Habergec.Com Aranan Kelimeler:en mutlu emekli Değerlendirme: 10 / 10 652488
habergec.com
17.09.2014 Çarşamba
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

en mutlu emekli

Lale Kemal - Medya önce kendisi bir aynaya baksın
Zaman
17.09.2014
02:15
Çok eskilere gitmeye gerek yok, 2000’li yılların başına dek olanca ağırlığıyla kendilerini hissettiren vesayetçiler yani atanmış muktedirler ve seçimle işbaşına gelseler de bu kurulu düzenin emrindeki iktidar partileri ve muhalefet, medyayı, yanlış da olsa politikalarına alet ettiler.Çalıştıkları gazetelerin patronları adına Ankara’da hükümet nezdinde iş kovalayan ne gazeteciler gördük o dönemler. Bugün onlar, torunlarına da yetecek servete kavuştular kirli aracılıkları karşılığında. Bir kısmı halen aramızda bir kısmı ise elde ettikleri haksız kazanç ile mutlu mesut avare dolaşıyorlar.Sayıları az da olsa musluğun başını tutup, gücü elinde bulunduran bu “Tetikçi” gazeteciler yüzünden çoğunlukta kalan muhabirler hep ezilen taraf oldu.Bu dönemde -iktidarın ilk dönemleri dâhil- tabii ki ordu kaynaklı fişlemeler de olanca hızıyla devam ediyordu. Deniz Kuvvetleri eski Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek’in darbe içerikli günlüklerini yayımladığı için Nokta dergisinin hem de askeri savcılık emriyle polis tarafından 2007 yılında basılıp kapatıldığı olay daha dün gibi. Keza, Nokta dergisinin, TSK tarafından fişlenen gazeteci, aydın ve yazarların adını açıkladığı listeyi, dönemin Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Büyükanıt da doğrulamak zorunda kalmıştı. Dönemin bu kudretli komutanı, TESEV’in, Türkiye’deki güvenlik kurumları yani TSK, Jandarma, Emniyet ve MİT’i mercek altına aldığı güvenlik sektörü almanağı yazarlarını, 17 kadar televizyon kanalında canlı yayımlanan açıklamasıyla andıçlamıştı. Andıçlamak tam olarak ne anlama geliyor? Kısaca işinizden, aşınızdan ediliyorsunuz, toplumdan dışlanıyorsunuz adeta vebalı gibi.Bu andıçlanan demokrasiden yana insanlar toplumdan dışlanmak suretiyle aslında dışlanması gerekenler, böylece antidemokratik uygulamalarını sürdürebilecekleri rahat bir ortamı yaratmış oluyorlardı.Gelelim bugünün medya baskıları ve andıçlamalarına.Bu hükümetin ilk iktidar döneminde yapılan demokratik reformlar, artık yukarıda özetlediğim medyaya ağır baskıların uygulandığı günlerin geri dönmeyeceği hissiyle pek çok insanı sevindirdi. Her ne kadar 2007’deki Nokta olayı bir hayal kırıklığı yaratmış olsa da.Tek tip vesayetçi medyanın yerini kısmen çoğulcu bir medya ortamı aldı. Ne var ki Gezi olaylarının orantısız devlet gücüyle bastırılması olayı, artık eski baskıcı, korkutarak sindirme günlerine çoktan dönüldüğünün ilk somut habercisi oldu. Meğersem reformlar otoriterleşme adımlarına bir kılıf imiş.Eskinin vesayetçi kalemşorlarının yerini artık kılık değiştiren yeni “Tetikçiler” aldı. İktidara en ufak bir eleştiride bile, bu tetikçiler kalemlerine sarılıp, karalama kampanyasına alet oluyorlar.İnsanların pervasızca karalandığı bir arka planla, gerek Başbakan Davutoğlu’nun gerekse Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, kimi gazetelerin genel yayın yönetmenlerini, hafta sonundaki basına kapalı toplantıya, ayrımcılık yaparak çağırmamış olmaları cılız da olsa tepki çekti.Davutoğlu kimi medya yöneticileriyle yaptığı görüşmenin basına yansıyan bir bölümünde “Demokrasiyle anılmak isterim,” diyordu. Nasıl bir çelişki bu, medyaya sansür uygulayan bir zihniyet nasıl demokrasi ile anılır?Eski Gazeteciler Cemiyeti Başkanı ve Cumhuriyet Gazetesi yazarı Orhan Erinç, darbe olarak nitelediği gazetecilere yönelik ayrımcılığı, iktidarı odağına alarak eleştirdi.Ben de diyorum ki, tüm baskıcı ortamlarda dahi tek başına da kalsa direnen gazeteciler bu ülkede varken neden medya tek ses olup, topluca direnemiyor, “diğer meslektaşlarım yoksa ben de bu toplantılara katılmayacağım,” diyemiyor. Medya olarak önce kendimizin aynaya bakma zamanı çoktan geldi de geçiyor.
Zaman
Köşe Yazıları
17.09.2014
LaleKemal-MedyaöncekendisibiraynayabaksınLale Kemal - Medya önce kendisi bir aynaya baksın
Lale Kemal - Medya önce kendisi bir aynaya baksın
Zaman
17.09.2014
02:13
Çok eskilere gitmeye gerek yok, 2000’li yılların başına dek olanca ağırlığıyla kendilerini hissettiren vesayetçiler yani atanmış muktedirler ve seçimle işbaşına gelseler de bu kurulu düzenin emrindeki iktidar partileri ve muhalefet, medyayı, yanlış da olsa politikalarına alet ettiler.Çalıştıkları gazetelerin patronları adına Ankara’da hükümet nezdinde iş kovalayan ne gazeteciler gördük o dönemler. Bugün onlar, torunlarına da yetecek servete kavuştular kirli aracılıkları karşılığında. Bir kısmı halen aramızda bir kısmı ise elde ettikleri haksız kazanç ile mutlu mesut avare dolaşıyorlar.Sayıları az da olsa musluğun başını tutup, gücü elinde bulunduran bu “Tetikçi” gazeteciler yüzünden çoğunlukta kalan muhabirler hep ezilen taraf oldu.Bu dönemde -iktidarın ilk dönemleri dâhil- tabii ki ordu kaynaklı fişlemeler de olanca hızıyla devam ediyordu. Deniz Kuvvetleri eski Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek’in darbe içerikli günlüklerini yayımladığı için Nokta dergisinin hem de askeri savcılık emriyle polis tarafından 2007 yılında basılıp kapatıldığı olay daha dün gibi. Keza, Nokta dergisinin, TSK tarafından fişlenen gazeteci, aydın ve yazarların adını açıkladığı listeyi, dönemin Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Büyükanıt da doğrulamak zorunda kalmıştı. Dönemin bu kudretli komutanı, TESEV’in, Türkiye’deki güvenlik kurumları yani TSK, Jandarma, Emniyet ve MİT’i mercek altına aldığı güvenlik sektörü almanağı yazarlarını, 17 kadar televizyon kanalında canlı yayımlanan açıklamasıyla andıçlamıştı. Andıçlamak tam olarak ne anlama geliyor? Kısaca işinizden, aşınızdan ediliyorsunuz, toplumdan dışlanıyorsunuz adeta vebalı gibi.Bu andıçlanan demokrasiden yana insanlar toplumdan dışlanmak suretiyle aslında dışlanması gerekenler, böylece antidemokratik uygulamalarını sürdürebilecekleri rahat bir ortamı yaratmış oluyorlardı.Gelelim bugünün medya baskıları ve andıçlamalarına.Bu hükümetin ilk iktidar döneminde yapılan demokratik reformlar, artık yukarıda özetlediğim medyaya ağır baskıların uygulandığı günlerin geri dönmeyeceği hissiyle pek çok insanı sevindirdi. Her ne kadar 2007’deki Nokta olayı bir hayal kırıklığı yaratmış olsa da.Tek tip vesayetçi medyanın yerini kısmen çoğulcu bir medya ortamı aldı. Ne var ki Gezi olaylarının orantısız devlet gücüyle bastırılması olayı, artık eski baskıcı, korkutarak sindirme günlerine çoktan dönüldüğünün ilk somut habercisi oldu. Meğersem reformlar otoriterleşme adımlarına bir kılıf imiş.Eskinin vesayetçi kalemşorlarının yerini artık kılık değiştiren yeni “Tetikçiler” aldı. İktidara en ufak bir eleştiride bile, bu tetikçiler kalemlerine sarılıp, karalama kampanyasına alet oluyorlar.İnsanların pervasızca karalandığı bir arka planla, gerek Başbakan Davutoğlu’nun gerekse Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, kimi gazetelerin genel yayın yönetmenlerini, hafta sonundaki basına kapalı toplantıya, ayrımcılık yaparak çağırmamış olmaları cılız da olsa tepki çekti.Davutoğlu kimi medya yöneticileriyle yaptığı görüşmenin basına yansıyan bir bölümünde “Demokrasiyle anılmak isterim,” diyordu. Nasıl bir çelişki bu, medyaya sansür uygulayan bir zihniyet nasıl demokrasi ile anılır?Eski Gazeteciler Cemiyeti Başkanı ve Cumhuriyet Gazetesi yazarı Orhan Erinç, darbe olarak nitelediği gazetecilere yönelik ayrımcılığı, iktidarı odağına alarak eleştirdi.Ben de diyorum ki, tüm baskıcı ortamlarda dahi tek başına da kalsa direnen gazeteciler bu ülkede varken neden medya tek ses olup, topluca direnemiyor, “diğer meslektaşlarım yoksa ben de bu toplantılara katılmayacağım,” diyemiyor. Medya olarak önce kendimizin aynaya bakma zamanı çoktan geldi de geçiyor.
Zaman
Ana Sayfa
17.09.2014
LaleKemal-MedyaöncekendisibiraynayabaksınLale Kemal - Medya önce kendisi bir aynaya baksın
CHP'li İnce: CHP'nin el freni çekilmiş
Zaman
27.08.2014
02:57
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Yalova Milletvekili ve Genel Başkan adayı Muharrem İnce, CHP halen milletin gözünde bir umut değil. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisinin el freni çekilmiş dedi.CHPli İnce, temaslarda bulunmak üzere Konyaya geldi. CHP Konya İl Binasında basın ile bir araya gelen İnce ve CHP Konya İl Başkanı Mevlüt Karpuz kameraların karşısına geçti.Konya da bu kadar coşkulu bir ortamı gördüğünden dolayı mutlu olduğunu belirten İnce, Dün Aydın, Manisa ve İzmirdeydim, bugün ise Ankara ve Konya dayım. Cumhuriyet Halk Partisinin yeniden iktidar olma umudunu ve iddiasını ortaya koyuyorum. Çok yakında başbakan sizin arkadaşınız olacak. dedi.HEMŞEHRİNİZİ ORADA TUTMAYA NİYETİM YOKSözlerine sizi de üzeceğim diyerek başlayan İnce, Ahmet Davutoğlunu kastederek, Hemşehrinizi orada tutmaya niyetim yok. Haziranda onu da oradan göndereceğim. ifadelerini kullandı. Erdoğanın, kime kardeşim dediyse hayır getirmediğini söyleyen CHPli İnce, Sizin hemşehrinizdir iletin. Ben burdan iddia da bulunuyorum; Recep Tayyip Erdoğan, kime kardeşim dediyse o pek hayır etmedi. Esat a kardeşim dedi, Kaddafiye kardeşim dedi, şimdi de en son Sayın Davutoğluna kardeşim dedi. Sizin hemşerinize de kardeşim dedi, eyvah ki bunu da bilesiniz. şeklinde konuştu. CHPNİN EL FRENİ ÇEKİLMİŞ Türkiyede eğitim laik niteliğini yitirmiş, dış politikada dostlarımız kalmamış, insanlarımız rehin, emekli geçinemiyor. diyen Muharrem İnce şöyle konuştu: Köylünün meraları yasayla elinden alınmış. Yüzden fazla insanın ölümünün sorumlusu, Türkiyeyi dış politika batağına saplayan maceracı, Libyaya uçaklarla dolar gönderen birisi Türkiyeye başbakan olmuş. CHP halen milletin gözünde bir umut değil. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisinin el freni çekilmiş. Ben bu el frenini indirmeye talibim.GENEL BAŞKANIN İKTİDAR OLACAĞINA İNANMIYORUMKılıçdaroğluna eleştirilerde bulunan CHPli İnce, Kılıçdaroğlunun başarısız olduğunu söyledi. Sizlere sorum net; siz önümüzdeki on ay içerisinde Sayın Genel Başkanın iktidar olacağına, AKPyi yeneceğine inanıyor musunuz? diye soran İnce, Ben bu umudu görmüyorum, inanmıyorum. Bana diyorlar ki niye 2015i beklemedin, nasıl olsa Kılıçdaroğlu başarısız olurdu, sen de kurultayla genel başkan olurdun. Ben beklerim ama Türkiye beklemez çünkü CHP yüzde 20 bandında bir oy alırsa, AKP 45lerde bir oy alırsa Tayyip Erdoğan başkanlık sistemine geçecek. 367nin üstünde milletvekili çıkardıkları zaman başkanlık sistemini dayatacak bu. Türkiyede ben bunun önünü kesmek istiyorum. Ben bunun önünü keseceğim. Bu partiyi umut yapacağım yeniden. diye konuştu.YENİ UMUTLARIN PARTİSİ OLACAĞIZİnce, genel başkan seçilirse, üyelerle ön seçim olacağıın, belediye başkanlığında, milletvekilliğinde, meclis üyeliklerinde parti üyelerinin söz sahibi olacağını aktardı. CHPli İnce sözlerini şöyle sürdürdü: Çarşaf liste olacak. Genel başkan partiyi birinciliğe iki seçimde de taşıyamazsa otomatikman istifa etmiş olacak. Genel başkanı da üyeler seçecek. Bunların hepsini yapacağız. Önce partide demokrasi sonra ülkede demokrasi olacak.Yeni umutların partisi olacağız, umutları gerçekleştiren parti olacağız, başı dik bir parti olacağız, şerefli ikinciliğe razı olmayan bir parti olacağız. diyen İnce, Ben size iktidarı vaat ediyorum. Bunu başaracağımıza inanıyorum. Yalovada devletin bütün imkanlarını yendik, Türkiyede de yeneceğiz. Gücümüzü rakiplerimizin yanlışlarından almayacağız. Gücümüzü kendi doğrularımızdan alacağız. Bir tane doğrumuz olacak, kıvırmayacağız. Konyada ne söylüyorsam, Diyarbakırda da onu söyleyeceğim. Doğru bir tane olacak. Milleti kandırmayacağız. Seçmenlerimizi sandığa tıpış tıpış göndermeyeceğiz, seçmenlerimizi sandığa koşa koşa göndereceğiz. Çünkü siz seçeceksiniz adaylarınızı ve seçtiğiniz adaylara sahip çıkacaksınız, sandığa da koşa koşa gideceksiniz. ifadelerini kullandı. (CİHAN)
Zaman
Son Dakika
27.08.2014
CHPliİnceCHPninelfreniçekilmişCHPli İnce CHPnin el freni çekilmiş
Ölen işçinin mektubu: Unutacaksınız
Zaman
25.08.2014
14:27
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde taşeron işçi olarak çalışan ve yakalandığı karaciğer rahatsızlığı nedeniyle hayatını kaybedenZafer Açıkgözoğlu, ölmeden önce iş arkadaşlarına mektup yazarak, Biliyorum arkamdan iki gün ağlayıp üçüncü gün unutacaksınız. Benden önce her sene ölen bin 500 işçi gibi dedi.İddiaya göre, geçen yıl, İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesinde taşeron işçi olarak çalışan 26 yaşındaki Zafer Açıkgözoğlunun, çöp torbalarını boşaltırken eline enjektör iğnesi battı. Bu olayı dikkate almayan Zafer Açıkgözoğlu işine devam etti. Zafer Açıkgözoğluna amirleri tarafından acil servisin bodrum katında lağım sularını temizlenmesi görevi yerildi. Lağım sularını temizleyen Zafer Açıkgözoğlu eve gittiğinde rahatsızlandı. Hastaneye kaldırıldı. Enfeksiyon kaptığı belirtildi. Hastanede yapılan testlerin ardından Zafer Açıkgözoğluna Hepatit B teşhisi konuldu. Doktorlar Açıkgözoğluna karaciğerinin iflas ettiğini söyledi. Aynı hastanede Açıkgözoğluna karaciğer nakli yapıldı. Tekrar rahatsızlanan Açıkgözoğlu, iki hafta kaldığı yoğun bakımda hayatını kaybetti.-YAŞARSAM, MALULEN EMEKLİ OLACAKMIŞIM-Zafer Açıkgözoğlu ölmeden önce hastanede çalışan iş arkadaşlarına mektup yazarak, Yaşarsam, malulen emekli olacakmışım. Şimdi bunları düşünemiyorum bile, sonum ne olacak, yaşayacak mıyım bilmiyorum ki! Taşeron İşçileri Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği vasıtasıyla yürütülen dava süreci devam ediyor, hastane yetkilileri bizden daha yüksekler, daha üstünler; belki onlar kazanırlar. Ne karar çıkarsa saygı duyacağız, elden ne gelir ki! Biliyorum arkamdan iki gün ağlayıp üçüncü gün unutacaksınız. Hayatınıza hiçbir şey olmamış gibi devam edeceksiniz. Benden önce her sene ölen bin 500 işçi gibi. Somada ölen 301 maden işçisi gibi. Şimdi diyorum ki, iş buldum, ekmek buldum diye sevinirken güvenlik önlemlerinin alınmamasından, gerekli eğitimin verilmemesinden, altyapı eksikliğinden canımdan oldum. Yaşamak istiyorsanız, sevdiklerinizle mutlu bir yaşam sürmek, evlenmek, çocuk sahibi olmak istiyorsanız; var olan şartların, eğitimlerin tamamlanmasını isteyin. Çalışma Bakanlığı başta olmak üzere, tüm sorumluların yasalarca cezalandırılması en büyük dileğimdir. Ceza alsınlar ki tekrar aynı hatalar yaşanmasın. Güle güle... dedi.
Zaman
Ana Sayfa
25.08.2014
ÖlenişçininmektubuUnutacaksınızÖlen işçinin mektubu Unutacaksınız
Ölen işçinin mektubu: Unutacaksınız
Zaman
25.08.2014
14:23
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde taşeron işçi olarak çalışan ve yakalandığı karaciğer rahatsızlığı nedeniyle hayatını kaybedenZafer Açıkgözoğlu, ölmeden önce iş arkadaşlarına mektup yazarak, Biliyorum arkamdan iki gün ağlayıp üçüncü gün unutacaksınız. Benden önce her sene ölen bin 500 işçi gibi dedi.İddiaya göre, geçen yıl, İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesinde taşeron işçi olarak çalışan 26 yaşındaki Zafer Açıkgözoğlunun, çöp torbalarını boşaltırken eline enjektör iğnesi battı. Bu olayı dikkate almayan Zafer Açıkgözoğlu işine devam etti. Zafer Açıkgözoğluna amirleri tarafından acil servisin bodrum katında lağım sularını temizlenmesi görevi yerildi. Lağım sularını temizleyen Zafer Açıkgözoğlu eve gittiğinde rahatsızlandı. Hastaneye kaldırıldı. Enfeksiyon kaptığı belirtildi. Hastanede yapılan testlerin ardından Zafer Açıkgözoğluna Hepatit B teşhisi konuldu. Doktorlar Açıkgözoğluna karaciğerinin iflas ettiğini söyledi. Aynı hastanede Açıkgözoğluna karaciğer nakli yapıldı. Tekrar rahatsızlanan Açıkgözoğlu, iki hafta kaldığı yoğun bakımda hayatını kaybetti.-YAŞARSAM, MALULEN EMEKLİ OLACAKMIŞIM-Zafer Açıkgözoğlu ölmeden önce hastanede çalışan iş arkadaşlarına mektup yazarak, Yaşarsam, malulen emekli olacakmışım. Şimdi bunları düşünemiyorum bile, sonum ne olacak, yaşayacak mıyım bilmiyorum ki! Taşeron İşçileri Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği vasıtasıyla yürütülen dava süreci devam ediyor, hastane yetkilileri bizden daha yüksekler, daha üstünler; belki onlar kazanırlar. Ne karar çıkarsa saygı duyacağız, elden ne gelir ki! Biliyorum arkamdan iki gün ağlayıp üçüncü gün unutacaksınız. Hayatınıza hiçbir şey olmamış gibi devam edeceksiniz. Benden önce her sene ölen bin 500 işçi gibi. Somada ölen 301 maden işçisi gibi. Şimdi diyorum ki, iş buldum, ekmek buldum diye sevinirken güvenlik önlemlerinin alınmamasından, gerekli eğitimin verilmemesinden, altyapı eksikliğinden canımdan oldum. Yaşamak istiyorsanız, sevdiklerinizle mutlu bir yaşam sürmek, evlenmek, çocuk sahibi olmak istiyorsanız; var olan şartların, eğitimlerin tamamlanmasını isteyin. Çalışma Bakanlığı başta olmak üzere, tüm sorumluların yasalarca cezalandırılması en büyük dileğimdir. Ceza alsınlar ki tekrar aynı hatalar yaşanmasın. Güle güle... dedi.
Zaman
Son Dakika
25.08.2014
ÖlenişçininmektubuUnutacaksınızÖlen işçinin mektubu Unutacaksınız
Toplam "5" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti