Demokratik tepkiye evet molotoflu teröre hayır. YSKya, başta siyasîler olmak üzere toplumun farklı kesimlerinden tepkiler yükseldi.
Yüksek Seçim Kurulu (YSK), seçime iki aydan az bir süre kala Türkiyeyi karıştıran bir karara imza attı.
YSKnın çıkardığı veto krizi, MHP dışında bütün partileri ayağa kaldırdı. Ancak dükkânları ateşe verip şehirleri savaş alanına çeviren göstericiler demokratik tepkiyi gölgeledi. Siyaset ve yargı, sorunu çözmek için seferber olmuşken, gerilimin tırmandırılması karşısında Kürt aydın ve siyasetçilerden BDPlilere uyarı geldi: Haklıyken haksız duruma düşmeyin. Kirli tezgâhın parçası olmayın.
Aralarında BDPlilerin de bulunduğu 12 bağımsız adayı veto eden YSKya, başta siyasîler olmak üzere toplumun farklı kesimlerinden tepkiler yükseldi. Ancak önceki gün başlayıp dün de devam eden gösteriler, haklı tepkileri gölgeledi. Diyarbakır-Bismildeki olaylar bir kişinin ölümüyle sonuçlanırken, YSKnın tutumunu eleştirmek isteyen kalabalığın arasına karışan provokatörler, iki günde meydanları savaş alanına çevirdi. Kamu binalarına ve işyerlerine molotof- kokteylleriyle saldırdılar. Dükkânları yakılan esnaf, Bizim suçumuz ne, bu mu demokratik tepki? diye feryat ederken, Kürt aydınlardan BDPlilere Haklıyken haksız duruma düşmeyin. Kirli tezgâhın parçası olmayın. uyarısı geldi. Aralarında KADEP Genel Sekreteri Nizamettin Maskan, HAK-PAR Kurucu Başkanı İbrahim Güçlü ve HEP kurucularından İbrahim Aksoyun da olduğu siyasetçiler, BDPlileri sağduyuya çağırdı. Yazar Ümit Fırat da, YSKnın siyaseti şekillendirmeye çalıştığına dikkat çekti. Can ve mal güvenliğine kasteden eylemler konusunda ise barajın önündeki seti kaldıranların sorgulanmasını istedi.
Yüksek Seçim Kurulunun (YSK), BDPnin de desteklediği bağımsız adayların yer aldığı 12 kişiyi veto etmesinin yankıları sürüyor. Karara tepki gösteren partililer, iki gündür İstanbul başta olmak üzere Diyarbakır, Van, Hakkâri, Mersin, İzmir ve Ankarada şiddet içerikli eylemler yaptı. YSKnın tutumunu eleştirmek isteyen kalabalığın arasına karışan provokatörler, kamu binalarına, işyerlerine zarar verdi. Polisle çatışan gruplar, eylemlerin asıl amacını gölgede bıraktı. Kürt siyasetçileri ile kamuoyunun yakından tanıdığı Kürt aydınlarından, Haklıyken haksız duruma düşmeyin. Kirli tezgâhın bir parçası olmayın. Bizler vesayetçi zihniyeti sokakta değil, sandıkta yeneceğiz. uyarısı geldi. Değerlendirmeler şöyle:
BDPye büyük sorumluluk düşüyor
Nizamettin Maskan (KADEP Genel Sekreteri): Kürtlerin ısrarla şiddetten kaçınması gerekiyor. Bulunduğumuz bu çağda bu tür eylemler bize yakışmıyor. Haklı olduğumuz durumda haksız duruma düşürebilecek bir hataya düşmemek gerekiyor. Türkleri de yanımıza alarak vesayetçi zihniyete karşı birlikte olmak varken derin devletin tezgâhına gelmemek gerekiyor. BDPye bu konuda büyük bir sorumluluk düşüyor ve bunu yerine getirmesi gerekiyor. Herkesin hemfikir olduğu bir haksızlık söz konusu var. Bunu bir kenara bırakmamak gerekiyor. Ancak bunu fırsat bilip insanların can ve mal güvenliğini tehlikeye atmak gibi kimsenin bir hakkı olamaz. Bizler vesayetçi zihniyeti sokakta değil, sandıkta yeneceğiz. Kürtlerin, kirli tezgâhın bir parçası olmayacağını hep vurguladık.
PKKdan gelecek tehlikelere dikkat edilmeli
İbrahim Güçlü (HAK-PAR Kurucu Başkanı ): Bu kararın, AK Partinin güdümüyle alınmış bir karar olduğu konusundaki görüşler çok haklı görüşler değil. YSK kararından sonra, BDPnin bu kararı Kürt, Türk, dünya kamuoyuna duyurması için meşru, sivil, demokratik gösteriler yapması demokratik, doğal bir hakkıdır. Ama bu gösterileri yaparken, şiddet unsurlarının harekete geçmesine izin vermesi, onu haksız duruma düşürme tehlikesi yaratmaktadır. BDP, YSK kararını halka anlatırken, protesto ederken, demokratik ve meşru çizginin dışına asla çıkmamalıdır. BDP, yanlış yollara sapmamalı. Provokatörlerin eylemlerini engellemelidir. Provokatörlerin iş yapmasına olanak yaratacak ortamı yaratmamalıdır. Bu konuda PKKdan gelecek tehlikelere dikkat etmelidir.
Provokasyonlara gelinmemesi için telkinde bulunmalıyız
İbrahim Aksoy (HEP kurucularından): YSK, birtakım güçlerin müdahalesiyle, gayri hukukî bu kararı almak mecburiyetinde kaldı. YSKnın da aldığı karar sonucunda birtakım çekinceleri var ki toplantı üzerine toplantı düzenleniyor. Bu karar bütün Kürtleri etkileyen, Kürtlerin birleşmesini sağlayacak bir karar. Kürtler artık eskisi gibi değil, hemen heyecanla sokağa çıkmıyorlar fakat buna rağmen bizim görevimiz halkın provokasyonlara gelmemeleri için elimizden gelen telkinlerde bulunmak olacaktır.
Can ve mal güvenliğine kastetmek kabul edilemez
Ümit Fırat (Yazar): YSKdaki kurum kültürü Türkiyedeki vesayetçi zihniyetin devam etmesinden yana olduğunu gösterdi. Bu kararı verenlerin sokakların karışacağını biliyor olmaları gerekiyordu. Karar kanunî olabilir. Ama unutulmamalıdır, her kanun da hukuka uygun değildir. Bu kanunu çıkaranların da zihniyeti ortadır. Eylemler yapılıyor, BDPli yetki | | Samanyolu Haber Son Dakika 21.04.2011 | |