Habergec.Com Aranan Kelimeler:en özel yiyecek Değerlendirme: 10 / 10 351015
habergec.com
19.04.2014 Cumartesi
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

en özel yiyecek

Turhan Bozkurt - Yatırımsız büyüme
Zaman
01.04.2014
03:27
Tüketim için en cazip seneyi geride bıraktık. Ekonominin 2013’te ne kadar büyüdüğü kadar ‘büyümeyi tüketim mi, yatırım mı sırtladı?’ sualinin cevabı merak ediliyordu. TÜİK’in 31 Mart’ta açıkladığı yıllık yüzde 4 büyüme (GSYH) zahiren sevindiricidir. Ayrıntıya inildiğinde alarm zilleri çalıyor. 2013’ün son çeyreğinde büyüme hızı yüzde 0,5’e düştü. İlk üç çeyrek sırasıyla 1,4; 2,0 ve 0,8 olarak gerçekleşmişti. Kişi başına gelir sadece 323 dolar arttı. Hazirandan sonra kademeli yavaşlama dikkat çekici.İktisadi faaliyet kollarına göre geçen yıl en hızlı büyüme (cari fiyatlarla) yüzde 18,1 ile ‘konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetleri’nde görüldü. Sadece bu kalemdeki hızlı büyümenin arka planında yılın ilk yarısında para politikasının gevşetilmesi, faizlerin daha önce görülmemiş oranlara düşmesi ve mayıs sonuna kadar olan dönemde hızlanan sermaye girişlerinin tesirini dikkate almak lazım. Büyümede tüketim ve kamu harcamaları itici güç oldu. Para bolluğu, tüketimi teşvik etti.Büyümede yılın ikinci yarısından itibaren görülen yavaşlama, sermaye girişlerinin azalması ile izah edilebilir. Amerikan Merkez Bankası (FED), 22 Mayıs’ta tahvil alımlarını azaltacağını ilan etmişti. Türkiye dahil gelişmekte olan ülkelerde bunun yansıması faiz ve kurlarda artış şeklinde olmuştu.2013’te kısmen hızlanmış gibi görünen iktisadi faaliyetin arka planı çok berrak değil. 2012 yılında yüzde 4,9 düşen özel yatırım 2013’te yüzde 0,7 arttı. Özel yatırımların büyümeye katkısı sadece binde 1 oldu. Kamu harcamalarının yüzde 4’lük büyümeye katkısı yüzde 1,6. Tüketimin katkısı ise yüzde 3,1 oldu. Stok değişimleri de yüzde 1,6 katkı yaptı büyümeye. İhracat ise sıfıra yakın katkı verdi. Bu, yatırımsız büyüme değil de nedir?2014 yılında ise ekonomik aktiviteye yönelik öncü göstergeler ilk çeyrekte büyümenin kompozisyonunun değişmeye başlayacağına işaret ediyor. İç talebin zayıfladığını görmek için 2014’ün ilk iki ayında tüketici güven endeksi, otomobil ve beyaz eşya satışları gibi verilere bakmak kâfi. Yine kredi kartları yüzde 15 ve tüketici kredileri yüzde 10 düştü. Kapasite kullanım oranı ise yılın ilk üç ayında toplamda 1,6 puan geriledi.Kurlardaki artışın etkisi ile net ihracat 2014’te büyümeye katkı sağlayacaktır. Tüketimde geçen seneki kadar hareket beklenmemeli. Çünkü FED’in alımları giderek azalttığı bir malî iklimde ne faizler düşer ne de kurlar çok hızlı gevşer.Bu açıdan 30 Mart yerel seçimlerinden AKP’nin zaferle çıkması iç kaynaklı riskleri hafifletse de ekonomiyi şahlandırmaya yetmeyecek. Bir yerden 65 milyar dolarlık cari açığı çözen uçan mürekkep bulamayacağımıza göre sermaye girişlerinin zayıfladığı konjonktürde yatırım harcamalarında yatay belki de negatif yönlü seyir görülebilir. Merkez Bankası’nın ‘enflasyon, yılın ilk yarısında artacak’ değerlendirmesi, ‘faizlerde indirim beklemeyin’ mânâsına gelir. Tüketim ile kredi maliyetleri arasındaki paralellik herkesin malumu. Merkez Bankası zor bir dönemin geldiğinin farkında. FED tahvil alımlarını sonbaharda bitirecek ve akabinde faiz silahını çekecek. Bundan Türkiye’nin etkilenmemesi mümkün değil. Haliyle enflasyon ve malî kırılganlık endişesiyle içeride para politikasındaki sıkı duruş devam edecek.Türkiye, 2013’ü tüketim ve kamu harcamaları sayesinde ortalama büyüme hızının altında kapattı. 2014 büyümesini Avrupa etkisiyle toparlanan ihracat ile içeride baskılanan tüketim talebi belirleyecektir. Peki yüzde kaç olacak? 2014’ün çok altında kalacağını söylemekle iktifa edelim.
Zaman
En Çok Okunan
01.04.2014
TurhanBozkurt-YatırımsızbüyümeTurhan Bozkurt - Yatırımsız büyüme
Turhan Bozkurt - Yatırımsız büyüme
Zaman
01.04.2014
02:20
Tüketim için en cazip seneyi geride bıraktık. Ekonominin 2013’te ne kadar büyüdüğü kadar ‘büyümeyi tüketim mi, yatırım mı sırtladı?’ sualinin cevabı merak ediliyordu. TÜİK’in 31 Mart’ta açıkladığı yıllık yüzde 4 büyüme (GSYH) zahiren sevindiricidir. Ayrıntıya inildiğinde alarm zilleri çalıyor. 2013’ün son çeyreğinde büyüme hızı yüzde 0,5’e düştü. İlk üç çeyrek sırasıyla 1,4; 2,0 ve 0,8 olarak gerçekleşmişti. Kişi başına gelir sadece 323 dolar arttı. Hazirandan sonra kademeli yavaşlama dikkat çekici.İktisadi faaliyet kollarına göre geçen yıl en hızlı büyüme (cari fiyatlarla) yüzde 18,1 ile ‘konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetleri’nde görüldü. Sadece bu kalemdeki hızlı büyümenin arka planında yılın ilk yarısında para politikasının gevşetilmesi, faizlerin daha önce görülmemiş oranlara düşmesi ve mayıs sonuna kadar olan dönemde hızlanan sermaye girişlerinin tesirini dikkate almak lazım. Büyümede tüketim ve kamu harcamaları itici güç oldu. Para bolluğu, tüketimi teşvik etti.Büyümede yılın ikinci yarısından itibaren görülen yavaşlama, sermaye girişlerinin azalması ile izah edilebilir. Amerikan Merkez Bankası (FED), 22 Mayıs’ta tahvil alımlarını azaltacağını ilan etmişti. Türkiye dahil gelişmekte olan ülkelerde bunun yansıması faiz ve kurlarda artış şeklinde olmuştu.2013’te kısmen hızlanmış gibi görünen iktisadi faaliyetin arka planı çok berrak değil. 2012 yılında yüzde 4,9 düşen özel yatırım 2013’te yüzde 0,7 arttı. Özel yatırımların büyümeye katkısı sadece binde 1 oldu. Kamu harcamalarının yüzde 4’lük büyümeye katkısı yüzde 1,6. Tüketimin katkısı ise yüzde 3,1 oldu. Stok değişimleri de yüzde 1,6 katkı yaptı büyümeye. İhracat ise sıfıra yakın katkı verdi. Bu, yatırımsız büyüme değil de nedir?2014 yılında ise ekonomik aktiviteye yönelik öncü göstergeler ilk çeyrekte büyümenin kompozisyonunun değişmeye başlayacağına işaret ediyor. İç talebin zayıfladığını görmek için 2014’ün ilk iki ayında tüketici güven endeksi, otomobil ve beyaz eşya satışları gibi verilere bakmak kâfi. Yine kredi kartları yüzde 15 ve tüketici kredileri yüzde 10 düştü. Kapasite kullanım oranı ise yılın ilk üç ayında toplamda 1,6 puan geriledi.Kurlardaki artışın etkisi ile net ihracat 2014’te büyümeye katkı sağlayacaktır. Tüketimde geçen seneki kadar hareket beklenmemeli. Çünkü FED’in alımları giderek azalttığı bir malî iklimde ne faizler düşer ne de kurlar çok hızlı gevşer.Bu açıdan 30 Mart yerel seçimlerinden AKP’nin zaferle çıkması iç kaynaklı riskleri hafifletse de ekonomiyi şahlandırmaya yetmeyecek. Bir yerden 65 milyar dolarlık cari açığı çözen uçan mürekkep bulamayacağımıza göre sermaye girişlerinin zayıfladığı konjonktürde yatırım harcamalarında yatay belki de negatif yönlü seyir görülebilir. Merkez Bankası’nın ‘enflasyon, yılın ilk yarısında artacak’ değerlendirmesi, ‘faizlerde indirim beklemeyin’ mânâsına gelir. Tüketim ile kredi maliyetleri arasındaki paralellik herkesin malumu. Merkez Bankası zor bir dönemin geldiğinin farkında. FED tahvil alımlarını sonbaharda bitirecek ve akabinde faiz silahını çekecek. Bundan Türkiye’nin etkilenmemesi mümkün değil. Haliyle enflasyon ve malî kırılganlık endişesiyle içeride para politikasındaki sıkı duruş devam edecek.Türkiye, 2013’ü tüketim ve kamu harcamaları sayesinde ortalama büyüme hızının altında kapattı. 2014 büyümesini Avrupa etkisiyle toparlanan ihracat ile içeride baskılanan tüketim talebi belirleyecektir. Peki yüzde kaç olacak? 2014’ün çok altında kalacağını söylemekle iktifa edelim.
Zaman
Köşe Yazıları
01.04.2014
TurhanBozkurt-YatırımsızbüyümeTurhan Bozkurt - Yatırımsız büyüme
Turhan Bozkurt - Yatırımsız büyüme
Zaman
01.04.2014
02:07
Tüketim için en cazip seneyi geride bıraktık. Ekonominin 2013’te ne kadar büyüdüğü kadar ‘büyümeyi tüketim mi, yatırım mı sırtladı?’ sualinin cevabı merak ediliyordu. TÜİK’in 31 Mart’ta açıkladığı yıllık yüzde 4 büyüme (GSYH) zahiren sevindiricidir. Ayrıntıya inildiğinde alarm zilleri çalıyor. 2013’ün son çeyreğinde büyüme hızı yüzde 0,5’e düştü. İlk üç çeyrek sırasıyla 1,4; 2,0 ve 0,8 olarak gerçekleşmişti. Kişi başına gelir sadece 323 dolar arttı. Hazirandan sonra kademeli yavaşlama dikkat çekici.İktisadi faaliyet kollarına göre geçen yıl en hızlı büyüme (cari fiyatlarla) yüzde 18,1 ile ‘konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetleri’nde görüldü. Sadece bu kalemdeki hızlı büyümenin arka planında yılın ilk yarısında para politikasının gevşetilmesi, faizlerin daha önce görülmemiş oranlara düşmesi ve mayıs sonuna kadar olan dönemde hızlanan sermaye girişlerinin tesirini dikkate almak lazım. Büyümede tüketim ve kamu harcamaları itici güç oldu. Para bolluğu, tüketimi teşvik etti.Büyümede yılın ikinci yarısından itibaren görülen yavaşlama, sermaye girişlerinin azalması ile izah edilebilir. Amerikan Merkez Bankası (FED), 22 Mayıs’ta tahvil alımlarını azaltacağını ilan etmişti. Türkiye dahil gelişmekte olan ülkelerde bunun yansıması faiz ve kurlarda artış şeklinde olmuştu.2013’te kısmen hızlanmış gibi görünen iktisadi faaliyetin arka planı çok berrak değil. 2012 yılında yüzde 4,9 düşen özel yatırım 2013’te yüzde 0,7 arttı. Özel yatırımların büyümeye katkısı sadece binde 1 oldu. Kamu harcamalarının yüzde 4’lük büyümeye katkısı yüzde 1,6. Tüketimin katkısı ise yüzde 3,1 oldu. Stok değişimleri de yüzde 1,6 katkı yaptı büyümeye. İhracat ise sıfıra yakın katkı verdi. Bu, yatırımsız büyüme değil de nedir?2014 yılında ise ekonomik aktiviteye yönelik öncü göstergeler ilk çeyrekte büyümenin kompozisyonunun değişmeye başlayacağına işaret ediyor. İç talebin zayıfladığını görmek için 2014’ün ilk iki ayında tüketici güven endeksi, otomobil ve beyaz eşya satışları gibi verilere bakmak kâfi. Yine kredi kartları yüzde 15 ve tüketici kredileri yüzde 10 düştü. Kapasite kullanım oranı ise yılın ilk üç ayında toplamda 1,6 puan geriledi.Kurlardaki artışın etkisi ile net ihracat 2014’te büyümeye katkı sağlayacaktır. Tüketimde geçen seneki kadar hareket beklenmemeli. Çünkü FED’in alımları giderek azalttığı bir malî iklimde ne faizler düşer ne de kurlar çok hızlı gevşer.Bu açıdan 30 Mart yerel seçimlerinden AKP’nin zaferle çıkması iç kaynaklı riskleri hafifletse de ekonomiyi şahlandırmaya yetmeyecek. Bir yerden 65 milyar dolarlık cari açığı çözen uçan mürekkep bulamayacağımıza göre sermaye girişlerinin zayıfladığı konjonktürde yatırım harcamalarında yatay belki de negatif yönlü seyir görülebilir. Merkez Bankası’nın ‘enflasyon, yılın ilk yarısında artacak’ değerlendirmesi, ‘faizlerde indirim beklemeyin’ mânâsına gelir. Tüketim ile kredi maliyetleri arasındaki paralellik herkesin malumu. Merkez Bankası zor bir dönemin geldiğinin farkında. FED tahvil alımlarını sonbaharda bitirecek ve akabinde faiz silahını çekecek. Bundan Türkiye’nin etkilenmemesi mümkün değil. Haliyle enflasyon ve malî kırılganlık endişesiyle içeride para politikasındaki sıkı duruş devam edecek.Türkiye, 2013’ü tüketim ve kamu harcamaları sayesinde ortalama büyüme hızının altında kapattı. 2014 büyümesini Avrupa etkisiyle toparlanan ihracat ile içeride baskılanan tüketim talebi belirleyecektir. Peki yüzde kaç olacak? 2014’ün çok altında kalacağını söylemekle iktifa edelim.
Zaman
Ana Sayfa
01.04.2014
TurhanBozkurt-YatırımsızbüyümeTurhan Bozkurt - Yatırımsız büyüme
'Sorunlar vefatımla çözülecekse bin kez ölmeye razıyım'
Zaman
28.03.2014
21:54
İtalyanın önde gelen La Repubblica gazetesine konuşan Fethullah Gülen Hocaefendi, Türkiyenin maruz kaldığı problemlerin benim vefatımla çözüleceğini bilsem, her gün bin defa ölmeye razıyım. dedi.La Repubblica gazetesinin Türkiye ve Ortadoğu uzmanı Marco Ansaldo tarafından gerçekleştirilen özel röportaj, Başbakanın gücünü temellerinden sarsan son derece nüfuzlu vaiz konuştu başlığıyla verildi. Gülen, röportajda sağlığından Türkiyeye ne zaman döneceğine, AK Parti ile olan ilişkilerden Hizmet Hareketinin asıl amacının ne olduğuna ve Papa ile görüşme konusuna kadar birçok soruya net cevaplar verdi. La Repubblica röportajının soru ve cevapları şu şekilde: TÜRKİYENİN MARUZ KALDIĞI BU PROBLEMLERİN BENİM VEFATIMLA ÇÖZÜLECEĞİNİ BİLSEM HER GÜN BİN DEFA ÖLMEYE RAZIYIM -Uzun yıllardır Amerika Birleşik Devletlerinde gönüllü sürgündesiniz. Neden? Sağlığım açısından burayı daha asude buluyorum. Türkiyeye dönüşümün bazı çevreler tarafından suiistimal edilip ülkenin zaten gerilmiş atmosferini daha da germek için bir fırsat olarak değerlendirmelerinden endişe ediyorum. 28 Şubat postmodern darbe döneminde medya diliyle birçok iftira ve karalamaları müteakip askeri vesayetin baskısı altındaki yargı mensupları eliyle tabiri caizse hukuki tacize maruz kaldım. Hukuki süreçte bu iddiaların bir aslı astarı olmadığı anlaşıldı. Bugün de maalesef yine medya diliyle binbir türlü iftiralar atılıyor, bir karalama kampanyasıdır gidiyor. Bu şartlar altında doktorların tavsiyelerine uyarak burada kalmayı tercih ediyorum. Türkiyenin maruz kaldığı bu problemlerin benim vefatımla çözüleceğini bilsem, her gün bin defa ölmeye razıyım. Türkiyede huzur ve sükuna kastedenlerin eline yeni bir malzeme vermeme mülahazasıyla vatan hasretimi içime gömüp burada kalmayı tercih ediyorum. KUTUPLAŞMAYI ARTIRICI DAVRANIŞLARDAN KAÇINMAK VE DUA ETMEK GEREK -Fakat Türkiyede olup bitmekte olanları yakinen takip etmektesiniz. Güçlü toplumsal gerilimler geçirmekte olan ülkenizin içinde bulunduğu şu anı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bazı medya organları diliyle yapılan tezvirat toplumu kutuplaştırıcı mahiyette. Belli mevkileri ihraz etmiş insanların söylediklerine dikkat etmeleri gerekir. Türkiye daha önce çok acılar yaşadı. Sokaklarda gençler birbirlerine sanki düşmanmış gibi saldırdı. Yaralamalar, öldürmeler birbirini takip etti. Değişik siyasi düşünceleri benimseyen gruplar adeta birbirini yiyecek paranoyasıyla baktı. Sağcısı solcusu, Türkü, Kürdü, Alevisi, Sünnisi, dindarı dindar olmayanı birbirine düşman edildi. Son yıllarda elde ettiğimiz demokratik kazanımlar ve huzur ve sükûnetin muhafaza edilmesi adına baştakilere büyük görev düşüyor ama onlar ne kadar bunun şuurundalar bilmiyorum. Bütün bunların Allahın izniyle aşılacağına olan ümidimi hiç yitirmedim ama her şeyin bir vakti merhunu vardır. Bu arada bizlere dua etmek, Rabbimize dua dua yalvarmak ve kutuplaşmayı arttırıcı davranışlardan kaçınmak düşüyor. Dövene elsiz, sövene dilsiz, Yunusun diliyle gönülsüz olmak gerekiyor. DEVLET ERKANININ, CAMİANIN FAALİYETLERİYLE İLGİLİ TAKDİRLERİ HERKESİN MALUMU -Son zamanlarda, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, isim vermeden, bazen de doğrudan size saldırmış gibi göründü. Özellikle yargıya ve polise karşı olan Bir örgüt tarafından oluşturulmuş korku imparatorluğundan bahsetti. Türk büyükelçileriyle Ankarada yaptığı bir toplantıda ise bu örgütün destekçilerini Aralık ayında patlayan yolsuzluk skandalı ile birlikte bir darbe girişimini gizlemekle suçladı. Türkiye başbakanına göre, hedef bir parti, bir hükümet değil; bir ülke, bir ülkenin çıkarları, bir ülkenin milli kurumları ve milli politikalarıdır. Hedef Türkiyedir, 76 milyonun ta kendisidir. Hatta Erdoğan, Bu çabalar bir ihanet dışında bir kavramla izah edilemez demektedir. Siz bu tür yorumlara nasıl cevap verirsiniz? Doğrusu bu tür çıkışları ben de anlamakta zorlanıyorum. Sayın Başbakan dahil devlet idaresinde mühim mevkilerde bulunan zevatın bu camianın faaliyetleriyle alakalı hem Türkiye hem de insanlık adına takdirleri herkesin malumudur.10 yılı aşkın bir süredir takdir ettikleri bir camiayı böyle birden karşılarına alıp mesnetsiz iddialarla itham etmeleri en başta kendi beyanlarıyla tezat teşkil eder. Meseleyi yolsuzluktan kaydırıp bir siyasi güç mücadelesi şeklinde lanse etmek herhalde birilerinin işine geliyor. Hukuki çerçeveden kaydırıp siyasi çerçeveye oturtma gayreti gibi görünüyor. Ama kişiler hakkında beraati zimmet esas olsa da ortada bir yolsuzluk vakıası olduğuna avam ve havas ortak kanaat getirmiş vaziyette. Basın yayın organlarına akseden deliller ve istifa eden bakanların, vekillerin beyanları buna işaret ediyor. PARANOYAYA İŞARET... Bu türlü yolsuzluk vakıaları demokratik devletlerde de oluyor ama oralarda böyle bir darbe girişimi veya ihanet olarak mütalaa edilmiyor. Varsa mesulleri mahkemelerce te
Zaman
Güncel
28.03.2014
SorunlarvefatımlaçözüleceksebinkezölmeyerazıyımSorunlar vefatımla çözülecekse bin kez ölmeye razıyım
'Sorunlar vefatımla çözülecekse bin kez ölmeye razıyım'
Zaman
28.03.2014
21:54
İtalyanın önde gelen La Repubblica gazetesine konuşan Fethullah Gülen Hocaefendi, Türkiyenin maruz kaldığı problemlerin benim vefatımla çözüleceğini bilsem, her gün bin defa ölmeye razıyım. dedi.La Repubblica gazetesinin Türkiye ve Ortadoğu uzmanı Marco Ansaldo tarafından gerçekleştirilen özel röportaj, Başbakanın gücünü temellerinden sarsan son derece nüfuzlu vaiz konuştu başlığıyla verildi. Gülen, röportajda sağlığından Türkiyeye ne zaman döneceğine, AK Parti ile olan ilişkilerden Hizmet Hareketinin asıl amacının ne olduğuna ve Papa ile görüşme konusuna kadar birçok soruya net cevaplar verdi. La Repubblica röportajının soru ve cevapları şu şekilde: TÜRKİYENİN MARUZ KALDIĞI BU PROBLEMLERİN BENİM VEFATIMLA ÇÖZÜLECEĞİNİ BİLSEM HER GÜN BİN DEFA ÖLMEYE RAZIYIM -Uzun yıllardır Amerika Birleşik Devletlerinde gönüllü sürgündesiniz. Neden? Sağlığım açısından burayı daha asude buluyorum. Türkiyeye dönüşümün bazı çevreler tarafından suiistimal edilip ülkenin zaten gerilmiş atmosferini daha da germek için bir fırsat olarak değerlendirmelerinden endişe ediyorum. 28 Şubat postmodern darbe döneminde medya diliyle birçok iftira ve karalamaları müteakip askeri vesayetin baskısı altındaki yargı mensupları eliyle tabiri caizse hukuki tacize maruz kaldım. Hukuki süreçte bu iddiaların bir aslı astarı olmadığı anlaşıldı. Bugün de maalesef yine medya diliyle binbir türlü iftiralar atılıyor, bir karalama kampanyasıdır gidiyor. Bu şartlar altında doktorların tavsiyelerine uyarak burada kalmayı tercih ediyorum. Türkiyenin maruz kaldığı bu problemlerin benim vefatımla çözüleceğini bilsem, her gün bin defa ölmeye razıyım. Türkiyede huzur ve sükuna kastedenlerin eline yeni bir malzeme vermeme mülahazasıyla vatan hasretimi içime gömüp burada kalmayı tercih ediyorum. KUTUPLAŞMAYI ARTIRICI DAVRANIŞLARDAN KAÇINMAK VE DUA ETMEK GEREK -Fakat Türkiyede olup bitmekte olanları yakinen takip etmektesiniz. Güçlü toplumsal gerilimler geçirmekte olan ülkenizin içinde bulunduğu şu anı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bazı medya organları diliyle yapılan tezvirat toplumu kutuplaştırıcı mahiyette. Belli mevkileri ihraz etmiş insanların söylediklerine dikkat etmeleri gerekir. Türkiye daha önce çok acılar yaşadı. Sokaklarda gençler birbirlerine sanki düşmanmış gibi saldırdı. Yaralamalar, öldürmeler birbirini takip etti. Değişik siyasi düşünceleri benimseyen gruplar adeta birbirini yiyecek paranoyasıyla baktı. Sağcısı solcusu, Türkü, Kürdü, Alevisi, Sünnisi, dindarı dindar olmayanı birbirine düşman edildi. Son yıllarda elde ettiğimiz demokratik kazanımlar ve huzur ve sükûnetin muhafaza edilmesi adına baştakilere büyük görev düşüyor ama onlar ne kadar bunun şuurundalar bilmiyorum. Bütün bunların Allahın izniyle aşılacağına olan ümidimi hiç yitirmedim ama her şeyin bir vakti merhunu vardır. Bu arada bizlere dua etmek, Rabbimize dua dua yalvarmak ve kutuplaşmayı arttırıcı davranışlardan kaçınmak düşüyor. Dövene elsiz, sövene dilsiz, Yunusun diliyle gönülsüz olmak gerekiyor. DEVLET ERKANININ, CAMİANIN FAALİYETLERİYLE İLGİLİ TAKDİRLERİ HERKESİN MALUMU -Son zamanlarda, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, isim vermeden, bazen de doğrudan size saldırmış gibi göründü. Özellikle yargıya ve polise karşı olan Bir örgüt tarafından oluşturulmuş korku imparatorluğundan bahsetti. Türk büyükelçileriyle Ankarada yaptığı bir toplantıda ise bu örgütün destekçilerini Aralık ayında patlayan yolsuzluk skandalı ile birlikte bir darbe girişimini gizlemekle suçladı. Türkiye başbakanına göre, hedef bir parti, bir hükümet değil; bir ülke, bir ülkenin çıkarları, bir ülkenin milli kurumları ve milli politikalarıdır. Hedef Türkiyedir, 76 milyonun ta kendisidir. Hatta Erdoğan, Bu çabalar bir ihanet dışında bir kavramla izah edilemez demektedir. Siz bu tür yorumlara nasıl cevap verirsiniz? Doğrusu bu tür çıkışları ben de anlamakta zorlanıyorum. Sayın Başbakan dahil devlet idaresinde mühim mevkilerde bulunan zevatın bu camianın faaliyetleriyle alakalı hem Türkiye hem de insanlık adına takdirleri herkesin malumudur.10 yılı aşkın bir süredir takdir ettikleri bir camiayı böyle birden karşılarına alıp mesnetsiz iddialarla itham etmeleri en başta kendi beyanlarıyla tezat teşkil eder. Meseleyi yolsuzluktan kaydırıp bir siyasi güç mücadelesi şeklinde lanse etmek herhalde birilerinin işine geliyor. Hukuki çerçeveden kaydırıp siyasi çerçeveye oturtma gayreti gibi görünüyor. Ama kişiler hakkında beraati zimmet esas olsa da ortada bir yolsuzluk vakıası olduğuna avam ve havas ortak kanaat getirmiş vaziyette. Basın yayın organlarına akseden deliller ve istifa eden bakanların, vekillerin beyanları buna işaret ediyor. PARANOYAYA İŞARET... Bu türlü yolsuzluk vakıaları demokratik devletlerde de oluyor ama oralarda böyle bir darbe girişimi veya ihanet olarak mütalaa edilmiyor. Varsa mesulleri mahkemelerce te
Zaman
Ana Sayfa
28.03.2014
SorunlarvefatımlaçözüleceksebinkezölmeyerazıyımSorunlar vefatımla çözülecekse bin kez ölmeye razıyım
Nevin Halıcı - Anadolu'dan börek çeşitleri
Zaman
23.03.2014
02:16
Börek sevmeyen bir insan var mıdır, sanmıyorum. Bir kahvaltı sofrasında bin bir çeşit reçel, bal, yoğurt ve çayla, odun ateşinde taze yapılmış töymekanlı veya ıspanaklı bir sac böreğine hayır denilebilir mi?Börekler klasik mutfakta da yöresel mutfaklarda da geniş ölçüde yer tutar. Türk halkı et, tatlı ve börek yemeden duramaz. Bundan ötürü börek türleri Anadolu’da sayısızdır. Anadolu kadınları her hamur işinden sonra artanlarla Hatçana böreği, köşeli, çubuk böreği gibi o anda adını verdiği yepyeni bir börek ortaya çıkarabilir.Börek sevmeyen bir insan var mıdır, sanmıyorum. Bir kahvaltı sofrasında bin bir çeşit reçel, bal, yoğurt ve çayla, odun ateşinde taze yapılmış töymekanlı veya ıspanaklı bir sac böreğine hayır denilebilir mi? Ramazanlarda sahur sofrasında yanında hoşaf veya çayla puf böreğini kim reddedebilir. Konya’nın çarşı böreği olarak adlandırılan peynirli böreği, Adıyaman’ın hığtabı ve birçok yörede bunlar gibi börekler yanında ayranla bir öğün de oluşturur. Okuldan dönen çocuklara bir bardak sütle bir dilim su böreği vermek, akşam yemeğine kadar bekleyebilmelerini sağlar. Yola gidenlere en önemli yolluk börektir. Hiçbir işleme gerek bıraktırmadan araç içinde bile yenebilir. Söylenen o ki börek her yönüyle aranan bir yiyecektir.İyi bir börek yapmak için unu iyi tanımak lazımdır. Piyasada ‘baklava böreklik’ olarak belirtilen unlar genellikle iyi sonuç vermekte… Ben yine de, ev unu denilen çok saflaştırılmamış unları tercih ederim. Ancak su böreği, yağla açılan börekler için 60-70 randımanlı unların kullanılması kolaylık sağlar.Börekleri hazırlama yöntemlerine gelirsek, ilki özleştirilerek hazırlanan hamurlar adı altında yer alır. Ana maddeleri genellikle su, un, yumurta, tuz vb.dir. Su böreği, yufka böreği vb.Diğer bir tür katmerli böreklerdir. Çoğunlukla özleştirilerek hazırlanan hamurların açılıp, yağlanıp, katlanması ve bekletilmesi şeklinde uygulanırlar. Puf böreği, Sarıyer böreği, serpme böreği gibi.Mayalı, karbonatlı ve her tür teknikle hazırlanan hamurlarla da yapılan çeşitli böreklerimiz vardır.Pişirme yöntemlerine gelince katmer, sac böreği vb. sacda pişer. Puf böreği, sigara böreği vb. yağda kızartılır. Fırında, tepsi böreği, serpme börek vb. pişirilir. Haşlama türlerine en iyi örnek su böreğidir. Su böreği önce haşlanır, sonra mangal üzerinde veya fırında pişirilir. Su böreğinin mangal üzerinde pişirilmesi, yumuşak olmasını sağladığı için, tercih nedenidir.Günümüz şartlarında hazır yufkalar kullanılsa da hamur yoğrularak açılan böreğin tadı başkadır. Artık, her ilde hanımlar açtıkları imalathanelerde su böreği, yufka, mantı gibi ürünleri taze olarak da satışa sunuyorlar. Bu da çalışan hanımlara kolaylık sağlıyor.Konya’da hanımların sıra günlerinde on, on beş çeşit yiyecek hazırlanır. Ancak sofrada su böreği yoksa o sofranın hiç kıymeti yoktur. Su böreği Konya’da her sofranın, geleneksel davetlerin baş böreğidir, mutlaka olacaktır. Ev su böreklerini, baklavacılarda çok inceltilmiş özel unlarla yapılanlarına her zaman tercih ederim. Baklavalar da öyle… Evde yapılan bir baklavanın tadı her zaman farklıdır. Güllüoğlu ve Gaziantep’tekiler hariç.Bahar geliyor, sevgili okuyucularım. Fukara ağaçlar, İstanbul’da da, Konya’da da vakitsiz çiçeklere büründü. İnşaallah üşümezler. Uzun ve soğuk geçen kış mevsiminden sonra, havayı güzel bulan aileler ise yeşilliklere, kırlara koşuyor. Öyle olunca, piknikte yemek için bu hafta bir börek yapalım. Kolay börek tarifi isteyen gençlerin dileğini de yerine getirelim. Ağız tadı ve mutlulukla kalın.Not: Geçen haftaki yazımda bahsettiğim Meryem Hanım’ın, 1955’lerde dinlemiş olduğum, türküsünü bana YouTube üzerinden gönderen değerli okuyucuma çok teşekkür ederim.Sİ­GA­RA BÖ­RE­ĞİMALZEMELER: 3 yuf­ka2 su bardağı rendelenmiş peynir (her tür peynir, çökelek vb.)¼ su bardağı maydanoz (kıyılmış)Kızartmak için:1 su bar­da­ğı zey­tin­ya­ğı Yapılışı: Yuf­ka­la­rı se­ki­ze böl. Ge­niş ta­ra­fı­na iç koy, ke­nar­dan bi­rer par­mak börek içinin üze­ri­ne çe­vir, si­ga­ra gi­bi sar. Uç kıs­mı­nı su­ya ba­tır, ha­mu­ra ya­pış­tır. Kız­gın zey­tin­yağın­da kı­zart, süz­ge­ce çı­kar, yağ­la­rı sü­zü­lün­ce sı­cak sı­cak sof­ra­ya al.• Yuf­ka­la­ra yo­ğurt sü­rü­le­rek sa­rı­lır­sa da­ha lez­zet­li olur.
Zaman
Köşe Yazıları
23.03.2014
NevinHalıcı-AnadoludanbörekçeşitleriNevin Halıcı - Anadoludan börek çeşitleri
Bakımsız dişler sağlığı tehdit ediyor
Zaman
31.01.2014
15:47
Diş hekimi Cansın Özgür, diş ve diş eti hastalıklarının ülkemizde ve dünyada en önemli sağlık sorunları arasında olduğunu söyledi. Özgür, Diş temizliğimize dikkat etmediğimiz zaman ağızda bakteriler ürer, plak oluşur ve iltihaplanma başlar. Bu durumda da sağlığımız da tehlikeye girmiş olur. dedi.Diş hekimi Cansın Özgür, diş sağlığı ve önemiyle ilgili önemli bilgiler verdi.Diş hassasiyetinin sıcak, soğuk, şeker veya ekşi yiyecek-içecekler ağza alındığı zaman dişlerde ani bir tepki ve sızlamanın oluştuğunu söyleyen Özgür, Diş sızlaması keskin, ani ve derindir. Çürük ve eski dolgular dışında hassasiyet en çok dişeti çekilmesi ile açığa çıkan kök yüzeylerinden kaynaklanır. Diş hassasiyetinize karşı özel diş macunu ve yumuşak kıllı fırça kullanabilirsiniz. Aynı zamanda aldığınız gıdalara da dikkat etmelisiniz. Fazla asit içeren yiyeceklerin sık tüketilmesi sonucu mine tabakası çözünebilir. dedi.Diş çürüğünün Türkiyenin en büyük sağlık problemlerinden bir tanesi olduğu belirten Özgür, Avrupa ülkelerinde birey başına düşen çürük sayısının birken, Türkiyede birey başına düşen çürük sayısı altıdır olduğunu söyledi. Özgür, Bu da büyük bir problemdir. Bunun çaresi düzenli diş hekimi kontrolü yanında iyi ağız bakımı ve iyi beslenmeden geçmektedir. Altı ayda bir diş hekimi kontrolü, sabah ve gece üçer dakikamızı ayırarak dişlerimizin her yüzeyini fırçalamamız ve öğünlerimizi yoğurt, peynir gibi yiyeceklerle bitirmemiz bize çürük oluşumunu sıfıra kadar indirerek sağlıklı bir ağız sunacaktır. önerisine bulundu.Ağız kuruluğu sıkıntısının tükürüğün kaliteli koruma ortamını bloke ederek her türlü ağız içi problemi oluşturmasına sebep olan çok ciddi bir sorun olduğunu söyleyen Özgür, Eğer ki ağız kuruluğu problemi yaşıyorsak mutlaka bu problemi çözme yoluna gitmemiz gerektiğini söyledi. Özgür, Çünkü bu problem arkasından, çürük, dişeti problemleri gibi zamanla altından kalkamayacağımız problemlere sebep olacaktır. Böyle bir problem yaşıyorsak mutlaka en yakın zamanda bir uzmandan yardım almalıyız. dedi. Bazı dişeti çekilmelerinin çözümünün olduğunu söyleyen Özgür, Dişeti çekilmeleri belirli bir boyutu aşmadıysa bazı özel dişeti operasyonları ile dişeti çekilmeleri düzeltilebilir. Fakat dişeti operasyonu ile düzeltilemeyecek kadar çok çekilmiş olan dişeti çekilmelerini de pembe renkte dolgu materyalleri ile düzeltmemiz mümkün olabilir şeklinde konuştu.Diş Hekimi Cansın Özgür konuşmasına şöyle devam etti: Diş beyazlatma çok basit bir yöntemle diş hekimleri tarafından kısa sürede dişe zarar vermeden gerçekleştirilebiliyor. Diş hekimi korkusu olanlar için dahi garanti edebiliriz ki canları acımadan dişleri daha beyaz bir tona kavuşacak. Bunun yanı sıra halk arasında yaygın olarak bilinen bir diş temizleyicisi; karbonat. Uzun vadede ideal diş beyazlatıcısı olmasa da kısa vadeli olarak tercih edilebilecek bir beyazlatıcı. Diş taşları, tükürüğünüzdeki minerallerin dişlerde oluşan bakteri plaklarının üstüne çökmesiyle meydana gelir. Düzenli olarak temizlenmeyen diş taşları görsel olarak kötü bir görünümün yanı sıra diş eti iltihabı ve diş eti hastalıklarına da neden olur, ağız kokusuna yol açar. Diş hekiminizden alacağınız yarım saatlik bir randevu ile diş taşlarınızı temizlettirip hem sağlıklı hem de daha temiz görünen dişlere kavuşabilirsiniz.(CİHAN)
Zaman
Sağlık
31.01.2014
BakımsızdişlersağlığıtehditediyorBakımsız dişler sağlığı tehdit ediyor
Evsel ürünlerde gizli tehlikeye dikkat!
Zaman
09.01.2014
12:50
Hemen hemen hepimizin mutfağında bulunan teflon kaplar, kağıt mutfak gereçleri, leke ve kir tutmayan tekstil ürünleri ilefast-food ambalajlarının dayanıklılığını arttırmak için kullanılan PFC (fazla sayıda flor içeren kimyasal) maddesinin bir çok sağlık sorununa yol açtığı bildirildi.Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bilgehan Güzel, evsel ve endüstriyel ürünlere uzun süre dayanıklılık ve ayrıcalıklı pek çok özelliklerin kazandırılması için, perflorooktansülfonat (PFOS), perflorooktanoik asit (PFOA) gibi fazla sayıda flor içeren kimyasal (PFC) maddelerin kullanıldığına dikkat çekerek, bu tür kimyasalların üretimleri, kullanımları ve kullanım sonrası yol açtığıçevre kirlilikleri ve insan sağlığını tehdit eden etkileri konusunda her geçen gün yeni bilgilerin yayınlandığına dikkat çekti.PFCLER HANGİ EV GEREÇLERİNDE BULUNUR?PFClerin kir tutmayan halılar, suya ve yağa dirençli kumaşlar, yanmaz döşemeler, teflon kaplı tüm mutfak ve ev ürünleri, fast-food ambalajları, kağıt tabak ve bardaklar, kozmetik ve eczacılıkta kullanılan bazı tutkallar, elektronik, temizlik ürünleri, otomobil pasta ve cilaları, böcek ilaçları ve boyalarda kullanıldığını belirten Prof. Dr. Güzel, PFCler mükemmel dayanımları nedeniyle birçok endüstriyel kullanım için ideal kimyasallardır, ancak bu dayanıklılık hem çevre hem de insan sağlığı açısından ise büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Araştırmalar, yarılanma sürelerinin insan bünyesinde PFOS için 5,4 yıl, PFOA için ise 3,8 yıl olduğunu bildirmektedir dedi.PFClerin insan vücuduna geçişlerinin henüz ayrıntılı olarak anlaşılamadığını, beslenme yoluyla alımların en önemli kaynak olduğunun bilindiğini ifade eden Prof. Dr. Güzel, özellikle fast-food türü yiyeceklerin paketlenmesinde kullanılan malzemelerin yağ ve suya karşı direnç sağlayan kaplamalardaki PFClerin yiyecek üzerine geçerek vücuda taşındığını, mikrodalga fırında pişirilen patlamış mısır torbalarının PFCleri yiyecek üzerine aktaran malzemelerin başında geldiğine dikkat çekti.Hayvansal ve bitkisel ürünler, içme suyu, teflon ve benzeri pişirme kaplarının beslenme yoluyla PFC alımının diğer kaynaklarını oluşturduğunu söyleyen Prof. Dr. Güzel, şöyle devam etti:Kir ve yağ tutmazlık işlemleri yapılmış halı ve döşemelik kumaşlar, bu malzemeler için hazırlanan özel deterjanlar, taş ve ağaç için geliştirilmiş yeni nesil izolasyon malzemeleri temas veya solunum yoluyla PFClerin vücudumuza alımının kaynakları arasında. Vücudumuza bu kadar kolay aldığımız PFClerin alınan miktarının yarısını ancak 5,4 yılda atabilmemiz, dikkat etmediğimiz takdirde vücudumuzda birikimini her geçen gün arttıracağını göstermektedir.Hamilelik öncesi etkilerinin yanı sıra, hamilelikte kordon yoluyla, doğum sonrasında ise anne sütüyle bebeklere PFClerin geçtiğinin belirlenmiş olması bayanların bu konuda çok daha duyarlı olması gerektiğini göstermektedir.İNSAN SAĞLIĞI ÜZERİNE ETKİLERİ NEDİR?Prof. Dr. Bilgehan Güzel, PFClerin insan sağlığı üzerine etkilerini de şöyle sıraladı:Kadınlarda doğurganlığı azaltır. Erkeklerde sperm kalitesinde düşürür. Düşük kilolu doğuma, hiperaktiviteye neden olur. Toplam ve kötü kollestrol düzeyinde artmaya yol açar. Troid hormon seviyesini değiştirir.Ayrıca bu tür kimyasalların üretildiği bölgelerde yaşayanlar üzerinde yapılan çalışmalarda ise hamile kadınların tansiyonlarında düzensizlik, düşük yapma, ürik asit düzeyinde yükselme gözlenmiştir. Bu tür kimyasalların üretim tesislerinde çalışanlarda ise yukarıda sayılan rahatsızlıklara, ek olarak da prostat ve mesane kanserine yakalanma risklerinde yükselme olduğu bildirilmiştir. Görüldüğü gibi cenin düzeyinde başlayıp, bebeklik, çocukluk gibi insanın tüm gelişim evrelerinde etkin olan bu maddeler önlem alınmadığı takdirde tüm topluma yayılan bir sorun olarak karşımıza çıkacaktır.Prof. Dr. Bilgehan Güzel, PFC alımına karşı yapılması gerekler hakkında da şu uyarılarda bulundu:PFCleri ürünlerle temas sonrası birşeyler yemeden önce mutlaka elimizi yıkamalıyız. Fastfood veya paketlenmiş hazır gıdalardan uzak durmalı, özellikle bu ürünleri kendi paketlerinde kesinlikle ısıtmamalıyız. Florlu ürünlerle işlem gördüğü belirtilen halı ve mobilyadan uzak durmalı hatta bu tür ürünleri satın alırken PFC kullanılıp kullanılmadığını sorgulamalıyız. Leke ve kir tutmayan tekstil ürünleri ile teflon kaplı malzemelerden uzak durmalıyız. Kişisel bakım ürünlerinde içerikleri mutlaka istemeli ve incelemeliyiz (pudra, oje, traş kremi, losyonlar v.b.) İç mekanlarda tozumayı mümkün oldukça azaltmalı, polen filitreli veya su tuzaklı elektrikli süpürgeler kullanmalıyız. Klimalarımızın temizlik ve polen filtresi değişimini yılda bir kez mutlaka yapmalıyız.(İHA)
Zaman
Sağlık
09.01.2014
EvselürünlerdegizlitehlikeyedikkatEvsel ürünlerde gizli tehlikeye dikkat
Beşir Ayvazoğlu - Yemek, sofra ve kültür
Zaman
09.01.2014
02:18
Bütün dinler ve mistik doktrinler, az yemeyi, perhizi tavsiye etmişlerdir. Acıkmadan sofraya oturmamak ve tam doymadan kalkmak bir peygamber tavsiyesidir.Tasavvufî eserlerin kanaatle ilgili bölümlerinde az yemekle ilgili hikâyeler anlatılır, öğütler verilir. Mesela Şeyh Sadi’nin Bostan ve Gülistan’ında bu konuda hoş hikâyeler vardır ve bu hikâyelerin özü şu beyittedir: “Ne ağzından taşasıya çok ye, ne zayıflıktan ölesiye az!” Mevlânâ da çok yemenin fikir coşkunluğunu önlediğini söyler. Bir gün düşüncelerini anlatmakta zorlanınca “Dün biraz bir şey yemiştim, onun için lâyıkıyla anlatamıyorum.” demiştir. Ancak onun da bir insan olduğu, acıktığı, bazan bir ay hiç yemek yemese de, sonunda açlığını gidermek zorunda kaldığı muhakkak. Şairliğinin yanı sıra, araştırmacı kimliğiyle de tanınan Feyzi Halıcı, 1986 yılında düzenlediği I. Milletlerarası Yemek Kongresi’ne sunduğu “Mevlânâ’nın Eserlerinde Yemek ve Mutfak İmajı” başlıklı bildirisinde bu büyük sufinin sevdiği yiyecek ve içecekleri tespit etmişti. Az yemek, bugün de tıbbın tavsiyelerinden biridir ve bütün dünyada obezitenin ciddi bir problem haline geldiği, ayrıca dünyanın birçok yerinde milyonlarca insan açlıktan kırılırken yiyecek israfının aynı zamanda ciddi bir ahlakî probleme işaret ettiği görmezlikten gelinemez. Ancak bu sıhhî ve ahlakî rezervler, yemekte lezzet ve çeşitliliğe, sofrada estetiğe engel teşkil etmemiştir ve etmemelidir. Esasen bir medeniyeti tanımanın en kestirme yollarından biri mutfağına bakmaktır. Mutfağınız ne kadar zenginse medeniyetiniz de o kadar renkli ve zengin, yemek pişirme ve ikram usulleriniz, sofra gelenekleriniz ve âdâbınız o kadar inceliklidir. Zengin mutfaklar, ellerinin dokunduğu her nimete unutulmaz lezzetler katan mâhir aşçılar ve damak zevki son derece gelişmiş şikemperverler yetiştirir. Yemek pişirmek kadar, yemekten anlamak ve oburluk etmeden, tadını çıkara çıkara yemesini bilmek de sanattır. Bu sanat, hiç şüphesiz, refah devirlerinde daha fazla ilgi görür ve gelişir. Türkiye’de son zamanlarda yemek ve mutfak kültürü üzerine yapılan yayınların artmasını da ekonomik istikrara ve refahın yaygınlaşmasına bağlayabiliriz. Sadece Alfa Grubu’nun elli-altmış civarında, Oğlak Yayınları’nın da yirmiden fazla yemek ve mutfak kültürü kitabı yayımladığını hatırlatmakla yetiniyorum. Türk mutfağı, dünyanın en zengin ve seçkin mutfaklarından biridir. Feyzi Halıcı’nın 1986 yılından itibaren beş yıl üst üste düzenlediği Milletlerarası Yemek Kongrelerinin yayımlanmış metinlerini gözden geçirirseniz, bu hükmün doğruluğundan artık şüphe etmezsiniz. Söz konusu kongrelerin düzenleyicisi Feyzi Bey olmakla beraber, fikrin kız kardeşi Nevin Halıcı Hanımefendi’den doğduğunu tahmin ediyorum. 1979 yılından beri Türk yemek kültürüyle derinlemesine ilgilenen ve bugüne kadar on dört kitabı yayımlanan Nevin Halıcı’nın Oğlak Yayınları arasında yeni çıkan Açıklamalı Yemek ve Mutfak Terimleri Sözlüğü de mutfak kültürümüzün zenginliği hakkında açık bir fikir veriyor. Kur’an-ı Kerim’den Divan-ı Hikmet’e, Orhun Kitabeleri’nden Divanü Lügati’t-Türk’e, Kutadgu Bilig’den Dede Korkud Kitabı’na kadar yüzlerce kaynak taranarak hazırlanan bir sözlük... Elbette bu kaynaklar arasında, bir Konyalı olan ve hâlen Konya’da yaşayan Nevin Halıcı’nın özel bir ilgi duyduğu Mevlânâ’nın eserleri de yer almaktadır. Sözlüğünde, İstanbul mutfağını, ayrıca çok iyi bildiği ve yazdığı Ege, Akdeniz, Güneydoğu Anadolu ve Karadeniz mutfaklarını esas alan Nevin Hanım, yemek uygulamalarında Hadiye Fahriye’nin Yemek Kitabı (1924) ve Tatlıcı Başı (1926) adlı kitaplarındaki tarifleri güncelleyerek kullandığını, uygulamaya yönelik diğer açıklamaların elli yılda elde ettiği tecrübeye ve araştırmalara dayandığını söylüyor. Yeni baskılarında daha da zenginleşeceğinden emin olduğum Açıklamalı Yemek ve Mutfak Terimleri Sözlüğü, ev hanımlarının, aşçıların, yemek meraklılarının ve yazıp çizen herkesin elinin altında mutlaka bulunması gereken bir hazine... Doğrusu, ağzımızın tadının kaçtığı şu günlerde iyi gider!DERKENAR >>>Yemek KitabıSöz yemekten ve Türk yemek kültüründen açılmışken, Ayakkabı Kitabı, Tuz Kitabı, Uçmağa Varmak Kitabı, Beddua Kitabı, Yağmur Duası Kitabı, Meyve Kitabı gibi çok sayıda tematik kitap yayımlayan Kitabevi’nin Yemek Kitabı’nı da hatırlatmak isterim. Folklor ve halk edebiyatı deyince aklımıza gelen ilk isimlerden biri olan Sabri Koz üstadımızın hazırladığı bu 1045 sayfalık kitapta yok yok. “Ocaklık’tan Matbah-ı Amire’ye”, “Yeryüzünde Binbir Sofra”, “Tatlı Yiyelim” ve &ldquo
Zaman
Köşe Yazıları
09.01.2014
BeşirAyvazoğlu-YemeksofravekültürBeşir Ayvazoğlu - Yemek sofra ve kültür
Kardeş okullarını ağırladılar
Zaman
05.01.2014
01:56
Zonguldak’ın Ereğli Özel Yıldırım Koleji İlk ve Ortaöğretim Okulu öğrencileri, kardeş okul kapsamında Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel İlk ve Ortaokulu’nda okuyan öğrencileri misafir etti.Okul bahçesinde bekleyen Yıldırımlı öğrenciler, “Kardeşlerim hoş geldiniz” diyerek kardeşlerini karşıladı. Kardeşlik ve sevgiyi anlatan şiirlerin okunduğu ziyarette, Yıldırımlı öğrenciler kardeş okul öğrencilerine mini bir konser de verdi. Yıldırım Koleji İlk, Ortaokulu Müdürü Sadi Yanık, ziyaret anısına Süleyman Demirel İlk ve Ortaokulu Müdürü Sezgin Tekneci’ye şilt ve okul öğretmenleri adına çiçek buketi takdim etti. Yıldırım Koleji ile aynı projede bulunmalarının kendilerine çok büyük katkı sağladığını söyleyen Tekneci, şöyle konuştu: “Bütün öğrencilerimizin hepsini tebrik ediyoruz. Onlar heyecanlanınca biz de heyecanlanıyoruz. Demek ki bu süreç olumlu bir süreç. Biz zaten ilk başta demiştik ki farklı iki okul ve bunların ortak bir paydada buluşması iki tarafa farklı şeyler kazandıracak. Ama olumlu yönüyle. Ve bide okul olarak da belli bir aşama kaydettik. İnşallah Yıldım Koleji de bir şeyler kazanmıştır bizden.” Öğrencilerinizin ufkunun biraz daha genişlediğini kaydeden Tekneci, “Ümit ediyorum ki bizim öğrencilerimizin de hedefleri daha büyüyecek. Bu da bizim okulumuzun başarısını artıracaktır. Amacımız okulumuzun Ereğli’nin en iyi okullarından biri olması. Sportif anlamda, eğitim anlamında başarı anlamında bunu hedefliyoruz.” dedi.Yıldırım Koleji İlk ve Ortaokulu Müdürü Sadi Yanık ise “Öğrenciler arasında sevgi, barış, kardeşlik ve dostluk duygularının geliştirilmesi amacıyla Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel İlkokulu ile birlikte Köseler İzmirlioğlu İlkokulu arasında da kardeş okul projesi hayata geçirildi. Hayırlı olsun diyorum.” şeklinde konuştu. Konuşmaların ardından öğrenciler ve okul idarecilerine yiyecek ve içecekler ikram edildi. Öğrenciler öğle arasına kadar birbirleri ile sohbet ederken, bazı öğrenciler de halı saha tesislerine ve kapalı spor salonunda spor etkinliğinde bulundu.
Zaman
Güncel
05.01.2014
KardeşokullarınıağırladılarKardeş okullarını ağırladılar
Dişlerinizi gıcırdatıyorsanız…
Zaman
22.12.2013
09:50
Özellikle psikolojik nedenlerden kaynaklanan diş gıcırdatma zamanla diş ve diş eti hassasiyetlerine kapı aralıyor. İlerleyen vakalarda çene eklemleri de aşınarak zarar görüyor.Kiminde tik halinde görülse de diş gıcırdatma özellikle geceleri sıkça karşılaşılan önemli bir problem. Özellikle psikolojik faktörlerin etkisiyle gerçekleştirilen bu eylem ağız içinde birçok diş ve diş eti hastalığına sebep olabiliyor. Diş gıcırdatmanın nedenleri ve tedavisini DentGroup Estetik Diş Hekimi Bijen Muhit anlattı. Günlük hayatın akışında karşılaştığımız sıkıntı, üzüntü ve bunun nihayetinde girdiğimiz stres bilinçaltımıza yerleşiyor ve geceleri uykumuzda diş sıkma ve gıcırdatma olarak açığa çıkıyor, Bijen Muhit’e göre. Uyuduğumuzda beynimizin rahatlama mekanizmaları çalışmaya başlar. Rüyalar, diş sıkma-gıcırdatma, yumruk sıkma bu mekanizmaların başlıcalarını oluşturuyor. İleri safhalarda gündüzleri de diş ve yumruk sıkma vakalarına rastlanıyor. Psikolojik sebeplerin yanı sıra ağızdaki dolgu veya kaplamaların karşı dişlerle uyumsuzluğu da bu sorunun fiziksel kaynaklarından. Vakaların yüzde doksanında bilinçsiz ve istemsizce gelişiyor diş sıkma olayı. Çok az kişi problemin farkına varabiliyor.Dişler devamlı birbirlerine sürtündüğünden zamanla aşınmaya başlıyor. Ayrıca dişeti çekilmeleri yaşanıyor ve kök yüzeyleri açılarak hassasiyet oluşuyor. Hastalarda en sık karşılaşılan diğer bir şikayet ise çenede ağrı ve yorgunluk. Gece boyunca çalışan kaslar dinlenemediğinden rahatsızlık vermeye başlıyor. İlerlemiş vakalarda çiğneme sırasında tıkırdama sesi gibi çene eklemi rahatsızlıkları da görülüyor. Ayrıca düşmüş veya kırılmış dolgular, keza porseleni kırılmış kron köprüler ve hatta diş kırıkları da dişlerini gıcırdatmadan duramayan hastaların kâbusu oluyor. Özellikle psikolojik kaynaklı vakalarda bir uzmana görünmek şart. Diş gıcırdatmanın yol açtığı ağız içi problemlerini önlemek içinse diş hekimleri tek çeneye yapılan gece plağı denen kişiye özel olarak ince akrilik veya silikon dişlikler tasarlıyor. Bunlar alt ve üst dişler arasında bariyer görevi görerek teması kesip kuvveti emiyor. Böylece hem diş ve dişetleri hem de çene eklemi korunmuş oluyor.Yapmadan duramıyorsanız…*Kola, kahve, çikolata gibi kafeinli yiyecek ve içecekleri mümkün olduğunca az tüketin.*Gıda dışında kalem gibi cisimleri ağzınızda tutmayın.*Dişinizi gıcırdatmama konusunda kendinize telkinde bulunun.*Sabahları ılık bir bezi yanaklarınıza tutun ve çene kaslarınızı rahatlatın.*Aşırı esneme hareketlerinden kaçının.*Alkolden uzak durun.*Sakız çiğnemeyin.*Dişlerinizi gıcırdattığınızı fark ederseniz, dilinizin ucunu dişlerinizin arasına uzatın ve çene kaslarınızı gevşetmeye çalışın.*Ön dişler ile koparma hareketi yapmamaya özen gösterin.
Zaman
Sağlık
22.12.2013
Dişlerinizigıcırdatıyorsanız…Dişlerinizi gıcırdatıyorsanız…
Dişlerinizi gıcırdatıyorsanız…
Zaman
21.12.2013
01:54
Özellikle psikolojik nedenlerden kaynaklanan diş gıcırdatma zamanla diş ve diş eti hassasiyetlerine kapı aralıyor. İlerleyen vakalarda çene eklemleri de aşınarak zarar görüyor.Kiminde tik halinde görülse de diş gıcırdatma özellikle geceleri sıkça karşılaşılan önemli bir problem. Özellikle psikolojik faktörlerin etkisiyle gerçekleştirilen bu eylem ağız içinde birçok diş ve diş eti hastalığına sebep olabiliyor. Diş gıcırdatmanın nedenleri ve tedavisini DentGroup Estetik Diş Hekimi Bijen Muhit anlattı. Günlük hayatın akışında karşılaştığımız sıkıntı, üzüntü ve bunun nihayetinde girdiğimiz stres bilinçaltımıza yerleşiyor ve geceleri uykumuzda diş sıkma ve gıcırdatma olarak açığa çıkıyor, Bijen Muhit’e göre. Uyuduğumuzda beynimizin rahatlama mekanizmaları çalışmaya başlar. Rüyalar, diş sıkma-gıcırdatma, yumruk sıkma bu mekanizmaların başlıcalarını oluşturuyor. İleri safhalarda gündüzleri de diş ve yumruk sıkma vakalarına rastlanıyor. Psikolojik sebeplerin yanı sıra ağızdaki dolgu veya kaplamaların karşı dişlerle uyumsuzluğu da bu sorunun fiziksel kaynaklarından. Vakaların yüzde doksanında bilinçsiz ve istemsizce gelişiyor diş sıkma olayı. Çok az kişi problemin farkına varabiliyor.Dişler devamlı birbirlerine sürtündüğünden zamanla aşınmaya başlıyor. Ayrıca dişeti çekilmeleri yaşanıyor ve kök yüzeyleri açılarak hassasiyet oluşuyor. Hastalarda en sık karşılaşılan diğer bir şikayet ise çenede ağrı ve yorgunluk. Gece boyunca çalışan kaslar dinlenemediğinden rahatsızlık vermeye başlıyor. İlerlemiş vakalarda çiğneme sırasında tıkırdama sesi gibi çene eklemi rahatsızlıkları da görülüyor. Ayrıca düşmüş veya kırılmış dolgular, keza porseleni kırılmış kron köprüler ve hatta diş kırıkları da dişlerini gıcırdatmadan duramayan hastaların kâbusu oluyor. Özellikle psikolojik kaynaklı vakalarda bir uzmana görünmek şart. Diş gıcırdatmanın yol açtığı ağız içi problemlerini önlemek içinse diş hekimleri tek çeneye yapılan gece plağı denen kişiye özel olarak ince akrilik veya silikon dişlikler tasarlıyor. Bunlar alt ve üst dişler arasında bariyer görevi görerek teması kesip kuvveti emiyor. Böylece hem diş ve dişetleri hem de çene eklemi korunmuş oluyor.Yapmadan duramıyorsanız…*Kola, kahve, çikolata gibi kafeinli yiyecek ve içecekleri mümkün olduğunca az tüketin.*Gıda dışında kalem gibi cisimleri ağzınızda tutmayın.*Dişinizi gıcırdatmama konusunda kendinize telkinde bulunun.*Sabahları ılık bir bezi yanaklarınıza tutun ve çene kaslarınızı rahatlatın.*Aşırı esneme hareketlerinden kaçının.*Alkolden uzak durun.*Sakız çiğnemeyin.*Dişlerinizi gıcırdattığınızı fark ederseniz, dilinizin ucunu dişlerinizin arasına uzatın ve çene kaslarınızı gevşetmeye çalışın.*Ön dişler ile koparma hareketi yapmamaya özen gösterin.
Zaman
Ana Sayfa
21.12.2013
Dişlerinizigıcırdatıyorsanız…Dişlerinizi gıcırdatıyorsanız…
Koku yoksa tat da yok
Zaman
01.12.2013
02:05
Koku, bilimin belki de sırlarına en az vakıf olduğu konulardan biri. Bana göre kokudan daha gizemli bir nesne yok. Görünmez, dokunulamaz, işitilemez, tadılamaz, yalnızca hissedilir. Buna rağmen benzetmeler yapmaksızın onu tanımlamazssınız. Hayata yeniden başlasam bütün enerjimi bu hayaleti çözmeye adardım. Bir süredir elime ne geçse okuyordum. Sonra karşıma Vedat Ozan çıktı.Altı haftalık bir kurs verdiğini duyunca, dünyalar benim oldu. Olağanüstü ufuk açıcı ve zevkli geçti dersler. Ozan, Boğaziçi Üniversitesi’nde yöneticilik eğitimi almasına rağmen, çocukluğundan beri özel ilgi duyduğu kokuya yoğunlaşmış ve kendini yetiştirmiş. Gümüşsuyu’ndaki atölyesinde hem eğitim veriyor hem kendi ürünlerini satıyor. (www.kokucuk.com) Türkiye’de bu konuyu ondan daha fazla bilen yok, hatta belki dünyada da sayılıdır. Kurs bitiminde öğrendiklerimizin küçük bir bölümünü okurlarımla paylaşmak istedim. Umuyorum ki ilgiyle okuyacak ve hayata başka bir pencereden bakmaya başlayacaksınız...Biraz çocukça bulacaksınız belki ama, burnumuzda iki delik yerine tek delik olsaydı ne olurdu?Yoo, bu güzel bir soru. İki delik, duyumsadığımız kokunun kaynağı hakkında bize yön ve yoğunluk bilgisi verir. Kokunun kaynağı ne tarafta -veya ne taraftan daha yoğun geliyor? Bu bilgiye sağ ve soldaki deliklerin hangisi fazla uyarı alıyorsa öyle karar verebiliyoruz. Kokunun kaynağı beslenmemiz amaçlı bir yiyecek veya içecek de olabilir, uzaklaşmak istediğimiz yani tehlike içeren bir kaynak da. Görme duyusunun bugünkü kadar önemli olmadığı binlerce yıllık geçmişte, hatta bugün bile görme duyumuzun tam bir kesinlikle bize veri sağlayamadığında (mesela sık ağaçlarla örülü bir ormanlık alanda) bilincinde olmadan koku duyumuzu bu yaşamsal yön saptama gereğinin yerine getirilmesi için önemli bir araç olarak kullanıyoruz.İki delikten gelen uyarıyı toplam bir koku olarak mı algılıyoruz?Evet. Kokladığımız maddenin kimliğine ilişkin sinyaller beynimizin limbik sistem denilen bölgesinde işlenirken biz tam ve tamam bir kanaate iki delikten gelen moleküllerin toplam yorumu vasıtası ile ulaşabiliyoruz. Şunu da ilave edeyim: beynimizde yer alan ve koku duyumuzun işlendiği limbik sistem, ayni zamanda bizim bellek ve duygudurum işleme merkezimiz.Her nefes alışta havadaki binlerce koku molekülünü içimize çekiyoruz. Normalde bu koku bombardımanından ambale olmamız lazım değil mi? Haklısınız. Her nefes alışımız bir koklama işlemini de beraberinde getiriyor. Nefes almasak yaşayamayacağımızı düşünürsek, koku duyumuzun nefes alma organımızla eşleştirilmiş olması çok önemli bir durum. Zaten bundan dolayı koku duyumuzun bir açma-kapa düğmesi yok. Biz nefes alma sayımız kadar koku da alıyoruz. Bu da günde ortalama 20 bin kez civarında gerçekleşen bir eylem. Sayının azalması veya artması bizim ne kadar hareketli veya ne kadar durağan bir yaşam tarzımız olduğu ile ilgili.Bir filtre sistemi mi var, eleyerek mi alıyoruz kokuları?Bir kere, koku algı eşiğimizin altında kalan kokulu uyarıları duyumsayamıyoruz. Köpekler bizim varlığını farketmediğimiz kokuları duyumsayıp buna yönelik davranış biçimleri geliştirirken biz binlerce yıllık süreçte daha da önem kazanan görme duyumuz yardımı ile bu hassasiyete gerek olmadan varlığımızı sürdürebiliyoruz. Bu avantaja sahip olmayan türler, mesela ipek böceği larvası binlerce metre öteden koku alma yetisine sahip ve bu sayede eş bulup çiftleşebiliyor.Belki de alışkın olduğumuz kokuların üzerinde fazla durmuyoruz.Doğru. Sıklıkla duyumsadığımız kokulara adapte olup sanki onlar yokmuş gibi yorumluyoruz. Evinde evcil hayvan besleyen bir yakınınızı ziyaret ettiğinizde siz o ortamdaki kokunun farkına varabilirsiniz ancak evin sahibi mevcut kokuya adapte olduğu için evin farklı koktuğunu düşünmez. Kokunun esas önemi bir “uyaran” olması. Bu nedenle sürekli duyumsadığımız ve güvenlik endişesi barındırmayan bir kokuyu her seferinde beynimizi çalıştırarak yorumlamamız, tembel ve son derece ekonomik çalışmaya programlı insan beyni için mantıklı bir işlem süreci değil. Bizim için olması gereken, bize yabancı gelen veya alışık olunan yoğunluğun üzerindeki kokulara tepki vermemiz; zira onlar bizim için bir tehdidin habercisi olabilirler.Kokusuz bir nesne var mı hayatta? Ne bileyim gün ışığın veya elektriğin kokusu var mı?Kokusuz nesne yok, ancak bizim alamayacağımız kadar düşük yoğunlukta kokuları olan nesneler var. Ayrıca gün ışığını veya elektriği tek olarak algılamıyoruz çünkü onlar var oldukları andan itibaren çevreleri ile etkileşime giren akımlar. Dolayısı ile belki onların değil ama onlarla etkileşime giren diğer şeylerin kokularını elbette alıyoruz. Basit bir örnek vermem gerekirse elektrikle etkileşime giren veya bir anlamda elektrik çarpmasına uğrayan oksijen atomunun kokusu var ve biz bunu hissedebiliyoruz. Eski Yunancada ‘ozmos’ ‘kokan’ demek. E
Zaman
En Çok Okunan
01.12.2013
KokuyoksatatdayokKoku yoksa tat da yok
Nuriye Akman - Koku yoksa tat da yok
Zaman
01.12.2013
01:53
Koku, bilimin belki de sırlarına en az vakıf olduğu konulardan biri. Bana göre kokudan daha gizemli bir nesne yok. Görünmez, dokunulamaz, işitilemez, tadılamaz, yalnızca hissedilir. Buna rağmen benzetmeler yapmaksızın onu tanımlamazssınız. Hayata yeniden başlasam bütün enerjimi bu hayaleti çözmeye adardım. Bir süredir elime ne geçse okuyordum. Sonra karşıma Vedat Ozan çıktı.Altı haftalık bir kurs verdiğini duyunca, dünyalar benim oldu. Olağanüstü ufuk açıcı ve zevkli geçti dersler. Ozan, Boğaziçi Üniversitesi’nde yöneticilik eğitimi almasına rağmen, çocukluğundan beri özel ilgi duyduğu kokuya yoğunlaşmış ve kendini yetiştirmiş. Gümüşsuyu’ndaki atölyesinde hem eğitim veriyor hem kendi ürünlerini satıyor. (www.kokucuk.com) Türkiye’de bu konuyu ondan daha fazla bilen yok, hatta belki dünyada da sayılıdır. Kurs bitiminde öğrendiklerimizin küçük bir bölümünü okurlarımla paylaşmak istedim. Umuyorum ki ilgiyle okuyacak ve hayata başka bir pencereden bakmaya başlayacaksınız...Biraz çocukça bulacaksınız belki ama, burnumuzda iki delik yerine tek delik olsaydı ne olurdu?Yoo, bu güzel bir soru. İki delik, duyumsadığımız kokunun kaynağı hakkında bize yön ve yoğunluk bilgisi verir. Kokunun kaynağı ne tarafta -veya ne taraftan daha yoğun geliyor? Bu bilgiye sağ ve soldaki deliklerin hangisi fazla uyarı alıyorsa öyle karar verebiliyoruz. Kokunun kaynağı beslenmemiz amaçlı bir yiyecek veya içecek de olabilir, uzaklaşmak istediğimiz yani tehlike içeren bir kaynak da. Görme duyusunun bugünkü kadar önemli olmadığı binlerce yıllık geçmişte, hatta bugün bile görme duyumuzun tam bir kesinlikle bize veri sağlayamadığında (mesela sık ağaçlarla örülü bir ormanlık alanda) bilincinde olmadan koku duyumuzu bu yaşamsal yön saptama gereğinin yerine getirilmesi için önemli bir araç olarak kullanıyoruz.İki delikten gelen uyarıyı toplam bir koku olarak mı algılıyoruz?Evet. Kokladığımız maddenin kimliğine ilişkin sinyaller beynimizin limbik sistem denilen bölgesinde işlenirken biz tam ve tamam bir kanaate iki delikten gelen moleküllerin toplam yorumu vasıtası ile ulaşabiliyoruz. Şunu da ilave edeyim: beynimizde yer alan ve koku duyumuzun işlendiği limbik sistem, ayni zamanda bizim bellek ve duygudurum işleme merkezimiz.Her nefes alışta havadaki binlerce koku molekülünü içimize çekiyoruz. Normalde bu koku bombardımanından ambale olmamız lazım değil mi? Haklısınız. Her nefes alışımız bir koklama işlemini de beraberinde getiriyor. Nefes almasak yaşayamayacağımızı düşünürsek, koku duyumuzun nefes alma organımızla eşleştirilmiş olması çok önemli bir durum. Zaten bundan dolayı koku duyumuzun bir açma-kapa düğmesi yok. Biz nefes alma sayımız kadar koku da alıyoruz. Bu da günde ortalama 20 bin kez civarında gerçekleşen bir eylem. Sayının azalması veya artması bizim ne kadar hareketli veya ne kadar durağan bir yaşam tarzımız olduğu ile ilgili.Bir filtre sistemi mi var, eleyerek mi alıyoruz kokuları?Bir kere, koku algı eşiğimizin altında kalan kokulu uyarıları duyumsayamıyoruz. Köpekler bizim varlığını farketmediğimiz kokuları duyumsayıp buna yönelik davranış biçimleri geliştirirken biz binlerce yıllık süreçte daha da önem kazanan görme duyumuz yardımı ile bu hassasiyete gerek olmadan varlığımızı sürdürebiliyoruz. Bu avantaja sahip olmayan türler, mesela ipek böceği larvası binlerce metre öteden koku alma yetisine sahip ve bu sayede eş bulup çiftleşebiliyor.Belki de alışkın olduğumuz kokuların üzerinde fazla durmuyoruz.Doğru. Sıklıkla duyumsadığımız kokulara adapte olup sanki onlar yokmuş gibi yorumluyoruz. Evinde evcil hayvan besleyen bir yakınınızı ziyaret ettiğinizde siz o ortamdaki kokunun farkına varabilirsiniz ancak evin sahibi mevcut kokuya adapte olduğu için evin farklı koktuğunu düşünmez. Kokunun esas önemi bir “uyaran” olması. Bu nedenle sürekli duyumsadığımız ve güvenlik endişesi barındırmayan bir kokuyu her seferinde beynimizi çalıştırarak yorumlamamız, tembel ve son derece ekonomik çalışmaya programlı insan beyni için mantıklı bir işlem süreci değil. Bizim için olması gereken, bize yabancı gelen veya alışık olunan yoğunluğun üzerindeki kokulara tepki vermemiz; zira onlar bizim için bir tehdidin habercisi olabilirler.Kokusuz bir nesne var mı hayatta? Ne bileyim gün ışığın veya elektriğin kokusu var mı?Kokusuz nesne yok, ancak bizim alamayacağımız kadar düşük yoğunlukta kokuları olan nesneler var. Ayrıca gün ışığını veya elektriği tek olarak algılamıyoruz çünkü onlar var oldukları andan itibaren çevreleri ile etkileşime giren akımlar. Dolayısı ile belki onların değil ama onlarla etkileşime giren diğer şeylerin kokularını elbette alıyoruz. Basit bir örnek vermem gerekirse elektrikle etkileşime giren veya bir anlamda elektrik çarpmasına uğrayan oksijen atomunun kokusu var ve biz bunu hissedebiliyoruz. Eski Yunancada ‘ozmos’ ‘kokan’
Zaman
Köşe Yazıları
01.12.2013
NuriyeAkman-KokuyoksatatdayokNuriye Akman - Koku yoksa tat da yok
Tablo görünümlü cam radyatörü ile yüzde 40-80 tasarruf vaat ediyor
Zaman
29.11.2013
10:37
Isıtma ve soğutma sektörü oyuncularından Elyrad, tablo görünümlü radyatör peteklerini satışa sunuyor. Camdan üretilen petek sayesinde yakıttan yüzde 40 ila 80 tasarruf taahhüt ediliyor.Florya’da sanat galerisini andıran bir mağazada müşterilerini ağırlayan Elyrad, vitrinindeki farklı radyatörleri ile ziyaretçilerini şaşırtıyor. Yağlı boya tabloları andıran; kare ve oval peteklere ilgi bir hayli büyük. Patenti de alınan ürün ile ilgili açıklamalarda bulunan Elyrad Genel Müdürü Özgür Özdemir, peteklerin yerli olduğunu; 10 Ar-Ge elemanı tarafından tasarlandığını ifade ediyor. Şu aşamada peteklerin satışı için bayilikler verdiklerini, yoğun talep aldıklarını aktaran Özdemir, tablo görünümlü petekleri diğer peteklerden ayıran yönleri şöyle aktarıyor: “Bir defa cam kalorifer petekleri gayet hoş görünüyor. Bunları tablo gibi evin en nadide yerine koyup tüm konuklarımıza takdim ediyoruz. Öte yandan bu petekler ekonomik. Hem tasarruflu hem hijyenik. Hijyenik, şöyle ki eski kalorifer peteklerini kullandığınızda radyatörün yukarısında bulunan tül perdeler kirlenmekteydi, içerisinde akar, börtü böcek, haşereler saklanmaktaydı. Bu astım ve diğer sıhhi sorunları tetikliyordu. Ama bizim kalorifer petekleri, sıhhate uygun, yüzde 80’i camdan üretilmiş durumda. İçerisinde toksin ya da katkı maddesi yok. Elyrad’ın tasarruflu olduğunu vurgulayan Özdemir, bu anlamda peteklerin su miktarlarından ve camlarından örnek veriyor:“Bir metre kalorifer peteğini temel alalım. Bizim kalorifer peteğimizin bir metresi ile normal kalorifer peteğinin verdiği ısı kalori olarak bir birine çok yakın. Ancak bizim kalorifer peteğini çok daha az su ile çalıştırmak mümkün. İçinde 6-7 litre su yerine 2,5 su litre ile bir metre peteği çalıştırmak mümkün. Bu da daha az su ısıtmayı gerektiriyor. Öte yandan temperli özel cam kullanıyoruz. Cam geç soğuduğu için kalorifer kombisinin devreye girmesi 2’den 5-6 dakikaya uzuyor. Buna paralel evin durumuna bağlı olarak yüzde 40 ila 80 tasarruf etmeniz mümkün. Yani doğalgaz faturası minimum yüzde 40, maksimum yüzde 80 daha az gelebilir, bu ürünle.”Özdemir, fiyatların ise alüminyum petekler ile hemen hemen aynı olduğunu dile getiriyor. “Ürünlerimiz 400-450 liradan başlıyor, 1.000-1.250 liraya varıyor. Temelinde 3.000-5.000 fiyat yatırdım ile evin tamamını bu ürünle donatmak mümkün.” diyor. Elyrad Genel Müdürü, ürün için Azerbaycan, İran, Irak, Beyaz Rusya, Bulgaristan, Yunanistan, Hollanda, Fransa, Almanya ve Avusturyadan talep geldiğini de belirtiyor. Özgür Özdemir, cam radyatörleri birer tablo haline getirmek için ellerinde 10 bin fotoğraf bulunduğunu bildirirken, “Yiyecek, içecek, hayvan, doğa fotoğraflarımız var. Bunun dışında bireyin, ailelerin, çocuğun ya da büyüğün fotoğraflarını peteklere koyabiliriz. Ayrıca araba şeklinde; yuvarlak, oval, üçgen formunda petekler üretebiliriz. Burada tercih edilen fotoğraf ile şeklin uygunluğu önemli. ifadelerini kullanıyor.TABLO GÖRÜNÜMLÜ KLİMALAR DA YOLDAÖzdemir, tablolu kalorifer peteklerinin kullanımının artmasının sonrasında soğutma sistemini devreye alacaklarını duyuruyor. Klimaların evde yerini alacağını, beğeni toplayacağını sözlerine ekliyor. CİHAN
Zaman
Son Dakika
29.11.2013
Tablogörünümlücamradyatörüileyüzde40-80tasarrufvaatediyorTablo görünümlü cam radyatörü ile yüzde 40-80 tasarruf vaat ediyor
Üniversiteliler sağlıklı beslenmeyi ciddiye alıyor
Zaman
27.11.2013
14:23
Sağlık Bakanlığı’nın her 10 gençten birinin obez olduğunu açıklaması üzerine konuya dikkat çekmek isteyen Fatih Üniversitesi öğrencileri, düzensiz beslenmenin önüne geçmek için ‘Sağlıklı Beslen, Mutlu Ol’ konulu etkinlik gerçekleştirdi. Beslenmede kan grubunun etkisi, yaş gruplarına göre beslenme, doğru diyet, tüketilen gıdaların sağlıklı olup olmadığı gibi konularında paylaşıldığı program ile gençler bilgilendirildi. Uzman isimlerin verdiği sağlıklı beslenme seminerleri ile öğrencileri bir araya getiren Fatih Üniversitesi Toplumsal Duyarlılık Merkezi (TDM) kampanya sürecinde farkındalık oluşturmayı amaçlıyor. Gerçekleştirilen seminerlere katılan Prof. Dr. Ahmet Maranki ve Doğal Sağlık Danışmanı Nuray Karpuzcu gençlerin sağlıklı beslenmesinin daha önemli olduğuna dikkat çekti. Her geçen gün AVM’lerde açılan organik sağlık köşelerinin artmasının insanların kandırılmasına sebep olduğunu vurgulayan Prof. Maranki, Organik yumurtalar market raflarındaki yerini alıyor. İnsanlar bu ürünlere fazla ücret ödeyerek satın alıyor. Ancak aldıklarının doğallığı şüpheli. İnsanlar kandırılıyor. dedi. Sağlıklı beslenme hususunda tuz tüketimine de dikkat çeken Maranki, Türkiye’de 4,5 milyon böbrek hastası olduğunu belirtti. Maranki, Özellikle gençler sınav stresi, okul heyecanı derken ciddi oranda ilaç, antibiyotik tüketiyor. İlaç, antibiyotik ve tuz tüketiminin artması ülkemizde böbrek hastalıklarına yakalanan kişilerin artmasına sebep oluyor. Ben insanlara enerji vermesi açısından Kristal ve Mineral Tuzu öneriyorum. Tuz tüketimine çok dikkat edilmesi gerekiyor. şeklinde konuştu.İnsanların kan gruplarına uygun beslenmeleri halinde şişmanlık ve hastalık probleminden kurtulacaklarını öne süren Doğal Sağlık Danışmanı Nuray Karpuzcu da kişiye özel beslenme programları önerdiklerini söyledi. Karpuzcu, Medyada diyet ve beslenme üzerine çok fazla bilgi kirliliği olduğunu görüyoruz. Toplu bir diyet önerisi hiç mümkün değil ve kişiye özgü davranılması gerekiyor. Bu da ancak kan grupları dikkate alınarak yapılan programlarla başarıya ulaşabilir. Örneğin, 0 (Sıfır) kan grubuna kırmızı et tüketimini önerirken, (A) kan grubuna da balık tüketimini öneriyoruz. Ancak şunu belirtmek gerekir ki tavuk şuan en riskli yiyecek ve kesinlikle yenmemesi gerekiyor. bilgisini verdi. Sağlıklı beslenme endişesiyle büyük hatalar yapıldığının altını çizen Karpuzcu, Siyah çay kansızlık yapar. Bu sebeple tüketimi çok aza indirilmeli. Özellikle kadınların vazgeçilmezi çikolatada sentetik tatlandırıcı var ve bu tatlandırıcı yasal uyuşturucu anlamına gelmekte. Beyin ve üreme organına ciddi zararlar veriyor. diye konuştu. Sınav sistemiyle birlikte yeme alışkanlıklarının ciddi oranda değiştiğini söyleyen TDM gönüllülerinden Tıp Fakültesi 1. sınıf öğrencisi Deniz Kuzundar, Sınav, gençler arasındaki obezite riskini arttıran en önemli faktör diye düşünüyorum. Birkaç yıl üst üste yaşadığımız o stresli süreç yeme düzenimizi alt üst ediyor. Üniversiteyi kazandıktan sonra sağlıklı beslenmeyle ilgili bir şeyler yapmak istedim. Bu programların asıl amacı da genç arkadaşlarımızda sağlıklı beslenme bilinci oluşturmaktı. dedi. CİHAN
Zaman
Son Dakika
27.11.2013
ÜniversitelilersağlıklıbeslenmeyiciddiyealıyorÜniversiteliler sağlıklı beslenmeyi ciddiye alıyor
Özel Şehzade Mehmet'ten öğrencilere aşure ikramı
Zaman
20.11.2013
17:58
Manisa Özel Şehzade Mehmet İlkokulu ve Ortaokulu, aşure etkinliği düzenledi. Etkinliğe İlkokul Müdürü İrfan Demir, Ortaokul Müdürü Fatih Sadi, öğretmenler ve öğrenciler katıldı. Aşure dağıtımı için okul binası önünde uzun kuyruklar oluşturan öğrencilerle birlikte eller semaya açılarak dualar okundu. Aşure etkinliğinin ikincisini düzenlediklerini belirten Müdür Demir, Muharrem, dinimizde ve kültürümüzde yer alan bir ay. Öğrencilerimize bu ayı hatırlatmak için aşure dağıtımını gerçekleştirdik. Aşure de Nuh Aleyhisselamın gemisinde kalan en son yiyeceklerden biraraya getirilerek yapılan bir yiyecek. Aşurenin içindeki yiyeceklerin hepsinin tadını alabiliyoruz ve hepsinin oluşturduğu bir lezzet var içinde. Amacımız, bu ayı öğrencilerimize aşılamak. Her sene aşure etkinliği düzenliyoruz. bu sayede Aşure Gününün ne olduğunu öğrencilerimize öğretmiş olduk. Birliğimizi beraberliğimizi güçlendirme açısından onları da bilgilendirmiş olduk. Aşure, okulun kendi imkanlarıyla yapıldı. Biz bu sene bunu bütün öğrencilerimize ve öğretmenlerimize göre büyük çaplı düşünerek düzenledik.” dedi. CİHAN
Zaman
Son Dakika
20.11.2013
ÖzelŞehzadeMehmettenöğrencilereaşureikramıÖzel Şehzade Mehmetten öğrencilere aşure ikramı
Kişisel hijyen hakkında yanlış bildikleriniz
Zaman
20.11.2013
14:18
Siz farkında olmasanız da etrafınız bakterilerle ve mikroplarla sarılmış olabilir. Çünkü hijyen alışkanlıklarınız düşündüğünüzden daha geri seviyede olması muhtemel. Birçok doğru bildiğiniz şey yanlış ise ne yapmalısınız?İşte doğru bildiğiniz kişisel hijyen hataları...1. Antibakteriyal el sabunu hormonal kimyanızı bozabilir. Ayrıca düşündüğünüz kadar etkili değil…Antibakteriyal sabunlar triklosan isimli bir kimyasal içeriyorlar. Bu kimyasalların hayvanlar üzerinde hormon seviyelerini değiştirdiği belirlendi. New York Times’ta yer alan habere göre, antibakteriyal sabunların yüzde 75’inde triklosan bulunuyor. Ayrıca bu madde ev temizlik ürünlerinde ve bazı diş macunlarında da kullanılıyor. Bunun yanısıra Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) antibakteriyal sabunların hastalıkları önlemede normal sabunlardan daha etkili olmadığı sonucuna vardı.2. Giysilerinizi yıkamak kirleri yok edebilir, fakat çamaşır makineniz E.coli ve dışkıyla kaplanabilir: Çamaşır makinesini sadece birkez iç çamaşırlarınızla doldurmak suyun içine 100 milyon E.coli göndermeniz anlamına geliyor. Bu E.coli bakterisini daha sonra yıkayacağınız çamaşırlara da bulaştırıyorsunuz. Bu problemi azaltmak için iç çamaşırlarınızı en yüksek derecede yıkayın ve makineden çıkar çıkmaz kurutun. Ancak bunlar yine de yardımcı olmayabilir. Bu nedenle iç çamaşırlarınızı ayrı olarak elde temizleyip ondan sonra makineye atmanızı öneriliyor.3. Muhtemelen evin en kirli alanlarında zaman geçiriyorsunuz: Banyo zeminlerinde her santimetre karesinde 1 milyon civarında bakteri bulunabiliyor. Ancak sadece mutfak lavabosunda santimetre kareye 250 binden fazla bakteri düştüğünü de unutmayın. New York’taki bir hastanede görevli uzmanlar, mutfak lavabosunun klozetinizden daha az hijyenik olduğunu iddia ediyorlar. Tabaklarınızı ve tencerelerinizi suya batırıp beklerseniz, E.coli ve salmonella gibi bakteriler için beslenme ve çoğalma alanı sağlamış olursunuz. Harvard Tıp Okulu da benzer bulgulara sahip bir araştırma yaptı.4. Sifona dikkat edin: Klozetin ağzı açıkken sifonu çektiğinizde mikroplu partiküllerin de havaya uçmasına yol açıyorsunuz. Böylece klozetin yakınlarında duran diş macununuz da dışkıyla ilgili mikroplarla kaplanıyor. Kapağın açık olmasıyla, tuvaletteki parçacıklar yaklaşık 2 metre yukarıya uçuyorlar, dağılıyorlar. Bu nedenle klozetin kapağını kapalı tutun ve diş fırçalarınızı klozet çevresinden uzağa yerleştirin ve kapaklı olmasına dikkat edin.5. Ellerinizi kurutucu yerine kağıt havluyla kurutun:Mayo Clinic’teki uzmanlar çeşitli araştırmalardan sonra kağıt havluların el kurutuculardan daha hijyenik olduğu sonucuna vardılar. Westminster Üniversitesi’nde görevli araştırmacılar da kağıt havluların ellerinizi kurutmada en temiz yol olduğunu belirlediler. El kurutucuları elinizi 45 saniyede kuruturken, kağıt havlular ise 15 saniye içinde kurutuyor ve böylece bakterilerin üremesi zorlaşıyor.6. Bakteri, yere düşen yiyeceğe ne kadar sürede bulaşır: Clemson Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre, yiyecek yere düştüğünde bakterinin yüzde 99’u hemen yiyeceğe bulaşıyor. Bazı zeminler diğerlerinden daha tehlikeli olabiliyor. Kuru ve sert yüzeylerde bakterilerin tutunması ıslak ya da halı kaplı bölgelerden daha zordur. Yiyeceğin türü de önemli bir konudur. Tuzlu ve şekerli yiyecekler daha yavaş mikrop toplar.7. Göbeğinizde ne kadar bakteri var? Araştırmacılar, sadece 60 farklı göbek deliğini temizlediklerinde 2 bin 368 benzersiz bakteri türü tespit ettiler. Bunlardan bin 458 tanesi bilimde ilk kez karşılaşılan bakteriler.8. Akneyle yanlış şekilde savaşıyor olabilirsiniz: Genellikle doktor tarafından önerilen veya hafif, tahriş edici olmayan ve alkol içermeyen akne temizleyicilerini kullanmalısınız. Çünkü diğerlerinin yan etkileri aknenizi daha kötü hale getirebilir. Akne problemlerinin çoğu cildin altında oluşuyor ve bu nedenle kullanılan ilaçlar daha etkili olması için özel olarak yapılmıştır. Yaygın akne sabunları çok fazla yağ söker ve daha fazla sivilce çıkmasına neden olur. Ama insanların çoğu bunları kullanmaktan kaçınıyor.9. Günlük duş ve şampuanınız aşırıya kaçabilir: Kolombiya Üniversitesi’nde görevli dermatolog, saçları her gün yıkamanın sebum (doğal saç yağı) maddesini yok ettiğini söyledi. Sonra yağ bezleri daha fazla yağ üreterek bunu dengeliyor. Bu nedenle, saçların haftada 2-3 kez yıkanmasını öneriyor.
Zaman
Sağlık
20.11.2013
KişiselhijyenhakkındayanlışbildiklerinizKişisel hijyen hakkında yanlış bildikleriniz
Kişisel hijyen hakkında yanlış bildikleriniz
Zaman
20.11.2013
14:16
Siz farkında olmasanız da etrafınız bakterilerle ve mikroplarla sarılmış olabilir. Çünkü hijyen alışkanlıklarınız düşündüğünüzden daha geri seviyede olması muhtemel. Birçok doğru bildiğiniz şey yanlış ise ne yapmalısınız?İşte doğru bildiğiniz kişisel hijyen hataları...1. Antibakteriyal el sabunu hormonal kimyanızı bozabilir. Ayrıca düşündüğünüz kadar etkili değil…Antibakteriyal sabunlar triklosan isimli bir kimyasal içeriyorlar. Bu kimyasalların hayvanlar üzerinde hormon seviyelerini değiştirdiği belirlendi. New York Times’ta yer alan habere göre, antibakteriyal sabunların yüzde 75’inde triklosan bulunuyor. Ayrıca bu madde ev temizlik ürünlerinde ve bazı diş macunlarında da kullanılıyor. Bunun yanısıra Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) antibakteriyal sabunların hastalıkları önlemede normal sabunlardan daha etkili olmadığı sonucuna vardı.2. Giysilerinizi yıkamak kirleri yok edebilir, fakat çamaşır makineniz E.coli ve dışkıyla kaplanabilir: Çamaşır makinesini sadece birkez iç çamaşırlarınızla doldurmak suyun içine 100 milyon E.coli göndermeniz anlamına geliyor. Bu E.coli bakterisini daha sonra yıkayacağınız çamaşırlara da bulaştırıyorsunuz. Bu problemi azaltmak için iç çamaşırlarınızı en yüksek derecede yıkayın ve makineden çıkar çıkmaz kurutun. Ancak bunlar yine de yardımcı olmayabilir. Bu nedenle iç çamaşırlarınızı ayrı olarak elde temizleyip ondan sonra makineye atmanızı öneriliyor.3. Muhtemelen evin en kirli alanlarında zaman geçiriyorsunuz: Banyo zeminlerinde her santimetre karesinde 1 milyon civarında bakteri bulunabiliyor. Ancak sadece mutfak lavabosunda santimetre kareye 250 binden fazla bakteri düştüğünü de unutmayın. New York’taki bir hastanede görevli uzmanlar, mutfak lavabosunun klozetinizden daha az hijyenik olduğunu iddia ediyorlar. Tabaklarınızı ve tencerelerinizi suya batırıp beklerseniz, E.coli ve salmonella gibi bakteriler için beslenme ve çoğalma alanı sağlamış olursunuz. Harvard Tıp Okulu da benzer bulgulara sahip bir araştırma yaptı.4. Sifona dikkat edin: Klozetin ağzı açıkken sifonu çektiğinizde mikroplu partiküllerin de havaya uçmasına yol açıyorsunuz. Böylece klozetin yakınlarında duran diş macununuz da dışkıyla ilgili mikroplarla kaplanıyor. Kapağın açık olmasıyla, tuvaletteki parçacıklar yaklaşık 2 metre yukarıya uçuyorlar, dağılıyorlar. Bu nedenle klozetin kapağını kapalı tutun ve diş fırçalarınızı klozet çevresinden uzağa yerleştirin ve kapaklı olmasına dikkat edin.5. Ellerinizi kurutucu yerine kağıt havluyla kurutun:Mayo Clinic’teki uzmanlar çeşitli araştırmalardan sonra kağıt havluların el kurutuculardan daha hijyenik olduğu sonucuna vardılar. Westminster Üniversitesi’nde görevli araştırmacılar da kağıt havluların ellerinizi kurutmada en temiz yol olduğunu belirlediler. El kurutucuları elinizi 45 saniyede kuruturken, kağıt havlular ise 15 saniye içinde kurutuyor ve böylece bakterilerin üremesi zorlaşıyor.6. Bakteri, yere düşen yiyeceğe ne kadar sürede bulaşır: Clemson Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre, yiyecek yere düştüğünde bakterinin yüzde 99’u hemen yiyeceğe bulaşıyor. Bazı zeminler diğerlerinden daha tehlikeli olabiliyor. Kuru ve sert yüzeylerde bakterilerin tutunması ıslak ya da halı kaplı bölgelerden daha zordur. Yiyeceğin türü de önemli bir konudur. Tuzlu ve şekerli yiyecekler daha yavaş mikrop toplar.7. Göbeğinizde ne kadar bakteri var? Araştırmacılar, sadece 60 farklı göbek deliğini temizlediklerinde 2 bin 368 benzersiz bakteri türü tespit ettiler. Bunlardan bin 458 tanesi bilimde ilk kez karşılaşılan bakteriler.8. Akneyle yanlış şekilde savaşıyor olabilirsiniz: Genellikle doktor tarafından önerilen veya hafif, tahriş edici olmayan ve alkol içermeyen akne temizleyicilerini kullanmalısınız. Çünkü diğerlerinin yan etkileri aknenizi daha kötü hale getirebilir. Akne problemlerinin çoğu cildin altında oluşuyor ve bu nedenle kullanılan ilaçlar daha etkili olması için özel olarak yapılmıştır. Yaygın akne sabunları çok fazla yağ söker ve daha fazla sivilce çıkmasına neden olur. Ama insanların çoğu bunları kullanmaktan kaçınıyor.9. Günlük duş ve şampuanınız aşırıya kaçabilir: Kolombiya Üniversitesi’nde görevli dermatolog, saçları her gün yıkamanın sebum (doğal saç yağı) maddesini yok ettiğini söyledi. Sonra yağ bezleri daha fazla yağ üreterek bunu dengeliyor. Bu nedenle, saçların haftada 2-3 kez yıkanmasını öneriyor.
Zaman
Ana Sayfa
20.11.2013
KişiselhijyenhakkındayanlışbildiklerinizKişisel hijyen hakkında yanlış bildikleriniz
Kişisel hijyen hakkında yanlış bildikleriniz
Zaman
20.11.2013
02:11
Siz farkında olmasanız da etrafınız bakterilerle ve mikroplarla sarılmış olabilir. Çünkü hijyen alışkanlıklarınız düşündüğünüzden daha geri seviyede olması muhtemel. Birçok doğru bildiğiniz şey yanlış ise ne yapmalısınız?İşte doğru bildiğiniz kişisel hijyen hataları...1. Antibakteriyal el sabunu hormonal kimyanızı bozabilir. Ayrıca düşündüğünüz kadar etkili değil…Antibakteriyal sabunlar triklosan isimli bir kimyasal içeriyorlar. Bu kimyasalların hayvanlar üzerinde hormon seviyelerini değiştirdiği belirlendi. New York Times’ta yer alan habere göre, antibakteriyal sabunların yüzde 75’inde triklosan bulunuyor. Ayrıca bu madde ev temizlik ürünlerinde ve bazı diş macunlarında da kullanılıyor. Bunun yanısıra Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) antibakteriyal sabunların hastalıkları önlemede normal sabunlardan daha etkili olmadığı sonucuna vardı.2. Giysilerinizi yıkamak kirleri yok edebilir, fakat çamaşır makineniz E.coli ve dışkıyla kaplanabilir: Çamaşır makinesini sadece birkez iç çamaşırlarınızla doldurmak suyun içine 100 milyon E.coli göndermeniz anlamına geliyor. Bu E.coli bakterisini daha sonra yıkayacağınız çamaşırlara da bulaştırıyorsunuz. Bu problemi azaltmak için iç çamaşırlarınızı en yüksek derecede yıkayın ve makineden çıkar çıkmaz kurutun. Ancak bunlar yine de yardımcı olmayabilir. Bu nedenle iç çamaşırlarınızı ayrı olarak elde temizleyip ondan sonra makineye atmanızı öneriliyor.3. Muhtemelen evin en kirli alanlarında zaman geçiriyorsunuz: Banyo zeminlerinde her santimetre karesinde 1 milyon civarında bakteri bulunabiliyor. Ancak sadece mutfak lavabosunda santimetre kareye 250 binden fazla bakteri düştüğünü de unutmayın. New York’taki bir hastanede görevli uzmanlar, mutfak lavabosunun klozetinizden daha az hijyenik olduğunu iddia ediyorlar. Tabaklarınızı ve tencerelerinizi suya batırıp beklerseniz, E.coli ve salmonella gibi bakteriler için beslenme ve çoğalma alanı sağlamış olursunuz. Harvard Tıp Okulu da benzer bulgulara sahip bir araştırma yaptı.4. Sifona dikkat edin: Klozetin ağzı açıkken sifonu çektiğinizde mikroplu partiküllerin de havaya uçmasına yol açıyorsunuz. Böylece klozetin yakınlarında duran diş macununuz da dışkıyla ilgili mikroplarla kaplanıyor. Kapağın açık olmasıyla, tuvaletteki parçacıklar yaklaşık 2 metre yukarıya uçuyorlar, dağılıyorlar. Bu nedenle klozetin kapağını kapalı tutun ve diş fırçalarınızı klozet çevresinden uzağa yerleştirin ve kapaklı olmasına dikkat edin.5. Ellerinizi kurutucu yerine kağıt havluyla kurutun:Mayo Clinic’teki uzmanlar çeşitli araştırmalardan sonra kağıt havluların el kurutuculardan daha hijyenik olduğu sonucuna vardılar. Westminster Üniversitesi’nde görevli araştırmacılar da kağıt havluların ellerinizi kurutmada en temiz yol olduğunu belirlediler. El kurutucuları elinizi 45 saniyede kuruturken, kağıt havlular ise 15 saniye içinde kurutuyor ve böylece bakterilerin üremesi zorlaşıyor.6. Bakteri, yere düşen yiyeceğe ne kadar sürede bulaşır: Clemson Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre, yiyecek yere düştüğünde bakterinin yüzde 99’u hemen yiyeceğe bulaşıyor. Bazı zeminler diğerlerinden daha tehlikeli olabiliyor. Kuru ve sert yüzeylerde bakterilerin tutunması ıslak ya da halı kaplı bölgelerden daha zordur. Yiyeceğin türü de önemli bir konudur. Tuzlu ve şekerli yiyecekler daha yavaş mikrop toplar.7. Göbeğinizde ne kadar bakteri var? Araştırmacılar, sadece 60 farklı göbek deliğini temizlediklerinde 2 bin 368 benzersiz bakteri türü tespit ettiler. Bunlardan bin 458 tanesi bilimde ilk kez karşılaşılan bakteriler.8. Akneyle yanlış şekilde savaşıyor olabilirsiniz: Genellikle doktor tarafından önerilen veya hafif, tahriş edici olmayan ve alkol içermeyen akne temizleyicilerini kullanmalısınız. Çünkü diğerlerinin yan etkileri aknenizi daha kötü hale getirebilir. Akne problemlerinin çoğu cildin altında oluşuyor ve bu nedenle kullanılan ilaçlar daha etkili olması için özel olarak yapılmıştır. Yaygın akne sabunları çok fazla yağ söker ve daha fazla sivilce çıkmasına neden olur. Ama insanların çoğu bunları kullanmaktan kaçınıyor.9. Günlük duş ve şampuanınız aşırıya kaçabilir: Kolombiya Üniversitesi’nde görevli dermatolog, saçları her gün yıkamanın sebum (doğal saç yağı) maddesini yok ettiğini söyledi. Sonra yağ bezleri daha fazla yağ üreterek bunu dengeliyor. Bu nedenle, saçların haftada 2-3 kez yıkanmasını öneriyor.
Zaman
Sağlık
20.11.2013
KişiselhijyenhakkındayanlışbildiklerinizKişisel hijyen hakkında yanlış bildikleriniz
Kişisel hijyen hakkında yanlış bildikleriniz
Zaman
20.11.2013
01:55
Siz farkında olmasanız da etrafınız bakterilerle ve mikroplarla sarılmış olabilir. Çünkü hijyen alışkanlıklarınız düşündüğünüzden daha geri seviyede olması muhtemel. Birçok doğru bildiğiniz şey yanlış ise ne yapmalısınız?İşte doğru bildiğiniz kişisel hijyen hataları...1. Antibakteriyal el sabunu hormonal kimyanızı bozabilir. Ayrıca düşündüğünüz kadar etkili değil…Antibakteriyal sabunlar triklosan isimli bir kimyasal içeriyorlar. Bu kimyasalların hayvanlar üzerinde hormon seviyelerini değiştirdiği belirlendi. New York Times’ta yer alan habere göre, antibakteriyal sabunların yüzde 75’inde triklosan bulunuyor. Ayrıca bu madde ev temizlik ürünlerinde ve bazı diş macunlarında da kullanılıyor. Bunun yanısıra Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) antibakteriyal sabunların hastalıkları önlemede normal sabunlardan daha etkili olmadığı sonucuna vardı.2. Giysilerinizi yıkamak kirleri yok edebilir, fakat çamaşır makineniz E.coli ve dışkıyla kaplanabilir: Çamaşır makinesini sadece birkez iç çamaşırlarınızla doldurmak suyun içine 100 milyon E.coli göndermeniz anlamına geliyor. Bu E.coli bakterisini daha sonra yıkayacağınız çamaşırlara da bulaştırıyorsunuz. Bu problemi azaltmak için iç çamaşırlarınızı en yüksek derecede yıkayın ve makineden çıkar çıkmaz kurutun. Ancak bunlar yine de yardımcı olmayabilir. Bu nedenle iç çamaşırlarınızı ayrı olarak elde temizleyip ondan sonra makineye atmanızı öneriliyor.3. Muhtemelen evin en kirli alanlarında zaman geçiriyorsunuz: Banyo zeminlerinde her santimetre karesinde 1 milyon civarında bakteri bulunabiliyor. Ancak sadece mutfak lavabosunda santimetre kareye 250 binden fazla bakteri düştüğünü de unutmayın. New York’taki bir hastanede görevli uzmanlar, mutfak lavabosunun klozetinizden daha az hijyenik olduğunu iddia ediyorlar. Tabaklarınızı ve tencerelerinizi suya batırıp beklerseniz, E.coli ve salmonella gibi bakteriler için beslenme ve çoğalma alanı sağlamış olursunuz. Harvard Tıp Okulu da benzer bulgulara sahip bir araştırma yaptı.4. Sifona dikkat edin: Klozetin ağzı açıkken sifonu çektiğinizde mikroplu partiküllerin de havaya uçmasına yol açıyorsunuz. Böylece klozetin yakınlarında duran diş macununuz da dışkıyla ilgili mikroplarla kaplanıyor. Kapağın açık olmasıyla, tuvaletteki parçacıklar yaklaşık 2 metre yukarıya uçuyorlar, dağılıyorlar. Bu nedenle klozetin kapağını kapalı tutun ve diş fırçalarınızı klozet çevresinden uzağa yerleştirin ve kapaklı olmasına dikkat edin.5. Ellerinizi kurutucu yerine kağıt havluyla kurutun:Mayo Clinic’teki uzmanlar çeşitli araştırmalardan sonra kağıt havluların el kurutuculardan daha hijyenik olduğu sonucuna vardılar. Westminster Üniversitesi’nde görevli araştırmacılar da kağıt havluların ellerinizi kurutmada en temiz yol olduğunu belirlediler. El kurutucuları elinizi 45 saniyede kuruturken, kağıt havlular ise 15 saniye içinde kurutuyor ve böylece bakterilerin üremesi zorlaşıyor.6. Bakteri, yere düşen yiyeceğe ne kadar sürede bulaşır: Clemson Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre, yiyecek yere düştüğünde bakterinin yüzde 99’u hemen yiyeceğe bulaşıyor. Bazı zeminler diğerlerinden daha tehlikeli olabiliyor. Kuru ve sert yüzeylerde bakterilerin tutunması ıslak ya da halı kaplı bölgelerden daha zordur. Yiyeceğin türü de önemli bir konudur. Tuzlu ve şekerli yiyecekler daha yavaş mikrop toplar.7. Göbeğinizde ne kadar bakteri var? Araştırmacılar, sadece 60 farklı göbek deliğini temizlediklerinde 2 bin 368 benzersiz bakteri türü tespit ettiler. Bunlardan bin 458 tanesi bilimde ilk kez karşılaşılan bakteriler.8. Akneyle yanlış şekilde savaşıyor olabilirsiniz: Genellikle doktor tarafından önerilen veya hafif, tahriş edici olmayan ve alkol içermeyen akne temizleyicilerini kullanmalısınız. Çünkü diğerlerinin yan etkileri aknenizi daha kötü hale getirebilir. Akne problemlerinin çoğu cildin altında oluşuyor ve bu nedenle kullanılan ilaçlar daha etkili olması için özel olarak yapılmıştır. Yaygın akne sabunları çok fazla yağ söker ve daha fazla sivilce çıkmasına neden olur. Ama insanların çoğu bunları kullanmaktan kaçınıyor.9. Günlük duş ve şampuanınız aşırıya kaçabilir: Kolombiya Üniversitesi’nde görevli dermatolog, saçları her gün yıkamanın sebum (doğal saç yağı) maddesini yok ettiğini söyledi. Sonra yağ bezleri daha fazla yağ üreterek bunu dengeliyor. Bu nedenle, saçların haftada 2-3 kez yıkanmasını öneriyor.
Zaman
Ana Sayfa
20.11.2013
KişiselhijyenhakkındayanlışbildiklerinizKişisel hijyen hakkında yanlış bildikleriniz
Bugün gündemde neler var?
Zaman
19.11.2013
09:32
- Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Lüksemburg Büyük Dükü Henri ile eşi Büyük Düşes Maria Teresayı Çankaya Köşkünde karşılayacak. Başbaşa ve heyetler arası görüşme sonrası ortak basın toplantısı yapılacak. Cumhurbaşkan Gül, Lüksemburg Büyük Dükü ile eşi Büyük Düşesi onuruna Çankaya Köşkünde akşam yemeği verecek. (10.45-11.00-11.30-12.30-19.30-Ankara)-Cumhurbaşkanı Gül, Bağımsız Türkiye Komisyonu üyelerini Çankaya Köşkünde kabul edecek. (16.00) -Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Lüksemburg Büyük Dükü Henry ile Başbakanlık resmi konutunda görüşüp çalışma yemeği yiyecek. Başbakan Erdoğan, AK Parti genel merkezinde çalışmalarına devam edecek. (13.30-15.30-Ankara)POLİTİKABaşbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Uluslararası İşbirliği Platformu tarafından Four Seasons Bosphorus Otelde düzenlenen 4. Boğaziçi Zirvesinin açılış yemeğine katılacak (20.00 -İstanbul)-Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, TBMM Genel Kurulunda milletvekillerinin sorularını cevaplayacak. (15.00-Ankara)-TBMMde MHP, AK Parti, BDP ve CHP grup toplantıları yapılacak. (10.30 – 11.30 -12.30 -13.30-Ankara)-TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı bütçeleri görüşecek. (10.00 -Ankara)-Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Mamakta Gülseren - Anayurt Kentsel Yenileme Projesi 2000 Konut Temel Atma Törenine katılacak. (14.30-Ankara)-Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, Hilton Oteldeki, ABnin 5 Milyon Euroluk finansman desteğiyle, GAP İdaresi Başkanlığı tarafından uygulanan Türkiyenin Az Gelişmiş Bölgelerindeki Kadınların ve Kadın Sivil Toplum Kuruluşlarının Güçlendirilmesi Projesi ve STK Fuarı kapanış toplantısına katılacak. (09.00-Ankara)-Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Çankaya Üniversitesi Balgat Kampüsünde Dünya Gençlik Forumuna katılacak (10.00-Ankara) -İçişleri Bakanı Muammer Güler, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin ile AB Bakanı Egemen Bağış, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Servet Yörükün ev sahipliğindeki Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetin Önlenmesi Projesinin Mariott Oteldeki açılışına katılacak. (10.00 –Ankara)DÜNYA-ÖZEL -Islam Topluluğu Partisi Lideri Ali Bapir Türkiyedeki gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Bapir PKKnin silah bırakma konusunda Türkiyede ve Kürdistan Bölgesinde sorunlar diyalog yolu ile çözülebilirken başka yöntemlere baş vurmamak lazım. Silahla çözüm aramak artık geride kalmıştır. dedi. ( Erbil ) -Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande Israildeki temaslarına devam edecek. ( Tel Aviv ) -Almanya Yeşiller Partisi Eş Başkanı Cem Özdemir Greenpeace için Rusya büyükelçiliğinin önünde eylem yapacak. ( Berlin ) ÖZEL-Çinde dershanelerin durumu Dünyanın en kalabalık ülkesi Çinde dershanelerin sayısı giderek artıyor. İyi bir okulda okumak isteyen milyonlarca öğrenci, okuldan sonra da dershanelere gitmek suretiyle hayalindeki üniversitede okumak istiyor. Çin hükümeti de 2002 yılında özel eğitimi desteklemek için yeni bir düzenlemeye gitmişti ve o tarihten beri ülkedeki dershane sayısı büyük artış gösterdi. ( Pekin )-Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Uluslararası Enerji Ajansı Bakanlar Toplantısının açılış oturumuna başkanlık edecek, temasları hakkında basın toplantısı düzenleyecek. ( Paris ) GÜNCEL-Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Servet Yörükün ev sahipliğindeki Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetin Önlenmesi Projesi açılışına İçişleri Bakanı Muammer Güler, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin ile AB Bakanı Egemen Bağış katılacak. (10.00 –İstanbul)-11 kuruluşun oluşturduğu Sivil Toplum İnisiyatifi Federasyonlar Platformu, dershanelerin kapatılması konusunda Sheraton Otelde açıklama yapacak. (15.00-Ankara)-Tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden Gazeteci Yazar Aytunç Altındalın cenazesi, öğle vakti Üsküdar Şakirin Camiinde kılınacak namazın ardından Karacaahmet Mezarlığında toprağa verilecek. (12.00 -İstanbul)-İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, İBB Mahmut Bayram İmam Hatip Ortaokulunun açılış törenine katılacak. (14.00 -İstanbul)SPOR-A Milli Futbol Takımı, Belarus Milli Takımı ile özel maçta Mersinde karşı karşıya gelecek. (20.00-Mersin)-Süper Lig takımlarının haftanın maçlarıyla ilgili hazırlıkları takip edilecek.(CİHAN)
Zaman
Güncel
19.11.2013
Bugüngündemdenelervar?Bugün gündemde neler var?
Cihan Haber Ajansı Gündemi
Zaman
19.11.2013
09:32
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Lüksemburg Büyük Dükü Henri ile eşi Büyük Düşes Maria Teresa’yı Çankaya Köşkü’nde karşılayacak. Başbaşa ve heyetler arası görüşme sonrası ortak basın toplantısı yapılacak. Cumhurbaşkan Gül, Lüksemburg Büyük Dükü ile eşi Büyük Düşesi onuruna Çankaya Köşkü’nde akşam yemeği verecek. (10.4511.0011.3012.3019.30Ankara)-Cumhurbaşkanı Gül, Bağımsız Türkiye Komisyonu üyelerini Çankaya Köşkü’nde kabul edecek. (16.00) -Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Lüksemburg Büyük Dükü Henry ile Başbakanlık resmi konutunda görüşüp çalışma yemeği yiyecek. Başbakan Erdoğan, AK Parti genel merkezinde çalışmalarına devam edecek. (13.30-15.30-Ankara)POLİTİKABaşbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Uluslararası İşbirliği Platformu tarafından Four Seasons Bosphorus Otelde düzenlenen 4. Boğaziçi Zirvesi’nin açılış yemeğine katılacak (20.00 -İstanbul)-Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, TBMM Genel Kurulu’nda milletvekillerinin sorularını cevaplayacak. (15.00-Ankara)-TBMM’de MHP, AK Parti, BDP ve CHP grup toplantıları yapılacak. (10.30 – 11.30 -12.30 -13.30-Ankara)-TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı bütçeleri görüşecek. (10.00 -Ankara)-Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Mamak’ta Gülseren - Anayurt Kentsel Yenileme Projesi 2000 Konut Temel Atma Törenine katılacak. (14.30-Ankara)-Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, Hilton Otel’deki, AB’nin 5 Milyon Euro’luk finansman desteğiyle, GAP İdaresi Başkanlığı tarafından uygulanan “Türkiyenin Az Gelişmiş Bölgelerindeki Kadınların ve Kadın Sivil Toplum Kuruluşlarının Güçlendirilmesi Projesi” ve STK Fuarı kapanış toplantısına katılacak. (09.00-Ankara)-Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Çankaya Üniversitesi Balgat Kampüsü’nde Dünya Gençlik Forumu’na katılacak (10.00-Ankara) -İçişleri Bakanı Muammer Güler, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin ile AB Bakanı Egemen Bağış, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Servet Yörük’ün ev sahipliğindeki ‘Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetin Önlenmesi Projesi’nin Mariott Otel’deki açılışına katılacak. (10.00 –Ankara)DÜNYA-ÖZEL -Islam Topluluğu Partisi Lideri Ali Bapir Türkiyedeki gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Bapir PKKnin silah bırakma konusunda Türkiyede ve Kürdistan Bölgesinde sorunlar diyalog yolu ile çözülebilirken başka yöntemlere baş vurmamak lazım. Silahla çözüm aramak artık geride kalmıştır. dedi. ( Erbil ) -Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande Israildeki temaslarına devam edecek. ( Tel Aviv ) -Almanya Yeşiller Partisi Eş Başkanı Cem Özdemir Greenpeace için Rusya büyükelçiliğinin önünde eylem yapacak. ( Berlin ) ÖZEL-Çinde dershanelerin durumu Dünyanın en kalabalık ülkesi Çinde dershanelerin sayısı giderek artıyor. İyi bir okulda okumak isteyen milyonlarca öğrenci, okuldan sonra da dershanelere gitmek suretiyle hayalindeki üniversitede okumak istiyor. Çin hükümeti de 2002 yılında özel eğitimi desteklemek için yeni bir düzenlemeye gitmişti ve o tarihten beri ülkedeki dershane sayısı büyük artış gösterdi. ( Pekin )-Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Uluslararası Enerji Ajansı Bakanlar Toplantısının açılış oturumuna başkanlık edecek, temasları hakkında basın toplantısı düzenleyecek. ( Paris ) GÜNCEL-Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Servet Yörük’ün ev sahipliğindeki ‘Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetin Önlenmesi Projesi’ açılışına İçişleri Bakanı Muammer Güler, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin ile AB Bakanı Egemen Bağış katılacak. (10.00 –İstanbul)-11 kuruluşun oluşturduğu Sivil Toplum İnisiyatifi Federasyonlar Platformu, dershanelerin kapatılması konusunda Sheraton Otel’de açıklama yapacak. (15.00-Ankara)-Tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden Gazeteci Yazar Aytunç Altındal’ın cenazesi, öğle vakti Üsküdar Şakirin Camii’nde kılınacak namazın ardından Karacaahmet Mezarlığı’nda toprağa verilecek. (12.00 -İstanbul)-İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, İBB Mahmut Bayram İmam Hatip Ortaokulu’nun açılış törenine katılacak. (14.00 -İstanbul)SPOR-A Milli Futbol Takımı, Belarus Milli Takımı ile özel maçta Mersin’de karşı karşıya gelecek. (20.00-Mersin)-Süper Lig takımlarının haftanın maçlarıyla ilgili hazırlıkları takip edilecek. CİHAN
Zaman
Son Dakika
19.11.2013
CihanHaberAjansıGündemiCihan Haber Ajansı Gündemi
Bugün gündemde neler var?
Zaman
19.11.2013
09:30
- Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Lüksemburg Büyük Dükü Henri ile eşi Büyük Düşes Maria Teresayı Çankaya Köşkünde karşılayacak. Başbaşa ve heyetler arası görüşme sonrası ortak basın toplantısı yapılacak. Cumhurbaşkan Gül, Lüksemburg Büyük Dükü ile eşi Büyük Düşesi onuruna Çankaya Köşkünde akşam yemeği verecek. (10.45-11.00-11.30-12.30-19.30-Ankara)-Cumhurbaşkanı Gül, Bağımsız Türkiye Komisyonu üyelerini Çankaya Köşkünde kabul edecek. (16.00) -Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Lüksemburg Büyük Dükü Henry ile Başbakanlık resmi konutunda görüşüp çalışma yemeği yiyecek. Başbakan Erdoğan, AK Parti genel merkezinde çalışmalarına devam edecek. (13.30-15.30-Ankara)POLİTİKABaşbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Uluslararası İşbirliği Platformu tarafından Four Seasons Bosphorus Otelde düzenlenen 4. Boğaziçi Zirvesinin açılış yemeğine katılacak (20.00 -İstanbul)-Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, TBMM Genel Kurulunda milletvekillerinin sorularını cevaplayacak. (15.00-Ankara)-TBMMde MHP, AK Parti, BDP ve CHP grup toplantıları yapılacak. (10.30 – 11.30 -12.30 -13.30-Ankara)-TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı bütçeleri görüşecek. (10.00 -Ankara)-Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Mamakta Gülseren - Anayurt Kentsel Yenileme Projesi 2000 Konut Temel Atma Törenine katılacak. (14.30-Ankara)-Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, Hilton Oteldeki, ABnin 5 Milyon Euroluk finansman desteğiyle, GAP İdaresi Başkanlığı tarafından uygulanan Türkiyenin Az Gelişmiş Bölgelerindeki Kadınların ve Kadın Sivil Toplum Kuruluşlarının Güçlendirilmesi Projesi ve STK Fuarı kapanış toplantısına katılacak. (09.00-Ankara)-Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Çankaya Üniversitesi Balgat Kampüsünde Dünya Gençlik Forumuna katılacak (10.00-Ankara) -İçişleri Bakanı Muammer Güler, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin ile AB Bakanı Egemen Bağış, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Servet Yörükün ev sahipliğindeki Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetin Önlenmesi Projesinin Mariott Oteldeki açılışına katılacak. (10.00 –Ankara)DÜNYA-ÖZEL -Islam Topluluğu Partisi Lideri Ali Bapir Türkiyedeki gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Bapir PKKnin silah bırakma konusunda Türkiyede ve Kürdistan Bölgesinde sorunlar diyalog yolu ile çözülebilirken başka yöntemlere baş vurmamak lazım. Silahla çözüm aramak artık geride kalmıştır. dedi. ( Erbil ) -Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande Israildeki temaslarına devam edecek. ( Tel Aviv ) -Almanya Yeşiller Partisi Eş Başkanı Cem Özdemir Greenpeace için Rusya büyükelçiliğinin önünde eylem yapacak. ( Berlin ) ÖZEL-Çinde dershanelerin durumu Dünyanın en kalabalık ülkesi Çinde dershanelerin sayısı giderek artıyor. İyi bir okulda okumak isteyen milyonlarca öğrenci, okuldan sonra da dershanelere gitmek suretiyle hayalindeki üniversitede okumak istiyor. Çin hükümeti de 2002 yılında özel eğitimi desteklemek için yeni bir düzenlemeye gitmişti ve o tarihten beri ülkedeki dershane sayısı büyük artış gösterdi. ( Pekin )-Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Uluslararası Enerji Ajansı Bakanlar Toplantısının açılış oturumuna başkanlık edecek, temasları hakkında basın toplantısı düzenleyecek. ( Paris ) GÜNCEL-Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Servet Yörükün ev sahipliğindeki Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetin Önlenmesi Projesi açılışına İçişleri Bakanı Muammer Güler, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin ile AB Bakanı Egemen Bağış katılacak. (10.00 –İstanbul)-11 kuruluşun oluşturduğu Sivil Toplum İnisiyatifi Federasyonlar Platformu, dershanelerin kapatılması konusunda Sheraton Otelde açıklama yapacak. (15.00-Ankara)-Tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden Gazeteci Yazar Aytunç Altındalın cenazesi, öğle vakti Üsküdar Şakirin Camiinde kılınacak namazın ardından Karacaahmet Mezarlığında toprağa verilecek. (12.00 -İstanbul)-İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, İBB Mahmut Bayram İmam Hatip Ortaokulunun açılış törenine katılacak. (14.00 -İstanbul)SPOR-A Milli Futbol Takımı, Belarus Milli Takımı ile özel maçta Mersinde karşı karşıya gelecek. (20.00-Mersin)-Süper Lig takımlarının haftanın maçlarıyla ilgili hazırlıkları takip edilecek.(CİHAN)
Zaman
Ana Sayfa
19.11.2013
Bugüngündemdenelervar?Bugün gündemde neler var?
Fikret Ertan - Fransa-İsrail ve nükleer müzakereler
Zaman
18.11.2013
01:58
İsrail’in birinci en güçlü müttefikinin Amerika olduğu herkesin malumu. Fransa da ikinci en güçlü müttefiki elbette.Bunu İsrailli yetkililer de gerektiğinde zaten açıkça dile getiriyorlar. Nitekim, daha birkaç gün önce Başbakan Netanyahu, bu bağlamda “Amerika en önemli müttefikimiz. Ancak Fransa ile ilişkilerimiz de çok özel.” diyerek, ülkesinin Fransa ile olan ilişkilerinin önemini hatırlatmıştı.Netanyahu, bu hatırlatmayı Fransa Cumhurbaşkanı Hollande’ın İsrail’e yapacağı çok önemli ziyareti öncesi Le Figaro gazetesine yapmıştı.Hollande, bu yazıyı yazdığımız pazar beraberinde 7 bakan, önemli yetkililer ve işadamlarından meydana gelen yaklaşık 200 kişilik kalabalık bir heyetle İsrail’e ayak basacaktı. Fransız lider, üç gün sürecek ziyaretinde başta İsrail Cumhurbaşkanı Peres olmak üzere Netanyahu ve diğer yetkililerle önemli baş başa görüşmeler yapacak, birlikte yemek yiyecek, çeşitli yerleri ziyaret edecek ve İsrail parlamentosu Knesset’e hitap edecek. Birlikte geldiği bakanları da mevkidaşları ile ilgili konuları ele alacaklar. Bu çerçevede, Dışişleri Bakanı Laurent Fabius ve Maliye Bakanı Pierre Moscovici’nin önemli görüşmeleri olacağı bugünden söyleniyor.Esasen, Fabius, Fransız Yahudi bir aileden geliyor. Aile sonraları Katolikliğe geçmiş, kendisi de asimile bir Katolik olarak yetişmiş. Moscovici de aslen Romanya Yahudisi bir aileden geliyor. İkisi de bugün Hollande yönetiminin en önemli bakanlarından sayılır. Özellikle Fabius üç gün süren ve 9 Kasım Cumartesi herhangi bir anlaşma olmadan sona eren İran - P5+1 nükleer müzakerelerinin sonlarına doğru ortaya koyduğu itirazıyla çok kritik bir rol oynamış, müzakerelerin sonuçsuz kalmasını sağlamıştı.Fabius, son dakikada Amerika dâhil P5+1’in diğer üyelerinin İran’a kabul için sunacakları anlaşma metnini Fransa açısından yetersiz bulduklarını, İran’dan daha fazla garanti elde edilmesi gerektiğini söylemiş ve böylece deyim yerindeyse muhtemel bir anlaşmaya taş koymuştu. Fabius, sonraları “Biz de anlaşma istiyoruz; ama böylesini değil, budalaların anlaşmasını değil.” diyerek Fransa’nın itirazını itiraf etmişti.Daha sonraları ise Fransa’nın İsrail Büyükelçisi Patrick Maisonnave de bu itirazı yaptıklarını, diğer devletlerin de Fabius’u dinledikten sonra onun pozisyonunu benimsediklerini açıklamış, dolayısıyla birinci turun sonucuna Fabius’un damgasını vurduğuna işaret etmişti. Fabius’un itirazları tam olarak neyi kapsıyor, bunları bugün tam bilemiyoruz; ancak söylenenlere göre, İran’ın Arak’ta kurmakta olduğu, ağır suyla çalışan, plütonyum üretmesi söz konusu olan yeni reaktörü, İran’ın mevcut zenginleştirilmiş uranyum stoku ve yine mevcut zenginleştirme tesisleri ile ilgili garantiler bunlar.Yeri geldiği için, İran’ın nükleer programı ile bu kadar yakından ilgilenen Fransa’nın İsrail’in nükleer yeteneğe kavuşmasını sağlayan ülke olduğunu da burada kısaca belirtmek şart oluyor. 1980’lerde ortaya çıkan bilgilerde Fransa’nın 1957 yılında yaptığı gizli anlaşma ile İsrail’e nükleer reaktör, ilgili donanımları ve zenginleştirilmiş uranyum sağladığı ve bugün İsrail’in Dimona’da çalışan nükleer tesisinin kurulmasında Fransa’nın başrolü oynadığı artık biliniyor.Bu anlaşmayı yapan da bugün Fransa Cumhurbaşkanı Hollande’ı ağırlayan İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres elbette. Peres, o yıllarda Paris’te savunma bakanlığı yetkilisi olarak görev yapmış, hem İsrail’in o yıllardaki silah-cephane hem de nükleer ihtiyaçlarının Fransa tarafından karşılanmasını sağlamıştı. İsrail o yıllarda Fransa’dan aldığı Mirage ve diğer savaş uçaklarıyla bölgedeki askerî dengeyi lehine çevirmişti. Fransa da buna en güçlü desteği vermişti.Fransa bugün de İran’ın nükleer programı dolayısıyla İsrail’i çok güçlü şekilde destekliyor, Amerika ile ters düşmeyi göze alıyor, anlattığımız gibi P5+1 müzakerelerinin sonuçlarını belirleyebiliyor. Önümüzdeki çarşamba Cenevre’de yeniden başlayacak ikinci tur P5+1 müzakerelerinde hangi tavrı ortaya koyacak, bilinmiyor; ama müzakerelerde İsrail’in çıkarlarını sonuna kadar korumaya çalışacağına hiç şüphe yok.
Zaman
Köşe Yazıları
18.11.2013
FikretErtan-Fransa-İsrailvenükleermüzakerelerFikret Ertan - Fransa-İsrail ve nükleer müzakereler
Soslar, mide rahatsızlıklarını tetikliyor
Zaman
12.11.2013
13:25
Uzman Diyetisyen Serkan Tutar, yanlış beslenme ve mide rahatsızlıkları ile ilgili açıklamalarda bulundu. Tutar, domates, domates sosu veya sıkılmış portakal, greyfurt ve limon gibi besinlerin mide rahatsızlıklarını tetikleyebileceğini söyledi.Başlıca mide problemlerinden bahseden Tutar, Mide yanmasını ve ekşimesini engellemek için başlangıçta özel besinler düşünülmeden tüketilen yemek miktarına bakılmalıdır. Eğer fazla hacimde besin bir anda mideye ulaşırsa mide yanması artacaktır. Bir besin mide yanmasına iyide gelse kötüde gelse fazla miktarda tüketildiğinde her zaman rahatsızlık verici olacaktır. ifadelerini kullandı.Mide yanmasının önlemini de açıklayan Tutar, Az ve sık beslenerek fazla miktarda besin tüketiminden kaçınmış olursunuz. Bu durumda midenize bir anda yük binmez ve sindirim işlemi daha kolay olur. Mide yanmasını engellemenin diğer bir yolu ise tabaklarınızın boyutlarını küçültebilirsiniz. Bu şekilde bir öğünde daha az besin alımı olacaktır. şeklinde konuştu.Hızlı yemek yemekten de kaçınılması gerektiğini ifade eden Tutar, mide problemlerine yol açan beslenme tarzlarını ise şöyle sıraladı; Fazla yemek yemek, yağlı gıdalar tüketmek, asitli yiyecek tüketmek, kahve (normal veya kafeinsiz), çay, kola, gazlı içecekler ve aşırı alkol içeriği olan içecekler gibi yanlış içecek tercihleri, çikolata tüketmek. Asitli yiyeceklere de dikkat edilmesini aktaran Tüter, Domates, domates sosu veya sıkılmış portakal, greyfurt ve limon gibi besinler mide ekşimesini tetikleyebilir. Bunların en büyük özelliği asidik olması ve hassas olan midelerde problem çıkarma risklerinin fazla olmasıdır. Yine bazı salata sosları ve sirke asit içerikli olması nedeni ile midenizdeki problemleri tetikleyebilir. dedi.Diyetisyen Tutar, asitli yiyeceklerden vazgeçemeyenler için ise şu önerilerde bulundu: İlk olarak daha az sıklıkta tüketilmesine özen gösterin. Salatalara daha az sıkılan sirke ve limon midenizdeki problemin daha düşük seviyede yaşanmasını sağlar. Ayrıca portakal ve greyfurt gibi besinleri mide koruyucu özelliği olan yoğurt ile birlikte tüketebilirsiniz. ifadelerini kullandı.(CİHAN)
Zaman
Sağlık
12.11.2013
SoslarmiderahatsızlıklarınıtetikliyorSoslar mide rahatsızlıklarını tetikliyor
Soslar, mide rahatsızlıklarını tetikliyor
Zaman
12.11.2013
11:54
Uzman Diyetisyen Serkan Tutar, yanlış beslenme ve mide rahatsızlıkları ile ilgili açıklamalarda bulundu. Tutar, domates, domates sosu veya sıkılmış portakal, greyfurt ve limon gibi besinlerin mide rahatsızlıklarını tetikleyebileceğini söyledi.Başlıca mide problemlerinden bahseden Tutar, “Mide yanmasını ve ekşimesini engellemek için başlangıçta özel besinler düşünülmeden tüketilen yemek miktarına bakılmalıdır. Eğer fazla hacimde besin bir anda mideye ulaşırsa mide yanması artacaktır. Bir besin mide yanmasına iyide gelse kötüde gelse fazla miktarda tüketildiğinde her zaman rahatsızlık verici olacaktır.” ifadelerini kullandı.Mide yanmasının önlemini de açıklayan Tutar, “Az ve sık beslenerek fazla miktarda besin tüketiminden kaçınmış olursunuz. Bu durumda midenize bir anda yük binmez ve sindirim işlemi daha kolay olur. Mide yanmasını engellemenin diğer bir yolu ise tabaklarınızın boyutlarını küçültebilirsiniz. Bu şekilde bir öğünde daha az besin alımı olacaktır.” şeklinde konuştu.Hızlı yemek yemekten de kaçınılması gerektiğini ifade eden Tutar, mide problemlerine yol açan beslenme tarzlarını ise şöyle sıraladı; “Fazla yemek yemek, yağlı gıdalar tüketmek, asitli yiyecek tüketmek, kahve (normal veya kafeinsiz), çay, kola, gazlı içecekler ve aşırı alkol içeriği olan içecekler gibi yanlış içecek tercihleri, çikolata tüketmek.” Asitli yiyeceklere de dikkat edilmesini aktaran Tüter, Domates, domates sosu veya sıkılmış portakal, greyfurt ve limon gibi besinler mide ekşimesini tetikleyebilir. Bunların en büyük özelliği asidik olması ve hassas olan midelerde problem çıkarma risklerinin fazla olmasıdır. Yine bazı salata sosları ve sirke asit içerikli olması nedeni ile midenizdeki problemleri tetikleyebilir. dedi.Diyetisyen Tutar, asitli yiyeceklerden vazgeçemeyenler için ise şu önerilerde bulundu: İlk olarak daha az sıklıkta tüketilmesine özen gösterin. Salatalara daha az sıkılan sirke ve limon midenizdeki problemin daha düşük seviyede yaşanmasını sağlar. Ayrıca portakal ve greyfurt gibi besinleri mide koruyucu özelliği olan yoğurt ile birlikte tüketebilirsiniz. ifadelerini kullandı. CİHAN
Zaman
Son Dakika
12.11.2013
SoslarmiderahatsızlıklarınıtetikliyorSoslar mide rahatsızlıklarını tetikliyor
Bugün gündemde ne var?
Zaman
10.11.2013
09:42
Türkiye ve dünya gündemini sizler için derledik. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Cemil Çiçek ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatının 75. yıl dönümü nedeniyle Anıtkabirde düzenlenen törene katılacak. Cumhurbaşkanı Gül, TBMM Başkanı Çiçek ve Başbakan Erdoğan ile diğer erkan Anıtkabirdeki törenin ardından Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu tarafından Milli Kütüphane’de düzenlenen anma törenine katılacak. (08.30 10.00 Ankara)POLİTİKA- CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Hilton Otel’de Sosyalist Enternasyonal Konseyi üyeleriyle yemek yiyecek. (İstanbul - 20.00)- Eski Devlet Bakanı İnan: Türkiyenin en büyük problemi bürokrasidir (Özel)Eski Devlet Bakanı ve Türk diplomat Kamran İnan, Türkiye nin en büyük probleminin bürokrasi olduğunu söyledi. İnan, Milletin ensesinde çökmüş, tonlarla ve tonlarla ağırlıkta bir yük. Türk bürokrasisini hafifletmek lazım. Ekonominin hızla gelişmesinin en büyük engeli bürokrasidir ve Türkiyede bürokrasi kendisini hükümetin üstünde görür, emrinde değil. Oysa bürokrasi devletin ve milletin emrindedir. dedi.- Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, Antalya’daki 10 bin kişilik stadyum inşaatı ve Kredi Yurtlar Kurumu inşaatını inceledikten sonra Uluslararası Türkiye Açık Final Golf Şampiyonası Ödül Töreni’ne katılacak. (12.00 - 15.30- Antalya)EKONOMİİŞKUR Genel Müdürü Yazıcı: 9 ayda 540 bin kişiyi işe yerleştirdik (Özel)Türkiye İş Kurumu(İŞKUR) Genel Müdürü Nusret Yazıcı, 9 ayda 540 bin kişiyi işe yerleştirdiklerini söyledi.DÜNYA- Kürt Mili Konseyi Türkiye Temsilcisi Behzad İbrahimi, Suriyedeki Kürtler olarak özerk bir yönetim için çalıştıklarını ifade ederek, bundan endişe edilmemesi gerektiğini söyledi. (İstanbul)- Atatürk, vefatının 75. yıl dönümünde Türkmenistanın başkenti Aşkabatta da anıldı. (Aşkabat)- Atatürk, vefatının 75. yıl dönümünde Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de de anıldı. (Bakü)- Rus-Türk İşadamları Birliği’nin (RTİB) 6. Olağan Genel Kurulunda Başkan Naki Karaaslan oy birliği ile yeniden başkan seçildi. (Moskova)- Çinin başkenti Pekindeki Türk Büyükelçiliğinde, Atatürkü anma töreni düzenlendi. (Pekin)GÜNCEL- Atatürk’ün vefatının 75. yıl dönümü nedeniyle Dolmabahçe Sarayı’nda tören düzenlenecek. (09.05 - İstanbul)SPOR- Spor Toto Süper Lig’de Torku Konyaspor - MP Antalyaspor, Gençlerbirliği-Trabzonspor, Fenerbahçe-Galatasaray maçları oynanacak. (14.00 - 19.00 - Konya - Ankara - İstanbul)- PTT Birinci Lig’de 5 karşılaşma oynanacak. CİHAN
Zaman
Ana Sayfa
10.11.2013
Bugüngündemdenevar?Bugün gündemde ne var?
Bugün gündemde ne var?
Zaman
10.11.2013
09:40
Türkiye ve dünya gündemini sizler için derledik. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Cemil Çiçek ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatının 75. yıl dönümü nedeniyle Anıtkabirde düzenlenen törene katılacak. Cumhurbaşkanı Gül, TBMM Başkanı Çiçek ve Başbakan Erdoğan ile diğer erkan Anıtkabirdeki törenin ardından Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu tarafından Milli Kütüphane’de düzenlenen anma törenine katılacak. (08.30 10.00 Ankara)POLİTİKA- CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Hilton Otel’de Sosyalist Enternasyonal Konseyi üyeleriyle yemek yiyecek. (İstanbul - 20.00)- Eski Devlet Bakanı İnan: Türkiyenin en büyük problemi bürokrasidir (Özel)Eski Devlet Bakanı ve Türk diplomat Kamran İnan, Türkiye nin en büyük probleminin bürokrasi olduğunu söyledi. İnan, Milletin ensesinde çökmüş, tonlarla ve tonlarla ağırlıkta bir yük. Türk bürokrasisini hafifletmek lazım. Ekonominin hızla gelişmesinin en büyük engeli bürokrasidir ve Türkiyede bürokrasi kendisini hükümetin üstünde görür, emrinde değil. Oysa bürokrasi devletin ve milletin emrindedir. dedi.- Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, Antalya’daki 10 bin kişilik stadyum inşaatı ve Kredi Yurtlar Kurumu inşaatını inceledikten sonra Uluslararası Türkiye Açık Final Golf Şampiyonası Ödül Töreni’ne katılacak. (12.00 - 15.30- Antalya)EKONOMİİŞKUR Genel Müdürü Yazıcı: 9 ayda 540 bin kişiyi işe yerleştirdik (Özel)Türkiye İş Kurumu(İŞKUR) Genel Müdürü Nusret Yazıcı, 9 ayda 540 bin kişiyi işe yerleştirdiklerini söyledi.DÜNYA- Kürt Mili Konseyi Türkiye Temsilcisi Behzad İbrahimi, Suriyedeki Kürtler olarak özerk bir yönetim için çalıştıklarını ifade ederek, bundan endişe edilmemesi gerektiğini söyledi. (İstanbul)- Atatürk, vefatının 75. yıl dönümünde Türkmenistanın başkenti Aşkabatta da anıldı. (Aşkabat)- Atatürk, vefatının 75. yıl dönümünde Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de de anıldı. (Bakü)- Rus-Türk İşadamları Birliği’nin (RTİB) 6. Olağan Genel Kurulunda Başkan Naki Karaaslan oy birliği ile yeniden başkan seçildi. (Moskova)- Çinin başkenti Pekindeki Türk Büyükelçiliğinde, Atatürkü anma töreni düzenlendi. (Pekin)GÜNCEL- Atatürk’ün vefatının 75. yıl dönümü nedeniyle Dolmabahçe Sarayı’nda tören düzenlenecek. (09.05 - İstanbul)SPOR- Spor Toto Süper Lig’de Torku Konyaspor - MP Antalyaspor, Gençlerbirliği-Trabzonspor, Fenerbahçe-Galatasaray maçları oynanacak. (14.00 - 19.00 - Konya - Ankara - İstanbul)- PTT Birinci Lig’de 5 karşılaşma oynanacak. CİHAN
Zaman
Güncel
10.11.2013
Bugüngündemdenevar?Bugün gündemde ne var?
Cihan Haber Ajansı Gündemi
Zaman
10.11.2013
09:35
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Cemil Çiçek ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatının 75. yıl dönümü nedeniyle Anıtkabirde düzenlenen törene katılacak. Cumhurbaşkanı Gül, TBMM Başkanı Çiçek ve Başbakan Erdoğan ile diğer erkan Anıtkabirdeki törenin ardından Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu tarafından Milli Kütüphane’de düzenlenen anma törenine katılacak. (08.30 10.00 Ankara)POLİTİKA- CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Hilton Otel’de Sosyalist Enternasyonal Konseyi üyeleriyle yemek yiyecek. (İstanbul - 20.00)- Eski Devlet Bakanı İnan: Türkiyenin en büyük problemi bürokrasidir (Özel)Eski Devlet Bakanı ve Türk diplomat Kamran İnan, Türkiye nin en büyük probleminin bürokrasi olduğunu söyledi. İnan, Milletin ensesinde çökmüş, tonlarla ve tonlarla ağırlıkta bir yük. Türk bürokrasisini hafifletmek lazım. Ekonominin hızla gelişmesinin en büyük engeli bürokrasidir ve Türkiyede bürokrasi kendisini hükümetin üstünde görür, emrinde değil. Oysa bürokrasi devletin ve milletin emrindedir. dedi. - Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, Antalya’daki 10 bin kişilik stadyum inşaatı ve Kredi Yurtlar Kurumu inşaatını inceledikten sonra Uluslararası Türkiye Açık Final Golf Şampiyonası Ödül Töreni’ne katılacak. (12.00 - 15.30 - Antalya)EKONOMİİŞKUR Genel Müdürü Yazıcı: 9 ayda 540 bin kişiyi işe yerleştirdik (Özel)Türkiye İş Kurumu(İŞKUR) Genel Müdürü Nusret Yazıcı, 9 ayda 540 bin kişiyi işe yerleştirdiklerini söyledi.DÜNYA- Kürt Mili Konseyi Türkiye Temsilcisi Behzad İbrahimi, Suriyedeki Kürtler olarak özerk bir yönetim için çalıştıklarını ifade ederek, bundan endişe edilmemesi gerektiğini söyledi. (İstanbul)- Atatürk, vefatının 75. yıl dönümünde Türkmenistanın başkenti Aşkabatta da anıldı. (Aşkabat)- Atatürk, vefatının 75. yıl dönümünde Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de de anıldı. (Bakü)- Rus-Türk İşadamları Birliği’nin (RTİB) 6. Olağan Genel Kurulunda Başkan Naki Karaaslan oy birliği ile yeniden başkan seçildi. (Moskova)- Çinin başkenti Pekindeki Türk Büyükelçiliğinde, Atatürkü anma töreni düzenlendi. (Pekin) GÜNCEL- Atatürk’ün vefatının 75. yıl dönümü nedeniyle Dolmabahçe Sarayı’nda tören düzenlenecek. (09.05 - İstanbul)SPOR- Spor Toto Süper Lig’de Torku Konyaspor - MP Antalyaspor, Gençlerbirliği-Trabzonspor, Fenerbahçe-Galatasaray maçları oynanacak. (14.00 - 19.00 - Konya - Ankara - İstanbul)- PTT Birinci Lig’de 5 karşılaşma oynanacak. CİHAN
Zaman
Son Dakika
10.11.2013
CihanHaberAjansıGündemiCihan Haber Ajansı Gündemi
Cihan Haber Ajansı Gündemi
Zaman
05.11.2013
09:25
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Norveç Kralı V. Harald ve Kraliçe Sonja’yı Çankaya Köşkü’nde resmi törenle karşılayacak, baş başa ve heyetler arası görüşme sonrasında ortak basın toplantısı düzenlenecek. Cumhurbaşkanı Gül, NATO Parlamenter Asamblesi Başkanı Hugh Bayley ve beraberindeki heyeti Çankaya Köşkü’nde kabul edecek. Gül ardından Cer Modern’deki ‘Munch/Warhol’ sergisinin açılışına katılacak. Gül, Norveç Kralı V. Harald ve Kraliçe Sonja onuruna Çankaya Köşkü’nde akşam yemeği verecek. (10.45-11.00-11.30-12.30-14.00-16.00-19.30-Ankara)-TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, Dünya Ehlibeyt Vakfı’nın Rixos Otel’deki Geleneksel Muharrem ayı iftar programına katılacak. (16.30 -Ankara)-Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Norveç Kralı V. Harald ile Başbakanlık Resmi Konutta çalışma yemeği yiyecek. Erdoğan, 5-9 Kasım tarihlerini kapsayan; Finlandiya, İsveç ve Polonya seyahati için Esenboğa Havalimanı’ndan hareket edecek. (14.00-17.00-Ankara)POLİTİKA-Meclis’te MHP, AK Parti, BDP ve CHP grup toplantıları yapılacak. (10.30 – 11.30 -12.30 -13.30-Ankara)-Meclis Plan ve Bütçe Komisyonunda Diyanet İşleri Başkanlığı, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk Kültür Merkezi, Türk Dil Kurumu Türk Tarih Kurumu, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu bütçesi görüşülecek. (10.00-Ankara)-Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, Google Kıdemli Başkan Yardımcısı Vint Cerf ile Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın yeni açılan resmi YouTube kanalının ilk canlı yayın sohbetini gerçekleştirecek. (14.00-Ankara)-Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, Serik ilçesinde çırçır ve presse fabrikası ile depolama tesislerinin açılışını yapacak. (10.00-Antalya)EKONOMİ-BP ve Toyota yöneticileri ortak faaliyetlerini; Forever Kart ile ilgili detayları Çırağan Sarayı’nda basın toplantısı ile kamuoyuna açıklayacak. (10.00-İstanbul)DÜNYA-AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış ile Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, AB ile müzakerelerde Bölgesel Politikalar Faslını açacak. (Brüksel)-BM Suriye Özel Temsilcisi El Ahdar el İbrahimi, Amerikalı ve Rus yetkililerle bir araya gelecek. (Cenevre)-Kıbrıslı Rum ve Türk futbol federasyonları başkanları FIFA merkezinde bir araya gelecek. (Zürih)GÜNCEL-28 Şubat Davası, Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edecek. (10.00-Ankara)-Ulaştırma Bakanlığı ile Esenler Belediyesinin Yıldız Teknik Üniversitesi Davutpaşa Kampüsü’nde ortaklaşa düzenlediği ‘Uluslararası Kentsel Dönüşüm Sempozyumunda kentsel dönüşüm, tüm yönleriyle masaya yatırılacak. (10.00-İstanbul) -CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin, partisinin Gaziosmanpaşa İlçe Başkanlığının düzenlediği partiye katılım törenine katılacak.(19.30-İstanbul)-Kocaelinin Gölcük ilçesinde, bir ilkokulda sınıf öğretmeni olan annenin tatile gittiği sırada evde tek başına bıraktığı ve açlık ve susuzluktan ölen 2 aylık erkek bebek bugün toprağa verilecek. (12.00–Kocaeli)-Şanlıurfanın Bozova ilçesi yakınlarında sabah saatlerinde meydana gelen trafik kazasında en az 6 kişi öldü, 5 kişi de yaralandı. Kaza mahalline çok sayıda sağlık ekibi gönderildi. Yaralılar Şanlıurfadaki hastanelere kaldırıldı. Gelişmeler takip ediliyor. (Şanlıurfa)-Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin İstanbul başta olmak üzere Türkiye ve dünyanın her yerine sunacağı helikopter kiralama hizmetinin tanıtım toplantısı BURULAŞ helikopter sahasında yapılacak. (13.00-Bursa)SPOR-Şampiyonlar Liginde Kopenhag-Galatasaray maçı oynanacak. (21.45-Kopenhag)-Fenerbahçede Galatasaray maçı hazırlıkları sürecek. (18.00-İstanbul)-Tiger Woods Boğaziçi Köprüsünde Asyadan Avrupaya golf vuruşu gerçekleştirecek.-Takımların hafta sonuna yönelik çalışmaları takip ediliyor. CİHAN
Zaman
Son Dakika
05.11.2013
CihanHaberAjansıGündemiCihan Haber Ajansı Gündemi
Ahmet Kurucan - Hac menâsikinin bitmemesine rağmen gevşeme
Zaman
31.10.2013
10:27
“Bilmediğini bilenler ve hac” başlığı altında hac öncesi aktüel iki değerlendirmemi paylaşmıştım sizlerle. Şimdi de hac sonrası iki gözlemimi paylaşacağım.Kimsenin samimiyetinden kuşkum yok ama bilgi eksikliğinden kaynaklandığına inandığım bu iki hususun mutlaka nazara alınması gerektiği kanaatindeyim.Hac menâsiki malum Efendimiz’in (sas) beyan ve tatbikatıyla bizlere intikal etmiştir. “Hac menâsikini benden alınız.” hadisi, bizim menâsik adına neyi, nerede, ne zaman ve nasıl yapmamız gerektiğini beyan adına yeterli bir delildir. Buna göre haccın farzı iki; Arafat vakfesi ve ziyaret tavafı. Kurban kesme, şeytan taşlama vekaletle de yerine getirilebilecek ibadetler. Hatta ziyaret tavafı için bile vekalet caiz.Bu temel bilgilerden sonra gelelim ilk gözlemime; Arafat vakfesi. Öğle ve ikindi namazlarının cem edilmesinin peşi sıra ayakta yapılan ve 45-50 dakika arasında süren duanın adı vakfe. Bu bitince sanki vakfe zamanı bitmiş gibi herkes çadırlarından dışarıya çıkıyor. Kimileri ilk vakfe biter bitmez telefonlarına sarılarak “hacı” olduğunu sevdikleri ile paylaşıyor; kimileri yiyecek-içecek peşinde koşturuyor; kimileri etrafta ne var ne yok diye gezmeye çıkıyor. Halbuki biten vakfe zamanı değil; o vakit zevale yani güneşin batmasına, akşam ezanının okunmasına kadar devam ediyor. Allah’ın rahmet kapısı yaklaşık 6 saatlik bu zaman diliminin her saniyesinde farklı bir şekilde açık. Allah ile can u gönülden yapılan dualar arasında perde ve mânia yok. Dolayısıyla vakfeden sonra gevşememek ve mümkün olduğunca akşama kadar olan sürenin bir dakikasını bile zayi etmeden duaya devam etmek lazım. Dua, ilk vakfede yapıldığı şekliyle topluca olacağı gibi, ferden ferda da olabilir.İkinci gözlemim; eyyâm-ı Mina veya eyyâm-ı teşrik dediğimiz bayramın ilk dört günü. Efendimiz’in (sas) hac uygulamasında bayramın birinci günü Müzdelife vakfesinden sonra şeytan taşlama, kurban kesme, tıraş olma ve peşinden ziyaret tavafı ile haccın sa’y’i’nin yapılması var. Bütün bunları aynı gün akşama kadar yapan ve bitiren Efendimiz (sas) daha sonra Mina’ya geri dönmüş ve ikinci, üçüncü günler Mina’da gecelemiştir. Halbuki Kur’an’ın bu hususta vermiş olduğu bir ruhsat vardır. Şöyle der Kur’an: “Sayılı günlerde (eyyâm-ı teşrikte telbiye ve tekbir getirerek) Allah’ı anın. Kim iki gün içinde acele edip (Mina’dan Mekke’ye) dönmek isterse, ona günah yoktur. Kim geri kalırsa ona da günah yoktur. Bunlar günahtan sakınanlar içindir. Allah’tan korkun ve bilin ki hepiniz O’nun huzurunda toplanacaksınız.” (2/203)Ama Allah Rasulü (sas), ayetin zahirî manasından da anlaşılacağı üzere Mekke’ye dönmeyi, hukukî tabirlerle ifade edeyim, ruhsat olarak kabullenmiş ve azimeti tercihle Mina’da kalmıştır. Hatta geceleri Mina’dan ayrılmak ve Mekke’de kalmak için özel izin isteyenlere izin vermemiş; sadece hacıların zemzem suyu ihtiyaçlarını karşılama hizmeti sebebiyle kendisinden izin isteyen Hazreti Abbas’a izin vermiştir. Bununla beraber şu tebliğini de yapmıştır: “Hac Arefe’dir, Arafat günüdür. Kim Müzdelife gecesi sabah namazından önce Arafat’a gelirse, o hacca yetişmiş, haccı tamamlamış olur. Mina günleri üçtür. Acele edip orada iki gün kalan kimseye günah yoktur. Geciken kimseye de günah yoktur.”İmdi; bu temel bilgiler ışığında, doğrusu o günlerde Mina’da kalmaktır ama mezheplerdeki ve özellikle Hanefilerdeki bazı yorumlar nedeniyle genelde Türk hacıları Mina’da kalma yerine Mekke’ye dönmeyi tercih etmektedir. İşin fıkhî yönü ve mevcut uygulama ile alakalı müzakerelere hiç girmiyorum, onları verili bir durum olarak kabul edip şu soruyu soruyorum: Mekke’ye oteline dönüp ihramından çıkan hacılar ne yapıyor?İşte burası benim ikinci gözlem olarak aktaracağım yer; Arafat’taki gevşemenin çok ama çok ötesinde ikinci bir gevşeme bu günlerde yaşanıyor. Otel lobilerinden karşılıklı muhabbetle geçirilen vakitlerden tutun, çarşı tavafı denilen bitme tükenme bilmez alış-verişlere kadar insanlar kendilerini başka bir âlemin içine salıyorlar. Halbuki hac menâsiki henüz bitmedi. Kurban, tıraş, ziyaret tavafı, sa’y hatta veda tavafı yapılmış olmasına rağmen daha iki gün şeytan taşlama vazifesi yapılacak.Pekâla çözüm veya teklif ne? Madem şu ya da bu gerekçelerle Mina’da kalınmıyor; o zaman Mekke’yi Mina haline getirmek, otel odasını Mina çadırı mesabesinde görüp ibadet u taata devam etmek, ortaklaşa gruplar kurup dualar yapmak akla gelen en uygun çözüm. Bu arada şeytan taşlama geliş ve gidişlerde de ibadet neşvesi olmalı; ister yaya ister araba ile cemerata gidip gelirken dillerde zikir eksik olmamalı
Zaman
Köşe Yazıları
31.10.2013
AhmetKurucan-HacmenâsikininbitmemesinerağmengevşemeAhmet Kurucan - Hac menâsikinin bitmemesine rağmen gevşeme
Kazdıkça hem kömür hem sorun çıkıyor
Zaman
20.10.2013
01:56
Her şehrin bir simgesi vardır. Bu genelde bir yiyecek, bazen de tarihî bir eser ya da ünlü bir şahsiyet olur.Zonguldak’ın simgesi ise biraz farklı, şehirde etki etmediği bir insan, bir ev, bir muhit yok. Nereye gitseniz bir kömür ocağı, hangi kapıyı çalsanız bir madenci hikâyesi çıkıyor karşınıza. ‘Kara elmas’, şehrin ekonomik gelişimine yön verip istihdam oluştursa da çevrenin ve de insanların bahtını da karartmıyor değil.Zonguldak’ta Üzülmez gibi birçok kömür madeni şehrin hemen yanı başında faaliyetlerini sürdürüyor. İmar izni verilen birçok yerleşim yeri şimdi risk altında. Kömür ocaklarından etrafa doğru uzanan galeriler ve yer altında bulunan mağaralar zaman zaman çöküp binalara zarar veriyor. Sadece devlete ait madenlerdeki galerilerin uzunluğu 300 kilometre. Bu çökmeler sonucu oluşan ‘tasman afeti’ uzun süredir şehirde tartışma konusu. Büyük maden sahalarından biri de Kozlu. Burada da benzer sorunlar var ama en dikkat çeken şey Kozlu sahilinin ufak kömür parçalarıyla dolu olması. Yine de insanlar ‘siyah plaj’da haşin Karadeniz manzarasını seyredip kahvaltı keyfi yapıyor. Bir diğer büyük ocağa, Karadon’a doğru giderken de Çatalağzı, sizi büyük termik santralleri ve şehri adeta sarmalayan kömür taşıyan bantları ile karşılıyor. Hayat burada da kömür ile iç içe. Eski-yeni santraller ile evler birbirine bakıyor, insanlar dev bacaların gölgesinde geçiriyor günlerini. Santralin yaktığı kömür, yüksek rakımda bulunan bir kül barajına dökülüyor. Böylece çevre köyler de kömür tozundan nasibini alıyor.Gündemden düşmeyen konulardan biri de ruhsatsız maden ocakları. Madencilik dışında pek bir iş alanı bulunmayan şehirde binlerce kişi her türlü riske rağmen bu yolla geçimini sağlıyor. Bölgenin maden sahalarına ayrılarak özel şirketlere tahsis edilmesinden ötürü kendi arazilerinde de olsa insanların kömür çıkarmaları yasak. Toprağın üstü kendilerine, altı özel şirketlere ait. ‘Kaçak’ damgası yiyen bu madenciler de bir çözüm bekliyor. Zonguldak’ta tüm bu sorunlar ve bunların getirdiği tartışmalar biter mi bilinmez. En azından şimdilik herkesin ortak dileği ‘kömür’ için artık can kaybı yaşanmaması. (Zonguldak muhabirimiz Abdullah Karabacak’a katkılarından dolayı teşekkür ederiz.)
Zaman
En Çok Okunan
20.10.2013
KazdıkçahemkömürhemsorunçıkıyorKazdıkça hem kömür hem sorun çıkıyor
Kazdıkça hem kömür hem sorun çıkıyor
Zaman
20.10.2013
01:52
Her şehrin bir simgesi vardır. Bu genelde bir yiyecek, bazen de tarihî bir eser ya da ünlü bir şahsiyet olur.Zonguldak’ın simgesi ise biraz farklı, şehirde etki etmediği bir insan, bir ev, bir muhit yok. Nereye gitseniz bir kömür ocağı, hangi kapıyı çalsanız bir madenci hikâyesi çıkıyor karşınıza. ‘Kara elmas’, şehrin ekonomik gelişimine yön verip istihdam oluştursa da çevrenin ve de insanların bahtını da karartmıyor değil.Zonguldak’ta Üzülmez gibi birçok kömür madeni şehrin hemen yanı başında faaliyetlerini sürdürüyor. İmar izni verilen birçok yerleşim yeri şimdi risk altında. Kömür ocaklarından etrafa doğru uzanan galeriler ve yer altında bulunan mağaralar zaman zaman çöküp binalara zarar veriyor. Sadece devlete ait madenlerdeki galerilerin uzunluğu 300 kilometre. Bu çökmeler sonucu oluşan ‘tasman afeti’ uzun süredir şehirde tartışma konusu. Büyük maden sahalarından biri de Kozlu. Burada da benzer sorunlar var ama en dikkat çeken şey Kozlu sahilinin ufak kömür parçalarıyla dolu olması. Yine de insanlar ‘siyah plaj’da haşin Karadeniz manzarasını seyredip kahvaltı keyfi yapıyor. Bir diğer büyük ocağa, Karadon’a doğru giderken de Çatalağzı, sizi büyük termik santralleri ve şehri adeta sarmalayan kömür taşıyan bantları ile karşılıyor. Hayat burada da kömür ile iç içe. Eski-yeni santraller ile evler birbirine bakıyor, insanlar dev bacaların gölgesinde geçiriyor günlerini. Santralin yaktığı kömür, yüksek rakımda bulunan bir kül barajına dökülüyor. Böylece çevre köyler de kömür tozundan nasibini alıyor.Gündemden düşmeyen konulardan biri de ruhsatsız maden ocakları. Madencilik dışında pek bir iş alanı bulunmayan şehirde binlerce kişi her türlü riske rağmen bu yolla geçimini sağlıyor. Bölgenin maden sahalarına ayrılarak özel şirketlere tahsis edilmesinden ötürü kendi arazilerinde de olsa insanların kömür çıkarmaları yasak. Toprağın üstü kendilerine, altı özel şirketlere ait. ‘Kaçak’ damgası yiyen bu madenciler de bir çözüm bekliyor. Zonguldak’ta tüm bu sorunlar ve bunların getirdiği tartışmalar biter mi bilinmez. En azından şimdilik herkesin ortak dileği ‘kömür’ için artık can kaybı yaşanmaması. (Zonguldak muhabirimiz Abdullah Karabacak’a katkılarından dolayı teşekkür ederiz.)
Zaman
Ana Sayfa
20.10.2013
KazdıkçahemkömürhemsorunçıkıyorKazdıkça hem kömür hem sorun çıkıyor
Damak tadı sınır tanımıyor!
Zaman
13.10.2013
02:02
Bayramlar, kuşkusuz akraba ve arkadaşları ziyaret etmek ve onlarla hasret gidermek için en güzel fırsatlardan biridir.Bayramları vesile yaparak uzun süredir görmediğimiz akrabalarımızla vakit geçirmek ise yaşanan manevî hava nedeniyle daha büyük mutluluk verir. İşte bu heyecanla uzaklarda yaşayan yakınlarımızın yanına gitmeden hazırlıklarımızı haftalar öncesinden yaparız. Ancak bu ziyaretler, çocukları yurtdışında yaşayan anneler açısından daha büyük heyecan taşır. Çocuklarını tekrar görecekleri için gözyaşı döken anneler, bir yandan da yetersiz beslendiğine inandıkları ‘kınalı kuzuları’ için valizinin en az birini gıda maddeleri ile doldurmanın planlarını yaparlar. Bazı anneler, yurtdışında yaşayan çocuklarının daha sağlıklı beslenmesi amacıyla hazırlayacakları yoğurt için yanlarında ‘maya’ taşırken, bazıları da valizlerine kuru bakliyattan kahvaltı malzemelerine kadar envai çeşit yiyecek koymayı ihmal etmez.Atatürk Havalimanı’nda karşılaştığım Özcan ailesi de, 24 yaşındaki çocuklarının daha iyi beslenmesi için(!) yanlarına gıda maddesi alanlardan. Slovakya’da yaşayan oğlu Özgücan’a bayram ziyaretine giden Berna Özcan, yanında taşıdığı iki sırt çantasına kavrulmuş kıyma, kaşar peyniri, zeytin, yufka, turşu gibi birçok yiyeceğin yanı sıra yoğurt yapabilmek için bir cam kavanoz da maya almış. İki ayda bir oğlunun yanına gittiğini ve her defasında çeşitli yiyecekler götürdüğünü anlatan Yaşar, daha sonra da çocuğuna en lezzetli yemekleri hazırlamak için günün büyük bir bölümünü mutfakta geçirdiğini söylüyor. Tabii sadece oğluna yemek hazırlamakla kalmayan Yaşar, oğlunun arkadaşlarına da ziyafet çekmekten geri durmuyormuş.Yemek günleri yapıyorlarBerna Yaşar’ın anlattığına göre, oğlunun Türk yemeklerini özleyen arkadaşları, hafta sonları toplanarak özel yemek günleri düzenliyormuş. Herkes memleketinden gelen yiyeceklerle mutfağa girip güzel bir yemek hazırlıyormuş. Sofrada, Kayseri mantısından Trabzon’un kurutulmuş hamsisine, İzmir’in yaprak sarmasından Düzce’nin tarhana çorbasına, Gaziantep baklavasından Hatay’ın künefesine kadar birçok çeşit yiyecek hazır bulunuyormuş. Böylece ev yemeklerine duydukları hasreti gidermeye çalışan gurbetçiler, bu vesileyle hem kaynaşma hem de memleket özlemini giderme fırsatı yakalıyormuş.Gurbetçiler ilk sırada!Havayolu şirket yetkilileri, son yıllarda özellikle iç hat uçuşlarında ve yurtdışına giden gurbetçilerin bagaj ve el çantasında taşınan gıda maddesi oranında ciddi artış yaşandığını söylüyor. Hediye amaçlı da taşınan katı haldeki gıda maddelerinde sıkıntı bulunmadığını anlatan yetkililer, zeytinyağı gibi sıvı maddelerin yüklenmesine ise izin verilmediğini ifade ediyor. Uluslararası kurallar gereği iç ve dış hat uçuşlarına getirilen sıvı madde yasağı nedeniyle el bagajlarında, reçel, bal, yoğurt, pekmez ve salça gibi tam katı halinde olmayan yiyeceklerin taşınmasına da müsaade edilmiyor. Yetkililerin verdiği bilgiye göre et ve süt ürünlerinin, hijyen kuralları gerekçe gösterilerek ABD ve Kanada’nın yanı sıra bazı Avrupa ülkelerine girişine izin verilmiyor. Söz konusu ülkeler, yasa gereği havalimanında tespit ettikleri gıda maddelerine el koyarak imha ediyor. Bu yüzden şansını denemek isteyenlere, hijyen kurallarına göre özel şekilde hazırlanan vakumlu gıda ürünlerini yanında taşımaları tavsiye ediliyor.Uçağa yıldırım çarparsa ne olur?Yıldırım, ileri teknoloji ürünü uçaklar için düşünüldüğü kadar büyük tehlike oluşturmaz. Çünkü, uçakların gövdesi, yıldırımın zarar vermeden üzerinden akıp gidebileceği şekilde tasarlanmıştır. Uçağın burnuna yıldırım çarptığında, burunda küçük bir göçük ve yanık izi oluşur.Aslında yıldırımı oluşturan Cb (cumulonimbus) bulutları, çok daha tehlikelidir. Pilotlar, önlerindeki hava radarı ekranlarında bu tür tehlikeli bulutları kırmızı renkli olarak önceden görme imkânına sahiptir. Bu durumda rotalarında küçük değişiklikler yaparak bu tip hava olaylarının etrafından dolaşır. Bu manevrayı da aşağıda kendisini radarda takip eden kontrol ünitesine, “Kaçınma manevrası yapıyorum.” şeklinde bildirir.Pegasus Hava Yolları, özellikle yıldırımdan korunmak amacıyla ‘kötü hava koşullarının tahmini ve genişletilmiş türbülans algılama özellikleriyle geliştirilen ‘IntuVue 3-D yazılımını kullanmaya başladı. Dünyada ilk kez Pegasus uçaklarında kullanılan yazılımdaki özellikler, pilotların hava koşullarına uygun şekilde yapacakları manevra ve kullanacakları rotalara karar vermelerini kolaylaştırıyor. Bu sayede özellikle gökyüzünde daha geniş alanda meydana gelebilen yıldırım olayları önceden fark edilerek gerekli tedbirler alınabiliyor.Havayolu şirketleri, uçakların yıldırım çarpması sonucu oluşan zararlardan büyük sıkıntı yaşıyor. Yıldırım isabet eden uçak, kontrollerinin yapılması amacıyla yerde bakıma alın
Zaman
En Çok Okunan
13.10.2013
DamaktadısınırtanımıyorDamak tadı sınır tanımıyor
Damak tadı sınır tanımıyor!
Zaman
13.10.2013
01:52
Bayramlar, kuşkusuz akraba ve arkadaşları ziyaret etmek ve onlarla hasret gidermek için en güzel fırsatlardan biridir.Bayramları vesile yaparak uzun süredir görmediğimiz akrabalarımızla vakit geçirmek ise yaşanan manevî hava nedeniyle daha büyük mutluluk verir. İşte bu heyecanla uzaklarda yaşayan yakınlarımızın yanına gitmeden hazırlıklarımızı haftalar öncesinden yaparız. Ancak bu ziyaretler, çocukları yurtdışında yaşayan anneler açısından daha büyük heyecan taşır. Çocuklarını tekrar görecekleri için gözyaşı döken anneler, bir yandan da yetersiz beslendiğine inandıkları ‘kınalı kuzuları’ için valizinin en az birini gıda maddeleri ile doldurmanın planlarını yaparlar. Bazı anneler, yurtdışında yaşayan çocuklarının daha sağlıklı beslenmesi amacıyla hazırlayacakları yoğurt için yanlarında ‘maya’ taşırken, bazıları da valizlerine kuru bakliyattan kahvaltı malzemelerine kadar envai çeşit yiyecek koymayı ihmal etmez.Atatürk Havalimanı’nda karşılaştığım Özcan ailesi de, 24 yaşındaki çocuklarının daha iyi beslenmesi için(!) yanlarına gıda maddesi alanlardan. Slovakya’da yaşayan oğlu Özgücan’a bayram ziyaretine giden Berna Özcan, yanında taşıdığı iki sırt çantasına kavrulmuş kıyma, kaşar peyniri, zeytin, yufka, turşu gibi birçok yiyeceğin yanı sıra yoğurt yapabilmek için bir cam kavanoz da maya almış. İki ayda bir oğlunun yanına gittiğini ve her defasında çeşitli yiyecekler götürdüğünü anlatan Yaşar, daha sonra da çocuğuna en lezzetli yemekleri hazırlamak için günün büyük bir bölümünü mutfakta geçirdiğini söylüyor. Tabii sadece oğluna yemek hazırlamakla kalmayan Yaşar, oğlunun arkadaşlarına da ziyafet çekmekten geri durmuyormuş.Yemek günleri yapıyorlarBerna Yaşar’ın anlattığına göre, oğlunun Türk yemeklerini özleyen arkadaşları, hafta sonları toplanarak özel yemek günleri düzenliyormuş. Herkes memleketinden gelen yiyeceklerle mutfağa girip güzel bir yemek hazırlıyormuş. Sofrada, Kayseri mantısından Trabzon’un kurutulmuş hamsisine, İzmir’in yaprak sarmasından Düzce’nin tarhana çorbasına, Gaziantep baklavasından Hatay’ın künefesine kadar birçok çeşit yiyecek hazır bulunuyormuş. Böylece ev yemeklerine duydukları hasreti gidermeye çalışan gurbetçiler, bu vesileyle hem kaynaşma hem de memleket özlemini giderme fırsatı yakalıyormuş.Gurbetçiler ilk sırada!Havayolu şirket yetkilileri, son yıllarda özellikle iç hat uçuşlarında ve yurtdışına giden gurbetçilerin bagaj ve el çantasında taşınan gıda maddesi oranında ciddi artış yaşandığını söylüyor. Hediye amaçlı da taşınan katı haldeki gıda maddelerinde sıkıntı bulunmadığını anlatan yetkililer, zeytinyağı gibi sıvı maddelerin yüklenmesine ise izin verilmediğini ifade ediyor. Uluslararası kurallar gereği iç ve dış hat uçuşlarına getirilen sıvı madde yasağı nedeniyle el bagajlarında, reçel, bal, yoğurt, pekmez ve salça gibi tam katı halinde olmayan yiyeceklerin taşınmasına da müsaade edilmiyor. Yetkililerin verdiği bilgiye göre et ve süt ürünlerinin, hijyen kuralları gerekçe gösterilerek ABD ve Kanada’nın yanı sıra bazı Avrupa ülkelerine girişine izin verilmiyor. Söz konusu ülkeler, yasa gereği havalimanında tespit ettikleri gıda maddelerine el koyarak imha ediyor. Bu yüzden şansını denemek isteyenlere, hijyen kurallarına göre özel şekilde hazırlanan vakumlu gıda ürünlerini yanında taşımaları tavsiye ediliyor.Uçağa yıldırım çarparsa ne olur?Yıldırım, ileri teknoloji ürünü uçaklar için düşünüldüğü kadar büyük tehlike oluşturmaz. Çünkü, uçakların gövdesi, yıldırımın zarar vermeden üzerinden akıp gidebileceği şekilde tasarlanmıştır. Uçağın burnuna yıldırım çarptığında, burunda küçük bir göçük ve yanık izi oluşur.Aslında yıldırımı oluşturan Cb (cumulonimbus) bulutları, çok daha tehlikelidir. Pilotlar, önlerindeki hava radarı ekranlarında bu tür tehlikeli bulutları kırmızı renkli olarak önceden görme imkânına sahiptir. Bu durumda rotalarında küçük değişiklikler yaparak bu tip hava olaylarının etrafından dolaşır. Bu manevrayı da aşağıda kendisini radarda takip eden kontrol ünitesine, “Kaçınma manevrası yapıyorum.” şeklinde bildirir.Pegasus Hava Yolları, özellikle yıldırımdan korunmak amacıyla ‘kötü hava koşullarının tahmini ve genişletilmiş türbülans algılama özellikleriyle geliştirilen ‘IntuVue 3-D yazılımını kullanmaya başladı. Dünyada ilk kez Pegasus uçaklarında kullanılan yazılımdaki özellikler, pilotların hava koşullarına uygun şekilde yapacakları manevra ve kullanacakları rotalara karar vermelerini kolaylaştırıyor. Bu sayede özellikle gökyüzünde daha geniş alanda meydana gelebilen yıldırım olayları önceden fark edilerek gerekli tedbirler alınabiliyor.Havayolu şirketleri, uçakların yıldırım çarpması sonucu oluşan zararlardan büyük sıkıntı yaşıyor. Yıldırım isabet eden uçak, kontrollerinin yapılması amacıyla yerde bakıma alın
Zaman
Ana Sayfa
13.10.2013
DamaktadısınırtanımıyorDamak tadı sınır tanımıyor
Yüksek irtifa sinir ediyor!
Zaman
06.10.2013
01:54
Uçak yolculuklarınız, çevrenizde sinir bozucu davranışlar sergileyen yolcular varsa kâbusa dönüşebilir. Yapılan bir araştırmaya göre ağzını şapırdatarak yemek yiyenler, yüksek sesle müzik dinleyenler, horlayanlar, koltuğunu arkaya yatıranlar ve öndeki koltuğu tekmeleyen çocuklar en çok şikayet edilen konular. Uçakla seyahat, sağlık sorunu bulunmayanlar ve çevresindekiler tarafından rahatsız edilmeyenler için oldukça keyifli geçer. Çünkü uçaklardaki eğlence sistemleri ve 5 yıldızlı restoran mönülerini aratmayan ikramlar, yolcuları hem eğlendirir hem de meşgul ederek uçuşun stresinden uzak tutar. Ancak çevrenizde ‘sinir bozucu davranışlar sergileyen’ ve bir de uyarıları dikkate almayanlar varsa işte uçuşunuz o zaman tam bir kâbusa dönüşür. Araştırmalara göre, hemen her uçuşta diğer yolcuları çileden çıkaran kişiler bulunuyor. Bunlar bazen bir bebek, bazen bir çocuk, bazen bir genç, bazen de yaşlı yolcu olarak yan koltuğunuzda size yol arkadaşlığı edebiliyor. Tabii ki bu yol arkadaşlığı, sizin tahammül sınırlarınızı aşma noktasına geldiğinde son buluyor.Takma dişlerini tepsiye koyanlar var!Online seyahat pazarının önemli markalarından lastminute.com’un, 6 bin yolcuyla gerçekleştirdiği araştırmaya göre bazı davranışlar, uçak yolculuğunu adeta işkenceye çeviriyor. Özellikle ağzını şapırdatarak yemek yiyenler ile takma dişlerini tepsinin kenarına bırakıp atıştırmaya başlayanlar, diğer yolcuları sinir eden davranışların başında geliyor. Seyahat severler genel olarak, aşırı kilosu nedeniyle çok fazla yer kaplayan yolculardan, ağlayan bebek ve gürültü çıkaran çocuklardan, alkollü yolculardan, yüksek sesle konuşan ve müzik dinleyenlerden, uyurken horlayanlardan ve uçağın inişinde pilotu alkışlayanlardan şikâyet ediyor.Online seyahat yorumları sitesi TripAdvisor’un araştırmasına göre, uçuşlarda en sinir bozucu davranışı sergileyenler ise Amerikalılar seçildi. Bunu, Fransızlar, Almanlar, İngilizler, Çinliler, Ruslar, Japonlar, İtalyanlar, Hintliler ve BAE vatandaşları takip etti. Araştırmaya göre, yolcular uçakta en çok, çocukların koltukları tekmelemesi, öndeki yolcunun kaba bir şekilde koltuğu yatırması, yüksek sesli cep telefonu görüşmesi, acil çıkış yollarının bagajlarla kapatılması, kemer ikaz ışığı sönmeden koltuğun terk edilmesi, kol dayama paylaşımı, ağır kokan yiyecek tüketimi, geçiş yolunun tıkanması ve gazetenin aynı anda başka bir yolcu tarafından da okunmaya çalışılmasını en sinir bozucu davranış şekli görüyor.Hostesleri sinir ediyorlarAvrupa’nın bir numaralı uçak bileti arama motoru Skayscanner’ın 85 ülkeden, 700’den fazla kabin görevlisi (hostes) ile gerçekleştirdiği araştırmada da, oldukça ilginç sonuçlar elde edildi. Hosteslere göre, sinir bozucu davranışların başında, yolcuların ‘görevlileri parmak şaklatarak çağırması’ geliyor. Kemer ikaz ışığı sönmeden yerini terk edenlere de tepki gösteren hostesler, baş üstü dolabına olması gerekenden fazla el bagajı sığdırmaya çalışanlara, güvenlik ile ilgili bilgi verdikleri sırada yanındakilerle konuşanlara, fazla yastık ve battaniye isteyenlere, koltuk cebine çöp dolduranlar ile mönü dışında farklı yemek ve özel marka içecek isteyenlere ‘sinir oluyor’.Eğer yanınızdaki yolcudan rahatsız oluyorsanız bunu mutlaka belli edin. İkna edici bir konuşmaya rağmen yanınızdaki veya çevrenizdeki yolcu aynı ‘sinir bozucu’ davranışı sürdürüyorsa olayı kabin görevlisine bildirin. Ancak kesinlikle zor kullanarak sorunu çözmeye kalkışmayın. Uçakta kavga çıkardığınız takdirde hakkınızda işlem yapılmasına neden olabilirsiniz. Bu yüzden kabin görevlisinden yardım isteyerek sorunun çözülmesini isteyin. Olaya müdahale eden kabin görevlileri ise rahatsızlık veren yolculara, ilk olarak sözlü uyarıda bulunur. Daha sonra da, uyarıyı dikkate almayan yolcuların yerlerini değiştirmeyi teklif eder. Sorunlu yolcular, uyarılara rağmen taşkınlık çıkarmaya devam ederse uçağın kaptan pilotuna bildirilir. Gerektiğinde, sorunlu yolcuları etkisiz hale getirmek için plastik kelepçe de kullanılır. Plastik kelepçeye rağmen sakinleşmeyen yolcular, en yakın havalimanına iniş yapılarak emniyet güçlerine teslim edilir. Sakinleşen yolcular ise uçağın varış noktasında emniyet güçlerine teslim edilir. Yolcu hakkında, ‘uçuş emniyetini tehlikeye düşürdüğü’ gerekçesiyle yasal işlem yapılır...
Zaman
Ana Sayfa
06.10.2013
YüksekirtifasinirediyorYüksek irtifa sinir ediyor
'Şire Festivali' bağ bozumu ile başlıyor
Zaman
02.10.2013
07:03
Gaziantepte 4 gün boyunca sürecek olan ve yok olmaya yüz tutan bağ bozumu ve imece usulüyle şire yapımının canlandırılacağı 1. Uluslararası Şirehanı Yiyecek ve İçecek Festivali başlıyor. Festivale, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, Şahinbey Belediyesi, Şehitkâmil Belediyesi, Gaziantep Üniversitesi, Okan Üniversitesi, Gaziantep Ticaret Odası, Gaziantep Sanayi Odası ve TÜRSAB destek veriyor. Festival hazırlıklarının tamamlandığını ifade eden Sahan Grup Yönetim Kurulu Başkanı Tahir Tekin Öztan, son 200 yılda Gaziantep ticareti için büyük önem taşıyan Şirehan’da böyle bir festivali düzenlemenin büyük önem taşıdığını belirtti. Gaziantep’in son dönemlerdeki en büyük organizasyonlarından birisi olan festivale; Amerika, İngiltere, Fransa, Romanya, Bulgaristan, Güney Kore, Tunus, Malezya, Meksika, Suudi Arabistan ve Slovenya’dan da önemli katılımların gerçekleşeceğini kaydeden Öztan, “Dünyanın birçok ülkesinden festivalimize davet ettiğimiz konuklarımız geliyor. Bu konuklarımız sadece şire yapımı değil, aynı zamanda Türk mutfak kültürünü de yakından tanımak istiyorlar. Onlara yönelik özel programlarımız olacak.” dedi. GAZİANTEPiN ŞİRESİ DÜNYAYA TANITILACAK 3 Ekim tarihinde konukların Gaziantep’e gelmesinin ardından 4 Ekim sabahı saat 06.30’da bağ bozumu ile start alacak olan festivalde konukların süreci yaşamasını sağlamak amacıyla önceden belirlenen bir bağda üzüm kesimi gerçekleştirilecek. Festival, yerli, yabancı gazeteci ve diğer konukların katılacağı bağ bozumuyla başlayacak. Konuklara yönelik düzenlenecek olan köy kahvaltısında yöresel kahvaltı geleneği yaşatılacak. Festival 4 gün boyunca devam edecek. CİHAN
Zaman
Son Dakika
02.10.2013
ŞireFestivalibağbozumuilebaşlıyorŞire Festivali bağ bozumu ile başlıyor
Rus yazar: Türkler sağlam aile yapıları ile övünmeyi hak ediyor
Zaman
28.09.2013
15:31
Rus yazar Kseniya Kara, Rusya’nın en çok satan gazetesi Argumenti i Fakti’nin Türkiye versiyonu AiFTurtsiya için Türk aile yapısını kaleme aldı. İşte Rus yazarın kaleminden Türk aile yapısı ve gelenek görenekler: Son zamanlarda, birçok ülkede kritik bir problem olan aile temellerinin yıkılması konusu, oldukça tartışılmaktadır. Gençler yaşamlarını evlilik bağı ile bağlama konusunda aceleci değiller, böyle adlandırılan medeni nikâhlar ve çocuklu ama eşsiz anneler sıradan bir olay halini aldı. Yine de halka uygulanan birçok anket, her yaştan insanın çoğunluğunun mutlu ve sağlam bir ailenin hayalini kurduğunu gösteriyor. Batı Avrupa ülkelerinden farklı olarak Türkiye’de aile kurumu toplum yaşamında oldukça sağlam olan konumunu şimdilik koruyor.KARŞILIKLI YARDIM VE SAYGITürk ailesinin en önemli özelliklerinden birisi de güçlü akraba bağlarının olmasıdır. Çocuk sayısına ve yaşadığı yere bakmaksızın, bu özellik hemen hemen herkese özgüdür. Erkek kardeşlerle, kız kardeşlerle, ebeveynlerle, halalarla, teyzelerle, amcalarla, dayılarla ve sayıca çok olan kuzenlerle sürekli irtibat halinde olma, vazgeçilmez bir gereksinimdir. Eğer akrabalar aynı şehirde yaşıyorlarsa, birbirlerini sık sık ziyaret ederler. Eğer birbirlerinden uzakta yaşıyorlarsa telefonlaşırlar, yazışırlar. Ama en önemli şey akrabaların birbirlerinin yaşamındaki olaylardan haberi olması değil, günümüz dünyasında oldukça zor rastlayacağımız, birbirlerine gösterdikleri güçlü destek ve karşılıklı yardımlaşmadır. Türkiye’de her bir birey her zaman akrabalarından bir beklenti içerisinde olur, mesela; taşınma, hastalık ya da sadece ufak tefek işler konusunda yardım ile ilgili.Bilindiği üzere, Türkiye’de yaşlı kuşağa derin saygı duyulur. Ailede onlara gösterilen saygı daha küçük yaşta çocuklara aşılanır. Türk ailesinde sert bir ataerkil yapının hüküm sürdüğü kabul edilir. Her şeyi ailenin reisi olan baba ve koca çözer. Bu genellikle gerçekten de böyledir, özellikle de geleneksel ailelerde. Ciddi olan bir tek sorun bile ailenin büyüğünün onayını almadan çözülmez – çocuklar ve eş her hususta kocanın ve babanın sözünü dinler, küçük kız kardeşler ve erkek kardeşler de büyük kardeşlerin sözünü dinler. Her zaman tavsiye için onlara başvurulur, farklı önemli sebeplerden ötürü onay beklerler: evlilik konusunda, evini ya da işini değiştirme konusunda.Sırası geldiğinde büyük erkek kardeş küçük kardeşlerinin sorumluluğunu üstlenir, kız kardeşlerinin namusunu korur. Hatta büyük erkek kardeş ve büyük kız kardeş anlamlarına gelen özel kelimeler vardır: erkek kardeş için ‘‘ağabey’’ , kız kardeş için ‘‘abla’’. Genellikle Türkiye’de insanlara sadece adıyla hitap etmek değil de bir de akrabalık derecesini eklemek yaygındır. Mesela; Hakan ağabey ya da Güldal abla. Çoğu kez insanlar «ağabey» ya da «abla» kelimeleriyle yetinirler akrabalarımıza sadece ‘‘ erkek kardeş’’ ya da ‘‘kız kardeş’’ diye hitap ediyormuşuz gibi.AİLE GELENEKLERİHer ailenin kendine özgü belli başlı ritüelleri vardır, örneğin; birlikte yenilen bir kahvaltı ya da akşam yemeği. Kahvaltıyı, kocası ve çocukları işe ve okula gitmeden önce her zamanki gibi bayan eş hazırlar. Burada tek başına kahvaltı yapmak hoş karşılanmaz: erken kalkan herkes uyanana kadar diğerlerini beklemek zorundadır, başta da yaşça büyük olanları. Bir defasında Türk akrabalarıma misafirliğe geldiğimde, bizi yaşça büyük olanlarla beraber kahvaltı yapmak için hafta sonu sabah saat 08.00de uyandırdıklarında ve üstelik de beklemek zorunda bıraktıklarında şaşırmıştım. Aynı şekilde akşam yemeği de aileyi tek bir masada topluyor, bunda genellikle özellikle de aile reisi ısrarcı olur. Bizdeki alışılmış yemek sunumundaki gibi ‘‘kim ne zaman isterse o zaman yemeğini yer’’ şeklinde değildir. Aile içerisinde yenilen bir akşam yemeğine yakınlarda oturan akrabaları da çağırabilirler. Bunun için de özel bir menü hazırlamak ya da masa servisini en iyi porselenlerle yapmak zorunlu değildir. Sıcak bir aile ortamında görüşmek, bugün ev sahibesinde yiyecek ne varsa onunla misafirleri ağırlamak için bir masa etrafında toplanırlar.ÇOK ÇOCUK ARTIK POPÜLER DEĞİLTürkiye’de, özellikle köylerde ve taşralarda, dört ya da beş çocuklu kalabalık aileler çok fazladır. 80 kuşağının insanlarının genellikle birkaç kız ve erkek kardeşi var. Bir tanıdığımın bir düzine çocuğu var. Gerçekten de bugün ailelerin çoğu kendini bir, iki, maksimum üç çocukla sınırlıyor. Bu, öncelikle maddi sorunlarla bağlantılı. Yaşamımız gözle görülür bir şekilde pahalılaştı ve birçok ebeveyn çocuklarına iyi bir eğitim ve rahat yaşam şartları sağlayabilecek durumda olmadıklarını anlıyorlar. Son on yılda genel olarak ülkede demografik bir gerileme gözlenmekte. Hatta başbakan bir çağrıda bulundu: ‘‘Her ailede en az üç çocuk.’’ Bu sloganı desteklemek için kadınların gebelik ve emzirme izni ile ilgili olan yasaya değişiklikler getirildi. Bu izin 16 haftadan 24 ha
Zaman
Son Dakika
28.09.2013
RusyazarTürklersağlamaileyapılarıileövünmeyihakediyorRus yazar Türkler sağlam aile yapıları ile övünmeyi hak ediyor
73 şubeye ulaşan Baydöner, darbeyle sarsılan Mısır'a restoran açacak
Zaman
24.09.2013
16:43
Yurtiçinde 73 şubeye ulaşan İzmir merkezli Baydöner, yurtdışında büyüme atağına kalktı. Azerbaycan ve Kuzey Irak’ta üç restoranı bulunan şirket, 3 yıl içinde yurtiçinde 150, yurtdışında ise 30 şubeye ulaşmayı hedefliyor. Yurtdışı yatırımlarını Ortadoğu ve Kuzey Afrika’ya yoğunlaştırmayı planlayan Baydöner, özellikle askeri darbenin yaşandığı Mısır’da büyümeyi hedefliyor. Şirket, Mısır’daki ilk restoranı 2014’ün başında Kahire’de açacak. Şirketin yönetim Kurulu Başkanı Levent Yılmaz, yaklaşık 3 yıldan beri Kahire’de restoran açma çalışmalarının olduğunu belirterek, “Mısır’daki darbe ortamı bir risk ama, birçok fırsatlar da sunuyor. Darbeden dolayı yatırımımızı üç ay ertelemek zorunda kaldık. Ancak şu anda Mısır’a yatırım yapmanın tam zamanı. Çünkü kira fiyatları uygun rakama geldi. Yerel bir ortakla Mısır’da büyümeyi planlıyoruz. Kahire, bizi heyecanlandırıyor. Pazar çok büyük. Darbe ortamından dolayı kısa vadede işimiz zor, ama uzun vadede iyi olacak.” dedi.Baydöner Yönetim Kurulu Başkanı Levent Yılmaz, şirketin yeni yatırımlarını ve başarı hikayesini anlattı. Baydöner markasını 2007 yılında kurduklarında kendilerine çok önemli bir hedef belirlediğini ifade eden Yılmaz, bu doğrultuda zengin Türk mutfağının en güzel yemeklerinden olan iskender döneri standart kalite ile birleştirerek başta Türkiye olmak üzere dünyaya tanıtmak için yola çıktıklarını söyledi. Alışveriş merkezlerinde konumlanan yabancı sermayeli fast food restoran zincirlerine karşı, iskender döneri alternatif hale getirebilmek için özel bir reçete hazırladıklarını kaydeden Yılmaz, “Altyapımızı, restoran konseptimizi belirledik ve devlerle yarışmak üzere yola çıktık. Baydöner, geçtiğimiz yıl Dubai’de gerçekleşen ve dünyanın pek çok ülkesinden gelen seçici grup tarafından yapılan değerlendirme ile Uluslararası Endeavor Girişimcisi ödülü almaya hak kazandı. 8 ülkeden 29 girişimcinin 3 gün boyunca yaptıkları sunumlar sonucunda Apaz Gıda ortakları, 2012 yılında Endeavor Girişimcisi seçildi. Bu ödül, 5 yılda ekibimizle birlikte elde ettiğimiz başarı hikayesinin bir sembolüdür. Bugün de Turquality desteğini arkamıza alarak uluslararası arenada iddiamızı bir kez daha ortaya koymuş olduk.” diye konuştu. İzmir EXPO 2020’nin yiyecek sponsoru olduklarını da aktaran Levent Yılmaz, “Yola İzmir’den çıkan bir gıda markası olarak EXPO 2020 İzmir’e sponsor olmak ve dönerin markası olma hedefimizi böylesine önemli bir uluslararası organizasyona taşımak bizim için çok önemliydi. EXPO 2020’nin şehrimize ve ülkemize çok büyük fayda sağlayacağına yürekten inanıyor ve organizasyonun bir parçası olmaktan mutluluk duyuyoruz.” ifadelerini kullandı. ‘DÖNER, HAMBURGER VE PİZZAYA RAKİP OLACAK’Yurtdışı yatırımlarında özellikle Ortadoğu ve Kuzey Afrika’yı hedef aldıklarını vurgulayan Baydöner Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Feridun Tuncer ise, yurtdışındaki büyüme stratejisine ilişkin olarak, “MENA Bölgesi olarak ifade edilen Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkeleri doğal zenginlikleriyle beraber büyüyen, gelişme vaad eden bir ekonomiye sahip. Modernleşme süreciyle birlikte bu ülkelerde hane halkı kişi başı tüketim harcamalarında hızlı bir artış görülmektedir. Sosyal hayatlarının modernizasyonu ile paralel olarak dışarıda yeme içme kültüründe de hızlı bir gelişme olduğunu görüyoruz. Bölge ülkelerinde gastronomi alanında markalaşmış hiçbir yerel zincirin bulunmaması da bizim için değerlendirilmeyi bekleyen bir hazine gibi. Bu nedenle yurtdışı yatırımlarımızı özellikle bu ülkelerde gerçekleştireceğiz. Avrupa Birliği bölgesi de stratejik hedeflerimiz arasında yer alıyor.” bilgilerini verdi. Dönerin orijin ülkesi olan Türkiye’nin dünyadaki imaj ve algısının güçlenmesine paralel olarak hak ettiği yere ulaşacağını dile getiren Tuncer, “Döner, yakın gelecekte dünyanın en çok tüketilen hazır gıda ürünleri sıralamasında pizza, hamburger gibi klasik ürünleri yakalayıp geçecektir.” dedi. CİHAN
Zaman
Son Dakika
24.09.2013
73şubeyeulaşanBaydönerdarbeylesarsılanMısırarestoranaçacak73 şubeye ulaşan Baydöner darbeyle sarsılan Mısıra restoran açacak
Abdülhamit Bilici - Türkiye ne yapar, ne yapamaz?
Zaman
24.09.2013
01:58
NEW YORK- Dünyada barış ve huzuru sağlayamadığını herkesin bildiği ama kimsenin de değiştirmediği Birleşmiş Milletler’in her yıl bu mevsimde yapılan Genel Kurul toplantısı için New York’tayız.Hafta boyu sürecek zirvede Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve ona eşlik eden bakanlar Ahmet Davutoğlu, Fatma Şahin ve Cevdet Yılmaz, ülkemizi temsil edecek.2. Dünya Savaşı sonrası dengelerini yansıtan BM, ne kadar demode ve insanlığın vicdanında kaybetmiş olsa da zirveye ilginin düşmemesi şaşırtıcı. Aksine bu yıl katılım rekor düzeyde. İlk kez 83 devlet başkanı bu amaçla New York’ta. 38 ülkeyi de başbakanları temsil ediyor. BM binasının da yer aldığı Manhattan, siyasetçi fuarı gibi. Platform, ikili görüşmeler ve herkesin derdini anlatması için müthiş bir fırsat, dinleyen olmasa da. Çokça zaman ve protokol gerektiren temaslar burada çok kolay.Son dönemde BM toplantılarını renklendiren Chavez, Kaddafi ve Ahmedinejad’ın yokluğu önemli eksiklik. Bu ülkelerden en şanslısı İran. Selefinin zıddına ılımlı mesajlarıyla dikkat çeken yeni Cumhurbaşkanı Ruhani, toplantının flaş isimlerinden. Obama ile tarihî bir temas olup olmayacağı, en merak edilen konu. Ruhani görüşmesi, Gül’ün de önemsediği randevulardan.Enerji, çevre, eğitim gibi pek çok mesele BM’de konuşulacak olsa da en önemli gündem Suriye. Rusya ve ABD arasındaki uzlaşmanın nasıl bir BM kararına dönüşeceği, hafta boyu perde arkasındaki pazarlıklarla netleşecek. Türkiye; yardım koridorları, savaş uçağı ve füzelerin kullanımının yasaklanması ve rejim sözünü tutmadığında otomatik yaptırım uygulanması gibi şartların da uzlaşma metnine girmediği için kaygılı. Hemen askeri müdahale isteyen Ankara’daki havanın aksine, Gül siyasi yol haritası olmadan, Rusya ve İran angaje edilmeden çözüm olamayacağı kanaatinde.New York, sadece siyasi görüşmeler için değil, ekonomi ve medyaya dönük temaslar için de ideal merkez. Nitekim Türk heyetinin programı, Merrill Lynch’in düzenlediği, önde gelen küresel finans aktörlerinin katıldığı toplantıyla başladı. İkinci toplantı ise Coca Cola’nın CEO’su Muhtar Kent’in organize ettiği, 80 uluslararası yatırımcının katıldığı ABD-Türk İş Konseyi idi. Türkiye’den ABD’ye gelen liderleri, burada etkin isimlerle buluşturma işini, eskiden Amerikan sanat dünyasında önemli yeri olan merhum Ahmet Ertegün yapardı. Bir süredir bu görev Muhtar Kent’in omuzlarında.Cumhurbaşkanı Gül’ün programında, özellikle Taksim olayları ve medya özgürlüğüyle ilgili gelişmeler yüzünden olumsuz havanın arttığı uluslararası medyaya önemli yer ayrılmış. Washington Post’a pazar günü röportaj veren Gül, dün de Foreign Affairs dergisine konuştu ve CNN’de Fareed Zakaria’nın programına katıldı. Perşembe günü de New York Times yazı işlerini ziyaret edip editörleriyle yemek yiyecek. İç siyasette farklı anlaşılma riskine rağmen Türkiye’nin artı ve eksileriyle dünya medyasına birinci elden doğru anlatılması önemli.Benzer şekilde Dışişleri Bakanı Davutoğlu da muhataplarıyla görüşüp ünlü televizyoncu Charlie Rose’un programına katılırken, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin de BM’nin bu yıl özel öncelik verdiği engelliler konusunda Türkiye’nin örnek uygulamalarını anlatacak.Son dönemde bazı sıkıntılar olsa da düne göre dünya vitrininde Türkiye çok farklı yerde. Önceleri kendini doğrudan ilgilendiren Kıbrıs gibi 1-2 konuda sözü olan Türkiye, artık Afganistan’dan Somali’ye, enerjiden az gelişmişliğe kadar birçok sorunla ilgili. Somut katkıları var. Devlet ve STK’lar olarak Türkiye’nin dünyadaki insani yardımları 2 milyar doları bulmuş. Bu alanda dünyada 4’üncü ülke. 20 büyük ekonomiyi kapsayan G-20’nin üyesi. Aynı zamanda ‘en az gelişmiş’ ülkeler konferansının TUSKON’la birlikte ev sahibi. BM Güvenlik Konseyi üyeliğine yeniden aday.Bugün, bağırıp çağırmak ve başkalarını suçlamaktan ziyade işe yarayacak yaklaşım şu olmalı: 2008’de aynı BM’de 152 ülkenin rekor desteğiyle Güvenlik Konseyi üyesi olmuştuk. Şimdi oylama olsa aynı başarıyı elde eder miyiz? Öyleyse çok iyi. Ama değilse yanlışımız ne?Aslında bizi karamsarlığa iten iç/dış gelişmeler karşısında bakılması gereken ve her türlü ideolojik, etnik farklılığın ötesinde geçerliliği olan soru şu: Dünyadaki yarışta neredeyiz? BM’de reform yapmaya, Ortadoğu’nun sorunlarını çözmeye belki şimdi gücümüz yetmez. Ama insani gelişmişlik, özgürlük, çevre, şeffaflık, vb. endekslerde Türkiye’yi daha yukarı taşıyabiliriz. Keşke boş polemik ve gerilimler yerine hepimiz bunu nasıl başaracağımıza odaklansak... a.bilici@zaman.com.tr
Zaman
Köşe Yazıları
24.09.2013
AbdülhamitBilici-Türkiyeneyaparneyapamaz?Abdülhamit Bilici - Türkiye ne yapar ne yapamaz?
Kahvaltı yapmayan çocuklarda obezite riski artıyor
Zaman
21.09.2013
01:58
Okulların açılmasıyla birlikte öğrencilerin beslenme alışkanlıkları da değişiyor. Kahvaltı yapmadan okula giden çocukların obezite riski taşıdığını söyleyen uzmanlar, sabah ile öğle arasında acıkan çocukların aileler tarafından mutlaka takip edilmesini öneriyor.Beslenme uzmanları çocukların yeterli ve dengeli beslenmesinin gelişmeleri için en önemli etken olduğunu söylüyor. Bu konuda ailelere ve öğretmenlere büyük görevler düştüğünü belirten Kayseri Özel Tekden Hastanesi beslenme uzmanı ve diyetisyen Duygu Deniz, okulöncesi çocukların anne-babasını taklit ettiğini belirtiyor. Deniz, “Beslenme açısından zengin yemekler hazırlanarak çocuğa yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı edindirilmeli. Obezite, çocuk yaşlarda bile sık görülmeye başladı. En büyük sebep ise anne-babanın evde sağlıksız hazır yemek yapması. Çocuklara iyi bir bilinç kazandırılmalı. İleride obezite, kalp-damar hastalıkları ya da diyabet için zemin bu yaşlarda oluşur. diyor. Günün en önemli öğünü kahvaltıdır. diyen beslenme uzmanı, özellikle çocuklar üzerinde yapılan araştırmalara göre kahvaltı yapmayanların okul başarısı ve derslere konsantrasyonunun düştüğünü söylüyor. Deniz, kahvaltısız okula giden çocukların kantinden aldığı fazla kalorili ve besin değeri düşük besinlerle şişmanladıklarını hatırlattı. Duygu Deniz, kahvaltı alışkanlığının küçük yaşta verilmesini ve protein açısından zengin olan yumurta, süt, peynir gibi yiyeceklerin mutlaka olmasını öneriyor. Duygu Deniz, şu tavsiyelerde bulunuyor: Okulda çocuklara sağlıklı seçenekler sunulması gerekiyor. Bu noktada öğretmenlere görev düşüyor. Bütün çocuklardan beslenme çantası istenmeli. Evden yiyecek getiren çocuklar, arkadaşları tarafından alay konusu edilmemeli. Evden getirilebilecek uygun yiyeceklerle hem çocuklar daha sağlıklı beslenebilir hem de gruplaşma olmayacak.
Zaman
Sağlık
21.09.2013
KahvaltıyapmayançocuklardaobeziteriskiartıyorKahvaltı yapmayan çocuklarda obezite riski artıyor
Burundan aldığınız nefes size yetmiyorsa
Zaman
18.09.2013
11:44
Nefes almak her canlı için yaşamın ilk kuralıdır. Ancak sadece nefes alıp vermek doğru bir teknik değildir. Sağlıklı bir yaşam için nefes yolu ağız değil burundur. Eğer burundan aldığınız nefes size yetmiyorsa, kulak burun boğaz sağlığınız ile ilgili bir sorunun varlığı akla gelmelidir. Memorial Ataşehir Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümü’nden Op. Dr. Kemal Demir, boğaz ağrılarının sebepleri ve tedavisi hakkında bilgi verdi.Ağız solunumu hasta ediyorSağlıklı bir yaşam için öncelikle nefesin burundan alınması gerektiği bilinmelidir. Ancak burunlarındaki hava akımı yapısal ya da işlevsel bozukluklardan ötürü yetersiz olan insanlar, farkında olmadan ağız solunumu yapmaktadırlar. Bu durum da, boğaz rahatsızlıklarına davetiye çıkarmaktadır. “Boğaz” adı verilen bölge, burun boşluğumuzun devamı olan geniz bölgemizle gırtlak arasında yer alıp, bu iki boşluğu birleştiren dik yerleşimli bir köprüdür. Ayrıca ağız boşluğumuzun devamı da boğaza açıldığı için üçlü bir kavşak gibidir. Kaslarla çevrili bir yapıya sahiptir. Bu kaslar yutkunurken kasılarak boğazdaki içeriğin aşağı doğru itilmesini ve yutulmasını sağlar. İç yüzeyi ise mukoza dediğimiz özellikli bir örtü dokusuyla kaplıdır.Enfeksiyonun şiddeti boğaz ağrısını belirlerBoğazda ağrı hissi iç yüzeyini örten mukoza dokusundan kaynaklanır. Boğazımızın maruz kaldığı hastalık yapan ya da tahrişe sebep olan etkenler, mukozada şişliğe ve “enflamasyon” adı verilen özel bir duruma yol açar. Bu durum, karşılaşılan olayın şiddetiyle orantılı olarak boğaz ağrısına sebep olur. Bu ağrı sadece yutkunurken ya da konuşurken olabileceği gibi süreklilik de gösterebilir. Buna neden olan etkenler şöyle sıralanabilir:• Virüs, bakteri ve diğer mikropların neden olduğu yeni ve eski (kalıcılaşmış) enfeksiyonlar• Tütün ürünleri• Tahriş edici gazlar, dumanlar• Aşırı sıcak- soğuk, sert yapılı ya da asitli yiyecek- içecek• Sürekli ve dinlenmeden konuşmak• Yabancı cisimle zedelenmeler (Ceviz kabuğu v.s...) • Su ve sıvı tüketme alışkanlığında eksiklik• Burun tıkanıklığı nedeniyle ağızdan nefes alıp, verme• Mide asidinin boğaza ulaşıp tahriş etmesiTuzlu su ile gargara anlık bir çözümdürBoğaz ağrılarında esas tedavi şekli, sebep olan durumun ortadan kaldırılmasıdır. Ancak bu süreci atlatırken de kişi ağrıya katlanmak zorunda kalmaması için doktor kontrolünde ağrı kesici ilaçlar kullanabilir. Tuzlu su ile gargara yapmak o anlık olarak boğaz ağrılarına İyi gelebilir; ancak boğaz ağrınızın tuzlu su gargarasıyla kesilmesi ya da azalması iyileştiğiniz anlamına gelmez. Boğaz spreyleri doktor kontrolü dışında kullanılmamalıdır. Boğaz spreylerinin bağımlılık yaratması söz konusu değildir.Sık tekrarlıyorsa ihmal etmeyinBoğaz ağrısı en sık üst solunum yolları enfeksiyonlarıyla karşımıza çıkar. Bunun sıkça yaşanması halinde ise bu sıklığa sebep, yapısal ya da işlevsel bir bozukluk olabilir. Bu araştırılması gereken bir durumdur. Ağrılar süresine, nedenine ve şiddetine göre değişkenlik gösterebilir. Hatta boğaz ağrısına sebep olan hastalığınızın hangi aşamasında olduğunuza göre de değişmektedir. Bunun için birkaç saati geçen boğaz ağrıları önemsenmelidir. Sigara boğazın bir numaralı düşmanıdırSigaranın insan sağlığına etkileri sıralamakla bitmez. Sigara, içeriğindeki bini aşkın zararlı ve tahriş edici yabancı maddeleri ile boğaza her nefes alış ve verişte doğrudan saldırır. Bunun yanı sıra; kanser için zemin hazırlar, boğaz yüzeyinde tahriş ve temizleyici özellikteki mikroskobik yapılarda bozulmaya yol açar, koruyucu salgıları kurutur uzun vadede üretimini azaltır, enfeksiyonu kolaylaştırır, sıcak etkisiyle damar yapısını bozar, yüzey mukozasını travmatize eder kalınlaşmasına yol açar ve özelliğini kaybettirir.
Zaman
Sağlık
18.09.2013
BurundanaldığınıznefessizeyetmiyorsaBurundan aldığınız nefes size yetmiyorsa
Burundan aldığınız nefes size yetmiyorsa
Zaman
18.09.2013
11:33
Nefes almak her canlı için yaşamın ilk kuralıdır. Ancak sadece nefes alıp vermek doğru bir teknik değildir. Sağlıklı bir yaşam için nefes yolu ağız değil burundur. Eğer burundan aldığınız nefes size yetmiyorsa, kulak burun boğaz sağlığınız ile ilgili bir sorunun varlığı akla gelmelidir. Memorial Ataşehir Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümü’nden Op. Dr. Kemal Demir, boğaz ağrılarının sebepleri ve tedavisi hakkında bilgi verdi.Ağız solunumu hasta ediyorSağlıklı bir yaşam için öncelikle nefesin burundan alınması gerektiği bilinmelidir. Ancak burunlarındaki hava akımı yapısal ya da işlevsel bozukluklardan ötürü yetersiz olan insanlar, farkında olmadan ağız solunumu yapmaktadırlar. Bu durum da, boğaz rahatsızlıklarına davetiye çıkarmaktadır. “Boğaz” adı verilen bölge, burun boşluğumuzun devamı olan geniz bölgemizle gırtlak arasında yer alıp, bu iki boşluğu birleştiren dik yerleşimli bir köprüdür. Ayrıca ağız boşluğumuzun devamı da boğaza açıldığı için üçlü bir kavşak gibidir. Kaslarla çevrili bir yapıya sahiptir. Bu kaslar yutkunurken kasılarak boğazdaki içeriğin aşağı doğru itilmesini ve yutulmasını sağlar. İç yüzeyi ise mukoza dediğimiz özellikli bir örtü dokusuyla kaplıdır.Enfeksiyonun şiddeti boğaz ağrısını belirlerBoğazda ağrı hissi iç yüzeyini örten mukoza dokusundan kaynaklanır. Boğazımızın maruz kaldığı hastalık yapan ya da tahrişe sebep olan etkenler, mukozada şişliğe ve “enflamasyon” adı verilen özel bir duruma yol açar. Bu durum, karşılaşılan olayın şiddetiyle orantılı olarak boğaz ağrısına sebep olur. Bu ağrı sadece yutkunurken ya da konuşurken olabileceği gibi süreklilik de gösterebilir. Buna neden olan etkenler şöyle sıralanabilir:• Virüs, bakteri ve diğer mikropların neden olduğu yeni ve eski (kalıcılaşmış) enfeksiyonlar• Tütün ürünleri• Tahriş edici gazlar, dumanlar• Aşırı sıcak- soğuk, sert yapılı ya da asitli yiyecek- içecek• Sürekli ve dinlenmeden konuşmak• Yabancı cisimle zedelenmeler (Ceviz kabuğu v.s...) • Su ve sıvı tüketme alışkanlığında eksiklik• Burun tıkanıklığı nedeniyle ağızdan nefes alıp, verme• Mide asidinin boğaza ulaşıp tahriş etmesiTuzlu su ile gargara anlık bir çözümdürBoğaz ağrılarında esas tedavi şekli, sebep olan durumun ortadan kaldırılmasıdır. Ancak bu süreci atlatırken de kişi ağrıya katlanmak zorunda kalmaması için doktor kontrolünde ağrı kesici ilaçlar kullanabilir. Tuzlu su ile gargara yapmak o anlık olarak boğaz ağrılarına İyi gelebilir; ancak boğaz ağrınızın tuzlu su gargarasıyla kesilmesi ya da azalması iyileştiğiniz anlamına gelmez. Boğaz spreyleri doktor kontrolü dışında kullanılmamalıdır. Boğaz spreylerinin bağımlılık yaratması söz konusu değildir.Sık tekrarlıyorsa ihmal etmeyinBoğaz ağrısı en sık üst solunum yolları enfeksiyonlarıyla karşımıza çıkar. Bunun sıkça yaşanması halinde ise bu sıklığa sebep, yapısal ya da işlevsel bir bozukluk olabilir. Bu araştırılması gereken bir durumdur. Ağrılar süresine, nedenine ve şiddetine göre değişkenlik gösterebilir. Hatta boğaz ağrısına sebep olan hastalığınızın hangi aşamasında olduğunuza göre de değişmektedir. Bunun için birkaç saati geçen boğaz ağrıları önemsenmelidir. Sigara boğazın bir numaralı düşmanıdırSigaranın insan sağlığına etkileri sıralamakla bitmez. Sigara, içeriğindeki bini aşkın zararlı ve tahriş edici yabancı maddeleri ile boğaza her nefes alış ve verişte doğrudan saldırır. Bunun yanı sıra; kanser için zemin hazırlar, boğaz yüzeyinde tahriş ve temizleyici özellikteki mikroskobik yapılarda bozulmaya yol açar, koruyucu salgıları kurutur uzun vadede üretimini azaltır, enfeksiyonu kolaylaştırır, sıcak etkisiyle damar yapısını bozar, yüzey mukozasını travmatize eder kalınlaşmasına yol açar ve özelliğini kaybettirir.
Zaman
Ana Sayfa
18.09.2013
BurundanaldığınıznefessizeyetmiyorsaBurundan aldığınız nefes size yetmiyorsa
Colorado sele teslim
Zaman
15.09.2013
11:42
ABDnin Colorado eyaletinde yaşanan sel felaketinin tahribatı gün geçtikçe artıyor. Afette şuana kadar en az 4 kişi hayatını kaybetti. Yetkililer seller nedeniyle yüzlerce insanın kaybolduğunu ve ölü sayısının artabileceğini açıkladı.Boulder Countyde 800 insanın kurtarıldığı bilgisini veren belde şerifi Joe Pelle, Ölü sayısının açıklanandan fazla olduğunu tahmin ediyorum. dedi. Denver Post gazetesi haberinde, son olarak Cedar Cove isimli 60 yaşındaki bir kadının da sel sularına kapılarak öldüğünü ve muhtemel can kaybının 5e çıktığını yazdı. Onlarca helikopter ile bölgede kurtarma faaliyetini sürdüren ekiplerin yoğun çalışmasıyla yetkililer, Larimer Countyden bin 200 insanın tahliye edildiğini bildirdi. Rocky Dağları Bölge Özel İdare B Takımı Komutanı Dan Dallas, Cumartesi günü dağ eteklerinde yaşayan yüzlerce insanı tahliye ettiklerini bildirdi. Bölgede manzaranın korkunç olduğunun altını çizen Dallas, Amacımız bu kaotik durumda insanların can güvenliğini sağlayabilmek. dedi. Colorado Valisi John Hickenlooper, hem federal hükümetten hem de komşu eyaletlerden afet ile mücadelede önceki gün yardım istemişti. Başkan Barack Obama, valinin isteğine hemen karşılık verek Cuma günü bölgeye federal afet yardım ekibini gönderdi ve selin en fazla vurduğu Boulder Countyi affet bölgesi ilan etti. Wyoming, Utah, Kansas, New Mexico, Vermont gibi birçok eyalet, Vali Hickenlooperın çağrısına kulak vererek afetle mücadele ekipleri ve ekipmanlarını bölgeye gönderdi.Yıllık yağış ortalaması son bir haftada düştüYoğun yağışlar nedeniyle Colorado eyaletinde birçok yol kapandı. Jamestown, Boulder, Larimer, Lyons, Kuzey Denver, Estes Park, Big Elk Meadow, Pinewood Springs beldelerinde etkili olan sel nedeniyle bölgeye ordunun da yardımı ile daha çok helikopterlerle içecek su ve yiyecek taşınıyor. Selin vurduğu bölgelere kara yolu ile ulaşımın sağlanamadığı belirtilirken, buralara elektrik de verilemiyor. Son 70 yılın en yoğun yağışının görüldüğü Coloradoda yıllık yağış ortalamasının son bir haftada düştüğü belirtildi. Bölgede yağışların bugün öğle sonuna kadar devam edeceği belirtilerek tahliye edilenlerin evlerine dönmemeleri istendi.(CİHAN)
Zaman
Dünya
15.09.2013
ColoradoseleteslimColorado sele teslim
Colorado sele teslim
Zaman
15.09.2013
11:42
ABDnin Colorado eyaletinde yaşanan sel felaketinin tahribatı gün geçtikçe artıyor. Afette şuana kadar en az 4 kişi hayatını kaybetti. Yetkililer seller nedeniyle yüzlerce insanın kaybolduğunu ve ölü sayısının artabileceğini açıkladı.Boulder Countyde 800 insanın kurtarıldığı bilgisini veren belde şerifi Joe Pelle, Ölü sayısının açıklanandan fazla olduğunu tahmin ediyorum. dedi. Denver Post gazetesi haberinde, son olarak Cedar Cove isimli 60 yaşındaki bir kadının da sel sularına kapılarak öldüğünü ve muhtemel can kaybının 5e çıktığını yazdı. Onlarca helikopter ile bölgede kurtarma faaliyetini sürdüren ekiplerin yoğun çalışmasıyla yetkililer, Larimer Countyden bin 200 insanın tahliye edildiğini bildirdi. Rocky Dağları Bölge Özel İdare B Takımı Komutanı Dan Dallas, Cumartesi günü dağ eteklerinde yaşayan yüzlerce insanı tahliye ettiklerini bildirdi. Bölgede manzaranın korkunç olduğunun altını çizen Dallas, Amacımız bu kaotik durumda insanların can güvenliğini sağlayabilmek. dedi. Colorado Valisi John Hickenlooper, hem federal hükümetten hem de komşu eyaletlerden afet ile mücadelede önceki gün yardım istemişti. Başkan Barack Obama, valinin isteğine hemen karşılık verek Cuma günü bölgeye federal afet yardım ekibini gönderdi ve selin en fazla vurduğu Boulder Countyi affet bölgesi ilan etti. Wyoming, Utah, Kansas, New Mexico, Vermont gibi birçok eyalet, Vali Hickenlooperın çağrısına kulak vererek afetle mücadele ekipleri ve ekipmanlarını bölgeye gönderdi.Yıllık yağış ortalaması son bir haftada düştüYoğun yağışlar nedeniyle Colorado eyaletinde birçok yol kapandı. Jamestown, Boulder, Larimer, Lyons, Kuzey Denver, Estes Park, Big Elk Meadow, Pinewood Springs beldelerinde etkili olan sel nedeniyle bölgeye ordunun da yardımı ile daha çok helikopterlerle içecek su ve yiyecek taşınıyor. Selin vurduğu bölgelere kara yolu ile ulaşımın sağlanamadığı belirtilirken, buralara elektrik de verilemiyor. Son 70 yılın en yoğun yağışının görüldüğü Coloradoda yıllık yağış ortalamasının son bir haftada düştüğü belirtildi. Bölgede yağışların bugün öğle sonuna kadar devam edeceği belirtilerek tahliye edilenlerin evlerine dönmemeleri istendi.(CİHAN)
Zaman
Ana Sayfa
15.09.2013
ColoradoseleteslimColorado sele teslim
Colorado sele teslim; 4 kişi öldü yüzlerce insan kayıp
Zaman
15.09.2013
11:23
ABDnin Colorado eyaletinde yaşanan sel felaketinin tahribatı gün geçtikçe artıyor. Afette şuana kadar en az 4 kişi hayatını kaybetti. Yetkililer seller nedeniyle yüzlerce insanın kaybolduğunu ve ölü sayısının artabileceğini açıkladı.Boulder County’de 800 insanın kurtarıldığı bilgisini veren belde şerifi Joe Pelle, Ölü sayısının açıklanandan fazla olduğunu tahmin ediyorum. dedi.Denver Post gazetesi haberinde, son olarak Cedar Cove isimli 60 yaşındaki bir kadının da sel sularına kapılarak öldüğünü ve muhtemel can kaybının 5’e çıktığını yazdı. Onlarca helikopter ile bölgede kurtarma faaliyetini sürdüren ekiplerin yoğun çalışmasıyla yetkililer, Larimer County’den bin 200 insanın tahliye edildiğini bildirdi. Rocky Dağları Bölge Özel İdare B Takımı Komutanı Dan Dallas, Cumartesi günü dağ eteklerinde yaşayan yüzlerce insanı tahliye ettiklerini bildirdi. Bölgede manzaranın korkunç olduğunun altını çizen Dallas, Amacımız bu kaotik durumda insanların can güvenliğini sağlayabilmek. dedi. Colorado Valisi John Hickenlooper, hem federal hükümetten hem de komşu eyaletlerden afet ile mücadelede önceki gün yardım istemişti. Başkan Barack Obama, valinin isteğine hemen karşılık verek Cuma günü bölgeye federal afet yardım ekibini gönderdi ve selin en fazla vurduğu Boulder County’i affet bölgesi ilan etti. Wyoming, Utah, Kansas, New Mexico, Vermont gibi birçok eyalet, Vali Hickenlooper’ın çağrısına kulak vererek afetle mücadele ekipleri ve ekipmanlarını bölgeye gönderdi.Yoğun yağışlar nedeniyle Colorado eyaletinde birçok yol kapandı. Jamestown, Boulder, Larimer, Lyons, Kuzey Denver, Estes Park, Big Elk Meadow, Pinewood Springs beldelerinde etkili olan sel nedeniyle bölgeye ordunun da yardımı ile daha çok helikopterlerle içecek su ve yiyecek taşınıyor. Selin vurduğu bölgelere kara yolu ile ulaşımın sağlanamadığı belirtilirken, buralara elektrik de verilemiyor. Son 70 yılın en yoğun yağışının görüldüğü Colorado’da yıllık yağış ortalamasının son bir haftada düştüğü belirtildi. Bölgede yağışların bugün öğle sonuna kadar devam edeceği belirtilerek tahliye edilenlerin evlerine dönmemeleri istendi. CİHAN
Zaman
Son Dakika
15.09.2013
Coloradoseleteslim;4kişiöldüyüzlerceinsankayıpColorado sele teslim; 4 kişi öldü yüzlerce insan kayıp
Filipinler'deki kriz büyüyor
Zaman
14.09.2013
14:00
Filipinlerin güneyindeki Zamboangadaki Moro Ulusal Kurtuluş Cephesinin (MNLF) 100 kadar Hıristiyan sivili rehine almasıyla başlayan kriz giderek büyüyor. Bölgede 30 binden fazla insan açlık tehlikesi ile karşı karşıya.Filipinler devletinin talimatıyla, Zamboanga Valiliği, şehir merkezindeki yerleşim birimlerini tahliye ederek halkı stadyuma ve okullara yerleştirdi. Yaklaşık 30 bin civarında Filipinli kendilerine gelecek yardımı bekliyor.İsyancı milis gurubu, işgal ettikleri Zamboanga Valiliğinden geri çekilmeyeceğini bildirerek Filipin ordusuyla çatışmaya devam ediyor. Ordunun ise halkı tahliye ettikten sonra binden fazla isyancının bulunduğu bölgeyi bombalamayı sürdürdüğü bildiriliyor.Filipinler Devlet Başkanı Benigno Noynoy Aquina III, gerilla ve teröristlere kesinlikle taviz vermeyeceklerini, bölgedeki barışa da gölge düşürmeyeceklerini söyledi.ZAMBOANGADAKİ TÜRK OKULU ZOR DURUMDAKİ HALKA YARDIM EDİYORZamboangada Tolerance Türk Okuluna da öğrenciler ve ailelerinin yanı sıra bölge halkı sığındı. Okul Müdürü Yasin Ayyıldız, bölgede 30 binden fazla halkın açlık sınırında olduğunu, yiyecek ve içecek temin edemediklerini belirterek, Biz onlara elimizden gelen desteği ve yardımı sağlamaya çalışıyoruz fakat imkânlarımız kısıtlı. Filipinler hükümeti bize, isterseniz sizi özel araçla alıp başkent Manilaya veya Türkiyeye gönderebiliriz teklifinde bulundu. Biz bu teklifi reddederek, kalıp zor durumdaki halkın yanında olmayı tercih ettik şeklinde konuştu.Türkiyedeki bazı kuruluşlardan yardım talebinde bulunduklarını belirten Yasin Ayyıldız, Halka elimizden gelen desteği sağlamak istiyoruz. dedi. Ayyıldız, Zamboangadaki Türk okulunu kapatmayacaklarını vurguladı.BARIŞ SÜRECİ SEKTEYE UĞRADIGüneydoğu Asya ülkelerinden Filipinlerde yaklaşık 40 yıldır özgürlük mücadelesi veren Müslüman azınlıkla hükümet arasındaki uzlaşma süreci devam ederken, pazartesi günü bir grup milisin 100 kadar Hıristiyan sivili rehin almasıyla olaylar başlamıştı. Şehirde resmi kurumlar 6 gündür kapalı. Bölgeye deniz ve hava ulaşımı da durdu. İsyancı gurup Moro Ulusal Kurtuluş Cephesi (MNLF) bölgenin bağımsızlığını ele geçirene kadar şehirden geri çekilmeyeceklerini duyurdu.Filipinlerin güney bölgesinde bulunan Zamboanga, ülkenin en önemli ticaret ve lojistik merkezlerinden biri durumunda.(CİHAN)
Zaman
Dünya
14.09.2013
FilipinlerdekikrizbüyüyorFilipinlerdeki kriz büyüyor
Filipinler'deki kriz büyüyor
Zaman
14.09.2013
14:00
Filipinlerin güneyindeki Zamboangadaki Moro Ulusal Kurtuluş Cephesinin (MNLF) 100 kadar Hıristiyan sivili rehine almasıyla başlayan kriz giderek büyüyor. Bölgede 30 binden fazla insan açlık tehlikesi ile karşı karşıya.Filipinler devletinin talimatıyla, Zamboanga Valiliği, şehir merkezindeki yerleşim birimlerini tahliye ederek halkı stadyuma ve okullara yerleştirdi. Yaklaşık 30 bin civarında Filipinli kendilerine gelecek yardımı bekliyor.İsyancı milis gurubu, işgal ettikleri Zamboanga Valiliğinden geri çekilmeyeceğini bildirerek Filipin ordusuyla çatışmaya devam ediyor. Ordunun ise halkı tahliye ettikten sonra binden fazla isyancının bulunduğu bölgeyi bombalamayı sürdürdüğü bildiriliyor.Filipinler Devlet Başkanı Benigno Noynoy Aquina III, gerilla ve teröristlere kesinlikle taviz vermeyeceklerini, bölgedeki barışa da gölge düşürmeyeceklerini söyledi.ZAMBOANGADAKİ TÜRK OKULU ZOR DURUMDAKİ HALKA YARDIM EDİYORZamboangada Tolerance Türk Okuluna da öğrenciler ve ailelerinin yanı sıra bölge halkı sığındı. Okul Müdürü Yasin Ayyıldız, bölgede 30 binden fazla halkın açlık sınırında olduğunu, yiyecek ve içecek temin edemediklerini belirterek, Biz onlara elimizden gelen desteği ve yardımı sağlamaya çalışıyoruz fakat imkânlarımız kısıtlı. Filipinler hükümeti bize, isterseniz sizi özel araçla alıp başkent Manilaya veya Türkiyeye gönderebiliriz teklifinde bulundu. Biz bu teklifi reddederek, kalıp zor durumdaki halkın yanında olmayı tercih ettik şeklinde konuştu.Türkiyedeki bazı kuruluşlardan yardım talebinde bulunduklarını belirten Yasin Ayyıldız, Halka elimizden gelen desteği sağlamak istiyoruz. dedi. Ayyıldız, Zamboangadaki Türk okulunu kapatmayacaklarını vurguladı.BARIŞ SÜRECİ SEKTEYE UĞRADIGüneydoğu Asya ülkelerinden Filipinlerde yaklaşık 40 yıldır özgürlük mücadelesi veren Müslüman azınlıkla hükümet arasındaki uzlaşma süreci devam ederken, pazartesi günü bir grup milisin 100 kadar Hıristiyan sivili rehin almasıyla olaylar başlamıştı. Şehirde resmi kurumlar 6 gündür kapalı. Bölgeye deniz ve hava ulaşımı da durdu. İsyancı gurup Moro Ulusal Kurtuluş Cephesi (MNLF) bölgenin bağımsızlığını ele geçirene kadar şehirden geri çekilmeyeceklerini duyurdu.Filipinlerin güney bölgesinde bulunan Zamboanga, ülkenin en önemli ticaret ve lojistik merkezlerinden biri durumunda.(CİHAN)
Zaman
Ana Sayfa
14.09.2013
FilipinlerdekikrizbüyüyorFilipinlerdeki kriz büyüyor
Zamboanga'da 30 binden fazla insan açlık tehlikesi ile karşı karşıya
Zaman
14.09.2013
13:17
Filipinlerin güneyindeki Zamboanga’daki Moro Ulusal Kurtuluş Cephesi’nin (MNLF) 100 kadar Hıristiyan sivili rehine almasıyla başlayan kriz giderek büyüyor. Bölgede 30 binden fazla insan açlık tehlikesi ile karşı karşıya. Filipinler devletinin talimatıyla, Zamboanga Valiliği, şehir merkezindeki yerleşim birimlerini tahliye ederek halkı stadyuma ve okullara yerleştirdi. Yaklaşık 30 bin civarında Filipinli kendilerine gelecek yardımı bekliyor. İsyancı milis gurubu, işgal ettikleri Zamboanga Valiliğinden geri çekilmeyeceğini bildirerek Filipin ordusuyla çatışmaya devam ediyor. Ordunun ise halkı tahliye ettikten sonra binden fazla isyancının bulunduğu bölgeyi bombalamayı sürdürdüğü bildiriliyor.Filipinler Devlet Başkanı Benigno Noynoy Aquina III, gerilla ve teröristlere kesinlikle taviz vermeyeceklerini, bölgedeki barışa da gölge düşürmeyeceklerini söyledi.ZAMBOANGA’DAKİ TÜRK OKULU ZOR DURUMDAKİ HALKA YARDIM EDİYOR Zamboanga’da Tolerance Türk Okuluna da öğrenciler ve ailelerinin yanı sıra bölge halkı sığındı. Okul Müdürü Yasin Ayyıldız, bölgede 30 binden fazla halkın açlık sınırında olduğunu, yiyecek ve içecek temin edemediklerini belirterek, Biz onlara elimizden gelen desteği ve yardımı sağlamaya çalışıyoruz fakat imkânlarımız kısıtlı. Filipinler hükümeti bize, isterseniz sizi özel araçla alıp başkent Manila’ya veya Türkiye’ye gönderebiliriz teklifinde bulundu. Biz bu teklifi reddederek, kalıp zor durumdaki halkın yanında olmayı tercih ettik” şeklinde konuştu.Türkiye’deki bazı kuruluşlardan yardım talebinde bulunduklarını belirten Yasin Ayyıldız, “Halka elimizden gelen desteği sağlamak istiyoruz. dedi. Ayyıldız, Zamboanga’daki Türk okulunu kapatmayacaklarını vurguladı.BARIŞ SÜRECİ SEKTEYE UĞRADIGüneydoğu Asya ülkelerinden Filipinlerde yaklaşık 40 yıldır özgürlük mücadelesi veren Müslüman azınlıkla hükümet arasındaki uzlaşma süreci devam ederken, pazartesi günü bir grup milisin 100 kadar Hıristiyan sivili rehin almasıyla olaylar başlamıştı. Şehirde resmi kurumlar 6 gündür kapalı. Bölgeye deniz ve hava ulaşımı da durdu. İsyancı gurup Moro Ulusal Kurtuluş Cephesi (MNLF) bölgenin bağımsızlığını ele geçirene kadar şehirden geri çekilmeyeceklerini duyurdu.Filipinlerin güney bölgesinde bulunan Zamboanga, ülkenin en önemli ticaret ve lojistik merkezlerinden biri durumunda. CİHAN
Zaman
Son Dakika
14.09.2013
Zamboangada30bindenfazlainsanaçlıktehlikesiilekarşıkarşıyaZamboangada 30 binden fazla insan açlık tehlikesi ile karşı karşıya
Toplam "130" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti