Habergec.Com Aranan Kelimeler:hâkim ve savcı yanlış yaptı Değerlendirme: 10 / 10 374114
habergec.com
27.05.2012 Pazar
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler

:: Gruplar
 

hâkim ve savcı yanlış yaptı

Hâkim ve savcı yanlış yaptı
Hürriyet
05.02.2012
04:26
Hâkim ve savcı yanlış yaptı
Hürriyet
05.02.2012
03:12
Ahmet Şık itiraf etti
Samanyolu Haber
06.04.2011
15:17
Ahmet Şık kitap çalışmasının taslağında yer alan notların bir kısmının kendisine ait olmadığını itiraf etti.

Ergenekonun talimatları doğrultusunda hazırlanan ve mahkemenin örgütsel doküman olarak nitelendirdiği İmamın Ordusu adlı çalışmanın taslağında yer alan notların bir kısmının kendisine ait olmadığını itiraf etti. Şık, ifadelerini kullandı. Oda TVye düzenlenen operasyon sonrası gözaltına alınan ve çıkarıldığı mahkemece tutuklanan Ahmet Şıkın, savcılık sorgusunda notlar da gündeme gelmişti. Söz konusu notlarda, yukarıdaki bölüm yanlış yazılmış. Çünkü; siz ülkede kurgu Ergenekon operasyonu yapan cemaat çetesini anlatırken, konuyu değiştirdiniz. ... ifadesini düzeltiniz... gibi emir içeren ifadeler yar alıyordu. Savcılık, söz konusu yazıların Ergenekon terör örgütünün talimatları doğrultusunda taslağa düşülen notlar olduğunu ileri sürdü. Şık ise sorgusunda hiç kimseden talimat almadığını, söz konusu notların kendisine ait olduğunu savunmuştu. Ancak aynı Ahmet Şık, haftalar sonra ifade değiştirdi. Aylık haber-yorum dergisi Express, nisan ayı sayısı için, Ahmet Şıkla mektup aracılığıyla röportaj yaptı. Şıka neden böyle bir kitap yazdığı sorulmuş. Şık, mevcut Ergenekon soruşturmasının derin yapının üzerini örttüğünü savunuyor. Bunun için böyle bir kitap yazma ihtiyacı hissettiğini anlatıyor. Türkiyedeki derin yapıyı ise 20 yıl öncesine, 1990lara kadar dayandırıyor. Hanefi Avcının Haliçte Yaşayan Simonlar kitabına sarılıyor. Devrimci Karargâh terör örgütü yöneticisiyle telefon görüşmeleri tespit edilen Avcının da kendisi gibi kitap yazdığı için tutuklandığını anlatıyor. Ahmet Şık, Ergenekonun talimatıyla hazırlandığı ileri sürülen çalışmasında daha önce yazılan kitaplardan uzun alıntılar yaptığını da itiraf ediyor. Hiçbir delile dayanmayan ve kitaba aldığı cemaatle ilgili iddialarını yeniliyor. Ancak somut tek bir örnek veremiyor. Oda TVde ele geçirilen Ulusal Medya 2010 belgesini ise görmediğini savunuyor. İçeriğine bakarsanız, AKP ya da cemaat karşıtı olan ve bunu dillendiren herkes ETÖ üyesi olmaktan kendini cezaevinde buldu. Bilgi notlarında benim kitap yazdığım, o konuda Nedimin beni çalıştırdığına dair ibareler var. Deli saçması şeyler. diyor. Taslaktaki notların Ergenekonun notları olduğu, senin ise savcılık sorgunda notların hepsini sahiplendiğin iddia ediliyor. sorusuna ise şöyle cevap veriyor: Savcılıkta bana Bu notlar sana mı ait? diye sorularak sadece iki-üç cümle okundu. Onlar aynen benim notlarımdı. Bana başka not okunmadı. Bilgim dışında Oda TVye gönderilen ya da oradaki bilgisayara konulan nüshada yer alan notlar savcı ya da hâkim tarafından bana sorulmadı. Bunları şimdi, tutuklanmamdan üç hafta sonra, gazetelerde görüyorum. O notlar haber kaynaklarımdan birinin, bana aktardığı bilgileri çek etmesi için kendisine verdiğim nüsha üzerine aldığı notlardır. Not olarak gönderilmiş öneriler ve görüşleri zaten kabul etmem, benimsemem mümkün değildi. Ama, tarih yanlışları vb. maddî hataları, hakaret teşkil edebilecek kısımları düzeltecektim. Bu notlardan sadece kitabın dokusuna, yani gazetecilik faaliyetime uygun olanları dikkate aldım, kişisel görüş içeren notları ise kullanmadım. Kaynaklarımın kimler olduğunu ise basın meslek kurallarına riayet ederek saklayacağım. AKTİFHABER
Samanyolu Haber
Son Dakika
06.04.2011
AhmetŞıkitirafettiAhmet Şık itiraf etti
Erbek: Yargı reformu yapılmazsa halk adaleti sokakta arar
Samanyolu Haber
19.01.2011
15:43


Adana Barosu Başkanı Aziz Erbek, CMK 102 kapsamında gerçekleştirilen tahliyelerin mahkemelerde farklı şekilde yorumlanmasını garabet olarak değerlendirdi. Makamında düzenlediği basın toplantısında yargının sorunları üzerinde duran Erbek, CMK, 102 uygulamasını Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesi, Yargıtay 9uncu Ceza Dairesi ve Ankara Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi farklı şekillerde yorumladı. Böyle hukuk olmaz. Hâkimlerin yasa metnini adalet ölçüsünde yorumlaması farklı olabilir. Ancak bu kadar bir birbiriyle çelişen hüküm tesis edilmesi hiçbir ülkede görülemez. Bu büyük bir hukuk garabetidir. dedi. Yıllarca süren davaların yargıdaki hakkaniyet ölçülerini zorladığına işaret eden Erbek, herkesin kendi cenahında eleştiriler yapıp, konum aldığını kaydetti. Önemli davalara bakan hakimlerin tayinlerle yerlerinin değiştirildiğini hatırlatan Erbek, mevzuata uygun yapılsa bile bu atamaların tartışılır ve can yakıcı olduğunu dile getirdi. Bugün kadar uzun süren davalarda bir çok hakimin yerinin değiştiğini anlatan Aziz Erbek, Reform, sadece yargının bir bölümünde lokal düzeyde yapmakla olmaz. Bütününde yapmak lazım. Hukuk fakültelerinden başlayarak Sulh Hukuk Mahkemelerine kadar yargıda baştan aşağı köklü değişimlerin yapılması zaruri ihtiyaç haline gelmiştir. Bu yapılmazsa sokakta adalet arayışı başlar. Sokakta adalet arayışı toplumsal huzuru bozar. şeklinde konuştu. Yargı adına çok yanlış uygulamaların ortaya çıktığına dikkat çeken Erbek, yargıda yaşanan güven kaybından büyük üzüntü duyduğunu aktardı. Kamuoyunun davalarda alınan kararların hakkaniyeti konusundaki kaygılarına işaret eden Erbek, Yıllardır yargı reformu yapılması gerektiği yönünde herkesimde ortaya çıkan kanat uzadıkça uzadı. Ve hala yargı bu ihtiyacı şiddetle duyar halde devam ediyor. Öyle bir noktaya geldik ki artık reformla bu sorunları çözme noktasın aştık. Adeta bir devrimsel dönüşüm gerekiyor. diye konuştu. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) Türkiyeye özgü bir içtihat geliştirdiğini ve makul süreyi aşan davalara da baktığını ifade eden Aziz Erbek, sorunlu yargı sisteminden dolayı bir çok yabancı girişimcinin Türkiyede yatırım yapmaktan çekindiğini savundu. Adil yargılama hususunda Özel Yetkili Mahkemelerin en fazla eleştiri alan kurumların başında geldiğini kaydeden Erbek, şunları söyledi: Cumhuriyet tarihinin dörtte üçü sıkıyönetim, özel yetkili mahkemeler askeri yargılamalarla geçti. Bugün 50 yaşında bir vatandaşın ömrünün 40 yılı OHAL ile geçti. Bu vahim ve tehlikeli bir meseledir. Artık dünyanın bugün iletişim imkânlarıyla Türkiye bu yükü taşıyamaz. Bu kadar eleştiriye rağmen hiç akla gelmeyecek uygulamalar ortaya çıkıyor. Örneğin İstanbul Üniversitesinde arama kararı olmadan polisin bir yıl boyunca arama yapması izah edilecek bir şey değildir. İstinaf Mahkemelerinin yargının sorunlarını çözmede yeni sıkıntıları beraberinde getireceğini belirten Erbek, Osmanlı döneminde de bu mahkemelerin gündeme geldiğini söyledi. Hakim ve savcıların alımıyla ilgili Danıştay ile Adalet Bakanlığı arasında yaşanan tartışmaların hatırlatılması üzerine ise Erbek, Ülkedeki hakim ve savcı ihtiyacı en az iki katına çıkmalı. Bunun ekonomik gerekçeleri olamaz. Bir ülkenin yolu, aşı ve ekmeği olmayabilir. Ama bir devletin yargısı yoksa ülke olma vasfı olmaz. Hâkim alımıyla ilgili bugüne kadar bütün hükümetler maalesef hep kendilerine yakın yargıçları oluşturma çabasına girdi. Bugünde bu çok bariz bir şekilde görülüyor. Danıştayın hakim ve savcıların alımı sırasında kamere önerisi bir güvensizliğin ifadesidir. Bunun karşısında yürütme bu evet deyip, sorunu çözebilirdi. Ama yargı ile yürütme arasındaki kutuplaşma çözümsüzlüğe doğru gidiyor. açıklamasını yaptı.
Samanyolu Haber
Son Dakika
19.01.2011
ErbekYargıreformuyapılmazsahalkadaletisokaktaararErbek Yargı reformu yapılmazsa halk adaleti sokakta arar
O hâkimin eşi bakın kim çıktı
Samanyolu Haber
20.01.2010
09:28
Gazeteci-yazar Abdi İpekçinin katili ve Papa suikastı hükümlüsü Mehmet Ali Ağcanın tahliyesinin ardından, 3ü eski 1i yeni dört çarpıcı ayrıntı ortaya çıktı.

SABAH; Ağcanın 2006daki yanlış tahliyesindeki ilginç ilişki, tahliye sonrası bir günlük askerlik yaşamı, yeniden tutuklanmasına kadar geçen 8 karanlık günün sırrı ve şimdi yaptığı yurtdışı çıkış hazırlıklarının detaylarını açıklıyor: Ağca 12 Ocak 2006da yanlış tahliye olduğunda, bu kararın verilmesinde itiraz üzerine son sözü Kartal 2nci Ağır Ceza Mahkemesi verdi. Mahkeme heyetinde Neslihan Aboşoğlu da bulunuyordu. Hâkimin eşi Yılmaz Aboşoğlu da o dönemde Kartal Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapıyordu. Yılmaz Aboşoğlu, Ağcanın tahliye sürecine savcı olarak müdahil olmadı, yani mütalaa vermedi, görüş bildirmedi. Ancak Yılmaz Aboşoğlu kısa süre sonra savcılıktan istifa ederek İstanbul Barosuna kayıtlı serbest avukatlık yapmaya başladı. Yılmaz Aboşoğlu yıllar sonra önceki gün kamuoyunun karşısına bu kez Ağcanın avukatı olarak çıktı. Ağcanın ailesi, Ankara Barosu avukatlarından Hacı Ali Özhanı azlettikten sonra Yılmaz Aboşoğluna vekalet verdi. Aboşoğlu da Ağcanın önceki günkü tahliye sürecini yöneten iki avukattan biri oldu. Ağca 2006da tahliye olurken birçok mahkemede farklı işlemler yapılmıştı. Bu mahkemelerden biri de Üsküdar 2nci Ağır Ceza Mahkemesiydi. O dönemdeki Yargıtay 1inci Ceza Dairesinin kararına göre, Üsküdar 2nci Ağır Ceza Mahkemesi, Ağcanın cezalarını toplarken yanlışlık yapmıştı. Yargıtayın bozduğu bu kararı veren mahkemenin başkanlığını Meryem Üstüner yapıyordu. Üstünerin yolları önceki gün tesadüfen Ağca ile bir kez daha kesişti. Ağca tahliye olduğu ve lüks oteline çekildiği saatlerde, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunda da (HSYK) uzun süredir kriz olan Yargıtay üyeliği seçimleri vardı. HSYK çalışmalarını geç saatlerde tamamladı ve Yargıtaya seçilen 34 hâkim arasında Meryem Üstüner de yer aldı. Ağca önceki gün tahliye edildikten sonra en çok çürük raporu alarak askerlikten kurtulması konuşulmaya başlandı. Ağcanın Sincan F tipi Cezaevinden çıkıp doğrudan askerlik şubesine gitmesi gerekirken, GATAya götürüldü. Ağcanın bu tercihinde 2006da yaşadığı, bilinmeyen ilginç bir detay etkili oldu. Ağcanın yanlış tahliye edildiği 12 Ocak 2006da Tuzla Piyade Okulunda askere alındığı ortaya çıktı. Ağca burada sadece gün içinde kaldı, bir kez karavana yedi, avukatlarının imzalı taahhüt vermeleri üzerine kışladan çıktı. Bu bilgiyi doğrulayan eski avukatı Mustafa Demirbağ o günü şöyle anlattı: Biz o gün elimizi kolumuzu sallayarak gideceğimizi düşünürken birden Pendik Askerlik Şubesine götürüldük. Buradan da doğrudan Tuzla Piyade Okulunda askere aldılar. Biz hemen ilgili makamlara itiraz ettik ve sağlığının elverişli olmadığını savunduk. Bunun üzerine de aynı günün akşam saatlerinde Haydarpaşa GATAya sevk edildi ve bilinen malum askere elverişsizlik kararı verildi. Ağca yanlış tahliye edildiği 12 Ocak 2006dan sonra bu yanlışlığın ortaya çıkıp yeniden tutuklandığı 20 Ocak 2006ya kadar ne yaptı, nerde yaşadı? Bu sorunun cevabı hep karanlıkta kaldı. Demirbağ, Ağcanın 8 gününe ilişkin şu iddialarda bulundu: İlk üç günü askeriye ve GATA arasında geçti. Hattâ biz GATAdayken, CHP lideri Deniz Baykal bile Ağca ve avukatı yurtdışında diye açıklama yaptı. Biz bu açıklamayı Haydarpaşa GATAda televizyondan duyduk. İlk 3 gün benim evimdeydi. O dönemde gazeteciler, televizyoncular, herkes ulaşmaya çalışıyor, yurtdışına kaçıralım gibi işgüzar tekliflerde bulunanlar bile oldu. Sonra benim ev bir şekilde tespit edilince, bir arkadaşımdan rica ettim ve onun evine götürdük. Burada da 5 gün kaldı ve sonra yeniden tutuklandı. Bu evde de ben, Ağca ve kardeşi Adnan Ağca vardı. Yargıtayın yanlış tahliye edilmiştir kararını da bu evdeki televizyondan duyduk. Ağca, Ankara Sheraton Oteline yerleştikten sonra internete girmek için şifre istedi. Ağcanın bu şifreyi pasaport işlemleri ve ABD ile İspanyadaki televizyon kuruluşları ile yazışmak için aldığı ortaya çıktı. Ağcanın yakın çevresi, özellikle ABD ve İspanyadan gelen televizyon yayınına çıkma tekliflerine, Olay daha çok sıcak. Hem şimdi pasaport sorunu var. Birkaç gün bekleyin yanıtını verdi. SABAH
Samanyolu Haber
Son Dakika
20.01.2010
OhâkimineşibakınkimçıktıO hâkimin eşi bakın kim çıktı
Adalet Bakanlığı'ndan FLAŞ açıklama
Samanyolu Haber
29.07.2009
16:55
Adalet Bakanlığı kararname ile ilgili olarak açıklama yaptı.

İşte Adalet Bakanlığından yapılan açıklama 2009 yılı Hâkim ve Savcı Yaz Kararnamesinin görüşülmesi, karara bağlanması ve yayımlanması süreçleri hakkında Kurul görüşmelerinin gizliliği prensibi gereğince basında yer alan bazı haber, yorum ve köşe yazılarında yer verilen hususlarla ilgili olarak bugüne kadar açıklama yapmaktan kaçınan Bakanlığımız, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu bazı üyelerince yapılan açıklamada gizliliği ihlal eden tespitlerin yer alması ve buna paralel basın yayın organlarında çıkan haberler üzerine konunun yanlış anlaşılmalara ve yorumlara neden olmaması için üstlendiği sorumluluk gereği aşağıdaki açıklamaları yapma gereğini duymuştur. Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünce hazırlanıp Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna sunulan kararname taslağını inceleyip, taslağı aynen kabul etmek veya üzerinde gerekli değişiklikleri yaparak karara bağlamak görevinin Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunda olduğu açıktır. Bu bağlamda Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yıl da kendilerine sunulan taslağı incelemiş ve aynen veya gerekli değişiklikler yaparak karara bağlamıştır. Adalet Bakanlığının taslağı değiştirtmemek veya taslağın aynen kabulü şeklinde bir talebi söz konusu olamaz, olmamıştır da. Geçen yıllarda olduğu gibi Adalet Bakanlığınca hazırlanan taslak büyük ölçüde tasvip görmüş, yaklaşık % 10luk bir bölümünde değişiklik yapılarak kabul edilmiştir. Her şeyden önce Anayasamızın 159uncu maddesinde Kurulun görevleri belirtilmiş, buna paralel olarak 2461 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun 4üncü maddesinde Kurulun görevleri şu şekilde sayılmıştır: 1. Yargıtay ve Danıştay üyeleri ile Uyuşmazlık Mahkemesinin askeri yargı dışından gelen üyelerini seçmek. 2. Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin veya bir hakim veya savcının kadrosunun kaldırılması veya bir mahkemenin yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlamak. 3. Hakim ve savcıların; a) Mesleğe kabul etme, b) Atama ve nakletme, c) Geçici yetki verme, d) Her türlü yükselme ve birinci sınıfa ayırma, e) Kadro dağıtma, f) Meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, g) Disiplin cezası verme, h) Görevden uzaklaştırma işlemlerini yapmak. 4. Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirmek. Hakim ve savcıların yukarıda belirtilenler dışında kalan özlük işleri Adalet Bakanlığınca yerine getirilir. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı gibi Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu hakim ve savcılar ile mahkemelerin özlük ve idari nitelikteki işleriyle görevli, yargısal görevleri olmayan idari bir kuruldur. Hâkim ve savcılar ile mahkemelerin yargısal faaliyetlerinin denetimi ise yasalarımızda tereddüde mahal bırakmayacak şekilde yine yargısal kurumlara bırakılmıştır. Yargısal denetim görevi yargı kurumlarınca yerine getirilmekte olup idari bir kuruluş olan Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun ve yürütmenin içinde yer alan Bakanlığımızın bu faaliyetlere müdahale etme olanağı bulunmamaktadır. Hal böyle iken Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun bazı üyeleri İstanbulda yürütülmekte olan soruşturmanın gizliliğini ihlal ederek, dosya numarası da vermek suretiyle incelediklerini iddia ettikleri dosyadaki bazı kararlara karşı kanun yararına bozma yoluna gidilmesi hususunda Kurulda görüşme yapılmasını istemiş ve sağlamışlar, kanun yararına bozma yoluna gidilmesine ilişkin kararın oy çokluğuyla alınmasını temin etmişlerdir. Ceza Muhakemeleri Kanununun 309uncu maddesine göre kanun yararına bozma talebinde bulunma yetkisi açıkça Adalet Bakanlığına verilmiştir. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun Anayasal ve yasal görevleri içerisinde kanun yararına bozma veya bu konudaki başvuruları inceleyip karara bağlama görevi bulunmamaktadır. Buna rağmen fonksiyon gaspı ile kanun yararına bozma yoluna gidilmesi hususunda Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun aldığı karara uyma zarureti olmamasına rağmen, Bakanlığımız bu kararı ihbar kabul etmiş ve ileri sürülen hususlarda kanun yararına bozmaya gidilip gidilmeyeceğinin değerlendirilmesi için kararı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne göndermiştir. Yasayla açıkça Bakanlığımıza verilen bu görev bugüne kadar hukuk sınırları içerisinde titizlikle yerine getirilmiştir. Nitekim Bakanlığımızca 2008 yılında Yargıtaya kanun yararına bozma talebi ile gönderilen dosyalardan % 94ü görüşümüz doğrultusunda sonuçlanmış, sadece % 6
Samanyolu Haber
Son Dakika
29.07.2009
AdaletBakanlığındanFLAŞaçıklamaAdalet Bakanlığından FLAŞ açıklama
Toplam "6" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti