Habergec.Com Aranan Kelimeler:en özel yiyecek Değerlendirme: 10 / 10 976909
habergec.com
24.10.2014 Cuma
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

en özel yiyecek

Bilet fiyatları ‘festival teyzeleri’ni kızdırdı!
Zaman
14.10.2014
02:19
biletfiyatlari.jpg border=0 align=left width=80 height=60/>Yorumları ve sorularıyla film ekiplerine zor anlar yaşatan Altın Portakal seyircisi, bu yıl salonları dolduramadı. Sansür krizi ve Kobani eylemlerinin yanı sıra bilet fiyatlarındaki yüzde 60’lık artış da bu konudaki önemli bir etken. İki yıl önce kadın izleyicilerin 1 TL’ye izlediği festivalde biletler bu yıl 8 TL.51. Altın Portakal Film Festivali, açılış törenini şehir merkezinden uzaktaki EXPO Center’da yapsa da festival hareketliliği her zamanki gibi Atatürk Kültür Merkezi (AKM) çevresinde gerçekleşiyor. AKM’nin etrafına kurulan panayır havasındaki yiyecek-içecek çadırları, önceki yıllarda bir tost yemek için bazen yarım saat bekleyen basın mensupları ve film ekipleri için önemli bir imkân. Ancak Antalya’nın meşhur ‘festival teyzeleri’ için durum öyle değil. Bu yıl sansür krizi ve Kobani eylemleri dolayısıyla son yılların en sönük açılışını gerçekleştiren festivalin, heyecansız havası, ulusal gala gösterimlerinde de sürüyor.Ulusal Uzun Metraj Yarışma galalarını hıncahınç dolduran, her filmden sonra soruları ve yorumlarıyla film ekiplerine zor anlar yaşatan festival teyzeleri, bu yıl bilet fiyatlarından şikâyetçi. Fiyatlardaki fahiş artış, teyzeleri kızdırmış. Salona girmek için beklerken mavi eşarplı bir teyze, arkadaşına dert yanıyordu: “8 TL bilet mi olur?” Evet, AKM’de yapılan Ulusal Uzun Metraj Yarışması’nın gala gösterimlerinin bilet fiyatı 8 TL. Geçtiğimiz yıl 5 TL olan bilete yapılan % 60’lık zam sadece teyzelerin değil, festival seyircisinin de tepkisini çekti. Geçen yıl galaları ücretsiz izleyen 65 yaş üzeri seyircinin indirimi de kaldırıldı. 2012’de festivalin kadın temasına özel olarak kadın seyircilerin 1 TL’ye bilet aldığı düşünülünce festival teyzeleri için biletler 2 yılda % 700 zamlanmış oldu! Yaşanan olumsuzluklara bilet fiyatlarındaki ‘orantısız’ artış da eklenince yarışma filmlerinin galalarında alışılmışın aksine boş koltuk sayısı hayli fazlaydı.AKM’nin karşısında Migros AVM’deki Cinamaximum salonunda yapılan festival gösterimlerinin bile 7,5 TL olduğunu düşününce festival galalarının fiyatlarının 8 TL olması seyirciyi salonlardan uzaklaştıran en önemli etkenlerden biri. Bir kıyas yapmak gerekirse, şu sıralar İstanbul’da devam eden ve dünyanın A sınıfı festivallerinde ödül almış usta yönetmenlerin filmlerinin gösterildiği Filmekimi etkinliğinde hafta içi gündüz seansları 6 TL. Mesela, iki etkinlikte de gösterilen Altın Aslan ödüllü ‘İnsanları Seyreden Güvercin’ filmini hafta içi gündüz seansında Antalya seyircisi 7,5 TL’ye izlerken, İstanbullu sinemasever 6 TL’ye seyrediyor.YÖNETMENLERDEN SANSÜR BİLDİRİSİUlusal Uzun Metraj yarışması, cumartesi günü Neden Tarkovski Olamıyorum? filmi ile başladı. Yönetmen Murat Düzgünoğlu, film sonrası söyleşide ilk önce ‘sansür bildirisi’ okudu. Yarışmada yer alan 12 filmden dokuzunun yapımcı ve yönetmenleri ile birlikte Sinema Eseri Yapımcıları Meslek Birliği (SE-YAP) Başkan Yardımcısı ve Antalya Film Forum Koordinatörü Yamaç Okur, Antalya Film Forum Danışma Kurulu Üyesi Marsel Kalvo, Antalya Film Forum’da yer alan Ak Ejder filminin yapımcısı Funda Alp ve yapımcı İsmail İçen’in de metinde imzası var. ‘Kuzu’, ‘Oflu Hoca’yı Aramak’ ve ‘Guruldayan Kalpler’ filmlerinin yönetmenleri ise bildiriye imza atmadı.Ulusal yarışmadaki her filmin söyleşisinden önce okunacak bildiride, sansürün sinemacılar kadar seyirciyi cezalandırdığı belirtiliyor. Açıklamada, festivaller dışındaki kurumsallaşmış sansür aşamalarına da dikkat çekiliyor: “Sinema Sınıflandırma Kanunu, bakanlıkla temas ve destek alma sürecinin kendisi, belgesellerin dahi eser işletme belgesi alma zorunluluğu sansürün tespit edilmesi daha güç olan yüzünü ortaya kıymaktadır.” Bildiri, sansürü tartışmak için festival içinde bir serbest kürsü kurulacağının ve 17-18 Ekim günlerinde bu konu forumlarda tartışılacağının ilanıyla sona eriyor.Ulusal yarışmada önceki gün gösterilen sahte belgesel (mockumentary) türündeki ‘Oflu Hocayı Aramak’ filminin söyleşisinde yönetmen Levent Soyarslan, filminin festivalde yarışmasının sürpriz olduğunu söyledi. Özen Film’in sahibi Mehmet Soyarslan’ın oğlu olan yönetmen, babasının ilk üç filmde yapımcı ortağı olduğu Recep İvedik filmleri hakkında ise “Sadece 20 dakika dayanabildim.” yorumunda bulundu. Aynı akşam seyirciyle buluşan Venedik ödüllü ‘Sivas’ filminin köpek dövüşü sahnelerine tepki gösteren bazı seyirciler, salonu terk etti.Tabela gerginliğiDün, Ulusal Uzun Metraj Yarışması’ndaki ‘Kumun Tadı’ filminin gala söyleşisi gergin geçti. Filmin bir sahnesinde görünen AK Parti İlçe Başkanlığı tabelası seyircilerin “Neden reklam yapıy
Zaman
Kültür
14.10.2014
Biletfiyatları‘festivalteyzeleri’nikızdırdıBilet fiyatları ‘festival teyzeleri’ni kızdırdı
Bilet fiyatları ‘festival teyzeleri’ni kızdırdı!
Zaman
14.10.2014
02:19
biletfiyatlari.jpg border=0 align=left width=80 height=60/>Yorumları ve sorularıyla film ekiplerine zor anlar yaşatan Altın Portakal seyircisi, bu yıl salonları dolduramadı. Sansür krizi ve Kobani eylemlerinin yanı sıra bilet fiyatlarındaki yüzde 60’lık artış da bu konudaki önemli bir etken. İki yıl önce kadın izleyicilerin 1 TL’ye izlediği festivalde biletler bu yıl 8 TL.51. Altın Portakal Film Festivali, açılış törenini şehir merkezinden uzaktaki EXPO Center’da yapsa da festival hareketliliği her zamanki gibi Atatürk Kültür Merkezi (AKM) çevresinde gerçekleşiyor. AKM’nin etrafına kurulan panayır havasındaki yiyecek-içecek çadırları, önceki yıllarda bir tost yemek için bazen yarım saat bekleyen basın mensupları ve film ekipleri için önemli bir imkân. Ancak Antalya’nın meşhur ‘festival teyzeleri’ için durum öyle değil. Bu yıl sansür krizi ve Kobani eylemleri dolayısıyla son yılların en sönük açılışını gerçekleştiren festivalin, heyecansız havası, ulusal gala gösterimlerinde de sürüyor.Ulusal Uzun Metraj Yarışma galalarını hıncahınç dolduran, her filmden sonra soruları ve yorumlarıyla film ekiplerine zor anlar yaşatan festival teyzeleri, bu yıl bilet fiyatlarından şikâyetçi. Fiyatlardaki fahiş artış, teyzeleri kızdırmış. Salona girmek için beklerken mavi eşarplı bir teyze, arkadaşına dert yanıyordu: “8 TL bilet mi olur?” Evet, AKM’de yapılan Ulusal Uzun Metraj Yarışması’nın gala gösterimlerinin bilet fiyatı 8 TL. Geçtiğimiz yıl 5 TL olan bilete yapılan % 60’lık zam sadece teyzelerin değil, festival seyircisinin de tepkisini çekti. Geçen yıl galaları ücretsiz izleyen 65 yaş üzeri seyircinin indirimi de kaldırıldı. 2012’de festivalin kadın temasına özel olarak kadın seyircilerin 1 TL’ye bilet aldığı düşünülünce festival teyzeleri için biletler 2 yılda % 700 zamlanmış oldu! Yaşanan olumsuzluklara bilet fiyatlarındaki ‘orantısız’ artış da eklenince yarışma filmlerinin galalarında alışılmışın aksine boş koltuk sayısı hayli fazlaydı.AKM’nin karşısında Migros AVM’deki Cinamaximum salonunda yapılan festival gösterimlerinin bile 7,5 TL olduğunu düşününce festival galalarının fiyatlarının 8 TL olması seyirciyi salonlardan uzaklaştıran en önemli etkenlerden biri. Bir kıyas yapmak gerekirse, şu sıralar İstanbul’da devam eden ve dünyanın A sınıfı festivallerinde ödül almış usta yönetmenlerin filmlerinin gösterildiği Filmekimi etkinliğinde hafta içi gündüz seansları 6 TL. Mesela, iki etkinlikte de gösterilen Altın Aslan ödüllü ‘İnsanları Seyreden Güvercin’ filmini hafta içi gündüz seansında Antalya seyircisi 7,5 TL’ye izlerken, İstanbullu sinemasever 6 TL’ye seyrediyor.YÖNETMENLERDEN SANSÜR BİLDİRİSİUlusal Uzun Metraj yarışması, cumartesi günü Neden Tarkovski Olamıyorum? filmi ile başladı. Yönetmen Murat Düzgünoğlu, film sonrası söyleşide ilk önce ‘sansür bildirisi’ okudu. Yarışmada yer alan 12 filmden dokuzunun yapımcı ve yönetmenleri ile birlikte Sinema Eseri Yapımcıları Meslek Birliği (SE-YAP) Başkan Yardımcısı ve Antalya Film Forum Koordinatörü Yamaç Okur, Antalya Film Forum Danışma Kurulu Üyesi Marsel Kalvo, Antalya Film Forum’da yer alan Ak Ejder filminin yapımcısı Funda Alp ve yapımcı İsmail İçen’in de metinde imzası var. ‘Kuzu’, ‘Oflu Hoca’yı Aramak’ ve ‘Guruldayan Kalpler’ filmlerinin yönetmenleri ise bildiriye imza atmadı.Ulusal yarışmadaki her filmin söyleşisinden önce okunacak bildiride, sansürün sinemacılar kadar seyirciyi cezalandırdığı belirtiliyor. Açıklamada, festivaller dışındaki kurumsallaşmış sansür aşamalarına da dikkat çekiliyor: “Sinema Sınıflandırma Kanunu, bakanlıkla temas ve destek alma sürecinin kendisi, belgesellerin dahi eser işletme belgesi alma zorunluluğu sansürün tespit edilmesi daha güç olan yüzünü ortaya kıymaktadır.” Bildiri, sansürü tartışmak için festival içinde bir serbest kürsü kurulacağının ve 17-18 Ekim günlerinde bu konu forumlarda tartışılacağının ilanıyla sona eriyor.Ulusal yarışmada önceki gün gösterilen sahte belgesel (mockumentary) türündeki ‘Oflu Hocayı Aramak’ filminin söyleşisinde yönetmen Levent Soyarslan, filminin festivalde yarışmasının sürpriz olduğunu söyledi. Özen Film’in sahibi Mehmet Soyarslan’ın oğlu olan yönetmen, babasının ilk üç filmde yapımcı ortağı olduğu Recep İvedik filmleri hakkında ise “Sadece 20 dakika dayanabildim.” yorumunda bulundu. Aynı akşam seyirciyle buluşan Venedik ödüllü ‘Sivas’ filminin köpek dövüşü sahnelerine tepki gösteren bazı seyirciler, salonu terk etti.Tabela gerginliğiDün, Ulusal Uzun Metraj Yarışması’ndaki ‘Kumun Tadı’ filminin gala söyleşisi gergin geçti. Filmin bir sahnesinde görünen AK Parti İlçe Başkanlığı tabelası seyircilerin “Neden reklam yapıy
Zaman
Ana Sayfa
14.10.2014
Biletfiyatları‘festivalteyzeleri’nikızdırdıBilet fiyatları ‘festival teyzeleri’ni kızdırdı
Ağız kokusuna sebep olan bakterilerden kurtulmak için dilinizi de fırçalayın
Zaman
16.09.2014
14:56
Denizli Kamu Hastaneleri Birliğine bağlı Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi Diş Hekimi H.Cumhur Çelik, ağız kokusuna sebep olan bakterilerin dilde bulunduğu dilin mutlaka fırçalanması gerektiğini söyledi.Ağız ve diş bakımında esas olan fırçalama işlemi olduğunu ifade eden Çelik, Bunun için de önce doğru diş fırçasını seçmeliyiz. En uygun fırça orta sertlikte ve fırça başı küçük olanıdır. Fırça başı küçük olursa arka dişlere daha kolay ulaşırız, bulantı refleksini azaltmış oluruz. Diş macunu seçerken de flüorür içerikli olanını tercih etmeliyiz. Her seferinde farklı bir marka almalıyız. Böylelikle içindeki aşındırıcılar şekil ve boyut olarak her seferinde değişir ve aynı yönde bir aşınma oluşturmaz. Bu da dişlerimizin zarar görmesini engeller. dedi.Diş fırçası ıslatılmadan mercimek büyüklüğünde macunun sıkılması gerektiğini belirten Çelik, En fazla nohut büyüklüğünde olması kâfidir. Fazla macun kullanılması ağızdaki ferahlığı arttıracağından dişler tam olarak temizlenmeden fırçalama işlemini bitirmemize neden olur. Bu da etkin bir temizleme sağlamamızı engeller. Fırçalama işlemi de kesinlikle sağdan sola yatay yönde olmamalı. Yatay fırçalama diş minesini aşındırır, hassasiyeti arttırır, dişlerde renk değişikliği yapar, diş etlerinin çekilmesine sebep olur. İlerlemiş vakalarda kama şeklindeki defektler oluşur. Bu yüzden 45 derecelik açıyla diş etinden dişe doğru dairesel hareketler yaparak dişler ön yüzlerinden fırçalanmaya başlanılmalıdır. Ön dişlerden arka dişlere doğru bütün dişler fırçalanır. Aynı şekilde dişlerin arka yüzleri de fırçalanır. Ön dişlerin arka yüzleri fırça dikine tutularak temizlenir. Son olarak da dişlerin çiğneyici yüzleri de ileri geri hareketlerle temizlenir. diye konuştu.Diş fırçalarken gerekli özen gösterilse bile diş fırçasının dişlerin arasındaki çoğu noktaya ulaşamadığını vurgulayan Çelik, bunun da uzun vadede diş eti rahatsızlıklarına ve diş ara yüzlerinde çürümelere neden olduğuna dikkati çekerek diş ipi kullanılması gerektiğini anlattı. Çelik, Günde bir kez diş ipi kullanmak; diş lekeleri, tartar, diş taşı oluşumunu da büyük oranda önler ve dişlerin daha beyaz ve sağlıklı olmasına yardımcı olur. Fırçalama işleminden sonra diş fırçasının ulaşamadığı ara yüzler, diş ipleriyle tek tek temizlenir. Bu işlem sırasında diş etlerine zarar vermemek için özen gösterilmelidir. şeklinde konuştu.Ağız bakımının son aşamasının da dilin fırçalanması olduğunu dile getiren Çelik, son araştırmaların ağız kokusuna sebep olan bakterilerin dilde bulunduğunu tespit edildiğini ifade etti. Dilin fırçalanmasının şart olduğunu vurgulayan Çelik, şunları kaydetti: Dilimizi diş fırçamızla temizleyebileceğimiz gibi özel dil fırçalarıyla da temizleyebiliriz. Fırçayı dilin arka kısmından öne doğru bastırmadan süpürme hareketi yaparak temizlemeliyiz. Dilimizi kanatmadan, incitmeden nazikçe temizlemeliyiz. Ağız ve diş bakımında kullanabileceğimiz başka ekipmanlar da vardır. Bunlar; elektrikli diş fırçaları ve diş ipleri, ara yüz fırçaları, ağız duşları, ağız gargaraları ve spreyleridir. Sağlıklı dişlere sahip olmak iyi görünmemiz ve iyi hissetmemizin yanı sıra; yemek yememizi ve konuşmamızı da sağlar. İyi bir ağız sağlığı huzurumuz için de önem taşır. Kurallı ve doğru diş fırçalama ve diş ipi kullanımını içeren günlük önleyici bakım, diş ve dişeti problemlerini ortaya çıkmadan önce durdurmamıza yardımcı olur. Fakat, düzenli ağız bakımı yapılmazsa, yiyecek artıkları dişler arasında, dilin ve diş etlerinin üzerinde birikerek ağızda kalır ve bir süre sonra kokuya neden olur. Daha sonra diş çürüğü, diş eti kanamaları, diş eti çekilmesi ve diş kaybı ile sonuçlanır. Diş çürüğü ve diş kaybının geri dönüşü yoktur sadece dolgu ve protez restorasyonları ile tedavi seçenekleri mevcuttur.(CİHAN)
Zaman
Sağlık
16.09.2014
AğızkokusunasebepolanbakterilerdenkurtulmakiçindilinizidefırçalayınAğız kokusuna sebep olan bakterilerden kurtulmak için dilinizi de fırçalayın
Yemekte çocuğun seçme arzusu ve kararları göz önüne alınmalı
Zaman
12.09.2014
16:32
Özel Sani Konukoğlu Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Gülen Mavi, çocukların doğru beslenme alışkanlığı kazanmasında büyüklerin tutumunun çok önemli olduğunu belirtti. Okulların açılmasına kısa bir süre kala çocukların beslenme alışkanlıklarına dikkat çeken Mavi, yemekte çocuğun seçme arzusu ve kararlarının da göz önüne alınması gerektiğine dikkat çekti.Okul çağındaki çocukların beslenme alışkanlıklarıyla ilgili açıklamada bulunan Diyet Uzmanı Gülen Mavi, okulların açılmasıyla birlikte çocukların beslenme düzeninin de değişmeye başladığını ifade ederek, yaşadıkları tempo ve yeni çalışma düzeninin beraberinde beslenme sorunlarını da getirebileceğini söyledi. Okul çağında kazanılan beslenme alışkanlıklarının, yetişkinlik dönemindeki beslenme alışkanlıklarını da etkilediğine işaret eden Mavi, ebeveynlerin, çocuklarının bu dönemde doğru beslenme alışkanlıkları edinmesine yardımcı olması gerektiğine değindi.Çocuğun doğru beslenme alışkanlığı kazanmasında büyüklerinin tutumunun çok önemli olduğunu vurgulayan Mavi, şunları kaydetti: Herhangi bir hastalık olmadan çocuğun yemek yemede zorlanmasının nedenleri; yaşından dolayı fizyolojik durumunun gerektirdiği enerji ve besin gereksinimlerinin ne kadar olduğunun bilinememesi ve çocuğun seçme arzusuna yer verilmemiş olmasıdır. Yedirmede çocuğun seçme arzusu ve kararları da göz önüne alınmalıdır.Çocuğun almayı reddettiği yiyeceği vermekte ısrar etmenin doğru bir davranış olmayacağına dikkati çeken Mavi, ailelere şu uyarılarda bulundu: Yemek yeme hususunda çocuk ile büyük arasında meydana gelen anlaşmazlık, annelerin belli saatlerde ve fazla miktarda yiyecek vermedeki ısrarlarından kaynaklanabilmektedir. Anneler kendi çocuklarını başkalarıyla kıyaslayarak az yediğini söylerler. Her çocuğun metabolizma hızı, vücut yapısı aynı olmadığına göre, aynı miktarda yiyecek alması da beklenilmemelidir. Çocuklar seçmekte serbest bırakılırsa daha iyi bir beslenme alışkanlığı kazanabilmektedirler.Sağlıklı bir öğün hakkında da bilgiler veren Mavi, Sağlıklı bir öğün et, süt, sebze, tahıl, meyve gruplarından hepsini içermelidir. Çocukların kemik ve diş gelişimi için günde en az 2-3 porsiyon süt grubu besinlerden tüketmeleri gerekmektedir. diye konuştu. Protein, demir ve B grubu vitaminlerinin karşılanması için kırmızı et, tavuk, balık, yumurta, peynir, kuru baklagil tüketilmesini öneren Mavi, hamur işi ve çok yağlı besinlerin kalp-damar hastalıkları ve obezite riskini arttıracağının bilgisini verdi.(CİHAN)
Zaman
Sağlık
12.09.2014
YemekteçocuğunseçmearzusuvekararlarıgözönünealınmalıYemekte çocuğun seçme arzusu ve kararları göz önüne alınmalı
Yemekte çocuğun seçme arzusu ve kararları göz önüne alınmalıdır
Zaman
12.09.2014
11:35
Özel Sani Konukoğlu Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Gülen Mavi, çocukların doğru beslenme alışkanlığı kazanmasında büyüklerin tutumunun çok önemli olduğunu belirtti. Okulların açılmasına kısa bir süre kala çocukların beslenme alışkanlıklarına dikkat çeken Mavi, yemekte çocuğun seçme arzusu ve kararlarının da göz önüne alınması gerektiğine dikkat çekti.Okul çağındaki çocukların beslenme alışkanlıklarıyla ilgili açıklamada bulunan Diyet Uzmanı Gülen Mavi, okulların açılmasıyla birlikte çocukların beslenme düzeninin de değişmeye başladığını ifade ederek, yaşadıkları tempo ve yeni çalışma düzeninin beraberinde beslenme sorunlarını da getirebileceğini söyledi. Okul çağında kazanılan beslenme alışkanlıklarının, yetişkinlik dönemindeki beslenme alışkanlıklarını da etkilediğine işaret eden Mavi, ebeveynlerin, çocuklarının bu dönemde doğru beslenme alışkanlıkları edinmesine yardımcı olması gerektiğine değindi. Çocuğun doğru beslenme alışkanlığı kazanmasında büyüklerinin tutumunun çok önemli olduğunu vurgulayan Mavi, şunları kaydetti: Herhangi bir hastalık olmadan çocuğun yemek yemede güçlük yaratmasının nedenleri; yaşından dolayı fizyolojik durumunun gerektirdiği enerji ve besin gereksinimlerinin ne kadar olduğunun bilinememesi ve çocuğun seçme arzusuna yer verilmemiş olmasıdır. Yedirmede çocuğun seçme arzusu ve kararları da göz önüne alınmalıdır. Çocuğun almayı reddettiği yiyeceği vermekte ısrar etmenin doğru bir davranış olmayacağına dikkati çeken Mavi, ailelere şu uyarılarda bulundu: Yemek yeme hususunda çocuk ile büyük arasında meydana gelen anlaşmazlık, annelerin belli saatlerde ve fazla miktarda yiyecek vermedeki ısrarlarından kaynaklanabilmektedir. Anneler kendi çocuklarını başkalarıyla kıyaslayarak az yediğini söylerler. Her çocuğun metabolizma hızı, vücut yapısı aynı olmadığına göre, aynı miktarda yiyecek alması da beklenilmemelidir. Çocuklar seçmekte serbest bırakılırsa daha iyi bir beslenme alışkanlığı kazanabilmektedirler. Sağlıklı bir öğün hakkında da bilgiler veren Mavi, Sağlıklı bir öğün et, süt, sebze, tahıl, meyve gruplarından hepsini içermelidir. Çocukların kemik ve diş gelişimi için günde en az 2-3 porsiyon süt grubu besinlerden tüketmeleri gerekmektedir. diye konuştu. Protein, demir ve B grubu vitaminlerinin karşılanması için kırmızı et, tavuk, balık, yumurta, peynir, kuru baklagil tüketilmesini öneren Mavi, hamur işi ve çok yağlı besinlerin kalp-damar hastalıkları ve obezite riskini arttıracağının bilgisini verdi.(CİHAN)
Zaman
Son Dakika
12.09.2014
YemekteçocuğunseçmearzusuvekararlarıgözönünealınmalıdırYemekte çocuğun seçme arzusu ve kararları göz önüne alınmalıdır
Günseli Ö. Ocakoğlu - Dünyada yükselen 6 trend geleceği nasıl şekillendirecek?
Zaman
08.09.2014
02:07
Elektrik ve elektronik cihazlarda yükselen eğilim şöyle: 1- Görsel kalite önemli. O halde 4K teknolojili televizyonlar talep görecek. 2- Sağlıklı yaşam trendi giderek yükseliyor.O halde organik ve taze yiyecek vaat eden soğutucular satılacak. 3- Çevre duyarlılığı aldı başını gidiyor. O halde daha az enerji ve su tüketen yardımcı ev araçları giderek daha çok tercih edilecek. 4- Doğru zamanda doğru öneri satışı artıracak, bu sebeple mobil iletişim önü engellenemez biçimde yükselecek. O halde gün mobil cihaz ve uygulamaların günüdür. 5- Evlerimizi ‘Home my sweet home’ yerine ‘Home my smart home’ diye seveceğimiz. O halde teknolojiyi kullanan ‘Akıllı Evlerimiz’ olacak 6- Wireless soluduğumuz bir dünyada giyilebilir teknolojiler bedenimizi bir mecraya dönüştürürken her yerde her an bağlantıda olacağız. O halde artık kaybolmayacak ama kaçıp kurtulmak istediğimizde bunu başaramayacağız.Küresel şirketlerin gövde gösterisi bir başka oluyorHem trendleri hem de ürün ve cihazlara mahirce yerleştirilmiş trendleri görmek üzere Berlin IFA’da buluşuyor üretenlerle dağıtıp satanlar. B2C teknolojinin dünyada geldiği aşamayı görmek isteyenler de orada. IFA teknolojide tam bir pazar yeri.Küresel devler stantlarını oldukça iyi hazırlamış. Rakip tanımazlığını ortaya koyan Samsung benzerlerinin toplandığı pavyondan kopmuş tek başına yekpare sunuyor tüm ürünlerini. Cüretkar! Sağlıktan eğitime, perakendeden mobil çıktı tekniklerine kadar hayatın her alanında düşünülmüş ve üretilmiş teknolojiler geleceğin dünyasında yaşamayı kolaylaştıracak.Sony ‘walkman’i icat eden ama süreci yönetemediği için mobil devrime ayak uyduramayan dev olarak hâlâ dikkatlice izleniyor. Sony standında en çok dikkat çeken de bir sörfçünün yaşadıklarını kaydeden ve Sony tarafından 3 milyar dolara satın alınan baş üstü kamerası. Sony hâlâ görsel ve işitsel kaliteden ödün vermeden yürüyor.Bilenler Toshiba standı için ürünlerin yerinin dahi değişmediğini söylüyor. Ben onların yalancısıyım! Ama kişisel olarak sunulan ürünlerde dikkatimi çeken birine rastlamadım.Vodafone ağır ağabey. Tek başına devasa bir alanda ürün ve hizmetlerini sunarken iş ve stratejik ortaklık yaptığı tüm markalarda Vodafone’u hissettiriyor.LG standı sanki başka bir dünyadan bugüne sesleniyor. Şık saatlerin bulunduğu vitrin giyilebilir teknolojide gelinen noktayı gösteriyor. Birbiriyle konuşan ekranların yeteneği şaşırtıyor.Bizden de Vestel ile Beko’nun stantlarını gezme fırsatı buldum. Vestel standında hem yeni ürün akıllı telefon Venus hem de geliştirilmiş teknoloji ve tasarımlarıyla öne çıkan televizyonlar vardı. Vestel standı B2B sunumlar için dizayn edilmişti. 19’uncu kez IFA’ya katılan Vestel bu yıl özel hazırlık yapmış. Büyük ancak kompakt bir dizayn yapılarak dağıtımcıların dikkati dağıtılmamış.Beko’nun standı şıktı. Beko ürünleriyle yapılan pişirme ve boyama aktivitesine dalmış fuar katılımcıları dalıp gitmişlerdi. Ürün tazeliği iddiasını da ortaya koyduğunu düşündüğüm “İyi fikirler iyi bitkiler gibidir her yerde yeşerirler.” diyen botanik bahçesini andıran raflar ise özgündü.Gelelim bize; beyaz ve kahverengi eşya üretiminde bu kadar iddialı akıllı telefonlara bu kadar tutkunken teknolojine ye bir biçimiyle dokunan herkesin IFA’yı mutlaka gezmesini öneririm.Yerel üreticiler global markalara geri adım attırıyorAraştırmalar dünyada 7,1 milyar insan, 7,3 milyar cep telefonu var diyor. Üstüne bir de şimdilik cari açığı yıllık 52,636 milyar dolar olan ülkemizde 6 milyar dolar ile cep telefonu 2’nci büyük müsebbip. 10 milyon ithal edip 1 milyon tane de dışardan getiriyormuşuz. Kaldı ki sadece bedeli değil kullandığı enerji de cari açığa katkıda bulunuyor. Türkiye’nin ilk ve tek akıllı telefonu Venus’ü tanıtırken, “Trendler mobil der ve ülkemizdeki akıllı telefon tutkusu böyleyken mobil teknolojiyi görmezden gelmezdik.” diyor Vestel Şirketler Grubu İcra Kurulu Başkanı Turan Erdoğan ve devam ediyor: “Otomobilde bir babayiğit çıkmadı ama yıllık toplamda 30 milyon, ekranlı cihaz üretiminde 15 milyon adet kapasiteye sahip bir teknoloji şirketi olarak sahip olduğumuz deneyimle akıllı telefon üretimine geçtik.” IFA gibi dünya teknoloji devlerinin birbiriyle yarıştığı arenada bir iddiayı ortaya koymak bile başlı başına değerli. Hakim markalar, pazar dinamikleri ve rakiplerin göz korkutan büyüklüğü dikkate alındığında caydırıcı tüm etkenleri göz ardı edip bir yerden başlamak gerekiyordu.Herkes ‘yerli malı yurdun malı’ derken biz!“Tüm dünyada akıllı cep telefonu pazarında yerel üreticilerde artış gözlemlendiğini söyleyen İcra Kurulu Bakanı Turan Erdoğan bir de küresel gelişmeyi paylaşıyor: “Büyük telefon üreticileri yerel markalara ve üreticilere k
Zaman
Köşe Yazıları
08.09.2014
GünseliÖOcakoğlu-Dünyadayükselen6trendgeleceğinasılşekillendirecek?Günseli Ö Ocakoğlu - Dünyada yükselen 6 trend geleceği nasıl şekillendirecek?
Kurban Bayramı ne zaman? (Kurban Bayramı tatili kaç gün?)
Zaman
04.09.2014
15:18
Hicri takvime göre Zilhicce ayının onuncu gününden itibaren 4 gün boyunca Kurban Bayramı’dır. Miladi ve Hicri takvim arasındaki zaman farkından dolayı, pek çok kişi Kurban Bayramı gibi önemli dini günlerin ne zaman olduğunu bilmekte güçlük çekiyor. Kurban Bayramı ne zaman? Kurban Bayramı’nda kaç gün tatil var? Bütün bu soruların ve daha fazlasının cevabını haberimizde bulabilirsiniz.2014 yılında Kurban Bayramı 4 Ekim Cumartesi günü başlayacak ve 7 ekim Salı günü son bulacak. Arife günü olan Cuma günü öğleden sonra başlamak üzere 8 Ekim Çarşamba gününe kadar resmi tatil ilan edildi. Devlet memurları ve pek çok özel şirket 8 Ekim Çarşamba günü sabahı işbaşı yapacak. Kurban Bayramı öncesinde yaşanan gelişmeleri sizler için derledik.KAYSERİDE KURBANLIKLAR MOBİL ARAÇLARDA KESİLECEKKayserinin merkez Kocasinan İlçesi Belediye Başkanı Mustafa Çelik, Kurban Bayramı için Oymaağaçta 4 kurban kesim noktası oluşturarak 2 mobil kesim aracı satın alacaklarını, bunların kalabalık semtlerde halkın ayağına giderek, kurbanlıklarını keseceğini açıkladı. Kocasinan Belediye Meclisi toplantısında konuşan Başkan Mustafa Çelik, önümüzdeki Kurban Bayramı hazırlıkları hakkında meclis üyelerini bilgilendirdi. Çelik, Kurban Bayramında sokaklarda kan, pislik ve kurban atıkları gibi çevre kirliliği yaratan görüntülerin ortaya çıkmaması ve vahşet gibi sunulabilecek görüntülerin ortaya çıkmaması için önlem aldıkladını belirterek şöyle dedi: Kocasinan bölgesinin kurban satış yeri Oymaağaç olarak belirlendi. Oymaağaçı yeniden planlıyoruz. Tüm kurban satıcılarının çadırlarını kuracakları, hayvanlarını besleyebilecekleri özel alanlar planlıyoruz. İtfaiye, ambulans ve din görevlilerin de bulunacağı alanlar olacak. Kurban almak için gelenlerin rahat edebilmesi için yiyecek, içecek ikramının yapılabileceği kafe tarzı alanların da bulunacağı çok nezih bir kurban satış ortamı hazırlayacağız. Yüksek kapasiteli 2 mobil kesim aracı alacağız. Bu araçlarımızı da nüfusun en kalabalık olduğu Fatih, Fevzi Çakmak, Erciyesevler ve Mimar Sinan mahallelerimizde konuşlandıracağız.KURBAN BAYRAMI ÖNCESİ ALINAN ÖNLEMLER VE YAPILAN DÜZENLEMELERKurban Bayramına 1 ay kala kurban satış ve kesim yerlerine ilişkin düzenlemeler hazırlandı. Buna göre il ve ilçelerde hazırlanan kurban satış ve kesim yerleri 24 Eylül 2014 Çarşamba gününden valilik, kaymakamlık, müftülük ve belediyelerin internet adreslerinde yayımlanacak. Trakyadaki iller ile İstanbulun Avrupa yakasına, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının genelgeleri kapsamında uygun şartları taşıyan kurbanlık hayvanların sevklerine 19 Eylül 2014 tarihinden itibaren başlanacak, bu tarihten önce sevk işlemi yapılmayacak. Hastalıklı hayvanların satışının ve kesiminin önlenmesi için denetimler ve kontroller sıklaştırılacak. Küpelenmeyen ve kaydı bulunmayan hayvanlarına satışına ve kesimine izin verilmeyecek.Kurban Bayramına kurban satış ve kesim yerlerine ilişkin düzenlemeler hazırlandı. Buna göre il ve ilçelerde hazırlanan kurban satış ve kesim yerleri 24 Eylül 2014 Çarşamba gününden valilik, kaymakamlık, müftülük ve belediyelerin internet adreslerinde yayımlanacak. Trakyadaki iller ile İstanbulun Avrupa yakasına, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının genelgeleri kapsamında uygun şartları taşıyan kurbanlık hayvanların sevklerine 19 Eylül 2014 tarihinden itibaren başlanacak, bu tarihten önce sevk işlemi yapılmayacak.Diyanet İşleri Başkanlığının 2014 Yılı Kurban Hizmetlerinin Uygulanmasına Dair Tebliğ Resmi Gazete’de yayımlandı. Tebliğ, 2014 yılı Kurban Bayramı nedeniyle ibadet amaçlı kurban kesmek isteyenlerin kurbanlarını dini hükümlere, sağlık şartlarına ve çevre temizliğine uygun olarak hayvana en az acı verecek şekilde kesmelerine veya vekâlet yoluyla kestirmelerine yardımcı olunmasını, kurban satış ve kesim yerlerinin belirlenmesini, kesim yapacak kişilerin eğitilmesini amaçlıyor. Buna göre, illerde Vali veya görevlendireceği bir Vali Yardımcısının, ilçelerde ise Kaymakamın başkanlığında, Müftülük, İl Sağlık Müdürlüğü, İl Halk Sağlığı Müdürlüğü, İlçe Toplum Sağlığı Merkezi, İlçe Sağlık Müdürlüğü, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı İl/İlçe Müdürlüğü, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İl Müdürlüğü, Orman ve Su İşleri Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar İl Şube Müdürlüğü, Belediye ve Türkiye Diyanet Vakfı temsilcisinden Kurban Hizmetleri Komisyonunu oluşturulacak. Kurban Hizmetleri Komisyonu, şehirlerde ihtiyacı karşılayacak sayıda ve büyüklükte kurban satış ve kesim yerleri ile adaklık kesim yerleri tesis edecek. Kurban keseceklerin kurbanlarını toplu kesim yerlerinde kesmeleri için tedbirler alacak olan komisyon hizmetlerin kolaylaştırılması için kurbanlık hayvan satış ve kesim mekânları birbirine yakın yerlerde planlayacak, çevresel riskleri en aza indirerek varsa atık yönetimi olan alanlar belirleyecek. Bu çerçevede gerektiğinde P
Zaman
Son Dakika
04.09.2014
KurbanBayramınezaman?(KurbanBayramıtatilikaçgün?)Kurban Bayramı ne zaman? (Kurban Bayramı tatili kaç gün?)
(Özel Haber) Çinliler Bursa Kirazı Yiyecek
Haber3
03.07.2014
10:03
(ÖzelBursa Kirazı Yiyecek />

Yaş meyve ve sebzeciler Türk kirazını Çin’e ihraç etmeyi hedefliyor. Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği (UYMSİB) Başkanı Dr. Salih Çalı, Çinlilerin kiraza hayran kaldığını ifade ederek, bir an önce dünyanın en kalabalık ülkesine ihraç etmek için

Haber3
Son Dakika
03.07.2014
(ÖzelHaber)ÇinlilerBursa/">BursaKirazıYiyecekBursa-Kirazı-Yiyecek/">(Özel Haber) Çinliler Bursa Kirazı Yiyecek
Çanakkale’den mektup var
Zaman
03.07.2014
02:03
Şu sıralar Çanakkale’de tatlı bir telaş var. Şehir, Çanakkale Savaşı’nın 100. yılına yetişecek bir filme ev sahipliği yapıyor.2007 yapımı ‘120’ filmiyle tanınan Özhan Eren’in yeni projesi ‘Son Mektup’, geçtiğimiz günlerde ‘motor’ dedi. Kültür Bakanlığı’nın Sinema Destekleme Kurulu’ndan 1 milyon 750 bin TL’lik rekor bir destekle yola çıkan filmin yapımcısı ve yönetmeni Eren, senaryoya da imza atmış.Çanakkale Savaşları’nı anlatan ‘Son Mektup’ filminde Tansel Öngel, Nesrin Cavadzade, Nermin Hüseynova ve Barbara Sotelsek’in yanı sıra Hüseyin Avni Danyal ile Ayten Uncuoğlu gibi tecrübeli isimler de rol alıyor. Filmde, gönüllü olarak Çanakkale’ye giden ve orada tanışan Pilot Yüzbaşı Salih Ekrem ile Nihal Hemşire’nin hikâyeleri anlatılıyor. İkisi bir yandan savaşın zorlu şartlarında koşuştururken diğer yandan da Fuat isminde kimsesiz bir çocuğu korumak için birlikte mücadele ederler. İngilizlerin bir hava baskınında Salih Yüzbaşı’nın ona yardımı sayesinde kurtulan Fuat, Nihal Hemşire’nin kanatları altına sığınarak ikisinin daha da yakınlaşmasına vesile olur.Filmin hava sahnelerinin çekimleri özel teknikler kullanılarak yapılıyor. Filmin çekimleri için 1915’te Osmanlı ordusunun kullandığı 4 uçak, aslına uygun olarak yeniden imal edilmiş. Yerde motor çalıştıracak donanıma sahip uçaklarla önümüzdeki ay içinde açık hava çekimleri yine Çanakkale’de yapılacak.Başrol oyuncularından Tansel Öngel, Pilot Yüzbaşı Salih Ekrem rolü için heyecanlı olduğunu gizlemiyor. Çanakkale Savaşları’nın sadece bu topraklar için değil, dünya tarihi için de çok önemli olduğunu söyleyen Öngel, “Muharebe kara savaşlarına dönüştüğünde, iki tarafın birbirine yiyecek içecek verdiği bir savaştan bahsediyoruz. Savaşın en önemli simgesi, Gelibolu Yarımadası’nda bulunan bir Türk askerinin, Anzak askerini kucağında taşıması. Osmanlı döneminde çok fazla pilotu yok. Almanya’da eğitim görüp Türkiye’ye dönüyorlar. O dönemdeki uçaklar, bildiğimiz uçaklar değil, üstleri açık. Daha çok bilgi toplamak için uçuyorlar. Uçaklarda ateşli silah tesisatı yok. Gayet ilkel ve o uçaklara binmek cesaret ister.”‘PARA PUL ÖNEMLİ DEĞİL’Filmde küçük bir rol de alan Özhan Eren, Kültür Bakanlığı’ndan gelen rekor destek konusuna değindi. Hedeflerinin Çanakkale Savaşları’na lâyık bir film yapmak olduğunu belirten Eren, “Bu projede para pul hesaplarını değil, filmin kendisini çok önemsiyoruz. Elimizden geldiği kadar nerede kaynak bulursak oraya başvurduk. Bir tek hedefimiz var: Çanakkale harbinin şanına, 100. yılının şanına yakışır bir sinema filmi olması. Bizler memnun olalım, seyircimiz mutlu olsun istiyoruz.” dedi. Eren, projenin evveliyatının altı yıl öncesine dayandığını ifade etti: “Çok uzun senelerdir çalışıyoruz, aklımıza gelebilecek bütün detayları hesapladık. Altı yıl önce başladım senaryosunu yazmaya. Daha sonra uçak ve harp gemilerinin animasyon çalışmaları başladı, geçen yıl onlar bitti. Bütün sahnelerin geçtiği yerleri dekor olarak ürettik. 100. yılına, harbin kendisine, fedakâr Mehmetçiğe lâyık olan bir film yapabilirsek biz dersi geçmiş olacağız.”Filmde Nihal Hemşire’yi oynayacak Nesrin Cavadzade, senaryodan etkilenmiş. Bugüne kadar hiç dönem filminde oynamadığını dile getiren Cavadzade, 23 yaşında savaşın ortasında kimsesiz bir kadını oynamanın kendisini heyecanlandırdığını söyledi: “Daha önce hep günümüz karakterlerini canlandırdım. İlk defa bir dönem filminde oynuyorum. Bu beni çok heyecanlandırdı. 1915’te yaşamış bir karakteri oynamak, her şeyden önce bir de 23 yaşında bütün ailesini Balkan Harbi’nde kaybetmiş, kendi isteğiyle, gönüllü olarak Çanakkale Savaşı’na yardımcı olmak için katılan bir hemşireyi oynamak çok cezbedici bir şey.”Türk sinemasının en pahalı yapımlarından biri olmaya aday ‘Son Mektup’, 27 Şubat 2015’te seyirciyle buluşacak.
Zaman
Ana Sayfa
03.07.2014
Çanakkale’denmektupvarÇanakkale’den mektup var
Çanakkale’den mektup var
Zaman
03.07.2014
01:59
Şu sıralar Çanakkale’de tatlı bir telaş var. Şehir, Çanakkale Savaşı’nın 100. yılına yetişecek bir filme ev sahipliği yapıyor.2007 yapımı ‘120’ filmiyle tanınan Özhan Eren’in yeni projesi ‘Son Mektup’, geçtiğimiz günlerde ‘motor’ dedi. Kültür Bakanlığı’nın Sinema Destekleme Kurulu’ndan 1 milyon 750 bin TL’lik rekor bir destekle yola çıkan filmin yapımcısı ve yönetmeni Eren, senaryoya da imza atmış.Çanakkale Savaşları’nı anlatan ‘Son Mektup’ filminde Tansel Öngel, Nesrin Cavadzade, Nermin Hüseynova ve Barbara Sotelsek’in yanı sıra Hüseyin Avni Danyal ile Ayten Uncuoğlu gibi tecrübeli isimler de rol alıyor. Filmde, gönüllü olarak Çanakkale’ye giden ve orada tanışan Pilot Yüzbaşı Salih Ekrem ile Nihal Hemşire’nin hikâyeleri anlatılıyor. İkisi bir yandan savaşın zorlu şartlarında koşuştururken diğer yandan da Fuat isminde kimsesiz bir çocuğu korumak için birlikte mücadele ederler. İngilizlerin bir hava baskınında Salih Yüzbaşı’nın ona yardımı sayesinde kurtulan Fuat, Nihal Hemşire’nin kanatları altına sığınarak ikisinin daha da yakınlaşmasına vesile olur.Filmin hava sahnelerinin çekimleri özel teknikler kullanılarak yapılıyor. Filmin çekimleri için 1915’te Osmanlı ordusunun kullandığı 4 uçak, aslına uygun olarak yeniden imal edilmiş. Yerde motor çalıştıracak donanıma sahip uçaklarla önümüzdeki ay içinde açık hava çekimleri yine Çanakkale’de yapılacak.Başrol oyuncularından Tansel Öngel, Pilot Yüzbaşı Salih Ekrem rolü için heyecanlı olduğunu gizlemiyor. Çanakkale Savaşları’nın sadece bu topraklar için değil, dünya tarihi için de çok önemli olduğunu söyleyen Öngel, “Muharebe kara savaşlarına dönüştüğünde, iki tarafın birbirine yiyecek içecek verdiği bir savaştan bahsediyoruz. Savaşın en önemli simgesi, Gelibolu Yarımadası’nda bulunan bir Türk askerinin, Anzak askerini kucağında taşıması. Osmanlı döneminde çok fazla pilotu yok. Almanya’da eğitim görüp Türkiye’ye dönüyorlar. O dönemdeki uçaklar, bildiğimiz uçaklar değil, üstleri açık. Daha çok bilgi toplamak için uçuyorlar. Uçaklarda ateşli silah tesisatı yok. Gayet ilkel ve o uçaklara binmek cesaret ister.”‘PARA PUL ÖNEMLİ DEĞİL’Filmde küçük bir rol de alan Özhan Eren, Kültür Bakanlığı’ndan gelen rekor destek konusuna değindi. Hedeflerinin Çanakkale Savaşları’na lâyık bir film yapmak olduğunu belirten Eren, “Bu projede para pul hesaplarını değil, filmin kendisini çok önemsiyoruz. Elimizden geldiği kadar nerede kaynak bulursak oraya başvurduk. Bir tek hedefimiz var: Çanakkale harbinin şanına, 100. yılının şanına yakışır bir sinema filmi olması. Bizler memnun olalım, seyircimiz mutlu olsun istiyoruz.” dedi. Eren, projenin evveliyatının altı yıl öncesine dayandığını ifade etti: “Çok uzun senelerdir çalışıyoruz, aklımıza gelebilecek bütün detayları hesapladık. Altı yıl önce başladım senaryosunu yazmaya. Daha sonra uçak ve harp gemilerinin animasyon çalışmaları başladı, geçen yıl onlar bitti. Bütün sahnelerin geçtiği yerleri dekor olarak ürettik. 100. yılına, harbin kendisine, fedakâr Mehmetçiğe lâyık olan bir film yapabilirsek biz dersi geçmiş olacağız.”Filmde Nihal Hemşire’yi oynayacak Nesrin Cavadzade, senaryodan etkilenmiş. Bugüne kadar hiç dönem filminde oynamadığını dile getiren Cavadzade, 23 yaşında savaşın ortasında kimsesiz bir kadını oynamanın kendisini heyecanlandırdığını söyledi: “Daha önce hep günümüz karakterlerini canlandırdım. İlk defa bir dönem filminde oynuyorum. Bu beni çok heyecanlandırdı. 1915’te yaşamış bir karakteri oynamak, her şeyden önce bir de 23 yaşında bütün ailesini Balkan Harbi’nde kaybetmiş, kendi isteğiyle, gönüllü olarak Çanakkale Savaşı’na yardımcı olmak için katılan bir hemşireyi oynamak çok cezbedici bir şey.”Türk sinemasının en pahalı yapımlarından biri olmaya aday ‘Son Mektup’, 27 Şubat 2015’te seyirciyle buluşacak.
Zaman
Kültür
03.07.2014
Çanakkale’denmektupvarÇanakkale’den mektup var
Dış politikada büyük düşüş
Zaman
28.06.2014
14:06
Türkiye’nin küresel vizyonu elbette çok yönlü olmalıdır. Ancak Batı ve Ortadoğu bizim için tarih boyunca daima özel ağırlık taşıyan iki büyük kültür alanıdır.Yüzyıllardır devam eden bir yöneliş sonunda Türkiye bugün Batı dünyasının bir parçasıdır. Türkiye aynı zamanda İslam’ın merkezi Ortadoğu ile ayrılamaz tarih ve kültür bağlarına sahiptir. Bu iki büyük kültür alanıyla güçlü ilişkiler inşa etmemiz, öncelikle Türkiye’nin çıkarınadır. Ama bundan aynı zamanda Batı’nın ve Ortadoğu’nun da kazanacağı çok şeyler vardır. Söz konusu olan, üç taraflı bir kazanç durumudur.Bu vizyonun ilk şartı, Türkiye’nin temel hak ve özgürlüklere sahip bir demokratik hukuk devletine sahip olmasıdır. Aksi takdirde ne Batı’da ne de Ortadoğu’da arzu edilen hedeflere ulaşmamız mümkündür. İkincisi, dış politika icraatlarının iyi düşünülmüş ve sağlam analizler üzerine kurulu bir şekilde, asgari hatayla yapılmasıdır. Nihayet üçüncüsü, uluslararası ilişkilerde özenli bir dilin korunması ve farklıklarımızın medeni bir üslupla ifade edilmesi gereğidir. Bugün Berlin’den Bağdat’a dış ilişkilerimizi gölgeleyen üslubu değiştirmemiz, Cumhuriyet ve Osmanlı dönemi devlet adamlarımızın, yani kendi geleneğimizin diplomasi üslubuna geri dönmemiz gerekiyor. Son yıllarda bu şartların üçü de giderek bozuldu ve Türkiye kaygı verici bir düşüş içine girdi.Türkiye’nin AB üyelik hedefi, açılan 14 başlığa rağmen, müzakerelerin başladığı 2005’e göre bugün artık daha uzakta. Ankara’daki iktidarın AB’nin en güçlü ülkesi Almanya nezdinde itibarı yere çakılmış durumda. Mevcut gidişi devam ederse, Türkiye’nin AB üyesi olma ihtimali bulunmuyor. Batı dünyasının lideri Amerika’da 2008’den beri başkanlık koltuğunda Barack Obama’nın oturması Türkiye için muazzam bir fırsattı. Çünkü İslam dünyasına dönük vizyonu açısından, Türkiye’nin daha güçlü işbirliği yapabileceği bir ABD başkanını en azından bugün için hayal etmek zordur. Göreve başladığında Obama’nın da öyle düşündüğünü biliyoruz. İlk yurt dışı gezisini 2009’da Ankara’ya yapması bunun açık bir işaretiydi. Ama bu fırsatı da değerlendiremedik. Geldiğimiz noktada Türkiye artık Batı için, etkili bir ortak olmaktan çok, stratejik ve ekonomik çıkarlarının gerektirdiği ölçüde işbirliği yapılacak bir ülke.Türkiye’nin Ortadoğu ilişkileri daha da vahim. Bugün Ortadoğu’da uluslararası platformlarda çözümü aranan üç büyük çatışma var. Suriye iç savaşı, İsrail-Filistin sorunu ve İran’ın nükleer programı. Bir başka kritik konu, Arap dünyasının lideri Mısır’ın içinden geçtiği ve ne yöne gelişeceği belirsiz süreç. Bu sorunlarının hepsinde Türkiye kendini ehemmiyetsiz bir konuma indirgemiş durumda. Suriye politikası ise iflas etti. Dışarıdan askerî müdahaleyle rejim değişikliği girişimi büyük bir yanlıştı. Esed rejimi erken tarihlerde düşseydi bile başarı şansı yoktu.Filistinliler Gazze’de daha önce hiç görülmedik derecede korkunç bir sefalet içinde. Yiyecek, ilaç, yakıt ve her türlü ihtiyacın yokluğu had safhada. ABD’nin girişimi ile başlayan son İsrail-Filistin müzakereleri, kısa süre önce başarısızlıkla sonuçlandı. Netanyahu, planını adım adım uyguluyor ve yakında yaşama gücü olan bağımsız bir Filistin devletinin şartları arazide kalmamış olacak. Ankara’da iktidarda, Filistin davasını yüreğinde hisseden bir iktidar var. Ama kayda değer bir faydası olamıyor. Çünkü Gazze’ye yardım sadece Mısır ve İsrail üzerinden mümkün, ikisiyle de kavgalı. İki devlet çözümü ve Filistin devletinin kurulması, sadece Netanyahu’nun geriletilmesiyle mümkün. Türkiye bunu elbette tek başına yapamaz. Ancak AB ve özellikle ABD’yle işbirliği çerçevesinde anlamlı bir katkıda bulunması mümkün olabilirdi. Ne var ki Batı’yla böyle bir işbirliği için kredisini tüketmiş durumda.Mısır’da Müslüman Kardeşler iktidarı askerî bir darbeyle yıkılınca, Ankara aynen kendisi gibi düşünmeyen, hatta aynı kelimeleri kullanmayan herkese ağır bir dille saldırdı. Müslüman Kardeşler’i askerî yönetime direnmeye teşvik etti! Mısır’ı, o ülkenin İhvan’ını ve Mısır ordusunu iyi okuyamadı. Mısır son 62 yılın 61’ini askerî yönetim altında yaşamış (ilk askerî darbeyi MK de desteklemişti) bir ülke. Diyalog yerine meydan okumanın, Müslüman Kardeşler’in daha çok ezilmesi ve daha acımasız bir askerî diktatörlükten başka sonuç doğurmayacağı belli. AKP’nin siyasî idolleri rahmetli Necmettin Erbakan ve Turgut Özal, askerî darbelere mi direnmişti? Mısır’ın güney komşusu Sudan’da darbeyle iktidara gelen Albay Ömer Beşir’i niçin hararetle destekledik? İlişkilerini tüketen Türkiye’nin şimdi Mısır’ın demokrasiye geçişine bir katkı yapabilmesi
Zaman
Yorum
28.06.2014
DışpolitikadabüyükdüşüşDış politikada büyük düşüş
Dış politikada büyük düşüş
Zaman
20.06.2014
02:31
Türkiye’nin küresel vizyonu elbette çok yönlü olmalıdır. Ancak Batı ve Ortadoğu bizim için tarih boyunca daima özel ağırlık taşıyan iki büyük kültür alanıdır.Yüzyıllardır devam eden bir yöneliş sonunda Türkiye bugün Batı dünyasının bir parçasıdır. Türkiye aynı zamanda İslam’ın merkezi Ortadoğu ile ayrılamaz tarih ve kültür bağlarına sahiptir. Bu iki büyük kültür alanıyla güçlü ilişkiler inşa etmemiz, öncelikle Türkiye’nin çıkarınadır. Ama bundan aynı zamanda Batı’nın ve Ortadoğu’nun da kazanacağı çok şeyler vardır. Söz konusu olan, üç taraflı bir kazanç durumudur.Bu vizyonun ilk şartı, Türkiye’nin temel hak ve özgürlüklere sahip bir demokratik hukuk devletine sahip olmasıdır. Aksi takdirde ne Batı’da ne de Ortadoğu’da arzu edilen hedeflere ulaşmamız mümkündür. İkincisi, dış politika icraatlarının iyi düşünülmüş ve sağlam analizler üzerine kurulu bir şekilde, asgari hatayla yapılmasıdır. Nihayet üçüncüsü, uluslararası ilişkilerde özenli bir dilin korunması ve farklıklarımızın medeni bir üslupla ifade edilmesi gereğidir. Bugün Berlin’den Bağdat’a dış ilişkilerimizi gölgeleyen üslubu değiştirmemiz, Cumhuriyet ve Osmanlı dönemi devlet adamlarımızın, yani kendi geleneğimizin diplomasi üslubuna geri dönmemiz gerekiyor. Son yıllarda bu şartların üçü de giderek bozuldu ve Türkiye kaygı verici bir düşüş içine girdi.Türkiye’nin AB üyelik hedefi, açılan 14 başlığa rağmen, müzakerelerin başladığı 2005’e göre bugün artık daha uzakta. Ankara’daki iktidarın AB’nin en güçlü ülkesi Almanya nezdinde itibarı yere çakılmış durumda. Mevcut gidişi devam ederse, Türkiye’nin AB üyesi olma ihtimali bulunmuyor. Batı dünyasının lideri Amerika’da 2008’den beri başkanlık koltuğunda Barack Obama’nın oturması Türkiye için muazzam bir fırsattı. Çünkü İslam dünyasına dönük vizyonu açısından, Türkiye’nin daha güçlü işbirliği yapabileceği bir ABD başkanını en azından bugün için hayal etmek zordur. Göreve başladığında Obama’nın da öyle düşündüğünü biliyoruz. İlk yurt dışı gezisini 2009’da Ankara’ya yapması bunun açık bir işaretiydi. Ama bu fırsatı da değerlendiremedik. Geldiğimiz noktada Türkiye artık Batı için, etkili bir ortak olmaktan çok, stratejik ve ekonomik çıkarlarının gerektirdiği ölçüde işbirliği yapılacak bir ülke.Türkiye’nin Ortadoğu ilişkileri daha da vahim. Bugün Ortadoğu’da uluslararası platformlarda çözümü aranan üç büyük çatışma var. Suriye iç savaşı, İsrail-Filistin sorunu ve İran’ın nükleer programı. Bir başka kritik konu, Arap dünyasının lideri Mısır’ın içinden geçtiği ve ne yöne gelişeceği belirsiz süreç. Bu sorunlarının hepsinde Türkiye kendini ehemmiyetsiz bir konuma indirgemiş durumda. Suriye politikası ise iflas etti. Dışarıdan askerî müdahaleyle rejim değişikliği girişimi büyük bir yanlıştı. Esed rejimi erken tarihlerde düşseydi bile başarı şansı yoktu.Filistinliler Gazze’de daha önce hiç görülmedik derecede korkunç bir sefalet içinde. Yiyecek, ilaç, yakıt ve her türlü ihtiyacın yokluğu had safhada. ABD’nin girişimi ile başlayan son İsrail-Filistin müzakereleri, kısa süre önce başarısızlıkla sonuçlandı. Netanyahu, planını adım adım uyguluyor ve yakında yaşama gücü olan bağımsız bir Filistin devletinin şartları arazide kalmamış olacak. Ankara’da iktidarda, Filistin davasını yüreğinde hisseden bir iktidar var. Ama kayda değer bir faydası olamıyor. Çünkü Gazze’ye yardım sadece Mısır ve İsrail üzerinden mümkün, ikisiyle de kavgalı. İki devlet çözümü ve Filistin devletinin kurulması, sadece Netanyahu’nun geriletilmesiyle mümkün. Türkiye bunu elbette tek başına yapamaz. Ancak AB ve özellikle ABD’yle işbirliği çerçevesinde anlamlı bir katkıda bulunması mümkün olabilirdi. Ne var ki Batı’yla böyle bir işbirliği için kredisini tüketmiş durumda.Mısır’da Müslüman Kardeşler iktidarı askerî bir darbeyle yıkılınca, Ankara aynen kendisi gibi düşünmeyen, hatta aynı kelimeleri kullanmayan herkese ağır bir dille saldırdı. Müslüman Kardeşler’i askerî yönetime direnmeye teşvik etti! Mısır’ı, o ülkenin İhvan’ını ve Mısır ordusunu iyi okuyamadı. Mısır son 62 yılın 61’ini askerî yönetim altında yaşamış (ilk askerî darbeyi MK de desteklemişti) bir ülke. Diyalog yerine meydan okumanın, Müslüman Kardeşler’in daha çok ezilmesi ve daha acımasız bir askerî diktatörlükten başka sonuç doğurmayacağı belli. AKP’nin siyasî idolleri rahmetli Necmettin Erbakan ve Turgut Özal, askerî darbelere mi direnmişti? Mısır’ın güney komşusu Sudan’da darbeyle iktidara gelen Albay Ömer Beşir’i niçin hararetle destekledik? İlişkilerini tüketen Türkiye’nin şimdi Mısır’ın demokrasiye geçişine bir katkı yapabilmesi
Zaman
Yorum
20.06.2014
DışpolitikadabüyükdüşüşDış politikada büyük düşüş
Dış politikada büyük düşüş
Zaman
20.06.2014
02:02
Türkiye’nin küresel vizyonu elbette çok yönlü olmalıdır. Ancak Batı ve Ortadoğu bizim için tarih boyunca daima özel ağırlık taşıyan iki büyük kültür alanıdır.Yüzyıllardır devam eden bir yöneliş sonunda Türkiye bugün Batı dünyasının bir parçasıdır. Türkiye aynı zamanda İslam’ın merkezi Ortadoğu ile ayrılamaz tarih ve kültür bağlarına sahiptir. Bu iki büyük kültür alanıyla güçlü ilişkiler inşa etmemiz, öncelikle Türkiye’nin çıkarınadır. Ama bundan aynı zamanda Batı’nın ve Ortadoğu’nun da kazanacağı çok şeyler vardır. Söz konusu olan, üç taraflı bir kazanç durumudur.Bu vizyonun ilk şartı, Türkiye’nin temel hak ve özgürlüklere sahip bir demokratik hukuk devletine sahip olmasıdır. Aksi takdirde ne Batı’da ne de Ortadoğu’da arzu edilen hedeflere ulaşmamız mümkündür. İkincisi, dış politika icraatlarının iyi düşünülmüş ve sağlam analizler üzerine kurulu bir şekilde, asgari hatayla yapılmasıdır. Nihayet üçüncüsü, uluslararası ilişkilerde özenli bir dilin korunması ve farklıklarımızın medeni bir üslupla ifade edilmesi gereğidir. Bugün Berlin’den Bağdat’a dış ilişkilerimizi gölgeleyen üslubu değiştirmemiz, Cumhuriyet ve Osmanlı dönemi devlet adamlarımızın, yani kendi geleneğimizin diplomasi üslubuna geri dönmemiz gerekiyor. Son yıllarda bu şartların üçü de giderek bozuldu ve Türkiye kaygı verici bir düşüş içine girdi.Türkiye’nin AB üyelik hedefi, açılan 14 başlığa rağmen, müzakerelerin başladığı 2005’e göre bugün artık daha uzakta. Ankara’daki iktidarın AB’nin en güçlü ülkesi Almanya nezdinde itibarı yere çakılmış durumda. Mevcut gidişi devam ederse, Türkiye’nin AB üyesi olma ihtimali bulunmuyor. Batı dünyasının lideri Amerika’da 2008’den beri başkanlık koltuğunda Barack Obama’nın oturması Türkiye için muazzam bir fırsattı. Çünkü İslam dünyasına dönük vizyonu açısından, Türkiye’nin daha güçlü işbirliği yapabileceği bir ABD başkanını en azından bugün için hayal etmek zordur. Göreve başladığında Obama’nın da öyle düşündüğünü biliyoruz. İlk yurt dışı gezisini 2009’da Ankara’ya yapması bunun açık bir işaretiydi. Ama bu fırsatı da değerlendiremedik. Geldiğimiz noktada Türkiye artık Batı için, etkili bir ortak olmaktan çok, stratejik ve ekonomik çıkarlarının gerektirdiği ölçüde işbirliği yapılacak bir ülke.Türkiye’nin Ortadoğu ilişkileri daha da vahim. Bugün Ortadoğu’da uluslararası platformlarda çözümü aranan üç büyük çatışma var. Suriye iç savaşı, İsrail-Filistin sorunu ve İran’ın nükleer programı. Bir başka kritik konu, Arap dünyasının lideri Mısır’ın içinden geçtiği ve ne yöne gelişeceği belirsiz süreç. Bu sorunlarının hepsinde Türkiye kendini ehemmiyetsiz bir konuma indirgemiş durumda. Suriye politikası ise iflas etti. Dışarıdan askerî müdahaleyle rejim değişikliği girişimi büyük bir yanlıştı. Esed rejimi erken tarihlerde düşseydi bile başarı şansı yoktu.Filistinliler Gazze’de daha önce hiç görülmedik derecede korkunç bir sefalet içinde. Yiyecek, ilaç, yakıt ve her türlü ihtiyacın yokluğu had safhada. ABD’nin girişimi ile başlayan son İsrail-Filistin müzakereleri, kısa süre önce başarısızlıkla sonuçlandı. Netanyahu, planını adım adım uyguluyor ve yakında yaşama gücü olan bağımsız bir Filistin devletinin şartları arazide kalmamış olacak. Ankara’da iktidarda, Filistin davasını yüreğinde hisseden bir iktidar var. Ama kayda değer bir faydası olamıyor. Çünkü Gazze’ye yardım sadece Mısır ve İsrail üzerinden mümkün, ikisiyle de kavgalı. İki devlet çözümü ve Filistin devletinin kurulması, sadece Netanyahu’nun geriletilmesiyle mümkün. Türkiye bunu elbette tek başına yapamaz. Ancak AB ve özellikle ABD’yle işbirliği çerçevesinde anlamlı bir katkıda bulunması mümkün olabilirdi. Ne var ki Batı’yla böyle bir işbirliği için kredisini tüketmiş durumda.Mısır’da Müslüman Kardeşler iktidarı askerî bir darbeyle yıkılınca, Ankara aynen kendisi gibi düşünmeyen, hatta aynı kelimeleri kullanmayan herkese ağır bir dille saldırdı. Müslüman Kardeşler’i askerî yönetime direnmeye teşvik etti! Mısır’ı, o ülkenin İhvan’ını ve Mısır ordusunu iyi okuyamadı. Mısır son 62 yılın 61’ini askerî yönetim altında yaşamış (ilk askerî darbeyi MK de desteklemişti) bir ülke. Diyalog yerine meydan okumanın, Müslüman Kardeşler’in daha çok ezilmesi ve daha acımasız bir askerî diktatörlükten başka sonuç doğurmayacağı belli. AKP’nin siyasî idolleri rahmetli Necmettin Erbakan ve Turgut Özal, askerî darbelere mi direnmişti? Mısır’ın güney komşusu Sudan’da darbeyle iktidara gelen Albay Ömer Beşir’i niçin hararetle destekledik? İlişkilerini tüketen Türkiye’nin şimdi Mısır’ın demokrasiye geçişine bir katkı yapabilmesi
Zaman
Ana Sayfa
20.06.2014
DışpolitikadabüyükdüşüşDış politikada büyük düşüş
Nevin Halıcı - Öğrenci mutfağı
Zaman
18.05.2014
02:25
Genç yaşlarda başlayan öğrencilik yılları, ilkokul çağından üniversite yıllarına kadar sürer. İlkokul ve ortaöğrenimi kapsayan yıllar, genellikle aile yanında geçer. Ancak üniversite yıllarında, gençler, aileden uzak bir şehirde hatta yurtdışında bile okuyabilirler. Yatılı üniversitede veya yemek veren yurtlarda kalmıyorlarsa, dört-beş arkadaş kira ile tuttukları bir evi paylaşıyorlarsa, kendi mutfaklarını kurmak zorundadırlar.Okullarda beslenme eğitimi verilmediği için, bu konuya ilgi duyan öğrenciler dışında, beslenme bilgisinden bihaber olan gençlerin sağlıklı beslendikleri söylenemez. Eve dönen gençler, yolda gördükleri kızarmış tulumba veya halka tatlılarını alarak eve gelmekte, yanına aceleyle bir makarna haşlayarak karınlarını doyurma yoluna gitmektedirler. Karbonhidrat ve yağ deposu bu iki yiyecekle vb. ile çoğu zaman tek yönlü beslenmektedirler.Her zaman söylediğim gibi çocukluktan başlayarak öğrencilere beslenme bilgisi verilmelidir. Yanlış beslenmeden kaynaklanan kilo alımları durumunda, gençler, yine yanlış yollara yöneliyor ve gazetelerde gördükleri zararlı diyetlerle kilo verip, alma döngüsüne düşerek sağlıklarından olabiliyorlar. Bu şekilde diyet yapan bir çocuğun, vücut yapısında meydana gelen bozukluğu hayatı boyunca taşıdığını biliyorum. Diyetler, bireyin bedensel yapısına özgüdür. Arkadaşın, falanca ünlü kişinin diyeti, farklı beden yapısına sahip bireylerde geri dönülmez aksamalara neden olabilir. Diyet gerekli ise bir uzmanla yapılmalıdır.Öğrenci mutfağı nasıl olmalıdır? Öğrenci menü planlamayı iyi bilmelidir. Kişilerin zevk ve ihtiyaçlarına göre seçilmiş besinlerin yemekler halinde düzenlenmesi demek olan menü planlamada esas, yeterli ve dengeli beslenmeyi sağlamaktır. Kişinin yaş, cins varsa özel durumlarını bilmek, besinlerin kalori değerleri hakkında bilgi sahibi olmak gerekir.Vücuda sağladıkları yararlar açısından, yiyecekler et, süt, taze sebze-meyve, tahıl grubu olarak dört esas besin grubunda ele alınır. Bunların dışında kalan şeker ve yağ grubu, daha çok enerji kaynaklıdır; yeterince kullanılmalıdır.İnsanlar genellikle üç öğün yemek yerler. Bu üç öğünde de dört besin grubundan bulundurmak gereklidir. C vitamini alma açısından öğünlerde mutlaka çiğ bir yiyecek, sabahları birkaç dal maydanoz; öğlen akşam yemeklerinde mutlaka salata bulundurmalıdır. Dışarıda yemek yiyen öğrenciler de seçimlerini bu prensipler doğrultusunda yapmalıdır. Yukarıdaki gibi makarna ile tulumba tatlısını bir araya getirmemelidir.Kahvaltı asla atlatılmayacak bir öğündür. Öğretmenlik yaptığım yıllarda, sabah derslerinde bayılan çocuklara sorduğumda, kahvaltı etmeden okula geldiklerini söylerlerdi. Kahvaltı en kuvvetli öğün, öğlen normal, akşam ise daha hafif öğün olarak düşünülmelidir.Evde yemek yapıyorsak menünün zevkli sunumu için de bazı noktalara dikkat edilmelidir. Yiyeceklerin mevsiminde tüketilmesi en önemli özelliktir. Sofraya katı ve sıvı yiyecekler sıra ile konulmalıdır. Yemeklerde şekil yönünden farklılık olmalı, köfte, yaprak sarması birlikte sunulmamalıdır. Yayla çorbası, karnabahar, muhallebi gibi aynı renge sahip yemekler bir menüde yer almamalıdır. Aynı yiyecek maddesiyle hazırlanan yemekler de aynı menüde yer almamalıdır. Pirinç çorbası, zeytinyağlı dolma, pilav gibi… Not: Soma’da hayatını kaybeden işçilerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına sabırlar diliyorum.Havuç-turp-marul salatasıBu sebzeler ayrı ayrı salata yapıldığı gibi, tarifimizde verildiği gibi karışık da yapılabilir. MALZEMELER (4 kişilik)8 marul yaprağı4 havuç2 beyaz turp1 çay kaşığı tuz½ su bardağı maydanoz (kıyılmış)7-8 zeytin tanesi (çekirdeği çıkarılmış)Üzerine:½ su bardağı zeytinyağı½ su bardağı limon suyuYeterince tuzYapılışı: Marulları yıka, sularını süzdür, bir kağıt üzerinde beklet, doğra. Havuçları kazı, rendele; turpu soy rendele, tuz at elle ov, suyunu sık. Tabağa zevkine göre düzenle. Maydanoz ve diğer malzemelerle süsle. Zeytinyağı, limonu, tuzu çırp, yüzüne gezdir.
Zaman
Köşe Yazıları
18.05.2014
NevinHalıcı-ÖğrencimutfağıNevin Halıcı - Öğrenci mutfağı
Sel sonrası Bosna
Zaman
17.05.2014
02:19
Bosna-Hersek’te şiddetli yağmurlar sonucu meydana gelen selin bilançosu artıyor. Sel sularının çekilmesinin ardından korkunç manzara ortaya çıkmaya başladı.Sokaklar suların sürüklediği eşyalarla dolarken, selden geriye çamurlarla kaplı yollar kaldı. Dün ajanslara düşen fotoğraflar da felaketin boyutunu gözler önüne seriyor. Fotoğraflardan birinde cadde üzerindeki bir arabanın çamurla kaplandığı görülüyor. Bir diğerinde ise insanlar balkon veya çatılardan tahliye edilmek üzereyken karelenmiş. Dikkat çeken fotoğrafların bir diğerinde insanların tahliye edilirken, evlerindeki özel eşyaları ve yiyecek malzemelerini kurtarmaya çalıştığı görülüyor. Bosna-Hersek’in yanı sıra Sırbistan’da da etkisini gösteren şiddetli yağışların, son 120 yılın en etkili su baskınına yol açtığı belirtiliyor. Felaket sonucu Sırbistan’da en az dört kişinin, Bosna’da ise bir kişinin hayatını kaybettiği kaydediliyor. Sırbistan’da 135 bin, Bosna’da ise 65 bin civarında evin elektriksiz olduğu öne sürülüyor. Bosna’nın Zenica kasabasının yakınlarındaki Topcic Polje köyünde toprak kayması oluştuğu, bu nedenle onlarca evin de harabeye çevrildiği edinilen bilgiler arasında. Bosna ve Sırbistan’ın uluslararası yardım talep ettiği, Almanya, Bulgaristan, Avusturya ve Slovenya’nın ise bu yardım çağrısına olumlu cevap verdiği öğrenildi.
Zaman
En Çok Okunan
17.05.2014
SelsonrasıBosnaSel sonrası Bosna
Sel sonrası Bosna
Zaman
17.05.2014
02:19
Bosna-Hersek’te şiddetli yağmurlar sonucu meydana gelen selin bilançosu artıyor. Sel sularının çekilmesinin ardından korkunç manzara ortaya çıkmaya başladı.Sokaklar suların sürüklediği eşyalarla dolarken, selden geriye çamurlarla kaplı yollar kaldı. Dün ajanslara düşen fotoğraflar da felaketin boyutunu gözler önüne seriyor. Fotoğraflardan birinde cadde üzerindeki bir arabanın çamurla kaplandığı görülüyor. Bir diğerinde ise insanlar balkon veya çatılardan tahliye edilmek üzereyken karelenmiş. Dikkat çeken fotoğrafların bir diğerinde insanların tahliye edilirken, evlerindeki özel eşyaları ve yiyecek malzemelerini kurtarmaya çalıştığı görülüyor. Bosna-Hersek’in yanı sıra Sırbistan’da da etkisini gösteren şiddetli yağışların, son 120 yılın en etkili su baskınına yol açtığı belirtiliyor. Felaket sonucu Sırbistan’da en az dört kişinin, Bosna’da ise bir kişinin hayatını kaybettiği kaydediliyor. Sırbistan’da 135 bin, Bosna’da ise 65 bin civarında evin elektriksiz olduğu öne sürülüyor. Bosna’nın Zenica kasabasının yakınlarındaki Topcic Polje köyünde toprak kayması oluştuğu, bu nedenle onlarca evin de harabeye çevrildiği edinilen bilgiler arasında. Bosna ve Sırbistan’ın uluslararası yardım talep ettiği, Almanya, Bulgaristan, Avusturya ve Slovenya’nın ise bu yardım çağrısına olumlu cevap verdiği öğrenildi.
Zaman
Güncel
17.05.2014
SelsonrasıBosnaSel sonrası Bosna
Sel sonrası Bosna
Zaman
17.05.2014
02:19
Bosna-Hersek’te şiddetli yağmurlar sonucu meydana gelen selin bilançosu artıyor. Sel sularının çekilmesinin ardından korkunç manzara ortaya çıkmaya başladı.Sokaklar suların sürüklediği eşyalarla dolarken, selden geriye çamurlarla kaplı yollar kaldı. Dün ajanslara düşen fotoğraflar da felaketin boyutunu gözler önüne seriyor. Fotoğraflardan birinde cadde üzerindeki bir arabanın çamurla kaplandığı görülüyor. Bir diğerinde ise insanlar balkon veya çatılardan tahliye edilmek üzereyken karelenmiş. Dikkat çeken fotoğrafların bir diğerinde insanların tahliye edilirken, evlerindeki özel eşyaları ve yiyecek malzemelerini kurtarmaya çalıştığı görülüyor. Bosna-Hersek’in yanı sıra Sırbistan’da da etkisini gösteren şiddetli yağışların, son 120 yılın en etkili su baskınına yol açtığı belirtiliyor. Felaket sonucu Sırbistan’da en az dört kişinin, Bosna’da ise bir kişinin hayatını kaybettiği kaydediliyor. Sırbistan’da 135 bin, Bosna’da ise 65 bin civarında evin elektriksiz olduğu öne sürülüyor. Bosna’nın Zenica kasabasının yakınlarındaki Topcic Polje köyünde toprak kayması oluştuğu, bu nedenle onlarca evin de harabeye çevrildiği edinilen bilgiler arasında. Bosna ve Sırbistan’ın uluslararası yardım talep ettiği, Almanya, Bulgaristan, Avusturya ve Slovenya’nın ise bu yardım çağrısına olumlu cevap verdiği öğrenildi.
Zaman
Ana Sayfa
17.05.2014
SelsonrasıBosnaSel sonrası Bosna
Günseli Ö. Ocakoğlu - İki konuda söz almadan şirketi Ferit Şahenk'e satmadı
Zaman
12.05.2014
02:05
Ferit Şahenk mi, Ali Sabancı mı diye konuşuluyorken, “Biz Türkiye’de iş yapmayı biliyoruz, önemli olan bizi dışarıya taşıyacak ortak.” diyordu özel sohbetlerimizde Günaydın Et Lokantaları’nın kurucu ortağı Cüneyt Asan.Ferit Şahenk’in, “yiyecek-içecekte mutlaka küresel bir Türk markası” hedefindeki uzun vadeli planının bir parçası olarak Günaydın’a yurtdışında yatırım vaadi Asan’ın beklediği fırsat oldu. Türkiye’nin en büyük restoran zinciri Günaydın’ın patronu Cüneyt Asan ile Patronlar Kulübü’nde sohbet ederken Ferit Şahenk’ten iki şey istedim, diyor. “Çalışanlarımızın haklarının korunması ve Günaydın’ın uluslararası bir marka olması.” Satış süreci epey sürdü ve 70 milyon Euro’ya Günaydın’ın % 70’i olarak bağlandı. Ödemeler temmuz ayında başlayacakmış. Peki, satıştan gelen parayla Günaydın Grubu ne yapacak? Cüneyt Asan, “Ben başka iş bilmem, yine bildiğim işi yapacağım.” diyor. Günaydın’ın ulusal bir marka olarak biriken enerjisi, Doğuş Grubu’nun uluslararası marka olma stratejisiyle birleştiğinde, ‘iki nokta arasındaki en kısa mesafe doğrudur’ hükmü gibi bir sonuç çıkıyor. Bu heyecan verici birleşmenin hayırlı olması dileğiyle...Reklamlarda gerçeklik akımıSayıları çok az ama alışılagelmiş uzun vade, en çok indirim mesajını veren yüzlerce iletişim kampanyasının arasından farklı söylemleriyle sıyrılanlar dikkat çekiyor. Hele bir de rakibine söz atıyor, çelme takıyor ya da harbiden dalga geçiyorsa daha çok hoşa gidiyor. Önceden kurallar netti. Pazarda, bıraksalar birbirinin gözünü oyacak rakipler reklamdaki en küçük sataşmada Reklam Kurulu ve Reklam Özdenetim Kurulu’nun uyarısını alıyordu. Yeni düzenlemeler “rakip üzerinden iletişim” yapmaya izin verince centilmenlik anlaşması pek bozulmasa da rakibi “ti’ye” alanların sayısı çoğalmaya başladı. Regal, Atlas Jet ve Media Markt önceden başlamışlardı. Şimdilerde Muratbey Peynirleri ile Panda’yı rakibe mesaj gönderirken izliyoruz. Panda, adını aldığı sevimli karakterle ara vermeden ısrarlı bir biçimde her yıl izlenmesi keyifli kampanyalar yaptı. Mesajlarını ise genellikle lezzet üzerinden verdi. Üründe yenilikler yaparak tüketicisi için cazip olmaya çalıştı. Ancak bu yıl dondurma sektörünün diğer oyuncularının gittiği bildik yoldan gitmek yerine aynı yoldan geriye döndü. Okurlarımız özellikle çikolata, dondurma gibi atıştırmalıkların reklamlarında kadının konumlandırıldığı biçimi eleştirdiğimi bilir. Bir paket çikolata ya da dondurma yeme süresince saltanatı olan kadınlar kandırmacasına “Hazlı ve Öfkeli” kapmasıyla ‘dur’ diyen Panda, aslında sadece kadınları değil herkesi gerçek dünyaya davet ediyor. “Bırak yahu enikonu bir paket dondurma süresince gerçek kadınlar reklamdaki kadınların böyle hissettiğini düşünerek hayal kursunlar.” diyenler çıkabilir. Anlayışla karşılarım ama hatırlatırım ki o dondurma bittiğinde, kadının elinde sadece tek gerçek bir odun parçası kalıyor. Ve umalım ki Panda’nın medya bütçesi yetsin de küresel rakibinin ısrarlı havalı kadınlar iletişiminin altında ezilmesin. Colin’s’in son yıllardaki yurtdışı başarısı konferanslarda bir vaka olarak anlatılıyordu. Mağazalarını bir iletişim noktası olarak da konumlayan Colin’s, uzun bir aradan sonra geleneksel mecraları da kullanarak iletişim yapmaya başladı. “Colin’s bize uyar” kampanyasının yüzleri, “O ses Türkiye’deki” performansıyla sempati duyduğumuz Murat Boz ve 2013 Rusya güzeli olduğunu sonradan öğrendiğim Almira Abdrazakova. Anlaşılıyor ki Colin’s bu kampanya ile iyice yerleştiği Rusya’da da iletişim yapacak. “Colin’s bize uyar” sloganına gelince. Gençliğinin diline takılabilir olmasının yanı sıra ürünlerin kadın-erkek koleksiyonu olduğunu, eşitleri arasından sıyrılmak isteyen gençlerin Colin’s koleksiyonundan kendine uyanı bulabileceğini vurguluyor. Kaldı ki ilk akla geldiği gibi Colin’s sadece denim kumaşlarla koleksiyon yapmıyor. Rakiplerinin büyülü dünyalar üzerinden aralıksız ve agresif iletişim yapıyor olmasına rağmen havalimanında bavul karışıklığı gibi gerçek dünyadan bir senaryo ile tüketicisine seslenen Colin’s kampanyasının satış sonuçlarına nasıl yansıyacağını merak ediyorum.Kraliçe de ‘tasarım, kalite anladık ama illaki fiyat’ dediLüks deyince akla mücevherat, mücevherat deyince de kraliyet takıları geliyor. Buckingham Sarayı’ndaki atölyesinde Kraliçe’ye hizmet veren Harry Collins ile Great Yaratıcılık Festivali’nin Walpole İngiliz Lüks Markaları Platformu’nun yemeğinde sohbet ediyoruz. Collins, İngiltere kraliçesinin 15 yıldan bu yana mücevheratçısı.
Zaman
Köşe Yazıları
12.05.2014
GünseliÖOcakoğlu-İkikonudasözalmadanşirketiFeritŞahenkesatmadıGünseli Ö Ocakoğlu - İki konuda söz almadan şirketi Ferit Şahenke satmadı
Günseli Ö. Ocakoğlu - İngilizler, 'gelin birlikte çalışalım' diyor
Zaman
05.05.2014
02:02
İngiltere, Türkiye lehine ihracatta pozitif değer veren ender ülkelerden. Oxfords Economics tarafından modellenen tahminî rapora göre 2030’da Birleşik Arap Emirlikleri, Almanya, Çin, İngiltere ve ABD ile ticarî ilişkilerimiz artarken İngiltere ile dış ticaretimiz de giderek gelişiyor.Türkiye’yi İngiltere için diğer ülkeler açısından ayrıca değerli kılan elbette coğrafî konumu ancak bir başka neden de 2030 öngörüsü olarak ortaya konulan Ortadoğu ve Orta Asya ülkeleriyle güçlü ticarî bağlantılar kurma potansiyeli. İngiltere, sahip olduğu birikimi Türkiye ile doğuya taşıyabileceğini düşünüyor. Kaldı ki HSBC Londra merkezde görüştüğümüz Orta ve Doğu Avrupa Başekonomisti Murat Ülgen ve Uluslararası Ticaret ve Tahsilat Avrupa Başkanı Toygun Özmen, işadamlarımızın hızının bir başka avantaj olduğunu söylüyor. David Cameron ve Recep Tayyip Erdoğan Türk-İngiliz iş ilişkilerini geliştirmek üzere el sıkışınca İngiltere’nin 3 yıl boyunca stratejik pazarlarda daha fazla işbirliği yapma projesi Great’in ilk durağı Türkiye olmuş. 20-22 Mayıs’ta The Seed’te yapılacak Great Festival of Creativity ile yaratıcı endüstrilerde ortak iş fırsatları anlatılacak. 3 gün sürecek olan festivale özel davetiyeyle katılabilinecek. 100’den fazla konuşmacının yer alacağı konferansta İngiltere’nin önde gelen markaları sahnede olacak. Festivale verilen önemi ünlü başbakanlık binası No10’da kampanyanın direktörü Conrad Bird ve GREAT Festivali Yönetim Kurulu Başkanı Guy Salter ile buluşunca anlıyorum. Sience Meusum, festivalin bilim ayağı olarak seçilmiş. Müzenin Dış İşler Müdürü Roger Highfield, Büyük Hadron Çarpıştırıcını anlatıyor. Ben ise biz fanileri düşünüyorum. Yeni teknolojilerin geleceğini DeMontfort Üniversitesi’nden Profesör Martin Richardson, hologram üzerinden aktarıyor. İngiliz lüks markalar birliği Walpole’un resepsiyonunda yanıma G.Collins & Sons Limited Birleşik Krallık Kraliçesi’nin kişisel mücevhercisi Harry Collins oturuyor. Kraliçeden, mücevherlerden ve aile şirketlerinden konuşuyoruz. Bu ilginç konuşmanın içeriğine sonra yazacağım. Jaguar-Land Rover da festivalin sponsorlarından. Markanın baş tasarımcısı Jo Slater, çok sattıkları yeni jeep tasarımından söz ediyor. The Seed’in düzenlenmesini ise proje ortaklarından London Design Festivali’nin tasarımcıları yapacak. Teknolojiyi Founders Forum, modayı Brithish Fashion Council, lüks tüketimi Walpole Brithish Luxury, yiyecek-içeceği Tom Parker Bowles ve eğitim ayağını Universities UK sahiplenmiş. Festival süresince The Seed’te usta işi denilen seçkilerden küçük bir sergi de düzenlenecek. London Design Festival tarafından tasarlanan Türk ve İngiliz bayrağı renklerinden oluşan enstalasyon için tasarımcısı, “Boğaz’ın karşı yakasından bile gözükecek.” diyor. Yaratıcı endüstrilerin markalaşmadaki önemine inanan iş insanlarının Great Festival of Creativity’de bir davetiye bulmasını, bulamazsa içeriği edinmesini hararetle öneririm.Diyarbakır’da kaburga dolması, Dubai’de uluslararası lezzet sunacak-Big Chefs’in kurucusu Gamze Cizreli ile Manifesto PR’ın Patronlar Kulübü toplantısına ev sahipliği yaptığı Tarabya’daki yeni restoranında konuşuyoruz. Masanın etrafı kalabalık. Altınbaş Yönetim Kurulu Başkanı İmam Altınbaş, Herdem Avukatlık kurucu ortağı Şafak Herdem, Koru İstanbul Genel Koordinatörü Cihat Yamakoğlu, Dekar Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Salih Kuzu, Ege Yapı Yönetim Kurulu Başkanı İnanç Kabadayı, Günaydın Restoranları kurucu ortağı Cüneyt Asan, Koleksiyon Mobilya Yönetim Kurulu Üyesi Doruk Malhan, Kuyaş Genel Müdürü Ahmet Çilesiz ve Yönetim Kurulu Üyesi Nadir Altındağ, Liv İnşaat Yönetim Kurulu Üyesi Seda Aydın ve Yönetim Kurulu Başkanı Sönmez Aydın, Özgül Grup Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Özgül, Polisan Holding CEO’su Erol Mizrahi, Reysaş Yönetim Kurulu Başkanı Durmuş Döven, Sancak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Haydar Sancak, Sırçacı14 Yönetim Kurulu üyeleri İpek Özmen ve Özlem Eren, Taş Yapı Yönetim Kurulu Üyesi Ece Turanlı, Toya Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Topaloğlu, Dice Kayek’in kurucuları Ece Ege ve Ayşe Ege ile UND İcra Kurulu Başkanı Fatih Şener oturuyor. Başarılarını uzaktan izlediğim Gamze Cizreli ile yan yanayız, sohbet giderek koyulaşıyor. Cizreli’nin yeni projelerini ve işini anlamlandıran yeni yatırımlarını konuşuyoruz. Büyümek için güçlü ortaklıklar şartÖnce bir Ankara markası olarak tanıdık Big Chefs’i sonra İstanbul’un en muhkem yerlerinde açılmaya başladı. Gamze Cizreli’nin şimdilerde gözü Anadolu’nun diğer illeriyle yurtdışında. Yakında Dubai’de ilk sınır ötesi restoranını açacak. Doğu Anadolu’daki ilki de Diyarbakır. Restorandan söz ederken heyecanlanıyor. Bölgey
Zaman
Köşe Yazıları
05.05.2014
GünseliÖOcakoğlu-İngilizlergelinbirlikteçalışalımdiyorGünseli Ö Ocakoğlu - İngilizler gelin birlikte çalışalım diyor
Turhan Bozkurt - Yatırımsız büyüme
Zaman
01.04.2014
03:27
Tüketim için en cazip seneyi geride bıraktık. Ekonominin 2013’te ne kadar büyüdüğü kadar ‘büyümeyi tüketim mi, yatırım mı sırtladı?’ sualinin cevabı merak ediliyordu. TÜİK’in 31 Mart’ta açıkladığı yıllık yüzde 4 büyüme (GSYH) zahiren sevindiricidir. Ayrıntıya inildiğinde alarm zilleri çalıyor. 2013’ün son çeyreğinde büyüme hızı yüzde 0,5’e düştü. İlk üç çeyrek sırasıyla 1,4; 2,0 ve 0,8 olarak gerçekleşmişti. Kişi başına gelir sadece 323 dolar arttı. Hazirandan sonra kademeli yavaşlama dikkat çekici.İktisadi faaliyet kollarına göre geçen yıl en hızlı büyüme (cari fiyatlarla) yüzde 18,1 ile ‘konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetleri’nde görüldü. Sadece bu kalemdeki hızlı büyümenin arka planında yılın ilk yarısında para politikasının gevşetilmesi, faizlerin daha önce görülmemiş oranlara düşmesi ve mayıs sonuna kadar olan dönemde hızlanan sermaye girişlerinin tesirini dikkate almak lazım. Büyümede tüketim ve kamu harcamaları itici güç oldu. Para bolluğu, tüketimi teşvik etti.Büyümede yılın ikinci yarısından itibaren görülen yavaşlama, sermaye girişlerinin azalması ile izah edilebilir. Amerikan Merkez Bankası (FED), 22 Mayıs’ta tahvil alımlarını azaltacağını ilan etmişti. Türkiye dahil gelişmekte olan ülkelerde bunun yansıması faiz ve kurlarda artış şeklinde olmuştu.2013’te kısmen hızlanmış gibi görünen iktisadi faaliyetin arka planı çok berrak değil. 2012 yılında yüzde 4,9 düşen özel yatırım 2013’te yüzde 0,7 arttı. Özel yatırımların büyümeye katkısı sadece binde 1 oldu. Kamu harcamalarının yüzde 4’lük büyümeye katkısı yüzde 1,6. Tüketimin katkısı ise yüzde 3,1 oldu. Stok değişimleri de yüzde 1,6 katkı yaptı büyümeye. İhracat ise sıfıra yakın katkı verdi. Bu, yatırımsız büyüme değil de nedir?2014 yılında ise ekonomik aktiviteye yönelik öncü göstergeler ilk çeyrekte büyümenin kompozisyonunun değişmeye başlayacağına işaret ediyor. İç talebin zayıfladığını görmek için 2014’ün ilk iki ayında tüketici güven endeksi, otomobil ve beyaz eşya satışları gibi verilere bakmak kâfi. Yine kredi kartları yüzde 15 ve tüketici kredileri yüzde 10 düştü. Kapasite kullanım oranı ise yılın ilk üç ayında toplamda 1,6 puan geriledi.Kurlardaki artışın etkisi ile net ihracat 2014’te büyümeye katkı sağlayacaktır. Tüketimde geçen seneki kadar hareket beklenmemeli. Çünkü FED’in alımları giderek azalttığı bir malî iklimde ne faizler düşer ne de kurlar çok hızlı gevşer.Bu açıdan 30 Mart yerel seçimlerinden AKP’nin zaferle çıkması iç kaynaklı riskleri hafifletse de ekonomiyi şahlandırmaya yetmeyecek. Bir yerden 65 milyar dolarlık cari açığı çözen uçan mürekkep bulamayacağımıza göre sermaye girişlerinin zayıfladığı konjonktürde yatırım harcamalarında yatay belki de negatif yönlü seyir görülebilir. Merkez Bankası’nın ‘enflasyon, yılın ilk yarısında artacak’ değerlendirmesi, ‘faizlerde indirim beklemeyin’ mânâsına gelir. Tüketim ile kredi maliyetleri arasındaki paralellik herkesin malumu. Merkez Bankası zor bir dönemin geldiğinin farkında. FED tahvil alımlarını sonbaharda bitirecek ve akabinde faiz silahını çekecek. Bundan Türkiye’nin etkilenmemesi mümkün değil. Haliyle enflasyon ve malî kırılganlık endişesiyle içeride para politikasındaki sıkı duruş devam edecek.Türkiye, 2013’ü tüketim ve kamu harcamaları sayesinde ortalama büyüme hızının altında kapattı. 2014 büyümesini Avrupa etkisiyle toparlanan ihracat ile içeride baskılanan tüketim talebi belirleyecektir. Peki yüzde kaç olacak? 2014’ün çok altında kalacağını söylemekle iktifa edelim.
Zaman
En Çok Okunan
01.04.2014
TurhanBozkurt-YatırımsızbüyümeTurhan Bozkurt - Yatırımsız büyüme
Turhan Bozkurt - Yatırımsız büyüme
Zaman
01.04.2014
02:20
Tüketim için en cazip seneyi geride bıraktık. Ekonominin 2013’te ne kadar büyüdüğü kadar ‘büyümeyi tüketim mi, yatırım mı sırtladı?’ sualinin cevabı merak ediliyordu. TÜİK’in 31 Mart’ta açıkladığı yıllık yüzde 4 büyüme (GSYH) zahiren sevindiricidir. Ayrıntıya inildiğinde alarm zilleri çalıyor. 2013’ün son çeyreğinde büyüme hızı yüzde 0,5’e düştü. İlk üç çeyrek sırasıyla 1,4; 2,0 ve 0,8 olarak gerçekleşmişti. Kişi başına gelir sadece 323 dolar arttı. Hazirandan sonra kademeli yavaşlama dikkat çekici.İktisadi faaliyet kollarına göre geçen yıl en hızlı büyüme (cari fiyatlarla) yüzde 18,1 ile ‘konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetleri’nde görüldü. Sadece bu kalemdeki hızlı büyümenin arka planında yılın ilk yarısında para politikasının gevşetilmesi, faizlerin daha önce görülmemiş oranlara düşmesi ve mayıs sonuna kadar olan dönemde hızlanan sermaye girişlerinin tesirini dikkate almak lazım. Büyümede tüketim ve kamu harcamaları itici güç oldu. Para bolluğu, tüketimi teşvik etti.Büyümede yılın ikinci yarısından itibaren görülen yavaşlama, sermaye girişlerinin azalması ile izah edilebilir. Amerikan Merkez Bankası (FED), 22 Mayıs’ta tahvil alımlarını azaltacağını ilan etmişti. Türkiye dahil gelişmekte olan ülkelerde bunun yansıması faiz ve kurlarda artış şeklinde olmuştu.2013’te kısmen hızlanmış gibi görünen iktisadi faaliyetin arka planı çok berrak değil. 2012 yılında yüzde 4,9 düşen özel yatırım 2013’te yüzde 0,7 arttı. Özel yatırımların büyümeye katkısı sadece binde 1 oldu. Kamu harcamalarının yüzde 4’lük büyümeye katkısı yüzde 1,6. Tüketimin katkısı ise yüzde 3,1 oldu. Stok değişimleri de yüzde 1,6 katkı yaptı büyümeye. İhracat ise sıfıra yakın katkı verdi. Bu, yatırımsız büyüme değil de nedir?2014 yılında ise ekonomik aktiviteye yönelik öncü göstergeler ilk çeyrekte büyümenin kompozisyonunun değişmeye başlayacağına işaret ediyor. İç talebin zayıfladığını görmek için 2014’ün ilk iki ayında tüketici güven endeksi, otomobil ve beyaz eşya satışları gibi verilere bakmak kâfi. Yine kredi kartları yüzde 15 ve tüketici kredileri yüzde 10 düştü. Kapasite kullanım oranı ise yılın ilk üç ayında toplamda 1,6 puan geriledi.Kurlardaki artışın etkisi ile net ihracat 2014’te büyümeye katkı sağlayacaktır. Tüketimde geçen seneki kadar hareket beklenmemeli. Çünkü FED’in alımları giderek azalttığı bir malî iklimde ne faizler düşer ne de kurlar çok hızlı gevşer.Bu açıdan 30 Mart yerel seçimlerinden AKP’nin zaferle çıkması iç kaynaklı riskleri hafifletse de ekonomiyi şahlandırmaya yetmeyecek. Bir yerden 65 milyar dolarlık cari açığı çözen uçan mürekkep bulamayacağımıza göre sermaye girişlerinin zayıfladığı konjonktürde yatırım harcamalarında yatay belki de negatif yönlü seyir görülebilir. Merkez Bankası’nın ‘enflasyon, yılın ilk yarısında artacak’ değerlendirmesi, ‘faizlerde indirim beklemeyin’ mânâsına gelir. Tüketim ile kredi maliyetleri arasındaki paralellik herkesin malumu. Merkez Bankası zor bir dönemin geldiğinin farkında. FED tahvil alımlarını sonbaharda bitirecek ve akabinde faiz silahını çekecek. Bundan Türkiye’nin etkilenmemesi mümkün değil. Haliyle enflasyon ve malî kırılganlık endişesiyle içeride para politikasındaki sıkı duruş devam edecek.Türkiye, 2013’ü tüketim ve kamu harcamaları sayesinde ortalama büyüme hızının altında kapattı. 2014 büyümesini Avrupa etkisiyle toparlanan ihracat ile içeride baskılanan tüketim talebi belirleyecektir. Peki yüzde kaç olacak? 2014’ün çok altında kalacağını söylemekle iktifa edelim.
Zaman
Köşe Yazıları
01.04.2014
TurhanBozkurt-YatırımsızbüyümeTurhan Bozkurt - Yatırımsız büyüme
Turhan Bozkurt - Yatırımsız büyüme
Zaman
01.04.2014
02:07
Tüketim için en cazip seneyi geride bıraktık. Ekonominin 2013’te ne kadar büyüdüğü kadar ‘büyümeyi tüketim mi, yatırım mı sırtladı?’ sualinin cevabı merak ediliyordu. TÜİK’in 31 Mart’ta açıkladığı yıllık yüzde 4 büyüme (GSYH) zahiren sevindiricidir. Ayrıntıya inildiğinde alarm zilleri çalıyor. 2013’ün son çeyreğinde büyüme hızı yüzde 0,5’e düştü. İlk üç çeyrek sırasıyla 1,4; 2,0 ve 0,8 olarak gerçekleşmişti. Kişi başına gelir sadece 323 dolar arttı. Hazirandan sonra kademeli yavaşlama dikkat çekici.İktisadi faaliyet kollarına göre geçen yıl en hızlı büyüme (cari fiyatlarla) yüzde 18,1 ile ‘konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetleri’nde görüldü. Sadece bu kalemdeki hızlı büyümenin arka planında yılın ilk yarısında para politikasının gevşetilmesi, faizlerin daha önce görülmemiş oranlara düşmesi ve mayıs sonuna kadar olan dönemde hızlanan sermaye girişlerinin tesirini dikkate almak lazım. Büyümede tüketim ve kamu harcamaları itici güç oldu. Para bolluğu, tüketimi teşvik etti.Büyümede yılın ikinci yarısından itibaren görülen yavaşlama, sermaye girişlerinin azalması ile izah edilebilir. Amerikan Merkez Bankası (FED), 22 Mayıs’ta tahvil alımlarını azaltacağını ilan etmişti. Türkiye dahil gelişmekte olan ülkelerde bunun yansıması faiz ve kurlarda artış şeklinde olmuştu.2013’te kısmen hızlanmış gibi görünen iktisadi faaliyetin arka planı çok berrak değil. 2012 yılında yüzde 4,9 düşen özel yatırım 2013’te yüzde 0,7 arttı. Özel yatırımların büyümeye katkısı sadece binde 1 oldu. Kamu harcamalarının yüzde 4’lük büyümeye katkısı yüzde 1,6. Tüketimin katkısı ise yüzde 3,1 oldu. Stok değişimleri de yüzde 1,6 katkı yaptı büyümeye. İhracat ise sıfıra yakın katkı verdi. Bu, yatırımsız büyüme değil de nedir?2014 yılında ise ekonomik aktiviteye yönelik öncü göstergeler ilk çeyrekte büyümenin kompozisyonunun değişmeye başlayacağına işaret ediyor. İç talebin zayıfladığını görmek için 2014’ün ilk iki ayında tüketici güven endeksi, otomobil ve beyaz eşya satışları gibi verilere bakmak kâfi. Yine kredi kartları yüzde 15 ve tüketici kredileri yüzde 10 düştü. Kapasite kullanım oranı ise yılın ilk üç ayında toplamda 1,6 puan geriledi.Kurlardaki artışın etkisi ile net ihracat 2014’te büyümeye katkı sağlayacaktır. Tüketimde geçen seneki kadar hareket beklenmemeli. Çünkü FED’in alımları giderek azalttığı bir malî iklimde ne faizler düşer ne de kurlar çok hızlı gevşer.Bu açıdan 30 Mart yerel seçimlerinden AKP’nin zaferle çıkması iç kaynaklı riskleri hafifletse de ekonomiyi şahlandırmaya yetmeyecek. Bir yerden 65 milyar dolarlık cari açığı çözen uçan mürekkep bulamayacağımıza göre sermaye girişlerinin zayıfladığı konjonktürde yatırım harcamalarında yatay belki de negatif yönlü seyir görülebilir. Merkez Bankası’nın ‘enflasyon, yılın ilk yarısında artacak’ değerlendirmesi, ‘faizlerde indirim beklemeyin’ mânâsına gelir. Tüketim ile kredi maliyetleri arasındaki paralellik herkesin malumu. Merkez Bankası zor bir dönemin geldiğinin farkında. FED tahvil alımlarını sonbaharda bitirecek ve akabinde faiz silahını çekecek. Bundan Türkiye’nin etkilenmemesi mümkün değil. Haliyle enflasyon ve malî kırılganlık endişesiyle içeride para politikasındaki sıkı duruş devam edecek.Türkiye, 2013’ü tüketim ve kamu harcamaları sayesinde ortalama büyüme hızının altında kapattı. 2014 büyümesini Avrupa etkisiyle toparlanan ihracat ile içeride baskılanan tüketim talebi belirleyecektir. Peki yüzde kaç olacak? 2014’ün çok altında kalacağını söylemekle iktifa edelim.
Zaman
Ana Sayfa
01.04.2014
TurhanBozkurt-YatırımsızbüyümeTurhan Bozkurt - Yatırımsız büyüme
'Sorunlar vefatımla çözülecekse bin kez ölmeye razıyım'
Zaman
28.03.2014
21:54
İtalyanın önde gelen La Repubblica gazetesine konuşan Fethullah Gülen Hocaefendi, Türkiyenin maruz kaldığı problemlerin benim vefatımla çözüleceğini bilsem, her gün bin defa ölmeye razıyım. dedi.La Repubblica gazetesinin Türkiye ve Ortadoğu uzmanı Marco Ansaldo tarafından gerçekleştirilen özel röportaj, Başbakanın gücünü temellerinden sarsan son derece nüfuzlu vaiz konuştu başlığıyla verildi. Gülen, röportajda sağlığından Türkiyeye ne zaman döneceğine, AK Parti ile olan ilişkilerden Hizmet Hareketinin asıl amacının ne olduğuna ve Papa ile görüşme konusuna kadar birçok soruya net cevaplar verdi. La Repubblica röportajının soru ve cevapları şu şekilde: TÜRKİYENİN MARUZ KALDIĞI BU PROBLEMLERİN BENİM VEFATIMLA ÇÖZÜLECEĞİNİ BİLSEM HER GÜN BİN DEFA ÖLMEYE RAZIYIM -Uzun yıllardır Amerika Birleşik Devletlerinde gönüllü sürgündesiniz. Neden? Sağlığım açısından burayı daha asude buluyorum. Türkiyeye dönüşümün bazı çevreler tarafından suiistimal edilip ülkenin zaten gerilmiş atmosferini daha da germek için bir fırsat olarak değerlendirmelerinden endişe ediyorum. 28 Şubat postmodern darbe döneminde medya diliyle birçok iftira ve karalamaları müteakip askeri vesayetin baskısı altındaki yargı mensupları eliyle tabiri caizse hukuki tacize maruz kaldım. Hukuki süreçte bu iddiaların bir aslı astarı olmadığı anlaşıldı. Bugün de maalesef yine medya diliyle binbir türlü iftiralar atılıyor, bir karalama kampanyasıdır gidiyor. Bu şartlar altında doktorların tavsiyelerine uyarak burada kalmayı tercih ediyorum. Türkiyenin maruz kaldığı bu problemlerin benim vefatımla çözüleceğini bilsem, her gün bin defa ölmeye razıyım. Türkiyede huzur ve sükuna kastedenlerin eline yeni bir malzeme vermeme mülahazasıyla vatan hasretimi içime gömüp burada kalmayı tercih ediyorum. KUTUPLAŞMAYI ARTIRICI DAVRANIŞLARDAN KAÇINMAK VE DUA ETMEK GEREK -Fakat Türkiyede olup bitmekte olanları yakinen takip etmektesiniz. Güçlü toplumsal gerilimler geçirmekte olan ülkenizin içinde bulunduğu şu anı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bazı medya organları diliyle yapılan tezvirat toplumu kutuplaştırıcı mahiyette. Belli mevkileri ihraz etmiş insanların söylediklerine dikkat etmeleri gerekir. Türkiye daha önce çok acılar yaşadı. Sokaklarda gençler birbirlerine sanki düşmanmış gibi saldırdı. Yaralamalar, öldürmeler birbirini takip etti. Değişik siyasi düşünceleri benimseyen gruplar adeta birbirini yiyecek paranoyasıyla baktı. Sağcısı solcusu, Türkü, Kürdü, Alevisi, Sünnisi, dindarı dindar olmayanı birbirine düşman edildi. Son yıllarda elde ettiğimiz demokratik kazanımlar ve huzur ve sükûnetin muhafaza edilmesi adına baştakilere büyük görev düşüyor ama onlar ne kadar bunun şuurundalar bilmiyorum. Bütün bunların Allahın izniyle aşılacağına olan ümidimi hiç yitirmedim ama her şeyin bir vakti merhunu vardır. Bu arada bizlere dua etmek, Rabbimize dua dua yalvarmak ve kutuplaşmayı arttırıcı davranışlardan kaçınmak düşüyor. Dövene elsiz, sövene dilsiz, Yunusun diliyle gönülsüz olmak gerekiyor. DEVLET ERKANININ, CAMİANIN FAALİYETLERİYLE İLGİLİ TAKDİRLERİ HERKESİN MALUMU -Son zamanlarda, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, isim vermeden, bazen de doğrudan size saldırmış gibi göründü. Özellikle yargıya ve polise karşı olan Bir örgüt tarafından oluşturulmuş korku imparatorluğundan bahsetti. Türk büyükelçileriyle Ankarada yaptığı bir toplantıda ise bu örgütün destekçilerini Aralık ayında patlayan yolsuzluk skandalı ile birlikte bir darbe girişimini gizlemekle suçladı. Türkiye başbakanına göre, hedef bir parti, bir hükümet değil; bir ülke, bir ülkenin çıkarları, bir ülkenin milli kurumları ve milli politikalarıdır. Hedef Türkiyedir, 76 milyonun ta kendisidir. Hatta Erdoğan, Bu çabalar bir ihanet dışında bir kavramla izah edilemez demektedir. Siz bu tür yorumlara nasıl cevap verirsiniz? Doğrusu bu tür çıkışları ben de anlamakta zorlanıyorum. Sayın Başbakan dahil devlet idaresinde mühim mevkilerde bulunan zevatın bu camianın faaliyetleriyle alakalı hem Türkiye hem de insanlık adına takdirleri herkesin malumudur.10 yılı aşkın bir süredir takdir ettikleri bir camiayı böyle birden karşılarına alıp mesnetsiz iddialarla itham etmeleri en başta kendi beyanlarıyla tezat teşkil eder. Meseleyi yolsuzluktan kaydırıp bir siyasi güç mücadelesi şeklinde lanse etmek herhalde birilerinin işine geliyor. Hukuki çerçeveden kaydırıp siyasi çerçeveye oturtma gayreti gibi görünüyor. Ama kişiler hakkında beraati zimmet esas olsa da ortada bir yolsuzluk vakıası olduğuna avam ve havas ortak kanaat getirmiş vaziyette. Basın yayın organlarına akseden deliller ve istifa eden bakanların, vekillerin beyanları buna işaret ediyor. PARANOYAYA İŞARET... Bu türlü yolsuzluk vakıaları demokratik devletlerde de oluyor ama oralarda böyle bir darbe girişimi veya ihanet olarak mütalaa edilmiyor. Varsa mesulleri mahkemelerce te
Zaman
Güncel
28.03.2014
SorunlarvefatımlaçözüleceksebinkezölmeyerazıyımSorunlar vefatımla çözülecekse bin kez ölmeye razıyım
'Sorunlar vefatımla çözülecekse bin kez ölmeye razıyım'
Zaman
28.03.2014
21:54
İtalyanın önde gelen La Repubblica gazetesine konuşan Fethullah Gülen Hocaefendi, Türkiyenin maruz kaldığı problemlerin benim vefatımla çözüleceğini bilsem, her gün bin defa ölmeye razıyım. dedi.La Repubblica gazetesinin Türkiye ve Ortadoğu uzmanı Marco Ansaldo tarafından gerçekleştirilen özel röportaj, Başbakanın gücünü temellerinden sarsan son derece nüfuzlu vaiz konuştu başlığıyla verildi. Gülen, röportajda sağlığından Türkiyeye ne zaman döneceğine, AK Parti ile olan ilişkilerden Hizmet Hareketinin asıl amacının ne olduğuna ve Papa ile görüşme konusuna kadar birçok soruya net cevaplar verdi. La Repubblica röportajının soru ve cevapları şu şekilde: TÜRKİYENİN MARUZ KALDIĞI BU PROBLEMLERİN BENİM VEFATIMLA ÇÖZÜLECEĞİNİ BİLSEM HER GÜN BİN DEFA ÖLMEYE RAZIYIM -Uzun yıllardır Amerika Birleşik Devletlerinde gönüllü sürgündesiniz. Neden? Sağlığım açısından burayı daha asude buluyorum. Türkiyeye dönüşümün bazı çevreler tarafından suiistimal edilip ülkenin zaten gerilmiş atmosferini daha da germek için bir fırsat olarak değerlendirmelerinden endişe ediyorum. 28 Şubat postmodern darbe döneminde medya diliyle birçok iftira ve karalamaları müteakip askeri vesayetin baskısı altındaki yargı mensupları eliyle tabiri caizse hukuki tacize maruz kaldım. Hukuki süreçte bu iddiaların bir aslı astarı olmadığı anlaşıldı. Bugün de maalesef yine medya diliyle binbir türlü iftiralar atılıyor, bir karalama kampanyasıdır gidiyor. Bu şartlar altında doktorların tavsiyelerine uyarak burada kalmayı tercih ediyorum. Türkiyenin maruz kaldığı bu problemlerin benim vefatımla çözüleceğini bilsem, her gün bin defa ölmeye razıyım. Türkiyede huzur ve sükuna kastedenlerin eline yeni bir malzeme vermeme mülahazasıyla vatan hasretimi içime gömüp burada kalmayı tercih ediyorum. KUTUPLAŞMAYI ARTIRICI DAVRANIŞLARDAN KAÇINMAK VE DUA ETMEK GEREK -Fakat Türkiyede olup bitmekte olanları yakinen takip etmektesiniz. Güçlü toplumsal gerilimler geçirmekte olan ülkenizin içinde bulunduğu şu anı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bazı medya organları diliyle yapılan tezvirat toplumu kutuplaştırıcı mahiyette. Belli mevkileri ihraz etmiş insanların söylediklerine dikkat etmeleri gerekir. Türkiye daha önce çok acılar yaşadı. Sokaklarda gençler birbirlerine sanki düşmanmış gibi saldırdı. Yaralamalar, öldürmeler birbirini takip etti. Değişik siyasi düşünceleri benimseyen gruplar adeta birbirini yiyecek paranoyasıyla baktı. Sağcısı solcusu, Türkü, Kürdü, Alevisi, Sünnisi, dindarı dindar olmayanı birbirine düşman edildi. Son yıllarda elde ettiğimiz demokratik kazanımlar ve huzur ve sükûnetin muhafaza edilmesi adına baştakilere büyük görev düşüyor ama onlar ne kadar bunun şuurundalar bilmiyorum. Bütün bunların Allahın izniyle aşılacağına olan ümidimi hiç yitirmedim ama her şeyin bir vakti merhunu vardır. Bu arada bizlere dua etmek, Rabbimize dua dua yalvarmak ve kutuplaşmayı arttırıcı davranışlardan kaçınmak düşüyor. Dövene elsiz, sövene dilsiz, Yunusun diliyle gönülsüz olmak gerekiyor. DEVLET ERKANININ, CAMİANIN FAALİYETLERİYLE İLGİLİ TAKDİRLERİ HERKESİN MALUMU -Son zamanlarda, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, isim vermeden, bazen de doğrudan size saldırmış gibi göründü. Özellikle yargıya ve polise karşı olan Bir örgüt tarafından oluşturulmuş korku imparatorluğundan bahsetti. Türk büyükelçileriyle Ankarada yaptığı bir toplantıda ise bu örgütün destekçilerini Aralık ayında patlayan yolsuzluk skandalı ile birlikte bir darbe girişimini gizlemekle suçladı. Türkiye başbakanına göre, hedef bir parti, bir hükümet değil; bir ülke, bir ülkenin çıkarları, bir ülkenin milli kurumları ve milli politikalarıdır. Hedef Türkiyedir, 76 milyonun ta kendisidir. Hatta Erdoğan, Bu çabalar bir ihanet dışında bir kavramla izah edilemez demektedir. Siz bu tür yorumlara nasıl cevap verirsiniz? Doğrusu bu tür çıkışları ben de anlamakta zorlanıyorum. Sayın Başbakan dahil devlet idaresinde mühim mevkilerde bulunan zevatın bu camianın faaliyetleriyle alakalı hem Türkiye hem de insanlık adına takdirleri herkesin malumudur.10 yılı aşkın bir süredir takdir ettikleri bir camiayı böyle birden karşılarına alıp mesnetsiz iddialarla itham etmeleri en başta kendi beyanlarıyla tezat teşkil eder. Meseleyi yolsuzluktan kaydırıp bir siyasi güç mücadelesi şeklinde lanse etmek herhalde birilerinin işine geliyor. Hukuki çerçeveden kaydırıp siyasi çerçeveye oturtma gayreti gibi görünüyor. Ama kişiler hakkında beraati zimmet esas olsa da ortada bir yolsuzluk vakıası olduğuna avam ve havas ortak kanaat getirmiş vaziyette. Basın yayın organlarına akseden deliller ve istifa eden bakanların, vekillerin beyanları buna işaret ediyor. PARANOYAYA İŞARET... Bu türlü yolsuzluk vakıaları demokratik devletlerde de oluyor ama oralarda böyle bir darbe girişimi veya ihanet olarak mütalaa edilmiyor. Varsa mesulleri mahkemelerce te
Zaman
Ana Sayfa
28.03.2014
SorunlarvefatımlaçözüleceksebinkezölmeyerazıyımSorunlar vefatımla çözülecekse bin kez ölmeye razıyım
Nevin Halıcı - Anadolu'dan börek çeşitleri
Zaman
23.03.2014
02:16
Börek sevmeyen bir insan var mıdır, sanmıyorum. Bir kahvaltı sofrasında bin bir çeşit reçel, bal, yoğurt ve çayla, odun ateşinde taze yapılmış töymekanlı veya ıspanaklı bir sac böreğine hayır denilebilir mi?Börekler klasik mutfakta da yöresel mutfaklarda da geniş ölçüde yer tutar. Türk halkı et, tatlı ve börek yemeden duramaz. Bundan ötürü börek türleri Anadolu’da sayısızdır. Anadolu kadınları her hamur işinden sonra artanlarla Hatçana böreği, köşeli, çubuk böreği gibi o anda adını verdiği yepyeni bir börek ortaya çıkarabilir.Börek sevmeyen bir insan var mıdır, sanmıyorum. Bir kahvaltı sofrasında bin bir çeşit reçel, bal, yoğurt ve çayla, odun ateşinde taze yapılmış töymekanlı veya ıspanaklı bir sac böreğine hayır denilebilir mi? Ramazanlarda sahur sofrasında yanında hoşaf veya çayla puf böreğini kim reddedebilir. Konya’nın çarşı böreği olarak adlandırılan peynirli böreği, Adıyaman’ın hığtabı ve birçok yörede bunlar gibi börekler yanında ayranla bir öğün de oluşturur. Okuldan dönen çocuklara bir bardak sütle bir dilim su böreği vermek, akşam yemeğine kadar bekleyebilmelerini sağlar. Yola gidenlere en önemli yolluk börektir. Hiçbir işleme gerek bıraktırmadan araç içinde bile yenebilir. Söylenen o ki börek her yönüyle aranan bir yiyecektir.İyi bir börek yapmak için unu iyi tanımak lazımdır. Piyasada ‘baklava böreklik’ olarak belirtilen unlar genellikle iyi sonuç vermekte… Ben yine de, ev unu denilen çok saflaştırılmamış unları tercih ederim. Ancak su böreği, yağla açılan börekler için 60-70 randımanlı unların kullanılması kolaylık sağlar.Börekleri hazırlama yöntemlerine gelirsek, ilki özleştirilerek hazırlanan hamurlar adı altında yer alır. Ana maddeleri genellikle su, un, yumurta, tuz vb.dir. Su böreği, yufka böreği vb.Diğer bir tür katmerli böreklerdir. Çoğunlukla özleştirilerek hazırlanan hamurların açılıp, yağlanıp, katlanması ve bekletilmesi şeklinde uygulanırlar. Puf böreği, Sarıyer böreği, serpme böreği gibi.Mayalı, karbonatlı ve her tür teknikle hazırlanan hamurlarla da yapılan çeşitli böreklerimiz vardır.Pişirme yöntemlerine gelince katmer, sac böreği vb. sacda pişer. Puf böreği, sigara böreği vb. yağda kızartılır. Fırında, tepsi böreği, serpme börek vb. pişirilir. Haşlama türlerine en iyi örnek su böreğidir. Su böreği önce haşlanır, sonra mangal üzerinde veya fırında pişirilir. Su böreğinin mangal üzerinde pişirilmesi, yumuşak olmasını sağladığı için, tercih nedenidir.Günümüz şartlarında hazır yufkalar kullanılsa da hamur yoğrularak açılan böreğin tadı başkadır. Artık, her ilde hanımlar açtıkları imalathanelerde su böreği, yufka, mantı gibi ürünleri taze olarak da satışa sunuyorlar. Bu da çalışan hanımlara kolaylık sağlıyor.Konya’da hanımların sıra günlerinde on, on beş çeşit yiyecek hazırlanır. Ancak sofrada su böreği yoksa o sofranın hiç kıymeti yoktur. Su böreği Konya’da her sofranın, geleneksel davetlerin baş böreğidir, mutlaka olacaktır. Ev su böreklerini, baklavacılarda çok inceltilmiş özel unlarla yapılanlarına her zaman tercih ederim. Baklavalar da öyle… Evde yapılan bir baklavanın tadı her zaman farklıdır. Güllüoğlu ve Gaziantep’tekiler hariç.Bahar geliyor, sevgili okuyucularım. Fukara ağaçlar, İstanbul’da da, Konya’da da vakitsiz çiçeklere büründü. İnşaallah üşümezler. Uzun ve soğuk geçen kış mevsiminden sonra, havayı güzel bulan aileler ise yeşilliklere, kırlara koşuyor. Öyle olunca, piknikte yemek için bu hafta bir börek yapalım. Kolay börek tarifi isteyen gençlerin dileğini de yerine getirelim. Ağız tadı ve mutlulukla kalın.Not: Geçen haftaki yazımda bahsettiğim Meryem Hanım’ın, 1955’lerde dinlemiş olduğum, türküsünü bana YouTube üzerinden gönderen değerli okuyucuma çok teşekkür ederim.Sİ­GA­RA BÖ­RE­ĞİMALZEMELER: 3 yuf­ka2 su bardağı rendelenmiş peynir (her tür peynir, çökelek vb.)¼ su bardağı maydanoz (kıyılmış)Kızartmak için:1 su bar­da­ğı zey­tin­ya­ğı Yapılışı: Yuf­ka­la­rı se­ki­ze böl. Ge­niş ta­ra­fı­na iç koy, ke­nar­dan bi­rer par­mak börek içinin üze­ri­ne çe­vir, si­ga­ra gi­bi sar. Uç kıs­mı­nı su­ya ba­tır, ha­mu­ra ya­pış­tır. Kız­gın zey­tin­yağın­da kı­zart, süz­ge­ce çı­kar, yağ­la­rı sü­zü­lün­ce sı­cak sı­cak sof­ra­ya al.• Yuf­ka­la­ra yo­ğurt sü­rü­le­rek sa­rı­lır­sa da­ha lez­zet­li olur.
Zaman
Köşe Yazıları
23.03.2014
NevinHalıcı-AnadoludanbörekçeşitleriNevin Halıcı - Anadoludan börek çeşitleri
Bakımsız dişler sağlığı tehdit ediyor
Zaman
31.01.2014
15:47
Diş hekimi Cansın Özgür, diş ve diş eti hastalıklarının ülkemizde ve dünyada en önemli sağlık sorunları arasında olduğunu söyledi. Özgür, Diş temizliğimize dikkat etmediğimiz zaman ağızda bakteriler ürer, plak oluşur ve iltihaplanma başlar. Bu durumda da sağlığımız da tehlikeye girmiş olur. dedi.Diş hekimi Cansın Özgür, diş sağlığı ve önemiyle ilgili önemli bilgiler verdi.Diş hassasiyetinin sıcak, soğuk, şeker veya ekşi yiyecek-içecekler ağza alındığı zaman dişlerde ani bir tepki ve sızlamanın oluştuğunu söyleyen Özgür, Diş sızlaması keskin, ani ve derindir. Çürük ve eski dolgular dışında hassasiyet en çok dişeti çekilmesi ile açığa çıkan kök yüzeylerinden kaynaklanır. Diş hassasiyetinize karşı özel diş macunu ve yumuşak kıllı fırça kullanabilirsiniz. Aynı zamanda aldığınız gıdalara da dikkat etmelisiniz. Fazla asit içeren yiyeceklerin sık tüketilmesi sonucu mine tabakası çözünebilir. dedi.Diş çürüğünün Türkiyenin en büyük sağlık problemlerinden bir tanesi olduğu belirten Özgür, Avrupa ülkelerinde birey başına düşen çürük sayısının birken, Türkiyede birey başına düşen çürük sayısı altıdır olduğunu söyledi. Özgür, Bu da büyük bir problemdir. Bunun çaresi düzenli diş hekimi kontrolü yanında iyi ağız bakımı ve iyi beslenmeden geçmektedir. Altı ayda bir diş hekimi kontrolü, sabah ve gece üçer dakikamızı ayırarak dişlerimizin her yüzeyini fırçalamamız ve öğünlerimizi yoğurt, peynir gibi yiyeceklerle bitirmemiz bize çürük oluşumunu sıfıra kadar indirerek sağlıklı bir ağız sunacaktır. önerisine bulundu.Ağız kuruluğu sıkıntısının tükürüğün kaliteli koruma ortamını bloke ederek her türlü ağız içi problemi oluşturmasına sebep olan çok ciddi bir sorun olduğunu söyleyen Özgür, Eğer ki ağız kuruluğu problemi yaşıyorsak mutlaka bu problemi çözme yoluna gitmemiz gerektiğini söyledi. Özgür, Çünkü bu problem arkasından, çürük, dişeti problemleri gibi zamanla altından kalkamayacağımız problemlere sebep olacaktır. Böyle bir problem yaşıyorsak mutlaka en yakın zamanda bir uzmandan yardım almalıyız. dedi. Bazı dişeti çekilmelerinin çözümünün olduğunu söyleyen Özgür, Dişeti çekilmeleri belirli bir boyutu aşmadıysa bazı özel dişeti operasyonları ile dişeti çekilmeleri düzeltilebilir. Fakat dişeti operasyonu ile düzeltilemeyecek kadar çok çekilmiş olan dişeti çekilmelerini de pembe renkte dolgu materyalleri ile düzeltmemiz mümkün olabilir şeklinde konuştu.Diş Hekimi Cansın Özgür konuşmasına şöyle devam etti: Diş beyazlatma çok basit bir yöntemle diş hekimleri tarafından kısa sürede dişe zarar vermeden gerçekleştirilebiliyor. Diş hekimi korkusu olanlar için dahi garanti edebiliriz ki canları acımadan dişleri daha beyaz bir tona kavuşacak. Bunun yanı sıra halk arasında yaygın olarak bilinen bir diş temizleyicisi; karbonat. Uzun vadede ideal diş beyazlatıcısı olmasa da kısa vadeli olarak tercih edilebilecek bir beyazlatıcı. Diş taşları, tükürüğünüzdeki minerallerin dişlerde oluşan bakteri plaklarının üstüne çökmesiyle meydana gelir. Düzenli olarak temizlenmeyen diş taşları görsel olarak kötü bir görünümün yanı sıra diş eti iltihabı ve diş eti hastalıklarına da neden olur, ağız kokusuna yol açar. Diş hekiminizden alacağınız yarım saatlik bir randevu ile diş taşlarınızı temizlettirip hem sağlıklı hem de daha temiz görünen dişlere kavuşabilirsiniz.(CİHAN)
Zaman
Sağlık
31.01.2014
BakımsızdişlersağlığıtehditediyorBakımsız dişler sağlığı tehdit ediyor
Evsel ürünlerde gizli tehlikeye dikkat!
Zaman
09.01.2014
12:50
Hemen hemen hepimizin mutfağında bulunan teflon kaplar, kağıt mutfak gereçleri, leke ve kir tutmayan tekstil ürünleri ilefast-food ambalajlarının dayanıklılığını arttırmak için kullanılan PFC (fazla sayıda flor içeren kimyasal) maddesinin bir çok sağlık sorununa yol açtığı bildirildi.Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bilgehan Güzel, evsel ve endüstriyel ürünlere uzun süre dayanıklılık ve ayrıcalıklı pek çok özelliklerin kazandırılması için, perflorooktansülfonat (PFOS), perflorooktanoik asit (PFOA) gibi fazla sayıda flor içeren kimyasal (PFC) maddelerin kullanıldığına dikkat çekerek, bu tür kimyasalların üretimleri, kullanımları ve kullanım sonrası yol açtığıçevre kirlilikleri ve insan sağlığını tehdit eden etkileri konusunda her geçen gün yeni bilgilerin yayınlandığına dikkat çekti.PFCLER HANGİ EV GEREÇLERİNDE BULUNUR?PFClerin kir tutmayan halılar, suya ve yağa dirençli kumaşlar, yanmaz döşemeler, teflon kaplı tüm mutfak ve ev ürünleri, fast-food ambalajları, kağıt tabak ve bardaklar, kozmetik ve eczacılıkta kullanılan bazı tutkallar, elektronik, temizlik ürünleri, otomobil pasta ve cilaları, böcek ilaçları ve boyalarda kullanıldığını belirten Prof. Dr. Güzel, PFCler mükemmel dayanımları nedeniyle birçok endüstriyel kullanım için ideal kimyasallardır, ancak bu dayanıklılık hem çevre hem de insan sağlığı açısından ise büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Araştırmalar, yarılanma sürelerinin insan bünyesinde PFOS için 5,4 yıl, PFOA için ise 3,8 yıl olduğunu bildirmektedir dedi.PFClerin insan vücuduna geçişlerinin henüz ayrıntılı olarak anlaşılamadığını, beslenme yoluyla alımların en önemli kaynak olduğunun bilindiğini ifade eden Prof. Dr. Güzel, özellikle fast-food türü yiyeceklerin paketlenmesinde kullanılan malzemelerin yağ ve suya karşı direnç sağlayan kaplamalardaki PFClerin yiyecek üzerine geçerek vücuda taşındığını, mikrodalga fırında pişirilen patlamış mısır torbalarının PFCleri yiyecek üzerine aktaran malzemelerin başında geldiğine dikkat çekti.Hayvansal ve bitkisel ürünler, içme suyu, teflon ve benzeri pişirme kaplarının beslenme yoluyla PFC alımının diğer kaynaklarını oluşturduğunu söyleyen Prof. Dr. Güzel, şöyle devam etti:Kir ve yağ tutmazlık işlemleri yapılmış halı ve döşemelik kumaşlar, bu malzemeler için hazırlanan özel deterjanlar, taş ve ağaç için geliştirilmiş yeni nesil izolasyon malzemeleri temas veya solunum yoluyla PFClerin vücudumuza alımının kaynakları arasında. Vücudumuza bu kadar kolay aldığımız PFClerin alınan miktarının yarısını ancak 5,4 yılda atabilmemiz, dikkat etmediğimiz takdirde vücudumuzda birikimini her geçen gün arttıracağını göstermektedir.Hamilelik öncesi etkilerinin yanı sıra, hamilelikte kordon yoluyla, doğum sonrasında ise anne sütüyle bebeklere PFClerin geçtiğinin belirlenmiş olması bayanların bu konuda çok daha duyarlı olması gerektiğini göstermektedir.İNSAN SAĞLIĞI ÜZERİNE ETKİLERİ NEDİR?Prof. Dr. Bilgehan Güzel, PFClerin insan sağlığı üzerine etkilerini de şöyle sıraladı:Kadınlarda doğurganlığı azaltır. Erkeklerde sperm kalitesinde düşürür. Düşük kilolu doğuma, hiperaktiviteye neden olur. Toplam ve kötü kollestrol düzeyinde artmaya yol açar. Troid hormon seviyesini değiştirir.Ayrıca bu tür kimyasalların üretildiği bölgelerde yaşayanlar üzerinde yapılan çalışmalarda ise hamile kadınların tansiyonlarında düzensizlik, düşük yapma, ürik asit düzeyinde yükselme gözlenmiştir. Bu tür kimyasalların üretim tesislerinde çalışanlarda ise yukarıda sayılan rahatsızlıklara, ek olarak da prostat ve mesane kanserine yakalanma risklerinde yükselme olduğu bildirilmiştir. Görüldüğü gibi cenin düzeyinde başlayıp, bebeklik, çocukluk gibi insanın tüm gelişim evrelerinde etkin olan bu maddeler önlem alınmadığı takdirde tüm topluma yayılan bir sorun olarak karşımıza çıkacaktır.Prof. Dr. Bilgehan Güzel, PFC alımına karşı yapılması gerekler hakkında da şu uyarılarda bulundu:PFCleri ürünlerle temas sonrası birşeyler yemeden önce mutlaka elimizi yıkamalıyız. Fastfood veya paketlenmiş hazır gıdalardan uzak durmalı, özellikle bu ürünleri kendi paketlerinde kesinlikle ısıtmamalıyız. Florlu ürünlerle işlem gördüğü belirtilen halı ve mobilyadan uzak durmalı hatta bu tür ürünleri satın alırken PFC kullanılıp kullanılmadığını sorgulamalıyız. Leke ve kir tutmayan tekstil ürünleri ile teflon kaplı malzemelerden uzak durmalıyız. Kişisel bakım ürünlerinde içerikleri mutlaka istemeli ve incelemeliyiz (pudra, oje, traş kremi, losyonlar v.b.) İç mekanlarda tozumayı mümkün oldukça azaltmalı, polen filitreli veya su tuzaklı elektrikli süpürgeler kullanmalıyız. Klimalarımızın temizlik ve polen filtresi değişimini yılda bir kez mutlaka yapmalıyız.(İHA)
Zaman
Sağlık
09.01.2014
EvselürünlerdegizlitehlikeyedikkatEvsel ürünlerde gizli tehlikeye dikkat
Beşir Ayvazoğlu - Yemek, sofra ve kültür
Zaman
09.01.2014
02:18
Bütün dinler ve mistik doktrinler, az yemeyi, perhizi tavsiye etmişlerdir. Acıkmadan sofraya oturmamak ve tam doymadan kalkmak bir peygamber tavsiyesidir.Tasavvufî eserlerin kanaatle ilgili bölümlerinde az yemekle ilgili hikâyeler anlatılır, öğütler verilir. Mesela Şeyh Sadi’nin Bostan ve Gülistan’ında bu konuda hoş hikâyeler vardır ve bu hikâyelerin özü şu beyittedir: “Ne ağzından taşasıya çok ye, ne zayıflıktan ölesiye az!” Mevlânâ da çok yemenin fikir coşkunluğunu önlediğini söyler. Bir gün düşüncelerini anlatmakta zorlanınca “Dün biraz bir şey yemiştim, onun için lâyıkıyla anlatamıyorum.” demiştir. Ancak onun da bir insan olduğu, acıktığı, bazan bir ay hiç yemek yemese de, sonunda açlığını gidermek zorunda kaldığı muhakkak. Şairliğinin yanı sıra, araştırmacı kimliğiyle de tanınan Feyzi Halıcı, 1986 yılında düzenlediği I. Milletlerarası Yemek Kongresi’ne sunduğu “Mevlânâ’nın Eserlerinde Yemek ve Mutfak İmajı” başlıklı bildirisinde bu büyük sufinin sevdiği yiyecek ve içecekleri tespit etmişti. Az yemek, bugün de tıbbın tavsiyelerinden biridir ve bütün dünyada obezitenin ciddi bir problem haline geldiği, ayrıca dünyanın birçok yerinde milyonlarca insan açlıktan kırılırken yiyecek israfının aynı zamanda ciddi bir ahlakî probleme işaret ettiği görmezlikten gelinemez. Ancak bu sıhhî ve ahlakî rezervler, yemekte lezzet ve çeşitliliğe, sofrada estetiğe engel teşkil etmemiştir ve etmemelidir. Esasen bir medeniyeti tanımanın en kestirme yollarından biri mutfağına bakmaktır. Mutfağınız ne kadar zenginse medeniyetiniz de o kadar renkli ve zengin, yemek pişirme ve ikram usulleriniz, sofra gelenekleriniz ve âdâbınız o kadar inceliklidir. Zengin mutfaklar, ellerinin dokunduğu her nimete unutulmaz lezzetler katan mâhir aşçılar ve damak zevki son derece gelişmiş şikemperverler yetiştirir. Yemek pişirmek kadar, yemekten anlamak ve oburluk etmeden, tadını çıkara çıkara yemesini bilmek de sanattır. Bu sanat, hiç şüphesiz, refah devirlerinde daha fazla ilgi görür ve gelişir. Türkiye’de son zamanlarda yemek ve mutfak kültürü üzerine yapılan yayınların artmasını da ekonomik istikrara ve refahın yaygınlaşmasına bağlayabiliriz. Sadece Alfa Grubu’nun elli-altmış civarında, Oğlak Yayınları’nın da yirmiden fazla yemek ve mutfak kültürü kitabı yayımladığını hatırlatmakla yetiniyorum. Türk mutfağı, dünyanın en zengin ve seçkin mutfaklarından biridir. Feyzi Halıcı’nın 1986 yılından itibaren beş yıl üst üste düzenlediği Milletlerarası Yemek Kongrelerinin yayımlanmış metinlerini gözden geçirirseniz, bu hükmün doğruluğundan artık şüphe etmezsiniz. Söz konusu kongrelerin düzenleyicisi Feyzi Bey olmakla beraber, fikrin kız kardeşi Nevin Halıcı Hanımefendi’den doğduğunu tahmin ediyorum. 1979 yılından beri Türk yemek kültürüyle derinlemesine ilgilenen ve bugüne kadar on dört kitabı yayımlanan Nevin Halıcı’nın Oğlak Yayınları arasında yeni çıkan Açıklamalı Yemek ve Mutfak Terimleri Sözlüğü de mutfak kültürümüzün zenginliği hakkında açık bir fikir veriyor. Kur’an-ı Kerim’den Divan-ı Hikmet’e, Orhun Kitabeleri’nden Divanü Lügati’t-Türk’e, Kutadgu Bilig’den Dede Korkud Kitabı’na kadar yüzlerce kaynak taranarak hazırlanan bir sözlük... Elbette bu kaynaklar arasında, bir Konyalı olan ve hâlen Konya’da yaşayan Nevin Halıcı’nın özel bir ilgi duyduğu Mevlânâ’nın eserleri de yer almaktadır. Sözlüğünde, İstanbul mutfağını, ayrıca çok iyi bildiği ve yazdığı Ege, Akdeniz, Güneydoğu Anadolu ve Karadeniz mutfaklarını esas alan Nevin Hanım, yemek uygulamalarında Hadiye Fahriye’nin Yemek Kitabı (1924) ve Tatlıcı Başı (1926) adlı kitaplarındaki tarifleri güncelleyerek kullandığını, uygulamaya yönelik diğer açıklamaların elli yılda elde ettiği tecrübeye ve araştırmalara dayandığını söylüyor. Yeni baskılarında daha da zenginleşeceğinden emin olduğum Açıklamalı Yemek ve Mutfak Terimleri Sözlüğü, ev hanımlarının, aşçıların, yemek meraklılarının ve yazıp çizen herkesin elinin altında mutlaka bulunması gereken bir hazine... Doğrusu, ağzımızın tadının kaçtığı şu günlerde iyi gider!DERKENAR >>>Yemek KitabıSöz yemekten ve Türk yemek kültüründen açılmışken, Ayakkabı Kitabı, Tuz Kitabı, Uçmağa Varmak Kitabı, Beddua Kitabı, Yağmur Duası Kitabı, Meyve Kitabı gibi çok sayıda tematik kitap yayımlayan Kitabevi’nin Yemek Kitabı’nı da hatırlatmak isterim. Folklor ve halk edebiyatı deyince aklımıza gelen ilk isimlerden biri olan Sabri Koz üstadımızın hazırladığı bu 1045 sayfalık kitapta yok yok. “Ocaklık’tan Matbah-ı Amire’ye”, “Yeryüzünde Binbir Sofra”, “Tatlı Yiyelim” ve &ldquo
Zaman
Köşe Yazıları
09.01.2014
BeşirAyvazoğlu-YemeksofravekültürBeşir Ayvazoğlu - Yemek sofra ve kültür
Kardeş okullarını ağırladılar
Zaman
05.01.2014
01:56
Zonguldak’ın Ereğli Özel Yıldırım Koleji İlk ve Ortaöğretim Okulu öğrencileri, kardeş okul kapsamında Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel İlk ve Ortaokulu’nda okuyan öğrencileri misafir etti.Okul bahçesinde bekleyen Yıldırımlı öğrenciler, “Kardeşlerim hoş geldiniz” diyerek kardeşlerini karşıladı. Kardeşlik ve sevgiyi anlatan şiirlerin okunduğu ziyarette, Yıldırımlı öğrenciler kardeş okul öğrencilerine mini bir konser de verdi. Yıldırım Koleji İlk, Ortaokulu Müdürü Sadi Yanık, ziyaret anısına Süleyman Demirel İlk ve Ortaokulu Müdürü Sezgin Tekneci’ye şilt ve okul öğretmenleri adına çiçek buketi takdim etti. Yıldırım Koleji ile aynı projede bulunmalarının kendilerine çok büyük katkı sağladığını söyleyen Tekneci, şöyle konuştu: “Bütün öğrencilerimizin hepsini tebrik ediyoruz. Onlar heyecanlanınca biz de heyecanlanıyoruz. Demek ki bu süreç olumlu bir süreç. Biz zaten ilk başta demiştik ki farklı iki okul ve bunların ortak bir paydada buluşması iki tarafa farklı şeyler kazandıracak. Ama olumlu yönüyle. Ve bide okul olarak da belli bir aşama kaydettik. İnşallah Yıldım Koleji de bir şeyler kazanmıştır bizden.” Öğrencilerinizin ufkunun biraz daha genişlediğini kaydeden Tekneci, “Ümit ediyorum ki bizim öğrencilerimizin de hedefleri daha büyüyecek. Bu da bizim okulumuzun başarısını artıracaktır. Amacımız okulumuzun Ereğli’nin en iyi okullarından biri olması. Sportif anlamda, eğitim anlamında başarı anlamında bunu hedefliyoruz.” dedi.Yıldırım Koleji İlk ve Ortaokulu Müdürü Sadi Yanık ise “Öğrenciler arasında sevgi, barış, kardeşlik ve dostluk duygularının geliştirilmesi amacıyla Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel İlkokulu ile birlikte Köseler İzmirlioğlu İlkokulu arasında da kardeş okul projesi hayata geçirildi. Hayırlı olsun diyorum.” şeklinde konuştu. Konuşmaların ardından öğrenciler ve okul idarecilerine yiyecek ve içecekler ikram edildi. Öğrenciler öğle arasına kadar birbirleri ile sohbet ederken, bazı öğrenciler de halı saha tesislerine ve kapalı spor salonunda spor etkinliğinde bulundu.
Zaman
Güncel
05.01.2014
KardeşokullarınıağırladılarKardeş okullarını ağırladılar
Dişlerinizi gıcırdatıyorsanız…
Zaman
22.12.2013
09:50
Özellikle psikolojik nedenlerden kaynaklanan diş gıcırdatma zamanla diş ve diş eti hassasiyetlerine kapı aralıyor. İlerleyen vakalarda çene eklemleri de aşınarak zarar görüyor.Kiminde tik halinde görülse de diş gıcırdatma özellikle geceleri sıkça karşılaşılan önemli bir problem. Özellikle psikolojik faktörlerin etkisiyle gerçekleştirilen bu eylem ağız içinde birçok diş ve diş eti hastalığına sebep olabiliyor. Diş gıcırdatmanın nedenleri ve tedavisini DentGroup Estetik Diş Hekimi Bijen Muhit anlattı. Günlük hayatın akışında karşılaştığımız sıkıntı, üzüntü ve bunun nihayetinde girdiğimiz stres bilinçaltımıza yerleşiyor ve geceleri uykumuzda diş sıkma ve gıcırdatma olarak açığa çıkıyor, Bijen Muhit’e göre. Uyuduğumuzda beynimizin rahatlama mekanizmaları çalışmaya başlar. Rüyalar, diş sıkma-gıcırdatma, yumruk sıkma bu mekanizmaların başlıcalarını oluşturuyor. İleri safhalarda gündüzleri de diş ve yumruk sıkma vakalarına rastlanıyor. Psikolojik sebeplerin yanı sıra ağızdaki dolgu veya kaplamaların karşı dişlerle uyumsuzluğu da bu sorunun fiziksel kaynaklarından. Vakaların yüzde doksanında bilinçsiz ve istemsizce gelişiyor diş sıkma olayı. Çok az kişi problemin farkına varabiliyor.Dişler devamlı birbirlerine sürtündüğünden zamanla aşınmaya başlıyor. Ayrıca dişeti çekilmeleri yaşanıyor ve kök yüzeyleri açılarak hassasiyet oluşuyor. Hastalarda en sık karşılaşılan diğer bir şikayet ise çenede ağrı ve yorgunluk. Gece boyunca çalışan kaslar dinlenemediğinden rahatsızlık vermeye başlıyor. İlerlemiş vakalarda çiğneme sırasında tıkırdama sesi gibi çene eklemi rahatsızlıkları da görülüyor. Ayrıca düşmüş veya kırılmış dolgular, keza porseleni kırılmış kron köprüler ve hatta diş kırıkları da dişlerini gıcırdatmadan duramayan hastaların kâbusu oluyor. Özellikle psikolojik kaynaklı vakalarda bir uzmana görünmek şart. Diş gıcırdatmanın yol açtığı ağız içi problemlerini önlemek içinse diş hekimleri tek çeneye yapılan gece plağı denen kişiye özel olarak ince akrilik veya silikon dişlikler tasarlıyor. Bunlar alt ve üst dişler arasında bariyer görevi görerek teması kesip kuvveti emiyor. Böylece hem diş ve dişetleri hem de çene eklemi korunmuş oluyor.Yapmadan duramıyorsanız…*Kola, kahve, çikolata gibi kafeinli yiyecek ve içecekleri mümkün olduğunca az tüketin.*Gıda dışında kalem gibi cisimleri ağzınızda tutmayın.*Dişinizi gıcırdatmama konusunda kendinize telkinde bulunun.*Sabahları ılık bir bezi yanaklarınıza tutun ve çene kaslarınızı rahatlatın.*Aşırı esneme hareketlerinden kaçının.*Alkolden uzak durun.*Sakız çiğnemeyin.*Dişlerinizi gıcırdattığınızı fark ederseniz, dilinizin ucunu dişlerinizin arasına uzatın ve çene kaslarınızı gevşetmeye çalışın.*Ön dişler ile koparma hareketi yapmamaya özen gösterin.
Zaman
Sağlık
22.12.2013
Dişlerinizigıcırdatıyorsanız…Dişlerinizi gıcırdatıyorsanız…
Dişlerinizi gıcırdatıyorsanız…
Zaman
21.12.2013
01:54
Özellikle psikolojik nedenlerden kaynaklanan diş gıcırdatma zamanla diş ve diş eti hassasiyetlerine kapı aralıyor. İlerleyen vakalarda çene eklemleri de aşınarak zarar görüyor.Kiminde tik halinde görülse de diş gıcırdatma özellikle geceleri sıkça karşılaşılan önemli bir problem. Özellikle psikolojik faktörlerin etkisiyle gerçekleştirilen bu eylem ağız içinde birçok diş ve diş eti hastalığına sebep olabiliyor. Diş gıcırdatmanın nedenleri ve tedavisini DentGroup Estetik Diş Hekimi Bijen Muhit anlattı. Günlük hayatın akışında karşılaştığımız sıkıntı, üzüntü ve bunun nihayetinde girdiğimiz stres bilinçaltımıza yerleşiyor ve geceleri uykumuzda diş sıkma ve gıcırdatma olarak açığa çıkıyor, Bijen Muhit’e göre. Uyuduğumuzda beynimizin rahatlama mekanizmaları çalışmaya başlar. Rüyalar, diş sıkma-gıcırdatma, yumruk sıkma bu mekanizmaların başlıcalarını oluşturuyor. İleri safhalarda gündüzleri de diş ve yumruk sıkma vakalarına rastlanıyor. Psikolojik sebeplerin yanı sıra ağızdaki dolgu veya kaplamaların karşı dişlerle uyumsuzluğu da bu sorunun fiziksel kaynaklarından. Vakaların yüzde doksanında bilinçsiz ve istemsizce gelişiyor diş sıkma olayı. Çok az kişi problemin farkına varabiliyor.Dişler devamlı birbirlerine sürtündüğünden zamanla aşınmaya başlıyor. Ayrıca dişeti çekilmeleri yaşanıyor ve kök yüzeyleri açılarak hassasiyet oluşuyor. Hastalarda en sık karşılaşılan diğer bir şikayet ise çenede ağrı ve yorgunluk. Gece boyunca çalışan kaslar dinlenemediğinden rahatsızlık vermeye başlıyor. İlerlemiş vakalarda çiğneme sırasında tıkırdama sesi gibi çene eklemi rahatsızlıkları da görülüyor. Ayrıca düşmüş veya kırılmış dolgular, keza porseleni kırılmış kron köprüler ve hatta diş kırıkları da dişlerini gıcırdatmadan duramayan hastaların kâbusu oluyor. Özellikle psikolojik kaynaklı vakalarda bir uzmana görünmek şart. Diş gıcırdatmanın yol açtığı ağız içi problemlerini önlemek içinse diş hekimleri tek çeneye yapılan gece plağı denen kişiye özel olarak ince akrilik veya silikon dişlikler tasarlıyor. Bunlar alt ve üst dişler arasında bariyer görevi görerek teması kesip kuvveti emiyor. Böylece hem diş ve dişetleri hem de çene eklemi korunmuş oluyor.Yapmadan duramıyorsanız…*Kola, kahve, çikolata gibi kafeinli yiyecek ve içecekleri mümkün olduğunca az tüketin.*Gıda dışında kalem gibi cisimleri ağzınızda tutmayın.*Dişinizi gıcırdatmama konusunda kendinize telkinde bulunun.*Sabahları ılık bir bezi yanaklarınıza tutun ve çene kaslarınızı rahatlatın.*Aşırı esneme hareketlerinden kaçının.*Alkolden uzak durun.*Sakız çiğnemeyin.*Dişlerinizi gıcırdattığınızı fark ederseniz, dilinizin ucunu dişlerinizin arasına uzatın ve çene kaslarınızı gevşetmeye çalışın.*Ön dişler ile koparma hareketi yapmamaya özen gösterin.
Zaman
Ana Sayfa
21.12.2013
Dişlerinizigıcırdatıyorsanız…Dişlerinizi gıcırdatıyorsanız…
Koku yoksa tat da yok
Zaman
01.12.2013
02:05
Koku, bilimin belki de sırlarına en az vakıf olduğu konulardan biri. Bana göre kokudan daha gizemli bir nesne yok. Görünmez, dokunulamaz, işitilemez, tadılamaz, yalnızca hissedilir. Buna rağmen benzetmeler yapmaksızın onu tanımlamazssınız. Hayata yeniden başlasam bütün enerjimi bu hayaleti çözmeye adardım. Bir süredir elime ne geçse okuyordum. Sonra karşıma Vedat Ozan çıktı.Altı haftalık bir kurs verdiğini duyunca, dünyalar benim oldu. Olağanüstü ufuk açıcı ve zevkli geçti dersler. Ozan, Boğaziçi Üniversitesi’nde yöneticilik eğitimi almasına rağmen, çocukluğundan beri özel ilgi duyduğu kokuya yoğunlaşmış ve kendini yetiştirmiş. Gümüşsuyu’ndaki atölyesinde hem eğitim veriyor hem kendi ürünlerini satıyor. (www.kokucuk.com) Türkiye’de bu konuyu ondan daha fazla bilen yok, hatta belki dünyada da sayılıdır. Kurs bitiminde öğrendiklerimizin küçük bir bölümünü okurlarımla paylaşmak istedim. Umuyorum ki ilgiyle okuyacak ve hayata başka bir pencereden bakmaya başlayacaksınız...Biraz çocukça bulacaksınız belki ama, burnumuzda iki delik yerine tek delik olsaydı ne olurdu?Yoo, bu güzel bir soru. İki delik, duyumsadığımız kokunun kaynağı hakkında bize yön ve yoğunluk bilgisi verir. Kokunun kaynağı ne tarafta -veya ne taraftan daha yoğun geliyor? Bu bilgiye sağ ve soldaki deliklerin hangisi fazla uyarı alıyorsa öyle karar verebiliyoruz. Kokunun kaynağı beslenmemiz amaçlı bir yiyecek veya içecek de olabilir, uzaklaşmak istediğimiz yani tehlike içeren bir kaynak da. Görme duyusunun bugünkü kadar önemli olmadığı binlerce yıllık geçmişte, hatta bugün bile görme duyumuzun tam bir kesinlikle bize veri sağlayamadığında (mesela sık ağaçlarla örülü bir ormanlık alanda) bilincinde olmadan koku duyumuzu bu yaşamsal yön saptama gereğinin yerine getirilmesi için önemli bir araç olarak kullanıyoruz.İki delikten gelen uyarıyı toplam bir koku olarak mı algılıyoruz?Evet. Kokladığımız maddenin kimliğine ilişkin sinyaller beynimizin limbik sistem denilen bölgesinde işlenirken biz tam ve tamam bir kanaate iki delikten gelen moleküllerin toplam yorumu vasıtası ile ulaşabiliyoruz. Şunu da ilave edeyim: beynimizde yer alan ve koku duyumuzun işlendiği limbik sistem, ayni zamanda bizim bellek ve duygudurum işleme merkezimiz.Her nefes alışta havadaki binlerce koku molekülünü içimize çekiyoruz. Normalde bu koku bombardımanından ambale olmamız lazım değil mi? Haklısınız. Her nefes alışımız bir koklama işlemini de beraberinde getiriyor. Nefes almasak yaşayamayacağımızı düşünürsek, koku duyumuzun nefes alma organımızla eşleştirilmiş olması çok önemli bir durum. Zaten bundan dolayı koku duyumuzun bir açma-kapa düğmesi yok. Biz nefes alma sayımız kadar koku da alıyoruz. Bu da günde ortalama 20 bin kez civarında gerçekleşen bir eylem. Sayının azalması veya artması bizim ne kadar hareketli veya ne kadar durağan bir yaşam tarzımız olduğu ile ilgili.Bir filtre sistemi mi var, eleyerek mi alıyoruz kokuları?Bir kere, koku algı eşiğimizin altında kalan kokulu uyarıları duyumsayamıyoruz. Köpekler bizim varlığını farketmediğimiz kokuları duyumsayıp buna yönelik davranış biçimleri geliştirirken biz binlerce yıllık süreçte daha da önem kazanan görme duyumuz yardımı ile bu hassasiyete gerek olmadan varlığımızı sürdürebiliyoruz. Bu avantaja sahip olmayan türler, mesela ipek böceği larvası binlerce metre öteden koku alma yetisine sahip ve bu sayede eş bulup çiftleşebiliyor.Belki de alışkın olduğumuz kokuların üzerinde fazla durmuyoruz.Doğru. Sıklıkla duyumsadığımız kokulara adapte olup sanki onlar yokmuş gibi yorumluyoruz. Evinde evcil hayvan besleyen bir yakınınızı ziyaret ettiğinizde siz o ortamdaki kokunun farkına varabilirsiniz ancak evin sahibi mevcut kokuya adapte olduğu için evin farklı koktuğunu düşünmez. Kokunun esas önemi bir “uyaran” olması. Bu nedenle sürekli duyumsadığımız ve güvenlik endişesi barındırmayan bir kokuyu her seferinde beynimizi çalıştırarak yorumlamamız, tembel ve son derece ekonomik çalışmaya programlı insan beyni için mantıklı bir işlem süreci değil. Bizim için olması gereken, bize yabancı gelen veya alışık olunan yoğunluğun üzerindeki kokulara tepki vermemiz; zira onlar bizim için bir tehdidin habercisi olabilirler.Kokusuz bir nesne var mı hayatta? Ne bileyim gün ışığın veya elektriğin kokusu var mı?Kokusuz nesne yok, ancak bizim alamayacağımız kadar düşük yoğunlukta kokuları olan nesneler var. Ayrıca gün ışığını veya elektriği tek olarak algılamıyoruz çünkü onlar var oldukları andan itibaren çevreleri ile etkileşime giren akımlar. Dolayısı ile belki onların değil ama onlarla etkileşime giren diğer şeylerin kokularını elbette alıyoruz. Basit bir örnek vermem gerekirse elektrikle etkileşime giren veya bir anlamda elektrik çarpmasına uğrayan oksijen atomunun kokusu var ve biz bunu hissedebiliyoruz. Eski Yunancada ‘ozmos’ ‘kokan’ demek. E
Zaman
En Çok Okunan
01.12.2013
KokuyoksatatdayokKoku yoksa tat da yok
Nuriye Akman - Koku yoksa tat da yok
Zaman
01.12.2013
01:53
Koku, bilimin belki de sırlarına en az vakıf olduğu konulardan biri. Bana göre kokudan daha gizemli bir nesne yok. Görünmez, dokunulamaz, işitilemez, tadılamaz, yalnızca hissedilir. Buna rağmen benzetmeler yapmaksızın onu tanımlamazssınız. Hayata yeniden başlasam bütün enerjimi bu hayaleti çözmeye adardım. Bir süredir elime ne geçse okuyordum. Sonra karşıma Vedat Ozan çıktı.Altı haftalık bir kurs verdiğini duyunca, dünyalar benim oldu. Olağanüstü ufuk açıcı ve zevkli geçti dersler. Ozan, Boğaziçi Üniversitesi’nde yöneticilik eğitimi almasına rağmen, çocukluğundan beri özel ilgi duyduğu kokuya yoğunlaşmış ve kendini yetiştirmiş. Gümüşsuyu’ndaki atölyesinde hem eğitim veriyor hem kendi ürünlerini satıyor. (www.kokucuk.com) Türkiye’de bu konuyu ondan daha fazla bilen yok, hatta belki dünyada da sayılıdır. Kurs bitiminde öğrendiklerimizin küçük bir bölümünü okurlarımla paylaşmak istedim. Umuyorum ki ilgiyle okuyacak ve hayata başka bir pencereden bakmaya başlayacaksınız...Biraz çocukça bulacaksınız belki ama, burnumuzda iki delik yerine tek delik olsaydı ne olurdu?Yoo, bu güzel bir soru. İki delik, duyumsadığımız kokunun kaynağı hakkında bize yön ve yoğunluk bilgisi verir. Kokunun kaynağı ne tarafta -veya ne taraftan daha yoğun geliyor? Bu bilgiye sağ ve soldaki deliklerin hangisi fazla uyarı alıyorsa öyle karar verebiliyoruz. Kokunun kaynağı beslenmemiz amaçlı bir yiyecek veya içecek de olabilir, uzaklaşmak istediğimiz yani tehlike içeren bir kaynak da. Görme duyusunun bugünkü kadar önemli olmadığı binlerce yıllık geçmişte, hatta bugün bile görme duyumuzun tam bir kesinlikle bize veri sağlayamadığında (mesela sık ağaçlarla örülü bir ormanlık alanda) bilincinde olmadan koku duyumuzu bu yaşamsal yön saptama gereğinin yerine getirilmesi için önemli bir araç olarak kullanıyoruz.İki delikten gelen uyarıyı toplam bir koku olarak mı algılıyoruz?Evet. Kokladığımız maddenin kimliğine ilişkin sinyaller beynimizin limbik sistem denilen bölgesinde işlenirken biz tam ve tamam bir kanaate iki delikten gelen moleküllerin toplam yorumu vasıtası ile ulaşabiliyoruz. Şunu da ilave edeyim: beynimizde yer alan ve koku duyumuzun işlendiği limbik sistem, ayni zamanda bizim bellek ve duygudurum işleme merkezimiz.Her nefes alışta havadaki binlerce koku molekülünü içimize çekiyoruz. Normalde bu koku bombardımanından ambale olmamız lazım değil mi? Haklısınız. Her nefes alışımız bir koklama işlemini de beraberinde getiriyor. Nefes almasak yaşayamayacağımızı düşünürsek, koku duyumuzun nefes alma organımızla eşleştirilmiş olması çok önemli bir durum. Zaten bundan dolayı koku duyumuzun bir açma-kapa düğmesi yok. Biz nefes alma sayımız kadar koku da alıyoruz. Bu da günde ortalama 20 bin kez civarında gerçekleşen bir eylem. Sayının azalması veya artması bizim ne kadar hareketli veya ne kadar durağan bir yaşam tarzımız olduğu ile ilgili.Bir filtre sistemi mi var, eleyerek mi alıyoruz kokuları?Bir kere, koku algı eşiğimizin altında kalan kokulu uyarıları duyumsayamıyoruz. Köpekler bizim varlığını farketmediğimiz kokuları duyumsayıp buna yönelik davranış biçimleri geliştirirken biz binlerce yıllık süreçte daha da önem kazanan görme duyumuz yardımı ile bu hassasiyete gerek olmadan varlığımızı sürdürebiliyoruz. Bu avantaja sahip olmayan türler, mesela ipek böceği larvası binlerce metre öteden koku alma yetisine sahip ve bu sayede eş bulup çiftleşebiliyor.Belki de alışkın olduğumuz kokuların üzerinde fazla durmuyoruz.Doğru. Sıklıkla duyumsadığımız kokulara adapte olup sanki onlar yokmuş gibi yorumluyoruz. Evinde evcil hayvan besleyen bir yakınınızı ziyaret ettiğinizde siz o ortamdaki kokunun farkına varabilirsiniz ancak evin sahibi mevcut kokuya adapte olduğu için evin farklı koktuğunu düşünmez. Kokunun esas önemi bir “uyaran” olması. Bu nedenle sürekli duyumsadığımız ve güvenlik endişesi barındırmayan bir kokuyu her seferinde beynimizi çalıştırarak yorumlamamız, tembel ve son derece ekonomik çalışmaya programlı insan beyni için mantıklı bir işlem süreci değil. Bizim için olması gereken, bize yabancı gelen veya alışık olunan yoğunluğun üzerindeki kokulara tepki vermemiz; zira onlar bizim için bir tehdidin habercisi olabilirler.Kokusuz bir nesne var mı hayatta? Ne bileyim gün ışığın veya elektriğin kokusu var mı?Kokusuz nesne yok, ancak bizim alamayacağımız kadar düşük yoğunlukta kokuları olan nesneler var. Ayrıca gün ışığını veya elektriği tek olarak algılamıyoruz çünkü onlar var oldukları andan itibaren çevreleri ile etkileşime giren akımlar. Dolayısı ile belki onların değil ama onlarla etkileşime giren diğer şeylerin kokularını elbette alıyoruz. Basit bir örnek vermem gerekirse elektrikle etkileşime giren veya bir anlamda elektrik çarpmasına uğrayan oksijen atomunun kokusu var ve biz bunu hissedebiliyoruz. Eski Yunancada ‘ozmos’ ‘kokan’
Zaman
Köşe Yazıları
01.12.2013
NuriyeAkman-KokuyoksatatdayokNuriye Akman - Koku yoksa tat da yok
Tablo görünümlü cam radyatörü ile yüzde 40-80 tasarruf vaat ediyor
Zaman
29.11.2013
10:37
Isıtma ve soğutma sektörü oyuncularından Elyrad, tablo görünümlü radyatör peteklerini satışa sunuyor. Camdan üretilen petek sayesinde yakıttan yüzde 40 ila 80 tasarruf taahhüt ediliyor.Florya’da sanat galerisini andıran bir mağazada müşterilerini ağırlayan Elyrad, vitrinindeki farklı radyatörleri ile ziyaretçilerini şaşırtıyor. Yağlı boya tabloları andıran; kare ve oval peteklere ilgi bir hayli büyük. Patenti de alınan ürün ile ilgili açıklamalarda bulunan Elyrad Genel Müdürü Özgür Özdemir, peteklerin yerli olduğunu; 10 Ar-Ge elemanı tarafından tasarlandığını ifade ediyor. Şu aşamada peteklerin satışı için bayilikler verdiklerini, yoğun talep aldıklarını aktaran Özdemir, tablo görünümlü petekleri diğer peteklerden ayıran yönleri şöyle aktarıyor: “Bir defa cam kalorifer petekleri gayet hoş görünüyor. Bunları tablo gibi evin en nadide yerine koyup tüm konuklarımıza takdim ediyoruz. Öte yandan bu petekler ekonomik. Hem tasarruflu hem hijyenik. Hijyenik, şöyle ki eski kalorifer peteklerini kullandığınızda radyatörün yukarısında bulunan tül perdeler kirlenmekteydi, içerisinde akar, börtü böcek, haşereler saklanmaktaydı. Bu astım ve diğer sıhhi sorunları tetikliyordu. Ama bizim kalorifer petekleri, sıhhate uygun, yüzde 80’i camdan üretilmiş durumda. İçerisinde toksin ya da katkı maddesi yok. Elyrad’ın tasarruflu olduğunu vurgulayan Özdemir, bu anlamda peteklerin su miktarlarından ve camlarından örnek veriyor:“Bir metre kalorifer peteğini temel alalım. Bizim kalorifer peteğimizin bir metresi ile normal kalorifer peteğinin verdiği ısı kalori olarak bir birine çok yakın. Ancak bizim kalorifer peteğini çok daha az su ile çalıştırmak mümkün. İçinde 6-7 litre su yerine 2,5 su litre ile bir metre peteği çalıştırmak mümkün. Bu da daha az su ısıtmayı gerektiriyor. Öte yandan temperli özel cam kullanıyoruz. Cam geç soğuduğu için kalorifer kombisinin devreye girmesi 2’den 5-6 dakikaya uzuyor. Buna paralel evin durumuna bağlı olarak yüzde 40 ila 80 tasarruf etmeniz mümkün. Yani doğalgaz faturası minimum yüzde 40, maksimum yüzde 80 daha az gelebilir, bu ürünle.”Özdemir, fiyatların ise alüminyum petekler ile hemen hemen aynı olduğunu dile getiriyor. “Ürünlerimiz 400-450 liradan başlıyor, 1.000-1.250 liraya varıyor. Temelinde 3.000-5.000 fiyat yatırdım ile evin tamamını bu ürünle donatmak mümkün.” diyor. Elyrad Genel Müdürü, ürün için Azerbaycan, İran, Irak, Beyaz Rusya, Bulgaristan, Yunanistan, Hollanda, Fransa, Almanya ve Avusturyadan talep geldiğini de belirtiyor. Özgür Özdemir, cam radyatörleri birer tablo haline getirmek için ellerinde 10 bin fotoğraf bulunduğunu bildirirken, “Yiyecek, içecek, hayvan, doğa fotoğraflarımız var. Bunun dışında bireyin, ailelerin, çocuğun ya da büyüğün fotoğraflarını peteklere koyabiliriz. Ayrıca araba şeklinde; yuvarlak, oval, üçgen formunda petekler üretebiliriz. Burada tercih edilen fotoğraf ile şeklin uygunluğu önemli. ifadelerini kullanıyor.TABLO GÖRÜNÜMLÜ KLİMALAR DA YOLDAÖzdemir, tablolu kalorifer peteklerinin kullanımının artmasının sonrasında soğutma sistemini devreye alacaklarını duyuruyor. Klimaların evde yerini alacağını, beğeni toplayacağını sözlerine ekliyor. CİHAN
Zaman
Son Dakika
29.11.2013
Tablogörünümlücamradyatörüileyüzde40-80tasarrufvaatediyorTablo görünümlü cam radyatörü ile yüzde 40-80 tasarruf vaat ediyor
Üniversiteliler sağlıklı beslenmeyi ciddiye alıyor
Zaman
27.11.2013
14:23
Sağlık Bakanlığı’nın her 10 gençten birinin obez olduğunu açıklaması üzerine konuya dikkat çekmek isteyen Fatih Üniversitesi öğrencileri, düzensiz beslenmenin önüne geçmek için ‘Sağlıklı Beslen, Mutlu Ol’ konulu etkinlik gerçekleştirdi. Beslenmede kan grubunun etkisi, yaş gruplarına göre beslenme, doğru diyet, tüketilen gıdaların sağlıklı olup olmadığı gibi konularında paylaşıldığı program ile gençler bilgilendirildi. Uzman isimlerin verdiği sağlıklı beslenme seminerleri ile öğrencileri bir araya getiren Fatih Üniversitesi Toplumsal Duyarlılık Merkezi (TDM) kampanya sürecinde farkındalık oluşturmayı amaçlıyor. Gerçekleştirilen seminerlere katılan Prof. Dr. Ahmet Maranki ve Doğal Sağlık Danışmanı Nuray Karpuzcu gençlerin sağlıklı beslenmesinin daha önemli olduğuna dikkat çekti. Her geçen gün AVM’lerde açılan organik sağlık köşelerinin artmasının insanların kandırılmasına sebep olduğunu vurgulayan Prof. Maranki, Organik yumurtalar market raflarındaki yerini alıyor. İnsanlar bu ürünlere fazla ücret ödeyerek satın alıyor. Ancak aldıklarının doğallığı şüpheli. İnsanlar kandırılıyor. dedi. Sağlıklı beslenme hususunda tuz tüketimine de dikkat çeken Maranki, Türkiye’de 4,5 milyon böbrek hastası olduğunu belirtti. Maranki, Özellikle gençler sınav stresi, okul heyecanı derken ciddi oranda ilaç, antibiyotik tüketiyor. İlaç, antibiyotik ve tuz tüketiminin artması ülkemizde böbrek hastalıklarına yakalanan kişilerin artmasına sebep oluyor. Ben insanlara enerji vermesi açısından Kristal ve Mineral Tuzu öneriyorum. Tuz tüketimine çok dikkat edilmesi gerekiyor. şeklinde konuştu.İnsanların kan gruplarına uygun beslenmeleri halinde şişmanlık ve hastalık probleminden kurtulacaklarını öne süren Doğal Sağlık Danışmanı Nuray Karpuzcu da kişiye özel beslenme programları önerdiklerini söyledi. Karpuzcu, Medyada diyet ve beslenme üzerine çok fazla bilgi kirliliği olduğunu görüyoruz. Toplu bir diyet önerisi hiç mümkün değil ve kişiye özgü davranılması gerekiyor. Bu da ancak kan grupları dikkate alınarak yapılan programlarla başarıya ulaşabilir. Örneğin, 0 (Sıfır) kan grubuna kırmızı et tüketimini önerirken, (A) kan grubuna da balık tüketimini öneriyoruz. Ancak şunu belirtmek gerekir ki tavuk şuan en riskli yiyecek ve kesinlikle yenmemesi gerekiyor. bilgisini verdi. Sağlıklı beslenme endişesiyle büyük hatalar yapıldığının altını çizen Karpuzcu, Siyah çay kansızlık yapar. Bu sebeple tüketimi çok aza indirilmeli. Özellikle kadınların vazgeçilmezi çikolatada sentetik tatlandırıcı var ve bu tatlandırıcı yasal uyuşturucu anlamına gelmekte. Beyin ve üreme organına ciddi zararlar veriyor. diye konuştu. Sınav sistemiyle birlikte yeme alışkanlıklarının ciddi oranda değiştiğini söyleyen TDM gönüllülerinden Tıp Fakültesi 1. sınıf öğrencisi Deniz Kuzundar, Sınav, gençler arasındaki obezite riskini arttıran en önemli faktör diye düşünüyorum. Birkaç yıl üst üste yaşadığımız o stresli süreç yeme düzenimizi alt üst ediyor. Üniversiteyi kazandıktan sonra sağlıklı beslenmeyle ilgili bir şeyler yapmak istedim. Bu programların asıl amacı da genç arkadaşlarımızda sağlıklı beslenme bilinci oluşturmaktı. dedi. CİHAN
Zaman
Son Dakika
27.11.2013
ÜniversitelilersağlıklıbeslenmeyiciddiyealıyorÜniversiteliler sağlıklı beslenmeyi ciddiye alıyor
Özel Şehzade Mehmet'ten öğrencilere aşure ikramı
Zaman
20.11.2013
17:58
Manisa Özel Şehzade Mehmet İlkokulu ve Ortaokulu, aşure etkinliği düzenledi. Etkinliğe İlkokul Müdürü İrfan Demir, Ortaokul Müdürü Fatih Sadi, öğretmenler ve öğrenciler katıldı. Aşure dağıtımı için okul binası önünde uzun kuyruklar oluşturan öğrencilerle birlikte eller semaya açılarak dualar okundu. Aşure etkinliğinin ikincisini düzenlediklerini belirten Müdür Demir, Muharrem, dinimizde ve kültürümüzde yer alan bir ay. Öğrencilerimize bu ayı hatırlatmak için aşure dağıtımını gerçekleştirdik. Aşure de Nuh Aleyhisselamın gemisinde kalan en son yiyeceklerden biraraya getirilerek yapılan bir yiyecek. Aşurenin içindeki yiyeceklerin hepsinin tadını alabiliyoruz ve hepsinin oluşturduğu bir lezzet var içinde. Amacımız, bu ayı öğrencilerimize aşılamak. Her sene aşure etkinliği düzenliyoruz. bu sayede Aşure Gününün ne olduğunu öğrencilerimize öğretmiş olduk. Birliğimizi beraberliğimizi güçlendirme açısından onları da bilgilendirmiş olduk. Aşure, okulun kendi imkanlarıyla yapıldı. Biz bu sene bunu bütün öğrencilerimize ve öğretmenlerimize göre büyük çaplı düşünerek düzenledik.” dedi. CİHAN
Zaman
Son Dakika
20.11.2013
ÖzelŞehzadeMehmettenöğrencilereaşureikramıÖzel Şehzade Mehmetten öğrencilere aşure ikramı
Kişisel hijyen hakkında yanlış bildikleriniz
Zaman
20.11.2013
14:18
Siz farkında olmasanız da etrafınız bakterilerle ve mikroplarla sarılmış olabilir. Çünkü hijyen alışkanlıklarınız düşündüğünüzden daha geri seviyede olması muhtemel. Birçok doğru bildiğiniz şey yanlış ise ne yapmalısınız?İşte doğru bildiğiniz kişisel hijyen hataları...1. Antibakteriyal el sabunu hormonal kimyanızı bozabilir. Ayrıca düşündüğünüz kadar etkili değil…Antibakteriyal sabunlar triklosan isimli bir kimyasal içeriyorlar. Bu kimyasalların hayvanlar üzerinde hormon seviyelerini değiştirdiği belirlendi. New York Times’ta yer alan habere göre, antibakteriyal sabunların yüzde 75’inde triklosan bulunuyor. Ayrıca bu madde ev temizlik ürünlerinde ve bazı diş macunlarında da kullanılıyor. Bunun yanısıra Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) antibakteriyal sabunların hastalıkları önlemede normal sabunlardan daha etkili olmadığı sonucuna vardı.2. Giysilerinizi yıkamak kirleri yok edebilir, fakat çamaşır makineniz E.coli ve dışkıyla kaplanabilir: Çamaşır makinesini sadece birkez iç çamaşırlarınızla doldurmak suyun içine 100 milyon E.coli göndermeniz anlamına geliyor. Bu E.coli bakterisini daha sonra yıkayacağınız çamaşırlara da bulaştırıyorsunuz. Bu problemi azaltmak için iç çamaşırlarınızı en yüksek derecede yıkayın ve makineden çıkar çıkmaz kurutun. Ancak bunlar yine de yardımcı olmayabilir. Bu nedenle iç çamaşırlarınızı ayrı olarak elde temizleyip ondan sonra makineye atmanızı öneriliyor.3. Muhtemelen evin en kirli alanlarında zaman geçiriyorsunuz: Banyo zeminlerinde her santimetre karesinde 1 milyon civarında bakteri bulunabiliyor. Ancak sadece mutfak lavabosunda santimetre kareye 250 binden fazla bakteri düştüğünü de unutmayın. New York’taki bir hastanede görevli uzmanlar, mutfak lavabosunun klozetinizden daha az hijyenik olduğunu iddia ediyorlar. Tabaklarınızı ve tencerelerinizi suya batırıp beklerseniz, E.coli ve salmonella gibi bakteriler için beslenme ve çoğalma alanı sağlamış olursunuz. Harvard Tıp Okulu da benzer bulgulara sahip bir araştırma yaptı.4. Sifona dikkat edin: Klozetin ağzı açıkken sifonu çektiğinizde mikroplu partiküllerin de havaya uçmasına yol açıyorsunuz. Böylece klozetin yakınlarında duran diş macununuz da dışkıyla ilgili mikroplarla kaplanıyor. Kapağın açık olmasıyla, tuvaletteki parçacıklar yaklaşık 2 metre yukarıya uçuyorlar, dağılıyorlar. Bu nedenle klozetin kapağını kapalı tutun ve diş fırçalarınızı klozet çevresinden uzağa yerleştirin ve kapaklı olmasına dikkat edin.5. Ellerinizi kurutucu yerine kağıt havluyla kurutun:Mayo Clinic’teki uzmanlar çeşitli araştırmalardan sonra kağıt havluların el kurutuculardan daha hijyenik olduğu sonucuna vardılar. Westminster Üniversitesi’nde görevli araştırmacılar da kağıt havluların ellerinizi kurutmada en temiz yol olduğunu belirlediler. El kurutucuları elinizi 45 saniyede kuruturken, kağıt havlular ise 15 saniye içinde kurutuyor ve böylece bakterilerin üremesi zorlaşıyor.6. Bakteri, yere düşen yiyeceğe ne kadar sürede bulaşır: Clemson Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre, yiyecek yere düştüğünde bakterinin yüzde 99’u hemen yiyeceğe bulaşıyor. Bazı zeminler diğerlerinden daha tehlikeli olabiliyor. Kuru ve sert yüzeylerde bakterilerin tutunması ıslak ya da halı kaplı bölgelerden daha zordur. Yiyeceğin türü de önemli bir konudur. Tuzlu ve şekerli yiyecekler daha yavaş mikrop toplar.7. Göbeğinizde ne kadar bakteri var? Araştırmacılar, sadece 60 farklı göbek deliğini temizlediklerinde 2 bin 368 benzersiz bakteri türü tespit ettiler. Bunlardan bin 458 tanesi bilimde ilk kez karşılaşılan bakteriler.8. Akneyle yanlış şekilde savaşıyor olabilirsiniz: Genellikle doktor tarafından önerilen veya hafif, tahriş edici olmayan ve alkol içermeyen akne temizleyicilerini kullanmalısınız. Çünkü diğerlerinin yan etkileri aknenizi daha kötü hale getirebilir. Akne problemlerinin çoğu cildin altında oluşuyor ve bu nedenle kullanılan ilaçlar daha etkili olması için özel olarak yapılmıştır. Yaygın akne sabunları çok fazla yağ söker ve daha fazla sivilce çıkmasına neden olur. Ama insanların çoğu bunları kullanmaktan kaçınıyor.9. Günlük duş ve şampuanınız aşırıya kaçabilir: Kolombiya Üniversitesi’nde görevli dermatolog, saçları her gün yıkamanın sebum (doğal saç yağı) maddesini yok ettiğini söyledi. Sonra yağ bezleri daha fazla yağ üreterek bunu dengeliyor. Bu nedenle, saçların haftada 2-3 kez yıkanmasını öneriyor.
Zaman
Sağlık
20.11.2013
KişiselhijyenhakkındayanlışbildiklerinizKişisel hijyen hakkında yanlış bildikleriniz
Kişisel hijyen hakkında yanlış bildikleriniz
Zaman
20.11.2013
14:16
Siz farkında olmasanız da etrafınız bakterilerle ve mikroplarla sarılmış olabilir. Çünkü hijyen alışkanlıklarınız düşündüğünüzden daha geri seviyede olması muhtemel. Birçok doğru bildiğiniz şey yanlış ise ne yapmalısınız?İşte doğru bildiğiniz kişisel hijyen hataları...1. Antibakteriyal el sabunu hormonal kimyanızı bozabilir. Ayrıca düşündüğünüz kadar etkili değil…Antibakteriyal sabunlar triklosan isimli bir kimyasal içeriyorlar. Bu kimyasalların hayvanlar üzerinde hormon seviyelerini değiştirdiği belirlendi. New York Times’ta yer alan habere göre, antibakteriyal sabunların yüzde 75’inde triklosan bulunuyor. Ayrıca bu madde ev temizlik ürünlerinde ve bazı diş macunlarında da kullanılıyor. Bunun yanısıra Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) antibakteriyal sabunların hastalıkları önlemede normal sabunlardan daha etkili olmadığı sonucuna vardı.2. Giysilerinizi yıkamak kirleri yok edebilir, fakat çamaşır makineniz E.coli ve dışkıyla kaplanabilir: Çamaşır makinesini sadece birkez iç çamaşırlarınızla doldurmak suyun içine 100 milyon E.coli göndermeniz anlamına geliyor. Bu E.coli bakterisini daha sonra yıkayacağınız çamaşırlara da bulaştırıyorsunuz. Bu problemi azaltmak için iç çamaşırlarınızı en yüksek derecede yıkayın ve makineden çıkar çıkmaz kurutun. Ancak bunlar yine de yardımcı olmayabilir. Bu nedenle iç çamaşırlarınızı ayrı olarak elde temizleyip ondan sonra makineye atmanızı öneriliyor.3. Muhtemelen evin en kirli alanlarında zaman geçiriyorsunuz: Banyo zeminlerinde her santimetre karesinde 1 milyon civarında bakteri bulunabiliyor. Ancak sadece mutfak lavabosunda santimetre kareye 250 binden fazla bakteri düştüğünü de unutmayın. New York’taki bir hastanede görevli uzmanlar, mutfak lavabosunun klozetinizden daha az hijyenik olduğunu iddia ediyorlar. Tabaklarınızı ve tencerelerinizi suya batırıp beklerseniz, E.coli ve salmonella gibi bakteriler için beslenme ve çoğalma alanı sağlamış olursunuz. Harvard Tıp Okulu da benzer bulgulara sahip bir araştırma yaptı.4. Sifona dikkat edin: Klozetin ağzı açıkken sifonu çektiğinizde mikroplu partiküllerin de havaya uçmasına yol açıyorsunuz. Böylece klozetin yakınlarında duran diş macununuz da dışkıyla ilgili mikroplarla kaplanıyor. Kapağın açık olmasıyla, tuvaletteki parçacıklar yaklaşık 2 metre yukarıya uçuyorlar, dağılıyorlar. Bu nedenle klozetin kapağını kapalı tutun ve diş fırçalarınızı klozet çevresinden uzağa yerleştirin ve kapaklı olmasına dikkat edin.5. Ellerinizi kurutucu yerine kağıt havluyla kurutun:Mayo Clinic’teki uzmanlar çeşitli araştırmalardan sonra kağıt havluların el kurutuculardan daha hijyenik olduğu sonucuna vardılar. Westminster Üniversitesi’nde görevli araştırmacılar da kağıt havluların ellerinizi kurutmada en temiz yol olduğunu belirlediler. El kurutucuları elinizi 45 saniyede kuruturken, kağıt havlular ise 15 saniye içinde kurutuyor ve böylece bakterilerin üremesi zorlaşıyor.6. Bakteri, yere düşen yiyeceğe ne kadar sürede bulaşır: Clemson Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre, yiyecek yere düştüğünde bakterinin yüzde 99’u hemen yiyeceğe bulaşıyor. Bazı zeminler diğerlerinden daha tehlikeli olabiliyor. Kuru ve sert yüzeylerde bakterilerin tutunması ıslak ya da halı kaplı bölgelerden daha zordur. Yiyeceğin türü de önemli bir konudur. Tuzlu ve şekerli yiyecekler daha yavaş mikrop toplar.7. Göbeğinizde ne kadar bakteri var? Araştırmacılar, sadece 60 farklı göbek deliğini temizlediklerinde 2 bin 368 benzersiz bakteri türü tespit ettiler. Bunlardan bin 458 tanesi bilimde ilk kez karşılaşılan bakteriler.8. Akneyle yanlış şekilde savaşıyor olabilirsiniz: Genellikle doktor tarafından önerilen veya hafif, tahriş edici olmayan ve alkol içermeyen akne temizleyicilerini kullanmalısınız. Çünkü diğerlerinin yan etkileri aknenizi daha kötü hale getirebilir. Akne problemlerinin çoğu cildin altında oluşuyor ve bu nedenle kullanılan ilaçlar daha etkili olması için özel olarak yapılmıştır. Yaygın akne sabunları çok fazla yağ söker ve daha fazla sivilce çıkmasına neden olur. Ama insanların çoğu bunları kullanmaktan kaçınıyor.9. Günlük duş ve şampuanınız aşırıya kaçabilir: Kolombiya Üniversitesi’nde görevli dermatolog, saçları her gün yıkamanın sebum (doğal saç yağı) maddesini yok ettiğini söyledi. Sonra yağ bezleri daha fazla yağ üreterek bunu dengeliyor. Bu nedenle, saçların haftada 2-3 kez yıkanmasını öneriyor.
Zaman
Ana Sayfa
20.11.2013
KişiselhijyenhakkındayanlışbildiklerinizKişisel hijyen hakkında yanlış bildikleriniz
Kişisel hijyen hakkında yanlış bildikleriniz
Zaman
20.11.2013
02:11
Siz farkında olmasanız da etrafınız bakterilerle ve mikroplarla sarılmış olabilir. Çünkü hijyen alışkanlıklarınız düşündüğünüzden daha geri seviyede olması muhtemel. Birçok doğru bildiğiniz şey yanlış ise ne yapmalısınız?İşte doğru bildiğiniz kişisel hijyen hataları...1. Antibakteriyal el sabunu hormonal kimyanızı bozabilir. Ayrıca düşündüğünüz kadar etkili değil…Antibakteriyal sabunlar triklosan isimli bir kimyasal içeriyorlar. Bu kimyasalların hayvanlar üzerinde hormon seviyelerini değiştirdiği belirlendi. New York Times’ta yer alan habere göre, antibakteriyal sabunların yüzde 75’inde triklosan bulunuyor. Ayrıca bu madde ev temizlik ürünlerinde ve bazı diş macunlarında da kullanılıyor. Bunun yanısıra Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) antibakteriyal sabunların hastalıkları önlemede normal sabunlardan daha etkili olmadığı sonucuna vardı.2. Giysilerinizi yıkamak kirleri yok edebilir, fakat çamaşır makineniz E.coli ve dışkıyla kaplanabilir: Çamaşır makinesini sadece birkez iç çamaşırlarınızla doldurmak suyun içine 100 milyon E.coli göndermeniz anlamına geliyor. Bu E.coli bakterisini daha sonra yıkayacağınız çamaşırlara da bulaştırıyorsunuz. Bu problemi azaltmak için iç çamaşırlarınızı en yüksek derecede yıkayın ve makineden çıkar çıkmaz kurutun. Ancak bunlar yine de yardımcı olmayabilir. Bu nedenle iç çamaşırlarınızı ayrı olarak elde temizleyip ondan sonra makineye atmanızı öneriliyor.3. Muhtemelen evin en kirli alanlarında zaman geçiriyorsunuz: Banyo zeminlerinde her santimetre karesinde 1 milyon civarında bakteri bulunabiliyor. Ancak sadece mutfak lavabosunda santimetre kareye 250 binden fazla bakteri düştüğünü de unutmayın. New York’taki bir hastanede görevli uzmanlar, mutfak lavabosunun klozetinizden daha az hijyenik olduğunu iddia ediyorlar. Tabaklarınızı ve tencerelerinizi suya batırıp beklerseniz, E.coli ve salmonella gibi bakteriler için beslenme ve çoğalma alanı sağlamış olursunuz. Harvard Tıp Okulu da benzer bulgulara sahip bir araştırma yaptı.4. Sifona dikkat edin: Klozetin ağzı açıkken sifonu çektiğinizde mikroplu partiküllerin de havaya uçmasına yol açıyorsunuz. Böylece klozetin yakınlarında duran diş macununuz da dışkıyla ilgili mikroplarla kaplanıyor. Kapağın açık olmasıyla, tuvaletteki parçacıklar yaklaşık 2 metre yukarıya uçuyorlar, dağılıyorlar. Bu nedenle klozetin kapağını kapalı tutun ve diş fırçalarınızı klozet çevresinden uzağa yerleştirin ve kapaklı olmasına dikkat edin.5. Ellerinizi kurutucu yerine kağıt havluyla kurutun:Mayo Clinic’teki uzmanlar çeşitli araştırmalardan sonra kağıt havluların el kurutuculardan daha hijyenik olduğu sonucuna vardılar. Westminster Üniversitesi’nde görevli araştırmacılar da kağıt havluların ellerinizi kurutmada en temiz yol olduğunu belirlediler. El kurutucuları elinizi 45 saniyede kuruturken, kağıt havlular ise 15 saniye içinde kurutuyor ve böylece bakterilerin üremesi zorlaşıyor.6. Bakteri, yere düşen yiyeceğe ne kadar sürede bulaşır: Clemson Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre, yiyecek yere düştüğünde bakterinin yüzde 99’u hemen yiyeceğe bulaşıyor. Bazı zeminler diğerlerinden daha tehlikeli olabiliyor. Kuru ve sert yüzeylerde bakterilerin tutunması ıslak ya da halı kaplı bölgelerden daha zordur. Yiyeceğin türü de önemli bir konudur. Tuzlu ve şekerli yiyecekler daha yavaş mikrop toplar.7. Göbeğinizde ne kadar bakteri var? Araştırmacılar, sadece 60 farklı göbek deliğini temizlediklerinde 2 bin 368 benzersiz bakteri türü tespit ettiler. Bunlardan bin 458 tanesi bilimde ilk kez karşılaşılan bakteriler.8. Akneyle yanlış şekilde savaşıyor olabilirsiniz: Genellikle doktor tarafından önerilen veya hafif, tahriş edici olmayan ve alkol içermeyen akne temizleyicilerini kullanmalısınız. Çünkü diğerlerinin yan etkileri aknenizi daha kötü hale getirebilir. Akne problemlerinin çoğu cildin altında oluşuyor ve bu nedenle kullanılan ilaçlar daha etkili olması için özel olarak yapılmıştır. Yaygın akne sabunları çok fazla yağ söker ve daha fazla sivilce çıkmasına neden olur. Ama insanların çoğu bunları kullanmaktan kaçınıyor.9. Günlük duş ve şampuanınız aşırıya kaçabilir: Kolombiya Üniversitesi’nde görevli dermatolog, saçları her gün yıkamanın sebum (doğal saç yağı) maddesini yok ettiğini söyledi. Sonra yağ bezleri daha fazla yağ üreterek bunu dengeliyor. Bu nedenle, saçların haftada 2-3 kez yıkanmasını öneriyor.
Zaman
Sağlık
20.11.2013
KişiselhijyenhakkındayanlışbildiklerinizKişisel hijyen hakkında yanlış bildikleriniz
Kişisel hijyen hakkında yanlış bildikleriniz
Zaman
20.11.2013
01:55
Siz farkında olmasanız da etrafınız bakterilerle ve mikroplarla sarılmış olabilir. Çünkü hijyen alışkanlıklarınız düşündüğünüzden daha geri seviyede olması muhtemel. Birçok doğru bildiğiniz şey yanlış ise ne yapmalısınız?İşte doğru bildiğiniz kişisel hijyen hataları...1. Antibakteriyal el sabunu hormonal kimyanızı bozabilir. Ayrıca düşündüğünüz kadar etkili değil…Antibakteriyal sabunlar triklosan isimli bir kimyasal içeriyorlar. Bu kimyasalların hayvanlar üzerinde hormon seviyelerini değiştirdiği belirlendi. New York Times’ta yer alan habere göre, antibakteriyal sabunların yüzde 75’inde triklosan bulunuyor. Ayrıca bu madde ev temizlik ürünlerinde ve bazı diş macunlarında da kullanılıyor. Bunun yanısıra Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) antibakteriyal sabunların hastalıkları önlemede normal sabunlardan daha etkili olmadığı sonucuna vardı.2. Giysilerinizi yıkamak kirleri yok edebilir, fakat çamaşır makineniz E.coli ve dışkıyla kaplanabilir: Çamaşır makinesini sadece birkez iç çamaşırlarınızla doldurmak suyun içine 100 milyon E.coli göndermeniz anlamına geliyor. Bu E.coli bakterisini daha sonra yıkayacağınız çamaşırlara da bulaştırıyorsunuz. Bu problemi azaltmak için iç çamaşırlarınızı en yüksek derecede yıkayın ve makineden çıkar çıkmaz kurutun. Ancak bunlar yine de yardımcı olmayabilir. Bu nedenle iç çamaşırlarınızı ayrı olarak elde temizleyip ondan sonra makineye atmanızı öneriliyor.3. Muhtemelen evin en kirli alanlarında zaman geçiriyorsunuz: Banyo zeminlerinde her santimetre karesinde 1 milyon civarında bakteri bulunabiliyor. Ancak sadece mutfak lavabosunda santimetre kareye 250 binden fazla bakteri düştüğünü de unutmayın. New York’taki bir hastanede görevli uzmanlar, mutfak lavabosunun klozetinizden daha az hijyenik olduğunu iddia ediyorlar. Tabaklarınızı ve tencerelerinizi suya batırıp beklerseniz, E.coli ve salmonella gibi bakteriler için beslenme ve çoğalma alanı sağlamış olursunuz. Harvard Tıp Okulu da benzer bulgulara sahip bir araştırma yaptı.4. Sifona dikkat edin: Klozetin ağzı açıkken sifonu çektiğinizde mikroplu partiküllerin de havaya uçmasına yol açıyorsunuz. Böylece klozetin yakınlarında duran diş macununuz da dışkıyla ilgili mikroplarla kaplanıyor. Kapağın açık olmasıyla, tuvaletteki parçacıklar yaklaşık 2 metre yukarıya uçuyorlar, dağılıyorlar. Bu nedenle klozetin kapağını kapalı tutun ve diş fırçalarınızı klozet çevresinden uzağa yerleştirin ve kapaklı olmasına dikkat edin.5. Ellerinizi kurutucu yerine kağıt havluyla kurutun:Mayo Clinic’teki uzmanlar çeşitli araştırmalardan sonra kağıt havluların el kurutuculardan daha hijyenik olduğu sonucuna vardılar. Westminster Üniversitesi’nde görevli araştırmacılar da kağıt havluların ellerinizi kurutmada en temiz yol olduğunu belirlediler. El kurutucuları elinizi 45 saniyede kuruturken, kağıt havlular ise 15 saniye içinde kurutuyor ve böylece bakterilerin üremesi zorlaşıyor.6. Bakteri, yere düşen yiyeceğe ne kadar sürede bulaşır: Clemson Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre, yiyecek yere düştüğünde bakterinin yüzde 99’u hemen yiyeceğe bulaşıyor. Bazı zeminler diğerlerinden daha tehlikeli olabiliyor. Kuru ve sert yüzeylerde bakterilerin tutunması ıslak ya da halı kaplı bölgelerden daha zordur. Yiyeceğin türü de önemli bir konudur. Tuzlu ve şekerli yiyecekler daha yavaş mikrop toplar.7. Göbeğinizde ne kadar bakteri var? Araştırmacılar, sadece 60 farklı göbek deliğini temizlediklerinde 2 bin 368 benzersiz bakteri türü tespit ettiler. Bunlardan bin 458 tanesi bilimde ilk kez karşılaşılan bakteriler.8. Akneyle yanlış şekilde savaşıyor olabilirsiniz: Genellikle doktor tarafından önerilen veya hafif, tahriş edici olmayan ve alkol içermeyen akne temizleyicilerini kullanmalısınız. Çünkü diğerlerinin yan etkileri aknenizi daha kötü hale getirebilir. Akne problemlerinin çoğu cildin altında oluşuyor ve bu nedenle kullanılan ilaçlar daha etkili olması için özel olarak yapılmıştır. Yaygın akne sabunları çok fazla yağ söker ve daha fazla sivilce çıkmasına neden olur. Ama insanların çoğu bunları kullanmaktan kaçınıyor.9. Günlük duş ve şampuanınız aşırıya kaçabilir: Kolombiya Üniversitesi’nde görevli dermatolog, saçları her gün yıkamanın sebum (doğal saç yağı) maddesini yok ettiğini söyledi. Sonra yağ bezleri daha fazla yağ üreterek bunu dengeliyor. Bu nedenle, saçların haftada 2-3 kez yıkanmasını öneriyor.
Zaman
Ana Sayfa
20.11.2013
KişiselhijyenhakkındayanlışbildiklerinizKişisel hijyen hakkında yanlış bildikleriniz
Bugün gündemde neler var?
Zaman
19.11.2013
09:32
- Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Lüksemburg Büyük Dükü Henri ile eşi Büyük Düşes Maria Teresayı Çankaya Köşkünde karşılayacak. Başbaşa ve heyetler arası görüşme sonrası ortak basın toplantısı yapılacak. Cumhurbaşkan Gül, Lüksemburg Büyük Dükü ile eşi Büyük Düşesi onuruna Çankaya Köşkünde akşam yemeği verecek. (10.45-11.00-11.30-12.30-19.30-Ankara)-Cumhurbaşkanı Gül, Bağımsız Türkiye Komisyonu üyelerini Çankaya Köşkünde kabul edecek. (16.00) -Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Lüksemburg Büyük Dükü Henry ile Başbakanlık resmi konutunda görüşüp çalışma yemeği yiyecek. Başbakan Erdoğan, AK Parti genel merkezinde çalışmalarına devam edecek. (13.30-15.30-Ankara)POLİTİKABaşbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Uluslararası İşbirliği Platformu tarafından Four Seasons Bosphorus Otelde düzenlenen 4. Boğaziçi Zirvesinin açılış yemeğine katılacak (20.00 -İstanbul)-Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, TBMM Genel Kurulunda milletvekillerinin sorularını cevaplayacak. (15.00-Ankara)-TBMMde MHP, AK Parti, BDP ve CHP grup toplantıları yapılacak. (10.30 – 11.30 -12.30 -13.30-Ankara)-TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı bütçeleri görüşecek. (10.00 -Ankara)-Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Mamakta Gülseren - Anayurt Kentsel Yenileme Projesi 2000 Konut Temel Atma Törenine katılacak. (14.30-Ankara)-Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, Hilton Oteldeki, ABnin 5 Milyon Euroluk finansman desteğiyle, GAP İdaresi Başkanlığı tarafından uygulanan Türkiyenin Az Gelişmiş Bölgelerindeki Kadınların ve Kadın Sivil Toplum Kuruluşlarının Güçlendirilmesi Projesi ve STK Fuarı kapanış toplantısına katılacak. (09.00-Ankara)-Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Çankaya Üniversitesi Balgat Kampüsünde Dünya Gençlik Forumuna katılacak (10.00-Ankara) -İçişleri Bakanı Muammer Güler, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin ile AB Bakanı Egemen Bağış, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Servet Yörükün ev sahipliğindeki Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetin Önlenmesi Projesinin Mariott Oteldeki açılışına katılacak. (10.00 –Ankara)DÜNYA-ÖZEL -Islam Topluluğu Partisi Lideri Ali Bapir Türkiyedeki gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Bapir PKKnin silah bırakma konusunda Türkiyede ve Kürdistan Bölgesinde sorunlar diyalog yolu ile çözülebilirken başka yöntemlere baş vurmamak lazım. Silahla çözüm aramak artık geride kalmıştır. dedi. ( Erbil ) -Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande Israildeki temaslarına devam edecek. ( Tel Aviv ) -Almanya Yeşiller Partisi Eş Başkanı Cem Özdemir Greenpeace için Rusya büyükelçiliğinin önünde eylem yapacak. ( Berlin ) ÖZEL-Çinde dershanelerin durumu Dünyanın en kalabalık ülkesi Çinde dershanelerin sayısı giderek artıyor. İyi bir okulda okumak isteyen milyonlarca öğrenci, okuldan sonra da dershanelere gitmek suretiyle hayalindeki üniversitede okumak istiyor. Çin hükümeti de 2002 yılında özel eğitimi desteklemek için yeni bir düzenlemeye gitmişti ve o tarihten beri ülkedeki dershane sayısı büyük artış gösterdi. ( Pekin )-Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Uluslararası Enerji Ajansı Bakanlar Toplantısının açılış oturumuna başkanlık edecek, temasları hakkında basın toplantısı düzenleyecek. ( Paris ) GÜNCEL-Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Servet Yörükün ev sahipliğindeki Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetin Önlenmesi Projesi açılışına İçişleri Bakanı Muammer Güler, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin ile AB Bakanı Egemen Bağış katılacak. (10.00 –İstanbul)-11 kuruluşun oluşturduğu Sivil Toplum İnisiyatifi Federasyonlar Platformu, dershanelerin kapatılması konusunda Sheraton Otelde açıklama yapacak. (15.00-Ankara)-Tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden Gazeteci Yazar Aytunç Altındalın cenazesi, öğle vakti Üsküdar Şakirin Camiinde kılınacak namazın ardından Karacaahmet Mezarlığında toprağa verilecek. (12.00 -İstanbul)-İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, İBB Mahmut Bayram İmam Hatip Ortaokulunun açılış törenine katılacak. (14.00 -İstanbul)SPOR-A Milli Futbol Takımı, Belarus Milli Takımı ile özel maçta Mersinde karşı karşıya gelecek. (20.00-Mersin)-Süper Lig takımlarının haftanın maçlarıyla ilgili hazırlıkları takip edilecek.(CİHAN)
Zaman
Güncel
19.11.2013
Bugüngündemdenelervar?Bugün gündemde neler var?
Cihan Haber Ajansı Gündemi
Zaman
19.11.2013
09:32
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Lüksemburg Büyük Dükü Henri ile eşi Büyük Düşes Maria Teresa’yı Çankaya Köşkü’nde karşılayacak. Başbaşa ve heyetler arası görüşme sonrası ortak basın toplantısı yapılacak. Cumhurbaşkan Gül, Lüksemburg Büyük Dükü ile eşi Büyük Düşesi onuruna Çankaya Köşkü’nde akşam yemeği verecek. (10.4511.0011.3012.3019.30Ankara)-Cumhurbaşkanı Gül, Bağımsız Türkiye Komisyonu üyelerini Çankaya Köşkü’nde kabul edecek. (16.00) -Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Lüksemburg Büyük Dükü Henry ile Başbakanlık resmi konutunda görüşüp çalışma yemeği yiyecek. Başbakan Erdoğan, AK Parti genel merkezinde çalışmalarına devam edecek. (13.30-15.30-Ankara)POLİTİKABaşbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Uluslararası İşbirliği Platformu tarafından Four Seasons Bosphorus Otelde düzenlenen 4. Boğaziçi Zirvesi’nin açılış yemeğine katılacak (20.00 -İstanbul)-Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, TBMM Genel Kurulu’nda milletvekillerinin sorularını cevaplayacak. (15.00-Ankara)-TBMM’de MHP, AK Parti, BDP ve CHP grup toplantıları yapılacak. (10.30 – 11.30 -12.30 -13.30-Ankara)-TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı bütçeleri görüşecek. (10.00 -Ankara)-Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Mamak’ta Gülseren - Anayurt Kentsel Yenileme Projesi 2000 Konut Temel Atma Törenine katılacak. (14.30-Ankara)-Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, Hilton Otel’deki, AB’nin 5 Milyon Euro’luk finansman desteğiyle, GAP İdaresi Başkanlığı tarafından uygulanan “Türkiyenin Az Gelişmiş Bölgelerindeki Kadınların ve Kadın Sivil Toplum Kuruluşlarının Güçlendirilmesi Projesi” ve STK Fuarı kapanış toplantısına katılacak. (09.00-Ankara)-Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Çankaya Üniversitesi Balgat Kampüsü’nde Dünya Gençlik Forumu’na katılacak (10.00-Ankara) -İçişleri Bakanı Muammer Güler, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin ile AB Bakanı Egemen Bağış, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Servet Yörük’ün ev sahipliğindeki ‘Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetin Önlenmesi Projesi’nin Mariott Otel’deki açılışına katılacak. (10.00 –Ankara)DÜNYA-ÖZEL -Islam Topluluğu Partisi Lideri Ali Bapir Türkiyedeki gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Bapir PKKnin silah bırakma konusunda Türkiyede ve Kürdistan Bölgesinde sorunlar diyalog yolu ile çözülebilirken başka yöntemlere baş vurmamak lazım. Silahla çözüm aramak artık geride kalmıştır. dedi. ( Erbil ) -Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande Israildeki temaslarına devam edecek. ( Tel Aviv ) -Almanya Yeşiller Partisi Eş Başkanı Cem Özdemir Greenpeace için Rusya büyükelçiliğinin önünde eylem yapacak. ( Berlin ) ÖZEL-Çinde dershanelerin durumu Dünyanın en kalabalık ülkesi Çinde dershanelerin sayısı giderek artıyor. İyi bir okulda okumak isteyen milyonlarca öğrenci, okuldan sonra da dershanelere gitmek suretiyle hayalindeki üniversitede okumak istiyor. Çin hükümeti de 2002 yılında özel eğitimi desteklemek için yeni bir düzenlemeye gitmişti ve o tarihten beri ülkedeki dershane sayısı büyük artış gösterdi. ( Pekin )-Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Uluslararası Enerji Ajansı Bakanlar Toplantısının açılış oturumuna başkanlık edecek, temasları hakkında basın toplantısı düzenleyecek. ( Paris ) GÜNCEL-Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Servet Yörük’ün ev sahipliğindeki ‘Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetin Önlenmesi Projesi’ açılışına İçişleri Bakanı Muammer Güler, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin ile AB Bakanı Egemen Bağış katılacak. (10.00 –İstanbul)-11 kuruluşun oluşturduğu Sivil Toplum İnisiyatifi Federasyonlar Platformu, dershanelerin kapatılması konusunda Sheraton Otel’de açıklama yapacak. (15.00-Ankara)-Tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden Gazeteci Yazar Aytunç Altındal’ın cenazesi, öğle vakti Üsküdar Şakirin Camii’nde kılınacak namazın ardından Karacaahmet Mezarlığı’nda toprağa verilecek. (12.00 -İstanbul)-İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, İBB Mahmut Bayram İmam Hatip Ortaokulu’nun açılış törenine katılacak. (14.00 -İstanbul)SPOR-A Milli Futbol Takımı, Belarus Milli Takımı ile özel maçta Mersin’de karşı karşıya gelecek. (20.00-Mersin)-Süper Lig takımlarının haftanın maçlarıyla ilgili hazırlıkları takip edilecek. CİHAN
Zaman
Son Dakika
19.11.2013
CihanHaberAjansıGündemiCihan Haber Ajansı Gündemi
Bugün gündemde neler var?
Zaman
19.11.2013
09:30
- Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Lüksemburg Büyük Dükü Henri ile eşi Büyük Düşes Maria Teresayı Çankaya Köşkünde karşılayacak. Başbaşa ve heyetler arası görüşme sonrası ortak basın toplantısı yapılacak. Cumhurbaşkan Gül, Lüksemburg Büyük Dükü ile eşi Büyük Düşesi onuruna Çankaya Köşkünde akşam yemeği verecek. (10.45-11.00-11.30-12.30-19.30-Ankara)-Cumhurbaşkanı Gül, Bağımsız Türkiye Komisyonu üyelerini Çankaya Köşkünde kabul edecek. (16.00) -Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Lüksemburg Büyük Dükü Henry ile Başbakanlık resmi konutunda görüşüp çalışma yemeği yiyecek. Başbakan Erdoğan, AK Parti genel merkezinde çalışmalarına devam edecek. (13.30-15.30-Ankara)POLİTİKABaşbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Uluslararası İşbirliği Platformu tarafından Four Seasons Bosphorus Otelde düzenlenen 4. Boğaziçi Zirvesinin açılış yemeğine katılacak (20.00 -İstanbul)-Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, TBMM Genel Kurulunda milletvekillerinin sorularını cevaplayacak. (15.00-Ankara)-TBMMde MHP, AK Parti, BDP ve CHP grup toplantıları yapılacak. (10.30 – 11.30 -12.30 -13.30-Ankara)-TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı bütçeleri görüşecek. (10.00 -Ankara)-Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Mamakta Gülseren - Anayurt Kentsel Yenileme Projesi 2000 Konut Temel Atma Törenine katılacak. (14.30-Ankara)-Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, Hilton Oteldeki, ABnin 5 Milyon Euroluk finansman desteğiyle, GAP İdaresi Başkanlığı tarafından uygulanan Türkiyenin Az Gelişmiş Bölgelerindeki Kadınların ve Kadın Sivil Toplum Kuruluşlarının Güçlendirilmesi Projesi ve STK Fuarı kapanış toplantısına katılacak. (09.00-Ankara)-Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Çankaya Üniversitesi Balgat Kampüsünde Dünya Gençlik Forumuna katılacak (10.00-Ankara) -İçişleri Bakanı Muammer Güler, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin ile AB Bakanı Egemen Bağış, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Servet Yörükün ev sahipliğindeki Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetin Önlenmesi Projesinin Mariott Oteldeki açılışına katılacak. (10.00 –Ankara)DÜNYA-ÖZEL -Islam Topluluğu Partisi Lideri Ali Bapir Türkiyedeki gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Bapir PKKnin silah bırakma konusunda Türkiyede ve Kürdistan Bölgesinde sorunlar diyalog yolu ile çözülebilirken başka yöntemlere baş vurmamak lazım. Silahla çözüm aramak artık geride kalmıştır. dedi. ( Erbil ) -Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande Israildeki temaslarına devam edecek. ( Tel Aviv ) -Almanya Yeşiller Partisi Eş Başkanı Cem Özdemir Greenpeace için Rusya büyükelçiliğinin önünde eylem yapacak. ( Berlin ) ÖZEL-Çinde dershanelerin durumu Dünyanın en kalabalık ülkesi Çinde dershanelerin sayısı giderek artıyor. İyi bir okulda okumak isteyen milyonlarca öğrenci, okuldan sonra da dershanelere gitmek suretiyle hayalindeki üniversitede okumak istiyor. Çin hükümeti de 2002 yılında özel eğitimi desteklemek için yeni bir düzenlemeye gitmişti ve o tarihten beri ülkedeki dershane sayısı büyük artış gösterdi. ( Pekin )-Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Uluslararası Enerji Ajansı Bakanlar Toplantısının açılış oturumuna başkanlık edecek, temasları hakkında basın toplantısı düzenleyecek. ( Paris ) GÜNCEL-Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Servet Yörükün ev sahipliğindeki Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetin Önlenmesi Projesi açılışına İçişleri Bakanı Muammer Güler, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin ile AB Bakanı Egemen Bağış katılacak. (10.00 –İstanbul)-11 kuruluşun oluşturduğu Sivil Toplum İnisiyatifi Federasyonlar Platformu, dershanelerin kapatılması konusunda Sheraton Otelde açıklama yapacak. (15.00-Ankara)-Tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden Gazeteci Yazar Aytunç Altındalın cenazesi, öğle vakti Üsküdar Şakirin Camiinde kılınacak namazın ardından Karacaahmet Mezarlığında toprağa verilecek. (12.00 -İstanbul)-İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, İBB Mahmut Bayram İmam Hatip Ortaokulunun açılış törenine katılacak. (14.00 -İstanbul)SPOR-A Milli Futbol Takımı, Belarus Milli Takımı ile özel maçta Mersinde karşı karşıya gelecek. (20.00-Mersin)-Süper Lig takımlarının haftanın maçlarıyla ilgili hazırlıkları takip edilecek.(CİHAN)
Zaman
Ana Sayfa
19.11.2013
Bugüngündemdenelervar?Bugün gündemde neler var?
Fikret Ertan - Fransa-İsrail ve nükleer müzakereler
Zaman
18.11.2013
01:58
İsrail’in birinci en güçlü müttefikinin Amerika olduğu herkesin malumu. Fransa da ikinci en güçlü müttefiki elbette.Bunu İsrailli yetkililer de gerektiğinde zaten açıkça dile getiriyorlar. Nitekim, daha birkaç gün önce Başbakan Netanyahu, bu bağlamda “Amerika en önemli müttefikimiz. Ancak Fransa ile ilişkilerimiz de çok özel.” diyerek, ülkesinin Fransa ile olan ilişkilerinin önemini hatırlatmıştı.Netanyahu, bu hatırlatmayı Fransa Cumhurbaşkanı Hollande’ın İsrail’e yapacağı çok önemli ziyareti öncesi Le Figaro gazetesine yapmıştı.Hollande, bu yazıyı yazdığımız pazar beraberinde 7 bakan, önemli yetkililer ve işadamlarından meydana gelen yaklaşık 200 kişilik kalabalık bir heyetle İsrail’e ayak basacaktı. Fransız lider, üç gün sürecek ziyaretinde başta İsrail Cumhurbaşkanı Peres olmak üzere Netanyahu ve diğer yetkililerle önemli baş başa görüşmeler yapacak, birlikte yemek yiyecek, çeşitli yerleri ziyaret edecek ve İsrail parlamentosu Knesset’e hitap edecek. Birlikte geldiği bakanları da mevkidaşları ile ilgili konuları ele alacaklar. Bu çerçevede, Dışişleri Bakanı Laurent Fabius ve Maliye Bakanı Pierre Moscovici’nin önemli görüşmeleri olacağı bugünden söyleniyor.Esasen, Fabius, Fransız Yahudi bir aileden geliyor. Aile sonraları Katolikliğe geçmiş, kendisi de asimile bir Katolik olarak yetişmiş. Moscovici de aslen Romanya Yahudisi bir aileden geliyor. İkisi de bugün Hollande yönetiminin en önemli bakanlarından sayılır. Özellikle Fabius üç gün süren ve 9 Kasım Cumartesi herhangi bir anlaşma olmadan sona eren İran - P5+1 nükleer müzakerelerinin sonlarına doğru ortaya koyduğu itirazıyla çok kritik bir rol oynamış, müzakerelerin sonuçsuz kalmasını sağlamıştı.Fabius, son dakikada Amerika dâhil P5+1’in diğer üyelerinin İran’a kabul için sunacakları anlaşma metnini Fransa açısından yetersiz bulduklarını, İran’dan daha fazla garanti elde edilmesi gerektiğini söylemiş ve böylece deyim yerindeyse muhtemel bir anlaşmaya taş koymuştu. Fabius, sonraları “Biz de anlaşma istiyoruz; ama böylesini değil, budalaların anlaşmasını değil.” diyerek Fransa’nın itirazını itiraf etmişti.Daha sonraları ise Fransa’nın İsrail Büyükelçisi Patrick Maisonnave de bu itirazı yaptıklarını, diğer devletlerin de Fabius’u dinledikten sonra onun pozisyonunu benimsediklerini açıklamış, dolayısıyla birinci turun sonucuna Fabius’un damgasını vurduğuna işaret etmişti. Fabius’un itirazları tam olarak neyi kapsıyor, bunları bugün tam bilemiyoruz; ancak söylenenlere göre, İran’ın Arak’ta kurmakta olduğu, ağır suyla çalışan, plütonyum üretmesi söz konusu olan yeni reaktörü, İran’ın mevcut zenginleştirilmiş uranyum stoku ve yine mevcut zenginleştirme tesisleri ile ilgili garantiler bunlar.Yeri geldiği için, İran’ın nükleer programı ile bu kadar yakından ilgilenen Fransa’nın İsrail’in nükleer yeteneğe kavuşmasını sağlayan ülke olduğunu da burada kısaca belirtmek şart oluyor. 1980’lerde ortaya çıkan bilgilerde Fransa’nın 1957 yılında yaptığı gizli anlaşma ile İsrail’e nükleer reaktör, ilgili donanımları ve zenginleştirilmiş uranyum sağladığı ve bugün İsrail’in Dimona’da çalışan nükleer tesisinin kurulmasında Fransa’nın başrolü oynadığı artık biliniyor.Bu anlaşmayı yapan da bugün Fransa Cumhurbaşkanı Hollande’ı ağırlayan İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres elbette. Peres, o yıllarda Paris’te savunma bakanlığı yetkilisi olarak görev yapmış, hem İsrail’in o yıllardaki silah-cephane hem de nükleer ihtiyaçlarının Fransa tarafından karşılanmasını sağlamıştı. İsrail o yıllarda Fransa’dan aldığı Mirage ve diğer savaş uçaklarıyla bölgedeki askerî dengeyi lehine çevirmişti. Fransa da buna en güçlü desteği vermişti.Fransa bugün de İran’ın nükleer programı dolayısıyla İsrail’i çok güçlü şekilde destekliyor, Amerika ile ters düşmeyi göze alıyor, anlattığımız gibi P5+1 müzakerelerinin sonuçlarını belirleyebiliyor. Önümüzdeki çarşamba Cenevre’de yeniden başlayacak ikinci tur P5+1 müzakerelerinde hangi tavrı ortaya koyacak, bilinmiyor; ama müzakerelerde İsrail’in çıkarlarını sonuna kadar korumaya çalışacağına hiç şüphe yok.
Zaman
Köşe Yazıları
18.11.2013
FikretErtan-Fransa-İsrailvenükleermüzakerelerFikret Ertan - Fransa-İsrail ve nükleer müzakereler
Soslar, mide rahatsızlıklarını tetikliyor
Zaman
12.11.2013
13:25
Uzman Diyetisyen Serkan Tutar, yanlış beslenme ve mide rahatsızlıkları ile ilgili açıklamalarda bulundu. Tutar, domates, domates sosu veya sıkılmış portakal, greyfurt ve limon gibi besinlerin mide rahatsızlıklarını tetikleyebileceğini söyledi.Başlıca mide problemlerinden bahseden Tutar, Mide yanmasını ve ekşimesini engellemek için başlangıçta özel besinler düşünülmeden tüketilen yemek miktarına bakılmalıdır. Eğer fazla hacimde besin bir anda mideye ulaşırsa mide yanması artacaktır. Bir besin mide yanmasına iyide gelse kötüde gelse fazla miktarda tüketildiğinde her zaman rahatsızlık verici olacaktır. ifadelerini kullandı.Mide yanmasının önlemini de açıklayan Tutar, Az ve sık beslenerek fazla miktarda besin tüketiminden kaçınmış olursunuz. Bu durumda midenize bir anda yük binmez ve sindirim işlemi daha kolay olur. Mide yanmasını engellemenin diğer bir yolu ise tabaklarınızın boyutlarını küçültebilirsiniz. Bu şekilde bir öğünde daha az besin alımı olacaktır. şeklinde konuştu.Hızlı yemek yemekten de kaçınılması gerektiğini ifade eden Tutar, mide problemlerine yol açan beslenme tarzlarını ise şöyle sıraladı; Fazla yemek yemek, yağlı gıdalar tüketmek, asitli yiyecek tüketmek, kahve (normal veya kafeinsiz), çay, kola, gazlı içecekler ve aşırı alkol içeriği olan içecekler gibi yanlış içecek tercihleri, çikolata tüketmek. Asitli yiyeceklere de dikkat edilmesini aktaran Tüter, Domates, domates sosu veya sıkılmış portakal, greyfurt ve limon gibi besinler mide ekşimesini tetikleyebilir. Bunların en büyük özelliği asidik olması ve hassas olan midelerde problem çıkarma risklerinin fazla olmasıdır. Yine bazı salata sosları ve sirke asit içerikli olması nedeni ile midenizdeki problemleri tetikleyebilir. dedi.Diyetisyen Tutar, asitli yiyeceklerden vazgeçemeyenler için ise şu önerilerde bulundu: İlk olarak daha az sıklıkta tüketilmesine özen gösterin. Salatalara daha az sıkılan sirke ve limon midenizdeki problemin daha düşük seviyede yaşanmasını sağlar. Ayrıca portakal ve greyfurt gibi besinleri mide koruyucu özelliği olan yoğurt ile birlikte tüketebilirsiniz. ifadelerini kullandı.(CİHAN)
Zaman
Sağlık
12.11.2013
SoslarmiderahatsızlıklarınıtetikliyorSoslar mide rahatsızlıklarını tetikliyor
Soslar, mide rahatsızlıklarını tetikliyor
Zaman
12.11.2013
11:54
Uzman Diyetisyen Serkan Tutar, yanlış beslenme ve mide rahatsızlıkları ile ilgili açıklamalarda bulundu. Tutar, domates, domates sosu veya sıkılmış portakal, greyfurt ve limon gibi besinlerin mide rahatsızlıklarını tetikleyebileceğini söyledi.Başlıca mide problemlerinden bahseden Tutar, “Mide yanmasını ve ekşimesini engellemek için başlangıçta özel besinler düşünülmeden tüketilen yemek miktarına bakılmalıdır. Eğer fazla hacimde besin bir anda mideye ulaşırsa mide yanması artacaktır. Bir besin mide yanmasına iyide gelse kötüde gelse fazla miktarda tüketildiğinde her zaman rahatsızlık verici olacaktır.” ifadelerini kullandı.Mide yanmasının önlemini de açıklayan Tutar, “Az ve sık beslenerek fazla miktarda besin tüketiminden kaçınmış olursunuz. Bu durumda midenize bir anda yük binmez ve sindirim işlemi daha kolay olur. Mide yanmasını engellemenin diğer bir yolu ise tabaklarınızın boyutlarını küçültebilirsiniz. Bu şekilde bir öğünde daha az besin alımı olacaktır.” şeklinde konuştu.Hızlı yemek yemekten de kaçınılması gerektiğini ifade eden Tutar, mide problemlerine yol açan beslenme tarzlarını ise şöyle sıraladı; “Fazla yemek yemek, yağlı gıdalar tüketmek, asitli yiyecek tüketmek, kahve (normal veya kafeinsiz), çay, kola, gazlı içecekler ve aşırı alkol içeriği olan içecekler gibi yanlış içecek tercihleri, çikolata tüketmek.” Asitli yiyeceklere de dikkat edilmesini aktaran Tüter, Domates, domates sosu veya sıkılmış portakal, greyfurt ve limon gibi besinler mide ekşimesini tetikleyebilir. Bunların en büyük özelliği asidik olması ve hassas olan midelerde problem çıkarma risklerinin fazla olmasıdır. Yine bazı salata sosları ve sirke asit içerikli olması nedeni ile midenizdeki problemleri tetikleyebilir. dedi.Diyetisyen Tutar, asitli yiyeceklerden vazgeçemeyenler için ise şu önerilerde bulundu: İlk olarak daha az sıklıkta tüketilmesine özen gösterin. Salatalara daha az sıkılan sirke ve limon midenizdeki problemin daha düşük seviyede yaşanmasını sağlar. Ayrıca portakal ve greyfurt gibi besinleri mide koruyucu özelliği olan yoğurt ile birlikte tüketebilirsiniz. ifadelerini kullandı. CİHAN
Zaman
Son Dakika
12.11.2013
SoslarmiderahatsızlıklarınıtetikliyorSoslar mide rahatsızlıklarını tetikliyor
Bugün gündemde ne var?
Zaman
10.11.2013
09:42
Türkiye ve dünya gündemini sizler için derledik. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Cemil Çiçek ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatının 75. yıl dönümü nedeniyle Anıtkabirde düzenlenen törene katılacak. Cumhurbaşkanı Gül, TBMM Başkanı Çiçek ve Başbakan Erdoğan ile diğer erkan Anıtkabirdeki törenin ardından Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu tarafından Milli Kütüphane’de düzenlenen anma törenine katılacak. (08.30 10.00 Ankara)POLİTİKA- CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Hilton Otel’de Sosyalist Enternasyonal Konseyi üyeleriyle yemek yiyecek. (İstanbul - 20.00)- Eski Devlet Bakanı İnan: Türkiyenin en büyük problemi bürokrasidir (Özel)Eski Devlet Bakanı ve Türk diplomat Kamran İnan, Türkiye nin en büyük probleminin bürokrasi olduğunu söyledi. İnan, Milletin ensesinde çökmüş, tonlarla ve tonlarla ağırlıkta bir yük. Türk bürokrasisini hafifletmek lazım. Ekonominin hızla gelişmesinin en büyük engeli bürokrasidir ve Türkiyede bürokrasi kendisini hükümetin üstünde görür, emrinde değil. Oysa bürokrasi devletin ve milletin emrindedir. dedi.- Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, Antalya’daki 10 bin kişilik stadyum inşaatı ve Kredi Yurtlar Kurumu inşaatını inceledikten sonra Uluslararası Türkiye Açık Final Golf Şampiyonası Ödül Töreni’ne katılacak. (12.00 - 15.30- Antalya)EKONOMİİŞKUR Genel Müdürü Yazıcı: 9 ayda 540 bin kişiyi işe yerleştirdik (Özel)Türkiye İş Kurumu(İŞKUR) Genel Müdürü Nusret Yazıcı, 9 ayda 540 bin kişiyi işe yerleştirdiklerini söyledi.DÜNYA- Kürt Mili Konseyi Türkiye Temsilcisi Behzad İbrahimi, Suriyedeki Kürtler olarak özerk bir yönetim için çalıştıklarını ifade ederek, bundan endişe edilmemesi gerektiğini söyledi. (İstanbul)- Atatürk, vefatının 75. yıl dönümünde Türkmenistanın başkenti Aşkabatta da anıldı. (Aşkabat)- Atatürk, vefatının 75. yıl dönümünde Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de de anıldı. (Bakü)- Rus-Türk İşadamları Birliği’nin (RTİB) 6. Olağan Genel Kurulunda Başkan Naki Karaaslan oy birliği ile yeniden başkan seçildi. (Moskova)- Çinin başkenti Pekindeki Türk Büyükelçiliğinde, Atatürkü anma töreni düzenlendi. (Pekin)GÜNCEL- Atatürk’ün vefatının 75. yıl dönümü nedeniyle Dolmabahçe Sarayı’nda tören düzenlenecek. (09.05 - İstanbul)SPOR- Spor Toto Süper Lig’de Torku Konyaspor - MP Antalyaspor, Gençlerbirliği-Trabzonspor, Fenerbahçe-Galatasaray maçları oynanacak. (14.00 - 19.00 - Konya - Ankara - İstanbul)- PTT Birinci Lig’de 5 karşılaşma oynanacak. CİHAN
Zaman
Ana Sayfa
10.11.2013
Bugüngündemdenevar?Bugün gündemde ne var?
Bugün gündemde ne var?
Zaman
10.11.2013
09:40
Türkiye ve dünya gündemini sizler için derledik. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Cemil Çiçek ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatının 75. yıl dönümü nedeniyle Anıtkabirde düzenlenen törene katılacak. Cumhurbaşkanı Gül, TBMM Başkanı Çiçek ve Başbakan Erdoğan ile diğer erkan Anıtkabirdeki törenin ardından Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu tarafından Milli Kütüphane’de düzenlenen anma törenine katılacak. (08.30 10.00 Ankara)POLİTİKA- CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Hilton Otel’de Sosyalist Enternasyonal Konseyi üyeleriyle yemek yiyecek. (İstanbul - 20.00)- Eski Devlet Bakanı İnan: Türkiyenin en büyük problemi bürokrasidir (Özel)Eski Devlet Bakanı ve Türk diplomat Kamran İnan, Türkiye nin en büyük probleminin bürokrasi olduğunu söyledi. İnan, Milletin ensesinde çökmüş, tonlarla ve tonlarla ağırlıkta bir yük. Türk bürokrasisini hafifletmek lazım. Ekonominin hızla gelişmesinin en büyük engeli bürokrasidir ve Türkiyede bürokrasi kendisini hükümetin üstünde görür, emrinde değil. Oysa bürokrasi devletin ve milletin emrindedir. dedi.- Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, Antalya’daki 10 bin kişilik stadyum inşaatı ve Kredi Yurtlar Kurumu inşaatını inceledikten sonra Uluslararası Türkiye Açık Final Golf Şampiyonası Ödül Töreni’ne katılacak. (12.00 - 15.30- Antalya)EKONOMİİŞKUR Genel Müdürü Yazıcı: 9 ayda 540 bin kişiyi işe yerleştirdik (Özel)Türkiye İş Kurumu(İŞKUR) Genel Müdürü Nusret Yazıcı, 9 ayda 540 bin kişiyi işe yerleştirdiklerini söyledi.DÜNYA- Kürt Mili Konseyi Türkiye Temsilcisi Behzad İbrahimi, Suriyedeki Kürtler olarak özerk bir yönetim için çalıştıklarını ifade ederek, bundan endişe edilmemesi gerektiğini söyledi. (İstanbul)- Atatürk, vefatının 75. yıl dönümünde Türkmenistanın başkenti Aşkabatta da anıldı. (Aşkabat)- Atatürk, vefatının 75. yıl dönümünde Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de de anıldı. (Bakü)- Rus-Türk İşadamları Birliği’nin (RTİB) 6. Olağan Genel Kurulunda Başkan Naki Karaaslan oy birliği ile yeniden başkan seçildi. (Moskova)- Çinin başkenti Pekindeki Türk Büyükelçiliğinde, Atatürkü anma töreni düzenlendi. (Pekin)GÜNCEL- Atatürk’ün vefatının 75. yıl dönümü nedeniyle Dolmabahçe Sarayı’nda tören düzenlenecek. (09.05 - İstanbul)SPOR- Spor Toto Süper Lig’de Torku Konyaspor - MP Antalyaspor, Gençlerbirliği-Trabzonspor, Fenerbahçe-Galatasaray maçları oynanacak. (14.00 - 19.00 - Konya - Ankara - İstanbul)- PTT Birinci Lig’de 5 karşılaşma oynanacak. CİHAN
Zaman
Güncel
10.11.2013
Bugüngündemdenevar?Bugün gündemde ne var?
Cihan Haber Ajansı Gündemi
Zaman
10.11.2013
09:35
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Cemil Çiçek ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatının 75. yıl dönümü nedeniyle Anıtkabirde düzenlenen törene katılacak. Cumhurbaşkanı Gül, TBMM Başkanı Çiçek ve Başbakan Erdoğan ile diğer erkan Anıtkabirdeki törenin ardından Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu tarafından Milli Kütüphane’de düzenlenen anma törenine katılacak. (08.30 10.00 Ankara)POLİTİKA- CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Hilton Otel’de Sosyalist Enternasyonal Konseyi üyeleriyle yemek yiyecek. (İstanbul - 20.00)- Eski Devlet Bakanı İnan: Türkiyenin en büyük problemi bürokrasidir (Özel)Eski Devlet Bakanı ve Türk diplomat Kamran İnan, Türkiye nin en büyük probleminin bürokrasi olduğunu söyledi. İnan, Milletin ensesinde çökmüş, tonlarla ve tonlarla ağırlıkta bir yük. Türk bürokrasisini hafifletmek lazım. Ekonominin hızla gelişmesinin en büyük engeli bürokrasidir ve Türkiyede bürokrasi kendisini hükümetin üstünde görür, emrinde değil. Oysa bürokrasi devletin ve milletin emrindedir. dedi. - Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, Antalya’daki 10 bin kişilik stadyum inşaatı ve Kredi Yurtlar Kurumu inşaatını inceledikten sonra Uluslararası Türkiye Açık Final Golf Şampiyonası Ödül Töreni’ne katılacak. (12.00 - 15.30 - Antalya)EKONOMİİŞKUR Genel Müdürü Yazıcı: 9 ayda 540 bin kişiyi işe yerleştirdik (Özel)Türkiye İş Kurumu(İŞKUR) Genel Müdürü Nusret Yazıcı, 9 ayda 540 bin kişiyi işe yerleştirdiklerini söyledi.DÜNYA- Kürt Mili Konseyi Türkiye Temsilcisi Behzad İbrahimi, Suriyedeki Kürtler olarak özerk bir yönetim için çalıştıklarını ifade ederek, bundan endişe edilmemesi gerektiğini söyledi. (İstanbul)- Atatürk, vefatının 75. yıl dönümünde Türkmenistanın başkenti Aşkabatta da anıldı. (Aşkabat)- Atatürk, vefatının 75. yıl dönümünde Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de de anıldı. (Bakü)- Rus-Türk İşadamları Birliği’nin (RTİB) 6. Olağan Genel Kurulunda Başkan Naki Karaaslan oy birliği ile yeniden başkan seçildi. (Moskova)- Çinin başkenti Pekindeki Türk Büyükelçiliğinde, Atatürkü anma töreni düzenlendi. (Pekin) GÜNCEL- Atatürk’ün vefatının 75. yıl dönümü nedeniyle Dolmabahçe Sarayı’nda tören düzenlenecek. (09.05 - İstanbul)SPOR- Spor Toto Süper Lig’de Torku Konyaspor - MP Antalyaspor, Gençlerbirliği-Trabzonspor, Fenerbahçe-Galatasaray maçları oynanacak. (14.00 - 19.00 - Konya - Ankara - İstanbul)- PTT Birinci Lig’de 5 karşılaşma oynanacak. CİHAN
Zaman
Son Dakika
10.11.2013
CihanHaberAjansıGündemiCihan Haber Ajansı Gündemi
Cihan Haber Ajansı Gündemi
Zaman
05.11.2013
09:25
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Norveç Kralı V. Harald ve Kraliçe Sonja’yı Çankaya Köşkü’nde resmi törenle karşılayacak, baş başa ve heyetler arası görüşme sonrasında ortak basın toplantısı düzenlenecek. Cumhurbaşkanı Gül, NATO Parlamenter Asamblesi Başkanı Hugh Bayley ve beraberindeki heyeti Çankaya Köşkü’nde kabul edecek. Gül ardından Cer Modern’deki ‘Munch/Warhol’ sergisinin açılışına katılacak. Gül, Norveç Kralı V. Harald ve Kraliçe Sonja onuruna Çankaya Köşkü’nde akşam yemeği verecek. (10.45-11.00-11.30-12.30-14.00-16.00-19.30-Ankara)-TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, Dünya Ehlibeyt Vakfı’nın Rixos Otel’deki Geleneksel Muharrem ayı iftar programına katılacak. (16.30 -Ankara)-Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Norveç Kralı V. Harald ile Başbakanlık Resmi Konutta çalışma yemeği yiyecek. Erdoğan, 5-9 Kasım tarihlerini kapsayan; Finlandiya, İsveç ve Polonya seyahati için Esenboğa Havalimanı’ndan hareket edecek. (14.00-17.00-Ankara)POLİTİKA-Meclis’te MHP, AK Parti, BDP ve CHP grup toplantıları yapılacak. (10.30 – 11.30 -12.30 -13.30-Ankara)-Meclis Plan ve Bütçe Komisyonunda Diyanet İşleri Başkanlığı, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk Kültür Merkezi, Türk Dil Kurumu Türk Tarih Kurumu, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu bütçesi görüşülecek. (10.00-Ankara)-Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, Google Kıdemli Başkan Yardımcısı Vint Cerf ile Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın yeni açılan resmi YouTube kanalının ilk canlı yayın sohbetini gerçekleştirecek. (14.00-Ankara)-Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, Serik ilçesinde çırçır ve presse fabrikası ile depolama tesislerinin açılışını yapacak. (10.00-Antalya)EKONOMİ-BP ve Toyota yöneticileri ortak faaliyetlerini; Forever Kart ile ilgili detayları Çırağan Sarayı’nda basın toplantısı ile kamuoyuna açıklayacak. (10.00-İstanbul)DÜNYA-AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış ile Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, AB ile müzakerelerde Bölgesel Politikalar Faslını açacak. (Brüksel)-BM Suriye Özel Temsilcisi El Ahdar el İbrahimi, Amerikalı ve Rus yetkililerle bir araya gelecek. (Cenevre)-Kıbrıslı Rum ve Türk futbol federasyonları başkanları FIFA merkezinde bir araya gelecek. (Zürih)GÜNCEL-28 Şubat Davası, Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edecek. (10.00-Ankara)-Ulaştırma Bakanlığı ile Esenler Belediyesinin Yıldız Teknik Üniversitesi Davutpaşa Kampüsü’nde ortaklaşa düzenlediği ‘Uluslararası Kentsel Dönüşüm Sempozyumunda kentsel dönüşüm, tüm yönleriyle masaya yatırılacak. (10.00-İstanbul) -CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin, partisinin Gaziosmanpaşa İlçe Başkanlığının düzenlediği partiye katılım törenine katılacak.(19.30-İstanbul)-Kocaelinin Gölcük ilçesinde, bir ilkokulda sınıf öğretmeni olan annenin tatile gittiği sırada evde tek başına bıraktığı ve açlık ve susuzluktan ölen 2 aylık erkek bebek bugün toprağa verilecek. (12.00–Kocaeli)-Şanlıurfanın Bozova ilçesi yakınlarında sabah saatlerinde meydana gelen trafik kazasında en az 6 kişi öldü, 5 kişi de yaralandı. Kaza mahalline çok sayıda sağlık ekibi gönderildi. Yaralılar Şanlıurfadaki hastanelere kaldırıldı. Gelişmeler takip ediliyor. (Şanlıurfa)-Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin İstanbul başta olmak üzere Türkiye ve dünyanın her yerine sunacağı helikopter kiralama hizmetinin tanıtım toplantısı BURULAŞ helikopter sahasında yapılacak. (13.00-Bursa)SPOR-Şampiyonlar Liginde Kopenhag-Galatasaray maçı oynanacak. (21.45-Kopenhag)-Fenerbahçede Galatasaray maçı hazırlıkları sürecek. (18.00-İstanbul)-Tiger Woods Boğaziçi Köprüsünde Asyadan Avrupaya golf vuruşu gerçekleştirecek.-Takımların hafta sonuna yönelik çalışmaları takip ediliyor. CİHAN
Zaman
Son Dakika
05.11.2013
CihanHaberAjansıGündemiCihan Haber Ajansı Gündemi
Toplam "149" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti