Habergec.Com Aranan Kelimeler:fethullah gülen gerçeği Değerlendirme: 10 / 10 339941
habergec.com
18.04.2014 Cuma
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

fethullah gülen gerçeği

İzmir, Kutlu Doğum'da buluştu
Zaman
15.04.2014
17:49
Peygamber sevgisini şiir ve notaların diliyle anlatan 30 ülkeden 55 öğrenci, İzmir’deki katılımcılara duygu dolu bir gece yaşattı. İZDİM Başkanı Ömer Mustafa Aytekin, “Son zamanlarda nefret söylemleriyle ortaya çıkan huzursuzlukların bertaraf edilmesine yardımcı olmak için herkes bir kez daha O’nu konuşsun istedik.” dedi.İnsanlığın son kılavuzu Fahr–i Kâinat Efendimiz Hz. Muhammed (sas), İzmir’de naat, ilahi ve kasidelerle anıldı. Kutlu Doğum Haftası münasebetiyle gerçekleştirilen ve İzmir Kültürlerarası Diyalog Merkezi ile Yeni Ümit Dergisi tarafından düzenlenen geceye binlerce kişi katıldı. Karşıyaka ilçesi Yamanlar Spor Salonu’ndaki gecenin ana teması, “Bir kez daha herkes O’nu konuşuyor” oldu. Peygamber sevgisini şiir ve notaların diliyle anlatan 30 ülkeden 55 öğrenci, katılımcılara duygu dolu bir gece yaşattı. Salona giremeyenler, programı bahçeye yerleştirilen dev ekrandan takip etti.İzmir Kültürlerarası Diyalog Merkezi (İZDİM) ve Yeni Ümit Dergisi tarafından düzenlenen program, Kur’ân–ı Kerîm okunmasıyla başladı. Öğrenciler, Kur’ân’dan sonra ilahi, şiir, salavat ve dualarla insanların yüreğine bir kez daha O’nun sevgisini nakış gibi işledi. “Bismillah” ilahisiyle başlayan program, salavat–ı şerîfler ve Esmaü’l Hüsna’nın hep birlikte okunmasıyla devam etti. Tunus’taki Türk okulundan Hmdia Meriem ile Nouran Zayen’in birlikte seslendirdiği “İlham ile Dün Gece” ilahisinden sonra Tacikistan’dan Faruhi Mahmadsharif, “İnsanlığın Efendisi” isimli naatı okudu. Gecenin devamında da 55 öğrenci naatlar, şiirler ve ilahilerle Fahr–i Kâinat (sas)’ı andı. Bosna-Hersek’ten gelen misafir öğrencilerden Edin Talovic’in, “Peygamber âşıklarından Peygamber âşıklarına selam getirdim.” sözü herkesi duygulandırdı. “Medine’nin Gülü” şiiri ise Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi’nin sesinden dinletildi. Hıncahınç dolan salona giremeyen yüzlerce kişi, programı bahçeye yerleştirilen dev ekrandan takip etti. Katılımcılardan Ekrem Yılmaz, programdan büyük mutluluk duyduğunu paylaştı. Efendimiz’i (sas) bir kez daha hatırladıklarına değinen Yılmaz, programı tertipleyenlere teşekkürlerini iletti. Mustafa Çabuk da duygularını şu şekilde özetledi: “Müthiş bir programdı. Türk okullarından gelen çocukların Türkçe seslendirdiği naatlar, şiirler, ilahiler harikaydı. Etkinliği düzenleyenlerden Allah razı olsun.”Geceye katılanlardan CHP Buca İlçe Başkanı Bektaş Gül ise programı düzenleyenlere teşekkür ederek, “Türkiye’nin gerçeği bu. Nerede böyle bir etkinlik varsa biz orada olmak zorundayız. Burada, ‘Allah bir, Peygamber hak’ olgusu vardı. Ben o yüzden buradayım ve geceden çok güzel dersler çıkardım.” şeklinde konuştu. İZDİM Başkanı Ömer Mustafa Aytekin de “Son zamanlarda nefret söylemleriyle ortaya çıkan huzursuzlukların bertaraf edilmesine katkıda bulunabilmesi için herkes bir kez daha O’nu okusun, O’nu konuşsun, O’nu söylesin, O’nu yaşasın istedik.” ifadelerini kullandı. Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar ise organizasyonun çok güzel olduğunu, ileride daha da güzellerinin olacağını dile getirdi.
Zaman
Ana Sayfa
15.04.2014
İzmir/">İzmirKutluDoğumdabuluştuİzmir-Kutlu-Doğumda-buluştu/">İzmir Kutlu Doğumda buluştu
İzmir, Kutlu Doğum'da buluştu
Zaman
15.04.2014
02:26
Peygamber sevgisini şiir ve notaların diliyle anlatan 30 ülkeden 55 öğrenci, İzmir’deki katılımcılara duygu dolu bir gece yaşattı. İZDİM Başkanı Ömer Mustafa Aytekin, “Son zamanlarda nefret söylemleriyle ortaya çıkan huzursuzlukların bertaraf edilmesine yardımcı olmak için herkes bir kez daha O’nu konuşsun istedik.” dedi.İnsanlığın son kılavuzu Fahr–i Kâinat Efendimiz Hz. Muhammed (sas), İzmir’de naat, ilahi ve kasidelerle anıldı. Kutlu Doğum Haftası münasebetiyle gerçekleştirilen ve İzmir Kültürlerarası Diyalog Merkezi ile Yeni Ümit Dergisi tarafından düzenlenen geceye binlerce kişi katıldı. Karşıyaka ilçesi Yamanlar Spor Salonu’ndaki gecenin ana teması, “Bir kez daha herkes O’nu konuşuyor” oldu. Peygamber sevgisini şiir ve notaların diliyle anlatan 30 ülkeden 55 öğrenci, katılımcılara duygu dolu bir gece yaşattı. Salona giremeyenler, programı bahçeye yerleştirilen dev ekrandan takip etti.İzmir Kültürlerarası Diyalog Merkezi (İZDİM) ve Yeni Ümit Dergisi tarafından düzenlenen program, Kur’ân–ı Kerîm okunmasıyla başladı. Öğrenciler, Kur’ân’dan sonra ilahi, şiir, salavat ve dualarla insanların yüreğine bir kez daha O’nun sevgisini nakış gibi işledi. “Bismillah” ilahisiyle başlayan program, salavat–ı şerîfler ve Esmaü’l Hüsna’nın hep birlikte okunmasıyla devam etti. Tunus’taki Türk okulundan Hmdia Meriem ile Nouran Zayen’in birlikte seslendirdiği “İlham ile Dün Gece” ilahisinden sonra Tacikistan’dan Faruhi Mahmadsharif, “İnsanlığın Efendisi” isimli naatı okudu. Gecenin devamında da 55 öğrenci naatlar, şiirler ve ilahilerle Fahr–i Kâinat (sas)’ı andı. Bosna-Hersek’ten gelen misafir öğrencilerden Edin Talovic’in, “Peygamber âşıklarından Peygamber âşıklarına selam getirdim.” sözü herkesi duygulandırdı. “Medine’nin Gülü” şiiri ise Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi’nin sesinden dinletildi. Hıncahınç dolan salona giremeyen yüzlerce kişi, programı bahçeye yerleştirilen dev ekrandan takip etti. Katılımcılardan Ekrem Yılmaz, programdan büyük mutluluk duyduğunu paylaştı. Efendimiz’i (sas) bir kez daha hatırladıklarına değinen Yılmaz, programı tertipleyenlere teşekkürlerini iletti. Mustafa Çabuk da duygularını şu şekilde özetledi: “Müthiş bir programdı. Türk okullarından gelen çocukların Türkçe seslendirdiği naatlar, şiirler, ilahiler harikaydı. Etkinliği düzenleyenlerden Allah razı olsun.”Geceye katılanlardan CHP Buca İlçe Başkanı Bektaş Gül ise programı düzenleyenlere teşekkür ederek, “Türkiye’nin gerçeği bu. Nerede böyle bir etkinlik varsa biz orada olmak zorundayız. Burada, ‘Allah bir, Peygamber hak’ olgusu vardı. Ben o yüzden buradayım ve geceden çok güzel dersler çıkardım.” şeklinde konuştu. İZDİM Başkanı Ömer Mustafa Aytekin de “Son zamanlarda nefret söylemleriyle ortaya çıkan huzursuzlukların bertaraf edilmesine katkıda bulunabilmesi için herkes bir kez daha O’nu okusun, O’nu konuşsun, O’nu söylesin, O’nu yaşasın istedik.” ifadelerini kullandı. Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar ise organizasyonun çok güzel olduğunu, ileride daha da güzellerinin olacağını dile getirdi.
Zaman
Güncel
15.04.2014
İzmir/">İzmirKutluDoğumdabuluştuİzmir-Kutlu-Doğumda-buluştu/">İzmir Kutlu Doğumda buluştu
İlahilerle Efendimiz’in sevgisini nakış gibi gönüllere işliyorlar
Zaman
15.04.2014
02:05
Peygamber sevgisini şiir ve notaların diliyle anlatan 30 ülkeden 55 öğrenci, İzmir’deki katılımcılara duygu dolu bir gece yaşattı. İZDİM Başkanı Ömer Mustafa Aytekin, “Son zamanlarda nefret söylemleriyle ortaya çıkan huzursuzlukların bertaraf edilmesine yardımcı olmak için herkes bir kez daha O’nu konuşsun istedik.” dedi.İnsanlığın son kılavuzu Fahr–i Kâinat Efendimiz Hz. Muhammed (sas), İzmir’de naat, ilahi ve kasidelerle anıldı. Kutlu Doğum Haftası münasebetiyle gerçekleştirilen ve İzmir Kültürlerarası Diyalog Merkezi ile Yeni Ümit Dergisi tarafından düzenlenen geceye binlerce kişi katıldı. Karşıyaka ilçesi Yamanlar Spor Salonu’ndaki gecenin ana teması, “Bir kez daha herkes O’nu konuşuyor” oldu. Peygamber sevgisini şiir ve notaların diliyle anlatan 30 ülkeden 55 öğrenci, katılımcılara duygu dolu bir gece yaşattı. Salona giremeyenler, programı bahçeye yerleştirilen dev ekrandan takip etti.İzmir Kültürlerarası Diyalog Merkezi (İZDİM) ve Yeni Ümit Dergisi tarafından düzenlenen program, Kur’ân–ı Kerîm okunmasıyla başladı. Öğrenciler, Kur’ân’dan sonra ilahi, şiir, salavat ve dualarla insanların yüreğine bir kez daha O’nun sevgisini nakış gibi işledi. “Bismillah” ilahisiyle başlayan program, salavat–ı şerîfler ve Esmaü’l Hüsna’nın hep birlikte okunmasıyla devam etti. Tunus’taki Türk okulundan Hmdia Meriem ile Nouran Zayen’in birlikte seslendirdiği “İlham ile Dün Gece” ilahisinden sonra Tacikistan’dan Faruhi Mahmadsharif, “İnsanlığın Efendisi” isimli naatı okudu. Gecenin devamında da 55 öğrenci naatlar, şiirler ve ilahilerle Fahr–i Kâinat (sas)’ı andı. Bosna-Hersek’ten gelen misafir öğrencilerden Edin Talovic’in, “Peygamber âşıklarından Peygamber âşıklarına selam getirdim.” sözü herkesi duygulandırdı. “Medine’nin Gülü” şiiri ise Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi’nin sesinden dinletildi. Hıncahınç dolan salona giremeyen yüzlerce kişi, programı bahçeye yerleştirilen dev ekrandan takip etti. Katılımcılardan Ekrem Yılmaz, programdan büyük mutluluk duyduğunu paylaştı. Efendimiz’i (sas) bir kez daha hatırladıklarına değinen Yılmaz, programı tertipleyenlere teşekkürlerini iletti. Mustafa Çabuk da duygularını şu şekilde özetledi: “Müthiş bir programdı. Türk okullarından gelen çocukların Türkçe seslendirdiği naatlar, şiirler, ilahiler harikaydı. Etkinliği düzenleyenlerden Allah razı olsun.”Geceye katılanlardan CHP Buca İlçe Başkanı Bektaş Gül ise programı düzenleyenlere teşekkür ederek, “Türkiye’nin gerçeği bu. Nerede böyle bir etkinlik varsa biz orada olmak zorundayız. Burada, ‘Allah bir, Peygamber hak’ olgusu vardı. Ben o yüzden buradayım ve geceden çok güzel dersler çıkardım.” şeklinde konuştu. İZDİM Başkanı Ömer Mustafa Aytekin de “Son zamanlarda nefret söylemleriyle ortaya çıkan huzursuzlukların bertaraf edilmesine katkıda bulunabilmesi için herkes bir kez daha O’nu okusun, O’nu konuşsun, O’nu söylesin, O’nu yaşasın istedik.” ifadelerini kullandı. Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar ise organizasyonun çok güzel olduğunu, ileride daha da güzellerinin olacağını dile getirdi.
Zaman
Güncel
15.04.2014
İlahilerleEfendimiz’insevgisininakışgibigönüllereişliyorlarİlahilerle Efendimiz’in sevgisini nakış gibi gönüllere işliyorlar
Hocaefendi, nefrete karşı sağduyunun sesi oldu
Zaman
23.03.2014
02:16
Fethullah Gülen Hocaefendi’nin Türkiye’deki zorlu sürece ilişkin tespitlerine destek mesajları gelmeye devam ediyor. Aydın, siyasetçi, gazeteci ve kanaat önderleri, Hocaefendi’nin toplumun vicdanı olduğu konusunda hemfikir. Başbakan Tayyip Erdoğan başta olmak üzere nefret dili kullananların Hocaefendi’nin sevgi ve uzlaştırıcı mesajlarına kulak vermesini istiyorlar. İşte görüşler:İstanbul Bağımsız Milletvekili Muhammed Çetin: Fethullah Gülen Hocaefendi, öfkeye, hiddete, iftiraya karşı bir defa daha sağduyu ve insaf çağrısı yaptı. Bir nevi hizanın sesi oldu. Röportajın her satırını okudum, altına imza atmamak mümkün değil. Dünya görüşü benden çok farklı insanlar gelip Hocaefendi’nin görüşlerinin ne kadar isabetli olduğunu itiraf ettiler. Hocaefendi, birçok yakışıksız ithamdan sonra bile kendine has üslubuyla cevap verdi bütün sorulara. Memleket, şahsi menfaatler ve ihtiraslar uğruna uçuruma itilirken yine o kendisine yakışır nezaketle insanları çatışmadan uzak tutmaya çalışıyor. Allah kendisine sağlık, sıhhat, afiyet versin.Kütahya Bağımsız Milletvekili İdris Bal: Herkes karakterinin gereğini yerine getirir, dolayısıyla Sayın Fethullah Gülen Hocaefendi’nin kendisine yapılan bu kadar hakarete rağmen sorumluluk duygusuyla yaptığı açıklamalar kendi karakterini ve ahlaki seviyesinin yüksekliğini yansıtıyor. Gösterdiği tahammülden ötürü milletim adına kendisine teşekkür ediyorum. Ben Başbakan’ı da aynı şekilde konuşmaya, toplumu tahrik etmemeye, kutuplaştırmamaya ve insanlara hakaret etmemeye davet ediyorum. Bu ülke, bizim ülkemiz.Eski Milletvekili Ümmet Kandoğan: Bütün bu olup bitenlerden sonra Hocaefendi’nin üslubunun ne kadar hoşgörülü olduğunu bütün dünya bir kere daha gördü. Hocaefendi, Hizmet gönüllülerine hep sükûnet tavsiye ediyor. Bir başkası olsa bu gergin ortamdan dolayı çok farklı şeyler söyleyebilirdi. Hocaefendi’nin yıllardır kendisine dost görünenlerin bütün bu olup bitenler karşısında sessiz kalmasını büyük bir üzüntü içinde karşıladığını gördüm. En azından insaf sahibi bazı kimseler çıkıp üç-beş kelime etmeliydiler. Ancak Türkiye’de öyle bir korku imparatorluğu hakim ki hiç kimse sesini çıkarıp bu konulara ilişkin değerlendirmelerde bulunamıyor.Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkan Yardımcısı Cemal Uşşak: Fethullah Gülen Hocaefendi ile yapılan bu röportaj, iyi niyetle gerçekleri öğrenmek isteyenler için çok şey ifade ediyor. Kendi ifadesiyle, hayata ve gerçeklere, ‘amel sandığı değil de seçim sandığı’ zaviyesinden bakanlar, elbette anlamak istemeyebilirler. Fethullah Gülen, İslam tarihinde siyasetin gadrine uğrayan, ne ilk ve ne de muhtemelen son İslam alimidir. Hiç şüphesiz ki bugünler de geçecek ve hakikatler ayan beyan ortaya çıkacaktır. Geride kalan ise idrak ve izanlarını siyasete endekslemiş olanların utancı olacaktır.Fethullah Gülen Hocaefendi, kendisine ve Hizmet Hareketi’ne yönelik mesnetsiz ithamlara kendine has üslubuyla cevap verdi. Hocaefendi’nin açıklamaları, 5 gün boyunca Zaman’da ilgiyle takip edildi.Gülen’in uzlaşma çağrısına muhatapları kulak vermeliİlahiyatçı-yazar Vehbi Vakkasoğlu: Hocaefendi, daima kavli leyyin, kalbi leyyin tarafında olduğunu şahsi haklarını helal ederek de gösterdi. Umarım ki bu sevgi ve şefkat üslubunu, anlaşma, kaynaşma, uzlaşma üslubunu mesajı alması gereken herkes hakkıyla alır ve ülkemizde barış ortamı na yeniden dönülür. Öte yandan bir yerde suç var ama suçlular bulunmuyor ya da açıklanamıyorsa bu daha büyük bir haksızlığa ve hukuksuzluğa yol açar. Bu açıdan da Hocaefendi’nin bu çağrılarına muhatapları kulak vermeli. Varsa devlete, millete inanca zarar verenler bulunup cezalandırılmalı.İlahiyatçı-yazar Cemil Tokpınar: Kim iyi niyetle yaklaşırsa, Hocaefendi’nin açıklamalarındaki birlik, beraberlik, sevgi, barış, diyalog, kardeşlik vurgusunun ne kadar önemsendiğini fark edebilir. Bu süreçte herkese düşen bir görev ve duruş var. İster Hocaefendi ve Cemaat’ini sevip takdir etsin ister etmesin, hakperest ve aklıselim insanlar, haksızlığa karşı hakikati ifade etmekten çekinmemeli, tek taraflı yalan ve iftira kampanyasının etkisinde kalmayıp, gerçeği hüsnüzan ve iyi niyetle bulup ortaya koymalıdır. Bugünler gelip geçer, ama dünyada ve ahirette mahcup olmamak için bugünlerde inancı ve görüşü nasıl olursa olsun dik ve dürüst olmak şarttır.Harran Üniversitesi İlahiyat Profesörü Abdurrahman Elmalı: İstibdat, İslamiyet’in bize edindirdiği bir düstur değildir. Baştaki kişilerin kim olduğu önemli değil. Bir âlimin hukukunun korunması, İslamiyet’in hukukunun korunması da her şeyden önce gelir. Hocaefendi, olması gereken üslupla cevap verdi. Cevapları, yarın kesinlikle mahcup olmayacak birinin sözleri.Birleştirici üslubuna müteşekkirizGazeteci-yazar Nevval Sevindi: Zaman Gazetesi genellik
Zaman
En Çok Okunan
23.03.2014
HocaefendinefretekarşısağduyununsesiolduHocaefendi nefrete karşı sağduyunun sesi oldu
Hocaefendi, nefrete karşı sağduyunun sesi oldu
Zaman
23.03.2014
02:07
Fethullah Gülen Hocaefendi’nin Türkiye’deki zorlu sürece ilişkin tespitlerine destek mesajları gelmeye devam ediyor. Aydın, siyasetçi, gazeteci ve kanaat önderleri, Hocaefendi’nin toplumun vicdanı olduğu konusunda hemfikir. Başbakan Tayyip Erdoğan başta olmak üzere nefret dili kullananların Hocaefendi’nin sevgi ve uzlaştırıcı mesajlarına kulak vermesini istiyorlar. İşte görüşler:İstanbul Bağımsız Milletvekili Muhammed Çetin: Fethullah Gülen Hocaefendi, öfkeye, hiddete, iftiraya karşı bir defa daha sağduyu ve insaf çağrısı yaptı. Bir nevi hizanın sesi oldu. Röportajın her satırını okudum, altına imza atmamak mümkün değil. Dünya görüşü benden çok farklı insanlar gelip Hocaefendi’nin görüşlerinin ne kadar isabetli olduğunu itiraf ettiler. Hocaefendi, birçok yakışıksız ithamdan sonra bile kendine has üslubuyla cevap verdi bütün sorulara. Memleket, şahsi menfaatler ve ihtiraslar uğruna uçuruma itilirken yine o kendisine yakışır nezaketle insanları çatışmadan uzak tutmaya çalışıyor. Allah kendisine sağlık, sıhhat, afiyet versin.Kütahya Bağımsız Milletvekili İdris Bal: Herkes karakterinin gereğini yerine getirir, dolayısıyla Sayın Fethullah Gülen Hocaefendi’nin kendisine yapılan bu kadar hakarete rağmen sorumluluk duygusuyla yaptığı açıklamalar kendi karakterini ve ahlaki seviyesinin yüksekliğini yansıtıyor. Gösterdiği tahammülden ötürü milletim adına kendisine teşekkür ediyorum. Ben Başbakan’ı da aynı şekilde konuşmaya, toplumu tahrik etmemeye, kutuplaştırmamaya ve insanlara hakaret etmemeye davet ediyorum. Bu ülke, bizim ülkemiz.Eski Milletvekili Ümmet Kandoğan: Bütün bu olup bitenlerden sonra Hocaefendi’nin üslubunun ne kadar hoşgörülü olduğunu bütün dünya bir kere daha gördü. Hocaefendi, Hizmet gönüllülerine hep sükûnet tavsiye ediyor. Bir başkası olsa bu gergin ortamdan dolayı çok farklı şeyler söyleyebilirdi. Hocaefendi’nin yıllardır kendisine dost görünenlerin bütün bu olup bitenler karşısında sessiz kalmasını büyük bir üzüntü içinde karşıladığını gördüm. En azından insaf sahibi bazı kimseler çıkıp üç-beş kelime etmeliydiler. Ancak Türkiye’de öyle bir korku imparatorluğu hakim ki hiç kimse sesini çıkarıp bu konulara ilişkin değerlendirmelerde bulunamıyor.Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkan Yardımcısı Cemal Uşşak: Fethullah Gülen Hocaefendi ile yapılan bu röportaj, iyi niyetle gerçekleri öğrenmek isteyenler için çok şey ifade ediyor. Kendi ifadesiyle, hayata ve gerçeklere, ‘amel sandığı değil de seçim sandığı’ zaviyesinden bakanlar, elbette anlamak istemeyebilirler. Fethullah Gülen, İslam tarihinde siyasetin gadrine uğrayan, ne ilk ve ne de muhtemelen son İslam alimidir. Hiç şüphesiz ki bugünler de geçecek ve hakikatler ayan beyan ortaya çıkacaktır. Geride kalan ise idrak ve izanlarını siyasete endekslemiş olanların utancı olacaktır.Fethullah Gülen Hocaefendi, kendisine ve Hizmet Hareketi’ne yönelik mesnetsiz ithamlara kendine has üslubuyla cevap verdi. Hocaefendi’nin açıklamaları, 5 gün boyunca Zaman’da ilgiyle takip edildi.Gülen’in uzlaşma çağrısına muhatapları kulak vermeliİlahiyatçı-yazar Vehbi Vakkasoğlu: Hocaefendi, daima kavli leyyin, kalbi leyyin tarafında olduğunu şahsi haklarını helal ederek de gösterdi. Umarım ki bu sevgi ve şefkat üslubunu, anlaşma, kaynaşma, uzlaşma üslubunu mesajı alması gereken herkes hakkıyla alır ve ülkemizde barış ortamı na yeniden dönülür. Öte yandan bir yerde suç var ama suçlular bulunmuyor ya da açıklanamıyorsa bu daha büyük bir haksızlığa ve hukuksuzluğa yol açar. Bu açıdan da Hocaefendi’nin bu çağrılarına muhatapları kulak vermeli. Varsa devlete, millete inanca zarar verenler bulunup cezalandırılmalı.İlahiyatçı-yazar Cemil Tokpınar: Kim iyi niyetle yaklaşırsa, Hocaefendi’nin açıklamalarındaki birlik, beraberlik, sevgi, barış, diyalog, kardeşlik vurgusunun ne kadar önemsendiğini fark edebilir. Bu süreçte herkese düşen bir görev ve duruş var. İster Hocaefendi ve Cemaat’ini sevip takdir etsin ister etmesin, hakperest ve aklıselim insanlar, haksızlığa karşı hakikati ifade etmekten çekinmemeli, tek taraflı yalan ve iftira kampanyasının etkisinde kalmayıp, gerçeği hüsnüzan ve iyi niyetle bulup ortaya koymalıdır. Bugünler gelip geçer, ama dünyada ve ahirette mahcup olmamak için bugünlerde inancı ve görüşü nasıl olursa olsun dik ve dürüst olmak şarttır.Harran Üniversitesi İlahiyat Profesörü Abdurrahman Elmalı: İstibdat, İslamiyet’in bize edindirdiği bir düstur değildir. Baştaki kişilerin kim olduğu önemli değil. Bir âlimin hukukunun korunması, İslamiyet’in hukukunun korunması da her şeyden önce gelir. Hocaefendi, olması gereken üslupla cevap verdi. Cevapları, yarın kesinlikle mahcup olmayacak birinin sözleri.Birleştirici üslubuna müteşekkirizGazeteci-yazar Nevval Sevindi: Zaman Gazetesi genellik
Zaman
Güncel
23.03.2014
HocaefendinefretekarşısağduyununsesiolduHocaefendi nefrete karşı sağduyunun sesi oldu
Hocaefendi, nefrete karşı sağduyunun sesi oldu
Zaman
23.03.2014
02:07
Fethullah Gülen Hocaefendi’nin Türkiye’deki zorlu sürece ilişkin tespitlerine destek mesajları gelmeye devam ediyor. Aydın, siyasetçi, gazeteci ve kanaat önderleri, Hocaefendi’nin toplumun vicdanı olduğu konusunda hemfikir. Başbakan Tayyip Erdoğan başta olmak üzere nefret dili kullananların Hocaefendi’nin sevgi ve uzlaştırıcı mesajlarına kulak vermesini istiyorlar. İşte görüşler:İstanbul Bağımsız Milletvekili Muhammed Çetin: Fethullah Gülen Hocaefendi, öfkeye, hiddete, iftiraya karşı bir defa daha sağduyu ve insaf çağrısı yaptı. Bir nevi hizanın sesi oldu. Röportajın her satırını okudum, altına imza atmamak mümkün değil. Dünya görüşü benden çok farklı insanlar gelip Hocaefendi’nin görüşlerinin ne kadar isabetli olduğunu itiraf ettiler. Hocaefendi, birçok yakışıksız ithamdan sonra bile kendine has üslubuyla cevap verdi bütün sorulara. Memleket, şahsi menfaatler ve ihtiraslar uğruna uçuruma itilirken yine o kendisine yakışır nezaketle insanları çatışmadan uzak tutmaya çalışıyor. Allah kendisine sağlık, sıhhat, afiyet versin.Kütahya Bağımsız Milletvekili İdris Bal: Herkes karakterinin gereğini yerine getirir, dolayısıyla Sayın Fethullah Gülen Hocaefendi’nin kendisine yapılan bu kadar hakarete rağmen sorumluluk duygusuyla yaptığı açıklamalar kendi karakterini ve ahlaki seviyesinin yüksekliğini yansıtıyor. Gösterdiği tahammülden ötürü milletim adına kendisine teşekkür ediyorum. Ben Başbakan’ı da aynı şekilde konuşmaya, toplumu tahrik etmemeye, kutuplaştırmamaya ve insanlara hakaret etmemeye davet ediyorum. Bu ülke, bizim ülkemiz.Eski Milletvekili Ümmet Kandoğan: Bütün bu olup bitenlerden sonra Hocaefendi’nin üslubunun ne kadar hoşgörülü olduğunu bütün dünya bir kere daha gördü. Hocaefendi, Hizmet gönüllülerine hep sükûnet tavsiye ediyor. Bir başkası olsa bu gergin ortamdan dolayı çok farklı şeyler söyleyebilirdi. Hocaefendi’nin yıllardır kendisine dost görünenlerin bütün bu olup bitenler karşısında sessiz kalmasını büyük bir üzüntü içinde karşıladığını gördüm. En azından insaf sahibi bazı kimseler çıkıp üç-beş kelime etmeliydiler. Ancak Türkiye’de öyle bir korku imparatorluğu hakim ki hiç kimse sesini çıkarıp bu konulara ilişkin değerlendirmelerde bulunamıyor.Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkan Yardımcısı Cemal Uşşak: Fethullah Gülen Hocaefendi ile yapılan bu röportaj, iyi niyetle gerçekleri öğrenmek isteyenler için çok şey ifade ediyor. Kendi ifadesiyle, hayata ve gerçeklere, ‘amel sandığı değil de seçim sandığı’ zaviyesinden bakanlar, elbette anlamak istemeyebilirler. Fethullah Gülen, İslam tarihinde siyasetin gadrine uğrayan, ne ilk ve ne de muhtemelen son İslam alimidir. Hiç şüphesiz ki bugünler de geçecek ve hakikatler ayan beyan ortaya çıkacaktır. Geride kalan ise idrak ve izanlarını siyasete endekslemiş olanların utancı olacaktır.Fethullah Gülen Hocaefendi, kendisine ve Hizmet Hareketi’ne yönelik mesnetsiz ithamlara kendine has üslubuyla cevap verdi. Hocaefendi’nin açıklamaları, 5 gün boyunca Zaman’da ilgiyle takip edildi.Gülen’in uzlaşma çağrısına muhatapları kulak vermeliİlahiyatçı-yazar Vehbi Vakkasoğlu: Hocaefendi, daima kavli leyyin, kalbi leyyin tarafında olduğunu şahsi haklarını helal ederek de gösterdi. Umarım ki bu sevgi ve şefkat üslubunu, anlaşma, kaynaşma, uzlaşma üslubunu mesajı alması gereken herkes hakkıyla alır ve ülkemizde barış ortamı na yeniden dönülür. Öte yandan bir yerde suç var ama suçlular bulunmuyor ya da açıklanamıyorsa bu daha büyük bir haksızlığa ve hukuksuzluğa yol açar. Bu açıdan da Hocaefendi’nin bu çağrılarına muhatapları kulak vermeli. Varsa devlete, millete inanca zarar verenler bulunup cezalandırılmalı.İlahiyatçı-yazar Cemil Tokpınar: Kim iyi niyetle yaklaşırsa, Hocaefendi’nin açıklamalarındaki birlik, beraberlik, sevgi, barış, diyalog, kardeşlik vurgusunun ne kadar önemsendiğini fark edebilir. Bu süreçte herkese düşen bir görev ve duruş var. İster Hocaefendi ve Cemaat’ini sevip takdir etsin ister etmesin, hakperest ve aklıselim insanlar, haksızlığa karşı hakikati ifade etmekten çekinmemeli, tek taraflı yalan ve iftira kampanyasının etkisinde kalmayıp, gerçeği hüsnüzan ve iyi niyetle bulup ortaya koymalıdır. Bugünler gelip geçer, ama dünyada ve ahirette mahcup olmamak için bugünlerde inancı ve görüşü nasıl olursa olsun dik ve dürüst olmak şarttır.Harran Üniversitesi İlahiyat Profesörü Abdurrahman Elmalı: İstibdat, İslamiyet’in bize edindirdiği bir düstur değildir. Baştaki kişilerin kim olduğu önemli değil. Bir âlimin hukukunun korunması, İslamiyet’in hukukunun korunması da her şeyden önce gelir. Hocaefendi, olması gereken üslupla cevap verdi. Cevapları, yarın kesinlikle mahcup olmayacak birinin sözleri.Birleştirici üslubuna müteşekkirizGazeteci-yazar Nevval Sevindi: Zaman Gazetesi genellik
Zaman
Ana Sayfa
23.03.2014
HocaefendinefretekarşısağduyununsesiolduHocaefendi nefrete karşı sağduyunun sesi oldu
Abdülhamit Bilici - Twitter yasağının acı mesajı!
Zaman
22.03.2014
03:38
Bundan 3 ay önce, “Mesele, AK Parti-Cemaat kavgası değil” diye yazdığımda, sıkça duyulan tekerlemeye ters olduğu için az sayıda insanın dikkatini çekti. İçeride ve dışarıda gelişmeleri değerlendiren birçok isim için hadiseyi AK Parti-Camia kavgasıyla açıklamak daha cazip geliyordu.Fenerbahçe’ye operasyondan Aydın Doğan’a ceza verilmesine, Asena’nın bir televizyon programındaki jüri üyeliğinden yükselen fasulye fiyatlarına her şey Camia üzerinden açıklandığı için son gelişmeleri de bu çerçevede açıklamaya çalışmak normaldi. Ama tüm cazibesine rağmen bu parantezin içine girmeyen birçok tuhaf hadise yaşandı. Çadırların yakılmasından AVM ısrarına, mahkeme kararının dinlenmesinden Kabataş manipülasyonuna, medyanın tutumundan oluşturulan gerilim atmosferine Gezi süreci, ülkede bir şeylerin ters gittiğini herkese gösteren başlı başına bir işaret fişeğiydi.İşaretler bununla da sınırlı kalmadı. Dershanelerin kapatılması ve yolsuzluk soruşturmasından çok önce, hükümetin memur adaylarını kırmızı, mavi ve yeşil renkli kategorilere ayırıp fişlediği ortaya çıktı. 12 Eylül 2010 referandumunda fişleme anayasa suçu haline getirilmiş olsa da 2011’den itibaren memurların inanç, etnik köken ve ideolojisine göre aşağıdaki gibi fişlendiğinin belgeleri kamuoyuna çıktı. Memurlar; Mehmet Altan’ın konferansına gittiği, Meşveret Nurcu grubunun AKEV’deki okuma programına katıldığı, Alevi olduğu gibi gerekçelerle fişlenerek, anayasa suçu işlenmişti. AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, fişlemeyi doğruladı ve adres olarak MİT’i gösterdi. Bunun büyük alçaklık olduğunu ve gereğinin yapılması gerektiğini söyledi. Bu hukuksuzluğa karşı hiçbir şey yapılmazken, bu fişlemelere göre tasfiyeler hâlâ sürmekte. Halbuki konu, sadece Camia’yı değil, tüm memurları ve vatandaşları ilgilendiren bir hukuk ve demokrasi sorunuydu.Yine bir sabah insanlar, Milliyet gazetesinin manşeti sayesinde Öcalan ile BDP’li vekillerin İmralı’da yaptığı görüşmenin notlarını okuma imkânı buldu. Çözüm sürecinin perde arkasına dair kamuoyunun pek çok şey öğrendiği ve demokratik dünyanın her yerinde gazetecilik başarısı olarak görülen bu hadise, öyle bir depreme yol açtı ki, Kürt meselesinin çözümüne en fazla kafa yoran isimlerden Hasan Cemal köşesini kaybetti. Gazetenin Yayın Yönetmeni Derya Sazak ve başka yazarlar işlerini kaybetti. Ve gazetenin 80 yaşındaki patronu Erdoğan Demirören’in, Başbakan Erdoğan’ın hakaretler de içeren şiddetli telefonu yüzünden gözyaşları dökmesine neden oldu. Tutanakların Camia’dan sızdırıldığı yalanı uyduruldu ama kaynak BDP’den çıktı. Olay, Camia’yla değil, tüm vatandaşları ilgilendiren bir demokrasi ve medya özgürlüğü sorunuydu.Muhalefet liderinin özel bir televizyonda yaptığı konuşmanın “Alo Fatih” hattıyla Başbakan tarafından kesilmesi, Habertürk Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı’nın “Hepimize baskı var” itirafı ve Erdoğan’ın seçimden sonra Facebook ve YouTube’un yasaklanacağı sözleri de tüm vatandaşları ilgilendiren ciddi bir demokrasi sorunuydu.Yeni HSYK yasasıyla yargının fiilen hükümete bağlanması, toplumsal bir grubu hedef alan linç ve imha hareketi; birbirinden farklı çizgileri olan İpek, Koç, Boydak, TUSKON; TÜSİAD’ın eleştirel görüşleri yüzünden baskıya uğraması gibi ciddi hadiseler de aynı üzücü gelişmelerin birer parçası.Ancak perşembe günü, Erdoğan’ın Bursa mitingindeki “Twitter mivitır hepsinin kökünü kazıyacağız. Uluslararası camia şunu der, hiç beni ilgilendirmiyor” sözlerinden sonra gece yarısı sosyal medya platformu Twitter’a erişimin hukuksuz şekilde yasaklanması, Türkiye ve dünyada herkese sorunun ne olduğunu en açık şekilde gösterdi. Ülkemizi, Kuzey Kore seviyesine düşüren bu yasağı, milyonlarca vatandaş gibi Cumhurbaşkanı Gül de farklı yollarla deldi ama problemin adını doğru koyalım: Sorun, Türkiye’nin demokrasi ve hukuk devleti olmaktan uzaklaşıyor olması. Nitekim üçüncü taraf olarak Türkiye’nin demokrasi karnesini izleyen Avrupa Birliği de aylardır her fırsatta bu gerçeği hatırlatıyor.Son röportajında Fethullah Gülen Hocaefendi de AK Parti-Cemaat kavgasıyla ilgili soruya cevap verirken aynı tespiti yaptı: “Mesele, AK Parti-Cemaat kavgası değil. Temel hak ve hürriyetler konusunda son birkaç senedir ciddi bir daralma yaşanıyor. Siyasetin kırıcı ve yıkıcı dili her kitleyi ayrı ayrı ötekileştiriyor, toplumu kutuplaştırıyor.”
Zaman
En Çok Okunan
22.03.2014
AbdülhamitBilici-TwitteryasağınınacımesajıAbdülhamit Bilici - Twitter yasağının acı mesajı
Abdülhamit Bilici - Twitter yasağının acı mesajı!
Zaman
22.03.2014
02:20
Bundan 3 ay önce, “Mesele, AK Parti-Cemaat kavgası değil” diye yazdığımda, sıkça duyulan tekerlemeye ters olduğu için az sayıda insanın dikkatini çekti. İçeride ve dışarıda gelişmeleri değerlendiren birçok isim için hadiseyi AK Parti-Camia kavgasıyla açıklamak daha cazip geliyordu.Fenerbahçe’ye operasyondan Aydın Doğan’a ceza verilmesine, Asena’nın bir televizyon programındaki jüri üyeliğinden yükselen fasulye fiyatlarına her şey Camia üzerinden açıklandığı için son gelişmeleri de bu çerçevede açıklamaya çalışmak normaldi. Ama tüm cazibesine rağmen bu parantezin içine girmeyen birçok tuhaf hadise yaşandı. Çadırların yakılmasından AVM ısrarına, mahkeme kararının dinlenmesinden Kabataş manipülasyonuna, medyanın tutumundan oluşturulan gerilim atmosferine Gezi süreci, ülkede bir şeylerin ters gittiğini herkese gösteren başlı başına bir işaret fişeğiydi.İşaretler bununla da sınırlı kalmadı. Dershanelerin kapatılması ve yolsuzluk soruşturmasından çok önce, hükümetin memur adaylarını kırmızı, mavi ve yeşil renkli kategorilere ayırıp fişlediği ortaya çıktı. 12 Eylül 2010 referandumunda fişleme anayasa suçu haline getirilmiş olsa da 2011’den itibaren memurların inanç, etnik köken ve ideolojisine göre aşağıdaki gibi fişlendiğinin belgeleri kamuoyuna çıktı. Memurlar; Mehmet Altan’ın konferansına gittiği, Meşveret Nurcu grubunun AKEV’deki okuma programına katıldığı, Alevi olduğu gibi gerekçelerle fişlenerek, anayasa suçu işlenmişti. AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, fişlemeyi doğruladı ve adres olarak MİT’i gösterdi. Bunun büyük alçaklık olduğunu ve gereğinin yapılması gerektiğini söyledi. Bu hukuksuzluğa karşı hiçbir şey yapılmazken, bu fişlemelere göre tasfiyeler hâlâ sürmekte. Halbuki konu, sadece Camia’yı değil, tüm memurları ve vatandaşları ilgilendiren bir hukuk ve demokrasi sorunuydu.Yine bir sabah insanlar, Milliyet gazetesinin manşeti sayesinde Öcalan ile BDP’li vekillerin İmralı’da yaptığı görüşmenin notlarını okuma imkânı buldu. Çözüm sürecinin perde arkasına dair kamuoyunun pek çok şey öğrendiği ve demokratik dünyanın her yerinde gazetecilik başarısı olarak görülen bu hadise, öyle bir depreme yol açtı ki, Kürt meselesinin çözümüne en fazla kafa yoran isimlerden Hasan Cemal köşesini kaybetti. Gazetenin Yayın Yönetmeni Derya Sazak ve başka yazarlar işlerini kaybetti. Ve gazetenin 80 yaşındaki patronu Erdoğan Demirören’in, Başbakan Erdoğan’ın hakaretler de içeren şiddetli telefonu yüzünden gözyaşları dökmesine neden oldu. Tutanakların Camia’dan sızdırıldığı yalanı uyduruldu ama kaynak BDP’den çıktı. Olay, Camia’yla değil, tüm vatandaşları ilgilendiren bir demokrasi ve medya özgürlüğü sorunuydu.Muhalefet liderinin özel bir televizyonda yaptığı konuşmanın “Alo Fatih” hattıyla Başbakan tarafından kesilmesi, Habertürk Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı’nın “Hepimize baskı var” itirafı ve Erdoğan’ın seçimden sonra Facebook ve YouTube’un yasaklanacağı sözleri de tüm vatandaşları ilgilendiren ciddi bir demokrasi sorunuydu.Yeni HSYK yasasıyla yargının fiilen hükümete bağlanması, toplumsal bir grubu hedef alan linç ve imha hareketi; birbirinden farklı çizgileri olan İpek, Koç, Boydak, TUSKON; TÜSİAD’ın eleştirel görüşleri yüzünden baskıya uğraması gibi ciddi hadiseler de aynı üzücü gelişmelerin birer parçası.Ancak perşembe günü, Erdoğan’ın Bursa mitingindeki “Twitter mivitır hepsinin kökünü kazıyacağız. Uluslararası camia şunu der, hiç beni ilgilendirmiyor” sözlerinden sonra gece yarısı sosyal medya platformu Twitter’a erişimin hukuksuz şekilde yasaklanması, Türkiye ve dünyada herkese sorunun ne olduğunu en açık şekilde gösterdi. Ülkemizi, Kuzey Kore seviyesine düşüren bu yasağı, milyonlarca vatandaş gibi Cumhurbaşkanı Gül de farklı yollarla deldi ama problemin adını doğru koyalım: Sorun, Türkiye’nin demokrasi ve hukuk devleti olmaktan uzaklaşıyor olması. Nitekim üçüncü taraf olarak Türkiye’nin demokrasi karnesini izleyen Avrupa Birliği de aylardır her fırsatta bu gerçeği hatırlatıyor.Son röportajında Fethullah Gülen Hocaefendi de AK Parti-Cemaat kavgasıyla ilgili soruya cevap verirken aynı tespiti yaptı: “Mesele, AK Parti-Cemaat kavgası değil. Temel hak ve hürriyetler konusunda son birkaç senedir ciddi bir daralma yaşanıyor. Siyasetin kırıcı ve yıkıcı dili her kitleyi ayrı ayrı ötekileştiriyor, toplumu kutuplaştırıyor.”
Zaman
Köşe Yazıları
22.03.2014
AbdülhamitBilici-TwitteryasağınınacımesajıAbdülhamit Bilici - Twitter yasağının acı mesajı
Abdülhamit Bilici - Twitter yasağının acı mesajı!
Zaman
22.03.2014
02:10
Bundan 3 ay önce, “Mesele, AK Parti-Cemaat kavgası değil” diye yazdığımda, sıkça duyulan tekerlemeye ters olduğu için az sayıda insanın dikkatini çekti. İçeride ve dışarıda gelişmeleri değerlendiren birçok isim için hadiseyi AK Parti-Camia kavgasıyla açıklamak daha cazip geliyordu.Fenerbahçe’ye operasyondan Aydın Doğan’a ceza verilmesine, Asena’nın bir televizyon programındaki jüri üyeliğinden yükselen fasulye fiyatlarına her şey Camia üzerinden açıklandığı için son gelişmeleri de bu çerçevede açıklamaya çalışmak normaldi. Ama tüm cazibesine rağmen bu parantezin içine girmeyen birçok tuhaf hadise yaşandı. Çadırların yakılmasından AVM ısrarına, mahkeme kararının dinlenmesinden Kabataş manipülasyonuna, medyanın tutumundan oluşturulan gerilim atmosferine Gezi süreci, ülkede bir şeylerin ters gittiğini herkese gösteren başlı başına bir işaret fişeğiydi.İşaretler bununla da sınırlı kalmadı. Dershanelerin kapatılması ve yolsuzluk soruşturmasından çok önce, hükümetin memur adaylarını kırmızı, mavi ve yeşil renkli kategorilere ayırıp fişlediği ortaya çıktı. 12 Eylül 2010 referandumunda fişleme anayasa suçu haline getirilmiş olsa da 2011’den itibaren memurların inanç, etnik köken ve ideolojisine göre aşağıdaki gibi fişlendiğinin belgeleri kamuoyuna çıktı. Memurlar; Mehmet Altan’ın konferansına gittiği, Meşveret Nurcu grubunun AKEV’deki okuma programına katıldığı, Alevi olduğu gibi gerekçelerle fişlenerek, anayasa suçu işlenmişti. AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, fişlemeyi doğruladı ve adres olarak MİT’i gösterdi. Bunun büyük alçaklık olduğunu ve gereğinin yapılması gerektiğini söyledi. Bu hukuksuzluğa karşı hiçbir şey yapılmazken, bu fişlemelere göre tasfiyeler hâlâ sürmekte. Halbuki konu, sadece Camia’yı değil, tüm memurları ve vatandaşları ilgilendiren bir hukuk ve demokrasi sorunuydu.Yine bir sabah insanlar, Milliyet gazetesinin manşeti sayesinde Öcalan ile BDP’li vekillerin İmralı’da yaptığı görüşmenin notlarını okuma imkânı buldu. Çözüm sürecinin perde arkasına dair kamuoyunun pek çok şey öğrendiği ve demokratik dünyanın her yerinde gazetecilik başarısı olarak görülen bu hadise, öyle bir depreme yol açtı ki, Kürt meselesinin çözümüne en fazla kafa yoran isimlerden Hasan Cemal köşesini kaybetti. Gazetenin Yayın Yönetmeni Derya Sazak ve başka yazarlar işlerini kaybetti. Ve gazetenin 80 yaşındaki patronu Erdoğan Demirören’in, Başbakan Erdoğan’ın hakaretler de içeren şiddetli telefonu yüzünden gözyaşları dökmesine neden oldu. Tutanakların Camia’dan sızdırıldığı yalanı uyduruldu ama kaynak BDP’den çıktı. Olay, Camia’yla değil, tüm vatandaşları ilgilendiren bir demokrasi ve medya özgürlüğü sorunuydu.Muhalefet liderinin özel bir televizyonda yaptığı konuşmanın “Alo Fatih” hattıyla Başbakan tarafından kesilmesi, Habertürk Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı’nın “Hepimize baskı var” itirafı ve Erdoğan’ın seçimden sonra Facebook ve YouTube’un yasaklanacağı sözleri de tüm vatandaşları ilgilendiren ciddi bir demokrasi sorunuydu.Yeni HSYK yasasıyla yargının fiilen hükümete bağlanması, toplumsal bir grubu hedef alan linç ve imha hareketi; birbirinden farklı çizgileri olan İpek, Koç, Boydak, TUSKON; TÜSİAD’ın eleştirel görüşleri yüzünden baskıya uğraması gibi ciddi hadiseler de aynı üzücü gelişmelerin birer parçası.Ancak perşembe günü, Erdoğan’ın Bursa mitingindeki “Twitter mivitır hepsinin kökünü kazıyacağız. Uluslararası camia şunu der, hiç beni ilgilendirmiyor” sözlerinden sonra gece yarısı sosyal medya platformu Twitter’a erişimin hukuksuz şekilde yasaklanması, Türkiye ve dünyada herkese sorunun ne olduğunu en açık şekilde gösterdi. Ülkemizi, Kuzey Kore seviyesine düşüren bu yasağı, milyonlarca vatandaş gibi Cumhurbaşkanı Gül de farklı yollarla deldi ama problemin adını doğru koyalım: Sorun, Türkiye’nin demokrasi ve hukuk devleti olmaktan uzaklaşıyor olması. Nitekim üçüncü taraf olarak Türkiye’nin demokrasi karnesini izleyen Avrupa Birliği de aylardır her fırsatta bu gerçeği hatırlatıyor.Son röportajında Fethullah Gülen Hocaefendi de AK Parti-Cemaat kavgasıyla ilgili soruya cevap verirken aynı tespiti yaptı: “Mesele, AK Parti-Cemaat kavgası değil. Temel hak ve hürriyetler konusunda son birkaç senedir ciddi bir daralma yaşanıyor. Siyasetin kırıcı ve yıkıcı dili her kitleyi ayrı ayrı ötekileştiriyor, toplumu kutuplaştırıyor.”
Zaman
Ana Sayfa
22.03.2014
AbdülhamitBilici-TwitteryasağınınacımesajıAbdülhamit Bilici - Twitter yasağının acı mesajı
Bugünler de geçer
Zaman
21.03.2014
13:29
Yaşayan önemli halk ozanlarından Hilmi Şahballı, son dönemde Fethullah Gülen Hocaefendi ve Hizmet Hareketi’ne yönelik yapılan eleştirilerin kendisini çok üzdüğünü söylüyor. Hocaefendi’nin teşviki ile açılan Türk okullarının dünya için çok önemli bir değer olduğunu anlatan ozan, bu okulları kapatmaya kimsenin gücünün yetmeyeceğine inanıyor.Geçtiğimiz günlerde televizyonda Fethullah Gülen Hocaefendi’ye ithafen yazdığınız bir eseri seslendirmeniz büyük ses getirdi. Hocaefendi’ye olan bu ilgi ve sevginizin kaynağı nedir?1979 yılından beri Hocaefendi’yi tanıyorum. Bir büyüğüm, abim, kardeşim, yakınım gibi seviyorum kendisini. Bugüne kadar dünyada 74 ülkeye gittim. Gittiğim birçok ülkede Hocaefendi’nin teşviki ile açılan okulları özellikle ziyaret ettim. Orada Türklüğümüzü, İslamiyet’i, vatan millet sevgisini başka ülkelerin çocuklarına sevgiyi, hoşgörüyü, Mevlânâ’yı Hacı Bektaş-ı Veli’yi, Atatürk’ü öğreten okullara hayran kaldım. Bu yatırım, İslamiyet’in ve Türkiye’nin dünyaya tanıtılmasını sağlıyor. Bu okullardan mezun olan çocuklar yarın ülkelerinde söz sahibi insanlar olacak. Hem Türkiye sevdalısı hem de İslamiyet’i doğru öğrenen insanlar konumuna ulaşacak. O zaman biz bütün dünyaya sevgi ve hoşgörüyü yaymış olacağız. Bunları teşvik eden bir insan sevilmez mi?Hocaefendi’ye yönelik içi boş alim, örgüt lideri, alim müsveddesi şeklinde karalama ve hakaretlerin yapılması karşısında ne hissettiniz?İçimi yaraladı. Gerçekten çok üzülüyorum. Daha düne kadar kendilerine destek olan insanlara ters düştüklerinde hakaret etmelerine inanamıyorum. Hayır ve şer Allah’tandır. Allah’ın kamerası milim şaşmıyor, bizleri izliyor. Bu kara günlerin geçeceğine, ülkemizin refaha ulaşacağına inanıyorum. Birbiriyle karşı karşıya gelen insanların Allah’ın izniyle yeniden kucaklaşacaklarını düşünüyor, bunu temenni ediyorum.Gezip gördüm dediğiniz Türk okulları şimdi kapatılmak isteniyor. Bu okulların kapatılması yönünde yapılan çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?Yanlış olur ama buna kimsenin gücünün yeteceğini sanmıyorum. Çünkü bu okullarda yetişen çocukların tertemiz ve adeta berrak su gibi yetiştiğini oradaki insanlar da görüyor. Bütün dünya, iyiliğin ve güzelliğin yanında olmak istiyor. Aklıselim olanlar her şeyin farkında. Bu duruma çok üzülüyorum. Keşke hiçbiri olmasaydı ve ‘keşke’ demek zorunda kalmasaydık.Bu okullarda görev yapan öğretmenlere de ‘örgüt üyesi’ yaftalamaları yapılıyor...Böyle bir şeye inanmıyorum. Bu insanlardan kimseye zarar geleceğini düşünmüyorum, aklımın ucundan dahi geçmiyor. Türkiye’de örgütler var. Mesela PKK... Yıllarca kanımızı emdi, binlerce şehit verdik. Söylenenleri ne ülkemizin önde gelen insanlarına yakıştırabiliyorum ne de başka kişilere. Bunları hiç duymamış olayım, duymak istemiyorum. Ben bir öğretmen babasıyım. Kızım Adıyaman’da görev yapıyor. Öğretmenlere yapılan muameleler de çok yanlış. Erzurum’da veli ziyaretine giden bir öğretmenimizi hırpaladılar. Erzurumlulara bunu hiç yakıştıramadım. Onlar bizim çocuklarımızı yetiştiriyor. Biz sevginin ve hoşgörünün yanında olmalı ve Allah’ın ipine sarılmalıyız.Siz sadece Hocaefendi için değil, geçmişte yaşanan birçok üzücü olayla ilgili eleştirileri de eserlerinizde işlediniz…Vatanını, milletini, dinini ve devletini seven bir halk ozanıyım. Yeri geldi imam hatipleri kapatıyorlardı, ‘Okulumu Almayın Beyler’ diye albüm yaptım. Yeri geldi türbanlı kızları okullara almıyorlar diye ‘Türbanlım Canım Türbanlım’ diye türkü yaparak onlara sahip çıktım. Tansu Çiller döneminde kimsenin gidemediği Şırnak’ta, Cizre’de konserler vererek, ‘Türk, Kürt kardeştir, ayrım yapan kalleştir’ diyerek çıkışlar yaptım. Hep haksızların karşısında, haklının yanında oldum. Hocaefendi’ye yapılan haksızlıklar karşısında da ‘Dünya bu gerçeği bilsin/ Biz haklının yanındayız/ Üzülme yalnız değilsin/ Biz haklının yanındayız’ sözleriyle başlayan türkü yaptım.Bir seçim atmosferinin içindeyiz. Bu atmosferde liderlerin verdiği mesajları nasıl değerlendiriyorsunuz?Türkiye’yi karış karış dolaşan bir insanım. AK Parti’nin de, MHP’nin de, CHP’nin de gecelerine gidiyorum. İşlediğim temalar, sevgi, hoşgörü, birlik ve beraberlik. Ben partiler üstü bir insanım, ozanım. Her partide kardeşlerim ve sevdiğim insanlar var. Herkesi bağrıma basıp, ülkemizin daha güzel ve huzurlu günlere ulaşmasını istiyorum. Ama şu anda Türkiye’nin durumu, insanların kendi çıkarları için birbirini ezmesi, iftira atması, liderlerin birbirine sövüp sayması beni çok üzüyor. Biz bu ülkenin çocuklarıyız. Ben de bu ülkenin çocuğu olarak birlik, beraberlik ve kardeşlikten yanayım. Bu olaylar bizi bölüp, parçalayıp yok etmeye çal
Zaman
Ana Sayfa
21.03.2014
BugünlerdegeçerBugünler de geçer
Hocaefendi bu sözleri hak etmiyor
Zaman
21.03.2014
02:15
Yaşayan önemli halk ozanlarından Hilmi Şahballı, son dönemde Fethullah Gülen Hocaefendi ve Hizmet Hareketi’ne yönelik yapılan eleştirilerin kendisini çok üzdüğünü söylüyor. Hocaefendi’nin teşviki ile açılan Türk okullarının dünya için çok önemli bir değer olduğunu anlatan ozan, bu okulları kapatmaya kimsenin gücünün yetmeyeceğine inanıyor.Geçtiğimiz günlerde televizyonda Fethullah Gülen Hocaefendi’ye ithafen yazdığınız bir eseri seslendirmeniz büyük ses getirdi. Hocaefendi’ye olan bu ilgi ve sevginizin kaynağı nedir?1979 yılından beri Hocaefendi’yi tanıyorum. Bir büyüğüm, abim, kardeşim, yakınım gibi seviyorum kendisini. Bugüne kadar dünyada 74 ülkeye gittim. Gittiğim birçok ülkede Hocaefendi’nin teşviki ile açılan okulları özellikle ziyaret ettim. Orada Türklüğümüzü, İslamiyet’i, vatan millet sevgisini başka ülkelerin çocuklarına sevgiyi, hoşgörüyü, Mevlânâ’yı Hacı Bektaş-ı Veli’yi, Atatürk’ü öğreten okullara hayran kaldım. Bu yatırım, İslamiyet’in ve Türkiye’nin dünyaya tanıtılmasını sağlıyor. Bu okullardan mezun olan çocuklar yarın ülkelerinde söz sahibi insanlar olacak. Hem Türkiye sevdalısı hem de İslamiyet’i doğru öğrenen insanlar konumuna ulaşacak. O zaman biz bütün dünyaya sevgi ve hoşgörüyü yaymış olacağız. Bunları teşvik eden bir insan sevilmez mi?Hocaefendi’ye yönelik içi boş alim, örgüt lideri, alim müsveddesi şeklinde karalama ve hakaretlerin yapılması karşısında ne hissettiniz?İçimi yaraladı. Gerçekten çok üzülüyorum. Daha düne kadar kendilerine destek olan insanlara ters düştüklerinde hakaret etmelerine inanamıyorum. Hayır ve şer Allah’tandır. Allah’ın kamerası milim şaşmıyor, bizleri izliyor. Bu kara günlerin geçeceğine, ülkemizin refaha ulaşacağına inanıyorum. Birbiriyle karşı karşıya gelen insanların Allah’ın izniyle yeniden kucaklaşacaklarını düşünüyor, bunu temenni ediyorum.Gezip gördüm dediğiniz Türk okulları şimdi kapatılmak isteniyor. Bu okulların kapatılması yönünde yapılan çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?Yanlış olur ama buna kimsenin gücünün yeteceğini sanmıyorum. Çünkü bu okullarda yetişen çocukların tertemiz ve adeta berrak su gibi yetiştiğini oradaki insanlar da görüyor. Bütün dünya, iyiliğin ve güzelliğin yanında olmak istiyor. Aklıselim olanlar her şeyin farkında. Bu duruma çok üzülüyorum. Keşke hiçbiri olmasaydı ve ‘keşke’ demek zorunda kalmasaydık.Bu okullarda görev yapan öğretmenlere de ‘örgüt üyesi’ yaftalamaları yapılıyor...Böyle bir şeye inanmıyorum. Bu insanlardan kimseye zarar geleceğini düşünmüyorum, aklımın ucundan dahi geçmiyor. Türkiye’de örgütler var. Mesela PKK... Yıllarca kanımızı emdi, binlerce şehit verdik. Söylenenleri ne ülkemizin önde gelen insanlarına yakıştırabiliyorum ne de başka kişilere. Bunları hiç duymamış olayım, duymak istemiyorum. Ben bir öğretmen babasıyım. Kızım Adıyaman’da görev yapıyor. Öğretmenlere yapılan muameleler de çok yanlış. Erzurum’da veli ziyaretine giden bir öğretmenimizi hırpaladılar. Erzurumlulara bunu hiç yakıştıramadım. Onlar bizim çocuklarımızı yetiştiriyor. Biz sevginin ve hoşgörünün yanında olmalı ve Allah’ın ipine sarılmalıyız.Siz sadece Hocaefendi için değil, geçmişte yaşanan birçok üzücü olayla ilgili eleştirileri de eserlerinizde işlediniz…Vatanını, milletini, dinini ve devletini seven bir halk ozanıyım. Yeri geldi imam hatipleri kapatıyorlardı, ‘Okulumu Almayın Beyler’ diye albüm yaptım. Yeri geldi türbanlı kızları okullara almıyorlar diye ‘Türbanlım Canım Türbanlım’ diye türkü yaparak onlara sahip çıktım. Tansu Çiller döneminde kimsenin gidemediği Şırnak’ta, Cizre’de konserler vererek, ‘Türk, Kürt kardeştir, ayrım yapan kalleştir’ diyerek çıkışlar yaptım. Hep haksızların karşısında, haklının yanında oldum. Hocaefendi’ye yapılan haksızlıklar karşısında da ‘Dünya bu gerçeği bilsin/ Biz haklının yanındayız/ Üzülme yalnız değilsin/ Biz haklının yanındayız’ sözleriyle başlayan türkü yaptım.Bir seçim atmosferinin içindeyiz. Bu atmosferde liderlerin verdiği mesajları nasıl değerlendiriyorsunuz?Türkiye’yi karış karış dolaşan bir insanım. AK Parti’nin de, MHP’nin de, CHP’nin de gecelerine gidiyorum. İşlediğim temalar, sevgi, hoşgörü, birlik ve beraberlik. Ben partiler üstü bir insanım, ozanım. Her partide kardeşlerim ve sevdiğim insanlar var. Herkesi bağrıma basıp, ülkemizin daha güzel ve huzurlu günlere ulaşmasını istiyorum. Ama şu anda Türkiye’nin durumu, insanların kendi çıkarları için birbirini ezmesi, iftira atması, liderlerin birbirine sövüp sayması beni çok üzüyor. Biz bu ülkenin çocuklarıyız. Ben de bu ülkenin çocuğu olarak birlik, beraberlik ve kardeşlikten yanayım. Bu olaylar bizi bölüp, parçalayıp yok etmeye çal
Zaman
En Çok Okunan
21.03.2014
HocaefendibusözlerihaketmiyorHocaefendi bu sözleri hak etmiyor
Fidan, Gülen'le bir değil iki kez görüştü
Zaman
20.03.2014
02:32
Fethullah Gülen Hocaefendi ile yaptığı röportaj ses getiren Genel Yayın Müdürümüz Ekrem Dumanlı, CNN Türkte yayınlanan Cüneyt Özdemirin sunduğu 5N1Kya konuk oldu. Ekrem Dumanlının gündeme dair konuşmalarından satırbaşları;- Gülen cemaati denilen yapı sosyolojik bir yapı. Bu hareketin bir adı da Gönüllüler Hareketi. Bir örgüt gibi düşünülmemeli. Fethullah Gülen Hocaefendi bir kanaat önderidir. Her kesimden her mezhepten insanlar buraya sempati duyar. Bir dernek gibi düşünmemek lazım. Bir üye kartı cebinizde olmuyor. Tamamen bir gönüllüler hareketi. Dilerseniz, kendi birikimlerinizle katkınız oluyor.- Ahmet Keleş, 25 yıldır hizmet yaptım diyor. Büyük kitlevi hadiselerde böyle ayrılmalar olabilir. Sadece sosyal hareketlerde değil, şirketlerde de böyledir. Bir süre sonra mutsuz olup ayrılabilirler. Sağdaki muhafazakar medyayı şöyle bir durum içerisinde görüyorum, vaktiyle cemaat içerisinde bulunmuş daha sonra bir şekilde yolları ayrılmış insanları bulup itirafçı gibi konuşturma yoluna gidiyorlar.- Ahmet Keleş, benim elimden gerçekten tutsaydı. 12 Eylülde hapishanede değil, dershanede olurdum. O dönemde bir arayış içerisindeydim.- Cemaatin böyle bir piramit yapısı yok. Kesinlikle gönüllüler hareketi. Biz ne müridiz, ne de Fethullah Gülen bizim şeyhimiz. Böyle bir ilişkimiz yok.- Bu kadar büyük bir siyasi parti içerisinde memnun olmayan çıkabilir. Ağır sözler söyleyebilirler. Şimdi bu insanları alıp, AK Parti hakkında suçlamalar yaptırılabilir. Bu bence doğru bir yol değil.- Ben aslında röportajı Zaman Gazetesinde istemedim. Bu röportajı başka gazeteciler yapsın istedim. Görüştüğüm medyadan olumlu cevap aldım. Ama o sırada Başbakanın bir açıklaması oldu. Ondan sonra bu aşamada böyle bir röportaj yapmak, bir taraf tutuyormuş gibi algılanabilir dediler. Hak verdim. Ama benim gönlümden geçen buydu... Türkiyenin bir gerçeği, bunu kim yayınlayacak? 70 küsur yaşındaki bir kişi ağlayabiliyorsa, başka bir medya yöneticisine baskı yapılıyorsa, bunu kim yayınlayacak? - Az önce hakaretler havada uçuşuyor dediniz. Tek taraflı bir hakaret. Bu taraftan bir şey yok. - Aynı komplolar Tayyip Erdoğan için de söylendi. Onu diyenlere göre Tayyip Erdoğan bir ABD projesi değil miydi, CIA, FBI, İsrail desteği yok muydu? Bir zamanlar Tayyip Erdoğan için söylenenler şimdi Hocaefendi için söyleniyor. Kimine göre hocaefendi Türkçüdür, hatta Azerbaycanda Ermenidir diyenler oldu. Rusyada Turancı, Arap ülkelerinde Amerikancı, Amerikada El kaideci deniliyor. Bağımsızdır.- Fethullah Gülen Hocaefendi benim kanaatim bazı şeyleri tahmin ediyordu, o yüzden Türkiyeye dönmedi diye düşünüyorum.- Amerikada kışın ve yazın kamp yapmaya müsait, ücreti de çok ucuz yerler var. Oradaki ödeme imkanlarını düşünün. 10 yıla, 20 yıla kadar kira ödüyor gibi alabileceğiniz çok yer var. Bu da öyle bir şey. Hocaefendi, orada kaldığı odasının parasını ödüyor. Allah şahittir, Fethullah Güleni de 30 yıldır tanıyorum, hocaefendi kalem kullanacaksa ya kalem için izin ister ya da kalkar gider kendi kalemini getirir yazar. Namaz kıldığı seccade kendi seccadesidir. Başkasının seccadesi üzerinde namaz kıldığında, kabul olmayabilir diye düşünen bir insandır.- Hiçbir zaman aynı anda 2 ceketten fazla ceketim olmadı diyor. Bir tane sabit ceketi var. Türkiyeden gelen ceketi... Oraya insanlar geliyor. Hediye ceket getirenler oluyor. Bir kez giyiyor, sonra giydiğini de hediye ediyor. - Fethullah Gülen, temel hak ve özgürlükler konusunda daralma olduğunu düşünüyor. Sadece cemaat değil toplumun bütün kesimleriyle ilgili sıkıntının olduğunu söylüyor. Gezi eylemleri başladığı zaman çapulcu sözüne itiraz ettiğini söylüyor. Aleviler, Sünniler, laikler, liberaller konusunda kullanılan söylemin çok doğru bir söylem olmadığını söylüyor.- Hocaefendinin günlük hayatını şöyle özetleyebilirim. Sabah kahvaltıdan sonra, tefsir, hadis, fıkıh dersleri yapıyor. Ders bittikten sonra öğle vaktinde, bir arkadaşımız basın özeti çıkarıyor. Derleme olarak sunuyor. Bazen öğle yemeği yerken. Öğle namazından sonra kendisinin programları var, kitap okumaları var. Bazen orada bulunan insanlara sohbet ediyor. - İnsanlar toplumda, hayatlarında gördüklerini, duyduklarını aktarıyorlar. Hocaefendi bunları aktarın demiyor. O görüşmelerde hiç hocaefendi onları aramıyor. İnsanlar onu arıyor. Hocaefendi hep dinliyor, tamam, öyledir diyor. (Ses kayıtlarıyla ilgili)- Hocaefendi bana senaryo anlatın, Ugandayı anlatın demiyor. Çoğu zaman insanlar hocaefendiye birşeyler anlatmak istiyor. Bazı insanlar o kadar gereksiz şeyler anlatıyor ki, o da kibarlığından dinliyor. Hocaefendinin bir talebi olduğunu sanmıyorum.- Gazetede, medyada bir şey yayınlıyorsunuz, yayınladığınız şeyin faturasını hocaefendiye atıyorlar.- Rüyayla amel edilmez ama rüya da boş bir şey değil. Tweet kahramanların attığı gibi rüya hiçbir şeydir denilmez. Rüyaların bir yeri var.- Dershane
Zaman
En Çok Okunan
20.03.2014
FidanGülenlebirdeğilikikezgörüştüFidan Gülenle bir değil iki kez görüştü
Fidan, Gülen'le bir değil iki kez görüştü
Zaman
20.03.2014
02:10
Fethullah Gülen Hocaefendi ile yaptığı röportaj ses getiren Genel Yayın Müdürümüz Ekrem Dumanlı, CNN Türkte yayınlanan Cüneyt Özdemirin sunduğu 5N1Kya konuk oldu. Ekrem Dumanlının gündeme dair konuşmalarından satırbaşları;- Gülen cemaati denilen yapı sosyolojik bir yapı. Bu hareketin bir adı da Gönüllüler Hareketi. Bir örgüt gibi düşünülmemeli. Fethullah Gülen Hocaefendi bir kanaat önderidir. Her kesimden her mezhepten insanlar buraya sempati duyar. Bir dernek gibi düşünmemek lazım. Bir üye kartı cebinizde olmuyor. Tamamen bir gönüllüler hareketi. Dilerseniz, kendi birikimlerinizle katkınız oluyor.- Ahmet Keleş, 25 yıldır hizmet yaptım diyor. Büyük kitlevi hadiselerde böyle ayrılmalar olabilir. Sadece sosyal hareketlerde değil, şirketlerde de böyledir. Bir süre sonra mutsuz olup ayrılabilirler. Sağdaki muhafazakar medyayı şöyle bir durum içerisinde görüyorum, vaktiyle cemaat içerisinde bulunmuş daha sonra bir şekilde yolları ayrılmış insanları bulup itirafçı gibi konuşturma yoluna gidiyorlar.- Ahmet Keleş, benim elimden gerçekten tutsaydı. 12 Eylülde hapishanede değil, dershanede olurdum. O dönemde bir arayış içerisindeydim.- Cemaatin böyle bir piramit yapısı yok. Kesinlikle gönüllüler hareketi. Biz ne müridiz, ne de Fethullah Gülen bizim şeyhimiz. Böyle bir ilişkimiz yok.- Bu kadar büyük bir siyasi parti içerisinde memnun olmayan çıkabilir. Ağır sözler söyleyebilirler. Şimdi bu insanları alıp, AK Parti hakkında suçlamalar yaptırılabilir. Bu bence doğru bir yol değil.- Ben aslında röportajı Zaman Gazetesinde istemedim. Bu röportajı başka gazeteciler yapsın istedim. Görüştüğüm medyadan olumlu cevap aldım. Ama o sırada Başbakanın bir açıklaması oldu. Ondan sonra bu aşamada böyle bir röportaj yapmak, bir taraf tutuyormuş gibi algılanabilir dediler. Hak verdim. Ama benim gönlümden geçen buydu... Türkiyenin bir gerçeği, bunu kim yayınlayacak? 70 küsur yaşındaki bir kişi ağlayabiliyorsa, başka bir medya yöneticisine baskı yapılıyorsa, bunu kim yayınlayacak? - Az önce hakaretler havada uçuşuyor dediniz. Tek taraflı bir hakaret. Bu taraftan bir şey yok. - Aynı komplolar Tayyip Erdoğan için de söylendi. Onu diyenlere göre Tayyip Erdoğan bir ABD projesi değil miydi, CIA, FBI, İsrail desteği yok muydu? Bir zamanlar Tayyip Erdoğan için söylenenler şimdi Hocaefendi için söyleniyor. Kimine göre hocaefendi Türkçüdür, hatta Azerbaycanda Ermenidir diyenler oldu. Rusyada Turancı, Arap ülkelerinde Amerikancı, Amerikada El kaideci deniliyor. Bağımsızdır.- Fethullah Gülen Hocaefendi benim kanaatim bazı şeyleri tahmin ediyordu, o yüzden Türkiyeye dönmedi diye düşünüyorum.- Amerikada kışın ve yazın kamp yapmaya müsait, ücreti de çok ucuz yerler var. Oradaki ödeme imkanlarını düşünün. 10 yıla, 20 yıla kadar kira ödüyor gibi alabileceğiniz çok yer var. Bu da öyle bir şey. Hocaefendi, orada kaldığı odasının parasını ödüyor. Allah şahittir, Fethullah Güleni de 30 yıldır tanıyorum, hocaefendi kalem kullanacaksa ya kalem için izin ister ya da kalkar gider kendi kalemini getirir yazar. Namaz kıldığı seccade kendi seccadesidir. Başkasının seccadesi üzerinde namaz kıldığında, kabul olmayabilir diye düşünen bir insandır.- Hiçbir zaman aynı anda 2 ceketten fazla ceketim olmadı diyor. Bir tane sabit ceketi var. Türkiyeden gelen ceketi... Oraya insanlar geliyor. Hediye ceket getirenler oluyor. Bir kez giyiyor, sonra giydiğini de hediye ediyor. - Fethullah Gülen, temel hak ve özgürlükler konusunda daralma olduğunu düşünüyor. Sadece cemaat değil toplumun bütün kesimleriyle ilgili sıkıntının olduğunu söylüyor. Gezi eylemleri başladığı zaman çapulcu sözüne itiraz ettiğini söylüyor. Aleviler, Sünniler, laikler, liberaller konusunda kullanılan söylemin çok doğru bir söylem olmadığını söylüyor.- Hocaefendinin günlük hayatını şöyle özetleyebilirim. Sabah kahvaltıdan sonra, tefsir, hadis, fıkıh dersleri yapıyor. Ders bittikten sonra öğle vaktinde, bir arkadaşımız basın özeti çıkarıyor. Derleme olarak sunuyor. Bazen öğle yemeği yerken. Öğle namazından sonra kendisinin programları var, kitap okumaları var. Bazen orada bulunan insanlara sohbet ediyor. - İnsanlar toplumda, hayatlarında gördüklerini, duyduklarını aktarıyorlar. Hocaefendi bunları aktarın demiyor. O görüşmelerde hiç hocaefendi onları aramıyor. İnsanlar onu arıyor. Hocaefendi hep dinliyor, tamam, öyledir diyor. (Ses kayıtlarıyla ilgili)- Hocaefendi bana senaryo anlatın, Ugandayı anlatın demiyor. Çoğu zaman insanlar hocaefendiye birşeyler anlatmak istiyor. Bazı insanlar o kadar gereksiz şeyler anlatıyor ki, o da kibarlığından dinliyor. Hocaefendinin bir talebi olduğunu sanmıyorum.- Gazetede, medyada bir şey yayınlıyorsunuz, yayınladığınız şeyin faturasını hocaefendiye atıyorlar.- Rüyayla amel edilmez ama rüya da boş bir şey değil. Tweet kahramanların attığı gibi rüya hiçbir şeydir denilmez. Rüyaların bir yeri var.- Dershane
Zaman
Güncel
20.03.2014
FidanGülenlebirdeğilikikezgörüştüFidan Gülenle bir değil iki kez görüştü
Fidan, Gülen'le bir değil iki kez görüştü
Zaman
20.03.2014
02:10
Fethullah Gülen Hocaefendi ile yaptığı röportaj ses getiren Genel Yayın Müdürümüz Ekrem Dumanlı, CNN Türkte yayınlanan Cüneyt Özdemirin sunduğu 5N1Kya konuk oldu. Ekrem Dumanlının gündeme dair konuşmalarından satırbaşları;- Gülen cemaati denilen yapı sosyolojik bir yapı. Bu hareketin bir adı da Gönüllüler Hareketi. Bir örgüt gibi düşünülmemeli. Fethullah Gülen Hocaefendi bir kanaat önderidir. Her kesimden her mezhepten insanlar buraya sempati duyar. Bir dernek gibi düşünmemek lazım. Bir üye kartı cebinizde olmuyor. Tamamen bir gönüllüler hareketi. Dilerseniz, kendi birikimlerinizle katkınız oluyor.- Ahmet Keleş, 25 yıldır hizmet yaptım diyor. Büyük kitlevi hadiselerde böyle ayrılmalar olabilir. Sadece sosyal hareketlerde değil, şirketlerde de böyledir. Bir süre sonra mutsuz olup ayrılabilirler. Sağdaki muhafazakar medyayı şöyle bir durum içerisinde görüyorum, vaktiyle cemaat içerisinde bulunmuş daha sonra bir şekilde yolları ayrılmış insanları bulup itirafçı gibi konuşturma yoluna gidiyorlar.- Ahmet Keleş, benim elimden gerçekten tutsaydı. 12 Eylülde hapishanede değil, dershanede olurdum. O dönemde bir arayış içerisindeydim.- Cemaatin böyle bir piramit yapısı yok. Kesinlikle gönüllüler hareketi. Biz ne müridiz, ne de Fethullah Gülen bizim şeyhimiz. Böyle bir ilişkimiz yok.- Bu kadar büyük bir siyasi parti içerisinde memnun olmayan çıkabilir. Ağır sözler söyleyebilirler. Şimdi bu insanları alıp, AK Parti hakkında suçlamalar yaptırılabilir. Bu bence doğru bir yol değil.- Ben aslında röportajı Zaman Gazetesinde istemedim. Bu röportajı başka gazeteciler yapsın istedim. Görüştüğüm medyadan olumlu cevap aldım. Ama o sırada Başbakanın bir açıklaması oldu. Ondan sonra bu aşamada böyle bir röportaj yapmak, bir taraf tutuyormuş gibi algılanabilir dediler. Hak verdim. Ama benim gönlümden geçen buydu... Türkiyenin bir gerçeği, bunu kim yayınlayacak? 70 küsur yaşındaki bir kişi ağlayabiliyorsa, başka bir medya yöneticisine baskı yapılıyorsa, bunu kim yayınlayacak? - Az önce hakaretler havada uçuşuyor dediniz. Tek taraflı bir hakaret. Bu taraftan bir şey yok. - Aynı komplolar Tayyip Erdoğan için de söylendi. Onu diyenlere göre Tayyip Erdoğan bir ABD projesi değil miydi, CIA, FBI, İsrail desteği yok muydu? Bir zamanlar Tayyip Erdoğan için söylenenler şimdi Hocaefendi için söyleniyor. Kimine göre hocaefendi Türkçüdür, hatta Azerbaycanda Ermenidir diyenler oldu. Rusyada Turancı, Arap ülkelerinde Amerikancı, Amerikada El kaideci deniliyor. Bağımsızdır.- Fethullah Gülen Hocaefendi benim kanaatim bazı şeyleri tahmin ediyordu, o yüzden Türkiyeye dönmedi diye düşünüyorum.- Amerikada kışın ve yazın kamp yapmaya müsait, ücreti de çok ucuz yerler var. Oradaki ödeme imkanlarını düşünün. 10 yıla, 20 yıla kadar kira ödüyor gibi alabileceğiniz çok yer var. Bu da öyle bir şey. Hocaefendi, orada kaldığı odasının parasını ödüyor. Allah şahittir, Fethullah Güleni de 30 yıldır tanıyorum, hocaefendi kalem kullanacaksa ya kalem için izin ister ya da kalkar gider kendi kalemini getirir yazar. Namaz kıldığı seccade kendi seccadesidir. Başkasının seccadesi üzerinde namaz kıldığında, kabul olmayabilir diye düşünen bir insandır.- Hiçbir zaman aynı anda 2 ceketten fazla ceketim olmadı diyor. Bir tane sabit ceketi var. Türkiyeden gelen ceketi... Oraya insanlar geliyor. Hediye ceket getirenler oluyor. Bir kez giyiyor, sonra giydiğini de hediye ediyor. - Fethullah Gülen, temel hak ve özgürlükler konusunda daralma olduğunu düşünüyor. Sadece cemaat değil toplumun bütün kesimleriyle ilgili sıkıntının olduğunu söylüyor. Gezi eylemleri başladığı zaman çapulcu sözüne itiraz ettiğini söylüyor. Aleviler, Sünniler, laikler, liberaller konusunda kullanılan söylemin çok doğru bir söylem olmadığını söylüyor.- Hocaefendinin günlük hayatını şöyle özetleyebilirim. Sabah kahvaltıdan sonra, tefsir, hadis, fıkıh dersleri yapıyor. Ders bittikten sonra öğle vaktinde, bir arkadaşımız basın özeti çıkarıyor. Derleme olarak sunuyor. Bazen öğle yemeği yerken. Öğle namazından sonra kendisinin programları var, kitap okumaları var. Bazen orada bulunan insanlara sohbet ediyor. - İnsanlar toplumda, hayatlarında gördüklerini, duyduklarını aktarıyorlar. Hocaefendi bunları aktarın demiyor. O görüşmelerde hiç hocaefendi onları aramıyor. İnsanlar onu arıyor. Hocaefendi hep dinliyor, tamam, öyledir diyor. (Ses kayıtlarıyla ilgili)- Hocaefendi bana senaryo anlatın, Ugandayı anlatın demiyor. Çoğu zaman insanlar hocaefendiye birşeyler anlatmak istiyor. Bazı insanlar o kadar gereksiz şeyler anlatıyor ki, o da kibarlığından dinliyor. Hocaefendinin bir talebi olduğunu sanmıyorum.- Gazetede, medyada bir şey yayınlıyorsunuz, yayınladığınız şeyin faturasını hocaefendiye atıyorlar.- Rüyayla amel edilmez ama rüya da boş bir şey değil. Tweet kahramanların attığı gibi rüya hiçbir şeydir denilmez. Rüyaların bir yeri var.- Dershane
Zaman
Ana Sayfa
20.03.2014
FidanGülenlebirdeğilikikezgörüştüFidan Gülenle bir değil iki kez görüştü
Ekrem Dumanlı 5N1K'ya konuk oldu
Zaman
19.03.2014
20:38
Fethullah Gülen Hocaefendi ile yaptığı röportaj ses getiren Genel Yayın Müdürümüz Ekrem Dumanlı, CNN Türkte yayınlanan Cüneyt Özdemirin sunduğu 5N1Kya konuk oldu. Ekrem Dumanlının gündeme dair konuşmalarından satırbaşları;- Gülen cemaati denilen yapı sosyolojik bir yapı. Bu hareketin bir adı da Gönüllüler Hareketi. Bir örgüt gibi düşünmemeli. Fethullah Gülen Hocaefendi bir kanaat önderidir. Her kesimden her mezhepten insanlar buraya sempati duyarlar. Bir dernek gibi düşünmemek lazım. Bir üye kartı cebinizde olmuyor. Tamamen bir gönüllüler hareketi. Dilerseniz, kendi birikimlerinizle katkınız oluyor.- Ahmet Keleş, 25 yıldır hizmet yaptım diyor. Büyük kitlevi hadiselerde böyle ayrılmalar olabilir. Sadece sosyal hareketlerde değil, şirketlerde de böyledir. Bir süre sonra mutsuz olup ayrılabilirler. Sağdaki muhafazakar medyayı şöyle bir durum içerisinde görüyorum, vaktiyle cemaat içerisinde bulunmuş daha sonra bir şekilde yolları ayrılmış insanları bulup itirafçı gibi konuşturma yoluna gidiyorlar.- Ahmet Keleş, benim elimden gerçekten tutsaydı. 12 Eylülde hapishanede değil, dershanede olurdum. O dönemde bir arayış içerisindeydim.- Böyle bir piramit yapısı yok. Yalan. Kesinlikle gönüllüler hareketi. Biz ne müridiz, ne de Fethullah Gülen bizim şeyhimiz. Böyle bir ilişkimiz yok.- Bu kadar büyük bir siyasi parti içerisinde memnun olmayan çıkabilir. Ağır sözler söyleyebilirler. Şimdi bu insanları alıp, Ak Parti hakkında suçlamalar yaptırılabilir. Bu bence doğru bir yol değil.- Ben aslında röportajı Zaman Gazetesinde istemedim. Bu röportajı başka gazeteciler yapsın istedim. Görüştüğüm medyadan olumlu cevap aldım. Ama o sırada Başbakanın bir açıklaması oldu. Ondan sonra bu aşamada böyle bir röportaj yapmak, bir taraf tutuyormuş gibi algılanabilir dediler. Hak verdim. Ama benim gönlümden geçen buydu. Ama Türkiyenin bir gerçeği, bunu kim yayınlayacak? 70 küsur yaşındaki bir kişi ağlayabiliyorsa, başka bir medya yöneticisine baskı yapılıyorsa, bunu kim yayınlayacak? - Başbakan Saman gazetesini okumayın, yırtın, atın diyor.- Az önce hakaretler havada uçuşuyor dediniz. Tek taraflı bir hakaret. Bu taraftan bir şey yok. - Aynı komplolar Tayyip Erdoğan için de söylendi. Onu diyenlere göre Tayyip Erdoğan bir ABD projesi değil miydi, CIA, FBI, İsrail desteği yok muydu? Bir zamanlar Tayyip Erdoğan için söylenenler şimdi Hocaefendi için söyleniyor. Kimine göre hocaefendi Türkçüdür, hatta Azerbaycanda Ermenidir diyenler oldu. Rusyada Turancı, Arap ülkelerinde Amerikancı, Amerikada El kaideci deniliyor. Bağımsızdır.- Fethullah Gülen Hocaefendi benim kanaatim bazı şeyleri tahmin ediyordu, o yüzden dönmedi diye düşünüyorum.- Amerikada kışın ve yazın kamp yapmaya müsait, ücreti de çok ucuz. Hele oradaki ödemelerini düşünün. 10 yıla, 20 yıla kadar kira ödüyor gibi alabileceğiniz çok yer var. Bu da öyle bir şey. Hocaefendi, orada kaldığı odasının parasını ödüyor. Allah şahittir, Fethullah Güleni de 30 yıldır tanıyorum, hocaefendi kalem kullanacaksa ya kalem için ister ya da kalkar gider kendi kalemini getiriri yazar. Namaz kıldığı seccade kendi seccadesidir. Başkasının seccadesi üzerinde namaz kıldığında, kabul olmayabilir diye düşünen bir insandır.- Hiçbir zaman aynı anda 2 ceketten fazla ceketim olmadı diyor. Bir tane sabit ceketi var. Türkiyeden gelen ceketi. Oraya insanlar geliyor. Hediye ceket getirenler oluyor. Bir kez giyiyor, sonra giydiğini de hediye eder. - Fethullah Gülen, temel hak ve özgürlükler konusunda daralma olduğunu düşünüyor. Sadece cemaat değil toplumun bütün kesimleriyle ilgili sıkıntının olduğunu söylüyor. Gezi eylemleri başladığı zaman çapulcu sözüne itiraz ettiğini söylüyor. Aleviler, Sünniler, laikler, liberaller konusunda kullanılan söylemin çok doğru bir söylem olmadığını söylüyor.- Hocaefendinin günlük hayatını şöyle özetleyebilirim. Sabah kahvaltıdan sonra, tefsir, hadis, fıkıh dersleri yapıyor. Ders bittikten sonra öğle vaktinde, bir arkadaşımız basın özeti çıkarıyor. Derleme olarak sunuyor. Bazen öğle yemeği yerken. Öğle namazından sonra kendisinin programları var, kitap okumaları var. Bazen orada bulunan insanlara sohbet ediyor. - (Ses kayıtlarıyla ilgili) İnsanlar toplumda, hayatlarında gördüklerini, duyduklarını aktarıyorlar. Hocaefendi bunları aktarın demiyor. O görüşmelerde hiç hocaefendi onları aramıyor. İnsanlar onu arıyor. Hocaefendi hep dinliyor, tamam, öyledir diyor. Bir şey yayınlıyorsunuz, yayınladığınız şeyin faturasını hocaefendiye atıyorlar.- Hocaefendi bana senaryo anlatın, Ugandayı anlatın demiyor. Bazı insanlar o kadar gereksiz şeyler anlatıyor ki, hocaefendi dinliyor. Çoğu zaman insanlar hocaefendiye birşeyler anlatmak istiyor, o da kibarlığından dinliyor. Hocaefendinin bir talebi olduğunu sanmıyorum.- Rüyayla amel edilmez ama rüyada boş bir şey değil. Tweet kahramanların attığı gibi rüya hiçbir şeydir denilmez. Rüy
Zaman
Son Dakika
19.03.2014
EkremDumanlı5N1KyakonukolduEkrem Dumanlı 5N1Kya konuk oldu
Ekrem Dumanlı 5N1K'ya konuk oldu
Zaman
19.03.2014
20:38
Fethullah Gülen Hocaefendi ile yaptığı röportaj ses getiren Genel Yayın Müdürümüz Ekrem Dumanlı, CNN Türkte yayınlanan Cüneyt Özdemirin sunduğu 5N1Kya konuk oldu. Ekrem Dumanlının gündeme dair konuşmalarından satırbaşları;- Gülen cemaati denilen yapı sosyolojik bir yapı. Bu hareketin bir adı da Gönüllüler Hareketi. Bir örgüt gibi düşünmemeli. Fethullah Gülen Hocaefendi bir kanaat önderidir. Her kesimden her mezhepten insanlar buraya sempati duyarlar. Bir dernek gibi düşünmemek lazım. Bir üye kartı cebinizde olmuyor. Tamamen bir gönüllüler hareketi. Dilerseniz, kendi birikimlerinizle katkınız oluyor.- Ahmet Keleş, 25 yıldır hizmet yaptım diyor. Büyük kitlevi hadiselerde böyle ayrılmalar olabilir. Sadece sosyal hareketlerde değil, şirketlerde de böyledir. Bir süre sonra mutsuz olup ayrılabilirler. Sağdaki muhafazakar medyayı şöyle bir durum içerisinde görüyorum, vaktiyle cemaat içerisinde bulunmuş daha sonra bir şekilde yolları ayrılmış insanları bulup itirafçı gibi konuşturma yoluna gidiyorlar.- Ahmet Keleş, benim elimden gerçekten tutsaydı. 12 Eylülde hapishanede değil, dershanede olurdum. O dönemde bir arayış içerisindeydim.- Böyle bir piramit yapısı yok. Yalan. Kesinlikle gönüllüler hareketi. Biz ne müridiz, ne de Fethullah Gülen bizim şeyhimiz. Böyle bir ilişkimiz yok.- Bu kadar büyük bir siyasi parti içerisinde memnun olmayan çıkabilir. Ağır sözler söyleyebilirler. Şimdi bu insanları alıp, Ak Parti hakkında suçlamalar yaptırılabilir. Bu bence doğru bir yol değil.- Ben aslında röportajı Zaman Gazetesinde istemedim. Bu röportajı başka gazeteciler yapsın istedim. Görüştüğüm medyadan olumlu cevap aldım. Ama o sırada Başbakanın bir açıklaması oldu. Ondan sonra bu aşamada böyle bir röportaj yapmak, bir taraf tutuyormuş gibi algılanabilir dediler. Hak verdim. Ama benim gönlümden geçen buydu. Ama Türkiyenin bir gerçeği, bunu kim yayınlayacak? 70 küsur yaşındaki bir kişi ağlayabiliyorsa, başka bir medya yöneticisine baskı yapılıyorsa, bunu kim yayınlayacak? - Başbakan Saman gazetesini okumayın, yırtın, atın diyor.- Az önce hakaretler havada uçuşuyor dediniz. Tek taraflı bir hakaret. Bu taraftan bir şey yok. - Aynı komplolar Tayyip Erdoğan için de söylendi. Onu diyenlere göre Tayyip Erdoğan bir ABD projesi değil miydi, CIA, FBI, İsrail desteği yok muydu? Bir zamanlar Tayyip Erdoğan için söylenenler şimdi Hocaefendi için söyleniyor. Kimine göre hocaefendi Türkçüdür, hatta Azerbaycanda Ermenidir diyenler oldu. Rusyada Turancı, Arap ülkelerinde Amerikancı, Amerikada El kaideci deniliyor. Bağımsızdır.- Fethullah Gülen Hocaefendi benim kanaatim bazı şeyleri tahmin ediyordu, o yüzden dönmedi diye düşünüyorum.- Amerikada kışın ve yazın kamp yapmaya müsait, ücreti de çok ucuz. Hele oradaki ödemelerini düşünün. 10 yıla, 20 yıla kadar kira ödüyor gibi alabileceğiniz çok yer var. Bu da öyle bir şey. Hocaefendi, orada kaldığı odasının parasını ödüyor. Allah şahittir, Fethullah Güleni de 30 yıldır tanıyorum, hocaefendi kalem kullanacaksa ya kalem için ister ya da kalkar gider kendi kalemini getiriri yazar. Namaz kıldığı seccade kendi seccadesidir. Başkasının seccadesi üzerinde namaz kıldığında, kabul olmayabilir diye düşünen bir insandır.- Hiçbir zaman aynı anda 2 ceketten fazla ceketim olmadı diyor. Bir tane sabit ceketi var. Türkiyeden gelen ceketi. Oraya insanlar geliyor. Hediye ceket getirenler oluyor. Bir kez giyiyor, sonra giydiğini de hediye eder. - Fethullah Gülen, temel hak ve özgürlükler konusunda daralma olduğunu düşünüyor. Sadece cemaat değil toplumun bütün kesimleriyle ilgili sıkıntının olduğunu söylüyor. Gezi eylemleri başladığı zaman çapulcu sözüne itiraz ettiğini söylüyor. Aleviler, Sünniler, laikler, liberaller konusunda kullanılan söylemin çok doğru bir söylem olmadığını söylüyor.- Hocaefendinin günlük hayatını şöyle özetleyebilirim. Sabah kahvaltıdan sonra, tefsir, hadis, fıkıh dersleri yapıyor. Ders bittikten sonra öğle vaktinde, bir arkadaşımız basın özeti çıkarıyor. Derleme olarak sunuyor. Bazen öğle yemeği yerken. Öğle namazından sonra kendisinin programları var, kitap okumaları var. Bazen orada bulunan insanlara sohbet ediyor. - (Ses kayıtlarıyla ilgili) İnsanlar toplumda, hayatlarında gördüklerini, duyduklarını aktarıyorlar. Hocaefendi bunları aktarın demiyor. O görüşmelerde hiç hocaefendi onları aramıyor. İnsanlar onu arıyor. Hocaefendi hep dinliyor, tamam, öyledir diyor. Bir şey yayınlıyorsunuz, yayınladığınız şeyin faturasını hocaefendiye atıyorlar.- Hocaefendi bana senaryo anlatın, Ugandayı anlatın demiyor. Bazı insanlar o kadar gereksiz şeyler anlatıyor ki, hocaefendi dinliyor. Çoğu zaman insanlar hocaefendiye birşeyler anlatmak istiyor, o da kibarlığından dinliyor. Hocaefendinin bir talebi olduğunu sanmıyorum.- Rüyayla amel edilmez ama rüyada boş bir şey değil. Tweet kahramanların attığı gibi rüya hiçbir şeydir denilmez. Rüy
Zaman
Ana Sayfa
19.03.2014
EkremDumanlı5N1KyakonukolduEkrem Dumanlı 5N1Kya konuk oldu
Toplam "16" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti