dışarı çıkmadan önce | |
|
| Gecelere çıkmadan karnını evde doyur | Milliyet | 01.04.2012 22:59 |  | | |
| Polatlı'da yıkım gerginliği: önce evini yaktı sonra eşyalarını parçaladı | Zaman | 18.05.2011 17:47 |  | | |
| Güneş Lekelerine karşı dikkat | Samanyolu Haber | 14.05.2011 08:03 |  | | Güneşin yol açtığı etkilere karşı hepimiz eşit olarak korunmuyoruz. Kişilerin güneşe verdiği reaksiyon deri tiplerine göre değişir. Ailesel yatkınlık, saç ve ten rengimiz, güneşten korunma konusunda kişisel çabamız güneşten korunmamızda etkili ana faktörlerdir. Güneş ışınlarından en çok etkilenenler açık tenli bireylerdir. Bu sebeple leke oluşumları en çok açık tenli bireylerde meydana gelir. Açık tenli kişiler, yaşlılar ve 3 yaş altı çocuklar güneşin olumsuz etkilerine daha açık oldukları için özellikle korunmalıdırlar. Güneş ışığından korunmanın en kısa yolu gündüz hiç dışarı çıkmamaktır. Fakat bunun pratik bir geçerliliği yoktur. Daha uygun korunma şeklinde ise günün belli saatlerinde güneşte bulunmamaktır. Bina dışında gölgede bulunmak ise yeterli korunma sağlamaz. Güneşin oluşturduğu etkilerin bir kısmı tedavi edilebilir. Ancak sonuçlar hiçbir zaman gelişmelerinin önlenmesi kadar tatmin edici değildir. Alınacak basit önlemler güneşin oluşturduğu hasarı büyük ölçüde azaltır.
Gün içinde belli saatlerde güneşten kaçının
Güneşten korunmak için sabah saatlerinde özellikle 11:00e kadar güneşten faydalanabilirsiniz. İlk birkaç günden sonra gittikçe artan sürelerde güneşte kalabilirsiniz. Güneş ışınlarının yeryüzüne en yoğun ulaştığı saat 11.00-16.00 arası ise güneşe kesinlikle çıkılmamalıdır. Yaz aylarında bulut olsa dahi mutlaka güneş koruyucu tercih etmelisiniz. Çünkü UVlerin %80i bulutlardan geçebilir. Saat 18.00dan sonra cildinizi kızarıklık açısından sık sık kontrol edin.
Uygun kıyafetler ile güneşten korunun
Güneş hasarına alınabilecek en iyi önlem giysi ve şapkalar ile korunmaktır. Geniş siperli şapkalar kullanılması, güneşten en fazla etkilenen bölgeler olan yüz kulaklar ve boynun arkasında oluşabilecek güneş hasarını büyük ölçüde azaltır. İnce, pamuklu kumaşlar, ıslak tişörtler güneş ışığını geçireceği akıldan çıkarılmamalıdır.
Güneşe çıkarken güneş koruyucu krem ve losyonlar kullanın
Güneş koruyucu losyonlar güneşin hasar oluşturan enerjisini %70-95ini filtre eder. Krem, jel, losyon ve alkol solüsyon formlarında olan güneş koruyucular deri tipine uygun ve doğru kullanılmalıdır. Güneş koruyucular güneşe çıkmadan yarım saat önce sürülmelidir. Güneşte bulunma süresi 3 saati aşıyorsa uygulama tekrar edilmelidir. Denize ya da duşa girdikten sonra, terledikten sonra mutlaka yeniden sürülmelidir. Koruyucu kremleri yalnız güneşlenirken değil, günlük yaşamda da özellikle yüz gibi sürekli olarak güneşe maruz kalan vücut bölgeleri için düzenli kullanın. Yolda yürürken, araba kullanırken, spor yaparken de güneşten korunmak gerekir. Güneşten korunmayı günlük alışkanlık haline getirmeli ve özellikle çocuklarımıza da öğretmeliyiz. Sağlıklı beslenme gibi tüm yaşam boyunca uygulanılacak bir kural olarak hayatımıza yerleştirmeliyiz. Biliyoruz ki çocukluk çağında güneşten korunma, gelecekteki deri kanseri riskini azaltmak açısından büyük önem taşır.
Güneşin zararlı etkilerine karşı direncinizi artırın
Deri doğal olarak güneşin zararlı etkilerine karşı antioksidanlar üretir. C ve E vitamini, selenyum ve çinko gibi antioksidanlar hem deride oluşan hasarın düzeltilmesinde hem de ultraviyoleye karşı korumada etkili olduğu görülmüştür. Bunun dışında özellikle yeşil ve siyah çay gibi bazı bitkilerin güneşten koruyucu etkisi olduğu ve deri kanseri gelişim riskini azalttığı tespit edilmiştir.
Güneş lekelerinin tedavisinde piyasada çok sayıda ürün bulunmasının yanında güzellik merkezleri ve hekimler tarafından uygulanan birçok yöntem bulunmaktadır. Medikal tedavilerde özellikle ev kullanım ürünleri bölgesel olarak uygulanan azeleik asit, kojik asit, retinoik asit ve hidrokinon grubu ilaçlar içerir. Bunlar etkilerini melanin üretimini azaltarak gösterir. Ev kullanım ürünleri dışında merkezlerde uygulanan peeling sistemi güneş lekelerinin tedavisinde etkilidir. Peeling derinin üst tabakasını soymaktır. Özellikle açık tenli bireylerde, deri tipi I-III olan kişilerde yüzeyel, orta derinlikte ve derin kimyasal peelingler kullanılabilir. Derin peelingler genelde yan etkileri nedeni ile tercih edilmemektedir. Peeling amacı ile alfa hidroksi asitler, fenol, TCA, resorsinol, beta hidroksi asitler, kojik asit, salisilik asit ve diğer kimyasal soyucular ya tek başlarına ya da kombine olarak kullanılırlar. Leke yüzeysel tabakalarda ise daha kolay tedavi edilebilir. Çillerin tedavisi biraz daha zordur çünkü bu kişiler çil ve leke oluşumuna yatkınlık gösterir. Tedavi sonrası koruyucu kullanılmazsa yeni lekeler oluşabilir. Tedavi tek seansta sonuçlanmaz. Tedavinin süresi ve başarısı lekenin derinliğine, yerleşimine ve cilt tipine göre değişir. En önemli yan etkileri özellikle koyu tenli bireylerde uygulama sonrası leke kalmasıdır. Kimyasal peeling dışında ??fiziksel peeling olarak adlandırılan dermabrazyon ve mikrodermabrazyon, kriyoterapi gibi mekanik uygulamalar da güneş lekelerinin tedavisinde kullanılır.
Peeling uygulanan kişilerde peeling sonrası hafif soyulma, kızarma veya kabuk | | Samanyolu Haber Son Dakika 14.05.2011 | | | GüneşLekelerinekarşıdikkatGüneş Lekelerine karşı dikkat |
|
| Aile hekimi tarafından fark edildi, 7 yıl sonra köyünü gezebildi | Samanyolu Haber | 09.03.2011 12:02 |  | | Muğlanın Fethiye ilçesinde aile hekimi tarafından fark edilen yatalak kadın, belediyenin verdiği tekerlekli sandalyeyle 7 yıl sonra köyünü gezebildi.
Esma Omaçın(74) hayatı, aile hekimliği uygulamasının başlaması ile değişti. Köye atanan aile hekimi sayesinde durumu fark edilen yaşlı kadın, Fethiye Belediyesi tarafından alınan tekerlekli sandalye ile 7 yıl sonra köyünü gezmek için dışarı çıktı.
Fethiyenin Kemer beldesine bağlı Çaltıözü köyünde yaşayan Esma Omaç(74), 12 yıl önce kas hastalığına yakalandı. Maddi imkansızlıklar yüzünden tedavi olamayan Omaç, 7 yıldır yatalarak olarak yaşamını sürdürüyordu. Aile hekimliği uygulaması sonrasında Alaçat Aile Sağlığı Merkezine atan doktor Levent Açık, görevi gereği köydeki evleri gezerken yaşlı kadının durumunu öğrendi. Yaşlı kadının ilk muayenesini yapan doktor, daha sonra konuyu ilgili kurumlara bildirdi.
Konudan haberdan olan Fethiye Belediye Başkanı Behçet Saatcı, Çevre Koruma Kontrol Müdürlüğüne talimat vererek yaşlı kadına tekerlekli sandalye ulaştırılmasını istedi. Bunun üzerine Çaltıözü köyüne giden belediye yetkilileri, 7 yıldır yatalak olarak yaşayan kadına tekerlekli sandalye hediye etti.
Yıllardır evinde dışarıya çıkmadan hayatını bir odada sürdüren Esma Omaç, kendisi için getirilen tekerlekli sandalyeyi görünce duygusal anlar yaşadı, gözyaşlarına hakim olamadı.
Fethiye Belediyesi Çevre Koruma Kontrol Müdürlüğünden Ali Rıza Kıroğlu tarafından teslim edilen tekerlekli sandalyeye bindirilen yaşlı kadın mutluluğunu çocuklarıyla paylaştı.
Yaşlı kadının durumunu öğrenerek yardım elini uzatan aile doktoru Levent Açık, aile hekimliği uygulamasının insanlar için ne kadar yararlı olduğunun bir kez daha ortaya çıktığını anlattı. Görevleri gereği köyde kapı kapı gezerek insanlar hakkında bilgi topladıklarını belirten Açık, Esma teyzenin evine geldiğimde bu üzücü olayı öğrendim. Dışarıya çıkamaması ve yatağa bağlı yaşaması bizleri çok etkiledi. Bunun üzerine ilgili kurumlarla birlikte Fethiye Belediyesine durumu bildirdi. Başkan Behçet Saatcı konuyla hemen ilgilendi ve tekerlekli sandalye temin etti. dedi.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 09.03.2011 | | | Ailehekimitarafındanfarkedildi7yılsonraköyünügezebildiAile hekimi tarafından fark edildi 7 yıl sonra köyünü gezebildi |
|
| Mavi Rüzgar üşümesin! | Posta | 05.01.2011 12:47 |  | | Ezel dizisinin Kerpeten Alisi Barış Falay, önceki gün eşi Esra Ronabar ve oğlu Mavi Rüzgar ile alışverişteydi
Havaların soğuk olması nedeniyle Nişantaşı Citysden dışarı çıkmadan önce eşiyle birlikte oğluna montunu giydiren Falayın aile saadeti görenleri mutlu etti.
| | Posta Gece Hayatı 05.01.2011 | | | MaviRüzgarüşümesinMavi Rüzgar üşümesin |
|
| Mavi Rüzgar üşümesin! | Posta | 05.01.2011 12:08 |  | | Ezel dizisinin Kerpeten Alisi Barış Falay, önceki gün eşi Esra Ronabar ve oğlu Mavi Rüzgar ile alışverişteydi
Havaların soğuk olması nedeniyle Nişantaşı Citysden dışarı çıkmadan önce eşiyle birlikte oğluna montunu giydiren Falayın aile saadeti görenleri mutlu etti.
| | Posta Son Dakika 05.01.2011 | | | MaviRüzgarüşümesinMavi Rüzgar üşümesin |
|
| Mavi Rüzgar üşümesin! | Posta | 05.01.2011 12:01 |  | | Ezel dizisinin Kerpeten Alisi Barış Falay, önceki gün eşi Esra Ronabar ve oğlu Mavi Rüzgar ile alışverişteydi
Havaların soğuk olması nedeniyle Nişantaşı Citysden dışarı çıkmadan önce eşiyle birlikte oğluna montunu giydiren Falayın aile saadeti görenleri mutlu etti.
| | Posta Magazin 05.01.2011 | | | MaviRüzgarüşümesinMavi Rüzgar üşümesin |
|
| Cildi genç tutmanın sırları | Samanyolu Haber | 01.10.2010 12:15 |  | | Celal Bayar Üniversitesi (CBÜ) Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serap Öztürkcan, cildin genç kalması için güneş ışınlarından sadece yazın değil, kışın da korunmak gerektiğini belirterek, Bol su içme, bol sebze ve meyve tüketme cildin nemlenmesine neden oluyor ve cildi genç tutuyor dedi. Prof. Dr. Öztürkcan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, insan derisinin genetik yaşlanma ve çevresel faktörlerden dolayı yaşlandığını, genetik yaşlanma kişiden kişiye değişse de cilt yapısına bağlı olarak devam eden bir fizyolojik süreç olduğunu, çevresel faktörlere önlem alınması halinde yaşlanmanın geciktirilebileceğini kaydetti.
Güneş ışınları, hava kirliliği, kimyasal maddeler, sigara, yetersiz beslenmenin cilt yaşlanmasında önemli etkenler olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Öztürkcan, Yaşlanmanın en büyük nedeni güneş ışınları. Genetik yaşlanmayı önleyemiyoruz her ne kadar kök hücre çalışmaları gibi değişik çalışmalar olsa da şu an için bunu durduramıyoruz. Ama çevremizin derimize oluşturduğu zararlar çok fazla. Yaşlı görünmemizde bu etkenler çok büyük yere sahip. Biz bunları önleyerek deri yaşlanmasını önemli oranda geciktirebiliriz. Yaşlanmayacağız hep genç kalacağız diye beklentiye girmemek gerekiyor ama dış etkenlerle oluşan yaşlılığı büyük ölçüde geciktirebiliriz dedi.
Cildi genç tutmak için koruyucu ve tedavi edici yöntemlerin olduğunu, özellikle zamanla deri kanserine de neden olabilen güneş ışınlarına karşı önlem alınması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Öztürkcan, güneşten korunmak için özellikle saat 10.00-15.00 arasında dışarı çıkılmaması, çıkarken de sık dokunmuş giyecekler giyilmesi, geniş kenarlıklı şapka, güneş gözlüğü takılması, ayrıca güneş koruyucu kremlerin de kullanılması önerisinde bulundu.
Yaz aylarında yoğun kullanılan güneş kremlerinin kışın da kullanılması gerektiğine dikkati çeken Prof. Dr. Öztürkcan, şöyle konuştu:
Güneş derimizde serbest radikaller denilen hücreleri yıkan maddeleri açığa çıkarmakta ve yaşlanmaya neden olmaktadır. Bu etkiyle deri kanserleri ortaya çıkıyor. Bu yıkımı antioksidan denilen maddeler dengeliyor. Bu dengenin bozulduğu durumlarda vitaminlerin kullanılması gerekiyor. Pek çok kremde vitaminler bulunuyor. Vitaminler aslında ağızdan çok dıştan kullanıldığında daha fayda sağlıyor.
Ayrıca güneşe çıkmadan önce yüz ve açık alanlara güneş kremi sürmemiz gerekiyor. Güneş koruyucuların hayatımızda artık diş fırçalama, yüz yıkama gibi rutin yaptığımız uygulamalar gibi yerini alması gerekiyor. Hepimizin yanlış veya eksik bildiğimiz bir konuysa koruyucuların sadece yazın kullanılması. Kışın kullanmaya gerek yok zaten güneş fazla etkilemiyor diye bir düşünce var. Rüzgarlı, bulutla havalarda, karlı ortamlarda da güneş yine zararlı ultraviyole ışınlarını yayıyor. Bu ışınlar zararlı etkenlerini kışın da gösteriyor. Bu nedenle koruyuculara kışın da devam edilmeli ara verilmemeli.
Dengeli beslenmeliyiz. Her çeşit vitamini almalıyız. Örneğin sebzeler, meyveler bunlar çok önemli. Yağ oranı yüksek gıdalardan uzak durmalıyız. Bol su içmeliyiz. Su cildin nemlenmesine katkısı olan bir madde. Kısacası güneşten sadece yazın değil kışın da korunma, bol su içme, bol sebze ve meyve tüketme cildin nemlenmesine neden oluyor ve cildi genç tutuyor.
Cildi doğal koruma yöntemlerinin dışında tedavi edici yönlerin de bulunduğunu anlatan Prof. Dr. Öztürkcan, peeling denilen soyma işlemi yapıldığını, dolgunun da bu amaçla kullanıldığını, ancak yapılan dolgunun sadece 4-6 ay etki gösterdiğini kaydetti. Dolgunun kişinin destek dokusunu artırarak katkı sağladığını, ancak zararlı da olabildiğine dikkati çeken Öztürkcan, Dolgu alerjik kişilerde reaksiyon oluşturabiliyor. Yabancı cisim gibi algılanıyor. İstenmeyen yan etki gösterebiliyor. Deri kırışıklığının giderilmesinde kullanılan yöntemlerden biri de lazer. Ayrıca botoks da kullanılan yöntemlerden biri. Botoks da kişiye 4-6 ay arasında bir iyilik hali sağlıyor diye konuştu. | | Samanyolu Haber Son Dakika 01.10.2010 | | | CildigençtutmanınsırlarıCildi genç tutmanın sırları |
|
| Yağmuru haber veren şemsiye | Vatan Gazetesi | 29.09.2010 15:21 |  | | |
| Yağmuru haber veren şemsiye | Posta | 29.09.2010 07:09 |  | | 
Ambient adlı Amerikan firması, hava durumu bilgisi veren akıllı şemsiye üretti. Nasıl mı? Şemsiyenin sapının altında bir lamba var. Bu lamba hava durumunu gösteriyor. Dışarı çıkmadan önce yanınıza şemsiye alıp almamak için bu lambaya bakmanız yeterli...
| | Posta Son Dakika 29.09.2010 | | | YağmuruhaberverenşemsiyeYağmuru haber veren şemsiye |
|
| Güneş hakkında bunları biliyor muydunuz? | Samanyolu Haber | 11.09.2010 11:58 |  | | Güneşin yıldız olduğuna inanmak zor gelebilir. Diğer yıldızlardan farklı olarak güneşe çıplak gözle bakılamıyor Güneş dünyaya yakınlığından dolayı çok farklı ve parlak görünüyor. çünkü, Güneşin dünyamıza uzaklığı 150 milyon kilometredir. Parlak ve büyük görünen bu yıldızın sağlığımız için tehlikeli yanları da var.
HowStuffWorks isimli internet sitesinde yer alan habere göre, Güneş çok büyüktür. İçi boş bir küre olsaydı, içine bir milyondan fazla Dünya sığabilirdi. Eğer arabayla Güneşe bir yolculuk yapabilseydiniz, her gün saatte 96,5 kilometre ile hızla yol aldığınızda ancak 176 yılda bu büyük yıldıza ulaşabilirdiniz. Fakat Güneşin ışınları dünyamıza sadece 8 dakikada ulaşıyor. Bu ışık, sıcaklık ve enerji bizim yaşamamız için önemli. Güneş olmadan dünyamız büyük, karanlık, yaşamın olmadığı donmuş bir küre olurdu.
Yaklaşık 4,5 milyar yıldır dünyamıza ışık ve enerji gönderen bu yıldızın ışınları zararlı da olabiliyor. Ne de olsa Güneşin merkez sıcaklığı 5,5 milyon santigrat derecedir. Dikkat etmediğiniz takdirde güneş birçok hasara yol açabilir. Güneşe çıplak gözle birkaç dakika bakmak bile kalıcı olarak kör olmanıza yol açabilir. Sadece bu değil, güneş bazı durumlarda hayati tehlikelere bile yol açabilir..
Bunlardan biri güneş çarpmasıdır. Bu durumda vücut sıcaklığınız 40 derecenin üzerine çıkabilir. Vücut aşırı ısındığında sıcaklığı ter ile dışarı atar. Normal koşullarda vücut bu mekanizmayı kontrol altında tutuyor. Fakat, güneş çarpması durumunda vücudunuz aşırı ısındığı için bu mekanizma etkili olmuyor ve aşırı sıcaktan dolayı iç organlarınız şoka giriyor ve ölüm gerçekleşiyor. Özellikle yaşlılar, küçük çocuklar ve bebekler sıcaklarda dışarı çıkmamalılar. Ayrıca, çocuklarınızı yaz aylarında asla arabada camları kapalı ve kilitli bırakmayın.
Güneşin bir diğer tehlikesi de cilt kanseridir. Bundan korunmak için güneşe çıkmadan en yarım saat önce en az 15 koruma faktörüne sahip güneş kremi sürün. Çocuklar için koruma faktörünün daha yüksek olmasına dikkat edin. Ayrıca güneşe çıkarken mutlaka güneş gözlüğü takın. Bunun yanında saat 10.00 ile 15.00 arasında dışarıya çıkmamaya özen gösterin. | | Samanyolu Haber Son Dakika 11.09.2010 | | | Güneşhakkındabunlarıbiliyormuydunuz?Güneş hakkında bunları biliyor muydunuz? |
|
| Dışarı çıkmadan önce bu haberi okuyun! | İnternet Haber | 05.09.2010 11:40 |  | | |
| Dışarı çıkmadan önce bu haberi okuyun! | Haberciler | 05.09.2010 11:26 |  | | |
| Bakmadan sokağa çıkmayın | Samanyolu Haber | 04.08.2010 13:51 |  | | Tahmin edilen sıcaklığa göre değil, sıcaklık ve neme bağlı olarak hissedilen sıcaklığın dikkate alınarak dışarı çıkılması öneriliyor. Meteoroloji Mühendisleri Odası Başkanı Adem Taşçı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hava sıcaklıkları her ne kadar ölçülen sıcaklıklar olsa da, canlıların bunu aynı oranda algılamasının belli atmosferik koşullara bağlı olduğunu söyledi.
Tüm dünyada olduğu gibi Türkiyede de hava sıcaklıklarının, meteorolojik rasat parklarında bulunan yerden 2 metre yükseklikteki kapalı siperler içinde ölçüldüğünü ifade eden Taşçı, Diğer bir değişle yazılı ve görsel basında belirtilen hava sıcaklıkları, gölgede ölçülen hava sıcaklıklarıdır. Bu nedenle vatandaşların sokağa çıkmadan önce ölçülen hava sıcaklığından daha çok, hissedilecek hava sıcaklıklarına dikkat etmeleri gerekmektedir dedi.
Hissedilen hava sıcaklığı kavramının, sıcaklık ve havanın bağıl nemi arasında geliştirilen bir tabloyla yorumlandığını dile getiren Taşçı, şunları kaydetti:
Örneğin bugünlerde birçok ilimizde hava sıcaklıkları 38-40 derece civarında olmasına karşılık, bu iller aynı oranda hissedilen sıcaklıkları yaşamazlar. Bunun nedeni de farklı nem değerlerine sahip olmalarıdır. Bunu bir örnekle anlatmak gerekirse hava sıcaklığı 33 derece olan bir yerleşim yerinde bağıl nem yüzde 65-70 civarında ise hissedilen hava sıcaklığı 42-45 derece dolayında olacaktır. Bunun tersi de geçerlidir.
Bu arada uzmanlar, hissedilen sıcaklıkların, derecelerine göre insan vücudunda farklı etkilerinin ortaya çıktığı belirterek, dikkatli olunmasın istiyor.
Verilen bilgiye göre, hissedilen sıcaklık dereceleri ve vücut üzerindeki etkileri şöyle:
27-32 derece arası: Sıcak. Fiziksel etkinliğe ve etkilenme süresine bağlı olarak oluşan termal stresten dolayı halsizlik, sinirlilik, dolaşım ve solunum sisteminde bir çok rahatsızlık meydana gelebilir.
33-41 derece arası: Çok sıcak. Fiziksel etkinliğe ve etkilenme süresine bağlı olarak kuvvetli termal stres ile birlikte ısı çarpması, ısı krampları ve ısı yorgunlukları oluşabilir.
42-54 derece arası: Tehlikeli sıcak. Güneş çarpması, ısı krampları veya ısı bitkinliği meydana gelebilir.
55 derece ve üzeri: Tehlikeli sıcak. Isı veya güneş çarpması tehlikesi oluşur. Termal şok, an meselesidir. | | Samanyolu Haber Son Dakika 04.08.2010 | | | BakmadansokağaçıkmayınBakmadan sokağa çıkmayın |
|
| Bu tabloyu incelemeden sokağa çıkmayın | Samanyolu Haber | 04.08.2010 13:16 |  | | Tahmin edilen sıcaklığa göre değil, sıcaklık ve neme bağlı olarak hissedilen sıcaklığın dikkate alınarak dışarı çıkılması öneriliyor. Meteoroloji Mühendisleri Odası Başkanı Adem Taşçı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hava sıcaklıkları her ne kadar ölçülen sıcaklıklar olsa da, canlıların bunu aynı oranda algılamasının belli atmosferik koşullara bağlı olduğunu söyledi.
Tüm dünyada olduğu gibi Türkiyede de hava sıcaklıklarının, meteorolojik rasat parklarında bulunan yerden 2 metre yükseklikteki kapalı siperler içinde ölçüldüğünü ifade eden Taşçı, Diğer bir değişle yazılı ve görsel basında belirtilen hava sıcaklıkları, gölgede ölçülen hava sıcaklıklarıdır. Bu nedenle vatandaşların sokağa çıkmadan önce ölçülen hava sıcaklığından daha çok, hissedilecek hava sıcaklıklarına dikkat etmeleri gerekmektedir dedi.
Hissedilen hava sıcaklığı kavramının, sıcaklık ve havanın bağıl nemi arasında geliştirilen bir tabloyla yorumlandığını dile getiren Taşçı, şunları kaydetti:
Örneğin bugünlerde birçok ilimizde hava sıcaklıkları 38-40 derece civarında olmasına karşılık, bu iller aynı oranda hissedilen sıcaklıkları yaşamazlar. Bunun nedeni de farklı nem değerlerine sahip olmalarıdır. Bunu bir örnekle anlatmak gerekirse hava sıcaklığı 33 derece olan bir yerleşim yerinde bağıl nem yüzde 65-70 civarında ise hissedilen hava sıcaklığı 42-45 derece dolayında olacaktır. Bunun tersi de geçerlidir.
Bu arada uzmanlar, hissedilen sıcaklıkların, derecelerine göre insan vücudunda farklı etkilerinin ortaya çıktığı belirterek, dikkatli olunmasın istiyor.
Verilen bilgiye göre, hissedilen sıcaklık dereceleri ve vücut üzerindeki etkileri şöyle:
27-32 derece arası: Sıcak. Fiziksel etkinliğe ve etkilenme süresine bağlı olarak oluşan termal stresten dolayı halsizlik, sinirlilik, dolaşım ve solunum sisteminde bir çok rahatsızlık meydana gelebilir.
33-41 derece arası: Çok sıcak. Fiziksel etkinliğe ve etkilenme süresine bağlı olarak kuvvetli termal stres ile birlikte ısı çarpması, ısı krampları ve ısı yorgunlukları oluşabilir.
42-54 derece arası: Tehlikeli sıcak. Güneş çarpması, ısı krampları veya ısı bitkinliği meydana gelebilir.
55 derece ve üzeri: Tehlikeli sıcak. Isı veya güneş çarpması tehlikesi oluşur. Termal şok, an meselesidir. | | Samanyolu Haber Son Dakika 04.08.2010 | | | ButabloyuincelemedensokağaçıkmayınBu tabloyu incelemeden sokağa çıkmayın |
|
| 'Kilolular dışarı bile çıkmasın' | Posta | 20.07.2010 05:27 |  | | Spor hekimi Aylin Çeçen Aksu Kilolu, kalp ve yüksek tansiyon hastası olanlar bırakın sporu, dışarı bile çıkmamalı. dedi
Plajda futbol oynadı
Çeşmede ailesiyle birlikte tatil yapan Tuncay Şekerci (47) cumartesi günü saat 18.30da plajda futbol oynarken kalp krizi geçirip hayatını kaybetti. Geçen sezon Karşıyaka Spor Kulübünde profesyonel futbol şube sorumlusu olarak görev yapan Tuncay Şekercinin cenazesi dün İzmirde toprağa verildi.
Tatile çıkmadan önce muayene olduğu doktorun Tuncey Şekerciye yüksek tansiyon tanısı koyup, dinlenmesini önerdiği öğrenildi. Bu acı olay sonrası uzmanlar vatandaşları sıcak hava konusunda uyardı.
Bol su içilmeli
İstanbulda Dr. Afife Berkyürek, Sıcak havada... | | Posta Günün İçinden 20.07.2010 | | | KilolulardışarıbileçıkmasınKilolular dışarı bile çıkmasın |
|
| 'Kilolular dışarı bile çıkmasın' | Posta | 20.07.2010 05:03 |  | | Spor hekimi Aylin Çeçen Aksu Kilolu, kalp ve yüksek tansiyon hastası olanlar bırakın sporu, dışarı bile çıkmamalı. dedi
Plajda futbol oynadı
Çeşmede ailesiyle birlikte tatil yapan Tuncay Şekerci (47) cumartesi günü saat 18.30da plajda futbol oynarken kalp krizi geçirip hayatını kaybetti. Geçen sezon Karşıyaka Spor Kulübünde profesyonel futbol şube sorumlusu olarak görev yapan Tuncay Şekercinin cenazesi dün İzmirde toprağa verildi.
Tatile çıkmadan önce muayene olduğu doktorun Tuncey Şekerciye yüksek tansiyon tanısı koyup, dinlenmesini önerdiği öğrenildi. Bu acı olay sonrası uzmanlar vatandaşları sıcak hava konusunda uyardı.
Bol su içilmeli
İstanbulda Dr. Afife Berkyürek, Sıcak havada... | | Posta Güncel 20.07.2010 | | | KilolulardışarıbileçıkmasınKilolular dışarı bile çıkmasın |
|
| 'Kilolular dışarı bile çıkmasın' | Posta | 20.07.2010 05:03 |  | | Spor hekimi Aylin Çeçen Aksu Kilolu, kalp ve yüksek tansiyon hastası olanlar bırakın sporu, dışarı bile çıkmamalı. dedi
Plajda futbol oynadı
Çeşmede ailesiyle birlikte tatil yapan Tuncay Şekerci (47) cumartesi günü saat 18.30da plajda futbol oynarken kalp krizi geçirip hayatını kaybetti. Geçen sezon Karşıyaka Spor Kulübünde profesyonel futbol şube sorumlusu olarak görev yapan Tuncay Şekercinin cenazesi dün İzmirde toprağa verildi.
Tatile çıkmadan önce muayene olduğu doktorun Tuncey Şekerciye yüksek tansiyon tanısı koyup, dinlenmesini önerdiği öğrenildi. Bu acı olay sonrası uzmanlar vatandaşları sıcak hava konusunda uyardı.
Bol su içilmeli
İstanbulda Dr. Afife Berkyürek, Sıcak havada... | | Posta Son Dakika 20.07.2010 | | | KilolulardışarıbileçıkmasınKilolular dışarı bile çıkmasın |
|
| Şehit olmadan 45 dakika önce... | Samanyolu Haber | 28.05.2010 16:23 |  | | Siirtin Pervari ilçesinde jandarma komando er Bahtiyar Yalıncanın (21), şehit olmasından 45 dakika önce annesiyle görüştüğü öğrenildi. Kütahyanın Tavşanlı ilçesine bağlı Köseler köyünde baba ocağında matem var. Acılı aile evlerinden dışarı çıkmazken, yakınları ve akrabaları şehit erin köye akın etti.
Şehit er Bahtiyar Yalıncanın, şehit olacağı gün nöbete çıkmadan önce annesini telefonla arayıp sohbet ettiği ve terhisine 70 günü kaldığını söylediği öğrenildi. Bu görüşmeden bir saat sonra da şehadet haberinin geldiği belirtildi.
Yalınca ailesinin evi taziyeye gelenlerle dolarken, şehit er bugün ikindi namazını müteakip Tavşanlıda kılınacak cenaze namazının ardından Köseler köyünde toprağa verilecek.
CİHAN | | Samanyolu Haber Son Dakika 28.05.2010 | | | Şehitolmadan45dakikaönceŞehit olmadan 45 dakika önce |
|
| Güneşten korunmak bunları yapın | İnternet Haber | 04.05.2010 18:41 |  | | |
| Yasin-C'nin mürettebatı İstanbul'da | Samanyolu Haber | 25.04.2010 14:39 |  | | Kenyanın Mombasa Limanının 270 deniz mili açıklarında 7 Nisan tarihinde deniz haydutları tarafından kaçırılan Türk bayraklı Yasin-C isimli geminin 9 mürettebatı İstanbula geldi. THYnin tarifeli uçağıyla İstanbul Atatürk Havalimanına gelen 9 denizci burada aileleri, yakınları tarafından karşılandı.
Yasin-C gemisinin 3. Kaptanı Cevdet Bilen, Atatürk Havalimanında yaptığı açıklamada, Ukraynanın Mariupol Limanından yükledikleri dökme buğdayı Kenyanın Mombasa Limanına götürürken limanın 270 deniz mili açıklarında deniz haydutları tarafından kaçırıldıklarını ifade etti.
Bilen şunları kaydetti:
Korsanlar gemiye çıktıklarında daha önceden hazırlanan bir bölmeye sığındık. 17 saat süresince kendi yaptığımız bu yerde mahsur kaldık. 17 saat yardım bekledik, yardım gelmeyince teslim olmak için dışarı çıktık. Dışarı çıktığımızda korsanlar gitmişti. O an çok mutlu olduk. Korsanlar saklandığımız yerde bizi bulamadın çekip gittiler. Geminin köprü üstüne çıktığımızda kaptan katı yanıyordu. Ona müdahale ederek, söndürdük. Kısıtlı imkanlarla Mombasa Limanına vardık. Şirketimizi arayarak yardım istedik.
Gemide bulunan 25 kişinin de Türklerden oluştuğunu ifade eden Bilen, toplam 9 mürettebat ile Türkiyeye döndüklerini, diğer grubun ise daha sonra geleceğini ifade ederek, geminin oldukça zarar gördüğünü ve Mombasa Limanında demirli olduğunu söyledi.
Cevdet Bilen, saklandıkları oda ile ilgili bir soru üzerine, saklandıkları panik odasının önceden düşünülmüş bir yer olduğunu belirterek, şunları anlattı:
Kaptanımız ve yardımcısı, böyle bir ihtimali düşünerek daha önce bu odayı hazırlamışlar. Kalın bir sacdan bir kapı yapmışlar. Bu kapı gizli, dışarıdan görülmüyor, iç taraftan kitleniyor. Korsanlar her yeri aradılar ama bizim orada saklandığımızı bulamadılar. Olay benim vardiyamda yaşandı. Korsanları gördüğümde durumu kaptana haber verdim. Korsanlar gemiye çıkmadan önce art arda 2-3 mil uzaktan gemiye roket atmaya başladı. Makineli tüfeklerle de gemiyi taradılar. Kaptan gemiyi durdurdu. Kaptanın direktifiyle daha önce yaptığımız eğitimler doğrultusunda personeli o odaya topladı. Daha sonra sakladığımız yerde 17 saat kurtarılmayı bekledik. Kurtarılmayınca dışarı çıktık.
Olay sırasında hep ailelerini düşündüklerini anlatan Bilen, Türkiyeye döndüğümüz ve ailelerimize kavuştuğumuz için çok mutluyuz. Bu olay denizcilik yaşamımızda kötü bir tecrübe oldu. Allah kimseye böyle bir şey vermesin dedi.
AA | | Samanyolu Haber Son Dakika 25.04.2010 | | | Yasin-CninmürettebatıİstanbuldaYasin-Cnin mürettebatı İstanbulda |
|
| Hayat boyu sürebilen bir hastalık | Samanyolu Haber | 28.02.2010 12:13 |  | | Astım, uzun süreli, hatta hayat boyu sürebilen bir rahatsızlık. Uygun tedavi ve düzenli kontrolle astımlı hastalar tamamen normal bir hayat sürebilir. Önemli olan, astımlı hastanın şikayeti olmadığı dönem dahil kontrolü terk etmemesi ve ilaçlarını kullanmaya devam etmesidir. Çünkü belirtiler olmadığı zamanlarda bile astımlı hastaların hava yollarındaki iltihabi durum, varlığını sürdürür. Astımda tedaviye ne kadar erken başlanırsa o kadar iyi olur.
Astımlılarda en sık görülen alerjendir. Akarlar, gözle görülmeyecek kadar küçük canlılardır. Yatak, yastık, halı, tüylü oyuncaklar ve tekstil liflerinde yaşarlar. Yaşayabilmek için nemli ve sıcak ortamlara ihtiyaç duyar. Deriden dökülen ölü hücrelerle beslenirler. Kuruyarak toz haline gelen dışkıları alerjiye neden olur. Akar alerjisi olanların yakınmaları ilkbahar ve sonbahar aylarında ve genellikle sabaha karşı artar.
Akarlardan korunmak için; Özellikle yatak odasındaki halılar, kadife kumaşlı mobilya/perdeler, tüylü oyuncaklar, koltuklar, kitap gibi toz tutan eşyalar mümkünse tamamen kaldırılmalı, hiç değilse azaltılmalı. Mobilyalarda kumaş yerine deri veya vinleks kaplama tercih edilmeli. Yatak, yorgan ve yastıklar, pamuklu/yün/kuş tüyü değil orlon/dakron gibi sentetik olmalı. Çarşaf ve nevresimler 60°C veya üzerinde haftada bir yıkanmalı. Akar geçirmeyen özel yatak kılıfları kullanılabilir. Bu kılıflar iki haftada bir ıslak bezle silinmeli. Perdeler, kilimler, giysiler iki haftada bir 60°C veya üzerinde yıkanmalı. Halılar, güçlü bir elektrik süpürgesiyle en az haftada bir temizlenmeli.
Mevsimsel yakınmalara neden olur. Burunda ve genizde akıntı ve kaşıntı, hapşırık, gözlerde sulanma/yaşarma/kızarıklık görülebilir. Ağaç polenleri daha çok şubat-mayıs aylarında şikayetlere neden olur.
Polen mevsiminde; Araba ve evlerin pencereleri kapalı tutulmalı. Hasta mümkün olduğunca sokağa çıkmamalı. Yapabiliyorsa maske kullanmalı. Çamaşırlar dışarıda kurutulmamalı, üstlerine polen yapışabilir.
Kedi ve köpeklerin kürkünde, tüylerinde, tükürüğünde, idrarında ve dışkısında bulunan allerjenler, evin her tarafına kolaylıkla yayılabilir. Kediler, köpeklere göre daha fazla alerji yapıcı etkiye sahiptir. Bir evden kedi uzaklaştıktan 3 ay sonra bile allerjen etkisi devam etmektedir. Kedi/köpek alerjisinden korunmanın en etkili yolu, evden bu hayvanların uzaklaştırılması ve bulundukları ortamlara girilmemesidir.
Hamamböcekleri, özellikle mutfaklarda görülür ve yiyecek artıklarının dolduğu girintilerde yaşarlar. Hamamböceği alerjisinde tek çözüm, bu canlıların ilaçlamayla ortadan kaldırılmasıdır. Ancak ilaçlama, hasta evde yokken yapılmalı ve eve girmeden en az 2 saat önce iyice havalandırılmalıdır.
Nemli, karanlık, bodrum katları ve banyo gibi havalandırması iyi olmayan yerlerde mantarlar üreyebilir. Mümkün olduğunca evdeki nem azaltılmalı, ev sık sık havalandırılmalı. Nemli yüzeyler sık sık çamaşır suyuyla silinmeli. Üzerinde mantar üremiş eşyalar evden uzaklaştırılmalı.
Hava kirliliğinin arttığı durumlarda gereksiz fiziksel aktivitelerden ve mümkün olduğunca dışarı çıkmaktan sakınılmalı. Çok zorunlu olduğu zaman, dışarı çıkmadan önce doktorun önereceği kısa etkili bir bronş genişletici kullanılmalı.
Astımlı hasta, sigara içmemeli ve içilen ortamlarda bulunmamalı. Yemek pişirilirken aspiratörle ocak ya da fırının dumanı çekilmeli, mutfak iyice havalandırılmalı. Astımlı hasta mümkün olduğunca kömür/odun/sıvı yakıt dumanına, parfüm, temizlik maddeleri, kızartma, sprey, boya ve cila kokularına maruz kalmamalı.
Astımlılar, solunum yolu enfeksiyonu geçiren kişilerle temastan kaçınmalı. Astımlı hastalara her yıl eylül-ekim aylarında grip aşısı önerilir. Mikrobik hastalıklar sırasında astım ilaçlarının dozunu artırmak veya yeni ilaç eklemek gerekebilir.
Mümkün olduğunca soğuğa maruz kalmamalı, soğukta egzersiz yapmaktan kaçınmalı.
Egzersizden önce kısa etkili hava yolu genişleticiler kullanılabilir. Egzersiz kısıtlanmamalı, tersine hastanın tolore edebildiği sporlar yapılmalı.
Besinlere bağlı olarak gelişen alerjilerde hastalarda kaşıntı, döküntü, dudaklarda yanma, yüzde kızarma, burun tıkanıklığı ve akıntısı, hapşırık, gözlerde kaşıntı ve yaşarma, nefes darlığı, dilde şişme, karın ağrısı, ishal, kusma görülebilir. Bu şikayetler besinin alınmasından yarım saat sonra görülebileceği gibi, 1 gün sonra da ortaya çıkabilir. Alerjiye en çok neden olan besinler arasında yumurta, soya, fındık-ceviz, balık, süt sayılabilir. Hangi besine karşı alerjisi olduğunu, hasta şüphelendiği besini tek başına (diğer besinlerle karıştırmadan) tüketerek saptayabilir. Besin alerjisinden korunmanın yolu, sorumlu besinin kesilmesidir. Bazı besinlere eklenen katkı maddeleri de (boyalar, sülfit, tartarazin, benzoat, monosodyum glutamat) şikayete neden olabilir.
Astımlı hastalarda aspirin ya da diğer ağrı kesicileri aldıktan yarım saat sonra göğüste sıkışma, öksürük, burun akıntısı, gözlerde kızarma, baş-boyunda kızarıklık görülebilir. Daha ciddi duruml | | Samanyolu Haber Son Dakika 28.02.2010 | | | HayatboyusürebilenbirhastalıkHayat boyu sürebilen bir hastalık |
|
| Dışarı çıkmadan önce | Sabah | 20.02.2010 02:51 |  | | |
| İşte Arda Turan'ın hayalleri | Samanyolu Haber | 07.10.2009 13:45 |  | | Galatasarayın yıldız futbolcusu Arda Turan, küçükken genç milli takımda oynama hayalini kurduğunu, şimdilerde ise 5 gol atabileceği bir maçın, hayallerini süslediğini ifade etti. Arda, sponsoru olan Nike firmasının İstanbuldaki Nike İkonları kampanyasının kataloğunda, özel yaşamı ve futbol hayatıyla ilgili düşüncelerini anlattı. İnanılmaz hayalperest bir insan olduğunu vurgulayan Arda, Küçükken biri neyin hayalini kurar? Barcelonada futbol oynamanın. Ben genç milli takımda oynamanın hayalini kuruyordum. Şimdi de her maça çıkmadan önce, 5 gol atacağım bir karşılaşmanın hayalini kurarım. Gerçekleşmiyor, ama ben yine de kuruyorum. Bunları hayal etmeye devam edersem, günün birinde de gerçekleşeceğini düşünüyorum şeklinde konuştu.
Arda, olduğu noktaya gelmesinde en çok desteği ailesinden gördüğünü kaydederek, şunları söyledi:
Sonuçta bir meslek seçiyorsunuz, futbolcu oluyorsunuz ve okuldan uzaklaşıyorsunuz. Ben lisede çok zeki bir öğrenciydim, orta okulu birincilikle bitirmiştim. Yani iyi bir üniversiteye gidebilirdim. Sonuçta tüm bunları bırakıp hayatınızı riske atıyorsunuz. Çünkü sporda her zaman iyi paralar kazanamıyorsunuz. Ama ailem benim yeteneğime güvendi ve bana hep destek oldu.
TEKLİFLERİ 1 SANİYE BİLE DÜŞÜNMEDEN REDDETTİM
İnsanların, futbolcuların maddiyat için yaşadığını düşündüğünü kaydeden genç yıldız, Evet maddiyat önemli, ama asla her şey değil benim hayatımda. Hayatımı değiştirecek teklifleri, 1 saniye bile düşünmeden reddettim dedi.
Arda, gençlere tavsiyelerde de bulunarak, Gençlere tek tavsiyem yaptıkları işe saygı duymaları gerektiğidir. İyi beslenip iyi uyumanız gerekiyor, yoksa istediğiniz kadar yeterli olun, kaybolup gidersiniz. Bu üç kurala uymak şart. Kalan diğer zamanlarda da her şeyi sınırda yaşamak lazım diye konuştu.
HAYATIN HER ALANINDA VARIM
Arda Turan, İçi dışı bir olan biriyim. Galatasaray, Beşiktaş ve Fenerbahçe; her kesimden tarafların beni sevdiğini ve sadece bir futbolcu olmadığımı düşünüyorum diyen Arda, Çünkü ben hayatın her alanında varım. Magazinsel olarak da haber olarak da sporcu olarak da... Bundan hiç de rahatsız değilim, tam tersine çok da keyif duyuyorum. Çünkü nihayetinde işimi yapıyorum ve çok çalışıyorum ifadelerini kullandı.
Maç bitince formasını çıkartıp asıp, stattan dışarı normal bir insan, normal Arda olarak çıktığını dile getiren Arda, rutin günlerinde, idmanın dışında, yazları yüzdüğünü, kışları sinemaya gittiğini, DVD izlediğini belirtirken, izin günlerinde ise sabahlara kadar eğlendiğini söyledi.
BİR FARK YARATMAK İSTİYORUM
Türkiyedeki bazı şeyleri değiştirmek ve bir fark yaratmak istediğini anlatan Arda, Futbol sistemindeki bazı sorunları gidermek ve genç yetenekler keşfedilmeden kaybolmasın istiyorum. Bunun için çok çalışıyor, düşünüyor ve özellikle eski, usta futbolcuların yazdığı kitapları okuyorum şeklinde konuştu.
Duygularını yansıtmasını çok seven bir insan olduğunu anlatan Arda, soyunma odasında bağırdığını, sevindiğini ve ağladığını vurgulayarak, Duygularımı yansıtamadığım zaman bir hiçim...Ama sporcu dediğin böyle olmalı zaten dedi.
BAYRAMPAŞADA KİMSE BENİ UMURSAMIYOR
Arda, doğma büyüme İstanbullu olarak, şehrin kendisinde bambaşka bir yeri olduğunu vurgularken, küçüklüğünün geçtiği Bayrampaşayı çok sevdiğini, onun dışında Bebek, Etiler, İstinye ve Yeniköyün gözde semtleri olduğunu dile getirdi.
Bayrampaşaya gittiği zaman Arda olduğunu hatırladığını kaydeden genç yıldız, şöyle devam etti:
Orada kimse benimle uğraşmıyor, kimse bana Arda Turan gibi davranmıyor. Küçükken hep önünde takıldığım bakkalın köşesine gidip yarım saat oturuyorum, kimse beni umursamıyor.
Arda, hayat felsefesini ise şöyle özetledi:
Hayat bir denge üstüne kuruludur, ben hayatı hep öyle görürüm. Her şeyin tadında olmasının gerektiğini düşünüyorum. Bir şeyi az yaparsan da çok yaparsan da keyifli olmaz. Buna göre yaşıyorum ve bu felsefemin doğru olduğuna inanıyorum. | | Samanyolu Haber Son Dakika 07.10.2009 | | | İşteArdaTuranınhayalleriİşte Arda Turanın hayalleri |
|
| 20:10 Uzmanlar: "Sıcak havalarda 10.00 ile 16.00 saatleri arasında dışarı çıkmayın" | Net Gazete | 22.07.2009 20:03 |  | | |
| Arınç sert çıktı: Böyle şey olur mu? | Samanyolu Haber | 10.06.2009 19:29 |  | | Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Siyasetçi kadar korunmasız, siyasetçi kadar onun bunun gerine gerine tokat atmaya çalıştığı başka bir meslek yoktur dedi. Arınç, Türk Parlamenterler Birliğinin (TPB) TBMMde düzenlenen, 15. Olağan Genel Kurulunda yaptığı konuşmada, parlamenterliğin onurlu bir görev olduğunu, hangi şartlar altında olursa olsun, bu statüyü devam ettirdiklerini söyledi.
Bu onurlu hizmeti, her yerde hakkıyla teslim etmeye çalıştıklarını ifade eden Arınç, (Adamın adı çıkmış 9a inmez 8e) derler. Bülent Arınç ismi geçince, Ha o mu sivri dilli diyenler var diye konuştu.
Siyasetin onurlu bir iş olmasının yanında önemli bir iş, siyasetçinin de önemli bir insan olduğunu ifade eden Arınç, şunları kaydetti:
Yani Türkiyenin yönetiminde, Parlamentoda yasama hizmetlerini yapan, bakanlık, başbakanlık, hangi görevde olursa olsun Türk yönetiminde siyasetçi sıfatıyla katkıda bulunmuş her insan mutlaka önemli, değer verilmesi gereken insandır. Elbette onun hakkını ve hukukunu, onurunu korumak, onun yaptığı hizmetleri anarak, Türkiyede çok başarılı işler yaptığına inanmak, bizim görevimizdir.
SİYASETÇİLER KORUNMASIZ
Siyasetin yıpratıcı bir meslek, siyasetçilerin de korunmasız olduklarını söyleyen Arınç, şöyle devam etti:
Siyasetçi kadar, onun bunun gerine gerine tokat atmaya çalıştığı başka bir iş, meslek sahibi insan yoktur. Kimin gücü yetiyorsa, kimin işine geliyorsa, kim, kendi saltanatını devam ettirmek için siyasetçiye vurmak gerektiğine inanıyorsa, yaradan sığınıp, nerede fırsat bulursa, bunu yerine getiriyor. Siyasetçinin onurunu korumak, hepimizin görevi. Meclisin itibarı da siyasetçinin itibarı da bizim hukukumuzu gözetmemize bağlı. Hukukumuza sahip çıkmazsak, herkes istediğini yapabiliyor. Varlık sebebimiz bu parlamentodur. Bu Meclis olmasaydı, biz olmazdık. O zaman Meclisimize sahip çıkmamız lazım. Şamar oğlanı gibi onun bunun gerine gerine tokat atmaya çalıştığı bir yerde, parlamentoya sahip çıkması gerekenler, önce siyasetçilerdir.
Siyasetçi, bu kuruma sahip çıkmadan, başkalarının kapısının önünde sabahın alaca karanlığında nöbet tutmaya çalışıyorsa veya onlar adına parlamentoya müdahale etmeye kalkıyorsa, bu bence çok yanlış bir iştir.
Arınç, siyasetçiyi onurlu bir mevkide tutmak ve Meclisin itibarına ilişen her türlü müdahaleyi reddetmek gerektiğini kaydederek, Buna, hepimizin ihtiyacı var. En basit işlerimizde bile, burada evet dendiği halde, dışarı çıktıktan sonra sırtını dönenlere rastlayabilirsiniz. Bütün kurumlar ve kurullar, bütün bakanlıklar, kuruluşlar kendileriyle ilgili bir iş olduğu zaman nasıl tesanüt (dayanışma) içerisine giriyor ve kendilerine verilen haklardan bir gramının azaltılmasına izin vermiyorlarsa, siyasetçilerin de buna aynı, hatta daha fazlasıyla mukabele etmesi lazım diye konuştu.
PARLAMENTERLERİN HAKLARI
Milletvekillerinin sosyal ve özlük hakları konusundaki eksiklere de değinen Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:
Başkanlığım döneminde, bütün partilerin temsilcileriyle bir araya geldik. Oturduk, mutabık kaldık, şöyle bir düzenleme yapalım diye. İnanın yarım saat geçmedi, içeride mutabık kaldığımız konular, temsilcilerin çoğu tarafından, Kusura bakmayın bu işte yokuz diyerek, sırt çevrildi. Gazetecileri gördüğü zaman korkan, ekranın önünde konuşurken, içeride konuştuğundan farklı konuşan insanlarla itibarımızın yükselmesi mümkün değil. Hakkımız olan şeyi yapmak istiyoruz.
Geçmiş tarihler için söylüyorum, bir düzenleme yaptık, Cumhurbaşkanı veto etti. Geri döndü Meclise, el ayak birbirine karıştı. Yukarıdaki, referanduma gidelim dedi. Biz de yaptığımız işin doğru olduğuna inanıyoruz Mecliste. Referanduma giderse, siyasetçi referanduma konmuş olacak. Öyle bir medya var ki karşımızda... Siyasetçi, Meclis, parlamento, partiler dediğiniz zaman, gözü başka bir şey görmüyor.
Gece yarısı önergeyle bir değişiklik yapılacak, gruplardan kimse konuşmuyor, herkes başını eğmiş, aman bana bir şey söylenmesin diye. O kanunu çıkarırken, getiren biziz, geri döndükten sonra o işi düzeltmek için birisi bir önerge veriyor ama kimsenin konuşmaya cesareti yok. Tutanaklara bakın, ben çıktım ve konuştum. Yaptığımız iş doğruydu. Çünkü milletvekilliğini yaptınız, bu iş bitti. Ama siz halkın gözünde halen milletvekilisiniz. O statünüz devam ediyor. Size halen sayın milletvekilim diyorlar. Size halen haftada 7-8 davetiye geliyor. Sizi halen nikah şahidi yapmak istiyorlar. Bunlar da bize onur veriyor. 40 sene geçse de Sayın bakanım, Başbakanım, Meclis Başkanım diyorlar. Bu hangi meslekte var?
LOJMANLARIN BOŞALTILMASI
Mi | | Samanyolu Haber Son Dakika 10.06.2009 | | | ArınçsertçıktıBöyleşeyolurmu?Arınç sert çıktı Böyle şey olur mu? |
|
| Ünlü sosyetiğin büyük sırrı | En Son Haber | 14.05.2009 20:59 |  | | |
| MECLİS'TE EYLEM VAR - FOTO | Samanyolu Haber | 23.04.2009 00:35 |  | | DTP milletvekilleri, partilerine yönelik gözaltı ve tutuklamaları protesto etmek amacıyla TBMM Genel Kurulunda oturma eylemine başladı. KARELER İÇİN TIKLAYIN TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu, 1 Mayısın, Emek ve Dayanışma Günü adıyla tatil ilan edilmesine ilişkin kanun tasarısının yasalaşmasının ardından birleşimi kapattı.
Milletvekillerinin dışarı çıkmasına karşın DTP Genel Başkanı Ahmet Türk ve 20 milletvekili ile ÖDP İstanbul Milletvekili Ufuk Uras, sıralarından kalkmadı.
Bazı milletvekillerinin, Genel Kuruldan çıkmadan önce DTPli vekillerin yanına gelerek, tokalaştığı görüldü.
Çok sayıda gazetecinin görüntü aldığı oturma eyleminde, bazı DTPliler gazetecilere el sallayarak, bazıları ise zafer işareti yaparak poz verdi.
Oturma eylemi, yarın saat 08.00e kadar devam edecek.
DTP Grup Başkanvekili Selahattin Demirtaş, daha önce yaptığı açıklamada, Parlamento üyeleri olarak, hem operasyonları protesto etmek, hem halk iradesine sahip çıkmak ve çözümün yerinin parlamento olduğunu hatırlatmak için Genel Kurul çalışmaları bittikten sonra salonu ve sıralarımızı terk etmeyerek sabah saat 08.00e kadar oturma eylemi yapacağız demişti.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 23.04.2009 | | | MECLİSTEEYLEMVAR-FOTOMECLİSTE EYLEM VAR - FOTO |
|
| DTP'LİLER EYLEMDE - FOTO | Samanyolu Haber | 23.04.2009 00:19 |  | | DTP milletvekilleri, partilerine yönelik gözaltı ve tutuklamaları protesto etmek amacıyla TBMM Genel Kurulunda oturma eylemine başladı. MECLİSTE EYLEM VAR - KARELER İÇİN TIKLAYIN TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu, 1 Mayısın, Emek ve Dayanışma Günü adıyla tatil ilan edilmesine ilişkin kanun tasarısının yasalaşmasının ardından birleşimi kapattı.
Milletvekillerinin dışarı çıkmasına karşın DTP Genel Başkanı Ahmet Türk ve 20 milletvekili ile ÖDP İstanbul Milletvekili Ufuk Uras, sıralarından kalkmadı.
Bazı milletvekillerinin, Genel Kuruldan çıkmadan önce DTPli vekillerin yanına gelerek, tokalaştığı görüldü.
Çok sayıda gazetecinin görüntü aldığı oturma eyleminde, bazı DTPliler gazetecilere el sallayarak, bazıları ise zafer işareti yaparak poz verdi.
Oturma eylemi, yarın saat 08.00e kadar devam edecek.
DTP Grup Başkanvekili Selahattin Demirtaş, daha önce yaptığı açıklamada, Parlamento üyeleri olarak, hem operasyonları protesto etmek, hem halk iradesine sahip çıkmak ve çözümün yerinin parlamento olduğunu hatırlatmak için Genel Kurul çalışmaları bittikten sonra salonu ve sıralarımızı terk etmeyerek sabah saat 08.00e kadar oturma eylemi yapacağız demişti.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 23.04.2009 | | | DTPLİLEREYLEMDE-FOTODTPLİLER EYLEMDE - FOTO |
|
| DTP'LİLER EYLEMDE | Samanyolu Haber | 22.04.2009 23:49 |  | | DTP milletvekilleri, partilerine yönelik gözaltı ve tutuklamaları protesto etmek amacıyla TBMM Genel Kurulunda oturma eylemine başladı. TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu, 1 Mayısın, Emek ve Dayanışma Günü adıyla tatil ilan edilmesine ilişkin kanun tasarısının yasalaşmasının ardından birleşimi kapattı.
Milletvekillerinin dışarı çıkmasına karşın DTP Genel Başkanı Ahmet Türk ve 20 milletvekili ile ÖDP İstanbul Milletvekili Ufuk Uras, sıralarından kalkmadı.
Bazı milletvekillerinin, Genel Kuruldan çıkmadan önce DTPli vekillerin yanına gelerek, tokalaştığı görüldü.
Çok sayıda gazetecinin görüntü aldığı oturma eyleminde, bazı DTPliler gazetecilere el sallayarak, bazıları ise zafer işareti yaparak poz verdi.
Oturma eylemi, yarın saat 08.00e kadar devam edecek.
DTP Grup Başkanvekili Selahattin Demirtaş, daha önce yaptığı açıklamada, Parlamento üyeleri olarak, hem operasyonları protesto etmek, hem halk iradesine sahip çıkmak ve çözümün yerinin parlamento olduğunu hatırlatmak için Genel Kurul çalışmaları bittikten sonra salonu ve sıralarımızı terk etmeyerek sabah saat 08.00e kadar oturma eylemi yapacağız demişti.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 22.04.2009 | | | DTPLİLEREYLEMDEDTPLİLER EYLEMDE |
|
| Türk diplomatlara süper cip | Samanyolu Haber | 15.02.2009 08:35 |  | | Dışişleri Bakanlığı, Irakta defalarca saldırıya uğrayan Türk diplomatlar için yeni tedbirleri devreye soktu. Bakanlık, 4x4, zırhlı, ağır silahlarla donatılmış, jammer cihazları bulunan cipler aldı. Dışarıdan bakıldığında ciplerde herhangi bir silah görünmüyor.
Ancak araçların gizli bölmelerinden dört bir yana atış imkanı sağlayacak bölümler özel timcilere, saldırıya uğradıklarında dışarı çıkmadan araç içinden karşılık verme imkanı sağlıyor.
Türkiyenin Irak Büyükelçiliği ile Musul Başkonsolosluğunu koruyan özel timciler mevcut zırhlı araçların yetersiz olduğunu, zırhlı ve karşı atış yapılabilecek arazi taşıtları alınmasını talep etti. Irak Büyükelçiliği için koruma araçlarının alımı için Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, dışişleri bakanı görevindeyken talimat verdi. Bunun üzerine Dışişleri, Bağdat Büyükelçiliği ile Musul Başkonsolosluğu için dört adet zırhlı cip satın aldı. Bağdat Büyükelçisi ile Musul Başkonsolosluğunu korumak amacıyla alınan ciplerin donanımı Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Harekât Dairesinin talepleri doğrultusunda düzenlendi. Cipler önce zırhlandı. Bu sayede el bombalarının dahi ciplere zarar vermesinin önüne geçilmiş oldu.
Özel tasarlanmış cipler sayesinde aracın ön camının sağ alt köşesine konulan, dışarıdan görünmeyen özel bir mazgaldan uzun namlulu silahın ucu çıkartılıp karşılık verilebilecek. Ayrıca, cipin arkasına 360 derece dönebilen bir koltuk ile ağır silah yerleştirilebilecek bir düzenek konuldu. Ciplerin üç tarafına da güçlü projektörler monte edilerek gece yapılan seyahatlerde çevre aydınlatılabilme imkanı da sağlandı. Araçlarda görüş dürbünleri de mevcut. 4x4 cipler askerî kargo uçağı ile Iraka gönderildi. | | Samanyolu Haber Son Dakika 15.02.2009 | | | TürkdiplomatlarasüpercipTürk diplomatlara süper cip |
|
| Bu kış dışarı çıkmadan önce bilmeniz gereken 25 yenilik | Hürriyet | 26.09.2008 01:07 |  | | |
|
| |