Habergec.Com Aranan Kelimeler:burada aslan çok Değerlendirme: 10 / 10 772175
habergec.com
01.10.2014 Çarşamba
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

burada aslan çok

Kerim Balcı - 'Off-the-record' insanlar ülkesi
Zaman
26.09.2014
07:37
Fatih Vural’ın Bugün Gazetesi’nde yayımlanan Ali Coşkun röportajını coşku ve hüzün karışık bir hissiyatla okudum.Fatih’in başarılı gazeteciliği coşkulandırdı beni. Röportajı kendim yapmış olsam bu kadar sevinemezdim. Öte yandan saçları ağarmış sanayi ve ticaret eski bakanının her hassas soruya “Benim içim de yanıyor, bazı olaylarda! Kalkıp da o konularda doğrudan bir taraf gibi konuşmanın faydası yok.” serzenişi ile cevap vermesi karşısında içim burkuldu. Kur’an’ın “Allah’tan korkarcasına, hatta ondan daha çok insanlardan korkarlar” diye bahsettiği insanları düşünüp ah ettim! Doğrudur Sayın Bakan’ım; sizin taraf gibi konuşmanızın Bank Asya’ya, Hizmet’e, Hocaefendi’ye faydası olmaz. Ama size çok faydası olurdu! Ali Coşkun, yine hakikati telaffuz etmiş. Allah razı olsun. Bir de korkularından hakikati dahi telaffuz edemeyenler var. Eskiden ‘off-the-record’ (yayınlanmamak kaydıyla) konuşurken PKK’yı levm eden, Kürtlerin başındaki en büyük belanın PKK belası olduğunu söyleyen, ‘on-the-record’a (yayınlanmak üzere) geçince söylem değiştiren Kürt siyasetçiler vardı. Şimdi TÜSİAD off-the-record, TOBB off-the-record, Diyanet off-the-record, üniversiteler off-the-record, cemaatler off-the-record… Off-the-record insanlar ülkesi oldu ülkem… Kimse sözünün arkasında duramıyor. Herkesin içi kanıyor; ama ağzını açma cesareti gösterebilen yok. Herkes gidişattan rahatsız; ama herkes üç maymunu oynuyor: “Görmedim, duymadım, demedim!” Biz bu mücadeleyi tek başımıza da veririz. Neticesi mutlak yenilgi de olsa o bizi ilgilendirmez. Müslüman’ız, Müslüman olmanın gereğini; demokratız, demokrat olmanın gereğini; insanız insan olmanın gereğini yerine getiriyoruz. Bu zorunluluk ilişkisini tersinden okuyup, “Madem öyle olmanın gereğini yerine getirmiyorsunuz, e o zaman öyle değilsiniz.” de demiyoruz. Hazreti Allah, lütuf ve kerem buyurup, memleketimizin bu badireyi atlatmasını sağlarsa, dönüp, “Dün biz hapishanelere atılırken, teröristlikle, casuslukla, haşhaşilikle, hainlikle itham edilirken siz neredeydiniz? Şimdi hangi yüzle yanımıza geliyorsunuz?” da demeyeceğiz. Çünkü neticeyi kendimizden bilmeyeceğiz. Fakat şu kadarını söylemek hem hakkımız hem de vazifemiz: “Ey TÜSİAD’ın off-the-record üyeleri! O haksız fırçayı yediğiniz gün birkaç taneniz olsun o salonu terk etmeyi becerebilmiş olsaydı tarihe yiğit oğlu yiğitler olarak geçerlerdi. Ey TOBB’un yönetici kadrosu! Off-the-record konuşurken iştahla dile getirdiğiniz eleştirilerinizi bir de mütekebbirlerin yüzüne karşı söyleseydiniz, bu millet sizi kurtarıcısı olarak görür, etrafınızda halkalanırdı. Ey Diyanet’in iki bini aşkın hocası, müftüsü, vaizi, alimi! Sütlüce’de o meşum nefret vaazını alkışlayacağınıza, ‘Benim Peygamberim gıybet yapılan mekânın terk edilmesini emretti. Bu yapılan gıybet bile değil, düpedüz iftiradır,’ deyip salonu terk edebilseydiniz melekler cesaretinizi alkışlardı. Ey AKP’nin off-the-record konuşurken aslan kesilip Suriye siyasetinin baştan beri yanlış olduğunu, parti içi demokrasinin işlemediğini, Bank Asya’ya yapılanların ekonomik intihar anlamına geldiğini anlatıp, on-the-record’a geçince tavşan ürkekliği gösteren vekilleri! İdris Naim Şahin’in gösterdiği civanmertliği gösteremediniz diyelim; Hayati Yazıcı’nın gösterdiği sükûnet direnişini olsun gösterseydiniz tarih önünde siz kazanırdınız. Ey vergi denetçilerinden korkarak zulme sessiz rıza gösteren işadamları! Paranızla kalp huzuru satın alamazsınız. Yeryüzü geniştir. Size burada hayat alanı bırakmazlarsa, mukadder rızkınız gelir sizi başka ülkelerde bulur. Belki mahreç hariçtedir. Hem size şimdilik dokunmayan yılan, eğer bin yaşarsa, yedikçe büyür, büyüdükçe daha çok acıkır, bir bankayla, bir firmayla doymaz… Eninde sonunda size de dokunur. Gelin size yakışanı yapın; korkunuzu yenin! Tükürün zalimin o tükürülesi yüzüne! Evlatlarınıza iğrenecekleri bir servet yerine, gurur duyacakları bir soyadı bırakın! Böyle yaparsanız belki Bank Asya’ya, Hizmet’e, Hocaefendi’ye bir faydanız dokunmaz. Ama kendinize çok faydanız dokunur… Yapamazsanız; gün gelip bu badire atlatıldığında, size bu satırları bile hatırlatmayacağız… Emin olunuz… Bizden ta’n ü teşni görmeyeceksiniz… Korkularını kalemlerinin sansürcüsü yapan gazeteciler! Size bugün de lafımız yok… O gün de lafımız olmayacak…
Zaman
En Çok Okunan
26.09.2014
KerimBalcı-Off-the-recordinsanlarülkesiKerim Balcı - Off-the-record insanlar ülkesi
Kerim Balcı - 'Off-the-record' insanlar ülkesi
Zaman
26.09.2014
05:18
Fatih Vural’ın Bugün Gazetesi’nde yayımlanan Ali Coşkun röportajını coşku ve hüzün karışık bir hissiyatla okudum.Fatih’in başarılı gazeteciliği coşkulandırdı beni. Röportajı kendim yapmış olsam bu kadar sevinemezdim. Öte yandan saçları ağarmış sanayi ve ticaret eski bakanının her hassas soruya “Benim içim de yanıyor, bazı olaylarda! Kalkıp da o konularda doğrudan bir taraf gibi konuşmanın faydası yok.” serzenişi ile cevap vermesi karşısında içim burkuldu. Kur’an’ın “Allah’tan korkarcasına, hatta ondan daha çok insanlardan korkarlar” diye bahsettiği insanları düşünüp ah ettim! Doğrudur Sayın Bakan’ım; sizin taraf gibi konuşmanızın Bank Asya’ya, Hizmet’e, Hocaefendi’ye faydası olmaz. Ama size çok faydası olurdu! Ali Coşkun, yine hakikati telaffuz etmiş. Allah razı olsun. Bir de korkularından hakikati dahi telaffuz edemeyenler var. Eskiden ‘off-the-record’ (yayınlanmamak kaydıyla) konuşurken PKK’yı levm eden, Kürtlerin başındaki en büyük belanın PKK belası olduğunu söyleyen, ‘on-the-record’a (yayınlanmak üzere) geçince söylem değiştiren Kürt siyasetçiler vardı. Şimdi TÜSİAD off-the-record, TOBB off-the-record, Diyanet off-the-record, üniversiteler off-the-record, cemaatler off-the-record… Off-the-record insanlar ülkesi oldu ülkem… Kimse sözünün arkasında duramıyor. Herkesin içi kanıyor; ama ağzını açma cesareti gösterebilen yok. Herkes gidişattan rahatsız; ama herkes üç maymunu oynuyor: “Görmedim, duymadım, demedim!” Biz bu mücadeleyi tek başımıza da veririz. Neticesi mutlak yenilgi de olsa o bizi ilgilendirmez. Müslüman’ız, Müslüman olmanın gereğini; demokratız, demokrat olmanın gereğini; insanız insan olmanın gereğini yerine getiriyoruz. Bu zorunluluk ilişkisini tersinden okuyup, “Madem öyle olmanın gereğini yerine getirmiyorsunuz, e o zaman öyle değilsiniz.” de demiyoruz. Hazreti Allah, lütuf ve kerem buyurup, memleketimizin bu badireyi atlatmasını sağlarsa, dönüp, “Dün biz hapishanelere atılırken, teröristlikle, casuslukla, haşhaşilikle, hainlikle itham edilirken siz neredeydiniz? Şimdi hangi yüzle yanımıza geliyorsunuz?” da demeyeceğiz. Çünkü neticeyi kendimizden bilmeyeceğiz. Fakat şu kadarını söylemek hem hakkımız hem de vazifemiz: “Ey TÜSİAD’ın off-the-record üyeleri! O haksız fırçayı yediğiniz gün birkaç taneniz olsun o salonu terk etmeyi becerebilmiş olsaydı tarihe yiğit oğlu yiğitler olarak geçerlerdi. Ey TOBB’un yönetici kadrosu! Off-the-record konuşurken iştahla dile getirdiğiniz eleştirilerinizi bir de mütekebbirlerin yüzüne karşı söyleseydiniz, bu millet sizi kurtarıcısı olarak görür, etrafınızda halkalanırdı. Ey Diyanet’in iki bini aşkın hocası, müftüsü, vaizi, alimi! Sütlüce’de o meşum nefret vaazını alkışlayacağınıza, ‘Benim Peygamberim gıybet yapılan mekânın terk edilmesini emretti. Bu yapılan gıybet bile değil, düpedüz iftiradır,’ deyip salonu terk edebilseydiniz melekler cesaretinizi alkışlardı. Ey AKP’nin off-the-record konuşurken aslan kesilip Suriye siyasetinin baştan beri yanlış olduğunu, parti içi demokrasinin işlemediğini, Bank Asya’ya yapılanların ekonomik intihar anlamına geldiğini anlatıp, on-the-record’a geçince tavşan ürkekliği gösteren vekilleri! İdris Naim Şahin’in gösterdiği civanmertliği gösteremediniz diyelim; Hayati Yazıcı’nın gösterdiği sükûnet direnişini olsun gösterseydiniz tarih önünde siz kazanırdınız. Ey vergi denetçilerinden korkarak zulme sessiz rıza gösteren işadamları! Paranızla kalp huzuru satın alamazsınız. Yeryüzü geniştir. Size burada hayat alanı bırakmazlarsa, mukadder rızkınız gelir sizi başka ülkelerde bulur. Belki mahreç hariçtedir. Hem size şimdilik dokunmayan yılan, eğer bin yaşarsa, yedikçe büyür, büyüdükçe daha çok acıkır, bir bankayla, bir firmayla doymaz… Eninde sonunda size de dokunur. Gelin size yakışanı yapın; korkunuzu yenin! Tükürün zalimin o tükürülesi yüzüne! Evlatlarınıza iğrenecekleri bir servet yerine, gurur duyacakları bir soyadı bırakın! Böyle yaparsanız belki Bank Asya’ya, Hizmet’e, Hocaefendi’ye bir faydanız dokunmaz. Ama kendinize çok faydanız dokunur… Yapamazsanız; gün gelip bu badire atlatıldığında, size bu satırları bile hatırlatmayacağız… Emin olunuz… Bizden ta’n ü teşni görmeyeceksiniz… Korkularını kalemlerinin sansürcüsü yapan gazeteciler! Size bugün de lafımız yok… O gün de lafımız olmayacak…
Zaman
Köşe Yazıları
26.09.2014
KerimBalcı-Off-the-recordinsanlarülkesiKerim Balcı - Off-the-record insanlar ülkesi
Kerim Balcı - 'Off-the-record' insanlar ülkesi
Zaman
26.09.2014
05:08
Fatih Vural’ın Bugün Gazetesi’nde yayımlanan Ali Coşkun röportajını coşku ve hüzün karışık bir hissiyatla okudum.Fatih’in başarılı gazeteciliği coşkulandırdı beni. Röportajı kendim yapmış olsam bu kadar sevinemezdim. Öte yandan saçları ağarmış sanayi ve ticaret eski bakanının her hassas soruya “Benim içim de yanıyor, bazı olaylarda! Kalkıp da o konularda doğrudan bir taraf gibi konuşmanın faydası yok.” serzenişi ile cevap vermesi karşısında içim burkuldu. Kur’an’ın “Allah’tan korkarcasına, hatta ondan daha çok insanlardan korkarlar” diye bahsettiği insanları düşünüp ah ettim! Doğrudur Sayın Bakan’ım; sizin taraf gibi konuşmanızın Bank Asya’ya, Hizmet’e, Hocaefendi’ye faydası olmaz. Ama size çok faydası olurdu! Ali Coşkun, yine hakikati telaffuz etmiş. Allah razı olsun. Bir de korkularından hakikati dahi telaffuz edemeyenler var. Eskiden ‘off-the-record’ (yayınlanmamak kaydıyla) konuşurken PKK’yı levm eden, Kürtlerin başındaki en büyük belanın PKK belası olduğunu söyleyen, ‘on-the-record’a (yayınlanmak üzere) geçince söylem değiştiren Kürt siyasetçiler vardı. Şimdi TÜSİAD off-the-record, TOBB off-the-record, Diyanet off-the-record, üniversiteler off-the-record, cemaatler off-the-record… Off-the-record insanlar ülkesi oldu ülkem… Kimse sözünün arkasında duramıyor. Herkesin içi kanıyor; ama ağzını açma cesareti gösterebilen yok. Herkes gidişattan rahatsız; ama herkes üç maymunu oynuyor: “Görmedim, duymadım, demedim!” Biz bu mücadeleyi tek başımıza da veririz. Neticesi mutlak yenilgi de olsa o bizi ilgilendirmez. Müslüman’ız, Müslüman olmanın gereğini; demokratız, demokrat olmanın gereğini; insanız insan olmanın gereğini yerine getiriyoruz. Bu zorunluluk ilişkisini tersinden okuyup, “Madem öyle olmanın gereğini yerine getirmiyorsunuz, e o zaman öyle değilsiniz.” de demiyoruz. Hazreti Allah, lütuf ve kerem buyurup, memleketimizin bu badireyi atlatmasını sağlarsa, dönüp, “Dün biz hapishanelere atılırken, teröristlikle, casuslukla, haşhaşilikle, hainlikle itham edilirken siz neredeydiniz? Şimdi hangi yüzle yanımıza geliyorsunuz?” da demeyeceğiz. Çünkü neticeyi kendimizden bilmeyeceğiz. Fakat şu kadarını söylemek hem hakkımız hem de vazifemiz: “Ey TÜSİAD’ın off-the-record üyeleri! O haksız fırçayı yediğiniz gün birkaç taneniz olsun o salonu terk etmeyi becerebilmiş olsaydı tarihe yiğit oğlu yiğitler olarak geçerlerdi. Ey TOBB’un yönetici kadrosu! Off-the-record konuşurken iştahla dile getirdiğiniz eleştirilerinizi bir de mütekebbirlerin yüzüne karşı söyleseydiniz, bu millet sizi kurtarıcısı olarak görür, etrafınızda halkalanırdı. Ey Diyanet’in iki bini aşkın hocası, müftüsü, vaizi, alimi! Sütlüce’de o meşum nefret vaazını alkışlayacağınıza, ‘Benim Peygamberim gıybet yapılan mekânın terk edilmesini emretti. Bu yapılan gıybet bile değil, düpedüz iftiradır,’ deyip salonu terk edebilseydiniz melekler cesaretinizi alkışlardı. Ey AKP’nin off-the-record konuşurken aslan kesilip Suriye siyasetinin baştan beri yanlış olduğunu, parti içi demokrasinin işlemediğini, Bank Asya’ya yapılanların ekonomik intihar anlamına geldiğini anlatıp, on-the-record’a geçince tavşan ürkekliği gösteren vekilleri! İdris Naim Şahin’in gösterdiği civanmertliği gösteremediniz diyelim; Hayati Yazıcı’nın gösterdiği sükûnet direnişini olsun gösterseydiniz tarih önünde siz kazanırdınız. Ey vergi denetçilerinden korkarak zulme sessiz rıza gösteren işadamları! Paranızla kalp huzuru satın alamazsınız. Yeryüzü geniştir. Size burada hayat alanı bırakmazlarsa, mukadder rızkınız gelir sizi başka ülkelerde bulur. Belki mahreç hariçtedir. Hem size şimdilik dokunmayan yılan, eğer bin yaşarsa, yedikçe büyür, büyüdükçe daha çok acıkır, bir bankayla, bir firmayla doymaz… Eninde sonunda size de dokunur. Gelin size yakışanı yapın; korkunuzu yenin! Tükürün zalimin o tükürülesi yüzüne! Evlatlarınıza iğrenecekleri bir servet yerine, gurur duyacakları bir soyadı bırakın! Böyle yaparsanız belki Bank Asya’ya, Hizmet’e, Hocaefendi’ye bir faydanız dokunmaz. Ama kendinize çok faydanız dokunur… Yapamazsanız; gün gelip bu badire atlatıldığında, size bu satırları bile hatırlatmayacağız… Emin olunuz… Bizden ta’n ü teşni görmeyeceksiniz… Korkularını kalemlerinin sansürcüsü yapan gazeteciler! Size bugün de lafımız yok… O gün de lafımız olmayacak…
Zaman
Ana Sayfa
26.09.2014
KerimBalcı-Off-the-recordinsanlarülkesiKerim Balcı - Off-the-record insanlar ülkesi
Atmosferik Dalış Sistemi tatbikatı nefes kesti
Zaman
25.09.2014
13:43
Deniz Kuvvetleri Komutanlığının dünyanın sadece 6 donanmasında bulunan ve derin sularda arama ve kurtarma faaliyetleri yapabilen Atmosferik Dalış Sistemi (ADS) tatbikatı Mersinde gerçekleştirildi. 365 metre derinliğe dalabilen ADS robotunun tatbikatı nefes kesti. Mersinin 13 mil açıklarında gerçekleştirilen tatbikatta senaryo gereği batan Dolunay denizaltısına kurtarma operasyona gerçekleştirildi.Ekipler denizaltının battığı haberini alır almaz ADS ekipmanları ile birlikte İstanbuldan uçakla Adanaya oradan karayolu ile Mersine geçti. Burada bekleyen TCG İnebolu gemisine malzemeleri yükleyerek 13 mil açıkta batan 100 metre derinlikteki Dolunay Gemisini kurtarmak için operasyon yaptı. ADS 1200 robotu yapılan çalışmalar sonunda vinçle denize indirildi. Yaklaşık 1 saat süren tatbikat sırasında ADS üzerinde yer alan kameralar sayesinde su altındaki çalışmalar ise TCG İneboludaki irtibat noktasına iletildi. Bu noktada bulunan uzman personelde telsiz bağlantısıyla su altında ADS pilotuyla sürekli irtibat içinde oldu. Dolunay isimli denizaltıyla irtibat sağlayan ADS pilotu, temiz hava hortumlarını denizaltının ilgili bölümlerine monte ederek içeriye hava verirken içerideki kirli havanın çıkışı da sağlandı.DÜNYANIN 6 DONANMASINDA MEVCUTADS sisteminin dünyanın sadece 6 donanmasında mevcut olduğuna dikkat çeken Albay Erkara, Dolayısıyla Türk Deniz Kuvvetleri de dünyanın ileri seviyedeki Deniz Kuvvetleri arasındaki yerini almıştır. Teknolojik olarak ileri donanmalarla aramızda hiçbir fark yoktur. dedi.Deniz altının eğitim gereği geminin arka tarafında dibe oturmuş olarak beklediğini ifade eden Erkara şöyle devam etti: Biz deniz altıya ADS robotik dalış sistemini kullanarak hava iştirak ederek deniz altındaki kazazedelerin hayatta kalmasını sağlayacağız. Hem temiz hava çıkış iştiraklerini sağlayarak deniz altındaki insanlar havasız kalmayacaklar. Bu şekilde canlı kalabilecekler. Daha sonra acil yaşam destek paketi adını verdiğimiz portları yine bu sistemle deniz altıya indirerek oradaki kazazedelerin ilaç, su gibi neye ihtiyaçları varsa deniz altına indirerek insanların canlı ve sağlıklı bir şekilde kurtarılana kadar deniz altında hayatta kalmalarını sağlayacağız. Sistemi kullanmak için birinci sınıf dalgıç eğitimi almak gerektiğini anlatan Erkara Bunun için 9 aylık bir kurstan sonra ADS pilotluğu için 1 buçuk 2 aylık bir kurstan sonra yetkili hale geliniyor. diye konuştu.DAHA ÖNCE OPERASYONLARA KATILDIBu güne kadar ADSnin dahil olduğu operasyonlar bulunduğuna işaret eden Erkara, şöyle devam etti: 20 yıl önce Egede düşen Şehit Pilot Nail Erdoğanın uçağının enkazını arama çalışmalarına katıldı. Uçak hariç bir çok obje bulduk. Dolayısıyla geçen zaman içinde kumun altına gömülmüş olabilir. Fakat suyun altındaki her şeyi tek tek sistem buldu. Onun dışında daha önceki yıllara ait bazı kazalarda başarılı bir şekilde görev aldı.365 METREYE KADAR İNEBİLİYORUZADS pilotu olarak vazifesinin batmış durumdaki deniz altına hava imla devresine hava hortumları ile egzoz devresine egzoz hortumlarını iştirakleyerek acil yaşam destek paketini transfer etmek olduğunu vurgulayan Aslan, ADS 1200 sistemi olarak 365 metreye kadar dalış yapabiliyoruz. 6 saate kadar normal çalışma limitimiz. Acil bir durum oldu zaman pilot kendini kurtaramadığı durumda 48 saati kadar elbisenin içinde kalıp bekleyip kurtarma ekiplerini bekleyebiliyor. 42 ile 48 saate kadar yaşam desteği sağlayan bir sistem.Bu sistem gelmeden önce deniz altılarına sınırlı derinliklerde kurtarma faaliyetleri götürebildiklerine dikkat çeken Aslan, ADS 1200 sistemi ile birlikte kurtarma faaliyetlerimiz 365 metreye kadar yükseldi. bu sayede deniz altılarımıza daha iyi hizmet verebilmek için gururla çalışıyoruz.EŞİM TEHLİKELİ BULUYOREşinin görevini tehlikeli bulduğunu ancak emniyet tedbirlerini uyguladıkları ve bakımlarını yaptıkları sürece cihazın hiç bir tehlikesinin bulunmadığını anlatan Aslan, Düzenli olarak bakımlarını yapıyoruz. Hiç bir sıkıntı yaşamıyoruz. Emniyet bizim için birinci öncelik. ifadesini kullandı.(CİHAN)
Zaman
Son Dakika
25.09.2014
AtmosferikDalışSistemitatbikatınefeskestiAtmosferik Dalış Sistemi tatbikatı nefes kesti
Atmosferik Dalış Sistemi tatbikatı nefes kesti
Zaman
25.09.2014
13:43
Deniz Kuvvetleri Komutanlığının dünyanın sadece 6 donanmasında bulunan ve derin sularda arama ve kurtarma faaliyetleri yapabilen Atmosferik Dalış Sistemi (ADS) tatbikatı Mersinde gerçekleştirildi. 365 metre derinliğe dalabilen ADS robotunun tatbikatı nefes kesti. Mersinin 13 mil açıklarında gerçekleştirilen tatbikatta senaryo gereği batan Dolunay denizaltısına kurtarma operasyona gerçekleştirildi.Ekipler denizaltının battığı haberini alır almaz ADS ekipmanları ile birlikte İstanbuldan uçakla Adanaya oradan karayolu ile Mersine geçti. Burada bekleyen TCG İnebolu gemisine malzemeleri yükleyerek 13 mil açıkta batan 100 metre derinlikteki Dolunay Gemisini kurtarmak için operasyon yaptı. ADS 1200 robotu yapılan çalışmalar sonunda vinçle denize indirildi. Yaklaşık 1 saat süren tatbikat sırasında ADS üzerinde yer alan kameralar sayesinde su altındaki çalışmalar ise TCG İneboludaki irtibat noktasına iletildi. Bu noktada bulunan uzman personelde telsiz bağlantısıyla su altında ADS pilotuyla sürekli irtibat içinde oldu. Dolunay isimli denizaltıyla irtibat sağlayan ADS pilotu, temiz hava hortumlarını denizaltının ilgili bölümlerine monte ederek içeriye hava verirken içerideki kirli havanın çıkışı da sağlandı.DÜNYANIN 6 DONANMASINDA MEVCUTADS sisteminin dünyanın sadece 6 donanmasında mevcut olduğuna dikkat çeken Albay Erkara, Dolayısıyla Türk Deniz Kuvvetleri de dünyanın ileri seviyedeki Deniz Kuvvetleri arasındaki yerini almıştır. Teknolojik olarak ileri donanmalarla aramızda hiçbir fark yoktur. dedi.Deniz altının eğitim gereği geminin arka tarafında dibe oturmuş olarak beklediğini ifade eden Erkara şöyle devam etti: Biz deniz altıya ADS robotik dalış sistemini kullanarak hava iştirak ederek deniz altındaki kazazedelerin hayatta kalmasını sağlayacağız. Hem temiz hava çıkış iştiraklerini sağlayarak deniz altındaki insanlar havasız kalmayacaklar. Bu şekilde canlı kalabilecekler. Daha sonra acil yaşam destek paketi adını verdiğimiz portları yine bu sistemle deniz altıya indirerek oradaki kazazedelerin ilaç, su gibi neye ihtiyaçları varsa deniz altına indirerek insanların canlı ve sağlıklı bir şekilde kurtarılana kadar deniz altında hayatta kalmalarını sağlayacağız. Sistemi kullanmak için birinci sınıf dalgıç eğitimi almak gerektiğini anlatan Erkara Bunun için 9 aylık bir kurstan sonra ADS pilotluğu için 1 buçuk 2 aylık bir kurstan sonra yetkili hale geliniyor. diye konuştu.DAHA ÖNCE OPERASYONLARA KATILDIBu güne kadar ADSnin dahil olduğu operasyonlar bulunduğuna işaret eden Erkara, şöyle devam etti: 20 yıl önce Egede düşen Şehit Pilot Nail Erdoğanın uçağının enkazını arama çalışmalarına katıldı. Uçak hariç bir çok obje bulduk. Dolayısıyla geçen zaman içinde kumun altına gömülmüş olabilir. Fakat suyun altındaki her şeyi tek tek sistem buldu. Onun dışında daha önceki yıllara ait bazı kazalarda başarılı bir şekilde görev aldı.365 METREYE KADAR İNEBİLİYORUZADS pilotu olarak vazifesinin batmış durumdaki deniz altına hava imla devresine hava hortumları ile egzoz devresine egzoz hortumlarını iştirakleyerek acil yaşam destek paketini transfer etmek olduğunu vurgulayan Aslan, ADS 1200 sistemi olarak 365 metreye kadar dalış yapabiliyoruz. 6 saate kadar normal çalışma limitimiz. Acil bir durum oldu zaman pilot kendini kurtaramadığı durumda 48 saati kadar elbisenin içinde kalıp bekleyip kurtarma ekiplerini bekleyebiliyor. 42 ile 48 saate kadar yaşam desteği sağlayan bir sistem.Bu sistem gelmeden önce deniz altılarına sınırlı derinliklerde kurtarma faaliyetleri götürebildiklerine dikkat çeken Aslan, ADS 1200 sistemi ile birlikte kurtarma faaliyetlerimiz 365 metreye kadar yükseldi. bu sayede deniz altılarımıza daha iyi hizmet verebilmek için gururla çalışıyoruz.EŞİM TEHLİKELİ BULUYOREşinin görevini tehlikeli bulduğunu ancak emniyet tedbirlerini uyguladıkları ve bakımlarını yaptıkları sürece cihazın hiç bir tehlikesinin bulunmadığını anlatan Aslan, Düzenli olarak bakımlarını yapıyoruz. Hiç bir sıkıntı yaşamıyoruz. Emniyet bizim için birinci öncelik. ifadesini kullandı.(CİHAN)
Zaman
Ana Sayfa
25.09.2014
AtmosferikDalışSistemitatbikatınefeskestiAtmosferik Dalış Sistemi tatbikatı nefes kesti
Mevsimlik çocuk işçiler için dönüş zamanı
Zaman
14.09.2014
12:27
Tarım alanlarında çalışmak üzere aileleriyle birlikte doğudaki illerden büyükşehirlere göç eden mevsimlik çocuk işçiler için dönüş zamanı geldi. Geçen eğitim sezonu bitmeden ebeveynleriyle birlikte bulundukları şehirleri terk eden çocuk işçiler, akranları tatil yaparken yaz boyunca tarlalarda çalıştı. Sokakta çalışanların aksine onların cebine para da girmedi. Kazanılan para aile büyüğü tarafından tahsil edildiği için çocuk işçiler koca yazı adeta karın tokluğuna çalışarak geçirdi.Bu yıl birinci sınıfa başlayacak çocuklar uyum eğitimine katılamadı. Daha ileri yaşlardaki çocukların bir kısmı derslere birkaç hafta geç katılacak. Yarın ders başı yapacaklar şanslı. Mevsimlik çocuk işçiler her şeye rağmen hayatların memnun. Aile bütçesine katkıda bulunmak için çalıştıklarını, başka da alternatiflerinin bulunmadığını ifade ediyor. Bursanın Yenişehir ilçesindeki tarlalarda yaz boyunca çalışan çocukları okulların açılmasıyla birlikte memlekete dönme heyecanı sardı. Sıcak yaz günlerinde biber, fasulye ve barbunya toplayan çocuklar ailelerinin kurdukları çadırlarda yaşadı. Türkü ve şarkı söyleyerek bütün zorluklara karşın mutluluğunu koruyan çocuklar artık dönüş yolculuğuna hazırlanıyor. Çocukların ortak görüşü, Okumaktan başka çaremiz yok, okumak içinde buraya gelmek zorundayız. şeklinde. Diyarbakırdan ailesiyle birlikte çalışmak için gelen öğrencilerden Mehmet Arslan, fasulye, biber ve şeftali topladıklarını ifade ederken, 7. sınıfa gidiyorum. Yaklaşık 20 gün sonra okula gitmek için tekrar Diyarbakıra döneceğim. dedi. Lise öğrencisi 16 yaşındaki Mazlum Karataş da okul masraflarını çıkarmak için Yenişehire mevsimlik işçi olarak geldiğini belirterek, Burada mevsimlik tarım işçisi olarak çalışıyorum. Bir hafta sonra geri gideceğim. Diyarbakırdan 4 ay önce geldim. Alıştık artık buraya her yıl geliyoruz. Ben bizzat 16 yıldır geliyorum, zaten ben burada doğdum. şeklinde konuştu. Kendilerini en çok zorlayan tarafın sıcaklar olduğunu dile getiren Karataş, yazın tatil yapamadıklarını anlatırken,Burada bizi en çok zorlayan oruç ayının sıcak günlere denk gelmesi. Biz tatil yapmıyoruz. Benim tatilim burası, burada çalışıyorum ben, benim tatilim bu. Ben okulum için Mersine gideceğim. ifadelerini kullandı. Diyarbakırdan gelen Cebrail Kaya da şunları anlattı: Öğrenciyim, Diyarbakırda okuyorum, artık okullar için gideceğiz. Zaten okumak için buraya geldik. Çalışıp burada okul masraflarını çıkaracağız. Evde, memlekette iş yok, sıkıntı çekiyoruz iş konusunda. Okul ihtiyaçlarımı ise memlekete döndüğümde alacağım. Okuyacağım, bizim orada tek çare okumak, okumak içinde burada çalışmamız lazım. Biz burada 4 aydır günlük 35 liraya çalışıyoruz. Bir kişi yaklaşık günde 150 kilo fasulye toplayabiliyor. Tarlada çalışırken aynı zamanda rap şarkı söyleyen 8 yaşındaki Ferit Aslan da, Diyarbakırdan 5 ay önce geldiğini ifade ederken şöyle konuştu: Ben buraya fasulye toplamaya geldim. Üçüncü sınıfa gidiyorum. Bayramdan sonra okula gitmek için tekrar Diyarbakıra döneceğim. 12 yaşındaki Aziz Akbaş ta, Diyarbakırda 7. sınıfa gittiğini vurgularken, Okul okuyorum bu sene 7ye gideceğim. Bir iki gün sonra gideceğim. Mecbur olmasak buralara gelmezdik. dedi. BU SENE VERİM YARI YARIYA DÜŞTÜ Yenişehirde mevsimlik işçi şefi Ali Karataş, biber, barbunya ve fasulye topladıklarını aktarırken, tarladaki verim düşüklüğünden şikayetçi: Bu sene pas çok, ondan dolayı büyük sıkıntı yaşıyoruz. Sıcaktan mıdır, kuraklıktan mıdır? Önceleri çok yağdı, sonra da kuraklık yapıp aşırı sıcak yaptı. 20 dönümlük bibere giriyorsun 3-4 römork verim alıyorsun. Önceleri ise dönüm başına 4,5 ve 5 tona yakın biber topluyorduk ama bu sene yarı yarıya azalma vardı. Fasulye de öyle, barbunya de öyle. İyi fasulye iki tondan aşağı düşmüyordu bu sene 1,5 ton veren fasulye çok güzel demektir. şeklinde konuştu. Mevsimlik işçi olarak genellikle Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin ve Mersin gibi illerden geldiklerini belirten Karataş, şunları söyledi: Yevmiye şu anda 40 lira dolayında, barındığımız yerden biraz sıkıntımız var. Ayrıca aramızda öğrenci de var. Okul zamanında bazıları burada okuyor, bazıları ise memleketine dönerek okula gidiyor. Diyarbakırdan 5. Ay önce gelen Rabia Arslan sıcaktan bunaldıklarını kaydederken, Ayşe Artaç da Buraya geleli 4 ay oldu, bir ay daha çalışıp eve gideceğiz. dedi. Alaattin Tekinde şunları anlattı: Bizim sıkıntımız çok. Çadırda yaşıyoruz sıkıntımı çok. Rezillik içinde çoluk çocukla burada perişanız. Nisan ayından bu yana buradayız. Durum iyi değil, hasta oluyoruz, güneşte pişiyoruz. Aramızda öğrencilerde var onlar da okul açıldığında gidecek. (CİHAN)
Zaman
Son Dakika
14.09.2014
MevsimlikçocukişçileriçindönüşzamanıMevsimlik çocuk işçiler için dönüş zamanı
‘18 Aralık hukuka darbe örgütü’nden şikâyetçi oldu
Zaman
12.09.2014
12:04
17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarını yürüten eski İstanbul Mali Şube Müdürü Yakub Saygılı, savcılığa 75 sayfalık şikayet dilekçesi sundu.Kendisini darbecilikle suçlayan Savcı İsmail Uçar’a verdiği dilekçesinde Saygılı, haklarında ortaya atılan iddiaları tek tek cevapladı. 17 Aralık sonrası yaşanan hukuksuzluklara imza atan kişileri ‘18 Aralık Hukuka Darbe Örgütü’ diye tanımlarken, 18 Aralık’ta yürütmenin yargıya darbe yaptığını kaydetti. Saygılı, kendilerine yöneltilen suçlamaların yolsuzluğu kapatmaya matuf olduğunu belirterek, savcı ve mahkeme kararı ile soruşturma yürüten herkesin ‘paralel’ iftirasına maruz kaldığını vurguladı. Ardından, yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasının gerçeklikten uzak ve mantığa aykırı bir şekilde ‘darbe’ yaftasıyla, soruşturmada görev alanların da tamamen asılsız ve mesnetsiz bir şekilde ‘paralel devlet’ iftiralarıyla itibarsızlaştırıldığını dile getirdi. Yakub Saygılı, soruşturma kapsamında tespit edilen rüşvet eylemlerinde eski Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan’ın şüpheli konumunda olduğunu hatırlatarak, asıl hedeflerinin Halkbank olduğu iddiasını ‘tam bir iftira’ diye tanımladı. Aslan’ın şahsi suçlarının kendisini bağlayacağını belirterek, soruşturma ve Halkbank arasında bağlantı kurma çabasının kasten yapıldığını belirtti.‘HEDEF İMAM HATİP’ DENİLEREK YOLSUZLUK ÖRTBAS EDİLMEK İSTENDİSaygılı, hükümet çevrelerince ‘Hedef imam hatipler’ iddiasına da cevap verdi. Bu yalanla soruşturmanın itibarsızlaştırılmaya çalışıldığını anlatan Saygılı, şunları ifade etti: “İftiranın temeli, arama sırasında ayakkabı kutuları içerisinde bulunarak el konulan milyonlarca TL, dolar ve Euro’nun, şüphelinin; 19.12.2013 tarihli ifadesindeki paraların Osmancık ilçesindeki imam hatip lisesinin yapımında kullanılacağı savunmasına dayanmaktadır. Ne var ki, bahse konu paralar, yaklaşık 14 ay süren teknik takip çalışmaları esnasında Rıza SARRAF liderliğindeki grup tarafından bahse konu ikamete 15 seferde gönderilen rüşvet eylemlerinin takibi esnasında tespit edilmiş olup, arama sırasında bu rüşvete konu paraların bir kısmı bulunarak el konulabilmiştir. Burada utanç verici olan konu şudur; dünya tarihinin en kuvvetli delilleriyle gerçekleşen yolsuzluk soruşturmasının ve en yüz kızartıcı ve en ahlaksız suçlardan biri olan rüşvet suçunun, imam hatip liselerinin adının ve toplumdaki yerinin suistimal edilmek suretiyle örtbas edilmeye çalışılmasıdır. Bu da bahse konu örgütün, hukuki işlemleri hukuki mecrasında tartışmadan, minder dışına çekip algılar dünyasının içine hapsetmeye çalışma stratejisinin bir ürünüdür.” ‘18 Aralık Hukuka Darbe Çetesi’nin, yolsuzluk soruşturmalarında görev alanları itibarsızlaştırma propagandalarında en çok ‘paralel yapı’, ‘Operasyonu Cemaat yaptırdı’, ‘Pensilvanya’dan talimat aldılar’ gibi iftiraların kullanıldığını da aktaran Saygılı, “Asılsız ve hiçbir dayanağı olmayan söylemlerle yolsuzluk soruşturmalarının, toplumda hukukun dışında hareket eden ve kötü niyetli kişilerce başlatılıp yürütüldüğü algısı oluşturulmaya çalışılıyor. Ancak soruşturma tamamen hukuk çerçevesinde yürütüldü.” ifadelerini kullandı. Yakub Saygılı, ardından ‘18 Aralık Hukuka Darbe Çetesi’ olarak tanımladığı grupla ilgili şu ifadeleri kullandı: “Soruşturmada, İran’ın diğer ülkelerdeki mevduatını altın olarak kendi ülkesine aktarması konusunun suç teşkil ettiği yönünde hiçbir isnat bulunmamaktadır. Soruşturmaya konu eylemler, Türkiye’nin İran’a olan petrol ve doğalgaz ödemeleri ile ilgili de değildir. Soruşturma, uluslararası yaptırımları aşmak için geliştirilen sistemin işleyişi esnasında verilen rüşvetler, bankalara ibraz edilen sahte belgeler, altın kaçakçılığı ve bu suçların örgüt faaliyeti kapsamında gerçekleştirilmesi konularını içermektedir.”DİLEKÇEDE ŞÜPHELİ OLARAK YER ALAN İSİMLERSaygılı’nın dilekçesinde ‘18 Aralık Hukuka Darbe Örgütü’ diye şikayetçi olduğu isimler şöyle: “İçişleri Bakanı Efkan Ala, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, İstanbul Emniyet Müdürü Selami Altınok, İl Emniyet Müdür Yardımcısı Selami Yıldız, Mali Şube Müdürü Hakan Sıralı, Müdür Yardımcısı Arzum Nazman, Mali Şube’de Başkomiser Hakan Korkmaz, polis memuru Caner Metiner, polis başmüfettişleri Erhan Gülveren, Kenan Aydoğan, Ercümet Özbeyli, Cemil Zafer, Refik Felek, Nevzat Yazıcı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Hadi Salihoğlu, eski İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Oktay Erdoğan, savcılar İsmail Uçar, İrfan Fidan, Fuzuli Aydoğdu, Mehmet Akdeniz, Kozmik Çalışma Grubu (KÇG), Sabah Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Erdal Şafak, Takvim Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ergün Diler, Yeni Şafak Gazetesi Genel Yayın Yönetmen
Zaman
Ana Sayfa
12.09.2014
‘18Aralıkhukukadarbeörgütü’ndenşikâyetçioldu‘18 Aralık hukuka darbe örgütü’nden şikâyetçi oldu
‘18 Aralık hukuka darbe örgütü’nden şikâyetçi oldu
Zaman
12.09.2014
02:01
17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarını yürüten eski İstanbul Mali Şube Müdürü Yakub Saygılı, savcılığa 75 sayfalık şikayet dilekçesi sundu.Kendisini darbecilikle suçlayan Savcı İsmail Uçar’a verdiği dilekçesinde Saygılı, haklarında ortaya atılan iddiaları tek tek cevapladı. 17 Aralık sonrası yaşanan hukuksuzluklara imza atan kişileri ‘18 Aralık Hukuka Darbe Örgütü’ diye tanımlarken, 18 Aralık’ta yürütmenin yargıya darbe yaptığını kaydetti. Saygılı, kendilerine yöneltilen suçlamaların yolsuzluğu kapatmaya matuf olduğunu belirterek, savcı ve mahkeme kararı ile soruşturma yürüten herkesin ‘paralel’ iftirasına maruz kaldığını vurguladı. Ardından, yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasının gerçeklikten uzak ve mantığa aykırı bir şekilde ‘darbe’ yaftasıyla, soruşturmada görev alanların da tamamen asılsız ve mesnetsiz bir şekilde ‘paralel devlet’ iftiralarıyla itibarsızlaştırıldığını dile getirdi. Yakub Saygılı, soruşturma kapsamında tespit edilen rüşvet eylemlerinde eski Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan’ın şüpheli konumunda olduğunu hatırlatarak, asıl hedeflerinin Halkbank olduğu iddiasını ‘tam bir iftira’ diye tanımladı. Aslan’ın şahsi suçlarının kendisini bağlayacağını belirterek, soruşturma ve Halkbank arasında bağlantı kurma çabasının kasten yapıldığını belirtti.‘HEDEF İMAM HATİP’ DENİLEREK YOLSUZLUK ÖRTBAS EDİLMEK İSTENDİSaygılı, hükümet çevrelerince ‘Hedef imam hatipler’ iddiasına da cevap verdi. Bu yalanla soruşturmanın itibarsızlaştırılmaya çalışıldığını anlatan Saygılı, şunları ifade etti: “İftiranın temeli, arama sırasında ayakkabı kutuları içerisinde bulunarak el konulan milyonlarca TL, dolar ve Euro’nun, şüphelinin; 19.12.2013 tarihli ifadesindeki paraların Osmancık ilçesindeki imam hatip lisesinin yapımında kullanılacağı savunmasına dayanmaktadır. Ne var ki, bahse konu paralar, yaklaşık 14 ay süren teknik takip çalışmaları esnasında Rıza SARRAF liderliğindeki grup tarafından bahse konu ikamete 15 seferde gönderilen rüşvet eylemlerinin takibi esnasında tespit edilmiş olup, arama sırasında bu rüşvete konu paraların bir kısmı bulunarak el konulabilmiştir. Burada utanç verici olan konu şudur; dünya tarihinin en kuvvetli delilleriyle gerçekleşen yolsuzluk soruşturmasının ve en yüz kızartıcı ve en ahlaksız suçlardan biri olan rüşvet suçunun, imam hatip liselerinin adının ve toplumdaki yerinin suistimal edilmek suretiyle örtbas edilmeye çalışılmasıdır. Bu da bahse konu örgütün, hukuki işlemleri hukuki mecrasında tartışmadan, minder dışına çekip algılar dünyasının içine hapsetmeye çalışma stratejisinin bir ürünüdür.” ‘18 Aralık Hukuka Darbe Çetesi’nin, yolsuzluk soruşturmalarında görev alanları itibarsızlaştırma propagandalarında en çok ‘paralel yapı’, ‘Operasyonu Cemaat yaptırdı’, ‘Pensilvanya’dan talimat aldılar’ gibi iftiraların kullanıldığını da aktaran Saygılı, “Asılsız ve hiçbir dayanağı olmayan söylemlerle yolsuzluk soruşturmalarının, toplumda hukukun dışında hareket eden ve kötü niyetli kişilerce başlatılıp yürütüldüğü algısı oluşturulmaya çalışılıyor. Ancak soruşturma tamamen hukuk çerçevesinde yürütüldü.” ifadelerini kullandı. Yakub Saygılı, ardından ‘18 Aralık Hukuka Darbe Çetesi’ olarak tanımladığı grupla ilgili şu ifadeleri kullandı: “Soruşturmada, İran’ın diğer ülkelerdeki mevduatını altın olarak kendi ülkesine aktarması konusunun suç teşkil ettiği yönünde hiçbir isnat bulunmamaktadır. Soruşturmaya konu eylemler, Türkiye’nin İran’a olan petrol ve doğalgaz ödemeleri ile ilgili de değildir. Soruşturma, uluslararası yaptırımları aşmak için geliştirilen sistemin işleyişi esnasında verilen rüşvetler, bankalara ibraz edilen sahte belgeler, altın kaçakçılığı ve bu suçların örgüt faaliyeti kapsamında gerçekleştirilmesi konularını içermektedir.”DİLEKÇEDE ŞÜPHELİ OLARAK YER ALAN İSİMLERSaygılı’nın dilekçesinde ‘18 Aralık Hukuka Darbe Örgütü’ diye şikayetçi olduğu isimler şöyle: “İçişleri Bakanı Efkan Ala, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, İstanbul Emniyet Müdürü Selami Altınok, İl Emniyet Müdür Yardımcısı Selami Yıldız, Mali Şube Müdürü Hakan Sıralı, Müdür Yardımcısı Arzum Nazman, Mali Şube’de Başkomiser Hakan Korkmaz, polis memuru Caner Metiner, polis başmüfettişleri Erhan Gülveren, Kenan Aydoğan, Ercümet Özbeyli, Cemil Zafer, Refik Felek, Nevzat Yazıcı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Hadi Salihoğlu, eski İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Oktay Erdoğan, savcılar İsmail Uçar, İrfan Fidan, Fuzuli Aydoğdu, Mehmet Akdeniz, Kozmik Çalışma Grubu (KÇG), Sabah Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Erdal Şafak, Takvim Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ergün Diler, Yeni Şafak Gazetesi Genel Yayın Yönetmen
Zaman
Güncel
12.09.2014
‘18Aralıkhukukadarbeörgütü’ndenşikâyetçioldu‘18 Aralık hukuka darbe örgütü’nden şikâyetçi oldu
Sneijder'in aklı Şampiyonlar Ligi'nde
Zaman
05.09.2014
02:03
Galatasaray’ın yıldızı Wesley Sneijder, yabancı kuralına rağmen Avrupa’da yarı final oynamak istediklerini söyledi. İstanbul’un güzelliğini İtalyanlara anlatan Hollandalı, Fenerbahçe taraftarının dahi kendisine saygı duyduğunu belirtti. Aslan’ın 10 numarası, Prandelli’nin iyi diyalog kuran bir teknik adam olduğunu da kaydetti.Galatasaray’ın Hollandalı yıldızı Wesley Sneijder, içini İtalyanların yüksek tirajlı gazetesi La Gazetta dello Sport’a döktü. Yeni çalıştırıcı Cesare Prandelli’den Fenerbahçe’ye, Avrupa kupalarından kariyerine kadar merak edilenleri cevaplayan ünlü isim, Chelsea’yi çalıştıran eski hocası Mourinho’nun kendisini çağırması halinde buna ‘evet’ diyebileceğinin sinyallerini verdi. Galatasaray’daki yeni teknik direktörü Prandelli’yi beğendiğini söyleyen 30 yaşındaki futbolcu, “O diyalog kurmak ve futbol oynamak isteyen birisi. Futbolda oyun sistemi her şey demek değil. Önemli olan doğru bir tutuma sahip olmak ve ben Prandelli’nin bunu gerçekleştireceğini düşünüyorum. Ligi kazanmalı, Şampiyonlar Ligi’nde de kendimizi daha çok geliştirmeliyiz. Galatasaray parası olan bir kulüp ve yatırımlar yapabilir, zaten öyle olmasaydı Prandelli bu görevi kabul etmezdi. Onun gibi biri kazanamayacağı yere gelmez.” dedi. Türkiye’de 5 yabancıdan fazla oynatılamadığına dikkat çeken başarılı krampon, “Avrupa’da ise bu durum farklı. Bunun zor olduğunu bilsek de Şampiyonlar Ligi’nde hayalimiz yarı final.” dedi.Fener taraftarı da bana saygı duyuyor Eski hocası Jose Mourinho için “O bir numara ve onun gibisi yok.” nitelemesini yapan Sneijder, Mourinho’nun çağırması halinde İstanbul’u bırakıp bırakmayacağı sorusuna ise şöyle yanıt verdi: “Bunlar gereksiz konuşmalar. Asla, asla deme diye cevaplamalıyım bunu. Bu durumlarda böyle cevaplanır. Gerçek olan, hayatta her şey değişiyor, şimdi Türkiye’deyim, birçok arkadaşım var, iyi yaşıyorum, ailem burada iyi ve İstanbul harika bir şehir. İnsanlar size saygı duyuyor, yaşamanıza izin veriyor. Hatta Fenerbahçe taraftarları bile bana saygı duyuyor. Türk futbolunda yapacak çok şey var.” Hâlâ eski takımı İnter’i düşünüp düşünmediği sorulan Sneijder, “İnter bana iyi davranmadı, ama bunu sadece bazı yöneticiler için söylüyorum. Kulübü ve taraftarlarını ise çok seviyorum. Umarım bu yıl İtalya ligini kazanırlar.” diye konuştu. İtalyan ligini de değerlendiren Sneijder, söz konusu ülkede artık futbola ayıracak çok fazla para olmadığını ve paranın olmadığı yerde futbolun da olamayacağını ifade etti. Ancak Juventus’un çok kazandığına dikkat çeken Sneijder, Salih Uçan’ın da forma giydiği Roma’nın büyüdüğünü de hatırlattı.Galatasaray’a saha kapatma cezasıFutbol Federasyonu (TFF) Tahkim Kurulu, Galatasaray’ın sahasını 1 maç kapattı. Kurul, TFF’nin itirazı üzerine Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’nun (PFDK) G.Saray’a verdiği 250 bin lira para cezasını, 100 bin lira ve 1 maç seyircisiz oynama şeklinde onadı. Sarı-Kırmızılılar, ligin ikinci haftasında Arena’daki Eskişehirspor müsabakasını taraftarından yoksun oynayacak. Cezaya sert tepki gösteren G.Saray yönetimi ise kararı tanımadıklarını açıkladı.Sabri ve Eboue, Avrupa’da yokGalatasaray’ın Şampiyonlar Ligi kadrosu belli oldu. Sarı-Kırmızılılar grup aşamasında kullanacağı 25 kişilik oyuncu listesini UEFA’ya bildirdi. G.Saray’ın yeni transferlerinin de bulunduğu Avrupa kadrosunda, A2 takıma gönderilen Eboue ve Sabri yer almadı. Transfer döneminin son günü kadroya katılan Tarık Çamdal, Blerim Dzemaili ve Goran Pandev ile Olcan Adın, Teknik Direktör Prandelli’nin şans vermesi halinde Devler Ligi’nde forma giyebilecek.
Zaman
Spor
05.09.2014
SneijderinaklıŞampiyonlarLigindeSneijderin aklı Şampiyonlar Liginde
Aslan'dan nokta atışı
Zaman
02.09.2014
01:58
Galatasaray, transferin son gününde coştu. Aylardır yabancı futbolcu konusunda arayışlarını sürdüren Sarı-Kırmızılılar, Napoli’de forma giyen Goran Pandev ve Blerim Dzemaili ikilisini renklerine bağladı. Cim Bom ayrıca Eskişehirspor yönetiminin indirime gittiği Tarık Çamdal’ı da kadrosuna kattı.Galatasaray, transferin son gününde üç futbolcuyla kadrosunu güçlendirdi. Sarı-Kırmızılılar, aylar süren uğraşlardan sonra Eskişehirsporlu Tarık Çamdal’ı renklerine bağladı. Aslan, genç futbolcunun yanı sıra Napoli’de forma giyen Goran Pandev ve Blerim Dzemaili ikilisini de kadrosuna kattı. Galatasaray, Eskişehirspor’dan 4,5 milyon Euro ve Umut Gündoğan karşılığında Tarık Çamdal’ı da aldı. 6 milyon Euro ısrarından son anda vazgeçen Eskişehirspor yönetimi, Umut Gündoğan’ın da verilmesiyle teklifi kabul etti.İç transferde Tarık’la tamamen pürüzleri gideren Cim Bom, yabancı isimlerden Makedon Pandev için 1+1, İsviçreli Dzemaili için ise 3 yıllık anlaşmaya vardı. Dün İstanbul’a gelen futbolcular, sağlık kontrolünden geçtikten sonra sözleşmeye imza attı. Önceki gün İtalyan kulübüyle görüşmelere başladığını KAP’a bildiren Galatasaray, dün resmi açıklamayı yaptı.Teknik Direktör Cesare Prandelli, Balanta konusundaki girişimler olumsuz sonuçlanınca orta sahaya takviye istemişti. Dzemaili ile orta sahasını güçlendiren Aslan, Pandev transferiyle de gol yollarındaki üretkenliği artırdı. 31 yaşındaki Pandev, İnter ve Lazio’daki performanslarıyla Serie A’da başarılı bir grafik çizmişti. Napoli’de eski günlerini aratan tecrübeli golcü, Galatasaray formasıyla yeniden çıkışa geçmeye çalışacak.Orta sahanın ortasında görev alan Dzemaili, komple bir orta saha oyuncusu. Prandelli, İsviçreli yeteneği Melo’nun önünde Selçuk ile birlikte kullanarak sağlam bir 3’lü orta saha kurabilir. Dzemaili’nin gelişiyle birlikte; Sneijder, Bruma ve Olcan Adın gibi Galatasaray’ın yetenekli ileri uç elemanları daha fazla hücuma konsantre olacak.Pandev, Sneijder’le Devler kupasını kazandıFutbol kariyerinin büyük bölümünü İtalya’da geçiren Pandev, İnter, Lazio ve Napoli’de forma giydi. 2010’da İnter’le Wesley Sneijder ile beraber Şampiyonlar Ligi’ni kazanan 31 yaşındaki yıldız, forvet ve forvet arkasında görev yapıyor. Serie A’da 315 maça çıkan tecrübeli futbolcu, 73 gol attı. Geçtiğimiz yıl Napoli’de 41 resmi maçta oynayan Makedon futbolcu, rakip fileleri 8 kez havalandırdı.Dzemaili İtalya’da parladıFutbol hayatına 2003-04 sezonunda İsviçre’nin Zürih takımında başlayan Dzemaili, bir yıllık İngiltere deneyiminden sonra yıldızının parlayacağı İtalya macerasına başladı. Torino ve Parma’da kendini gösteren 2 yaşındaki orta saha, 2011-12’de Napoli’ye transfer oldu. Geçen yıl 29 maçta 6 gol, 4 asistlik performans ortaya koyan Dzemaili, sağ ayağıyla yaptığı sert vuruşlarla da dikkat çekiyor.Tarık, defansa ilaç olacakKayseri’den Almanya’nın Münih kentine göç etmiş bir Türk işçi ailenin çocuğu olan Tarık Çamdal, 13 yaşında 1860 Münih’e verildi. 4 yıl burada kalan genç savunmacı, daha sonra Türkiye’nin yolunu tuttu. 2011 yılında Türkiye’den ilk teklifi Bursaspor’dan alan Tarık, yaz kampında kendisiyle ilgilenen Eskişehir-spor’u tercih etti. Burada yıldızı parlayan genç futbolcu, büyük takımların gözdesi oldu.Prandelli Bruma’yı bırakmadıGalatasaray’ın genç yıldızı Bruma’ya transferin son gününde sürpriz bir talip çıktı. Portekiz basını, başarılı futbolcu için Monaco’nun girişimlerde bulunduğunu yazdı. Fransız ekibin çalıştırıcısı Leonardo Jardim’in ilk 11’de oynatmaya hazır olduğu 19 yaşındaki yeteneği, satın alma opsiyonuyla kiralamak istediği belirtildi. Ancak Sarı-Kırmızılıların, teklifi reddettiği öğrenildi. Özellikle Teknik Direktör Cesare Prandelli’nin Bruma’yı bırakmaya sıcak bakmadığı bildirildi.Eboue’nin gitmeye niyeti yokGalatasaray’da teknik direktörü Prandelli tarafından kadro dışı bırakılan Emmanuel Eboue, 1 yıl daha sözleşmesi bulunduğunu ve bir yere gitmeyeceğini söyledi. Puma’nın düzenlediği organizasyonda eski takımı Arsenal’in Premier Ligi’nde Leicester City ile oynadığı karşılaşmayı Ortaköy’de bir mekânda İngiliz ekibinin taraftarlarıyla birlikte izleyen Fildişi Sahilili oyuncu, “Ben ketum bir insanım. Sessizim ve konuşmayı sevmiyorum. Her şeyi Allah biliyor. Galatasaray’ı da çok seviyorum. Bundan sonra ne olacağını Allah bilir.” diye konuştu.
Zaman
Spor
02.09.2014
AslandannoktaatışıAslandan nokta atışı
Toplam "10" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti