Habergec.Com Aranan Kelimeler:en uzun köpek Değerlendirme: 10 / 10 369976
habergec.com
27.05.2012 Pazar
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler

:: Gruplar
 

en uzun köpek

Uyumsuz bir şaman hikayesi
Evrensel
10.05.2012
07:14
Son yıllarda en çok konuşulan konuların başında geliyor şiddet. Kadın cinayetleri, doktorlara uygulanan şiddet, taciz ve tecavüzler, yol verme kavgaları, gözaltında işkenceler vb. anlaşılması güç bir hengamenin içinde ve tahammülsüz, hoşgörüsüz bir toplum yaratılıyor. Geçenlerde bahçesinde köpek bakan bir komşuma bir başka komşum köpeğin havlamalarından dolayı rahatsız olduğunu söyledi. Üstelik ‘Evimde rahat oturamıyorum sürekli havlıyor ayol bu köpek’ diyerek. Oysa bu gökyüzü, toprak, ağaç her şey bizim olduğu kadar onların da. Her şeyin pazarlanabildiği günümüze gelmeden çok uzun seneler önc
Evrensel
Kültür
10.05.2012
UyumsuzbirşamanhikayesiUyumsuz bir şaman hikayesi
Uyumsuz bir şaman hikayesi
Evrensel
10.05.2012
07:13
Son yıllarda en çok konuşulan konuların başında geliyor şiddet. Kadın cinayetleri, doktorlara uygulanan şiddet, taciz ve tecavüzler, yol verme kavgaları, gözaltında işkenceler vb. anlaşılması güç bir hengamenin içinde ve tahammülsüz, hoşgörüsüz bir toplum yaratılıyor. Geçenlerde bahçesinde köpek bakan bir komşuma bir başka komşum köpeğin havlamalarından dolayı rahatsız olduğunu söyledi. Üstelik ‘Evimde rahat oturamıyorum sürekli havlıyor ayol bu köpek’ diyerek. Oysa bu gökyüzü, toprak, ağaç her şey bizim olduğu kadar onların da. Her şeyin pazarlanabildiği günümüze gelmeden çok uzun seneler önc
Evrensel
Ana Sayfa
10.05.2012
UyumsuzbirşamanhikayesiUyumsuz bir şaman hikayesi
AİHM'den Türkiye'ye ısırıktan mahkûmiyet
Sabah
16.03.2012
03:06
Türkiye, köpek ısırması sonucu ölen çocuğun davasıyla ilgili uzun sürdü gerekçesiyle 21 bin euro; omzunu polisin ısırdığını iddia eden hırsız içinse yeterince araştırılmadı denilerek 6 bin euro tazminata... Devamı için tıklayınız


Sabah
Güncel
16.03.2012
AİHMdenTürkiyeyeısırıktanmahkûmiyetAİHMden Türkiyeye ısırıktan mahkûmiyet
AİHM'den Türkiye'ye ısırıktan mahkûmiyet
Sabah
16.03.2012
03:05
Türkiye, köpek ısırması sonucu ölen çocuğun davasıyla ilgili uzun sürdü gerekçesiyle 21 bin euro; omzunu polisin ısırdığını iddia eden hırsız içinse yeterince araştırılmadı denilerek 6 bin euro tazminata... Devamı için tıklayınız
Sabah
Ana Sayfa
16.03.2012
AİHMdenTürkiyeyeısırıktanmahkûmiyetAİHMden Türkiyeye ısırıktan mahkûmiyet
01:00 Dünyanın "en çirkin" köpeği öldü
Net Gazete
16.03.2012
01:00
Evcil hayvanlarını kaybeden insanlar, genellikle sadık dostlarının iyi ve sevimli özelliklerini anlatır, ancak Yoda adlı köpek öldüğünde arkasında çok da hoş olmayan bir unvan bıraktı: 2011 Dünyanın En Çirkin Köpeği Yarışması Şampiyonu. Kısa ve yoluk tüyleri, ağzından sarkan uzun dili ve çırpı bacaklarıyla unvanının hakkını veren Yodanın, 15 yaşında uykusundayken öldüğü belirtildi.
Net Gazete
Son Dakika
16.03.2012
0100Dünyanınençirkinköpeğiöldü0100 Dünyanın en çirkin köpeği öldü
Birbirinden saçma yeni dünya rekorları
Evrensel
16.09.2011
20:01
GUINNESS Rekorlar Kitabı’nın 2012 versiyonu, raflardaki yerini almaya hazırlanıyor. İlk baskı ABD’de satışa çıkarıldı. İşte o yeni rekorlardan bazıları: - En uzun kulaklara sahip köpek: ABD’nin Colorado eyaletinde yaşayan Jennifer Wert’in sahibi olduğu Harbor’un sol kulağı tam 31.1 santimetre, sağ kulağı ise 34.3 santimetre uzunluğunda. 8 yaşında olan 40.51 kilogram ağırlığındaki sağlıklı köpek Harbor’un bu özelliği 8 Haziran 2010’da ortaya çıktı. - En uzun kedi: ABD’de yaşayan 5 yaşındaki Stewie, tam 128 santimetre uzunluğunda. Sahipleri Robin Hendrickson ve Erik Brandsness, kedinin b
Evrensel
Toplum Yaşam
16.09.2011
BirbirindensaçmayenidünyarekorlarıBirbirinden saçma yeni dünya rekorları
Kulaklarıyla rekor kırdı
Posta
07.09.2011
09:48
30 santimetreden uzun kulaklara sahip bu sevimli köpek Guinness Rekorlar Kitabına girmeye hak kazandı

ABDnin Colorado Eyaletinde bir evde bakılan Harbor cinsi köpeğin, uzun kulakları sayesinde Guinness Rekorlar Kitabının 2012 baskısına gireceği açıklandı. Guinness yetkilileri yapılan başvuruların değerlendirildiğini, 2012 Rekorlar Kitabında Harbor cinsi köpeğin dünyanın yaşayan en uzun kulaklı köpeğinin seçildiğini bildirdi. Oldukça sevimli olan bu köpeğin sağ kulağının 34.3, sol kulağının ise 31.1 santimetre uzunluğunda olduğu açıklandı. startFlvPlayer_Posta(divFlvPlayer5963,5963,201109,5963-4.jpg);
Posta
Son Dakika
07.09.2011
KulaklarıylarekorkırdıKulaklarıyla rekor kırdı
Kulaklarıyla rekor kırdı
Posta
07.09.2011
09:41
30 santimetreden uzun kulaklara sahip bu sevimli köpek Guinness Rekorlar Kitabına girmeye hak kazandı

ABDnin Colorado Eyaletinde bir evde bakılan Harbor cinsi köpeğin, uzun kulakları sayesinde Guinness Rekorlar Kitabının 2012 baskısına gireceği açıklandı. Guinness yetkilileri yapılan başvuruların değerlendirildiğini, 2012 Rekorlar Kitabında Harbor cinsi köpeğin dünyanın yaşayan en uzun kulaklı köpeğinin seçildiğini bildirdi. Oldukça sevimli olan bu köpeğin sağ kulağının 34.3, sol kulağının ise 31.1 santimetre uzunluğunda olduğu açıklandı. startFlvPlayer_Posta(divFlvPlayer5963,5963,201109,5963-4.jpg);
Posta
Toplum Yaşam
07.09.2011
KulaklarıylarekorkırdıKulaklarıyla rekor kırdı
Bu Taci bildiğimiz Taci değilmiş!
Posta
17.08.2011
05:02

Önceki gün lafladığımız İnci Türkay, Sihirli Annem (Star TV) dizisinin setini anlatırken gülmekten karnım ağrıdı... En merak ettiğim şeyi sordum; Taci denen kuçu nasıl oluyor da kusursuz bir şekilde Metin Serezli taklidi yapıyor?. Şaka bir yana Taci isimli başrol karakteri köpeği Metin ustamız seslendiriyor... O değil de Taci çoktan öldü diyor İnci ve ekliyor; Bu şimdi oynayan yeni nesil Taci. Gerçek ismi de çok ilginç, Naci! Aman tanrım. Hakikaten şoktayım. [[HAFTAYA]] Uzun zamandır çocuklar neredeyse düğün yaşına geldiler bu köpek bir gram yaşlanmıyor, seri şekilde yalanı...
Posta
Son Dakika
17.08.2011
BuTacibildiğimizTacideğilmişBu Taci bildiğimiz Taci değilmiş
Bu Taci bildiğimiz Taci değilmiş!
Posta
17.08.2011
04:57

Önceki gün lafladığımız İnci Türkay, Sihirli Annem (Star TV) dizisinin setini anlatırken gülmekten karnım ağrıdı... En merak ettiğim şeyi sordum; Taci denen kuçu nasıl oluyor da kusursuz bir şekilde Metin Serezli taklidi yapıyor?. Şaka bir yana Taci isimli başrol karakteri köpeği Metin ustamız seslendiriyor... O değil de Taci çoktan öldü diyor İnci ve ekliyor; Bu şimdi oynayan yeni nesil Taci. Gerçek ismi de çok ilginç, Naci! Aman tanrım. Hakikaten şoktayım. [[HAFTAYA]] Uzun zamandır çocuklar neredeyse düğün yaşına geldiler bu köpek bir gram yaşlanmıyor, seri şekilde yalanı...
Posta
Magazin
17.08.2011
BuTacibildiğimizTacideğilmişBu Taci bildiğimiz Taci değilmiş
Bu Taci bildiğimiz Taci değilmiş!
Posta
17.08.2011
04:57

Önceki gün lafladığımız İnci Türkay, Sihirli Annem (Star TV) dizisinin setini anlatırken gülmekten karnım ağrıdı... En merak ettiğim şeyi sordum; Taci denen kuçu nasıl oluyor da kusursuz bir şekilde Metin Serezli taklidi yapıyor?. Şaka bir yana Taci isimli başrol karakteri köpeği Metin ustamız seslendiriyor... O değil de Taci çoktan öldü diyor İnci ve ekliyor; Bu şimdi oynayan yeni nesil Taci. Gerçek ismi de çok ilginç, Naci! Aman tanrım. Hakikaten şoktayım. [[HAFTAYA]] Uzun zamandır çocuklar neredeyse düğün yaşına geldiler bu köpek bir gram yaşlanmıyor, seri şekilde yalanı...
Posta
Köşe Yazıları
17.08.2011
BuTacibildiğimizTacideğilmişBu Taci bildiğimiz Taci değilmiş
Dünyanın en uzun köpeği
En Son Haber
24.07.2011
15:26
George adlı bu köpek, 114 kilogramlık ağırlığı ve 2 metre boyu ile türünün en büyüğü
En Son Haber
Son Dakika
24.07.2011
DünyanınenuzunköpeğiDünyanın en uzun köpeği
Dünyanın en uzun köpeği
Vatan Gazetesi
24.07.2011
14:13
George adlı bu köpek, 114 kilogramlık ağırlığı ve 2 metre boyu ile türünün en büyüğü


Vatan Gazetesi
Son Dakika
24.07.2011
DünyanınenuzunköpeğiDünyanın en uzun köpeği
Başkent'te köpek dövüşlerinden vahşet görüntüler
Samanyolu Haber
18.04.2011
13:49


Ankarada vahşet görüntülerini aratmayan köpek dövüşleri yapıldığı ortaya çıktı. Hafta sonu bir spor organizasyonunu aratmayacak şekilde köpek dövüşleri tertipleyen kişiler, uzun süre dövüş yaptıracakları boş araziyi bulmak için uğraştılar. İlk olarak köpeklerle Elmadağa giden kişiler, arkasından İvedik Organize Sanayi Bölgesinde yer baktı. Daha sonra yakalanacakları korkusuyla Akyurtta karar kıldılar. Sabahın çok erken saatlerinde köpekleri acımasızca dövüştüren şahıslar, dövüşmekten kaçınan köpekleri de sinirlendirerek dövüşe zorladıkları ortaya çıktı. Yaşanan vahşette birbirlerine boğazlayan köpekler kanlar içinde kaldı. Söz konusu dövüşlere, köpeklere karşı özel bir ilgisi bulunan İvedik Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Hasan Gültekinin de katıldığı belirlendi. Vahşet içerikli köpek dövüşlerini izleyen Gültekinin ismi, İvedik Sanayi Bölgesindeki patlamalarda 11 kişinin ölümünün ardından gündeme gelmişti. Gültekinin dövüşlere köpek ağası olarak katıldığı iddia edildi. Köpek ağası sıfatının, dövüş severler tarafından müsabakaların gerçekleşmesine destek veren kişilere verildiği öne sürüldü. KÖPEKLER KANLAR İÇİNDE Köpek sahipleri, bahis uğruna dövüştürdükleri köpeklerinin kanlar içinde kalmasına aldırmadı. Görüntüler, vahşetin boyutunu gün yüzüne çıkarırken, amatör kamera tarafından kaydedilen görüntülerde, onlarca kişinin köpek dövüştürülecek alanda toplandığı görülüyor. Hafta sonu yapıldığı belirtilen dövüşlerde, köpek sahipleri araçlarıyla hayvanları dövüşün yapılacağı yere getiriyor. Köpek dövüştürücüleri ilk olarak Elmadağda toplandı. Jandarma tarafından baskın olacağı haberini alan grup apar topar Ankaranın yolunu tuttu. İddiaya göre, bu durumu öğrenen ve tertip heyetinin başında olduğu söylenen İvedik Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Hasan Gültekin, grubu, dövüşlerin yapılması için İvedik Sanayi Bölgesine çağırdı. Ancak burada da rahat bırakılmayan kalabalık grup, daha sonra Çubuka, oradan da Akyurta geçti. Dağlık bir alanda gözden ırak bir yerde bir araya gelen grup, daha sonra köpeklerini alana getirdi. Köpeklerin alana gelmesiyle vahşi görüntüler de başlamış oldu. Bir taraftan boğuşan köpekler, diğer taraftan onları yönlendiren sahipleri, ortaya kötü görüntülerin çıkmasına neden oldu. Görüntülerde, iplerinin bırakılmasıyla birbirine giren köpeklere sahipleri de taktik veriyor. Birbirlerine üstünlük sağlamaya çalışan köpeklerden bazıları sivri dişleriyle rakibini yaralarken, birçok köpek kan içinde kalıyor. Bu duruma köpek sahiplerinin hiç aldırmaması dikkat çekiyor. Bu sırada, görüntülerde İvedik Organize Sanayi Başkanı Hasan Gültekin de görülüyor. Yanındakilerle konuşan Gültekin, mümkün olduğunca alandan uzak bir yerde duruyor. Ortaya çıkan bu görüntülere hayvan hakları savunucularının ne diyeceği merak konusu. TÜRKİYE ŞAMPİYONASI Dövüşlerin paralı yapıldığını iddia eden bir vatandaş, Ankara şampiyonuyla İstanbul şampiyonu köpeğin dövüştürüleceğini, bu dövüşte kazananın Türkiye şampiyonu olacağını öne sürdü. Türkiye şampiyonunun da Bulgaristan şampiyonuyla dövüştürüleceğini iddia eden aynı kişi, yaşanan vahşete dur denmesini talep etti. KÖPEK DÖVÜŞLERİNE GİTTİM Yaşanan patlamalarda 11 işçinin yaşamını yitirmesiyle gündeme gelen İvedik Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Hasan Gültekin, köpek dövüşlerini organize ettiğine ilişkin iddialara şu cevapları verdi: Köpek hobim, köpek dövüşlerine gittiğim doğrudur. Ama köpek boğuşturma yok. İyi köpek bulursam alıyorum ve bahçemde bekçi olarak duruyor. Ben orada bazı arkadaşlara dedim. Bu çok kötü. Böyle şeyleri yapmak doğru olmaz dedim. Gittim ama benim köpek dövüştürme yok. İyi bir köpek varsa çiftleştirmek istedim. Buyurun gelin bahçede göstereyim. Benim köpeklerimde en ufak yara yok. Bir sefer gittim. Ömrümde gitmedim. Fazla beklemedim orada. Köpek dövüşü yapanlara, bu dövüşleri kanlı şekilde yapmanın doğru olmadığını söylediğini belirten Gültekin, Köpek organizasyonu yaptığım doğru değil. Vasfımız olunca böyle şeyler yüklemek istediler. İvedikte organize ettiğim de doğru değil. Bana telefon ettiler, falanca yere gidiyoruz dediler. Ben de sabah erkenden gittim. Organizasyonla işim yok. Boğuşturulan köpek erkek olur. Benim iki tane dişi köpeğim var. diye konuştu.
Samanyolu Haber
Son Dakika
18.04.2011
BaşkentteköpekdövüşlerindenvahşetgörüntülerBaşkentte köpek dövüşlerinden vahşet görüntüler
Güvercin tutkunları tatile çıktığında gözü arkada kalmıyor
Samanyolu Haber
15.04.2011
11:01


Güvercin tutkusu şehir ya da köy dinlemiyor. Büyükşehirlerde bile sevdalıları bir yolunu bulup güvercin besliyor. Bahçesinin bir köşesini bu güzel kuşlara ayıran çok sayıda öğretmen, doktor ve esnaf var. Her gün kanat çırpmalarını seyretmek için türlü zahmetlere katlanıyorlar. Tatile giden veya iş gezisine çıkanların imdadına ise Konyadaki Taklacı Irk Kuşlarını Koruma Derneğinin güvercinlere tahsis ettiği otel yetişiyor. Derneğe ait kahvehanenin alt katında bulunan güvercin otelinin 4 ayrı kafesi bulunuyor. Şimdilik iki kafesi faal olan otelin diğer bölümleri yazın hizmet vermeye başlayacak. Dernek üyelerinden otel parası alınmıyor. Ancak kuşlarla birlikte yemini de getirme zorunluluğu var. Hobi amaçlı güvercin besleyenler, Taklacı Irk Kuşlarını Koruma Derneğinde buluşuyor. Derneğin her yaş ve meslekten üyesi var. Baharın gelmesini dört gözle beklediler ve artık güvercinlerini kümesten çıkardılar. En güzel taklayı hangisi atacak diye gözleri sürekli gökyüzünde. Şehirde güvercinler arası en güzel takla atma ve en uzun mesafe uçma yarışmaları yapılıyor. Güzel takla atan güvercinler sahipleri için hem övünç hem gelir kaynağı. Kuş ne kadar iyi takla atarsa fiyatı da o ölçüde artıyor. Mardinli, Selçuklu, devetüyü, elifli, bozlak cinsi güvercinler 10 TL ile 20 bin TL arasında alıcı buluyor. Fiyatları pahalı olunca kuşlar sıkı güvenlik önlemleriyle korunuyor. Kümeslere alarm taktıran da var, güvercinleri koruması için köpek besleyen de. İyi cins taklacı ırkların bakımları ihmal edilmiyor. Veteriner kontrolünden geçen güvercinlere kuş vebası ve diğer hastalıklara karşı ilaç veriliyor. ESNAF, ÖĞRETMEN, HAKİM, DOKTOR GÜVERCİN AŞIKLARI VAR Dernek Başkanı İban Demirci (45), güvercin beslemenin kolay ve masrafsız olduğunu düşünüyor. Derneklerinin güvercin sevenlerin buluşma noktası olduğunu belirten Demircinin birçok türden 40 güvercini var. Derneklerinde bir araya gelenlerin saatlerce kuş sohbeti yaptığını anlatan Demirci, dernekte aynı zamanda güvercin takası da yapıldığını anlatıyor. Demirci, raf şeklinde tüneme sahası, plastik sulukları ve ahşap yemlikleri bulunan kuş otelini 3 yıldır işletiyor. Özellikle tatilciler ve iş gezisine gidecekler için güvercin otelinin bulunmaz bir nimet olduğunu dile getiren Demirci, Esnaf, öğretmen, hakim, doktor ve yönetici güvercin aşıkları var. Yazın tatile gidiyorlar. Bazen iş için şehir dışına çıkıyorlar. Böyle zamanlar da kuşlarını getirip gönül rahatlığıyla otelimize bırakıyorlar. Üyelerimizden yemlerini getirmek şartıyla ücret almıyoruz. Sahipleri dönünceye kadar güvercinlerinin bakımını yapıyoruz diyor. Sedat Akarda derneğe devamlı gelenlerden. İlkokuldan beri güvercinlerle haşir neşir. Lacivert, Selçuklu, şarabi cins güvercinleri var. Şehirden ayrılacağı zaman güvercinlerini derneğin oteline bıraktığını belirten Akar, Bir saat güvercinlerle ilgilendiğim zaman tüm stresim gidiyor. Uçmalarını ve takla atmalarını izlemek ayrı bir heyecan veriyor. diyor. GÜVERCİN SEVGİSİ GENÇLEŞTİRİYOR 77 yaşındaki Abdi Büyükağaççı, Konyanın en meşhur güvercin tutkunu. Yeni nesil onu bu hobinin piri olarak görüyor. Yaşlandığı için derneğe gidemese de evinin çatısında 500 güvercin besliyor. Bu sayı güvercin besleyenler arasında bir rekor. Cins cins güvercinler Abdi amcanın eline bakıyor. Her gün onları yemleyip, sularını veriyor. Saatlerce izlediği güvercinler onun gözünde bunalım savar. Bu kadar güvercine yem dayanmaz, ne kadar harcıyorsun aylık? diye soruyoruz, Onların sevgisi beni ayakta tutuyor. Güvercinler sayesinde kendimi 15 yaşında gibi hissediyorum. Hastalanıp, yatağa düşsem gidip kuşlarıma bakıyorum bir şeyim kalmıyor. Böyle olunca da yem parasının bir önemi kalmıyor. diyor. Özellikle Selçuklu güvercinleri besleyen Büyükağaççı, kuşlarını uçurmak için havaların iyice ısınmasını bekliyor.
Samanyolu Haber
Son Dakika
15.04.2011
GüvercintutkunlarıtatileçıktığındagözüarkadakalmıyorGüvercin tutkunları tatile çıktığında gözü arkada kalmıyor
Polis köpeklerinden muhteşem gösteri
Samanyolu Haber
10.04.2011
18:30
Türk Polis Teşkilatının 166. kuruluş yıl dönümü nedeniyle Taksim Meydanında düzenlenen törende eğitimli polis köpeklerinin, eğiticileriyle birlikte gerçekleştirdiği gösteri göz doldurdu.

Türk Polis Teşkilatının 166ncu kuruluş yıl dönümü, ülke çapında coşkuyla kutlanırken İstanbul Emniyet Müdürlüğü de Taksim Meydanında tören düzenledi. Törene İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, Merkez Komutanı Tuğgeneral Muhittin Yenikeçeli, 9. Bölge İstinaf Mahkemeleri Başsavcısı Aykut Cengiz Engin ile Enginin tayininden sonra boşalan yerine atanan İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Turan Çolakkadının da aralarında bulunduğu çok sayıda yetkili ve vatandaş katıldı. Vali Mutlu ile Emniyet Müdürü Çapkın, saat 10.30da Taksim Meydanında bulunan Atatürk anıtına çelenk koydu. Çapkın, anıt özel defterini imzaladıktan sonra tören kıtasını selamlayıp teftiş etti. Vali Mutlu ile Çapkının kendileri için ayrılan yere geçmelerinin ardından da resmi tören başladı. Saygı duruşu ve İstiklal marşının ardından Emniyet Müdürü Çapkın, günün anlam ve önemini belirten bir konuşma yaptı. Halk için emniyet, adalet için hizmet. sözleriyle konuşmasına başlayan Çapkın, güven timleri uygulaması ile suç sayısında gözle görülür azalma olduğunu söyledi. Performans değerlendirme ve başarıya göre ödül verme sistemi ile polisin daha fazla performans gösterdiğini belirten Çapkın, halkın da polise yardımcı olduğunu, bu nedenle de İstanbullulara teşekkür ettiğini söyledi. MOBESE sistemi ile İstanbulun 180 noktasında 4 bin 82 kameranın suç önleme amacıyla hizmet verdiğini de ifade eden Çapkın, Türkiyede bir yılda yakalanan uyuşturucu miktarı, 27 Avrupa ülkesinin bir yılda ele geçirdiği uyuşturucu miktarı kadardır. dedi. Çapkın, konuşmasını İstanbul halkının güvende olması bize yeter. sözleriyle tamamladı. Çapkının ardından konuşan İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu da Türk halkının daima polisine güvenip her zaman arkasında olduğunu, polisin de bu güvene karşılık cansiperane hizmet verdiğini söyledi. Mutlu, konuşmasının ardından teşkilatın şehitlerine rahmet ve ailelerine başsağlığı, gaziler ile çalışanlarına da mutlu bir yaşam, sağlık ve afiyet dilediğini söyledi. Konuşmaların ardından Çocuk Şube Müdürlüğü tarafından uygulamaya konulan Kanka kostümlü iki polis memuru çocukların arasına karıştı. Daha sonra da emniyet teşkilatının hayatta bulunan en eski görevlilerine plaket verildi. Mutlu ve Çapkın tarafından gerçekleştirilen plaket töreninin ardından Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğünde görevli polis memurları tarafından yöresel kıyafetlerle ege yöresine ait halk oyunları gösterisi gerçekleştirildi. Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü, halk oyunlarının ardından eğitimli K9 köpekleri ile nefes kesen bir gösteriye imza attı. Polis memuru olan eğiticilerinin birkaç komutunu duymazdan gelseler de polis bandosundan bir müzik aletine saldırma çalışsalar da K9 polis köpeklerinin sergiledikleri gösteri, tören alanında bulunan vatandaşların uzun süre alkışını aldı. Gösterinin sonunda kurt köpeği kırması beyaz renkli Bak isimli bir köpek, eğiticisinin direktifleri ile Vali Hüseyin Avni Mutlunun bulunduğu yere giderek ağzında taşıdığı çiçek dolu küçük sepeti Vali Mutluya verdi. Köpeklerin, eğiticileri ile tören alanından ayrılmasının ardından da motorize polis ekipleri, gösterileri ile nefesleri kesti. Hareket halindeki motor üzerinde akrobasi hareketleri yapan polisler, uzun süre alkışlandı. Trafiğe açık alanlarda akrobatlık yaparak can güvenliğini tehlikeye düşüren motorcularla mücadele eden polis memurlarının da akrobasi gösterisi yapması, vatandaşlardan olumlu not aldı. Yapılan gösterilerin ardın, Çevik Kuvvet ve Motorize birlikler ile Polis Eğitim Merkezlerinin resmi tören geçişi yaptı.
Samanyolu Haber
Son Dakika
10.04.2011
PolisköpeklerindenmuhteşemgösteriPolis köpeklerinden muhteşem gösteri
Taksim'de polis teşkilatının 'kuruluş' coşkusu
Samanyolu Haber
10.04.2011
15:59


Türk Polis Teşkilatının 166. kuruluş yıl dönümü, İstanbulda coşkuyla kutlandı. Taksim Meydanında düzenlenen törende eğitimli polis köpeklerinin, eğiticileriyle birlikte gerçekleştirdiği gösteri göz doldurdu. Türk Polis Teşkilatının 166ncu kuruluş yıl dönümü, ülke çapında coşkuyla kutlanırken İstanbul Emniyet Müdürlüğü de Taksim Meydanında tören düzenledi. Törene İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, Merkez Komutanı Tuğgeneral Muhittin Yenikeçeli, 9. Bölge İstinaf Mahkemeleri Başsavcısı Aykut Cengiz Engin ile Enginin tayininden sonra boşalan yerine atanan İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Turan Çolakkadının da aralarında bulunduğu çok sayıda yetkili ve vatandaş katıldı. Vali Mutlu ile Emniyet Müdürü Çapkın, saat 10.30da Taksim Meydanında bulunan Atatürk anıtına çelenk koydu. Çapkın, anıt özel defterini imzaladıktan sonra tören kıtasını selamlayıp teftiş etti. Vali Mutlu ile Çapkının kendileri için ayrılan yere geçmelerinin ardından da resmi tören başladı. Saygı duruşu ve İstiklal marşının ardından Emniyet Müdürü Çapkın, günün anlam ve önemini belirten bir konuşma yaptı. Halk için emniyet, adalet için hizmet. sözleriyle konuşmasına başlayan Çapkın, güven timleri uygulaması ile suç sayısında gözle görülür azalma olduğunu söyledi. Performans değerlendirme ve başarıya göre ödül verme sistemi ile polisin daha fazla performans gösterdiğini belirten Çapkın, halkın da polise yardımcı olduğunu, bu nedenle de İstanbullulara teşekkür ettiğini söyledi. MOBESE sistemi ile İstanbulun 180 noktasında 4 bin 82 kameranın suç önleme amacıyla hizmet verdiğini de ifade eden Çapkın, Türkiyede bir yılda yakalanan uyuşturucu miktarı, 27 Avrupa ülkesinin bir yılda ele geçirdiği uyuşturucu miktarı kadardır. dedi. Çapkın, konuşmasını İstanbul halkının güvende olması bize yeter. sözleriyle tamamladı. Çapkının ardından konuşan İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu da Türk halkının daima polisine güvenip her zaman arkasında olduğunu, polisin de bu güvene karşılık cansiperane hizmet verdiğini söyledi. Mutlu, konuşmasının ardından teşkilatın şehitlerine rahmet ve ailelerine başsağlığı, gaziler ile çalışanlarına da mutlu bir yaşam, sağlık ve afiyet dilediğini söyledi. Konuşmaların ardından Çocuk Şube Müdürlüğü tarafından uygulamaya konulan Kanka kostümlü iki polis memuru çocukların arasına karıştı. Daha sonra da emniyet teşkilatının hayatta bulunan en eski görevlilerine plaket verildi. Mutlu ve Çapkın tarafından gerçekleştirilen plaket töreninin ardından Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğünde görevli polis memurları tarafından yöresel kıyafetlerle ege yöresine ait halk oyunları gösterisi gerçekleştirildi. Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü, halk oyunlarının ardından eğitimli K9 köpekleri ile nefes kesen bir gösteriye imza attı. Polis memuru olan eğiticilerinin birkaç komutunu duymazdan gelseler de polis bandosundan bir müzik aletine saldırma çalışsalar da K9 polis köpeklerinin sergiledikleri gösteri, tören alanında bulunan vatandaşların uzun süre alkışını aldı. Gösterinin sonunda kurt köpeği kırması beyaz renkli Bak isimli bir köpek, eğiticisinin direktifleri ile Vali Hüseyin Avni Mutlunun bulunduğu yere giderek ağzında taşıdığı çiçek dolu küçük sepeti Vali Mutluya verdi. Köpeklerin, eğiticileri ile tören alanından ayrılmasının ardından da motorize polis ekipleri, gösterileri ile nefesleri kesti. Hareket halindeki motor üzerinde akrobasi hareketleri yapan polisler, uzun süre alkışlandı. Trafiğe açık alanlarda akrobatlık yaparak can güvenliğini tehlikeye düşüren motorcularla mücadele eden polis memurlarının da akrobasi gösterisi yapması, vatandaşlardan olumlu not aldı. Yapılan gösterilerin ardın, Çevik Kuvvet ve Motorize birlikler ile Polis Eğitim Merkezlerinin resmi tören geçişi yaptı.
Samanyolu Haber
Son Dakika
10.04.2011
TaksimdepolisteşkilatınınkuruluşcoşkusuTaksimde polis teşkilatının kuruluş coşkusu
Yolu yarışmalardan geçen ünlüler
Samanyolu Haber
02.04.2011
14:22
Yarışma programlarında yaptıkları ünlü taklitleri, hayatlarını değiştirdi.

Bütün Türkiyenin konuştuğu genç yetenek Sefa Doğanay gibi yolu yarışmalardan geçen birçok ünlü var. Ercan Akışıktan Uğur Yücele, Yavuz Seçkinden Ata Demirere, Gafur Uzunerden Yalçın Menteşe uzun bir liste... Bir yarışma programına çıktı, hayatı değişti diyebiliriz Sefa Doğanay için. Yaptığı ünlü taklitleriyle hem jürinin hem de halkın takdirini toplayan Sefa, Yetenek Sizsiniz Türkiyenin favori yarışmacısı illüzyonist Arefi eleyerek birinci oldu. Geçen hafta birçok televizyon kanalı ve gazete onunla yapılmış söyleşilere yer verdi. 18 yaşında sahne ve şov dünyasına adım atan bu genç adamın bir tutunamayan mı yoksa yıldız mı olacağını zaman gösterecek. Ama önünde birçok iyi örnek var. Yarışmalarda ve televizyonda taklit yeteneğiyle keşfedilen ve tutunmayı başaran ünlü isimlere göz attık. Kenan Evrenden çok ekmek yedim Televizyonun siyah-beyaz ve tek kanallı olduğu yıllarda taklitleriyle insanları güldüren bir isimdi Ercan Akışık. Şov dünyasına adım atması, bir yarışma programıyla oldu. 1982 yılında sunuculuğunu Mehmet Ali Erbilin yaptığı Sıra Sizde isimli programın yarışmacılarından biriydi. Kenan Evren, en iyi yaptığı taklitlerin başında geliyordu. Ünlü komedyen bunu, Kenan Evrenden çok ekmek yedim. diyerek ifade etmişti. Mahsun Kırmızıgül ve Fatih Terim taklidini en iyi yapanlardan. Başbakan Tayyip Erdoğan taklidiyle gündeme gelen Akışık, en son TV8de Taklitçi isimli programı yaptı. Tıpatıp Erdal İnönü 1982de TRTde yayınlanan Sıra Sizde isimli yarışma programına katılan yarışmacılardan biri de Yalçın Menteşti. Sonraki yıllarda ünlü tiyatrocu olarak anılacak Menteş, adını bu programda duyurdu. Erdal İnönü, en iyi yaptığı taklitlerdendi. Yalçın Menteş tiyatrosunu kurdu. Televizyon dizisi Tatlı Kaçıklarda rol aldı. En son, alkol tedavisinin ardından içkiye savaş açmasıyla gündeme geldi. Ressam, komedyen, sunucu... Tek kanallı yıllarda halkı televizyonda güldürenlerin başında geliyordu. Karadenizli tiplemesiyle hafızalarda yer edinen Gafur Uzuner, 1976-1977 yıllarında Öztürk Serengilin sunduğu Gülünüz Güldürünüz yarışma programında yaptığı taklitlerle kendini gösterdi. Milliyet Gazetesinin 1.12.1976 tarihli nüshasında şu cümlelerle ondan bahsediliyor. 1966 Ankara doğumlu. Sahibi olduğu bir atölyede ve reklam ajanslarında ressam olarak çalışıyor. Yarışmaya Doğu Anadolulu, Enrico Macias, Âşık Veysel, köpek, Fransız kedisi, ağlayan şiir ve kızan şarkı taklitleri ile katılıyor. Yıllardır ekranda. Şimdilerde Kanal Ada Gafur Uzuner ile Gezelim Tozalım programını sunuyor. TRT yıllarında o güldürdü Fatih Müdürdar, TRTde yayınlanan Gülünüz Güldürünüz isimli programın ünlü ettiği isimlerden biri. Programda Öztürk Serengil, Nejat Uygur, Mahmut Tuncer, İlhan İrem, Bülent Ersoy gibi isimlerin başarılı taklidiyle dikkat çekti. Birçok televizyon programına parodi ve skeç hazırladı. Cenk Korayın sunduğu programlarda uzun yıllar gözüktü. Sinema ve reklam filmlerinde rol aldı. Müzik albümü çıkardı. Süleyman Demirel taklidi ile sevildi. 2000li yıllarla birlikte ekranda çok az gözükmeye başladı. Binbir surat Atilla Arcan 1980lerin ünlü komedyenlerinden biriydi. Ününü Zeki Müren ve Süleyman Demirel gibi isimlerin taklidine borçluydu. Yüzünü makyajla ünlülere benzeten Atilla Arcan, 1990larda Kanal 6da Binbir Surat Atilla Arcan Şov programını yaptı. Birçok sinema filmi ve dizide rol aldı. İlk özel televizyon olan Magic Boxta Yalçın Menteşle birlikte skeç ve şov programları yaptı. 2000lerle birlikte unutulan isimlerden. *** Kariyerleri taklitle başladı Yavuzun Minibüsüne binmeyen yok! Bugün taklit denince ilk akla gelen isimlerin başında geliyor Yavuz Seçkin. 1990ların sonunda ekrana gelmeye başlayan İner misin Çıkar mısın? yarışma programında Süleyman Demirel, Bülent Ecevit ve Elvir Boliç taklitleriyle birinci oldu. Televizyon skeçlerinde yer aldı. Radyo programı Yavuzun Minibüsü onu geniş kitlelerle buluşturdu. Avrupa Yakası dizisindeki Sertaç karakteriyle dizi sektörüne adım attı. Diziyi stand-up gösterileri, şov programları (Co-Medya) ve reklam filmleri takip etti. Yavuzun Minibüsü, halen Pal FMde dinleyicileriyle yolculuğunu sürdürüyor. Mehmet Ali Birand, Ahmet Çakar, Aziz Yıldırım, Hıncal Uluç, en sevilen taklitleri. Korsan TV dönüm noktası oldu Geçen yılın gişe yapan filmlerinden Eyyvah Eyvah 2nin başrol oyuncusu ve senaristi Ata Demirer de kariyerine taklitle başlayanlardan. Günümüzün en çok konuşulan komedyenleri arasında. İlk kez 1995 yılında Komik Para adlı oyunla tiyatro sahnesinde kendini gösterdi. Tek Kişilik Dev Kadro adlı stand-up gösterisi ile adını duyursa da, 2001 yılında Star TVde yayınlanan Korsan TV programı ve oynadığı karakterlerle iyice sivrildi. Bu programdaki Fatih Terim, Müslüm Gürses, Bülent Ersoy ve Niyazi Gül tiplemeleri unutulmayanlar olarak hafızalardaki yerini aldı. Ata Demirer, Avrupa Yakası dizisin
Samanyolu Haber
Son Dakika
02.04.2011
YoluyarışmalardangeçenünlülerYolu yarışmalardan geçen ünlüler
Ek klasörlerden çıkan şok belge
Samanyolu Haber
09.03.2011
17:17
Askeri casusluk ve şantaj soruşturması kapsamında hazırlanan iddianamenin ek klasörlerinden şok bir belge daha çıktı...

Gölcükte ele geçirilen belgeler arasında Poyrazköyde çıkan mühimmatla ilgili gömülmeden önce ön çalışma yapıldığına dair belgelerin de bulunduğu ortaya çıktı. Balyoz ve Poyrazköy davaları sanığı Koramiral Kadir Sağdıçın isminin bulunduğu belirtilen belgede, güvenilir personelle Beykoz çevresinde bölgenin kullanılıp kullanılamayacağı konusunda çalışma yapılması isteniyor. Aynı davaların sanığı Albay Ali Türkşenin cevabi yazısında ise Keçilik mevkinin uygun olduğunu gösteren değerlendirmenin gönderildiği belirtildi. Emniyet, bu faaliyetin Poyrazköyde elde edilen mühimmatın gömülmesi olduğunun tespit edildiğini kaydetti. 2008 yılına ait bu yazışmadan sonra 2009 yılında söz konusu bölgede yapılan kazılarda çok miktarda mühimmat ele geçirilmişti. Askeri casusluk ve şantaj soruşturması kapsamında hazırlanan iddianamenin ek klasörlerinde, Gölcükte yapılan aramada Poyrazköyde ele geçen mühimmatla ilgili gömülmeden önce ön çalışma yapıldığını gösteren belgeler de ortaya çıktı. Gölcükte elde edilen bir harddiskin içinde Kadir Sağdıç Paşa/Arazi/arazi.doc isimli word dosyasının gizli içerikli ve Kasım 2008 tarihli olduğu belirtildi. Yazının içeriğinde, 1. Beykoz bölgesinde bulunan Anadolu Kavağı, Poyrazköy ve Riva mevkilerinde arazi yapısına ilişkin aşağıda belirtilen huşular ışığında bir inceleme yapılacaktır. 2. Yapılacak araştırmada titiz davranılacak ve icra edilecek bir faaliyette mevkinin kullanılabileceği faraziyesi ile meseleye tesir eden tüm hususlar belirlenecektir. 3. İncelemede görevlendirilecek personelin en güvenilir personelden seçilmesi sağlanacak, incelemenin tüm safhalarında gizlilik ön planda tutulacak ve bilmesi gereken prensibine riayet edilecektir. Rica ederim. Kadir Sağdıç Koramiral. ifadeleri bulunuyor. Yazının alt bölümündeki, yapılacak incelemede dikkat edilecek hususlar başlığı altında ise, Arazideki toprak yapısı, arazinin örtü ve gizlenmeye uygunluğu, arazinin sel ve yağışlardan etkilenme durumu, çevrede başıboş köpek veya yabani hayvanların bulunup bulunmadığı, arazinin yol, patikalara yakınlığı, arazide kara, deniz ve hava satılarına malzeme transferi yapılması durumu, bölgeye yakın TSK birlikleri ve kamu kuruluşları bulunduğu belirtildi. Aynı harddiskte Kadir Sağdıç Paşa/Arazi/inceleme.doc isimli word dosyasının da bulunduğu kaydedildi. İmza bölümünde Albay Türkşenin isminin bulunduğu belirtilen bu yazıda ise, Sayın komutanım, 1. Anadolu Kavağı, Poyrazköy ve Riva bölgelerinde emrettiğiniz hususlara azami özen ve titizlik gösterilerek bir çalışma yapılmıştır. Yapılan çalışma neticesinde elde edilen bilgiler olumlu ve olumsuz yönleri ile birlikte bir çizelgede toplanmış ve ekte sunulmuştur. 2. Bahse konu çalışmalar aşağıda belirtilen personel tarafından icra edilmiştir. 3. Sonuç olarak yapılan inceleme neticesinde, icra edilecek faaliyet/faaliyetler için kullanılabilecek en uygun yerin Anadolu Kavağı bölgesindeki Keçilik mevkinin olacağı kıymetlendirilmektedir. Arz ederim. Ali Türkşen Dz. Kur. Albay yazıldığı kaydedildi. Bu yazının altındaki personel kimlikleri bölümünde Poyrazköy davası sanıkları Yarbay Ercan Kireçtepe, Başçavuş Halil Cura ve Başçavuş İsmail Bakın isimlerinin bulunduğu ifade edildi. Yazının ekinde Arazi durum çizelgesi başlığı altında bölge, mevki, değerlendirme (olumlu/olumsuz) şeklinde çizelge bulunduğu, hazırlayan bölümünde ise Kireçtepenin isminin yer aldığı kaydedildi. Farklı bölgeler hakkında olumlu olumsuz değerlendirmelerin bulunduğu çizelgede, Keçilik mevkisi için, sivile kapalı tam güvenli bölge olduğu, kazı için zeminin yumuşak olduğu, SAT otoparkına yakın olduğundan nakliye kolaylığı gibi olumlu değerlendirmeler yapılmış. Uzun süre saklama imkanı bulunmadığı, dere yatağı olduğundan çok iyi ambalajlanması gerektiği ve sürekli kullanılan eğitim bölgesi olması da mevkinin olumsuz yönleri olarak sıralanmış. Emniyetin raporunda, bu faaliyetlerin Poyrazköyde elde edilen mühimmatın gömülmesi olduğunun tespit edildiği kaydedildi. Ön çalışma yapıldığı belirtilen Keçilik mevkisinde 21-24 Nisan tarihleri arasında yapılan kazılarda 15 adet dolu law silahı, 6 adet boş law silahı, 14 adet el bombası, 450 gram C3 patlayıcı, 5 adet bubi tuzağı ve 45 adet sis bombası olmak üzere çok miktarda mühimmat ele geçirilmişti.
Samanyolu Haber
Son Dakika
09.03.2011
EkklasörlerdençıkanşokbelgeEk klasörlerden çıkan şok belge
Ek klasörler çıkan şok belge
Samanyolu Haber
09.03.2011
17:12
Askeri casusluk ve şantaj soruşturması kapsamında hazırlanan iddianamenin ek klasörlerinden şok bir belge daha çıktı...

Gölcükte ele geçirilen belgeler arasında Poyrazköyde çıkan mühimmatla ilgili gömülmeden önce ön çalışma yapıldığına dair belgelerin de bulunduğu ortaya çıktı. Balyoz ve Poyrazköy davaları sanığı Koramiral Kadir Sağdıçın isminin bulunduğu belirtilen belgede, güvenilir personelle Beykoz çevresinde bölgenin kullanılıp kullanılamayacağı konusunda çalışma yapılması isteniyor. Aynı davaların sanığı Albay Ali Türkşenin cevabi yazısında ise Keçilik mevkinin uygun olduğunu gösteren değerlendirmenin gönderildiği belirtildi. Emniyet, bu faaliyetin Poyrazköyde elde edilen mühimmatın gömülmesi olduğunun tespit edildiğini kaydetti. 2008 yılına ait bu yazışmadan sonra 2009 yılında söz konusu bölgede yapılan kazılarda çok miktarda mühimmat ele geçirilmişti. Askeri casusluk ve şantaj soruşturması kapsamında hazırlanan iddianamenin ek klasörlerinde, Gölcükte yapılan aramada Poyrazköyde ele geçen mühimmatla ilgili gömülmeden önce ön çalışma yapıldığını gösteren belgeler de ortaya çıktı. Gölcükte elde edilen bir harddiskin içinde Kadir Sağdıç Paşa/Arazi/arazi.doc isimli word dosyasının gizli içerikli ve Kasım 2008 tarihli olduğu belirtildi. Yazının içeriğinde, 1. Beykoz bölgesinde bulunan Anadolu Kavağı, Poyrazköy ve Riva mevkilerinde arazi yapısına ilişkin aşağıda belirtilen huşular ışığında bir inceleme yapılacaktır. 2. Yapılacak araştırmada titiz davranılacak ve icra edilecek bir faaliyette mevkinin kullanılabileceği faraziyesi ile meseleye tesir eden tüm hususlar belirlenecektir. 3. İncelemede görevlendirilecek personelin en güvenilir personelden seçilmesi sağlanacak, incelemenin tüm safhalarında gizlilik ön planda tutulacak ve bilmesi gereken prensibine riayet edilecektir. Rica ederim. Kadir Sağdıç Koramiral. ifadeleri bulunuyor. Yazının alt bölümündeki, yapılacak incelemede dikkat edilecek hususlar başlığı altında ise, Arazideki toprak yapısı, arazinin örtü ve gizlenmeye uygunluğu, arazinin sel ve yağışlardan etkilenme durumu, çevrede başıboş köpek veya yabani hayvanların bulunup bulunmadığı, arazinin yol, patikalara yakınlığı, arazide kara, deniz ve hava satılarına malzeme transferi yapılması durumu, bölgeye yakın TSK birlikleri ve kamu kuruluşları bulunduğu belirtildi. Aynı harddiskte Kadir Sağdıç Paşa/Arazi/inceleme.doc isimli word dosyasının da bulunduğu kaydedildi. İmza bölümünde Albay Türkşenin isminin bulunduğu belirtilen bu yazıda ise, Sayın komutanım, 1. Anadolu Kavağı, Poyrazköy ve Riva bölgelerinde emrettiğiniz hususlara azami özen ve titizlik gösterilerek bir çalışma yapılmıştır. Yapılan çalışma neticesinde elde edilen bilgiler olumlu ve olumsuz yönleri ile birlikte bir çizelgede toplanmış ve ekte sunulmuştur. 2. Bahse konu çalışmalar aşağıda belirtilen personel tarafından icra edilmiştir. 3. Sonuç olarak yapılan inceleme neticesinde, icra edilecek faaliyet/faaliyetler için kullanılabilecek en uygun yerin Anadolu Kavağı bölgesindeki Keçilik mevkinin olacağı kıymetlendirilmektedir. Arz ederim. Ali Türkşen Dz. Kur. Albay yazıldığı kaydedildi. Bu yazının altındaki personel kimlikleri bölümünde Poyrazköy davası sanıkları Yarbay Ercan Kireçtepe, Başçavuş Halil Cura ve Başçavuş İsmail Bakın isimlerinin bulunduğu ifade edildi. Yazının ekinde Arazi durum çizelgesi başlığı altında bölge, mevki, değerlendirme (olumlu/olumsuz) şeklinde çizelge bulunduğu, hazırlayan bölümünde ise Kireçtepenin isminin yer aldığı kaydedildi. Farklı bölgeler hakkında olumlu olumsuz değerlendirmelerin bulunduğu çizelgede, Keçilik mevkisi için, sivile kapalı tam güvenli bölge olduğu, kazı için zeminin yumuşak olduğu, SAT otoparkına yakın olduğundan nakliye kolaylığı gibi olumlu değerlendirmeler yapılmış. Uzun süre saklama imkanı bulunmadığı, dere yatağı olduğundan çok iyi ambalajlanması gerektiği ve sürekli kullanılan eğitim bölgesi olması da mevkinin olumsuz yönleri olarak sıralanmış. Emniyetin raporunda, bu faaliyetlerin Poyrazköyde elde edilen mühimmatın gömülmesi olduğunun tespit edildiği kaydedildi. Ön çalışma yapıldığı belirtilen Keçilik mevkisinde 21-24 Nisan tarihleri arasında yapılan kazılarda 15 adet dolu law silahı, 6 adet boş law silahı, 14 adet el bombası, 450 gram C3 patlayıcı, 5 adet bubi tuzağı ve 45 adet sis bombası olmak üzere çok miktarda mühimmat ele geçirilmişti.
Samanyolu Haber
Son Dakika
09.03.2011
EkklasörlerçıkanşokbelgeEk klasörler çıkan şok belge
Poyrazköy cephaneliğinin gömülme planları Gölcükte bulundu
Samanyolu Haber
09.03.2011
16:47


Gölcükte ele geçirilen belgeler arasında Poyrazköyde çıkan mühimmatla ilgili gömülmeden önce ön çalışma yapıldığına dair belgelerin de bulunduğu ortaya çıktı. Balyoz ve Poyrazköy davaları sanığı Koramiral Kadir Sağdıçın isminin bulunduğu belirtilen belgede, güvenilir personelle Beykoz çevresinde bölgenin kullanılıp kullanılamayacağı konusunda çalışma yapılması isteniyor. Aynı davaların sanığı Albay Ali Türkşenin cevabi yazısında ise Keçilik mevkinin uygun olduğunu gösteren değerlendirmenin gönderildiği belirtildi. Emniyet, bu faaliyetin Poyrazköyde elde edilen mühimmatın gömülmesi olduğunun tespit edildiğini kaydetti. 2008 yılına ait bu yazışmadan sonra 2009 yılında söz konusu bölgede yapılan kazılarda çok miktarda mühimmat ele geçirilmişti. Askeri casusluk ve şantaj soruşturması kapsamında hazırlanan iddianamenin ek klasörlerinde, Gölcükte yapılan aramada Poyrazköyde ele geçen mühimmatla ilgili gömülmeden önce ön çalışma yapıldığını gösteren belgeler de ortaya çıktı. Gölcükte elde edilen bir harddiskin içinde Kadir Sağdıç Paşa/Arazi/arazi.doc isimli word dosyasının gizli içerikli ve Kasım 2008 tarihli olduğu belirtildi. Yazının içeriğinde, 1. Beykoz bölgesinde bulunan Anadolu Kavağı, Poyrazköy ve Riva mevkilerinde arazi yapısına ilişkin aşağıda belirtilen huşular ışığında bir inceleme yapılacaktır. 2. Yapılacak araştırmada titiz davranılacak ve icra edilecek bir faaliyette mevkinin kullanılabileceği faraziyesi ile meseleye tesir eden tüm hususlar belirlenecektir. 3. İncelemede görevlendirilecek personelin en güvenilir personelden seçilmesi sağlanacak, incelemenin tüm safhalarında gizlilik ön planda tutulacak ve bilmesi gereken prensibine riayet edilecektir. Rica ederim. Kadir Sağdıç Koramiral. ifadeleri bulunuyor. Yazının alt bölümündeki, yapılacak incelemede dikkat edilecek hususlar başlığı altında ise, Arazideki toprak yapısı, arazinin örtü ve gizlenmeye uygunluğu, arazinin sel ve yağışlardan etkilenme durumu, çevrede başıboş köpek veya yabani hayvanların bulunup bulunmadığı, arazinin yol, patikalara yakınlığı, arazide kara, deniz ve hava satılarına malzeme transferi yapılması durumu, bölgeye yakın TSK birlikleri ve kamu kuruluşları bulunduğu belirtildi. Aynı harddiskte Kadir Sağdıç Paşa/Arazi/inceleme.doc isimli word dosyasının da bulunduğu kaydedildi. İmza bölümünde Albay Türkşenin isminin bulunduğu belirtilen bu yazıda ise, Sayın komutanım, 1. Anadolu Kavağı, Poyrazköy ve Riva bölgelerinde emrettiğiniz hususlara azami özen ve titizlik gösterilerek bir çalışma yapılmıştır. Yapılan çalışma neticesinde elde edilen bilgiler olumlu ve olumsuz yönleri ile birlikte bir çizelgede toplanmış ve ekte sunulmuştur. 2. Bahse konu çalışmalar aşağıda belirtilen personel tarafından icra edilmiştir. 3. Sonuç olarak yapılan inceleme neticesinde, icra edilecek faaliyet/faaliyetler için kullanılabilecek en uygun yerin Anadolu Kavağı bölgesindeki Keçilik mevkinin olacağı kıymetlendirilmektedir. Arz ederim. Ali Türkşen Dz. Kur. Albay yazıldığı kaydedildi. Bu yazının altındaki personel kimlikleri bölümünde Poyrazköy davası sanıkları Yarbay Ercan Kireçtepe, Başçavuş Halil Cura ve Başçavuş İsmail Bakın isimlerinin bulunduğu ifade edildi. Yazının ekinde Arazi durum çizelgesi başlığı altında bölge, mevki, değerlendirme (olumlu/olumsuz) şeklinde çizelge bulunduğu, hazırlayan bölümünde ise Kireçtepenin isminin yer aldığı kaydedildi. Farklı bölgeler hakkında olumlu olumsuz değerlendirmelerin bulunduğu çizelgede, Keçilik mevkisi için, sivile kapalı tam güvenli bölge olduğu, kazı için zeminin yumuşak olduğu, SAT otoparkına yakın olduğundan nakliye kolaylığı gibi olumlu değerlendirmeler yapılmış. Uzun süre saklama imkanı bulunmadığı, dere yatağı olduğundan çok iyi ambalajlanması gerektiği ve sürekli kullanılan eğitim bölgesi olması da mevkinin olumsuz yönleri olarak sıralanmış. Emniyetin raporunda, bu faaliyetlerin Poyrazköyde elde edilen mühimmatın gömülmesi olduğunun tespit edildiği kaydedildi. Ön çalışma yapıldığı belirtilen Keçilik mevkisinde 21-24 Nisan tarihleri arasında yapılan kazılarda 15 adet dolu law silahı, 6 adet boş law silahı, 14 adet el bombası, 450 gram C3 patlayıcı, 5 adet bubi tuzağı ve 45 adet sis bombası olmak üzere çok miktarda mühimmat ele geçirilmişti.
Samanyolu Haber
Son Dakika
09.03.2011
PoyrazköycephaneliğiningömülmeplanlarıGölcüktebulunduPoyrazköy cephaneliğinin gömülme planları Gölcükte bulundu
Kalbinden 8 cm'lik kist çıktı - Video
Samanyolu Haber
30.11.2010
15:52
Kalbini kaplayan 8 santimetrelik köpek kistiyle aylarca yaşadı.

Üniversite öğrencisi Serhat Hantelin (19), kalbinde bulunan 8 santimetrelik köpek kisti, iki saat süren başarılı bir ameliyatla alındı. Bursa Özel Bahar Hastanesinde gerçekleştirilen ameliyatla sağlığına kavuşan Hantel, Kafede oturuyordum, bayılmışım ve kendimi yoğun bakımda buldum. dedi. Uzmanlar ise kedi-köpek gibi hayvan dışkılarından insanlara geçen Köpek kistine (kist hidatik) karşı alınacak en büyük tedbirin sebze ve meyvelerin bol suyla yıkanarak tüketilmesi olduğunu söylüyor. Balıkesir Üniversitesi Bandırma İktisadi İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü öğrencisi Serhat Hantel, geçtiğimiz ay ikamet ettiği Balıkesirin Gönen ilçesinde bir kafede aniden fenalaştı. Gönen ilçe devlet hastanesine kaldırılan Hantele kalp krizi teşhisi kondu. Ardından Bursa Özel Bahar Hastanesine getirilen Hantelin yapılan muayenesinde kalbinde kist olduğu belirlendi. Halk arasında köpek kisti olarak bilinen Kist hidatik teşhisi konulan üniversite öğrencisi Hantel, ameliyata alındı. Özel Bahar Hastanesinde Kalp Damar Cerrahisi uzmanları Dr. Ayhan Müdüroğlu, Dr. Selçuk Atasoy, Dr. Arzu Ercan, kardiyoloji uzmanları Dr. Ali Özeren ile Fahriye Vatansever Ağca ile Anestezi Uzmanı Dr. Berin Altınörenden oluşan ekibin gerçekleştiği 2 saatlik ameliyat sonrası Serhat Hantelin kalbini kaplayan 8 santimetrelik kist alındı. OKULA DÖNECEK OLMAMA ÇOK SEVİNİYORUM Memleketi Gönende oturduğu kafede bayıldıktan sonra hiçbir şeyi hatırlamadığını anlatan Serhat Hantel, kaydını dondurduğu okuluna ikinci dönem yeniden başlamak istiyor. Hantel, Bayılmışım, sonra gözlerimi yoğun bakımda açtım. Şu anda gayet iyiyim. Taburcu oldum. İnşallah sömestre tatilinden sonra okuluma döneceğim. Çocukluk yıllarımda köpeğim vardı, ama son zamanlarda köpek benzeri hayvan beslemiyordum. Doktorlarımız kistin uzun süredir kalbimde olduğunu söylediler. diye konuştu. Dünyada ender görülen hastalığın Serhatın hayatını olumsuz etkilediğini belirten Uzm. Dr. Ayhan Müdüroğlu, Serhat bize gece 12 gibi kalp krizi tanısıyla geldi. Kalbinde kist olduğunu belirledik. Bunun hayvanlardan bulaşan kist hidatik olduğunu tespit ettik. Serhatın bayılma, hızlı nefes alma ve vücudunda dökülme şikayeti vardı. Dolaşımı bozuk alerjik reaksiyonlar da görülüyordu. Bu reaksiyonlar hastanın hayatını kaybetmesine de sebep olabiliyor. Bu hastalıkta tanı konulursa ameliyatla kist çıkarılmalıdır. Kist hidatik hastalığı karaciğerde yüzde 65, akciğerde yüzde 25 ve yüzde 1in daha da altında kalpte görülüyor. Serhatın şu anda durumu çok iyi, 6 ay ilaç tedavisi sürecek. Dünya genelinde çok sık görülen bir hastalık değil. Türkiyede 100 binde 3,5 civarında görülüyor. Bunun da yüzde 1lik bölümü kalplerde görülüyor. diye konuştu. TÜKETTİĞİNİZ SEBZE VE MEYVELERİ İYİ YIKAYIN Halk arasında köpek kisti olarak bilinen hastalığın Türkiyede oldukça sık rastlandığını belirten Bahar Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Ömer Kurt ise hastalığın genellikle kedi-köpek gibi hayvanlar aracılığıyla insanlara bulaştığını söyledi. Bu hayvanların dışkılarının insanların tükettiği sebze ve meyveler aracılığıyla insanlarda kist hidatik hastalığına sebep olunduğuna dikkat çeken Kurt, vatandaşların sofralarına gelen sebzeleri bol suyla yıkamalarını tavsiye etti. Gerekirse sofraları süsleyen sebze-meyveleri bir süre sirkeli su da bekletilmesi gerektiğini kaydeden Op. Dr. Ömer Kurt, şunları söyledi: Özellikle kedi-köpek gibi hayvanlardan temas etmemek gerekir. Evlerinde bu hayvanları besleyenler de temastan kaçınmalıdır. Bu hayvanların düzenli kontrolleri ve aşıları yaptırılmalıdır.
Samanyolu Haber
Son Dakika
30.11.2010
Kalbinden8cmlikkistçıktı-VideoKalbinden 8 cmlik kist çıktı - Video
Kalbinden 8 cm'lik kist çıktı
Samanyolu Haber
30.11.2010
15:34
Kalbini kaplayan 8 santimetrelik köpek kistiyle aylarca yaşadı.

Üniversite öğrencisi Serhat Hantelin (19), kalbinde bulunan 8 santimetrelik köpek kisti, iki saat süren başarılı bir ameliyatla alındı. Bursa Özel Bahar Hastanesinde gerçekleştirilen ameliyatla sağlığına kavuşan Hantel, Kafede oturuyordum, bayılmışım ve kendimi yoğun bakımda buldum. dedi. Uzmanlar ise kedi-köpek gibi hayvan dışkılarından insanlara geçen Köpek kistine (kist hidatik) karşı alınacak en büyük tedbirin sebze ve meyvelerin bol suyla yıkanarak tüketilmesi olduğunu söylüyor. Balıkesir Üniversitesi Bandırma İktisadi İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü öğrencisi Serhat Hantel, geçtiğimiz ay ikamet ettiği Balıkesirin Gönen ilçesinde bir kafede aniden fenalaştı. Gönen ilçe devlet hastanesine kaldırılan Hantele kalp krizi teşhisi kondu. Ardından Bursa Özel Bahar Hastanesine getirilen Hantelin yapılan muayenesinde kalbinde kist olduğu belirlendi. Halk arasında köpek kisti olarak bilinen Kist hidatik teşhisi konulan üniversite öğrencisi Hantel, ameliyata alındı. Özel Bahar Hastanesinde Kalp Damar Cerrahisi uzmanları Dr. Ayhan Müdüroğlu, Dr. Selçuk Atasoy, Dr. Arzu Ercan, kardiyoloji uzmanları Dr. Ali Özeren ile Fahriye Vatansever Ağca ile Anestezi Uzmanı Dr. Berin Altınörenden oluşan ekibin gerçekleştiği 2 saatlik ameliyat sonrası Serhat Hantelin kalbini kaplayan 8 santimetrelik kist alındı. OKULA DÖNECEK OLMAMA ÇOK SEVİNİYORUM Memleketi Gönende oturduğu kafede bayıldıktan sonra hiçbir şeyi hatırlamadığını anlatan Serhat Hantel, kaydını dondurduğu okuluna ikinci dönem yeniden başlamak istiyor. Hantel, Bayılmışım, sonra gözlerimi yoğun bakımda açtım. Şu anda gayet iyiyim. Taburcu oldum. İnşallah sömestre tatilinden sonra okuluma döneceğim. Çocukluk yıllarımda köpeğim vardı, ama son zamanlarda köpek benzeri hayvan beslemiyordum. Doktorlarımız kistin uzun süredir kalbimde olduğunu söylediler. diye konuştu. Dünyada ender görülen hastalığın Serhatın hayatını olumsuz etkilediğini belirten Uzm. Dr. Ayhan Müdüroğlu, Serhat bize gece 12 gibi kalp krizi tanısıyla geldi. Kalbinde kist olduğunu belirledik. Bunun hayvanlardan bulaşan kist hidatik olduğunu tespit ettik. Serhatın bayılma, hızlı nefes alma ve vücudunda dökülme şikayeti vardı. Dolaşımı bozuk alerjik reaksiyonlar da görülüyordu. Bu reaksiyonlar hastanın hayatını kaybetmesine de sebep olabiliyor. Bu hastalıkta tanı konulursa ameliyatla kist çıkarılmalıdır. Kist hidatik hastalığı karaciğerde yüzde 65, akciğerde yüzde 25 ve yüzde 1in daha da altında kalpte görülüyor. Serhatın şu anda durumu çok iyi, 6 ay ilaç tedavisi sürecek. Dünya genelinde çok sık görülen bir hastalık değil. Türkiyede 100 binde 3,5 civarında görülüyor. Bunun da yüzde 1lik bölümü kalplerde görülüyor. diye konuştu. TÜKETTİĞİNİZ SEBZE VE MEYVELERİ İYİ YIKAYIN Halk arasında köpek kisti olarak bilinen hastalığın Türkiyede oldukça sık rastlandığını belirten Bahar Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Ömer Kurt ise hastalığın genellikle kedi-köpek gibi hayvanlar aracılığıyla insanlara bulaştığını söyledi. Bu hayvanların dışkılarının insanların tükettiği sebze ve meyveler aracılığıyla insanlarda kist hidatik hastalığına sebep olunduğuna dikkat çeken Kurt, vatandaşların sofralarına gelen sebzeleri bol suyla yıkamalarını tavsiye etti. Gerekirse sofraları süsleyen sebze-meyveleri bir süre sirkeli su da bekletilmesi gerektiğini kaydeden Op. Dr. Ömer Kurt, şunları söyledi: Özellikle kedi-köpek gibi hayvanlardan temas etmemek gerekir. Evlerinde bu hayvanları besleyenler de temastan kaçınmalıdır. Bu hayvanların düzenli kontrolleri ve aşıları yaptırılmalıdır.
Samanyolu Haber
Son Dakika
30.11.2010
Kalbinden8cmlikkistçıktıKalbinden 8 cmlik kist çıktı
6 kişiyi onun için vurmuş
Samanyolu Haber
19.11.2010
11:54
Eskişehirde 6 kişiyi öldüren İhsan Doğu, ilk ifadesinde müthiş kininin sebebini şöyle anlattı:

Son dönemin en kanlı seri cinayetlerini işleyerek Eskişehirde tam 6 kişiyi öldüren İhsan Doğu, ilk ifadesinde müthiş kininin sebebini şöyle anlattı: ?Evli kızımın evinin duvarına çiş yaptılar, cinsel organlarını gösterdiler. İçtikleri bira şişelerini kızımın bahçesine atıyorlardı. Artık dayanacak gücüm kalmamıştı.? ESKİŞEHİRin Muttalip Mahallesinde Yusuf Toprak (62), eşi Fatma Toprak (59), Selahattin Toprak (39), Zeynep Ruhan Toprakı (48) ardından da Mehmet Sadık Toprak (35) ve Ziya Akını (71 ) öldüren 55 yaşındaki İhsan Doğu, ?Kızımın evinin duvarına işemeleri bardağı taşırdı? dedi. Husumet 3 yıldır var Eskişehir İl Jandarma Komutanlığındaki ifadesinden sonra adliyeye sevk edilen Doğu, hayvan otlatma ve köpek yüzünden kavga ettiği komşusu Yusuf Toprakın, 3 oğluna ve yakınlarına güvenerek kendi üzerinde baskı kurduğunu ileri sürdü. Yusuf Toprakın 3 yıl önce kendisine av tüfeğiyle ateş ettiğini, sağ gözünde görme kaybı olduğunu belirten İhsan Doğu ifadesinde şunları anlattı: Onlar da beni yaralamıştı ?Onların hayvanları sürekli evimizin önünü pisliyor ve duvarını sürtünerek aşındırıyordu. Bu yüzden aramızda husumet oluşmuştu. Beni yaraladıktan sonra araya girenler bizi barıştırdı. Ancak Toprak Ailesi ve yakın akrabaları sürekli olarak bana hareket ediyor ve tehditte bulunuyordu. Son alarak Yusuf Toprakın ikiz çocukları Mehmet Emin (35) ve Mehmet Sadık Toprak, evli kızım Hatice Uluşkanın evinin duvarına çiş yaptı. Cinsel organlarını eve doğru gösterdi. İkizler bununla da kalmadı içtikleri bira şişelerini kızımın bahçesine atıyorlardı. Artık dayanacak gücüm kalmamıştı. Bir yıldır plan yapıyordum. Toprak ailesinin son 2 yıl içerisinde aileme ve bana uyguladığı baskı nedeniyle psikolojik tedavi görmeye başladım. Bir yıl önce kent merkezindeki bir kişiden 2 bin liraya 2 tane otomatik pompalı tüfek aldım. Tabanca ise baba yadigarı. Filmlerde izlediğim gibi davrandım.? 5. cinayetteki yanlışlık Doğu, geçen Ramazanda Toprak Ailesinin evine baskın düzenlediğini, iftar sofrasında Yusuf Toprak, eşi Fatma Toprak, büyük oğlu Selahattin Toprak ile yeğeni Zeynep Ruhan Toprakı öldürdüğünü anlattı. 12 Kasımdaki 5inci cinayetinde Mehmet Emin Toprak diye listede daha sonra gelen ikizi Mehmet Sadık Toprakı öldürdüğünü ve yanlışlık yaptığını da sala verilince fark ettiğini söyleyen Doğu, 6ncı cinayeti nasıl işlediğini de şöyle anlattı: ?Bayramın 2nci günü cinayetleri işlediğim evin karşısında daha önce damadımın kirada oturduğu ve şimdi boş olan eve girdim. Pencereden Ziya Akın ve oğlu Orhanın gelmesini bekledim. Sadece Ziya Akın geldi. Ben de ateş ederek onu öldürdüm. Oğlu olsaydı onu da öldürecektim. Daha sonra da son kalan ikizi öldürüp teslim olacaktım. Kadın kıyafetiyle olay yerine gitmedim. Lokantalardan hazır yiyeceklerle karnımı doyurdum. Kent merkezinde, ancak ıssız yerlerde yattım. Bayat Pazarından aldığım giyecekleri cami tuvaletlerinde değiştirdim.? Doğu, 4 saat süren sorgusunun ardından çıkarıldığı nöbetçi mahkeme tarafından tutuklandı. Son kurban toprağa verildi ESKİŞEHİRde seri cinayetlerin son kurbanı olan 71 yaşındaki Ziya Akının cenazesi yapılan otopsinin ardından yakınları tarafından Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Hastanesi morgundan alınarak Muttalip Mezarlığına getirildi. Kılınan cenaze namazının ardından gözlaşları arasında toprağa verildi. Cenaze törenine Ziya Akının yakınları ile daha önce babası, annesi, ağabeyi, ikizi ve akrabası öldürülen 35 yaşındaki Mehmet Emin Toprak da hazır bulurdu. Mehmet Emin Toprak, mezarlıkta 12 Kasım 2010 tarihinde öldürülen ikizi Mehmet Sadık Toprakın mezarı başına gelerek bir süre oturup dua okudu. Cenaze törenine katılanlar seri cinayetlerin faili İhsan Doğunun Eskişehir Şeker Fabrikasında uzun yıllar işçi olarak çalıştıktan sonra emekli olduğunu belirterek, ?İhsanı işe Toprak ailesi yerleştirmişti. 3 yıl öncesine kadar yedikleri içtikleri ayrı gitmezdi? dedi.
Samanyolu Haber
Son Dakika
19.11.2010
6kişiyionuniçinvurmuş6 kişiyi onun için vurmuş
04:00 Köpekler için güzellik yarışması
Net Gazete
22.10.2010
03:56
Taylandın başşehri Bangkokta köpekler için güzellik yarışması düzenleniyor. Dört gün sürecek yarışma için dünyanın çeşitli ülkelerinden köpekler Taylanda getirildi. Yarışma öncesi tüylerine bakım yapılan ve fön çekilen köpekler daha sonra podyuma çıktı. 13 aylık Maltese terrier cinsi köpek uzun tüyleri ile dikkat çekerken, dünyanın en küçük ırklarından olan Chihuahua köpeği de sahibiyle podyumda antrenman yaptı.
Net Gazete
Son Dakika
22.10.2010
0400Köpekleriçingüzellikyarışması 0400 Köpekler için güzellik yarışması
‘En’lerin kitabı 2011’e hazır
Star
26.09.2010
06:01
Dünyanın en uzun köpeğinin adı George, boyu 10 santim olan en küçük köpek ise Boo Boo... Adının önünde “en” kelimesi herkes ve her şey dünyanın en çok satan kitabı Guinness Rekorlar Kitabı’nda. Kitabın yeni baskısına bu yıl sadece üç Türk girebildi
Star
Pazar
26.09.2010
‘En’lerinkitabı2011’ehazır‘En’lerin kitabı 2011’e hazır
En uzun ve en kısa iki köpek buluşursa...
CNN Türk
16.09.2010
09:16
İlginç rekorları bünyesinde barındıran Guinness rekorlar kitabı düzenlediği bir organizasyonla dünyanın en uzun köpeği ile dünyanın en küçük köpeğini buluşturdu. İki köpeğin buluşmasında ortaya ilginç bir görüntü çıktı.
CNN Türk
Ana Sayfa
16.09.2010
EnuzunveenkısaikiköpekbuluşursaEn uzun ve en kısa iki köpek buluşursa
Bu da Türk kurt köpeği - Foto
Samanyolu Haber
03.03.2010
23:25
Dumlupınar Üniversitesinde (DPÜ), Sivas Kangal köpeği ile Türkiyede yaşayan bir kurdun çiftleştirilmesi sonucu 6 yıl önce elde edilen Türk kurdu adlı kurt köpeği, kurtla çiftleştirilerek kurda yakın Türk kurt köpeği geliştirildi.

DPÜ Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Ahmet Selçuk Özen, AA muhabirine, bilimsel çalışmalar sonucunda 6 yıl önce Sivas Kangal köpeği ile Türkiyeye özgü kurdun çiftleştirilmesiyle Türk kurdu adlı kurt köpeği ırkı elde ettiklerini anımsattı. Babası Sivas Kangalı, annesi de yabani kurt olan birinci nesil Türk kurt köpeğinin, Kangalın gücü ve zekası ile kurdun manevra kabiliyeti ve çevikliğini bünyesinde barındırdığını belirten Yrd. Doç. Dr. Özen, uzun süredir devam ettirdikleri yerli kurt köpeği ırkını geliştirme çalışmalarını sürdürdüklerini bildirdi. Nasıl bir Alman kurdu, Kanada kurdu, Sibirya kurdu varsa, bizim de 6 yıl önce Türk kurt köpeğimiz oldu diyen Özen, Türk kurt köpeğini kurtla çiftleştirerek ikinci nesil Türk kurt köpeği bireylerini elde ettiklerini söyledi. İkinci nesil kurt köpeğinin, yabani kurda çok yakın biyolojik özelliğe sahip olduğunu ifade eden Yrd. Doç. Dr. Özen, İkinci nesil kurt köpeğinin iki varyetesini elde ettik, ancak sayıları yeterli değil. Oğul yavrularda iki, ikincisinde bir bireyimiz var. Yani toplamda biri dişi, ikisi erkek olmak üzere üç kurt köpeği yavrumuz var diye konuştu. Özen, ikinci nesil kurt köpeğinin, annesi kurt köpeği, babası da kurt olduğu için görünüşte kurda daha yakın olduğunu anlattı. İkinci nesil kurt köpeklerinin havlamadığını, insanlara zarar vermediği ve çok güçlü yapıya sahip olduğunu dile getiren Özen, şöyle devam etti: (Türkiyenin en iri vücutlu kurt köpeği bizdedir) diyebilirim. Bundan da sevinç duyuyorum. Birçok isimdeki kurt köpeklerinin cılız ve zayıf olduğunu görüyorum. Bu elde ettiğimiz kurt köpeği çok iri ve güçlü. Evcilleştirilmesi mümkün. Zaten yavruyken insanla doğrudan ilişki içine girmedi. Biz onların doğasına dokunmak istemedik. Çekingen davranmalarının nedeni bundan kaynaklanıyor. Birebir ilişki içinde olsaydık, diğer kurt köpekleri gibi insanlarla daha yakın temasa geçebilirlerdi. İkinci neslin, iki metrelik duvar ve tel örgüden atlaması söz konusu. Köpekler ya da kurtların iki metreden daha büyük bir engeli kedi gibi sıçrayarak aşabildiğini görmedim. Bu da herhalde köpekle kurdun bir yeteneği. Yrd. Doç. Dr. Ahmet Selçuk Özen, Türk kurt köpeği ırkı geliştirilmesinde ikinci nesilden olumlu sonuç alınmasını, Türk bilimi açısından sevindirici olarak nitelendirdi. Irk geliştirme çalışmalarına 8 yıl önce, Neden bizim de Türkiyenin hayvanlarından yola çıkarak yeni bir çeşit kurt köpeğimiz olmasın? düşüncesiyle başladıklarını bildiren Özen, şunları kaydetti: Akademisyen olarak primitif şartlarda çalışıyoruz, ekibimiz ve finansmanımız yeterli değil ama doğum gerçekleşti, bebek dünyaya geldi. Bu bizim için mutluluk verici bir olay. Bir düşünür bebek doğduğu zaman, (Bu bebek ne işe yarayacak?) demiş. Bu köpek yavruları bizim bebeğimiz. İnsanın yavruları ne işe yarayacaksa bunlar da o işe yarayacak. Biz onu daha yeni tanıyoruz, insanlarla çevreyle olan ilişkilerini yeni kavrıyoruz. Bir basamak oluşturduk, inşallah bizden sonraki nesil bu basamağın üzerine çıkar. Tabii her şeyi bir anda kar ve yarar amacıyla düşünmemek lazım. Bilimsel düşünce, bilgi açığını doyurmayı gerektirir. Bilim insanı, bilgi açığını doyurdukça zevk alır. Bizim de bu konuda bir bilgi açığımız vardı, onu doyurduk. Yani köpekle kurdun çiftleşmesini iki kez gerçekleştirdik. Köpekle kurdun yavrusu kurt köpeği oluyor, kurt köpeğiyle kurdun yavrusu da kurda yakın kurt köpeği oluyor. Özen, elde ettikleri Türk kurt köpeğinin eğitimiyle de kendisi ya da başka araştırmacıların ilgilenmesini arzu ettiğini sözlerine ekledi. AA
Samanyolu Haber
Son Dakika
03.03.2010
BudaTürkkurtköpeği-FotoBu da Türk kurt köpeği - Foto
İşte Türk kurt köpeği
Samanyolu Haber
03.03.2010
13:17
Dumlupınar Üniversitesinde (DPÜ), Sivas Kangal köpeği ile Türkiyede yaşayan bir kurdun çiftleştirilmesi sonucu 6 yıl önce elde edilen Türk kurdu adlı kurt köpeği, kurtla çiftleştirilerek kurda yakın Türk kurt köpeği geliştirildi.

DPÜ Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Ahmet Selçuk Özen, AA muhabirine, bilimsel çalışmalar sonucunda 6 yıl önce Sivas Kangal köpeği ile Türkiyeye özgü kurdun çiftleştirilmesiyle Türk kurdu adlı kurt köpeği ırkı elde ettiklerini anımsattı. Babası Sivas Kangalı, annesi de yabani kurt olan birinci nesil Türk kurt köpeğinin, Kangalın gücü ve zekası ile kurdun manevra kabiliyeti ve çevikliğini bünyesinde barındırdığını belirten Yrd. Doç. Dr. Özen, uzun süredir devam ettirdikleri yerli kurt köpeği ırkını geliştirme çalışmalarını sürdürdüklerini bildirdi. Nasıl bir Alman kurdu, Kanada kurdu, Sibirya kurdu varsa, bizim de 6 yıl önce Türk kurt köpeğimiz oldu diyen Özen, Türk kurt köpeğini kurtla çiftleştirerek ikinci nesil Türk kurt köpeği bireylerini elde ettiklerini söyledi. İkinci nesil kurt köpeğinin, yabani kurda çok yakın biyolojik özelliğe sahip olduğunu ifade eden Yrd. Doç. Dr. Özen, İkinci nesil kurt köpeğinin iki varyetesini elde ettik, ancak sayıları yeterli değil. Oğul yavrularda iki, ikincisinde bir bireyimiz var. Yani toplamda biri dişi, ikisi erkek olmak üzere üç kurt köpeği yavrumuz var diye konuştu. -İKİ METRELİK ENGELİ SIÇRAYARAK AŞABİLİYORLAR- Özen, ikinci nesil kurt köpeğinin, annesi kurt köpeği, babası da kurt olduğu için görünüşte kurda daha yakın olduğunu anlattı. İkinci nesil kurt köpeklerinin havlamadığını, insanlara zarar vermediği ve çok güçlü yapıya sahip olduğunu dile getiren Özen, şöyle devam etti: (Türkiyenin en iri vücutlu kurt köpeği bizdedir) diyebilirim. Bundan da sevinç duyuyorum. Birçok isimdeki kurt köpeklerinin cılız ve zayıf olduğunu görüyorum. Bu elde ettiğimiz kurt köpeği çok iri ve güçlü. Evcilleştirilmesi mümkün. Zaten yavruyken insanla doğrudan ilişki içine girmedi. Biz onların doğasına dokunmak istemedik. Çekingen davranmalarının nedeni bundan kaynaklanıyor. Birebir ilişki içinde olsaydık, diğer kurt köpekleri gibi insanlarla daha yakın temasa geçebilirlerdi. İkinci neslin, iki metrelik duvar ve tel örgüden atlaması söz konusu. Köpekler ya da kurtların iki metreden daha büyük bir engeli kedi gibi sıçrayarak aşabildiğini görmedim. Bu da herhalde köpekle kurdun bir yeteneği. -TÜRK KURT KÖPEKLERİNİN EĞİTİLMESİ- Yrd. Doç. Dr. Ahmet Selçuk Özen, Türk kurt köpeği ırkı geliştirilmesinde ikinci nesilden olumlu sonuç alınmasını, Türk bilimi açısından sevindirici olarak nitelendirdi. Irk geliştirme çalışmalarına 8 yıl önce, Neden bizim de Türkiyenin hayvanlarından yola çıkarak yeni bir çeşit kurt köpeğimiz olmasın? düşüncesiyle başladıklarını bildiren Özen, şunları kaydetti: Akademisyen olarak primitif şartlarda çalışıyoruz, ekibimiz ve finansmanımız yeterli değil ama doğum gerçekleşti, bebek dünyaya geldi. Bu bizim için mutluluk verici bir olay. Bir düşünür bebek doğduğu zaman, (Bu bebek ne işe yarayacak?) demiş. Bu köpek yavruları bizim bebeğimiz. İnsanın yavruları ne işe yarayacaksa bunlar da o işe yarayacak. Biz onu daha yeni tanıyoruz, insanlarla çevreyle olan ilişkilerini yeni kavrıyoruz. Bir basamak oluşturduk, inşallah bizden sonraki nesil bu basamağın üzerine çıkar. Tabii her şeyi bir anda kar ve yarar amacıyla düşünmemek lazım. Bilimsel düşünce, bilgi açığını doyurmayı gerektirir. Bilim insanı, bilgi açığını doyurdukça zevk alır. Bizim de bu konuda bir bilgi açığımız vardı, onu doyurduk. Yani köpekle kurdun çiftleşmesini iki kez gerçekleştirdik. Köpekle kurdun yavrusu kurt köpeği oluyor, kurt köpeğiyle kurdun yavrusu da kurda yakın kurt köpeği oluyor. Özen, elde ettikleri Türk kurt köpeğinin eğitimiyle de kendisi ya da başka araştırmacıların ilgilenmesini arzu ettiğini sözlerine ekledi. AA
Samanyolu Haber
Son Dakika
03.03.2010
İşteTürkkurtköpeğiİşte Türk kurt köpeği
Hayat boyu sürebilen bir hastalık
Samanyolu Haber
28.02.2010
12:13
Astım, uzun süreli, hatta hayat boyu sürebilen bir rahatsızlık. Uygun tedavi ve düzenli kontrolle astımlı hastalar tamamen normal bir hayat sürebilir.

Önemli olan, astımlı hastanın şikayeti olmadığı dönem dahil kontrolü terk etmemesi ve ilaçlarını kullanmaya devam etmesidir. Çünkü belirtiler olmadığı zamanlarda bile astımlı hastaların hava yollarındaki iltihabi durum, varlığını sürdürür. Astımda tedaviye ne kadar erken başlanırsa o kadar iyi olur. Astımlılarda en sık görülen alerjendir. Akarlar, gözle görülmeyecek kadar küçük canlılardır. Yatak, yastık, halı, tüylü oyuncaklar ve tekstil liflerinde yaşarlar. Yaşayabilmek için nemli ve sıcak ortamlara ihtiyaç duyar. Deriden dökülen ölü hücrelerle beslenirler. Kuruyarak toz haline gelen dışkıları alerjiye neden olur. Akar alerjisi olanların yakınmaları ilkbahar ve sonbahar aylarında ve genellikle sabaha karşı artar. Akarlardan korunmak için; Özellikle yatak odasındaki halılar, kadife kumaşlı mobilya/perdeler, tüylü oyuncaklar, koltuklar, kitap gibi toz tutan eşyalar mümkünse tamamen kaldırılmalı, hiç değilse azaltılmalı. Mobilyalarda kumaş yerine deri veya vinleks kaplama tercih edilmeli. Yatak, yorgan ve yastıklar, pamuklu/yün/kuş tüyü değil orlon/dakron gibi sentetik olmalı. Çarşaf ve nevresimler 60°C veya üzerinde haftada bir yıkanmalı. Akar geçirmeyen özel yatak kılıfları kullanılabilir. Bu kılıflar iki haftada bir ıslak bezle silinmeli. Perdeler, kilimler, giysiler iki haftada bir 60°C veya üzerinde yıkanmalı. Halılar, güçlü bir elektrik süpürgesiyle en az haftada bir temizlenmeli. Mevsimsel yakınmalara neden olur. Burunda ve genizde akıntı ve kaşıntı, hapşırık, gözlerde sulanma/yaşarma/kızarıklık görülebilir. Ağaç polenleri daha çok şubat-mayıs aylarında şikayetlere neden olur. Polen mevsiminde; Araba ve evlerin pencereleri kapalı tutulmalı. Hasta mümkün olduğunca sokağa çıkmamalı. Yapabiliyorsa maske kullanmalı. Çamaşırlar dışarıda kurutulmamalı, üstlerine polen yapışabilir. Kedi ve köpeklerin kürkünde, tüylerinde, tükürüğünde, idrarında ve dışkısında bulunan allerjenler, evin her tarafına kolaylıkla yayılabilir. Kediler, köpeklere göre daha fazla alerji yapıcı etkiye sahiptir. Bir evden kedi uzaklaştıktan 3 ay sonra bile allerjen etkisi devam etmektedir. Kedi/köpek alerjisinden korunmanın en etkili yolu, evden bu hayvanların uzaklaştırılması ve bulundukları ortamlara girilmemesidir. Hamamböcekleri, özellikle mutfaklarda görülür ve yiyecek artıklarının dolduğu girintilerde yaşarlar. Hamamböceği alerjisinde tek çözüm, bu canlıların ilaçlamayla ortadan kaldırılmasıdır. Ancak ilaçlama, hasta evde yokken yapılmalı ve eve girmeden en az 2 saat önce iyice havalandırılmalıdır. Nemli, karanlık, bodrum katları ve banyo gibi havalandırması iyi olmayan yerlerde mantarlar üreyebilir. Mümkün olduğunca evdeki nem azaltılmalı, ev sık sık havalandırılmalı. Nemli yüzeyler sık sık çamaşır suyuyla silinmeli. Üzerinde mantar üremiş eşyalar evden uzaklaştırılmalı. Hava kirliliğinin arttığı durumlarda gereksiz fiziksel aktivitelerden ve mümkün olduğunca dışarı çıkmaktan sakınılmalı. Çok zorunlu olduğu zaman, dışarı çıkmadan önce doktorun önereceği kısa etkili bir bronş genişletici kullanılmalı. Astımlı hasta, sigara içmemeli ve içilen ortamlarda bulunmamalı. Yemek pişirilirken aspiratörle ocak ya da fırının dumanı çekilmeli, mutfak iyice havalandırılmalı. Astımlı hasta mümkün olduğunca kömür/odun/sıvı yakıt dumanına, parfüm, temizlik maddeleri, kızartma, sprey, boya ve cila kokularına maruz kalmamalı. Astımlılar, solunum yolu enfeksiyonu geçiren kişilerle temastan kaçınmalı. Astımlı hastalara her yıl eylül-ekim aylarında grip aşısı önerilir. Mikrobik hastalıklar sırasında astım ilaçlarının dozunu artırmak veya yeni ilaç eklemek gerekebilir. Mümkün olduğunca soğuğa maruz kalmamalı, soğukta egzersiz yapmaktan kaçınmalı. Egzersizden önce kısa etkili hava yolu genişleticiler kullanılabilir. Egzersiz kısıtlanmamalı, tersine hastanın tolore edebildiği sporlar yapılmalı. Besinlere bağlı olarak gelişen alerjilerde hastalarda kaşıntı, döküntü, dudaklarda yanma, yüzde kızarma, burun tıkanıklığı ve akıntısı, hapşırık, gözlerde kaşıntı ve yaşarma, nefes darlığı, dilde şişme, karın ağrısı, ishal, kusma görülebilir. Bu şikayetler besinin alınmasından yarım saat sonra görülebileceği gibi, 1 gün sonra da ortaya çıkabilir. Alerjiye en çok neden olan besinler arasında yumurta, soya, fındık-ceviz, balık, süt sayılabilir. Hangi besine karşı alerjisi olduğunu, hasta şüphelendiği besini tek başına (diğer besinlerle karıştırmadan) tüketerek saptayabilir. Besin alerjisinden korunmanın yolu, sorumlu besinin kesilmesidir. Bazı besinlere eklenen katkı maddeleri de (boyalar, sülfit, tartarazin, benzoat, monosodyum glutamat) şikayete neden olabilir. Astımlı hastalarda aspirin ya da diğer ağrı kesicileri aldıktan yarım saat sonra göğüste sıkışma, öksürük, burun akıntısı, gözlerde kızarma, baş-boyunda kızarıklık görülebilir. Daha ciddi duruml
Samanyolu Haber
Son Dakika
28.02.2010
HayatboyusürebilenbirhastalıkHayat boyu sürebilen bir hastalık
En uzun köpek
Sabah
24.02.2010
09:43
ABDnin Arizona eyaletinde yaşayan Giant (Dev) George isimli köpek, bir metre 09 santimetre boyuyla Rekorlar Kitabına girdi. İri boyutlara ulaşabilmeleriyle tanınan Danua cinsi köpek, 4 yaşında ve 111... Devamı için tıklayınız
Sabah
Dünya
24.02.2010
EnuzunköpekEn uzun köpek
Yeni 'En Uzun Köpek' rekoru Dev George'un
Radikal
24.02.2010
07:39
Uzunluğu 2.10 metre, ağırlığı 111 kilo, cinsi Danua, adı Dev George.
Radikal
Toplum Yaşam
24.02.2010
YeniEnUzunKöpekrekoruDevGeorgeun Yeni En Uzun Köpek rekoru Dev Georgeun
Yeni 'En Uzun Köpek' rekoru Dev George'un
Radikal
24.02.2010
07:38
Uzunluğu 2.10 metre, ağırlığı 111 kilo, cinsi Danua, adı Dev George.
Radikal
Ana Sayfa
24.02.2010
YeniEnUzunKöpekrekoruDevGeorgeun Yeni En Uzun Köpek rekoru Dev Georgeun
Dünyanın en uzun köpeği
Samanyolu Haber
23.02.2010
09:26
ABDnin Arizona eyaletindeki Tucson kentinde yaşayan Giant (Dev) George isimli köpek, 1 metre 09 santimetre boyuyla Guinness Rekorlar Kitabına girdi.

İri boyutlara ulaşabilmeleriyle tanınan Danua cinsi Giant George, 4 yaşında ve 111 kilogram ağırlında. Burundan kuyruğa kadar uzunluğu ise 2 metre 13 santimetre. Çevresindeki insanların at yavrusu olarak nitelediği Giant George, Guinnes müfettişinin yaptığı incelemenin ardından, hem dünyanın yaşayan en uzun köpeği, hem de şu ana kadar yaşamış en uzun köpek unvanlarında rekoru elde etti. Köpeğin sahibi Dave Nasser, Giant Georgeun her ay 50 kilogram civarında besin tükettiğini ve evde kendisine ait büyük bir yatakta uyuduğunu söyledi. Rekorun önceki sahibi olan Gibson isimli başka bir köpek, Ağustosta kanserden ölmüştü. (CİHAN)
Samanyolu Haber
Son Dakika
23.02.2010
DünyanınenuzunköpeğiDünyanın en uzun köpeği
İşte dünyanın en uzun köpeği
Hür Haber
23.02.2010
09:19
İşte dünyanın en uzun köpeği
ABDnin Arizona eyaletindeki Tucson kentinde yaşayan Giant (Dev) George isimli köpek, 1 metre 09 santimetre boyuyla Guinness Rekorlar Kitabına girdi.
Hür Haber
Son Dakika
23.02.2010
İştedünyanınenuzunköpeğiİşte dünyanın en uzun köpeği
Kulaklarıyla rekor kıracak
Sabah
15.02.2010
03:23
ABDnin New York kentinde düzenlenen geleneksel Westminster Kennel Köpek Kulübü Şovu başladı. 3 yaşındaki Bloodhound cinsi Harvey, bu yıl 134üncüsü düzenlenen etkinlikte en uzun kulaklı köpek kategorisinde... Devamı için tıklayınız
Sabah
Dünya
15.02.2010
KulaklarıylarekorkıracakKulaklarıyla rekor kıracak
Anne adaylarına beslenme uyarısı
Samanyolu Haber
03.01.2010
10:12
Anne adaylarının beslenmesinin son derece önemli olduğunu belirten uzmanlar, öğünlerin az ancak sık tüketilmesi gerektiğini söylüyor.

Bursa Özel Jimer Hastanesinden Diyetisyen Sabiha Aytaç, Öğünlerinizi sık ve az miktarda porsiyonlar halinde tüketiniz. Ne uzun süre aç kalın, ne de yediğinizde tıka basa midenizi doldurunuz. dedi. Sabiya Aytaç, gebelerin aldıkları gıdaların taze olmasına dikkat etmesi gerektiğini kaydetti. Konserve, beklemiş ve içinde katkı maddeleri bulunarak saklanan gıdalar yerine mevsiminde taze ve doğal maddeleri tüketmeye özen gösterilmesinde yarar olduğunun altını çizen Aytaç, Yediğiniz gıdalarda çeşitliliğe önem veriniz. Bu şekilde pek çok vitamin ve minerali almanız mümkün olacaktır. Aşırı yağlı, tatlı, baharatlı ve kalorili gıdalar yerine protein ve karbonhidrattan zengin, yağ oranı düşük besin öğelerine yönelin. Unutmayın ki önemli olan sizin kilo almanız değil bebeğin içeride yeterli şekilde beslenebilmesidir. diye konuştu. Beslenmede suyun asla ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çeken Aytaç, Günde en az 8-10 bardak su içiniz. Yaz aylarında bu miktar 12-13 bardağa kadar çıkılabilir. Günde 1-2 bardak süt içmeniz gebelikte ortaya çıkan kalsiyum kayıplarını yerine koymak içindir. Süt içemiyorsanız yoğurt veya ayran tüketiniz. Günde 1-2 dilim peynir de tüketmelisiniz. Haftada 3-4 gün 1 adet yumurta, her gün 1 porsiyon et /etli sebze veya kuru baklagil yemeği yemeye özen gösterip; et veya kuru baklagil gibi demir içeren yemekleri, C vitamininden zengin sebze ve meyvelerle birlikte tüketiniz. Vitaminlerin zengin kaynağı olan taze sebze ve meyveleri her gün düzenli olarak tüketiniz. şeklinde konuştu. GÜVENİLİR OLMAYAN YERLERDE SALATA YEMEYİN Salam, sosis, sucuk gibi katkı maddeleri içeren yiyeceklerin gebelere yaramadığını belirten Aytaç, kuru meyveler ve kuruyemişlerin, yoğun enerjileri yanında, demir ve kalsiyum gibi minerallerce zengin olduğu için kilo kontrol edilerek tüketilmesini istedi. Yemeklerde iyotlu tuz kullanılmasının yerinde olacağını vurgulayan Aytaç, yüksek tansiyon (hipertansiyon) olan hamilelerin yemekleri az tuzlu pişirmesi gerektiğini kaydetti. Sebzelerin, makarna ve eriştenin, mercimek, nohut ve kuru fasulyenin haşlama sularının dökülmemesini isteyen Aytaç, anne adaylarına şu tavsiyelerde bulundu: Yenilen yiyeceklerin besleyici değerini korumak ve özellikle kansızlığı önlemek açısından yemeklerle birlikte çay içilmemeli. Yemek yedikten 1-2 saat sonra açık olarak içilebilir, içecek olarak ıhlamur, nane, papatya gibi bitki çayları tercih edilmelidir. Tarım artıklarının olabileceği düşünülerek sebze ve meyveler iyice yıkanmalıdır. Yiyecekler hazırlanırken ellerin temiz olmasına dikkat edilmeli ve eller sık sık sabunlu su ile yıkanmalı. Sebze ve meyveleri de tüketmeden önce uzun süreli yıkayınız. Güvenilirliğini bilmediğiniz cafe, restoran gibi yerlerde salata, çiğ sebze veya meyve tüketmeyiniz. Evinizde kedi veya köpek besliyorsanız aşılarını ihmal etmeyin, onlara da çiğ et vermeyin ve yakın temastan kaçınınız. Çiğ veya iyi pişmemiş et ve et ürünlerini tüketmeyiniz. (CİHAN)
Samanyolu Haber
Son Dakika
03.01.2010
AnneadaylarınabeslenmeuyarısıAnne adaylarına beslenme uyarısı
Balıkçılar gözlerine inanamadı - Foto
Samanyolu Haber
05.12.2009
15:44
Marmara Denizinde avlanan balıkçılar, yarım tonluk cam göz Jaws yakaladı.

420 kilo ağırlığında ve 4 metre uzunluğundaki köpek balığı Bursada ilgi odağı oldu. Vinçle taşınan Jawsa çocuklar korktukları için yaklaşamazken, büyükler ise hatıra fotoğrafı çektirdi. Çanakkale Boğazını geçerek Marmara Denizine gelen köpekbalığı, Bandırma açıklarında avlanan balıkçıların ağına takıldı. Şehre getirilen dev balığın iki gün boyunca sergileneceği, ardından da İstanbulda yabancılara hizmet veren otellere satılacağı bildirildi. Balığı yakalayan Kocamanlar Balıkçılıkın sahibi Ömer Kocaman, balığın yakalanması sırasında ağlarının parçalandığını, tekneye çekmelerinin ise uzun sürdüğünü belirtti. Kocaman, Bu balık genellikle Çanakkale Körfezinde yaşıyor. Denizden 6-7 mil uzakta bunlara rastlanmakta. Çanakkalede avlanan dev gemilerin peşine takılarak Marmaraya girmiş olabilir. Eğer kılıç balığı olsa en az 10 bin TL ederdi, ama bunu ancak 500 TLye satarız. şeklinde konuştu. Köpek balığını vinçle indirdiklerini anlatan Kocaman, 9 kişi kaldıramadık. Vinçle indirip bindirebiliyoruz. İlk kez gören vatandaşlarımız, bu balıkların devasa görüntüsü karşısında önce korkuyor, ardından da şaşkınlığını gizleyemiyor. dedi. (CİHAN)
Samanyolu Haber
Son Dakika
05.12.2009
Balıkçılargözlerineinanamadı-FotoBalıkçılar gözlerine inanamadı - Foto
Balıkçılar gözlerine inanamadı!
Samanyolu Haber
05.12.2009
14:44
Marmara Denizinde avlanan balıkçılar, yarım tonluk cam göz Jaws yakaladı.

420 kilo ağırlığında ve 4 metre uzunluğundaki köpek balığı Bursada ilgi odağı oldu. Vinçle taşınan Jawsa çocuklar korktukları için yaklaşamazken, büyükler ise hatıra fotoğrafı çektirdi. Çanakkale Boğazını geçerek Marmara Denizine gelen köpekbalığı, Bandırma açıklarında avlanan balıkçıların ağına takıldı. Şehre getirilen dev balığın iki gün boyunca sergileneceği, ardından da İstanbulda yabancılara hizmet veren otellere satılacağı bildirildi. Balığı yakalayan Kocamanlar Balıkçılıkın sahibi Ömer Kocaman, balığın yakalanması sırasında ağlarının parçalandığını, tekneye çekmelerinin ise uzun sürdüğünü belirtti. Kocaman, Bu balık genellikle Çanakkale Körfezinde yaşıyor. Denizden 6-7 mil uzakta bunlara rastlanmakta. Çanakkalede avlanan dev gemilerin peşine takılarak Marmaraya girmiş olabilir. Eğer kılıç balığı olsa en az 10 bin TL ederdi, ama bunu ancak 500 TLye satarız. şeklinde konuştu. Köpek balığını vinçle indirdiklerini anlatan Kocaman, 9 kişi kaldıramadık. Vinçle indirip bindirebiliyoruz. İlk kez gören vatandaşlarımız, bu balıkların devasa görüntüsü karşısında önce korkuyor, ardından da şaşkınlığını gizleyemiyor. dedi. (CİHAN)
Samanyolu Haber
Son Dakika
05.12.2009
BalıkçılargözlerineinanamadıBalıkçılar gözlerine inanamadı
Kurban atıklarına DİKKAT!
Samanyolu Haber
26.11.2009
10:21
Erciyes Üniversitesi Veteriner Fakültesi Parazitoloji Ana Bilim Dalı Helmintoloji Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Alparslan Yıldırım, özellikle Kurban bayramlarında denetimsiz ve bilinçsiz yapılan hayvan kesimleri sonucunda ekinokok (kist hidatik) ile enfekte iç organların çevreye rastgele atılarak başta sokak köpekleri olmak üzere tüm köpekler tarafından kolaylıkla ulaşılabilir hale geldiğini söyledi.

Yıldırım, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ekinokok hastalığının, insan ve hayvan sağlığını etkileyen, ekonomik kayıplara yol açan ve bugüne dek güncelliğini ve önemini devam ettiren paraziter hastalıklardan biri olduğunu kaydetti. Bu hastalığın Türkiyede 1861 yılından bugüne dek bilinmesine rağmen, mücadele eksikliği, önemsememezlik ve bilinçsizlik gibi nedenlerden dolayı halk sağlığı sorunu olarak devam ettiğini ifade eden Yıldırım, şöyle devam etti: Hastalık, insan ve hayvanlarda dokusal ve hücresel hasarın yanında önemli fonksiyonel bozukluklara ve ölüme neden olabilmektedir. Özellikle Kurban bayramlarında denetimsiz ve bilinçsiz yapılan hayvan kesimleri sonucunda ekinokok ile enfekte iç organlar çevreye rastgele atılmakta ve başta sokak köpekleri olmak üzere tüm köpekler tarafından kolaylıkla ulaşılabilir hale gelmektedir. Unutulmamalıdır ki enfekte bir köpek, dışkısıyla tüm şehri hasta edebilecek kadar yumurta saçabilmektedir. Yıldırım, insanlarda yaşam süresinin uzunluğuna bağlı olarak kistlerin büyük boyutlara ulaşabileceğini, yaptığı basınç ve tıkama etkisi sonucu da çeşitli sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirterek, küçük kistlerin de böbrek, kalp, pankreas, merkezi sinir sistemi, göze ve uzun kemiklerin ilik boşluğuna yerleşim gösterdiği durumlarda, yaptığı basınç sonucu kısa sürede klinik belirtilerin ortaya çıkmasına neden olabileceğini anlattı. -ANİ ÖLÜMLER GÖRÜLEBİLİR- Klinik belirtilerin kistin yerleştiği yere göre değiştiğine dikkati çeken Yıldırım, şu bilgileri verdi: Karaciğerdeki kistler sarılığa ve sindirim bozukluklarına (ishal, iştahta azalma), akciğerdeki kistler kronik bronş-akciğer iltihabı semptomlarına, kalpteki kistler kalp yetersizliğine, beyindeki kistler beyin iltihabına, kemiktekiler iskelet bozukluklarına, topallık ve kendiliğinden kemik kırılmalarına neden olur. Ağır enfeksiyonlarda anemi ve zayıflama gibi genel belirtiler de ortaya çıkar. Vurma, çarpma, düşme ve operasyonlar sırasında, çoğu durumda kistin patlaması sonucu genellikle anaflaktik şok gelişir ve ölüm görülebilir. Anaflaktik şokun oluşmadığı durumlarda kist sıvısı ile birlikte dağılan her bir parazit başçığından yeni bir kist meydana gelebilir. Bu durum klinik tablonun çok ağırlaşmasına neden olur. Özellikle hastalığın tedavisinin cerrahi yöntemlerle yapılması ve genelde birden fazla operasyon gerektirmesi insan sağlığını olumsuz etkilemekte aynı zamanda hem ekonomik açıdan hem de iş gücü kaybı açısından önemli sorunlara yol açmaktadır. Ara konak görevi gören koyun, keçi ve sığır gibi hayvanlarda ekinokok kistlerinin daha çok karaciğer ve akciğerlere yerleşim gösterdiğini ve bu organları kullanılmaz hale getirerek gıda sektöründe ciddi ekonomik kayıplara yol açtığını dile getirerek, Ülkemiz nüfusunun önemli bir kısmı kırsal alanda yaşamakta ve çiftçilikle uğraşmaktadır. Bu nedenle köpek-koyun döngüsünde insanların bu parazitlere maruz kalma riski oldukça yüksektir dedi. -SOKAK KÖPEKLERİ KAYIT ALTINA ALINMALI- Yıldırım, sokak köpeklerinin kayıt ve kontrol altına alınması, barınaklarda tutulması, kimliklendirilmesi, aşı ve paraziter ilaçlama durumunu gösteren tasmaların kullanılması ve rutin takiplerinin yapılmasının sağlanması gerektiğini vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü: Özellikle köpek sahipleri, hayvancılık yapanlar, mezbaha çalışanları, kasaplar ve çiftçiler başta olmak üzere yöre halkının hastalık hakkında bilinçlendirilmesi gerekir. Bunun yanında kasaplık hayvanların yalnızca mezbahalarda kesilmesi, bilhassa kurban bayramında kurbanlık hayvanların kesimlerinde sanitasyon ve hijyen kurallarına azami özen gösterilmesi, kesim alanlarının mutlaka veteriner hekim kontrolü altında olması, kesim sonrası kistli organların uygun biçimde imha edilmesi, mezbaha çevrelerine köpeklerin gelmesinin önlenmesi, ölen hayvanların cesetlerinin uygun biçimde imhası ve en önemlisi de Avrupa Birliği ile uyum çerçevesinde ekinokok ile ilgili direktiflerinin hayata geçirilmesi ve bu noktada ihtiyaç olan kontrol programı için ulusal yasaların çıkarılması gerekmektedir. AA
Samanyolu Haber
Son Dakika
26.11.2009
KurbanatıklarınaDİKKATKurban atıklarına DİKKAT
Obama'yı hiç böyle görmediniz - Foto
Samanyolu Haber
27.10.2009
02:05
Beyaz Saray Baş Foto muhabirinden özel kareler...

Beyaz Sarayın Baş Foto Muhabiri Pete Souza, yönetimin, ABD Başkanı Barack Obamanın küçük kızları Sasha ve Malianın fotoğraflarının uluslararası ajanslar ile diğer basında yayımlanmaması kararı aldığını söyledi. New Yorktaki PDN Photo Fuarında düzenlenen Beyaz Saray Foto Muhabirleri seminerine katılan Souza, Çocuklar henüz çok küçükler. Aile ve yönetim çocuklar büyüyene kadar fotoğraflarının dışarıya servis edilmemesini istedi. Çok çok sınırlı sayıda fotoğrafı zaman zaman vereceğiz, ancak yayına vermede kural olarak aileden birisinin fotoğrafta yer alması şartı olacak dedi. Souza, konuşmasında, Obama yönetimiyle ilgili merak edilen pek çok perde arkası detaya değindi. Beyaz Sarayda ilk olarak Başkan Ronald Reagan ile 1980li yıllarda çalışan, Reagan dönemi sonrası Washingtondan ayrılan ve uzun bir aradan sonra Obama ile Beyaz Saraya bu kez baş foto muhabiri unvanı ile dönen Souza, ABD yönetiminin merkez binasında içeride istediği gibi dolaşma hakkına sahip 2-3 kişiden biri olduğunu söyledi. Başkan Obamanın, kızları için Beyaz Saraya köpek alacağını açıklamasından sonra, tüm fotoğrafçılar gibi bunun siyah renkli bir köpek olmamasını dilediklerini vurgulayan Souza, Ancak umduğumuz olmadı. Altı aylık Portekiz cinsi olan Bo (köpeğin adı) koyu siyah renkte. Çok siyah olduğu için iyi fotoğraf çekmekte ciddi zorluk çekiyoruz. Işık ortamı nedeniyle zorlanıyoruz dedi. Obamanın sırtı dönükken de çok kolay seçilebilen bir kişi olduğunu, bu yüzden sırtı dönük olduğunda da fotoğrafını çekmeyi sıklıkla tercih ettiklerini ifade eden Beyaz Saray Baş Foto Muhabiri, önceki Başkan George Bush ile Obamanın fotoğraflarının birbirinden birçok farklılıklar içerdiğini, Bushun fotoğraflarına bakıldığında Cumhuriyetçi Partinin temiz ve ciddi imajının görüldüğünü, Obamanın ise daha rahat ve her ortamda fotoğrafının çekilmesine ve kullanılmasına izin veren bir lider olduğunu vurguladı. Souza, Bir gün ayakları masanın üzerinde, bir başka gün şınav çeken, eşini öpen veya uyuyan bir ABD Başkanının fotoğraflarını gazetelerde görebiliyorsunuz. Bushun foto muhabirliğini yapan Eric Draper da çok iyi bir foto muhabiri, ancak fotoğraflara bakın, hep kravatlı, ceketli, ciddi ve şık başkan ve çevresindeki insanlar topluluğu diye konuştu. -SOUZA, TÜRKİYEDE DE ÇOK KEZ GÖREVLİ OLARAK BULUNMUŞ- Seminerde, Obamanın, Mısır, Türkiye, Prag, Londra, Paris, ABD ve başkanlığı öncesindeki Kenya ve Rusyaya yaptığı ziyaretlerle ilgili fotoğraflar sunuldu. Türkiyede İstanbulda yağmur altında yürürken çekilen bir kare ile, Obama ekibinin Irakın başkenti Bağdata yapacağı ve güvenlik nedeniyle gizli tutulan gezinin ayrıntılarını tartışırken Türkiyede çekilmiş bir başka fotoğrafı sunuldu. Türkiyeye birçok kez gittiğini söyleyen Souza, şunları anlıttı: Reagan sonrası Beyaz Saraydan ayrıldıktan sonra uzun süre freelance fotoğrafçı olarak çalıştım. 1996larda Chicago Tribune gazetesi beni sözleşmeli olarak işe aldı. Tribunedeki ilk görevim İstanbul oldu. Bana Türkiye ile ilgili bir haber hazırladıklarını muhabir ile birlikte İstanbula gideceğimi söylediler. O zaman ve daha sonrasında da çok kez Türkiyeye görevli olarak gittim. En son Başkan Bushun ziyaretinde yine Türkiyedeydim. dedi. Konferansta, Souzanın yanı sıra, 1970li yıllarda Nixon ve Ford döneminde Beyaz Saray Baş Foto Muhabirliğini yapan David Kennerly ile Bill Clinton ile Oval Ofiste Baş Foto Muhabiri olarak görev alan Robert Mc Neeely de yer aldı. Her iki foto muhabiri de bu döneme ilişkin merak edilenleri ve detayları anlattı. ABDde Beyaz Saray Baş Foto Muhabirliği olarak bilinen Resmi Fotoğrafçılık, ilk olarak suikasta kurban giden eski Başkan John F. Kennedy döneminde başladı. Beyaz Sarayda Başkanı en çok gören kişi olarak da adlandırılan Baş Foto Muhabirinın görevi, Başkanı görev yaptığı süre içerisinde belgesel olarak fotoğraflamak olarak tanımlanıyor. Beyaz Saray Baş Foto Muhabiri ve diğer görevli foto muhabirlerinin çektiği fotoğraflar düşük çözünürlüklü olarak zaman zaman uluslararası ajanslar aracılığıyla kamuoyuyla paylaşılıyor.
Samanyolu Haber
Son Dakika
27.10.2009
Obamayıhiçböylegörmediniz-FotoObamayı hiç böyle görmediniz - Foto
05:45 Dünyanın en yaşlı köpeği artık Otto
Net Gazete
25.10.2009
05:38
Dünyanın en yaşlı köpeği Channel 21 yaşında öldü ve bu unvan başka bir köpeğe geçti. Şu anda dünyanın en yaşlı köpeği 20 yaşındak terier cinsi köpek Otto. Ottoyu 6 haftalıkken alıp büyüten sahipleri Lynn ve Peter Jones köpeklerinin köpek yaşına göre 145 yaşında olduğunu söylüyor. Ottonun bu kadar uzun yaşamasının nedenini ise çok sevilmesi ve çok iyi bakılması olarak gösteriyorlar.
Net Gazete
Son Dakika
25.10.2009
0545DünyanınenyaşlıköpeğiartıkOtto0545 Dünyanın en yaşlı köpeği artık Otto
Türkiye'nin ilk dev akvaryumu
Samanyolu Haber
22.10.2009
12:31
Türkiyenin ilk dev akvaryumu Turkuazoo, Bayrampaşada ziyarete açıldı.

Bayrampaşada sekiz bin metrekarelik alan üzerinde kurulan ve yapımı Yeni Zelandalı bir şirket tarafından yaklaşık altı ayda tamamlanan akvaryumda, tatlı su, tuzlu su, okyanus balıkları ve tropikal balıkların yanı sıra beş farklı köpekbalığı türü ve nesli tükenen orfoz da yer alıyor. Akvaryuma ilişkin AA muhabirine bilgi veren Turkuazoo Pazarlama ve İletişim Müdürü Gülnur İnkaya, akvaryumla çocuklarda denizlerdeki doğal hayatı koruma bilincini geliştirmeyi ve deniz canlılarına ilişkin bilgilendirmeyi amaçladıklarını, bu çerçevede çocuklara yönelik 35er dakikalık atölye çalışmaları da düzenleyeceklerini aktardı. Akvaryumun Global Aquarium adlı çok uluslu bir şirketin ve onun Türkiye ayağı olan İstanbul Su Dünyasının 17 milyon avroluk yatırımı sonucu gerçekleştirildiğini belirten İnkaya, dev akvaryumda yedi kişilik dalgıç kadrosunun gün boyunca akvaryumdaki bölümlerin temizliğini yaptıklarını, ayrıca köpek balıklarını elle, diğer balıkları da yukarıdan yem dökme yöntemiyle beslediklerini anlattı. Köpek balıklarının sanılanın aksine tehlikeli olmadıklarını, dalgıçların rahatlıkla akvaryumun içine girerek yiyecek verdiklerini dile getiren İnkaya, akvaryumda günde yaklaşık 100 kilo yem tüketildiğini söyledi. Dev akvaryuma giriş, tam 25, öğrenci ve 65 yaş üzeri ise 18 lira olarak belirlendi. Akvaryuma 0-3 yaş grubu çocukların girişleri ise ücretsiz olacak. Turkuazoonun içinde yer alan akrilik su tünelleriyle balıklar onlarla birlikte yüzüyormuşçasına 270 derece açıdan izlenebiliyor. 10 binin üzerinde deniz canlısını görme imkanı sunan Turkuazooda, dünyanın en uzun su altı tünellerinden biri de yer alıyor. 80 metre uzunluğundaki iki duvarı ve tavanı tamamen akvaryum olan tünelde, yürüyen bant üzerinde sadece balıkları izleyerek dolaşma imkanı da bulunuyor. AA
Samanyolu Haber
Son Dakika
22.10.2009
TürkiyeninilkdevakvaryumuTürkiyenin ilk dev akvaryumu
İşte Halit Refiğ'in son günü
Samanyolu Haber
11.10.2009
13:17
Bugün sabah 08:20de kaybettiğimiz Türk sinemasının ünlü yönetmeni Yönetmen Halit Refiği tedavi gördüğü Memorial Hospitaldeki odasında en son ziyaret eden kişilerden biri de Yeni Şafak Yazarı Harun Tokaktı.

Güneş, turuncu ufuklarda kayboluyor. Bir sonbahar günü daha, dalından kopan bir güz yaprağı gibi, geceye dökülüyor. Güzel olduğu kadar da hüzünlü bir Eylül akşamında; ölümün soğuk soluklarını andıran güz rüzgarları, kışa doğru koşan varlıkların tatlı tatlı ensesini okşamakta. Her bir nesnenin, kaderindeki kışa daha şimdiden boyun eğişini ve onların hazin hallerini düşünürken, kendimizi, hastanenin 1907 numaralı odasının önünde buluveriyoruz. Kapıyı çalıyoruz. Eşi Gülper Hanım, görünüyor kapıda. Karşısında bizi görünce, hüzünlü bir tebessüm yerleşiyor yüzüne. Büyük usta yatağında, derin bir sükun içinde. Beyaz örtüler altında, kıpırtısız, öylece yatıyor. Aman Allahım! Koca çınar gitmiş, incecik bir dal kalmış. Önce sarsılıyoruz fakat gözleriyle karşılaşınca , o tanıdık gözlerden simaya aynı mananın, bir koca çınar heybetinin yayıldığını görüp, derin bir nefes alıyoruz. Hüzün çiçeklerinin açtığı o kuru dalda yine de koca bir çınarın heybeti var. Bacanağı Can Ataklı da camın kenarında düşünceli bir halde oturuyor. Odadaki bütün eşyaya hüzün çökmüş. Gülper Hanım daha önce pek görmediğim bir şekilde, tıpkı nezih evlerinin duvarındaki yağlı boya resminde olduğu gibi, saçlarını kısa kestirmiş ve iki yandan tokalarla hafif kaldırarak tutturmuş. Sonradan öğreniyoruz ki Büyük Usta ilk karşılaştıklarında Gülper Hanımı bu haliyle görmüş ve aşık olmuş. Hasta yatağında yatarken, eşinin kuaföre gitmesini ve saçlarını yine o genç kızlık yıllarındaki gibi kestirmesini istemiş. Tıpkı filmlerinde olduğu gibi, bu hastane odasında da aşk ve ölüm kol kola. Sanki bir hasta odasında değil de film setindeyiz. Nitekim, Hanım ve İki Yabancı filmleri serisinin bir uzantısı olan ve yapımcılığını uzun yıllar başkanlığını deruhte ettiğim Gazeteciler ve Yazarlar Vakfının üstlendiği,Köpekler Adasında da; ıssız bir adada bir başına yaşayan güzel bir kadından etkilenen gazetecinin, aynı kadın tarafından öldüreceğinden korkarak adayı terk etmeye çalışırken, arkasından gelen köpek sesleriyle ölüme çağırılışını görmüştük. Bazen İstanbula bakan bir terasta, bazen eski bir ahşap konakta, bazen bir kasaba meydanında bazen bir cezaevi avlusunda ya da bir adada... Velhasıl büyük ustanın gözünden bakınca aşkın ve ölümün bir zamanı ve de mekanları olduğunu hatırlıyoruz. Şimdi de bir hastane odasında aşkın ve ölümün dansını seyrediyoruz. Bembeyaz örtüler içersinde o yosun yeşili gözleriyle bize derinlerden, çok derinlerden bakıyor ama bir kelime bile konuşamıyor. Önceki heybetli halini bilip tanıdığın bir insanın çaresiz bakışları, bir başka yakıyor insanın yüreğini fakat ölümün derin kuyularından, yukarıda parlayan hayat ışığına doğru tırmanma arzusunu ve ümidini hiç yitirmeyen bir irade insanıyla karşı karşıya olduğumuzun farkındayız. Çabuk iyileşmen lazım daha yapacak işlerimiz var diyorum. Dudaklarında acı bir tebessüm... Yine de inşallah anlamına gelen hafif bir baş kımıltısı. Gözlerimiz sık sık buğulanıyor, kendimizi bırakmamak için gözlerimiz kaçırmak zorunda kalıyoruz. Duygularımıza hakim olmamız , onu üzecek her türlü şeyden kaçınmamız gerekiyor. Elinden tutarak; Nasılsınız diyorum, Gülper Hanım hemen; İyiye doğru gidiyor, bu gün dışarıdan gıda almaya başladı... diyerek söze giriyor. Fakat, konuyu daha fazla sürdürmek istemiyor ve bir vesile bularak sözü değiştiriyor. Belli ki sevgili eşinin başucunda, hayat ve ümit dolu bir şeylerden bahsetmek niyetinde. Can Ataklıya dönerek, bizimle tanışıp tanışmadığını sorduktan sonra, Türkçe Olimpiyatlarının insanları nasıl büyülediğinden, dünyanın yüz on ülkesinden gelen çocukların nasıl Türkçe şarkılar söylediğinden, yüreklerinde nasıl sevgiyi büyüttüklerinden söz ediyor. Sonra, Büyük Ustayla birlikte gittiği Afrika ziyaretini, anlatmaya başlıyor. Halitle Afrikaya gittik, orada Türk okullarını gezdik, örselenmiş siyah güller gibi çocukları gördük... Can biliyor musun, bu okullar sadece Türkiyenin değil bütün dünyanın umududur... Kenya ziyaretimizde, Afrikalı siyah bir çocuğun; Her gelen beyaz bizi sömürdü, siz başkasınız, diğer beyazlara benzemiyorsunuz, sizler bizim son umudumuzsunuz ne olur umutlarımızı boşa çıkarmayın, bizi daldığımız bu tatlı rüyadan uyandırmayınız, sözleri; Halitin de benim de göz pınarlarımızda yaş bırakmadı o gün. Aman Allahım! Kendi yazdığı şiiriyle kendi siyah insanın acılarını o kadar güzel dile getirmişti ki diğer konuklarla birlikte göz yaşı selinde kalmıştık. ... Büyük usta yatağında sessizce yatıyor, konuşulanları duyuyor, anlıyor, ama konuşamıyor, sohbete katılamıyor. Vakfa gelip gittiği günler geliyor, gözümün önüne. Daha kapıdan girer girmez gök gürler gibi sesiyle ortalığı velveleye veren , önüne gelen herkese muhab
Samanyolu Haber
Son Dakika
11.10.2009
İşteHalitRefiğinsongünüİşte Halit Refiğin son günü
Evde dev var
Milliyet
09.10.2009
02:28
ABD’NİN Casselton kentinde Landseer New Foundland cinsi bu köpek, burnundan kuyruğunun ucuna tam 2 metrelik boyuyla dünyanın en uzun köpeği olmaya ...
Milliyet
Toplum Yaşam
09.10.2009
EvdedevvarEvde dev var
Bursa'da kene riski yok
Samanyolu Haber
29.07.2009
12:20
Bursada, yapılan analiz ve haritalandırma araştırmaları sonucunda il merkezindeki yeşil alan, park ve bahçelerde hastalık etkeni taşıyan kene türüne rastlanmadığı belirtildi.

Bursa Büyükşehir Belediyesi koordinasyonunda biraraya gelen Osmangazi, Nilüfer, Yıldırım, Kestel, Gürsu, Mudanya ve Gemlik belediyeleri, Sağlık İl Müdürlüğü, Tarım İl Müdürlüğü ve Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi yetkilileri kene konusunda bir araştırma yaptı. Çalışmalar hakkında bilgi veren uzmanlar, yapılan analiz ve haritalandırma araştırmaları sonucunda il merkezindeki yeşil alan, park ve bahçelerde hastalık etkeni taşıyan kene türüne rastlanmadığını, kent merkezinde yalnızca kedi, köpek ve kaplumbağa kenelerinin bulunduğunu söyledi. Hastalık taşıyan kene türlerine daha kırsal alanda tavşan, keklik ve büyükbaş hayvancılığın birarada bulunduğu ortamlarda rastlanabileceğine değinen yetkililer, bu doğrultuda bilimsel olarak şehir merkezinde ilaçlama yapmanın gereksiz olduğuna işaret ederek, bu tür ilaçlamanın ekolojik dengeyi bozacağını ve insan sağlığına zarar verebileceğini vurguladı. İlaçlamanın risk bölgelerinde büyükbaş hayvanlara yönelik yapılması gerektiğini kaydeden uzmanlar, şehir içinde açık alan ilaçlamalarının yapılmayacağını gösteren bilgilendirme afişlerinin kısa süre sonra asılacağını ve kişisel korunma ile mevcut kenelerle temasın en aza indirgeneceğine dikkat çekti. Kene tutunmasıyla ilgili alınması gereken önlemleri de sıralayan uzmanlar açık renkli, uzun paçalı ve uzun kollu kıyafetler giyinilmesini, kene kovucu sprey uygulanmasını, çalı ve diğer bitkilerle temas edilmemesini, ebeveynlerin, çocukların ve evlerde beslenen hayvanların sık sık kontrol edilmesini ve kene tutunması durumunda en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirtti. (CİHAN)
Samanyolu Haber
Son Dakika
29.07.2009
BursadakeneriskiyokBursada kene riski yok
07:30 7,62 santim boyuyla kahve fincanı içine giriyor
Net Gazete
20.07.2009
07:29
Oyuncak ya da biblo bir köpek değil, ama rahatlıkla bir kahve fincanının içine girebiliyor. Sahibi Cherly McKnight onun bu boyutlarıyla dünyanın en küçük köpeği olduğunu düşünüyor. Yeni Zelanda Auckland’da yaşayan kadın Scooter adını verdiği köpeğinin uzun süredir 7,62 santim olduğunu ve daha da büyüyebileceğini düşünmediğini söylüyor.
Net Gazete
Son Dakika
20.07.2009
0730762santimboyuylakahvefincanıiçinegiriyor0730 762 santim boyuyla kahve fincanı içine giriyor
BİR ŞEHİT: ADNAN MENDERES
Samanyolu Haber
31.05.2009
09:11
Sevgili okuyucular, 27 Mayıs 1960 Darbesi’nden bu yana tam 49 uzun yıl geçti.

Ne yazık ki bundan yarım asır önce, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet ve 14 Mayıs 1950’de inşaa edilen demokrasi, O’nun adı anılarak yıkıldı. Öyle ki, Cumhuriyet kanunlarının numaraları dahi değiştirilerek yeniden ‘1’den başlatıldı.
Demirel bir gün bana kahırlı bir tavırla, “Bizim Cumhuriyetimiz Kanunuî’nin saltanat müddeti kadar bile devam edemedi” demişti. Gerçekten de 27 Mayıs, Cumhuriyet nâmına ‘Cumhuriyet’ ve ‘Demokrasi’ nin katledildiği tarihtir.

Mazlum ve vakur bir şehit

Efendim, kindar ve obsesif bir kişiliğim veya ‘hurufîler’ gibi rakamlarla ilgili takıntılarım yok. 27 Mayıs döneminde olanları unutabilir ve olayı objektif bir tarihçi gibi de değerlendirebilirim. Lâkin 27 Mayıs bitmedi ki; hâlen devam ediyor...
27 Mayıs 1960’ta, Cumhuriyet tarihimizin en elîm, en hazin ve millete, devlete en fazla zarar veren olayı cereyan etti. 14 Mayıs 1950 seçimleriyle iktidara gelen ve 1954 ile 1957 seçimlerinde de halkın oyuyla iktidarını devam ettiren DP, -CHP ile dirsek teması içindeki- askerî bir cuntanın yaptığı darbe ile devrildi. Milletin sevgilisi olan Başbakan Adnan Menderes ile en değerli iki bakan arkadaşı, Türk hukukunun yüzkarası, cunta emrindeki sözümona bir mahkeme tarafından (Yassıada Mahkemesi) idama mahkûm edilerek alçakça şehit edildiler.
Üstelik bu câni darbeciler hiç utanıp sıkılmadan 27 Mayıs’ı bir de bayram ilân ettiler; adını da ırzına geçtikleri anayasanın ve yok ettikleri hürriyetin şuuraltı suçluluk kompleksiyle ‘Anayasa ve Hürriyet Bayramı’ koydular. Bu mazlum, boynu bükük, çilekeş halkımızın gönlünün kırık olduğu 27 Mayıs utancını yıllarca bayram diye zorla kutlattılar. Başta Demirel olmak üzere, DP’nin mirasından faydalanarak iktidar sahibi olanlar, 27 Mayıs’ı bayram olarak kutlayıp bayram mesajları yayınladılar ve bu rezalete son verilmesi için parmaklarını dahi oynatmadılar.

Zerafet timsali Menderes

Efendim, merhum Menderes’in şehadeti esnasında ben 16 yaşındaydım ve Malatya Lisesi 2. sınıf öğrencisiydim. Rahmetli babam da DP’nin eski mahallî yöneticileri arasındaydı ve bu yüzden başına gelmedik kalmamıştı. CHP’li arkadaşlarımız bizi okulda, ‘kuyruk’ ya da ‘gerici’ diye çağırırlardı. O tarihte DP’lilere, yani milletin büyük çoğunluğuna ‘gerici’ derlerdi (Bugün de ‘irticacı’ diyorlar).
1960’lı yılların başında, radyo ve basından meydana gelen medya, kelimenin tam mânasıyla bir ‘felâket’ti. 27 Mayıs cuntası olan ‘Millî Birlik Komitesi’ne uşaklık yaparlar; her gün manşet manşet kan ve kin kusar, iftiralar atarlardı.
Bir gün, kıyma makinalarındaki gençlerden, bir gün Celâl Bayar’a hediye edilen Afgan tazısından, bir başka gün Başbakanlık’taki ‘tahsisat-ı mestûre’ (örtülü ödenek) kasasından çıkan naylon kadın donundan söz ederler ve darbecilere köpek gibi yaltaklanırlardı...
Kulaklarımda hâlâ Ankara Radyosu’nda akşam saatlerinde yayınlanan ‘Yassıada Duruşmaları’nda ‘Alçak Adalet Divanı’ Başkan Salim Başol’un tüylerimi diken diken eden o cehennemî sesi yankılanıyor: ‘Sanıklar getirildiler, elleri bağlı olmayarak yerlerine alındılar...’ Daha sonra, o dünyalar güzeli, zarif Başbakanımın, beni kahreden titreyen sesi ile ‘Reis Beyefendi Hazretleri’ deyişleri... Radyoyu kucaklayarak ‘Neden Başbakanım, neden bu heriflere bu şekilde hitap ediyorsunuz?!..’ diye isyan ettiğimde, benim gibi O’nu çok seven rahmetli babam, “Oğlum, O bir beyefendidir. Hiç bu adamlar karşısında zerafetini, nezaketini bozar mı?..” demişti.
Seneler sonra, O’na, duruşmaya çıkarılmadan önce işkence edildiğini ve yüksek dozda uyuşturucu yapıldığını öğrenmiştim...
O, ipe götürülürken de aslâ asaletinden ve zerafetinden vazgeçmedi. Dudaklarında sevdiklerinin, milletinin, devletinin ismi, kalbinde Allah sevgisi ve imanıyla aramızdan ayrıldı. Şehit edildiği sırada göğsü işkence izi sigara yanıklarıyla doluydu. Milletimizle, devletimizle elbette haklı olarak övünürüz. Lâkin bu ‘canavarların’ da içimizden çıktığını unutmamamız lâzımdır.

Milletin hizmetinde Menderes

Efendim, Adnan Menderes, sevabıyla, günahıyla, hizmetleri ve hatâlarıyla artık tarih oldu. Bu millet ‘O’nu çok sevdi... Hattâ ölümünden sonra onu evliyâlık mertebesinde görenler vardı. Çocuklarının adını ‘Adnan’ ve ‘Menderes’ koydular. Yaşarken O’nu sevmeyen CHP yanlıları da, ölümünden sonra sevdiler veya en azından yapılan haksızlıklara üzüldüler.
Bugün, hâlâ darbecilere hak veren ve O’nu küçültmeye çalışan bir avuç jakoben milita
Samanyolu Haber
Son Dakika
31.05.2009
BİRŞEHİTADNANMENDERESBİR ŞEHİT ADNAN MENDERES
Menderes'in celladına 150 lira
Samanyolu Haber
23.05.2009
07:55
Başbakan Adnan Menderes ve iki bakanının idam edildiği 27 Mayıs darbesinin üzerinden yarım asır geçti.Yassıada Mahkemelerinde yaşananların acısı ise hâlâ taze.

Olayın en yakın tanıklarından Menderesin avukatı Talat Asal, o günleri Zamana anlatırken gözleri doluyor.

İdamdan bir gün sonra avukatlık cübbesini toprağa gömdüğünü belirten Asal, Bugün yaşadığımız sorunlar 27 Mayısın devamıdır. diyor. Yassıadadaki hukukî cinayetleri kitaplaştıran Asal, çarpıcı bilgiler veriyor. Asalın anlattığına göre darbeciler, Menderesin boynuna ilmeği geçiren cellada 150 TL ödemiş. Bu, o dönem üst düzey bir devlet memurunun aldı- ğı maaşın iki katına tekabül ediyor.

Uzun yıllar suskunluğu tercih eden Talat Asal, ilerlemiş yaşına rağmen o dönemde Menderes ve arkadaşlarının maruz kaldığı haksızlıkları, yaşadığı acıları kaleme aldı. Asalın piyasaya yeni çıkan kitabı, yargının siyasallaşma tartışmalarının yeniden yaşandığı günümüze ışık tutacak bilgiler içeriyor. 27 Mayıs darbesinin ardından kurulan Yassıada Mahkemesinde 19 dava vardı. Magazin ve dedikodu unsuru içerdiği için 3 dava çok ilgi çekmişti: Don, Cımbız ve Köpek. İşte Asal, kitabında bu trajikomik suçlamaların iç yüzünü anlatıyor.

ADNAN MENDERESİN CELLADINA PARA, EVİNE HACİZ

Adnan Menderesin boynuna ipi geçiren cellada o günün parası ile 150 TL ödenmiş. Menderes, 17 Eylül 1961de asıldı. İdamdan bir gün sonra evine icra gönderiliyor ve idam levhası kapısına asılıyor. Eşi Berin Hanımın dairesinin kapısına asılan mühürlü levhada, Türk Ceza Kanununun 146. maddesine aykırı hareket ettiğinden Adnan Menderesin idamına karar verilmiş, idam kararı infaz edilmiştir. yazısı yer almış.

Yassıada Mahkemesinde örtülü ödenek davası da görüldü. Menderes, Başbakanlıkın örtülü ödeneğini amacı dışında kullanmak ve suistimal etmekle suçlandı. Bilirkişi, yüzlerce belgeyi tararken cımbız faturası buldu. Dava, bir anda cımbız davasına dönüştü. Menderesin bu cımbızı bir kadın için aldığı ve faturasını devlete ödettiği ithamı yapıldı. İşin aslı ise 3 aylık yargılama sonucu ortaya çıktı. Asal, aylarca gazeteleri ve mahkemeyi meşgul eden cımbızla ilgili olarak şu bilgiyi veriyor: Cımbız niçin alınmış, biliyor musunuz? Başbakanlıkın aşçıbaşısı, tavuğun kıllarını temizlemek için cımbız alınmasını istemiş, onun için alınmış.

BAYARIN KASASINDAN PARA DEĞİL, ÖLEN OĞLUNUN SAÇI ÇIKTI

Yassıadada yargılanan diğer bir isim de Türkiyenin 3üncü Cumhurbaşkanı Celal Bayardı. Milli Mücadelenin Galip Hocası Bayar, kurucusu olduğu İş Bankasının özel kasasında 103 milyon lira saklamakla suçlandı. Bayara, Bu parayı nereden buldun? sorusu yöneltildi. Daha sonra oluşturulan bir heyet özel kasayı açtı. Kasadan, Bayarın eşi Reşide Hanımın vefat eden oğlundan aldığı ve kâğıda sardığı bir tutam saç çıktı.
Samanyolu Haber
Son Dakika
23.05.2009
Menderesincelladına150liraMenderesin celladına 150 lira
Saman nezlesine dikkat
Samanyolu Haber
01.05.2009
16:18
En önemli alerjik hastalıklardan birinin saman nezlesi olarak bilinen alerjik rinit olduğunu belirten uzmanlar, hastalığın başlama yaşının çocukluk evreleri olduğuna dikkat çekiyor.

Doruk Tıp Merkezi Göğüs Hastalıkları uzmanı Dr. Serap Ket Alkan, endüstriyel gelişmiş ülkelerde çevre kirliliğinin artması nedeniyle giderek sıklığı artmakta olan saman nezlesinin astım hastalığı ile birlikte gözlenebileceğini söyledi. Dr. Serap Ket Alkan, saman nezlesinin toplumda görülen allerjik hastalıkların en önemlilerinden biri olduğunu kaydetti. Toplumun ortalama yüzde 10unda görüldüğünü aktaran Dr. Alkan, hastaların yüzde 20 - yüzde 40ında astım birlikteliği görüldüğünü ifade etti.

Allerjik rinit hastalığının hayatı tehdit etme özelliği olmayan ancak hastanın yaşam konforunu belirgin şekilde bozduğunu belirten Alkan, şöyle konuştu: Hastanın şikayetlerinin ortaya çıkabilmesi için en azından sorumlu allerjenle daha önceden bir kez karşılaşılmış ve ona duyarlı hale gelinmiş olması gerektiği, allerjenle karşılaştıktan sonra dakikalar içerisinde hapşırma, burunda kaşınma, burun akması ve burun tıkanıklığı olabilir. Bu kişilerde devamlı bir burun çekme, burun kaşıma nedeni ile özel mimikler gelişir. Bu hastalarda genelde göz nezlesi de eşlik ettiği için gözlerde yanma, batma, kaşınma, sulanma gibi bulgular da görülebilir. Yine bu hastalarda geniz akması, baş ağrısı, gece gelen öksürük nöbetleri olabilir. Astımın da birlikte görüldüğü hastalarda, nefes darlığı, hırıltlı solunum, göğüste sıkışma hissi, öksürük gibi bulgular olabilir.

Saman nezlesinin 3 ayrı kategoride incelenebileceğini ifade eden Dr. Alkan, bu kategorileri şu şekilde sıraladı: Yıl boyu süren allerjik rinit, genel olarak ev tozu akarlarına bağlıdır. Mevsimsel allerjik rinit, polenlere (ağaç, ot, yabani ot, hububat poleni) bağlıdır. Yıl boyu süren ancak, mevsimsel artışlar gösteren allerjik rinit. Sorumlu allerjen ev tozu akarları, polenler, ev içerisinde yaşayan hayvanlar (kedi, köpek, kuş) ve hamam böceği çıkartıları olabilir.

Saman nezlesinin uzun süre grip zannedilip yanlış ve eksik tedaviler uygulanmış olabileceğini vurgulayan Alkan, sözlerini şöyle sürdürdü: Tedavide temel amaç allerjiye neden olan uyaranın ortamdan uzaklaştırılmasıdır. Polenlerden korunmak için bahar aylarında pencereleri kapalı tutmak ve hava filtresi kullanmak düşünülebilir. Sabah erken saatlerde, kuru ve sıcak havalarda dışarıya çıkmamak polenlerden kaçınmak için çözümdür. Tatil zamanlarını bahar aylarının dışında planlamak da faydalı bir önlem olabilir. Evcil hayvanların tüy, salya, dışkı ve idrarları ile temas etmemeye özen göstermelidir. Ev ve işyerinde küf oluşmaması için gerekli önlemler alınmalıdır. Akarlar ev tozu üzerinde yaşarlar ve dışkıları ile allerjik nezleye neden olurlar. Akarları ortamdan uzaklaştırmak için düzenli olarak elektrik süpürgesi ile temizlik yapmak ve yatak takımları ile perdeleri sıcak suyla (50-70 derecede) yıkamak yerinde olacaktır. İlaç olarak öncelikle burun içine uygulanacak veya ağızdan uygulanacak antihistaminiklerden fayda sağlanmaya çalışılır. (CİHAN)
Samanyolu Haber
Son Dakika
01.05.2009
SamannezlesinedikkatSaman nezlesine dikkat
Toplam "58" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti