Habergec.Com Aranan Kelimeler:en basit tercih Değerlendirme: 10 / 10 061500
habergec.com
09.02.2016 Salı
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

en basit tercih

Bol su içmek performansı artırıyor
Zaman
05.02.2016
15:31

Yoğun çalışma temposu içinde, zaman zaman su içmek ihmal edilebiliyor. Çay, kahve gibi içecekleri daha fazla tüketerek, suyun yerine geçtiği anlayışı yangın toplumda. Uzmanlar, çayın içindeki tein ve kahvenin içindeki kafein maddesinin vücuttaki suyu kurutarak sıvı ihtiyacını artırdığını vurgulayarak, bol su içmenin performansı artırdığını belirtti.

Waternet Sağlıklı Beslenme Uzmanı Diyetisyen Canan Aksoy, su tüketiminin faydaları ile ilgili bilgiler verdi. Aksoy, Yoğun bir tempoda çalışırken, su içmek genellikle unutuluyor. Özellikle masa başında çalışanlar, çay ve kahvenin su yerine geçtiğine inanırken, çayın içindeki tein; kahvenin içindeki kafein maddesinin, vücuttaki suyu kurutarak su ihtiyacınızı artırıyor. Yoğun çalışma temposunda su içmeyi unuttuğumuzu, bu nedenle vücudun ihtiyacı olan su tüketimini desteklemek için suyla hazırlanmış içecekler de tercih edilebilir. dedi.

Canan Aksoy, şöyle konuştu: Mikrobiyolojik yönden içmeye uygun, ağır metallerden arındırılmış taze içme suyunu elde edebilmenin en sağlıklı ve mantıklı yollarından biri, arıtılmış içme suyudur. Masa başında çalışanların, önlerinde bir sürahi su bulundurması; ofis dışında çalışanların ise sularını, sağlıklı olan cam şişelerde taşıması daha uygudur. Bununla birlikte suyu daha çekici hale getirmek için çeşitli tüketim alternatifleri oluşturmalı. diye konuştu.

Su tüketiminizi eğlenceli hale getirin diyen Aksoy, Suyunuza ferah bir tat vermesi için saplarından ayırdığınız nane yapraklarını yıkayıp, sürahinin içine atın. Ardından, ince halkalar şeklinde doğranmış limon, portakal ve elmayı kabuklarıyla birlikte suya atarak, sürahinize renk katın. Böylece, masanızda duran su hem lezzetli bir tat alacak hem de renkli bir görüntüye kavuşmuş olacaktır. ifadelerini kullandı.

BAĞIŞIKLIĞINIZI GÜÇLENDİRİN

Sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur. Dolayısı ile başarının sırrı, sağlıklı bir bağışıklık sisteminde gizlidir. Gün içerisinde hazırlayacağınız basit bir çay ile bağışıklık sisteminize her zamankinden daha iyi bakmanız mümkün. Ihlamur, ekinezya, karabiber, karanfil ve tarçını demleyin, içine dörde böldüğünüz bir elmayı ve kabuğu soyulmuş limonu ekleyin. Kaynama noktasına gelene kadar karışımı ısıtın. Sıcak ya da soğuk tüketebileceğiniz bu lezzetli çay ile iş hayatınız her zamankinden daha kolay geçecek.

ANTİOKSİDANLI AYRAN

Öğlen aralarında tükettiğiniz içecekler, gün boyunca şişkinliğe sebep olabilir. Evde kolayca hazırlayabileceğiniz antioksidanlı ayranınız ile öğlen aralarınızı ya da ara öğünlerinizi daha sağlıklı geçirebilirsiniz. 4-5 parçaya böldüğünüz salatalığı ve naneyi yıkayıp, yoğurtla beraber blenderdan geçirip, 2 bardak su ilave ettiğinizde, lezzetli ayranınız hazır olacak.

SAKİNLEŞTİRİCİ ÇAY

Kabul etmeliyiz ki, iş hayatı oldukça stresli. Gün içerisinde pek çok sorunla karşılaşıyoruz ve sakin kalmak her zamankinden daha önemli bir hal alıyor. Dolayısı ile sakinleştirici çayınızı yanınızdan ayırmamanızda fayda var. Papatya, rezene, melisa ve sarı kantaronu, bir bardak sıcak suyun içinde 3-4 dakika bekletip, süzerek içtiğinizde emin olun ki sinirleriniz yatışacak.

SAĞLIKLI UYKU BAŞARI GETİRİR

Evinize gittiğinizde yeteri kadar uyumanız ve ertesi gün işe dinlenmiş bir şekilde gitmeniz çok önemli. Uyku problemi yaşayan, işe sürekli geç kalan ve masa başında uyuklayanlar için ise akşam yemeklerinden sonra tüketilen uyku çayı birebir. Bir büyük su bardağı ya da kupanın içine kantaron ve rezeneyi koyup, üzerine sıcak su ilave edin. 3-4 dakika demlenmesini bekleyip süzün ve üzerine limon sıkın. Bu lezzetli çay, hem hazımsızlık probleminizi çözecek hem de gece rahat bir uyku uyumanızı sağlayacaktır.

(CİHAN)

Zaman
Sağlık
05.02.2016
BolsuiçmekperformansıartırıyorBol su içmek performansı artırıyor
A. Turan Alkan - Kıble düzeltme reformu ve Babil astronomisi hakkında
Zaman
30.01.2016
01:58

Google haritasının halka açık sürümü internete düştüğünde, yeni bir eğlencelik ele geçirmenin heyecanıyla birkaç gün oynayıp durmuştum; işte o esnada iki yerleşim yeri arasındaki kuş uçuşu mesafeyi ölçen butonu keşfettim ve mesafe ölçen imlecin bir ucunu Mekkeye sabitleyip öteki ucunu tâ bizim eve kadar uzattım.

Anladınız; bizim evde kıblenin doğru olup olmadığını ölçecektim. Neticede birkaç derecelik bir kusur çıktı ama önemsizdi. Sonra mahalle camisine geldi. Kıblesi fena görünmüyordu fakat bakalım yüzlerce yıllık eski camilerde durum nasıldı? Ecdâd cami yaparken kıble açılarını pek iyi tutturamamıştı. Sonra oturup sırf memleketin iyiliği nâmına belli başlı camilerdeki kıble hatalarını liste haline getirdim. Böylece o günlerde yayına yeni başlayan ‘Hayat Ağacı dergisine güzel bir şehir yazısı kaleme alabilecektim...

Yapmadım, listeyi de yırtıp attım çünkü insanların kafasını bulandırmanın âlemi yoktu. Zaten fıkıh erbâbı da, ‘Yöneldiğiniz kıble istikametinde sağa ve sola doğru 10ar derecelik inhirafın kabul edilebilir diyorlardı. Yani mis gibi makale güme gitti!

Dün gazeteye baktım, ‘A, sağ olsun Diyanetimiz bu yılın bütçesine, tam 86 bin caminin kıble açısını doğru ölçmek için tahsisat koymuş. Durup dururken bu hassasiyetin nereden çıkmış olabilirdi ki? Meğer Cumhurbaşkanımız katıldığı bir şehit cenaze töreninde kıblenin yanlış olduğunu fark ederek imamları ikaz etmiş. Tabiatiyle Cumhurbaşkanımızı onca majör meselenin yoğunluk ve stresi içinde, camilerin kıble açısına da ayrıca dikkat ettiği için kutlamalıyız.

Uzatmayayım, herhalde Diyanet yetkilileri, bu önemli ikaz üzerine bütün camilerin kıble açılarını yeniden gözden geçirmeye karar vermişler. Kıblesi hayli bozuk kadim camilerde kıbleyi nasıl düzeltirler bilemem lakin bu araştırma için devlet bütçesinden hayli (miktarını bilmiyorum) para harcanacağı muhakkaktır, çünkü proje hayli kapsamlı tutulmuş. Yurtdışına personel gönderilip astronomi eğitimi görmeleri sağlanacak, Hicri takvim birliği için İslam dünyasının tanınmış fakih ve astronomları davet edilip kongre düzenlenecek, hilâl gözlemleri için (Rüyet-i hilâl) belirli yüksek tepelere elektronik sistemler konulacakmış.

Tebrik ederim, güzel fikir fakat can sıkıcı bir teklifte bulunmak istiyorum. Bütçeden onca para harcamaya, Diyanette kadrolu astronom yetiştirmeye hiç gerek yoktur. Yukarda çıtlattım idi. Bilgisayarı, hatta üç paralık tableti olan herkes, herhangi bir mekânın kıble açısını beş kuruş masraf etmeden, oturduğu yerde, azami bir dakika içinde tesbit edebilir. Eğer, ‘biz yapamayız, o kadar teferruata aklımız yetmez diyorsanız, ‘bilgisayardan anlayan komşu delikanlılara rica edersiniz; seve seve yardım ederler size. Yine de olmazlanırsanız, bendeniz bizzat sevabıma bu işi bedava yaparım arkadaşlar!

Kaldı ki kütüklü takvimlerdeki namaz saatleri listesinde ‘Kıble saati diye bir sütun vardır. O saatte güneş nerede ise kıble de orasıdır. Bu kadar basit!

Ha, rüyet-i hilâl meselesine gelince, benden daha fazlasını beklemeyiniz. Ben de herkes gibi Diyanetimizin ilan ettiği vakitlere (bir kısmına önemli itirazlarım olmakla birlikte) ittibâ edenlerdenim. Babilli astronomlar bile bundan 4 bin sene önce şakır şakır ayrıntılı takvim ve yıldız çizelgeleri düzenlerken bizim ancak şimdilerde bu ihtiyacı hissetmemizdeki vahim gecikmeyi, tabiatıyle ve her zaman olduğu gibi ‘Paralel faktörüne bağlamayı tercih ediyorum. Ayrıca bu vahim durumu yemeyip-içmeyip tez zamanda en yakın kaymakamlığa ihbar edeceğim de şüphesizdir.

Söz.

Zaman
Köşe Yazıları
30.01.2016
ATuranAlkan-KıbledüzeltmereformuveBabilastronomisihakkındaA Turan Alkan - Kıble düzeltme reformu ve Babil astronomisi hakkında
A. Turan Alkan - Kıble düzeltme reformu ve Babil astronomisi hakkında
Zaman
30.01.2016
01:58

Google haritasının halka açık sürümü internete düştüğünde, yeni bir eğlencelik ele geçirmenin heyecanıyla birkaç gün oynayıp durmuştum; işte o esnada iki yerleşim yeri arasındaki kuş uçuşu mesafeyi ölçen butonu keşfettim ve mesafe ölçen imlecin bir ucunu Mekkeye sabitleyip öteki ucunu tâ bizim eve kadar uzattım.

Anladınız; bizim evde kıblenin doğru olup olmadığını ölçecektim. Neticede birkaç derecelik bir kusur çıktı ama önemsizdi. Sonra mahalle camisine geldi. Kıblesi fena görünmüyordu fakat bakalım yüzlerce yıllık eski camilerde durum nasıldı? Ecdâd cami yaparken kıble açılarını pek iyi tutturamamıştı. Sonra oturup sırf memleketin iyiliği nâmına belli başlı camilerdeki kıble hatalarını liste haline getirdim. Böylece o günlerde yayına yeni başlayan ‘Hayat Ağacı dergisine güzel bir şehir yazısı kaleme alabilecektim...

Yapmadım, listeyi de yırtıp attım çünkü insanların kafasını bulandırmanın âlemi yoktu. Zaten fıkıh erbâbı da, ‘Yöneldiğiniz kıble istikametinde sağa ve sola doğru 10ar derecelik inhirafın kabul edilebilir diyorlardı. Yani mis gibi makale güme gitti!

Dün gazeteye baktım, ‘A, sağ olsun Diyanetimiz bu yılın bütçesine, tam 86 bin caminin kıble açısını doğru ölçmek için tahsisat koymuş. Durup dururken bu hassasiyetin nereden çıkmış olabilirdi ki? Meğer Cumhurbaşkanımız katıldığı bir şehit cenaze töreninde kıblenin yanlış olduğunu fark ederek imamları ikaz etmiş. Tabiatiyle Cumhurbaşkanımızı onca majör meselenin yoğunluk ve stresi içinde, camilerin kıble açısına da ayrıca dikkat ettiği için kutlamalıyız.

Uzatmayayım, herhalde Diyanet yetkilileri, bu önemli ikaz üzerine bütün camilerin kıble açılarını yeniden gözden geçirmeye karar vermişler. Kıblesi hayli bozuk kadim camilerde kıbleyi nasıl düzeltirler bilemem lakin bu araştırma için devlet bütçesinden hayli (miktarını bilmiyorum) para harcanacağı muhakkaktır, çünkü proje hayli kapsamlı tutulmuş. Yurtdışına personel gönderilip astronomi eğitimi görmeleri sağlanacak, Hicri takvim birliği için İslam dünyasının tanınmış fakih ve astronomları davet edilip kongre düzenlenecek, hilâl gözlemleri için (Rüyet-i hilâl) belirli yüksek tepelere elektronik sistemler konulacakmış.

Tebrik ederim, güzel fikir fakat can sıkıcı bir teklifte bulunmak istiyorum. Bütçeden onca para harcamaya, Diyanette kadrolu astronom yetiştirmeye hiç gerek yoktur. Yukarda çıtlattım idi. Bilgisayarı, hatta üç paralık tableti olan herkes, herhangi bir mekânın kıble açısını beş kuruş masraf etmeden, oturduğu yerde, azami bir dakika içinde tesbit edebilir. Eğer, ‘biz yapamayız, o kadar teferruata aklımız yetmez diyorsanız, ‘bilgisayardan anlayan komşu delikanlılara rica edersiniz; seve seve yardım ederler size. Yine de olmazlanırsanız, bendeniz bizzat sevabıma bu işi bedava yaparım arkadaşlar!

Kaldı ki kütüklü takvimlerdeki namaz saatleri listesinde ‘Kıble saati diye bir sütun vardır. O saatte güneş nerede ise kıble de orasıdır. Bu kadar basit!

Ha, rüyet-i hilâl meselesine gelince, benden daha fazlasını beklemeyiniz. Ben de herkes gibi Diyanetimizin ilan ettiği vakitlere (bir kısmına önemli itirazlarım olmakla birlikte) ittibâ edenlerdenim. Babilli astronomlar bile bundan 4 bin sene önce şakır şakır ayrıntılı takvim ve yıldız çizelgeleri düzenlerken bizim ancak şimdilerde bu ihtiyacı hissetmemizdeki vahim gecikmeyi, tabiatıyle ve her zaman olduğu gibi ‘Paralel faktörüne bağlamayı tercih ediyorum. Ayrıca bu vahim durumu yemeyip-içmeyip tez zamanda en yakın kaymakamlığa ihbar edeceğim de şüphesizdir.

Söz.

Zaman
Ana Sayfa
30.01.2016
ATuranAlkan-KıbledüzeltmereformuveBabilastronomisihakkındaA Turan Alkan - Kıble düzeltme reformu ve Babil astronomisi hakkında
Bu apartman isimlerini duydunuz mu?
Zaman
23.01.2016
05:07

Yıllarca oturduğunuz ya da önünden geçtiğiniz evler sizin değilse de elbet birilerinin ilgisini çekiyordur. Hele de ismi ‘iştenhiçkorkmaz gibi dikkat çekiciyse, bir gün Instagramda gezerken fotoğrafına rastlayabilirsiniz.

Şehirleri arşınlamayı sevenler için sokak sokak gezmek ne zevklidir. Apartmanların, bahçelerin, tarihin sayfalarında dolaşmanın tadını, kentsel dönüşümün henüz dönüştüremediği sayılı yerde yaşayanlardan başka bir de oraları keşfedip fotoğraflayanlar bilir herhalde. Instagramda bu fotoğrafçıların arşivinden sayısız fotoğrafa rastlıyoruz. Ve bir hesap çekiyor dikkatimizi. ‘Apartman fontları başlığıyla çekilmiş 4 yüzden fazla apartmanın adının yazdığı, geneli kapı girişi fotoğrafları görüyoruz. İçlerinde ne isimler var neler: ‘Kimbilirden ‘Süper Babaanneye, ‘Mesut Yuvamızdan ‘Unutma Beniye bir sürü, sıcak ve sevimli isim, sokak kültürü meraklılarına göz kırpıyor. @apartman.fontlari hesabının sahibini ise ekserisi İstanbulda olan fotoğraflardan dolayı burada ararken Avustralyada buluyoruz.

Avustralyada yaşayan biri, çoğu İstanbuldan bu kadar fotoğrafı nasıl paylaşıyor acaba? Bu sorunun cevabı için aslında ‘gizemli Instagrammerın hikâyesini anlatmamız gerek. Üniversiteyi bitirip askerliğini yapan ve aile şirketinde mutlu mesut çalışan bir gençken, sadelik, basit bir hayat, ferahlık arayışına giriyor Bay Apartman Fontları. Sonra bir araştırma yapıp Avustralyanın aradığı yer olduğunu düşünüyor. Yüzme memleketi… Peki, burada ne yapacak? Bir küçük araştırma daha ve eski yüzücülüğün verdiği cesaretle sertifikasını alıp cankurtaran oluyor. Ani aldığı bir kararla aslında kendisi için doğru bir yer tercih ettiğini düşünen bu arkadaşımız, 30. yaş gününü Sydneyde kutluyor.

‘Apartman fontları için herkes elini taşın altına koyuyor

width=272Gelelim fotoğrafların hikâyesine… Her şey 2009 yılında bir arkadaşının Twitter hesabında ‘apartman fontları başlığıyla yayınladığı bir fotoğrafı görmesiyle başlıyor. Ressam, sanatçı, tasarımcı birçok arkadaşı olan Bay Apartman Fontları, belki de bundan dolayı kentsel dönüşüme, fontlara, yani yazı stillerine kafa yoruyor. Velhasıl o fotoğrafı hiç unutmuyor. Sonra 2015 Ocak ayında İstanbulda sokaklarda aylaklık yaparken ‘CANım Apartmanı görüp fotoğrafını çekiyor ve “İşte başlıyoruz” deyip bu hesabı oluşturuyor. İlk başta yakın arkadaşları, sonra kendi gibi meraklılar derken apartman kapılarını çekenler de sayfaya katkıda bulunmaya başlıyor. Böylece İstanbul olmayan, hem yurtdışı hem şehir dışı apartmanlar da ekleniyor arşive.

Ve Sydneye dönme günü gelip çattığında, hesabın sahibi ‘Yıllarımın Apartmanının altında bir yorumla kendi deyimiyle manifestosunu yayınlıyor: “Sevgili apartman sakinleri, yaklaşık 6 aydır bu güzel hesabı birlikte sürdürüyoruz. Buraya kadar güzeldi. Yalnız ben bir süre yurtdışında olacağım. Bu yüzden @apartman.fontlari için elini taşın altına koymanın şimdi tam zamanı. En kolayı, yıllarınızı verdiğiniz apartmandan başlayarak İYİ KÖTÜ GÜZEL ÇİRKİN AYIRT ETMEDEN mesaj kutuma apartman fontu yağdırmanızı bekliyorum, diliyorum. Haydi el ele getirdik buraya kadar, bundan sonra da biz götürelim şu işi. Hepinizi seviyorum!”

Kızan da var, ‘Çayımızı içseydiniz diyen de...

Apartman fontları hesabı, kapıcılardan ve ev sahiplerinden ilgi ve destek görmemekten dertli. O yüzden bırakın apartmanların hikâyelerini öğrenmeyi, genelde önünden geçerken çat diye çektikleri fotoğrafları sildirmemek için oradan uzaklaşıyorlar. Hatta insanların evini afişe ediyorlar diye mahkemeyle tehdit edenler bile olmuş. Ama tabii fotoğraf altı yorumlarda güzel tevafuklar da olmuyor değil. Mesela Kader Apartmanının altına “E bura bizim ev :) Bi çayımızı içeydiniz?” yorumu düşülmüş.

Çoğunu bilemesek de her apartmanın ayrı hikâyesi, ruhu var aslında. Hesabın sahibine arşivin favorisini sorduğumuzda, hepsinin ayrı yeri olmakla beraber “ŞAN Apt.” cevabını alıyoruz. Sebebi ne fontu ne de isminin orijinalliği. Kapının demirlerinin arasına, camın üzerine küçücük bir kâğıt parçasına yazılmış bu apartmanın adı. Haliyle paylaşanı “Böyle bir ezik var mesela, bu tatlı değil de nedir?” yorumuna sevk ediyor.

Kentsel dönüşümde karakterler yok oluyor

Apartman fontları hesabının kime ait olduğunu birkaç arkadaşı dışında kimse bilmiyor. Hatta bir arkadaşı “Bismillahirrahmanirrahim Allah Muhammed Mekke Medine” Apartmanının fotoğrafını paylaşıyor onunla. Üzerine muhabbetler ettikten sonra, kim olduğunu bilmeden ‘Yahu ne samimi adam diye bahsediyor etrafına. Instagrammer, kentsel dönüşüme çok da karşı değil. Yenilemenin güzel ama anıların yıkılmasının üzücü old

Zaman
Ana Sayfa
23.01.2016
Buapartmanisimleriniduydunuzmu?Bu apartman isimlerini duydunuz mu?
Bu apartman isimlerini duydunuz mu?
Zaman
23.01.2016
01:55

Yıllarca oturduğunuz ya da önünden geçtiğiniz evler sizin değilse de elbet birilerinin ilgisini çekiyordur. Hele de ismi ‘iştenhiçkorkmaz gibi dikkat çekiciyse, bir gün Instagramda gezerken fotoğrafına rastlayabilirsiniz.

Şehirleri arşınlamayı sevenler için sokak sokak gezmek ne zevklidir. Apartmanların, bahçelerin, tarihin sayfalarında dolaşmanın tadını, kentsel dönüşümün henüz dönüştüremediği sayılı yerde yaşayanlardan başka bir de oraları keşfedip fotoğraflayanlar bilir herhalde. Instagramda bu fotoğrafçıların arşivinden sayısız fotoğrafa rastlıyoruz. Ve bir hesap çekiyor dikkatimizi. ‘Apartman fontları başlığıyla çekilmiş 4 yüzden fazla apartmanın adının yazdığı, geneli kapı girişi fotoğrafları görüyoruz. İçlerinde ne isimler var neler: ‘Kimbilirden ‘Süper Babaanneye, ‘Mesut Yuvamızdan ‘Unutma Beniye bir sürü, sıcak ve sevimli isim, sokak kültürü meraklılarına göz kırpıyor. @apartman.fontlari hesabının sahibini ise ekserisi İstanbulda olan fotoğraflardan dolayı burada ararken Avustralyada buluyoruz.

Avustralyada yaşayan biri, çoğu İstanbuldan bu kadar fotoğrafı nasıl paylaşıyor acaba? Bu sorunun cevabı için aslında ‘gizemli Instagrammerın hikâyesini anlatmamız gerek. Üniversiteyi bitirip askerliğini yapan ve aile şirketinde mutlu mesut çalışan bir gençken, sadelik, basit bir hayat, ferahlık arayışına giriyor Bay Apartman Fontları. Sonra bir araştırma yapıp Avustralyanın aradığı yer olduğunu düşünüyor. Yüzme memleketi… Peki, burada ne yapacak? Bir küçük araştırma daha ve eski yüzücülüğün verdiği cesaretle sertifikasını alıp cankurtaran oluyor. Ani aldığı bir kararla aslında kendisi için doğru bir yer tercih ettiğini düşünen bu arkadaşımız, 30. yaş gününü Sydneyde kutluyor.

‘Apartman fontları için herkes elini taşın altına koyuyor

width=272Gelelim fotoğrafların hikâyesine… Her şey 2009 yılında bir arkadaşının Twitter hesabında ‘apartman fontları başlığıyla yayınladığı bir fotoğrafı görmesiyle başlıyor. Ressam, sanatçı, tasarımcı birçok arkadaşı olan Bay Apartman Fontları, belki de bundan dolayı kentsel dönüşüme, fontlara, yani yazı stillerine kafa yoruyor. Velhasıl o fotoğrafı hiç unutmuyor. Sonra 2015 Ocak ayında İstanbulda sokaklarda aylaklık yaparken ‘CANım Apartmanı görüp fotoğrafını çekiyor ve “İşte başlıyoruz” deyip bu hesabı oluşturuyor. İlk başta yakın arkadaşları, sonra kendi gibi meraklılar derken apartman kapılarını çekenler de sayfaya katkıda bulunmaya başlıyor. Böylece İstanbul olmayan, hem yurtdışı hem şehir dışı apartmanlar da ekleniyor arşive.

Ve Sydneye dönme günü gelip çattığında, hesabın sahibi ‘Yıllarımın Apartmanının altında bir yorumla kendi deyimiyle manifestosunu yayınlıyor: “Sevgili apartman sakinleri, yaklaşık 6 aydır bu güzel hesabı birlikte sürdürüyoruz. Buraya kadar güzeldi. Yalnız ben bir süre yurtdışında olacağım. Bu yüzden @apartman.fontlari için elini taşın altına koymanın şimdi tam zamanı. En kolayı, yıllarınızı verdiğiniz apartmandan başlayarak İYİ KÖTÜ GÜZEL ÇİRKİN AYIRT ETMEDEN mesaj kutuma apartman fontu yağdırmanızı bekliyorum, diliyorum. Haydi el ele getirdik buraya kadar, bundan sonra da biz götürelim şu işi. Hepinizi seviyorum!”

Kızan da var, ‘Çayımızı içseydiniz diyen de...

Apartman fontları hesabı, kapıcılardan ve ev sahiplerinden ilgi ve destek görmemekten dertli. O yüzden bırakın apartmanların hikâyelerini öğrenmeyi, genelde önünden geçerken çat diye çektikleri fotoğrafları sildirmemek için oradan uzaklaşıyorlar. Hatta insanların evini afişe ediyorlar diye mahkemeyle tehdit edenler bile olmuş. Ama tabii fotoğraf altı yorumlarda güzel tevafuklar da olmuyor değil. Mesela Kader Apartmanının altına “E bura bizim ev :) Bi çayımızı içeydiniz?” yorumu düşülmüş.

Çoğunu bilemesek de her apartmanın ayrı hikâyesi, ruhu var aslında. Hesabın sahibine arşivin favorisini sorduğumuzda, hepsinin ayrı yeri olmakla beraber “ŞAN Apt.” cevabını alıyoruz. Sebebi ne fontu ne de isminin orijinalliği. Kapının demirlerinin arasına, camın üzerine küçücük bir kâğıt parçasına yazılmış bu apartmanın adı. Haliyle paylaşanı “Böyle bir ezik var mesela, bu tatlı değil de nedir?” yorumuna sevk ediyor.

Kentsel dönüşümde karakterler yok oluyor

Apartman fontları hesabının kime ait olduğunu birkaç arkadaşı dışında kimse bilmiyor. Hatta bir arkadaşı “Bismillahirrahmanirrahim Allah Muhammed Mekke Medine” Apartmanının fotoğrafını paylaşıyor onunla. Üzerine muhabbetler ettikten sonra, kim olduğunu bilmeden ‘Yahu ne samimi adam diye bahsediyor etrafına. Instagrammer, kentsel dönüşüme çok da karşı değil. Yenilemenin güzel ama anıların yıkılmasının üzücü old

Zaman
Ana Sayfa
23.01.2016
Buapartmanisimleriniduydunuzmu?Bu apartman isimlerini duydunuz mu?
Abdülkadir Göksel: Ferhat Göçer müziği ben doktorluğu seçtim
Zaman
16.01.2016
01:53

‘Ağzını kocaman aç! denildiğinde feryadı koparan çocukları, ameliyat öncesi ‘İyileşecek miyim? diye tedirgin olanları rahatlatmayı başarıyor Opr. Dr. Abdülkadir Göksel. Bazen gitar çalıyor, bazen illüzyon yapıyor. Bunlar da işe yaramazsa küçük bir dünya turu ne korku bırakıyor ne endişe.

Aile büyüklerinden biri doktorsa vay halinize. Nefes almadan test çözmeye, fen bilimlerinde ipi göğüslemeye mecbursunuz. Eş dost yüzünüzü unutur. Uykusuzluktan, yorgunluktan bitap düşersiniz de kimse gözünüzün yaşına bakmaz. Sınav geride kaldığında ise tercih bellidir, iyi bir doktor olmaya, doğarken söz vermiştiniz çünkü. Kulak Burun Boğaz Uzmanı Operatör Dr. Abdülkadir Gökselin mesleğe giriş hikâyesi de böyle. Dedesi Dr. Abdülkadir Gökselin adını ona veren büyüklerinin muradı da buydu zaten. Onun gibi mahir bir hekim olması, adının hakkını vermesi gerekiyordu.

Öyle de olur. Eğitimini başarıyla tamamlar, uzmanlığını alır. Aklında tek bir şey vardır artık. Mesleğinden başka hiçbir şeye odaklanmayan, bütün ömrü ameliyat ve kongreler arasında geçen biri olmak istemez. Kafalardaki doktor algısını değiştirmekte kararlıdır. Bir yandan çocukluktan beri tutkuyla bağlı olduğu notalarla uğraşmaya devam eder. Öte yandan benim diyen seyyahları geride bırakacak kadar ülkeyi dolaşır. Fotoğrafçılıkta hünerini artırır.

Operasyon öncesi hasta tedirginliğini yaşamayan bilmez. Dr. Göksel, ameliyat öncesinde muhatabı derin bir nefes alsın diye her yolu deniyor. Dünya seyahatlerinden fotoğraflar, müzik ya da fotoğraf makinesi koleksiyonundan sohbete başlıyor. Hasta biraz sonra ameliyathaneye gideceğini unutuveriyor.

/

‘Cerrahi becerimi gitarla geliştirdim

Bütün bunların üzerine bir de illüzyon öğrenir, on parmağında on marifet doktor. Çocukları ve narkoz korkusu yaşayan hastalarını bir nebze rahatlatmaktır dileği. “Ne sihirdir ne keramet, el çabukluğu maharet.” demişler. Göksel, kendini de muhataplarını da mutlu etmeyi başarıyor. “O kadar yoğunluğun içinde hobilerine nasıl zaman buluyor?” Cevabı basit: “Neye vakit ayırıp neye ayıramadığınız, neyi isteyip neyi istemediğinizle ilintili. Eğer fotoğraf çekmeyi seviyorsanız, sabah hastaneye giderken bile muhteşem kareler yakalayabilirsiniz. Müzik sizin için vazgeçilmezse operasyon sırasında dilediğiniz parçaları sıralayıp ameliyathaneyi çok daha keyifli hale getirebilirsiniz. Ben hobilerimi tıbbi gelişim için kullandım.”

Kendini geliştirmeyi o kadar seviyor ki, sıkıcı toplantıları eğlenceye çevirmeyi başarıyor. Bazen gitar çalıyor bazense fotoğraflarla seyr-i âleme çıkarıyor.

Müzikle mazisini soruyoruz, ta ilkokul yıllarına dayandığını söylüyor. İlk enstrümanı kemandır. Ardından gitara gönlünü kaptırır. Tıbbiye yıllarında ise caz gitar ve klarnette karar kılar. Bunun bilinçli bir tercih olduğunun altını çiziyor. Çünkü enstrüman çalmak küçük kas koordinasyonunu geliştiriyor, hafızayı güçlendiriyor. Ona göre tıp ihtisasına müziğin katkısı büyük: “Eğer müzikle uğraşırsanız kabiliyetiniz artıyor. Parmaklarınızı çok daha iyi kontrol edebiliyor ve düzenli olarak çalışmasını sağlıyorsunuz. Uzun yıllar gitar çalmamın cerrahi sırasındaki kontrolümü artırdığını düşünüyorum. Becerimi bu yolla geliştirdim.”

Fotoğrafı ise mesleğini geliştirdiği için seviyor. Gözden kaçsa da bu sanat, estetik algıyı oldukça kuvvetlendiriyor. Ameliyatlarında fotoğraf gözünü kullandığını, “Proporsiyonları daha kolay anlayıp algılamanızı sağlayan alan bu. Tıpkı resim yapmak gibi. Kadrajı ayarlamak, ışığı iyi yakalamak sabır ve teknik gerektiriyor.” sözleriyle özetliyor.

/

Bir bakalım kulağında başka para var mı?

Abdülkadir Göksel, çocukların muayene korkusunu izale etmeyi asistanken kafaya koyar. Ateşler içinde kıvranan miniklerin kulak ve boğazına bakabilmek son derece güçtür. İllüzyon öğrenmek için kolları sıvar. Kısa sürede işin sırrını çözer. Hastalarını muayene etmek tereyağından kıl çeker gibi kolaylaşır: “Çocuk hastama basit illüzyon numaraları yapıyorum. Böylece muayene olmaya tedirgin geldiği halde rahatlayıp kolayca muayene olur. Kulağının içinden para çıkartıp sonra da ‘Bir bakalım başka para var mı kulağında? diye merak uyandırdığınızda çocuklar neşeyle kulaklarına baktırıyor.”

El çabukluğunun iletişime katkısı da var Göksele göre. İyi bir illüzyonist aynı zamanda izleyenlerini en güzel yöneten kişi diyebiliriz. Seri hareket eden parmaklara inanmak için önce bu küçük numaraları yapan kişiye güven duymak gerekiyor.

Zaman
Ana Sayfa
16.01.2016
AbdülkadirGökselFerhatGöçermüziğibendoktorluğuseçtimAbdülkadir Göksel Ferhat Göçer müziği ben doktorluğu seçtim
Toplam "6" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti