirsiniz. 3. Et ve peynir uçuş öncesi için iyi bir yemektir. Uçağa binmeden önce şeker veya karbonhidratlı yiyeceklerden uzak durun. Çünkü bunlar adrenalini aşırı yükselmesine yol açar. Uçak korkusu ve panik atak hissi verir. 4. Nane ve nane yağı uçak tutmasına ve mide bulantısına iyi gelen bir ilaçtır. Uçağa binmeden önce yanınıza alacağınız çantaya küçük bir şişede nane yağı koyun. Eğer yoksa yanınızda naneli sakız veya şeker bulundurun. 5. Buzlu su için. Sudaki buzları emmek mideyi sakinleştirir, mide bulantısına yol açabilecek asitleri seyreltir. 6. Pencere kenarına oturun. Uçakta yerinizi ayırtırken, dışarıyı izlemek için pencere kenarını tercih edin. 7. Başınızın üstünde havalandırma kanalı olmasına dikkat edin. Havalandırmanın doğrudan yüzünüze gelmesine özen gösterin. Fazladan oksijen bulantınıza iyi gelecektir.
Samanyolu Haber
Son Dakika
14.07.2010
SizideotobüsveyauçaktutuyorsaSizi de otobüs veya uçak tutuyorsa
Arınç'a göre Ak Parti kaç alır?
Samanyolu Haber
10.07.2010
12:23
Oy oranlarının biraz seçimin kendi şartlarına bağlı olduğunu biliyorum diyen Bülent Arınç, AK Parti için konuşulan son rakamları açıkladı.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, AK Partiye halkın desteğinin devam edeceğine güvendiğini belirterek, dedi. Arınç, Hakan Çelikin sunduğu ve Kanal 24te yayımlanan Haftasonu Moderatörü adlı programın canlı yayınına katıldı. Keşanda maden ocağında meydana gelen yangından duyduğu üzüntüyü dile getiren Arınç, geçen aylarda da madenlerde buna benzer faciaların yaşandığını anımsattı. Maden yangını ve Bursadaki trafik kazasında hayatını kaybedenler için baş sağlığı dileyen Arınç, AK Parti Diyarbakır Milletvekili İhsan Arslanın kardeşi ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın danışmanı Mücahit Arslanın amcası Hasan Arslanın da dün ebedi yolculuğuna uğurlandığını hatırlattı. Arınç, şöyle konuştu: Allahtan rahmet diliyorum. Dün dikkatimi çeken şey şudur Hasan Arslanı defnederken, 15 cenaze vardı, imam efendi bunlar için niyet yapıyor, hepsi önümüzdeydi. Ebedi hayatı düşünmek gerektiğine karar verdim. Bu dünyanın hay huyu içinde sonunda önümüze musalla taşında 15 cenaze geliyor, herkesin gideceği yer. Biz tabii bir yanılgı içerisindeyiz. Tabutların içinde başkalarının olacağını düşünüyoruz ve birbirimize baş sağlığı dilerken ağız alışkanlığı içinde konuşuyoruz. Oysa insan kendisini onun içerisinde de düşünebilse, bu kadar hırlaşmaların, bu kadar kavgaların çok anlamsız olduğunu anlayacak. Ben kendime oradan pay çıkarmaya çalıştım. Arınç, Radikal Gazetesi muhabiri Behzat Miser için de baş sağlığı diledi. Arınç, referanduma gidilirken bir sürecin yaşandığını ve daha sonraki dönemlerde de seçimin olacağının anımsatılarak, hangi konularda partisini başarılı bulduğunun sorulması üzerine, siyasi geçmişine ilişkin dönüm noktalarını anlattı. Siyasetle 1969 yılında Ankara Hukuk Fakültesinde okurken tanıştığını aktaran Arınç, o dönemde Necmettin Erbakanın Konyadan bağımsız adaylığını koyduğunu ve söyledikleri çok ilgisini çektiğinden Erbakanın Konyadaki seçim kampanyasına katıldığını ifade etti. Geçen günlerde orayı ziyaret ettiğini belirten Arınç, Ilgında 40 yıl öncesine dönerek hatıralarını katılımcılarla paylaştığını söyledi. Siyasete daha sonra o çizgide devam ettiğini ve o dönemlerde muhalefet partilerinde yer aldığını anlatan Bülent Arınç, muhalefet partisinde milletvekili olmanın çok zor bir iş olduğunu gördüğünü ifade etti. Arınç, Şehriniz için bir şey yapmak, ülkeniz için proje uygulamak, yeni bir çalışma yapmak istiyorsunuz, ama iktidara bunu anlatmak, iktidarın buna katkısını istemek çok zor dedi. Daha sonra AK Partide çok yüksek oylarla 2 dönem iktidar olduklarını, bunun hayatlarının en mutlu anı olduğunu dile getiren Arınç, her girdikleri seçimden halk desteğini arkalarına alarak başarıyla çıktıklarını kaydetti. Arınç, 2002de böyle, 2004te, 2007de böyle, 2009da böyle. Şimdi referandum, arkasından seçim. Eminim ki halkın desteği devam edecek. Buna güveniyorum diye konuştu. Arınç, 2001 yılında AK Partiyi kurduklarında başarılı olacaklarına güvenlerinin olduğunu, Erdoğanın o dönemde önlerine yüzde 40 hedefini koyduğunu anlatan Arınç, Şimdi ben 40 yıllık siyasetçiyim ya böyle bir hedefi görünce yüzüne şöyle bir dikkatle bakamadım ama içimden bu kadar da yüksek olmaz diye geçirdim. Oysa Tayyip Bey bunu çok daha iyi hesaplamıştı dedi. Arınç, Yani akılcı hesaplarla, halkın hassasiyet gösterdiği ve karar verme noktasında dikkat ettiği noktaları yakalamış, yani damardan girmiş bir partiyiz. Halk size güveniyor, siz de halka güveniyorsunuz diye konuştu. İktidarları döneminde yaptıkları hizmetlerden de söz eden Arınç, Türkiyede herkes uçağa binebilir hale geldi. Eskiden öyle miydi? Bond çantanız olacak, gran tuvalet kıyafetiniz olacak, ben ilk defa uçağa bindiğim günü neredeyse hatıra defterime yazmıştım dedi. Hizmet eksenli siyaset yaptıklarını belirten Arınç, Yani burada bize şu eksiğiniz var diyemezler. Özelleştirme konusunda başarılıyız, diğer konularda başarılıyız. İdeolojik bakanlara zaten bir şey anlatmak mümkün değil diye konuştu. Bir araya geldiklerinde bir konunun kendilerini üzdüğünü paylaştıklarını dile getiren Arınç, Anayasanın ailenin korunması konusunda devlete görev yüklediğini anımsattı. Gençliğin, ailenin ve toplumun ortak değerlerinin biraz erozyona uğradığını, bu konularda çok ciddi atılımlar yapılamadığını belirten Arınç, Çünkü bu konuda sizin konuşmaya başlamanız halinde belli bir siyasi düşünce sizi gericilikle, yobazlıkla mutlaka suçlayacaktır. Olsun. Onlar suçlayabilir, ama siz doğru bildiğiniz yolda çok iyi şeyler yapmalısınız. Gençliği ve aileyi güçlü yapacak dinamikleri ortaya koymanız ve toplumu daha daya
Samanyolu Haber
Son Dakika
10.07.2010
ArınçagöreAkPartikaçalır?Arınça göre Ak Parti kaç alır?
Yurdum insanının ilk uçak macerası
Samanyolu Haber
06.05.2010
12:11
Havayolu firmaları arasındaki kıyasıya rekabet bilet fiyatlarına yansıyınca birçok tüketici hayatında ilk kez uçağa binme fırsatı yakaladı.

Bugüne kadar karayolu taşımacılığı ile seyahatlerini gerçekleştiren vatandaşların uçakla tanışmaları ise filmlere konu olacak hikâyeleri de beraberinde getiriyor. Renkli kişiliği ile tanınan Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, attıkları adımlar sayesinde herkesin uçağa binme imkânına kavuştuğunu ifade ederek, bununla ilgili fıkra gibi yaşanan bazı olayları anlattı. Diyarbakırda bir ilçede, bir vatandaşımız hayatında ilk defa uçağa binecek. Saat 04.30daki uçağa bilet almış. İlçedeki yazıhaneye erkenden gitmiş. Saat 04.00 olmuş uçak yok.04.30 oluyor, ses yok. Ardından oradaki görevliye giderek, Ömrümüzde bir defa uçağa binecektik o da gelmedi. diye sitem eder. Bakan Yıldırımın anlattığı bizzat yaşanmış fıkra gibi hikâyelerden biri de uçağın içinde geçiyor. Uçakta business class bölümünde uçan yolcu, perdeyi açıp yerinden kalkarak arkaya doğru gitti. Arkadaki bir yolcu da kalkıp, onun yerine oturdu.Koltuğun sahibi yolcu bir süre sonra geri geldiğinde, Hayırdır hemşehrim bu koltuk benim deyince koltuğa oturan yolcu, Abi kusura bakma ben seni indin zannettim. cevabını verdi. Yıldırım, tebessümle anlattığı bu hikâyeye şunları ekledi: Minibüse biner gibi uçağa biniyor vatandaşımız artık. Yolcularımızın uçaklarla özgüveni arttı. Yine bir başka olay ise Erzurum seferini yapan uçakta geçiyor. Kaptan anons eder: Sayın yolcularımız buzlanma yüzünden havalimanına inemiyoruz.Arkada oturan yolculardan biri bağırır, Zincirleri takın inelim. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, sorumluluğundaki bütün sektörler itibarıyla vatandaşla sürekli içli-dışlı olduğunu belirterek, bu konularda şikâyeti olan herkesin kendisine selam gönderdiğini söyledi. Türkiye Lojistik Zirvesinde konuşan Binali Yıldırım, bakanlığı ile ilgili sektörlerin son dönemdeki gelişimlerine dikkat çekti. Yıldırımın konuşurken, Arabası yola çıkar yolda kalır beni anar. Uçağı kaçırır bana selam gönderir. Telefonu çekmez beni anar. Vatandaşla içli dışlıyız yani. Bundan rahatsız değilim. şeklindeki ifadeleri, dinleyicileri kahkahaya boğdu. Ulaştırma ve altyapı hizmetlerinde son 7 yılda devreye konulan projeleri de anlatan Binali Yıldırım, şöyle konuştu: Hayallerimizi değil yaptıklarımızı anlatıyoruz. 15 bin km bölünmüş yol yapacağız dediğimizde ya sayı saymasını bilmiyorsunuz ya da dayak yemediniz, dediler. Ama bugün 17 bin kilometre bölünmüş yola ulaşmış Türkiye var. ZAMAN
Samanyolu Haber
Son Dakika
06.05.2010
YurduminsanınınilkuçakmacerasıYurdum insanının ilk uçak macerası
'Osmanlı sınırlarında iş yapıyoruz'
Samanyolu Haber
01.05.2010
10:13
TAV Holding CEOsu Sani Şener, Türkiye başta olmak üzere 23 farklı ülkede 25 bin çalışan ile büyük bir karmaşayı başarıyla yönettiklerini söyledi.

Şener, önceliklerinin Osmanlı İmparatorluğu sınırlarında iş yapmak olduğunu belirterek, Önümüzdeki 10 yılda toplam 100 milyon yolcuya hizmet vermeyi hedefliyoruz. dedi. Cihan Haber Ajansına (Cihan açıklamalarda bulunan TAV Holdingin üst yöneticisi, yerelden Türkiyenin küresel bir firması oluncaya kadar yaptıkları hiçbir çalışmanın tesadüf eseri olmadığına dikkat çekti. TAVın işlettiği bütün havalimanlarından şu an için yılda 42 milyon yolcunun gelip geçtiğini kaydeden Sani Şener, Hikayemiz 1998 yılında Atatürk Havalimanında başladı. Büyük bir risk alarak Türkiyede daha önce örneği olmayan özel sektör havalimanı işletmeciğini başlattık. İnanan bir grupla çıktığımız yolda şimdi 100 milyon yolcuya hizmet verme hayalini gerçekleştirmek için ilerliyoruz. Havalimanı işletmeciliği çok zor ve kompleks bir iş. Büyük bir karmaşayı yönetiyoruz. Sadece Atatürk Havalimanında günde ortalama 100 bin yolcuyu ağırlıyor, 800 civarında uçağa hizmet veriyoruz. Otoparklarımızı yılda 8 milyon araç kullanıyor. 100 milyonlarca dolar para giriş çıkışı var. Bunların hepsini aynı anda hareket ettirmek zaten çok önemli bir karmaşayı yönetmek demektir. diye konuştu. BAŞARI DA ŞEYTAN DA DETAYDA Karmaşayı yönetmenin en önemli unsurunu, tepe yöneticilerin ormandaki ağaçları tek tek bilmesi şeklinde açıklayan Şener, Biz büyük bir ormanı yönetiyoruz, ağaçlarını da tek tek bilmeye mecburuz. Onun için detaya girip, çok hızlı çıkabilirseniz büyük başarıları yakalayabilirsiniz. Başarı da, şeytan da detaydadır. ifadesini kullandı. CEO Şener, bugünün dünyasında süratin önemine işaret ederek, Biz yüz yıl önce havalimanı yapacağız diye bir bankadan kredi isteseydik, vermezlerdi. Çok uzağa gitmeyin 30 yıl önce cep telefonu yoktu. Onun da olacağını kimse hayal edemiyordu. Bu nedenle, 10 - 30 yıl sonra ne olacak, bunu görebilmek lazım. Geleceği gören ve yönetebilenler çok başarılı olurlar. Geleceği görebilmenin tek yolu da geleceği yaratmaktır. Biz Türkiyede havalimanı işletmeciliğini yarattığımıza inanıyoruz. Riski alıp, başarmamızın en önemli kısmı da buydu. şeklinde konuştu. Şener, Atatürk Havalimanı özelleştirmesine ilk girerken tanıdıklarının, Böyle iş olur mu? 100 milyonlarca dolar yatırıp, her yolcudan 15 dolar alarak bu paralar ödenir mi? diyenlerin şimdi Nereden kaptınız bu işleri dediklerini hatırlattı. Öngörebilmek için bilmek gerektiğini dile getiren Sani Şener, insan, şirket ve ülkelerin üç tane ana sermayesi olduğunu belirterek, şöyle devam etti; İlki para mal gibi fiziksel sermayeniz, diğeri patent ve iş yapma biçimini anlatan bilgi sermayesi. Bir diğeri ise sosyal sermayeniz. Yani işi nasıl yapacağını bildiğiniz dostlarınız, diğer ülkelerdeki meslektaşlarınız, mesleğinizin dışındaki insanlar. Bu üç sermayeyi birleştirdiğiniz an çok büyük başarı elde ediyorsunuz. Biz hem bilgi hem de sosyal sermayemize çok güveniyoruz. TAKLİT EDERSENİZ BATARSINIZ TAV Holding CEOsu Sani Şener, dünyanın küçülüp, küresel bir köy haline geldiğini tekrarlayıp, Türkler ve Türk malzemeleri ağırlıkta olmak üzere TAVın projelerinde onlarca değişik ülke pasaportlu çalışan bulunabildiğini söyledi. Çeliği Japonyadan alıp, Taylandta işlediklerini, Filipinli mühendislerle çelip projesini dizayn ettiklerini belirten Şani Şener, Küreselleşmeyi çok iyi yakalayabilmek lazım. Bunu yapamazsanız, küreselleşmenin kurbanı olursunuz. Ayrıca, örnek alınan olursanız başarırsınız. Taklit ederseniz batarsınız. dedi. Şener, 2000 yılında koydukları ve çevresindekilerin hayal olarak gördüğü 10 yılda 10 havalimanı projesini gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadıklarını, hedeflerinin 100 milyon yolcuya hizmet verecek hale gelmek olduğunu anlattı. Türkiyede edindikleri havalimanı işletmecilik bilgisini bölge ülkelerine taşıdıklarını ifade eden TAV CEOsu, İşletmeci ve inşaatçı bir firma olarak bölgesel, finansal olarak küresel olmayı istedik. Çünkü bölgede coğrafi, idari yakınlık var, kültürel benzerlikler var. Onun için Osmanlı İmparatorluğu sınırlarını tarif edip, Osmanlı sınırlarında iş yapmamız lazım dedim. Bugün Tunus, Libya, Mısır, Katar, Umman, Gürcistan, Makedonyada bir dönem Osmanlı sınırları içinde iş yapıyoruz. Buralarda bizi çok seviyorlar. Koşullarımızla iş yapmak bizim en büyük avantajımız. şeklinde konuştu. Sani Şener, Küresel sermayenin de önemine dikkat çekerek, Komşularda iş yapabilmek için küresel sermayeyi kullanmanız lazım. Havalimanlarını halka arz ettik. Bu şekilde dünyanın en büyük fonlarını Türkiyeye getirdik. dedi. Küreselleşmede ancak teknoloji ve bilgi aktarımı sağlayabildiklerini, kültürel durumların küreselleştirilemeyeceğine işaret eden Şener, iş yaptıkları bütün ülkelerdeki yerel kültürü çok iyi bilen insanlarla çalıştıklarını kaydetti. Şener, Eğer yerel kültür ve güce önem vermezseniz uluslararası firma olarak ba
Samanyolu Haber
Son Dakika
01.05.2010
OsmanlısınırlarındayapıyoruzOsmanlı sınırlarında iş yapıyoruz
Almanya hava sahası tamamen açıldı
Samanyolu Haber
21.04.2010
17:56
İzlandadaki volkan patlamasından dolayı hava sahasını birçok Avrupa ülkesi gibi kapalı tutan Almanyada uçuş yasağı tamamen kaldırıldı.

Alman Uçuş Güvenliği (DFS) bugün saat 11:00de bütün hava limanlarına uçuş için izin verdi. Bununla birlikte uçuşlardaki normalleşmenin biraz daha zaman alacağı bildirildi. Yasağın kalkması ile birlikte Türkiyeden gelen ilk yolcular Frankfurt Havaalanına indi. Almanya hava sahasında uçuşların yasak olmasına rağmen özel izin alan Lufthansa ve Air Berlin şirketleri yüze yakın uçuş gerçekleştirdi. Öger Türk Tur ilk yolcularını Air Berlin uçağı ile Ankara Esenboğa Havalimanından Frankfurta getirdi. Bu ilk uçuşta yolcuların uçağa binmeden önce oldukça heyecanlı ve endişeli oldukları dikkat çekti. Yolcular arasında Hamburg, Hannover, Dortmund, Lübeck, Berlin kentlerine ve Belçikaya gidenler de vardı. Üç saat süren ve rahat geçen yolculuk sonunda iniş yapan pilot, yolculardan büyük alkış alırken Almanyaya ayak basan yolcuların sanki ilk kez gelir gibi sevinçliydi. Yolcular bir yandan ilk uçakta yer buldukları için şanslı olduklarını dile getirirken, bir yandan da uçak şirketlerinden yeterince destek görmediklerini ifade etti. Niğdeden Hamburga giden yolculardan Salih Baysan ve Ayşe Baysan, Uçak şirketi bizi ilk gece otele götürdü ve ertesi gün otelden çıkarıp başınızın çarenize bakın dedi. Ankarada bir yakınımızın yanında kalmak zorunda kaldık ve bu gün uçtuğumuz için çok mutluyuz. dedi. Yolculardan Hayati Yiğit ise Esenboğa Havalimanında dört gece kaldığını söyledi. İlk uçakta yer bulmanın sevincini yaşayan Yiğit, uçak firmasından yeterince destek göremediğini dile getirdi. Ankaradan Dortmunda giden yolcu Gencel Erol da yetkililerden yeterince bilgi alamadığını ve destek görmediğini ifade etti. Almanyaya ayak basanları bekleyen bir sorun daha vardı. Frankfurttan uzak yerlere gidecek olan yolcular, kendi imkanlarıyla gitmek zorundaydı. Çoğu yolcu uçak bileti fiyatına araba kiralarken, kimileri de trenle yollarına devam etti. (CİHAN)
Samanyolu Haber
Son Dakika
21.04.2010
AlmanyahavasahasıtamamenaçıldıAlmanya hava sahası tamamen açıldı
Dünya bu komplo teorisini konuşuyor
Samanyolu Haber
14.04.2010
14:13
Aralarında Polonya Devlet Başkanı Leh Kaçinskinin de bulunduğu ve 96 kişinin hayatını kaybettiği uçak kazasıyla ilgili komplo teorileri bitmek bilmiyor.

BBC Rusça Servisi Editörü Steven Ekede kaza sonrası yaşanan süreci ve ortaya atılan iddiaları kaleme aldı. Eke makalesinde, Kaçinskinin ölümünde ABnin parmağı olduğundan, Putin ile Medvedev karşıtı sertlik yanlılarının işi olduğuna kadar bir çok komplo teorisi yapıldığına dikkat çekiyor. İşte Ekenin o makalesi... Benim bu makaleyi kaleme aldığım sıralarda, Polonya lideri ve pek çok üst düzey yetkilinin öldüğü Smolenskteki uçak faciasının nedeni hakkında netleşmiş hiçbir bilgi yoktu. Rus ve Polonyalı uzmanlar, anlaşıldığı kadarıyla olabildiğince şeffaf bir atmosferde olayın nedenlerini araştırıyor. Buna rağmen, Googleın İngilizce arama sayfalarına Smolensk komplo teorileri yazdığınızda, karşınıza yirmi binden fazla bağlantı çıkıyor. İnternetteki blog ve forum sayfalarında, inanılması güç sayıda dedikodu ve komplo teorisi, bir anda mantar gibi türemiş durumda. Trajedinin tarihsel ironisi Bazı Batılı yorumcular, gizlilik ve esrar perdesinin tarihteki bazı trajedileri cerahat toplayan yaralara çevirdiğini öne sürerler. Örneğin Polonyanın sürgündeki başbakanı General Sikorskinin 1943 yılında bir uçak kazasında ölmesi, kesinlikle bu türden bir olay. İngiliz yetkililer hala bu konuyla ilgili tarihi belgeleri gizli tutuyor. Yakın zamana kadar çirkin ve kasti gerçekdışı açıklamalar, ayrıca siyasi örtbas çabaları ile geçiştirilen Katin katliamında da durum böyledir. Peki ormanlık, bataklıklar ve sis örtüsü ile kaplı Smolensk, lanetlenmiş bir yer mi? Bu durum, tablonun sadece bir kısmını oluşturuyor. Ne kadar dürüst ve şeffaf soruşturmalar yapılırsa yapılsın, bazı komplo teorisyenleri bundan asla tatmin olmaz. Aslında benim de özellikle ABD kaynaklı bazı yorumlar karşısında kanım dondu. Bunlardan biri 11 Eylül kesinlikle düzmece idi, çünkü Smolensk felaketinin aksine, uçakların enkazından büyük ve teşhis edilebilir hiçbir parça bulunamamıştı diyor. Uçak Komplo teorilerinin bir bölümü ise olayı doğrudan Tupolev 154 tipi uçağa bağlıyor. Sadece Rus/Sovyet yapımı sözcükleri bile, bazı okuyucuları kazanın nedeninin aşikar olduğuna hemen ikna edebiliyor. Nihayetinde, bu uçağın içinde yer aldığı kazalarda şu ana kadar binlerce kişi ölmüştü. Sovyet uçağının güvenlik siciline dair hassasiyet o denli güçlü ki, Rus televizyonu olayın daha birkaç saat ardından, Samara merkezli Aviakor adlı fabrikanın müdürü ile bağlantı kurdu. Fabrika daha kısa bir süre önce bu uçağı tümüyle modernize etmişti. Fabrika müdürü, uçağın normal çalıştığına dair, rakamlara dayalı güvenceler veriyordu. Batı medyasının geri kalanında ise Rus hava trafik kontrolörleri ve uçağın mürettebatı arasındaki iletişimin dil boyutuna dair ciddi spekülasyonlar yer aldı: Mürettebatın Rusçası zayıftı, kontrolörlerin İngilizcesi kötüydü, mürettebat sayıları anlayamamış ve irtifayı feet cinsinden ölçmüştü, Ruslar metre kullanıyordu, mürettebata verdikleri en son bilgilerde karışık bir dizi rakamı tekrarlamış olacaklardı... Rusya, havacılık kazalarını araştırma konusunda ciddi bir uzmanlığa sahip. BDTye yani Bağımsız Devletler Topluluğuna bağlı Devletlerarası Havacılık Komitesi, havacılık kazalarını araştırıyor ve çalışmalarını da açıklık içinde yürütüyor. Kokpit ses kayıtları, fotoğraflar, olay yerinde çekilen video görüntüleri ve teknik raporlar, Rusça kısa adı MAK olan komite tarafından gerçekten de hızlı ve kesintisiz bir şekilde yayımlanıyor. Gizlilik kültürü Bununla beraber, ülkenin Sovyet geçmişinin izleri de tümüyle silinmiş değil. Batı medyasının büyük bir kısmı, Rusyanın gizlilik kültürünün, bu felaketin doğru dürüst araştırılmasını engelleyen bir unsur olacağını söylemekte gecikmedi. Bu medya organları, Çernobil felaketine ya da Sovyet dönemindeki uçak kazalarının örtülü bir biçimde üretim dışı felaket (katastrofy vnye proizvodstva) diye adlandırılmasına gönderme yaptılar. Rus gizliliği kuruntularını öne sürenleri zor durumda bırakan ise şu ana kadar soruşturmanın son derece şeffaf bir biçimde yürüyor olması. Yürek paralayan kavrulmuş cesetler ve kora dönmüş metal parçalarının görüntüleri, olaydan sonraki ilk dakikalardan itibaren televizyonlarda yayınlandı. VIP sendromu Batı medyası, cumhurbaşkanı Kaczynskinin, görüş mesafesinin tehlikeli ölçülerde düşük olduğu uyarısına rağmen, sis içinde ve ücra bir askeri hava meydanına inme talimatını mürettebata bizzat verip vermediği sorusuna odaklandı. Bunu gündeme getirenler, Kaczynskinin Ağustos 2008de Rusya ve Gürcistan arasındaki askeri gerilimin sürdüğü bir ortamda, hava trafik kontrolörlerinden güvenlik uyarısı gelmesine rağmen, Tiflise inme talimatını pilotlara bizzat vermesine vurgu yapıyor. Sol kanattan, sözünü sakınmayan bir isim olan eski Polonya başbakanı Leszek Miller, suçu doğrudan cumhurbaşkanı Kaczynskiye
Samanyolu Haber
Son Dakika
14.04.2010
DünyabukomploteorisinikonuşuyorDünya bu komplo teorisini konuşuyor
Bu uçağa dikkat!
Vatan Gazetesi
10.04.2010
17:55
132 kişinin öldüğü uçak tartışmalı Tupolev
Vatan Gazetesi
Son Dakika
10.04.2010
BuuçağadikkatBu uçağa dikkat
Yolcuların yüzde 87'si bagajla uçuyor
Samanyolu Haber
01.02.2010
13:24
Atatürk Havalimanından gelip geçen yolcuların yüzde 87sinin bagajla uçtuğu kaydedildi. Özellikle 11 Eylül olayının ardından dünyada uçakla seyahat eden kişilerle birlikte, bagajlara yönelik güvenlik tedbirleri de artırıldı.

TAV Havalimanları Holdingin News Portadlı kurumsal yayınında, Bagajların bilinmeyen yolculuğu başlığı altında bagaj güvenliği ve gelen, giden, transit yolcu bagajlarına uygulanan işlemler anlatıldı. Bagaj İşleme Sistemleri Müdürü Emin Çolpan, işlemlerini yaptırdığı halde uçağa binmeyen her yolcunun potansiyel tehlike olarak değerlendirildiğine dikkat çekti. Atatürk Havalimanında dünyadaki en güncel güvenlik teknolojilerini kullandıklarına dikkat çeken Emin Çolpan, Bunların en önemlilerinden olan Bagaj Eşleştirmek Sistemi (BRS) yardımıyla yolcu ve bagajlarını eşliyoruz.. Yolcu bilet bagaj işlemlerini yaptırdığı halde boardingden geçmezse veya uçaktan inerse bagajları da uçağa alınmıyor, yüklenmişse indiriliyor. dedi. Terminaldeki check-in memurunun bagaja taktığı barkodun üzerinde, destinasyon ve sefer sayısı gibi bilgilerin kayıtlı olduğunu anlatan Çolpan, bagajlar konveyör sistemiyle uçağa yüklenmek üzere yol alırken, Explosive Detective System (EDS) adlı başka bir sistemle de 5 aşamalı güvenlik kontrolünden geçirildiğini vurguladı. UÇMAYAN YOLCUNUN BAGAJI DA UÇMAZ Çolpan, giden bagajlara uygulanan güvenlik kontrol aşamalarını ise şöyle izah etti: Bagaj ilerlerken, X-ray yardımıyla gerekli taramadan geçirildikten sonra temizse şutaltı tabir edilen ilgili noktaya düşüyor. Ancak bagaj şüpheli ise, bu kez CTX denilen tomografi makinesinden hassas değerlerle tekrar inceleniyor. Bagaj temizse tekrar sisteme dahil olup kaldığı yerden yoluna devam edip, uçağa yüklenmek üzere ilgili handling şirketine teslim ediliyor. Bagaj eğer kirliyse, IONSCAN adlı başka bir ünitede daha detaylı aranıyor. Bagaj, bu aşamadan da temiz çıkması halinde ilgili handling şirketine teslim ediliyor Şirket görevlileri, şutaltı denilen noktada bagajları Bagaj Eşleştirme Sistemi (BRS) ile yeniden kontrolden geçirip, temiz olduğu iyice kesinleşince taşıyıcı araçlarla ilgili uçağın altına getiriliyor. Bagajların, gideceği yere ulaştırılmasıyla güvenliğin son aşaması da tamamlanmış oluyor. Bagaj-yolcu eşleştirmesini sağlayan BRS sistemi sayesinde uçağa binmeyen yolcuların bagajlarını tespit ederek, uçmayan yolcunun bagajı da uçmaz güvenlik şartı yerine getirilmiş oluyor. TAV yöneticisi Emin Çolpan, iç ve dış terminallerinden gelip geçen yolcuların eşyalarına uygulanan kontrollerin, transit yolcular için daha hızlı yapıldığını dile getirdi. Çolpan, Çünkü birçok noktadan gelen uçaklardaki bagajlar bir araya getirilip daha sonra devam edecekleri destinasyonlara göre ayrılıyorlar. Uçakların iniş ve kalkışı arasındaki süre kısıtlı olduğu için adeta zamana karşı yarışılıyor. Operasyondaki ufak bir aksaklık birbiriyle entegre çalışan bütün bu sistemleri aksatabilir. Yirmi dört saat süren bu işlemleri, sistemlerin bakımı dahil 70 kişilik ekiple yürütüyoruz şeklinde konuştu. (CİHAN)
Samanyolu Haber
Son Dakika
01.02.2010
Yolcularınyüzde87sibagajlauçuyorYolcuların yüzde 87si bagajla uçuyor
Darbe Planına kendi ismini vermiş
Samanyolu Haber
23.01.2010
12:14
Balyoz Darbe Planı?nın ayaklarından birini oluşturan en önemli harekatlardan birinin adı Oraj Hava Harekâtı olarak ortaya çıktı.

Dönemin Harp Akademileri Komutanı olan eski Hava Kuvvetleri Komutanı Org. İbrahim Fırtına?nın imzasını taşıyan Hava Harekâtı?nda Türk jetinin düşürülmesi bile var. Çok gizli damgasını taşıyan , Şubat 2003 tarihli belgenin ismi dikkat çekiyor. Peki Bu plana niçin ismi seçilmiş. Fransızca bilenler bunun pek sıradan bir seçim olmadığını söylüyor. Fransızca fırtına , bora gök gürültüsü anlamına geliyor . Yani Oraj İbrahim Fırtına?nın soy isminin Fransızcası. Anlaşılan Planın altında imzası olan dönemin Harp Akademileri Komutanı Hava Orgeneral İbrahim Fırtına ORAJ Harekat Planına ismini vermiş. SAMANYOLUHABER.COM Harp Akademileri Komutanı Hava Orgeneral İbrahim Fırtına?nın imzasını taşıyan Oraj Hava Harekât Planı. Planın ?Vazife? bölümünde aynen şöyle deniyor: ?Hava Kuvvetleri Komutanlığı olarak Türkiye genelinde sıkıyönetim ilan edilmesini sağlamak ve Sıkıyönetim Komutanlıkları?nın faaliyetlerinin başarıya ulaşmasını sağlamak maksadıyla; Yunanistan?la gerginliği artıracak ve irtica yanlılarını tahrik ederek TSK aleyhine faaliyetlere başlamalarını sağlayacak, envanterindeki mevcut silah sistemlerini kullanarak psikolojik etki yaratarak hükümet ve TBMM üzerinde baskı kuracak, personel görevlendirmesi destek verecektir.? YUNANİSTAN YAPTI DERİZ... Oraj Hava Harekât Planı, ?Türk Hava Kuvvetleri?nin Ege Denizi?ndeki uçuşlarının sayısının arttırılmasını? ve ?Türk savaş uçaklarının Yunanistan tarafından engellendiğinin ve taciz edildiğinin gündeme getirilmesini? öngörüyor. Oraj?in ?İcra? bölümünün tüyler ürpertici ikinci maddesi aynen şöyle: ?Emirle Ege uçuşları sırasında Yunan Hava Kuvvetlerine ait uçaklar taciz edilerek tahrik edilecek bir çatışma ortamı oluşturulacaktır. Mümkünse bir uçağımızın Yunan Hava Kuvvetleri tarafından düşürülmesi sağlanacak, bu gerçekleşmediği takdirde yeniden teşkilatlandırılan ÖZEL FİLO personelinden bir pilotun uygun zaman ve yerde kolundaki uçağa atış yapmak sureti ile kendi uçağımızın düşürülmesi sağlanacaktır. Uçağın, Yunan Hava Kuvvetleri tarafından düşürüldüğü yönünde medyada haberler yaptırılarak, AKP Hükümetinin bu konudaki acizliği ortaya konulacaktır.? EGE?DE SAVAŞ PROVOKASYONU Oraj?ın devamında, Türkiye ile Yunanistan?ı savaşın eşiğine getirebilecek gerilim planı şöyle ayrıntılandırılıyor: ?Hava Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde ve özellikle Filolarda Yunan Hava Kuvvetleri?ne yönelik husumet ve gerginlik kontrollü olarak artırılacak, pilotların uçuşlarda daha agresif olmaları sağlanacaktır. Benzer olaylarda meşru müdafaa kapsamında atış dahi yapabileceği gayriresmi olarak pilotlara deklare edilecektir.? Bu provokasyon havada devam ederken, Trakya sınırında gerginliğin arttırılması ve bütün bölgede seferberlik havası yaratılması da hedefleniyor: ?Gerginlik Trakya sınırında da arttırılacak, Trakya sınırına yakın bölgelerde devriye görevleri icra edilecek, Deniz Kuvvetleri ile Ege Denizi?nde sürekli müşterek eğitim yapılacaktır. Balıkesir, Bandırma, Çiğli, Çorlu ve Dalaman meydanlarında 24 saat esasına göre yerde uçak bekletilecek, en küçük olaylarda dahi scramble uçakları kaldırılacaktır. 134?üncü Filo K.lığı (Türk Yıldızları) iki günde bir sanayi odaları, iş adamları, barolar vb. davetlisi olarak farklı şehirler üzerinde gösteriler yapacak, halkın TSK?ya duyduğu sempati pekiştirilecek, gösteriler sırasında halka ve özellikle de çocuklara hediyeler dağıtılacaktır.?
Samanyolu Haber
Son Dakika
23.01.2010
DarbePlanınakendiisminivermişDarbe Planına kendi ismini vermiş
'Cenazemi sen yıkat sen kefenlet'
Samanyolu Haber
09.01.2010
15:13
Helikopter kazasında hayatını kaybeden BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlunun, Mahmut Ustaosmanoğlu Hocaefendiye ölümünden 2 ay önce bakın nasıl bir vasiyette bulunmuş...

İsmailağa Camiinin internet sitesine de konulan sohbet videosunda anlatılanlara göre, Yazıcıoğlunun ölümünden iki ay önce cemaatin lideri Ustaosmanoğlu Hocaefendi uzun zamandır görmediği Yazıcıoğluna özledim gelsin diye haber gönderdi. Bu çağrı üzerine Yazıcıoğlu Ankaradan İstanbula gelip hocayla buluştu. Bu buluşma sırasında iki aydır takip edildiğini söyleyen Yazıcıoğlu, Ustaosmanoğluna Bundan sonra ne yapacağımı tam bilemiyorum. Ölümüm hadise olursa beni dualarından esirgeme. Cenazemi de sen yıkat, kefenlet dedi. Abdullah Hocanın ağzından, yaşananlar videoda şöyle anlatılıyor: Muhsin bey çok yakın bir dostumdur. Son dört yıldır Ramazan ayında öğle ve ikindi de büyük camiye gelir, mukabelesini dinler, ikindiden akşama sohbet eder, ardından da iftar ederdik. Teravihi de kılar giderdik. Allahın sadık kullarından birisiydi. Ölümünden iki ay önce bizim Muhsin uzun zamandır gelmedi diye Efendi hazretleri özledim gelsin demişler. Telefon ettiler. Tek başına, yanına kimseyi almadan Ankaradan uçağa atladı geldi ve efendi hazretlerini buldu. İki saat baş başa sohbet ettiler. Ayrılacağı zaman efendi Hazretleri, Yazıcıoğluna, Senden iki şey isteyeceğim. Bu güne kadar sağlam durdun. Allah da seni kayırdı. Bundan sonra da itikadından, inancından gevşeklik yapma dedi. Muhsin Yazıcıoğlu da söz vererek şunları söyledi: Beni iki aydan beri çok sıkı takibe aldılar. Bundan sonra ne yapacağımı tam bilemiyorum. Şunu rica ediyorum, ölümüm hadise olursa beni dualarından unutma. Bu sözler üzerine Ustaosmanoğlu, Ölümü isteme. Sen istesen de istemesen de vakti gelince zaten seni bulacak. Sen istikametine devam et, geldiği zaman diyeceğin bir şey yok zaten diye karşılık verdi. O zaman Muhsin Yazıcıoğlu da, Sen benden iki şey istedin, ben kabul ettim. Şimdi ben de senden iki şey isteyeceğim deyince Ustaosmanoğlu, Benden ne istiyorsun? diye sordu. Yazıcıoğlu, Benim cenazemi sen yıkatacaksın. Şu an gördüğüm kadarıyla sıhhatin buna müsait değil. Bu yüzden senin tayin ettiğin adamlar beni yıkayacak, kefenimi giydirecek ve toprağa koyup üzerimi örtecek. Benden sonra da ailemi yakınlarımı senin adına teselli edecek. Beni duadan unutmayacaksın. Böyle ayrıldılar. Dikkat edin Muhsin bey Helikoptere binerken ne dedi? ?Ben bu güne kadar helikoptere binmedim, beni ölüme mi götürüyorsunuz? Hadise olunca Efendi hazretleri Yazıcıoğlunun cenaze işleri için beni görevlendirdi. 05.30 uçağıyla gittik. Kimseyi Kocatepeye almıyorlardı. Oradaki görevlilere rica ettik bizi içeriye almadılar. Tam ümedi kesip geri dönerken birisi yardımcı oldu içeri girdik. Vasiyeti yerine getirdik. 6,5 saat görev yaptık. Sonra da evine gidip hanımına annesine efendinin selamlarını, başsağlığını dilediler. HABERTÜRK
Samanyolu Haber
Son Dakika
09.01.2010
CenazemisenyıkatsenkefenletCenazemi sen yıkat sen kefenlet
'Cenazemi de sen yıkat kefenlet'
Samanyolu Haber
09.01.2010
15:08
Helikopter kazasında hayatını kaybeden BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlunun, Mahmut Ustaosmanoğlu Hocaefendiye yaptığı vasiyet çok konuşulacağa benziyor...

İsmailağa Camiinin internet sitesine de konulan sohbet videosunda anlatılanlara göre, Yazıcıoğlunun ölümünden iki ay önce cemaatin lideri Ustaosmanoğlu Hocaefendi uzun zamandır görmediği Yazıcıoğluna özledim gelsin diye haber gönderdi. Bu çağrı üzerine Yazıcıoğlu Ankaradan İstanbula gelip hocayla buluştu. Bu buluşma sırasında iki aydır takip edildiğini söyleyen Yazıcıoğlu, Ustaosmanoğluna Bundan sonra ne yapacağımı tam bilemiyorum. Ölümüm hadise olursa beni dualarından esirgeme. Cenazemi de sen yıkat, kefenlet dedi. Abdullah Hocanın ağzından, yaşananlar videoda şöyle anlatılıyor: Muhsin bey çok yakın bir dostumdur. Son dört yıldır Ramazan ayında öğle ve ikindi de büyük camiye gelir, mukabelesini dinler, ikindiden akşama sohbet eder, ardından da iftar ederdik. Teravihi de kılar giderdik. Allahın sadık kullarından birisiydi. Ölümünden iki ay önce bizim Muhsin uzun zamandır gelmedi diye Efendi hazretleri özledim gelsin demişler. Telefon ettiler. Tek başına, yanına kimseyi almadan Ankaradan uçağa atladı geldi ve efendi hazretlerini buldu. İki saat baş başa sohbet ettiler. Ayrılacağı zaman efendi Hazretleri, Yazıcıoğluna, Senden iki şey isteyeceğim. Bu güne kadar sağlam durdun. Allah da seni kayırdı. Bundan sonra da itikadından, inancından gevşeklik yapma dedi. Muhsin Yazıcıoğlu da söz vererek şunları söyledi: Beni iki aydan beri çok sıkı takibe aldılar. Bundan sonra ne yapacağımı tam bilemiyorum. Şunu rica ediyorum, ölümüm hadise olursa beni dualarından unutma. Bu sözler üzerine Ustaosmanoğlu, Ölümü isteme. Sen istesen de istemesen de vakti gelince zaten seni bulacak. Sen istikametine devam et, geldiği zaman diyeceğin bir şey yok zaten diye karşılık verdi. O zaman Muhsin Yazıcıoğlu da, Sen benden iki şey istedin, ben kabul ettim. Şimdi ben de senden iki şey isteyeceğim deyince Ustaosmanoğlu, Benden ne istiyorsun? diye sordu. Yazıcıoğlu, Benim cenazemi sen yıkatacaksın. Şu an gördüğüm kadarıyla sıhhatin buna müsait değil. Bu yüzden senin tayin ettiğin adamlar beni yıkayacak, kefenimi giydirecek ve toprağa koyup üzerimi örtecek. Benden sonra da ailemi yakınlarımı senin adına teselli edecek. Beni duadan unutmayacaksın. Böyle ayrıldılar. Dikkat edin Muhsin bey Helikoptere binerken ne dedi? ?Ben bu güne kadar helikoptere binmedim, beni ölüme mi götürüyorsunuz? Hadise olunca Efendi hazretleri Yazıcıoğlunun cenaze işleri için beni görevlendirdi. 05.30 uçağıyla gittik. Kimseyi Kocatepeye almıyorlardı. Oradaki görevlilere rica ettik bizi içeriye almadılar. Tam ümedi kesip geri dönerken birisi yardımcı oldu içeri girdik. Vasiyeti yerine getirdik. 6,5 saat görev yaptık. Sonra da evine gidip hanımına annesine efendinin selamlarını, başsağlığını dilediler. HABERTÜRK
Samanyolu Haber
Son Dakika
09.01.2010
CenazemidesenyıkatkefenletCenazemi de sen yıkat kefenlet
Havaalanını alarma geçiren yolcu
Samanyolu Haber
06.01.2010
13:22
Atatürk Havalimanından bir yolcu bagajından 6.35 milimetre çapında 24 adet tabanca mermisi bulundu.

Şevket Döner isimli 52 yaşındaki Kocaelili vatandaş, ABDde okuyan oğlunu ziyarete gitmek üzere bu sabah Atatürk Havalimanına geldi. Dış hatlar terminalindeki güvenlik kontrolünden sorunla karşılaşmadan geçen Şevket Döner, İngiliz British Havayollarının saat 09.05teki Londra uçağı için bilet aldı. İşlemlerini yaptıran şahıs pasaport kontrolünü de yaptırdıktan sonra uçağın kalkış saatini beklemeye başladı. Döner, bir süre sonra uçağa binmeden önceki son kontrol noktasına geldi. Güvenlik görevlileri, X-ray cihazından sorunsuz geçen Dönerin el bagajında mermi olduğunu fark etti. Alarma geçen emniyet güçleri, mermilere el koyup şüpheli şahsı karakola götürüp ifadesini aldı. Kocaelinde çiftçilikle uğraştığını söyleyen vatandaş ifadesinde, ABDdeki oğlumu ziyaret için Londra aktarmalı olarak bilet aldım. Çantalarımı eşim hazırladı. İçinde mermileri unuttuğundan haberim yok. Ben silahı hayvan otlatırken, dağda dolaşırken yanımda taşıyorum. dedi. Eşinin dalgınlığının kurbanı olan Döner, hakkında olay tutanağı hazırlandıktan sonra serbest bırakıldı. İngiliz uçağı da yaşanan sıkıntı nedeniyle saat 10.00 sularında Londraya hareket etti. TAV güvenlik yetkilileri ise çantasında mermi olan yolcunun ilk kontrol noktasından sorunsuz geçmesini normal karşıladıklarını, önemli olanın uçağa binmeden önceki son noktada yapılan kontroller olduğuna dikkat çekti. (CİHAN)
Samanyolu Haber
Son Dakika
06.01.2010
Havaalanını/">HavaalanıalarmageçirenyolcuHavaalanını-alarma-geçiren-yolcu/">Havaalanını alarma geçiren yolcu
Kasıtlı acil iniş yaptı iddiası
Samanyolu Haber
22.12.2009
14:06
Fenalaşan yolcu için acil iniş yapan THY uçağı personelinin, 8 saatlik uçuş limitlerini doldurdukları için yeniden havalanmamaları, yolcuların tepkisine neden oldu.

Mağdur olduklarını belirten yolcular, pilotun büyütülecek bir şey olmamasına rağmen kasıtlı olarak acil iniş yaptığı iddiasında bulundu. THYnin TK 1038 sefer sayılı Airbus 320 tipi uçağının kaptan pilotu, 21 Aralıkta Köln Havalimanından sabaha karşı 03.00 sularında 156 kişilik yolcusuyla yaklaşık 2 saatlik gecikmeyle havalandı. İstanbul Sabiha Gökçen seferini yapan uçakta bulunan şeker hastası Raziye Al isimli gurbetçi, bir saat geçtikten sonra fenalaştığı için hosteslerden su istedi. Hostesler, gurbetçi kadınla ilgilenirken kokpit ekibi de, hasta yolcu var. Belgrata ineceğiz diye diğer yolcuları uyardı. Uçak, saat 05.00 civarında Belgrat Havalimanına indi. Şeker hastası kadın uçağın bulunduğu yere gelen ambulansta yarım saat süren bir kontrolden geçirildi. Yolcular ile birlikte uçakta bekleyen kokpit ve kabin ekibi, iki saat kadar sonra, sivil havacılık kuralları gereği uçuş için üst limit olan 8 saatlik süre dolduğu için havalanamayacaklarını bildirdi. Ekip dinlenmek üzere, bagajlarını alarak uçaktan indi. Yaklaşık 10 saat havalimanı transit salonda mahsur kalan 156 kişi, İstanbuldan gönderilen TK 1542 sefer sayılı başka bir uçakla İstanbula getirildi. Sabiha Gökçene inmesi gereken uçak, elverişsiz hava şartlarından Atatürk Havalimanına inmek zorunda kaldı. YOLCULAR PİLOTLARI SUÇLADI Yaşananlara tepki gösteren yolcular, pilotların uçmamak için rahatsızlanan yolcuyu bahane edip acil iniş yaptığı iddiasında bulundu. THY, Kaptan pilotu M.K idaresindeki uçağın ciddi rahatsızlığı olan bir hasta nedeniyle Belgrata inmesini kurallara göre gerçekleştiğini bildirdi. Yolcuların bu kuralları bilmediği için, pilotların hasta yolcu bahanesiyle indiği fikrine kapıldığı kaydedildi. Uçağın kabin ekibi de, şeker hastası Raziye Al (55) isimli gurbetçinin kendilerine, Uzun süredir insülün almadım, yanımda insülün yok. Rahatsızlığım ciddi. diye müracaat ettiğine dikkat çekti. Hostesler, uçakta doktor anonsu yapıldığı halde olmadığı anlaşılınca kurallar gereği kaptan pilotun uçağı Belgrata indirdiğini belirtti. İsmail Karaçelik isimli Elektrik Mühendisi, pilotun önce rahatsızlık geçiren yolcudan dolayı Belgrata zorunlu niş yapmamız gerekiyor, indikten sonra da sivil havacılık kuralları gereği görev süremiz 8 saati geçtiği için kalkamayacağız diye anons yaptığına işaret etti. Rahatsızlanan kadının hastaneye götürülmeden ambulansın içinde kontrol edildiğini anlatan Karaçelik, Düşük şeker varmış dedi. Gurbetçi Sevim Türker de, kadının, ben iyiyim yolculuğuma devam edebilirim dediği halde Belgrata inildiğine işaret etti. Türker, Bir pilot kurallar gereği 8 saatten fazla uçamazmış. Uçağı terk ettiler. Hiçbir görevli bize yardımcı olmadı. Rahatsız dedikleri kadın sapa sağlamdı. Rahatsız olsaydı niye o bayanı yalnız bıraktılar. diye konuştu. İsmini vermek istemeyen bir yolcu, kaptanın çok fazla mesai yapması gerekçesiyle uçmamasını sorumsuzluk olarak yorumladı. Kayınpederi öldüğü için eşiyle Türkiyeye gelen Recep Sıkıoğlu ise, cenazeye yetişemeyecekleri için morallerinin bozuk olduğunu söyledi. RAZİYE AL: ZATEN İNECEKMİŞ BENİ BAHANE ETTİLER Kendisi bahane edilerek uçağın indirildiğini ileri süren Raziye Al, İstanbulda gelince gazetecilere yaptığı açıklamada, Başım döndü, su istedim. Hosteslere de iyi olduğumu söyledim. Ama pilotun uçağı indirdiğini nereden bileyim. dedi. Raziye Al yaşananları şöyle anlattı: Uçakta başım döndü. Hosteslerden fenalaşıyorum diye su istedim. Elime yüzüme su vurdular. İyi oldu. İndikten sonra ambulansın içinde yarım saat kontrol ettiler. Şeker, tansiyon hepsi güzel dediler. Sonra uçağa geri döndüm. Pilot 15 dakika sonra işlemler olsun gedeceğiz dedi. Uçağın içinde otururken Bizim mesaimiz burada bitti dediler. Hosteslere ben iyiyim dedim. Ama ben pilotun uçağı indirdiğini nereden bileyim. Zaten ineceklermiş, beni bahane etmişler. İşte ben buradayım sağlamım. (CİHAN)
Samanyolu Haber
Son Dakika
22.12.2009
KasıtlıacilinişyaptıiddiasıKasıtlı acil iniş yaptı iddiası
Erdoğan: Bu son şans, yoksa...
Samanyolu Haber
23.10.2009
09:43
Başbakan Erdoğan, bazı açılışlar için gittiği Ağrı ve Erzurumdan dönerken uçakta gazetecilere önemli açıklamalar yaptı.

Olumlu yaklaşımı olumsuza dönüştürmenin ve bundan siyasî rant devşirmeye çalışmanın yanlışlığına dikkat çeken Erdoğan, Bu, işi tamamen sil baştan yapar. Başladığı noktaya döndürür. dedi. Mevcut süreci son şans olarak niteleyen Başbakan, Bu dönemde başarılırsa başarılır, kimse de bu işe bizim gibi cesaret etmez. Birçok riski göze alarak adım attık. ifadesini kullandı. Bu konudaki görüşlerini DTP lideri Ahmet Türkle paylaştığını söyleyen Erdoğan, PKKlıların teslim olma sürecinin devamını beklediklerini kaydetti. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin değiştirilemez temel ilkelerini de hatırlatan Başbakan, Kimse bu ilkelerden taviz vermemizi beklemesin. İstenmeyecek şeyleri talep etmesin. uyarısında bulundu. Açılım hedeflerini, Alt kimlikte sıkıntıları ortadan kaldırmak ama üst kimlikte de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını oluşturmak. şeklinde özetleyen Erdoğan, bunlar yapılırken araya çomak sokulmamasını istedi. Başbakan Erdoğan, dün Ankarada katıldığı bir başka programda da DTPnin yaptığını, şark kurnazlığı, kışkırtma ve tahrik, ülkenin hassasiyetlerine saygısızlık olarak değerlendirdi. Başbakan Erdoğan, Ağrı ve Erzurumda yaptığı açılış törenlerinden dönüşünde uçağa davet ettiği gazetecilere önemli açıklamalar yaptı. Türkiyeye gelen 34 PKKlının suçlu görülmedikleri için yargı tarafından serbest bırakıldığını hatırlatan Başbakan, bundan sonraki gelişmelerde herkesin dikkatli hareket etmesi gerektiğine vurgu yaptı. Gelenlerin giyim şekillerinin bile batıda vatandaşları rahatsız ettiğine dikkat çeken Başbakan, Bunlar belli sinyallerdir. Ayakta mekap, sırtlarında çanta, üstlerindeki elbisenin tek tip olması gibi. Bu sıkıntı veriyor. dedi. Erdoğan, sil baştan ifadesini hangi anlamda kullandığının sorulması üzerine, Bu işin başladığı noktaya dönülür. diyerek sözlerine açıklık getirdi. Demokratik açılım süreciyle ilgili çalışmaların kasım ayı içerisinde Meclis gündemine taşınabileceğini aktardı. Başbakan açıklamalarında özetle şu ifadelere yer verdi: Bu son şanstır diye düşünüyoruz. Bu dönemde başarılırsa başarılır, kimse de bu işe bizim gibi cesaret etmez. Birçok riski göze alarak adım attık. Ben bunu Ahmet Türk Beyin kendisine de söyledim; İçinizden zaman zaman farklı sesler çıkıyor lütfen engel olun, eğer engel olamazsanız bu sürece yazık olur. dedim. Ama maalesef zaman zaman arzu edilmeyen şeyler birçok ilimizde meydana geliyor. Bunlar iyi şeyler değil. Biz bunun devamını bekliyoruz. Devamı gelmezse yapacağımız bir şey yok. Kırılma noktası yapılan açıklamalar bellidir. Türkiye Cumhuriyeti devletinin temel değiştirilemez ilkeleri var. Bizim bu ilkelerden kalkıp taviz vermemizi, istenmeyecek şeyleri kimse bizden beklemesin, talep etmesin. Milletimiz yapılmak isteneni anlamıştır ama Baykal anlamamıştır. Onun için Biri Bizi Gözetliyor tavrıyla, kendisine nezaket gösteren bir genel başkana, başbakana e kameraları yerleştirir, görüşmeyi öyle yaparız diyecek kadar devlet adamlığından uzak bir yaklaşım ortaya konulmuştur. Bu durumda ben devletin çalışma mekanizmaları noktasında neyi konuşayım? MGK açıklamasının birinci maddesi sürece ilişkin ama detay yok. Demokratik açılım sürecimiz bizim terörle mücadelemizi hiçbir zaman ertelemez. Terörle mücadele kararlılığımız aynı şekilde devam edecektir. Milli birlik süresince, demokratik açılıma ilişkin süreç de kararlılıkla devam edecektir. Bu devletin projesi ama muhatabı da millettir. Iraka son seyahatimizde bazı görüşmeler oldu. Irakın kuzeyine Sayın Davutoğlu ve Zafer Beyin riyasetinde işadamlarını göndereceğiz, ekonomik ilişkileri görüşecekler, tabii siyasi ilişkiler de görüşülecek. Diplomatik bir ilişki Kuzeyle de başlatmış olacağız. Başbakan, Hak-İşin 34. kuruluş yıldönümü dolayısıyla düzenlenen Mesleki Eğitim Sertifika Töreninde de bu konuya değindi. Erdoğan, Yapılan şark kurnazlığıdır, kışkırtmadır, tahriktir. Ülkenin hissiyatına, hassasiyetlerine saygısızlıktır. Hem sürecin başarıya ulaşmasını istediklerini söylüyorlar, aynı zamanda Haburda, Diyarbakırda tam tersi bir tavır var. Bunlar samimi tavırlar değil. Bundan derhal vazgeçin. uyarısında bulundu. Soru: Lider kadronun durumu ne olacak? Erdoğan: Bütün olay silahın bırakılmasında. Silah bırakılmadıktan sonra söylenecek bir şey yok. Soru: Lider kadrosunun üçüncü ülkelere gönderilmesi... Erdoğan: Olabilir. Olabilir. Bu bir yerde onları ilgilendirir. Şu anda zaten üçüncü bir ülkedeler. ZAMAN
Samanyolu Haber
Son Dakika
23.10.2009
ErdoğanBusonşansyoksaErdoğan Bu son şans yoksa
Airbus 25 bin uçak satacak
Samanyolu Haber
18.09.2009
14:33
Airbusa göre 2028 yılına kadar 3.1 trilyon dolar değerinde 25 bin uçak alıcı bulacak

Airbus şirketi, önümüzdeki yıllar içinde daha büyük ve eko-verimli uçaklara ihtiyacın artacağını bildirdi. Airbusın en son yaptığı Küresel Pazar Tahminine göre; 2009dan 2028 yılına kadar 3.1 trilyon dolar değerinde 25 bin uçağın alıcılara ulaşacağı öngörüldü. Şirket tahmininde; gelişen ekonomiler, havayolları uçuş ağları, low cost havayolları ve mega şehirlerin çoğalmasının yanı sıra trafikteki artış, eski daha az verimli uçakların yenilenmesi gibi nedenlerin yeni uçaklara olan talebi artıracağına dikkat çekti. Uçak yoğunluğunu azaltmak, hali hazırda var olan rotalarda büyümeyi desteklemek ve daha az uçakla daha çok yolcu taşımak amacıyla her kategoride daha büyük uçaklara ihtiyaç duyulacağına dikkat çeken Airbus, 2009da kilometrede yolcu başına kar oranının yüzde iki düşmesi, 2010da ise yüzde 4.6 artmasının beklendiğini açıkladı. Önümüzdeki 20 sene içerisinde kilometrede yolcu başına kar oranları sektörün dönemsel etkilerine direnecek ve her yıl yüzde 4.7 artış gösterecek ya da önümüzdeki 15 yıl içerisinde iki katına çıkacağını belirten Airbus, tahmin detayını şu şekilde verdi: Bu da 2.9 trilyon dolar değerinde 24 bin 100 adet uçağa ihtiyaç duyulacağını gösteriyor. On bin civarında eski uçağın yenileri ile değiştirilmesi ile dünya üzerindeki 100 ya da daha fazla koltuklu uçakların bugün 14 bin olan sayısının da iki katına çıkması bekleniyor. Hava kargo tonajının ise yılda kilometre başına 5.2 oranında artacak. Filo yenilenmesi ile birlikte 3 bin 440 yeni kargo uçağına ihtiyaç duyulacağı bunların 850den fazlasının 210 milyar dolar değerinde yeni uçaklardan oluşacağı geri kalanın ise yolcu uçaklarının dönüştürülmesiyle elde edilecek. HAVA TAŞIMACILIĞI DÜNYA EKONOMİSİNİN TEMEL UNSURLARINDAN BİRİSİ Airbus COOsu John Leahy, hava taşımacılığının büyüme endüstrisi ve dünya ekonomisinin de temel unsurlarından bir tanesi olduğuna vurgu yaparak, havacılığın dünyanın her yerinde bireylere de katkıda bulunduğuna işaret etti. John Leahy, Oxford Economics 20 yıl içerisinde hava taşımacılığının 8.5 milyon kişiye direkt iş sağlayacağını ve dünya GDPsine 1 trilyon dolar katkıda bulunacağını tahmin ediyor. Turizm ve indirekt faydaları ise çok daha fazla olacak. Yolcu uçaklarına en büyük talep Asya-Pasifik bölgesinde yer alan havayollarından ve gelişmekte olan ekonomik pazarlardan gelecek. Çin Halk Cumhuriyeti ve Hindistanı kapsayan bölge toplam talebin yüzde 31ini, Avrupa yüzde 25ini ve Kuzey Amerika yüzde 23ünü temsil ediyor. Yerel uçuşlar açısından ise Hindistan (yüzde 10) ve Çin (yüzde 7.9) önümüzdeki 20 yıl içerisinde en hızlı büyümeyi gösterecek. Trafik hacmi açısından ise ABD en büyük hacme sahip olmaya devam edecek. dedi. Airbus değerlendirmesinde; hava trafiğindeki büyüme, uçuş sıklığındaki artış, maliyetlerin düşürülmesi, çevresel sorumluluklar ve havalimanlarındaki yoğunluğun havayollarını daha büyük uçaklara yatırım yapmaya (eğitim ve bakım maliyetleri azaltmak için aile konseptine sahip uçaklara) ve avantajlarından faydalanmaya yönelttiği vurgulandı. (CİHAN)
Samanyolu Haber
Son Dakika
18.09.2009
Airbus25binuçaksatacakAirbus 25 bin uçak satacak
Musul'dan 38 yaralı Ankara'ya gönderildi
Samanyolu Haber
09.08.2009
19:31
Irakın Musul kentinde bombalı saldırı sonucu yaralananlardan 38 kişi, tedavileri yapılmak üzere Ankaraya gönderildi.

Irakın Musul kentinin kuzeyinde Şii Türkmenlerin yoğun olarak yaşadığı Şerihan köyünde Cuma namazında meydana gelen bombalı saldırıda 41 kişinin hayatını kaybederken, 276 kişi de yaralanmıştı. Türkiye Başbakanlık Acil Durum Yönetimi Genel Müdürlüğü, yaralıların tedavilerinin Ankarada yapılması için Musula Türk Genelkurmay Başkanlığına ait bir ambulans uçak gönderdi. Musul Türkiye Başkonsolosu ve yeni Kahire Büyükelçisi Hüseyin Avni Botsalı, Musul Valisi Atheel Nojaifinin gözetim ve koordinasyonunda Musul Havaalanına ambulanslarla getirtilen yaralılar, buradan ambulans uçağa bindirildi. Uçakla 38 yaralı, 20 refakatçi, 2 doktor, 2 hastabakıcı olmak üzere yaklaşık 62 kişi Türkiyeye doğru yola çıktı. Patlamada ailesinden birden fazla ferdi kaybetmiş ve yaralıları Türkiyeye götürülen 20 refakatçinin ise Musul Başkonsolosluğunun yardımıyla karayoluyla Türkiyeye gönderileceği öğrenildi. Ayrıca, patlamanın gerçekleştiği köy halkına dağıtılmak üzere Kızılay tarafından hazırlanan 200 koliden oluşan kuru gıda ve yardım malzemesi de Musul Başkonsolosluğu aracılığıyla bölgeye gönderilerek ihtiyaç sahiplerine dağıtılacak. SALDIRILARIN FAİLLERİ İLAHİ ADALET ÖNÜNDE HESAP VERECEK Yaralıların tahliyesi nedeniyle havaalanında gazetecilerin sorularına cevap veren Türkiye Musul Başkonsolosu ve ayrıca yeni Kahire Büyükelçisi Hüseyin Avni Botsalı, son dönemde Irakta sivil yerleşim birimlerini ve toplulukları hedef alan terörist bombalama ve intihar saldırılarındaki artışa dikkat çekti. Büyükelçi Botsalı, Beşeriyet, medeniyet, hiçbir din veya mezhep, hangi siyasi mülahazayla olursa olsun masum sivillere karşı gerçekleştirilen bu neviden barbarca saldırıları hoş görmez. Tarih bu eylemleri kaydediyor. İnsanlık dışı yıkımlara ve ızdıraba yol açan bu saldırıların failleri bir gün ilahi adalet önünde hesap verecek. dedi. İNSANİ YARDIMLAR BÖLGEDE İSTİKRARI SAĞLAMAYA YARDIMCI OLUYOR ABD Musul Geçici İmar Ekibi Başkanı Patrick Murphy ise, Türkiye Başkonsolosluğu ve Musul Valiliğinin işbirliğiyle gerçekleştirilen insani yardım operasyonunun bölgede istikrar sağlanması ve yerel toplumların ızdıraplarının dindirilmesi doğrultusunda yürütülen başarılı işbirliğinin yeni bir örneği olduğunu ve ABD yönetiminin bu tür çalışmaları desteklemekten onur duyduğunu söyledi. Murphy, Türkiyeye bu insani yardımlarından dolayı teşekkür etti. Musul Vali Yardımcısı Hakim Hasan Mahmud da, Türkiye Başkonsolosluğuna ve hükümetine teşekkür etti. Mahmud, Şerihan bölgesinde meydana gelen bombalı intihar saldırısında yaralanan vatandaşların Türkiyede tedavileri tamamlandıktan sonra ülkelerine geri döneceklerini ifade etti. (CİHAN)
Samanyolu Haber
Son Dakika
09.08.2009
Musuldan38yaralıAnkaraya/">AnkarayagönderildiAnkaraya-gönderildi/">Musuldan 38 yaralı Ankaraya gönderildi
Rusya'dan domuz gribi açıklaması
Samanyolu Haber
03.08.2009
23:48
Rusya Halk Sağlığı Dairesi Başkanı Gennadi Onişenko, domuz gribi olarak bilinen A/H1N1 virüsünün ülkeye yurtdışı tatil bölgelerinden geldiğini söyledi.

Basına bir açıklamada bulunan Onişenko, son bir haftada Rusyada domuz gribi vakasının üç misli arttığına dikkat çekerek, Bugün Rusyada domuz gribiyle ilgili resmi vaka sayısı 55e ulaştı. Bu sayı artabilir. dedi. Rusların yurtdışı tatili sırasında domuz gribine yakalandıklarını kaydeden Onişenko, Türkiyeyi de virüsün bulaşabilme ihtimali olan ülkeler arasında gösterdi. Rus sağlık yetkilisi, Hastalarımızın çoğu İngilterede virüsü kapmış. İkinci sırada İspanya, üçüncü sırada Türkiye ve daha sonra Bulgaristan geliyor. Rusların tatil yapmayı sevdiği yurtdışı ülkelerinin hepsinde fiiliyatta domuz gribi vakası tespit edilmiş bulunuyor. Bu ülkelerde tatil yapan vatandaşlarımız virüse yakalanmaya devam ediyor. diye konuştu. Havalimanı hijyenik kontrolleri göstermelik Ayrıca Rus İzvestia gazetesi, ülkeye domuz gribi virüsünün sokulmaması için Rusyanın havaalanlarında uygulanan hijyenik kontrol makinalarının hiçbir işe yaramadığını iddia ederek, göstermelik sözlerini kullandı. Gazetenin muhabiri Yelena Loriya bu konuda Türkiyede yapılan uygulamayı örnek gösterdi. Muhabir, Örneğin İstanbul Havaalanında yolcular alışık olmayan manzara ile karşılaşıyor. Sağlık kabinleri ve her yerde Domuz gribi yazılı özel giysili görevliler bulunuyor. Uçağa binmeden önce yolcular Sağlık deklarasyonu belgesini dolduruyor. Burada ise yolcuların son 10 gün içinde hangi ülkelerde bulunduklarıyla ilgili bilgi vermeleri lazım. Yolculara, görevliler Öksürük ve nezleniz var mı? Ateşiniz yüksek mi? diye soruyor. Bu manzara ile Londra ve Washingtonda karşılaşırsınız. Ama Moskovada karşılaşamazsınız. dedi. Muhabir İspanyadan Moskovaya gelen bir uçakta kötü öksüren bir Rus bayanın nasıl uçağa bindiğini ve Moskova Domodedovo havaalanında sessizce herkesin gözü önünde uçaktan inerek, kaybolduğuna bir türlü anlam veremediğini kaydetti. İzvestia, konuyla ilgili İspanyol ve Rus havaalanı yetkililerini eleştirdi. (CİHAN)
Samanyolu Haber
Son Dakika
03.08.2009
RusyadandomuzgribiaçıklamasıRusyadan domuz gribi açıklaması
Tüzmen, dalgıçlıktan pilotluğa geçti
Samanyolu Haber
01.07.2009
14:38
Devlet Bakanlığı görevini yürütürken dalgıçlığı ile dikkati çeken Kürşad Tüzmen, artık Türk Hava Kurumundan (THK) uçuş eğitimi alıyor.

Sivil pilot eğitimini sürdüren Devlet Eski Bakanı Kürşad Tüzmen, uçuş eğitimi sırasında basın mensupları ile biraraya geldi. Tüzmen, basın mensuplarına eğitimi ile ilgili bilgi verirken, THKnun çok güzel hizmetler verdiğini ve Türkiyeye pilotlar yetiştirdiğini kaydetti. Uçuş eğitimine başlayalı 2 ay olduğunu ancak, bu eğitime geç kaldığı için hayıflandığını belirten Tüzmen, uçmanın son derece güzel bir duygu olduğunu ve bütün sıkıntıların yerde bırakıldığını ifade etti. Tüzmen, Bugün Türkiyede yerde biraz toz toprak fazla, bakıyorsunuz ortalık toz duman. Yukarı çıktığınızda her şey çok daha güzel dedi. Dalmak mı güzel, uçmak mı sorusu üzerine Tüzmen, dalmanın da uçmanın da güzel olduğunu belirterek, her birinin kendine göre prensipleri bulunduğunu söyledi. -SİYASİLERE TAVSİYE- Eğitim sırasında kendisine çok güzel şeyler öğretildiğini ifade eden Tüzmen, rahat bir uçuş için, özellikle de jet pilotluğunda, kalktıktan sonra piste bakılmadığını söyledi ve şöyle devam etti: Biz de dış ticarette koşarken arkaya bakmadık. Burada da aynı şekilde arkaya bakmayacaksınız. Sonra güzel deyişler var. Mesela (pist garanti, gaz rölanti). Demek ki önce pisti garantiye alacaksınız, hiçbir zaman yer beyaz, gök beyaz konumuna gelmeyeceksiniz. Bütün siyasilerimize, milletvekillerimize ve herkese tavsiye ediyorum. Bence herkes, uçuş prensiplerini hayatında uygulamalı. Önce uçuş planınız olacak ve bu check listi takip edeceksiniz. Liderin, siyasetçinin de bir check listi olması lazım. Kurallara dikkat edeceksiniz, uçağa bir hanımefendi gibi davranacaksınız. Levyeyi yumuşak tutacaksınız, öyle çok sert değil. Yapacağınız hareketler yumuşak ve zarif olmalı, centilmence davranmak lazım. Tüzmen, uçuş tarihinin kanla yazılmış bir tarih olması nedeniyle, küçük bir hatanın büyük bedelleri olacağını da ifade etti. THKdaki eğitim ekibinin son derece birikimli olduğunu belirterek, Ben çok şeyler öğrendim. Bu eğitimin çok daha önce alınması lazım. Bütün gençlerimize, herkese tavsiye ederim. Türk Kuşu son derece kaliteli bir eğitim veriyor, harikalar yaratıyorlar dedi. Tüzmen, Korkmadınız mı? sorusuna, Yok korkmuyorum, hocalarım sağolsun son derece deneyimli, bana büyük rahatlık sağlıyorlar yanıtını verdi. Lövyeyi elinize aldığınızda heyecanlandınız mı? sorusu üzerine de Tüzmen, uçmanın çok güzel bir duygu olduğunu ifade ederek, Olayları arkada bırakmak, olaylara yukarıdan bakabilmek son derece güzel. Ayağı yere basmayanın burada işi yok. Dalışta da aynı, planladığınızı dalarsınız, burada teker teker kurallara uyacaksınız. En ufak bir atlama büyük bedeller ödetiyor diye konuştu. -TÜRKİYE, YUKARIDAN GÜZEL GÖRÜNÜYOR- Tüzmen, Türkiye yukarıdan nasıl görünüyor? sorusu üzerine de, Türkiyenin yukarıdan çok daha güzel göründüğünü söyledi ve şöyle devam etti: Türkiye, yeraltı, yerüstü kaynakları olan, insan kaynağı olan, komşu ve çevre ülkelerle yaptığı çalışmaları sonucunda, dış ticaret açılımları, müteahhitlik çalışmaları sonucunda, son derece güçlü. Her tarafta bir çalışma var, alt yapı çalışması var, üst yapı çalışması var. Aşağı indiğinizde biraz toz duman oluyor tabi. Bence ara sıra yukarı çıkmakta fayda var. Türk Kuşunun hizmet sektöründe ihracat yaptığını belirten Tüzmen, Türk Kuşu hizmet sektöründe önemli bir ihracat kapısı açmış durumda. Önemli bir döviz kapısı, desteklenmesi lazım. Elimizden geleni hep beraber yapacağız dedi. Türkiyenin kendi uçağını yapabilecek güçte olduğunu da ifade eden Tüzmen, havacılık ve uzay teknolojisine ağırlık verilmesi gerektiğini söyledi. Tüzmen, bir gazetecinin göklere çıkınca havalanıyor musunuz? sorusu üzerine de İnsanlara gözlerinizle bakacaksınız, burun deliklerinizi kullanmayacaksınız gözleriniz yerine. Havalanacaksınız ama ayaklarınız yerde olacak. Bizim biliyorsunuz karakter değişmiyor havada yanıtını verdi. Kürşad Tüzmen, bir başka soru üzerine de henüz eğitime devam ettiğini, uçuş lisansını almadığını ve daha 40 fırın ekmek yemesi gerektiğini sözlerine ekledi. -TÜZMEN, T-67 İLE UÇTU- Gazetecilerin Tüzmenin uçuş hocası Cavidan Kırana Tüzmen, nasıl bir öğrenci? sorusunu yöneltmeleri üzerine, Kıran, Tüzmenin iyi bir öğrenci olduğunu söyledi. Türkkuşu Genel Müdürü Necdet Şendil de Tüzmenin konumuna rağmen ciddi şekilde derslere giren bir öğrenci olduğunu kaydetti. Bakan Tüzmen, daha sonra uçuşa başlamadan tüm kontrolleri yaptı ve ardından T-67 uçağı ile havalandı ve kısa bir uçuş gerçekleştirdi. U
Samanyolu Haber
Son Dakika
01.07.2009
TüzmendalgıçlıktanpilotluğageçtiTüzmen dalgıçlıktan pilotluğa geçti
Bu uçağa binenler dikkat!
İnternet Haber
05.06.2009
10:18
Bu uçağa binenler dikkat!
Sağlık Bakanlığı iki kişide daha domuz gribi görüldüğünü açıkladı. Aynı uçağa binenlere 112 arayın çağrısında bulundu
İnternet Haber
Son Dakika
05.06.2009
BuuçağabinenlerdikkatBu uçağa binenler dikkat
THY pilotları, uçağa akrobasi yaptırdı
Samanyolu Haber
12.05.2009
11:37
Türk Hava Yolları (THY) pilotları, Adana-İstanbul arasında seyahat eden yolculara heyecan ve korkulu dakikalar yaşattı.

Adana pistinden akrobasi yaparak havalanan pilotlar, İstanbula da sert şekilde inince yürekler ağızlara geldi.

Alınan bilgiye göre olay, THYnin Adana ile İstanbul arasında sefer düzenleyen TK 463 sefer sayılı Boeing 737-800 tipi uçağında dün yaşandı. THY pilotları, 150 kadar yolcuyu aldıktan sonra saat 12.20de Adanadan havalanmak için taksi yolunda ilerlemeye başladı. Pist başına gelince hiç beklemeden motorlarına gaz verilen uçak hızlandı. Pilotlar, uçağı arka tekerleri üzerine kaldırıp ön teker havada 2 bin 750 metrelik pistin bitimine az bir mesafe kalıncaya kadar bu şekilde ilerledi. Yolculara Acaba uçak kalkamayacak mı? paniği yaşatan pilotlar pist sonuna gelince ancak havalanabildi. THY uçağının saat 13.40da İstanbul Atatürk Havalimanına inişi de akrobatik oldu. Hızlı ve dengesiz şekilde alçalıp piste yaklaşan uçak tekerleklerini sert şekilde beton zemine çarptı. Lastiklerin esneme nedeniyle birkaç kez zıplayan uçak daha sonra piste tutunarak, durabildi.

Finlandiyada rehberlik yapan Adanalı Hasan Bulut isimli yolcu, yolculuk sırasında ölüp ölüp dirildiklerini belirterek, pilotlardan şikayetçi oldu. Eşi Rııkkatulia Jaruinen ile Türkiyede tatil yapan gurbetçi, uçakta yabancı turistlerin de bulunduğu hepsinin pilotları eleştirdiğini ifade etti.

Bulut, Şakirpaşa Havalimanından kalkış bir felaketti. Pilotlar uçağa sanki akrobasi yaptırdı. Ön teker havadayken arkada tekerleri üzerinde neredeyse pist sonuna kadar öylece gitti. Yıllardır uçan birisiyim ama hepimiz başımıza bir şey gelecek diye panikledik. İniş de farklı değildi. Sanki yere bilerek çarptık. İçimiz dışımıza çıktı. Uçağı acemi biri kullandırıyor gibiydi. Pilotlar eğitim almıyor mu, denetlenmiyor mu Allah aşkına. Türk olarak turistlerin yanında utandım. THYye yakışmıyor. siteminde bulundu. Finlandiyalı Rııkkatulia Jaruinen de, ilk defa kötü bir uçak yolculuğu yaptığını ve asla unutmayacağını dile getirdi.

Bu arada Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü emniyetli uçuşa azami dikkat etmeleri konusunda havayolu şirketlerine zaman zaman uyarılar yapıp denetlemelerde bulunuyor.

(CİHAN)
Samanyolu Haber
Son Dakika
12.05.2009
THY/">THYpilotlarıuçağaakrobasiyaptırdıTHY-pilotları-uçağa-akrobasi-yaptırdı--/">THY pilotları uçağa akrobasi yaptırdı
Bu ülkenin geleceği çok parlak - Foto
Samanyolu Haber
10.05.2009
12:17
Dünyaya dikkat edecek olan nesilleri yetiştiren bir yapılanma duruyor karşımızda... İşte Tanrı Dağlarında yeşeren ümitler...

FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYIN

Karakolda üşüdükten sonra Oş eyaletinde kemiklerimiz ısınıyor biraz. Oş Kırgızistan’ın tarım bölgesi. Sebze ve meyve adına birçok ürün burada yetişiyor, ülkeye buradan dağılıyor. Su problemi yok. Genel anlamda Kırgızistan’ın su problemi yok zaten. Tepelerin ve şimdilik boza çevrilmemiş yemyeşil kırların bu anlamda neden ağaçsız olduğunu anlamak bizim için zor. Ancak otlanan hayvanları görünce hak vermiyor değilsiniz bu duruma. Bişkek’ten Oş’a karayolu ile gitmek isterdik. Vaktimizin darlığından dolayı uçağı tercih ettik. Bu da bizim için iyi bir tecrübe oldu doğrusu. Başka ne zaman bol gürültülü, lcd monitörlerle ve hoparlörlerle modifiyelenmiş, pervaneli bir uçağa binebilir ve karlarla kaplı dağların üzerinden geçebilirdik ki?

Pırıl pırıl bir sabah karşılıyor bizleri Oş’ta. Bahar yağmurlarının sonrasında her yer aydınlık. Hasretle beklenenler( biz değil tabiî ki, en azından ben değil) Ali Aslan bey Oş erkek lisesinin ilk müdürü. Yanında Mersinli işadamları da var. Burada hem erkek hem de kız liseleri mevcut. Ayrıca bir de yüksek öğrenim yurdu hizmet veriyor. Hemen her eyalette devlet üniversiteleri kurulmuş. Eğitim düzeyi bir hayli yüksek. Yolculuklardan arta kalan zamanda çekimlerimizi de gerçekleştiriyoruz. Bu konuda Yönetmenimiz Emine Ulu hanımefendi ve Kameraman arkadaşımız Said Küçükşahin’in ile beraber bir hayli yoruluyoruz. Ancak gerek röportajlarda söylenenler gerekse çektiğimiz güzelliklerden sonra yorgunluktan eser kalmıyor. Son gün artık bacaklarımız vücutlarımızı çekmekte zorlansa da durum bu… Yurtsever, Mehmet Ali ve Ahmet beyleri burada sevgi ve muhabbetle hatırlıyoruz.

Narın’dan daha öncede bahsetmiştim. Hani dağların arasında enteresan bir yerleşim bölgesi. Türkiye için bir kasaba büyüklüğünde. Hem İpek yolu duraklarından birisi hem de Çin sınırında... Stratejik bir önemi var yani. Ve burada bir devlet üniversitesi bulunuyor. Çok zeki oldukları ve Kırgızistan’ın idari kadrosunda önemli görevler aldıkları dile getiriliyor. Bu yüzden de burada açılan Türk okulunun önemi büyük. Gittiğimiz pek çok bölgede bu okuldan mezun olan arkadaşlarla tanışıyoruz. Şimdilerde eğitim, bürokrasi ve ticari alanda Kırgızistan’a hizmet ediyorlar. Ne zaman misafir gelse güneş açıyor dedi bizlere okul müdürü Halil Koç beyefendi. Gece boyunca yağan kar sonrasında hakikaten pırıl pırıl bir güneş vardı gökyüzünde. Karla beraber yandık biraz. Yükseklik yaklaşık 4 bin metre. Sağolsun Halil Bey ve diğer öğretmen arkadaşlar bir hayli yardımcı oldular bize.

Ve gelelim Bişkek’e yani ülkenin başkentine. Çevre eyaletlerden gerek ekonomik gerekse hayat kültürü açısından farklı bir görünümü var. Hayat kültürü biraz daha batıya dönük… Ülkenin resmi suratı da diyebiliriz Bişkek için. Ülke ekonomisinin nabzı burada atıyor aynı zamanda. Sebat eğitim kurumlarının merkezi Bişkek’te. Ayrıca Atatürk Aladağ Üniversitesi de… Üniversite Kırgızistan’ın en çok tercih edilen üniversitesi konumunda... Ayrıca Cengiz Aytmatov Erkek Lisesi, Ayçörek Kız Lisesi, Silk Road uluslar arası lise, bir dil merkezi ve yüksek öğrenim yurtları da Bişkek’te Türkiye’nin gururu olarak faaliyet gösteriyor. Aladağ Üniversitesi yeni binalarını da devreye sokuyor. Bu ay içerisinde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün de katılacağı bir törenle yeni bir binanın açılışı gerçekleştirilecek.

İşadamlarımız da bölgede aktif rol oynuyorlar. Kırgız Türk işadamları derneği ile hem Türkiye’den yatırımcılara rehberlik ediyorlar hem de Kırgızistan’a ekonomik anlamda katkıda bulunuyor ve istihdam oluşturuyorlar. Onların Ata topraklarında bulunması eğitime adanmış gönülleri de biraz olsun rahatlatıyor. Ayrıca Vefa Center da Bişkek’teki en büyük alışveriş merkezi konumunda.

Kırgızistan yeni döneme ekonomisi ve bölgedeki etkinliği ile yavaş yavaş büyüyerek hazırlanıyor. Yeni nesil Kırgız işadamları uluslar arası tecrübelerini konuşturmaya ve Kırgızistan’ın dünyaya açılan pencereleri olmaya başlamışlar bile. Bu konuda eğitime adanmış gönüllerin katkısı bir hayli fazla...

Aslında sözü efsanevi Kırgız yazar Cengiz Aytmatov’a bıraksak yeridir şimdi…

Ben turnalarla beraber uçmaktayım.

Karanlık bir gecede yıldızlara eşlik edercesine…

Ya da nehirlerin üzerinde…

Şehirler kanatlarımın altında şimdi…

Uçarken de ağlıyor ve insanlardan talep ediyorum

Dikkat ediniz dünyaya, insanlığa…


İşte dünyaya dikkat edecek o
Samanyolu Haber
Son Dakika
10.05.2009
Buülkeningeleceğiçokparlak-FotoBu ülkenin geleceği çok parlak - Foto
Uçak, havada asılı kalıp düşmüş gibi
Samanyolu Haber
27.02.2009
09:28
Hollanda Havataşımacılığı Federasyonunun eski başkanlarından emekli pilot Benno Baksteen: Boeing, havada durup yere düşmüş gibi görünüyor.

Baksteen, Amsterdamda düşen Boeing 737-800ün enkazını inceleyen bilirkişilerden biri. Kazayla ilgili dikkate değer şeyler söylüyor.

Baksteene göre Boeing, havada durup yere düşmüş gibi görünüyor. Aerodinamik kanunlarına göre yukarıya doğru baskı yapan hava, bir asansör gibi uçağı havaya kaldırıyor. Bu durum özellikle uçağın yere yakın olduğu; manevrasını düzeltmek için gereken zamanın olmadığı durumlarda ölümcül şekilde sonuçlanabiliyor.

Yakıtın bitmiş olduğu yönündeki iddialara ise temkinli yaklaşıyor: Uçakta, acil durumda, rota dışındaki bir başka alana inmesini sağlayacak şekilde, ihtiyaçtan fazla yakıt vardır. Kaptan bundan emin olmadan yola çıkmaz. Teknik sebeplerden dolayı uçağa az yakıt koyulmuş olsaydı, kaptan bunu uçuş esnasında fark eder ve hemen en yakın limana inerdi.

Pilotun yanlış hesaplamayla piste kısa kalmış olabileceğine de ihtimal vermiyor: Uçak eğer pistin sadece 100 metre önüne bir yere inseydi bu ihtimal güçlenirdi. Ancak uçak pisti çok uzak. Baksteen, 2002 model olması ve son teknoloji barındırması sebebiyle, uçakla ilgili bir sorun olması ihtimaline de şans vermiyor.

Almanya ve Hollanda, aleyhimize yayın yapıyor

Hollandada 9 kişinin hayatını kaybettiği uçak kazasıyla ilgili iddialara Sivil Havacılık Genel Müdürü Ali Arıduru, sert cevap verdi. Uçağın yakıtı bittiği için piste ulaşamadığı iddialarına saçmalık diyerek tepki gösteren Arıduru, uçuş planlarının en kötü ihtimal düşünülerek yapıldığına dikkat çekti. Arıdurunun üzerinde durduğu bir başka husus, Almanya ve Hollanda basınının kazayı Türkiyenin aleyhine kullanması oldu. Türkiyeye yönelik adeta karalama kampanyası başlatıldığını ifade eden Arıduru, Almanya ve Hollanda televizyonlarında Türkiyenin sivil havacılığının plansız büyüdüğü, uçaklarının bakımsız olduğu, denetimlerinin yapılmadığı yönünde asılsız haberlerin yer aldığını kaydetti. Bunların arkasında ticari kaygının yattığına dikkat çeken Arıduru, Türkiye, ticari nedenlerle karalanıyor. açıklamasında bulundu.

BU GÖRÜNTÜLER BAŞKA YERDE YOK - TIKLAYIN

İŞTE PİLOTLAR VE KABİN EKİBİ - FOTOGALERİ

DÜŞEN UÇAKTAN ŞOK GÖRÜNTÜLER

UÇAK KAZASINDA DEHŞET GÖRÜNTÜ

İŞTE DÜŞEN UÇAK - İLK KARELER

YOLCULARIN SON GÖRÜNTÜLERİ - İZLE

Samanyolu Haber
Son Dakika
27.02.2009
Uçak/">UçakhavadaasılıkalıpdüşmüşgibiUçak-havada-asılı-kalıp-düşmüş-gibi/">Uçak havada asılı kalıp düşmüş gibi
Müslüman yolcular uçaktan indirildi
Samanyolu Haber
02.01.2009
18:36
ABDde, Müslümanlara karşı 11 Eylül saldırılarından sonra artan önyargının önüne geçilemiyor.

Salı günü yanlış anlaşılmadan kaynaklanan 6 yetişkin üçü ise çocuk toplam 9 Müslüman yolcu bindikleri uçaktan geri indirildi. Federal Soruşturma Bürosunun (FBI) yaptığı soruşturma sonucunda uçaktan indirilen Müslüman ailelerin kendi aralarında yaptığı konuşmanın diğer yolcular tarafından yanlış anlaşıldığını ortaya çıkardı.

AirTran adlı havayolu şirketi ile Orlandodan Washingtona uçmak isteyen Müslüman aile kendi aralarında hangi koltuğun daha güvenli olacağı yönündeki diyalogları uçakta bulunan diğer yolcuların şikâyetine yol açtı. Bunun üzerine uçaktan indirilen Müslüman aile, daha sonra FBI ajanlarının yaptığı inceleme sonunda yanlış anlaşılmadan kaynaklanan şikayet olduğunu tespit etti. Uçaktan indirilen 9 Müslümandan ikisinin ABD doğumlu ve bu ülkenin vatandaşı oldukları belirlenirken olay mağdurlarından Atıf İrfan, havayolu şirketinin kendilerine karşı kötü tutumundan şikayetçi oldu. FBI ajanları için ise İrfan, profesyonellikleri beni etkiledi diye konuştu.

ABD basınına yansıyan olay üzerine kendisini savunan havayolu şirketi, Biz sadece İç Güvenlik Bakanlığının talimatlarını yerine getirdik dedi. Havayolu şirketinin kendilerine karşı olumsuz tutumundan dert yanan olayın diğer mağduru İnayet Şahin, Ancak, FBI ajanları ismimizin temizlenmesini sağladı diye konuştu. FBI ajanlarının kendilerinin uçağa tekrar alınması için AirTran şirketi yetkilileri ile konuştuğuna dikkat çeken Şahin, Ancak firma yetkilileri bunu kabul etmeye yanaşmadılar dedi. Uçağa bindiklerinde kendi koltuklarını aradıkları sırada aralarında uçaktaki en güvenli koltuk nerede şeklinde diyalog geçtiğini aktaran Şahin, Bizim bu sözlerimiz uçak içinde en güvenli yerin kanat üstü, motor, arka ya da ön sıralarda bir yerde olabileceğiydi. Şüphe uyandıracak bir sözümüz olmadı diye yakındı.

Bu diyalogdan kısa bir süre sonra uçak içine gelen FBI ajanları İrfan ve eşinden uçaktan inmelerini istedi. Bunun üzerine ailenin diğer fertleri de uçaktan çıkarılırken, aynı uçakta İrfan ailesi ile yolculuk eden arkadaşları Abdul Azizde dışarı çıktı. Şüpheli oldukları şikayet edilen kimselerin indirilmesinin ardından uçakta bulunan 95 yolcu da dışarı çıkarılarak bagajlarıyla birlikte tekrar güvenlikten geçirildi.

FBI yaptığı soruşturma sonunda Atıf İrfan, eşi ile kardeşi ve ailesinin Orlandoya konferans için geldikleri ve bu şehirde buluştuklarını kayıt etti. AirTran havayolu şirketinin kendilerini dışladıklarına dikkat çeken İrfan, Havayolu şirketi bize açıkça, bizle uçamazsınız dedi diye konuştu. Uçak içinde kendi aralarında geçen diyalogda, terör, bomba, patlama gibi hiçbir kelimenin zikredilmediğini aktaran İrfan, yapılan bu muamelenden sonra ailesinin bir özür hak ettiğini kaydetti. Kendisinin avukat olduğunu aktaran İrfan şöyle devam etti; Bu işten para kazanma gibi bir derdim yok. Hukuk sistemini gayet iyi bilirim. Benim istediğim birileri gelip, size karşı uyguladığımız ikinci sınıf vatandaş muamelesinden dolayı özür dileriz sözleridir.

Abdul Azizde yapılan soruşturmadan sonra, olayı insan hakları derneklerine taşıyacağını dile getirdi. İki Müslümanın kendi aralarında konuşmasının otomatik olarak hep birilerinde şüphe uyandırmasından duyduğu rahatsızlığı nakleden Aziz, Bu tam bir paranoya! Yapılan muamele bir suç ve tam da sivil hak savunan derneklerin ilgilenmesi gereken konu dedi.

Yapılan soruşturma sonunda 9 Müslüman yolcu tekrar indirildikleri uçağa bindirildi.

(CİHAN)
Samanyolu Haber
Son Dakika
02.01.2009
MüslümanyolcularuçaktanindirildiMüslüman yolcular uçaktan indirildi
6 milyon yolcu uçakla son beş yılda tanıştı
Star
03.06.2008
04:29
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, havacılık sektörünün son dönemde ulaştığı seviyeyi gözler önüne serdi. Yıldırım, sektörün 4 yılda % 100 büyüdüğüne, bu büyümeye paralel son beş yılda 6 milyon vatandaşın ilk defa uçağa bindiğine dikkat çekti
Star
Ekonomi
03.06.2008
6milyonyolcuuçaklasonbeşyıldatanıştı6 milyon yolcu uçakla son beş yılda tanıştı
Toplam "51" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti