Habergec.Com Aranan Kelimeler:erdoğan çok kararlı konuştu Değerlendirme: 10 / 10 708973
habergec.com
23.09.2014 Salı
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

erdoğan çok kararlı konuştu

Bahçeli,partisinin grup toplantısında konuştu
Zaman
03.06.2014
11:18
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin olağan grup toplantısında konuştu.MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Abdullah Öcalan ile ilgili sözlerinden dolayı tepki toplayan Şırnak Valisi’ne yüklendi. Bahçeli, “Bazıları ise çözüm sürecinden dolayı Başbakan’la birlikte İmralı canisini takdirle karşıladığını yüzsüzce, edepsizce dile getirmiştir. Ve bu vali müsveddesi hala görevdedir.” dedi.TBMM’deki grup toplantısında konuşan Bahçeli, PKK’nın Doğu ve Güneydoğu Bölgesi’nde gerçekleştirdiği eylemleri değerlendirdi. Son saldırıların verdiği zararları anlatan Bahçeli, şunları söyledi: “Bu hazin ve düşündürücü bilanço son bir haftanın eseridir. Teröristler, yollarımızı kesmekte, kimlik kontrolü yapmakta, araçları ateşe vermektedir. Çıkan olaylarda onlarca güvenlik görevlimiz yaralanmıştır. Maalesef ki 28 Mayıs 2014 günü, bölücü teröre karşı kahramanca mücadele veren korucumuz Mehmet Uğurtay, Mardinin Dargeçit ilçesinde şehit edilmiştir. Şehidimize Cenab-ı Allahtan rahmet dilerken, ailesine ve mesai arkadaşlarına başsağlığı temenni ediyorum. Doğu ve Güneydoğuda devlet yoktur.Valiler ve kaymakamlar kayıptır. Asker ve polisimiz ancak kendisini savunmaktadır. AKPli bazı valiler rezalette yarış halindedir ve şuursuzluğun dibini boylamıştır. Bazıları, PKK’lıları ricayla minnetle durdurmaya, kestikleri yolları yalvar yakar açtırmaya çalışmıştır. Bazıları ise çözüm sürecinden dolayı Başbakan’la birlikte İmralı canisini takdirle karşıladığını yüzsüzce, edepsizce dile getirmiştir. Ve bu vali müsveddesi hala görevdedir. Şayet bu PKK’lılar takdir ve taltif ediliyorsa şehitlere ne denilecektir? Bu aziz vatan, bu necip millet can pahasına nasıl savunulacaktır.Öcalan takdir alıyorsa, Türk milletinden Türk devletinden Türk bayrağından öç almak için kuyruğa girenlerle nasıl mücadele edilecektir? Türkiye’nin milli ve üniter yapısı vatan topraklarımızın bütünlüğü ve dokunulmazlığı ölümcül darbeler almaktadır. Eşkıyalar dağdan şehire inmiştir. PKK’nın korkusu kalmamıştır. Her taraf Kandil Dağı’na çevrilmiştir. Zira ortada hükümet yoktur.”Devlet Bahçelinin konuşmasından satır başları;- Başbakan Erdoğan ikinci dersini 30 Ağustos’ta alacak, Çankaya’ya çıkayım derken yarı yolda soluksuz kalacaktır.- Türk milleti çok yakında kriz ve felaket lobilerine had bildirecek. Türkiye’nin Erdoğan’ndan kurtulduğu gün üzerimizdeki musubetler son bulacaktır.- Diyarbakır’daki Barzani Erdoğan buluşması yıkımın en gaddar kısmıdır. Erdoğan’ın İmralı canisine azalmayan bir sempatisi var. zira Başbakanın Türk milletine kötü emel taşıyan çevrelere karşı muhabbeti aşikar. Nerede Türk düşmanı varsa Başbakan’la can ciğer kuzu sarması- Doğu ve Güneytdoğu’da devlet yoktur, AKP’li bazı valiler rezaletle yarış hilindedir. Bazıları PKK’yı ricayla durdurmya çalışmıştır.- Türk milleti çok açık ve ağır bir tehtidin altındadır.- Bölücü terör örgütü yurdun 4 bir yanına konuşlanmaktadır. Ne var ki Erdoğan gençlere demokratik haklarını kullanan göstericilere su ve gaz kasmakla oyalanmakla, ağza alınmayacak ifadelerle sataşmaktadır. Gezi Parkı’na gelmek isteyenlere göz dağı veren Başbakan konu PKK olunca anında ortalıktan kaybolmaktadır- İstanbul’da molotof atan derin yapılanmalara bağıranBaşbakan bununmislini Doğu ve Güneydoğu’da yapablara karşı suskun. Bu ne perhiz? Bu ne lahana turşusu?- Başbakan dünya ve Türkiye medyasını hassas olmaya çağırdı, sonra PKK’nın siyasetteki yan kolu BDP ve HDP hakkında “Bunların da adreslerini iyi biliyorsunuz” demiştir. Duyunca irkildiğimiz bu söyler, Başbakanın ağzındna çıkmıştır. Başbakanın villada para erten zeka abidesi evladı ya hak diye ok atarken anneler ya sabır çekiyor- Diclede kapılan koyun Başbakanın sorumluluğundadır.Peki koyunu kapan Başbakanla işbirliğindeyse ne yapacağız ? Başbakan kafayı koyunun postuna takmış demektir. Başbakana göre bir koyun giderse, çok koyun gelecektir. Başbakanın ağılında çok koyun vardır.- Cumhurbaşkanlığı önümüzdeki en önemli konu. Çatı aday 12. cumhurbaşkanının belirlenmesi için STK’ları bu hafta ziyaret edeceğiz. Türk milletinin ittifak edeceği milliyetçi muhafazakar bir isim konusunda mutabakat sağlanacağına inanıyorum. Yeni Cumhurbaşkanı ayrımcı olmamalı, subjektif yargıları uzak durmalıdır. Cumhura baş seçeceksek bu kararlı bir uzlaşma ile sağlanacaktır.
Zaman
Son Dakika
03.06.2014
BahçelipartisiningruptoplantısındakonuştuBahçelipartisinin grup toplantısında konuştu
Bahçeli,partisinin grup toplantısında konuştu
Zaman
03.06.2014
11:18
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin olağan grup toplantısında konuştu.MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Abdullah Öcalan ile ilgili sözlerinden dolayı tepki toplayan Şırnak Valisi’ne yüklendi. Bahçeli, “Bazıları ise çözüm sürecinden dolayı Başbakan’la birlikte İmralı canisini takdirle karşıladığını yüzsüzce, edepsizce dile getirmiştir. Ve bu vali müsveddesi hala görevdedir.” dedi.TBMM’deki grup toplantısında konuşan Bahçeli, PKK’nın Doğu ve Güneydoğu Bölgesi’nde gerçekleştirdiği eylemleri değerlendirdi. Son saldırıların verdiği zararları anlatan Bahçeli, şunları söyledi: “Bu hazin ve düşündürücü bilanço son bir haftanın eseridir. Teröristler, yollarımızı kesmekte, kimlik kontrolü yapmakta, araçları ateşe vermektedir. Çıkan olaylarda onlarca güvenlik görevlimiz yaralanmıştır. Maalesef ki 28 Mayıs 2014 günü, bölücü teröre karşı kahramanca mücadele veren korucumuz Mehmet Uğurtay, Mardinin Dargeçit ilçesinde şehit edilmiştir. Şehidimize Cenab-ı Allahtan rahmet dilerken, ailesine ve mesai arkadaşlarına başsağlığı temenni ediyorum. Doğu ve Güneydoğuda devlet yoktur.Valiler ve kaymakamlar kayıptır. Asker ve polisimiz ancak kendisini savunmaktadır. AKPli bazı valiler rezalette yarış halindedir ve şuursuzluğun dibini boylamıştır. Bazıları, PKK’lıları ricayla minnetle durdurmaya, kestikleri yolları yalvar yakar açtırmaya çalışmıştır. Bazıları ise çözüm sürecinden dolayı Başbakan’la birlikte İmralı canisini takdirle karşıladığını yüzsüzce, edepsizce dile getirmiştir. Ve bu vali müsveddesi hala görevdedir. Şayet bu PKK’lılar takdir ve taltif ediliyorsa şehitlere ne denilecektir? Bu aziz vatan, bu necip millet can pahasına nasıl savunulacaktır.Öcalan takdir alıyorsa, Türk milletinden Türk devletinden Türk bayrağından öç almak için kuyruğa girenlerle nasıl mücadele edilecektir? Türkiye’nin milli ve üniter yapısı vatan topraklarımızın bütünlüğü ve dokunulmazlığı ölümcül darbeler almaktadır. Eşkıyalar dağdan şehire inmiştir. PKK’nın korkusu kalmamıştır. Her taraf Kandil Dağı’na çevrilmiştir. Zira ortada hükümet yoktur.”Devlet Bahçelinin konuşmasından satır başları;- Başbakan Erdoğan ikinci dersini 30 Ağustos’ta alacak, Çankaya’ya çıkayım derken yarı yolda soluksuz kalacaktır.- Türk milleti çok yakında kriz ve felaket lobilerine had bildirecek. Türkiye’nin Erdoğan’ndan kurtulduğu gün üzerimizdeki musubetler son bulacaktır.- Diyarbakır’daki Barzani Erdoğan buluşması yıkımın en gaddar kısmıdır. Erdoğan’ın İmralı canisine azalmayan bir sempatisi var. zira Başbakanın Türk milletine kötü emel taşıyan çevrelere karşı muhabbeti aşikar. Nerede Türk düşmanı varsa Başbakan’la can ciğer kuzu sarması- Doğu ve Güneytdoğu’da devlet yoktur, AKP’li bazı valiler rezaletle yarış hilindedir. Bazıları PKK’yı ricayla durdurmya çalışmıştır.- Türk milleti çok açık ve ağır bir tehtidin altındadır.- Bölücü terör örgütü yurdun 4 bir yanına konuşlanmaktadır. Ne var ki Erdoğan gençlere demokratik haklarını kullanan göstericilere su ve gaz kasmakla oyalanmakla, ağza alınmayacak ifadelerle sataşmaktadır. Gezi Parkı’na gelmek isteyenlere göz dağı veren Başbakan konu PKK olunca anında ortalıktan kaybolmaktadır- İstanbul’da molotof atan derin yapılanmalara bağıranBaşbakan bununmislini Doğu ve Güneydoğu’da yapablara karşı suskun. Bu ne perhiz? Bu ne lahana turşusu?- Başbakan dünya ve Türkiye medyasını hassas olmaya çağırdı, sonra PKK’nın siyasetteki yan kolu BDP ve HDP hakkında “Bunların da adreslerini iyi biliyorsunuz” demiştir. Duyunca irkildiğimiz bu söyler, Başbakanın ağzındna çıkmıştır. Başbakanın villada para erten zeka abidesi evladı ya hak diye ok atarken anneler ya sabır çekiyor- Diclede kapılan koyun Başbakanın sorumluluğundadır.Peki koyunu kapan Başbakanla işbirliğindeyse ne yapacağız ? Başbakan kafayı koyunun postuna takmış demektir. Başbakana göre bir koyun giderse, çok koyun gelecektir. Başbakanın ağılında çok koyun vardır.- Cumhurbaşkanlığı önümüzdeki en önemli konu. Çatı aday 12. cumhurbaşkanının belirlenmesi için STK’ları bu hafta ziyaret edeceğiz. Türk milletinin ittifak edeceği milliyetçi muhafazakar bir isim konusunda mutabakat sağlanacağına inanıyorum. Yeni Cumhurbaşkanı ayrımcı olmamalı, subjektif yargıları uzak durmalıdır. Cumhura baş seçeceksek bu kararlı bir uzlaşma ile sağlanacaktır.
Zaman
Ana Sayfa
03.06.2014
BahçelipartisiningruptoplantısındakonuştuBahçelipartisinin grup toplantısında konuştu
Mustafa Ünal - Çankaya hesapları
Zaman
09.05.2014
02:52
Ne iktidarın acelesi var, ne de muhalefetin. Açıklamayı son ana kadar bekletmek Türk siyasetinin geleneği. Cumhurbaşkanı adaylarını kastediyorum. AK Parti’de ‘Erdoğan’ ismi çok öne çıktı. Konuşan her partili ‘Adayımız Erdoğan’ demekte. Bugüne kadar aksini söyleyen, Erdoğan’a itiraz eden çıkmadı.Bizzat Başbakan, Çankaya adaylığı konusunda önemli sinyaller verdi. AK Parti hafta sonu Afyon’da kampa çekilecek. 12 yıl önce parti kurulurken en önemli toplantısını bu şehirde yapmıştı. Kanaatler, Erdoğan’ın Afyon’da daha güçlü, daha belirgin işaret çakacağı yönünde.Partilerin bu kez son ana kadar bekleyeceğini sanmıyorum. Sistem değişti çünkü. Yeni cumhurbaşkanını Meclis değil, halk seçecek. Adaylar propaganda dönemini uzun tutmak isteyecektir. Seçim çevresi olarak yurtdışı da var. Başta Almanya olmak üzere Avrupa turu kaçınılmaz. Dışarıdaki Türk vatandaşları seçimin kaderini etkileyecek oy oranına sahip.İktidarın seçim stratejisini az çok kestirmek mümkün. Tüm hesapların ‘Erdoğan’ın adaylığı ve ilk turda seçilmesi üzerine’ yapıldığını tahmin etmek zor değil. AK Parti çevrelerinde cumhurbaşkanlığı adaylığından ziyade Erdoğan’ın yerine kimin geleceği, başbakan koltuğuna hangi ismin oturacağı tartışmaları daha heyecanlı.Muhalefet de ses vermeye başladı. MHP ‘ortak aday’ stratejisine soğuk bakarken politikasını esnetti. Üçgen hesabı yapan Devlet Bahçeli umutlu konuştu. ‘Ortak aday üzerinde çalışıyoruz’ dedi. Çalışma, parti içinde. Şu ana kadar muhalefetle, daha doğrusu CHP ile temas kurulmuş değil.CHP ve MHP başta olmak üzere muhalefet partilerinin bir süredir isimler üzerinde zihin egzersizi yaptığı Ankara’da herkesin malumu. Duyanı şaşırtan sürpriz aday adayları var masada. Bahçeli’nin mesajı CHP’ye... CHP ‘ortak aday’ arayışına kapıları kapatmış değil.Önümüzdeki günlerde partiler arasında görüşme trafiği yaşanması sürpriz olmaz. Aranan adayın profili belli: Toplumun her kesimiyle barışık, herkesin oyunu alabilecek, haliyle Erdoğan’la yarışabilecek biri. Bu çerçevenin içini doldurmak zor elbette. Tavanda, masa başında hesap yapmak kolay. Kazanabilmesi için ‘ortak adayın’ tabanda, halk nezdinde karşılık bulması gerekiyor. 30 Mart’ı baz alarak oy oranlarını alt alta toplamanın doğru netice vermeyeceği ortada. Aynı hesap AK Parti için de geçerli. Her seçimin kendine has karakteristiği var.Sokaktaki insana, inandığı siyasetin kavgasını veren ‘kararlı başbakan’ sıcak görünürken cumhurbaşkanlığı koltuğu için farklı özellikler arar. Daha toleranslı, daha esnek olmasını ve toplumun genelini kucaklamasını bekler. Anayasa da Cumhurbaşkanı’nın ‘milletin birliğini’ temsil ettiğine dikkat çekmekte.30 Mart sonuçlarını bire bir cumhurbaşkanlığı seçimlerine uyarlamak doğru olmaz. Ne üçgen ne de diğer hesaplar. Cumhurbaşkanlığı seçimini kendi şartları içinde değerlendirmek lazım. Belli ki muhalefet ‘ortak aday’ arayışını sürdürecek. Ancak bir isim etrafında uzlaşmaları pek kolay görünmüyor.Ayrıca blok hareket etmek daha ilk turda Erdoğan’ın şansını artırabilir. Birinci oylamada seçim Erdoğan ile ortak aday arasında geçer. BDP veya HDP’nin muhalefetin adayından ziyade Erdoğan’a yakın duracakları aşikâr. Çözüm süreci seçimin önemli temalarından biri olacak.Ortak aday arayışı siyasi kulisleri hareketlendirse de biraz yol almadan, olası isimler ete kemiğe bürünmeden, Ankara’da masabaşı hesaplarla 30 Mart rakamlarını alt alta, yan yana toplayarak analizler yapmak doğru olmaz. Evdeki hesabın çarşıya uymadığı defalarca görüldü. Çankaya’nın yolu yokuş. Herkes için...
Zaman
En Çok Okunan
09.05.2014
MustafaÜnal-ÇankayahesaplarıMustafa Ünal - Çankaya hesapları
Mustafa Ünal - Çankaya hesapları
Zaman
09.05.2014
02:10
Ne iktidarın acelesi var, ne de muhalefetin. Açıklamayı son ana kadar bekletmek Türk siyasetinin geleneği. Cumhurbaşkanı adaylarını kastediyorum. AK Parti’de ‘Erdoğan’ ismi çok öne çıktı. Konuşan her partili ‘Adayımız Erdoğan’ demekte. Bugüne kadar aksini söyleyen, Erdoğan’a itiraz eden çıkmadı.Bizzat Başbakan, Çankaya adaylığı konusunda önemli sinyaller verdi. AK Parti hafta sonu Afyon’da kampa çekilecek. 12 yıl önce parti kurulurken en önemli toplantısını bu şehirde yapmıştı. Kanaatler, Erdoğan’ın Afyon’da daha güçlü, daha belirgin işaret çakacağı yönünde.Partilerin bu kez son ana kadar bekleyeceğini sanmıyorum. Sistem değişti çünkü. Yeni cumhurbaşkanını Meclis değil, halk seçecek. Adaylar propaganda dönemini uzun tutmak isteyecektir. Seçim çevresi olarak yurtdışı da var. Başta Almanya olmak üzere Avrupa turu kaçınılmaz. Dışarıdaki Türk vatandaşları seçimin kaderini etkileyecek oy oranına sahip.İktidarın seçim stratejisini az çok kestirmek mümkün. Tüm hesapların ‘Erdoğan’ın adaylığı ve ilk turda seçilmesi üzerine’ yapıldığını tahmin etmek zor değil. AK Parti çevrelerinde cumhurbaşkanlığı adaylığından ziyade Erdoğan’ın yerine kimin geleceği, başbakan koltuğuna hangi ismin oturacağı tartışmaları daha heyecanlı.Muhalefet de ses vermeye başladı. MHP ‘ortak aday’ stratejisine soğuk bakarken politikasını esnetti. Üçgen hesabı yapan Devlet Bahçeli umutlu konuştu. ‘Ortak aday üzerinde çalışıyoruz’ dedi. Çalışma, parti içinde. Şu ana kadar muhalefetle, daha doğrusu CHP ile temas kurulmuş değil.CHP ve MHP başta olmak üzere muhalefet partilerinin bir süredir isimler üzerinde zihin egzersizi yaptığı Ankara’da herkesin malumu. Duyanı şaşırtan sürpriz aday adayları var masada. Bahçeli’nin mesajı CHP’ye... CHP ‘ortak aday’ arayışına kapıları kapatmış değil.Önümüzdeki günlerde partiler arasında görüşme trafiği yaşanması sürpriz olmaz. Aranan adayın profili belli: Toplumun her kesimiyle barışık, herkesin oyunu alabilecek, haliyle Erdoğan’la yarışabilecek biri. Bu çerçevenin içini doldurmak zor elbette. Tavanda, masa başında hesap yapmak kolay. Kazanabilmesi için ‘ortak adayın’ tabanda, halk nezdinde karşılık bulması gerekiyor. 30 Mart’ı baz alarak oy oranlarını alt alta toplamanın doğru netice vermeyeceği ortada. Aynı hesap AK Parti için de geçerli. Her seçimin kendine has karakteristiği var.Sokaktaki insana, inandığı siyasetin kavgasını veren ‘kararlı başbakan’ sıcak görünürken cumhurbaşkanlığı koltuğu için farklı özellikler arar. Daha toleranslı, daha esnek olmasını ve toplumun genelini kucaklamasını bekler. Anayasa da Cumhurbaşkanı’nın ‘milletin birliğini’ temsil ettiğine dikkat çekmekte.30 Mart sonuçlarını bire bir cumhurbaşkanlığı seçimlerine uyarlamak doğru olmaz. Ne üçgen ne de diğer hesaplar. Cumhurbaşkanlığı seçimini kendi şartları içinde değerlendirmek lazım. Belli ki muhalefet ‘ortak aday’ arayışını sürdürecek. Ancak bir isim etrafında uzlaşmaları pek kolay görünmüyor.Ayrıca blok hareket etmek daha ilk turda Erdoğan’ın şansını artırabilir. Birinci oylamada seçim Erdoğan ile ortak aday arasında geçer. BDP veya HDP’nin muhalefetin adayından ziyade Erdoğan’a yakın duracakları aşikâr. Çözüm süreci seçimin önemli temalarından biri olacak.Ortak aday arayışı siyasi kulisleri hareketlendirse de biraz yol almadan, olası isimler ete kemiğe bürünmeden, Ankara’da masabaşı hesaplarla 30 Mart rakamlarını alt alta, yan yana toplayarak analizler yapmak doğru olmaz. Evdeki hesabın çarşıya uymadığı defalarca görüldü. Çankaya’nın yolu yokuş. Herkes için...
Zaman
Köşe Yazıları
09.05.2014
MustafaÜnal-ÇankayahesaplarıMustafa Ünal - Çankaya hesapları
Mustafa Ünal - Çankaya hesapları
Zaman
09.05.2014
02:10
Ne iktidarın acelesi var, ne de muhalefetin. Açıklamayı son ana kadar bekletmek Türk siyasetinin geleneği. Cumhurbaşkanı adaylarını kastediyorum. AK Parti’de ‘Erdoğan’ ismi çok öne çıktı. Konuşan her partili ‘Adayımız Erdoğan’ demekte. Bugüne kadar aksini söyleyen, Erdoğan’a itiraz eden çıkmadı.Bizzat Başbakan, Çankaya adaylığı konusunda önemli sinyaller verdi. AK Parti hafta sonu Afyon’da kampa çekilecek. 12 yıl önce parti kurulurken en önemli toplantısını bu şehirde yapmıştı. Kanaatler, Erdoğan’ın Afyon’da daha güçlü, daha belirgin işaret çakacağı yönünde.Partilerin bu kez son ana kadar bekleyeceğini sanmıyorum. Sistem değişti çünkü. Yeni cumhurbaşkanını Meclis değil, halk seçecek. Adaylar propaganda dönemini uzun tutmak isteyecektir. Seçim çevresi olarak yurtdışı da var. Başta Almanya olmak üzere Avrupa turu kaçınılmaz. Dışarıdaki Türk vatandaşları seçimin kaderini etkileyecek oy oranına sahip.İktidarın seçim stratejisini az çok kestirmek mümkün. Tüm hesapların ‘Erdoğan’ın adaylığı ve ilk turda seçilmesi üzerine’ yapıldığını tahmin etmek zor değil. AK Parti çevrelerinde cumhurbaşkanlığı adaylığından ziyade Erdoğan’ın yerine kimin geleceği, başbakan koltuğuna hangi ismin oturacağı tartışmaları daha heyecanlı.Muhalefet de ses vermeye başladı. MHP ‘ortak aday’ stratejisine soğuk bakarken politikasını esnetti. Üçgen hesabı yapan Devlet Bahçeli umutlu konuştu. ‘Ortak aday üzerinde çalışıyoruz’ dedi. Çalışma, parti içinde. Şu ana kadar muhalefetle, daha doğrusu CHP ile temas kurulmuş değil.CHP ve MHP başta olmak üzere muhalefet partilerinin bir süredir isimler üzerinde zihin egzersizi yaptığı Ankara’da herkesin malumu. Duyanı şaşırtan sürpriz aday adayları var masada. Bahçeli’nin mesajı CHP’ye... CHP ‘ortak aday’ arayışına kapıları kapatmış değil.Önümüzdeki günlerde partiler arasında görüşme trafiği yaşanması sürpriz olmaz. Aranan adayın profili belli: Toplumun her kesimiyle barışık, herkesin oyunu alabilecek, haliyle Erdoğan’la yarışabilecek biri. Bu çerçevenin içini doldurmak zor elbette. Tavanda, masa başında hesap yapmak kolay. Kazanabilmesi için ‘ortak adayın’ tabanda, halk nezdinde karşılık bulması gerekiyor. 30 Mart’ı baz alarak oy oranlarını alt alta toplamanın doğru netice vermeyeceği ortada. Aynı hesap AK Parti için de geçerli. Her seçimin kendine has karakteristiği var.Sokaktaki insana, inandığı siyasetin kavgasını veren ‘kararlı başbakan’ sıcak görünürken cumhurbaşkanlığı koltuğu için farklı özellikler arar. Daha toleranslı, daha esnek olmasını ve toplumun genelini kucaklamasını bekler. Anayasa da Cumhurbaşkanı’nın ‘milletin birliğini’ temsil ettiğine dikkat çekmekte.30 Mart sonuçlarını bire bir cumhurbaşkanlığı seçimlerine uyarlamak doğru olmaz. Ne üçgen ne de diğer hesaplar. Cumhurbaşkanlığı seçimini kendi şartları içinde değerlendirmek lazım. Belli ki muhalefet ‘ortak aday’ arayışını sürdürecek. Ancak bir isim etrafında uzlaşmaları pek kolay görünmüyor.Ayrıca blok hareket etmek daha ilk turda Erdoğan’ın şansını artırabilir. Birinci oylamada seçim Erdoğan ile ortak aday arasında geçer. BDP veya HDP’nin muhalefetin adayından ziyade Erdoğan’a yakın duracakları aşikâr. Çözüm süreci seçimin önemli temalarından biri olacak.Ortak aday arayışı siyasi kulisleri hareketlendirse de biraz yol almadan, olası isimler ete kemiğe bürünmeden, Ankara’da masabaşı hesaplarla 30 Mart rakamlarını alt alta, yan yana toplayarak analizler yapmak doğru olmaz. Evdeki hesabın çarşıya uymadığı defalarca görüldü. Çankaya’nın yolu yokuş. Herkes için...
Zaman
Ana Sayfa
09.05.2014
MustafaÜnal-ÇankayahesaplarıMustafa Ünal - Çankaya hesapları
Erdoğan, Millete Hizmet Yolunda konuşmasını yaptı
Zaman
30.04.2014
19:38
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, nisan ayı Millete Hizmet Yolunda hitabında seçim öncesinde mitinglerde kullandığı dil ve üsluba benzer bir üslupla konuştu. Rüşvet ve yolsuzluk operasyonlarının dış güçlerin organize ettiği ve hükümeti hedef alan bir darbe girişimi olduğu iddiasını yineleyen Erdoğan, bir örgütün de dış güçler tarafından maşa olarak kullanıldığını iddia etti. Erdoğan, Uluslararası merkezlerin maşası gibi çalışıp, kendi ülkesine ihanet eden örgütlerden, hukuk ve demokrasi içinde mutlaka hesap sorulacaktır. Sizler, 30 Martta sandıkta bize bu yetkiyi verdiniz, bu talimatı verdiniz. Hiç endişeniz olmasın, bizler de vazifemizi bihakkın yerine getireceğiz. şeklinde konuştu.Halkın 30 Martta gösterdiği yüksek katılımla, yüzde 90 gibi bir katılımla Türkiye Cumhuriyetinde demokrasi rekoru kırıldığına inandığını belirten Erdoğan, Türkiye, meselelerini, sokakta değil, karanlık odalarda değil, sandıkta çözüme kavuşturdu. Ülkemize tercihlerini, rotasını, istikametini sandıkta belirledi. Her seçimde kazanan, milli irade oldu, Yeni Türkiye oldu; Kazanan demokrasi oldu. Vesayeti savunanlar, eski Türkiyeyi savunanlar, milli iradeyi ipotek altına alma isteyenler, her defasında hezimete uğradı, her defasında sandığa gömüldü. dedi.ÖRGÜT ÜLKEMİZİ ESİR ALDIErdoğan, konuşmasında 30 Mart seçimleri öncesinde yaşananları hatırlatarak rüşvet ve yolsuzluk operasyonlarına değindi: Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine, şahsıma, çalışma arkadaşlarıma, hatta aileme yönelik son derece ahlak dışı saldırılar yapıldı. Milli iradeyi gölgelemek, demokrasiyi devre dışı bırakmak, hukuku çiğnemek suretiyle Türkiye, kutlu istikametinden saptırılmak istendi. 30 Mart öncesi yapılan saldırılar, sadece şahsımızı, sadece ailemizi, arkadaşlarımızı, hükümetimizi hedef almakla kalmadı. Ne acıdır ki, ülke içindeki bazı ihanet şebekeleri ve ülke dışında bunlara lojistik sağlayan bazı örgütler tarafından, ülkemizin istiklali, istikbali; ülkemizin, birliği, kardeşliği hedef alındı. Her gün ortalığa saçılan ses kayıtlarıyla, montaj kasetlerle, kimi zaman görüntülerle, toplumsal değerlerimiz, dini ve manevi değerlerimiz açıkça ayaklar altına alındı. Hazreti Peygamberimizin dahi, kirli bazı örgütler tarafından son derece edepsiz biçimde istismar edildiğine, saygısızca kullanılmak istendiğine şahit olduk. Hiçbir değere hürmeti olmayan; dini, manevi, toplumsal ve insani hiçbir kutsalı tanımayan, helal ve haram kavramlarının sınırlarını kaybetmiş bir örgütün öncülüğünde, ülkemiz adeta esir alınmak istendi. iddialarında bulundu.YOLSUZLUK OPERASYONLARININ HEDEFİ HÜKÜMETİ YIPRATMAKGezi Olaylarının ve 17 Aralık ve 25 Aralık Darbe girişimlerinin hedefinin, mevcut hükümeti zayıflatmak, yıpratmak ve ardından da iktidardan uzaklaştırmak olduğunu öne süren Erdoğan, Sokakları hareketlendirmek, sosyal medya aracılığıyla gençleri sokağa dökmek, şiddeti körüklemek suretiyle huzuru bozmak istiyorlardı. Ekonomiyi durdurmak, tüm kazanımlarımızı yok etmek, Türkiyenin istikrarla büyümesini yavaşlatmak istiyorlardı. Küresel ölçekteki büyük projelerimizi, Hızlı Tren, 3üncü Boğaz Köprüsü, 3üncü Havalimanı, Marmaray gibi projeleri durdurmak, Türkiyenin küresel rekabetteki gücünü kırmak istiyorlardı. Artık şehadet haberlerinin gelmediği, artık ölüm haberlerinin gelmediği, başarıyla ilerleyen Çözüm Sürecini akamete uğratmak, kardeşliğimize darbe vurmak istiyorlardı. Türkiye 2023 hedeflerine doğru kararlılıkla ilerlerken, içerden ve dışardan birileri, bu kararlı yürüyüşün önünü kesmek istiyorlardı. ifadelerini kullandı.TÜRK DEMOKRASİSİ OLGUN BİR DEMOKRASİDİRErdoğan, halkın sandıkta bu saldırılara dur dediğini savunarak, şöyle devam etti: Siz, istiklalimize, yeniden istiklal mücadelemize sahip çıktınız. Sabrettiniz, tahammül ettiniz, sandığa gittiniz ve söyleyeceğinizi çok net biçimde sandıkta söylediniz. Sandıkta verdiğiniz kararla, Yeni Türkiye ve Büyük Türkiye hedefine sımsıkı sahip çıktınız, o hedefleri muhafaza ettiniz. Bir kez daha açık bir şekilde görülmüştür ki, Türkiye demokrasisi olgun bir demokrasidir. Bir kez daha ortaya çıkmıştır ki, halkımızı reşit olarak görmeyen, halkın iradesini, milletin iradesini vesayet altına almaya çalışanlar o irade karşısında hüsrana uğramışlardır. 30 Mart seçimlerinde, aziz milletimiz, demokrasiye inanmayanlara, halkın iradesine güvenmeyenlere asla unutamayacakları büyük bir ders vermiştir.HUKUK VE DEMOKRASİ İÇİNDE HESAP SORULACAKErdoğan, Şundan emin olunuz ki, istiklalimizi, birliğimizi, kardeşliğimizi ve huzurumuzu tehdit eden çetelerle, örgütlerle mücadelemiz hiç hız kesmeden devam edecektir. Uluslararası merkezlerin maşası gibi çalışıp, kendi ülkesine ihanet eden örgütlerden, hukuk ve demokrasi içinde mutlaka hesap sorulacaktır. Sizler, 30 Martta sandıkta bize bu yetkiyi verdiniz, bu talimatı verdiniz. Hiç endişeniz olmasın, bizler de vazifemizi bihakkın yerine getireceğiz.
Zaman
Son Dakika
30.04.2014
ErdoğanMilleteHizmetYolundakonuşmasınıyaptıErdoğan Millete Hizmet Yolunda konuşmasını yaptı
CHP, HSYK ve internet düzenlemesini Anayasa Mahkemesi’ne götürecek
Zaman
25.02.2014
02:11
CHP, Meclis’ten geçerek Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından onaylanan internet düzenlemesi ile onaylanması durumunda HSYK Yasası’nı Anayasa Mahkemesi’ne götürecek.Genel Başkan Yardımcısı Faruk Loğoğlu, daha önce mahkemeye başvuruları ‘Resmi Gazetede yayımlanmadığı’ gerekçesiyle reddedilen HSYK düzenlemesiyle ilgili, ilk başvuruyu yineleyeceklerini söyledi. CHP’li Loğoğlu, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında Meclis’ten geçen son yasalarla ilgili Anayasa Mahkemesi’ne yürütmeyi durdurma ve iptal davası açmakta kararlı olduklarını anlattı. Geçen hafta Avrupa’da önemli temaslarda bulunduğunu ve Avrupa Birliği (AB) temsilcilerinin Türkiye’deki gelişmeleri kaygıyla izlediğini belirten Loğoğlu, “Üzerinde en çok durdukları konular internet yasası, HSYK Yasası ve MİT Yasası oldu. Bu konuda ciddi sıkıntıları var. Hiç şüphe yok ki, AB Türkiye’deki gidişattan özellikle yasaklar ve erkler ayrılığı konusunda öteden beri rahatsız. Diyorlar ki, ‘biz bu olumsuz gelişmelerin farkındayız, ancak sesimizi fazla yükseltirsek Türkiye’nin AB’den tamamen uzaklaşmasından korkuyoruz. Onun için sesimizi dengeli bir şekilde çıkartma çalışıyoruz.’ Bu önemli bir itiraf, bir paylaşım.” diye konuştu. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün internet yasası ile ilgili yaptığı açıklamalarla ilgili eleştirilerde bulunan Loğoğlu, “Anayasa’nın 104. maddesi, Cumhurbaşkanı’na hükümet ile bir pazarlık yetkisi vermiyor. Biz Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu düşünce tarzını hem Anayasa’nın ilkesine uygun olmadığını, bir noktada Anayasa’nın emrettiği hükmü yerine getirmediği şeklinde algılıyoruz. Bu değişikliklerle birlikte bu yasayı yine Anayasa Mahkemesi’ne götüreceğiz. Devletin başı haksızlıktan bahsetmez, şikayet etme hakkı yoktur.” şeklinde konuştuDÜNYADA YOLSUZLUKTAN ‘MAĞDURİYET’ ÇIKARAN PARTİ YOKCHP Grup Başkan Vekili Akif Hamzaçebi de TBMM’de düzenlediği basın toplantısında AK Parti hükümetine sert suçlamalar yöneltti. Hükümetin 3Y (yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklarla mücadele) hedefinin (yolsuzluklara, yoksulluklara ve yasaklara devam) şeklinde sürdüğünü, buna dördüncü Y olarak da ‘yalan’ın eklendiğini belirten Hamzaçebi, “17 Aralık’tan sonra yasakları içeren yasal düzenlemelerin bir kısmı yasalaştı, bir kısmı yasalaşmak üzere. Büyük yolsuzlukları örtmek için, büyük yasaklar getiriliyor.” dedi. Akif Hamzaçebi, son çıkan yasalarla, medyanın baskı ve kontrol altına alınmak istendiğini kaydetti. Hamzaçebi, “Kamuda yaptıkları sürgünler, tayinler ve yapılan yasal düzenlemelerle bürokrasiyi ve yargıyı AKP’leştiriyorlar. Amaç, 17 Aralık yolsuzluğunun üzerini örtmek.” diye konuştu. Başbakan Erdoğan’ın daha önce darbe ve başörtüsü konularında, şimdi ise yolsuzluk konusunda mağdur edebiyatı yaptığını anlattı. Dünya sahnesinde ‘yolsuzluktan mağduriyet çıkaran bir parti olmadığını’ kaydetti. Hamzaçebi, “Hükümet, yaptıklarıyla sanki 12 Eylül Milli Konseyi gibi. Eller kalkıp iniyor. Meclis’te yasaklar geçiyor. AKP’nin çoğunluk tutumuyla, yasaklar parlamentodan bu şekilde geçiyor.” şeklinde konuştu.
Zaman
Ana Sayfa
25.02.2014
CHPHSYKveinternetdüzenlemesiniAnayasaMahkemesi’negötürecekCHP HSYK ve internet düzenlemesini Anayasa Mahkemesi’ne götürecek
CHP, HSYK ve internet düzenlemesini Anayasa Mahkemesi’ne götürecek
Zaman
25.02.2014
02:08
CHP, Meclis’ten geçerek Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından onaylanan internet düzenlemesi ile onaylanması durumunda HSYK Yasası’nı Anayasa Mahkemesi’ne götürecek.Genel Başkan Yardımcısı Faruk Loğoğlu, daha önce mahkemeye başvuruları ‘Resmi Gazetede yayımlanmadığı’ gerekçesiyle reddedilen HSYK düzenlemesiyle ilgili, ilk başvuruyu yineleyeceklerini söyledi. CHP’li Loğoğlu, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında Meclis’ten geçen son yasalarla ilgili Anayasa Mahkemesi’ne yürütmeyi durdurma ve iptal davası açmakta kararlı olduklarını anlattı. Geçen hafta Avrupa’da önemli temaslarda bulunduğunu ve Avrupa Birliği (AB) temsilcilerinin Türkiye’deki gelişmeleri kaygıyla izlediğini belirten Loğoğlu, “Üzerinde en çok durdukları konular internet yasası, HSYK Yasası ve MİT Yasası oldu. Bu konuda ciddi sıkıntıları var. Hiç şüphe yok ki, AB Türkiye’deki gidişattan özellikle yasaklar ve erkler ayrılığı konusunda öteden beri rahatsız. Diyorlar ki, ‘biz bu olumsuz gelişmelerin farkındayız, ancak sesimizi fazla yükseltirsek Türkiye’nin AB’den tamamen uzaklaşmasından korkuyoruz. Onun için sesimizi dengeli bir şekilde çıkartma çalışıyoruz.’ Bu önemli bir itiraf, bir paylaşım.” diye konuştu. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün internet yasası ile ilgili yaptığı açıklamalarla ilgili eleştirilerde bulunan Loğoğlu, “Anayasa’nın 104. maddesi, Cumhurbaşkanı’na hükümet ile bir pazarlık yetkisi vermiyor. Biz Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu düşünce tarzını hem Anayasa’nın ilkesine uygun olmadığını, bir noktada Anayasa’nın emrettiği hükmü yerine getirmediği şeklinde algılıyoruz. Bu değişikliklerle birlikte bu yasayı yine Anayasa Mahkemesi’ne götüreceğiz. Devletin başı haksızlıktan bahsetmez, şikayet etme hakkı yoktur.” şeklinde konuştuDÜNYADA YOLSUZLUKTAN ‘MAĞDURİYET’ ÇIKARAN PARTİ YOKCHP Grup Başkan Vekili Akif Hamzaçebi de TBMM’de düzenlediği basın toplantısında AK Parti hükümetine sert suçlamalar yöneltti. Hükümetin 3Y (yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklarla mücadele) hedefinin (yolsuzluklara, yoksulluklara ve yasaklara devam) şeklinde sürdüğünü, buna dördüncü Y olarak da ‘yalan’ın eklendiğini belirten Hamzaçebi, “17 Aralık’tan sonra yasakları içeren yasal düzenlemelerin bir kısmı yasalaştı, bir kısmı yasalaşmak üzere. Büyük yolsuzlukları örtmek için, büyük yasaklar getiriliyor.” dedi. Akif Hamzaçebi, son çıkan yasalarla, medyanın baskı ve kontrol altına alınmak istendiğini kaydetti. Hamzaçebi, “Kamuda yaptıkları sürgünler, tayinler ve yapılan yasal düzenlemelerle bürokrasiyi ve yargıyı AKP’leştiriyorlar. Amaç, 17 Aralık yolsuzluğunun üzerini örtmek.” diye konuştu. Başbakan Erdoğan’ın daha önce darbe ve başörtüsü konularında, şimdi ise yolsuzluk konusunda mağdur edebiyatı yaptığını anlattı. Dünya sahnesinde ‘yolsuzluktan mağduriyet çıkaran bir parti olmadığını’ kaydetti. Hamzaçebi, “Hükümet, yaptıklarıyla sanki 12 Eylül Milli Konseyi gibi. Eller kalkıp iniyor. Meclis’te yasaklar geçiyor. AKP’nin çoğunluk tutumuyla, yasaklar parlamentodan bu şekilde geçiyor.” şeklinde konuştu.
Zaman
Politika
25.02.2014
CHPHSYKveinternetdüzenlemesiniAnayasaMahkemesi’negötürecekCHP HSYK ve internet düzenlemesini Anayasa Mahkemesi’ne götürecek
'Halk bizi birinci parti çıkartıyorsa, demek ki dürüstüz'
Zaman
04.02.2014
15:36
Başbakan Erdoğan Almanya ziyareti kapsamında Almanya Dış Politika Enstitüsünde yaptığı konuşmanın ardından soruları cevapladı. Erdoğanın konuşmalarından satırbaşları;Erdoğan: Eyy Avrupa...Suriyenin durumu ve çözümü konusuyla ilgili bir soru üzerine Erdoğan, BM Güvenlik Konseyinin ne daimi, ne geçici üyesiyiz. Geçici üyelerin hiçbir kıymeti yok, o bir aldatmadır. Bütün olaylar daimi üyelerdedir. Bakın burada bir insanlık trajedisi yaşanıyor, Rusya ve Çin bloke ediyorlar. Şu anda BM Mülteciler Komiseri Avrupaya, Suriyeden mülteci almasını istiyor. 30 bin Suriyeli. 30 bin Suriyeliyi bile Avrupa şu an kabul edemiyor. Bizdeyse şu anda 700 bin Suriyeli var... Eyy Avrupa, insani olarak, vicdani olarak böyle bir tabloyu buradaki yaşayan insanları, kimyasal silahlara, varil bombalarına nasıl teslim edersiniz? Size düşen bazı görevler yok mu. dedi.Erdoğan, Bu konuda BM Güvenlik Konseyinin attığı bir adım da yok. Şu anda, 5 üyenin 5i de, Cenevre 1de durumu gördük, Cenevre 2de de görüyoruz. Herkes birbirleriyle farklı çekişmelerin içerisinde. Geçen hafta İrandaydım. Söylenen bir şey var, önce terör örgütlerini temizleyelim. Kendilerine bir şey söyledim, sivrisinek öldürmekle, bataklık kurutulamaz. Bataklığı kurutmak lazım. Orada bir bataklık var. Baas rejimi var, Esed var. Bir taraftan da terör örgütleriyle yapılması gereken mücadeleyi hep beraber yapalım. Esed giderse onun yerine kim gelecek deniliyor. Halk kimi isterse o gelecek. Liderler, büyük olayları doğurur, bazen de büyük olaylar büyük liderleri doğurur. Bu olaylar, inanıyorum ki, Suriyede liderini doğurur. BM Güvenlik Konseyi, dünya barışıyla ilgili görevini ifa etmekten aciz düşmüştür. şeklinde konuştu.Soru: Lavrovun, Esedin gitmesiyle ilgili çok da istekli olmadığını duyduk. İran Dışişleri Bakana Zarif buradaydı. Tabi ki, bu terör örgütleri İran açısından bir sivrisinek değildir. Türkiye, bölgesel oyuncu olmak istiyorsa, Türkiyenin etki yapması bakımından, uygun ve ideal çözüm olarak ne yapabilir?Erdoğan: Biz bölgedeki tüm ülkelerle ilişki içerisindeyiz. Fakat, bizdeki kararlılığı diğer ülkelerde göremiyoruz. Rus yetkililerle görüştük, İranlı yetkililerle ABDli yetkililerle çok sık görüştük, görüşüyoruz. Ama bakın, kararlı duruş çok önemli. kararlı durulmadıktan sonra, bize düşen sadece, bombalardan kaçan 700 bin Suriyeliye evimizi açtık, insani yardımları yaptık ve yapacağız. Temenni ederim ki, atacağımız adımlarla bölge barışını yakalamaya muktedir oluruz.30 Martta halk bizi birinci parti olarak çıkartıyorsa demek ki bu iktidar dürüsttürBaşbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiyede yönetimde bir yolsuzluk olduğu iddialarına karşı argüman olarak hükümetin ekonomi alanındaki başarılarını gösterdi. Erdoğan, 30 Martta yine bir seçim yapacağız. Asıl test burasıdır. Eğer halk bizi burada birinci parti olarak çıkartıyorsa demek ki bu iktidar dürüsttür, bu iktidar gerçekten halkına layık olarak icraatlarını yapmaya devam ediyor. dedi.Mayıs-Haziran aylarındaki Gezi olaylarını hatırlatan Erdoğan, bu dönemde ihalesi ya da açılışı yapılan dev projeleri hatırlattı. Erdoğan, şöyle devam etti: Deniyor ki, burada çevrecilik açısından bir adım atılıyor. 12 tane ağaç oradan sökülüyor, bir başka yere dikiliyor. Bunlar tabii, çevreci bir iktidara karşı aslında sadece dereyi bulandırmaktan başka bir şey değildi. Zira bizim 2 milyarı aşkın ağaç ve fidan diken bir iktidar olduğumuzu, dostlarımızın bilmesi lazım.Demokraside haklar, sandıklarda aranır. Demokraside haklar, düşünceyle aranır. Hiçbir zaman; sopayla, Molotof kokteylleriyle, cam çerçeve indirerek aranmaz diye düşünüyorum. diyen Erdoğan, Fakat bütün bunları aşan Türkiye, şimdi de 17 Aralıkta söylenen bu yolsuzluk vesaire… diye devam etti.Başbakan Erdoğan, şunları söyledi: Türkiyenin şu andaki iktidarının milli gelirini bire üçten daha fazla bir noktaya getirmesi, 232 milyar dolardan 800 milyar doları aşan bir milli gelire sahibiz. Yolsuzlukları olan bir ülke, bir yönetim buraya gelebilir mi? İhracatını 36 milyar dolardan 152 milyar dolara çıkartan bir iktidar bu süre içerisinde yolsuzluklar içerisinde olsa buraya gelebilir mi? Bunlar olmadığı için buraya geldik.Frankfurt’u, Hamburg’u nereye koyacaksınızBaşbakan Recep Tayyip Erdoğan, Gezi olaylarında polisin aşırı güç kullandığı iddialarına tepki gösterdi. Almanyadaki toplumsal olaylara değinen Erdoğan, Siz Frankfurtu nereye koyacaksınız, Hamburgdaki olayları nereye koyacaksınız. Bizim polisimizle mukayese edilemeyecek derecede şiddet uygulamaları orada yapıldı. dedi.Almanya Dış Politika Enstitüsünde soruları cevaplayan Erdoğan, Demokraside şüphesiz ki azınlıkların haklarını korumak esastır. Ama orada çoğunluğun tek başına iktidar yaptığı bir yönetimi de azınlığa hiçbir zaman ezdirmemek en doğal haktır. dedi. Erdoğan, Azınlığın da şiddete başvurmak suretiyle bu yoll
Zaman
Son Dakika
04.02.2014
HalkbizibirincipartiçıkartıyorsademekkidürüstüzHalk bizi birinci parti çıkartıyorsa demek ki dürüstüz
'Halk bizi birinci parti çıkartıyorsa, demek ki dürüstüz'
Zaman
04.02.2014
15:36
Başbakan Erdoğan Almanya ziyareti kapsamında Almanya Dış Politika Enstitüsünde yaptığı konuşmanın ardından soruları cevapladı. Erdoğanın konuşmalarından satırbaşları;Erdoğan: Eyy Avrupa...Suriyenin durumu ve çözümü konusuyla ilgili bir soru üzerine Erdoğan, BM Güvenlik Konseyinin ne daimi, ne geçici üyesiyiz. Geçici üyelerin hiçbir kıymeti yok, o bir aldatmadır. Bütün olaylar daimi üyelerdedir. Bakın burada bir insanlık trajedisi yaşanıyor, Rusya ve Çin bloke ediyorlar. Şu anda BM Mülteciler Komiseri Avrupaya, Suriyeden mülteci almasını istiyor. 30 bin Suriyeli. 30 bin Suriyeliyi bile Avrupa şu an kabul edemiyor. Bizdeyse şu anda 700 bin Suriyeli var... Eyy Avrupa, insani olarak, vicdani olarak böyle bir tabloyu buradaki yaşayan insanları, kimyasal silahlara, varil bombalarına nasıl teslim edersiniz? Size düşen bazı görevler yok mu. dedi.Erdoğan, Bu konuda BM Güvenlik Konseyinin attığı bir adım da yok. Şu anda, 5 üyenin 5i de, Cenevre 1de durumu gördük, Cenevre 2de de görüyoruz. Herkes birbirleriyle farklı çekişmelerin içerisinde. Geçen hafta İrandaydım. Söylenen bir şey var, önce terör örgütlerini temizleyelim. Kendilerine bir şey söyledim, sivrisinek öldürmekle, bataklık kurutulamaz. Bataklığı kurutmak lazım. Orada bir bataklık var. Baas rejimi var, Esed var. Bir taraftan da terör örgütleriyle yapılması gereken mücadeleyi hep beraber yapalım. Esed giderse onun yerine kim gelecek deniliyor. Halk kimi isterse o gelecek. Liderler, büyük olayları doğurur, bazen de büyük olaylar büyük liderleri doğurur. Bu olaylar, inanıyorum ki, Suriyede liderini doğurur. BM Güvenlik Konseyi, dünya barışıyla ilgili görevini ifa etmekten aciz düşmüştür. şeklinde konuştu.Soru: Lavrovun, Esedin gitmesiyle ilgili çok da istekli olmadığını duyduk. İran Dışişleri Bakana Zarif buradaydı. Tabi ki, bu terör örgütleri İran açısından bir sivrisinek değildir. Türkiye, bölgesel oyuncu olmak istiyorsa, Türkiyenin etki yapması bakımından, uygun ve ideal çözüm olarak ne yapabilir?Erdoğan: Biz bölgedeki tüm ülkelerle ilişki içerisindeyiz. Fakat, bizdeki kararlılığı diğer ülkelerde göremiyoruz. Rus yetkililerle görüştük, İranlı yetkililerle ABDli yetkililerle çok sık görüştük, görüşüyoruz. Ama bakın, kararlı duruş çok önemli. kararlı durulmadıktan sonra, bize düşen sadece, bombalardan kaçan 700 bin Suriyeliye evimizi açtık, insani yardımları yaptık ve yapacağız. Temenni ederim ki, atacağımız adımlarla bölge barışını yakalamaya muktedir oluruz.30 Martta halk bizi birinci parti olarak çıkartıyorsa demek ki bu iktidar dürüsttürBaşbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiyede yönetimde bir yolsuzluk olduğu iddialarına karşı argüman olarak hükümetin ekonomi alanındaki başarılarını gösterdi. Erdoğan, 30 Martta yine bir seçim yapacağız. Asıl test burasıdır. Eğer halk bizi burada birinci parti olarak çıkartıyorsa demek ki bu iktidar dürüsttür, bu iktidar gerçekten halkına layık olarak icraatlarını yapmaya devam ediyor. dedi.Mayıs-Haziran aylarındaki Gezi olaylarını hatırlatan Erdoğan, bu dönemde ihalesi ya da açılışı yapılan dev projeleri hatırlattı. Erdoğan, şöyle devam etti: Deniyor ki, burada çevrecilik açısından bir adım atılıyor. 12 tane ağaç oradan sökülüyor, bir başka yere dikiliyor. Bunlar tabii, çevreci bir iktidara karşı aslında sadece dereyi bulandırmaktan başka bir şey değildi. Zira bizim 2 milyarı aşkın ağaç ve fidan diken bir iktidar olduğumuzu, dostlarımızın bilmesi lazım.Demokraside haklar, sandıklarda aranır. Demokraside haklar, düşünceyle aranır. Hiçbir zaman; sopayla, Molotof kokteylleriyle, cam çerçeve indirerek aranmaz diye düşünüyorum. diyen Erdoğan, Fakat bütün bunları aşan Türkiye, şimdi de 17 Aralıkta söylenen bu yolsuzluk vesaire… diye devam etti.Başbakan Erdoğan, şunları söyledi: Türkiyenin şu andaki iktidarının milli gelirini bire üçten daha fazla bir noktaya getirmesi, 232 milyar dolardan 800 milyar doları aşan bir milli gelire sahibiz. Yolsuzlukları olan bir ülke, bir yönetim buraya gelebilir mi? İhracatını 36 milyar dolardan 152 milyar dolara çıkartan bir iktidar bu süre içerisinde yolsuzluklar içerisinde olsa buraya gelebilir mi? Bunlar olmadığı için buraya geldik.Frankfurt’u, Hamburg’u nereye koyacaksınızBaşbakan Recep Tayyip Erdoğan, Gezi olaylarında polisin aşırı güç kullandığı iddialarına tepki gösterdi. Almanyadaki toplumsal olaylara değinen Erdoğan, Siz Frankfurtu nereye koyacaksınız, Hamburgdaki olayları nereye koyacaksınız. Bizim polisimizle mukayese edilemeyecek derecede şiddet uygulamaları orada yapıldı. dedi.Almanya Dış Politika Enstitüsünde soruları cevaplayan Erdoğan, Demokraside şüphesiz ki azınlıkların haklarını korumak esastır. Ama orada çoğunluğun tek başına iktidar yaptığı bir yönetimi de azınlığa hiçbir zaman ezdirmemek en doğal haktır. dedi. Erdoğan, Azınlığın da şiddete başvurmak suretiyle bu yoll
Zaman
Ana Sayfa
04.02.2014
HalkbizibirincipartiçıkartıyorsademekkidürüstüzHalk bizi birinci parti çıkartıyorsa demek ki dürüstüz
Başbakan Erdoğan'dan Almanya'da açıklamalar
Zaman
04.02.2014
13:09
Başbakan Erdoğan Almanya ziyareti kapsamında Almanya Dış Politika Enstitüsünde yaptığı konuşmanın ardından soruları cevapladı. Erdoğanın konuşmalarından satırbaşları;Suriyenin durumu ve çözümü konusuyla ilgili bir soru üzerine Erdoğan: BM Güvenlik Konseyinin ne daimi, ne geçici üyesiyiz. Geçici üyelerin hiçbir kıymeti yok, o bir aldatmadır. Bütün olaylar daimi üyelerdedir. Bakın burada bir insanlık trajedisi yaşanıyor, Rusya ve Çin bloke ediyorlar. Şu anda BM Mülteciler Komiseri Avrupaya, Suriyeden mülteci almasını istiyor. 30 bin Suriyeli. 30 bin Suriyeliyi bile Avrupa şu an kabul edemiyor. Bizdeyse şu anda 700 bin Suriyeli var. Ey Avrupa, insani olarak, vicdani olarak böyle bir tabloyu buradaki yaşayan insanları, kimyasal silahlara, varil bombalarına nasıl teslim edersiniz? Size düşen bazı görevler yok mu. dedi.Erdoğan, Bu konuda BM Güvenlik Konseyinin attığı bir adım da yok. Şu anda, 5 üyenin 5i de, Cenevre 1de durumu gördük, Cenevre 2de de görüyoruz. Herkes birbirleriyle farklı çekişmelerin içerisinde. Geçen hafta İrandaydım. Söylenen bir şey var, önce terör örgütlerini temizleyelim. Kendilerine bir şey söyledim, sivrisinek öldürmekle, bataklık kurutulamaz. Bataklığı kurutmak lazım. Orada bir bataklık var. Baas rejimi var, Esed var. Bir taraftan da terör örgütleriyle yapılması gereken mücadeleyi hep beraber yapalım. Esed giderse onun yerine kim gelecek deniliyor. Halk kimi isterse o gelecek. Liderler, büyük olayları doğurur, bazen de büyük olaylar büyük liderleri doğurur. Bu olaylar, inanıyorum ki, Suriyede liderini doğurur. BM Güvenlik Konseyi, dünya barışıyla ilgili görevini ifa etmekten aciz düşmüştür. şeklinde konuştu.Soru: Lavrovun, Esedin gitmesiyle ilgili çok da istekli olmadığını duyduk. İran Dışişleri Bakana Zarif buradaydı. Tabi ki, bu terör örgütleri İran açısından bir sivrisinek değildir. Türkiye, bölgesel oyuncu olmak istiyorsa, Türkiyenin etki yapması bakımından, uygun ve ideal çözüm olarak ne yapabilir?Erdoğan: Biz bölgedeki tüm ülkelerle ilişki içerisindeyiz. Fakat, bizdeki kararlılığı diğer ülkelerde göremiyoruz. Rus yetkililerle görüştük, İranlı yetkililerle ABDli yetkililerle çok sık görüştük, görüşüyoruz. Ama bakın, kararlı duruş çok önemli. kararlı durulmadıktan sonra, bize düşen sadece, bombalardan kaçan 700 bin Suriyeliye evimizi açtık, insani yardımları yaptık ve yapacağız. Temenni ederim ki, atacağımız adımlarla bölge barışını yakalamaya muktedir oluruz.Erdoğan: Frankfurt’u, Hamburg’u nereye koyacaksınızBaşbakan Recep Tayyip Erdoğan, Gezi olaylarında polisin aşırı güç kullandığı iddialarına tepki gösterdi. Almanyadaki toplumsal olaylara değinen Erdoğan, Siz Frankfurtu nereye koyacaksınız, Hamburgdaki olayları nereye koyacaksınız. Bizim polisimizle mukayese edilemeyecek derecede şiddet uygulamaları orada yapıldı. dedi.Almanya Dış Politika Enstitüsünde soruları cevaplayan Erdoğan, Demokraside şüphesiz ki azınlıkların haklarını korumak esastır. Ama orada çoğunluğun tek başına iktidar yaptığı bir yönetimi de azınlığa hiçbir zaman ezdirmemek en doğal haktır. dedi. Erdoğan, Azınlığın da şiddete başvurmak suretiyle bu yollara başvurmasına evet diyemeyiz. ifadelerini kullandı.Deprem tehdidi altındaki AKMnin opera binası yapılması hevesine sahip olduğunu belirten Erdoğan, Bunu bizim iktidarımız yapacak diye, dediler ki: Hayır, yaptırmayız. diye devam etti. Gezi Parkına da bir kışla görünümünde şehir müzesi yapmak istediklerini ifade eden Erdoğan, buna da aynı gerekçeyle karşı çıkıldığını anlattı.Azınlıkların haklarının korunması konusunda hiçbir iktidarın yapmadığını kendilerinin yaptığını ifade eden Erdoğan, Ne kadar gayrimenkulleri varsa bunları meydana çıkardık ve şu ana kadar 2,5 milyar TL değerindeki gayrimenkullerini kendilerine biz devrettik. Mor Gabriel kilisesi bir sorundu, bu sorunu biz çözdük. Sümela Manastırını biz açtık. Her yıl orada Ortodokslar ayinlerini yapabiliyorlar. dedi. Erdoğan, azınlıkların inançlar konusundaki her türlü sorununu çözeceklerini kendilerine de anlattıklarını kaydetti ve ekledi: Terör örgütleriyle adımlar varsa, müsaade edin ki güvenlik güçleri yapılması gerekenleri yapsın. Bunlar da hiçbir zaman standartların dışında değildir.
Zaman
Son Dakika
04.02.2014
BaşbakanErdoğandanAlmanyadaaçıklamalarBaşbakan Erdoğandan Almanyada açıklamalar
Başbakan Erdoğan'dan Almanya'da açıklamalar
Zaman
04.02.2014
13:09
Başbakan Erdoğan Almanya ziyareti kapsamında Almanya Dış Politika Enstitüsünde yaptığı konuşmanın ardından soruları cevapladı. Erdoğanın konuşmalarından satırbaşları;Suriyenin durumu ve çözümü konusuyla ilgili bir soru üzerine Erdoğan: BM Güvenlik Konseyinin ne daimi, ne geçici üyesiyiz. Geçici üyelerin hiçbir kıymeti yok, o bir aldatmadır. Bütün olaylar daimi üyelerdedir. Bakın burada bir insanlık trajedisi yaşanıyor, Rusya ve Çin bloke ediyorlar. Şu anda BM Mülteciler Komiseri Avrupaya, Suriyeden mülteci almasını istiyor. 30 bin Suriyeli. 30 bin Suriyeliyi bile Avrupa şu an kabul edemiyor. Bizdeyse şu anda 700 bin Suriyeli var. Ey Avrupa, insani olarak, vicdani olarak böyle bir tabloyu buradaki yaşayan insanları, kimyasal silahlara, varil bombalarına nasıl teslim edersiniz? Size düşen bazı görevler yok mu. dedi.Erdoğan, Bu konuda BM Güvenlik Konseyinin attığı bir adım da yok. Şu anda, 5 üyenin 5i de, Cenevre 1de durumu gördük, Cenevre 2de de görüyoruz. Herkes birbirleriyle farklı çekişmelerin içerisinde. Geçen hafta İrandaydım. Söylenen bir şey var, önce terör örgütlerini temizleyelim. Kendilerine bir şey söyledim, sivrisinek öldürmekle, bataklık kurutulamaz. Bataklığı kurutmak lazım. Orada bir bataklık var. Baas rejimi var, Esed var. Bir taraftan da terör örgütleriyle yapılması gereken mücadeleyi hep beraber yapalım. Esed giderse onun yerine kim gelecek deniliyor. Halk kimi isterse o gelecek. Liderler, büyük olayları doğurur, bazen de büyük olaylar büyük liderleri doğurur. Bu olaylar, inanıyorum ki, Suriyede liderini doğurur. BM Güvenlik Konseyi, dünya barışıyla ilgili görevini ifa etmekten aciz düşmüştür. şeklinde konuştu.Soru: Lavrovun, Esedin gitmesiyle ilgili çok da istekli olmadığını duyduk. İran Dışişleri Bakana Zarif buradaydı. Tabi ki, bu terör örgütleri İran açısından bir sivrisinek değildir. Türkiye, bölgesel oyuncu olmak istiyorsa, Türkiyenin etki yapması bakımından, uygun ve ideal çözüm olarak ne yapabilir?Erdoğan: Biz bölgedeki tüm ülkelerle ilişki içerisindeyiz. Fakat, bizdeki kararlılığı diğer ülkelerde göremiyoruz. Rus yetkililerle görüştük, İranlı yetkililerle ABDli yetkililerle çok sık görüştük, görüşüyoruz. Ama bakın, kararlı duruş çok önemli. kararlı durulmadıktan sonra, bize düşen sadece, bombalardan kaçan 700 bin Suriyeliye evimizi açtık, insani yardımları yaptık ve yapacağız. Temenni ederim ki, atacağımız adımlarla bölge barışını yakalamaya muktedir oluruz.Erdoğan: Frankfurt’u, Hamburg’u nereye koyacaksınızBaşbakan Recep Tayyip Erdoğan, Gezi olaylarında polisin aşırı güç kullandığı iddialarına tepki gösterdi. Almanyadaki toplumsal olaylara değinen Erdoğan, Siz Frankfurtu nereye koyacaksınız, Hamburgdaki olayları nereye koyacaksınız. Bizim polisimizle mukayese edilemeyecek derecede şiddet uygulamaları orada yapıldı. dedi.Almanya Dış Politika Enstitüsünde soruları cevaplayan Erdoğan, Demokraside şüphesiz ki azınlıkların haklarını korumak esastır. Ama orada çoğunluğun tek başına iktidar yaptığı bir yönetimi de azınlığa hiçbir zaman ezdirmemek en doğal haktır. dedi. Erdoğan, Azınlığın da şiddete başvurmak suretiyle bu yollara başvurmasına evet diyemeyiz. ifadelerini kullandı.Deprem tehdidi altındaki AKMnin opera binası yapılması hevesine sahip olduğunu belirten Erdoğan, Bunu bizim iktidarımız yapacak diye, dediler ki: Hayır, yaptırmayız. diye devam etti. Gezi Parkına da bir kışla görünümünde şehir müzesi yapmak istediklerini ifade eden Erdoğan, buna da aynı gerekçeyle karşı çıkıldığını anlattı.Azınlıkların haklarının korunması konusunda hiçbir iktidarın yapmadığını kendilerinin yaptığını ifade eden Erdoğan, Ne kadar gayrimenkulleri varsa bunları meydana çıkardık ve şu ana kadar 2,5 milyar TL değerindeki gayrimenkullerini kendilerine biz devrettik. Mor Gabriel kilisesi bir sorundu, bu sorunu biz çözdük. Sümela Manastırını biz açtık. Her yıl orada Ortodokslar ayinlerini yapabiliyorlar. dedi. Erdoğan, azınlıkların inançlar konusundaki her türlü sorununu çözeceklerini kendilerine de anlattıklarını kaydetti ve ekledi: Terör örgütleriyle adımlar varsa, müsaade edin ki güvenlik güçleri yapılması gerekenleri yapsın. Bunlar da hiçbir zaman standartların dışında değildir.
Zaman
Ana Sayfa
04.02.2014
BaşbakanErdoğandanAlmanyadaaçıklamalarBaşbakan Erdoğandan Almanyada açıklamalar
Hükümet, yargıya deli gömleği giydiriyor
Zaman
12.01.2014
02:04
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM’ye sunulan HSYK’nın yapısına ilişkin yasa teklifine olumlu bakmadıklarını söyledi.Bahçeli, hükümeti, yargıya deli gömleği giydirmekle suçladı. Partisinin siyaset ve liderlik okulunun sertifika töreni sonrasında basın mensuplarının sorularını cevaplayan Bahçeli, “HSYK ile ilgili yeni bir yasa teklifi sunulması, 2010 yılında HSYK üzerinde çok ısrarlı ve kararlı bir tavır sergileyen ve bunu bir referandum ile zorla halka kabul ettirmiş olan iktidarla çelişkili bir haldir. MHP son değişiklikler üzerinde olumlu düşünmemektedir.” diye konuştu. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın yeniden yargılamalara ilişkin söylediği, “İçeride çok sayıda günahsız var.” sözleri için de, “Günahsızların günahını Başbakan çekiyor demektir.” ifadelerini kullandı.Devlet Bahçeli, programdaki konuşmasında ise hükümetin yolsuzluk soruşturmasındaki tavrını eleştirdi. Ayakkabı kutularına koyulan milyon dolarları komployla örtme planının tutmayacağını, yatak odalarındaki para sayma makinelerini ve para kasalarını gizleme sinsiliğinin başarılı olamayacağını belirtti. Şunları söyledi: “İstanbul’dan İzmir’e, Ankara’dan Mersin’e kadar virüs gibi yayılan rüşvet hastalığını sanal dış güçler safsatası, dost darbesi lafları, yargı operasyonu ve paralel devlet tespitleri aklayamayacaktır. Ok yaydan çıkmıştır. Dikkatleri asıl mevzudan uzaklaştırma çabalarını, esas konuları gizlemeye matuf tali ve dolambaçlı yol açma teşebbüslerini masum bulmamız akla ziyandır. Hem kel hem de fodul olan iktidarın adalete giydirmeye çalıştığı deli gömleğini hafife almamız eşyanın tabiatına aykırı olduğu gibi, milletimizin hukukuna da açıkça hakarettir. Türkiye iktidarın suç ve suçlunun yanında yer alan ahlaksız tercihinden dolayı dört bir tarafından su almakta ve dibe doğru gitmektedir. O halde ülkemizi düzlüğe ve yüzeye çıkaracak birinci yol soruna neden olan rüşvet ve yolsuzluk iddialarının üzerine kararlıca gitmektir. Üzülerek görüyoruz ki, devlet çarkı dönmemektedir. İktidar partisi karabasan gibi milletimizin ve devletimizin üzerine çöreklenmiştir. Türkiye iktidarın suç ve suçlunun yanında yer alan ahlaksız tercihinden dolayı dört bir tarafından su almakta ve dibe doğru gitmektedir. Türkiye’nin devası hukuk ve hukukun üstünlüğüne hürmet edilmesidir.”
Zaman
Politika
12.01.2014
HükümetyargıyadeligömleğigiydiriyorHükümet yargıya deli gömleği giydiriyor
'Özgürlüğün olmadığı yerde...'
Zaman
10.01.2014
17:31
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a Malezya Uluslararası İslam Üniversitesi’nde fahri doktora unvanı verildi.Erdoğan fahri doktora tevdi törenine katılmak için geldiği Malezya Uluslararası İslam Üniversitesindeki öğrencilerin sevgi gösterileriyle karşılandı. Törenin yapılacağı salonun girişinde, ellerinde Türk bayrakları ve We are Erdoğan, Bu Ümmet Seninle yazılı dövizler taşırken Üzülme, Eğilme, Bu Ümmet Seninle Başbakan Erdoğan şeklinde sloganlar attı.Bazı öğrenciler, Başbakan Erdoğanı yakından görmeye çalışırken, kısa süreli izdiham yaşandı. Erdoğan, fahri doktora belgesini imzaladıktan sonra, cüppe giyerek, eşi Emine Erdoğan ve bir grup akademisyen eşliğinde törenin yapıldığı salona giriş yaptı.İki ülkenin milli marşları ve ardından Kuran-ı Kerim okunarak başlayan törende, Başbakan Erdoğana fahri doktora diplomasını Üniversite Başkanı Dr. Rais Yatım tarafından takdim edildi.Törene, Başbakan Erdoğanın eşi Emine Erdoğan, kızı Sümeyye Erdoğan, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Avrupa Birliği Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz da katıldı.SİMULTANE TERCÜME YOKTUBaşbakan Erdoğan, konuşmasına başladıktan bir süre sonra, salonda bulunanlar konuşmadan anlamadıklarını belirtince devreye başbakanlık yetkilileri girerek durumu Erdoğana aktardı. Daha sonra Başbakanın özel tercümanı devreye sokularak simultane tercüme sorunu çözüldü.DEMEK Kİ BAŞÖRTÜSÜ BİLİMİN ÖNÜNDE BİR ENGEL DEĞİLMİŞZulme sabreden ve buna karşı mücadele eden zafere ulaşır diyen Başbakan Erdoğan, Türkiyenin gençleri inançlarından dolayı zulme sabrettiler ve nihayetinde zaferi elde ettiler. Bir dönem gençlerimize çok ağır zulüm ettikleri için üzülüyorduk. Yurtdışında eğitimler aldılar. o gençler ülkelerine döndüler ve ülkelerinin kalkınmasına katkılar sağladılar. Bu süreçte biz şunu gördük ki, demek ki başörtüsü bilimin önünde bir engel değilmiş önemli olan gönlünüzdekidir. Bilimin özünde, temelinde özgürlük vardır. Özgürlüğün olmadığı yerde insanlığa yarar sağlayacak sonuçlar çıkmaz diye konuştu.ERDOĞAN: KARŞILIKLI DAYANIŞMAYI ARTIRMANIN YOLLARINI ZORLUYORUZBaşbakan Erdoğan, Malezyada “Dönüşen Doğu Asya - Pasifik Bölgesi ve Türkiye” konferansında konuştu.Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Dünya ne kadar müreffeh olursa ülkemiz de o kadar müreffeh olur, dünya ne kadar barış içinde olursa bölgemiz ve ülkemiz de o kadar barış içinde olur. Buradan yola çıkarak her ülkeyle karşılıklı saygı ve işbirliği çerçevesinde dayanışmayı artırmanın yollarını zorluyoruz dedi.Başbakan Erdoğan, Malezya Araştırma ve Dönüşüm Vakfı ve Razak Yönetim Okulu tarafından düzenlenen Dönüşen Doğu Asya - Pasifik Bölgesi ve Türkiye konulu konferansta yaptığı konuşmada, İslamın kardeşlik inancı olduğunun altını çizdi.Erdoğan, Türkiye ve Malezya ilişkilerini daha geliştirmenin gayreti içinde bulunduklarını ifade ederek, özellikle iki ülke arasındaki ticaret hacminin artırılması konusunda kararlı olduklarını belirtti.Türkiye ile Malezyanın dış ticaret hacmini 1,5 milyar dolardan 5 milyar dolara çıkarmayı hedeflediklerini ifade eden Erdoğan, Önümüzdeki dönemde ticaret hacmimizin daha da artacağına inanıyorum. Malezyanın biliyorum ki 2020 hedefleri var ve bizim de 2023 hedeflerimiz var. Bizler, Hükümet olarak 2023ü çok önemserken, Malezyanın da 2020yi çok önemsediğini biliyorum. Milli gelirimizde, kişi başı milli gelirde özellikle de dış ticarette ulaşılabilir hedeflerimiz var. Türkiyenin 2023, Malezyanın 2020 hedeflerini birleştirdiğimizde dış ticarette hacmimizin istenilen seviyeye geleceğinden hiç endişemiz olmaz şeklinde konuştu.Asyanın batısındaki Türkiye ile Asyanın doğusundaki Malezyanın daha fazla işbirliği yaparak her alanda daha fazla dayanışma içine girerek, bu geniş coğrafyanın barış ve refahına önemli katkılar sunması kaçınılmazdır diyen Erdoğan, şöyle devam etti:Başbakan Razakın İslamın evrensel değerlerini öne çıkaran, İslamın barış, sevgi, hoşgörü boyutunu öne çıkarmasını son derece önemli bulduğumuzu da vurgulamak isterim. İslam ve demokrasinin bir arada yaşayabildiği, bir arada yaşayabileceği iki ülke Türkiye ve Malezya. Buralardaki bu demokratik sürecin olabileceğini, nasıl yaşanabileceğini ortaya koyması bakımından çok çok önemli. Doğuda Malezya, batıda Türkiye de aynı şekilde İslamın barışçıl, kucaklayıcı, hoşgörülü ruhunu yansıtmanın kararlı mücadelesini veriyoruz.“TERÖRÜN HİÇBİR ŞEKİLDE BAHANESİ, MAZERETİ OLAMAZ”Müslümanlara yönelik bazı odaklar tarafından ısrarla ve son derece planlı şekilde yürütülen kararlı bir karalama kampanyası var ifadesini kullanan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:Malezya ve Türkiye örnekleri güçlü şekilde antitez oluşturuyorlar. Japonyada da katıldığım bir konferansta da ifade ett
Zaman
Son Dakika
10.01.2014
ÖzgürlüğünolmadığıyerdeÖzgürlüğün olmadığı yerde
'Özgürlüğün olmadığı yerde...'
Zaman
10.01.2014
17:31
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a Malezya Uluslararası İslam Üniversitesi’nde fahri doktora unvanı verildi.Erdoğan fahri doktora tevdi törenine katılmak için geldiği Malezya Uluslararası İslam Üniversitesindeki öğrencilerin sevgi gösterileriyle karşılandı. Törenin yapılacağı salonun girişinde, ellerinde Türk bayrakları ve We are Erdoğan, Bu Ümmet Seninle yazılı dövizler taşırken Üzülme, Eğilme, Bu Ümmet Seninle Başbakan Erdoğan şeklinde sloganlar attı.Bazı öğrenciler, Başbakan Erdoğanı yakından görmeye çalışırken, kısa süreli izdiham yaşandı. Erdoğan, fahri doktora belgesini imzaladıktan sonra, cüppe giyerek, eşi Emine Erdoğan ve bir grup akademisyen eşliğinde törenin yapıldığı salona giriş yaptı.İki ülkenin milli marşları ve ardından Kuran-ı Kerim okunarak başlayan törende, Başbakan Erdoğana fahri doktora diplomasını Üniversite Başkanı Dr. Rais Yatım tarafından takdim edildi.Törene, Başbakan Erdoğanın eşi Emine Erdoğan, kızı Sümeyye Erdoğan, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Avrupa Birliği Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz da katıldı.SİMULTANE TERCÜME YOKTUBaşbakan Erdoğan, konuşmasına başladıktan bir süre sonra, salonda bulunanlar konuşmadan anlamadıklarını belirtince devreye başbakanlık yetkilileri girerek durumu Erdoğana aktardı. Daha sonra Başbakanın özel tercümanı devreye sokularak simultane tercüme sorunu çözüldü.DEMEK Kİ BAŞÖRTÜSÜ BİLİMİN ÖNÜNDE BİR ENGEL DEĞİLMİŞZulme sabreden ve buna karşı mücadele eden zafere ulaşır diyen Başbakan Erdoğan, Türkiyenin gençleri inançlarından dolayı zulme sabrettiler ve nihayetinde zaferi elde ettiler. Bir dönem gençlerimize çok ağır zulüm ettikleri için üzülüyorduk. Yurtdışında eğitimler aldılar. o gençler ülkelerine döndüler ve ülkelerinin kalkınmasına katkılar sağladılar. Bu süreçte biz şunu gördük ki, demek ki başörtüsü bilimin önünde bir engel değilmiş önemli olan gönlünüzdekidir. Bilimin özünde, temelinde özgürlük vardır. Özgürlüğün olmadığı yerde insanlığa yarar sağlayacak sonuçlar çıkmaz diye konuştu.ERDOĞAN: KARŞILIKLI DAYANIŞMAYI ARTIRMANIN YOLLARINI ZORLUYORUZBaşbakan Erdoğan, Malezyada “Dönüşen Doğu Asya - Pasifik Bölgesi ve Türkiye” konferansında konuştu.Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Dünya ne kadar müreffeh olursa ülkemiz de o kadar müreffeh olur, dünya ne kadar barış içinde olursa bölgemiz ve ülkemiz de o kadar barış içinde olur. Buradan yola çıkarak her ülkeyle karşılıklı saygı ve işbirliği çerçevesinde dayanışmayı artırmanın yollarını zorluyoruz dedi.Başbakan Erdoğan, Malezya Araştırma ve Dönüşüm Vakfı ve Razak Yönetim Okulu tarafından düzenlenen Dönüşen Doğu Asya - Pasifik Bölgesi ve Türkiye konulu konferansta yaptığı konuşmada, İslamın kardeşlik inancı olduğunun altını çizdi.Erdoğan, Türkiye ve Malezya ilişkilerini daha geliştirmenin gayreti içinde bulunduklarını ifade ederek, özellikle iki ülke arasındaki ticaret hacminin artırılması konusunda kararlı olduklarını belirtti.Türkiye ile Malezyanın dış ticaret hacmini 1,5 milyar dolardan 5 milyar dolara çıkarmayı hedeflediklerini ifade eden Erdoğan, Önümüzdeki dönemde ticaret hacmimizin daha da artacağına inanıyorum. Malezyanın biliyorum ki 2020 hedefleri var ve bizim de 2023 hedeflerimiz var. Bizler, Hükümet olarak 2023ü çok önemserken, Malezyanın da 2020yi çok önemsediğini biliyorum. Milli gelirimizde, kişi başı milli gelirde özellikle de dış ticarette ulaşılabilir hedeflerimiz var. Türkiyenin 2023, Malezyanın 2020 hedeflerini birleştirdiğimizde dış ticarette hacmimizin istenilen seviyeye geleceğinden hiç endişemiz olmaz şeklinde konuştu.Asyanın batısındaki Türkiye ile Asyanın doğusundaki Malezyanın daha fazla işbirliği yaparak her alanda daha fazla dayanışma içine girerek, bu geniş coğrafyanın barış ve refahına önemli katkılar sunması kaçınılmazdır diyen Erdoğan, şöyle devam etti:Başbakan Razakın İslamın evrensel değerlerini öne çıkaran, İslamın barış, sevgi, hoşgörü boyutunu öne çıkarmasını son derece önemli bulduğumuzu da vurgulamak isterim. İslam ve demokrasinin bir arada yaşayabildiği, bir arada yaşayabileceği iki ülke Türkiye ve Malezya. Buralardaki bu demokratik sürecin olabileceğini, nasıl yaşanabileceğini ortaya koyması bakımından çok çok önemli. Doğuda Malezya, batıda Türkiye de aynı şekilde İslamın barışçıl, kucaklayıcı, hoşgörülü ruhunu yansıtmanın kararlı mücadelesini veriyoruz.“TERÖRÜN HİÇBİR ŞEKİLDE BAHANESİ, MAZERETİ OLAMAZ”Müslümanlara yönelik bazı odaklar tarafından ısrarla ve son derece planlı şekilde yürütülen kararlı bir karalama kampanyası var ifadesini kullanan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:Malezya ve Türkiye örnekleri güçlü şekilde antitez oluşturuyorlar. Japonyada da katıldığım bir konferansta da ifade ett
Zaman
Ana Sayfa
10.01.2014
ÖzgürlüğünolmadığıyerdeÖzgürlüğün olmadığı yerde
Feyzioğlu: Başbakan önerimize olumlu baktı
Zaman
04.01.2014
18:48
Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu, özel mahkemelerin vermiş olduğu kararların yapılacak bir düzenlemeyle bozulmasına ilişkin önerilerine Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın da olumlu baktığını söyledi. Feyzioğlu, Başbakan Erdoğanın talimatıyla Pazartesi gününden itibaren Adalet Bakanlığı ile birlikte çalışmaya başlayacaklarının altını çizdi. Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu, Başbakan Erdoğan ile yaptığı görüşme sonrası basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Feyzioğlu, son derece samimi bir ortamda gerçekleşen bir çalışma toplantısı gerçekleştirdiklerini söyledi. 5 Temmuz 2012 tarihinde özel görevli mahkemelerin kaldırıldığını hatırlatan Feyzioğlu, Aynı kanuna eklenen bir geçici maddeye dayanılarak ellerindeki işler bitip kesinleşene kadar yargılamaya devam etmeleri hükmü getirildi. Bir ilacın sağlığa zararlı olduğunu tespit ediyorsunuz üretimini yasaklıyorsunuz ama eczanelerde stoklar tükenene kadar satılmasına izin veriyorsunuz. Bugün ne çekiyorsak bu yanlışlık sebebiyle çekiyoruz. Bizim önerimiz bu geçici 2nci maddenin kaldırılması. Bu konuda Sayın Başbakanın son derece olumlu yaklaştığı kanaatini edindim dedi. Görülmeye devam eden davalarla ilgili önerisini de açıklayan Feyzioğlu, Önerimiz, özel görevli mahkemelerce verilmiş olan ve henüz Yargıtay aşamasında bulunan mahkumiyet hükümlerini, artık meşruiyetlerinin sorgulandığı için sırf bu sebeple Yargıtayın takdirine yer bırakmayacak şekilde görev yerinden bozulmasını emreden bir kanun değişikliği. Özel mahkemelerin yargılamalarına son vermeleri, özel görevli mahkemelerin vermiş oldukları henüz Yargıtay aşamasında bulunan davalarda sırf bu sebeple hüküm verildiği için mutlak olarak bozma emreden bir değişiklik diye konuştu. Ergenekon ve Balyoz davalarına ilişkin açıklamalarda da bulunan Feyzioğlu, Ergenekon davasında karar verildiği için Yargıtayın derhal hiçbir takdir kullanmaksızın görev yerinden bozma kararı vermek zorunda kalması. Yine özel görevli mahkemelerce verilmiş fakat Yargıtaydan geçip kesinleşmiş illerdeki, örneğin Balyoz davası yine bir maddelik ekleme ile sadece özel görevli mahkemelerce mahkumiyet verme sebebiyle yeniden yargılama zorunluluğu. Geçici ikinci maddeyi kaldırdığımız takdirde ve Yargıtayın kesinleşmiş kararlara da yeniden yargılamaz zorunluluğu getirdiğinizde artık iş yerel mahkemede yeniden görülecektir ve adil yargılama hakkına göre çözümlenebilecektir şeklinde konuştu. Af veya denetimli serbestlik taleplerinin bulunmadığına dikkat çeken Feyzioğlu, Bu af talebi kuşkusuz sıkıntı oluşturur. Çünkü biz suçsuzuz diye haykıran insanlar var. Suçlu ile suçsuzun birbirinden ayrılması lazım. Geçici ikinci madde ile bu hukuk trajedisinin yine yasama kartı ile çözümünün açılması ve son dönemde yargıya üst düzeyde ifade edilen güvensizlik karşısında yıpranmış olan yargıya güvenin yine yargı eliyle tesis edilmesi. Yasama yargının önünü açacak, yargı da genel mahkemelere adil yargılama yapacak ifadelerini kullandı. Başbakan Erdoğanın önerilerine yaklaşımlarının son derece olumlu olduğunu söyleyen Feyzioğlu, şöyle devam etti: Adalet Bakanına TBB ile istişare etmelerini, bu konuda birlikte çalışılmasını istediğini ifade etti. Biz de hukukun üstünlüğünün sağlanması noktasında ilkeli duruşumuzu kararlı bir şekilde koruduğumuz için kuşkusuz Türkiye Cumhuriyeti Başbakanının bu talebine evet dedik. Ve Adalet Bakanlığı ile bu konuda yakın çalışma içinde olacağız. Sayın Başbakan Japonyadan döndüğünde çok somut bir önerimiz ortaya çıkacaktır diye umut ediyorum. Zaten TBB önerisini ortaya koymuştu. Bakanlık ile ortak çalışmaya Pazartesiden itibaren başlayacağız Feyzioğlu, düzenlemenin terörist başı Abdullah Öcalanın durumunu değiştirmeyeceğine de dikkat çekerek, O bir başka konudur. Bir başka zamanda verilmiştir. Burada milat 5 Temmuz 2012dir. Türkiyede hiçbir zaman DGMler olmamalıydı ama 5 Temmuzda bu ülkenin millet meclisi bu mahkemelerin aslında antidemokratik olduğunu ortaya koydu. Ama aynı kanunu çıkartırken bir geçici madde eklemeseydi bugün bunları konuşuyor olmayacaktık. Bizim yapmaya gayret ettiğimiz geçici maddenin ağır hasarını yasama organının tedavi etmesini sağlamak dedi. Alınacak kararla Yargıtayın alınan kararları bozmasının en fazla bir gün süreceğine değinen Feyzioğlu, Bizim önerimiz terörle mücadele mahkemelerinin de kaldırılması. Bu ülkede iki başlı ceza yargısı sisteminden kurtulmak zorundayız. Sayın Başbakan, yeniden yargılama konusunda ve bu mahkemelerce verilmiş henüz Yargıtay aşamasında bekleyen hükümlerin de bozulması noktasında bir adım atılması düşüncesinde olduğunu sanıyorum diye konuştu.
Zaman
Son Dakika
04.01.2014
FeyzioğluBaşbakanönerimizeolumlubaktıFeyzioğlu Başbakan önerimize olumlu baktı
Feyzioğlu: Başbakan önerimize olumlu baktı
Zaman
04.01.2014
18:48
Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu, özel mahkemelerin vermiş olduğu kararların yapılacak bir düzenlemeyle bozulmasına ilişkin önerilerine Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın da olumlu baktığını söyledi. Feyzioğlu, Başbakan Erdoğanın talimatıyla Pazartesi gününden itibaren Adalet Bakanlığı ile birlikte çalışmaya başlayacaklarının altını çizdi. Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu, Başbakan Erdoğan ile yaptığı görüşme sonrası basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Feyzioğlu, son derece samimi bir ortamda gerçekleşen bir çalışma toplantısı gerçekleştirdiklerini söyledi. 5 Temmuz 2012 tarihinde özel görevli mahkemelerin kaldırıldığını hatırlatan Feyzioğlu, Aynı kanuna eklenen bir geçici maddeye dayanılarak ellerindeki işler bitip kesinleşene kadar yargılamaya devam etmeleri hükmü getirildi. Bir ilacın sağlığa zararlı olduğunu tespit ediyorsunuz üretimini yasaklıyorsunuz ama eczanelerde stoklar tükenene kadar satılmasına izin veriyorsunuz. Bugün ne çekiyorsak bu yanlışlık sebebiyle çekiyoruz. Bizim önerimiz bu geçici 2nci maddenin kaldırılması. Bu konuda Sayın Başbakanın son derece olumlu yaklaştığı kanaatini edindim dedi. Görülmeye devam eden davalarla ilgili önerisini de açıklayan Feyzioğlu, Önerimiz, özel görevli mahkemelerce verilmiş olan ve henüz Yargıtay aşamasında bulunan mahkumiyet hükümlerini, artık meşruiyetlerinin sorgulandığı için sırf bu sebeple Yargıtayın takdirine yer bırakmayacak şekilde görev yerinden bozulmasını emreden bir kanun değişikliği. Özel mahkemelerin yargılamalarına son vermeleri, özel görevli mahkemelerin vermiş oldukları henüz Yargıtay aşamasında bulunan davalarda sırf bu sebeple hüküm verildiği için mutlak olarak bozma emreden bir değişiklik diye konuştu. Ergenekon ve Balyoz davalarına ilişkin açıklamalarda da bulunan Feyzioğlu, Ergenekon davasında karar verildiği için Yargıtayın derhal hiçbir takdir kullanmaksızın görev yerinden bozma kararı vermek zorunda kalması. Yine özel görevli mahkemelerce verilmiş fakat Yargıtaydan geçip kesinleşmiş illerdeki, örneğin Balyoz davası yine bir maddelik ekleme ile sadece özel görevli mahkemelerce mahkumiyet verme sebebiyle yeniden yargılama zorunluluğu. Geçici ikinci maddeyi kaldırdığımız takdirde ve Yargıtayın kesinleşmiş kararlara da yeniden yargılamaz zorunluluğu getirdiğinizde artık iş yerel mahkemede yeniden görülecektir ve adil yargılama hakkına göre çözümlenebilecektir şeklinde konuştu. Af veya denetimli serbestlik taleplerinin bulunmadığına dikkat çeken Feyzioğlu, Bu af talebi kuşkusuz sıkıntı oluşturur. Çünkü biz suçsuzuz diye haykıran insanlar var. Suçlu ile suçsuzun birbirinden ayrılması lazım. Geçici ikinci madde ile bu hukuk trajedisinin yine yasama kartı ile çözümünün açılması ve son dönemde yargıya üst düzeyde ifade edilen güvensizlik karşısında yıpranmış olan yargıya güvenin yine yargı eliyle tesis edilmesi. Yasama yargının önünü açacak, yargı da genel mahkemelere adil yargılama yapacak ifadelerini kullandı. Başbakan Erdoğanın önerilerine yaklaşımlarının son derece olumlu olduğunu söyleyen Feyzioğlu, şöyle devam etti: Adalet Bakanına TBB ile istişare etmelerini, bu konuda birlikte çalışılmasını istediğini ifade etti. Biz de hukukun üstünlüğünün sağlanması noktasında ilkeli duruşumuzu kararlı bir şekilde koruduğumuz için kuşkusuz Türkiye Cumhuriyeti Başbakanının bu talebine evet dedik. Ve Adalet Bakanlığı ile bu konuda yakın çalışma içinde olacağız. Sayın Başbakan Japonyadan döndüğünde çok somut bir önerimiz ortaya çıkacaktır diye umut ediyorum. Zaten TBB önerisini ortaya koymuştu. Bakanlık ile ortak çalışmaya Pazartesiden itibaren başlayacağız Feyzioğlu, düzenlemenin terörist başı Abdullah Öcalanın durumunu değiştirmeyeceğine de dikkat çekerek, O bir başka konudur. Bir başka zamanda verilmiştir. Burada milat 5 Temmuz 2012dir. Türkiyede hiçbir zaman DGMler olmamalıydı ama 5 Temmuzda bu ülkenin millet meclisi bu mahkemelerin aslında antidemokratik olduğunu ortaya koydu. Ama aynı kanunu çıkartırken bir geçici madde eklemeseydi bugün bunları konuşuyor olmayacaktık. Bizim yapmaya gayret ettiğimiz geçici maddenin ağır hasarını yasama organının tedavi etmesini sağlamak dedi. Alınacak kararla Yargıtayın alınan kararları bozmasının en fazla bir gün süreceğine değinen Feyzioğlu, Bizim önerimiz terörle mücadele mahkemelerinin de kaldırılması. Bu ülkede iki başlı ceza yargısı sisteminden kurtulmak zorundayız. Sayın Başbakan, yeniden yargılama konusunda ve bu mahkemelerce verilmiş henüz Yargıtay aşamasında bekleyen hükümlerin de bozulması noktasında bir adım atılması düşüncesinde olduğunu sanıyorum diye konuştu.
Zaman
Ana Sayfa
04.01.2014
FeyzioğluBaşbakanönerimizeolumlubaktıFeyzioğlu Başbakan önerimize olumlu baktı
MHP'li Çetin: TBMM, Erdoğan'ın yaptığı hesapların tasdik makamı değildir
Zaman
06.12.2013
15:03
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Teşkilat İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Şefkat Çetin, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) gönderilen demokratikleşme paketi üzerinden hükümeti eleştirdi. Yasa tasarısında Kürtçe eğitime ve seçim propagandasına izin verileceğini, köy adlarının PKK talepleri doğrultusunda değiştirileceğini savunan Çetin, “Türkiye Büyük Millet Meclisi, Tayyip Erdoğan’ın kapalı kapılar ardında yaptığı hesapların ve anlaşmaların tasdik makamı değildir.” dedi.MHP’li Çetin, yaptığı yazılı açıklama ile TBMM’ye sunulan yeni demokratikleşme paketi yasa tasarısına tepki gösterdi. Hükümetin, TBMM Başkanlığına sunduğu yeni demokratikleşme paketinin, iktidar partisinin terör örgütü PKK ve uzantılarıyla gizli seçim ittifakı içerisinde olduğunu bir kere daha gözler önüne serdiğini öne süren Çetin, “Yasa tasarısında, Kürtçe eğitime ve seçim propagandasına izin veren AKP, köy adlarının PKK talepleri doğrultusunda değiştirilmesini de kabul etmiş gözükmektedir. Meclis’teki sayısal çoğunluğunu kullanarak milli iradeye ipotek koyan AKP hükümeti, yüce Meclis’i en hayati konularda dahi adeta sadece el kaldırılıp indirilen tasdik makamına indirgemiştir. Türkiye’nin mukadderatını ilgilendiren yasalar üzerinde aksi görüş belirtebilmek imkânsız hale gelmekte ve toplumsal bir desteği olmadığı ve hatta millet hilafına olduğu için hiçbir zaman yasalaşamayacak tasarılar kanunlaşmaktadır.” diye konuştu. KÜRTÇE PROPAGANDANIN ÖNÜNÜ AÇMAK İÇİN YASAL DÜZENLEME YAPILIYORTBMM’ye sunulan demokratikleşme adı altındaki bu yasa tasarısında da pek çok tartışmalı düzenlemenin yer aldığını vurgulayan Çetin, şu ifadeleri kullandı: “YSK’nın seçimlerde adayların sadece Türkçe propaganda yapabilecekleri kararının hemen ardından AKP hükümeti, Kürtçe’nin de propagandada kullanılmasının yolunu açmak için yasal düzenleme yapmaktadır. Tasarıda dikkat çeken düzenlemelerden bir başkası ise özel öğretim kurumlarında farklı dil ve lehçelerde eğitim yapılmasına izin verilmesidir. Tayyip Erdoğan hükümetinin PKK-Öcalan ve Barzani’ye verdiği sözleri tutmaya devam ettiği anlaşılmaktadır. Tayyip Erdoğan hükümetinin şahsi siyasi çıkarları uğruna terörle mücadeleyi durdurması ve milli iradenin tecelligahı TBMM’yi terörist talepleri yerine getirmek için kullanması kabul edilemez.AK PARTİ MİLLETVEKİLLERİNE UYARIAK Parti milletvekillerini uyaran Çetin, önlerine konan her tasarıya noterlik yapmaktan vazgeçerek, milletin birlik ve bütünlüğüne yönelik hassasiyet göstermelerinin zamanı geldiğini savundu. Şarkıcı Şivan Perwer’in Diyarbakır’daki buluşmasında Tayyip Erdoğan’a Kürtçe’nin resmi dil olması gerektiğini söylediğini ve henüz vakti olduğu cevabını aldığını iddia eden Çetin, “Nitekim Meclis’e sunulan yasa tasarısı Kürtçe özel eğitimi ve seçimlerde farklı dillerde propagandayı serbest bırakarak Kandil’in, İmralı’nın ve Barzani’nin arzularına bir adım daha yaklaşmalarını sağlayacaktır. Milliyetçi Hareket Partisi’nin Türk milletinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne yönelik kararlı duruşu devam etmekte ve bu yasa tasarısıyla amaçlanan bölücü niyetler konusunda evvela büyük milletimizin ve Meclis’te Türk milletini temsil eden vekillerin dikkati çekilmektedir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Tayyip Erdoğan’ın kapalı kapılar ardında yaptığı hesapların ve anlaşmaların tasdik makamı değildir.” şeklinde tepki gösterdi. CİHAN
Zaman
Son Dakika
06.12.2013
MHPliÇetinTBMMErdoğanınyaptığıhesaplarıntasdikmakamıdeğildirMHPli Çetin TBMM Erdoğanın yaptığı hesapların tasdik makamı değildir
Erdoğan: Diller ve türküler bu ülkeyi bölmez, tam tersine kardeşlik aşılar
Zaman
30.11.2013
19:40
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kelimeler, kavramlar, diller, türküler, şarkıların bu ülkeyi bölmeyeceği, parçalamayacağı, tam tersine bu ülkeye renk, zenginlik katıp, kardeşlik ve huzur aşılayacağını söyledi. Diyarbakırda Mesut Barzani, Şivan Perver ve İbrahim Tatlıses’inde katıldığı 60 bin vatandaşın iştirak ettiği toplu açılış törenini yaptıklarını kaydeden Erdoğan, Bir hafta sonra gittik, Trabzon’da aynı ölçüde bir katılımla açılış yaptık. Bismil’de de heyecanla karşılandık, Vakfıkebir’de de… Ergani’de nasıl kucaklandıysak, Araklı’da da öyle kucaklandık. Hamd olsun, 81 vilayetimizin hissiyatı bu… Bu hissiyat, büyük Türkiye’nin, yeni Türkiye’nin, 2023 Türkiye’sinin de hissiyatıdır. Bir olacak, beraber olacak, iri olacak, diri olacak, kardeş olacak, inşallah, 2023’te hep birlikte Yeni Türkiye olacağız.” diye konuştu.Başbakan Erdoğan, kasım ayı Millete Hizmet Yolu konuşmasında çözüm süreci ve Diyarbakır’da gerçekleştirilen buluşmaya değindi. AK Parti kadrolarının bir gün, yaptıklarından ve yapmadıklarımızdan dolayı, Allah’ın ve aziz milletin huzurunda hesaba çekileceğini hiç ama hiç unutmadığını ve aklından çıkarmadığını kaydeden Erdoğan, “Her seçim döneminde, milletimizin huzuruna çıkıyor, milletimize hesabımızı veriyoruz. Bunun yanında, bir gün, ebedi alemde de hesaba çekileceğimizi biliyor, attığımız her adımın hesabının sorulacağını çok iyi biliyor, milletimizin olduğu kadar, Yaradan’ın huzurunda da alnımız ak şekilde hesabımızı vermenin hassasiyeti içinde hareket ediyoruz. 11 yıl boyunca bize, aziz milletimizden ve Allah’tan başka hiç kimse istikamet çizmedi, inanın, bundan sonra da çizemeyecektir. Biz, çetelerin, cuntaların, karanlık şer odaklarının ne istediğine bakmadık ve bakmayız. Sermaye çevrelerinin, faiz lobilerinin, medyanın bize rota çizmesine müsaade etmedik, etmeyiz. Azınlığın çoğunluğa hükmetmesine, mutlu ve elit bir kesimin, Türkiye’nin geneline dayatmalar yapmasına, baskı yapmasına 11 yıl boyunca rıza göstermedik, emin olun bundan sonra da göstermeyiz.” şeklinde konuştu. MİLLET NEDEN HOŞLANMIYORSA, O, TERK EDİLMELİDİRTürkiye’de artık, siyasetin ya da idarenin emir ve talimat alacağı tek bir makamın millet olduğunu ifade eden Erdoğan, “Millet neyi arzu ediyorsa, o, yerine getirilmelidir. Millet neden hoşlanmıyorsa o, terk edilmelidir. Esas olan, milletin hoşnut edilmesi, milletin arzu ve taleplerinin yerine getirilmesi, milletin rızasının gözetilmesidir. Biliniz ki bugüne kadar, sizin rızanızın hilafına hiçbir adım atmadık, hiçbir işin içinde bulunmadık ve bundan sonra da asla bulunmayız. Her ne yaptıysak, sizin için, güzel ülkemiz için, çocuklarımız, torunlarımız, istikbalimiz için yaptık. Bundan sonra da sapmadan, sendelemeden, rehavete kapılmadan, yorgunluk ve yılgınlığa asla prim vermeden, sizin çizdiğiniz istikamette, sizin gösterdiğiniz yolda ve menzilde ilerlemeye devam edeceğiz.” açıklamasında bulundu. Türkiye’nin son 11 yıldır, oluşturulan istikrar ve güven ortamının olumlu neticelerini somut olarak aldığını hatırlatan Erdoğan şunları söyledi: “Güçlü, kararlı, planı ve projesi olan, vizyonu olan bir hükümet, tesis ettiği istikrar ve güven ortamıyla, Türkiye’ye ilkleri yaşatıyor; Türkiye’yi rekorlarla buluşturuyor. Şunu tüm samimiyetimle ifade etmek istiyorum. Eğer bu istikrar ve güven ortamı, bu vizyon, geçmişte Türkiye’ye hakim olsaydı, inanın, biz bugün çok farklı bir Türkiye’de yaşıyor olacaktık. Eğer, merhum Menderes, merhum Özal dönemlerinde tesis edilen istikrar ve güven ortamı, huzur, refah, vizyon ve ufuk, Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerinin tamamına hakim olsaydı, biz bugün her alanda çok daha ileri seviyelerde olacaktık. Özellikle, 30 yıldır Türkiye’ye, hem manen, hem maddeten ağır bedeller ödeten terör sorunu, daha başladığında fark edilip sona erdirilmiş olsaydı; terörle daha etkin, daha kararlı, çok boyutlu mücadele edilmiş olsaydı; inanın, 30 yıldır ödenen ağır bedeller ödenmeyecekti.”Terörün maddi bedelleri üzerine çok kapsamlı bir araştırma yaptıklarını ve son derece çarpıcı sonuçlar elde ettiklerini vurgulayan Erdoğan şunları söyledi: “1986-2012 yılları arasında, Türkiye, bugünün fiyatlarıyla 495 milyar lira kaynağını savunmaya tahsis etti. Terör olmasaydı, savunma harcamalarımız yüzde 50 az olsaydı, Türkiye 248 milyar lira tasarruf yapmış olacaktı. 1986-2012 yılları arasında, 1 trilyon 610 milyar lira kaynağımız borç faizlerine gitti. Eğer terör olmasaydı, Türkiye’nin risk primi sadece yüzde 10 daha düşük olsaydı, 161 milyar lira tasarruf etmiş olacaktık. Yaptığımız hesaplamaya göre, 26 yıllık süre zarfında, terör nedeniyle, Türkiye’nin turizmde kaybı 121 milyar lira; doğrudan uluslar arası yatırımda kaybı ise 53 milyar lira oldu. Terör yüzünden büyük şehirlere göçün maliyeti de, yaklaşık 78 milyar lira oldu. İstihdamda, enerjide, tarımda, hayvancılıkta, ticarette ciddi kayıplar yaşadık. Sonuç olarak, eğer, terör
Zaman
Son Dakika
30.11.2013
ErdoğanDillervetürkülerbuülkeyibölmeztamtersinekardeşlikaşılarErdoğan Diller ve türküler bu ülkeyi bölmez tam tersine kardeşlik aşılar
Balıkesir Dershaneler Birliği: Kimin söylediğine inanacağımızı şaşırdık
Zaman
21.11.2013
15:19
Balıkesir Dershaneler Birliği Başkanı Erdoğan Dönmez, Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın dün akşam bir televizyon programında dershanelerin kapatılmasıyla ilgili değerlendirmelerini şaşkınlık içinde dinlediklerini söyledi. Dönmez, Kimin söylediğine inanacağımızı şaşırdık. Bu kadar tutarsızlık ve devletin üst kademesindeki insanların bu kadar birbirinden farklı demeç vermesi garip. dedi.Dershanelerin kapatılmasına yönelik hükümet üyelerinin birbirinden farklı açıklamalarını, Türkiyede çok garip işler oluyor. şeklinde yorumlayan Dönmez, söz konusu kanun teklifinin 15 gün sonra Bakanlar Kuruluna geleceğini hatırlattı. Oradan ne çıkacağını tahmin etmenin mümkün olmadığını söyleyen Dönmez, Tamam, dershaneleri kapatacaklar da o kadar insanı güvence altına almak için nasıl tedbirler alacaklar? Bunu da bilmiyoruz, yani bu konuda soru işaretleri var. Başbakanın konuşmasında verdiği bazı bilgilerin, kendisine yanlış aktarıldığı kanısındayım. Dershane parası ödeyemediği için intihar eden kişinin gazete kupürünü gösterdi. şeklinde konuştu. Dershane olmazsa özel okul olunması için bir çaba olduğunu hatırlatan Balıkesir Dershaneler Birliği Başkanı, Özel okul olursak, bizim öğrencilerden talep edeceğimiz rakamlar daha da büyüyecek. Dershane parasını ödeyemeyenler, o zaman özel okul parasını nasıl ödeyecekler? Meslek liselerinin öğrencilerinin, ekonomik koşullardan dolayı dershanelere gidemediğini Başbakan söyledi ancak meslek liselerinde sınavsız geçiş diye bir kavram var. Yani çocuk sınava girmeden, meslek yüksekokuluna gidebiliyor. değerlendirmesinde bulundu. Bir sürü kavram kargaşası olduğunu savunan Erdoğan Dönmez, şöyle devam etti: Birilerinin bunu doğru bir şekilde dile getirip ortak bir birliktelikte buluşulması gerekiyor. Dünkü konuşmasında Başbakanın. dershaneleri kapatma konusundaki kararlılığının farkına vardık, zaten bunun farkındaydık ancak bunun için şu andaki yaşayan kurumlara, özel okul yapmak gibi anlamsız bir teklifin dışında sunacakları ikinci alternatifin olup olamayacağını bilemeyiz. Yani, Özel okul olacaksınız olun, olmayacaksanız kapayın, yolunuza bakın. gibi bir kavram çıkarsa biz de ana işimiz olan eğitimi bir şekilde sürdüreceğiz. Sonuçta çocuklarımız üniversite sınavına girecek. Çocuklar da bu eğitimi isteyecekler. Eğer dershaneler kaldırılırsa bu iş yeraltına iner, özel derslere döner. Başbakan Erdoğanın çok kararlı olduğuna dikkat çeken Dönmez, Ama yanlış yol bizce. Bu yanlışlığı nasıl doğrultacaklar bilmiyorum. Daha önce Güney Korede denendi, denenen yerler var. Dünyanın her yerinde dershane kavramı var. Bazı aksaklıklar ve yanlışlıklar varsa bunu düzeltip de daha sağlıklı bir hale getirmek varken kapattım demek yok ki. O zaman okullarda bir sürü yanlışlıklar var, devlet okullarında birçok adaletsizlikler var, illerdeki okullarda bile farklılıklar var. O zaman onlarda yanlış var diye onları da kapatalım. Türkiyede çok garip işler oluyor, anlamak mümkün değil. Bazen yorum yapmakta bile zorlanıyoruz. dedi. CİHAN
Zaman
Son Dakika
21.11.2013
BalıkesirDershanelerBirliğiKiminsöylediğineinanacağımızışaşırdıkBalıkesir Dershaneler Birliği Kimin söylediğine inanacağımızı şaşırdık
Başbakan Erdoğan: Dersaneleri kapatmaya kararlıyız
Zaman
21.11.2013
01:53
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, dershaneler konusunda net konuştu ve kapatmaya kararlı olduklarını söyledi. Okuma salonlarının kapanmayacağını ifade eden Erdoğan, Kampanya öyle bir boyuta getiriyor ki mesela efendim bütün etüt salonları kapatılıyor, okuma salonları kapatılıyor. Ya böyle bir şey yok. Bir defa okuma salonlarının kapatılmasına yönelik hiç bir şey yok. Ortaya çıkmış bir tasarı dahi yok. Taslağın en son brifingi pazartesi Bakanlar Kurulu’nda verildi. Şimdi bir şey çok önemli. Nereden servis yapıldı, nasıl yapıldı, tabi bugüne kadar bir çok taslaklar hazırlanmış bu taslakların öncesini bilenler zannediyorlar ki yine böyle olacak. değerlendirmesinde bulundu.Başbakan Erdoğan, Atv-AHaber ortak yayınında Başbakan ile gündem özel programında, gazetecilerin sorularını cevapladı. Programın ikinci kısmında Erdoğana dershaneler konusu ve bu konuda bugüne kadar neden açıklama yapmadığı soruldu. Erdoğan, Öncelikle tabi bugüne kadar niye konuşmadınız soruna ben şöyle bir cevap vereyim. Böyle bir polemiğin içerisine girmek istemedim ve bu polemiği de doğrusu çok çirkin buldum. Zira bugün gündeme gelmiş bir konu değil. 1980’li yıllardan bu yana çok farklı iktidarların sürekli gündeme getirdiği ve gündeme getirdikçe de mesafe aldık, alamadık bu şekilde devam eden ve trendin çok çok düşük seviyelerden yavaş yavaş bizim iktidarımızla zirve yaptığı bir süreçtir bu. İktidar olduğumuzda ben Hüseyin beyin bakanlığı döneminde ‘Hüseyin bey artık bu dershaneler konusunu bir çözüme kavuşturalım ve bunu bir dönüşüm projesi olarak sizden özellikle istiyorum. Bir çok konuda attığımız reform adımlarını biz bu alanda da atalım. Milli Eğitim Bakanı arkadaşlarımın bu değiştikleri süre içerisinde hepsinden de bunu doğrusu istedim. Son dönemde artık bu işi bitirmemiz gerekiyor. Bu dönüşümü bizim eğitimde de başarmamız gerekiyor. Arkadaşlarımız belli bir çalışmayı yaptılar. ifadelerini kullandı.DERSANELERİ OKULA DÖNÜŞTÜRÜNDershaneler konusunda 1980li yıllardan itibaren gelen bu sürecin aynı şekilde uzayıp gittiğini anlatan Erdoğan, Tabi bu hazırlanan taslak bizlere daha sunulmadan atılan gazete başlıkları çok çirkindi. ‘Bir gece baskını’ başlığı hakikaten yenilir yutulur bir başlık değildi. Kim nereye gece baskını yapmış. Ortada ne var. Bu Meclis’e gelmiş mi? Gelmemiş. Hem bir taraftan taslak diyeceksin bir taraftan gece baskını diyeceksin. Eğer bir gece baskını olacaksa bu yeni başlamadı. Ta 2003’ten bu yana görüşülen, konuşulan nitekim bu işin en çok seslendireni olan arkadaşların bir çoğuyla bunları görüştüm. Kendilerine bu konuyu anlattım. Dedim, biz bu işi çözeceğiz ve bu konuda bizim bir kararlığımız var. İşte burada eski küpürler var. Çok entesarandır. Bu küpürlerin içerisinde mesela bu işte olumlu olumsuz çok çok farklı gazete küpürleri vardır. Bu gazete küpürlerinin içerisinde bir tanesi bu çok entesaran. (Abbas Güçlünün köşe yazısını göstererek) Şimdi o gün böyle yazan bu zat şimdi bakıyorsun orta yolu bulmaya çalışıyor. Bu çok manidardır. Çok ilginç. Tabi buradan şimdi destek almaya çalışıyorlar. Biz de diyoruz ki gelin bu konuda samimi olalım. Bakın biz sizden hizmet almaksa hizmet alalım. Ne yapalım? Gelin bu dershanelere okula dönüştürün. Okula dönüştürmek suretiyle sınıflarda boşluk mu var, bizim limitimiz 30. Kalite arıyoruz çünkü. Burada 15 öğrenciniz mi var biz 15 öğrenci verelim. Eğer 15 öğrenci veremiyorsak biz bu 15 öğrencinin bize diyelim yıllık maliyeti 2000-2500 lira her biri için size o ücreti biz verelim. Siz burada bunu rahatlıkla devam ettirin. Ama merdiven altı dershanecilik sürecini bitireceğiz. Böyle apartman katlarında filan bu işin bitmesi lazım. Bizden sizden böylece hizmet alımı yapalım. Yok buna girmiyorsunuz. Efendim bizde öğretmen fazlası var. Tamam sizden öğretmen fazlası varsa siz bu öğretmenleri bize devredin biz bunları yazılı imtihana tabi tutmadan biz bunları sadece mülakatla alıp devletin okullarında istihdam edelim. Yok bunu istemiyorsunuz. O zaman ne istiyorsunuz bize bunu söyleyin. Devletin vereceği arsalarda özel okul yapılmasının teşvik edileceğini belirten Erdoğan, Bakın biz size arsa verelim. Bu arsalar tamamen bizim stratejik olarak oluşturduğumuz teşvik kapsamında biz birinci bölgede de ikinci bölgede de Anadolunun dört bir yanında biz size arsa verebiliriz. Gelin bu arsalarda siz bunu yapın. Ucuz kredi verebiliriz. Gelin bu ucuz krediyle yapın. Bütün bunların yanında vergide sizlere muafiyet, indirim sağlarız. Enerjide aynı şekilde bunu sağlarız. Yeter ki gelin bunu bu şekilde yapın. Peki niye acaba okulu yanaşılmıyor da illa dershane deniliyor. İşte bunlar bize bunu anlatamıyor, biz de bunu anlamakta zorlanıyoruz. Bunun niyesi şu; dershanede bir öğrenci kaç aylığına veya ne kadar zamanla orada bulunur. Üç aylığına dershaneye giden de olur, altı aylığına giden de olur, belki dokuz aylığına giden de olur. Hatta hatta b
Zaman
Son Dakika
21.11.2013
BaşbakanErdoğanDersanelerikapatmayakararlıyızBaşbakan Erdoğan Dersaneleri kapatmaya kararlıyız
Başbakan Erdoğan: Yerli otomobili artık yapalım
Zaman
20.11.2013
12:10
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, katıldığı 3. Sanayi Şurası’nda yerli otomobil konusundaki çağrısını yineledi. Erdoğan, Yerli otomotivi unutmuyorum. Bunu tekrar hatırlatıyorum. Özellikle sanayicilerimiz artık bu kararı vermelidir. En azından nasıl ki insansız hava araçlarımızı üretmeye başladık, ATAK helikopteri üretir hale geldik; bundan çok daha rahat olan yerli otomobilimizi de artık kendimiz üretmeliyiz.” dedi. Erdoğan, ATO Congressium’da katıldığı programın başında “Taklit ve takip edenlerin kaderi hiç şüphesiz önde değil, geride olmaktır. Sistemi takip ve taklit üzerine kurmuş hiçbir ekonomi öncü olamaz lider olamaz. Taklit durgunluğa, rehavete, tembelliğe özellikle mazeret aramaktır. Bu devlet geleneklerimizde idareyi maslahat gibi derin ve anlamlı kavramla anlatılıyor. Mevcuda razı olmak belli seviyede devleti ayakta tutabilir. Ama çürüme, gerileme içten içe yanıp yok olmayı getirir. 16 devlet kurmakla övünürüz ama bir başka açıdan bu ifade 15 devletin yıkılmasını anlatır. 15 devletin yıkılmasının ana nedenlerinin biri hiç kuşkusuz idareyi maslahat anlayışıdır. İdareyi maslahat yapan, durumu idare eden kendisini yenilemekten aciz kalan her bir devlet er ya da geç tarih sahnesinden silinmeye mahkûmdur. dedi. Erdoğan, Duraklamak, rehavete kapılmak, idareyi maslahatla yetinmek gibi bir seçeneğimiz asla olamaz. Özellikle müdahale dönemlerinde Türkiyenin ödediği ağır faturayı hepimiz yaşıyoruz. Her müdahale Türkiyenin ekonomi, sanayi, istihdamına darbe vurmuş, vatandaşın emeğini ve ekmeğini hedef almış onlardan büyük parçalar koparmıştır. Milletin o ana kadar birikmiş zenginliği müdahalelerle sıfır seviyesine düşmüştür. Bunu artık yaşamaya milletimizin, yaşatılmasına tahammülümüz olamaz. Türkiyenin durmaya duraklamaya tahammülü yok. Yere sağlam basacağız dikkatle disiplinli gideceğiz hedeflerimize ulaşacağız. Hep birlikte bu istikrar sahip çıkacak kazanımları muhafaza edecek, üzerine yenilerini ilave edeceğiz. şeklinde konuştu.HERKES KAZANACAKİstikrarı muhafaza etmenin tek başına hükümetin vazifesi olmadığını belirten Erdoğan, Demokrasiyi muhafaza etmek, standartlarını daha ileri seviyelere taşımak ülkenin kronik meselelerine tek başına iktidarın Meclisin siyasetçilerin görevi değildir. Çözüm sürecini adını verdiğimiz yeni dönemi yaşıyoruz. İktidara geldiğimiz andan itibaren11 yıl boyunca süreci ilmek ilmek dokumaya çalışıyoruz. 11 yıl boyunca hep yalnız bırakıldık. Sadece siyaseti değil, sivil toplumu, iş dünyasını, üniversiteleri, medyayı da gerektiği kadar yanımızda göremedik. Hiç kimsenin hakkını yemek niyetinde değiliz. 30 yıldır olduğu gibi 11 yılda da sürece katsı sunmuş herkese desteğini verenleri şükranlarımı sunuyorum. Bu katkı daha güçlü yanımızda olsaydı Türkiye son 1 yıldır yaşadığı bu güzel tabloyu çok daha erken yaşamaya başlardı. Mesele sadece terör meselesi olmadığını hepimiz biliyoruz. Meselinin siyasi diplomatik sosyolojik en çok da ekonomik boyutu var. Mesele daha erken çözülebilseydi ekonomi 4 kat değil 5 kat büyüyecekti. Yatırımlar 5 kat değil, 15 kat artacak. Bu mesele tam olarak çözüldüğünde ben olmayacağım. Kazanan biz olacağız. Kazanan AK Parti veya belli kesim değil, 76 milyonun istisnasız hepsi kazanacak. Türk de Kürt de Arap da, Roman da, Çerkez de, Sünni de Alevi de kazanacak. Mahallenin bakkalı, simitçi yatırımcı ihracatçı da kazanacak. Bu mesele 76 milyonun meselesidir kazanan da 76 milyonun tamamı olacak. ifadelerini kullandı. Konuşmasında çözüm sürecine de değinen Erdoğan, Şunu açık açık ifade ediyorum eskilerin yaptığı gibi çözüm meselesinde idareyi maslahatı tercih edebilirdik. Böyle gelmiş böyle gider diyebilirdik. Çözümsüzlüğü çözüm diye yansıtabilirdik. Hiç elimizi taşın altına koymayabilirdik. Hiç risk almayabilirdik. Ama o zaman bu ekonomiyi 3 kat büyütemezdik o zaman bu ihracatı 152,5 milyar dolara çıkaramazdık. Bu Faizleri yüzde 63’ten alıp tek hanelere çekemezdik. IMF’den 23 milyar dolar borç alıp bunun tamamını ödeyip IMF’ye kredi açan ülke konumuna gelemezdik. 27,5 milyar dolar olarak devraldığımız Merkez Bankası döviz rezervi bugün 134 milyar dolara çıkaramazdık. Herhalde bu bir irade bu durup dururken olmadı. Öyle olsaydı bizden önce gelenler de hallederdi. Acaba bunu onlar niye halletmediler. Bu soruyu herhalde siz değerli ihracatçı sanayici arkadaşlarım sorması lazım. Türkiye’yi büyütemez itibarını artıramaz lider ülke olma konumunda kararlı adımlarla ilerliyor olamazdık. En önemlisi milletin önüne çıkamaz milletin yüzüne bakamaz hatta aynaya dahi bakamazdık. Hamdolsun bugün gönül rahatlığıyla çıkıyor milletimizin önünde başımız dik hesabımızı verebiliyor muhasebemizi yapabiliyoruz. İçeride de dışarıda da risk almaya reform yapmaya cesur davranmaya devam edeceğiz. Milletimiz teveccühüyle hedeflerimize doğru ilerlemeye devam edeceğiz. diye kaydetti.YENİ ÇALIŞMALAR VAR, KIZILÖTESİ NAVİGASYON GİBİErdoğ
Zaman
Son Dakika
20.11.2013
BaşbakanErdoğanYerliotomobiliartıkyapalımBaşbakan Erdoğan Yerli otomobili artık yapalım
'Meselenin sadece terör meselesi olmadığını biliyoruz'
Zaman
20.11.2013
11:29
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, çözüm sürecine ilişkin, Meselenin sadece terör meselesi olmadığını biliyoruz. Meselenin sosyolojik, siyasi, diplomatik en çok da ekonomik boyutu var. Bu mesele daha erken çözülebilseydi belki ekonomi 3 kat, 4 kat değil 5 kat büyürdü dedi. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından ATO Congresiumda düzenlenen 3. Sanayi Şurasına katılan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bilginin her alanda çok daha fazla değer kaybettiğini, özellikle de küresel ekonomide artık ihmal edilemeyeceğine işaret ederek, Artan nüfus rekabet ortamı ve değişen ihtiyaçlar karşısında geleneksel üretim metodları yetersiz kalay başladı. Tarlada buğday yetiştirmekten tutunuz uzay teknolojilerine kadar bilgi üretimi köklü şekilde etkiliyor. Küresel ekonomiye baktığımızda bu noktada iki önemli kesimi görüyoruz. Birincisi bilgiyi üretiyor, kullanıyor, değer veriyor ve ekonomi ona göre şekillendiriyor. İkincisi ise taklit ve takip etmeyi tercih ediyor. Takip etmek bir ayakta kalma yöntemi olsa da rekabette öne çıkmanın aracı asla olamaz. Taklit ve takip edenlerin kaderi hiç şüphesiz önde değil geride olur. Sistemini takip ve taklit üzerine kurmuş hiçbir ekonomi öncü lider olamaz ve ilkler arasında yer alamaz. Takip ve taklide yaşam tarzı olarak belirlemek durgunluğa mazeret hazırlamaktadır dedi.Devlet geleneklerinde bu durumun halk arasında da idare-i maslahat gibi son derece anlamlı bir kavramla anlatıldığını belirten Erdoğan, Mevcudu muhafaza etmek, var olanla yetinmek belli bir süre insanları ve devletleri de ayakta tutabilir. Şartlar değiştikçe, çevre ilerledikçe idare-i maslahat artık gerileme sürecindedir. Tarih içinde 16 devlet kurmakla övünür, milletçe bununla gurur duyarız ancak bir başka açıdan baktığımızda bu ifade 15 devletin de yıkılmasının anlamıdır. Kendisini yenilemekte aciz kalan her devlet er yada geç tarih sahnesinden silinmeye mahkumdur şeklinde konuştu.Hükümet olarak son 11 yıl içinde her alanda çok büyük reformlar gerçekleştirdiklerini hatırlatan Erdoğan, Ekonomiyi 3 kattan fazla büyüttük. Türkiye ekonomisi, son 10 yılda yıllık ortalama yüzde 5 büyüme kaydetmiştir. Kimileri bununla yetinelim diyebilir ancak iddiası olan büyük olan dünyanın ilkleri arasında girmeyi isteyen bir devletburada kalamaz. Bir bisiklet üzerinde pedal çevirmeyi bıraktığında bir müddet gidersiniz ama sonra bisiklet durur ve kaçınılmaz olarak düşerseniz. Bunun millet olarak yaşadık ve bedellerini ödedik. Mesele bisikletin durması insanın düşmesi değildir. Bisiklet belki arızalanır, kullanılmaz hale gelir, yeniden yarışa dahil olmak daha fazla güç kaynak enerji ve çaba gerektirir. Türkiye olarak artık biz böyle bir lükse sahip değiliz. Rehavete kapılmak. İdare-i maslahatla yetinmek gibi bir seçeneğimiz asla olamaz ifadelerini kullandı.Müdahale dönemlerinde Türkiyenin ödediği ağır faturanın herkes tarafından bilindiğini anlatan Erdoğan, Sadece demokrasi ve siyasete değil, ondan çok daha fazla Türkiyenin ekonomisine, sanayisini, istihdamına darbe vurulmuştur. Her müdahale demokrasiye verdiği zarar kadar vatandaşın cebini, emeğini sofrasını hedef almış onlardan büyük parçalar koparmıştır. Bunu artık yaşamaya da milletimize yaşatılmasına da tahammülümüz olamaz. Türkiyenin durmaya ve duraklamaya tahammülü yok. Dikkatli ve disiplinli gideceğiz. Hep birlikte bu istikrara sahip çıkacak, kazanımları muhafaza ederek yenilerini inşa edeceğiz dedi.Demokrasiyi muhafaza etmenin, standarlarını daha ileri seviyelere taşımak açısından Türkiyenin kronik sorunlarını çözmenin tek başına Meclis ve siyasetçilerin görevi olmadığına dikkati çeken Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: Çözüm süreci adını verdiğimiz yeni bir süreci yaşıyoruz. Esasen iktidara geldiğimiz andan itibaren biz bu süreci başlattık, 11 yıl boyunca süreç adeta ilmek ilmek yapılmaya çalışılıyor. Sadece siyaset değil, muhalefet değil sivil toplumu, iş dünyasını ve üniversiteleri gerektiği kadar yanımızda göremedik. Eğer bu katkı daha kararlı şekilde olsaydı inanın Türkiye son 1 yıldır yaşadığı bu güzel tabloyu çok daha erken yaşamaya başlardı. Meselenin sadece terör meselesi olmadığını hepimiz biliyoruz. Meselenin sosyolojik, siyasi, diplomatik en çok da ekonomik boyutu var. Bu mesele daha erken çözülebilseydi belki ekonomi 3 kat, 4 kat değil 5 kat büyürdü.HER 5 YILDA BİR SANAYİ ŞURASINI TOPLAYARAK POLİTİKALARIMIZI GÖZDEN GEÇİRECEĞİZBilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, sanayi şurasının birincisinin 1987, ikincisinin ise 1995 yılında yapıldığını belirterek, Türkiyenin sanayi üretimi anlamında yeni bir sürecin eşiğinde olmasıdır. Bu süreci tüm taraflarla masaya yatırmak ve politika oluşturmak açısından son derce önemli olacaktır. Üretim, tüketim tercihlerinin son derece hızlı değiştiği bir dönemdeyiz. Her 5 yılda bir sanayi şurasını toplayarak politikalarımızı gözden geçireceğiz. 2023 hedeflerimi
Zaman
Politika
20.11.2013
MeseleninsadeceterörmeselesiolmadığınıbiliyoruzMeselenin sadece terör meselesi olmadığını biliyoruz
'Meselenin sadece terör meselesi olmadığını biliyoruz'
Zaman
20.11.2013
11:25
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, çözüm sürecine ilişkin, Meselenin sadece terör meselesi olmadığını biliyoruz. Meselenin sosyolojik, siyasi, diplomatik en çok da ekonomik boyutu var. Bu mesele daha erken çözülebilseydi belki ekonomi 3 kat, 4 kat değil 5 kat büyürdü dedi. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından ATO Congresiumda düzenlenen 3. Sanayi Şurasına katılan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bilginin her alanda çok daha fazla değer kaybettiğini, özellikle de küresel ekonomide artık ihmal edilemeyeceğine işaret ederek, Artan nüfus rekabet ortamı ve değişen ihtiyaçlar karşısında geleneksel üretim metodları yetersiz kalay başladı. Tarlada buğday yetiştirmekten tutunuz uzay teknolojilerine kadar bilgi üretimi köklü şekilde etkiliyor. Küresel ekonomiye baktığımızda bu noktada iki önemli kesimi görüyoruz. Birincisi bilgiyi üretiyor, kullanıyor, değer veriyor ve ekonomi ona göre şekillendiriyor. İkincisi ise taklit ve takip etmeyi tercih ediyor. Takip etmek bir ayakta kalma yöntemi olsa da rekabette öne çıkmanın aracı asla olamaz. Taklit ve takip edenlerin kaderi hiç şüphesiz önde değil geride olur. Sistemini takip ve taklit üzerine kurmuş hiçbir ekonomi öncü lider olamaz ve ilkler arasında yer alamaz. Takip ve taklide yaşam tarzı olarak belirlemek durgunluğa mazeret hazırlamaktadır dedi.Devlet geleneklerinde bu durumun halk arasında da idare-i maslahat gibi son derece anlamlı bir kavramla anlatıldığını belirten Erdoğan, Mevcudu muhafaza etmek, var olanla yetinmek belli bir süre insanları ve devletleri de ayakta tutabilir. Şartlar değiştikçe, çevre ilerledikçe idare-i maslahat artık gerileme sürecindedir. Tarih içinde 16 devlet kurmakla övünür, milletçe bununla gurur duyarız ancak bir başka açıdan baktığımızda bu ifade 15 devletin de yıkılmasının anlamıdır. Kendisini yenilemekte aciz kalan her devlet er yada geç tarih sahnesinden silinmeye mahkumdur şeklinde konuştu.Hükümet olarak son 11 yıl içinde her alanda çok büyük reformlar gerçekleştirdiklerini hatırlatan Erdoğan, Ekonomiyi 3 kattan fazla büyüttük. Türkiye ekonomisi, son 10 yılda yıllık ortalama yüzde 5 büyüme kaydetmiştir. Kimileri bununla yetinelim diyebilir ancak iddiası olan büyük olan dünyanın ilkleri arasında girmeyi isteyen bir devletburada kalamaz. Bir bisiklet üzerinde pedal çevirmeyi bıraktığında bir müddet gidersiniz ama sonra bisiklet durur ve kaçınılmaz olarak düşerseniz. Bunun millet olarak yaşadık ve bedellerini ödedik. Mesele bisikletin durması insanın düşmesi değildir. Bisiklet belki arızalanır, kullanılmaz hale gelir, yeniden yarışa dahil olmak daha fazla güç kaynak enerji ve çaba gerektirir. Türkiye olarak artık biz böyle bir lükse sahip değiliz. Rehavete kapılmak. İdare-i maslahatla yetinmek gibi bir seçeneğimiz asla olamaz ifadelerini kullandı.Müdahale dönemlerinde Türkiyenin ödediği ağır faturanın herkes tarafından bilindiğini anlatan Erdoğan, Sadece demokrasi ve siyasete değil, ondan çok daha fazla Türkiyenin ekonomisine, sanayisini, istihdamına darbe vurulmuştur. Her müdahale demokrasiye verdiği zarar kadar vatandaşın cebini, emeğini sofrasını hedef almış onlardan büyük parçalar koparmıştır. Bunu artık yaşamaya da milletimize yaşatılmasına da tahammülümüz olamaz. Türkiyenin durmaya ve duraklamaya tahammülü yok. Dikkatli ve disiplinli gideceğiz. Hep birlikte bu istikrara sahip çıkacak, kazanımları muhafaza ederek yenilerini inşa edeceğiz dedi.Demokrasiyi muhafaza etmenin, standarlarını daha ileri seviyelere taşımak açısından Türkiyenin kronik sorunlarını çözmenin tek başına Meclis ve siyasetçilerin görevi olmadığına dikkati çeken Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: Çözüm süreci adını verdiğimiz yeni bir süreci yaşıyoruz. Esasen iktidara geldiğimiz andan itibaren biz bu süreci başlattık, 11 yıl boyunca süreç adeta ilmek ilmek yapılmaya çalışılıyor. Sadece siyaset değil, muhalefet değil sivil toplumu, iş dünyasını ve üniversiteleri gerektiği kadar yanımızda göremedik. Eğer bu katkı daha kararlı şekilde olsaydı inanın Türkiye son 1 yıldır yaşadığı bu güzel tabloyu çok daha erken yaşamaya başlardı. Meselenin sadece terör meselesi olmadığını hepimiz biliyoruz. Meselenin sosyolojik, siyasi, diplomatik en çok da ekonomik boyutu var. Bu mesele daha erken çözülebilseydi belki ekonomi 3 kat, 4 kat değil 5 kat büyürdü.HER 5 YILDA BİR SANAYİ ŞURASINI TOPLAYARAK POLİTİKALARIMIZI GÖZDEN GEÇİRECEĞİZBilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, sanayi şurasının birincisinin 1987, ikincisinin ise 1995 yılında yapıldığını belirterek, Türkiyenin sanayi üretimi anlamında yeni bir sürecin eşiğinde olmasıdır. Bu süreci tüm taraflarla masaya yatırmak ve politika oluşturmak açısından son derce önemli olacaktır. Üretim, tüketim tercihlerinin son derece hızlı değiştiği bir dönemdeyiz. Her 5 yılda bir sanayi şurasını toplayarak politikalarımızı gözden geçireceğiz. 2023 hedeflerimi
Zaman
Ana Sayfa
20.11.2013
MeseleninsadeceterörmeselesiolmadığınıbiliyoruzMeselenin sadece terör meselesi olmadığını biliyoruz
Erdoğan: Azerbaycan'daki Türk işçilerin harçları 50 dolara düşüyor
Zaman
13.11.2013
15:34
Azerbaycan’da çalışan işçilerden alınan harçlar bin 250 dolardan 50 dolara indi. Müjdeyi Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile görüşen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan verdi. Erdoğan, Azerbaycanda çalışan işçilerimizle alakalı şuana kadar verilen harçlar bin 270 dolardı, bu konuyu kendilerine açtığımızda müzakerede çok farklı teklifle bunu 50 dolara indirelim dediler. Bunu böylece 50 dolara indirmiş olduk. Bu anlaşma biraz sonra imzalanacak. dedi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Başbakanlık Merkez Binada gerçekleştirilen Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey Toplantısı sonrasında basın toplantısı düzenledi. Erdoğan ilk olarak görüşme içeriğini aktardı: Biliyorsunuz önemli stratejik tesislerimizi gezmek suretiyle bu alanda neler yapabileceğimizi yine görüşme imkanları ve fırsatları buldular. Aramızda stratejik öneme haiz enerji noktasında attığımız adımlar var. Atacağımız adımlar var. Bunlardan bir tanesi biliyorsunuz şuanda masada olan TANAP meselesi ki bu yıl sonuna kadar neticelenip inşallah 2014 başı itibariyle temelini atıp çalışmalarının başlayacağı tarihi bir proje TANAP projesi. TANAP’ın dışında şuanda atılan bir çok adımlar var. Malüm Bakü-Tiflis-Ceyhan daha önce açılışını yaptığımız bir projeydi şu anda Azeri petrolünün dünyaya Ceyhan’dan açılması projesiydi ki bu projeyi başarılı bir şekilde başlatıldı ve şuanda başarılı bir şekilde devam ediyor. Bir diğer önemli adım bildiğiniz gibi Şahdeniz projesi bu proje aynen devam ediyor. Bir diğer adım yine Kars-Tiflis-Bakü demir yolu projesi. Bu proje yoğun bir şekilde devam ediyor. İnşallah bitmek üzere onunda açılışını gerçekleştirmek suretiyle adeta demir yolu ağlarıyla ülkelerimizi örüyoruz. Marmaray’la bunlar bütünleşiyor. Marmaray’la bütünleştikten sonrada Pekinden Londra’ya kadar şuanda Batü-Tiflis-Kars’ı kapsayacak şekilde bu adımlar atmış olacağız. Bu arada Iğdır’dan Nahcivan’a doğalgaz ile ilgili adımları atma görüşmeleri bu vesileyle yapılmış oldu. Yine aynı şekilde Iğdır Nahcivan arasında bir demir yolu ağının da kurulması noktasındaki görüşmeler bu vesileyle yapılmış oldu. Bunların çalışmaları inşallah başlıyor. Bu adımları kararlı bir şekilde atıyoruz. dedi. Erdoğan, Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki Yukarı Karabağ sorunu hakkında ise şunları söyledi: Yukarı Karabağ sorunu şu anda Azerbaycan’ın nedenli sorunuysa bizimde o denli sorunumuzdur ve bu bizim için Kafkaslardaki barışın kardeşliğin, istikrarı noktasında çok çok önemsediğimiz bir konu. Dış politikada gündem maddelerimiz arasında yer almaktadır. Bunu tabi bir kenara koymamız mümkün değil. Bununda süratle barışçıl yollardan diyalogla çözülmesi noktasına da Azerbaycan’a koşulsuz desteğimiz bizim devam etmektedir. Burada MİNSK üçlüsünün üzerinde büyük bir sorumluluk vardır, yük vardır. Yani Amerika, Rusya, Fransa bu konuda bu işi çok daha sıkı, ciddi, kararlı bir şekilde tutmalı. Türkiye olarak da bizler bugün neler yapabiliriz bunları da yine aramızda görüşme imkanını bulduk ve kalıcı, kapsamlı bir barışın nasıl sağlanacağı hususlarını aramızda değerlendirmiş olduk. şeklinde konuştu. Azerbaycanla siyasi ilişkilerin mükemmel, sorunsuz bir şekilde devam ettiğini vurgulayan Erdoğan, Sayın Aliyev ile olan görüşmede ticari ilişkileri geliştirmenin yanında siyasi ilişkilerimizi geliştirmenin de kültürel ilişkilerimizi pekiştirmenin de önemini özellikle ortaya koyduk. TANAP ile Güneygaz kolidorunun hayata geçirilmesi konusunda Türkiye ve Azerbaycan olarak ne kadar ciddi bir duruş sergilediğimizi burada ayrıca ortaya koymuş bulunuyoruz. Stratejik işbirliğimizin önemli projelerinden biri olan bu adımın süratle takibi inşallah geleceğe yönelik de atacağımız adımlarda sorumluluğumuzu ifade ettik. Marmarayla birlikte düşünüldüğünde Bakü-Tiflis-Kars demiryolu projesi batı Avrupa’dan çıkan bir trenin kesintisiz olarak Hazar kıyılarına oradan da Türkmen başı limanları üzerinden Pekin’e ulaşmasını da ayrıca mümkün kılacaktır. Bu da tabi önemli bir adım ve bugünkü çalışmalarımızda ayrıca Nahcivan tabi bizim için çok önem arz ediyor. Temenni ederim ki Yukarıkarabağ ile ilgili yapacağımız çalışmalarda alacağımız neticeden sonra tabi ki Nahcivan’ın şuandaki mağduriyeti ve bu ulaşımdaki özellikle demiryolu ağının çözülmesi neticesinde Azerbaycan buradan özellikle şuanda işgal altındaki bölgeler oradan Nahcivan ile bütünleşmesi birçok ülkenin de burada menfaatini biran önce sağlayacak ve barışa bölgede çok ciddi katkılar sağlayacaktır. diye konuştu. Erdoğan açıklamasında bir de müjde verdi: Bugün toplantımızda özellikle Sayın Cumhurbaşkanı Aliyev’e teşekkür ediyorum. Özellikle Azerbaycan’da çalışan işçilerimizle alakalı şuana kadar verilen harçlar bin 270 dolardı, bu konuyu kendilerini açtığımızda müzakerede çok farklı teklifle bunu 50 dolara indirelim dediler. Bunu böylece 50 dolara indirmiş olduk. Bu anlaşma bi
Zaman
Son Dakika
13.11.2013
ErdoğanAzerbaycandakiTürkişçilerinharçları50dolaradüşüyorErdoğan Azerbaycandaki Türk işçilerin harçları 50 dolara düşüyor
Beşir Atalay: Kimsenin hayat tarzına müdahale edilemez
Zaman
10.11.2013
18:05
Başbakan Yardımcısı ve Kırıkkale Milletvekili Beşir Atalay, insanların hayat tarzının müdahale edilemez olduğunu belirterek, Yani hayat tarzına müdahale edilemez. İnsanlar özgürce hangi inançla, hangi etnik yapıda nasıl yaşarsa yaşasın onun hayat tarzına saygı duyuyoruz. dedi.Kırıkkale Valiliği Toplantı Salonu’nda ulusal ve yerel basın mensuplarıyla bir araya gelen Atalay, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç arasında yaşanan diyaloğa değinerek, “Bu konunun merkezine değinen tartışamaya değineyim. Bunu çok önemli görüyorum. Hayat tarzı konusunda Türkiye’de AK Parti dönemi en önemli çalışmaların yapıldığı dönemdir. Yani hayat tarzına müdahale edilmez. İnsanlar özgürce hangi inançla, hangi etnik yapıda nasıl yaşarsa yaşasın onun hayat tarzına saygı duyuyoruz. Hatta son demokratikleşme paketinde ceza kanuna özel bir hüküm ekledik. Ceza Kanununun 115 maddesine özel bir paragraf ekledik. Kişilerin hayat tarzına müdahale edilemez. Edenlere şu cezalar verilir diye, artırıcı bir ceza getirdik.” diye konuştu. Atalay, demokratikleşme paketinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı, herkes rahat ve özgürce yaşasın prensibinin dönemlerinin en önemli çalışması olduğunu ifade etti. Atalay, Bizim 11 yıldaki çalışma, bizim daha çok demokratikleşme, daha fazla kişinin hakkının korunması ve Türkiye’yi sivilleştirme bu manada yaptığımız çalışmalardır. Bizler, hayat tarzına müdahale edilerek buralara geldik. Onun ne demek olduğunu biliriz. Bu konuda yapılan tartışmalar üzüyor. Türkiye’de 11 yıldır kimsenin hayat tarzına müdahale etmedik. Uluslararası kriterlerde bakılırsa bazı düzenlemeler söz konusudur, bu düzenlemelerin hepsi gerçekleşmektedir.” şeklinde konuştu. AK Parti içinde istişare mekanizmalarının çok iyi yürüdüğünü ifade eden Atalay, şöyle devam etti: “Bakanlar kurulu en düzenli toplanan hükümet olduk. Türkiye’de aylarca bakanlar kurulunun toplanamadığı ve işler biriksin öyle yaparız denilen günler yaşandı. Biz kendi aramızda her şeyi konuşuruz. Sonunda bir karar veririz. MYK toplantısında aynı şeyler yapılır. Son zamanlarda çıkan bazı şeyleri o manada büyütüyorlar. Bizim partimizde bazen Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasında, bazen başka birileri arasında ve şimdi Bülent Bey ve Başbakan arasında birileri oralardan bir şeyler çıkartıp da buralara umut bağlamasınlar. Burada da anlaşmazlık ve sorun var gibi bunlara umut bağlamasınlar. Bizde ciddi bir kardeşlik vardır. Dostuk var. Bizler bir dava içerisinde vefa borcumuz vardır.” HDP VE BDP SÖZLERİ BELİRLEYİCİ DEĞİLDemokratikleşme süreci içerisinde HDP ve BDP’nin sözlerine o kadar belirleyici olarak bakmamak gerektiğini ifade eden Atalay, “Herkes bir şeyler söylüyor. Bir süre önce heyet görüşmeye gitti. Devletin diyalogları, istihbarat görüşmeleri sürüyor. BDP ile siyasi görüşmeler sürüyor. Önemli olan, bu sürecin kararlı bir tutum içerisinde olması gerekiyor. Samimi olması ve biz bu konuda kararlıyız. İnşallah bu konuda yürüyen çalışmalar kararlı olur. Birilerinin de bahane aramasına gerek yoktur. Bu konuda Anadoluda büyük bir beklenti var. İnşallah toplumumuzun desteği ile devam eder. Kolay kolay kimse bu süreçleri geriye döndürme cesaretini de göstermez. Altında kalır ezilirler.” diye ifade etti. FİLİPİNLERE YARDIM Diğer yandan, Filipinler’e yardım yapılacağını açıklayan Atalay, “Büyük bir kargo uçağına gerekenler hazırlandı. Bu akşam çıkma ihtimali yüksek. Ben de gidebilirim. Bizim amacımız, hem yardım hem de Türkiye’nin her yerde olduğunu göstermektir.“ diye ifade etti. DUVAR YAPILMIYORAyrıca, Türkiye ile Suriye arasında bulunan Nusabin’de duvarların yapılmadığını açıklayan Atalay, “Duvarlar yapılmıyor. Sadece belirli bölgelere emniyet amaçlı tel örgüler çekiliyor olabilir. Bizim duvar yapma gibi bir amacımız yok.“ dedi. CİHAN
Zaman
Son Dakika
10.11.2013
BeşirAtalayKimseninhayattarzınamüdahaleedilemezBeşir Atalay Kimsenin hayat tarzına müdahale edilemez
Erdoğan Bayraktar, ÇED Kongresi açılışana katıldı
Zaman
08.11.2013
14:12
Uluslararası Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Kongresi İstanbul Kongre Merkezi’nde başladı. Açılışta konuşan Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, insanlığın ortak değeri olarak nitelediği çevreyi korumanın da ortak sorumluluk olduğunu vurguladı.İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen ve 3 gün sürecek ÇED Kongresi Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın da katılımıyla açıldı. Programa, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, kamu kurum ve kuruluşu temsilcileri, sivil toplum örgütü temsilcileri ile yerli ve yabancı akademisyenler de katıldı. Açılışta konuşan Bakan Bayraktar, Avrupa Birliği (AB) ve politikalarının çevre konuşundaki önemine dikkat çekti. Bayraktar, “AB’nin temel prensiplerinden bir tanesi de, bu konuda inisiyatif almak ve yürütülen çabalara destek vermektir. Bölgesinde istikrarı sağlamış bir AB, dünyanın sorunlu birçok bölgesinde de sorunları çözen ve güven veren bir konuma gelecektir. Gelişen ve hızlı bir değişime uğrayan dünyada, Türkiye’nin durumu; dikkatle izlenmektedir. AB üyesi bir ülke olmak için, var gücü ile çalışan Türkiye’nin insan odaklı politikaları aslında, AB konusundaki kararlılığını ve özgüvenini göstermektedir. Türkiye’nin temel hedefi ve önceliği AB üyesi bir ülke olmaktır. Bu konuda hiçbir tereddüt ve çekince söz konusu değildir.” şeklinde konuştu. AB üyelik sürecinde 27 nolu çevre faslının 21 Aralık 2009 tarihinde açıldığını hatırlatan Bayraktar, “Çevre faslının birçok sektörü ilgilendiriyor olması, yüksek uyum maliyetlerini beraberinde getirmekte ve bu faslın zor bir fasıl olmasına neden olmaktadır. Ancak, birçok aday ülke için çevre faslı, zorlu yapısından dolayı müzakereye açılan son fasıllardan olurken, ülkemizin Avrupa Birliği’ne adaylık sürecinde 12. Fasıl olarak açılmıştır. Bu da ülkemizin çevre alanındaki kararlı tutumunun bir göstergesidir.” diye konuştu. AB üyesi ülkelerinin yıllarca inşa ettikleri hiçbir nükleer santrale hatta fabrikaya ÇED raporu almadığını vurgulayan Erdoğan Bayraktar, “Halbuki biz, dünyanın en büyük havalimanlarından biri olacak olan, İstanbul’da inşa edilen havalimanının ve ülkemizde inşa edilecek olan 2 nükleer santralin ‘yanlış bilinenin aksine’ ÇED sürecine uygunluğunu denetliyor ve kontrol ediyoruz.” şeklinde konuştu. ÇEVREYİ HAYATIN VAZGEÇİLMEZ BİR GERÇEĞİ OLARAK GÖRÜYORUZBayraktar, “Türkiye, sürdürülebilir kalkınmayı, yani çevresel değerler olan su, toprak ve havayı koruyarak gelecek nesillere yaşanabilir bir çevre bırakmayı temel hedef olarak belirlemiştir. Biz hem gelişeceğiz, büyüyeceğiz hem de çevremizi; geçmişte Avrupalı muhataplarımızın düştüğü hatalara düşmeden, onların da tecrübelerinden istifade ederek koruyup kollayacağız. Çünkü birilerinin fantezisi olan çevreyi, biz hayatın vazgeçilmez bir gerçeği olarak görüyoruz. Bugün, ülkemiz başta olmak üzere; yeryüzünde yaşayan tüm insanların, sağlıklı, dengeli ve sürdürülebilir bir çevrede hayat hakkı bulmasını arzu ediyor, bunu temel bir hak olarak görüyoruz.” ifadelerini kullandı.Türkiye’nin sadece kendi kaynakları ile 1990-2012 döneminde sera gazı emisyonlarını yüzde 21 oranında azaltmayı başardığını dile getiren Bayraktar, “Vatandaşlarımızın sağlıklı, güvenli ve hayat kalitesi yüksek bir çevrede yaşaması için uygulanan ÇED sürecini Bakanlık olarak, büyük bir dikkat ve kararlılıkla yürütmekteyiz.” diye konuştu. Bayraktar sözlerini “Çevre, her ne kadar insanlığın ortak değeri ve geleceği ise, onu korumak ve yaşatmak da ortak sorumluluğumuz olmalıdır.” şeklinde bitirdi. İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu da Artık çevre insanlığın ortak değerleri arasında en öne çıkan hususlardan biri oldu. İlk sıralara mutlaka çevreyi yerleştirmemiz lazım. Artık çevrede dünyanın en önemli meselelerinden birisi olarak zikrediliyor, devletin asli görevlerden birisi sağlıklı ve düzenli bir çevrede yaşamayı temin etmek ve vatandaşlara böyle bir alanı sağlamak. Şehirlerde nüfusun gittikçe artmaya başlaması bizi çevreyle çok daha yakın temas içerisine soktu. Sağlıklı çevrede yaşayan toplumların daha sağlıklı daha mutlu olduklarını fark etmeye başladık. Şehirlerin planlanmasının da bu noktada önemli meselelerden birisi olarak görüyoruz. Her şeyin başı sağlıktır olgusunun yanında, ‘her şeyin başı çevredir’ olgusunu da eklemek gerektiği düşüncesindeyim.” diye konuştu. Programda ayrıca çevreye katkıları bulunan bazı kişilere plaket verildi. CİHAN
Zaman
Son Dakika
08.11.2013
ErdoğanBayraktarÇEDKongresiaçılışanakatıldıErdoğan Bayraktar ÇED Kongresi açılışana katıldı
Başbakan Erdoğan'dan, başörtülü memura provokasyon uyarısı
Zaman
08.10.2013
16:12
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kılık kıyafet yönetmeliğinde yapılan düzenleme ile birlikte süreci provoke etmek isteyenler olabileceği konusunda başörtülü çalışanları uyardı. Erdoğan, Süreci provoke etmeye çalışanlar olabilir, lütfen bunları da size bırakıyorum. Bu oyuna asla gelinmesin. dedi. Kılık kıyafet yönetmeliğindeki değişiklikle hiçkimseye imtiyaz vermediklerini belirten Erdoğan, Tam tersine yıllarca esirgenen bir insan hakkını, bir inanç hakkını nihayet bugün hak sahiplerine teslim ediyoruz. Yıllardır öz yurtlarında garip, öz vatanlarında parya muamelesi gören bu ülkenin çocuklarına, bu ülkenin öz be öz evlatarına kendi vatanlarında özgürce yaşayacakları bir zemini, imkan ve fırsat eşitliğini sunuyoruz. Türkiyenin yakın tarihindeki kara bir lekeyi, Türkiyenin tarihine ayrımcılık lekesi olarak geçmiş kara bir gölgeyi kaldırıyor, sadece başörtülülerin değil, 76 milyonunun tamamının ufkunu bugün daha da genişletiyor, daha da aydınlatıyoruz. Bu kısıtlamanın kalkması sadece ve sadece bir normalleşmedir. Bu baskının, bu dayatmanın kalkması, sadece ve sadece eşitliğin tesis edilmesidir. dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, demokratikleşme paketinin 11 yılllık sürecin aşamalarından sadece birisi olduğunu söyledi. TBMMde AK Parti Grup Toplanısında konuşan Erdoğan, hükümet programında dile getirdikleri reformları da ilk iktidara geldikleri günden beri kararlı bir şekilde uyguladıklarını belirtti. Erdoğan, partisinin kurulduğu zaandan bu yana ülkedeki sorunları, dayatmaları, yasakları etraflıca tespit ettiğini, çözüm önerilerini, reform projelerini, düşünce alternatiflerini çok net bir şekilde programına koyduğunu dile getirdi. İktidarda oldukları 11 yıl içinde defalarca reform yaptıklarını kaydeden Erdoğan, geçen hafta açıkladıkları demokratikleşme paketine değindi: Geçtiğimiz pazartesi günü açıkladığımız paket ne bir ilktir ne de sondur; bu paket önceki reformlarımızın bir devamıdır. Bundan sonraki süreçte de bir çok güncellemeler olacaktır, bir çok bunlara ilaveler olacaktır. Bu paket içinde çözüm noktasında sürprizler olsa da ele alınan sorunlar noktasında hiç bir sürpriz yoktur. Seçim barajından tutunuz, partilere yapılan yardıma; partilere üye olma yasaklarının kaldırılmasından tutunuz, başörtüsü özgürlüğüne kadar açıkladığımız her madde, on yıllardır Türkiyede konuşulan ve sorun olduğu herkesçe kabul edilen maddelerdir. dedi.MUHALEFETE SEÇİM BARAJI ÜZERİNDE ÇALIŞIN ÇAĞRISIBu paketteki değişiklikler arasında yer alan seçim barajı konusuna değinen Erdoğan, muhalefetin sürekli barajı indirelim dediğini anımsattı. Kendilerinin de 3 tane seçenek sunduklarını belirten Erdoğan, şöyle devam etti: Bir, ya mevcut durumla devam ederiz, evet ya da hayır ne diyorsunuz? Söyleyin. İki; gelin barajı bir günde 5e indirelim, 5li bölge barajları yapalım. Bu ne demek? Türkiye genelinde 110 ve bölge oluşturalım, her bölge 5 tane milletvekili çıkarsın. Sonuncusu bir teklif daha; buyurun barajın tamamını kaldıralım, sıfır. Ve Türkiyeyi 550 bölgeye ayıralım, her bölge bir milletvekili çıkarsın. 3 tane teklif, çalış üzerinde, hangisini uygun görüyorsanız gelin beraber çıkartalım, ha siz uygun görmüyorsunuz; o zaman biz oturacağız, nihai kararımızı AK Parti olarak kendimiz vereceğiz. Biz kamuoyu araştırmalarımızı ayrıca yaparız. Partilere yardım konusundaki düzenlemeye de değinen Erdoğan, Nihayetinde yüzde 3 barajını aşan her siyasi parti Hazine yardımından istifade edecek. Nereden buraya indirdik? Yüzde 7 idi, yüzde 7den yüzde 3e indirdik. Çalış senin de olsun. Barajı aş, Hazine yardımını al, kendini sevdir, al yardımı. şeklinde konuştu.BDPLİLER PARTİLERİNİN KAPATILMASINI İSTİYORGeride kalan 3 genel seçim, 2 yerel seçim ve 2 halkoylamasında milletin çözüm iradesine tam destek verdiğini vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: Partilerin kapatılmasına bir parti özellikle karşı değil miydi? Karşıydı. Peki bu parti 26 maddelik Anasaya paketini görüştüğümüz gün niçin Meclisi terketti gitti? Niçin partilerin kapatılmasına yönelik maddeye desteğini vermedi? Bir taraftan partiler kapatılmasın diyeceksin ama önüne madde geldiği zaman da Meclisi terkedeceksin. Bu ne samimiyetsizlik? Böyle bir doğru yaklaşım anlayışı olabilir mi? Ama bunu benim özellikle, BDPye gönül vermiş kardeşlerimin çok iyi bilmesi lazım. Bakın bu gönül verdiğiniz partinin yöneticileri, partilerinin kapatılmasını özellikle istiyorlar, oradan bir şey elde ederim diye bunu istiyorlar. Kapatılmayı engelleyecek böyle bir Anayasa değişikliğine evet demediler, Meclisi terkedip gittiler. Bir şey daha söyleyeyim: Bizim içimizden de ne yazık ki 3-4 arkadaş ihanet etti, onlar da bırakıp gitti. Eğer onlar bırakıp gitmeseydi, biz yine 330u yakalardık ve bugün partilerin kapatılması diye bir olay olmazdı, 26ın yanında 27. madde olarak, o da çıkardı ve bu işi b
Zaman
Son Dakika
08.10.2013
BaşbakanErdoğandanbaşörtülümemuraprovokasyonuyarısıBaşbakan Erdoğandan başörtülü memura provokasyon uyarısı
Erdoğan: Böyle muhalefet AK Parti için talih olsa da demokrasi için talihsizlik
Zaman
08.10.2013
14:49
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Meclisin açılmasının ardından gerçekleştirilen ilk AK Parti Grup Toplantısında yaptığı konuşmada muhalefeti hiç değişmemekle eleştirdi. İktidarda oldukları 11 yıl boyunca alınan onca yenilgiye rağmen muhalefetin hiç değişmeden kaldığını kaydeden Erdoğan, yaklaşam yerel seçimler konusunda da partisini uyardı. Bu süreç içerisinde muhalefet liderlerinin isimlerini ağzına almayacağını kaydeden Erdoğan, Hiç kuşkusuz böyle bir muhalefet AK Parti için talih olsa da Türkiye için, demokrasi için bir talihsizliktir. dedi.Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasının başında yaklaşan seçimlere ilişkin, AK Parti çalışmaları hakkında konuştu. Erdoğan, 2014 Mart seçimlerine kadar kutuplaştırmayı artırmak, buradan nemalanmak isteyen muhalefete bu kozu vermeyeceğiz. AK Parti 76 milyonun tamamını muhatap alan, aynı gönül birliği ile konuşan, Türkiyeyi bir bütün olarak kucaklayan bir partidir dedi. AK Partinin Mecliste çoğunluğu sağlamasıyla birlikte 11 yıl boyunca çok önemli yasama faaliyetleri gerçekleştirdiğini kaydeden Erdoğan, Bu parlamento çatısı altında kesintisiz, istikrarlı, kararlı ve sarsılmayan bir istikamet doğrultusunda Türkiyeyi çözümlerle buluşturduk, çok önemli reformlar gerçekleştirdik, Türkiyenin ufkunu ve vizyonunu genişlettik. Öncelikle grubumuzdaki tüm milletvekillerimize, yaptığınız çalışmalardan dolayı ülkem, milletim AK Parti teşkilatı ve şahsım adına en kalbi şükranlarımı iletiyorum. diye ekledi. Ak Parti milletvekillerine “Bugün yeni bir gün ve başlangıçtır. Hz. Mevlananın ifade ettiği gibi Dün dünde kaldı cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lazım.” diye seslenen Erdoğan, “Elbette geçmişten dersler çıkaracağız. Ancak dünün bize verdiği tecrübeyi kendimize azık edecek, her zaman olduğu gibi gözümüzü, istikbale, ufuklara dikecek ve gelecek için çalışmaya devam edeceğiz.” diye kaydetti.İktidarda olduklaRı 11 yılın, kendileri için “gurur tablosu” olduğunu söyleyen Erdoğan, “Ne mutlu bize ki 11 yıl boyunca ülkemiz, milletimiz için bütün yaptığımız hizmetleri artık bir çırpıda sayıp dökemiyoruz. Ekonomiden, demokrasiden, iç politikadan, dış politikaya, ulaştırmadan, şehirleşmeye, enerjiden tarıma kadar ülkemizi milletimizi ilgilendiren her alanda çok önemli hizmetler verdik şeklinde konuştu.ERTAŞIN TAVSİYESİKonuşmasında geçtiğimiz haftalarda gerçekleştirdiği Kırşehir ziyaretine değinerek devam eden Erdoğan, şunları söyledi: “21. yüzyılın bir Yunus Emresi olan değerli ozanımız Neşet Ertaşı vefatının birinci yılı dolayısıyla hem kabri başında hem anma merasiminde hayırla yad ettik. Merhum Neşet Ertaş bir röportajında babası merhum Muharrem Ertaşın bir tavsiyesini aktarmıştı. Bu tavsiye gerçekten çok manidar. Şöyle diyor Muharrem Ertaş, Aşk ile çalışan yorulmaz. Neşet Ertaş bunu hatırladı. Aşk ile çalışan yorulmaz, davası olanın davası olana ben yoruldum deme gibi bir lüksü olamaz. Biz, onun için aşk ile çalışmaya, bu millet ve ülke için devam edeceğiz. Ülke, millet, insanlık aşkıyla eser ve eser ve hizmet üretmeye devam edeceğiz. Nasıl ki her yeni günü yeni bir başlangıç olarak görüyorsak, ulaştığımız her hedefi de yeni bir başlangıç olarak kabul edecek, hedeflerimizi sürekli yükselterek, kendi kendimizle yarışmaya devam edeceğiz. 10 yıllardır ülkemize aşkla hizmet üretmek için yollarda, meydanlardayız. Erdoğan, ardından partisini şu sözlerle anlattı: “Bizi bir araya getiren çıkar birlikteliği, ortak ihtiraslar değildir. Biz tesadüfen bir araya gelmiş öylesine toplanmış bir topluluk da değiliz. Biz ortak idealleri olan, ülke ve millet için aynı ortak sızıyı yüreğinde hisseden, adeta feleğin çemberinden geçerek aynı acıları, dertleri yaşayarak bugünlere ulaşmış yani, kader ortaklığı yapmış bir kadroyuz. Böyle bir kadro, kader ortaklığında dava arkadaşlığında buluşmuş bir kadro içinde birbirine çelme takmak, kuyusunu kazmak, birbirinin başarısızlığından medet ummak asla olamaz. Biz, en başından beri biriz ve beraberiz. Bir ve beraber Türkiye içinde bugüne olduğu gibi bundan sonra da omuz omuza, dayanışma içinde istikbale yürüyeceğiz. Dedikodulara, sanal tartışmalara, hakaretlere, iftiralara değil, önce milletin sonra vicdanımızın sesine kulak vereceğiz. Onun için hep ne diyoruz, bu kadronun içinde ben olamaz, bu kadronun içinde biz var. Herkesin sustuğu, susturulduğu dönemlerde bulabildiği en küçük hareket alanını değerlendiren susmadan, sinmeden, başını öne eğmeden davasını mücadelesini veren insanların bu davayı bugünlere taşıdığını kaydeden Başbakan Erdoğan, Hesabını sadece ve sadece Allaha ve millete verecek olanlar hiçbir şeyden korkmazlar. Taşıdığı canın Allahtan bir emanet olduğunu düşünenler ölümden baskıdan asla geri adım atmazlar. Siz iyi olduğunuz sürece mutlaka kötüler olmuştur, mutlaka kötüler sizi engellemeye çalışacaklardır. Diklenmeyecek ama dik duracaksınız. Başınızı asla öne eğmeyec
Zaman
Son Dakika
08.10.2013
ErdoğanBöylemuhalefetAKPartiiçintaliholsadademokrasiiçintalihsizlikErdoğan Böyle muhalefet AK Parti için talih olsa da demokrasi için talihsizlik
Başbakan Erdoğan'ın grup konuşmasının tam metni
Zaman
08.10.2013
14:42
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında konuştu. Başbakan Erdoğan, Burası bizim vatanımız bir yere gitmiyoruz gitmeyeceğiz. Burada yaşıyoruz. Burada öleceğiz. Bu topraklar üzerinde bayrağımızın gölgesi altında bir ve beraber yaşayacağız. Kimse kimsenin yaşam tarzına karışamacayak. 11 yıl içinde defalarca reform yaptık. Paket ne bir ilktir ne de sondur. Bundan sonra güncellemeler olacaktır, ilaveler olacaktır diye konuştu.Başbakan Erdoğan, Kesintisiz biçimde istikrarlı, kararlı biçimde Türkiyeyi çözümlerle buluşturduk, çok önemli reformlar gerçekleştirdik. Bugün yeni bir gündür, yeni bir başlangıçtır. Elbette dünü hatırlayacak ibret alacağız ancak dünün bize verdiği tecrübeyi azık edecek, her zaman olduğu gibi geleceğe dikecek, gelecek için çalışmaya devam edeceğiz. Geçtiğimiz 11 yıl bizim için gurur tablosudur dedi.ÖNCE MİLLETİN SONRA VİCDANIN SESİNE KULAK VEREN BİR KADROYUZ Başbakan Erdoğan, Biz geçmişe bakıp avunanlardan yaptıklarını yeterli görenlerden mevcuda razı gelenlerden asla olmayacağız. Neşet Ertaşın babası şöyle diyor: Aşkınan çalışan yorulmaz. Neşet Ertaş bunu hatırlatıyor. Ne zaman öldüysem işte ben o zaman öldüm diyor. Biz ölünce yoruluruz böyle bilmemiz lazım. Aşk ile çalışmaya bu millet için çalışmaya devam edeceğiz. Eser üretmeye hizmet üretmeye devam edeceğiz. Bizi öylesine hareket olarak görüp sürekli yanılanlar var. Sürekli hayal kırıklığına uğrayan parametresini değiştirmeyenler var. Önce milletin sonra vicdanın sesine kulak veren bir kadroyuz. Bizi bir araya getiren çıkar birlikteliği değil, biz ortak idealleri olan ülke ve millet için aynı ortak sızıyı yüreğine hisseden adeta feleğin çemberinden geçen bugünlere ulaşmış yani kader ortaklığı yapmış bir kadroyuz. Biz en başından beri biriz beraberiz. Bundan sonra omuz omuza istikbale yürüyeceğiz. Bu kadronun içinde ben yok biz var diye konuştu.DİKLENMEDEN DİK DURACAĞIZ Millet bizden yaptığımızdan çok ne yapacağımızı duymak istiyor diyen Başbakan Erdoğan, şunları söyledi; Söz verip yerine getirdiğimiz için biz buradayız. Bizi yılgınlığa sevk edecek aşkımızı törpüleyecek girişimden uyanık olacağız. Özelikle ümitsizliğe pirim vermeyeceğiz. Bu davanın hamurunda nice gönül insanının alın teri vardır. Herkesin sustuğu sindirildiği dönemde susmadan sinmeden başını öne eğmeden davasını mücadelesini veren insanlar davayı bugüne taşıdı. Hesabını sadece ve sadece Allaha verecek olanlar hiçbir şeyden korkmazlar. Taşıdığı canın Allahtan bir emanet olduğunu düşünenler, ölümden, ölüm tehdidinden, baskıdan asla çekinmezler. Siz iyi olduğunuz sürece kötüler olacak. Diklenmeden dik duracağız. Dava taşını gediğine koyana kadar mücadele edeceğiz. Siz iyi olursanız tuzaklar yer ile yeksan olacaktır. Bu süreçte muhalefet kendini değiştirmeyi maalesef başaramadık. Muhalefet yerel kalmayı statüko kalesine sımsıkı sarılmayı tercih etti. 11 yıl boyunca üslupların değiştirme gereği duymadılar. Muhalefet genel başkanlarının adını ağzına almayacağım. Bunu arkadaşlarıma havale ediyorum. 11 yıl boyunca hangi çamuru atmak istedilerse ellerine yüzlerine bulaştı. Türkiye esaretten kurtulurken, muhalefet vesayet zincirlerini koparıp atamamıştır. Siyaset mühendisliği ile şekillendirilmiş partilerde siyaset üretilemez. Çetelerin sokak eylemlerinin onları boyunluğu altında sağlıklı siyaset yapılamaz. Tahriklere gelmeyeceğiz, gerilim siyaseti tuzağına düşmeyeceğiz. Onların seviyesine düşmeyeceğiz. Biz 76 milyonun hükümetiyiz. AK Parti aynı nazarla bakan aynı gönül diliyle konuşan bir partidir. Muhalefetin gerilim siyasetine rağmen biz kucaklayıcı olacağız.HER VATANDAŞ BİRDİR, EŞİTTİR AYNI HAKLARA SAHİPTİR Başbakan Erdoğan, Devletin vatandaşına bakışında asla imtiyazı kabul etmiyoruz. Her vatandaş birdir, eşittir aynı haklara sahiptir, devlet vatandaşına yaşam tarzını dayatamaz. Devlet çocukluktan başlayarak format atamaz. Bizim Cumhuriyetimiz, 29 Ekim 1923te, 23 Nisan 1920 ruhu üzerine inşa edilmiştir. Bugün attığımız her adımı Cumhuriyete karşı gibi göstermeye çalışan cahil ve istismarcılar var. Sadece 4 ay içinde yerleşim merkezinin ismi değişmiştir. Binlerce yer adı müdahalenin ardından değiştirilmiştir. 23 yıl önce Tillonu adı Aydınlar olarak değiştirilmiştir. Allah aşkına Cumhuriyetle nasıl bir ilgisi olabilir. 1933 yılında başlayan And 12 eylülde yeniden diriltilen bir uygulamadır. Başörtüsü yasağını Cumhuriyet ile ilgilendirmek nasıl bir cahilliktir, nasıl bir istismardır? Bu Cumhuriyet 12 Eylülde, 27 Şubatta kurulan bir cumhuriyet değildir. Bu Cumhuriyet 23 Nisan 1920de temeli atılan, 29 Ekim 1923te kurulan bir cumhuriyettir. Bizim yaptığımız normalleştirmektir. Biz bin yılların içinden süzülerek bugüne ulaştık. Cumhuriyet 76 milyonun cumhuriyetidir. Başı açık olan ne kadar sahibiyse başı örtülü olan da o kadar sahibidir. İstanbuldaki ne kadar bu cumhuriyetin sahibiyse, Edirn
Zaman
Son Dakika
08.10.2013
BaşbakanErdoğanıngrupkonuşmasınıntammetniBaşbakan Erdoğanın grup konuşmasının tam metni
Gündoğdu: Türkiye'nin demokratikleşmesine tanıklık etmenin onurunu yaşıyoruz
Zaman
01.10.2013
17:51
MemurSen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan demokratikleşme paketinin, Büyük ve Güçlü Türkiye idealine yönelik heyecan, inanç ve umutları artırdığını söyledi. Gündoğdu, Türkiyenin demokratikleşme sürecine, milletimizin özgürleşme hamlelerine, darbe ve vesayet kalıntısı yasakların bir bir temizlenmesine tanıklık etmenin hazzını ve onurunu yaşıyoruz. dedi. Gündoğdu, konfederasyonun genel merkez binasında düzenlediği basın toplantısı ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı Demokratikleşme Paketi’ni değerlendirdi. Açıklanan paketin bazı eksiklikleri olmakla birlikte memnuniyet verici olduğunun altını çizen Gündoğdu, kamuda başörtüsünün serbest olmasının sevindirici olduğunu, kadına yönelik ayrımcılığı ortadan kaldırması açısından çok önemli bir adım olduğunu kaydetti. Yargı, asker ve emniyet mensuplarının başörtüsü özgürlüğünün dışında tutulmasını doğru bulmadıklarını kaydeden Gündoğdu, kamu çalışanları için Cuma namazı düzenlemesi ve kamu kurumlarında mescit yapılması gibi bazı taleplerin yerine getirilmesini istedi. Memur-Sen olarak, 2010 referandumuna verdikleri desteğin nedenine değinen Gündoğdu, Paydaşı ve tarafı olduğumuz her zeminde demokrasiyi, özgürlükleri ve sivilleşmeyi bu amaçla öne çıkardık, çıkarıyoruz. Sendikamızı ve sendikacılığımızı tam da bu yüzden sadece ücret sendikacılığının emrine vermedik. Hizmet sendikacılığı anlayışımızla, özgürlükçü sendikal bakışımızla, demokrasiye, hukuk devletine olan inancımızla daha fazla ekmek, saygın emek için daha fazla demokrasi ve daha fazla özgürlük dedik, bunun mücadelesini verdik. Sendikal mücadelemizin, demokratikleşme ve özgürleşme çabalarına yönelik desteğimizin sonuçlarını milletimizle birlikte bir bir alıyoruz. Türkiye’nin demokratikleşmesine, milletimizin özgürleşmesine, ülkemizin sivilleşmesine sendikal alanda öncülük ediyoruz, paydaş oluyoruz. Özgürlüklerin artmasına, yasakların kalkmasına, insan onurunu zirve değer olarak kabul eden yeni bir devlet anlayışının hayat bulmasına milletimizle birlikte tanıklık ediyoruz. şeklinde konuştu. PAKETİ DÖNÜŞÜMÜN BELGESİ OLARAK KABUL EDİYORUZBaşbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı demokratikleşme paketinin, ülkenin ve milletin ihtiyaç duyduğu olumlu ve gerekli adımları içerdiğini ifade eden Ahmet Gündoğdu, şu ifadeleri kullandı: Cumhuriyet sonrası dönemin büyük bölümünde kendisine yönelik yasakları bile tartışmasına, eleştirmesine imkan verilmeyen millet, artık kendisine sunulan yeni özgürlüklerin, kurtulduğu yasakların yetersizliğini dile getirebiliyor. Bu, millet açısından, siyaset açısından bir zihniyet değişimi, devlet açısından ise tavır değişikliğidir. Yasaklar karşısında sessizliğe mahkum edilen toplum, artık sahip olduğu, tanıştırıldığı özgürlüklerin yetersizliğini, kurtulduğu yasakların kafi gelmediğini haykırıyor. Demokratikleşme paketi, antidemokratik süreçlerin ve vesayetçi zihinlerin milletin bedenine, zihnine, misyon ve vizyonuna doladığı yasakları ortadan kaldırmak yanında, ülkenin ve milletin gelecek yolculuğunda konforu artıracak özgürlüklerde içeriyor. Bütün bunları, darbeciler tarafından yıkılan millet ile devlet arasındaki köprünün temeli daha da sağlam bir şekilde yeniden inşa edilerek hizmete açılması olarak görüyoruz. Bu paketi, kendi milletine yasak dayatan, baskı dayatan, öteki olmaya zorlayan devletin, artık milleti ile kucaklaşmaya, millet için var olmaya, milleti yaşatmaya yönelik kararlı bir irade dönüşümü belgesi olarak kabul ediyoruz. Başbakanın dün kamuoyuna deklare ettiği demokratikleşme paketini, normalleşen, demokratikleşen, halkının beklentilerine cevap veren Türkiyenin yeni fotoğraflarından biri olarak gördüklerini vurgulayan Gündoğdu, Bu çerçevede, kamu görevlilerine yönelik başörtüsü yasağının kaldırılması ve başörtüsüne özgürlük sağlanması özelinde, başta Sayın Başbakanımız olmak üzere Türkiye’nin demokrasi yolculuğuna hızlandıracak paketin hazırlanmasına ve hayata geçirilmesine katkı sağlayan, katkı sağlayacak bütün kişi ve kurumlara teşekkür ediyorum. sözlerini dile getirdi. BAŞÖRTÜ YASAĞININ KALDIRILMASI DAHİ YENİ BİR MİLAT“Paket hakkımız olan özgürlüklerle gecikerek de olsa tanışmamıza aracılık ediyor.” diyen Gündoğdu, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu yönüyle, son adım olmamalıdır. Bu paketin bütün sorunları çözdüğünü söylemek mümkün olmadığı gibi hiçbir sorunu çözmediğini, hiçbir talebi karşılamadığını söylemek de aklı selim bir tutum değildir. Bu noktada, paketi gerekenlerin yapılması olarak gördüğümüzü ancak yeterli görmediğimizi bir kez daha ifade edelim. Demokratikleşme paketinin bizim açımızdan en önemli hükmü, hiç şüphesiz kamuda başörtüsü yasağını sona erdirmesidir. Sadece kamuda başörtüsü yasağının kaldırılmasını taahhüt etmesi üzerinden dahi demokratikleşme paketini, özgür birey ve demokratik hukuk devleti açısından yeni bir milat olarak gö
Zaman
Son Dakika
01.10.2013
GündoğduTürkiyenindemokratikleşmesinetanıklıketmeninonurunuyaşıyoruzGündoğdu Türkiyenin demokratikleşmesine tanıklık etmenin onurunu yaşıyoruz
Başbakan: Demokratikleşme paketini hafta içi açıklayacağız
Zaman
20.09.2013
12:41
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Artık Ben Türküm derken şimdi onurla söylüyoruz. Türklüğün istismarını yapanlar ise bol bol sıfır ilave ettiler. Akşam yattık bir başka, sabah kalktık bir başka. Bizden önce bu ülkede onlar iktidar değiller miydi ve ekonomiyi çökertenler bunlar değil miydi? Enflasyon nerelere düştü. Bunu konuşmakta bile hala utanmıyorlar. Fakat halkımız bütün gerçekleri biliyor ve bu bir farktır, seçim ekonomisini AK Parti iktidarı yapmaz diyorlar dedi. Başbakan Erdoğan, Demokratikleşme paketi için de tarih verdi, hafta içinde açıklayacaklarını duyurdu. Partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısında konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti olarak yerel seçim çalışmalarını belli bir yoğunluğa ulaştırdıklarını belirterek, bu yoğunluğu arttırarak sürdüreceklerini, her zaman olduğu gibi Mart seçimlerine de son derece dinamik, coşkulu ve heyecanlı bir şekilde gireceklerini belirtti.Kendileri seçim süreçlerinin her zaman sandıklar kapandığı anda başladığını vurgulayan Başbakan Erdoğan, Bugüne kadar üç genel seçimde, iki yerel seçimde, iki halk oylamasında akşam sandıklar kapandığı oy verme işlemleri tamamlandığı andan itibaren biz bir sonraki seçimin hazırlıklarını başlattık dedi.SEÇİM EKONOMİSİ KAVRAMI AK PARTİYLE BİRLİKTE ARTIK TARİHİ KARIŞMIŞTIRKendilerinin seçimden seçime görünür hale gelen bir parti asla olmadıklarının altını çizen Başbakan Erdoğan, bugüne kadar sadece seçim öncesinde ortaya çıkan partiler, sadece seçimlere görünür veya sadece seçimler olacağı zaman ortaya çıkan partilerin bir iki kere zıpladıklarını ardından sandığa gömülüp gittiklerini kaydetti. Başbakan Erdoğan, Bizim hiçbir zaman böyle bir tavrımız olmadı. Hemen yarın seçim olacakmış gibi hazırlıklı olduk. Öte yandan başta ekonomi olmak üzere bir çok alanda da hiçbir zaman bizler seçim ekonomisinden yana olmadık. Kararlı olduk, disiplinli olduk, mali disiplinden asla taviz vermedik. Şurası son derece önemli; seçim ekonomisi kavramı AK Partiyle birlikte artık tarihi karışmıştır. 3 Kasım seçimleriyle emanete aldığımızandan itibaren tüm seçimlerin hiçbirinde ekonomik disiplini bozmadık. Mart seçimlerine de ekonomik disiplini bozmadan, para politikalarımızdan taviz vermeden giriyoruz. Çünkü biz şunu hep söyledik, bugünde söylüyoruz. Bu milletin varlığı, bu ülkenin varlığı, AK Partinin de diğer her şeyin de üzerindedir. Seçimler yaklaşırken bizim ilimize, ilçemize acaba biraz daha fazla para aktarsak, acaba bir miktar daha şunu yapsak, bunu yapsak? Çok açık söylüyorum kusura bakmasınlar, kimse bize bu anlayışla, bu teklifle gelmesin. Çünkü biz 4 yıllık iktidarımıza, yerelde de 5 yıllık iktidarlarımızda zaten olması gerekenleri hep planlı, programlı yaptık. Yerine getirdik, bundan sonrada aynı şekilde bunları yapacak, yerine getireceğiz. Ama biz bunları kalkar da seçim yaklaşıyor, seçim yaklaşırken biz bunları yapalım, böyle bir gayretin içerisine girersek kendimize ihanet etmiş oluruz, halkımıza da saygısızlık yapmış oluruz diye konuştu.Bugüne kadar bunu yapmış siyasetçilerin ve politikacıların anlayışlarını ayaklarının altına aldıklarını dile getiren Başbakan Erdoğan, seçim kazanma hırsıyla ülke hazinenin talan edilmesini, karşılıksız para basılmasını, her kesime bol keseden dağıtılmasını kendilerinin emanete hıyanet olarak gördüklerini, böyle görmeye devam edeceklerini kaydetti. 11 yıllık iktidarlarında hiç karşılıksız para basılmadığını vurgulayan Başbakan Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:ALTI SIFIR ATILIRSA ENFLASYON PATLAR DİYORLARDI PATLADI MI ENFLASYON; HEP SÖYLÜYORUM ÇATLADIDuyamazsınız. Yok böyle bir şey ama şöyle geçmişe bakın Türkiye karşılıksız para basmak suretiyle emisyon hacmini alt üst eden süreçler yaşamıştır. Onun içinde arka arkaya devalüasyon gelmiştir. Enflasyonlarda hep boğulmuşuzdur. Üç haneli rakamları görmüşüzdür. Hep bunlar bedel onlar kimin tarafından ödenmiştir, halk tarafından ödenmiştir ve cebinde büyük paralar olduğunu zanneden benim vatandaşım, zannediyor ki, cebimde milyar var ama cebimde milyar var derken cebindeki paranın hiçbir alım gücü yok. Hep hani örnek veririm ya; biz delikli 2.5 kuruşla tuvalete giderdik. Ama öyle günler geldi ki bir milyona tuvalete gider hale geldik. Altı sıfır atacağız dedik, herkes dalgasını geçti ve biz altı sıfırı attık değil mi? Bugün bize bol bol hakaret eden malum pravdalar ne diyorlardı, köşe yazıları olarak Türkiyenin amiral gemisi gibi buralarda yazanlar, Altı sıfır atılırsa enflasyon patlar diyorlardı. Patladı mı enflasyon; hep söylüyorum çatladı. Ama biz bunu başardık. Artık öyle cebimizde altı sıfırlı paralar yok. Bu olayın bile kıymetini anlamak veya anlatmak bu çok önemli. Şu altı sıfır olayı var ya sıradan bir olay değil. Ama bugün ekonomi adına yazı yazanların hiç birisi ne yazıyor, ne konuşuyor. Niye işlerine gelmiyor. Çünkü altı sıfır olayı ekonomide devrimdir v
Zaman
Politika
20.09.2013
BaşbakanDemokratikleşmepaketinihaftaiçiaçıklayacağızBaşbakan Demokratikleşme paketini hafta içi açıklayacağız
Başbakan: Demokratikleşme paketini hafta içi açıklayacağız
Zaman
20.09.2013
12:41
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Artık Ben Türküm derken şimdi onurla söylüyoruz. Türklüğün istismarını yapanlar ise bol bol sıfır ilave ettiler. Akşam yattık bir başka, sabah kalktık bir başka. Bizden önce bu ülkede onlar iktidar değiller miydi ve ekonomiyi çökertenler bunlar değil miydi? Enflasyon nerelere düştü. Bunu konuşmakta bile hala utanmıyorlar. Fakat halkımız bütün gerçekleri biliyor ve bu bir farktır, seçim ekonomisini AK Parti iktidarı yapmaz diyorlar dedi. Başbakan Erdoğan, Demokratikleşme paketi için de tarih verdi, hafta içinde açıklayacaklarını duyurdu. Partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısında konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti olarak yerel seçim çalışmalarını belli bir yoğunluğa ulaştırdıklarını belirterek, bu yoğunluğu arttırarak sürdüreceklerini, her zaman olduğu gibi Mart seçimlerine de son derece dinamik, coşkulu ve heyecanlı bir şekilde gireceklerini belirtti.Kendileri seçim süreçlerinin her zaman sandıklar kapandığı anda başladığını vurgulayan Başbakan Erdoğan, Bugüne kadar üç genel seçimde, iki yerel seçimde, iki halk oylamasında akşam sandıklar kapandığı oy verme işlemleri tamamlandığı andan itibaren biz bir sonraki seçimin hazırlıklarını başlattık dedi.SEÇİM EKONOMİSİ KAVRAMI AK PARTİYLE BİRLİKTE ARTIK TARİHİ KARIŞMIŞTIRKendilerinin seçimden seçime görünür hale gelen bir parti asla olmadıklarının altını çizen Başbakan Erdoğan, bugüne kadar sadece seçim öncesinde ortaya çıkan partiler, sadece seçimlere görünür veya sadece seçimler olacağı zaman ortaya çıkan partilerin bir iki kere zıpladıklarını ardından sandığa gömülüp gittiklerini kaydetti. Başbakan Erdoğan, Bizim hiçbir zaman böyle bir tavrımız olmadı. Hemen yarın seçim olacakmış gibi hazırlıklı olduk. Öte yandan başta ekonomi olmak üzere bir çok alanda da hiçbir zaman bizler seçim ekonomisinden yana olmadık. Kararlı olduk, disiplinli olduk, mali disiplinden asla taviz vermedik. Şurası son derece önemli; seçim ekonomisi kavramı AK Partiyle birlikte artık tarihi karışmıştır. 3 Kasım seçimleriyle emanete aldığımızandan itibaren tüm seçimlerin hiçbirinde ekonomik disiplini bozmadık. Mart seçimlerine de ekonomik disiplini bozmadan, para politikalarımızdan taviz vermeden giriyoruz. Çünkü biz şunu hep söyledik, bugünde söylüyoruz. Bu milletin varlığı, bu ülkenin varlığı, AK Partinin de diğer her şeyin de üzerindedir. Seçimler yaklaşırken bizim ilimize, ilçemize acaba biraz daha fazla para aktarsak, acaba bir miktar daha şunu yapsak, bunu yapsak? Çok açık söylüyorum kusura bakmasınlar, kimse bize bu anlayışla, bu teklifle gelmesin. Çünkü biz 4 yıllık iktidarımıza, yerelde de 5 yıllık iktidarlarımızda zaten olması gerekenleri hep planlı, programlı yaptık. Yerine getirdik, bundan sonrada aynı şekilde bunları yapacak, yerine getireceğiz. Ama biz bunları kalkar da seçim yaklaşıyor, seçim yaklaşırken biz bunları yapalım, böyle bir gayretin içerisine girersek kendimize ihanet etmiş oluruz, halkımıza da saygısızlık yapmış oluruz diye konuştu.Bugüne kadar bunu yapmış siyasetçilerin ve politikacıların anlayışlarını ayaklarının altına aldıklarını dile getiren Başbakan Erdoğan, seçim kazanma hırsıyla ülke hazinenin talan edilmesini, karşılıksız para basılmasını, her kesime bol keseden dağıtılmasını kendilerinin emanete hıyanet olarak gördüklerini, böyle görmeye devam edeceklerini kaydetti. 11 yıllık iktidarlarında hiç karşılıksız para basılmadığını vurgulayan Başbakan Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:ALTI SIFIR ATILIRSA ENFLASYON PATLAR DİYORLARDI PATLADI MI ENFLASYON; HEP SÖYLÜYORUM ÇATLADIDuyamazsınız. Yok böyle bir şey ama şöyle geçmişe bakın Türkiye karşılıksız para basmak suretiyle emisyon hacmini alt üst eden süreçler yaşamıştır. Onun içinde arka arkaya devalüasyon gelmiştir. Enflasyonlarda hep boğulmuşuzdur. Üç haneli rakamları görmüşüzdür. Hep bunlar bedel onlar kimin tarafından ödenmiştir, halk tarafından ödenmiştir ve cebinde büyük paralar olduğunu zanneden benim vatandaşım, zannediyor ki, cebimde milyar var ama cebimde milyar var derken cebindeki paranın hiçbir alım gücü yok. Hep hani örnek veririm ya; biz delikli 2.5 kuruşla tuvalete giderdik. Ama öyle günler geldi ki bir milyona tuvalete gider hale geldik. Altı sıfır atacağız dedik, herkes dalgasını geçti ve biz altı sıfırı attık değil mi? Bugün bize bol bol hakaret eden malum pravdalar ne diyorlardı, köşe yazıları olarak Türkiyenin amiral gemisi gibi buralarda yazanlar, Altı sıfır atılırsa enflasyon patlar diyorlardı. Patladı mı enflasyon; hep söylüyorum çatladı. Ama biz bunu başardık. Artık öyle cebimizde altı sıfırlı paralar yok. Bu olayın bile kıymetini anlamak veya anlatmak bu çok önemli. Şu altı sıfır olayı var ya sıradan bir olay değil. Ama bugün ekonomi adına yazı yazanların hiç birisi ne yazıyor, ne konuşuyor. Niye işlerine gelmiyor. Çünkü altı sıfır olayı ekonomide devrimdir v
Zaman
Ana Sayfa
20.09.2013
BaşbakanDemokratikleşmepaketinihaftaiçiaçıklayacağızBaşbakan Demokratikleşme paketini hafta içi açıklayacağız
Rakiplerini satın alarak dünya markası oluyor
Zaman
07.09.2013
01:56
Avrupa’nın önemli beyaz eşya ve elektronik markası Grundig ve Arctic’i satın alarak ‘global marka’ olma yolunda ilerleyen Koç Holding’in amiral gemisi Arçelik, hedef büyüttü. Berlin’deki IFA Elektronik Fuarı’nda yeni ürünleri tanıtan Arçelik Genel Müdürü Levent Çakıroğlu, İngiltere, Litvanya ve Polonya’da pazar lideri olduklarını söyledi.Uluslararası markaları bünyesine katarak büyümesine hız veren Koç Holding’in amiral gemisi Arçelik, yeni ürünleri ile Avrupa’nın en büyük teknoloji fuarı IFA’da gövde gösterisi yaptı. İlgi çeken ürünler arasında enerji tasarrufu sağlayan ve ateş olmaksızın daha hızlı pişiren manyetik akıllı fırın, ekimde piyasaya süreceği 11 kilo yıkama kapasiteli çamaşır makinesi, buhar teknolojili kurutma makineleri yer aldı. İlgi çeken diğer ürün dondurma yapan nofrost buzdolabı oldu. Bu ürün normal buzdolaplarına göre yüzde 80 daha az enerji harcıyor. Şirketin yeni ürünleri arasında yılda 5,5 kg deterjan tasarrufu sağlayan çamaşır makineleri de bulunuyor. Bu ürünler 6 gömleği 58 dakikada yıkayıp kurutabiliyor. Şirketin yeni ürünleri ve gelecek tasarımları hakkında bir değerlendirmede bulunan Koç Holding Dayanıklı Tüketim Grubu Başkanı ve Arçelik AŞ Genel Müdürü Levent Çakıroğlu, “Grundig markası ile Almanya’dan İskandinav ülkelerine yayılacağız. Grundig, Beko’yu tamamlayacak ve bu marka ile sadece üst segment ürün satışı yapacağız.” dedi. Arçelik grubu, Romanya’dan satın aldığı Arctic markası ile de bu ülkede yüzde 35 pazar payına ulaştı. Şirket Güney Afrika’nın lider markası Defy’ı da satın almıştı. Burada da pazar payını yüzde 40’a yaklaştırdıklarını kaydeden Çakıroğlu, yine satın aldıkları Blomberg markası ile Avrupa pazarlarında, Leisure ve Flavel ile İngiltere’de üst segment satışa odaklanacaklarını söyledi. Altus ile Avrupa’nın yanında Türkiye’de de satış yapan şirket, fuarda özellikle Beko’ya odaklanmış durumda. 2008 ile 2012 yılları arasında Avrupa’da pazar payını en çok artıran Beko ile İngiltere ve Litvanya pazarında pazar lideri olduklarını hatırlatan üst yönetici, dün itibarıyla, Polonya’da da pazar lideri haline geldiklerini açıkladı. Batı Avrupa Pazarı’nda buzdolaplarında bir numara, dondurucu gamında iki numara, çamaşır, bulaşık ve pişiricilerde ise üç numara olduklarını söyleyen Çakıroğlu, “Bunları markalı büyüme stratejisi ile başardık. Markalı satışın toplam satışlardaki payı yüzde 92’ye çıktı. Çünkü daha yüksek katma değer, daha fazla kâr demek.” diye konuştu. Levent Çakıroğlu, Turkcell ve Vestel gibi akıllı telefon tarafında üretim yapmayacaklarını da açıkladı. “Kârlı mı değil?” sorusuna ise “İş modelimizde değil, çok zor bir ürün ve gelişmeler ortada, bu sebeple stratejimiz yok.” cevabını verdi. Şirket, mevcut ürünlerle Afrika’da, Güneydoğu Asya ve Ortadoğu’da büyümeye devam edecek. Çakıroğlu, Avustralya ve Yeni Zelanda için ayrı bir şirket kurduklarını, burada da pazar sahibi olacaklarını dile getirdi. Vestel, akıllı telefon üretimine başladıVestel Manisa’daki fabrikasında yerli tasarım akıllı cep telefonu üretimine başladı. Kasım ayına kadar prototip üretimi yapacak şirketin akıllı cep telefonları ise 2014 başında piyasaya çıkacak. Vestel akıllı cep telefonu ürünlerini ilk kez, Avrupa’nın en büyük elektronik fuarı Berlin’deki IFA’da görücüye çıkardı. Vestel, IFA’da akıllı telefonlarının 4.3 inch , 4.7 inch ve 5 inch ekranlı üç farklı prototipini sergiliyor. Türk mühendisler tarafından geliştirilen Vestel akıllı telefon Android 4.2 Jelly Bean işletim sistemine ve kullanıcıların istekleri doğrultusunda değiştirilebilir donanım özelliklerine sahip. Vestel Şirketler Grubu İcra Kurulu Başkanı Turan Erdoğan, akıllı telefonlar için lokal uygulamalar olacağını belirterek, “Bunun için V Store diye uygulama mağazası kuracağız. Uygulamaları kredi kartıyla almak istemeyenler için prepaid kart çıkaracağız. Bu kartlar bayilerimizden alınabilecek. 5-10 TL’lik kartlarla uygulamalar kredi kartı kullanılmadan satın alınabilecek. Türkiye’ye özel uygulamalar için Vestek firmamız İTÜ kampüsünde bulunan startup firmaları uygulama üretmek için teşvik edecek.” bilgisini verdi. Türkiye pazarına 5 inç ekranlı en üst segment akıllı telefon modeliyle giriş yapmayı planladıklarını belirten Erdoğan, diğer cep telefonu firmalarına da üretim yapabileceklerini söyledi. Avrupa pazarındaki tek akıllı telefon üreticisi olacaklarını savunan Erdoğan, akıllı telefon ihracatı için Avrupa, Güney Amerika ve Ortadoğu ülkeleriyle görüşmelere başladıklarını aktardı. Erdoğan’ın verdiği bilgiye göre, Vestel, 10 bin 20 bin değil, milyonlarca üretim yapmakta kararlı. Fuarda öne çıkanlarAsus, bilgi
Zaman
Ana Sayfa
07.09.2013
RakiplerinisatınalarakdünyamarkasıoluyorRakiplerini satın alarak dünya markası oluyor
Rakiplerini satın alarak dünya markası oluyor
Zaman
07.09.2013
01:53
Avrupa’nın önemli beyaz eşya ve elektronik markası Grundig ve Arctic’i satın alarak ‘global marka’ olma yolunda ilerleyen Koç Holding’in amiral gemisi Arçelik, hedef büyüttü. Berlin’deki IFA Elektronik Fuarı’nda yeni ürünleri tanıtan Arçelik Genel Müdürü Levent Çakıroğlu, İngiltere, Litvanya ve Polonya’da pazar lideri olduklarını söyledi.Uluslararası markaları bünyesine katarak büyümesine hız veren Koç Holding’in amiral gemisi Arçelik, yeni ürünleri ile Avrupa’nın en büyük teknoloji fuarı IFA’da gövde gösterisi yaptı. İlgi çeken ürünler arasında enerji tasarrufu sağlayan ve ateş olmaksızın daha hızlı pişiren manyetik akıllı fırın, ekimde piyasaya süreceği 11 kilo yıkama kapasiteli çamaşır makinesi, buhar teknolojili kurutma makineleri yer aldı. İlgi çeken diğer ürün dondurma yapan nofrost buzdolabı oldu. Bu ürün normal buzdolaplarına göre yüzde 80 daha az enerji harcıyor. Şirketin yeni ürünleri arasında yılda 5,5 kg deterjan tasarrufu sağlayan çamaşır makineleri de bulunuyor. Bu ürünler 6 gömleği 58 dakikada yıkayıp kurutabiliyor. Şirketin yeni ürünleri ve gelecek tasarımları hakkında bir değerlendirmede bulunan Koç Holding Dayanıklı Tüketim Grubu Başkanı ve Arçelik AŞ Genel Müdürü Levent Çakıroğlu, “Grundig markası ile Almanya’dan İskandinav ülkelerine yayılacağız. Grundig, Beko’yu tamamlayacak ve bu marka ile sadece üst segment ürün satışı yapacağız.” dedi. Arçelik grubu, Romanya’dan satın aldığı Arctic markası ile de bu ülkede yüzde 35 pazar payına ulaştı. Şirket Güney Afrika’nın lider markası Defy’ı da satın almıştı. Burada da pazar payını yüzde 40’a yaklaştırdıklarını kaydeden Çakıroğlu, yine satın aldıkları Blomberg markası ile Avrupa pazarlarında, Leisure ve Flavel ile İngiltere’de üst segment satışa odaklanacaklarını söyledi. Altus ile Avrupa’nın yanında Türkiye’de de satış yapan şirket, fuarda özellikle Beko’ya odaklanmış durumda. 2008 ile 2012 yılları arasında Avrupa’da pazar payını en çok artıran Beko ile İngiltere ve Litvanya pazarında pazar lideri olduklarını hatırlatan üst yönetici, dün itibarıyla, Polonya’da da pazar lideri haline geldiklerini açıkladı. Batı Avrupa Pazarı’nda buzdolaplarında bir numara, dondurucu gamında iki numara, çamaşır, bulaşık ve pişiricilerde ise üç numara olduklarını söyleyen Çakıroğlu, “Bunları markalı büyüme stratejisi ile başardık. Markalı satışın toplam satışlardaki payı yüzde 92’ye çıktı. Çünkü daha yüksek katma değer, daha fazla kâr demek.” diye konuştu. Levent Çakıroğlu, Turkcell ve Vestel gibi akıllı telefon tarafında üretim yapmayacaklarını da açıkladı. “Kârlı mı değil?” sorusuna ise “İş modelimizde değil, çok zor bir ürün ve gelişmeler ortada, bu sebeple stratejimiz yok.” cevabını verdi. Şirket, mevcut ürünlerle Afrika’da, Güneydoğu Asya ve Ortadoğu’da büyümeye devam edecek. Çakıroğlu, Avustralya ve Yeni Zelanda için ayrı bir şirket kurduklarını, burada da pazar sahibi olacaklarını dile getirdi. Vestel, akıllı telefon üretimine başladıVestel Manisa’daki fabrikasında yerli tasarım akıllı cep telefonu üretimine başladı. Kasım ayına kadar prototip üretimi yapacak şirketin akıllı cep telefonları ise 2014 başında piyasaya çıkacak. Vestel akıllı cep telefonu ürünlerini ilk kez, Avrupa’nın en büyük elektronik fuarı Berlin’deki IFA’da görücüye çıkardı. Vestel, IFA’da akıllı telefonlarının 4.3 inch , 4.7 inch ve 5 inch ekranlı üç farklı prototipini sergiliyor. Türk mühendisler tarafından geliştirilen Vestel akıllı telefon Android 4.2 Jelly Bean işletim sistemine ve kullanıcıların istekleri doğrultusunda değiştirilebilir donanım özelliklerine sahip. Vestel Şirketler Grubu İcra Kurulu Başkanı Turan Erdoğan, akıllı telefonlar için lokal uygulamalar olacağını belirterek, “Bunun için V Store diye uygulama mağazası kuracağız. Uygulamaları kredi kartıyla almak istemeyenler için prepaid kart çıkaracağız. Bu kartlar bayilerimizden alınabilecek. 5-10 TL’lik kartlarla uygulamalar kredi kartı kullanılmadan satın alınabilecek. Türkiye’ye özel uygulamalar için Vestek firmamız İTÜ kampüsünde bulunan startup firmaları uygulama üretmek için teşvik edecek.” bilgisini verdi. Türkiye pazarına 5 inç ekranlı en üst segment akıllı telefon modeliyle giriş yapmayı planladıklarını belirten Erdoğan, diğer cep telefonu firmalarına da üretim yapabileceklerini söyledi. Avrupa pazarındaki tek akıllı telefon üreticisi olacaklarını savunan Erdoğan, akıllı telefon ihracatı için Avrupa, Güney Amerika ve Ortadoğu ülkeleriyle görüşmelere başladıklarını aktardı. Erdoğan’ın verdiği bilgiye göre, Vestel, 10 bin 20 bin değil, milyonlarca üretim yapmakta kararlı. Fuarda öne çıkanlarAsus, bilgi
Zaman
Ekonomi
07.09.2013
RakiplerinisatınalarakdünyamarkasıoluyorRakiplerini satın alarak dünya markası oluyor
Erdoğan: Demirtaş, bize PKK’lıların adresini versin
Zaman
01.09.2013
01:53
Başbakan Tayyip Erdoğan, BDP lideri Selahattin Demirtaş’ın “Ceylanpınar sınırı El Nusra’ya açıktır. Bunun aksini iddia ederlerse ben şu an size adresini verebilirim.” şeklindeki açıklamasına önceki gün Çankaya Köşkü’nde düzenlenen Zafer Bayramı resepsiyonunda cevap verdi.İster Türkiye’de ister ülke dışında olsun, aşırı uçların hepsine karşı olduklarını söyleyen Erdoğan, “Açıklama yapmış BDP’nin Başkanı, diyor ki ‘Ben adresleri veririm’. Yani bu kadar bu işlerde kabiliyetli ise bize PKK’lıların da adreslerini versin. Onlar da aşırı uçtur. Biz onların da üzerine gidelim. Nusra’nın da üzerine gidelim.” ifadelerini kullandı. Güvenlik güçlerinin, El Kaide ile çok ciddi mücadeleler verdiğini kaydeden Başbakan Erdoğan, “Malatya’da olan hadiseleri hatırlayın, neler olduğunu. Bizim bu konularda asla tavizimiz yok. Ama bunu BDP’nin Genel Başkanı söylerken PKK’lıların adreslerini daha iyi bilirler. Bize o adresleri de versinler. Biz hepsinin de üzerine gideriz, tavizsiz.” diye konuştu. SURİYE İLE İLGİLİ ADIM ATMANIN ZAMANI GELDİBu arada Başbakan Erdoğan, ‘Millete Hizmet Yolunda’ konuşmasında, Suriye’deki gelişmeleri değerlendirdi. Katliamlara karşı adım atmanın zamanının geldiğini söyleyen Erdoğan, “Şu anda Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, iki ülkenin maalesef süreci tıkaması neticesinde karar alamıyor. Demek ki Konsey şu anda iş yapamaz durumda. Dolayısıyla 100 bin kişinin öldürüldüğü bir Suriye’de artık burada ortak hareket etmenin kararına vardık. Yani bugün bir gönüllüler koalisyonu olabilir.” dedi. Ölümlerin artık durması gerektiğini kaydeden Başbakan Erdoğan, Türkiye’nin Suriye ile ilgili kararlı duruşunun devam edeceğini dile getirdi.
Zaman
Ana Sayfa
01.09.2013
ErdoğanDemirtaşbizePKK’lılarınadresiniversinErdoğan Demirtaş bize PKK’lıların adresini versin
Erdoğan: Demirtaş, bize PKK’lıların adresini versin
Zaman
01.09.2013
01:51
Başbakan Tayyip Erdoğan, BDP lideri Selahattin Demirtaş’ın “Ceylanpınar sınırı El Nusra’ya açıktır. Bunun aksini iddia ederlerse ben şu an size adresini verebilirim.” şeklindeki açıklamasına önceki gün Çankaya Köşkü’nde düzenlenen Zafer Bayramı resepsiyonunda cevap verdi.İster Türkiye’de ister ülke dışında olsun, aşırı uçların hepsine karşı olduklarını söyleyen Erdoğan, “Açıklama yapmış BDP’nin Başkanı, diyor ki ‘Ben adresleri veririm’. Yani bu kadar bu işlerde kabiliyetli ise bize PKK’lıların da adreslerini versin. Onlar da aşırı uçtur. Biz onların da üzerine gidelim. Nusra’nın da üzerine gidelim.” ifadelerini kullandı. Güvenlik güçlerinin, El Kaide ile çok ciddi mücadeleler verdiğini kaydeden Başbakan Erdoğan, “Malatya’da olan hadiseleri hatırlayın, neler olduğunu. Bizim bu konularda asla tavizimiz yok. Ama bunu BDP’nin Genel Başkanı söylerken PKK’lıların adreslerini daha iyi bilirler. Bize o adresleri de versinler. Biz hepsinin de üzerine gideriz, tavizsiz.” diye konuştu. SURİYE İLE İLGİLİ ADIM ATMANIN ZAMANI GELDİBu arada Başbakan Erdoğan, ‘Millete Hizmet Yolunda’ konuşmasında, Suriye’deki gelişmeleri değerlendirdi. Katliamlara karşı adım atmanın zamanının geldiğini söyleyen Erdoğan, “Şu anda Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, iki ülkenin maalesef süreci tıkaması neticesinde karar alamıyor. Demek ki Konsey şu anda iş yapamaz durumda. Dolayısıyla 100 bin kişinin öldürüldüğü bir Suriye’de artık burada ortak hareket etmenin kararına vardık. Yani bugün bir gönüllüler koalisyonu olabilir.” dedi. Ölümlerin artık durması gerektiğini kaydeden Başbakan Erdoğan, Türkiye’nin Suriye ile ilgili kararlı duruşunun devam edeceğini dile getirdi.
Zaman
Politika
01.09.2013
ErdoğanDemirtaşbizePKK’lılarınadresiniversinErdoğan Demirtaş bize PKK’lıların adresini versin
Şiddete başvurup Mısır'ı Suriye'ye benzetmeyiz
Zaman
16.08.2013
02:54
Askerî müdahale ile iktidarı ellerinden alınan ve üyeleri sokaklarda acımasızca katledilen Müslüman Kardeşler, hukuk dışına çıkmamakta kararlı. Hareketin liderlerinden Eşref Abdülgaffar, Zamana yaptığı açıklamada net konuştu: “Asla silaha başvurup Mısırı Suriyeye benzetmeyeceğiz. Tek amacımız, barışçıl gösterilerle, seçilmiş cumhurbaşkanımızın tekrar görevine dönmesidir.”3 Temmuz Darbesi sonrasında yönetim eliyle işlenen üçüncü büyük katliamı önceki gün yaşayan Mısır bıçak sırtında. Darbeciler protestolara güçle müdahale etmekten kaçınmazken, askeri müdahale ile iktidar ellerinden alınan ve üstüne üstlük üyeleri sokaklarda acımasızca katledilen İhvan-ı Müslimin (Müslüman Kardeşler) Hareketi’nde ise tahriklere kapılmama yönünde mesajlar dikkat çekiyor. Hareketin önde gelen isimlerinden Eşref Abdülgaffar da darbe karşıtlarının tüm baskılara rağmen azimle ortaya koydukları mücadelelerinde şiddetten uzak durmanın hayati önemi haiz olduğunu düşünenlerden. İhvan’ın sözcülüğünü de yapan tıp doktoru, Zaman’a telefonda yaptığı açıklamalarda ülkelerinin bir iç savaş yaşamaması için ellerinden geleni yapacaklarını vurguladı: “Bazıları bizim silahlanmamızı isteyebilir, ama bu kesinlikle olmayacak. Bizim tek amacımız, barışçıl gösterilerle seçilmiş cumhurbaşkanımızın tekrar görevine dönmesidir. Silahlanmak, kendi halkımızla savaşmak gibi bir niyetimiz olamaz, olmayacaktır.”Darbecilerin ve onun destekçilerinin korkudan kan akıtma yoluna başvurduğunu belirten Abdülgaffar, yaşanan kayıpların kendilerini yıldırmayacağını, demokrasi yolundan asla vazgeçmeyeceklerini söyledi. “3 bin insan Adeviye Meydanı’nda, 260 kişi ise Nahda’da hayatını kaybetti. Zulüm ve baskılar sonrasında daha da kenetlendik. Barışçıl gösterilerimiz (devrik Cumhurbaşkanı Muhammed) Mursi tekrar göreve gelene kadar devam edecektir. Kanımızın son damlasına kadar bağımsızlığımız için mücadele edeceğiz. Fakat bu, dünya medyasında konuşulduğu gibi silahla olmayacak. Asla silaha başvurup Mısır’ı Suriye’ye benzetmeyeceğiz.” dedi. Önceki günkü olaylar sonrasında ordunun atadığı geçiş yönetimi Cumhurbaşkanı Adli Mansur’un ilan ettiği olağanüstü hali de tanımadıklarını vurguladı. Güvenlik güçlerinin bundan sonra da benzer şiddet olaylarına karışması konusunda ise katliamlarla bir yere varılamayacağını, ordu içinde bu cinayetlerden rahatsız olan ve halkına silah sıkmak istemeyen askerlerin duruma müdahale etmesini beklediklerini söyledi.Özellikle AB, ABD ve Arap ülkelerinin Mısır’da yaşanan insanlık suçlarına sessiz kalmasını sert bir dille eleştiren İhvan lideri, “Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler, Katar ve Suudi Arabistan’ın tutumları hiç de tuhaf gelmiyor. ABD güdümünde oldukları için bunların niyetleri zaten belli. Kendilerini demokrasi savunucusu olarak tanıtanlar bugün, Mısır’da yaşanan darbeye, insanlık suçuna ve katliamlara sessiz kalıyor. Sadece üzgün olduklarını ifade ediyorlar. Mısır insanı bunların hiçbirini unutmayacaktır.” şeklinde konuştu. Arap ülkelerinin darbe karşısında açıktan ya da zımnen destek verir tavırlar takınması hakkında ise “Kendi ülkelerine demokrasinin gelmesini isteyen bu ülkeler Mısır’da yapılan darbeyi desteklemişler. Ama unuttukları önemli bir şey var. Mısır’daki demokrasi devriminin onlara ulaşması kaçınılmazdır.” ifadelerini kullandı.Amerika’ya güvenmemeliydikÖzeleştiri de yapan İhvan sözcüsü, darbeci Genelkurmay Başkanı Abdülfettah el-Sisi konusunda ABD’ye güvenmenin kendilerine çok büyük acılar yaşattığını söyledi. “Müslüman Kardeşler’in en büyük yanlışı Amerika’ya inanmak oldu. Sisi’yi Amerika’ya güvenerek genelkurmay başkanı yaptık. Yaptığımız en büyük yanlış buydu. Planlanmış bir kumpasa girdik, ihanete uğradık.”Mursi’yi asker tarafından alaşağı edilmeye götüren süreçte yaşanan İhvan karşıtı halk gösterilerinde ise devrik diktatör Hüsnü Mübarek dönemi medyasının yaptığı haberlerin etkili olduğunu savundu. “Mübarek destekçisi medyanın Mursi ve Müslüman Kardeşler hakkında yaptığı yalan ve yanlış haberler, birçok insanın aklını karıştırdı. Oluşturulan kamuoyuyla bizlere devrimde destek olan birçok insan daha sonra bize cephe aldı.” dedi.Türkiye’nin desteği unutulmazDünya’nın önce Mısır’da gerçekleştirilen darbeye, daha sonra da katliamlara sessiz kalmasının kabul edilemez olduğunu dile getiren Eşref Abdülgaffar, Türkiye’ye ve halkına minnettar olduklarını açıkladı. Abdülgaffar, “Türk insanına ve devletine destekleri için minnettarız. Gösterilerin başından beri desteklerini bizden esirgemediler. Onlar haklının yanındalar. Mısır halkı bunların hiçbirini unutmayacaktır.” dedi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Er ya da geç Mısır&rs
Zaman
En Çok Okunan
16.08.2013
ŞiddetebaşvurupMısırıSuriyeyebenzetmeyizŞiddete başvurup Mısırı Suriyeye benzetmeyiz
Şiddete başvurup Mısır'ı Suriye'ye benzetmeyiz
Zaman
16.08.2013
01:53
Askerî müdahale ile iktidarı ellerinden alınan ve üyeleri sokaklarda acımasızca katledilen Müslüman Kardeşler, hukuk dışına çıkmamakta kararlı. Hareketin liderlerinden Eşref Abdülgaffar, Zamana yaptığı açıklamada net konuştu: “Asla silaha başvurup Mısırı Suriyeye benzetmeyeceğiz. Tek amacımız, barışçıl gösterilerle, seçilmiş cumhurbaşkanımızın tekrar görevine dönmesidir.”3 Temmuz Darbesi sonrasında yönetim eliyle işlenen üçüncü büyük katliamı önceki gün yaşayan Mısır bıçak sırtında. Darbeciler protestolara güçle müdahale etmekten kaçınmazken, askeri müdahale ile iktidar ellerinden alınan ve üstüne üstlük üyeleri sokaklarda acımasızca katledilen İhvan-ı Müslimin (Müslüman Kardeşler) Hareketi’nde ise tahriklere kapılmama yönünde mesajlar dikkat çekiyor. Hareketin önde gelen isimlerinden Eşref Abdülgaffar da darbe karşıtlarının tüm baskılara rağmen azimle ortaya koydukları mücadelelerinde şiddetten uzak durmanın hayati önemi haiz olduğunu düşünenlerden. İhvan’ın sözcülüğünü de yapan tıp doktoru, Zaman’a telefonda yaptığı açıklamalarda ülkelerinin bir iç savaş yaşamaması için ellerinden geleni yapacaklarını vurguladı: “Bazıları bizim silahlanmamızı isteyebilir, ama bu kesinlikle olmayacak. Bizim tek amacımız, barışçıl gösterilerle seçilmiş cumhurbaşkanımızın tekrar görevine dönmesidir. Silahlanmak, kendi halkımızla savaşmak gibi bir niyetimiz olamaz, olmayacaktır.”Darbecilerin ve onun destekçilerinin korkudan kan akıtma yoluna başvurduğunu belirten Abdülgaffar, yaşanan kayıpların kendilerini yıldırmayacağını, demokrasi yolundan asla vazgeçmeyeceklerini söyledi. “3 bin insan Adeviye Meydanı’nda, 260 kişi ise Nahda’da hayatını kaybetti. Zulüm ve baskılar sonrasında daha da kenetlendik. Barışçıl gösterilerimiz (devrik Cumhurbaşkanı Muhammed) Mursi tekrar göreve gelene kadar devam edecektir. Kanımızın son damlasına kadar bağımsızlığımız için mücadele edeceğiz. Fakat bu, dünya medyasında konuşulduğu gibi silahla olmayacak. Asla silaha başvurup Mısır’ı Suriye’ye benzetmeyeceğiz.” dedi. Önceki günkü olaylar sonrasında ordunun atadığı geçiş yönetimi Cumhurbaşkanı Adli Mansur’un ilan ettiği olağanüstü hali de tanımadıklarını vurguladı. Güvenlik güçlerinin bundan sonra da benzer şiddet olaylarına karışması konusunda ise katliamlarla bir yere varılamayacağını, ordu içinde bu cinayetlerden rahatsız olan ve halkına silah sıkmak istemeyen askerlerin duruma müdahale etmesini beklediklerini söyledi.Özellikle AB, ABD ve Arap ülkelerinin Mısır’da yaşanan insanlık suçlarına sessiz kalmasını sert bir dille eleştiren İhvan lideri, “Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler, Katar ve Suudi Arabistan’ın tutumları hiç de tuhaf gelmiyor. ABD güdümünde oldukları için bunların niyetleri zaten belli. Kendilerini demokrasi savunucusu olarak tanıtanlar bugün, Mısır’da yaşanan darbeye, insanlık suçuna ve katliamlara sessiz kalıyor. Sadece üzgün olduklarını ifade ediyorlar. Mısır insanı bunların hiçbirini unutmayacaktır.” şeklinde konuştu. Arap ülkelerinin darbe karşısında açıktan ya da zımnen destek verir tavırlar takınması hakkında ise “Kendi ülkelerine demokrasinin gelmesini isteyen bu ülkeler Mısır’da yapılan darbeyi desteklemişler. Ama unuttukları önemli bir şey var. Mısır’daki demokrasi devriminin onlara ulaşması kaçınılmazdır.” ifadelerini kullandı.Amerika’ya güvenmemeliydikÖzeleştiri de yapan İhvan sözcüsü, darbeci Genelkurmay Başkanı Abdülfettah el-Sisi konusunda ABD’ye güvenmenin kendilerine çok büyük acılar yaşattığını söyledi. “Müslüman Kardeşler’in en büyük yanlışı Amerika’ya inanmak oldu. Sisi’yi Amerika’ya güvenerek genelkurmay başkanı yaptık. Yaptığımız en büyük yanlış buydu. Planlanmış bir kumpasa girdik, ihanete uğradık.”Mursi’yi asker tarafından alaşağı edilmeye götüren süreçte yaşanan İhvan karşıtı halk gösterilerinde ise devrik diktatör Hüsnü Mübarek dönemi medyasının yaptığı haberlerin etkili olduğunu savundu. “Mübarek destekçisi medyanın Mursi ve Müslüman Kardeşler hakkında yaptığı yalan ve yanlış haberler, birçok insanın aklını karıştırdı. Oluşturulan kamuoyuyla bizlere devrimde destek olan birçok insan daha sonra bize cephe aldı.” dedi.Türkiye’nin desteği unutulmazDünya’nın önce Mısır’da gerçekleştirilen darbeye, daha sonra da katliamlara sessiz kalmasının kabul edilemez olduğunu dile getiren Eşref Abdülgaffar, Türkiye’ye ve halkına minnettar olduklarını açıkladı. Abdülgaffar, “Türk insanına ve devletine destekleri için minnettarız. Gösterilerin başından beri desteklerini bizden esirgemediler. Onlar haklının yanındalar. Mısır halkı bunların hiçbirini unutmayacaktır.” dedi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Er ya da geç Mısır&rs
Zaman
Dünya
16.08.2013
ŞiddetebaşvurupMısırıSuriyeyebenzetmeyizŞiddete başvurup Mısırı Suriyeye benzetmeyiz
Şiddete başvurup Mısır'ı Suriye'ye benzetmeyiz
Zaman
16.08.2013
01:53
Askerî müdahale ile iktidarı ellerinden alınan ve üyeleri sokaklarda acımasızca katledilen Müslüman Kardeşler, hukuk dışına çıkmamakta kararlı. Hareketin liderlerinden Eşref Abdülgaffar, Zamana yaptığı açıklamada net konuştu: “Asla silaha başvurup Mısırı Suriyeye benzetmeyeceğiz. Tek amacımız, barışçıl gösterilerle, seçilmiş cumhurbaşkanımızın tekrar görevine dönmesidir.”3 Temmuz Darbesi sonrasında yönetim eliyle işlenen üçüncü büyük katliamı önceki gün yaşayan Mısır bıçak sırtında. Darbeciler protestolara güçle müdahale etmekten kaçınmazken, askeri müdahale ile iktidar ellerinden alınan ve üstüne üstlük üyeleri sokaklarda acımasızca katledilen İhvan-ı Müslimin (Müslüman Kardeşler) Hareketi’nde ise tahriklere kapılmama yönünde mesajlar dikkat çekiyor. Hareketin önde gelen isimlerinden Eşref Abdülgaffar da darbe karşıtlarının tüm baskılara rağmen azimle ortaya koydukları mücadelelerinde şiddetten uzak durmanın hayati önemi haiz olduğunu düşünenlerden. İhvan’ın sözcülüğünü de yapan tıp doktoru, Zaman’a telefonda yaptığı açıklamalarda ülkelerinin bir iç savaş yaşamaması için ellerinden geleni yapacaklarını vurguladı: “Bazıları bizim silahlanmamızı isteyebilir, ama bu kesinlikle olmayacak. Bizim tek amacımız, barışçıl gösterilerle seçilmiş cumhurbaşkanımızın tekrar görevine dönmesidir. Silahlanmak, kendi halkımızla savaşmak gibi bir niyetimiz olamaz, olmayacaktır.”Darbecilerin ve onun destekçilerinin korkudan kan akıtma yoluna başvurduğunu belirten Abdülgaffar, yaşanan kayıpların kendilerini yıldırmayacağını, demokrasi yolundan asla vazgeçmeyeceklerini söyledi. “3 bin insan Adeviye Meydanı’nda, 260 kişi ise Nahda’da hayatını kaybetti. Zulüm ve baskılar sonrasında daha da kenetlendik. Barışçıl gösterilerimiz (devrik Cumhurbaşkanı Muhammed) Mursi tekrar göreve gelene kadar devam edecektir. Kanımızın son damlasına kadar bağımsızlığımız için mücadele edeceğiz. Fakat bu, dünya medyasında konuşulduğu gibi silahla olmayacak. Asla silaha başvurup Mısır’ı Suriye’ye benzetmeyeceğiz.” dedi. Önceki günkü olaylar sonrasında ordunun atadığı geçiş yönetimi Cumhurbaşkanı Adli Mansur’un ilan ettiği olağanüstü hali de tanımadıklarını vurguladı. Güvenlik güçlerinin bundan sonra da benzer şiddet olaylarına karışması konusunda ise katliamlarla bir yere varılamayacağını, ordu içinde bu cinayetlerden rahatsız olan ve halkına silah sıkmak istemeyen askerlerin duruma müdahale etmesini beklediklerini söyledi.Özellikle AB, ABD ve Arap ülkelerinin Mısır’da yaşanan insanlık suçlarına sessiz kalmasını sert bir dille eleştiren İhvan lideri, “Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler, Katar ve Suudi Arabistan’ın tutumları hiç de tuhaf gelmiyor. ABD güdümünde oldukları için bunların niyetleri zaten belli. Kendilerini demokrasi savunucusu olarak tanıtanlar bugün, Mısır’da yaşanan darbeye, insanlık suçuna ve katliamlara sessiz kalıyor. Sadece üzgün olduklarını ifade ediyorlar. Mısır insanı bunların hiçbirini unutmayacaktır.” şeklinde konuştu. Arap ülkelerinin darbe karşısında açıktan ya da zımnen destek verir tavırlar takınması hakkında ise “Kendi ülkelerine demokrasinin gelmesini isteyen bu ülkeler Mısır’da yapılan darbeyi desteklemişler. Ama unuttukları önemli bir şey var. Mısır’daki demokrasi devriminin onlara ulaşması kaçınılmazdır.” ifadelerini kullandı.Amerika’ya güvenmemeliydikÖzeleştiri de yapan İhvan sözcüsü, darbeci Genelkurmay Başkanı Abdülfettah el-Sisi konusunda ABD’ye güvenmenin kendilerine çok büyük acılar yaşattığını söyledi. “Müslüman Kardeşler’in en büyük yanlışı Amerika’ya inanmak oldu. Sisi’yi Amerika’ya güvenerek genelkurmay başkanı yaptık. Yaptığımız en büyük yanlış buydu. Planlanmış bir kumpasa girdik, ihanete uğradık.”Mursi’yi asker tarafından alaşağı edilmeye götüren süreçte yaşanan İhvan karşıtı halk gösterilerinde ise devrik diktatör Hüsnü Mübarek dönemi medyasının yaptığı haberlerin etkili olduğunu savundu. “Mübarek destekçisi medyanın Mursi ve Müslüman Kardeşler hakkında yaptığı yalan ve yanlış haberler, birçok insanın aklını karıştırdı. Oluşturulan kamuoyuyla bizlere devrimde destek olan birçok insan daha sonra bize cephe aldı.” dedi.Türkiye’nin desteği unutulmazDünya’nın önce Mısır’da gerçekleştirilen darbeye, daha sonra da katliamlara sessiz kalmasının kabul edilemez olduğunu dile getiren Eşref Abdülgaffar, Türkiye’ye ve halkına minnettar olduklarını açıkladı. Abdülgaffar, “Türk insanına ve devletine destekleri için minnettarız. Gösterilerin başından beri desteklerini bizden esirgemediler. Onlar haklının yanındalar. Mısır halkı bunların hiçbirini unutmayacaktır.” dedi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Er ya da geç Mısır&rs
Zaman
Ana Sayfa
16.08.2013
ŞiddetebaşvurupMısırıSuriyeyebenzetmeyizŞiddete başvurup Mısırı Suriyeye benzetmeyiz
Gezi olaylarında kararlı bir duruş sergiledik
Zaman
21.07.2013
01:53
Başbakan Tayyip Erdoğan, Gezi Parkı olaylarında kararlı bir duruş sergilediklerini söyledi. Olayların içeriden ve dışarıdan, güçlü bir Türkiye istemeyen zihniyetlerin attığı bir adım olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Bu adıma karşı kararlı duruşumuz nasıl bir tiraj oluşturduysa, o kararlı duruş bu tür çapulculara fırsat vermeyecektir.” dedi.Başbakan Erdoğan, dün ÖNDER İmam Hatip Mezunları ve Mensupları Derneği tarafından düzenlenen Sepetçiler Kasrı’ndaki iftara katıldı. Burada bir konuşma yapan Erdoğan’ın gündeminde Gezi Parkı olayları ve sonrasında yaşanan gelişmeler vardı. Olayların sadece içeriden kaynaklanmadığına dikkat çeken Başbakan, dış bağlantılarının da olduğunu belirtti. Eylemcileri de eleştiren Erdoğan, “Birileri çapulcu olmakla övünebilir. Ben Türk Dil Kurumu’nun lügatindeki çapulcudan bahsediyorum. Kamu düzenini bozmak isteyenlerden bahsediyorum. Evet kamu düzenini bozmak isteyenler çapulcudur. Anadolu dilinde de çapulcudur.” diye konuştu. Olaylarda geceleri tencere-tava çalanlardan yasal olarak hesap sorulması gerektiğini kaydeden Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu suçtur. Suç olduğuna göre neden hakkını aramıyorsun kardeşim. Senin apartmanında tencere-tava çalan mı var, hemen yargıya taşı bunu. Hakkınızı hakkımızı aramadığımız sürece daha bizim boynumuzda çok boza pişirirler.”İslam coğrafyasında ve Ortadoğu’da yaşananlara da değinen Başbakan Tayyip Erdoğan, bugünkü sıkıntıları Osmanlı Devleti’nin yıkılışına bağladı. Şunları kaydetti: “Yaklaşık 100 yıl önce Osmanlı Cihan Devleti’nin çöküşü İslam coğrafyasını ne yazık ki işte bugün şahit olduğumuz manzaraya taşımıştır. Bugün İslam coğrafyasında karşı karşıya kaldığımız ne kadar sorun varsa kökeninde Osmanlı’nın yıkılışı vardır. Sizler bu coğrafyanın umudu bir nesilsiniz. Bu coğrafyada barışın, refahın, kardeşliğin sancağını İmam Hatip nesli taşıyacak. Bu konuda kalbinde zerre kadar şüphesi olan varsa gitsin Selçuklu tarihi okusun.”
Zaman
Politika
21.07.2013
GeziolaylarındakararlıbirduruşsergiledikGezi olaylarında kararlı bir duruş sergiledik
Gezi olaylarında kararlı bir duruş sergiledik
Zaman
21.07.2013
01:53
Başbakan Tayyip Erdoğan, Gezi Parkı olaylarında kararlı bir duruş sergilediklerini söyledi. Olayların içeriden ve dışarıdan, güçlü bir Türkiye istemeyen zihniyetlerin attığı bir adım olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Bu adıma karşı kararlı duruşumuz nasıl bir tiraj oluşturduysa, o kararlı duruş bu tür çapulculara fırsat vermeyecektir.” dedi.Başbakan Erdoğan, dün ÖNDER İmam Hatip Mezunları ve Mensupları Derneği tarafından düzenlenen Sepetçiler Kasrı’ndaki iftara katıldı. Burada bir konuşma yapan Erdoğan’ın gündeminde Gezi Parkı olayları ve sonrasında yaşanan gelişmeler vardı. Olayların sadece içeriden kaynaklanmadığına dikkat çeken Başbakan, dış bağlantılarının da olduğunu belirtti. Eylemcileri de eleştiren Erdoğan, “Birileri çapulcu olmakla övünebilir. Ben Türk Dil Kurumu’nun lügatindeki çapulcudan bahsediyorum. Kamu düzenini bozmak isteyenlerden bahsediyorum. Evet kamu düzenini bozmak isteyenler çapulcudur. Anadolu dilinde de çapulcudur.” diye konuştu. Olaylarda geceleri tencere-tava çalanlardan yasal olarak hesap sorulması gerektiğini kaydeden Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu suçtur. Suç olduğuna göre neden hakkını aramıyorsun kardeşim. Senin apartmanında tencere-tava çalan mı var, hemen yargıya taşı bunu. Hakkınızı hakkımızı aramadığımız sürece daha bizim boynumuzda çok boza pişirirler.”İslam coğrafyasında ve Ortadoğu’da yaşananlara da değinen Başbakan Tayyip Erdoğan, bugünkü sıkıntıları Osmanlı Devleti’nin yıkılışına bağladı. Şunları kaydetti: “Yaklaşık 100 yıl önce Osmanlı Cihan Devleti’nin çöküşü İslam coğrafyasını ne yazık ki işte bugün şahit olduğumuz manzaraya taşımıştır. Bugün İslam coğrafyasında karşı karşıya kaldığımız ne kadar sorun varsa kökeninde Osmanlı’nın yıkılışı vardır. Yani Türkiye ne kadar iyi olursa ne kadar güçlü olursa, bu coğrafya da o kadar güçlü olur. Sizler bu coğrafyanın umudu bir nesilsiniz. Bu coğrafyada barışın, huzurun, refahın, kardeşliğin sancağını İmam Hatip nesli taşıyacak. Bu konuda kalbinde zerre kadar şüphesi olan varsa gitsin Selçuklu tarihi okusun.”
Zaman
Politika
21.07.2013
GeziolaylarındakararlıbirduruşsergiledikGezi olaylarında kararlı bir duruş sergiledik
Gezi olaylarında kararlı bir duruş sergiledik
Zaman
21.07.2013
01:52
Başbakan Tayyip Erdoğan, Gezi Parkı olaylarında kararlı bir duruş sergilediklerini söyledi. Olayların içeriden ve dışarıdan, güçlü bir Türkiye istemeyen zihniyetlerin attığı bir adım olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Bu adıma karşı kararlı duruşumuz nasıl bir tiraj oluşturduysa, o kararlı duruş bu tür çapulculara fırsat vermeyecektir.” dedi.Başbakan Erdoğan, dün ÖNDER İmam Hatip Mezunları ve Mensupları Derneği tarafından düzenlenen Sepetçiler Kasrı’ndaki iftara katıldı. Burada bir konuşma yapan Erdoğan’ın gündeminde Gezi Parkı olayları ve sonrasında yaşanan gelişmeler vardı. Olayların sadece içeriden kaynaklanmadığına dikkat çeken Başbakan, dış bağlantılarının da olduğunu belirtti. Eylemcileri de eleştiren Erdoğan, “Birileri çapulcu olmakla övünebilir. Ben Türk Dil Kurumu’nun lügatindeki çapulcudan bahsediyorum. Kamu düzenini bozmak isteyenlerden bahsediyorum. Evet kamu düzenini bozmak isteyenler çapulcudur. Anadolu dilinde de çapulcudur.” diye konuştu. Olaylarda geceleri tencere-tava çalanlardan yasal olarak hesap sorulması gerektiğini kaydeden Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu suçtur. Suç olduğuna göre neden hakkını aramıyorsun kardeşim. Senin apartmanında tencere-tava çalan mı var, hemen yargıya taşı bunu. Hakkınızı hakkımızı aramadığımız sürece daha bizim boynumuzda çok boza pişirirler.”İslam coğrafyasında ve Ortadoğu’da yaşananlara da değinen Başbakan Tayyip Erdoğan, bugünkü sıkıntıları Osmanlı Devleti’nin yıkılışına bağladı. Şunları kaydetti: “Yaklaşık 100 yıl önce Osmanlı Cihan Devleti’nin çöküşü İslam coğrafyasını ne yazık ki işte bugün şahit olduğumuz manzaraya taşımıştır. Bugün İslam coğrafyasında karşı karşıya kaldığımız ne kadar sorun varsa kökeninde Osmanlı’nın yıkılışı vardır. Yani Türkiye ne kadar iyi olursa ne kadar güçlü olursa, bu coğrafya da o kadar güçlü olur. Sizler bu coğrafyanın umudu bir nesilsiniz. Bu coğrafyada barışın, huzurun, refahın, kardeşliğin sancağını İmam Hatip nesli taşıyacak. Bu konuda kalbinde zerre kadar şüphesi olan varsa gitsin Selçuklu tarihi okusun.”
Zaman
Ana Sayfa
21.07.2013
GeziolaylarındakararlıbirduruşsergiledikGezi olaylarında kararlı bir duruş sergiledik
Gezi olaylarında kararlı bir duruş sergiledik
Zaman
21.07.2013
01:52
Başbakan Tayyip Erdoğan, Gezi Parkı olaylarında kararlı bir duruş sergilediklerini söyledi. Olayların içeriden ve dışarıdan, güçlü bir Türkiye istemeyen zihniyetlerin attığı bir adım olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Bu adıma karşı kararlı duruşumuz nasıl bir tiraj oluşturduysa, o kararlı duruş bu tür çapulculara fırsat vermeyecektir.” dedi.Başbakan Erdoğan, dün ÖNDER İmam Hatip Mezunları ve Mensupları Derneği tarafından düzenlenen Sepetçiler Kasrı’ndaki iftara katıldı. Burada bir konuşma yapan Erdoğan’ın gündeminde Gezi Parkı olayları ve sonrasında yaşanan gelişmeler vardı. Olayların sadece içeriden kaynaklanmadığına dikkat çeken Başbakan, dış bağlantılarının da olduğunu belirtti. Eylemcileri de eleştiren Erdoğan, “Birileri çapulcu olmakla övünebilir. Ben Türk Dil Kurumu’nun lügatindeki çapulcudan bahsediyorum. Kamu düzenini bozmak isteyenlerden bahsediyorum. Evet kamu düzenini bozmak isteyenler çapulcudur. Anadolu dilinde de çapulcudur.” diye konuştu. Olaylarda geceleri tencere-tava çalanlardan yasal olarak hesap sorulması gerektiğini kaydeden Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu suçtur. Suç olduğuna göre neden hakkını aramıyorsun kardeşim. Senin apartmanında tencere-tava çalan mı var, hemen yargıya taşı bunu. Hakkınızı hakkımızı aramadığımız sürece daha bizim boynumuzda çok boza pişirirler.”İslam coğrafyasında ve Ortadoğu’da yaşananlara da değinen Başbakan Tayyip Erdoğan, bugünkü sıkıntıları Osmanlı Devleti’nin yıkılışına bağladı. Şunları kaydetti: “Yaklaşık 100 yıl önce Osmanlı Cihan Devleti’nin çöküşü İslam coğrafyasını ne yazık ki işte bugün şahit olduğumuz manzaraya taşımıştır. Bugün İslam coğrafyasında karşı karşıya kaldığımız ne kadar sorun varsa kökeninde Osmanlı’nın yıkılışı vardır. Sizler bu coğrafyanın umudu bir nesilsiniz. Bu coğrafyada barışın, refahın, kardeşliğin sancağını İmam Hatip nesli taşıyacak. Bu konuda kalbinde zerre kadar şüphesi olan varsa gitsin Selçuklu tarihi okusun.”
Zaman
Ana Sayfa
21.07.2013
GeziolaylarındakararlıbirduruşsergiledikGezi olaylarında kararlı bir duruş sergiledik
'Bu kararlı duruş çapulculara fırsat vermeyecektir'
Zaman
20.07.2013
22:58
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Son aylarda yaşanan bu olaylar içeriden ve dışarıdan koordinelidir. Bunlara karşı kararlı duruşumuz nasıl bir fren oluşturduysa, ileri dönemlerde de bu kararlı duruş çapulculara fırsat vermeyecektir. dedi.Başbakan Erdoğan, İmam Hatip Liseleri Mezunlar Mensupları Derneğinin (ÖNDER) Sarayburnundaki Sepetçiler Kasrında düzenlediği iftara katıldı.İftar programında konuşan Erdoğan, Müslüman ülkelerdeki sorunlara değindi. Başbakan, Başta Somali ve Myanmar olmak üzere Müslüman kardeşlerimiz yokluğun pençesinde bir Ramazan yaşıyor. Aynı şekilde Filistinde, Irakta, Suriyede sorunlar devam ediyor. Mısırda da kendilerine yapılan haksızlıklarla mücadele ediyor. Hiçbir zor mesele karşısında umutsuzluk yoktur. En zor zamanlarda Allah kuluna yardım eder. İslam coğrafyasının tamamında şahit olduğumuz acı ve hüzün gelip geçicidir. Bu imtihanı başarıyla verirsek bunun neticesini göreceğiz. Zulüm ilelebet devam etmez. Kendi ülkemizdeki ve diğer ülkelerdeki olaylar karşısında ümitsizliğe düşmeyeceğiz. ifadelerini kullandı.Gezi Parkı olaylarına da değinen Erdoğan, Demokrasi ve ekonomi mücadelemiz kararlılıkla devam ediyor. Şu son yıl bu kadar bereketli bir ayda ortaya çıkan olaylar sıradan olaylar değildir. Bu olaylar badece içeriden kaynaklı olaylar değildir. Bu olaylar içeriden ve dışarıdan koordinelidir. Bunlara karşı kararlı duruşumuz nasıl bir fren oluşturduysa ileri dönemlerde de bu kararlı duruş çapulculara fırsat vermeyecektir. Kamu düzenini bozmak isteyenler çapulcudur. Tencere tava çalanlar yasal olarak suç işliyorlar. Taşı yargıya... Hakkımızı arayacağız. Arabamızı mı tekmeliyor, çıkıp başörtülü bayanları yerlerde sürüklüyor. Bunlar oldu mu? Hala da oluyor. Bunları görmemezlikten mi geleceğiz? Haklı hakkını arayacak. Bu mücadeleyi beraber vereceğiz. Haklı hakkını aramazsa kaybeder. diye konuştu.SABIR, TAHAMMÜL, İMANİmam hatiplilerin zor süreçten geçtiğini altını çizen Erdoğan, İbadethanelerin ahırlara çevrildiği dönemlerden geçtik. Kuranı öğrenmek, belli kitapları evlerinde bulundurmak suçtu. Çok ağır baskılar, zulümler yaşandı. Zifiri karanlık günlerden geçildi. Bu insanlar sokaklara çıkıp ellerine pala, taş sopa almadılar. Ellerine silah alıp dağa da çıkmadılar. Gayrimeşruluğu akıllarından geçirmediler. Tahammülle dayandılar ve ortaya bu eserleri çıkardılar. Biz şikayet edenlerden de umutsuzluklar içersinde olanlardan da olmayacağız. Karanlığa bir mum yakmanın gayreti içerisinde olacağız. Sabır, tahammül ve iman. Onlara ek olarak nesil yetiştirme mücadelesi içinde bulunduğumuz, şu manzarayı değiştirmeye yetecektir. İmam hatiplerin kapısına vurulan kilitleri hamdolsun kırdık. Normal okullarda da Kuran ve siyer okunmasının önünü açtık. O binaların içini en güzel şekilde donatmakla olmuyor. Tabi o da bizim işimiz. Bizim çektiklerimiz onlar çekmemeli. şeklinde konuştu.Yaklaşık 100 yıl önce Osmanlının çöküşü İslam coğrafyasını etkilemiştir. diyen Erdoğan, Bugün İslam coğrafyasında karşı kaldığımız ne kadar sorun varsa karşısında Osmanlının çöküşünü görürsünüz. Edebin edepsizlik içerisinde bozulmasına müsaade etmeyeceğiz. Adaletin haksızlık içerisinde yok almasına göz yummayacağız. Sizin Akifin deyimiyle iman dolu göğsünüz olduğu sürece hiçbir gülle sizi yıkamayacaktır. dedi.(CİHAN)
Zaman
Politika
20.07.2013
BukararlıduruşçapulcularafırsatvermeyecektirBu kararlı duruş çapulculara fırsat vermeyecektir
'Bu kararlı duruş çapulculara fırsat vermeyecektir'
Zaman
20.07.2013
22:58
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Son aylarda yaşanan bu olaylar içeriden ve dışarıdan koordinelidir. Bunlara karşı kararlı duruşumuz nasıl bir fren oluşturduysa, ileri dönemlerde de bu kararlı duruş çapulculara fırsat vermeyecektir. dedi.Başbakan Erdoğan, İmam Hatip Liseleri Mezunlar Mensupları Derneğinin (ÖNDER) Sarayburnundaki Sepetçiler Kasrında düzenlediği iftara katıldı.İftar programında konuşan Erdoğan, Müslüman ülkelerdeki sorunlara değindi. Başbakan, Başta Somali ve Myanmar olmak üzere Müslüman kardeşlerimiz yokluğun pençesinde bir Ramazan yaşıyor. Aynı şekilde Filistinde, Irakta, Suriyede sorunlar devam ediyor. Mısırda da kendilerine yapılan haksızlıklarla mücadele ediyor. Hiçbir zor mesele karşısında umutsuzluk yoktur. En zor zamanlarda Allah kuluna yardım eder. İslam coğrafyasının tamamında şahit olduğumuz acı ve hüzün gelip geçicidir. Bu imtihanı başarıyla verirsek bunun neticesini göreceğiz. Zulüm ilelebet devam etmez. Kendi ülkemizdeki ve diğer ülkelerdeki olaylar karşısında ümitsizliğe düşmeyeceğiz. ifadelerini kullandı.Gezi Parkı olaylarına da değinen Erdoğan, Demokrasi ve ekonomi mücadelemiz kararlılıkla devam ediyor. Şu son yıl bu kadar bereketli bir ayda ortaya çıkan olaylar sıradan olaylar değildir. Bu olaylar badece içeriden kaynaklı olaylar değildir. Bu olaylar içeriden ve dışarıdan koordinelidir. Bunlara karşı kararlı duruşumuz nasıl bir fren oluşturduysa ileri dönemlerde de bu kararlı duruş çapulculara fırsat vermeyecektir. Kamu düzenini bozmak isteyenler çapulcudur. Tencere tava çalanlar yasal olarak suç işliyorlar. Taşı yargıya... Hakkımızı arayacağız. Arabamızı mı tekmeliyor, çıkıp başörtülü bayanları yerlerde sürüklüyor. Bunlar oldu mu? Hala da oluyor. Bunları görmemezlikten mi geleceğiz? Haklı hakkını arayacak. Bu mücadeleyi beraber vereceğiz. Haklı hakkını aramazsa kaybeder. diye konuştu.SABIR, TAHAMMÜL, İMANİmam hatiplilerin zor süreçten geçtiğini altını çizen Erdoğan, İbadethanelerin ahırlara çevrildiği dönemlerden geçtik. Kuranı öğrenmek, belli kitapları evlerinde bulundurmak suçtu. Çok ağır baskılar, zulümler yaşandı. Zifiri karanlık günlerden geçildi. Bu insanlar sokaklara çıkıp ellerine pala, taş sopa almadılar. Ellerine silah alıp dağa da çıkmadılar. Gayrimeşruluğu akıllarından geçirmediler. Tahammülle dayandılar ve ortaya bu eserleri çıkardılar. Biz şikayet edenlerden de umutsuzluklar içersinde olanlardan da olmayacağız. Karanlığa bir mum yakmanın gayreti içerisinde olacağız. Sabır, tahammül ve iman. Onlara ek olarak nesil yetiştirme mücadelesi içinde bulunduğumuz, şu manzarayı değiştirmeye yetecektir. İmam hatiplerin kapısına vurulan kilitleri hamdolsun kırdık. Normal okullarda da Kuran ve siyer okunmasının önünü açtık. O binaların içini en güzel şekilde donatmakla olmuyor. Tabi o da bizim işimiz. Bizim çektiklerimiz onlar çekmemeli. şeklinde konuştu.Yaklaşık 100 yıl önce Osmanlının çöküşü İslam coğrafyasını etkilemiştir. diyen Erdoğan, Bugün İslam coğrafyasında karşı kaldığımız ne kadar sorun varsa karşısında Osmanlının çöküşünü görürsünüz. Edebin edepsizlik içerisinde bozulmasına müsaade etmeyeceğiz. Adaletin haksızlık içerisinde yok almasına göz yummayacağız. Sizin Akifin deyimiyle iman dolu göğsünüz olduğu sürece hiçbir gülle sizi yıkamayacaktır. dedi.(CİHAN)
Zaman
Ana Sayfa
20.07.2013
BukararlıduruşçapulcularafırsatvermeyecektirBu kararlı duruş çapulculara fırsat vermeyecektir
Türkiye çok hayati demokratik reformların arefesinde
Zaman
19.07.2013
10:39
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 2002de iktidara geldiklerinde Türkiyenin 1960 askeri darbesinin gölgesinde olan sorunlu bir demokrasiye sahip olduğunu belirterek, ülkeyi daha iyi anlayabilmek için Türkiyenin nereden geldiğini mutlaka göz önünde bulundurmak gerektiğini ifade etti.Demokratikleşmenin canlı bir süreç olduğunu bildiklerini ve kararlı bir şekilde bu süreci devam ettirdiklerini kaydeden Erdoğan, Türkiyenin reformları bugün artık çok kritik noktalara ulaşmıştır. Türkiye şuanda çok hayati, çok daha önemli demokratik reformların arefesinde bulunmaktadır. Yapılması gereken reformlar zor reformlardır. 1960 darbesinin Türkiyeye en büyük bedeli antidemokratik bir anayasadır. 53 yıl içinde anayasa önemli değişikliklere de uğrasa özündeki o darbeci anlayışından hala kurtulamamıştır. Biz yeni bir anayasanın Türkiyenin en büyük ihtiyacı olduğu samimiyetle ifade ediyoruz dedi.Başbakan Erdoğan, AK Parti Dış İlişkiler Başkanlığının AK Parti Genel Merkezinde düzenlediği 6. Geleneksel Büyükelçiler iftarında konuştu. Demokratikleşme ve AB süreci hakkında önemli açıklamalarda bulunan Erdoğan, Türkiyeyi daha iyi anlayabilmek için Türkiyenin nereden geldiğini mutlaka göz önünde bulundurmak gerekir. Türkiyeyi geçmişinden bağımsız analiz etmek yanıltıcı olur. Bundan 53 yıl önce 27 Mayısta dönemin seçimle gelmiş başbakanı ve iki bakanı idam edilmiştir. 2002de iktidara geldiğimizde Türkiye 1960 askeri darbesinin gölgesinde olan sorunlu bir demokrasiye sahipti diye konuştu.2002 YILINDA DARBENİN TEHDİTLERİ VARDIBazı büyükelçilerden duydukları olumsuz söylemler karşısında üzüldüklerini kaydeden Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: Türkiyede yaşayacaksın, temel hak ve özgürlüklerin ne noktada olduğunu anlamıyor olacaksın. Darbenin üzerinden 42 yıl geçmesine rağmen bu darbenin tehditleri vardı. Biz 10 buçuk yıl boyunca bu tehditlere karşı çok kararlı bir mücadele verdik. Türkiyenin üzerindeki kara bulutları dağıtmak için, milli iradeye güç kazandırmak için, Türkiyeyi dünya ile bütünleştirmek için tarihi nitelikte reformlar gerçekleştirdik. Hukuk sistemini yeniden ele aldık, hukuk üzerindeki baskıyı kaldırdık. Hukuku olması gereken bağımsız, tarafsız, hızlı ve adil işleyen bir mecraya kavuşturduk yasalarımızdaki darbe ürünü maddeleri ayıkladık.En son askeri darbelere gerekçe olarak gösterilen 35. maddeyi de değiştirdiklerini hatırlatan Erdoğan, çok önemli bir adımı attıklarını belirterek, Kimse yazıyor mu, kimse bunu değerlendirmesini yapıyor mu işlerine gelmez. Ama bunlar dururken hep söylenen şuydu; hadi kaldırsanız ya hadi değiştirseniz ya hep söylenen buydu. Şimdi ne oldu kimse bunun üzerinde durmuyor şeklinde konuştu.CUMHURBAŞKANINA, BAŞBAKANINA KÜFREDENLER 10 YIL ÖNCE BÖYLE YAZABİLİR MİYDİ?İfade özgürlüğünün önünü açtıklarını anlatan Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: Şu anda Cumhurbaşkanına, Başbakanına, Genelkurmay Başkanına fütursuzca saldıranlar, küfredenler 10 yıl önce böyle bir yazı yazabilirler miydi? Yazdıkları zaman gidecekleri yer belliydi. Ama şu anda içeride olanlar terör örgütleriyle bağlantısı olanlar, ruhsatsız silah taşıyanlar. Ama Avrupada gazetecileri hapse attınız diyorlar. Kaç kere açıkladık. Sadece fikirlerinden dolayı cezaevinde olan yok. Ya teröre yataklık etmişler ya da terörle iç içe olmuşlar. Daha 10 yıl öncesine kadar Türkiyede yasaklı kelimeler, yasaklı konular vardı. Dokunulamayan kurumlar vardı. Gazetecilerin, sanatçıların üzerindeki baskıları kaldıran biz olduk.AZINLIKLARA 2 BUÇUK MİLYAR DOLAR GAYRİMENKUL İADESİ YAPTIKTürkiyede azınlıkların hakları konusunda daha önce hassasiyetin olmadığını bildiren Erdoğan, azınlıkların gayrimenkullerini iade etme sürecini kendilerinin başlattığını dile getirdi. Şu ana kadar 2.5 milyar doları bulan gayrimenkul iadesi yaptıklarını belirten Erdoğan, devam eden mahkemelere işaret ederek, bu rakamın daha da ileri gideceğini söyledi.TÜRKİYENİN EN BÜYÜK İHTİYACI YENİ BİR ANAYASA53 yıl boyunca dokunulamayan, konuşulamayan, sorgulanamayan uygulamalara son verdiklerini vurgulayan Erdoğan, Hiçbir zaman yeterli demedik. Demokratikleşmenin canlı bir süreç olduğunu biliyoruz ve kararlı bir şekilde bu süreci devam ettiriyoruz. Türkiyenin reformları bugün artık çok kritik noktalara ulaşmıştır. Türkiye şuanda çok hayati, çok daha önemli demokratik reformların arefesinde bulunmaktadır. Yapılması gereken reformlar zor reformlardır. 1960 darbesinin Türkiyeye en büyük bedeli antidemokratik bir anayasadır. 53 yıl içinde anayasa önemli değişikliklere de uğrasa özündeki o darbeci anlayışından hala kurtulamamıştır. Biz yeni bir anayasanın Türkiyenin en büyük ihtiyacı olduğu samimiyetle ifade ediyoruz. 2011 seçimlerinin ardından herkesi kucaklayan bir anayasanın çalışmalara başladık. Biz bu uzlaşma komisyonunda grubu olan partilerin milletvekili sayısı önemli değil dedik. Bizim 326 milletve
Zaman
Politika
19.07.2013
TürkiyeçokhayatidemokratikreformlarınarefesindeTürkiye çok hayati demokratik reformların arefesinde
Türkiye çok hayati demokratik reformların arefesinde
Zaman
19.07.2013
10:38
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 2002de iktidara geldiklerinde Türkiyenin 1960 askeri darbesinin gölgesinde olan sorunlu bir demokrasiye sahip olduğunu belirterek, ülkeyi daha iyi anlayabilmek için Türkiyenin nereden geldiğini mutlaka göz önünde bulundurmak gerektiğini ifade etti.Demokratikleşmenin canlı bir süreç olduğunu bildiklerini ve kararlı bir şekilde bu süreci devam ettirdiklerini kaydeden Erdoğan, Türkiyenin reformları bugün artık çok kritik noktalara ulaşmıştır. Türkiye şuanda çok hayati, çok daha önemli demokratik reformların arefesinde bulunmaktadır. Yapılması gereken reformlar zor reformlardır. 1960 darbesinin Türkiyeye en büyük bedeli antidemokratik bir anayasadır. 53 yıl içinde anayasa önemli değişikliklere de uğrasa özündeki o darbeci anlayışından hala kurtulamamıştır. Biz yeni bir anayasanın Türkiyenin en büyük ihtiyacı olduğu samimiyetle ifade ediyoruz dedi.Başbakan Erdoğan, AK Parti Dış İlişkiler Başkanlığının AK Parti Genel Merkezinde düzenlediği 6. Geleneksel Büyükelçiler iftarında konuştu. Demokratikleşme ve AB süreci hakkında önemli açıklamalarda bulunan Erdoğan, Türkiyeyi daha iyi anlayabilmek için Türkiyenin nereden geldiğini mutlaka göz önünde bulundurmak gerekir. Türkiyeyi geçmişinden bağımsız analiz etmek yanıltıcı olur. Bundan 53 yıl önce 27 Mayısta dönemin seçimle gelmiş başbakanı ve iki bakanı idam edilmiştir. 2002de iktidara geldiğimizde Türkiye 1960 askeri darbesinin gölgesinde olan sorunlu bir demokrasiye sahipti diye konuştu.2002 YILINDA DARBENİN TEHDİTLERİ VARDIBazı büyükelçilerden duydukları olumsuz söylemler karşısında üzüldüklerini kaydeden Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: Türkiyede yaşayacaksın, temel hak ve özgürlüklerin ne noktada olduğunu anlamıyor olacaksın. Darbenin üzerinden 42 yıl geçmesine rağmen bu darbenin tehditleri vardı. Biz 10 buçuk yıl boyunca bu tehditlere karşı çok kararlı bir mücadele verdik. Türkiyenin üzerindeki kara bulutları dağıtmak için, milli iradeye güç kazandırmak için, Türkiyeyi dünya ile bütünleştirmek için tarihi nitelikte reformlar gerçekleştirdik. Hukuk sistemini yeniden ele aldık, hukuk üzerindeki baskıyı kaldırdık. Hukuku olması gereken bağımsız, tarafsız, hızlı ve adil işleyen bir mecraya kavuşturduk yasalarımızdaki darbe ürünü maddeleri ayıkladık.En son askeri darbelere gerekçe olarak gösterilen 35. maddeyi de değiştirdiklerini hatırlatan Erdoğan, çok önemli bir adımı attıklarını belirterek, Kimse yazıyor mu, kimse bunu değerlendirmesini yapıyor mu işlerine gelmez. Ama bunlar dururken hep söylenen şuydu; hadi kaldırsanız ya hadi değiştirseniz ya hep söylenen buydu. Şimdi ne oldu kimse bunun üzerinde durmuyor şeklinde konuştu.CUMHURBAŞKANINA, BAŞBAKANINA KÜFREDENLER 10 YIL ÖNCE BÖYLE YAZABİLİR MİYDİ?İfade özgürlüğünün önünü açtıklarını anlatan Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: Şu anda Cumhurbaşkanına, Başbakanına, Genelkurmay Başkanına fütursuzca saldıranlar, küfredenler 10 yıl önce böyle bir yazı yazabilirler miydi? Yazdıkları zaman gidecekleri yer belliydi. Ama şu anda içeride olanlar terör örgütleriyle bağlantısı olanlar, ruhsatsız silah taşıyanlar. Ama Avrupada gazetecileri hapse attınız diyorlar. Kaç kere açıkladık. Sadece fikirlerinden dolayı cezaevinde olan yok. Ya teröre yataklık etmişler ya da terörle iç içe olmuşlar. Daha 10 yıl öncesine kadar Türkiyede yasaklı kelimeler, yasaklı konular vardı. Dokunulamayan kurumlar vardı. Gazetecilerin, sanatçıların üzerindeki baskıları kaldıran biz olduk.AZINLIKLARA 2 BUÇUK MİLYAR DOLAR GAYRİMENKUL İADESİ YAPTIKTürkiyede azınlıkların hakları konusunda daha önce hassasiyetin olmadığını bildiren Erdoğan, azınlıkların gayrimenkullerini iade etme sürecini kendilerinin başlattığını dile getirdi. Şu ana kadar 2.5 milyar doları bulan gayrimenkul iadesi yaptıklarını belirten Erdoğan, devam eden mahkemelere işaret ederek, bu rakamın daha da ileri gideceğini söyledi.TÜRKİYENİN EN BÜYÜK İHTİYACI YENİ BİR ANAYASA53 yıl boyunca dokunulamayan, konuşulamayan, sorgulanamayan uygulamalara son verdiklerini vurgulayan Erdoğan, Hiçbir zaman yeterli demedik. Demokratikleşmenin canlı bir süreç olduğunu biliyoruz ve kararlı bir şekilde bu süreci devam ettiriyoruz. Türkiyenin reformları bugün artık çok kritik noktalara ulaşmıştır. Türkiye şuanda çok hayati, çok daha önemli demokratik reformların arefesinde bulunmaktadır. Yapılması gereken reformlar zor reformlardır. 1960 darbesinin Türkiyeye en büyük bedeli antidemokratik bir anayasadır. 53 yıl içinde anayasa önemli değişikliklere de uğrasa özündeki o darbeci anlayışından hala kurtulamamıştır. Biz yeni bir anayasanın Türkiyenin en büyük ihtiyacı olduğu samimiyetle ifade ediyoruz. 2011 seçimlerinin ardından herkesi kucaklayan bir anayasanın çalışmalara başladık. Biz bu uzlaşma komisyonunda grubu olan partilerin milletvekili sayısı önemli değil dedik. Bizim 326 milletve
Zaman
Ana Sayfa
19.07.2013
TürkiyeçokhayatidemokratikreformlarınarefesindeTürkiye çok hayati demokratik reformların arefesinde
Türkiye kritik reformların arifesinde
Zaman
19.07.2013
04:11
Başbakan Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin çok hayati reformların arifesinde olduğunu söyledi. Şu ana kadar reformlar konusunda kritik noktalara ulaşıldığını kaydeden Erdoğan, “Bu süreci kararlılıkla devam ettireceğiz. Yapılması gereken bu reformlar zor reformlardır.” dedi. Başbakan Erdoğan, anayasa konusunda ise masadan kalkan tarafın kendileri olmayacağını söyledi.Başbakan Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi’nde büyükelçilerle iftar yemeğinde buluştu. Büyükelçilere Prof. Dr. Bekir Karlığa tarafından hazırlanan ‘Doğudan Batıya’ isimli kitap ve fidan hediye edildi. Sadece İsrail ve Suriye büyükelçileri yemeğe davet edilmedi. Programda, Bitlis’in Güroymak İlçesi’nden gelen koro 10 dilde şarkı seslendirdi. Başbakan Erdoğan, çocuklar tarafından seslendirilen ‘Şinanay’ isimli şarkıya da tebessüm ederek, alkışlarıyla eşlik etti. Başbakan Erdoğan, konuşmasının büyük bölümünü Mısır’daki gelişmelere ayırdı. Seçilmiş iktidarların darbelerle alaşağı edilmesinin demokrasinin ilkelerinin ortadan kaldırılması anlamına geldiğine işaret eden Başbakan, “Biz Türkiye olarak, Mısır’da belirli kişi ya da kuruluşları savunan veya gözeten değil, evrensel değerleri ve ilkeleri gözeten bir politika izliyoruz.” dedi. Mısır’ı 300 milyonluk Arap dünyasının ‘kutup yıldızı’ olarak gördüklerini ifade eden Erdoğan, ülkenin istikrarının ve güvenliğinin Mısır halkı, bölge ülkeleri, Türkiye ve özellikle de Avrupa için hayati öneme sahip olduğunu dile getirdi. Şöyle devam etti: “Demokrasi mücadelesinde ağır bedeller ödemiş bir ülke olarak kardeş Mısır’ın kardeşimiz olarak gördüğümüz Mısır halkının aynı acıları yaşamasını, aynı bedelleri ödemesini arzu etmiyoruz. Bu hadiseler karşısında çifte standartla hareket etmemek ve yanlışa yanlış demek, demokrasiye inanmış ülkelerin görevidir. Bizimle bir araya geldikleri zaman demokrasiye övgü yağdıranların bu noktada tavırlarını omurgalı bir şekilde görmek isteriz.” diye konuştu. Suriye meselesiyle ilgili de değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, Rusya, Çin ve İran’a, bu ülkedeki uzlaşmacı sürece destek vermeleri çağrısında bulundu.DARBE ÜRÜNÜ MADDELERİ AYIKLADIKBaşbakan Erdoğan, 53 yıl boyunca dokunulamayan, sorgulanamayan uygulamalara kendilerinin son verdiğini kaydetti. Göreve geldikten sonra milli iradeye güç kazandırmak için tarihi nitelikte reformlar gerçekleştirdiklerini belirten Erdoğan, yasalardaki darbe ürün maddeleri ayıkladıklarını söyledi. “En son 35. maddeyi değiştirerek çok önemli bir adım attık.” dedi. Türkiye’nin çok hayati reformların arifesinde olduğunu vurgulayan Başbakan, şunları kaydetti: “Hiçbir zaman yeter demedik. Kararlı bir şekilde bu süreci devam ettireceğiz. Türkiye’nin reformları kritik noktalara ulaşmıştır. Türkiye çok daha hayati, çok daha önemli demokratik reformların arifesinde bulunmaktadır. Bu reformlar zor reformlardır.”ANAYASA MASASINDAN KALKAN TARAF OLMAYACAĞIZYeni anayasa çalışmalarına da değinen Başbakan Erdoğan, millete verdikleri sözün arkasında olduklarını ifade etti. Erdoğan, “Anayasa konusunda milletimize söz verdik. Sözümüzün arkasında duracağız. Muhalefetin uzlaşmaz tutumu karşısında sürecin yavaş işlediği gerçek. Son ana kadar anayasa için çalışacak, masadan kalkan taraf biz olmayacağız.” diye konuştu.
Zaman
Politika
19.07.2013
TürkiyekritikreformlarınarifesindeTürkiye kritik reformların arifesinde
Türkiye kritik reformların arifesinde
Zaman
19.07.2013
04:07
Başbakan Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin çok hayati reformların arifesinde olduğunu söyledi. Şu ana kadar reformlar konusunda kritik noktalara ulaşıldığını kaydeden Erdoğan, “Bu süreci kararlılıkla devam ettireceğiz. Yapılması gereken bu reformlar zor reformlardır.” dedi. Başbakan Erdoğan, anayasa konusunda ise masadan kalkan tarafın kendileri olmayacağını söyledi.Başbakan Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi’nde büyükelçilerle iftar yemeğinde buluştu. Büyükelçilere Prof. Dr. Bekir Karlığa tarafından hazırlanan ‘Doğudan Batıya’ isimli kitap ve fidan hediye edildi. Sadece İsrail ve Suriye büyükelçileri yemeğe davet edilmedi. Programda, Bitlis’in Güroymak İlçesi’nden gelen koro 10 dilde şarkı seslendirdi. Başbakan Erdoğan, çocuklar tarafından seslendirilen ‘Şinanay’ isimli şarkıya da tebessüm ederek, alkışlarıyla eşlik etti. Başbakan Erdoğan, konuşmasının büyük bölümünü Mısır’daki gelişmelere ayırdı. Seçilmiş iktidarların darbelerle alaşağı edilmesinin demokrasinin ilkelerinin ortadan kaldırılması anlamına geldiğine işaret eden Başbakan, “Biz Türkiye olarak, Mısır’da belirli kişi ya da kuruluşları savunan veya gözeten değil, evrensel değerleri ve ilkeleri gözeten bir politika izliyoruz.” dedi. Mısır’ı 300 milyonluk Arap dünyasının ‘kutup yıldızı’ olarak gördüklerini ifade eden Erdoğan, ülkenin istikrarının ve güvenliğinin Mısır halkı, bölge ülkeleri, Türkiye ve özellikle de Avrupa için hayati öneme sahip olduğunu dile getirdi. Şöyle devam etti: “Demokrasi mücadelesinde ağır bedeller ödemiş bir ülke olarak kardeş Mısır’ın kardeşimiz olarak gördüğümüz Mısır halkının aynı acıları yaşamasını, aynı bedelleri ödemesini arzu etmiyoruz. Bu hadiseler karşısında çifte standartla hareket etmemek ve yanlışa yanlış demek, demokrasiye inanmış ülkelerin görevidir. Bizimle bir araya geldikleri zaman demokrasiye övgü yağdıranların bu noktada tavırlarını omurgalı bir şekilde görmek isteriz.” diye konuştu. Suriye meselesiyle ilgili de değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, Rusya, Çin ve İran’a, bu ülkedeki uzlaşmacı sürece destek vermeleri çağrısında bulundu.DARBE ÜRÜNÜ MADDELERİ AYIKLADIKBaşbakan Erdoğan, 53 yıl boyunca dokunulamayan, sorgulanamayan uygulamalara kendilerinin son verdiğini kaydetti. Göreve geldikten sonra milli iradeye güç kazandırmak için tarihi nitelikte reformlar gerçekleştirdiklerini belirten Erdoğan, yasalardaki darbe ürün maddeleri ayıkladıklarını söyledi. “En son 35. maddeyi değiştirerek çok önemli bir adım attık.” dedi. Türkiye’nin çok hayati reformların arifesinde olduğunu vurgulayan Başbakan, şunları kaydetti: “Hiçbir zaman yeter demedik. Kararlı bir şekilde bu süreci devam ettireceğiz. Türkiye’nin reformları kritik noktalara ulaşmıştır. Türkiye çok daha hayati, çok daha önemli demokratik reformların arifesinde bulunmaktadır. Bu reformlar zor reformlardır.”ANAYASA MASASINDAN KALKAN TARAF OLMAYACAĞIZYeni anayasa çalışmalarına da değinen Başbakan Erdoğan, millete verdikleri sözün arkasında olduklarını ifade etti. Erdoğan, “Anayasa konusunda milletimize söz verdik. Sözümüzün arkasında duracağız. Muhalefetin uzlaşmaz tutumu karşısında sürecin yavaş işlediği gerçek. Son ana kadar anayasa için çalışacak, masadan kalkan taraf biz olmayacağız.” diye konuştu.
Zaman
Ana Sayfa
19.07.2013
TürkiyekritikreformlarınarifesindeTürkiye kritik reformların arifesinde
Toplam "133" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti