Habergec.Com Aranan Kelimeler:fethullah gülen gerçeği Değerlendirme: 10 / 10 073012
habergec.com
10.02.2016 Çarşamba
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

fethullah gülen gerçeği

Ahmet Kurucan - Bagajı dolu kavramlar
Zaman
27.01.2016
01:54

Fethullah Gülen Hocaefendinin Le Monde gazetesine yazdığı ve bütün dünyada büyük ses getiren yazısını değerlendiren makaleme “Müslümanlar olarak zihniyet değişimine hazır mıyız?” başlığını koymuştum.

Kendisini “Süryani cemaatine mensup, dindar ve inancına ölesiye bağlı” diye tanımlayan bir okuyucumuzdan yazımla alakalı yorum aldım. Kısaca şöyle diyor: “Önce Müslümanlar olarak, argo olarak kullanılan gayrimüslim kelimesini terk etmeden zihniyet değişimi yapamazsınız. Zira siz bu kelimeyi küçümsemek için kullanıyorsunuz. Yahudiye Yahudi, Hıristiyana Hıristiyan deyin. Bizde bir deyim vardır; “Anlaşabilmemiz için önce şu bindiğiniz atın üzerinden inmeniz lazım.”

KAVRAMLARIN ELEŞTİRİSİ

Bu yapıcı tenkitler karşısında okuyucumuza teşekkür ettim ve bir yazı ile cevap vereceğimi belirttim. Öncelikle okuyucumuzun tenkidi yazımın muhtevasının tamamına değil, özellikle yazımın içinde geçen “gayrimüslim” tabirine ait. Okuyucumuz gayrimüslim dediğimiz insanların da bir dini olduğunu ve o din mensubunun kendini tanımladığı şekliyle hitap edilmesi gerektiğini söylüyor. Hiç lafı eğip bükmeden tek kelime ile cevabım, okuyucu bu isteğinde haklıdır, Yahudiye Yahudi, Hıristiyana Hıristiyan, Budiste Budist, Müslümana Müslüman denmelidir.

İki; gayrimüslim tabirinin muhatabını küçümsemek ve hakaret amaçlı kullanıldığı iddia veya ithamına gelince; kısmî; bir niyet okumasından da söz edebileceğimiz bu iddia ve itham hakkında açık yüreklilik ve samimiyetle şunu ifade etmek isterim ki ben o yazıda da, hayatımın hiçbir döneminde de gayrimüslim tabirini hakaret ve küçümseme amaçlı kullanmadım. Bununla beraber dün ve bugün gerek okuduğum kitaplar, gerekse çevremde gördüğüm bazı insanların bu niyetle gayrimüslim dediklerine vâkıfım ve şahidim. Daha ötesini diyenler de vardır.

Fakat aynı türden bir özeleştirinin okuyucumuz tarafından da yapılması gerekir. Zira Hıristiyan ve Yahudilerin hem dününe hem de bugününe baktığınızda Müslümanları dışlayıcı, ötekileştirici, düşmanlaştırıcı kavramlar onların literatüründe de vardır ve bu kavramlar ister başlangıcı isterse daha sonra anlam kaymasına maruz kalarak hakaret bağlamında kullanılmış ve hala kullanılmaktadır. Misal vermek istemem. Sebebini yazımın son cümlesinde ifade edeceğim.

Üç; benim şahsî; kanaatim “gayrimüslim” tabirinin başlangıç itibarıyla verili bir durumu tasvir için ortaya konulduğudur, hakaret veya muhatabı küçümseme niyetiyle değil. Nitekim bugün İngilizce ilahiyat okumalarımda, hatta dinler arası diyaloğu anlatan ve teşvik eden kitaplarda bile Christian, Non-Christian, Jewish, Non-Jewish tabirlerini kullanılmaktadır. Bu yaklaşımlar Hıristiyan ve Yahudi olmayanları dışlamak değil, aksine düşüncenin akışı içinde verili bir durumu ifade, mevcudu tasvir etmektedir.

Fakat şu da bir gerçek ki tarih boyunca Müslümanlar, Hıristiyan veya Yahudilerle sürekli barış içinde yaşamamışlar. Kökeni siyasete, ekonomiye, kültüre veya dine dayansa da karşılıklı mücadeleler, kavgalar ve savaşlar sürekli var olagelmiş. Bugün dünyanın dört bir yanında aynı türden mücadeleleri, kavgaları ve savaşları görmemiz mümkündür.

DOST OLMAYANLARIN DÜŞMAN KABUL EDİLDİĞİ DÜNYA

İşte bu mücadele ortamlarında karşımıza çıkan bir manzara var. Özellikle erken dönem İslam tarihinde gördüğümüz bu manzara çok azı müstesna müşrik, Hıristiyan, Yahudi ve Sabiilerin Müslümanlar karşısında topyekün, yekvücut tabirleri ile anlatabileceğim bir birliktelikleri olmuş. Doğru-yanlış, haklı-haksız ayrımı yapmadan sadece var olan manzarayı aktarıyorum; belki din eksenli siyasî; yapılanmaların ya da dinî; kimliklerin insanî; kimliklerin önüne geçtiği siyasî; ve toplumsal yapılanmalarda Müslümanlar bir tarafta, Müslüman olmayanlar tek cephe halinde karşı tarafta yer almışlar. Tekrar ediyorum, çok azı müstesna özellikle Hayber sonrası Peygamber Efendimizin (sas) yapmış olduğu savaşlara, gazvelere ve seriyyelere bu gözle bakın; ifade etmeye çalıştığım gerçeği çıplak bir şekilde müşahede edeceksiniz.

Okuyucumuzun ifade ettiği “gayrimüslim” tabirinin düşmanlık, hakaret ve küçümseme bağlamında kullanıma geçmesinde bence bu manzaranın etkisi büyük. Ayrıca söz konusu manzaranın asırlar boyunca değişmemesi, özellikle zimmet, cizye, haraç gibi uygulamalarda genel İslamî; ilkelerle çatışan yorumların hayat bulması, söz konusu kullanımın Müslümanların hem zihninde hem de toplumsal hayatta kökleşmesine ve yaygınlaşmasına vesile olmuştur. Ortaçağ boyunca yapılan savaşlara hilal-haç savaşları denilmesi de bu noktada unutulmamalıdır. Dost olmayan herkesin herkes tarafından düşman kabul edildiği bir dünyadan bahsediyoruz. Nitekim darul-İslam ve darul-harb ya da ümmet-i icabe ve ümmet-i davet ayrımlarının yapılmasın

Zaman
Köşe Yazıları
27.01.2016
AhmetKurucan-BagajıdolukavramlarAhmet Kurucan - Bagajı dolu kavramlar
Gülen'in avukatından kayyıma yalanlama
Zaman
19.01.2016
18:35

Fethullah Gülen Hocaefendinin avukatları, Kaynak Holdinge kayyım olarak atanan İmran Okumuşun sözlerinin gerçeği yansıtmadığını açıkladı.

Fethullah Gülen Hocaefendinin avukatı Nurullah Albayrak, Kaynak Holding Yönetim Kuruluna kayyım olarak atanan İmran Okumuşun beyanları ile ilgili açıklama yaptı. Albayrak, belgesiz, mesnetsiz ve kayyımın görev sınırını aşan açıklamalara ilişkin gerekli tüm yasal yollara başvurulacağını belirtti.

Avukat Nurullah Albayarakın yaptığı yazılı açıklama şöyle:

Sabah Gazetesinin 19 Ocak 2015 tarihli yayınında, Kaynak Holding Yönetim Kurulu Başkanlığına Sulh Ceza Hakimliği tarafından kayyım olarak atanan İmran Okumuş tarafından, Sayın Fethullah Gülen ve kardeşi hakkında dile getirilen iddialar doğru değildir.

Müvekkilimin kardeşi Mesih Gülen, söz konusu açıklamada söylendiği gibi 77.138 TL değil sadece 3.897 TL maaş almıştır. Bu bilgi, hesap hatası değilse kasıtlı olarak toplumun yanıltılmak istenmesi anlamına gelmektedir.

Yine söz konusu açıklamada, müvekkilimin kardeşinin işten çıkarıldıktan sonra yurt dışına firar ettiği ifade edilmektedir. İşten çıkarılan bir kişinin Anayasal bir hak olan seyahat hakkını kullanarak yurt dışına çıkması kayyımın iznine mi tabidir ki firar etti denilebilmektedir? Maksatlı bu iddianın aksine herkes izin almaksızın seyahat etme özgürlüğüne sahiptir. İşten gerekçesiz olarak çıkartılmış olan müvekkilimin kardeşi de Anayasal hak kapsamında seyahat etmiştir.

Belgesiz, mesnetsiz ve kayyımın görev sınırını aşan bu açıklamalara ilişkin gerekli tüm yasal yollara başvurulacaktır.

Zaman
Ana Sayfa
19.01.2016
GüleninavukatındankayyımayalanlamaGülenin avukatından kayyıma yalanlama
Avukat Kuseyri'den Akit'e yalanlama: Haberin her cümlesinde yalan var
Zaman
28.10.2014
13:09
İşadamı Akın İpekin avukatı Mehmet Rasim Kuseyri, Akitin ‘Dolandırıcılığa Jet Tahliye başlıklı haberini yalanladı. Kuseyri, haberin her cümlesinde yalan bulunduğunu belirterek, memleketinin bile haberde yazıldığı gibi Mersin değil Hatay olduğunu vurguladı.Kuseyri yaptığı yazılı açıklamada şunları belirtti:“Yeni Akit Gazetesinin 28.10.2014 tarihli nüshasında manşet olarak yayınlanan ve www.yeniakit.com.tr internet sitesinde de yer alan ‘Dolandırıcılığa Jet Tahliye başlıklı yazarı belli olmayan haberin her cümlesindeki yalan ifadeler nedeniyle, kişilik haklarım ağır biçimde zedelenmiştir.Haberde sözü edilen dosyada bir süre Kemal Ertuğrul vekilliğini yaptığım şeklindeki ifade dışında, haber metni külliyen yalan ve iftiradan oluşmaktadır. Öncelikle haberde sözü edilen ve özü itibariyle şirket ortakları arasındaki hukuki uyuşmazlığa ilişkin dosyada, yalnızca soruşturma aşamasında kısa bir dönem Kemal Ertuğrulun vekilliğini yürüttüm. Söz konusu süreçte tamamen hukuk kuralları ve meslek ilkeleri çerçevesinde vekillik görevi tarafımca üstlenilmiş; daha sonra 16.09.2013 tarihinde, yani Ağır Ceza Mahkemesinde ilk duruşmanın yapıldığı 04.10.2013 tarihinden dahi önce, gördüğüm lüzum üzerine vekillik görevinden çekildim. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandığı sırada Kemal Ertuğrulun vekilliğini yürütmedim. Bu nedenle davanın sonraki seyri ve geldiği aşama hakkında hiçbir bilgim bulunmamaktadır.Cumhuriyet Savcılığınca yürütülen soruşturmada ise sanıklar hakkındaki tutuklama talebi, Sulh Ceza Mahkemesi tarafından reddedilmiş, yapılan itiraz üzerine Asliye Ceza Mahkemesi tarafından ve bir kısım sanıklar bakımından itiraz kabul edilmiş, nihayet daha sonra Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde yapılan itiraz sonucunda tutuklama istemi reddedilmiştir. Bu karara bir sonraki numaralı Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılan itiraz da yine oybirliği ile reddedilmiştir. Sulh Ceza ve Asliye Ceza Mahkemelerinin tek hakimli, Ağır Ceza Mahkemelerinin ise heyet halinde çalıştığı ve Ağır Ceza Mahkemesinin bu konuda karar vermeye yetkili nihai merci olduğu, her hakimin bir oy hakkının bulunduğu ve kararın oybirliği ve gerekçeli şekilde ile alındığı gözetildiğinde haberdeki iddianın ne denli hilaf-ı hakikat olduğu anlaşılacaktır. Bir diğer husus, haberde yer alan yargı süreci bir yılı aşkın bir süre öncesine ilişkin olup, haberin güncelliği de bulunmamaktadır.Öte yandan, haberde belirtilenin aksine meslek hayatımın hiçbir döneminde Sayın Fethullah Gülenin avukatlığı görevini ifa etmedim. Bunun gibi, ‘Pensilvanyanın Avukatı, ‘Gülen grubunun avukatı, ‘Paralel Yapının Yargıtay yapılanmasının en önemli irtibat adamı, ‘Yüksek yargıda paralel yapının en kilit ismi ve ‘özel ilişkileriyle bilinen gibi nitelemeler de zırva tevil götürmez kabilinden, algı oluşturmaya dönük, özel bir kastın sosyal mühendislik alanındaki yansımalarından ibarettir.Son olarak mensubu olduğum Kuseyri Ailesi Hataylılığı ile maruf olup, haberde geçen “Mersinli Arap” ibaresi de gerçeği yansıtmamaktadır. İş, aile ve dost çevresinde bu ya da benzeri bir lakapla hiçbir zaman anılmadım. Her türlü hukuki haklarım saklı kalmak üzere, kamuoyuna saygı ile duyurulur.
Zaman
Ana Sayfa
28.10.2014
AvukatKuseyridenAkiteyalanlamaHaberinhercümlesindeyalanvarAvukat Kuseyriden Akite yalanlama Haberin her cümlesinde yalan var
Ekrem Dumanlı - Savcıların akibeti
Zaman
27.10.2014
01:46
Geçenlerde Ankara Barosunda seçim vardı. İçeriye bir dönemin en muktedir savcılarından Nuh Mete Yüksel girdi.Hani o yürüdüğünde yerleri titreten savcı var ya; işte oydu gelen. Meğer emekli olmuş, avukatlığa başlamış. O eski günlerdeki ürpertici havasından bir eser kalmamış tabii. Kalın gözlüğünün üstünden fırlayan o keskin bakışları etrafta kaçışmalara yol açmıyor artık. Olacak ya; bazı avukatlar ‘yeni avukatı şiddetli protestoya başlamış. Dahası, “Defol!” sesleri yükselmiş salondan. Ve oy veremeden gerisin geriye dönmek zorunda kalmış Nuh Bey…Ne de olsa eski savcı. Pes etmemiş, yanına polisleri alarak oy kullanacağı sandığa geri dönmüş. Salondaki uğultular isyana dönüşmüş. Onlarca kişi “Avukat değil, işkencecisin!” diye haykırıyormuş. Oradan güç bela çıkmak zorunda kalan Nuh Beyin panik ve korku dolu kaçışlarını lütfen internetten bulun, izleyin. O nasıl bir korkmuşluk, sinmişlik havasıdır! Oysa daha dün denebilecek kadar yakın bir zaman diliminin “korkulu rüyasıydı” Savcı Bey. Kafasının kızdığını ifadeye çağırır, hoşnut olmadığı kitleler hakkında davalar açardı.Dönemin Başbakanı, “Bu kadına haddini bildirin” diye kükreyince Nuh Bey Refah Partisi Milletvekili Merve Kavakçının evine gece yarısı bizzat baskın düzenlemişti. Leyla Zana ve diğer Kürt politikacılara sürek avı düzenlemişti adeta. 28 Şubatın despot reisleri istedi diye Fethullah Gülen Hocaefendi hakkında dava açmış, Türkiyeye iadesini istemiş; emeline ulaşamayınca Amerikada ifadesinin alınması için sorular göndermişti. Hıncı o kadar büyüktü ki Türk futbolunun en büyük yıldızlarından biri olan Hakan Şükürü Hocafendiye saygı duyuyor diye ifadeye çağırmıştı...Bak şimdi ne hallere düşmüş Savcı Bey. Avukat olmuş ama elini kolunu sallayarak meslektaşlarının arasına karışamıyor, oy kullanamıyor. Bir grubun tepkisiyle karşılaşıyor. Diğer gruplar destek mi veriyor Nuh Beye? Ne gezer! Gırtlağı çatlarcasına “Defol!” demeyen avukatlar bile ona kızgın. Nasıl öfke duymasınlar ki? Adalet duygusunun zedelenmesinde onun da payı büyük; çünkü hemen her gruba karşı militan gibi davrandı. Kanun savcılara ‘lehte ve aleyhte delil toplama görevi vermişken o hep muktedir ve müstebitlerin yanında durdu, giyotin başında poz verdi...Nuh Mete Beyin o acınası akıbetini görüp de mazideki benzerlerini hatırlamamak mümkün mü? Altay Egesel, Nurettin Soyer, Vural Savaş, Nusret Demiral, Sabih Kanadoğlu ve daha niceleri. Halkı adaletten soğuttular maalesef. Olağanüstü dönemlerin hiç bitmeyeceğini, yapılan hukuksuz uygulamaların tarih nezdinde sorgulanmayacağını sanmışlardı. Yanıldılar.Benzer yanılgı bugünkü savcılar (ve tabii ki hâkimler) için de geçerli. Devletin savcısı olma ve evrensel hukuka dayanarak âdil hükmetmek yerine belli bir partinin ya da ideolojinin savcısı olmayı tercih edenlerin tarihten ders çıkarmadığını görmek hüzün veriyor insana.Madalyonun diğer yüzünde hem kendi meslek onurunu hem de adaletin şerefini koruyan özgürlükçü savcılar da var hiç kuşkusuz. Onlar bir dönem sıkıntı yaşasa bile hak bir gün yerini buldu ve onları herkes alkışladı. HSYKnın meslek onurunu ayaklar altına alan korkunç hatasıyla Ferhat Sarıkaya ve Sacit Kayasu meslekten ihraç edildi; ama zaman içinde o yanlış düzeltildi ve hakları iade edildi...Ne acıdır ki bugün de bazı savcılar (ve hâkimler) Nuh Mete Yüksel ekolünü takip ediyor gibi. Umarım öyle değildir. Ancak ne yazık ki toplumda olumsuz bir izlenim var. Mesela Fatih Altaylıya konuşan bir savcı korkunç laflar etti. Bu kişinin Savcı Okan Özsoy olduğu yazıldı. Ne yazık ki yalanlanmadı. Savcı Bey Hizmet Hareketini kastederek 12 Eylül darbesinde 500 bin kişinin gözaltına alındığını söylemiş ve “Devlet bunu yine yapar.” demişti. Korkunç bir yaklaşım! Umarım Savcı Okan Özsoy bu lafı hiç etmemiştir, ettiyse de “amacını aşan bir laf” söylediğinin farkına varmıştır; çünkü 12 Eylül darbe hukuku; insanlığın ve adaletin askıya alındığı bir cinnet halidir. Sayın savcının bu çıplak gerçeği bilmemesi düşünülemez. Benzer bir tablo Ankara savcılarından Serdar Coşkun Bey için de geçerli. Bazı illere yazılan o malum “resmî yazı” tam bir hukuk skandalıydı. Sonra, 17 Aralık soruşturmasına takipsizlik veren savcının daha 10 ay önce davanın sanıklarına tutukluluk talebinde bulunduğu ortaya çıktı. Medyadan takip edebildiğim kadarıyla başka savcı isimleri de dolaşıyor ortalarda maalesef. Umarım hukuk dışı mahiyet arz eden ve yargı militanlığını çağrıştıran iddialar sadece söylentiden ibarettir. Nitekim İstanbul savcılarından İsmail Uçara atfedilen bazı iddiaları bu köşede yazdım. Sayın savcı bunların doğru olmadığını beyan etti. Adalet adına da, Savcı Bey adına da sevindim.Savcılar, hâkimler, polisler ve bütün devlet görevlileri çok iyi bilmelidir ki
Zaman
En Çok Okunan
27.10.2014
EkremDumanlı-SavcılarınakibetiEkrem Dumanlı - Savcıların akibeti
Ekrem Dumanlı - Savcıların akibeti
Zaman
27.10.2014
01:03
Geçenlerde Ankara Barosunda seçim vardı. İçeriye bir dönemin en muktedir savcılarından Nuh Mete Yüksel girdi.Hani o yürüdüğünde yerleri titreten savcı var ya; işte oydu gelen. Meğer emekli olmuş, avukatlığa başlamış. O eski günlerdeki ürpertici havasından bir eser kalmamış tabii. Kalın gözlüğünün üstünden fırlayan o keskin bakışları etrafta kaçışmalara yol açmıyor artık. Olacak ya; bazı avukatlar ‘yeni avukatı şiddetli protestoya başlamış. Dahası, “Defol!” sesleri yükselmiş salondan. Ve oy veremeden gerisin geriye dönmek zorunda kalmış Nuh Bey…Ne de olsa eski savcı. Pes etmemiş, yanına polisleri alarak oy kullanacağı sandığa geri dönmüş. Salondaki uğultular isyana dönüşmüş. Onlarca kişi “Avukat değil, işkencecisin!” diye haykırıyormuş. Oradan güç bela çıkmak zorunda kalan Nuh Beyin panik ve korku dolu kaçışlarını lütfen internetten bulun, izleyin. O nasıl bir korkmuşluk, sinmişlik havasıdır! Oysa daha dün denebilecek kadar yakın bir zaman diliminin “korkulu rüyasıydı” Savcı Bey. Kafasının kızdığını ifadeye çağırır, hoşnut olmadığı kitleler hakkında davalar açardı.Dönemin Başbakanı, “Bu kadına haddini bildirin” diye kükreyince Nuh Bey Refah Partisi Milletvekili Merve Kavakçının evine gece yarısı bizzat baskın düzenlemişti. Leyla Zana ve diğer Kürt politikacılara sürek avı düzenlemişti adeta. 28 Şubatın despot reisleri istedi diye Fethullah Gülen Hocaefendi hakkında dava açmış, Türkiyeye iadesini istemiş; emeline ulaşamayınca Amerikada ifadesinin alınması için sorular göndermişti. Hıncı o kadar büyüktü ki Türk futbolunun en büyük yıldızlarından biri olan Hakan Şükürü Hocafendiye saygı duyuyor diye ifadeye çağırmıştı...Bak şimdi ne hallere düşmüş Savcı Bey. Avukat olmuş ama elini kolunu sallayarak meslektaşlarının arasına karışamıyor, oy kullanamıyor. Bir grubun tepkisiyle karşılaşıyor. Diğer gruplar destek mi veriyor Nuh Beye? Ne gezer! Gırtlağı çatlarcasına “Defol!” demeyen avukatlar bile ona kızgın. Nasıl öfke duymasınlar ki? Adalet duygusunun zedelenmesinde onun da payı büyük; çünkü hemen her gruba karşı militan gibi davrandı. Kanun savcılara ‘lehte ve aleyhte delil toplama görevi vermişken o hep muktedir ve müstebitlerin yanında durdu, giyotin başında poz verdi...Nuh Mete Beyin o acınası akıbetini görüp de mazideki benzerlerini hatırlamamak mümkün mü? Altay Egesel, Nurettin Soyer, Vural Savaş, Nusret Demiral, Sabih Kanadoğlu ve daha niceleri. Halkı adaletten soğuttular maalesef. Olağanüstü dönemlerin hiç bitmeyeceğini, yapılan hukuksuz uygulamaların tarih nezdinde sorgulanmayacağını sanmışlardı. Yanıldılar.Benzer yanılgı bugünkü savcılar (ve tabii ki hâkimler) için de geçerli. Devletin savcısı olma ve evrensel hukuka dayanarak âdil hükmetmek yerine belli bir partinin ya da ideolojinin savcısı olmayı tercih edenlerin tarihten ders çıkarmadığını görmek hüzün veriyor insana.Madalyonun diğer yüzünde hem kendi meslek onurunu hem de adaletin şerefini koruyan özgürlükçü savcılar da var hiç kuşkusuz. Onlar bir dönem sıkıntı yaşasa bile hak bir gün yerini buldu ve onları herkes alkışladı. HSYKnın meslek onurunu ayaklar altına alan korkunç hatasıyla Ferhat Sarıkaya ve Sacit Kayasu meslekten ihraç edildi; ama zaman içinde o yanlış düzeltildi ve hakları iade edildi...Ne acıdır ki bugün de bazı savcılar (ve hâkimler) Nuh Mete Yüksel ekolünü takip ediyor gibi. Umarım öyle değildir. Ancak ne yazık ki toplumda olumsuz bir izlenim var. Mesela Fatih Altaylıya konuşan bir savcı korkunç laflar etti. Bu kişinin Savcı Okan Özsoy olduğu yazıldı. Ne yazık ki yalanlanmadı. Savcı Bey Hizmet Hareketini kastederek 12 Eylül darbesinde 500 bin kişinin gözaltına alındığını söylemiş ve “Devlet bunu yine yapar.” demişti. Korkunç bir yaklaşım! Umarım Savcı Okan Özsoy bu lafı hiç etmemiştir, ettiyse de “amacını aşan bir laf” söylediğinin farkına varmıştır; çünkü 12 Eylül darbe hukuku; insanlığın ve adaletin askıya alındığı bir cinnet halidir. Sayın savcının bu çıplak gerçeği bilmemesi düşünülemez. Benzer bir tablo Ankara savcılarından Serdar Coşkun Bey için de geçerli. Bazı illere yazılan o malum “resmî yazı” tam bir hukuk skandalıydı. Sonra, 17 Aralık soruşturmasına takipsizlik veren savcının daha 10 ay önce davanın sanıklarına tutukluluk talebinde bulunduğu ortaya çıktı. Medyadan takip edebildiğim kadarıyla başka savcı isimleri de dolaşıyor ortalarda maalesef. Umarım hukuk dışı mahiyet arz eden ve yargı militanlığını çağrıştıran iddialar sadece söylentiden ibarettir. Nitekim İstanbul savcılarından İsmail Uçara atfedilen bazı iddiaları bu köşede yazdım. Sayın savcı bunların doğru olmadığını beyan etti. Adalet adına da, Savcı Bey adına da sevindim.Savcılar, hâkimler, polisler ve bütün devlet görevlileri çok iyi bilmelidir ki
Zaman
Köşe Yazıları
27.10.2014
EkremDumanlı-SavcılarınakibetiEkrem Dumanlı - Savcıların akibeti
Ekrem Dumanlı - Savcıların akibeti
Zaman
27.10.2014
01:03
Geçenlerde Ankara Barosunda seçim vardı. İçeriye bir dönemin en muktedir savcılarından Nuh Mete Yüksel girdi.Hani o yürüdüğünde yerleri titreten savcı var ya; işte oydu gelen. Meğer emekli olmuş, avukatlığa başlamış. O eski günlerdeki ürpertici havasından bir eser kalmamış tabii. Kalın gözlüğünün üstünden fırlayan o keskin bakışları etrafta kaçışmalara yol açmıyor artık. Olacak ya; bazı avukatlar ‘yeni avukatı şiddetli protestoya başlamış. Dahası, “Defol!” sesleri yükselmiş salondan. Ve oy veremeden gerisin geriye dönmek zorunda kalmış Nuh Bey…Ne de olsa eski savcı. Pes etmemiş, yanına polisleri alarak oy kullanacağı sandığa geri dönmüş. Salondaki uğultular isyana dönüşmüş. Onlarca kişi “Avukat değil, işkencecisin!” diye haykırıyormuş. Oradan güç bela çıkmak zorunda kalan Nuh Beyin panik ve korku dolu kaçışlarını lütfen internetten bulun, izleyin. O nasıl bir korkmuşluk, sinmişlik havasıdır! Oysa daha dün denebilecek kadar yakın bir zaman diliminin “korkulu rüyasıydı” Savcı Bey. Kafasının kızdığını ifadeye çağırır, hoşnut olmadığı kitleler hakkında davalar açardı.Dönemin Başbakanı, “Bu kadına haddini bildirin” diye kükreyince Nuh Bey Refah Partisi Milletvekili Merve Kavakçının evine gece yarısı bizzat baskın düzenlemişti. Leyla Zana ve diğer Kürt politikacılara sürek avı düzenlemişti adeta. 28 Şubatın despot reisleri istedi diye Fethullah Gülen Hocaefendi hakkında dava açmış, Türkiyeye iadesini istemiş; emeline ulaşamayınca Amerikada ifadesinin alınması için sorular göndermişti. Hıncı o kadar büyüktü ki Türk futbolunun en büyük yıldızlarından biri olan Hakan Şükürü Hocafendiye saygı duyuyor diye ifadeye çağırmıştı...Bak şimdi ne hallere düşmüş Savcı Bey. Avukat olmuş ama elini kolunu sallayarak meslektaşlarının arasına karışamıyor, oy kullanamıyor. Bir grubun tepkisiyle karşılaşıyor. Diğer gruplar destek mi veriyor Nuh Beye? Ne gezer! Gırtlağı çatlarcasına “Defol!” demeyen avukatlar bile ona kızgın. Nasıl öfke duymasınlar ki? Adalet duygusunun zedelenmesinde onun da payı büyük; çünkü hemen her gruba karşı militan gibi davrandı. Kanun savcılara ‘lehte ve aleyhte delil toplama görevi vermişken o hep muktedir ve müstebitlerin yanında durdu, giyotin başında poz verdi...Nuh Mete Beyin o acınası akıbetini görüp de mazideki benzerlerini hatırlamamak mümkün mü? Altay Egesel, Nurettin Soyer, Vural Savaş, Nusret Demiral, Sabih Kanadoğlu ve daha niceleri. Halkı adaletten soğuttular maalesef. Olağanüstü dönemlerin hiç bitmeyeceğini, yapılan hukuksuz uygulamaların tarih nezdinde sorgulanmayacağını sanmışlardı. Yanıldılar.Benzer yanılgı bugünkü savcılar (ve tabii ki hâkimler) için de geçerli. Devletin savcısı olma ve evrensel hukuka dayanarak âdil hükmetmek yerine belli bir partinin ya da ideolojinin savcısı olmayı tercih edenlerin tarihten ders çıkarmadığını görmek hüzün veriyor insana.Madalyonun diğer yüzünde hem kendi meslek onurunu hem de adaletin şerefini koruyan özgürlükçü savcılar da var hiç kuşkusuz. Onlar bir dönem sıkıntı yaşasa bile hak bir gün yerini buldu ve onları herkes alkışladı. HSYKnın meslek onurunu ayaklar altına alan korkunç hatasıyla Ferhat Sarıkaya ve Sacit Kayasu meslekten ihraç edildi; ama zaman içinde o yanlış düzeltildi ve hakları iade edildi...Ne acıdır ki bugün de bazı savcılar (ve hâkimler) Nuh Mete Yüksel ekolünü takip ediyor gibi. Umarım öyle değildir. Ancak ne yazık ki toplumda olumsuz bir izlenim var. Mesela Fatih Altaylıya konuşan bir savcı korkunç laflar etti. Bu kişinin Savcı Okan Özsoy olduğu yazıldı. Ne yazık ki yalanlanmadı. Savcı Bey Hizmet Hareketini kastederek 12 Eylül darbesinde 500 bin kişinin gözaltına alındığını söylemiş ve “Devlet bunu yine yapar.” demişti. Korkunç bir yaklaşım! Umarım Savcı Okan Özsoy bu lafı hiç etmemiştir, ettiyse de “amacını aşan bir laf” söylediğinin farkına varmıştır; çünkü 12 Eylül darbe hukuku; insanlığın ve adaletin askıya alındığı bir cinnet halidir. Sayın savcının bu çıplak gerçeği bilmemesi düşünülemez. Benzer bir tablo Ankara savcılarından Serdar Coşkun Bey için de geçerli. Bazı illere yazılan o malum “resmî yazı” tam bir hukuk skandalıydı. Sonra, 17 Aralık soruşturmasına takipsizlik veren savcının daha 10 ay önce davanın sanıklarına tutukluluk talebinde bulunduğu ortaya çıktı. Medyadan takip edebildiğim kadarıyla başka savcı isimleri de dolaşıyor ortalarda maalesef. Umarım hukuk dışı mahiyet arz eden ve yargı militanlığını çağrıştıran iddialar sadece söylentiden ibarettir. Nitekim İstanbul savcılarından İsmail Uçara atfedilen bazı iddiaları bu köşede yazdım. Sayın savcı bunların doğru olmadığını beyan etti. Adalet adına da, Savcı Bey adına da sevindim.Savcılar, hâkimler, polisler ve bütün devlet görevlileri çok iyi bilmelidir ki
Zaman
Ana Sayfa
27.10.2014
EkremDumanlı-SavcılarınakibetiEkrem Dumanlı - Savcıların akibeti
Hocaefendi'nin avukatından Sabah'a yalanlama: Paralel paranoyasıyla sivil toplum yok edilmek isteniyor
Zaman
21.10.2014
02:48
17 Aralık yolsuzluk operasyonundan sonra hükümet gazetelerinin Hizmet Hareketi’ne yönelik karalama kampanyası cinnet haline dönüştü.Yandaş gazetelerden Sabah, dün yine skandal bir iftiraya imza attı. Gazetenin ‘İşte paralelin komuta konseyi’ başlığıyla verdiği haberinde, masum insanlara yönelik soruşturma için sahte delil üretme amacına matuf iftiralar sıralandı. Fethullah Gülen Hocaefendi’nin yıllardır talebesi ve arkadaşı olan kişiler, bir örgüt gibi gösterilerek algı oluşturulmaya çalışıldı. Ancak bu kara propaganda yapılırken somut bilgilerden ziyade muhabirin hayal gücü çalıştırıldı. İftira ve mesnetsiz ithamlarla dolu habere, Hocaefendi’nin avukatı Nurullah Albayrak tepki gösterdi. Yazılı bir açıklama yapan Albayrak, dikkatlerin başka yerlere çekilerek ülkenin gerçek problemi olan terör ve yolsuzluk konularının gündemden uzaklaştırılmak istendiğini vurguladı. ‘Paralel paranoyası’ ile sivil toplumun sindirilmek ve yok edilmek istendiğine dikkat çekti. Albayrak’ın açıklaması şöyle:HABER, HAYAL MAHSULÜ BİR KURGUDAN İBARET: 20 Ekim 2014 tarihli Sabah gazetesinde, ‘paralel konsey’ başlığı ile verilen haber, gerçek dışı ve hayal mahsulü bir kurgudan ibarettir. Gerçeği yansıtmayan bu tür iddiaları gündeme getirenlerin asıl amacı, dikkatleri başka yerlere çekerek ülkenin gerçek problemi olan terör ve yolsuzluk gündeminden uzaklaştırmaktır. Uzun bir süredir, güçlü bir medya propagandası ve ahlak tanımaz bir strateji ile sürdürülen ‘paralel paranoyası’ ile, toplumda entelektüel ve mali açıdan özgür, muktedirlere karşı da müstağni sivil toplum organizasyonları sindirilmek ve yok edilmek istenmektedir.HİZMET’İN DÜŞMAN İLAN EDİLMESİNİ MİLLETİN VİCDANINA HAVALE EDİYORUZ: Terör örgütlerini eleştiremeyen hatta mazur ve makul görenlerin, tamamen yasal bir şekilde faaliyetlerini yürüten sivil toplum organizasyonlarını düşman ilan etmesini ve Milli Güvenlik Kurulu gündemine alınmak istenmesini milletimizin engin vicdanına havale ediyoruz. Müvekkilim Sayın Fethullah Gülen, ‘İnsanlığa hizmet etmekten başka bir gayemiz, sevgiden başka da bir sermayemiz yok.’ diyerek yaşama idealini ifade etmekte, Camia olarak anılan sivil toplum organizasyonu da milli, manevi ve insani değerleri ikame etmek ve bu değerleri tüm dünyada anlatmak amacı ile hareket etmektedir.CAMİA’YA GÖNÜL VERENLERE ÖRGÜT DENİLMESİ İNSAFSIZLIK: Haberde isimlerine yer verilen ve müvekkilim Sayın Fethullah Gülen ile elli yıllık talebelik, hocalık ve arkadaşlık içerisinde bulunan bazı isimlerin illegal bir yapı içerisinde gösterilmek istenmesi de en masum ifadesiyle insafsızlıktır. Müvekkilim hiçbir zaman hukuka aykırı bir eylem içerisinde olmadığı gibi camia mensupları hakkındaki ‘paralel devlet’ ve ‘örgüt mensubu olma’ gibi iddia, itham ve iftiralar da kabul edilemez. Müvekkilime yönelik hukuka aykırı isnat ve iftiraların sorumluları hakkında her türlü cezai ve hukuki başvurular yapılacaktır.”
Zaman
En Çok Okunan
21.10.2014
HocaefendininavukatındanSabahayalanlamaParalelparanoyasıylasiviltoplumyokedilmekisteniyorHocaefendinin avukatından Sabaha yalanlama Paralel paranoyasıyla sivil toplum yok edilmek isteniyor
Hocaefendi'nin avukatından Sabah'a yalanlama: Paralel paranoyasıyla sivil toplum yok edilmek isteniyor
Zaman
21.10.2014
02:06
17 Aralık yolsuzluk operasyonundan sonra hükümet gazetelerinin Hizmet Hareketi’ne yönelik karalama kampanyası cinnet haline dönüştü.Yandaş gazetelerden Sabah, dün yine skandal bir iftiraya imza attı. Gazetenin ‘İşte paralelin komuta konseyi’ başlığıyla verdiği haberinde, masum insanlara yönelik soruşturma için sahte delil üretme amacına matuf iftiralar sıralandı. Fethullah Gülen Hocaefendi’nin yıllardır talebesi ve arkadaşı olan kişiler, bir örgüt gibi gösterilerek algı oluşturulmaya çalışıldı. Ancak bu kara propaganda yapılırken somut bilgilerden ziyade muhabirin hayal gücü çalıştırıldı. İftira ve mesnetsiz ithamlarla dolu habere, Hocaefendi’nin avukatı Nurullah Albayrak tepki gösterdi. Yazılı bir açıklama yapan Albayrak, dikkatlerin başka yerlere çekilerek ülkenin gerçek problemi olan terör ve yolsuzluk konularının gündemden uzaklaştırılmak istendiğini vurguladı. ‘Paralel paranoyası’ ile sivil toplumun sindirilmek ve yok edilmek istendiğine dikkat çekti. Albayrak’ın açıklaması şöyle:HABER, HAYAL MAHSULÜ BİR KURGUDAN İBARET: 20 Ekim 2014 tarihli Sabah gazetesinde, ‘paralel konsey’ başlığı ile verilen haber, gerçek dışı ve hayal mahsulü bir kurgudan ibarettir. Gerçeği yansıtmayan bu tür iddiaları gündeme getirenlerin asıl amacı, dikkatleri başka yerlere çekerek ülkenin gerçek problemi olan terör ve yolsuzluk gündeminden uzaklaştırmaktır. Uzun bir süredir, güçlü bir medya propagandası ve ahlak tanımaz bir strateji ile sürdürülen ‘paralel paranoyası’ ile, toplumda entelektüel ve mali açıdan özgür, muktedirlere karşı da müstağni sivil toplum organizasyonları sindirilmek ve yok edilmek istenmektedir.HİZMET’İN DÜŞMAN İLAN EDİLMESİNİ MİLLETİN VİCDANINA HAVALE EDİYORUZ: Terör örgütlerini eleştiremeyen hatta mazur ve makul görenlerin, tamamen yasal bir şekilde faaliyetlerini yürüten sivil toplum organizasyonlarını düşman ilan etmesini ve Milli Güvenlik Kurulu gündemine alınmak istenmesini milletimizin engin vicdanına havale ediyoruz. Müvekkilim Sayın Fethullah Gülen, ‘İnsanlığa hizmet etmekten başka bir gayemiz, sevgiden başka da bir sermayemiz yok.’ diyerek yaşama idealini ifade etmekte, Camia olarak anılan sivil toplum organizasyonu da milli, manevi ve insani değerleri ikame etmek ve bu değerleri tüm dünyada anlatmak amacı ile hareket etmektedir.CAMİA’YA GÖNÜL VERENLERE ÖRGÜT DENİLMESİ İNSAFSIZLIK: Haberde isimlerine yer verilen ve müvekkilim Sayın Fethullah Gülen ile elli yıllık talebelik, hocalık ve arkadaşlık içerisinde bulunan bazı isimlerin illegal bir yapı içerisinde gösterilmek istenmesi de en masum ifadesiyle insafsızlıktır. Müvekkilim hiçbir zaman hukuka aykırı bir eylem içerisinde olmadığı gibi camia mensupları hakkındaki ‘paralel devlet’ ve ‘örgüt mensubu olma’ gibi iddia, itham ve iftiralar da kabul edilemez. Müvekkilime yönelik hukuka aykırı isnat ve iftiraların sorumluları hakkında her türlü cezai ve hukuki başvurular yapılacaktır.”
Zaman
Güncel
21.10.2014
HocaefendininavukatındanSabahayalanlamaParalelparanoyasıylasiviltoplumyokedilmekisteniyorHocaefendinin avukatından Sabaha yalanlama Paralel paranoyasıyla sivil toplum yok edilmek isteniyor
Hocaefendi'nin avukatından Sabah'a yalanlama: Paralel paranoyasıyla sivil toplum yok edilmek isteniyor
Zaman
21.10.2014
02:06
17 Aralık yolsuzluk operasyonundan sonra hükümet gazetelerinin Hizmet Hareketi’ne yönelik karalama kampanyası cinnet haline dönüştü.Yandaş gazetelerden Sabah, dün yine skandal bir iftiraya imza attı. Gazetenin ‘İşte paralelin komuta konseyi’ başlığıyla verdiği haberinde, masum insanlara yönelik soruşturma için sahte delil üretme amacına matuf iftiralar sıralandı. Fethullah Gülen Hocaefendi’nin yıllardır talebesi ve arkadaşı olan kişiler, bir örgüt gibi gösterilerek algı oluşturulmaya çalışıldı. Ancak bu kara propaganda yapılırken somut bilgilerden ziyade muhabirin hayal gücü çalıştırıldı. İftira ve mesnetsiz ithamlarla dolu habere, Hocaefendi’nin avukatı Nurullah Albayrak tepki gösterdi. Yazılı bir açıklama yapan Albayrak, dikkatlerin başka yerlere çekilerek ülkenin gerçek problemi olan terör ve yolsuzluk konularının gündemden uzaklaştırılmak istendiğini vurguladı. ‘Paralel paranoyası’ ile sivil toplumun sindirilmek ve yok edilmek istendiğine dikkat çekti. Albayrak’ın açıklaması şöyle:HABER, HAYAL MAHSULÜ BİR KURGUDAN İBARET: 20 Ekim 2014 tarihli Sabah gazetesinde, ‘paralel konsey’ başlığı ile verilen haber, gerçek dışı ve hayal mahsulü bir kurgudan ibarettir. Gerçeği yansıtmayan bu tür iddiaları gündeme getirenlerin asıl amacı, dikkatleri başka yerlere çekerek ülkenin gerçek problemi olan terör ve yolsuzluk gündeminden uzaklaştırmaktır. Uzun bir süredir, güçlü bir medya propagandası ve ahlak tanımaz bir strateji ile sürdürülen ‘paralel paranoyası’ ile, toplumda entelektüel ve mali açıdan özgür, muktedirlere karşı da müstağni sivil toplum organizasyonları sindirilmek ve yok edilmek istenmektedir.HİZMET’İN DÜŞMAN İLAN EDİLMESİNİ MİLLETİN VİCDANINA HAVALE EDİYORUZ: Terör örgütlerini eleştiremeyen hatta mazur ve makul görenlerin, tamamen yasal bir şekilde faaliyetlerini yürüten sivil toplum organizasyonlarını düşman ilan etmesini ve Milli Güvenlik Kurulu gündemine alınmak istenmesini milletimizin engin vicdanına havale ediyoruz. Müvekkilim Sayın Fethullah Gülen, ‘İnsanlığa hizmet etmekten başka bir gayemiz, sevgiden başka da bir sermayemiz yok.’ diyerek yaşama idealini ifade etmekte, Camia olarak anılan sivil toplum organizasyonu da milli, manevi ve insani değerleri ikame etmek ve bu değerleri tüm dünyada anlatmak amacı ile hareket etmektedir.CAMİA’YA GÖNÜL VERENLERE ÖRGÜT DENİLMESİ İNSAFSIZLIK: Haberde isimlerine yer verilen ve müvekkilim Sayın Fethullah Gülen ile elli yıllık talebelik, hocalık ve arkadaşlık içerisinde bulunan bazı isimlerin illegal bir yapı içerisinde gösterilmek istenmesi de en masum ifadesiyle insafsızlıktır. Müvekkilim hiçbir zaman hukuka aykırı bir eylem içerisinde olmadığı gibi camia mensupları hakkındaki ‘paralel devlet’ ve ‘örgüt mensubu olma’ gibi iddia, itham ve iftiralar da kabul edilemez. Müvekkilime yönelik hukuka aykırı isnat ve iftiraların sorumluları hakkında her türlü cezai ve hukuki başvurular yapılacaktır.”
Zaman
Ana Sayfa
21.10.2014
HocaefendininavukatındanSabahayalanlamaParalelparanoyasıylasiviltoplumyokedilmekisteniyorHocaefendinin avukatından Sabaha yalanlama Paralel paranoyasıyla sivil toplum yok edilmek isteniyor
Hocaefendi’nin avukatından Sabah’a yalanlama: Hayal mahsulü bir kurgu
Zaman
20.10.2014
16:09
Fethullah Gülen Hocaefendinin avukatı Nurullah Albayrak, Sabah gazetesinde yer alan Paralel Konsey başlıklı haberin gerçek dışı ve hayal mahsulü bir kurgu olduğunu belirtti.Yazılı açıklama yapan Avukat Albayrak, şu görüşleri dile getirdi: Gerçeği yansıtmayan bu tür iddiaları gündeme getirenlerin asıl amacı; dikkatleri başka yerlere çekerek ülkenin gerçek problemi olan terör ve yolsuzluk gündeminden uzaklaştırmaktır. Uzun bir süredir, kirli bir medya propagandası ve ahlak tanımaz bir strateji ile sürdürülen paralel paranoyası ile, toplumda entellektüel ve mali açıdan özgür, muktedirlere karşı da müstağni sivil toplum organizasyonları sindirilmek ve yok edilmek istenmektedir.Terör örgütlerini eleştiremeyen hatta mazur ve makul görenlerin, tamamen yasal bir şekilde faaliyetlerini yürüten sivil toplum organizasyonlarını düşman ilan etmesini ve Milli Güvenlik Kurulu gündemine alınmak istenmesini milletimizin engin vicdanına havale ediyoruz.Müvekkilim Sayın Fethullah Gülen, insanlığa hizmet etmekten başka bir gayemiz, sevgiden başkada bir sermayemiz yok diyerek yaşama idealini ifade etmekte, Camia olarak anılan sivil toplum milli, manevi ve insani değerleri ikame etmek ve bu değerleri tüm dünyada anlatmak amacı ile hareket etmektedir. Haberde isimlerine yer verilen ve müvekkilim Sayın Fethullah Gülen ile 50 yıllık talebelik, hocalık ve arkadaşlık içerisinde bulunan bazı isimlerin illegal bir yapı içerisinde gösterilmek istenmesi de en masum ifadesiyle insafsızlıktır.Müvekkilim hiçbir zaman hukuka aykırı bir eylem içerisinde olmadığı gibi onun düşüncelerine saygı duyarak en tabi ve demokratik haklarını kullanarak insanlığa faydalı hizmetler içinde bulunan kişiler hakkında paralel devlet ve örgüt mensubu olma gibi iddia, itham ve iftiralar da kabul edilemez. Müvekkilime yönelik hukuka aykırı isnat ve iftiraların sorumluları hakkında her türlü cezai ve hukuki başvurular yapılacaktır. Kamuoyuna saygıyla sunulur.(CİHAN)
Zaman
Ana Sayfa
20.10.2014
Hocaefendi’ninavukatındanSabah’ayalanlamaHayalmahsulübirkurguHocaefendi’nin avukatından Sabah’a yalanlama Hayal mahsulü bir kurgu
Zaman yazarları okurlarıyla buluşuyor
Zaman
12.10.2014
02:38
Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı ve yazarlar, üç gün boyunca FKM’de gazete okurlarıyla bir araya geldi. Dumanlı, Zaman’ın demokrasi ve özgürlükleri merkeze alan yayınlarıyla mağdur ve haksızlığa uğrayanların yanında durmaya devam edeceğini söyledi.Türkiye’nin en çok satan gazetesi Zaman, her yıl ekim ayında yapılan abone kampanyasının heyecanını yaşıyor. Gazete bu yılki yeni yayın dönemini ‘Okur Buluşmaları’ ile başlattı. Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı ve yazarlar, üç gün boyunca Fırat Kültür Merkezi’nde (FKM) gazete okurlarıyla buluştu. Tanıtım filmi gösterimiyle başlayan programda gazetenin yeni reklam filmini de ilk izleyen okurlar oldu. Fethullah Gülen Hocaefendi’nin ‘Sıkılsın’ adlı şiirinin reklam için özel bestelendiğini söyleyen Dumanlı, Zaman’ın demokrasi ve özgürlükleri merkeze alan yayınlarıyla aynı zamanda mazlum, mağdur ve haksızlığa uğrayanların yanında durmaya devam edeceğini ifade etti. Zaman yazarları Ali Bulaç, Ahmet Turan Alkan, Mümtaz’er Türköne, Şahin Alpay, Abdülhamit Bilici, Sevgi Akarçeşme, Kerim Balcı, yayın mutfağından Genel Yayın Editörü Mehmet Kamış, Kültür -Sanat Editörü Ali Çolak ve Aksiyon Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Bülent Korucu’nun da katıldığı okur buluşmalarında yeni yayın dönemiyle ilgili projelerin müjdesi verildi.Medyada çıkan yalan ve iftira haberlerine örnekler veren Ekrem Dumanlı, Türk medyasının içler acısı halini gözler önüne serdi. Masum, mağdur ve suçsuz insanların bu yalan haberlerle hedef haline getirildiğini vurgulayan Dumanlı, “Hakkımızda en kötü şeyler yazılsa bile bir kerecik olsun yalan yazmadık. Cenab-ı Hakk’ın bizi iğneden ipliğe kelime kelime, satır satır hayatımızı sorgulayacağını bilen insanlarız. Niye ahirette mahcup olacağımız işi yapalım? Ama bazı arkadaşlar bile bile yalan yazıyor, yazmaya devam ediyor.” diye konuştu. Programa konuşmacı olarak katılan Mehmet Kamış ise kampanyaya destek veren gönüllülerin gayretlerini takdire değer olarak gördüğünü ifade etti. Zaman yazarı Ali Bulaç da konuşmasında Abbasiler zamanında ehl-i sünnetin geçirdiği sıkıntılı ve ızdıraplı bir dönem olan mihnet dönemine değindi. Bugün yine böyle bir mihnet döneminden geçildiğinin altını çizen Bulaç, “Saf bir altın olarak ortaya çıkmak için cürufatın atılması gerekmektedir. Saflaşarak bu ülkenin örnek bir ülke olması için çalışmaya devam edeceğiz. Neticede bilmemiz gereken şey şu: Allah, sabredenlerle beraberdir.” ifadelerini kullandı.Türkiye’de yolsuzluk üzerine bir düzen kurulduğunu vurgulayan Mümtaz’er Türköne de, “Zaman Gazetesi’nin o yüzden şu eyyamda üstlendiği ve ifa ettiği vazife her şeyi değiştirecek ölçüde önemli. Birileri gerçeği söylüyor. Bu olmasa inanın bu memlekette hiçbirimiz yaşayamayız.” yorumunu yaptı. Ahmet Turan Alkan ve Bekir Sami de konuşmalarında mizahın gazetecilikte önemli bir unsur olarak kullanılması gerektiğini anlattı. Şahin Alpay ise fikir ve ifade özgürlüğünün önemine değindi. Alpay, “Gazetemiz demokrasi ile mücadelesinde hepimizin iftihar edeceği gerçek anlamda bir basın kalesi olarak gelişmektedir. 13 yıldır da gördüğüm budur.” diye konuştu. Bülent Korucu ise kampanyanın sloganının ‘Özgürlük Zamanı’ olduğunu belirterek şunları söyledi. “Şu an özgürlükler açısından çok kötü bir dönem geçiriyoruz. Bu hafta Aksiyon için Cengiz Çandar’la bir röportajımız oldu ve orada medya tarihine geçecek bir cümle sarf edildi. Çandar, “Şu anda Türk medyasının bir kısmı rükuda bir kısmı secdede. Ben rükuda olanlarda çalışıyorum.” diyor. Zaman Gazetesi ise kıyamda olanlardan.” Sosyal medyanın önemine değinen Sevgi Akarçeşme de, geleneksel medyaya artık bakamadığını ancak sosyal medya ağlarından geniş kitlelere ulaşılabileceğini dile getirdi. Akarçeşme, üslubu bozmamaya dikkat etmek gerektiğini, medya yoluyla yalanların çok kolay yayıldığının altını çizdi. Yargı muhabiri Büşra Erdal da kendisini Zaman Gazetesi’nin bir öğrencisi olarak gördüğünü belirterek, bugünlerde okur olarak sağlam durabilmenin gazeteyi geniş kitlelere ulaştırabileceğini vurguladı.
Zaman
En Çok Okunan
12.10.2014
ZamanyazarlarıokurlarıylabuluşuyorZaman yazarları okurlarıyla buluşuyor
Zaman yazarları okurlarıyla buluşuyor
Zaman
12.10.2014
02:02
Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı ve yazarlar, üç gün boyunca FKM’de gazete okurlarıyla bir araya geldi. Dumanlı, Zaman’ın demokrasi ve özgürlükleri merkeze alan yayınlarıyla mağdur ve haksızlığa uğrayanların yanında durmaya devam edeceğini söyledi.Türkiye’nin en çok satan gazetesi Zaman, her yıl ekim ayında yapılan abone kampanyasının heyecanını yaşıyor. Gazete bu yılki yeni yayın dönemini ‘Okur Buluşmaları’ ile başlattı. Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı ve yazarlar, üç gün boyunca Fırat Kültür Merkezi’nde (FKM) gazete okurlarıyla buluştu. Tanıtım filmi gösterimiyle başlayan programda gazetenin yeni reklam filmini de ilk izleyen okurlar oldu. Fethullah Gülen Hocaefendi’nin ‘Sıkılsın’ adlı şiirinin reklam için özel bestelendiğini söyleyen Dumanlı, Zaman’ın demokrasi ve özgürlükleri merkeze alan yayınlarıyla aynı zamanda mazlum, mağdur ve haksızlığa uğrayanların yanında durmaya devam edeceğini ifade etti. Zaman yazarları Ali Bulaç, Ahmet Turan Alkan, Mümtaz’er Türköne, Şahin Alpay, Abdülhamit Bilici, Sevgi Akarçeşme, Kerim Balcı, yayın mutfağından Genel Yayın Editörü Mehmet Kamış, Kültür -Sanat Editörü Ali Çolak ve Aksiyon Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Bülent Korucu’nun da katıldığı okur buluşmalarında yeni yayın dönemiyle ilgili projelerin müjdesi verildi.Medyada çıkan yalan ve iftira haberlerine örnekler veren Ekrem Dumanlı, Türk medyasının içler acısı halini gözler önüne serdi. Masum, mağdur ve suçsuz insanların bu yalan haberlerle hedef haline getirildiğini vurgulayan Dumanlı, “Hakkımızda en kötü şeyler yazılsa bile bir kerecik olsun yalan yazmadık. Cenab-ı Hakk’ın bizi iğneden ipliğe kelime kelime, satır satır hayatımızı sorgulayacağını bilen insanlarız. Niye ahirette mahcup olacağımız işi yapalım? Ama bazı arkadaşlar bile bile yalan yazıyor, yazmaya devam ediyor.” diye konuştu. Programa konuşmacı olarak katılan Mehmet Kamış ise kampanyaya destek veren gönüllülerin gayretlerini takdire değer olarak gördüğünü ifade etti. Zaman yazarı Ali Bulaç da konuşmasında Abbasiler zamanında ehl-i sünnetin geçirdiği sıkıntılı ve ızdıraplı bir dönem olan mihnet dönemine değindi. Bugün yine böyle bir mihnet döneminden geçildiğinin altını çizen Bulaç, “Saf bir altın olarak ortaya çıkmak için cürufatın atılması gerekmektedir. Saflaşarak bu ülkenin örnek bir ülke olması için çalışmaya devam edeceğiz. Neticede bilmemiz gereken şey şu: Allah, sabredenlerle beraberdir.” ifadelerini kullandı.Türkiye’de yolsuzluk üzerine bir düzen kurulduğunu vurgulayan Mümtaz’er Türköne de, “Zaman Gazetesi’nin o yüzden şu eyyamda üstlendiği ve ifa ettiği vazife her şeyi değiştirecek ölçüde önemli. Birileri gerçeği söylüyor. Bu olmasa inanın bu memlekette hiçbirimiz yaşayamayız.” yorumunu yaptı. Ahmet Turan Alkan ve Bekir Sami de konuşmalarında mizahın gazetecilikte önemli bir unsur olarak kullanılması gerektiğini anlattı. Şahin Alpay ise fikir ve ifade özgürlüğünün önemine değindi. Alpay, “Gazetemiz demokrasi ile mücadelesinde hepimizin iftihar edeceği gerçek anlamda bir basın kalesi olarak gelişmektedir. 13 yıldır da gördüğüm budur.” diye konuştu. Bülent Korucu ise kampanyanın sloganının ‘Özgürlük Zamanı’ olduğunu belirterek şunları söyledi. “Şu an özgürlükler açısından çok kötü bir dönem geçiriyoruz. Bu hafta Aksiyon için Cengiz Çandar’la bir röportajımız oldu ve orada medya tarihine geçecek bir cümle sarf edildi. Çandar, “Şu anda Türk medyasının bir kısmı rükuda bir kısmı secdede. Ben rükuda olanlarda çalışıyorum.” diyor. Zaman Gazetesi ise kıyamda olanlardan.” Sosyal medyanın önemine değinen Sevgi Akarçeşme de, geleneksel medyaya artık bakamadığını ancak sosyal medya ağlarından geniş kitlelere ulaşılabileceğini dile getirdi. Akarçeşme, üslubu bozmamaya dikkat etmek gerektiğini, medya yoluyla yalanların çok kolay yayıldığının altını çizdi. Yargı muhabiri Büşra Erdal da kendisini Zaman Gazetesi’nin bir öğrencisi olarak gördüğünü belirterek, bugünlerde okur olarak sağlam durabilmenin gazeteyi geniş kitlelere ulaştırabileceğini vurguladı.
Zaman
Ana Sayfa
12.10.2014
ZamanyazarlarıokurlarıylabuluşuyorZaman yazarları okurlarıyla buluşuyor
ABD'li yetkili: Erdoğan'da, Gülen takıntısı var
Zaman
28.09.2014
23:07
Hürriyet gazetesi yazarı Tolga Tanış, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğanın ABDde IŞİD değil Fethullah Gülen Hocaefendi ve cemaati önceleyen bir diplomatik arayış içinde olduğunu yazdı. Tanış, Amerikalı bir yetkilinin, Fethullah Gülen Hocaefendi konusunda Erdoğanın tutumu için obsesif tanımını kullandığını belirtti.İşte Tolga Tanışın New Yorkun özeti başlıklı yazısı:SALI akşamı ABD Başkanı Barack Obamanın resepsiyonu vardı.Birleşmiş Milletler toplantıları için New Yorka gelen tüm ülke liderleriyle olduğu gibi o gece Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğanla da ayaküstü konuştu. Ve Türk tarafı, bu konuşmayı iki liderin Suriye dahil olmak üzere bölgesel konulara değindikleri bir görüşme olarak yansıttı. Amerikan tarafı da bir açıklama yayınladı. Görüşmeyi tarif için fırsat teması (opportunity interact) diye bir ifade kullandılar. Düşünsenize, içeride 200e yakın lider var. Obama, hepsiyle görüşüp yan yana fotoğraf çektiriyor. Ama o hengamede, Erdoğanla buluşuyor ve sadece Suriye değil, bölgesel konuları da ele alıyor.*CUMHURBAŞKANI Erdoğan ve Türk heyetinin New Yorkta Amerikalılarla Suriye krizi konusunda yaptığı görüşmelerin ardından Türk tarafının dışarıya vermeye çalıştığı bir görüntü var. Halen Türkleri iknaya çalışan Amerikalılar da bu görüntü verme işine geçici katkı sunuyor. Ama işin gerçeği, söylenen laflar dışında ortada aslında hiçbir eylem yok. Çünkü özetle, Erdoğan, Amerikalıların koalisyona katıl baskılarını hafifletmek için masaya yeni talepler, yeni müzakere pozisyonları getiriyor. Müzakereler de en baştan kilitlenmiş oluyor. Amerikalılar İncirlik diyor. Türkler, İncirlik uçuşa yasak bölgeye de katkı sağlasın, o zaman olabilir diyor. Amerikalılar Onun yasal çerçevesi yok. Rejimi de hedef alır. O zaman muhaliflere eğitim ve ekipman sağlayın diyor. Türkler de, Suriyede güvenli bölge kuralım orada yaparız diyor.*AMERİKAN Genelkurmay Başkanı Martin Dempsey cuma günü çok açık söyledi halbuki. Erdoğanın güvenli bölge fikri için Şu andaki harekât planımızın parçası değil dedi. Geçen hafta görüştüğüm Pentagon Sözcüsü John Kirby de, Erdoğanın Türkiyeye dönerken yanındaki gazetecilere bahsettiği Suriyeye kara harekâtı düzenlenmesi düşüncesi için Bizim ortak olacağımız en önemli kara kuvvetleri Iraklı ve Suriyeli diyerek, o kapıyı baştan kapattı. Ki Amerikalı bir yetkili böyle önemli bir konuda bir fikir beyan ettiğinde bunun arkasında uzun istişare olduğunu ve Erdoğanın sözleri gibi bir gün öyle, bir gün böyle olmayacağını bilin. Nitekim, Erdoğanın Askeri destek de veririz açıklamasından sonra Amerikalıların BM toplantıları için üs seçtiği, Waldorf Astoria Otelinin 24. katındaki merkezde üst düzey bir yetkiliyle konuşuyorduk. Erdoğanın açıklamasını sordum. Bir destek sözü verdiğini okudum. Ama ortada ne çok Fethullah Gülen konusu var. (Erdoğan) Bu konuyu takıntı haline getirdi (obsessed) diye cevap verdi. Normalde basınla konuşmaktan hoşlanmayan önemli bir Amerikalı yetkilinin, Gülen konusunda Erdoğanın tutumu için ilk kez böyle bir tanımlama kullanması dikkat çekici.*SORUN aslında şu: IŞİD konusunda ucu bir yere varması güç gözüken pekçok laf var Türk tarafında. Ama eylem yok. Ve yapılanlara, izlenen politikaya baktığınızda, Fethullah Gülen ve şimdi Kobanide IŞİDin savaştığı Kürtler, sanki Türk Hükümeti için IŞİDe göre daha öncelikli tehditler. Amerikalılar için ise IŞİD birinci sırada.Yoksa Türklerin baştaki söylemini doğru kabul edersek, rehineler serbest bırakıldığına göre artık somut bir şey belirmesi gerekiyordu, değil mi. Ama olmuyor. Ve iş, Erdoğan tarafından kilitlenmesi muhtemel gözüyen bir pazarlığa dönüştürülüyor. Kürtler var, Kuzey Iraktan kaçak petrol getirenler var, AKPye yakın sivil toplum örgütlerinin oralardaki faaliyetleri var. Var oğlu var.İki hafta önce Türkiyenin IŞİDe karşı harekete geçme konusundaki isteksizliğinin sadece rehineler yüzünden olmadığını anlatmaya çalışmıştım. New Yorktan sonra hâlâ aynı fikirdeyim.Kaynak: Hürriyet
Zaman
En Çok Okunan
28.09.2014
ABDliyetkiliErdoğandaGülentakıntısıvarABDli yetkili Erdoğanda Gülen takıntısı var
ABD'li yetkili: Erdoğan'da, Gülen takıntısı var
Zaman
28.09.2014
13:38
Hürriyet gazetesi yazarı Tolga Tanış, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğanın ABDde IŞİD değil Fethullah Gülen Hocaefendi ve cemaati önceleyen bir diplomatik arayış içinde olduğunu yazdı. Tanış, Amerikalı bir yetkilinin, Fethullah Gülen Hocaefendi konusunda Erdoğanın tutumu için obsesif tanımını kullandığını belirtti.İşte Tolga Tanışın New Yorkun özeti başlıklı yazısı:SALI akşamı ABD Başkanı Barack Obamanın resepsiyonu vardı.Birleşmiş Milletler toplantıları için New Yorka gelen tüm ülke liderleriyle olduğu gibi o gece Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğanla da ayaküstü konuştu. Ve Türk tarafı, bu konuşmayı iki liderin Suriye dahil olmak üzere bölgesel konulara değindikleri bir görüşme olarak yansıttı. Amerikan tarafı da bir açıklama yayınladı. Görüşmeyi tarif için fırsat teması (opportunity interact) diye bir ifade kullandılar. Düşünsenize, içeride 200e yakın lider var. Obama, hepsiyle görüşüp yan yana fotoğraf çektiriyor. Ama o hengamede, Erdoğanla buluşuyor ve sadece Suriye değil, bölgesel konuları da ele alıyor.*CUMHURBAŞKANI Erdoğan ve Türk heyetinin New Yorkta Amerikalılarla Suriye krizi konusunda yaptığı görüşmelerin ardından Türk tarafının dışarıya vermeye çalıştığı bir görüntü var. Halen Türkleri iknaya çalışan Amerikalılar da bu görüntü verme işine geçici katkı sunuyor. Ama işin gerçeği, söylenen laflar dışında ortada aslında hiçbir eylem yok. Çünkü özetle, Erdoğan, Amerikalıların koalisyona katıl baskılarını hafifletmek için masaya yeni talepler, yeni müzakere pozisyonları getiriyor. Müzakereler de en baştan kilitlenmiş oluyor. Amerikalılar İncirlik diyor. Türkler, İncirlik uçuşa yasak bölgeye de katkı sağlasın, o zaman olabilir diyor. Amerikalılar Onun yasal çerçevesi yok. Rejimi de hedef alır. O zaman muhaliflere eğitim ve ekipman sağlayın diyor. Türkler de, Suriyede güvenli bölge kuralım orada yaparız diyor.*AMERİKAN Genelkurmay Başkanı Martin Dempsey cuma günü çok açık söyledi halbuki. Erdoğanın güvenli bölge fikri için Şu andaki harekât planımızın parçası değil dedi. Geçen hafta görüştüğüm Pentagon Sözcüsü John Kirby de, Erdoğanın Türkiyeye dönerken yanındaki gazetecilere bahsettiği Suriyeye kara harekâtı düzenlenmesi düşüncesi için Bizim ortak olacağımız en önemli kara kuvvetleri Iraklı ve Suriyeli diyerek, o kapıyı baştan kapattı. Ki Amerikalı bir yetkili böyle önemli bir konuda bir fikir beyan ettiğinde bunun arkasında uzun istişare olduğunu ve Erdoğanın sözleri gibi bir gün öyle, bir gün böyle olmayacağını bilin. Nitekim, Erdoğanın Askeri destek de veririz açıklamasından sonra Amerikalıların BM toplantıları için üs seçtiği, Waldorf Astoria Otelinin 24. katındaki merkezde üst düzey bir yetkiliyle konuşuyorduk. Erdoğanın açıklamasını sordum. Bir destek sözü verdiğini okudum. Ama ortada ne çok Fethullah Gülen konusu var. (Erdoğan) Bu konuyu takıntı haline getirdi (obsessed) diye cevap verdi. Normalde basınla konuşmaktan hoşlanmayan önemli bir Amerikalı yetkilinin, Gülen konusunda Erdoğanın tutumu için ilk kez böyle bir tanımlama kullanması dikkat çekici.*SORUN aslında şu: IŞİD konusunda ucu bir yere varması güç gözüken pekçok laf var Türk tarafında. Ama eylem yok. Ve yapılanlara, izlenen politikaya baktığınızda, Fethullah Gülen ve şimdi Kobanide IŞİDin savaştığı Kürtler, sanki Türk Hükümeti için IŞİDe göre daha öncelikli tehditler. Amerikalılar için ise IŞİD birinci sırada.Yoksa Türklerin baştaki söylemini doğru kabul edersek, rehineler serbest bırakıldığına göre artık somut bir şey belirmesi gerekiyordu, değil mi. Ama olmuyor. Ve iş, Erdoğan tarafından kilitlenmesi muhtemel gözüyen bir pazarlığa dönüştürülüyor. Kürtler var, Kuzey Iraktan kaçak petrol getirenler var, AKPye yakın sivil toplum örgütlerinin oralardaki faaliyetleri var. Var oğlu var.İki hafta önce Türkiyenin IŞİDe karşı harekete geçme konusundaki isteksizliğinin sadece rehineler yüzünden olmadığını anlatmaya çalışmıştım. New Yorktan sonra hâlâ aynı fikirdeyim.Kaynak: Hürriyet
Zaman
Dünya
28.09.2014
ABDliyetkiliErdoğandaGülentakıntısıvarABDli yetkili Erdoğanda Gülen takıntısı var
ABD'li yetkili: Erdoğan'da, Gülen takıntısı var
Zaman
28.09.2014
13:38
Hürriyet gazetesi yazarı Tolga Tanış, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğanın ABDde IŞİD değil Fethullah Gülen Hocaefendi ve cemaati önceleyen bir diplomatik arayış içinde olduğunu yazdı. Tanış, Amerikalı bir yetkilinin, Fethullah Gülen Hocaefendi konusunda Erdoğanın tutumu için obsesif tanımını kullandığını belirtti. İşte Tolga Tanışın New Yorkun özeti başlıklı yazısı:SALI akşamı ABD Başkanı Barack Obamanın resepsiyonu vardı.Birleşmiş Milletler toplantıları için New Yorka gelen tüm ülke liderleriyle olduğu gibi o gece Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğanla da ayaküstü konuştu. Ve Türk tarafı, bu konuşmayı iki liderin Suriye dahil olmak üzere bölgesel konulara değindikleri bir görüşme olarak yansıttı. Amerikan tarafı da bir açıklama yayınladı. Görüşmeyi tarif için fırsat teması (opportunity interact) diye bir ifade kullandılar. Düşünsenize, içeride 200e yakın lider var. Obama, hepsiyle görüşüp yan yana fotoğraf çektiriyor. Ama o hengamede, Erdoğanla buluşuyor ve sadece Suriye değil, bölgesel konuları da ele alıyor.*CUMHURBAŞKANI Erdoğan ve Türk heyetinin New Yorkta Amerikalılarla Suriye krizi konusunda yaptığı görüşmelerin ardından Türk tarafının dışarıya vermeye çalıştığı bir görüntü var. Halen Türkleri iknaya çalışan Amerikalılar da bu görüntü verme işine geçici katkı sunuyor. Ama işin gerçeği, söylenen laflar dışında ortada aslında hiçbir eylem yok. Çünkü özetle, Erdoğan, Amerikalıların koalisyona katıl baskılarını hafifletmek için masaya yeni talepler, yeni müzakere pozisyonları getiriyor. Müzakereler de en baştan kilitlenmiş oluyor. Amerikalılar İncirlik diyor. Türkler, İncirlik uçuşa yasak bölgeye de katkı sağlasın, o zaman olabilir diyor. Amerikalılar Onun yasal çerçevesi yok. Rejimi de hedef alır. O zaman muhaliflere eğitim ve ekipman sağlayın diyor. Türkler de, Suriyede güvenli bölge kuralım orada yaparız diyor.*AMERİKAN Genelkurmay Başkanı Martin Dempsey cuma günü çok açık söyledi halbuki. Erdoğanın güvenli bölge fikri için Şu andaki harekât planımızın parçası değil dedi. Geçen hafta görüştüğüm Pentagon Sözcüsü John Kirby de, Erdoğanın Türkiyeye dönerken yanındaki gazetecilere bahsettiği Suriyeye kara harekâtı düzenlenmesi düşüncesi için Bizim ortak olacağımız en önemli kara kuvvetleri Iraklı ve Suriyeli diyerek, o kapıyı baştan kapattı. Ki Amerikalı bir yetkili böyle önemli bir konuda bir fikir beyan ettiğinde bunun arkasında uzun istişare olduğunu ve Erdoğanın sözleri gibi bir gün öyle, bir gün böyle olmayacağını bilin. Nitekim, Erdoğanın Askeri destek de veririz açıklamasından sonra Amerikalıların BM toplantıları için üs seçtiği, Waldorf Astoria Otelinin 24. katındaki merkezde üst düzey bir yetkiliyle konuşuyorduk. Erdoğanın açıklamasını sordum. Bir destek sözü verdiğini okudum. Ama ortada ne çok Fethullah Gülen konusu var. (Erdoğan) Bu konuyu takıntı haline getirdi (obsessed) diye cevap verdi. Normalde basınla konuşmaktan hoşlanmayan önemli bir Amerikalı yetkilinin, Gülen konusunda Erdoğanın tutumu için ilk kez böyle bir tanımlama kullanması dikkat çekici.*SORUN aslında şu: IŞİD konusunda ucu bir yere varması güç gözüken pekçok laf var Türk tarafında. Ama eylem yok. Ve yapılanlara, izlenen politikaya baktığınızda, Fethullah Gülen ve şimdi Kobanide IŞİDin savaştığı Kürtler, sanki Türk Hükümeti için IŞİDe göre daha öncelikli tehditler. Amerikalılar için ise IŞİD birinci sırada.Yoksa Türklerin baştaki söylemini doğru kabul edersek, rehineler serbest bırakıldığına göre artık somut bir şey belirmesi gerekiyordu, değil mi. Ama olmuyor. Ve iş, Erdoğan tarafından kilitlenmesi muhtemel gözüyen bir pazarlığa dönüştürülüyor. Kürtler var, Kuzey Iraktan kaçak petrol getirenler var, AKPye yakın sivil toplum örgütlerinin oralardaki faaliyetleri var. Var oğlu var.İki hafta önce Türkiyenin IŞİDe karşı harekete geçme konusundaki isteksizliğinin sadece rehineler yüzünden olmadığını anlatmaya çalışmıştım. New Yorktan sonra hâlâ aynı fikirdeyim.Kaynak: Hürriyet
Zaman
Ana Sayfa
28.09.2014
ABDliyetkiliErdoğandaGülentakıntısıvarABDli yetkili Erdoğanda Gülen takıntısı var
Akit, yalana doymuyor
Zaman
06.09.2014
02:05
Yeni Akit gazetesinde, Kavasoğlu Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Salim Kurt’la ilgili dün yayımlanan, ‘Paralelin kasası patladı’ başlıklı haberin gerçeği yansıtmadığı anlaşıldı.Firmanın avukatı Seyhan Demir, müvekkili Salim Kurt’un iflasının haberde yer aldığı gibi cemaatle ilgisinin bulunmadığını belirterek, “İflasın nedeni müvekkilimin banka kredisi ile fabrika kurmasıdır. Müvekkilimin hiçbir cemaatle bağlantısı yok. Herkesle, her grup ile aynı mesafede. Hatta bu seçimlerde AK Parti’ye destek vermişti. Kimsenin gizli kasası olmadığı gibi, hiç kimseye para götürmemiştir. İflasını istemeden bir gün önce, şahıslara ve bankalara ciddi miktarlarda ödemeleri mevcuttur.” dedi. Basın toplantısı düzenleyen avukat Seyhan Demir, müvekkilinin Akit gazetesinde yer alan haberde bahsedildiği gibi 500 milyon TL borcu bulunmadığını kaydetti. Demir, “Salim Kurt’un borcu 70 milyon TL’dir. Bu bilgi tamamen yalan olup, gerçeği yansıtmamaktadır. Bir algıdır.” diye konuştu. Haberde müvekkilinin paralarla kaçtığı bilgisinin tamamen yanlış ve kasıtlı olduğunu ifade eden Demir, yıllık 100 milyon cirosu olan birinin 500 milyon lira toplayabilmesi ve bunu yanında götürmesinin mümkün olmadığını kaydetti. Yeni Akit’in haberinde mağdur olarak ifade edilen Mustafa Yükseldi’den de yalanlama geldi. Gazetede ismi Yüksel olarak aktarılan Yükseldi, Cihan Haber Ajansı’na yaptığı açıklamasında, haberde yer alan bazı ifadelerin kendisine ait olmadığını söyledi. Yükseldi ‘Paralarımız Gülen’e gitti’ başlıklı bölümde yer alan cümlelerin kendisine ait olmadığını söyledi. Yükseldi, olayı şöyle anlattı: “Kavasoğlu Et firmasından 550 bin lira alacağımızın akıbeti için fabrikaya gittik. Ayaküstü sorulan birkaç soruya cevap verdik. Bizim verdiğimiz röportajda sadece alacağımı anlattım. Hiçbir muhatap bulamadığımızı söyledim. Hiçbir sözümde Fethullah Gülen ve Cemaat’inden hiçbir şekilde söz etmedim.”
Zaman
Ekonomi
06.09.2014
AkityalanadoymuyorAkit yalana doymuyor
Yabancı alimler Hizmet'i anlatıyor
Zaman
09.07.2014
02:07
Tarih şahittir ki büyük düşünce hareketleri ve ona öncülük eden kişiler, genelde yakın çevrelerinden vefasızlığa hatta kimi zaman saygısızlığa maruz kalmıştır.Önyargılar, hazımsızlıklar ve kıskançlıklar kimi kişilerin gözlerini âmâ ettiğinden kapılarına kadar gelmiş o güzel muştucuyu görememiş; el ele, kol kola yürümesi gerekenler kendilerini korkunç bir düşmanlığın içinde bulmuştur. Hiçbir büyük dava yoktur ki yakın çevreden anlamsız ve insafsız hakaretlere maruz bırakılmasın. Kara bulutlar dağılınca gerçeklerin ayan beyan ortaya çıkması elbette kaçınılmaz hale gelir. Zira aktüalitenin daracık yorumlarına sıkışıp kara propagandanın oksijensiz atmosferine mahkûm kalanlar gerçeklerin daha net göründüğü bir günde mahcup duruma düşer. Ve yine tarihin mahzun yaprakları şahittir ki, en yakın çevrede anlama gayreti eksikliğine mağlup bir buz dağı oluşurken meseleye uzaklardan bakanlar daha objektif; hatta daha kadirşinas olabilmektedir.Fethullah Gülen Hocaefendi ve onun teşvikleriyle ortaya çıkan Hizmet, tarihin tekerrür ettiği bir kavşakta duruyor bugünlerde. Bir yandan en kaba, en vefasız, en saldırgan hücumlara maruz bırakılırken, diğer yandan taşıdığı evrensel mesajdaki yansımalar nedeniyle dünyanın dört bir yanında takdir ediliyor; özellikle aydınlar arasında, akademik çevrelerde ve sivil toplum öncüleri arasında. Hiçbir benlik hesabı ve ego çatışması yaşamadığı için uzaktan bakan kişilerin Hizmet’i daha derinden anlaması bir avantaj oluştursa da, takdir ve tebcilin asıl sebebi belli noktalarda yoğunlaşıyor. Mesela ‘medeniyetler çatışması’ için hemen herkesin büyük bir hevesle bir kızılca kıyametin etrafında dans edip savaş tam tamları çaldığı bir dönemde Yunus olup yeryüzüne seslenmeyi, Mevlâna olup kardeşlik şarksısı söylemeyi dışarıdaki aydın daha net kavrayabiliyor. Bizdeki bazı kaba saba adamların hoyratlığı, dışarıdaki önyargısız kişilerin kendine esir ve zebun edemiyor. Vakıa, bu ülkenin çok değerli aydınları da meselenin ehemmiyetini görüyor; ancak çoğulcu ve katılımcı demokrasiyi içine sindiremeyenlerin ve herkesi kendine köle gibi görenlerin Hizmet’i anlaması hiç de kolay olmuyor. Ancak dışarıdaki aydınlar, demokrasi tecrübesinin getirdiği avantaj sayesinde Hizmet Hareketi gibi kendi değerlerine sımsıkı bağlı olmanın yanında sivil, demokrat ve özgürlükçü bir sosyal yapının ne kadar kıymetli olduğunun daha bir farkında.Yakından görmekte zorlandığımız sosyal bir gerçeği belki uzaktakilerin gözüyle değerlendirmek gerekiyor. O açıdan baktığımızda Hizmet Hareketi’nin nasıl âlemşümul bir performans sergilediğini, Hocaefendi’nin yeryüzü barışı için ne kadar değerli bir fikir adamı olduğunu anlıyoruz. Burnunun ucunu görmeyenlerin kendi egolarını aşarak engin ve rengin bir ufuk çizgisi yakalamasını beklemiyoruz; ancak küre-i arzın tekekkür burcunda önemli bir bayrak haline gelip sürekli dalgalanan evrensel bir hizmete karşı yerel düşmanlığın ma’şeri vicdanda yer bulamayacağını ve uzun bir mesafe alamayacağını hatırlatmak isteriz. Batı’dan Doğu’ya aydınların sevgi ile bağrına bastığı, her dinden her dilden kanaat önderinin yeryüzü için önemli bir ilham kaynağı olarak gördüğü Hizmet ve Hocaefendi için olmadık lafları peş peşe sıralayanlar, sosyal gerçeklere de tarihî gelişimin kaderine de karşı çıkarak kendilerine yazık ediyor.100 fikir adamının Hizmet ile ilgili mülâhazalarını okuyacaksınız bu dizide. Aslında bire bir yapılan konuşmalardan derlenmiş güzel bir çalışmanın özeti bu. Tamamını okumak ve seyretmek isterseniz www.zaman.com.tr ve www.irmaktv.com.tr web adreslerinden ulaşabilir ve daha detaylı değerlendirmeleri mütalaa edebilirsiniz. Bu ropörtajların görüntülü halini de her gün Irmak TV’den izleyebilirsiniz. Yazı dizisi boyunca göreceksiniz ki, burada küçük işlerle uğraşıp hayatı çelik çomak oynamaktan ibaret sanmak ve dünya çapında bir hizmeti anlamakta gecikmek büyük bir haksızlığa dönüşüyor. Gelin kulak kesilelim yeryüzü entelektüellerine; Arab’ı, Acem’i, Müslüman’ı, Hıristiyan’ı, Yahudi’si vs. hep aynı şeyi söylüyor ve Hizmet’in cihanşümul mesajına insanlığın ihtiyaç duyduğunu haykırıyor. Umarız ve dua ederiz ki; bu yazı dizisi, yakın körlüğüne yol açan peşin hükümlerimizden bizi bir miktar da olsa uzaklaştırır ve kadirşinas olmanın erdemini bize hatırlatır…
Zaman
Güncel
09.07.2014
YabancıalimlerHizmetianlatıyorYabancı alimler Hizmeti anlatıyor
Yabancı alimler Hizmet'i anlatıyor
Zaman
09.07.2014
02:07
Tarih şahittir ki büyük düşünce hareketleri ve ona öncülük eden kişiler, genelde yakın çevrelerinden vefasızlığa hatta kimi zaman saygısızlığa maruz kalmıştır.Önyargılar, hazımsızlıklar ve kıskançlıklar kimi kişilerin gözlerini âmâ ettiğinden kapılarına kadar gelmiş o güzel muştucuyu görememiş; el ele, kol kola yürümesi gerekenler kendilerini korkunç bir düşmanlığın içinde bulmuştur. Hiçbir büyük dava yoktur ki yakın çevreden anlamsız ve insafsız hakaretlere maruz bırakılmasın. Kara bulutlar dağılınca gerçeklerin ayan beyan ortaya çıkması elbette kaçınılmaz hale gelir. Zira aktüalitenin daracık yorumlarına sıkışıp kara propagandanın oksijensiz atmosferine mahkûm kalanlar gerçeklerin daha net göründüğü bir günde mahcup duruma düşer. Ve yine tarihin mahzun yaprakları şahittir ki, en yakın çevrede anlama gayreti eksikliğine mağlup bir buz dağı oluşurken meseleye uzaklardan bakanlar daha objektif; hatta daha kadirşinas olabilmektedir.Fethullah Gülen Hocaefendi ve onun teşvikleriyle ortaya çıkan Hizmet, tarihin tekerrür ettiği bir kavşakta duruyor bugünlerde. Bir yandan en kaba, en vefasız, en saldırgan hücumlara maruz bırakılırken, diğer yandan taşıdığı evrensel mesajdaki yansımalar nedeniyle dünyanın dört bir yanında takdir ediliyor; özellikle aydınlar arasında, akademik çevrelerde ve sivil toplum öncüleri arasında. Hiçbir benlik hesabı ve ego çatışması yaşamadığı için uzaktan bakan kişilerin Hizmet’i daha derinden anlaması bir avantaj oluştursa da, takdir ve tebcilin asıl sebebi belli noktalarda yoğunlaşıyor. Mesela ‘medeniyetler çatışması’ için hemen herkesin büyük bir hevesle bir kızılca kıyametin etrafında dans edip savaş tam tamları çaldığı bir dönemde Yunus olup yeryüzüne seslenmeyi, Mevlâna olup kardeşlik şarksısı söylemeyi dışarıdaki aydın daha net kavrayabiliyor. Bizdeki bazı kaba saba adamların hoyratlığı, dışarıdaki önyargısız kişilerin kendine esir ve zebun edemiyor. Vakıa, bu ülkenin çok değerli aydınları da meselenin ehemmiyetini görüyor; ancak çoğulcu ve katılımcı demokrasiyi içine sindiremeyenlerin ve herkesi kendine köle gibi görenlerin Hizmet’i anlaması hiç de kolay olmuyor. Ancak dışarıdaki aydınlar, demokrasi tecrübesinin getirdiği avantaj sayesinde Hizmet Hareketi gibi kendi değerlerine sımsıkı bağlı olmanın yanında sivil, demokrat ve özgürlükçü bir sosyal yapının ne kadar kıymetli olduğunun daha bir farkında.Yakından görmekte zorlandığımız sosyal bir gerçeği belki uzaktakilerin gözüyle değerlendirmek gerekiyor. O açıdan baktığımızda Hizmet Hareketi’nin nasıl âlemşümul bir performans sergilediğini, Hocaefendi’nin yeryüzü barışı için ne kadar değerli bir fikir adamı olduğunu anlıyoruz. Burnunun ucunu görmeyenlerin kendi egolarını aşarak engin ve rengin bir ufuk çizgisi yakalamasını beklemiyoruz; ancak küre-i arzın tekekkür burcunda önemli bir bayrak haline gelip sürekli dalgalanan evrensel bir hizmete karşı yerel düşmanlığın ma’şeri vicdanda yer bulamayacağını ve uzun bir mesafe alamayacağını hatırlatmak isteriz. Batı’dan Doğu’ya aydınların sevgi ile bağrına bastığı, her dinden her dilden kanaat önderinin yeryüzü için önemli bir ilham kaynağı olarak gördüğü Hizmet ve Hocaefendi için olmadık lafları peş peşe sıralayanlar, sosyal gerçeklere de tarihî gelişimin kaderine de karşı çıkarak kendilerine yazık ediyor.100 fikir adamının Hizmet ile ilgili mülâhazalarını okuyacaksınız bu dizide. Aslında bire bir yapılan konuşmalardan derlenmiş güzel bir çalışmanın özeti bu. Tamamını okumak ve seyretmek isterseniz www.zaman.com.tr ve www.irmaktv.com.tr web adreslerinden ulaşabilir ve daha detaylı değerlendirmeleri mütalaa edebilirsiniz. Bu ropörtajların görüntülü halini de her gün Irmak TV’den izleyebilirsiniz. Yazı dizisi boyunca göreceksiniz ki, burada küçük işlerle uğraşıp hayatı çelik çomak oynamaktan ibaret sanmak ve dünya çapında bir hizmeti anlamakta gecikmek büyük bir haksızlığa dönüşüyor. Gelin kulak kesilelim yeryüzü entelektüellerine; Arab’ı, Acem’i, Müslüman’ı, Hıristiyan’ı, Yahudi’si vs. hep aynı şeyi söylüyor ve Hizmet’in cihanşümul mesajına insanlığın ihtiyaç duyduğunu haykırıyor. Umarız ve dua ederiz ki; bu yazı dizisi, yakın körlüğüne yol açan peşin hükümlerimizden bizi bir miktar da olsa uzaklaştırır ve kadirşinas olmanın erdemini bize hatırlatır…
Zaman
Ana Sayfa
09.07.2014
YabancıalimlerHizmetianlatıyorYabancı alimler Hizmeti anlatıyor
Hizmet, sevgi ve kardeşlik için çalışıyor
Zaman
08.07.2014
02:19
Tarih şahittir ki büyük düşünce hareketleri ve ona öncülük eden kişiler, genelde yakın çevrelerinden vefasızlığa hatta kimi zaman saygısızlığa maruz kalmıştır.Önyargılar, hazımsızlıklar ve kıskançlıklar kimi kişilerin gözlerini âmâ ettiğinden kapılarına kadar gelmiş o güzel muştucuyu görememiş; el ele, kol kola yürümesi gerekenler kendilerini korkunç bir düşmanlığın içinde bulmuştur. Hiçbir büyük dava yoktur ki yakın çevreden anlamsız ve insafsız hakaretlere maruz bırakılmasın. Kara bulutlar dağılınca gerçeklerin ayan beyan ortaya çıkması elbette kaçınılmaz hale gelir. Zira aktüalitenin daracık yorumlarına sıkışıp kara propagandanın oksijensiz atmosferine mahkûm kalanlar gerçeklerin daha net göründüğü bir günde mahcup duruma düşer. Ve yine tarihin mahzun yaprakları şahittir ki, en yakın çevrede anlama gayreti eksikliğine mağlup bir buz dağı oluşurken meseleye uzaklardan bakanlar daha objektif; hatta daha kadirşinas olabilmektedir.Fethullah Gülen Hocaefendi ve onun teşvikleriyle ortaya çıkan Hizmet, tarihin tekerrür ettiği bir kavşakta duruyor bugünlerde. Bir yandan en kaba, en vefasız, en saldırgan hücumlara maruz bırakılırken, diğer yandan taşıdığı evrensel mesajdaki yansımalar nedeniyle dünyanın dört bir yanında takdir ediliyor; özellikle aydınlar arasında, akademik çevrelerde ve sivil toplum öncüleri arasında. Hiçbir benlik hesabı ve ego çatışması yaşamadığı için uzaktan bakan kişilerin Hizmet’i daha derinden anlaması bir avantaj oluştursa da, takdir ve tebcilin asıl sebebi belli noktalarda yoğunlaşıyor. Mesela ‘medeniyetler çatışması’ için hemen herkesin büyük bir hevesle bir kızılca kıyametin etrafında dans edip savaş tam tamları çaldığı bir dönemde Yunus olup yeryüzüne seslenmeyi, Mevlâna olup kardeşlik şarksısı söylemeyi dışarıdaki aydın daha net kavrayabiliyor. Bizdeki bazı kaba saba adamların hoyratlığı, dışarıdaki önyargısız kişilerin kendine esir ve zebun edemiyor. Vakıa, bu ülkenin çok değerli aydınları da meselenin ehemmiyetini görüyor; ancak çoğulcu ve katılımcı demokrasiyi içine sindiremeyenlerin ve herkesi kendine köle gibi görenlerin Hizmet’i anlaması hiç de kolay olmuyor. Ancak dışarıdaki aydınlar, demokrasi tecrübesinin getirdiği avantaj sayesinde Hizmet Hareketi gibi kendi değerlerine sımsıkı bağlı olmanın yanında sivil, demokrat ve özgürlükçü bir sosyal yapının ne kadar kıymetli olduğunun daha bir farkında.Yakından görmekte zorlandığımız sosyal bir gerçeği belki uzaktakilerin gözüyle değerlendirmek gerekiyor. O açıdan baktığımızda Hizmet Hareketi’nin nasıl âlemşümul bir performans sergilediğini, Hocaefendi’nin yeryüzü barışı için ne kadar değerli bir fikir adamı olduğunu anlıyoruz. Burnunun ucunu görmeyenlerin kendi egolarını aşarak engin ve rengin bir ufuk çizgisi yakalamasını beklemiyoruz; ancak küre-i arzın tekekkür burcunda önemli bir bayrak haline gelip sürekli dalgalanan evrensel bir hizmete karşı yerel düşmanlığın ma’şeri vicdanda yer bulamayacağını ve uzun bir mesafe alamayacağını hatırlatmak isteriz. Batı’dan Doğu’ya aydınların sevgi ile bağrına bastığı, her dinden her dilden kanaat önderinin yeryüzü için önemli bir ilham kaynağı olarak gördüğü Hizmet ve Hocaefendi için olmadık lafları peş peşe sıralayanlar, sosyal gerçeklere de tarihî gelişimin kaderine de karşı çıkarak kendilerine yazık ediyor.100 fikir adamının Hizmet ile ilgili mülâhazalarını okuyacaksınız bu dizide. Aslında bire bir yapılan konuşmalardan derlenmiş güzel bir çalışmanın özeti bu. Tamamını okumak ve seyretmek isterseniz www.zaman.com.tr ve www.irmaktv.com.tr web adreslerinden ulaşabilir ve daha detaylı değerlendirmeleri mütalaa edebilirsiniz. Bu ropörtajların görüntülü halini de her gün Irmak TV’den izleyebilirsiniz. Yazı dizisi boyunca göreceksiniz ki, burada küçük işlerle uğraşıp hayatı çelik çomak oynamaktan ibaret sanmak ve dünya çapında bir hizmeti anlamakta gecikmek büyük bir haksızlığa dönüşüyor. Gelin kulak kesilelim yeryüzü entelektüellerine; Arab’ı, Acem’i, Müslüman’ı, Hıristiyan’ı, Yahudi’si vs. hep aynı şeyi söylüyor ve Hizmet’in cihanşümul mesajına insanlığın ihtiyaç duyduğunu haykırıyor. Umarız ve dua ederiz ki; bu yazı dizisi, yakın körlüğüne yol açan peşin hükümlerimizden bizi bir miktar da olsa uzaklaştırır ve kadirşinas olmanın erdemini bize hatırlatır…
Zaman
Ana Sayfa
08.07.2014
HizmetsevgivekardeşlikiçinçalışıyorHizmet sevgi ve kardeşlik için çalışıyor
Hizmet, sevgi ve kardeşlik için çalışıyor
Zaman
08.07.2014
02:02
Tarih şahittir ki büyük düşünce hareketleri ve ona öncülük eden kişiler, genelde yakın çevrelerinden vefasızlığa hatta kimi zaman saygısızlığa maruz kalmıştır.Önyargılar, hazımsızlıklar ve kıskançlıklar kimi kişilerin gözlerini âmâ ettiğinden kapılarına kadar gelmiş o güzel muştucuyu görememiş; el ele, kol kola yürümesi gerekenler kendilerini korkunç bir düşmanlığın içinde bulmuştur. Hiçbir büyük dava yoktur ki yakın çevreden anlamsız ve insafsız hakaretlere maruz bırakılmasın. Kara bulutlar dağılınca gerçeklerin ayan beyan ortaya çıkması elbette kaçınılmaz hale gelir. Zira aktüalitenin daracık yorumlarına sıkışıp kara propagandanın oksijensiz atmosferine mahkûm kalanlar gerçeklerin daha net göründüğü bir günde mahcup duruma düşer. Ve yine tarihin mahzun yaprakları şahittir ki, en yakın çevrede anlama gayreti eksikliğine mağlup bir buz dağı oluşurken meseleye uzaklardan bakanlar daha objektif; hatta daha kadirşinas olabilmektedir.Fethullah Gülen Hocaefendi ve onun teşvikleriyle ortaya çıkan Hizmet, tarihin tekerrür ettiği bir kavşakta duruyor bugünlerde. Bir yandan en kaba, en vefasız, en saldırgan hücumlara maruz bırakılırken, diğer yandan taşıdığı evrensel mesajdaki yansımalar nedeniyle dünyanın dört bir yanında takdir ediliyor; özellikle aydınlar arasında, akademik çevrelerde ve sivil toplum öncüleri arasında. Hiçbir benlik hesabı ve ego çatışması yaşamadığı için uzaktan bakan kişilerin Hizmet’i daha derinden anlaması bir avantaj oluştursa da, takdir ve tebcilin asıl sebebi belli noktalarda yoğunlaşıyor. Mesela ‘medeniyetler çatışması’ için hemen herkesin büyük bir hevesle bir kızılca kıyametin etrafında dans edip savaş tam tamları çaldığı bir dönemde Yunus olup yeryüzüne seslenmeyi, Mevlâna olup kardeşlik şarksısı söylemeyi dışarıdaki aydın daha net kavrayabiliyor. Bizdeki bazı kaba saba adamların hoyratlığı, dışarıdaki önyargısız kişilerin kendine esir ve zebun edemiyor. Vakıa, bu ülkenin çok değerli aydınları da meselenin ehemmiyetini görüyor; ancak çoğulcu ve katılımcı demokrasiyi içine sindiremeyenlerin ve herkesi kendine köle gibi görenlerin Hizmet’i anlaması hiç de kolay olmuyor. Ancak dışarıdaki aydınlar, demokrasi tecrübesinin getirdiği avantaj sayesinde Hizmet Hareketi gibi kendi değerlerine sımsıkı bağlı olmanın yanında sivil, demokrat ve özgürlükçü bir sosyal yapının ne kadar kıymetli olduğunun daha bir farkında.Yakından görmekte zorlandığımız sosyal bir gerçeği belki uzaktakilerin gözüyle değerlendirmek gerekiyor. O açıdan baktığımızda Hizmet Hareketi’nin nasıl âlemşümul bir performans sergilediğini, Hocaefendi’nin yeryüzü barışı için ne kadar değerli bir fikir adamı olduğunu anlıyoruz. Burnunun ucunu görmeyenlerin kendi egolarını aşarak engin ve rengin bir ufuk çizgisi yakalamasını beklemiyoruz; ancak küre-i arzın tekekkür burcunda önemli bir bayrak haline gelip sürekli dalgalanan evrensel bir hizmete karşı yerel düşmanlığın ma’şeri vicdanda yer bulamayacağını ve uzun bir mesafe alamayacağını hatırlatmak isteriz. Batı’dan Doğu’ya aydınların sevgi ile bağrına bastığı, her dinden her dilden kanaat önderinin yeryüzü için önemli bir ilham kaynağı olarak gördüğü Hizmet ve Hocaefendi için olmadık lafları peş peşe sıralayanlar, sosyal gerçeklere de tarihî gelişimin kaderine de karşı çıkarak kendilerine yazık ediyor.100 fikir adamının Hizmet ile ilgili mülâhazalarını okuyacaksınız bu dizide. Aslında bire bir yapılan konuşmalardan derlenmiş güzel bir çalışmanın özeti bu. Tamamını okumak ve seyretmek isterseniz www.zaman.com.tr ve www.irmaktv.com.tr web adreslerinden ulaşabilir ve daha detaylı değerlendirmeleri mütalaa edebilirsiniz. Bu ropörtajların görüntülü halini de her gün Irmak TV’den izleyebilirsiniz. Yazı dizisi boyunca göreceksiniz ki, burada küçük işlerle uğraşıp hayatı çelik çomak oynamaktan ibaret sanmak ve dünya çapında bir hizmeti anlamakta gecikmek büyük bir haksızlığa dönüşüyor. Gelin kulak kesilelim yeryüzü entelektüellerine; Arab’ı, Acem’i, Müslüman’ı, Hıristiyan’ı, Yahudi’si vs. hep aynı şeyi söylüyor ve Hizmet’in cihanşümul mesajına insanlığın ihtiyaç duyduğunu haykırıyor. Umarız ve dua ederiz ki; bu yazı dizisi, yakın körlüğüne yol açan peşin hükümlerimizden bizi bir miktar da olsa uzaklaştırır ve kadirşinas olmanın erdemini bize hatırlatır…
Zaman
Güncel
08.07.2014
HizmetsevgivekardeşlikiçinçalışıyorHizmet sevgi ve kardeşlik için çalışıyor
Hizmet, sevgi ve kardeşlik için çalışıyor
Zaman
07.07.2014
02:09
Tarih şahittir ki büyük düşünce hareketleri ve ona öncülük eden kişiler, genelde yakın çevrelerinden vefasızlığa hatta kimi zaman saygısızlığa maruz kalmıştır.Önyargılar, hazımsızlıklar ve kıskançlıklar kimi kişilerin gözlerini âmâ ettiğinden kapılarına kadar gelmiş o güzel muştucuyu görememiş; el ele, kol kola yürümesi gerekenler kendilerini korkunç bir düşmanlığın içinde bulmuştur. Hiçbir büyük dava yoktur ki yakın çevreden anlamsız ve insafsız hakaretlere maruz bırakılmasın. Kara bulutlar dağılınca gerçeklerin ayan beyan ortaya çıkması elbette kaçınılmaz hale gelir. Zira aktüalitenin daracık yorumlarına sıkışıp kara propagandanın oksijensiz atmosferine mahkûm kalanlar gerçeklerin daha net göründüğü bir günde mahcup duruma düşer. Ve yine tarihin mahzun yaprakları şahittir ki, en yakın çevrede anlama gayreti eksikliğine mağlup bir buz dağı oluşurken meseleye uzaklardan bakanlar daha objektif; hatta daha kadirşinas olabilmektedir.Fethullah Gülen Hocaefendi ve onun teşvikleriyle ortaya çıkan Hizmet, tarihin tekerrür ettiği bir kavşakta duruyor bugünlerde. Bir yandan en kaba, en vefasız, en saldırgan hücumlara maruz bırakılırken, diğer yandan taşıdığı evrensel mesajdaki yansımalar nedeniyle dünyanın dört bir yanında takdir ediliyor; özellikle aydınlar arasında, akademik çevrelerde ve sivil toplum öncüleri arasında. Hiçbir benlik hesabı ve ego çatışması yaşamadığı için uzaktan bakan kişilerin Hizmet’i daha derinden anlaması bir avantaj oluştursa da, takdir ve tebcilin asıl sebebi belli noktalarda yoğunlaşıyor. Mesela ‘medeniyetler çatışması’ için hemen herkesin büyük bir hevesle bir kızılca kıyametin etrafında dans edip savaş tam tamları çaldığı bir dönemde Yunus olup yeryüzüne seslenmeyi, Mevlâna olup kardeşlik şarksısı söylemeyi dışarıdaki aydın daha net kavrayabiliyor. Bizdeki bazı kaba saba adamların hoyratlığı, dışarıdaki önyargısız kişilerin kendine esir ve zebun edemiyor. Vakıa, bu ülkenin çok değerli aydınları da meselenin ehemmiyetini görüyor; ancak çoğulcu ve katılımcı demokrasiyi içine sindiremeyenlerin ve herkesi kendine köle gibi görenlerin Hizmet’i anlaması hiç de kolay olmuyor. Ancak dışarıdaki aydınlar, demokrasi tecrübesinin getirdiği avantaj sayesinde Hizmet Hareketi gibi kendi değerlerine sımsıkı bağlı olmanın yanında sivil, demokrat ve özgürlükçü bir sosyal yapının ne kadar kıymetli olduğunun daha bir farkında.Yakından görmekte zorlandığımız sosyal bir gerçeği belki uzaktakilerin gözüyle değerlendirmek gerekiyor. O açıdan baktığımızda Hizmet Hareketi’nin nasıl âlemşümul bir performans sergilediğini, Hocaefendi’nin yeryüzü barışı için ne kadar değerli bir fikir adamı olduğunu anlıyoruz. Burnunun ucunu görmeyenlerin kendi egolarını aşarak engin ve rengin bir ufuk çizgisi yakalamasını beklemiyoruz; ancak küre-i arzın tekekkür burcunda önemli bir bayrak haline gelip sürekli dalgalanan evrensel bir hizmete karşı yerel düşmanlığın ma’şeri vicdanda yer bulamayacağını ve uzun bir mesafe alamayacağını hatırlatmak isteriz. Batı’dan Doğu’ya aydınların sevgi ile bağrına bastığı, her dinden her dilden kanaat önderinin yeryüzü için önemli bir ilham kaynağı olarak gördüğü Hizmet ve Hocaefendi için olmadık lafları peş peşe sıralayanlar, sosyal gerçeklere de tarihî gelişimin kaderine de karşı çıkarak kendilerine yazık ediyor.100 fikir adamının Hizmet ile ilgili mülâhazalarını okuyacaksınız bu dizide. Aslında bire bir yapılan konuşmalardan derlenmiş güzel bir çalışmanın özeti bu. Tamamını okumak ve seyretmek isterseniz www.zaman.com.tr ve www.irmaktv.com.tr web adreslerinden ulaşabilir ve daha detaylı değerlendirmeleri mütalaa edebilirsiniz. Bu ropörtajların görüntülü halini de her gün Irmak TV’den izleyebilirsiniz. Yazı dizisi boyunca göreceksiniz ki, burada küçük işlerle uğraşıp hayatı çelik çomak oynamaktan ibaret sanmak ve dünya çapında bir hizmeti anlamakta gecikmek büyük bir haksızlığa dönüşüyor. Gelin kulak kesilelim yeryüzü entelektüellerine; Arab’ı, Acem’i, Müslüman’ı, Hıristiyan’ı, Yahudi’si vs. hep aynı şeyi söylüyor ve Hizmet’in cihanşümul mesajına insanlığın ihtiyaç duyduğunu haykırıyor. Umarız ve dua ederiz ki; bu yazı dizisi, yakın körlüğüne yol açan peşin hükümlerimizden bizi bir miktar da olsa uzaklaştırır ve kadirşinas olmanın erdemini bize hatırlatır…
Zaman
En Çok Okunan
07.07.2014
HizmetsevgivekardeşlikiçinçalışıyorHizmet sevgi ve kardeşlik için çalışıyor
Evrensel boyutta bir eğitim projesi
Zaman
07.07.2014
02:00
Hizmet Hareketi’ni ilk olarak, 1990’ların sonlarında, ‘Din ve bilim arasındaki ilişki’ konulu bir panele katıldığım zaman tanıdım.Dinî bir bakış açısıyla, özellikle de Müslüman bir bakış açısıyla sunulan, bilim anlayışı ve bilime verilen değerin büyük etkisi altında kalmıştım. Orada, Dr. Zeki Sarıtoprak ile tanıştım. Kendisinin açılış konuşmasını dinlerken, oradaki insanların hem düşünce ve anlayış seviyeleri hem de din ile bilimi birleştirme kavramı beni oldukça etkiledi. Seçilen konu oldukça ilgimi çekmişti.Hizmet Hareketi ile alakalı genel kanaatim olarak, Hizmet’in günümüz dünyasının lider konumundaki İslamî hareketlerinden birisi olduğunu söyleyebilirim. Aynı zamanda da, hem Türkiye’de hem de Orta Asya gibi diğer Müslüman ülkelerdeki ve günümüzde de Kuzey Amerika’daki etkisinden dolayı, dünya çapındaki başlıca sosyal hareketlerden biridir. Sayın Fethullah Gülen’in ise dünyadaki öncü İslamî düşünürlerden biri olduğunu düşünüyorum. Daha da önemlisi, günümüzdeki Doğu-Batı ayrımı noktasında, önemli bir evrensel şahsiyet olduğu kanaatindeyim.Gerek siyasîler, gerekse dinî şahıslar ya da diğer sosyo-ekonomik etkenler tarafından çizilen o sun’î ayrımları aşmaya gayret eden bir insan kendisi. İnsanlar arasında oluşan mesafeleri kapatmaya gayret ediyor ki insanlar insan olmanın en güzel şeklini temsil edebilsin, manevî olarak kendini geliştirerek insan-ı kâmil noktasına erişebilsin. Bunun yanında, özellikle az gelişmiş bölgelerde, yalnızca fakirlik değil aynı zamanda cehalete karşı bir mücadele olarak eğitimi geliştirme konusunda yapmış olduğu vurgu çok büyük önem arz ediyor. Bildiğiniz üzere, cehalet yanlış anlaşılmalara, fakirliğe, hatta nefrete yol açabiliyor. Daha eğitimli bir toplum için gösterdiği bu çaba hakikaten büyük önem taşıyor.Gülen, ya da Hizmet Hareketi, bir yandan, Kur’an ve Peygamber’in öğretileri gibi temel İslamî kaynaklarla güçlü bir bağı koruyup, kök olarak oradan besleniyor. Aynı zamanda, etrafındaki dünyayı da ihmal etmiyor. İslamiyet’i bu şekilde temsil ediyor. Hizmet Hareketi ve benzeri oluşumların yürüttüğü dinler ve inançlar arası diyalog çalışmalarının günümüz dünyasının gerçekleri karşısında oldukça gerekli olduğuna inanıyorum. İslamiyet ise hiçbir zaman yok sayılan bir din ya da dünya içinde olup biten olaylardan kendini soyutlayan bir din olmamıştır.Sayın Fethullah Gülen’in ve Hizmet Hareketi’nin de bu gerçeği anladığını ve bu yüzden de o zorluğu göğüslemeye istekli olduklarını düşünüyorum; çünkü gerçekten de bir manada zorluğu olan bir iş bu. Diğer yandan, Hizmet okulları ve sunulan eğitim programı, Hareket’in kendisi için çok merkezî bir öneme sahip. Ayrıca, dinî bir hareketin nasıl başarılı olabileceğini göstermesi bakımından bu okulların dikkate değer olduğunu düşünüyorum.Yani, Sayın Fethullah Gülen’in hayalini kurduğu ve açılan okullar ile de hayata geçirilen bu eğitim projesi, yalnızca söz konusu toplumlarda pozitif bir gelişmeye önayak olmakla kalmıyor, onu evrensel boyutlara da taşıyor. Hizmet Hareketi’nin yürütmüş olduğu insanî yardım çalışmaları ve gayretleri de Sayın Fethullah Gülen’in öğretileri içinde oldukça önem taşıyor.(*Avukat, Chicago Loyola Üniversitesi’nde Dinî Çalışmalar dersi veriyor.)
Zaman
Güncel
07.07.2014
EvrenselboyuttabireğitimprojesiEvrensel boyutta bir eğitim projesi
Hizmet, sevgi ve kardeşlik için çalışıyor
Zaman
07.07.2014
02:00
Tarih şahittir ki büyük düşünce hareketleri ve ona öncülük eden kişiler, genelde yakın çevrelerinden vefasızlığa hatta kimi zaman saygısızlığa maruz kalmıştır.Önyargılar, hazımsızlıklar ve kıskançlıklar kimi kişilerin gözlerini âmâ ettiğinden kapılarına kadar gelmiş o güzel muştucuyu görememiş; el ele, kol kola yürümesi gerekenler kendilerini korkunç bir düşmanlığın içinde bulmuştur. Hiçbir büyük dava yoktur ki yakın çevreden anlamsız ve insafsız hakaretlere maruz bırakılmasın. Kara bulutlar dağılınca gerçeklerin ayan beyan ortaya çıkması elbette kaçınılmaz hale gelir. Zira aktüalitenin daracık yorumlarına sıkışıp kara propagandanın oksijensiz atmosferine mahkûm kalanlar gerçeklerin daha net göründüğü bir günde mahcup duruma düşer. Ve yine tarihin mahzun yaprakları şahittir ki, en yakın çevrede anlama gayreti eksikliğine mağlup bir buz dağı oluşurken meseleye uzaklardan bakanlar daha objektif; hatta daha kadirşinas olabilmektedir.Fethullah Gülen Hocaefendi ve onun teşvikleriyle ortaya çıkan Hizmet, tarihin tekerrür ettiği bir kavşakta duruyor bugünlerde. Bir yandan en kaba, en vefasız, en saldırgan hücumlara maruz bırakılırken, diğer yandan taşıdığı evrensel mesajdaki yansımalar nedeniyle dünyanın dört bir yanında takdir ediliyor; özellikle aydınlar arasında, akademik çevrelerde ve sivil toplum öncüleri arasında. Hiçbir benlik hesabı ve ego çatışması yaşamadığı için uzaktan bakan kişilerin Hizmet’i daha derinden anlaması bir avantaj oluştursa da, takdir ve tebcilin asıl sebebi belli noktalarda yoğunlaşıyor. Mesela ‘medeniyetler çatışması’ için hemen herkesin büyük bir hevesle bir kızılca kıyametin etrafında dans edip savaş tam tamları çaldığı bir dönemde Yunus olup yeryüzüne seslenmeyi, Mevlâna olup kardeşlik şarksısı söylemeyi dışarıdaki aydın daha net kavrayabiliyor. Bizdeki bazı kaba saba adamların hoyratlığı, dışarıdaki önyargısız kişilerin kendine esir ve zebun edemiyor. Vakıa, bu ülkenin çok değerli aydınları da meselenin ehemmiyetini görüyor; ancak çoğulcu ve katılımcı demokrasiyi içine sindiremeyenlerin ve herkesi kendine köle gibi görenlerin Hizmet’i anlaması hiç de kolay olmuyor. Ancak dışarıdaki aydınlar, demokrasi tecrübesinin getirdiği avantaj sayesinde Hizmet Hareketi gibi kendi değerlerine sımsıkı bağlı olmanın yanında sivil, demokrat ve özgürlükçü bir sosyal yapının ne kadar kıymetli olduğunun daha bir farkında.Yakından görmekte zorlandığımız sosyal bir gerçeği belki uzaktakilerin gözüyle değerlendirmek gerekiyor. O açıdan baktığımızda Hizmet Hareketi’nin nasıl âlemşümul bir performans sergilediğini, Hocaefendi’nin yeryüzü barışı için ne kadar değerli bir fikir adamı olduğunu anlıyoruz. Burnunun ucunu görmeyenlerin kendi egolarını aşarak engin ve rengin bir ufuk çizgisi yakalamasını beklemiyoruz; ancak küre-i arzın tekekkür burcunda önemli bir bayrak haline gelip sürekli dalgalanan evrensel bir hizmete karşı yerel düşmanlığın ma’şeri vicdanda yer bulamayacağını ve uzun bir mesafe alamayacağını hatırlatmak isteriz. Batı’dan Doğu’ya aydınların sevgi ile bağrına bastığı, her dinden her dilden kanaat önderinin yeryüzü için önemli bir ilham kaynağı olarak gördüğü Hizmet ve Hocaefendi için olmadık lafları peş peşe sıralayanlar, sosyal gerçeklere de tarihî gelişimin kaderine de karşı çıkarak kendilerine yazık ediyor.100 fikir adamının Hizmet ile ilgili mülâhazalarını okuyacaksınız bu dizide. Aslında bire bir yapılan konuşmalardan derlenmiş güzel bir çalışmanın özeti bu. Tamamını okumak ve seyretmek isterseniz www.zaman.com.tr ve www.irmaktv.com.tr web adreslerinden ulaşabilir ve daha detaylı değerlendirmeleri mütalaa edebilirsiniz. Bu ropörtajların görüntülü halini de her gün Irmak TV’den izleyebilirsiniz. Yazı dizisi boyunca göreceksiniz ki, burada küçük işlerle uğraşıp hayatı çelik çomak oynamaktan ibaret sanmak ve dünya çapında bir hizmeti anlamakta gecikmek büyük bir haksızlığa dönüşüyor. Gelin kulak kesilelim yeryüzü entelektüellerine; Arab’ı, Acem’i, Müslüman’ı, Hıristiyan’ı, Yahudi’si vs. hep aynı şeyi söylüyor ve Hizmet’in cihanşümul mesajına insanlığın ihtiyaç duyduğunu haykırıyor. Umarız ve dua ederiz ki; bu yazı dizisi, yakın körlüğüne yol açan peşin hükümlerimizden bizi bir miktar da olsa uzaklaştırır ve kadirşinas olmanın erdemini bize hatırlatır…
Zaman
Güncel
07.07.2014
HizmetsevgivekardeşlikiçinçalışıyorHizmet sevgi ve kardeşlik için çalışıyor
Hizmet, sevgi ve kardeşlik için çalışıyor
Zaman
07.07.2014
02:00
Tarih şahittir ki büyük düşünce hareketleri ve ona öncülük eden kişiler, genelde yakın çevrelerinden vefasızlığa hatta kimi zaman saygısızlığa maruz kalmıştır.Önyargılar, hazımsızlıklar ve kıskançlıklar kimi kişilerin gözlerini âmâ ettiğinden kapılarına kadar gelmiş o güzel muştucuyu görememiş; el ele, kol kola yürümesi gerekenler kendilerini korkunç bir düşmanlığın içinde bulmuştur. Hiçbir büyük dava yoktur ki yakın çevreden anlamsız ve insafsız hakaretlere maruz bırakılmasın. Kara bulutlar dağılınca gerçeklerin ayan beyan ortaya çıkması elbette kaçınılmaz hale gelir. Zira aktüalitenin daracık yorumlarına sıkışıp kara propagandanın oksijensiz atmosferine mahkûm kalanlar gerçeklerin daha net göründüğü bir günde mahcup duruma düşer. Ve yine tarihin mahzun yaprakları şahittir ki, en yakın çevrede anlama gayreti eksikliğine mağlup bir buz dağı oluşurken meseleye uzaklardan bakanlar daha objektif; hatta daha kadirşinas olabilmektedir.Fethullah Gülen Hocaefendi ve onun teşvikleriyle ortaya çıkan Hizmet, tarihin tekerrür ettiği bir kavşakta duruyor bugünlerde. Bir yandan en kaba, en vefasız, en saldırgan hücumlara maruz bırakılırken, diğer yandan taşıdığı evrensel mesajdaki yansımalar nedeniyle dünyanın dört bir yanında takdir ediliyor; özellikle aydınlar arasında, akademik çevrelerde ve sivil toplum öncüleri arasında. Hiçbir benlik hesabı ve ego çatışması yaşamadığı için uzaktan bakan kişilerin Hizmet’i daha derinden anlaması bir avantaj oluştursa da, takdir ve tebcilin asıl sebebi belli noktalarda yoğunlaşıyor. Mesela ‘medeniyetler çatışması’ için hemen herkesin büyük bir hevesle bir kızılca kıyametin etrafında dans edip savaş tam tamları çaldığı bir dönemde Yunus olup yeryüzüne seslenmeyi, Mevlâna olup kardeşlik şarksısı söylemeyi dışarıdaki aydın daha net kavrayabiliyor. Bizdeki bazı kaba saba adamların hoyratlığı, dışarıdaki önyargısız kişilerin kendine esir ve zebun edemiyor. Vakıa, bu ülkenin çok değerli aydınları da meselenin ehemmiyetini görüyor; ancak çoğulcu ve katılımcı demokrasiyi içine sindiremeyenlerin ve herkesi kendine köle gibi görenlerin Hizmet’i anlaması hiç de kolay olmuyor. Ancak dışarıdaki aydınlar, demokrasi tecrübesinin getirdiği avantaj sayesinde Hizmet Hareketi gibi kendi değerlerine sımsıkı bağlı olmanın yanında sivil, demokrat ve özgürlükçü bir sosyal yapının ne kadar kıymetli olduğunun daha bir farkında.Yakından görmekte zorlandığımız sosyal bir gerçeği belki uzaktakilerin gözüyle değerlendirmek gerekiyor. O açıdan baktığımızda Hizmet Hareketi’nin nasıl âlemşümul bir performans sergilediğini, Hocaefendi’nin yeryüzü barışı için ne kadar değerli bir fikir adamı olduğunu anlıyoruz. Burnunun ucunu görmeyenlerin kendi egolarını aşarak engin ve rengin bir ufuk çizgisi yakalamasını beklemiyoruz; ancak küre-i arzın tekekkür burcunda önemli bir bayrak haline gelip sürekli dalgalanan evrensel bir hizmete karşı yerel düşmanlığın ma’şeri vicdanda yer bulamayacağını ve uzun bir mesafe alamayacağını hatırlatmak isteriz. Batı’dan Doğu’ya aydınların sevgi ile bağrına bastığı, her dinden her dilden kanaat önderinin yeryüzü için önemli bir ilham kaynağı olarak gördüğü Hizmet ve Hocaefendi için olmadık lafları peş peşe sıralayanlar, sosyal gerçeklere de tarihî gelişimin kaderine de karşı çıkarak kendilerine yazık ediyor.100 fikir adamının Hizmet ile ilgili mülâhazalarını okuyacaksınız bu dizide. Aslında bire bir yapılan konuşmalardan derlenmiş güzel bir çalışmanın özeti bu. Tamamını okumak ve seyretmek isterseniz www.zaman.com.tr ve www.irmaktv.com.tr web adreslerinden ulaşabilir ve daha detaylı değerlendirmeleri mütalaa edebilirsiniz. Bu ropörtajların görüntülü halini de her gün Irmak TV’den izleyebilirsiniz. Yazı dizisi boyunca göreceksiniz ki, burada küçük işlerle uğraşıp hayatı çelik çomak oynamaktan ibaret sanmak ve dünya çapında bir hizmeti anlamakta gecikmek büyük bir haksızlığa dönüşüyor. Gelin kulak kesilelim yeryüzü entelektüellerine; Arab’ı, Acem’i, Müslüman’ı, Hıristiyan’ı, Yahudi’si vs. hep aynı şeyi söylüyor ve Hizmet’in cihanşümul mesajına insanlığın ihtiyaç duyduğunu haykırıyor. Umarız ve dua ederiz ki; bu yazı dizisi, yakın körlüğüne yol açan peşin hükümlerimizden bizi bir miktar da olsa uzaklaştırır ve kadirşinas olmanın erdemini bize hatırlatır…
Zaman
Ana Sayfa
07.07.2014
HizmetsevgivekardeşlikiçinçalışıyorHizmet sevgi ve kardeşlik için çalışıyor
Aydınlar, Hizmet Hareketi'ni anlatıyor
Zaman
06.07.2014
02:14
Tarih şahittir ki büyük düşünce hareketleri ve ona öncülük eden kişiler, genelde yakın çevrelerinden vefasızlığa hatta kimi zaman saygısızlığa maruz kalmıştır.Önyargılar, hazımsızlıklar ve kıskançlıklar kimi kişilerin gözlerini âmâ ettiğinden kapılarına kadar gelmiş o güzel muştucuyu görememiş; el ele, kol kola yürümesi gerekenler kendilerini korkunç bir düşmanlığın içinde bulmuştur. Hiçbir büyük dava yoktur ki yakın çevreden anlamsız ve insafsız hakaretlere maruz bırakılmasın. Kara bulutlar dağılınca gerçeklerin ayan beyan ortaya çıkması elbette kaçınılmaz hale gelir. Zira aktüalitenin daracık yorumlarına sıkışıp kara propagandanın oksijensiz atmosferine mahkûm kalanlar gerçeklerin daha net göründüğü bir günde mahcup duruma düşer. Ve yine tarihin mahzun yaprakları şahittir ki, en yakın çevrede anlama gayreti eksikliğine mağlup bir buz dağı oluşurken meseleye uzaklardan bakanlar daha objektif; hatta daha kadirşinas olabilmektedir.Fethullah Gülen Hocaefendi ve onun teşvikleriyle ortaya çıkan Hizmet, tarihin tekerrür ettiği bir kavşakta duruyor bugünlerde. Bir yandan en kaba, en vefasız, en saldırgan hücumlara maruz bırakılırken, diğer yandan taşıdığı evrensel mesajdaki yansımalar nedeniyle dünyanın dört bir yanında takdir ediliyor; özellikle aydınlar arasında, akademik çevrelerde ve sivil toplum öncüleri arasında. Hiçbir benlik hesabı ve ego çatışması yaşamadığı için uzaktan bakan kişilerin Hizmet’i daha derinden anlaması bir avantaj oluştursa da, takdir ve tebcilin asıl sebebi belli noktalarda yoğunlaşıyor. Mesela ‘medeniyetler çatışması’ için hemen herkesin büyük bir hevesle bir kızılca kıyametin etrafında dans edip savaş tam tamları çaldığı bir dönemde Yunus olup yeryüzüne seslenmeyi, Mevlâna olup kardeşlik şarksısı söylemeyi dışarıdaki aydın daha net kavrayabiliyor. Bizdeki bazı kaba saba adamların hoyratlığı, dışarıdaki önyargısız kişilerin kendine esir ve zebun edemiyor. Vakıa, bu ülkenin çok değerli aydınları da meselenin ehemmiyetini görüyor; ancak çoğulcu ve katılımcı demokrasiyi içine sindiremeyenlerin ve herkesi kendine köle gibi görenlerin Hizmet’i anlaması hiç de kolay olmuyor. Ancak dışarıdaki aydınlar, demokrasi tecrübesinin getirdiği avantaj sayesinde Hizmet Hareketi gibi kendi değerlerine sımsıkı bağlı olmanın yanında sivil, demokrat ve özgürlükçü bir sosyal yapının ne kadar kıymetli olduğunun daha bir farkında.Yakından görmekte zorlandığımız sosyal bir gerçeği belki uzaktakilerin gözüyle değerlendirmek gerekiyor. O açıdan baktığımızda Hizmet Hareketi’nin nasıl âlemşümul bir performans sergilediğini, Hocaefendi’nin yeryüzü barışı için ne kadar değerli bir fikir adamı olduğunu anlıyoruz. Burnunun ucunu görmeyenlerin kendi egolarını aşarak engin ve rengin bir ufuk çizgisi yakalamasını beklemiyoruz; ancak küre-i arzın tekekkür burcunda önemli bir bayrak haline gelip sürekli dalgalanan evrensel bir hizmete karşı yerel düşmanlığın ma’şeri vicdanda yer bulamayacağını ve uzun bir mesafe alamayacağını hatırlatmak isteriz. Batı’dan Doğu’ya aydınların sevgi ile bağrına bastığı, her dinden her dilden kanaat önderinin yeryüzü için önemli bir ilham kaynağı olarak gördüğü Hizmet ve Hocaefendi için olmadık lafları peş peşe sıralayanlar, sosyal gerçeklere de tarihî gelişimin kaderine de karşı çıkarak kendilerine yazık ediyor.100 fikir adamının Hizmet ile ilgili mülâhazalarını okuyacaksınız bu dizide. Aslında bire bir yapılan konuşmalardan derlenmiş güzel bir çalışmanın özeti bu. Tamamını okumak ve seyretmek isterseniz www.zaman.com.tr ve www.irmaktv.com.tr web adreslerinden ulaşabilir ve daha detaylı değerlendirmeleri mütalaa edebilirsiniz. Bu ropörtajların görüntülü halini de her gün Irmak TV’den izleyebilirsiniz. Yazı dizisi boyunca göreceksiniz ki, burada küçük işlerle uğraşıp hayatı çelik çomak oynamaktan ibaret sanmak ve dünya çapında bir hizmeti anlamakta gecikmek büyük bir haksızlığa dönüşüyor. Gelin kulak kesilelim yeryüzü entelektüellerine; Arab’ı, Acem’i, Müslüman’ı, Hıristiyan’ı, Yahudi’si vs. hep aynı şeyi söylüyor ve Hizmet’in cihanşümul mesajına insanlığın ihtiyaç duyduğunu haykırıyor. Umarız ve dua ederiz ki; bu yazı dizisi, yakın körlüğüne yol açan peşin hükümlerimizden bizi bir miktar da olsa uzaklaştırır ve kadirşinas olmanın erdemini bize hatırlatır…
Zaman
En Çok Okunan
06.07.2014
AydınlarHizmetHareketinianlatıyorAydınlar Hizmet Hareketini anlatıyor
Aydınlar, Hizmet Hareketi'ni anlatıyor
Zaman
06.07.2014
02:07
Tarih şahittir ki büyük düşünce hareketleri ve ona öncülük eden kişiler, genelde yakın çevrelerinden vefasızlığa hatta kimi zaman saygısızlığa maruz kalmıştır.Önyargılar, hazımsızlıklar ve kıskançlıklar kimi kişilerin gözlerini âmâ ettiğinden kapılarına kadar gelmiş o güzel muştucuyu görememiş; el ele, kol kola yürümesi gerekenler kendilerini korkunç bir düşmanlığın içinde bulmuştur. Hiçbir büyük dava yoktur ki yakın çevreden anlamsız ve insafsız hakaretlere maruz bırakılmasın. Kara bulutlar dağılınca gerçeklerin ayan beyan ortaya çıkması elbette kaçınılmaz hale gelir. Zira aktüalitenin daracık yorumlarına sıkışıp kara propagandanın oksijensiz atmosferine mahkûm kalanlar gerçeklerin daha net göründüğü bir günde mahcup duruma düşer. Ve yine tarihin mahzun yaprakları şahittir ki, en yakın çevrede anlama gayreti eksikliğine mağlup bir buz dağı oluşurken meseleye uzaklardan bakanlar daha objektif; hatta daha kadirşinas olabilmektedir.Fethullah Gülen Hocaefendi ve onun teşvikleriyle ortaya çıkan Hizmet, tarihin tekerrür ettiği bir kavşakta duruyor bugünlerde. Bir yandan en kaba, en vefasız, en saldırgan hücumlara maruz bırakılırken, diğer yandan taşıdığı evrensel mesajdaki yansımalar nedeniyle dünyanın dört bir yanında takdir ediliyor; özellikle aydınlar arasında, akademik çevrelerde ve sivil toplum öncüleri arasında. Hiçbir benlik hesabı ve ego çatışması yaşamadığı için uzaktan bakan kişilerin Hizmet’i daha derinden anlaması bir avantaj oluştursa da, takdir ve tebcilin asıl sebebi belli noktalarda yoğunlaşıyor. Mesela ‘medeniyetler çatışması’ için hemen herkesin büyük bir hevesle bir kızılca kıyametin etrafında dans edip savaş tam tamları çaldığı bir dönemde Yunus olup yeryüzüne seslenmeyi, Mevlâna olup kardeşlik şarksısı söylemeyi dışarıdaki aydın daha net kavrayabiliyor. Bizdeki bazı kaba saba adamların hoyratlığı, dışarıdaki önyargısız kişilerin kendine esir ve zebun edemiyor. Vakıa, bu ülkenin çok değerli aydınları da meselenin ehemmiyetini görüyor; ancak çoğulcu ve katılımcı demokrasiyi içine sindiremeyenlerin ve herkesi kendine köle gibi görenlerin Hizmet’i anlaması hiç de kolay olmuyor. Ancak dışarıdaki aydınlar, demokrasi tecrübesinin getirdiği avantaj sayesinde Hizmet Hareketi gibi kendi değerlerine sımsıkı bağlı olmanın yanında sivil, demokrat ve özgürlükçü bir sosyal yapının ne kadar kıymetli olduğunun daha bir farkında.Yakından görmekte zorlandığımız sosyal bir gerçeği belki uzaktakilerin gözüyle değerlendirmek gerekiyor. O açıdan baktığımızda Hizmet Hareketi’nin nasıl âlemşümul bir performans sergilediğini, Hocaefendi’nin yeryüzü barışı için ne kadar değerli bir fikir adamı olduğunu anlıyoruz. Burnunun ucunu görmeyenlerin kendi egolarını aşarak engin ve rengin bir ufuk çizgisi yakalamasını beklemiyoruz; ancak küre-i arzın tekekkür burcunda önemli bir bayrak haline gelip sürekli dalgalanan evrensel bir hizmete karşı yerel düşmanlığın ma’şeri vicdanda yer bulamayacağını ve uzun bir mesafe alamayacağını hatırlatmak isteriz. Batı’dan Doğu’ya aydınların sevgi ile bağrına bastığı, her dinden her dilden kanaat önderinin yeryüzü için önemli bir ilham kaynağı olarak gördüğü Hizmet ve Hocaefendi için olmadık lafları peş peşe sıralayanlar, sosyal gerçeklere de tarihî gelişimin kaderine de karşı çıkarak kendilerine yazık ediyor.100 fikir adamının Hizmet ile ilgili mülâhazalarını okuyacaksınız bu dizide. Aslında bire bir yapılan konuşmalardan derlenmiş güzel bir çalışmanın özeti bu. Tamamını okumak ve seyretmek isterseniz www.zaman.com.tr ve www.irmaktv.com.tr web adreslerinden ulaşabilir ve daha detaylı değerlendirmeleri mütalaa edebilirsiniz. Bu ropörtajların görüntülü halini de her gün Irmak TV’den izleyebilirsiniz. Yazı dizisi boyunca göreceksiniz ki, burada küçük işlerle uğraşıp hayatı çelik çomak oynamaktan ibaret sanmak ve dünya çapında bir hizmeti anlamakta gecikmek büyük bir haksızlığa dönüşüyor. Gelin kulak kesilelim yeryüzü entelektüellerine; Arab’ı, Acem’i, Müslüman’ı, Hıristiyan’ı, Yahudi’si vs. hep aynı şeyi söylüyor ve Hizmet’in cihanşümul mesajına insanlığın ihtiyaç duyduğunu haykırıyor. Umarız ve dua ederiz ki; bu yazı dizisi, yakın körlüğüne yol açan peşin hükümlerimizden bizi bir miktar da olsa uzaklaştırır ve kadirşinas olmanın erdemini bize hatırlatır…
Zaman
Güncel
06.07.2014
AydınlarHizmetHareketinianlatıyorAydınlar Hizmet Hareketini anlatıyor
Aydınlar, Hizmet Hareketi'ni anlatıyor
Zaman
06.07.2014
02:07
Tarih şahittir ki büyük düşünce hareketleri ve ona öncülük eden kişiler, genelde yakın çevrelerinden vefasızlığa hatta kimi zaman saygısızlığa maruz kalmıştır.Önyargılar, hazımsızlıklar ve kıskançlıklar kimi kişilerin gözlerini âmâ ettiğinden kapılarına kadar gelmiş o güzel muştucuyu görememiş; el ele, kol kola yürümesi gerekenler kendilerini korkunç bir düşmanlığın içinde bulmuştur. Hiçbir büyük dava yoktur ki yakın çevreden anlamsız ve insafsız hakaretlere maruz bırakılmasın. Kara bulutlar dağılınca gerçeklerin ayan beyan ortaya çıkması elbette kaçınılmaz hale gelir. Zira aktüalitenin daracık yorumlarına sıkışıp kara propagandanın oksijensiz atmosferine mahkûm kalanlar gerçeklerin daha net göründüğü bir günde mahcup duruma düşer. Ve yine tarihin mahzun yaprakları şahittir ki, en yakın çevrede anlama gayreti eksikliğine mağlup bir buz dağı oluşurken meseleye uzaklardan bakanlar daha objektif; hatta daha kadirşinas olabilmektedir.Fethullah Gülen Hocaefendi ve onun teşvikleriyle ortaya çıkan Hizmet, tarihin tekerrür ettiği bir kavşakta duruyor bugünlerde. Bir yandan en kaba, en vefasız, en saldırgan hücumlara maruz bırakılırken, diğer yandan taşıdığı evrensel mesajdaki yansımalar nedeniyle dünyanın dört bir yanında takdir ediliyor; özellikle aydınlar arasında, akademik çevrelerde ve sivil toplum öncüleri arasında. Hiçbir benlik hesabı ve ego çatışması yaşamadığı için uzaktan bakan kişilerin Hizmet’i daha derinden anlaması bir avantaj oluştursa da, takdir ve tebcilin asıl sebebi belli noktalarda yoğunlaşıyor. Mesela ‘medeniyetler çatışması’ için hemen herkesin büyük bir hevesle bir kızılca kıyametin etrafında dans edip savaş tam tamları çaldığı bir dönemde Yunus olup yeryüzüne seslenmeyi, Mevlâna olup kardeşlik şarksısı söylemeyi dışarıdaki aydın daha net kavrayabiliyor. Bizdeki bazı kaba saba adamların hoyratlığı, dışarıdaki önyargısız kişilerin kendine esir ve zebun edemiyor. Vakıa, bu ülkenin çok değerli aydınları da meselenin ehemmiyetini görüyor; ancak çoğulcu ve katılımcı demokrasiyi içine sindiremeyenlerin ve herkesi kendine köle gibi görenlerin Hizmet’i anlaması hiç de kolay olmuyor. Ancak dışarıdaki aydınlar, demokrasi tecrübesinin getirdiği avantaj sayesinde Hizmet Hareketi gibi kendi değerlerine sımsıkı bağlı olmanın yanında sivil, demokrat ve özgürlükçü bir sosyal yapının ne kadar kıymetli olduğunun daha bir farkında.Yakından görmekte zorlandığımız sosyal bir gerçeği belki uzaktakilerin gözüyle değerlendirmek gerekiyor. O açıdan baktığımızda Hizmet Hareketi’nin nasıl âlemşümul bir performans sergilediğini, Hocaefendi’nin yeryüzü barışı için ne kadar değerli bir fikir adamı olduğunu anlıyoruz. Burnunun ucunu görmeyenlerin kendi egolarını aşarak engin ve rengin bir ufuk çizgisi yakalamasını beklemiyoruz; ancak küre-i arzın tekekkür burcunda önemli bir bayrak haline gelip sürekli dalgalanan evrensel bir hizmete karşı yerel düşmanlığın ma’şeri vicdanda yer bulamayacağını ve uzun bir mesafe alamayacağını hatırlatmak isteriz. Batı’dan Doğu’ya aydınların sevgi ile bağrına bastığı, her dinden her dilden kanaat önderinin yeryüzü için önemli bir ilham kaynağı olarak gördüğü Hizmet ve Hocaefendi için olmadık lafları peş peşe sıralayanlar, sosyal gerçeklere de tarihî gelişimin kaderine de karşı çıkarak kendilerine yazık ediyor.100 fikir adamının Hizmet ile ilgili mülâhazalarını okuyacaksınız bu dizide. Aslında bire bir yapılan konuşmalardan derlenmiş güzel bir çalışmanın özeti bu. Tamamını okumak ve seyretmek isterseniz www.zaman.com.tr ve www.irmaktv.com.tr web adreslerinden ulaşabilir ve daha detaylı değerlendirmeleri mütalaa edebilirsiniz. Bu ropörtajların görüntülü halini de her gün Irmak TV’den izleyebilirsiniz. Yazı dizisi boyunca göreceksiniz ki, burada küçük işlerle uğraşıp hayatı çelik çomak oynamaktan ibaret sanmak ve dünya çapında bir hizmeti anlamakta gecikmek büyük bir haksızlığa dönüşüyor. Gelin kulak kesilelim yeryüzü entelektüellerine; Arab’ı, Acem’i, Müslüman’ı, Hıristiyan’ı, Yahudi’si vs. hep aynı şeyi söylüyor ve Hizmet’in cihanşümul mesajına insanlığın ihtiyaç duyduğunu haykırıyor. Umarız ve dua ederiz ki; bu yazı dizisi, yakın körlüğüne yol açan peşin hükümlerimizden bizi bir miktar da olsa uzaklaştırır ve kadirşinas olmanın erdemini bize hatırlatır…
Zaman
Ana Sayfa
06.07.2014
AydınlarHizmetHareketinianlatıyorAydınlar Hizmet Hareketini anlatıyor
Doğu'lu ve Batı'lı aydınlar Hizmet'i anlatıyor
Zaman
05.07.2014
02:23
Tarih şahittir ki büyük düşünce hareketleri ve ona öncülük eden kişiler, genelde yakın çevrelerinden vefasızlığa hatta kimi zaman saygısızlığa maruz kalmıştır.Önyargılar, hazımsızlıklar ve kıskançlıklar kimi kişilerin gözlerini âmâ ettiğinden kapılarına kadar gelmiş o güzel muştucuyu görememiş; el ele, kol kola yürümesi gerekenler kendilerini korkunç bir düşmanlığın içinde bulmuştur. Hiçbir büyük dava yoktur ki yakın çevreden anlamsız ve insafsız hakaretlere maruz bırakılmasın. Kara bulutlar dağılınca gerçeklerin ayan beyan ortaya çıkması elbette kaçınılmaz hale gelir. Zira aktüalitenin daracık yorumlarına sıkışıp kara propagandanın oksijensiz atmosferine mahkûm kalanlar gerçeklerin daha net göründüğü bir günde mahcup duruma düşer. Ve yine tarihin mahzun yaprakları şahittir ki, en yakın çevrede anlama gayreti eksikliğine mağlup bir buz dağı oluşurken meseleye uzaklardan bakanlar daha objektif; hatta daha kadirşinas olabilmektedir.Fethullah Gülen Hocaefendi ve onun teşvikleriyle ortaya çıkan Hizmet, tarihin tekerrür ettiği bir kavşakta duruyor bugünlerde. Bir yandan en kaba, en vefasız, en saldırgan hücumlara maruz bırakılırken, diğer yandan taşıdığı evrensel mesajdaki yansımalar nedeniyle dünyanın dört bir yanında takdir ediliyor; özellikle aydınlar arasında, akademik çevrelerde ve sivil toplum öncüleri arasında. Hiçbir benlik hesabı ve ego çatışması yaşamadığı için uzaktan bakan kişilerin Hizmet’i daha derinden anlaması bir avantaj oluştursa da, takdir ve tebcilin asıl sebebi belli noktalarda yoğunlaşıyor. Mesela ‘medeniyetler çatışması’ için hemen herkesin büyük bir hevesle bir kızılca kıyametin etrafında dans edip savaş tam tamları çaldığı bir dönemde Yunus olup yeryüzüne seslenmeyi, Mevlâna olup kardeşlik şarksısı söylemeyi dışarıdaki aydın daha net kavrayabiliyor. Bizdeki bazı kaba saba adamların hoyratlığı, dışarıdaki önyargısız kişilerin kendine esir ve zebun edemiyor. Vakıa, bu ülkenin çok değerli aydınları da meselenin ehemmiyetini görüyor; ancak çoğulcu ve katılımcı demokrasiyi içine sindiremeyenlerin ve herkesi kendine köle gibi görenlerin Hizmet’i anlaması hiç de kolay olmuyor. Ancak dışarıdaki aydınlar, demokrasi tecrübesinin getirdiği avantaj sayesinde Hizmet Hareketi gibi kendi değerlerine sımsıkı bağlı olmanın yanında sivil, demokrat ve özgürlükçü bir sosyal yapının ne kadar kıymetli olduğunun daha bir farkında.Yakından görmekte zorlandığımız sosyal bir gerçeği belki uzaktakilerin gözüyle değerlendirmek gerekiyor. O açıdan baktığımızda Hizmet Hareketi’nin nasıl âlemşümul bir performans sergilediğini, Hocaefendi’nin yeryüzü barışı için ne kadar değerli bir fikir adamı olduğunu anlıyoruz. Burnunun ucunu görmeyenlerin kendi egolarını aşarak engin ve rengin bir ufuk çizgisi yakalamasını beklemiyoruz; ancak küre-i arzın tekekkür burcunda önemli bir bayrak haline gelip sürekli dalgalanan evrensel bir hizmete karşı yerel düşmanlığın ma’şeri vicdanda yer bulamayacağını ve uzun bir mesafe alamayacağını hatırlatmak isteriz. Batı’dan Doğu’ya aydınların sevgi ile bağrına bastığı, her dinden her dilden kanaat önderinin yeryüzü için önemli bir ilham kaynağı olarak gördüğü Hizmet ve Hocaefendi için olmadık lafları peş peşe sıralayanlar, sosyal gerçeklere de tarihî gelişimin kaderine de karşı çıkarak kendilerine yazık ediyor.100 fikir adamının Hizmet ile ilgili mülâhazalarını okuyacaksınız bu dizide. Aslında bire bir yapılan konuşmalardan derlenmiş güzel bir çalışmanın özeti bu. Tamamını okumak ve seyretmek isterseniz www.zaman.com.tr ve www.irmaktv.com.tr web adreslerinden ulaşabilir ve daha detaylı değerlendirmeleri mütalaa edebilirsiniz. Bu ropörtajların görüntülü halini de her gün Irmak TV’den izleyebilirsiniz. Yazı dizisi boyunca göreceksiniz ki, burada küçük işlerle uğraşıp hayatı çelik çomak oynamaktan ibaret sanmak ve dünya çapında bir hizmeti anlamakta gecikmek büyük bir haksızlığa dönüşüyor. Gelin kulak kesilelim yeryüzü entelektüellerine; Arab’ı, Acem’i, Müslüman’ı, Hıristiyan’ı, Yahudi’si vs. hep aynı şeyi söylüyor ve Hizmet’in cihanşümul mesajına insanlığın ihtiyaç duyduğunu haykırıyor. Umarız ve dua ederiz ki; bu yazı dizisi, yakın körlüğüne yol açan peşin hükümlerimizden bizi bir miktar da olsa uzaklaştırır ve kadirşinas olmanın erdemini bize hatırlatır…
Zaman
En Çok Okunan
05.07.2014
DoğuluveBatılıaydınlarHizmetianlatıyorDoğulu ve Batılı aydınlar Hizmeti anlatıyor
Doğu'lu ve Batı'lı aydınlar Hizmet'i anlatıyor
Zaman
05.07.2014
02:00
Tarih şahittir ki büyük düşünce hareketleri ve ona öncülük eden kişiler, genelde yakın çevrelerinden vefasızlığa hatta kimi zaman saygısızlığa maruz kalmıştır.Önyargılar, hazımsızlıklar ve kıskançlıklar kimi kişilerin gözlerini âmâ ettiğinden kapılarına kadar gelmiş o güzel muştucuyu görememiş; el ele, kol kola yürümesi gerekenler kendilerini korkunç bir düşmanlığın içinde bulmuştur. Hiçbir büyük dava yoktur ki yakın çevreden anlamsız ve insafsız hakaretlere maruz bırakılmasın. Kara bulutlar dağılınca gerçeklerin ayan beyan ortaya çıkması elbette kaçınılmaz hale gelir. Zira aktüalitenin daracık yorumlarına sıkışıp kara propagandanın oksijensiz atmosferine mahkûm kalanlar gerçeklerin daha net göründüğü bir günde mahcup duruma düşer. Ve yine tarihin mahzun yaprakları şahittir ki, en yakın çevrede anlama gayreti eksikliğine mağlup bir buz dağı oluşurken meseleye uzaklardan bakanlar daha objektif; hatta daha kadirşinas olabilmektedir.Fethullah Gülen Hocaefendi ve onun teşvikleriyle ortaya çıkan Hizmet, tarihin tekerrür ettiği bir kavşakta duruyor bugünlerde. Bir yandan en kaba, en vefasız, en saldırgan hücumlara maruz bırakılırken, diğer yandan taşıdığı evrensel mesajdaki yansımalar nedeniyle dünyanın dört bir yanında takdir ediliyor; özellikle aydınlar arasında, akademik çevrelerde ve sivil toplum öncüleri arasında. Hiçbir benlik hesabı ve ego çatışması yaşamadığı için uzaktan bakan kişilerin Hizmet’i daha derinden anlaması bir avantaj oluştursa da, takdir ve tebcilin asıl sebebi belli noktalarda yoğunlaşıyor. Mesela ‘medeniyetler çatışması’ için hemen herkesin büyük bir hevesle bir kızılca kıyametin etrafında dans edip savaş tam tamları çaldığı bir dönemde Yunus olup yeryüzüne seslenmeyi, Mevlâna olup kardeşlik şarksısı söylemeyi dışarıdaki aydın daha net kavrayabiliyor. Bizdeki bazı kaba saba adamların hoyratlığı, dışarıdaki önyargısız kişilerin kendine esir ve zebun edemiyor. Vakıa, bu ülkenin çok değerli aydınları da meselenin ehemmiyetini görüyor; ancak çoğulcu ve katılımcı demokrasiyi içine sindiremeyenlerin ve herkesi kendine köle gibi görenlerin Hizmet’i anlaması hiç de kolay olmuyor. Ancak dışarıdaki aydınlar, demokrasi tecrübesinin getirdiği avantaj sayesinde Hizmet Hareketi gibi kendi değerlerine sımsıkı bağlı olmanın yanında sivil, demokrat ve özgürlükçü bir sosyal yapının ne kadar kıymetli olduğunun daha bir farkında.Yakından görmekte zorlandığımız sosyal bir gerçeği belki uzaktakilerin gözüyle değerlendirmek gerekiyor. O açıdan baktığımızda Hizmet Hareketi’nin nasıl âlemşümul bir performans sergilediğini, Hocaefendi’nin yeryüzü barışı için ne kadar değerli bir fikir adamı olduğunu anlıyoruz. Burnunun ucunu görmeyenlerin kendi egolarını aşarak engin ve rengin bir ufuk çizgisi yakalamasını beklemiyoruz; ancak küre-i arzın tekekkür burcunda önemli bir bayrak haline gelip sürekli dalgalanan evrensel bir hizmete karşı yerel düşmanlığın ma’şeri vicdanda yer bulamayacağını ve uzun bir mesafe alamayacağını hatırlatmak isteriz. Batı’dan Doğu’ya aydınların sevgi ile bağrına bastığı, her dinden her dilden kanaat önderinin yeryüzü için önemli bir ilham kaynağı olarak gördüğü Hizmet ve Hocaefendi için olmadık lafları peş peşe sıralayanlar, sosyal gerçeklere de tarihî gelişimin kaderine de karşı çıkarak kendilerine yazık ediyor.100 fikir adamının Hizmet ile ilgili mülâhazalarını okuyacaksınız bu dizide. Aslında bire bir yapılan konuşmalardan derlenmiş güzel bir çalışmanın özeti bu. Tamamını okumak ve seyretmek isterseniz www.zaman.com.tr ve www.irmaktv.com.tr web adreslerinden ulaşabilir ve daha detaylı değerlendirmeleri mütalaa edebilirsiniz. Bu ropörtajların görüntülü halini de her gün Irmak TV’den izleyebilirsiniz. Yazı dizisi boyunca göreceksiniz ki, burada küçük işlerle uğraşıp hayatı çelik çomak oynamaktan ibaret sanmak ve dünya çapında bir hizmeti anlamakta gecikmek büyük bir haksızlığa dönüşüyor. Gelin kulak kesilelim yeryüzü entelektüellerine; Arab’ı, Acem’i, Müslüman’ı, Hıristiyan’ı, Yahudi’si vs. hep aynı şeyi söylüyor ve Hizmet’in cihanşümul mesajına insanlığın ihtiyaç duyduğunu haykırıyor. Umarız ve dua ederiz ki; bu yazı dizisi, yakın körlüğüne yol açan peşin hükümlerimizden bizi bir miktar da olsa uzaklaştırır ve kadirşinas olmanın erdemini bize hatırlatır…
Zaman
Güncel
05.07.2014
DoğuluveBatılıaydınlarHizmetianlatıyorDoğulu ve Batılı aydınlar Hizmeti anlatıyor
Doğu'lu ve Batı'lı aydınlar Hizmet'i anlatıyor
Zaman
05.07.2014
02:00
Tarih şahittir ki büyük düşünce hareketleri ve ona öncülük eden kişiler, genelde yakın çevrelerinden vefasızlığa hatta kimi zaman saygısızlığa maruz kalmıştır.Önyargılar, hazımsızlıklar ve kıskançlıklar kimi kişilerin gözlerini âmâ ettiğinden kapılarına kadar gelmiş o güzel muştucuyu görememiş; el ele, kol kola yürümesi gerekenler kendilerini korkunç bir düşmanlığın içinde bulmuştur. Hiçbir büyük dava yoktur ki yakın çevreden anlamsız ve insafsız hakaretlere maruz bırakılmasın. Kara bulutlar dağılınca gerçeklerin ayan beyan ortaya çıkması elbette kaçınılmaz hale gelir. Zira aktüalitenin daracık yorumlarına sıkışıp kara propagandanın oksijensiz atmosferine mahkûm kalanlar gerçeklerin daha net göründüğü bir günde mahcup duruma düşer. Ve yine tarihin mahzun yaprakları şahittir ki, en yakın çevrede anlama gayreti eksikliğine mağlup bir buz dağı oluşurken meseleye uzaklardan bakanlar daha objektif; hatta daha kadirşinas olabilmektedir.Fethullah Gülen Hocaefendi ve onun teşvikleriyle ortaya çıkan Hizmet, tarihin tekerrür ettiği bir kavşakta duruyor bugünlerde. Bir yandan en kaba, en vefasız, en saldırgan hücumlara maruz bırakılırken, diğer yandan taşıdığı evrensel mesajdaki yansımalar nedeniyle dünyanın dört bir yanında takdir ediliyor; özellikle aydınlar arasında, akademik çevrelerde ve sivil toplum öncüleri arasında. Hiçbir benlik hesabı ve ego çatışması yaşamadığı için uzaktan bakan kişilerin Hizmet’i daha derinden anlaması bir avantaj oluştursa da, takdir ve tebcilin asıl sebebi belli noktalarda yoğunlaşıyor. Mesela ‘medeniyetler çatışması’ için hemen herkesin büyük bir hevesle bir kızılca kıyametin etrafında dans edip savaş tam tamları çaldığı bir dönemde Yunus olup yeryüzüne seslenmeyi, Mevlâna olup kardeşlik şarksısı söylemeyi dışarıdaki aydın daha net kavrayabiliyor. Bizdeki bazı kaba saba adamların hoyratlığı, dışarıdaki önyargısız kişilerin kendine esir ve zebun edemiyor. Vakıa, bu ülkenin çok değerli aydınları da meselenin ehemmiyetini görüyor; ancak çoğulcu ve katılımcı demokrasiyi içine sindiremeyenlerin ve herkesi kendine köle gibi görenlerin Hizmet’i anlaması hiç de kolay olmuyor. Ancak dışarıdaki aydınlar, demokrasi tecrübesinin getirdiği avantaj sayesinde Hizmet Hareketi gibi kendi değerlerine sımsıkı bağlı olmanın yanında sivil, demokrat ve özgürlükçü bir sosyal yapının ne kadar kıymetli olduğunun daha bir farkında.Yakından görmekte zorlandığımız sosyal bir gerçeği belki uzaktakilerin gözüyle değerlendirmek gerekiyor. O açıdan baktığımızda Hizmet Hareketi’nin nasıl âlemşümul bir performans sergilediğini, Hocaefendi’nin yeryüzü barışı için ne kadar değerli bir fikir adamı olduğunu anlıyoruz. Burnunun ucunu görmeyenlerin kendi egolarını aşarak engin ve rengin bir ufuk çizgisi yakalamasını beklemiyoruz; ancak küre-i arzın tekekkür burcunda önemli bir bayrak haline gelip sürekli dalgalanan evrensel bir hizmete karşı yerel düşmanlığın ma’şeri vicdanda yer bulamayacağını ve uzun bir mesafe alamayacağını hatırlatmak isteriz. Batı’dan Doğu’ya aydınların sevgi ile bağrına bastığı, her dinden her dilden kanaat önderinin yeryüzü için önemli bir ilham kaynağı olarak gördüğü Hizmet ve Hocaefendi için olmadık lafları peş peşe sıralayanlar, sosyal gerçeklere de tarihî gelişimin kaderine de karşı çıkarak kendilerine yazık ediyor.100 fikir adamının Hizmet ile ilgili mülâhazalarını okuyacaksınız bu dizide. Aslında bire bir yapılan konuşmalardan derlenmiş güzel bir çalışmanın özeti bu. Tamamını okumak ve seyretmek isterseniz www.zaman.com.tr ve www.irmaktv.com.tr web adreslerinden ulaşabilir ve daha detaylı değerlendirmeleri mütalaa edebilirsiniz. Bu ropörtajların görüntülü halini de her gün Irmak TV’den izleyebilirsiniz. Yazı dizisi boyunca göreceksiniz ki, burada küçük işlerle uğraşıp hayatı çelik çomak oynamaktan ibaret sanmak ve dünya çapında bir hizmeti anlamakta gecikmek büyük bir haksızlığa dönüşüyor. Gelin kulak kesilelim yeryüzü entelektüellerine; Arab’ı, Acem’i, Müslüman’ı, Hıristiyan’ı, Yahudi’si vs. hep aynı şeyi söylüyor ve Hizmet’in cihanşümul mesajına insanlığın ihtiyaç duyduğunu haykırıyor. Umarız ve dua ederiz ki; bu yazı dizisi, yakın körlüğüne yol açan peşin hükümlerimizden bizi bir miktar da olsa uzaklaştırır ve kadirşinas olmanın erdemini bize hatırlatır…
Zaman
Ana Sayfa
05.07.2014
DoğuluveBatılıaydınlarHizmetianlatıyorDoğulu ve Batılı aydınlar Hizmeti anlatıyor
Doğu'lu ve Batı'lı aydınlar Hizmet'i anlatıyor
Zaman
04.07.2014
02:00
Tarih şahittir ki büyük düşünce hareketleri ve ona öncülük eden kişiler, genelde yakın çevrelerinden vefasızlığa hatta kimi zaman saygısızlığa maruz kalmıştır.Önyargılar, hazımsızlıklar ve kıskançlıklar kimi kişilerin gözlerini âmâ ettiğinden kapılarına kadar gelmiş o güzel muştucuyu görememiş; el ele, kol kola yürümesi gerekenler kendilerini korkunç bir düşmanlığın içinde bulmuştur. Hiçbir büyük dava yoktur ki yakın çevreden anlamsız ve insafsız hakaretlere maruz bırakılmasın. Kara bulutlar dağılınca gerçeklerin ayan beyan ortaya çıkması elbette kaçınılmaz hale gelir. Zira aktüalitenin daracık yorumlarına sıkışıp kara propagandanın oksijensiz atmosferine mahkûm kalanlar gerçeklerin daha net göründüğü bir günde mahcup duruma düşer. Ve yine tarihin mahzun yaprakları şahittir ki, en yakın çevrede anlama gayreti eksikliğine mağlup bir buz dağı oluşurken meseleye uzaklardan bakanlar daha objektif; hatta daha kadirşinas olabilmektedir.Fethullah Gülen Hocaefendi ve onun teşvikleriyle ortaya çıkan Hizmet, tarihin tekerrür ettiği bir kavşakta duruyor bugünlerde. Bir yandan en kaba, en vefasız, en saldırgan hücumlara maruz bırakılırken, diğer yandan taşıdığı evrensel mesajdaki yansımalar nedeniyle dünyanın dört bir yanında takdir ediliyor; özellikle aydınlar arasında, akademik çevrelerde ve sivil toplum öncüleri arasında. Hiçbir benlik hesabı ve ego çatışması yaşamadığı için uzaktan bakan kişilerin Hizmet’i daha derinden anlaması bir avantaj oluştursa da, takdir ve tebcilin asıl sebebi belli noktalarda yoğunlaşıyor. Mesela ‘medeniyetler çatışması’ için hemen herkesin büyük bir hevesle bir kızılca kıyametin etrafında dans edip savaş tam tamları çaldığı bir dönemde Yunus olup yeryüzüne seslenmeyi, Mevlâna olup kardeşlik şarksısı söylemeyi dışarıdaki aydın daha net kavrayabiliyor. Bizdeki bazı kaba saba adamların hoyratlığı, dışarıdaki önyargısız kişilerin kendine esir ve zebun edemiyor. Vakıa, bu ülkenin çok değerli aydınları da meselenin ehemmiyetini görüyor; ancak çoğulcu ve katılımcı demokrasiyi içine sindiremeyenlerin ve herkesi kendine köle gibi görenlerin Hizmet’i anlaması hiç de kolay olmuyor. Ancak dışarıdaki aydınlar, demokrasi tecrübesinin getirdiği avantaj sayesinde Hizmet Hareketi gibi kendi değerlerine sımsıkı bağlı olmanın yanında sivil, demokrat ve özgürlükçü bir sosyal yapının ne kadar kıymetli olduğunun daha bir farkında.Yakından görmekte zorlandığımız sosyal bir gerçeği belki uzaktakilerin gözüyle değerlendirmek gerekiyor. O açıdan baktığımızda Hizmet Hareketi’nin nasıl âlemşümul bir performans sergilediğini, Hocaefendi’nin yeryüzü barışı için ne kadar değerli bir fikir adamı olduğunu anlıyoruz. Burnunun ucunu görmeyenlerin kendi egolarını aşarak engin ve rengin bir ufuk çizgisi yakalamasını beklemiyoruz; ancak küre-i arzın tekekkür burcunda önemli bir bayrak haline gelip sürekli dalgalanan evrensel bir hizmete karşı yerel düşmanlığın ma’şeri vicdanda yer bulamayacağını ve uzun bir mesafe alamayacağını hatırlatmak isteriz. Batı’dan Doğu’ya aydınların sevgi ile bağrına bastığı, her dinden her dilden kanaat önderinin yeryüzü için önemli bir ilham kaynağı olarak gördüğü Hizmet ve Hocaefendi için olmadık lafları peş peşe sıralayanlar, sosyal gerçeklere de tarihî gelişimin kaderine de karşı çıkarak kendilerine yazık ediyor.100 fikir adamının Hizmet ile ilgili mülâhazalarını okuyacaksınız bu dizide. Aslında bire bir yapılan konuşmalardan derlenmiş güzel bir çalışmanın özeti bu. Tamamını okumak ve seyretmek isterseniz www.zaman.com.tr ve www.irmaktv.com.tr web adreslerinden ulaşabilir ve daha detaylı değerlendirmeleri mütalaa edebilirsiniz. Bu ropörtajların görüntülü halini de her gün Irmak TV’den izleyebilirsiniz. Yazı dizisi boyunca göreceksiniz ki, burada küçük işlerle uğraşıp hayatı çelik çomak oynamaktan ibaret sanmak ve dünya çapında bir hizmeti anlamakta gecikmek büyük bir haksızlığa dönüşüyor. Gelin kulak kesilelim yeryüzü entelektüellerine; Arab’ı, Acem’i, Müslüman’ı, Hıristiyan’ı, Yahudi’si vs. hep aynı şeyi söylüyor ve Hizmet’in cihanşümul mesajına insanlığın ihtiyaç duyduğunu haykırıyor. Umarız ve dua ederiz ki; bu yazı dizisi, yakın körlüğüne yol açan peşin hükümlerimizden bizi bir miktar da olsa uzaklaştırır ve kadirşinas olmanın erdemini bize hatırlatır…
Zaman
Güncel
04.07.2014
DoğuluveBatılıaydınlarHizmetianlatıyorDoğulu ve Batılı aydınlar Hizmeti anlatıyor
Doğu'lu ve Batı'lı aydınlar Hizmet'i anlatıyor
Zaman
04.07.2014
02:00
Tarih şahittir ki büyük düşünce hareketleri ve ona öncülük eden kişiler, genelde yakın çevrelerinden vefasızlığa hatta kimi zaman saygısızlığa maruz kalmıştır.Önyargılar, hazımsızlıklar ve kıskançlıklar kimi kişilerin gözlerini âmâ ettiğinden kapılarına kadar gelmiş o güzel muştucuyu görememiş; el ele, kol kola yürümesi gerekenler kendilerini korkunç bir düşmanlığın içinde bulmuştur. Hiçbir büyük dava yoktur ki yakın çevreden anlamsız ve insafsız hakaretlere maruz bırakılmasın. Kara bulutlar dağılınca gerçeklerin ayan beyan ortaya çıkması elbette kaçınılmaz hale gelir. Zira aktüalitenin daracık yorumlarına sıkışıp kara propagandanın oksijensiz atmosferine mahkûm kalanlar gerçeklerin daha net göründüğü bir günde mahcup duruma düşer. Ve yine tarihin mahzun yaprakları şahittir ki, en yakın çevrede anlama gayreti eksikliğine mağlup bir buz dağı oluşurken meseleye uzaklardan bakanlar daha objektif; hatta daha kadirşinas olabilmektedir.Fethullah Gülen Hocaefendi ve onun teşvikleriyle ortaya çıkan Hizmet, tarihin tekerrür ettiği bir kavşakta duruyor bugünlerde. Bir yandan en kaba, en vefasız, en saldırgan hücumlara maruz bırakılırken, diğer yandan taşıdığı evrensel mesajdaki yansımalar nedeniyle dünyanın dört bir yanında takdir ediliyor; özellikle aydınlar arasında, akademik çevrelerde ve sivil toplum öncüleri arasında. Hiçbir benlik hesabı ve ego çatışması yaşamadığı için uzaktan bakan kişilerin Hizmet’i daha derinden anlaması bir avantaj oluştursa da, takdir ve tebcilin asıl sebebi belli noktalarda yoğunlaşıyor. Mesela ‘medeniyetler çatışması’ için hemen herkesin büyük bir hevesle bir kızılca kıyametin etrafında dans edip savaş tam tamları çaldığı bir dönemde Yunus olup yeryüzüne seslenmeyi, Mevlâna olup kardeşlik şarksısı söylemeyi dışarıdaki aydın daha net kavrayabiliyor. Bizdeki bazı kaba saba adamların hoyratlığı, dışarıdaki önyargısız kişilerin kendine esir ve zebun edemiyor. Vakıa, bu ülkenin çok değerli aydınları da meselenin ehemmiyetini görüyor; ancak çoğulcu ve katılımcı demokrasiyi içine sindiremeyenlerin ve herkesi kendine köle gibi görenlerin Hizmet’i anlaması hiç de kolay olmuyor. Ancak dışarıdaki aydınlar, demokrasi tecrübesinin getirdiği avantaj sayesinde Hizmet Hareketi gibi kendi değerlerine sımsıkı bağlı olmanın yanında sivil, demokrat ve özgürlükçü bir sosyal yapının ne kadar kıymetli olduğunun daha bir farkında.Yakından görmekte zorlandığımız sosyal bir gerçeği belki uzaktakilerin gözüyle değerlendirmek gerekiyor. O açıdan baktığımızda Hizmet Hareketi’nin nasıl âlemşümul bir performans sergilediğini, Hocaefendi’nin yeryüzü barışı için ne kadar değerli bir fikir adamı olduğunu anlıyoruz. Burnunun ucunu görmeyenlerin kendi egolarını aşarak engin ve rengin bir ufuk çizgisi yakalamasını beklemiyoruz; ancak küre-i arzın tekekkür burcunda önemli bir bayrak haline gelip sürekli dalgalanan evrensel bir hizmete karşı yerel düşmanlığın ma’şeri vicdanda yer bulamayacağını ve uzun bir mesafe alamayacağını hatırlatmak isteriz. Batı’dan Doğu’ya aydınların sevgi ile bağrına bastığı, her dinden her dilden kanaat önderinin yeryüzü için önemli bir ilham kaynağı olarak gördüğü Hizmet ve Hocaefendi için olmadık lafları peş peşe sıralayanlar, sosyal gerçeklere de tarihî gelişimin kaderine de karşı çıkarak kendilerine yazık ediyor.100 fikir adamının Hizmet ile ilgili mülâhazalarını okuyacaksınız bu dizide. Aslında bire bir yapılan konuşmalardan derlenmiş güzel bir çalışmanın özeti bu. Tamamını okumak ve seyretmek isterseniz www.zaman.com.tr ve www.irmaktv.com.tr web adreslerinden ulaşabilir ve daha detaylı değerlendirmeleri mütalaa edebilirsiniz. Bu ropörtajların görüntülü halini de her gün Irmak TV’den izleyebilirsiniz. Yazı dizisi boyunca göreceksiniz ki, burada küçük işlerle uğraşıp hayatı çelik çomak oynamaktan ibaret sanmak ve dünya çapında bir hizmeti anlamakta gecikmek büyük bir haksızlığa dönüşüyor. Gelin kulak kesilelim yeryüzü entelektüellerine; Arab’ı, Acem’i, Müslüman’ı, Hıristiyan’ı, Yahudi’si vs. hep aynı şeyi söylüyor ve Hizmet’in cihanşümul mesajına insanlığın ihtiyaç duyduğunu haykırıyor. Umarız ve dua ederiz ki; bu yazı dizisi, yakın körlüğüne yol açan peşin hükümlerimizden bizi bir miktar da olsa uzaklaştırır ve kadirşinas olmanın erdemini bize hatırlatır…
Zaman
Ana Sayfa
04.07.2014
DoğuluveBatılıaydınlarHizmetianlatıyorDoğulu ve Batılı aydınlar Hizmeti anlatıyor
Aydınlar, Hizmet Hareketi'ni anlatıyor
Zaman
03.07.2014
02:44
Tarih şahittir ki büyük düşünce hareketleri ve ona öncülük eden kişiler, genelde yakın çevrelerinden vefasızlığa hatta kimi zaman saygısızlığa maruz kalmıştır.Önyargılar, hazımsızlıklar ve kıskançlıklar kimi kişilerin gözlerini âmâ ettiğinden kapılarına kadar gelmiş o güzel muştucuyu görememiş; el ele, kol kola yürümesi gerekenler kendilerini korkunç bir düşmanlığın içinde bulmuştur. Hiçbir büyük dava yoktur ki yakın çevreden anlamsız ve insafsız hakaretlere maruz bırakılmasın. Kara bulutlar dağılınca gerçeklerin ayan beyan ortaya çıkması elbette kaçınılmaz hale gelir. Zira aktüalitenin daracık yorumlarına sıkışıp kara propagandanın oksijensiz atmosferine mahkûm kalanlar gerçeklerin daha net göründüğü bir günde mahcup duruma düşer. Ve yine tarihin mahzun yaprakları şahittir ki, en yakın çevrede anlama gayreti eksikliğine mağlup bir buz dağı oluşurken meseleye uzaklardan bakanlar daha objektif; hatta daha kadirşinas olabilmektedir.Fethullah Gülen Hocaefendi ve onun teşvikleriyle ortaya çıkan Hizmet, tarihin tekerrür ettiği bir kavşakta duruyor bugünlerde. Bir yandan en kaba, en vefasız, en saldırgan hücumlara maruz bırakılırken, diğer yandan taşıdığı evrensel mesajdaki yansımalar nedeniyle dünyanın dört bir yanında takdir ediliyor; özellikle aydınlar arasında, akademik çevrelerde ve sivil toplum öncüleri arasında. Hiçbir benlik hesabı ve ego çatışması yaşamadığı için uzaktan bakan kişilerin Hizmet’i daha derinden anlaması bir avantaj oluştursa da, takdir ve tebcilin asıl sebebi belli noktalarda yoğunlaşıyor. Mesela ‘medeniyetler çatışması’ için hemen herkesin büyük bir hevesle bir kızılca kıyametin etrafında dans edip savaş tam tamları çaldığı bir dönemde Yunus olup yeryüzüne seslenmeyi, Mevlâna olup kardeşlik şarksısı söylemeyi dışarıdaki aydın daha net kavrayabiliyor. Bizdeki bazı kaba saba adamların hoyratlığı, dışarıdaki önyargısız kişilerin kendine esir ve zebun edemiyor. Vakıa, bu ülkenin çok değerli aydınları da meselenin ehemmiyetini görüyor; ancak çoğulcu ve katılımcı demokrasiyi içine sindiremeyenlerin ve herkesi kendine köle gibi görenlerin Hizmet’i anlaması hiç de kolay olmuyor. Ancak dışarıdaki aydınlar, demokrasi tecrübesinin getirdiği avantaj sayesinde Hizmet Hareketi gibi kendi değerlerine sımsıkı bağlı olmanın yanında sivil, demokrat ve özgürlükçü bir sosyal yapının ne kadar kıymetli olduğunun daha bir farkında.Yakından görmekte zorlandığımız sosyal bir gerçeği belki uzaktakilerin gözüyle değerlendirmek gerekiyor. O açıdan baktığımızda Hizmet Hareketi’nin nasıl âlemşümul bir performans sergilediğini, Hocaefendi’nin yeryüzü barışı için ne kadar değerli bir fikir adamı olduğunu anlıyoruz. Burnunun ucunu görmeyenlerin kendi egolarını aşarak engin ve rengin bir ufuk çizgisi yakalamasını beklemiyoruz; ancak küre-i arzın tekekkür burcunda önemli bir bayrak haline gelip sürekli dalgalanan evrensel bir hizmete karşı yerel düşmanlığın ma’şeri vicdanda yer bulamayacağını ve uzun bir mesafe alamayacağını hatırlatmak isteriz. Batı’dan Doğu’ya aydınların sevgi ile bağrına bastığı, her dinden her dilden kanaat önderinin yeryüzü için önemli bir ilham kaynağı olarak gördüğü Hizmet ve Hocaefendi için olmadık lafları peş peşe sıralayanlar, sosyal gerçeklere de tarihî gelişimin kaderine de karşı çıkarak kendilerine yazık ediyor.100 fikir adamının Hizmet ile ilgili mülâhazalarını okuyacaksınız bu dizide. Aslında bire bir yapılan konuşmalardan derlenmiş güzel bir çalışmanın özeti bu. Tamamını okumak ve seyretmek isterseniz www.zaman.com.tr ve www.irmaktv.com.tr web adreslerinden ulaşabilir ve daha detaylı değerlendirmeleri mütalaa edebilirsiniz. Bu ropörtajların görüntülü halini de her gün Irmak TV’den izleyebilirsiniz. Yazı dizisi boyunca göreceksiniz ki, burada küçük işlerle uğraşıp hayatı çelik çomak oynamaktan ibaret sanmak ve dünya çapında bir hizmeti anlamakta gecikmek büyük bir haksızlığa dönüşüyor. Gelin kulak kesilelim yeryüzü entelektüellerine; Arab’ı, Acem’i, Müslüman’ı, Hıristiyan’ı, Yahudi’si vs. hep aynı şeyi söylüyor ve Hizmet’in cihanşümul mesajına insanlığın ihtiyaç duyduğunu haykırıyor. Umarız ve dua ederiz ki; bu yazı dizisi, yakın körlüğüne yol açan peşin hükümlerimizden bizi bir miktar da olsa uzaklaştırır ve kadirşinas olmanın erdemini bize hatırlatır…
Zaman
En Çok Okunan
03.07.2014
AydınlarHizmetHareketinianlatıyorAydınlar Hizmet Hareketini anlatıyor
Aydınlar, Hizmet Hareketi'ni anlatıyor
Zaman
03.07.2014
02:03
Tarih şahittir ki büyük düşünce hareketleri ve ona öncülük eden kişiler, genelde yakın çevrelerinden vefasızlığa hatta kimi zaman saygısızlığa maruz kalmıştır.Önyargılar, hazımsızlıklar ve kıskançlıklar kimi kişilerin gözlerini âmâ ettiğinden kapılarına kadar gelmiş o güzel muştucuyu görememiş; el ele, kol kola yürümesi gerekenler kendilerini korkunç bir düşmanlığın içinde bulmuştur. Hiçbir büyük dava yoktur ki yakın çevreden anlamsız ve insafsız hakaretlere maruz bırakılmasın. Kara bulutlar dağılınca gerçeklerin ayan beyan ortaya çıkması elbette kaçınılmaz hale gelir. Zira aktüalitenin daracık yorumlarına sıkışıp kara propagandanın oksijensiz atmosferine mahkûm kalanlar gerçeklerin daha net göründüğü bir günde mahcup duruma düşer. Ve yine tarihin mahzun yaprakları şahittir ki, en yakın çevrede anlama gayreti eksikliğine mağlup bir buz dağı oluşurken meseleye uzaklardan bakanlar daha objektif; hatta daha kadirşinas olabilmektedir.Fethullah Gülen Hocaefendi ve onun teşvikleriyle ortaya çıkan Hizmet, tarihin tekerrür ettiği bir kavşakta duruyor bugünlerde. Bir yandan en kaba, en vefasız, en saldırgan hücumlara maruz bırakılırken, diğer yandan taşıdığı evrensel mesajdaki yansımalar nedeniyle dünyanın dört bir yanında takdir ediliyor; özellikle aydınlar arasında, akademik çevrelerde ve sivil toplum öncüleri arasında. Hiçbir benlik hesabı ve ego çatışması yaşamadığı için uzaktan bakan kişilerin Hizmet’i daha derinden anlaması bir avantaj oluştursa da, takdir ve tebcilin asıl sebebi belli noktalarda yoğunlaşıyor. Mesela ‘medeniyetler çatışması’ için hemen herkesin büyük bir hevesle bir kızılca kıyametin etrafında dans edip savaş tam tamları çaldığı bir dönemde Yunus olup yeryüzüne seslenmeyi, Mevlâna olup kardeşlik şarksısı söylemeyi dışarıdaki aydın daha net kavrayabiliyor. Bizdeki bazı kaba saba adamların hoyratlığı, dışarıdaki önyargısız kişilerin kendine esir ve zebun edemiyor. Vakıa, bu ülkenin çok değerli aydınları da meselenin ehemmiyetini görüyor; ancak çoğulcu ve katılımcı demokrasiyi içine sindiremeyenlerin ve herkesi kendine köle gibi görenlerin Hizmet’i anlaması hiç de kolay olmuyor. Ancak dışarıdaki aydınlar, demokrasi tecrübesinin getirdiği avantaj sayesinde Hizmet Hareketi gibi kendi değerlerine sımsıkı bağlı olmanın yanında sivil, demokrat ve özgürlükçü bir sosyal yapının ne kadar kıymetli olduğunun daha bir farkında.Yakından görmekte zorlandığımız sosyal bir gerçeği belki uzaktakilerin gözüyle değerlendirmek gerekiyor. O açıdan baktığımızda Hizmet Hareketi’nin nasıl âlemşümul bir performans sergilediğini, Hocaefendi’nin yeryüzü barışı için ne kadar değerli bir fikir adamı olduğunu anlıyoruz. Burnunun ucunu görmeyenlerin kendi egolarını aşarak engin ve rengin bir ufuk çizgisi yakalamasını beklemiyoruz; ancak küre-i arzın tekekkür burcunda önemli bir bayrak haline gelip sürekli dalgalanan evrensel bir hizmete karşı yerel düşmanlığın ma’şeri vicdanda yer bulamayacağını ve uzun bir mesafe alamayacağını hatırlatmak isteriz. Batı’dan Doğu’ya aydınların sevgi ile bağrına bastığı, her dinden her dilden kanaat önderinin yeryüzü için önemli bir ilham kaynağı olarak gördüğü Hizmet ve Hocaefendi için olmadık lafları peş peşe sıralayanlar, sosyal gerçeklere de tarihî gelişimin kaderine de karşı çıkarak kendilerine yazık ediyor.100 fikir adamının Hizmet ile ilgili mülâhazalarını okuyacaksınız bu dizide. Aslında bire bir yapılan konuşmalardan derlenmiş güzel bir çalışmanın özeti bu. Tamamını okumak ve seyretmek isterseniz www.zaman.com.tr ve www.irmaktv.com.tr web adreslerinden ulaşabilir ve daha detaylı değerlendirmeleri mütalaa edebilirsiniz. Bu ropörtajların görüntülü halini de her gün Irmak TV’den izleyebilirsiniz. Yazı dizisi boyunca göreceksiniz ki, burada küçük işlerle uğraşıp hayatı çelik çomak oynamaktan ibaret sanmak ve dünya çapında bir hizmeti anlamakta gecikmek büyük bir haksızlığa dönüşüyor. Gelin kulak kesilelim yeryüzü entelektüellerine; Arab’ı, Acem’i, Müslüman’ı, Hıristiyan’ı, Yahudi’si vs. hep aynı şeyi söylüyor ve Hizmet’in cihanşümul mesajına insanlığın ihtiyaç duyduğunu haykırıyor. Umarız ve dua ederiz ki; bu yazı dizisi, yakın körlüğüne yol açan peşin hükümlerimizden bizi bir miktar da olsa uzaklaştırır ve kadirşinas olmanın erdemini bize hatırlatır…
Zaman
Ana Sayfa
03.07.2014
AydınlarHizmetHareketinianlatıyorAydınlar Hizmet Hareketini anlatıyor
Aydınlar, Hizmet Hareketi'ni anlatıyor
Zaman
03.07.2014
01:59
Tarih şahittir ki büyük düşünce hareketleri ve ona öncülük eden kişiler, genelde yakın çevrelerinden vefasızlığa hatta kimi zaman saygısızlığa maruz kalmıştır.Önyargılar, hazımsızlıklar ve kıskançlıklar kimi kişilerin gözlerini âmâ ettiğinden kapılarına kadar gelmiş o güzel muştucuyu görememiş; el ele, kol kola yürümesi gerekenler kendilerini korkunç bir düşmanlığın içinde bulmuştur. Hiçbir büyük dava yoktur ki yakın çevreden anlamsız ve insafsız hakaretlere maruz bırakılmasın. Kara bulutlar dağılınca gerçeklerin ayan beyan ortaya çıkması elbette kaçınılmaz hale gelir. Zira aktüalitenin daracık yorumlarına sıkışıp kara propagandanın oksijensiz atmosferine mahkûm kalanlar gerçeklerin daha net göründüğü bir günde mahcup duruma düşer. Ve yine tarihin mahzun yaprakları şahittir ki, en yakın çevrede anlama gayreti eksikliğine mağlup bir buz dağı oluşurken meseleye uzaklardan bakanlar daha objektif; hatta daha kadirşinas olabilmektedir.Fethullah Gülen Hocaefendi ve onun teşvikleriyle ortaya çıkan Hizmet, tarihin tekerrür ettiği bir kavşakta duruyor bugünlerde. Bir yandan en kaba, en vefasız, en saldırgan hücumlara maruz bırakılırken, diğer yandan taşıdığı evrensel mesajdaki yansımalar nedeniyle dünyanın dört bir yanında takdir ediliyor; özellikle aydınlar arasında, akademik çevrelerde ve sivil toplum öncüleri arasında. Hiçbir benlik hesabı ve ego çatışması yaşamadığı için uzaktan bakan kişilerin Hizmet’i daha derinden anlaması bir avantaj oluştursa da, takdir ve tebcilin asıl sebebi belli noktalarda yoğunlaşıyor. Mesela ‘medeniyetler çatışması’ için hemen herkesin büyük bir hevesle bir kızılca kıyametin etrafında dans edip savaş tam tamları çaldığı bir dönemde Yunus olup yeryüzüne seslenmeyi, Mevlâna olup kardeşlik şarksısı söylemeyi dışarıdaki aydın daha net kavrayabiliyor. Bizdeki bazı kaba saba adamların hoyratlığı, dışarıdaki önyargısız kişilerin kendine esir ve zebun edemiyor. Vakıa, bu ülkenin çok değerli aydınları da meselenin ehemmiyetini görüyor; ancak çoğulcu ve katılımcı demokrasiyi içine sindiremeyenlerin ve herkesi kendine köle gibi görenlerin Hizmet’i anlaması hiç de kolay olmuyor. Ancak dışarıdaki aydınlar, demokrasi tecrübesinin getirdiği avantaj sayesinde Hizmet Hareketi gibi kendi değerlerine sımsıkı bağlı olmanın yanında sivil, demokrat ve özgürlükçü bir sosyal yapının ne kadar kıymetli olduğunun daha bir farkında.Yakından görmekte zorlandığımız sosyal bir gerçeği belki uzaktakilerin gözüyle değerlendirmek gerekiyor. O açıdan baktığımızda Hizmet Hareketi’nin nasıl âlemşümul bir performans sergilediğini, Hocaefendi’nin yeryüzü barışı için ne kadar değerli bir fikir adamı olduğunu anlıyoruz. Burnunun ucunu görmeyenlerin kendi egolarını aşarak engin ve rengin bir ufuk çizgisi yakalamasını beklemiyoruz; ancak küre-i arzın tekekkür burcunda önemli bir bayrak haline gelip sürekli dalgalanan evrensel bir hizmete karşı yerel düşmanlığın ma’şeri vicdanda yer bulamayacağını ve uzun bir mesafe alamayacağını hatırlatmak isteriz. Batı’dan Doğu’ya aydınların sevgi ile bağrına bastığı, her dinden her dilden kanaat önderinin yeryüzü için önemli bir ilham kaynağı olarak gördüğü Hizmet ve Hocaefendi için olmadık lafları peş peşe sıralayanlar, sosyal gerçeklere de tarihî gelişimin kaderine de karşı çıkarak kendilerine yazık ediyor.100 fikir adamının Hizmet ile ilgili mülâhazalarını okuyacaksınız bu dizide. Aslında bire bir yapılan konuşmalardan derlenmiş güzel bir çalışmanın özeti bu. Tamamını okumak ve seyretmek isterseniz www.zaman.com.tr ve www.irmaktv.com.tr web adreslerinden ulaşabilir ve daha detaylı değerlendirmeleri mütalaa edebilirsiniz. Bu ropörtajların görüntülü halini de her gün Irmak TV’den izleyebilirsiniz. Yazı dizisi boyunca göreceksiniz ki, burada küçük işlerle uğraşıp hayatı çelik çomak oynamaktan ibaret sanmak ve dünya çapında bir hizmeti anlamakta gecikmek büyük bir haksızlığa dönüşüyor. Gelin kulak kesilelim yeryüzü entelektüellerine; Arab’ı, Acem’i, Müslüman’ı, Hıristiyan’ı, Yahudi’si vs. hep aynı şeyi söylüyor ve Hizmet’in cihanşümul mesajına insanlığın ihtiyaç duyduğunu haykırıyor. Umarız ve dua ederiz ki; bu yazı dizisi, yakın körlüğüne yol açan peşin hükümlerimizden bizi bir miktar da olsa uzaklaştırır ve kadirşinas olmanın erdemini bize hatırlatır…
Zaman
Güncel
03.07.2014
AydınlarHizmetHareketinianlatıyorAydınlar Hizmet Hareketini anlatıyor
Aydınlar Hizmet Hareketini anlatıyor
Zaman
02.07.2014
02:01
Tarih şahittir ki büyük düşünce hareketleri ve ona öncülük eden kişiler, genelde yakın çevrelerinden vefasızlığa hatta kimi zaman saygısızlığa maruz kalmıştır.Önyargılar, hazımsızlıklar ve kıskançlıklar kimi kişilerin gözlerini âmâ ettiğinden kapılarına kadar gelmiş o güzel muştucuyu görememiş; el ele, kol kola yürümesi gerekenler kendilerini korkunç bir düşmanlığın içinde bulmuştur. Hiçbir büyük dava yoktur ki yakın çevreden anlamsız ve insafsız hakaretlere maruz bırakılmasın. Kara bulutlar dağılınca gerçeklerin ayan beyan ortaya çıkması elbette kaçınılmaz hale gelir. Zira aktüalitenin daracık yorumlarına sıkışıp kara propagandanın oksijensiz atmosferine mahkûm kalanlar gerçeklerin daha net göründüğü bir günde mahcup duruma düşer. Ve yine tarihin mahzun yaprakları şahittir ki, en yakın çevrede anlama gayreti eksikliğine mağlup bir buz dağı oluşurken meseleye uzaklardan bakanlar daha objektif; hatta daha kadirşinas olabilmektedir.Fethullah Gülen Hocaefendi ve onun teşvikleriyle ortaya çıkan Hizmet, tarihin tekerrür ettiği bir kavşakta duruyor bugünlerde. Bir yandan en kaba, en vefasız, en saldırgan hücumlara maruz bırakılırken, diğer yandan taşıdığı evrensel mesajdaki yansımalar nedeniyle dünyanın dört bir yanında takdir ediliyor; özellikle aydınlar arasında, akademik çevrelerde ve sivil toplum öncüleri arasında. Hiçbir benlik hesabı ve ego çatışması yaşamadığı için uzaktan bakan kişilerin Hizmet’i daha derinden anlaması bir avantaj oluştursa da, takdir ve tebcilin asıl sebebi belli noktalarda yoğunlaşıyor. Mesela ‘medeniyetler çatışması’ için hemen herkesin büyük bir hevesle bir kızılca kıyametin etrafında dans edip savaş tam tamları çaldığı bir dönemde Yunus olup yeryüzüne seslenmeyi, Mevlâna olup kardeşlik şarksısı söylemeyi dışarıdaki aydın daha net kavrayabiliyor. Bizdeki bazı kaba saba adamların hoyratlığı, dışarıdaki önyargısız kişilerin kendine esir ve zebun edemiyor. Vakıa, bu ülkenin çok değerli aydınları da meselenin ehemmiyetini görüyor; ancak çoğulcu ve katılımcı demokrasiyi içine sindiremeyenlerin ve herkesi kendine köle gibi görenlerin Hizmet’i anlaması hiç de kolay olmuyor. Ancak dışarıdaki aydınlar, demokrasi tecrübesinin getirdiği avantaj sayesinde Hizmet Hareketi gibi kendi değerlerine sımsıkı bağlı olmanın yanında sivil, demokrat ve özgürlükçü bir sosyal yapının ne kadar kıymetli olduğunun daha bir farkında.Yakından görmekte zorlandığımız sosyal bir gerçeği belki uzaktakilerin gözüyle değerlendirmek gerekiyor. O açıdan baktığımızda Hizmet Hareketi’nin nasıl âlemşümul bir performans sergilediğini, Hocaefendi’nin yeryüzü barışı için ne kadar değerli bir fikir adamı olduğunu anlıyoruz. Burnunun ucunu görmeyenlerin kendi egolarını aşarak engin ve rengin bir ufuk çizgisi yakalamasını beklemiyoruz; ancak küre-i arzın tekekkür burcunda önemli bir bayrak haline gelip sürekli dalgalanan evrensel bir hizmete karşı yerel düşmanlığın ma’şeri vicdanda yer bulamayacağını ve uzun bir mesafe alamayacağını hatırlatmak isteriz. Batı’dan Doğu’ya aydınların sevgi ile bağrına bastığı, her dinden her dilden kanaat önderinin yeryüzü için önemli bir ilham kaynağı olarak gördüğü Hizmet ve Hocaefendi için olmadık lafları peş peşe sıralayanlar, sosyal gerçeklere de tarihî gelişimin kaderine de karşı çıkarak kendilerine yazık ediyor.100 fikir adamının Hizmet ile ilgili mülâhazalarını okuyacaksınız bu dizide. Aslında bire bir yapılan konuşmalardan derlenmiş güzel bir çalışmanın özeti bu. Tamamını okumak ve seyretmek isterseniz www.zaman.com.tr ve www.irmaktv.com.tr web adreslerinden ulaşabilir ve daha detaylı değerlendirmeleri mütalaa edebilirsiniz. Bu ropörtajların görüntülü halini de her gün Irmak TV’den izleyebilirsiniz. Yazı dizisi boyunca göreceksiniz ki, burada küçük işlerle uğraşıp hayatı çelik çomak oynamaktan ibaret sanmak ve dünya çapında bir hizmeti anlamakta gecikmek büyük bir haksızlığa dönüşüyor. Gelin kulak kesilelim yeryüzü entelektüellerine; Arab’ı, Acem’i, Müslüman’ı, Hıristiyan’ı, Yahudi’si vs. hep aynı şeyi söylüyor ve Hizmet’in cihanşümul mesajına insanlığın ihtiyaç duyduğunu haykırıyor. Umarız ve dua ederiz ki; bu yazı dizisi, yakın körlüğüne yol açan peşin hükümlerimizden bizi bir miktar da olsa uzaklaştırır ve kadirşinas olmanın erdemini bize hatırlatır…
Zaman
Güncel
02.07.2014
AydınlarHizmetHareketinianlatıyorAydınlar Hizmet Hareketini anlatıyor
Aydınlar Hizmet Hareketini anlatıyor
Zaman
02.07.2014
02:01
Tarih şahittir ki büyük düşünce hareketleri ve ona öncülük eden kişiler, genelde yakın çevrelerinden vefasızlığa hatta kimi zaman saygısızlığa maruz kalmıştır.Önyargılar, hazımsızlıklar ve kıskançlıklar kimi kişilerin gözlerini âmâ ettiğinden kapılarına kadar gelmiş o güzel muştucuyu görememiş; el ele, kol kola yürümesi gerekenler kendilerini korkunç bir düşmanlığın içinde bulmuştur. Hiçbir büyük dava yoktur ki yakın çevreden anlamsız ve insafsız hakaretlere maruz bırakılmasın. Kara bulutlar dağılınca gerçeklerin ayan beyan ortaya çıkması elbette kaçınılmaz hale gelir. Zira aktüalitenin daracık yorumlarına sıkışıp kara propagandanın oksijensiz atmosferine mahkûm kalanlar gerçeklerin daha net göründüğü bir günde mahcup duruma düşer. Ve yine tarihin mahzun yaprakları şahittir ki, en yakın çevrede anlama gayreti eksikliğine mağlup bir buz dağı oluşurken meseleye uzaklardan bakanlar daha objektif; hatta daha kadirşinas olabilmektedir.Fethullah Gülen Hocaefendi ve onun teşvikleriyle ortaya çıkan Hizmet, tarihin tekerrür ettiği bir kavşakta duruyor bugünlerde. Bir yandan en kaba, en vefasız, en saldırgan hücumlara maruz bırakılırken, diğer yandan taşıdığı evrensel mesajdaki yansımalar nedeniyle dünyanın dört bir yanında takdir ediliyor; özellikle aydınlar arasında, akademik çevrelerde ve sivil toplum öncüleri arasında. Hiçbir benlik hesabı ve ego çatışması yaşamadığı için uzaktan bakan kişilerin Hizmet’i daha derinden anlaması bir avantaj oluştursa da, takdir ve tebcilin asıl sebebi belli noktalarda yoğunlaşıyor. Mesela ‘medeniyetler çatışması’ için hemen herkesin büyük bir hevesle bir kızılca kıyametin etrafında dans edip savaş tam tamları çaldığı bir dönemde Yunus olup yeryüzüne seslenmeyi, Mevlâna olup kardeşlik şarksısı söylemeyi dışarıdaki aydın daha net kavrayabiliyor. Bizdeki bazı kaba saba adamların hoyratlığı, dışarıdaki önyargısız kişilerin kendine esir ve zebun edemiyor. Vakıa, bu ülkenin çok değerli aydınları da meselenin ehemmiyetini görüyor; ancak çoğulcu ve katılımcı demokrasiyi içine sindiremeyenlerin ve herkesi kendine köle gibi görenlerin Hizmet’i anlaması hiç de kolay olmuyor. Ancak dışarıdaki aydınlar, demokrasi tecrübesinin getirdiği avantaj sayesinde Hizmet Hareketi gibi kendi değerlerine sımsıkı bağlı olmanın yanında sivil, demokrat ve özgürlükçü bir sosyal yapının ne kadar kıymetli olduğunun daha bir farkında.Yakından görmekte zorlandığımız sosyal bir gerçeği belki uzaktakilerin gözüyle değerlendirmek gerekiyor. O açıdan baktığımızda Hizmet Hareketi’nin nasıl âlemşümul bir performans sergilediğini, Hocaefendi’nin yeryüzü barışı için ne kadar değerli bir fikir adamı olduğunu anlıyoruz. Burnunun ucunu görmeyenlerin kendi egolarını aşarak engin ve rengin bir ufuk çizgisi yakalamasını beklemiyoruz; ancak küre-i arzın tekekkür burcunda önemli bir bayrak haline gelip sürekli dalgalanan evrensel bir hizmete karşı yerel düşmanlığın ma’şeri vicdanda yer bulamayacağını ve uzun bir mesafe alamayacağını hatırlatmak isteriz. Batı’dan Doğu’ya aydınların sevgi ile bağrına bastığı, her dinden her dilden kanaat önderinin yeryüzü için önemli bir ilham kaynağı olarak gördüğü Hizmet ve Hocaefendi için olmadık lafları peş peşe sıralayanlar, sosyal gerçeklere de tarihî gelişimin kaderine de karşı çıkarak kendilerine yazık ediyor.100 fikir adamının Hizmet ile ilgili mülâhazalarını okuyacaksınız bu dizide. Aslında bire bir yapılan konuşmalardan derlenmiş güzel bir çalışmanın özeti bu. Tamamını okumak ve seyretmek isterseniz www.zaman.com.tr ve www.irmaktv.com.tr web adreslerinden ulaşabilir ve daha detaylı değerlendirmeleri mütalaa edebilirsiniz. Bu ropörtajların görüntülü halini de her gün Irmak TV’den izleyebilirsiniz. Yazı dizisi boyunca göreceksiniz ki, burada küçük işlerle uğraşıp hayatı çelik çomak oynamaktan ibaret sanmak ve dünya çapında bir hizmeti anlamakta gecikmek büyük bir haksızlığa dönüşüyor. Gelin kulak kesilelim yeryüzü entelektüellerine; Arab’ı, Acem’i, Müslüman’ı, Hıristiyan’ı, Yahudi’si vs. hep aynı şeyi söylüyor ve Hizmet’in cihanşümul mesajına insanlığın ihtiyaç duyduğunu haykırıyor. Umarız ve dua ederiz ki; bu yazı dizisi, yakın körlüğüne yol açan peşin hükümlerimizden bizi bir miktar da olsa uzaklaştırır ve kadirşinas olmanın erdemini bize hatırlatır…
Zaman
Ana Sayfa
02.07.2014
AydınlarHizmetHareketinianlatıyorAydınlar Hizmet Hareketini anlatıyor
Aydınlar Hizmet Hareketini anlatıyor
Zaman
01.07.2014
01:59
Tarih şahittir ki büyük düşünce hareketleri ve ona öncülük eden kişiler, genelde yakın çevrelerinden vefasızlığa hatta kimi zaman saygısızlığa maruz kalmıştır.Önyargılar, hazımsızlıklar ve kıskançlıklar kimi kişilerin gözlerini âmâ ettiğinden kapılarına kadar gelmiş o güzel muştucuyu görememiş; el ele, kol kola yürümesi gerekenler kendilerini korkunç bir düşmanlığın içinde bulmuştur. Hiçbir büyük dava yoktur ki yakın çevreden anlamsız ve insafsız hakaretlere maruz bırakılmasın. Kara bulutlar dağılınca gerçeklerin ayan beyan ortaya çıkması elbette kaçınılmaz hale gelir. Zira aktüalitenin daracık yorumlarına sıkışıp kara propagandanın oksijensiz atmosferine mahkûm kalanlar gerçeklerin daha net göründüğü bir günde mahcup duruma düşer. Ve yine tarihin mahzun yaprakları şahittir ki, en yakın çevrede anlama gayreti eksikliğine mağlup bir buz dağı oluşurken meseleye uzaklardan bakanlar daha objektif; hatta daha kadirşinas olabilmektedir.Fethullah Gülen Hocaefendi ve onun teşvikleriyle ortaya çıkan Hizmet, tarihin tekerrür ettiği bir kavşakta duruyor bugünlerde. Bir yandan en kaba, en vefasız, en saldırgan hücumlara maruz bırakılırken, diğer yandan taşıdığı evrensel mesajdaki yansımalar nedeniyle dünyanın dört bir yanında takdir ediliyor; özellikle aydınlar arasında, akademik çevrelerde ve sivil toplum öncüleri arasında. Hiçbir benlik hesabı ve ego çatışması yaşamadığı için uzaktan bakan kişilerin Hizmet’i daha derinden anlaması bir avantaj oluştursa da, takdir ve tebcilin asıl sebebi belli noktalarda yoğunlaşıyor. Mesela ‘medeniyetler çatışması’ için hemen herkesin büyük bir hevesle bir kızılca kıyametin etrafında dans edip savaş tam tamları çaldığı bir dönemde Yunus olup yeryüzüne seslenmeyi, Mevlâna olup kardeşlik şarksısı söylemeyi dışarıdaki aydın daha net kavrayabiliyor. Bizdeki bazı kaba saba adamların hoyratlığı, dışarıdaki önyargısız kişilerin kendine esir ve zebun edemiyor. Vakıa, bu ülkenin çok değerli aydınları da meselenin ehemmiyetini görüyor; ancak çoğulcu ve katılımcı demokrasiyi içine sindiremeyenlerin ve herkesi kendine köle gibi görenlerin Hizmet’i anlaması hiç de kolay olmuyor. Ancak dışarıdaki aydınlar, demokrasi tecrübesinin getirdiği avantaj sayesinde Hizmet Hareketi gibi kendi değerlerine sımsıkı bağlı olmanın yanında sivil, demokrat ve özgürlükçü bir sosyal yapının ne kadar kıymetli olduğunun daha bir farkında.Yakından görmekte zorlandığımız sosyal bir gerçeği belki uzaktakilerin gözüyle değerlendirmek gerekiyor. O açıdan baktığımızda Hizmet Hareketi’nin nasıl âlemşümul bir performans sergilediğini, Hocaefendi’nin yeryüzü barışı için ne kadar değerli bir fikir adamı olduğunu anlıyoruz. Burnunun ucunu görmeyenlerin kendi egolarını aşarak engin ve rengin bir ufuk çizgisi yakalamasını beklemiyoruz; ancak küre-i arzın tekekkür burcunda önemli bir bayrak haline gelip sürekli dalgalanan evrensel bir hizmete karşı yerel düşmanlığın ma’şeri vicdanda yer bulamayacağını ve uzun bir mesafe alamayacağını hatırlatmak isteriz. Batı’dan Doğu’ya aydınların sevgi ile bağrına bastığı, her dinden her dilden kanaat önderinin yeryüzü için önemli bir ilham kaynağı olarak gördüğü Hizmet ve Hocaefendi için olmadık lafları peş peşe sıralayanlar, sosyal gerçeklere de tarihî gelişimin kaderine de karşı çıkarak kendilerine yazık ediyor.100 fikir adamının Hizmet ile ilgili mülâhazalarını okuyacaksınız bu dizide. Aslında bire bir yapılan konuşmalardan derlenmiş güzel bir çalışmanın özeti bu. Tamamını okumak ve seyretmek isterseniz www.zaman.com.tr ve www.irmaktv.com.tr web adreslerinden ulaşabilir ve daha detaylı değerlendirmeleri mütalaa edebilirsiniz. Bu ropörtajların görüntülü halini de her gün Irmak TV’den izleyebilirsiniz. Yazı dizisi boyunca göreceksiniz ki, burada küçük işlerle uğraşıp hayatı çelik çomak oynamaktan ibaret sanmak ve dünya çapında bir hizmeti anlamakta gecikmek büyük bir haksızlığa dönüşüyor. Gelin kulak kesilelim yeryüzü entelektüellerine; Arab’ı, Acem’i, Müslüman’ı, Hıristiyan’ı, Yahudi’si vs. hep aynı şeyi söylüyor ve Hizmet’in cihanşümul mesajına insanlığın ihtiyaç duyduğunu haykırıyor. Umarız ve dua ederiz ki; bu yazı dizisi, yakın körlüğüne yol açan peşin hükümlerimizden bizi bir miktar da olsa uzaklaştırır ve kadirşinas olmanın erdemini bize hatırlatır…
Zaman
Güncel
01.07.2014
AydınlarHizmetHareketinianlatıyorAydınlar Hizmet Hareketini anlatıyor
Aydınlar Hizmet Hareketini anlatıyor
Zaman
01.07.2014
01:58
Tarih şahittir ki büyük düşünce hareketleri ve ona öncülük eden kişiler, genelde yakın çevrelerinden vefasızlığa hatta kimi zaman saygısızlığa maruz kalmıştır.Önyargılar, hazımsızlıklar ve kıskançlıklar kimi kişilerin gözlerini âmâ ettiğinden kapılarına kadar gelmiş o güzel muştucuyu görememiş; el ele, kol kola yürümesi gerekenler kendilerini korkunç bir düşmanlığın içinde bulmuştur. Hiçbir büyük dava yoktur ki yakın çevreden anlamsız ve insafsız hakaretlere maruz bırakılmasın. Kara bulutlar dağılınca gerçeklerin ayan beyan ortaya çıkması elbette kaçınılmaz hale gelir. Zira aktüalitenin daracık yorumlarına sıkışıp kara propagandanın oksijensiz atmosferine mahkûm kalanlar gerçeklerin daha net göründüğü bir günde mahcup duruma düşer. Ve yine tarihin mahzun yaprakları şahittir ki, en yakın çevrede anlama gayreti eksikliğine mağlup bir buz dağı oluşurken meseleye uzaklardan bakanlar daha objektif; hatta daha kadirşinas olabilmektedir.Fethullah Gülen Hocaefendi ve onun teşvikleriyle ortaya çıkan Hizmet, tarihin tekerrür ettiği bir kavşakta duruyor bugünlerde. Bir yandan en kaba, en vefasız, en saldırgan hücumlara maruz bırakılırken, diğer yandan taşıdığı evrensel mesajdaki yansımalar nedeniyle dünyanın dört bir yanında takdir ediliyor; özellikle aydınlar arasında, akademik çevrelerde ve sivil toplum öncüleri arasında. Hiçbir benlik hesabı ve ego çatışması yaşamadığı için uzaktan bakan kişilerin Hizmet’i daha derinden anlaması bir avantaj oluştursa da, takdir ve tebcilin asıl sebebi belli noktalarda yoğunlaşıyor. Mesela ‘medeniyetler çatışması’ için hemen herkesin büyük bir hevesle bir kızılca kıyametin etrafında dans edip savaş tam tamları çaldığı bir dönemde Yunus olup yeryüzüne seslenmeyi, Mevlâna olup kardeşlik şarksısı söylemeyi dışarıdaki aydın daha net kavrayabiliyor. Bizdeki bazı kaba saba adamların hoyratlığı, dışarıdaki önyargısız kişilerin kendine esir ve zebun edemiyor. Vakıa, bu ülkenin çok değerli aydınları da meselenin ehemmiyetini görüyor; ancak çoğulcu ve katılımcı demokrasiyi içine sindiremeyenlerin ve herkesi kendine köle gibi görenlerin Hizmet’i anlaması hiç de kolay olmuyor. Ancak dışarıdaki aydınlar, demokrasi tecrübesinin getirdiği avantaj sayesinde Hizmet Hareketi gibi kendi değerlerine sımsıkı bağlı olmanın yanında sivil, demokrat ve özgürlükçü bir sosyal yapının ne kadar kıymetli olduğunun daha bir farkında.Yakından görmekte zorlandığımız sosyal bir gerçeği belki uzaktakilerin gözüyle değerlendirmek gerekiyor. O açıdan baktığımızda Hizmet Hareketi’nin nasıl âlemşümul bir performans sergilediğini, Hocaefendi’nin yeryüzü barışı için ne kadar değerli bir fikir adamı olduğunu anlıyoruz. Burnunun ucunu görmeyenlerin kendi egolarını aşarak engin ve rengin bir ufuk çizgisi yakalamasını beklemiyoruz; ancak küre-i arzın tekekkür burcunda önemli bir bayrak haline gelip sürekli dalgalanan evrensel bir hizmete karşı yerel düşmanlığın ma’şeri vicdanda yer bulamayacağını ve uzun bir mesafe alamayacağını hatırlatmak isteriz. Batı’dan Doğu’ya aydınların sevgi ile bağrına bastığı, her dinden her dilden kanaat önderinin yeryüzü için önemli bir ilham kaynağı olarak gördüğü Hizmet ve Hocaefendi için olmadık lafları peş peşe sıralayanlar, sosyal gerçeklere de tarihî gelişimin kaderine de karşı çıkarak kendilerine yazık ediyor.100 fikir adamının Hizmet ile ilgili mülâhazalarını okuyacaksınız bu dizide. Aslında bire bir yapılan konuşmalardan derlenmiş güzel bir çalışmanın özeti bu. Tamamını okumak ve seyretmek isterseniz www.zaman.com.tr ve www.irmaktv.com.tr web adreslerinden ulaşabilir ve daha detaylı değerlendirmeleri mütalaa edebilirsiniz. Bu ropörtajların görüntülü halini de her gün Irmak TV’den izleyebilirsiniz. Yazı dizisi boyunca göreceksiniz ki, burada küçük işlerle uğraşıp hayatı çelik çomak oynamaktan ibaret sanmak ve dünya çapında bir hizmeti anlamakta gecikmek büyük bir haksızlığa dönüşüyor. Gelin kulak kesilelim yeryüzü entelektüellerine; Arab’ı, Acem’i, Müslüman’ı, Hıristiyan’ı, Yahudi’si vs. hep aynı şeyi söylüyor ve Hizmet’in cihanşümul mesajına insanlığın ihtiyaç duyduğunu haykırıyor. Umarız ve dua ederiz ki; bu yazı dizisi, yakın körlüğüne yol açan peşin hükümlerimizden bizi bir miktar da olsa uzaklaştırır ve kadirşinas olmanın erdemini bize hatırlatır…
Zaman
Ana Sayfa
01.07.2014
AydınlarHizmetHareketinianlatıyorAydınlar Hizmet Hareketini anlatıyor
Aydınlar Hizmet Hareketini anlatıyor
Zaman
30.06.2014
02:27
Tarih şahittir ki büyük düşünce hareketleri ve ona öncülük eden kişiler, genelde yakın çevrelerinden vefasızlığa hatta kimi zaman saygısızlığa maruz kalmıştır.Önyargılar, hazımsızlıklar ve kıskançlıklar kimi kişilerin gözlerini âmâ ettiğinden kapılarına kadar gelmiş o güzel muştucuyu görememiş; el ele, kol kola yürümesi gerekenler kendilerini korkunç bir düşmanlığın içinde bulmuştur. Hiçbir büyük dava yoktur ki yakın çevreden anlamsız ve insafsız hakaretlere maruz bırakılmasın. Kara bulutlar dağılınca gerçeklerin ayan beyan ortaya çıkması elbette kaçınılmaz hale gelir. Zira aktüalitenin daracık yorumlarına sıkışıp kara propagandanın oksijensiz atmosferine mahkûm kalanlar gerçeklerin daha net göründüğü bir günde mahcup duruma düşer. Ve yine tarihin mahzun yaprakları şahittir ki, en yakın çevrede anlama gayreti eksikliğine mağlup bir buz dağı oluşurken meseleye uzaklardan bakanlar daha objektif; hatta daha kadirşinas olabilmektedir.Fethullah Gülen Hocaefendi ve onun teşvikleriyle ortaya çıkan Hizmet, tarihin tekerrür ettiği bir kavşakta duruyor bugünlerde. Bir yandan en kaba, en vefasız, en saldırgan hücumlara maruz bırakılırken, diğer yandan taşıdığı evrensel mesajdaki yansımalar nedeniyle dünyanın dört bir yanında takdir ediliyor; özellikle aydınlar arasında, akademik çevrelerde ve sivil toplum öncüleri arasında. Hiçbir benlik hesabı ve ego çatışması yaşamadığı için uzaktan bakan kişilerin Hizmet’i daha derinden anlaması bir avantaj oluştursa da, takdir ve tebcilin asıl sebebi belli noktalarda yoğunlaşıyor. Mesela ‘medeniyetler çatışması’ için hemen herkesin büyük bir hevesle bir kızılca kıyametin etrafında dans edip savaş tam tamları çaldığı bir dönemde Yunus olup yeryüzüne seslenmeyi, Mevlâna olup kardeşlik şarksısı söylemeyi dışarıdaki aydın daha net kavrayabiliyor. Bizdeki bazı kaba saba adamların hoyratlığı, dışarıdaki önyargısız kişilerin kendine esir ve zebun edemiyor. Vakıa, bu ülkenin çok değerli aydınları da meselenin ehemmiyetini görüyor; ancak çoğulcu ve katılımcı demokrasiyi içine sindiremeyenlerin ve herkesi kendine köle gibi görenlerin Hizmet’i anlaması hiç de kolay olmuyor. Ancak dışarıdaki aydınlar, demokrasi tecrübesinin getirdiği avantaj sayesinde Hizmet Hareketi gibi kendi değerlerine sımsıkı bağlı olmanın yanında sivil, demokrat ve özgürlükçü bir sosyal yapının ne kadar kıymetli olduğunun daha bir farkında.Yakından görmekte zorlandığımız sosyal bir gerçeği belki uzaktakilerin gözüyle değerlendirmek gerekiyor. O açıdan baktığımızda Hizmet Hareketi’nin nasıl âlemşümul bir performans sergilediğini, Hocaefendi’nin yeryüzü barışı için ne kadar değerli bir fikir adamı olduğunu anlıyoruz. Burnunun ucunu görmeyenlerin kendi egolarını aşarak engin ve rengin bir ufuk çizgisi yakalamasını beklemiyoruz; ancak küre-i arzın tekekkür burcunda önemli bir bayrak haline gelip sürekli dalgalanan evrensel bir hizmete karşı yerel düşmanlığın ma’şeri vicdanda yer bulamayacağını ve uzun bir mesafe alamayacağını hatırlatmak isteriz. Batı’dan Doğu’ya aydınların sevgi ile bağrına bastığı, her dinden her dilden kanaat önderinin yeryüzü için önemli bir ilham kaynağı olarak gördüğü Hizmet ve Hocaefendi için olmadık lafları peş peşe sıralayanlar, sosyal gerçeklere de tarihî gelişimin kaderine de karşı çıkarak kendilerine yazık ediyor.100 fikir adamının Hizmet ile ilgili mülâhazalarını okuyacaksınız bu dizide. Aslında bire bir yapılan konuşmalardan derlenmiş güzel bir çalışmanın özeti bu. Tamamını okumak ve seyretmek isterseniz www.zaman.com.tr ve www.irmaktv.com.tr web adreslerinden ulaşabilir ve daha detaylı değerlendirmeleri mütalaa edebilirsiniz. Bu ropörtajların görüntülü halini de her gün Irmak TV’den izleyebilirsiniz. Yazı dizisi boyunca göreceksiniz ki, burada küçük işlerle uğraşıp hayatı çelik çomak oynamaktan ibaret sanmak ve dünya çapında bir hizmeti anlamakta gecikmek büyük bir haksızlığa dönüşüyor. Gelin kulak kesilelim yeryüzü entelektüellerine; Arab’ı, Acem’i, Müslüman’ı, Hıristiyan’ı, Yahudi’si vs. hep aynı şeyi söylüyor ve Hizmet’in cihanşümul mesajına insanlığın ihtiyaç duyduğunu haykırıyor. Umarız ve dua ederiz ki; bu yazı dizisi, yakın körlüğüne yol açan peşin hükümlerimizden bizi bir miktar da olsa uzaklaştırır ve kadirşinas olmanın erdemini bize hatırlatır…
Zaman
En Çok Okunan
30.06.2014
AydınlarHizmetHareketinianlatıyorAydınlar Hizmet Hareketini anlatıyor
Aydınlar Hizmet Hareketini anlatıyor
Zaman
30.06.2014
02:06
Tarih şahittir ki büyük düşünce hareketleri ve ona öncülük eden kişiler, genelde yakın çevrelerinden vefasızlığa hatta kimi zaman saygısızlığa maruz kalmıştır.Önyargılar, hazımsızlıklar ve kıskançlıklar kimi kişilerin gözlerini âmâ ettiğinden kapılarına kadar gelmiş o güzel muştucuyu görememiş; el ele, kol kola yürümesi gerekenler kendilerini korkunç bir düşmanlığın içinde bulmuştur. Hiçbir büyük dava yoktur ki yakın çevreden anlamsız ve insafsız hakaretlere maruz bırakılmasın. Kara bulutlar dağılınca gerçeklerin ayan beyan ortaya çıkması elbette kaçınılmaz hale gelir. Zira aktüalitenin daracık yorumlarına sıkışıp kara propagandanın oksijensiz atmosferine mahkûm kalanlar gerçeklerin daha net göründüğü bir günde mahcup duruma düşer. Ve yine tarihin mahzun yaprakları şahittir ki, en yakın çevrede anlama gayreti eksikliğine mağlup bir buz dağı oluşurken meseleye uzaklardan bakanlar daha objektif; hatta daha kadirşinas olabilmektedir.Fethullah Gülen Hocaefendi ve onun teşvikleriyle ortaya çıkan Hizmet, tarihin tekerrür ettiği bir kavşakta duruyor bugünlerde. Bir yandan en kaba, en vefasız, en saldırgan hücumlara maruz bırakılırken, diğer yandan taşıdığı evrensel mesajdaki yansımalar nedeniyle dünyanın dört bir yanında takdir ediliyor; özellikle aydınlar arasında, akademik çevrelerde ve sivil toplum öncüleri arasında. Hiçbir benlik hesabı ve ego çatışması yaşamadığı için uzaktan bakan kişilerin Hizmet’i daha derinden anlaması bir avantaj oluştursa da, takdir ve tebcilin asıl sebebi belli noktalarda yoğunlaşıyor. Mesela ‘medeniyetler çatışması’ için hemen herkesin büyük bir hevesle bir kızılca kıyametin etrafında dans edip savaş tam tamları çaldığı bir dönemde Yunus olup yeryüzüne seslenmeyi, Mevlâna olup kardeşlik şarksısı söylemeyi dışarıdaki aydın daha net kavrayabiliyor. Bizdeki bazı kaba saba adamların hoyratlığı, dışarıdaki önyargısız kişilerin kendine esir ve zebun edemiyor. Vakıa, bu ülkenin çok değerli aydınları da meselenin ehemmiyetini görüyor; ancak çoğulcu ve katılımcı demokrasiyi içine sindiremeyenlerin ve herkesi kendine köle gibi görenlerin Hizmet’i anlaması hiç de kolay olmuyor. Ancak dışarıdaki aydınlar, demokrasi tecrübesinin getirdiği avantaj sayesinde Hizmet Hareketi gibi kendi değerlerine sımsıkı bağlı olmanın yanında sivil, demokrat ve özgürlükçü bir sosyal yapının ne kadar kıymetli olduğunun daha bir farkında.Yakından görmekte zorlandığımız sosyal bir gerçeği belki uzaktakilerin gözüyle değerlendirmek gerekiyor. O açıdan baktığımızda Hizmet Hareketi’nin nasıl âlemşümul bir performans sergilediğini, Hocaefendi’nin yeryüzü barışı için ne kadar değerli bir fikir adamı olduğunu anlıyoruz. Burnunun ucunu görmeyenlerin kendi egolarını aşarak engin ve rengin bir ufuk çizgisi yakalamasını beklemiyoruz; ancak küre-i arzın tekekkür burcunda önemli bir bayrak haline gelip sürekli dalgalanan evrensel bir hizmete karşı yerel düşmanlığın ma’şeri vicdanda yer bulamayacağını ve uzun bir mesafe alamayacağını hatırlatmak isteriz. Batı’dan Doğu’ya aydınların sevgi ile bağrına bastığı, her dinden her dilden kanaat önderinin yeryüzü için önemli bir ilham kaynağı olarak gördüğü Hizmet ve Hocaefendi için olmadık lafları peş peşe sıralayanlar, sosyal gerçeklere de tarihî gelişimin kaderine de karşı çıkarak kendilerine yazık ediyor.100 fikir adamının Hizmet ile ilgili mülâhazalarını okuyacaksınız bu dizide. Aslında bire bir yapılan konuşmalardan derlenmiş güzel bir çalışmanın özeti bu. Tamamını okumak ve seyretmek isterseniz www.zaman.com.tr ve www.irmaktv.com.tr web adreslerinden ulaşabilir ve daha detaylı değerlendirmeleri mütalaa edebilirsiniz. Bu ropörtajların görüntülü halini de her gün Irmak TV’den izleyebilirsiniz. Yazı dizisi boyunca göreceksiniz ki, burada küçük işlerle uğraşıp hayatı çelik çomak oynamaktan ibaret sanmak ve dünya çapında bir hizmeti anlamakta gecikmek büyük bir haksızlığa dönüşüyor. Gelin kulak kesilelim yeryüzü entelektüellerine; Arab’ı, Acem’i, Müslüman’ı, Hıristiyan’ı, Yahudi’si vs. hep aynı şeyi söylüyor ve Hizmet’in cihanşümul mesajına insanlığın ihtiyaç duyduğunu haykırıyor. Umarız ve dua ederiz ki; bu yazı dizisi, yakın körlüğüne yol açan peşin hükümlerimizden bizi bir miktar da olsa uzaklaştırır ve kadirşinas olmanın erdemini bize hatırlatır…
Zaman
Güncel
30.06.2014
AydınlarHizmetHareketinianlatıyorAydınlar Hizmet Hareketini anlatıyor
Aydınlar Hizmet Hareketini anlatıyor
Zaman
30.06.2014
02:06
Tarih şahittir ki büyük düşünce hareketleri ve ona öncülük eden kişiler, genelde yakın çevrelerinden vefasızlığa hatta kimi zaman saygısızlığa maruz kalmıştır.Önyargılar, hazımsızlıklar ve kıskançlıklar kimi kişilerin gözlerini âmâ ettiğinden kapılarına kadar gelmiş o güzel muştucuyu görememiş; el ele, kol kola yürümesi gerekenler kendilerini korkunç bir düşmanlığın içinde bulmuştur. Hiçbir büyük dava yoktur ki yakın çevreden anlamsız ve insafsız hakaretlere maruz bırakılmasın. Kara bulutlar dağılınca gerçeklerin ayan beyan ortaya çıkması elbette kaçınılmaz hale gelir. Zira aktüalitenin daracık yorumlarına sıkışıp kara propagandanın oksijensiz atmosferine mahkûm kalanlar gerçeklerin daha net göründüğü bir günde mahcup duruma düşer. Ve yine tarihin mahzun yaprakları şahittir ki, en yakın çevrede anlama gayreti eksikliğine mağlup bir buz dağı oluşurken meseleye uzaklardan bakanlar daha objektif; hatta daha kadirşinas olabilmektedir.Fethullah Gülen Hocaefendi ve onun teşvikleriyle ortaya çıkan Hizmet, tarihin tekerrür ettiği bir kavşakta duruyor bugünlerde. Bir yandan en kaba, en vefasız, en saldırgan hücumlara maruz bırakılırken, diğer yandan taşıdığı evrensel mesajdaki yansımalar nedeniyle dünyanın dört bir yanında takdir ediliyor; özellikle aydınlar arasında, akademik çevrelerde ve sivil toplum öncüleri arasında. Hiçbir benlik hesabı ve ego çatışması yaşamadığı için uzaktan bakan kişilerin Hizmet’i daha derinden anlaması bir avantaj oluştursa da, takdir ve tebcilin asıl sebebi belli noktalarda yoğunlaşıyor. Mesela ‘medeniyetler çatışması’ için hemen herkesin büyük bir hevesle bir kızılca kıyametin etrafında dans edip savaş tam tamları çaldığı bir dönemde Yunus olup yeryüzüne seslenmeyi, Mevlâna olup kardeşlik şarksısı söylemeyi dışarıdaki aydın daha net kavrayabiliyor. Bizdeki bazı kaba saba adamların hoyratlığı, dışarıdaki önyargısız kişilerin kendine esir ve zebun edemiyor. Vakıa, bu ülkenin çok değerli aydınları da meselenin ehemmiyetini görüyor; ancak çoğulcu ve katılımcı demokrasiyi içine sindiremeyenlerin ve herkesi kendine köle gibi görenlerin Hizmet’i anlaması hiç de kolay olmuyor. Ancak dışarıdaki aydınlar, demokrasi tecrübesinin getirdiği avantaj sayesinde Hizmet Hareketi gibi kendi değerlerine sımsıkı bağlı olmanın yanında sivil, demokrat ve özgürlükçü bir sosyal yapının ne kadar kıymetli olduğunun daha bir farkında.Yakından görmekte zorlandığımız sosyal bir gerçeği belki uzaktakilerin gözüyle değerlendirmek gerekiyor. O açıdan baktığımızda Hizmet Hareketi’nin nasıl âlemşümul bir performans sergilediğini, Hocaefendi’nin yeryüzü barışı için ne kadar değerli bir fikir adamı olduğunu anlıyoruz. Burnunun ucunu görmeyenlerin kendi egolarını aşarak engin ve rengin bir ufuk çizgisi yakalamasını beklemiyoruz; ancak küre-i arzın tekekkür burcunda önemli bir bayrak haline gelip sürekli dalgalanan evrensel bir hizmete karşı yerel düşmanlığın ma’şeri vicdanda yer bulamayacağını ve uzun bir mesafe alamayacağını hatırlatmak isteriz. Batı’dan Doğu’ya aydınların sevgi ile bağrına bastığı, her dinden her dilden kanaat önderinin yeryüzü için önemli bir ilham kaynağı olarak gördüğü Hizmet ve Hocaefendi için olmadık lafları peş peşe sıralayanlar, sosyal gerçeklere de tarihî gelişimin kaderine de karşı çıkarak kendilerine yazık ediyor.100 fikir adamının Hizmet ile ilgili mülâhazalarını okuyacaksınız bu dizide. Aslında bire bir yapılan konuşmalardan derlenmiş güzel bir çalışmanın özeti bu. Tamamını okumak ve seyretmek isterseniz www.zaman.com.tr ve www.irmaktv.com.tr web adreslerinden ulaşabilir ve daha detaylı değerlendirmeleri mütalaa edebilirsiniz. Bu ropörtajların görüntülü halini de her gün Irmak TV’den izleyebilirsiniz. Yazı dizisi boyunca göreceksiniz ki, burada küçük işlerle uğraşıp hayatı çelik çomak oynamaktan ibaret sanmak ve dünya çapında bir hizmeti anlamakta gecikmek büyük bir haksızlığa dönüşüyor. Gelin kulak kesilelim yeryüzü entelektüellerine; Arab’ı, Acem’i, Müslüman’ı, Hıristiyan’ı, Yahudi’si vs. hep aynı şeyi söylüyor ve Hizmet’in cihanşümul mesajına insanlığın ihtiyaç duyduğunu haykırıyor. Umarız ve dua ederiz ki; bu yazı dizisi, yakın körlüğüne yol açan peşin hükümlerimizden bizi bir miktar da olsa uzaklaştırır ve kadirşinas olmanın erdemini bize hatırlatır…
Zaman
Ana Sayfa
30.06.2014
AydınlarHizmetHareketinianlatıyorAydınlar Hizmet Hareketini anlatıyor
Aydınlar Hizmet Hareketini anlatıyor
Zaman
29.06.2014
02:09
Tarih şahittir ki büyük düşünce hareketleri ve ona öncülük eden kişiler, genelde yakın çevrelerinden vefasızlığa hatta kimi zaman saygısızlığa maruz kalmıştır.Önyargılar, hazımsızlıklar ve kıskançlıklar kimi kişilerin gözlerini âmâ ettiğinden kapılarına kadar gelmiş o güzel muştucuyu görememiş; el ele, kol kola yürümesi gerekenler kendilerini korkunç bir düşmanlığın içinde bulmuştur. Hiçbir büyük dava yoktur ki yakın çevreden anlamsız ve insafsız hakaretlere maruz bırakılmasın. Kara bulutlar dağılınca gerçeklerin ayan beyan ortaya çıkması elbette kaçınılmaz hale gelir. Zira aktüalitenin daracık yorumlarına sıkışıp kara propagandanın oksijensiz atmosferine mahkûm kalanlar gerçeklerin daha net göründüğü bir günde mahcup duruma düşer. Ve yine tarihin mahzun yaprakları şahittir ki, en yakın çevrede anlama gayreti eksikliğine mağlup bir buz dağı oluşurken meseleye uzaklardan bakanlar daha objektif; hatta daha kadirşinas olabilmektedir.Fethullah Gülen Hocaefendi ve onun teşvikleriyle ortaya çıkan Hizmet, tarihin tekerrür ettiği bir kavşakta duruyor bugünlerde. Bir yandan en kaba, en vefasız, en saldırgan hücumlara maruz bırakılırken, diğer yandan taşıdığı evrensel mesajdaki yansımalar nedeniyle dünyanın dört bir yanında takdir ediliyor; özellikle aydınlar arasında, akademik çevrelerde ve sivil toplum öncüleri arasında. Hiçbir benlik hesabı ve ego çatışması yaşamadığı için uzaktan bakan kişilerin Hizmet’i daha derinden anlaması bir avantaj oluştursa da, takdir ve tebcilin asıl sebebi belli noktalarda yoğunlaşıyor. Mesela ‘medeniyetler çatışması’ için hemen herkesin büyük bir hevesle bir kızılca kıyametin etrafında dans edip savaş tam tamları çaldığı bir dönemde Yunus olup yeryüzüne seslenmeyi, Mevlâna olup kardeşlik şarksısı söylemeyi dışarıdaki aydın daha net kavrayabiliyor. Bizdeki bazı kaba saba adamların hoyratlığı, dışarıdaki önyargısız kişilerin kendine esir ve zebun edemiyor. Vakıa, bu ülkenin çok değerli aydınları da meselenin ehemmiyetini görüyor; ancak çoğulcu ve katılımcı demokrasiyi içine sindiremeyenlerin ve herkesi kendine köle gibi görenlerin Hizmet’i anlaması hiç de kolay olmuyor. Ancak dışarıdaki aydınlar, demokrasi tecrübesinin getirdiği avantaj sayesinde Hizmet Hareketi gibi kendi değerlerine sımsıkı bağlı olmanın yanında sivil, demokrat ve özgürlükçü bir sosyal yapının ne kadar kıymetli olduğunun daha bir farkında.Yakından görmekte zorlandığımız sosyal bir gerçeği belki uzaktakilerin gözüyle değerlendirmek gerekiyor. O açıdan baktığımızda Hizmet Hareketi’nin nasıl âlemşümul bir performans sergilediğini, Hocaefendi’nin yeryüzü barışı için ne kadar değerli bir fikir adamı olduğunu anlıyoruz. Burnunun ucunu görmeyenlerin kendi egolarını aşarak engin ve rengin bir ufuk çizgisi yakalamasını beklemiyoruz; ancak küre-i arzın tekekkür burcunda önemli bir bayrak haline gelip sürekli dalgalanan evrensel bir hizmete karşı yerel düşmanlığın ma’şeri vicdanda yer bulamayacağını ve uzun bir mesafe alamayacağını hatırlatmak isteriz. Batı’dan Doğu’ya aydınların sevgi ile bağrına bastığı, her dinden her dilden kanaat önderinin yeryüzü için önemli bir ilham kaynağı olarak gördüğü Hizmet ve Hocaefendi için olmadık lafları peş peşe sıralayanlar, sosyal gerçeklere de tarihî gelişimin kaderine de karşı çıkarak kendilerine yazık ediyor.100 fikir adamının Hizmet ile ilgili mülâhazalarını okuyacaksınız bu dizide. Aslında bire bir yapılan konuşmalardan derlenmiş güzel bir çalışmanın özeti bu. Tamamını okumak ve seyretmek isterseniz www.zaman.com.tr ve www.irmaktv.com.tr web adreslerinden ulaşabilir ve daha detaylı değerlendirmeleri mütalaa edebilirsiniz. Bu ropörtajların görüntülü halini de her gün Irmak TV’den izleyebilirsiniz. Yazı dizisi boyunca göreceksiniz ki, burada küçük işlerle uğraşıp hayatı çelik çomak oynamaktan ibaret sanmak ve dünya çapında bir hizmeti anlamakta gecikmek büyük bir haksızlığa dönüşüyor. Gelin kulak kesilelim yeryüzü entelektüellerine; Arab’ı, Acem’i, Müslüman’ı, Hıristiyan’ı, Yahudi’si vs. hep aynı şeyi söylüyor ve Hizmet’in cihanşümul mesajına insanlığın ihtiyaç duyduğunu haykırıyor. Umarız ve dua ederiz ki; bu yazı dizisi, yakın körlüğüne yol açan peşin hükümlerimizden bizi bir miktar da olsa uzaklaştırır ve kadirşinas olmanın erdemini bize hatırlatır…
Zaman
En Çok Okunan
29.06.2014
AydınlarHizmetHareketinianlatıyorAydınlar Hizmet Hareketini anlatıyor
Aydınlar Hizmet Hareketini anlatıyor
Zaman
29.06.2014
02:08
Tarih şahittir ki büyük düşünce hareketleri ve ona öncülük eden kişiler, genelde yakın çevrelerinden vefasızlığa hatta kimi zaman saygısızlığa maruz kalmıştır.Önyargılar, hazımsızlıklar ve kıskançlıklar kimi kişilerin gözlerini âmâ ettiğinden kapılarına kadar gelmiş o güzel muştucuyu görememiş; el ele, kol kola yürümesi gerekenler kendilerini korkunç bir düşmanlığın içinde bulmuştur. Hiçbir büyük dava yoktur ki yakın çevreden anlamsız ve insafsız hakaretlere maruz bırakılmasın. Kara bulutlar dağılınca gerçeklerin ayan beyan ortaya çıkması elbette kaçınılmaz hale gelir. Zira aktüalitenin daracık yorumlarına sıkışıp kara propagandanın oksijensiz atmosferine mahkûm kalanlar gerçeklerin daha net göründüğü bir günde mahcup duruma düşer. Ve yine tarihin mahzun yaprakları şahittir ki, en yakın çevrede anlama gayreti eksikliğine mağlup bir buz dağı oluşurken meseleye uzaklardan bakanlar daha objektif; hatta daha kadirşinas olabilmektedir.Fethullah Gülen Hocaefendi ve onun teşvikleriyle ortaya çıkan Hizmet, tarihin tekerrür ettiği bir kavşakta duruyor bugünlerde. Bir yandan en kaba, en vefasız, en saldırgan hücumlara maruz bırakılırken, diğer yandan taşıdığı evrensel mesajdaki yansımalar nedeniyle dünyanın dört bir yanında takdir ediliyor; özellikle aydınlar arasında, akademik çevrelerde ve sivil toplum öncüleri arasında. Hiçbir benlik hesabı ve ego çatışması yaşamadığı için uzaktan bakan kişilerin Hizmet’i daha derinden anlaması bir avantaj oluştursa da, takdir ve tebcilin asıl sebebi belli noktalarda yoğunlaşıyor. Mesela ‘medeniyetler çatışması’ için hemen herkesin büyük bir hevesle bir kızılca kıyametin etrafında dans edip savaş tam tamları çaldığı bir dönemde Yunus olup yeryüzüne seslenmeyi, Mevlâna olup kardeşlik şarksısı söylemeyi dışarıdaki aydın daha net kavrayabiliyor. Bizdeki bazı kaba saba adamların hoyratlığı, dışarıdaki önyargısız kişilerin kendine esir ve zebun edemiyor. Vakıa, bu ülkenin çok değerli aydınları da meselenin ehemmiyetini görüyor; ancak çoğulcu ve katılımcı demokrasiyi içine sindiremeyenlerin ve herkesi kendine köle gibi görenlerin Hizmet’i anlaması hiç de kolay olmuyor. Ancak dışarıdaki aydınlar, demokrasi tecrübesinin getirdiği avantaj sayesinde Hizmet Hareketi gibi kendi değerlerine sımsıkı bağlı olmanın yanında sivil, demokrat ve özgürlükçü bir sosyal yapının ne kadar kıymetli olduğunun daha bir farkında.Yakından görmekte zorlandığımız sosyal bir gerçeği belki uzaktakilerin gözüyle değerlendirmek gerekiyor. O açıdan baktığımızda Hizmet Hareketi’nin nasıl âlemşümul bir performans sergilediğini, Hocaefendi’nin yeryüzü barışı için ne kadar değerli bir fikir adamı olduğunu anlıyoruz. Burnunun ucunu görmeyenlerin kendi egolarını aşarak engin ve rengin bir ufuk çizgisi yakalamasını beklemiyoruz; ancak küre-i arzın tekekkür burcunda önemli bir bayrak haline gelip sürekli dalgalanan evrensel bir hizmete karşı yerel düşmanlığın ma’şeri vicdanda yer bulamayacağını ve uzun bir mesafe alamayacağını hatırlatmak isteriz. Batı’dan Doğu’ya aydınların sevgi ile bağrına bastığı, her dinden her dilden kanaat önderinin yeryüzü için önemli bir ilham kaynağı olarak gördüğü Hizmet ve Hocaefendi için olmadık lafları peş peşe sıralayanlar, sosyal gerçeklere de tarihî gelişimin kaderine de karşı çıkarak kendilerine yazık ediyor.100 fikir adamının Hizmet ile ilgili mülâhazalarını okuyacaksınız bu dizide. Aslında bire bir yapılan konuşmalardan derlenmiş güzel bir çalışmanın özeti bu. Tamamını okumak ve seyretmek isterseniz www.zaman.com.tr ve www.irmaktv.com.tr web adreslerinden ulaşabilir ve daha detaylı değerlendirmeleri mütalaa edebilirsiniz. Bu ropörtajların görüntülü halini de her gün Irmak TV’den izleyebilirsiniz. Yazı dizisi boyunca göreceksiniz ki, burada küçük işlerle uğraşıp hayatı çelik çomak oynamaktan ibaret sanmak ve dünya çapında bir hizmeti anlamakta gecikmek büyük bir haksızlığa dönüşüyor. Gelin kulak kesilelim yeryüzü entelektüellerine; Arab’ı, Acem’i, Müslüman’ı, Hıristiyan’ı, Yahudi’si vs. hep aynı şeyi söylüyor ve Hizmet’in cihanşümul mesajına insanlığın ihtiyaç duyduğunu haykırıyor. Umarız ve dua ederiz ki; bu yazı dizisi, yakın körlüğüne yol açan peşin hükümlerimizden bizi bir miktar da olsa uzaklaştırır ve kadirşinas olmanın erdemini bize hatırlatır…
Zaman
Güncel
29.06.2014
AydınlarHizmetHareketinianlatıyorAydınlar Hizmet Hareketini anlatıyor
Aydınlar Hizmet Hareketini anlatıyor
Zaman
29.06.2014
02:08
Tarih şahittir ki büyük düşünce hareketleri ve ona öncülük eden kişiler, genelde yakın çevrelerinden vefasızlığa hatta kimi zaman saygısızlığa maruz kalmıştır.Önyargılar, hazımsızlıklar ve kıskançlıklar kimi kişilerin gözlerini âmâ ettiğinden kapılarına kadar gelmiş o güzel muştucuyu görememiş; el ele, kol kola yürümesi gerekenler kendilerini korkunç bir düşmanlığın içinde bulmuştur. Hiçbir büyük dava yoktur ki yakın çevreden anlamsız ve insafsız hakaretlere maruz bırakılmasın. Kara bulutlar dağılınca gerçeklerin ayan beyan ortaya çıkması elbette kaçınılmaz hale gelir. Zira aktüalitenin daracık yorumlarına sıkışıp kara propagandanın oksijensiz atmosferine mahkûm kalanlar gerçeklerin daha net göründüğü bir günde mahcup duruma düşer. Ve yine tarihin mahzun yaprakları şahittir ki, en yakın çevrede anlama gayreti eksikliğine mağlup bir buz dağı oluşurken meseleye uzaklardan bakanlar daha objektif; hatta daha kadirşinas olabilmektedir.Fethullah Gülen Hocaefendi ve onun teşvikleriyle ortaya çıkan Hizmet, tarihin tekerrür ettiği bir kavşakta duruyor bugünlerde. Bir yandan en kaba, en vefasız, en saldırgan hücumlara maruz bırakılırken, diğer yandan taşıdığı evrensel mesajdaki yansımalar nedeniyle dünyanın dört bir yanında takdir ediliyor; özellikle aydınlar arasında, akademik çevrelerde ve sivil toplum öncüleri arasında. Hiçbir benlik hesabı ve ego çatışması yaşamadığı için uzaktan bakan kişilerin Hizmet’i daha derinden anlaması bir avantaj oluştursa da, takdir ve tebcilin asıl sebebi belli noktalarda yoğunlaşıyor. Mesela ‘medeniyetler çatışması’ için hemen herkesin büyük bir hevesle bir kızılca kıyametin etrafında dans edip savaş tam tamları çaldığı bir dönemde Yunus olup yeryüzüne seslenmeyi, Mevlâna olup kardeşlik şarksısı söylemeyi dışarıdaki aydın daha net kavrayabiliyor. Bizdeki bazı kaba saba adamların hoyratlığı, dışarıdaki önyargısız kişilerin kendine esir ve zebun edemiyor. Vakıa, bu ülkenin çok değerli aydınları da meselenin ehemmiyetini görüyor; ancak çoğulcu ve katılımcı demokrasiyi içine sindiremeyenlerin ve herkesi kendine köle gibi görenlerin Hizmet’i anlaması hiç de kolay olmuyor. Ancak dışarıdaki aydınlar, demokrasi tecrübesinin getirdiği avantaj sayesinde Hizmet Hareketi gibi kendi değerlerine sımsıkı bağlı olmanın yanında sivil, demokrat ve özgürlükçü bir sosyal yapının ne kadar kıymetli olduğunun daha bir farkında.Yakından görmekte zorlandığımız sosyal bir gerçeği belki uzaktakilerin gözüyle değerlendirmek gerekiyor. O açıdan baktığımızda Hizmet Hareketi’nin nasıl âlemşümul bir performans sergilediğini, Hocaefendi’nin yeryüzü barışı için ne kadar değerli bir fikir adamı olduğunu anlıyoruz. Burnunun ucunu görmeyenlerin kendi egolarını aşarak engin ve rengin bir ufuk çizgisi yakalamasını beklemiyoruz; ancak küre-i arzın tekekkür burcunda önemli bir bayrak haline gelip sürekli dalgalanan evrensel bir hizmete karşı yerel düşmanlığın ma’şeri vicdanda yer bulamayacağını ve uzun bir mesafe alamayacağını hatırlatmak isteriz. Batı’dan Doğu’ya aydınların sevgi ile bağrına bastığı, her dinden her dilden kanaat önderinin yeryüzü için önemli bir ilham kaynağı olarak gördüğü Hizmet ve Hocaefendi için olmadık lafları peş peşe sıralayanlar, sosyal gerçeklere de tarihî gelişimin kaderine de karşı çıkarak kendilerine yazık ediyor.100 fikir adamının Hizmet ile ilgili mülâhazalarını okuyacaksınız bu dizide. Aslında bire bir yapılan konuşmalardan derlenmiş güzel bir çalışmanın özeti bu. Tamamını okumak ve seyretmek isterseniz www.zaman.com.tr ve www.irmaktv.com.tr web adreslerinden ulaşabilir ve daha detaylı değerlendirmeleri mütalaa edebilirsiniz. Bu ropörtajların görüntülü halini de her gün Irmak TV’den izleyebilirsiniz. Yazı dizisi boyunca göreceksiniz ki, burada küçük işlerle uğraşıp hayatı çelik çomak oynamaktan ibaret sanmak ve dünya çapında bir hizmeti anlamakta gecikmek büyük bir haksızlığa dönüşüyor. Gelin kulak kesilelim yeryüzü entelektüellerine; Arab’ı, Acem’i, Müslüman’ı, Hıristiyan’ı, Yahudi’si vs. hep aynı şeyi söylüyor ve Hizmet’in cihanşümul mesajına insanlığın ihtiyaç duyduğunu haykırıyor. Umarız ve dua ederiz ki; bu yazı dizisi, yakın körlüğüne yol açan peşin hükümlerimizden bizi bir miktar da olsa uzaklaştırır ve kadirşinas olmanın erdemini bize hatırlatır…
Zaman
Ana Sayfa
29.06.2014
AydınlarHizmetHareketinianlatıyorAydınlar Hizmet Hareketini anlatıyor
Aydınlar Hizmet Hareketi'ni anlatıyor
Zaman
28.06.2014
14:11
Tarih şahittir ki büyük düşünce hareketleri ve ona öncülük eden kişiler, genelde yakın çevrelerinden vefasızlığa hatta kimi zaman saygısızlığa maruz kalmıştır.Önyargılar, hazımsızlıklar ve kıskançlıklar kimi kişilerin gözlerini âmâ ettiğinden kapılarına kadar gelmiş o güzel muştucuyu görememiş; el ele, kol kola yürümesi gerekenler kendilerini korkunç bir düşmanlığın içinde bulmuştur. Hiçbir büyük dava yoktur ki yakın çevreden anlamsız ve insafsız hakaretlere maruz bırakılmasın. Kara bulutlar dağılınca gerçeklerin ayan beyan ortaya çıkması elbette kaçınılmaz hale gelir. Zira aktüalitenin daracık yorumlarına sıkışıp kara propagandanın oksijensiz atmosferine mahkûm kalanlar gerçeklerin daha net göründüğü bir günde mahcup duruma düşer. Ve yine tarihin mahzun yaprakları şahittir ki, en yakın çevrede anlama gayreti eksikliğine mağlup bir buz dağı oluşurken meseleye uzaklardan bakanlar daha objektif; hatta daha kadirşinas olabilmektedir.Fethullah Gülen Hocaefendi ve onun teşvikleriyle ortaya çıkan Hizmet, tarihin tekerrür ettiği bir kavşakta duruyor bugünlerde. Bir yandan en kaba, en vefasız, en saldırgan hücumlara maruz bırakılırken, diğer yandan taşıdığı evrensel mesajdaki yansımalar nedeniyle dünyanın dört bir yanında takdir ediliyor; özellikle aydınlar arasında, akademik çevrelerde ve sivil toplum öncüleri arasında. Hiçbir benlik hesabı ve ego çatışması yaşamadığı için uzaktan bakan kişilerin Hizmet’i daha derinden anlaması bir avantaj oluştursa da, takdir ve tebcilin asıl sebebi belli noktalarda yoğunlaşıyor. Mesela ‘medeniyetler çatışması’ için hemen herkesin büyük bir hevesle bir kızılca kıyametin etrafında dans edip savaş tam tamları çaldığı bir dönemde Yunus olup yeryüzüne seslenmeyi, Mevlâna olup kardeşlik şarksısı söylemeyi dışarıdaki aydın daha net kavrayabiliyor. Bizdeki bazı kaba saba adamların hoyratlığı, dışarıdaki önyargısız kişilerin kendine esir ve zebun edemiyor. Vakıa, bu ülkenin çok değerli aydınları da meselenin ehemmiyetini görüyor; ancak çoğulcu ve katılımcı demokrasiyi içine sindiremeyenlerin ve herkesi kendine köle gibi görenlerin Hizmet’i anlaması hiç de kolay olmuyor. Ancak dışarıdaki aydınlar, demokrasi tecrübesinin getirdiği avantaj sayesinde Hizmet Hareketi gibi kendi değerlerine sımsıkı bağlı olmanın yanında sivil, demokrat ve özgürlükçü bir sosyal yapının ne kadar kıymetli olduğunun daha bir farkında.Yakından görmekte zorlandığımız sosyal bir gerçeği belki uzaktakilerin gözüyle değerlendirmek gerekiyor. O açıdan baktığımızda Hizmet Hareketi’nin nasıl âlemşümul bir performans sergilediğini, Hocaefendi’nin yeryüzü barışı için ne kadar değerli bir fikir adamı olduğunu anlıyoruz. Burnunun ucunu görmeyenlerin kendi egolarını aşarak engin ve rengin bir ufuk çizgisi yakalamasını beklemiyoruz; ancak küre-i arzın tekekkür burcunda önemli bir bayrak haline gelip sürekli dalgalanan evrensel bir hizmete karşı yerel düşmanlığın ma’şeri vicdanda yer bulamayacağını ve uzun bir mesafe alamayacağını hatırlatmak isteriz. Batı’dan Doğu’ya aydınların sevgi ile bağrına bastığı, her dinden her dilden kanaat önderinin yeryüzü için önemli bir ilham kaynağı olarak gördüğü Hizmet ve Hocaefendi için olmadık lafları peş peşe sıralayanlar, sosyal gerçeklere de tarihî gelişimin kaderine de karşı çıkarak kendilerine yazık ediyor.100 fikir adamının Hizmet ile ilgili mülâhazalarını okuyacaksınız bu dizide. Aslında bire bir yapılan konuşmalardan derlenmiş güzel bir çalışmanın özeti bu. Tamamını okumak ve seyretmek isterseniz www.zaman.com.tr ve www.irmaktv.com.tr web adreslerinden ulaşabilir ve daha detaylı değerlendirmeleri mütalaa edebilirsiniz. Bu ropörtajların görüntülü halini de her gün Irmak TV’den izleyebilirsiniz. Yazı dizisi boyunca göreceksiniz ki, burada küçük işlerle uğraşıp hayatı çelik çomak oynamaktan ibaret sanmak ve dünya çapında bir hizmeti anlamakta gecikmek büyük bir haksızlığa dönüşüyor. Gelin kulak kesilelim yeryüzü entelektüellerine; Arab’ı, Acem’i, Müslüman’ı, Hıristiyan’ı, Yahudi’si vs. hep aynı şeyi söylüyor ve Hizmet’in cihanşümul mesajına insanlığın ihtiyaç duyduğunu haykırıyor. Umarız ve dua ederiz ki; bu yazı dizisi, yakın körlüğüne yol açan peşin hükümlerimizden bizi bir miktar da olsa uzaklaştırır ve kadirşinas olmanın erdemini bize hatırlatır…
Zaman
En Çok Okunan
28.06.2014
AydınlarHizmetHareketinianlatıyorAydınlar Hizmet Hareketini anlatıyor
Aydınlar Hizmet Hareketi'ni anlatıyor
Zaman
28.06.2014
14:10
Tarih şahittir ki büyük düşünce hareketleri ve ona öncülük eden kişiler, genelde yakın çevrelerinden vefasızlığa hatta kimi zaman saygısızlığa maruz kalmıştır.Önyargılar, hazımsızlıklar ve kıskançlıklar kimi kişilerin gözlerini âmâ ettiğinden kapılarına kadar gelmiş o güzel muştucuyu görememiş; el ele, kol kola yürümesi gerekenler kendilerini korkunç bir düşmanlığın içinde bulmuştur. Hiçbir büyük dava yoktur ki yakın çevreden anlamsız ve insafsız hakaretlere maruz bırakılmasın. Kara bulutlar dağılınca gerçeklerin ayan beyan ortaya çıkması elbette kaçınılmaz hale gelir. Zira aktüalitenin daracık yorumlarına sıkışıp kara propagandanın oksijensiz atmosferine mahkûm kalanlar gerçeklerin daha net göründüğü bir günde mahcup duruma düşer. Ve yine tarihin mahzun yaprakları şahittir ki, en yakın çevrede anlama gayreti eksikliğine mağlup bir buz dağı oluşurken meseleye uzaklardan bakanlar daha objektif; hatta daha kadirşinas olabilmektedir.Fethullah Gülen Hocaefendi ve onun teşvikleriyle ortaya çıkan Hizmet, tarihin tekerrür ettiği bir kavşakta duruyor bugünlerde. Bir yandan en kaba, en vefasız, en saldırgan hücumlara maruz bırakılırken, diğer yandan taşıdığı evrensel mesajdaki yansımalar nedeniyle dünyanın dört bir yanında takdir ediliyor; özellikle aydınlar arasında, akademik çevrelerde ve sivil toplum öncüleri arasında. Hiçbir benlik hesabı ve ego çatışması yaşamadığı için uzaktan bakan kişilerin Hizmet’i daha derinden anlaması bir avantaj oluştursa da, takdir ve tebcilin asıl sebebi belli noktalarda yoğunlaşıyor. Mesela ‘medeniyetler çatışması’ için hemen herkesin büyük bir hevesle bir kızılca kıyametin etrafında dans edip savaş tam tamları çaldığı bir dönemde Yunus olup yeryüzüne seslenmeyi, Mevlâna olup kardeşlik şarksısı söylemeyi dışarıdaki aydın daha net kavrayabiliyor. Bizdeki bazı kaba saba adamların hoyratlığı, dışarıdaki önyargısız kişilerin kendine esir ve zebun edemiyor. Vakıa, bu ülkenin çok değerli aydınları da meselenin ehemmiyetini görüyor; ancak çoğulcu ve katılımcı demokrasiyi içine sindiremeyenlerin ve herkesi kendine köle gibi görenlerin Hizmet’i anlaması hiç de kolay olmuyor. Ancak dışarıdaki aydınlar, demokrasi tecrübesinin getirdiği avantaj sayesinde Hizmet Hareketi gibi kendi değerlerine sımsıkı bağlı olmanın yanında sivil, demokrat ve özgürlükçü bir sosyal yapının ne kadar kıymetli olduğunun daha bir farkında.Yakından görmekte zorlandığımız sosyal bir gerçeği belki uzaktakilerin gözüyle değerlendirmek gerekiyor. O açıdan baktığımızda Hizmet Hareketi’nin nasıl âlemşümul bir performans sergilediğini, Hocaefendi’nin yeryüzü barışı için ne kadar değerli bir fikir adamı olduğunu anlıyoruz. Burnunun ucunu görmeyenlerin kendi egolarını aşarak engin ve rengin bir ufuk çizgisi yakalamasını beklemiyoruz; ancak küre-i arzın tekekkür burcunda önemli bir bayrak haline gelip sürekli dalgalanan evrensel bir hizmete karşı yerel düşmanlığın ma’şeri vicdanda yer bulamayacağını ve uzun bir mesafe alamayacağını hatırlatmak isteriz. Batı’dan Doğu’ya aydınların sevgi ile bağrına bastığı, her dinden her dilden kanaat önderinin yeryüzü için önemli bir ilham kaynağı olarak gördüğü Hizmet ve Hocaefendi için olmadık lafları peş peşe sıralayanlar, sosyal gerçeklere de tarihî gelişimin kaderine de karşı çıkarak kendilerine yazık ediyor.100 fikir adamının Hizmet ile ilgili mülâhazalarını okuyacaksınız bu dizide. Aslında bire bir yapılan konuşmalardan derlenmiş güzel bir çalışmanın özeti bu. Tamamını okumak ve seyretmek isterseniz www.zaman.com.tr ve www.irmaktv.com.tr web adreslerinden ulaşabilir ve daha detaylı değerlendirmeleri mütalaa edebilirsiniz. Bu ropörtajların görüntülü halini de her gün Irmak TV’den izleyebilirsiniz. Yazı dizisi boyunca göreceksiniz ki, burada küçük işlerle uğraşıp hayatı çelik çomak oynamaktan ibaret sanmak ve dünya çapında bir hizmeti anlamakta gecikmek büyük bir haksızlığa dönüşüyor. Gelin kulak kesilelim yeryüzü entelektüellerine; Arab’ı, Acem’i, Müslüman’ı, Hıristiyan’ı, Yahudi’si vs. hep aynı şeyi söylüyor ve Hizmet’in cihanşümul mesajına insanlığın ihtiyaç duyduğunu haykırıyor. Umarız ve dua ederiz ki; bu yazı dizisi, yakın körlüğüne yol açan peşin hükümlerimizden bizi bir miktar da olsa uzaklaştırır ve kadirşinas olmanın erdemini bize hatırlatır…
Zaman
Güncel
28.06.2014
AydınlarHizmetHareketinianlatıyorAydınlar Hizmet Hareketini anlatıyor
Aydınlar Hizmet Hareketi'ni anlatıyor
Zaman
28.06.2014
14:00
Tarih şahittir ki büyük düşünce hareketleri ve ona öncülük eden kişiler, genelde yakın çevrelerinden vefasızlığa hatta kimi zaman saygısızlığa maruz kalmıştır.Önyargılar, hazımsızlıklar ve kıskançlıklar kimi kişilerin gözlerini âmâ ettiğinden kapılarına kadar gelmiş o güzel muştucuyu görememiş; el ele, kol kola yürümesi gerekenler kendilerini korkunç bir düşmanlığın içinde bulmuştur. Hiçbir büyük dava yoktur ki yakın çevreden anlamsız ve insafsız hakaretlere maruz bırakılmasın. Kara bulutlar dağılınca gerçeklerin ayan beyan ortaya çıkması elbette kaçınılmaz hale gelir. Zira aktüalitenin daracık yorumlarına sıkışıp kara propagandanın oksijensiz atmosferine mahkûm kalanlar gerçeklerin daha net göründüğü bir günde mahcup duruma düşer. Ve yine tarihin mahzun yaprakları şahittir ki, en yakın çevrede anlama gayreti eksikliğine mağlup bir buz dağı oluşurken meseleye uzaklardan bakanlar daha objektif; hatta daha kadirşinas olabilmektedir.Fethullah Gülen Hocaefendi ve onun teşvikleriyle ortaya çıkan Hizmet, tarihin tekerrür ettiği bir kavşakta duruyor bugünlerde. Bir yandan en kaba, en vefasız, en saldırgan hücumlara maruz bırakılırken, diğer yandan taşıdığı evrensel mesajdaki yansımalar nedeniyle dünyanın dört bir yanında takdir ediliyor; özellikle aydınlar arasında, akademik çevrelerde ve sivil toplum öncüleri arasında. Hiçbir benlik hesabı ve ego çatışması yaşamadığı için uzaktan bakan kişilerin Hizmet’i daha derinden anlaması bir avantaj oluştursa da, takdir ve tebcilin asıl sebebi belli noktalarda yoğunlaşıyor. Mesela ‘medeniyetler çatışması’ için hemen herkesin büyük bir hevesle bir kızılca kıyametin etrafında dans edip savaş tam tamları çaldığı bir dönemde Yunus olup yeryüzüne seslenmeyi, Mevlâna olup kardeşlik şarksısı söylemeyi dışarıdaki aydın daha net kavrayabiliyor. Bizdeki bazı kaba saba adamların hoyratlığı, dışarıdaki önyargısız kişilerin kendine esir ve zebun edemiyor. Vakıa, bu ülkenin çok değerli aydınları da meselenin ehemmiyetini görüyor; ancak çoğulcu ve katılımcı demokrasiyi içine sindiremeyenlerin ve herkesi kendine köle gibi görenlerin Hizmet’i anlaması hiç de kolay olmuyor. Ancak dışarıdaki aydınlar, demokrasi tecrübesinin getirdiği avantaj sayesinde Hizmet Hareketi gibi kendi değerlerine sımsıkı bağlı olmanın yanında sivil, demokrat ve özgürlükçü bir sosyal yapının ne kadar kıymetli olduğunun daha bir farkında.Yakından görmekte zorlandığımız sosyal bir gerçeği belki uzaktakilerin gözüyle değerlendirmek gerekiyor. O açıdan baktığımızda Hizmet Hareketi’nin nasıl âlemşümul bir performans sergilediğini, Hocaefendi’nin yeryüzü barışı için ne kadar değerli bir fikir adamı olduğunu anlıyoruz. Burnunun ucunu görmeyenlerin kendi egolarını aşarak engin ve rengin bir ufuk çizgisi yakalamasını beklemiyoruz; ancak küre-i arzın tekekkür burcunda önemli bir bayrak haline gelip sürekli dalgalanan evrensel bir hizmete karşı yerel düşmanlığın ma’şeri vicdanda yer bulamayacağını ve uzun bir mesafe alamayacağını hatırlatmak isteriz. Batı’dan Doğu’ya aydınların sevgi ile bağrına bastığı, her dinden her dilden kanaat önderinin yeryüzü için önemli bir ilham kaynağı olarak gördüğü Hizmet ve Hocaefendi için olmadık lafları peş peşe sıralayanlar, sosyal gerçeklere de tarihî gelişimin kaderine de karşı çıkarak kendilerine yazık ediyor.100 fikir adamının Hizmet ile ilgili mülâhazalarını okuyacaksınız bu dizide. Aslında bire bir yapılan konuşmalardan derlenmiş güzel bir çalışmanın özeti bu. Tamamını okumak ve seyretmek isterseniz www.zaman.com.tr ve www.irmaktv.com.tr web adreslerinden ulaşabilir ve daha detaylı değerlendirmeleri mütalaa edebilirsiniz. Bu ropörtajların görüntülü halini de her gün Irmak TV’den izleyebilirsiniz. Yazı dizisi boyunca göreceksiniz ki, burada küçük işlerle uğraşıp hayatı çelik çomak oynamaktan ibaret sanmak ve dünya çapında bir hizmeti anlamakta gecikmek büyük bir haksızlığa dönüşüyor. Gelin kulak kesilelim yeryüzü entelektüellerine; Arab’ı, Acem’i, Müslüman’ı, Hıristiyan’ı, Yahudi’si vs. hep aynı şeyi söylüyor ve Hizmet’in cihanşümul mesajına insanlığın ihtiyaç duyduğunu haykırıyor. Umarız ve dua ederiz ki; bu yazı dizisi, yakın körlüğüne yol açan peşin hükümlerimizden bizi bir miktar da olsa uzaklaştırır ve kadirşinas olmanın erdemini bize hatırlatır…
Zaman
Ana Sayfa
28.06.2014
AydınlarHizmetHareketinianlatıyorAydınlar Hizmet Hareketini anlatıyor
Aydınlar Hizmet Hareketi'ni anlatıyor
Zaman
28.06.2014
02:03
Tarih şahittir ki büyük düşünce hareketleri ve ona öncülük eden kişiler, genelde yakın çevrelerinden vefasızlığa hatta kimi zaman saygısızlığa maruz kalmıştır.Önyargılar, hazımsızlıklar ve kıskançlıklar kimi kişilerin gözlerini âmâ ettiğinden kapılarına kadar gelmiş o güzel muştucuyu görememiş; el ele, kol kola yürümesi gerekenler kendilerini korkunç bir düşmanlığın içinde bulmuştur. Hiçbir büyük dava yoktur ki yakın çevreden anlamsız ve insafsız hakaretlere maruz bırakılmasın. Kara bulutlar dağılınca gerçeklerin ayan beyan ortaya çıkması elbette kaçınılmaz hale gelir. Zira aktüalitenin daracık yorumlarına sıkışıp kara propagandanın oksijensiz atmosferine mahkûm kalanlar gerçeklerin daha net göründüğü bir günde mahcup duruma düşer. Ve yine tarihin mahzun yaprakları şahittir ki, en yakın çevrede anlama gayreti eksikliğine mağlup bir buz dağı oluşurken meseleye uzaklardan bakanlar daha objektif; hatta daha kadirşinas olabilmektedir.Fethullah Gülen Hocaefendi ve onun teşvikleriyle ortaya çıkan Hizmet, tarihin tekerrür ettiği bir kavşakta duruyor bugünlerde. Bir yandan en kaba, en vefasız, en saldırgan hücumlara maruz bırakılırken, diğer yandan taşıdığı evrensel mesajdaki yansımalar nedeniyle dünyanın dört bir yanında takdir ediliyor; özellikle aydınlar arasında, akademik çevrelerde ve sivil toplum öncüleri arasında. Hiçbir benlik hesabı ve ego çatışması yaşamadığı için uzaktan bakan kişilerin Hizmet’i daha derinden anlaması bir avantaj oluştursa da, takdir ve tebcilin asıl sebebi belli noktalarda yoğunlaşıyor. Mesela ‘medeniyetler çatışması’ için hemen herkesin büyük bir hevesle bir kızılca kıyametin etrafında dans edip savaş tam tamları çaldığı bir dönemde Yunus olup yeryüzüne seslenmeyi, Mevlâna olup kardeşlik şarksısı söylemeyi dışarıdaki aydın daha net kavrayabiliyor. Bizdeki bazı kaba saba adamların hoyratlığı, dışarıdaki önyargısız kişilerin kendine esir ve zebun edemiyor. Vakıa, bu ülkenin çok değerli aydınları da meselenin ehemmiyetini görüyor; ancak çoğulcu ve katılımcı demokrasiyi içine sindiremeyenlerin ve herkesi kendine köle gibi görenlerin Hizmet’i anlaması hiç de kolay olmuyor. Ancak dışarıdaki aydınlar, demokrasi tecrübesinin getirdiği avantaj sayesinde Hizmet Hareketi gibi kendi değerlerine sımsıkı bağlı olmanın yanında sivil, demokrat ve özgürlükçü bir sosyal yapının ne kadar kıymetli olduğunun daha bir farkında.Yakından görmekte zorlandığımız sosyal bir gerçeği belki uzaktakilerin gözüyle değerlendirmek gerekiyor. O açıdan baktığımızda Hizmet Hareketi’nin nasıl âlemşümul bir performans sergilediğini, Hocaefendi’nin yeryüzü barışı için ne kadar değerli bir fikir adamı olduğunu anlıyoruz. Burnunun ucunu görmeyenlerin kendi egolarını aşarak engin ve rengin bir ufuk çizgisi yakalamasını beklemiyoruz; ancak küre-i arzın tekekkür burcunda önemli bir bayrak haline gelip sürekli dalgalanan evrensel bir hizmete karşı yerel düşmanlığın ma’şeri vicdanda yer bulamayacağını ve uzun bir mesafe alamayacağını hatırlatmak isteriz. Batı’dan Doğu’ya aydınların sevgi ile bağrına bastığı, her dinden her dilden kanaat önderinin yeryüzü için önemli bir ilham kaynağı olarak gördüğü Hizmet ve Hocaefendi için olmadık lafları peş peşe sıralayanlar, sosyal gerçeklere de tarihî gelişimin kaderine de karşı çıkarak kendilerine yazık ediyor.100 fikir adamının Hizmet ile ilgili mülâhazalarını okuyacaksınız bu dizide. Aslında bire bir yapılan konuşmalardan derlenmiş güzel bir çalışmanın özeti bu. Tamamını okumak ve seyretmek isterseniz www.zaman.com.tr ve www.irmaktv.com.tr web adreslerinden ulaşabilir ve daha detaylı değerlendirmeleri mütalaa edebilirsiniz. Bu ropörtajların görüntülü halini de her gün Irmak TV’den izleyebilirsiniz. Yazı dizisi boyunca göreceksiniz ki, burada küçük işlerle uğraşıp hayatı çelik çomak oynamaktan ibaret sanmak ve dünya çapında bir hizmeti anlamakta gecikmek büyük bir haksızlığa dönüşüyor. Gelin kulak kesilelim yeryüzü entelektüellerine; Arab’ı, Acem’i, Müslüman’ı, Hıristiyan’ı, Yahudi’si vs. hep aynı şeyi söylüyor ve Hizmet’in cihanşümul mesajına insanlığın ihtiyaç duyduğunu haykırıyor. Umarız ve dua ederiz ki; bu yazı dizisi, yakın körlüğüne yol açan peşin hükümlerimizden bizi bir miktar da olsa uzaklaştırır ve kadirşinas olmanın erdemini bize hatırlatır…
Zaman
En Çok Okunan
28.06.2014
AydınlarHizmetHareketinianlatıyorAydınlar Hizmet Hareketini anlatıyor
Aydınlar Hizmet Hareketi'ni anlatıyor
Zaman
28.06.2014
02:03
Tarih şahittir ki büyük düşünce hareketleri ve ona öncülük eden kişiler, genelde yakın çevrelerinden vefasızlığa hatta kimi zaman saygısızlığa maruz kalmıştır.Önyargılar, hazımsızlıklar ve kıskançlıklar kimi kişilerin gözlerini âmâ ettiğinden kapılarına kadar gelmiş o güzel muştucuyu görememiş; el ele, kol kola yürümesi gerekenler kendilerini korkunç bir düşmanlığın içinde bulmuştur. Hiçbir büyük dava yoktur ki yakın çevreden anlamsız ve insafsız hakaretlere maruz bırakılmasın. Kara bulutlar dağılınca gerçeklerin ayan beyan ortaya çıkması elbette kaçınılmaz hale gelir. Zira aktüalitenin daracık yorumlarına sıkışıp kara propagandanın oksijensiz atmosferine mahkûm kalanlar gerçeklerin daha net göründüğü bir günde mahcup duruma düşer. Ve yine tarihin mahzun yaprakları şahittir ki, en yakın çevrede anlama gayreti eksikliğine mağlup bir buz dağı oluşurken meseleye uzaklardan bakanlar daha objektif; hatta daha kadirşinas olabilmektedir.Fethullah Gülen Hocaefendi ve onun teşvikleriyle ortaya çıkan Hizmet, tarihin tekerrür ettiği bir kavşakta duruyor bugünlerde. Bir yandan en kaba, en vefasız, en saldırgan hücumlara maruz bırakılırken, diğer yandan taşıdığı evrensel mesajdaki yansımalar nedeniyle dünyanın dört bir yanında takdir ediliyor; özellikle aydınlar arasında, akademik çevrelerde ve sivil toplum öncüleri arasında. Hiçbir benlik hesabı ve ego çatışması yaşamadığı için uzaktan bakan kişilerin Hizmet’i daha derinden anlaması bir avantaj oluştursa da, takdir ve tebcilin asıl sebebi belli noktalarda yoğunlaşıyor. Mesela ‘medeniyetler çatışması’ için hemen herkesin büyük bir hevesle bir kızılca kıyametin etrafında dans edip savaş tam tamları çaldığı bir dönemde Yunus olup yeryüzüne seslenmeyi, Mevlâna olup kardeşlik şarksısı söylemeyi dışarıdaki aydın daha net kavrayabiliyor. Bizdeki bazı kaba saba adamların hoyratlığı, dışarıdaki önyargısız kişilerin kendine esir ve zebun edemiyor. Vakıa, bu ülkenin çok değerli aydınları da meselenin ehemmiyetini görüyor; ancak çoğulcu ve katılımcı demokrasiyi içine sindiremeyenlerin ve herkesi kendine köle gibi görenlerin Hizmet’i anlaması hiç de kolay olmuyor. Ancak dışarıdaki aydınlar, demokrasi tecrübesinin getirdiği avantaj sayesinde Hizmet Hareketi gibi kendi değerlerine sımsıkı bağlı olmanın yanında sivil, demokrat ve özgürlükçü bir sosyal yapının ne kadar kıymetli olduğunun daha bir farkında.Yakından görmekte zorlandığımız sosyal bir gerçeği belki uzaktakilerin gözüyle değerlendirmek gerekiyor. O açıdan baktığımızda Hizmet Hareketi’nin nasıl âlemşümul bir performans sergilediğini, Hocaefendi’nin yeryüzü barışı için ne kadar değerli bir fikir adamı olduğunu anlıyoruz. Burnunun ucunu görmeyenlerin kendi egolarını aşarak engin ve rengin bir ufuk çizgisi yakalamasını beklemiyoruz; ancak küre-i arzın tekekkür burcunda önemli bir bayrak haline gelip sürekli dalgalanan evrensel bir hizmete karşı yerel düşmanlığın ma’şeri vicdanda yer bulamayacağını ve uzun bir mesafe alamayacağını hatırlatmak isteriz. Batı’dan Doğu’ya aydınların sevgi ile bağrına bastığı, her dinden her dilden kanaat önderinin yeryüzü için önemli bir ilham kaynağı olarak gördüğü Hizmet ve Hocaefendi için olmadık lafları peş peşe sıralayanlar, sosyal gerçeklere de tarihî gelişimin kaderine de karşı çıkarak kendilerine yazık ediyor.100 fikir adamının Hizmet ile ilgili mülâhazalarını okuyacaksınız bu dizide. Aslında bire bir yapılan konuşmalardan derlenmiş güzel bir çalışmanın özeti bu. Tamamını okumak ve seyretmek isterseniz www.zaman.com.tr ve www.irmaktv.com.tr web adreslerinden ulaşabilir ve daha detaylı değerlendirmeleri mütalaa edebilirsiniz. Bu ropörtajların görüntülü halini de her gün Irmak TV’den izleyebilirsiniz. Yazı dizisi boyunca göreceksiniz ki, burada küçük işlerle uğraşıp hayatı çelik çomak oynamaktan ibaret sanmak ve dünya çapında bir hizmeti anlamakta gecikmek büyük bir haksızlığa dönüşüyor. Gelin kulak kesilelim yeryüzü entelektüellerine; Arab’ı, Acem’i, Müslüman’ı, Hıristiyan’ı, Yahudi’si vs. hep aynı şeyi söylüyor ve Hizmet’in cihanşümul mesajına insanlığın ihtiyaç duyduğunu haykırıyor. Umarız ve dua ederiz ki; bu yazı dizisi, yakın körlüğüne yol açan peşin hükümlerimizden bizi bir miktar da olsa uzaklaştırır ve kadirşinas olmanın erdemini bize hatırlatır…
Zaman
Güncel
28.06.2014
AydınlarHizmetHareketinianlatıyorAydınlar Hizmet Hareketini anlatıyor
Toplam "227" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti