dikkat çeken fotoğraflar | |
|
| Bennu Gerede Isparta’da | Evrensel | 29.01.2013 07:06 |  | | | FOTOĞRAF Sanatçısı Bennu Gerede’nin, enerji verimliliği konusunda farkındalık yaratmak için çektiği karelerin yer aldığı “Yalıtımın Mavi Yüzü” sergisi, Anadolu’yu geziyor. Bugüne kadar 8 ayrı yerde düzenlenen sergi yaklaşık 43 bin kişiye ulaştı. Yolculuğuna İstanbul’da başlayan sergi, Bursa ve Balıkesir’den sonra şimdi de Ispartalı sanatseverleri mavi karelerle buluşturuyor. Enerji verimliliği için ısı yalıtımının önemine dikkat çeken mavi karelerin yeni durağı ise Isparta Iyaşpark AVM. Bennu Gerede’nin farklı kompozisyonlar oluşturarak çektiği fotoğraflar ve aynı konseptle hayata geçirilen fo | | Evrensel Kültür 29.01.2013 | | | BennuGeredeIsparta’daBennu Gerede Isparta’da |
|
| Yalıtımın Mavi Yüzü Sergisi Iyaşpark AVM de | Haberler.com | 25.01.2013 13:43 |  | | |
| Bu hallerini hiç görmediniz | Zaman | 12.01.2013 08:32 |  | | Türkiye Foto Muhabirleri Derneğinin yayınladığı “Yılın Basın Fotoğrafları’2011” kataloğunda tarihe not düşen kareler kitaplaştı. Medyanın en önemli organizasyonları arasında yer alan ve 28 yıldır aralıksız olarak sürdürülen Yılın Basın Fotoğrafları Yarışması’nın bu yıl yayınlanan kataloğunda yayınlanan fotoğraflar arasında ilk kez yayınlanan kareler de var. Fotoğraflar arasında en çok dikkat çeken Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 2011 seçimleri sırasında uçakta notlarına çalışırken çekilen Kayhan Özer tarafından çekilen fotoğrafı.»» | | Zaman Güncel 12.01.2013 | | | BuhallerinihiçgörmedinizBu hallerini hiç görmediniz |
|
| Bu hallerini hiç görmediniz | Zaman | 12.01.2013 08:30 |  | | Türkiye Foto Muhabirleri Derneğinin yayınladığı “Yılın Basın Fotoğrafları’2011” kataloğunda tarihe not düşen kareler kitaplaştı. Medyanın en önemli organizasyonları arasında yer alan ve 28 yıldır aralıksız olarak sürdürülen Yılın Basın Fotoğrafları Yarışması’nın bu yıl yayınlanan kataloğunda yayınlanan fotoğraflar arasında ilk kez yayınlanan kareler de var. Fotoğraflar arasında en çok dikkat çeken Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 2011 seçimleri sırasında uçakta notlarına çalışırken çekilen Kayhan Özer tarafından çekilen fotoğrafı.»» | | Zaman Ana Sayfa 12.01.2013 | | | BuhallerinihiçgörmedinizBu hallerini hiç görmediniz |
|
| Obama’yı hiç böyle görmediniz | Türkiye Gazetesi | 21.12.2012 11:21 |  | | | ABD Başkanı Barack Obama’nın Beyaz Saray fotoğrafçısı Pete Souza tarafından çekilmiş birbirinden ilginç fotoğrafları yayımlandı. Görüntülerde Obama daha önce hiç görülmemiş hallerde görülüyor. ABD başkanının, Örümcek Adam kıyafetli bir Beyaz Saray çalışanının oğlu tarafından ağ fırlatma hareketine verdiği reaksiyon dikkat çeken fotoğraflar arasında. Beyaz Saray yetkililerinden birinin baskül üzerinde tartılırken Obama’nın gizlice basküle basarak görevliyi şoka soktuğu şaka da kameraya yakalanan enstantanelerden. First Lady Michelle ile dans yapan Başkanın spor düşkünlüğü de görüntülere yansıyor. | | Türkiye Gazetesi Son Dakika 21.12.2012 | | | Obama’yıhiçböylegörmedinizObama’yı hiç böyle görmediniz |
|
| Bu canavarlar güneş görmeden yaşıyor! | Türkiye Gazetesi | 09.10.2012 10:43 |  | | | Denizin binlerce metre derinliklerinde, tamamen karanlık ortamlarda yaşayan canlılar, Amerikalı biyologlar tarafından incelemeye alındı. İnsanlar tarafından nadiren görülen deniz canlıları, California’daki bir akvaryumda inceleniyor. Korkunç görünümleriyle dikkat çeken hayvanların fotoğrafları David Wrobel tarafından çekildi. Fotoğraflar, deniz diplerinin bilinmeyen dünyasındaki canlılara yakın bir bakış sağladı. Deniz dipleri, yaşamak için son derece çetin bir ortam sağlıyor. | | Türkiye Gazetesi Son Dakika 09.10.2012 | | | BucanavarlargüneşgörmedenyaşıyorBu canavarlar güneş görmeden yaşıyor |
|
| Bir gariplik var ama... | Vatan Gazetesi | 13.08.2012 03:53 |  | | |
ABD’li askerlerden kenevir tarlasında poz! | Türkiye Gazetesi | 11.03.2012 02:44 |  | | | Afganistan’da Amerikalı askerlerin uyuşturucu tarlasında çektirdikleri fotoğraflar ortaya çıktı. Uyuşturucuyla mücadele etmeleri gereken askerlerin Hint keneviri tarlasında poz vermeleri, tepkilere yol açtı. Birbirlerine şaka yaptıkları dikkat çeken askerler fotoğraflarda uyuşturucu kullanırken görülmüyor ama arabalarını bu bitkiyle süsledikleri dikkat çekiyor. ABD ordusu olayla ilgili soruşturma başlattı. | | Türkiye Gazetesi Son Dakika 11.03.2012 | | ABD’liaskerlerden kenevirtarlasındapozABD’li askerlerden kenevir tarlasında poz |
|
| Sanat kisveli densizlik | Milli Gazete | 09.01.2012 12:10 |  | | | İzmir Fotoğraf Sanatı Derneği üyeleri tarafından düzenlenen sergide bir skandala imza atıldı. Fotoğraflar arasında, sanat adı altında dini değerlere hakaret içeren kareler de yer alıyor.Rezilliklerle dolu aykırı sergiİzmir Büyükşehir Belediyesine ait İzmir Sanatta ziyarete açılan Aykırı adlı sergide, tepkiye sebep olanların başında, erkek erkeğe öpüşenler, başörtülü iki kadının öpüşmesi ve başında örtü olan bir kadını iç çamaşırlarıyla fotoğraflandığı kare geliyor. Dinî değerlere hakaret içeren bir diğer kare ise başı örtülü iki kadının dudak dudağa yakınlaşması. İzmir Büyükşehir Belediyesine ait İzmir Sanatta, 3-23 Ocak 2012 arasında ziyarete açılan Aykırı adlı sergide, farklı kişilere ait 38 eser arasında tepkiye sebep olanların başında, başı örtülü bir kadının bikinili fotoğraflandığı kare geliyor. Dinî değerlere hakaret içeren bir diğer kare ise başı örtülü iki kadının dudak dudağa yakınlaşması. Sergiyi gezerken gördüklerine inanamadığını belirten İrem Sezer tepkisini, İzmir Sanat, bu resim sergisine nasıl yer vermiş anlaşılır gibi değil. diyerek dile getirdi. Ailelerin, küçük çocuklarıyla beraber geldiğini ve içeriğini bilmeden sergiyi dolaşabileceğine dikkat çeken Sezer, Erkek erkeğe öpüşenler, başörtülü iki kadının öpüşmesi ve başında örtü olan bir kadını iç çamaşırlarıyla gösteren fotoğraflara inanamadım. Aileler gelip dolaşıyor bu sergileri, çocuklar da görüyor. Eşcinselliği özendirici ve başörtülü dindar hanımları aşağılayan bu sergi hemen kapatılmalı. dedi.... devamı | | Milli Gazete Güncel 09.01.2012 | | | SanatkisvelidensizlikSanat kisveli densizlik |
|
| 15:00 Abdullah Öcalan'ın Suriye saltanatı ortaya çıktı | Net Gazete | 06.09.2011 15:27 |  | | | Abdullah Öcalanın, PKKyı 19 yıl boyunca yönettiği Suriyede kaldığı yıllara ait birbirinden çarpıcı fotoğraflar ortaya çıktı. Yüzlerce fotoğraf arasında Öcalanın plajda ve kaldığı villanın havuzunda yüzerken, futbol oynarken, kadın teröristlerle doğum günü kutlarken görüntüleri yer alıyor. Ayrıca her havuz ve deniz sefasından sonra topluca yenilen yemeklere ait pozlar da dikkat çeken kareler arasında bunuluyor. | | Net Gazete Son Dakika 06.09.2011 | | | 1500AbdullahÖcalanınSuriyesaltanatıortayaçıktı1500 Abdullah Öcalanın Suriye saltanatı ortaya çıktı |
|
| Teknolojik araç gerçeğe dönüşüyor | Haber7 | 23.06.2011 09:21 |  | | |
| Melih Gökçek foto galerisi yaptı! | CNN Türk | 17.06.2011 14:03 |  | | | Ankara sular altında kalınca doğal afet diyen Melih Gökçek bu iddiasını kuvvetlendirmek için kendi sitesinde dünyadan sel manzaralarını gösteren fotoğraflar koydu. Bunların karşılarına da Ankaradaki durumu gösteren kareler ekleten Gökçekin galerisinde en dikkat çeken nokta ise rögar yerine logar sözcüğünün kullanılmasıydı. Türkiye logar sözcüğünü Cem Yılmazın G.O.R.A filmindeki Komutan Logar karakterinden hatırlıyor. | | CNN Türk Toplum Yaşam 17.06.2011 | | | MelihGökçekfotogalerisiyaptıMelih Gökçek foto galerisi yaptı |
|
| Melih Gökçek foto galerisi yaptı! | CNN Türk | 17.06.2011 13:37 |  | | | Ankara sular altında kalınca doğal afet diyen Melih Gökçek bu iddiasını kuvvetlendirmek için kendi sitesinde dünyadan sel manzaralarını gösteren fotoğraflar koydu. Bunların karşılarına da Ankaradaki durumu gösteren kareler ekleten Gökçekin galerisinde en dikkat çeken nokta ise rögar yerine logar sözcüğünün kullanılmasıydı. Türkiye logar sözcüğünü Cem Yılmazın G.O.R.A filmindeki Komutan Logar karakterinden hatırlıyor. | | CNN Türk Güncel 17.06.2011 | | | MelihGökçekfotogalerisiyaptıMelih Gökçek foto galerisi yaptı |
|
| Melih Gökçek foto galerisi yaptı! | CNN Türk | 17.06.2011 13:37 |  | | | Ankara sular altında kalınca doğal afet diyen Melih Gökçek bu iddiasını kuvvetlendirmek için kendi sitesinde dünyadan sel manzaralarını gösteren fotoğraflar koydu. Bunların karşılarına da Ankaradaki durumu gösteren kareler ekleten Gökçekin galerisinde en dikkat çeken nokta ise rögar yerine logar sözcüğünün kullanılmasıydı. Türkiye logar sözcüğünü Cem Yılmazın G.O.R.A filmindeki Komutan Logar karakterinden hatırlıyor. | | CNN Türk Ana Sayfa 17.06.2011 | | | MelihGökçekfotogalerisiyaptıMelih Gökçek foto galerisi yaptı |
|
| SAYMER'in Pakistan'daki sağlık hizmeti Samsunluların takdirini kazandı | Samanyolu Haber | 08.04.2011 15:55 |  | | Sağlıklı Yaşamı Destekleme Derneği (SAYMER)in bir süre önce Pakistanda gerçekleştirdiği sağlık hizmeti için gala düzenledi. SAYMER Başkanı Dr. Mehmet Nitem İğci, 100 yıllık dost ve kardeş ülke Pakistan için duyarsız kalamazdık. dedi.
Yurt içi ve yurt dışında önemli hizmetlere imza atan SAYMER, Samsundan yola çıkarak Senegal, Güney Afrika ve Yemenden sonra dost ve kardeş ülke Pakistanda sunduğu sağlık hizmetini, gala programında Samsun halkı ile paylaştı.
Pakistana gerçekleştirilen insani yardım programı için Canik Kültür Merkezinde gala programı düzenlendi. SAYMER ekibi, 2010da Pakistanın kuzey batı bölgesinde sel felaketine maruz kalan ve 17 milyon insanın yaşadığı bölge ile Karaçi bölgesine giderek burada sağlık hizmeti sunmuştu.
SAYMER Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Mehmet Nimet İğci, Türk insanının ve tüm insanlığın daha sağlıklı olmasına katkıda bulunmak için bir araya gelip kurulan SAYMERin Pakistan halkı için de duyarsız kalmayıp, seferber olduğunu söyledi.
Arkadaşlarının Türkiye sınırlarını yeterli görmeyip, diğer kıtalar için de seferber olduğuna dikkat çeken İğci, Arkadaşlarımızın heyecan ve hayalleri o kadar doluydu ki; gönülleri insanlığa kırık, karınları aç, vücutları çıplak, bedenleri hasta insanlara Hızır oldular. Gördükleri karşısında insanlık ve medeniyet adına utansalar da başları dik, yakalarında ay yıldızlı Türk bayrağı ile öncü oldular ve tüm zorluklara rağmen çalışmalarını en iyi şekilde tamamlayıp geri dönerek gururumuz oldular. Pakistanlı kardeşlerimize Samsunlu ve Türkiyemiz adına sevgi, muhabbet ve kadirşinaslığımızı götürüp bir kez daha göğsümüzü kabarttılar. Kendilerini yürekten kutluyorum. dedi.
Bu tür hizmetlerin devam edeceğini de kaydeden İğci, eğitim ordusunun yanında, beyaz önlüklülerin de gönüllere taht kurduğunu, sınır ayırımı yapmaksızın insanlığa hizmet noktasında faaliyetlerin devam edeceğini kaydetti.
SAYMER ekibiyle Pakistana giden hemşire Zeynep Kahveci ise dost ve kardeş ülke insanına hizmet sunarken çok duygulandığını söyledi.
SAYMERin yurt dışı faaliyetlerini yakından takip ettiğini hatırlatan Kahveci, Ben de bu tür programlara sürekli katılmak istiyordum. SAYMER Pakistan heyeti başkanının gider misin teklifine tereddütsüz evet deyip, evimde çığlık atmıştım. Herkesin bu konuda gönüllü olmasını isterim. Gerçekten manen çok duygulu anlar yaşadık. İmkânsızlıklar içinde kıvranan insanlara hizmet vermek çok zorlu geçiyor ama o insanların gözlerindeki şükran ifadesini görünce her şeye değiyor. Ben ne yapabilirim demeyin. Ben gidebilir miyim gayreti içinde olun. Kardeş Pakistan halkının bize bakış açısını görünce çok mutlu olduk. Duygularımızı kelimelerle anlatamayız. diye konuştu.
Öte yandan program öncesinde Pakistanda görev yapan gönüllü ekip tarafından çekilen fotoğraflar sergilendi. Ziyaretçiler sergiyi ilgiyle inceledi.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 08.04.2011 | | | SAYMERinPakistandakisağlıkhizmetiSamsunlularıntakdirinikazandıSAYMERin Pakistandaki sağlık hizmeti Samsunluların takdirini kazandı |
|
| 'Herşeyi anlatırdı, ölmesini beklediler' | Samanyolu Haber | 13.02.2011 07:13 |  | | Şok fotoğraflar ve raporun ardından soru işaretleri arttı; işte gündemi sarsacak yeni iddia... Eski BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin Devlet Denetleme Kurulu raporu ve yakılan parçalara ait fotoğraflar, acılı aileleri bir kez daha hüzne boğdu.
Kaza sonrası 112yi arayıp yardım isteyen gazeteci İsmail Güneşin eşi Yasemin Güneş de gelişmeleri yakından takip etmiş. Arama-kurtarma çalışmalarındaki ihmallerin net olarak ortaya çıktığını söyleyen Güneş, olayın suikast olabileceğine işaret ediyor. İsmail yaşasaydı her şeyi anlatabilecek tek görgü şahidiydi. Arama-kurtarmada ihmali olan insanların, eşimin yaşadığını öğrenince ölmesini beklediklerini düşünüyorum diyor.
Türkiye İsmail Güneşi, 112 Acil Servise yaptığı Yerimizi buldunuz mu? Burası çok soğuk, donacağız! sözleriyle tanıdı. Helikopter kazasından sağ kurtulan Güneş, cep telefonundan 112yi arayarak yardım istemişti. Ancak kaza alanına 48 saat sonra ulaşılabildi. Güneşin cenazesi ise 5 gün sonra bulundu. Acılı aileler, savcılıktaki soruşturmadan çıkacak sonucu beklerken, geçtiğimiz hafta açıklanan DDK raporu, kazaya ilişkin soru işaretlerini yeniden gündeme taşıdı. Raporda, enkaza ilişkin bazı parçaların Özel Kuvvetler ve Jandarma timleri tarafından kaza mahallinde yakıldığı belirtiliyordu. Söz konusu fotoğraflar, üç gün önce Zamanda yayımlandı. Bu gelişmeler üzerine Zamana konuşan Yasemin Güneş, rapor ve fotoğrafların kafalarda oluşan soru işaretlerine cevap niteliği taşıdığını kaydetti.
Helikopter 3 gün sonra bulunurken İsmailin 5 gün sonra bulunabildiğine dikkat çeken Güneş, telefon sinyallerinden doğru yerin tespit edilmesine rağmen 9 defa yanlış yerde arama yapıldığının ortaya çıktığını vurguladı. Eşinin otopsi raporuna göre kazadan sonra 4 ila 6 saat arasında yaşadığının tespitinin yapıldığını belirten acılı eş, Arama kurtarma çalışmalarındaki ihmaller zinciri olmasaydı İsmailin kurtulma ihtimali çok yüksekti. dedi. Eşinin yaşadığını öğrenen oradaki insanların, onun da ölmesini beklemiş olabileceğini savunarak, DDK raporu sonrası, İsmaile son nefesinde de olsa ulaşılabilirdi diye düşünüyorum artık. İsmail yaşasaydı her şeyi anlatabilecek tek görgü şahidiydi. Arama kurtarmada ihmali olan insanların eşimin yaşadığını öğrenince ölmesini beklediklerini düşünüyorum. diye konuştu.
Yasemin Güneş, Yani ortada bir suikast mı söz konusu? sorusuna ise şu karşılığı verdi: Kaza mı suikast mı olduğu konusunda bazı sorular vardı. Buna yetkililer karar verecek ama DKKnın raporunda ağır kamu kusuru olduğu ortaya çıktı. Yapılabilecek bazı şeylerin yapılmadığını raporda gördüm. Bizim de mahkemeye verdiğimiz şikâyet dilekçesindeki her kelime DDK raporuyla örtüştü. Yani DDK raporu bizim şikâyetlerimizin delili oldu bence. | | Samanyolu Haber Son Dakika 13.02.2011 | | | HerşeyianlatırdıölmesinibekledilerHerşeyi anlatırdı ölmesini beklediler |
|
| 17 yıl sonra ortaya çıkan fotoğraflar - Foto | Samanyolu Haber | 22.01.2011 01:18 |  | | 17 yıldır aydınlatılamayan Ersever cinayeti ilişkin yeni görüntüler ortaya çıktı.
Türkiyede 1993lü yıllarda PKK terör örgütünün iç yüzünü ortaya çıkartmak için girişimde bulunan bir çok isim ortadan kaldırıldı. Bunların başında ise JİTEMin kurucularından Binbaşı Ahmet Cem Ersever geliyor. Ersever cinayeti tam 17 yıldır aydınlatılamadı ancak cinayetin nasıl işlendiğine ilişkin ortaya çıkan fotoğraflar Erseverin nasıl öldürüldüğü yönünde ipuçları veriyor.
Ergenekon davasıyla birlikte gündeme gelen faili meçhul cinayetler içinde Ersever cinayeti önemli bir yer tutuyor. 1990lı yıllarda JİTEM bölge komutanı olarak PKKya karşı mücadele veren binbaşı Ersever, daha sonra JİTEMden ayrılmış ve Gerçekler Türk milletinden gizleniyor diyerek o gün içinde olduğu yapıyla ters düşmüştü. Kamuoyuna PKK ve JİTEMin iç yüzüyle ilgili açıklamalarda bulunması beklenen Ersever, bir süre sonra kaçırılmış ardından da Elmadağ yakınlarında cesedi bulunmuştu.
Basında Çok şey bilen adam elleri arkadan bağlı ve başına iki kurşun sıkılarak öldürüldü diye 4 Kasım 1993 ve sonrası günlerde haberler çıkmıştı. Erseverin bugün ortaya çıkan ceset ve olay yeri görüntülerinde ellerinin arkadan değil önden bağlı şekilde öldürüldüğü anlaşılıyor. Elleri önden bağlı olan Erseverin başından vurulduğu ve kafasının arkasından giren kurşunların yüzünden çıktığı tahmin ediliyor. Yerde cansız vaziyette yatan Erseverin başının kanlar içinde olduğu ve başının altında da bir çuval olduğu görülüyor. Cinayete ilişkin haberlerde Erseverin başına çuval geçirildikten sonra kafasından vurulduğu yazılıyordu. Cinayet yerinde başının altındaki çuval adeta olayı doğruluyor. O günün cinayet tutanaklarında akşam vakti güvenlik güçlerine ihbar telefonunun geldiği iddia ediliyor. Cesedin görüntüsünün gece karanlığında çekilmiş olması da ihbarın vaktini doğrular nitelikte. Görüntülerde dikkat çeken bir hususta kireç üzerinde cesedin yatıyor olması. Erseverin ağzının ise görüntülerde basında çıkan haberlerin aksine bantlı olmadığı görülüyor.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 22.01.2011 | | | 17yılsonraortayaçıkanfotoğraflar-Foto17 yıl sonra ortaya çıkan fotoğraflar - Foto |
|
| 17 yıldır aydınlatılamayan Ersever cinayeti ilişkin yeni görüntüler ortaya çıktı | Samanyolu Haber | 21.01.2011 12:50 |  | | Türkiyede 1993lü yıllarda PKK terör örgütünün iç yüzünü ortaya çıkartmak için girişimde bulunan bir çok isim ortadan kaldırıldı. Bunların başında ise JİTEMin kurucularından Binbaşı Ahmet Cem Ersever geliyor. Ersever cinayeti tam 17 yıldır aydınlatılamadı ancak cinayetin nasıl işlendiğine ilişkin ortaya çıkan fotoğraflar Erseverin nasıl öldürüldüğü yönünde ipuçları veriyor.
Ergenekon davasıyla birlikte gündeme gelen faili meçhul cinayetler içinde Ersever cinayeti önemli bir yer tutuyor. 1990lı yıllarda JİTEM bölge komutanı olarak PKKya karşı mücadele veren binbaşı Ersever, daha sonra JİTEMden ayrılmış ve Gerçekler Türk milletinden gizleniyor diyerek o gün içinde olduğu yapıyla ters düşmüştü. Kamuoyuna PKK ve JİTEMin iç yüzüyle ilgili açıklamalarda bulunması beklenen Ersever, bir süre sonra kaçırılmış ardından da Elmadağ yakınlarında cesedi bulunmuştu.
Basında Çok şey bilen adam elleri arkadan bağlı ve başına iki kurşun sıkılarak öldürüldü diye 4 Kasım 1993 ve sonrası günlerde haberler çıkmıştı. Erseverin bugün ortaya çıkan ceset ve olay yeri görüntülerinde ellerinin arkadan değil önden bağlı şekilde öldürüldüğü anlaşılıyor. Elleri önden bağlı olan Erseverin başından vurulduğu ve kafasının arkasından giren kurşunların yüzünden çıktığı tahmin ediliyor. Yerde cansız vaziyette yatan Erseverin başının kanlar içinde olduğu ve başının altında da bir çuval olduğu görülüyor. Cinayete ilişkin haberlerde Erseverin başına çuval geçirildikten sonra kafasından vurulduğu yazılıyordu. Cinayet yerinde başının altındaki çuval adeta olayı doğruluyor. O günün cinayet tutanaklarında akşam vakti güvenlik güçlerine ihbar telefonunun geldiği iddia ediliyor. Cesedin görüntüsünün gece karanlığında çekilmiş olması da ihbarın vaktini doğrular nitelikte. Görüntülerde dikkat çeken bir hususta kireç üzerinde cesedin yatıyor olması. Erseverin ağzının ise görüntülerde basında çıkan haberlerin aksine bantlı olmadığı görülüyor.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 21.01.2011 | | | 17yıldıraydınlatılamayanErsevercinayetiilişkinyenigörüntülerortayaçıktı17 yıldır aydınlatılamayan Ersever cinayeti ilişkin yeni görüntüler ortaya çıktı |
|
| Facebook'tan dayatma uygulama | Samanyolu Haber | 12.01.2011 12:59 |  | | Facebooktaki bu yeniliği seviyor da olsanız, sevmiyor da olsanız, maalesef kabul etmek zorundasınız. Yeni profile geçmeyen Facebook kullanıcıları, sayfalarını açtıklarında yukarıda bulunan uyarıyı eminiz ki görmüşlerdir; Birkaç gün içerisinde yeni profile yükseltileceksiniz.
Yeni Facebook profili kendi hikayenizi ve kendinizi daha iyi anlatmanıza yarasa da, elinizde olmadan bazı bilgilerin görülmesine de neden olabilir. Örneğin yeni profilin en dikkat çeken özelliği, başkaları tarafından etiketlenen fotoğraflarınızın doğrudan profil sayfanızda görülmesi. Bu yüzden başkası tarafından etiketlenen fotoğraflarınızın bir anda sayfanızda görünmesini istemiyorsanız, şimdiden gizlilik seçeneklerinden, başkası tarafından etiketlenen fotoğraflar seçeneğinin ayarını değiştirseniz iyi olur.
Ayrıca Facebookun yeni profil dayatmasına da forumlardan tepki yağıyor. Birçok kullanıcı etiketli fotoğrafların görünümden şikayet etse de, bazıları durum güncellemelerinin ve videoların profil sayfasının çok aşağısında kaldığını dile getiriyor.
chip | | Samanyolu Haber Son Dakika 12.01.2011 | | | FacebooktandayatmauygulamaFacebooktan dayatma uygulama |
|
| Osmanlı'nın Portreleri sergilenecek | Samanyolu Haber | 07.01.2011 15:00 |  | | Osmanlı sultan ve hanedan üyelerinin saray fotoğrafçıları tarafından çekilen fotoğraf sergisi yarın açılıyor Bir kısmı imzalı ve ithaflı portre fotoğraflarının yer aldığı Hanedan ve Kamera-Osmanlı Sarayından Portreler adlı fotoğraf sergisi, Vehbi Koç Vakfı Sadberk Hanım Müzesinde yarın açılacak.
Küratörlüğünü Bahattin Öztuncayın yaptığı ve Ömer M. Koçun kişisel koleksiyonundan seçilen fotoğraflardan oluşan sergi, 24 Nisan Pazar gününe kadar sanatseverler tarafından görülebilecek.
Yarın açılacak sergiye ilişkin müzede düzenlenen tanıtım toplantısında konuşan Öztuncay, serginin fotoğraf ve görsel sanata destekleri olan padişahların tabloları ile başladığını, bunlar arasında 1936 tarihli Sultan II. Mahmudu batılı kıyafetlerle gösteren yağlı boya tablosunun çok önemli olduğunu söyledi.
Fotoğrafçılığa çok meraklı olan Sultan Abdülaziz döneminde 1861den sonra portre fotoğrafçılığının çok geliştiğini aktaran Öztuncay, Abdullah Biraderlerin o dönemde çektiği çok sayıda portrenin sergide yer aldığını ifade etti.
Sergide orijinal saray albümlerine de yer verildiğini anlatan Öztuncay, Abdülazizin çok sayıda portresi bulunurken, Abdülhamidin ise hayatı boyunca 2 veya 3 kez portre fotoğrafının çekilebildiğini söyledi.
Öztuncay, Sergide yer alan tüm fotoğraflar orijinal, Ömer Koçun bu koleksiyonu yaklaşık 15-20 yıllık bir birikimin sonucu. Bir çoğu yurt dışındaki müzayedelerden ya da özel koleksiyonlardan toplandı. Sergideki yaklaşık 200 fotoğrafın 3te 2si ilk kez sergileniyor dedi.
Abdülhamidin çok sevdiği saray fotoğrafçısı Rum asıllı Basile Kargopulonun 1886da kalp krizi geçirip öldüğünü anlatan Öztuncay, sergide Kargopoulonun da bir fotoğrafının bulunduğunu belirtti.
Bahattin Öztuncay, 1900lerin başından itibaren yaygınlaşmaya başlayan amatör fotoğraf kameralarının hanedan üyeleri tarafından da kullanılmasıyla özel mekanlarda aile içi fotoğrafların çekimlerinin de büyük ölçüde arttığını söyledi.
Öztuncay, Osmanlı hanedanı üyelerinin aile içi bağlılıklarını ve dostluklarını kalıcı kılmak amacıyla imzalı ve ithaflı portrelerini karşılıklı olarak hediye etme geleneğini uzun yıllar sürdürdüklerini bildirdi.
Sadberk Hanım Müzesi Müdürü Hülya Bilgi de Sultan Abdülazizin 1861 yılında tahta geçmesiyle güzel sanatlara ve özellikle portre fotoğrafçılığına özen gösterilmeye başlandığını ifade ederek, o dönemde portre fotoğrafları çeken Ermeni asıllı Abdullah Biraderleri Sultan Abdülaziz himaye ettiği için portre fotoğrafçılığının hem teknik, hem sanatsal açıdan en üst noktaya ulaştığını kaydetti.
Bilgi, Sultan V. Muradın tahta çıkışı anısına özel olarak sipariş edilerek ve yaptırılan ve Sultanın portresinin tepside ve çay fincanlarında basılı olduğu porselen çay takımının Londradaki bir müzayededen alınarak burada sergilendiğini belirtti.
Hanedan ve Kamera-Osmanlı Sarayından Portreler sergisi, Osmanlı hanedan üyeleri arasında porte fotoğraflarına duyulan özel ilgiyi ve bu ilgi nedeniyle portre fotoğrafçılığının teknik ve sanatsal açıdan erişmiş olduğu yüksek seviyeye dikkat çekiyor.
19. yüzyılda gerek Osmanlı sultanları ve hanedan üyeleri, gerekse devlet ileri gelenlerinin portre fotoğraflarının çekimine büyük önem verdiklerini ortaya koyan sergide, Halife Abdülmecid Efendinin oğlu Şehzade Ömer Faruk, Sultan Abdülazizin kızı Nazime Sultan, Sultan V. Muradın kızı Fehime Sultan, Sultan Abdülazizin oğlu Şehzade Yusuf İzzeddin, Sultan V. Murad, Sultan II. Abdülhamidin oğlu Şehzade Mehmed Selim, Sultan Abdülazizin çocukları şehzade Mehmed Seyfeddin ve Esma Sultanın fotoğrafları bulunuyor.
1861 yılında tahta çıkan ve güzel sanatların çeşitli dallarına ilgi duyan Sultan Abdülaziz döneminde portre fotoğrafçılığı Abdullah Biraderlerin becerisi sayesinde teknik ve sanatsal açıdan en üst düzeye çıktı.
Sultan II. Abdülhamidin iktidara gelişinden 2 yıl sonra 1878de resmi sıfatla saray fotoğrafçısı olarak atanan Vasilaki Kargopulo da hanedan üyeleri ve devlet ileri gelenlerinin portre çekimlerine devam etti. | | Samanyolu Haber Son Dakika 07.01.2011 | | | OsmanlınınPortrelerisergilenecekOsmanlının Portreleri sergilenecek |
|
| Dikkat çeken fotoğraflar | Haber3 | 29.12.2010 09:19 |  | | |
| Dikkat çeken fotoğraflar | Haber3 | 16.12.2010 09:24 |  | | |
| 'Iraklılar bağımsızlıktan Kürtler birlikten...' | Samanyolu Haber | 12.12.2010 11:02 |  | | Irakın Erbil kentinde Irak Kürdistan Demokrat Partisinin 13üncü kongresinde AK Partili Abdülkadir Aksu önemli açıklamalarda bulundu Irakın Erbil kentinde Irak Kürdistan Demokrat Partisinin (KDP) 13üncü kongresinde katılan AK Parti Genel Başkan yardımcısı Abdülkadir Aksu ve Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik, Erbil Türkiye Başkonsolosluğunu ziyaretinde Cihan Haber Ajansına KDP Kongresi ile ilgili özel açıklamalarda bulundu. Aksu ve Çelik, Kürt yönetiminin Irakın istikrarına ve birliğine sağladığı katkıya dikkat çekerken, bunda Türkiyenin politikalarının da etkili olduğunu ile getirdi.
Erbilin ve bölgenin çok gelişmiş olduğuna ve hızla da değiştiğine dikkat çeken Abdülkadir Aksu, Bizim ilk tespitimiz bu oldu. dedi. Kongrenin çok güzel geçtiğini söyleyen Aksu, Kongrede edindiğimiz izlenim; tüm Iraklı yetkililer buradaydı. Konuşmaların bizim için memnuiyet verici tarafı; Irak tarafından konuşanlar Erbilin bölgenin özerkliğinden bağımsızlığından bahsederek söze giriyor. Ama Erbilli yetkilerin konuşması başta Başkan Mesut Barzani dahi Irakın birliği ve bütünlüğünden beraberliğinden bahsediyorlar. Bu arzu edilen havadır. ifadelerini kullandı.
Abdülkadir Aksu, Bizim arzu ettiğimiz; Irakta istikrarın bir an önce tesis edilmesidir. Bunun için de hükümetin bir an önce kurulması ve böylece istikrarın ve güven ortamının iyi bir şekilde devam etmesi ve tüm Irakın bundan istifade etmesi gerekiyor şeklinde konuştu. Türkiye ile Irak ve bölge arasındaki ticari ilişkinin giderek daha da artacağını kaydeden Aksu, Biz bunun çeşitlendirerek devam etmesinden yanayız. diye belirtti.
AK Parti Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik ise Erbilin, Irak için Türkiyenin düşündüğü politika çerçevesinde istikrar üreten bir odak haline gelmiş olduğunu vurguladı. Erbilin, meclis başkanlığı sürecinden diğer kritik süreçlere kadar çok pozitif bir rol oynadığını belirten Çelik, Buradaki Irak merkezi yönetim ile bölgedeki yöneticilerin birbirlerinin çok net bir dille pozisyonlarını anlıyor oluşları memnuniyet vericiydi. değerlendirmesinde bulundu.
Hem Irakın bütünlüğüne vurgu yapılıyor hem de bölgesel yönetimin özerkliği çerçevesinde kendi özel koşullarına vurgu yapılıyor. diyen Ömer Çelik, bu sayede birbirini yanlış anlama ve bir statü probleminin giderilmiş durumda olduğunu kaydetti.
Bunun Irakın geleceği açısından çok önemli bir fotoğraf. olduğunu sözlerine ekleyen Çelik, İkincisi tüm oluşum ve liderlerin birbirlerini tahkim eden, birbirilerinin pozisyonlarına saygı gösteren konuşmalar yapması çok önemli. Bu da Türkiyenin başta beri burada gözettiği bir politikaydı. dedi.
AK Parti olarak burada kendilerine gösterilen ilgiyi Türkiyeye gösterilmiş bir ilgi olarak kabul ettiklerini dile getiren Ömer Çelik, Türkiye Büyükelçisine gösterilen ilgiyi görüyorsunuz. Bu Türkiyenin burada ne kadar pozitif bir rol oynadığını ve oynadığı bu pozitif rol sayesinde ne kadar ağırlık elde ettiği görülüyor. Bu bakımdan bizler çok pozitif düşüncelerle buradan ayrılıyoruz. Hem, Irakın geleceği açısından hem de bölge barışı bakımından çok iyi fotoğraflar çektik. dedi. | | Samanyolu Haber Son Dakika 12.12.2010 | | | IraklılarbağımsızlıktanKürtlerbirliktenIraklılar bağımsızlıktan Kürtler birlikten |
|
| Dikkat çeken fotoğraflar | Haber3 | 11.12.2010 10:52 |  | | |
| JİTEM'in Arşivi Doğan'da Çıktı | Samanyolu Haber | 06.10.2010 12:02 |  | | Emekli Albay Doğanın JİTEM arşivine ulaştı. 8 çuval dolusu belgelerde gizli ibareli Başbakan Erdoğana ait notlar dikkat çekti... JİTEMi ben kurdum diyen ve dönemin Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlisin ölümüyle ilgili ses kaydıyla dikkat çeken Ergenekonun tutuksuz sanığı emekli Albay Arif Doğanın 8 çuvaldan oluşan arşivine ulaşmayı başardı. Geçen hafta Ergenekon savcısı Zekeriya Öz tarafından sorgulanan Doğanın, Bitlisin ölümü ve kendisine ait 8 çuval içerisinden çıkan yaklaşık 2 bin sayfalık dokümanla ilgili sorgulandığı belirtildi. İstanbul Beykozda Doğana ait bir depoda ele geçirilen ve JİTEMin arşivi olarak adlandırılan dokümanlar, savcıların talimatıyla polis tarafından incelendi. Çuvallar içindeki belge ve dokümanlar tek tek isimlendirilerek savcılara ulaştırıldı. Belgeler arasından çıkan bilgiler ise şok etkisi yarattı.
- Bir dönem, Güneydoğuda Hizbullah tarafından dağıtılan bildiri. - Öldürülen Binbaşı Ahmet Cem Erseverin imzasını taşıyan mesajların yer aldığı dokümanlar.
- Üzerinde, Kişiye Özel ibaresi bulunan Arif Doğanın para havalesi yaptığı kişilere ait dekontlar ve JİTEMin faaliyet raporları. - Camiler, Cemevleri, dernek ve vakıflar hakkında toplanan istihbari bilgi. -Bazı askerlerin eşlerinin türban takıp takmadıklarına ilişkin rapor. -1997de gizli ibareli doküman. El yazısıyla yazılmış belgede, dönemin RPli milletvekili Abdullah Gül ve dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Erdoğan ile ilgili bilgi notları yer alıyor. - Ajan kimlik formu yazılı belge ve fotoğraflar.
- Diyarbakır ve Siirtte görev yapan gazetecilerin isimleri ve çalıştıkları gazete ve ajansların adlarını içeren belgeler.
(TAKVİM) | | Samanyolu Haber Son Dakika 06.10.2010 | | | JİTEMinArşiviDoğandaÇıktıJİTEMin Arşivi Doğanda Çıktı |
|
| Gökyüzünden bakınca Kâbe | Samanyolu Haber | 13.08.2010 10:34 |  | | Orhan Durgut, üç yıldır Mekke semalarında uçuyor. Mekkenin bütün mahallelerini, Kâbeyi, Arafatı, Hira Dağını daha önce hiç görmediğiniz açılardan fotoğraflıyor. Hacılar Hira Dağına çıkarken Durgut da askeri helikopterle onları fotoğraflıyor. Durgutun Kâbe fotoğrafları Semadan Mekke-i Mükerreme adlı kitap Arapça, İngilizce ve Türkçe olmak üzere üç dilde yayımlandı.
Hava fotoğrafçısı Orhan Durgut, üç yıldır Mekke semalarında uçuyor. Hacılar Hira Dağına çıkarken Durgut da askeri helikopterle onları fotoğraflıyor. Kâbeyi ve Mekkeyi daha önce hiç çekilmemiş açılardan görüntüleyen Durgut, üç yıllık çalışmasını bir kitapta topladı. Semadan Mekke-i Mükerreme adlı kitap Arapça, İngilizce ve Türkçe olmak üzere üç dilde yayımlandı.
Mekkenin bütün mahallelerini, Kâbeyi, Arafatı, Hira Dağını daha önce hiç görmediğiniz açılardan ve havadan çekilmiş fotoğraflarıyla izleme imkanı sunan Semadan Mekke-i Mükerremenin belge niteliği de var. Mekke ve Kâbede son yıllarda yapılan değişiklikleri bu fotoğraf kitabında görmek mümkün. Yeni yapılan metroyu, Şeytan Taşlama mahallinin son halini, Safâ ve Merve tepeleri arasına yapılan yolu, Kâbe etrafında yıkılan 8 bin 500 binayı ve devasa otel inşaatlarını yukarıdan çekilmiş fotoğraflarla net bir şekilde görebiliyorsunuz.
Durgut, kutsal topraklara dair geçmiş dönemlerden kalma çok fazla görsel malzeme olmamasına dikkat çekiyor. Kâbeyi ve dönemin Mekkesini ilk fotoğraflayan Sultan Abdülhamit olmuş. Allahtan sultanın fotoğrafa merakı varmış ki tarihten günümüze bu fotoğraflar kalmış. Çünkü ondan sonra bu çapta bir fotoğraf çalışması yapılmamış. Sonraki yıllara dair ancak hacıların çektiği kişisel fotoğraflar var. Abdülhamitten sonra profesyonel anlamda ilk ciddi çalışmayı Durgut yapmış oldu.
Durgut da Suudi Arabistan kralının özel izniyle ve askeri helikopterle hac zamanı fotoğraflıyor kutsal toprakları. Kitapta, buralara birçok defa gitmiş olsanız da tüylerinizi diken diken edecek fotoğraf kareleri var. Müzdelifenin bir gün önce havadan çekilmiş fotoğrafında boş ve siyah bir kayalık görülüyor. Bir gün sonra çekilmiş fotoğrafta bu kara tepe bembeyaz giyinmiş insanlardan oluşmuş bir yükseklik gibi duruyor. 5 milyon insanın aynı anda bulunduğu Arafatın gökyüzünden çekilmiş fotoğrafına bakarken başınız dönebilir.
Dünyanın neredeyse her yerinin havadan fotoğraflarını çeken, Marmara denizi üzerinden aynı noktada durarak 365 derece dönen helikopterle çektiği muazzam panoramik İstanbul fotoğraflarıyla nam salan Durgut için Kâbeyi ve Mekkeyi fotoğraflamak ayrı heyecan. Hacıların şeytan taşlamaya gidişini gökyüzünden takip etmek, onların Hz. Peygamber ile aynı hissiyatı paylaşmak için Hira Dağına çıkarken fotoğraflarını çekmek onu oldukça duygulandırmış. Dağın kayalıkları arasında gizli saklı köşelerde namaza durmuş hacıları belki de meleklerin bakış açısıyla fotoğraflamak onu ve bu fotoğrafa bakanları derinden etkiliyor. Durgut, ölene kadar her hac mevsiminde gidip kutsal toprakların ve ziyaretçilerinin fotoğraflarını çekmek istediğini söylüyor. Bunu boynunun borcu olarak kabul ediyor.
Durgutun eşi de hava fotoğrafçısı. Genellikle beraber uçuyorlar. Fakat özel izin gerektiği için Fatma Hanım helikopterde olmuyor. O da yerde kalabalığın içinden eşini takip ediyor. Oradan fotoğraflarını çekiyor. | | Samanyolu Haber Son Dakika 13.08.2010 | | | GökyüzündenbakıncaKâbeGökyüzünden bakınca Kâbe |
|
| Zirveye taht kuran Yedigöller | Samanyolu Haber | 20.07.2010 11:04 |  | | Kaçkar dağlarının zirvesine taht kuran Ovit Yedigöller, büyüleyici güzelliği ile turistlerin dikkatini çekiyor. Rize-Erzurum sınırı Ovit Dağı zirvesi ile Kaçkar Dağlarının güneyinde bulunan ve bünyesinde barındırdığı göllerle eşsiz bir güzellik sunan Yedigöllerde,fotoğraf ile dağcı grupların akınına uğruyor. Kaçkar Dağlarının büyüleyici tepeleri arasında kendini inzivaya çekmiş görüntüsü veren Yedigöller, tertemiz havası, buz gibi suyu ile ziyaretçilerin hafızalarında iz bırakıyor.
Yedigöllere günübirlik gelenlerin yanı sıra, çadır kurup geceyi burada geçirenlerin coşkusuna karşın, altyapı noktasında hiçbir çalışmanın yapılmaması ise tepki çekiyor. Trabzonlu fotoğraf sanatçısı Baki Hiçyılmaz, her yıl yedigöllere en az bir kez gruplar halinde geldiklerini belirterek, göllerin etrafındaki yamaçlarda karsız bir döneme çok az denk geldiklerini söyledi.
Yedigöllerde her dönem kar olduğunu hatırlatan Hiçyılmaz, fotoğraf sanatçıları ile dağcı grupların buraya çok önem verdiğini, gökyüzünün bulutlu olduğu durumlarda da göl yansıması ile çok güzel fotoğraflar çekildiğini, kısaca günün yorgunluğunu, çekilen fotoğraflarla unuttuklarını ifade etti.
Fotoğraf sanatçılarının arşivlerinde Ovit yedigöllerin olmamasının büyük bir eksiklik olduğuna dikkat çeken Hiçyılmaz, ulaşımın genelde kolay olması nedeniyle herkesin rahatlıkla gelip göreceği, eşsiz manzarasını fotoğraflayabileceğini kaydetti. Ayrıca Hiçyılmaz, 3 bin 200 metredeki yedigölleri bölgenin dünya harikası mekanlarından biri olarak değerlendirerek; başta Trabzon ve Rize olmak üzere Artvin ile Gümüşhane illerinin gezilip görülmeye değecek mekanları bulunduğuna da dikkat çekti. | | Samanyolu Haber Son Dakika 20.07.2010 | | | ZirveyetahtkuranYedigöllerZirveye taht kuran Yedigöller |
|
| İşte çok konuşulan görüntüler - Video | Samanyolu Haber | 15.06.2010 20:26 |  | | Diyarbakırda görülen faili meçhuller davasında ifade değiştirerek eski Kayseri Jandarma Alay Komutanı Albay Cemal Temizöz ve korucubaşı, eski Cizre Belediye Başkanı Kamil Atağı aklamaya çalışan tanık Mehmet Nuri Binzetin görüntülü ifadeleri, dava dosyasına girdi. Binzet, 27 ve 30 Ocak 2009da kendi isteğiyle Midyat Savcısına verdiği ifadede daha kendisine bir şey sorulmadan olayları ayrıntılarıyla anlatıyor. Yaklaşık 110 dakika süren CDde savcının ancak 2 -3 defa tanığa soru sorduğu görülüyor. Rahat tavırlarıyla dikkat çeken Binzet, olay dışından birilerinin bilmesi mümkün olmayan ayrıntılar veriyor. 1994 yılının Ocak ayında gözaltına alarak 1 gün sonra serbest bırakılan Emin Tanrıverdinin bıyıklarını kestiklerini, 1993 yılında öldürülen Nadir Naycinin atının kaybolduğunu anlatıyor. Sattığı arazinin gelirini PKKya verdiği gerekçesiyle 1994 yılında öldürülen Derviş Özalpın önce boğulmaya çalışıldığını belirtiyor. Bu olayı Dervişin ailesi bile bilmiyor.
Tanık Mehmet Nuri Binzetin mahkemede ileri sürdüğü, savcı ve polisler beni yönlendirdi şeklindeki iddia da gerçekçi bulunmuyor. Binzetin kendi talebiyle dile getirdiği hususların daha önce yargılama konusu yapılmadığı ve pek çoğunun kamuoyu tarafından bilinmediğini vurgulayan müşteki avukatları, bu sebeple bir yönlendirmenin mümkün olmadığını kaydediyor.
Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mehkemesinde görülen davanın iddianamesine göre Mehmet Nuri Binzet, savcılara ve polise 3 kez ifade veriyor. 2008 yılının eylül-ekim aylarında tutuklu bulunduğu Midyat Cezaevinden Midyat savcısına dilekçe göndererek konuşmak istediğini belirtiyor. Cevap alamayınca İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesine müracaat ediyor. Midyat Savcısı, 27 Ocak 2009da Binzeti dinliyor ve ifadeleri kamerayla kaydediliyor. Savcıya 30 Ocakta bir takım yeni bilgiler veriyor. Ardından mart ayında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına ifade veriyor. Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesinde faili meçhul cinayetlerle ilgili bildiklerini anlatıyor. Bunların tamamında ifadelerin ve tutanaklara attığı imzaların kendisine ait olduğunu belirtiyor.
Farklı zamanlarda ve farklı yerlerde verdiği ifadeler arasında bir bütünlük ve tutarlılık dikkat çekiyor. Ayrıca Binzetin verdiği ifadelerle, diğer tanık ve müştekiler aktardığı bilgiler birbiriyle örtüşüyor. Mehmet Nuri Binzetin kameraya kaydedilen ilk ifadeleri özetle şöyle:
GENÇLERİ TANKLA EZDİLER
Bir video kaseti var. Hangi tarihte çekildiğini bilmiyorum. Bir tane tank, 6 -7 genci basıyor. Birisi kaçmaya çalışıyor, bunu geri getirerek paletler altında hepsinin ezildiğini hatırlıyorum. Bu kayıtta olay yerinde Kamil Atağ üzerinde yeşil bir takım elbise ya da askeri bir kamuflaj bir elbise vardı. Bu kaydı ağabeyimden izinsiz izlemiştim. Bu fotoğraflar çok şeyi ortaya çıkaracaktır.
PKKLI HOGİR, DEVLETE ÇALIŞIYORDU
Bu olayların aydınlatılmasını istiyorum. Atağın örgüte para götürüp vermesini, örgüt kamplarında kalmasının açıklanmasını istiyorum. Birçok şeyi ortaya çıkaracağım. Cudi Dağının Tuşinyan Vadisinde Hogir ile görüştü. Hogir ve Dr. Baran ile görüştü. Ancak daha sonra anlaşma sağlanamadı. Hogir, Cizrede daha sonra ilçe tank taburunda bir binbaşı tarafından ağabeyimle yüzleştirildi. Bunu bana abim anlatmıştı. Hogir, PKKnın içinde bulunan devlet tarafından görevlendirilen birisiymiş. Hogirin gerçek ismini bilmiyorum. Hogir, Şemdin Sakıkın yaptığı olaylar gibi çok sayıda yaptığı olaylar var. Her nedense devlete teslim oldu, ne oldu bilmiyorum. Hogir, Temizöz, Abdülhakim Güven birlikte Mustafa Aydının ya da Mustafanın babasının 450 tane koyunu silahla taranarak öldürüldü. Mustafa nasıl oldu gitti sonradan PKKlı oldu, mayın döşedi. Acaba Mustafa bu olayları bildiği ve açığa çıkaracağını bildikleri için mi tuzak kurdular. Mustafanın PKKlı olduğunu bilmiyorum, mayın döşediği gerekçesiyle işkence edilerek öldürüldü. Bu olayın Hogirin yaptığını Selahattin isimli çoban da görmüş. Selahattin çocuk olduğu için onu öldürmemişler, bırakmışlar. Hogirin devlete çalıştığını herkes biliyordu. Hiçbir zaman yargılanmadı. Öyle tahmin ediyorum Mustafa, Hogirin kim olduğunu ve neden yargılanmadığının peşine düştüğü için öldürülmüş olabilir.
ATAĞIN 8 -9 PASAPORTU VARDI
15 teröristi öldürdüğüm için, 23. Piyade Tugay Komutanı Nejat Paşa 1998de beni İstanbula gönderdi, ödül nedeniyle. Orduevinde kaldım. 2005 Ekim ayında abim Kamil Atağla Cizredeki evinde görüştük. Beni İsveçe gönderecekti. Duvarda Kamil Atağın Cem Erseverle, komutanlarla çektirdiği fotoğraflar çerçevelettirilmiş asılmıştı. Abimin 2 M16, üç tane MP5 silahı vardı. Her yere götürüyordu. Her silahın mermisiyle vitrinde koleksiyon yapmıştı. Bixi, uçaksavar her türlü silahın mermisi vardı. Atağın evinde farklı isimler adına çok sayıda pasaport vardı. Sayı bilmiyorum 8 -9 tane vardı. Çok sayıda video kasetleri vardı. Kamil Atağın Cizrenin Cudi Mahallesinde malikhane gibi bir evi vardır. Evin bir dönem neza | | Samanyolu Haber Son Dakika 15.06.2010 | | | İşteçokkonuşulangörüntüler-Videoİşte çok konuşulan görüntüler - Video |
|
| Vurabilirler, vuracaklar, vurdular! | Samanyolu Haber | 10.06.2010 11:25 |  | | İskenderun?daki baskından 1.5 yıl önce PKK?nın kışlayı vurabileceği rapor edildi, PKKlılarda üssün fotoğrafları bulundu. Ama hiçbir önlem alınmadı. Hatay?ın İskenderun İlçesi?nde altı askerin şehit olduğu Deniz Üs Komutanlığı?na bağlı Şehit Er Remzi İlboğa Kışlası?ndaki PKK saldırısında askerî yetkililerin ihmalini ortaya koyan yeni bilgiler ortaya çıktı. Taraf?ın ulaştığı Ocak 2009 tarihli denetleme raporunda, Şehit Er Remzi İlboğa Kışlası?nın, PKK?nın roketli saldırısına ?açık konumda? olduğu belirtildi. Raporda olası saldırılara karşı önlem olarak da duvar örülmesi istendi. Ancak altı askerin şehit olduğu son baskın, hiçbir önlemin alınmadığını gözler önüne seriyor. Roketatarla vurabilirler Güney Deniz Saha Komutanlığı?nda 6 Ocak 2009 tarihindeki denetleme raporunu yazan Deniz Kurmay Albay Metin Şentürk, PKK saldırısına uğrayan Şehit Er Remzi İlboğa Kışlası?ndaki eksikliklere dikkat çekti. ?Hizmete Özel? denetleme raporunda şöyle dendi: ?Şehit Er Remzi İlboğa Kışlası?nın kuzeyinden geçen İskenderun-Hatay otoyolunun kışlaya hâkim bir km?lik bölümünde kışlaya karşıdan yapılacak terörist saldırılara (Roketatar, havan vb.) karşı açık konumda bulunduğu ve bölgenin terörist faaliyetlere açık olması nedeni ile mevcut durumun kışla güvenliğini tehdit ettiği tesbit edilmiştir.?
Raporun ?direktif? bölümünde ise alınması gereken önlemler sıralandı. Raporda, ?DKY 119-1 (B) gereğince, Karayolları sorumluluk sahasında yer alan bahse konu bölgenin terörist faaliyetlere engel olacak şekilde tahkim edilmesi (Duvar ile örülme vb.) maksadıyla Karayolları Gn. Md.lüğü ile koordine kurulması, bu yöntem ile gereği yapılamadığı taktirde DKD kapsamında yapılması için üst makama teklifte bulunulması sağlanacaktır? dendi.
Ancak denetleme raporundaki uyarılara rağmen hiçbir önlem alınmadı. Ayrıca, yan sütunlarda ?Dikkat dikkat baskın olabilir? başlığı altında okuyacağınız gibi, Ağustos 2009?da bu kışlanın PKK keşfine konu olduğu kanıtlandı. Yine önlem alınmadı. Denetleme raporundan yaklaşık bir buçuk yıl sonra 31 mayısta PKK, Şehit Er Remzi İlboğa Kışlası?na raporda anlatılan yerden ?roketli saldırı? düzenledi. Göz göre göre gelen baskında Serhat Aslan, Kerem Oğuz Erbay, İsmail Kartal, Erol Tavukçu, Ümit Akbulut ve Erhat Terletme adlı askerler şehit oldu.
Ölen PKK?lıların üzerinde İskenderun?daki tüm birliklere ait fotoğraf ve haritalar çıkınca bir gün sonra 8 Ağustos 2009 tarihinde Hatay Jandarma İl Komutanı Albay Vedat Çolak, Adana Jandarma Genel Komutanlığı ve baskının yapıldığı Şehit Er Remzi İlboğa Kışlası?na uyarı yazısı gönderdi. Yazıda, PKK?lıların saldırıyı gerçekleştirdikleri otoban bölgesinde keşif yaptıkları ve bölgede bulunan askerî birlik ve tesisler ile kritik sanayi tesislerine yönelik saldırı amaçlı hazırlık yaptıkları belirtildi. Yazıda tüm birliklerin tedbir alması gerektiği vurgulandı. 2000-41478-09 ?İstihbarat? kodlu, ?Terör örgütü mensuplarının faaliyetleri? konulu raporda çarpıcı bölümler şöyle:
» Hatay ili Amanoslar bölgesi dağlık alanda faaliyet gösteren PKK/Kongra-Gel terör örgütü mensuplarının faaliyetlerine yönelik yapılan istihbari çalışmalar neticesinde elde edilen bilgilerde bölücü terör örgütü mensuplarının bölgede bulunan askerî birlik ve tesisler ile kritik sanayi tesislerine yönelik saldırı ve sabotaj türü eylemlerini yapılması amaçlı keşif faaliyeti yapmaktadırlar.
» Terör örgütü mensuplarınca keşif esnasında kullanılan muhtemel keşif yerleri ile keşfi yapılan askeri birlik ve krtik tesislere ait keşif bölgelerini gösterir haritalar ile fotoğraflar ekte gönderilmiş olup, birlik emniyeti kapsamında alınacak tedbirler, yapılacak operasyonel faaliyetler ve istihbari çalışmalarda konunun dikkate alınmasını arz ve rica ederim.? Buralara dikkat çekildi Raporda PKK?lıların keşif yaptığı yerler şöyle sıralandı:
» 4?üncü Ulaştırma Terminal Birlik Komutanlığı,
» 51?inci Bakım Merkez Komutanlığı,
» İskenderun Karayılan J. ASYŞ. Komd. Bl. Komutanlığı,
» İskenderun Demir Çelik Sanayi A.Ş?ye ait su pompası,
» Denizciler Otoban Gişesi.
Fotoğraflarda baskının yapıldığı Deniz İkmal Komutanlığı Şehit Er Remzi İlboğa Kışlası?nın tepeden çekilmiş 30?a yakın fotoğrafının yanı sıra 51. Bakım Merkez Komutanlığı?na ait keşif görüntüleri açıkça görülüyor. Yedi video görüntüsünün ikisi askerler tarafından çekilmiş.
Bu görüntülerde çatışmada ölen üç PKK?lının görüntüsü yer alıyor. Görüntüyü çeken kişi ?Bu kişiler yukarıdaki bölgeden aşağıya indirildiler? diyerek çatışmanın olduğu bölgeye zoom yapıyor. Diğer beş görüntü ise PKK?lıların baskından aylar önce çekmiş olduğu İskenderun ve baskın yapılan birliğin görüntüsü.
Saldırının yapıldığı yerin yanı sıra nöbet kulübelerini de videoda görmek mümkün. Taraf, dünkü sayısında İskenderun?da saldırıya uğrayan üsse ait fotoğraf ve video görüntülerinin PKK?lıların üzerinden çıktığını yazmıştı.
TARAF | | Samanyolu Haber Son Dakika 10.06.2010 | | | VurabilirlervuracaklarvurdularVurabilirler vuracaklar vurdular |
|
| İSRAİL'İN SİLDİĞİ FOTOĞRAFLAR - Foto | Samanyolu Haber | 06.06.2010 11:25 |  | | Uluslararası sulardaki operasyon sırasında elektronik karartma yaparak görüntüleri engellemeye çalışan İsrail askerlerinin dünyanın görmesini istemediği fotoğrafları ele geçirildi. Gemiye operasyon düzenleyen komando birliğindeki askerleri aciz, korkmuş ve hüngür hüngür ağlarken gösteren fotoğrafların bu birliğin imajını sarsmasından endişe edildiği için silindiği düşünülüyor. İsrailin sildiği veya kullanılamaz hale getirdiği fotoğraflar, makinelerin hafıza kartlarından birinde, program yardımıyla data geri dönüşümü yapılınca gün yüzüne çıktı.
GAZZEye yardım taşıyan gemilere İsrail Ordusunun saldırısı sırasında çekilen görüntülerin çoğu askerlerin fotoğraf makineleri ve hafıza kartlarına el koyması nedeniyle ortaya çıkmamıştı. Operasyon sırasında elektronik karartma yaparak görüntüleri engellemeye çalışan İsrail askerlerinin dünyanın görmesini istemediği için sildiği veya kullanılamaz hale getirdiği fotoğraf makinelerinin hafıza kartlarından birinde program yardımıyla data geri dönüşümü yapılınca birçok çarpıcı fotoğraf gün yüzüne çıktı.
İsrailin elit komando birliği Şayetet 13ün gemiye ilk saldırısında 4 kişiyi öldürmesinin ardından silahsız eylemcilerin etkisiz hale getirdiği askerlerin fotoğrafları dikkat çekiyor. Gemiye operasyon düzenleyen komando birliğindeki askerleri aciz, korkmuş ve hüngür hüngür ağlarken gösteren fotoğrafların bu birliğin imajını sarsmasından endişe edildiği için silindiği düşünülüyor. Ortaya çıkan bazı fotoğraflarda İHH görevlilerinin etkisiz hale getirilen askerlere zarar verilmemesi için gemidekileri uyardığı anlaşılıyor. Sağlık görevlileri de kanlar içinde yerde yatan askerlere müdahale ediyor. Fotoğraflar arasında alnından tek kurşunla vurulan İHH görevlisi Cevdet Kılıçların sedyedeki cansız bedeni de görülüyor.
İsrailde el konulan eşyalar Dışişleri Bakanlığının girişimleriyle tek tek Türkiyeye getiriliyor. İHH Basın Sorumlusu Salih Bilici, ?Gönderilen fotoğraf makinelerinin çoğunda hafıza kartları bulunmuyor. Olanların ise içi tamamen silinmiş. Program yardımıyla fotoğrafları geri getirmeye çalıştık ama istediğimiz fotoğraflara ulaşamadık? diye konuşuyor.
Bir İHH gönüllüsünün getirdiği içi boş fotoğraf kartının içindeki verileri bilgisayarımızda ?SanDisk Memory Card Recovery? programı ile geri kazanmaya çalıştığımızda Mavi Marmara Gemisine yapılan saldırıda çekilen fotoğraflar ortaya çıktı. Helikopterle gemiye indikten sonra eylemcilerin demir ve sopayla saldırdıkları ve ele geçirdikleri askerlerin, öldürüleceklerini düşündükleri için yaşadıkları korku yüzlerine yansıyor.
MAVİ Marmaraya yapılan ilk saldırı sırasında büyük bir beceriksizlik ve amatörce davranan İsrailin seçme birliği Şayetet 13ün elemanları kendi ülkelerinde de büyük bir eleştiri konusu oldu. Buna rağmen saldırıda 6 Türkü öldürdüğü bildirilen komando çavuş ile diğer İsrailli askere madalya verileceği açıklandı. Kanlı baskın nedeniyle dünyanın tepkisini çeken, kendi ülkesinde de başarısız bir operasyon yürütmekle suçlanan İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak, önceki gün Genelkurmay Başkanı Gabi Aşkenazi ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Eliezer Maromla birlikte, gemiye baskın düzenleyen ?Şayetet 13? komandolarının Atlitteki üssünü ziyaret etmişti.
MAVİ Marmara Gemisine düzenlenen operasyonla dünyanın tanıdığı İsrailli elit komando birliği ?Şayetet 13?, İngiliz mandası dönemindeki Yahudi direnişçilerin gayri resmi ordusu ?Haganah?ın üyelerinden Yohai Ben-Nun tarafından 1949da kuruldu. Resmi varlığı 1960ta açıklanan Şayetet 13ün uzmanlık alanları arasında denizden karaya çıkarma, suikast, terörle mücadele, sabotaj, denizde istihbarat toplama ve denizde rehine kurtarma operasyonları gösteriliyor. Şayetet 13ün düzenlediği operasyonlar arasında, Münih Olimpiyatlarında İsrailli sporcuları öldüren Kara Eylül örgütünün 3 üst düzey yetkilisini öldürmek de var.
İSRAİL ordusunun Mavi Marmara Gemisine saldırısı sırasında savunma yapmaya çalışan eylemciler bunun için ellerine geçen her malzemeyi kullandılar. Bir kısmı sopa ve demirlerle askerlere karşı koydu, bir kısmı alçaktan uçan helikopterlere boş soda şişesi fırlattı. Bazı eylemciler güvertede atacak birşey kalmayınca geminin mutfağındaki soğanları üst güverteye taşıdılar. Soğanlar da helikopterlere karşı silah olarak kullanıldı. (HÜRRİYET) | | Samanyolu Haber Son Dakika 06.06.2010 | | | İSRAİLİNSİLDİĞİFOTOĞRAFLAR-FotoİSRAİLİN SİLDİĞİ FOTOĞRAFLAR - Foto |
|
| İSRAİL'İN SİLDİĞİ FOTOĞRAFLAR - Foto | Samanyolu Haber | 06.06.2010 10:07 |  | | Uluslararası sulardaki operasyon sırasında elektronik karartma yaparak görüntüleri engellemeye çalışan İsrail askerlerinin dünyanın görmesini istemediği fotoğrafları ele geçirildi. Gemiye operasyon düzenleyen komando birliğindeki askerleri aciz, korkmuş ve hüngür hüngür ağlarken gösteren fotoğrafların bu birliğin imajını sarsmasından endişe edildiği için silindiği düşünülüyor. İsrailin sildiği veya kullanılamaz hale getirdiği fotoğraflar, makinelerin hafıza kartlarından birinde, program yardımıyla data geri dönüşümü yapılınca gün yüzüne çıktı.
GAZZEye yardım taşıyan gemilere İsrail Ordusunun saldırısı sırasında çekilen görüntülerin çoğu askerlerin fotoğraf makineleri ve hafıza kartlarına el koyması nedeniyle ortaya çıkmamıştı. Operasyon sırasında elektronik karartma yaparak görüntüleri engellemeye çalışan İsrail askerlerinin dünyanın görmesini istemediği için sildiği veya kullanılamaz hale getirdiği fotoğraf makinelerinin hafıza kartlarından birinde program yardımıyla data geri dönüşümü yapılınca birçok çarpıcı fotoğraf gün yüzüne çıktı.
İsrailin elit komando birliği Şayetet 13ün gemiye ilk saldırısında 4 kişiyi öldürmesinin ardından silahsız eylemcilerin etkisiz hale getirdiği askerlerin fotoğrafları dikkat çekiyor. Gemiye operasyon düzenleyen komando birliğindeki askerleri aciz, korkmuş ve hüngür hüngür ağlarken gösteren fotoğrafların bu birliğin imajını sarsmasından endişe edildiği için silindiği düşünülüyor. Ortaya çıkan bazı fotoğraflarda İHH görevlilerinin etkisiz hale getirilen askerlere zarar verilmemesi için gemidekileri uyardığı anlaşılıyor. Sağlık görevlileri de kanlar içinde yerde yatan askerlere müdahale ediyor. Fotoğraflar arasında alnından tek kurşunla vurulan İHH görevlisi Cevdet Kılıçların sedyedeki cansız bedeni de görülüyor.
İsrailde el konulan eşyalar Dışişleri Bakanlığının girişimleriyle tek tek Türkiyeye getiriliyor. İHH Basın Sorumlusu Salih Bilici, ?Gönderilen fotoğraf makinelerinin çoğunda hafıza kartları bulunmuyor. Olanların ise içi tamamen silinmiş. Program yardımıyla fotoğrafları geri getirmeye çalıştık ama istediğimiz fotoğraflara ulaşamadık? diye konuşuyor.
Bir İHH gönüllüsünün getirdiği içi boş fotoğraf kartının içindeki verileri bilgisayarımızda ?SanDisk Memory Card Recovery? programı ile geri kazanmaya çalıştığımızda Mavi Marmara Gemisine yapılan saldırıda çekilen fotoğraflar ortaya çıktı. Helikopterle gemiye indikten sonra eylemcilerin demir ve sopayla saldırdıkları ve ele geçirdikleri askerlerin, öldürüleceklerini düşündükleri için yaşadıkları korku yüzlerine yansıyor.
MAVİ Marmaraya yapılan ilk saldırı sırasında büyük bir beceriksizlik ve amatörce davranan İsrailin seçme birliği Şayetet 13ün elemanları kendi ülkelerinde de büyük bir eleştiri konusu oldu. Buna rağmen saldırıda 6 Türkü öldürdüğü bildirilen komando çavuş ile diğer İsrailli askere madalya verileceği açıklandı. Kanlı baskın nedeniyle dünyanın tepkisini çeken, kendi ülkesinde de başarısız bir operasyon yürütmekle suçlanan İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak, önceki gün Genelkurmay Başkanı Gabi Aşkenazi ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Eliezer Maromla birlikte, gemiye baskın düzenleyen ?Şayetet 13? komandolarının Atlitteki üssünü ziyaret etmişti.
MAVİ Marmara Gemisine düzenlenen operasyonla dünyanın tanıdığı İsrailli elit komando birliği ?Şayetet 13?, İngiliz mandası dönemindeki Yahudi direnişçilerin gayri resmi ordusu ?Haganah?ın üyelerinden Yohai Ben-Nun tarafından 1949da kuruldu. Resmi varlığı 1960ta açıklanan Şayetet 13ün uzmanlık alanları arasında denizden karaya çıkarma, suikast, terörle mücadele, sabotaj, denizde istihbarat toplama ve denizde rehine kurtarma operasyonları gösteriliyor. Şayetet 13ün düzenlediği operasyonlar arasında, Münih Olimpiyatlarında İsrailli sporcuları öldüren Kara Eylül örgütünün 3 üst düzey yetkilisini öldürmek de var.
İSRAİL ordusunun Mavi Marmara Gemisine saldırısı sırasında savunma yapmaya çalışan eylemciler bunun için ellerine geçen her malzemeyi kullandılar. Bir kısmı sopa ve demirlerle askerlere karşı koydu, bir kısmı alçaktan uçan helikopterlere boş soda şişesi fırlattı. Bazı eylemciler güvertede atacak birşey kalmayınca geminin mutfağındaki soğanları üst güverteye taşıdılar. Soğanlar da helikopterlere karşı silah olarak kullanıldı. (HÜRRİYET) | | Samanyolu Haber Son Dakika 06.06.2010 | | | İSRAİLİNSİLDİĞİFOTOĞRAFLAR-FotoİSRAİLİN SİLDİĞİ FOTOĞRAFLAR - Foto |
|
| Dikkat çeken fotoğraflar | İnternet Haber | 26.05.2010 00:57 |  | | |
| Amatörlerden profesyonel fotoğraflar | CNN Türk | 08.04.2010 09:33 |  | | |
| Sony Dünya Fotoğraf Ödülleri'nden... | CNN Türk | 07.04.2010 09:49 |  | | |
| İşte tık rekoru kıran fotoğraflar | İnternet Haber | 31.03.2010 01:11 |  | | |
| Erdoğan: Ölümcül bir virüs gibi | Samanyolu Haber | 13.02.2010 20:32 |  | | Başbakan Erdoğan, Dohadaki ABD-İslam Dünyası forumunda yaptığı konuşmada, Terörle mücadele yapılırken hedefin saptırılıp, geniş bir kitlenin rencide edilmesi; açıkçası mücadeleyi de zaafa uğratacaktır. dedi. Besmeleyle başladığı konuşmasında küreselleşen dünyanın karşı karşıya kaldığı sorunlara vurgu yapan Başbakan, Kültürler arası çatışma eğilimleri de önümüzde ciddi bir problem olarak duruyor. dedi. Irkçılık gibi, anlayışsızlık, ayrımcılık, köktencilik, aşırılık gibi sorunların toplumlara ölümcül bir virüs gibi alttan alta ve sinsice nüfuz etmeye çalıştığına dikkat çeken Erdoğan, şöyle devam etti: 11 Eylül saldırılarının ardından sadece ABDde değil; başta Avrupada olmak üzere çok geniş bir coğrafyada bu sinsi tehditlerin topluma ve özellikle gençliğe sirayet ettiğine şahit oluyoruz.
Erdoğan, sinema filmi, diziler, müzik, bilişim dünyası, medya, fotoğraflar ve karikatürler aracılığıyla, hatta yazı, makale ve yorumlarda son derece ince, bilinçaltına hitap eden bir kültürel karşıtlığın empoze edilmesinden duyduğu üzüntüye vurgu yaptı. İslam ve Müslüman kavramlarının Batı dünyasında olumsuz ve kötüleyici çağrışımlar oluşturacak şekilde kullanıldığına değinen Erdoğan, İslam ve terörizm kavramları yerli ve yersiz, son derece sorumsuz bir şekilde yan yana getiriliyor ve bu şekilde ayrımcılık körükleniyor. dedi.
İslam dünyasındaki bazı ülkelerin kıyafet, sakal, örtüleri ile kullandıkları bazı kelimelerin bir terör aksesuarı gibi lanse edildiğini vurgulayan Başbakan Erdoğan, antipati pompalanması nedeniyle toplumların birbirine şüpheyle baktığını ifade etti.
ABD ve Avrupa ülkeleriyle başta Türkiye olmak üzere halkı Müslüman ülkelerde meydana gelen terör eylemlerinin olumsuz algılara dayanak olabildiğini belirten Erdoğan, şunları söyledi: Fakat terör eylemlerinin tüm bir İslam dünyasını ve tüm Müslümanları kuşatacak derecede genelleştirilmesi haksızlıktır. Çünkü bu olayların önemli ölçüde mağduru da yine Müslümanlar olmuştur. Münferit olaylardan yola çıkarak, Müslüman isimlerinin, İslami değerlerin, İslam ülkelerinin tümden töhmet altında bırakılması da aynı şekilde yanlıştır. Zira hiçbir semavi din, terörü tecviz etmez, teröre cevaz vermez, teröre yol açmaz.
TERÖRLE MÜCADELE YAPILIRKEN HEDEF SAPTIRMAYIN
Erdoğan, şöyle devam etti: Irkçılık, anti Semitizm, ayrımcılık ne kadar tehlikeliyse İslamofobi de en az o kadar tehlikelidir. Çünkü İslamofobi de bir ırkçılık türüdür, insanlık suçudur, akıl ve vicdan sahibi bütün insanlar; ayrımcılık ve ırkçılığın her türüne yekvücut halde karşı durmalıdır. Dünyada hiçbir terör eylemi, o eylemi yapanların ya da o örgütün mensuplarının dini inançlarıyla değerlendirilmezken maalesef bazı terör eylemlerinin ardından 1,5 milyarı aşkın nüfusa sahip İslam dünyası, hedef gösterilmekte, rencide edilmektedir.
İslamofobinin son derece tehlikeli olduğuna dikkat çeken Erdoğan, devlet başkanları ve medya yöneticileri gibi sorumluluk makamında bulunanları duyarlılığa davet etti. Erdoğan, Terörle mücadele yapılırken hedefin saptırılıp, geniş bir kitlenin rencide edilmesi; açıkçası mücadeleyi de zaafa uğratacaktır. Başbakan Erdoğan, sadece adından, kıyafetlerinden, kullandığı kelime ve kavramlardan dolayı bireylerin farklı muamelelere maruz kalmasının onları dışlayarak, diyalogdan uzaklaştıracağını ve güvenlerini zedeleyeceğini, entegrasyonu engelleyeceğini vurguladı.
(CİHAN) | | Samanyolu Haber Son Dakika 13.02.2010 | | | ErdoğanÖlümcülbirvirüsgibiErdoğan Ölümcül bir virüs gibi |
|
| Türkiye'yi sarsacak ŞOK görüntüler - Video | Samanyolu Haber | 26.01.2010 16:29 |  | | Bu görüntüler çok konuşulur! Hava Pilot Tuğgeneral Ayhan Gümüş kucağına aldığı 1,5 yaşındaki bebeğe rakı içiriyor. İşte şok görüntüler... Türkiye gündemini sarsacak görüntüler ortaya çıktı. Görüntülerde Hava Pilot Tuğgeneral Ayhan Gümüşün bir çocuğa nasıl rakı içirdiğini ve bundan nasıl zevk aldığını izleyeceksiniz.
Türkiyenin akıl, vicdan sahibi ve insan sevgisi taşıyan saygıdeğer insanları; resimlerdeki insan kim ve ne yapıyor? Resimdeki insan Hv. K. K. lığına bağlı ve F-16 uçaklarının konuşlandığı Bandrıma 6ncı Ana jet üssünün komutanı Hv. Plt. Tuğgeneral Ayhan Gümüş.
Kucağındaki çocuk da aynı yerde görevli ve Tuğgeneral Ayhan Gümüşün emrindeki bir personelin çocuğudur. (Ailenin adına kişilik haklarına saygım gereği ve personelin komutanına itiraz etme hakkı bulunmadığından vermiyorum) Fotoğraflar sizlere uzun uzun yorumlamayacağım. Fotoğraflar her şeyi anlatıyor zaten.
1.5 yaşındaki bebeğe 50 yaşındaki insan yarım bardak rakı içiriyor. Zavallı bebeğin kim bilir kaç milyon beyin hücresi ölmüştür? Bebeğin anne babası da çaresizce olanları seyrediyor. Komutan ise çok bir şey yapmanın gururu ile gülüyor. Acaba sayın komutan çocuğu vaftiz ediyor olabilir mi?
30-31 mayıs 2009 günlerinde Bandırma 6ıncı üs halk ile kaynaşma amaçlı yapılan ve yine davetiye karşılığı halka açık kültürel etkinlikler düzenlenmiştir. Bu etkinliklerin sponsorlarından bir tanesi İstanbuldan bir firma olan İSTANBUL ENERGY firması kendisine ayrılan standta reklam amaçlı!!! Sobaeski votka, Efes Pilsen birası satmaya başlamıştır. Gecenin ilerleyen saatlerinde ilk önce içecek ücretlerinin fiyatlarını düşürdüler. Daha sonra ücretsiz dağıtmaya başladılar. Bu dağıtım esnasında 15 yaşındaki kız ve erkek çocuklarına bile sayı gözetmeden verdiler. Hatta kantin personeli kantinde de satılan bu biralardan kasalarla alıp daha sonra kantinde satarak paraya çevirdikleri görüldü.
Tüm bunlar olurken Ayhan Gümüş, eşi ve özellikle merkez kom. Ahmet Belleyici sağlık amiri Celal Yavuz, Güv. Tabur kom. Zeynel Yıldırım, Bkm kom. Fatih Mercan içkinin vermiş olduğu sarhoşluk ve müziğin ritmi ile kendilerinden geçmiş oynuyorlardı.
Bu arada İstanbul Energy standında olay çıkar; standtan içki alarak dengesiz hareketleri ile dikkat çeken helikopter pilotu Murat Dağlı stant görevlisi ile tartışır ve olay kavgaya dönüşür. Olay A. Gümüşe intikal eder. A. Gümüş atın bunu içeri der ve M. Dağlıyı hapis ederler. Stant görevlisi şikayetçi olacağını söyler. Program bitip insanlar dağıldıktan sonra Ayhan Gümüş gider kendi elleri ile Murat Dağlıyı serbest bırakır.
12 Eylül döneminde TSKdan atılmasına neden olan ifade tutanağı
FAALİYETLER;
a. Kendi ifadesine göre faaliyetleri:
(1) Benim herhangi bir siyasi düşüncem yoktur. Ben sola biraz meyilliyim fakat bunun için herhangi bir faaliyette bulunmadım.
12 EYLÜL ÖNCESİ FAALİYETLERİ:
(2) Benim inandığım herhangi bir fraksiyon yoktur. MARKSİSİM hakkında bir bilgi sahibi değilim. Ailemin CHPli olması nedeniyle sola karşı biraz meyilim vardır. Samimi arkadaşım Saim BAYIRBAŞ ve Özer ÜLGERle güncel konulaı konuşup ve tartışırdık.
(3) Bu arada bizde Sosyalizmin ne olduğu dşüncesi belirdi. Bunun Saim ve Özer ile Sosyalizm hakkında bilgi edinmek istedik. Ben sivilden tanıdığım olan Ertuğrul ismindeki arkadaştan Sosyalizmi öğrenmek için kitap vermesini istedim. Ertuğrulda bana Sosyalizmin ALFABESİ ve DİALEKTİK TARİHSEL METARYALİZM adındaki kitapları verdi Bu kitapları eve bıraktım.
(4) Saim ve Özere Sosyalizm hakkındaki kitapları temin ettiğimi ve bize gelebileceklerini söyledim. Bir haftasonu Saim, Özer ve ben bizim eve gittik. Dialektik ve Tarihsel Materyalizm adındaki kitabı sayfa sayfa sırayla okuyup birbirimize anlattık. Bu arkadaşlar bir daha bizim eve gelmediler.
(5) Sosyalizmin Alfabesi evde tek başıma okudum. Öğrendiğime göre Sosyalizm işçi ve köylünün iktidarı ele geçirmesidir. İşçi ve köylülerin ele geçirebilmeleri için teoride bilinçlenmek grev, miting yürüyüş yapmak önce ekonomiyi çökertmek daha sonra silahlı halk ayaklanması ile iktidarı ele geçirmek böylece Sosyalizm gelmiş olacak özel mülkiyet hakkı ortadan kalkıp herşey devleştirilecektir. Bunun haricinde herhangi bir çalışmam yoktur.
12 EYLÜL SONRASI FAALİYETLER:
(6) 12 Eylül sonrası herhangi bir faaliyet tesbit edilememiştir.
(7) Şimdiye kadar devrimcilik denen bir siyasetle uğraşmadığım için Devrimci Subayın görevlerini bilmiyorum.
(8) Siyasetim olmadığından amaç ve stratejisini bilmiyorum.
(9) Benim basın ve gazetelerden öğrendiğime göre memlekette bölünmeler gittikçe artmış ekonomi çöküntüye uğramış bunu gören ordumuz yerinde ve zamanında 12 Eylül Harekatını yapmıştır. Harekat memlekete huzur getirmiş ekonomiyi darboğazdan kurtarmış dışarıya karşı saygınlık kazanılmıştır.
(10) Ben ATATÜRKÇÜ KEMALİST bir Türk subayıyım. Siyasetle ilgim yoktur.
b. Diğer ifadelere göre faaliyetleri:
Saim BAYIRBAŞ ve Namık ÖZDEMİR ilişkileri nispetinde yukarıdaki faaliyetleri | | Samanyolu Haber Son Dakika 26.01.2010 | | | TürkiyeyisarsacakŞOKgörüntüler-VideoTürkiyeyi sarsacak ŞOK görüntüler - Video |
|
| Türkiye'yi sarsacak ŞOK görüntüler - Foto | Samanyolu Haber | 26.01.2010 15:41 |  | | Bu görüntüler çok konuşulur! Hava Pilot Tuğgeneral Ayhan Gümüş kucağına aldığı 1,5 yaşındaki bebeğe rakı içiriyor. İşte şok görüntüler... Türkiye gündemini sarsacak görüntüler ortaya çıktı. Görüntülerde Hava Pilot Tuğgeneral Ayhan Gümüşün bir çocuğa nasıl rakı içirdiğini ve bundan nasıl zevk aldığını izleyeceksiniz.
Türkiyenin akıl, vicdan sahibi ve insan sevgisi taşıyan saygıdeğer insanları; resimlerdeki insan kim ve ne yapıyor? Resimdeki insan Hv. K. K. lığına bağlı ve F-16 uçaklarının konuşlandığı Bandrıma 6ncı Ana jet üssünün komutanı Hv. Plt. Tuğgeneral Ayhan Gümüş.
Kucağındaki çocuk da aynı yerde görevli ve Tuğgeneral Ayhan Gümüşün emrindeki bir personelin çocuğudur. (Ailenin adına kişilik haklarına saygım gereği ve personelin komutanına itiraz etme hakkı bulunmadığından vermiyorum) Fotoğraflar sizlere uzun uzun yorumlamayacağım. Fotoğraflar her şeyi anlatıyor zaten.
1.5 yaşındaki bebeğe 50 yaşındaki insan yarım bardak rakı içiriyor. Zavallı bebeğin kim bilir kaç milyon beyin hücresi ölmüştür? Bebeğin anne babası da çaresizce olanları seyrediyor. Komutan ise çok bir şey yapmanın gururu ile gülüyor. Acaba sayın komutan çocuğu vaftiz ediyor olabilir mi?
30-31 mayıs 2009 günlerinde Bandırma 6ıncı üs halk ile kaynaşma amaçlı yapılan ve yine davetiye karşılığı halka açık kültürel etkinlikler düzenlenmiştir. Bu etkinliklerin sponsorlarından bir tanesi İstanbuldan bir firma olan İSTANBUL ENERGY firması kendisine ayrılan standta reklam amaçlı!!! Sobaeski votka, Efes Pilsen birası satmaya başlamıştır. Gecenin ilerleyen saatlerinde ilk önce içecek ücretlerinin fiyatlarını düşürdüler. Daha sonra ücretsiz dağıtmaya başladılar. Bu dağıtım esnasında 15 yaşındaki kız ve erkek çocuklarına bile sayı gözetmeden verdiler. Hatta kantin personeli kantinde de satılan bu biralardan kasalarla alıp daha sonra kantinde satarak paraya çevirdikleri görüldü.
Tüm bunlar olurken Ayhan Gümüş, eşi ve özellikle merkez kom. Ahmet Belleyici sağlık amiri Celal Yavuz, Güv. Tabur kom. Zeynel Yıldırım, Bkm kom. Fatih Mercan içkinin vermiş olduğu sarhoşluk ve müziğin ritmi ile kendilerinden geçmiş oynuyorlardı.
Bu arada İstanbul Energy standında olay çıkar; standtan içki alarak dengesiz hareketleri ile dikkat çeken helikopter pilotu Murat Dağlı stant görevlisi ile tartışır ve olay kavgaya dönüşür. Olay A. Gümüşe intikal eder. A. Gümüş atın bunu içeri der ve M. Dağlıyı hapis ederler. Stant görevlisi şikayetçi olacağını söyler. Program bitip insanlar dağıldıktan sonra Ayhan Gümüş gider kendi elleri ile Murat Dağlıyı serbest bırakır.
12 Eylül döneminde TSKdan atılmasına neden olan ifade tutanağı
FAALİYETLER;
a. Kendi ifadesine göre faaliyetleri:
(1) Benim herhangi bir siyasi düşüncem yoktur. Ben sola biraz meyilliyim fakat bunun için herhangi bir faaliyette bulunmadım.
12 EYLÜL ÖNCESİ FAALİYETLERİ:
(2) Benim inandığım herhangi bir fraksiyon yoktur. MARKSİSİM hakkında bir bilgi sahibi değilim. Ailemin CHPli olması nedeniyle sola karşı biraz meyilim vardır. Samimi arkadaşım Saim BAYIRBAŞ ve Özer ÜLGERle güncel konulaı konuşup ve tartışırdık.
(3) Bu arada bizde Sosyalizmin ne olduğu dşüncesi belirdi. Bunun Saim ve Özer ile Sosyalizm hakkında bilgi edinmek istedik. Ben sivilden tanıdığım olan Ertuğrul ismindeki arkadaştan Sosyalizmi öğrenmek için kitap vermesini istedim. Ertuğrulda bana Sosyalizmin ALFABESİ ve DİALEKTİK TARİHSEL METARYALİZM adındaki kitapları verdi Bu kitapları eve bıraktım.
(4) Saim ve Özere Sosyalizm hakkındaki kitapları temin ettiğimi ve bize gelebileceklerini söyledim. Bir haftasonu Saim, Özer ve ben bizim eve gittik. Dialektik ve Tarihsel Materyalizm adındaki kitabı sayfa sayfa sırayla okuyup birbirimize anlattık. Bu arkadaşlar bir daha bizim eve gelmediler.
(5) Sosyalizmin Alfabesi evde tek başıma okudum. Öğrendiğime göre Sosyalizm işçi ve köylünün iktidarı ele geçirmesidir. İşçi ve köylülerin ele geçirebilmeleri için teoride bilinçlenmek grev, miting yürüyüş yapmak önce ekonomiyi çökertmek daha sonra silahlı halk ayaklanması ile iktidarı ele geçirmek böylece Sosyalizm gelmiş olacak özel mülkiyet hakkı ortadan kalkıp herşey devleştirilecektir. Bunun haricinde herhangi bir çalışmam yoktur.
12 EYLÜL SONRASI FAALİYETLER:
(6) 12 Eylül sonrası herhangi bir faaliyet tesbit edilememiştir.
(7) Şimdiye kadar devrimcilik denen bir siyasetle uğraşmadığım için Devrimci Subayın görevlerini bilmiyorum.
(8) Siyasetim olmadığından amaç ve stratejisini bilmiyorum.
(9) Benim basın ve gazetelerden öğrendiğime göre memlekette bölünmeler gittikçe artmış ekonomi çöküntüye uğramış bunu gören ordumuz yerinde ve zamanında 12 Eylül Harekatını yapmıştır. Harekat memlekete huzur getirmiş ekonomiyi darboğazdan kurtarmış dışarıya karşı saygınlık kazanılmıştır.
(10) Ben ATATÜRKÇÜ KEMALİST bir Türk subayıyım. Siyasetle ilgim yoktur.
b. Diğer ifadelere göre faaliyetleri:
Saim BAYIRBAŞ ve Namık ÖZDEMİR ilişkileri nispetinde yukarıdaki faaliyetleri | | Samanyolu Haber Son Dakika 26.01.2010 | | | TürkiyeyisarsacakŞOKgörüntüler-FotoTürkiyeyi sarsacak ŞOK görüntüler - Foto |
|
| Şahin'den çıkan ilginç belgeler - Video | Samanyolu Haber | 04.01.2010 00:14 |  | | Ergenekon tutuklusu İbrahim Şahinde ele geçen bazı notlar 7 askerimizin şehit olduğu Reşadiye saldırısı ile ilgili soru ve şüpheleri artıracak nitelikte.
7 Aralık 2009 günü Tokat Reşadiyede hedefi milli birlik olan kanlı bir film tekrar sahneye kondu. 7 gencecik fidan şehit edildi. Olayı terör örgütü PKK üstlendi. Ama saldırının demokratik açılım sürecinde ve DTP hakkındaki kapatma davasının karar arefesinde gelmesi dikkat çekiciydi.
İnsanların aklında binbir soru dolaşırken iddia edilen ETÖnün yöneticilerinden olmakla suçlanan İbrahim Şahinin delil klasörlerinde Reşadiye adının çokça geçiyor olması soru işaretlerini çoğalttı. Üstelik ele geçen belgelerde Reşadiyeye ait istihbarat bilgileri ve cephanelik listesi vardı.
Bu uzaydan çekilmiş fotoğraflar 7 askerin şehit edildiği Tokat Reşadiye ve köylerini gösteriyor. Yollar güzergahlar hepsi haritalarda net olarak belirlenmiş.
Şahin, Ergenekonun S-1 suikast timlerini kurmakla suçlanıyor. Listede 300 subay ve özel harekat polisinin ismi var. O isimler arasında ikisi dikkat çekiyor. Onlardan biri Astsubay Çavuş Fatih Eraslan. İbrahim Şahin, Eraslanın isminin altına kendi el yazısıyla Genelkurmay Özel Harp Tokat Reşadiye diye not düşmüş. Aynı sayfada Ergenekondan tutuklanan ancak daha sonra salıverilen Teğmen Onur Özdemirin adı da var.
Kamuoyu bu el yazması notu ise ilk defa görüyor. Delil klasörlerinden çıkan bu notta tek tek Reşadiyenin köyleri sıralanıyor. Listenin yanında ise kodlar ve istihbarat bilgileri yazılı.
El yazısı notlarda çok dikkat çeken bir bölüm daha var.
Aslında para ödenen askerlerin, ağır silahların arazi araçlarının tam olarak ne anlama geldiği henüz bilinmiyor. Ancak bilinen birşey var ki 7 askerimiz o bölgede taranarak şehit edildi. | | Samanyolu Haber Son Dakika 04.01.2010 | | | Şahindençıkanilginçbelgeler-VideoŞahinden çıkan ilginç belgeler - Video |
|
| Korsan CD'cilere 'Nefes' kesen operasyon | Samanyolu Haber | 26.11.2009 15:52 |  | | İstanbuldaki korsan CD üretim ve dağıtım merkezlerine düzenlenen ve polis helikopterinin de kullanıldığı operasyonda 200 binin üzerinde kartonet ve yaklaşık 50 bin film CDsi ele geçirildi. Ele geçirilen CDler arasında, vizyona gireli bir hafta olan yerli filmlerin yanında büyük gişe hasılatı beklenen yabancı filmlerin master kopyaları da yer aldı. Vizyona girdiğinde büyük yankı uyandıran ve korsancıların, Şehitlere saygımız var, bunun korsanını basmayacağız dediği iddia edilen Nefes filminin 20 bin korsan baskısı da operasyonda ele geçirildi.
Güvenlik Şube Müdürlüğü Fikri ve Mülkiyet Hakları Büro Amirliğinin bandrolsüz CD üreten kişilere ve matbaalara yönelik çalışmasında bu sefer yeni bir adres ortaya çıkarıldı. Daha önce, Tahtakele, Kadıköy, Üsküdar gibi merkezlerde üretim yapan korsancıların polisin operasyonlarından bunaldığı ve bir çoğunun korsancılıktan vazgeçtiği belirlendi. Ancak bazı kişilerin geçim kaynağı olarak gördüğü korsancılığı Perpa İş Merkezine taşıyarak devam ettirdiği ortaya çıktı. İş merkezinde bu yönde yoğunlaşmaların bulunduğu bilgisi üzerine polisin dikkati bu yöne kaydı. Teknik ve fiziki takip altında tutulan kişilerin iş merkezinin içinde takipde bazı zorluklar yaşandığı bu nedenle de polisin başka bir yöntem arayışına girdiği belirtildi. Perpanın içinin adeta labirenti andırdığını belirten yetkililer helikopterli takip yapmaya karar verdi.
Bu nedenle polis helikopteriyle iş merkezi üzerinde araştırma yapan polis, operasyon için iş merkezinde hazır bekletilen ekiplere bilgi akışı sağladı. Helikopterden çekilen fotoğraflar ve görüntüler anında yerdeki görevlilere iletildi. Korsan CD basan kişilerin görüntülerini çeken polis operasyon yaparak 2 kişiyi gözaltına aldı. Basılan yerlerde yapılan aramalarda 200 bin civarında film kartoneti ve baskılarda kullanılmak üzere ve ana kopya olarak tabir edilen 50 bin CD ele geçirildi. Çok kısa bir süre önce vizyona giren filmlerin de aralarında bulunduğu filmlerin Nefes, 2012 gibi filmlere ait olduğu belirtildi.
Operasyonun en dikkat çeken yanı daha önce korsan baskı yapan kişilerin Şehitlere saygımız var, o nedenle Nefes filminin korsan baskısı yapmayacağız açıklamasının yersiz olduğunun ortaya çıkması oldu. Ele geçirilen korban CDlerin yaklaşık 20 bininin bu filme ait olduğu tespit edildi. Polisin belirlemelerine göre yaklaşık bir ay önce Perpada iş yeri açan korsancıların üretimlerine burada devam ettikleri belirlendi. Şüphelilerden birinin polise verdiği ifadesinde korsan işi nedeniyle hapse girdiği ancak ne olursa olsun baş koyduğu bu işten asla vazgeçmeyeceğini söylemesi de dikkat çeken diğer ayrıntı oldu.
Çalışma kapsamında yeni gözaltılar olabileceği ve soruşturmanın sürdürüldüğü belirtildi.
(CİHAN) | | Samanyolu Haber Son Dakika 26.11.2009 | | | KorsanCDcilereNefeskesenoperasyonKorsan CDcilere Nefes kesen operasyon |
|
| Birleşmeye en sert tepki | Samanyolu Haber | 02.11.2009 12:36 |  | | Demokrat Parti (DP) ile Anavatanın bütünleşme kongresinde yapılan konuşmalar ve ortaya çıkan fotoğraflar, bu partilerde görev yapmış birçok ismi rahatsız etti. Birleşmeye başından beri karşı çıkan Aydın Menderes, partinin çakma Demokrat Parti olduğunu vurguladı. Demirel ve onun emanetçisi Cindorukun siyasi hayatları boyunca DPyi ve Menderes ismini oy kaynağı olarak görüp bunu kullandıklarını açıklayan Menderes, amaçlarının ise Silivriyi boşaltıp Ergenekon davasını örtbas etmek ve Aydın Doğana yardım etmek olduğunu savundu.
Cihan Haber Ajansı muhabirine konuşan Menderes, dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Bu çakma Demokrat Partidir. 1946-1960 yılları arasında var olmuş DP ile uzak yakın hiçbir ilişkisi yoktur. diyen Menderes, şöyle konuştu: Esasen Demirel ve onun emanetçisi Cindorukun da siyasi hayatları boyunca DPyi ve Menderes ismini oy kaynağı olarak görüp bunu kullanmışlar. Buna mukabil ne DPnin anısı ne merhum Adnan Menderesin anısı için hiçbir şey yapmamışlardır. DP adına herhangi bir söz söyleme imkânına, böyle bir temsil özelliğine de sahip değillerdir. Bu itibarla peki niye bu ismi devam ettiriyorlar? Merkeze gelmişler, solcular gelecekmiş. İsmini biran önce değiştirmelidirler. Bu ismi muhafaza etmeleri, tam bir siyasi riyakârlıktır. Bu birleşenler, hayırda birleşmemişlerdir ve böyle bir birleşmeden hiçbir siyasi sonuçta bir bakıma çıkmayacaktır.
Cindorukun, Demirelin ve bugünkü DPnin yapıp söylediklerinin hiçbirinin asıl DPyi temsil etmeyeceğini ve ilgisinin bulunmadığını vurgulayan Menderes, özellikle genç nüfusun bu konuda zihinlerinin karıştırılmamasını istedi. Bir araya gelenlerin bambaşka bir yolun yolcusu olduğunu ve ayrı bir siyasi parti olduğuna dikkat çeken Menderes, Asıl DP ile hiçbir ilgisi yoktur. Bu ismi sadece kendilerinin bundan sonra yapacakları hataları, yanlışlıkları ve iyi niyetle olmayan demokrasiye aykırı tutum ve davranışlara bir örtü olarak kullanmak için ancak muhafaza edebilirler. Bu ismi derhal değiştirmeleri gerekiyor. Aksi halde tam bir siyasi riyakârlık örneği oluyor. diye konuştu.
İTTİFAKIN GÖRÜNMEYEN DÖRDÜNCÜ AYAĞI AYDIN DOĞANDIR
DP-Anavatan birleşmesinin DYP-Anavatan birleşmesi de olmadığını dile getiren Menderes, bu bir Demokratik Türkiye Partisi-Anavatan birleşmesi olduğunu söyledi. 28 Şubattaki Demirel Cindoruk ve Mesut Yılmaz ittifakının devamıdır. diyen Menderes, Kökünde bir kere bu vardır. Ayrıca Hüsamettin Cindoruk yeni bir avukatlık türü icat etmiş, parti başkanı olarak dışardan Ergenekon davasına dâhil olup oradaki sanıkların avukatlığını üstlenmeye çalışıyor. Bunun bu şekilde hareket etmesinin Anayasada yeri yoktur. Bir mahkeme hakkında bir parti genel başkanının bu kadar tarafgir bir şekilde konuşması, beyanda bulunması akıl alacak bir şey değildir. Bu birleşmenin iki amacı vardır: Birincisi, mümkün olduğu kadar muhalefette olduğu sürece Silivridekilere Ergenekon davası sanıklarına sahip çıkmak, onları savunmak; iktidar olurlarsa Silivriyi boşaltmak Ergenekon davasını örtbas etmek. İkinci amaç ise Aydın Doğana yardım etmek onu kurtarmaktır. Bu Demirel, Cindoruk, Mesut Yılmaz ittifakının görünmeyen dördüncü ayağı da Aydın Doğandır. şeklinde konuştu.
Yılmaz ve Cindoruk bir araya gelirse o partinin genel başkanı Sabih Kanadoğlu olur. açıklamasını 28 Şubat ittifakı olduğu için söylediğini anlatan Menderes, şöyle devam etti: Unutulmasın, bir Isparta gezisinde Demirel, Mesut Yılmazın elini havaya kaldırmıştı, o günden bugüne kadar bunu sürdürmüşler. Bir araya gelişleri Ergenekon ve Aydın Doğana ellerinden geldiğince yardımcı olmak. Başka bir ortak noktaları da söz konusu değildir, yoktur.
YILMAZIN ÖZAL İLE HİÇBİR İLGİSİ YOKTUR
Demirel ve Cindorukun nasıl DPye rahmetli Adnan Menderese bir yakınlıkları yoksa sadece bunları oy kaygısıyla bir kaynak sayıp kullanmışlarsa; Mesut Yılmazın da rahmetli Özal ile hiçbir ilgisinin bulunmamaktadır diyen Menderes, Rahmetli Özalın vefatından önce yeni bir parti kurmak istemesinde ne kadar haklı ve ne kadar ileri görüşlü olduğu da Allah gani gani rahmet eylesin bu şekilde ortaya çıkmıştır. şeklinde konuştu.
Delegeleri Bir şuur yok. diye eleştiren Menderes, Bir ümitsizlik çaresizlik içinde kalmış, acaba şundan bundan bir şey çıkar mı diye çaresizlik içerisinde olan delege buraya gelşim oy vermiş ama önemli olan bu partinin Türkiyede yüzde 2 kadar bile oyu olmadığı ve gelecekte de olmayacak yani. Burada delege, belki tutar madem bu partideyiz birde bu denensin diye düşünmüştür. Ama verdikleri kararla, milletle partileri arasındaki uçurumu çok daha fazla da büyüttüler. Bu bir araya gelen isimlerin hepsini millet tasfiye etmiştir. Milletin tasfiye ettiğini, siyasetin geri getirdiği de görülmemiştir. Bu partiyi bu veya şu şekilde büyütecek bir girişim olmayacaktır. diye konuştu.
Zamanı gelince Demirel ve Cindorukun gerçek yüzlerini ortaya koyacağını tekrarlayan Menderes, nasıl yanardöner olduklarını herkesin göreceğini söyledi. (CİHAN) | | Samanyolu Haber Son Dakika 02.11.2009 | | | BirleşmeyeenserttepkiBirleşmeye en sert tepki |
|
| Bu otomobil bir ilk - Foto | Samanyolu Haber | 20.06.2009 23:06 |  | | Porsche, bir tabuyu daha yıkarak ilk 4 kapılı sedan otomobili Panamerayı 2010 modeli olarak satışa sundu. FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYIN Bilindiği gibi Avrupa otomobil piyasasında yeni modeller Haziran ayından itibaren satışa sunuluyor. Bu tarih Türkiyede eylül.
Bilindik yuvarlak hatlı Porsche karakteristiğini koruduğu gözlenen 2010 model Panameranın ilk olarak Almanyada satışa sunulduğu öğrenildi.
Dünya lansmanı Şangayda gerçekleştirilen Panameranın en çok dikkat çeken özelliklerinden biri de hybrid modelinin de çıkacak olması.
Arkadan çekiş sistemine sahip olan 400 HPlik V8 ve dört çeker 500 HPlik V6 motor olmak üzere iki farklı motor seçeneği bulunan Panameranın hibrid versiyonu bayilere eylül ayında ulaşacak.
Bazı teknolojik yeniliklerin de sunulduğu Panamera, Porsche severlere farklı lezzetler sunuyor. Örneğin havalı süspansüyonlara istenildiğinde daha fazla hava gönderilebiliyor...
Start/Stop sistemi ve otomatik aktarma sisteminin sunulduğu aracın ağırlık dağılımı da aerodinamiği arttıracak şekilde yapılmış.
Porche, daha önce de dizel yakıtla çalışan SUV modeli Cayenne modelini piyasaya sunarak büyük bir sürpriz yapmıştı. | | Samanyolu Haber Son Dakika 20.06.2009 | | | Buotomobilbirilk-FotoBu otomobil bir ilk - Foto |
|
| İşte Ferrari'nin uçan otomobili - Foto | Samanyolu Haber | 12.06.2009 11:05 |  | | İtalyan otomobil devi Ferrari saatte 2 bin 56 kilometre hızla yol alan uçan bir otomobilin tasarımı için start verdi. Dünyanın en hızlı otomobillerini üreten Ferraride büyük değişim başladı. Tasarımcı Vincent Montreuil’in yeni dizaynı Ferrari X-racer’ın ilk görüntüleri ortaya çıktı. Dikkat çeken ise yeni tasarımın 1986 yılında çekilen Star Wars serisinin 6. Bölümündeki uzay gemilerine benzerliği oldu.İŞTE O OTOMOBİL - FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINFerrari’de Eugenio Molinari’nin sürat teknesi tasarımından sonra bir yeniliğe daha gidildi. Çizimleri ortaya çıkan yeni X-racer serisi efsane firmanın uçabilen ilk dizaynı. Saatte 2 bin 56 kilometre hızıyla heyecanlandıran X-Racer 8 metre uzunluğunda ve açılabilen yan kanatlarıyla 12 metre genişliğe ulaşabiliyor.
Yüksekliği ise sadece 1.56m olan aracı görenlerin aklına ilk gelen 1986 yılında çekilen Star Wars – Jedi’ın Dönüşü filmindeki X-Wing adlı uzay aracı oluyor.
Filmde X-Wing araçları da açılabilen kanatlar ve yüksek bir hız limiti gibi özellikler taşıyor. Ferrari tasarımının en büyük farkı ise aracın bir imza niteliği taşıyan klasik “Ferrari kırımızısı” renginde olması. HÜRRİYET | | Samanyolu Haber Son Dakika 12.06.2009 | | | İşteFerrarininuçanotomobili-Fotoİşte Ferrarinin uçan otomobili - Foto |
|
| Araplardan Türkiye'ye vefa girişimi - Foto | Samanyolu Haber | 09.06.2009 16:27 |  | | Arap Sivil Toplum Kuruluşları, Türkiyeye Vefa girişimi başlattı. Peki nasıl Türkiyeye destek olacaklar? Türk halkının Filistin konusundaki değişmez tavrı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın Davos tutumuna teşekkür için bir araya gelen Arap Sivil Toplum Kuruluşları, Türkiyeye Vefa girişimi başlattı.
FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYIN Girişim, Arap ve İslam uluslarının Türk mallarını almasının yanı sıra, turizm, sanayi, ticaret ve yatırım alanlarında Türk şirketler ve kurumlarıyla yardımlaşmayı teşvik edecek. Türkiyede hazırlatılan tanıtım filmini Arap televizyonlarında yayınlayacak girişim, Araplar tarafından hazırlanan vefa posterlerini de Arap gazete ve dergilerinde yayınlayacak.
Arap ve Türk iş adamları ile Sivil Toplum kuruluşlarının oluşturulduğu Vefa Türkiye Girişimi düzenlenen basın toplantısı ile tanıtıldı. Taksim Titanic Otelde düzenlenen toplantıya VAFA Türkiye Girişimi Genel Sekreteri Gazi Mısırlı, MÜSİAD Eski Başkanı Ömer Bolat, İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği Genel Sekreteri Necmi Sadıkoğlu ve Arap ülkelerinin sivil toplum kuruluşları yöneticileri katıldı. Arap ülkeleri adına basın açıklamasını Suriye Uluslararası İş Forumu Başkanı Mahmut Osman okudu. Türkiye halkı ve hükümetinin İsrailni Gazzeye yaptığı saldırıya karşı cesur bir duruş sergilediğini belirten Osman, Nitekim bu asil duruşun en bariz tezahürü Türkiye Başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğanın Davos oturumundaki erdemli duruşu olmuş, zulmün yüzüne ve çifte standartlı değerlendirmelere karşı haykıran bir ses olmuştur. Bu insani duruş, bütün katmanları ile bütün Türk milletinin duygularının tercümanı olmuştur. İfadelerini kullandı. Osmanın konuşması da El Cezire televizyonundan Arap dünyasına canlı olarak verildi.
Toplantıda konuşan Vefa Türkiye Girişimi Genel Sekreteri Gazi Mısırlı da, girişim olarak 5 ana hedefleri olduğunu dile getirdi. Bu hedefleri turizm, ticaret, kültür Arap ülkelerinde Türk mallarının teşvik edilmesi ve Türk ve Arap şirketlerinin işbirliği yapması şeklinde özetleyen Mısırlı, girişim olarak Arap ülkeleri televizyonları ve dergilerinde Türkiye reklamları verileceğini belirtti. Mısırlı, bazı Arap turizm firmalarıyla anlaşma yaptıklarını ve Arapların vefa için bu sene Türkiyeye geleceğini söyledi.
Hazırladıkları 30 saniyelik Türkiye tanıtı filmini sinevizyonda gösteren Mısırlı, Arap sivil toplum kuruluşları ve girişimciler tarafından hazırlanan birbirinden farklı posterleri de tanıttı. Özellikle Başbakan Recep Tayyip Erdoğana sevgi mesajları içeren posterlerden 1 tanesini seçen Vefa Girişimi, Arap gazete ve dergilerinde seçilen posteri yayınlayacak. Vefa girişimi tarafından hazırlanan www.vafaturkiye.com internet sitesi Türkçe, Arapça ve İngilizce 3 dilde yayın yapacak.
-BAŞBAKAN ERDOĞANA 4 BİN TEŞEKKÜR MEKTUBU -
Arap halkının özellikle Davos tavrının ardından Başbakan Recep Tayyip Erdoğana büyük bir teşekkür ve sevgi beslediğini belirten Mısırlı, elinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğana gönderilen 4 bin mektup olduğunu vurguladı. Mısırlı, girişimin somut sonuçlarının alınmasının ardından hem bu sonuçlar hakkındaki raporu hem de gönderilen mektupları Başbakan Recep Tayyip Erdoğana iletecekleini ifade etti.
Türk halkına da bir ricada bulunan Mısırlı, kendilerine özgü kültürleri olan Arap halkına karşı hoşgörülü ve anlayışlı davranmalarını istedi. Türkiyeye gelen bir Arap ailenin yaklaşık 10 bin dolar bıraktığını belirten Mısırlı, bu oranın Avrupalı bir turistte ise 800 dolar civarında olduğunu belirtti.Türkiye ve Arap dünyasının ilişkilerinde çok iyi bir noktaya gelindiğini belirten MÜSİAD Eski Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Bolat, tarihte 1984-88 yılları arasında bir kez daha Arap ülkeleri ve Türkiye arasında ekonomik ve ticari yakınlaşmanın bu düzeye ulaştığını aktardı.
Türkiyenin son 6 yıldır uyguladığı Komşularla sıfır sorun politikasının bunda büyük pay sahibi olduğunu belirten Bolat, Arap dünyası ile Türkiye arasındaki yakınlaşmanın kimsenin aleyhine de işlemeyeceğine vurgu yaptı. Bolat, Türkiyede bazı çevreler Türkiye, doğuya , Arap alemine mi kayıyor? diye endişelenebilir. Bu gelişme kimsenin aleyhine değil, Türkiye ve Türk halkının doğal bir konumundan kaynaklanıyor. Türkiye, tarihi, dili, dini ve coğrafi konumuyla bir Avrasya ülkesidir.şeklinde konuştu.
Türkiye ile Arap ülkelerinin ticaret hacminin son 7 11 milyar dolardan 62 milyar dolara kadar yükseldiğine dikkat çeken Bolat, turist sayısında da büyük artış yaşandığını belirtti. Bu yıl Arap ülkelerinden 1 milyon turistin Türkiyeye gelmesinin beklendiğini belirten Bolat, 2009un ilk 4 ayında 250 bin Arap turistin Türkiyeye geldiğini aktardı.
Türk halkının Filistin davasındaki değişm | | Samanyolu Haber Son Dakika 09.06.2009 | | | AraplardanTürkiyeyevefagirişimi-FotoAraplardan Türkiyeye vefa girişimi - Foto |
|
| Şehit annesinin feryadı yürek dağladı - Foto | Samanyolu Haber | 25.05.2009 21:04 |  | | Vandaki hastanede şehit düşen polis memuru Ufuk Şentürkün annesinin feryatları duygusal anlar yaşanmasına neden oldu. OLAY YERİNDEN TÜYLER ÜRPERTEN KARELER - FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYIN Hakkârinin Yüksekova ilçesinde dün meydana gelen patlama sonucu ağır yaralanarak kaldırıldığı Vandaki hastanede şehit düşen polis memuru Ufuk Şentürk için Ankara Emniyet Müdürlüğünde tören düzenlendi.
Anne Leyla Şentürkün feryatları duygusal anlar yaşanmasına neden oldu. Damat geliyor, gelin nerede? diye feryat eden anne Şentürk, Sana kız bakmaya geliyordum. Nasıl kıydınız? dedi.
Törene şehidin ailesinin yanı sıra İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Emniyet Genel Müdürü Oğuz Kağan Köksal, Hakkâri Valisi Muammer Türker ile meslektaşları, vatandaşlar ve askeri erkân katıldı.
Bir dakikalık saygı duruşunun ardından şehit Şentürkün özgeçmişi okundu. 2 kardeş olan Şentürkün 2005 yılında Nazilli Polis Meslek Yüksekokulundan mezun olduğu ve ilk görev yerinin İstanbul olduğu belirtildi. 2007 yılında Hakkârinin Yüksekova ilçesine tayini çıkan Şentürkün trafik polisliği yaptığı ifade edildi.
Böyle günlerde söz söylemenin zorluğuna dikkat çeken Hakkâri Valisi Muammer Türker, şehidin vatandaşların huzur ve güvenini sağlamak için görev yaptığını söyledi.
Hain bir saldırı sonucu Şentürkü kaybettiklerini anlatan Türker, şehidin o gün izinli ve sivil olduğunu kaydetti.
Patlama sırasında şehidin yerinde başka insanların da bulunabileceğine dikkat çeken Türker, terörün sivil ayırt etmediğini belirterek Allah onu bizden şehit olarak aldı. Şehit olduğu için ne kadar övünsek azdır. Şehit olması, acılarımızı biraz olsun hafifletiyor. dedi.
Emniyet Genel Müdürü Oğuz Kağan Köksal ise acılarının sonsuz olduğunu vurguladı. Şehidin vatandaşların daha rahat bir ortamda yaşamaları için orda bulunduğunu dile getiren Köksal, acıların paylaşıldıkça azalacağını söyledi.
İçişleri Bakanı Beşir Atalay da şehidin kardeşinin de polis olduğunu ve emaneti diğer arkadaşlarıyla birlikte sürdüreceklerini ifade etti.
Can kaybı olmasın, anne babalar bu acıları yaşamasın diye çalıştıklarını vurgulayan Atalay, vatandaşların huzuru için görev yaptıklarını belirterek Ufukun suçu nedir, suçu var mıydı? Vatandaş güvende olsun diye çalışıyordu. Hain bir bomba ile kaybettik. Teröre can vermemek için uğraşıyoruz. Bu mesleğin içinde can vermek vardır. Mesleğe girenler bilir. Terörü lanetliyoruz. Ailesine sabırlar diliyoruz. diye konuştu.
Konuşmaların ardından Kuran-ı Kerim okunup dualar edildi. Daha sonra Şehit naaşı cenaze aracına taşındı.
Şehit polis memuru Ufuk Şentürkün annesi Leyla Şentürk ile Ali Şentürkün ayakta durmakta güçlük çektiği gözlendi.
(CİHAN) | | Samanyolu Haber Son Dakika 25.05.2009 | | | Şehitannesininferyadıyürekdağladı-FotoŞehit annesinin feryadı yürek dağladı - Foto |
|
| Yeni fotoğraflar internete sızdı - Foto | Samanyolu Haber | 24.05.2009 18:31 |  | | Uzun bir süredir merakla beklenen dokunmatik Storm 2nin fotoğrafları internete sızdı. İŞTE İLK FOTOĞRAFLAR CHIPin haberine göre daha önce BlackBerry Storm 2 ile ilgili kamuoyuna bir açıklama yapan Research In Motionın ardından çok geçmeden bu yeni telefona ait bazı fotoğraflar internete düştü.
Oden kod adını taşıyan BlackBerry Storm 2, aslında donanımsal olarak bir önceki modeliyle çok da farklı bir yapıda değil. Alüminyum kasasıyla dikkat çeken ve otofokuslu 3.2 megapiksel dahili bir kameraya sahip olan BlackBerry Storm 2, ayrıca WiFi ve GPS teknolojilerine de sahip olacak.
Ancak BlackBerry Storm 2 ile ilgili en çok merak edilen nokta, işlemcisi, çipseti ve işletim sistemiyle bir hayli yavaş olan bir önceki modele göre hız konusunda ne kadar yol kat ettiği...
Bu yılın Eylül ayında Verizon tarafından satışa sunulması planlanan yeni BlackBerry Stormun fiyatıyla ilgili ise henüz bir bilgi bulunmuyor. | | Samanyolu Haber Son Dakika 24.05.2009 | | | Yenifotoğraflarinternetesızdı-FotoYeni fotoğraflar internete sızdı - Foto |
|
| En güçlü Maserati Türkiye'de - Foto | Samanyolu Haber | 22.05.2009 13:51 |  | | Maserati Quattroportenin ilk olarak 2009 Detroit Otomobil Fuarı’nda tanıtılan Sport GT S versiyonu, Türkiye’de de satışa sunuldu. FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYIN 252 bin 608 Euro’dan başlayan anahtar teslim satış fiyatıyla Fer-Mas Oto tarafından ithal edilmeye başlanan 440 HP güç üreten V8 motorlu Maserati Quattroporte GT S Sport, yüksek performanslı yapısının yanı sıra iç ve dış tasarımındaki ekstra sportif detaylarıyla da lüks sedan sınıfında fark oluşturuyor.
Mevcut Quattroporte ailesinden farklı olarak LED’li ve metalik titanyum çerçeveli ön ve arka aydınlatma gruplarıyla dikkat çeken Maserati Quattroporte Sport GT S, daha geniş ve konkavlı siyah renkli ızgara yapısıyla da farklı bir görünüm sergilemeyi başarıyor. 5 metreyi aşan uzunluğa ve 3 metreyi aşan aks mesafesine sahip Maserati Quattroporte Sport GT S, 4 kapılı bir sedan ile sportif bir coupenin tek bir form altında başarıyla buluşmasını temsil ediyor.
Maserati’nin lüks sedanın Sport GT S versiyonunun kaputu altında 4.7 litre hacimli V8 motor görev yapıyor. S versiyonuna göre 10 HP daha fazla güç üreten 440 HP’lik motorlu Maserati Quattroporte Sport GT S, 286 km/s’lik maksimum hıza erişebiliyor. 100 km/s hızla giderken yapılan fren testlerinde ise 35 metrede durabilen 1.880 kg’lik boş ağırlığa sahip Maserati Quattroporte Sport GT S’te MC-Auto Shift adı verilen özel bir vites değiştirme modu bulunan 6 ileri hızlı otomatik şanzımana yer veriliyor. Maserati Quattroporte Sport GT S, 0-100 km/s hızlanmasını 5.1 sn’de tamamlayabiliyor. | | Samanyolu Haber Son Dakika 22.05.2009 | | | EngüçlüMaseratiTürkiyede-FotoEn güçlü Maserati Türkiyede - Foto |
|
| En güçlü Maserati Türkiye'de - Foto | Samanyolu Haber | 22.05.2009 13:39 |  | | Maserati Quattroportenin ilk olarak 2009 Detroit Otomobil Fuarı’nda tanıtılan Sport GT S versiyonu, Türkiye’de de satışa sunuldu. FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYIN 252 bin 608 Euro’dan başlayan anahtar teslim satış fiyatıyla Fer-Mas Oto tarafından ithal edilmeye başlanan 440 HP güç üreten V8 motorlu Maserati Quattroporte GT S Sport, yüksek performanslı yapısının yanı sıra iç ve dış tasarımındaki ekstra sportif detaylarıyla da lüks sedan sınıfında fark oluşturuyor.
Mevcut Quattroporte ailesinden farklı olarak LED’li ve metalik titanyum çerçeveli ön ve arka aydınlatma gruplarıyla dikkat çeken Maserati Quattroporte Sport GT S, daha geniş ve konkavlı siyah renkli ızgara yapısıyla da farklı bir görünüm sergilemeyi başarıyor. 5 metreyi aşan uzunluğa ve 3 metreyi aşan aks mesafesine sahip Maserati Quattroporte Sport GT S, 4 kapılı bir sedan ile sportif bir coupenin tek bir form altında başarıyla buluşmasını temsil ediyor.
Maserati’nin lüks sedanın Sport GT S versiyonunun kaputu altında 4.7 litre hacimli V8 motor görev yapıyor. S versiyonuna göre 10 HP daha fazla güç üreten 440 HP’lik motorlu Maserati Quattroporte Sport GT S, 286 km/s’lik maksimum hıza erişebiliyor. 100 km/s hızla giderken yapılan fren testlerinde ise 35 metrede durabilen 1.880 kg’lik boş ağırlığa sahip Maserati Quattroporte Sport GT S’te MC-Auto Shift adı verilen özel bir vites değiştirme modu bulunan 6 ileri hızlı otomatik şanzımana yer veriliyor. Maserati Quattroporte Sport GT S, 0-100 km/s hızlanmasını 5.1 sn’de tamamlayabiliyor. | | Samanyolu Haber Son Dakika 22.05.2009 | | | EngüçlüMaseratiTürkiyede-FotoEn güçlü Maserati Türkiyede - Foto |
|
| Ergenekon mitinginde ilginç pankart - Foto | Samanyolu Haber | 17.05.2009 18:30 |  | | ADDnin düzenlediği Ergenekon mitingine çok ilginç isimler katıldı. Ergenekonun tutuklu sanıklarına selam gönderilen mitingde 1 Numara pankartı dikkat çekti. İLGİNÇ FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYIN ERGENEKON SANIKLARI DA TANDOĞANDAYDI
Tandoğanda düzenlenen ADD mitingi organizatörleri arasında Ergenekon davasının 2. iddianamesinde ismi tutuksuz sanık olarak geçen BizKaçKişiyiz Platformunun Başkanı Utku Gümrükçü de vardı.
ERGENEKON SANIKLARINA PANKARTLI DESTEK
Cumhuriyet Mitingi birden Ergenekon davasında yargılanan sanıklara destek mitingine dönüştü. Mitingde toprak altında çıkan bombaların ve darbe günlüklerinin sahipleri olan sanıkları destekleyen pankartlar açılması dikkat çekti.
ETÖ SANIKLARI TOLON VE ERUYGURUN EŞLERİ MİTİNGDE
ADD tarafından geçekleştirilen Cumhuriyet Mitingi saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. ADD öncülüğünde düzenlenen miting alanına 27 Mayıs Milli Devrim Derneği, 68’liler Birliği Vakfı, Atatürkçü Düşünce Vakfı, Başkent Üniversitesi Öğrenci Konseyi, CUMOK, Biz Kaç Kişiyiz Hareketi’nin yanı sıra, Ergenekon davasında yargılanan Emekli 1. Ordu Komutanı Hurşit Tolon ile eski Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur’un eşleri de katıldı. Yeni Parti Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Okuyan, CHP’li milletvekilleri Onur Öymen, Mustafa Özyürek, Nur Serter, Hakkı Süha Okay, İsa Göktürk, Muharrem İnce ve Ejder Özdemir’in yanı sıra bağımsız milletvekili Kamer Genç, YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, Danıştay eski Başsavcısı Tansel Çölaşan, Gazeteci -Yazar Emin Çölaşan ve Ressam Bedri Baykam da miting alanında bulundu. Çok sayıda sanatçının da katıldığı gözlenen mitingde, Edip Akbayram da bir konser verdi.
BAZI KATILIMCILAR BAYGINLIK GEÇİRDİ
Cumhuriyet Mitingine sıcaktan dolayı bayılanlar ve kalp krizi geçirenler damgasını vurdu. Baygınlık geçiren bir vatandaş ile sağlık personeli arasında ilginç diyaloglar yaşandı. Miting alanını terk etmek istemeyen sedyedeki vatandaş, ambulansa binmek istemezken, elinde taşıdığı pankartın nerede olduğunu öğrenmeye çalıştı.
Miting alanındaki vatandaşların Türk bayraklarının yanı sıra aralarında Birleşik Büro İş, ODTÜ Öğretim Elemanları, Gazi Üniversitesi Öğretim Elemanları, ADD, Milli Kurtuluş Platformu, Türkiye Gençlik Birliği gibi pankartların bulunduğu çok sayıda döviz ile CHP ve DSP bayrakları taşıdıkları görüldü. Miting alanındaki bazı kişilerin, Ergenekon sanığı Tuncay Özkanın maskesini takmaları dikkat çekti.
Türkiye laiktir, laik kalacak sloganları atılan mitingte, Ergenekon soruşturması kapsamında cezaevinde bulunan İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay, Başkent Üniversitesi Rektörü Mehmet Haberal, İnönü Üniversitesi Eski Rektörü Fatih Hilmioğlu ve diğer eski rektör, öğretim üyesi ve paşalara selam gönderildi. Selam gönderilenler arasında Ergenekon soruşturması kapsamında evinde arama yapılan Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Turkan Saylan da yer aldı.
Yaklaşık 2 saat süren miting, Edip Akbayramın şarkıları ile sona erdi. Katılımcılar, miting sonunda Anıtkabiri ziyaret etti.
Öğle saatlerinde yapılan mitinge sıcaktan bayılanlar damgasını vurdu. Sıcaktan bunalan bir vatandaş, fenalaşarak kaldırıma yığıldı. Olay yerinde bulunan diğer vatandaşlar tarafından su dökülerek ilk müdahale yapıldı. Nefes almakta güçlük çeken vatandaşa çevredekiler şemsiye tutarak ve yüzüne su dökerek ayıltmaya çalıştı. Gelen sağlık ekipleri, vatandaşı sedye ile ambulansa taşıyarak hastaneye götürdü.
Öte yandan sıcaktan bunalan bir başka vatandaş ile sağlık personeli arasında ilginç diyaloglar yaşandı. Kalabalığın arasından sedye ile ambulansa getirilen vatandaş, sağlık personelinin ısrarına rağmen araca binmek istemedi. Mitinge katılacağını, bir yere gitmek istemediğini belirten vatandaşı sağlık personeli, Sizi bu şekilde bırakamam, en azından tansiyonunuzu ölçmem lazım. diyerek ikna etmeye çalıştı. Bu sırada Mersin, Cumhuriyet Okurları yazılı pankartının yanında olmadığını fark eden vatandaş, pankartının nerede olduğunu sordu.
Sağlık personeli, söz konusu pankartın araçta olduğunu dile getirdi. Sağlık ekiplerinin, Bir yere götürmeyeceğiz, araçta biraz dinlenin sözleri üzerine ikna olan vatandaş, ambulansa bindi.
Bir süre sonra elinde pankartı ile birlikte ambulanstan inerek kalabalığa karışan vatandaş, miting boyunca ön sıralarda yer aldı. Bağımsız Milletvekili Kamer Genç ile de fotoğraf çektiren vatandaşın, tertip komitesi sahneye davet edildiği sırada platformda olduğu görüldü.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 17.05.2009 | | | Ergenekonmitingindeilginçpankart-FotoErgenekon mitinginde ilginç pankart - Foto |
|
| Kur'an'ın Mucizevi Korunması - Foto | Samanyolu Haber | 11.05.2009 17:22 |  | | Kuran sempozyumu İslam alimlerini İstanbulda buluşturdu. FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYIN Yeni Ümit Dergisi ile Akademik Araştırmalar ve İnternet Vakfının organize ettiği Kuranın Mucizevi Korunması başlıklı sempozyum yerli ve yabancı ilim adamlarını bir araya getirdi.
Çemberlitaş Fırat Kültür Merkezindeki (FKM) açılış oturumunda söz alan akademisyenler, 14 asır önce inen Yüce Kitapın bir harfi bile tahrif olmadan günümüze kadar aktarıldığına dikkat çekti. Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, Kuran hem korunmuş hem de bizi korumuştur. Biz ondört asırdır onun etrafında derlendik toplandık. dedi. Dımaşk Üniversitesinden Prof. Dr. M. Said Ramazan el-Bûtî ise Kuran-ı Kerimin Hz. Peygamberin dudaklarından çıktıktan sonra yazıldığını ve ezberlenerek günümüze kadar noksansız ulaştırıldığını vurguladı.
Türkiye ve yurtdışından çok sayıda ilim adamının katıldığı sempozyum, Beyazıt Camii imamı Suat Göztokun Kuran-ı Kerim tilaveti ile başladı. Ardından konuşmalara geçildi. Sahasında otorite isimler tek tek söz alarak çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Dünyanın en ücra köşesinde yaşayan bir Müslümanın elindeki Kuran-ı Kerim ile en eski nüshalar arasında hiçbir fark bulunmadığına dikkat çeken ilim adamları, Zamana meydan okuyan Kuran-ı Kerim, Allahın koruması altındadır. İlelebet de böyle kalacaktır. fikrinde birleşti. Sadece Türkiyede 90 bin hafız bulunduğunu anlatan Diyanet İşleri Başkanı Bardakoğlu, korumanın sadece yazıyla değil nakille de devam edeceğini belirtti.
Sempozyuma verilen arada basın mensuplarının sorularını cevaplayan Bardakoğlu, Kuranın Orta Asya coğrafyasına, Türk cumhuriyetlerine, Balkanlara ve komşu ülkelerin dillerine en güzel tercümesini yapmak için çalışma yürüttüklerini söyledi. Kuranı Kürtçeye de çevirecek misiniz? sorusuna ise şu karşılığı verdi: Bizim amacımız İlahi mesajı herkese ulaştırmak. Şu an için böyle muşahhas bir çalışma yok ama ileride bu tür çalışmalar da yapılacaktır.
Verilen aradan sonra oturumlara geçildi sempozyum her biri sahasında uzman olan akademisyenlerin yaptığı sunumlarla devam etti.
Sempozyumun 2. gününde Dr. Ergün Çapanın Kuranın Muhafazasında Şok Hadiselerin Yeri başlıklı sunumu büyük ilgi gördü. Kuranın nazil olduğu şekliyle Allah tarafından muhafaza edildiğini belirten Çapan, sahabelerin ayetleri hafızalarına kaydetmelerini tıp ilminin ışığında değerlendirdiğini söyledi. Yeni Ümit Genel Koordinatörü Dr. Ergün Çapan, bilgilerin ve yaşanan olayların kaydedilerek hafızanın oluşmasında rol oynadığını, bunun da beş duyu organıyla gerçekleştiğine dikkat çekti. Çapan sözlerini şöyle sürdürdü: İnsan, hafızaya kaydı içten ve dıştan gelen uyaranlarla yapıyor. Hissî önem derecelerine göre acı, sevinç ve korku gibi insanın üzerinde tesiri olan durumlar hafızayı kuvvetlendirir. Ayet ve hadislerin pek çok sürp-riz olay, şok hadise ve sorularla irtibatlı olarak nazil olduğunu, bu koordinatlarla zihinlere kodlama yapıldığını vurgulayan Çapan, Çarpıcı, merak uyaran soruların insanların dikkatini çekmede, zihinlerini uyarmada çok önemli bir yeri vardır. Hele de bu şok hadiseler hakkında semadan hüküm bekleniyorsa bunun uyandırdığı ilgi, heyecan ve ihtimam tasavvurlar üstüdür. Böylece şok hadisler, sürpriz olaylar beraberinde gelen vahiy zihinlere kodlanmış ve nakşedilmiştir. açıklamasını yaptı.
Kuranın hadiselerle zihinlere ve ruhlara perçinlendiğini aktaran genel koordinatör, Aradan yıllar geçse de sahabelerin hafızalarından silinmesi mümkün değildi. Kurana bu gözle bakıldığında vahyin, yaşanan olaylar, şok hadiselerle beraber yürüdüğünü görüyoruz. dedi. Sahabeden Evs bint Samitin, hanımı Havle binti Salebeye kızarak, Sırtım anamın sırtıdır demesini örnek veren Çapan, Salebe, Allah Resulünden Bu konuda ilahi bir hüküm almadım. Kocan sana haramdır hükmünü alınca uzun süre Allaha yalvarıp yakarmıştı. Daha sonra da Allah, Mücadele Suresindeki ayetleri indirmiş ve bu ailenin sorununu çeşitli kefaret yöntemleriyle çözmüştü. Bu ayetin inişinde etkili olan bu aile, bu ayeti hiç unutabilir mi? diyerek Uhud ve Bedir savaşları sonrası sahabeyle ilgili inen ayetlerin de aynı hüviyette olduğunu belirtti.
Müminlerin annesi Hz. Aişeye atılan iftirayı da ele alan Dr. Ergün Çapan, Tüm Medinenin haberdar olduğu ifk hadisesinden 1 ay sonra gelen vahiy hiç unutulmadı. Nisa Suresindeki kadınlarla ilgili miras ayetleri de şok hadisesine örnektir. diye konuştu. Psikoloji uzmanları, bilginin kendileriyle ilgili olaylarla irtibatlı olarak zihinde kaydedilmesinin çok önemli olduğunu ve böyle bir kayıtın uzun zaman devam ettiği söylemektedir. diyen Çapan, konuşmasını şu şekilde sonlandırdı: İşte bu husus, Kuran ve sünnetin hıfzında, muhafazasında en önemli | | Samanyolu Haber Son Dakika 11.05.2009 | | | KuranınMucizeviKorunması-FotoKuranın Mucizevi Korunması - Foto |
|
|
| |