Habergec.Com Aranan Kelimeler:dünyanın en küçük bebeği Değerlendirme: 10 / 10 661904
habergec.com
18.09.2014 Perşembe
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

dünyanın en küçük bebeği

Anıtlar ağlar ve genler
Zaman
28.06.2014
14:06
Türkiye’nin sosyo-politik genetiğinin kronik sorunu olan devlet gücünü eline geçiren herkesin onu bir tahakküm ve yer yer vesayet aracı olarak kullanma ve memleketi devlet eliyle dönüştürme hastalığı, nihayet AK Parti hükümetine de tamamen sirayet etmiş görünüyor.Dindar nesil yetiştirmek, bağımsız kurumların siyasete bağımlı hale getirilmesi, dershaneleri kapatmak, özelleştirme takviminde olduğu halde yarısı devlet mülkiyetinde kalmaya devam eden THY, Türk Telekom vs. gibi büyük şirketler üzerinden piyasaları kontrol etmeye devam etmek, Merkez Bankası’nı hizaya çekme gayretleri, memleketi demir ağlarla veya zafer anıtlarıyla örmek, son dönem hükümet politikalarını, önceki dönemlerinden ayıran temel unsurlar olarak karşımıza çıkıyor. Bu nedenle bu unsurlar aynı zamanda, partinin ileri gelenleri tarafından AK Parti ekonomisi olarak tanımlanan yeni anlayışın dinamiklerini de oluşturuyor. Her bir unsur ayrı bir yazının konusu olduğu için bu yazı, hükümetin en başarılı olduğu ulaştırma politikalarından yola çıkarak içine düştüğü hatanın sorunlu yanlarını analiz etmeyi amaçlamaktadır.Zira edilen laflara ve gövde gösterilerine bakılırsa, belli ki hükümet, ulaştırma alanındaki icraatlarını diğer her şeyden daha fazla önemsiyor. Bu alandaki başarısı üzerinden, geçmişte ve bugün hesabı olan muhalif ve hasımlarına, ezici ve muhtemelen kendileri açısından oldukça tatminkar bir üslupla abanıyor. Buna diyecek bir şey yok. Sonuçta başarı hükümete ait ve tadını nasıl çıkaracağına da kendisi karar verecek. Ama üslup, yapılanlara yüklenen anlam ve bunların üzerinden gelişen politik tartışma, memleketi taşıdıkları yerin vasatı açısından başka anlamlar ima ediyor. En temel ima, Türkiye’de her şeyi dönüştürme görevini kutsiyete kadar vardıran devleti yüceltme işinin nereye ulaştığı ile ilgili. Bizzat Başbakan, yapılan havaalanını, zafer anıtı olarak tanımlıyor ve buna karşı çıkanları, Türkiye düşmanlarının piyonu ve aleti olanlar gezizekâlılar olarak küçük görüyor. Tüm bu icraatları sadece biz yaptık, bunları yapanlara teşekkür mektupları yazmanız gerekir diyerek, kendilerine minnet duyulmasını bekliyor. Daha önce de Başbakan, İstanbul’da metro hattı açılışında, “Neyi ördün? Hiçbir şey ördüğün falan yok. Demir ağlarla Türkiye’yi biz örüyoruz.” diyerek, memleketi, aslında kendilerinin ihya ettiğini ima ediyordu. Açıkça hükümet, kendinden olmayanı şiddetle dışlıyor, aşağılıyor ve aslında yola çıkarken eleştirdiği devletçi ve tektipleştirici zihniyete kendisi bürünüyor.Oysaki basitçe söylersek, havaalanları inşa etmenin ve ülkeyi demir ağlarla örmenin, yapılanları anıtlaştırmayı ve marşlar üzerinden belli bir kutsiyet düzeyinde yüceltmeyi gerektiren bir anlamı yok. Sadece hükümet, halktan aldığı yetkiyle ve topladığı vergiyle, devleti bu tür icraatlar için kullanma vaadini yerine getirmektedir. Zira hükümetler, seçimler yoluyla, halktan topladıkları vergileri yine onlar için ulaştırma, sağlık ve eğitim gibi kamu hizmetlerinde kullanmayı taahhüt ederler. Nitekim modern dünyada ulaşım, evrensel bir hizmettir. Havayolu, demiryolu, denizyolu ve karayolu endüstrilerinin sahip olduğu bazı ekonomik koşullar nedeniyle, ilgili hizmetlerin bir kısmı devlet tarafından sunulmak zorundadır. Yani devletin, havaalanı ve demiryolları yapımında rol alması, varlık nedenlerinden biridir. Şu halde, gergin olmayan toplumlarda bu mesele üzerine doğru okuma şekli, kimin hangi dönemde hangi güdülerle ne yaptığı değil, İstanbul gibi dünyanın en büyük metropollerinden biri ve Türkiye’nin göz bebeği olan bu şehrin niçin bu zamana kadar “zafer anıtları” ve “demir ağlarla” örülmemiş olduğudur.Dolayısıyla ülkeyi ulaştırma hizmetlerinin alternatif modlarıyla donatmak, gelişmiş, modern bir toplumda sadece bir ulaştırma hizmeti olarak algılanırken, az gelişmiş toplumlarda bu bakışla algılanmadığı ve bu algı, bir şekilde normalleşemediği için, aynı hizmetin bizdeki karşılığı “zafer anıtları” inşa etmek veya “demir ağlarla” örülmek olarak algılanıp, üzerine bir nevi kutsiyet atfedildiğini ima eden propaganda ve marşlara konu oluveriyor. Bu ise sorunun gerçekliğini algılamamıza engel teşkil eden bir zihin ağıyla örüldüğümüzü ima ediyor. Başka bir deyişle diğer tüm alanlarda da olduğu gibi cumhuriyet projesinin üzerimizdeki etkisine işaret ediyor. Gelinen noktada, bugünün muktedir İslamcılarının hükümet etme deneyimi gösteriyor ki, İslamcılar da bu etkiden kendilerini koruyamamışlar. Hatta özellikle son dönem uygulamaları göz önüne alındığında hükümetin, icraatlarına, marşlar yoluyla değer atfetmeye çalışan, Kemalist devletçilerden farkı kalmadığını söylemek mümkün. Dahası, bu politika gütme biçimi toplumda prim yaptığına göre her Türk vatandaşında, rejimin erdeminden ziyade suni ideolojik algısını öne alan bir proje temelli &ldq
Zaman
Yorum
28.06.2014
AnıtlarağlarvegenlerAnıtlar ağlar ve genler
Anıtlar ağlar ve genler
Zaman
11.06.2014
02:12
Türkiye’nin sosyo-politik genetiğinin kronik sorunu olan devlet gücünü eline geçiren herkesin onu bir tahakküm ve yer yer vesayet aracı olarak kullanma ve memleketi devlet eliyle dönüştürme hastalığı, nihayet AK Parti hükümetine de tamamen sirayet etmiş görünüyor.Dindar nesil yetiştirmek, bağımsız kurumların siyasete bağımlı hale getirilmesi, dershaneleri kapatmak, özelleştirme takviminde olduğu halde yarısı devlet mülkiyetinde kalmaya devam eden THY, Türk Telekom vs. gibi büyük şirketler üzerinden piyasaları kontrol etmeye devam etmek, Merkez Bankası’nı hizaya çekme gayretleri, memleketi demir ağlarla veya zafer anıtlarıyla örmek, son dönem hükümet politikalarını, önceki dönemlerinden ayıran temel unsurlar olarak karşımıza çıkıyor. Bu nedenle bu unsurlar aynı zamanda, partinin ileri gelenleri tarafından AK Parti ekonomisi olarak tanımlanan yeni anlayışın dinamiklerini de oluşturuyor. Her bir unsur ayrı bir yazının konusu olduğu için bu yazı, hükümetin en başarılı olduğu ulaştırma politikalarından yola çıkarak içine düştüğü hatanın sorunlu yanlarını analiz etmeyi amaçlamaktadır.Zira edilen laflara ve gövde gösterilerine bakılırsa, belli ki hükümet, ulaştırma alanındaki icraatlarını diğer her şeyden daha fazla önemsiyor. Bu alandaki başarısı üzerinden, geçmişte ve bugün hesabı olan muhalif ve hasımlarına, ezici ve muhtemelen kendileri açısından oldukça tatminkar bir üslupla abanıyor. Buna diyecek bir şey yok. Sonuçta başarı hükümete ait ve tadını nasıl çıkaracağına da kendisi karar verecek. Ama üslup, yapılanlara yüklenen anlam ve bunların üzerinden gelişen politik tartışma, memleketi taşıdıkları yerin vasatı açısından başka anlamlar ima ediyor. En temel ima, Türkiye’de her şeyi dönüştürme görevini kutsiyete kadar vardıran devleti yüceltme işinin nereye ulaştığı ile ilgili. Bizzat Başbakan, yapılan havaalanını, zafer anıtı olarak tanımlıyor ve buna karşı çıkanları, Türkiye düşmanlarının piyonu ve aleti olanlar gezizekâlılar olarak küçük görüyor. Tüm bu icraatları sadece biz yaptık, bunları yapanlara teşekkür mektupları yazmanız gerekir diyerek, kendilerine minnet duyulmasını bekliyor. Daha önce de Başbakan, İstanbul’da metro hattı açılışında, “Neyi ördün? Hiçbir şey ördüğün falan yok. Demir ağlarla Türkiye’yi biz örüyoruz.” diyerek, memleketi, aslında kendilerinin ihya ettiğini ima ediyordu. Açıkça hükümet, kendinden olmayanı şiddetle dışlıyor, aşağılıyor ve aslında yola çıkarken eleştirdiği devletçi ve tektipleştirici zihniyete kendisi bürünüyor.Oysaki basitçe söylersek, havaalanları inşa etmenin ve ülkeyi demir ağlarla örmenin, yapılanları anıtlaştırmayı ve marşlar üzerinden belli bir kutsiyet düzeyinde yüceltmeyi gerektiren bir anlamı yok. Sadece hükümet, halktan aldığı yetkiyle ve topladığı vergiyle, devleti bu tür icraatlar için kullanma vaadini yerine getirmektedir. Zira hükümetler, seçimler yoluyla, halktan topladıkları vergileri yine onlar için ulaştırma, sağlık ve eğitim gibi kamu hizmetlerinde kullanmayı taahhüt ederler. Nitekim modern dünyada ulaşım, evrensel bir hizmettir. Havayolu, demiryolu, denizyolu ve karayolu endüstrilerinin sahip olduğu bazı ekonomik koşullar nedeniyle, ilgili hizmetlerin bir kısmı devlet tarafından sunulmak zorundadır. Yani devletin, havaalanı ve demiryolları yapımında rol alması, varlık nedenlerinden biridir. Şu halde, gergin olmayan toplumlarda bu mesele üzerine doğru okuma şekli, kimin hangi dönemde hangi güdülerle ne yaptığı değil, İstanbul gibi dünyanın en büyük metropollerinden biri ve Türkiye’nin göz bebeği olan bu şehrin niçin bu zamana kadar “zafer anıtları” ve “demir ağlarla” örülmemiş olduğudur.Dolayısıyla ülkeyi ulaştırma hizmetlerinin alternatif modlarıyla donatmak, gelişmiş, modern bir toplumda sadece bir ulaştırma hizmeti olarak algılanırken, az gelişmiş toplumlarda bu bakışla algılanmadığı ve bu algı, bir şekilde normalleşemediği için, aynı hizmetin bizdeki karşılığı “zafer anıtları” inşa etmek veya “demir ağlarla” örülmek olarak algılanıp, üzerine bir nevi kutsiyet atfedildiğini ima eden propaganda ve marşlara konu oluveriyor. Bu ise sorunun gerçekliğini algılamamıza engel teşkil eden bir zihin ağıyla örüldüğümüzü ima ediyor. Başka bir deyişle diğer tüm alanlarda da olduğu gibi cumhuriyet projesinin üzerimizdeki etkisine işaret ediyor. Gelinen noktada, bugünün muktedir İslamcılarının hükümet etme deneyimi gösteriyor ki, İslamcılar da bu etkiden kendilerini koruyamamışlar. Hatta özellikle son dönem uygulamaları göz önüne alındığında hükümetin, icraatlarına, marşlar yoluyla değer atfetmeye çalışan, Kemalist devletçilerden farkı kalmadığını söylemek mümkün. Dahası, bu politika gütme biçimi toplumda prim yaptığına göre her Türk vatandaşında, rejimin erdeminden ziyade suni ideolojik algısını öne alan bir proje temelli &ldq
Zaman
Yorum
11.06.2014
AnıtlarağlarvegenlerAnıtlar ağlar ve genler
Kukla şenliği başlıyor
Türkiye Gazetesi
05.05.2013
12:26
gt; Sefa KOYUNCU

Dünyanın en seçkin kuklalarını ülkemizde buluşturan Uluslararası İstanbul Kukla Festivali 16’ncı yılını 15 farklı ülkeden seçkin grubun 30 değişik gösterisini ağırlayarak kutluyor. 8 - 19 Mayıs tarihleri arasında farklı mekanlarda düzenlenecek festival kapsamında sergi, konferans, workshop ve film gösterimleri de yer alıyor. Festival’in açılışı Almanya-Fransa-İsviçre ortak yapımı ‘Hotel De Rive’ adlı oyunla 10 Mayıs’ta Fransız Kültür Merkezi’nde yapılıyor. Gösteri, ünlü heykeltıraş Giometti’nin heykellerinden yola çıkılarak hazırlanmış kuklalarla, oyunculuk ve kukla oynatımıyla festivalin göz bebeği olmaya aday. Fransız K.M. Caddebostan K.M., İBŞT Kadıköy-küçük Kemal-Gaziosmanpaşa sahn ...
Türkiye Gazetesi
Son Dakika
05.05.2013
KuklaşenliğibaşlıyorKukla şenliği başlıyor
Dünyanın en küçük bebeği taburcu oldu
Türkiye Gazetesi
22.01.2012
02:25
ABD’de 24 haftalıkken sezaryenle dünyaya gelen Melinda, hayat mücadelesini kazandı. Los Angeles’ta 270 gram olarak doğan Melinda, 5 aylık tedavinin ardından 2 kiloya ulaşınca taburcu oldu. 23 yaşındaki anne Haydee Ibarra, “Kızım savaşmaktan hiç vazgeçmedi. Hemşireler onun çok cesur olduğunu söylediler. O da bugüne kadar savaştı. Her geçen gün daha iyiye gidiyor. Sonunda onu eve götürüyor olmak her şeye değer” diye duygularını dile getirdi. Annesi süt veremediği için Melinda, özel mamalarla beslenecek, 6 yaşına kadar da doktor gözetiminde olacak. Doktorlar, Melinda’nın dünyaya gelen ve hayatta kalan en küçük üç bebekten biri olduğunu söyledi.
Türkiye Gazetesi
Son Dakika
22.01.2012
DünyanınenküçükbebeğitaburcuolduDünyanın en küçük bebeği taburcu oldu
Film yıldızları gibi imza dağıtıyor
Samanyolu Haber
24.09.2010
11:06
Osmaniyenin Kadirli ilçesinde yaşayan ve 72.6 santimlik boyluyla dünyanın en kısa insanı olarak Guinness rekorlar kitabına giren 22 yaşında, 7 kilo ağırlığındaki Elif Kocaman, şöhret olmanın tadını çıkarıyor.

Yaşadığı küçük ilçede sokakta yürürken herkesin birlikte fotoğraf çektirmek için birbiriyle yarıştığı, kucaklarına alıp havaya kaldırdığı, sevgi gösterilerinde bulunduğu Elif Kocaman, film yıldızları gibi imza dağıtmaya bile başladı. Guinness Rekorlar Kitabı yetkililerince, boy ölçümü yapılarak, geçtiğimiz günlerde, İstanbulda düzenlenen basın toplantısı ile sertifikasını alan 7 kilo ağırlığında ve 72,6 santimetre boyundaki Elif Kocaman, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Hayallerim gerçek oldu. Bugüne kadar üzüntü kaynağım olan kısa boyumla artık gurur duyuyorum. Çünkü, bu sayede hem ülkemi hem de yaşadığım ilçeyi tanıtma fırsatı buldum dedi. Kadirliye gelir gelmez büyük bir ilgi ile karşılaştığına vurgulayan Elif, şunları kaydetti: Guinness rekorlar kitabına girmemle birlikte hayatım değişti. Herkesin ilgi odağı oldum. Bu duruma çok seviniyorum. Önceden kısa boyuma üzülürken şimdi bunun getirdiği mutluluğu yaşıyorum. Türkiyenin ismini dünyada duyurmak benim için ayrı bir mutluluk. Bu seviyeye gelmemde gece gündüz her zaman yanımda olarak büyüten aileme, haber yaparak gündeme gelmemi ve Guinness yetkililerinin beni bulmasını sağlayan Anadolu Ajansına teşekkür ederim. Anne Hatun Kocaman ise kızının kendisinin gözünde hiç büyümeyen bebeği olduğunu belirterek, 22 yıldan bu yana Elifi yanımdan hiç ayırmadım. Onun, kemik hastalığı nedeniyle vücudu gelişmedi ancak, zeka düzeyi normal. Bu nedenle imkan bulursa okuyup kendini ispatlayacağına inanıyorum. Onun bu hayalinin de gerçekleşmesi için sonuna kadar yanında olacağım dedi. Bundan sonra hayatının çok faklı olacağına inandığını, öncelikle okuma yazmayı öğrenmek istediğini anlatan Elif Kocaman, Eğitimime hiç ara vermeden devam edip Tıp Fakültesi okuyup doktor olmak istiyorum. Doktor olduğumda benim gibi vücudu gelişmeyen hastalara moral kaynağı olmak ve tedavi etmek istiyorum diye konuştu. Bu arada, Kadirli Kaymakamı Abdul Rauf Ulusoy da makamına davet ettiği Elif Kocamana, ilçenin tanıtımına katkılarından dolayı altın bileklik, kol saati ve çeşitli armağanlar verdi. Elif Kocaman, kendisine bir isteği olup olmadığını soran Kaymakam Ulusoya, okuyup doktor olmak istediğini anlattı. Kaymakam Ulusoy ise bu istek üzerine Elifin öncelikle bir ilköğretim okulunun özel bir sınıfında okuma-yazma öğrenmesi için ilgililere talimat verdi. Ulusoy, Elifin evine en yakın olan Kadirli İlköğretim Okulunda, özel bir sınıf oluşturulması için Milli Eğitim yetkililerinin gerekli çalışmayı süratle tamamlayacakalarını kaydetti. Elif Kocaman ise Kaymakam Ulusoya teşekkür ederek, Guinness Rekorlar Kitabının 2011 sayısını hediye etti.
Samanyolu Haber
Son Dakika
24.09.2010
FilmyıldızlarıgibiimzadağıtıyorFilm yıldızları gibi imza dağıtıyor
Dünyanın en küçük bebeği!
Milliyet
09.03.2010
00:02
Almanya’da , 275 gram ağırlığında, 29.5 santim uzunluğunda dünyaya gelen ve 8 aydan bu yana sezaryen ünitesinde cihazlara bağlı yaşayan erkek bebek...
Milliyet
Dünya
09.03.2010
DünyanınenküçükbebeğiDünyanın en küçük bebeği
Dünyanın en küçük bebeği!
Milliyet
07.03.2010
23:55
Almanya’da , 275 gram ağırlığında, 29.5 santim uzunluğunda dünyaya gelen ve 8 aydan bu yana sezaryen ünitesinde cihazlara bağlı yaşayan erkek bebek...
Milliyet
Dünya
07.03.2010
DünyanınenküçükbebeğiDünyanın en küçük bebeği
Dünyanın en küçük bebeği!
Milliyet
06.03.2010
23:51
Almanya’da , 275 gram ağırlığında, 29.5 santim uzunluğunda dünyaya gelen ve 8 aydan bu yana sezaryen ünitesinde cihazlara bağlı yaşayan erkek bebek...
Milliyet
Dünya
06.03.2010
DünyanınenküçükbebeğiDünyanın en küçük bebeği
10:23 Dünyanın en küçük bebeği!
Milliyet
06.03.2010
23:49
Almanya’da , 275 gram ağırlığında, 29.5 santim uzunluğunda dünyaya gelen ve 8 aydan bu yana sezaryen ünitesinde cihazlara bağlı yaşayan erkek bebek...
Milliyet
Son Dakika
06.03.2010
1023Dünyanınenküçükbebeği 1023 Dünyanın en küçük bebeği
Dünyanın en küçük bebeği!
Milliyet
06.03.2010
10:12
Almanya’da , 275 gram ağırlığında, 29.5 santim uzunluğunda dünyaya gelen ve 8 aydan bu yana sezaryen ünitesinde cihazlara bağlı yaşayan erkek bebek...
Milliyet
Dünya
06.03.2010
DünyanınenküçükbebeğiDünyanın en küçük bebeği
10:23 Dünyanın en küçük bebeği!
Milliyet
06.03.2010
10:12
Almanya’da , 275 gram ağırlığında, 29.5 santim uzunluğunda dünyaya gelen ve 8 aydan bu yana sezaryen ünitesinde cihazlara bağlı yaşayan erkek bebek...
Milliyet
Son Dakika
06.03.2010
1023Dünyanınenküçükbebeği 1023 Dünyanın en küçük bebeği
O, dünyanın en küçük bebeği
GazetePort
05.03.2010
17:23
Almanyanın Goettingen şehrinde sezeryan ile dünyaya gelen ve doğduğu andan itibaren yaşama şansı çok düşük olan dünyanın en küçük bebeği unvanını kazanan Tom Thumb lakaplı bebeğe şimdi herkes mucize bebek diyor.
GazetePort
Toplum Yaşam
05.03.2010
OdünyanınenküçükbebeğiO dünyanın en küçük bebeği
Dünyanın en küçük bebeği
Haber3
05.03.2010
15:51
Mucize bebek Tom Thumb dünyanın en küçük prematüre bebeği olarak dünyaya geldi.
Haber3
Son Dakika
05.03.2010
DünyanınenküçükbebeğiDünyanın en küçük bebeği
08:00 Dünyanın en minik annesi, 3. bebeğini doğurdu
Net Gazete
08.12.2009
15:23
Dünyanın en küçük annesi Stacey Herald, üçüncü bebeğini dünyaya getirdi. 35 yaşındaki kadın, doktorların uyarılarını kulak ardı ederek, sağlıklı bir bebek dünyaya getirdi. Dünyanın en küçük annesi bebeğine Malachi adını verdi. En küçük anne Herald, sezaryenle dünyaya getirdiği bebeği için Bu benim şu ana kadar gördüğüm en muhteşem bebek. diye konuştu.
Net Gazete
Son Dakika
08.12.2009
0800Dünyanınenminikannesi3bebeğinidoğurdu0800 Dünyanın en minik annesi 3 bebeğini doğurdu
08:45 Dünyanın en minik annesi, 3. bebeğini doğurdu
Net Gazete
08.12.2009
11:00
Dünyanın en küçük annesi Stacey Herald, üçüncü bebeğini dünyaya getirdi. 35 yaşındaki kadın, doktorların uyarılarını kulak ardı ederek, sağlıklı bir bebek dünyaya getirdi. Dünyanın en küçük annesi bebeğine Malachi adını verdi. En küçük anne Herald, sezaryenle dünyaya getirdiği bebeği için Bu benim şu ana kadar gördüğüm en muhteşem bebek. diye konuştu.
Net Gazete
Son Dakika
08.12.2009
0845Dünyanınenminikannesi3bebeğinidoğurdu0845 Dünyanın en minik annesi 3 bebeğini doğurdu
08:45 Dünyanın en küçük annesi bebeğini doğurdu
Net Gazete
08.12.2009
08:34
Dünyanın en küçük annesi Stacey Herald, üçüncü bebeğini dünyaya getirdi. 35 yaşındaki kadın, doktorların uyarılarını kulak ardı ederek, sağlıklı bir bebek dünyaya getirdi. Dünyanın en küçük annesi bebeğine Malachi adını verdi. En küçük anne Herald, sezaryenle dünyaya getirdiği bebeği için Bu benim şu ana kadar gördüğüm en muhteşem bebek. diye konuştu.
Net Gazete
Son Dakika
08.12.2009
0845Dünyanınenküçükannesibebeğinidoğurdu0845 Dünyanın en küçük annesi bebeğini doğurdu
01:45 71 santim anne 3'üncü bebeği doğuracak
Net Gazete
11.11.2009
01:38
Dünyanın en küçük annesi, üçüncü bebeğini dünyaya getirecek. Sadece 71 santimlik anne Stacey Herald, muhtemel bir doğum hayatını tehlikeye atacak olmasına rağmen bebeğini doğurmaya kararlı. Bebeği doğurmak kadını öldürebilir çünkü bebek neredeyse annenin yarısı kadar.
Net Gazete
Son Dakika
11.11.2009
014571santimanne3üncübebeğidoğuracak0145 71 santim anne 3üncü bebeği doğuracak
Mazisini arayan yıldız
Samanyolu Haber
02.10.2009
12:24
Birkaç yıl öncesine kadar dünyanın en iyi futbolcusu olarak gösterilen Ronaldinho, Milan?da gösterdiği performansla tam bir hayalkırıklığı. Maestronun İtalya?daki geleceği merak ediliyor

Herhalde bundan üç yıl önce birisi dünyanın en büyük yıldızının söneceğini iddia etse, deli diye tımarhaneye kapatılırdı. Topladığı ödülleri koyabileceği ikinci bir ev tutmak zorunda kalacak derken başlayan düşüş hikâyesi hâlâ sürüyor. Modern zamanların sanatçılarından, futbol sahasında sahne alan büyük ustalarından biri olan Ronaldinho göz göre göre tükeniyor. İşçi olan babasının kalbi durduğunda sekiz yaşında olan Ronaldinho?nun, abisi Roberto?nun oynadığı Gremio?da başladı serüveni. Sakatlık nedeniyle futbola erken veda etmek zorunda kalan Roberto?nun gözünün bebeği, kısa sürede sarsmaya başladı samba diyarını. Plajda, salonda, çimde nerede olursa olsun kanıtladığı Tanrı vergisi yeteneğiyle dikkat çeken küçük Ronaldo, 13ündeyken bir maçta attığı 23 golle manşetlere taşınmıştı. Büyük Ronaldo?dan farkını ortaya koymak da ismine eklenen bir ekle söz konusu oldu, küçük Ronaldo, Ronaldinho bir manada doğmuştu . Mısır?da düzenlenen 17 Yaş Altı Dünya Şampiyonası?nda yıldızlaşan Brezilyalı maestronun ünü kısa sürede yaşlı kıta Avrupa sınırlarına ulaştı. Gremio?dan kim kopartacak diye papatya falı baktıran kıvırcık saçlı genç yıldızın tapusunu PSG alıyordu. Arsenal?in göz hapsinde uzun süre tuttuğu top cambazı, birçok yetenekli ötekinin Ada?ya ayak basmasına engel olan İngiliz çalışma yasalarına takılıyordu. Ronaldinho, Avrupalı olmayan futbolcuların İngiltere?de oynaması için gereken şartlardan son iki yıl içinde ülke milli takımının yaptığı maçların dörtte üçünde sahne alması şartının kurbanı oluyordu. Paris gece yaşamında gösterdiği kıvraklığı yer yer yeşil sahalara taşıyamayan yıldız, hocasıyla da papaz olunca, aynı zamanda ağabeyi olan menajeri bol bol yemeğe çıkıyordu dünyanın dört bir köşesinde. 23 yaşında, David Beckham?a niyet eden Barcelona Başkanı Laporta?ya kısmet oluyordu 2003?te. İşte Katalan diyarındaki deniz manzaralı evde sonuçlanacak bu durağı başta nefesleri kesecekti. Bir adam her maçta ortaya koyduğu performansla insanları büyüleyecek, her 90 dakikayla daha da yükselecekti. Kupaları, şampiyonluklar kovalıyor, Gaudi?nin şehrinde hükümranlığını ilan ediyordu. Şampiyonlar Ligi zaferine ulaştıktan sonra bir haller oldu Ronaldinho?ya. 2007-2008 sezonuyla beraber futbola olan aşkını kaybetmişti sanki. Antrenmanlara geç kalıyor, yer yer uyumuyordu. Ayrılık çanları çalıyor gibiydi. Zaten ?Camp Nou? ?yaşasın yeni kral? demiş ve dünyanın sekizinci harikası Messi?nin egemenliğini kabul etmişti. Maestro, Barcelona ile oynadığı ilk hazırlık karşılaşmasında filelerini havalandırdığı Milan?a transfer olduğunda, herkeste bir şüphe vardı. Büyüsünü kaybetmiş bir sihirbazdı birçokların gözünde. İlk sezonunda 10 gol attıysa da, mazisini arıyor gibiydi. Kaka?nın gidişiyle camiayı toparlar mı derken Milan?ın düştüğü içler acısı hal ortadayken akıllara tek bir soru düşüyor. Acaba 29 yaşındaki yıldız, ülkesine mi dönecek? Cevabı bilinmese de tükenişi futbolseverlerin içini acıtıyor. TARAF
Samanyolu Haber
Son Dakika
02.10.2009
MazisiniarayanyıldızMazisini arayan yıldız
Fiat 500 Barbie, doğum günü hediyesi
Haber7
17.03.2009
20:28
Fiat’ın küçük sınıftaki yeni modeli Fiat 500’ün dünyanın en ünlü moda bebeği olan Barbie’nin 50. yaş günü etkinlikleri amacıyla üretilen şov amaçlı versiyonu Milano’da yapılan bir özel organizasyonla tanıtıldı.
Haber7
Son Dakika
17.03.2009
Fiat500BarbiedoğumgünühediyesiFiat 500 Barbie doğum günü hediyesi
'Barbie kızlar'ın arabası: Fiat 500
GazetePort
15.03.2009
16:40
Fiat’ın küçük sınıftaki yeni modeli Fiat 500’ün dünyanın en ünlü moda bebeği olan Barbie’nin 50. yaş günü etkinlikleri amacıyla üretilen şov amaçlı versiyonu Milano’da yapılan bir özel organizasyonla tanıtıldı.
GazetePort
Toplum Yaşam
15.03.2009
BarbiekızlarınarabasıFiat500Barbie kızların arabası Fiat 500
İşte bu bebeğin son durumu!
İnternet Haber
23.05.2008
10:48
İşte bu bebeğin son durumu!
O dünyanın en küçük bebeği olarak doğdu. Peki şimdiki halini merak ediyor musunuz?
İnternet Haber
Son Dakika
23.05.2008
İştebubebeğinsondurumuİşte bu bebeğin son durumu
Bu bebek o bebek
Haber Türk
23.05.2008
09:36
Dünyanın en küçük bebeği büyüdü
Haber Türk
Son Dakika
23.05.2008
BubebekobebekBu bebek o bebek
Dünyanın en küçük bebeği büyüdü
Haber3
23.05.2008
09:32
21 hafta 6 günlükken doğan, dünyanın en küçük prematüre bebeği Amillia 18 aylık oldu.
Haber3
Son Dakika
23.05.2008
DünyanınenküçükbebeğibüyüdüDünyanın en küçük bebeği büyüdü
Dünyanın en küçük bebeği büyüdü
NTV
22.05.2008
18:32
Ana rahmine düştükten 21 hafta 6 gün sonra dünyaya gelen, dünyanın en küçük prematüre bebeği Amillia, 18 aylık oldu. Bebeğin hayata tutunması ise bugün kürtaj karşıtları tarafından kullanılan argümanların başında geliyor.
NTV
Toplum Yaşam
22.05.2008
DünyanınenküçükbebeğibüyüdüDünyanın en küçük bebeği büyüdü
Toplam "24" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti