Habergec.Com Aranan Kelimeler:ergenekon savcıları konuştu Değerlendirme: 10 / 10 325062
habergec.com
16.04.2014 Çarşamba
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

ergenekon savcıları konuştu

Hukuksuzluğu öğrencilere anlatamıyoruz
Zaman
12.01.2014
03:24
Prof. Dr. Mustafa Çeker, HSYK’yı hükümete bağlama girişimlerinin yanlış olduğunu, hukuka müdahaleleri öğrencilere anlatmakta zorluk çektiklerini söyledi. Savcı emrine uyulmamasını “Dibe vurduk, bundan daha kötüsü olamaz.” şeklinde değerlendiren Çeker, yeniden yargılamanın kaosa yol açabileceği uyarısında bulundu.17 Aralık 2013’te başlayan yolsuzluk ve rüşvet operasyonları sonrası hükümetin yargıya yönelik uygulamaları tepki topluyor. Geleceğin hukukçularını yetiştiren hukuk fakültelerindeki öğretim üyeleri de müdahaleleri eleştiriyor. Çukurova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Çeker, 1 aydır hukuka yapılan müdahaleleri öğrencilere anlatmakta zorlandıklarını söyleyerek, “Dibe vurduk, bundan kötüsü olamazdı.” diyor. Dekan Çeker, sürecin başından bugüne kadar hükümetin yaptıklarına anlam veremediklerini belirtiyor. Savcıların görevinin engellenmesi ve adli kolluğun emir dinlememesi ile HSYK’yı hükümete bağlama girişimlerinin yanlış olduğunu dile getiren Prof. Dr. Çeker, öğrencilerin de kafasının karıştığını aktarıyor. HSYK üyelerinin demokratik bir sistemle seçildiğini, yapının korunması gerektiğini vurgulayan Çeker, yeniden yargılamanın bir kaosa sebep olabileceğini ifade ediyor.Yolsuzluk ve rüşvet operasyonu ardından hükümetin yargıya yönelik doğrudan müdahaleleri herkesi olduğu kadar hukukçuları da endişelendiriyor. Üniversitelerde geleceğin hukukçularını yetiştiren öğretim üyeleri, Türkiye’de son 1 ayda yaşananları, öğrencilerine anlatmakta zorlandıklarını belirtiyor.Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Çeker de bu sıkıntıyı yaşayan öğretim üyelerinden. Yargıya yönelik müdahaleleri öğrencilere anlatamamaktan yakınan Prof. Dr. Çeker, hükümetin sürecin başından bugüne kadar yaptıklarına bir anlam veremiyor. Savcıların görevlerinin engellenmesi, adli kolluğun savcıyı dinlememesi, HSYK’yı hükümete bağlama girişimleri, yapılan belli başlı yanlışlar. Dekana göre tüm bu yaşananlar öğrencilerin de kafasını karıştırdı. “Adli kolluk mutlaka oluşturulmalı. Mevcut sistemde adeta 2 kocalı bir yapı ortaya çıkıyor. Savcı emir veriyor, diğer taraftan kendi amiri, valisi var. Bunlarla karşı karşıya gelebiliyor.” diyen Çeker, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu durumu öğrencilere anlatmakta zorlanıyoruz. ‘Hocam nasıl olur’ diyor öğrenci, ‘niye savcının emrini yerine getirmez bu kişi’, diğer taraftan diğeri de diyor ki ‘emniyet amirinin, valinin emrini niye yerine getirmiyor?’ Emniyet amirinin, valinin emriyle çalışacaksın demek kabul edilebilir değil. Savcı adli kolluktan yararlanamazsa hiçbir soruşturmayı yapamaz. Savcıları kilitlemiş olursunuz. Dibe vurduk. Bundan daha kötüsü olamaz.”Hınç politikasından vazgeçilmesi gerektiğinin altını çizen Dekan Çeker, “Savcı yanlış yapmış olabilir, birilerine maşa olmuş olabilir. Bu olmayan bir şey değil. Bunu yapan varsa yetkili makamlar var. HSYK’ya başvurdunuz da başvuruyu mu reddetti, HSYK yok mu dedi, ben bu savcıyı soruşturmam mı dedi? Savcıyı Bakırköy’e atadı. Demek ki yapılabiliyor.” diye konuştu.4 YILDIR ÖĞRENCİLERİMLE HSYK’YA GİDEBİLİYORUM, HALKA AÇILDILARHSYK’nın yapısını değiştirmeye yönelik taslağa da karşı çıkan Prof. Dr. Çeker’e göre, şimdiki üyelerin seçimi tamamen demokratik sistemle yapıldı ve bu yapının korunması gerekiyor. Dekan, Avusturya, Fransa, Belçika gibi ülkeler örnek alınarak oluşturulan yapının olumlu yansımalarını şu örnekle açıklıyor: “HSYK’yı 4 yıldır öğrencilerimle ziyaret ediyorum. Ondan önce gidemiyorduk. Bakın öğrencilerimizi kabul ettiler, halka açıldılar. Adana da dahil olmak üzere değişik yerlerde müzakere toplantıları yaptılar. Sorun ne, hâkim neyle karşılaşıyor, bu sorunu nasıl aşarız, nasıl yardımcı oluruz tarzında bir açılım sağlandı. Mevcut üyelerle HSYK’nın oldukça başarılı olduğunu düşünüyorum.”Operasyonun ardından paralel devlet iddialarının ortaya atıldığını kaydeden Çeker, bu yaklaşıma da tepki gösteriyor. İktidar veya siyaset kurumundakilerin kendilerine karşı gelenleri her zaman kötüleme yoluna gittiğini ifade eden Çeker, “Hükümet 12 yıldır görevde. Bir paralel devlet oluştuysa bunda hükümetin kabahati vardır. Burada maalesef işini hakkıyla yapmaya çalışan insanlar kötüleniyor. Bugün de böyledir, 28 Şubat sürecinde de böyledir. Birileri kanuna itaat etmek yerine başka yerlerden emir alıyor ve böyle operasyonlara giriyorsa, mekanizmalar işletilir. Varsa ceza alacak kişiler görevden de el çektirilir, meslekten ihraç edilir.” dedi.Balyoz ve Ergenekon’da yargılanma kaosa sürüklerProf. Dr. Mustafa Çeker, son günlerde özellikle Balyoz ve Ergenekon davalarına yönelik ortaya atılan yeniden yargılanma konusunu da büyük bir tehlike olarak görüyor. Yargının kaosa s
Zaman
En Çok Okunan
12.01.2014
HukuksuzluğuöğrencilereanlatamıyoruzHukuksuzluğu öğrencilere anlatamıyoruz
Hukuksuzluğu öğrencilere anlatamıyoruz
Zaman
12.01.2014
02:04
Prof. Dr. Mustafa Çeker, HSYK’yı hükümete bağlama girişimlerinin yanlış olduğunu, hukuka müdahaleleri öğrencilere anlatmakta zorluk çektiklerini söyledi. Savcı emrine uyulmamasını “Dibe vurduk, bundan daha kötüsü olamaz.” şeklinde değerlendiren Çeker, yeniden yargılamanın kaosa yol açabileceği uyarısında bulundu.17 Aralık 2013’te başlayan yolsuzluk ve rüşvet operasyonları sonrası hükümetin yargıya yönelik uygulamaları tepki topluyor. Geleceğin hukukçularını yetiştiren hukuk fakültelerindeki öğretim üyeleri de müdahaleleri eleştiriyor. Çukurova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Çeker, 1 aydır hukuka yapılan müdahaleleri öğrencilere anlatmakta zorlandıklarını söyleyerek, “Dibe vurduk, bundan kötüsü olamazdı.” diyor. Dekan Çeker, sürecin başından bugüne kadar hükümetin yaptıklarına anlam veremediklerini belirtiyor. Savcıların görevinin engellenmesi ve adli kolluğun emir dinlememesi ile HSYK’yı hükümete bağlama girişimlerinin yanlış olduğunu dile getiren Prof. Dr. Çeker, öğrencilerin de kafasının karıştığını aktarıyor. HSYK üyelerinin demokratik bir sistemle seçildiğini, yapının korunması gerektiğini vurgulayan Çeker, yeniden yargılamanın bir kaosa sebep olabileceğini ifade ediyor.Yolsuzluk ve rüşvet operasyonu ardından hükümetin yargıya yönelik doğrudan müdahaleleri herkesi olduğu kadar hukukçuları da endişelendiriyor. Üniversitelerde geleceğin hukukçularını yetiştiren öğretim üyeleri, Türkiye’de son 1 ayda yaşananları, öğrencilerine anlatmakta zorlandıklarını belirtiyor.Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Çeker de bu sıkıntıyı yaşayan öğretim üyelerinden. Yargıya yönelik müdahaleleri öğrencilere anlatamamaktan yakınan Prof. Dr. Çeker, hükümetin sürecin başından bugüne kadar yaptıklarına bir anlam veremiyor. Savcıların görevlerinin engellenmesi, adli kolluğun savcıyı dinlememesi, HSYK’yı hükümete bağlama girişimleri, yapılan belli başlı yanlışlar. Dekana göre tüm bu yaşananlar öğrencilerin de kafasını karıştırdı. “Adli kolluk mutlaka oluşturulmalı. Mevcut sistemde adeta 2 kocalı bir yapı ortaya çıkıyor. Savcı emir veriyor, diğer taraftan kendi amiri, valisi var. Bunlarla karşı karşıya gelebiliyor.” diyen Çeker, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu durumu öğrencilere anlatmakta zorlanıyoruz. ‘Hocam nasıl olur’ diyor öğrenci, ‘niye savcının emrini yerine getirmez bu kişi’, diğer taraftan diğeri de diyor ki ‘emniyet amirinin, valinin emrini niye yerine getirmiyor?’ Emniyet amirinin, valinin emriyle çalışacaksın demek kabul edilebilir değil. Savcı adli kolluktan yararlanamazsa hiçbir soruşturmayı yapamaz. Savcıları kilitlemiş olursunuz. Dibe vurduk. Bundan daha kötüsü olamaz.”Hınç politikasından vazgeçilmesi gerektiğinin altını çizen Dekan Çeker, “Savcı yanlış yapmış olabilir, birilerine maşa olmuş olabilir. Bu olmayan bir şey değil. Bunu yapan varsa yetkili makamlar var. HSYK’ya başvurdunuz da başvuruyu mu reddetti, HSYK yok mu dedi, ben bu savcıyı soruşturmam mı dedi? Savcıyı Bakırköy’e atadı. Demek ki yapılabiliyor.” diye konuştu.4 YILDIR ÖĞRENCİLERİMLE HSYK’YA GİDEBİLİYORUM, HALKA AÇILDILARHSYK’nın yapısını değiştirmeye yönelik taslağa da karşı çıkan Prof. Dr. Çeker’e göre, şimdiki üyelerin seçimi tamamen demokratik sistemle yapıldı ve bu yapının korunması gerekiyor. Dekan, Avusturya, Fransa, Belçika gibi ülkeler örnek alınarak oluşturulan yapının olumlu yansımalarını şu örnekle açıklıyor: “HSYK’yı 4 yıldır öğrencilerimle ziyaret ediyorum. Ondan önce gidemiyorduk. Bakın öğrencilerimizi kabul ettiler, halka açıldılar. Adana da dahil olmak üzere değişik yerlerde müzakere toplantıları yaptılar. Sorun ne, hâkim neyle karşılaşıyor, bu sorunu nasıl aşarız, nasıl yardımcı oluruz tarzında bir açılım sağlandı. Mevcut üyelerle HSYK’nın oldukça başarılı olduğunu düşünüyorum.”Operasyonun ardından paralel devlet iddialarının ortaya atıldığını kaydeden Çeker, bu yaklaşıma da tepki gösteriyor. İktidar veya siyaset kurumundakilerin kendilerine karşı gelenleri her zaman kötüleme yoluna gittiğini ifade eden Çeker, “Hükümet 12 yıldır görevde. Bir paralel devlet oluştuysa bunda hükümetin kabahati vardır. Burada maalesef işini hakkıyla yapmaya çalışan insanlar kötüleniyor. Bugün de böyledir, 28 Şubat sürecinde de böyledir. Birileri kanuna itaat etmek yerine başka yerlerden emir alıyor ve böyle operasyonlara giriyorsa, mekanizmalar işletilir. Varsa ceza alacak kişiler görevden de el çektirilir, meslekten ihraç edilir.” dedi.Balyoz ve Ergenekon’da yargılanma kaosa sürüklerProf. Dr. Mustafa Çeker, son günlerde özellikle Balyoz ve Ergenekon davalarına yönelik ortaya atılan yeniden yargılanma konusunu da büyük bir tehlike olarak görüyor. Yargının kaosa s
Zaman
Güncel
12.01.2014
HukuksuzluğuöğrencilereanlatamıyoruzHukuksuzluğu öğrencilere anlatamıyoruz
Hukuksuzluğu öğrencilere anlatamıyoruz
Zaman
12.01.2014
02:04
Prof. Dr. Mustafa Çeker, HSYK’yı hükümete bağlama girişimlerinin yanlış olduğunu, hukuka müdahaleleri öğrencilere anlatmakta zorluk çektiklerini söyledi. Savcı emrine uyulmamasını “Dibe vurduk, bundan daha kötüsü olamaz.” şeklinde değerlendiren Çeker, yeniden yargılamanın kaosa yol açabileceği uyarısında bulundu.17 Aralık 2013’te başlayan yolsuzluk ve rüşvet operasyonları sonrası hükümetin yargıya yönelik uygulamaları tepki topluyor. Geleceğin hukukçularını yetiştiren hukuk fakültelerindeki öğretim üyeleri de müdahaleleri eleştiriyor. Çukurova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Çeker, 1 aydır hukuka yapılan müdahaleleri öğrencilere anlatmakta zorlandıklarını söyleyerek, “Dibe vurduk, bundan kötüsü olamazdı.” diyor. Dekan Çeker, sürecin başından bugüne kadar hükümetin yaptıklarına anlam veremediklerini belirtiyor. Savcıların görevinin engellenmesi ve adli kolluğun emir dinlememesi ile HSYK’yı hükümete bağlama girişimlerinin yanlış olduğunu dile getiren Prof. Dr. Çeker, öğrencilerin de kafasının karıştığını aktarıyor. HSYK üyelerinin demokratik bir sistemle seçildiğini, yapının korunması gerektiğini vurgulayan Çeker, yeniden yargılamanın bir kaosa sebep olabileceğini ifade ediyor.Yolsuzluk ve rüşvet operasyonu ardından hükümetin yargıya yönelik doğrudan müdahaleleri herkesi olduğu kadar hukukçuları da endişelendiriyor. Üniversitelerde geleceğin hukukçularını yetiştiren öğretim üyeleri, Türkiye’de son 1 ayda yaşananları, öğrencilerine anlatmakta zorlandıklarını belirtiyor.Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Çeker de bu sıkıntıyı yaşayan öğretim üyelerinden. Yargıya yönelik müdahaleleri öğrencilere anlatamamaktan yakınan Prof. Dr. Çeker, hükümetin sürecin başından bugüne kadar yaptıklarına bir anlam veremiyor. Savcıların görevlerinin engellenmesi, adli kolluğun savcıyı dinlememesi, HSYK’yı hükümete bağlama girişimleri, yapılan belli başlı yanlışlar. Dekana göre tüm bu yaşananlar öğrencilerin de kafasını karıştırdı. “Adli kolluk mutlaka oluşturulmalı. Mevcut sistemde adeta 2 kocalı bir yapı ortaya çıkıyor. Savcı emir veriyor, diğer taraftan kendi amiri, valisi var. Bunlarla karşı karşıya gelebiliyor.” diyen Çeker, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu durumu öğrencilere anlatmakta zorlanıyoruz. ‘Hocam nasıl olur’ diyor öğrenci, ‘niye savcının emrini yerine getirmez bu kişi’, diğer taraftan diğeri de diyor ki ‘emniyet amirinin, valinin emrini niye yerine getirmiyor?’ Emniyet amirinin, valinin emriyle çalışacaksın demek kabul edilebilir değil. Savcı adli kolluktan yararlanamazsa hiçbir soruşturmayı yapamaz. Savcıları kilitlemiş olursunuz. Dibe vurduk. Bundan daha kötüsü olamaz.”Hınç politikasından vazgeçilmesi gerektiğinin altını çizen Dekan Çeker, “Savcı yanlış yapmış olabilir, birilerine maşa olmuş olabilir. Bu olmayan bir şey değil. Bunu yapan varsa yetkili makamlar var. HSYK’ya başvurdunuz da başvuruyu mu reddetti, HSYK yok mu dedi, ben bu savcıyı soruşturmam mı dedi? Savcıyı Bakırköy’e atadı. Demek ki yapılabiliyor.” diye konuştu.4 YILDIR ÖĞRENCİLERİMLE HSYK’YA GİDEBİLİYORUM, HALKA AÇILDILARHSYK’nın yapısını değiştirmeye yönelik taslağa da karşı çıkan Prof. Dr. Çeker’e göre, şimdiki üyelerin seçimi tamamen demokratik sistemle yapıldı ve bu yapının korunması gerekiyor. Dekan, Avusturya, Fransa, Belçika gibi ülkeler örnek alınarak oluşturulan yapının olumlu yansımalarını şu örnekle açıklıyor: “HSYK’yı 4 yıldır öğrencilerimle ziyaret ediyorum. Ondan önce gidemiyorduk. Bakın öğrencilerimizi kabul ettiler, halka açıldılar. Adana da dahil olmak üzere değişik yerlerde müzakere toplantıları yaptılar. Sorun ne, hâkim neyle karşılaşıyor, bu sorunu nasıl aşarız, nasıl yardımcı oluruz tarzında bir açılım sağlandı. Mevcut üyelerle HSYK’nın oldukça başarılı olduğunu düşünüyorum.”Operasyonun ardından paralel devlet iddialarının ortaya atıldığını kaydeden Çeker, bu yaklaşıma da tepki gösteriyor. İktidar veya siyaset kurumundakilerin kendilerine karşı gelenleri her zaman kötüleme yoluna gittiğini ifade eden Çeker, “Hükümet 12 yıldır görevde. Bir paralel devlet oluştuysa bunda hükümetin kabahati vardır. Burada maalesef işini hakkıyla yapmaya çalışan insanlar kötüleniyor. Bugün de böyledir, 28 Şubat sürecinde de böyledir. Birileri kanuna itaat etmek yerine başka yerlerden emir alıyor ve böyle operasyonlara giriyorsa, mekanizmalar işletilir. Varsa ceza alacak kişiler görevden de el çektirilir, meslekten ihraç edilir.” dedi.Balyoz ve Ergenekon’da yargılanma kaosa sürüklerProf. Dr. Mustafa Çeker, son günlerde özellikle Balyoz ve Ergenekon davalarına yönelik ortaya atılan yeniden yargılanma konusunu da büyük bir tehlike olarak görüyor. Yargının kaosa s
Zaman
Ana Sayfa
12.01.2014
HukuksuzluğuöğrencilereanlatamıyoruzHukuksuzluğu öğrencilere anlatamıyoruz
Bahçeli: TSK üzerinden İmralı canisine can simidi uzatılıyor
Zaman
08.01.2014
02:09
MHP lideri Devlet Bahçeli, Ergenekon ve Balyoz davalarında yeniden yargılama tartışmalarıyla ilgili ilginç değerlendirmelerde bulundu. Öncelikle kimlerin orduya kumpas kurduğunun ortaya çıkarılmasını isteyen Bahçeli, “TSK üzerinden PKK’ya ve İmralı canisine can simidi uzatılmasını tasvip etmeyiz.” dedi.MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında konuştu. Bahçeli’nin gündeminde cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluk ve rüşvet operasyonu ve sonrasında yaşanan hukuk skandalları vardı. Adli Kolluk Yönetmeliği’nde bir gece yarısı operasyonuyla yapılan değişikliği eleştirdi. Kamu kurumlarındaki hukuksuz kıyımlara dikkat çekti. Başbakan’ın görevini kötüye kullandığını söyledi. Bahçeli’nin gündeminde ‘yeniden yargılama’ tartışmaları da vardı. Bahçeli, “Son birkaç gündür ‘yeniden yargılanma’ sakızı herkesin ağzındadır. Tüm taraflara açık açık söylüyorum; kumpasçılar hesap vermeden, kumpasın gayesi net olarak ilan edilmeden, TSK üzerinden PKK’ya ve İmralı canisine can simidi uzatılmasını tasvip etmeyiz. Buna karşı da sonuna kadar direniriz.” dedi. Devlet Bahçeli, yolsuzluk operasyonunun ardından emniyet ve kamu kurumlarında yaşanan kıyımları da eleştirdi. Şunları söyledi: “Başbakan Erdoğan ve hükümeti 17 Aralık’la beraber şapır şapır dökülmeye başlamıştır. Sadece verilen emirleri uygulayan polisleri ve polis müdürlerini hedef almış, tüm yurtta yüzlerce emniyet mensubunu mağdur ve yerinden etmiştir. Bize göre Başbakan Erdoğan, görevini kötüye kullanmıştır. Rüşvetçilere, hortumculara müsamahakâr ve anlayışlı olan Başbakan, polise ve yargı mensuplarına acımasızdır. Anlaşılmaktadır ki, rüşvet ve yolsuzluk iddiaları kendisine ve ailesine kadar dayanmaktadır. Başbakan’ın endişesi bundandır. Bize göre Başbakan Erdoğan vehimlere kapılmış, yalanlara çakılmış ve akıl sağlığını kaybetmiştir. Sanal korkulara, yapay tehditlere, aslı astarı olmayan korkuluklara inanmış veya inandırılmıştır. Dikkatleri asıl olayların üzerinden uzaklaştırmak, rüşvet ve yolsuzluk iddialarını unutturmak için canını dişine takmaktadır. Bu nasıl bir küresel suikasttır ki, bir banka genel müdürünün ayakkabı kutusundan 4,5 milyon dolar para çıkmıştır? Karaparayı savcılar, hakimler, görevden aldığın polisler mi aklamıştır? Başbakan ve hükümeti savcılara çamur atmaktadır. Oysaki yargı, sadece işini yapmaktadır. Savcılar engellense de, görevleri değiştirilse de, gittikleri tatiller çarşaf çarşaf ortaya dökülüp itibarları linç edilse de, hukukçular meşru sınırlar dahilinde görevini icra etmektedir. Başbakan aynı zamanda suç işlemekte, mahkemelerin bağımsızlığını zedelemekte, dün övdüğü ve terfi ettirdiği savcıları şimdilerde iş takipçisi olmakla hayasızca suçlamaktadır. Madem TSK’ya kumpas kurulduğu zımnen kabullenilmiştir, önce bu kumpasın tarafları her kimse ifşa edilip mutlaka hakim karşısına çıkarılmalıdır. Şimdi başta hükümet olmak üzere, malum çevreler bize; ‘Ergenekon davası hataydı, Balyoz uydurmaydı, darbeciler masumdu’ demeye mi çalışmaktadır? Başbakan Erdoğan ve hükümetinin gizli gündeminde, kumpası gerekçe yaparak İmralı canisini ve tutuklu PKK’lıları yeniden yargılayıp serbest bırakmak var mıdır?”
Zaman
Politika
08.01.2014
BahçeliTSKüzerindenİmralıcanisinecansimidiuzatılıyorBahçeli TSK üzerinden İmralı canisine can simidi uzatılıyor
Bahçeli: TSK üzerinden İmralı canisine can simidi uzatılıyor
Zaman
08.01.2014
02:09
MHP lideri Devlet Bahçeli, Ergenekon ve Balyoz davalarında yeniden yargılama tartışmalarıyla ilgili ilginç değerlendirmelerde bulundu. Öncelikle kimlerin orduya kumpas kurduğunun ortaya çıkarılmasını isteyen Bahçeli, “TSK üzerinden PKK’ya ve İmralı canisine can simidi uzatılmasını tasvip etmeyiz.” dedi.MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında konuştu. Bahçeli’nin gündeminde cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluk ve rüşvet operasyonu ve sonrasında yaşanan hukuk skandalları vardı. Adli Kolluk Yönetmeliği’nde bir gece yarısı operasyonuyla yapılan değişikliği eleştirdi. Kamu kurumlarındaki hukuksuz kıyımlara dikkat çekti. Başbakan’ın görevini kötüye kullandığını söyledi. Bahçeli’nin gündeminde ‘yeniden yargılama’ tartışmaları da vardı. Bahçeli, “Son birkaç gündür ‘yeniden yargılanma’ sakızı herkesin ağzındadır. Tüm taraflara açık açık söylüyorum; kumpasçılar hesap vermeden, kumpasın gayesi net olarak ilan edilmeden, TSK üzerinden PKK’ya ve İmralı canisine can simidi uzatılmasını tasvip etmeyiz. Buna karşı da sonuna kadar direniriz.” dedi. Devlet Bahçeli, yolsuzluk operasyonunun ardından emniyet ve kamu kurumlarında yaşanan kıyımları da eleştirdi. Şunları söyledi: “Başbakan Erdoğan ve hükümeti 17 Aralık’la beraber şapır şapır dökülmeye başlamıştır. Sadece verilen emirleri uygulayan polisleri ve polis müdürlerini hedef almış, tüm yurtta yüzlerce emniyet mensubunu mağdur ve yerinden etmiştir. Bize göre Başbakan Erdoğan, görevini kötüye kullanmıştır. Rüşvetçilere, hortumculara müsamahakâr ve anlayışlı olan Başbakan, polise ve yargı mensuplarına acımasızdır. Anlaşılmaktadır ki, rüşvet ve yolsuzluk iddiaları kendisine ve ailesine kadar dayanmaktadır. Başbakan’ın endişesi bundandır. Bize göre Başbakan Erdoğan vehimlere kapılmış, yalanlara çakılmış ve akıl sağlığını kaybetmiştir. Sanal korkulara, yapay tehditlere, aslı astarı olmayan korkuluklara inanmış veya inandırılmıştır. Dikkatleri asıl olayların üzerinden uzaklaştırmak, rüşvet ve yolsuzluk iddialarını unutturmak için canını dişine takmaktadır. Bu nasıl bir küresel suikasttır ki, bir banka genel müdürünün ayakkabı kutusundan 4,5 milyon dolar para çıkmıştır? Karaparayı savcılar, hakimler, görevden aldığın polisler mi aklamıştır? Başbakan ve hükümeti savcılara çamur atmaktadır. Oysaki yargı, sadece işini yapmaktadır. Savcılar engellense de, görevleri değiştirilse de, gittikleri tatiller çarşaf çarşaf ortaya dökülüp itibarları linç edilse de, hukukçular meşru sınırlar dahilinde görevini icra etmektedir. Başbakan aynı zamanda suç işlemekte, mahkemelerin bağımsızlığını zedelemekte, dün övdüğü ve terfi ettirdiği savcıları şimdilerde iş takipçisi olmakla hayasızca suçlamaktadır. Madem TSK’ya kumpas kurulduğu zımnen kabullenilmiştir, önce bu kumpasın tarafları her kimse ifşa edilip mutlaka hakim karşısına çıkarılmalıdır. Şimdi başta hükümet olmak üzere, malum çevreler bize; ‘Ergenekon davası hataydı, Balyoz uydurmaydı, darbeciler masumdu’ demeye mi çalışmaktadır? Başbakan Erdoğan ve hükümetinin gizli gündeminde, kumpası gerekçe yaparak İmralı canisini ve tutuklu PKK’lıları yeniden yargılayıp serbest bırakmak var mıdır?”
Zaman
Ana Sayfa
08.01.2014
BahçeliTSKüzerindenİmralıcanisinecansimidiuzatılıyorBahçeli TSK üzerinden İmralı canisine can simidi uzatılıyor
"Operasyonu Hizmet Hareketi yaptı denilerek olay çarpıtılıyor"
Zaman
24.12.2013
12:42
Bazı bakanların çocukları ve iş adamlarını da kapsayan yolsuzluk operasyonu sonrası hükümetHizmet Hareketi gerilimi şeklinde bir algı oluşturulmasını değerlendiren muhalefet partileri, olayın çarpıtıldığı fikrinde birleşti. CHP, MHP ve BBP il başkanları ‘operasyonu Hizmet Hareketi yaptı’ şeklindeki söylemlerin yolsuzluğun üzerini örtmek için çıkarıldığını dile getirdi. AK Parti İstanbul Milletvekili Muhammet Bilal Macit ise operasyonun, Türkiye’nin uluslararası anlamda prestijine ve siyasi anlamda itibarına yapıldığını savundu. CHP İl Başkanı Ulaş Karasu, 17 Aralık’ta gerçekleşen operasyonu hükümetin üzerini örtme telaşına düştüğünü belirterek, “Bunu dış güçlere veya cemaate bağlamak hükümetin üzerinden suç atma psikolojisidir. 4.5 milyon dolar parayı banka müdürünün evine gidip de dış güçler mi koymuştur ya da bakanın evine o kadar parayı dış güçler mi yerleştirmiştir? Bu inandırıcı değildir.” dedi. 11 yıldır hükümet ile Hizmet Hareketinin birlikte hareket ettiğini öne süren Karasu, şunları söyledi: “Ergenekon ve Balyoz davalarında, aynı polis ve savcı, insanları suçlu gibi evlerinden topladı. Büyük suçlamalarla Türkiye’nin gündemi değiştirildi. O zaman aslan savcı diyorlardı. Gezi eylemlerinde polis kahraman ilan ediliyordu. Şimdi aynı savcıları ve polisleri suçlu ilan etti. Bunun herhangi bir inandırıcılığı kalmadı.” “ÖNEMLİ OLAN SUÇUN ÜZERİNE GİTMEK”MHP İl Başkanı Avukat Serhat Albayrak ise hükümetin ‘Operasyonu cemaat yaptı’ diyerek yapmış oldukları yolsuzluğu bir şekilde unutturup konuyu kapatmaya çalıştığını söyledi. Albayrak, “Önemli olan var olan suçun üzerine gitmek. Cemaat ya da başka birileri yargıya nüfuz edemez.” dedi. Soruşturma çerçevesinde altın kaçakçılığı, ihaleye fesat karıştırma, rüşvet, yolsuzluk, birden fazla yüz kızartıcı gibi suçların bulunduğunu kaydeden Albayrak, “Bu suçlar hali hazırda varken bu operasyonu sanki bir cemaat- iktidar çatışması, dış güçlerin ve faiz lobisinin müdahalesi gibi farklı yerlere çekmek konuyu değiştirmek anlamına gelir.” şeklinde konuştu. “POLİS BİR GÜNDE Mİ HAİN OLDU”Tarihte ilk defa bir Başbakan’ın yolsuzluğu ve hırsızlığı savunmaya başladığını anlatan Serhat Albayrak şunları söyledi: “14 ay boyunca yürüyen bir soruşturma var, konuşma kayıtları var. Kendilerini savunmak adına o kadar küçülüyorlar ki. Cemaat yaptı diyerek yapmış oldukları yolsuzluğu bir şekilde unutturup konuyu kapatmak. Önemli olan var olan suçun üzerine gitmek. Cemaat ya da başka birileri yargıya nüfuz edemez. Başbakan devlet içinde paralel bir yapı olduğunu söylüyor. 12 yıldız iktidardasınız, paralel devlet oluştuysa, bunu birkaç günde nasıl anladınız. Bundan önceki soruşturmalarda kahraman ilan edilen emniyet teşkilatı bir günde mi paralel devlet üyesi oldu. Soruşturmanın üzerini örtmek amacıyla bunlar söyleniyor. Bunlar gerçekten samimi değil.”SAVCILAR YARGILANABİLİRAlelacele bir yönetmelik değişikliği yapıldığını anlatan Albayrak, “Adli kolluk kuvvetlerinin her soruşturmayı amirlerine haber verme zorunluluğunu getirdiler. Muhtemeldir ki bu soruşturma aşamasında iddianame hazırlanmadan soruşturmayı yürüten savcıların iddianamesi hazırlanıp yargılanacaktır. Maalesef bunun da üstü kapatılacaktır. Ancak biz bu davanın hiçbir engelle karşılaşmaması için sonuna kadar takipçisi olacağız.” ifadesini kullandı. “TOPLUMDA CİDDİ SORU İŞARETLERİ OLUŞTU”BBP Merkez İlçe Başkanı Ömer Ağdoğan da “Ergenekon davasında göklere çıkarılan savcı bugün aynı şeyleri yaptığı zaman farklı yorumlanabiliyorsa, soruşturmayı yürüten Emniyet Teşkilatı hallaç pamuğu gibi atılıyorsa, bunun ucu iktidar-cemaat kavgasına dönüştürülüyorsa, o zaman Türk toplumunda ciddi manada bir soru işareti oluşuyor.” şeklinde konuştu. Türkiye gündeminin yolsuzluk operasyonuyla allak bullak olduğunu anlatan Ağdoğan, şöyle devam etti: “Geçmişte 28 Şubat, Ergenekon, Balyoz, buna benzer bir yığın soruşturmayla karşı karşıya kaldık. Bunların ekseriyeti hükümeti devirmek ve insanları fişlemek üzerineydi. Ama bu son süreçteki soruşturma sonucunda menfaat ilişkileri, para ve ihale ilişkileri, para aklama olayları, basına yansıdığı kadarıyla adı ne olursa olsun çok vahim şeyler var. Bakanın çocuklarının ilişkilerinin ortaya çıkması söz konusu. Bu bir skandaldır. Yatak odasında kasalar, para sayma makineleri, ayakkabı kutularında paralar çıkıyor. Bu soruşturma nereye giderse gitsin, iktidarların asli görevleri bunu sonuçlandırmaktır. Hükümet komplo diyor ama o kasalar, para sayma makineleri oraya nasıl girdi. Hadi komplo iktidara düzenlendi. Belki bu iktidarı götürme hareketi de olabilir. İyi de yapan kim o zaman. Cemaat diyen var, Amerika diyen var, İsrail diyen var. Bunun kim olduğunu ortaya çıkarsınlar. Siz eğer her karşınıza çıkana komplo derseniz, o zaman bunu yapanı açıklamak zorundasınız.” “OPERASYON ÜLKENİN İTİBARINI HEDEF ALMIŞTIR”AK Parti İstanbul Milletvekili Bilal Macit ise yolsuzlu
Zaman
Son Dakika
24.12.2013
OperasyonuHizmetHareketiyaptıdenilerekolayçarpıtılıyorOperasyonu Hizmet Hareketi yaptı denilerek olay çarpıtılıyor
Polisleri değil, bakanları görevden alın
Zaman
19.12.2013
02:01
Bütçe görüşmelerinin sürdüğü Meclis Genel Kurulu’nun dünkü müzakerelerine ‘yolsuzluk ve rüşvet operasyonu’ damgasını vurdu. Genel Kurul’da bütçe üzerine söz alan muhalefet milletvekilleri operasyonu gündeme getirip adı geçen bakanların istifa etmelerini istedi. Muhalefet milletvekilleri, ayrıca ‘AK Parti’nin işi cemaate yıkarak yolsuzluklardan kurtulamayacağını’ savundu.Bütçe görüşmeleri öncesinde söz alan MHP Grup Başkan Vekili Oktay Vural, soruşturmayı yürüten emniyet müdürlerinin görevden alınmasına tepki gösterdi. Vural, “Rüşvet ve yolsuzluk operasyonu devam ederken bu operasyonu yapan kamu görevlilerinin görevden alınması hukukun üstünlüğüne darbedir. Hiç kimse ayıpların üstünü örtemeyecektir. Eğer bir vicdan isyanı varsa bırakın kamu görevlileri çalışsın. Hodri meydan diyoruz. Bu girişimin hukuk devletine aykırı olduğunu düşünüyorum.” ifadelerini kullandı. Bütçenin son oylamalarının ötelenmesini istedi. Soruşturmada görevli emniyet müdürlerine yönelik tasarruf CHP Grup Başkan Vekili Muharrem İnce’nin de gündemindeydi. İnce, “Operasyonun bir parçası olan kişiler, görevden alınıyor. Bu ahlaki mi, hukuka uygun mu? Bunu, siz hükümetin bir temsilcisi olarak nasıl değerlendiriyorsunuz? Bunlar neden görevden alındı? Ucu başka yerlere dokunacak diye korku mu var?” ifadelerini kullandı. BDP Batman Milletvekili Bengi Yıldız ise yapılan her hatalı işte cemaatin hedef gösterilmesini ilginç ifadelerle eleştirdi. Şunları söyledi: “Bu olup bitenlerden kim sorumludur? AKP ve yandaş medyasına göre, geçmişte Ergenekon sorumluydu, şimdi de cemaat. Dönüp sorulduğunda, aynı çevreler, ‘KCK, Ergenekon, Balbay, Nedim Şener, gibi gözaltı ve tutuklamalardan da cemaat sorumludur’ diyorlar. Doğrusunu isterseniz ‘Bu cemaat ne kadar güçlü’ diye soru sormak gerekiyor. Hem KCK ve PKK’yla savaşıyor, hem Ergenekon’la, hem hükümetle. Ve hâlen de bu kadar etkin ve bu kadar gücünü koruyabiliyor. Geçmişte, komünizm, Kürtçülük, irtica korkularıyla ülke idare ediliyordu, şimdi ise moda cemaat.” CHP Ankara Milletvekili İzzet Çetin, 11 yıldır demokrasiden adım adım uzaklaşıldığını söyledi. Çetin, “Bu olayı cemaat-AKP hesaplaşması gibi küçültmenin bir mantığı yok. Üç bakanın oğlu soruşturma geçiriyor. Bakan neredeyse mahiyetindeki memurları tarafından oğlunun soruşturuluyor olmasından rahatsızlık duymamış. İki günden bu yana bekliyoruz. Hadi Başbakan’ı anlıyorum, feryat ediyor. Hiçbir şey yapması mümkün değil ama birazcık ar, namus, hayâsı olan insan o koltuğu soruşturmanın selameti için bırakır, beklenen budur. Ama nerede böyle bir davranış!” diye konuştu.MIZRAK ARTIK ÇUVALA SIĞMIYORCHP’li Ahmet Toptaş, meseleyi Sayıştay raporlarına bağladı. Toptaş, “İhaleye fesat karıştırma, rüşvet alma, karapara aklama ile ilgili operasyon; gözaltına alınan bakan çocukları, işadamları, banka yöneticileriyle ilgili iddialar, Sayıştay raporlarının neden Meclis’ten kaçırılarak nelerin gizlenmek istediğini ortaya çıkarmıştır. Mızrak çuvala sığmamaktadır. Bunlar henüz buz dağının görünen kısmı. Yandaşlarınızı ihya ettiniz. Şapka düşmüş, kel görünmüştür. Bütün iman, edep, ahlak tartışması yapanların çocukları soruşturuluyor.” ifadelerini kullandı. MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık, operasyonları yürüten emniyet müdürlerinin bir gecede görevden alınmasının yargıya müdahale olduğunu söyledi. Aşık, “Yani, bu nasıl bir Türkiye, bu nasıl bir hükümet anlayışı? Operasyonu yapan müdürleri görevden alacaksınız, Deniz Feneri’ndeki savcıları görevden alacaksınız, ondan sonra da ‘yargıya intikal etmiş konuda biz herhangi bir yorum yapmak istemiyoruz’ diyeceksiniz. Burada bir çelişki var, burada bir sıkıntı var.” dedi. DESTİCİ: DEMOKRATİK ÜLKELERDE SORUŞTURMAYA MÜDAHALE EDİLMEZBüyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarının ardından Emniyet’te yaşanan görevden almaları, Eskişehir’deki programı sırasında değerlendirdi. Destici, “Hiçbir demokratik ülkede Türkiye’de yaşananlar yaşanmaz. Buna müsaade edilmez. Hiçbir demokratik ülkede siyaset yargıya müdahale etmez.” dedi. Hiçbir demokratik ülkede hukuk kurallarının olaylara göre, kişilere göre, zamana göre, zemine göre değiştirilemeyeceğini kaydeden BBP lideri, “Hiçbir demokratik ülkede başlamış olan bir soruşturmaya müdahale edilmez. Ama maalesef baktığımız zaman dün başlayan soruşturmaya hemen ertesi gün hem yeni savcılar atanarak, hem bu soruşturmayı gerçekleştiren emniyet müdürlerine el çektirerek resmen fiilî müdahalede bulunulmuştur.” diye konuştu.Şube müdürlerinin görevden alınması, suçun itirafıdırCHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Haluk Koç, yolsuzluk ve rüşvet operasyonunda em
Zaman
En Çok Okunan
19.12.2013
PolislerideğilbakanlarıgörevdenalınPolisleri değil bakanları görevden alın
Polisleri değil, bakanları görevden alın
Zaman
19.12.2013
02:01
Bütçe görüşmelerinin sürdüğü Meclis Genel Kurulu’nun dünkü müzakerelerine ‘yolsuzluk ve rüşvet operasyonu’ damgasını vurdu. Genel Kurul’da bütçe üzerine söz alan muhalefet milletvekilleri operasyonu gündeme getirip adı geçen bakanların istifa etmelerini istedi. Muhalefet milletvekilleri, ayrıca ‘AK Parti’nin işi cemaate yıkarak yolsuzluklardan kurtulamayacağını’ savundu.Bütçe görüşmeleri öncesinde söz alan MHP Grup Başkan Vekili Oktay Vural, soruşturmayı yürüten emniyet müdürlerinin görevden alınmasına tepki gösterdi. Vural, “Rüşvet ve yolsuzluk operasyonu devam ederken bu operasyonu yapan kamu görevlilerinin görevden alınması hukukun üstünlüğüne darbedir. Hiç kimse ayıpların üstünü örtemeyecektir. Eğer bir vicdan isyanı varsa bırakın kamu görevlileri çalışsın. Hodri meydan diyoruz. Bu girişimin hukuk devletine aykırı olduğunu düşünüyorum.” ifadelerini kullandı. Bütçenin son oylamalarının ötelenmesini istedi. Soruşturmada görevli emniyet müdürlerine yönelik tasarruf CHP Grup Başkan Vekili Muharrem İnce’nin de gündemindeydi. İnce, “Operasyonun bir parçası olan kişiler, görevden alınıyor. Bu ahlaki mi, hukuka uygun mu? Bunu, siz hükümetin bir temsilcisi olarak nasıl değerlendiriyorsunuz? Bunlar neden görevden alındı? Ucu başka yerlere dokunacak diye korku mu var?” ifadelerini kullandı. BDP Batman Milletvekili Bengi Yıldız ise yapılan her hatalı işte cemaatin hedef gösterilmesini ilginç ifadelerle eleştirdi. Şunları söyledi: “Bu olup bitenlerden kim sorumludur? AKP ve yandaş medyasına göre, geçmişte Ergenekon sorumluydu, şimdi de cemaat. Dönüp sorulduğunda, aynı çevreler, ‘KCK, Ergenekon, Balbay, Nedim Şener, gibi gözaltı ve tutuklamalardan da cemaat sorumludur’ diyorlar. Doğrusunu isterseniz ‘Bu cemaat ne kadar güçlü’ diye soru sormak gerekiyor. Hem KCK ve PKK’yla savaşıyor, hem Ergenekon’la, hem hükümetle. Ve hâlen de bu kadar etkin ve bu kadar gücünü koruyabiliyor. Geçmişte, komünizm, Kürtçülük, irtica korkularıyla ülke idare ediliyordu, şimdi ise moda cemaat.” CHP Ankara Milletvekili İzzet Çetin, 11 yıldır demokrasiden adım adım uzaklaşıldığını söyledi. Çetin, “Bu olayı cemaat-AKP hesaplaşması gibi küçültmenin bir mantığı yok. Üç bakanın oğlu soruşturma geçiriyor. Bakan neredeyse mahiyetindeki memurları tarafından oğlunun soruşturuluyor olmasından rahatsızlık duymamış. İki günden bu yana bekliyoruz. Hadi Başbakan’ı anlıyorum, feryat ediyor. Hiçbir şey yapması mümkün değil ama birazcık ar, namus, hayâsı olan insan o koltuğu soruşturmanın selameti için bırakır, beklenen budur. Ama nerede böyle bir davranış!” diye konuştu.MIZRAK ARTIK ÇUVALA SIĞMIYORCHP’li Ahmet Toptaş, meseleyi Sayıştay raporlarına bağladı. Toptaş, “İhaleye fesat karıştırma, rüşvet alma, karapara aklama ile ilgili operasyon; gözaltına alınan bakan çocukları, işadamları, banka yöneticileriyle ilgili iddialar, Sayıştay raporlarının neden Meclis’ten kaçırılarak nelerin gizlenmek istediğini ortaya çıkarmıştır. Mızrak çuvala sığmamaktadır. Bunlar henüz buz dağının görünen kısmı. Yandaşlarınızı ihya ettiniz. Şapka düşmüş, kel görünmüştür. Bütün iman, edep, ahlak tartışması yapanların çocukları soruşturuluyor.” ifadelerini kullandı. MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık, operasyonları yürüten emniyet müdürlerinin bir gecede görevden alınmasının yargıya müdahale olduğunu söyledi. Aşık, “Yani, bu nasıl bir Türkiye, bu nasıl bir hükümet anlayışı? Operasyonu yapan müdürleri görevden alacaksınız, Deniz Feneri’ndeki savcıları görevden alacaksınız, ondan sonra da ‘yargıya intikal etmiş konuda biz herhangi bir yorum yapmak istemiyoruz’ diyeceksiniz. Burada bir çelişki var, burada bir sıkıntı var.” dedi. DESTİCİ: DEMOKRATİK ÜLKELERDE SORUŞTURMAYA MÜDAHALE EDİLMEZBüyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarının ardından Emniyet’te yaşanan görevden almaları, Eskişehir’deki programı sırasında değerlendirdi. Destici, “Hiçbir demokratik ülkede Türkiye’de yaşananlar yaşanmaz. Buna müsaade edilmez. Hiçbir demokratik ülkede siyaset yargıya müdahale etmez.” dedi. Hiçbir demokratik ülkede hukuk kurallarının olaylara göre, kişilere göre, zamana göre, zemine göre değiştirilemeyeceğini kaydeden BBP lideri, “Hiçbir demokratik ülkede başlamış olan bir soruşturmaya müdahale edilmez. Ama maalesef baktığımız zaman dün başlayan soruşturmaya hemen ertesi gün hem yeni savcılar atanarak, hem bu soruşturmayı gerçekleştiren emniyet müdürlerine el çektirerek resmen fiilî müdahalede bulunulmuştur.” diye konuştu.Şube müdürlerinin görevden alınması, suçun itirafıdırCHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Haluk Koç, yolsuzluk ve rüşvet operasyonunda em
Zaman
Politika
19.12.2013
PolislerideğilbakanlarıgörevdenalınPolisleri değil bakanları görevden alın
Polisleri değil, bakanları görevden alın
Zaman
19.12.2013
02:01
Bütçe görüşmelerinin sürdüğü Meclis Genel Kurulu’nun dünkü müzakerelerine ‘yolsuzluk ve rüşvet operasyonu’ damgasını vurdu. Genel Kurul’da bütçe üzerine söz alan muhalefet milletvekilleri operasyonu gündeme getirip adı geçen bakanların istifa etmelerini istedi. Muhalefet milletvekilleri, ayrıca ‘AK Parti’nin işi cemaate yıkarak yolsuzluklardan kurtulamayacağını’ savundu.Bütçe görüşmeleri öncesinde söz alan MHP Grup Başkan Vekili Oktay Vural, soruşturmayı yürüten emniyet müdürlerinin görevden alınmasına tepki gösterdi. Vural, “Rüşvet ve yolsuzluk operasyonu devam ederken bu operasyonu yapan kamu görevlilerinin görevden alınması hukukun üstünlüğüne darbedir. Hiç kimse ayıpların üstünü örtemeyecektir. Eğer bir vicdan isyanı varsa bırakın kamu görevlileri çalışsın. Hodri meydan diyoruz. Bu girişimin hukuk devletine aykırı olduğunu düşünüyorum.” ifadelerini kullandı. Bütçenin son oylamalarının ötelenmesini istedi. Soruşturmada görevli emniyet müdürlerine yönelik tasarruf CHP Grup Başkan Vekili Muharrem İnce’nin de gündemindeydi. İnce, “Operasyonun bir parçası olan kişiler, görevden alınıyor. Bu ahlaki mi, hukuka uygun mu? Bunu, siz hükümetin bir temsilcisi olarak nasıl değerlendiriyorsunuz? Bunlar neden görevden alındı? Ucu başka yerlere dokunacak diye korku mu var?” ifadelerini kullandı. BDP Batman Milletvekili Bengi Yıldız ise yapılan her hatalı işte cemaatin hedef gösterilmesini ilginç ifadelerle eleştirdi. Şunları söyledi: “Bu olup bitenlerden kim sorumludur? AKP ve yandaş medyasına göre, geçmişte Ergenekon sorumluydu, şimdi de cemaat. Dönüp sorulduğunda, aynı çevreler, ‘KCK, Ergenekon, Balbay, Nedim Şener, gibi gözaltı ve tutuklamalardan da cemaat sorumludur’ diyorlar. Doğrusunu isterseniz ‘Bu cemaat ne kadar güçlü’ diye soru sormak gerekiyor. Hem KCK ve PKK’yla savaşıyor, hem Ergenekon’la, hem hükümetle. Ve hâlen de bu kadar etkin ve bu kadar gücünü koruyabiliyor. Geçmişte, komünizm, Kürtçülük, irtica korkularıyla ülke idare ediliyordu, şimdi ise moda cemaat.” CHP Ankara Milletvekili İzzet Çetin, 11 yıldır demokrasiden adım adım uzaklaşıldığını söyledi. Çetin, “Bu olayı cemaat-AKP hesaplaşması gibi küçültmenin bir mantığı yok. Üç bakanın oğlu soruşturma geçiriyor. Bakan neredeyse mahiyetindeki memurları tarafından oğlunun soruşturuluyor olmasından rahatsızlık duymamış. İki günden bu yana bekliyoruz. Hadi Başbakan’ı anlıyorum, feryat ediyor. Hiçbir şey yapması mümkün değil ama birazcık ar, namus, hayâsı olan insan o koltuğu soruşturmanın selameti için bırakır, beklenen budur. Ama nerede böyle bir davranış!” diye konuştu.MIZRAK ARTIK ÇUVALA SIĞMIYORCHP’li Ahmet Toptaş, meseleyi Sayıştay raporlarına bağladı. Toptaş, “İhaleye fesat karıştırma, rüşvet alma, karapara aklama ile ilgili operasyon; gözaltına alınan bakan çocukları, işadamları, banka yöneticileriyle ilgili iddialar, Sayıştay raporlarının neden Meclis’ten kaçırılarak nelerin gizlenmek istediğini ortaya çıkarmıştır. Mızrak çuvala sığmamaktadır. Bunlar henüz buz dağının görünen kısmı. Yandaşlarınızı ihya ettiniz. Şapka düşmüş, kel görünmüştür. Bütün iman, edep, ahlak tartışması yapanların çocukları soruşturuluyor.” ifadelerini kullandı. MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık, operasyonları yürüten emniyet müdürlerinin bir gecede görevden alınmasının yargıya müdahale olduğunu söyledi. Aşık, “Yani, bu nasıl bir Türkiye, bu nasıl bir hükümet anlayışı? Operasyonu yapan müdürleri görevden alacaksınız, Deniz Feneri’ndeki savcıları görevden alacaksınız, ondan sonra da ‘yargıya intikal etmiş konuda biz herhangi bir yorum yapmak istemiyoruz’ diyeceksiniz. Burada bir çelişki var, burada bir sıkıntı var.” dedi. DESTİCİ: DEMOKRATİK ÜLKELERDE SORUŞTURMAYA MÜDAHALE EDİLMEZBüyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarının ardından Emniyet’te yaşanan görevden almaları, Eskişehir’deki programı sırasında değerlendirdi. Destici, “Hiçbir demokratik ülkede Türkiye’de yaşananlar yaşanmaz. Buna müsaade edilmez. Hiçbir demokratik ülkede siyaset yargıya müdahale etmez.” dedi. Hiçbir demokratik ülkede hukuk kurallarının olaylara göre, kişilere göre, zamana göre, zemine göre değiştirilemeyeceğini kaydeden BBP lideri, “Hiçbir demokratik ülkede başlamış olan bir soruşturmaya müdahale edilmez. Ama maalesef baktığımız zaman dün başlayan soruşturmaya hemen ertesi gün hem yeni savcılar atanarak, hem bu soruşturmayı gerçekleştiren emniyet müdürlerine el çektirerek resmen fiilî müdahalede bulunulmuştur.” diye konuştu.Şube müdürlerinin görevden alınması, suçun itirafıdırCHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Haluk Koç, yolsuzluk ve rüşvet operasyonunda em
Zaman
Ana Sayfa
19.12.2013
PolislerideğilbakanlarıgörevdenalınPolisleri değil bakanları görevden alın
Elitaş: Ucu nereye giderse gitsin iktidarın araştırması boynunun borcu
Zaman
18.12.2013
22:36
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, yolsuzlukla mücadele eden bir iktidarın, bu süreç içerisinde kim yaparsa yapsın, ucu nereye giderse gitsin bu konuyu araştırmasının boynunun borcu ve vazifesi olduğunu söyledi. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulunda, 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı üzerindeki görüşmelere devam ediliyor. Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına konuştu. Elitaş, Her kim ki yolsuzluk yapıyorsa, her kim ki bu ülkenin tüyü bitmedik yetiminin hakkını yiyorsa, her kim ki nüfuz kullanarak bilerek veya bilmeyerek kendi menfaatine bir şey temin ediyorsa, onun üzerine sonuna kadar gidilmesi gerektiğini ifade ediyorum. dedi. Yolsuzlukla mücadele eden bir iktidarın, bu süreç içerisinde kim yaparsa yapsın, ucu nereye giderse gitsin bu konuyu araştırmanın boynunun borcu ve vazifesi olduğunu vurgulayan Elitaşa, CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç, Dürüst olsun efendim, doğru konuşsun. Hem polisleri görevden alıyorlar, hem savcıları görevden alıyorlar, bir de Nereye ucu dokunursa… diyor. diyerek tepki gösterdi.Seninle bir konuda tartışmaya girmiyorum, seni de ciddiye almıyorum, seni de muhatap almıyorum. diyen Elitaşa Genç ise Ben de seni muhatap almıyorum. dedi. Elitaş, devamla Az sonra senin servetinin ne olduğunu getiririm. Ömür boyunca memurluk yapmış bir adamın çocuğunun üzerine 10 tane gayrimenkul nereden gelir? Senin çocuğunun üzerinde 10 tane gayrimenkul. Senin çocuğun burada, Mecliste memur olarak çalışıyor; 10 tane gayrimenkulü nereden bulmuş? Senin çocuğun bu Mecliste memur olarak çalışıyor, en fazla maaşı 3 bin liradır; 10 tane gayrimenkulü nereden bulmuş, onun şeyini ver sen, dürüstlük timsali olarak ortaya çıkıyorsun! şeklinde konuştu.Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanlığı üzerinden bu senenin başında bir operasyon başlatıldığını hatırlatan Elitaş, çeşitli iddiaları okudu. Şu anda soruşturmaların devam ettiğini dile getiren Elitaş, Bu soruşturmalar çerçevesinde savcıların yeri değiştirilmedi, savcılar da görevden alınmadı. 52 kişinin gözaltında bulunduğu durumda savcılara yardımcı olmak üzere... Ergenekon iddianamesinde de bu iş oldu, Balyoz iddianamesinde de bu iş oldu. Siyasette, bakın, iftiraları, soruşturmaları iftira kapsamında getirip gerçek gibi ifade etmek yarın bu Parlamentonun itibarına zede verir. Birileri rahatsız diye manşet atanlar başka şeyleri rahatsız diye ifade ederler. değerlendirmesinde bulundu. CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce ise Başbakan suç işliyor. Başbakan az önce çete diyor, çete. Başbakan açıkça suç işliyor, adil yargılamayı etkiliyor Başbakan. Bakın, hiç hukuktan anlamaya gerek yok, avukat olmaya, hukuk fakültesi bitirmeye gerek yok. Bir, polisler birilerini gözaltına almış, - savcı biliyor bunu değil mi? - siz savcıyı değiştirirseniz, polisleri değiştirirseniz… Ne yapmak istiyorsunuz? Ne için değiştirmiş olabilirsiniz? Bunu düşünelim. Yani, o polis müdürlerini siz niye değiştiriyorsunuz? Organize işler, kaçakçılık, bütün bunları neden? Birincisi bu. Bir diğeri ne, biliyor musunuz? Bakın, ben size hukukla, Anayasayla, yönetmelikle, İç tüzükle konuşmayayım; vicdanımla konuşayım, vicdanımla. Çok ah aldınız, çok can yaktınız, çok insanı intihar ettirdiniz, çok insanı hapislerde çürüttünüz. Kul hakkı var üzerinizde. Fitil fitil burnunuzdan çıkacak bunlar; Anayasada da çıkacak, mahkemede de çıkacak, Allahın huzurunda da çıkacak. O kadar insanın canını yaktınız ki, o kadar insana darbeci dediniz, incittiniz ki, o kadar insanı ezdiniz ki, o kadar insanı... Bakın, nişanlısıyla çekilmiş fotoğrafı, subayı, fuhuş diye tanıttınız. O kadar insanı itibarsız hâle getirdiniz ki, o kadar kul hakkı var ki üzerinizde, fitil fitil bunlar burnunuzdan gelecek. şeklinde konuştu. CİHAN
Zaman
Son Dakika
18.12.2013
ElitaşUcunereyegidersegitsiniktidarınaraştırmasıboynununborcuElitaş Ucu nereye giderse gitsin iktidarın araştırması boynunun borcu
"Savcıları ve emniyet müdürlerini görevden alacağınıza İçişleri Bakanını alın"
Zaman
18.12.2013
21:08
CHP Manisa Milletvekili Hasan Ören, İstanbuldaki yolsuzluk ve rüşvet operasyonu kapsamında emniyet müdürlerinin görevden alınmasına sert tepki gösterdi. Ören, Eğer gerçekten siz, Türkiyede yaşanan bu soygunu, bu imar yolsuzluklarını açığa çıkartmak istiyor iseniz savcıları ve emniyet müdürlerini alacağınıza İçişleri Bakanını alın. dedi.Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulunda, 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı üzerindeki görüşmelere devam ediliyor. CHP Manisa Milletvekili Hasan Ören, gerçekten böyle günlerde siyasetin çok zor olduğunu söyledi. Siyasetçi de sinirlerine hâkim olmalı, dengesini kaybetmemeli. diyen Ören, dengesini kaybettiğinde de ağzından çıkan sözlerin nereye gittiğini, kimleri kırdığını duyması, görmesi gerekli olduğunu kaydetti.HAKAN ŞÜKÜR İÇİN KULLANDIĞI DÜRÜSTLÜK KELİMESİNİ ADIYAMAN MİLLETVEKİLİ SALİH FIRAT NASIL ALGILAYACAKBaşbakanın dün Konyada istifa eden Hakan Şükür ile ilgili (Bir partinin bayrağı altında seçime giriyor isen devam edeceksin, partiden ayrılıyor isen dürüstsen o zaman milletvekilliğinden de istifa edeceksin.) yönündeki sözlerini hatırlatan Ören, Aslında kime sorarsanız bunun altına imza atar, yıllardır Cumhuriyet Halk Partisinin söylediği de bu. dedi. Ören, şöyle devam etti: Yani siyasi etik kanunu çıkaralım, böyle alavere dalaverelerle transferlerden vazgeçelim. Evet, bir milletvekili partisiyle anlaşamaz, istifa eder ve bağımsız kalır, buna kimsenin diyeceği bir şey yok ama bir milletvekili istifa ettikten sonra sizin partinize geçiyor ise Adıyaman Milletvekilini partinize almaktan gurur ve kıvanç duyuyor iseniz… Şimdi, Başbakan, bu, partisinden istifa etmiş olan Hakan Şükür için kullandığı dürüstlük kelimesini Adıyaman Milletvekili Salih Fırat acaba nasıl algılayacaktır, kendilerine sormak gerekli.AK Partililerin kızma hakkı bulunduğunu dile getiren CHP Manisa Milletvekili Hasan Ören, Kızma hakkınızı kullanın çünkü hepinizin kafası karışık; sizin değil, Bülent Arınçın kafası karışık, bakanların kafası karışık, Başbakanların kafası karışık. dedi. ŞİMDİ TÜRKİYE NERESİNİ TEMİZLİYORDün denilen tek şeyin Ergenekon, Türkiye bağırsaklarını temizliyor. olduğunu ifade eden Ören bugün kendilerini Durun bakalım sonuçlansın, yargı devam ediyor, yargı devam ederken suçsuzluk karinesi var. Bunun üzerine konuşulmaz. dediklerini hatırlatıp Şimdi Türkiye neresini temizliyor. diye soran Ören, şöyle devam etti: Dün kahraman yaptığınız Zekeriya Özü aldınız. Şimdi, Zekeriya Öz, bakanın çocuklarına dokununca… Allahım göstermesin, asla böyle bir şeyin olmasını istemiyorum, doğru da saymıyorum, ama bu yargı altı boş olan bir iddiayla İçişleri Bakanının çocuğuna kadar gidebiliyor ise on bir yılın içindeki hesabı yine siz vereceksiniz. Bu yargıyı, o zaman, buraya getirmişsiniz demek ki. O zaman, Ergenekon davasında, KCK davalarında bu yargı yanlış kararlar vermiş demek ki. Şimdi, aşağı tükürsen bıyık, yukarıya tükürsen sakal. Eğer, bu hukuk sistemi çocuklarınızla ilgili gerekli olan belgeleri ve bilgileri çıkarır ise yani, bu, tutuklamaya dönüşür ise o zaman bir felaket.MASUM OLDUKLARINA İNANMAK İSTİYORUMBen masum olduklarına inanıyorum, öyle inanmak istiyorum. diyen Ören, Bakanın çocuklarının hırsızlık yapmasını, bakanın çocuklarının bu ülkenin yetim, gurebanın hakkını yemesini düşünmek mümkün müdür? Aksini düşünüyorum, ama aksini düşündüğümde de bu Zekeriya Özleri, bu savcıları nereye koyalım siz onu söyleyin bana. şeklinde konuştu. Genel Kurula Başbakanın bir ses kaydını dinleten CHP Manisa Milletvekili Ören, Meclis Başkanvekili Meral Akşener tarafından uyarıldı. Demek ki sayın Başbakanın dediği gibi hırsızlık çocuktan babaya geçmiyor yani, babadan çocuğa geçiyor. diyen Ören, Yani eğer bir bürokrat hırsızlık yapıyorsa… Bu ülkenin değerlerini ayakkabı kutularına saklıyorsa o zaman bakanından hesap sormak gerekli. ifadelerini kullandı. Maliye Bakanı Mehmet Şimşekin istifa konusundaki sözlerini hatırlatan Ören, Böylesine bir olayda burada Maliye Bakanı bunu söylüyor ise diğerlerine ne demek gerekli? diye sordu. Örenin konuşmaları sırasında AK Parti sıralarından sürekli tepkiler yükseldi. YARGI BUNU DEVAM ETTİRİYORSA SAVCILARI NİYE ALIYORSUNUZEğer burada yargı bunu devam ettiriyorsa savcıları niye alıyorsunuz görevden? diye soran Ören, şunları söyledi: Ergenekon savcılarını aldınız mı, KCK tutuklularının yargılandığı yerdeki savcıları aldınız mı Zekeriya Özü getirdiniz, orada altına zırhlı arabaları verdiniz, bugün niye alıyorsunuz? Peki, emniyet müdürlerini, emniyet müdür yardımcılarını niye alıyorsunuz? İki dakika önce yine İnternete düştü, 6 emniyet müdür yardımcısını daha almışsınız. Bu sırada AK Parti Milletvekili Mehmet Metiner, İyi yapmışız, iyi yapmışız, iyi iyi. Burası bürokratik bir cumhuriyet değil; iyi yapmışız. karşılığını verdi. SAVCILARI VE EMNİYET MÜDÜR
Zaman
Son Dakika
18.12.2013
SavcılarıveemniyetmüdürlerinigörevdenalacağınızaİçişleriBakanınıalınSavcıları ve emniyet müdürlerini görevden alacağınıza İçişleri Bakanını alın
Balbay, tahliye edildi
Zaman
10.12.2013
02:18
Ergenekon davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, CHP Milletvekili Mustafa Balbay’ın tahliyesine karar verdi.Mahkemenin oybirliğiyle aldığı kararda, Anayasa Mahkemesi’nin, ‘makul tutukluluk süresinin aşıldığı’ hükmüne vardığı belirtildi. Ayrıca Balbay’ın yurtdışına çıkış yasağı konulmasına hükmedildi.Anayasa Mahkemesi’ne başvuran Mustafa Balbay, uzun tutukluluk süresi ve seçilme hakkının ihlal edilmesi gerekçeleriyle şikayetçi olmuştu. Yüksek Mahkeme de Ergenekon davasından 34 yıl 8 ay hapse mahkum olan Balbay’ın bireysel başvurusunu kabul etmiş, seçilme hakkının ihlal edildiği ve uzun tutukluluktan dolayı kendisine 5 bin TL tazminat ödenmesine hükmetmişti. Bu kararın ardından Balbay’ın avukatları, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne tahliye talepli dilekçe sundu. Başvuruyu incelemeye alan mahkeme heyeti, dünkü duruşmada savcılardan mütalaalarını açıklamasını istedi. Duruşma savcıları tarafından hazırlanan mütalaada Anayasa Mahkemesi’nin kararı irdelenerek seçilme hakkını kullanamayan Balbay’ın tahliye edilmesi talep edildi. Mahkeme heyeti de 4 yıl 9 ay 15 gündür tutuklu bulunan Balbay’ın oy birliğiyle tahliyesine karar verdi. 3 sayfalık kararda, Balbay’ın kanunda öngörülen 5 yıllık azami sürenin dolmamış olduğu kaydedildi. Yargılamayı aksatacak ve durduracak olayların çokluğuna rağmen davanın olabilecek en kısa sürede bitirildiği vurgulandı. Ardından Yüksek Mahkeme’nin kararı hatırlatılarak, “Anayasa Mahkemesi, ‘devlet aleyhine işlenen cürümler’ kapsamında suç işlemiş olduğuna karar verilmiş olsa ve bu sanıklar tutuklandıkları tarihte milletvekili olmasalar dahi seçilmiş milletvekili sanıkların tutuklu bulundurulmasını makul sürenin aşılmış olduğu şeklinde yorumlamıştır.” denildi. Kanunun uzun tutukluluklarla ilgili hükmünün açık olduğunu hatırlatarak, şöyle devam edildi: “Anayasa Mahkemesi’nin tutuklulukta makul sürenin aşıldığı yönündeki kararının seçilmiş milletvekillerine özgü olarak ve seçilme hakkı dikkate alınarak verilmiş bir içtihat özelliği taşıdığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar gerek Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları ve gerekse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları gereği, mahkemenin hüküm verildikten sonra hükmen tutukluluğuna karar verdiği sanıklarla ilgili herhangi bir tasarrufu söz konusu değilse de Anayasa Mahkemesi’nin kararının bağlayıcı olduğundan hükmen tutuklu sanık Mustafa Balbay’ın tahliyesine karar verildi.” Mahkeme ayrıca Balbay’ın yurtdışına çıkış yasağı konulmasına hükmetti.Tahliye kararının ardından Sincan Cezaevi’nde bekleyenler sevinç gösterisinde bulundu. Balbay’ı, cezaevinden çıkışında eşi ile aralarında CHP’li vekillerin bulunduğu kalabalık karşıladı. Bugün Meclis’te yemin edeceğini belirten Balbay, “Hepinize merhaba, özgürlüğe merhaba. Bu sürecin tapteze bir başlangıç olmasını yürekten diliyorum.” dedi. Balbay’ın baba ocağında da tahliye haberinin gelmesiyle sevinç gözyaşları döküldü. Anne Melek Balbay, “Evladımın istediği böreği hazırladım. Şimdi yanıma gelmesini bekliyorum.” diye konuştu.
Zaman
En Çok Okunan
10.12.2013
BalbaytahliyeedildiBalbay tahliye edildi
Balbay, tahliye edildi
Zaman
10.12.2013
01:55
Ergenekon davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, CHP Milletvekili Mustafa Balbay’ın tahliyesine karar verdi.Mahkemenin oybirliğiyle aldığı kararda, Anayasa Mahkemesi’nin, ‘makul tutukluluk süresinin aşıldığı’ hükmüne vardığı belirtildi. Ayrıca Balbay’ın yurtdışına çıkış yasağı konulmasına hükmedildi.Anayasa Mahkemesi’ne başvuran Mustafa Balbay, uzun tutukluluk süresi ve seçilme hakkının ihlal edilmesi gerekçeleriyle şikayetçi olmuştu. Yüksek Mahkeme de Ergenekon davasından 34 yıl 8 ay hapse mahkum olan Balbay’ın bireysel başvurusunu kabul etmiş, seçilme hakkının ihlal edildiği ve uzun tutukluluktan dolayı kendisine 5 bin TL tazminat ödenmesine hükmetmişti. Bu kararın ardından Balbay’ın avukatları, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne tahliye talepli dilekçe sundu. Başvuruyu incelemeye alan mahkeme heyeti, dünkü duruşmada savcılardan mütalaalarını açıklamasını istedi. Duruşma savcıları tarafından hazırlanan mütalaada Anayasa Mahkemesi’nin kararı irdelenerek seçilme hakkını kullanamayan Balbay’ın tahliye edilmesi talep edildi. Mahkeme heyeti de 4 yıl 9 ay 15 gündür tutuklu bulunan Balbay’ın oy birliğiyle tahliyesine karar verdi. 3 sayfalık kararda, Balbay’ın kanunda öngörülen 5 yıllık azami sürenin dolmamış olduğu kaydedildi. Yargılamayı aksatacak ve durduracak olayların çokluğuna rağmen davanın olabilecek en kısa sürede bitirildiği vurgulandı. Ardından Yüksek Mahkeme’nin kararı hatırlatılarak, “Anayasa Mahkemesi, ‘devlet aleyhine işlenen cürümler’ kapsamında suç işlemiş olduğuna karar verilmiş olsa ve bu sanıklar tutuklandıkları tarihte milletvekili olmasalar dahi seçilmiş milletvekili sanıkların tutuklu bulundurulmasını makul sürenin aşılmış olduğu şeklinde yorumlamıştır.” denildi. Kanunun uzun tutukluluklarla ilgili hükmünün açık olduğunu hatırlatarak, şöyle devam edildi: “Anayasa Mahkemesi’nin tutuklulukta makul sürenin aşıldığı yönündeki kararının seçilmiş milletvekillerine özgü olarak ve seçilme hakkı dikkate alınarak verilmiş bir içtihat özelliği taşıdığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar gerek Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları ve gerekse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları gereği, mahkemenin hüküm verildikten sonra hükmen tutukluluğuna karar verdiği sanıklarla ilgili herhangi bir tasarrufu söz konusu değilse de Anayasa Mahkemesi’nin kararının bağlayıcı olduğundan hükmen tutuklu sanık Mustafa Balbay’ın tahliyesine karar verildi.” Mahkeme ayrıca Balbay’ın yurtdışına çıkış yasağı konulmasına hükmetti.Tahliye kararının ardından Sincan Cezaevi’nde bekleyenler sevinç gösterisinde bulundu. Balbay’ı, cezaevinden çıkışında eşi ile aralarında CHP’li vekillerin bulunduğu kalabalık karşıladı. Bugün Meclis’te yemin edeceğini belirten Balbay, “Hepinize merhaba, özgürlüğe merhaba. Bu sürecin tapteze bir başlangıç olmasını yürekten diliyorum.” dedi. Balbay’ın baba ocağında da tahliye haberinin gelmesiyle sevinç gözyaşları döküldü. Anne Melek Balbay, “Evladımın istediği böreği hazırladım. Şimdi yanıma gelmesini bekliyorum.” diye konuştu.
Zaman
Güncel
10.12.2013
BalbaytahliyeedildiBalbay tahliye edildi
Balbay, tahliye edildi
Zaman
10.12.2013
01:52
Ergenekon davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, CHP Milletvekili Mustafa Balbay’ın tahliyesine karar verdi.Mahkemenin oybirliğiyle aldığı kararda, Anayasa Mahkemesi’nin, ‘makul tutukluluk süresinin aşıldığı’ hükmüne vardığı belirtildi. Ayrıca Balbay’ın yurtdışına çıkış yasağı konulmasına hükmedildi.Anayasa Mahkemesi’ne başvuran Mustafa Balbay, uzun tutukluluk süresi ve seçilme hakkının ihlal edilmesi gerekçeleriyle şikayetçi olmuştu. Yüksek Mahkeme de Ergenekon davasından 34 yıl 8 ay hapse mahkum olan Balbay’ın bireysel başvurusunu kabul etmiş, seçilme hakkının ihlal edildiği ve uzun tutukluluktan dolayı kendisine 5 bin TL tazminat ödenmesine hükmetmişti. Bu kararın ardından Balbay’ın avukatları, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne tahliye talepli dilekçe sundu. Başvuruyu incelemeye alan mahkeme heyeti, dünkü duruşmada savcılardan mütalaalarını açıklamasını istedi. Duruşma savcıları tarafından hazırlanan mütalaada Anayasa Mahkemesi’nin kararı irdelenerek seçilme hakkını kullanamayan Balbay’ın tahliye edilmesi talep edildi. Mahkeme heyeti de 4 yıl 9 ay 15 gündür tutuklu bulunan Balbay’ın oy birliğiyle tahliyesine karar verdi. 3 sayfalık kararda, Balbay’ın kanunda öngörülen 5 yıllık azami sürenin dolmamış olduğu kaydedildi. Yargılamayı aksatacak ve durduracak olayların çokluğuna rağmen davanın olabilecek en kısa sürede bitirildiği vurgulandı. Ardından Yüksek Mahkeme’nin kararı hatırlatılarak, “Anayasa Mahkemesi, ‘devlet aleyhine işlenen cürümler’ kapsamında suç işlemiş olduğuna karar verilmiş olsa ve bu sanıklar tutuklandıkları tarihte milletvekili olmasalar dahi seçilmiş milletvekili sanıkların tutuklu bulundurulmasını makul sürenin aşılmış olduğu şeklinde yorumlamıştır.” denildi. Kanunun uzun tutukluluklarla ilgili hükmünün açık olduğunu hatırlatarak, şöyle devam edildi: “Anayasa Mahkemesi’nin tutuklulukta makul sürenin aşıldığı yönündeki kararının seçilmiş milletvekillerine özgü olarak ve seçilme hakkı dikkate alınarak verilmiş bir içtihat özelliği taşıdığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar gerek Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları ve gerekse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları gereği, mahkemenin hüküm verildikten sonra hükmen tutukluluğuna karar verdiği sanıklarla ilgili herhangi bir tasarrufu söz konusu değilse de Anayasa Mahkemesi’nin kararının bağlayıcı olduğundan hükmen tutuklu sanık Mustafa Balbay’ın tahliyesine karar verildi.” Mahkeme ayrıca Balbay’ın yurtdışına çıkış yasağı konulmasına hükmetti.Tahliye kararının ardından Sincan Cezaevi’nde bekleyenler sevinç gösterisinde bulundu. Balbay’ı, cezaevinden çıkışında eşi ile aralarında CHP’li vekillerin bulunduğu kalabalık karşıladı. Bugün Meclis’te yemin edeceğini belirten Balbay, “Hepinize merhaba, özgürlüğe merhaba. Bu sürecin tapteze bir başlangıç olmasını yürekten diliyorum.” dedi. Balbay’ın baba ocağında da tahliye haberinin gelmesiyle sevinç gözyaşları döküldü. Anne Melek Balbay, “Evladımın istediği böreği hazırladım. Şimdi yanıma gelmesini bekliyorum.” diye konuştu.
Zaman
Ana Sayfa
10.12.2013
BalbaytahliyeedildiBalbay tahliye edildi
Arınç: Yargıtay’ın kararı hukuken çok yeterli
Zaman
12.10.2013
01:53
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Yargıtay’ın Balyoz’la ilgili kararını hukukî açıdan çok yeterli ve doyurucu bulduğunu söyledi. Arınç, Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin ağır biçimde eleştirilmesini ise Ergenekon davasının temyiz duruşmasına da aynı dairenin bakacak olmasına bağladı.Bir televizyon programında soruları cevaplayan Arınç, “Yargıtay, tarafları, avukatları dinleyerek bir karar verdi ve bu kararı ciddi bir incelemeyle verdiği anlaşılıyor. Çünkü onadıkları olduğu gibi, esastan bozdukları da oldu. Tahliyeye de karar verildi. Suç vasfını değiştirdikleri de oldu.” dedi. CNN Türk Televizyonu’nda Taha Akyol’un programında gündeme ilişkin soruları cevaplayan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Balyoz davasında Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin kararıyla ilgili değerlendirmesi sorulan Arınç, davanın 3 yıl önce başladığını hatırlatarak sözlerine başladı. Mahkemenin kararının ardından temyiz aşamasına geçildiğini aktaran Arınç, “Yargıtay, tarafları, avukatları dinleyerek bir karar verdi ve bu kararı da ciddi bir incelemeyle verdiği anlaşılıyor. Çünkü onadıkları olduğu gibi esastan bozdukları da oldu. Tahliyeye de karar verildi. Suç vasfını değiştirdikleri oldu. Bence Yargıtay iyi bir inceleme yaptı. Önce suçun hukukî vasfını tayin etti. Çünkü gerekçesini okuduğumuzda da Yargıtay’ın kararına mesnet teşkil eden gerekçelerin hukuksal açıdan çok yeterli ve doyurucu olduğunu görüyorum. Gerekçelerinde dijital delillerinden tutunuz getirdikleri her şey makul şeylerdir. Birilerine bunları anlatmak çok zor olacak. Özellikle siyaset, tarafgirlik gözlerini kızarttığı zaman bunlar söylenecek. Zannediyorum ki arkadan daha büyük bir davanın da temyizi gelecek. Ergenekon terör örgütü davasına da aynı daire bakacak. Bugün koparılan haksız gürültüler o davayı etkilemek için de olabilir.” ifadelerini kullandı. 28 Şubat davasında yaşanan tahliyelerle ilgili değerlendirmesi sorulan Arınç, “Hukuki suç vasfı tayin edilmesi lazım. Burada sokaklarda yürüyen tanklar sadece Sincan’la sınırlı kaldı. Asker eline silah almadı, Meclis’i kapatmadı. Bildiğimiz klasik darbe dışında farklı yöntemlerle hükümeti devirmek için amaca ulaştı. Burada yargı önemli bir iş yapıyor. Buradaki hakimleri savcıları töhmet altında bırakmak yanlış bir şey. Çünkü adaletli olmamız lazım.” dedi. abdullah GÜL’ÜN AK PARTİ’DE SİYASET YAPMASINI İSTERİMBaşbakan Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı konusunda görüşleri sorulan Arınç, “Sayın Erdoğan cumhurbaşkanı olacaksa sonrasında sorun yaşanmaz. Varsayım şöyle; cumhurbaşkanı sayın başbakanımız olacaksa, o zaman Sayın Gül tekrar adaylığını koymayacak ve siyasi hayattan ayrılacak. Peki bir yıl sonrasında ne yapacak? Bahsettiğimiz kişi ilk başbakanımız, partimizin kurucusu, halkın sevgilisi. Böyle bir insanın tekrar siyaset yapma arzusunu ben taşımasını isterim. AK Parti’de siyaset yapmasını isterim. Abdullah Gül şüphesiz partimize dönerse en iyi göreve gelir.” diye konuştu. İSTANBUL ZAMAN
Zaman
Politika
12.10.2013
ArınçYargıtay’ınkararıhukukençokyeterliArınç Yargıtay’ın kararı hukuken çok yeterli
Arınç: Yargıtay’ın kararı hukuken çok yeterli
Zaman
12.10.2013
01:53
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Yargıtay’ın Balyoz’la ilgili kararını hukukî açıdan çok yeterli ve doyurucu bulduğunu söyledi. Arınç, Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin ağır biçimde eleştirilmesini ise Ergenekon davasının temyiz duruşmasına da aynı dairenin bakacak olmasına bağladı.Bir televizyon programında soruları cevaplayan Arınç, “Yargıtay, tarafları, avukatları dinleyerek bir karar verdi ve bu kararı ciddi bir incelemeyle verdiği anlaşılıyor. Çünkü onadıkları olduğu gibi, esastan bozdukları da oldu. Tahliyeye de karar verildi. Suç vasfını değiştirdikleri de oldu.” dedi. CNN Türk Televizyonu’nda Taha Akyol’un programında gündeme ilişkin soruları cevaplayan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Balyoz davasında Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin kararıyla ilgili değerlendirmesi sorulan Arınç, davanın 3 yıl önce başladığını hatırlatarak sözlerine başladı. Mahkemenin kararının ardından temyiz aşamasına geçildiğini aktaran Arınç, “Yargıtay, tarafları, avukatları dinleyerek bir karar verdi ve bu kararı da ciddi bir incelemeyle verdiği anlaşılıyor. Çünkü onadıkları olduğu gibi esastan bozdukları da oldu. Tahliyeye de karar verildi. Suç vasfını değiştirdikleri oldu. Bence Yargıtay iyi bir inceleme yaptı. Önce suçun hukukî vasfını tayin etti. Çünkü gerekçesini okuduğumuzda da Yargıtay’ın kararına mesnet teşkil eden gerekçelerin hukuksal açıdan çok yeterli ve doyurucu olduğunu görüyorum. Gerekçelerinde dijital delillerinden tutunuz getirdikleri her şey makul şeylerdir. Birilerine bunları anlatmak çok zor olacak. Özellikle siyaset, tarafgirlik gözlerini kızarttığı zaman bunlar söylenecek. Zannediyorum ki arkadan daha büyük bir davanın da temyizi gelecek. Ergenekon terör örgütü davasına da aynı daire bakacak. Bugün koparılan haksız gürültüler o davayı etkilemek için de olabilir.” ifadelerini kullandı. 28 Şubat davasında yaşanan tahliyelerle ilgili değerlendirmesi sorulan Arınç, “Hukuki suç vasfı tayin edilmesi lazım. Burada sokaklarda yürüyen tanklar sadece Sincan’la sınırlı kaldı. Asker eline silah almadı, Meclis’i kapatmadı. Bildiğimiz klasik darbe dışında farklı yöntemlerle hükümeti devirmek için amaca ulaştı. Burada yargı önemli bir iş yapıyor. Buradaki hakimleri savcıları töhmet altında bırakmak yanlış bir şey. Çünkü adaletli olmamız lazım.” dedi. abdullah GÜL’ÜN AK PARTİ’DE SİYASET YAPMASINI İSTERİMBaşbakan Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı konusunda görüşleri sorulan Arınç, “Sayın Erdoğan cumhurbaşkanı olacaksa sonrasında sorun yaşanmaz. Varsayım şöyle; cumhurbaşkanı sayın başbakanımız olacaksa, o zaman Sayın Gül tekrar adaylığını koymayacak ve siyasi hayattan ayrılacak. Peki bir yıl sonrasında ne yapacak? Bahsettiğimiz kişi ilk başbakanımız, partimizin kurucusu, halkın sevgilisi. Böyle bir insanın tekrar siyaset yapma arzusunu ben taşımasını isterim. AK Parti’de siyaset yapmasını isterim. Abdullah Gül şüphesiz partimize dönerse en iyi göreve gelir.” diye konuştu. İSTANBUL ZAMAN
Zaman
Ana Sayfa
12.10.2013
ArınçYargıtay’ınkararıhukukençokyeterliArınç Yargıtay’ın kararı hukuken çok yeterli
Bozdağ: Türkiye, büyük bir demokrasi ve hukuk sınavından geçti
Zaman
06.08.2013
16:27
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Silivride görülen dava ile Türkiyenin büyük bir demokrasi ve hukuk sınavından geçtiğini söyledi.Bulgaristana gitmek üzere Kırklareline gelen Bozdağ, Vali Mustafa Yaman tarafından tören mangası ile karşılandı. Valilik makamına geçen Bozdağ, gazetecilerin, Silivride görülen Ergenekon davasının sonucuyla ilgili sorularını cevaplandırdı. Silivride devam eden tarihi davada mahkemenin nihai kararını dün açıkladığını belirten Bozdağ, Tabi, her mahkeme kararını beğenenler olduğu gibi beğenmeyenler de olabilir. Doğru bir değerlendirme yapabilmek için mahkeme kararlarını, dosyayı ve kararın gerekçesini görmek lazım. Kararın gerekçesini ve dosyayı görmeden buna ilişkin detaylı değerlendirme yapmak, bizim sağlıklı sonuçlara ulaşmamıza engel olur. dedi.Hukuki değerlendirmelerin gerekçeli karardan sonra yapılmasının daha faydalı olacağını kaydeden Bozdağ, bunun, insanların bu kararla ilgili değerlendirme yapmasına engel olmadığını söyledi. Yapılan değerlendirmelerin önemli bir kısmının, dosyadan ve mahkemenin gerekçelerinden bağımsız kişilerin durduğu yerle alakalı değerlendirmeler olduğunu söyleyen Bozdağ, Herkes durduğu yere göre bir değerlendirme yapıyor. Taraftarlığına değerlendirme yapıyor. Bu da fevkalade yanlıştır. Bildiğiniz gibi mahkemeler kararlarını Anayasa, kanuna, dosyadaki delillere ve bunlardan edindikleri vicdani kanaate göre verirler. O vicdani kanaati oluşturan dosyadaki deliller ve hukuksal yapılar nedir? Onları gördükten sonra ancak sağlıklı bir değerlendirme yapılabilir. Onun dışında yapılan değerlendirmeler tabii kişilerin kendi tutumları, duruşları, durdukları yerlerle alakalıdır. Mahkemelerin kararları anayasa ve hukuk çerçevesinde oluşuyor. diye konuştu.Türkiyenin, bir demokratik hukuk devleti olduğunu vurgulayan Başbakan Yardımcısı Bozdağ, esasında Silivride görülen dava nedeniyle Türkiyenin büyük bir demokrasi ve hukuk sınavından da geçtiğini dile getirdi. Bozdağ, Belki bugün bu davaya ilişkin bazı değerlendirmeleri insanlar bulundukları yere göre yapabilir ama bu dava sürecini Türkiyede olan bitenleri hem adli tarih yazacaktır hem de hukuk tarihi yazacaktır hem de demokrasi tarihi elbette daha objektif bir şekilde yazacaktır diye düşünüyorum. Türkiye, önemli bir demokrasi ve hukuk sınavından bu dava sürecinde geçmiştir. şeklinde konuştu.MEHMET HABERAL YEMİN EDEBİLİRBaşbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, CHPnin tutuklu milletvekili Mehmet Haberalın serbest kaldığının hatırlatılması üzerine, Tutuklu olanlar ve tahliye olanlar seçimin tamamlanmasının akabinde milletin verdiği oyla beraber milletvekili seçilmişlerdir. Ancak tutuklu oldukları için yemin edemediklerinden, milletvekillerinin kullandıkları yetkilileri bizim yasalarımıza görev kullanamıyorlar. Çünkü yasama faaliyetlerine ve denetim faaliyetlerine katılabilmeleri, yeminden sonra yapılabilecek olan işlerdir. Sayın Haberal tahliye olmuştur. Mecliste yemin edebilir. Yemin ettikten sonra yasama ve denetim faaliyetlerine başlayabilir. Buna mani bir hal yoktur. Şu anda iç tüzük çok açık. Yemin etmeyen milletvekili ilk bileşimde yemin eder ifadesi var. Yapılacak ilk toplantısında yemin edebilir. Buna herhangi bir mani hal yoktur. açıklamasını yaptı. KILIÇDAROĞLUNUN YAPTIĞI ŞEY TARAFINI BELLİ ETMEKTİRBir gazetecinin, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlunun Ergenekon davasının sonuç kararını yok saydığını belirtmesi üzerine Bozdağ, Kılıçdaroğlunun bu değerlendirmesinin bir hukuki değerlendirme olmadığını vurguladı. Çünkü hukuksal bir değerlendirmenin, ancak dosyanın tetkikinden sonra mahkemenin gerekçeli kararını gördükten sonra yapılabileceğini dile getiren Başbakan Yardımcısı Bozdağ, şöyle devam etti: Sayın Kılıçdaroğlu, dosyayı tetkik etmeden mahkemenin gerekçeli kararını görmeden daha başında mahkemenin kararını gayri meşru ilan etti. Esasında Cumhuriyet Halk Partisi ve milletvekilleri davanın başından beri mahkemenin hakimlerini, savcılarını itham eden, onlara hakaret eden, hatta zaman zaman açık ve zımni tehdit eden yaklaşımlar içerisinde hep oldular. Partinin meclis grup toplantılarını adeta mahkeme salonuna çevirdiler. Ve orada hakimleri ve savcıları yargıladılar. Adeta böyle bir şey bizim iç tüzüğümüz, anayasamız açısından uygun olmadığı halde sürekli yaptılar. Sayın Kılıçdaroğlunun yaptığı şey tarafını belli etmektir. CHPnin hukuk dışı yollarla iktidar olma konusundaki tutumları ve davranışlarına, geçmişteki siciline baktıklarında 27 Mayısta olsun, 28 Şubatta olsun, siciline baktıkları zaman Kılıçdaroğlunun bu ilanını yadırgamadıklarını kaydeden Bekir Bozdağ, Sicillerine uygun bir ilandır. Ancak ortada bir mahkeme kararı vardır. Mahkeme kararı Anayasa ve hukuk çerçevesinde işleyen bir yargılama sonunda verilmiş bir mahkeme kararıdır. Tabii dosyada delilleri, vesairesi vardır. Hakimler de bu deliller çerçevesinde karar vermiştir
Zaman
Son Dakika
06.08.2013
BozdağTürkiyebüyükbirdemokrasivehukuksınavındangeçtiBozdağ Türkiye büyük bir demokrasi ve hukuk sınavından geçti
Teğmen sanıklar Başbuğ'a selam durdu
Zaman
17.06.2013
13:02
Tutuksuz sanık Teğmenler Mehmet Ali Çelebi ve Noyan Çalıkuşu, savunmalarına başlamadan önce sanık bölümünde ön sırada oturan İlker Başbuğu esas duruşta selamladı. Ergenekon davasında tutuklu sanıklar esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmalarını geçen hafta başında tamamladı. Tutuksuz sanıkların büyük bir kısmının da sözlü ya da yazılı olarak savunmalarını yapmaları üzerine savunma yapmayan sayılı sanık kaldı.İstanbul 13. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde görülen Ergenekon davasının 316ncı duruşmasında eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, emekli Orgeneral Hurşit Tolon, CHP milletvekilleri Mehmet Haberal ve Mustafa Balbay ile Veli Küçük, Doğu Perinçek ve Danıştay saldırısı faili Alparslan Arslanın da aralarında bulunduğu 55 tutuklu sanık hazır bulundu.Geçtiğimiz hafta başında tutuklu sanık savunmalarının tamamlamıştı. Tutuksuz sanıkların da büyük bir bölümünün sözlü veya yazılı olarak savunmasını yapmasının ardından savunmasını yapmayan sayılı sanık kaldı. Bu nedenle davanın sonuna yaklaşılması, sanıkların da duruşmaya olan ilgisini artırdı. Bu nedenle uzun zamandır duruşmaya ilk kez bu kadar tutuklu sanık katılımı gözlendi. YAŞ üyesi Orgeneral Nusret Taşdeler ve emekli Tuğgeneral Levent Ersözün de aralarında bulunduğu 11 tutuklu sanık ise duruşmaya gelmedi.Kimlik yoklamasının yapılmasının ardından tutuksuz sanıklardan Teğmen Noyan Çalıkuşu, konuşmasına başlamadan önce sanık bölümünde ön sırada Hurşit Tolon ile birlikte oturan İlker Başbuğu esas duruşta selamladı.Ardından da Çalıkuşu, esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmasını yapmaya başladı. Tutuklu yargılanırken tahliye edilmesinin ardından Şırnakta görevlendirildiğini belirten Çalıkuşu, bu aşamadan sonra terör örgütleri ile mücadele ettiğini söyledi. Çalıkuşu, Dağda terör örgütüyle mücadele eden birinin terör suçlamasıyla yargılanması, ne kimsenin ne de Türkiye Cumhuriyetinin kabul edebileceği bir konudur. dedi.Çalıkuşu, 3 Nisan 2009 tarihinde bir gazetede kendisine ait olduğu ileri sürülen telefon kayıtlarının yayınlandığını ve Liderleri 30 Ağustosta tanklarla vuralım ifadesini kullandığının iddia edildiğini söyledi. Bu haberde Cumhurbaşkanına suikast yapacağının iddia edildiğini belirten Çalıkuşu, Yaygaradan başka birşey değil. Hatta bu konu ile ilgili olarak iddianamede sevk maddesi yazılmamıştı. Bunu ilk savunmamda dile getirdim. dedi. Çalıkuşu, konuşmasının sonunda kendisinin ve davada yargılananların suçsuz olduğuna inandığını söyledi.Daha sonra da Teğmen Mehmet Ali Çelebi savunması için sanık kürsüsüne geçti. Çelebi, savunmasına başlamadan önce ön sırada Hurşit Tolon ile birlikte oturan İlker Başbuğa yönelerek esas duruşla baş selamı verdi.Tutuklanmadan önce Siirt ve Şırnakta terörle Mücadele ettiğini belirten tutuksuz sanık Teğmen Mehmet Ali Çelebi de 33 ay tutuklu yargılandıktan sonra tahliye edildiğini söyledi. Kendisine bir sanık gözüyle bakmadığını, aksine vatanseverlik davasının savunucusu olduğunu belirten Çelebi, 24 yaşında örgüt yöneticisi olmakla suçlanmasını eleştirdi.Çelebi, Bizim yargılandığımız bu süreç, emperyalistlerin geleceğimizle oynamalarını kolaylaştırmak için kurgulanmıştır. diye konuştu. Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, Bunları kime söylüyorsunuz? diye sordu. Çelebi ise haklarında suç iddiasında bulunan savcıları kastetdiğini söyledi. Yargılanmaları ile ilgili ağır eleştirilerine devam eden Çelebi, Başkan Özesenin birkaç kez muhatabını sorması üzerine yine savcıları kastetdiğini söyledi. Başkan Özese de savunma kapsamında, kendisiyle alakalı cümleler kullanması yönünde uyarıda bulundu. Çelebinin avukatı Celal Ülgen ise Savunmasını bu çerçevede yapacak. Bu sözlerinin altını dolduracak. diye müdahale etmek istedi. Başkan Özese ise suç oluşturabilecek sözler söylemesi durumunda Çelebi ile ilgili işlem yapılabileceği uyarısını yaptı.(CİHAN)
Zaman
Son Dakika
17.06.2013
TeğmensanıklarBaşbuğaselamdurduTeğmen sanıklar Başbuğa selam durdu
Başsavcı Çolakkadı: İşleri ekip olarak yürüteceğiz
Samanyolu Haber
05.04.2011
16:56


Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) kararnamesi ile İstanbul Başsavcısı olan Turan Çolakkadı İstanbul Adliyesine geldi. Yeni makamında kendisi ile birlikte gelen Başsavcı vekilleri Zekeriya Öz, Ercan Şafak ve diğer savcılarla birlikte basın mensuplarına görüntü veren Çolakkadı, İşleri ekip olarak yürüteceğiz. dedi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Çolakkadı yeni göreviyle ilgili olarak, İstanbul Başsavcılığı ağır bir görev ve çok önemli bir görev. Yüksek kurul böyle takdir etti. Biz bu göreve layık olmaya çalışacağız. Bizler yargı mensubuyuz. Bizler hakikati araştırırız, başka bir yolumuz yok. Bu hakikate de yasaların verdiği yollardan ulaşmaya çalışırız. Amacımız milletimize hizmet etmektir. Ben başsavcı olarak geldim ama Başsavcı Vekili arkadaşlarım var, Cumhuriyet Savcıları var. Özellikle idari işleri artık arkadaşlarımla birlikte bir ekip olarak yürüteceğiz. Artık karizmatik liderler yok ekip işi var dünya böyle. İş bölümü var. Neticeten ben geminin kaptanı olsam da bu ekiple inşallah görevi en iyi şekilde yürüteceğime inanıyorum. dedi. Bir soru üzerine bugün resmen göreve başladığını belirten Çolakkadı, Beşiktaş Adliyesinde süren soruşturmalarla ilgili de konuştu. Çolakkadı, Daha öncede söyledim ama şöyle demiştim Zekeriya gitti Ergenekon bitti diye bir şey olmaz. Soruşturmaları bir kişiye de bağlamamak lazım, her şey bir ekip işi. Bir suç varsa soruştururuz. Oradaki arkadaşlarımız bu işin ehli daha öncede bu gibi soruşturmalarda görev aldılar. Suç varsa Cumhuriyet Savcıları bunu soruşturacaktır. Suç yoksa da yoktur. Orada bıraktığımız ekibe ben güveniyorum. şeklinde cevap verdi.
Samanyolu Haber
Son Dakika
05.04.2011
BaşsavcıÇolakkadıİşleriekipolarakyürüteceğizBaşsavcı Çolakkadı İşleri ekip olarak yürüteceğiz
Deniz Baykal, savcıdan ne istedi? - Video
Samanyolu Haber
17.03.2011
21:39
Ergenekon soruşturmasının ODA TV ayağında ele geçen bu belge CHPnin eski Genel Başkanı Deniz Baykalı harekete geçirdi.

İstifa etmesine sebep olan kaset komplosu ile ODA TVden çıkan belgeler arasında bağ olduğunu düşünen Baykal avukatına talimat verdi. Baykalın avukatı kaset davasını yürüten Ankara Cumhuriyet Savcısı Bülent Yücetürkle görüşerek ODA TV de ele geçirilen Varan 2 dosyasının da mevcut dosyaya dahil edilmesini istedi. Baykal cephesinden gelen talep gerçekleşirse İstanbulda devam eden Ergenekon davasından Baykala komplo ile ilgili belgeler ayrılarak Ankarada devam eden dava ile birleştirilecek. Baykal kaset komplosu davası ile ilgili mağdur sıfatıyla çağrıldığı mahkemeye yaklaşık 10 aydır ifade vermeye gitmiyordu. İki dosyanın birleşmesi durumunda İklim Bayraktarın taciz iddiaları da Ankarada görülecek. Baykal daha önce ODA TVnin sahibi Soner Yalçının arkasındaki kişilerin kim olduğunun ortaya çıkması için savcıları göreve çağırmıştı. İklim Bayraktarın taciz iddiaları ile ilgili CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin de konuştu. Tekin önümüzdeki hafta ifade vereceğini söyledi.
Samanyolu Haber
Son Dakika
17.03.2011
DenizBaykalsavcıdanneistedi?-VideoDeniz Baykal savcıdan ne istedi? - Video
Kaset Komplosunda yeni gelişme
Samanyolu Haber
17.03.2011
08:06
Deniz Baykalı CHP Genel Başkanlığı koltuğundan indiren kaset komplosunun şifreleri çözülüyor.

Baykal, Odatvde ele geçirilen Varan 2 belgelerinin, kaset skandalı soruşturmasıyla birleştirilmesini istedi. Varan 1 ile Varan 2nin faillerinin aynı olabileceğini vurguladı. Son Ergenekon soruşturması kapsamında Odatvde ele geçirilen komplo belgeleri CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykalı harekete geçirdi. Kendisini CHP liderliğinden uzaklaştıran kaset tezgahı ile Odatvde ele geçirilen belgeler arasında bağ bulunduğunu düşünen Baykal, avukatı Muzaffer Yılmaza talimat verdi. Talimat üzerine Mayıs 2010da Baykalın internete düşen kaseti için soruşturma yürüten Ankara Cumhuriyet Savcısı Bülent Yücetürkle konuşan Yılmaz, Odatvde ele geçirilen Varan 2 dosyasının da mevcut dosyaya dahil edilmesini istedi. Yılmaz, savcıya Gerekli dosyalar ayrılarak Ankaraya getirilmeli ve ortak fail var mı araştırılmalı talebini iletti. ORTAK FAİL VURGUSU Her hafta soruşturma için bir araya gelen Baykalın avukatı ve savcı arasındaki son görüşme, haftalık rutin görüşmelerden farklı geçti. Baykal, Ergenekon soruşturmasını yürüten Savcı Zekeriya Özün elinde bulunan Odatvdeki Baykal dosyası ile ilk kaset skandalının yürütüldüğü soruşturma dosyalarının birleştirilmesini istedi. Baykal, yaklaşık 10 aydır müşteki sıfatıyla ifade vermeye gitmiyordu. Baykal, Odatvde ele geçirilen dokümanlar ışığında, Varan 1 ile Varan 2 arasında bağ olabileceğini düşünerek ortak fail çıkabilir ümidi ile isteğini Savcı Yücetürke bildirdi. İKLİM KRİZİNİ DE AŞACAK Baykal, Savcı Zekeriya Özün isteği doğrultusunda dosyaları göndermesi halinde kendisini taciz ettiğini ileri süren Odatv muhabiri İklim Bayraktar Kaleli krizini de aşmayı düşünüyor. Çünkü dosyaların Ergenekon soruşturmasının yürüten özel yetkili savcılardan çıkması ve düz savcılar tarafından birleştirilmesi halinde 22 kişi Baykal komplosu için ifade verecek. Kaleliye iddiaları da kaset soruşturması sürecinde gündeme gelerek aydınlanmış olacak. ÖZEL YETKİLİ SAVCI İSTEMİYOR Baykal, Odatvde kendisiyle ilgili ele geçirilen dokümanlarla ilgili medyaya yaptığı açıklamalarda, Odatv sahibi Soner Yalçının arkasındaki kişilerin kim olduğunun ortaya çıkması için savcıları göreve çağırmıştı. Ancak Baykalın özel yetkili mahkeme yerine komplo iddialarını araştıran savcılığın dosyaya nezaret etmesini istediği belirtiliyor. ?KOZMİK ODA?NIN SAVCISI BAKIYOR Baykal, CHP-Ergenekon-Baykal algısı oluşturmamak için sadece kendisiyle ilgili ortaya çıkan belgelerin üzerine gidilmesini istiyor. Odatvde ele geçirilen dosyaların tamamının soruşturmasını ise özel yetkili savcılar yürütüyor. Ankaradaki işlemleri ise Kozmik Oda soruşturmasını yürüten Ankara Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Mustafa Bilgilinin yürüttüğü öğrenildi. BAYKALIN AVUKATI: BAĞ OLABİLİR Deniz Baykalın avukatı Muzaffer Yılmaz, Odatvde ele geçirilen Deniz Baykala yönelik komplo belgeleri üzerine hukuksal anlamda harekete geçtiklerini söyledi. Yılmaz, Odatvde ortaya çıkan belgelerle savcı Bülent Yücetürkün yürüttüğü ilk soruşturma arasında bağ olabileceği düşüncesiyle, araştırılması için Baykalla ilgili olan Odatv belgelerini İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından talep ettiklerini açıkladı. Avukat Yılmaz, Ortaya çıkan belgeler Ergenekon soruşturması kapsamında Odatvde el konulan ve gizlilik kararı olan belgelerdir. Peki, basın aracılığıyla kamuoyuna kim çıkarıyor bu belgeleri? Birileri bir yerden servis yapıyor diye konuştu. İKNA İÇİN ?VARAN 2? TEHDİDİ Odatvnin sahibi Soner Yalçın, kamuoyunda CHPnin yayın organı olarak bilinen Halk TVyi almak için çalışmalar yapıyordu. Bu kapsamda Baykalın da kapısını çalmayı planladı. Belgede Baykalın ikna edilememesi durumunda kaset şantajının planlandığı ortaya çıktı. Belgede şu ifadeler yer alıyordu: Halk TVyi devralırsak parasal sıkıntımız kalmaz. Kılıçdaroğlu da istekli. Her türlü desteği alırız ama Baykal direniyor. Baykal engelini aşmalıyız. İkna için Varan 2... Baykalın Mayıs 2010da internete düşen kaseti için Varan 1 tabiri kullanılmıştı. Videonun sonunda Varan 2 çok yakında ifadesi yer alıyordu. Bu ayrıntı Varan 1 ile Varan 2yi yapanların aynı şahıslar olduğu ihtimalini gündeme getirmişti. HABER: Gökhan ÖZDAĞ
Samanyolu Haber
Son Dakika
17.03.2011
KasetKomplosundayenigelişmeKaset Komplosunda yeni gelişme
Ergenekon sanıkları üslupları nedeniyle sık sık uyarıldı
Samanyolu Haber
11.03.2011
19:02


Ergenekon ana davasında bugünkü oturumda talepleri alınan tutuklu sanıklardan Veli Küçük, Mehmet Demirtaş ve İsmail Yıldız, kullandıkları üslup ve sözlerinin hakaret içerdiği gerekçesi ile Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese tarafından sık sık uyarıldı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen Ergenekon ana davasında hafta sonu olması nedeniyle sanıkların taleplerinin alınmasına devam ediliyor. Tutuklu sanıklardan emekli Tuğgeneral Veli Küçük, darbe suçlamasıyla yargılandığını hatırlatarak, Kim ile darbe yapacağımı bana söylemediniz. Sami Hoştan ile mi darbe yapacağım. O benim arkadaşımdır. Bana kimlerle darbe yapacağımı söyleyemiyorsunuz, çünkü yargılama yapmaktan korkuyorsunuz. ifadesini kullandı. Sanık Küçükün bu sözleri üzerine Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, Mahkeme kimseden korkmaz. Mahkeme heyetine ve üyelerine yönelik aşağılayıcı kelimeler kullanmayınız. uyarısında bulundu. Başkan Özese, bu uyarının hemen ardından da sanık Küçükün, heyete yönelik Benimle dalga geçmeyin sözlerine Mahkeme kimse ile dalga geçmez. Burada ciddi bir yargılama yapılıyor. diye Küçükü ikinci kez uyardı. İkili tartışmanın ardından sanık Veli Küçük, mahkemenin neden korktuğunu açıklayacağını belirterek, Burada geçen gün Ecevit Kılıç diye bir gazeteci dinlendi. Onun örgütünü çıkarmaya korktunuz. dedi. Başkan Özese, Dinlenen o kişi yargılanmıyordu. Tanık olarak ifadesine başvuruldu. tepkisini verdi. Küçük ise sözlerine şöyle devam etti: Danıştay dosyası ile ilgili bir kadın tanık olarak dinlendi. Gördüğü kişinin kim olduğu ısrarla soruldu. Şapkalı, gözlüklü, bıyıklı, orta boylu ve 60-70 yaşlarında bir adamdan bahsediyor. Sanıklar arasında var mı diye soruldu. Hayır dedi. Beni ayağa kaldırıp, bak bakalım bu kişi o gördüğünüze benziyor mu diye ısrarla soruldu. Bıyığının kenarı benziyor deseydi, Danıştay saldırısını Veli Küçük yaptı denilecekti. Tuncay Güneyi neden yargılamıyorsunuz? Çünkü gerçeklerin ortaya çıkmasından korkuyorsunuz. Birbirleri ile telefonda geyik muhabbeti yapanlar 2 yıl burada yattı, ama ifadesi bile alınmadan Süleyman Eseni bıraktınız, yargılamadınız. Yargılayamazsınız, çünkü yargılasanız gerçekler ortaya çıkar. Bunun için yargılamaya korktunuz. Ergenekon soruşturmasının başlamasına neden olan 27 el bombasının bulunduğu Ümraniyedeki gecekondunun sahibi olan tutuklu sanık Mehmet Demirtaş da tahliye edilmemelerine tepki gösterdi. Demirtaş, Eğer hamurunuzda savcıları tehtid etmek varsa ve Ümit Sayın gibi hakimlerle pazarlık yaparsanız siz de çıkarsınız. ifadelerini kullandı. Demirtaşın, heyete hitaben Vicdan, akıl ve adalet terazinizin boyutu bu mu? sözleri üzerine Başkan Özese, sözlerine dikkat etmesi, mahkeme heyetine hakaret etmemesi yönünde Mehmet Demirtaşı da yaptı. Demirtaşın, konuşmasının devamında birkaç kez Ondan sonra onurlu bir yargılama yaptığınızı mı söyleyeceksiniz. sözleri de Özesenin sert tepkisine neden oldu. Bu sırada sanık avukatlarından Vural Ergülün, oturduğu yerden sanığın savunma sınırları içerisinde konuştuğunu iddia etmesi üzerine Başkan Özese, ses tonunu daha da yükselterek avukat Ergülü de müdahale etmemesi yönünde uyardı. Bu tartışmanın ardından sanık Demirtaşın, mahkeme heyetine Sözümü kesmeyin. Arkaya bir çukur açıp beni gömün sözleri de dikkat çekti. Son birkaç gündür kağıt mendilden cep telefonu yapıp sanık bölümünde sürükli telefon konuşması yapıyor gibi davranan ve ilginç ifadeleri ile dikkat çeken tutuklu sanık İsmail Yıldız da duruşmaya verilen kısa bir aranın ardından söz aldı. Yıldız, bugünkü talebinde de ısrarla 55 üye kuruluşu bulunan, dünyanın en büyük ve en gizli istihbarat örgütünün başkanı olduğunu iddia etti. İddianamede TULE isimli bir terör örgütünden bahsedildiğini belirten ve AK Partinin de bir terör örgütü olduğunu ileri süren Yıldız, Benim Başkanı bulunduğum teşkilatın elinde 33 bin ton altın var. TULE ve AK Partinin gitmesi ile birlikte Türk milletinin bu altınları kullanmasına izin verilecektir. iddiasında bulundu. Üye hakim Sedat Sami Haşıloğlu, sanık Yıldızdan bir sağlık sorunu olup olmadığını sordu. Yıldızın Yok cevabı üzerine Haşıloğlu, Peki biz sizi bir sağlık sorununuz olup olmadığının tespit edilmesi için hastaneye sevk etmiştik. Sevk edildiniz mi? Bir sonuç çıktı mı? diye sordu. Yıldız, bu soruya da sevk işleminin yapılmadığı şeklinde cevap verdi. Yıldız daha sonra da kendisinin deli olmadığını belirterek Bir deli buraya çıkıp da böyle konuşmalar yapamaz. diye konuştu.
Samanyolu Haber
Son Dakika
11.03.2011
ErgenekonsanıklarıüsluplarınedeniylesıksıkuyarıldıErgenekon sanıkları üslupları nedeniyle sık sık uyarıldı
SP Genel Başkanı Kamalak: Savcı ve hakimlerimizin basın özgürlüğünü ihlal ettiklerine ihtimal vermiyorum
Samanyolu Haber
08.03.2011
10:31


Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak, Ergenekon soruşturması çerçevesinde gözaltına alınarak tutuklanan gazetecilerle ilgili tartışmaların zamansızlığına dikkat çekti. Kamalak, Henüz ne ile suçlandıklarını bilmiyoruz. Devam eden soruşturmayla ilgili savcı ve hakimleri etkileyecek yorumda bulunmak doğru değil. Hakim ve savcılarımızın basın özgürlüğünü ihlal edecek şekilde talimat ve yönlendirmelerle hareket ettiklerine ihtimal vermiyorum. diye konuştu. Türk hukuk tarihinde hakim ve savcıların baskı altında kalarak karar verdiği karanlık dönemler bulunduğunun altını çizen Prof. Kamalak, Türkiye artık, apoletli hakimlerin görev yaptığı Devlet Güvenlik Mahkemeleri (DGM)nde vesayet günlerini de geride bıraktı. dedi. Adaletin tecelli etmesi için yargının çalışmalarına fırsat verilmesi gerektiğini kaydeden SP Lideri, hukuk önünde herkesin eşit olduğunu söyledi. Eski Başbakanlardan Merhum Erbakan ve pek çok siyasetçi ve gazetecinin geçmişte yasal çerçevedeki konuşmaları ve yorumlarından dolayı yargılanıp tutuklandıklarını hatırlatan Prof. Kamalak sözlerini şöyle sürdürdü: Bu ülke baskı ve talimatlarla dava açan savcıları da, karar veren hakimleri de gördü. Merhum genel başkanımız Erbakan Bingöl konuşmasıyla haksız yere yargılandı. Merhum Başbakan Adnan Menderes baskı altındaki hakimlerin aldıkları talimata görev verdikleri kararla idam edildi. Apoletli hakimlerin görev yaptığı mahkemelerin bağımsız karar vermesi mümkün mü? Bütün bunlar oldu ancak Türkiye artık gerçek yargı bağımsızlığını idrak ediyor. Ergenekon savcı ve davaya bakan hakimlerin gazetecileri sırf gazetecilik görevlerini ifa etmeleri ya da kitap yazmalarından dolayı tutuklamamışlardır. Buna ihtimal vermiyorum, çünkü apoletli hakimlerin görev yaptığı mahkemeler gerilerde kaldı. Ergenekon soruşturması çerçevesinde tutuklanan Odatv yöneticisi Soner Yalçının sorgulaması sırasında ele geçen belgeler yeni gözaltı dalgasına sebep olmuştu. Gazeteci Nedim Şener ve Ahmet Şıkın gözaltına alınmaları basın özgürlüğünün ihlali olarak tepkilere sebep olmuştu. Konuyla ilgili yazılı açıklama yapan Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz, iddia edildiği gibi gazetecilerin, mesleki faaliyetleri ya da yazdıkları kitaplar yüzünden gözaltına alınmadıklarını vurgulamıştı.
Samanyolu Haber
Son Dakika
08.03.2011
SPGenelBaşkanıKamalakSavcıvehakimlerimizinbasınözgürlüğünüihlalettiklerineihtimalvermiyorumSP Genel Başkanı Kamalak Savcı ve hakimlerimizin basın özgürlüğünü ihlal ettiklerine ihtimal vermiyorum
Yargıtay'ın Cihaner kararına tepki
Samanyolu Haber
27.02.2011
11:31
Cihanerin dosyasının görev suçu kabul edilerek yeniden Erzincana gönderilmesine hukukçular tepkili.

Ergenekon terör örgütüne üye olmak suçlamasıyla yargılanan İlhan Cihanerin dava dosyasının görev suçu kabul edilerek yeniden Erzincana gönderilmesine hukukçular tepkili. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin, eski Erzincan Başsavcısı İlhan Cihanerin Ergenekon terör örgütüne üye olmak suçlamasıyla yargılandığı dosyayı tekrar Erzincana göndermesine hukukçuların tepkisi sert oldu. Cihanerin üzerine yüklenen terör suçunun Yargıtay Ceza Genel Kurulunca görev suçu kabul edildiğine işaret eden hukukçulara göre, Adalet Bakanlığından izin alınmamasının iadeye gerekçe gösterilmesi de yanlış. Emekli Başsavcı Reşat Petek, CMKnın 250. maddesine göre işlenen suçtan dolayı bakanlığın izni gerekmediğine dikkat çekiyor. Kararda Şemdinli ruhu var. diyen emekli savcı Gültekin Avcı ise kararın ideolojik himayeye yönelik olduğunu söylüyor. Davayı başından beri takip eden hukukçular son kararın hukuk dışı olduğunu söyledi. Emekli Başsavcı Reşat Petek, CMKnın 250. maddesinin 1. fıkrasında sayılan suçlardan olduğu için, bu suçları işlediği iddia olunan kişi görev sırasında veya görevinden dolayı işlemişse bile herhangi bir izin şartı aranmaksızın cumhuriyet savcıları hakkında soruşturma başlatabilir. diye konuştu. Petek, CMKnın 250. maddesine göre işlenen suçtan dolayı bakanlığın izni gerekmediğine de dikkat çekiyor. Kararda Şemdinli ruhu var diyen emekli savcı Gültekin Avcı ise kararın ideolojik himayeye yönelik olduğunu dile getirdi. Adalet ve Hukuk Derneği Başkanı Ayhan Gültekin ise Alınan kararda mahkeme her ne kadar iddianameyi görevi nedeniyle işlenen bir suç olarak değerlendiriyor olsa da, bu kanunlarımıza aykırıdır. Çünkü Cihaner hakkında Ergenekon terör örgütüne üye olmaktan açılan bir dava bulunmaktadır. dedi. Emekli Başsavcı Reşat Petek: İlhan Cihanerin işlediği iddia edilen suçu CMKnın 250. maddesinin 1. fıkrasında sayılan suçlardan olduğu için, bu suçları işlediği iddia olunan kişi görev sırasında veya görevinden dolayı işlemişse bile herhangi bir izin şartı aranmaksızın cumhuriyet savcıları haklarında soruşturma başlatabilir. Tıpkı dava dosyalarının fotokopiler üzerinden birleştirme kararı verildiği gibi burada da yine kanunlar bir tarafa bırakılarak karar verilmiş. 11. Ceza Dairesi kendi ile çelişen kararlar almaya devam ediyor. Emekli Savcı Gültekin Avcı: Terör örgütüne üye olmayı görev suçu saymışlar. Bu kabul edilebilir bir şey değildir. Görev suçu denilebilmesi için görevle ilgili, görevin gereklerinden hareket ederek girilen işlerde birtakım işlerin olması lazımdır. Cumhuriyet savcılığı göreviyle terör örgütüne üyelik çizgisi birbiriyle bağdaşmaz. Bu Şemdinli ruhuyla verilen bir karardır. O zaman Balyoz, Sarıkız, Ayışığı gibi darbe planı iddiaları var. Bunlar da mı görev suçu sayılacak peki? Yargıtayın verdiği karar ideolojik bir himaye kararıdır. Adalet ve Hukuk Derneği Başkanı Ayhan Gültekin: İlhan Cihaner davasında Yargıtay tarafından alınan karar, hukuku ayaklar altına almıştır. Yargıtay, görevle ilgili işlenen suçlara bakar. Alınan kararda mahkeme her ne kadar iddianameyi görevi nedeniyle işlenen bir suç olarak değerlendiriyor olsa da bu kanunlarımıza aykırıdır. Çünkü Cihaner hakkında Ergenekon Terör Örgütüne üye olmaktan açılan bir dava bulunmaktadır. Cihaner davasında ısrarlı bir şekilde alınan bu yanlış kararların nereye ulaşacağını merakla bekliyoruz.
Samanyolu Haber
Son Dakika
27.02.2011
YargıtayınCihanerkararınatepkiYargıtayın Cihaner kararına tepki
Gözler Özkan'a çevrildi
Samanyolu Haber
21.02.2011
10:18
Eski Başbakan Bülent Ecevitin tedavisinin eksik yapıldığı belirlendikten sonra, gözler dönemin siyasetçilerine çevrildi

Ergenekon soruşturması kapsamında Adli Tıp Kurumunun eski Başbakan Bülent Ecevitin hastalığıyla ilgili incelemesinde Parkinson tedavisinin eksik yapıldığı belirlenirken, gözler bu süreçte rol oynadığı iddia edilen siyasilere çevrildi. Adli Tıpın, Ergenekon soruşturması kapsamında tekrar ele alınan eski Başbakan Bülent Ecevitin tedavi sürecine yönelik şüpheleri haklı çıkartan raporu, gözlerin bu sürecin aktörü olduğu iddia edilen eski Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkana çevrilmesine neden oldu. Ecevitin sağ kolu ve sırdaşı olarak bilenen Hüsamettin Özkan, İsmail Cem ve Kemal Derviş ile birlikte Bülent Ecevitin hastalığını bahane ederek, dönemin koalisyon hükümetini bozmuş ve yeni bir parti kurmuştu. Edinilen bilgiye göre Hüsamettin Özkan da önümüzdeki günlerde Ergenekon savcıları tarafından sorgulanacak. ?Ecevit ile geldim, Ecevit ile giderim? diyen Özkan, Ecevitin tasfiye edilmesinin mimarı olarak biliniyor. Siyasetten doktorlara, doktorlardan medyaya kadar uzanan müthiş bir ihanet zincirinin mimarı olarak gösterilen Özkanın yeni parti kurduktan sonra ?Artık bu Ecevit değil Türkiyeyi, kendini bile idare edemiyor? dediği iddia ediliyor. Özkan, şimdilik hakkındaki iddialara karşı sessiz kalmayı tercih ediyor. DSP Genel Başkanı Masum Türker ise, Adli Tıp Kurumu tarafından Bülent Ecevitin tedavi sürecine ilişkin hazırlanan raporu değerlendirdi. Türker, o dönemle ilgili olarak 2002 yılında başlatılan sivil darbenin araştırılması gerektiğini söyledi. Türker, şöyle konuştu: ?O tarihte Bülent Ecevitsiz ve MHPsiz bir iktidar isteniyordu. Bu sivil darbeyle ilgili gazete arşivleri yeterlidir, hangi gazete sahiplerinin, hangi yazarların, siyasilerin nasıl bir komplo içinde oldukları ortadadır. Bizim kanatimize göre 2002 yılında bir sivil darbe oluşmuştur. Gerçekleşmiş fiili bir sivil darbe var ve bu darbenin dosyasının da açılması gerekir.? AKİT
Samanyolu Haber
Son Dakika
21.02.2011
GözlerÖzkanaçevrildiGözler Özkana çevrildi
Kılıçdaroğlu kör (!) oldu
Samanyolu Haber
20.02.2011
09:11
Ergenekonu arıyorsan Danıştaya, Sivasa, Maraş bak diyen Erdoğana verdiği cevap ne anlatıyor?

Erdoğanın Ergenekonu arıyorsan Danıştaya, Sivasa, Maraş bak sözlerine cevap veren Kılıçdaroğlu, Sivasa baktım Yazıcıyı gördüm diyerek, Sivas olaylarındaki derin yapılanmayı görmezden geldi. Kılıçdaroğlu, Ergenekonu arıyorsan Danıştaya, Sivasa, Maraş bak diyen Erdoğana dün cevap verdi. Fakat Sivas olaylarındaki derin yapılanmayı atlayan CHP lideri, Devlet Bakanı Hayati Yazıcının bazı sanıkların avukatlığını yapmasından hareketle Sivasa baktım Yazıcıyı gördüm dedi. Ergenekon savcıları, Sivasta Ergenekon izini ortaya çıkarmıştı. Devlet Bakanı Hayati Yazıcının Sivas davasında bazı sanıkların avukatlığını yapmasından hareketle Sayın Başbakanın sözünü tuttum, adrese baktım, Sivas Davasına baktım, karşıma Hayati Yazıcı çıktı diyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, olaylardaki derin provokasyonu görmezden geldi. Yıllar sonra Ergenekon soruşturmasında ortaya çıkan bilgiler, 37 kişinin yanarak can verdiği olayların derin bir yapı tarafından kurgulandığını, Başbağlar katliamıyla da Alevi-Sünni çatışmasının hedeflendiğini ortaya koydu. Sivasta 1993 yılında Aziz Nesinin Peygamberimizle ilgili sözlerini protesto eden kalabalık yönlendirmelerle Madımak Otelini ateşe verdi. Aralarında aydın ve yazarların da bulunduğu 37 kişi hayatını kaybetti. Misilleme olarak Erzincanın Başbağlar köyünü basan teröristler 33 kişiyi katletti. Yıllar sonra Sivas ve Başbağlar katliamının, ucu Ergenekona uzanan derin yapılanma tarafından organize edildiği anlaşıldı. Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılar, önemli bilgi ve belgelere ulaşırken Sivas, Başbağlar, Gazi Mahallesi olayları gibi katliamlardaki örgüt izine de ulaştı. 1993e kadar Jandarma İstihbarat elemanı olarak çalışan gizli tanık Kıskaç, ifadelerinde Sivas ve Başbağlardaki örgüt bağlantısına ışık tutacak bilgiler verdi. Veli Küçükle Gazi olaylarının tetikçisi Osman Gürbüzün ilişkisini deşifre eden Kıskaç, iki olayın arkasında Ergenekonla bağlantılı Osman Aktaşın başını çektiği DHKP-Cli ve PKKlı bir grubun olduğunu anlattı. Sivas olaylarıyla ilgili ulaştığı bilgilerle savcılığa suç duyurusunda bulunan Salman Yükselin tespitleri de olayın perde arkasında örgütün olduğunu ortaya koydu. Yüksel, 30 Haziran 1993te JİTEMciler hazırladıkları İslami bildirileri Sivas Emniyetinin faksından basına göndermeye başladı. İki önemli tema işleniyordu: Aziz Nesinin dinsiz olması, Şeytan Ayetleri kitabını Aydınlık Dergisinin yayınlamasıydı. Aydınlık olaylara zemin hazırlamıştı dedi. Ergenekonun karakutusu Tuncay Güneyin K.Iraka gönderilen silahlarla ilgili Binbaşı Tamerden bahsettiğini hatırlatan Yüksel Aydınlık Dergisi, Sivas Bölgesinde PKK-DEV-SOL ve TİKKOya, silah temin eden kişinin kod adının Binbaşı Tamer olduğunu yazdı diye konuştu. Otelde öldürülenler arasında MİT mensubunun da olduğunu söyleyen eski Tüm Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı Prof. Dr. Tahir Hatipoğlu da Bu bilgiyi o dönemde MİT ile ilişkisi olan bir rektör yardımcısından aldım. Bu kişi bir üniversitede dekanlık da yapıyordu. Konuşmamız sırasında MİTi kastederek Ölenlerden 2si bizim elemandı. Madımak Oteline müşteri gibi yerleşmişlerdi dedi açıklamasını yaptı. Başbağlar mağdurlarının avukatlığını yapan AK Parti Konya Milletvekili Hüsnü Tuna da Sivas ve Başbağlar katliamlarında Doğu Perinçeki işaret ederek, Aziz Nesini Sivasa gönderen ekip, Doğu Perinçek grubudur. Daha önceden Sünnilerin ağırlıklı olduğu şehirlere program düzenlemek üzere bir plan yapılmıştı. Bu illerin içerisinde Sivas da vardı, Konya da vardı, Malatya da vardı. Dolayısıyla bu işin organizatörleri aslında Doğu Perinçek, dolayısıyla Ergenekon içerisindeki o ekip. Bu ekip şimdi Silivride dedi. Sivas olaylarında iktidarda DYP-SHP koalisyon hükümeti bulunuyordu. Dönemin Sivas Valisi Ahmet Karabilgin, Yeni Şafaka yaptığı bir açıklamada o zamanki hükümetin ihmallerine dikkat çekerek, Defalarca İçişleri Bakanlığından takviye istedim. Ama ciddiye almadılar demişti. Kültür Bakanı Ertuğrul Günay da dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, ve DYP- SHP koalisyonunu katliama seyirci kalmakla suçlamıştı. Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, Kılıçdaroğlunun açıklamasına tepki gösterek, Savunmayı ayıplamak hiç kimsenin hakkı da, haddi de değil. Bir avukatın bir sanığı savunması ayrı, o olayı övmesi ayrı bir konudur. Hiç kimse, Sivasta gerçekleşmiş o vahim olayı övemez. Hepimiz lanetledik, lanetliyoruz dedi. Yazıcı şöyle konuştu: Sivas Emniyet Müdürü Doğukan Önerin tanık olarak dinlenmesini istemiştik. Verdiği ifade şöyle, Bu işte provokasyon vardı. Dışarıdan gelme gruplar vardı. Yakalayamadık. Başbakan Git oraya bak derken de onları kastediyor. Kılıçdaroğlu, görmemekte ısrar ediyorsa kendi sorunu. Kılıçdaroğlunun da katıldığı Türkiye Muhtarlar Federasyonunun toplantısında temsil krizi çıktı. Kılıçdaroğlunun yanı sıra MHP, Saadet, DS
Samanyolu Haber
Son Dakika
20.02.2011
Kılıçdaroğlukör()olduKılıçdaroğlu kör () oldu
Katliam sonrası sıradaki isim...
Samanyolu Haber
18.01.2011
00:43
Gizli tanık, katliamı Jandarmanın organize ettiğini iddia etti.

Malatya Zirve Yayınevi cinayetiyle ilgili olarak savcılığa ifade veren TUSHADda görevli gizli tanık, katliamı Jandarmanın organize ettiğini iddia etti. O tanığın iddiasına göre öğretim üyesi Ruhi Abat, cinayetlerden sonra bağlantılarına telefonla bilgi verirken Biz o şerefsizlere vurun dedik, onlar gidip öldürmüş dedi... Adem Yavuz Arslanm bugün piyasaya çıkan Bi Ermeni Var: Hrant Dink Operasyonuun Şifreleri kitabı, Malatya Zirve Yayınevi cinayetleri ile çarpıcı bir gerçeği daha ortaya çıkardı. Savcılara ifade veren gizli tanık, Zirve Cinayetini bizzat jandarmanın organize ettiğini öne sürdü. Gizli tanığın, 2005- 2007 yıllarında yapılan derin operasyonlar hakkında söyledikleri ise dudak uçuklattı. Tolonun operasyon timi İsmi sır gibi saklanan gizli tanık, 1993 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde istihbarat personeli olarak _öreve başladı. Gizli tanık, o dönem Genelkurmay Başkanlığı Genel Sekreterlik görevini yürüten Org. Hurşit Tolonun emrindeki operasyonel istihbarat birimi olan Türkiye Ulusal Stratejiler ve Harekât Dairesinde (TUSHAD) çalışıyordu. Kiliseye sızdı Bu birimin sorumlularından Ergenekon sanığı emekli Tuğgeneral Levent Ersözden misyonerlik konusunda doğrudan talimat alan tanığa bir ilde misyonerler arasına sızma görevi verildi. Gizli tanık, 2003-2005 yılları arasında görevlendirildiği şehrin kilisesinde başpapaz olarak çalıştı. Emirler TUSHADdan 2005 yılına elindiğinde misyonerler arasında önemli bir konuma gelerek TUSHADdan gelen emir doğrultusunda televizyona çıkarak misyonerlik aleyhinde konuştu, bazı sivil toplum kuruluşları ve üniversitelerde düzenlenen panel ve konferanslara da katıldı. Gizli tanık, daha sonra Malatya Jandarma Alay Komutanı Mehmet Ülger, Öğretim Üyesi Ruhi Abat ve Binbaşı Haydar Yeşilin ekibine girdi. Gizli tanık, Ülgere sansasyonel eylemin ne olduğunu sordu. Ülger, Gelen emir doğrultusunda misyonerlere gözdağı vermek için Necati Aydın, Thilman Geske ve Uğur Yükseli korkutacağız dedi. Komutana brifing Ülger, Mart 2007de Kayseri Jandarma Bölge Komutanlığına brifing verdi. Bu brifinglerden 1,5 ay sonra Zirve Yayınevi cinayeti işlendi. Katliamın gerçekleştiği günün akşamı öğretim üyesi Abat, ekibini arayarak eylemin gerçekleştiğini söylerken, Şerefsizlere vur dedik, öldür müşler dedi. Derin yönlendirme 18 Nisan 2007 günü saat 13.30 sıralarında O Zirve Yayınevini basan Hamit Çeker, Salih Gürler, Abuzer Yıldırım, Cuma Özdemir ve Emre Günaydın yayınevinde bulunan Necati Aydın, Thilman Geske ve Uğur Yükseli katletmişti. Zanlılar, cinayetten sonra kaçarken olay yerinde yakalanmışlardı. Gizli tanığın anlattıklarını soruşturan savcılar, birçok noktanın doğruluğunu teyit etti. SIRADA KONUTKAN VARDI Aynı ekip, Mayıs 2007de Protestan Kiliseler Birliği Başkanı Behnan Konutkan ile ilgili toplandı. Gizli tanık, Konutkana kendisine eylem yapılacağını söyledi. Kitaptaki bilgiyi teyit eden gelişme geçtiğimiz günlerde yaşandı. Ergenekon savcıları, suikast hazırlığı yönünde istihbarat alınmasının ardından Konutkanı korumaya aldı. Mart 2008de aynı ekiple bir araya gelen gizli tanık, misyonerlik faaliyetleriyle AK Parti ve Fethullah Gülen Cemaatinin ilişkilendirildiği Andıç çalışmasının hazırlandığını da söyledi. Alay Komutanı Ülger ise çalışmalarla ilgili 2. Ordu Komutanı Org. Hasan Iğsıza bilgi veriyordu.
Samanyolu Haber
Son Dakika
18.01.2011
KatliamsonrasısıradakiisimKatliam sonrası sıradaki isim
HSYK 1. Daire Başkanı Okur: Ergenekon davası hakim ve savcıları hakkında 170 civarında şikayet dilekçesi var
Samanyolu Haber
11.01.2011
19:33


Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) 1. Daire Başkanı İbrahim Okur, Ergenekon davası hakim ve savcıları hakkında 170 civarında şikayet dilekçesi olduğunu belirterek, bu şikayetlerin çoğunun konusunun ise aynı olduğunu söyledi. Okur, Türkiye genelinde hakim ve savcılar hakkında 6 bin şikayetin geldiğini açıkladı. Bir televizyonun kanalında konuşan HSYK Üyesi İbrahim Okur, hakimler ve savcılar kararnamesinin çok kısa sürede çıkmadığını, bir haftada çıktığını ve bunun çok uzun olduğunu düşündüğünü kaydetti. Eski Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihanerin tutuklanmasına ilişkin bir soruya ise Okur, meslektaşının tutuklanmasının, cezaevine girmesinin herkesi olduğu gibi kendisini de üzdüğünü ifade etti. Cihaner dosyasının içeriğini bilmediği için konuşmasının doğru olmayacağını vurgulayan Okur, Adana Cumhuriyet Savcısı olarak atanması konusunda da bunun bir tenzili rütbe olmadığının altını çizdi. Hakkındaki soruşturma gereği, Cihanerin Adana Savcılığına gittiğini anlatan Okur, karar çıktığında tekrar bir değerlendirme yapılacağını kaydetti. Okur, Erzincanın ikinci bölge, Adananın ise birinci bölge olduğunu hatırlattı. Yargıya çok güvenilmediğini dile getiren Okur, güveni tesis edecek olanların hakim ve savcılar olduğunu vurguladı. Okur, hakim ve savcıların kendilerini güvende hissetmeleri halinde yargıya güvenin artacağını ifade etti. HAKİM VE SAVCILAR HAKKINDA YILDA 6 BİN ŞİKAYET GELİYOR Ergenekon davası hakim ve savcılarına ilişkin yapılan şikayetlerin sorulması üzerine ise Okur, 170 civarında şikayet dilekçesi bulunduğunu ifade etti. Şikayetlerin incelendiğini ve rapor aşamasına gelindiğini anlatan Okur, hakim ve savcılar hakkında değişik konularda şikayet bulunduğunu belirtti. Türkiye genelinde yıllık 6 bin şikayet geldiğini dile getiren Okur, şikayetlerin aynı kişi üzerinde yoğunlaşabileceği gibi farklı kişiler üzerinde de olabildiğini vurguladı. Ergenekon hakim ve savcıları hakkında yapılan şikayetlerin benzer konular ve içeriklerden oluştuğunu ifade eden Okur, tutukluluk sürelerinin uzunluğu konusunun bir davaya göre değil, kökten çözülmesi gereken bir konu olduğuna dikkat çekti. Balyoz davasında verdiği tahliye kararlarıyla gündeme gelen İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Oktay Kubanın güvenlik gerekçesiyle böyle bir talepte bulunduğunu açıklayan Okur, kendilerinin de buna katıldığını belirterek, Epeyce tartışılan bir isim oldu. Talep edilen iki il Eskişehir ve İzmirden birine tayin edildi. dedi. Bir mahkemenin verdiği tutuklama kararını bir başka mahkemenin kaldırmasına ilişkin bir soruya ise Okur, delillere göre her iki mahkemenin de vicdani kararı olduğunu ifade etti. Mahkemeler arasında böyle bir saflaşmayı doğru bulmadığının altını çizen Okur, Öyle olduğunu düşünmüyorum ama kamuoyu öyle algıladı. Bunun giderilmesi için çalışmalarımız devam ediyor. diye konuştu.
Samanyolu Haber
Son Dakika
11.01.2011
HSYK1DaireBaşkanıOkurErgenekondavasıhakimvesavcılarıhakkında170civarındaşikayetdilekçesivarHSYK 1 Daire Başkanı Okur Ergenekon davası hakim ve savcıları hakkında 170 civarında şikayet dilekçesi var
Kamer Genç'ten İP ile birleşme isteği
Samanyolu Haber
11.12.2010
21:59
İşçi Partisi Antalya İl Başkanlığı tarafından Antalyada düzenlenen panelde Ergenekon davası sanıkları unutulamadı.

Yeniden Kurulacak Atatürk Cumhuriyetine Doğru Çözülme mi Çözüm mü? konulu panelde konuşan emekli Tümgeneral Osman Özbek, Silivride yatan vatanseverleri yürekten özlemle sevgi ve saygıyla selamlıyorum. dedi. Özbek, kendisini de Silivri aday adayı olarak niteledi. Panele CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç, İşçi Partisi Genel Sekreteri Hasan Basri Özbey, Emekli Tümgeneral Osman Özbek ve Emekli Albay Cumhur Utkunun katıldığı panelde konuşmacılar AK Parti hükümetine sık sık yüklenilirken, Silivride tukuklu bulunan Ergenekon sanıklarını da suçsuz ilan edildi. AK Parti hükümetinin yönetim şeklini eleştiren Osman Özbek, AK Parti hükümeti döneminde bir kısım medyanın çok yanlı yayınlar yaptığını iddia etti. Kendisinin de bir Silivri aday adayı olduğunu söyleyen Özbek, Ergenekon savcıları ve yargıçlarından hiçbir şekilde korkmadığını söyledi. İşçi Partisi Genel Sekreteri Hasan Basri Özbey de konuşmasında CHPyi eleştirdi. Özbeye cevap CHP Tunceli Milletvekili Kamer Gençten geldi. Genç, yapılacak şeyin AK Parti hükümetini yıkmak olduğunu iddia etti.Her parti liderlerinin kadrolarında bazı eksikliklerin olabileceğini savunan Genç, Her liderin partililerin bazı hataları olabilir. Birbirimizde hata göreceğimize evvela karşımızdaki memleketi yıkan kitleyi ortadan kaldırmamız lazım. Bizim çalışmalarımız ortada, mücadelelerimiz ortada. Eğer biz onları iktidardan uzaklaştırdığımız zaman el birliği ile yine birleşeceğiz. Bence bir yerde de birleşmek lazım. diye konuştu.
Samanyolu Haber
Son Dakika
11.12.2010
KamerGençtenİPilebirleşmeisteğiKamer Gençten İP ile birleşme isteği
Cindoruk: İçime sindiremiyorum
Samanyolu Haber
18.11.2010
01:40
Erdoğanın açılış ziyareti DP Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruku rahatsız etti!..

DP Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk, Bu bayram sabahı Sayın Başbakanın Süleymaniyeyi işgal etmesini içime sindiremiyorum. Sayın Başbakan orayı tamir ettirdi, onardı diye bir konuşma yapıyor. Zannettim ki Mimar Sinan konuşuyor. Dün sabah Süleymaniye Camisine siyaset girmiştir dedi. Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk, Başbakan Recep Tayyip Erdoğanı Süleymaniye Camiini işgal etmekle suçladı. Cindoruk, Dün sabah Süleymaniye Camiine siyaset girmiştir. O camiye siyaset girdiği zaman bütün camilere siyaset girmiş demektir. Ben sayın Başbakanı ve arkadaşlarını ayıplıyorum. İşte laiklik tehlikededir dediğimiz budur. dedi. Cindoruk, destek verdiği Ergenekon sanıklarını Silivri tutsakları olarak değerlendirdi. Hüsamettin Cindoruk, partinin İstanbul İl Başkanlığındaki bayramlaşmaya katıldı. Çok sayıda partilinin de bulunduğu bayramlaşmada iki kişinin yardımıyla koltuk üzerine çıkartılan Cindoruk, iktidar ve muhalefeti eleştirdi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın Süleymaniye Camii açılışını Süleymaniye işgali olarak değerlendiren Cindoruk, bu durumu içine sindiremediğini söyledi. Cindoruk, Süleymaniye Camii 550 yıllık milli iftihar vesilemizdir. O, Sinanın, Kanuni Sultan Süleymanın hepimize bıraktığı muhteşem mirastır. Sayın Başbakan orayı tamir ettirdi, onardı diye bir konuşma yapıyor. Zannettim ki Mimar Sinan konuşuyor. Şimdi tarihe şahitlik etmek için konuşuyorum. Sadece bizim zamanımızda Süleymaniye 3 kez onarım görmüştür. Adnan Menderes zamanında, Demirel zamanında ve Özal zamanında. Ama hiçbirinde de onarım yaptık diye Süleymaniye Camiinde açılış yapmadık, gösteri yapmadık, dini siyasete alet etmedik. Allah onlardan razı olsun. ifadelerini kullandı. Süleymaniyenin büyük bir külliye olduğunu belirten Cindoruk, İçinde şifahaneler vardır, kütüphane vardır, türbelerimiz vardır. Dini siyasete alet etmiyoruz diyor sayın Başbakan. Bence suç üstü yakalandı. Din bu kadar siyasete alet edilmez. Bir güzel bayram sabahı oraya gelmek isteyen çeşitli partilerden insanlarımız, müminlerimiz, polis kordonları altında kalmışlardır ve gördüğüm kadarıyla da sayın Başbakan ve arkadaşları, orayı kendi ibadethaneleri gibi kullanmışlardır. Bizim baştan beri kuralımız; kışlaya, okula, camiye siyaseti sokmamaktır. Dün sabah Süleymaniye Camiine siyaset girmiştir. O camiye siyaset girdiği zaman bütün camilere siyaset girmiş demektir. Ben sayın Başbakanı ve arkadaşlarını ayıplıyorum. İşte laiklik tehlikededir dediğimiz budur. Şimdi bütün gücümüzle, sade bizim partimiz değil, herkes aynı şeyi söylüyor. Bu Hükümeti, bu iktidarı, bu Başbakanı camiden çıkarmalıyız. Sadece ibadet yapacağı zaman camiye gelmedi. Siyaset yapacağı zaman kürsü var, otobüs var. Çıksın orada konuşsun. Camilerimizi bütün Müslüman alemine açık tutmak ve o açıklığı muhafaza etmek, sadece onun değil, hepimizin göreviydi. O görevi ihmal etmiştir, kötüye kullanmıştır. Ayıpladığımı söylüyorum. diye konuştu. Cindoruk, Diyanet İşleri Başkanının da Süleymaniyede bulunmasını eleştirdi. Siyaset yaparken kuralları olduğunu ve bu kuralları hiç bozmadıklarını savunan Cindoruk, Bozmayacağız da. Ancak bu konuyu basın es geçti, siyasi partiler de es geçti. Hatta bir siyasi partinin genel başkanı Pariste kurban kesiyor. Bu arada aramızda bulunamadı. O bakımdan da görev bize düştü galiba. Bu görevimizi yerine getiriyor ve bir çağrıda bulunuyoruz; bu cumhuriyetimizi koruyalım. İsteyen istediği iktidarda bulunsun. İsteyen istediği fikri savunsun ama cumhuriyetimizin laik, demokratik, hukuk devleti ölçülerine kimse karşı çıkmasın. Hepimizin ortak malı bir cumhuriyet oluşturalım. Cumhuriyette sıkıntılarımız var. Bu cumhuriyet bu şekli ile bizim Türk halkı olarak kurduğumuz 1923 cumhuriyeti değil. Yıprandı bu cumhuriyet. Bu cumhuriyeti onlar bir başka anlamda tarif ettiler ve biz o cumhuriyeti geri almak zorundayız. şeklinde konuştu. Ergenekon yargılamalarını nasıl bulduğu sorulan Cindoruk, orada tutuklu yargılanan sanıkları Silivri tutsakları olarak değerlendirirken, yargılamanın da Türk hukuk tarihinin yüz karası olduğunu iddia etti. Orada sorgusuz sualsiz senelerini dolduranlara, buradan geçmiş bayramları da dahil her türlü bayramlarını kutluyorum ama biliyorum ki o kutlama onları teselli etmiyor. Bu bayramda onlar sadece şunu düşünsünler; ileri günler ümit günleridir. Bu iktidar gidicidir. Bu iktidarın yargıçları da savcıları da gidicidir, adalet kalıcıdır. Mahkeme, kadıya mülk değildir. En kısa zamanda özgürlüklerine kavuşacaklarına inanıyorum ve inanıyorum ki demokratik rejim, bugüne kadar olduğu gibi bugün de yasakları delecektir. Biz çok yasak kaldırdık, bu hukuk yasağını da el birliği ile kaldıracağız. Onların haklı olduklarını bilen siyasi partiler, siyasetçiler el birliği ile onların bu sorununun çözümünü istiyorlar. Onlar oradan çıkmadıkça Türkiyede adalet var
Samanyolu Haber
Son Dakika
18.11.2010
CindorukİçimesindiremiyorumCindoruk İçime sindiremiyorum
JİTEM'in sırları kozmik odalarda saklı
Samanyolu Haber
02.10.2010
06:38
Savcılar, yakın tarihin karanlıkta kalan olaylarını aydınlatmak için kolları sıvarken, suikastler, faili mechuller ve şüpheli kazaların yaşandığı karanlık yıl 1993 mercek altına alınıyor.

Cumhuriyet eski savcısı Gültekin Avcı, kozmik odaların açılması gerektiğini söyledi. Avcıya göre, suikastlerin askeri istihbarat yelpazesinden incelenmesi gerekiyor Yargı, suikastlerin, faili meçhullerin ve şüpheli kazaların yaşandığı, tarihe karanlık yıl olarak geçen 1993ün kapağını açtı. Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özala yönelik suikast ve ölümüyle ilgili ailesinin zehirlendi açıklaması, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlisin hayatını kaybettiği uçak kazasını inceleyen bilirkişi heyetinin yıllar sonra sabotajdı tespitinin ortaya çıkması, emekli Albay Arif Doğanın JİTEM itiraflarının ardından karanlık dosyalar raflardan indirildi. Merhum Özalın ve Orgeneral Bitlisin ölümüyle ilgili yeniden soruşturma açıldı. Uğur Mumcu ve Bahriye Üçok suikastleri de aynı dönemin çözüm bekleyen olayları. ASKERİ BÜROKRASİYE GİRİLMELİ Yıllar sonra açılan soruşturmaları değerlendiren Cumhuriyet eski Savcısı Gültekin Avcı, Jandarma Genel Komutanlığını adres gösterdi. Soruşturmalar için savcılara çağrıda bulunan Avcı, komutanlığın kozmik odasına girilmesi gerektiğini söyledi. Avcı Askeri istihbarat yelpazesinden bu olayların suikastların incelenmesi lazım. Jandarma Genel Komutanlığının arşivlerinin incelenmesi gerekli. Bunun için en önemli yol alınabilecek mecralar askeri bürokrasi içerisindeki mecralar diye konuştu. Bu döneme ilişkin uyarılar yapan Avcı Bazı kişilerin konuşmasını engellemek için tehditler veya nokta atışlı suikastlar sözkonusu olabilir dedi. KOMAN VE AĞAR KONUŞMALI JİTEMin hala ordu içinde faal bir yapıda olduğunu anlatan Avcı Eskisi kadar organize olmasa bile Jandarma İstihbarat Gruplar Komutanlığında hala var diye konuştu. Jandarma Genel Komutanlığı da yapan Teoman Koman ile Mehmet Ağarın konuşmaları halinde JİTEM hakkında detaylı bilgilerin öğrenilebileceğini anlatan Avcı Bu kişiler konuşmuyor. Bu kişiler konuşmasa bile savcılar Jandarma Genel Komutanlığı ve Özel Kuvvetler Komutanlığı içerisinde çalışırlarsa birçok olay üzerindeki sır perdeleri kalkar. Layıkıyla bunlar incelense ne Özal suikastinde şaibe bulutu kalır ne Bitlisin ölümünde ne de Ersever suikastinde şaibe kalır. Yeşilinde kimler tarafından nasıl kullanıldığı hangi komutanların bilgisi olduğu anlaşılır dedi. HASSAS OLANLARA GÖREV DÜŞÜYOR Emekli Savcı Gültekin Avcı, askeri bürokrasi içerisinde Özalın ölümü ile ilgili bilgi sahibi olanların bu süreçte bilgi sızdırabileceğini söyledi. Balyoz, Islak İmza soruşturmasını örnek veren Avcı, askeri bürokrasi içinde demokratik hassasiyeti sahip kişilerin Özalın ölümüyle ilgili de gizli belgeler sızdırabileceğini belirtti. Avcı Çünkü çok ciddi bir soruşturma var artık. Hiç beklenmedik belgeler ortaya çıkabilir, bu şaşırtıcı olmaz dedi. ERGENEKON YENİ BİR ANLAYIŞ BAŞLATTI Merhum Turgut Özal ve Cem Erseverin ölümlerinin derin olduğunu belirten Avcı Dönemin savcıları söz konusu ölümlerin üzerine gitmemişlerdir ya da gidememişlerdir. Kaldı ki savcıların bu zamana kadar bu derinliklerden bağımsız yetkilerini kullanma dönemi yeni başladı. Ergenekon soruşturmasıyla birlikte savcılıkta Türk adaletinde yeni bir dönem başladı. Bundan sonrası için umut var ifadelerini kullandı. Çiller dönemi iyi araştırılmalı Eski bakan Fikri Sağlar, 1993ün derin güçlerin ortaya çıktığı bir dönem olduğunu ve iyi irdelenmesi gerektiğini söyledi. Sağlar Susurluk yapısının ön hazırlığının yapıldığı bir dönem. Tansu Çillerle başlayan, Mehmet Ağarın Emniyet Müdürü olduğu, Korkut Ekenin işbaşında bulunduğu bir dönem. Ondan sonra da Türkiyede faili meçhul cinayetlerin işlenmeye başlandığı bir dönemin başlangıcı olarak görebiliriz bunu. Buranın çok irdelenmesi gerekiyor dedi. Sağlar eski DEP milletvekili Mehmet Sincar dosyasının açılıp Hizbullah ile devlet arasındaki bağların ortaya çıkartılmasının Türk demokrasisinin alacağı yol bakımdan önemli olduğunu söyledi. Savcıların girişimlerini çok önemli bulduğunu söyleyen Sağlar Bitlis ve Özalın ölümlerinin soruşturulması çok önemli bir adım. Bu adımın devam etmesi gerekiyor dedi. Basra harap olduktan sonra Emekli Askeri Hakim Faik Tarımcıoğlu Arapça bir sözü anımsatarak gecikmiş adaletin adalet olmayacağını söyledi. Tarımcıoğlu Basra harap olduktan sonra. 17 sene sonra mı savcılar harekete geçer? Bu devletin nasıl işlediğini gösterir. Bu işe DGM el attı derhal kapattı. Bu soruların cevabı olmadan da bu savcıların sağlıklı sonuca gideceğinden emin değilim diye konuştu. Dönem dönem JİTEMin mahkemelere baskı yaptığını doğrulayan Tarımcıoğlu JİTEMin yargıya baskısı elbette oldu. Bunu bana sormanıza bile gerek yok. Öyle bir atmosfer oluşturuldu ki, her kamu görevlisini etkiledi dedi.
Samanyolu Haber
Son Dakika
02.10.2010
JİTEMinsırlarıkozmikodalardasaklıJİTEMin sırları kozmik odalarda saklı
JİTEM'ci Aygan Arif Doğan'ı doğruladı
Samanyolu Haber
23.09.2010
08:18
JİTEMci Aygan Arif Doğanı doğruladı: Eşref Bitlisi öldürüp, bir taşla iki kuş vurdular

JİTEMin kurucusu olduğu belirtilen Ergenekon sanığı emekli Albay Arif Doğanla ilgili önceki gün internet sitelerine düşen ses kaydı, önemli bir suikastı yeniden gündeme getirdi. Eski Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlisi, kendi yardımıyla Cem Ersever ve ekibinin öldürdüğünü itiraf eden Doğanın sözlerini eski JİTEMci Abdülkadir Aygan da doğruladı. İsveçte siyasi sığınmacı olarak yaşayan Aygan, Arif Doğanlar, Eşref Paşanın öldürülmesiyle bir taşla iki kuş vurdu. Bitlisi de, Erseveri de kendileri infaz etti. dedi. Aygana göre böylece hem Doğu meselesinin diyalogla çözümünü isteyen bir paşa ortadan kaldırıldı, hem de hain durumuna düşürülen Erseverin öldürülmesinin önü açıldı. İsveçte siyasi sığınmacı olarak yaşayan eski PKK itirafçısı Abdulkadir Aygan, Eşref Bitlisin ölümüyle ilgili önemli açıklamalar yaptı. Tutuklu Ergenekon sanığı Albay Arif Doğana ait olduğu ileri sürülen ses kayıtlarındaki konuşmaları doğrulayan Aygan, Arif Doğanlar Eşref Paşanın öldürülmesiyle bir taşla iki kuş vurdu. Hem Doğu sorununun diyalogla çözümünden yana olan bir paşa ortadan kaldırıldı hem de hain durumuna düşürülen Cem Erseverin öldürülmesinin önü açıldı. dedi. Doğanın Alevi-Sünni kavgası çıkarmak için sakallı militan yetiştirdiği yönündeki itiraflarını hatırlatan Aygan, 28 Şubat sürecine giden yolda rol oynayan Aczimendilerin JİTEM yapılanmasının bir parçası olduğunu söyledi. Arif Doğanın JİTEM Grup komutanlığı yaptığı sırada emir altında 10 bin silahlı adamın olduğu yönündeki bilgileri de değerlendiren Aygan, Resmi ve gayri resmi olarak görev yapan binlerce personel var. Bunlar JİTEM kimliğiyle faaliyette bulunmuyorlar ama JİTEMin politikası yönünde hareket edip bu yönde icraatlar yapıyorlar. İnegöl ve Dörtyoldaki olaylar bunun tipik örneği. şeklinde konuştu. İnternete düşen ses kayıtlarına rağmen savcıların harekete geçmemesine anlam veremediğini belirten Aygan, Kayıtlar delil sayılmıyor ancak ortada birçok maddi delil var. Bunlar görmezden geliniyor. ifadelerini kullandı. Savcıları göreve çağıran PKK itirafçısı Aygan, İfadelerime başvurmak yerine beni Türkiyeye iade için uğraşıyorlar. Konuştukça birilerinin işine gelmiyor ve iade talep edildikçe sıkıntı yaşıyorum. Bir noktadan sonra ben de susmak zorunda kalacağım. dedi. RAMAZAN KERPETEN - MALMÖ
Samanyolu Haber
Son Dakika
23.09.2010
JİTEMciAyganArifDoğanıdoğruladıJİTEMci Aygan Arif Doğanı doğruladı
'Doğruyu söylediğini nerden bileyim?'
Samanyolu Haber
17.09.2010
10:02
Danıştaya silahlı saldırı olayında ikinci kamera skandalı yaşanıyor.

Genelkurmayın İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine Danıştayı karşıdan gören Sıhhiye Orduevinin kamera kayıtlarıyla ilgili gönderdiği yazı, gözleri Ankaradaki ilk yargılamayı yapan özel yetkili 11. Ağır Ceza Mahkemesine çevirdi. Saldırının Danıştay 2. Dairesinin türban kararı nedeniyle yapıldığı yönünde karar veren mahkemenin başkanı Orhan Karadeniz, görüntülerin silinmesiyle ilgili şu açıklamayı yaptı: Genelkurmaydan savcı talep etmemişse, avukatlar talep etmemişse... Böyle bir iddia varsa, araştırılır muhakkak. Böyle bir iddia ileri sürülmemişse Genelkurmayda kaybolduğunu nereden bilelim? Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığından emekliye ayrılmasının üzerinden 3 yıl geçtiğini belirten Orhan Karadeniz, Dosyadaki zabıtları incelersiniz, talep edildi mi edilmedi mi öğrenirsiniz. Ben şu anda hiçbir şey hatırlayamıyorum. ifadelerini kullandı. Böyle önemli bir olayda kamera kayıtlarının silinmesi önemli mi? sorusuna Karadeniz, bütün bilgilerin dosyada mevcut olduğunu, saldırıyı yapan sanıkların nerede yakalandıklarını bizzat kendilerinden dinlediklerini söyleyerek cevap verdi. Karadeniz, Beraat ettirmedik ki! Adamlar ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası aldılar. (Kayıtlar) Sanıklar için faydası olursa olur. şeklinde konuştu. Kayıtların incelenmemesini eksiklik olarak görüp görmedikleri yönündeki soruya, mahkemenin savcının hazırladığı iddianame ve avukatların taleplerine göre hareket ettiğini belirterek karşılık verdi. Orhan Karadeniz, olayda Ergenekon bağlantısını görmemişti. Saldırının Danıştayın türban kararı nedeniyle gerçekleştirildiğini savunmuş ve bu hükme göre ceza vermişti. Sanıklardan Osman Yıldırımın, saldırının Ergenekon tarafından azmettirildiği yönündeki itiraflarının hatırlatılması üzerine şöyle konuştu: Osman, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını alınca kendini kurtarmak için bu işlere girdi. Kararı verince bana bile hakaret etti. Asliye ceza mahkemesi ona ceza verdi. Osman Yıldırımın ben doğru söyleyip söylemediğini nereden bileceğim? Eğer dürüst olsaydı, karar verilmeden önce anlatırdı. O konuşmadıysa ben nereden bileyim kafasındakini? Karadeniz, savcıları suçluyor ancak burada hatırlatmakta fayda var. Ergenekon davası sürecinde söz konusu talepleri savcılar değil, mahkeme heyeti yapıyor. Emekli hakim Orhan Karadeniz, Danıştay saldırısını yapanların Ergenekon gibi başka örgütlerle bağlantısını kuramadıkları için müstakil örgüt kabul ettiklerini savunuyor. Karadeniz, şu ifadeleri kullanı: Araştırdık, bir hücre faaliyeti olarak yürütüldüğü kanaatine vardık. Biz beraat kararı versek kamera kayıtları, bir önem arz ederdi. Biz mahkûmiyet kararı verdik. Beraat ettirsek, delilleri görmedik beraat ettirdiler diyeceklerdi. Mahkeme dava sırasında yapılan talepler konusunda karar verdi. Dosyada mevcut. Kimse yangından mal kaçırmadı. Ben orada tek başıma karar vermiyorum. Üç hâkim birleşip karar veriyoruz. Araştırma yapmışızdır veya yapmamışızdır. Bunun hepsi dosyada mevcuttur. Herkesin gözü önünde avukatların, savcının, sanıkların ve halkın gözü önünde yapılan açık bir duruşmada gizli saklı bir olay yoktur.
Samanyolu Haber
Son Dakika
17.09.2010
Doğruyusöylediğininerdenbileyim?Doğruyu söylediğini nerden bileyim?
Kadir Özbek açıkladı: İşte asıl sıkıntı !
Samanyolu Haber
27.08.2010
19:15
HSYK Başkanvekili Özbek: Kritik davalarda görev alan hakim ve savcıların görevden alınmasını istedik.

CNN Türk televizyonunda katıldığı programda konuşan Özbek, Adalet Bakanı Sadullah Erginin İş yükü fazla ve yeni hakim ihtiyacı var ise şayet, mevcut hakim ve savcıların niye görevden alınmasını istiyorlar sözleriyle ilgili Mevcutlarla ilgili olarak öneri verildi. Çünkü geçen yılın devamındaki gibi sürekli olarak bize şikayetler geliyordu. Ergenekon savcıları da vardı. Sayıları fazla değil 2-3 kişiydi. diye konuştu. Özbek, dünkü açıklamalarında Balyoz davası savcılarına müdahalesiyle gündeme gelen İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Enginin özel yetkili bir savcı hakkında Adalet Bakanlığına suç duyurusunda bulunduğunu söyledi. Özel yetkili hakim ve savcıların görev yerinin değiştirilmesi için haklarındaki soruşturma evrakının Kurula gelmesinin gerektiğini söyleyen Özbek, İstanbul başsavcısının oradaki bir savcı arkadaşımızla ilgili olarak, benim verdiğim talimatlara uymadı diye CİGM suç duyurusunda bulunduysa, bu evrakın gereği Adalet Bakanlığının genelgelerine ve mevzuata uymamak diye kınama cezası gerektiren bir eylemin gereğinin yapılması gerekmez miydi? Kınama cezası verilmesi halinde bu arkadaşımızın yerinin kararnameyle değiştirilmesi gerekiyordu. ifadelerini kullandı. Özbek, Ergenekon davasına bakan hakimin görevden alınmasını tutuklulu sanıkları tahliye etmediği gerekçesiyle istediklerini söylemesi dikkat çekti. Özbek, şöyle konuştu: Dosyanın içeriğini hakikaten bilmiyorum. İktidar partisinin genel başkan yardımcısı artık bunlar fazla kaldı olmaz diyebiliyorsa, meclis başkanı fazla kaldı diyebiliyorsa. Adalet Bakanı bir söyleşisinde insan hakları ihlallerinin boyutlarına gelmemesi gerekir diyorsa artık ben bunları oradan alsam nolur almasam ne olur. O işi onların temizlemesi lazım. Eğer oradaki arkadaşlar bir takım usulsüzlükler yaptılarsa onun değerlendirileceği yer Kuruldur. Kurulda görüşülmeyecekse nerede görüşülecektir. Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın yargı hükumeti engelliyor sözlerine de siyasetçi üslubuyla cevap veren Özbek, Başbakanın yargıyı ayağında pranga olarak gördüğünü öne sürdü. Özbek, Zaman zaman Başbakandan bakanları kapı dışarı koyabileceğini, milletvekillerini sözleri nedeniyle söz ola kestire başı gibi ifadeler duyduk. şeklinde konuştu. Özbek, bu sözlerin referandumu sürecinde HSYK ve yargıya karşı yürütülen bir propaganda olarak gördüğünü söyledi. Hakim ve savcıların görevden alınabilmesi için hakkında soruşturma olması gerektiğini belirten Özbek, Disiplin bölümünde haklarında soruşturma yapılmış arkadaşlarımızın yerlerinin değiştirilmesi gündeme geliyor. Kınama cezası alması durumunda dahi bu arkadaşımızın kararanemeye konma durumu olabiliyor. Bunları getirin dedik. Söylediğimizde tepkiyle karşılandı. Kesinlikle böyle bir yaklaşıma girmeyiz dendi. ifadelerini kullandı. Özbek, geçen yıl Ergenekon soruşturması hakim ve savcılarının görevden alınması teklifini kendisinin önerdiğini söyledi. Adalet Bakanlığının kararname taslağını geri çekmesi üzerine HSYK toplantılarına ara verilmişti. Kadir Özbek, Adalet Bakanlığı Müsteşarı Ahmet Kahraman hakkında toplantıya katılmadığı ve Anayasal kuruluş olan HSYKnın çalışmasını engellediği iddiasıyla Yargıtay Başkanlık divanına 19 Ağustosta suç duyurusunda bulunduklarını söyledi. Özbek; Ancak sayın bakanın izin vermemesi halinde yapacak bir şey yok. dedi. Refaranduma ilişkin hazırladıkları neden hayır kitapçığıyla ilgili de konuşan Özbek, kendilerine yönelik kampanya yapıldığını savunarak, Biz kendimizi savunmaya çalıştığımızda siyaset yapıyorlar diyorlar. Maalesef statükoyu korumaya çalıştığımızdan bahsettiler. Statüko koruma gibi bir amacımız olamaz. dedi. Görevi bitiminda Yargıtaydaki odasına döneceğini söyleyen Özbek, Oradaki odamın büyüklüğü İmralıdaki odadan daha küçük. Bir penceresi var, gökyüzünü bana göstermeyen bir duvar var. Sayın bakanların her biri bir yerde HSYKyı yerden yere vuruyorlar. Halkı aldatmaya çalışıyorlar. Söylediklerinin bir kısmını kendileri de bilmiyorlar. Yanlış beyanda bulunuyorlar. Bundan çok inciniyoruz. Yargı bunu hak etmedi. Bir hükümet düşünün kendi yargısıyla bu kadar kavga ediyorsa arkasında çok önemli şeyler vardır. şeklinde konuştu.
Samanyolu Haber
Son Dakika
27.08.2010
KadirÖzbekaçıkladıİşteasılsıkıntıKadir Özbek açıkladı İşte asıl sıkıntı
Yüksek yargıda ifade endişesi
Samanyolu Haber
22.08.2010
04:19
Eski Savcı Gültekin Avcı, Ergenekonun yargı ayağının ortaya çıkarılmadığına dikkati çekti.

Avcı, HSYKnın yargı kökenli üyelerinin Ergenekon davasını etkileme girişimlerinin altında bazı üyelerin adliyeye çağrılma endişesi yattığını söyledi. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) yüksek yargı kökenli üyelerinin Ergenekon davasını etkileme girişimlerinin altında, hakim karşısına çıkma endişesinin yattığı belirtildi. Hukuk çevreleri Ergenekonun yargı ayağının ortaya çıkarılmadığını belirterek, yüksek yargıdaki bazı isimlerin ifadelerinin alınabileceğini dile getirdi. Eski Cumhuriyet Savcısı Gültekin Avcı, HSYKnın, Ergenekon davasına ilgisinin altında bazı üyelerinin adliyeye çağrılma endişesi yattığını söyledi. Avcı, Ali Suat Ertosun muhakkak adliyeye giderek ifade verecektir. Bugün olmasa da yarın muhakkak ifade verecektir. Kadir Özbekin de ifade vereceği günleri göreceğiz dedi. Adalet Bakanı Sadullah Erginin kararnameyi geri çekmesinin hukuki bir adım olduğunu belirten Avcı, siyasal propagandaya bulaşan bir Kurulun kararname meşruiyetinin kalmayacağını ifade etti. Avcı, Bu kurul İstiklal Mahkemeleri mantığıyla çalışan politik bir konseydir. Buna bir adli kurul diyemezsiniz. Bu sıfatları çoktan yok oldu diye konuştu. YARGI AYAĞI ÇÖZÜLMEDİ Sanal ortamlara düşen ses kayıtları ile ilgili yüksek yargıdan kamuoyunu tatmin edici bir açıklamanın gelmemesine de dikkati çeken Avcı, Ergenekonun yargı ayağı henüz çözülmemiş durumda. Hamdi Yaver Aktanın ifadesi alınmamış durumda. Aktan, Ergenekonun Yargıtaydaki üstü mü değil mi bu hususlar araştırılmadı. Yüksek yargıda yürütülen hiçbir soruşturma sonuçlanmıyor diye konuştu. HSYKnın Ergenekon, Balyoz gibi karanlık suçların üzerine gitmeye kararlı özel yetkili hakim ve savcıları engellemeye çalıştığını söyleyen Avcı, HSYKnın son derece usulsüz hiçbir şekilde hukuka uygun olmayan o korsan girişimlerinin karşısında Adalet Bakanının takdire şayan bir şekilde direnmesi ve çok isabetli olarak unvanlı hakim ve savcı atamaları kararnamesini geri çekmesi bu derece politize olmuş, bu derece YARSAVa yamanmış, bu derece referandumda hayır kampanyası yürütecek kadar siyasal propagandaya kadar işi ileri götürmüş bir Kurul artık kararname meşruiyetini kaybetmiştir. Adalet Bakanlığı yeni bir taslak vermesin. Bu Kurulun bari son dakika golü atalım gibi oldukça hukuksuz ve etik dışı bir girişimi vardı bunu da gerçekleştiremediler dedi. TETİKÇİLİK YAPAN KİM? HSYK Başkanvekili Kadir Özbekin, Bazı eski hakim ve Cumhuriyet savcıları tetikçilik yapıyor şeklindeki sözlerine de değinen Avcı, şöyle devam etti: Kadir Özbekin kendisi nereye tetikçilik yapıyor. Televizyondan duyduğu haberlerle Erzurum Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılarını tasfiye etmeyi muz cumhuriyetlerinde bile göremezsiniz. Bunlar Türkiyenin oldukça traji komik kargaların bile güleceği hadiseleridir. Bizi baskı altına almaya çalışıyorlar demesinler şeklinde konuştu. Adli kurul değil devrim konseyi HSYKnın, Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner konusundaki hassasiyetine de değinen Avcı şunları anlattı: Bir Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, cezaevinde 4.5 ay tutuklu kalan bir başsavcının cezaevinden elini kolunu sallaya sallaya çıkıp Erzincan Başsavcılığı koltuğuna oturmasını uzaktan utanmadan seyrediyorsa orada artık bir sorun var demektir. Hiç mahcubiyet duymadan o başsavcının normalde görevden derhal el çektirilip açığa alınması gerekirken, açığa alınması bırakın normal Cumhuriyet savcısı veya ağır ceza mahkemesi üyesi durumuna getirilmesi gerektiği halde hala bir ilin başsavcılığına getirilmesine hiçbir mahcubiyet sıkıntı duymadan dile getirilebiliyorsa bu kurul devrim konseyidir. Bu kurul İstiklal Mahkemeleri mantığıyla çalışan politik bir konseydir. Buna bir adli kurul diyemezsiniz. Bu sıfatları çoktan yok oldu.
Samanyolu Haber
Son Dakika
22.08.2010
YüksekyargıdaifadeendişesiYüksek yargıda ifade endişesi
HSYK'da ilginç gelişmeler yaşanıyor
Samanyolu Haber
17.08.2010
04:58
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) yapısını da değiştiren anayasa değişikliği referanduma giderken, hâkim ve savcıyı kapsayan yaz kararnamesinde ilginç gelişmeler yaşanıyor.

Dün, bin 274 hakim ve savcının ataması yapılırken unvanlılarla ilgili görüşmeler devam ediyor. Bu arada, HSYKda ikinci bir korsan kararname krizinin kapıda olduğu belirtiliyor. HSYKnın yüksek yargıdan gelen üyeleri son dakika teklifiyle Ergenekon, Balyoz, faili meçhul cinayetler ve kozmik oda gibi davalara bakan mahkemelere 50 kişilik nokta atama yapmayı planlıyor. Kurul üyelerinin, listeyi son anda gündeme getirecekleri ileri sürülüyor. HSYK, 2010 yılı hakim ve savcı yaz atama kararnamesini görüşmek üzere dün yeniden toplandı. HSYKnın üyeleri ile Adalet Bakanı Sadullah Ergin ve Müsteşarı Ahmet Kahramanın Hakim Evine gelmesiyle toplantı başladı. Geçtiğimiz günlerde internete düşen iki ses kaydı, Kurulda ikinci bir korsan kararname krizi iddialarını güçlendirdi. Kurulda kararname görüşmelerinde bugüne kadar herhangi bir problem yaşanmadı. Ancak iddialara göre HSYKnın yüksek yargıdan gelen üyeleri son dakika teklifiyle Ergenekon, Balyoz, faili meçhul cinayetler ve kozmik oda gibi önemli davalara bakan özel yetkili mahkemelere 50 kişilik bir nokta atama yapmayı planlıyor. Kurul üyelerinin, 50 kişilik listeyi son anda gündeme getirecekleri ileri sürülüyor. Sıkıntıya yol açması beklenen teklifi ise geçen yıl korsan listeyle kararname görüşmelerini krize dönüştüren HSYK üyesi Ali Suat Ertosunun yapacağı iddia ediliyor. İddiaya göre, teklifi destekleyen üyeler, kararnamenin imzalanması karşılığında kritik davalara bakan mahkemelere atama yapılmasını sağlamaya çalışacak. Nokta tayini için yetkilendirme kararnamesi de gerekiyor. Ertosunun teklifini destekleyen üyeler, yetki kararnamesinin referandum sonrası oluşacak Kurula kalabileceğini düşünerek, 50 hakimi kapsayan yetki kararnamesinin getirilmesini istiyor. HSYKnın bin 600 hâkim ve savcıyı ilgilendiren 2010 yaz kararnamesi görüşmelerinde, Ergenekon davasına bakan bazı hâkim ve savcıları görevden alacağı iddia edilmişti. Kurulun yüksek yargıdan gelen üyelerinin Ergenekon davasına bakan mahkemelere takviye hâkim-savcı atama önerisinde bulunabilecekleri belirtiliyordu. Özel yetkili mahkemeleri de kapsayan önemli davalar ile normal davaların hakimlerinin değişmesi için sadece tayin kararnamesi yetmiyor. Hakim atamasında süreç şöyle işliyor: Hakimler yaz ve güz kararnameleriyle bir şehre tayin ediliyorlar. Daha sonra yetki kararnamesi çıkartılarak hangi mahkemede görevlendirilecekleri belirleniyor. HSYKnın gündeminde şu anda bir yetki kararnamesi bulunmuyor. Kurulun yüksek yargıdan seçilen üyeleri, normal prosedürden gidilirse yetki kararnamesinin referandum sonrasına sarkacağını yani yeni HSYKya kalacağını biliyor. Bu nedenle bu üyeler, anayasa değişikliği öncesi, normal prosedürün dışına çıkarak, istedikleri 50 hakimin nokta tayinle belli mahkemelere atanması için yetki kararnamesi de çıkarmaya çalışacağı yargı kulislerinde konuşuluyor. HSYK üyelerinin, nokta tayiniyle hakim ataması yapmayı planladığı yerler arasında, Ergenekon, Balyoz, faili meçhuller, kozmik oda davalarına bakan Ankara, İstanbul, Diyarbakır, İzmir gibi CMK 250 yetkisi olan mahkemelerin bulunduğu belirtiliyor. İnternet sitelerine düşen ses kayıtlarında bir Yargıtay üyesi, adeta 50 kişilik nokta tayinini doğrulayan ifadeler kullanıyordu. Ses kaydında HSYK üyesi Ali Suat Ertosunun kararname görüşmeleri sırasında olay çıkarma derdinde olduğu belirtiliyordu. Ses kaydında, Yargıtay 2. Ceza Dairesi Üyesi Ali Muhlis Karakaş, Kurul üyesi Ali Suat Ertosunun giderayak Ergenekon davasına da bakan özel yetkili mahkemelerin hâkim ve savcılarını değiştirmeyi planladığını anlatıyor. Ertosuna ait olduğu iddia edilen ikinci ses kaydında ise Biz bazı davalara el attık, bazı davalardaki hâkim ve savcıları değiştirmek istemeye kalkıştık. ifadeleri yer alıyordu. Kurul üyesi Ertosun, bu yılki yaz kararnamesindeki gibi geçtiğimiz yıl Ergenekon soruşturmasını yürüten hâkim ve savcılar ile faili meçhul cinayetlerin davasına bakan hâkim ve savcıların değiştirilmesini isteyen teklif hazırlamıştı. Kamuoyunun tepkisi ve Adalet Bakanlığının karşı çıkışıyla korsan kararname geri çekilmişti. Unvansız bin 274 hâkim ve savcının ataması yapıldı Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK), yaz kararnamesi görüşmelerinde unvansız bin 274 hâkim ve savcının atamasını tamamladı. HSYK Başkan Vekili Kadir Özbek, bugünden itibaren de 138 unvanlı hakim ve cumhuriyet savcısı ile 135 idari yargı hakimini kapsayan görüşmelere devam edileceğini söyledi. Unvanlılar dışındaki hâkim ve savcıların atamalarını yaptıklarını ifade eden Özbek, Kararname bir bütün olarak çıkacak demiştiniz, neden kısmen çıktı? yönündeki soru üzerine şöyle konuştu: Şimdi kararnamede asıl olan bütün olarak çıkması, ancak tamamlanan kısımların bulunduğumuz mevsim ve uzun süreden beri bekleniyor olması nedeniyle arkadaşlarımıza yönelik mağduri
Samanyolu Haber
Son Dakika
17.08.2010
HSYKdailginçgelişmeleryaşanıyorHSYKda ilginç gelişmeler yaşanıyor
Gündemi sarsacak ŞOK İTİRAF
Samanyolu Haber
09.08.2010
10:34
Yeşilın sağ kolu Yusuf Tek, konuştu: Devletin istediklerini yaptım. Savcılara da konuşurum. İşte bomba itiraflar;

Ergenekon savcıları, 2003te Elazığ Emniyetine gönderilen ihbar mektubu üzerine harekete geçti. İhbarda, Cem Ersever, Behçet Cantürk cinayetlerinden sorumlu tutulan Yeşilın sağ kolu Yusuf Tek, Yeni Şafaka konuştu: Devletin istediklerini yaptım. Savcılara da konuşurum. Ergenekon savcıları, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yaşanan yüzlerce faili meçhul cinayet ile ilgili araştırmalarını derinleştiriyor. Geçtiğimiz günlerde bu kapsamda gizli tanık Kıskaçın yeniden ifadesi alındı. JİTEMe çalıştığı belirtilen Kıskaça faili meçhul cinayetlerin yanı sıra Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırımın eylemleri de soruldu. Savcılar, 2003 yılında Elazığ Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Amirliğine gönderilen bir ihbar mektubundan hareketle soruşturmayı derinleştirdi. Yeni Şafak, ihbar mektubunda adı geçen ve Yeşilin sağ kolu olarak bilinen Cabbar Dayı kod adlı Yusuf Teke ulaştı. Ergenekon soruşturması başlamadan yıllar önce gönderilen ihbar mektubu ve eklerinde JİTEM ve Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırımın faaliyetleri hakkında önemli bilgiler ve belgeler yer aldı. Buna göre Yeşilin talimatları doğrultusunda hareket eden tetikçi Yusuf Tek, JİTEM komutanlarından Cem Ersever ve Kürt işadamı Behçet Cantürkün öldürülmesi gibi çok sayıda cinayete karıştı. 1992-1997 yılları arasında kamuoyunda infial uyandıracak birçok cinayete imza atan Yeşil ve ekibinin şimdilerde Ergenekon davalarında adı geçen bazı isimler tarafından korundukları anlatıldı. Yusuf Tekin faili meçhul cinayetler yüzünden Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca hakkında 9 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis istenen Kayseri İl Jandarma Alay Komutanı Albay Cemal Temizözün sorgu ekibinde yer aldığı belirtildi. İhbar mektubunda ayrıca Ergenekon davasında adı geçen emekli Orgeneral Hurşit Tolon, Albay Cemal Temizöz ve emekli Orgeneral Doğan Güreşin Yeşil ve ekibini koruyarak desteklediği öne sürülüyor. Elazığ Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Amirliğine sunulan suç duyurusunda, Yusuf Tekin Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırımın adamı olduğu açıkça belirtiliyor. Tekin özellikle Mahmut Yıldırımın nerede olduğunu, nasıl yaşadığını ve kimlerle ilişki içinde olduğunu bildiği ifade ediliyor. En önemlisi de bir orduya yetecek silah ve mühimmatın nerede gizlendiğini bildiği tahmin ediliyor. Ayrıca işlenen faili meçhul cinayetler yüzünden Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca hakkında 9 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis istenen Kayseri İl Jandarma Alay Komutanı Albay Cemal Temizözün infaz timinde yer aldığı da belirtiliyor. Dosyada Dayı kod adlı Yusuf Tekin, Temizözün ekibindeki bir türlü bulunamayan Cabbar Dayı olduğu da iddia ediliyor. 2003 yılında gönderildiği belirtilen ibar mektubu ve eklerinde Tekin işlediği iddia edilen cinayetler de detaylarıyla sıralanıyor. Özellikle 3 Kasım 1993 tarihinde Emekli Binbaşı Ahmet Cem Erseverin öldürülmesinin arkasındaki kişinin Yusuf Tek olduğu belirtiliyor. Tekin ayrıca 18 Şubat 1992 tarihinde 2000e Doğru Dergisi Muhabiri Halil Güngeni, 25 Aralık 1992 tarihinde PKK destekçisi ve uyuşturucu kaçakcısı olduğu öne sürülen Şeyhmuz Daşı, 15 Ocak 1994 tarihinde PKKya destek verdiği iddia edilen Kürt işadamı Behçet Cantürk ve şoförünün öldürülme olayını da Yusuf Tekin gerçekleştirdiği anlatılıyor. Yeni Şafakın ulaştığı Yusuf Tek, hesabını veremeyeceği hiçbir şeyin olmadığını söyledi. Cabbar Dayı kod adlı Tek, iddialarla ilgili olarak; 2003 tarihinde Elazığ Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesinden olduğunu söyleyen iki sivil polis Abdullah Paşa Mahallesindeki kendime ait evime geldiler. Bana Doktor Hasan Kaya ve Avukat Metin Can burada oturuyormuş tanıyor musunuz diye sordular? Ben de Elazığ-Tunceli sınırındaki Dinar Köprüsünün altında oturuyorlar dedim. Memurlar gülümseyerek gitti. Böyle belgeden siz söyleyince haberim oldu. 2003 yılından bugüne kadar hakkımda yasal olarak hiçbir işlem yapılmadı. Ayrıca bu konular ile ilgili ifadem bile alınmadı. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin hiçbir yasal ve yetkili mercii bu konularla alakalı beni aramadı ve bilgime başvurmadı. Bizim hesabını veremeyeceğimiz hiçbirşey yok. Devletin yetkili organları tarafından çağrıldığımız da iki elimiz kanda da olsa icabet ederiz şeklinde konuştu.
Samanyolu Haber
Son Dakika
09.08.2010
GündemisarsacakŞOKİTİRAFGündemi sarsacak ŞOK İTİRAF
'Soruşturmayı sivil savcılar yürütsün'
Samanyolu Haber
27.07.2010
07:53
BUGÜNün, Heron ihaneti ile ilgili yeni ses kayıtlarını ortaya çıkarması sonrası hukukçu ve terör uzmanları olayın vahametine dikkat çekti.

Hukukçular olayı sivil savcının soruşturması gerektiğini belirtirken, stratejistler, TSK içerisindeki yapılara dikkat çekti... BUGÜNün dün İşte ihanetin ses kayıtları başlığı ile manşetten verdiği Türkiyeyi sarsan ihanet dosyasının ortaya çıkan şok telefon kayıtlarına tepki yağdı. Görev uyuşmazlıkları bahane edilerek bu işin 3 yıl sürüncemede bırakılmasının kamuoyunda ihanet planına destek olarak algılandığını belirten hukukçular, soruşturmaya Özel Yetkili Cumhuriyet Savcıları veya Ergenekon savcılarının ilgilenmesi gerektiğini belirtti. ÇİÇEK DAVASINA BENZEMESİN Skandal ses kayıtlarını TSKyı zan altında bırakan bir ihanettir şeklinde değerlendiren emekli Cumhuriyet Savcısı Gültekin Avcı, Askeri Savcının ses kayıtları ile ilgili yeni bir inceleme yaptırması söz konusu olduğu söyleniyor. İş Dursun Çiçek olayına çevrilmeye çalışılıyor t değerlendirmesinde t bulunarak şunları kaydetti: Jandarma ve I Emniyef in tespit-f leri hukuken delil değerine ulaşan f tespitlerdir hiçbir savcı bunun üzerini örtemez. Ergenekon savcıları sürece müdahale etmelidir. Bu yapılanmanın nereye kadar ulaştığını tespit etmek gerekir. Konu askeri görev içinde düşünülecek bir konu olmaktan çıkmıştır. Layıkıyla incelenmesi gereken bir konudur. Askeri yargı emir komuta içerisinde cereyan ettiği için Özel Yetkili Cumhuriyet Savcıları veya Ergenekon savcılarının ilgilenmesi gerekir. Emirle soruşturma açan emirle soruşturma durdurur. Vatana ihanetin daniskası ve en çarpıcı örneği ile karşı karşıyayız. Ergenekon bu işin neresinde araştırılmalıdır. Şaibeler özel yetkili sivil savcıların irdelemesi ile giderilir. İhanet TSKda bir görev değildir SAVCILAR İHBAR KABUL ETMELİ Kayıtları Cumhuriyet savcılarının ihbar kabul edip üzerine gitmesi gerektiğini belirten DGM eski Savcısı Mete Göktürk ise, Daha sonra da bir sonuca varacaklarıdır. Gerçek ya da kurgu olduğu soruşturma sonucunda çıkacaktır. Herhangi bir haber çıktığında ihbar kabul etmek onların görevidir. Haberleri olmuyorsa da dilekçe verilip haber tekrar yapılabilir. Bugün Gazetesi habercilik görevini yapmıştır. Görevliler de kamu görevinin gerektirdiği işleri de yapar diye konuştu. BUZDAĞININ KÜÇÜK KISMI Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK) Koordinatörü Doç. Dr. Sedat Laçiner ise, TSKnın sayıca kalabalık bir kurum olduğunu ve bu tür sızmaların normal olduğunu söyledi. Garip olan tarafın Silahlı Kuvvetlerin kendi içerisine sızma olamayacağını düşünmesi olduğunu söyleyen Laçiner, sadece ve bazı dini, muhafazakar gurubun sızmalarına karşı önlem alındığını belirtti. Diğer ideolojik ve etki sızmalarına karşı önlem alınmadığını ifade eden Laçiner şunları söyledi: Bu tarz sızmalara karşı en zayıf kurum sızma olmayacağını düşünen ve beklemeyen kurumdur. Bu konuda yapılan haberleri de ihanet gibi algılıyorlar. Ancak asıl sıkıntı, bunlar 20 veya 200 kişi de olabilir ve aralarında general de bulunabilir. Fakat ordu, MİT raporu ve dinlemeyle sabit olayın üzerine bile gidebilmiş durumda değil. Demek ki bu adamlar ellerini kollarını sallayarak askeri istihbaratta, hava üslerinde en kritik yerlerde görevlidir. Ordunun içerisine yerleşmiş bir şebeke söz konusu. Haberinizde çıkan şey buzdağının küçük bir kısmı. Şebekenin devamının ise hangi birimlerde nerede olduğu dahi bilinmiyor HUKUKUN GEREĞİ YAPILMALI Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Önder Aytaç da skandal kayıtlar için vitesi boşa aldık yokuş aşağı gidiyoruz ifadesini kullandı. Gücü elinde bulunduranlar, gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler hattâ bu gücün sahipleri, şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler diyerek Atatürkün sözünü hatırlatan Aytaç, Terörle mücadele noktasında İstihbarat Dairesi eski Başkanı Sabri Uzun, Düşman dışarıdaysa yapılacak kolaydır. Ama düşman evin içe-risindeyse yapılabilecek bir şey yoktur diyordu. Zaten TSK, Emniyet ve MİT de kendisini töhmet altında bırakacak olan insanlara Kara Kuvvetleri Komutanımız Işık Koşanerin de dediği gibi hukukun içerisinde çok kısa sürede gerekli olan müeyyideyi uygulayacaktır. Uygulamalıdır da dedi. CASUSLUK TEMİZLENMELİ Silahlı kuvvetler içinde illegal ve de PKK yanlısı bir örgütlenme varsa ortaya çıkarılmalıdır diyen emekli Cumhuriyet Başsavcısı Reşat Petek de, Kamuoyunun gözünden kaçırılan iki konu var. Birincisi adli soruşturmadır ikincisi idari soruşturmadır vurgusu yaparak şunları söyledi: Şimdiye kadar disiplinsizlik di- i yerek 1500-1700 kişinin ordudan ihraç edildiği düşünüldüğünde bu konu disiplinsizlik değil midir? Emir komuta hiyerarşisini bozan bir olay değimlidir diye sormak gerekir. Askeri Mahkemelerin bağımsız ve tarafsız olduğunu kabul etmiyoruz. Ancak sistem içinde var, soruşturması devam ediyor diyelim. Ama idari açıdan bu kadar önemli bir olayın da soruşturulup da o subaylar hak
Samanyolu Haber
Son Dakika
27.07.2010
SoruşturmayısivilsavcılaryürütsünSoruşturmayı sivil savcılar yürütsün
Ergenekon davasına yeni hakim
Samanyolu Haber
12.07.2010
13:57
Ak Parti ve Güleni bitirme eylem planı iddialarına ilişkin haklarında dava açılan ve aralarında Yeditepe Üniversitesi kurucusu Bedrettin Dalan ile Albay Dursun Çiçek?in de bulunduğu 7 sanığın yargılandığı davanın 8. duruşmasında heyetteki değişiklik dikkat çekti.

Sabah saat 09:00?dan bir sonraki günün sabahına kadar yaptığı yargılamalarla bilinen heyette, mahkeme başkanı dahil birçok kişinin yıllık izne çıkması nedeniyle heyete yeni bir hakim atanırken üye hakim Hüsnü Çalmuk ilk kez başkanlığa vekalet etti. Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengünün yıllık izine çıkması, üye hakim Hasan Hüseyin Özesenin de yaklaşık 15 gündür izinde olması nedeniyle üye hakimlerden Hüsnü Çalmukun başkanlık yaptığı heyette, Beşiktaştaki İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi üye hakimlerinden Faik Saban da yer aldı. Cumhuriyet Savcısı Nihat Taşkının da yıllık izin nedeniyle geçtiğimiz haftadan beri katılmadığı duruşmada, iki savcı ile temsil edilen iddia makamında, alışılmışın dışında sadece savcı Mehmet Ali Pekgüzel bulunuyor. Mahkeme mübaşiri Aydın Arslanın da yıllık izne ayrılması nedeniyle onun işlerini de infaz koruma memurları yürütüyor. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi?ndeki salonda görülen davaya, Özel Yılmaz ile firari sanık Bedrettin Dalan katılmadı. Duruşmada tutuklu sanıklar Dursun Çiçek, Serdar Öztürk, Ufuk Akaya ve Deniz Yıldırım hazır bulundu. İddianamede, tutuklu sanık Ufuk Akkaya?nın, silahlı terör örgütüne üye olmak, devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri temin etmek, özel hayatın gizliliğini ihlal etmek, hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetmek, devletin güvenliğine ilişkin belgeleri tahrip etme, amacı dışında kullanma, hile ile alma, çalma ve kayda alınan konuşmaların basın yayın yoluyla yayımlanması suçlarından 26 ile 55,5 yıl arasında hapisle cezalandırılması isteniyor. Bu iddialara yanıt vermek için 9 aydır tutuklu olarak beklediğini belirten Ulusal Kanal televizyonu istihbarat servisi şefi Ufuk Akaya, Mahkemeniz soruşturma savcıları tarafından yanıltılmıştır. Çünkü bende ne Başbakan ne de AKP?li vekillerle ilgili kayıt çıkmamıştır. iddiasında bulundu. İddianamede 199. sayfa ile 139. sayfaları arasında üzerine atılı suçun anlatıldığını belirten Akkaya iddianamedeki Ufuk Akkayanın kullanmış olduğu ve Aydınlık Dergisine ait olan ve içerisinde ses kayıtlarının tespit edildiği dizüstü bilgisayarın incelenmesinden de anlaşılacağı üzere, bilgisayara yükleme tarihinin 17 Eylül 2009 olduğu, Şüpheli Ufuk Akkayanın savunmasının aksine flaş disk ortamında gelen bilgilerin derhal bilgisayarlarına aktarıldığı, şüphelilerin bu işlemleri örgütün talimatları doğrultusunda yaptıkları, Ergenekon silahlı terör örgütünce oluşturulan özel istihbarat arşivine bu bilgilerin aktarıldığı ve örgütün talimatlarıyla arşivden çıkarılıp değişik zamanlarda yayınlandığı anlaşılmaktadır. şeklindeki tanımlamanın da gerçeklere aykırı olduğunu ileri sürdü. Akkaya, konunun anlatıldığı 47. ek klasörde bilgisayarlarla ilgili yapılan inceleme raporlarında ne Başbakan ne de bir tek AK Partilinin ses kaydından bahsedilmediğine dikkat çekti. Akkaya ayrıca Aydınlık dergisi tarafından kendisine verilen bir dizüstü bilgisayar da olmadığını belirterek, Aydınlık dergisi Genel Yayın Yönetmeni Deniz Yıldırım, ifadesinde bahse konu laptopun kendisine ait olduğunu söylemiştir. Savcılar, bu ifadeyi deforme ederek benim hakkımda suçlamada bulunmuşlardır. ifadesini kullandı. Gazeteci olduğunu hatırlatan Ufuk Akkaya, Gerçi suçlamalarla alakalı hiçbir gizli belge bende çıkmamıştır ama mesleğim icabı gizli belge de çok gizli belge de bende çıkabilir. Savcının bana gizli diye gösterdiği, suçlanmama konu olan belge üzerinde hizmete özel yazıyordu. diye konuştu. Akkaya, internet ortamından yapılan bir ihbar nedeniyle 9 aydır tutuklu olduğunu belirterek dava konusu belgelerin üzerinde bulunması ile ilgili olarak da mahkeme tarafından bu belgelerin avukatlara verildiğini, avukatların da bu belgeleri basın mensuplarına vererek açık kaynak olmasını sağladıklarını söyledi. Akkaya, bir e-ihbar yüzünden 9 aydır tutuklu bulunmasını ve 55 yıla kadar hapis cezasıyla yargılanmasını eleştirerek, ihbar mektubunda yer alan konularla ilgili olarak savcılığın, tutuklama kararından 20 ay önce de harekete geçebileceğini, ancak bu konuların suç olmadığını savundu. Akkayanın savunmasını tamamlamasının ardından soruşturma aşamasında emniyette verdiği ifadesinin okumasıyla duruşmaya devam ediliyor.
Samanyolu Haber
Son Dakika
12.07.2010
ErgenekondavasınayenihakimErgenekon davasına yeni hakim
Başbuğ'a tepki yağıyor
Samanyolu Haber
07.07.2010
08:12
Genelkurmay ?Başkanı?nın Ergenekon, Balyoz ve faili meçhul davaları sanıklarını suçsuz olarak nitelediği sözler hukukçular tarafından TCK?ya göre suç olarak değerlendirildi

HEM ASKERİ HEM DE ADLİ SUÇ İŞLİYOR Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ?un bir televizyon kanalına verdiği mülakatta, Ergenekon, Faili meçhuller, Balyoz gibi yürüyen yargı süreçleri hakkında görüş bildirmesi hukukçuların tepkisini çekti. Başbuğ hakkında savcıların ?yargıyı etkileme? iddiasıyla harekete geçmesi gerektiğini belirten hukukçular, emniyetin de cevap vermesi gerektiğini söyledi. İşte görüşler: Hakim ve savcıları tehdit eder gibi konuştu, savcılar harekete geçmeli REŞAT PETEK (Emekli Cumhuriyet Başsavcısı): Yargı sürecinde, yargılama konusu dava hakkında TBMM?de bile soru önergesi verilemezken, Genelkurmay Başkanı?nın doğrudan sanıkların kimliklerini ifade ederek konuşması Türkiye?deki askeri vesayetin ne denli sürdüğünü gösteren bir durum. Başbuğ?un, hakim ve savcıları tehdit eder nitelikte, iddianameleri ?çirkin? ve ?çirkef? tabiri kullanarak, sanıkları suçlu-suçsuz diye ayırarak açıklamalar yapması, yargılamayı etkileme diye değerlendirilip hakkında soruşturma açılması gerekir. Bu konuşmada hem siyasi beyanat hem de yargıyı etkileme suçu var SACİT KAYASU (Emekli Cumhuriyet Savcısı): Bu açıklamalar tamamen suç. Ama, bugüne kadar bunlar hakkında kimse dava açmadığı için, konuşmaya devam ediyorlar. Burada iki tane suç var. Birincisi Askeri Ceza Kanuna göre siyasi konularda herhangi bir şekilde beyanatta bulunmak yasaktır. İkincisi, TCK?ya göre de görülmekte olan bir davaya etkide bulunmak yasaktır. İkisi de ayrı ayrı suçtur. Genelkurmay Başkanı da olsa asker kişi bu konularda açıklamalarda bulunursa suç işler. Kurumsal olarak polisi suçlaması yakışıksız emniyet cevap vermeli AHMET GÜNDEL (Emekli Yargıtay Savcısı): Bu açıklama davaları etkileme mahiyetinde. Hala Türkiye?de demokrasinin oturmadığı, TSK?nın bulunması gereken bir konumda olmadığını, ayrıcalıklı konumunu koruduğunu gösteriyor. Genelkurmay, objektif, tarafsız, kamu görevini yerine getiren, kamu kurumu niteliğinden ziyade, belli bir ideolojiden yana tavır koyan ve bunun gereği olarak bu tür çıkışlar yapan bir konumda. Öte yandan Başbuğ?un kurumsal bir biçimde polisi suçlaması yakışıksızdır. Emniyet buna cevap vermeli.
Samanyolu Haber
Son Dakika
07.07.2010
BaşbuğatepkiyağıyorBaşbuğa tepki yağıyor
Cindoruk öyle bir teklif yaptı ki...
Samanyolu Haber
24.06.2010
18:04
Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk, Türkiyede acilen bir seçim hükümeti kurulması gerektiğini savundu.

Cindoruk, bazı ziyaretlerde bulunmak üzere geldiği Eskişehirde, DSPli Merkez Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataçı ziyaret etti. Cindoruk, burada yaptığı açıklamada, terör tehdidi altında genel seçimlere gidilemeyeceğini öne sürdü. Cindoruk, Bunun için AK Parti, CHP ve MHP seçim hükümeti kurmalı. Üç partinin kuracağı hükümet terörle mücadele etmeli, hukuk çerçevesinde gerekli yasaları da çıkarmalı. Türkiyeyi de istikrarlı bir biçimde belirledikleri seçim takvimi çerçevesinde seçime götürmelidir. diye konuştu. Ergenekon operasyonlarını da eleştiren Cindoruk, Beşiktaş Adliyesi sanki otobüse konularak Silivriye taşındı. Cezaevinin içinde mahkeme salonu olur mu? Bu kişiler Silivrideki mahkemenin 2ye 1 kararı ile tutuluyor. Böyle bir yargılama ve mahkeme olmaz. dedi. Cindoruk, Türkiyede acilen bir seçim hükümeti kurulması tavsiyesinde bulunurken, terör örgütü operasyonlarını da sert bir dille eleştirdi. Cindoruk, Türkiyenin gidişatı sizce nasıl? şeklindeki bir soruya, şöyle yanıt verdi: Türkiyede terör giderek artıyor. Terörle mücadelemiz, Süleyman Demirel ve Erdal İnönünün koalisyon hükümeti döneminde başlamıştı. 2002 yılına gelindiğinde yılda teröre 4 şehit veriyorduk. Şimdi ise hepimiz artışı endişe ile izliyoruz. Genel seçimler terör tehdidi altında yapılamaz. Bunun için Meclisteki AK Parti, CHP ve MHP seçim hükümeti kurmalıdır. Üç partinin kuracağı hükümet terörle mücadele etmeli, hukuk çerçevesinde gerekli yasaları da çıkarmalı. Böylelikle Türkiyeyi istikrarlı bir biçimde belirledikleri seçim takvimi çerçevesinde seçime götürmelidir. Demokrat Parti olarak yılların devlet yönetme tecrübesine sahip olduklarını da belirten Cindoruk, bu tecrübelerini başta AK Parti olmak üzere, isteyen herkes ile paylaşabileceklerini kaydetti. BEŞİKTAŞ ADLİYESİ SİLİVRİYE TAŞINDI Cindoruk, açıklamasında, terör örgütü Ergenekon operasyonları ile savcılara da göndermede bulundu. Savcıların savcıları, yargıçların yargıçları tutukladığı bir Türkiyede yaşadıklarını savunan Cindoruk, şöyle devam etti: Beşiktaş Adliyesi sanki otobüse konularak, Silivriye taşındı. Cezaevinin içinde mahkeme salonu olur mu? Silivride bir parti genel başkanı Doğu Perinçek üç yıla yakındır içeride tutuluyor. Gazeteciler Mustafa Baybay, Tuncay Yılmaz yıllardır Silivrideler. Bu kişiler Silivrideki mahkemenin 2ye 1 kararı ile tutuluyor. Böyle bir yargılama ve mahkeme olmaz. Bu durum hangi Avrupa Birliği kriterlerine uymaktadır. Herkes merak ediyor.
Samanyolu Haber
Son Dakika
24.06.2010
CindoruköylebirteklifyaptıkiCindoruk öyle bir teklif yaptı ki
Seyfi Oktay'ın irtibatta olduğu tanıdık isim
Samanyolu Haber
10.06.2010
08:17
Ergenekon soruşturmasında göz altına alınan Adalet eski Bakanı Seyfi Oktayın, HSYK Başkanvekili Kadir Özbekin yanısıra üye Ali Suat Ertosunla da ilişkisi tespit edildi

Ergenekon davalarına bakan hakim ve savcılara baskı kurmak için yüksek yargıda girişimlerde bulunmakla suçlanan Adalet eski Bakanı Seyfi Oktayın, HSYK Başkanvekili Kadir Özbekin yanısıra üye Ali Suat Ertosunla da temasta olduğu ortaya çıktı. HSYK kararnamesine alternatif liste hazırlayarak Ergenekon davalarına bakan hakim ve savcıları görevden almaya çalışan Ertosunun, bağımsız yargıyı baskı altına almak isteyen yapılanmanın işlerini takip ettiği telefon dinlemelerine takıldı. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) yaz kararnamesine alternatif liste sunarak, Ergenekon, KCK ve fail-i meçhul davalarını yürüten hakim ve savcıların görev yerlerinin değiştirilmesini isteyen üye Ali Suat Ertosunun adı, derin yapılanmanın yargı ayağını ortaya çıkaran soruşturmaya karıştı. Yüksek yargıdaki dava dosyaları ve kritik noktalara yapılacak atamalara müdahale eden şüphelilerin mahkeme kararıyla dinlenen telefon görüşmelerinde, Ertosunun adı sık sık anıldı. Bir hakimin, Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesine başkan olabilmesi için dev-reye giren tutuklu sanık Ali Hadi Emre teknik takibe takılan görüşmesinde, ricacı olduğu HSYK Başkanvekili Kadir Özbekin Ertosuna da bir görün dediğini anlattı. MAHKEME BAŞKANI YAPALIM Yargıtay ve Danıştaydaki davalara ve kritik yerlere yapılacak atamalara müdahale eden ve Ergenekonla bağlantılı hareket ettiği ileri sürülen yapılanmanın, İstanbul Adliyesinde görevli hakim Yavuz Öztürkü, Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi başkanlığına getirme gayretleri teknik takibe takıldı. HSYK üyesi Ali Suat Ertosunun adının da karıştığı bu girişim, tutuklu sanık Ali Hadi Emrenin mahkeme kararıyla dinlenen telefon görüşmelerine yansıdı. Şüpheli Emrenin, hakim Öztürkle yaptığı 26 Ekim 2009 tarihli görüşmeye göre; tayin konusu ilk olarak gözaltına alınan Adalet Eski Bakanı Seyfi Oktay aracılığıyla HSYK Başkanvekili Kadir Özbeke iletildi. Emre, tayin için ricacı oldukları HSYK Başkanvekili Özbekin talep üzerine kendilerine Ertosuna da bir görün dediğini Yavuza aktardı. MERAK ETME, GARANTİ DEDİ Ali Hadi Emre, hâkim Yavuza sanık Kudbettin Kaya ile birlikte görüştükleri Seyfi Oktayın tayin için garanti verdiğini söyledi. Emre, Bizim avukat Kutbettini tanıyorsun. Gene bir ara yemek yedik, Seyfi abi vardı. Ondan sonra; yani seninle ilgili yine konuştuk, yani o çok garanti konuştu ya, ben de sana söylemedim, yani dedim hani ne olur ne olmaz, belli olsun, ondan sonra dedi. İkili arasındaki görüşmeden tayin konusunda beklenen sonucun çıkmadığı anlaşılırken, bu konuda yeni bir girişimde bulunma gayretleri de kayıtlara geçti. ERTOSUNA DA BİR GÖRÜN Tutuklu sanık Ali Hadi Emre, telefon görüşmesi yaptığı hâkime tayin meselesi için HSYK Başkanvekili Kadir Özbek ile de konuştuğunu aktardı. Sanık Emre, tayin için gereken adresi şu sözlerle gösterdi: Kadir beye bir şey söylediğiniz zaman diyor ki, daha başka talepler de vardı. Şeye de söyleyin; Ertosuna. Onu da bir görün falan diyordu. Bu sözler üzerine hakim Yavuz, tayin için garanti veren eski bakan Mehmet Seyfi Oktaya şikayetinin iletilmemesini istedikten sonra şunları söyledi: Mehmet bey dedi, sen bu sefer olmadın; ama bir dahaki sefere kesin. Hiç merak etme. Ben canı gönülden çalışacağım demişti. BAŞKA YERE ATAYIN RANDEVUSU Büyük bir kente tayin isteyen Giresun Savcısı Nihat Nuri Akarın, önce tutuklu sanık Ali Hadi Emre ile ir-tibata geçtiği de telefon dinlemelerine takıldı. Emrenin de talebi Adalet Eski Bakanı Seyfi Oktaya aktardığı tespit edildi. Savcı Akar ile Ali Hadi Emre arasında 14 Aralık 2009 tarihli telefon görüşmesinde ise tayin işinin Seyfi Oktay ve HSYK Başkanvekili Kadir Özbekle yemekli bir toplantıda görüşüldüğü belirlendi. Giresun Savcısı Akarın, Emre, Oktay ve Özbekin yanı sıra tayini yaptırmak için HSYK üyesi Ali Suat Ertosunla görüşmek amacıyla yakınlarıyla temasa geçtiği ve randevu ayarlamaya çalıştığı da tespit edildi. Soruşturma kapsamında mahkeme kararıyla yapılan telefon dinlemelerinde tutuklanan şüphelilerin Dede diye hitap ettiği Adalet Eski Bakanı Seyfi Oktayın başınığı çektiği ileri sürülen yapılanmanın, yüksek yargıya atama ve tayin işlerinde HSYK Başkanvekili Kadir Özbek, HSYK üyesi Ali Suat Ertosunu kullanmaya çalışması ise dikkat çekti. Özbeke isimleri toptan verin Yargıyı kıskaca alan yapının, 2007 yılında çeteyle irtibatlı olduğu için meslekten atılan İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde görevli eski hâkim Ali Kayaoğlunun geri dönebilmesi için ciddi çalışmalar yürüttüğü de iletişim tespit tutanaklarına geçti. Kayaoğlunun görevine dönebilmesi için şüpheli Oktayın HSYK Başkanvekili Kadir Özbekle randevu ayarlamaya çalıştığı belirlendi. Eski hakimin, tutuklu sanık Ali Hadi Emrenin araya girmesiyle Danıştay 8. Daire Başkanı Sıddık Yıldızla görüştüğü belirlendi. Yıld
Samanyolu Haber
Son Dakika
10.06.2010
SeyfiOktayınirtibattaolduğutanıdıkisimSeyfi Oktayın irtibatta olduğu tanıdık isim
Gizli ilişkileri ortaya çıkardı
Samanyolu Haber
08.06.2010
14:10
Ergenekon soruşturmasında gözaltına alınan eski Adalet Bakanı Seyfi Oktayın, mahkeme kararıyla dinlenen telefon görüşmeleri, yargıdaki gizli ilişkileri ortaya çıkardı.

Hukukçular Birliği Vakfı Başkanı Sinan Kılıçkaya, Oktayın telefon dinlemelerinin, yargının Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) veasyeti altında olduğunu ıspatladığını söyledi. Kılıçkaya, Eski Adalet Bakanı Oktayın mahkeme kanalıyla telefonunun dinlenmesi ile Yargıtay üyeliği atamalarında liyakate bakılmadığı ve ahbap çavuş ilişkisi içerisinde, ideolojik sebeplerle hareket edildiğinin anlaşıldığını vurguladı. Kılıçkaya, bu şekilde ideolojik sebeplerle ve ahbap çavuş ilişkileriyle seçilen yüksek yargı üyelerinin de HSYK üyelerini seçtiğini, böylece bir çeşit al gülüm ver gülüm ilişkisi kurulduğunu savundu. Yargının iflas etmiş olduğu ve bunun da HSYK eliyle gerçekleştirildiğini dile getiren Kılıçkaya, şöyle dedi: Bugün itibariyle yargı HSYKnın vesayeti altındadır. Ortaya çıkan ses kaydı da bu durumu ispatlamıştır. Sorun bununla da sınırlı değildir. Anayasa ile güvence altına alınan yargı bağımsızlığı, hakim savcı teminatı HSYK tarafından ihlal edilmiştir. Yakın zamanda HSYKnın, kararını beğenmediği hakim ve savcıları teamüllere aykırı olarak yerlerini değiştirmek suretiyle dosyadan el çektirmeye çalıştıklarına şahit olduk. Aynı şekilde iddianamesini beğenmedikleri savcıyı meslekten çıkarılma ile cezalandırdılar. Maalesef HSYKnın yapısı keyfiliği de beraberinde getirmektedir. HSYK bu vesayet kalkmasın diye direnmektedir. Kurulun hakim ve savcılardan atanan üyelerinin yargı reformuna ve bu konudaki anayasa değişikliğine, neden bu kadar şiddetle karşı durmaya çalıştıkları, ortaya çıkan telefon kayıtlarındaki konuşmalar ile anlaşılmıştır. HSYKnın, Anayasa değişikliğini istemediğine ve karşı durduğuna dikkat çeken Kılıçkaya, çünkü bu düzenin. bu kast sisteminin bozulmasını istemediğini belirtti. Kılıçkaya, Anayasa değişikliği gerçekleşir de HSYK üyeleri tüm hakim ve savcılarca seçilirse yargının demokratikleşeceği, tüm yargı atamalarında liyakat esas alınacağı, keyfi uygulamaların son bulacağı ve böylece yargı üyelerinin üzerindeki vesayetin de ortadan kalkacağı kanaatindeyiz. diye konuştu.
Samanyolu Haber
Son Dakika
08.06.2010
GizliilişkileriortayaçıkardıGizli ilişkileri ortaya çıkardı
Jandarma müdahalede yetersiz kaldı
Samanyolu Haber
07.06.2010
21:15
Ergenekon ana davasının görüldüğü Silivrideki mahkeme salonunu İşçi Partisi (İP) mensupları birbirine kattı.

İPli sanık avukatlarının açıklamalarını ve salonu terk etme kararlarını önce alkışlayan 150 İPli izleyiciden bazıları, sloganlar atarak mahkeme heyetinin bulunduğu bölüme doğru yürümek istedi. Mahkeme başkanı ve savcıları, jandarmadan protestoculara müdahale etmelerini istemelerine rağmen göstericiler, uzun süre salondan çıkartılamadı. Kimi protestocular ile jandarma arasında kısa süreli arbede yaşandı. Mahkeme Başkanı Köksal Şengül, duruşmaya ara vermek zorunda kaldı. 20 dakika boyunca mahkeme salonunu işleyemez hale getiren grup, daha sonra güçlükle dışarı çıkartıldı. Güvenlik önlemlerinin yetersizliği dikkat çekti. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen Ergenekon ana davasının 149. duruşmasının öğleden sonraki oturumunda, İşçi Partisi Genel Sekreteri ve İPli sanıkların avukatı Hasan Basri Özbey söz aldı. Avukat Özbey, Ergenekon soruşturması kapsamında gerçekleştirilen son operasyonda, sanık Doğu Perinçekin diğer avukatı Mehmet Cengizin tutuklanmasını eleştirdi. Mahkeme heyetine hitaben konuşan Özbey, Ey tertibe alet olanlar aklınızı başınıza alın. Sizi koruyacağını sandığınız güçler çatırdamaya başladı. Lütfen mahkemenize sahip çıkın. Suçsuz ve delilsiz yere müvekkillerimizi tutuklu yargılıyorsunuz. Bu hukuksuzluğun karşısında onurlu duruşunu yapan Mahkeme Başkanı Köksal Şengün ise Ergenekoncu olarak lanse ediliyor. Burada kanunsuzluk var diyenlere Ergenekon Terör Örgütü yanlısı, ETÖcü diyorlar. Sayın Özese, Sayın Haşıloğlu, hakimlik onurunuza sahip çıkınız. Hukuka aykırı kararlara imza atmayınız. Siz de hedeftesiniz. Hepimize görev düşüyor. şeklinde tehditler savurdu. Mehmet Cengize savcılıkta sorulan sorulara dikkat çeken Özbey, Avukatlık faaliyetleri gereği yaptığı telefon konuşmaları soruldu. Benimle, mahkemede hangi taleplerde bulunacağımıza dair telefon görüşmelerimiz soruldu. Bu soruşturmaya Ergenekon adının verilmesinin amacı Türk milletinin tarih bilincini yok etmekti. Son operasyona da Adalet Operasyonu adı verilerek adaletin ırzına geçiliyor. diye konuştu. Avukat Mehmet Cengize 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Köksal Şengün, 14. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Erkan Canak, 12. Ağır Ceza Mahkemesi üye hakimi Oktay Kuban, HSYK Başkan Vekili Kadir Özbek ve Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Fulya Kantarcıoğlunun sorulduğunu belirten avukat Özbey, Ne kadar onurlu, namuslu, Atatürkçü yargıç ve hukukçu varsa onlar soruldu. Hedef sizsiniz. Hepimiz Atatürkün avukatlarıyız şeklinde iddialarını dile getirdi. İsyan ettiklerini dile getiren avukat Özbey, Gladyo hukukuna seyirci mi kalacağız. Meydan okuyorum, bu suçu işlemeye devam edeceğiz. Yiğitseniz bir şey yapın. Dünyayı dar ederiz size. Atatürkün hukuku peşinizde olacak şeklinde tepkilerini sıraladı. Özbey, Ey tertibe alet olanlar aklınızı başınıza alın. Sizi koruyacağını sandığınız güçler çatırdamaya başladı. Lütfen mahkemenize sahip çıkın. Sayın Özese, Sayın Haşıloğlu, hakimlik onurunuza sahip çıkınız. Hukuka aykırı kararlara imza atmayınız. Siz de hedeftesiniz. Burada kanunsuzluk var diyenlere Ergenekon Terör Örgütü yanlısı, ETÖcü diyorlar. Hepimize görev düşüyor. dedi. Tutuklu sanık emekli Tuğgeneral Veli Küçükün kızı ve avukatı Zeynep Küçük, tutuklu sanık Kemal Kerinçsizin eşi ve avukatı Gönül Kerinçsiz ve diğer sanık avukatlarına hitap eden Özbey, Sizi de uyarıyorum Gönül Hanım, Zeynep Hanım, Vural Ergül. Hepimiz suçluyuz. Sizler de suçlusunuz. Bu davaya vekalet koyan herkes suçlu. dedi. Mahkeme için tiyatro yakıştırmasını yapan avukat Özbey, Biz bu tiyatroda daha fazla figüran olmayacağız. Bu hukuksuzluğun karşısında bir dakika dahi durmayacağız. Bu hukuksuzluk, bizi birazdan yapacaklarımızı yapmaya mecbur etti. diye konuştuktan sonra salonu terk etmek için cübbesini çıkardı. Özbeyin bu konuşmasının ardından diğer avukatların da cübbelerini çıkarmaya başlamasıyla birlikte duruşmaya izleyici olarak katılan yaklaşık 150 İşçi Partili, desteklemek için Özbeyi alkışladı. Alkışlamanın ardından da siyasi içerikli sloganlar atan partililer, önce sanıkların bulunduğu bölüme girmeye çalıştı. Taşkın hareketlerine 20 dakika kadar devam eden göstericilerden bazıları da mahkeme heyetinin bulunduğu bölüme yürümeye çalıştı. Başkan Köksal Şengün, salondaki jandarmadan salonda düzenin sağlanması istedi ancak, izleyicilerin protestosu 20 dakika kadar sürdü. Savcı Pekgüzelin müdahale etmesini istediği Şengün, gereğini yaptığını söyledi. Taşkın gruba, tutuklu sanıklardan Doğu Perinçek, Muzaffer Tekin ile diğer sanıklar ve İPli gruba ait basın kuruluşunda bulunan bazı gazeteciler de alkışlarıyla destek verdi. Savcılardan Mehmet Ali Pekgüzel, salonun güvenliği sağlanamaması üzerine cübbesini çıkartıp, salonu terk etti. Eylemci grup çıkartıldıktan sonra salona dönen Savcı Pekgüzel, salonun güvenliğini sağlamakla sorumlu jandarma görevlilerinden bilgi aldı. Mahkeme
Samanyolu Haber
Son Dakika
07.06.2010
JandarmamüdahaledeyetersizkaldıJandarma müdahalede yetersiz kaldı
Eminağaoğlu hakim karşısında!
Samanyolu Haber
13.05.2010
16:17
Yargıtay Cumhuriyet Savcısı ve eski Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlunun yargı görevi yapanı etkileme suçundan yargılanmasına Yargıtay 4. Ceza Dairesinde başlandı.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Eminağaoğlunun birinci sınıf savcı olması nedeniyle yargılamasını ilk derece mahkemesi sıfatıyla yapıyor. Duruşmaya, sanık Eminağaoğlu, avukatı Ahmet Akgül katıldı. Duruşmayı, Eminağaoğlunun eşi Serpil ve oğlu Ozan ile aynı mahkemede yargılanan ve beraat eden Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz, YARSAV, Atatürkçü Düşünce Derneği üyeleri ve bazı vatandaşlar da izledi. Yargıtay 4. Ceza Dairesi duruşma salonunun küçük olması nedeniyle salona az kişi alınırken, izleyicilerin büyük bölümü salon dışında kaldı. Savunmasını yapan Eminağaoğlu, yargılanma konusunu oluşturan sözlerin, YARSAV Başkanı olduğu dönemde, Başkan sıfatıyla yaptığı açıklamalardan ibaret olduğunu söyledi. Erzurumda ve burada Cumhuriyet hukuku yargılanıyor diyen Eminağaoğlu, hükümetin, iki kez YARSAVı kapatma girişiminde bulunduğunu, bunda başarılı olamayınca kendisini yargı önüne çıkardığını savundu. Eminağaoğlu, Biz her zaman adil olacağız, bundan asla sapmayacağız. Türk yargısına ve hukuka sonuna kadar güveniyorum. Türkiyede hukukun üstünlüğü kendisini bu davayla kamuoyuna gösterecektir diye konuştu. Ergenekon soruşturması kapsamında kendisi hakkında dinleme kararı verildiğini, ancak verilen takipsizlik kararına rağmen dinleme tapelerinin imha edilmediğini öne süren Eminağaoğlu, yalnızca dosyadaki kayıt suretlerinin imha edildiğini söyledi. Eminağaoğlu, bu nedenlerle İstanbul Cumhuriyet Savcıları hakkında suç duyurusunda bulunulmasını da talep etti. Eminağaoğlunun avukatı Ahmet Akgül de Eminağaoğlunun yargılanmasına neden olan sözlerin, anlatım özgürlüğü çerçevesinde, yargının daha iyiye gitmesi için söylendiğini ve eleştiri sınırları içinde kabul edilmesi gerektiğini ifade ederek, Eminağaoğlunun beraatini istedi. Duruşmada, ara kararı veren Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Türk Ceza Kanununun, adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçunu düzenleyen 288. maddesinin uygulanması ihtimaline karşı Eminağaoğluna savunma için ek süre verilmesini kararlaştırdı. Mahkeme heyeti, Yargıtay Cumhuriyet Savcısının esas hakkındaki görüşünü hazırlaması için süre verilmesine de karar vererek, duruşmayı erteledi. Duruşmanın ardından gazetecilere açıklama yapan Eminağaoğlu, hukuk herkes içindir dediği için yargı önüne çıkarıldığını öne sürerek, şöyle konuştu: Mevcut dava, mevcut hükümetin faşist bir hükümet olduğunun tespit ve tescili davasıdır. Çünkü ben hukuku savunuyorum. Benim hakkında soruşturma yaptığım, çıkar amaçlı suç örgütü ile ilgili bir olayda hakkında görevi kötüye kullanmaktan soruşturma yapmış olduğum kişi bugün Başbakan ve ben onu soruşturan olarak yargı önününe çıkarılıyorum. Aynı şekilde Fethullah Gülen kriptolarını Dışışleri Bakanlığından çıkarmam nedeniyle hedef oluyorum ama o kişi Cumhurbaşkanı oluyor. Türkiyede hukukun üstünlüğünü, Cumhuriyet hukukunu, Atatürk Cumhuriyetinin varlığını savunduklarını söyleyen Eminağaoğlu, Cumhuriyet hukukunu yargılamaya hiç kimse cesaret edemeyecek ve Ankarada hakimler olduğunu bu yargılamanın sonunda herkes görecek. Yargımıza güveniyoruz, Atatürk Cumhuriyetinin varlığına güveniyoruz diye konuştu. Yargıtay önünde açıklama yapan Eminağaoğlunun sözleri, duruşmayı izlemeye gelenler tarafından alkışlandı. Grup, Bağımsız yargı, bağımsız Türkiye sloganları attı. Adalet Bakanlığının başvurusu üzerine, Sincan Cumhuriyet Başsavcılığı, Eminağaoğlu hakkında, Yargı görevi yapanı etkileme, Soruşturmanın gizliliğini ihlal ve Dernek ve Vakıfların Kamu Kurum ve Kuruluşları ile İlişkilerine Dair Kanuna muhalefet suçlarından iddianame hazırlamıştı. İddianameyi değerlendiren Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi, Eminağaoğluna atılı suçlarla ilgili delil bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturma açılmasına yer olmadığına karar vermiş, Sincan Cumhuriyet Başsavcılığı, mahkemenin bu kararına itiraz etmişti. Dosyanın gönderildiği Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesi, Eminağaoğlu hakkında, Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği kovuşturma açılmasına yer olmadığı kararına itirazı kısmen kabul etmişti. Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesi, Eminağaoğlunun, Yargı görevi yapanı etkileme suçundan yargılanmasına karar vermiş, Soruşturmanın gizliliğini ihlal ve Dernek ve Vakıfların Kamu Kurum ve Kuruluşları ile İlişkilerine Dair Kanuna muhalefet suçları yönünden itirazı reddetmişti. AA
Samanyolu Haber
Son Dakika
13.05.2010
EminağaoğluhakimkarşısındaEminağaoğlu hakim karşısında
Savcılık ses karşılaştırması istedi
Samanyolu Haber
13.05.2010
08:17
Paradise Pastanesi sahibi Erdoğan?ın, internete düşen Erzincan?Ergenekon davası gizli tanığı Munzur?a ?İfadeni geri çek? baskısı yaptığı konuşmalarla ilgili inceleme başlatıldı.

Erzurum özel yetkili savcıları, Erzincan Ergenekon Davası kapsamında gizli tanıklarla ilişkileriyle gündeme gelen Paradise Pastanesi sahibi Erdal Erdoğan?a ait olduğu iddia edilen ve gizli tanıklara ifadelerini değiştirmeleri yönünde baskı yapılan ses kaydı için inceleme başlattı. Ses kaydındaki iddiaları mercek altına alan Özel Yetkili Savcılar, öncelikle kayıtta yer alan seslerin karşılaştırmasını yapacak. SES KARŞILAŞTIRMASI?İSTENDİ Teknik karşılaştırmada Erdal?Erdoğan?ın sesi ile internete düşen kayıttaki sesin aynı olduğunun tespit edilmesi halinde, kayıtta yer alan iddialarla ilgili soruşturma başlatılabilecek. Erzincan Paradise Pastanesi sahibi ve gizli tanıklarla CHP?li Ahmet Ersin?i buluşturmasıyla gündeme gelen Erdal Erdoğan?a ait olduğu ileri sürülen bir ses kaydı büyük tartışma yaratmıştı. Kayıtta Ergenekon sanığı durumunda bulunan Erdal Erdoğan?ın, HSYK?nın Osman Şanal ile birlikte 4 özel yetkili savcının yetkilerini alma kararını önceden bildiği ortaya çıkmıştı. SAAT 10.00?DA?HSYK?ALACAK Erdal Erdoğan, gizli tanık Munzur?a ifadesini değiştirmesi için baskı yaptığı ses kaydında ?Bugün saat 10.00?a kadar konuştun konuştun, yoksa adamı (Osman Şanal) görevden alıyorlar. Yerine de başka birini atıyorlar? ifadeleri dikkat çekiyor. ?PAŞA BENİM?ADAMIM? ?Paşa (Orgeneral Saldıray Berk) benim bir numaralı adamım, sana bütün garantileri veririm. İstersen seni Paşa?ya götürürüz? diyen Erdoğan, gizli tanığa ifadesini değiştirmesi için ?Bak, Paşa benim çok iyi adamım. Murat benim çok iyi adamım. Bunların hepsi bizim çok iyi adamımız. Adliye hepsi bizim adamımız. Sana her türlü desteği veririm? diye garanti veriyordu. ? Gizli tanığa açık baskı iddianamede Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner?in gözaltına alınmasının ardından gizli tanık Munzur ve Fırat ortadan kaybolmuştu. Gizli tanık Munzur?un, Erdal Erdoğan tarafından CHP Milletvekili Ahmet Ersin ile Erzincan Eriza Otel?de biraraya getirildiği ortaya çıkmıştı. Gizli tanık Fırat, savcılığa verdiği son ifadede, ?Erdal Erdoğan Paradise Pastanesi?nde siyah bir çanta gösterdi ve içinde 80 milyar olduğunu söyledi. ?Bu parayı al, ifadenizi değiştirin? dedi? şeklinde konuştu. CHP?li Ersin ile gizli tanık Munzur?un görüşmesinde Ersin?in getirdiği siyah çantayı, Erdal Erdoğan ile gizli tanık Munzur alarak otelden çıkarken görüntülenmişlerdi. Erzincan Ergenekon iddianamesini hazırlayan Özel Yetkili Başsavcı Vekili Taner Aksakal, iddianamede mahkeme heyetine ?Gizli tanıklara yoğun baskı var, hemen ifadeleri alınsın? notu düşmüştü. STAR GAZETESİ
Samanyolu Haber
Son Dakika
13.05.2010
SavcılıkseskarşılaştırmasıistediSavcılık ses karşılaştırması istedi
Can: Hiçbir anlam ifade etmez
Samanyolu Haber
09.04.2010
22:18
Demokrat Yargı Derneği Eş Başkanı Doç. Dr. Osman Can, devletin yapısal unsurları demokratikleşmediği sürece temel hak ve özgürlüklerin hayata geçme imkânının olmadığını söyledi.

Bu organların başında Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ile yargının geldiğini vurgulayan Can, Bu iki kurumu demokratik bir standarda kavuşturmadığımız müddetçe temel hak ve özgürlükler konusunda Anayasaya bin beş yüz madde de konulsa hiçbir anlam ifade etmez. dedi. Platform Adananın Seyhan Otelinde düzenlediği Hukukun Üstünlüğü ve Demokrasi konulu konferansa konuşmacı olarak katılan Can, dernek olarak eksikliğini hissettikleri bu hususlara eğildiklerine işaret etti. Yargı sisteminin demokratik bir yapıya sahip olmadığının altını çizen Can, Türkiye demokrasisinin Prusyadaki gibi bürokrasiye dayandığını savundu. Bu anlayışa göre bürokrasinin kendisini devletin sahibi olarak gördüğünü anlatan Can, Türk hukuk sisteminin babası sayılan Mahmut Esat Bozkurtun ırkçı ve faşit düşüncelerden beslendiğine değindi. Aynı zamanda Ankarada mülkiyelileri de eğiten Bozkurtun Türk yargısını biçimlendiren isimlerin başında geldiğini hatırlatan Can, şöyle devam etti: Türk yargı sistemini konuşulurken Mahmut Esat Bozkurt anılmadan geçilemez. Peki 2001 yılında Bozkurt kimdir ? diye bir soru soralım. Parlamento da bir çalışma yapılıyor. İki milletvekili, insanların genelinin kabul ettiği bir dine hakaret ettiği gerekçesiyle Bozkurt tarafından yazılan Medeni Kanununun giriş kısmının değiştirilmesini teklif eder. Bu tartışmalar sonunda bu iki milletvekilleri aleyhine dava açılır. Ve bu kişiler Bozkurtun kızı ile torununa yüklü miktarda para cezası ödemek zorunda kalır. TÜRK MİLLETİ ANKARADAKİ HAKİMLERE NE ZAMAN YETKİ VERDİ? Egemenliğin halka dayandığını ifade eden Doç. Dr. Can, yasama, yürütme ve yargı erklerinin yapısı üzerinde de durdu. Türkiyenin her yerinde olduğu gibi Ankaradaki hakimlerin de yargı yetkisini kullandığını dile getiren Can, Peki Türk milleti o somut şahıslara yargı yetkisini kullanabilme direktifini ne zaman verdi? İşte bir türlü cevabı bulunmayan soru budur. Anayasada yazılıyor olması yetmiyor. Doğrudan doğruya bir yetkilenme gerekiyor. Kuruldaki çalışan insanların da yetkileri silsile şeklinde halka dayanması lazım. Türkiye işlemeyen bu husus tam tersine batıda istisnasız çalışıyor. Batıda yargının demokratik iradeye dayanması ihtiyacı o kadar normaldir ki tartışmaya gerek kalmıyor. Ama Türkiye de temel sorun budur. şeklinde konuştu. Türkiyede tarihsel olarak ideolojik biçimde inşa edilmiş bir yargı üst sisteminin varlığına işaret eden Can, bu sistemin bütün adliyeleri kontrol edebildiğini söyledi. Can, şunları söyledi: Sizin devletle ideolojik olarak çatıştığınız bir yerde adliyeye başvurduğunuz zaman adaleti bulabilme ihtimaliniz ne kadardır? İdeolojik olarak Ankaradaki siyasetle çatışabilen bir talebiniz olduğu zaman adaleti bulma şansınız çok düşüktür. Bu adliyede çalışanların kötülüğünden değildir. Fakat o talebi haklı kılacak bir karar verdiğinde Ankarada alacağı tepkileri biliyordur. Türkiyede sistem böyle kurulduğu için yargı bağımsızlığı bu ideolojik biçimi devam ettirmenin gerekçesi olarak kullanılıyor. Ülkenin artık bu yargı anlayışını taşıyamadığını belirten Doç. Dr. Osman Can, insanların kendi içinde çoğulculuğu ve siyasi dengeyi bulmaya başladığını ifade etti. Tek problem Ankaradaki egemenlerin halen bu gerçeğin farkında olmamasıdır. diye devam eden Can, toplumun taleplerinin farklılaştığını vurguladı. SÜREÇ ŞEMDİNLİ DAVASI İLE BAŞLADI; BAŞKA KESİNTİLER DE OLABİLİR Vatandaşın haklı dinamiklerini karşılayabilme dirayetini gösteremeyen partilerin silineceğine de dikkat çeken Can, şunları kaydetti: Bu aynı zamanda devlet organlarıyla toplum arasında ciddi bir çatışmanın başladığı anlamına gelir. Yargı anlanında Şemdinli davası ile başladı. Erzurum savcıları olayı ile devam ediyor. Şimdi Ergenekon savcıları vb? Bir taraftan kesilmesine alışkın olabiliriz, ama yarın başka bir taraftan da kesilebilir. Çünkü sistem bu şekilde kurulmuş. Ankarada sitem kendisine bakar ve bunu düzenler. Kendisi ile çatışan kim varsa onları belli ölçüde kesmeye odaklanmış bir sistemdir. O yüzden yargıyı öyle bir noktaya getirmek zorundayız ki -Yargıtay, Danıştay, HSYK- herkese orada bir yansıma bulabilsin, adalet beklentilerini karşılayabilsin. Hiçbir siyasi düşünce yargıya egemen olmasın. Türkiyede hukuk üstün ve egemen görüldükçe sorunların arttığını dile getiren Can, Hukuk sistemi dokunulmaz hale geldikçe biz dokunulur hale geldik. Bizim özgürlüklerimiz işleyemez, konuşamaz ve düşünemez hale geldik. Demek hukuk ile siyaset arasındaki ilişki Türkiye de alışa gelmiş şekilde değildir. Demokratik siyasetin ürünü olmayan bir hukuk aslında hukuk değildir. değerlendirmesini yaptı. Adana Cumhuriyet Başsavcısı Sabri Beytorun, AK Parti Adana Milletvekili Prof.Dr. Vahit Kirişçi, Adana Barosu Başkanı Aziz Erbek, Platform Adana Başkanı Ramazan Saygılı, hakim, savcı, avukat ve hukuk
Samanyolu Haber
Son Dakika
09.04.2010
CanHiçbiranlamifadeetmezCan Hiçbir anlam ifade etmez
Bir araya gelip parti kursunlar
Samanyolu Haber
02.04.2010
12:14
Danıştay, Yargıtay, HSYK ve Anayasa Mahkemesi bir araya gelsin de parti kursunlar

Yargıtay Başkanı Seçim Otobüsüne Yakışır! TV8?de yayınlanan Erkan Tan?la Başkentten program konuğu olan Devlet Eski Bakanı Hasan Celal Güzel; yüksek yargının siyasallaştırıldığını ve bu nedenle 12 Eylül Anayasa?sına sarılanların olduğunu söyleyerek;?? Yargıtay Başkanı kalkıp da, ?anayasa değişikliğine onay vermeyin?, diyebiliyor. Adam resmen, Deniz Baykal?ın daha önce başlattığı gibi referandum için kamp başlattı. Yargıtay Başkanını, bir an seçim otobüsünün üzerinde düşündüm de, yakışır. Yapılan siyasi değerlendirmeler, siyaset başkanlarının yapacağı şeylerdir.?? diye konuştu. Yüksek Yargı Kurulu Başkanları ve söylemleri için ??.Hukukçu mu kestaneci mi anlayamadım.??diyen Hasan Celal Güzel; ?? Ne Yargıtay, ne de Danıştay ve HSYK?dan hukuka dair bir tek laf bile çıkmadı. Statü olarak yargı cephesinden ortaya çıkan bir istismar söz konusudur. Bu değişiklik anayasaya aykırıdır diyorlar, ya zaten Anayasanın kendisi değiştirilecek, olmaz böyle şey. Aynı şekilde, Genelkurmay Başkanın da çıkıp, benzeri yaklaşımlar sergilemesi de doğru olmaz.. Kendi görevinin dışında, başka alanlara müdahale yanlıştır.?? dedi. ??Kendimi bildim, bileli hukukçuyum, bugüne kadar elimden tam 10 binin üzerinde Cumhuriyet kanunu geçti.?? diyen Hasan Celal Güzel, ?? AK Parti güzel bir iş yaptı, destelemeyelim mi. Sonuçta biz ortaya koyulan çalışma için onay vermekteyiz, AK Partiye değil. ?? açıklamasında bulundu. Eski Bakan; ??CHP daha ortada bir şey yokken bile Anayasa Mahkemesine gitmekten bahsediyor. Hiçbir kanuna ve anayasa hükmüne göre yürütmenin durdurulması yer almamaktadır. İptal olabileceğini sanmıyorum, ama yine de düşük bir ihtimal olabilir. O zaman da AKP %50?nin üzerinde oy alarak yine gelir ve anayasayı baştan aşağıya değiştirebilir.?? dedi. ??Danıştay, Yargıtay, HSYK ve Anayasa Mahkemesi bir araya gelsin de parti kursunlar?? diyen Eski Devlet Bakanı; ?? Hukuki yaklaşımları bir kenara bırakıp, siyasi beyanlarda bulunan bu grup bari birlikte bir parti kursunlar. Yargının siyasallaştığı ortada işte. HSYK; nasıl Ergenekon Soruşturmasını ortadan kaldırabilirim diye, ya hakim ve savcıları tayin etmeyi, ya da adeta onları görevden almayı denedi. Çuvallar dolusu deliller için bile Diyarbakır?dan gelen hakim, yeterli ve kuvvetli emare yoktur şeklinde karar verebiliyor.?? sözlerini kaydetti. Hasan Celal Güzel; ??Yarın dokunulmazlık diyenlerin karşısına, onu da koysan karşı çıkacakları ortada. Resmen sen sen olduğun için karşıyız, diyorlar. 12 Eylül?e yönelik, 15.geçici madde için de CHP, daha önce bizzat kendileri gündeme getirmemişler miydi Yargıya reformun gelmesi ve Türkiye önündeki engellerin açılması lazım.Darbecilerin yaptığı, hukuksuz ve gayri meşru olan bu anayasanın artık değişmesi gerekli. ?? diye konuştu ??MHP, CHP?nin kanatlarının altında yol alarak büyük bir yanlışa doğru gitmekte, 16-17 civarında olan oylarını da tehlikeye atmaktadırlar. Zaten MHP tabanının bu değişikliğe olumlu baktığını biliyorum. diyerek, ?? MHP?ye bu tarihi bir ikazdır. Yanlış anlaşılmasın, ben MHP?yi MHP?den daha iyi bilir ve de severim.AK Parti yaptı savunuluyor diye bir şey olamaz, sonuçta ortada yapılan şeyi destekliyoruz?? diye konuştu. ??Hem anayasa değişikliği diyorlar, hem de karşı çıkıyorlar. HSYK bünyesindeki Adalet Bakanı, 7 kişilik üye ve Müsteşar için tam tersi, siyasallaşmanın ötesinde yetki kısıtlaması getiren bu değişiklik paketi, tam tersi söylemlerin aksine yürütme aleyhinedir. Anayasa Mahkemesinin de bu anlamda denetleme ve bozma yetkisi olmaz. 3 maddeden yola çıkarak, sebep yaratmaya çalışıyorlar. Nedir bunlar, devlet yönetim şekli olan cumhuriyet, Cumhuriyetin nitelikleri ve İstiklal marşı, Türk Bayrağı, Türkçe resmi dil ve bayrak. Tuttular, cumhuriyet nitelikleri için yok milli irade, kuvvetler ayrılığına uygunluk diye bir gerekçe ile aykırıdır diyorlar. Ya, 2005 yılında, Anayasa Mahkemesi tarafından ,TBMM?ye sunulan taslakta da içerik aynı. İlk defa temsilin geniş tabana yayılması için adım atılacak. ?? sözlerini kaydetti.
Samanyolu Haber
Son Dakika
02.04.2010
BirarayagelippartikursunlarBir araya gelip parti kursunlar
'Kimsenin gücü yetmez, Ergenekon biziz'
Samanyolu Haber
13.03.2010
17:46
Emekli Albay Erdal Sarızeybek, Ergenekon davasına bakan savcı ve hâkimler ile Adalet Bakanını sert bir dille eleştirdi.

Hiç kimsenin İstanbuldaki bir suç soruşturmasına Ergenekon kod adını veremeyeceğini belirten Sarızeybek, İstanbuldaki savcılara soruyorum. Siz Cumhuriyetin mi, yoksa Ergenekonun mu savcılarısınız? Cumhuriyetin savcıları iseniz sözümüz yok. Eğer Ergenekon savcıları iseniz sözümüz var. Türkiyede kimsenin Ergenekonu yargılamaya gücü yetmez. Çünkü Ergenekon biziz biz. dedi. Emekli Albay Sarızeybek, Eskişehirde, Sosyal Demokrasi Derneği tarafından düzenlenen Açılımlar ve Terör adlı konferansa katıldı. Zeybek, konuşmasında erken seçimin mutlaka yapılarak CHP ve MHP koalisyonun iktidara getirilmesi gerektiğini vurgularken, Ergenekon soruşturmasını yürüten savcı ve hâkimleri de eleştirdi. Ergenekonun Türk milletinin bir yaradılış destanı olduğunu ve bu ismin her yerde kullanılamayacağını dile getiren Sarıbeybek, İstanbuldaki soruşturmanın kod adı niye Ergenekon? Ergenekon nedir? Türk milletinin dünya sahnesine çıkış destanının adıdır. Türk milletinin yaradılış destanıdır. Bugün Türkiyede ne siyaset ne hukuk ne de ahlaken hiç kimse İstanbuldaki bir suç soruşturmasına bunu kod adı olarak veremez. Hukuken veremez. Çünkü bizim hukuk sistemimizde suç soruşturmaları kod adı almaz. Yıl ve sayı ile ifade edilir. Siyaseten verilemez. Çünkü siyaset hukuka uymak zorundadır. Ahlaken verilemez. Çünkü Ergenekon Türk milletinin yaradılış destanıdır. diye konuştu. Her yerde Ergenekon isminin dolaştığını ve hiç kimsenin buna sesini çıkarmadığını ifade eden Sarızeybek, şöyle devam etti: Akşam televizyonu açıyoruz, Ergenekon savcıları, Ergenekon hâkimleri ve buna benzer haberler. Türkiyenin başbakanı da çıkıyor televizyona, bize demokrasi, hukuk dersi veriyor. Türk demokratik, hukuk sisteminde Ergenekon savcısı diye bir makam var mı? Yok. Cumhuriyetin savcısı var. Açsınlar Ceza Muhakemeleri Kanununu okusunlar. Her maddesinde cumhuriyetin savcısı vardır. Ergenekon savcısı diye bir makam yoktur. Ergenekon hâkimi diye bir makam yoktur. Ama niye televizyonlar her gün bunu söylüyor? Niye hiç kimseden ses çıkmıyor? Şimdi İstanbuldaki savcılara ben buradan soruyorum. Siz cumhuriyetin savcısı mısınız, yoksa Ergenekonun mu savcılarısınız? Cumhuriyetin savcıları iseniz sözümüz yok. Eğer Ergenekon savcıları iseniz sözümüz var. Ergenekon savcısı ne demek? Ergenekonu yargılayacak makam demektir. Bu Türkiyede kimsenin Ergenekonu yargılamaya gücü yetmez. Çünkü Ergenekon biziz biz. Bizim yaradılış destanımız. Niye İstanbul savcıları çıkıp demiyor ki, Ey televizyonlar, Ergenekon savcısı değilim, ben Cumhuriyetin savcısıyım. Niye Adalet Bakanı da çıkıp televizyona, Hey siz ne yapıyorsunuz, bu ülkenin hukuku var, Ceza Muhakemesi Kanunu var, bu ülkenin Cumhuriyet savcıları var, bir daha bu kelimeleri kullanmayın. Niye demiyor? Niye Mille Eğitim Bakanı çıkıp, Bir dakika ne yapıyorsunuz demiyor? Ergenekon, Türk Milli Eğitim müfredatında yeri olan bir tarih destanıdır. Bunu alıp sağda solda kullanamazsınız demiyor? Neden biliyor musunuz, çocuklarımızın hafızasından tarihimizi silmek, kimliğimizi yok etmek için. Konuşmasında Başbakan Erdoğanı da eleştiren Sarızeybek, Başbakan ne diyor? Türkiyeli. Ben buradan sesleniyorum. Dünya tarihinde Türkiyeli diye bir yer var mı? Türkiyenin sahibi Türk Milleti var. Adı var bu milletin. Biri de çıkıp Anadolulu diyor. Anadolu bir coğrafyanın adıdır. Eğer ki bir ulus olarak biz Anadolu diye bir isim alırsak. Bu coğrafyada yaşayan koyun kuzulara döneriz. Doğar, büyür ölür ve tarihten silinir gideriz. ifadesini kullandı. Türkiyede artık bir erken seçimin mutlaka olması gerektiğini ileri süren Sarızeybek, sözlerini şöyle sürdürdü: Bizleri tarikatçı, Alevi, Sünni, sağcı, solcu diye bölmeye çalışıyorlar. Buna izin vermeyeceğiz. Bu gidişat böyle devam edemez. Bunun durması lazım. Kendi ülkemizde iç çatışmaya gidersek, kardeş kanını akıtırsak bunun geri dönüşü olmaz. Onun için bu süreci durdurmamız lazım. Bunu durdurmanın tek yolu erken seçimdir. Başbakan diyor ki, 2011de. Niye kardeşim? Hükümet halkla pazarlık yapabilir mi? Hükümetin de sahibi halk, demokrasinin de sahibi halk. Bu ülkede her şeyin sahibi halk. Çıkar halk meydana der ki, Ey hükümet, seni ben seçtim, artık istemiyorum kardeşim, in aşağıya. Artık siyasi görüşlerimizi bir kenara bırakacağız. Yüzde 10un üzerinde 3 parti var. AK Partiyi çıkar, kenara koy. Bizim onlarla işimiz olmaz. İşte bu esnada Türkiye için düşünüp, siyaseti bırakıp bu iki partiyi seçeceğiz, iktidara taşıyacağız. Ülkenin kurtuluşu budur, geleceğimizin kurtuluşu budur. (CİHAN)
Samanyolu Haber
Son Dakika
13.03.2010
KimseningücüyetmezErgenekonbizizKimsenin gücü yetmez Ergenekon biziz
Ergenekon savcılarını tehdit etti
Samanyolu Haber
09.03.2010
07:37
İkinci Ergenekon davasının tutuklu sanıklarından Durmuş Ali Özoğlunun avukatı Yusuf Erikel, soruşturma savcılarını tehdit etti.

Erikelin, dün tamamladığı savunmasında kullandığı bazı ifadeler dikkat çekiciydi.Türk Silahlı Kuvvetlerinin sabrının, savcıların mevcut tutumuyla zorlanmaması gerektiğini anlattı. Konuşmasında, Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğun geçtiğimiz günlerde internet sitelerine düşen ses kaydında kullandığı, Ben izin vermesem kozmik odaya nah girerlerdi sözüne göndermede bulunan Erikel, Yoksa iş nahlaşmaya giderse; TSKnın nahı biraz ağır olur. dedi. İkinci Ergenekon davasının dünkü duruşmasında Durmuş Ali Özoğlunun avukatı Yusuf Erikel, savunmasını tamamlandı. Müvekkilinin öğretmen eşi, kızı ve 80 yaşını aşan babasının hatırına tahliyesini isteyen Erikel, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna (HSYK) da göndermede bulundu. Erzurum özel yetkili savcılarının yetkisinin HSYK tarafından alındığını hatırlatan Erikel, Bizim müvekkillerimiz ölse bile kılını kıpırdatan yok. Ama paşalara, başsavcılara dokunulunca hemen toplanıp savcıları görevden alıyorlar. Bizim müvekkilimizi adam yerine bile koyan yok! şeklinde konuştu. Bu arada tutuklu sanıklar Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan, basın mensuplarına yazılı bir açıklama gönderdi. Açıklamada, Bir an önce yargılanmayı istiyoruz, tüm iddiaların açıklığa kavuşmasını istiyoruz. ifadelerine yer verildi. ZAMAN
Samanyolu Haber
Son Dakika
09.03.2010
ErgenekonsavcılarınıtehditettiErgenekon savcılarını tehdit etti
Toplam "110" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti