Habergec.Com Aranan Kelimeler:bunun adı operasyon Değerlendirme: 10 / 10 390766
habergec.com
24.04.2014 Perşembe
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

bunun adı operasyon

Rasim Ozan: Motta oyundan atılmadı bunun adı operasyon
En Son Haber
20.04.2014
21:17
Rasim Ozan Kütahyalı, Beşiktaşlı Mottanın oyundan atılmasına rağmen, hakem Özkahyanın Beşiktaşı ikinci yapma operasyonu yaptığını ve Mottanın bu yüzden oyundan çıkarılmadığını ifade etti.
En Son Haber
Son Dakika
20.04.2014
RasimOzanMottaoyundanatılmadıbununadıoperasyonRasim Ozan Motta oyundan atılmadı bunun adı operasyon
MİT kanun teklifinde yapılacak rötuşlar ‘muhaberat devleti’ni engellemeyecek
Zaman
11.04.2014
02:00
AK Parti, Meclis’te görüşmeleri iki gündür süren MİT Kanunu’nu değiştiren kanun teklifinde bazı değişiklikler yapma kararı aldı.Ancak yapılacak ‘rötuşlar’ kanun teklifinin ‘özünü’ etkilemeyecek. Kanun teklifinin yasalaşmasının ardından MİT yurtiçi ve yurtdışında operasyon yapabilecek, özel veya kamu ayırt etmeden tüm kurum ve kuruluşlardan her türlü bilgiyi alabilecek. Soruşturma aşamasında avukatlara bile verilmeyen bilgilere sahip olabilecek. Muhalefetin ‘MİT’e dokunan yanacak’ şeklinde özetlediği maddelere göre MİT’le ilgili en küçük haber yapana 9 yıla kadar hapis cezası verilebilecek. MİT Başkanı sadece Yargıtay’da yargılanabilecek. Terör örgütü lideri Öcalan ile yapılan görüşmeler yasal hale getirilecek. 15 maddelik kanun teklifinin görüşmeleri Genel Kurul’da sürerken teklifin önümüzdeki hafta yasalaştırılması planlanıyor. Teklifin görüşmeleri sırasında AK Parti çok sayıda önerge vererek değişiklikler yapacak. Bu değişiklikler içinde ‘MİT’in parlamento denetimine alınacağı’ ön plana çıkacak. Ancak bu denetimin nasıl yapılacağı belli değil. Dün bu konuyla ilgili gazetecilerin sorularına karşılık Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, “Salı günü görürsünüz.” demekle yetindi. CHP’li Aytuğ Atıcı ise iktidar partisinin MİT’in denetimini Parlamento’ya verir gibi yapıp vermeyeceğini belirterek, “Sayıştay raporlarını bile Meclis’ten kaçıran AKP, Parlamento’ya MİT’in denetimini vermez.” dedi. CHP’li Celal Dinçer ise, “Getirilen değişiklikler demokrasi açısından, rejim açısından bazı tehlikeler taşıyor. Bu teklif, MİT’in görev ve yetki alanını genişletiyor, MİT’i yalnızca istihbarat toplayan bir kurum olmaktan çıkararak doğrudan operasyon yapma yetkisiyle donatıyor. MİT’i görev ve yetkileri bakımından değil aynı zamanda personeli bakımından da ağır zırhlarla koruma altına alıyor. Buna karşılık MİT’in bürokratik, yargısal ve siyasal denetimine ilişkin hiçbir düzenleme bu yasada yok.” diye konuşuyor. MHP’li Faruk Bal da, “Bu kanunla Oslo görüşmeleri aklanacak. Dünyanın hiçbir ülkesinde olmayan yetkiler MİT’e veriliyor. MİT yargının içine bile giriyor, ankesörlü telefonlar dahil hiçbir kanuna tabi olmadan dinleme yapabilecek. Bir MİT mensubu silah kaçakçılığı yaparken veya adam öldürürken yakalandığında hiçbir şey yapılamayacak. Bunun adı Suriye benzeri bir muhaberat ve istihbarat devletidir.” açıklamalarında bulunuyor. GÖSTERMELİK DEĞİŞİKLİKLERÖnergelerle yapılacak küçük değişikliklere göre “MİT; dış güvenlik, terörle mücadele ve milli güvenliğe ilişkin konularda Bakanlar Kurulu’nca verilen her türlü görevi yerine getirir.” ifadesinden ‘her türlü görev’ ibaresi çıkarılacak. Sonuçta bu maddede değişen bir şey olmayacak. MİT mensupları için kuruma alım ve kritik görevlerde yalan makinesi uygulaması tekliften çıkarılacak. MİT mensuplarına sahte kimlikle dernek ve vakıf kurma düzenlemesi metinden çıkarılacak. MİT belgelerini yayımlayanlara 3 yıldan 9 yıla kadar hapis cezası verilirken ‘medya patronu ve matbaacılar’ bu kapsamdan çıkarılacak; muhabir dahil diğer tüm sorumlulara ceza uygulanacak. MİT’e başka kurumlardan naklen atanan ve adaylık süresinde başarısız bulunanların geri gönderileceklerine ilişkin hüküm de çıkarılacak. Gereksiz bir madde olarak görülen, “MİT’in yabancı istihbarat teşkilatlarının kullandığı usul yöntem, imkan ve kabiliyet takip etme” ifadesi de tekliften çıkarılacak. Teklifin korunan maddelerinde ise ‘MİT’e verilen sınırsız yetkiler’ korunacak. MİT, yurtiçi ve yurtdışında operasyon yapabilecek.
Zaman
Politika
11.04.2014
MİTkanunteklifindeyapılacakrötuşlar‘muhaberatdevleti’niengellemeyecekMİT kanun teklifinde yapılacak rötuşlar ‘muhaberat devleti’ni engellemeyecek
Demirtaş: Halk özerkliğe oy verdi
Zaman
31.03.2014
15:40
Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, halkın seçimlerde özerkliğe oy verdiğini belirterek Demokratik özerklik dediğimiz halkın yerelde ihtiyaçlarının ve sorunlarının çözümünün parçasıdır. Biz bunu halka söz olarak verdik, halk da buna oy verdi. Bu proje halktan destek gördü ve gereğini yapacağız. dedi.BDP lideri, Diyarbakırda seçim sonuçlarını değerlendirdi. Partisinin Diyarbakır İl Başkanlığında basın toplantısı düzenleyen Demirtaş, Başbakan Erdoğanın dün yaptığı balkon konuşmasına değendi. BDPnin Diyarbakırda oy düşüklüğünü değerlendiren Demirtaş, Bu bir mesajdır, seçmen niye sandığa gitmez. Veya niye bize oy vermez, bütün bunları sormamız ve sorgulamamız gerekiyor. Seçmenin iradesine ve bize verdiği mesaja saygı duyarız. Demek ki daha çok çalışmak ve daha çok hizmet etmemiz lazım. Demek halkı daha çok dinlememiz lazım. dedi. Demirtaş, Türkiye geneli BDP oylarının düştüğü şeklindeki değerlendirmeye ise Bugün düşüşten daha çok, beklenen artış olmadı dense daha doğru olur. Batıdaki oylarımızın yeterince sandığa yansımadığını düşünüyorum. Bunun nedenlerini tartışacağız. Mutlaka yetersizliklerimiz olmuştur. Daha iyi sonuç alabilirdik. Ortada bir başarı ama çok daha iyi bir başarı fırsatı vardı. diye konuştu.Demirtaş, seçimden sonra özerkliğin inşa edileceği söylemleriyle ilgili soruya da şöyle cevap verdi: Yerel hizmetlerin her alanda kaliteli hizmete getirilmesi gerekiyor. Çok dilli, çok kültürlü hizmetlerin verilmesi. Anadilde eğitimden anadilde sağlık hizmetlerine kadar her yerde bunun altyapısının oluşturulması konusunda belediyelerimiz çaba sarf edecektir. Bu, belediyelerin yetkisindedir ve görevidir aynı zamanda. İnsanlar belediyeye oy verirken kendilerine yaşamlarına tarihlerine yaşadığı yere uygun hizmet etsinler diye verir. Bize oy veren insanların Alevilerin çoğunlukta yaşadığı yerde alevi gibi yaşamak istedikleri için vermişlerdir ve biz bunun gereğini yapacağız. Biz cemevini resmileştireceğiz, hizmet edeceğiz. Araplar, Süryanilerden oy aldık. Onların da inancına göre hareket edeceğiz. Bunu Kürtçe için de yapacağız. Kürtçenin lehçeleri için de. Ders kitaplarının basılmasından ücretsiz dağıtılmasına başka dillerde öykü roman kitaplarının basılıp ücretsiz halka dağıtılmasına ne varsa elimizde bunları kullanacağız. Anadilde eğitimin yapılması için örnek model sınıfların açılması için uğraşacağız. Bunların hepsi demokratik özerklik dediğimiz halkın yerelde ihtiyaçlarının ve sorunlarının çözümünün parçasıdır. Biz bunu halka söz olarak verdik, halk da buna oy verdi. Bu proje halktan destek gördü ve gereğini yapacağız.Bir gazetecinin, Başbabakanın cemaate yönelik operasyon sinyali verdiğini hatırlatması üzerine Demirtaş, Siz bir cemaate karşı cemaat olmasından kaynaklı operasyon yapamazsınız. Suç kim tarafından işlenmişse ve elinizde belgesi, bilgisi varsa o kişiye dönük olarak operasyon yapabilirsiniz. Yani bir camianın, cemaatin tamamını suçlu ilan edip, siz camianın ya da cemaatin bütün üyelerini linç edemezsiniz. diye konuştu.Geçmişte kendilerine yönelik de linç kampanyası yapıldığını anlatarak, KCK operasyonlarını örnek veren Demirtaş, Bize yapıldığı için biliyoruz. KCK operasyonları adı altında 10 binlerce insan içeri atıldı. Şimdi Fethullah Gülen cemaatine de sırf Fethullah Gülenin sempatizanıdır ya da ona gönül vermiş diye suçlar, tutuklarsanız, operasyon yaparsanız, BDP olarak biz böyle bir yaklaşıma asla destek vermeyiz. Asla da hoş görmeyiz. şeklinde konuştu.BAŞBAKAN YARGIYI KENDİSİNE BAĞLI GÖRDÜĞÜ İÇİN BÖYLE KONUŞUYORGerçekten suç işlemiş gizli örgüt mü kurmuş, casusluk mu yapmış, efendim kişilerin özel yaşamını mı dinlemiş bu da Türk Ceza Kanununda suçtur. diyen Demirtaş, bu suçu işleyen kişileri cemaat üyesi mi değil mi bakılmaksızın gereğinin yapılması gerektiğinin altını çizdi. Demirtaş, Başbakan, kastettiği buysa bu konuda kimseye şantaj yapmasına, tehdit etmesine gerek yok. Kendisi başsavcısı değil. Varsa elinde bilgi belge savcılara teslim edecek. İnlerine Başbakanın kendisi mi girecek? Merak ediyorum kimle birlikte inlerine giriyor. Hangi yetkiyle giriyor, bunu yapacak olan savcıdır. Kendisini yargı yerine koyması kafalarında henüz demokrasinin şekillenmediğini açık ortaya koyuyor. ifadelerini kullandı.Başbakanın, bu ülkede kişilere yönelik operasyon yapma yetkisi olmadığını anlatan Demirtaş, Etrafındaki bir tane akıllı da bunu Başbakana söylemiyor. Senin böyle bir yetkin yok Başbakan olarak. Sen kime ne operasyonu yapıyorsun? Operasyon yetkisi sende değil, talimat yetkisi sende değil, karar verme yetkisi sende değil, bu tümüyle yargısal bir mevzudur. Ama yargıyı kendisine bağlı olarak gördüğü için maalesef bunları konuşuyor. Bu nedenle biz böyle bir durumda evrensel hukuka bakarız. Mevcut hukuki duruma bakarız. Yoksa öyle cemaat suçludur, cemaati yakaladığınız yerde içeri atın, cemaa
Zaman
Son Dakika
31.03.2014
DemirtaşHalközerkliğeoyverdiDemirtaş Halk özerkliğe oy verdi
Demirtaş: Halk özerkliğe oy verdi
Zaman
31.03.2014
15:40
Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, halkın seçimlerde özerkliğe oy verdiğini belirterek Demokratik özerklik dediğimiz halkın yerelde ihtiyaçlarının ve sorunlarının çözümünün parçasıdır. Biz bunu halka söz olarak verdik, halk da buna oy verdi. Bu proje halktan destek gördü ve gereğini yapacağız. dedi.BDP lideri, Diyarbakırda seçim sonuçlarını değerlendirdi. Partisinin Diyarbakır İl Başkanlığında basın toplantısı düzenleyen Demirtaş, Başbakan Erdoğanın dün yaptığı balkon konuşmasına değendi. BDPnin Diyarbakırda oy düşüklüğünü değerlendiren Demirtaş, Bu bir mesajdır, seçmen niye sandığa gitmez. Veya niye bize oy vermez, bütün bunları sormamız ve sorgulamamız gerekiyor. Seçmenin iradesine ve bize verdiği mesaja saygı duyarız. Demek ki daha çok çalışmak ve daha çok hizmet etmemiz lazım. Demek halkı daha çok dinlememiz lazım. dedi. Demirtaş, Türkiye geneli BDP oylarının düştüğü şeklindeki değerlendirmeye ise Bugün düşüşten daha çok, beklenen artış olmadı dense daha doğru olur. Batıdaki oylarımızın yeterince sandığa yansımadığını düşünüyorum. Bunun nedenlerini tartışacağız. Mutlaka yetersizliklerimiz olmuştur. Daha iyi sonuç alabilirdik. Ortada bir başarı ama çok daha iyi bir başarı fırsatı vardı. diye konuştu.Demirtaş, seçimden sonra özerkliğin inşa edileceği söylemleriyle ilgili soruya da şöyle cevap verdi: Yerel hizmetlerin her alanda kaliteli hizmete getirilmesi gerekiyor. Çok dilli, çok kültürlü hizmetlerin verilmesi. Anadilde eğitimden anadilde sağlık hizmetlerine kadar her yerde bunun altyapısının oluşturulması konusunda belediyelerimiz çaba sarf edecektir. Bu, belediyelerin yetkisindedir ve görevidir aynı zamanda. İnsanlar belediyeye oy verirken kendilerine yaşamlarına tarihlerine yaşadığı yere uygun hizmet etsinler diye verir. Bize oy veren insanların Alevilerin çoğunlukta yaşadığı yerde alevi gibi yaşamak istedikleri için vermişlerdir ve biz bunun gereğini yapacağız. Biz cemevini resmileştireceğiz, hizmet edeceğiz. Araplar, Süryanilerden oy aldık. Onların da inancına göre hareket edeceğiz. Bunu Kürtçe için de yapacağız. Kürtçenin lehçeleri için de. Ders kitaplarının basılmasından ücretsiz dağıtılmasına başka dillerde öykü roman kitaplarının basılıp ücretsiz halka dağıtılmasına ne varsa elimizde bunları kullanacağız. Anadilde eğitimin yapılması için örnek model sınıfların açılması için uğraşacağız. Bunların hepsi demokratik özerklik dediğimiz halkın yerelde ihtiyaçlarının ve sorunlarının çözümünün parçasıdır. Biz bunu halka söz olarak verdik, halk da buna oy verdi. Bu proje halktan destek gördü ve gereğini yapacağız.Bir gazetecinin, Başbabakanın cemaate yönelik operasyon sinyali verdiğini hatırlatması üzerine Demirtaş, Siz bir cemaate karşı cemaat olmasından kaynaklı operasyon yapamazsınız. Suç kim tarafından işlenmişse ve elinizde belgesi, bilgisi varsa o kişiye dönük olarak operasyon yapabilirsiniz. Yani bir camianın, cemaatin tamamını suçlu ilan edip, siz camianın ya da cemaatin bütün üyelerini linç edemezsiniz. diye konuştu.Geçmişte kendilerine yönelik de linç kampanyası yapıldığını anlatarak, KCK operasyonlarını örnek veren Demirtaş, Bize yapıldığı için biliyoruz. KCK operasyonları adı altında 10 binlerce insan içeri atıldı. Şimdi Fethullah Gülen cemaatine de sırf Fethullah Gülenin sempatizanıdır ya da ona gönül vermiş diye suçlar, tutuklarsanız, operasyon yaparsanız, BDP olarak biz böyle bir yaklaşıma asla destek vermeyiz. Asla da hoş görmeyiz. şeklinde konuştu.BAŞBAKAN YARGIYI KENDİSİNE BAĞLI GÖRDÜĞÜ İÇİN BÖYLE KONUŞUYORGerçekten suç işlemiş gizli örgüt mü kurmuş, casusluk mu yapmış, efendim kişilerin özel yaşamını mı dinlemiş bu da Türk Ceza Kanununda suçtur. diyen Demirtaş, bu suçu işleyen kişileri cemaat üyesi mi değil mi bakılmaksızın gereğinin yapılması gerektiğinin altını çizdi. Demirtaş, Başbakan, kastettiği buysa bu konuda kimseye şantaj yapmasına, tehdit etmesine gerek yok. Kendisi başsavcısı değil. Varsa elinde bilgi belge savcılara teslim edecek. İnlerine Başbakanın kendisi mi girecek? Merak ediyorum kimle birlikte inlerine giriyor. Hangi yetkiyle giriyor, bunu yapacak olan savcıdır. Kendisini yargı yerine koyması kafalarında henüz demokrasinin şekillenmediğini açık ortaya koyuyor. ifadelerini kullandı.Başbakanın, bu ülkede kişilere yönelik operasyon yapma yetkisi olmadığını anlatan Demirtaş, Etrafındaki bir tane akıllı da bunu Başbakana söylemiyor. Senin böyle bir yetkin yok Başbakan olarak. Sen kime ne operasyonu yapıyorsun? Operasyon yetkisi sende değil, talimat yetkisi sende değil, karar verme yetkisi sende değil, bu tümüyle yargısal bir mevzudur. Ama yargıyı kendisine bağlı olarak gördüğü için maalesef bunları konuşuyor. Bu nedenle biz böyle bir durumda evrensel hukuka bakarız. Mevcut hukuki duruma bakarız. Yoksa öyle cemaat suçludur, cemaati yakaladığınız yerde içeri atın, cemaa
Zaman
Ana Sayfa
31.03.2014
DemirtaşHalközerkliğeoyverdiDemirtaş Halk özerkliğe oy verdi
Ali Bulaç - Ne yapmalı?
Zaman
31.03.2014
06:37
Defalarca bu köşede yazdık: İnsanların mahrem hayatlarını kayıt altına almak, şantaj amaçlı kullanmak hem günah hem suçtur. Bir fiilde suç ve günah bir araya gelmişse “cürüm”dür, cürümler cezasız kalamaz.Hakim kararıyla ve kamunun yararını, güvenliğini ve sağlığını ilgilendiren kayıtlar meşrudur, ciddiye alınmaları gerekir. Terör, suikast, uyuşturucu, insan ticareti, yolsuzluk, rüşvet vb. suç fiilleriyle ilgili kayıtlar bu sınıfa girer. Sayın Deniz Baykal’la ilgili olduğu öne sürülen kaset de internete düştüğünde bu görüşümü dile getirmiştim (Zaman, 21 Mayıs 2011). O kaseti yayınlayanlar da günah işlemişlerdi. Cürümlere ceza takdir edilip infaz edilmediği takdirde güvenlik ortadan kalkar, güçlüler kendi yasalarını hukuk yerine geçirir. Ancak cürümler apaçık hukuk ilkelerine göre ferdi olup cezaları da ferdi olmak durumundadır, “tüzel kişilikler”e ve bir yere “mensubiyeti dolayısıyla gruplar”a toplu ceza verilemez. Şimdi hükümete düşen mücrimleri teşhis ve tespit edip yargıya teslim etmektir. Ancak böyle yapılmayıp da bütün bir camia sürekli zan ve itham altında tutulur, her Allah’ın günü milyonlarca insan nefret objesi haline getirilir, toplum kutuplaştırılıp çatışma noktasına getirilirse büyük vebal olur. En son Dışişleri bünyesinde Suriye konusuyla ilgili yapılan toplantının ses kaydının internete düşmesi -eğer doğruysa- ürkütücüdür, içeriği itibarıyla vahamet arz ediyor. Yasak ortadan kalktığında bu konuyu İslam bakış açısından kritik etmeye çalışacağız. Konuşulanların internete düşmesi devletin sır denen bir tarafının kalmadığını göstermektedir.Pekiyi, bu dinlemeleri kim yapıyor? Eğer hâlâ “paralel yapı” diye suçu Hizmet’e atanlar varsa, bu aklı başında kimseye inandırıcı gelmez. Nitekim Odatv’ye açıklama yapan bir askeri kaynak “olayın iktidarın sözünü ettiği ‘paralel yapı’nın çok ötesinde” olduğunu söylüyor. Mesele tam da budur. Başından beri önce Hizmet’i, ikinci sırada AK Parti’yi ve son sırada diğer dinî grupların tümünü hedef alan “içeriden destekli uluslararası bir operasyon”la karşı karşıya bulunduğumuzu anlatmaya, her üç mecradaki grupları uyarmaya çalışıyorum. Öfke patlamasının yaşandığı, ajan provokatörlerin inisiyatifi ele geçirdiği bu günlerde “Ey kalabalıklar bu cadde çıkmaz sokak!” diye bağıranların sesi giderek kısılıyor. Maalesef aklı başında zannettiğimiz hocalar, yazarlar, kanaat önderleri oyunu göremiyorlar; algı yönetimi ve psikolojik savaş havasına kapılıp fitne ateşini söndürmek için üzerlerine düşen görevi yerine getirmiyorlar. Eskiden İslamcılıklarıyla öne çıkan yazarların nasıl bir anda partizanlaşıp militanlaştıklarını gördükçe İslam’ın irfan ve ferasetinden uzakta olduğumuzu görüyor, üzülüyorum. İnternete düşen dinlemeler öylesine profesyonelce ve sinir bozucu ki bu, içerideki birimlerin beceri ve donanımlarını fazlasıyla aşar. Sızdırmalar ya dört kişiden birinin eseridir veya dünyayı uzaydan kontrol edebilen “küresel ağabey”in yüksek donanım ve maharetinin ürünüdür. Eski ajan Edward Snowden, “NSA’nın 2009’da devreye giren MYSTIC adlı programla belirli bir “ülkenin” tüm telefon konuşmalarını dinlediğini söylüyor. 2011’den itibaren “RETRO” adı verilen bir programla bu sistem 30 gün geriye dönük olarak tüm konuşmaları da geri çağırabiliyor. Bunun için bu sisteme “zaman makinası” deniyor.Şu soru önemlidir: Bir NATO ülkesi olan Türkiye’de olup bitenlere NATO bigane midir? Yazık ki biz birbirimize düşerken, operasyonu planlayanlar hedeflerine adım adım ilerliyor. Hatırlayacak olursak ABD’nin eski Dışişleri Bakanı Henry Kissinger 11 Eylül saldırılarının hemen akabinde şöyle demişti: “Şimdi kültürler veya dinler arası bir çatışmadan çok, İslam dünyası içinde bir çatışma yaşanıyor… Mücadele asıl İslam dünyasında geçiyor.” İslam dünyası ve Türkiye bileşenlerine ayrılıp birbiriyle çatıştırılıyor. Gaflet içinde birbirimizi bitiriyoruz.Seçim sonucu ne olursa olsun, bu cehennemden çıkışın tek yolu var: Bir araya gelip konuşmak, ihtilafları vaz’edilmiş yüksek ahlaki normlar ve hükümlere göre çözmek; birlik ve beraberliği, tekfir ve şeytanlaştırma tuzağından uzak durmaktır, kardeşliği her şeyin üstünde tutmaktır.
Zaman
Köşe Yazıları
31.03.2014
AliBulaç-Neyapmalı?Ali Bulaç - Ne yapmalı?
Ali Bulaç - Ne yapmalı?
Zaman
31.03.2014
04:53
Defalarca bu köşede yazdık: İnsanların mahrem hayatlarını kayıt altına almak, şantaj amaçlı kullanmak hem günah hem suçtur. Bir fiilde suç ve günah bir araya gelmişse “cürüm”dür, cürümler cezasız kalamaz.Hakim kararıyla ve kamunun yararını, güvenliğini ve sağlığını ilgilendiren kayıtlar meşrudur, ciddiye alınmaları gerekir. Terör, suikast, uyuşturucu, insan ticareti, yolsuzluk, rüşvet vb. suç fiilleriyle ilgili kayıtlar bu sınıfa girer. Sayın Deniz Baykal’la ilgili olduğu öne sürülen kaset de internete düştüğünde bu görüşümü dile getirmiştim (Zaman, 21 Mayıs 2011). O kaseti yayınlayanlar da günah işlemişlerdi. Cürümlere ceza takdir edilip infaz edilmediği takdirde güvenlik ortadan kalkar, güçlüler kendi yasalarını hukuk yerine geçirir. Ancak cürümler apaçık hukuk ilkelerine göre ferdi olup cezaları da ferdi olmak durumundadır, “tüzel kişilikler”e ve bir yere “mensubiyeti dolayısıyla gruplar”a toplu ceza verilemez. Şimdi hükümete düşen mücrimleri teşhis ve tespit edip yargıya teslim etmektir. Ancak böyle yapılmayıp da bütün bir camia sürekli zan ve itham altında tutulur, her Allah’ın günü milyonlarca insan nefret objesi haline getirilir, toplum kutuplaştırılıp çatışma noktasına getirilirse büyük vebal olur. En son Dışişleri bünyesinde Suriye konusuyla ilgili yapılan toplantının ses kaydının internete düşmesi -eğer doğruysa- ürkütücüdür, içeriği itibarıyla vahamet arz ediyor. Yasak ortadan kalktığında bu konuyu İslam bakış açısından kritik etmeye çalışacağız. Konuşulanların internete düşmesi devletin sır denen bir tarafının kalmadığını göstermektedir.Pekiyi, bu dinlemeleri kim yapıyor? Eğer hâlâ “paralel yapı” diye suçu Hizmet’e atanlar varsa, bu aklı başında kimseye inandırıcı gelmez. Nitekim Odatv’ye açıklama yapan bir askeri kaynak “olayın iktidarın sözünü ettiği ‘paralel yapı’nın çok ötesinde” olduğunu söylüyor. Mesele tam da budur. Başından beri önce Hizmet’i, ikinci sırada AK Parti’yi ve son sırada diğer dinî grupların tümünü hedef alan “içeriden destekli uluslararası bir operasyon”la karşı karşıya bulunduğumuzu anlatmaya, her üç mecradaki grupları uyarmaya çalışıyorum. Öfke patlamasının yaşandığı, ajan provokatörlerin inisiyatifi ele geçirdiği bu günlerde “Ey kalabalıklar bu cadde çıkmaz sokak!” diye bağıranların sesi giderek kısılıyor. Maalesef aklı başında zannettiğimiz hocalar, yazarlar, kanaat önderleri oyunu göremiyorlar; algı yönetimi ve psikolojik savaş havasına kapılıp fitne ateşini söndürmek için üzerlerine düşen görevi yerine getirmiyorlar. Eskiden İslamcılıklarıyla öne çıkan yazarların nasıl bir anda partizanlaşıp militanlaştıklarını gördükçe İslam’ın irfan ve ferasetinden uzakta olduğumuzu görüyor, üzülüyorum. İnternete düşen dinlemeler öylesine profesyonelce ve sinir bozucu ki bu, içerideki birimlerin beceri ve donanımlarını fazlasıyla aşar. Sızdırmalar ya dört kişiden birinin eseridir veya dünyayı uzaydan kontrol edebilen “küresel ağabey”in yüksek donanım ve maharetinin ürünüdür. Eski ajan Edward Snowden, “NSA’nın 2009’da devreye giren MYSTIC adlı programla belirli bir “ülkenin” tüm telefon konuşmalarını dinlediğini söylüyor. 2011’den itibaren “RETRO” adı verilen bir programla bu sistem 30 gün geriye dönük olarak tüm konuşmaları da geri çağırabiliyor. Bunun için bu sisteme “zaman makinası” deniyor.Şu soru önemlidir: Bir NATO ülkesi olan Türkiye’de olup bitenlere NATO bigane midir? Yazık ki biz birbirimize düşerken, operasyonu planlayanlar hedeflerine adım adım ilerliyor. Hatırlayacak olursak ABD’nin eski Dışişleri Bakanı Henry Kissinger 11 Eylül saldırılarının hemen akabinde şöyle demişti: “Şimdi kültürler veya dinler arası bir çatışmadan çok, İslam dünyası içinde bir çatışma yaşanıyor… Mücadele asıl İslam dünyasında geçiyor.” İslam dünyası ve Türkiye bileşenlerine ayrılıp birbiriyle çatıştırılıyor. Gaflet içinde birbirimizi bitiriyoruz.Seçim sonucu ne olursa olsun, bu cehennemden çıkışın tek yolu var: Bir araya gelip konuşmak, ihtilafları vaz’edilmiş yüksek ahlaki normlar ve hükümlere göre çözmek; birlik ve beraberliği, tekfir ve şeytanlaştırma tuzağından uzak durmaktır, kardeşliği her şeyin üstünde tutmaktır.
Zaman
En Çok Okunan
31.03.2014
AliBulaç-Neyapmalı?Ali Bulaç - Ne yapmalı?
Ali Bulaç - Ne yapmalı?
Zaman
31.03.2014
03:08
Defalarca bu köşede yazdık: İnsanların mahrem hayatlarını kayıt altına almak, şantaj amaçlı kullanmak hem günah hem suçtur. Bir fiilde suç ve günah bir araya gelmişse “cürüm”dür, cürümler cezasız kalamaz.Hakim kararıyla ve kamunun yararını, güvenliğini ve sağlığını ilgilendiren kayıtlar meşrudur, ciddiye alınmaları gerekir. Terör, suikast, uyuşturucu, insan ticareti, yolsuzluk, rüşvet vb. suç fiilleriyle ilgili kayıtlar bu sınıfa girer. Sayın Deniz Baykal’la ilgili olduğu öne sürülen kaset de internete düştüğünde bu görüşümü dile getirmiştim (Zaman, 21 Mayıs 2011). O kaseti yayınlayanlar da günah işlemişlerdi. Cürümlere ceza takdir edilip infaz edilmediği takdirde güvenlik ortadan kalkar, güçlüler kendi yasalarını hukuk yerine geçirir. Ancak cürümler apaçık hukuk ilkelerine göre ferdi olup cezaları da ferdi olmak durumundadır, “tüzel kişilikler”e ve bir yere “mensubiyeti dolayısıyla gruplar”a toplu ceza verilemez. Şimdi hükümete düşen mücrimleri teşhis ve tespit edip yargıya teslim etmektir. Ancak böyle yapılmayıp da bütün bir camia sürekli zan ve itham altında tutulur, her Allah’ın günü milyonlarca insan nefret objesi haline getirilir, toplum kutuplaştırılıp çatışma noktasına getirilirse büyük vebal olur. En son Dışişleri bünyesinde Suriye konusuyla ilgili yapılan toplantının ses kaydının internete düşmesi -eğer doğruysa- ürkütücüdür, içeriği itibarıyla vahamet arz ediyor. Yasak ortadan kalktığında bu konuyu İslam bakış açısından kritik etmeye çalışacağız. Konuşulanların internete düşmesi devletin sır denen bir tarafının kalmadığını göstermektedir.Pekiyi, bu dinlemeleri kim yapıyor? Eğer hâlâ “paralel yapı” diye suçu Hizmet’e atanlar varsa, bu aklı başında kimseye inandırıcı gelmez. Nitekim Odatv’ye açıklama yapan bir askeri kaynak “olayın iktidarın sözünü ettiği ‘paralel yapı’nın çok ötesinde” olduğunu söylüyor. Mesele tam da budur. Başından beri önce Hizmet’i, ikinci sırada AK Parti’yi ve son sırada diğer dinî grupların tümünü hedef alan “içeriden destekli uluslararası bir operasyon”la karşı karşıya bulunduğumuzu anlatmaya, her üç mecradaki grupları uyarmaya çalışıyorum. Öfke patlamasının yaşandığı, ajan provokatörlerin inisiyatifi ele geçirdiği bu günlerde “Ey kalabalıklar bu cadde çıkmaz sokak!” diye bağıranların sesi giderek kısılıyor. Maalesef aklı başında zannettiğimiz hocalar, yazarlar, kanaat önderleri oyunu göremiyorlar; algı yönetimi ve psikolojik savaş havasına kapılıp fitne ateşini söndürmek için üzerlerine düşen görevi yerine getirmiyorlar. Eskiden İslamcılıklarıyla öne çıkan yazarların nasıl bir anda partizanlaşıp militanlaştıklarını gördükçe İslam’ın irfan ve ferasetinden uzakta olduğumuzu görüyor, üzülüyorum. İnternete düşen dinlemeler öylesine profesyonelce ve sinir bozucu ki bu, içerideki birimlerin beceri ve donanımlarını fazlasıyla aşar. Sızdırmalar ya dört kişiden birinin eseridir veya dünyayı uzaydan kontrol edebilen “küresel ağabey”in yüksek donanım ve maharetinin ürünüdür. Eski ajan Edward Snowden, “NSA’nın 2009’da devreye giren MYSTIC adlı programla belirli bir “ülkenin” tüm telefon konuşmalarını dinlediğini söylüyor. 2011’den itibaren “RETRO” adı verilen bir programla bu sistem 30 gün geriye dönük olarak tüm konuşmaları da geri çağırabiliyor. Bunun için bu sisteme “zaman makinası” deniyor.Şu soru önemlidir: Bir NATO ülkesi olan Türkiye’de olup bitenlere NATO bigane midir? Yazık ki biz birbirimize düşerken, operasyonu planlayanlar hedeflerine adım adım ilerliyor. Hatırlayacak olursak ABD’nin eski Dışişleri Bakanı Henry Kissinger 11 Eylül saldırılarının hemen akabinde şöyle demişti: “Şimdi kültürler veya dinler arası bir çatışmadan çok, İslam dünyası içinde bir çatışma yaşanıyor… Mücadele asıl İslam dünyasında geçiyor.” İslam dünyası ve Türkiye bileşenlerine ayrılıp birbiriyle çatıştırılıyor. Gaflet içinde birbirimizi bitiriyoruz.Seçim sonucu ne olursa olsun, bu cehennemden çıkışın tek yolu var: Bir araya gelip konuşmak, ihtilafları vaz’edilmiş yüksek ahlaki normlar ve hükümlere göre çözmek; birlik ve beraberliği, tekfir ve şeytanlaştırma tuzağından uzak durmaktır, kardeşliği her şeyin üstünde tutmaktır.
Zaman
Ana Sayfa
31.03.2014
AliBulaç-Neyapmalı?Ali Bulaç - Ne yapmalı?
Toplam "7" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti