Habergec.Com Aranan Kelimeler:duruşmada silahlı tanık Değerlendirme: 10 / 10 528356
habergec.com
02.09.2014 Salı
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

duruşmada silahlı tanık

13 yaşındaki tanık: Babam suçsuz hakim amca
Haber3
01.07.2014
15:49
13

Eşi aleyhine açtığı tehdit davası çıkışında adliye kapısında oğlu Dursun Zehirin silahlı saldırısı sonucu ölen Hanime Aslanın 13 yaşındaki oğlu M.S.Z., ağlayarak girdiği duruşmada tanık sıfatıyla ifade verdi. M.S.Z., ağabeyini...

Haber3
Son Dakika
01.07.2014
13yaşındakitanıkBabamsuçsuzhakimamca13 yaşındaki tanık Babam suçsuz hakim amca
Zirve Yayınevi davasında savcı mütalaayı mahkemeye sundu
Zaman
24.02.2014
20:39
Malatyadaki Zirve Yayınevinde biri Alman uyruklu 3 kişinin boğazları kesilerek öldürülmesine ilişkin davada Cumhuriyet Savcısı mütalaasını sundu.Zirve Yayınevinde 18 Nisan 2007de Alman uyruklu Tilman Ekkehart Geske, Necati Aydın ve Uğur Yükselin vahşice öldürülmesine ilişkin davanın Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmesine devam edildi. 16sı tutuklu 21 sanığın yargılandığı davaya tutuklu sanıklar eski jandarma alay komutanı Mehmet Ülger, İnönü Üniversitesi araştırma görevlisi Ruhi Abat, Binbaşı Haydar Yeşil, Murat Göktürk, Abdullah Atılgan, Mehmet Çolak, Adil Akçay, Adem Gedik, Levent Ercan Gelegen, Abuzer Yıldırım, Salih Gürler, Cuma Özdemir, Hamit Çeker, Emre Günaydın ile tutuksuz sanık Hüseyin Yelki hazır bulundu. Tutuklu sanıklar Varol Bülent Aral ile emekli Orgeneral Hurşit Tolon ve tutuksuz sanıklar Aykut Saka ile İlker Çınar duruşmaya katılmadı. Duruşmada Cumhuriyet Savcısı esasa ilişkin hazırladığı 569 sayfalık mütalaasını mahkemeye sundu. Mütalaada Ergenekon silahlı terör örgütünün Türkiye Ulusal Stratejiler ve Harekat Dairesi(TUSHAD) yapılanmasını kurmak ve yönetmek iddiasıyla yargılanan davanın bir numaralı sanıklarından emekli Orgeneral Hurşit Tolon için Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçunu işlediği ancak aynı fiilden İstanbul 13 Ağır Ceza Mahkemesinde ceza verildiğinden davanın reddine karar verilmesini talep etti. Mütalaada silahlı terör örgütünü yöneticisi olduğu iddia edilen Tolonun, 3 kez adam öldürmeye azmettirme, 3 kez kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaya azmettirme ve yağma suçlarıyla cezalandırılması istendi. Davada örgüt yöneticisi oldukları iddiasıyla yargılanan bir numaralı sanıkları eski Malatya Jandarma Alay Komutanı emekli Albay Mehmet Ülger ve binbaşı Haydar Yeşil için de Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, tasarlayarak kasten adam öldürmeye azmettirmeden 3 kez, konut dokunulmazlığını ihlale azmettirmeden 3 kez, nitelikli yağmaya teşebbüse azmettirme, resmi belgede sahtecilik ve haberleşmenin gizliliğini ihlal suçlarıyla cezalandırılmaları talep edildi. Dava kapsamında mahkemeye sunulan deliller içinde cinayeti işleyen gençler için Şerefsizlere, vurun dedik öldürmüşler. dediği ortaya çıkan ve örgüt üyeliği iddiasıyla yargılanan İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi araştırma görevlisi Ruhi Abat ile Varol Bülent Aral, Hüseyin Yelki, Mehmet Çolakve Murat Göktürk hakkında Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, tasarlayarak kasten adam öldürmeye azmettirmeden 3 kez, konut dokunulmazlığını ihlale azmettirmeden 3 kez, nitelikli yağmaya teşebbüse azmettirme, resmi belgede sahtecilik ve haberleşmenin gizliliğini ihlal suçlarıyla cezalandırılmaları talep edildi. Sanık Abdullah Atılganın Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, tasarlayarak kasten öldürmeye yardım etme, kişiyi hürriyetinden yoksul kılma, nitelikli yağmaya teşebbüse yardım suçlarından cezalandırılması istendi. Sanık Adil Akçay, Adem Gedik, Levent Ercan Gelegen için örgüt üyeliği suçlarından ceza istendi. Sanık Aykut Sakanın örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan cezalandırılması talep edildi. Cinayetleri işleyen olayın asli failleri Emre Günaydın, Hamit Çeker, Abuzer Yıldırım, Salih Gürler ve Cuma Özdemir için Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, tasarlayarak kasten adam öldürmeden 3 kez, konut dokunulmazlığını ihlalden 3 kez, nitelikli yağmaya teşebbüs suçlarıyla cezalandırılmaları istendi. Dava kapsamında gizli tanık Deniz Uygar kod adıyla önemli ifadeler verdikten sonra deşifre olan sanık İlker Çınarın örgütten ayrıldığına dikkat çekilerek Zirve Yayınevi ile ilgili tüm bildiklerini samimi şekilde, pişmanlık duyarak anlatması nedeniyle, hakkında TCKnın ilgili maddeleri uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması istendi. Dava kapsamında tutuksuz yargılanan sanık Kürşat Kocadağ ile Mehmet Gökçenin Ergenekon silahlı terör örgütünün TUSHAD yapılanmasına bilerek yardım ettiklerine dair kesin ve inandırıcı delil bulunmaması nedeniyle beraatları talep edildi. Mahkeme Başkanı Hayrettin Kısa, savcının mütalaasını okumasının ardından taraflara taleplerini sordu. Sanıklar mütalaaya ilişkin savunma hazırlayacaklarını talep ederek süre istedi. İLAHİYATÇI SANIĞIN TALEBİDava kapsamında Ergenekon silahlı terör örgütünün TUSHAD yapılanması üyesi olduğu iddiasıyla yargılanan araştırma görevlisi Ruhi Abat, ülke gündemindeki söylemlere benzer ifadel
Zaman
Son Dakika
24.02.2014
ZirveYayınevidavasındasavcımütalaayımahkemeyesunduZirve Yayınevi davasında savcı mütalaayı mahkemeye sundu
Masum köylüleri öldürüp Aydın Paşa'nın katilleri diye göstermişler
Zaman
25.12.2013
18:35
Diyarbakırın Kulp ilçesinde 1993’te faili meçhul cinayete kurban giden 11 köylüyle ilgili 20 yıl sonra tamamlanan soruşturmadan sonra açılan davanın ilk duruşması yapıldı. Davanın tek sanığı dönemin Bolu Komando Tugayı Komutanı Tuğgeneral Yavuz Ertürk duruşmaya katılmazken yakınlarını kaybedenler müşteki ve tanık sıfatı olarak duruşmaya katıldı. Tanıklar, sanık Ertürkün emri üzerine aralarında 60 ve 75 yaşında iki kişinin de bulunduğu 11 köylünün askere operasyon bölgesinde rehberlik yapma amacıyla alıkonulduğunu daha sonra kurşuna dizilerek TRTde Licede şehit edilen Baytiyar Aydın Paşanın katili 42 terörist öldürüldü diye haber yaptırıldığını dile getirdiler. Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen davanın tensip duruşmasında 19 sayfalık iddianamenin kabul edildiği belirtildi. İddianamede dönemin Bolu Komando Tugayı Komutanı Tuğgeneral Yavuz Ertürk tek sanık olarak yer alıyor. Şüpheli, ‘suç örgütü kurmak, birden fazla kişiyi öldürmek ve halkı silahlı isyana teşvik’ suçlarından 11 kez ağırlaştırılmış müebbet ve 25 yıla kadar hapis talebiyle yargılanıyor. İddianameye göre Bolu 2. Komando Tugay Komutanlığı’na bağlı askerler, şüpheli komutan Yavuz Ertürk komutasında 9 Ekim 1993’te Kulp’a bağlı Alaca köyü yakınlarında konuşlandı. Komutan, İnkaya Köyü Muhtarı Mehmet Salih Akdeniz’i kendilerine rehberlik yapması için çağırdı. Muhtar ve yeğeni Celal Aziz Aydoğdu, gelince alıkonuldu. Diğer maktuller Mehmet Şah Atala, Nusrettin Yerlikaya, Turan Demir, Behçet Tutuş, Bahri Şimşek, Şerif Avar, Ümit Taş ve Abdo Yamık da aynı gün askerler tarafından alındı. İddianamede şöyle denildi: “11 köylü askeri birliğin bölgeden ayrılacağı gün şüphelinin (Yavuz Ertürk) talimatıyla helikoptere bindirilerek yakınlarının Diyarbakır’a götürüleceklerine inandırılmasından sonra öldürülüp oraya gömülmüştür. Duruşmada daha sonra tanıkların ifadelerine başvuruldu. Tanıklardan Harun Tutuş, Şenyayla bölgesinde oldukları dönemlerde operasyon başladığını belirterek, 3-4 helikopterle inen ve yaya olarak gelen çok sayıda asker mezraları ateş altına aldı. Bizim köye gelen yaklaşık 200 asker köyü ateşe verdi. dedi. AKŞAM PKK GELİR ERZAK ALIR, SABAH ASKER GELİR NEDEN YARDIM EDİYORSUNUZ DİYE HESAP SORARDISanık Ertürk tarafından alıkonulan ve öldürülen dönemin İnkaya Köyü Muhtarı Mehmet Salih Akdenizin oğlu Mizbah Akdeniz de tanık olarak dinlendi. Akdeniz, İnkaya köyünde ikamet ettiklerini ancak yazın su sorunu nedeniyle Şenyayla bölgesine yaylaya çıktıklarını ve sonbahara kadar burada kaldıklarını söyledi. Askerin bölgeye geldikten ikinci gününde yaylayı boşalttığını anlatan Akdeniz, Askerler bu emrin Yavuz Ertürk Paşa tarafından verildiğini bize söyledi. Babam Badıkan aşiretinin lideriydi. Biz bölgeyi terk ederken o arkamızdan yavaş yavaş geliyordu. Ancak daha sonra kayboldu ve gelemedi. Sonradan askerlerin alıkoyduğu 100 yakın kişinin arasında olduğunu öğrendik. diye konuştu. Babasıyla birlikte alıkonulan 11 köylünün 16 gün sonra yani operasyonun bittiği gün kurşuna dizildiğini anlatan Akdeniz, O bölgede PKKnın da kampları vardı. O dönemin PKK bölge sorumlusu Şemdin Sakık ve babasını tanıyorduk. Hatta Şemdin Sakık babama ceza kesmiş, babam bu cezayı ödememişti. Geceleri PKKlılar gelir, gündüzleri askerler gelir, neden yardım ediyorsunuz diyordu. Sanki anlaşmalı gibi çalışıyorlardı. Bunların hepsi Ergenekondu. diye konuştu. SANIK ERTÜRK, SAVCININ YANINDA KİMSEYE HESAP DA İFADE DE VERMEM DEDİ Mizbah Akdeniz, babasının öldürülmesinin ardından Boluya gittiğini burada sanık Ertürk ile görüştüğünü belirterek, Ona babamı neden öldürdüğünü sordum. O da bana Orman yakıldığını zaman kurunun yanında yaş da yanar dedi. Yakama yapıştı ve boğazımı sıkmaya çalıştı. 1998 yılında ise Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gittim. Burada durumu anlattım ve şikayetçi oldum. Burada Ertürk Paşa da vardı. Ellerini arkadan bağlamış kimse benden hesap soramaz, kimseye hesap vermem dedi. Odadaki savcı da bir şey yapmadı. diye konuştu. Olaydan kısa süre önce Licede Tuğgeneral Bahtiyar Aydının bir suikast sonucu şehit edildiğini dile getiren Akdeniz, Bu olaydan bir gün sonra TRTdeki haberlerde Aydını şehit eden 43 terörist haberini gördüm. Terörist olarak gösterilen cesetlerden biri babama aitti. Çünkü babama kısa süre önce bir Elazığ şapkası almıştım. Bu şapka da başındaydı. Hemen savcıya başvurdum. Kulp savcısı TRTden üç kez görüntüleri istedi. Savcıya gönderilen görüntülerde benim babamın olduğu bölüm yoktu. Savcı da bunun farkına vardı. Kulp İlçe Jandarma Komutanı bu tür işlerin kendilerine aştığını söyledi. ifadelerini kullandı. Duruşmada 11 köylüyle birlikte öldürülen Şerif Avarın babası Sabri Avar da tanık olarak dinlendi. CİHAN
Zaman
Son Dakika
25.12.2013
MasumköylüleriöldürüpAydınPaşanınkatilleridiyegöstermişlerMasum köylüleri öldürüp Aydın Paşanın katilleri diye göstermişler
PKK'nın haraç cinayeti davası başladı
Zaman
12.12.2013
13:07
Şanlıurfanın Suruç ilçesinde haraç vermedikleri gerekçesiyle iki kardeşin PKK tarafından öldürülmesiyle sanıkların yargılanmasına başlandı. Savcı, KCK/PKK’nın ‘mali alan’ yapılanmasında çalışan örgüt mensuplarının istediği 50 bin TL’lik haracı vermeyen Bilal ve Deyah Çelikten kardeşleri öldürdüğü iddiasıyla yargılanan 4’ü firari sanık 5 kişi hakkında ağırlaştırılmış müebbet, 5 sanık hakkında ise terör örgütüne yardım yataklık suçundan 20’şer yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasını talep etti. Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde 2011 yılında bir benzinlik istasyonuna düzenlenen saldırıda 2 kardeşin hayatını kaybettiği olayla ilgili sanıkların yargılanmasına başlandı. Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlayan yapılan tensip duruşmasına tutuklu sanıklar Cemile Şahin, Mahmet Şahin, Şahin Şahin, Enver Bülbül hazır edilirken tutuklu sanıklar Enver Şimşeksoy ile Murat Elmascan görüntülü katıldı. Tutuksuz sanık Bozan Elmascan da hazır oldu. Mahkeme heyeti iddia makamı tarafından hazırlanan 63 sayfalık iddianamenin kabul edildiğini belirterek, duruşmada iddianameyi okudu. İddianamede tutuklu sanık Enver Şimşeksoy ile firarı sanıklar İshak Saydut, Fergül Elmascan, Şahin Şahin ve Timur Ak hakkında birden fazla kişi tarafından kendilerini tanınmayacak hale koyarak ve suç örgütlerinin korkutucu gücünden faydalanarak silahla tehdit ve bu örgüte yarar sağlamak amacıyla gece vakti yağmaya azmettirme, silahlı terör örgütü üyesi olma, devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma suçundan ağırlaştırılmış müebbet, sanıklar Murat Elmascan, Enver Bülbül, Cemile Şahin, Mehmet Şahin ve Bozan Elmascan hakkında ise terör örgütüne yardım yataklık etmekten 20’er yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmaları istendi.İddianamede terör örgütü KCK’nın mali alan yapısı ile örgütün para kaynaklarına geniş yer ayrıldı. PKK/KCK terör örgütünün vergilendirme adı altında Avrupa Kürt kökenli zengin (özellikle Doğu ve Güneydoğu bölgelerindeki baraj şantiye sahipleri) iş adamlarından, Avrupa ülkelerinde çalışan gurbetçi ailelerden, Kürt sanatçılardan, Kuzey Irak, İran ve Suriye’ye giriş çıkış yapan tüccar şahıslardan, köylülerden, koruculardan ve özellikle sınır kaçakçılığının yoğun olduğu bölgelerden finans sağladığı kaydedildi. İddianamede, “Her yıl PKK tarafından Irak, Suriye, Türkiye, Avrupa ve Avrupada Kürtlerin bulunduğu her yerde düzenlenen para toplama kampanyaları vardır. Böylelikle toplanan paralar PKKnın özellikle de HPG silahlı savaşçılarının harcamalarını karşılamak için kullanılır. denildi. İddianamede sanıkların Suruç Emniyet Müdürlüğü lojmanlarına, Emin Yağmurlu kişinin evine ve son olarak iki kardeşin öldüğü Çelikten benzin istasyonuna saldırıda bulunduklarına dikkat çekildi.PKK’NIN İSTEDİĞİ 50 BİN TL HARACI VERMEYİNCE SALDIRIYA UĞRADILARİddianamede iki kardeşi öldürülen Kamil Çelikten’in ifadelerine de yer verildi. Çelikten ifadesinde, işyerinde oturduğu sırada örgüt mensubu olduğunu tahmin ettiği iki kişinin motosikletle kendisine geldiğini ve heybeden çıkardıkları Kaleşnikofla içeri girdikten sonra, “Biz seni araştırdık, şurada ailen var birlikte oturuyorsun. Durumun iyi, bizler sizin için dağda mücadeleye ediyoruz. Yeri ve zamanı sonra söyleyeceğim, bize 50 bin TL vereceksin. Biz parayı almak için adam göndereceğiz” dediğini ayrıldığını kaydetti. İddianamede birkaç gün sonra tekrar petrole gelen silahlı terör örgütü mensuplarının hayatını kaybeden iki kardeşi, parayı alamayınca öldürdüğü kaydedildi. İddianamede olay yerinde bulunan boş kovanlar üzerinde yapılan inceleme, Emin Yağmurlu’nun evi ve emniyet lojmanların taranmasında elde edilen kovanlarla aynı olduğu kaydedildi. PKK’LININ KİMLİĞİ ANNE VE BABASININ KAN ÖRNEĞİNDEN TESPİT EDİLDİ Savcı iddianamesinde olayın terör örgütü PKK’nın silahlı militanları tarafından yapıldığının tanık ve müşteki ifadelerinin yanı sıra delillere sabit olduğuna dikkat çekti. Olay sırada ölen kardeşler arasında olduğu değerlendiren bir kişinin silahla yaralandığı belirtilerek “Hayatını kaybeden kardeşlerin elbiselerin üzerindeki kanın DNA incelemesinde şüpheli ve maktüllerin genotipi dışında başka bir geonotip bulunmuştur. Olayda terör örgütü mensubu Cigerhun Mardin kod adlı İshak Saydun’un katılmış olabileceği istihbara değerlendirilmesi üzerine harekete geçirilmiştir. Bulunan genotipin terörist Saydun’a ait olabileceği değerlendirilmiştir. Bunun için firari şüphelinin baba ve annesinin kan örneğinin alınmasına karar verilmiştir. Şüphelinin anne ve babasından alınan kan örneklerinin DNA incelemesinde hayatını kaybeden Bilal Çelikten’in pantolonu üzerindeki kanın terör örgütü mensubu İshat Saydun’a ait olduğu kesinlemiştir.” denildi. İddianamede ifadeleri bulunan Suruç, Pirsus, Ayşegül, Yolun sonu, Şemsiye ve Murat isimli gizli tanıkların beyanları da okundu. Gizli tanıklar beyanlarında olayın terör örgütüne mali kaynak aktarma isteyen örgüt mensuplarının,
Zaman
Son Dakika
12.12.2013
PKKnınharaçcinayetidavasıbaşladıPKKnın haraç cinayeti davası başladı
Jandarmanın misyonerlik takibi 2005'te başlamış
Zaman
13.09.2013
18:13
Malatya’daki Zirve Yayınevi davasında savunma yapan Abdullah Atılgan, Jandarma Genel Komutanlığı’nın misyonerlikle faaliyetlerini 2005 yılında takip etmeye başladığını söyledi. Zirve Yayınevinde biri Alman uyruklu 3 kişinin boğazının kesilerek öldürülmesi olayına ilişkin davanın 82. duruşmasında tutuklu sanık Abdullah Atılgan, savunmasına devam etti. Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada, tutuklu sanıklar eski Malatya İl Jandarma Alay Komutanı Mehmet Ülger, İl Jandarma Komutanlığında görevli Binbaşı Haydar Yeşil, muvazzaf askerler Abdullah Atılgan, Murat Göktürk, Adil Akçay, Adem Gedik, Mehmet Çolak ve Levent Ercan Gelegen ile İnönü Üniversitesi öğretim görevlisi Ruhi Abat hazır bulundu. Astsubay Abdullah Atılgan savunma yapmaya devam etti: Kendisine yönelik iddianamede geçen suçlamaları reddeden Atılgan, gizlik tanık Deniz Uygar kod adıyla ifade verirken deşifre olan hem tanık hem sanık İlker Çınar’ın ifadelerini yalanladı. Çınar’ın 14 kez ifade verdiğini anımsatan Atılgan, bu ifadelerinin birbiriyle çeliştiğini iddia etti. Belgelerle konuştuğunu savunan Atılgan, İlker Çınar’ın Türk Silahlı Kuvvetleri’nden ilişiğinin kesilmesi yüzüne karşı okunan ve tebliğ edilen askeri mahkeme kararı ile yapıldığı, 1993’lü yıllarda Jandarma Genel Komutanlığı yapılanmasında Asaf, Asof veya misyonerlik departmanının olmadığının yazılı taleplerimize karşı bildirildi. Jandarma Genel Komutanlığı tarafından yine misyonerlik faaliyetlerinin 2005 yılından itibaren takip edilmeye başlandığı belirtildi. Genelkurmay Başkanlığı tarafından Genelkurmay İstihbarat Başkanlığında Asaf ve Asof isimleri birimlerin bulunmadığı, İlker ÇINAR isimli şahsın uzman onbaşı olarak göreve başladığı 5 Ağustos 1992 tarihinden sözleşmesinin fesih edildiği 23 Kasım 1993 tarihe kadar 10’ncu Zırhı Tugay 1’nci Mekanize Piyade Taburu Milan Takımı Milan Atış Kısım komutanı olarak görev yaptığının bildirildi. İddianame eklerinde bulunan Malatya İl Jandarma Komutanlığına ait ödeme fişlerinden de açıkça görüldüğü gibi, Çınar’ın Malatya İl Jandarma Komutanlığı’na sadece Malatya ili ile ilgili misyonerlik bilgileri değil, Türkiye genelinde faaliyet gösteren misyonerler hakkında bilgi verdiğine dair ödeme kaydının bulunmuştur. dedi. Sanık Atılgan, şöyle devam etti: İlker Çınarın 11 Ocak 2007 tarihinde sözde birinci çalıştaydan Malatya ilinden Tarsus ilçesine döndükten sonra Ankara ilinde kursta bulunan benimle Tarsus ilçesinde buluşup değerlendirme yapması, Kayseri ilinde olduğum veya Mersin ili sınırları dışında bulunduğum esnada 24 Temmuz 2006 tarihinde Ruhi Abat ile kendisini Tarsus ilçesinde tanıştırmam ve yanımda üsteğmenim olduğu halde İzmir ilinde tutuklu ve hükümlü sevkinde görevli bulunduğum 22 Ağustos 2007 tarihinde benimle bu tarihte Tarsus ilçesinde pastanede buluşması yalanları gibi olup, hiçbir somut veriye dayanmamakta olup, İlker Çınarın her konuda olduğu gibi delilsiz, dayanaksız bir şekilde beyanlarda bulunmuştur. Zirve Yayınevi cinayetiyle hiçbir alakam, bilgim, nedensel bir bağım ve görgüm yoktur. Varsa Malatya ilinde yapıldığı iddia edilen hiçbir çalışmadan haberim olmadığı gibi, İlker Çınar dahil Malatya ilinde yapıldığı iddia edilen çalışmalarla ilgili kimse de bana bilgi, belge ve rapor vermemiştir. Hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs suçlamasını hak edecek hiçbir bir faaliyette bulunmadım, bu suçlama ile ilgili herhangi bir çalışma yapmadım. CİHAN
Zaman
Son Dakika
13.09.2013
Jandarmanınmisyonerliktakibi2005tebaşlamışJandarmanın misyonerlik takibi 2005te başlamış
Düzeltme - Zirve sanığı İlker Çınar'a Bahailik'le ilgili bilgi ödemesi
Zaman
12.09.2013
16:03
Sayın Abonemiz, Zirve sanığı İlker Çınara Bahailikle ilgili 50 bin lira ödeme başlığıyla verdiğimiz haberimizde, Zirve Sanığı Çınara Bahailikle ilgili bilgiler için 30 ay boyunca 50 lira ödendiği şeklindeki bilgi sehven 50 bin lira olarak geçmiştir. Haberimizi düzelterek tekrar servis ediyoruz.Malatya’daki Zirve Yayınevi cinayetleri davasında, eski papaz, davanın hem gizli tanığı hem de sanığı İlker Çınar’a Mersin İl Jandarma Komutanlığı tarafından resmi kayıtlara göre Bahailikle ilgili bilgiler için 30 ay boyunca 50 lira ödendiği ortaya çıktı. Malatya ve Mersin’de görevli jandarma personeli ile misyonerlik çalıştaylarına katıldığını anlatan İlker Çınar ise misyonerlikle ilgili verdiği bilgiler karşılığında kayıtlara geçirilmeden elden yüklü miktarlarda ödeme yapıldığını iddia ediyor.Zirve Yayınevinde biri Alman uyruklu 3 kişinin boğazının kesilerek öldürülmesi olayına ilişkin davanın 82. duruşmasının öğleden sonraki oturumunda tutuklu sanık Abdullah Atılgan, savunmasına devam etti. Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada, sanık Atılgan, davada gizli tanık Deniz Uygar kod adıyla ifadeler verirken, deşifre olan İlker Çınar’ı ilk defa bir televizyon programına çıkması üzerine gördüğünü söyledi. Daha önce amirlerinden aldığı talimat ile Çınar ile görüştüğünü anlatan Atılgan, medyaya çıkmadan kendisiyle görüştüğünün yalan olduğunu iddia etti.Dava kapsamında daha önce ifade veren İlker Çınar, Türkiye’deki azınlıklara yönelik cinayetlerin arkasında Ergenekonun silahlı kanadı Türkiye Ulusal Stratejiler ve Harekat Dairesinin (TUSHAD) olduğunu iddia etmişti. TUSHAD’da çalışırken Hıristiyan cemaati içine yerleştirildiğini, papaz olduğu dönemde tasfiye görevi için yeniden Müslüman olduğunu anlatan Çınar, Zirve Yayınevi cinayetleri öncesi jandarma tarafın haber elemanı statüsünde kullanılarak Malatya eski İl Jandarma Komutanı Albay Mehmet Ülgerin de katıldığı misyonerlik çalıştaylar düzenlediklerini öne sürmüştü. Atılgan, İlker Çınarın Mersinde denemeye tabi tutulduktan sonra jandarmada haber elemanı olarak alındığını ileri sürerek, İlker Çınar, haber elemanı olarak görev yapmadım diyor. Mersin İl Jandarma Komutanlığından kendisine göreve alındığına dair mesaj çekilmiştir. Bu mesaj, İlker Çınarın haber elemanı olarak görev yaptığını ortaya koymaktadır. İlker Çınar, 2,5 yıl (30 Ay) haber elamanı olarak görev yapmış, haber elemanı olarak kendisine 50 lira ödeme yapılmıştır iddiasında bulundu. Çınar’a yapılan ödemenin ise resmi kayıtlara Bahailik ile ilgili bilgi verdiği için yapıldığı ortaya çıktı. Mersin’de görev yaparken 7 yılda 15 haber elemanına 5 bin lira ödeme yaptıklarını anlatan Atılgan, Malatya İl Jandarma Komutanlığı’nın ise Çınar’a 2 yılda 10 bin lira ödediğini ifade etti. İlker Çınarın haber elemanı olarak çalıştığı iddiasını yineleyen Atılgan, haber elemanı kayıt formu, kasa ödeme defteri, işe başlama formu ve işten çıkış belgelerini mahkemeye sundu. İlker Çınarın diğer istihbarat birimleriyle kendi menfaatleri doğrultusunda çalışmasından dolayı haber elemanlığına son verildiğini savunan Atılgan, İlker Çınar, benim daha sonra kendisiyle neden görüştüğümü sordu. Bizim ayrılan haber elemanlarıyla görüşmemizin nedeni, onları küstürmemek, kırmamaktır çünkü vatana hizmet etmişlerdir. dedi. Sözde kurulan örgütün bir üyesi olduğum söyleniyor, madem örgütün üyesiyim, peki neden Mersine gelenler benimle konuşmuyor? Gelen herkes İlker Çınarla görüşüyor diyen Atılgan, İlker Çınarın çift taraflı çalıştığını öne sürdü. İddianamede Zirve Yayınevi cinayetlerinin arkasındaki derin yapının gizlilik ilkesi içinde hareket ettiğine sürekli vurgu yapılırken Abdullah Atılgan, savunmasında iddiaların ses kayıtlarıyla desteklenmesini istedi. Kendisinin TUSHAD üyesi olduğuna dair somut bir belge olmadığını öne süren Atılgan, cinayetler öncesinde Bağımsız Türkiye Partisi’nin mitinglerinde dağıtılan ‘diyalog masalı’ isimli CD’leri kendisinin dağıttığı iddialarını reddetti. Mersin’deki bazı kamu görevlilerini cemaat mensubu diye fişlediği iddialarının da mesnetsiz olduğunu öne süren Atılgan, Hiçbir zaman fişleme yapmadım. Görevim süresince icra ettiğim çalışmaları amirlerimin talimatları doğrultusunda üst ast ilişkisi içinde emirler çerçevesinde gerçekleştirdim. dedi. CİHAN
Zaman
Son Dakika
12.09.2013
Düzeltme-ZirvesanığıİlkerÇınaraBahailikleilgilibilgiödemesiDüzeltme - Zirve sanığı İlker Çınara Bahailikle ilgili bilgi ödemesi
Zirve sanığı İlker Çınar'a Bahailikle ilgili 50 bin lira ödeme
Zaman
12.09.2013
15:25
Malatya’daki Zirve Yayınevi cinayetleri davasında, eski papaz, davanın hem gizli tanığı hem de sanığı İlker Çınar’a Mersin İl Jandarma Komutanlığı tarafından resmi kayıtlara göre Bahailikle ilgili bilgiler için 30 ay boyunca 50 bin lira ödendiği ortaya çıktı. Malatya ve Mersin’de görevli jandarma personeli ile misyonerlik çalıştaylarına katıldığını anlatan İlker Çınar ise misyonerlikle ilgili verdiği bilgiler karşılığında kayıtlara geçirilmeden elden yüklü miktarlarda ödeme yapıldığını iddia ediyor. Zirve Yayınevinde biri Alman uyruklu 3 kişinin boğazının kesilerek öldürülmesi olayına ilişkin davanın 82. duruşmasının öğleden sonraki oturumunda tutuklu sanık Abdullah Atılgan, savunmasına devam etti. Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada, sanık Atılgan, davada gizli tanık Deniz Uygar kod adıyla ifadeler verirken, deşifre olan İlker Çınar’ı ilk defa bir televizyon programına çıkması üzerine gördüğünü söyledi. Daha önce amirlerinden aldığı talimat ile Çınar ile görüştüğünü anlatan Atılgan, medyaya çıkmadan kendisiyle görüştüğünün yalan olduğunu iddia etti. Dava kapsamında daha önce ifade veren İlker Çınar, Türkiye’deki azınlıklara yönelik cinayetlerin arkasında Ergenekonun silahlı kanadı Türkiye Ulusal Stratejiler ve Harekat Dairesinin (TUSHAD) olduğunu iddia etmişti. TUSHAD’da çalışırken Hıristiyan cemaati içine yerleştirildiğini, papaz olduğu dönemde tasfiye görevi için yeniden Müslüman olduğunu anlatan Çınar, Zirve Yayınevi cinayetleri öncesi jandarma tarafın haber elemanı statüsünde kullanılarak Malatya eski İl Jandarma Komutanı Albay Mehmet Ülgerin de katıldığı misyonerlik çalıştaylar düzenlediklerini öne sürmüştü. Atılgan, İlker Çınarın Mersinde denemeye tabi tutulduktan sonra jandarmada haber elemanı olarak alındığını ileri sürerek, İlker Çınar, haber elemanı olarak görev yapmadım diyor. Mersin İl Jandarma Komutanlığından kendisine göreve alındığına dair mesaj çekilmiştir. Bu mesaj, İlker Çınarın haber elemanı olarak görev yaptığını ortaya koymaktadır. İlker Çınar, 2,5 yıl (30 Ay) haber elamanı olarak görev yapmış, haber elemanı olarak kendisine 50 lira ödeme yapılmıştır iddiasında bulundu.Çınar’a yapılan ödemenin ise resmi kayıtlara Bahailik ile ilgili bilgi verdiği için yapıldığı ortaya çıktı. Mersin’de görev yaparken 7 yılda 15 haber elemanına 5 bin lira ödeme yaptıklarını anlatan Atılgan, Malatya İl Jandarma Komutanlığı’nın ise Çınar’a 2 yılda 10 bin lira ödediğini ifade etti. İlker Çınarın haber elemanı olarak çalıştığı iddiasını yineleyen Atılgan, haber elemanı kayıt formu, kasa ödeme defteri, işe başlama formu ve işten çıkış belgelerini mahkemeye sundu. İlker Çınarın diğer istihbarat birimleriyle kendi menfaatleri doğrultusunda çalışmasından dolayı haber elemanlığına son verildiğini savunan Atılgan, İlker Çınar, benim daha sonra kendisiyle neden görüştüğümü sordu. Bizim ayrılan haber elemanlarıyla görüşmemizin nedeni, onları küstürmemek, kırmamaktır çünkü vatana hizmet etmişlerdir. dedi. Sözde kurulan örgütün bir üyesi olduğum söyleniyor, madem örgütün üyesiyim, peki neden Mersine gelenler benimle konuşmuyor? Gelen herkes İlker Çınarla görüşüyor diyen Atılgan, İlker Çınarın çift taraflı çalıştığını öne sürdü. İddianamede Zirve Yayınevi cinayetlerinin arkasındaki derin yapının gizlilik ilkesi içinde hareket ettiğine sürekli vurgu yapılırken Abdullah Atılgan, savunmasında iddiaların ses kayıtlarıyla desteklenmesini istedi. Kendisinin TUSHAD üyesi olduğuna dair somut bir belge olmadığını öne süren Atılgan, cinayetler öncesinde Bağımsız Türkiye Partisi’nin mitinglerinde dağıtılan ‘diyalog masalı’ isimli CD’leri kendisinin dağıttığı iddialarını reddetti. Mersin’deki bazı kamu görevlilerini cemaat mensubu diye fişlediği iddialarının da mesnetsiz olduğunu öne süren Atılgan, Hiçbir zaman fişleme yapmadım. Görevim süresince icra ettiğim çalışmaları amirlerimin talimatları doğrultusunda üst ast ilişkisi içinde emirler çerçevesinde gerçekleştirdim. dedi. CİHAN
Zaman
Son Dakika
12.09.2013
ZirvesanığıİlkerÇınaraBahailikleilgili50binliraödemeZirve sanığı İlker Çınara Bahailikle ilgili 50 bin lira ödeme
Kozmik oda belgeleri, Zirve Yayınevi dosyasına eklendi
Zaman
09.09.2013
13:51
Malatyadaki Zirve Yayınevi davasında, talep üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından gönderilen kozmik oda belgeleri soruşturma dosyasına eklendi. Malatyadaki Zirve Yayınevinde biri Alman uyruklu 3 kişinin boğazının kesilerek öldürülmesine ilişkin davanın 80. duruşması başladı. Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşma nedeniyle sabah saatlerinden itibaren Malatya Adliyesi içerisinde ve çevresinde sabah saatlerinden itibaren yoğun güvenlik önlemi alındı. Tutuklu sanıklar, cezaevi araçlarıyla adliyeye getirildi. Olayın asli faillerini azmettirmekle suçlanan tutuklu sanık Varol Bülent Aral Elbistan Cezaevinden video konferans yöntemiyle dahil edildi. Davanın tutuklu sanıklarından Orgeneral Hurşit Tolon ile tutuksuz sanıklar İlker Çınar ile Aykut Saka duruşmaya katılmadı. Duruşmaya Zirve Yayınevinde öldürülen Alman Uğur Yüksel’in annesi Hatice Yüksel ve müdahil avukatları, sanık yakınları katıldı. Duruşmada Mahkeme Başkanı Hayrettin Kısa son celsede, dosyaya ilişkin bazı kurumlardan istenen belge ve ifadelerin durumunu açıkladı. Mahkeme Başkanı Kısa, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan tarafından yürütülen bir soruşturma kapsamında Genelkurmay Seferberlik Tetkik Kurulu Ankara Bölge Başkanlığı’nda yapılan aramalarda elde edilen belgelerin talep edildiğini anlattı. Talepe olumlu karşılık verildiğini belirten Kısa, kozmik oda olarak bilinen adreslerde yapılan belgelerin CD ve DVD ortamında gönderildiğini ifade etti. Davada, Zirve Yayınevi cinayetlerinin emekli orgeneral Hurşit Tolon tarafından kurulduğu iddia edilen Türkiye Ulusal Stratejiler ve Harekât Dairesi (TUSHAD) tarafından planlandığı öne sürülmüştü. Kozmik oda belgelerinde cinayetler ile TUSHAD ve JİTEM’in varlığına ilişkin bilgiler olup olmadığı araştırılacak. Mahkeme Başkanı Kısa, dava kapsamında cinayetin ardından olayın faili Emre Günaydın’ın kaldığı hastanede nöbet tutan uzman çavuş Hüseyin Aslanpençesi ile bir kilisede yönetici olarak görev yapan İhsan Özbek’in talimatla ifadesinin alındığını bildirdi. Davanın tutuklu sanığı emekli Albay Mehmet Ülger tarafından Malatya Jandarma Alay Komutanı iken usulsüz dinlendikleri ortaya çıktığı belirtilen Aslanpençesi ve Özbek’in mağdur sıfatıyla davaya katılmayı talep ettiği belirtildi. Mahkeme Başkanı Kısa, iddianamede yer alan Malatya Jandarma Alay Komutanı Albay Mehmet Ülger cinayetleri bekliyordu. Olayın gerçekleştiği saatlerde yayınevine yakın bir mağazada birliği için mobilya bakıyordu. Cinayetler işlendiğinde gelen telefonun ardından olay yerine geldi şeklindeki suçlamaları Mehmet Ülger’e sordu. Emekli Albay Ülger, cinayetlerin işlendiği gün mobilya alımı için iki astsubay ile birlikte merkeze geldiğini belirtti. Olayı bir mobilya mağazasında televizyondaki altyazı ile kendisine karargahtan gelen bir telefonla öğrendiğini anlatan Ülger, olayı öğrendikten sonra yayınevine gittiğini, burada emniyet müdürü ile savcıyı gördüğünü dile getirdi. Duruşmada hakkında Varol Bülent Aral tarafından çeşitli iddialar ortaya atılan Ata Atmaca isimli kişi mağdur tanık olarak dinlendi. OLAY Malatyada, 18 Nisan 2007de, Zirve Yayınevinde çalışan Alman uyruklu Tilman Ekkehart Geske ile Necati Aydın ve Uğur Yüksel, boğazı kesilerek ve bıçaklanarak öldürülmüş, zanlılardan Salih Gürler, Cuma Özdemir, Hamit Çeker ve Abuzer Yıldırım olay yerinde yakalanmıştı. Üçüncü katın penceresinden kaçmaya çalışırken düşerek yaralanan Emre Günaydın, İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezindeki tedavisinin ardından, diğer zanlılarla birlikte tutuklanmıştı. Günaydının olaydan yaklaşık 2 yıl sonra cezaevinde cumhuriyet savcısına verdiği ifade doğrultusunda, olayı azmettirdiği gerekçesiyle Varol Bülent Aral ve Zirve Yayınevi çalışanı olduğu belirtilen Hüseyin Yelki de tutuklanmış, Yelki daha sonra tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilmişti. Savcı İsmail Aksoyun davayla ilgili hazırladığı 19 sanıklı ikinci iddianamede, emekli Orgeneral Tolonun, Genelkurmay Başkanlığı Genel Sekreterliği görevini yürüttüğü 1993 yılında, Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde Türkiye Ulusal Stratejiler ve Harekat Dairesi (TUSHAD) isimli gizli bir yapılanmayı, Ergenekon terör örgütünün talimatları doğrultusunda, bu örgüte bağlı kurarak faaliyete geçirdiğinin belirlendiği ileri sürülmüştü. İddianamede, Tolon, eski Malatya Jandarma Alay Komutanı emekli albay Mehmet Ülger ve Binbaşı Haydar Yeşilin yanı sıra astsubay Abdullah Atılgan, uzman çavuşlar Murat Göktürk, Mehmet Çolak, Adem Gedik ve Adil Akçay, İnönü Üniversitesi öğretim görevlisi Ruhi Abat, Levent Ercan Gelegen, Aykut Saka, İlker Çınar ile olaya ilişkin devam eden mevcut davada da sanık olarak bulunan Emre Günaydın, Abuzer Yıldırım, Salih Gürler, Cuma Özdemir, Hamit Çeker, Varol Bülent Aral ve Hüseyin Yelki sanık olarak gösterilmişti. CİHAN
Zaman
Son Dakika
09.09.2013
KozmikodabelgeleriZirveYayınevidosyasınaeklendiKozmik oda belgeleri Zirve Yayınevi dosyasına eklendi
Cizre'de faili meçhul cinayetler davasında sona yaklaşıldı
Zaman
06.09.2013
14:02
Kayseri eski İl Jandarma Komutanı emekli Albay Cemal Temizöz ve eski Cizre Belediye Başkanı Kamil Atakın da arasında bulunduğu 5i tutuklu 7 sanığın yargılandığı Cizrede 1993- 95 yılları arasındaki faili meçhul cinayetlerle ilgili davada, esas hakkında mütalaa hazırlaması için dosya savcıya verildi.Sanıklar hakkında, Şırnakın Cizre İlçesinde 1993- 95 yılları arasında işlenen faili meçhul cinayetlerle ilgili açılan davanın duruşmasına Diyarbakır 6ıncı Ağır Ceza Mahkemesinde devam edildi. Duruşmada tutuklu sanıklar Cemal Temizöz, Hıdır Altuğ, Abdulhakim Güven, Adem Yakın ve uzman çavuş Burhanettin Kıyak ile tutuksuz sanıklar Kamil Atak ve Tamer Atak hazır bulundu. Tutuksuz sanıklardan Kamil Atakın adliyeye yine sivil polislerin korumasında geldiği görüldü. Silahlı olarak duruşma salonuna giren koruma polislerinin, Atakı burada da yalnız bırakmadıkları dikkati çekti. Sanık sandalyesinde oturan tutuklu itirafçı Adem Yakinın, duruşma salonuna giren Kamil Atakın elini öpmesi dikkat çekti.SAVCI MÜTALAA İÇİN DOSYAYI İSTEDİDuruşmada ilk olarak dosyaya gönderilen evrak okundu. Daha sonra savcı, dosyanın esas hakkında mütalaa hazırlanması için kendisine verilmesini ve sanıkların tutukluluk halinin devamını talep etti.Sanıklardan Hıdır Altuğ, Fırat Altun, suçlamaları kabul etmediklerini belirterek, beraatlarını istedi. Tutuksuz sanıklar Kamil Atak ve Temer Atak da suçsuz olduklarını belirterek beraatlarına istedi.Sanıklardan Adem Yakin ise, delillerin tamamının lehine dönmesine rağmen tutuklu bulunduğunu ifade etti. Yargılamanın 4.5 yılda geldiği sürecin içler acısı olduğunu belirten Yakin, Olmayan asit kuyularını, ölüm tarlalarını ortaya çıkaramadınız. 4.5 yılda yargılamada bir adım ileri gidemediniz. Basını arkanıza alarak bunu yaptınız dedi.Bunun üzerine araya giren Mahkeme Başkanı, Bunu biz mi yaptık? Savunma yaparken üslubunuza dikkat edin diye uyarıda bulundu.Savunmasına devam eden Adem Yakin, Bu ülkede Menderesleri asıp, pardon demedik mi? Ben iddia edilen tarihlerde örgütte değildim, jandarma eriydim ve bu eylemlere katılmadım. PKKnın infazları var. Besta, Cudi, Gabar, Herekoldaki çukurlar kemik dolu. Ben yakalandığımda böyleydi. Kimse bunu sormuyor. Biz hedef gösterildik. Aileme birşey olursa suçlusu Türk adaletidir dedi.Adem Yakinin ifadeleri üzerine müdahil avukatı Tahir Elçi, Musa Anter cinayeti davasının sanıklarından Albay Savaş Gevrekçi, Adem Yakin ile ilgili bazı beyanlarda bulundu. Ademin JİTEMde uzun süre çalıştığını söyledi. Kendisiyle ilgili o dönem bazı şikayetlerin olduğunu söyledi. Bu dosyanın istetilmesini talep ediyoruz dedi.GİZLİ TANIK OLMAMI İSTEDİLERDuruşmada sanıklardan uzman çavuş Burhanettin Kıyak, 1992 yılında BOTAŞ petrol boru hattının güvenliğini sağlamakla görevli komando birliğinde görev yaptığını belirterek, BOTAŞ sahasında asit kuyusu da normal kuyu da yok. Orada görevimiz PKK baskınlarına karşı önleyici pusular atmaktı. Biz fedakarca görevimizi yaptık. Biz bayrağın inmemesi için, vatanın bekası için mücadele ettik. 20 yıl sonra vatan haini olarak yargılanıyoruz dedi. Kendisinin 4 yıl boyunca Cizrede sivil gezdiğini kimsenin görmediğini vurgulayan Kıyak, Ben suçlu olsam kendi ayağımla Ankara TEMe gidip ifade vermezdim. Diyarbakır Terörle Mücadele Şubesinde gözlüklü bir görevli bana gizli tanık olayıyla yaklaşmak istedi. Komiser beni gizli tanık yapmak için ikna etmek istedi. Beni dosyadan kurtaracaklarını söylüyorlardı. Böyle bir durumum olsa kendimi kurtarmak için gizli tanıklığı kabul ederdim diye konuştu.TEMİZÖZ: BU İŞİN ÜSTÜNDE ÜST DÜZEY BİR BÜROKRAT VARMahkeme daha sonra Kayseri eski İl Jandarma Komutanı Cemal Temizözün savunmasını aldı. Mahkemede bütün çelişkileri ortaya koymasına rağmen bunların dikkate alınmadığını belirten Temizöz, Bu kadar suçla mücadele ederken bana bu tuzağı kurdular. Kimler olduğunu biliyorum. İfade edemediğim isimler var. Ama bunları ima edeceğim. Bu işin üstünde üst düzey bir bürokrat var. Müdahil avukatları arşive girip tek tek evrak arıyorlar dedi.Görev yaptığı dönemde Cizrenin, PKK açısından kurtarılmış bölge olduğunu vurgulayan Temizöz, Filistin Kurtuluş Örgütü modeli vardı. Kendi mahkemelerinde yargılama yapılıyordu. Kadooğulları olayını öğrenin. Cami avlusunda infaz yapıyorlardı. Devletin gücü oraya gidemiyor. 93-95 döneminde 30 şehit 56 yaralı ve bin 238 terör olayı vardı. 40ın üzerinde mayınlama eylemi yapıldı. Önce hayatta kalmaya çalışıyorduk. İnisiyatifin PKKda olduğu bir ortamda nasıl mücadele ettiğimizi anlatmıştım dedi.Mahkeme, Cemal Temizözün ifadesinin devamı için duruşmaya öğlen arası verdi.(DHA)
Zaman
Son Dakika
06.09.2013
CizredefailimeçhulcinayetlerdavasındasonayaklaşıldıCizrede faili meçhul cinayetler davasında sona yaklaşıldı
Anter davası başladı
Zaman
31.07.2013
13:59
Diyarbakırda 1992 yılında öldürülen yazar Musa Anter cinayetiyle ilgili davanın ilk duruşması başladı. Mahkeme salonundaki tek sanık Gevrekçinin duruşma boyunca gergin olması dikkat çekti. Davaya müdahil olan Musa Anterin oğlu Dicle Anter, sanık Gevrekçi için, Boşuna dememişler güç gidince korku başlar. dedi.Diyarbakır 7inci Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşma, sanıkların kimlik tespitiyle başladı. Anterle birlikte uğradığı silahlı saldırıdan yaralı olarak kurtulan ve dosyada mağdur sıfatıyla yer alan yazar Orhan Miroğlu, duruşmaya hem tanık hem de müdahil olarak katıldı. Mahkeme heyeti, Adana Cezaevinde kalan sanıklardan Hamit Yıldırımın, araç ve personel eksikliği gerekçesi duruşmada hazır edilmediğini belirtti. Yıldırımın avukatı, duruşmanın ertelenmesini talep etti; ancak bu talep reddedildi. Cinayetin tetikçisi olmakla suçlanan ve olaydan 20 yıl sonra Şırnakta yakalanan sanık Hamit Yıldırım, duruşmaya görüntülü olarak katıldı. Sanıklar Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ve Aziz Turan (Abdulkadir Aygan) duruşmaya gelmedi. Mahkeme heyeti, duruşmada, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 30 sayfalık iddianameyi okuduİDDİANAMEYE GÖRE JİTEMİddianamede, Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığının 1987 tarihinde, İçişleri Bakanlığı onayıyla kurulduğu, bu yapının 1988 yılında güçlendirilerek isminin Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele Grup Komutanlığı (JİTEM) olarak değiştirildiği belirtildi. 1990 yılında İstihbarat Grup Komutanlığı olarak Ankara, İzmir, Diyarbakır ve Vanda toplam 4 grubun Genelkurmay oluruyla kurulduğu ifade edildi. Güçlendirilme ve isim değişikliğinin geçici görev ve deneme şartıyla yapıldığı bildirilen iddianamede, Mayıs 1990da geçici ve deneme maksatlı başlatılan uygulamaya son verilerek 30 Kasım 1997ye kadar görev yapan bu yeni yapının teşkil edildiği ifade edildi.JİTEMin özellikle Güneydoğu illerinde güçlü bir teşkilata sahip olduğu vurgulanan iddianamede, 1990-2002 yılları arasında Diyarbakır Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığına bağlı görev yapan tim komutanlıkları ile ilgili olarak; 14 Mayıs 1990da İçişleri Bakanı onayıyla kurulan 4 İstihbarat Grup Komutanlığından birinin Diyarbakır 3üncü İstihbarat Grup Komutanlığı olduğu (diğerleri Ankara, İzmir, Van ), Diyarbakır 3üncü İstihbarat Grup Komutanlığının kuruluşunda bunların; Mardin 1 inci, Silopi 2nci, Diyarbakır 4üncü, Batman 6ncı İstihbarat Tim Komutanlıkları olmak üzere 4 istihbarat tim komutanlığının bulunduğu, 18 Temmuz 1991de Ankarada bulunan İstihbarat Gruplar Komutanlığı karargâhının lağvedilmesi üzerine, Diyarbakır 3üncü İstihbarat Grup Komutanlığının Diyarbakırda konuşlu bulunan Jandarma Asayiş Komutanlığına bağlandığı görülmektedir. denildi.JİTEM KOMUTANI SORGUYA GİRER, İŞKENCE YAPARİddianamede,JİTEMin, terör örgütü işbirlikçilerinin ev ve iş adresleri, varsa otolarının plakası, işe gidiş dönüşleri, saatleri her şeyi tespit ettiği vurgulandı. İddianamede, şu bilgiler yer aldı: Görevlendirilen ekip riske girmeden şahsı en elverişli anda kendisine sivil polis süsü vererek araca bindirir. Eğer hedef, arabaya binmemek için direnirse şahsa karşı duruma göre şiddet uygulanır. Şahsın başı öne eğdirerek çevreyi görmesi engellenir. JİTEMe yaklaşıldığında şahsın gözleri bir bez bantla bağlanır. Elleri de arkadan bağlanır veya kelepçelenir. Mümkün olduğu kadar kimse görmeden şahıs JİTEMin kapısından içeri alınır ve hücreye konulur. Şahsın konumuna göre hemen veya daha sonra sorgu faslına geçilir. Duruma göre bazen JİTEM komutanı bizzat sorguya katılır ve kendi elleriyle işkenceli sorgu yapar. İşkence yapmayan personele, amirleri tarafından şüphe ile bakılır. Sorgudaki işkence sınırsızdır: Kaba dayak atma, Filistin askısı, sorgudaki kişinin ayaklarından tavana asılması, ayaklarına araba lastiği bağlanıp tavana asılması, çırılçıplak soyularak vücudunun üzerinde sigara söndürülmesi, üzerine soğuk su dökülmesi, günlerce aç ve susuz bırakmak, tehdit ve şantaj, küfür ve hakaret vb. yöntemler uygulanır. ANTER PKKYA PARA VERMEYİNCE HEDEF OLDUİddianamede, Musa Anterin, Nevruzda askerler ile birlikte ateşin üzerinden atlaması sebebiyle PKK tarafından suçlandığı vurgulandı. PKKnın, Anterden yardım adı altında 5 milyon TL istemesinin tanık beyanlarına dayandırıldığı iddianamede, Anterin bu parayı ödemediği, daha sonra bu para miktarının ceza olarak 20 milyon TLyı çıkarıldığı vurgulandı. Bu parayı da vermemesi üzerine örgütün, Antere, bütün mal varlığına el koyduğunu belirten bir yazı gönderdiği kaydedildi.Mahkeme salonundaki tek sanık Gevrekçi, duruşma boyunca rahat olmayan tavırlarıyla dikkat çekti. Ankarada infaz edilen JİTEMci Ahmet Cem Erseverin Diyarbakırda JİTEM komutanı olduğu dönemde yardımcılığını yapan emekli Albay Gevrekçinin gerginliği dikkat çekti. Duruşmaya müdahil olan Musa Anterin oğlu Dicle Anter, sanık Gev
Zaman
Ana Sayfa
31.07.2013
AnterdavasıbaşladıAnter davası başladı
Tuğgeneral Çitil'in yargılanması sürüyor
Zaman
01.07.2013
17:26
Mardinin Derik ilçesinde 1993-1994 yılları arasında faili meçhul cinayete kurban giden 13 köylüyle ilgili dönemin Derik Jandarma Komutanı Musa Çitil hakkında açılan ve Adalet Bakanlığının talebi ve 5. Yargıtay Ceza Dairesinin onayı ile Mardinden Çoruma alınan davanın ikinci duruşması başladı.Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davaya katılan mağdur yakınları ve tanıklar sabah saatlerinde adliyeye geldi. Üst araması yapılan mağdur yakınları ve tanıklar daha sonra duruşmanın yapılacağı salona alındı. Duruşmaya Ankara Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Musa Çitil de ilk kez katıldı. Duruşma nedeniyle güvenlik güçleri adliye binası çevresinde geniş güvenlik önlemleri alırken, Tuğgeneral Çitil, adliyeye getirilirken basın mensuplarının görüntü alınmasına izin verilmedi.Duruşmada mahkeme başkanı Ankara Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Musa Çitile iddianamede hakkında yer alan 7 suçlama ile ilgili bilgi verdi. Olaylarla ilgili iddianamenin okunmasının ardından Tuğgeneral Çitil, 7 olayla ilgili yanında getirdiği klasörde yer alan savunmasını yazılı olarak mahkeme heyetine sundu. Çitil, daha sonra bu olaylarla ilgili mahkeme heyetine bilgi verdi. Hakkındaki suçlamaları kabul etmeyen Tuğgeneral Musa Çitil, Hakkımda ortaya atılan iddialar tamamen gerçeği yansıtmamaktadır. Buradan şahsım ve şahsım üzerinden görev yaptığım kurum itibarsızlaştırılmaya çalışılmaktadır dedi.Mardinde görev yaptığı süre içerisinde 940 tane terör olayının gerçekleştiğini dile getiren Çitil, bu olaylarda çok sayıda güvenlik görevlisinin şehit olduğunu, köylülerin yaralandığını, bazı köylülerin hayatını kaybettiğini, bazı vatandaşların da terör örgütü tarafından kaçırıldığını belirtti.O dönemde PKK terör örgütünün Mardinde 100-150 kişiden oluşan silahlı gruplarının bulunduğunu anlatan Çitil, Türkiye Cumhuriyeti ve Türk halkı için huzur ve güvenliği için gece gündüz teröristlere karşı mücadele verdik. Bu dönemde terörle mücadele başarılı çalışmalara imza atıldı. O yıllar terör olaylarının en yoğun olduğu dönemlerdi. Terör örgütü o dönemde hem güvenlik güçleri ile çatışır, hem de Hizbullahla çatışmaya girerdi. Mardinin ardından Tokat, Tunceli ve Şırnakta görev yaptım. Çok insanla tanıştım ve çok olayla karşılaştım. Görevimizi yaparken ilçe kaymakamı ve ilçe savcısının bilgisi altında hareket ediliyordu. Yasal mevzuatlar çerçevesinde hareket ediliyordu. O dönemde birçok terörist etkisiz hale getirildi. Ve bunlar adli makamlara teslim edildi. İddialar tamamen asılsız. Terörle mücadelede başarılı çalışmalar yürüttüğümüz için hedef tahtası haline getirildim. Suçlamaları kabul etmiyorum diye konuştu.Çitil, Dumanlı köyünde terörist unsurlarının barındığı bilgisi geldi. Askeri birliklerle operasyon düzenlendi. Operasyon sırasında mehmetçikler şehit oldu. Operasyonlar sırasında köylüler güvenli bir yere çekildi. Hatta cami hoparlöründen köylülerin köyü boşaltmaları istendi. Daha sonra da teröristlerin silahlarını bırakmaları ve güvenlik güçlerine teslim olmaları için de yine anonslar yapıldı. Teslim ol çağrımıza teröristler ateşle karşılık verdi. Uyarılar dikkate alınmadı ve çatışmalar gün boyu sürdü. O zaman operasyon yetkisi bende değildi. O operasyon sırasında birisi kadın toplam 9 terörist etkisiz hale getirildi diye konuştu.Daha sonra Çitil, iddianamede yer alan Dumanlı köyündeki operasyon ve ölü olarak bulunan köylüler hakkında savunma yaptı. Savunmasının sona ermesinin ardından mağdur avukatları Çitile çeşitli sorular yöneltti.Soruların cevaplanmasının ardından mahkeme heyeti duruşmaya ara verdi. Saat 14.00de tekrar başlayan duruşmada şimdi tanık ve mağdur yakınlarının ifadeleri alınıyor. İfade sırasında Türkçe bilmeyen mağdur yakınları ifadelerini tercüman eşliğinde veriyor.(İHA)
Zaman
Son Dakika
01.07.2013
TuğgeneralÇitilinyargılanmasısürüyorTuğgeneral Çitilin yargılanması sürüyor
Avukat Mehmet Ener'in tanıklığına daha sonra devam edilecek
Samanyolu Haber
21.04.2011
19:52


Ergenekon ana davasında Danıştay dosyasına ilişkin tanık sıfatıyla ifadesine başvurulan avukat Mehmet Enere yöneltilen sorular 18.30a kadar bitmeyince, duruşmaya yarın devam edilmek üzere ara verildi. Yarınki duruşmada sanık ve avukatlarının taleplerinin alınacağı, Enerin ifadesine ise daha sonraki duruşmalarda devam edileceği açıklandı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen Ergenekon ana davasında tanık olarak ifade veren avukat Mehmet Ener, tutuklu sanık Zekeriya Öztürkün sorularına da cevap verdi. Öztürkün, Siz burada kimin, hangi olay ve olgunun tanığısınız. şeklindeki sorusuna Emer, sadece sanık Osman Yıldırımın kendisine anlattıklarıyla ilgili konularda tanıklık ettiğini söyledi. Tutuklu sanık Osman Yıldırım, söz alarak Mehmet Enerin çok saygıdeğer ve dürüst bir insan olduğunu, söylediklerinin de doğru olduğunu söyledi. Enerin devletini seven biri olduğunu belirten Yıldırım, Ben devletçi bir insanım devletin dostu dostum, düşmanı düşmanımdır. Mehmet Enerin de dostu dostum, düşmanı düşmanımdır. dedi Yıldırım, devletin kurumları içinde en sevdiği kurumun da Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) olduğunu söyledi. Hiç kimsenin kendisini yönlendirme gibi bir cesarete sahip olmadığını belirten Yıldırım, Ener tarafından da yönlendirilmediğini ifade etti. Tutuklu sanıklardan Hikmet Çiçek de tanık Enere Saadet Partisi Disiplin Kurulu Başkanı olduğunuz söyleniyor. Geçmiş dönemde Milli Selamet Partisi veya devamı partilerde bir göreviniz oldu mu? diye sordu. Saadet Partisi Disiplin Kurulu Başkanlığı görevinden 15 gün önce istifa ettiğini belirten Ener, şu anda hiçbir partiyle ilişkisinin bulunmadığını söyledi. Hiç bir cemaat ve tarikatla da ilişkisi olmadığını belirten Ener, Ben bir Müslümanım iman etmiş şahısların benim için yeri ayrıdır. dedi. Sanık Hikmet Çiçek, tanık Enere eski başbakanlardan Necmettin Erbakanın avukatlığını yapıp yapmadığını sordu. Ener bu soruyu da Evet o şerefe nail oldum. diye cevapladı. Tutuklu sanık Ergün Poyrazın avukatı Hüseyin Buzoğlu da tanık Enere tanık koruma programından faydalanma teklifi gelip gelmediğini sordu. Ener, Ergenekon soruşturmalarını yürüten ve sonra İstanbul Cumhuriyet Başsavcı vekilliğine atanan Zekeriya Öz tarafından kendisine böyle bir teklif yapıldığını söyledi. Ener, Gizli saklı bir şey yapamayacağımı, saklayacak gizleyecek bir şeyimin olmadığını söyledim. O sırada savcı Mehmet Ali Pekgüzel odada yoktu. şeklinde konuştu. Mahkeme Başkanı Köksal Şengün saat 18.30da tanık Enere doğrudan soru sorma işlemine ara verdiklerini belirterek duruşmaya yarın sanık ve avukatların taleplerinin alınmasıyla devam edileceğini açıkladı. Şengün, Enerin ifadesinin alınmasına ise ise sonraki duruşmalarda devam edileceğini ifade etti.
Samanyolu Haber
Son Dakika
21.04.2011
AvukatMehmetEnerintanıklığınadahasonradevamedilecekAvukat Mehmet Enerin tanıklığına daha sonra devam edilecek
Tanık Gökçimen'den Gülaltay'a: Hala beni sindirmeye çalışıyorsunuz
Samanyolu Haber
12.04.2011
16:48


Ergenekon davasının bugünkü duruşmasında tanık olarak dinlenen Esra Feride Gökçimen, tutuklu sanık Semih Tufan Gülaltayı, hala kendisini korkutup sindirmeye çalışmakla suçladı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen Ergenekon ana davasında tanık Feride Gökçimene sanıklar ve avukatları tarafından sorular soruldu. Tutuklu sanık Semih Tufan Gülaltay, tanık Gökçimene 11 Temmuz 2006 tarihinde İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şubesinde verdiği ifade ile ilgili çok sayıda soru yöneltti. Gökçimen, emniyette verdiği ifadesinde Danıştaya silahlı saldırı olayının sanığı Alparslan Arslanın, Gülaltayın Küçükyalıdaki binasına kalabalık bir grup ile geldiğini gördüm. Gazetelerde görünce Semih Tufan Gülaltayın yanına gelen şahıslardan biri olduğunu kesinlikle hatırladım. Muzaffer Tekinin soyadını önceden bilmiyordum. Fotoğrafını gazetelerde görünce soyadını öğrendim. Bu şahsa sürekli komutan diye hitap ediliyordu. Bu şahıs geldiğinde sadece birinci katta bulunan parti kısmına çıkar, orada Semih Tufan Gülaltay ile baş başa görüşürlerdi. Bu şahıs son olarak Danıştaya da silahlı saldırıdan 2 gün önce 4-5 kişi Gülaltay ile saatlerce toplantı yapmıştı. ifadelerini kullanmıştı. Gülaltay, Neden bu binanın parti binası olduğunu ısrarla söylüyorsunuz? diye sordu. Gökçimen ise kendisinin iddia etmediğini belirterek, Siz söylüyordunuz. Siyasi görüşmelerinizi orada yaptığınızı da söylediniz. diye konuştu. Bu cevap üzerine Gülaltay, Sayın Başkan, o tarihte ben siyasi parti başkanı bile değildim. Tanığın yalan söylediği buradan anlaşılıyor. iddiasında bulundu. Daha sonra Gülaltay, mahkemeye hitaben Tanık, 10 Mart tarihli duruşmada, polise verdiği ifadesini kocası Muzaffer Gökçimenin zorlaması ile verdiğini iddia etti. Oysa şimdi o ifadenin doğru olduğunu, daha sonra geri aldığını ve bunu da benim ailemin zorlaması, tehdidi ile yaptığını söyledi. Bu da başka bir yalanı. Mahkemenin bunları dikkate almasını talep ediyorum. dedi. Gülaltay, daha sonra da Gökçimene, Binanın alt katında işkence aletleri gördüğünüzü, esrar içildiğini gördüğünüzü söylediniz. Neden yalan beyanda bulundunuz? diye sordu. Yalan beyanda bulunmadığını belirten Gökçimen, bu soruya da, Emre Gülaltay ve Necdet Altay orada insanlara işkence ediyorlardı, adam dövüyordunuz. Neden yaptıklarını sorduğumda bu kişilerin bir gün doğru yolu bulmaları ve adam olmaları için cevabını verdiler. Bir gün orada öyle bir duman vardı ki ne olduğunu sorduğumda her zaman olduğu gibi esrar içiyorlar. dedi. sözleriyle cevap verdi. Semih Tufan Gülaltay, sorularında sık sık kendisine iftira atıldığını öne sürerek, Neden bana iftira attınız? Nedendir bu kininiz? diye sordu. Gökçimen ise bir kini olmadığını, sadece doğruları söylediğini dile getirdi. Gökçimen, O binada insanları toplayıp siyasi anlamda neler yapacağınızı anlatıyordunuz. ifadesini kullandı. Gülaltayın, Hala da benden korktuğunuz için duruşma salonuna girmek istemediğinizi belirtip kapalı bir bölümden ifade veriyorsunuz. Geçen oturumda duruşma salonu da boşaltıldı. Hala benden neden korkuyorsunuz? diye sorunca Gökçimen, Hala beni sindirmeye ve korkutmaya çalışıyorsunuz. şeklinde konuştu. Semih Tufan Gülaltay ile Gökçimenin zaman zaman birbirlerinin konuşmalarına müsaade etmeden sadece kendileri konuşmak ister bir üslupla aynı anda konuştukları gözlendi. Bu durumlarda Gökçimenin sesinin titrediği görülürken sanık Gülaltay, Yine sinir krizleri ya da fenalık geçiriyorum numarasıyla sorularımı cevapsız bırakmayın. dedi. Gökçimenin sanık Gülaltaya bu konu ile ilgili cevap vermek istemesi üzerine Başkan Şengünün, üslubu nedeniyle Gülaltay yerine Gökçimene hitaben, Dinleyin! bakın size ne söylüyor. şeklinde uyarıda bulunması dikkat çekti.
Samanyolu Haber
Son Dakika
12.04.2011
TanıkGökçimendenGülaltayaHalabenisindirmeyeçalışıyorsunuzTanık Gökçimenden Gülaltaya Hala beni sindirmeye çalışıyorsunuz
Duruşmada silahlı tanık
GazetePort
06.04.2011
14:11
Kafes eylem planı ve Amirallere suikast iddialarına ilişkin davalarla birleştirilen Poyrazköyde ele geçirilen mühimmatla ilgili 69 sanıklı davanın 11. duruşması başladı.
GazetePort
Güncel
06.04.2011
DuruşmadasilahlıtanıkDuruşmada silahlı tanık
Faili meçhuller davasının tanığı kaymakam da tehdit edilmiş
Samanyolu Haber
18.03.2011
22:55


Diyarbakırda devam eden faili meçhuller davasının bugün ki duruşmasında tanık olarak dinlenen dönemin Cizre şuan İzmirin Buca ilçesi Kaymakamı olan Şenol Bozacıoğlunun tehdit edildiği ortaya çıktı. Bundan önceki duruşmaya tanık olarak katılan Antalya Vali Yardımcısına gönderilen tahdit mektubunun aynısının Kaymakam Bozacıoğluna da gönderildiği belirlendi. Davanın öğleden sonraki duruşmasında tanıkların dinlenmesine devam edildi. 1994 yılında Cizre Kaymakamlığı görevini yapan Şenol Bozacıoğlu tanık olarak dinlendi. Bozacıoğlu, Cizrede yaşandığı iddia edilen olaylarla ilgili bilgi ve görgüsünün olmadığını söyledi. Mağdur avukatlarından Tahir Elçinin tanıkların baskı altına alındığını, zaman zaman tehdit edildiğini hatırlatarak Bozacıoğlunu kendisine herhangi bir mektup gönderilip gönderilmediğini sordu. Kaymakam Bozacıoğlu, Bana kargo ile bir mektup geldi. Bir kısmını okuduktan sonra yırttım. Kimsenin mektubuyla ifade vermiyorum. Kimse bana talimat veremez. Mektubu ciddiye almadığım için adliye makamlara bildirmedim. Ben hukuka inanan bir kişiyim diye konuştu. Avukat Tahir Elçi, Antalya Vali Yardımcısına gönderilen mektubun 29 maddeden oluştuğunu ve duruşmaya hakim bir kişi tarafından kaleme alındığını söyledi. Elçi, Temizöz içeride olmasına rağmen hale ciddi bağlantılarının olduğunu görüyoruz. Mektup yazarak tanıkları tehdit eden kişilerin halen cezaevine girip çıkma yetkisine sahiptirler. Avukat meslektaşlarımız böyle bir şeye tenezzül etmezler. dedi. Elçi, mahkemeye mektup ile ilgili suç duyurusunda bulunarak, gerekli işlemlerin yapılmasını talep etti. Tanık olarak dinlenen 1992 yılının Cizre Merkez İlçe Jandarma Komutanı Ahmet Öznalbant ise 2009 yılında Diyarbakır Özel Yetkili savcıları verdiği ifadelerini kabul etmedi. Mahkeme başkanı Menderes Yılmazın iddianamedeki sorgu ekibini sorması üzerine Öznalbant, Yavuz ve Tuna kod isimli kişileri hatırlıyorum. Bunlar kod isimleri kendi aralarında kullanıyordu. dedi. İTİRAFÇI YAKİN: TSKNIN SESSİZ KALMASI RENCİDE EDİCİ Duruşmada söz alan sanıklardan itirafçı Bedran ?Şahin kod adlı Adem Yakin, birilerin düğmeye bastıktan sonra haklarında tutuklama kararının verildiğini iddia etti. Yakin, yargılamanın hukuki yönü olmadığını kaçak olarak yargılandıklarını öne sürdü. Yakin, Türk Silahlı Kuvvetlerinin bu kadar sessiz kalması, aktif bir subayı burada yargılanırken, eri ve korucuları bu durumdayken rencide edici bir durum yaşanıyor. diye konuştu. Sanıklardan Kamil Atağ ise duruşmada bağırdığı için özür dilediğini dile getirdi. Atağ, Bir avukat karşımda durmuş babamı ve kardeşimi öldüren teröristi savunuyor ve beni suçluyor. Aşiret yapısına uygun bir tutum değil, kendimi tutamadım bağırdım özür dilerim dedi. Kendinin bir Kürt olduğunu, milyonlarca Kürt olduğunu ve temsilcisinin Öcalan olmadığını anlatan Atağ, Öcalan, Kürdi temsil edemez. Osman Baydemir ve Leyla Zanayı tehdit edemez. Bir Kürt olarak Öcalanı kabul etmiyorum beni temsil edemez. Öcalan bir canavardır. Birileri düğmeye bastı bizi bu hale düşürdü. Kamil Atağın tutuklanmasıyla devlet faili meçhulleri çözemez. Dönemin devlet yöneticileri neden yargılanmıyor. Okyanus ötesi düğmeye basıldı. 1997 yılında ABD beni ajanlaştırmak istedi kabul etmedim. Onlar düğmeye bastı böyle oldu. ifadelerini kullandı.
Samanyolu Haber
Son Dakika
18.03.2011
FailimeçhullerdavasınıntanığıkaymakamdatehditedilmişFaili meçhuller davasının tanığı kaymakam da tehdit edilmiş
Faili meçhul tanığı valiye, tehdit mektubu
Samanyolu Haber
19.02.2011
13:44
Valiye şahitlik edeceği Temizöz davasında söylemesi gereken 29 madde mektupta sıralanmış

Eski Kayseri İl Jandarma Alay Komutanı emekli Albay Cemal Temizözün yargılandığı faali meçhuller davasına tanık olarak çağrılan dönemin Cizre Kaymakamı, Antalya Vali Yardımcısı Osman Bulgurlunun isimsiz bir mektupla tehdit edildiği ortaya çıktı. Davanın görüldüğü Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin son duruşmasına katılan Bulgurlu, o dönemdeki olaylar hakkında herhangi bir bilgisi olmadığını, görmediğini söylemişti. Bulgurlunun neden konuşmadığı duruşma sonunda mahkeme başkanı Menderes Yılmazın dosyaya eklenen belgeleri okumasıyla ortaya çıktı. Yılmaz, tanık Bulgurlunun kendisine gönderilen 3 sayfalık isimsiz mektubu mahkemeye ibraz ettiğini ve bu yüzden konuşmadığını söylediğini dile getirdi. Mektupta Bulgurlunun mahkemeye çıkması halinde Temizözden övgüyle bahsetmesi, emir komuta zinciri içinde çalıştığını söylemesi ve Temizözün yasal olmayan herhangi bir işe karışmadığını vurgulaması isteniyor. Mektupta, duruşmada sivil araçlar (beyaz toros) ve itirafçıların sorulması halinde, İlçe jandarma komutanlığının sivil aracının olmadığını, itirafçıların jandarmada kullanıldığını duymadığını, görmediğini, Yavuz, Selim Hoca ve Cabbarı tanımadığını (Temizözün rütbelilerden kurduğu ekibin kullandığı kod isimler) söylemesi talep ediliyor. Bulgurluya gönderilen tehdit mektubunun kimler tarafından yazıldığı henüz belirlenemezken, mektupta yer alan bilgiler ile Temizöz ve avukatlarının duruşmada Bulgurluya yönelttiği soruların benzerlik göstermesi dikkat çekti. Dönemin Cizre Kaymakamı olan Antalya Vali Yardımcısı Osman Bulgurluya kargoyla gönderilen imzasız mektup 29 maddeden oluşuyor. Mektupta, Bilgiler Cemal Albay ile yapılan görüşmeler esnasında kendisinin belirtmiş olduğu hususlardan oluşmaktadır ibaresi yer alıyor. 1993 -94 yıllarında Cizrede yaşandığı belirtilen olaylara dikkat çekilen mektupta vali yardımcısının mahkemede şu cümleleri söylemesi isteniyor: Bugün, devletin minnet borcu olması gereken kişileri yargılandığını gördüğümde çok üzülüyorum, bir kaymakam olarak bunun bir komplo olduğuna inanıyorum, o dönemde Cizrenin adım adım huzura kavuşturulmasına eğer bir isim konulacaksa en uygunu Cizrenin Fatihi Cemal Yüzbaşıdır. Antalya Vali Yardımcısı Osman Bulgurluya gönderilen mektup özetle şöyle: Sayın Valim, bilginize başvurulacağını düşünerek 1993-94 yıllarında Cizrede görev yaptığınız esnada, Cizrenin genel durumunu anlatan bazı hususları unutmuş olabileceğinizden tarafınıza iletilmesinin uygun olacağını değerlendirdik. 1 Cizreye geldiği dönemdeki (ilk gelişi) karşılaştığı tablo/genel durumdan bahsedilmesi. 2. PKK ve silahlı milislerin Cizreyi nasıl kıskaca alarak haftanın birkaç günü ilçe genelinde saldırı yaptığı, 3. Yolların, köprülerin, geçitlerin nasıl mayın ve patlayıcı madde tehdidinin altında olduğu 4. Bu saldırılarda ilçe genelinde elektriklerin kesildiği, ertesi günde de her yer kapalı olduğundan Cizrenin nasıl ölü bir şehre dönüştüğünü 5. Köylerde eğitimin tamamen sorun olduğunu, öğretmen ataması yapamadıklarını (can güvenliğinden dolayı) ilçe merkezinde de eğitim faaliyetlerinin ağır aksak yürüdüğünü 6. Kaymakam olarak her yere gidip gelemediğini, hele gece olduğunda hayatın tamamen durduğunu, her gece terör saldırısı beklentisinde olduklarını 7. Sağlık hizmetlerinin de problemli olduğunu, devlet hastanesinde sadece birkaç doktorun olduğunu, hastaların yatamadığını, sadece ilk müdahale ve tahliye yeri olarak (Mardine sevk için) kullanıldığını, Fuat adında (Müslüman iken Hristiyan olmuş) bir cerrah vasıtasıyla çok zorunlu hallerde (ölmek üzere) nasıl cerrahi müdahale yapıldığını 8. Hastane olmasına rağmen duvarların nasıl delik deşik olduğunu, saldırı esnasında eğer güvenlik güçleri eşliğinde bir yaralı getirilecek olursa hastane girişinin yüksek yerlerden, sokak başlarından nasıl ateş altına alındığını 9. İlçe genelinde yapılan her saldırıda bir yerlerin hedef alındığını 10. Bir saldırıda hükümet konağının hedef alındığını, çatıya yapılan mevziye yerleştirilen polisin örgüt tarafından roketlenerek şehit olduğunu, hükümet konağının üst katının aldığı isabetlerden dolayı nasıl yandığını, Cemal Yüzbaşının hükümet konağına intikal ederek nasıl yangını söndürdüğünü, hükümet konağının dış cephesinin delik deşik olduğunu, bu saldırıda hükümet konağı ağır hasar aldığından devlet işlerine (adliye dahil) 10 gün ara verildiğini, bu olayın Türkiyede ve dünyada tek olay olduğunu 11. Cizre genelinde yapılan saldırıların birinci hedeflerden birinin de kendisi olduğunu, Kaymakamlık konutuna çok yoğun ateşler ile saldırı yapıldığını, koruma polislerinin konutun bahçesinde saldırılara karşı dayanmaya çalıştığını, güçlerinin tükenmeye başladığını anladığında konutun içinde yere yatmış bu vaziyette karanlıkta Cemal yüzbaşıyı aradığını, telefonda kendisine beni kurtar dediğini, Cemal Yüzbaşının da Kaymakam bey biz de ateş altındayız. B
Samanyolu Haber
Son Dakika
19.02.2011
FailimeçhultanığıvaliyetehditmektubuFaili meçhul tanığı valiye tehdit mektubu
Faili meçhullere tanık olan vali yardımcısına tehdit mektubu
Samanyolu Haber
19.02.2011
11:51


Eski Kayseri İl Jandarma Alay Komutanı emekli Albay Cemal Temizözün yargılandığı faali meçhuller davasına tanık olarak çağrılan dönemin Cizre Kaymakamı, Antalya Vali Yardımcısı Osman Bulgurlunun isimsiz bir mektupla tehdit edildiği ortaya çıktı. Davanın görüldüğü Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin son duruşmasına katılan Bulgurlu, o dönemdeki olaylar hakkında herhangi bir bilgisi olmadığını, görmediğini söylemişti. Bulgurlunun neden konuşmadığı duruşma sonunda mahkeme başkanı Menderes Yılmazın dosyaya eklenen belgeleri okumasıyla ortaya çıktı. Yılmaz, tanık Bulgurlunun kendisine gönderilen 3 sayfalık isimsiz mektubu mahkemeye ibraz ettiğini ve bu yüzden konuşmadığını söylediğini dile getirdi. Mektupta Bulgurlunun mahkemeye çıkması halinde Temizözden övgüyle bahsetmesi, emir komuta zinciri içinde çalıştığını söylemesi ve Temizözün yasal olmayan herhangi bir işe karışmadığını vurgulaması isteniyor. Mektupta, duruşmada sivil araçlar (beyaz toros) ve itirafçıların sorulması halinde, İlçe jandarma komutanlığının sivil aracının olmadığını, itirafçıların jandarmada kullanıldığını duymadığını, görmediğini, Yavuz, Selim Hoca ve Cabbarı tanımadığını (Temizözün rütbelilerden kurduğu ekibin kullandığı kod isimler) söylemesi talep ediliyor. Bulgurluya gönderilen tehdit mektubunun kimler tarafından yazıldığı henüz belirlenemezken, mektupta yer alan bilgiler ile Temizöz ve avukatlarının duruşmada Bulgurluya yönelttiği soruların benzerlik göstermesi dikkat çekti. Dönemin Cizre Kaymakamı olan Antalya Vali Yardımcısı Osman Bulgurluya kargoyla gönderilen imzasız mektup 29 maddeden oluşuyor. Mektupta, Bilgiler Cemal Albay ile yapılan görüşmeler esnasında kendisinin belirtmiş olduğu hususlardan oluşmaktadır ibaresi yer alıyor. 1993 -94 yıllarında Cizrede yaşandığı belirtilen olaylara dikkat çekilen mektupta vali yardımcısının mahkemede şu cümleleri söylemesi isteniyor: Bugün, devletin minnet borcu olması gereken kişileri yargılandığını gördüğümde çok üzülüyorum, bir kaymakam olarak bunun bir komplo olduğuna inanıyorum, o dönemde Cizrenin adım adım huzura kavuşturulmasına eğer bir isim konulacaksa en uygunu Cizrenin Fatihi Cemal Yüzbaşıdır. Antalya Vali Yardımcısı Osman Bulgurluya gönderilen mektup özetle şöyle: Sayın Valim, bilginize başvurulacağını düşünerek 1993-94 yıllarında Cizrede görev yaptığınız esnada, Cizrenin genel durumunu anlatan bazı hususları unutmuş olabileceğinizden tarafınıza iletilmesinin uygun olacağını değerlendirdik. 1 Cizreye geldiği dönemdeki (ilk gelişi) karşılaştığı tablo/genel durumdan bahsedilmesi. 2. PKK ve silahlı milislerin Cizreyi nasıl kıskaca alarak haftanın birkaç günü ilçe genelinde saldırı yaptığı, 3. Yolların, köprülerin, geçitlerin nasıl mayın ve patlayıcı madde tehdidinin altında olduğu 4. Bu saldırılarda ilçe genelinde elektriklerin kesildiği, ertesi günde de her yer kapalı olduğundan Cizrenin nasıl ölü bir şehre dönüştüğünü 5. Köylerde eğitimin tamamen sorun olduğunu, öğretmen ataması yapamadıklarını (can güvenliğinden dolayı) ilçe merkezinde de eğitim faaliyetlerinin ağır aksak yürüdüğünü 6. Kaymakam olarak her yere gidip gelemediğini, hele gece olduğunda hayatın tamamen durduğunu, her gece terör saldırısı beklentisinde olduklarını 7. Sağlık hizmetlerinin de problemli olduğunu, devlet hastanesinde sadece birkaç doktorun olduğunu, hastaların yatamadığını, sadece ilk müdahale ve tahliye yeri olarak (Mardine sevk için) kullanıldığını, Fuat adında (Müslüman iken Hristiyan olmuş) bir cerrah vasıtasıyla çok zorunlu hallerde (ölmek üzere) nasıl cerrahi müdahale yapıldığını 8. Hastane olmasına rağmen duvarların nasıl delik deşik olduğunu, saldırı esnasında eğer güvenlik güçleri eşliğinde bir yaralı getirilecek olursa hastane girişinin yüksek yerlerden, sokak başlarından nasıl ateş altına alındığını 9. İlçe genelinde yapılan her saldırıda bir yerlerin hedef alındığını 10. Bir saldırıda hükümet konağının hedef alındığını, çatıya yapılan mevziye yerleştirilen polisin örgüt tarafından roketlenerek şehit olduğunu, hükümet konağının üst katının aldığı isabetlerden dolayı nasıl yandığını, Cemal Yüzbaşının hükümet konağına intikal ederek nasıl yangını söndürdüğünü, hükümet konağının dış cephesinin delik deşik olduğunu, bu saldırıda hükümet konağı ağır hasar aldığından devlet işlerine (adliye dahil) 10 gün ara verildiğini, bu olayın Türkiyede ve dünyada tek olay olduğunu 11. Cizre genelinde yapılan saldırıların birinci hedeflerden birinin de kendisi olduğunu, Kaymakamlık konutuna çok yoğun ateşler ile saldırı yapıldığını, koruma polislerinin konutun bahçesinde saldırılara karşı dayanmaya çalıştığını, güçlerinin tükenmeye başladığını anladığında konutun içinde yere yatmış bu vaziyette karanlıkta Cemal yüzbaşıyı aradığını, telefonda kendisine beni kurtar dediğini, Cemal Yüzbaşının da Kaymakam bey biz de ateş altındayız. Bulunduğum bölgedeki çatışmayı sevk ve idare ediyorum, fırsat bulduğumda sizi kurtaracağım demesi üzerine
Samanyolu Haber
Son Dakika
19.02.2011
FailimeçhulleretanıkolanvaliyardımcısınatehditmektubuFaili meçhullere tanık olan vali yardımcısına tehdit mektubu
Burhan Ataalp?in tahliye talebi reddedildi
Samanyolu Haber
16.02.2011
18:48


Muğlanın Fethiye ilçesindeki bir kavgada Marmaris Yacht Marinin veliahtı Demokan Özkaynakı öldürdüğü iddia edilen Burhan Ataalpin Fethiyedeki yargılaması bugünkü duruşmayla devam etti. Duruşma sırasında Ataalpin avukatlarının tahliye talebi mahkeme heyetince reddedildi. Günlüklü Koyunda 2010 yılında yaşanan silahlı kavga sonucu hayatını kaybeden işadamı Demokan Özkaynakın öldürülmesiyle ilgili duruşmaya Fethiye Ağır Ceza Mahkemesinde devam edildi. Yapılan 8nci duruşma öncesi adliye binası içinde ve çevresinde geniş güvenlik önlemleri alındı. Tutuklu olarak yargılanan Burhan Ataalp, adliye binasına jandarma eskortu eşliğinde geniş güvenlik önlemleri altında getirildi. Öldürülen genç işadamı Demokan Özkaynakın babası Halikarnas Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Bilgin Özkaynak, yaklaşık 50 kişilik bir grupla adliyeye gelerek, duruşmayı takip etti. Fethiye Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmada tanık M.Y. tanık olarak dinlendi. M.Y. olay gecesi Fedonun konserini izlediğini ve gece saat 02.00 sularında tesisten ayrılırken otopark çıkışında koyu renkli bir otomobili hızla otoparka girerken gördüğünü söyledi. Yaklaşık 25 metre gittikten sonra arkadan 2-3 el patlama sesi duyduğunu belirten M.Y., kısa süre sonra patlama seslerinin arttığını söyledi. Sesleri duyduğu sırada alandaki konserin devam ettiğini sözlerine ekleyen M.Y., Patlamaları havai fişek zannettim. Bunun için geriye dönüp bakmadım ve tesisten çıkarak uzaklaştım. Otoparka giren aracın kime ait olduğunu bilmiyorum. Cinayet olayını ertesi gün gazetelerden öğrendim. dedi. ATAALPİN AVUKATLARI: OLAY MEŞRU MÜDAFA Duruşmadan dilenen ikinci tanık A.O.da olay anında otomobilinde uyuduğunu ve patlama sesiyle uyandığını belirtirken, araçtan çıktığında uzun boylu bir şahsın ateş ederek sahil yönüne doğru gittiğini gördüğünü anlattı. Bu sırada 5-10 defa daha silah sesi geldiğini ifade eden A.O., olay yerine vardığında bir şahsın vurulmuş olduğunu gördüğünü, bir bayan doktorunda vurulan şahsa yardım etmeye çalıştığını kaydetti. Sanıkların dinlenmesini ardından söz alan Demokan Özkaynakın avukatları olayın tasarlayarak adam öldürme suçuna girdiği iddialarını tekrarladı. Burhan Ataalpin avukatları ise olayın meşru müdafaaya girdiğini söyleyerek tahliye talebinde bulundu. Mahkeme heyeti Burhan Ataalpin tutukluluğunun devamına karar verirken, duruşmanın Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurumuna yazılan müzekkere cevaplarının beklenmesi, Burhan Ataalpe verilen silah ruhsatı dosyasının Ankara Jandarma Komutanlığı ve Ankara İl Emniyet Müdürlüğünden istenmesini öngörerek ileri bir tarihe erteledi.
Samanyolu Haber
Son Dakika
16.02.2011
BurhanAtaalp?intahliyetalebireddedildiBurhan Ataalp?in tahliye talebi reddedildi
'Silahlı terör örgütü üyesi' olmakla suçlanan 5 kişi tahliye edildi
Samanyolu Haber
07.02.2011
18:53


Silahlı terör örgütü üyesi oldukları iddiasıyla haklarında dava açılan tutuklu sanık yargılanmaya başladı. Adana özel yetkili Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen ve her bir sanık için 14 yıl hapis cezası istenen davanın ilk duruşmasında 5 sanık tahliye edildi. Duruşmada tutuklu sanıklar Lütfi U., Nuray K., Selçuk A., Cenk Orhan H. ve Ahmet Veli K. hazır bulundu. Sanıkların savunmaları alınmadan mahkeme başkanı ile sanık avukatları arasında usul nedeniyle kısa süreli yaşanan tartışmanın ardında ilk savunmayı yapan tutuklu sanık Mersin Üniversitesi Öğrencisi Ahmet Veli K. hakkındaki suçlamaları kabul etmedi. İddianamede hakkında açılmış 44 farklı eylem hakkında ifade veren Ahmet Veli K. örgüt üyeliği suçlamasını kabul etmedi. Tüm basın açıklamaları, eylem ve gösterilere üyesi bulunduğu sendika adına yasal bir zeminde katıldığını anlatan K., terör örgütüyle bir bağlantısının olmadığını ileri sürdü. Adana Demirsporun İtalyanın Livorno takımıyla yaptığı maçta açılan kanser hastası Güler Zere ölmesin pankartının açılmasının demokratik bir hak olduğunu savunan K. karşılaşmaya örgütsel amaçlı değil futbolu seyretmek için gittiğini öne sürdü.Kod adının olmadığını, iletişim tutanaklarına yansıyan Ramazan isminin ise arkadaşları arasında kendine lakap olarak kullanıldığını anlatan Ahmet Veli K., bu lakabın Kemal Sunal ile Şener Şenin oynadığı filminden esinlenerek şahsına verildiğini belirtti. Tutuklu sanık Mersin Üniversitesi Öğrencisi Lütfü U. da hakkındaki örgüt üyeliği suçlamasını reddetti. Sözleşmeli anasınıfı öğretmenliği yaparken tutuklandığını ve bu yüzden sözleşmesinin feshedildiğini bildiren tutuklu sanık Nuray K. de örgüt üyeliği suçlamasını kabul etmedi. Tutuklu sanıklar Selçuk A. ile Cenk Orhan H.de iddiaları reddetti. Tanık ve avukatların savunmalarından sonra mahkeme başkanı 5 sanığın tahliyesine karar verdi. Polis, davayı takip eden öğrenci gruplarının muhtemel eylemlerine karşı sıkı güvenlik tedbirleri aldı.
Samanyolu Haber
Son Dakika
07.02.2011
Silahlıterörörgütüüyesiolmaklasuçlanan5kişitahliyeedildiSilahlı terör örgütü üyesi olmakla suçlanan 5 kişi tahliye edildi
Danıştay Başkanı tanık olarak dinlenecek
Samanyolu Haber
30.01.2011
07:20
Danıştay davasının Ergenekonla birleştirilmesinden sonra yargı sürecinin derinleştirilmesi adımlarına bir yenisi daha eklendi.

Ergenekon davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, 17 Mayıs 2006da Alparslan Arslanın silahlı eyleminde yaralanan dönemin 2. Daire Başkanı Mustafa Birden, üyeler Ayla Gönenç, Ayfer Özdemir ve Ahmet Çobanoğlunun tanık olarak dinlenmesine hükmetti. Duruşma gününü bildiren tebligat, 5 yıldır ifadesi alınmayan hâkimlere gönderildi. Mahkeme, Ankaradaki yargılamada göz ardı edilen iddiaları araştırmıştı. Saldırı sırasında bozuk olduğu ileri sürülen güvenlik kameralarını TÜBİTAKa inceletmiş, orduevi görüntü kayıtlarını istemiş, tetikçinin telefon konuşmalarını incelemeye almıştı. 17 Mayıs 2006da gerçekleşen Danıştay saldırısının üzerinden yaklaşık 5 yıl geçti. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının türban kararı nedeniyle silahlı saldırı iddiasıyla hazırladığı iddianame doğrultusunda davayı karara bağladı. Ancak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan birinci Ergenekon iddianamesinde Danıştay saldırısının Ergenekon örgütünün eylemi olarak tespit edilmesi, Ankaradaki yargılamanın seyrini değiştirdi. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Danıştay davasının Ergenekon davasıyla birleştirilmesine karar verince dosya İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi. 3 Ağustos 2009da Danıştay davasına bakmaya başlayan mahkemenin ilk işi dosyadaki eksiklikleri tespit etmek oldu. Mahkeme, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve Ankara 11. Ağır Cezanın araştırması gereken, ancak üzerine gidilmeyen onlarca kritik sorunun cevabının peşine düştü. Danıştay dosyasında yer almayan deliller için ilgili kurumlara yazı yazan mahkeme, olay günü bozuk olma nedeni hiç araştırılmayan güvenlik kameralarını OYAKtan istedi. Alparslan Arslanın, saldırıdan bir gün önce keşif yaptığını gösteren 14 karanlık telefon mesajını kime gönderdiğinin tespiti için de Türkiye İletişim Başkanlığıyla irtibata geçildi. TÜBİTAK, mahkemeye gönderilen Danıştayın güvenlik kameralarını incelediğinde 17 Mayıs 2006ya ait görüntülerin silindiğini tespit etti. Bu şekilde baştan beri gündeme getirilen kameraların bozuk olduğu iddiasının yalan olduğu ortaya çıktı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, birinci Ergenekon davasının tanık dinleme aşamasında yeni bir karar daha verdi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma ve Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde hiç dinlenilmeyen mağdurlar dönemin Danıştay 2. Dairesi başkanı ve şu anki Danıştay Başkanı Mustafa Birden ile üyeler Ayla Gönenç, Ayfer Özdemir ve Ahmet Çobanoğlunun duruşma gününü bildirir açıklamalı davetiyeyle çağrılmalarına hükmeden mahkeme heyeti, Abdülkadir Erdil, Erol Şahin, Ecevit Kılıç, Esra Feride Gökçimen ve Muzaffer Gökçimenin tanık olarak dinlenilmeleri için ilgili mercilere yazı yazılmasını kararlaştırdı. ANKARA, RUTİN UYGULAMALARI ES GEÇTİ Normal şartlarda davanın mağdurları her zaman mahkemede dinlenir ve şikâyetçi olup olmadıkları sorulur. Şikâyetçi oldukları durumda davaya müdahil olarak kabul edilir. Ancak bu rutin uygulama Ankaradaki yargılamada yerine getirilmedi. Mahkeme sadece mağdurların avukatlarının talebiyle müdahillik kararı verdi. Danıştay davasının İstanbula gelmesiyle İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, bu eksikliği gideren bir karar aldı. Mağdur hakimler önümüzdeki duruşmaya katılarak tetikçi Arslanın saldırıyı nasıl gerçekleştirdiğini anlatacak. Bu arada, mahkeme önceki gün görülen duruşmada 3 yıldır tutuklu yargılanan Erkut Ersoy hakkında yurtdışına çıkış yasağı konularak tahliye edilmesine karar verdi. Mahkeme, Alparslan Arslanın cep telefonunda bulunan e-mail adreslerinin hangi tarihlerde yüklendiği hususunun daha önce bu konuyla ilgili rapor veren bilirkişilerden sorulmasını, bununla ilgili ek inceleme yapılmasını kararlaştırdı. Ayrıca dosya kapsamında dava konusu yapılan ve Adli Tıp incelemesinden geçmeyen tabanca ve tüfeklerle ilgili olarak, İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı tarafından inceleme yapılmasına karar verdi. KADİR KÖKTEN, BÜŞRA ERDAL
Samanyolu Haber
Son Dakika
30.01.2011
DanıştayBaşkanıtanıkolarakdinlenecekDanıştay Başkanı tanık olarak dinlenecek
Hizbullah davası ertelendi
Milli Gazete
26.01.2011
14:22
İstanbulda görülen 26 sanıklı Hizbullah davası 2 Mayıs 2011 tarihine ertelendi. Duruşmaya 4 ocakta CMK 102. maddeden serbest kalan ancak geçtiğimiz hafta gerçekleştirilen Hizbullah operasyonu sonucu tekrar tutuklanan örgütün silahlı kanat sorumlusu olduğu belirtilen Hacı İnan getirilmedi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya davanın tek tutuklu sanığı Cevat Işıklı ve tutuksuz sanık Abdulsettar Yıldızbakan katıldı. Duruşmada aralarında İnanın da bulunduğu 8 sanığın CMK 102. maddeden tahliye edildiği karar okundu. Duruşmaya çağrılan tanığın gelmemesi nedeniyle tanık dinlenemedi.... devamı
Milli Gazete
Dünya
26.01.2011
HizbullahdavasıertelendiHizbullah davası ertelendi
Hizbullah davası ertelendi
Milli Gazete
26.01.2011
13:54
İstanbulda görülen 26 sanıklı Hizbullah davası 2 Mayıs 2011 tarihine ertelendi. Duruşmaya 4 ocakta CMK 102. maddeden serbest kalan ancak geçtiğimiz hafta gerçekleştirilen Hizbullah operasyonu sonucu tekrar tutuklanan örgütün silahlı kanat sorumlusu olduğu belirtilen Hacı İnan getirilmedi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya davanın tek tutuklu sanığı Cevat Işıklı ve tutuksuz sanık Abdulsettar Yıldızbakan katıldı. Duruşmada aralarında İnanın da bulunduğu 8 sanığın CMK 102. maddeden tahliye edildiği karar okundu. Duruşmaya çağrılan tanığın gelmemesi nedeniyle tanık dinlenemedi.... devamı
Milli Gazete
Son Dakika
26.01.2011
HizbullahdavasıertelendiHizbullah davası ertelendi
Hizbullah davası ertelendi
Samanyolu Haber
26.01.2011
13:11


İstanbulda görülen 26 sanıklı Hizbullah davası 2 Mayıs 2011 tarihine ertelendi. Duruşmaya 4 ocakta CMK 102. maddeden serbest kalan ancak geçtiğimiz hafta gerçekleştirilen Hizbullah operasyonu sonucu tekrar tutuklanan örgütün silahlı kanat sorumlusu olduğu belirtilen Hacı İnan getirilmedi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya davanın tek tutuklu sanığı Cevat Işıklı ve tutuksuz sanık Abdulsettar Yıldızbakan katıldı. Duruşmada aralarında İnanın da bulunduğu 8 sanığın CMK 102. maddeden tahliye edildiği karar okundu. Duruşmaya çağrılan tanığın gelmemesi nedeniyle tanık dinlenemedi. Tutuklu sanık Işıklı, eski savunmalarını tekrarladığını söyledi. Işıklı, Üsküdardaki evin kendisine ait olduğunun iddia edildiğini ancak ev sahibinin mahkemede bu iddiayı yalanladığını, kendisini hiç görmediğini söylediğini hatırlattı. Tutuksuz sanık Yıldızbakan da eski savunmalarını tekrarladı ve barodan avukat atanmasını istedi. Yıldızbakan, Tarsusta yaşadığını belirterek duruşmadan vareste (muaf) tutulmasını talep etti. Diğer sanıkların avukatları da eski savunmalarını tekrarladıklarını belirtti. Duruşma savcısı, tutuklu sanığın tutukluluğunun devamına karar verilmesini istedi ve eski mütalaasını tekrar ettiğini kaydetti. Duruşmaya ara veren mahkeme, aranın ardından kararları açıkladı. Mahkeme, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılarak sanık Hacı İnan ile ilgili soruşturma evrakı olup olmadığının sorulmasına karar verdi. Mahkeme, İnanın başka suçtan tutuklu ise duruşmada hazır edilmesi için tutuklu bulunduğu cezaevine yazı yazılmasını kararlaştırdı. Yıldızbakanın duruşmadan vareste tutulma talebini kabul eden mahkeme, sanık Işıklının tutukluluk halinin devamına karar verdi. Hizbullah davasında 4 Ocak 2011 günü 9 tutuklu sanıktan aralarında İnanın da bulunduğu 8i CMK 102. madde kapsamında tahliye edilmişti. Ancak Hizbullaha yönelik son operasyon kapsamında İnan ve İlyas Kutulmanın da aralarında olduğu 5 kişi gözaltına alınmış ve adliyeye sevk edilmişti. İnan bu soruşturma kapsamında tutuklanarak tekrar cezaevine gönderilmişti.
Samanyolu Haber
Son Dakika
26.01.2011
HizbullahdavasıertelendiHizbullah davası ertelendi
Tetikçi Arslan'ın arkadaşı konuştu
Samanyolu Haber
25.01.2011
15:31
Danıştay tetikçisi Alparslan Aslanın ev arkadaşı olan Avukat Fikri Cora, Hukuk bilgisi olan birinin Danıştaya saldırması insanın aklının almadığı bir durum dedi.

Birinci Ergenekon davasının 171. duruşmasında Alparslan Arslanın üniversiteden arkadaşı avukat Fikri Cora, tanık olarak dinlendi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesinde oluşturulan salonda yapılan duruşmaya, emekli Tuğgeneral Veli Küçük, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Alparslan Arslan ve Osman Yıldırımın da aralarında bulunduğu 20 tutuklu sanık katıldı. Duruşmada, tutuksuz yargılanan gazeteci Güler Kömürcü Öztürk de hazır bulundu. Tutuklu sanıklardan Hayrettin Ertekin ve Ergün Poyraz ise duruşmaya gelmedi. Duruşmada tanık olarak dinlenilen avukat Fikri Cora, Alparslan Arslan ile Marmara Üniversitesinde 1997 yılında öğrenci grubu içerisinde tanıştıklarını, 2001-2004 yılları arasında da Zekeriya Yelok ile üçü birlikte aynı evde kaldıklarını söyledi. Cora, 2004 yılından sonra Arslan ile 2 kere oturup sohbet ettiklerini belirterek, 2005 yılında Ümraniyedeki ofisime geldi. Mesleki konularda sohbet ettik. İkinci görüşmemiz de Salih Kurterin evinde oldu dedi. Danıştay saldırısının bir yıl öncesine kadar Kurterin adını duymadığını ifade eden Cora, Süleyman Esene, ilgilendiği bazı İslami konularla ilgili konuşmak için Kurter ile tanışmak istediğini söylediğini, Esenin de kendisini Kurterin evine götürdüğünü anlattı. Kurterin İslami bilimlerle ilgili bilgisinin belli bir noktada olduğunun söylendiğini ifade eden Cora, şöyle devam etti: Sıradan yaşlı bir insanla karşılaştım. Alim düzeyinde bilgisi yoktu. Evde pijamayla dolaşıyordu. Sigara içilen rahat bir ortam vardı. Kurtere tasavvufun İslamdaki yerini sordum. Bilgi sahibi olmadığını gördüm. Cemaat düzeni içinde bir toplantı yapılmadı. Herkes birbiriyle sohbet edebiliyordu. Ev ortamı, arkadaş ortamı vardı. Kurter, alim olarak iddia edilen bir kişiydi. Kütüphane tarzında bir donanımı da yoktu. Alparslan Arslan da o eve geldi. Arslanın Kurterin ziyaretine gittiğini, orada karşılaşınca öğrendim. Cora, Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengünün Siz Kurteri anlamışsınız. Alparslan ne buldu orada, devam etti? sorusuna, Arslan ile bu konuyu görüşmediklerini belirterek, Kurter tarafından düşüncelerinin beğenilmediğini, eve de davet edilmediğini kaydetti. Başkan Şengünün, Süleyman Esene Kurter ile ilgili hayal kırıklığına uğradığınızı söylediniz mi? sorusu üzerine de Cora, Esenin insani ilişkileri iyi olan bir arkadaşı olduğunu, kendisiyle ilgili özel durumlarını dahi bildiğini dile getirerek, Esen, Kurterin Kuran-ı Kerimin tefsiri hakkında geniş bilgi sahibi olduğu kanısını taşıyordu. Sohbetlerine katılıyordu dedi. Başkan Şengünün Oraya gidip gideceğine pişman olmuş gibi anlatıyorsun ifadesine ise Cora, Pişman değil de, Kurter ilgi duyduğum konulardan uzaktı. Sonra davet de edilmedim diye yanıtladı. BİR AY ÖNCESİNDE HAYATTAN KOPMAMIŞTI Arslanın birlikte aynı evde kaldıkları dönemde mert, yiğit, cesaret sahibi olduğunu, psikopat tarzı bir agresifliğini ve kimsenin canını yaktığını görmediğini anlatan Cora, Şengünün Dediğiniz kişilikle Danıştay saldırısını yapan arasında fark var sözleri üzerine de, şunları söyledi: Ben de çözemedim. Arslan bir avukat, başörtüsü yüzünden böyle bir şeyi yaptığı iddia ediliyor. Avukat olduğu için başörtüsü meselesinin Danıştaya geliş sürecini çok iyi bilmesi gerekir. Başörtüsünden dolayı Danıştaya silahlı saldırı da bulunması... Bunun müsebbibi Danıştay değildir. Bu kararı alan idaredir. Hukuk bilgisi olan bir kişinin Danıştaya saldırması insanın aklının almadığı bir durum. Saldırının ardından bu olayı arkadaşları olan Burhan Gür ile görüştüğünü dile getiren Cora, Bir ay önce otomobilini değiştirip, daha üst bir model otomobil almak istediğini söyledi. Bir ay öncesine kadar hayattan kopmamış bir insanın böyle bir amacı olacağı... Bir ayda ne değişti de böyle bir karar aldı bilgim yok diye konuştu. Şengünün Arslanın başörtüsüne hassasiyeti var mıydı? sorusu üzerine de Cora, herkes gibi Arslanın da bu konuda her öğrenci gibi görüşleri olduğunu, bu kadar ileri düzeyde bir tepki vereceğini düşünmediğini, başörtüsü yasağının üzerinden 2 yıl geçtikten sonra bu saldırının gerçekleştiğini anlattı. Cora, saldırıdan 20-25 gün sonra evinden taşınacağı için Arslanın Teoman Ekşioğlu ve Orhan Kadı ile birlikte kaldığı eve yerleştiğini, bir süre sonra da evi Arslanın ailesine bıraktığını kaydetti. Cora, emniyet ifadesinde Arslanın içki içtiği şeklindeki beyanının ise doğru olmadığını söyledi. Duruşma, savcıların Coraya sorularını yöneltmesiyle devam ediyor.
Samanyolu Haber
Son Dakika
25.01.2011
TetikçiArslanınarkadaşıkonuştuTetikçi Arslanın arkadaşı konuştu
Zirve Davası'nda JİTEM'in haber elamanları dinlenecek
Samanyolu Haber
19.01.2011
10:57


Malatyada Zirve Yayınevinde biri Alman uyruklu 3 kişinin bıçaklanarak öldürülmesi olayının sanıkları yarın 31. kez hâkim karşısına çıkacak. Duruşmada, JİTEMe gayri resmi haber elemanı oldukları belirtilen Erhan Özen, Ercan Genli ve Veysel Şahin tanık olarak dinlenecek. Malatya Jandarma Alay Komutanlığınca Kayseride gerçekleştirilen misyonerlik faaliyetlerine ilişkin seminerin içeriği okunacak. Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın yarınki duruşmasında mahkeme Erhan Özeni ikinci kez, Ercan Genli ve Veysel Şahinin de ilk kez tanık olarak dinleyecek. 28 celsede tanık olarak dinlenen Erhan Özen, mahkemedeki ifadesinde JİTEMin gayri resmi elemanı olduğunu ileri sürerek bazı konularda askeri operasyon ve faili meçhul cinayetlerin olduğunu bildiğini belirtmişti. Veli Küçük, Levent Ersöz ve Muzaffer Tekin ile 2004 yılında İstanbulda bir ordu evinde görüştüğünü anlatan Özen, aynı ekipte yer aldığı Şiran ve Yusuf kod adlı kişilerin de yanında olduğunu söylemişti. JİTEM faaliyetleri arasında, Doğu ve Güneydoğu Anadoluda hükümetlere istediklerini yaptırma, hükümetleri yıpratmanın bulunduğunu iddia etmişti. Mahkeme, Özenin yanı sıra Ercan Genli ve Malatya Kerkük Kardeşlik Derneği eski Başkanı Veysel Şahini de dinleyecek. Malatya E Tipi Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunan Veysel Şahin, 2008 yılı Mayıs ayında üzerinde bombalarla yakalanmıştı. Jandarmaya haber elemanlığı yaptığı mahkeme dosyasında belirtilen Şahin, mahkemedeki ifadesinde üzerinde ele geçirilen bombalarla ilgili Bunlar Türk Silahlı Kuvvetlerine aittir. demişti. Müdahil avukatlarından Erdal Doğan, yaptığı açıklamada, dinlenilmesi beklenilen tanıkların ifadelerinin çok önemli olduğuna işaret etti. Söz konusu kişilerin 2 yıl önce dinlenilmesi taleplerin mahkeme tarafından reddedildiğini anlatan Doğan, Mahkemece bu tanıkların dinlenmesini karar verilmesi önemlidir. Bizce gelinen aşamada dosyanın delil durumu ile davanın hukuki ve fiili bağı nedeniyle İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesindeki Kafes (Poyrazköy) Davası ile birleşmesi gerekiyor. Birleşmeme durumu, Zirve katliamını yalnızca 5 gençle sınırlayıp gerçeği ve gerçek organizasyonu karartmak anlamına gelecektir. Bu durum ise ırkçılığı körükleyen siyaset kültürünü, halkları ve inançları düşmanlaştıran 100 yıllık vesayet rejimini ve ittihatçılığın yeniden ve yeniden üretilmesini sağlar. dedi. Öte yandan son celsede Malatya Jandarma Alay Komutanlığınca Kayseride misyonerlik faaliyetlerine ilişkin seminer gerçekleştirildiği ortaya çıkmıştı. Bunun üzerine seminere ilişkin tüm belgelerin mahkemeye ulaştırılması istenmişti. 31. duruşmada seminer belgelerinde Zirve Yayınevi cinayetlerine ilişkin bilgiler mercek altına alınacak. ZİRVE YAYINEVİ DAVASI Malatyada, 18 Nisan 2007de, Zirve Yayınevinde çalışan Alman uyruklu Tilman Ekkehart Geske ile Necati Aydın ve Uğur Yüksel bıçaklanarak öldürülmüştü. Olayla ilgili zanlılardan Emre Günaydın, Salih Gürler, Cuma Özdemir, Hamit Çeker ve Abuzer Yıldırım olay yerinde yakalanmıştı. Emre Günaydın, yargılandığı Malatya 3üncü Ağır Ceza Mahkemesinde bir dönem birlikte, yerel bir gazetede çalıştığı Varol Bülent Aralın, kendilerine devletten destek sağlayacağını söylediğini ifade etmişti. 12nci duruşmaya çağrılan Aralla yüzleşen Emre Günaydın, Hani bize devlet desteği sağlayacaktın? diye sormuştu. Günaydının ifadesi üzerine Varol Bülent Aral ve Zirve Yayınevi çalışanı olduğu belirtilen Hüseyin Yelki tutuklanmıştı. Yelki ve Aral daha sonraki duruşmalarda tahliye edilmişti. Aral, 15 Ekimde görülen 29. duruşmada Erhan Özenin ifadeleri üzerine tutuklanmıştı.
Samanyolu Haber
Son Dakika
19.01.2011
ZirveDavasındaJİTEMinhaberelamanlarıdinlenecekZirve Davasında JİTEMin haber elamanları dinlenecek
Zaman, kayıp denen belgeyi yayınladı
Samanyolu Haber
17.10.2010
10:10
Önceki gün gündeme gelen ve kaybolduğu iddia edilen fezlekeye Zaman ulaştı.

Emekli Albay Cemal Temizözün yargılandığı faili meçhuller davasının önceki günkü duruşmasında gündeme gelen ve kaybolduğu iddia edilen fezlekeye Zaman ulaştı. Dönemin Cizre Cumhuriyet Savcısı tarafından 1995 yılında hazırlanan fezlekede, Temizöz ve soyadı bilinmeyen Yavuz isimli şahıs sanık olarak gözüküyor. Fezleke, Cizre Cumhuriyet Savcısı Taner Tabel tarafından hazırlanmış. Veysi Özcan, Şehmus Ceylan ve Ethem Aksalın şikayeti üzerine başlatılan soruşturmada Cemal Temizöz ve sorgu amiri Yavuz isimli astsubay, gasp, hürriyeti tahdit ve ölümle tehdit suçlarını işlemekle suçlanıyor. Yürütülen soruşturma sonucunda Temizöz ve Yavuz isimli şahsın, söz konusu şahısları bir kaçakçılık işinde ajan olarak kullandıkları ancak daha sonra aralarında yaşanan anlaşmazlık nedeniyle bu isimleri araçları ile birlikte alıkoyarak ölümle tehdit ettikleri belirtiliyor. Söz konusu suçların işlendiğini tespit eden savcı, Temizözün Cizre ilçe Jandarma komutanı olduğu, diğer sanığın ise astsubay olduğu belirlenerek, ilgili kanun gereği, söz konusu şahısların yargılanması için evrak Cizre İlçe İdare Kuruluna gönderiliyor. Ancak, evrak burada sümenaltı ediliyor. Bu arada Cemal Temizözle beraber adı geçen Yavuzun kod isim olduğu belirlendi. Söz konusu şahsın gerçek isminin Uzman Çavuş Burhanettin Kıyak olduğu belirlendi. Eski Kayseri İl Jandarma Komutanı emekli Albay Cemal Temizöz ile eski Cizre Belediye Başkanı Kamil Atağın da aralarında bulunduğu 7 kişinin yargılandığı faili meçhuller davasında yeni tanıklar gündemde. Önceki gün yapılan 20. duruşmaya tanık olarak katılan Mehmet Uykur, 1993 yılında amcası Ramazan Uykurun Kamil Atağın oğlu Temel ve Kukel Atağ tarafından Cizrede çarşı ortasında Kalaşnikofla taranarak öldürüldüğünü anlatmıştı. Uykur, olayın tornacı Huşin usta ve elektrikçi Emin usta isimli iki esnafın işyerinin önünde gerçekleştiğini ve esnafların olayı yakından gördüğünü dile getirdi. Uykur, Kamil Atağın şu an 500 silahlı adamı var. Kimse korkudan konuşamıyor. dedi. Savcı, Cizreli esnafların kimliklerinin tespit edilerek tanık olarak dinlenmesi talebinde bulundu. Mahkeme heyeti de iki esnaf ve yanında çalışanlar ile olayı gördüğünü beyan edecek esnafların belirlenerek bir sonraki duruşmada hazır edilmesi için Şırnak Emniyet Müdürlüğüne talimat yazdı. Savcı ayrıca, geçtiğimiz günlerde ortaya çıkan ses kayıtlarında JİTEMi kurduğunu anlatan emekli Albay Arif Doğanın, Ergenekon savcılarına verdiği ifadelerinin bir nüshasının Diyarbakıra gönderilmesini istedi. Doğanın bölgedeki faili meçhul cinayetlerle ilgili savcılara anlattığı bilgilerin olayların aydınlatılmasında değerlendirileceği kaydedildi. Mahkeme Başkanı, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen faili meçhul cinayetlerle ilgili soruşturma kapsamında emekli Koramiral Atilla Kıyatın talimatla alınan ifadesinin bir örneğinin dava dosyasına konulduğunu belirtti. Mahkeme Başkanı, Emekli olduktan sonraki süreçte 90lı yıllarda işlenmiş olan faili meçhul cinayetlerin çok sayıda oluşu, okumuş olduğum haber, kitap ve basına yansıyan rapor ve olayları kişisel olarak değerlendirdiğimde kişisel kanaatim bu olayların bir devlet politikası olarak terörle mücadele kapsamında uygulandığıdır. dediğini bildirdi. İddianamede, sanıkların TCKnın adam öldürmek, cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve adam öldürmeye azmettirmek suçlarından cezalandırılmaları isteniyor. Emekli Albay Cemal Temizözün 9 kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmaları talep ediliyor. Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen faili meçhuller davasının önceki gün görülen duruşmasına tanık ifadeleri damgasını vurdu. Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde tanık Tahir Özdemir, 1994 yılından bu yana kendilerinden haber alınamayan Abdullah Özdemir ve İzzet Padır ile ilgili bildiklerini anlattı. Abdullah Özdemirin kardeşi, İzzet Padırın da amcasının oğlu olduğunu belirten Tahir Özdemir, ikisinin de aralarında bulunduğu dört kişinin Zivistan mezrasında gözaltına alındığını kaydetti. Kardeşi ve amcasının oğlunun, sanıklardan Abdulhakim Güven ve Adem Yakinin de aralarında bulunduğu bir tim tarafından gözaltına alındığını anlattı. Şunları söyledi: Abdullah 2 evli ve 12 çocuk sahibidir, İzzet ise 2 evli ve 11 çocuk sahibidir. Gözaltına alınanlar Cizre Jandarma Komutanlığına götürüldü. İki kişi serbest bırakıldı. Kardeşim ve amcamın oğlundan ise bir daha haber alamadık. Cemal Temizöz, onları da serbest bıraktık demişti. Ancak bir daha eve gelmediler. Biz şikayetçi ve davacıyız. Cizrede 1994 yılında ilk dilekçe veren de biziz. Ben Cizre, İdil ve Silopi savcılıklarına başvurularda bulundum. Silopi savcısı bana, sen dilekçenden vazgeç, Cemal yoksa seni öldürür dedi. Dilekçemi verdim ancak dilekçemi işleme koyup koymadığını bilemiyorum. Temizöz dağa gidip terörist öldürmemiştir, sadece çoluk çocuk sahibi kimseleri öldürmüştür.
Samanyolu Haber
Son Dakika
17.10.2010
ZamankayıpdenenbelgeyiyayınladıZaman kayıp denen belgeyi yayınladı
Zaman o belgeyi yayınladı
Samanyolu Haber
17.10.2010
09:39
Önceki gün gündeme gelen ve kaybolduğu iddia edilen fezlekeye Zaman ulaştı.

Emekli Albay Cemal Temizözün yargılandığı faili meçhuller davasının önceki günkü duruşmasında gündeme gelen ve kaybolduğu iddia edilen fezlekeye Zaman ulaştı. Dönemin Cizre Cumhuriyet Savcısı tarafından 1995 yılında hazırlanan fezlekede, Temizöz ve soyadı bilinmeyen Yavuz isimli şahıs sanık olarak gözüküyor. Fezleke, Cizre Cumhuriyet Savcısı Taner Tabel tarafından hazırlanmış. Veysi Özcan, Şehmus Ceylan ve Ethem Aksalın şikayeti üzerine başlatılan soruşturmada Cemal Temizöz ve sorgu amiri Yavuz isimli astsubay, gasp, hürriyeti tahdit ve ölümle tehdit suçlarını işlemekle suçlanıyor. Yürütülen soruşturma sonucunda Temizöz ve Yavuz isimli şahsın, söz konusu şahısları bir kaçakçılık işinde ajan olarak kullandıkları ancak daha sonra aralarında yaşanan anlaşmazlık nedeniyle bu isimleri araçları ile birlikte alıkoyarak ölümle tehdit ettikleri belirtiliyor. Söz konusu suçların işlendiğini tespit eden savcı, Temizözün Cizre ilçe Jandarma komutanı olduğu, diğer sanığın ise astsubay olduğu belirlenerek, ilgili kanun gereği, söz konusu şahısların yargılanması için evrak Cizre İlçe İdare Kuruluna gönderiliyor. Ancak, evrak burada sümenaltı ediliyor. Bu arada Cemal Temizözle beraber adı geçen Yavuzun kod isim olduğu belirlendi. Söz konusu şahsın gerçek isminin Uzman Çavuş Burhanettin Kıyak olduğu belirlendi. Eski Kayseri İl Jandarma Komutanı emekli Albay Cemal Temizöz ile eski Cizre Belediye Başkanı Kamil Atağın da aralarında bulunduğu 7 kişinin yargılandığı faili meçhuller davasında yeni tanıklar gündemde. Önceki gün yapılan 20. duruşmaya tanık olarak katılan Mehmet Uykur, 1993 yılında amcası Ramazan Uykurun Kamil Atağın oğlu Temel ve Kukel Atağ tarafından Cizrede çarşı ortasında Kalaşnikofla taranarak öldürüldüğünü anlatmıştı. Uykur, olayın tornacı Huşin usta ve elektrikçi Emin usta isimli iki esnafın işyerinin önünde gerçekleştiğini ve esnafların olayı yakından gördüğünü dile getirdi. Uykur, Kamil Atağın şu an 500 silahlı adamı var. Kimse korkudan konuşamıyor. dedi. Savcı, Cizreli esnafların kimliklerinin tespit edilerek tanık olarak dinlenmesi talebinde bulundu. Mahkeme heyeti de iki esnaf ve yanında çalışanlar ile olayı gördüğünü beyan edecek esnafların belirlenerek bir sonraki duruşmada hazır edilmesi için Şırnak Emniyet Müdürlüğüne talimat yazdı. Savcı ayrıca, geçtiğimiz günlerde ortaya çıkan ses kayıtlarında JİTEMi kurduğunu anlatan emekli Albay Arif Doğanın, Ergenekon savcılarına verdiği ifadelerinin bir nüshasının Diyarbakıra gönderilmesini istedi. Doğanın bölgedeki faili meçhul cinayetlerle ilgili savcılara anlattığı bilgilerin olayların aydınlatılmasında değerlendirileceği kaydedildi. Mahkeme Başkanı, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen faili meçhul cinayetlerle ilgili soruşturma kapsamında emekli Koramiral Atilla Kıyatın talimatla alınan ifadesinin bir örneğinin dava dosyasına konulduğunu belirtti. Mahkeme Başkanı, Emekli olduktan sonraki süreçte 90lı yıllarda işlenmiş olan faili meçhul cinayetlerin çok sayıda oluşu, okumuş olduğum haber, kitap ve basına yansıyan rapor ve olayları kişisel olarak değerlendirdiğimde kişisel kanaatim bu olayların bir devlet politikası olarak terörle mücadele kapsamında uygulandığıdır. dediğini bildirdi. İddianamede, sanıkların TCKnın adam öldürmek, cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve adam öldürmeye azmettirmek suçlarından cezalandırılmaları isteniyor. Emekli Albay Cemal Temizözün 9 kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmaları talep ediliyor. Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen faili meçhuller davasının önceki gün görülen duruşmasına tanık ifadeleri damgasını vurdu. Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde tanık Tahir Özdemir, 1994 yılından bu yana kendilerinden haber alınamayan Abdullah Özdemir ve İzzet Padır ile ilgili bildiklerini anlattı. Abdullah Özdemirin kardeşi, İzzet Padırın da amcasının oğlu olduğunu belirten Tahir Özdemir, ikisinin de aralarında bulunduğu dört kişinin Zivistan mezrasında gözaltına alındığını kaydetti. Kardeşi ve amcasının oğlunun, sanıklardan Abdulhakim Güven ve Adem Yakinin de aralarında bulunduğu bir tim tarafından gözaltına alındığını anlattı. Şunları söyledi: Abdullah 2 evli ve 12 çocuk sahibidir, İzzet ise 2 evli ve 11 çocuk sahibidir. Gözaltına alınanlar Cizre Jandarma Komutanlığına götürüldü. İki kişi serbest bırakıldı. Kardeşim ve amcamın oğlundan ise bir daha haber alamadık. Cemal Temizöz, onları da serbest bıraktık demişti. Ancak bir daha eve gelmediler. Biz şikayetçi ve davacıyız. Cizrede 1994 yılında ilk dilekçe veren de biziz. Ben Cizre, İdil ve Silopi savcılıklarına başvurularda bulundum. Silopi savcısı bana, sen dilekçenden vazgeç, Cemal yoksa seni öldürür dedi. Dilekçemi verdim ancak dilekçemi işleme koyup koymadığını bilemiyorum. Temizöz dağa gidip terörist öldürmemiştir, sadece çoluk çocuk sahibi kimseleri öldürmüştür.
Samanyolu Haber
Son Dakika
17.10.2010
ZamanobelgeyiyayınladıZaman o belgeyi yayınladı
'TSK harici emir komuta zincirine girmedim'
Samanyolu Haber
28.09.2010
16:58
Ergenekon davasının 83üncü duruşmasında savunmasını tamamlayan tutuklu sanık Kara Pilot Teğmen Mehmet Ali Çelebi, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) dışında hiç kimseyle herhangi bir emir komuta zinciri içerisine girmediğini, girmeyeceğini söyledi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen Ergenekon davasının 25 aydır tutuklu bulunan sanığı Kara Pilot Teğmen Mehmet Ali Çelebi, 2 günü bulan savunmasını 83. duruşmada tamamladığını söyledi. Soruşturmanın başında Tanık olmak için dilekçe verdiğini belirten Çelebi, dava sürecinde önce örgüt üyeliği ardından da yöneticilikle suçlandığını söyledi. Sanık Çelebi, tanık olmak için verdiği dilekçesinin de dava dosyasında saklandığını söyledi. Tutuklama kararını veren İstanbul 9 Ağır Ceza Mahkemesi Başkanının kendilerine gür bir sesle Hepiniz tutuklusunuz dediğini aktardı. Kendisiyle irtibatlı olduğu iddia edilen 31 kişiden 24üyle hiç telefon irtibatı bulunmadığını ifade eden Çelebi, 7 kişi ile 120 dakika telefon görüşmem var. Bunlardan bazıları farklı illerde. Demek ki, örgüt ideolojisini, faaliyetlerini hep telefonda anlatmışım. Örgütü telepati yöntemiyle yönettik herhalde. diye konuştu. Bu sözleriyle izleyicilerin oturduğu bölümde gülüşmelere neden olan Çelebi, mahkemede Sovyet Yönetmen Sergey Yutkeviç 1933 tarihli Türkiyenin Kalbi Ankara filminde yer alan Atatürkün Onuncu Yıl Nutkunu da mahkemede dinletti. Sanık Çelebi konuşmasını, özgürlük konuşması adını verdiği bir bölüm ile bitireceğini söyledi. Kendisiyle ilgili iddialara baktığını belirten Çelebi, Ben okumaktan, oradaki sözcüklerle birlikte anılmaktan utanç ve yas duyuyorum. dedi. Sanık Teğmen Çelebi, Bilinsin, insanlar dost oldukları, bir şeyler öğrenmeye çalıştıkları başka insanların elleri, ayakları, emir kulları olmazlar. Ben hiçbir zaman olmadım, olmayacağım da. şeklinde konuştu. Çelebi, bu sözlerinin ardından da Türk Silahlı Kuvvetleri dışında hiç kimseyle herhangi bir emir komuta zinciri içerisine girmediğini, girmeyeceğini askerlik yemininden asla ayrılmadığını, ve ayrılmayacağını söyledi. İddianamede anlatılan kişi olmadığını, iddia edilen örgütün hiçbir yerinde olmadığını savunan Çelebi, Benim hiçbir yerin sorumlusu olmak gibi bir görevim asla olmadı. dedi. Bu davanın asimetrik, psikolojik bir savaş olduğu iddiasında bulunan sanık Teğmen Çelebi, Bizi çürümeye yollayacağınız yerden çıktığımda gidip onların, Türk Milletinin yanlıştan kurtulan evlatlarının elini tutacağım ve düşmanın oyununu bozacağım. Çünkü o zaman geçmiş unutulmuş olacak ve gelecek başlayacaktır. diye konuştu. Sanık Çelebi, bu konuşmalarının ardından 2 tam günü bulan savunmasını bitirdiğini söyledi. Duruşmaya kısa bir ara verildikten sonra Çelebinin soruşturma aşamasında Cumhuriyet Savcısına ve mahkemeye verdiği ifadeleri okundu. Daha sonra da Çelebinin çapraz sorgusuna geçildi.
Samanyolu Haber
Son Dakika
28.09.2010
TSKhariciemirkomutazincirinegirmedimTSK harici emir komuta zincirine girmedim
Ergenekon'da 160. dava
Samanyolu Haber
24.09.2010
10:21
Ergenekon davasıyla birleştirilen Danıştaya silahlı saldırı ve Cumhuriyet gazetesine el bombası atılması olaylarına ilişkin dava, sanıkların taleplerinin alınmasıyla başladı.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen Ergenekon ana davasının 160ıncı duruşmasına tutuklu sanıklardan Sevgi Erenerol, Hayrettin Ertekin, Ergun Poyraz, başka suçtan tutuklu Semih Tufan Gülaltay ve Selim Akkurt katılmadı. Emekli Tuğgeneral Veli Küçük, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ve emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekinin de aralarında bulunduğu 19 tutuklu sanık ile başka suçtan hükümlü bulunan Sedat Peker ve tutuksuz sanık gazeteci Güler Kömürcü Öztürk, duruşmada hazır bulundu. Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, dün ifadesi yarım kalan tanık Burhan Gürün ifadesinin alınmasına sonra devam edileceğini belirterek sanıklar ile avukatlarının taleplerinin alınacağını belirtti. Sanıkların taleplerini sunmasıyla duruşmaya başlandı.
Samanyolu Haber
Son Dakika
24.09.2010
Ergenekonda160davaErgenekonda 160 dava
İlk kez konuştu, itiraf etti
Samanyolu Haber
06.08.2010
23:01
Güneydoğuda karanlık dönem olarak adlandırılan 90lı yıllarda işlenen faali meçhul cinayet ve kayıplarla ilgili dava sanıklarından Albay Cemal Temizöz savunma yaptı.

Temizöz hemen her duruşmada meydana gelen beyaz Toros marka otomobil ile ilgili ilk kez konuştu. Cizrede Toros marka otomobilin olduğunu itiraf eden Temizöz, Toros aracı bir tek bizde mi var. Herkeste var. Şimdi o araca binenler geri gelmiyordu deniyor. Cizreliler nereye gidip gelmiyorlardı. Gidip bayilerden sorulsun, o dönemde Cizrede kaç tane Toros vardı. Bazen yabancı araba Cizreye girdiğinde bunlar polis, asker ya da yabancı deniliyordu. dedi. Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmada tanıkların dinlenmesinden sonra sanıkların savunmalarına geçildi. Atilla Kıyakın basında yer alan Faili meçhuller, devlet politikası olduğu yönündeki açıklamalarının kişisel görüşleri olduğunu belirten Temizöz, devletin böyle bir politikası olmadığının ortada olduğunu savundu. Devleti ayakta tutmak için hayatta kalma mücadelesi verdiklerini anlatan Temizöz, tanıkların iddiaları ile ilgili olarak Bu şartlar altında birini çağırıp ifadesini nasıl alalım. Devletin, Genelkurmayın arşivlerinde Cizrenin hangi hale getirildiği araştırılsın, mahkemenizce sorulsun, ortaya çıkar. Hayatta nasıl kalmaya çalıştık, o ortaya çıkacak. diye konuştu. Temizöz, Nerede cayır cayır yanan ve roketlenmiş bir kaymakamlık binası var. Çatısında şehit polisi, memuru bekliyor. Devlet bitmiş gibi. Ben Cizreye kendimi verdim. Şimdi keşke diyorum. Çektiğim bu zulüm. Benim çocuğum yıllarca migren ağrısı ile yaşadı. Benimle kaldıkları kısa süre içinde roket saldırısına uğradık. Cizre için sosyal etkinlikler yapmaya çalıştığımı herkes biliyor. Cizresporun Şırnakta maçı vardı. Çocuğum hasta, onunla ilgilenirken Cizrespor yöneticeleri kapıma gelip doktor getirdiler. Çocuğu bize emanet et dediler. BTR ile önlerine düştüm, Şırnaka maça götürüp getirdim. Ben Cizre halkını kendimi feda edecek kadar sevdim. Ama şimdi keşke diyorum. Ben vatandaşın canını, malını, ırzını korumak için yeminime sadık kaldım. Dava aşamasında kemiklerden söz edildiğini anlatan Temizöz, kazılar yapıldığını ancak çıkan kemiklerin köpeklere ait olduğunun anlaşıldığını söyledi. Temizöz, Kemiklerden söz edildi. Kazılar yapıldı ama, köpek kemikleri çıktı. Madem kemikler üzerinde bu kadar duruluyordu. Dağlardakiler de, terörist dediklerimiz de bu ülkenin vatandaşları değil mi? Şemdin Sakıkın Şemdin Sakıktan Mektuplar kitabında örgütün katliamları, infazları yazılıyor. Selim Çürükkayanın Aponun ayetlerinde ki infazlar bölümlerini incelesinler, hatta uluslararası komisyonları da çağırsınlar gidip kazılar yapsınlar. O zaman Diyarbakır Barosu da gidip o gruba dahil olur. Nasıl komplolar kuruldu, bunlar araştırılsın. Üzülerek söylüyorum devletin bazı kademeleri örgütün taktik ve yöntemlerini hala anlamış değil. PKKyı kimse doğru dürüst bilmiyor ve anlamıyor. KCK şehir yapısı denilip duruluyor. Bunlar görünen şeyler. dedi. Örgütün 2003 yılında 1 miyon dolara TAKı kurarak şehirlerde nasıl katliamlar yapıldığının ortada olduğunu anlatan Temizöz daha sonra şunları söyledi: PKK şifreleri, PKK ne istiyor kitapları okunduğunda anlaşılır. Atilla Kıyat Paşa düz mantıkla ifade etmiş. Ben Cizrede geceleri yoksullara nasıl erzak dağıttım anlatmadım. Kaymakamlar çok iyi bilir. Gündüz külahlı gece silahlı, sözü Cizrede ise; milisler gecede gündüz de silahlıydı. Licenin Yaprak köyünde 5 Temmuzda PKKlılar o araçla gidip halı tezgahlarını yakıp propaganda yaptı. Öyle görünüyor ki Cizre yine teröre esir olmuştur. Şu andaki durumumuz Romada dövüşen köle gıladyatörlere benziyor. Kafes içindeyiz. Teşhir edildik. Bu şartlar imhaya dönüştü. Zamana yayılması, adalete olan inancımızı zedeliyor. Eski Cizre Belediye Başkanı Kamil Atağ ise savunmasında, avukatların kendilerini kemiklerden sorumlu tutmasına tepki gösterdi. Atağ şunları söyledi: Avukatlar bizi kemiklerden sorumlu tutuyor. Hatta birlikte yaşabilmemiz için kemiklerin nerede olduğunu gösterin diyor. Yoksa birlikte yaşayamayız. Ben Kürdüm Türkiye Cumhuriyetinin birinci sınıf vatandaşıyım. 1991 yılında Cizrenin önde gelen aşiretlerinin toplantısında kimi aşiret lideri ben Gürcüyüm, Azeriyim, orta Asyalıyım derken ben o dönem dahi Kürt olduğumu söyledim. Ben hiçbir zaman halkımdan kopmadım, kopmam. Beni kemik sorumlusu olarak tutmaları bana hakarettir. Mağdur avukatları geçtiğimiz günlerde açıklamalarda bulunan Atilla Kıyat paşanın faili meçhullerin devletin politikası olduğu yönündeki açıklamalarının yer aldığı gazeteyi mahkemeye sundu. Avukatlar, Kıyatın açıklamalarında, faili meçhul cinayetlerin işlendiği yerin Cizre, Yüzbaşının da o dönemin ilçe komutanı Cemal Temizözü işaret ettiğini belirtip bu davayı ilgilendiren beyanlarda bulunduğunu vurguladılar. Avukatlar, bu nedenle davaya Kıyatın tanık olarak dinlenmesini talep etti.
Samanyolu Haber
Son Dakika
06.08.2010
İlkkezkonuştuitirafettiİlk kez konuştu itiraf etti
Cihaner'i kurtarma planının ilk adımı
Samanyolu Haber
14.05.2010
07:48
Başsavcı İlhan Cihaner, bugün Yargıtayda hakim karşısına çıkıyor. Silahlı terör örgütü yöneticisi iddiasıyla yargılanan Cihaner için Yargıtaydaki evrakta sahtecilik suçlamasıyla süren davanın birleştirilmesi talebi karara bağlanacak.

Silahlı terör örgütü yöneticisi iddiasıyla açılan davanın tutuklu sanığı Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihanerin, evrakta sahtecilik, görevi kötüye kullanma ve imar kirliliğine yol açmak suçlamasıyla Yargıtay 11. Ceza Dairesindeki yargılamasına bugün devam edilecek. Cihaner, Ankaradaki ilk duruşmaya katılmamış, avukatı Turgut Kazan müvekkilinin silahlı terör örgütü davasının Yargıtaydaki davayla birleştirilmesini talep etmişti. Yargıtay 11. Dairesi de Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinden silahlı terör örgütü dosyasının istenmesine karar vermişti. Yargıtay 11. Ceza Dairesi dosyanın incelenmesini tamamladıktan sonra Cihanerin farklı suçlamalarla yargılandığı iki davanın birleştirip birleştirmeyeceğine karar verecek. Bu durumda eğer daire birleştirme kararı verirse gözler İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine çevrilecek. 13. Ağır Ceza Mahkemesi Erzurumdan gelen dosyayı kabul eder ve Yargıtayın birleştirme kararına karşı çıkarsa bu durumda dosya Uyuşmazlık Mahkemesine gidecek ve mahkemenin vereceği karar doğrultusunda Cihanerin yargılanması sürecek. 13. Ağır Ceza Mahkemesi Erzurumdan gelen dosyayı kabul etmezse bu durumda daha önce sanık avukatlarının Yargıtaya gitme talebini reddeden Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi ile birleştirme talebini uygun görmesi durumunda Yargıtay arasındaki çıkan uyuşmazlığı Uyuşmazlık Mahkemesi çözecek. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun kararları uyarınca başka bir suçtan tutuklu Cihanerin sorgusunun mahkeme huzurunda yapılması zorunluluğu bulunduğu için bugünkü duruşmada Cihanerin hazır bulunmasına karar verildiğini açıklamıştı. Ergenekonu aklama planı Hukuk çevreleri Yargıtayın bugün dosyanın birleştirilme talebini kabul ederse konunun hukuk dışı bir işlem olacağını vurguluyor. Usul açısından farklı iki dosyanın birleştirilmesinin mümkün olmayacağını dile getiren eski Cumhuriyet Savcısı Gültekin Avcı, Yargıtayın Ergenekonu aklamak için gösterdiği çabaya dikkat çekti. Avcı, Yargıtayın iki aşamalı Ergenekon planını şöyle anlattı: Yargıtay bir içtihat kararı aldı ve teknik dinlemeleri kayıtlarını sıfır delil seviyesine indirdi. Teknik dinlemenin başlı başına bir delil oluşturamayacağına hükmetti. Şimdi de Gizli tanık beyanlarına el attı. YENİ ŞAFAK
Samanyolu Haber
Son Dakika
14.05.2010
CihanerikurtarmaplanınınilkadımıCihaneri kurtarma planının ilk adımı
Temizöz'ün tutukluluğuna devam kararı
Samanyolu Haber
07.05.2010
16:28
Kayseri Eski Jandarma Alay Komutanı Albay Cemal Temizöz ve Cizre eski Belediye Başkanı Kamil Atağın da aralarında bulunduğu 7 sanığın tutukluluk halinin devamına karar verildi.

Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmada, tutuklu sanıklar Albay Temizöz, Kamil Atağ, Tamer Atağ, Fırat Altın (Abdulhakim Güven), Hıdır Altuğ, Adem Yakin ve Kukel Atağ hazır bulundu. Başka bir suçtan dolayı Kırıkkale Cezaevinde tutuklu bulunan ve dinlenmesi için Diyarbakır E Tipi Cezaevine nakledilen tanık Mehmet Nuri Binzet, rahatsızlığını gerekçe göstererek duruşmaya katılmadı. Binzetin aldığı 3 günlük rapor dava dosyasına eklendi. -HEDEFİMİZ AYAKTA KALMAKTI- Sanıklardan Albay Temizöz, hazırladığı 15 sayfadan oluşan iki ayrı yazılı savunmasını mahkemeye sunduktan sonra, sözlü savunma yaptı. Temizöz konuşmasında, terör örgütü PKKnın hedefi olan bir kamu görevlisi olarak yaklaşık 1 yıldan bu yana tutuklu bulunduğunu belirtti. Hakkında tutuklamasını gerektirecek nitelikli delil bulunmadığı halde tutukluluk halinin devamına karar verilmesine bir anlam veremediğini ileri süren Temizöz, şunları söyledi: İddia makamının hakkımda kamu davası açmasının taraflı olduğunu gösterdiğini düşünüyorum. Mağdur ve müşteki ifadeleri tek bir merkezden yönlendirilmektedir. Çok eski yıllardan beri komitecilik, Kürtçülük, aşiretçilik geleneğinde seyit olduklarını iddia eden haşimi gibi şahısların güdümünde geçmişi belli olmayan türbelere bile kandırılarak ziyarete teşvik edilen halkın hiç bireysel ifadesinden bahsedilebilinir mi? Hele hele bu davada ifade sahiplerinin bireysel ifadelerine tek bir merkezden ipotek konulmuştur. -ÖRGÜT ÜYESİNİN MEZARI TÜRBE OLDU- Cizrede bir operasyonda ölü olarak ele geçirilen bir terör örgütü üyesinin mezarının daha sonra türbe haline getirildiğini iddia eden Temizöz, 1989da bir operasyonda Cizre şehir merkezinde bir kişi ile öldürülen Batmanlı gayrimüslüm Berivan adlı Binevş Agalın mezarının bile türbeye dönüştürüldüğü anlatarak, Mezarların çocuğu olmayan kadınlara çare olduğu denilerek kandırıldıklarını sıkça görmekteyiz. İşte Cizrede vatandaşların bir kısmı cehalet nedeniyle şıh, seyit, haşimi, töre, türbe, örgüt ve aşiret ile halkın kolayca kontrol altında tutulduğu ve yönlendirildiği bir yerdir. Cizrede meydana gelen olaylara geçmiş savunmalarımda örnek vermiştim. Basına da yansıyan bir uzman çavuşun ailesi ve çocuğu ile birlikte aracında iken taranarak yaralanması, burada bir vatandaşın ölümü, görev yaptığım dönemde her dakika her saniye olabilecek hadiselerdi. Bu olay şehir merkezinde oluyor, bazı tanıklar vermiş olduğu beyanlarında örgüt dağdan gelecekmiş de burada eylem yapacakmış şeklinde beyanda bulunmuşlardı, oysa örgüt zaten şehir merkezinde, ancak ben görev yaptığım süre içerisinde bu tür olaylara fırsat vermedim Devletin ve bölge halkının bekası için olağanüstü şartlarda uğraş verdiklerini ifade eden Temizöz, O dönemde tek hedefimiz ayakta kalmaktı. Devletin varlığına, anayasaya, düzenine karşı suç işleyen PKKya karşı mücadele eden bizlerden suç örgütü olursa o zaman devlet nerede? Maddi ve teknik hiçbir delili olmayan 29 Mart seçimlerinden önce tutuklanmam ve halen tutukluluğumun devam etmesi karşısında aklıma mevcut siyasi konjonktürden kaynaklı olduğu geliyor. Tutukluluğumun artık infaza dönüştüğünü düşünüyorum dedi. -SANIK ATAĞ, TANIĞA KÜFÜR ETTİ- Sanıklardan Tamer Atağ da savunmasında önceki duruşmada tanık olarak dinlenen Abdulselam Binzetin babası Kamil Atağa şerefsiz dediğini hatırlatarak, Ben kendisinin duruşmaya getirilmesini talep ediyorum. Karşımda savcı değil Azrail de olsa ben Abdulselam Binzeti öldürmeye hazırım. Ben tahliyemi de talep etmiyorum dedi. Tamer Atağın babası sanık Kamil Atağ da oğlunun küfürlü konuşması nedeniyle herkesten onun adına özür dilediğini söyledi. Mağdur ve hakarete uğrayanların kendileri olduğunu ifade eden Kamil Atağ, şöyle dedi: Biz Kürt halkına düşman değiliz ve düşmanlıkta yapmayız, fakir fukarayı kaçırarak öldürmek bizim işimiz değildir. Biz halkımıza karşı değiliz, bize daha önce PKK için Ermeni silahlı teröristler denilmiştir, biz Ermeni teröriste karşıyız. Ben Kamil Atağ olarak ömrüm boyunca PKK terör örgütüne yönelik olarak mücadele vereceğim. Ben hiçbir şekilde ilgi ve alakam olmayan bir suçlamadan dolayı tutuklu bulunuyorum. Mahkeme heyeti, sanık Tamer Atağın tanık Abdulselam Binzete yönelik sözleri nedeniyle hakkında soruşturma başlatılması için Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına karar verdi. Sanık Hıdır Altuğ da savunmasında geçirdiği beyin rahatsızlığı nedeniyle çok sayıda ameliyat geçirdiğini dile getirerek, Rahatsızlığımdan dolayı önüme konulan ifadeleri elim
Samanyolu Haber
Son Dakika
07.05.2010
TemizözüntutukluluğunadevamkararıTemizözün tutukluluğuna devam kararı
Ayrı bir soruşturma sürüyor
Samanyolu Haber
06.05.2010
16:42
Ergenekonun Erzincan yapılanmasına ilişkin davanın üçüncü duruşmasına savcı Taner Aksakalın açıklamaları damgasını vurdu.

Tutuklu sanık İlhan Cihanerin sorusu üzerine konuşan Erzurum Başsavcı Vekili Taner Aksakal, ismi belli olan bir kısım kişiler ve aynı zamanda meçhul kişiler hakkında Demokrasiye Müdahale Planının hayata geçirilmesi iddialarına ilişkin ayrı bir soruşturmanın sürdüğünü açıkladı. Bu soruşturma kapsamında ifadelerin alındığını, delillerin toplandığını belirten Aksakal, davanın bazı sanıklarının o dosyadaki kişilerle de irtibatlı olduğunu, bu nedenle bu sanıkları ilgilendiren bazı delillerin soruşturma dosyasında yer aldığını kaydetti. Aksakal, bu aşamada gizlilik kararı bulunan soruşturma dosyasındaki bazı sanıkları ilgilendiren delillerin daha sonra dava dosyasına sunulacağını belirtti. Bu şekilde iddianamede tefrik edilen dosyaya ilişkin soruşturmanın hala sürdüğü ortaya çıkmış oldu. Öte yandan bugünkü duruşmada iddianamenin üç numaralı sanığı Erzurum İl Jandarma Alay Komutanlığında görevli tutuksuz sanık Albay Ali Tapan savunmasını yaptı. Suçlamaları reddeden Tapan, bu soruşturma ile TSKnın hedef alındığını iddia etti. Tapan, Bu soruşturma Erzincan ilinde emniyet ve asayişi sağlayan Emniyet, MİT ve Jandarmayı neredeyse silahlı çatışmanın eşiğine getirmiştir. diye konuştu. Millete ve hükümete yönelik Demokrasiye Müdahale Planının hayata geçirilmesiyle ilgili davanın duruşması Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinde devam etti. 14 sanıklı davanın üçüncü duruşması başladığında ilk olarak tutuklu sanık Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner usule ilişkin konuşacağını belirterek söz aldı. Cihaner, geçtiğimiz günlerde polis korumasının Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tanık olarak dinlendiğini öğrendiğini ifade etti. Bu kapsamda hakkında ayrı bir soruşturma yürüyüp yürümediğini ve ayrıca kendisi ve diğer sanıklar hakkında önleyici dinleme yapılıp yapılmadığını sordu. Mahkeme heyeti, bu konuda karar için duruşmaya ara verdi. Bu sırada tutuklu sanık Cihaner de avukatlarıyla görüştü. Mahkeme Başkanı Mustafa Karatay, Cihaner ve davanın diğer sanıkları hakkında ayrı bir soruşturma olup olmadığının Erzurum Başsavcılığından sorulmasına hükmetti. Sanıklar hakkında önleyici dinleme yapıldığına ilişkin soruya ise bu konunun yasal olarak açıklanmasının mümkün olmadığından TİBe sorulması talebinin reddine karar verdi. Sanık avukatlarının itirazları üzerine söz alan savcı Taner Aksakal, Demokrasiye Müdahale Planının hayata geçirilmesiyle ilgili soruşturmanın tefrik edilerek ayrı bir numara üzerinden devam ettiğinin yargılama konusu olan iddianamede belirtildiğini hatırlattı. Süren soruşturma dosyasında davanın bazı sanıklarına ilişkin delillerin bulunduğunu belirten Aksakal, bu delillerin iddianameye dönüştüğünde bu dava dosyasına da sunulacağını kaydetti. Şu anda yargılanan sanıkların mahkeme önüne çıkmasının gecikmemesi, yasal haklarının ihlal edilmemesi için bir an önce dava açıldığını kaydeden Aksakal, Buradaki bazı sanıklarla ilgili belgelerin bu aşamada dava dosyasına konulması gizlilik kararına aykırı olacak ve soruşturmaya halel gelecek. Bu nedenle bu aşamada bazı delilleri sunmadık. O dava açıldığında delilleri de sunacağız. açıklamasında bulundu. Sanık avukatlarının buna itiraz etmeleri üzerine tekrar söz alan savcı Aksakal, huzurda yargılanan sanıklar için süren herhangi bir soruşturma olmadığını tekrar vurguladı. Aksakal, Huzurda olmayan bir kısım kişiler, meçhul kişiler hakkında soruşturma sürüyor. O kişilerle buradaki sanıkların irtibatını gösteren delilleri ibraz etmedim. Ben sanıklar lehine ya da aleyhine dosyaya herhangi bir delil koymamış değilim. Cihaner benim dosyaya delil koymadığımı söylüyor, isterse bu konuda suç duyurusunda bulunabilir. dedi. İddianamede üç numaralı sanık olarak yer alan tutuksuz sanık Albay Ali Tapan ise suçlamaları reddetti. Tapan, savunmasına başlarken hala süren bir soruşturma olduğu için göstereceği tanıkların sanık olabileceğini belirterek, duruşmada ismini açıklamayacağını söyledi. Bunun üzerine mahkeme başkanı, duruşma sonunda getirdiği takdirde tanığı gizli olarak dinleyebileceklerini söyledi. İddianamede gizli tanıklar dışında başka somut delil bulunmadığını ileri süren Tapan, Silahlı terör örgütüne üye olmam hayatın olağan akışına aykırıdır. Görevim nedeniyle 25 yıldır terörle mücadele ediyorum. Başarı madalyalarım var. Bu dava bana yönelik iftiradır. Bu davada yargılanmamın tek nedeni Erzincan İl Jandarma Komutanı olarak bazı dini cemaatlerle ilgili yürütülen soruşturmalara adli kolluk yapmam. Buraya benim yerime başka komutan atansa o sanık olacaktı. Bu davaya nereden bakılırsa bakılsın usulsüzdür. diye konuştu. Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin görevsiz olduğunu, davanın görevsizlik kararı verilerek Yargıtaya gönderilmesi gerektiğini ifade eden Tapan, Jandarma komutanı olarak İrtica ile Mücadele Eylem Planının uygulanması noktasında Saldıray Berk ve Cihanerin talimatlarını uyguladığı
Samanyolu Haber
Son Dakika
06.05.2010
AyrıbirsoruşturmasürüyorAyrı bir soruşturma sürüyor
'Kürtçe Şarkı' Cinayeti Davası
Samanyolu Haber
11.02.2010
14:57
Hoşdere Caddesindeki bir barda, Kürtçe şarkı söylenmesi üzerine başlayan ve Emrah Gezerin ölümüyle sonuçlanan kavgayla ilgili olarak, biri polis memuru altı sanığın yargılanmasına başlandı.

Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu müşteki-sanık katil zanlısı polis memuru Serkan Akbulut ile tutuksuz müşteki-sanık Levent Akbulut, tutuksuz sanıklar Gülay Türk ve Tülay Türk, maktülün ailesi ve tarafların avukatları katıldı. Tutuklu müşteki-sanık Sinem Uludağ ile tutuksuz müşteki-sanık Ramazan Gezer ise rahatsızlıkları nedeniyle duruşmada hazır bulunmadı. Sanık polis memuru Serkan Akbulut, ifadesinde, kardeşi Levent Akbulut ve Sinem Uludağ ile 27 Aralık 2009da, 03.00 sıralarında Hoşdere Caddesindeki bara gittiklerini belirtti. Bir süre sonra barda kendileri ile Emrah ve Ramazan Gezer, Gülay ve Tülay Türkün kaldığını anlatan Serkan Akbulut, bardan çıkmak üzere kalktıkları sırada, diğer gruptan Ramazan Gezerin, Yüksek sesle şarkı söylediğimiz için rahatsız mı oldunuz? dediğini ve küfrettiğini savundu. Sinem Uludağın da, Niye rahatsız olalım? PKKlı mısınız ki? dediğini söyleyen Akbulut, daha sonra Ramazan Gezerin ayağa kalktığını, belinden silah çektiğini, Biz Diyarbakırlıyız, Kürtüz, PKKlıyız diyerek küfür ettiğini ileri sürdü. Ardından çıkan tartışmada, grubun Sinem Uludağı dövmeye başladığını ifade eden Akbulut, bar sahibinin, grubu engellediğini, ağabeyi ve Uludağ ile dışarı çıktıklarını söyledi. Peşlerinden gelen diğer grubun, Uludağa saldırmaya devam ettiklerini savunan Akbulut, Ramazan Gezeri engellemeye çalıştığını, Sinem Uludağı taksiye bindirdiğini ve polis olduğunu söylediğini kaydetti. Akbulut, maktul Emrah Gezerde de silah bulunduğunu savunarak, kendilerine 2-3 el ateş edilmesi üzerine, havaya ve yere, hedef gözetmeden ateş ettiğini, Sinem Uludağı taksiye bindirdikten sonra polisi aradığını ve silahlı kişilerin PKKlı olduğunu söyleyerek yardım istediğini anlattı. Müşteki-sanık Levent Akbulut da kardeşiyle benzer ifadeleri verdi. Levent Akbulut, 2-3 el silah sesi duyduğunu, ardından kardeşinin 8-9 el havaya, sonra yere ateş ettiğini anlattı. -DİĞER SANIKLARIN İFADELERİ- Sanık Gülay Türk ise barda Türkçe ve Kürtçe şarkı söylemeleri üzerine, Sinem Uludağın, Pis Kürtler, PKKlılarla aynı mekanda bulunmak istemiyorum diye bağırdığını, daha sonra kendilerine bir şeyler fırlattığını öne sürdü. Ramazan Gezerin, Diyarbakırlıyız, Kürtüz, ama PKKlı değiliz dediğini ifade eden Gülay Türk, Akbulut kardeşlerden Uludağa sahip olmalarını istediğini söyledi. Gülay Türk, bar sahibinin Akbulut kardeşler ile Uludağı dışarı çıkardığını, bir süre sonra kendilerinin de dışarı çıktığını anlattı. Emrah ve Ramazan Gezerde silah bulunmadığını kaydeden Türk, diğer grubun, kendilerine dışarıda küfür etmeyi sürdürdüğünü, Sinem Uludağın da Akbulut kardeşlere, Siz nasıl erkeksiniz. Sıkın bunlara diye bağırdığını iddia etti. Gülay Türk, ardından çok sayıda silah sesi duyduğunu söyledi. Sanık Tülay Türk de kardeşiyle benzer şeyler söyledi. Sinem Uludağın çok saldırgan bir tutum içinde olduğunu savunan Tülay Türk, Gezer kardeşlerde silah görmediğini kaydetti. Duruşmada tanık olarak dinlenen taksi şoförü, Akbulut kardeşler ile Sinem Uludağın taksisine binmeye çalıştığını, taksiye binilmesinden önce Serkan Akbulutun, gruba doğru silahla ateş ettiğini gördüğünü söyledi. Tanık, ancak karşılıklı ateş sesi duymadığını bildirdi. Duruşmada söz alan Serkan Akbulutun avukatı, müvekkilinin hedef gözetmeden, yere ve havaya ateş ettiğini savunarak, mermi çekirdeğinin kriminal incelenmesinin yapılmasını istedi. Avukat, olay yerinde keşif talebinde de bulundu. Mahkeme, mermi çekirdeğinin kriminal incelemesinin yapılmasına, Serkan Akbulutun tutukluluğunun devamına karar vererek, diğer sanıkların, bazı tanıkların dinlenmesi ve diğer eksiklerin giderilmesi için duruşmayı erteledi. Maktul Emrah Gezerin babası Cemal ve annesi İclalin davaya katılma talebini kabul eden mahkeme, İzmirde, dur ihtarına uymadığı gerekçesiyle açılan ateş sonucunda yaşamını yitiren Baran Tursunun babası Mehmet Tursunun, Baran Tursun Uluslararası Dünya Ölçeğinde Silahsızlanma, Polis Şiddetiyle Mücadele, Yaşam Hakkı, Özgürlük, Demokrasi, Barış ve Dayanışma Vakfı (BARANSAV) adına bulunduğu katılma talebini reddetti. Duruşmanın ardından basın açıklaması yapan maktulün babası Cemal Gezer, oğlunun Kürtçe şarkı söylediği için katledildiğini iddia etti. BARANSAV Başkanı Tursun ise Havaya ateş ederken çocuklarımızı vuran katiller, hiç kendi çocuklarını ve yanındaki katilleri vurmuyorlar dedi. -İDDİANAME- Emrah Gezerin ölümüyle sonuçlanan tartışmanın
Samanyolu Haber
Son Dakika
11.02.2010
KürtçeŞarkıCinayetiDavasıKürtçe Şarkı Cinayeti Davası
Anafor davasının ikinci duruşması başladı
Samanyolu Haber
26.01.2010
12:40
İzmirde A.T.B. elebaşılığındaki şebekeye yönelik düzenlenen Anafor operasyonunun davasına, 8. Ağır Ceza Mahkemesinde devam ediliyor.

10u tutuklu toplam 176 sanık, ikinci defa hakim karşısına çıkacak. Sanık sayısının çokluğu sebebiyle dava dört gün boyunca sürecek. 10u tutuklu 51 sanığın katıldığı bugünkü duruşmada müşteki, ertesi gün de tanık beyanları alınacak. Son gün ise talimatla alınan ifadeler okunacak. Davanın Ergenekon davasıyla birleştirilmesi talep edilmiş ancak reddedilmişti. İzmir Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin 1,5 yıl süren teknik takibinin ardından düzenlediği operasyonla yakalanan, daha önce silahlı çete kurma suçundan cezaevine giren A.T.B. elebaşılığındaki grubun, yeniden suç örgütü oluşumuna giderek yasadışı faaliyetlerde bulunduğu iddia edilmişti. Sanık A.T.B., mahkemede, Başbakan Tayyip Erdoğana suikast planı yapan, darbe planlayan bir örgütle benim ne işim olabilir? Ergenekon örgütünü bilmiyorum. Veli Küçük ile tanışıklığım yok. demişti. Temmuz 2008de A.T.B. ve yanındaki kişilerin yasadışı faaliyetlerde bulunduğu iddiasıyla İzmir, İstanbul, Ankara, Aydın, Kuşadası, Muğla, Balıkesir, Samsun, Mersin, Kayseri, Zonguldak ve Antalyada operasyon düzenlenmişti. Emniyet Genel Müdürlüğüne ait bir Skorsky helikopterin de kullanıldığı Anafor operasyonunda, A.T.B. ile birlikte emekli albay, emekli askeri savcı, emekli iki uzman çavuş, Danıştayda hakimlik görevinden istifa etmiş bir avukat ve işadamlarıyla İzmirde daha önce Asayiş Şube Müdür Vekilliği yapan emekli polis müdürü H.E.nin de aralarında bulunduğu 58 kişi yakalanmışttı. Zanlılarla birlikte 21 tabanca, 11 pompalı tüfek, bunlara ait çok sayıda mühimmat ve bir çelik yelek ele geçirilmişti. Operasyonun devamında eski İzmir Emniyet Müdürü yardımcılarından C.T. ile Çeşme Belediye Başkanı Faik Tütüncüoğlunun ifadesine başvurulmuş, bağlantılı olarak kumarhanelere düzenlenen ikinci operasyondaysa 6sı polis 11 kişi gözaltına alınmıştı. Örgütün İbrahim Tatlısesin Kuşadasındaki otelinin basılması ve Özcan Denizin vurulması suçlarını işlediği, tefecilikten yargılanan Vedat O.Ç.nin de aralarında bulunduğu bazı kişilerin gayrimenkullerine el koyduğu iddia edilmişti. Sanıkların suç işlemek için silahlı örgüt kurmak ve üye olmak, nitelikli yağma, kasten yaralama, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma, ihaleye fesat karıştırma, tehdit, rüşvet ve genel güvenliği kasten tehlikeye sokma gibi suçlardan cezalandırılması talep edilmişti. (CİHAN)
Samanyolu Haber
Son Dakika
26.01.2010
AnafordavasınınikinciduruşmasıbaşladıAnafor davasının ikinci duruşması başladı
Sayın iddialara cevap verdi
Samanyolu Haber
30.12.2009
09:24
Ergenekon ana davasının tutuklu sanığı Ümit Sayın, avukatı Mehmet Aytekinin vekillik görevinden istifa etmesinin ardından yaptığı açıklamada akli melekelerinin yerinde olduğunu söyledi.

Ergenekon ana davasında diğer sanıkların yokluğunda yapılan kapalı oturumda gizli tanık Anadolu olduğunu itiraf eden tutuklu sanık Doçent Doktor Ümit Sayın, avukatı Mehmet Aytekinin istifasının ardından açıklama yapmak istediğini söyledi. Talepler bölümünde kürsüye gelen Sayın, 7 Aralık 2009 tarihinde verdiği ifadesiyle ilgili olarak ek açıklama yapmak istediğini belirtti. Avukatı Mehmet Aytekinin Ümit Sayının akli melekesini yitirdiğini sizin de gözlediğinizi düşünüyorum sözlerine de cevap veren Sayın, depresyonda olduğunu ilaç kullandığını ancak akli melekelerinin yerinde olduğunu söyledi. Sayın akli dengesinin yerinde olduğuna dair koğuş arkadaşı Doç.Dr. Emin Gürsesi de tanık gösterdi. Sayın tıp fakültesinin üzerine bir de hukuk fakültesi bitirmeyi hedeflediği için 5 aydır matematik ve geometri çalıştığını da duruşmada açıkladı. Ardından da Ben akıl yürüterek problem çözüyorum. Akli dengesi yerinde olmayan bir insan bunu başaramaz. Akli melekelerim yerindedir dedi. Duruşmalarda kendisinden çok bahsedildiğini de anlatan Sayın, gizli tanık olarak ifade vermek için savcılardan baskı görmediğini, hatta bunun için dilekçe verdiğini de aktardı. Tutuklu sanık Ümit Sayın, Avukatım, savcı Zekeriya Özün beni 35 yıl yatarsın diye tehdit ettiğini söyledi. Ancak ben böyle bir tehdit almadım. diye konuştu. En çok Komutanlar sana neden bu kadar güvendi sorusunun yöneltildiğini belirten Sayın bu konu hakkında açıklayıcı bilgi de vermek istediğini ifade etti. Tutuklu sanık Ümit Sayın, 2005- 2006 yıllarında internette ve bazı dergilerde makalelerinin yayınlandığını, 11 Eylül saldırısından sonra da yazdıklarının ilgi çektiğini söyledi. Sanık Sayın, Yazdıklarımdan dolayı komutanlar bana sempati duyuyordu. İnsan psikolojisi ve güven telkini konusunda çok kitap okudum. Bu konularda bilgim var. Komutanlarla konuşmalarımızda konu sürekli devlete geliyordu. diye konuştu. İkna kabiliyetinin çok iyi olduğunu belirten Ümit Sayın, Fikirlerime değer veriyorlardı. Bu nedenlerle olsa gerek 3- 4 konuşmadan sonra bana güveniyorlardı. Çok komutana kitaplarımı da yolladım dedi. Sayın bu açıklamasının ardından jandarma nezaretinde salondan ayrıldı. Özel Kuvvetler Komutanlığına bağlı Seferberlik Tetkik Kurulu (STK) Başkanlığından emekli olan Ergenekon tutuklusu binbaşı Fikret Emek, Ankara STKda arama yapılmasına üzüldüğünü söyleyerek, Görev yaptığım süre içinde Seferberlik Tetkik Kurulunda yanlış şeyler yapıldığını görmedim dedi. Ankarada Özel Kuvvetler Komutanlığına bağlı Seferberlik Tetkik Kurulu Başkanlığında yapılan arama, Ergenekon örgütünün en kilit isimlerinden olduğu iddia edilen emekli Binbaşı Fikret Emek ile emekli albay Levent Göktaşı akla getirmişti. Emekli Binbaşı Emek, soruşturma aşamasında olduğu için STKdaki durumla alakalı konuşmak istemediğini ancak eski mensubu olduğu bu kurumda yapılan aramalar nedeniyle üzüldüğünü söyledi. Özel Kuvvetlerde görev yapanların birçok özel yeteneklerden geçmiş kişilerden oluştuğunu belirten Emek, Herkesin görev yapamayacağı bir yerdir burası. Asılsız haberlerle Özel Kuvvetler, Seferberlik Tetkik Kurulu ve Türk Silahlı Kuvvetleri küçük düşürülmekte, rencide edilmektedir dedi. Gladyoda 8 gözaltı şeklinde atılan haber başlıklarına üzüldüğünü de belirten Emek, Seferberlik Tetkik Kurulu, yabancı uzantılı bir birim değildir. Görev yaptığım sürede yanlış yapıldığını görmedim diye konuştu. (CİHAN)
Samanyolu Haber
Son Dakika
30.12.2009
SayıniddialaracevapverdiSayın iddialara cevap verdi
O avukata cevap geldi !
Samanyolu Haber
29.12.2009
22:54
Tutuklu sanıklarından Ümit Sayından avukatlığını bırakan Mehmet Aytekinine cevap geldi...

Danıştay ve Cumhuriyet Gazetesine yönelik saldırılara ilişkin davayla birleştirilen birinci Ergenekon davasının tutuklu sanıklarından Ümit Sayın, Kendi irademle dilekçeyle başvurdum savcılığa. Tehditle ifade vermem söz konusu değildir. Haleti ruhiyem bozuk olabilir, ama akli dengem yerinde dedi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada, sanık ve avukatların talepleri alındı. Duruşmada söz alan tutuklu sanık Muzaffer Tekin, hukuk değil medya tarafından yargılandığını öne sürerek, basının objektif olmasını istediğini söyledi. Savcıların kendisini bir örgüt lideri, örgüt üyesi olarak suçladığını kaydeden Tekin, Örgüt lideri miyim, örgüt üyesi miyim? Bir türlü karar vermediler. Sonra baktılar örgüt liderliğine yakışıyorum, örgüt lideri yaptılar. Oysa şimdi bir örgüt de yok, lider de. Bu iddiayı ortaya atanlar bunu kanıtlamak mecburiyetindeler. Danıştay saldırısı ve Cumhuriyet Gazetesine yapılan saldırı olayları kene olsa bana yapışmaz diye konuştu. Tutuklu Sanık Emin Gürses de Sakarya Üniversitesinde öğretim görevlisi olduğunu ifade ederek, Eğer elinizde bir mektup varsa, bana sormak istediğiniz bir soru varsa şimdi sorun. Bir şey yoksa, bırakın beni üniversiteme döneyim. Bir şey olursa, gerek duyulursa çağırın beni geleyim o zaman. Burada tek bir talebim var, üniversiteye dönmek istiyorum şeklinde konuştu. Tutuklu sanık Oktay Yıldırım da Ümraniyede el bombalarının ele geçirilmesi sırasında patlayıcı maddelerin delil tespit tutanağının tutulamadığını, fotoğraf ve video çekiminin yapılmadığını ve hemen ertesinde uyduruk bir imha kararı ile bu malzemelerin imha edildiğini iddia etti. Yıldırım, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde, imha etmeye ilişkin yazışmalar yapılırken polis raporları, diğer inceleme raporları ya da askeri inceleme raporlarından hangisine dayanarak yapıldığının açıklanmasını ve tercih nedeninin belirtilmesini istedi. Diğer tutuklu sanık Veli Küçük ise bu davadan ne zaman, nerede, neyin çıkacağını ve hangi iftiraya uğrayacaklarını bilemediklerini savundu. Küçük, İmdat diye gizli bir tanığın ortaya çıkarak hakkında çeşitli iddialarda bulunduğunu anlattı. Küçük, son zamanlarda tahliye olmak isteyenlerin gizli tanık olması gerektiği gibi bir zorunluluğun ortaya çıktığını öne sürerek, gizli tanık Anadolu olduğu açıklanan tutuklu sanıklardan Ümit Sayının savcılıkça tahliyesinin istendiğini anımsattı. Küçük, Sayının tahliye olmasını yürekten istiyorum, ancak gönül isterdi ki gizli tanık olmadan önce tahliye istemi olsun şeklinde konuştu. Gizli tanık İmdatın hakkındaki beyanlarının tamamının gerçek dışı olduğunu savunan Küçük, şunları söyledi: Savcı Fikret Seçen açıkça suç işleyerek CMKnın 52, 53 ve 59. maddelerini ihlal etmiştir. Hiç görmediği bir kişinin beyanlarını gizli tanık olarak kaleme almış ve imzalamıştır. İlgili savcı hakkında işlem yapılmasını talep ediyorum. Biliyorum yine tutukluluk halimin devamına karar verilecek ve buna gerekçe olarak kuvvetli suç delili denilecek. 2 seneden beri bu kuvvetli suç şüphesini anlatamadınız bana. Tahliye edin demiyorum. Eğer tahliyem olmayacaksa bu kuvvetli suç şüphesini artık bana açıklayın. Görev yaptığım yıllar boyunca 19 kez tayinim çıktı. Cefakar eşim, 19 kere benimle gelerek eşya düzdü. Şimdi 20. tayin yerim olan Silivride eşya düzüyoruz. Burada ailece savunma yapıyoruz. Tutuklu sanık Zekeriya Öztürk de sanık olarak 2 yıldır psikolojik işkenceye tabi tutulduğunu ileri sürerek, Benim bunu söylemem, açıklamam suç mu bilmiyorum, ama suçsa içeride yattığım 2 yıl yeterlidir. Bu gizli tanık İmdat, Ali Kalkancıdır. Ali Kalkancı benim muhatabım değildir. Muhatapları cevap versin. Biz burada kaldığımız sürece açılımlar, devletin başına örülen çoraplar devam edecektir şeklinde konuştu. Öztürk, tahliyesini talep etti. Tutuklu sanık Fikret Emek de Özel Kuvvetler Komutanlığına bağlı Seferberlik Tetkik Kurulu (STK) Başkanlığından emekli olduğunu ifade ederek, STKda arama yapılmasına üzüldüğünü söyledi. Emek, Görev yaptığım süre içinde STKda yanlış şeyler yapıldığını görmedim. Ancak, eski mensubu olduğum için üzüldüm. Özel Kuvvetlerde görev yapanlar, birçok özel yeteneği olan kişilerdir. Herkesin görev yapamayacağı bir yerdir burası. Asılsız haberlerle Özel Kuvvetler Seferberlik Tetkik Kurulu ve Türk Silahlı Kuvvetleri küçük düşürülmekte, rencide edilmektedir şeklinde konuştu. Tutuklu sanık Ümit Sayın da 7 Aralıkta verdiği ifadeyle ilgili açıklama yapmak istediğini belirterek, önceki oturumda avukatlığını bırakan Mehmet Aytekinin, akli dengesinin yerinde olmadığından bahsettiğini söyledi.
Samanyolu Haber
Son Dakika
29.12.2009
OavukatacevapgeldiO avukata cevap geldi
Baro başkanı açıkladı: Tehdit var!
Samanyolu Haber
15.10.2009
12:45
Diyarbakır Barosu Başkanı Emin Aktar, Kayseri İl Jandarma Alay Komutanı Albay Cemal Temizözün de yargılandığı faili meçhuller davası tanıklarının tehdit edildiğini açıkladı.

Davanın son duruşmasında ifade veren tanık İsmet Uykur ve akrabalarının, eski Cizre Belediye Başkanı Kamil Ataka bağlı korucularca tehdit edildiğini söyleyen Aktar, tedbir alınmazsa adalete ulaşmanın mümkün olamayacağını belirtti. Aktar, Mazlum-Der, İnsan Haklar Derneği Diyarbakır şube temsilcileri ve bir grup avukatla Temizözün yargılandığı davayla ilgili açıklamalarda bulundu. Karanlık bir dönemi aydınlatmak için açılan davada olumsuz gelişmelerin yaşandığını dile getiren Baro Başkanı Aktar, Davada mağdur sıfatıyla bulunan kişilerinin önemli bir kısmı sanıkların da ikamet yeri olan Cizre ve çevresinde halen önemli bir nüfuza ve silahlı güce sahiptir. Davanın başlamasından sonra bazı sanık yakınlarının mağdurlar üzerinde baskı kurduğu, tehdit ettiği biliniyor. Son olarak 9 Ekim günü yapılan duruşmada dinlenen mağdur İsmet Uykur Cizreye döndükten sonra sanık Kamil Atakın yakınları ve ona bağlı korucular tarafından tehdit edilmiştir. Güvenlik kuvvetlerinin bu konuda gerekli önlemi almadıkları, bu durumun mağdurlardaki tedirginlik ve kaygıyı artırdığı görülmektedir. dedi. Müştekilerden bazıların konuyla ilgili olarak savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu dile getiren, Aktar, Bu kayıtsız tutumdan cesaret alacak saldırganların bundan sonra daha pervasız bir şekilde mağdur ve tanıklara yöneleceğinden derin bir kuşku duymaktayız. Mağdurların ifadeleri bu davada maddi gerçeğin ortaya çıkması konusunda önemlidir. Adil yargılamayı etkilemek suretiyle karanlık dönemin aydınlanmasını engellemeye yönelik davranış, eylem ve tutumlara karşı kamu makamlarını gerekli etkin önlemleri ivedi olarak almaya davet ediyoruz. diye konuştu. Gazetecilerin Ne şekilde baskı görüyorlar? sorusuna Aktar, Yargılanan yakınlarının ceza almaları halinde tanıkların ve ailelerini ciddi bir tehlike bekliyor. yanıtını verdi. Temiz davasından bir gün önce üst düzey bir askeri yetkilinin Başsavcılığı ziyaret etmesiyle ilgili soruyu da yanıtlayan Aktar, Ziyaretin yapıldığı gerçektir. Tabii ki askeri yetkili başsavcıyla görüşebilir. Ziyaretin davadan bir gün önce yapılması değil, bu ziyaretin yapılmış olduğunun kabul edilmemesi kaygı vericidir. ifadelerini kullandı. (CİHAN)
Samanyolu Haber
Son Dakika
15.10.2009
BarobaşkanıaçıkladıTehditvarBaro başkanı açıkladı Tehdit var
Son nokta kondu: TSK'ya ait
Samanyolu Haber
09.10.2009
22:46
Zir Vadisinde bulunan askeri mühimmatla ilgili olarak raporunu hazırlayan bilirkişi, bulunan mühimmatın Türk Silahlı Kuvvetlerine ait olduğunu tespit etti.

Ankara Yenikentteki Zir Vadisinde bulunan mühimmatların çok yönlü inceleyen bilirkişi heyetinin raporunda, mühimmatların Jandarma Genel Komutanlığı ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı dışında başka birimlerce kullanılması olasılığının oldukça az olduğunu belirtildi. Dönmezin, Genelkurmay Başkanlığı Askeri Mahkemesinde, askeri eşyayı gizlemek suçundan yargılanmasına devam edildi. Duruşma Hakimi Binbaşı Cemil Çelik, sanık Dönmezin avukatlarının celse arasında Avukatlıktan çekildiklerine dair dilekçe verdiklerini söyledi. Sanık Yarbay Dönmez de barodan avukat ataması yapılmasını istemediğini, savunmasını kendisinin yapacağını belirtti. Duruşmada, Zir Vadisindeki kazılarda görevli dönemin Sincan Yenikent Jandarma Karakol Komutanı Astsubay Başçavuş Bilal Usluer, kazıda kamera kaydı yapan olay yeri inceleme uzmanı Astsubay Başçavuş Alparslan Keleş ve kazıyı gerçekleştiren kepçe operatörü İbrahim Sekmez tanık olarak dinlendi. Astsubay Başçavuş Usluer, Zir Vadisinde kazı yapılacağı gün emniyet güçlerinin Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz imzalı belge göstererek, kazı yapılacağını haber verdiklerini, üstlerine haber vererek, kazı bölgesine hareket ettiklerini anlattı. Olay yerine vardıklarını kazının başlamadığını, polislerin de kendilerini bomba ihtimali gerekçesiyle kazı alanına tam yaklaştırmadıklarını, kazı bölgesindeki polislerin hiçbirinde de bombaya karşı özel bir kıyafet ya da tertibat olmadığını gördüğünü ifade eden Usluer, daha sonra özel kıyafetli bir polis memurunun açılan kuyuya girdiğini ve kuyudan mühimmatları çıkardığını, parmak izi dahi almadan tekrar mühimmatların kolilere konularak emniyete götürüldüğü belirtti. Usluer, kazılara ilişkin tutanakların emniyette hazırlandığını ve kendisinin de emniyette gittiğinde imzaladığını vurguladı. Zir Vadisinin kendi görev alanında bulunduğunu ve her gün en az 5-6 defa devriye aracının o bölgeden geçtiğini anlatan Usluer, Beni düşündüren, mühimmatlar bulunduktan sonra polisler çok sevindi. Ayrıca bulunan malzemeler yüzeydeydi, açıktaydı diye konuştu. Olay Yeri İnceleme Uzmanı Astsubay Başçavuş Keleş de kazı bölgesine gittiğinde Cumhuriyet savcısına, olay yeri incelemesi yapılıp yapılmayacağını sorduğunu savcının da hayır, sadece nezaretçi olarak bekleyin yanıtını verdiğini belirterek, mühimmatların bulunuş şeklini kameraya aldığını ama çoğu zaman terörle mücadele ekiplerince engellendiğini söyledi. Kuyudan çıkarılan poşetlenmiş mühimmatların özensizce açıldığını, delillerin yok edildiğini savunan Keleş, hazırlanan tutanağı da okumadan imzaladığını kaydetti. Keleşin ifadesi üzerine Hakim Binbaşı Çelik, Başçavuş olmuşsun ama okumadan tutanak imzalamışsın dedi. Keleş de Okumamın anlamı yoktu. Ölçüm ve tartım yapılmadan hazırlanan tutanaktı. İmzalamak istemedim, ama imzalamam gerekti. Cumhuriyet savcısı imzala diye baskı yapınca, askerim imzaladım diye konuştu. Hakim Binbaşı Çelikin, imzalamanı kim istedi, kimler baskı yaptı şeklindeki sorusu üzerine de Keleş, kimin baskı yaptığını hatırlamadığını ancak amirlerinden baskı görmediğini belirtti. Keleş, Genelkurmay Askeri Savcılığının isteği üzerine kazı yapılan arazi ile sanık Dönmezden ele geçirilen kroki arasındaki uyumu tespit etmesinin istendiğini, arazi ile krokiyi karşılaştırdığında da arazi ile krokinin uyuştuğunu tespit ettiğini söyledi. Zir Vadisinde bulunan mühimmatların çok yönlü incelenmesi amacıyla oluşturulan bilirkişi heyetinin hazırladığı raporu eleştiren sanık Dönmez, şöyle konuştu: Aynı bilirkişi heyetinin hazırladığı ilk rapor ile ikinci rapor arasında 4 nokta değiştirilmiş. Rapordaki, mutlak askeri eşya ifadesindeki mutlak fikrine katılmıyorum. Piyasada üretilen bir şey mutlak suretle askeri eşya olabilir mi? Zir Vadisinde bulunduğu iddia edilen mühimmatlar MOSSADın, istihbarat servislerinin kullandığı mühimmattır. Sanık Dönmez, mühimmatlarla ilgili olarak yeniden, uzman kişilere, derinlemesine bilirkişi incelemesi yaptırılmasını istedi. Bilirkişi heyetinde bulunan Astsubay Kıdemli Başçavuş Ömer Özdemir, incelemeyi çok yönlü yaptıklarını, mühimmatların Jandarma Genel Komutanlığı ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı envanterinde bulunduğunun tespit edildiğini söyledi. Özdemir, Aynı malzemenin bu iki kurum dışında başka birimlerce kullanılması olasılığı oldukça azdır diye konuştu. Yarbay Mustafa Dönmez, kazılarda görevli 36 polis memurunun parmak izinin alınmasını, kamera kayıtlarındaki bazı polislerin tanık olarak dinlenmesini, toprak analiz raporu alınmasını, mühimmatın gömülme tarihinin tespit e
Samanyolu Haber
Son Dakika
09.10.2009
SonnoktakonduTSKyaaitSon nokta kondu TSKya ait
Mahkeme salonunda şok tehdit
Samanyolu Haber
09.10.2009
16:42
Eski Adalet Bakanı Hikmet Sami Türke yönelik Bilkent Üniversinde bombalı saldırıyı gerçekleştiren Didem Akman ile Serkan Onur Yılmazın davasının ilk duruşması Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde yapıldı.

Türk, sağlık nedenlerini gerekçe göstererek mahkemeye katılmadı. DHKP-C üyesi olduklarını kabul eden Didem Akman, eyleminin teknik arızadan dolayı yarım kaldığını belirterek, bir gün mutlaka tamamlanacağı tehdidinde bulundu. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye başlayan duruşmaya canlı bomba eylemcisi Didem Akman ve eyleme gözcülük yapmakla suçlanan sanık Serkan Onur Yılmaz, geniş güvenlik önlemleri altında getirildi. Emniyet birimleri, adliye çevresi ve mahkeme koridorlarında geniş güvenlik önlemleri aldı. Duruşmaya sadece Akman ve Yılmazın birinci derecede yakın akrabaları alındı. Yılmaz, mahkeme girişinde cezaevi aracı içinden zafer işareti yaptı, bu sırada dışarıda bekleyen bir grup da alkışlayarak kendisine destek verdi. Canlı bomba eylemcisi Akman ise tedavi gördüğü sağlık merkezinden mahkemeye daha erken saatlerde getirildi. Kimlik tespitlerinin ardından sanıkların savunmalarına geçildi. Mahkemeye 24 sayfalık yazılı bir savunma sunan bombacı Didem Akman, duruşmada 1 saat boyunca yazdığı metni ayakta okudu. Zaman zaman su içen Akman, kendisinin bir devrimci olduğunu söyledi. Girişiminin fedai eylemi olduğunu ileri süren Akman, korumaların kendisini fark edemediklerini savundu. Teknik bir arızadan dolayı bombanın patlamadığını dile getiren Akman, terör eylemi olmadığını iddia etti. Halkın kendi iktidarını kurması için çalıştıklarını ileri süren Akman, sosyalizm istediklerini belirtti. Hakkında çıkan haberlerin yalan olduğunu iddia eden Akman, bağımsızlığın ayakkabı fırlatmayla değil silahla olacağını ve silahlı mücadelenin de mecburi olduğunu savundu. Eski Adalet Bakanı Hikmet Sami Türkün elinde 122 insanın kanının bulunduğunu ileri süren Akman, hapishanelerin halkın vicdanı olduğunu iddia etti. Herkesten tek tek hesap soracağını ve bunun adalet eylemi olduğunu ileri süren Akman, intihar eylemcisi olmadığını iddia ederek intiharın çaresizlerin işi olduğunu söyledi. Kimsenin eylem sırasında kendisini fark etmediğini iddia eden Akman, teknik arızadan dolayı yaralandığını ifade etti. Halkı ve vatanını sevdiğini anlatan Akman, onları satanlara karşı savaştığını ileri sürdü. Beyninin uyuşturulup eyleme zorlandığının yalan olduğunu savunan Akman, Eylemim yarım kaldı. Ama hesabım yarım kalacağı anlamına gelmez. Eylemim tamamlanacaktır. dedi. DHKP-C ile cezaevine girdikten sonra tanıştığını dile getiren Akman, Serkan Onur Yılmazı tanıdığını ama onun bu eylemle bir ilgisinin bulunmadığını iddia etti. Ezel Polat adına sahte kimlik kullandığını doğrulayan Akman, bombayı nerden temin ettiği ve nasıl beline sarıldığı sorusuna ise Ben monte ettim. Nerden temin ettiğim, bu davanın konusu değildir. diye cevap verdi. Bombalı saldırının suç olmadığını iddia eden Akman, fotoğraftaki kişinin kendisi olmadığını savunarak mahkemeden tahliye ve beraatını istedi. ÖRGÜT İSTESEYDİ BEN DE SEVE SEVE YAPARDIM Kendisinin devrimci olduğunu söyleyen Serkan Onur Yılmaz ise eylemden bilgisinin olmadığını ileri sürdü. DHKP-C terör örgütünün istemesi halinde bu eylemi seve seve yapıp yardım edebileceğini dile getiren Yılmaz, cezaevinde DHKP-C ile tanıştığını anlattı. Devrim yapmanın meşru ve zorunlu olduğunu iddia eden Yılmaz, fotoğrafların kendisiyle ilgisinin bulunmadığını ve hayatında hiç Bilkent Üniversitesine gitmediğini savundu. İsa Kazir adına kullandığı sahte kimliğin sorulması üzerine Yılmaz, Açıkça irtibat kuracak kadar saf değilim. Aranan biriyim. Örgütle irtibat kurmak için şifreli notlar kullandım. şeklinde konuştu. Mesleğine devrimci yazılmasını isteyen Yılmazın bu teklifi kabul edilmedi. Davada mağdur kişi olarak görünen eski Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk de sağlık nedenlerinden dolayı mahkemede hazır bulunamayacağını belirten bir dilekçe gönderdi. Ayrıca tanık olarak dinleneceği belirtilen polis memuru, çocuğunun rahatsızlığı sebebiyle mahkemeye gelmedi. Cumhuriyet Savcısı Mustafa Bilgili, sanıkların tutukluluk halinin devamını istedi. Mahkeme Başkanı Hasan Şatır, sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Bilkent Üniversitesinde olay günü ve 3 gün öncesine ait kamera görüntü kayıtlarının incelenip incelenmediğinin sorulması için Terörle Mücadele Şubesine müzekkere yazılmasını kararlaştıran Şatır, sahte nüfus cüzdanlarının da asıllarının incelenmesine karar verdi. Ayrıca mahkeme, Milliyet Gazetesinde yayınlanan bir haberdeki zanlıların fotoğraflarının dijital ve renkli orjinallerinin istenmesini de kararlaştırdı. Duruşma 24 Aralık 2009 tarihine ertelendi. Akman ve Yılmaz Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek, korku, kaygı veya panik oluşturabilecek tarzda patlayıcı madde kullanmak, resmi belgede sahtecilik, ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma, bulundurma, tasarlayarak adam öldürmek suçlarından yargılanıy
Samanyolu Haber
Son Dakika
09.10.2009
MahkemesalonundaşoktehditMahkeme salonunda şok tehdit
Temizöz: Tanımıyorum, görmedim
Samanyolu Haber
11.09.2009
20:45
Şırnakta 1993-95 yılları arasında 14 kişiyi öldürmeye azmettirdiği iddiasıyla yargılanan Kayseri eski Jandarma Alay Komutanı Albay Cemal Temizöz, hakkındaki bütün iddiaları reddetti.

Temizöz, savunmasında öldürmeye azmettirdiği iddia edilen 14 kişinin öldürülmesiyle ilgili, Tanımıyorum, görmedim. Ne maksatla öldürüldüğünü bilmiyorum. dedi. Duruşma diğer sanıkların savunmalarının alınması, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi ve tanıkların dinlenmesi için ileri bir tarihe ertelendi. Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşma saat 20.10a kadar sürdü. Bugünkü duruşmada sanıkların kimlik tespiti ve iddianamenin okunmasının ardından sanık Albay Cemal Temizöz, hazırladığı yazılı savunmasını okudu. Savunmasını iki bölüm halinde yapan Temizöz, ilk bölümde PKKnın kurulması, Cizredeki faaliyetleri ve terör örgütünün neden kendini hedef seçtiği konularında bilgi verdi. PKKnın prestijini kaybetmemek için ölülerini çatışmanın yaşandığı yerlere gömdüklerini belirterek, Şimdi belirledikleri noktalarda kazılar yapıyorlar. Bölgedeki bütün kanunsuzluklar üzerime fatura ediliyor. dedi. Savunmasının ikinci bölümünde öldürmeye azmettirdiği iddia kişilerle ilgili bilgi veren Temizöz, öncesi korucu, itirafçı ve rütbeli personellerden neden yararlandığını açıkladı. Temizöz, Şırnak bölgesindeki korucuların PKKnın baskılarına dayanamayarak korucu olduklarını, kendisinin korucuları, terörle mücadele konusunda eğitip, tim halinde onlardan faydalandığını dile getirdi. İtirafçıları terörle mücadelede taktik geliştirmek için ve PKKnın stratejisini öğrenmek için kullandığını anlatan Temizöz, rütbeli personelinde ele geçirilen PKKlıların ve terör örgütünün silahlı milislerini sorgulamada kullandığını kaydetti. Temizöz, faili meçhullerle ilgili savunmasında ise, Bunları tanımıyorum. Kimler tarafından ve ne maksatla öldürüldüklerini bilmiyorum. diye konuştu. İddianamede Temizözün azmettirmesiyle öldürüldüğü iddia edilen maktullerin isimlerini tek tek söyleyen Albay, maktul İbrahim Danış ve Abdurrahim Avşarın PKKnın silahlı milisleri olduğunu ve diğerler birlikte tümün terör örgütü tarafından öldürüldüğünü öne sürdü. Mahkemede söz alan sanık avukatları da, gizli tanıkların gizliliklerinin kalmadığını belirterek, mahkemede dinlenmelerini talep etti. Sanık Temizözün avukatları, müvekkillerinin, terörle mücadele sembol bir asker olduğunu, kendisine isnat edilen suçları işlemesinin asla mümkün olmadığını belirtti. Avukatlar, Temizözün tutukluk süresi, kaçma ihtimali olmadığı ve halen TSK bünyesinde görevli subay olduğu için tahliye edilmesini talep etti. Duruşmada söz alan, Cizre eski Belediye Başkanı Korucubaşı Kamil Atak ise, hakkındaki iddiaları dedikodu olarak nitelendirerek, Bu dedikodulara cevap vermek zorunda değilim. Bizi cezaevinde 6 aydır neden tutuyorsunuz. Somut delil varsa hukuk açısından burada tutulduğumu anlarım. Ama somut delil yok hepsi dedikodudan ibaret. dedi. Savcı, Cemal Temizözün hangi tarihte Cizrede görev yaptığının Jandarma Genel Komutanlığından sorulmasını, Kokel Atakın yakalanmasının beklenmesine, Kamil Atakın ne kadar belediye başkanlığını yaptığının belirlenmesine, Mehmet Nuri Binzetin tanık olarak dinlenmesine, Sokak lambası ve Tükenmez kalemin sanık ve tanıkların olmadığı bir günde dinlenmesine, Cizrede yapılan kazılarda bulunan kemiklerin DNAsının gelmesinin beklenmesine karar vererek sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini istedi. Mahkeme de, iddia makamının taleplerini yerinde bularak, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı 18 Eylül 2009 tarihine erteledi. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 109 sayfalık iddianame, sanıkların 765 sayılı TCKnın Adam öldürmek, Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve Adam öldürmeye azmettirmek suçlarından cezalandırılmaları isteniyor. Sanıklardan Cemal Temizözün 9, Kamil Atakın 7, Temer Atakın 2, Adem Yakınin 7, Hıdır Altuğun 3, Fırat Altının (Abdulhakim Güven) 6, Kökel Atakın ise bir kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılması talep ediliyor. (CİHAN)
Samanyolu Haber
Son Dakika
11.09.2009
TemizözTanımıyorumgörmedimTemizöz Tanımıyorum görmedim
Dink cinayetinde ŞOK İDDİA
Samanyolu Haber
06.07.2009
12:18
Tanık: Ogün Samast cinayet sırasında yalnız değildi

Hrant Dink cinayeti davası iki yılı geride bıraktı. Davanın 10. duruşması bugün yapılıyor. Bugünkü duruşmada konuşan bir tanık, Ogün Samast cinayet sırasında yalnız değildi dedi. Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dinkin öldürülmesine ilişkin 5i tutuklu 20 sanık hakkında açılan davanın 10. duruşması başladı. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu sanıklardan Ogün Samast, Erhan Tuncel, Yasin Hayal, Ahmet İskender ve Ersin Yolcu katıldı. Hrant Dinkin eşi Rakel Dink ve ailesinin yanı sıra Brüksel Barosu Başkanı Yves Oschinky, Paris Barosu Yönetim Kurulu üyeleri Alexandra Aslanyan ve Alex Covyoumdija, yazar Adalet Ağaoğlu ile eski İstanbul Barosu başkanlarından Yücel Sayman da duruşmayı izlemek üzere Beşiktaştaki İstanbul Adliyesine geldi. Duruşmaya 3 yabancı avukatta izleyici olarak katıldı. Paris barosundan, Aleksandre Aslanien ve Wincan Niore ile Brüksel Barosu Başkanı Jues Oschinsky, cübbelerini giyerek, duruşmayı takip etmek için adliyeye geldiler. Duruşma nedeniyle adliye ve çevresinde, yoğun güvenlik önlemleri alındı. 2 yıldır süren Hrant Dink cinayeti davasında, 41 kamu görevlisinden sadece 7 jandarma hakkında soruşturma izni verildi. Polisler ise soruşturma dışı kaldı. Dinkin 19 Ocak 2007de öldürülmesiyle ilgili 2 Temmuz 2007de yapılan ilk duruşmada 19 olan sanık sayısı, 8. duruşmada 20ye yükseldi. Tetikçi Ogün Samastın yaşının 18den küçük olması nedeniyle ilk 5i basına kapalı yapılan duruşmalar boyunca tutuklu sanık sayısı ise 12den 5e düştü. Dink suikastı   Agos Gazetesinin Ermeni asıllı Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, 19 Ocak 2007de İstanbul Şişlideki Halaskargazi caddesinde bulunan gazete binasının girişinde uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmişti.   17 yaşındaki katil zanlısı O.S., 20 Ocakta Samsun Otogarında yakalanmıştı.
Samanyolu Haber
Son Dakika
06.07.2009
DinkcinayetindeŞOKİDDİADink cinayetinde ŞOK İDDİA
Mahkeme salonunda cinayet
Samanyolu Haber
02.07.2009
12:09
Almanyada dün bir mahkemede duruşma sırasında bıçaklı saldırı sonucu bir kişi öldü.

Dresden Eyalet Mahkemesinde görülen duruşmada, tanık olarak ifade veren 32 yaşındaki kadına bıçakla saldıran sanık, Mısırlı olduğu belirtilen kadını bir çok yerinden bıçaklayarak öldürdü. Dresden Savcılığının sözcüsü Christian Avenarius, 28 yaşındaki sanığın doğum yerinin Rusyanın Perm kenti olduğunu belirterek, sanığın yakalanması sırasında iki kişinin yaralandığını kaydetti. Olayın bir hakaret davasının temyiz duruşmasında meydana geldiğini ve sanığın şimdi cinayet suçundan yargılanacağını ifade eden Avenarius, sanıkla tanık arasında ne gibi bir ilişkinin olduğu konusunda ise açıklama yapmadı. Alman mahkemeleri ne kadar güvenli Bu olay Almanyada mahkemelerin ne kadar güvenli olup olmadığı tartışmasını tekrar gündeme getirdi. Bilindiği gibi nisan ayında Bavyera eyalet mahkemesinde de bir silahlı saldırı olayı yaşanmış, iki kişi ölmüştü. Silahlı kişinin miras tartışmasıyla ilgili bir davaya katıldığı, duruşmaya verilen arada dışarı çıkarak koridorda bir kadını silahıyla ateş ederek öldürdüğü, ardından bir odaya girerek intihar etmişti. Almanyada asli mahkemelerde ağır ceza mahkemelerinde olduğu gibi, üst düzey güvenlik önlemleri alınmıyor. Bu da bu tür duruşmalarda silahlı saldırı olayların yaşanmasına neden oluyor. ZAMAN
Samanyolu Haber
Son Dakika
02.07.2009
MahkemesalonundacinayetMahkeme salonunda cinayet
Yarbay Dönmez'in yalanı ortaya çıktı !
Samanyolu Haber
30.06.2009
07:46
Ergenekon soruşturması şüphelisi Yarbay Mustafa Dönmezin, Genelkurmay Başkanlığı Askerî Mahkemesinde, askerî eşyayı gizlemek suçundan yargılandığı davanın ikinci duruşması dün görüldü.

Duruşmada, Kara Havacı Yarbay Alp Kaya, Jandarma Ordu Donatım Yarbay Nedim Kılıç ve emekli Yüksek Mühendis Albay İlhami Güler tanık olarak ifade verdi. Üç tanık da Yarbay Dönmez ile tanıştıklarını, ancak evinde ve Zir Vadisinde yapılan kazılarda ele geçirilen malzemelerle ilgili bir bilgilerinin olmadığını ileri sürdü. Ardından söz alan sanık Yarbay Dönmez, Makine Kimya Endüstrisinin raporuna rağmen, Zir Vadisinde bulunan silahlar ve mühimmatın Türk Silahlı Kuvvetlerine ait olmadığını ileri sürdü. MKE, el bombalarından 20sinin değişik tarihlerde Kara Kuvvetleri Komutanlığına teslim edildiğini bildirmişti. Dönmez, bu kez MİTi hedef aldı: Bu operasyonu polis yaptı. Kazıya katılan 13 Tem polisinin parmak izlerinin alınmasını talep ediyorum. Kroki incelenirse bu anlaşılabilir. Muhtemelen buna MİT de karışmış olabilir. Her yapılan tertip bir iz bırakır. Ne silahlar ne de mühimmat TSKya aittir. El bombasını tam atım haline getiren tapalardır. Emniyetin elinde de çok miktarda tapa vardır. HAYATIM BOYUNCA ELİME SİLAH ALMADIM Yarbay, hayatı boyunca eline silah almadığını savundu: Ben yazan, çizen bir insanım. Ağaç kesenleri bile katil olarak görüyorum. Benim silahla mühimmatla ne işim olabilir. Bunu da anlamıyorum. Değil Başbakana suikast, hayvanlara ve ağaçlara bile zarar vermekten çekinen bir insanım. Burada çok net bir operasyon ve bilgi kirlenmesi var. Yarbayın savunmasında Sapancadaki yazlığı ve Sincandaki evinde bulunan bombalara hiç değinmemesi dikkat çekti. Sürekli, kendi elinin ürünü olduğu Jandarma raporuyla ortaya çıkan krokiler doğrultusunda yapılan kazılarda ele geçirilen bombalarla ilgisi olmadığını savundu. Polisi ve MİTi kendisine komplo kurmakla suçladı. Dönmezin avukatı Mehmet Nuri Aytekin ise polisin düzmece delil oluşturmaya çalıştığını iddia etti. TANIK: DÖNMEZ DOMUZ AVINA ÇAĞIRDI me duruşma sonunda Zir Vadisinde yapılan kazıların dayanağı olan krokinin Yarbay Dönmezin el ürünü olup olmadığının araştırılması için jandarma ve emniyet kriminal dairelerinin raporlarıyla yetinilmemesini, Adli Tıp Kurumundan da rapor alınmasını kararlaştırdı. Mahkeme ayrıca, Dönmezin silahlar aramalar sırasında polis tarafından konuldu iddiasına karşı da Ankaradaki lojmanda yapılan aramaya eşlik eden inzibat subaylarının tanık olarak dinlenmesine karar verdi. Mahkeme Dönmezin, polislerin parmak izleri araştırılsın talebini, daha sonraki duruşmalarda karara bağlayacağını belirterek yargılamayı 14 Ağustosa erteledi. MAHKEME, KROKİYİ ADLÎ TIPA GÖNDERECEK Duruşma Hakimi Binbaşı Cemil Çelik, Zir Vadisinde yapılan kazılara dayanak olduğu belirtilen kroki ile ilgili olarak, Adli Tıp incelemesinin yaptırılıp yaptırılmadığı, yaptırılmış ise düzenlenen rapordan onaylı bir suretin gönderilmesini istedi. Ayrıca, Adli Tıp Kurumu Başkanlığından bu konuda bir rapor alınmamış ise ajandada belirtilen kroki ile sanığın daha önce yazmış olduğu yazı ve işaretler arasında benzerlik olup olmadığı hususlarında Adli Tıp Kurumu incelemesi yaptırılabilmesine karar verildi. Hakim Çelik, krokinin yer aldığı ajandanın mahkemeye gönderilmesi için İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliğine müzekkere yazılmasına karar verildiğini açıkladı. Duruşma 14 Ağustos 2009a ertelendi. Mahkeme, sanık Dönmezin dilekçesinde, Ankaradaki lojmanında yapılan aramada hazır bulunduğu belirtilen İnzibat Bölge Komutanı Albay Ahmet Şahin, Kışla Komutanı Albay Bekir Kazandır, Lojman Yönetim Kurulu Başkanı olarak adı geçen Yüzbaşı Mustafa Timuçin Tıraş, İnzibat Subayı Murat Gazi Çeşitçioğlu, İnzibat Subayı Teğmen Ferdi Gökşenin tanık olarak duruşmada hazır bulundurulmaları için ilgili birlik komutanlıklarına müzekkere yazılmasına da karar verdi. İşte evinde çıkan cephanelik Mustafa Dönmezin Sakaryadaki yazlığı ve Sincandaki evinde yapılan aramalarda ele geçirilen mühimmatlar: 22 el bombası, 8 tabanca, 2 Kalaşnikof, 1 adet Mısır yapımı makineli tüfek. Evinde ele geçirilen kroki doğrultusunda Zir Vadisinde yapılan kazılarda ele geçirilen mühimmatlar: 2 taarruz tipi el bombası, 10 el bombası gövdesi, 10 el bombası ateşleme mekanizması, 12 adet tüfek bombası, 18 adet parça dilim el bombası gövdesi, 12 adet bubi tuzaklı bomba, 12 adet bubi tuzaklı bombaya ait ateşleme mekanizması, 9 adet göz yaşartıcı bomba, 800 adet G3 mermisi. ZAMAN - SABAH
Samanyolu Haber
Son Dakika
30.06.2009
YarbayDönmezinyalanıortayaçıktıYarbay Dönmezin yalanı ortaya çıktı
Toplam "44" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti