Habergec.Com Aranan Kelimeler:canlı fotoğraflar Değerlendirme: 10 / 10 955487
habergec.com
22.10.2014 Çarşamba
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

canlı fotoğraflar

Nuriye Akman - Sopadan havuca
Zaman
26.09.2014
05:18
Memleketten uzak kalmanın en iyi yanı, güncel politikanın ilgi dairenizden çıkması.Etrafınızda neler olup bittiğine daha sakince bakıyor, normalde önemsemediğiniz olgulara odaklanabiliyorsunuz. Paris’te beni en şaşırtan husus sigara içenlerin çokluğu oldu. Benim gibi tütünden vazgeçemeyenleri yabancılıktan kurtarıp suç ortaklığının güvenli dünyasına çeken bir durum bu. Öte yandan bu kötü alışkanlığı az gelişmiş ülkelerin zavallı cahil halklarıyla bağdaştıran önyargıları da kırıcı nitelikte. Ne o? Yoksa Avrupa Birliği’nin sigara karşıtı önlemleri Fransa’da tutmadı mı diye merak ediyor insan. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre Fransa’da yaklaşık 16 milyon kişi sigara içiyor; ergin nüfusun yüzde 32’si. Bu oran İngiltere’de yüzde 35, Avusturya’da yüzde 43, Almanya’da yüzde 32, Yunanistan’da yüzde 51. Türk resmi makamlarının verilerine göre ise 15 yaş üstü nüfusumuzun yüzde 43,6’sı sigara içiyor.Bir başka araştırma 185 ülkeyi yılda kişi başına içilen sigara sayısına göre listelemiş. Birinciliği 2.869 sigara ile Sırplar almış. Türk tiryakilerin her biri yılda 1.399 sigara içerek ülkelerini 35’inci sıraya yükseltmişler! Türkiye’nin bir üstünde Slovaklar, bir altında Maltalılar var. Almanya 45’inci (1.045 sigara), ABD 51’inci (1.028 sigara), Fransa 58’inci (854 sigara), İngiltere 73’üncü (750 sigara) sırada. Listenin son sırasını yılda 9 sigara ile Guinea şereflendirmiş. Avrupa Parlamentosu’nda geçtiğimiz şubatta paketlerin üzerine şok edici fotoğraflar konulması, sigara üretiminde bazı katkı maddelerinin kaldırılması, aromalı, slim ve 20 mg’dan fazla nikotin içeren e-sigaraların yasaklanması kararı alındığını hatırlarsınız. Fransa, bu günlerde biraz gecikmeli de olsa konuya ilişkin kendi ulusal düzenlemelerini yapıyor. Buna göre tüm sigara paketleri üstten açılacak. Uyarı fotoğrafları ile sağlık mesajları paketin en az yüzde 65’ini kaplayacak. Halen bu oran yüzde 30 düzeyinde. Sağlık Bakanı Marisol Touraine, bütün sigara paketlerinin aynı renk ve yazı karakterinde olmasından yana. Ulusal sigara karşıtı komitesi başkanı ise Fransa’nın kanun yapmada harika olduğunu ama kimsenin bunlara uymadığını söylüyor.Fransa’da vergiler yüksek, sigaralar paket başına 7-10 avro arasında satılıyor. Türkiye’deki fiyatların neredeyse üç katı. Buna rağmen sigarayı bırakanlarda tatmin edici bir gelişme yok. Paketler hakikaten cicili bicili ve uyarıcı fotolar küçük kalıyor. Fakat üzerleri tamamen ve daha korkutucu resimlerle dolu olsa bile fazla sonuç alınacağını sanmıyorum. Asıl mesele, alışkanlıkların yenilmez gücünde. Eski davranış kalıpları yerine olumlu tiryakilikler edinmek çok zor. Kampanyalarda kullanılan “bırakmak, terk etmek, vazgeçmek” kelimelerine karşı insanın içinde bir direnç gelişiyor.Karbon filtreli ağızlıkla kullanmak, dumanı içe çekmemek ve yarısında söndürmek gibi komik önlemler alan biri olarak çocuk parkları, okullar ve benzeri açık alanlardaki sınırlandırıcı uygulamaları desteklemekle birlikte “yasak” sözcüğünün tam tersine içmeyi kışkırtıcı bir yanı olduğunu görüyorum. Beni bu pahalı zevkten ne caydırırdı diye düşündüğümde tespit edebildiğim tek unsur, “çevremde başka içen insan görmemek” diyebilirim. Paris gibi her köşe başındaki sevimli kafelerde, iki yanı güzel binalarla çevrili geniş yollarda hiç kimse sigara içmeseydi, elimde sigara ile dolaşmak utandırırdı herhalde beni.Öyle bir manzarayla karşılaşmayacağımıza göre belki de sigarasız yaşamı seçenleri yüceltip çekici rol modeller haline getirmek lazım. Türkiye’de kamu spotu altında TV kanallarında gösterilen görüntüler son derece itici. Neden popüler insanlara dumansız hayatın tadını ballandırarak anlattırmazlar bilmem. Neden bir ünlünün koçluğunda sigaradan kurtuluş kampları yapılmaz ve TV’lerde canlı olarak yayınlanmaz? Başarılı olanlara neden teşvik edici ödüller verilmez ve bu uygulama gelenekselleştirilmez? İnsanların kafasına sopa ile vuracağınıza, havuç gösterip peşinizden koşturmanız gerekmez mi?Ama, ama, ama! Modern dünyada sigaradan daha zararlı başka alışkanlıklar da var. Mesela hiçbir dini inanç sisteminin desteklemediği ama mensuplarının pek azının kendini koruyabildiği bencillik, kibir, kazanç hırsı, tecessüs, vesayet ve benzeri bence “şehvet” kavramıyla özetlenebilecek illetler… Bireylerinin egosantriklik düzeyi bakımından ülkeler sıralaması gibi bir araştırma duydunuz mu? Ya ulusal hükümetlerin kibirle mücadele programlarını geliştirdiğini?
Zaman
Köşe Yazıları
26.09.2014
NuriyeAkman-SopadanhavucaNuriye Akman - Sopadan havuca
Yeni iPhone'lar 26 Eylül'de Vodafone'da
Zaman
10.09.2014
17:53
Vodafone Türkiye, yeni iPhone 6 ve iPhone 6 Plus akıllı telefonları, 26 Eylül itibariyle Vodafone Cep Merkezleri’nde yer alan Vodafone Çok Satanlar Masası’nda satışa sunacağını açıkladı. Aboneler, her iki model için de 19 Eylül itibariyle www.vodafone.com.tr üzerindeki formu doldurarak avantajlı Vodafone teklifleri hakkında ön bilgi sahibi olabilecek. Vodafone Türkiye, iPhone 6 ve iPhone 6 Plus kullanıcılarına, ülke geneline yayılmış hızlı 3G ağından yararlanma imkânı da sunacak.iPhone 6 ve iPhone 6 Plus, iPhone tarihinde devrim yaratacak yenilikler olarak gösteriliyor. 4.7 inç ve 5.5 inçlik çarpıcı Retina HD ekranlı iki modeliyle dikkat çeken yeni iPhone serisi, mobil iletişimde son teknolojileri ince ve zarif bir tasarımda buluşturuyor. Yeni iPhone’lar, eloksallı alüminyumdan yapılmış ve ekranın biçimli camıyla mükemmel uyum sağlayan kusursuz yekpare gövdesiyle göz dolduruyor. Böylece, rahat kavranabilen ve kolay kullanılabilen bir tasarımda daha büyük ekran keyfi sunuluyor. Her bakımdan daha üstün olan yeni iPhone’lar, Apple tarafından hızlı performans ve enerji verimliliği için tasarlanmış ikinci nesil 64 bit masaüstü sınıfı mimariye sahip A8 çip; gelişmiş iSight® ve FaceTime® HD kameralar; ultra hızlı kablosuz teknolojiler ve sadece bir parmak dokunuşuyla kolay ve güvenli ödeme yapma imkânı sunan Apple Pay™ teknolojisini içeriyor. iPhone 6 ve iPhone 6 Plus ayrıca, son teknolojiyle geliştirilen mobil işletim sistemi iOS 8 ile donatılmış bulunuyor. Yeni iPhone’lar, Mesaj ve Fotoğraflar için sunduğu yeni özellikler, QuickType™ klavyesi, yeni Sağlık uygulaması ve Aile Paylaşımı ve iCloud Drive? gibi özellikleriyle de kullanıcıya daha kolay, hızlı ve sezgisel bir deneyim vaat ediyor.Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Ender Buruk, konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, “Vodafone Türkiye olarak başlattığımız Dijital Dönüşüm Hareketi kapsamında, dijital bağlantılı yaşamı bireyler ve kurumlar için kolay ve erişilebilir kılma stratejimiz doğrultusunda, dünya çapında mobil teknolojileri uygun koşullarda tüketicilerin hizmetine sunmak üzere aralıksız çalışıyoruz. Akıllı telefon sektörünün önemli oyuncularından Apple’ın yeni ve gelişmiş mobil teknolojilerle donattığı iPhone 6 ve iPhone 6 Plus’ı akıllı cihaz portföyümüze katmaktan ve Vodafone Çok Satanlar Masası’nda canlı çalışan gerçek cihazlar üzerinden bizzat deneyimlenebilecek şekilde sunacak olmaktan dolayı heyecanlıyız. Önceki iPhone modellerinde olduğu gibi iPhone 6 serisini de sahipleniyor ve benzersiz teknolojisiyle dikkat çeken bu cihazları Vodafone Red avantajlarıyla sunuyoruz. Ekran büyüklüğü, görüntü kalitesi, inceliği, hızlı işlemcisi ve Yakın Alan İletişimi özelliği ile öne çıkan iPhone 6 serisinin, Vodafone Red avantajlarıyla birleştiğinde tüketicilerin mobil deneyimini eşsiz kılacağına inanıyoruz. Vodafone Türkiye olarak, öncülüğünü yaptığımız mobil teknolojilerle bireylerin hayatlarında küçük mucizeler yaratmalarına destek olmaya devam edeceğiz” dedi.
Zaman
Ekonomi
10.09.2014
YeniiPhonelar26EylüldeVodafonedaYeni iPhonelar 26 Eylülde Vodafoneda
Yeni iPhone'lar 26 Eylül'de Vodafone'da
Zaman
10.09.2014
17:45
Vodafone Türkiye, yeni iPhone 6 ve iPhone 6 Plus akıllı telefonları, 26 Eylül itibariyle Vodafone Cep Merkezleri’nde yer alan Vodafone Çok Satanlar Masası’nda satışa sunacağını açıkladı. Aboneler, her iki model için de 19 Eylül itibariyle www.vodafone.com.tr üzerindeki formu doldurarak avantajlı Vodafone teklifleri hakkında ön bilgi sahibi olabilecek. Vodafone Türkiye, iPhone 6 ve iPhone 6 Plus kullanıcılarına, ülke geneline yayılmış hızlı 3G ağından yararlanma imkânı da sunacak.iPhone 6 ve iPhone 6 Plus, iPhone tarihinde devrim yaratacak yenilikler olarak gösteriliyor. 4.7 inç ve 5.5 inçlik çarpıcı Retina HD ekranlı iki modeliyle dikkat çeken yeni iPhone serisi, mobil iletişimde son teknolojileri ince ve zarif bir tasarımda buluşturuyor. Yeni iPhone’lar, eloksallı alüminyumdan yapılmış ve ekranın biçimli camıyla mükemmel uyum sağlayan kusursuz yekpare gövdesiyle göz dolduruyor. Böylece, rahat kavranabilen ve kolay kullanılabilen bir tasarımda daha büyük ekran keyfi sunuluyor. Her bakımdan daha üstün olan yeni iPhone’lar, Apple tarafından hızlı performans ve enerji verimliliği için tasarlanmış ikinci nesil 64 bit masaüstü sınıfı mimariye sahip A8 çip; gelişmiş iSight® ve FaceTime® HD kameralar; ultra hızlı kablosuz teknolojiler ve sadece bir parmak dokunuşuyla kolay ve güvenli ödeme yapma imkânı sunan Apple Pay™ teknolojisini içeriyor. iPhone 6 ve iPhone 6 Plus ayrıca, son teknolojiyle geliştirilen mobil işletim sistemi iOS 8 ile donatılmış bulunuyor. Yeni iPhone’lar, Mesaj ve Fotoğraflar için sunduğu yeni özellikler, QuickType™ klavyesi, yeni Sağlık uygulaması ve Aile Paylaşımı ve iCloud Drive? gibi özellikleriyle de kullanıcıya daha kolay, hızlı ve sezgisel bir deneyim vaat ediyor.Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Ender Buruk, konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, “Vodafone Türkiye olarak başlattığımız Dijital Dönüşüm Hareketi kapsamında, dijital bağlantılı yaşamı bireyler ve kurumlar için kolay ve erişilebilir kılma stratejimiz doğrultusunda, dünya çapında mobil teknolojileri uygun koşullarda tüketicilerin hizmetine sunmak üzere aralıksız çalışıyoruz. Akıllı telefon sektörünün önemli oyuncularından Apple’ın yeni ve gelişmiş mobil teknolojilerle donattığı iPhone 6 ve iPhone 6 Plus’ı akıllı cihaz portföyümüze katmaktan ve Vodafone Çok Satanlar Masası’nda canlı çalışan gerçek cihazlar üzerinden bizzat deneyimlenebilecek şekilde sunacak olmaktan dolayı heyecanlıyız. Önceki iPhone modellerinde olduğu gibi iPhone 6 serisini de sahipleniyor ve benzersiz teknolojisiyle dikkat çeken bu cihazları Vodafone Red avantajlarıyla sunuyoruz. Ekran büyüklüğü, görüntü kalitesi, inceliği, hızlı işlemcisi ve Yakın Alan İletişimi özelliği ile öne çıkan iPhone 6 serisinin, Vodafone Red avantajlarıyla birleştiğinde tüketicilerin mobil deneyimini eşsiz kılacağına inanıyoruz. Vodafone Türkiye olarak, öncülüğünü yaptığımız mobil teknolojilerle bireylerin hayatlarında küçük mucizeler yaratmalarına destek olmaya devam edeceğiz” dedi.
Zaman
Ana Sayfa
10.09.2014
YeniiPhonelar26EylüldeVodafonedaYeni iPhonelar 26 Eylülde Vodafoneda
Cumhurbaşkanı Gül'ün 7 yılını anlatan kitaplar tanıtıldı
Zaman
26.08.2014
13:07
Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İsen, Abdullah Gülün 7 yıllık görev süresindeki çalışmaları ve Çankaya hayatını anlatan 14 kitabı basına tanıttı. İsen, kitapların hazırlanmasında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve eşi Hayrunnisa Gülün büyük katkısının olduğunu söyledi. İsen, Türkiyenin hafızasında yer edecek önemli çalışamlar yapıldı. dedi.Tarabya Köşkündeki basın toplantısında kameralar karşısına geçen Mustafa İsen, önce kitaplar hakkında bilgi verdi. Cumhurbaşkanı Gülün 7 yıllık Çankaya hayatını ve görev süresince iç ve dış seyahatleri, mekan düzenlemeleri, kültür sanat faaliyetleri gibi konuları içeren kitapların basımında Gül çiftinin önemli katkısının olduğunu vurgulayan İsen, 3 kitabın daha baskıya hazırlandığını söyledi. Her biri bir hazine durumunda olan kitapların tarihe ayna tutacağını belirten İsen, Bu kitaplar, her aşamasında Beyefendiyle, Hanımefendiyle ilişki kurularak, görüşler alınarak ortaya çıkmış ürünlerdir. şeklinde konuştu.Gazetecilerin konuyla ilgili sorularını cevaplayan İsen, Cumhurbaşkanı Gülün bundan sonra nasıl bir yol haritası izleyeceği ile ilgili soruya, Bugün sadece kitaplarla ilgili konuşacağım. cevabını verdi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve eşi Hayrunnisa Gül, Çankayadan ayrılacakları 28 Ağustos öncesi 7 yıl boyunca köşk kapılarının ardında yaşananları anlatan kitaplar hazırlattı. Fotoğraflar ve kısa bilgiler içeren kitaplarda Çankaya mutfağı, Çankayadaki tarihi ve sanatsal güzellikler ile Gül çiftinin himayelerine aldıkları sosyal sorumluluk projeleri anlatılıyor. Cumhurbaşkanlığı Kurumsal İletişim Koordinatörlüğünde oluşturulan ekipçe hazırlanan kitaplar Çankayaya ışık tutuyor. ADIM ADIM GELECEĞECumhurbaşkanı Gül ve eşi Hayrunnisa Gülün himayelerine aldıkları sosyal sorumluluk projelerini anlatan ve fotoğraflarla destekleyen kitap 195 sayfadan oluşuyor. 2007 ile 2014 yılları arasındaki faaliyetleri kapsıyor. İHTİMAM, ZARAFET, LEZZET270 sayfadan oluşan kitapta devlet başkanlarından gençlere, öğretmenlerden büyükelçilere, sanatçılardan şehit yakınlarına kadar verilen davetler yer alıyor. Fotoğraflarla zenginleştirilen kitap, ilk kez Çankaya mutfağını halka açıyor. Mutfağın arka planını da gösteren kitap, davetlerden çiçek tanzimlerine, salonların tefrişinden menülere dahil edilen tariflere kadar tüm detayları ile yeniden şekillendirilen resmi davetlerin hikayesini anlatıyor. ÇANKAYANIN HAZİNELERİAbdullah Gül döneminde yürütülen porselen, seramik, cam, metal eşya, halı mobilya ve koleksiyonlarına yönelik kapsamlı envanter, restorasyon ve konservasyon çalışmalarını içeren kitapta, Çankayadaki köşklerin tefrişatında kullanılan eserler arasından öne çıkanlar geçmişteki ve günümüzdeki sergilenmeyen fotoğraflar ve arşiv belgeleriyle birlikte sunuluyor. Kitap köşk hazinelerinin geleceğe aktarılması, restorasyon ilkelerinin sürdürülmesi tarihi ve sanatsal değerlerin canlı tutulmasını amaçlıyor. Çankayanın Hazineleri, Hayrunnisa Gülün himayesinde yürütülen çalışanlar sonucunda orijinal kondisyonuna dönüştürülen koleksiyonu ilk kez gözler önüne seriyor. (CİHAN)
Zaman
Son Dakika
26.08.2014
CumhurbaşkanıGülün7yılınıanlatankitaplartanıtıldıCumhurbaşkanı Gülün 7 yılını anlatan kitaplar tanıtıldı
Huawei Mulan dan Canlı Fotoğraflar
Haberler.com
16.06.2014
20:50
Huaweinin yaklaşan yeni akıllı telefonu Mulanın yepyeni canlı fotoğrafları ortaya çıktı.
Haberler.com
Teknoloji
16.06.2014
HuaweiMulandanCanlıFotoğraflarHuawei Mulan dan Canlı Fotoğraflar
Huawei Mulan dan Canlı Fotoğraflar
Haberler.com
16.06.2014
19:34
Huaweinin yaklaşan yeni akıllı telefonu Mulanın yepyeni canlı fotoğrafları ortaya çıktı.
Haberler.com
Son Dakika
16.06.2014
HuaweiMulandanCanlıFotoğraflarHuawei Mulan dan Canlı Fotoğraflar
Ek Fotoğraflar//cnn Muhabirine Canlı Yayında Polisten Engelleme
Haber3
31.05.2014
17:17
Ekrem Dumanlı - Kaset siyaseti
Zaman
28.04.2014
02:13
Hemen her fırsatta birileri ile ilgili kaset bulunduğu; bu kasetlerin “paralel yapı” tarafından kullanıldığı söyleniyor. Hem de meydanlarda. Alenen.Daha önce bazı siyasiler, medya sahipleri, hatta Cumhurbaşkanı için de benzer bir şeyler söylendi. Güya onlara dair de kasetler vardı ve o kasetler bir yerlerde gizlice tutuluyordu. Geçen hafta Başbakan, iddiasına iki adres göstererek devam etti: Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Genelkurmay Başkanı. İşin ilginç yanı Sayın Cumhurbaşkanı ile ilgili daha önce de benzer bir iddiayı dile getirmiş ve Gül tarafından nazikçe tekzip edilmişti. Şimdi listeye Genelkurmay Başkanı’nı da dâhil etmiş oldu. Peki, bu iddialar doğru mu? Şayet doğruysa, iddia sahibi (üstelik yürütmenin başı ve siyasi otoritenin zirvesi) Başbakan ispat etmek zorunda değil mi? İspatsız iddiaları ona buna boca etmek sorumluluk taşıması gereken insanlara yakışıyor mu?KASETLERİ KİM KULLANDI?Meseleyi daha net anlayabilmek için kısa bir kaset turu yapmakta fayda var: MHP’lilerin “uygunsuz görüntüler” içeren kasetleri internete düştü. Bir değil; tam yedi vekil ile ilgili organize bir suç işlenmiş, bu kişilerin kasetleri internete atılmıştı. Aradan geçen 3 seneye rağmen bu menfur suçu kimin işlediği hâlâ bulunamadı. Dedikodu ve kehanetler art arda sıralandı, ancak olayın üzerine gitmesi gereken hükümet, maalesef, 7 vak’adan birini bile aydınlatamadı. Hiçbirinin faili bulunamaz mıydı? Ya da bir başka tabirle: Bu iğrenç kasetlerden tek birinin faili bulunsaydı kaset siyaseti devam edebilir miydi? Ya CHP liderliğinden ayrılmak zorunda bırakılan Deniz Baykal’ın kaseti? Baykal, bir tuzağa düşürülmüş, görüntüleri önce bir video paylaşım sitesine ardından da Yeni Akit Gazetesi’nin yedek kulübesi sayılan internet sitesine taşınmıştı. O görüntülerin üzerine Başbakan Erdoğan sevinç ve zafer naraları attı o günlerde. Özel hayat vurgusunu yaparak “ayıp oluyor” demek isteyenlere meydanlardan “Ne özeli? Genel! Genel!” diye haykırdı. Hatta Fethullah Gülen Hocaefendi ve Abdullah Gül gibi isimlerin Baykal’a üzüldüğünü beyan etmesi karşısında da içerlediğini ima edecek sözler söylemişti. Aradan zaman geçti, “Cemaat”e topyekûn linç stratejisi oluşturuldu. Hal böyle olunca Baykal’ın kaseti de “paralel yapı” adlı hayali kurgunun üzerine yıkılmaya çalışıldı. Baykal haklı olarak somut deliller, bilgiler istedi ve hükümeti suçladı. Çünkü devlet isterse bu korkunç işleri ortaya çıkarırdı. Başbakan o talebi nazar-ı dikkate almaksızın ‘cemaat’i suçlamaya devam etti. Seçimden birkaç gün önce CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Baykal’ın kasetini Erdoğan’ın önceden izlediğini; buna dair görüntülerin kendisine ulaştığını canlı yayında ifade etti. Ve internete düşmeden önce Erdoğan’ın o kaseti izlerken çekildiği iddia edilen fotoğraflar sızdı sosyal medyaya. Seçime ramak kala ortaya çıkan bu görüntüler hakkında Erdoğan açık, net ve ikna edici bir açıklama yapmadı. Baykal haklı çıktı; ancak konunun gündemde kalması eski CHP lideri için rencide ediciydi ve sorumluların üzerine gidilemedi. Ciddi bir araştırma yapılsaydı kaset olaylarının perde arkası kesinlikle aydınlanırdı. Maalesef o vazife ifa edilmedi. Ne yapıldı? Hem bir yandan kaset mağdurları rencide edildi hem de delilsiz ispatsız cemaat suçlaması yapılarak milyonlarca insan zan altında tutuldu, onların günahına girildi… Böcek hadisesi de bundan farklı değil. Her tarafı güvenlik kameralarıyla kuşatılmış bir mekâna birileri girip böcek koyuyor ve Başbakan’ı dinlemek istiyor. Bunun faillerini yakalamaktan kolay ne var? Gelen belli giden belli. 2011’de olmuş bir vak’a 2014’te ortaya çıkarılamıyor ve cemaat sürekli zan altında tutuluyor. Sonra ortaya çıktı ki delillerle oynanmak isteniyor. TÜBİTAK’ta 24 yıldır çalışan bir bilim insanının, “Tarafıma ifade edilen ‘beklenti’ böceğin kullanıma girdiği tarihin gerçek tarihten başka bir tarih olarak değiştirilmesiydi. Yani bilimsel ve objektif kriterlerle hazırlanan raporda masabaşı tahrifat yapmam istendi.” sözleriyle anlıyoruz ki mesele faili bulmak değil, algıyı yönetmek…HERKES İDDİASINI İSPATLAMAKLA MÜKELLEFGeçen ay Başbakan, Doğan Grubu’na da “sizinle ilgili kaset var” dedi. Grup çok doğru bir çıkış yaparak, hem hiçbir şantaja boyun eğmeyerek gazetecilik yapmaya devam edeceğini söyledi hem de iddia sahiplerini ispata davet etti. Benzer kara propaganda, başka medya sahiplerine de yapılmıştı. O gün bu gündür ispat etme adına tık yok. E hani kaset vardı ve siz de onu biliyordunuz? Son günlerde verdiği bağımsız ve özgürlükçü kararlar nedeniyle hükümetin hışmına uğrayan Anayasa Mahkemesi de buradan nasibini aldı ve Başbakan önceki gün &l
Zaman
En Çok Okunan
28.04.2014
EkremDumanlı-KasetsiyasetiEkrem Dumanlı - Kaset siyaseti
Ekrem Dumanlı - Kaset siyaseti
Zaman
28.04.2014
02:13
Hemen her fırsatta birileri ile ilgili kaset bulunduğu; bu kasetlerin “paralel yapı” tarafından kullanıldığı söyleniyor. Hem de meydanlarda. Alenen.Daha önce bazı siyasiler, medya sahipleri, hatta Cumhurbaşkanı için de benzer bir şeyler söylendi. Güya onlara dair de kasetler vardı ve o kasetler bir yerlerde gizlice tutuluyordu. Geçen hafta Başbakan, iddiasına iki adres göstererek devam etti: Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Genelkurmay Başkanı. İşin ilginç yanı Sayın Cumhurbaşkanı ile ilgili daha önce de benzer bir iddiayı dile getirmiş ve Gül tarafından nazikçe tekzip edilmişti. Şimdi listeye Genelkurmay Başkanı’nı da dâhil etmiş oldu. Peki, bu iddialar doğru mu? Şayet doğruysa, iddia sahibi (üstelik yürütmenin başı ve siyasi otoritenin zirvesi) Başbakan ispat etmek zorunda değil mi? İspatsız iddiaları ona buna boca etmek sorumluluk taşıması gereken insanlara yakışıyor mu?KASETLERİ KİM KULLANDI?Meseleyi daha net anlayabilmek için kısa bir kaset turu yapmakta fayda var: MHP’lilerin “uygunsuz görüntüler” içeren kasetleri internete düştü. Bir değil; tam yedi vekil ile ilgili organize bir suç işlenmiş, bu kişilerin kasetleri internete atılmıştı. Aradan geçen 3 seneye rağmen bu menfur suçu kimin işlediği hâlâ bulunamadı. Dedikodu ve kehanetler art arda sıralandı, ancak olayın üzerine gitmesi gereken hükümet, maalesef, 7 vak’adan birini bile aydınlatamadı. Hiçbirinin faili bulunamaz mıydı? Ya da bir başka tabirle: Bu iğrenç kasetlerden tek birinin faili bulunsaydı kaset siyaseti devam edebilir miydi? Ya CHP liderliğinden ayrılmak zorunda bırakılan Deniz Baykal’ın kaseti? Baykal, bir tuzağa düşürülmüş, görüntüleri önce bir video paylaşım sitesine ardından da Yeni Akit Gazetesi’nin yedek kulübesi sayılan internet sitesine taşınmıştı. O görüntülerin üzerine Başbakan Erdoğan sevinç ve zafer naraları attı o günlerde. Özel hayat vurgusunu yaparak “ayıp oluyor” demek isteyenlere meydanlardan “Ne özeli? Genel! Genel!” diye haykırdı. Hatta Fethullah Gülen Hocaefendi ve Abdullah Gül gibi isimlerin Baykal’a üzüldüğünü beyan etmesi karşısında da içerlediğini ima edecek sözler söylemişti. Aradan zaman geçti, “Cemaat”e topyekûn linç stratejisi oluşturuldu. Hal böyle olunca Baykal’ın kaseti de “paralel yapı” adlı hayali kurgunun üzerine yıkılmaya çalışıldı. Baykal haklı olarak somut deliller, bilgiler istedi ve hükümeti suçladı. Çünkü devlet isterse bu korkunç işleri ortaya çıkarırdı. Başbakan o talebi nazar-ı dikkate almaksızın ‘cemaat’i suçlamaya devam etti. Seçimden birkaç gün önce CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Baykal’ın kasetini Erdoğan’ın önceden izlediğini; buna dair görüntülerin kendisine ulaştığını canlı yayında ifade etti. Ve internete düşmeden önce Erdoğan’ın o kaseti izlerken çekildiği iddia edilen fotoğraflar sızdı sosyal medyaya. Seçime ramak kala ortaya çıkan bu görüntüler hakkında Erdoğan açık, net ve ikna edici bir açıklama yapmadı. Baykal haklı çıktı; ancak konunun gündemde kalması eski CHP lideri için rencide ediciydi ve sorumluların üzerine gidilemedi. Ciddi bir araştırma yapılsaydı kaset olaylarının perde arkası kesinlikle aydınlanırdı. Maalesef o vazife ifa edilmedi. Ne yapıldı? Hem bir yandan kaset mağdurları rencide edildi hem de delilsiz ispatsız cemaat suçlaması yapılarak milyonlarca insan zan altında tutuldu, onların günahına girildi… Böcek hadisesi de bundan farklı değil. Her tarafı güvenlik kameralarıyla kuşatılmış bir mekâna birileri girip böcek koyuyor ve Başbakan’ı dinlemek istiyor. Bunun faillerini yakalamaktan kolay ne var? Gelen belli giden belli. 2011’de olmuş bir vak’a 2014’te ortaya çıkarılamıyor ve cemaat sürekli zan altında tutuluyor. Sonra ortaya çıktı ki delillerle oynanmak isteniyor. TÜBİTAK’ta 24 yıldır çalışan bir bilim insanının, “Tarafıma ifade edilen ‘beklenti’ böceğin kullanıma girdiği tarihin gerçek tarihten başka bir tarih olarak değiştirilmesiydi. Yani bilimsel ve objektif kriterlerle hazırlanan raporda masabaşı tahrifat yapmam istendi.” sözleriyle anlıyoruz ki mesele faili bulmak değil, algıyı yönetmek…HERKES İDDİASINI İSPATLAMAKLA MÜKELLEFGeçen ay Başbakan, Doğan Grubu’na da “sizinle ilgili kaset var” dedi. Grup çok doğru bir çıkış yaparak, hem hiçbir şantaja boyun eğmeyerek gazetecilik yapmaya devam edeceğini söyledi hem de iddia sahiplerini ispata davet etti. Benzer kara propaganda, başka medya sahiplerine de yapılmıştı. O gün bu gündür ispat etme adına tık yok. E hani kaset vardı ve siz de onu biliyordunuz? Son günlerde verdiği bağımsız ve özgürlükçü kararlar nedeniyle hükümetin hışmına uğrayan Anayasa Mahkemesi de buradan nasibini aldı ve Başbakan önceki gün &l
Zaman
Köşe Yazıları
28.04.2014
EkremDumanlı-KasetsiyasetiEkrem Dumanlı - Kaset siyaseti
Nokia,‘1520 ile rekabette bende varım’ dedi
Zaman
19.02.2014
13:04
Dünyada akıllı telefon satış adedi 1 milyarı geçti. Buda cep telefonu üreten ve satan firmaların iştahını daha da kabartıyor. Global pazarda savaş Güney Koreli üretici Samsung ve Amerikalı teknoloji devi Apple arasında görünse de diğer üreticiler de merdivenleri sessiz ama emin adımlarla tırmanıyor. Özellikle pazarın bir dönem uzun süre lideri konumundaki Nokia son aylarda piyasaya sürdüğü birbirinden yeni modelleri ile sessizliğini bozacak gibi…İletişim hayatına 1996’da başlayan Nokia 5110 modeli ile 2000’li yılların lideri oldu. 3200 ile ilk animasyonlu telefonu piyasaya çıkardı. Nokia’nın karşısında direnemeyen Alcatel, Philips ve Sagem ‘pazardan çekiliyoruz’ dedi. N serisi ile tüm dünya markalarından ödül aldı. Samsung’un geliştirdiği Android sistemi ve Apple’ın inanılmaz çıkışı Nokia’yı çok zorladı. Microsoft ile anlaşarak Windows Phone 8 telefonlar için düğmeye bastı. Firma beklediği çıkışı “Lumia” serisiyle yakalamaya başladı. Özellikle 41 Megapiksel kamera özelliğine sahip Lumia 1020 model cep telefonuyla dikkatleri üzerine çeken Nokia, yeni çıkardığı Lumia 1520 model akıllı cep telefonuyla, piyasadaki gücünü yeniden yakalayacak gibi görünüyor. Windows Phone platformunun en gelişmiş telefonu olarak gösterilen Lumia 1520 Windows Phone8 işletim sistemine sahip. Birçok iyi özelliği barındıran Lumia 1520’e öne çıkan en önemli özellikler, 6 inçlik Full HD ekran, güçlü işlemci ve ram ile hız, uzun pil ömrü, 32 gb yüksek hafıza ve tabi ki Lumia’nın vazgeçilmezi yüksek çözünürlüklü kamera…FULL EKRAN DİKKAT ÇEKİYORBaşta da değimiz gibi Lumia 1520’de öne çıkan en önemli özelliklerden biri 6 inç Full HD (1920x1080) IPS LCD ekran. Kullanılan Clear Black teknoloji sayesinde güneş ışığında dahi ekran ayrıntılarını rahatlıkla görebiliyorsunuz. Yüksek ekran çözünürlüğü sayesinde objelerin renkleri daha canlı ve görüntüler daha keskin. Yüksek dokunmatik hassasiyeti ise telefonu kullanırken farklı bir keyif sunuyor. Telefon büyük olmasına rağmen ele iyi oturuyor ve kullanımı kolay. 1520’nin en önemli özelliklerinden biri şüphesiz Qualcomm Snapdragon800 Dört Çekirdekli güçlü işlemci ve 2,2 Ghzlik işlemci hızı. Buna ek olarak konulan 2 gb ram telefonu inanılmaz hızlı yapıyor. Telefon özellikle oyun severler için biçilmiş kaftan adeta. Yüksek grafik özelliklerine sahip oyunları hızlı ve sorunsuz oynayabilirsiniz. Oyun severlerin en çok şikayet ettiği konu “ısınma” sorununu 1520 ile aşabilirsiniz. Üstelik 6 inçlik ekran sayesinde telefonunuzu bir oyun konsolu gibi kullanabilirsiniz. Telefonun güçlü işlemcisi sayesinde internette rahat rahat sörf yapıp, video seyredebilirsiniz. Lumia 1520’nin kamerası Lumia 1020’de kullanılan 41 megapiksel kamera gibi olmasada Lumia 1520’nin 20 megapiksel PureView çift led flaşlı kamerası yine benzer telefonlar içerisinde en dikkat çekici özelliklerden biri. Telefonla bir yandan yüksek çözünürlüklü fotoğraflar çekerken, bir yandan da 1080p full hd video kaydı yapabilirsiniz.BİLGİLER ‘BULUT’A DEPOLANIYORAkıllı telefonlarda büyük problem haline alan hafıza ve depolama sorunu aşılmış görünüyor. 32 gb dahili hafızaya sahip telefon, 64 gb’a kadar micro sd harici hafıza kartını destekleyen girişe sahip. Ayrıca 7 gblık ücretsiz bulut depolama imkanı sağlıyor. Bütün cep telefonu kullanıcılarının hemen hemen hepsinin karşılaştığı en önemli problem hiç şüphesiz pil ömrü. 1520’de kullanılan 3400 mAh pil ile bu sorunu aşmış görünüyor. Telefonu uzun süre kullanmanıza rağmen pil ömrünün çok iyi olduğunu göreceksiniz. Zaten 6 inçlik geniş bir ekrana, hızlı bir işlemciye ve kameraya sahip olan bir telefon için uzun ömürlü bir pil şarttı.DÖRT RENK SEÇENEĞİ MEVCUTBeyaz, sarı, kırmızı ve siyah seçenekleriyle piyasaya çıkacak Lumia 1520 için söylenebilecek tek olumsuz şey ise telefonun ağırlığı. 1520 tamı tamına 209 gram. Akıllı telefon, bütün bu özelliklerin yanı sıra Microsoft Ofice ve navigasyon özelliklerine de sahip. Önümüzdeki günlerde Türkiye’de piyasaya çıkacak Lumia 1520 için öngörülen fiyatın 2100 TL civarında olması bekleniyor.
Zaman
Ekonomi
19.02.2014
Nokia‘1520ilerekabettebendevarım’dediNokia‘1520 ile rekabette bende varım’ dedi
Danimarka da Hayvan Katliamına Bir Yenisi Eklendi
Haberler.com
19.02.2014
10:50
Nato ülkeleri arasında domuzları eğitimde canlı olarak kullanan 5 ülkeden biri olan Danimarkada askerlerin domuzları ayaklarından asarak atış talimi yaptıklarını gösteren fotoğraflar İngiliz basınında yer alınca ülkede yer yerinden oynadı.
Haberler.com
Güncel
19.02.2014
DanimarkadaHayvanKatliamınaBirYenisiEklendiDanimarka da Hayvan Katliamına Bir Yenisi Eklendi
Danimarka da Hayvan Katliamına Bir Yenisi Eklendi
Haberler.com
19.02.2014
10:50
Nato ülkeleri arasında domuzları eğitimde canlı olarak kullanan 5 ülkeden biri olan Danimarkada askerlerin domuzları ayaklarından asarak atış talimi yaptıklarını gösteren fotoğraflar İngiliz basınında yer alınca ülkede yer yerinden oynadı.
Haberler.com
Son Dakika
19.02.2014
DanimarkadaHayvanKatliamınaBirYenisiEklendiDanimarka da Hayvan Katliamına Bir Yenisi Eklendi
Kocaeli Şehir Tiyatroları Şubat Ayında Sanata Doyuracak
Haberler.com
03.02.2014
11:15
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, şubat ayında Guguk Kuşu, Sevgi Çemberi, Canlı Maymun Lokantası, Eski Fotoğraflar oyunlarını sahneleyecek.
Haberler.com
Kültür
03.02.2014
KocaeliŞehirTiyatrolarıŞubatAyındaSanataDoyuracakKocaeli Şehir Tiyatroları Şubat Ayında Sanata Doyuracak
Kocaeli de Kültür-sanat
Haberler.com
02.02.2014
12:36
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, şubat ayında Guguk Kuşu, Sevgi Çemberi, Canlı Maymun Lokantası, Eski Fotoğraflar oyunlarını sahneleyecek.
Haberler.com
Kültür
02.02.2014
KocaelideKültür-sanatKocaeli de Kültür-sanat
İçinden Anadolu geçen istasyon
Zaman
12.01.2014
02:15
Grand Central istasyonuna 42. Cadde yönünden girince geniş ve yüksek pencerelerin, dev avizelerin aydınlattığı sarı mermer salon göz alıcı bir beyazlıkla karşıladı konuklarını bir hafta boyunca.Vanderbilt sanat galerisinde LED lambaların aydınlattığı beyaz platformlar rengarenkti. Dünyanın 25 önemli fotoğrafçısının çektiği kadim Anadolu’nun tarihi ve kültürel mirası, bugüne bakan aydınlık yüzü, geleceğe dönük umut ve hayalleri gayriresmi geçit yaptı. Türkiye’de Zaman Fotoğraf Sergisi’nin yirminci ve son durağı bu tarihi istasyondu. İstanbul’dan yola çıkan fotoğraflar Erzurum’dan Bursa’ya, Malatya’dan İzmir’e uğradı. Selanik limanına demirledi, Viyana’yı aştı, Brüksel, Berlin, Londra derken Yeni Dünya’da son buldu seyahati.Grand Central istasyonu her gün bir milyon kişinin gelip geçtiği çok kapılı bir han adeta. Terminalin ortasında bulunan büyük yuvarlak saat, 1913 yılındaki açılışından bu yana kullanılıyor. Saat hemen hemen her yönden görülebiliyor. Hareket zamanları bu saatin tiktakları gibi aksamadan işliyor. Manhattan bölgesini her yöne bağlıyor. Long Island Rail Road firmasının inşa ettiği yeni istasyonlar 2016 tarihinde tamamlandığında peron sayısı 48’e ve tren hattı sayısı da 75’e çıkacak.İstasyon binası, New York’ta tarihi dokusunu muhafaza eden canlı bir müze. Grand Center’ın temelleri ilk olarak 1831 yılında New York şehrinden (NYC), Harlem’e tren ile ulaşım sağlamak için atılmış. Yaklaşık 50 yıl sonra ise dönemin nakliye işleriyle ilgilenen Cornelius Vanderbilt sayesinde bu çalışmalar genişletilmiş. 42. Cadde ile Park Avenue arasında yer alan bina sadece bir istasyon değil. Yemek yemek ve bir şeyler için buluşma mekanı. Kitapçıdan şarküteriye uzanan dükkanlarıyla dev bir alışveriş merkezi. Türkiye’de Zaman fotoğraf sergisinin de bulunduğu galerisiyle birçok sanat etkinliğinin ev sahibi. Her bir taşından avizesine kadar tarih olan mekanı güncelleyen en önemli gelişme ise istasyonun balkonlarına açılan Apple Store’u. Sabah akşam binlerce teknoloji tutkunu karınca gibi etrafı saran genç satış elemanlarından en son ürünlerin bilgilerini alıyor. Saatlerce istedikleri bilgisayarı kullanabiliyor.
Zaman
En Çok Okunan
12.01.2014
İçindenAnadolugeçenistasyonİçinden Anadolu geçen istasyon
İçinden Anadolu geçen istasyon
Zaman
12.01.2014
02:04
Grand Central istasyonuna 42. Cadde yönünden girince geniş ve yüksek pencerelerin, dev avizelerin aydınlattığı sarı mermer salon göz alıcı bir beyazlıkla karşıladı konuklarını bir hafta boyunca.Vanderbilt sanat galerisinde LED lambaların aydınlattığı beyaz platformlar rengarenkti. Dünyanın 25 önemli fotoğrafçısının çektiği kadim Anadolu’nun tarihi ve kültürel mirası, bugüne bakan aydınlık yüzü, geleceğe dönük umut ve hayalleri gayriresmi geçit yaptı. Türkiye’de Zaman Fotoğraf Sergisi’nin yirminci ve son durağı bu tarihi istasyondu. İstanbul’dan yola çıkan fotoğraflar Erzurum’dan Bursa’ya, Malatya’dan İzmir’e uğradı. Selanik limanına demirledi, Viyana’yı aştı, Brüksel, Berlin, Londra derken Yeni Dünya’da son buldu seyahati.Grand Central istasyonu her gün bir milyon kişinin gelip geçtiği çok kapılı bir han adeta. Terminalin ortasında bulunan büyük yuvarlak saat, 1913 yılındaki açılışından bu yana kullanılıyor. Saat hemen hemen her yönden görülebiliyor. Hareket zamanları bu saatin tiktakları gibi aksamadan işliyor. Manhattan bölgesini her yöne bağlıyor. Long Island Rail Road firmasının inşa ettiği yeni istasyonlar 2016 tarihinde tamamlandığında peron sayısı 48’e ve tren hattı sayısı da 75’e çıkacak.İstasyon binası, New York’ta tarihi dokusunu muhafaza eden canlı bir müze. Grand Center’ın temelleri ilk olarak 1831 yılında New York şehrinden (NYC), Harlem’e tren ile ulaşım sağlamak için atılmış. Yaklaşık 50 yıl sonra ise dönemin nakliye işleriyle ilgilenen Cornelius Vanderbilt sayesinde bu çalışmalar genişletilmiş. 42. Cadde ile Park Avenue arasında yer alan bina sadece bir istasyon değil. Yemek yemek ve bir şeyler için buluşma mekanı. Kitapçıdan şarküteriye uzanan dükkanlarıyla dev bir alışveriş merkezi. Türkiye’de Zaman fotoğraf sergisinin de bulunduğu galerisiyle birçok sanat etkinliğinin ev sahibi. Her bir taşından avizesine kadar tarih olan mekanı güncelleyen en önemli gelişme ise istasyonun balkonlarına açılan Apple Store’u. Sabah akşam binlerce teknoloji tutkunu karınca gibi etrafı saran genç satış elemanlarından en son ürünlerin bilgilerini alıyor. Saatlerce istedikleri bilgisayarı kullanabiliyor.
Zaman
Ana Sayfa
12.01.2014
İçindenAnadolugeçenistasyonİçinden Anadolu geçen istasyon
En etkileyici fotoğraf kareleri yarışacak
Zaman
08.01.2014
02:25
Foto muhabirliğinin bir yıllık güncesi niteliğini taşıyan ‘57. World Press Photo -Dünya Basın Fotoğrafları 2014’ yarışmasına başvurular 15 Ocak Çarşamba gününe kadar devam ediyor.2013’te dünya gündemine oturan olayların canlı belgesi niteliği taşıyan fotoğrafların değerlendirileceği yarışma, fotoğraf ve multimedya olmak üzere iki kategoride gerçekleşiyor. Geçen yıl 124 ülkeden, 5 bin 666 fotoğrafçının, 103 bin 481 fotoğrafla katıldığı yarışmanın kazananları, 24-25 Nisan tarihlerinde Amsterdam’da gerçekleşecek törenle ödüllerini alacak. Yarışmaya gönderilen eserler arasından dereceye giren ve sergilenmeye değer bulunan fotoğraflar, bu yıl 6. kez Forum İstanbul’da sergilenecek. (Yarışmaya katılmak için: www.worldpressphoto.org)
Zaman
Kültür
08.01.2014
EnetkileyicifotoğrafkareleriyarışacakEn etkileyici fotoğraf kareleri yarışacak
Utanç Müzesi kapılarını açtı
Zaman
14.12.2013
15:59
Devrimci 78’liler Federasyonu tarafından uzun yıllar süren çalışmaların sonucu olarak ortaya çıkan 12 Eylül Utanç Müzesi Nilüfer’de kapılarını açtı. Fotoğraflar, gazete kupürleri, işkence aletleri, idam edilenlerin son mektupları ve kişisel eşyaları Nilüfer Belediyesi Nazım Hikmet Kültürevi’nde izlenime sunuldu. Serginin açılışına Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Devrimci 78’liler Federasyonu Başkanı Nejat Kangal ve Genel Sekreter Mehmet Özer de katıldı. Duygusal anların yaşandığı açılış öncesi konuşan Devrimci 78’liler Federasyonu Genel Sekreteri Mehmet Özer, “Yoldaşlarımız genç yaşta darağacına gitti. Tek suçları bu toprağı, milleti ve bağımsızlığı sevmekti. Onlar yok yere idam edildiler. Bizler onların mücadelesini hiçbir zaman unutmayacağız ve açtıkları bu yolda yürüyeceğiz. İşte buradaki müze her şeyi gözler önüne seriyor.” dedi. Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ise “İnsanı canlılardan ayıran en önemli özellik ne düşünmesidir, ne duygusudur, ne de doğaya karşı üstünlüğüdür. İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli özellik utanma duygusudur. İşte insan olmaya çalışan herkes için yakın geçmişimizin karanlık sayfaları utanç duyduğumuz olaylarla doludur. İnsanlığın öldüğü, yöneticilerin gaflet ve delalet içine düştüğü, gençlerimizin şafak vakti dar ağaçlarına asıldığı, katledildiği, işkenceden geçirildiği, yurttaşlarımızın topluca kıyıma uğradığı dönemler hatıralarımızdadır. Bu akşam burada açtığımız sergi, canlı bir tarihin günümüze yansıması. Bu sergiyle birlikte gaflet ve delalete düşen yöneticileri, onların yarattığı karanlık dönemlerini bir kez daha anımsayacağız. Kurban verdiğimiz gençlerimizi, onların kişisel eşyalarına bakarak hasretle kucaklayacağız. 12 Eylül’de daha 18’ine bile basmamışken hukukun, insanlık onurunun hiçe sayılarak darağacına gönderilen Erdal Eren’i, ölümünün 33 yıldönümünde bir kez daha saygıyla anımsıyorum.” diye konuştu. Erdal Eren’in ölüme gitmeden önce annesine yazdığı mektuba da değinen Bozbey, şunları söyledi: “Erdal’ın mektupta dediği gibi, bizler yalnız değiliz, çok kalabalığız. Şöyle demiş Erdalcık, “Biz karşımızdakiler gibi bir avuç değiliz. Biz halkız. Bak sana bizden olanları iyiyi, güzeli, haklarını isteyenleri sayayım. Ben varım, babam var, sen varsın, kardeşlerim var, ablam bacım var, sonra köydeki dayılarım, şehirdeki amcalarım ve onların akrabaları, komşuları var, onların arkadaşları, onların oğulları, kızları, benim okul arkadaşlarım, onların arkadaşları, onların akrabaları, amcaları, dayıları var ve yine onların. Saymakla bitiremeyeceğim kadarız biz. Gördün mü ak saçlı boncuk gözlü anacığım saymakla bitiremiyorum. Yeter ki omuz verelim birbirimize. Yeter ki destek olalım ortak mücadelemizde.” 33 yıl sonra ne kadar haklı olduğu bir kez daha ortada. Yalnız değiliz dostlar, kalabalığız. Gezi’de olduğu gibi, ODTܒde olduğu gibi, kalabalığız ve mangal gibi yüreğimiz ile hayata ve baskıya karşı direniyoruz.” Konuşmaların ardından Başkan Bozbey ve diğer katılımcılar müzeyi gezerek duygusal anlar yaşadı. CİHAN
Zaman
Son Dakika
14.12.2013
UtançMüzesikapılarınıaçtıUtanç Müzesi kapılarını açtı
İzmir Körfezi'ndeki canlı sayısında sevindiren artış
Zaman
14.11.2013
18:29
İzmir Körfezi, 19602000 yılları arasında her türlü atığın hiçbir arıtmaya tabi tutulmadan salınmasıyla kirlendi. 2000 yılında devreye giren Büyük Kanal Projesiyle atık sular, tesislerde arıtılarak körfeze boşaltılmaya başladı. Temizleme çalışmalarıyla körfezdeki canlı çeşitliliği de artıyor. Bu artış, su altı fotoğraflarına yansıyor. Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) tarafından yapılan Büyük Kanal Projesinin İzmir Körfezi Denizel Ortamında Fiziksel, Kimyasal, Biyolojik ve Mikrobiyolojik Etki ve Sonuçlarının İzlenmesi başlıklı çalışma, su kalitesinde büyük bir iyileşme yaşandığını, buna bağlı olarak da denizdeki biyolojik çeşitliliğin ve popülasyonun giderek arttığını ortaya koydu.Deniz altındaki yaşamı tespit etmek amacıyla Urla İskele, Narlıdere Güneybatı Atık Su Arıtma Tesisi, İnciraltı Sahilevleri, Konak ve Bostanlı iskeleleri olmak üzere 5 bölgede 4 mevsim çalışma yapıldı. Çekilen su altı fotoğraflarında, bol oksijenli sularda yaşayabilen denizatları ve deniz çayırları, temiz suları yaşam alanı olarak seçen deniz yıldızları, deniz şakayıkları ve deniz tavşanları ile temiz sularda yaşayan ve Türkiyede sadece Urlada görülen taş mercanları tespit edildi. Deniz altındaki yaşamı tespit amacıyla çekilen fotoğraflar, körfezdeki çarpıcı iyileşmeyi gözler önüne seriyor. İç körfezde çözülmüş oksijen seviyesinin yükselmesiyle birlikte canlı türü sayılarında da ciddi artış var. Körfezin eski gözdeleri barbun, karagöz, kopez ve karidesler de çoğaldı. Deniz yıldızları, deniz tavşanları, süngerler ve deniz çayırları ile mercanlar ve anemonlar, oksijen miktarı artan deniz dibinde rengarenk görüntüler oluşturuyor. BÜYÜK KÖRFEZ PROJESİ DEÜ tarafından hazırlanan raporda 2000 yılında Çiğli, 2002de Güneybatı ve 2008de Urla ileri biyolojik atık su arıtma tesislerinin devreye alınmasıyla başlayan deniz suyundaki iyileşme sürecinin, körfezi terkeden canlıların yeniden yaşam bulmaya başlamasında etkili olduğu vurgulandı. Büyük Kanal projesinin devreye girmesinin ardından gözle görülür bir iyileşme yaşandığına dikkat çeken İZSU Genel Müdürü Ahmet Alpaslan, körfezin kuzeyindeki sığlaşmanın önüne geçmek ve su sirkülasyonunu arttırmak amacıyla şimdi de Büyük Körfez projesini yürüttüklerini söyledi. Kuzeyde açılacak sirkülasyon kanalıyla körfeze temiz su girişi sağlayacaklarını belirten Alpaslan, Bu, oksijen miktarını daha da arttıracak. Şu anda zaten balık oranı ve deniz canlıları arttı. Biz bu projeyle körfezin yüzülebilir hale gelmesini hedefliyoruz. dedi.İKİ GEMİ ALINDI, GPRS SİSTEMİ KURULDUİzmir Körfezine akan dere ağızlarının temizlenmesi, kuzeyde bir sirkülasyon kanalı açılması ve deniz tabanındaki malzemelerin temizlenmesi için 10 milyon liralık yatırımla kazıcı-emici ve destek tipi olmak üzere 2 yeni gemi alındı. Büyükşehir Belediyesi, Türkiyede gözlem ve modellemeyle su kalitesinin izlendiği ilk sistemi körfeze kurdu. Foça, Karaburun, Güzelbahçe ve Pasaporta kurulan 4 istasyonla bütün değişimler anında kaydedilmeye başlandı. DEÜ Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü ile birlikte yürütülen yeni sistem, derelerden gelen çökeltilerin taşınım özelliklerini de sayısal olarak ortaya koyuyor. İstasyonlar, güneş enerjisiyle çalışıyor.Sistemin en önemli özelliklerinden birisi, kaydettiği bilgileri istasyonun içinde yer alan GPRS sistemi aracılığıyla kablosuz olarak hem İZSU hem de DEÜ Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsünde kurulan bilgisayarlara anında aktarıyor olması. Sistemi kullanan uzmanlar, bilgisayar ortamında sensörleri uzaktan kontrol etme imkanına sahip. Bütün bu çalışmalar, körfezdeki sirkülasyon kanalının açılması, derinleştirme çalışmaları ve kıyı tasarımıyla mühendislik uygulamalarında temel oluşturacak. CİHAN
Zaman
Son Dakika
14.11.2013
İzmir/">İzmirKörfezindekicanlısayısındasevindirenartışİzmir-Körfezindeki-canlı-sayısında-sevindiren-artış/">İzmir Körfezindeki canlı sayısında sevindiren artış
İzmir'de, Atatürk ilk kez su perdesi gösterisiyle anıldı
Zaman
10.11.2013
00:01
Mustafa Kemal Atatürk, 75’inci ölüm yıl dönümünde İzmir Konak Belediyesi tarafından farklı bir etkinlik ile anıldı. Türkiye’de ilk kez gerçekleştirilen dev su perdesi gösterisi İzmir körfezinde Üçkuyular iskelesinde başlatıldı. Saat 19.30da Üçkuyular iskelesinden demir alan tekne üzerinden Mustafa Kemal Atatürk, 15 metre yüksekliğindeki hareketli bir su perdesiyle projeksiyona yansıtıldı. Yansıtılan görüntüde, bir kısrağın üzerinde İzmir’e doğru hareket eden Atatürk, Mustafa Kemal Sahil Bulvarı boyunca körfezi geçmeye başladı. Yüz binlerce İzmirli sahile akın ederek bu muhteşem duygu yüklü görüntüyü alkışlar arasında izledi. Yürüyüş temposuyla hareket eden tekne, Göztepe, Karataş, Pasaport, Cumhuriyet Meydanı’nı takip ederek Gündoğdu Meydanı’na ulaştı. Sahil boyunca İzmirliler bu özel anı kaçırmamak için Atatürk ile birlikte Üçkuyular’dan Gündoğdu Meydanı’na kadar yürüdü. Konak Belediye Başkanı Dr. Hakan Tartan, geçtiğimiz yıl 2 bin 400 kişiyle çizilen Atatürk portresinde olduğu gibi bu yıl da, Türkiye’nin en anlamlı ve farklı Atatürk anmasına damgasını vuran İzmirlilere, “Cumhuriyete, Ulu Önder Atatürk’e, demokrasimize ve geleceğimize sahip çıktığınız için teşekkürler.” diye seslenerek İzmir halkını kutladı. Atatürk’ün canlansaydı ‘İzmirliler ne güzel kızlı - erkekli toplanıp gelmişler’ diyeceğini belirten Başkan Tartan sözlerini şöyle konuştu: “Geçtiğimiz yıl 30 binden fazla kişiyle dünyanın ilk canlı portresini oluşturduk. Bugün de Atatürk Üçkuyular’dan çıktı, Alsancak’a kadar İzmirlilere sevgisini dile getirdi. 200 bin insan büyük önderi al atının üzerinde izledi. Biz sıradan şeyler yapmıyoruz. Çünkü burası Atatürk’ün İzmiri. Atatürk’e sıradan törenler, beylik sözler değil işte böyle büyük kalabalıklar yakışır.”Gündoğdu Meydanı’nda toplanan binlerce Atatürk sevdalısı İzmirli hep bir ağızdan İzmir Marşı’nı okudu. İzmirliler Atatürk’ü Anma ve Atatürk’e Bağlılık etkinliğine çok büyük ilgi gösterdi. Atatürk’ün at üzerindeki silueti İzmir Körfezi’nin Üçkuyular, Mustafa Kemal Sahil Bulvarı, Konak ve Kordon kıyı şeridinden izlendi. Atatürk teknesine denizden yelkenciler karadan ise Volkswagen Kulüp ve Chopper Kulüp üyeleri ile Bisikletçiler eşlik ederek etkinliğe güç verdi. Saat 21.00’de Gündoğdu Meydanı’na ulaşan Atatürk, burada Boğaziçi Caz Korosu’nun Atatürk’ün Sevdiği Şarkılar Konseri ile karşılandı. 45 kişilik koro Atatürk’ün sevdiği türkü ve şarkıları seslendirdi. Şarkılara eşlik eden İzmirliler dev bir koro oluşturdu. Vardar Ovası, Mayadağdan Kalkan Kazlar, Yanık Ömer gibi şarkılar, kordon boyunca yayıldı. Etkinliği, apartmanların balkonlarından izleyen vatandaşlar da şarkılara alkışlarıyla katıldı. Etkinliğe katılan İzmirliler kurulan prestagram noktalarında Atatürk ve kendilerini bir araya getiren fotoğraflar ve mesajlar ile bir başka yeni teknoloji ile tanıştı ve ilgi gösterdi. Etkinlik ile ilgili görüntülerini sosyal medyada anında paylaşıldı. Gündoğdu Meydanı’na kurulan Social Wall ekranı ile yine sosyal medyada paylaştıkları Atatürk’e ilişkin özlem ve düşünceler dijital ekranda anında izlendi. CİHAN
Zaman
Son Dakika
10.11.2013
İzmirde/">İzmirdeAtatürkilkkezsuperdesigösterisiyleanıldıİzmirde-Atatürk-ilk-kez-su-perdesi-gösterisiyle-anıldı/">İzmirde Atatürk ilk kez su perdesi gösterisiyle anıldı
cihan.com.tr yeni yüzüyle yayında
Zaman
31.10.2013
10:27
Dijital dünyadaki yeni gelişmeler ve kullanıcıların önerileri doğrultusunda Cihan Haber Ajansı, internet sitesini yeniledi. Daha estetik hale gelen ve sosyal medyayla etkileşimi güçlendirilen siteye, yeni özellikler de eklendi. Bir süre beta olarak yayında kalacak olan site, geliştirme çalışmalarının tamamlanmasından sonra normal yayına devam edecek.Gün içinde ajansın hazırladığı haber bültenleri ve yapılan canlı yayınlar, web tv’den izlenebilecek. Türkçe’nin yanı sıra İngilizce, Arapça ve Rusça hazırlanan haberlere de siteden erişilecek. Ajansın binlerce televizyon, gazete ve web aboneleri, yeni siteden daha hızlı, kaliteli ve ayrıcalıklı hizmet alırken normal internet kullanıcıları da güncel gelişmeleri takip edebilecek.Cihan Haber Ajansı Genel Müdürü Abdülhamit Bilici, internet dünyasındaki gelişmeleri yakından takip ettiklerini, ortaya çıkan ihtiyaçlar doğrultusunda sitede bazı düzenlemeler yaptıklarını söyledi. Kullanıcı dostu ve sade bir site hazırladıklarını kaydeden Bilici, Cihan TV Network, Cihan Medya Dergisi, yapım ve operasyon gibi ajansın birçok faaliyetini bir araya getiren sitede, zengin multimedya unsurlarıyla birlikte habere öncelik verileceğini vurguladı.Cihanın http://www.cihan.com.tr adresli web sitesindeki bazı yenilikler şöyle:-Ajansın yaptığı canlı yayınlar internet sitesinden izlenebilecek.-Haberlerin önemli bir kısmı abone olmayanlar tarafından da görülecek. Fotoğraf, video ve haberleri sadece aboneler kullanabilecek.-Günün öne çıkan siyaset, ekonomi, magazin, spor, hava durumu haberleri iki dakikalık kliplerde özetlenecek.-Ajansın öne çıkan özel haberleri ‘Editörün Seçtikleri’ bölümünde toplanacak.-Manşet alanı büyütülerek daha zengin görsellerle sunulacak.-Sitenin ziyaretçileri, Tüm Manşetler bölümünde günün bütün manşetlerini topluca görecek.-Haber, video ve fotoğraflar, Facebook, Twitter, Google Plus, Youtube gibi mecralarda daha kolay paylaşılacak.-Siteye, ajansın hazırladığı gazetecilikle ilgili eğitim notları konuldu. İsteyen herkes, Eğitim Notları bölümünü kullanarak eğitim dokümanlarından faydalanacak.-Cihan Haber Ajansı tarafından gazeteciler için bir el kitabı olarak hazırlanan Haber Estetiği, PDF haline getirilerek siteye eklendi. İsteyenler, Eğitim Notları bölümünü kullanarak bu kitaba kolayca ulaşabilecek.- Abone girişindeki doğrulama kodu (Captcha) kaldırıldı. Abonelerimiz, üst üste 2 kez kullanıcı adı ve şifresini hatalı girmediği müddetçe doğrulama koduyla karşılaşmayacak.-Video ve fotoğraflara ulaşım kolaylaştırıldı.-Sitenin birinci sayfasında, son haberler ve son fotoğraflardan sonra son videolar da görülebilir hale getirildi.-Reklam bölümü güncellenerek tanıtım filmleri ve Cihan Tanıtım Kataloğu eklendi.-Ana sayfadaki web videoların tasarımı değiştirilerek estetik hale getirildi.Farklı dillerde yayın yapan Cihan, web sitesinin yanında Twitter, Facebook, G+, Youtube gibi sosyal paylaşım siteleri ile mobil uygulamalar üzerinden de hizmet veriyor. Cihanın mobil uygulamaları ile sosyal paylaşım sitelerine şu adreslerden ulaşılabiliyor:Cihan Twitter - https://twitter.com/Cihan_HaberCihan İngilizce Twitter - https://twitter.com/Cihan_NewsCihan Arapça Twitter - https://twitter.com/Cihan_ArabiyaCihan Youtube - http://www.youtube.com/user/CihanHaberAjansiCihan Facebook - https://www.facebook.com/cihanhaberCihan TV Network - https://twitter.com/CihanTVNetworkCihan Google Plus (G+) - https://plus.google.com/+CihanHaberAjansiCihan iPhone uygulaması - https://itunes.apple.com/us/app/cihan/id438050157?mt=8&ls=1Cihan Android uygulaması - https://play.google.com/store/apps/details?id=com.cihan.activity
Zaman
Ana Sayfa
31.10.2013
cihancomtryeniyüzüyleyayındacihancomtr yeni yüzüyle yayında
A. Turan Alkan - Natron efekti!
Zaman
09.10.2013
02:01
Milliyet Gazetesi’nin web sitesinde dikkatimi çekti; Tanzanya’da Natron gölü diye bir yer varmış.Hayvan fotoğrafçılığı üzerine uzman Nick Brandt adlı sanatçı, sıcaklığı 60 derece civarlarındaki suyunda yoğun tuz ve çeşitli mineraller bulunan gölde çok dikkat çekici fotoğraflar çekmiş. Yüksek tuz oranı sebebiyle civarında ölen canlıların tez zamanda taşlaşması yüzünden gölde çekilen fotoğraflar, tabii bir mumya müzesinden kareler aksettiriyor. Fotoğraflarda biraz müdahale var ama. Mesela kimbilir nerede ölüp sonradan kireçlenen bir Pelikan, sanki aheste aheste yüzerken aniden taş kesilmiş gibi pozlandırılmış fakat o kadar kusur kadı kızında da olur. Ne alâka yahu diyeceksiniz ama görünce aklıma hemen CHP geldi!Dedim ki, “Yahu CHP de tıpkı Natron gölü’ne benziyor. Havasından mıdır, suyundan mıdır; birbirinden feyyaz, birbirinden cevvâl ve cerbezeli nice yetişmiş kabiliyetli adam, CHP ile bir şekilde temasa geçtikten sonra evvelki parıltılarını kaybedip, garip şekilde matlaşıveriyorlar!” Ardından hemen, “Acaba haksızlık mı ediyorum CHP’ye?” diye düşündüm ve hemen sonra, “Bu mütalaamdan kırıcı, incitici bir mânâ çıkaranlar olur mu?” diye hafifçe endişelendim. Sonra kendime dedim ki, “Evet, CHP’li değilsin, CHP seçmeni hiç olmadın ve galiba hiç olmayacaksın ama ülkenin en önemli, en kadim siyasi partisinin âkıbeti, partili olsan da olmasan da demokratik kurumlaşmanın sağlıklı yürümesi bakımından seni de ilgilendirir; binaenaleyh fikir beyan etmende mahzur olmamak gerekir!” “Natron tesiri” (Natron effect) yüzünden CHP’nin yakın tarihten günümüze kimleri, nasıl eskittiğini sıralamaya kalkışsam inanınız ki yerim yetmez. Farz-ı muhal AP, ANAP, DYP, AK Parti gibi merkez sağ cenahta olsaydılar yıldız gibi parlaması muhtemel nice isim, o menhus Natron efekti yüzünden parti kulislerinde, o olmadı bitip tükenmek bilmeyen kurultaylarında boşa dönen değirmen taşlarının birbirini yiyip bitirmesi gibi kendilerinin ve yekdiğerlerinin ikbâlini kararttılar.Partiler için düğün-bayram havasında geçmesi beklenen her seçim, CHP için, “Eyvah, bu defa nasıl bir kazaya uğrayacağız, nasıl bir strateji yanlışı yapıp seçim ertesi birbirimizle boğazlaşacağız” türünden bir kâbusun haberi gibi algılandı. İşte buyrunuz netekim, siyasi tecrübe bakımından Türkiye’nin en kıdemli, en dengeli kadrosunu bünyesinde bulunduracağı farzedilen partide İstanbul için bir reis namzedi olsun bulunamıyor; mevcut namzet namzetleri ise birbirini nötralize edip canlı canlı siyasetin Tussauds Müzesi’ne defnetmek için daha şimdiden hazırlığa girmiş durumdalar.Tam da bu noktada “Acaba belediye başkanlığı için eşbaşkanlık uygulaması mümkün olamaz mı?” formülü geçiyor aklımdan fakat “CHP her şeye karşı” fehvası mucibince o imkân dahi fevt olmuş durumda...İşte tam bu hislerle meşbû iken, “Yine de bir imkân yok mudur bu şeâmet çemberinden halâs olmak içün?” diye hüsn-i niyetle çare ararken gözüm Sayın Kılıçdaroğlu’nun Andımız’ı savunan sözleri düşüyor ekrana, diyor ki, “Doğruyum, çalışkanım… Ne alıp veremediğiniz var. Çocuk çalışkanım diyor ama asıl yasaklamak istediği şu: Türk’üm denmesi; bunu söyleyemiyor, bir sürü kılıf uyduruyor.? Yahu yiğit adam ol.”Natron efekti derken neyi kasdettiğimi şimdi anlıyorsunuz değil mi? CHP karşısında bir partinin başarılı olmak için bir şeyler yapmasına bile gerek yok neredeyse; CHP ne yapıp edip kendini açık düşürmeye muvaffak oluyor. Demokratikleşme paketini değersizleştireceğim derken işi getirip Andımız’ı savunmaya kadar vardırmak olacak iş midir; bari duymazlıktan gelinseydi... Kadir Bey mi olur, başkası mı bilemem; gözleri aydın olsun!
Zaman
Köşe Yazıları
09.10.2013
ATuranAlkan-NatronefektiA Turan Alkan - Natron efekti
Muhabirlerin gözünden savaş
Zaman
07.10.2013
14:45
Savaş muhabirleri ‘3. Uluslararası Bursa Fotoğraf Festivali (Bursa FotoFest) kapsamında düzenlenen ‘Baba Ben Barbar Oldum’ konulu panelde, savaş muhabirleri çalışma ortamlarını, karşılaştıkları zorlukları ve gözlemlerini anlattı.Bursa FotoFest, portfolyo, atölye çalışmaları ve seminer, panel programlarıyla devam ediyor. Atatürk Kongre Kültür Merkezi (Merinos AKKM) Hüdavendigar Salonu’ndaki ‘Baba Ben Barbar Oldum’ başlıklı panele, fotoğraf tutkunları büyük ilgi gösterdi. Panelin moderatörlüğünü üstlenen Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Öğretim Üyesi Kamil Fırat, ‘barbar’ kelimesinin antik dönemlerde dili anlaşılmayan insanlar için kullanıldığını, sözcüğün zamanla değiştiğini ve özellikle batının vahşi olanı temsil etmesi için kelimeyi kullandığını belirtti.Günümüzde herkesin barbar olduğunun söylenebileceğini ifade eden Kamil Fırat, barbarlığın 21. yüzyılda tüm dünyayı sardığını da söyledi. Fırat, “Bunu en iyi şekilde savaş muhabirleri yaşıyor. Barbar kimdir sorusuna toplantıda cevap arayacağız. ‘Roma’da gladyatör maçlarıyla birbirini öldürmenin ve kanın kanıksaması amaçlanıyordu’ diyen insanlar var. İnsanoğlu, ilk anından beri birbirini öldürüyor. Ölümü kanıksamak ise en tehlikeli şeydir. Fotoğraf, çok önemli ve son 200 yılı fotoğraflarla öğreniyoruz. Çoğu da insanların birbirini öldürdüğü sahnelerden oluşuyor. Ölüm çok görülünce de mesele sıradanlaşıyor. Toplum tepkisiz hale geliyor. Bu sefer fotoğrafın anlamı kalmıyor. Ayrıca, birçok savaş muhabirinin fotoğrafı, estetik yapılanmasıyla öne çıkıyor. Bu tavır günümüzde de fazlasıyla var. Bir anlamda estetik kaygı işin kendisini örtüyor.” dedi.Reuters Haber Ajansı muhabiri Murad Sezer de haber fotoğrafçılarının barbar olduğunu düşünmeye başladığını dile getirdi. Birçok savaşa katılıp, ölümü görüp duyarsız kalmakla suçlanabildiklerini anlatan Sezer; olaylara normal insanların gözünden değil, barbar gözüyle bakabildiklerini anlattı. Kameranın arkasındaki kişiler olarak vahim durumları kabullenebildiklerini söyleyen Sezer, şunları söyledi: “Bana göre Orta Doğu ve ülkemiz de ölümleri kanıksamış halde. Bizim çabamız, bu sıkıntıları Amerika’ya duyurmak. Filistin’de bir anne çocuğunu kaybedince bir şey kaybetmiyor. Yaşasa da en iyi ihtimalle zaten ‘şehit olsun’ diyor. Ama batıya gittikçe algı değişiyor. Amerikan gazetelerinin birinci sayfasında ceset görmek istemeyen birçok okuyucu var. Bizler olaylara mesleki açıdan bakmak zorunda kalıyoruz. Ancak bu coğrafyanın insanları her gün 3. sayfa haberlerini rahatça okuyor. İnsanlar acılara yabancılaşmış durumda.”Sıcak haber fotoğrafçısı olarak fotoğraf çekerken estetik kaygı taşımadığını belirten Sezer, çalışılan lenslerle farklı karelerin ortaya çıkabileceğini de söyledi. Amerikan ordusunda bulunan ‘İliştirilmiş gazeteciler’ konusuna da değinen Sezer, bu konuda çok yoğun eleştiri aldığını, fakat bu fotoğrafçılığı savunduğunu ifade etti. Sezer, “Irak savaşında bulunmam tamamen çalıştığım ajansın tercihiydi. 2004 yılında, yanlarında iliştirilmiş bir kameran olduğu halde Amerikan askerleri, Ramadi’de bir camiyi bombaladı. Camiden canlı sesi gelmediği halde askerler camiye girdi. Kamera da onların yanındaydı. Camide can çekişen insanları dahi taradılar. İliştirilmiş gazeteci buna şahit oldu. Yanlarında gazeteci olduğu halde bunu yapanlar, yanlarında gazeteci olmayınca kim bilir neler yaptı. Örnek Ebu Garip cezaevi. Hiç yoktan iyidir anlamında iliştirilmiş gazetecilerin iyi iş yaptığını düşünüyorum. Korkarım bundan sonra iliştirilmiş gazeteciler de olmayacak. Artık Amerikan ordusu ‘Biz size Pentagon’dan veririz’ diyecek. O zaman iliştirilmiş gazeteciliği mumla arayacağız.” şeklinde konuştu.İNSANLARIN BİRBİRİNİ ÖLDÜRMESİNE ALIŞTIKSavaş muhabiri Emin Özmen ise sıcak haber fotoğrafçılarının barbar olmadığını, en azından kendisinin bir olayı orada olmayan insanlara anlatabilmek için haber yaptığını kaydetti. Ölümlerin kanıksandığı konusuna katılan Özmen, özellikle Suriye’deki insanların fazlaca kanıksadığını anlattı. Bölge insanının ailesinden biri ölünce eskisi kadar önemsemediğini gözlemlediğini kaydeden Özmen, şunları anlattı: “Hepimizin barbarlığa doğru gittiğini düşünüyorum. Çünkü şiddete maruz kalan herkes, o şiddeti uygulayan insan haline dönebiliyor. Orta Doğu’da insanların birbirini öldürmesine de ne yazık ki alıştık. Suriye’de kimyasal bir felaket yaşandı. Yüzlerce çocuk öldü. Görüntü ilk kez bir telefonla çekiliyor ve ortada bir estetik kaygı yok. Ama fotoğraflar dünyayı altüst etmeye yetiyor. Ben kaosun içindeyken fotoğrafın estetikliğine bakamıyorum. Fakat mevcut fotoğrafik gelişiminiz var. Estetik de bunun parçasıdır. Olay anında bir şekilde estetik kaygılarınız otomatik olarak devreye giriyor. Hareketinizi yönlendiriyor.”Sıcak haber fotoğrafçılarının ruh sağlığı sıkıntısı çektiğini de söyleyen Özmen, 20 gün önce Suriye’de infaz anına tanık olduğunu, olayı görüntü
Zaman
Son Dakika
07.10.2013
MuhabirleringözündensavaşMuhabirlerin gözünden savaş
Ünlü fotoğrafçı Bruno Barbey Bursa'da fotoğrafseverlerle buluştu
Zaman
06.10.2013
13:29
Fransız fotoğrafçısı Bruno Barbey, ‘3. Uluslararası Bursa Fotoğraf Festivali (Bursa Fotofest)’ kapsamında sanatseverlerle bir araya geldi.Dünya fotoğraf sanatının ‘yaşayan efsanesi’ olarak nitelendirilen usta Fransız fotoğraf sanatçısı Barbey, ikinci kez katıldığı Uluslararası Bursa Fotoğraf Festivali’nde Bursalı sanatseverlerle bir araya geldi. Türkiye’nin dört bir yanından gelen sanatseverlerin büyük ilgi gösterdiği Bursa FotoFest, dünyaca ünlü sanatçıları ağırlıyor. Bursa Kent Konseyi (BKK) organizasyonunda, Büyükşehir Belediyesi’nin destekleriyle, BUFSAD ve gönüllülerin istekli çalışmasıyla düzenlenen festival, sanatçı söyleşileriyle devam ediyor. Atatürk Kongre Kültür Merkezi (Merinos AKKM) Orhangazi Salonu’ndaki programda, fotoğraf sanatının yaşayan efsane ismi nitelendirilen Magnum Fotoğraf Ajansı’nın ünlü ismi Bruno Barbey, Bursalı fotoğraf tutkunlarıyla bir araya geldi.Fotoğraflarının hikayelerini sunum eşliğinde anlatan Bruno Barbey, ikinci kez Bursa’da olmaktan mutluluk duyduğunu söyledi. Fotoğraf sanatıyla 50 yıl önce tanıştığını anlatan Barbey, İtalya, Polonya, Almanya, Kuveyt, Kuzey Irak, Çin, Japonya, Brezilya, El Salvador, Arjantin gibi dünyanın birçok yerine yaptığı seyahatlerde çektiği fotoğraf ve tecrübelerini aktardı. Bugüne kadar 30’a yakın kitap yayınladığını söyleyen Barbey, İstanbul ile ilgili bir kitap çalışmasının da olduğunu açıkladı. Dünyadaki en sevdiği şehirlerden birisinin İstanbul olduğunu dile getiren Barbey, “İstanbul’la ilgili fotoğraf çekmeye devam ediyorum. İnsanlar pek fark etmiyor ancak İstanbul eski yıllara göre çok değişti. Türkiye de hem hızlı gelişiyor hem de kendi kültürünü muhafaza ediyor. Bu yüzden Türkiye’yi ve ona benzeyen Fas’ı seviyorum.” dedi. Son dönemde kitaplar ve söyleşiler üzerine yoğunluk verdiğini kaydeden Barbey, dijital fotoğraf makinelerini de sevdiğini, flaş kullanmadan doğal ışığı kullanarak canlı fotoğraflar çekebildiğini söyledi. Dinleyicilerin sorularını da cevaplayan Barbey, ‘fotoğraflardaki manipülasyonların ne derece doğru olduğu, ne kadar yapılması gerektiği’ yönündeki soruya, “Özellikle Uzak Doğu’da fotoğraftaki manipülasyonlar doğal görülüyor. İnsanlar manipüle yapmaktan çok hoşlanıyorlar. Özellikle bu olay Çin’de büyük bir problemdir. O yüzden bu tarz organizasyonlarda kişiler, kurumlar ve jüriler için büyük bir kabusa dönüşüyor. Ben manipülasyona karşıyım. Özellikle de fotoğraf muhabirliğinde karşıyım. Elbette ufak oynamalar olabilir.” diye konuştu. CİHAN
Zaman
Son Dakika
06.10.2013
ÜnlüfotoğrafçıBrunoBarbeyBursada/">BursadafotoğrafseverlerlebuluştuBursada-fotoğrafseverlerle-buluştu/">Ünlü fotoğrafçı Bruno Barbey Bursada fotoğrafseverlerle buluştu
EXPO alanındaki çalışmalar internetten izlenebiliyor
Zaman
26.09.2013
12:40
Türkiyenin üstlendiği önemli organizasyonlardan EXPO 2016 Antalyada sergi alanında yapılan çalışmalar kameralarla kayıt altına alınıp, internet üzerinden izlenebiliyor. Antalya’da 2016 yılında gerçekleştirilecek Evrensel Botanik Sergisi için çalışmalar tüm hızıyla devam ediyor. Ülkemizde düzenlenecek en büyük organizasyon olma özelliğine sahip EXPO 2016 Antalya’da yapılan çalışmalar7 gün 24 saat takip ediliyor. Merkez Aksu ilçesindeki EXPO alanının çeşitli noktalarına yerleştirilen 7 kamera sayesinde tüm çalışma hem takip ediliyor hem de kaydediliyor. Kameralar, günde 91 kare de yüksek çözünürlükte fotoğraf çekiyor. Çekilen tüm video kayıtları ve fotoğraflar arşivleniyor. Vatandaşların çalışmaları takip edebilmesi için görüntüler, EXPO 2016 Antalya Ajansı’nın resmi internet sitesinden canlı olarak yayınlanıyor. Çalışmaları takip etmek isteyenler www.expo2016antalya.org.tr adresini tıklayarak görüntüleri izleme imkanına sahip. CİHAN
Zaman
Son Dakika
26.09.2013
EXPOalanındakiçalışmalarinternettenizlenebiliyorEXPO alanındaki çalışmalar internetten izlenebiliyor
Sanatın kamusal alanla imtihanı
Zaman
21.09.2013
01:58
“Anne, ben barbar mıyım?” başlığını taşıyan 13. İstanbul Bienali 14 Eylül Cumartesi günü kapılarını törensiz, davetsiz ve ücretsiz bir şekilde açtı. 20 Ekim Pazar akşamı kapanacak o kapılar ardında 88 sanatçı ve sanatçı grubunun kamusal alan fikri etrafında şekillenen işleri yer alıyor.Şair Lale Müldürün aynı isimli kitabından ödünç alınan “Anne, ben barbar mıyım?” başlığıyla yola çıkan 13. İstanbul Bienalinin odağında kamusal alan fikri var. Özellikle İstanbulda telaş içinde yaşanan kentsel dönüşüme farklı bir gözle bakmayı vaat eden bu odak; kenti doğrudan kullananları anlamak için yeni diller öğrenmeyi salık veriyor. Küratör Fulya Erdemciye göre bunun en iyi yolu; sergileri Taksim Meydanı, Tarlabaşı Bulvarı ve Sulukule Mahallesi gibi bizzat kentsel dönüşüme maruz kalan kamusal alanlarda açmaktı aslında ama… Gezi süreciyle birlikte o yoldan çok sular akınca; Erdemci, siyasi bir jest yaparak bu mekânlardan çekilme kararı aldı. Böylece kaybedilen kamusallık da, bienalin ücretsiz olmasıyla telafi edildi. Bu ulaşıma aracılık edecek mekânlar başta Tophanedeki Antrepo no.3 olmak üzere Karaköydeki Galata Özel Rum İlköğretim Okulu, İstiklal Caddesi üzerindeki ARTER ve SALT Beyoğlu ile İMÇ 5. Bloktaki 5533. BİTKİLERİN SESİNİ DİNLE!Şehirlerin kendilerine ait ritimlerinin iktidar müdahaleleriyle değişemeyeceğine vurgu yapan eserlerin ağırlıkta olduğu Antrepo no.3te dikkat çeken ilk çalışma Meksika doğumlu Jorge Mendez Blakein ‘Şato isimli 25 metrelik duvarı. Hiçbir birleştirici maddesi olmayan duvarın yapısını Franz Kafkanın ‘Şato isimli kitabı bozuyor. Benzer bir şekilde İspanyol sanatçı Maider Lopez de Karaköydeki trafiği farklı noktalardan kaydedip ‘Yollar Açmak başlıklı bir video hazırlamış ki... Orada da insanlar karşıdan karşıya geçmekte zorlandıklarında kolektif yöntemlere başvurarak tek başına aşamadıkları engelleri birlikte aşıyorlar. Mekânın dikkat çeken bir diğer işi ise Endonezyalı HONF Vakfının bitkiler arasındaki iletişimi görünür kıldığı yerleştirme. Kendi ürettikleri bir alet yardımıyla canlı formlardaki hayat parametrelerini ölçen ekip, bu aleti kablolarla bitkilere bağlamış. Bitkilerin topraklarındaki ve köklerindeki nemlilik oranını sese dönüştüren alet çalışmaya başladığında bitkilerin iletişim kurdukları dil duyulabiliyor. Ekip bu yolla yakın bir zamanda tüm diğer canlıların yani ‘ötekilerin yani barbarların yani tüm dünyanın sesini duymayı ümit ediyor. Mekânda İstanbulun bir parçasının -Sulukule- sesini duyan ve duyuran bir çalışma var ki Geziden çok önce, taa kışın yapılmasına rağmen olacakları önceden bilmiş sanki. Halil Altınderenin Fuattan destek alarak çektiği videonun adı ‘Harikalar Diyarı. Mahalleye dikilen TOKİ evlerine karşı bir hip-hop isyanı barındıran videonun sözleri Sulukuleli Tahribad-ı İsyan grubuna ait.OTURUN, BİR GÜNLÜK OKUYUN!Galata Özel Rum İlköğretim Okulunun en kapsamlı projesi İnci Evinerden. Otonom bir kampüs alanı gibi işleyen ‘Ortak Eylem Aygıtı: Bir Etüt isimli projede öğrenciler kendi kendilerine çalışıyor; heykelden tiyatroya çeşit çeşit sanatsal faaliyetlerde bulunuyor. İzleyicilerden de adı üzerinde onları izlemesi bekleniyor. Mekânın en çarpıcı çalışması katlar arasındaki merdiven boşluklarında yer alan fotoğraflar. Çinli sanatçı Wang Qingsongun eğitim, özellikle de dil öğrenme sisteminin anlamsızlığını gözler önüne seren fotoğrafları herhangi bir açıklamaya ihtiyaç duymuyor. İzleyici açısından deneyime en açık çalışma ise Elmgreen ve Dragset ikilisinin canlı canlı yazdırdığı günlükler. Çalışma, birkaç delikanlının loş bir sınıfta o günlerini, belki de dünlerini o anda bizzat yazmalarından ibaret. Mekândaki bir diğer günlük de Sulukule Platformuna ait. Zamanı geriye sararak yıkım sürecini ve verilen mücadeleyi bir kez daha topluca anlatan platform tek bir soru soruyor: ‘Sulukulenin adını değiştirebilecekler mi?KENTSEL DÖNÜŞÜMÜN İZLERİ İMÇDEİstiklal Caddesindeki ARTERe gelenleri Jim Durhamın ‘Kapıcı isimli yerleştirmesi, onun çaprazındaki SALT Beyoğlunda Halil Altınderenin balmumundan yaptığı güvenlik görevlisi heykeli karşılıyor. İMÇ 5. Blokta bulunan 5533te ise tek bir proje var: Maxime Houraninin İstanbulun kentsel dönüşüme maruz kalan uzak bölgelerine yaptığı ziyaretlerin ardından gerçekleştirdiği atölye çalışmaları. İKSVnin Koç Holding sponsorluğunda düzenlediği 13. İstanbul Bienalinin bütün mekânlarını tek bir seferde gezmek mümkün değil. Çeşitli rotalar belirleyip parçalara bölmek kesinlikle gerekli. Birazcık da olsa heveslenmek içinse Galata Özel Rum İlköğretim Okulundan başlamak en iyisi. Bienalin kamusal alanla imtihanının sonuçlarına gelince… Herhangi bir bağımsız sergiden hallice ama hayatın ve Gezinin çok gerisinde. Her türlü ayrıntılı bilgi içi
Zaman
Kültür
21.09.2013
SanatınkamusalalanlaimtihanıSanatın kamusal alanla imtihanı
Sanatın kamusal alanla imtihanı
Zaman
21.09.2013
01:52
“Anne, ben barbar mıyım?” başlığını taşıyan 13. İstanbul Bienali 14 Eylül Cumartesi günü kapılarını törensiz, davetsiz ve ücretsiz bir şekilde açtı. 20 Ekim Pazar akşamı kapanacak o kapılar ardında 88 sanatçı ve sanatçı grubunun kamusal alan fikri etrafında şekillenen işleri yer alıyor.Şair Lale Müldürün aynı isimli kitabından ödünç alınan “Anne, ben barbar mıyım?” başlığıyla yola çıkan 13. İstanbul Bienalinin odağında kamusal alan fikri var. Özellikle İstanbulda telaş içinde yaşanan kentsel dönüşüme farklı bir gözle bakmayı vaat eden bu odak; kenti doğrudan kullananları anlamak için yeni diller öğrenmeyi salık veriyor. Küratör Fulya Erdemciye göre bunun en iyi yolu; sergileri Taksim Meydanı, Tarlabaşı Bulvarı ve Sulukule Mahallesi gibi bizzat kentsel dönüşüme maruz kalan kamusal alanlarda açmaktı aslında ama… Gezi süreciyle birlikte o yoldan çok sular akınca; Erdemci, siyasi bir jest yaparak bu mekânlardan çekilme kararı aldı. Böylece kaybedilen kamusallık da, bienalin ücretsiz olmasıyla telafi edildi. Bu ulaşıma aracılık edecek mekânlar başta Tophanedeki Antrepo no.3 olmak üzere Karaköydeki Galata Özel Rum İlköğretim Okulu, İstiklal Caddesi üzerindeki ARTER ve SALT Beyoğlu ile İMÇ 5. Bloktaki 5533. BİTKİLERİN SESİNİ DİNLE!Şehirlerin kendilerine ait ritimlerinin iktidar müdahaleleriyle değişemeyeceğine vurgu yapan eserlerin ağırlıkta olduğu Antrepo no.3te dikkat çeken ilk çalışma Meksika doğumlu Jorge Mendez Blakein ‘Şato isimli 25 metrelik duvarı. Hiçbir birleştirici maddesi olmayan duvarın yapısını Franz Kafkanın ‘Şato isimli kitabı bozuyor. Benzer bir şekilde İspanyol sanatçı Maider Lopez de Karaköydeki trafiği farklı noktalardan kaydedip ‘Yollar Açmak başlıklı bir video hazırlamış ki... Orada da insanlar karşıdan karşıya geçmekte zorlandıklarında kolektif yöntemlere başvurarak tek başına aşamadıkları engelleri birlikte aşıyorlar. Mekânın dikkat çeken bir diğer işi ise Endonezyalı HONF Vakfının bitkiler arasındaki iletişimi görünür kıldığı yerleştirme. Kendi ürettikleri bir alet yardımıyla canlı formlardaki hayat parametrelerini ölçen ekip, bu aleti kablolarla bitkilere bağlamış. Bitkilerin topraklarındaki ve köklerindeki nemlilik oranını sese dönüştüren alet çalışmaya başladığında bitkilerin iletişim kurdukları dil duyulabiliyor. Ekip bu yolla yakın bir zamanda tüm diğer canlıların yani ‘ötekilerin yani barbarların yani tüm dünyanın sesini duymayı ümit ediyor. Mekânda İstanbulun bir parçasının -Sulukule- sesini duyan ve duyuran bir çalışma var ki Geziden çok önce, taa kışın yapılmasına rağmen olacakları önceden bilmiş sanki. Halil Altınderenin Fuattan destek alarak çektiği videonun adı ‘Harikalar Diyarı. Mahalleye dikilen TOKİ evlerine karşı bir hip-hop isyanı barındıran videonun sözleri Sulukuleli Tahribad-ı İsyan grubuna ait.OTURUN, BİR GÜNLÜK OKUYUN!Galata Özel Rum İlköğretim Okulunun en kapsamlı projesi İnci Evinerden. Otonom bir kampüs alanı gibi işleyen ‘Ortak Eylem Aygıtı: Bir Etüt isimli projede öğrenciler kendi kendilerine çalışıyor; heykelden tiyatroya çeşit çeşit sanatsal faaliyetlerde bulunuyor. İzleyicilerden de adı üzerinde onları izlemesi bekleniyor. Mekânın en çarpıcı çalışması katlar arasındaki merdiven boşluklarında yer alan fotoğraflar. Çinli sanatçı Wang Qingsongun eğitim, özellikle de dil öğrenme sisteminin anlamsızlığını gözler önüne seren fotoğrafları herhangi bir açıklamaya ihtiyaç duymuyor. İzleyici açısından deneyime en açık çalışma ise Elmgreen ve Dragset ikilisinin canlı canlı yazdırdığı günlükler. Çalışma, birkaç delikanlının loş bir sınıfta o günlerini, belki de dünlerini o anda bizzat yazmalarından ibaret. Mekândaki bir diğer günlük de Sulukule Platformuna ait. Zamanı geriye sararak yıkım sürecini ve verilen mücadeleyi bir kez daha topluca anlatan platform tek bir soru soruyor: ‘Sulukulenin adını değiştirebilecekler mi?KENTSEL DÖNÜŞÜMÜN İZLERİ İMÇDEİstiklal Caddesindeki ARTERe gelenleri Jim Durhamın ‘Kapıcı isimli yerleştirmesi, onun çaprazındaki SALT Beyoğlunda Halil Altınderenin balmumundan yaptığı güvenlik görevlisi heykeli karşılıyor. İMÇ 5. Blokta bulunan 5533te ise tek bir proje var: Maxime Houraninin İstanbulun kentsel dönüşüme maruz kalan uzak bölgelerine yaptığı ziyaretlerin ardından gerçekleştirdiği atölye çalışmaları. İKSVnin Koç Holding sponsorluğunda düzenlediği 13. İstanbul Bienalinin bütün mekânlarını tek bir seferde gezmek mümkün değil. Çeşitli rotalar belirleyip parçalara bölmek kesinlikle gerekli. Birazcık da olsa heveslenmek içinse Galata Özel Rum İlköğretim Okulundan başlamak en iyisi. Bienalin kamusal alanla imtihanının sonuçlarına gelince… Herhangi bir bağımsız sergiden hallice ama hayatın ve Gezinin çok gerisinde. Her türlü ayrıntılı bilgi içi
Zaman
Ana Sayfa
21.09.2013
SanatınkamusalalanlaimtihanıSanatın kamusal alanla imtihanı
Şirketin yeni amiral gemisi: iPhone 5S
Zaman
14.09.2013
10:42
Apple uzun zamandır beklenen duyuruyu sonunda yaptı ve iPhone 5’i yeniledi. Hem de bir değil, iki yeni telefonla. iPhone 5S, şirketin yeni amiral gemisi olurken, iPhone 5C rengarenk ve eğlenceli bir cihaz...Apple’ın basın mensuplarına özel olarak Berlin’de düzenlediği bir etkinliğe katılıp bu yeni telefonları sizler için deneme şansı buldum. İşte izlenimlerim...iPhone 5STasarım:Genel hatlarıyla bir önceki versiyondan iki farkı var. Birincisi; altın, gümüş ve uzay gri olmak üzere üç ayrı renge sahip olması. Şahsen altın renkli iPhone 5S’i çok beğendim. İkincisi ise giriş düğmesinin etrafında görünen halka. Safir kristalden yapılan bu halka, yeni parmak izi okuma sistemi Touch ID’nin bir parçası. Cihazın ölçüleri iPhone 5 ile aynı olduğundan çoğu kılıfla uyumlu olacaktır.İşlemci:64-bit mimarisine sahip A7 işlemci bir önceki versiyona göre iki kat daha hızlı. OpenGL ES 3.0 desteği var. Tanıtım etkinliğindeki canlı performansa bakılırsa, işlemcinin sunduğu hız ve grafik, piyasadaki bazı bilgisayarlarda bile yok. Ayrıca cihaza, M7 adı verilen bir hareket işlemcisi de eklenmiş. Bu işlemci, sağlık ve spor uygulamalarının geliştirilmesine yardımcı olacak.Kamera:Arka yüzündeki 8 megapiksellik iSight kamerası bir önceki versiyona göre daha iyi. Diyafram açıklığı f/2.2’e yükseltilmiş ve sensörü yüzde 15 daha geniş. Etkinlikte gördüğüm bazı örnek fotoğraflar profesyonel bir kamera ile çekilmiş kadar etkileyiciydi. Ayrıca True Tone adı verilen yepyeni bir LED flaş türü eklenmiş. Beyaz ve amber renkli bu flaş ile daha gerçekçi renkler elde edilebiliyor.Fotoğraf ve video çekimi:120 fps ağır çekim video özelliği çok eğlenceli ve kreatif. Bu özellik iPhone kullanıcıları arasında hızla fenomen olabilir. Saniyede 20 kare fotoğraf çekip en iyi pozu seçme özelliği olan ‘Burst Mode’ hareketli ortamlarda çok işe yarıyor. Titreşimi engelleyen görüntü sabitleme özelliğiyle de fotoğraflar artık daha net. Video çekerken zoom yapabiliyorsunuz.Pil ömrü:İyi haber! Test etme imkanım olmadı ama Apple’ın tanıtımına göre 10 saatlik 3G konuşma ve 250 saat standby süresi var. Bir önceki versiyonda 8 saat 3G konuşma ve 225 saat standby süresi vardı.Touch ID parmak izi okuma: iPhone 5S’in giriş düğmesi parmak izinizi okuyabiliyor. Böylece telefonun kilidini kolayca açabiliyor veya iTunes’dan alışveriş yapabiliyorsunuz. Yaptığım denemede bu sistemin oldukça başarılı olduğunu gördüm. Benim gibi telefonunu gün içinde sık kullananlar ve onlarca şifreyi aklında tutmak zorunda olanlar için harika bir özellik.iPhone 5CTasarım:Yeşil, sarı, mavi, kırmızı ve beyaz olmak üzere beş farklı renk seçimiyle gelen eğlenceli bir tasarımı var. Bana biraz iPod Touch’ı andırdı doğrusu. Polikarbon malzemeden üretilmiş olan kasası oldukça sağlam ve zengin duruyor. Kesinlikle plastik hissi yok. Apple bu telefon için yumuşak plastikten altı ayrı renkte kılıf üretmiş. Bunlarla farklı kombinasyonlar yapmak mümkün. Ekranı 4 inç genişliğinde ve retina display özelliğine sahip.İşlemci:A6 işlemci iPhone 5 ile aynı. Yeni nesil Bluetooth Smart 4.0 ve 802.11a/b/g/n Wi-Fi bağlantı özellikleri var.Kamera:Arka yüzünde tıpkı iPhone 5 gibi 8 megapiksellik iSight kamerası var. Diyafram açıklığı f/2.4. Lensi çizilmez safir kristalden yapılmış. Ön yüz kamerası 1.2 megapiksel fotoğraf ve 720 p HD video çekebiliyor.Fotoğraf ve video çekimi:iPhone 5S’te de olan fotoğraf çekmeden önce 8 ayrı filtre uygulama, kare fotoğraf çekme, titreşim engelleme, video çekerken zoom yapma ve 1080p HD video kaydı gibi özellikleri var. Ağır çekim video ve True Tone LED flaş özelliği ise yok.Pil ömrü:Apple’ın verdiği bilgilere göre iPhone 5S ile benzer pil ömrü bulunuyor.iPhone 5S ve 5C, 20 Eylül’de aralarında ABD, Japonya, İngiltere ve Çin’in de bulunduğu dokuz ayrı ülkede satışa sunulacak. Türkiye resmi satışı aralık ayında, fiyatı ise henüz belirsiz.iOS 7 geliyorEtkinliğin önemli konularından biri de Apple’ın yeni mobil işletim sistemi iOS 7’ydi. Yepyeni bir tasarıma ve 200’den fazla yeni özelliğe sahip iOS 7’yi, 18 Eylül’den itibaren bedava olarak indirebileceğiz. iPad 2, iPhone 4 ve üzeri cihazlarda kullanılabilecek. iOS 7’yle satılan tüm yeni cihazlarda iWorks, iPhoto ve iMovie uygulamaları ücretsiz olacak.www.denizergurel.net @denizergurel ergurel.deniz@gmail.com
Zaman
En Çok Okunan
14.09.2013
ŞirketinyeniamiralgemisiiPhone5SŞirketin yeni amiral gemisi iPhone 5S
Şirketin yeni amiral gemisi: iPhone 5S
Zaman
14.09.2013
10:38
Apple uzun zamandır beklenen duyuruyu sonunda yaptı ve iPhone 5’i yeniledi. Hem de bir değil, iki yeni telefonla. iPhone 5S, şirketin yeni amiral gemisi olurken, iPhone 5C rengarenk ve eğlenceli bir cihaz...Apple’ın basın mensuplarına özel olarak Berlin’de düzenlediği bir etkinliğe katılıp bu yeni telefonları sizler için deneme şansı buldum. İşte izlenimlerim...iPhone 5STasarım:Genel hatlarıyla bir önceki versiyondan iki farkı var. Birincisi; altın, gümüş ve uzay gri olmak üzere üç ayrı renge sahip olması. Şahsen altın renkli iPhone 5S’i çok beğendim. İkincisi ise giriş düğmesinin etrafında görünen halka. Safir kristalden yapılan bu halka, yeni parmak izi okuma sistemi Touch ID’nin bir parçası. Cihazın ölçüleri iPhone 5 ile aynı olduğundan çoğu kılıfla uyumlu olacaktır.İşlemci:64-bit mimarisine sahip A7 işlemci bir önceki versiyona göre iki kat daha hızlı. OpenGL ES 3.0 desteği var. Tanıtım etkinliğindeki canlı performansa bakılırsa, işlemcinin sunduğu hız ve grafik, piyasadaki bazı bilgisayarlarda bile yok. Ayrıca cihaza, M7 adı verilen bir hareket işlemcisi de eklenmiş. Bu işlemci, sağlık ve spor uygulamalarının geliştirilmesine yardımcı olacak.Kamera:Arka yüzündeki 8 megapiksellik iSight kamerası bir önceki versiyona göre daha iyi. Diyafram açıklığı f/2.2’e yükseltilmiş ve sensörü yüzde 15 daha geniş. Etkinlikte gördüğüm bazı örnek fotoğraflar profesyonel bir kamera ile çekilmiş kadar etkileyiciydi. Ayrıca True Tone adı verilen yepyeni bir LED flaş türü eklenmiş. Beyaz ve amber renkli bu flaş ile daha gerçekçi renkler elde edilebiliyor.Fotoğraf ve video çekimi:120 fps ağır çekim video özelliği çok eğlenceli ve kreatif. Bu özellik iPhone kullanıcıları arasında hızla fenomen olabilir. Saniyede 20 kare fotoğraf çekip en iyi pozu seçme özelliği olan ‘Burst Mode’ hareketli ortamlarda çok işe yarıyor. Titreşimi engelleyen görüntü sabitleme özelliğiyle de fotoğraflar artık daha net. Video çekerken zoom yapabiliyorsunuz.Pil ömrü:İyi haber! Test etme imkanım olmadı ama Apple’ın tanıtımına göre 10 saatlik 3G konuşma ve 250 saat standby süresi var. Bir önceki versiyonda 8 saat 3G konuşma ve 225 saat standby süresi vardı.Touch ID parmak izi okuma: iPhone 5S’in giriş düğmesi parmak izinizi okuyabiliyor. Böylece telefonun kilidini kolayca açabiliyor veya iTunes’dan alışveriş yapabiliyorsunuz. Yaptığım denemede bu sistemin oldukça başarılı olduğunu gördüm. Benim gibi telefonunu gün içinde sık kullananlar ve onlarca şifreyi aklında tutmak zorunda olanlar için harika bir özellik.iPhone 5CTasarım:Yeşil, sarı, mavi, kırmızı ve beyaz olmak üzere beş farklı renk seçimiyle gelen eğlenceli bir tasarımı var. Bana biraz iPod Touch’ı andırdı doğrusu. Polikarbon malzemeden üretilmiş olan kasası oldukça sağlam ve zengin duruyor. Kesinlikle plastik hissi yok. Apple bu telefon için yumuşak plastikten altı ayrı renkte kılıf üretmiş. Bunlarla farklı kombinasyonlar yapmak mümkün. Ekranı 4 inç genişliğinde ve retina display özelliğine sahip.İşlemci:A6 işlemci iPhone 5 ile aynı. Yeni nesil Bluetooth Smart 4.0 ve 802.11a/b/g/n Wi-Fi bağlantı özellikleri var.Kamera:Arka yüzünde tıpkı iPhone 5 gibi 8 megapiksellik iSight kamerası var. Diyafram açıklığı f/2.4. Lensi çizilmez safir kristalden yapılmış. Ön yüz kamerası 1.2 megapiksel fotoğraf ve 720 p HD video çekebiliyor.Fotoğraf ve video çekimi:iPhone 5S’te de olan fotoğraf çekmeden önce 8 ayrı filtre uygulama, kare fotoğraf çekme, titreşim engelleme, video çekerken zoom yapma ve 1080p HD video kaydı gibi özellikleri var. Ağır çekim video ve True Tone LED flaş özelliği ise yok.Pil ömrü:Apple’ın verdiği bilgilere göre iPhone 5S ile benzer pil ömrü bulunuyor.iPhone 5S ve 5C, 20 Eylül’de aralarında ABD, Japonya, İngiltere ve Çin’in de bulunduğu dokuz ayrı ülkede satışa sunulacak. Türkiye resmi satışı aralık ayında, fiyatı ise henüz belirsiz.iOS 7 geliyorEtkinliğin önemli konularından biri de Apple’ın yeni mobil işletim sistemi iOS 7’ydi. Yepyeni bir tasarıma ve 200’den fazla yeni özelliğe sahip iOS 7’yi, 18 Eylül’den itibaren bedava olarak indirebileceğiz. iPad 2, iPhone 4 ve üzeri cihazlarda kullanılabilecek. iOS 7’yle satılan tüm yeni cihazlarda iWorks, iPhoto ve iMovie uygulamaları ücretsiz olacak.www.denizergurel.net @denizergurel ergurel.deniz@gmail.com
Zaman
Ana Sayfa
14.09.2013
ŞirketinyeniamiralgemisiiPhone5SŞirketin yeni amiral gemisi iPhone 5S
Perşembe Pazarı’ndan fotoğraflar
Evrensel
14.09.2013
07:14
İSTANBUL’da yaşayan Amerikalı Sanatçı Julie Upmeyer’in “Katmanlı Karaköy - Perşembe Pazarı’ndan Biçimlendirilmiş Fotoğraflar” sergisi 17 Eylül’den itibaren BAUART Galeri sergilerinin ilki olarak Bahçeşehir Üniversitesi Galata Kampüsü’nde ziyarete açılacak.  Sergide her biri sekiz defaya kadar basılıp, kesilerek sanatçı tarafından üç boyutlu hale getirilen fotoğraflar sergilenecek. Böylece sergideki büyük format fotoğraf yerleştirmeleriyle ziyaretçilere gerçek ölçekteki bir sahnenin içerisine adım atabileceği duygusu verilecek. Sergi, kültürel açıdan canlı bir metropol olan İstanbul’a yeni
Evrensel
Kültür
14.09.2013
PerşembePazarı’ndanfotoğraflarPerşembe Pazarı’ndan fotoğraflar
Şirketin yeni amiral gemisi: IPhone 5S
Zaman
14.09.2013
02:10
Apple uzun zamandır beklenen duyuruyu sonunda yaptı ve iPhone 5’i yeniledi. Hem de bir değil, iki yeni telefonla. iPhone 5S, şirketin yeni amiral gemisi olurken, iPhone 5C rengarenk ve eğlenceli bir cihaz...Apple’ın basın mensuplarına özel olarak Berlin’de düzenlediği bir etkinliğe katılıp bu yeni telefonları sizler için deneme şansı buldum. İşte izlenimlerim...iPhone 5STasarım:Genel hatlarıyla bir önceki versiyondan iki farkı var. Birincisi; altın, gümüş ve uzay gri olmak üzere üç ayrı renge sahip olması. Şahsen altın renkli iPhone 5S’i çok beğendim. İkincisi ise giriş düğmesinin etrafında görünen halka. Safir kristalden yapılan bu halka, yeni parmak izi okuma sistemi Touch ID’nin bir parçası. Cihazın ölçüleri iPhone 5 ile aynı olduğundan çoğu kılıfla uyumlu olacaktır.İşlemci:64-bit mimarisine sahip A7 işlemci bir önceki versiyona göre iki kat daha hızlı. OpenGL ES 3.0 desteği var. Tanıtım etkinliğindeki canlı performansa bakılırsa, işlemcinin sunduğu hız ve grafik, piyasadaki bazı bilgisayarlarda bile yok. Ayrıca cihaza, M7 adı verilen bir hareket işlemcisi de eklenmiş. Bu işlemci, sağlık ve spor uygulamalarının geliştirilmesine yardımcı olacak.Kamera:Arka yüzündeki 8 megapiksellik iSight kamerası bir önceki versiyona göre daha iyi. Diyafram açıklığı f/2.2’e yükseltilmiş ve sensörü yüzde 15 daha geniş. Etkinlikte gördüğüm bazı örnek fotoğraflar profesyonel bir kamera ile çekilmiş kadar etkileyiciydi. Ayrıca True Tone adı verilen yepyeni bir LED flaş türü eklenmiş. Beyaz ve amber renkli bu flaş ile daha gerçekçi renkler elde edilebiliyor.Fotoğraf ve video çekimi:120 fps ağır çekim video özelliği çok eğlenceli ve kreatif. Bu özellik iPhone kullanıcıları arasında hızla fenomen olabilir. Saniyede 20 kare fotoğraf çekip en iyi pozu seçme özelliği olan ‘Burst Mode’ hareketli ortamlarda çok işe yarıyor. Titreşimi engelleyen görüntü sabitleme özelliğiyle de fotoğraflar artık daha net. Video çekerken zoom yapabiliyorsunuz.Pil ömrü:İyi haber! Test etme imkanım olmadı ama Apple’ın tanıtımına göre 10 saatlik 3G konuşma ve 250 saat standby süresi var. Bir önceki versiyonda 8 saat 3G konuşma ve 225 saat standby süresi vardı.Touch ID parmak izi okuma: iPhone 5S’in giriş düğmesi parmak izinizi okuyabiliyor. Böylece telefonun kilidini kolayca açabiliyor veya iTunes’dan alışveriş yapabiliyorsunuz. Yaptığım denemede bu sistemin oldukça başarılı olduğunu gördüm. Benim gibi telefonunu gün içinde sık kullananlar ve onlarca şifreyi aklında tutmak zorunda olanlar için harika bir özellik.iPhone 5CTasarım:Yeşil, sarı, mavi, kırmızı ve beyaz olmak üzere beş farklı renk seçimiyle gelen eğlenceli bir tasarımı var. Bana biraz iPod Touch’ı andırdı doğrusu. Polikarbon malzemeden üretilmiş olan kasası oldukça sağlam ve zengin duruyor. Kesinlikle plastik hissi yok. Apple bu telefon için yumuşak plastikten altı ayrı renkte kılıf üretmiş. Bunlarla farklı kombinasyonlar yapmak mümkün. Ekranı 4 inç genişliğinde ve retina display özelliğine sahip.İşlemci:A6 işlemci iPhone 5 ile aynı. Yeni nesil Bluetooth Smart 4.0 ve 802.11a/b/g/n Wi-Fi bağlantı özellikleri var.Kamera:Arka yüzünde tıpkı iPhone 5 gibi 8 megapiksellik iSight kamerası var. Diyafram açıklığı f/2.4. Lensi çizilmez safir kristalden yapılmış. Ön yüz kamerası 1.2 megapiksel fotoğraf ve 720 p HD video çekebiliyor.Fotoğraf ve video çekimi:iPhone 5S’te de olan fotoğraf çekmeden önce 8 ayrı filtre uygulama, kare fotoğraf çekme, titreşim engelleme, video çekerken zoom yapma ve 1080p HD video kaydı gibi özellikleri var. Ağır çekim video ve True Tone LED flaş özelliği ise yok.Pil ömrü:Apple’ın verdiği bilgilere göre iPhone 5S ile benzer pil ömrü bulunuyor.iPhone 5S ve 5C, 20 Eylül’de aralarında ABD, Japonya, İngiltere ve Çin’in de bulunduğu dokuz ayrı ülkede satışa sunulacak. Türkiye resmi satışı aralık ayında, fiyatı ise henüz belirsiz.iOS 7 geliyorEtkinliğin önemli konularından biri de Apple’ın yeni mobil işletim sistemi iOS 7’ydi. Yepyeni bir tasarıma ve 200’den fazla yeni özelliğe sahip iOS 7’yi, 18 Eylül’den itibaren bedava olarak indirebileceğiz. iPad 2, iPhone 4 ve üzeri cihazlarda kullanılabilecek. iOS 7’yle satılan tüm yeni cihazlarda iWorks, iPhoto ve iMovie uygulamaları ücretsiz olacak.www.denizergurel.net @denizergurel ergurel.deniz@gmail.com
Zaman
En Çok Okunan
14.09.2013
ŞirketinyeniamiralgemisiIPhone5SŞirketin yeni amiral gemisi IPhone 5S
Şirketin yeni amiral gemisi: IPhone 5S
Zaman
14.09.2013
01:52
Apple uzun zamandır beklenen duyuruyu sonunda yaptı ve iPhone 5’i yeniledi. Hem de bir değil, iki yeni telefonla. iPhone 5S, şirketin yeni amiral gemisi olurken, iPhone 5C rengarenk ve eğlenceli bir cihaz...Apple’ın basın mensuplarına özel olarak Berlin’de düzenlediği bir etkinliğe katılıp bu yeni telefonları sizler için deneme şansı buldum. İşte izlenimlerim...iPhone 5STasarım:Genel hatlarıyla bir önceki versiyondan iki farkı var. Birincisi; altın, gümüş ve uzay gri olmak üzere üç ayrı renge sahip olması. Şahsen altın renkli iPhone 5S’i çok beğendim. İkincisi ise giriş düğmesinin etrafında görünen halka. Safir kristalden yapılan bu halka, yeni parmak izi okuma sistemi Touch ID’nin bir parçası. Cihazın ölçüleri iPhone 5 ile aynı olduğundan çoğu kılıfla uyumlu olacaktır.İşlemci:64-bit mimarisine sahip A7 işlemci bir önceki versiyona göre iki kat daha hızlı. OpenGL ES 3.0 desteği var. Tanıtım etkinliğindeki canlı performansa bakılırsa, işlemcinin sunduğu hız ve grafik, piyasadaki bazı bilgisayarlarda bile yok. Ayrıca cihaza, M7 adı verilen bir hareket işlemcisi de eklenmiş. Bu işlemci, sağlık ve spor uygulamalarının geliştirilmesine yardımcı olacak.Kamera:Arka yüzündeki 8 megapiksellik iSight kamerası bir önceki versiyona göre daha iyi. Diyafram açıklığı f/2.2’e yükseltilmiş ve sensörü yüzde 15 daha geniş. Etkinlikte gördüğüm bazı örnek fotoğraflar profesyonel bir kamera ile çekilmiş kadar etkileyiciydi. Ayrıca True Tone adı verilen yepyeni bir LED flaş türü eklenmiş. Beyaz ve amber renkli bu flaş ile daha gerçekçi renkler elde edilebiliyor.Fotoğraf ve video çekimi:120 fps ağır çekim video özelliği çok eğlenceli ve kreatif. Bu özellik iPhone kullanıcıları arasında hızla fenomen olabilir. Saniyede 20 kare fotoğraf çekip en iyi pozu seçme özelliği olan ‘Burst Mode’ hareketli ortamlarda çok işe yarıyor. Titreşimi engelleyen görüntü sabitleme özelliğiyle de fotoğraflar artık daha net. Video çekerken zoom yapabiliyorsunuz.Pil ömrü:İyi haber! Test etme imkanım olmadı ama Apple’ın tanıtımına göre 10 saatlik 3G konuşma ve 250 saat standby süresi var. Bir önceki versiyonda 8 saat 3G konuşma ve 225 saat standby süresi vardı.Touch ID parmak izi okuma: iPhone 5S’in giriş düğmesi parmak izinizi okuyabiliyor. Böylece telefonun kilidini kolayca açabiliyor veya iTunes’dan alışveriş yapabiliyorsunuz. Yaptığım denemede bu sistemin oldukça başarılı olduğunu gördüm. Benim gibi telefonunu gün içinde sık kullananlar ve onlarca şifreyi aklında tutmak zorunda olanlar için harika bir özellik.iPhone 5CTasarım:Yeşil, sarı, mavi, kırmızı ve beyaz olmak üzere beş farklı renk seçimiyle gelen eğlenceli bir tasarımı var. Bana biraz iPod Touch’ı andırdı doğrusu. Polikarbon malzemeden üretilmiş olan kasası oldukça sağlam ve zengin duruyor. Kesinlikle plastik hissi yok. Apple bu telefon için yumuşak plastikten altı ayrı renkte kılıf üretmiş. Bunlarla farklı kombinasyonlar yapmak mümkün. Ekranı 4 inç genişliğinde ve retina display özelliğine sahip.İşlemci:A6 işlemci iPhone 5 ile aynı. Yeni nesil Bluetooth Smart 4.0 ve 802.11a/b/g/n Wi-Fi bağlantı özellikleri var.Kamera:Arka yüzünde tıpkı iPhone 5 gibi 8 megapiksellik iSight kamerası var. Diyafram açıklığı f/2.4. Lensi çizilmez safir kristalden yapılmış. Ön yüz kamerası 1.2 megapiksel fotoğraf ve 720 p HD video çekebiliyor.Fotoğraf ve video çekimi:iPhone 5S’te de olan fotoğraf çekmeden önce 8 ayrı filtre uygulama, kare fotoğraf çekme, titreşim engelleme, video çekerken zoom yapma ve 1080p HD video kaydı gibi özellikleri var. Ağır çekim video ve True Tone LED flaş özelliği ise yok.Pil ömrü:Apple’ın verdiği bilgilere göre iPhone 5S ile benzer pil ömrü bulunuyor.iPhone 5S ve 5C, 20 Eylül’de aralarında ABD, Japonya, İngiltere ve Çin’in de bulunduğu dokuz ayrı ülkede satışa sunulacak. Türkiye resmi satışı aralık ayında, fiyatı ise henüz belirsiz.iOS 7 geliyorEtkinliğin önemli konularından biri de Apple’ın yeni mobil işletim sistemi iOS 7’ydi. Yepyeni bir tasarıma ve 200’den fazla yeni özelliğe sahip iOS 7’yi, 18 Eylül’den itibaren bedava olarak indirebileceğiz. iPad 2, iPhone 4 ve üzeri cihazlarda kullanılabilecek. iOS 7’yle satılan tüm yeni cihazlarda iWorks, iPhoto ve iMovie uygulamaları ücretsiz olacak.www.denizergurel.net @denizergurel ergurel.deniz@gmail.com
Zaman
Ana Sayfa
14.09.2013
ŞirketinyeniamiralgemisiIPhone5SŞirketin yeni amiral gemisi IPhone 5S
HTC’nin yeni gözdesi: Desire 500
Zaman
08.08.2013
11:02
HTC, gücünü dört çekirdekli işlemciden alan HTC Desire 500’de Video Önizlemeleri ile olağanüstü kamerayı bir araya getiriyorHTC, üstün mobil deneyimi Desire 500, 1,2 GHz dört çekirdekli işlemci, HTC BlinkFeed ve Video Önizleme özelliklerini içeriyor. Kullanıcılar, Desire 500 ile, otomatik olarak üretilen nefes kesici görsellikteki 30 saniyelik gösteriler oluşturabiliyor ve bu özel anlarını da paylaşarak unutulmaz kılıyor. Sunulduğu Siyah ve Buz Mavisi renkleri de HTC Desire 500’e şık ve sofistike bir görünüm kazandırıyor.HTC Corporation CEO’su Peter Chou: “Desire ürün yelpazesi, adını üst düzey mobil deneyimini kitle pazarına taşıması ile duyurdu. Desire 500 de farklı değil. HTC Desire 500 daima hareket halinde olan insanlar için mükemmel bir mobil telefon. Cihaz, güçlü çoklu görevleriyle, önemli ve ilginç bilgilerin canlı olarak aktarımına imkan veriyor ve cihazın bu önemli anlara hayat veren mükemmel bir kamerası da bulunuyor.” dedi.Cep telefonu merceğinden hayatınızı yakalayın Desire 500’ün HTC ImageChip işlemcisi ile birlikte göz kamaştırıcı fotoğraflar ve HD videolar çekerek, 8MP kamerası ile her anı çekin ve paylaşın. 1,6 MP ön kamerası ile de yüksek kaliteli otoportrelerin oluşturulmasını kolaylaştırın. Yüz ve gülüş tanıma ile mükemmel gülümsemeyi yakalayın. Çektiklerinizi yaratıcı filtreler ile değiştirin ve onları favori sosyal paylaşım sitelerinde aileniz, arkadaşlarınız ve takipçileriniz ile hemen paylaşın – üstelik bunların hiçbiri için bilgisayarınıza bağlanmanıza gerek yok.Özel anları paylaşma şeklinizi sonsuza dek değiştiren, yaşayan, nefes alan galeride fotoğraflarınıza hayat vererek hiçbir profesyonel düzenleme yazılımı veya becerisine gerek olmaksızın Video Önizlemeleri ile otomatik olarak üretilen nefes kesici görsellikteki 30 saniyelik gösteriler ile özel anlarınızı paylaşın. Videolarınızı herkesin tadını çıkarması için çevrimiçinde paylaşmadan önce tek yapmanız gereken, önceden yüklenmiş temalar veya kendi kişisel müzik kütüphanenizden kendi şarkınızı seçmek. Hiç çaba harcamaksızın mükemmel bir sonuç almanızı sağlamak için, profesyonel müzik editörleri ile birlikte yapılan çalışmalar sayesinde her temada görüntüler arasındaki geçişleri tempoya göre özel olarak zamanlandırın.En sevdiğiniz içeriklerin tümü tek bir ekran üzerindeHTC Desire 500, HTC’nin büyük beğeni toplayan BlinkFeed özelliğini Desire ürün yelpazesine de taşıyor. Ana ekranı kişiselleştirilebilen bir canlı bilgi akışına dönüştüren HTC BlinkFeed, nefes kesen 4,3 inç ekran üzerinde gösteriliyor. BlinkFeed, sosyal bilgi ve haber akışlarını bir araya toplayarak tek bir ana ekranda size sunuyor.Yerel ve küresel içerikten faydalanan BlinkFeed, aralarında AOL, ESPN, MTV, The Financial Times ve Reuters’in de bulunduğu dünyanın önde gelen medya şirketlerinden günde 10.000’i aşkın yayın ile en güncel içerikleri bir araya getiriyor.En yoğun yaşam tarzlarına ayak uyduran akıllı telefon performansı Sahip olduğu dört çekirdekli 1,2 GHz işlemci ile yüksek hızlı çoklu görev, internette süper hızlı gezinme ve hareket halindeyken grafik yoğunluklu oyun imkanı sunan HTC Desire 500, 64GB’ye kadar microSD kart desteğiyle de en önemli fotoğraf, video, uygulama ve oyunlarınız için gerekli alana her zaman sahip olmanızı sağlıyor.HTC Desire 500 Eylul 2013 tarihi itibariyla Turkiye’de operator ve tum diger HTC satis noktalarinda satışa sunulacak.
Zaman
Ana Sayfa
08.08.2013
HTC’ninyenigözdesiDesire500HTC’nin yeni gözdesi Desire 500
Meclis, Dersim’in kayıp kızlarını ABD’de arayacak
Zaman
16.07.2013
02:00
TBMM Dilekçe Komisyonu bünyesinde kurulan Dersim Alt Komisyonu, 1938 yılındaki kanlı olaylar sonrasında kaybolan binlerce kız çocuğundan ikisinin izine ABD’de rastladı.Yapılan araştırmada, kızlardan Şemsi ve Sakine’yi himayesi altına alan Yarbay Münip Kemal Yılmaztürk’ün ailesinin ABD’de yaşadığı tespit edildi. Dışişleri Bakanlığı’na yazı yazan komisyon, Yılmaztürk’ün ailesi ve varsa Şemsi ile Sakine hakkında bilgi istedi.Dersim olaylarının canlı tanıklarından olan Erdal Karakoç’un başvurusu komisyonun çalışmalarının ABD’ye uzanmasına yol açtı. İlk başvurusunu 26 Nisan 2012 tarihinde yaptığını ve Komisyon’un olayların canlı tanıkları arasında kendisini de dinlediğini belirten Karakoç, Hozat Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma sonucunda ablaları Şemsi ve Sakine’nin o dönem yarbay olan Münip Kemal Yılmaztürk’ün himayesinde olduğunun anlaşıldığını belirtti. Yarbayın 1943’te öldüğü tespit edildi. Oğlu Oğuz Bülent Yılmaztürk’ün nüfus kayıtlarından ABD’de yaşadığı belirlendi. Komisyon, ilk iş olarak Dışişleri Bakanlığı ile temasa geçti. Bakanlığa yazılan yazıda, şu ifadelere yer verildi: “Dersim araştırması çalışmalarına esas olmak üzere, bir sureti ekte sunulan dilekçe konusu iddiaların doğruluğunu teyit etmek amacıyla sözü edilen kişilerin bakanlığınızın ilgili birimleri aracılığıyla büyükelçilik veya konsoloslukların (Washington D.C. Chicago vb.) arşivlerinde gerekli araştırma ve inceleme yapmak, adı geçen kişilerin iletişime geçilmesini ve görüşme neticesinin, konuya ilişkin tespit edilecek bilgi ve belgelerin (vatandaşlık durumları, fotoğraflar, adresler, telefonlar ve diğer iletişim bilgileri vb.) birer suretinin Komisyon’umuza ivedilikle gönderilmesi.”Dilekçe Komisyonu Başkanı Mehmet Daniş, kayıp kızlarla ilgili ABD’den birilerine ulaşmaya çalıştıklarını belirterek, kayıp kızların akıbetinin öğrenilmesi noktasında umutlu olduklarını söyledi. Daniş, “Dersim konusu ağır bir dosya ama Türkiye’nin bugün yüzleşmesi lazım. Biz sadece kapağını açtık, belgeleri topladık. Toplum vicdanını rahatlatmak gerekir. Türkiye’nin yüzleşmesi gereken yakın tarihteki en önemli olay bu. Araştırılır gerçekler ortaya konursa, bu diğer konular için bir başlangıç, yol olur.” diye konuştu.
Zaman
En Çok Okunan
16.07.2013
MeclisDersim’inkayıpkızlarınıABD’dearayacakMeclis Dersim’in kayıp kızlarını ABD’de arayacak
Meclis, Dersim’in kayıp kızlarını ABD’de arayacak
Zaman
16.07.2013
01:54
TBMM Dilekçe Komisyonu bünyesinde kurulan Dersim Alt Komisyonu, 1938 yılındaki kanlı olaylar sonrasında kaybolan binlerce kız çocuğundan ikisinin izine ABD’de rastladı.Yapılan araştırmada, kızlardan Şemsi ve Sakine’yi himayesi altına alan Yarbay Münip Kemal Yılmaztürk’ün ailesinin ABD’de yaşadığı tespit edildi. Dışişleri Bakanlığı’na yazı yazan komisyon, Yılmaztürk’ün ailesi ve varsa Şemsi ile Sakine hakkında bilgi istedi.Dersim olaylarının canlı tanıklarından olan Erdal Karakoç’un başvurusu komisyonun çalışmalarının ABD’ye uzanmasına yol açtı. İlk başvurusunu 26 Nisan 2012 tarihinde yaptığını ve Komisyon’un olayların canlı tanıkları arasında kendisini de dinlediğini belirten Karakoç, Hozat Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma sonucunda ablaları Şemsi ve Sakine’nin o dönem yarbay olan Münip Kemal Yılmaztürk’ün himayesinde olduğunun anlaşıldığını belirtti. Yarbayın 1943’te öldüğü tespit edildi. Oğlu Oğuz Bülent Yılmaztürk’ün nüfus kayıtlarından ABD’de yaşadığı belirlendi. Komisyon, ilk iş olarak Dışişleri Bakanlığı ile temasa geçti. Bakanlığa yazılan yazıda, şu ifadelere yer verildi: “Dersim araştırması çalışmalarına esas olmak üzere, bir sureti ekte sunulan dilekçe konusu iddiaların doğruluğunu teyit etmek amacıyla sözü edilen kişilerin bakanlığınızın ilgili birimleri aracılığıyla büyükelçilik veya konsoloslukların (Washington D.C. Chicago vb.) arşivlerinde gerekli araştırma ve inceleme yapmak, adı geçen kişilerin iletişime geçilmesini ve görüşme neticesinin, konuya ilişkin tespit edilecek bilgi ve belgelerin (vatandaşlık durumları, fotoğraflar, adresler, telefonlar ve diğer iletişim bilgileri vb.) birer suretinin Komisyon’umuza ivedilikle gönderilmesi.”Dilekçe Komisyonu Başkanı Mehmet Daniş, kayıp kızlarla ilgili ABD’den birilerine ulaşmaya çalıştıklarını belirterek, kayıp kızların akıbetinin öğrenilmesi noktasında umutlu olduklarını söyledi. Daniş, “Dersim konusu ağır bir dosya ama Türkiye’nin bugün yüzleşmesi lazım. Biz sadece kapağını açtık, belgeleri topladık. Toplum vicdanını rahatlatmak gerekir. Türkiye’nin yüzleşmesi gereken yakın tarihteki en önemli olay bu. Araştırılır gerçekler ortaya konursa, bu diğer konular için bir başlangıç, yol olur.” diye konuştu.
Zaman
Politika
16.07.2013
MeclisDersim’inkayıpkızlarınıABD’dearayacakMeclis Dersim’in kayıp kızlarını ABD’de arayacak
Meclis, Dersim’in kayıp kızlarını ABD’de arayacak
Zaman
16.07.2013
01:54
TBMM Dilekçe Komisyonu bünyesinde kurulan Dersim Alt Komisyonu, 1938 yılındaki kanlı olaylar sonrasında kaybolan binlerce kız çocuğundan ikisinin izine ABD’de rastladı.Yapılan araştırmada, kızlardan Şemsi ve Sakine’yi himayesi altına alan Yarbay Münip Kemal Yılmaztürk’ün ailesinin ABD’de yaşadığı tespit edildi. Dışişleri Bakanlığı’na yazı yazan komisyon, Yılmaztürk’ün ailesi ve varsa Şemsi ile Sakine hakkında bilgi istedi.Dersim olaylarının canlı tanıklarından olan Erdal Karakoç’un başvurusu komisyonun çalışmalarının ABD’ye uzanmasına yol açtı. İlk başvurusunu 26 Nisan 2012 tarihinde yaptığını ve Komisyon’un olayların canlı tanıkları arasında kendisini de dinlediğini belirten Karakoç, Hozat Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma sonucunda ablaları Şemsi ve Sakine’nin o dönem yarbay olan Münip Kemal Yılmaztürk’ün himayesinde olduğunun anlaşıldığını belirtti. Yarbayın 1943’te öldüğü tespit edildi. Oğlu Oğuz Bülent Yılmaztürk’ün nüfus kayıtlarından ABD’de yaşadığı belirlendi. Komisyon, ilk iş olarak Dışişleri Bakanlığı ile temasa geçti. Bakanlığa yazılan yazıda, şu ifadelere yer verildi: “Dersim araştırması çalışmalarına esas olmak üzere, bir sureti ekte sunulan dilekçe konusu iddiaların doğruluğunu teyit etmek amacıyla sözü edilen kişilerin bakanlığınızın ilgili birimleri aracılığıyla büyükelçilik veya konsoloslukların (Washington D.C. Chicago vb.) arşivlerinde gerekli araştırma ve inceleme yapmak, adı geçen kişilerin iletişime geçilmesini ve görüşme neticesinin, konuya ilişkin tespit edilecek bilgi ve belgelerin (vatandaşlık durumları, fotoğraflar, adresler, telefonlar ve diğer iletişim bilgileri vb.) birer suretinin Komisyon’umuza ivedilikle gönderilmesi.”Dilekçe Komisyonu Başkanı Mehmet Daniş, kayıp kızlarla ilgili ABD’den birilerine ulaşmaya çalıştıklarını belirterek, kayıp kızların akıbetinin öğrenilmesi noktasında umutlu olduklarını söyledi. Daniş, “Dersim konusu ağır bir dosya ama Türkiye’nin bugün yüzleşmesi lazım. Biz sadece kapağını açtık, belgeleri topladık. Toplum vicdanını rahatlatmak gerekir. Türkiye’nin yüzleşmesi gereken yakın tarihteki en önemli olay bu. Araştırılır gerçekler ortaya konursa, bu diğer konular için bir başlangıç, yol olur.” diye konuştu.
Zaman
Ana Sayfa
16.07.2013
MeclisDersim’inkayıpkızlarınıABD’dearayacakMeclis Dersim’in kayıp kızlarını ABD’de arayacak
Gezi’den geriye kalanlar
Zaman
23.06.2013
01:53
Taksim Gezi Parkı’ndaki ağaçların sökülüp yerine AVM yapılacağı tartışmasıyla başladı her şey. 19 gün boyunca devam eden eylemler polis müdahalesiyle sona erdirildi. Geriye birçok yalan haber, milyonlarca tweet, bol miktarda mizah kaldı. İşte Gezi olaylarının özeti…Her şey 27 Mayıs günü bir grup çevrecinin Taksim’de eylem yapmasıyla başladı. Eylemin 19. gününde polis müdahalesiyle grup dağıtıldı. Tabii bu 19 gün hiç kolay geçmedi. Adeta tüm dünyanın gözünün İstanbul’da olduğu bu süreçte Türkiye birçok tecrübe edindi. Yeni kavramlar literatürümüze girdi, ülkenin yeni aktörleriyle tanıştık, üst üste paylaşılan yalan haberlerin toplumu nasıl galeyana getirdiğini öğrendik. Kimine göre dünyadaki itibarımız zedelendi, kimine göreyse tüm dünya Türk gençlerinin istediğinde neler yapabileceğine şahit oldu. Her ne kadar ilk bir-iki günde eylemi gerçekleştirenler çevreci gruplar olsa da iş ilerleyen günlerde hükümet karşıtı eyleme döndü ve şirazeden çıktı. Onlarca yaralı, gözaltı, tutuklama oldu ve dört kişi hayatını kaybetti. Sosyal medyada mizahi söylemlerin yanı sıra ağza alınmayacak küfürlere de tanıklık ettik. Her zaman dış güçlerin ya da PKK’nın ülkeyi karıştıracağından söz edilse de kendi kendimize ülkenin huzurunu bozacağımıza şahit olduk. Gezi Parkı’nın sosyal karnesiSosyal medyanın gücü yadsınamaz ancak Taksim olaylarında bu hal adeta tırmanışa geçti. 19 günlük süreçte sosyal medya olmasaydı belki de olaylar bu denli provoke edilmeyecekti. Haber kanalları özellikle ilk günlerde canlı yayın bağlantısı vermezken Twitter’da anbean bilgi geçiliyordu. Bu bilgilerin bazıları doğru değildi ve ışık hızıyla yayılıyordu. Eylemlerin başladığından bu yana 143 milyon 795 bin tweet atıldı. İçerik paylaşan ve mesaj yazan kullanıcılarda da artış oldu. 29 Mayıs’ta 1 milyon 800 binlerdeki aktif Türk kullanıcı sayısı, 10 Haziran’da 9 buçuk milyon kişiyi geçti.Panzerle ezilen genç resmi, yaralanan kişilere müdahalede bulunan doktorların gözaltına alınması, molotof bombası atan ve maytaplı saldırıya katılan sivil polis görüntüleri halkı galeyana getiren yalan haberlerden sadece birkaçıydı. Başbakan Erdoğan’ın bir konuşmasında ‘Twitter denilen bir baş belası var’ cümlesinden sonra Twitter yasaklandı/yasaklanacak gibi tartışmalar çıktı. Toplumsal olaylarda bazı ülkeler yasak uygulamıyor değil. Mesela İngiltere G-8 protestoları nedeniyle Twitter’a blokaj uyguluyor. Eylemcilerin tweetleri yüklenmiyor, sadece çatışmalardan önceki mesajlar görülüyor.Tweet bombardımanına tutulduğumuz olaylarda yeni yüzler tanıdık ve literatüre yeni kavramlar yerleşti. İşte Gezi olaylarından geride kalanlar…Öne çıkan yüzlerHemen her miting, protesto, eylemde olduğu gibi Gezi Parkı’nda da öne çıkan yüzler vardı elbette. Kimileri gerçekten direnişe çevre sevgisiyle başladı, kimileri fırsattan istifade etti, kimileri de hasbelkader konuşulur oldu. Bu isimlerden ilk akla gelen “Mustafa Keser’in askerleriyiz” sloganlarıyla adı duvarları süsleyen Mustafa Keser’di. Tamamen mizah içerikli bu demokratik tepki, direnişin en iyi sloganlarındandı. Sinirleri yatıştırdığı da muhakkaktı. Gezinin diğer öne çıkan yüzü Oyuncular Sendikası Genel Başkanı Memet Ali Alabora’ydı. Eylemin ilk günlerinde attığı ‘Mesele sadece Gezi Parkı değil arkadaş, sen hâlâ anlamadın mı? Hadi gel.’ tweeti epey konuşuldu. Oyuncu Levent Üzümcü’nün TV’lerde boy boy yaptığı açıklamalar da olayın baş aktörlerinden olduğunun göstergesiydi. Gezi’nin simgesi haline gelen ‘kırmızı elbiseli kadın’ı da unutmamak gerek. Polis müdahalesi sırasında biber gazına maruz kalan Ceyda Sungur, kendini savunmak için dahi şiddete başvurmamıştı.CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün de unvanından habersizmişçesine birçok tweet attı. Polisin suç işlediğini ve terör örgütü gibi davrandığını iddia etti. Adana’da Gezi Parkı göstericilerine müdahale etmek için görev aldığı sırada köprü inşaatından düşen komiser Mustafa Sarı’nın şehit olmasının ardından attığı şu tweet karşısındaysa herkes şaşkınlık yaşadı: “Reyhanlı’nın intikamı alındı.” Aygün’ün öfkesinden BDP lideri Selahattin Demirtaş bile nasibi aldı. Demirtaş’a twitterdan ‘Sen İslam Bayrağı altına, biz Kızılbaş Bayrağı altına!’ diye seslendi.Eylemin ilk gününden beri yaptığı yorumlarla konuşulan diğer bir isim de İhsan Eliaçık’tı. Birçok yalan haber ve fotoğraf paylaştı, ‘bu fotoğraflar eski, provokatörsün’ tepkileri üzerine bazı tweetlerini sildi. “Namaz bir ibadet değil, ritüeldir” demesine rağmen Taksim Meydanı’nda arka arkaya iki hafta cuma namazı kıldırdı.Sapanla polise demir bilye atarken objektiflere takılan 53 yaşındaki beyaz saçlı ‘sapanlı teyze’ d
Zaman
Ana Sayfa
23.06.2013
Gezi’dengeriyekalanlarGezi’den geriye kalanlar
Yemek içinden ‘ekmek’ çıktı
Zaman
16.06.2013
01:53
Tane tane ve pırıl pırıl parlayan pilav ya da görüntüsüyle iştah katsayınızı bir anda ikiye katlayan pasta… Nasıl oluyor da bu kadar canlı ve güzel görünebiliyorlar? ‘Tarifine adım adım sadık kaldım ama benimki neden olmuyor!’ diye üzülmeyin. Zira işin sanatkarları yiyecekleri o hale getirmek için kırk takla atıyor.Gurmeliğe ve mutfak sanatlarına ilginin artması yeni meslek dallarının ortaya çıkmasına neden oluyor. Son yılların yıldızı parlayan mesleklerinden yemek stilistliği ve fotoğrafçılığı buna güzel örnek. Hem göze hem bilinçaltına etki eden fotoğraflar satış oranlarını etkilediğinden gıda firmaları kampanyalarında yemek fotoğrafçıları ve stilistleriyle çalışıyor artık.Tadından habersiz olsanız da özenle çekilmiş bir pasta, makarna ya da dondurma fotoğrafını gördüğünüzde kaçınız karşı koyabilir ya da şimdi olsa yemezdim diyebilir? Peki, iştah kabartıcı bu fotoğrafları çeken fotoğrafçılar ve yemekleri çekime hazırlayan stilistler yiyecekleri nasıl oluyor da bu kadar güzel gösterebiliyor? Bu iki meslek dalını sektörün aranan isimlerine sorduk.Yemek fotoğrafçılığı ve stilistliği aslında yeni ortaya çıkmış meslekler değil. Dünyayla aynı olmasa da Türkiye’de de uzun yıllardır yapılıyor. Ancak mesleğin bu kadar popülerleşmesi son birkaç yıla denk geliyor. Görüştüğümüz yemek stilistleri ve fotoğrafçıları mesleklerinin son dönemde yükselişi konusunda ortak görüş beyan ediyor: Gıda firmalarının satışlarını artırmak amaçlı görselliğe daha çok önem vermesi dolayısıyla bu işi icra eden profesyonellere olan ihtiyacın hasıl olması, dünyada ve Türkiye’de gastronomiye ilginin artması ve yapılan işlerin sosyal medyada paylaşılması.Yemek fotoğrafçılarının çoğu öncesinde foto muhabirliği yapıyormuş. Yemek fotoğrafçılığına başladıktan sonra farklı alanlarda çekim yapmayı bırakıp yalnızca bu alana odaklanmışlar. Örneğin profesyonel fotoğraf hayatına 1997 yılında başlayan Mehmet Ateş uzun süre farklı dergilerde stil ve dekorasyon fotoğraflarından sonra yemek sayfalarını çekmeye başlamış. Sonrasında Food and Travel ve La Cucina Italiana dergisi için çalışmış. Son üç yıldır sadece yemek fotoğrafları çeken Ateş, bir yandan La Cucina Italiana dergisinin fotoğraf editörlüğünü yaparken diğer yandan kendi mutfak/stüdyosunda serbest yemek fotoğrafçılığı yapıyor. Yemek fotoğrafçılarının yemekten anlaması gerekir mi sorusuna Ateş, “Fotoğrafçı olmanız tek başına yeterli değil. Yemeği ve yemek kültürünü de iyi tanımak gerekiyor.” diyor. Yemekle önceden de ilgisi olduğunu belirtiyor ancak bu alana geçiş yaptıktan sonra damak tadının bir hayli geliştiğini itiraf ediyor.Erkin Ön’ün yemek fotoğrafçılığına geçiş hikayesi de Mehmet Ateş’inkinden pek farklı değil. Uzun yıllar çeşitli basın kuruluşları ve ajanslar için ağırlıklı olarak portre, mekan ve stil-life tarzı çekimler yaptıktan sonra Sofra dergisi ile çalışmaya başlar ve bir süre sonra tamamen bu alana yoğunlaşır.Yemek stilistlerinin ise meslekle tanışma hikayelerine geçmeden önce bu mesleği biraz anlatmakta fayda var. Zira son dönemde bu ismi sıkça duysak da stilistlerin ne yaptıkları hakkında pek de malumatımız yok. Yemek stilistliği Londra’da doğmuş ve gelişmiş bir meslek dalı. Kısaca ifade edecek olursak yemek stilistleri yapılan yemeklerin daha iştah açıcı ve ilgi çekici olmalarını sağlayan kişiler olarak tanımlanabilir. Yemeğin pişmenin etkisiyle oluşan görüntüsünü düzeltir ve yemeği pişmeden sunuma kadar her aşamasına müdahale ederek kameranın yiyecekleri canlı ve iştah açıcı göstermesini sağlarlar. Tabiri caizse ağzınızın sulanmasına neden olan bir yemek fotoğrafını o hale getirmek için bir tek takla atmadıkları kalır. Çekim öncesi sebzeleri tek tek yerleştirir, gerekirse zımbalar hatta daha canlı gözükmesi için boya ya da sprey kullanırlar. Bu anlamda yemek fotoğrafçılarının en büyük destekçileri olduğu söylenebilir. Bu yüzden televizyonda ya da basılı mecmualarda gördüğünüz pırıl pırıl parlayan bir yemeği pişirdiğinizde neden aynı sonucu alamıyorum diye dertlenmeyin.Stilist ve fotoğrafçının uyumu önemliFood Designing kitabının fotoğrafçısı Inga Knölke, “Yemek tasarımcısı yemekle çalışan ancak yemek pişirme konusunda en ufak bir fikri dahi olmayan kişidir.” dese de Türkiye’de (istisnalar olmakla birlikte) yemek stilistlerinin geneli mutfağa uzun yıllar emek vermiş şeflerden oluşuyor. Ancak hepsi yemek yapmadan ya da aşçı olmadan da yemek stilisti olunabileceği kanısında. Tek koşul yemekle ilgili altyapının olması. Yemek stilistlerinde aranan en önemli özellik ise üreticilik ve sanatçı ruha sahip olunması.Uzun süre Türkiye’nin önde gelen otellerinde Executive şeflik yapan Mesut Erdoğan 10 yıldır yemek danışmanlığı ve stilistliği yapıyor. Stilistliğe geçişi gurme yazar Tuğrul Şavkay ve Osman Serim ile Afiyetle dergisi için çalışmaya başlamasıyla olmuş. Haya
Zaman
Ana Sayfa
16.06.2013
Yemekiçinden‘ekmek’çıktıYemek içinden ‘ekmek’ çıktı
Başbakan olayların sebebini açıkladı
Zaman
03.06.2013
00:12
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Taksim Gezi Parkında yaşanan olaylarla ilgili Habertürk televizyonunda açıklamalarda bulundu.Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Habertürk, Show TV ve Bloomberg TVden ortak canlı yayınlananTeke Tek Özelde Fatih Altaylının sorularını yanıtladı.İşte Başbakanın konuşmasından notlar:- Ceylan Otel yapılırken eylemcilerin nerede olduğunu soran Erdoğan, Hiltonun önündeki parkla ilgili benim verdiğim kavgayı herhalde takip etmişsinizdir. Orayı bizden alıp vereceklerdi. O ilçenin sınırlarının içinde olduğu belediye yeşil ışık yaktı.- Mesela, Koç Üniversitesinin olduğu yer. Dört dörtlük bir ormandı. On yaş ve üzeri ormandı. Burasıyla ilgili benim savaşım var. Ben o zaman yalnız kaldım, ben o zaman yalnız kaldım. O zaman o üniversiteyi yapamazlardı. Ben cezaevindeyken dönemin cumhurbaşkanı bunu engellemek isteyenler şimdi nerede dedi. Biz davayı devam ettirdik, sonunda devlet kazandı. Şu anda burası bizde. Alacağımız ücretin mahkemesi sürüyor.- Şu anda elimde benim bir metin var. Bu metin bu üniversitenin rektör tarafından gönderilmiş bir metin. Değerli öğrenciler şehirdeki olağanüstü durum itibariyle, sınavlara katılamayacak bütün öğrenciler, sağlık raporu getirmeksizin, önümüzdeki günlerde telafi sınavı alabileceklerdir isim ve rektör. Zekeriyaköy nere, Taksim nere? Bu okul öğrencilerinin büyük kısmı yatılı. Bu yazıdan farklı şeyler algılıyorum. Aynı şeyi ODTÜde, Hacettepede de gördük. Üniversite yönetimlerinin de öğrencilere hakim olamayışları noktasında ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Ben açıklama yaptım ne dedim? Polis burada biber gazı kullanmak suretiyle aşırı gitmiştir. Diyelim ki dün polis bunların hiç birini yapmadılar. Ne yaptılar? Polisin aracını falan yaktılar şeklinde konuştu. :- Bir demokrasi mücadelesiyle sandıkta verilir Meydanları yakıp yıkarak mücadele verilmez.- Polis biber gazı sıkarak olaylarda aşırı gitmiştir.10 TANE TAŞINAN 2 TANE DE KESİLEN AĞAÇ VARErdoğan, Gezi Parkındaki olaylara ilişkin orada 10 tane sökülen ve taşınan, 2 tane de kesilen ağaç olduğunu belirterek, Burada Topçu Kışlası vardı. Mimarisi çok farklı ve güzel bir mimariydi. Taksim Gezi Parkı ile ilgili çalışmalar benim önüme geldi belediye başkanlığı dönemimde. Baktım ki merkezi yönetim bana destek vermiyor, o işten vazgeçtim. Başbakan olduktan sonra tekrar gündeme getirdim. Baktım ki nefis olacak bunu yaparsak. Hem orada yeşili ve tarihi yeniden kazanırız ve yayalaştırmayı yapacağız. Ona başladık. Bir başka hedef de AKMyi yıkmak. Yan taraftaki ve arka taraftaki boşluğu da katarak çok büyük bir kültür merkezi yapmayı düşünüyoruz. Bu tarihi eserin zaten aslı var. Bunun nasıl yapılacağını sormanın gereği yok. CHP tarafından yerle yeksan edilmiş bir eseri biz yeniden kazandırıyoruz dedi.ASIL SEBEP GEZİ PARKI DEĞİL- Taksimde aslında meselenin AVM ve Gezi Parkı olmadığını dile getiren Erdoğan, Bir İstinye Park gibi bir şey oraya yapılabilir mi? Şehir Müzesi olayını telaffuz ettik biz diye konuştu.İstanbulda bir şehir müzesi olmadığını belirten Erdoğan, Bunun dışında biz bir büyük bir milli kütüphane de düşünüyoruz. Rami Kışlası, milli kütüphane olacak. Şimdi bunlar buna da kıyamet koparır. Zaten şu anda Rami Kışlası diye bir şey kalmamış dedi.MHP, BDP BULAŞMADI, CHP YANLIZ KALDI- Bu işi körükleyenlerin arasında onları görüyoruz. Bütün olumsuzluklarına rağmen MHP bu işin ilerisine bulaşmadı. BDP de bu işin içerisine bulaşmadı. CHP ortada yanlız kaldı. Önümde bazı resimler var. Bunlar yakılıp yıkılan bazı araçlar, belediye otobüsleri. Burada aşırı uçlar var. Projede CHP’nin onayı var.24 SAATLİK HASAR BİLANÇOSU- Hasarlara bakıyoruz resmi rakamlar bunlar 1 Haziran 2013 tarihinden itibaren, 2 Haziran 2013 saat 11.00e kadar gerçekleşen olaylarda, 89 polis aracı, 42 özel araç, 4 otobüs, 18 belediye aracı, 4 bize ait bina, 94 iş yeri, 1 konut, 1 polis merkezi, çok sayıda otobüs durağı yakılıp yıkıldı. Gazetelerin araçları yıkıldı. Neyin karşılığı bu. Sizin seçim haklarınız mı elinizden alındı. Neden acaba. Bunun cevabını sizler bulabildiniz mi?TEKEL İŞÇİLERİNDE DE YAŞADIK- Her ülkenin kendine ait kültürel yapısı var. İnsanın da genlerinde olan bazı yaklaşım tarzları var. Bizde bu tür bazı gruplar belli yerlere yerleştiklerinde oradan çıkmayı bilmeye bilirler. Terörize edebilirler. Tekel işçileri meselesinde yaşadık. Aylarca yemek içme konusunda destek verelim dedik. Tüm bunlara rağmen aylardır sorun çözüme kavuşmadı. Tekliflerimiz oldu. Yasal düzenlemelerimiz vardı. Burada da atılan adımlar vardı. Onların yaklaşım tarzına cevap veremeyecek tarzda değildi. Doğru samimi yaklaşımlardı. Şimdi Twitter denen bir bela var. Yalanın daniskası burada. Sosyal medya denilen şey toplumun baş belasıdır. Bu denli yalanlar. Ağaçlarda sallandıracaklar. 100 tane islamcı Taksimde kaleşnikofla saldırıyor. Toplum bu şekilde terörize edildi.PHOTOSHOPLU FOTOĞRAFLAR
Zaman
En Çok Okunan
03.06.2013
BaşbakanolaylarınsebebiniaçıkladıBaşbakan olayların sebebini açıkladı
Sosyal medya asılsız haber dolu
Zaman
01.06.2013
18:58
Taksim Gezi Parkının yıkılması ile başlayan protestolar en çok sosyal medyada yankı buldu. Ancak samimi seslerin arasına provokasyonlar da karıştı. Taksimdeki olaylarda marjinal gruplar şiddetin dozunu arttırmak için sosyal medyadan bazı asılsız haberler ve fotoğraflar yayınladı.Açılan sahte hesaplardan yanlış bilgiler paylaşıldı. Bu sahte hesaplar için de özellikle sosyal medyada etkinliğiyle bilinen ünlülerin isimleri kullanıldı. Okan Bayülgen, Bruce Willis de bunlar arasında. Twitter gibi sosyal paylaşım sitelerindeki yanlış haberleri bazı televizyon kanalları duyarsızca ve gerçekliğini doğrulamadan canlı yayınlarında izleyiciyle paylaştı. Sosyal medyada yer alan yanlış haberlerin yanı sıra küfür ve hakaret içeren ifadeler, üslup bozukluğu ve darbe çağrıları durumu protestodan çıkarıp, provokatif bir eyleme dönüştürdü.Türk polisi olarak gösterilen bu fotoğraftaki polislerin sırtındaki policia yazısı çok net olmasa da görülüyor.ÖLÜ VAR PROPAGANDASI YAPILIYOR, BAŞKA OLAYLARA AİT FOTOĞRAFLAR GERÇEKMİŞ GİBİ PAYLAŞILIYORSosyal medyada artık görmeye alışık olduğumuz yalan haber furyası Gezi Parkı olayında da kendini gösterdi. Ölü ve yaralı sayısına ait yanlış bilgilerden çeşitli kişi ve kurumlar adına yapılmış asılsız açıklamalara kadar birçok bilgi kirliliği insanların samimiyetini sömürmeye devam ediyor. Örneğin, polisi köpeğe biber gazı sıkarken gösteren bir fotoğraf, aslında yabancı bir ülkeden. Yine birkaç sene önce deniz kazasında pervaneye sıkışmış bir adamın kanlar içindeki hali, panzerler tarafından ezilmiş şeklinde lanse ediliyor.‘Ak Parti İzmir binası yanıyor, Bülent Arınçın oğluna AVM, gaz yiyen çocuğun lensi eridi gibi asılsız haberler sosyal medyada bilgi kirliliğine neden oldu. Provokasyona tepki gösterenlerin paylaştığı yazı ve fotoğraflarda da çarpıtma mevcut. Halkın dükkanlara saldırdığını gösteren karelerin de birkaç sene önceki IMF protestolarından olduğu ortaya çıktı.Sabah saatlerinde eylemci çoğunluk köprüyü geçti mesajıyla paylaşılan ve eylemcilerin ne kadar çok olduğunun anlatılmak istendiği fotoğraf. Ancak bu fotoğraf, Avrasya Maratonunda çekilmiş fotoğrafBazı kimseler ise sabah saatlerinde polisin Taksimde jammerlarla iletişimi kestiği iddiası ile sosyal medyada yankı bulmaya çalıştı. Aynı şekilde yayılan bir diğer asılsız haber ise İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkının görevden alınması oldu. Oysa sosyal medyada bu haberler yer alırken Çapkın vali Hüseyin Avni Mutlu ile bir basın açıklaması yaptı.Bazı twitter kullanıcıları ise çevre olayına tepkinin başka bir hal aldığını belirterek protestocuları uyardı. “İç savaş istemiyoruz,provakasyona gelmeyelim.Gezi parkına bina istemiyoruz sadece yeşillik gölgelik alan istiyoruz.” şeklinde tweetler atıldı.Rakamlarla twetterNormalde Türkiyede günde 9-11 milyon arasında tweet atılıyor. Taksimdeki olayların şiddetlendiği 31 Mayısta ise 15 milyon 247 bin tweet atıldı. Sosyal Medya Takip Sistemi Kurucusu Yasin Kesen, bu tweetlerin 5 milyonunun Gezi Parkı ve sonrasında başlatılan kampanya ve provokasyonlarla ilgili olduğunu belirtti. 31 Mayıs tarihinde ‘geziparkı, Taksim veya Gezi Parkı kelimelerini kullanılarak 558 bin 535 kişi 3 milyon773 bin 730 tweet attı. 1 Haziranda saat 11:45 itibariyle 518 bin 492 kişi aynı kelimeleri kullanarak 2 milyon 423 bin 487 tweet attı. Kesen, “Tahmin ediyorum ki Taksim olaylarıyla ilgili bugün sonunda atılan tweet sayısı 10 milyonu geçecektir.” diyerek tweetlerin artacağını vurguladı.
Zaman
En Çok Okunan
01.06.2013
SosyalmedyaasılsızhaberdoluSosyal medya asılsız haber dolu
Sosyal medya asılsız haber dolu
Zaman
01.06.2013
15:39
Taksim Gezi Parkının yıkılması ile başlayan protestolar en çok sosyal medyada yankı buldu. Ancak samimi seslerin arasına provokasyonlar da karıştı. Taksimdeki olaylarda marjinal gruplar şiddetin dozunu arttırmak için sosyal medyadan bazı asılsız haberler ve fotoğraflar yayınladı.Açılan sahte hesaplardan yanlış bilgiler paylaşıldı. Bu sahte hesaplar için de özellikle sosyal medyada etkinliğiyle bilinen ünlülerin isimleri kullanıldı. Okan Bayülgen, Bruce Willis de bunlar arasında. Twitter gibi sosyal paylaşım sitelerindeki yanlış haberleri bazı televizyon kanalları duyarsızca ve gerçekliğini doğrulamadan canlı yayınlarında izleyiciyle paylaştı. Sosyal medyada yer alan yanlış haberlerin yanı sıra küfür ve hakaret içeren ifadeler, üslup bozukluğu ve darbe çağrıları durumu protestodan çıkarıp, provokatif bir eyleme dönüştürdü.ÖLÜ VAR PROPAGANDASI YAPILIYOR, BAŞKA OLAYLARA AİT FOTOĞRAFLAR GEREÇKMİŞ GİBİ PAYLAŞILIYORSosyal medyada artık görmeye alışık olduğumuz yalan haber furyası Gezi Parkı olayında da kendini gösterdi. Ölü ve yaralı sayısına ait yanlış bilgilerden çeşitli kişi ve kurumlar adına yapılmış asılsız açıklamalara kadar birçok bilgi kirliliği insanların samimiyetini sömürmeye devam ediyor. Örneğin, polisi köpeğe biber gazı sıkarken gösteren bir fotoğraf, aslında yabancı bir ülkeden. Yine birkaç sene önce deniz kazasında pervaneye sıkışmış bir adamın kanlar içindeki hali, panzerler tarafından ezilmiş şeklinde lanse ediliyor.‘Ak Parti İzmir binası yanıyor, Bülent Arınçın oğluna AVM, gaz yiyen çocuğun lensi eridi gibi asılsız haberler sosyal medyada bilgi kirliliğine neden oldu. Provokasyona tepki gösterenlerin paylaştığı yazı ve fotoğraflarda da çarpıtma mevcut. Halkın dükkanlara saldırdığını gösteren karelerin de birkaç sene önceki IMF protestolarından olduğu ortaya çıktı.Bazı kimseler ise sabah saatlerinde polisin Taksimde jammerlarla iletişimi kestiği iddiası ile sosyal medyada yankı bulmaya çalıştı. Aynı şekilde yayılan bir diğer asılsız haber ise İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkının görevden alınması oldu. Oysa sosyal medyada bu haberler yer alırken Çapkın vali Hüseyin Avni Mutlu ile bir basın açıklaması yaptı.Bazı twitter kullanıcıları ise çevre olayına tepkinin başka bir hal aldığını belirterek protestocuları uyardı. “İç savaş istemiyoruz,provakasyona gelmeyelim.Gezi parkına bina istemiyoruz sadece yeşillik gölgelik alan istiyoruz.” şeklinde tweetler atıldı.Rakamlarla twetterNormalde Türkiyede günde 9-11 milyon arasında tweet atılıyor. Taksimdeki olayların şiddetlendiği 31 Mayısta ise 15 milyon 247 bin tweet atıldı. Sosyal Medya Takip Sistemi Kurucusu Yasin Kesen, bu tweetlerin 5 milyonunun Gezi Parkı ve sonrasında başlatılan kampanya ve provokasyonlarla ilgili olduğunu belirtti. 31 Mayıs tarihinde ‘geziparkı, Taksim veya Gezi Parkı kelimelerini kullanılarak 558 bin 535 kişi 3 milyon773 bin 730 tweet attı. 1 Haziranda saat 11:45 itibariyle 518 bin 492 kişi aynı kelimeleri kullanarak 2 milyon 423 bin 487 tweet attı. Kesen, “Tahmin ediyorum ki Taksim olaylarıyla ilgili bugün sonunda atılan tweet sayısı 10 milyonu geçecektir.” diyerek tweetlerin artacağını vurguladı.
Zaman
Güncel
01.06.2013
SosyalmedyaasılsızhaberdoluSosyal medya asılsız haber dolu
Sosyal medya asılsız haber dolu
Zaman
01.06.2013
15:36
Taksim Gezi Parkının yıkılması ile başlayan protestolar en çok sosyal medyada yankı buldu. Ancak samimi seslerin arasına provokasyonlar da karıştı. Taksimdeki olaylarda marjinal gruplar şiddetin dozunu arttırmak için sosyal medyadan bazı asılsız haberler ve fotoğraflar yayınladı.Açılan sahte hesaplardan yanlış bilgiler paylaşıldı. Bu sahte hesaplar için de özellikle sosyal medyada etkinliğiyle bilinen ünlülerin isimleri kullanıldı. Okan Bayülgen, Bruce Willis de bunlar arasında. Twitter gibi sosyal paylaşım sitelerindeki yanlış haberleri bazı televizyon kanalları duyarsızca ve gerçekliğini doğrulamadan canlı yayınlarında izleyiciyle paylaştı. Sosyal medyada yer alan yanlış haberlerin yanı sıra küfür ve hakaret içeren ifadeler, üslup bozukluğu ve darbe çağrıları durumu protestodan çıkarıp, provokatif bir eyleme dönüştürdü.ÖLÜ VAR PROPAGANDASI YAPILIYOR, BAŞKA OLAYLARA AİT FOTOĞRAFLAR GEREÇKMİŞ GİBİ PAYLAŞILIYORSosyal medyada artık görmeye alışık olduğumuz yalan haber furyası Gezi Parkı olayında da kendini gösterdi. Ölü ve yaralı sayısına ait yanlış bilgilerden çeşitli kişi ve kurumlar adına yapılmış asılsız açıklamalara kadar birçok bilgi kirliliği insanların samimiyetini sömürmeye devam ediyor. Örneğin, polisi köpeğe biber gazı sıkarken gösteren bir fotoğraf, aslında yabancı bir ülkeden. Yine birkaç sene önce deniz kazasında pervaneye sıkışmış bir adamın kanlar içindeki hali, panzerler tarafından ezilmiş şeklinde lanse ediliyor.‘Ak Parti İzmir binası yanıyor, Bülent Arınçın oğluna AVM, gaz yiyen çocuğun lensi eridi gibi asılsız haberler sosyal medyada bilgi kirliliğine neden oldu. Provokasyona tepki gösterenlerin paylaştığı yazı ve fotoğraflarda da çarpıtma mevcut. Halkın dükkanlara saldırdığını gösteren karelerin de birkaç sene önceki IMF protestolarından olduğu ortaya çıktı.Bazı kimseler ise sabah saatlerinde polisin Taksimde jammerlarla iletişimi kestiği iddiası ile sosyal medyada yankı bulmaya çalıştı. Aynı şekilde yayılan bir diğer asılsız haber ise İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkının görevden alınması oldu. Oysa sosyal medyada bu haberler yer alırken Çapkın vali Hüseyin Avni Mutlu ile bir basın açıklaması yaptı.Bazı twitter kullanıcıları ise çevre olayına tepkinin başka bir hal aldığını belirterek protestocuları uyardı. “İç savaş istemiyoruz,provakasyona gelmeyelim.Gezi parkına bina istemiyoruz sadece yeşillik gölgelik alan istiyoruz.” şeklinde tweetler atıldı.Rakamlarla twetterNormalde Türkiyede günde 9-11 milyon arasında tweet atılıyor. Taksimdeki olayların şiddetlendiği 31 Mayısta ise 15 milyon 247 bin tweet atıldı. Sosyal Medya Takip Sistemi Kurucusu Yasin Kesen, bu tweetlerin 5 milyonunun Gezi Parkı ve sonrasında başlatılan kampanya ve provokasyonlarla ilgili olduğunu belirtti. 31 Mayıs tarihinde ‘geziparkı, Taksim veya Gezi Parkı kelimelerini kullanılarak 558 bin 535 kişi 3 milyon773 bin 730 tweet attı. 1 Haziranda saat 11:45 itibariyle 518 bin 492 kişi aynı kelimeleri kullanarak 2 milyon 423 bin 487 tweet attı. Kesen, “Tahmin ediyorum ki Taksim olaylarıyla ilgili bugün sonunda atılan tweet sayısı 10 milyonu geçecektir.” diyerek tweetlerin artacağını vurguladı.
Zaman
Ana Sayfa
01.06.2013
SosyalmedyaasılsızhaberdoluSosyal medya asılsız haber dolu
31 Mayıs’ta Priyedor’u unutmayalım
Zaman
30.05.2013
02:06
Bosna Hersek’in batısında bulunan Priyedor şehri (Prijedor) savaştan önce farklı kültürlerin ve inançların bir arada yaşayabileceğini gösteren güzel, sakin şehirlerden biriydi.Fakat 1992 yılında bu şehrin acı hikâyesi başlıyor.İnsanlık tarihinde yaşanmış savaşlarda, Priyedor’daki gibi, belki de öyle kısa sürede, o kadar insanlık suçu işlenmemişti. Her şey 1992 Nisan ayının sonlarında başlıyor. Sırp askerleri şehri ele geçirmişti, şehrin her tarafında keskin nişancılar yerini almışlardı, bütün önemli yerleri medya, hastaneler gibi artık Sırpların kontrolü altına geçmişti. Sırplar o zaman Priyedor belediyesinin ismini “Sırp Priyedor belediyesi” olarak değiştirdiklerini duyurmuşlardı. Radyodan sık sık yapılan duyuruda “halkın sakin olması, korkmaması” isteniyordu. Fakat Sırp olmayan halk için asıl korku dolu günler başlıyordu. Şehirdeki kontrolü ele geçirdikten hemen sonra Sırplar Priyedor ile olan tüm iletişimi kopartmışlardı, şehir artık dünyadan kopuk gibiydi. Sırp olmayan vatandaşların ellerinde silah varsa, o silahlara el koyuluyordu, sık sık Müslüman ve Hırvat vatandaşların evleri aranıyordu. Sırplar medya aracılığıyla, Sırp nüfusuna yönelik katliam yapmak isteyen, şehrin etrafında silahlanmış Boşnak askerlerin olduğu yalanını öne sürüyordu.Bu, planlı bir etnik temizlemenin başlangıcıydı. O döneme kadar barışı ve huzuru temsil eden Priyedor şehri en korkunç katliamlardan birine şahit oluyordu. Yaş ve cinsiyet fark etmeksizin masum insanların yaşadıkları işkenceler, esir kampların kurulması, kadınlara, genç kızlara ve hatta çocuklara yapılan toplu tecavüzler, tecavüze uğramış ve hamile kalmış kadınların gebeliği bitirmemeleri için özellikle kamplarda tutulmaları, esir alınmış sivillerin canlı kalkan olarak kullanılmaları ve daha birçok korkunç durum bu şehirde yaşandı.31 Mayıs 1992 tarihinde, o dönem Boşnak nüfusunun çoğunlukta olduğu Priyedor şehrinde, Sırp yetkilileri yerel radyoda bir emir vermişlerdi; Sırp olmayan bütün vatandaşların evlerinin pencerelerine, balkonlarına beyaz bayrak, çarşaf asmaları, dışarı çıkanların ise kollarına beyaz bir kurdele bağlamaları istendi. Böylece Sırp olmayanlar belli olacaktı. 1939 yılında Almanların Yahudilerden üzerinde mavi Magen David’in olduğu kol bandı takmalarını istemesinden sonra ilk kez insanlık tarihinde böyle bir şey yapılıyordu.O dönemde şehirde nüfusun yüzde 44’ünü Boşnaklar oluşturuyorlardı. 1992 yılından itibaren binlercesi esir kamplarına götürüldü, insan aklının alamayacağı işkenceler gördü, öldürüldü. Omarska, Keraterm, Trnopolje, Manjaça esir kamplarında çekilmiş fotoğraflar dünyayı dolaşmıştı ama, hiçbir şeye engel olunmadı.Bosna Hersek’teki kayıp kişiler komisyonu tarafından açıklanan bilgilere göre Priyedor’da 1.415 kişi hâlâ kayıp, bulunan 50’den fazla toplu mezarda ise 1.480 kişinin cesedine ulaşılmıştır. 1991-1995 yılları arasında bu şehirde toplam 5.209 kişi öldürülmüş, bunlardan ise 4.093’ü Boşnak sivillerdi. 1992 yılında Mayıs-Temmuz arasında 266 kadın, 102 çocuk öldürüldü, bütün esir kamplarında ise yaklaşık 31 bin kişi tutuldu. Öldürülenlerin arasında en küçüğü sadece beş yaşındaydı.Sadece Trnopolje esir kamplarında 5 bin ile 8 bin kişi esir tutuluyordu ve 200’den fazlası bir dağ başında öldürüldü, onlardan ancak 2’si canını kurtarabilmişti. Bazı kayıtlara göre Omarska esir kampından yaklaşık 11 bin Boşnak geçti. Buradaki masum siviller en kötü işkenceleri gördüler; gözleri çıkartılıyordu, organları kesiliyordu, kemikleri kırılıyordu, birbirlerini dövmeye zorlanıyorlardı, canlı olarak ateşe atılıyorlardı, tecavüze uğruyorlardı… Kurtulup hayatta kalabilmeyi başarmış olanlar ölü güvercinler yediklerini ve motor yağı içtiklerini anlatıyorlar. Özellikle din adamları, doktorlar ve aydın Boşnaklara çeşitli işkenceler uygulandığı kayıtlarda yer almaktadır. Keraterm esir kampında, temmuzun sonlarında bir gecede 1.200 Boşnak öldürüldü, bugün sahip olunan bilgilere göre ise bunun sebebi bazı Boşnakların esir kampında namaz kılmaları olarak gösterilmektedir.Bütün bu acıları yaşamış Priyedor şehri, Dayton Antlaşması’yla birlikte, Bosna Hersek’te Republika Srspka’nın bir parçası olmuştur. Bugün orada bulunan Sırp yönetimi hiçbir şekilde öldürülen insanların anılmasına müsaade etmemektedir. Buna sebep olarak geçen yıl “Beyaz kurdele günü” - “White armband day” ismiyle başlatılan eylem büyük ses getirmiş ve dünyanın dört bir yanında ilgi görmüştü. Eylemin amacı, 31 Mayıs’ta beyaz kurdele takarak veya pencerelere beyaz kurdele asarak, Priyedor şehrinde hayatını kaybetmiş insanları anmaktır. Geçen yıl sayısız ülkeden destek ve fotoğraflar gelmişti, aynı şekilde bu yıl da 31 Mayıs için aynı eylem planlanmaktadır. Aynı zamanda geçen yıl şehirdeki Sırp yönetimi
Zaman
Yorum
30.05.2013
31Mayıs’taPriyedor’uunutmayalım31 Mayıs’ta Priyedor’u unutmayalım
Denizlerimiz böyle yok oluyor
Zaman
29.05.2013
02:41
Günümüzde gırgır ile avlanan balıkçılar hem Marmara Denizi hem de Karadeniz’deki canlı çeşitliliğini tehdit ediyor.70’li yılların öncesinde çeşitliliğiyle adeta bir akvaryumu andıran Marmara Denizi’nde bugün orkinoslar, palamutlar, lüferler, karidesler ve daha pek çok deniz canlısı tükenmeye karşı direnmeye çalışıyor. Duayen foto muhabiri Kadir Can’ın ‘Balık Ağ(a)lara Takıldı’ fotoğraf sergisi, Türkiye denizlerindeki balık türlerinin yok oluşunu konu ediniyor. Heybeliada’da açılan sergi, Can’ın 40 yıllık meslek birikiminden oluşuyor. Sergide ilki 1971 yılında çekilen ve günümüze kadar uzanan dönemin kadraja alındığı fotoğraflar yer alıyor. Marmara Denizi ve Karadeniz’de kontrolsüz avcılığın canlılar üzerindeki tahribatı Kadir Can’ın kaleminden fotoğraf altlarıyla birlikte meraklılarına anlatılıyor. Sergi, Türkiye’de balıkçılığın dönüm noktası olan 1970 yılı öncesi ve sonrasını çarpıcı fotoğraflarla karşılaştırıyor. Doğal yaşamın eski dengesine kavuşmasına dair bilinç oluşturmayı amaçlayan sergi 26 Mayıs–30 Ekim tarihleri arasında Adalar Müzesi Heybeliada İskele Açık Sergi alanında ziyaret edilebilir. Adını, foto muhabirliği alanında 42 yıllık bir tecrübeye sahip olan Kadir Can’ın aynı isimli kitabından alan sergi, herkesin gözleri önünde gerçekleşen doğa katliamını, tüm açıklığıyla gözler önüne seriyor.
Zaman
Güncel
29.05.2013
DenizlerimizböyleyokoluyorDenizlerimiz böyle yok oluyor
Denizlerimiz böyle yok oluyor
Zaman
29.05.2013
02:41
Günümüzde gırgır ile avlanan balıkçılar hem Marmara Denizi hem de Karadeniz’deki canlı çeşitliliğini tehdit ediyor.70’li yılların öncesinde çeşitliliğiyle adeta bir akvaryumu andıran Marmara Denizi’nde bugün orkinoslar, palamutlar, lüferler, karidesler ve daha pek çok deniz canlısı tükenmeye karşı direnmeye çalışıyor. Duayen foto muhabiri Kadir Can’ın ‘Balık Ağ(a)lara Takıldı’ fotoğraf sergisi, Türkiye denizlerindeki balık türlerinin yok oluşunu konu ediniyor. Heybeliada’da açılan sergi, Can’ın 40 yıllık meslek birikiminden oluşuyor. Sergide ilki 1971 yılında çekilen ve günümüze kadar uzanan dönemin kadraja alındığı fotoğraflar yer alıyor. Marmara Denizi ve Karadeniz’de kontrolsüz avcılığın canlılar üzerindeki tahribatı Kadir Can’ın kaleminden fotoğraf altlarıyla birlikte meraklılarına anlatılıyor. Sergi, Türkiye’de balıkçılığın dönüm noktası olan 1970 yılı öncesi ve sonrasını çarpıcı fotoğraflarla karşılaştırıyor. Doğal yaşamın eski dengesine kavuşmasına dair bilinç oluşturmayı amaçlayan sergi 26 Mayıs–30 Ekim tarihleri arasında Adalar Müzesi Heybeliada İskele Açık Sergi alanında ziyaret edilebilir. Adını, foto muhabirliği alanında 42 yıllık bir tecrübeye sahip olan Kadir Can’ın aynı isimli kitabından alan sergi, herkesin gözleri önünde gerçekleşen doğa katliamını, tüm açıklığıyla gözler önüne seriyor.
Zaman
Ana Sayfa
29.05.2013
DenizlerimizböyleyokoluyorDenizlerimiz böyle yok oluyor
Denizlerdeki 40 yıllık yok oluş, bu sergide
Zaman
29.05.2013
01:53
Günümüzde gırgır ile avlanan balıkçılar hem Marmara Denizi hem de Karadeniz’deki canlı çeşitliliğini tehdit ediyor.70’li yılların öncesinde çeşitliliğiyle adeta bir akvaryumu andıran Marmara Denizi’nde bugün orkinoslar, palamutlar, lüferler, karidesler ve daha pek çok deniz canlısı tükenmeye karşı direnmeye çalışıyor. Duayen foto muhabiri Kadir Can’ın ‘Balık Ağ(a)lara Takıldı’ fotoğraf sergisi, Türkiye denizlerindeki balık türlerinin yok oluşunu konu ediniyor. Heybeliada’da açılan sergi, Can’ın 40 yıllık meslek birikiminden oluşuyor. Sergide ilki 1971 yılında çekilen ve günümüze kadar uzanan dönemin kadraja alındığı fotoğraflar yer alıyor. Marmara Denizi ve Karadeniz’de kontrolsüz avcılığın canlılar üzerindeki tahribatı Kadir Can’ın kaleminden fotoğraf altlarıyla birlikte meraklılarına anlatılıyor. Sergi, Türkiye’de balıkçılığın dönüm noktası olan 1970 yılı öncesi ve sonrasını çarpıcı fotoğraflarla karşılaştırıyor. Doğal yaşamın eski dengesine kavuşmasına dair bilinç oluşturmayı amaçlayan sergi 26 Mayıs–30 Ekim tarihleri arasında Adalar Müzesi Heybeliada İskele Açık Sergi alanında ziyaret edilebilir. Adını, foto muhabirliği alanında 42 yıllık bir tecrübeye sahip olan Kadir Can’ın aynı isimli kitabından alan sergi, herkesin gözleri önünde gerçekleşen doğa katliamını, tüm açıklığıyla gözler önüne seriyor.
Zaman
Güncel
29.05.2013
Denizlerdeki40yıllıkyokoluşbusergideDenizlerdeki 40 yıllık yok oluş bu sergide
Denizlerdeki 40 yıllık yok oluş, bu sergide
Zaman
29.05.2013
01:52
Günümüzde gırgır ile avlanan balıkçılar hem Marmara Denizi hem de Karadeniz’deki canlı çeşitliliğini tehdit ediyor.70’li yılların öncesinde çeşitliliğiyle adeta bir akvaryumu andıran Marmara Denizi’nde bugün orkinoslar, palamutlar, lüferler, karidesler ve daha pek çok deniz canlısı tükenmeye karşı direnmeye çalışıyor. Duayen foto muhabiri Kadir Can’ın ‘Balık Ağ(a)lara Takıldı’ fotoğraf sergisi, Türkiye denizlerindeki balık türlerinin yok oluşunu konu ediniyor. Heybeliada’da açılan sergi, Can’ın 40 yıllık meslek birikiminden oluşuyor. Sergide ilki 1971 yılında çekilen ve günümüze kadar uzanan dönemin kadraja alındığı fotoğraflar yer alıyor. Marmara Denizi ve Karadeniz’de kontrolsüz avcılığın canlılar üzerindeki tahribatı Kadir Can’ın kaleminden fotoğraf altlarıyla birlikte meraklılarına anlatılıyor. Sergi, Türkiye’de balıkçılığın dönüm noktası olan 1970 yılı öncesi ve sonrasını çarpıcı fotoğraflarla karşılaştırıyor. Doğal yaşamın eski dengesine kavuşmasına dair bilinç oluşturmayı amaçlayan sergi 26 Mayıs–30 Ekim tarihleri arasında Adalar Müzesi Heybeliada İskele Açık Sergi alanında ziyaret edilebilir. Adını, foto muhabirliği alanında 42 yıllık bir tecrübeye sahip olan Kadir Can’ın aynı isimli kitabından alan sergi, herkesin gözleri önünde gerçekleşen doğa katliamını, tüm açıklığıyla gözler önüne seriyor.
Zaman
Ana Sayfa
29.05.2013
Denizlerdeki40yıllıkyokoluşbusergideDenizlerdeki 40 yıllık yok oluş bu sergide
Meclis basın yönetmeliği değişti
Evrensel
13.03.2013
09:15
TBMM Basın ve Yayın Mensuplarının Çalışmaları Hakkında Yönetmelik değişikliği ile Mecliste çalışan parlamento muhabirlerine ilişkin kurallar yeniden belirlendi. TBMM Genel Kuruluna sadece TBMM TV kamerası alınacak, fotoğraflar ise flaşsız çekilecek. Dün Resmi Gazete’de yayınlanarak, yürürlüğe giren yönetmelik değişikliğine göre, basın ve yayın kuruluşlarının TBMM’de görevlendirmek istedikleri muhabir, kameraman ve foto muhabirlerinin en az beş yıllık basın kartı sahibi olmaları gerekiyor. TBMM yerleşkesinde, her türlü canlı yayın, film ve fotoğraf çekimleri için başkanlığın izni istenirken
Evrensel
Ana Sayfa
13.03.2013
MeclisbasınyönetmeliğideğiştiMeclis basın yönetmeliği değişti
Meclis basın yönetmeliği değişti
Evrensel
13.03.2013
07:00
TBMM Basın ve Yayın Mensuplarının Çalışmaları Hakkında Yönetmelik değişikliği ile Mecliste çalışan parlamento muhabirlerine ilişkin kurallar yeniden belirlendi. TBMM Genel Kuruluna sadece TBMM TV kamerası alınacak, fotoğraflar ise flaşsız çekilecek. Dün Resmi Gazete’de yayınlanarak, yürürlüğe giren yönetmelik değişikliğine göre, basın ve yayın kuruluşlarının TBMM’de görevlendirmek istedikleri muhabir, kameraman ve foto muhabirlerinin en az beş yıllık basın kartı sahibi olmaları gerekiyor. TBMM yerleşkesinde, her türlü canlı yayın, film ve fotoğraf çekimleri için başkanlığın izni istenirken
Evrensel
Medya
13.03.2013
MeclisbasınyönetmeliğideğiştiMeclis basın yönetmeliği değişti
Samsung WB100, Fotoğrafçılara İlham Veriyor
Haberler.com
17.07.2012
13:20
Canlı Panorama, Akıllı Filtreleme, 3D çekim gibi akıllı özellikler sunan yeni Samsung WB100, ilham verici fotoğraflar çekmek isteyenler için tasarlandı.
Haberler.com
Güncel
17.07.2012
SamsungWB100FotoğrafçılaraİlhamVeriyorSamsung WB100 Fotoğrafçılara İlham Veriyor
Toplam "110" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti