Habergec.Com Aranan Kelimeler:emniyet istedi ama Değerlendirme: 10 / 10 686532
habergec.com
21.09.2014 Pazar
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

emniyet istedi ama

Oğlu IŞİD'e katılan anne: Benim çocuğumu da bulup getirsinler
Zaman
20.09.2014
17:49
Kocaeliye bağlı Darıca ilçesinde oturan ve oğlu IŞİDe katılan Emine Bedir, Ahmet Bedirin geri dönmesini istedi. Yurt dışından getirilen rehinelere dikkat çeken Emine Bedir, Herkesin kaybını buluyorlar da benim çocuğumu neden bulmuyorlar? Cumhurbaşkanına da sesleniyorum. Yurt dışından herkesi getiriyor, benim çocuğum da aransın, bakılsın. dediDarıca ilçesi İstasyon Mahallesinde ikamet eden ve Tuzlada tersanede çalışan Ahmet Bedir, 14 Temmuz da kendisine gelen telefondan sonra bir anda ortadan kayboldu. Ailesi bir daha kendisinden haber alamadı. Savaşmaya gittiğinden şüphelenen anne Emine Bedir ve yakınları, Ahmet Bediri bulmak için o günden beri çalmadık kapı bırakmadı. Kocaeli Valiliğine, Gebze Emniyet Müdürlüğüne, savcılığa başvuran anne Emine Bedir, çocuğunun bulunması için başta Cumhurbaşkanı ve Başbakan olmak üzere herkesten yardım istedi. Oğlunun kendisine gelen bir telefondan sonra kimseye hiçbir bilgi vermeden gittiğini belirten anne Emine Bedir, O telefon gelince benim çocuğum kalktı gitti. Ama kim götürdü bunu? Benim çocuğum her şeye inanan birisiydi. İnancının peşine gitti ama kim götürdüyse bilmiyorum... Hiç bir şey söylemedi. Bir telefon gelmiş. Üstünü hızlı hızlı giymiş, evden çıkmış. diye konuştu.Emine Bedir, şunları söyledi: Ahmet işte 69 gündür yok. Artık yurt dışına mı gitti diye şüpheleniyorum. Iraka mı gitti, Suriyeye mi gitti, Türkiyede bir yerde saklı mı tutuyorlar? Çocuğum yok. Ben çocuğumu istiyorum. Yetkililerden istiyorum, çocuğumu bana bulsunlar. Herkesin kaybını buluyorlar da benim çocuğumu neden bulmuyorlar? Cumhurbaşkanına da sesleniyorum. Yurt dışından herkesi getiriyor, benim çocuğum da aransın, bakılsın. Eğer dışarıdaysa benim çocuğumu getirsin. Ben onu istiyorum. Ben onsuz yaşayamam.Oğlu Ahmet Bedire seslenen anne Emine Bedir, Ahmet, yavrum, yurt dışında veya yurt içindeysen, beni duyuyorsan çekinme. Biz seni kabul etmeyiz diye korkma. Ne telefon etmemezlik yap ne de kendin gelmemezlik et. Yavrum gel. Baban da ağabeyin de biz ailecek çok perişan olduk yavrum. Yani her yediğimiz yemek sanki zehir oluyor bize yavrum. şeklinde konuştu.Emine Bedir, IŞİDe katılan ve yaşı 18den büyük olanlar için polisin her hangi bir işlem yapmadığını kaydetti.Amcasını çok özlediğini söyleyen yeğen Mesut Bedir, Ahmet amca, seni çok özledik, ne olursun geri gel. dedi. (CİHAN)
Zaman
Son Dakika
20.09.2014
OğluIŞİDekatılananneBenimçocuğumudabulupgetirsinlerOğlu IŞİDe katılan anne Benim çocuğumu da bulup getirsinler
Yandaş Sabah, bu adama bile 'paralel' dedirtti
Zaman
18.09.2014
14:40
Bugün, AKP yandaşı Sabah gazetesinde yer alan Paralelcilerin para tuzağı deşifre oldu haberi de yalan haberler listesinde kendine yer buldu. Haberdeki iddia sahibi Turgay Kadiroğlunun 129 kişiyi dolandırmaktan sabıkalı olduğu ortaya çıktı.Söz konusu haberde paralel yapının kendisinden 400 bin TL haraç istediği iddiasında bulunmuş, istenilen parayı vermeyince tehdit edildiğini iddia etmişti. Ancak Kadiroğlu isimli şahsın, gündeme gelebilmek için Kilise yönetiminden cami yöneticiliğine, dolandırıcılıktan Ak Parti Milletvekilliği Aday Adaylığına kadar birçok farklı kimliğe büründüğü öğrenildi. Facebook hesabında müstehcen fotoğrafların bulunduğu ortaya çıkan Kadiroğlunun bahsettiği çayıcı Özlem A. isimli kadının ise gerçekte var olmadığı ortaya çıktı. Sabah ve aynı yolda yürüyen diğer hükümet yandaşı gazetelerin, Hizmet hareketini kriminalize edebilmek için dolandırıcılardan katillere, hırsızlardan rüşvetçilere kadar birçok kişiyi kaynak kabul edip sayfalarını açması, artık kimseyi hayrete de düşürmez oldu. Yalan ve iftira ile gerçek arasıdaki çizgiyi birbirine yaklaştıran yandaş medyanın bakalım yeni tirajikomik haberlerine neler eklenecek? 129 KİŞİYİ DOLANDIRIP TUTUKLANDI Sabah Gazetesinde yayınlanan ‘paralelciler rüşvet istedi, vermeyince kadın tuzağı ile tehdit edildim konulu haberde iddia sahibi Turgay Kadiroğlu, Samsunda 129 kişiyi dolandırmaktan tutuklanmış bir sabıkalı çıktı. Yerel bir televizyona Bankalarda çalışmak üzere memur alınacak diye ilan veren ve yazışmalarında Ankara Ulusta bir posta kutusunu gösteren Turgay Kadiroğlu, “İnşaat Mühendisi Oktay Kaya sahte ismini kullandı. Samsun Emniyet MüdürlüğüHırsızlıkve Dolandırıcılık Bürosu ekipleri tarafında yakalandı. Sahte evrak tanzim etmek suretiyle dolandırıcılık suçundan çıkarıldığımahkeme tarafından tutuklanarak Samsun Kapalı Cezaevinden yattığı belirlendi. AKP MİLLETVEKİLLİĞİ ADAY ADAYLIĞINDAN KİLİSELER VAKFINA UZANAN YOL 2011 genel seçimlerinde AKPden Silivri bölgesinden Milletvekili adan adayı olan Turgay Kadiroğlunun karıştığı birçok olay bulunuyor. Bir yandan Kiliseye bağlı vakıflarda sorumlu biri olarak karşımıza çıkıyor, diğer yanda camii derneklerinde boy gösteriyor. Bununla da yetinmeyen söz konusu bu şahıs, Merkezi Kanadada bulunan Türkiye Kiliseleri Tamir Bakım ve Onarım Vakfı Sorumlusu olarak Türkiye Cumhuriyetine dava açıp azınlıklar için toprak istemiş. Noter aracılığı ile Devlete ihtar çeken Kadiroğlunun ihtarnamesinde şu ifadeler yer alıyor; “Makro Polos ve Eleni Hristokiye ait Samsun Cedit Mahallesindeki bir araziyle ilgili daha önce hak kaybına uğratıldık, bu arazilerin yerine yapılan binalardaki 80 daire karşılığında iki dairenin verilmesini ve bu yolla helalleşelim. Alacağımızı Fener Rum Patrikhanesine devrine, ulusal ve uluslararası yargıya ve de Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kuruluna bu aşamada gitme niyetimiz yoktur.” CAMİ YAPTIRMA DERNEĞİ BAŞKANLIĞI YAPTI, HAKKINDA ZİMMET SUÇUNDAN DAVA AÇILDI Kilise için yaptığı mücadeleyle adından söz ettiren Turgay Kadiroğlu öte yandan Atinaya Cami Yaptırma Derneği Genel Başkanı olarak karşımıza çıkıyor. Burada da Derneğin Başkan Yardımcısı olduğu Belirtilen İsmet Bayraktar ile arasında zimmet iddiasıyla yargıya yansıyan kavga devam ediyor. Ölümle tehdit edildiğini belirten Bayraktar, Kadiroğlunu şu ifadelerle suçluyor: “Bu arkadaş kilisede görev almadığım diyor ama denetiminde görev almış. Ha denetimde görev almışsın, ha denetimde görev almışsın. Misyonerlik faaliyetinde bulunmuş mu, bulunmuş. Be mübarek madem siz kilisede görev almışsınız neden böyle bizim bir kutsal görevde içimize giriyorsun. Söyle deki ben kilisede görev aldım, ben misyonerim. Ben Türkiye Cumhuriyetine gayri Müslümanların malları için dava açtım desene.” “BU KÜSTAHIN ARKASINDA KİMLER VAR” Bu küstahın arkasındaki kişilerin çıkarılmasını istiyorum diye haykıran Atinaya Cami Yaptırma Derneği Genel Başkan Yardımcısı İsmet Bayraktar, “Kendisini işadamı olarak tanıttığı için derneğin başına getirdiğimiz kişinin birçok pisliğin içinde yer alması; biz caminin temelini attığımızda bu işler olsaydı, Türkiye cumhuriyeti lekelenecekti. Olayın başında bunların ortaya çıkması, bizim ne kadar temiz yüreklilikle bu işe soyunduğumuzun bir belgesidir. Allah bu tip kişileri ıslah eylesin. Ama yargı karşısında hesap verecektir.” ifadelerini kullanıyor. SOSYAL MEDYA HESABINDA; İMAM HATİP MEZUNU, ADNAN HOCA SEMPATİZANI Söz konusu şahsın Facebook hesabında ise dikkat çekici bilgiler var. 1978 yılında Kadıköy Anadolu İmam Hatip Lisesinden mezun olduğunu yazan Kadiroğlu kendisiyle ilgili çelişkili bilgiler veriyor. Nitekim bahsi geçen İmam Hatip Lisesi 1976 yılında kurulmuş, yani ilk mezunları kurulduktan 4 yıl sonra yani 1980de verdi. Birçok müstehcen fotoğrafın bulunduğu hesapta, Ad
Zaman
Ana Sayfa
18.09.2014
YandaşSabahbuadamabileparaleldedirttiYandaş Sabah bu adama bile paralel dedirtti
Polislere sahur operasyonuna soruşturma
Zaman
17.09.2014
03:09
22 Temmuz sahur operasyonunda gözaltına alınan polislere yönelik hukuksuz uygulamalar hakkında soruşturma başlatıldı. Dün ifade için adliyeye getirilen eski İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürü Yurt Atayün, ellerinin ters kelepçelenmesi ve hukuksuz gözaltı süresi için İl Emniyet Müdürü Selami Altınok ve ilgili şube müdürlerinden şikâyetçi oldu.22 Temmuz sahur operasyonunda yaşanan hukuksuzluklarla ilgili polislerin şikayeti üzerine soruşturma başlatıldı. Eski İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürü Yurt Atayün ve emniyet amiri Kürşat Durmuş, bu kapsamda müşteki olarak ifade vermek üzere tutuklu bulundukları Metris Cezaevi’nden İstanbul Adliyesi’ne getirildi. Polisler, 8 gün boyunca hukuksuz şekilde gözaltında tutulduklarını ve hürriyetlerinin tahdit edildiğini belirterek İstanbul Emniyet Müdürü Selami Altınok ve diğer sıralı amirlerden şikâyetçi oldu.Terör örgütleri ve yolsuzlukla mücadele eden Emniyet mensuplarına yönelik 22 Temmuz’da yapılan sahur operasyonunda yaşanan hukuksuzluklara ilişkin polislerin şikâyeti üzerine soruşturma başlatıldı. Soruşturmayı, özel soruşturma bürosundan sorumlu olan Başsavcı Vekili Selamettin Celep yürütüyor. Dün Metris Cezaevi’nden İstanbul Adliyesi’ne getirilen Eski İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürü Yurt Atayün ve emniyet amiri Kürşat Durmuş, Başsavcı Vekili Celep’e ifade verdi. Yurt Atayün, ifadesinde “İstanbul Emniyet Müdürü Selami Altınok, bilindiği gibi İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde görev yapan bütün şube müdürlerinin amiri olup hukuken sorumludur.” dedi. Atayün, kendisinin gözaltına alındığında talimat üzerine ters kelepçelendiğini hatırlatarak, “Komiser Cemal adlı kişi hastaneye sevkimi yapmış. Şahsımın kaçmayacağını bildiği için kelepçesiz işlem yapmıştır. Ama bunu bir şekilde öğrenen İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürü Mustafa Çalışkan, Cemal adlı komiseri arayarak kızgın bir şekilde ‘Niçin kelepçe takmadın, Vali Selami Altınok’a anlatırsın’ dediğini komiser Cemal kendisi anlattı.” dedi. Adliyede hukuksuz bir şekilde 8 gün tutulduğunu vurgulayan Atayün, “Dördüncü günden sonra İstanbul Adliyesi’nde eşya gibi muhafaza altına alındık.” dedi. Bu yolla hürriyetinin tahdit edildiğini vurgulayarak, kendilerini adliyede tutan Selami Altınok ve diğer görevli polislerin cezalandırılmasını istedi.Emniyet amiri Kürşat Durmuş ise 8 gün gözaltında kalmasına rağmen ifadeleri alınamadığı için serbest kalan 17 kişi arasındaydı. Yeni bir delil ortaya konulmadan haklarında tekrar yakalama kararı çıkarılan Durmuş, “Kolluk görevlileri 2 kez evime giderek eşimi yardım ve yataklıktan dolayı işlem yapacaklarını belirterek tehdit etmişlerdir. İstanbul Emniyet Müdürü Selami Altınok hakkında şikâyetçiyim.” diye konuştu. Tevhid-Selam terör örgütü soruşturmasıyla alakalı, gizli kalması gereken birtakım bilgilerin basına servis edilmesinde İstanbul Emniyet Müdürü’nün sorumlu olduğunu vurgulayan Durmuş, “Çünkü onun bilgisi ve izni olmadan böyle bir şeyin yapılması mümkün değildir. Benimle birlikte haklarında işlem yapılan kolluk görevlilerine Cumhuriyet tarihinde rastlanmadık şekilde uygulama yapılmıştır. Olağanüstü tedbirler alınmıştır.” değerlendirmesini yaptı. 22 Temmuz’da gözaltına alınan polisler, 4 günlük yasal gözaltı süresi dolmasına rağmen serbest bırakılmamış, adliyede alıkonulmuştu. Gözaltı süreleri dolan emniyet mensupları adliyeden çıkmak istemiş ancak görevli polisler tarafından adliye içinde çembere alınmıştı.
Zaman
En Çok Okunan
17.09.2014
PolisleresahuroperasyonunasoruşturmaPolislere sahur operasyonuna soruşturma
Polislere sahur operasyonuna soruşturma
Zaman
17.09.2014
02:14
22 Temmuz sahur operasyonunda gözaltına alınan polislere yönelik hukuksuz uygulamalar hakkında soruşturma başlatıldı. Dün ifade için adliyeye getirilen eski İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürü Yurt Atayün, ellerinin ters kelepçelenmesi ve hukuksuz gözaltı süresi için İl Emniyet Müdürü Selami Altınok ve ilgili şube müdürlerinden şikâyetçi oldu.22 Temmuz sahur operasyonunda yaşanan hukuksuzluklarla ilgili polislerin şikayeti üzerine soruşturma başlatıldı. Eski İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürü Yurt Atayün ve emniyet amiri Kürşat Durmuş, bu kapsamda müşteki olarak ifade vermek üzere tutuklu bulundukları Metris Cezaevi’nden İstanbul Adliyesi’ne getirildi. Polisler, 8 gün boyunca hukuksuz şekilde gözaltında tutulduklarını ve hürriyetlerinin tahdit edildiğini belirterek İstanbul Emniyet Müdürü Selami Altınok ve diğer sıralı amirlerden şikâyetçi oldu.Terör örgütleri ve yolsuzlukla mücadele eden Emniyet mensuplarına yönelik 22 Temmuz’da yapılan sahur operasyonunda yaşanan hukuksuzluklara ilişkin polislerin şikâyeti üzerine soruşturma başlatıldı. Soruşturmayı, özel soruşturma bürosundan sorumlu olan Başsavcı Vekili Selamettin Celep yürütüyor. Dün Metris Cezaevi’nden İstanbul Adliyesi’ne getirilen Eski İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürü Yurt Atayün ve emniyet amiri Kürşat Durmuş, Başsavcı Vekili Celep’e ifade verdi. Yurt Atayün, ifadesinde “İstanbul Emniyet Müdürü Selami Altınok, bilindiği gibi İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde görev yapan bütün şube müdürlerinin amiri olup hukuken sorumludur.” dedi. Atayün, kendisinin gözaltına alındığında talimat üzerine ters kelepçelendiğini hatırlatarak, “Komiser Cemal adlı kişi hastaneye sevkimi yapmış. Şahsımın kaçmayacağını bildiği için kelepçesiz işlem yapmıştır. Ama bunu bir şekilde öğrenen İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürü Mustafa Çalışkan, Cemal adlı komiseri arayarak kızgın bir şekilde ‘Niçin kelepçe takmadın, Vali Selami Altınok’a anlatırsın’ dediğini komiser Cemal kendisi anlattı.” dedi. Adliyede hukuksuz bir şekilde 8 gün tutulduğunu vurgulayan Atayün, “Dördüncü günden sonra İstanbul Adliyesi’nde eşya gibi muhafaza altına alındık.” dedi. Bu yolla hürriyetinin tahdit edildiğini vurgulayarak, kendilerini adliyede tutan Selami Altınok ve diğer görevli polislerin cezalandırılmasını istedi.Emniyet amiri Kürşat Durmuş ise 8 gün gözaltında kalmasına rağmen ifadeleri alınamadığı için serbest kalan 17 kişi arasındaydı. Yeni bir delil ortaya konulmadan haklarında tekrar yakalama kararı çıkarılan Durmuş, “Kolluk görevlileri 2 kez evime giderek eşimi yardım ve yataklıktan dolayı işlem yapacaklarını belirterek tehdit etmişlerdir. İstanbul Emniyet Müdürü Selami Altınok hakkında şikâyetçiyim.” diye konuştu. Tevhid-Selam terör örgütü soruşturmasıyla alakalı, gizli kalması gereken birtakım bilgilerin basına servis edilmesinde İstanbul Emniyet Müdürü’nün sorumlu olduğunu vurgulayan Durmuş, “Çünkü onun bilgisi ve izni olmadan böyle bir şeyin yapılması mümkün değildir. Benimle birlikte haklarında işlem yapılan kolluk görevlilerine Cumhuriyet tarihinde rastlanmadık şekilde uygulama yapılmıştır. Olağanüstü tedbirler alınmıştır.” değerlendirmesini yaptı. 22 Temmuz’da gözaltına alınan polisler, 4 günlük yasal gözaltı süresi dolmasına rağmen serbest bırakılmamış, adliyede alıkonulmuştu. Gözaltı süreleri dolan emniyet mensupları adliyeden çıkmak istemiş ancak görevli polisler tarafından adliye içinde çembere alınmıştı.
Zaman
Güncel
17.09.2014
PolisleresahuroperasyonunasoruşturmaPolislere sahur operasyonuna soruşturma
Polislere sahur operasyonuna soruşturma
Zaman
17.09.2014
02:13
22 Temmuz sahur operasyonunda gözaltına alınan polislere yönelik hukuksuz uygulamalar hakkında soruşturma başlatıldı. Dün ifade için adliyeye getirilen eski İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürü Yurt Atayün, ellerinin ters kelepçelenmesi ve hukuksuz gözaltı süresi için İl Emniyet Müdürü Selami Altınok ve ilgili şube müdürlerinden şikâyetçi oldu.22 Temmuz sahur operasyonunda yaşanan hukuksuzluklarla ilgili polislerin şikayeti üzerine soruşturma başlatıldı. Eski İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürü Yurt Atayün ve emniyet amiri Kürşat Durmuş, bu kapsamda müşteki olarak ifade vermek üzere tutuklu bulundukları Metris Cezaevi’nden İstanbul Adliyesi’ne getirildi. Polisler, 8 gün boyunca hukuksuz şekilde gözaltında tutulduklarını ve hürriyetlerinin tahdit edildiğini belirterek İstanbul Emniyet Müdürü Selami Altınok ve diğer sıralı amirlerden şikâyetçi oldu.Terör örgütleri ve yolsuzlukla mücadele eden Emniyet mensuplarına yönelik 22 Temmuz’da yapılan sahur operasyonunda yaşanan hukuksuzluklara ilişkin polislerin şikâyeti üzerine soruşturma başlatıldı. Soruşturmayı, özel soruşturma bürosundan sorumlu olan Başsavcı Vekili Selamettin Celep yürütüyor. Dün Metris Cezaevi’nden İstanbul Adliyesi’ne getirilen Eski İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürü Yurt Atayün ve emniyet amiri Kürşat Durmuş, Başsavcı Vekili Celep’e ifade verdi. Yurt Atayün, ifadesinde “İstanbul Emniyet Müdürü Selami Altınok, bilindiği gibi İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde görev yapan bütün şube müdürlerinin amiri olup hukuken sorumludur.” dedi. Atayün, kendisinin gözaltına alındığında talimat üzerine ters kelepçelendiğini hatırlatarak, “Komiser Cemal adlı kişi hastaneye sevkimi yapmış. Şahsımın kaçmayacağını bildiği için kelepçesiz işlem yapmıştır. Ama bunu bir şekilde öğrenen İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürü Mustafa Çalışkan, Cemal adlı komiseri arayarak kızgın bir şekilde ‘Niçin kelepçe takmadın, Vali Selami Altınok’a anlatırsın’ dediğini komiser Cemal kendisi anlattı.” dedi. Adliyede hukuksuz bir şekilde 8 gün tutulduğunu vurgulayan Atayün, “Dördüncü günden sonra İstanbul Adliyesi’nde eşya gibi muhafaza altına alındık.” dedi. Bu yolla hürriyetinin tahdit edildiğini vurgulayarak, kendilerini adliyede tutan Selami Altınok ve diğer görevli polislerin cezalandırılmasını istedi.Emniyet amiri Kürşat Durmuş ise 8 gün gözaltında kalmasına rağmen ifadeleri alınamadığı için serbest kalan 17 kişi arasındaydı. Yeni bir delil ortaya konulmadan haklarında tekrar yakalama kararı çıkarılan Durmuş, “Kolluk görevlileri 2 kez evime giderek eşimi yardım ve yataklıktan dolayı işlem yapacaklarını belirterek tehdit etmişlerdir. İstanbul Emniyet Müdürü Selami Altınok hakkında şikâyetçiyim.” diye konuştu. Tevhid-Selam terör örgütü soruşturmasıyla alakalı, gizli kalması gereken birtakım bilgilerin basına servis edilmesinde İstanbul Emniyet Müdürü’nün sorumlu olduğunu vurgulayan Durmuş, “Çünkü onun bilgisi ve izni olmadan böyle bir şeyin yapılması mümkün değildir. Benimle birlikte haklarında işlem yapılan kolluk görevlilerine Cumhuriyet tarihinde rastlanmadık şekilde uygulama yapılmıştır. Olağanüstü tedbirler alınmıştır.” değerlendirmesini yaptı. 22 Temmuz’da gözaltına alınan polisler, 4 günlük yasal gözaltı süresi dolmasına rağmen serbest bırakılmamış, adliyede alıkonulmuştu. Gözaltı süreleri dolan emniyet mensupları adliyeden çıkmak istemiş ancak görevli polisler tarafından adliye içinde çembere alınmıştı.
Zaman
Ana Sayfa
17.09.2014
PolisleresahuroperasyonunasoruşturmaPolislere sahur operasyonuna soruşturma
Hukuksuzluklara soruşturma açıldı, polisler ifade verdi
Zaman
16.09.2014
18:51
Terör ve yolsuzlukla mücadele eden polislere yönelik 22 Temmuzda yapılan sahur operasyonunda yaşanan hukuksuzluklara ilişkin, polislerin şikayeti üzerine soruşturma başlatıldı. Eski İstanbul Terör Şube Müdürü Yurt Atayün ve emniyet amiri Kürşat Durmuş, bu kapsamda müşteki olarak ifade vermek üzere, tutuklu bulundukları Metris cezaevinden Çağlayandaki İstanbul Adliyesine getirildi. Polisler 8 gün boyunca hukuksuz bir şekilde gözaltında tutulduklarını ve hürriyetlerinin tahdit edildiğini belirterek, İstanbul Emniyet Müdürü Selami Altınok ve diğer sıralı amirlerden şikayetçi oldu. Eski terör müdürü Yurt Atayün, kendisinin talimatla kelepçelendiğini belirtti. Emniyet amiri Kürşat Durmuşda ikametgahına giden polislerin eşini tehdit ettiklerini açıkladı.22 Temmuzda polise sahur saatinde yapılan operasyon sürecinde yaşanan hukuksuzluklara ilişkin suç duyurusunda bulunmuştu. Polisler hukuksuz bir şekilde 8 gün gözaltında tutulduklarını anlatmıştı. Nezarethanede kötü muameleye maruz kaldıklarını vurgulamışlardı. 22 temmuzda gözaltına polisler 4 günlük yasal gözaltı süresi dolmasına rağmen serbest bırakılmamış adliyede alıkonulmuştu. Gözaltı süreleri dolan emniyet mensupları adliyeden çıkmak istemiş ancak görevli polisler tarafından Adliye içinde çembere alınmıştı. Hukukçular burada hürriyetti tahdit suçunun işlendiğini vurgulamıştı. Polislerde avukatları aracılığıyla yaşanan bu hukuksuzlukları yargıya taşımış İstanbul emniyet müdürü Selami Altınok ve diğer sıralı amirlerden şikayetçi olmuştu. Bu kapsamda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı. Soruşturmayı özel soruşturma bürosundan sorumlu olan Başsavcıvekili Selamettin Celep yürütüyor. Başsavcıvekili Celep, bu kapsamda ifadeleri almaya başladı. ATAYÜN İFADE VERDİCezaevinden getirilen Yurt Atayünün ve ifade emniyet amiri Kürşat Durmuşun müşteki sıfatıyla ifade verdi. Yurt Atayün, ifadesinde “İstanbul Emniyet Müdürü Selami Altınok, bilindiği gibi İstanbul Emniyet Müdürlüğünde görev yapan bütün şube müdürlerinin amiri olup hukuken sorumludur.” dedi. Kendisinin gözaltına alındığında ters kelepçelendiğini hatırlatan Atayün, kendisinin talimatla kelepçelendiğini kaydetti. Atayün, “Komiser Cemal adlı kişi hastaneye sevkimi yapmış. Şahsımın kaçmayacağı bildiği için kelepçesiz işlem yapmıştır. Ama bunu bir şekilde öğrenen İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürü Mustafa Çalışkan, Cemal adlı komisere arayarak kızgın bir şekilde ‘Niçin kelepçe takmadın Vali Selami Altınoka anlatırsın dediğini komiser Cemal kendisi anlattı.” İfadelerini kullandı. Adliyede hukuksuz bir şekilde 8 gün tutuluğunu vurgulayan Atayün,“4. Günden sonra İstanbul Adliyesinde eşya gibi muhafaza atına alındık” dedi. Atayün, bu yolla hürriyetinin tahdit edildiğini vurgulayarak, kendilerini adliyede tutan Selami Altınok, ve diğer görevli polislerin cezalandırılmasını istedi.
Zaman
Güncel
16.09.2014
HukuksuzluklarasoruşturmaaçıldıpolislerifadeverdiHukuksuzluklara soruşturma açıldı polisler ifade verdi
Hukuksuzluklara soruşturma açıldı, polisler ifade verdi
Zaman
16.09.2014
18:51
Terör ve yolsuzlukla mücadele eden polislere yönelik 22 Temmuzda yapılan sahur operasyonunda yaşanan hukuksuzluklara ilişkin, polislerin şikayeti üzerine soruşturma başlatıldı. Eski İstanbul Terör Şube Müdürü Yurt Atayün ve emniyet amiri Kürşat Durmuş, bu kapsamda müşteki olarak ifade vermek üzere, tutuklu bulundukları Metris cezaevinden Çağlayandaki İstanbul Adliyesine getirildi. Polisler 8 gün boyunca hukuksuz bir şekilde gözaltında tutulduklarını ve hürriyetlerinin tahdit edildiğini belirterek, İstanbul Emniyet Müdürü Selami Altınok ve diğer sıralı amirlerden şikayetçi oldu. Eski terör müdürü Yurt Atayün, kendisinin talimatla kelepçelendiğini belirtti. Emniyet amiri Kürşat Durmuşda ikametgahına giden polislerin eşini tehdit ettiklerini açıkladı.22 Temmuzda polise sahur saatinde yapılan operasyon sürecinde yaşanan hukuksuzluklara ilişkin suç duyurusunda bulunmuştu. Polisler hukuksuz bir şekilde 8 gün gözaltında tutulduklarını anlatmıştı. Nezarethanede kötü muameleye maruz kaldıklarını vurgulamışlardı. 22 temmuzda gözaltına polisler 4 günlük yasal gözaltı süresi dolmasına rağmen serbest bırakılmamış adliyede alıkonulmuştu. Gözaltı süreleri dolan emniyet mensupları adliyeden çıkmak istemiş ancak görevli polisler tarafından Adliye içinde çembere alınmıştı. Hukukçular burada hürriyetti tahdit suçunun işlendiğini vurgulamıştı. Polislerde avukatları aracılığıyla yaşanan bu hukuksuzlukları yargıya taşımış İstanbul emniyet müdürü Selami Altınok ve diğer sıralı amirlerden şikayetçi olmuştu. Bu kapsamda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı. Soruşturmayı özel soruşturma bürosundan sorumlu olan Başsavcıvekili Selamettin Celep yürütüyor. Başsavcıvekili Celep, bu kapsamda ifadeleri almaya başladı. ATAYÜN İFADE VERDİCezaevinden getirilen Yurt Atayünün ve ifade emniyet amiri Kürşat Durmuşun müşteki sıfatıyla ifade verdi. Yurt Atayün, ifadesinde “İstanbul Emniyet Müdürü Selami Altınok, bilindiği gibi İstanbul Emniyet Müdürlüğünde görev yapan bütün şube müdürlerinin amiri olup hukuken sorumludur.” dedi. Kendisinin gözaltına alındığında ters kelepçelendiğini hatırlatan Atayün, kendisinin talimatla kelepçelendiğini kaydetti. Atayün, “Komiser Cemal adlı kişi hastaneye sevkimi yapmış. Şahsımın kaçmayacağı bildiği için kelepçesiz işlem yapmıştır. Ama bunu bir şekilde öğrenen İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürü Mustafa Çalışkan, Cemal adlı komisere arayarak kızgın bir şekilde ‘Niçin kelepçe takmadın Vali Selami Altınoka anlatırsın dediğini komiser Cemal kendisi anlattı.” İfadelerini kullandı. Adliyede hukuksuz bir şekilde 8 gün tutuluğunu vurgulayan Atayün,“4. Günden sonra İstanbul Adliyesinde eşya gibi muhafaza atına alındık” dedi. Atayün, bu yolla hürriyetinin tahdit edildiğini vurgulayarak, kendilerini adliyede tutan Selami Altınok, ve diğer görevli polislerin cezalandırılmasını istedi.
Zaman
Ana Sayfa
16.09.2014
HukuksuzluklarasoruşturmaaçıldıpolislerifadeverdiHukuksuzluklara soruşturma açıldı polisler ifade verdi
Bakan Zeybekci ve Vali Demir’in eşinin durumu iyiye gidiyor
Zaman
14.09.2014
06:21
Denizli’nin Pamukkale ilçesinde Antik kentinde Türkçevizyon etkinliğinde başına spot ışıkları düşen Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekcinin eşi Ayşen Zeybekci ve Denizli Valisi Abdulkadir Demir’in eşi Nurtaç Demirin durumunun iyi olduğu öğrenildi.Spotun düşme esnasında Zeybekci ve Demir’i korumak isteyen bir korumanın elinin de yaralandığı olayda, ambulanslarla Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Hastanesine kaldırılan yaralıların iyi olduğu açıklandı. Olay sonrası PAÜ Hastanesine gelen Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan, geçmiş olsun ziyareti için geldiği hastanede yaralıların durumunun iyi olduğunu söyledi. AK Parti Denizli milletvekilleri Mehmet Yüksel ve Nurcan Dalbudak da, yaralıların durumunun iyi olduğunu yine de bazı tetkikler için hastanede tutulduğunu dile getirdi. Bakan Zeybekcinin eşi ve diğer yaralıların tedavi edildiği hastanede bekleyişi sürüyor.CHPli İnce: Vali haddini bilecek, o pano dikilecekCumhuriyet Halk Partisi (CHP) Eski Grup Başkanvekili ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce, Kırklareli’nde valilik ve belediye arasında yaşanan pano krizini yerinde görmek için geldiği kentte, Vali Mustafa Yaman’ı eleştirdi. İnce, 12 Eylül’ün paşaları karar veriyordu, bir de Recep Beyin valileri karar veriyor. Babanın çiftliği mi orası? Haddini bileceksin. Sana haddini bildireceğiz. Merak etme.” dedi.Yaklaşık bir ay önce Kırklareli Belediyesinin, Vali Konağının bulunduğu caddeye Atatürk posteri asmak için pano yapmak istemesi üzerine başlayan kriz bugün yeniden alevlendi. Panoyu tamamlamak için caddeye gelen belediye ekipleri, polis aracının halen pano temelinin üzerine durduğunu görmesi üzerine hemen yanına beton atmak istedi. Ancak polis ekipleri bu kez de stant açarak vatandaşlara sahte para, dolandırıcılık suçlarına karşı hazırlanan broşürleri ve ilköğretim haftası nedeniyle de caddeden geçen çocuklara balon dağıttı. Olay yerine gelen Kırklareli Belediye Başkanı CHP’li Mehmet Siyam Kesimoğlu, Kırklareli Emniyet Müdür Yardımcısı Engin Duraker ile görüştü. Kesimoğlu, çalışmalarının engellendiğini öne sürerken, Duraker ise okulların açılmasına kısa bir süre kala vatandaşları bilgilendirmek için stant açtıklarını söyledi.Durumu Vali Mustafa Yaman’la görüşmek üzere Kırklareli’ne gelen CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce, valinin kendisiyle randevusunu iptal etmesine büyük tepki gösterdi.Alanda bir basın açıklaması yapan İnce, Belediye Başkanı Mehmet Siyam Kesimoğlu’nun devlet adabını bilen birisi olduğunu belirterek, bir kentte panonun nereye asılacağına, heykelin nereye dikileceğine valilerin karar veremeyeceğini söyledi. İnce, “12 Eylül’ün paşaları karar veriyordu, bir de Recep Beyin valileri karar veriyor. Bunun kararını belediye başkanı verir. Vali beyi buradan uyarıyorum. Görevini yap, valilik yap, belediye başkanının karşısına polisleri getirme. Bizim polis kardeşlerimizle bir sorumuz yok. Onlar emir kulu. Bu sorun çözülmezse buraya çok kısa bir süre içerisinde çok sayıda milletvekili arkadaşımla birlikte gelip buraya o panoyu dikeceğiz. O kadar… Bunu bilsin. Zabıta ile, partililerle, parti yöneticileriyle dikmeyeceğiz, milletvekilleriyle birlikte gelip o panoyu buraya dikeceğiz. O pano buraya dikilecek. şeklinde konuştu.Atatürk’ten rahatsız olan bir valinin olamayacağını dile getiren CHPli İnce, belediye başkanının sonuna kadar haklı olduğunu ve yanında duracaklarını kaydetti.CHPli İnce daha sonra İstasyon Caddesi’nde toplanan kalabalığa hitap etti. “Son cümleyi önce söyleyeyim” diyerek konuşmasına başlayan İnce, “Bak sayın vali, yanlış yapıyorsun. Sen kimsin, senden emir mi alacağım vali? Sen Recep’in valisi olabilirsin ama ben milletin vekiliyim. Kimsin sen? Adam yerine koydum geldim buraya. Görüşeceğim dedin ben de geldim. Kapıda polisler dedi ki, burada yok vali. Sen benimle dalga mı geçiyorsun. Kapına çağırıp görüşmeyeceksin. Babanın çiftliği mi orası? Haddini bileceksin. Sana haddini bildireceğiz. Merak etme.” ifadelerini kullandı.12 Eylül’ün üzerinden 35 yılın geçtiğini anımsatan Muharrem İnce, şunları söyledi: “35 yıl geçmiş Kenan paşanın üzerinden. Kenan paşanın generalleri yapıyordu, istediği yere heykel dikiyor, pano koyuyordu. Sen Kenan paşanın generallerinden biri misin? Buna belediye başkanı karar verir. Herkes haddini bilecek. Ben Kırklareli’lerden belediye başkanımızın yanında olmasını istiyorum. Bu inatlaşma sona ermelidir. Biz o panoyu oraya dikeceğiz. Sadece polis memuru arkadaşlarımızla karşı karşıya gelmek istemediğimiz için bugün yapmadık. Ama oraya milletvekillerimizle geleceğiz.Kırklareli Belediye Başkanı Mehmet Siyam Kesimoğlu da, bir aydan bu yana bir mücadelenin içerisinde olduklarını ifade ederek, “Demokratik tepkimizi dile getirmek gayreti içerisindeyiz. Şehir stadının
Zaman
Güncel
14.09.2014
BakanZeybekciveValiDemir’ineşinindurumuiyiyegidiyorBakan Zeybekci ve Vali Demir’in eşinin durumu iyiye gidiyor
Bakan Zeybekci ve Vali Demir’in eşinin durumu iyiye gidiyor
Zaman
14.09.2014
06:21
Denizli’nin Pamukkale ilçesinde Antik kentinde Türkçevizyon etkinliğinde başına spot ışıkları düşen Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekcinin eşi Ayşen Zeybekci ve Denizli Valisi Abdulkadir Demir’in eşi Nurtaç Demirin durumunun iyi olduğu öğrenildi.Spotun düşme esnasında Zeybekci ve Demir’i korumak isteyen bir korumanın elinin de yaralandığı olayda, ambulanslarla Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Hastanesine kaldırılan yaralıların iyi olduğu açıklandı. Olay sonrası PAÜ Hastanesine gelen Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan, geçmiş olsun ziyareti için geldiği hastanede yaralıların durumunun iyi olduğunu söyledi. AK Parti Denizli milletvekilleri Mehmet Yüksel ve Nurcan Dalbudak da, yaralıların durumunun iyi olduğunu yine de bazı tetkikler için hastanede tutulduğunu dile getirdi. Bakan Zeybekcinin eşi ve diğer yaralıların tedavi edildiği hastanede bekleyişi sürüyor.CHPli İnce: Vali haddini bilecek, o pano dikilecekCumhuriyet Halk Partisi (CHP) Eski Grup Başkanvekili ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce, Kırklareli’nde valilik ve belediye arasında yaşanan pano krizini yerinde görmek için geldiği kentte, Vali Mustafa Yaman’ı eleştirdi. İnce, 12 Eylül’ün paşaları karar veriyordu, bir de Recep Beyin valileri karar veriyor. Babanın çiftliği mi orası? Haddini bileceksin. Sana haddini bildireceğiz. Merak etme.” dedi.Yaklaşık bir ay önce Kırklareli Belediyesinin, Vali Konağının bulunduğu caddeye Atatürk posteri asmak için pano yapmak istemesi üzerine başlayan kriz bugün yeniden alevlendi. Panoyu tamamlamak için caddeye gelen belediye ekipleri, polis aracının halen pano temelinin üzerine durduğunu görmesi üzerine hemen yanına beton atmak istedi. Ancak polis ekipleri bu kez de stant açarak vatandaşlara sahte para, dolandırıcılık suçlarına karşı hazırlanan broşürleri ve ilköğretim haftası nedeniyle de caddeden geçen çocuklara balon dağıttı. Olay yerine gelen Kırklareli Belediye Başkanı CHP’li Mehmet Siyam Kesimoğlu, Kırklareli Emniyet Müdür Yardımcısı Engin Duraker ile görüştü. Kesimoğlu, çalışmalarının engellendiğini öne sürerken, Duraker ise okulların açılmasına kısa bir süre kala vatandaşları bilgilendirmek için stant açtıklarını söyledi.Durumu Vali Mustafa Yaman’la görüşmek üzere Kırklareli’ne gelen CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce, valinin kendisiyle randevusunu iptal etmesine büyük tepki gösterdi.Alanda bir basın açıklaması yapan İnce, Belediye Başkanı Mehmet Siyam Kesimoğlu’nun devlet adabını bilen birisi olduğunu belirterek, bir kentte panonun nereye asılacağına, heykelin nereye dikileceğine valilerin karar veremeyeceğini söyledi. İnce, “12 Eylül’ün paşaları karar veriyordu, bir de Recep Beyin valileri karar veriyor. Bunun kararını belediye başkanı verir. Vali beyi buradan uyarıyorum. Görevini yap, valilik yap, belediye başkanının karşısına polisleri getirme. Bizim polis kardeşlerimizle bir sorumuz yok. Onlar emir kulu. Bu sorun çözülmezse buraya çok kısa bir süre içerisinde çok sayıda milletvekili arkadaşımla birlikte gelip buraya o panoyu dikeceğiz. O kadar… Bunu bilsin. Zabıta ile, partililerle, parti yöneticileriyle dikmeyeceğiz, milletvekilleriyle birlikte gelip o panoyu buraya dikeceğiz. O pano buraya dikilecek. şeklinde konuştu.Atatürk’ten rahatsız olan bir valinin olamayacağını dile getiren CHPli İnce, belediye başkanının sonuna kadar haklı olduğunu ve yanında duracaklarını kaydetti.CHPli İnce daha sonra İstasyon Caddesi’nde toplanan kalabalığa hitap etti. “Son cümleyi önce söyleyeyim” diyerek konuşmasına başlayan İnce, “Bak sayın vali, yanlış yapıyorsun. Sen kimsin, senden emir mi alacağım vali? Sen Recep’in valisi olabilirsin ama ben milletin vekiliyim. Kimsin sen? Adam yerine koydum geldim buraya. Görüşeceğim dedin ben de geldim. Kapıda polisler dedi ki, burada yok vali. Sen benimle dalga mı geçiyorsun. Kapına çağırıp görüşmeyeceksin. Babanın çiftliği mi orası? Haddini bileceksin. Sana haddini bildireceğiz. Merak etme.” ifadelerini kullandı.12 Eylül’ün üzerinden 35 yılın geçtiğini anımsatan Muharrem İnce, şunları söyledi: “35 yıl geçmiş Kenan paşanın üzerinden. Kenan paşanın generalleri yapıyordu, istediği yere heykel dikiyor, pano koyuyordu. Sen Kenan paşanın generallerinden biri misin? Buna belediye başkanı karar verir. Herkes haddini bilecek. Ben Kırklareli’lerden belediye başkanımızın yanında olmasını istiyorum. Bu inatlaşma sona ermelidir. Biz o panoyu oraya dikeceğiz. Sadece polis memuru arkadaşlarımızla karşı karşıya gelmek istemediğimiz için bugün yapmadık. Ama oraya milletvekillerimizle geleceğiz.Kırklareli Belediye Başkanı Mehmet Siyam Kesimoğlu da, bir aydan bu yana bir mücadelenin içerisinde olduklarını ifade ederek, “Demokratik tepkimizi dile getirmek gayreti içerisindeyiz. Şehir stadının
Zaman
Ana Sayfa
14.09.2014
BakanZeybekciveValiDemir’ineşinindurumuiyiyegidiyorBakan Zeybekci ve Vali Demir’in eşinin durumu iyiye gidiyor
Yönetmen Kete'nin satın aldığı otomobil, hayatını kâbusa çevirdi
Zaman
07.09.2014
11:00
Film yapımcısı ve yönetmeni Feridun Ketenin 7 yıl önce satın aldığı otomobil yüzünden yaşamı kabusa döndü. Otomobil, Ketenin bilgisi dışında hiçbir evrak olmadan başkasına satılıp, kamyonet olarak tescillendi ve alan kişinin borçları nedeniyle üzerine 10 ayrı haciz konuldu. 1.5 yılda yaklaşık 30 bin kilometre yol kat edip hacizlerden 8ini ve yakalama kararını kaldırtan Kete, muhataplarına ulaşamadığı için kalan diğer iki haciz nedeniyle otomobilini rahat kullanamadığını ve satamadığını belirterek yetkililerden yardım istedi.Bodrumun Yalıkavak Mahallesindeki villasında eşi Mualla Kete ile yaşayanfilm yapımcısı ve yönetmeni 70 yaşındaki Feridun Kete, 2007 yılında 26 bin euroya 2002 model Mercedes marka bir otomobil satın aldı. Kete, 34 R 1726 plakalı otomobilinin vergilerini de her yıl düzenli olarak ödedi.SİGORTAYI YENİLEMEYE GİTTİ ŞOK OLDU2013 yılı Mart ayında otomobilinin sigortasını yenilemek için sigorta şirketine giden Kete, duydukları karşısında şok oldu. Sigorta şirketi yetkilileri, otomobilinin kayıtlarda kamyonet olarak göründüğünü ve üzerinde İstanbul ve Kastamonunun farklı icra dairelerinden 10 ayrı haciz ve bir yakalama kararı olduğunu belirtip, sigorta yapamayacaklarını söyledi. 6 yıldır kullandığı otomobilinin kayıtlarda kamyonet olarak görünmesine şaşıran Kete, soluğu tescil işlemlerini yaptırdığı İstanbul Bakırköy İlçe Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil Büro Amiriliğinde aldı. burada otomobilinin kendi bilgisi dışında, herhangi bir vekalet ve belge olmadan, bir polis memuru tarafından E.D.ye satıldığını ve kayıtlarda Wolkswagen kamyonet olarak geçtiğini, yeni sahibinin İstanbul ve Kastamonudaki bankalara olan kredi borçlarını ödememesi nedeniyle de haciz ve yakalama kararı olduğunu öğrennen Ketenin şaşkınlığı daha da arttı. İstanbul- Bodrum-Kastamonu arasında 1 yılda toplam 30 bin kilometre yol kateden Kete, alacaklıları ve avukatlarını bulup, durumu anlatarak 8 haciz ve 1 yakalama kararını kaldırttı. Ancak, Kete, E.D. ve E.D.nin borçlu olduğu diğer iki kişiye ulaşamadığı için, iki icra dairesindeki haczi kaldırtamadı.Otomobilini satmak istediğini, ancak üzerindeki hacizler nedeniyle bunu yapamadığını belirten Kete şunları anlattı:Üstelik ben ve eşim bu yaşta kendi otomobilimizi kaçak olarak kullanıyoruz. Yani yolda polis durdursa otomobili altımızdan alabilir. Otomobilimin usulsüz satıldığını ve bana ait olduğunu trafik tescil bürosundan aldığım yazı ile kanıtladım ancak iki icra dairesi Biz bunu tanımayız diyor. Otomobilimi usulsüz şekilde satış yapan polis hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundum. Çünkü, burada görevli memurun iyi niyeti suistimali var. Bu nasıl bir iştir ki otomobilin dosyasında satış için hiçbir evrak olmadığı gibi kamyonet olmuş. Tüm şikayetlerime rağmen Bakırköy Kaymakamlığı, Bir yanlışlık var diyerek, bu polis memuru hakkında soruşturma izni vermedi. Yarım asır film çektim ben ama böyle bir film görmedim. Vatandaş olarak mağdur edildiğim için devletin benden özür dilemesi gerekirken, neredeyse 1.5 yıldır hiçbir kusurum olmadığı halde kapı kapı, il il süründürülüyorum. Şaşkınım, çaresizim. Bunu düzeltecek bir bir devlet yetkilisi çıkmaz mı?Feridun Kete Yalnızlar, Aşkın İki Yakası, Hedef, Güzel Alsın Canımı, Kız Sen İstanbulun Neresindensin, Yalnız Adam, Çılgın Milyoner, Halkalı Şeker, Dişi Akrep ve Cezanı Çekeceksin gibi 1970li yıllarda çektiği filmlerle Yeşilçama damgasını vurmuştu.(DHA)
Zaman
Son Dakika
07.09.2014
YönetmenKeteninsatınaldığıotomobilhayatınıkâbusaçevirdiYönetmen Ketenin satın aldığı otomobil hayatını kâbusa çevirdi
Yakub Saygılı'nın eşi Esra Hanım: Eşim "Bu ülkenin çocukları" diyerek benden izin istedi
Zaman
04.09.2014
16:13
Büyük yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarında imzası olan eski İstanbul mali şube müdürü Yakup Saygılının da aralarında yer aldığı 5 kişi tutuklandı. Emniyet mensuplarına yönelik yapılan usulsüz operasyonları sosyal mecra ve medya karşısında eleştiren Yakup Saygılı delilleri karartma ve kaçma şüphesinden tutuklandı.Twitterda yaklaşık 47 bin takipçisi olan ve emniyet mensuplarına yönelik her yapılan operasyonu sosyal ağdan eleştiren Saygılı, kaçmak yerine attığı her adımı bildirdiği görülmüştü.Eşim bavulunu hazırlamıştıTutuklama kararını beklediklerini söyleyen Yakup Saygılının eşi Esra Saygılı Eşim gözaltına alınmayı bekliyordu. Hatta tutuklama kararının da geleceğini bildiğinden bavulunu hazırlamıştı. Gözaltına alındığında ne olur ne olmaz diye bavul hazırlarken önceden kendi bavulunu hazırladığını gördüm. diyor. Yakup Saygılının 7 aylık hamile olan eşi Esra Saygılı tutuklanma sürecini şöyle anlatıyor; 11 yıldır evliyiz. İki çocuğum var üçüncü çocuğumu bekliyoruz. 7 aylık hamileyim. Özel durumumdan dolayı yaşadığımız süreç beni etkiliyor ama üzgün değilim eşime yakışır dik bir duruş sergilemem gerektiğini biliyorum. Hamileliğimden dolayı özel ilgi bekliyordum ama o bu ülkenin yükünü çekiyormuş. şeklinde ifade ediyor. Eşine, bir gün olsun bayan fıtratı olarak nereye gittiğini ve ne yaptığını sormadığını söyleyen Esra Saygılı, çok çalışır eve geç gelirdi. Şüphelenmedim, öyle güvenilirdi. Evimiz kirada, kasa kasa paralarımız yok. Bu ülke insanın cebini düşündüler. Onun için çalıştılar. Ülkeyi neden yıkmaya çalışalım. diyor. Eşinin sadece kendi çocuklarını değil bu ülkenin çocuklarını da düşündüğünü söyleyen Esra Saygılı, 17 Aralık operasyonları başladığında eşim zor ama yapılması elzem bir işe başladıklarını söylemişti. O dönemde eşi olarak ilgi ve alakaya ihtiyacım vardı. Benden izin istedi çocuklarımızın yarını için dedi. Hedef tahtasına konulduğumuzu biliyordum biraz geri de durmasını söyledim ama kararlıydı eşimle gurur duyuyorum.
Zaman
Son Dakika
04.09.2014
YakubSaygılınıneşiEsraHanımEşimBuülkeninçocuklarıdiyerekbendenizinistediYakub Saygılının eşi Esra Hanım Eşim Bu ülkenin çocukları diyerek benden izin istedi
Yakub Saygılı'nın eşi Esra Hanım: Eşim "Bu ülkenin çocukları" diyerek benden izin istedi
Zaman
04.09.2014
16:13
Büyük yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarında imzası olan eski İstanbul mali şube müdürü Yakup Saygılının da aralarında yer aldığı 5 kişi tutuklandı. Emniyet mensuplarına yönelik yapılan usulsüz operasyonları sosyal mecra ve medya karşısında eleştiren Yakup Saygılı delilleri karartma ve kaçma şüphesinden tutuklandı.Twitterda yaklaşık 47 bin takipçisi olan ve emniyet mensuplarına yönelik her yapılan operasyonu sosyal ağdan eleştiren Saygılı, kaçmak yerine attığı her adımı bildirdiği görülmüştü.Eşim bavulunu hazırlamıştıTutuklama kararını beklediklerini söyleyen Yakup Saygılının eşi Esra Saygılı Eşim gözaltına alınmayı bekliyordu. Hatta tutuklama kararının da geleceğini bildiğinden bavulunu hazırlamıştı. Gözaltına alındığında ne olur ne olmaz diye bavul hazırlarken önceden kendi bavulunu hazırladığını gördüm. diyor. Yakup Saygılının 7 aylık hamile olan eşi Esra Saygılı tutuklanma sürecini şöyle anlatıyor; 11 yıldır evliyiz. İki çocuğum var üçüncü çocuğumu bekliyoruz. 7 aylık hamileyim. Özel durumumdan dolayı yaşadığımız süreç beni etkiliyor ama üzgün değilim eşime yakışır dik bir duruş sergilemem gerektiğini biliyorum. Hamileliğimden dolayı özel ilgi bekliyordum ama o bu ülkenin yükünü çekiyormuş. şeklinde ifade ediyor. Eşine, bir gün olsun bayan fıtratı olarak nereye gittiğini ve ne yaptığını sormadığını söyleyen Esra Saygılı, çok çalışır eve geç gelirdi. Şüphelenmedim, öyle güvenilirdi. Evimiz kirada, kasa kasa paralarımız yok. Bu ülke insanın cebini düşündüler. Onun için çalıştılar. Ülkeyi neden yıkmaya çalışalım. diyor. Eşinin sadece kendi çocuklarını değil bu ülkenin çocuklarını da düşündüğünü söyleyen Esra Saygılı, 17 Aralık operasyonları başladığında eşim zor ama yapılması elzem bir işe başladıklarını söylemişti. O dönemde eşi olarak ilgi ve alakaya ihtiyacım vardı. Benden izin istedi çocuklarımızın yarını için dedi. Hedef tahtasına konulduğumuzu biliyordum biraz geri de durmasını söyledim ama kararlıydı eşimle gurur duyuyorum.
Zaman
Ana Sayfa
04.09.2014
YakubSaygılınıneşiEsraHanımEşimBuülkeninçocuklarıdiyerekbendenizinistediYakub Saygılının eşi Esra Hanım Eşim Bu ülkenin çocukları diyerek benden izin istedi
‘Eşim bu ülke insanının cebini düşünüyor diye suçlanıyor’
Zaman
03.09.2014
17:45
17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonunu yürüttüğü için gözaltına alınan emniyet mensuplarının gözaltılar devam ediyor. Geçtiğimiz gün İstanbul emniyetinin eski mali şube personeline yapılan operasyonda 33 kişi göz altına alındı. Gözaltındaki polislere destek için birçok polis ailesi de desteğe geldi.Emniyet mensuplarına yönelik yapılan 2. dalga operasyonda gözaltına alınan ve sonrasında serbest bırakılan istihbarat şube komiseri Safa Tarık Oğuzun eşi de tutuklu emniyet mensuplarına destek için Adliyeye gelenler arasında. 5 ile 4 yaşlarındaki oğullarını da yanına alan Selma Oğuz eşinin serbest kalmasına sevinemediğini dile getirdi. EŞİM KENDİ AYAKLARIYLA İŞE GİTMİŞTİYaşanan hukuksuzlukların serbest bırakılmakla çözümlenmediğini dile getiren Selma Oğuz Eşim İstanbulda görev yapıyorken Hakkariye gönderildi. Apar topar gidip orada bir düzen kurduk. 4 gün olmamıştı ki operasyonun olacağı haberini duyduk, akşam biz de herkes gibi operasyonu bekliyorduk. Ancak kimse tutuklama için gelmedi. Eşim ertesi gün işe gitti ve oradan beni arıyarak valiz hazırlamamı istedi. Ne yapacağımı şaşırdım ama iki çocuğum olduğu için güçlü bir şekilde ikimize de valiz hazırladım. Aradan çok geçmeden bir polis memuru beni arayıp eşiniz yakalandı dedi. O anı anlatamam, benim için çok büyük bir hezimet oldu. Oysaki eşim kendi ayaklarıyla işe gitmişti. diyor. İKİ GÜN UÇAK BİLETİ BULAMADIMEşinin tutuklanmasından sonra iki çocuğuyla Hakkaride yalnız kaldığını söyleyen Selma Oğuz, Hakkari gibi bir yerde polis ailesi olduğunuz için hedef haline getiriliyorsunuz. Hemen Vana uçak bileti aldım. İki gün sonraya ancak bilet bulabildim. Ben uçaktan indiğimde eşimi karşımda gördüm, sevinemedim bile. Sevinmek vefasızlık olurdu diyor. POLİSLER BU ÜLKENİN İNSANIN CEBİNİ DÜŞÜNÜYOR DİYE SUÇLANIYORPolisler bu ülkenin insanlarının cebini düşünüyor diye suçlanıyor diyen polis eşi Selma Oğuz yaşadıkları sorunları şöyle anlatıyor: Bütün düzenimizi bozdular. Hala Hakkaride ki evin kirasını ödüyoruz. Lojman çıkmamıştı. Çocuklarım eğitim çağında ama düzenimiz olmadığından nerde okula göndereceğimizi bilmiyoruz.
Zaman
Güncel
03.09.2014
‘Eşimbuülkeinsanınıncebinidüşünüyordiyesuçlanıyor’‘Eşim bu ülke insanının cebini düşünüyor diye suçlanıyor’
‘Eşim bu ülke insanının cebini düşünüyor diye suçlanıyor’
Zaman
03.09.2014
17:45
17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonunu yürüttüğü için gözaltına alınan emniyet mensuplarının gözaltılar devam ediyor. Geçtiğimiz gün İstanbul emniyetinin eski mali şube personeline yapılan operasyonda 33 kişi göz altına alındı. Gözaltındaki polislere destek için birçok polis ailesi de desteğe geldi.Emniyet mensuplarına yönelik yapılan 2. dalga operasyonda gözaltına alınan ve sonrasında serbest bırakılan istihbarat şube komiseri Safa Tarık Oğuzun eşi de tutuklu emniyet mensuplarına destek için Adliyeye gelenler arasında. 5 ile 4 yaşlarındaki oğullarını da yanına alan Selma Oğuz eşinin serbest kalmasına sevinemediğini dile getirdi. EŞİM KENDİ AYAKLARIYLA İŞE GİTMİŞTİYaşanan hukuksuzlukların serbest bırakılmakla çözümlenmediğini dile getiren Selma Oğuz Eşim İstanbulda görev yapıyorken Hakkariye gönderildi. Apar topar gidip orada bir düzen kurduk. 4 gün olmamıştı ki operasyonun olacağı haberini duyduk, akşam biz de herkes gibi operasyonu bekliyorduk. Ancak kimse tutuklama için gelmedi. Eşim ertesi gün işe gitti ve oradan beni arıyarak valiz hazırlamamı istedi. Ne yapacağımı şaşırdım ama iki çocuğum olduğu için güçlü bir şekilde ikimize de valiz hazırladım. Aradan çok geçmeden bir polis memuru beni arayıp eşiniz yakalandı dedi. O anı anlatamam, benim için çok büyük bir hezimet oldu. Oysaki eşim kendi ayaklarıyla işe gitmişti. diyor. İKİ GÜN UÇAK BİLETİ BULAMADIMEşinin tutuklanmasından sonra iki çocuğuyla Hakkaride yalnız kaldığını söyleyen Selma Oğuz, Hakkari gibi bir yerde polis ailesi olduğunuz için hedef haline getiriliyorsunuz. Hemen Vana uçak bileti aldım. İki gün sonraya ancak bilet bulabildim. Ben uçaktan indiğimde eşimi karşımda gördüm, sevinemedim bile. Sevinmek vefasızlık olurdu diyor. POLİSLER BU ÜLKENİN İNSANIN CEBİNİ DÜŞÜNÜYOR DİYE SUÇLANIYORPolisler bu ülkenin insanlarının cebini düşünüyor diye suçlanıyor diyen polis eşi Selma Oğuz yaşadıkları sorunları şöyle anlatıyor: Bütün düzenimizi bozdular. Hala Hakkaride ki evin kirasını ödüyoruz. Lojman çıkmamıştı. Çocuklarım eğitim çağında ama düzenimiz olmadığından nerde okula göndereceğimizi bilmiyoruz.
Zaman
Ana Sayfa
03.09.2014
‘Eşimbuülkeinsanınıncebinidüşünüyordiyesuçlanıyor’‘Eşim bu ülke insanının cebini düşünüyor diye suçlanıyor’
‘Eşim ve polis arkadaşları bu ülke insanının cebini düşünüyor diye suçlanıyor’
Zaman
03.09.2014
16:53
17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonunu yürüttüğü için gözaltına alınan emniyet mensuplarının gözaltılar devam ediyor. Geçtiğimiz gün İstanbul emniyetinin eski mali şube personeline yapılan operasyonda 33 kişi göz altına alındı. Gözaltındaki polislere destek için birçok polis ailesi de desteğe geldi.Emniyet mensuplarına yönelik yapılan 2. dalga operasyonda gözaltına alınan ve sonrasında serbest bırakılan istihbarat şube komiseri Safa Tarık Oğuzun eşi de tutuklu emniyet mensuplarına destek için Adliyeye gelenler arasında. 5 ile 4 yaşlarındaki oğullarını da yanına alan Selma Oğuz eşinin serbest kalmasına sevinemediğini dile getirdi. EŞİM KENDİ AYAKLARIYLA İŞE GİTMİŞTİYaşanan hukuksuzlukların serbest bırakılmakla çözümlenmediğini dile getiren Selma Oğuz Eşim İstanbulda görev yapıyorken Hakkariye gönderildi. Apar topar gidip orada bir düzen kurduk. 4 gün olmamıştı ki operasyonun olacağı haberini duyduk, akşam biz de herkes gibi operasyonu bekliyorduk. Ancak kimse tutuklama için gelmedi. Eşim ertesi gün işe gitti ve oradan beni arıyarak valiz hazırlamamı istedi. Ne yapacağımı şaşırdım ama iki çocuğum olduğu için güçlü bir şekilde ikimize de valiz hazırladım. Aradan çok geçmeden bir polis memuru beni arayıp eşiniz yakalandı dedi. O anı anlatamam, benim için çok büyük bir hezimet oldu. Oysaki eşim kendi ayaklarıyla işe gitmişti. diyor. İKİ GÜN UÇAK BİLETİ BULAMADIMEşinin tutuklanmasından sonra iki çocuğuyla Hakkaride yalnız kaldığını söyleyen Selma Oğuz, Hakkari gibi bir yerde polis ailesi olduğunuz için hedef haline getiriliyorsunuz. Hemen Vana uçak bileti aldım. İki gün sonraya ancak bilet bulabildim. Ben uçaktan indiğimde eşimi karşımda gördüm, sevinemedim bile. Sevinmek vefasızlık olurdu diyor. POLİSLER BU ÜLKENİN İNSANIN CEBİNİ DÜŞÜNÜYOR DİYE SUÇLANIYORPolisler bu ülkenin insanlarının cebini düşünüyor diye suçlanıyor diyen polis eşi Selma Oğuz yaşadıkları sorunları şöyle anlatıyor: Bütün düzenimizi bozdular. Hala Hakkaride ki evin kirasını ödüyoruz. Lojman çıkmamıştı. Çocuklarım eğitim çağında ama düzenimiz olmadığından nerde okula göndereceğimizi bilmiyoruz.
Zaman
Güncel
03.09.2014
‘Eşimvepolisarkadaşlarıbuülkeinsanınıncebinidüşünüyordiyesuçlanıyor’‘Eşim ve polis arkadaşları bu ülke insanının cebini düşünüyor diye suçlanıyor’
‘Eşim ve polis arkadaşları bu ülke insanının cebini düşünüyor diye suçlanıyor’
Zaman
03.09.2014
16:53
17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonunu yürüttüğü için gözaltına alınan emniyet mensuplarının gözaltılar devam ediyor. Geçtiğimiz gün İstanbul emniyetinin eski mali şube personeline yapılan operasyonda 33 kişi göz altına alındı. Gözaltındaki polislere destek için birçok polis ailesi de desteğe geldi.Emniyet mensuplarına yönelik yapılan 2. dalga operasyonda gözaltına alınan ve sonrasında serbest bırakılan istihbarat şube komiseri Safa Tarık Oğuzun eşi de tutuklu emniyet mensuplarına destek için Adliyeye gelenler arasında. 5 ile 4 yaşlarındaki oğullarını da yanına alan Selma Oğuz eşinin serbest kalmasına sevinemediğini dile getirdi. EŞİM KENDİ AYAKLARIYLA İŞE GİTMİŞTİYaşanan hukuksuzlukların serbest bırakılmakla çözümlenmediğini dile getiren Selma Oğuz Eşim İstanbulda görev yapıyorken Hakkariye gönderildi. Apar topar gidip orada bir düzen kurduk. 4 gün olmamıştı ki operasyonun olacağı haberini duyduk, akşam biz de herkes gibi operasyonu bekliyorduk. Ancak kimse tutuklama için gelmedi. Eşim ertesi gün işe gitti ve oradan beni arıyarak valiz hazırlamamı istedi. Ne yapacağımı şaşırdım ama iki çocuğum olduğu için güçlü bir şekilde ikimize de valiz hazırladım. Aradan çok geçmeden bir polis memuru beni arayıp eşiniz yakalandı dedi. O anı anlatamam, benim için çok büyük bir hezimet oldu. Oysaki eşim kendi ayaklarıyla işe gitmişti. diyor. İKİ GÜN UÇAK BİLETİ BULAMADIMEşinin tutuklanmasından sonra iki çocuğuyla Hakkaride yalnız kaldığını söyleyen Selma Oğuz, Hakkari gibi bir yerde polis ailesi olduğunuz için hedef haline getiriliyorsunuz. Hemen Vana uçak bileti aldım. İki gün sonraya ancak bilet bulabildim. Ben uçaktan indiğimde eşimi karşımda gördüm, sevinemedim bile. Sevinmek vefasızlık olurdu diyor. POLİSLER BU ÜLKENİN İNSANIN CEBİNİ DÜŞÜNÜYOR DİYE SUÇLANIYORPolisler bu ülkenin insanlarının cebini düşünüyor diye suçlanıyor diyen polis eşi Selma Oğuz yaşadıkları sorunları şöyle anlatıyor: Bütün düzenimizi bozdular. Hala Hakkaride ki evin kirasını ödüyoruz. Lojman çıkmamıştı. Çocuklarım eğitim çağında ama düzenimiz olmadığından nerde okula göndereceğimizi bilmiyoruz.
Zaman
Ana Sayfa
03.09.2014
‘Eşimvepolisarkadaşlarıbuülkeinsanınıncebinidüşünüyordiyesuçlanıyor’‘Eşim ve polis arkadaşları bu ülke insanının cebini düşünüyor diye suçlanıyor’
Polislere destek için Adliye önünde dua edildi
Zaman
29.08.2014
02:26
Adana merkezli olarak dün yapılan operasyonda gözaltına alınan 13 emniyet personeli, dün akşam saatlerinde Adliyeye çıkarıldı.Polislerden ifadesi daha önce alınmayan Cemil Baki, savcılıktaki ifadesinin ardından serbest bırakıldı. Mahkeme içeride devam ederken polis aileleri ve polislere destek veren Adanalılar da dışarıda topluca dua edip cevşen okudu.Polislere destek için Adana Adliyesi önüne gelen Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Cevdet Şeker, Türkiyenin artık yeni bir başbakanı bulunduğunu belirterek, yeni başbakan Ahmet Davutoğlunun yaşanan hukuksuzluklara son vereceğine inandığını söyledi. 13 polis memurunun haksız ve hukuksuz bir şekilde zulme uğradıklarını vurgulayan Şeker, Bu arkadaşlarımız bu memleket için, bu vatan için, bu bayrak için canlarını feda etmeye hazır kardeşlerimizdir. Maalesef görüyoruz ki bu memlekette ne kadar vatan haini varsa hepsi bir olmuş bu vatanın asıl sahiplerine karşı mücadele veriyorlar. Ama Allahın izniyle hiçbir zaman Allahın davasında doğruluk ve dürüstlük adına kimse önünde duramayacaktır. Elbette herkesin bir hesabı varsa Allahın da bir hesabı var, bunu hiç kimse unutmasın. Elbetteki er yada geç adalet, hukuk yerini bulacaktır. Bundan hiç kimsenin endişesi olmasın. Artık bu hukuksuzluklar artık canımıza tak etti. Bir an önce bu hukuksuzlukların sona erdirilmesini bugün artık yeni bir başbakanımız var, artık bundan sonra bugüne kadar yaşanan hukuksuzluklara inanıyoruz ki son verecektir. İnşallah bunları kendisinden temenni ediyoruz dedi. Kendisinin gözaltına alınan polisleri hiçbir şekilde tanımadığını da ifade eden Şeker, bu insanların zulüm gördüğüne inandığı için destek amacıyla geldiğini vurguladı.Bu arada, içeride mahkeme devam ederken dışarıda çevik kuvvet ekipleri tarafından geniş güvenlik önlemleri alındı. Polislerin aileleri Adliyenin önünde çocuklarıyla birlikte kaldırımda otururken polis ekipleri kaldırımı boşaltmalarını istedi. Polisler ailelerin karşı tarafa geçmesi üzerine kendileri kaldırım üzerinde sıraya girdi.
Zaman
Ana Sayfa
29.08.2014
PolisleredestekiçinAdliyeönündeduaedildiPolislere destek için Adliye önünde dua edildi
Polislere destek için Adliye önünde dua edildi
Zaman
29.08.2014
02:20
Adana merkezli olarak dün yapılan operasyonda gözaltına alınan 13 emniyet personeli, dün akşam saatlerinde Adliyeye çıkarıldı.Polislerden ifadesi daha önce alınmayan Cemil Baki, savcılıktaki ifadesinin ardından serbest bırakıldı. Mahkeme içeride devam ederken polis aileleri ve polislere destek veren Adanalılar da dışarıda topluca dua edip cevşen okudu.Polislere destek için Adana Adliyesi önüne gelen Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Cevdet Şeker, Türkiyenin artık yeni bir başbakanı bulunduğunu belirterek, yeni başbakan Ahmet Davutoğlunun yaşanan hukuksuzluklara son vereceğine inandığını söyledi. 13 polis memurunun haksız ve hukuksuz bir şekilde zulme uğradıklarını vurgulayan Şeker, Bu arkadaşlarımız bu memleket için, bu vatan için, bu bayrak için canlarını feda etmeye hazır kardeşlerimizdir. Maalesef görüyoruz ki bu memlekette ne kadar vatan haini varsa hepsi bir olmuş bu vatanın asıl sahiplerine karşı mücadele veriyorlar. Ama Allahın izniyle hiçbir zaman Allahın davasında doğruluk ve dürüstlük adına kimse önünde duramayacaktır. Elbette herkesin bir hesabı varsa Allahın da bir hesabı var, bunu hiç kimse unutmasın. Elbetteki er yada geç adalet, hukuk yerini bulacaktır. Bundan hiç kimsenin endişesi olmasın. Artık bu hukuksuzluklar artık canımıza tak etti. Bir an önce bu hukuksuzlukların sona erdirilmesini bugün artık yeni bir başbakanımız var, artık bundan sonra bugüne kadar yaşanan hukuksuzluklara inanıyoruz ki son verecektir. İnşallah bunları kendisinden temenni ediyoruz dedi. Kendisinin gözaltına alınan polisleri hiçbir şekilde tanımadığını da ifade eden Şeker, bu insanların zulüm gördüğüne inandığı için destek amacıyla geldiğini vurguladı.Bu arada, içeride mahkeme devam ederken dışarıda çevik kuvvet ekipleri tarafından geniş güvenlik önlemleri alındı. Polislerin aileleri Adliyenin önünde çocuklarıyla birlikte kaldırımda otururken polis ekipleri kaldırımı boşaltmalarını istedi. Polisler ailelerin karşı tarafa geçmesi üzerine kendileri kaldırım üzerinde sıraya girdi.
Zaman
Güncel
29.08.2014
PolisleredestekiçinAdliyeönündeduaedildiPolislere destek için Adliye önünde dua edildi
Cadı avı bürokratlara sıçradı
Zaman
25.08.2014
12:25
AKP’nin 17 ve 25 Aralık yolsuzluk operasyonlarının ardından başlattığı cadı avı, muhalif şirketlerin ardından muhalif bürokratlara da sıçradı. Kozmik Çalışma Grubu, kamu kurumlarındaki bürokratlarla ilgili fişleme raporları hazırlayarak, söz konusu bürokratların görevden alınmasını istedi. KOSGEB için hazırlanan fişleme raporunda bürokratlar, “paralelci”, CHP’li, MHP’li olarak sınıflandırılarak, MHP ve CHP’nin kurumdan izinin silinmesi yönünde talimatlar verildi.Erdoğan’ın Afyonkarahisar’da yaptığı konuşmada “Cadı avıysa evet biz bu cadı avını yapacağız.” diyerek itiraf ettiği hukuksuz tasfiyeler, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) bünyesinde fişleme raporu hazırlamaya kadar vardı. İlk olarak emniyet teşkilatında başlayan fişleme ve tasfiyeler, Milli Eğitim ve medyada devam etti. Taraf Gazetesi’nin haberine göre fişleme ve hukuksuz tasfiyeler şimdi de muhalif bürokratlara sıçramış durumda. İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın koordinatörlüğünde çalışmalarını yürüten “Kozmik Çalışma Grubu”, kamu kurumlarında fişleme raporları hazırlıyor. KOSGEB ile ilgili olarak “Acil Tedbir Raporu” başlığı ile hazırlanan ve toplam 12 sayfadan oluşan raporda, bürokratların hangi görüşe sahip oldukları, bağlantıları, ticari ilişkileri ve ailevi bilgileri yer aldı. Skandal raporun ayrıntıları şöyle:“UYUYAN BİRÇOK MHP UNSURU VAR”Kurumda MHP’li bürokratların ağırlıklı olduğu vurgulanan raporda, “Kurumda uyuyan birçok MHP unsuru bulunmaktadır. T.Ş. önderliğinde uzun zamandır faaliyette bulunmaktadırlar. AKP iktidarı döneminde hiç ama hiç dokunulmayan bu MHP yapısı ivedi olarak tasfiye edilmelidir” ifadelerine yer verildi.REFERANSI AKIN İPEK’İN ANNESİRaporda, Hizmet Hareketi’ne mensup olduğu iddia edilen müdürler ile CHP’li ve MHP’li oldukları iddia edilen müdürler ayrı ayrı listelendi. Örneğin, KOSGEB’te üst düzey görevde bulunan M.K. için “paralelin aktif rol oyuncusu”, S.T. için “Akın İpek’in annesinin referansı ile işe girmiştir”, Ş.T.,Ş, isimli bürokrat için ise, “işbirlikçi hem paralele hem de AKP’ye çalışıyor” şeklinde değerlendirmeler yapılmıştır. Yine bir başka üst düzey bürokrat olan S.Y. için, “eşi TİB’te çalışıyor. Tehlikeli” notu düşüldü. Üst düzey bürokratlardan, A.K., için” Maliye’de sicili bozuk. H.T.’nin kankası” ifadesi kullanılırken, A.A. isimli bürokrat içinde “Deniz Feneri Üyesi” değerlendirmesi yapıldı.CHP VE MHP’LİLERİ SÜRÜNÖte yandan, görevden alınacak bürokratlarla ilgili olarak, bu kişilerin müşavir kadrosuna atanmaması gerektiği vurgulandı. Raporda özetle, “Müşavirlik kadrosu bu kişiler için bir nimet olacaktır. Bu rahatlığın bozulabilmesi için doğu ve güneydoğu illerimize görevlendirme ile gönderilebilecekleri düşünülmelidir” denildi. Raporda, K.Ö.E., B.K.,S.Ç., M.K.,P.I.,M.Ö. ve T.P. isimli bürokratların MHP kökenli olduğu, A.İ. Ç, N.H., C.E., N.Ö., N.U.,E.T. isimli bürokratların da CHP kökenli oldukları kaydedildi.BAŞBAKAN’A KÜFÜR ETTİ HESABINI SORUNRaporda, muhalif bürokratlarla ilgili ilginç olaylara da yer verildi. Örneğin T.Ş. isimli bir bürokratın bir grup içinde Başbakan’a küfür ettiği iddiası ortaya atılarak, söz konusu bürokrattan bunun hesabının sorulması istendi. Raporda, “Özellikle Sayın Başbakanımıza kalabalık bir topluluk önünde T.Ş. tarafından yapılan küfür hafızalarda unutulmamıştır. Psikolojik üstünlük kurma açısından gereği daha fazla bekletilmeden cevabı verilmelidir” ifadesine yer verildi.BAZI BÜROKRATLARLA İLGİLİ FİŞLEMELER> E.E.: Makamda görevli. Eşi emniyette, bilgi aktardığından şüpheleniliyor.> S.T.: Cumhurbaşkanlığı danışmanı Ayşe Hanımla temasta. Bilgi aktarıyor.> H.M.E.: Menzil grubu ile ilişkili. Cemaat üyesi personelin, yüksek lisans yapmalarına yardımcı oluyor. İstanbul’da bir de danışmanlık firması bulunuyor.> A.K.U.: Militan. Kurumun işlerini cemaatlere yakın firmalara veriyor. Böylece örtülü kaynak sağlamış oluyor.> M.Ş.:İstanbul’dan gelip Ankara’da göreve başlayınca bir yıl X isimli otelde kaldı. Sonra bu otele 150 bin liralık hibe destek verdi.> A.K.: Amirlerine karşı saygısız, paraya zafiyeti var. Süleymancıları KOSGEB’e transfer etti.
Zaman
Ana Sayfa
25.08.2014
CadıavıbürokratlarasıçradıCadı avı bürokratlara sıçradı
Validen gazetecilere muhbirlik çağrısı
Zaman
22.08.2014
03:37
Balıkesir Valisi, gazetecilerden paralel yapı yalanıyla ilgili bilgi ve belge getirmelerini istedi. Vali Ahmet Turhan, “Kişiler hüküm giymeden hükümlüymüş demek farklı sonuçlar doğuracak ama…” diye başladı ve yaptıkları cadı avını anlattı: “Çok ciddi boyutta, yani yüzlerce diyebileceğim yetkili görevden alındı, yeri değişti.”Balıkesir Valisi Ahmet Turhan, dün Polisevi’nde düzenlediği basın toplantısında skandal açıklamalara imza attı. Paralel yapı yalanını gündeme taşıyan Vali Turhan, gazetecilere ispiyonculuk çağrısı yaptı. Elinde bilgi ve belgesi olanların emniyet ve başsavcılığa vermesini istedi, bunun vatandaşlık görevi olduğunu iddia etti. Turhan, ‘paralel yapı’yla ilgili soru üzerine ‘Türkiye’nin her yerinde olduğu gibi Balıkesir’de de bu kapsamda çok ciddi çalışmalar yapıldı.” dedi. Ankara Başsavcılığı’nın kendilerine bu yönde talimatlar verdiğini söyledi. Emniyette ve kamu kurumlarında gerçekleştirilen ‘cadı avı’nı şöyle anlattı: “Kişiler hüküm giymeden hükümlüymüş demek farklı sonuçlar doğuracak ama şu kadarını söyleyeyim, üstü örtülü olarak, Balıkesir Emniyeti başta olmak üzere birçok kurumda çok ciddi görev değişimleri oldu. Takip eden arkadaşlarımız var çok ciddi boyutta, yani yüzlerce diyebileceğim yetkili görevden alındı, görev yeri değişti.”AKP’li Hendek Belediye Başkanı Ali İnci’nin ‘Paralel barındırmayacağız’ sözleri tartışılırken, bir skandal açıklama da Balıkesir Valisi Ahmet Turhan’dan geldi. 17 Aralık yolsuzluk operasyonundan sonra hükümetin sarıldığı ‘paralel yapı’ yalanını gündeme taşıyan Turhan, gazetecilerden muhbirlik yapmalarını istedi. Bu konuda ellerinde bilgi ve belgesi olanların emniyet ve başsavcılığa vermesi gerektiğini belirterek, bunun bir vatandaşlık görevi olduğunu iddia etti. Vali Turhan, dün Balıkesir Polisevi’nde basın toplantısı düzenledi. Toplantıda yaygınlaşan uyuşturucu kullanımı ve diğer konularda açıklamalarda bulunan Turhan, ‘paralel yapı’yla ilgili bir soru üzerine skandal sözler sarf etti. ‘Paralel’e karşı birçok ilde ciddi operasyonlar yapıldığını savunarak, Ankara Başsavcılığı’nın kendilerine bu yönde talimatlar verdiğini kaydetti. Ardından başta emniyet olmak üzere kamuda gerçekleştirilen ‘cadı avı’nı şöyle anlattı: “Kişiler hüküm giymeden hükümlüymüş demek farklı sonuçlar doğuracak ama şu kadarını söyleyeyim, üstü örtülü olarak. Bu kapsamda Balıkesir Emniyeti başta olmak üzere birçok kurumda çok ciddi görev değişimleri oldu. Takip eden arkadaşlarımız var çok ciddi boyutta, yani yüzlerce diyebileceğim yetkili görevden alındı, görev yeri değişti.” Her alanda hukuk içerisinde hareket edilmesi gerektiğine işaret eden Balıkesir Valisi Ahmet Turhan, şunları dile getirdi: “Bir işlem yapıyorsanız, diyelim ki bir suç isnadı söz konusu, bunun kuralları var. Savcılık soruşturmaya başlar, emniyete, jandarmaya ve diğer kurumlara talimat verir, deliller araştırılır, yeterli delil varsa dava açılır. İnsanların tabii ki dünya görüşleriyle, inançlarıyla ilgili bir husus değil bu. Söz konusu ifadeyi biz, suç işleyen kamu görevlileriyle ilgili algılıyoruz. Suç işleyen herkes sonucuna katlanır.”
Zaman
En Çok Okunan
22.08.2014
ValidengazetecileremuhbirlikçağrısıValiden gazetecilere muhbirlik çağrısı
Validen gazetecilere muhbirlik çağrısı
Zaman
22.08.2014
02:05
Balıkesir Valisi, gazetecilerden paralel yapı yalanıyla ilgili bilgi ve belge getirmelerini istedi. Vali Ahmet Turhan, “Kişiler hüküm giymeden hükümlüymüş demek farklı sonuçlar doğuracak ama…” diye başladı ve yaptıkları cadı avını anlattı: “Çok ciddi boyutta, yani yüzlerce diyebileceğim yetkili görevden alındı, yeri değişti.”Balıkesir Valisi Ahmet Turhan, dün Polisevi’nde düzenlediği basın toplantısında skandal açıklamalara imza attı. Paralel yapı yalanını gündeme taşıyan Vali Turhan, gazetecilere ispiyonculuk çağrısı yaptı. Elinde bilgi ve belgesi olanların emniyet ve başsavcılığa vermesini istedi, bunun vatandaşlık görevi olduğunu iddia etti. Turhan, ‘paralel yapı’yla ilgili soru üzerine ‘Türkiye’nin her yerinde olduğu gibi Balıkesir’de de bu kapsamda çok ciddi çalışmalar yapıldı.” dedi. Ankara Başsavcılığı’nın kendilerine bu yönde talimatlar verdiğini söyledi. Emniyette ve kamu kurumlarında gerçekleştirilen ‘cadı avı’nı şöyle anlattı: “Kişiler hüküm giymeden hükümlüymüş demek farklı sonuçlar doğuracak ama şu kadarını söyleyeyim, üstü örtülü olarak, Balıkesir Emniyeti başta olmak üzere birçok kurumda çok ciddi görev değişimleri oldu. Takip eden arkadaşlarımız var çok ciddi boyutta, yani yüzlerce diyebileceğim yetkili görevden alındı, görev yeri değişti.”AKP’li Hendek Belediye Başkanı Ali İnci’nin ‘Paralel barındırmayacağız’ sözleri tartışılırken, bir skandal açıklama da Balıkesir Valisi Ahmet Turhan’dan geldi. 17 Aralık yolsuzluk operasyonundan sonra hükümetin sarıldığı ‘paralel yapı’ yalanını gündeme taşıyan Turhan, gazetecilerden muhbirlik yapmalarını istedi. Bu konuda ellerinde bilgi ve belgesi olanların emniyet ve başsavcılığa vermesi gerektiğini belirterek, bunun bir vatandaşlık görevi olduğunu iddia etti. Vali Turhan, dün Balıkesir Polisevi’nde basın toplantısı düzenledi. Toplantıda yaygınlaşan uyuşturucu kullanımı ve diğer konularda açıklamalarda bulunan Turhan, ‘paralel yapı’yla ilgili bir soru üzerine skandal sözler sarf etti. ‘Paralel’e karşı birçok ilde ciddi operasyonlar yapıldığını savunarak, Ankara Başsavcılığı’nın kendilerine bu yönde talimatlar verdiğini kaydetti. Ardından başta emniyet olmak üzere kamuda gerçekleştirilen ‘cadı avı’nı şöyle anlattı: “Kişiler hüküm giymeden hükümlüymüş demek farklı sonuçlar doğuracak ama şu kadarını söyleyeyim, üstü örtülü olarak. Bu kapsamda Balıkesir Emniyeti başta olmak üzere birçok kurumda çok ciddi görev değişimleri oldu. Takip eden arkadaşlarımız var çok ciddi boyutta, yani yüzlerce diyebileceğim yetkili görevden alındı, görev yeri değişti.” Her alanda hukuk içerisinde hareket edilmesi gerektiğine işaret eden Balıkesir Valisi Ahmet Turhan, şunları dile getirdi: “Bir işlem yapıyorsanız, diyelim ki bir suç isnadı söz konusu, bunun kuralları var. Savcılık soruşturmaya başlar, emniyete, jandarmaya ve diğer kurumlara talimat verir, deliller araştırılır, yeterli delil varsa dava açılır. İnsanların tabii ki dünya görüşleriyle, inançlarıyla ilgili bir husus değil bu. Söz konusu ifadeyi biz, suç işleyen kamu görevlileriyle ilgili algılıyoruz. Suç işleyen herkes sonucuna katlanır.”
Zaman
Güncel
22.08.2014
ValidengazetecileremuhbirlikçağrısıValiden gazetecilere muhbirlik çağrısı
Validen gazetecilere muhbirlik çağrısı
Zaman
22.08.2014
02:04
Balıkesir Valisi, gazetecilerden paralel yapı yalanıyla ilgili bilgi ve belge getirmelerini istedi. Vali Ahmet Turhan, “Kişiler hüküm giymeden hükümlüymüş demek farklı sonuçlar doğuracak ama…” diye başladı ve yaptıkları cadı avını anlattı: “Çok ciddi boyutta, yani yüzlerce diyebileceğim yetkili görevden alındı, yeri değişti.”Balıkesir Valisi Ahmet Turhan, dün Polisevi’nde düzenlediği basın toplantısında skandal açıklamalara imza attı. Paralel yapı yalanını gündeme taşıyan Vali Turhan, gazetecilere ispiyonculuk çağrısı yaptı. Elinde bilgi ve belgesi olanların emniyet ve başsavcılığa vermesini istedi, bunun vatandaşlık görevi olduğunu iddia etti. Turhan, ‘paralel yapı’yla ilgili soru üzerine ‘Türkiye’nin her yerinde olduğu gibi Balıkesir’de de bu kapsamda çok ciddi çalışmalar yapıldı.” dedi. Ankara Başsavcılığı’nın kendilerine bu yönde talimatlar verdiğini söyledi. Emniyette ve kamu kurumlarında gerçekleştirilen ‘cadı avı’nı şöyle anlattı: “Kişiler hüküm giymeden hükümlüymüş demek farklı sonuçlar doğuracak ama şu kadarını söyleyeyim, üstü örtülü olarak, Balıkesir Emniyeti başta olmak üzere birçok kurumda çok ciddi görev değişimleri oldu. Takip eden arkadaşlarımız var çok ciddi boyutta, yani yüzlerce diyebileceğim yetkili görevden alındı, görev yeri değişti.”AKP’li Hendek Belediye Başkanı Ali İnci’nin ‘Paralel barındırmayacağız’ sözleri tartışılırken, bir skandal açıklama da Balıkesir Valisi Ahmet Turhan’dan geldi. 17 Aralık yolsuzluk operasyonundan sonra hükümetin sarıldığı ‘paralel yapı’ yalanını gündeme taşıyan Turhan, gazetecilerden muhbirlik yapmalarını istedi. Bu konuda ellerinde bilgi ve belgesi olanların emniyet ve başsavcılığa vermesi gerektiğini belirterek, bunun bir vatandaşlık görevi olduğunu iddia etti. Vali Turhan, dün Balıkesir Polisevi’nde basın toplantısı düzenledi. Toplantıda yaygınlaşan uyuşturucu kullanımı ve diğer konularda açıklamalarda bulunan Turhan, ‘paralel yapı’yla ilgili bir soru üzerine skandal sözler sarf etti. ‘Paralel’e karşı birçok ilde ciddi operasyonlar yapıldığını savunarak, Ankara Başsavcılığı’nın kendilerine bu yönde talimatlar verdiğini kaydetti. Ardından başta emniyet olmak üzere kamuda gerçekleştirilen ‘cadı avı’nı şöyle anlattı: “Kişiler hüküm giymeden hükümlüymüş demek farklı sonuçlar doğuracak ama şu kadarını söyleyeyim, üstü örtülü olarak. Bu kapsamda Balıkesir Emniyeti başta olmak üzere birçok kurumda çok ciddi görev değişimleri oldu. Takip eden arkadaşlarımız var çok ciddi boyutta, yani yüzlerce diyebileceğim yetkili görevden alındı, görev yeri değişti.” Her alanda hukuk içerisinde hareket edilmesi gerektiğine işaret eden Balıkesir Valisi Ahmet Turhan, şunları dile getirdi: “Bir işlem yapıyorsanız, diyelim ki bir suç isnadı söz konusu, bunun kuralları var. Savcılık soruşturmaya başlar, emniyete, jandarmaya ve diğer kurumlara talimat verir, deliller araştırılır, yeterli delil varsa dava açılır. İnsanların tabii ki dünya görüşleriyle, inançlarıyla ilgili bir husus değil bu. Söz konusu ifadeyi biz, suç işleyen kamu görevlileriyle ilgili algılıyoruz. Suç işleyen herkes sonucuna katlanır.”
Zaman
Ana Sayfa
22.08.2014
ValidengazetecileremuhbirlikçağrısıValiden gazetecilere muhbirlik çağrısı
Toplam "22" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti