Habergec.Com Aranan Kelimeler:dikkat çeken fotoğraflar Değerlendirme: 10 / 10 395401
habergec.com
24.04.2014 Perşembe
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

dikkat çeken fotoğraflar

Avrupa’nın göbeğindeki Türk tiyatrosu
Zaman
10.04.2014
02:03
64 yıldır Türk tiyatrosuna hizmet eden Makedonya Milli Kurum Türk Tiyatrosu’nun belgeseli çekildi. “Balkanların Kalbindeki Sahne” adlı belgesel 8-12 Mayıs’ta TRT Belgesel Günleri’nde izlenebilecek. Dostoyevski’nin Suç ve Ceza’sını 1979’da sahneleyince Avrupa’da ve tüm dünyada dikkat çeken tiyatro, bugüne kadar yaklaşık 300 oyun sahneledi.Türk tiyatrosunun adını Avrupa’nın göbeğinde 64 yıldan bu yana dalgalandıran bir tiyatro var. Temeli 1906 yılında atılan, 1950’den bu yana ise resmi olarak kesintisiz tiyatro yapan Makedonya Milli Kurum Türk Tiyatrosu sahnelediği oyunları ve aldığı ödüllerle önemli bir sanat merkezi. Zaman zaman Türkiye’de de temsil vermeye geliyorlar. En son geçen sene Devlet Tiyatroları Adana Uluslararası Sabancı Tiyatro Festivali’nde “Bütün Oğullarım” oyununu sahnelemişlerdi. 13 Nisan Pazar günü ise yine gelecekler, bu kez küçük ama ağır bir ekiple. Dünyaca ünlü oyuncularından Bedia Begovska, kitapları 20 dilde yayımlanan tiyatro yazarı, şair İlhami Emin, tiyatro dünyasında özel bir yönetmen olarak bilinen Branko Stavrev, Suç ve Ceza oyunundaki Raskolnikov rolü ile yine dünya çapında ün kazanan ve MK Türk Tiyatrosu’nun eski müdürlerinden olan Firdaus Nebi, pazar günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda galası yapılacak olan “Balkanlar’ın Kalbindeki Sahne” belgeselini Türkiye’deki dostlarıyla birlikte izleyecek. MK Türk Tiyatrosu, bugüne kadar yaklaşık 300 oyun sahneledi. Ama 1979’da sahneledikleri Dostoyevski’nin Suç ve Ceza’sı, MK Türk Tiyatrosu’nun varlığını Avrupa’ya ve tüm dünyaya duyurdu. Branko Stavrev’in yönettiği oyunun galasının, Saraybosna Tiyatro Festivali’nde (bu yıl 54.sü gerçekleştirilecek) yapılması kararlaştırılır. Çünkü önemli bir festivaldir. Tiyatro camiasındaki herkes, gelişmeleri izlemek üzere sonbaharda yapılan bu festivalde bir araya gelir, yüzü aşkın eleştirmen festivale katılır. Böyle bir atmosferde Suç ve Ceza sahnelenir. Yönetmen Stavrev’in belgeselde anlattığına göre o eleştirmenler, oyunu izleyince ‘Dostoyevski’yi böyle oynayan tiyatro hangisidir?’ diye büyük bir şok yaşar. Balkanlar’ın bir yerinde, küçücük Makedonya’da bir Türk tiyatrosunun bulunduğundan o zaman haberdar olurlar. Oyun boyunca Raskolnikov’u eli zincirli bir şekilde (üstteki büyük fotoğraf) büyük bir başarıyla oynayan ve herkesi etkileyen Firdaus Nebi, o yıllarda yaşadıklarını belgeselde gözyaşları içinde anlatıyor.Üsküp’te çekilen belgeselde, İlhami Emin, Firdaus Nebi, Branko Stavrev dışında tiyatronun kıdemli oyuncularından Müşerref Lozana, Elyasa Kaso, Selahattin Bilal, Mustafa Yaşar, tiyatronun müdürü Atilla Klinçe, eski müdürlerden Güner İsmail, Türk Tiyatrosu Monografisi kitabının yazarı ve eski Yugoslavya’nın başkanı Tito lakaplı Josip Broz’un tercümanlığını yapan Risto Stefanovski, ülkemizde Elveda Rumeli dizisiyle ünlenen Filiz Ahmet ve Bertolt Brecht’in Kafkas Tebeşir Dairesi’ni Üsküplü oyuncularla 1989’da sahneye koyan yönetmen Yücel Erten ile yapılan röportajlar yer alıyor. MK Türk Tiyatrosu’nda sanat hayatına adım atan Filiz Ahmet’in dedesi Lütfü Seyfullah, Makedonya’nın en ünlü tiyatrocularından biri, annesi ise tiyatroda yıllarca suflör olarak çalışmış. Belgeselde tiyatronun tarihi, tanıkların dışında arşiv belgeleri ve fotoğraflar ışığında da anlatılıyor. Tiyatronun yerini gösteren 8 Ocak 1907 tarihli harita, Başbakanlık Osmanlı Arşivi araştırmacılarından Üsküplü Yıldırım Ağanoğlu tarafından belgesele kazandırılmış.Her şeye rağmen ayakta kaldıBalkanlar’ın en eski tiyatro binası 1906’da, Osmanlı İmparatorluğu’nun valisi Mahmut Şevket Paşa tarafından Vardar Nehri kıyısına inşa edilmiş. Azınlıklar Tiyatrosu olarak bilinen, daha sonra Halklar Tiyatrosu adını alan, bugünkü adıyla Milli Kurum Türk Tiyatrosu ise 1950 yılında Yugoslavya’da, tiyatro eğitimi görmüş Abduş Hüseyin tarafından kurulmuş. Yönetmen İsmet Arasan, baskılara, yoksulluğa, göçe ve depreme rağmen ayakta kalmayı başaran MK Türk Tiyatrosu’nun belgeselini neden çektiğini şöyle anlatıyor: “MK Türk Tiyatrosu’nda oyunlar bütün Balkan dillerinde sahneleniyor. Oyun esnasında diğer dillere çeviri yapılıyor. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Makedonya’da, farklı kültürlere sınırlı ölçüde kendilerini geliştirme şansı tanındı. İşte bu dönemde Türkler, kimlik mücadelelerini öne çıkardılar. Radyo yayınlarını, edebi eserlerini, dergilerini Türk dilini ve kültürünü yaşatma alanı olarak gördüler. 2006 yılından bu yana özerk bir yapısı bulunan Üsküp Türk Tiyatrosu, Makedon Cumhuriyeti’ne verdiği üstün hizmetlerden dolayı Makedonya Cumhurbaşkanlığı tarafından da ödüllendirildi. Bens
Zaman
Kültür
10.04.2014
Avrupa’nıngöbeğindekiTürktiyatrosuAvrupa’nın göbeğindeki Türk tiyatrosu
Abdülhamit Bilici - Türkiye'ye özgü şartlar kamburu!
Zaman
26.03.2014
02:15
“Demokratik dünyanın parçası olmasına rağmen Türkiye’nin temel özgürlükler açısından geri kalmasının sebebi nedir?” sorusunun en kısa cevabı, “Bize özgü koşullar” mantığıdır. Pek çok ülkede artık adiyattan olan hakların, bizde gıdım gıdım lütfedilmesi de bu anlayışın sonucu. İnancı, etnik kökeni, ideolojisi ne olursa olsun, insanlarımızın çoktan kavuşması gereken vatandaşlık haklarını şimdiye kadar elde edememesi de bu yüzden.Dindarlara saygılı bir demokrasi iyi olur ama Türkiye’nin kendine özgü şartları vardır. Allah korusun, şeriat hortlayabilir. Kürtlere hakları verilirse bölünürüz. Farklı inanç ve ideolojiye sahip vatandaşlara hakları verilirse maazallah devlet kontrolden çıkar.Eski hal böyleydi ama artık değiştiğimize dair umutlanmıştık. AB standartlarında bir demokrasi olma yolunda ilerlediğimizi sanırken, şimdi gazetecilerin, işadamlarının baskı altına alındığını, Twitter’ın talimatla yasaklandığını, medya patronlarının haberleri yüzünden gözyaşı döktüğünü, bir camianın “size su bile yok” diye tehdit edildiğini görmek çok üzücü. Daha vahimi ise “Uluslararası camia şöyle der, böyle der hiç umurumda değil” çizgisine gelmek.Hâlbuki Twitter’ın yasaklı olduğu İran, Çin ve K. Kore gibi olmayacaksak, her meselenin demokratik dünyadaki yeri belli. Orada da seçilmişler, yargı, basın, iş dünyası, bürokrasi, istihbarat var. Demokrasi içinde yetki ve sorumlukları var. Orada da yolsuzluk yaşanıyor; yetkiler kötüye kullanılabiliyor; gizli bilgiler medyaya sızıyor. Ama bunların nasıl ele alınacağıyla ilgili demokratik ilkeler mevcut. Mesela yolsuzluk iddiası karşısında asla savcılar sürülüp, yargı siyasete bağlanmıyor. Bırak ‘Alo Fatih’ anlayışının normal karşılanmasını, Almanya’da bir haberin yayınlanmaması ricası yüzünden cumhurbaşkanı istifa ediyor.Hukuk dışı işleri deşifre eden özel bilgilerin medyaya sızması da bize özgü değil. Böyle bilgiler, medyanın önemli haber kaynağı ve toplumun gerçekleri öğrenmesini sağladığı için de kamu yararı ve belli sınırlar içinde normal karşılanıyor. Eski Yargıtay Başkanı Sami Selçuk’un dediği gibi kamu yararı olmayan bir konuda özel hayatın kaydedilmesi suç ve ahlaksızlık. Ama eski AİHM yargıcı Rıza Türmen’in hatırlattığı Radio Twist / Slovakya kararına göre kamu yararı içeren yasadışı dinlemeler AİHM’ye göre ifade özgürlüğü kapsamında.Aslında birçok skandalı, yasallığı tartışmalı böyle ifşaatlar sayesinde öğreniyoruz. Ebu Greyb’de ABD askerlerinin yaptığı insanlık dışı işkencenin belgeler, Afganistan’da öldürülen siviller ve Baas zulmünü anlatan fotoğraflar gibi. Sırlı diplomatik yazışmaları gün ışığına çıkaran Wikileaks belgeleri, ABD istihbaratının skandal faaliyetlerini deşifre eden Snowden olayı da böyleydi. Obama’yı, dünya liderlerine mahcup eden bu skandal, Snowden’ın devlet sırrını ifşa ettiği için hain mi, toplumu bir hukuksuzluk konusunda aydınlattığı için vatansever mi olduğu, medyanın bu belgelere yer verip vermemesi gerektiği çok tartışıldı. Reuters/Ipsos anketine göre Amerikalıların %31’i onu vatansever, %23’ü hain görüyor. Yüzde 46 ise kararsız. Nobel’e aday gösterilen Snowden, FBI, NSA, Adalet Bakanlığı ve CIA’nın 4 eski çalışanından Moskova’da Sam Adams İstihbaratta Dürüstlük Ödülü aldı.Demokratik dünyanın bir parçası isek bizdeki tartışmaya da bu örnekler ışığında bakmalı. Snowden’in ifşa ettiği belgeleri yayımlayan Guardian gazetesi, bazı eleştiriler üzerine dünyanın saygın gazetelerin yayın yönetmenlerine görüşlerini sordu. İşte dikkat çeken satır başları:Wolfgang Buechner (Der Spiegel): Gazetecinin en önemli görevi, gücün kötüye kullanılmasını açığa çıkarmaktır. Yönetimlerin bu belgelerin yayınlanmasını milli güvenliğe aykırı bulması rutin.Sylvie Kauffmann(Le Monde): Snowden’ın skandal belgeleri ifşa etmesi tarihî bir olay. Bu sayede; internetin kontrolü, istihbarat kurumlarının denetimi ve güvenlik-sivil haklar dengesine dair ciddi konular gündeme geldi. Bunları yayımlayan gazetenin duruşu haklıdır.Marcus Brauchli (Washington Post): Hükümetin davranış ve mantığını sorgulamak gazetecinin sadece hakkı değil, görevidir de. Gerçekler yazılıp kamuoyu aydınlanmazsa demokrasi nasıl işler?Javier Moreno (El Pais): Gazetelerin çok görevi var ama hükümeti ve güçlüyü korumak bunlardan biri değil. Güçlü olanın toplumdan bilgiyi sakladığı bir ortamda Guardian’ın yaptığı, tarihi ve vatandaşın ihtiyaç duyduğu bir gazetecilik başarısı.
Zaman
En Çok Okunan
26.03.2014
AbdülhamitBilici-TürkiyeyeözgüşartlarkamburuAbdülhamit Bilici - Türkiyeye özgü şartlar kamburu
Abdülhamit Bilici - Türkiye'ye özgü şartlar kamburu!
Zaman
26.03.2014
02:15
“Demokratik dünyanın parçası olmasına rağmen Türkiye’nin temel özgürlükler açısından geri kalmasının sebebi nedir?” sorusunun en kısa cevabı, “Bize özgü koşullar” mantığıdır. Pek çok ülkede artık adiyattan olan hakların, bizde gıdım gıdım lütfedilmesi de bu anlayışın sonucu. İnancı, etnik kökeni, ideolojisi ne olursa olsun, insanlarımızın çoktan kavuşması gereken vatandaşlık haklarını şimdiye kadar elde edememesi de bu yüzden.Dindarlara saygılı bir demokrasi iyi olur ama Türkiye’nin kendine özgü şartları vardır. Allah korusun, şeriat hortlayabilir. Kürtlere hakları verilirse bölünürüz. Farklı inanç ve ideolojiye sahip vatandaşlara hakları verilirse maazallah devlet kontrolden çıkar.Eski hal böyleydi ama artık değiştiğimize dair umutlanmıştık. AB standartlarında bir demokrasi olma yolunda ilerlediğimizi sanırken, şimdi gazetecilerin, işadamlarının baskı altına alındığını, Twitter’ın talimatla yasaklandığını, medya patronlarının haberleri yüzünden gözyaşı döktüğünü, bir camianın “size su bile yok” diye tehdit edildiğini görmek çok üzücü. Daha vahimi ise “Uluslararası camia şöyle der, böyle der hiç umurumda değil” çizgisine gelmek.Hâlbuki Twitter’ın yasaklı olduğu İran, Çin ve K. Kore gibi olmayacaksak, her meselenin demokratik dünyadaki yeri belli. Orada da seçilmişler, yargı, basın, iş dünyası, bürokrasi, istihbarat var. Demokrasi içinde yetki ve sorumlukları var. Orada da yolsuzluk yaşanıyor; yetkiler kötüye kullanılabiliyor; gizli bilgiler medyaya sızıyor. Ama bunların nasıl ele alınacağıyla ilgili demokratik ilkeler mevcut. Mesela yolsuzluk iddiası karşısında asla savcılar sürülüp, yargı siyasete bağlanmıyor. Bırak ‘Alo Fatih’ anlayışının normal karşılanmasını, Almanya’da bir haberin yayınlanmaması ricası yüzünden cumhurbaşkanı istifa ediyor.Hukuk dışı işleri deşifre eden özel bilgilerin medyaya sızması da bize özgü değil. Böyle bilgiler, medyanın önemli haber kaynağı ve toplumun gerçekleri öğrenmesini sağladığı için de kamu yararı ve belli sınırlar içinde normal karşılanıyor. Eski Yargıtay Başkanı Sami Selçuk’un dediği gibi kamu yararı olmayan bir konuda özel hayatın kaydedilmesi suç ve ahlaksızlık. Ama eski AİHM yargıcı Rıza Türmen’in hatırlattığı Radio Twist / Slovakya kararına göre kamu yararı içeren yasadışı dinlemeler AİHM’ye göre ifade özgürlüğü kapsamında.Aslında birçok skandalı, yasallığı tartışmalı böyle ifşaatlar sayesinde öğreniyoruz. Ebu Greyb’de ABD askerlerinin yaptığı insanlık dışı işkencenin belgeler, Afganistan’da öldürülen siviller ve Baas zulmünü anlatan fotoğraflar gibi. Sırlı diplomatik yazışmaları gün ışığına çıkaran Wikileaks belgeleri, ABD istihbaratının skandal faaliyetlerini deşifre eden Snowden olayı da böyleydi. Obama’yı, dünya liderlerine mahcup eden bu skandal, Snowden’ın devlet sırrını ifşa ettiği için hain mi, toplumu bir hukuksuzluk konusunda aydınlattığı için vatansever mi olduğu, medyanın bu belgelere yer verip vermemesi gerektiği çok tartışıldı. Reuters/Ipsos anketine göre Amerikalıların %31’i onu vatansever, %23’ü hain görüyor. Yüzde 46 ise kararsız. Nobel’e aday gösterilen Snowden, FBI, NSA, Adalet Bakanlığı ve CIA’nın 4 eski çalışanından Moskova’da Sam Adams İstihbaratta Dürüstlük Ödülü aldı.Demokratik dünyanın bir parçası isek bizdeki tartışmaya da bu örnekler ışığında bakmalı. Snowden’in ifşa ettiği belgeleri yayımlayan Guardian gazetesi, bazı eleştiriler üzerine dünyanın saygın gazetelerin yayın yönetmenlerine görüşlerini sordu. İşte dikkat çeken satır başları:Wolfgang Buechner (Der Spiegel): Gazetecinin en önemli görevi, gücün kötüye kullanılmasını açığa çıkarmaktır. Yönetimlerin bu belgelerin yayınlanmasını milli güvenliğe aykırı bulması rutin.Sylvie Kauffmann(Le Monde): Snowden’ın skandal belgeleri ifşa etmesi tarihî bir olay. Bu sayede; internetin kontrolü, istihbarat kurumlarının denetimi ve güvenlik-sivil haklar dengesine dair ciddi konular gündeme geldi. Bunları yayımlayan gazetenin duruşu haklıdır.Marcus Brauchli (Washington Post): Hükümetin davranış ve mantığını sorgulamak gazetecinin sadece hakkı değil, görevidir de. Gerçekler yazılıp kamuoyu aydınlanmazsa demokrasi nasıl işler?Javier Moreno (El Pais): Gazetelerin çok görevi var ama hükümeti ve güçlüyü korumak bunlardan biri değil. Güçlü olanın toplumdan bilgiyi sakladığı bir ortamda Guardian’ın yaptığı, tarihi ve vatandaşın ihtiyaç duyduğu bir gazetecilik başarısı.
Zaman
Köşe Yazıları
26.03.2014
AbdülhamitBilici-TürkiyeyeözgüşartlarkamburuAbdülhamit Bilici - Türkiyeye özgü şartlar kamburu
Abdülhamit Bilici - Türkiye'ye özgü şartlar kamburu!
Zaman
26.03.2014
02:05
“Demokratik dünyanın parçası olmasına rağmen Türkiye’nin temel özgürlükler açısından geri kalmasının sebebi nedir?” sorusunun en kısa cevabı, “Bize özgü koşullar” mantığıdır. Pek çok ülkede artık adiyattan olan hakların, bizde gıdım gıdım lütfedilmesi de bu anlayışın sonucu. İnancı, etnik kökeni, ideolojisi ne olursa olsun, insanlarımızın çoktan kavuşması gereken vatandaşlık haklarını şimdiye kadar elde edememesi de bu yüzden.Dindarlara saygılı bir demokrasi iyi olur ama Türkiye’nin kendine özgü şartları vardır. Allah korusun, şeriat hortlayabilir. Kürtlere hakları verilirse bölünürüz. Farklı inanç ve ideolojiye sahip vatandaşlara hakları verilirse maazallah devlet kontrolden çıkar.Eski hal böyleydi ama artık değiştiğimize dair umutlanmıştık. AB standartlarında bir demokrasi olma yolunda ilerlediğimizi sanırken, şimdi gazetecilerin, işadamlarının baskı altına alındığını, Twitter’ın talimatla yasaklandığını, medya patronlarının haberleri yüzünden gözyaşı döktüğünü, bir camianın “size su bile yok” diye tehdit edildiğini görmek çok üzücü. Daha vahimi ise “Uluslararası camia şöyle der, böyle der hiç umurumda değil” çizgisine gelmek.Hâlbuki Twitter’ın yasaklı olduğu İran, Çin ve K. Kore gibi olmayacaksak, her meselenin demokratik dünyadaki yeri belli. Orada da seçilmişler, yargı, basın, iş dünyası, bürokrasi, istihbarat var. Demokrasi içinde yetki ve sorumlukları var. Orada da yolsuzluk yaşanıyor; yetkiler kötüye kullanılabiliyor; gizli bilgiler medyaya sızıyor. Ama bunların nasıl ele alınacağıyla ilgili demokratik ilkeler mevcut. Mesela yolsuzluk iddiası karşısında asla savcılar sürülüp, yargı siyasete bağlanmıyor. Bırak ‘Alo Fatih’ anlayışının normal karşılanmasını, Almanya’da bir haberin yayınlanmaması ricası yüzünden cumhurbaşkanı istifa ediyor.Hukuk dışı işleri deşifre eden özel bilgilerin medyaya sızması da bize özgü değil. Böyle bilgiler, medyanın önemli haber kaynağı ve toplumun gerçekleri öğrenmesini sağladığı için de kamu yararı ve belli sınırlar içinde normal karşılanıyor. Eski Yargıtay Başkanı Sami Selçuk’un dediği gibi kamu yararı olmayan bir konuda özel hayatın kaydedilmesi suç ve ahlaksızlık. Ama eski AİHM yargıcı Rıza Türmen’in hatırlattığı Radio Twist / Slovakya kararına göre kamu yararı içeren yasadışı dinlemeler AİHM’ye göre ifade özgürlüğü kapsamında.Aslında birçok skandalı, yasallığı tartışmalı böyle ifşaatlar sayesinde öğreniyoruz. Ebu Greyb’de ABD askerlerinin yaptığı insanlık dışı işkencenin belgeler, Afganistan’da öldürülen siviller ve Baas zulmünü anlatan fotoğraflar gibi. Sırlı diplomatik yazışmaları gün ışığına çıkaran Wikileaks belgeleri, ABD istihbaratının skandal faaliyetlerini deşifre eden Snowden olayı da böyleydi. Obama’yı, dünya liderlerine mahcup eden bu skandal, Snowden’ın devlet sırrını ifşa ettiği için hain mi, toplumu bir hukuksuzluk konusunda aydınlattığı için vatansever mi olduğu, medyanın bu belgelere yer verip vermemesi gerektiği çok tartışıldı. Reuters/Ipsos anketine göre Amerikalıların %31’i onu vatansever, %23’ü hain görüyor. Yüzde 46 ise kararsız. Nobel’e aday gösterilen Snowden, FBI, NSA, Adalet Bakanlığı ve CIA’nın 4 eski çalışanından Moskova’da Sam Adams İstihbaratta Dürüstlük Ödülü aldı.Demokratik dünyanın bir parçası isek bizdeki tartışmaya da bu örnekler ışığında bakmalı. Snowden’in ifşa ettiği belgeleri yayımlayan Guardian gazetesi, bazı eleştiriler üzerine dünyanın saygın gazetelerin yayın yönetmenlerine görüşlerini sordu. İşte dikkat çeken satır başları:Wolfgang Buechner (Der Spiegel): Gazetecinin en önemli görevi, gücün kötüye kullanılmasını açığa çıkarmaktır. Yönetimlerin bu belgelerin yayınlanmasını milli güvenliğe aykırı bulması rutin.Sylvie Kauffmann(Le Monde): Snowden’ın skandal belgeleri ifşa etmesi tarihî bir olay. Bu sayede; internetin kontrolü, istihbarat kurumlarının denetimi ve güvenlik-sivil haklar dengesine dair ciddi konular gündeme geldi. Bunları yayımlayan gazetenin duruşu haklıdır.Marcus Brauchli (Washington Post): Hükümetin davranış ve mantığını sorgulamak gazetecinin sadece hakkı değil, görevidir de. Gerçekler yazılıp kamuoyu aydınlanmazsa demokrasi nasıl işler?Javier Moreno (El Pais): Gazetelerin çok görevi var ama hükümeti ve güçlüyü korumak bunlardan biri değil. Güçlü olanın toplumdan bilgiyi sakladığı bir ortamda Guardian’ın yaptığı, tarihi ve vatandaşın ihtiyaç duyduğu bir gazetecilik başarısı.
Zaman
Ana Sayfa
26.03.2014
AbdülhamitBilici-TürkiyeyeözgüşartlarkamburuAbdülhamit Bilici - Türkiyeye özgü şartlar kamburu
Şivan Perwer seçim panolarında fotoğraflarının kullanılmasından rahatsız
Zaman
20.03.2014
12:52
Kürt Sanatçı Şivan Perwer Vâkfı, AKP tarafından Urfada seçim panolarında sanatçı Şivan Perwerın fotoğraflarının kullanmasından rahatsızlık duyduklarını açıkladı.Vakıf yetkilileri, Sanatçı Şivan Perwerin memleketi Urfada AKP tarafından kendisine ait fotoğrafların seçim panolarında kullanmasına tepki gösterdi.Geçtiğimiz günlerde AKPnin Urfadaki bir seçim panosunda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Şivan Perwerin; geçen Diyarbakır buluşması sırasında çekilen fotoğraflar kullanılmıştı.Cihan Haber Ajansına (Cihana) konuşan Şivan Perwer Vakıf Müdürü Haji Ahmed; Perwerin seçim propagandasında kullanılan fotoğraflardan rahatsız olduklarını söyledi. Ahmed, parti afişlerindeki fotoğrafların kendilerine sorulmadan kullanıldığını ifade etti.Ahmed:Şivan Perwer bir millete mal olmuş bir sanatçıdır. Kendisi hiç bir siyasi partinin siyasi propagandasında yer almadı. Bundan sonrada yer almayacak. şeklinde konuştu.Kendisine danışılmadan seçim panolarında kullanılan fotoğrafların Şivan Perweri üzdüğüne dikkat çeken Ahmed, Şivanın her zaman sanatı ile kendini ifade ettiğini bundan sonrada böyle devam edeceğini vurguladı.(CİHAN)
Zaman
Son Dakika
20.03.2014
ŞivanPerwerseçimpanolarındafotoğraflarınınkullanılmasındanrahatsızŞivan Perwer seçim panolarında fotoğraflarının kullanılmasından rahatsız
Şivan Perwer seçim panolarında fotoğraflarının kullanılmasından rahatsız
Zaman
20.03.2014
12:52
Kürt Sanatçı Şivan Perwer Vâkfı, AKP tarafından Urfada seçim panolarında sanatçı Şivan Perwerın fotoğraflarının kullanmasından rahatsızlık duyduklarını açıkladı.Vakıf yetkilileri, Sanatçı Şivan Perwerin memleketi Urfada AKP tarafından kendisine ait fotoğrafların seçim panolarında kullanmasına tepki gösterdi.Geçtiğimiz günlerde AKPnin Urfadaki bir seçim panosunda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Şivan Perwerin; geçen Diyarbakır buluşması sırasında çekilen fotoğraflar kullanılmıştı.Cihan Haber Ajansına (Cihana) konuşan Şivan Perwer Vakıf Müdürü Haji Ahmed; Perwerin seçim propagandasında kullanılan fotoğraflardan rahatsız olduklarını söyledi. Ahmed, parti afişlerindeki fotoğrafların kendilerine sorulmadan kullanıldığını ifade etti.Ahmed:Şivan Perwer bir millete mal olmuş bir sanatçıdır. Kendisi hiç bir siyasi partinin siyasi propagandasında yer almadı. Bundan sonrada yer almayacak. şeklinde konuştu.Kendisine danışılmadan seçim panolarında kullanılan fotoğrafların Şivan Perweri üzdüğüne dikkat çeken Ahmed, Şivanın her zaman sanatı ile kendini ifade ettiğini bundan sonrada böyle devam edeceğini vurguladı.(CİHAN)
Zaman
Ana Sayfa
20.03.2014
ŞivanPerwerseçimpanolarındafotoğraflarınınkullanılmasındanrahatsızŞivan Perwer seçim panolarında fotoğraflarının kullanılmasından rahatsız
Mozaikler şehri Antakya’daki ilk keşifler
Zaman
18.03.2014
02:20
Antakya Harbiye’de çekilen yukarıdaki fotoğraf, Princeton Üniversitesi arşivlerine 1937 yılında girmiş.Üniversitesinin arşivinde bölgeyle ilgili daha pek çok kare bulunuyor. Antakya’daki ilk arkelojik kazıları anlatan bu tarihi fotoğrafların bir kısmını 20 Nisan’a kadar AnaMed’de görebilirsiniz.Yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz Dakar isimli yaşlı amca, 1900’lü yılların başında Antakya’nın Harbiye ilçesinde yaşıyordu. Belli ki dinlenmek için bir zeytin ağacının dibini seçmiş ve oturduğu gölgelik ona bugün Hatay Arkeoloji Müzesi’nde sergilenen 10x18 boyutlarındaki o dev mozaiği hediye etmiş. Beşinci yüzyıla tarihlenen, çiçek desenleriyle süslenmiş mozaiğin ortasında, boynunun etrafı Pers kraliyet ailesinin sembolü olan kırmızı kurdelelerle süslenmiş bir aslan bulunuyor. Bu fotoğraf, Princeton Üniversitesi Sanat ve Arkeoloji bölümünün arşivine 13 Mayıs 1937’de girmiş. Üniversitenin arşivinde Antakya’daki mozaiklerle ilgili daha pek çok fotoğraf yer alıyor. Çünkü Antakya’daki ilk arkeolojik kazılar Princeton Üniversitesi tarafından 1932-1939 yılları arasında yapıldı. Bu tarihi fotoğrafların bir kısmını 20 Nisan’a kadar İstanbul’da görmek mümkün. Beyoğlu’ndaki Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi’nde (AnaMed) açılan “Asi’deki Antakya, Mozaikler Şehrinde İlk Araştırmalar” sergisinde, Antakya’daki ilk arkeolojik kazı çalışmalarına ait fotoğraflar yer alıyor. Kazılar sırasında Roma dönemi zenginlerinin yaşadığı Harbiye’deki evlerin kalıntılarından görkemli mozaikler çıkarılmış.Kazı videosu da sergideMurat Akar’ın küratörlüğünü üstlendiği sergide, Helenistik Doğu’nun önemli siyasal ve kültürel merkezlerinden ve Roma İmparatorluğu’nun büyük metropollerinden biri olan Antakya’nın en parlak dönemine ait bulguların ortaya çıkarılma öyküsü anlatılıyor. Sekiz sezon süren kazı çalışması, gerçekleştirildiği yıllarda, bölgedeki en kapsamlı araştırma olarak biliniyor. Sergi ayrıca o yıllardaki kazı yöntemleri ve arşivleme teknikleri hakkında dikkat çeken ipuçları veriyor. Kazı günlükleri ışığında hazırlanan sergideki fotoğraflara Princeton Üniversitesi Kazı Komitesi tarafından hazırlanmış bir video da eşlik ediyor. Pek çoğu bugün tamamen değişmiş kıyafet tarzları, sokak manzaraları ve peyzajı belgeleyen görüntüler, 1930’lardaki Antakya kent yaşamını yansıtıyor. Fotoğrafların hepsinde ayrı bir hikâye gizli. Kazının Filistinli fotoğrafçısı Fadeel Nasser Saba bile, Bizans dönemine ait villanın zengin mozaiklerini fotoğraflamak üzere mozaiğin üzerine kurulan iskelenin en tepesine çıkıyor ve kendisi de başka bir makineye o anı belgelettiriyor.
Zaman
Kültür
18.03.2014
MozaiklerşehriAntakya’dakiilkkeşiflerMozaikler şehri Antakya’daki ilk keşifler
Mozaikler şehri Antakya’daki ilk keşifler
Zaman
18.03.2014
02:09
Antakya Harbiye’de çekilen yukarıdaki fotoğraf, Princeton Üniversitesi arşivlerine 1937 yılında girmiş.Üniversitesinin arşivinde bölgeyle ilgili daha pek çok kare bulunuyor. Antakya’daki ilk arkelojik kazıları anlatan bu tarihi fotoğrafların bir kısmını 20 Nisan’a kadar AnaMed’de görebilirsiniz.Yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz Dakar isimli yaşlı amca, 1900’lü yılların başında Antakya’nın Harbiye ilçesinde yaşıyordu. Belli ki dinlenmek için bir zeytin ağacının dibini seçmiş ve oturduğu gölgelik ona bugün Hatay Arkeoloji Müzesi’nde sergilenen 10x18 boyutlarındaki o dev mozaiği hediye etmiş. Beşinci yüzyıla tarihlenen, çiçek desenleriyle süslenmiş mozaiğin ortasında, boynunun etrafı Pers kraliyet ailesinin sembolü olan kırmızı kurdelelerle süslenmiş bir aslan bulunuyor. Bu fotoğraf, Princeton Üniversitesi Sanat ve Arkeoloji bölümünün arşivine 13 Mayıs 1937’de girmiş. Üniversitenin arşivinde Antakya’daki mozaiklerle ilgili daha pek çok fotoğraf yer alıyor. Çünkü Antakya’daki ilk arkeolojik kazılar Princeton Üniversitesi tarafından 1932-1939 yılları arasında yapıldı. Bu tarihi fotoğrafların bir kısmını 20 Nisan’a kadar İstanbul’da görmek mümkün. Beyoğlu’ndaki Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi’nde (AnaMed) açılan “Asi’deki Antakya, Mozaikler Şehrinde İlk Araştırmalar” sergisinde, Antakya’daki ilk arkeolojik kazı çalışmalarına ait fotoğraflar yer alıyor. Kazılar sırasında Roma dönemi zenginlerinin yaşadığı Harbiye’deki evlerin kalıntılarından görkemli mozaikler çıkarılmış.Kazı videosu da sergideMurat Akar’ın küratörlüğünü üstlendiği sergide, Helenistik Doğu’nun önemli siyasal ve kültürel merkezlerinden ve Roma İmparatorluğu’nun büyük metropollerinden biri olan Antakya’nın en parlak dönemine ait bulguların ortaya çıkarılma öyküsü anlatılıyor. Sekiz sezon süren kazı çalışması, gerçekleştirildiği yıllarda, bölgedeki en kapsamlı araştırma olarak biliniyor. Sergi ayrıca o yıllardaki kazı yöntemleri ve arşivleme teknikleri hakkında dikkat çeken ipuçları veriyor. Kazı günlükleri ışığında hazırlanan sergideki fotoğraflara Princeton Üniversitesi Kazı Komitesi tarafından hazırlanmış bir video da eşlik ediyor. Pek çoğu bugün tamamen değişmiş kıyafet tarzları, sokak manzaraları ve peyzajı belgeleyen görüntüler, 1930’lardaki Antakya kent yaşamını yansıtıyor. Fotoğrafların hepsinde ayrı bir hikâye gizli. Kazının Filistinli fotoğrafçısı Fadeel Nasser Saba bile, Bizans dönemine ait villanın zengin mozaiklerini fotoğraflamak üzere mozaiğin üzerine kurulan iskelenin en tepesine çıkıyor ve kendisi de başka bir makineye o anı belgelettiriyor.
Zaman
Ana Sayfa
18.03.2014
MozaiklerşehriAntakya’dakiilkkeşiflerMozaikler şehri Antakya’daki ilk keşifler
Bu Milli Takım'da umut var
Zaman
07.03.2014
02:02
Avrupa Şampiyonası elemeleri öncesi hazırlık maçında İsveç’i 2-1 yenen A Milli Takım, gelecek günler adına olumlu sinyaller verdi. Tribünlerin heyecanı, futbolcuların iştahı ve Fatih Terim’in kazanma arzusu umutları artırdı. Son üç büyük turnuvayı kaçıran Ay-Yıldızlılar, Fransa’nın ev sahipliği yapacağı Euro 2016 finalleri için işi şimdiden sıkı tutuyor.A Milli Takım, Fatih Terim’in 3. döneminde yeni bir sayfa açtı. Tecrübeli çalıştırıcı, Türkiye futbol direktörü unvanıyla Ay-Yıldızlı ekibi adeta baştan aşağıya yeniden dizayn etmeye başladı. Ankara’da İsveç’le oynanan ve 2-1 kazandığımız hazırlık maçı da eylül ayında startı verilecek 2016 Avrupa Şampiyonası grup elemeleri öncesi güzel bir prova oldu.Milliler, son büyük turnuvaya 2008’de yine Fatih Terim’le birlikte katılmış, Avrupa Şampiyonası’nda üçüncü olarak önemli başarıya imza atmıştı. Ancak 2010 Dünya Kupası ile Euro 2012’nin ardından Brezilya 2014 fırsatı da elden maalesef kaçtı. Futbol Federasyonu (TFF) ve Terim’in amacı, bundan sonra tüm önemli organizasyonlarda yer alan bir Milli Takım oluşturmak. İlk hedef Fransa’nın ev sahipliği yapacağı 2016 Avrupa Şampiyonası finalleri.Tabii şimdi durum bu defa biraz farklı. Format değiştirildi ve artık daha çok ülkeye katılma fırsatı sunuldu. 53 ülkenin 9 grupta mücadele edeceği elemelerde ilk iki sırayı alan 18 ülke ve en iyi üçüncü finallere yükselecek. Geri kalan 8 grup üçüncüsünün ikili olarak eşleşeceği play-off maçları sonunda 4 takım daha finallere katılma hakkı kazanacak. Ev sahibi Fransa ile birlikte rakam 24’e ulaşacak. Yani eskiye göre finallerde yer almak kolaylaştı.Ay-Yıldızlı ekibimiz A Grubu’nda Hollanda, Çek Cumhuriyeti, Letonya, İzlanda ve Kazakistan’la eşleşti. Rakipler hafife alınacak gibi değil. Terim’in tabiriyle biraz soğuk ülkeler. Hollanda ile Çek Cumhuriyeti diğerlerine göre daha zorlu. Fakat hazırlık maçlarındaki ciddiyetsizliğin nispeten ortadan kalktığı İsveç sınavı, umutları artırmış durumda. Üstelik sahadaki 11 ve sonradan giren futbolcuların büyük turnuvada boy gösterme açlığı ve arzusu dikkat çekiciydi.Ay-Yıldızlıların lideri Arda TuranKadro tercihleri uzun zaman sonra futbolseverleri memnun ederken Millilerde Arda Turan’ın liderliği iyice belirgin hale geldi. İspanyol ekip Atletico Madrid’de forma giyen ve hakkında sürekli daha üst düzey bir takıma transfer olacağı yönünde iddialar çıkan yetenekli futbolcu, hiç şüphesiz Euro 2016 yolunda en önemli silahlarımızdan biri olacak. Fatih Terim, İsveç önünde 99. kez Ay-Yıldızlı ekibin başında maça çıktı. 99 müsabakada 49 galibiyet, 26 beraberlik, 24 mağlubiyet yaşayan deneyimli teknik adam da en az futbolcular kadar istekli. Terim’in yalnızca bugünü düşünerek değil, geleceğin Milli Takım’ını inşa etmek için göreve soyunduğunu da unutmamak gerek.10,5 yıl aradan sonra milli maç oynanan Başkent’te tribünlerin coşkusu, futbolcu ve teknik heyeti sahiplenmesi ise hem Millileri hem de TFF yönetimini sevindirdi. Deplasmandaki İzlanda hazırlık mücadelesiyle başlayacak serüvende gruptaki bazı karşılaşmaların Ankara’ya alınması bekleniyor. TFF yetkilileri de bu dönemde A Milliler için seferber olmuş vaziyette. Medyaya bilgi aktarımı, resmi site ve Twitter hesaplarından futbolseverlerin ilgisini çeken fotoğraflar yayınlanması, oyuncuların sosyal sorumluluk projelerine katılması gibi planlı programlı işlerin sayısı artıyor. Ay-Yıldızlıların rahatı düşünülerek tasarlanan Riva Hasan Doğan Milli Takımlar Kamp ve Eğitim Tesisleri de yaz aylarında açılacak.İmparator’u gururlandıran tabloTürkiye Futbol Direktörü Fatih Terim, özel maçta İsveç’i 2-1 yenmemiz kadar futbolcuların performansı ve başarıya olan açlığına sevindi. Milli Takım’ı oyunun her alanında gururla seyrettiklerini belirten tecrübeli teknik adam, özellikle bazı isimlerin kulüp takımındaki gibi forma savaşı vermesinden duyduğu memnuniyeti ifade etti.Bundan sonra form grafiği en iyi olanın görev yapacağını dile getiren ‘İmparator’ lakaplı hoca, “müthiş yetenek” sözleriyle hakkını teslim ettiği Arda Turan ile birlikte Mevlüt ve Nuri’yi de övdü. Ankara’daki futbolseverlere desteklerinden dolayı teşekkür eden başarılı hoca, 2016 Avrupa Şampiyonası grup elemelerinde bazı maçları Ankara’da oynayabileceklerinin müjdesini de verdi. Terim, hazırlık karşılaşması olmasına rağmen tribünlerin heyecanını hissettiklerini, en güzel stadın Başkent’e yapılması gerektiğini de kaydetti.İsveç mücadelesini analiz eden deneyimli çalıştırıcı, “Taktik anlayışımızı sahaya yansıttığımız pozisyonlarda mutlu oldum. Üzüldüğüm şeyler ise gereksiz işler. Beni sinirlendirecek çok az hareket oldu. 90 dakikanın geneli için güzel şeyler söylenebilir. Oyunun kontrolünü elinde bulundur
Zaman
Spor
07.03.2014
BuMilliTakımdaumutvarBu Milli Takımda umut var
Bu Milli Takım'da umut var
Zaman
07.03.2014
02:02
Avrupa Şampiyonası elemeleri öncesi hazırlık maçında İsveç’i 2-1 yenen A Milli Takım, gelecek günler adına olumlu sinyaller verdi. Tribünlerin heyecanı, futbolcuların iştahı ve Fatih Terim’in kazanma arzusu umutları artırdı. Son üç büyük turnuvayı kaçıran Ay-Yıldızlılar, Fransa’nın ev sahipliği yapacağı Euro 2016 finalleri için işi şimdiden sıkı tutuyor.A Milli Takım, Fatih Terim’in 3. döneminde yeni bir sayfa açtı. Tecrübeli çalıştırıcı, Türkiye futbol direktörü unvanıyla Ay-Yıldızlı ekibi adeta baştan aşağıya yeniden dizayn etmeye başladı. Ankara’da İsveç’le oynanan ve 2-1 kazandığımız hazırlık maçı da eylül ayında startı verilecek 2016 Avrupa Şampiyonası grup elemeleri öncesi güzel bir prova oldu.Milliler, son büyük turnuvaya 2008’de yine Fatih Terim’le birlikte katılmış, Avrupa Şampiyonası’nda üçüncü olarak önemli başarıya imza atmıştı. Ancak 2010 Dünya Kupası ile Euro 2012’nin ardından Brezilya 2014 fırsatı da elden maalesef kaçtı. Futbol Federasyonu (TFF) ve Terim’in amacı, bundan sonra tüm önemli organizasyonlarda yer alan bir Milli Takım oluşturmak. İlk hedef Fransa’nın ev sahipliği yapacağı 2016 Avrupa Şampiyonası finalleri.Tabii şimdi durum bu defa biraz farklı. Format değiştirildi ve artık daha çok ülkeye katılma fırsatı sunuldu. 53 ülkenin 9 grupta mücadele edeceği elemelerde ilk iki sırayı alan 18 ülke ve en iyi üçüncü finallere yükselecek. Geri kalan 8 grup üçüncüsünün ikili olarak eşleşeceği play-off maçları sonunda 4 takım daha finallere katılma hakkı kazanacak. Ev sahibi Fransa ile birlikte rakam 24’e ulaşacak. Yani eskiye göre finallerde yer almak kolaylaştı.Ay-Yıldızlı ekibimiz A Grubu’nda Hollanda, Çek Cumhuriyeti, Letonya, İzlanda ve Kazakistan’la eşleşti. Rakipler hafife alınacak gibi değil. Terim’in tabiriyle biraz soğuk ülkeler. Hollanda ile Çek Cumhuriyeti diğerlerine göre daha zorlu. Fakat hazırlık maçlarındaki ciddiyetsizliğin nispeten ortadan kalktığı İsveç sınavı, umutları artırmış durumda. Üstelik sahadaki 11 ve sonradan giren futbolcuların büyük turnuvada boy gösterme açlığı ve arzusu dikkat çekiciydi.Ay-Yıldızlıların lideri Arda TuranKadro tercihleri uzun zaman sonra futbolseverleri memnun ederken Millilerde Arda Turan’ın liderliği iyice belirgin hale geldi. İspanyol ekip Atletico Madrid’de forma giyen ve hakkında sürekli daha üst düzey bir takıma transfer olacağı yönünde iddialar çıkan yetenekli futbolcu, hiç şüphesiz Euro 2016 yolunda en önemli silahlarımızdan biri olacak. Fatih Terim, İsveç önünde 99. kez Ay-Yıldızlı ekibin başında maça çıktı. 99 müsabakada 49 galibiyet, 26 beraberlik, 24 mağlubiyet yaşayan deneyimli teknik adam da en az futbolcular kadar istekli. Terim’in yalnızca bugünü düşünerek değil, geleceğin Milli Takım’ını inşa etmek için göreve soyunduğunu da unutmamak gerek.10,5 yıl aradan sonra milli maç oynanan Başkent’te tribünlerin coşkusu, futbolcu ve teknik heyeti sahiplenmesi ise hem Millileri hem de TFF yönetimini sevindirdi. Deplasmandaki İzlanda hazırlık mücadelesiyle başlayacak serüvende gruptaki bazı karşılaşmaların Ankara’ya alınması bekleniyor. TFF yetkilileri de bu dönemde A Milliler için seferber olmuş vaziyette. Medyaya bilgi aktarımı, resmi site ve Twitter hesaplarından futbolseverlerin ilgisini çeken fotoğraflar yayınlanması, oyuncuların sosyal sorumluluk projelerine katılması gibi planlı programlı işlerin sayısı artıyor. Ay-Yıldızlıların rahatı düşünülerek tasarlanan Riva Hasan Doğan Milli Takımlar Kamp ve Eğitim Tesisleri de yaz aylarında açılacak.İmparator’u gururlandıran tabloTürkiye Futbol Direktörü Fatih Terim, özel maçta İsveç’i 2-1 yenmemiz kadar futbolcuların performansı ve başarıya olan açlığına sevindi. Milli Takım’ı oyunun her alanında gururla seyrettiklerini belirten tecrübeli teknik adam, özellikle bazı isimlerin kulüp takımındaki gibi forma savaşı vermesinden duyduğu memnuniyeti ifade etti.Bundan sonra form grafiği en iyi olanın görev yapacağını dile getiren ‘İmparator’ lakaplı hoca, “müthiş yetenek” sözleriyle hakkını teslim ettiği Arda Turan ile birlikte Mevlüt ve Nuri’yi de övdü. Ankara’daki futbolseverlere desteklerinden dolayı teşekkür eden başarılı hoca, 2016 Avrupa Şampiyonası grup elemelerinde bazı maçları Ankara’da oynayabileceklerinin müjdesini de verdi. Terim, hazırlık karşılaşması olmasına rağmen tribünlerin heyecanını hissettiklerini, en güzel stadın Başkent’e yapılması gerektiğini de kaydetti.İsveç mücadelesini analiz eden deneyimli çalıştırıcı, “Taktik anlayışımızı sahaya yansıttığımız pozisyonlarda mutlu oldum. Üzüldüğüm şeyler ise gereksiz işler. Beni sinirlendirecek çok az hareket oldu. 90 dakikanın geneli için güzel şeyler söylenebilir. Oyunun kontrolünü elinde bulundur
Zaman
Ana Sayfa
07.03.2014
BuMilliTakımdaumutvarBu Milli Takımda umut var
Nokia,‘1520 ile rekabette bende varım’ dedi
Zaman
19.02.2014
13:04
Dünyada akıllı telefon satış adedi 1 milyarı geçti. Buda cep telefonu üreten ve satan firmaların iştahını daha da kabartıyor. Global pazarda savaş Güney Koreli üretici Samsung ve Amerikalı teknoloji devi Apple arasında görünse de diğer üreticiler de merdivenleri sessiz ama emin adımlarla tırmanıyor. Özellikle pazarın bir dönem uzun süre lideri konumundaki Nokia son aylarda piyasaya sürdüğü birbirinden yeni modelleri ile sessizliğini bozacak gibi…İletişim hayatına 1996’da başlayan Nokia 5110 modeli ile 2000’li yılların lideri oldu. 3200 ile ilk animasyonlu telefonu piyasaya çıkardı. Nokia’nın karşısında direnemeyen Alcatel, Philips ve Sagem ‘pazardan çekiliyoruz’ dedi. N serisi ile tüm dünya markalarından ödül aldı. Samsung’un geliştirdiği Android sistemi ve Apple’ın inanılmaz çıkışı Nokia’yı çok zorladı. Microsoft ile anlaşarak Windows Phone 8 telefonlar için düğmeye bastı. Firma beklediği çıkışı “Lumia” serisiyle yakalamaya başladı. Özellikle 41 Megapiksel kamera özelliğine sahip Lumia 1020 model cep telefonuyla dikkatleri üzerine çeken Nokia, yeni çıkardığı Lumia 1520 model akıllı cep telefonuyla, piyasadaki gücünü yeniden yakalayacak gibi görünüyor. Windows Phone platformunun en gelişmiş telefonu olarak gösterilen Lumia 1520 Windows Phone8 işletim sistemine sahip. Birçok iyi özelliği barındıran Lumia 1520’e öne çıkan en önemli özellikler, 6 inçlik Full HD ekran, güçlü işlemci ve ram ile hız, uzun pil ömrü, 32 gb yüksek hafıza ve tabi ki Lumia’nın vazgeçilmezi yüksek çözünürlüklü kamera…FULL EKRAN DİKKAT ÇEKİYORBaşta da değimiz gibi Lumia 1520’de öne çıkan en önemli özelliklerden biri 6 inç Full HD (1920x1080) IPS LCD ekran. Kullanılan Clear Black teknoloji sayesinde güneş ışığında dahi ekran ayrıntılarını rahatlıkla görebiliyorsunuz. Yüksek ekran çözünürlüğü sayesinde objelerin renkleri daha canlı ve görüntüler daha keskin. Yüksek dokunmatik hassasiyeti ise telefonu kullanırken farklı bir keyif sunuyor. Telefon büyük olmasına rağmen ele iyi oturuyor ve kullanımı kolay. 1520’nin en önemli özelliklerinden biri şüphesiz Qualcomm Snapdragon800 Dört Çekirdekli güçlü işlemci ve 2,2 Ghzlik işlemci hızı. Buna ek olarak konulan 2 gb ram telefonu inanılmaz hızlı yapıyor. Telefon özellikle oyun severler için biçilmiş kaftan adeta. Yüksek grafik özelliklerine sahip oyunları hızlı ve sorunsuz oynayabilirsiniz. Oyun severlerin en çok şikayet ettiği konu “ısınma” sorununu 1520 ile aşabilirsiniz. Üstelik 6 inçlik ekran sayesinde telefonunuzu bir oyun konsolu gibi kullanabilirsiniz. Telefonun güçlü işlemcisi sayesinde internette rahat rahat sörf yapıp, video seyredebilirsiniz. Lumia 1520’nin kamerası Lumia 1020’de kullanılan 41 megapiksel kamera gibi olmasada Lumia 1520’nin 20 megapiksel PureView çift led flaşlı kamerası yine benzer telefonlar içerisinde en dikkat çekici özelliklerden biri. Telefonla bir yandan yüksek çözünürlüklü fotoğraflar çekerken, bir yandan da 1080p full hd video kaydı yapabilirsiniz.BİLGİLER ‘BULUT’A DEPOLANIYORAkıllı telefonlarda büyük problem haline alan hafıza ve depolama sorunu aşılmış görünüyor. 32 gb dahili hafızaya sahip telefon, 64 gb’a kadar micro sd harici hafıza kartını destekleyen girişe sahip. Ayrıca 7 gblık ücretsiz bulut depolama imkanı sağlıyor. Bütün cep telefonu kullanıcılarının hemen hemen hepsinin karşılaştığı en önemli problem hiç şüphesiz pil ömrü. 1520’de kullanılan 3400 mAh pil ile bu sorunu aşmış görünüyor. Telefonu uzun süre kullanmanıza rağmen pil ömrünün çok iyi olduğunu göreceksiniz. Zaten 6 inçlik geniş bir ekrana, hızlı bir işlemciye ve kameraya sahip olan bir telefon için uzun ömürlü bir pil şarttı.DÖRT RENK SEÇENEĞİ MEVCUTBeyaz, sarı, kırmızı ve siyah seçenekleriyle piyasaya çıkacak Lumia 1520 için söylenebilecek tek olumsuz şey ise telefonun ağırlığı. 1520 tamı tamına 209 gram. Akıllı telefon, bütün bu özelliklerin yanı sıra Microsoft Ofice ve navigasyon özelliklerine de sahip. Önümüzdeki günlerde Türkiye’de piyasaya çıkacak Lumia 1520 için öngörülen fiyatın 2100 TL civarında olması bekleniyor.
Zaman
Ekonomi
19.02.2014
Nokia‘1520ilerekabettebendevarım’dediNokia‘1520 ile rekabette bende varım’ dedi
Endonezya’da iki ay içinde ikinci yanardağ dehşeti
Zaman
15.02.2014
02:01
En son 2010’da aktif olan Endonezya’daki Kelud Yanardağı’nın yeniden patlamasıyla 3 kişi öldü, 2 binden fazla kişi tahliye edildi. Ratno Pramono adlı çiftçi, “Sanki binlerce bomba patladı.” diyerek olayı özetledi.Endonezya’da geçtiğimiz ay Sinabung Yanardağı aktif hale gelmiş, yaklaşık 20 bin kişi tahliye edilmişti. Bu olay üzerinden bir ay geçtikten sonra ülkedeki insanlar, yeni bir yanardağ patlaması haberiyle güne gözlerini açtı. Bu seferki volkan püskürmesi Kelud Yanardağı’nda meydana geldi. Endonezya’nın Doğu Java eyaletinde bulunan Kelud Yanardağı, önceki akşam 23.30 sularında lav püskürttü. En son 2010 yılında aktif olan yanardağın yeniden patlamasıyla 3 kişi hayatını kaybetti. İki binden fazla kişinin de bölgeden tahliye edildiği bildirildi. Lav külleri çevreye zarar verirken, bölgenin iki önemli şehri Surabaya ve Yogyakarta’da valilikler halka ücretsiz maske dağıttı. Ayrıca ordu güçleri de halka yardım etmek için bölgeye geldi. Pek çok uçak seferi iptal edildi. Ajansa düşen fotoğraflar, görenleri hayrete düşürdü. Fotoğraflarda yanardağın püskürttüğü duman, olayın ciddiyetini gözler önüne sermeye yetiyordu. Öte yandan genellikle maske kullanan insanların yüzünün bir kısmının küllerle kaplanmış olması dikkat çeken diğer fotoğraflardandı. Bölgeden uzaklaşanlardan Ratno Pramono adlı 35 yaşındaki bir çiftçi, “Sanki binlerce bomba patlamış gibiydi.” diyerek olayı özetledi. Okulların tatil edildiği bölgede görüş mesafesinin bazen 10 metreye kadar düştüğü tespit edildi. Ulusal Felaket İdaresi Kurumu Sözcüsü Sutopo Nugroho’ya göre, yanardağın patlaması sona erdi. Ancak püskürttüğü küllerin pek çok sıkıntıyı da beraberinde getirdiğini ifade etti. Bu arada ülkenin Cava adasındaki dünyanın en büyük Budist tapınağı Borobudur, yanardağın küllerinden etkilenmesin diye yetkili ve gönüllüler tarafından değişik katmanlarla sarıldı.
Zaman
Dünya
15.02.2014
Endonezya’daikiayiçindeikinciyanardağdehşetiEndonezya’da iki ay içinde ikinci yanardağ dehşeti
Endonezya’da iki ay içinde ikinci yanardağ dehşeti
Zaman
15.02.2014
02:01
En son 2010’da aktif olan Endonezya’daki Kelud Yanardağı’nın yeniden patlamasıyla 3 kişi öldü, 2 binden fazla kişi tahliye edildi. Ratno Pramono adlı çiftçi, “Sanki binlerce bomba patladı.” diyerek olayı özetledi.Endonezya’da geçtiğimiz ay Sinabung Yanardağı aktif hale gelmiş, yaklaşık 20 bin kişi tahliye edilmişti. Bu olay üzerinden bir ay geçtikten sonra ülkedeki insanlar, yeni bir yanardağ patlaması haberiyle güne gözlerini açtı. Bu seferki volkan püskürmesi Kelud Yanardağı’nda meydana geldi. Endonezya’nın Doğu Java eyaletinde bulunan Kelud Yanardağı, önceki akşam 23.30 sularında lav püskürttü. En son 2010 yılında aktif olan yanardağın yeniden patlamasıyla 3 kişi hayatını kaybetti. İki binden fazla kişinin de bölgeden tahliye edildiği bildirildi. Lav külleri çevreye zarar verirken, bölgenin iki önemli şehri Surabaya ve Yogyakarta’da valilikler halka ücretsiz maske dağıttı. Ayrıca ordu güçleri de halka yardım etmek için bölgeye geldi. Pek çok uçak seferi iptal edildi. Ajansa düşen fotoğraflar, görenleri hayrete düşürdü. Fotoğraflarda yanardağın püskürttüğü duman, olayın ciddiyetini gözler önüne sermeye yetiyordu. Öte yandan genellikle maske kullanan insanların yüzünün bir kısmının küllerle kaplanmış olması dikkat çeken diğer fotoğraflardandı. Bölgeden uzaklaşanlardan Ratno Pramono adlı 35 yaşındaki bir çiftçi, “Sanki binlerce bomba patlamış gibiydi.” diyerek olayı özetledi. Okulların tatil edildiği bölgede görüş mesafesinin bazen 10 metreye kadar düştüğü tespit edildi. Ulusal Felaket İdaresi Kurumu Sözcüsü Sutopo Nugroho’ya göre, yanardağın patlaması sona erdi. Ancak püskürttüğü küllerin pek çok sıkıntıyı da beraberinde getirdiğini ifade etti. Bu arada ülkenin Cava adasındaki dünyanın en büyük Budist tapınağı Borobudur, yanardağın küllerinden etkilenmesin diye yetkili ve gönüllüler tarafından değişik katmanlarla sarıldı.
Zaman
Ana Sayfa
15.02.2014
Endonezya’daikiayiçindeikinciyanardağdehşetiEndonezya’da iki ay içinde ikinci yanardağ dehşeti
BBC MUHABİRİ, GÜLEN İZLENİMLERİNİ YAZDI
Zaman
28.01.2014
02:19
Fethullah Gülen Hocaefendi ile 16 yıl aradan sonra ilk televizyon röportajını yapan BBC, kıdemli muhabirleri Tim Franks’in mülakat sırasındaki izlenimlerini yayınladı.“Güçlü ama inzivaya çekilmiş Türk din adamı” başlıklı izlenim yazısında İngiliz gazeteci, “Fethullah Gülen, Türkiye’nin ikinci en güçlü adamı olarak adlandırıldı. Ama aynı zamanda kendi kendini sürgün ettiği ABD’de inzivaya çekilmiş birisi.” yorumunda bulundu. Franks, Gülen’in sağlık durumu ve yaşadığı mütevazı odanın mülakatta en çok dikkatini çeken şeyler olduğunu belirtti.Röportaj sırasında mülakatın içeriğiyle ilgisi olmayan iki şeyin öne çıktığını belirten BBC muhabiri, bu iki olayı şöyle anlattı: “İlk olay mülakat başlamadan hemen önce yaşandı. Gülen, halsiz bir şekilde kolunu koltuğun üzerine koydu ve hemen doktoru tansiyonuna bakıp cebinden çıkartdığı hapı çiğnemesi için Gülen’e verdi. Bu kontroller mülakat boyunca devam etti. Dikkat çekmek istediğim ikinci olay ise yapılan tercüme sebebiyle uzayan mülakat sonrası Gülen ayağa kalktığında arkasına doğru düşmeye başladı ve odada bulunanlar hemen omuzlarından tutarak Gülen’i doğrulttular.”İngiliz gazeteci, mülakat boyunca da Gülen’in rahatsızlık görünümü içinde olduğunu, verdiği uzun cevapların tercümesini beklerken gözlerini kapattığını, bakışlarının uykulu değil ızdırap içinde olduğunu, Başbakan Erdoğan ile yaşadığı sorunu “doğrudan fazla körüklememeyi” tercih ettiğini ifade etti.“Fethullah Gülen, Türkiye’nin en güçlü ikinci adamı olabilir. Ancak fiziksel yeterliliği azalmış gibi görünüyor.” ifadelerini kullanan Franks, Hocaefendi’nin bir dizi kronik rahatsızlığının olduğunu ve son olarak da solunum ile ilgili bir rahatsızlık geçirdiğinin kendilerine anlatıldığını aktardı. Bu sebeplerden dolayı röportajın iptal edilme noktasına geldiği ancak danışmanlarının mülakat için ikna ettiğini kaydetti. Franks yazısında, “Peki o zaman neden Sayın Gülen sonunda BBC ile buluşmayı kabul etti?” sorusuna da Gülen’in danışmanlarına dayanarak, “Bazı yanlış anlamaları gidermek amacıyla.” cevabını verdi.Gülen’in Pensilvanya’da yaşadığı yerleşke içindeki özel odasını da gezen Tim Franks, “Rezidansın büyüklüğü göz önünde tutulursa, Gülen’in küçücük odası sürpriz oluşturuyor. Sayın Gülen, fotoğraflarda sık sık gösterilen büyük binada değil, yanındaki daha küçük binada yaşıyor.” diye yazdı. Odasındaki tek kişilik yatağına ve çalışma odasındaki Türkiye’nin farklı bölgelerinden getirilen kum koleksiyonunu fotoğraflar eşliğinde okuyucularıyla paylaşan Franks, odayı şu şekilde tasvir etti: “Sayın Gülen haricindeki 12 kişi özel alanında sıkıştık; Türkiye’den getirilen kum koleksiyonuna, koyu renk kitap raflarına, bir ucunda kahverengi hafif bir yastığı olan düşük tek kişilik yatağına, namazlık seccadesine ve büyük boydaki Kur’an’a bakmak için...”Gülen mülakatı, BBC World haber bültenlerinin yanı sıra başta Türkçe, Farsça, Arapça, Urduca olmak üzere İngiliz yayın kuruluşunun 28 farklı dilden oluşan yabancı diller servisinde TV, radyo ve web sitelerinde servis edildi.
Zaman
En Çok Okunan
28.01.2014
BBCMUHABİRİGÜLENİZLENİMLERİNİYAZDIBBC MUHABİRİ GÜLEN İZLENİMLERİNİ YAZDI
BBC MUHABİRİ, GÜLEN İZLENİMLERİNİ YAZDI
Zaman
28.01.2014
02:19
Fethullah Gülen Hocaefendi ile 16 yıl aradan sonra ilk televizyon röportajını yapan BBC, kıdemli muhabirleri Tim Franks’in mülakat sırasındaki izlenimlerini yayınladı.“Güçlü ama inzivaya çekilmiş Türk din adamı” başlıklı izlenim yazısında İngiliz gazeteci, “Fethullah Gülen, Türkiye’nin ikinci en güçlü adamı olarak adlandırıldı. Ama aynı zamanda kendi kendini sürgün ettiği ABD’de inzivaya çekilmiş birisi.” yorumunda bulundu. Franks, Gülen’in sağlık durumu ve yaşadığı mütevazı odanın mülakatta en çok dikkatini çeken şeyler olduğunu belirtti.Röportaj sırasında mülakatın içeriğiyle ilgisi olmayan iki şeyin öne çıktığını belirten BBC muhabiri, bu iki olayı şöyle anlattı: “İlk olay mülakat başlamadan hemen önce yaşandı. Gülen, halsiz bir şekilde kolunu koltuğun üzerine koydu ve hemen doktoru tansiyonuna bakıp cebinden çıkartdığı hapı çiğnemesi için Gülen’e verdi. Bu kontroller mülakat boyunca devam etti. Dikkat çekmek istediğim ikinci olay ise yapılan tercüme sebebiyle uzayan mülakat sonrası Gülen ayağa kalktığında arkasına doğru düşmeye başladı ve odada bulunanlar hemen omuzlarından tutarak Gülen’i doğrulttular.”İngiliz gazeteci, mülakat boyunca da Gülen’in rahatsızlık görünümü içinde olduğunu, verdiği uzun cevapların tercümesini beklerken gözlerini kapattığını, bakışlarının uykulu değil ızdırap içinde olduğunu, Başbakan Erdoğan ile yaşadığı sorunu “doğrudan fazla körüklememeyi” tercih ettiğini ifade etti.“Fethullah Gülen, Türkiye’nin en güçlü ikinci adamı olabilir. Ancak fiziksel yeterliliği azalmış gibi görünüyor.” ifadelerini kullanan Franks, Hocaefendi’nin bir dizi kronik rahatsızlığının olduğunu ve son olarak da solunum ile ilgili bir rahatsızlık geçirdiğinin kendilerine anlatıldığını aktardı. Bu sebeplerden dolayı röportajın iptal edilme noktasına geldiği ancak danışmanlarının mülakat için ikna ettiğini kaydetti. Franks yazısında, “Peki o zaman neden Sayın Gülen sonunda BBC ile buluşmayı kabul etti?” sorusuna da Gülen’in danışmanlarına dayanarak, “Bazı yanlış anlamaları gidermek amacıyla.” cevabını verdi.Gülen’in Pensilvanya’da yaşadığı yerleşke içindeki özel odasını da gezen Tim Franks, “Rezidansın büyüklüğü göz önünde tutulursa, Gülen’in küçücük odası sürpriz oluşturuyor. Sayın Gülen, fotoğraflarda sık sık gösterilen büyük binada değil, yanındaki daha küçük binada yaşıyor.” diye yazdı. Odasındaki tek kişilik yatağına ve çalışma odasındaki Türkiye’nin farklı bölgelerinden getirilen kum koleksiyonunu fotoğraflar eşliğinde okuyucularıyla paylaşan Franks, odayı şu şekilde tasvir etti: “Sayın Gülen haricindeki 12 kişi özel alanında sıkıştık; Türkiye’den getirilen kum koleksiyonuna, koyu renk kitap raflarına, bir ucunda kahverengi hafif bir yastığı olan düşük tek kişilik yatağına, namazlık seccadesine ve büyük boydaki Kur’an’a bakmak için...”Gülen mülakatı, BBC World haber bültenlerinin yanı sıra başta Türkçe, Farsça, Arapça, Urduca olmak üzere İngiliz yayın kuruluşunun 28 farklı dilden oluşan yabancı diller servisinde TV, radyo ve web sitelerinde servis edildi.
Zaman
Dünya
28.01.2014
BBCMUHABİRİGÜLENİZLENİMLERİNİYAZDIBBC MUHABİRİ GÜLEN İZLENİMLERİNİ YAZDI
BBC MUHABİRİ, GÜLEN İZLENİMLERİNİ YAZDI
Zaman
28.01.2014
02:09
Fethullah Gülen Hocaefendi ile 16 yıl aradan sonra ilk televizyon röportajını yapan BBC, kıdemli muhabirleri Tim Franks’in mülakat sırasındaki izlenimlerini yayınladı.“Güçlü ama inzivaya çekilmiş Türk din adamı” başlıklı izlenim yazısında İngiliz gazeteci, “Fethullah Gülen, Türkiye’nin ikinci en güçlü adamı olarak adlandırıldı. Ama aynı zamanda kendi kendini sürgün ettiği ABD’de inzivaya çekilmiş birisi.” yorumunda bulundu. Franks, Gülen’in sağlık durumu ve yaşadığı mütevazı odanın mülakatta en çok dikkatini çeken şeyler olduğunu belirtti.Röportaj sırasında mülakatın içeriğiyle ilgisi olmayan iki şeyin öne çıktığını belirten BBC muhabiri, bu iki olayı şöyle anlattı: “İlk olay mülakat başlamadan hemen önce yaşandı. Gülen, halsiz bir şekilde kolunu koltuğun üzerine koydu ve hemen doktoru tansiyonuna bakıp cebinden çıkartdığı hapı çiğnemesi için Gülen’e verdi. Bu kontroller mülakat boyunca devam etti. Dikkat çekmek istediğim ikinci olay ise yapılan tercüme sebebiyle uzayan mülakat sonrası Gülen ayağa kalktığında arkasına doğru düşmeye başladı ve odada bulunanlar hemen omuzlarından tutarak Gülen’i doğrulttular.”İngiliz gazeteci, mülakat boyunca da Gülen’in rahatsızlık görünümü içinde olduğunu, verdiği uzun cevapların tercümesini beklerken gözlerini kapattığını, bakışlarının uykulu değil ızdırap içinde olduğunu, Başbakan Erdoğan ile yaşadığı sorunu “doğrudan fazla körüklememeyi” tercih ettiğini ifade etti.“Fethullah Gülen, Türkiye’nin en güçlü ikinci adamı olabilir. Ancak fiziksel yeterliliği azalmış gibi görünüyor.” ifadelerini kullanan Franks, Hocaefendi’nin bir dizi kronik rahatsızlığının olduğunu ve son olarak da solunum ile ilgili bir rahatsızlık geçirdiğinin kendilerine anlatıldığını aktardı. Bu sebeplerden dolayı röportajın iptal edilme noktasına geldiği ancak danışmanlarının mülakat için ikna ettiğini kaydetti. Franks yazısında, “Peki o zaman neden Sayın Gülen sonunda BBC ile buluşmayı kabul etti?” sorusuna da Gülen’in danışmanlarına dayanarak, “Bazı yanlış anlamaları gidermek amacıyla.” cevabını verdi.Gülen’in Pensilvanya’da yaşadığı yerleşke içindeki özel odasını da gezen Tim Franks, “Rezidansın büyüklüğü göz önünde tutulursa, Gülen’in küçücük odası sürpriz oluşturuyor. Sayın Gülen, fotoğraflarda sık sık gösterilen büyük binada değil, yanındaki daha küçük binada yaşıyor.” diye yazdı. Odasındaki tek kişilik yatağına ve çalışma odasındaki Türkiye’nin farklı bölgelerinden getirilen kum koleksiyonunu fotoğraflar eşliğinde okuyucularıyla paylaşan Franks, odayı şu şekilde tasvir etti: “Sayın Gülen haricindeki 12 kişi özel alanında sıkıştık; Türkiye’den getirilen kum koleksiyonuna, koyu renk kitap raflarına, bir ucunda kahverengi hafif bir yastığı olan düşük tek kişilik yatağına, namazlık seccadesine ve büyük boydaki Kur’an’a bakmak için...”Gülen mülakatı, BBC World haber bültenlerinin yanı sıra başta Türkçe, Farsça, Arapça, Urduca olmak üzere İngiliz yayın kuruluşunun 28 farklı dilden oluşan yabancı diller servisinde TV, radyo ve web sitelerinde servis edildi.
Zaman
Ana Sayfa
28.01.2014
BBCMUHABİRİGÜLENİZLENİMLERİNİYAZDIBBC MUHABİRİ GÜLEN İZLENİMLERİNİ YAZDI
Baro Başkanı Bucak: Operasyonda izlenen yöntem doğru
Zaman
19.12.2013
18:28
Şanlıurfa Baro Başkanı Ali Fuat Bucak, İstanbulda yolsuzluğa yönelik yapılan operasyonla ilgili, Niyet ne olursa olsun ortaya çıkanlara bakmak gerekir. dedi. Bucak, emniyet mensuplarının üstlerine haber vermemekle suçlandığını da hatırlatarak, operasyonda izlenen yöntemin doğru olduğunu ifade etti.Hükümetin hızla emniyet mensuplarını görevden alması ve yeni savcılar ataması, hukuk camiası tarafından sert tepki ile karşılandı.Şanlıurfa Baro Başkanı Ali Fuat Bucak, operasyonun hangi niyetle yapıldığına değil, ortaya çıkan yolsuzluğa bakmak gerektiğini söyledi. Hükümetin görevden almalarının, yolsuzlukların önüne geçmek isteyen savcı ve polislerin cesaretini kırmaya yönelik bir girişim olduğuna işaret eden Bucak, hükümeti istifaya çağırdı. Bucak, hükümetin istifa etmemesi durumunda operasyonu sonuna kadar desteklemesinin mantıklı olacağını savundu. Baro Başkanı Bucak, “Operasyon, görevli savcı ve emniyet müdürleri tarafından yapılmıştır. Yani devletin bizzat yaptığı bir operasyondur. Bu operasyonun art niyeti ne olursa olsun veya niye bugün yapıldı şeklindeki sorular ne olursa olsun, sonuçta ortaya çıkarılan büyük bir yolsuzluktur. Bu nedenle demokratik bir ülkede yapılacak tek şey hükümetin ya toptan istifasıydı ya da bu 3 bakanın istifa edip, bu operasyon ve soruşturmayı yapanlara ‘ben sonuna kadar sizin arkanızdayım’ deyip devam etmesi, demesiydi.“ diye konuştu.“DEMOKRATİK ÜLKELERDE ÜSTE HABER VERİLMEZ”Emniyet mensuplarının üstlerine haber vermemekle suçlandığını hatırlatan Şanlıurfa Baro Başkanı Ali Fuat Bucak, operasyonda izlenen yöntemin doğru olduğunu söyledi. Bucak, “Bakanlar, ‘neden operasyondan haberimiz yok’? diyorlar, demokratik bir ülkede haberleri olmaması gerekir. Bu işi bir savcı ve kendine bağlı emniyetle yürütür, içişleri bakanının da başbakanın da haberi olmaz. Yani olan doğrudur. Başbakanın da bu soruşturmanın arkasında olması gerekirdi. Bu ülkede siyasetin artık şeffaf olması gerekir.” ifadelerine yer verdi. “EVLERDE BULUNAN PARA UTANÇTIR”Operasyonun sulandırıldığına dikkat çeken Baro Başkanı Bucak, hükümet tarafından yapılanların toptan yanlış olduğunu savundu. Evlerde bunca paranın bulunmasını utanç olarak değerlendiren Bucak, “Evlerde, banka müdürlerinin evinde milyonlarca dolar para bulunuyor. Bu, ülke için bir utançtır. Bunun en küçük suçlusuna kadar her şeyin ortaya çıkarılması lazımdı. Ne sebeple operasyon yapıldıysa yapılsın madem bunlar ortaya çıktı, hükümetin, ne müdürlere dokunması gerekirdi ne de yeni savcı atayıp soruşturmayı bulandırması gerekmezdi. Bu, bir anlamda suçu kabul etmektir. Yapılan her şey toptan yanlıştır.” şeklinde konuştu.“YAPILAN YOLSUZLUĞU ORTAYA ÇIKARMIŞTIR, HANGİ NİYETLE YAPILMIŞSA ÖNEMİ YOK” Bucak, ayrıca, polislerin görevden alınmasının bir ceza olduğunu söyledi. Bucak, hükümet, bununla yolsuzlukların üzerine gitmek isteyen polis ve savcıların cesaretini kırmaya çalıştığını dile getirdi. “Müdürlerin görevden alınması bir cezalandırmadır” diyen Bucak, “Yani bir yolsuzluğu ortaya çıkarıyorsun, ödüllendirileceği yerde cezalandırılıyor. Savcıyı görevinden alamadıkları için yanına yeni savcılar atayarak olayı sulandırmaya çalışıyorlar. Yani böyle bir şey yapmayın diyor, yaparsanız sizi cezalandırırım diyor. Soruşturmayı engellemeye çalışıyorlar. Artık Türkiye bu şeylerden bıktı.” diye konuştu.Yabancı ülkelerin müdahalesini aramanın anlamsız olduğunu belirten Bucak, sözlerini şu şekilde tamamladı: “Bu, dışarıdan gelen güçtür, yok İsrail’in bilmem kimin parmağı var ama ortada evlerde bulunanlar da var, ortada çekilen fotoğraflar da var. Dinlenen telefonlar, konuşmalar var. Önce bunu açıklasınlar. Yapılan şey bir yolsuzluğu ortaya çıkarmaktır, hangi niyetle yapılırsa yapılsın.” CİHAN
Zaman
Son Dakika
19.12.2013
BaroBaşkanıBucakOperasyondaizlenenyöntemdoğruBaro Başkanı Bucak Operasyonda izlenen yöntem doğru
Meclis Genel Kurulu'nda Hasip Kaplan'dan Facebook için fotoğraf çekimi
Zaman
13.12.2013
01:51
Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ile TBMM Genel Kurulunun fotoğrafçısı arasındaki diyalog milletvekillerini güldürdü. Kaplan, konuşması sırasında kendisini çeken fotoğrafçıya Sayın Bakan da çıktı mı? diyerek Bakan Binali Yıldırıma dikkat çekti. Kaplan, Facebookta basacağım bu fotoğrafı. Benim iki tane Facebook sayfam vardı, Sayın Bakanın kapattığını söylüyorlar dedi. Kaplanın bu sözleri üzerine hem Bakan Binali Yıldırım hem de milletvekilleri gülümsedi. TBMM Genel Kurulunda Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının bütçe görüşmeleri sırasında BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan milletvekillerini güldürdü. Konuşması sırasında kendisinin fotoğrafını çeken TBMM fotoğraçısına Teşekkür ediyorum fotoğraflar için. Sayın Bakan da çıktı mı? diyerek Binali Yıldırımı işaret eden Kaplan, Buradan alırsan, Facebookta basacağım. Facebooka vereceğim bu resmi. Çünkü benim iki tane Facebook sayfam vardı, Sayın Bakanın kapattığını söylüyorlar. Yeniden açtırırsak o resmi oraya koyacağım dedi. Milletvekilleri Kaplanın bu sözleri üzerine gülmekten kendini alamazken, Kaplan Facebook sayfalarının kapatılmasıyla ilgili olarak şunları söyledi: Şöyle bir şey söylüyorlar; AK Parti hükümetinin Facebook ve Twitter sosyal medya yöneticileriyle görüştüğü, bunun üzerine BDPnin resmi Facebook sayfası kapatılmış. Sırrı Süreyya Önder de dahil olmak üzere Altan Tanın da sayfasını kapatmışlar. Bizim sayfalarımızı kapattılar. Sayın Bakanım fail olarak sizi gösteriyorlar. Biz bu husumeti çözmek zorundayız. Twitterın hayır dediğini biliyoruz ama şu Facebookun İrlandadaki temsilcisi reklamların vergisini vermemek için bize dokunmuş. Vallahi biz de onlara dokunacağız. Hayatın gerçekliği bunu gerektiriyor. Ama bunun adı sansürdür arkadaşlar. CİHAN
Zaman
Son Dakika
13.12.2013
MeclisGenelKurulundaHasipKaplandanFacebookiçinfotoğrafçekimiMeclis Genel Kurulunda Hasip Kaplandan Facebook için fotoğraf çekimi
Milli Parklar Genel Müdürü: Yaban hayvanlarının kaçmasına izin verin
Zaman
05.12.2013
17:47
Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürü Ahmet Özyanık, Diyarbakır’da bir leoparın köylüler tarafından vurulmasını değerlendirirken, vatandaşların doğada karşılaştığı yaban hayvanlarının kaçmasına izin vermesini istedi. Özyanık, “Kendisini tehditte hissetmeyen hiçbir yaban hayvanı insana zarar vermez.” dedi.Cihan TV Network’te yayınlanan Anadolu’da Sabah programına katılan Orman ve Su İşleri Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürü Ahmet Özyanık, Antalya’da gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler Biyoçeşitlilik ve Ekosistem Hizmetleri Hükümetlerarası Platformu Toplantısı ve Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Envanter ve İzleme Projesi hakkında bilgi verdi. ULUSAL BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİK ENVANTER PROJESİNDE 20 İLDE İHALE YAPILDI Türkiye’nin, biyolojik çeşitlilik konusunda uluslararası ölçekte bir veri tabanı olmadığını belirten Özyanık, 12 bin civarında bitki çeşidi bulunduğunu, bunun üçte birinin sadece Türkiye’de yetiştiğini vurguladı. 81 vilayet için ayrı ayrı bir biyolojik zenginliği ortaya koyacaklarını belirten Özyanık, şöyle devam etti: “Bu sene bir planlama, programlama yaptık ve 20 vilayetimizdeki bu sayıyı yıl sonuna kadar 30’a kadar çıkarmayı düşünüyoruz. İhalemizi gerçekleştirdik, her vilayetimizde ayrı yürütüyoruz bu çalışmayı. Bilim adamlarımız katılıyor, bizatihi formatımızı ortaya koyduk ve iki yıl boyunca çalışacaklar. Akşamdan sabaha bir şey ortaya koymak mümkün değil. Doğru da değil, çünkü her bir noktada 4 kez ilkbahar sonbahar şeklinde birebir gözlem yapmak, numune alınması, fotoğraflar çekilmesi gerekiyor. Bunun için de Avrupa standartlarına uygun bir haritalama tekniği uyguluyoruz. Belli kriterlere göre belirlenen alanlardan belli kriterlere göre alınan numune almak suretiyle oradaki belli biyolojik çeşitlilik unsurlarını ortaya koyuyoruz. Bu arada, bugüne kadar yapılan o alanla ilgili, o vilayetle ilgili bütün literatürel taramalarla birlikte o çalışmayı değerlendirmiş olacağız.” BİYOÇEŞİTLİLİK KONFERASINDA 114 ÜLKEDEN 613 KİŞİ KATILACAKAntalya’da gelecek hafta başlayacak olan Birleşmiş Milletler Biyoçeşitlilik ve Ekosistem Hizmetleri Hükümetlerarası Platformu toplantısına, 114 ülkeden 613 kişinin katılacağını vurgulayan Ahmet Özyanık, platformun Panama’da kurulduğunu, ikinci genel kurulunu Türkiye’de gerçekleştireceğini kaydetti. Platformun ilk yönetim kurulu ve bilim kurullarında yaklaşık 35 kişilik bir kadrodan 3’ünün Türk olduğunu vurgulayan Özyanık, “Organizasyona, Türkiye olarak Antalyada ev sahipliği yapmış olacağız. Buna paralel olarak 50 adet farklı paralel etkinlik yapılacak. Gelen yaklaşık 613 kişilik uzman heyete ki bunlar 114 ülkeyi temsilen gelecekler. Türkiye’nin doğal korumayla ilgili çalışmalarını, kültür ve sanatını, lezzetlerini ve başarılı projelerini kendilerine sunma fırsatımız olacak. Yaklaşık 7 gün sürecek. Bu 7 gün süresi içerinde Türkiye’den giden uzmanlar ki biz bu arkadaşlarımızın sayısını oldukça yüksek tuttuk. Hem bir dünyadaki gelişmeleri görsünler diye hem de tartışmalarda görüşmelerde dışarıdan gelen veya BM toplantılarına iştirak eden diğer uzmanlarla işbirliği yapsınlar, dil birliğini geliştirsinler diye bir çabayla yüksek katılımlı bir program gerçekleştireceğiz.” şeklinde konuştu.YABAN HAYVANLARININ KAÇMASINA İZİN VERİNYaban hayvanlarının kırsal kesimde yaşayan vatandaşlar tarafından tehlikeli hayvan muamelesi gördüğüne dikkat çeken Özyanık, şöyle devam etti: Kendisini tehditte hissetmeyen hiçbir yaban hayvanı, insana zarar vermez. Dolayısıyla halkımıza şu çağrıyı yapmamız lazım. Herhangi bir yaban hayvanını gördüğünüzde size zarar vereceğinizi düşünmeyin. Onun kaçmasına izin verin. Onun kaçmasına izin verdiğiniz sürece size zarar vermez. Sizin onu tehdit etmediğinizi anladığı sürece de size zarar vermez. Onun için mümkün olduğunca yaban hayvanlarıyla karşılaşan halkımız, o hayvanın kaçmasına fırsat tanısınlar.”Diyarbakır’da köylüler tarafından vurulan leopara tahnit işlemi yapıldığını kaydeden Özyanık, gen koruması için alınan örneklerin gen bankalarına teslim edildiğini kaydetti. Leoparın vurulmasıyla ilgili kasıt olmadığının ortaya çıktığını vurgulayan Özyanık, sözlerini şöyle sürdürdü: Yapılan araştırmalarda halkımızın, köylümüzün hakikaten orada yaşadığı, hayvanlarını orada otlattığı ortaya çıktı. Bir taraftan sürüsünü kurtarmak için ama en önemlisi çobanlardan birinin hayvanın saldırısıyla yaralandığı göz önünde bulundurduğumuzda, son derece masumane bir refleksle bu işin yapıldığı, kendini korumak maksadıyla yapıldığını gördük. Ama tabiki bu konularda yapılan bazı hatalar da ortaya çıkınca arkadaşlarımız 480 TL idari para cezasıyla cezalandırıldı.300 BİN AVCIYI EĞİTTİKKaçak avlanmaya yönelik sosyal medya üzerinden takip yaptıklarını ifade eden Özyanık, “Bize ulaşan bilgiler inceleniyor. Arkadaşlarımız birebir inceliyorlar, adresine ulaşıyorlar, fotoğraflarla adresin gerçek olup olmadığı
Zaman
Son Dakika
05.12.2013
MilliParklarGenelMüdürüYabanhayvanlarınınkaçmasınaizinverinMilli Parklar Genel Müdürü Yaban hayvanlarının kaçmasına izin verin
Kare kare dünyada 2013
Zaman
03.12.2013
01:51
İngiliz haber ajansı Reuters, 2013 yılının en etkili fotoğraflarını yayınladı.Dikkat çeken fotoğraflar arasında İngiltere-Avustralya arasında gerçekleşen kriket maçında kaptan Alastair Cook’un koşusundan, Washington’daki Beyaz Saray’da konuşma yapan ABD Başkanı Barack Obama’nın alnının ortasına konan sineğe kadar pek çok kare var. Dünyanın dört bir yanındaki siyasi ve sosyal yaşamı gözler önüne seren fotoğraflara Türkiye de yansımış. 300’den fazla kişinin yargılandığı Silivri Cezaevi, Gezi olayları ve Türkiye-Suriye sınırındaki Şanlıurfa’nın Ceylanpınar ilçesi, sözünü ettiğimiz karelere konu olmuş. Çin’in Jiangxi eyaletindeki çadır festivali, İngiltere kraliyet tahtının vârisi William ile eşi Kate’in George adını verdikleri yeni doğan oğullarını kucağına alması ve Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed’in askerlerinin saldırısı sonucu iki evladını kaybeden bir babanın feryadı, öne çıkan diğer karelerden.
Zaman
Ana Sayfa
03.12.2013
Karekaredünyada2013Kare kare dünyada 2013
Evinizde ne var ne yok?
Zaman
01.12.2013
01:53
Fotoğraf sanatçısı Huang Qingjun, dar gelirli insanların evlerinde hangi eşyalar olduğunu merak etmiş ve onlara Evinizde ne var ne yok? diye sormuş.Qingjun, aldığı ilginç görsel cevapları da bir fotoğraf albümünde toplamış.Son 10 yıldır Çinin kırsal kesimlerinde dolaşarak fotoğraflar çeken Qingjun, insanların evlerinde ne kadar az eşya olduğunu fark etmiş.Sanatçı, kimi evlerde sadece bir kaç battaniye ve tencere tabakla karşılaşmış.Bu eşyaları, evlerin önüne belli bir düzen içinde yerleştirerek fotoğraflar çeken Qingjun, kırsalda yaşayan insanların sosyal yaşantılarını tasvir ediyor.Kimi bir çadır, kimi yıkılmak üzere olan bir baraka önünde çekilen fotoğraflarda dikkat çeken bir başka ayrıntı da televizyon ve uydu antenleri.Qingjunin çektiği fotoğraflar aslında bize insanların temel ihtiyaçlarının basitliğini de gösteriyor.Bakıldığında, bizim kültürümüzdeki Mal canın yongasıdır sözü Çinliler için de geçerli.Ne kadar kötü bir evde yaşanırsa yaşansın, kendi meşrebince bir lüks olgusu var.Bu lüks eşya kimi zaman bir rüzgar tirbünü, kimiß zaman bir boy aynası olabiliyor.Fotoğraf sanatçısı Huang Qingjun, bir sonraki projesinde, üst sınıftan zengin Çinlilerin portrelerine yoğunlaşmak istediğini belirtiyor.
Zaman
Ana Sayfa
01.12.2013
Evinizdenevarneyok?Evinizde ne var ne yok?
Mahkeme, Madımak olaylarının görüntülerini istedi
Zaman
29.11.2013
13:43
Sivasta 2 Temmuz 1993 yılında Madımak Otelinin yakılması ve 37 kişinin ölümüne ilişkin davanın 17. duruşması Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapıldı. Mahkeme heyeti, 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta meydana gelen olaylara ilişkin, İçişleri Bakanlığı tarafından gönderilen fotoğraf ve video kayıtlarının bulunup bulunmadığı, bulunması durumunda TBMM 28 Şubat Darbesi ve Darbeleri Araştırma Komisyonu’na müzekkere yazılmasına karar verdi. Sivasta, 2 Temmuz 1993te Madımak Otelinin yakılması ve 37 kişinin ölümüne ilişkin davadan dosyası ayrılan ve yakalanamayan sanıklar Murat Songur, Eren Ceylan ve Murat Karataşın yargılanmasına Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde devam edildi. Mahkemeye sanıklar Murat Songur, Eren Ceylan ve Murat Karataş’ın Kırmızı Bülten ile aranıp aranmadığına ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü’nde yazı geldi. Emniyet Genel Müdürlüğü, sanıkların uluslararası seviyede arandığını, Murat Songur’un 2004’te Almanya’dan talep edildiğini, mevzuata aykırılık gerekçesi ile iadesinin reddedildiğini ve yine sanıklardan Eren Ceylan’ın Almanya’dan 2007’de talep edildiğini, talebin adil yargılamaya aykırılık gerekçesi ile reddedildiğini bildirdi. Sivas Emniyet Müdürlüğü ise sanıklara yönelik yakalama çalışmalarının devam ettiğine ilişkin yazı gönderdi. FOTOĞRAF VE GÖRÜNTÜ KAYITLARININ RAPORUEmniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Polis Laboratuvarınca gönderilen fotoğraf ve görüntü kayıtlarının çözümüne ilişkin raporda, tetkik konusu görüntülerde uygun mesafe, açı ve pozisyonda görülebilen şahıslar arasından Murat Sungur, Murat Karataş ve Eren Ceylan isimli şahıslara benzerliği ile dikkat çeken herhangi bir şahıs görüntüsüne rastlanmadığı bildirildi. Emniyet ayrıca söz konusu görüntülerde uygun mesafe, açı ve pozisyonda bulunmayan şahısların yüzlerine ait morfolojik yapıların net olarak görülememesi nedeni ile bu şahıslara ait görüntüler ile mukayese konusu şahıslara ait fotoğraflar arasında karşılaştırılmalı bir incelemenin yapılabilmesinin mümkün olmadığını bildirdi. Müşteki avukatları ise emniyetten gelen bilirkişi raporunun 1 Temmuz 1993’te yapılan memur yürüyüşüne ait görüntüler olduğunu ve yeniden müzekkere yazılarak 2 Temmuz 1993 tarihi ile ilgili ellerinde görüntü kaydının bulunup bulunmadığının sorulmasını istedi. Mahkeme verdiği kararda ise yokluklarında tutuklama karaları verilen Murat Songur ve Eren Ceylan’ın tutukluluk hallerinin devamına ve Murat Menteş’in de yakalama emrinin devamına ve infazının beklenilmesine karar verdi. Mahkeme ayrıca 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta meydana gelen olaylara ilişkin İçişleri Bakanlığı tarafından gönderilen fotoğraf ve video kaydının bulunup bulunmadığı, bulunması durumunda CD ortamına aktarılıp gönderilmesi hususunda TBMM 28 Şubat Darbesi ve Darbeleri Araştırma Komisyonu’na müzekkere yazılmasını kararlaştırdı. CİHAN
Zaman
Son Dakika
29.11.2013
MahkemeMadımakolaylarınıngörüntüleriniistediMahkeme Madımak olaylarının görüntülerini istedi
Göbeklitepe sergisi açıldı
Zaman
24.11.2013
17:56
Dünyanın en büyük arkeolojik keşiflerinden biri olarak kabul edilen Göbeklitepenin fotoğraf sergisi açıldı. Göbeklitepe’nin 25 resminin yer aldığı sergi, Şanlıurfa’nın ardından İstanbul’da açılacak. Doğuş Grubu’nun ana sponsorluğundaki Göbeklitepe Tanıtım Projesi kapsamında hayata geçirilen, arkeoloji dünyasının en büyük keşfi olarak nitelendirilen Şanlıurfa’daki Göbeklitepe’nin fotoğraf sergisi, ziyaretçilerini ağırlamaya başladı. Göbeklitepe Sergisi’nde 12 bin yıl öncesine uzanan tarihin en eski tapınağından çıkarılan eserlerin, fotoğraf sanatçısı Zekai Demir tarafından çekilen fotoğraflarının seramik baskıları bulunuyor. Son yılların en büyük arkeolojik keşfi olarak nitelendirilen bölgeden çıkan eserlere ait fotoğraflar, Şanlıurfa Vali Kemalettin Gazezoğlu Kültür ve Sanat Merkezi’nde 30 Kasım 2013 tarihine kadar ücretsiz gezilebilecek. Orjinal hallerini birebir yansıtacak şekilde kabartmalı etkiyle seramiklere basılan ve özellikle hayvan figürlerinin yer aldığı sergide 25 eser yer alıyor. 30 Kasım’a kadar Şanlıurfa’da ücretsiz gezilebilecek Göbekli Tepe Tanıtım Projesi’nde yer alana sergi Şubat 2014’te ise İstanbul’da görücüye çıkacak. Bunun yanında iki dilde hazırlanan web sitesi, bilgilendirici sosyal medya hesapları bulunan proje, Türkiye’nin tanıtımı için de önem taşıyor. MİLYONLARIN URFA’YA TÜRKİYE’YE AKMASINI SAĞLAYACAKSergi Açılışına katılan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Göbeklitepe’nin önemine işaret etti. Göbeklitepe’yi henüz tanıtamadıklarını söyleyen Çelik, bunun için bu sergiyi önemsediğini dile getirdi. Çelik, Milyonların Urfa’ya Türkiye’ye akması bu ve buna benzer medeniyet eserlerinin geleceğe taşınması ile mümkün olacağı inancı içindeyim. dedi. Şanlıurfa’nın kültür ve medeniyetine de dikkat çeken Çelik, Şanlıurfa’daki barış ve huzur ortamını bu medeniyete dayandığını ifade etti. Doğuş Grubu CEO’su Hüsnü Akhan, Göbeklitepe’yi ‘tarihin gelmiş geçmiş en büyük arkeolojik keşfi’ olarak nitelendirdi. Bu değerin tanıtılması, öneminin hem ülkemizde hem de dünyada daha fazla kişi tarafından anlaşılması amacıyla yürütülen Göbekli Tepe Tanıtım Projesi de bu sebeple çok kıymetli.”diyen Akhan Göbeklitepe’nin sadece Şanlıurfa için değil, ülkemizin turistik ve ekonomik geleceği için de önemli bir fırsat olduğunu söyledi. Proje koordinatörü Ece Vahapoğlu ise Göbeklitepe’nin değerinin daha çok insan tarafından bilinmesini sağlamak ve farkındalık yaratarak bunu günümüz insanlığıyla paylaşma isteğim yani bir nevi kültürel çevirmenlik bu tanıtma projesini doğurdu. dedi.EN BÜYÜK ARKEOLOJİK KEŞİF GÖBEKLİTEPEİlk kez 1983te fark edilen Göbekli Tepe, 1995 yılından bu yana Şanlıurfa Müzesi ve Berlin Alman Arkeoloji Enstitüsü tarafından ortaklaşa yürütülen kazılarla gün yüzüne çıktı. İnsanlığın doğduğu yer olarak gösterilen Göbeklitepe, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne de alındı. Yerleşim ve tarım kavramlarından çok uzak olan avcı ve toplayıcı insan toplulukları zamanında, şehir hayatına henüz geçmeden inşa edilen ilk tapınak olan Göbeklitepe, Standford Üniversitesi başta olmak üzere birçok yabancı üniversite tarafından da son yılların “en büyük arkeolojik keşfi” olarak gösteriliyor. 12 bin yıl öncesinde nasıl tasarlandığı hala cevap bulamayan tapınak, Mısır Piramitleri’nden 7.500 yıl ve İngiltere’deki Stonehenge’den 8.000 yıl önce inşa edilmiş olmasıyla da tüm dikkatleri üzerine çekiyor. CİHAN
Zaman
Son Dakika
24.11.2013
GöbeklitepesergisiaçıldıGöbeklitepe sergisi açıldı
Bu fotoğraflar, 6 yaşındaki çocuğun gözünden
Zaman
17.11.2013
08:10
Son yıllarda fotoğraf çekmeye olan ilgi hayli arttı. Bu yüzden gerek amatör gerekse profesyonel kişiler tarafından dünyanın dört bir yanında çekilen fotoğraflar, yazılı ve görsel medyada genişçe yer buluyor.Ancak dün Daily Mail’de yer bulan ve dikkat çeken fotoğrafların sahibinin yaşını duyduğunda şaşırabilirsiniz. Zira Oliver Andreas Jones adlı çocuk, henüz 6 yaşında. Babası profesyonel bir fotoğrafçı olan Jones’un ilgisi, daha konuşmayı öğrenir öğrenmez başlamış. Bunun üzerine onu eğittiklerinden söz eden baba Andreas Jones, oğlunun üç yaşından beri fotoğraf çektiğini belirtiyor. Beş yaşına geldiğinde ise ona küçük bir profesyonel makine aldıklarına dikkat çeken 42 yaşındaki Jones, “Bazı zamanlar sabah erkenden kalkıp güneşin doğuşunu yakalamak için doğal yerlere gidiyoruz. Oliver, çok mutlu oluyor. Onun güzel bir sonuç almak için gösterdiği çabayı, aşkı ve şevkini görmek bana da ilham veriyor.” şeklinde konuşuyor. Şimdiye kadar ayçiçeği ve lavanta tarlalarına giren minik Jones, daha çok manzara fotoğrafları çekiyor. Baba Jones, yaşlandığı zaman oğlunun sırt çantasını alıp, mesleğini devam ettirmesini umuyor.
Zaman
En Çok Okunan
17.11.2013
Bufotoğraflar6yaşındakiçocuğungözündenBu fotoğraflar 6 yaşındaki çocuğun gözünden
Bu fotoğraflar, 6 yaşındaki çocuğun gözünden
Zaman
17.11.2013
02:09
Son yıllarda fotoğraf çekmeye olan ilgi hayli arttı.Bu yüzden gerek amatör gerekse profesyonel kişiler tarafından dünyanın dört bir yanında çekilen fotoğraflar, yazılı ve görsel medyada genişçe yer buluyor. Ancak dün Daily Mail’de yer bulan ve dikkat çeken fotoğrafların sahibinin yaşını duyduğunda şaşırabilirsiniz. Zira Oliver Andreas Jones adlı çocuk, henüz 6 yaşında. Babası profesyonel bir fotoğrafçı olan Jones’un ilgisi, daha konuşmayı öğrenir öğrenmez başlamış. Bunun üzerine onu eğittiklerinden söz eden baba Andreas Jones, oğlunun üç yaşından beri fotoğraf çektiğini belirtiyor. Beş yaşına geldiğinde ise ona küçük bir profesyonel makine aldıklarına dikkat çeken 42 yaşındaki Jones, “Bazı zamanlar sabah erkenden kalkıp güneşin doğuşunu yakalamak için doğal yerlere gidiyoruz. Oliver, çok mutlu oluyor. Onun güzel bir sonuç almak için gösterdiği çabayı, aşkı ve şevkini görmek bana da ilham veriyor.” şeklinde konuşuyor. Şimdiye kadar ayçiçeği ve lavanta tarlalarına giren minik Jones, daha çok manzara fotoğrafları çekiyor. Baba Jones, yaşlandığı zaman oğlunun sırt çantasını alıp, mesleğini devam ettirmesini umuyor.
Zaman
Ana Sayfa
17.11.2013
Bufotoğraflar6yaşındakiçocuğungözündenBu fotoğraflar 6 yaşındaki çocuğun gözünden
Bu fotoğraflar, 6 yaşındaki çocuğun gözünden
Zaman
17.11.2013
01:54
Son yıllarda fotoğraf çekmeye olan ilgi hayli arttı.Bu yüzden gerek amatör gerekse profesyonel kişiler tarafından dünyanın dört bir yanında çekilen fotoğraflar, yazılı ve görsel medyada genişçe yer buluyor. Ancak dün Daily Mail’de yer bulan ve dikkat çeken fotoğrafların sahibinin yaşını duyduğunda şaşırabilirsiniz. Zira Oliver Andreas Jones adlı çocuk, henüz 6 yaşında. Babası profesyonel bir fotoğrafçı olan Jones’un ilgisi, daha konuşmayı öğrenir öğrenmez başlamış. Bunun üzerine onu eğittiklerinden söz eden baba Andreas Jones, oğlunun üç yaşından beri fotoğraf çektiğini belirtiyor. Beş yaşına geldiğinde ise ona küçük bir profesyonel makine aldıklarına dikkat çeken 42 yaşındaki Jones, “Bazı zamanlar sabah erkenden kalkıp güneşin doğuşunu yakalamak için doğal yerlere gidiyoruz. Oliver, çok mutlu oluyor. Onun güzel bir sonuç almak için gösterdiği çabayı, aşkı ve şevkini görmek bana da ilham veriyor.” şeklinde konuşuyor. Şimdiye kadar ayçiçeği ve lavanta tarlalarına giren minik Jones, daha çok manzara fotoğrafları çekiyor. Baba Jones, yaşlandığı zaman oğlunun sırt çantasını alıp, mesleğini devam ettirmesini umuyor.
Zaman
Güncel
17.11.2013
Bufotoğraflar6yaşındakiçocuğungözündenBu fotoğraflar 6 yaşındaki çocuğun gözünden
İzmir Körfezi'ndeki canlı sayısında sevindiren artış
Zaman
14.11.2013
18:29
İzmir Körfezi, 19602000 yılları arasında her türlü atığın hiçbir arıtmaya tabi tutulmadan salınmasıyla kirlendi. 2000 yılında devreye giren Büyük Kanal Projesiyle atık sular, tesislerde arıtılarak körfeze boşaltılmaya başladı. Temizleme çalışmalarıyla körfezdeki canlı çeşitliliği de artıyor. Bu artış, su altı fotoğraflarına yansıyor. Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) tarafından yapılan Büyük Kanal Projesinin İzmir Körfezi Denizel Ortamında Fiziksel, Kimyasal, Biyolojik ve Mikrobiyolojik Etki ve Sonuçlarının İzlenmesi başlıklı çalışma, su kalitesinde büyük bir iyileşme yaşandığını, buna bağlı olarak da denizdeki biyolojik çeşitliliğin ve popülasyonun giderek arttığını ortaya koydu.Deniz altındaki yaşamı tespit etmek amacıyla Urla İskele, Narlıdere Güneybatı Atık Su Arıtma Tesisi, İnciraltı Sahilevleri, Konak ve Bostanlı iskeleleri olmak üzere 5 bölgede 4 mevsim çalışma yapıldı. Çekilen su altı fotoğraflarında, bol oksijenli sularda yaşayabilen denizatları ve deniz çayırları, temiz suları yaşam alanı olarak seçen deniz yıldızları, deniz şakayıkları ve deniz tavşanları ile temiz sularda yaşayan ve Türkiyede sadece Urlada görülen taş mercanları tespit edildi. Deniz altındaki yaşamı tespit amacıyla çekilen fotoğraflar, körfezdeki çarpıcı iyileşmeyi gözler önüne seriyor. İç körfezde çözülmüş oksijen seviyesinin yükselmesiyle birlikte canlı türü sayılarında da ciddi artış var. Körfezin eski gözdeleri barbun, karagöz, kopez ve karidesler de çoğaldı. Deniz yıldızları, deniz tavşanları, süngerler ve deniz çayırları ile mercanlar ve anemonlar, oksijen miktarı artan deniz dibinde rengarenk görüntüler oluşturuyor. BÜYÜK KÖRFEZ PROJESİ DEÜ tarafından hazırlanan raporda 2000 yılında Çiğli, 2002de Güneybatı ve 2008de Urla ileri biyolojik atık su arıtma tesislerinin devreye alınmasıyla başlayan deniz suyundaki iyileşme sürecinin, körfezi terkeden canlıların yeniden yaşam bulmaya başlamasında etkili olduğu vurgulandı. Büyük Kanal projesinin devreye girmesinin ardından gözle görülür bir iyileşme yaşandığına dikkat çeken İZSU Genel Müdürü Ahmet Alpaslan, körfezin kuzeyindeki sığlaşmanın önüne geçmek ve su sirkülasyonunu arttırmak amacıyla şimdi de Büyük Körfez projesini yürüttüklerini söyledi. Kuzeyde açılacak sirkülasyon kanalıyla körfeze temiz su girişi sağlayacaklarını belirten Alpaslan, Bu, oksijen miktarını daha da arttıracak. Şu anda zaten balık oranı ve deniz canlıları arttı. Biz bu projeyle körfezin yüzülebilir hale gelmesini hedefliyoruz. dedi.İKİ GEMİ ALINDI, GPRS SİSTEMİ KURULDUİzmir Körfezine akan dere ağızlarının temizlenmesi, kuzeyde bir sirkülasyon kanalı açılması ve deniz tabanındaki malzemelerin temizlenmesi için 10 milyon liralık yatırımla kazıcı-emici ve destek tipi olmak üzere 2 yeni gemi alındı. Büyükşehir Belediyesi, Türkiyede gözlem ve modellemeyle su kalitesinin izlendiği ilk sistemi körfeze kurdu. Foça, Karaburun, Güzelbahçe ve Pasaporta kurulan 4 istasyonla bütün değişimler anında kaydedilmeye başlandı. DEÜ Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü ile birlikte yürütülen yeni sistem, derelerden gelen çökeltilerin taşınım özelliklerini de sayısal olarak ortaya koyuyor. İstasyonlar, güneş enerjisiyle çalışıyor.Sistemin en önemli özelliklerinden birisi, kaydettiği bilgileri istasyonun içinde yer alan GPRS sistemi aracılığıyla kablosuz olarak hem İZSU hem de DEÜ Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsünde kurulan bilgisayarlara anında aktarıyor olması. Sistemi kullanan uzmanlar, bilgisayar ortamında sensörleri uzaktan kontrol etme imkanına sahip. Bütün bu çalışmalar, körfezdeki sirkülasyon kanalının açılması, derinleştirme çalışmaları ve kıyı tasarımıyla mühendislik uygulamalarında temel oluşturacak. CİHAN
Zaman
Son Dakika
14.11.2013
İzmir/">İzmirKörfezindekicanlısayısındasevindirenartışİzmir-Körfezindeki-canlı-sayısında-sevindiren-artış/">İzmir Körfezindeki canlı sayısında sevindiren artış
Sanatın kamusal alanla imtihanı
Zaman
21.09.2013
01:58
“Anne, ben barbar mıyım?” başlığını taşıyan 13. İstanbul Bienali 14 Eylül Cumartesi günü kapılarını törensiz, davetsiz ve ücretsiz bir şekilde açtı. 20 Ekim Pazar akşamı kapanacak o kapılar ardında 88 sanatçı ve sanatçı grubunun kamusal alan fikri etrafında şekillenen işleri yer alıyor.Şair Lale Müldürün aynı isimli kitabından ödünç alınan “Anne, ben barbar mıyım?” başlığıyla yola çıkan 13. İstanbul Bienalinin odağında kamusal alan fikri var. Özellikle İstanbulda telaş içinde yaşanan kentsel dönüşüme farklı bir gözle bakmayı vaat eden bu odak; kenti doğrudan kullananları anlamak için yeni diller öğrenmeyi salık veriyor. Küratör Fulya Erdemciye göre bunun en iyi yolu; sergileri Taksim Meydanı, Tarlabaşı Bulvarı ve Sulukule Mahallesi gibi bizzat kentsel dönüşüme maruz kalan kamusal alanlarda açmaktı aslında ama… Gezi süreciyle birlikte o yoldan çok sular akınca; Erdemci, siyasi bir jest yaparak bu mekânlardan çekilme kararı aldı. Böylece kaybedilen kamusallık da, bienalin ücretsiz olmasıyla telafi edildi. Bu ulaşıma aracılık edecek mekânlar başta Tophanedeki Antrepo no.3 olmak üzere Karaköydeki Galata Özel Rum İlköğretim Okulu, İstiklal Caddesi üzerindeki ARTER ve SALT Beyoğlu ile İMÇ 5. Bloktaki 5533. BİTKİLERİN SESİNİ DİNLE!Şehirlerin kendilerine ait ritimlerinin iktidar müdahaleleriyle değişemeyeceğine vurgu yapan eserlerin ağırlıkta olduğu Antrepo no.3te dikkat çeken ilk çalışma Meksika doğumlu Jorge Mendez Blakein ‘Şato isimli 25 metrelik duvarı. Hiçbir birleştirici maddesi olmayan duvarın yapısını Franz Kafkanın ‘Şato isimli kitabı bozuyor. Benzer bir şekilde İspanyol sanatçı Maider Lopez de Karaköydeki trafiği farklı noktalardan kaydedip ‘Yollar Açmak başlıklı bir video hazırlamış ki... Orada da insanlar karşıdan karşıya geçmekte zorlandıklarında kolektif yöntemlere başvurarak tek başına aşamadıkları engelleri birlikte aşıyorlar. Mekânın dikkat çeken bir diğer işi ise Endonezyalı HONF Vakfının bitkiler arasındaki iletişimi görünür kıldığı yerleştirme. Kendi ürettikleri bir alet yardımıyla canlı formlardaki hayat parametrelerini ölçen ekip, bu aleti kablolarla bitkilere bağlamış. Bitkilerin topraklarındaki ve köklerindeki nemlilik oranını sese dönüştüren alet çalışmaya başladığında bitkilerin iletişim kurdukları dil duyulabiliyor. Ekip bu yolla yakın bir zamanda tüm diğer canlıların yani ‘ötekilerin yani barbarların yani tüm dünyanın sesini duymayı ümit ediyor. Mekânda İstanbulun bir parçasının -Sulukule- sesini duyan ve duyuran bir çalışma var ki Geziden çok önce, taa kışın yapılmasına rağmen olacakları önceden bilmiş sanki. Halil Altınderenin Fuattan destek alarak çektiği videonun adı ‘Harikalar Diyarı. Mahalleye dikilen TOKİ evlerine karşı bir hip-hop isyanı barındıran videonun sözleri Sulukuleli Tahribad-ı İsyan grubuna ait.OTURUN, BİR GÜNLÜK OKUYUN!Galata Özel Rum İlköğretim Okulunun en kapsamlı projesi İnci Evinerden. Otonom bir kampüs alanı gibi işleyen ‘Ortak Eylem Aygıtı: Bir Etüt isimli projede öğrenciler kendi kendilerine çalışıyor; heykelden tiyatroya çeşit çeşit sanatsal faaliyetlerde bulunuyor. İzleyicilerden de adı üzerinde onları izlemesi bekleniyor. Mekânın en çarpıcı çalışması katlar arasındaki merdiven boşluklarında yer alan fotoğraflar. Çinli sanatçı Wang Qingsongun eğitim, özellikle de dil öğrenme sisteminin anlamsızlığını gözler önüne seren fotoğrafları herhangi bir açıklamaya ihtiyaç duymuyor. İzleyici açısından deneyime en açık çalışma ise Elmgreen ve Dragset ikilisinin canlı canlı yazdırdığı günlükler. Çalışma, birkaç delikanlının loş bir sınıfta o günlerini, belki de dünlerini o anda bizzat yazmalarından ibaret. Mekândaki bir diğer günlük de Sulukule Platformuna ait. Zamanı geriye sararak yıkım sürecini ve verilen mücadeleyi bir kez daha topluca anlatan platform tek bir soru soruyor: ‘Sulukulenin adını değiştirebilecekler mi?KENTSEL DÖNÜŞÜMÜN İZLERİ İMÇDEİstiklal Caddesindeki ARTERe gelenleri Jim Durhamın ‘Kapıcı isimli yerleştirmesi, onun çaprazındaki SALT Beyoğlunda Halil Altınderenin balmumundan yaptığı güvenlik görevlisi heykeli karşılıyor. İMÇ 5. Blokta bulunan 5533te ise tek bir proje var: Maxime Houraninin İstanbulun kentsel dönüşüme maruz kalan uzak bölgelerine yaptığı ziyaretlerin ardından gerçekleştirdiği atölye çalışmaları. İKSVnin Koç Holding sponsorluğunda düzenlediği 13. İstanbul Bienalinin bütün mekânlarını tek bir seferde gezmek mümkün değil. Çeşitli rotalar belirleyip parçalara bölmek kesinlikle gerekli. Birazcık da olsa heveslenmek içinse Galata Özel Rum İlköğretim Okulundan başlamak en iyisi. Bienalin kamusal alanla imtihanının sonuçlarına gelince… Herhangi bir bağımsız sergiden hallice ama hayatın ve Gezinin çok gerisinde. Her türlü ayrıntılı bilgi içi
Zaman
Kültür
21.09.2013
SanatınkamusalalanlaimtihanıSanatın kamusal alanla imtihanı
Sanatın kamusal alanla imtihanı
Zaman
21.09.2013
01:52
“Anne, ben barbar mıyım?” başlığını taşıyan 13. İstanbul Bienali 14 Eylül Cumartesi günü kapılarını törensiz, davetsiz ve ücretsiz bir şekilde açtı. 20 Ekim Pazar akşamı kapanacak o kapılar ardında 88 sanatçı ve sanatçı grubunun kamusal alan fikri etrafında şekillenen işleri yer alıyor.Şair Lale Müldürün aynı isimli kitabından ödünç alınan “Anne, ben barbar mıyım?” başlığıyla yola çıkan 13. İstanbul Bienalinin odağında kamusal alan fikri var. Özellikle İstanbulda telaş içinde yaşanan kentsel dönüşüme farklı bir gözle bakmayı vaat eden bu odak; kenti doğrudan kullananları anlamak için yeni diller öğrenmeyi salık veriyor. Küratör Fulya Erdemciye göre bunun en iyi yolu; sergileri Taksim Meydanı, Tarlabaşı Bulvarı ve Sulukule Mahallesi gibi bizzat kentsel dönüşüme maruz kalan kamusal alanlarda açmaktı aslında ama… Gezi süreciyle birlikte o yoldan çok sular akınca; Erdemci, siyasi bir jest yaparak bu mekânlardan çekilme kararı aldı. Böylece kaybedilen kamusallık da, bienalin ücretsiz olmasıyla telafi edildi. Bu ulaşıma aracılık edecek mekânlar başta Tophanedeki Antrepo no.3 olmak üzere Karaköydeki Galata Özel Rum İlköğretim Okulu, İstiklal Caddesi üzerindeki ARTER ve SALT Beyoğlu ile İMÇ 5. Bloktaki 5533. BİTKİLERİN SESİNİ DİNLE!Şehirlerin kendilerine ait ritimlerinin iktidar müdahaleleriyle değişemeyeceğine vurgu yapan eserlerin ağırlıkta olduğu Antrepo no.3te dikkat çeken ilk çalışma Meksika doğumlu Jorge Mendez Blakein ‘Şato isimli 25 metrelik duvarı. Hiçbir birleştirici maddesi olmayan duvarın yapısını Franz Kafkanın ‘Şato isimli kitabı bozuyor. Benzer bir şekilde İspanyol sanatçı Maider Lopez de Karaköydeki trafiği farklı noktalardan kaydedip ‘Yollar Açmak başlıklı bir video hazırlamış ki... Orada da insanlar karşıdan karşıya geçmekte zorlandıklarında kolektif yöntemlere başvurarak tek başına aşamadıkları engelleri birlikte aşıyorlar. Mekânın dikkat çeken bir diğer işi ise Endonezyalı HONF Vakfının bitkiler arasındaki iletişimi görünür kıldığı yerleştirme. Kendi ürettikleri bir alet yardımıyla canlı formlardaki hayat parametrelerini ölçen ekip, bu aleti kablolarla bitkilere bağlamış. Bitkilerin topraklarındaki ve köklerindeki nemlilik oranını sese dönüştüren alet çalışmaya başladığında bitkilerin iletişim kurdukları dil duyulabiliyor. Ekip bu yolla yakın bir zamanda tüm diğer canlıların yani ‘ötekilerin yani barbarların yani tüm dünyanın sesini duymayı ümit ediyor. Mekânda İstanbulun bir parçasının -Sulukule- sesini duyan ve duyuran bir çalışma var ki Geziden çok önce, taa kışın yapılmasına rağmen olacakları önceden bilmiş sanki. Halil Altınderenin Fuattan destek alarak çektiği videonun adı ‘Harikalar Diyarı. Mahalleye dikilen TOKİ evlerine karşı bir hip-hop isyanı barındıran videonun sözleri Sulukuleli Tahribad-ı İsyan grubuna ait.OTURUN, BİR GÜNLÜK OKUYUN!Galata Özel Rum İlköğretim Okulunun en kapsamlı projesi İnci Evinerden. Otonom bir kampüs alanı gibi işleyen ‘Ortak Eylem Aygıtı: Bir Etüt isimli projede öğrenciler kendi kendilerine çalışıyor; heykelden tiyatroya çeşit çeşit sanatsal faaliyetlerde bulunuyor. İzleyicilerden de adı üzerinde onları izlemesi bekleniyor. Mekânın en çarpıcı çalışması katlar arasındaki merdiven boşluklarında yer alan fotoğraflar. Çinli sanatçı Wang Qingsongun eğitim, özellikle de dil öğrenme sisteminin anlamsızlığını gözler önüne seren fotoğrafları herhangi bir açıklamaya ihtiyaç duymuyor. İzleyici açısından deneyime en açık çalışma ise Elmgreen ve Dragset ikilisinin canlı canlı yazdırdığı günlükler. Çalışma, birkaç delikanlının loş bir sınıfta o günlerini, belki de dünlerini o anda bizzat yazmalarından ibaret. Mekândaki bir diğer günlük de Sulukule Platformuna ait. Zamanı geriye sararak yıkım sürecini ve verilen mücadeleyi bir kez daha topluca anlatan platform tek bir soru soruyor: ‘Sulukulenin adını değiştirebilecekler mi?KENTSEL DÖNÜŞÜMÜN İZLERİ İMÇDEİstiklal Caddesindeki ARTERe gelenleri Jim Durhamın ‘Kapıcı isimli yerleştirmesi, onun çaprazındaki SALT Beyoğlunda Halil Altınderenin balmumundan yaptığı güvenlik görevlisi heykeli karşılıyor. İMÇ 5. Blokta bulunan 5533te ise tek bir proje var: Maxime Houraninin İstanbulun kentsel dönüşüme maruz kalan uzak bölgelerine yaptığı ziyaretlerin ardından gerçekleştirdiği atölye çalışmaları. İKSVnin Koç Holding sponsorluğunda düzenlediği 13. İstanbul Bienalinin bütün mekânlarını tek bir seferde gezmek mümkün değil. Çeşitli rotalar belirleyip parçalara bölmek kesinlikle gerekli. Birazcık da olsa heveslenmek içinse Galata Özel Rum İlköğretim Okulundan başlamak en iyisi. Bienalin kamusal alanla imtihanının sonuçlarına gelince… Herhangi bir bağımsız sergiden hallice ama hayatın ve Gezinin çok gerisinde. Her türlü ayrıntılı bilgi içi
Zaman
Ana Sayfa
21.09.2013
SanatınkamusalalanlaimtihanıSanatın kamusal alanla imtihanı
12 Eylül'ü anlatan 'Netekim Karakolu' filminin çekimlerine başlandı
Zaman
12.09.2013
16:08
Çektikleri film nedeniyle 12 Eylül 1980 askeri darbesinde gözaltına alınan köylülerin hikayesini anlatan, ‘Netekim Karakolu’ adlı filmin çekimi 12 Eylül günü başladı. Film, Mersin’de genellikle olayın geçtiği mekanlarda çekilecek. Filmde o dönem askerler tarafından gözaltına alınan köylüler de yeniden rol alıyor. Filmin yönetmenliğini üstlenen Yasin Korkmaz ise 15 yaşındayken film çekmek isteyen Zeynel Korkmaz’ın oğlu.Zeynel Korkmazın 1970 yılında çektiği filmin parçaları ve fotoğraflar, 1980 askeri darbesinden bir yıl sonra, devam eden ev aramalarında ortaya çıkmış ve filmi çeken Zeynel Korkmaz ile birlikte, rol alan köylüler, ‘gerilla eğitimi yapmak ve örgüt oluşturarak suç işlemek’ iddiasıyla gözaltına alınmışlardı. Bu gözaltılar sırasında 10 yıl önce filmde görev alanlarla, Zeynel Korkmazın yaşadıkları filmin konusunu oluşturuyor. Askerler tarafından çektikleri film yüzünden gözaltına alınan ve ‘silah bulundurmak, gerilla eğitimi almak, adam öldürmek’ gibi trajik suçlamalarla sorgulanan köylüler, her ne kadar zor zamanlar yaşamış olsalar da filmi bitirmek istediklerini dile getirdi. Yönetmen Yasin Korkmaz, çoğunluğu, o dönem filmde oynayan köylülerden oluşan oyuncu kadrosuna tanınmış isimlerin de destek vereceğini belirtti. Babasının 15 yaşında başladığı filmi kendisinin tamamlayacak olmasının garip bir duygu olduğunu kaydeden Korkmaz, 1970’lerde Mersin köylüsünün film çekmeye çalışmasını ise ‘büyük bir olay’ olarak nitelendiriyor. Zeynel Korkmaz, 12 Eylül darbesinin toplumun her kesiminde olumsuz etkiler bıraktığını söyledi. Darbelerin genel hukukunun hukuksuzluk üzerine kurulu olduğu için toplumun her bireyinin bundan etkilendiğini vurgulayan Korkmaz, Bizim yaşadıklarımız da ülkeyi 12 Eylüle getiren sebeplerin hiç biriyle ilgili olmadığı halde kendi halindeki insanlar günlerce kötü muameleye tabi tutuldular. Bu gün hatırlandığında gülünebilen o olayların yaşanmaması en büyük dileğimizdir. Filmde verilmesini istediğim mesaj ‘en kötü demokratik idare, en iyi darbe yönetiminden daha iyidir’ anlayışının dile getirilmesidir. Filmin dili, kara da olsa mizah olacağı için mesajın anlaşılacağını düşünüyorum.” dedi.Filmin ismine dikkat çeken Korkmaz, Netekim sözü darbeci Kenan Evreni en iyi temsil eden kelimelerden birisidir. Netekim Karakolu ise o dönemde insanlarımızın haksız muameleye tutulduğu tüm karakolları temsil etmektedir. Bu ilk günde dikkat ettim, setin esprisi, ‘jandarma geliyor!’ sözü idi. Umarım bu ekipteki çocuklar da başka bir filmin konusu olmazlar. ifadesini kullandı.12 Eylül’de çekimine başlanan ‘Netekim Karakolu’ filmi, hayatları darbeyle sekteye uğrayan köylülerin hikayesini ele alıyor. Genç yaşta film çekmeye çalışan ve köylüleri de oynamaya ikna eden kafadarların başlarına gelenler ise filmin ana konusunu oluşturuyor. Kara mizah türündeki Netekim Karakolu darbe öncesinde herkesin büyük saygı gösterdiği karakol komutanın darbenin ardından nasıl değiştiğine dikkat çekerek, köylülerin başlarına gelen akıl almaz olaylara yer veriyor. CİHAN
Zaman
Son Dakika
12.09.2013
12EylülüanlatanNetekimKarakolufilmininçekimlerinebaşlandı12 Eylülü anlatan Netekim Karakolu filminin çekimlerine başlandı
'Netekim Karakolu' filminin çekimleri 12 Eylül'de başladı
Zaman
12.09.2013
15:18
Mersinde, çektikleri film nedeniyle 12 Eylül 1980de gözaltına alınan köylülerin hikayesini anlatan Netekim Karakolu filminin çekimi 12 Eylül günü başladı. Film, o yıllarda olayın geçtiği mekanlarda çekilecek. Filmde, o dönem askerler tarafından gözaltına alınan köylüler de yeniden rol alıyorlar.Zeynel Korkmazın 1970 yılında çektiği filme ait, film parçaları ve fotoğraflar, 1980 askeri darbesinden bir yıl sonra, ev aramalarında ortaya çıkmış ve filmi çeken Zeynel Korkmaz ile filmde rol alan köylüler, Gerilla eğitimi yapmak ve örgüt oluşturarak suç işlemek iddiasıyla göz altına alınmışlardı. Gözaltılar sırasında, 10 yıl önce filmde görev alanlarla Zeynel Korkmazın yaşadıkları, filmin konusunu oluşturuyor. 43 yıl sonra filmde oynayanlarla yapılan görüşmeler de olumlu sonuçlanınca, film için kollar sıvandı. Askerler tarafından, çektikleri film yüzünden gözaltına alınarak sorgulanan köylüler, her ne kadar zor zamanlar yaşamış olsalar da filmi bitirmek istediklerini belirtti.Zeynel Korkmazın oğlu olan ve filmin yönetmenliğini üstlenen Yasin Korkmaz, çoğunluğu o dönem filmde oynayan köylülerden oluşan oyuncu kadrosuna, tanınmış isimlerin de destek vereceğini belirtti. Babasının, 15 yaşında başladığı filmi kendisinin tamamlayacak olmasının, garip bir duygu olduğunu vurgulayan Yasin Korkmaz, 1970li yıllarda, Mersin köylüsünün film çekmeye çalışmasını ise büyük bir olay olarak nitelendirdi.12 Eylülde çekimine başlanan Netekim Karakolu filmi, hayatları darbeyle sekteye uğrayan köylülerin hikayesini ele alıyor. Genç yaşta film çekmeye çalışan ve köylüleri de filmde oynamaya ikna eden kafadarların başlarına gelenler ise filmin ana konusunu oluşturuyor. Kara mizah türündeki film, darbe öncesinde herkesin büyük saygı gösterdiği karakol komutanının, darbenin ardından nasıl değiştiğine dikkat çekerek, köylülerin başlarına gelen akıl almaz olaylara yer veriyor.EN KÖTÜ DEMOKRATİK İDARE EN İYİ DARBE YÖNETİMİNDEN İYİDİRNetekim Karakolu filmine proje danışmanlığı yapan Zeynel Korkmaz, 12 Eylül günü başlayan çekimlerde film setinde yerini aldı. Proje hakkında konuşan Korkmaz, şöyle konuştu:12 Eylül darbesi, toplumun her kesiminde olumsuz etkiler bıraktı. Darbelerin genel hukuku, hukuksuzluk üzerine kurulu olduğu için, toplumun her bireyinin bundan etkilenmemesi mümkün değildir. Bizim yaşadıklarımız da, ülkeyi 12 Eylüle getiren sebeplerin hiç biriyle ilgili olmadığı halde, kendi halindeki insanlar günlerce kötü muameleye tabi tutuldular. Bu gün hatırlandığında gülünebilen o olayların yaşanmaması en büyük dileğimizdir. Filmde verilmesini istediğim mesaj, En kötü demokratik idare, en iyi darbe yönetiminden daha iyidir anlayışını yansıtmasıdır. Filmin dili kara da olsa, mizah olacağı için mesajın anlaşılacağını düşünüyorum. Netekim Karakolu isim olarak niçin seçildi diye sorulursa; Netekim sözü darbeci Kenan Evreni en iyi temsil eden kelimelerden birisidir. Netekim Karakolu ise o dönemde insanlarımızın haksız muameleye tutulduğu tüm karakolları temsil etmektedir. Bu ilk günde dikkat ettim, setin esprisi, Jandarma geliyor! sözü idi. Umarım, bu ekipteki çocuklar da başka bir filmin konusu olmazlar diye konuştu.FİLM EKİBİ İLK GÜN KAZA YAPTIBu arada, film ekibi, çekimlerin ilk gününde trafik kazası atlattı. Saat 07.00de film ekibine ait araçlardan biri su kanalına uçtu. Filmin yönetmeni Yasin Korkmaz ve babası Zeynel Korkmazın da içinde bulunduğu araç, kullanılmaz hale gelirken, araçta bulunanlar, küçük yaralarla kazadan kurtuldu. Ayakta tedavileri yapılan ekip, film çekimlerine üç saat gecikmeli olarak başladı.(DHA)
Zaman
Ana Sayfa
12.09.2013
NetekimKarakolufilmininçekimleri12EylüldebaşladıNetekim Karakolu filminin çekimleri 12 Eylülde başladı
'Netekim Karakolu' filminin çekimleri 12 Eylül'de başladı
Zaman
12.09.2013
15:16
Mersinde, çektikleri film nedeniyle 12 Eylül 1980de gözaltına alınan köylülerin hikayesini anlatan Netekim Karakolu filminin çekimi 12 Eylül günü başladı. Film, o yıllarda olayın geçtiği mekanlarda çekilecek. Filmde, o dönem askerler tarafından gözaltına alınan köylüler de yeniden rol alıyorlar.Zeynel Korkmazın 1970 yılında çektiği filme ait, film parçaları ve fotoğraflar, 1980 askeri darbesinden bir yıl sonra, ev aramalarında ortaya çıkmış ve filmi çeken Zeynel Korkmaz ile filmde rol alan köylüler, Gerilla eğitimi yapmak ve örgüt oluşturarak suç işlemek iddiasıyla göz altına alınmışlardı. Gözaltılar sırasında, 10 yıl önce filmde görev alanlarla Zeynel Korkmazın yaşadıkları, filmin konusunu oluşturuyor. 43 yıl sonra filmde oynayanlarla yapılan görüşmeler de olumlu sonuçlanınca, film için kollar sıvandı. Askerler tarafından, çektikleri film yüzünden gözaltına alınarak sorgulanan köylüler, her ne kadar zor zamanlar yaşamış olsalar da filmi bitirmek istediklerini belirtti.Zeynel Korkmazın oğlu olan ve filmin yönetmenliğini üstlenen Yasin Korkmaz, çoğunluğu o dönem filmde oynayan köylülerden oluşan oyuncu kadrosuna, tanınmış isimlerin de destek vereceğini belirtti. Babasının, 15 yaşında başladığı filmi kendisinin tamamlayacak olmasının, garip bir duygu olduğunu vurgulayan Yasin Korkmaz, 1970li yıllarda, Mersin köylüsünün film çekmeye çalışmasını ise büyük bir olay olarak nitelendirdi.12 Eylülde çekimine başlanan Netekim Karakolu filmi, hayatları darbeyle sekteye uğrayan köylülerin hikayesini ele alıyor. Genç yaşta film çekmeye çalışan ve köylüleri de filmde oynamaya ikna eden kafadarların başlarına gelenler ise filmin ana konusunu oluşturuyor. Kara mizah türündeki film, darbe öncesinde herkesin büyük saygı gösterdiği karakol komutanının, darbenin ardından nasıl değiştiğine dikkat çekerek, köylülerin başlarına gelen akıl almaz olaylara yer veriyor.EN KÖTÜ DEMOKRATİK İDARE EN İYİ DARBE YÖNETİMİNDEN İYİDİRNetekim Karakolu filmine proje danışmanlığı yapan Zeynel Korkmaz, 12 Eylül günü başlayan çekimlerde film setinde yerini aldı. Proje hakkında konuşan Korkmaz, şöyle konuştu:12 Eylül darbesi, toplumun her kesiminde olumsuz etkiler bıraktı. Darbelerin genel hukuku, hukuksuzluk üzerine kurulu olduğu için, toplumun her bireyinin bundan etkilenmemesi mümkün değildir. Bizim yaşadıklarımız da, ülkeyi 12 Eylüle getiren sebeplerin hiç biriyle ilgili olmadığı halde, kendi halindeki insanlar günlerce kötü muameleye tabi tutuldular. Bu gün hatırlandığında gülünebilen o olayların yaşanmaması en büyük dileğimizdir. Filmde verilmesini istediğim mesaj, En kötü demokratik idare, en iyi darbe yönetiminden daha iyidir anlayışını yansıtmasıdır. Filmin dili kara da olsa, mizah olacağı için mesajın anlaşılacağını düşünüyorum. Netekim Karakolu isim olarak niçin seçildi diye sorulursa; Netekim sözü darbeci Kenan Evreni en iyi temsil eden kelimelerden birisidir. Netekim Karakolu ise o dönemde insanlarımızın haksız muameleye tutulduğu tüm karakolları temsil etmektedir. Bu ilk günde dikkat ettim, setin esprisi, Jandarma geliyor! sözü idi. Umarım, bu ekipteki çocuklar da başka bir filmin konusu olmazlar diye konuştu.FİLM EKİBİ İLK GÜN KAZA YAPTIBu arada, film ekibi, çekimlerin ilk gününde trafik kazası atlattı. Saat 07.00de film ekibine ait araçlardan biri su kanalına uçtu. Filmin yönetmeni Yasin Korkmaz ve babası Zeynel Korkmazın da içinde bulunduğu araç, kullanılmaz hale gelirken, araçta bulunanlar, küçük yaralarla kazadan kurtuldu. Ayakta tedavileri yapılan ekip, film çekimlerine üç saat gecikmeli olarak başladı.(DHA)
Zaman
Kültür
12.09.2013
NetekimKarakolufilmininçekimleri12EylüldebaşladıNetekim Karakolu filminin çekimleri 12 Eylülde başladı
'Netekim Karakolu' filminin çekimleri 12 Eylül'de başladı
Zaman
12.09.2013
14:46
Mersinde, çektikleri film nedeniyle 12 Eylül 1980de gözaltına alınan köylülerin hikayesini anlatan Netekim Karakolu filminin çekimi 12 Eylül günü başladı. Film, o yıllarda olayın geçtiği mekanlarda çekilecek. Filmde, o dönem askerler tarafından gözaltına alınan köylüler de yeniden rol alıyorlar.Zeynel Korkmazın 1970 yılında çektiği filme ait, film parçaları ve fotoğraflar, 1980 askeri darbesinden bir yıl sonra, ev aramalarında ortaya çıkmış ve filmi çeken Zeynel Korkmaz ile filmde rol alan köylüler, Gerilla eğitimi yapmak ve örgüt oluşturarak suç işlemek iddiasıyla göz altına alınmışlardı. Gözaltılar sırasında, 10 yıl önce filmde görev alanlarla Zeynel Korkmazın yaşadıkları, filmin konusunu oluşturuyor. 43 yıl sonra filmde oynayanlarla yapılan görüşmeler de olumlu sonuçlanınca, film için kollar sıvandı. Askerler tarafından, çektikleri film yüzünden gözaltına alınarak sorgulanan köylüler, her ne kadar zor zamanlar yaşamış olsalar da filmi bitirmek istediklerini belirtti.Zeynel Korkmazın oğlu olan ve filmin yönetmenliğini üstlenen Yasin Korkmaz, çoğunluğu o dönem filmde oynayan köylülerden oluşan oyuncu kadrosuna, tanınmış isimlerin de destek vereceğini belirtti. Babasının, 15 yaşında başladığı filmi kendisinin tamamlayacak olmasının, garip bir duygu olduğunu vurgulayan Yasin Korkmaz, 1970li yıllarda, Mersin köylüsünün film çekmeye çalışmasını ise büyük bir olay olarak nitelendirdi.12 Eylülde çekimine başlanan Netekim Karakolu filmi, hayatları darbeyle sekteye uğrayan köylülerin hikayesini ele alıyor. Genç yaşta film çekmeye çalışan ve köylüleri de filmde oynamaya ikna eden kafadarların başlarına gelenler ise filmin ana konusunu oluşturuyor. Kara mizah türündeki film, darbe öncesinde herkesin büyük saygı gösterdiği karakol komutanının, darbenin ardından nasıl değiştiğine dikkat çekerek, köylülerin başlarına gelen akıl almaz olaylara yer veriyor.EN KÖTÜ DEMOKRATİK İDARE EN İYİ DARBE YÖNETİMİNDEN İYİDİRNetekim Karakolu filmine proje danışmanlığı yapan Zeynel Korkmaz, 12 Eylül günü başlayan çekimlerde film setinde yerini aldı. Proje hakkında konuşan Korkmaz, şöyle konuştu:12 Eylül darbesi, toplumun her kesiminde olumsuz etkiler bıraktı. Darbelerin genel hukuku, hukuksuzluk üzerine kurulu olduğu için, toplumun her bireyinin bundan etkilenmemesi mümkün değildir. Bizim yaşadıklarımız da, ülkeyi 12 Eylüle getiren sebeplerin hiç biriyle ilgili olmadığı halde, kendi halindeki insanlar günlerce kötü muameleye tabi tutuldular. Bu gün hatırlandığında gülünebilen o olayların yaşanmaması en büyük dileğimizdir. Filmde verilmesini istediğim mesaj, En kötü demokratik idare, en iyi darbe yönetiminden daha iyidir anlayışını yansıtmasıdır. Filmin dili kara da olsa, mizah olacağı için mesajın anlaşılacağını düşünüyorum. Netekim Karakolu isim olarak niçin seçildi diye sorulursa; Netekim sözü darbeci Kenan Evreni en iyi temsil eden kelimelerden birisidir. Netekim Karakolu ise o dönemde insanlarımızın haksız muameleye tutulduğu tüm karakolları temsil etmektedir. Bu ilk günde dikkat ettim, setin esprisi, Jandarma geliyor! sözü idi. Umarım, bu ekipteki çocuklar da başka bir filmin konusu olmazlar diye konuştu.FİLM EKİBİ İLK GÜN KAZA YAPTIBu arada, film ekibi, çekimlerin ilk gününde trafik kazası atlattı. Saat 07.00de film ekibine ait araçlardan biri su kanalına uçtu. Filmin yönetmeni Yasin Korkmaz ve babası Zeynel Korkmazın da içinde bulunduğu araç, kullanılmaz hale gelirken, araçta bulunanlar, küçük yaralarla kazadan kurtuldu. Ayakta tedavileri yapılan ekip, film çekimlerine üç saat gecikmeli olarak başladı.(DHA)
Zaman
Son Dakika
12.09.2013
NetekimKarakolufilmininçekimleri12EylüldebaşladıNetekim Karakolu filminin çekimleri 12 Eylülde başladı
Başkan Uğurlu Hatuniye Medresesi'ndeki sergiyi gezdi
Zaman
11.09.2013
11:55
Karaman Belediye Başkanı Kâmil Uğurlu, eşi Hilal Uğurlu ile birlikte Karaman Fotoğraf Sanatı Derneği (KARFOT) üyelerinin Hatuniye Medresesi’nde açtığı Hayat Sineması isimli karma fotoğraf sergisini gezdi.50 fotoğrafın yer aldığı sergide fotoğrafçıların birbirinden güzel kareledikleri fotoğraflar beğeniyle izlendi. Serginin Hatuniye Medresesinde yapılmasının önemine dikkat çeken Başkan Uğurlu, Bu tarihi mekanın amacına uygun kullanımının önünü açtık. Daha önce bu mekanda yapmış olduğumuz Piri Reis sergisiyle de bunu başlatmıştık. Tarihi Tartan Konağı’nda da çeşitli sergiler açıyoruz. Vatandaşlarımızın hizmetine sunuyoruz.” dedi. Uğurlu, sergi için başta KARFOT üyelerine ve emeği geçen herkese teşekkür etti. Uğurlu burada KARFOT üyeleri tarafından hazırlanan anı defterini de imzaladı. Uğurlu yazısında, “Olağanüstü bir mekânda olağanüstü resimler. Hepinizi candan kutluyorum ve hayranlıklarımı bildiriyorum. Allah gücünüzü ve gözünüzü güçlendirsin ve daim kılsın.” dedi.Sergi bir hafta boyunca devam edecek. CİHAN
Zaman
Son Dakika
11.09.2013
BaşkanUğurluHatuniyeMedresesindekisergiyigezdiBaşkan Uğurlu Hatuniye Medresesindeki sergiyi gezdi
Öldürülen gazeteciler ‘The Wall’da
Evrensel
23.07.2013
07:09
Pink Floyd’un eski bassisti ve “The Wall”un yaratıcılarından Roger Waters’ın İstanbul’da sergileyeceği performansta Uğur Mumcu ve Hrant Dink’e ait fotoğraflar 120 metrelik ‘duvar’a yansıyacak. Roger Waters, görsel şovları, sahneye kurulan 120 metrelik duvarı ile dikkat çeken ve dünyanın en büyük prodüksiyonlarından biri olarak kabul edilen ‘The Wall’ adlı sahne gösterisiyle 4 Ağustos’ta İstanbul’da olacak. (KÜLTÜR SERVİSİ)
Evrensel
Kültür
23.07.2013
Öldürülengazeteciler‘TheWall’daÖldürülen gazeteciler ‘The Wall’da
Aileler, görev başındaki sanıkların tutuklanması için üst mahkemeye gidecek
Zaman
20.06.2013
10:12
Afyonkarahisarda 5 Eylül 2012de 25 askerin şehit, 8i asker 11 kişinin yaralandığı mühimmat deposunda meydana gelen patlamayla ilgili davada tutuksuz yargılanan 3 sanık subayın tutuklu yargılanmaları talebi reddedildi. Bunun üzerin şehit aileleri, mahkemenin sanıkların tutuksuz yargılanması yönündeki kararını üst mahkemeye taşıma kararı aldı.Şehit ailelerinin avukatlarından Altan Ulutaş, olayın faili olarak gösterilen komutanların tutuklanmamasının 25 ailenin kalbinde derin yara oluşturduğunu belirterek, mahkeme heyetinin kararı için bir üst mahkeme olan Gölcük Donanma Komutanlığı Askeri Mahkemesine itiraz edeceklerini söyledi.BİNBAŞI, FOTOĞRAFLARLA KENDİNİ SAVUNDUEskişehir 1. Hava Kuvveti Komutanlığı Askeri Mahkemesinde görülen davanın ikinci duruşması sona erdi. Duruşmada Bölük Komutanı tutuksuz sanık Binbaşı Ali Duran, şehit ailelerine ve mahkeme heyetine içerisinde patlamadan sonra 29 nolu cephanelikte çekilmiş fotoğraflardan oluşan bir slayt gösterimi yaptı. Fotoğrafların aralık ayında çekildiğini anlatan sanık Duran, şehit yakınlarının avukatlarının slayt gösterisini kim çekti? yönündeki sorusuna, Evime CD gönderildi. Kimin gönderdiğini bilmiyorum. Ben o fotoğraflar çekildiğinde cezaevindeydim. Çıktıktan sonra o CDdeki fotoğrafların doğruluğunu tespit ettim. Aynı fotoğrafların Bölge Komutanlığında da olduğu biliniyor. Bunu tespit ettim. cevabını verdi. Bunun üzerine müdahil avukatları mahkeme heyetine, askeri birliklerde fotoğraf çekmek mevzuat gereği yasak olduğu hatırlatmasını yaptı. Müdahil avukatlarının, Bu fotolar madem anonim olarak geldi ise neden bunu mahkemeye gösterdiniz? sorusuna ise sanık Duran, Doğruluğunu teyit ettim. karşılığını verdi. BİNBAŞI ŞEHİT OLAN RÜTBELİLERİ SUÇLADISanık Duranın Teknik faaliyet olması nedeniyle yapılan bu çalışma deneyimli personel tarafından yapılmaktadır yönündeki sözleri ise şehit ailelerinin tepkisini aldı. Bunun üzerine şehit ailesi avukatları kısa dönem askerlerin teknik bir işte neden görevlendirdiğini sorması üzerine sanık Duran, Ben kısa dönem askerleri içeride değil dışarıda çalışsınlar diye görevlendirdim. Bundan farklı bir durum varsa oradaki emir verdiğim kişiler yanlış yapmış demektir. dedi. Bunun üzerine şehit olan komutanların yakınları Durana Tepki gösterdi. Sanık Duranın savunmasını tamamlamasının ardından şehit yakınları ve avukatları, Duran ile diğer sanıklar Albay Veysel Özbay ve Üsteğmen Tuncay Aydının tutuklu olarak yargılanmasını talep etti. Ancak mahkeme heyeti, suç delillerini karartma şüphesi olmadığından, suç vasfının değişebileceği ve kaçma şüpheleri olmadığından sanıkların tutuklu yargılanmaları talebini reddetti. Mahkemenin bu kararına şehit aileleri sert tepki gösterirken gözyaşlarına boğuldu.SANIKLARIN TUTUKLANMAMASI BİZİ DÜŞÜNDÜRÜYORŞehit ailelerinden Ali Taştan, mahkemenin sanıkları tutuklamamasının kendilerini düşündürdüğünü söyledi. 25 şehit ailesinin hukuksal olarak hiçbir yere varamadıklarını kaydeden Taştan, şöyle konuştu: Biz Türkiyenin bir hukuk devleti olduğuna inanmıyoruz. Çünkü 25 tane evladımıza şehit diyorlar, ama biz halen doğal afet durumundayız. Başbakanın açıklamasıyla duruyor. Şu an itibariyle sanıkların suçsuz olduğunu görüyoruz. Neden biliyor musunuz? 25 evladımızın neden şehit olduklarını bu güne kadar bize açıklayamadılar. Bize devlet erkanından, muhalefete, gazi ve şehit aileleri derneklerine kadar kimse destek vermedi, yanımızda olmadı. 72 tane şehit ailesi ve gezi derneğinden ise hiç destek görmedik. Çocuklarımıza şehit diyorlar, ama biz bunların hiçbirine inanmıyoruz. Sadece o gün başımız sağ olsun diyorlar. Bizler de vatan sağ olsun diyoruz. Bayrağı kapatıp gidiyoruz arkadaşlar. Arkası yok. Ama biz adalet istiyoruz. Adalet yerini bulsun istiyoruz.Şehit babası Faruk Ergenç ise olayın üzerinden 9,5 ay geçmesine rağmen başta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere kimseden taziye mesajı almadıklarını belirterek, bu konuda kendilerine destek verilmesini istedi.SANIKLARIN TUTUKLANMAMASI ŞEHİT AİLELERİNİ YIKMIŞTIRŞehit ailesi avukatlarından Altan Ulutaş da iki gün süren ağır sorguda sanıklar yönünden ağır çelişkiler tespit edilmesine ve katılan tüm şehit ailelerin tutuklanma talebine rağmen mahkeme tarafından tutuklanma taleplerinin reddedildiğini ve bunun üzücü olduğunu kaydetti. Bir sanığın sorgusu yapılmadığı halde yeni delillerin ortaya çıktığı, yeni savunma şartlarının oluştuğu gerekçe gösterilerek yapılan talep üzerine duruşmanın ertelendiğine dikkat çeken Avukat Ulutaş, Bu durum yürekleri yanan şehit ailelerini bir kez daha yıkmıştır. Biz kamuoyunun bu davaya ilgi göstermesini bekliyoruz. Çünkü, 25 askerin neden şehit olduğu ortaya çıkarılmış olmadığı gibi sanıkların birbirini suçladıkları ve en sonunda şehitleri suçlamaya yeltendikleri yargılama aşamasında da ortaya çıkmıştır. diye konuştu.ÜST MAHKEMEDEN TUTUKLAMA KAR
Zaman
Son Dakika
20.06.2013
AilelergörevbaşındakisanıklarıntutuklanmasıiçinüstmahkemeyegidecekAileler görev başındaki sanıkların tutuklanması için üst mahkemeye gidecek
Bennu Gerede Isparta’da
Evrensel
29.01.2013
07:06
FOTOĞRAF Sanatçısı Bennu Gerede’nin, enerji verimliliği konusunda farkındalık yaratmak için çektiği karelerin yer aldığı “Yalıtımın Mavi Yüzü” sergisi, Anadolu’yu geziyor. Bugüne kadar 8 ayrı yerde düzenlenen sergi yaklaşık 43 bin kişiye ulaştı. Yolculuğuna İstanbul’da başlayan sergi, Bursa ve Balıkesir’den sonra şimdi de Ispartalı sanatseverleri mavi karelerle buluşturuyor. Enerji verimliliği için ısı yalıtımının önemine dikkat çeken mavi karelerin yeni durağı ise Isparta Iyaşpark AVM. Bennu Gerede’nin farklı kompozisyonlar oluşturarak çektiği fotoğraflar ve aynı konseptle hayata geçirilen fo
Evrensel
Kültür
29.01.2013
BennuGeredeIsparta’daBennu Gerede Isparta’da
Yalıtımın Mavi Yüzü Sergisi Iyaşpark AVM de
Haberler.com
25.01.2013
13:43
Bennu Gerededen enerji tasarrufuna dikkat çeken fotoğraflar.
Haberler.com
Güncel
25.01.2013
YalıtımınMaviYüzüSergisiIyaşparkAVMdeYalıtımın Mavi Yüzü Sergisi Iyaşpark AVM de
Bu hallerini hiç görmediniz
Zaman
12.01.2013
08:32
Türkiye Foto Muhabirleri Derneğinin yayınladığı “Yılın Basın Fotoğrafları’2011” kataloğunda tarihe not düşen kareler kitaplaştı. Medyanın en önemli organizasyonları arasında yer alan ve 28 yıldır aralıksız olarak sürdürülen Yılın Basın Fotoğrafları Yarışması’nın bu yıl yayınlanan kataloğunda yayınlanan fotoğraflar arasında ilk kez yayınlanan kareler de var. Fotoğraflar arasında en çok dikkat çeken Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 2011 seçimleri sırasında uçakta notlarına çalışırken çekilen Kayhan Özer tarafından çekilen fotoğrafı.»»
Zaman
Güncel
12.01.2013
BuhallerinihiçgörmedinizBu hallerini hiç görmediniz
Bu hallerini hiç görmediniz
Zaman
12.01.2013
08:30
Türkiye Foto Muhabirleri Derneğinin yayınladığı “Yılın Basın Fotoğrafları’2011” kataloğunda tarihe not düşen kareler kitaplaştı. Medyanın en önemli organizasyonları arasında yer alan ve 28 yıldır aralıksız olarak sürdürülen Yılın Basın Fotoğrafları Yarışması’nın bu yıl yayınlanan kataloğunda yayınlanan fotoğraflar arasında ilk kez yayınlanan kareler de var. Fotoğraflar arasında en çok dikkat çeken Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 2011 seçimleri sırasında uçakta notlarına çalışırken çekilen Kayhan Özer tarafından çekilen fotoğrafı.»»
Zaman
Ana Sayfa
12.01.2013
BuhallerinihiçgörmedinizBu hallerini hiç görmediniz
Obama’yı hiç böyle görmediniz
Türkiye Gazetesi
21.12.2012
11:21
ABD Başkanı Barack Obama’nın Beyaz Saray fotoğrafçısı Pete Souza tarafından çekilmiş birbirinden ilginç fotoğrafları yayımlandı. Görüntülerde Obama daha önce hiç görülmemiş hallerde görülüyor. ABD başkanının, Örümcek Adam kıyafetli bir Beyaz Saray çalışanının oğlu tarafından ağ fırlatma hareketine verdiği reaksiyon dikkat çeken fotoğraflar arasında. Beyaz Saray yetkililerinden birinin baskül üzerinde tartılırken Obama’nın gizlice basküle basarak görevliyi şoka soktuğu şaka da kameraya yakalanan enstantanelerden. First Lady Michelle ile dans yapan Başkanın spor düşkünlüğü de görüntülere yansıyor.
Türkiye Gazetesi
Son Dakika
21.12.2012
Obama’yıhiçböylegörmedinizObama’yı hiç böyle görmediniz
Bu canavarlar güneş görmeden yaşıyor!
Türkiye Gazetesi
09.10.2012
10:43
Denizin binlerce metre derinliklerinde, tamamen karanlık ortamlarda yaşayan canlılar, Amerikalı biyologlar tarafından incelemeye alındı. İnsanlar tarafından nadiren görülen deniz canlıları, California’daki bir akvaryumda inceleniyor. Korkunç görünümleriyle dikkat çeken hayvanların fotoğrafları David Wrobel tarafından çekildi. Fotoğraflar, deniz diplerinin bilinmeyen dünyasındaki canlılara yakın bir bakış sağladı. Deniz dipleri, yaşamak için son derece çetin bir ortam sağlıyor.
Türkiye Gazetesi
Son Dakika
09.10.2012
BucanavarlargüneşgörmedenyaşıyorBu canavarlar güneş görmeden yaşıyor
Bir gariplik var ama...
Vatan Gazetesi
13.08.2012
03:53
Çeşitli internet sitelerinden dikkat çeken fotoğraflar


Vatan Gazetesi
Son Dakika
13.08.2012
BirgariplikvaramaBir gariplik var ama
ABD’li askerlerden
kenevir tarlasında poz!
Türkiye Gazetesi
11.03.2012
02:44
Afganistan’da Amerikalı askerlerin uyuşturucu tarlasında çektirdikleri fotoğraflar ortaya çıktı. Uyuşturucuyla mücadele etmeleri gereken askerlerin Hint keneviri tarlasında poz vermeleri, tepkilere yol açtı. Birbirlerine şaka yaptıkları dikkat çeken askerler fotoğraflarda uyuşturucu kullanırken görülmüyor ama arabalarını bu bitkiyle süsledikleri dikkat çekiyor. ABD ordusu olayla ilgili soruşturma başlattı.
Türkiye Gazetesi
Son Dakika
11.03.2012
ABD’liaskerlerden
kenevirtarlasındapozABD’li askerlerden
kenevir tarlasında poz
Sanat kisveli densizlik
Milli Gazete
09.01.2012
12:10
İzmir Fotoğraf Sanatı Derneği üyeleri tarafından düzenlenen sergide bir skandala imza atıldı. Fotoğraflar arasında, sanat adı altında dini değerlere hakaret içeren kareler de yer alıyor.Rezilliklerle dolu aykırı sergiİzmir Büyükşehir Belediyesine ait İzmir Sanatta ziyarete açılan Aykırı adlı sergide, tepkiye sebep olanların başında, erkek erkeğe öpüşenler, başörtülü iki kadının öpüşmesi ve başında örtü olan bir kadını iç çamaşırlarıyla fotoğraflandığı kare geliyor. Dinî değerlere hakaret içeren bir diğer kare ise başı örtülü iki kadının dudak dudağa yakınlaşması. İzmir Büyükşehir Belediyesine ait İzmir Sanatta, 3-23 Ocak 2012 arasında ziyarete açılan Aykırı adlı sergide, farklı kişilere ait 38 eser arasında tepkiye sebep olanların başında, başı örtülü bir kadının bikinili fotoğraflandığı kare geliyor. Dinî değerlere hakaret içeren bir diğer kare ise başı örtülü iki kadının dudak dudağa yakınlaşması. Sergiyi gezerken gördüklerine inanamadığını belirten İrem Sezer tepkisini, İzmir Sanat, bu resim sergisine nasıl yer vermiş anlaşılır gibi değil. diyerek dile getirdi. Ailelerin, küçük çocuklarıyla beraber geldiğini ve içeriğini bilmeden sergiyi dolaşabileceğine dikkat çeken Sezer, Erkek erkeğe öpüşenler, başörtülü iki kadının öpüşmesi ve başında örtü olan bir kadını iç çamaşırlarıyla gösteren fotoğraflara inanamadım. Aileler gelip dolaşıyor bu sergileri, çocuklar da görüyor. Eşcinselliği özendirici ve başörtülü dindar hanımları aşağılayan bu sergi hemen kapatılmalı. dedi.... devamı
Milli Gazete
Güncel
09.01.2012
SanatkisvelidensizlikSanat kisveli densizlik
15:00 Abdullah Öcalan'ın Suriye saltanatı ortaya çıktı
Net Gazete
06.09.2011
15:27
Abdullah Öcalanın, PKKyı 19 yıl boyunca yönettiği Suriyede kaldığı yıllara ait birbirinden çarpıcı fotoğraflar ortaya çıktı. Yüzlerce fotoğraf arasında Öcalanın plajda ve kaldığı villanın havuzunda yüzerken, futbol oynarken, kadın teröristlerle doğum günü kutlarken görüntüleri yer alıyor. Ayrıca her havuz ve deniz sefasından sonra topluca yenilen yemeklere ait pozlar da dikkat çeken kareler arasında bunuluyor.
Net Gazete
Son Dakika
06.09.2011
1500AbdullahÖcalanınSuriyesaltanatıortayaçıktı1500 Abdullah Öcalanın Suriye saltanatı ortaya çıktı
Teknolojik araç gerçeğe dönüşüyor
Haber7
23.06.2011
09:21
Hondanın ilk olarak 2008 yılında tanıttığı konsept araç gerçeğe dönüşüyor. Teknolojisiyle dikkat çeken araçla ilgili ilk bilgiler ve fotoğraflar burada.
Haber7
Son Dakika
23.06.2011
TeknolojikaraçgerçeğedönüşüyorTeknolojik araç gerçeğe dönüşüyor
Melih Gökçek foto galerisi yaptı!
CNN Türk
17.06.2011
14:03
Ankara sular altında kalınca doğal afet diyen Melih Gökçek bu iddiasını kuvvetlendirmek için kendi sitesinde dünyadan sel manzaralarını gösteren fotoğraflar koydu. Bunların karşılarına da Ankaradaki durumu gösteren kareler ekleten Gökçekin galerisinde en dikkat çeken nokta ise rögar yerine logar sözcüğünün kullanılmasıydı. Türkiye logar sözcüğünü Cem Yılmazın G.O.R.A filmindeki Komutan Logar karakterinden hatırlıyor.
CNN Türk
Toplum Yaşam
17.06.2011
MelihGökçekfotogalerisiyaptıMelih Gökçek foto galerisi yaptı
Melih Gökçek foto galerisi yaptı!
CNN Türk
17.06.2011
13:37
Ankara sular altında kalınca doğal afet diyen Melih Gökçek bu iddiasını kuvvetlendirmek için kendi sitesinde dünyadan sel manzaralarını gösteren fotoğraflar koydu. Bunların karşılarına da Ankaradaki durumu gösteren kareler ekleten Gökçekin galerisinde en dikkat çeken nokta ise rögar yerine logar sözcüğünün kullanılmasıydı. Türkiye logar sözcüğünü Cem Yılmazın G.O.R.A filmindeki Komutan Logar karakterinden hatırlıyor.
CNN Türk
Güncel
17.06.2011
MelihGökçekfotogalerisiyaptıMelih Gökçek foto galerisi yaptı
Melih Gökçek foto galerisi yaptı!
CNN Türk
17.06.2011
13:37
Ankara sular altında kalınca doğal afet diyen Melih Gökçek bu iddiasını kuvvetlendirmek için kendi sitesinde dünyadan sel manzaralarını gösteren fotoğraflar koydu. Bunların karşılarına da Ankaradaki durumu gösteren kareler ekleten Gökçekin galerisinde en dikkat çeken nokta ise rögar yerine logar sözcüğünün kullanılmasıydı. Türkiye logar sözcüğünü Cem Yılmazın G.O.R.A filmindeki Komutan Logar karakterinden hatırlıyor.
CNN Türk
Ana Sayfa
17.06.2011
MelihGökçekfotogalerisiyaptıMelih Gökçek foto galerisi yaptı
Toplam "96" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti