emniyet istedi ama | |
|
| ‘Patlayan mühimmat deposundaki kameralar bozuktu’ iddiası | Zaman | 19.06.2013 01:55 |  | | Afyonkarahisar’da 5 Eylül 2012’de 25 askerin şehit olduğu, 11 kişinin de yaralandığı mühimmat deposu patlamasına ilişkin davanın ilk duruşması Eskişehir’de başladı.Duruşmada, olayın yaşandığı bölükteki güvenlik kameralarının çalışmadığı ve bunların vatandaşlara göstermelik olarak yapıldığı iddia edildi. Askeri savcı her bir sanık için, müspet ve bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya sebebiyet vermek suçlamasıyla 3 yıldan 22 yıla kadar hapis cezası istedi. Ayrıca 13 milyon liralık kamu zararının yasal faiziyle birlikte sanıklar tarafından karşılanmasını talep etti. Savcılık raporunda mühimmatın istiflendiği depoda emniyet tedbirlerinin alınmadığı, eğitimsiz personel kullanıldığı, personelin iyi dinlendirilmediği ifade edildi. Eskişehir 1. Hava Kuvvet Komutanlığı Askeri Mahkemesi’nde görülen davada tutuksuz sanıklar Albay Veysel Özbay, Binbaşı Ali Duran, Üsteğmen Tuncay Aydın ve 25 şehidin yakınları hazır bulundu. Mahkemede ifade veren tutuksuz sanıklardan 4. Bölük Mühimmat Bölge Komutanı Albay Veysel Özbay, patlamanın yaşandığı askeri bölükteki kameraların çalışmadığını ve Nizamiye’deki mevcut kameraların da vatandaşlarda ‘burada kamera var’ algısı oluşsun diye kurulduğunu anlattı. Bu kameraların aldığı görüntülerin kaydedilmediğini belirten Özbay, “Dönemin Bölük Komutanına bunu aktardım. Ancak diğer bütün mühimmat komutanlıklarında durumun böyle olduğunu söyledi. Üst komutanlar denetlemelere geldiğinde de bunu aktardım. Bir çizelge ile bu durumun ne kadar hassas olduğunu söylediğimi hatırlıyorum.” dedi.Müdahil avukatlarından Altan Ulutaş ise, patlama günü Kanal 3 televizyonunda yayınlanan bir haberin görüntüsünü mahkemeye izletti. Haberde, patlamadan 7 dakika önce nizamiye kapısı girişinde ziyaretçilerle nöbetçiler arasında tartışma çıktığı, daha sonra ziyaretçilerin askere taş attığı ve nöbetçinin kafasından ve belinden yaralandığı anlatıldı. Bu olaydan 7 dakika sonra patlamanın yaşandığı vurgulandı. Avukat Ulutaş, patlamada bir kaza şüphesinin olup olmadığına ilişkin bir soru yöneltmesi üzerine, “Şahsi kanaatim o bende saklı kalsın.” cevabını verdi. Şehit yakınları ve diğer avukatlar Albay’ın sözlerine tepki gösterdi. Albay Veysel Özbay ise, “Kesinlikle kaza olmuştur. Ama bu kazanın nasıl gerçekleştiğini bilemiyorum.” ifadesini kullandı.Şehit yakınlarından Sezai Dül-ger’in, hava değişimine çıkan askerlere bu konuda konuşmamaları için bir evrak imzalatılıp imzalatılmadığı sorusuna Özbay, “Hava değişimine çıkan askerlere başkalarına bir şey anlatmamaları için kağıt imzalatmadım.” cevabını verdi. | | Zaman Güncel 19.06.2013 | | | ‘Patlayanmühimmatdeposundakikameralarbozuktu’iddiası‘Patlayan mühimmat deposundaki kameralar bozuktu’ iddiası |
|
| Gürbüz Çapan: Tek suçum Cumhuriyet gazetesine yardım etmek | Zaman | 11.06.2013 11:00 |  | | Ergenekon davasının tutuksuz sanığı eski Esenyurt Belediye Başkanı Gürbüz Çapan, Ergenekon davasıyla ya da sanıkları ile hiç bir irtibatı olmadığını, tek suçunun Cumhuriyet gazetesine yardım etmek olduğunu söyledi.İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen Ergenekon davasının 313üncü duruşmasında CHP milletvekilleri Mehmet Haberal ve Mustafa Balbay ile Veli Küçük, İbrahim Şahin, Tuncay Özkan ve Danıştay saldırısı faili Alparslan Arslanın da aralarında bulunduğu 49 tutuklu sanık hazır bulundu.Tutuksuz sanıklardan eski emniyet müdürü Adil Serdar Saçan, eski Esenyurt Belediye Başkanı Gürbüz Çapan ve Gazeteci Adnan Bulut ile Yalçın Küçük de duruşmaya katıldı. Küçük, Odatv davasından tutuklu olduğu için tutuklu sanık bölümünde yer aldı.Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, YAŞ üyesi Orgeneral Nusret Taşdeler, emekli Orgeneral Hurşit Tolon ve emekli Tuğgeneral Levent Ersözün de aralarında bulunduğu 17 tutuklu sanık ise duruşmaya gelmedi.Kimlik yoklamasının ardından Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, 7 Haziran 2013 tarihli oturumda tutuklu sanık İlker Başbuğun savunmasını tamamlamasının ardından bazı seyircilerin alkışlamak suretiyle duruşma disiplinini ve düzenini bozduklarına ilişkin jandarma tarafından tutulan tutanağın mahkemeye sunulduğunu açıkladı.Daha sonra da Özese, tutuksuz sanık Adil Serdar Saçana savunması için hazır olup olmadığını sordu. Ancak Saçan, rahatsız olduğu için savunma sırasını mahkemenin müsaadesiyle sanık Gürbüz Çapana vermek istediğini ifade etti. Başkan Özese rahatsızlığını sorduğunda Çapan, akciğer yetmezliği sendromu olduğunu ve fazla oturamadığını söyledi. Bunun üzerine Başkan Özese, savunması için Çapana söz verdi.Çapan, Dava dosyasındaki deliller bir örgütün varlığını ortaya koyuyorsa örgütün istemediği bir kişi olduğum apaçık ortadadır. diye konuştu. Çapan sözlerine Bu davayla ilgili bir sürü vatandaşımız var. Savunmalarımız sırasında onlar da ben de aramızda organik bir ilişkinin olamayacağını söyledik. Bırakın darbecilerle birlikte olmayı bir karakolda çay içmişliğim bile yoktur. diye konuştu.Bu dava ile hayatının hiç bir evresi arasında irtibat göremediğini belirten Çapan, kendi ile alakalı suçlamaların Ergenekon davasından ayrılmasını istedi.Kendisine gelen bir ihbarda suikaste uğrayacağının belirtildiğini anlatan Çapan, silah temin etmeye çalıştığını söyledi. Resmi kanallardan silah ve koruma talebinde bulunduğunu belirten Çapan bu isteklerinin de geri çevrildiğini anlattı. Bu davada tanık olmasının da sanık olmasının da mümkün olmadığını belirten Çapan, bu davada yeri olmadığını, tek suçunun Cumhuriyet gazetesine yardım etmek olduğunu söyledi.Çapan, 50 yaşımdan sonra dava nedeniyle 1,5 yılımı kaybettim. Dışarı çıkıp hakkımı aramaya da çalışmayacağım ama özensiz ve dikkatsiz delillerle birşey yapmadan beraatime karar verilmesini talep ediyorum. ifadesini kullandı.(CİHAN) | | Zaman Son Dakika 11.06.2013 | | | GürbüzÇapanTeksuçumCumhuriyetgazetesineyardımetmekGürbüz Çapan Tek suçum Cumhuriyet gazetesine yardım etmek |
|
| Emniyet, o polisin adını vermiyor ! | Haber3 | 11.06.2013 09:43 |  | | |
| İranlı'ların casusluk davasına devam edildi | Zaman | 10.06.2013 17:46 |  | | Casusluk yaptıkları iddiasıyla Erzurum 4üncü Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanan 2 İranlının kamerasında, tutuklandıktan 8 ay sonra çekilen görüntülerin yer alması üzerine, MİTin eklemiş olabileceği iddiasını inceleyen TÜBİTAK, kameraya sonradan eklenti yapılmadığını belirtti.Iğdırda 2011 yılında MİT, Vilayet, Emniyet Müdürlüğü gibi binaların fotoğraflarını çektikleri ve casusluk yaptıkları iddiası ile suçlanan Mohammad Reza Esmaeilpour Ali Malek ve Shahram Zargham Khoei ile para karşılığı bilgi sızdırdığı öne sürülen 9 kişi hakkında 20şer yıl hapis istemiyle Erzurum 4üncü Ağır Ceza Mahkemesinde dava açıldı.İlk duruşmada, İranlıların kamerasından çıkan 3 saat 50 dakikalık görüntünün ilk 4 dakikasının Mohammad Reza Esmaeilpour Ali Malek ve Shahram Zargham Khoeiye ait çıkması ve geri kalan kısmında Timur Ağrının İranlı ajanlara bilgi vermesi, PJAKlı teröristlerin sorgulanma görüntülerinin olması üzerine İranlıların avukatı, görüntülerin MİT tarafından eklenmiş olabileceğini iddia etti. Timur Ağrının 2012 yılı Nisan ayında çekilen görüntülerinin 2011 yılı Ağustos ayında tutuklanan İranlıların kamerasından çıkması üzerine mahkeme heyeti, kameranın TÜBİTAKa gönderilerek eklenip eklenmediğinin belirlenmesini istedi. TÜBİTAKdan gelen raporda görüntülerin kameraya sonradan eklenmediği bildirildi.KAMERA YOK DEDİNİZ, POŞETTEN ÇIKTIBugün yapılan duruşmada İranlılar Mohammad Reza Esmaeilpour Ali Malek, Shahram Zargham Khoei ile Timur Ağrıya fotoğraf ve GPS koordinatlarının incelenmesi için mahkeme heyeti tarafından geçen 31 Mayısta yapılan keşifle ilgili sorular yöneltildi. Mahkeme Başkanı Mustafa Kahya, keşif sırasında İranlıların yakalanmasıyla ilgili şunları söyledi:Keşife bir polis ve asker alarak gittik. Sizi yakalayan polisleri tanık olarak dinledik. Nasıl yakalandığızı tam olarak tutunakla anlatamadıkları için yeni bir tutanak hazırladık. 19 Ağustos 2011 Cuma namazı sırasında güvenlik önlemi alan polislere MİT, Emniyet gibi binaların fotoğraflarının çekildiği yönünde plaka verilerek ihbarda bulunuluyor. Plaka üzerine polis önünüzü keserek durduruyor ve fotoğraf mı çekiyormuşsunuz diye soruyor. Kameranızın olmadığını söylemişsiniz. Ama kamera yemek artıklarınızın olduğu poşet içinden çıkıyor. GPS aletindeki koordinatlar 18 Ağustosta ve 4 Ağustos tarihlerini gösteriyor. 4 Ağustosta Tutak, Hamur, Taşlıçay, Diyadin, Çaldıran ilçelerine gidilmiş.İRANLI: EĞER CASUS OLSAYDIM, FOTOĞRAFLARI SİLERDİMYakanlandıkları sırada polislere fotoğraf çektiklerini söyleyen Mohammad Reza Esmaeilpour Ali Malek kamera, fotoğraf makinesi ve GPSi kesinlikle saklanmadıklarını belirtti. Malek, Eğer casus olsaydım. Takip edildiğimi anlardım. Anladığım anda çekilen tüm fotoğrafları silerdim dedi.PASAPORTUMUZU OTELDE UNUTTUK4 Ağustosta sadece kendisinin Türkiyeye geldiğini ve Doğubayazıtta kaldığını, dağcılarla Ağrı Dağına çıktılarını söyleyen Shahram Zargham Khoei, yakalandıklarında pasaportlarını Doğubayazıttaki otelde unuturak çıktıklarını belirtti. Khoei şöyle dedi:Ben Türkiyeye 9 kez geldim. Önceki gelişlerimde nasıl birşey çıkmıyorda son gelişimde mi casusluk için geliyorum. 4 Ağustosda geldiğimde yanımda GPS aleti kesinlikle yoktu. Tutak, Hamur, Taşlıçay, Diyadin, Tendürek geçidi gibi yerlere kesinlikle gitmedim. Bizim tek şanssızlığımız pasaportları otelde unutmak oldu. Görüntülerde bir şey yoktu. Pasaportumuz olmadığı için Emniyete götürüldük.BU GPS ALETİ ÜLKEYE NASIL GİRDİ?Bunun üzerine Mahkeme Başkanı Kahya, Peki bu GPS aleti nasıl bu ülkeye girdi. O şirketin müdürü sensin. Senin dışında şirket başka birini görevlendirip Türkiyeye göndermiş olabilir mi? diye sordu. Khoei, kendisinin dışında Türkiyeye gelen başka birinin olmadığını belirterek, Türkiyede koordinatların çıkmasının imkansız olduğunu ileri sürdü.Mahkeme, sanıklarının tutukluluk durumlarının devamına karar vererek mütalaanın hazırlanması ve sanık avukatlarının gelen raporlar hakkında savunma hazırlayabilmesi için duruşmayı erteledi.(DHA) | | Zaman Son Dakika 10.06.2013 | | | İranlılarıncasuslukdavasınadevamedildiİranlıların casusluk davasına devam edildi |
|
| Yakıp yıkarak olmaz, demokratik taleplere canımız feda | Zaman | 07.06.2013 02:00 |  | | Başbakan Tayyip Erdoğan, Kuzey Afrika seyahatinin son günü, Tunus’ta beraberindeki gazetecilere Türkiye’nin sıcak gündemini değerlendirdi.‘Gezi Parkı’ eylemleriyle ilgili “Samimi talepte bulunanlarla ortalığı birbirine karıştıranları birbirinden ayırmak gerekir. Bizim demokratik taleplere canımız feda.” dedi. Dükkânlara, araçlara ve kamu mallarına zarar verenlere tepki gösterdi. Bu tavırları çevrecilikle bağdaştırmanın mümkün olmadığını belirtti. “Ağaçların sökülmemesi için taleplerini ortaya koyanlar dışında bu olayları istismar eden DHKP-C’den İşçi Partisi’ne kadar gruplar var. İstihbarat elimizde mevcut.” ifadesini kullandı. Taksim Platformu’nun talepleri konusunda ise “Bu taleplere Bülent (Arınç) Bey gerekli cevabı verdi.” açıklamasını yaptı. İstanbul Boğazı’na yapılacak üçüncü köprüye ‘Yavuz Sultan Selim’ isminin verilmesiyle ilgili tartışmalara da değindi: “Yavuz’un bendeki yeri farklıdır. Bu, asla Alevi vatandaşlarımıza yönelik bir tavır değildir.”Birtakım temaslarda bulunmak için gittiği Tunus’ta gazetecilerin sorularını cevaplandıran Erdoğan, samimi olarak talepte bulunanlarla ortalığı karıştıranların birbirinden ayrılmasını istedi. Kuzey Afrika seyahatinde Türkiye’deki gelişmeleri yakından takip eden Başbakan, ‘kaos eylemlerinin’ iki üç ay öncesinden istihbaratını aldıklarını söyledi. Taksim Platformu’nun taleplerini ise, “Mimarlar, Tabipler Odası, DİSK, KESK temsilcileri. ‘AKM yıkılmamalı, Topçu Kışlası yapılmamalı, biber gazı yasaklanmalı, vali ve emniyet müdürleri görevden alınmalı.’ Talepler bunlar. Böyle bir talep olabilir mi? Referandum istemiyorlar. Çünkü doğacak neticeyi görüyorlar. Bu taleplere Bülent (Arınç) Bey gerekli cevabı veriyor ve ayrılıyorlar.” ifadeleriyle değerlendirdi. “Olayların arkasında derin yapılar olabilir mi?” sorusunu, “Şu anda onlar üzerinde çalışmalar yapılıyor. Her şey olabilir. Bizim gençlik örgütümüzün sosyal medyayı kullanabilmek adına çalışmaları var. Dezenformasyon bu kadar aşırı kullanılamaz. Hakaretin bini bir para, ahlaki olmayan pek çok şeyler...” şeklinde cevapladı. Başbakan Erdoğan’ın açıklamaları şöyle:Samimileri ayırmak durumundayız: “Ağaçların sökülmemesi talebini samimi olarak yapanlar dışında, istismar etmek suretiyle bu olayları teşvik eden DHKP-C’den İşçi Partisi’ne kadar bunların tohumlamasını yapan gruplar var. İstihbarat elimizde mevcut. Madem olay Gezi Parkı’dır, bununla ilgisi olmayan iller neden buna dahil oldu? Demek ki olay Gezi Parkı olayı değil. Peki bunların çevreci yanı varsa soruyorum: Ceylan Otel, Koç ve Sabancı üniversiteleri orman arazilerine yapılmış. O zaman bunlar neredeydi?”Vatandaşımla problemim yok: “Acaba bu kilit taşlarını sökmek suretiyle, dükkân-lara, araçlara zarar verenler bunu çevrecilik anlamında mı yapıyor? Çevrecilik ise kimse bana çevrecilik dersi vermesin. 2 milyar fidan, 800 milyon 3 yaş grubu ağaç diktik. Hektarlarca milli park yaptık. Acaba biz AK Parti ve Tayyip Erdoğan’ı bu yolla yıpratabilir miyiz düşüncesindeler. Benim vatandaşımla bir problemim yok.”Dolmabahçe’yi basmaya çalışıyorlar: “Twitter ve sosyal medyadan yalan yanlış haberler üretmek suretiyle kampanya yapıyorlar. Türkiye adına bir dertleri yok. Dolmabahçe Camii’ne ayakkabıyla giriyorlar. İçeride her türlü ahlaki olmayan şeyi yapıyorlar. Çarşı Grubu diye bir grup var. Bu grup geliyor Başbakanlık ofisine saldırıyor. Diyorlar ki polis çekilsin. Polis nasıl çekilsin? Polis Başbakanlık ofisini korumayacak mı? Aynı şekilde Ankara’da da Başbakanlık’a, il merkezimize yürüdüler. Polis bunları korumayacak mı?”Tepkiler demokratik olmalı: “Karşınızda bir kitle var ve hiçbir şeyi dinlemeden geliyor. Demokrasi içerisinde özgürlükler çerçevesinde sizden bir talep olur. Siz bu talebe ters bir tepki ortaya koyarsanız, gösterinizi yapabilirsiniz. Demokratik taleplere canımız feda.”Biber gazının yasak olduğu ülke yok: “Biber gazi olayındaki aşırılıkları eleştirdik. Ama dünyada biber gazının yasak olduğu hiçbir gelişmiş ülke yoktur. Bırakın sadece biber gazı kullanmayı Amerika’da Wall Street olaylarında 17 kişi öldü. Aynı şey İngiltere, Almanya ve Fransa’da oldu. Biber gazını fevkalade bir hal olmadıktan sonra asla kullanmayacaksınız. Su kullanın, bu tür dağıtma işlemlerini yapın diye söyledik. Buna daha sonra büyük ölçüde uydular.”İki üç ay önce istihbarat aldık: “Sadece içeride değil, dışarıda da bunun uzantıları var. İki üç ay öncesinden benzer haberleri alıyorduk. Ama biz çevre ve yeşil bahane edilerek bu adımın atılacağını düşünmüyorduk. Başka bir yerden olabilir diye düşünüyorduk.” Yavu | | Zaman En Çok Okunan 07.06.2013 | | | YakıpyıkarakolmazdemokratiktaleplerecanımızfedaYakıp yıkarak olmaz demokratik taleplere canımız feda |
|
| Yakıp yıkarak olmaz, demokratik taleplere canımız feda | Zaman | 07.06.2013 01:52 |  | | Başbakan Tayyip Erdoğan, Kuzey Afrika seyahatinin son günü, Tunus’ta beraberindeki gazetecilere Türkiye’nin sıcak gündemini değerlendirdi.‘Gezi Parkı’ eylemleriyle ilgili “Samimi talepte bulunanlarla ortalığı birbirine karıştıranları birbirinden ayırmak gerekir. Bizim demokratik taleplere canımız feda.” dedi. Dükkânlara, araçlara ve kamu mallarına zarar verenlere tepki gösterdi. Bu tavırları çevrecilikle bağdaştırmanın mümkün olmadığını belirtti. “Ağaçların sökülmemesi için taleplerini ortaya koyanlar dışında bu olayları istismar eden DHKP-C’den İşçi Partisi’ne kadar gruplar var. İstihbarat elimizde mevcut.” ifadesini kullandı. Taksim Platformu’nun talepleri konusunda ise “Bu taleplere Bülent (Arınç) Bey gerekli cevabı verdi.” açıklamasını yaptı. İstanbul Boğazı’na yapılacak üçüncü köprüye ‘Yavuz Sultan Selim’ isminin verilmesiyle ilgili tartışmalara da değindi: “Yavuz’un bendeki yeri farklıdır. Bu, asla Alevi vatandaşlarımıza yönelik bir tavır değildir.”Birtakım temaslarda bulunmak için gittiği Tunus’ta gazetecilerin sorularını cevaplandıran Erdoğan, samimi olarak talepte bulunanlarla ortalığı karıştıranların birbirinden ayrılmasını istedi. Kuzey Afrika seyahatinde Türkiye’deki gelişmeleri yakından takip eden Başbakan, ‘kaos eylemlerinin’ iki üç ay öncesinden istihbaratını aldıklarını söyledi. Taksim Platformu’nun taleplerini ise, “Mimarlar, Tabipler Odası, DİSK, KESK temsilcileri. ‘AKM yıkılmamalı, Topçu Kışlası yapılmamalı, biber gazı yasaklanmalı, vali ve emniyet müdürleri görevden alınmalı.’ Talepler bunlar. Böyle bir talep olabilir mi? Referandum istemiyorlar. Çünkü doğacak neticeyi görüyorlar. Bu taleplere Bülent (Arınç) Bey gerekli cevabı veriyor ve ayrılıyorlar.” ifadeleriyle değerlendirdi. “Olayların arkasında derin yapılar olabilir mi?” sorusunu, “Şu anda onlar üzerinde çalışmalar yapılıyor. Her şey olabilir. Bizim gençlik örgütümüzün sosyal medyayı kullanabilmek adına çalışmaları var. Dezenformasyon bu kadar aşırı kullanılamaz. Hakaretin bini bir para, ahlaki olmayan pek çok şeyler...” şeklinde cevapladı. Başbakan Erdoğan’ın açıklamaları şöyle:Samimileri ayırmak durumundayız: “Ağaçların sökülmemesi talebini samimi olarak yapanlar dışında, istismar etmek suretiyle bu olayları teşvik eden DHKP-C’den İşçi Partisi’ne kadar bunların tohumlamasını yapan gruplar var. İstihbarat elimizde mevcut. Madem olay Gezi Parkı’dır, bununla ilgisi olmayan iller neden buna dahil oldu? Demek ki olay Gezi Parkı olayı değil. Peki bunların çevreci yanı varsa soruyorum: Ceylan Otel, Koç ve Sabancı üniversiteleri orman arazilerine yapılmış. O zaman bunlar neredeydi?”Vatandaşımla problemim yok: “Acaba bu kilit taşlarını sökmek suretiyle, dükkân-lara, araçlara zarar verenler bunu çevrecilik anlamında mı yapıyor? Çevrecilik ise kimse bana çevrecilik dersi vermesin. 2 milyar fidan, 800 milyon 3 yaş grubu ağaç diktik. Hektarlarca milli park yaptık. Acaba biz AK Parti ve Tayyip Erdoğan’ı bu yolla yıpratabilir miyiz düşüncesindeler. Benim vatandaşımla bir problemim yok.”Dolmabahçe’yi basmaya çalışıyorlar: “Twitter ve sosyal medyadan yalan yanlış haberler üretmek suretiyle kampanya yapıyorlar. Türkiye adına bir dertleri yok. Dolmabahçe Camii’ne ayakkabıyla giriyorlar. İçeride her türlü ahlaki olmayan şeyi yapıyorlar. Çarşı Grubu diye bir grup var. Bu grup geliyor Başbakanlık ofisine saldırıyor. Diyorlar ki polis çekilsin. Polis nasıl çekilsin? Polis Başbakanlık ofisini korumayacak mı? Aynı şekilde Ankara’da da Başbakanlık’a, il merkezimize yürüdüler. Polis bunları korumayacak mı?”Tepkiler demokratik olmalı: “Karşınızda bir kitle var ve hiçbir şeyi dinlemeden geliyor. Demokrasi içerisinde özgürlükler çerçevesinde sizden bir talep olur. Siz bu talebe ters bir tepki ortaya koyarsanız, gösterinizi yapabilirsiniz. Demokratik taleplere canımız feda.”Biber gazının yasak olduğu ülke yok: “Biber gazi olayındaki aşırılıkları eleştirdik. Ama dünyada biber gazının yasak olduğu hiçbir gelişmiş ülke yoktur. Bırakın sadece biber gazı kullanmayı Amerika’da Wall Street olaylarında 17 kişi öldü. Aynı şey İngiltere, Almanya ve Fransa’da oldu. Biber gazını fevkalade bir hal olmadıktan sonra asla kullanmayacaksınız. Su kullanın, bu tür dağıtma işlemlerini yapın diye söyledik. Buna daha sonra büyük ölçüde uydular.”İki üç ay önce istihbarat aldık: “Sadece içeride değil, dışarıda da bunun uzantıları var. İki üç ay öncesinden benzer haberleri alıyorduk. Ama biz çevre ve yeşil bahane edilerek bu adımın atılacağını düşünmüyorduk. Başka bir yerden olabilir diye düşünüyorduk.” Yavu | | Zaman Ana Sayfa 07.06.2013 | | | YakıpyıkarakolmazdemokratiktaleplerecanımızfedaYakıp yıkarak olmaz demokratik taleplere canımız feda |
|
| Yakıp yıkarak olmaz, demokratik taleplere canımız feda | Zaman | 06.06.2013 21:33 |  | | .Birtakım temaslarda bulunmak için gittiği Tunus’ta gazetecilerin sorularını cevaplandıran Erdoğan, samimi olarak talepte bulunanlarla ortalığı karıştıranların birbirinden ayrılmasını istedi. Kuzey Afrika seyahatinde Türkiye’deki gelişmeleri yakından takip eden Başbakan, ‘kaos eylemlerinin’ iki üç ay öncesinden istihbaratını aldıklarını söyledi. Taksim Platformu’nun taleplerini ise, “Mimarlar, Tabipler Odası, DİSK, KESK temsilcileri. ‘AKM yıkılmamalı, Topçu Kışlası yapılmamalı, biber gazı yasaklanmalı, vali ve emniyet müdürleri görevden alınmalı.’ Talepler bunlar. Böyle bir talep olabilir mi? Referandum istemiyorlar. Çünkü doğacak neticeyi görüyorlar. Bu taleplere Bülent (Arınç) Bey gerekli cevabı veriyor ve ayrılıyorlar.” ifadeleriyle değerlendirdi. “Olayların arkasında derin yapılar olabilir mi?” sorusunu, “Şu anda onlar üzerinde çalışmalar yapılıyor. Her şey olabilir. Bizim gençlik örgütümüzün sosyal medyayı kullanabilmek adına çalışmaları var. Dezenformasyon bu kadar aşırı kullanılamaz. Hakaretin bini bir para, ahlaki olmayan pek çok şeyler...” şeklinde cevapladı. Başbakan Erdoğan’ın açıklamaları şöyle:Samimileri ayırmak durumundayız: “Ağaçların sökülmemesi talebini samimi olarak yapanlar dışında, istismar etmek suretiyle bu olayları teşvik eden DHKP-C’den İşçi Partisi’ne kadar bunların tohumlamasını yapan gruplar var. İstihbarat elimizde mevcut. Madem olay Gezi Parkı’dır, bununla ilgisi olmayan iller neden buna dahil oldu? Demek ki olay Gezi Parkı olayı değil. Peki bunların çevreci yanı varsa soruyorum: Ceylan Otel, Koç ve Sabancı üniversiteleri orman arazilerine yapılmış. O zaman bunlar neredeydi?” Vatandaşımla problemim yok: “Acaba bu kilit taşlarını sökmek suretiyle, dükkân-lara, araçlara zarar verenler bunu çevrecilik anlamında mı yapıyor? Çevrecilik ise kimse bana çevrecilik dersi vermesin. 2 milyar fidan, 800 milyon 3 yaş grubu ağaç diktik. Hektarlarca milli park yaptık. Acaba biz AK Parti ve Tayyip Erdoğan’ı bu yolla yıpratabilir miyiz düşüncesindeler. Benim vatandaşımla bir problemim yok.” Dolmabahçe’yi basmaya çalışıyorlar: “Twitter ve sosyal medyadan yalan yanlış haberler üretmek suretiyle kampanya yapıyorlar. Türkiye adına bir dertleri yok. Dolmabahçe Camii’ne ayakkabıyla giriyorlar. İçeride her türlü ahlaki olmayan şeyi yapıyorlar. Çarşı Grubu diye bir grup var. Bu grup geliyor Başbakanlık ofisine saldırıyor. Diyorlar ki polis çekilsin. Polis nasıl çekilsin? Polis Başbakanlık ofisini korumayacak mı? Aynı şekilde Ankara’da da Başbakanlık’a, il merkezimize yürüdüler. Polis bunları korumayacak mı?” Tepkiler demokratik olmalı: “Karşınızda bir kitle var ve hiçbir şeyi dinlemeden geliyor. Demokrasi içerisinde özgürlükler çerçevesinde sizden bir talep olur. Siz bu talebe ters bir tepki ortaya koyarsanız, gösterinizi yapabilirsiniz. Demokratik taleplere canımız feda.” Biber gazının yasak olduğu ülke yok: “Biber gazi olayındaki aşırılıkları eleştirdik. Ama dünyada biber gazının yasak olduğu hiçbir gelişmiş ülke yoktur. Bırakın sadece biber gazı kullanmayı Amerika’da Wall Street olaylarında 17 kişi öldü. Aynı şey İngiltere, Almanya ve Fransa’da oldu. Biber gazını fevkalade bir hal olmadıktan sonra asla kullanmayacaksınız. Su kullanın, bu tür dağıtma işlemlerini yapın diye söyledik. Buna daha sonra büyük ölçüde uydular.” İki üç ay önce istihbarat aldık: “Sadece içeride değil, dışarıda da bunun uzantıları var. İki üç ay öncesinden benzer haberleri alıyorduk. Ama biz çevre ve yeşil bahane edilerek bu adımın atılacağını düşünmüyorduk. Başka bir yerden olabilir diye düşünüyorduk.” Yavuz çok farklı bir padişahtı: “Bizim ağzımızdan ne çıkarsa çıksın, bunu birileri bir yerlere çekeceklerdir. 3. köprüye Yavuz Sultan Selim isminin verilmesi… Ben Osmanlı padişahları içerisinde Yavuz Sultan Selim’i çok farklı yere yerleştiren bir insanım. 8 yıla neleri sığdırdığı ortadadır. Mekke’nin fethi, kutsal emanetler… Şah İsmail’le aralarında geçen meselelerin nedenleri var. Kendi bütünlüğünü koruma noktasında attığı adımlar ortada. Yavuz olayına böyle baktık. Bu, asla Alevi vatandaşlarımıza yönelik bir tavır değildir.” Üniversite isimleri revize edilebilir: “Nevşehir Üniversitesi için Hacı Bektaş-ı Veli, Tunceli Üniversitesi için Pir Sultan Abdal isminin verilmesi üzerinde durabiliriz. Bunların da istismarı ve farklı yerlere çekilmesi oluyor. Arkadaşları Hacı Bektaş-ı Veli’yi anma törenlerine gönderdiğimde dayak yemeden oradan zor çıkardı.” Azınlığın çoğunluğa tahakkümüne izin vermeyiz: “Kimi astık, kimi kestik? Dönemim içinde 7 seçim yaşadık. Üç genel, iki yerel seçim, iki referandum yaptık. İste | | Zaman Politika 06.06.2013 | | | YakıpyıkarakolmazdemokratiktaleplerecanımızfedaYakıp yıkarak olmaz demokratik taleplere canımız feda |
|
| Benim de teklifim bu deyin o zaman! | Zaman | 02.06.2013 02:28 |  | | Hülya Koçyiğit geçtiğimiz günlerde bir hayli yoğundu. İki aydır Akîl Adamlar Heyeti’yle Marmara Bölgesi’ni köy kasaba gezip açılım sürecini halka anlattı.Usta oyuncu sanatçı dostlarından destek görmemekten şikâyetçi: “Bir tek eşimden destek gördüm. Beklentim de yok. Biliyorum ki onlar da barış istiyor. Bizde böyledir. Biri çıksın, yürüsün, biz de arkalarından gidelim. Olumluysa gelecekler.”Çözüm sürecinde hükümetin direksiyonda olduğu bir araçta bulunmak, halka mal olmuş sanatçı olarak kaygı oluşturdu mu sizde?Yo, hayır öyle bakmıyorum. Beni davet eden, bu ülkenin başbakanı. Zaten konjonktür gereği içinde bulunmadığın müzakereler yapılmış. Bugünün işi de değil. Senelerce süren görüşmenin neticesinde bir noktaya gelinmiş. Adam öldürmekle, bombalamakla, koskoca bir orduyla mücadele ederek varabilecekleri hiçbir nokta yok. Ancak can acıtırlar, nitekim 30 yıldır çok canımız acıdı. Bu şekilde istekleri hiçbir şekilde gerçekleşmez. Siyasetle varlığımızı, tekliflerimizi götürebiliriz, dediler. Silahı bırakma fikri zaten PKK’dan kaynaklanıyor. Bu durum bir umut. Evet, terör bitiyor. Bitti de nitekim. İnşallah bir daha asla olmayacak.Bitti demek için erken değil mi?Bu demek değildir ki Türkiye bahar dalları içinde yaşayan bir ülke oldu. Çevremizde neler oluyor, bize de sıçratmak için her türlü oyunları deniyorlar. Bu sorun gerçekten bıçak sırtı bir mevzu. Bir kaza kurşunuyla her şey değişebilir. Umarız böyle bir şey olmaz.Süreçte en çok tartışılan konu PKK’nın samimiyeti. Sizce ne kadar samimi?Umutlu olmak, inanmak zorundayım. Başka türlü yürüyemem, dik duramam, yaşayamam. Umut olması gerekiyor. 1999’da da denendi. Bugünkü gibi silahları bıraktılar, giderken dört yüz küsur kişi öldürüldü. Onlar da devlete güven konusunda sarsıldılar, daha çok korkuyorlar. Devlet bizi yolda yeniden öldürecek mi korkusu yaşıyorlar. Her iki tarafta da o kuşku var. Dileğimiz herhangi bir provokasyonun olmaması, temizlenmesi.Orhan Gencebay, Akil Adamlar Heyeti’ne dâhil olduğu için üzerine çok gidildi, rahatsızlandı. Sizde durum nasıl?Bahçeli’nin çok şiddetle yaptığı hakaretler vardı. Psikolojik olarak etkileniyor insan. Şahsıma yönelik hakaretler olarak görmüyorum. Kendi tabanına sesleniyor, onun için hoş görmeye çalışıyorum. Gayet nazik biçimde Hülya Koçyiğit Hanımefendi’yi sen alet mi ediyorsun, kendi ideolojine, fikrine, tarzında söyledi. 63 kişiyi kastederek ‘Akıllarını kiraya vermişler.’ dedi. Kırılıyorsunuz, o kadar..CHP ve MHP, sürece tamamen karşı...Kendi siyasetlerini korumak için böyle davranıyorlar. Sorduğunuz zaman onlar da barış istiyorlar. O zaman sürece neden itiraz ediyorsunuz? Tayyip Erdoğan’ın girişimi diye. Başarı AK Parti’ye mal olacak. Sadece onu görüyorsunuz. Hükümetin çözüm yoluna karşı ben de bunu teklif ediyorum, deyin o zaman. İnsanlar ona göre düşünsün, diğeri daha akla yakın desin. Bir şeye bu kadar itiraz edersen alternatif sunmak zorundasın ama yok. Bu AK Parti’nin meselesi değil ki, şu an belki tesadüfen AK Parti yönetiyor bizi. Başka partinin yönetimi ve projesi de olabilirdi. Bu belli bir grubun değil, Türkiye’nin meselesi.Size en büyük desteği hangi sanatçı verdi?Yanımda olup bana destek veren kimse olmadı. Öyle bir beklentim de yok. Biliyorum ki onlar da barış istiyorlar. Bizde böyledir. Biri çıksın, yürüsün, biz de arkalarından gidelim. Olumluysa gelecekler, bozulursa onun için biz katılmadık diyecekler. Kendilerini korumaya alıyorlar.Dostlar böyle yapınca üzülür insan...Kendim için yaptığım bir şey olsa üzülürüm. Ülkemin geleceği için yapıyorum. Böyle büyük bir cesaret göstermek herhalde her babayiğidin harcı değil.Eşiniz ne diyor bu işe?Her zaman olduğu gibi en büyük destekçim o. Beni çok saydığını, bu süreç içinde saygısının çok daha arttığını söyledi. “Gözümde büyüdün. Sadece sinemanın değil, bu ülkenin kahramanısın.” dedi. Kaç haftadır evde yokum, buna katlanıyor.Gördüğünüz en ilginç tepki neydi?Bursa’da bir anne söz almak istedi. “Ben Türkçe bilmiyorum.” dedi. Kızı ya da gelini onun yerine tercüme etti. Ağlayarak anlatmaya başladı: “Üç evladımı şehit verdim. Bir tanesi askerdi, ikisi dağda kayboldu, cenazeleri gelmedi. Kocam emniyet müdürlüğünün dördüncü katından atlayıp intihar etti. Atladı mı, attılar mı onu da bilmiyorum. Bu terör yüzünden dört erkek verdim; ben affediyorum, helal ediyorum, benim gibi başka analar ağlamasın, barış istiyorum.” Sırf bunu söylemek için gelmiş. Bu ne yüce bir gönüllülük, nasıl bir düşünce. Çok çarpıcı, etkileyici.Şehit aileleri nasıl karşılıyorlar?Acılarınızı yalnızca paylaşabilirim, teselli edemem diyorum: Bilin ki ben de büyük acı duyuyorum. Evladınız boş yere ölmedi. Bir kere şehit. Ulaşılabilecek en kutsal mertebeye erişmiş. Onun yeri cennet. O Kürt anne gibi, o da | | Zaman Ana Sayfa 02.06.2013 | | | BenimdeteklifimbudeyinozamanBenim de teklifim bu deyin o zaman |
|
|
| |