Habergec.Com Aranan Kelimeler:bunun adı operasyon Değerlendirme: 10 / 10 772167
habergec.com
01.10.2014 Çarşamba
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

bunun adı operasyon

Ali Bulaç - IŞİD bahanesiyle bölgenin işgali!
Zaman
25.09.2014
03:29
ABD, oluşturduğu koalisyon eşliğinde Irak’tan sonra Suriye’de de IŞİD’e karşı askeri operasyon başlattı.“Koalisyon” derken iki halkayı düşünmek lazım: Biri, çekirdek ülke ABD -ve elbette nedimesi İngiltere ile her seferinde bir şekilde ilk halkaya giren Fransa, sonra İtalya vd.-; ikincisi Suudi Arabistan, Ürdün, Bahreyn ve BAE’den oluşan bölge ülkeleri. İkinci halkayı finansman, lojistik destek, kamu diplomasisi, halkla ilişkiler çerçevesinde yardımcı elemanlar hükmünde; inisiyatif tamamiyle ABD’nin patronaj olduğu Batı’da.Dikkat çekici husus şu ki, ABD sadece IŞİD’in hâkimiyet kurduğu yerleri (karargâhlar, eğitim kampları, komuta merkezleri, cephanelikler, kontrol noktaları, finans merkezleri, konvoylar) vurmuyor, hedefleri arasına Nusra Cephesi’ni ve Horasan örgütünü de katmış bulunuyor. Tabii yine siviller de öldürülüyor.Bu olayda en zor durumda olan Türkiye! Tam bu sırada rehinelerin kurtarılmış olması hükümeti operasyon konusunda net tutum almaya mecbur ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarım ağızla “üzerimize düşeni yapacağız” diyor, desteğin “askeri, siyasi veya her şey” olabileceğini eklemeyi ihmal etmiyor. Hükümet sözcüsü de Irak ve Suriye’yi içine alan geniş kapsamlı bir tezkereyi 2 Ekim’de Meclis’e getireceklerini söylüyor. ABD ise müttefiki Türkiye’den pek emin değil. Dışişleri Bakanı John Kerry “Rehineler serbest bırakıldı. Bundan sonra ispat ifadelerle değil, eylemlerle olacak.” derken, Pentagon sözcüsü Tuğamiral John Kirby daha açık konuşuyor: “Sırf coğrafya sebebiyle bile Türkiye, bu çabada ortaktır, ortak olacak ve ortak olmak zorundadır.” Türkiye’den istenen koalisyona aktif olarak katılması.IŞİD’e karşı düzenlenen operasyonun bölge halkları ve muteber teşkilatlar, akımlar, cemaatler nezdinde meşruiyeti tartışmalı. Dünya Müslüman Âlimler Birliği Başkanı Yusuf el Kardavi, IŞİD’in fikriyatını ve yöntemini reddetmekle beraber ABD’nin koalisyon oluşturup askeri operasyon yapmasına da karşı olduğunu açıkladı. Kardavi’nin görüşleri mutedil Sünni Arap dünyasında fetva değerinde kanaat ve tercihi ifade ediyor. Dahası hem Mısır, hem Suriye Müslüman Kardeşler teşkilatının sözcüleri ABD’nin IŞİD bahanesiyle bölgeye askeri müdahalede bulunmasına karşı olduklarını açıkladılar. İhvan’ın Mısır sözcüleri, İslam topraklarına yapılacak bir müdahalenin “Ortadoğu’yu bir kez daha bölme” girişimi olup yeni bir fitnenin kapısını açmak anlamına geldiğini söylüyor. İhvan’ın Suriye kolu da IŞİD’in “İslam’dan sapmış bir suç örgütü” olduğunu kabul etmekle beraber yapılan müdahalenin “Görünüşte adı terörle mücadele olan ama altında İslam ile savaş” olduğunu belirtiyor. İhvan sözcüsü haklı olarak “ABD, Batı ve ilgili taraflar işe karışmamalı, mutedil ve samimi insanları hedef almamak için terörün tanımını yapmalılar.” diyor ve şunları ekliyor: “Biz Suriye topraklarına uluslararası müdahaleyi kabul etmiyoruz. Suriye halkının tek başına ülkelerini özgürleştirmeye, radikallik ve terörün üstesinden gelmeye gücü var.”Kritik bir durumla karşı karşıya bulunuyoruz. Operasyonun salt IŞİD’e karşı olduğunu düşünmek büyük safdillik. Tuğamiral Kirby, bunun sadece askeri bir harekât olmayıp askeri bileşenleri olan geniş kapsamlı bölgesel, politik ve ekonomik bir yaklaşım olduğunu söylüyor.ABD ve Batı, kimini korkutarak, kimine ‘şantaj yaparak’, kimine de küçük çıkarlar vaat ederek bölge ülkelerini ve örgütlerini de yanına alıp Afganistan ve Irak’tan sonra Suriye’yi işgale ve bunun üzerinden bölgesel yeni düzenlemelere gidiyor. Türkiye de 2003’ün Mart ayına geri dönmüş bulunuyor. 1 Mart tezkeresi Türkiye’yi işgalcilerin safında bölgeye dâhil etmeyi hedefliyordu, hükümet pek hevesliydi ama kamuoyunun şiddetli tepkisi sonucu Meclis’ten tezkere geçmedi.Kimse IŞİD’in yaptıklarını onaylamıyor ama mesele IŞİD’den ibaret değil. Hükümet baskı altında ise de, kamuoyu 2 Ekim’de Meclis’e gelecek tezkereye karşı 2003 tepkisini göstermeli. Çözüm askeri işgalle veya dış güçlerin müdahalesiyle düzenleme yapmak değil, bölge ülkelerinin iç dinamiklerinin sağlıklı mecrada harekete geçmesinde yatmaktadır.
Zaman
En Çok Okunan
25.09.2014
AliBulaç-IŞİDbahanesiylebölgeninişgaliAli Bulaç - IŞİD bahanesiyle bölgenin işgali
Ali Bulaç - IŞİD bahanesiyle bölgenin işgali!
Zaman
25.09.2014
02:25
ABD, oluşturduğu koalisyon eşliğinde Irak’tan sonra Suriye’de de IŞİD’e karşı askeri operasyon başlattı.“Koalisyon” derken iki halkayı düşünmek lazım: Biri, çekirdek ülke ABD -ve elbette nedimesi İngiltere ile her seferinde bir şekilde ilk halkaya giren Fransa, sonra İtalya vd.-; ikincisi Suudi Arabistan, Ürdün, Bahreyn ve BAE’den oluşan bölge ülkeleri. İkinci halkayı finansman, lojistik destek, kamu diplomasisi, halkla ilişkiler çerçevesinde yardımcı elemanlar hükmünde; inisiyatif tamamiyle ABD’nin patronaj olduğu Batı’da.Dikkat çekici husus şu ki, ABD sadece IŞİD’in hâkimiyet kurduğu yerleri (karargâhlar, eğitim kampları, komuta merkezleri, cephanelikler, kontrol noktaları, finans merkezleri, konvoylar) vurmuyor, hedefleri arasına Nusra Cephesi’ni ve Horasan örgütünü de katmış bulunuyor. Tabii yine siviller de öldürülüyor.Bu olayda en zor durumda olan Türkiye! Tam bu sırada rehinelerin kurtarılmış olması hükümeti operasyon konusunda net tutum almaya mecbur ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarım ağızla “üzerimize düşeni yapacağız” diyor, desteğin “askeri, siyasi veya her şey” olabileceğini eklemeyi ihmal etmiyor. Hükümet sözcüsü de Irak ve Suriye’yi içine alan geniş kapsamlı bir tezkereyi 2 Ekim’de Meclis’e getireceklerini söylüyor. ABD ise müttefiki Türkiye’den pek emin değil. Dışişleri Bakanı John Kerry “Rehineler serbest bırakıldı. Bundan sonra ispat ifadelerle değil, eylemlerle olacak.” derken, Pentagon sözcüsü Tuğamiral John Kirby daha açık konuşuyor: “Sırf coğrafya sebebiyle bile Türkiye, bu çabada ortaktır, ortak olacak ve ortak olmak zorundadır.” Türkiye’den istenen koalisyona aktif olarak katılması.IŞİD’e karşı düzenlenen operasyonun bölge halkları ve muteber teşkilatlar, akımlar, cemaatler nezdinde meşruiyeti tartışmalı. Dünya Müslüman Âlimler Birliği Başkanı Yusuf el Kardavi, IŞİD’in fikriyatını ve yöntemini reddetmekle beraber ABD’nin koalisyon oluşturup askeri operasyon yapmasına da karşı olduğunu açıkladı. Kardavi’nin görüşleri mutedil Sünni Arap dünyasında fetva değerinde kanaat ve tercihi ifade ediyor. Dahası hem Mısır, hem Suriye Müslüman Kardeşler teşkilatının sözcüleri ABD’nin IŞİD bahanesiyle bölgeye askeri müdahalede bulunmasına karşı olduklarını açıkladılar. İhvan’ın Mısır sözcüleri, İslam topraklarına yapılacak bir müdahalenin “Ortadoğu’yu bir kez daha bölme” girişimi olup yeni bir fitnenin kapısını açmak anlamına geldiğini söylüyor. İhvan’ın Suriye kolu da IŞİD’in “İslam’dan sapmış bir suç örgütü” olduğunu kabul etmekle beraber yapılan müdahalenin “Görünüşte adı terörle mücadele olan ama altında İslam ile savaş” olduğunu belirtiyor. İhvan sözcüsü haklı olarak “ABD, Batı ve ilgili taraflar işe karışmamalı, mutedil ve samimi insanları hedef almamak için terörün tanımını yapmalılar.” diyor ve şunları ekliyor: “Biz Suriye topraklarına uluslararası müdahaleyi kabul etmiyoruz. Suriye halkının tek başına ülkelerini özgürleştirmeye, radikallik ve terörün üstesinden gelmeye gücü var.”Kritik bir durumla karşı karşıya bulunuyoruz. Operasyonun salt IŞİD’e karşı olduğunu düşünmek büyük safdillik. Tuğamiral Kirby, bunun sadece askeri bir harekât olmayıp askeri bileşenleri olan geniş kapsamlı bölgesel, politik ve ekonomik bir yaklaşım olduğunu söylüyor.ABD ve Batı, kimini korkutarak, kimine ‘şantaj yaparak’, kimine de küçük çıkarlar vaat ederek bölge ülkelerini ve örgütlerini de yanına alıp Afganistan ve Irak’tan sonra Suriye’yi işgale ve bunun üzerinden bölgesel yeni düzenlemelere gidiyor. Türkiye de 2003’ün Mart ayına geri dönmüş bulunuyor. 1 Mart tezkeresi Türkiye’yi işgalcilerin safında bölgeye dâhil etmeyi hedefliyordu, hükümet pek hevesliydi ama kamuoyunun şiddetli tepkisi sonucu Meclis’ten tezkere geçmedi.Kimse IŞİD’in yaptıklarını onaylamıyor ama mesele IŞİD’den ibaret değil. Hükümet baskı altında ise de, kamuoyu 2 Ekim’de Meclis’e gelecek tezkereye karşı 2003 tepkisini göstermeli. Çözüm askeri işgalle veya dış güçlerin müdahalesiyle düzenleme yapmak değil, bölge ülkelerinin iç dinamiklerinin sağlıklı mecrada harekete geçmesinde yatmaktadır.
Zaman
Ana Sayfa
25.09.2014
AliBulaç-IŞİDbahanesiylebölgeninişgaliAli Bulaç - IŞİD bahanesiyle bölgenin işgali
Ali Bulaç - IŞİD bahanesiyle bölgenin işgali!
Zaman
25.09.2014
02:15
ABD, oluşturduğu koalisyon eşliğinde Irak’tan sonra Suriye’de de IŞİD’e karşı askeri operasyon başlattı.“Koalisyon” derken iki halkayı düşünmek lazım: Biri, çekirdek ülke ABD -ve elbette nedimesi İngiltere ile her seferinde bir şekilde ilk halkaya giren Fransa, sonra İtalya vd.-; ikincisi Suudi Arabistan, Ürdün, Bahreyn ve BAE’den oluşan bölge ülkeleri. İkinci halkayı finansman, lojistik destek, kamu diplomasisi, halkla ilişkiler çerçevesinde yardımcı elemanlar hükmünde; inisiyatif tamamiyle ABD’nin patronaj olduğu Batı’da.Dikkat çekici husus şu ki, ABD sadece IŞİD’in hâkimiyet kurduğu yerleri (karargâhlar, eğitim kampları, komuta merkezleri, cephanelikler, kontrol noktaları, finans merkezleri, konvoylar) vurmuyor, hedefleri arasına Nusra Cephesi’ni ve Horasan örgütünü de katmış bulunuyor. Tabii yine siviller de öldürülüyor.Bu olayda en zor durumda olan Türkiye! Tam bu sırada rehinelerin kurtarılmış olması hükümeti operasyon konusunda net tutum almaya mecbur ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarım ağızla “üzerimize düşeni yapacağız” diyor, desteğin “askeri, siyasi veya her şey” olabileceğini eklemeyi ihmal etmiyor. Hükümet sözcüsü de Irak ve Suriye’yi içine alan geniş kapsamlı bir tezkereyi 2 Ekim’de Meclis’e getireceklerini söylüyor. ABD ise müttefiki Türkiye’den pek emin değil. Dışişleri Bakanı John Kerry “Rehineler serbest bırakıldı. Bundan sonra ispat ifadelerle değil, eylemlerle olacak.” derken, Pentagon sözcüsü Tuğamiral John Kirby daha açık konuşuyor: “Sırf coğrafya sebebiyle bile Türkiye, bu çabada ortaktır, ortak olacak ve ortak olmak zorundadır.” Türkiye’den istenen koalisyona aktif olarak katılması.IŞİD’e karşı düzenlenen operasyonun bölge halkları ve muteber teşkilatlar, akımlar, cemaatler nezdinde meşruiyeti tartışmalı. Dünya Müslüman Âlimler Birliği Başkanı Yusuf el Kardavi, IŞİD’in fikriyatını ve yöntemini reddetmekle beraber ABD’nin koalisyon oluşturup askeri operasyon yapmasına da karşı olduğunu açıkladı. Kardavi’nin görüşleri mutedil Sünni Arap dünyasında fetva değerinde kanaat ve tercihi ifade ediyor. Dahası hem Mısır, hem Suriye Müslüman Kardeşler teşkilatının sözcüleri ABD’nin IŞİD bahanesiyle bölgeye askeri müdahalede bulunmasına karşı olduklarını açıkladılar. İhvan’ın Mısır sözcüleri, İslam topraklarına yapılacak bir müdahalenin “Ortadoğu’yu bir kez daha bölme” girişimi olup yeni bir fitnenin kapısını açmak anlamına geldiğini söylüyor. İhvan’ın Suriye kolu da IŞİD’in “İslam’dan sapmış bir suç örgütü” olduğunu kabul etmekle beraber yapılan müdahalenin “Görünüşte adı terörle mücadele olan ama altında İslam ile savaş” olduğunu belirtiyor. İhvan sözcüsü haklı olarak “ABD, Batı ve ilgili taraflar işe karışmamalı, mutedil ve samimi insanları hedef almamak için terörün tanımını yapmalılar.” diyor ve şunları ekliyor: “Biz Suriye topraklarına uluslararası müdahaleyi kabul etmiyoruz. Suriye halkının tek başına ülkelerini özgürleştirmeye, radikallik ve terörün üstesinden gelmeye gücü var.”Kritik bir durumla karşı karşıya bulunuyoruz. Operasyonun salt IŞİD’e karşı olduğunu düşünmek büyük safdillik. Tuğamiral Kirby, bunun sadece askeri bir harekât olmayıp askeri bileşenleri olan geniş kapsamlı bölgesel, politik ve ekonomik bir yaklaşım olduğunu söylüyor.ABD ve Batı, kimini korkutarak, kimine ‘şantaj yaparak’, kimine de küçük çıkarlar vaat ederek bölge ülkelerini ve örgütlerini de yanına alıp Afganistan ve Irak’tan sonra Suriye’yi işgale ve bunun üzerinden bölgesel yeni düzenlemelere gidiyor. Türkiye de 2003’ün Mart ayına geri dönmüş bulunuyor. 1 Mart tezkeresi Türkiye’yi işgalcilerin safında bölgeye dâhil etmeyi hedefliyordu, hükümet pek hevesliydi ama kamuoyunun şiddetli tepkisi sonucu Meclis’ten tezkere geçmedi.Kimse IŞİD’in yaptıklarını onaylamıyor ama mesele IŞİD’den ibaret değil. Hükümet baskı altında ise de, kamuoyu 2 Ekim’de Meclis’e gelecek tezkereye karşı 2003 tepkisini göstermeli. Çözüm askeri işgalle veya dış güçlerin müdahalesiyle düzenleme yapmak değil, bölge ülkelerinin iç dinamiklerinin sağlıklı mecrada harekete geçmesinde yatmaktadır.
Zaman
Köşe Yazıları
25.09.2014
AliBulaç-IŞİDbahanesiylebölgeninişgaliAli Bulaç - IŞİD bahanesiyle bölgenin işgali
Kürtçe okulun mührünü BDP söktü, polis yeniden vurdu
Zaman
17.09.2014
02:14
Yasal olmadıkları gerekçesiyle kapılarına mühür vurulan Kürtçe eğitim veren okullarla ilgili dün gergin anlar yaşandı. BDP’liler, Diyarbakır’daki okulun mührünü sökerek eğitime açtı. Bunun üzerine polis devreye girdi. Mührü yeniden vuran polis, okul çevresinde direnen gruba gaz bombası ve tazyikli suyla müdahale etti.Güneydoğu’da Kürtçe eğitim veren üç okulla ilgili tartışma devam ediyor. Diyarbakır’ın Bağlar, Şırnak’ın Cizre ve Hakkâri’nin Yüksekova ilçelerinde kurulan okullar, kaymakamlıkların ‘yasal olmadıkları’na yönelik uyarısına rağmen önceki gün ders ziliyle birlikte eğitime başladı. Diyarbakır’daki Dıbıstana Seretayî ya Ferzad Kemanger’ (Ferzad Kemanger İlkokulu) ise aynı gün cumhuriyet başsavcılığı tarafından verilen karar doğrultusunda polis tarafından mühürlendi. Ancak uygulamaya tepki gösteren Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), dün mührü sökerek okulu tekrar eğitime açtı.Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Gültan Kışanak ve DBP İl Başkanı Zübeyde Zümrüt, bir grup ile birlikte Ferzad Kemanger İlkokulu binasına gitti. Kışanak, tarihi bir yanlışı düzeltmek için burada bulunduklarını ifade etti. Ardından, “Geleceğimizdir dediğimiz çocuklarımızı, anadilde eğitim ile buluşturarak güçlendirmek ve geleceğe hazırlamak istiyoruz. Bunun önündeki bütün engellerin kaldırılmasını arzuluyoruz. Türk çocuklar Türkçeyi ücretsiz kamusal hizmet olarak alacak, Kürt çocuklar Kürtçe para vererek öğrenecek diyorsanız bunun adı ayrımcılık ve ırkçılıktır. Kürt çocukları da kendi ana vatanlarında Amed’de, Cizre’de, Yüksekova’da, kamusal bir hizmet olarak, ücretsiz olarak anadilde eğitim alma hakkına sahiptir.” diye konuştu.Zübeyde Zümrüt de yasakları ve vurulan mühürleri tanımadıklarını dile getirerek, “Geçmişte yasak ve zincirleri çok kırdık. Buraya Kürtçeye Kürtlerin anadiline vurulan mühürleri sökmeye geldik.” ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından Zümrüt, okulun kapısına yönelerek mührü söktü. Kapı yeniden açılırken, burada görevlendirilenler eğitim vermeye devam edeceklerini ve bir daha mühür vurulmaması için nöbet tutacaklarını kaydetti.Bu gelişme üzerine polis, akşam saatlerinde operasyon düzenledi. Okul önüne gelen polisler, çevrede sıkı güvenlik önlemi aldıktan sonra mühürü yeniden okul kapısına astı. Buna karşı çıkan grup ile polis arasında arbede yaşandı. Güvenlik güçleri, direnen gruba gaz bombası ve tazyikli su ile müdahale etti.Diyarbakır’daki okulun mühürlenmesinin ardından dün de Hakkari’nin Yüksekova ile Şırnak’ın Cizre ilçesinde kurulan okulların kapısına mühür vuruldu. Yüksekova’nın Esenyurt Mahallesi’nde, Kürt Dili Araştırma ve Geliştirme Derneği, DBP ve Eğitim-Sen’in desteğiyle açılan ve Kürtçe eğitim vereceği bildirilen okul için Hakkari Valiliği kapatılma kararı aldı. Bu doğrultuda sabah erken saatlerde yoğun güvenlik önlemi altında okula giden görevliler, binayı mühürledi. Haberi alan Yüksekova Belediye Başkanı Ruken Yetişkin ve vatandaşlar da Esenyurt Mahallesi’ne giderek kararı protesto etti. Daha sonra mühür kırılarak dersbaşı yapıldı. İçeriye giren öğrenci ve veliler, sıralara otururken, okulun öğretmenleri tarafından da ilk ders verildi. Öğrencilere Kürtçe alfabe öğretildi.Cizre’de Kürtçe eğitim veren okula da sabah erken saatlerde polis tarafından mühür vuruldu. Nur Mahallesi Botaş Caddesi üzerinde kurulan ‘Berivan İlkokul’, önceki gün HDP Milletvekili Faysal Sarıyıldız’ın katıldığı törenle açılmıştı. Valiliğin talimatı doğrultusunda yapılan operasyon kapsamında binaya mühür vuruldu ve Kürtçe tabela söküldü. Kürtçe eğitim ise okulun bitişiğindeki belediyeye ait bir salonda devam etti.
Zaman
Güncel
17.09.2014
KürtçeokulunmührünüBDPsöktüpolisyenidenvurduKürtçe okulun mührünü BDP söktü polis yeniden vurdu
Kürtçe okulun mührünü BDP söktü, polis yeniden vurdu
Zaman
17.09.2014
02:13
Yasal olmadıkları gerekçesiyle kapılarına mühür vurulan Kürtçe eğitim veren okullarla ilgili dün gergin anlar yaşandı. BDP’liler, Diyarbakır’daki okulun mührünü sökerek eğitime açtı. Bunun üzerine polis devreye girdi. Mührü yeniden vuran polis, okul çevresinde direnen gruba gaz bombası ve tazyikli suyla müdahale etti.Güneydoğu’da Kürtçe eğitim veren üç okulla ilgili tartışma devam ediyor. Diyarbakır’ın Bağlar, Şırnak’ın Cizre ve Hakkâri’nin Yüksekova ilçelerinde kurulan okullar, kaymakamlıkların ‘yasal olmadıkları’na yönelik uyarısına rağmen önceki gün ders ziliyle birlikte eğitime başladı. Diyarbakır’daki Dıbıstana Seretayî ya Ferzad Kemanger’ (Ferzad Kemanger İlkokulu) ise aynı gün cumhuriyet başsavcılığı tarafından verilen karar doğrultusunda polis tarafından mühürlendi. Ancak uygulamaya tepki gösteren Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), dün mührü sökerek okulu tekrar eğitime açtı.Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Gültan Kışanak ve DBP İl Başkanı Zübeyde Zümrüt, bir grup ile birlikte Ferzad Kemanger İlkokulu binasına gitti. Kışanak, tarihi bir yanlışı düzeltmek için burada bulunduklarını ifade etti. Ardından, “Geleceğimizdir dediğimiz çocuklarımızı, anadilde eğitim ile buluşturarak güçlendirmek ve geleceğe hazırlamak istiyoruz. Bunun önündeki bütün engellerin kaldırılmasını arzuluyoruz. Türk çocuklar Türkçeyi ücretsiz kamusal hizmet olarak alacak, Kürt çocuklar Kürtçe para vererek öğrenecek diyorsanız bunun adı ayrımcılık ve ırkçılıktır. Kürt çocukları da kendi ana vatanlarında Amed’de, Cizre’de, Yüksekova’da, kamusal bir hizmet olarak, ücretsiz olarak anadilde eğitim alma hakkına sahiptir.” diye konuştu.Zübeyde Zümrüt de yasakları ve vurulan mühürleri tanımadıklarını dile getirerek, “Geçmişte yasak ve zincirleri çok kırdık. Buraya Kürtçeye Kürtlerin anadiline vurulan mühürleri sökmeye geldik.” ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından Zümrüt, okulun kapısına yönelerek mührü söktü. Kapı yeniden açılırken, burada görevlendirilenler eğitim vermeye devam edeceklerini ve bir daha mühür vurulmaması için nöbet tutacaklarını kaydetti.Bu gelişme üzerine polis, akşam saatlerinde operasyon düzenledi. Okul önüne gelen polisler, çevrede sıkı güvenlik önlemi aldıktan sonra mühürü yeniden okul kapısına astı. Buna karşı çıkan grup ile polis arasında arbede yaşandı. Güvenlik güçleri, direnen gruba gaz bombası ve tazyikli su ile müdahale etti.Diyarbakır’daki okulun mühürlenmesinin ardından dün de Hakkari’nin Yüksekova ile Şırnak’ın Cizre ilçesinde kurulan okulların kapısına mühür vuruldu. Yüksekova’nın Esenyurt Mahallesi’nde, Kürt Dili Araştırma ve Geliştirme Derneği, DBP ve Eğitim-Sen’in desteğiyle açılan ve Kürtçe eğitim vereceği bildirilen okul için Hakkari Valiliği kapatılma kararı aldı. Bu doğrultuda sabah erken saatlerde yoğun güvenlik önlemi altında okula giden görevliler, binayı mühürledi. Haberi alan Yüksekova Belediye Başkanı Ruken Yetişkin ve vatandaşlar da Esenyurt Mahallesi’ne giderek kararı protesto etti. Daha sonra mühür kırılarak dersbaşı yapıldı. İçeriye giren öğrenci ve veliler, sıralara otururken, okulun öğretmenleri tarafından da ilk ders verildi. Öğrencilere Kürtçe alfabe öğretildi.Cizre’de Kürtçe eğitim veren okula da sabah erken saatlerde polis tarafından mühür vuruldu. Nur Mahallesi Botaş Caddesi üzerinde kurulan ‘Berivan İlkokul’, önceki gün HDP Milletvekili Faysal Sarıyıldız’ın katıldığı törenle açılmıştı. Valiliğin talimatı doğrultusunda yapılan operasyon kapsamında binaya mühür vuruldu ve Kürtçe tabela söküldü. Kürtçe eğitim ise okulun bitişiğindeki belediyeye ait bir salonda devam etti.
Zaman
Ana Sayfa
17.09.2014
KürtçeokulunmührünüBDPsöktüpolisyenidenvurduKürtçe okulun mührünü BDP söktü polis yeniden vurdu
Devletin namusunu kurtarmak darbe oluyormuş
Zaman
05.09.2014
02:09
Sorgusunun ardından serbest bırakılan eski Mali Şube Büro Amiri Başkomiser Mehmet Akif Üner, hiçbir delil olmadığı halde gözaltına alınmasına tepki gösterdi. Sadece kapalı bir zarfı sorumlu müdür yardımcısına verdiği için suçlandığını belirten Üner, “Biz bu devletin namusunu kurtardık. İranlı bir şarlatan kimini iki ayakkabı kutusuyla, kimini birkaç çikolata kutusuyla satın alıyor. Bunu görüyoruz, operasyon yapıyoruz. Bunun adı darbe oluyor. Bu kadar açık ve net.” diye konuştu.17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarını yürüten emniyet mensuplarına yönelik operasyonda gözaltına alınıp serbest bırakılan eski Mali Şube Büro Amiri Başkomiser Mehmet Akif Üner, “Biz bu devletin namusunu kurtardık. İranlı bir şarlatan kimini iki ayakkabı kutusuyla, kimisini beş ayakkabı kutusuyla, kimini birkaç tane çikolata kutusuyla satın alıyor. Bunu görüyoruz operasyon yapıyoruz. Bunun adı darbe oluyor. Bu kadar açık ve net. Devletin namusunu kurtardığımıza inanıyorum.” diye konuştu. Üner, “Kamuoyunda 17 Aralık operasyonu olarak bilinen Reza Zarrab, Muammer Güler, Zafer Çağlayan, Egemen Bağış’ın da içinde yer aldığı dosyayı yürüten büronun büro amiri olarak görev yaptım. O zaman başkomiserdim. Ama ne hikmetse bu operasyonda hükümeti yıkmaya ve darbe yapma suçlamasıyla gözaltına alındım. Sebebini savcıya sordum ama somut hiçbir cevap alamadım. Gözaltına alınmamın tek sebebi soruşturma savcısı Muammer Akkaş’ın beni Çağlayan adliyesine çağırıp kapalı zarf içinde vermiş olduğu gözaltı ve arama kararlarını mali şubedeki sorumlu müdür yardımcısına teslim etmemdir. Benim suçum buymuş. Savcı İsmail Uçar’ın da bana söylediği cümle şu: Sen darbe zarfını alarak mali şubeye götürdün ve senin eylemin burada tamamlanmış oldu.” ifadelerini kullandı.
Zaman
Güncel
05.09.2014
DevletinnamusunukurtarmakdarbeoluyormuşDevletin namusunu kurtarmak darbe oluyormuş
Devletin namusunu kurtarmak darbe oluyormuş
Zaman
05.09.2014
02:09
Sorgusunun ardından serbest bırakılan eski Mali Şube Büro Amiri Başkomiser Mehmet Akif Üner, hiçbir delil olmadığı halde gözaltına alınmasına tepki gösterdi. Sadece kapalı bir zarfı sorumlu müdür yardımcısına verdiği için suçlandığını belirten Üner, “Biz bu devletin namusunu kurtardık. İranlı bir şarlatan kimini iki ayakkabı kutusuyla, kimini birkaç çikolata kutusuyla satın alıyor. Bunu görüyoruz, operasyon yapıyoruz. Bunun adı darbe oluyor. Bu kadar açık ve net.” diye konuştu.17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarını yürüten emniyet mensuplarına yönelik operasyonda gözaltına alınıp serbest bırakılan eski Mali Şube Büro Amiri Başkomiser Mehmet Akif Üner, “Biz bu devletin namusunu kurtardık. İranlı bir şarlatan kimini iki ayakkabı kutusuyla, kimisini beş ayakkabı kutusuyla, kimini birkaç tane çikolata kutusuyla satın alıyor. Bunu görüyoruz operasyon yapıyoruz. Bunun adı darbe oluyor. Bu kadar açık ve net. Devletin namusunu kurtardığımıza inanıyorum.” diye konuştu. Üner, “Kamuoyunda 17 Aralık operasyonu olarak bilinen Reza Zarrab, Muammer Güler, Zafer Çağlayan, Egemen Bağış’ın da içinde yer aldığı dosyayı yürüten büronun büro amiri olarak görev yaptım. O zaman başkomiserdim. Ama ne hikmetse bu operasyonda hükümeti yıkmaya ve darbe yapma suçlamasıyla gözaltına alındım. Sebebini savcıya sordum ama somut hiçbir cevap alamadım. Gözaltına alınmamın tek sebebi soruşturma savcısı Muammer Akkaş’ın beni Çağlayan adliyesine çağırıp kapalı zarf içinde vermiş olduğu gözaltı ve arama kararlarını mali şubedeki sorumlu müdür yardımcısına teslim etmemdir. Benim suçum buymuş. Savcı İsmail Uçar’ın da bana söylediği cümle şu: Sen darbe zarfını alarak mali şubeye götürdün ve senin eylemin burada tamamlanmış oldu.” ifadelerini kullandı.
Zaman
Ana Sayfa
05.09.2014
DevletinnamusunukurtarmakdarbeoluyormuşDevletin namusunu kurtarmak darbe oluyormuş
Savcı Uçar’a dedim; Ben o dairenin amiriyim, darbe yapmışsam beni sakın serbest bırakma
Zaman
04.09.2014
13:38
Emniyet mensuplarına yönelik operasyonda gözaltına alınan polislerden savcılık sorgusunun ardından serbest bırakılan Mali Şube eski başkomiseri Mehmet Akif Üner, Soruşturma savcısına göre gözaltına alınma sebebim, yolsuzluk operasyonu sırasında soruşturmayı yürüten savcı Muammer Akkaş tarafından verilen gözaltı ve arama kararlarını içeren kapalı zarfı mali şubedeki ilgili müdür yardımcısına iletmektir. dedi.17 ve 25 Aralık yolsuzluk operasyonlarında görevli olan gözaltındaki emniyet mensuplarından adliyeye sevk edilen 16 polisin sorgu süreci gece saatlerinde tamamlandı. Savcılık sorgusunun ardından 8 kişi serbest bırakıldı, 8 kişi ise tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Serbest kalan 8 emniyet mensubu adliye çıkışında kendilerini bekleyen yakınları tarafından alkışlarla karşılandı.Adliye çıkışında basın mensuplarına açıklama yapan Mali Şube eski başkomiseri Mehmet Akif Üner, “Kamuoyunda 17 Aralık operasyonu olarak bilinen Rıza Sarraf, Muammer Güler, Zafer Çağlayan, Egemen Bağış.. Bu dosyayı yürüten büronun büro amiri olarak görev yaptım. O zaman başkomiserdim. Ama ne hikmetse bu operasyonda hükümeti yıkmaya darbe yapmaya casusluktan gözaltına alındım. Ve 3 gündür gözaltında tutuldum. Ve bugün yağan rahmetle beraber serbest kaldım. Darısı içerideki arkadaşlarımızın başına. Gözaltına alındığım ilk günden beridir gerek mali şubedeki görevlilere gerekse ifademi alan İsmail Uçar savcıya şununla alakalı istinat edilen eylemin gerçekten doğru olup olmadığını, hakkımda en ufak bir delil olup olmadığını sordum, somut hiçbir cevap alamadım. Gözaltına alınmamın tek sebebi soruşturma savcısı Muammer Akkaş’ın beni Çağlayan Adliyesi’ne çağırıp kapalı zarf içinde vermiş olduğu gözaltı ve arama kararlarının mali şubedeki sorumlu müdür yardımcısına teslim etmemdir. Benim suçum buymuş ve iddia edilen İsmail Uçar savcı da söylediği cümle şu: ‘Sen darbe zarfını alarak mali şubeye götürdün ve senin eylemin burada tamamlanmış oldu.’ İddia edilen güya gerçekleştirmiş olduğum tek şey savcı beyin bana vermiş olduğu kapalı zarfı açmadan mali şubedeki ilgili müdür yardımcısına teslim etmem. Bunun suçu darbe oldu, casusluk oldu. Bu soruşturmanın ne kadar boş olduğu benim gözaltına alınmam kadar açık ve net. İçerideki arkadaşlara aynı şekilde içi boş gerçekten tamamen boş algı yaratmak için oluşturulan bir dosya. Allah bu kadar boş bir dosyayı şu anda mali şube müdürlüğü yapan Hakan Sıralı’ya nasip etti. Dolu dosyayı da bizim gibi vatan evlatlarına nasip etti. Bu ayıp Hakan Sıralı’ya ömür boyu yeter. Bu gurur da bize ömür boyu yeter. İçerideki serbest hiçbir arkadaşımız utanılacak hiçbirşey yapmadı. İçerideki tüm arkadaşlarımın keyfi yerinde hiçbir sıkıntıları yok. Aileleri bu konuda rahat olabilirler” diye konuştu.İRANLI BİR ŞARLATAN KİMİNİ AYAKKABI KUTUSUYLA, KİMİNİ BİRKAÇ KUTU ÇİKOLATAYLA SATIN ALIYORYapılan yolsuzlukları görüp operasyon yaptıklarını, bu nedenle darbeyle suçlandıklarını belirten Mehmet Akif Üner, “Biz bu devletin namusunu kurtardık. Neden diyecekseniz, İranlı bir şarlatan kimini iki ayakkabı kutusuyla, kimisini beş ayakkabı kutusuyla, kimini birkaç tane çikolata kutusuyla satın alıyor arkadaşlar. Bunu görüyoruz operasyon yapıyoruz. Bunun adı darbe oluyor. Bu kadar açık ve net, devletin namusunu kurtardığımıza inanıyorum. Ve şu anda intikam amacıyla gözaltına alındım serbest bırakıldım. Savcı beye dedim ki beni serbest bırakma eğer ben darbe yaptıysam bırakma. Ama tekrar söylüyorum kimsenin başını öne eğdirecek bir şey yapmadım. Yine olsa yine yaparız. Bir beş sene on sene sonra bugünün tetikçileri bunların arkasındaki güçlerin bu arkamızdaki adalet sarayında yargılanacaklarına hep beraber şahit olacağız” şeklinde konuştu.Serbest bırakılan polis Mehmet Sait Sevinç, “İçeri girerken üzülmedim dışarı çıkarken de sevinmiyorum. Halkımdan 18 Aralık’ta sıfırlanan paraları yakalayamadığım için özür diliyorum. Ayrıca şu saatten sonra casuslar, vatan hainleri, hırsızlar tir tir titresinler” ifadelerini kullandı. Polis memuru Turan Güler ise, “Buraya şerefimizle geldik, buradan şerefimizle ayrılıyoruz. Çok şükür buraya hırsız olarak gelmedik, hırsızları yakalayan olarak geldik” dedi
Zaman
Son Dakika
04.09.2014
SavcıUçar’adedim;BenodaireninamiriyimdarbeyapmışsambenisakınserbestbırakmaSavcı Uçar’a dedim; Ben o dairenin amiriyim darbe yapmışsam beni sakın serbest bırakma
Savcı Uçar’a dedim; Ben o dairenin amiriyim, darbe yapmışsam beni sakın serbest bırakma
Zaman
04.09.2014
13:31
Emniyet mensuplarına yönelik operasyonda gözaltına alınan polislerden savcılık sorgusunun ardından serbest bırakılan Mali Şube eski başkomiseri Mehmet Akif Üner, Soruşturma savcısına göre gözaltına alınma sebebim, yolsuzluk operasyonu sırasında soruşturmayı yürüten savcı Muammer Akkaş tarafından verilen gözaltı ve arama kararlarını içeren kapalı zarfı mali şubedeki ilgili müdür yardımcısına iletmektir. dedi.17 ve 25 Aralık yolsuzluk operasyonlarında görevli olan gözaltındaki emniyet mensuplarından adliyeye sevk edilen 16 polisin sorgu süreci gece saatlerinde tamamlandı. Savcılık sorgusunun ardından 8 kişi serbest bırakıldı, 8 kişi ise tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Serbest kalan 8 emniyet mensubu adliye çıkışında kendilerini bekleyen yakınları tarafından alkışlarla karşılandı.Adliye çıkışında basın mensuplarına açıklama yapan Mali Şube eski başkomiseri Mehmet Akif Üner, “Kamuoyunda 17 Aralık operasyonu olarak bilinen Rıza Sarraf, Muammer Güler, Zafer Çağlayan, Egemen Bağış.. Bu dosyayı yürüten büronun büro amiri olarak görev yaptım. O zaman başkomiserdim. Ama ne hikmetse bu operasyonda hükümeti yıkmaya darbe yapmaya casusluktan gözaltına alındım. Ve 3 gündür gözaltında tutuldum. Ve bugün yağan rahmetle beraber serbest kaldım. Darısı içerideki arkadaşlarımızın başına. Gözaltına alındığım ilk günden beridir gerek mali şubedeki görevlilere gerekse ifademi alan İsmail Uçar savcıya şununla alakalı istinat edilen eylemin gerçekten doğru olup olmadığını, hakkımda en ufak bir delil olup olmadığını sordum, somut hiçbir cevap alamadım. Gözaltına alınmamın tek sebebi soruşturma savcısı Muammer Akkaş’ın beni Çağlayan Adliyesi’ne çağırıp kapalı zarf içinde vermiş olduğu gözaltı ve arama kararlarının mali şubedeki sorumlu müdür yardımcısına teslim etmemdir. Benim suçum buymuş ve iddia edilen İsmail Uçar savcı da söylediği cümle şu: ‘Sen darbe zarfını alarak mali şubeye götürdün ve senin eylemin burada tamamlanmış oldu.’ İddia edilen güya gerçekleştirmiş olduğum tek şey savcı beyin bana vermiş olduğu kapalı zarfı açmadan mali şubedeki ilgili müdür yardımcısına teslim etmem. Bunun suçu darbe oldu, casusluk oldu. Bu soruşturmanın ne kadar boş olduğu benim gözaltına alınmam kadar açık ve net. İçerideki arkadaşlara aynı şekilde içi boş gerçekten tamamen boş algı yaratmak için oluşturulan bir dosya. Allah bu kadar boş bir dosyayı şu anda mali şube müdürlüğü yapan Hakan Sıralı’ya nasip etti. Dolu dosyayı da bizim gibi vatan evlatlarına nasip etti. Bu ayıp Hakan Sıralı’ya ömür boyu yeter. Bu gurur da bize ömür boyu yeter. İçerideki serbest hiçbir arkadaşımız utanılacak hiçbirşey yapmadı. İçerideki tüm arkadaşlarımın keyfi yerinde hiçbir sıkıntıları yok. Aileleri bu konuda rahat olabilirler” diye konuştu.İRANLI BİR ŞARLATAN KİMİNİ AYAKKABI KUTUSUYLA, KİMİNİ BİRKAÇ KUTU ÇİKOLATAYLA SATIN ALIYORYapılan yolsuzlukları görüp operasyon yaptıklarını, bu nedenle darbeyle suçlandıklarını belirten Mehmet Akif Üner, “Biz bu devletin namusunu kurtardık. Neden diyecekseniz, İranlı bir şarlatan kimini iki ayakkabı kutusuyla, kimisini beş ayakkabı kutusuyla, kimini birkaç tane çikolata kutusuyla satın alıyor arkadaşlar. Bunu görüyoruz operasyon yapıyoruz. Bunun adı darbe oluyor. Bu kadar açık ve net, devletin namusunu kurtardığımıza inanıyorum. Ve şu anda intikam amacıyla gözaltına alındım serbest bırakıldım. Savcı beye dedim ki beni serbest bırakma eğer ben darbe yaptıysam bırakma. Ama tekrar söylüyorum kimsenin başını öne eğdirecek bir şey yapmadım. Yine olsa yine yaparız. Bir beş sene on sene sonra bugünün tetikçileri bunların arkasındaki güçlerin bu arkamızdaki adalet sarayında yargılanacaklarına hep beraber şahit olacağız” şeklinde konuştu.Serbest bırakılan polis Mehmet Sait Sevinç, “İçeri girerken üzülmedim dışarı çıkarken de sevinmiyorum. Halkımdan 18 Aralık’ta sıfırlanan paraları yakalayamadığım için özür diliyorum. Ayrıca şu saatten sonra casuslar, vatan hainleri, hırsızlar tir tir titresinler” ifadelerini kullandı. Polis memuru Turan Güler ise, “Buraya şerefimizle geldik, buradan şerefimizle ayrılıyoruz. Çok şükür buraya hırsız olarak gelmedik, hırsızları yakalayan olarak geldik” dedi
Zaman
Ana Sayfa
04.09.2014
SavcıUçar’adedim;BenodaireninamiriyimdarbeyapmışsambenisakınserbestbırakmaSavcı Uçar’a dedim; Ben o dairenin amiriyim darbe yapmışsam beni sakın serbest bırakma
Savcı Uçur’a dedim; Ben o dairenin amiriyim, darbe yapmışsam beni sakın serbest bırakma
Zaman
04.09.2014
13:04
Emniyet mensuplarına yönelik operasyonda gözaltına alınan polislerden savcılık sorgusunun ardından serbest bırakılan Mali Şube eski başkomiseri Mehmet Akif Üner, Soruşturma savcısına göre gözaltına alınma sebebim, yolsuzluk operasyonu sırasında soruşturmayı yürüten savcı Muammer Akkaş tarafından verilen gözaltı ve arama kararlarını içeren kapalı zarfı mali şubedeki ilgili müdür yardımcısına iletmektir. dedi.17 ve 25 Aralık yolsuzluk operasyonlarında görevli olan gözaltındaki emniyet mensuplarından adliyeye sevk edilen 16 polisin sorgu süreci gece saatlerinde tamamlandı. Savcılık sorgusunun ardından 8 kişi serbest bırakıldı, 8 kişi ise tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Serbest kalan 8 emniyet mensubu adliye çıkışında kendilerini bekleyen yakınları tarafından alkışlarla karşılandı.Adliye çıkışında basın mensuplarına açıklama yapan Mali Şube eski başkomiseri Mehmet Akif Üner, “Kamuoyunda 17 Aralık operasyonu olarak bilinen Rıza Sarraf, Muammer Güler, Zafer Çağlayan, Egemen Bağış.. Bu dosyayı yürüten büronun büro amiri olarak görev yaptım. O zaman başkomiserdim. Ama ne hikmetse bu operasyonda hükümeti yıkmaya darbe yapmaya casusluktan gözaltına alındım. Ve 3 gündür gözaltında tutuldum. Ve bugün yağan rahmetle beraber serbest kaldım. Darısı içerideki arkadaşlarımızın başına. Gözaltına alındığım ilk günden beridir gerek mali şubedeki görevlilere gerekse ifademi alan İsmail Uçar savcıya şununla alakalı istinat edilen eylemin gerçekten doğru olup olmadığını, hakkımda en ufak bir delil olup olmadığını sordum, somut hiçbir cevap alamadım. Gözaltına alınmamın tek sebebi soruşturma savcısı Muammer Akkaş’ın beni Çağlayan Adliyesi’ne çağırıp kapalı zarf içinde vermiş olduğu gözaltı ve arama kararlarının mali şubedeki sorumlu müdür yardımcısına teslim etmemdir. Benim suçum buymuş ve iddia edilen İsmail Uçar savcı da söylediği cümle şu: ‘Sen darbe zarfını alarak mali şubeye götürdün ve senin eylemin burada tamamlanmış oldu.’ İddia edilen güya gerçekleştirmiş olduğum tek şey savcı beyin bana vermiş olduğu kapalı zarfı açmadan mali şubedeki ilgili müdür yardımcısına teslim etmem. Bunun suçu darbe oldu, casusluk oldu. Bu soruşturmanın ne kadar boş olduğu benim gözaltına alınmam kadar açık ve net. İçerideki arkadaşlara aynı şekilde içi boş gerçekten tamamen boş algı yaratmak için oluşturulan bir dosya. Allah bu kadar boş bir dosyayı şu anda mali şube müdürlüğü yapan Hakan Sıralı’ya nasip etti. Dolu dosyayı da bizim gibi vatan evlatlarına nasip etti. Bu ayıp Hakan Sıralı’ya ömür boyu yeter. Bu gurur da bize ömür boyu yeter. İçerideki serbest hiçbir arkadaşımız utanılacak hiçbirşey yapmadı. İçerideki tüm arkadaşlarımın keyfi yerinde hiçbir sıkıntıları yok. Aileleri bu konuda rahat olabilirler” diye konuştu.İRANLI BİR ŞARLATAN KİMİNİ AYAKKABI KUTUSUYLA, KİMİNİ BİRKAÇ KUTU ÇİKOLATAYLA SATIN ALIYORYapılan yolsuzlukları görüp operasyon yaptıklarını, bu nedenle darbeyle suçlandıklarını belirten Mehmet Akif Üner, “Biz bu devletin namusunu kurtardık. Neden diyecekseniz, İranlı bir şarlatan kimini iki ayakkabı kutusuyla, kimisini beş ayakkabı kutusuyla, kimini birkaç tane çikolata kutusuyla satın alıyor arkadaşlar. Bunu görüyoruz operasyon yapıyoruz. Bunun adı darbe oluyor. Bu kadar açık ve net, devletin namusunu kurtardığımıza inanıyorum. Ve şu anda intikam amacıyla gözaltına alındım serbest bırakıldım. Savcı beye dedim ki beni serbest bırakma eğer ben darbe yaptıysam bırakma. Ama tekrar söylüyorum kimsenin başını öne eğdirecek bir şey yapmadım. Yine olsa yine yaparız. Bir beş sene on sene sonra bugünün tetikçileri bunların arkasındaki güçlerin bu arkamızdaki adalet sarayında yargılanacaklarına hep beraber şahit olacağız” şeklinde konuştu.Serbest bırakılan polis Mehmet Sait Sevinç, “İçeri girerken üzülmedim dışarı çıkarken de sevinmiyorum. Halkımdan 18 Aralık’ta sıfırlanan paraları yakalayamadığım için özür diliyorum. Ayrıca şu saatten sonra casuslar, vatan hainleri, hırsızlar tir tir titresinler” ifadelerini kullandı. Polis memuru Turan Güler ise, “Buraya şerefimizle geldik, buradan şerefimizle ayrılıyoruz. Çok şükür buraya hırsız olarak gelmedik, hırsızları yakalayan olarak geldik” dedi
Zaman
Son Dakika
04.09.2014
SavcıUçur’adedim;BenodaireninamiriyimdarbeyapmışsambenisakınserbestbırakmaSavcı Uçur’a dedim; Ben o dairenin amiriyim darbe yapmışsam beni sakın serbest bırakma
Savcı Uçur’a dedim; Ben o dairenin amiriyim, darbe yapmışsam beni sakın serbest bırakma
Zaman
04.09.2014
12:59
Emniyet mensuplarına yönelik operasyonda gözaltına alınan polislerden savcılık sorgusunun ardından serbest bırakılan Mali Şube eski başkomiseri Mehmet Akif Üner, Soruşturma savcısına göre gözaltına alınma sebebim, yolsuzluk operasyonu sırasında soruşturmayı yürüten savcı Muammer Akkaş tarafından verilen gözaltı ve arama kararlarını içeren kapalı zarfı mali şubedeki ilgili müdür yardımcısına iletmektir. dedi.17 ve 25 Aralık yolsuzluk operasyonlarında görevli olan gözaltındaki emniyet mensuplarından adliyeye sevk edilen 16 polisin sorgu süreci gece saatlerinde tamamlandı. Savcılık sorgusunun ardından 8 kişi serbest bırakıldı, 8 kişi ise tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Serbest kalan 8 emniyet mensubu adliye çıkışında kendilerini bekleyen yakınları tarafından alkışlarla karşılandı.Adliye çıkışında basın mensuplarına açıklama yapan Mali Şube eski başkomiseri Mehmet Akif Üner, “Kamuoyunda 17 Aralık operasyonu olarak bilinen Rıza Sarraf, Muammer Güler, Zafer Çağlayan, Egemen Bağış.. Bu dosyayı yürüten büronun büro amiri olarak görev yaptım. O zaman başkomiserdim. Ama ne hikmetse bu operasyonda hükümeti yıkmaya darbe yapmaya casusluktan gözaltına alındım. Ve 3 gündür gözaltında tutuldum. Ve bugün yağan rahmetle beraber serbest kaldım. Darısı içerideki arkadaşlarımızın başına. Gözaltına alındığım ilk günden beridir gerek mali şubedeki görevlilere gerekse ifademi alan İsmail Uçar savcıya şununla alakalı istinat edilen eylemin gerçekten doğru olup olmadığını, hakkımda en ufak bir delil olup olmadığını sordum, somut hiçbir cevap alamadım. Gözaltına alınmamın tek sebebi soruşturma savcısı Muammer Akkaş’ın beni Çağlayan Adliyesi’ne çağırıp kapalı zarf içinde vermiş olduğu gözaltı ve arama kararlarının mali şubedeki sorumlu müdür yardımcısına teslim etmemdir. Benim suçum buymuş ve iddia edilen İsmail Uçar savcı da söylediği cümle şu: ‘Sen darbe zarfını alarak mali şubeye götürdün ve senin eylemin burada tamamlanmış oldu.’ İddia edilen güya gerçekleştirmiş olduğum tek şey savcı beyin bana vermiş olduğu kapalı zarfı açmadan mali şubedeki ilgili müdür yardımcısına teslim etmem. Bunun suçu darbe oldu, casusluk oldu. Bu soruşturmanın ne kadar boş olduğu benim gözaltına alınmam kadar açık ve net. İçerideki arkadaşlara aynı şekilde içi boş gerçekten tamamen boş algı yaratmak için oluşturulan bir dosya. Allah bu kadar boş bir dosyayı şu anda mali şube müdürlüğü yapan Hakan Sıralı’ya nasip etti. Dolu dosyayı da bizim gibi vatan evlatlarına nasip etti. Bu ayıp Hakan Sıralı’ya ömür boyu yeter. Bu gurur da bize ömür boyu yeter. İçerideki serbest hiçbir arkadaşımız utanılacak hiçbirşey yapmadı. İçerideki tüm arkadaşlarımın keyfi yerinde hiçbir sıkıntıları yok. Aileleri bu konuda rahat olabilirler” diye konuştu.İRANLI BİR ŞARLATAN KİMİNİ AYAKKABI KUTUSUYLA, KİMİNİ BİRKAÇ KUTU ÇİKOLATAYLA SATIN ALIYORYapılan yolsuzlukları görüp operasyon yaptıklarını, bu nedenle darbeyle suçlandıklarını belirten Mehmet Akif Üner, “Biz bu devletin namusunu kurtardık. Neden diyecekseniz, İranlı bir şarlatan kimini iki ayakkabı kutusuyla, kimisini beş ayakkabı kutusuyla, kimini birkaç tane çikolata kutusuyla satın alıyor arkadaşlar. Bunu görüyoruz operasyon yapıyoruz. Bunun adı darbe oluyor. Bu kadar açık ve net, devletin namusunu kurtardığımıza inanıyorum. Ve şu anda intikam amacıyla gözaltına alındım serbest bırakıldım. Savcı beye dedim ki beni serbest bırakma eğer ben darbe yaptıysam bırakma. Ama tekrar söylüyorum kimsenin başını öne eğdirecek bir şey yapmadım. Yine olsa yine yaparız. Bir beş sene on sene sonra bugünün tetikçileri bunların arkasındaki güçlerin bu arkamızdaki adalet sarayında yargılanacaklarına hep beraber şahit olacağız” şeklinde konuştu.Serbest bırakılan polis Mehmet Sait Sevinç, “İçeri girerken üzülmedim dışarı çıkarken de sevinmiyorum. Halkımdan 18 Aralık’ta sıfırlanan paraları yakalayamadığım için özür diliyorum. Ayrıca şu saatten sonra casuslar, vatan hainleri, hırsızlar tir tir titresinler” ifadelerini kullandı. Polis memuru Turan Güler ise, “Buraya şerefimizle geldik, buradan şerefimizle ayrılıyoruz. Çok şükür buraya hırsız olarak gelmedik, hırsızları yakalayan olarak geldik” dedi
Zaman
Ana Sayfa
04.09.2014
SavcıUçur’adedim;BenodaireninamiriyimdarbeyapmışsambenisakınserbestbırakmaSavcı Uçur’a dedim; Ben o dairenin amiriyim darbe yapmışsam beni sakın serbest bırakma
Saygılı ve 4 emniyet mensubu tutuklandı
Zaman
04.09.2014
11:30
Yolsuzluğu soruşturan emniyet personeline yönelik operasyon kapsamında gözaltına alınarak mahkemeye sevk edilen 12 polisten 5i tutuklandı. Tutuklananlar arasında eski Mali Şube Müdürü Yakup Saygılı da bulunuyor.Polislere yönelik operasyonda Saygılı ile birlikte 12 kişi tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edilmişti. 1. Nolu Sulh Ceza Hakimiliği tarafından sorgulanan polislerden 5i tutuklandı. Eski Mali Şube Müdürü Yakup Saygılı, Kazım Aksoy, Hüseyin Korkmaz, Mustafa Demirhan ve Arif İbişin darbeye teşebbüs suçlamasıyla tutuklanmasına karar verildi.7 polis ise serbest bırakıldı. Serbest kalanlardan 6sı hakkında yurtdışına çıkış yasağı kondu.Polislerden tutuklanma talep edilen 8 kişinin hakim karşısına çıkması bekleniyor.SAYGILIDAN TWEET: BÖYLE KAHRAMAN ARKADAŞLARI NASİP ETTİĞİ İÇİN ALLAHIMA ŞÜKÜRLER OLSUNTutuklama kararını twitter hesabından duyuran Yakub Saygılı, 7 kişi serbest, 5 kişi tutuklu... Ben mi? Tabii ki tutuklu... Farklı bir karar mı? Bir başka bahara inşallah dedi.Saygılı, mesajında, Allahım bana tutuklanırmen ELHAMDÜLİLLAH diyen, içinde zerre endişe olmayan KAHRAMAN çalışma arkadaşları nasip ettiği için şükürler olsun! diye yazdı. İranlı bir şarlatan ayakkabı kutusuyla kimilerini satın alıyor8 polis daha savcılıktan serbestEmniyet mensuplarına yönelik operasyonda gözaltına alınan polislerden savcılık sorgusunun ardından serbest bırakılan Mali Şube eski başkomiseri Mehmet Akif Üner, Soruşturma savcısına göre gözaltına alınma sebebim, yolsuzluk operasyonu sırasında soruşturmayı yürüten savcı Muammer Akkaş tarafından verilen gözaltı ve arama kararlarını içeren kapalı zarfı mali şubedeki ilgili müdür yardımcısına iletmektir dedi.17 ve 25 Aralık yolsuzluk operasyonlarında görevli olan gözaltındaki emniyet mensuplarından adliyeye sevk edilen 16 polisin sorgu süreci gece saatlerinde tamamlandı. Savcılık sorgusunun ardından 8 kişi serbest bırakıldı, 8 kişi ise tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Serbest kalan 8 emniyet mensubu adliye çıkışında kendilerini bekleyen yakınları tarafından alkışlarla karşılandı.Adliye çıkışında basın mensuplarına açıklama yapan Mali Şube eski başkomiseri Mehmet Akif Üner, “Kamuoyunda 17 Aralık operasyonu olarak bilinen Rıza Sarraf, Muammer Güler, Zafer Çağlayan, Egemen Bağış.. Bu dosyayı yürüten büronun büro amiri olarak görev yaptım. O zaman başkomiserdim. Ama ne hikmetse bu operasyonda hükümeti yıkmaya darbe yapmaya casusluktan gözaltına alındım. Ve 3 gündür gözaltında tutuldum. Ve bugün yağan rahmetle beraber serbest kaldım. Darısı içerideki arkadaşlarımızın başına. Gözaltına alındığım ilk günden beridir gerek mali şubedeki görevlilere gerekse ifademi alan İsmail Uçar savcıya şununla alakalı istinat edilen eylemin gerçekten doğru olup olmadığını, hakkımda en ufak bir delil olup olmadığını sordum, somut hiçbir cevap alamadım. Gözaltına alınmamın tek sebebi soruşturma savcısı Muammer Akkaş’ın beni Çağlayan Adliyesi’ne çağırıp kapalı zarf içinde vermiş olduğu gözaltı ve arama kararlarının mali şubedeki sorumlu müdür yardımcısına teslim etmemdir. Benim suçum buymuş ve iddia edilen İsmail Uçar savcı da söylediği cümle şu: ‘Sen darbe zarfını alarak mali şubeye götürdün ve senin eylemin burada tamamlanmış oldu.’ İddia edilen güya gerçekleştirmiş olduğum tek şey savcı beyin bana vermiş olduğu kapalı zarfı açmadan mali şubedeki ilgili müdür yardımcısına teslim etmem. Bunun suçu darbe oldu, casusluk oldu. Bu soruşturmanın ne kadar boş olduğu benim gözaltına alınmam kadar açık ve net. İçerideki arkadaşlara aynı şekilde içi boş gerçekten tamamen boş algı yaratmak için oluşturulan bir dosya. Allah bu kadar boş bir dosyayı şu anda mali şube müdürlüğü yapan Hakan Sıralı’ya nasip etti. Dolu dosyayı da bizim gibi vatan evlatlarına nasip etti. Bu ayıp Hakan Sıralı’ya ömür boyu yeter. Bu gurur da bize ömür boyu yeter. İçerideki serbest hiçbir arkadaşımız utanılacak hiçbirşey yapmadı. İçerideki tüm arkadaşlarımın keyfi yerinde hiçbir sıkıntıları yok. Aileleri bu konuda rahat olabilirler” diye konuştu.İRANLI BİR ŞARLATAN KİMİNİ AYAKKABI KUTUSUYLA, KİMİNİ BİRKAÇ KUTU ÇİKOLATAYLA SATIN ALIYORYapılan yolsuzlukları görüp operasyon yaptıklarını, bu nedenle darbeyle suçlandıklarını belirten Mehmet Akif Üner, “Biz bu devletin namusunu kurtardık. Neden diyecekseniz, İranlı bir şarlatan kimini iki ayakkabı kutusuyla, kimisini beş ayakkabı kutusuyla, kimini birkaç tane çikolata kutusuyla satın alıyor arkadaşlar. Bunu görüyoruz operasyon yapıyoruz. Bunun adı darbe oluyor. Bu kadar açık ve net, devletin namusunu kurtardığımıza inanıyorum. Ve şu anda intikam amacıyla gözaltına alındım serbest bırakıldım. Savcı beye dedim ki beni serbest bırakma eğer ben darbe yaptıysam bırakma. Ama tekrar söylüyorum kimsenin başını öne eğdirecek bir şey yapmadım. Yine olsa yine yaparız. Bir beş sene
Zaman
En Çok Okunan
04.09.2014
Saygılıve4emniyetmensubututuklandıSaygılı ve 4 emniyet mensubu tutuklandı
Saygılı ve 4 emniyet mensubu tutuklandı
Zaman
04.09.2014
10:33
Yolsuzluğu soruşturan emniyet personeline yönelik operasyon kapsamında gözaltına alınarak mahkemeye sevk edilen 12 polisten 5i tutuklandı. Tutuklananlar arasında eski Mali Şube Müdürü Yakup Saygılı da bulunuyor.Polislere yönelik operasyonda Saygılı ile birlikte 12 kişi tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edilmişti. 1. Nolu Sulh Ceza Hakimiliği tarafından sorgulanan polislerden 5i tutuklandı. Eski Mali Şube Müdürü Yakup Saygılı, Kazım Aksoy, Hüseyin Korkmaz, Mustafa Demirhan ve Arif İbişin darbeye teşebbüs suçlamasıyla tutuklanmasına karar verildi.7 polis ise serbest bırakıldı. Serbest kalanlardan 6sı hakkında yurtdışına çıkış yasağı kondu.Polislerden tutuklanma talep edilen 8 kişinin hakim karşısına çıkması bekleniyor.İranlı bir şarlatan ayakkabı kutusuyla kimilerini satın alıyor8 polis daha savcılıktan serbestEmniyet mensuplarına yönelik operasyonda gözaltına alınan polislerden savcılık sorgusunun ardından serbest bırakılan Mali Şube eski başkomiseri Mehmet Akif Üner, Soruşturma savcısına göre gözaltına alınma sebebim, yolsuzluk operasyonu sırasında soruşturmayı yürüten savcı Muammer Akkaş tarafından verilen gözaltı ve arama kararlarını içeren kapalı zarfı mali şubedeki ilgili müdür yardımcısına iletmektir dedi.17 ve 25 Aralık yolsuzluk operasyonlarında görevli olan gözaltındaki emniyet mensuplarından adliyeye sevk edilen 16 polisin sorgu süreci gece saatlerinde tamamlandı. Savcılık sorgusunun ardından 8 kişi serbest bırakıldı, 8 kişi ise tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Serbest kalan 8 emniyet mensubu adliye çıkışında kendilerini bekleyen yakınları tarafından alkışlarla karşılandı.Adliye çıkışında basın mensuplarına açıklama yapan Mali Şube eski başkomiseri Mehmet Akif Üner, “Kamuoyunda 17 Aralık operasyonu olarak bilinen Rıza Sarraf, Muammer Güler, Zafer Çağlayan, Egemen Bağış.. Bu dosyayı yürüten büronun büro amiri olarak görev yaptım. O zaman başkomiserdim. Ama ne hikmetse bu operasyonda hükümeti yıkmaya darbe yapmaya casusluktan gözaltına alındım. Ve 3 gündür gözaltında tutuldum. Ve bugün yağan rahmetle beraber serbest kaldım. Darısı içerideki arkadaşlarımızın başına. Gözaltına alındığım ilk günden beridir gerek mali şubedeki görevlilere gerekse ifademi alan İsmail Uçar savcıya şununla alakalı istinat edilen eylemin gerçekten doğru olup olmadığını, hakkımda en ufak bir delil olup olmadığını sordum, somut hiçbir cevap alamadım. Gözaltına alınmamın tek sebebi soruşturma savcısı Muammer Akkaş’ın beni Çağlayan Adliyesi’ne çağırıp kapalı zarf içinde vermiş olduğu gözaltı ve arama kararlarının mali şubedeki sorumlu müdür yardımcısına teslim etmemdir. Benim suçum buymuş ve iddia edilen İsmail Uçar savcı da söylediği cümle şu: ‘Sen darbe zarfını alarak mali şubeye götürdün ve senin eylemin burada tamamlanmış oldu.’ İddia edilen güya gerçekleştirmiş olduğum tek şey savcı beyin bana vermiş olduğu kapalı zarfı açmadan mali şubedeki ilgili müdür yardımcısına teslim etmem. Bunun suçu darbe oldu, casusluk oldu. Bu soruşturmanın ne kadar boş olduğu benim gözaltına alınmam kadar açık ve net. İçerideki arkadaşlara aynı şekilde içi boş gerçekten tamamen boş algı yaratmak için oluşturulan bir dosya. Allah bu kadar boş bir dosyayı şu anda mali şube müdürlüğü yapan Hakan Sıralı’ya nasip etti. Dolu dosyayı da bizim gibi vatan evlatlarına nasip etti. Bu ayıp Hakan Sıralı’ya ömür boyu yeter. Bu gurur da bize ömür boyu yeter. İçerideki serbest hiçbir arkadaşımız utanılacak hiçbirşey yapmadı. İçerideki tüm arkadaşlarımın keyfi yerinde hiçbir sıkıntıları yok. Aileleri bu konuda rahat olabilirler” diye konuştu.İRANLI BİR ŞARLATAN KİMİNİ AYAKKABI KUTUSUYLA, KİMİNİ BİRKAÇ KUTU ÇİKOLATAYLA SATIN ALIYORYapılan yolsuzlukları görüp operasyon yaptıklarını, bu nedenle darbeyle suçlandıklarını belirten Mehmet Akif Üner, “Biz bu devletin namusunu kurtardık. Neden diyecekseniz, İranlı bir şarlatan kimini iki ayakkabı kutusuyla, kimisini beş ayakkabı kutusuyla, kimini birkaç tane çikolata kutusuyla satın alıyor arkadaşlar. Bunu görüyoruz operasyon yapıyoruz. Bunun adı darbe oluyor. Bu kadar açık ve net, devletin namusunu kurtardığımıza inanıyorum. Ve şu anda intikam amacıyla gözaltına alındım serbest bırakıldım. Savcı beye dedim ki beni serbest bırakma eğer ben darbe yaptıysam bırakma. Ama tekrar söylüyorum kimsenin başını öne eğdirecek bir şey yapmadım. Yine olsa yine yaparız. Bir beş sene on sene sonra bugünün tetikçileri bunların arkasındaki güçlerin bu arkamızdaki adalet sarayında yargılanacaklarına hep beraber şahit olacağız” şeklinde konuştu.Serbest bırakılan polis Mehmet Sait Sevinç, “İçeri girerken üzülmedim dışarı çıkarken de sevinmiyorum. Halkımdan 18 Aralık’ta sıfırlanan paraları yakalayamadığım için özür diliyorum. Ayrıca şu saatten sonra casuslar, vatan hainleri, hırsızlar tir tir titres
Zaman
Son Dakika
04.09.2014
Saygılıve4emniyetmensubututuklandıSaygılı ve 4 emniyet mensubu tutuklandı
Saygılı ve 4 emniyet mensubu tutuklandı
Zaman
04.09.2014
10:33
Yolsuzluğu soruşturan emniyet personeline yönelik operasyon kapsamında gözaltına alınarak mahkemeye sevk edilen 12 polisten 5i tutuklandı. Tutuklananlar arasında eski Mali Şube Müdürü Yakup Saygılı da bulunuyor.Polislere yönelik operasyonda Saygılı ile birlikte 12 kişi tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edilmişti. 1. Nolu Sulh Ceza Hakimiliği tarafından sorgulanan polislerden 5i tutuklandı. Eski Mali Şube Müdürü Yakup Saygılı, Kazım Aksoy, Hüseyin Korkmaz, Mustafa Demirhan ve Arif İbişin darbeye teşebbüs suçlamasıyla tutuklanmasına karar verildi.7 polis ise serbest bırakıldı. Serbest kalanlardan 6sı hakkında yurtdışına çıkış yasağı kondu.Polislerden tutuklanma talep edilen 8 kişinin hakim karşısına çıkması bekleniyor.İranlı bir şarlatan ayakkabı kutusuyla kimilerini satın alıyor8 polis daha savcılıktan serbestEmniyet mensuplarına yönelik operasyonda gözaltına alınan polislerden savcılık sorgusunun ardından serbest bırakılan Mali Şube eski başkomiseri Mehmet Akif Üner, Soruşturma savcısına göre gözaltına alınma sebebim, yolsuzluk operasyonu sırasında soruşturmayı yürüten savcı Muammer Akkaş tarafından verilen gözaltı ve arama kararlarını içeren kapalı zarfı mali şubedeki ilgili müdür yardımcısına iletmektir dedi.17 ve 25 Aralık yolsuzluk operasyonlarında görevli olan gözaltındaki emniyet mensuplarından adliyeye sevk edilen 16 polisin sorgu süreci gece saatlerinde tamamlandı. Savcılık sorgusunun ardından 8 kişi serbest bırakıldı, 8 kişi ise tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Serbest kalan 8 emniyet mensubu adliye çıkışında kendilerini bekleyen yakınları tarafından alkışlarla karşılandı.Adliye çıkışında basın mensuplarına açıklama yapan Mali Şube eski başkomiseri Mehmet Akif Üner, “Kamuoyunda 17 Aralık operasyonu olarak bilinen Rıza Sarraf, Muammer Güler, Zafer Çağlayan, Egemen Bağış.. Bu dosyayı yürüten büronun büro amiri olarak görev yaptım. O zaman başkomiserdim. Ama ne hikmetse bu operasyonda hükümeti yıkmaya darbe yapmaya casusluktan gözaltına alındım. Ve 3 gündür gözaltında tutuldum. Ve bugün yağan rahmetle beraber serbest kaldım. Darısı içerideki arkadaşlarımızın başına. Gözaltına alındığım ilk günden beridir gerek mali şubedeki görevlilere gerekse ifademi alan İsmail Uçar savcıya şununla alakalı istinat edilen eylemin gerçekten doğru olup olmadığını, hakkımda en ufak bir delil olup olmadığını sordum, somut hiçbir cevap alamadım. Gözaltına alınmamın tek sebebi soruşturma savcısı Muammer Akkaş’ın beni Çağlayan Adliyesi’ne çağırıp kapalı zarf içinde vermiş olduğu gözaltı ve arama kararlarının mali şubedeki sorumlu müdür yardımcısına teslim etmemdir. Benim suçum buymuş ve iddia edilen İsmail Uçar savcı da söylediği cümle şu: ‘Sen darbe zarfını alarak mali şubeye götürdün ve senin eylemin burada tamamlanmış oldu.’ İddia edilen güya gerçekleştirmiş olduğum tek şey savcı beyin bana vermiş olduğu kapalı zarfı açmadan mali şubedeki ilgili müdür yardımcısına teslim etmem. Bunun suçu darbe oldu, casusluk oldu. Bu soruşturmanın ne kadar boş olduğu benim gözaltına alınmam kadar açık ve net. İçerideki arkadaşlara aynı şekilde içi boş gerçekten tamamen boş algı yaratmak için oluşturulan bir dosya. Allah bu kadar boş bir dosyayı şu anda mali şube müdürlüğü yapan Hakan Sıralı’ya nasip etti. Dolu dosyayı da bizim gibi vatan evlatlarına nasip etti. Bu ayıp Hakan Sıralı’ya ömür boyu yeter. Bu gurur da bize ömür boyu yeter. İçerideki serbest hiçbir arkadaşımız utanılacak hiçbirşey yapmadı. İçerideki tüm arkadaşlarımın keyfi yerinde hiçbir sıkıntıları yok. Aileleri bu konuda rahat olabilirler” diye konuştu.İRANLI BİR ŞARLATAN KİMİNİ AYAKKABI KUTUSUYLA, KİMİNİ BİRKAÇ KUTU ÇİKOLATAYLA SATIN ALIYORYapılan yolsuzlukları görüp operasyon yaptıklarını, bu nedenle darbeyle suçlandıklarını belirten Mehmet Akif Üner, “Biz bu devletin namusunu kurtardık. Neden diyecekseniz, İranlı bir şarlatan kimini iki ayakkabı kutusuyla, kimisini beş ayakkabı kutusuyla, kimini birkaç tane çikolata kutusuyla satın alıyor arkadaşlar. Bunu görüyoruz operasyon yapıyoruz. Bunun adı darbe oluyor. Bu kadar açık ve net, devletin namusunu kurtardığımıza inanıyorum. Ve şu anda intikam amacıyla gözaltına alındım serbest bırakıldım. Savcı beye dedim ki beni serbest bırakma eğer ben darbe yaptıysam bırakma. Ama tekrar söylüyorum kimsenin başını öne eğdirecek bir şey yapmadım. Yine olsa yine yaparız. Bir beş sene on sene sonra bugünün tetikçileri bunların arkasındaki güçlerin bu arkamızdaki adalet sarayında yargılanacaklarına hep beraber şahit olacağız” şeklinde konuştu.Serbest bırakılan polis Mehmet Sait Sevinç, “İçeri girerken üzülmedim dışarı çıkarken de sevinmiyorum. Halkımdan 18 Aralık’ta sıfırlanan paraları yakalayamadığım için özür diliyorum. Ayrıca şu saatten sonra casuslar, vatan hainleri, hırsızlar tir tir titres
Zaman
Ana Sayfa
04.09.2014
Saygılıve4emniyetmensubututuklandıSaygılı ve 4 emniyet mensubu tutuklandı
Yakub Saygılı ve 4 emniyet mensubu tutuklandı
Zaman
04.09.2014
10:10
Bakan çocukları ile Bilal Erdoğanın da şüphelileri arasında yer aldığı yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasını yürüten eski İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Yakub Saygılı ile birlikte; emniyet mensupları Kazım Aksoy, Arif İbiş, Mustafa Demirhan ve Hüseyin Korkmaz tutuklandı.İranlı bir şarlatan ayakkabı kutusuyla kimilerini satın alıyor8 polis daha savcılıktan serbestEmniyet mensuplarına yönelik operasyonda gözaltına alınan polislerden savcılık sorgusunun ardından serbest bırakılan Mali Şube eski başkomiseri Mehmet Akif Üner, Soruşturma savcısına göre gözaltına alınma sebebim, yolsuzluk operasyonu sırasında soruşturmayı yürüten savcı Muammer Akkaş tarafından verilen gözaltı ve arama kararlarını içeren kapalı zarfı mali şubedeki ilgili müdür yardımcısına iletmektir dedi.17 ve 25 Aralık yolsuzluk operasyonlarında görevli olan gözaltındaki emniyet mensuplarından adliyeye sevk edilen 16 polisin sorgu süreci gece saatlerinde tamamlandı. Savcılık sorgusunun ardından 8 kişi serbest bırakıldı, 8 kişi ise tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Serbest kalan 8 emniyet mensubu adliye çıkışında kendilerini bekleyen yakınları tarafından alkışlarla karşılandı.Adliye çıkışında basın mensuplarına açıklama yapan Mali Şube eski başkomiseri Mehmet Akif Üner, “Kamuoyunda 17 Aralık operasyonu olarak bilinen Rıza Sarraf, Muammer Güler, Zafer Çağlayan, Egemen Bağış.. Bu dosyayı yürüten büronun büro amiri olarak görev yaptım. O zaman başkomiserdim. Ama ne hikmetse bu operasyonda hükümeti yıkmaya darbe yapmaya casusluktan gözaltına alındım. Ve 3 gündür gözaltında tutuldum. Ve bugün yağan rahmetle beraber serbest kaldım. Darısı içerideki arkadaşlarımızın başına. Gözaltına alındığım ilk günden beridir gerek mali şubedeki görevlilere gerekse ifademi alan İsmail Uçar savcıya şununla alakalı istinat edilen eylemin gerçekten doğru olup olmadığını, hakkımda en ufak bir delil olup olmadığını sordum, somut hiçbir cevap alamadım. Gözaltına alınmamın tek sebebi soruşturma savcısı Muammer Akkaş’ın beni Çağlayan Adliyesi’ne çağırıp kapalı zarf içinde vermiş olduğu gözaltı ve arama kararlarının mali şubedeki sorumlu müdür yardımcısına teslim etmemdir. Benim suçum buymuş ve iddia edilen İsmail Uçar savcı da söylediği cümle şu: ‘Sen darbe zarfını alarak mali şubeye götürdün ve senin eylemin burada tamamlanmış oldu.’ İddia edilen güya gerçekleştirmiş olduğum tek şey savcı beyin bana vermiş olduğu kapalı zarfı açmadan mali şubedeki ilgili müdür yardımcısına teslim etmem. Bunun suçu darbe oldu, casusluk oldu. Bu soruşturmanın ne kadar boş olduğu benim gözaltına alınmam kadar açık ve net. İçerideki arkadaşlara aynı şekilde içi boş gerçekten tamamen boş algı yaratmak için oluşturulan bir dosya. Allah bu kadar boş bir dosyayı şu anda mali şube müdürlüğü yapan Hakan Sıralı’ya nasip etti. Dolu dosyayı da bizim gibi vatan evlatlarına nasip etti. Bu ayıp Hakan Sıralı’ya ömür boyu yeter. Bu gurur da bize ömür boyu yeter. İçerideki serbest hiçbir arkadaşımız utanılacak hiçbirşey yapmadı. İçerideki tüm arkadaşlarımın keyfi yerinde hiçbir sıkıntıları yok. Aileleri bu konuda rahat olabilirler” diye konuştu.İRANLI BİR ŞARLATAN KİMİNİ AYAKKABI KUTUSUYLA, KİMİNİ BİRKAÇ KUTU ÇİKOLATAYLA SATIN ALIYORYapılan yolsuzlukları görüp operasyon yaptıklarını, bu nedenle darbeyle suçlandıklarını belirten Mehmet Akif Üner, “Biz bu devletin namusunu kurtardık. Neden diyecekseniz, İranlı bir şarlatan kimini iki ayakkabı kutusuyla, kimisini beş ayakkabı kutusuyla, kimini birkaç tane çikolata kutusuyla satın alıyor arkadaşlar. Bunu görüyoruz operasyon yapıyoruz. Bunun adı darbe oluyor. Bu kadar açık ve net, devletin namusunu kurtardığımıza inanıyorum. Ve şu anda intikam amacıyla gözaltına alındım serbest bırakıldım. Savcı beye dedim ki beni serbest bırakma eğer ben darbe yaptıysam bırakma. Ama tekrar söylüyorum kimsenin başını öne eğdirecek bir şey yapmadım. Yine olsa yine yaparız. Bir beş sene on sene sonra bugünün tetikçileri bunların arkasındaki güçlerin bu arkamızdaki adalet sarayında yargılanacaklarına hep beraber şahit olacağız” şeklinde konuştu.Serbest bırakılan polis Mehmet Sait Sevinç, “İçeri girerken üzülmedim dışarı çıkarken de sevinmiyorum. Halkımdan 18 Aralık’ta sıfırlanan paraları yakalayamadığım için özür diliyorum. Ayrıca şu saatten sonra casuslar, vatan hainleri, hırsızlar tir tir titresinler” ifadelerini kullandı. Polis memuru Turan Güler ise, “Buraya şerefimizle geldik, buradan şerefimizle ayrılıyoruz. Çok şükür buraya hırsız olarak gelmedik, hırsızları yakalayan olarak geldik” dedi
Zaman
Ana Sayfa
04.09.2014
YakubSaygılıve4emniyetmensubututuklandıYakub Saygılı ve 4 emniyet mensubu tutuklandı
Yakub Saygılı ve 4 emniyet mensubu tutuklandı
Zaman
04.09.2014
09:56
Bakan çocukları ile Bilal Erdoğanın da şüphelileri arasında yer aldığı yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasını yürüten eski İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Yakub Saygılı ile birlikte; emniyet mensupları Kazım Aksoy, Arif İbiş, Mustafa Demirhan ve Hüseyin Korkmaz tutuklandı.İranlı bir şarlatan ayakkabı kutusuyla kimilerini satın alıyor8 polis daha savcılıktan serbestEmniyet mensuplarına yönelik operasyonda gözaltına alınan polislerden savcılık sorgusunun ardından serbest bırakılan Mali Şube eski başkomiseri Mehmet Akif Üner, Soruşturma savcısına göre gözaltına alınma sebebim, yolsuzluk operasyonu sırasında soruşturmayı yürüten savcı Muammer Akkaş tarafından verilen gözaltı ve arama kararlarını içeren kapalı zarfı mali şubedeki ilgili müdür yardımcısına iletmektir dedi.17 ve 25 Aralık yolsuzluk operasyonlarında görevli olan gözaltındaki emniyet mensuplarından adliyeye sevk edilen 16 polisin sorgu süreci gece saatlerinde tamamlandı. Savcılık sorgusunun ardından 8 kişi serbest bırakıldı, 8 kişi ise tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Serbest kalan 8 emniyet mensubu adliye çıkışında kendilerini bekleyen yakınları tarafından alkışlarla karşılandı.Adliye çıkışında basın mensuplarına açıklama yapan Mali Şube eski başkomiseri Mehmet Akif Üner, “Kamuoyunda 17 Aralık operasyonu olarak bilinen Rıza Sarraf, Muammer Güler, Zafer Çağlayan, Egemen Bağış.. Bu dosyayı yürüten büronun büro amiri olarak görev yaptım. O zaman başkomiserdim. Ama ne hikmetse bu operasyonda hükümeti yıkmaya darbe yapmaya casusluktan gözaltına alındım. Ve 3 gündür gözaltında tutuldum. Ve bugün yağan rahmetle beraber serbest kaldım. Darısı içerideki arkadaşlarımızın başına. Gözaltına alındığım ilk günden beridir gerek mali şubedeki görevlilere gerekse ifademi alan İsmail Uçar savcıya şununla alakalı istinat edilen eylemin gerçekten doğru olup olmadığını, hakkımda en ufak bir delil olup olmadığını sordum, somut hiçbir cevap alamadım. Gözaltına alınmamın tek sebebi soruşturma savcısı Muammer Akkaş’ın beni Çağlayan Adliyesi’ne çağırıp kapalı zarf içinde vermiş olduğu gözaltı ve arama kararlarının mali şubedeki sorumlu müdür yardımcısına teslim etmemdir. Benim suçum buymuş ve iddia edilen İsmail Uçar savcı da söylediği cümle şu: ‘Sen darbe zarfını alarak mali şubeye götürdün ve senin eylemin burada tamamlanmış oldu.’ İddia edilen güya gerçekleştirmiş olduğum tek şey savcı beyin bana vermiş olduğu kapalı zarfı açmadan mali şubedeki ilgili müdür yardımcısına teslim etmem. Bunun suçu darbe oldu, casusluk oldu. Bu soruşturmanın ne kadar boş olduğu benim gözaltına alınmam kadar açık ve net. İçerideki arkadaşlara aynı şekilde içi boş gerçekten tamamen boş algı yaratmak için oluşturulan bir dosya. Allah bu kadar boş bir dosyayı şu anda mali şube müdürlüğü yapan Hakan Sıralı’ya nasip etti. Dolu dosyayı da bizim gibi vatan evlatlarına nasip etti. Bu ayıp Hakan Sıralı’ya ömür boyu yeter. Bu gurur da bize ömür boyu yeter. İçerideki serbest hiçbir arkadaşımız utanılacak hiçbirşey yapmadı. İçerideki tüm arkadaşlarımın keyfi yerinde hiçbir sıkıntıları yok. Aileleri bu konuda rahat olabilirler” diye konuştu.İRANLI BİR ŞARLATAN KİMİNİ AYAKKABI KUTUSUYLA, KİMİNİ BİRKAÇ KUTU ÇİKOLATAYLA SATIN ALIYORYapılan yolsuzlukları görüp operasyon yaptıklarını, bu nedenle darbeyle suçlandıklarını belirten Mehmet Akif Üner, “Biz bu devletin namusunu kurtardık. Neden diyecekseniz, İranlı bir şarlatan kimini iki ayakkabı kutusuyla, kimisini beş ayakkabı kutusuyla, kimini birkaç tane çikolata kutusuyla satın alıyor arkadaşlar. Bunu görüyoruz operasyon yapıyoruz. Bunun adı darbe oluyor. Bu kadar açık ve net, devletin namusunu kurtardığımıza inanıyorum. Ve şu anda intikam amacıyla gözaltına alındım serbest bırakıldım. Savcı beye dedim ki beni serbest bırakma eğer ben darbe yaptıysam bırakma. Ama tekrar söylüyorum kimsenin başını öne eğdirecek bir şey yapmadım. Yine olsa yine yaparız. Bir beş sene on sene sonra bugünün tetikçileri bunların arkasındaki güçlerin bu arkamızdaki adalet sarayında yargılanacaklarına hep beraber şahit olacağız” şeklinde konuştu.Serbest bırakılan polis Mehmet Sait Sevinç, “İçeri girerken üzülmedim dışarı çıkarken de sevinmiyorum. Halkımdan 18 Aralık’ta sıfırlanan paraları yakalayamadığım için özür diliyorum. Ayrıca şu saatten sonra casuslar, vatan hainleri, hırsızlar tir tir titresinler” ifadelerini kullandı. Polis memuru Turan Güler ise, “Buraya şerefimizle geldik, buradan şerefimizle ayrılıyoruz. Çok şükür buraya hırsız olarak gelmedik, hırsızları yakalayan olarak geldik” dedi
Zaman
Son Dakika
04.09.2014
YakubSaygılıve4emniyetmensubututuklandıYakub Saygılı ve 4 emniyet mensubu tutuklandı
8 polis daha savcılıktan serbest
Zaman
04.09.2014
07:24
Emniyet mensuplarına yönelik operasyonda gözaltına alınan polislerden savcılık sorgusunun ardından serbest bırakılan Mali Şube eski başkomiseri Mehmet Akif Üner, Soruşturma savcısına göre gözaltına alınma sebebim, yolsuzluk operasyonu sırasında soruşturmayı yürüten savcı Muammer Akkaş tarafından verilen gözaltı ve arama kararlarını içeren kapalı zarfı mali şubedeki ilgili müdür yardımcısına iletmektir dedi.17 ve 25 Aralık yolsuzluk operasyonlarında görevli olan gözaltındaki emniyet mensuplarından adliyeye sevk edilen 16 polisin sorgu süreci gece saatlerinde tamamlandı. Savcılık sorgusunun ardından 8 kişi serbest bırakıldı, 8 kişi ise tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Serbest kalan 8 emniyet mensubu adliye çıkışında kendilerini bekleyen yakınları tarafından alkışlarla karşılandı.Adliye çıkışında basın mensuplarına açıklama yapan Mali Şube eski başkomiseri Mehmet Akif Üner, “Kamuoyunda 17 Aralık operasyonu olarak bilinen Rıza Sarraf, Muammer Güler, Zafer Çağlayan, Egemen Bağış.. Bu dosyayı yürüten büronun büro amiri olarak görev yaptım. O zaman başkomiserdim. Ama ne hikmetse bu operasyonda hükümeti yıkmaya darbe yapmaya casusluktan gözaltına alındım. Ve 3 gündür gözaltında tutuldum. Ve bugün yağan rahmetle beraber serbest kaldım. Darısı içerideki arkadaşlarımızın başına. Gözaltına alındığım ilk günden beridir gerek mali şubedeki görevlilere gerekse ifademi alan İsmail Uçar savcıya şununla alakalı istinat edilen eylemin gerçekten doğru olup olmadığını, hakkımda en ufak bir delil olup olmadığını sordum, somut hiçbir cevap alamadım. Gözaltına alınmamın tek sebebi soruşturma savcısı Muammer Akkaş’ın beni Çağlayan Adliyesi’ne çağırıp kapalı zarf içinde vermiş olduğu gözaltı ve arama kararlarının mali şubedeki sorumlu müdür yardımcısına teslim etmemdir. Benim suçum buymuş ve iddia edilen İsmail Uçar savcı da söylediği cümle şu: ‘Sen darbe zarfını alarak mali şubeye götürdün ve senin eylemin burada tamamlanmış oldu.’ İddia edilen güya gerçekleştirmiş olduğum tek şey savcı beyin bana vermiş olduğu kapalı zarfı açmadan mali şubedeki ilgili müdür yardımcısına teslim etmem. Bunun suçu darbe oldu, casusluk oldu. Bu soruşturmanın ne kadar boş olduğu benim gözaltına alınmam kadar açık ve net. İçerideki arkadaşlara aynı şekilde içi boş gerçekten tamamen boş algı yaratmak için oluşturulan bir dosya. Allah bu kadar boş bir dosyayı şu anda mali şube müdürlüğü yapan Hakan Sıralı’ya nasip etti. Dolu dosyayı da bizim gibi vatan evlatlarına nasip etti. Bu ayıp Hakan Sıralı’ya ömür boyu yeter. Bu gurur da bize ömür boyu yeter. İçerideki serbest hiçbir arkadaşımız utanılacak hiçbirşey yapmadı. İçerideki tüm arkadaşlarımın keyfi yerinde hiçbir sıkıntıları yok. Aileleri bu konuda rahat olabilirler” diye konuştu.İRANLI BİR ŞARLATAN KİMİNİ AYAKKABI KUTUSUYLA, KİMİNİ BİRKAÇ KUTU ÇİKOLATAYLA SATIN ALIYORYapılan yolsuzlukları görüp operasyon yaptıklarını, bu nedenle darbeyle suçlandıklarını belirten Mehmet Akif Üner, “Biz bu devletin namusunu kurtardık. Neden diyecekseniz, İranlı bir şarlatan kimini iki ayakkabı kutusuyla, kimisini beş ayakkabı kutusuyla, kimini birkaç tane çikolata kutusuyla satın alıyor arkadaşlar. Bunu görüyoruz operasyon yapıyoruz. Bunun adı darbe oluyor. Bu kadar açık ve net, devletin namusunu kurtardığımıza inanıyorum. Ve şu anda intikam amacıyla gözaltına alındım serbest bırakıldım. Savcı beye dedim ki beni serbest bırakma eğer ben darbe yaptıysam bırakma. Ama tekrar söylüyorum kimsenin başını öne eğdirecek bir şey yapmadım. Yine olsa yine yaparız. Bir beş sene on sene sonra bugünün tetikçileri bunların arkasındaki güçlerin bu arkamızdaki adalet sarayında yargılanacaklarına hep beraber şahit olacağız” şeklinde konuştu.Serbest bırakılan polis Mehmet Sait Sevinç, “İçeri girerken üzülmedim dışarı çıkarken de sevinmiyorum. Halkımdan 18 Aralık’ta sıfırlanan paraları yakalayamadığım için özür diliyorum. Ayrıca şu saatten sonra casuslar, vatan hainleri, hırsızlar tir tir titresinler” ifadelerini kullandı. Polis memuru Turan Güler ise, “Buraya şerefimizle geldik, buradan şerefimizle ayrılıyoruz. Çok şükür buraya hırsız olarak gelmedik, hırsızları yakalayan olarak geldik” dedi
Zaman
Son Dakika
04.09.2014
8polisdahasavcılıktanserbest8 polis daha savcılıktan serbest
8 polis daha savcılıktan serbest
Zaman
04.09.2014
07:24
Emniyet mensuplarına yönelik operasyonda gözaltına alınan polislerden savcılık sorgusunun ardından serbest bırakılan Mali Şube eski başkomiseri Mehmet Akif Üner, Soruşturma savcısına göre gözaltına alınma sebebim, yolsuzluk operasyonu sırasında soruşturmayı yürüten savcı Muammer Akkaş tarafından verilen gözaltı ve arama kararlarını içeren kapalı zarfı mali şubedeki ilgili müdür yardımcısına iletmektir dedi.17 ve 25 Aralık yolsuzluk operasyonlarında görevli olan gözaltındaki emniyet mensuplarından adliyeye sevk edilen 16 polisin sorgu süreci gece saatlerinde tamamlandı. Savcılık sorgusunun ardından 8 kişi serbest bırakıldı, 8 kişi ise tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Serbest kalan 8 emniyet mensubu adliye çıkışında kendilerini bekleyen yakınları tarafından alkışlarla karşılandı.Adliye çıkışında basın mensuplarına açıklama yapan Mali Şube eski başkomiseri Mehmet Akif Üner, “Kamuoyunda 17 Aralık operasyonu olarak bilinen Rıza Sarraf, Muammer Güler, Zafer Çağlayan, Egemen Bağış.. Bu dosyayı yürüten büronun büro amiri olarak görev yaptım. O zaman başkomiserdim. Ama ne hikmetse bu operasyonda hükümeti yıkmaya darbe yapmaya casusluktan gözaltına alındım. Ve 3 gündür gözaltında tutuldum. Ve bugün yağan rahmetle beraber serbest kaldım. Darısı içerideki arkadaşlarımızın başına. Gözaltına alındığım ilk günden beridir gerek mali şubedeki görevlilere gerekse ifademi alan İsmail Uçar savcıya şununla alakalı istinat edilen eylemin gerçekten doğru olup olmadığını, hakkımda en ufak bir delil olup olmadığını sordum, somut hiçbir cevap alamadım. Gözaltına alınmamın tek sebebi soruşturma savcısı Muammer Akkaş’ın beni Çağlayan Adliyesi’ne çağırıp kapalı zarf içinde vermiş olduğu gözaltı ve arama kararlarının mali şubedeki sorumlu müdür yardımcısına teslim etmemdir. Benim suçum buymuş ve iddia edilen İsmail Uçar savcı da söylediği cümle şu: ‘Sen darbe zarfını alarak mali şubeye götürdün ve senin eylemin burada tamamlanmış oldu.’ İddia edilen güya gerçekleştirmiş olduğum tek şey savcı beyin bana vermiş olduğu kapalı zarfı açmadan mali şubedeki ilgili müdür yardımcısına teslim etmem. Bunun suçu darbe oldu, casusluk oldu. Bu soruşturmanın ne kadar boş olduğu benim gözaltına alınmam kadar açık ve net. İçerideki arkadaşlara aynı şekilde içi boş gerçekten tamamen boş algı yaratmak için oluşturulan bir dosya. Allah bu kadar boş bir dosyayı şu anda mali şube müdürlüğü yapan Hakan Sıralı’ya nasip etti. Dolu dosyayı da bizim gibi vatan evlatlarına nasip etti. Bu ayıp Hakan Sıralı’ya ömür boyu yeter. Bu gurur da bize ömür boyu yeter. İçerideki serbest hiçbir arkadaşımız utanılacak hiçbirşey yapmadı. İçerideki tüm arkadaşlarımın keyfi yerinde hiçbir sıkıntıları yok. Aileleri bu konuda rahat olabilirler” diye konuştu.İRANLI BİR ŞARLATAN KİMİNİ AYAKKABI KUTUSUYLA, KİMİNİ BİRKAÇ KUTU ÇİKOLATAYLA SATIN ALIYORYapılan yolsuzlukları görüp operasyon yaptıklarını, bu nedenle darbeyle suçlandıklarını belirten Mehmet Akif Üner, “Biz bu devletin namusunu kurtardık. Neden diyecekseniz, İranlı bir şarlatan kimini iki ayakkabı kutusuyla, kimisini beş ayakkabı kutusuyla, kimini birkaç tane çikolata kutusuyla satın alıyor arkadaşlar. Bunu görüyoruz operasyon yapıyoruz. Bunun adı darbe oluyor. Bu kadar açık ve net, devletin namusunu kurtardığımıza inanıyorum. Ve şu anda intikam amacıyla gözaltına alındım serbest bırakıldım. Savcı beye dedim ki beni serbest bırakma eğer ben darbe yaptıysam bırakma. Ama tekrar söylüyorum kimsenin başını öne eğdirecek bir şey yapmadım. Yine olsa yine yaparız. Bir beş sene on sene sonra bugünün tetikçileri bunların arkasındaki güçlerin bu arkamızdaki adalet sarayında yargılanacaklarına hep beraber şahit olacağız” şeklinde konuştu.Serbest bırakılan polis Mehmet Sait Sevinç, “İçeri girerken üzülmedim dışarı çıkarken de sevinmiyorum. Halkımdan 18 Aralık’ta sıfırlanan paraları yakalayamadığım için özür diliyorum. Ayrıca şu saatten sonra casuslar, vatan hainleri, hırsızlar tir tir titresinler” ifadelerini kullandı. Polis memuru Turan Güler ise, “Buraya şerefimizle geldik, buradan şerefimizle ayrılıyoruz. Çok şükür buraya hırsız olarak gelmedik, hırsızları yakalayan olarak geldik” dedi
Zaman
Ana Sayfa
04.09.2014
8polisdahasavcılıktanserbest8 polis daha savcılıktan serbest
Şahin Alpay - Yargı, otokrasiye boyun eğmeyecek
Zaman
04.09.2014
05:22
En küçük bir tereddüdüm yok: Büyük rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasını, yegane ortak noktaları hukuka ve mesleklerine bağlılık olan yargı ve emniyet mensupları başlattılar.Otokrasi (tek adam yönetimi) askeri darbe tezgâhlayanların kendilerini aklamak için uydurdukları “Fethullahçı paralel yapı” safsatasını, yolsuzluk soruşturmasını örtbas için bahane olarak kullanmakta. Safsatanın asıl amacı ise kuvvetler ayrılığını, hukuk devletini otokrasinin ayağına dolanmaktan çıkarmak; yargıyı ve devleti tamamen tek adama bağlı hale getirmek.Başbakanlığa getirilen Ahmet Davutoğlu’nun “Hiçbir yolsuzluğun üzerini örtmeyeceğiz...” dediği gün, 25 Aralık soruşturması için takipsizlik kararı alındı ve emniyet mensuplarına gözdağı vermeye yönelik operasyon başlatıldı. Cumhurbaşkanı seçilen Tayyip Erdoğan, Yargıtay başkanlar kurulundan “Haşhaşiler” diye söz edebiliyor; yargıyı operasyonla tehdit etmekten çekinmiyor. Şunları söylüyor: Dalgaların arkası gelecek. Bakanlıklarda da benzer şeyler olacak. Devlet Denetleme Kurulu da yeniden yapılandırılacak. Bu noktada HSYK seçimlerini önemsiyorum... (Akşam, 3 Eylül)Hükümet de, 12 Ekim’de yapılacak seçimle HSYK’ya “Yargıda Birlik Platformu” (YBP) altında toplanan yandaşlarını hakim kılmak için seferber olmuş durumda. Bakın neler yapıyorlar:“Hükümet ve devlet olanakları YBP’nin arkasına yığılmış durumda. Neler yapmıyorlar ki... Pazar günü Ankara’da yapılan YBP listesinin tanıtım toplantısına, başsavcılıklardan otobüsler kaldırıldı. Bu otobüslere devletin resmi polis eskortları verildi. Bakanlığın üst bürokratları ile İstanbul ve Ankara başsavcıları YBP’nin arkasında olduklarını göstermek için toplantıda hazır bulundu. YBP’nin bölge tanıtım toplantılarına katılım ‘mecbur’ kılınıyor. YBP listesindeki adayların her türlü ihtiyaçları karşılanıyor. Yemekleri valiliklerce karşılanıyor. Adalet Bakanlığı’ndan ekipler ‘seminer’ adı altında illere gidip YBP için seçim çalışması örgütlüyor. Yeni atanan başsavcılara bakanlıktan ‘Seçimi kazanamazsak kendinize yer beğenin’ diye tehdit telefonları gidiyor...” (Utku Çakırözer, Cumhuriyet, 3 Eylül.)Ama yargıyı kendine tabi kılma çabaları yenilmeye mahkûm. Son günler bunun işaretleriyle dolu. Yargıtay Başkanı Ali Alkan, Adli Yıl’ın açılışında tarihi uyarılarda bulundu: “Yargıyı isteğe göre dizayn etmek için yargı kurumları üzerinde baskı oluşturulmak istenmesi, yargının yapacağı seçimlere ilişkin müdahale girişimleri endişeyle karşılanmaktadır…” dedi ve meslektaşlarına “Hiçbir makama, unvana ve göreve tamah ve tenezzül etmeyiniz. Başınızı dik tutun...” diye seslendi.Adli Yıl resepsiyonunda konuşan Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, “paralel yapı” safsatasıyla ilgili olarak: “Belge ve bilgi olmadan insanlar itham edilerek çok ciddi yanlışlar yapılıyor. İmzasız bir yığın dilekçe geliyor. Şu şucu, bu bucu diye fişlemeler yapılıyor… Bana da böyle fişleme usulü bir liste geldi, ben o listeyi kaldırdım attım…” dedi. Bu arada Genelkurmay Başkanı Necdet Özel, havuz medyasının “Fethullahçı 40 general tesbit edildi” palavrası hakkında, “TSK elinde bilgi ve belge ile çalışır, imzasız ihbar mektuplarıyla yasal işlem başlatamayız. MİT ve Emniyet’ten belge istedim, bana ulaşmadı…” dedi.Üzerinde en küçük bir tereddüdüm olmayan son bir noktayı da burada bir kez daha tekrarlayayım: Türkiye’nin gelişmişlik düzeyi, iki yüzyıllık hukuk devleti ve demokrasi birikimi, globalleşen ekonomisi, yaygınlaşan insan hakları ve özgürlük fikri otokrasinin yerleşmesine cevaz vermeyecektir. Böylesine büyümüş ve farklılaşmış Türkiye, otokrasiyle yönetilemez. Keyfi, otoriter, yozlaşmış tek adam yönetimi, er geç yenilmeye mahkûmdur. Otokrasiye gidişin demokratik yoldan def edildiği gün, Türkiye özgürlükçü ve çoğulcu demokrasiyi yerleştirmiş olacak.
Zaman
En Çok Okunan
04.09.2014
ŞahinAlpay-YargıotokrasiyeboyuneğmeyecekŞahin Alpay - Yargı otokrasiye boyun eğmeyecek
Şahin Alpay - Yargı, otokrasiye boyun eğmeyecek
Zaman
04.09.2014
02:21
En küçük bir tereddüdüm yok: Büyük rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasını, yegane ortak noktaları hukuka ve mesleklerine bağlılık olan yargı ve emniyet mensupları başlattılar.Otokrasi (tek adam yönetimi) askeri darbe tezgâhlayanların kendilerini aklamak için uydurdukları “Fethullahçı paralel yapı” safsatasını, yolsuzluk soruşturmasını örtbas için bahane olarak kullanmakta. Safsatanın asıl amacı ise kuvvetler ayrılığını, hukuk devletini otokrasinin ayağına dolanmaktan çıkarmak; yargıyı ve devleti tamamen tek adama bağlı hale getirmek.Başbakanlığa getirilen Ahmet Davutoğlu’nun “Hiçbir yolsuzluğun üzerini örtmeyeceğiz...” dediği gün, 25 Aralık soruşturması için takipsizlik kararı alındı ve emniyet mensuplarına gözdağı vermeye yönelik operasyon başlatıldı. Cumhurbaşkanı seçilen Tayyip Erdoğan, Yargıtay başkanlar kurulundan “Haşhaşiler” diye söz edebiliyor; yargıyı operasyonla tehdit etmekten çekinmiyor. Şunları söylüyor: Dalgaların arkası gelecek. Bakanlıklarda da benzer şeyler olacak. Devlet Denetleme Kurulu da yeniden yapılandırılacak. Bu noktada HSYK seçimlerini önemsiyorum... (Akşam, 3 Eylül)Hükümet de, 12 Ekim’de yapılacak seçimle HSYK’ya “Yargıda Birlik Platformu” (YBP) altında toplanan yandaşlarını hakim kılmak için seferber olmuş durumda. Bakın neler yapıyorlar:“Hükümet ve devlet olanakları YBP’nin arkasına yığılmış durumda. Neler yapmıyorlar ki... Pazar günü Ankara’da yapılan YBP listesinin tanıtım toplantısına, başsavcılıklardan otobüsler kaldırıldı. Bu otobüslere devletin resmi polis eskortları verildi. Bakanlığın üst bürokratları ile İstanbul ve Ankara başsavcıları YBP’nin arkasında olduklarını göstermek için toplantıda hazır bulundu. YBP’nin bölge tanıtım toplantılarına katılım ‘mecbur’ kılınıyor. YBP listesindeki adayların her türlü ihtiyaçları karşılanıyor. Yemekleri valiliklerce karşılanıyor. Adalet Bakanlığı’ndan ekipler ‘seminer’ adı altında illere gidip YBP için seçim çalışması örgütlüyor. Yeni atanan başsavcılara bakanlıktan ‘Seçimi kazanamazsak kendinize yer beğenin’ diye tehdit telefonları gidiyor...” (Utku Çakırözer, Cumhuriyet, 3 Eylül.)Ama yargıyı kendine tabi kılma çabaları yenilmeye mahkûm. Son günler bunun işaretleriyle dolu. Yargıtay Başkanı Ali Alkan, Adli Yıl’ın açılışında tarihi uyarılarda bulundu: “Yargıyı isteğe göre dizayn etmek için yargı kurumları üzerinde baskı oluşturulmak istenmesi, yargının yapacağı seçimlere ilişkin müdahale girişimleri endişeyle karşılanmaktadır…” dedi ve meslektaşlarına “Hiçbir makama, unvana ve göreve tamah ve tenezzül etmeyiniz. Başınızı dik tutun...” diye seslendi.Adli Yıl resepsiyonunda konuşan Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, “paralel yapı” safsatasıyla ilgili olarak: “Belge ve bilgi olmadan insanlar itham edilerek çok ciddi yanlışlar yapılıyor. İmzasız bir yığın dilekçe geliyor. Şu şucu, bu bucu diye fişlemeler yapılıyor… Bana da böyle fişleme usulü bir liste geldi, ben o listeyi kaldırdım attım…” dedi. Bu arada Genelkurmay Başkanı Necdet Özel, havuz medyasının “Fethullahçı 40 general tesbit edildi” palavrası hakkında, “TSK elinde bilgi ve belge ile çalışır, imzasız ihbar mektuplarıyla yasal işlem başlatamayız. MİT ve Emniyet’ten belge istedim, bana ulaşmadı…” dedi.Üzerinde en küçük bir tereddüdüm olmayan son bir noktayı da burada bir kez daha tekrarlayayım: Türkiye’nin gelişmişlik düzeyi, iki yüzyıllık hukuk devleti ve demokrasi birikimi, globalleşen ekonomisi, yaygınlaşan insan hakları ve özgürlük fikri otokrasinin yerleşmesine cevaz vermeyecektir. Böylesine büyümüş ve farklılaşmış Türkiye, otokrasiyle yönetilemez. Keyfi, otoriter, yozlaşmış tek adam yönetimi, er geç yenilmeye mahkûmdur. Otokrasiye gidişin demokratik yoldan def edildiği gün, Türkiye özgürlükçü ve çoğulcu demokrasiyi yerleştirmiş olacak.
Zaman
Köşe Yazıları
04.09.2014
ŞahinAlpay-YargıotokrasiyeboyuneğmeyecekŞahin Alpay - Yargı otokrasiye boyun eğmeyecek
Şahin Alpay - Yargı, otokrasiye boyun eğmeyecek
Zaman
04.09.2014
02:04
En küçük bir tereddüdüm yok: Büyük rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasını, yegane ortak noktaları hukuka ve mesleklerine bağlılık olan yargı ve emniyet mensupları başlattılar.Otokrasi (tek adam yönetimi) askeri darbe tezgâhlayanların kendilerini aklamak için uydurdukları “Fethullahçı paralel yapı” safsatasını, yolsuzluk soruşturmasını örtbas için bahane olarak kullanmakta. Safsatanın asıl amacı ise kuvvetler ayrılığını, hukuk devletini otokrasinin ayağına dolanmaktan çıkarmak; yargıyı ve devleti tamamen tek adama bağlı hale getirmek.Başbakanlığa getirilen Ahmet Davutoğlu’nun “Hiçbir yolsuzluğun üzerini örtmeyeceğiz...” dediği gün, 25 Aralık soruşturması için takipsizlik kararı alındı ve emniyet mensuplarına gözdağı vermeye yönelik operasyon başlatıldı. Cumhurbaşkanı seçilen Tayyip Erdoğan, Yargıtay başkanlar kurulundan “Haşhaşiler” diye söz edebiliyor; yargıyı operasyonla tehdit etmekten çekinmiyor. Şunları söylüyor: Dalgaların arkası gelecek. Bakanlıklarda da benzer şeyler olacak. Devlet Denetleme Kurulu da yeniden yapılandırılacak. Bu noktada HSYK seçimlerini önemsiyorum... (Akşam, 3 Eylül)Hükümet de, 12 Ekim’de yapılacak seçimle HSYK’ya “Yargıda Birlik Platformu” (YBP) altında toplanan yandaşlarını hakim kılmak için seferber olmuş durumda. Bakın neler yapıyorlar:“Hükümet ve devlet olanakları YBP’nin arkasına yığılmış durumda. Neler yapmıyorlar ki... Pazar günü Ankara’da yapılan YBP listesinin tanıtım toplantısına, başsavcılıklardan otobüsler kaldırıldı. Bu otobüslere devletin resmi polis eskortları verildi. Bakanlığın üst bürokratları ile İstanbul ve Ankara başsavcıları YBP’nin arkasında olduklarını göstermek için toplantıda hazır bulundu. YBP’nin bölge tanıtım toplantılarına katılım ‘mecbur’ kılınıyor. YBP listesindeki adayların her türlü ihtiyaçları karşılanıyor. Yemekleri valiliklerce karşılanıyor. Adalet Bakanlığı’ndan ekipler ‘seminer’ adı altında illere gidip YBP için seçim çalışması örgütlüyor. Yeni atanan başsavcılara bakanlıktan ‘Seçimi kazanamazsak kendinize yer beğenin’ diye tehdit telefonları gidiyor...” (Utku Çakırözer, Cumhuriyet, 3 Eylül.)Ama yargıyı kendine tabi kılma çabaları yenilmeye mahkûm. Son günler bunun işaretleriyle dolu. Yargıtay Başkanı Ali Alkan, Adli Yıl’ın açılışında tarihi uyarılarda bulundu: “Yargıyı isteğe göre dizayn etmek için yargı kurumları üzerinde baskı oluşturulmak istenmesi, yargının yapacağı seçimlere ilişkin müdahale girişimleri endişeyle karşılanmaktadır…” dedi ve meslektaşlarına “Hiçbir makama, unvana ve göreve tamah ve tenezzül etmeyiniz. Başınızı dik tutun...” diye seslendi.Adli Yıl resepsiyonunda konuşan Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, “paralel yapı” safsatasıyla ilgili olarak: “Belge ve bilgi olmadan insanlar itham edilerek çok ciddi yanlışlar yapılıyor. İmzasız bir yığın dilekçe geliyor. Şu şucu, bu bucu diye fişlemeler yapılıyor… Bana da böyle fişleme usulü bir liste geldi, ben o listeyi kaldırdım attım…” dedi. Bu arada Genelkurmay Başkanı Necdet Özel, havuz medyasının “Fethullahçı 40 general tesbit edildi” palavrası hakkında, “TSK elinde bilgi ve belge ile çalışır, imzasız ihbar mektuplarıyla yasal işlem başlatamayız. MİT ve Emniyet’ten belge istedim, bana ulaşmadı…” dedi.Üzerinde en küçük bir tereddüdüm olmayan son bir noktayı da burada bir kez daha tekrarlayayım: Türkiye’nin gelişmişlik düzeyi, iki yüzyıllık hukuk devleti ve demokrasi birikimi, globalleşen ekonomisi, yaygınlaşan insan hakları ve özgürlük fikri otokrasinin yerleşmesine cevaz vermeyecektir. Böylesine büyümüş ve farklılaşmış Türkiye, otokrasiyle yönetilemez. Keyfi, otoriter, yozlaşmış tek adam yönetimi, er geç yenilmeye mahkûmdur. Otokrasiye gidişin demokratik yoldan def edildiği gün, Türkiye özgürlükçü ve çoğulcu demokrasiyi yerleştirmiş olacak.
Zaman
Ana Sayfa
04.09.2014
ŞahinAlpay-YargıotokrasiyeboyuneğmeyecekŞahin Alpay - Yargı otokrasiye boyun eğmeyecek
Toplam "21" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti