Habergec.Com Aranan Kelimeler:haciz yok Değerlendirme: 10 / 10 517767
habergec.com
01.09.2014 Pazartesi
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

haciz yok

İhtiyaç sahipleriyle birlikte iftar yapıyorlar
Zaman
09.07.2014
05:29
Bereket ayı Ramazan ile birlikte cömertleşen müminler, ihtiyaç sahiplerinin kapısını çalıyor. Hayırseverler yardıma muhtaç insanlara sadece yardım kolisi bırakmıyor, aynı zamanda iftar sofralarında da onlara eşlik ediyorlar. Birlikte duaların edilip, yemeklerin yendiği ziyaretlerde maddî yardımın yanı sıra manevî olarak da yardım ve destek sağlanıyor.Müslümanların hayırda yarıştığı Ramazan ayında, seferber edilen maddi ve manevi imkânlar ihtiyaç sahiplerini sevindiriyor. Kimse Yok mu Derneği bereket ayı Ramazan’da da ihtiyaç sahiplerini sevindirmeye devam ediyor. Bu sefer sadece maddi yardım yapmakla kalmayan Kimse Yok mu, gönüllüleriyle birlikte ihtiyaç sahibi ailelere iftar heyecanı yaşatıyor. Maddi sıkıntılar yaşayan ailelere yardım kolileri götüren Kimse Yok mu gönüllüleri, aynı zamanda iftarlarını da mütevazı sofralarda onlarla birlikte açıyor. Dernekte gönüllü olarak faaliyet gösteren hayırseverlerin iftarda evine konuk olduğu Erva Sarıyer (32), “Bu güne kadar ne biz kendimizi doğru anlatabildik, ne de anlatabilecek birilerini bulabildik. Uzun zamandır ilk defa böyle bir şey yaşıyorum. Bugün aldığım manevi hazzı anlatamam size, Allah razı olsun.” ifadelerini kullanıyor.Erva Sarıyer, 2003 yılından beri altı çocuğuyla yalnız başına ilgileniyor. Eşinin evi terk etmesiyle birlikte hayatın bütün yükünü tek başına omuzlamaya çalışan Erva Hanım, “Çocuklar olduğu için onları bırakıp çalışmaya da gidemiyorum. Beş tanesi okula gidiyor. Onları ben okula götürüp getiriyorum. Haftanın iki günü de temizliğe gidiyorum.” diyor. Eşi terk etmeden önce iflas ettiği için evlerine iki defa haciz geldiğini kaydeden Sarıyer, haciz ile birlikte bütün eşyalarını da kaybettiğini belirtiyor. “Allah razı olsun Kimse Yok mu Derneği ve komşuların yardımıyla eşyalarımız toplandı.” diyen genç kadın, çocukları için mücadele ettiğini dile getiriyor. Çok küçük yaşta evlenen Erva Hanım, tek amacının çocuklarını kimseye muhtaç etmeyecek şekilde yetiştirmek olduğunu söylüyor. “Ne kadar sıkıntı çeksek de çocukları kanaatkar yetiştirmeye çalışıyorum.” diyen Erva Sarıyer, çocuklarının da bunun farkında olduğunu aktarıyor.Kimse Yok mu gönüllüsü Zeynep Şahin ise iftarda bulunmaktan dolayı çok mutlu olduğunu söylüyor. Sekiz aydır Kimse Yok mu’da gönüllü olan Zeynep Hanım, yirmi sekiz yıllık evli olmasına karşın çocuk sahibi olamamış. Kimse Yok mu’yla tanışmadan önce ciddi anlamda psikolojik sıkıntı yaşadığını ifade eden Zeynep Şahin, “Dernekle tanıştıktan sonra ilaçlarımı bıraktım. Dernekle bir tanıdık vesilesiyle tanıştım. Arkadaşlar teşvik etti. ‘Evde yalnızsın, stres atarsın zaten psikolojik sorunların var. Sana daha iyi gelir git.’ dediler. Eşim de destekledi. ‘Git kendini daha iyi hissedersin.’ dedi. Ben de bu şekilde başladım.” şeklinde konuşuyor. Şimdi ise cumartesi-pazar hariç her gün dernekte olduğunu söyleyen Zeynep Hanım, “İki tane çocuğu okutuyoruz. Bir gün iki gün derken sekiz aydır sürekli geliyorum. Çocuklar geliyor her gün. Onları giydirmek beni çok mutlu ediyor. Kendi çocuğum olmadığı için bu duyguyu hiç bilmiyorum. Onları giydirdikçe çok hoşuma gidiyor, onlara yardım etmek. Hele de böyle bazen çok duygusal çocuklar geliyor, utanıyor. Onları giydirmek daha hoşuma gidiyor.” ifadelerini kullanıyor.
Zaman
Ana Sayfa
09.07.2014
İhtiyaçsahipleriylebirlikteiftaryapıyorlarİhtiyaç sahipleriyle birlikte iftar yapıyorlar
İhtiyaç sahipleriyle birlikte iftar yapıyorlar
Zaman
09.07.2014
02:07
Bereket ayı Ramazan ile birlikte cömertleşen müminler, ihtiyaç sahiplerinin kapısını çalıyor. Hayırseverler yardıma muhtaç insanlara sadece yardım kolisi bırakmıyor, aynı zamanda iftar sofralarında da onlara eşlik ediyorlar. Birlikte duaların edilip, yemeklerin yendiği ziyaretlerde maddî yardımın yanı sıra manevî olarak da yardım ve destek sağlanıyor.Müslümanların hayırda yarıştığı Ramazan ayında, seferber edilen maddi ve manevi imkânlar ihtiyaç sahiplerini sevindiriyor. Kimse Yok mu Derneği bereket ayı Ramazan’da da ihtiyaç sahiplerini sevindirmeye devam ediyor. Bu sefer sadece maddi yardım yapmakla kalmayan Kimse Yok mu, gönüllüleriyle birlikte ihtiyaç sahibi ailelere iftar heyecanı yaşatıyor. Maddi sıkıntılar yaşayan ailelere yardım kolileri götüren Kimse Yok mu gönüllüleri, aynı zamanda iftarlarını da mütevazı sofralarda onlarla birlikte açıyor. Dernekte gönüllü olarak faaliyet gösteren hayırseverlerin iftarda evine konuk olduğu Erva Sarıyer (32), “Bu güne kadar ne biz kendimizi doğru anlatabildik, ne de anlatabilecek birilerini bulabildik. Uzun zamandır ilk defa böyle bir şey yaşıyorum. Bugün aldığım manevi hazzı anlatamam size, Allah razı olsun.” ifadelerini kullanıyor.Erva Sarıyer, 2003 yılından beri altı çocuğuyla yalnız başına ilgileniyor. Eşinin evi terk etmesiyle birlikte hayatın bütün yükünü tek başına omuzlamaya çalışan Erva Hanım, “Çocuklar olduğu için onları bırakıp çalışmaya da gidemiyorum. Beş tanesi okula gidiyor. Onları ben okula götürüp getiriyorum. Haftanın iki günü de temizliğe gidiyorum.” diyor. Eşi terk etmeden önce iflas ettiği için evlerine iki defa haciz geldiğini kaydeden Sarıyer, haciz ile birlikte bütün eşyalarını da kaybettiğini belirtiyor. “Allah razı olsun Kimse Yok mu Derneği ve komşuların yardımıyla eşyalarımız toplandı.” diyen genç kadın, çocukları için mücadele ettiğini dile getiriyor. Çok küçük yaşta evlenen Erva Hanım, tek amacının çocuklarını kimseye muhtaç etmeyecek şekilde yetiştirmek olduğunu söylüyor. “Ne kadar sıkıntı çeksek de çocukları kanaatkar yetiştirmeye çalışıyorum.” diyen Erva Sarıyer, çocuklarının da bunun farkında olduğunu aktarıyor.Kimse Yok mu gönüllüsü Zeynep Şahin ise iftarda bulunmaktan dolayı çok mutlu olduğunu söylüyor. Sekiz aydır Kimse Yok mu’da gönüllü olan Zeynep Hanım, yirmi sekiz yıllık evli olmasına karşın çocuk sahibi olamamış. Kimse Yok mu’yla tanışmadan önce ciddi anlamda psikolojik sıkıntı yaşadığını ifade eden Zeynep Şahin, “Dernekle tanıştıktan sonra ilaçlarımı bıraktım. Dernekle bir tanıdık vesilesiyle tanıştım. Arkadaşlar teşvik etti. ‘Evde yalnızsın, stres atarsın zaten psikolojik sorunların var. Sana daha iyi gelir git.’ dediler. Eşim de destekledi. ‘Git kendini daha iyi hissedersin.’ dedi. Ben de bu şekilde başladım.” şeklinde konuşuyor. Şimdi ise cumartesi-pazar hariç her gün dernekte olduğunu söyleyen Zeynep Hanım, “İki tane çocuğu okutuyoruz. Bir gün iki gün derken sekiz aydır sürekli geliyorum. Çocuklar geliyor her gün. Onları giydirmek beni çok mutlu ediyor. Kendi çocuğum olmadığı için bu duyguyu hiç bilmiyorum. Onları giydirdikçe çok hoşuma gidiyor, onlara yardım etmek. Hele de böyle bazen çok duygusal çocuklar geliyor, utanıyor. Onları giydirmek daha hoşuma gidiyor.” ifadelerini kullanıyor.
Zaman
Ana Sayfa
09.07.2014
İhtiyaçsahipleriylebirlikteiftaryapıyorlarİhtiyaç sahipleriyle birlikte iftar yapıyorlar
Mustafa Sarıgül'ün mal varlığına haciz
Türkiye Gazetesi
18.01.2014
09:22
TMSF, kredi borcu sebebiyle Mustafa Sarıgülün mal varlığına haciz koydu. Sarıgül ise Böyle bir borç yok, zamanlama manidar dedi.
Türkiye Gazetesi
Son Dakika
18.01.2014
MustafaSarıgülünmalvarlığınahacizMustafa Sarıgülün mal varlığına haciz
Başkan Gönenç'ten Bergamaspor’un Borç Sitemi
Haber3
25.12.2013
21:55
Bergama Belediye Başkanı Mehmet Gönenç, Bergamasporu borçla devraldıklarını, SGKnın yapılandırılmış borçlar için haciz kararı uygulaması ile sarsıldıklarını söyledi, Olumsuz bir durum yaşandı diye kepenk kapatacak halimiz yok, sarsıldık ama yolumuzdan
Haber3
Son Dakika
25.12.2013
BaşkanGönençtenBergamaspor’unBorçSitemiBaşkan Gönençten Bergamaspor’un Borç Sitemi
''Başbakan'ın gölgesinde siyaset yapıyorlar''
Zaman
19.12.2013
16:26
Saadet Partisi Bafra İlçe Teşkilatı üyeleri ve SP Bafra Belediye başkan adayı Selçuk Yıldırım, Bengü ve Civar Köyleri Yardımlaşma Derneğini ziyaret etti. Ziyarette konuşma yapan Selçuk Yıldırım, Bafra Belediye yönetimini eleştirdi. Her alanda tel tel dökülen bir Bafra Belediyesi, merkezi hükümetin birkaç yatırımıyla açılışlar yaparak zevahiri kurtarmaya çalışıyor. Yani Başbakanın gölgesine sığınıyorlar. Siz ne yaptınız önce onu anlatın, ancak anlatacak bir şey yok. Ama biz anlatalım. En borçlu belediyeler arasındayız, öyle ki Bafra Belediyesi artık borçlanamaz durumdadır. diyen Yıldırım, şunları söyledi: 4,5 yıldır hiçbir şey yapmayıp, son 6 ayda Bafra’daki bütün banka şubelerinden kullanılan 3’er 5’er milyon TL kredilerle ve belediyenin bütün varlıkları ipoteklenerek yapılan plansız ve panik yatırımlarla karşı karşıyayız. İşçisinin 3 aydır maaşını veremeyen, haciz memurları kapısına dayanan, elektriği kesilen bir yönetimin nasıl başarılı olduğunu iddia edip milletten tekrar oy isteyecektir, merak ediyoruz. Başarı şahıslarda değil, bağlı bulunduğunuz sistematik yapı ve prensiplerdedir. Bu yüzden biz, Milli Görüşten başka çare yoktur diyoruz. Zaten içinde bulunduğumuz tablo da bunun en güzel ispatı değil midir? Emekli mantığıyla enerjisi düşük bir çalışmayla bu işleri halledemezsiniz. Bakın biz sadece sırf eleştiri yapıp bırakmıyoruz, akabinde her sorunun çözümünü de burada açıklıyoruz. Yenilenebilir enerji kaynaklarını devreye sokarak, kendi elektriğimizi üreteceğimiz gibi üretim fazlasını da satarak gelir elde edeceğiz. Tüm bunlar için ufuk lazım, inanırsanız başarırsınız. CİHAN
Zaman
Son Dakika
19.12.2013
BaşbakanıngölgesindesiyasetyapıyorlarBaşbakanın gölgesinde siyaset yapıyorlar
Eşinin imzası olmayınca icradan kurtuldu
Zaman
25.11.2013
01:52
Konya’da 24 yaşındaki Ö.G., aldığı mallar karşılığı kestiği 15 bin liralık çeki ödeyemeyince icralık oldu.Mal sahipleri, avukatlar aracılığıyla Ö.G.’nin, birlikte çalıştığı babası İ.G.’nin sahibi olduğu etli ekmek salonuna haciz gönderdi. Lokantada bulunan masa ve sandalyeler haczedilirken araya giren baba, oğlunun 15 bin liralık borcunu kendisinin ödeyeceğini belirterek avukatlarla sözleşme yaptı ve icra kefili oldu. Böylece icra işlemini durdurdu. Ancak borcun günü geldiğinde ödeyemeyen baba icralık duruma düştü. Alacaklılar, avukatları aracılığıyla İ.G.’nin 2 kamyonetini haczederek yediemin otoparkına çektirdi. Haczi kaldırabilmek için hukukî yollara başvuran İ.G., avukata müracaat etti. Avukat tarafından dosyada yapılan inceleme sonrası icra kefilliği için hazırlanan haciz tutanağında İ.G.’nin eşi F.G.’nin rızasını gösteren imzasının olmadığı görüldü. Bunun üzerine İ.G., avukatı aracılığıyla 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren ‘Türk Borçlar Kanunu’nun 584’üncü maddesi uyarınca eşinin kefalet sözleşmesinde rızasının bulunmadığından dolayı kefaletin geçersiz olduğu ve buna dayanarak yapılan icra takibi ve haciz işlemlerinin hukuken yok hükmünde olduğundan iptal edilmesi için Konya İcra Hukuk Mahkemesi’ne dava açtı. Görülen duruşma sonrası mahkeme heyeti icra kefili olan İ.G.’nin evli olmasına rağmen eşinin yazılı rızası alınmadığı gerekçesiyle icra takibinin iptal edilmesine karar verdi. Alacaklılar tarafından yapılan itiraz sonrası davayı gören Yargıtay 12’nci Hukuk Dairesi de geçen eylül ayında yerel mahkemenin aldığı kararı onadı. İ.G.’nin avukatı Emrah Uluca, Yargıtay tarafından da onanan kararın Türkiye’de emsal teşkil edecek bir karar olduğunu söyledi.
Zaman
Güncel
25.11.2013
EşininimzasıolmayıncaicradankurtulduEşinin imzası olmayınca icradan kurtuldu
TIR'daki roket başlıklarının adresi belli oldu
Zaman
09.11.2013
03:14
‘Uyuşturucu taşınacak’ ihbarıyla arama yapılan TIR’dan çıkan ve roket başlığına benzeyen 935 adet metal parçanın Suriye’ye götürülmek istendiği kesinleşti. Emniyet Genel Müdürlüğü ise ele geçirilen malzemenin basında yer aldığı gibi roket başlığı olmadığı, havan mermisi kovanına benzediğini açıkladı.Adana’da bir TIR’da ele geçirilen 935 roket başlığı ve 10 rampanın üzerindeki sır perdesi aralanıyor. Olayla ilgili 10 kişi gözaltında. Adana Valisi Hüseyin Avni Coş, malzemelerin Suriye’ye götürülmek istendiğinin netleştiğini, yurtiçi ve yurtdışı bağlantılarının çok yönlü araştırıldığını söyledi. Üretimin, Adana ve Konya’daki torna atölyelerinde yapıldığı kesinleşti. Konya’daki atölyede yapılan aramada başlıkların yapımında kullanılan 1 adet kalıp bulundu. İşyeri sahibi Y.E.H.’nin (40) ilk sorgusunda, “Bunları sondaj malzemesi olarak biliyorduk, ondan ürettik.” dediği öğrenildi. Bu arada, Emniyet, ele geçirilen malzemelerin roket başlığı olmadığını, havan mermisi kovanına benzediğini açıkladıAdana Valisi Hüseyin Avni Coş, önceki gün ihbar üzerine arama yapılan bir TIR’da ele geçirilen ve roket başlığına benzetilen 935 adet metal parçayla ilgili Emniyet Müdürlüğü’nde bir basın toplantısı düzenledi. Operasyona ilişkin, yetkili cumhuriyet savcılığının gözetiminde teknik birimlerin titizlikle bir çalışma yürüttüğünü dile getiren Vali Coş, şu ana kadar 10 kişinin gözaltına alındığı bilgisini verdi. Olayın iç ve dış bağlantılarının da araştırıldığını hatırlatan Coş, “Bu olay Türkiye Cumhuriyeti devletinin yurtiçi ve dışında yasa dışı iş yapmak isteyenlere geçit vermediğinin bir göstergesidir. Olayla ilgili bütün bilgiler kıymetlendirilmekte ve olayın en ince ayrıntısına kadar aydınlatılması için görevlilerimiz üstün bir gayretle çalışmaktadır.” diye konuştu.Vali Coş, askeri malzemelerin Adana ve Konya’da üretildiğinin tespit edildiğini ifade etti. “Roketlerin içi dolu mu, Adana’da mı yapılacaktı?” şeklindeki soruya ise, “Arkadaşlarımız o teknik konularda çalışıyor. Tabii soruşturmanın gizliliği esas olduğu için, bu aşamada çok fazla bilgi vermek soruşturmaya zarar verebilir. Soruşturma sonuçlandıktan ve gözaltındakiler adliyeye sevk edildikten sonra daha ayrıntılı bilgi vermemiz mümkün olabilir.” cevabını verdi. Adana Valisi, bulunan malzemelere yönelik Yayladağı’ndaki kampta barındığı ileri sürülen Suriyeliye ilişkin soruya da şu karşılığı verdi: “İlgili birimlerle koordineli bütün bilgiler bir havuzda toplanarak değerlendirilmekte. Bu konuda sadece Adana ölçeğinde değil; Türkiye hatta gerekirse yurtdışında bağlantılar araştırılmakta. Eksik bırakılan bir hususun olmaması için devletin ilgili birimleri büyük bir özveriyle çalışmakta.”Ele geçirilen askeri malzemelerin nerede kullanılacağına yönelik soruya “Türkiye’nin güneyini; Suriye’yi gösteriyor.” şeklinde cevap veren Hüseyin Avni Coş, şöyle devam etti: “Bu hususta ne varsa; evveliyatına yönelik olarak da bütün bağlantılarının ortaya çıkartılmasına gayret edilmektedir. Türkiye’nin özellikle Suriye’deki birtakım radikal gruplara destek sağlamadığı, herhangi bir himayede bulunmadığı bu operasyonla çok iyi bir şekilde ortaya konulmuştur. Güvenlik kuvvetlerimiz görevlerini en iyi şekilde yapabilmek için gayret sarf etmektedir. Güvenlik kuvvetlerimiz olayın evveliyatı olup olmadığı da dahil olmak üzere, bundan sonra herhangi bir sevkıyat planları var mıdır, yok mudur iç ve dış bağlantılarını içerecek şekilde çalışmayı yürütmektedir.”Bu arada askeri malzemelerin Konya’daki bir demir döküm atölyesinde üretildiğinin ortaya çıkmasının ardından işyerinde yapılan aramada başlıkların yapımında kullanılan bir adet kalıp bulundu. Burada 7 kişi gözaltına alındı. İşyeri sahibi Y.E.H. (40) Adana’ya gönderilirken diğer 6 kişi ifadeleri alındıktan sonra serbest bırakıldı. Y.E.H.’nin ilk sorgusunda, “Bunları sondaj malzemesi olarak biliyorduk, ondan ürettik.” dediği öğrenildi. Atölyede işçiler dün kepenkler kapalı şekilde çalışmaya devam etti. Komşu esnaf, atölyenin sahibini pek tanımadıklarını, dükkana da sık sık haciz geldiğini söyledi. Gözaltına alınan 18 yaşından küçük 4 çocuk ise sağlık kontrolleri için Adana Adli Tıp Kurumu’na getirildi. Öte yandan konuya ilişkin yazılı bir açıklama yapan Emniyet Genel Müdürlüğü, TIR’da bulunan malzemelerin roket başlığı olmadığını, havan mermisi kovanına benzediğinin anlaşıldığını bildirdi.
Zaman
En Çok Okunan
09.11.2013
TIRdakiroketbaşlıklarınınadresibelliolduTIRdaki roket başlıklarının adresi belli oldu
TIR'daki roket başlıklarının adresi belli oldu
Zaman
09.11.2013
01:52
‘Uyuşturucu taşınacak’ ihbarıyla arama yapılan TIR’dan çıkan ve roket başlığına benzeyen 935 adet metal parçanın Suriye’ye götürülmek istendiği kesinleşti. Emniyet Genel Müdürlüğü ise ele geçirilen malzemenin basında yer aldığı gibi roket başlığı olmadığı, havan mermisi kovanına benzediğini açıkladı.Adana’da bir TIR’da ele geçirilen 935 roket başlığı ve 10 rampanın üzerindeki sır perdesi aralanıyor. Olayla ilgili 10 kişi gözaltında. Adana Valisi Hüseyin Avni Coş, malzemelerin Suriye’ye götürülmek istendiğinin netleştiğini, yurtiçi ve yurtdışı bağlantılarının çok yönlü araştırıldığını söyledi. Üretimin, Adana ve Konya’daki torna atölyelerinde yapıldığı kesinleşti. Konya’daki atölyede yapılan aramada başlıkların yapımında kullanılan 1 adet kalıp bulundu. İşyeri sahibi Y.E.H.’nin (40) ilk sorgusunda, “Bunları sondaj malzemesi olarak biliyorduk, ondan ürettik.” dediği öğrenildi. Bu arada, Emniyet, ele geçirilen malzemelerin roket başlığı olmadığını, havan mermisi kovanına benzediğini açıkladıAdana Valisi Hüseyin Avni Coş, önceki gün ihbar üzerine arama yapılan bir TIR’da ele geçirilen ve roket başlığına benzetilen 935 adet metal parçayla ilgili Emniyet Müdürlüğü’nde bir basın toplantısı düzenledi. Operasyona ilişkin, yetkili cumhuriyet savcılığının gözetiminde teknik birimlerin titizlikle bir çalışma yürüttüğünü dile getiren Vali Coş, şu ana kadar 10 kişinin gözaltına alındığı bilgisini verdi. Olayın iç ve dış bağlantılarının da araştırıldığını hatırlatan Coş, “Bu olay Türkiye Cumhuriyeti devletinin yurtiçi ve dışında yasa dışı iş yapmak isteyenlere geçit vermediğinin bir göstergesidir. Olayla ilgili bütün bilgiler kıymetlendirilmekte ve olayın en ince ayrıntısına kadar aydınlatılması için görevlilerimiz üstün bir gayretle çalışmaktadır.” diye konuştu.Vali Coş, askeri malzemelerin Adana ve Konya’da üretildiğinin tespit edildiğini ifade etti. “Roketlerin içi dolu mu, Adana’da mı yapılacaktı?” şeklindeki soruya ise, “Arkadaşlarımız o teknik konularda çalışıyor. Tabii soruşturmanın gizliliği esas olduğu için, bu aşamada çok fazla bilgi vermek soruşturmaya zarar verebilir. Soruşturma sonuçlandıktan ve gözaltındakiler adliyeye sevk edildikten sonra daha ayrıntılı bilgi vermemiz mümkün olabilir.” cevabını verdi. Adana Valisi, bulunan malzemelere yönelik Yayladağı’ndaki kampta barındığı ileri sürülen Suriyeliye ilişkin soruya da şu karşılığı verdi: “İlgili birimlerle koordineli bütün bilgiler bir havuzda toplanarak değerlendirilmekte. Bu konuda sadece Adana ölçeğinde değil; Türkiye hatta gerekirse yurtdışında bağlantılar araştırılmakta. Eksik bırakılan bir hususun olmaması için devletin ilgili birimleri büyük bir özveriyle çalışmakta.”Ele geçirilen askeri malzemelerin nerede kullanılacağına yönelik soruya “Türkiye’nin güneyini; Suriye’yi gösteriyor.” şeklinde cevap veren Hüseyin Avni Coş, şöyle devam etti: “Bu hususta ne varsa; evveliyatına yönelik olarak da bütün bağlantılarının ortaya çıkartılmasına gayret edilmektedir. Türkiye’nin özellikle Suriye’deki birtakım radikal gruplara destek sağlamadığı, herhangi bir himayede bulunmadığı bu operasyonla çok iyi bir şekilde ortaya konulmuştur. Güvenlik kuvvetlerimiz görevlerini en iyi şekilde yapabilmek için gayret sarf etmektedir. Güvenlik kuvvetlerimiz olayın evveliyatı olup olmadığı da dahil olmak üzere, bundan sonra herhangi bir sevkıyat planları var mıdır, yok mudur iç ve dış bağlantılarını içerecek şekilde çalışmayı yürütmektedir.”Bu arada askeri malzemelerin Konya’daki bir demir döküm atölyesinde üretildiğinin ortaya çıkmasının ardından işyerinde yapılan aramada başlıkların yapımında kullanılan bir adet kalıp bulundu. Burada 7 kişi gözaltına alındı. İşyeri sahibi Y.E.H. (40) Adana’ya gönderilirken diğer 6 kişi ifadeleri alındıktan sonra serbest bırakıldı. Y.E.H.’nin ilk sorgusunda, “Bunları sondaj malzemesi olarak biliyorduk, ondan ürettik.” dediği öğrenildi. Atölyede işçiler dün kepenkler kapalı şekilde çalışmaya devam etti. Komşu esnaf, atölyenin sahibini pek tanımadıklarını, dükkana da sık sık haciz geldiğini söyledi. Gözaltına alınan 18 yaşından küçük 4 çocuk ise sağlık kontrolleri için Adana Adli Tıp Kurumu’na getirildi. Öte yandan konuya ilişkin yazılı bir açıklama yapan Emniyet Genel Müdürlüğü, TIR’da bulunan malzemelerin roket başlığı olmadığını, havan mermisi kovanına benzediğinin anlaşıldığını bildirdi.
Zaman
Güncel
09.11.2013
TIRdakiroketbaşlıklarınınadresibelliolduTIRdaki roket başlıklarının adresi belli oldu
TIR'daki roket başlıklarının adresi belli oldu
Zaman
09.11.2013
01:52
‘Uyuşturucu taşınacak’ ihbarıyla arama yapılan TIR’dan çıkan ve roket başlığına benzeyen 935 adet metal parçanın Suriye’ye götürülmek istendiği kesinleşti. Emniyet Genel Müdürlüğü ise ele geçirilen malzemenin basında yer aldığı gibi roket başlığı olmadığı, havan mermisi kovanına benzediğini açıkladı.Adana’da bir TIR’da ele geçirilen 935 roket başlığı ve 10 rampanın üzerindeki sır perdesi aralanıyor. Olayla ilgili 10 kişi gözaltında. Adana Valisi Hüseyin Avni Coş, malzemelerin Suriye’ye götürülmek istendiğinin netleştiğini, yurtiçi ve yurtdışı bağlantılarının çok yönlü araştırıldığını söyledi. Üretimin, Adana ve Konya’daki torna atölyelerinde yapıldığı kesinleşti. Konya’daki atölyede yapılan aramada başlıkların yapımında kullanılan 1 adet kalıp bulundu. İşyeri sahibi Y.E.H.’nin (40) ilk sorgusunda, “Bunları sondaj malzemesi olarak biliyorduk, ondan ürettik.” dediği öğrenildi. Bu arada, Emniyet, ele geçirilen malzemelerin roket başlığı olmadığını, havan mermisi kovanına benzediğini açıkladıAdana Valisi Hüseyin Avni Coş, önceki gün ihbar üzerine arama yapılan bir TIR’da ele geçirilen ve roket başlığına benzetilen 935 adet metal parçayla ilgili Emniyet Müdürlüğü’nde bir basın toplantısı düzenledi. Operasyona ilişkin, yetkili cumhuriyet savcılığının gözetiminde teknik birimlerin titizlikle bir çalışma yürüttüğünü dile getiren Vali Coş, şu ana kadar 10 kişinin gözaltına alındığı bilgisini verdi. Olayın iç ve dış bağlantılarının da araştırıldığını hatırlatan Coş, “Bu olay Türkiye Cumhuriyeti devletinin yurtiçi ve dışında yasa dışı iş yapmak isteyenlere geçit vermediğinin bir göstergesidir. Olayla ilgili bütün bilgiler kıymetlendirilmekte ve olayın en ince ayrıntısına kadar aydınlatılması için görevlilerimiz üstün bir gayretle çalışmaktadır.” diye konuştu.Vali Coş, askeri malzemelerin Adana ve Konya’da üretildiğinin tespit edildiğini ifade etti. “Roketlerin içi dolu mu, Adana’da mı yapılacaktı?” şeklindeki soruya ise, “Arkadaşlarımız o teknik konularda çalışıyor. Tabii soruşturmanın gizliliği esas olduğu için, bu aşamada çok fazla bilgi vermek soruşturmaya zarar verebilir. Soruşturma sonuçlandıktan ve gözaltındakiler adliyeye sevk edildikten sonra daha ayrıntılı bilgi vermemiz mümkün olabilir.” cevabını verdi. Adana Valisi, bulunan malzemelere yönelik Yayladağı’ndaki kampta barındığı ileri sürülen Suriyeliye ilişkin soruya da şu karşılığı verdi: “İlgili birimlerle koordineli bütün bilgiler bir havuzda toplanarak değerlendirilmekte. Bu konuda sadece Adana ölçeğinde değil; Türkiye hatta gerekirse yurtdışında bağlantılar araştırılmakta. Eksik bırakılan bir hususun olmaması için devletin ilgili birimleri büyük bir özveriyle çalışmakta.”Ele geçirilen askeri malzemelerin nerede kullanılacağına yönelik soruya “Türkiye’nin güneyini; Suriye’yi gösteriyor.” şeklinde cevap veren Hüseyin Avni Coş, şöyle devam etti: “Bu hususta ne varsa; evveliyatına yönelik olarak da bütün bağlantılarının ortaya çıkartılmasına gayret edilmektedir. Türkiye’nin özellikle Suriye’deki birtakım radikal gruplara destek sağlamadığı, herhangi bir himayede bulunmadığı bu operasyonla çok iyi bir şekilde ortaya konulmuştur. Güvenlik kuvvetlerimiz görevlerini en iyi şekilde yapabilmek için gayret sarf etmektedir. Güvenlik kuvvetlerimiz olayın evveliyatı olup olmadığı da dahil olmak üzere, bundan sonra herhangi bir sevkıyat planları var mıdır, yok mudur iç ve dış bağlantılarını içerecek şekilde çalışmayı yürütmektedir.”Bu arada askeri malzemelerin Konya’daki bir demir döküm atölyesinde üretildiğinin ortaya çıkmasının ardından işyerinde yapılan aramada başlıkların yapımında kullanılan bir adet kalıp bulundu. Burada 7 kişi gözaltına alındı. İşyeri sahibi Y.E.H. (40) Adana’ya gönderilirken diğer 6 kişi ifadeleri alındıktan sonra serbest bırakıldı. Y.E.H.’nin ilk sorgusunda, “Bunları sondaj malzemesi olarak biliyorduk, ondan ürettik.” dediği öğrenildi. Atölyede işçiler dün kepenkler kapalı şekilde çalışmaya devam etti. Komşu esnaf, atölyenin sahibini pek tanımadıklarını, dükkana da sık sık haciz geldiğini söyledi. Gözaltına alınan 18 yaşından küçük 4 çocuk ise sağlık kontrolleri için Adana Adli Tıp Kurumu’na getirildi. Öte yandan konuya ilişkin yazılı bir açıklama yapan Emniyet Genel Müdürlüğü, TIR’da bulunan malzemelerin roket başlığı olmadığını, havan mermisi kovanına benzediğinin anlaşıldığını bildirdi.
Zaman
Ana Sayfa
09.11.2013
TIRdakiroketbaşlıklarınınadresibelliolduTIRdaki roket başlıklarının adresi belli oldu
Banka, emekliyi 5 lira için 3 yıl, 1 kuruş için 1 ay taciz etti
Zaman
31.10.2013
12:44
Bursa’da, kredi kartını borcunu ödeyerek iptal ettirmesine rağmen bankanın önce 5 lira ardından sadece bir kuruş alacağı için kendisini taciz ettiğini öne süren bir kişi Tüketici Dernekleri Federasyonu’na (TÜDEF) müracaat etti. Bir kuruş borcunu ödemek için gittiği banka şubesine 5 kuruş veren Yaşar Şimşek, Bankaların şunu iyi bilmesi gerekir; vatandaş yolunacak kaz değildir. dedi. TÜDEF Genel Başkanı Sıtkı Yılmaz, bankanın bir kuruş alacağı için cep telefonuyla mesaj çektiği Yaşar Şimlek’le birlikte federasyon binasında basın toplantısı düzenledi. Tüketici ile bankalar arasındaki anlaşmazlıklara yenilerinin eklendiğini belirten Yılmaz, 1 kuruşluk alacak tahsili, hukuksuzluğun ötesinde tüketiciye yapılan bir işkencedir. Tüketici kredi kartı yıllık ücretine tepki olarak kredi kartını kapatmak için ilgili bankaya başvuruda bulunuyor. Banka tüm kart borçlarının kapatılması koşuluyla kartı iptal edeceğini tüketiciye bildiriyor. Tüketiciyi de tüm borcunu ödüyor ve kartını iptal ediyor. Ancak bir süre sonra banka yetkilisinden 5 TL daha borcunun bulunduğuna dair mesajlar alıyor. Tüketici icra takibi ile uyarılıyor. Tüketici gerçekten borcu olup olmadığına bakmaksızın ve icraya düşmemek adına 5 TL’yi de ödüyor. Banka yetkilisi iki ay gibi bir süre sonra 1 kuruşluk borcunun daha kaldığına ilişkin tüketici aynı yöntemle uyarılıyor. Tüketici 1 kuruşluk borcunu ödüyor ve karşılığında dekontunu alıyor. Bu uygulama ile adeta tüketiciye çile çektiriliyor. Mevduat hesaplarının kapatılmasında tüketicinin 1 kuruşluk alacağını göz ardı eden banka, kendi bir kuruş alacağı için şahin kesiliyor. Hem tüketicinin gereksiz zamanını çalıyor hem de taksit taksit tahsil uygulamasıyla tüketiciyi hak arama mücadelesinde yıldırmaya çalışıyor. Ayrıca bankalarda, tüketicinin küçük mevduat hesaplarının,hesap işletim ücreti ile buharlaşıp yok olduğunu bu arada hatırlatmak istiyoruz diye konuştu. 3 YIL TACİZ ETTİLER, RUH DENGEM BOZULDUYaşar Şimşek ise kredi kartını iptal ettirdiği özel banka şubesinin, iptal işleminden sonra 5 lira borcu olduğu gerekçesiyle her ay kendisini cep telefonu mesajıyla icra tehdidinde bulunduğunu öne sürdü. Şimşek yaşadıklarını şöyle anlattı: Kredi kartımı iptal ettirdikten sonra tam üç yıl banka 5 lira borcum olduğu gerekçesiyle beni mesajla taciz etti. Oysa, iptal ettirirken tüm borçlarımı ödedim. Banka, haciz tehdidiyle bana mesaj attı, bu dönemde ruhsal dengem bozuldu. İnat etmiştim ama; geçtiğimiz temmuz ayında banka şubesine giderek 5,32 liralık borcumu ödedim. Bu kez, banka bir kuruş borcum olduğu için bana mesaj çekti. Ben de banka şubesine gidip, 5 kuruş vererek borcumu ödedim. Üzerini almadım. Beş kuruşu bırakıp bankadan çıktım. Bankalar, artık vatandaşı yolunacak kaz olarak görmememeli. CİHAN
Zaman
Son Dakika
31.10.2013
Bankaemekliyi5liraiçin3yıl1kuruşiçin1aytacizettiBanka emekliyi 5 lira için 3 yıl 1 kuruş için 1 ay taciz etti
Ankara'daki Somalililer kurban bereketinden mahrum kaldı
Zaman
16.10.2013
13:01
Somalide yaşanan iç savaştan dolayı Türkiyeye göçen sığınmacılar, Kurban Bayramını buruk bir sevinçle karşıladı. Somalililer, ülkelerindeki iç savaştan kaynaklanan ölüm korkusundan çok uzaklar, ancak yardımlaşmanın ön plana çıktığı bayramda ziyaretçileri hiç olmadı. Somalilileri, ne kesilen kurban etinden getiren bir hayırsever ne de kapılarını çalan bir dernek görevlisi sordu. Onlar, bu bayramı da yalnız, insani ihtiyaçlardan mahrum ve kendi hallerinde kutluyor. Somalide yaşanan iç savaş, binlerce insanın ülkesinden göçmesine sebep oldu. El Şebab örgütünün 6 yıl önce başlayan zulmü sebebiyle önce Suriyeye iltica eden Somalililer, ardından buradan Türkiyeye göçtü. Çeşitli bölgelere yerleştirilen Somalili aileler, zulümden kurtulduk derken, hayatlarını idame ettirme sorunu baş gösterdi. Yerleştirildikleri bölgelerde yeteri kadar gelire sahip olmayan Afrikanın talihsiz insanları iş bulurum hayali ile başkentin yolunu tuttu. Altındağda buldukları gecekonduya sığınan Somalililer, Mobilyacılar Sitesi başta olmak üzere, buldukları her işte çalışıyor. Karın tokluğuna kazandıkları paralar ile bazı aileler sadece iaşelerini karşılıyor. Kira, elektrik ve su faturalarını ise ödeyecekleri gelire sahip değiller. Birçoğunun da zaten evinde su ve elektrik kesik. Somalili ailelerin bir çoğu, eve reislik edecek bir babadan da mahrum. Zira, iç savaş en çok erkekleri kırıp geçirdi. Dul ve her biri en az üç çocuğa sahip anneler kederli, kendilerine uzanacak bir yardım elini bekliyor. Böyle bir yaşantıya sahip mültecilerin semtine bayramda da kimse uğramadı. Ne bir dernek, ne bir hayırsever yardım elini uzattı. AYLARDIR KOMŞULARININ YARDIMLARI İLE AYAKTALARSomalili Yusuf ailesi, bu ailelerden sadeci biri. Aile, 2 yıl önce geldi Türkiyeye. Ankara Altındağda yerleştikleri gecekonduda anne ve iki kızı zor şartlarda bir yaşam sürdürüyor. Baba Abdulmuttalipten haber yok. Somaliden ailesini Türkiyeye gönderdikten sonra, hemen kendisinin de geleceğini söyledi. Fakat, hicran başladıktan sonra, aile reisinden bir daha haber alınamadı. Anne Anab Yusuf ise şu an hasta. Hastaneden çıkalı henüz bir kaç gün olmuş. Sağlık sigortası olmadığından ameliyat yapılan hastaneye ise 3 bin lira borçlu. Ödemezse haciz gelecek. Evin küçük kızı Fatma üçüncü sınıfta. Ablası Sarah ise ilkokul dörtte. Aynı zamanda, en iyi Türkçe konuşan aile ferdi. Sarah Yusuf, kendilerinin herhangi bir geliri olmadığı ve biriken borçları nedeni ile yaşamlarını idame ettirmekte güçlük çektiklerini söylüyor. Komşularının ve Altındağ Belediyesinin ara sıra yaptığı yardımlarla ayakta durmaya çalıştıklarını ifade eden Sarah, şöyle konuştu: Yaklaşan kış ayı için bir hazırlık yapmadık. Ne kış için hazırlık yapabildik ne de evimizde doğru düzgün yiyecek bir şey var. Bize uzanacak yardım elini bekliyoruz. Sarah, Somali de daha iyi yaşadıklarını, Türkiyede hiç kimsenin kendilerini ziyaret etmediğini belirtiyor. Kesilen kurbanlardan da istifade edemediklerini kaydeden Sarah, Somalide olsaydık akrabalarımız bize kesilen kurbanlardan getirirdi. Burada kimse bize et getirmiyor. diyor. SOMALİDE SAVAŞ BAYRAM SEVİNCİ YAŞATMADI, BURADA KAPIMIZI ÇALAN YOKYasemin Abdülkadir Muhammad ise 5 çocuğa anne. İlk kocası, iltica ettiği Suriyede, askerlerin kanas tipi silahından çıkan mermi ile hayatını kaybetmiş. Suriyede, ölüm tehdidi ile karşılaşınca göç ettiği Türkiyede tanıştığı bir Somalili ile hayatını ikinci kez birleştirmiş. İkinci kocasından 8 aylık hamile. Ayağından ameliyat olan kocası işsiz. Türkiyeye sığınan kocasının iş bulamadığından şikayet ediyor. Yaklaşan doğumu, biriken borcu hamile anneyi iyice endişelendiriyor. Doğum kontrollerine bile gidemediğini ifade eden Yasemin Abdülkadir Muhammed, Hayırseverlerin yardımlarını bekliyoruz. diyor. Yasemin Muhammed, bayramın kendileri açısından normal günden farklı olmadığını ifade ediyor: Ülkemizde, savaş dolayı bayram yaşayamıyorduk, burada ise halimizi soran, evimizi ziyaret eden yok. AİLESİ KASTAMONUDA, KENDİSİ İŞ BULMAK İÇİN ANKARADA YAŞIYORAbdullah Said Salim de 2 yıl önce Türkiyeye sığınan Somalillerden. Devlet, ikamet etmeleri için Kastamonuya yerleştirir Salim ailesini. Fakat, Kastamonuda geçim şartlarının Ankaradan zor olması, Abdullah Said Salimi iş bulma hayalleri ile Ankaraya getirir. Salim, Keresteciler Sitesi dahil olmak üzere, bulduğu her işte çalışıyor. Fakat, çalışma izninin olmaması, ayda sadece beş on gün çalışmasına el veriyor. Bayramda bile iş olur da çalışırım diye ailesinin yanına gitmeyen Salim, annesi ve kardeşlerini sürekli düşündüğünü dile getiriyor: Elime birazcık fazla para geçsin, hemen onlara gönderiyorum. Sürekli, onları düşünüyorum. Ama burada kalıp para da kazanmak zorundayım. Somalililerin, Türkiyede yaşadığı sıkıntılar hakkında da bilgi veren Salim, Bir çoğu işsiz ve geliri yok. Hepsinin beklentisi, kendilerine y
Zaman
Son Dakika
16.10.2013
Ankaradaki/">AnkaradakiSomalililerkurbanbereketindenmahrumkaldıAnkaradaki-Somalililer-kurban-bereketinden-mahrum-kaldı/">Ankaradaki Somalililer kurban bereketinden mahrum kaldı
Garipoğlu'nun gizli kasası bulundu
Zaman
15.10.2013
13:49
Münevver Karabulut cinayetinin katil zanlısı Cem Garipoğlunun annesinin iç mücevher ve külçe altın bulunan gizli kasasına icra memurları tarafından el koyuldu.Muğlanın Bodrum ilçesinde bir müvekkiliyle görüşmek için gelen Karabulut ailesinin avukatı Rezan Epözdemir, Cem Garipoğlunun annesi Tülay Makbule Garipoğluna ait içi mücevher dolu kasa bulduklarını ve bayram sonrası tazminatı ödemedikleri takdir de kasadaki mücevher ve altınları satışa sunacaklarını açıkladı.3 Mart 2009 da Münevver Karabulutun cansız bedeni çöp konteyneriiçinde parçalanmış halde bulundu. Karabulutun vücudunda yapılan incelemeler sonucunda başı gövdesinden ayrılmadan önce bıçak darbeleriyle yaralandığı daha sonra öldüğü tespit edildi. Cinayetin bir numaralızanlısı Cem Garipoğlu,olay sonrasında firari duruma düşmüştü ve yaklaşık altı ay boyunca yakalanamamış, Interpol tarafından kırmızı bültenle aranmaya başlanmıştı. Soruşturma sürecini TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu da izledi. Komisyona sunulan rapora göre, zanlının yakalanması için polis tarafından 16 ilde 106 adrese operasyon düzenlenmiş ve 17 Eylül 2009 tarihinde, cinayet gününden 197 gün sonra katil zanlısı Cem Garipoğlu İstanbulda emniyet güçlerine teslim olmuştu. Münevver Karabulutun ailesi Garipoğlu ailesinden şikayetçi olmuş ve 7 sanık yargılanmıştı. Cinayeti işlediği iddiasıyla Cem Garipoğlu ve babası Nida Garipoğlu, suç delillerini yok etmek iddiasıyla, annesi Makbule Garipoğlu, Cem Garipoğlunu sakladığı iddiasıyla, amcası Hayyam Garipoğlu, suçluyu kayırmak iddiasıyla yargılandı. Dava sonucunda Cem Garipoglu 24 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Annesi ve amcasına da 3er yıl hapis cezası verildi. Babası beraat etti. Adli tıp kurumunda yaşanan ihmal nedeniyle açılan dava kapsamında; ikisi doktor, biri otopsi teknisyeni olmak üzere üç adli tıp görevlisi yargılandı ve yargılama sonucu doktorlar beraat ederken, görevi ihmal gerekçesiyle otopsi teknisyeni 5 ay hapis cezasına çarptırıldı.Davanın sonuçlanmasının ardından Karabulut ailesinin Cem Garipoğlunun ailesine karşı açtığı maddi ve manevi tazminat davası 8 Ekim 2013 tarihinde sonuçlandı. Dava sonunda Garipoğlu ailesinin Karabulut ailesine 37 bin 500 TL maddi, 1 milyon 250 bin TL de manevi tazminat ödemesine karar verildi. Bu karar üzerine Karabulut ailesinin Avukatı Rezan Epözdemir, Garipoğlu ailesinin banka hesaplarını kontrol etti. 24 bankaya yazı yazarak Garipoğlu ailesinin hesaplarını kontrol ettiren Epözdemir, Cem Garipoğlunun annesi Makbule Garipoğlunun Bahçeşehirdeki bir bankada bulunan özel kasasına el koyuldu. Kasanın içinden çok sayıda mücevher ve külçe altın çıktı. Mahkeme kararı ile haciz memurları kasaya el koydu.KASADAN KÜLÇE ALTIN ÇIKTIDava süreci ile ilgilibir açıklama yapan Avukat Rezan Epözdemir, Cem Garipoğlunun annesine ait ici mücevher dolu bir kasa bulduklarını ifade ederek şunları söyledi: 4,5 yıl çok ciddi bir mücadele sürdürdük. Sosyal sorumluluk projesi olarak takip ettiğimiz bu dosyada yargılama nihayete erdi ve rekor bir tazminat kararı çıktı. Benzer olaylar içinde çok önemli bir karar bu. Bundan sonraki bu gibi olaylarda uygulanabilecek bu tazminat. Biz 24 bankanın genel müdürlerine yazı yazdırdık. Bunlardan gelen cevap üzerine davalıların bir bankada kiralık kasası olduğunu tespit ettik. Bu kasada önemli ölçüde mücevherlerin olduğu tespit edildi. Mahkemece ihtiyaten bunları haciz etti. Bundan sonra gerekçeli kararı almamızın hemen ardından bayramdan sonra,kararı icraya koyacağız. Şayet ödenmese bu tazminat miktarı icra vasıtasıyla bu kasadan çıkan mücevherler ilgili emri icra marifetiyle bir takip yapacağız. Bu mücevherlerin satışı suretiyle mağdur aile tazminat haklarını alacak. Bizde bu olaya sosyal sorumluluk projesi olarak bakıyoruzAVUKATLAR DA ÜCRETLERİNİ AİLEYE VERECEKDavaya bakan avukat ücretlerininkarşı taraftan alınacağını açıklayan Epözdemir, sözlerini şöyle sürdürdü: Bu ücretleri biz aileye vereceğiz. Biz bu olaya sosyal sorumluluk olarak bakıyoruz. Aile ise bu alınan ücretleri ile kız çocuklarının adına okul yaptırmayı planlıyor Boluda. Bayramdan hemen sonra bir takip yapacağız. Kiralık kasada bulunan ziynet eşyalarının tamamını satmak sureti ile acılı aile tazminatının bir kısmını bu şekilde alabilecek. İki milyon TLlik bir tazminat davası açmıştık. 1 milyon 250 bin TLlik bir karar çıktı. 37 bin lira maddi tazminat kararı çıktı. Bizim hukuk sistemimizde verilebilecek en ağır manevi tazminat kararıydı. Davalı Makbule Tülay Garipoğluna aitbir kiralık kasaydı. Bahçeşehirde bir banka şubesinde mahkemenin ve bizlerin yoğun çabaları sayesinde kasa tespit edildi. İhtiyati haciz kararı verildi. Gerekçeli kararı bayramdan sonra alır almaz hemen icra işlemlerine başlayacağız. Ödeme yapılmazsa şayet cebri icra yoluyla satmak sureti ile acılı aileye tazminatını bir kısmını almış olacak. Kasaya baktık teyit ettik. Kasada kü
Zaman
Güncel
15.10.2013
GaripoğlunungizlikasasıbulunduGaripoğlunun gizli kasası bulundu
Garipoğlu'nun gizli kasası bulundu
Zaman
15.10.2013
13:47
Münevver Karabulut cinayetinin katil zanlısı Cem Garipoğlunun annesinin iç mücevher ve külçe altın bulunan gizli kasasına icra memurları tarafından el koyuldu.Muğlanın Bodrum ilçesinde bir müvekkiliyle görüşmek için gelen Karabulut ailesinin avukatı Rezan Epözdemir, Cem Garipoğlunun annesi Tülay Makbule Garipoğluna ait içi mücevher dolu kasa bulduklarını ve bayram sonrası tazminatı ödemedikleri takdir de kasadaki mücevher ve altınları satışa sunacaklarını açıkladı.3 Mart 2009 da Münevver Karabulutun cansız bedeni çöp konteyneriiçinde parçalanmış halde bulundu. Karabulutun vücudunda yapılan incelemeler sonucunda başı gövdesinden ayrılmadan önce bıçak darbeleriyle yaralandığı daha sonra öldüğü tespit edildi. Cinayetin bir numaralızanlısı Cem Garipoğlu,olay sonrasında firari duruma düşmüştü ve yaklaşık altı ay boyunca yakalanamamış, Interpol tarafından kırmızı bültenle aranmaya başlanmıştı. Soruşturma sürecini TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu da izledi. Komisyona sunulan rapora göre, zanlının yakalanması için polis tarafından 16 ilde 106 adrese operasyon düzenlenmiş ve 17 Eylül 2009 tarihinde, cinayet gününden 197 gün sonra katil zanlısı Cem Garipoğlu İstanbulda emniyet güçlerine teslim olmuştu. Münevver Karabulutun ailesi Garipoğlu ailesinden şikayetçi olmuş ve 7 sanık yargılanmıştı. Cinayeti işlediği iddiasıyla Cem Garipoğlu ve babası Nida Garipoğlu, suç delillerini yok etmek iddiasıyla, annesi Makbule Garipoğlu, Cem Garipoğlunu sakladığı iddiasıyla, amcası Hayyam Garipoğlu, suçluyu kayırmak iddiasıyla yargılandı. Dava sonucunda Cem Garipoglu 24 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Annesi ve amcasına da 3er yıl hapis cezası verildi. Babası beraat etti. Adli tıp kurumunda yaşanan ihmal nedeniyle açılan dava kapsamında; ikisi doktor, biri otopsi teknisyeni olmak üzere üç adli tıp görevlisi yargılandı ve yargılama sonucu doktorlar beraat ederken, görevi ihmal gerekçesiyle otopsi teknisyeni 5 ay hapis cezasına çarptırıldı.Davanın sonuçlanmasının ardından Karabulut ailesinin Cem Garipoğlunun ailesine karşı açtığı maddi ve manevi tazminat davası 8 Ekim 2013 tarihinde sonuçlandı. Dava sonunda Garipoğlu ailesinin Karabulut ailesine 37 bin 500 TL maddi, 1 milyon 250 bin TL de manevi tazminat ödemesine karar verildi. Bu karar üzerine Karabulut ailesinin Avukatı Rezan Epözdemir, Garipoğlu ailesinin banka hesaplarını kontrol etti. 24 bankaya yazı yazarak Garipoğlu ailesinin hesaplarını kontrol ettiren Epözdemir, Cem Garipoğlunun annesi Makbule Garipoğlunun Bahçeşehirdeki bir bankada bulunan özel kasasına el koyuldu. Kasanın içinden çok sayıda mücevher ve külçe altın çıktı. Mahkeme kararı ile haciz memurları kasaya el koydu.KASADAN KÜLÇE ALTIN ÇIKTIDava süreci ile ilgilibir açıklama yapan Avukat Rezan Epözdemir, Cem Garipoğlunun annesine ait ici mücevher dolu bir kasa bulduklarını ifade ederek şunları söyledi: 4,5 yıl çok ciddi bir mücadele sürdürdük. Sosyal sorumluluk projesi olarak takip ettiğimiz bu dosyada yargılama nihayete erdi ve rekor bir tazminat kararı çıktı. Benzer olaylar içinde çok önemli bir karar bu. Bundan sonraki bu gibi olaylarda uygulanabilecek bu tazminat. Biz 24 bankanın genel müdürlerine yazı yazdırdık. Bunlardan gelen cevap üzerine davalıların bir bankada kiralık kasası olduğunu tespit ettik. Bu kasada önemli ölçüde mücevherlerin olduğu tespit edildi. Mahkemece ihtiyaten bunları haciz etti. Bundan sonra gerekçeli kararı almamızın hemen ardından bayramdan sonra,kararı icraya koyacağız. Şayet ödenmese bu tazminat miktarı icra vasıtasıyla bu kasadan çıkan mücevherler ilgili emri icra marifetiyle bir takip yapacağız. Bu mücevherlerin satışı suretiyle mağdur aile tazminat haklarını alacak. Bizde bu olaya sosyal sorumluluk projesi olarak bakıyoruzAVUKATLAR DA ÜCRETLERİNİ AİLEYE VERECEKDavaya bakan avukat ücretlerininkarşı taraftan alınacağını açıklayan Epözdemir, sözlerini şöyle sürdürdü: Bu ücretleri biz aileye vereceğiz. Biz bu olaya sosyal sorumluluk olarak bakıyoruz. Aile ise bu alınan ücretleri ile kız çocuklarının adına okul yaptırmayı planlıyor Boluda. Bayramdan hemen sonra bir takip yapacağız. Kiralık kasada bulunan ziynet eşyalarının tamamını satmak sureti ile acılı aile tazminatının bir kısmını bu şekilde alabilecek. İki milyon TLlik bir tazminat davası açmıştık. 1 milyon 250 bin TLlik bir karar çıktı. 37 bin lira maddi tazminat kararı çıktı. Bizim hukuk sistemimizde verilebilecek en ağır manevi tazminat kararıydı. Davalı Makbule Tülay Garipoğluna aitbir kiralık kasaydı. Bahçeşehirde bir banka şubesinde mahkemenin ve bizlerin yoğun çabaları sayesinde kasa tespit edildi. İhtiyati haciz kararı verildi. Gerekçeli kararı bayramdan sonra alır almaz hemen icra işlemlerine başlayacağız. Ödeme yapılmazsa şayet cebri icra yoluyla satmak sureti ile acılı aileye tazminatını bir kısmını almış olacak. Kasaya baktık teyit ettik. Kasada kü
Zaman
Ana Sayfa
15.10.2013
GaripoğlunungizlikasasıbulunduGaripoğlunun gizli kasası bulundu
Köylere hem ilçe hem de büyükşehir belediyesinden bütçe ayrılacak
Zaman
28.09.2013
16:30
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Menderes Türel, yasa kapsamında köylere hem ilçe hem de büyükşehir belediyesinden bütçe ayrılacağını söyledi. Büyükşehir Yasası kapsamında köylere daha büyük kaynaklar ayrılacağını dile getiren Türel, 90 milyon lira bütçesi olan Alanya Belediyesinin yüzde 10 ve 1 milyar lira bütçesi olması beklenen Antalya Büyükşehir Belediyesinin yüzde 10 oranında kaynak ayırmak zorunda olduklarını kaydetti.AK Parti Alanya İlçe Teşkilatının Alanya Öğretmenevinde köy muhtarlarıyla düzenlediği kahvaltıya AK Partinin Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Antalya Milletvekili Menderes Türel de katıldı. Kahvaltıda Alanya Belediye Başkan Hasan Sipahioğlu, Üst Klasman Hakemi Kuddusi Müftüoğlu, İlçe Başkanı Hüseyin Güney, İl Genel Meclis üyeleri ve belde belediye başkanları ile ilçe teşkilatı üyeleri de yer aldı. Büyükşehir Yasası hakkında muhtarlara bilgi veren Türel, Antalya’nın tüm köylerine İl Özel İdarenin 2012’de 10 milyon lira yatırım bütçesi olduğunu söyledi. Alanya Belediyesinin geçen yıl bütçesinin 90 milyon lira olduğunu ifade eden Türel, bu yasayla birlikte sadece Alanya Belediyesinden köylere yılda 10 milyon liralık bir bütçe ayrılacağını vurguladı. Bunun mecburi olduğunu belirten Türel, belediye bütçesinin yüzde 10’unu ayırmak zorunda olduğunu kaydetti. Belediye Başkanı bunu ayırmazsa, harcamazsa suç işlemiş olacağını ifade eden Türel, dolayısıyla belediye başkanı hakkında soruşturma açılıp hesabının sorulacağını aktardı. Eskiden Antalyanın Gazipaşasından Kaşa kadar 10 milyon lira ile hizmet götürüldüğünü ifade eden Türel, bu kanun yürürlüğe girdiğinde Antalyanın tüm köylerine ayrılan bütçe kadar sadece Alanya Belediyesinin köylere de bunu ayıracağını kaydetti. Büyükşehir belediyesinin de bütçesinden köylere yüzde 10 ayırmasının zorunlu olduğunu dile getiren Türel, bu kanunla büyükşehir belediye bütçesinin de artacağını kaydetti. Antalyanın yaklaşık 1 milyar lira olması beklenen bütçesinin 100 milyon lirası Antalyanın köylerine harcanmak zorunda olduğunu ifade eden Türel, şöyle konuştu: Biz bu yasayı çıkarmak istediğimizde muhalefetin tepkisiyle karşılaştık. O zamanlarda Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı çıktı dedi ki Ben bu kanunla Antalyaya zor hizmet ediyorum. Bu kanun çıktıktan sonra Alanyanın köylerine nasıl hizmet edeceğim? Bunlar internette var. İnternete girin bunların hepsi çıkar. Şimdi o gün Alanyanın köylerine nasıl hizmet ederiz, diyenler seçimler yaklaştı. Sizlerin köylerine gelecekler, kapınıza gelecekler ve diyecekler ki Alanyanın köylerine en iyi hizmeti ben getiririm diyecekler. Oysa 6 ay önce dediklerini halk unuttular sanıyor. Bunlar başarısızlığa mazeret aramanın kılıflarıdır. Seçildiklerinde bu kadar büyük coğrafyaya nasıl hizmet götürürüm diyeceklerdir.Türkiyede yerel yönetimde hizmet yapısının değiştiğine dikkat çeken Türel, Türkiye’de 1930 yılında yazılmış yerel yönetimler kanunuyla AK Parti iktidarına kadar idare edildiğini hatırlattı. Antalya’da 2002’de başkanlığa aday adayı olduğunda detaylı bir şekilde belediye kanununu okuduğunda hiçbir şey anlamadığını dile getiren Türel, 1930’da yazılmış belediye kanunuyla Türkiyenin 2004 senesine kadar idare edildiğini hatırlattı. Çağın değişimine ayak uyduran günün koşullarına ihtiyaç duyulan bir belediye kanununa 2004 yılında AK Parti iktidarıyla kavuştuklarını ifade eden Türel, bu reformların ardı ardına devam ettiğini kaydetti. ANTALYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ ŞARKIYA TÜRKÜYE 1 YILDA 50 MİLYON LİRA HARCADI Antalya Büyükşehir Belediyesinin gerçekleştirdiği sanat etkinliklerine çok fazla para harcadığına dikkat çeken Türel, 1 senede festivale, panele, konsere, şarkıya, türküye 50 milyon lira nakit para harcandığını söyledi. Eğlenceye para harcayan Antalya Büyükşehir Belediyesine ondan sonra haciz geldi diye ağladıklarını dile getiren Türel, Sen kendi yandaşlarına milyonları ödüyorsun, oraya parayı buluyorsun, ama memleketin hizmetine gelince yok. Benim dönemimde yapılan o kavşakların hepsinin maliyeti şimdiki parayla 5 milyon Türk lirasıdır. Yani biz şarkıya o kadar para harcamak yerine o kavşaklardan 10 tane yapabilirdik. Hem de bir senede harcanan parayla. Şimdi Antalyanın önceliği şarkı, türkü, konser mi yoksa ulaşım sorununun çözülmesi mi? diye konuştu. CİHAN
Zaman
Son Dakika
28.09.2013
KöylerehemilçehemdebüyükşehirbelediyesindenbütçeayrılacakKöylere hem ilçe hem de büyükşehir belediyesinden bütçe ayrılacak
Aynı taksi plakasını 20 kişiye satmış
Zaman
12.09.2013
17:33
Eyüp’te, bir otomotiv firması sahibi olan Mehmet C.’nin, onlarca kişiye aynı taksi plakasını sattıktan sonra kayıplara karıştığı iddia edildi. Dolandırıldıklarını söyleyen mağdurlar, Mehmet Cnin Eyüpte bulunan dükkanına akın etti. İddiaya göre, bir otomotiv firmasının sahibi olan Mehmet C., aynı taksi plakasını onlarca kişiye sattı. Şahıs daha sonra ortadan kayboldu. Durumu fark eden mağdurlar, Mehmet C.nin iş yerine akın etti. Dolandırıldığını söyleyen Hüseyin Balcı, Bu plakayı 20 kişiye satmış. Ortada bir plaka yok ama herkese satmış. Bu adama güvendik. 30 yıllık esnaf diye güvendik adama ve paramızı teslim ettik. Adam resmen olmayan plakayı sattı. Şikayette bulunduk. Bir şey çıkacağını zannetmiyorum. Dükkanında ki arabalara haciz gelecek. Bilmiyorum. Çok kötü durumdayım. diye konuştu.Mağdurlar, kendilerine ait olan plakaların başkalarına da satılıp satılmadığını öğrenmek için firmanın camına plakalarını ve iletişim numaralarını yazdı. Mağdurların Mehmet C.ye ait iş yeri önünde bekleyişi sürüyor. CİHAN
Zaman
Son Dakika
12.09.2013
Aynıtaksiplakasını20kişiyesatmışAynı taksi plakasını 20 kişiye satmış
Başkanın makam aracına haciz gelince...
Zaman
20.08.2013
11:25
Zonguldakın Ereğli ilçesine bağlı Ormanlı Beldesi Belediye Başkanı Yaşar Sever, emekli olan işçileri tarafından makam aracına haciz konulması üzerine yaya kaldı. Başkan Sever, beldedeki işlerini halletmek için kendisine ait olan ATV tipi motosikleti makam aracı yaptı.Ereğli ilçesine bağlı Ormanlı Belde Belediyesinden 2008 yılında emekli olan ve tazminatı alamayan iki işçi belediyeyi mahkemeye vermiş, mahkeme, aldığı karar ile başkanın makam aracı başta olmak üzere belediyeye ait diğer 6 araca haciz koydurmuştu. Cuma günü şehir merkezine doktora gelen Belediye Başkanı Yaşar Sever, beldeye dönmek üzereyken polisler tarafından makam aracı bağlanmıştı. Başkan Yaşar Sever, aracının bağlanmasının ardından beldeden şehir merkezine arkadaşlarının arabası ile gelirken, belde içinde işlerini halletmek için ilginç bir yöntem buldu. Kendisine ait olan ATV tipi motosikleti işlerini halletmek için kullanmaya başlayan Başkan Yaşar Sever, makam aracını geri almak için de başvuru yaptığını söyledi. Başkan Sever, şöyle dedi:Ben cuma günü diş doktoruna gelmiştim. Orada küçük bir operasyon geçirdim. Aracın başında iki polis vardı. Aracı çalıştırmaya kalktım. Bana araca el koyduklarını, icra olduğunu, anons edildiğini söylediler. Araca el koydular. Bunun sebebi de bizden daha önce emekli olan arkadaşlar var. Tazminatları ile ilgili olarak dava etmişler. Recep Odabaşı diye bir arkadaşın avukatı tarafından yapılan hesaplarında 80 bin lira alacağı olduğu görülüyor. Biz de aracımızı serbest bıraktırmak için gerekli mercilere baş vurduk. ŞU ANDA ARACIM YOK, ATV KULLANIYORUMŞu anda aracı olmadığını ve kendisine ait olan ATV tipi motosikleti belde içinde kullandığını kaydeden Sever, Şu anda aracım yok. Belde içinde kendime ait olan ATV tipi motosikletle gidip geliyorum. Yaya kaldık yani. dedi. (CİHAN)
Zaman
Güncel
20.08.2013
BaşkanınmakamaracınahacizgelinceBaşkanın makam aracına haciz gelince
Başkanın makam aracına haciz gelince...
Zaman
20.08.2013
11:25
Zonguldakın Ereğli ilçesine bağlı Ormanlı Beldesi Belediye Başkanı Yaşar Sever, emekli olan işçileri tarafından makam aracına haciz konulması üzerine yaya kaldı. Başkan Sever, beldedeki işlerini halletmek için kendisine ait olan ATV tipi motosikleti makam aracı yaptı.Ereğli ilçesine bağlı Ormanlı Belde Belediyesinden 2008 yılında emekli olan ve tazminatı alamayan iki işçi belediyeyi mahkemeye vermiş, mahkeme, aldığı karar ile başkanın makam aracı başta olmak üzere belediyeye ait diğer 6 araca haciz koydurmuştu. Cuma günü şehir merkezine doktora gelen Belediye Başkanı Yaşar Sever, beldeye dönmek üzereyken polisler tarafından makam aracı bağlanmıştı. Başkan Yaşar Sever, aracının bağlanmasının ardından beldeden şehir merkezine arkadaşlarının arabası ile gelirken, belde içinde işlerini halletmek için ilginç bir yöntem buldu. Kendisine ait olan ATV tipi motosikleti işlerini halletmek için kullanmaya başlayan Başkan Yaşar Sever, makam aracını geri almak için de başvuru yaptığını söyledi. Başkan Sever, şöyle dedi:Ben cuma günü diş doktoruna gelmiştim. Orada küçük bir operasyon geçirdim. Aracın başında iki polis vardı. Aracı çalıştırmaya kalktım. Bana araca el koyduklarını, icra olduğunu, anons edildiğini söylediler. Araca el koydular. Bunun sebebi de bizden daha önce emekli olan arkadaşlar var. Tazminatları ile ilgili olarak dava etmişler. Recep Odabaşı diye bir arkadaşın avukatı tarafından yapılan hesaplarında 80 bin lira alacağı olduğu görülüyor. Biz de aracımızı serbest bıraktırmak için gerekli mercilere baş vurduk. ŞU ANDA ARACIM YOK, ATV KULLANIYORUMŞu anda aracı olmadığını ve kendisine ait olan ATV tipi motosikleti belde içinde kullandığını kaydeden Sever, Şu anda aracım yok. Belde içinde kendime ait olan ATV tipi motosikletle gidip geliyorum. Yaya kaldık yani. dedi. (CİHAN)
Zaman
Ana Sayfa
20.08.2013
BaşkanınmakamaracınahacizgelinceBaşkanın makam aracına haciz gelince
Hırsız mağduru eski başkana bu kez haciz şoku
Zaman
15.08.2013
12:06
Bursanın İnegöl ilçesine bağlı Yenice beldesinin eski belediye başkanı Ramiz Yiğitin hırsızlar yüzünden başına gelmeyen kalmadı. 29 Mart 2013 tarihinde fabrikasındaki çelik kasası soyulan Yiğit, şimdi de çalıntı çeklerle hakkında icra takibi başlatılması üzerine isyan etti.Yiğit, elindeki çeklerin çalındığına dair mahkeme kararı olmasına rağmen, önce yakalanan ve daha sonra delil yetersizliği gerekçesiyle bırakılan hırsız veya hırsızların avukatları tarafından Bursa 14. İcra Dairesinden kendi şirketleri ve müşteri çekleri üzerinden kendisine icra takibi başlatılmasına tepki gösterdi. Konu hakkında açıklama yapan Yiğit, 29 Mart 2013 Cuma gününü 30 Mart 2013 Cumartesi gününe bağlayan gece saat 03.00 sıralarında kar maskeli, eldivenli ve fabrikanın içini iyi bilen 2 kişi, muhasebe bölümümüzde bulunan 300 kilogram ağırlığındaki çelik kasayı kırarak bekçimizin uyumasından faydalanıp içinde bulunan 417 bin TL vadeli çek, 50 bin TL nakit parayı alıp kaçtı. Olayı hemen jandarmaya bildirdik. Gerekli incelemelerin yapılması için bir gün iş bıraktık. Savcılığa gittik. Savcı, Bu konuyla ilgili benim yetkim yok. Yetki mahkemeye ait dedi. Hemen avukata gittim ve olayı anlattım. Avukat, yaptığı başvurulardan sonra, Soruşturmanın ve davanın açılması 6 ay sürer dedi. Bu arada bankalara başvurduk. Bankalar, Mahkeme müracaat belgesi ile birlikte gelin, çekleri bloke ederiz dedi. Üç gün uğraşıp evrakları bankalara ulaştırdık. Daha sonra dava açmak için 42 bin TL teminat mektubu vermemiz istendi. Şaşırdık kaldık, mağdur muyuz, yoksa sanık mıyız belli değil. Onu da mahkemeye ulaştırarak davamızı açtık dedi.Davanın açılmasından bir hafta sonra 40 bin TL tutarındakiçalınan çeklerin kullanılacağına dair ihbar aldıklarını anlatan Yiğit, Kullanılacak çeklerin seri numaralarını ve kullanmak isteyen şahsın telefon numaralarını verdik. Olay yine mahkemeye intikal etti. Ve o çekler de bloke oldu. Daha sonra tekrar jandarmaya fabrikadaki bütün kamera görüntülerini ilettik. Bu görüntülerin incelenmesi sonucu, kısa bir süre önce fabrikamızda çalışan şüpheliyi tespit ettik. Jandarma bu şahsı gözaltına alıp mahkemeye çıkardı ancak o günkü nöbetçi savcılık tarafından delil yetersizliğinden serbest bırakıldı. Bu şahıs hala İnegölde dolaşıyor ve yandaşlarıyla birlikte tuttukları avukatlarıyla Bursa 14. İcra Dairesinden iş yerimize ve müşteri çeklerine icra takibi başlattı. Üstelik bizim fabrikanın üzerinden de yaptıkları sahte iş yeri açma belgesi, adres bilgileri, sahte vergi dairesi, tarihleri değişmiş çekleri faizleriyle birlikte icraya veriyor ve haciz işleminde bulunuyorlar. Üstelik bizim çeklerin çalındığına dair mahkemeden tutanaklarımız olmasına rağmen. En çok üzüldüğüm konu ise, avukatımız mahkemeye başvurarak itiraz etmek istiyor. Mahkeme tekrar bu itiraz için bizden 8 bin 600 TL yatırmamızı istiyor. Zaten İnegöldeki mahkemeye 42 bin TL teminat mektubu vermişim. Bu tür her işlem ve itiraz için çalınan çeklerin büyüklüğüne göre ayrıca para yatırıyormuşuz. Var mı böyle bir adalet sistemi? Yine çekleri çalan hırsızın avukatı, müşterimiz olan çek sahibinin çekleri ödemiyor diye bankalardaki hesaplarını bloke ettirdi. Bu beni temelli isyan ettirdi. Biz İnegöldeki mahkemelere çeklerin çalındığına dair jandarma ve mahkeme tutanaklarını vermemize rağmen, Bursa mahkemelerinden bize sahte evraklarla haciz işlemi başlatılması karşısında şaşırıyorum. Mağdur muyuz, sanık mıyız bir türlü anlamadık. Hak, hukuk ve adaletin olmadığı bu dünyadan ebediyete göç edildiği zaman nasıl hesap verecekler onu merak ediyorum diye sitem etti.İşletme olarak tek isteklerinin, jandarmanın hırsız ya da hırsızları yakalaması, savcılığın bu olayı ve tahkikatı derinleştirmesi olduğunu ifade eden Ramiz Yiğit, Bana göre asıl mesele kanunların esnek olmasıdır. Şu anki kanunlar sanki hırsızları koruyor. Bizi mağdur eden hırsızın hiç mi suçu yok? ifadelerini kullandı.(İHA)
Zaman
Son Dakika
15.08.2013
HırsızmağdurueskibaşkanabukezhacizşokuHırsız mağduru eski başkana bu kez haciz şoku
Yusuf Keleş - Çalışan emekliye haciz şoku
Zaman
30.07.2013
09:51
Emekli olduktan sonra bir iş kuran ya da bir şirkete ortak olanlardan ödemesi gereken primi ödemeyenlere haciz yolu göründü.Bilindiği gibi SGK’dan emekli aylığı almakta iken 4 (b) kapsamında sigortalı olmayı gerektirecek nitelikte faaliyete başlayanların, almakta oldukları emekli aylıklarından yüzde 15 oranında ‘sosyal güvenlik destek primi’ kesiliyor. Kesilecek bu tutar bu yıl için 400 lirayı geçemiyor. SGK’nın 2003 yılından itibaren söz konusu prim kesintisi yapılmayan, 600 bin civarında emekliyi tespit ettiği söyleniyor. Emeklilerin ödemesi gereken bu borcun adı ‘sosyal güvenlik destek primi’. Belirli yaş, sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısı şartını yerine getirip emeklilik ve yaşlılık aylığı bağlanan sigortalıların kendi nam ve hesabına tabi çalışmaları halinde emekli maaşlarından kesinti yapılıyor. Emekli olduktan sonra SSK’lı olarak çalışılması halinde ise primi işveren ödüyor. Şu anda kamuoyunu meşgul eden ve maaşlarına haciz konulanlar ise SSK, Emekli Sandığı ya da banka sandıklarına göre aylık alıp bir iş kuran ya da şirket ortağı olan emekliler. Ancak kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyette bulunup bu kapsamdaki çalışmaları nedeniyle emekli olanlarla, hizmet akdine tabi (SSK) çalışması dolayısıyla, kendi nam ve hesabına bağımsız çalışan ya da devlet memuru olarak emekli olduktan sonra kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyette bulunanlardan prim kesilmiyor.Emekli maaşına haciz konulabilir mi?Aslında 5510 sayılı SGK Kanunu’na göre emekli maaşları haczedilemez. Bunun istisnasını nafaka borçları ve bu kanunun 80. maddesine göre takip ve tahsili gereken alacaklar oluşturuyor. Sosyal güvenlik destek primi de kanunun 80. maddesine göre takip ve tahsili gereken alacak kapsamında olduğu için SGK, emekli maaşlarına haciz koyabiliyor. Bunun sınırı ise emekli maaşının dörtte biridir. Söz konusu kesintinin adil olup olmadığı tartışılmakla beraber mevcut durumda borçlu görülen emeklilerin bu borçları ödemekten başka çareleri yok gibi. 2011 yılında çıkarılan af ile sosyal güvenlik destek prim borcu olanların bu borçları yapılandırılmıştı. Aynı kanunla tarımsal faaliyette bulunanların sigortalı olma zorunluluğu 65 yaşına endekslendi. Bu yaşta olan vatandaşımız istediği takdirde tarımsal faaliyeti nedeniyle sigortalı sayılmıyor. 2013 yılında da 6385 sayılı kanunla yine yapılandırma imkânı getirildi. Ancak yapılandırma süresi 31 Mayıs 2013’te sona erdi. Bu süre zarfında sadece 250 emekli SGK’ya başvurarak prim borçlarını yapılandırdı. Bahsettiğim üzere yeni bir yapılandırma yapılması için 5510 sayılı kanunda düzenleme yapılması gerekiyor. Ayrıca 59 yaş ve üzerinde olanlardan kesintilerin kaldırılması için de kanun değişikliği gerekiyor.MTV ÖDEMELERİ İÇİN SON İKİ GÜNTemmuz ayı araç sahiplerinin Motorlu Taşıtlar Vergisi’ne ait ikinci taksiti ödemeleri gereken bir ay. Bilindiği gibi bu vergi ocak ayında doğuyor. Verginin birinci taksiti ocak ayı içerisinde ödenirken diğer taksit6inin temmuz ayı içinde ödenmesi gerekiyor. Araçların, muayene, satış, devir vs. işlemlerini yapabilmek için tüm vergilerin eksiksiz ödenmesi lazım. Araçlar için ödenecek vergiler sene başında maliye tarafından yayınlanıyor. Bu vergilerin yarısı ocak ayında ödendiği için bu ay diğer yarısı ödenecek. Şunu da hatırlatayım ki internetten yatırılan MTV’lerin yazıcıdan alınan çıktısı vergi dairesince makbuz olarak kabul edilmiyor. Bu yüzden Motorlu Ta­şıtlar Vergisi’ni internet üze­rinden ödeyenlerin en yakın banka şubesinden vergi tahsil alındısı almaları gerekiyor. Ayrıca bankalardan yapılan ödemelerde bir sorun yaşamamak için plaka, vergi sicil numarası (ruhsat sahibinin vergi sicil numarası kullanılmalıdır), vergi dairesi, ad, soyad/unvan vb. tahsilat bilgilerinin tam ve doğru ola­rak girilmesi gerekiyor. Bu tür ödemelerin vergi dairesi hesaplarına aktarılmaması ihtimaline binaen vergi tah­sil alındılarının muhafaza edilmesinde fayda var. Engelliler için alınan araçların MTV’den istisna olduğunu yani bu araçlar için MTV ödenmeyeceğini de hatırlatayım.
Zaman
En Çok Okunan
30.07.2013
YusufKeleş-ÇalışanemekliyehacizşokuYusuf Keleş - Çalışan emekliye haciz şoku
Yusuf Keleş - Çalışan emekliye haciz şoku
Zaman
30.07.2013
02:00
Emekli olduktan sonra bir iş kuran ya da bir şirkete ortak olanlardan ödemesi gereken primi ödemeyenlere haciz yolu göründü.Bilindiği gibi SGK’dan emekli aylığı almakta iken 4 (b) kapsamında sigortalı olmayı gerektirecek nitelikte faaliyete başlayanların, almakta oldukları emekli aylıklarından yüzde 15 oranında ‘sosyal güvenlik destek primi’ kesiliyor. Kesilecek bu tutar bu yıl için 400 lirayı geçemiyor. SGK’nın 2003 yılından itibaren söz konusu prim kesintisi yapılmayan, 600 bin civarında emekliyi tespit ettiği söyleniyor. Emeklilerin ödemesi gereken bu borcun adı ‘sosyal güvenlik destek primi’. Belirli yaş, sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısı şartını yerine getirip emeklilik ve yaşlılık aylığı bağlanan sigortalıların kendi nam ve hesabına tabi çalışmaları halinde emekli maaşlarından kesinti yapılıyor. Emekli olduktan sonra SSK’lı olarak çalışılması halinde ise primi işveren ödüyor. Şu anda kamuoyunu meşgul eden ve maaşlarına haciz konulanlar ise SSK, Emekli Sandığı ya da banka sandıklarına göre aylık alıp bir iş kuran ya da şirket ortağı olan emekliler. Ancak kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyette bulunup bu kapsamdaki çalışmaları nedeniyle emekli olanlarla, hizmet akdine tabi (SSK) çalışması dolayısıyla, kendi nam ve hesabına bağımsız çalışan ya da devlet memuru olarak emekli olduktan sonra kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyette bulunanlardan prim kesilmiyor.Emekli maaşına haciz konulabilir mi?Aslında 5510 sayılı SGK Kanunu’na göre emekli maaşları haczedilemez. Bunun istisnasını nafaka borçları ve bu kanunun 80. maddesine göre takip ve tahsili gereken alacaklar oluşturuyor. Sosyal güvenlik destek primi de kanunun 80. maddesine göre takip ve tahsili gereken alacak kapsamında olduğu için SGK, emekli maaşlarına haciz koyabiliyor. Bunun sınırı ise emekli maaşının dörtte biridir. Söz konusu kesintinin adil olup olmadığı tartışılmakla beraber mevcut durumda borçlu görülen emeklilerin bu borçları ödemekten başka çareleri yok gibi. 2011 yılında çıkarılan af ile sosyal güvenlik destek prim borcu olanların bu borçları yapılandırılmıştı. Aynı kanunla tarımsal faaliyette bulunanların sigortalı olma zorunluluğu 65 yaşına endekslendi. Bu yaşta olan vatandaşımız istediği takdirde tarımsal faaliyeti nedeniyle sigortalı sayılmıyor. 2013 yılında da 6385 sayılı kanunla yine yapılandırma imkânı getirildi. Ancak yapılandırma süresi 31 Mayıs 2013’te sona erdi. Bu süre zarfında sadece 250 emekli SGK’ya başvurarak prim borçlarını yapılandırdı. Bahsettiğim üzere yeni bir yapılandırma yapılması için 5510 sayılı kanunda düzenleme yapılması gerekiyor. Ayrıca 59 yaş ve üzerinde olanlardan kesintilerin kaldırılması için de kanun değişikliği gerekiyor.MTV ÖDEMELERİ İÇİN SON İKİ GÜNTemmuz ayı araç sahiplerinin Motorlu Taşıtlar Vergisi’ne ait ikinci taksiti ödemeleri gereken bir ay. Bilindiği gibi bu vergi ocak ayında doğuyor. Verginin birinci taksiti ocak ayı içerisinde ödenirken diğer taksit6inin temmuz ayı içinde ödenmesi gerekiyor. Araçların, muayene, satış, devir vs. işlemlerini yapabilmek için tüm vergilerin eksiksiz ödenmesi lazım. Araçlar için ödenecek vergiler sene başında maliye tarafından yayınlanıyor. Bu vergilerin yarısı ocak ayında ödendiği için bu ay diğer yarısı ödenecek. Şunu da hatırlatayım ki internetten yatırılan MTV’lerin yazıcıdan alınan çıktısı vergi dairesince makbuz olarak kabul edilmiyor. Bu yüzden Motorlu Ta­şıtlar Vergisi’ni internet üze­rinden ödeyenlerin en yakın banka şubesinden vergi tahsil alındısı almaları gerekiyor. Ayrıca bankalardan yapılan ödemelerde bir sorun yaşamamak için plaka, vergi sicil numarası (ruhsat sahibinin vergi sicil numarası kullanılmalıdır), vergi dairesi, ad, soyad/unvan vb. tahsilat bilgilerinin tam ve doğru ola­rak girilmesi gerekiyor. Bu tür ödemelerin vergi dairesi hesaplarına aktarılmaması ihtimaline binaen vergi tah­sil alındılarının muhafaza edilmesinde fayda var. Engelliler için alınan araçların MTV’den istisna olduğunu yani bu araçlar için MTV ödenmeyeceğini de hatırlatayım.
Zaman
Köşe Yazıları
30.07.2013
YusufKeleş-ÇalışanemekliyehacizşokuYusuf Keleş - Çalışan emekliye haciz şoku
Yusuf Keleş - Çalışan emekliye haciz şoku
Zaman
30.07.2013
01:54
Emekli olduktan sonra bir iş kuran ya da bir şirkete ortak olanlardan ödemesi gereken primi ödemeyenlere haciz yolu göründü.Bilindiği gibi SGK’dan emekli aylığı almakta iken 4 (b) kapsamında sigortalı olmayı gerektirecek nitelikte faaliyete başlayanların, almakta oldukları emekli aylıklarından yüzde 15 oranında ‘sosyal güvenlik destek primi’ kesiliyor. Kesilecek bu tutar bu yıl için 400 lirayı geçemiyor. SGK’nın 2003 yılından itibaren söz konusu prim kesintisi yapılmayan, 600 bin civarında emekliyi tespit ettiği söyleniyor. Emeklilerin ödemesi gereken bu borcun adı ‘sosyal güvenlik destek primi’. Belirli yaş, sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısı şartını yerine getirip emeklilik ve yaşlılık aylığı bağlanan sigortalıların kendi nam ve hesabına tabi çalışmaları halinde emekli maaşlarından kesinti yapılıyor. Emekli olduktan sonra SSK’lı olarak çalışılması halinde ise primi işveren ödüyor. Şu anda kamuoyunu meşgul eden ve maaşlarına haciz konulanlar ise SSK, Emekli Sandığı ya da banka sandıklarına göre aylık alıp bir iş kuran ya da şirket ortağı olan emekliler. Ancak kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyette bulunup bu kapsamdaki çalışmaları nedeniyle emekli olanlarla, hizmet akdine tabi (SSK) çalışması dolayısıyla, kendi nam ve hesabına bağımsız çalışan ya da devlet memuru olarak emekli olduktan sonra kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyette bulunanlardan prim kesilmiyor.Emekli maaşına haciz konulabilir mi?Aslında 5510 sayılı SGK Kanunu’na göre emekli maaşları haczedilemez. Bunun istisnasını nafaka borçları ve bu kanunun 80. maddesine göre takip ve tahsili gereken alacaklar oluşturuyor. Sosyal güvenlik destek primi de kanunun 80. maddesine göre takip ve tahsili gereken alacak kapsamında olduğu için SGK, emekli maaşlarına haciz koyabiliyor. Bunun sınırı ise emekli maaşının dörtte biridir. Söz konusu kesintinin adil olup olmadığı tartışılmakla beraber mevcut durumda borçlu görülen emeklilerin bu borçları ödemekten başka çareleri yok gibi. 2011 yılında çıkarılan af ile sosyal güvenlik destek prim borcu olanların bu borçları yapılandırılmıştı. Aynı kanunla tarımsal faaliyette bulunanların sigortalı olma zorunluluğu 65 yaşına endekslendi. Bu yaşta olan vatandaşımız istediği takdirde tarımsal faaliyeti nedeniyle sigortalı sayılmıyor. 2013 yılında da 6385 sayılı kanunla yine yapılandırma imkânı getirildi. Ancak yapılandırma süresi 31 Mayıs 2013’te sona erdi. Bu süre zarfında sadece 250 emekli SGK’ya başvurarak prim borçlarını yapılandırdı. Bahsettiğim üzere yeni bir yapılandırma yapılması için 5510 sayılı kanunda düzenleme yapılması gerekiyor. Ayrıca 59 yaş ve üzerinde olanlardan kesintilerin kaldırılması için de kanun değişikliği gerekiyor.MTV ÖDEMELERİ İÇİN SON İKİ GÜNTemmuz ayı araç sahiplerinin Motorlu Taşıtlar Vergisi’ne ait ikinci taksiti ödemeleri gereken bir ay. Bilindiği gibi bu vergi ocak ayında doğuyor. Verginin birinci taksiti ocak ayı içerisinde ödenirken diğer taksit6inin temmuz ayı içinde ödenmesi gerekiyor. Araçların, muayene, satış, devir vs. işlemlerini yapabilmek için tüm vergilerin eksiksiz ödenmesi lazım. Araçlar için ödenecek vergiler sene başında maliye tarafından yayınlanıyor. Bu vergilerin yarısı ocak ayında ödendiği için bu ay diğer yarısı ödenecek. Şunu da hatırlatayım ki internetten yatırılan MTV’lerin yazıcıdan alınan çıktısı vergi dairesince makbuz olarak kabul edilmiyor. Bu yüzden Motorlu Ta­şıtlar Vergisi’ni internet üze­rinden ödeyenlerin en yakın banka şubesinden vergi tahsil alındısı almaları gerekiyor. Ayrıca bankalardan yapılan ödemelerde bir sorun yaşamamak için plaka, vergi sicil numarası (ruhsat sahibinin vergi sicil numarası kullanılmalıdır), vergi dairesi, ad, soyad/unvan vb. tahsilat bilgilerinin tam ve doğru ola­rak girilmesi gerekiyor. Bu tür ödemelerin vergi dairesi hesaplarına aktarılmaması ihtimaline binaen vergi tah­sil alındılarının muhafaza edilmesinde fayda var. Engelliler için alınan araçların MTV’den istisna olduğunu yani bu araçlar için MTV ödenmeyeceğini de hatırlatayım.
Zaman
Ana Sayfa
30.07.2013
YusufKeleş-ÇalışanemekliyehacizşokuYusuf Keleş - Çalışan emekliye haciz şoku
Gemi haczedilince mürettebatı denizin ortasında aç kaldı
Zaman
27.07.2013
01:51
Rusya’dan İzmit Körfezi’ne hurda taşıyan yük gemisine, firmasından kaynaklanan sorun sebebiyle haciz konuldu. 6 aydır İzmit Körfezi açıklarında bekletilen geminin yakıt ve yiyecek stoku tükendi. Açlık sınırında hayatta kalmaya çalışan 5 kişilik mürettebat, sabırsızlıkla gemilerinin demir alacağı günü bekliyor.Bir Rus şirketine ait olan 3 bin 300 tonluk Comoros bandıralı Minister-VII isimli yük gemisi, Rusya’nın Rostov şehrinden aldığı hurdayı, 21 Şubat’ta İzmit Körfezi’ndeki Hereke Limanı’na getirdi. Boşaltma işlemi tamamlandıktan sonra gemi, 26 Şubat’ta İzmit Körfezi’nden ayrılmak için Kocaeli Liman Başkanlığı’na başvurdu. Başkanlık, gemiye, hakkında haciz işlemi başlatıldığı için çıkış izni vermedi. Geminin bağlı bulunduğu firmaya ait başka gemilerin, İstanbul Tuzla Tersaneleri’ne yakıt ve tamir borcu bulunduğu ve bunların ödenmediği için Minister-VII’ye haciz konulduğu iddia edildi. Haczedilen geminin bugüne kadar satılamaması nedeniyle 12 kişilik mürettebattan 7’si ülkelerine döndü. Gemi kaptanının da aralarında bulunduğu diğer 5 kişi, gemiden ayrılmadı. Uzun süredir İzmit Körfezi’nde bekleyen gemide yakıt ve yiyeceğin bitmesi sebebiyle mürettebat, zor günler yaşıyor. Gemiyi bırakıp ülkelerine gidemeyen mürettebata, Kocaeli’nin Körfez ilçesi Hereke mevkiindeki esnaf sahip çıkıyor.Geminin birinci kaptanı 53 yaşındaki Genadi Vesilov, verilen yardımlar sayesinde hayata tutunmaya çalıştıklarını söylüyor. Ülkelerinde bulunan ailelerinin zor günler yaşadığını belirten Vesilov, 5 kişilik mürettebatın arasında 23 yaşındaki oğlu Sergey Tkaçenko’nun da bulunduğunu anlatıyor. Ailelerinin memlekette çok büyük sıkıntılar yaşadığını vurgulayan kaptan sözlerini şöyle sürdürüyor: “Orada ailemiz bizden, katbekat kötü şartlar altında yaşıyor. Çünkü hem hayatımızdan endişe ediyorlar hem de maddi yokluk içinde dört gözle yolumuzu bekliyorlar. Biz ise çaresizlik içerisinde umutlarımıza çare olacak bir haber bekliyoruz. Ailelerimiz defalarca bağlı olduğumuz firmaya ulaşmalarına rağmen, maalesef bugüne kadar kesin bir sonuç alınamadı. “Gemide yakıt ve yiyeceğin bulunmamasından dolayı, her geçen gün kilo verdiklerini vurgulayan kaptan Vesilov, “İzmit Körfezi’ne geldiğimde 120 kiloydum, 6 ay içerisinde yaklaşık 40 kilo verdim. Her geçen gün eriyoruz.” diyor. Hereke esnafı Eyüp Sağcan da gemi mürettebatının içler acısı durumuna dikkat çekiyor. Kaptanın kendileriyle iletişime geçmesinden sonra durumdan haberdar olduklarını aktaran Sağcan, “Esnaf olarak aramızda para topladık, topluyoruz. Temel gıdalardan alıyoruz. Ancak bizim yapabileceğimiz de sınırlı.” ifadelerini kullanıyor. Yaşanılanlardan dolayı gemi kaptanının psikolojisinin bozulduğunu dile getiren Sağcan şunlara dikkat çekiyor: “Gemi kaptanı intihar etmeyi düşünüyor. Gemide mazot yok, geminin fonksiyonları çalışmıyor. Geminin risk altında olduğu, en ufak yangın çıksa, yangın söndürme sistemlerinin çalışmayacağı belirtiliyor. Gemide bir ışık yanmıyor, zifiri karanlık. Deniz trafiği açısından da çok tehlikeli bir durum. Adamlar kurtarma botuyla gidip geliyorlar, geminin kurtarma botunun da yakıtı bittikten sonra karaya da çıkamayacaklar.”
Zaman
Güncel
27.07.2013
GemihaczedilincemürettebatıdenizinortasındakaldıGemi haczedilince mürettebatı denizin ortasında aç kaldı
Gemi haczedilince mürettebatı denizin ortasında aç kaldı
Zaman
27.07.2013
01:51
Rusya’dan İzmit Körfezi’ne hurda taşıyan yük gemisine, firmasından kaynaklanan sorun sebebiyle haciz konuldu. 6 aydır İzmit Körfezi açıklarında bekletilen geminin yakıt ve yiyecek stoku tükendi. Açlık sınırında hayatta kalmaya çalışan 5 kişilik mürettebat, sabırsızlıkla gemilerinin demir alacağı günü bekliyor.Bir Rus şirketine ait olan 3 bin 300 tonluk Comoros bandıralı Minister-VII isimli yük gemisi, Rusya’nın Rostov şehrinden aldığı hurdayı, 21 Şubat’ta İzmit Körfezi’ndeki Hereke Limanı’na getirdi. Boşaltma işlemi tamamlandıktan sonra gemi, 26 Şubat’ta İzmit Körfezi’nden ayrılmak için Kocaeli Liman Başkanlığı’na başvurdu. Başkanlık, gemiye, hakkında haciz işlemi başlatıldığı için çıkış izni vermedi. Geminin bağlı bulunduğu firmaya ait başka gemilerin, İstanbul Tuzla Tersaneleri’ne yakıt ve tamir borcu bulunduğu ve bunların ödenmediği için Minister-VII’ye haciz konulduğu iddia edildi. Haczedilen geminin bugüne kadar satılamaması nedeniyle 12 kişilik mürettebattan 7’si ülkelerine döndü. Gemi kaptanının da aralarında bulunduğu diğer 5 kişi, gemiden ayrılmadı. Uzun süredir İzmit Körfezi’nde bekleyen gemide yakıt ve yiyeceğin bitmesi sebebiyle mürettebat, zor günler yaşıyor. Gemiyi bırakıp ülkelerine gidemeyen mürettebata, Kocaeli’nin Körfez ilçesi Hereke mevkiindeki esnaf sahip çıkıyor.Geminin birinci kaptanı 53 yaşındaki Genadi Vesilov, verilen yardımlar sayesinde hayata tutunmaya çalıştıklarını söylüyor. Ülkelerinde bulunan ailelerinin zor günler yaşadığını belirten Vesilov, 5 kişilik mürettebatın arasında 23 yaşındaki oğlu Sergey Tkaçenko’nun da bulunduğunu anlatıyor. Ailelerinin memlekette çok büyük sıkıntılar yaşadığını vurgulayan kaptan sözlerini şöyle sürdürüyor: “Orada ailemiz bizden, katbekat kötü şartlar altında yaşıyor. Çünkü hem hayatımızdan endişe ediyorlar hem de maddi yokluk içinde dört gözle yolumuzu bekliyorlar. Biz ise çaresizlik içerisinde umutlarımıza çare olacak bir haber bekliyoruz. Ailelerimiz defalarca bağlı olduğumuz firmaya ulaşmalarına rağmen, maalesef bugüne kadar kesin bir sonuç alınamadı. “Gemide yakıt ve yiyeceğin bulunmamasından dolayı, her geçen gün kilo verdiklerini vurgulayan kaptan Vesilov, “İzmit Körfezi’ne geldiğimde 120 kiloydum, 6 ay içerisinde yaklaşık 40 kilo verdim. Her geçen gün eriyoruz.” diyor. Hereke esnafı Eyüp Sağcan da gemi mürettebatının içler acısı durumuna dikkat çekiyor. Kaptanın kendileriyle iletişime geçmesinden sonra durumdan haberdar olduklarını aktaran Sağcan, “Esnaf olarak aramızda para topladık, topluyoruz. Temel gıdalardan alıyoruz. Ancak bizim yapabileceğimiz de sınırlı.” ifadelerini kullanıyor. Yaşanılanlardan dolayı gemi kaptanının psikolojisinin bozulduğunu dile getiren Sağcan şunlara dikkat çekiyor: “Gemi kaptanı intihar etmeyi düşünüyor. Gemide mazot yok, geminin fonksiyonları çalışmıyor. Geminin risk altında olduğu, en ufak yangın çıksa, yangın söndürme sistemlerinin çalışmayacağı belirtiliyor. Gemide bir ışık yanmıyor, zifiri karanlık. Deniz trafiği açısından da çok tehlikeli bir durum. Adamlar kurtarma botuyla gidip geliyorlar, geminin kurtarma botunun da yakıtı bittikten sonra karaya da çıkamayacaklar.”
Zaman
Ana Sayfa
27.07.2013
GemihaczedilincemürettebatıdenizinortasındakaldıGemi haczedilince mürettebatı denizin ortasında aç kaldı
12 yaşındaki çocuğa haciz şoku
Zaman
26.07.2013
13:04
İstanbulun Bağcılar ilçesinde yaşayan Tatvanlı aile, 12 yaşındaki çocukları için gelen haciz tebligatı sarsıldı. Herhangi bir kredi kullanmadıklarını söyleyen aile, kredinin çekildiği tarihte oğullarının 3 yaşında olduğunu belirtti. Konuya Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı yetkilileri de el koydu. Kural Ailesi, geçtiğimiz pazar günü Tatvan Kaymakamlığı tarafından evlerine gönderilen 8 bin 691 TLlik kredi borcu tebligatı nedeniyle zor günler geçiriyor. 90lı yıllarda Tatvandan İstanbula göçen aile 12 yaşındaki oğulları Hüseyin Kural adına 2004 yılında kullanıldığı iddia edilen Merkez Tarımsal Kalkınma Kooperatifi 100 Aile 2 Baş Süt Sığırcılığı projesi kapsamındaki 8 bin 691 TLlik borç nedeniyle şok oldu. Baba Bekir Kural 2004 yılında 3 yaşında olan oğlu Hüseyin Kural için böyle bir kredi kullanmadıklarını, hatta böyle bir krediden haberlerinin bile olmadığını belirterek, Ben işteydim. Hanım aradı Tatvan Kaymakanlığından haciz kağıdı geldiğini söyledi. Kendisi de zaten ağlıyordu, işi bıraktım geldim.90lı yıllarda biz köyden göç ederek geldik. 1990 yılından bu yana bir kere babam rahmetli olduğunda vasiyeti üzerine Tatvana defnettik geldik. Bir daha da asla memlekete gitmiş değiliz. Çocuklar zaten Tatvanı hiç bilmiyorlar. Tatvan Kaymakamını aradım doğruladı. Çocuğun her şeyini sorduğumda aynen cevaplandı. Biz böyle bir şey yapmadık dediğimizde, biz bilemeyiz bu para alınmış ödenecek dediler. 8 bin 691 33 TLnin 2009da bitmesi gerekiyordu, şimdiye kadar ödeme yapılmamış dedi.Hamallık yaptığını ve son bir hafta içinde aile düzenlerinin bozulduğunu, işinden olduğunu ifade eden baba Bekir Kural, Tatvanda akrabalarının dahi bulunmadığını ifade ederek şöyle konuştu:Bende hamallık yapan bir kişiyim bu parayı nasıl ödeyeceğim. Olsa, zaten götürüp öderdim. Olmadığı için hem maddi hem de manevi çok zorlandım bir hafta içerisinde. Aile düzenimiz bozuldu, dengemiz bozuldu, işe gidemediğim için işimden oldum, işimden atıldım. Ben 8 ay bir şey yemeden içmeden çalışacağım ki 9 bin TLyi ödeyeceğim. Şuanda işsiz kaldım, zor durumdayım. Bizim Tatvanda hiç akrabamız yok. En dün kaymakam aradı, sizin aileden biri çekmiş olabilir dedi. Bizim ailede 1994dan beri hiç kimse orada yok ki. Benim bir akrabam böyle bir şey yapsa olur derim. Yani soy ismimi tutan kişi de yok orada. Ben bu projeyi ilk defa duydum. Süt projesi mi, süt kredisi mi bilmiyorum. Bundan sonra elimden ne gelirse yapacağım. Devlet beni hem maddi hem mani bir 90da mağdur etti bir de 2013te mağdur etti.Yaşadıkları durum karşısında çok üzgün olduklarını söyleyen anne Aycan Kural ise Çok şaşırmış durumdayız, çok mağduruz. Zaten zor geçinen bir aileydik, bir de bu başımıza geldi. Çok üzgünüz. Yardım bekliyoruz, bu işin hallolmasını istiyoruz diye konuştu.3 yaşında adına kredi çekilen ve kendisinden 8 bin 691 TL talep edilen 12 yaşındaki Hüseyin Kural ise Ben de şaşırmış durumdayım. Babamınbu olayla ilgili dava açmasını istiyorum. Çok şaşırdım dedi.Öte yandan, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına bağlı ekipler aileyi Bağcılardaki evlerinde ziyaret ederek, konu hakkında bilgi aldı. Aldıkları bilgileri rapor haline getireceklerini söyleyen yetkililer, raporun bakanlığa sunularak çözüm aranacağını söyledi.(İHA)
Zaman
Son Dakika
26.07.2013
12yaşındakiçocuğahacizşoku12 yaşındaki çocuğa haciz şoku
Şikayete giden görme engelliye hapis şoku
Zaman
24.07.2013
13:29
Sahte evrakla adına açılan işyerinin 5 bin 500 lira olan vergi borcu tahsil edilmek istenen doğuştan görme engelli vatandaş, tartıştığı vergi memurları hakkında şikayette bulununca 2 yıl 6 ay hapis cezası aldı.Doğuştan yüzde yüz görme engelli olan Süleyman Tamer Dinçgör, 2009 yılında kendisine tebliğ edilen vergi borcu nedeniyle zor günler geçiriyor. Kimlik bilgileri kullanılarak adına açılan işyerinin vergisi tahsil edilmek istenen Dinçgör, İETTden sakat işçi emeklisi olduğunu ifade ederek, Bir gün eve Bursa Vergi Dairesinden 5 bin 500 lira borcunuz var diye tebligat yolladılar. Bende borca itiraz etmek için yanlarına gittim. Kardeşimle beraber gitmiştik. Beni ayrı bir odaya alarak Bu parayı ödeyeceksin. Bu senin borcun dediler. Ben hiç esnaflık yapmadığımı belirterek, borcum olmadığını söyledim. Ancak Evine haciz göndeririz diyerek baskı yaptılar ve benden zorla cebimdeki 4 bin liramı aldılar. Daha sonra avukatım aracılığıyla itiraz ettik. Ancak 4,5 yıldır borcun kalan bin 500 lirasını almak için çaba gösteriyorlar. Evime vergi dairesinden zaman zaman memur gönderdiler. Bursa Vergi Dairesinden gönderilen evraklara parmak basmamı istediler. Ben eğitimsiz olduğum için kardeşim evrakları okumak istedi, izin vermediler. Zorla parmak bastırmaya çalıştılar. Bu birkaç kez tekrarlandı iddiasında bulundu.Yaşananlar üzerine vergi memurlarından şikayetçi olduğunu dile getiren Dinçgör, Benim hiçbir vergi dairesiyle alakam yok, borcum ve dükkanım yok. Bu belgeler sahtedir diyerek şikayetçi oldum. Benim şikayetimden sonra evime gelen memurlar ile benden zorla 4 bin lira tahsil eden Setbaşı Vergi Dairesi İcra Servisi memuru M.D. hakkımda iftira davası açtı. Şimdi ben şikayetçi konumundan iftiracı konumuna girdim. Dava 1 yıl sürdü ve bana 2 yıl 6 ay hapis cezası verildi dedi.Bursada açılan işyerinin kimlik bilgilerinin kopyalanması ile açıldığını söyleyen Dinçgör, Ben emekli maaşımı alırken, gözlerim görmediği için nüfus cüzdanı fotokopisi veriyorum. Muhtemelen burada kimlik bilgilerim kopyalanarak kullanıldı. Benim adıma dikiş atölyesi açılmış ve burada sadece ben çalışıyormuşum. Olacak şey değil diye isyan etti.Hemen her gün kapısına ya polis ya da vergi memurlarının geldiğini dile getiren Dinçgör, Bana Maaşına haciz koydururuz. Evine icra getiririz diyorlar. 5 yıldır çok zor durumdayım. Çok acı çekiyorum. Yetkililerden adaletin yerini bulmasını istiyorum şeklinde konuştu.Süleyman Tamer Dinçgörün avukatı Turgay Özcan da, müvekkilinin borcu olabilmesi için bir işyerine sahip olup, vergi mükellefi olması gerektiğini belirterek, Sahte evraklarla kendisi dışında yapılan bir olay sonrasında nasıl vergi mükellefi yapılmış anlamakta zorluk çekiyoruz. Ama bununla ilgili çok fazla örnekler var. Biz bunları çok daha basit kaldırabildik. Sahte evraklarla vergi mükellefi yapılmıştır diyerek başka davalarda yol alabildik ama inanın Süleyman beyin Bursa Vergi Dairesi ile ilgili davasında yol alamadık. Bu adamdan haksız bir para tahsil edilmiştir. Haksız para tahsil edilmeye devam edilmek istenmektedir ve Süleyman Tamer Dinçgör bu yüzden de 2 yıl 6 ay hapis cezasına mahkum olmuştur dedi.
Zaman
Güncel
24.07.2013
ŞikayetegidengörmeengelliyehapisşokuŞikayete giden görme engelliye hapis şoku
Şikayete giden görme engelliye hapis şoku
Zaman
24.07.2013
11:19
Sahte evrakla adına açılan işyerinin 5 bin 500 lira olan vergi borcu tahsil edilmek istenen doğuştan görme engelli vatandaş, tartıştığı vergi memurları hakkında şikayette bulununca 2 yıl 6 ay hapis cezası aldı.Doğuştan yüzde yüz görme engelli olan Süleyman Tamer Dinçgör, 2009 yılında kendisine tebliğ edilen vergi borcu nedeniyle zor günler geçiriyor. Kimlik bilgileri kullanılarak adına açılan işyerinin vergisi tahsil edilmek istenen Dinçgör, İETTden sakat işçi emeklisi olduğunu ifade ederek, Bir gün eve Bursa Vergi Dairesinden 5 bin 500 lira borcunuz var diye tebligat yolladılar. Bende borca itiraz etmek için yanlarına gittim. Kardeşimle beraber gitmiştik. Beni ayrı bir odaya alarak Bu parayı ödeyeceksin. Bu senin borcun dediler. Ben hiç esnaflık yapmadığımı belirterek, borcum olmadığını söyledim. Ancak Evine haciz göndeririz diyerek baskı yaptılar ve benden zorla cebimdeki 4 bin liramı aldılar. Daha sonra avukatım aracılığıyla itiraz ettik. Ancak 4,5 yıldır borcun kalan bin 500 lirasını almak için çaba gösteriyorlar. Evime vergi dairesinden zaman zaman memur gönderdiler. Bursa Vergi Dairesinden gönderilen evraklara parmak basmamı istediler. Ben eğitimsiz olduğum için kardeşim evrakları okumak istedi, izin vermediler. Zorla parmak bastırmaya çalıştılar. Bu birkaç kez tekrarlandı iddiasında bulundu.Yaşananlar üzerine vergi memurlarından şikayetçi olduğunu dile getiren Dinçgör, Benim hiçbir vergi dairesiyle alakam yok, borcum ve dükkanım yok. Bu belgeler sahtedir diyerek şikayetçi oldum. Benim şikayetimden sonra evime gelen memurlar ile benden zorla 4 bin lira tahsil eden Setbaşı Vergi Dairesi İcra Servisi memuru M.D. hakkımda iftira davası açtı. Şimdi ben şikayetçi konumundan iftiracı konumuna girdim. Dava 1 yıl sürdü ve bana 2 yıl 6 ay hapis cezası verildi dedi.Bursada açılan işyerinin kimlik bilgilerinin kopyalanması ile açıldığını söyleyen Dinçgör, Ben emekli maaşımı alırken, gözlerim görmediği için nüfus cüzdanı fotokopisi veriyorum. Muhtemelen burada kimlik bilgilerim kopyalanarak kullanıldı. Benim adıma dikiş atölyesi açılmış ve burada sadece ben çalışıyormuşum. Olacak şey değil diye isyan etti.Hemen her gün kapısına ya polis ya da vergi memurlarının geldiğini dile getiren Dinçgör, Bana Maaşına haciz koydururuz. Evine icra getiririz diyorlar. 5 yıldır çok zor durumdayım. Çok acı çekiyorum. Yetkililerden adaletin yerini bulmasını istiyorum şeklinde konuştu.Süleyman Tamer Dinçgörün avukatı Turgay Özcan da, müvekkilinin borcu olabilmesi için bir işyerine sahip olup, vergi mükellefi olması gerektiğini belirterek, Sahte evraklarla kendisi dışında yapılan bir olay sonrasında nasıl vergi mükellefi yapılmış anlamakta zorluk çekiyoruz. Ama bununla ilgili çok fazla örnekler var. Biz bunları çok daha basit kaldırabildik. Sahte evraklarla vergi mükellefi yapılmıştır diyerek başka davalarda yol alabildik ama inanın Süleyman beyin Bursa Vergi Dairesi ile ilgili davasında yol alamadık. Bu adamdan haksız bir para tahsil edilmiştir. Haksız para tahsil edilmeye devam edilmek istenmektedir ve Süleyman Tamer Dinçgör bu yüzden de 2 yıl 6 ay hapis cezasına mahkum olmuştur dedi.
Zaman
Ana Sayfa
24.07.2013
ŞikayetegidengörmeengelliyehapisşokuŞikayete giden görme engelliye hapis şoku
‘Emeklilerin çalışma hayatına dahil olmasında yasal sıkıntı yok’
Zaman
22.07.2013
16:51
Sosyal güvenlik uzmanı Özgür Kaya, emeklilerin çalışma hayatına dahil olmalarında yasal bir sıkıntı olmadığını belirtti.Emeklilik sonrası çalışmaya devam eden yüz binler Sosyal Güvenlik Kurumunun (SGK) başlattığı prim hamlesiyle kendilerini borç içerisinde buldu. Sosyal güvenlik sistemine göre emekli olan biri çalışmaya devam ederse prim ödemek durumunda. Bu nedenle primini ödemediği belirlenen yüz binlerce emekli için yüklü miktarda borç çıkarıldı. Ayrıca maaşlarına haciz konuldu. Tahsilat için maaştan dörtte bir oranında kesinti uygulanıyor.Moral FMde Selahaddin Kocaaslanın Sabah Gündemi programına konuk olan sosyal güvenlik uzmanı Özgür Kaya, Emekli olduktan sonra bir yerde ücretli olarak çalışmaya başlayanlar için herhangi bir sorun yok. Emeklilerin tekrar çalışma hayatına dahil olmaları durumunda herhangi bir yasal bir sıkıntı söz konusu değil. dedi. Konunun basında yanlış yansıtıldığını vurgulayan Kaya, Bunu emekli olduktan sonra çalışanlara haciz şoku şeklinde anlamak doğru değil. Emekli olduktan sonra ticari faaliyette bulunanların sosyal güvenlik primi ödemediklerinden dolayı böyle bir durumla karşı karşıya kalındı. ifadelerini kullandı. Kaya, şöyle devam etti:Diyelim biri, Emekli Sandığı, Bağ-Kur ya da SGKdan emekli olduktan sonra ticari bir faaliyet yürütüyor. Bunların muhakak SGKya prim ödemesi gerekiyor. Şu durumda prim ödenmeyenler için yapılan bir uygulama var. Ödemeyeneler için gerekenler yapılıyor. SGK, primini yatırmayanların ticari faaliyetinin başladığı tarihten itibaren şu döneme dek geçen süreye dair maaşlardan kesinti yapıyor.Özgür Kaya, vergi mükellefi emeklilerin kendi primini ödemesi gerektiğini; bunun da maaşlardan kesilen yüzde 15 oranla olabileceğini dile getirdi. Türkiyede yaklaşık bir buçuk milyon emekli olduğunu açıklayan Kaya, bu sayıdan sadece yüz bininin prim ödediğini de sözlerine ekledi. (CİHAN)
Zaman
Son Dakika
22.07.2013
‘Emeklilerinçalışmahayatınadahilolmasındayasalsıkıntıyok’‘Emeklilerin çalışma hayatına dahil olmasında yasal sıkıntı yok’
Antalya Valiliği: Gülsüm annenin bakım ücretine haciz konulmadı
Zaman
17.07.2013
15:54
Antalya Vali Yardımcısı Halil Serdar Cevheroğlu, kimliği belirsiz kimsesiz engelli gence bakan Gülsüm Kabadayının bakım ücretine haciz konulduğu yönündeki haberleri yalanladı.Vali Yardımcısı Halil Serdar Cevheroğlu, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğünün yazısı gereği bakım ücretine haciz uygulanmasının mümkün olmadığını belirtti. Cevheroğlu, Devletin bu çocuğa bakması için verdiği parada bir kesinti yok. dedi. Cevheroğlu, Kabadayının geçmişe dayalı bir borcundan ötürü babasından aldığı dul ve yetim aylığına haciz uygulandığını söyledi. Şehit ailelerine, dul ve yetim maaşlarına, sosyal amaçlı verilen paralara haciz işlemi uygulanamadığını belirten Cevheroğlu, ayrıca Antalya Valisi Sebahattin Öztürkün talimatıyla 240 TLlik elektrik borcu ödenen Kabadayıya bin lira yardım yapıldığını kaydetti. KABADAYI: ÜÇ HESABIMA HACİZ KONULDU Gülsüm Kabadayı ise devletten bakım ücretinin yanı sıra dul ve yetim maaşı ile bez parası aldığını, üç hesaba da haciz uygulandığını ileri sürdü. Haciz işleminden ötürü maaş aldığı hesaplara ait banka kartlarının da iptal edildiğini savunan Kabadayı, aynı sorunla yıl başından önce Rusyaya gitmeden önce de karşılaştığını anlattı. O zaman sorunu verdiği dilekçi ile çözdüğünü belirten Kabadayı, O zaman vergi dairesi bankalara yazı yazdı çözüldü. Bu sefer yazı götürdüğüm bir banka kabul etmedi, diğeri de Ankaraya soracağını söyledi. diye konuştu. Kamuoyunda Gülsüm anne olarak bilinen Gülsüm Kabadayı, Antalyada, 2008 yılında geçirdiği trafik kazası sonucu yatağa mahkum hale gelen ve kimliği belirlenemediği için Umut adı verilen engelliye evinde bakıyor. Devletin kimlik çıkararak Mustafa Öz ismini verdiği engelliye baktığı için Gülsüm Kabadayıya her ay bin 64 lira bakım ücreti ödeniyor. Eşinden boşanan Kabadayı ayrıca babasından kalan dul ve yetim aylığı ile Umut için bez parası alıyor.(CİHAN)
Zaman
Son Dakika
17.07.2013
Antalya/">AntalyaValiliğiGülsümanneninbakımücretinehacizkonulmadıAntalya-Valiliği-Gülsüm-annenin-bakım-ücretine-haciz-konulmadı/">Antalya Valiliği Gülsüm annenin bakım ücretine haciz konulmadı
110 yıl sonra gelen icra
Zaman
27.05.2013
17:16
Giresunun Espiye ilçesi Güzelyurt köyünden Bekir Ağanın yaklaşık 110 yıl önce bankadan çektiği kredi ödenmeyince 60ın üzerindeki vasilerinden tahsil edileceği belirtildi.Bekir Ağanın üçüncü kuşak torunu olan Ömer Demir, 110 yıl sonra gelen icra karşısında ellerinde ne ev ne de toprak kaldığını söyledi. Dedesinin babası tarafından yapılan borcun bugün karşılarına çıktığını belirten Demir Köyümüzde kadastro çalışmaları tamamlanmış tapu işlemleri yapılacaktı. Bize bir tebligat gelerek yerlerimizin hacizli olduğu ve icra yolu ile satışa çıkarıldığı belirtildi.Yaptığımız müracaatlar sonucu dedemin babası tarafından dönemin bankasına borçlanılmış. Fakat nasıl borçlanıldığı konusunda fikrimiz yok. Bildiğimiz tek şey yerimizin banka tarafından haciz edildiği ve haciz yoluyla ihaleye çıkarıldığıdır. Köyümüzün yarısı satışa çıkarıldı. Çünkü önceden Bekir Ağaya ait olan araziler bugün 60 haneye bölündü. Köyümüzde 60 hanenin neredeyse evleri ve arazileri satışa çıkarılmış durumdadır dedi.
Zaman
Ekonomi
27.05.2013
110yılsonragelenicra110 yıl sonra gelen icra
110 yıl sonra gelen icra
Zaman
27.05.2013
17:16
Giresunun Espiye ilçesi Güzelyurt köyünden Bekir Ağanın yaklaşık 110 yıl önce bankadan çektiği kredi ödenmeyince 60ın üzerindeki vasilerinden tahsil edileceği belirtildi.Bekir Ağanın üçüncü kuşak torunu olan Ömer Demir, 110 yıl sonra gelen icra karşısında ellerinde ne ev ne de toprak kaldığını söyledi. Dedesinin babası tarafından yapılan borcun bugün karşılarına çıktığını belirten Demir Köyümüzde kadastro çalışmaları tamamlanmış tapu işlemleri yapılacaktı. Bize bir tebligat gelerek yerlerimizin hacizli olduğu ve icra yolu ile satışa çıkarıldığı belirtildi.Yaptığımız müracaatlar sonucu dedemin babası tarafından dönemin bankasına borçlanılmış. Fakat nasıl borçlanıldığı konusunda fikrimiz yok. Bildiğimiz tek şey yerimizin banka tarafından haciz edildiği ve haciz yoluyla ihaleye çıkarıldığıdır. Köyümüzün yarısı satışa çıkarıldı. Çünkü önceden Bekir Ağaya ait olan araziler bugün 60 haneye bölündü. Köyümüzde 60 hanenin neredeyse evleri ve arazileri satışa çıkarılmış durumdadır dedi.
Zaman
Ana Sayfa
27.05.2013
110yılsonragelenicra110 yıl sonra gelen icra
Hacze giden avukata saldırıp boğazını kesti
Türkiye Gazetesi
17.03.2013
09:57
Eskişehir’den Bursa’ya haciz işlemine giden avukat, maket bıçaklı saldırıya uğradı. 23 yaşındaki avukat Erhan A., bir müvekkilinin 7 bin 500 liralık alacağı için, Bursa’da görevli icra memuruyle birlikte nalburiye firması sahibi M.ǒnin Osmangazi’deki iş yerine gitti. Memur haciz işlemlerine başlarken, iş yeri sahibi ile avukat arasında tartışma çıktı. Yanındaki maket bıçağını çıkaran M.Ç. avukatın boğazını kesti. Kanlar içinde kalan genç avukatı ölümden, hacizde görevli polis memurları kurtardı. İcra memuru kadın şoka girerken, saldırganın elinden polis tarafından kurtarıldığını söyledi. Gözaltına alınan ve sakin tavrıyla dikkat çeken M.Ç. “Kimseye borcum yok. Borcumu ödemiş olmama rağmen hakkımda haciz işlemi yapıldı” iddiasında bulu ...
Türkiye Gazetesi
Son Dakika
17.03.2013
HaczegidenavukatasaldırıpboğazınıkestiHacze giden avukata saldırıp boğazını kesti
Eve haciz yok!
Takvim
24.05.2012
14:34
Meclis Adalet Komisyonu yargı sisteminin hızlandırılması için hazırlanan ve 3ncü Yargı Paketi olarak bilinen kanun tasarısının 37 maddesini kabul etti. Buna göre, borçlunun mesleğini sürdürebilmesi için... Devamı için tıklayınız
Takvim
Ekonomi
24.05.2012
EvehacizyokEve haciz yok
Eve haciz yok!
Takvim
24.05.2012
10:50
Meclis Adalet Komisyonu yargı sisteminin hızlandırılması için hazırlanan ve 3ncü Yargı Paketi olarak bilinen kanun tasarısının 37 maddesini kabul etti. Buna göre, borçlunun mesleğini sürdürebilmesi için... Devamı için tıklayınız
Takvim
Ana Sayfa
24.05.2012
EvehacizyokEve haciz yok
Elektriği yok, malları hacizde
Sabah
02.03.2012
16:39
Ankaragücü Kulübünün Beştepedeki tesislerinin elektriği borcu nedeniyle kesildi. Özel bir şirket de kulüpten alacağı nedeniyle kulüp mallarına haciz koydurdu. Spor Toto Süper Ligde matematiksel olarak... Devamı için tıklayınız


Sabah
Spor
02.03.2012
ElektriğiyokmallarıhacizdeElektriği yok malları hacizde
Elektriği yok, malları hacizde
Sabah
02.03.2012
16:27
Ankaragücü Kulübünün Beştepedeki tesislerinin elektriği borcu nedeniyle kesildi. Özel bir şirket de kulüpten alacağı nedeniyle kulüp mallarına haciz koydurdu. Spor Toto Süper Ligde matematiksel olarak... Devamı için tıklayınız


Sabah
Ana Sayfa
02.03.2012
ElektriğiyokmallarıhacizdeElektriği yok malları hacizde
09:05 Haluk Özkıyıcı: Kimseye borcumuz yok
Net Gazete
31.01.2012
09:24
Bursaspor Kulübü İkinci Başkanı Haluk Özkıyıcı, Borçsuz bir kulübüz. Kimseye borcumuz yok dedi. Kulübün tüm mallarına haciz konduğunu vurgulayan Özkıyıcı, şöyle devam etti: Devlete yapılandırılmış vergi borcumuz var ve zamanında ödüyoruz. Futbolcuların maaşları zamanında ödeniyor. Kulüp personelinin maaşı da zamanında ödeniyor. Bunu el birliğiyle yaptık. İki sezon önce şampiyon olduk, oradan Şampiyonlar Liginden gelen paralar var. Geçen sezon ligini 3. sırada bitirdik. Oradan da ciddi gelir geldi. Bursasporun gerçekten kimseye borcu yoktu.
Net Gazete
Son Dakika
31.01.2012
0905HalukÖzkıyıcıKimseyeborcumuzyok0905 Haluk Özkıyıcı Kimseye borcumuz yok
Vatandaşın başı yanacak
Gazete Şok
16.01.2012
04:16
Aman dikkat! Genel Sağlık Sigortası primleri TC numarasıyla izlenecek. 60 günlük borcu olana sağlık hizmeti yok, ödeyemeyene haciz gelecek!..
Gazete Şok
Son Dakika
16.01.2012
VatandaşınbaşıyanacakVatandaşın başı yanacak
Yurttaşın başı yanacak
Cumhuriyet Gazetesi
14.01.2012
10:39
Genel Sağlık Sigortası (GSS) primleri TC numarasıyla izlenecek. 60 günlük borcu olana sağlık hizmeti yok, ödeyemeyene haciz gelecek.
Cumhuriyet Gazetesi
Son Dakika
14.01.2012
YurttaşınbaşıyanacakYurttaşın başı yanacak
Toprak: CHP'ye yönelik haciz işlemi yok
Zaman
27.09.2011
14:01
CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak, partiye yönelik herhangi bir haciz işleminin söz konusu olmadığını bildirdi.
Zaman
Son Dakika
27.09.2011
ToprakCHPyeyönelikhacizişlemiyokToprak CHPye yönelik haciz işlemi yok
Diyarbakırspor sahaya çıkmadı - Foto
Samanyolu Haber
17.04.2011
14:37
Bank Asya 1. Ligde mücadele eden Diyarbakırspor, Denizlispor maçına çıkmadı. Sahada işte bu görüntüler yaşandı.

Bank Asya 1. Ligde, Diyarbakırspor ile Denizlispor arasında, saat 14.00te Diyarbakır Atatürk Stadında yapılması gereken karşılaşma, Diyarbakırspor takımının sahaya çıkmaması nedeniyle oynanamadı. Ateş yaptığı açıklamada, Diyarbakır Atatürk Stadında yarın oynanması gereken Denizlispor maçına çıkacak durumda olmadıklarını belirtti. Sıkıntılı günler yaşayan kulübe destek çıkılmadığını kaydeden Ateş, şöyle dedi: Kulübe hiç kimse destek olmadı. Aksine en küçük gelirimize dahi haciz konuldu. Yaklaşık bir haftadır kulüp çalışanlarımız alacakları ödenmediği için işi bıraktı. Bu süre içerisinde oyuncularımız idman yapamadı. Futbolcularımız da maça hazırlanamadı. Kulüpte yemek yapacak kimse yok. İdman yapacak imkanımız yoktu. Bu nedenle yarın oynanacak maça çıkmama kararı aldık. Ateş, kayyum olarak görev yaptığı yaklaşık 35 günlük süre içerisinde gerekli desteği göremediği için görevinden istifa ettiğini de sözlerine ekledi.
Samanyolu Haber
Son Dakika
17.04.2011
Diyarbakırspor/">Diyarbakırsporsahayaçıkmadı-FotoDiyarbakırspor-sahaya-çıkmadı---Foto/">Diyarbakırspor sahaya çıkmadı - Foto
Diyarbakırspor'da eylem
Samanyolu Haber
07.04.2011
13:33
Bank Asya 1. Ligde mücadele eden Diyarbakırsporda 35 personel, maaşları ödenmediği için iş bırakma eylemi başlattı.

Yaşanan büyük maddi sorun ve bunun giderilmemesi üzerine ortaya çıkan yönetim sorunu nedeniyle kayyuma kalan Diyarbakırsporda bu kez 35 çalışan, yaklaşık 24 aydır maaşlarını düzenli alamadıkları gerekçesiyle bugünden itibaren iş bıraktı. Kulüpten aldıkları maaş dışında gelirlerinin olmadığını belirten çalışanlar, Yaklaşık iki yıldır maaşlarımız ödenmiyor. Bu nedenle çok zor günler geçiriyoruz. Bu takıma artık birilerinin sahip çıkması gerekiyor dediler. Kayyum başkanı Muhittin Ateş ise sabah kulübe gelişinde personelin iş bıraktığını öğrendiğini belirterek, tüm kulüp çalışanlarının yaklaşık 600 bin lira alacağı bulunduğunu söyledi. 35 personelin takımın bu sıkıntılı döneminde iş bırakma eylemi başlatmasını doğru bulmadığını belirten Ateş, şöyle konuştu: Kulüp çalışanları 24-25 aydır maaş alamamış. Zor durumda olduklarını çok iyi biliyoruz. Ancak kulübün geliri olmadığı için onlara şu an için ödeme yapamıyoruz. Bu arkadaşlarımızın kulüp yöneticilerinin görev yaptığı dönemde eylem yapmaları daha doğru olurdu diye düşünüyorum. Eylemin zamanını doğru bulmuyorum. Keşke 10 ay önce eyleme gitselerdi. Daha etkili olurdu. Kulübümüze şu an için gelen para yok. Temlik ve hacizler nedeniyle en küçük gelirlerimiz bile kesilmiş. Diyarbakırsporda başkanlık ve yöneticilik yapanların bir bölümü kulüpten alacaklarını bugüne kadar tahsil etme yoluna gitmemiş. Ne zamanki takım zora düşmüş, kulüp kayyuma kalmış, o zaman alacaklarını tahsil için temlik ve haciz işlemlerini devreye sokmuşlar. Bu davranıştan şüphe ediyoruz, bunda kasıt vardır. Takımın daha da güç duruma düşmesi için adeta çaba gösteriyorlar. İzmire otobüs Öte yandan yeşil kırmızılı ekip, 10 Nisan Pazar günü deplasmanda oynayacağı Karşıyaka maçının hazırlıklarını bugün yapacağı son çalışmayla tamamlayacak. Yaşanan maddi sıkıntı nedeniyle uçakla İzmire gidemeyen Diyarbakırspor kafilesi, yarın otobüsle hareket edecek ve yaklaşık 24 saatlik yolculuğun ardından İzmire ulaşacak.
Samanyolu Haber
Son Dakika
07.04.2011
Diyarbakırsporda/">DiyarbakırspordaeylemDiyarbakırsporda-eylem/">Diyarbakırsporda eylem
Sur Belediye Başkanının aracına haciz
Türkiye Gazetesi
07.02.2011
02:21
Diyarbakır Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş’ın aracına Mardin Trafik Şube ekiplerince üzerinde haciz olduğu gerekçesiyle el konuldu. Mardin BDP İl Başkanı ziyaretinde açıklamada bulunan Demirbaş, “Aracımda eylül ayından beri hacizli olduğu söyleniyor. 5 aydır her yere gittiğim araca, bir pazar günü burada el konulması çok manidardır ve rencide edicidir. Neyin hacizidir onu bile bilmiyorum. Türkiye’de borçlu olmayan belediye yok” dedi.
Türkiye Gazetesi
Son Dakika
07.02.2011
SurBelediyeBaşkanınınaracınahacizSur Belediye Başkanının aracına haciz
Suçsuz yere hapis yattı, sabıkasından dolayı iş bulamadı, suçsuzluğunu ispat için varını yoğunu harcadı (Özel)
Samanyolu Haber
30.01.2011
12:17


Kimlik bilgileri kullanılarak adına şirket kurulan ve çok sayıda firmaya adını taşıyan çek koçanı ile karşılıksız çek yazılarak dolandırıcılık yapılan, 9 gün hapis yatan 5 çocuk babası Bektaş Ünlütürk, suçsuzluğunu kanıtlamak için mücadele veriyor. Sabıkasından dolayı kimsenin iş vermediği orman köylüsü Ünlütürk, mahkeme ve avukat masraflarını karşılamak için 10 ineğini sattı. Dolandırıcılar yüzünden yuvası dağılma noktasına gelen talihsiz adam, evdeki iki oğlu ve eşi ile bir lokma ekmeğe muhtaç şekilde yaşamını sürdürüyor. Ortaokulu bitiren evin küçük oğlu da parasızlıktan dolayı lise öğrenimine devam edemiyor. Sakaryanın Akyazı ilçesine bağlı Boztepe köyünde yaşayan 49 yaşındaki Bektaş Ünlütürkün başına gelenler filmlere konu olabilecek cinsten. Dozer operatörü olan ve orman köyünde ailesiyle mütevazı bir hayat süren Ünlütürkün yaşamı, yıllar önce kaybettiği kimliği yüzünden kabusa döndü. Kayıp kimliği ile adına şirket kuran dolandırıcılar, bankaları ve piyasayı dolandırdı. Hiçbir şeyden haberi olmayan Ünlütürk ise 2009 yılında iş için adliyeye sabıka kaydı çıkartmaya gittiğinde karşılıksız çek vermek ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından tutuklanarak cezaevine konuldu. Tutuklandıktan sonra savcılığa suçsuz olduğunu belirten bir dilekçe yazan Ünlütürk, yapılan incelemede çeklerde bulunan imzaların kendisine ait olmadığının anlaşılması üzerine 9 gün kaldığı cezaevinden tahliye edildi. Kimlik bilgileri kullanarak üstüne şirket kurulan, adını taşıyan çek koçanı ile karşılıksız çek yazılan, bankalardan kredi çekilen Ünlütürk, suçsuzluğunu kanıtlamak için hukuk mücadelesi başlattı. Gündelik işlere giderek geçimini sağlayan Ünlütürk, mahkeme ve avukat masrafları ile yol giderlerini karşılamak için 10 ineğini sattı. Sabıkasından dolayı kimsenin iş vermediği talihsiz adam, parasızlık yüzünden büyük oğlunu da evlendiremiyor. İSİM BENZERLİĞİNDEN CİNAYETLE İLGİLİ GÖZALTINA ALINDI Yaşadıklarını ağlayarak anlatan Ünlütürk, ekmeğini bilek gücüyle, alın teriyle kazanan biri olduğunu söyledi. Bu yaşıma kadar bir karınca dahi incitmiş insan değilim diyen Ünlütürk; Suçsuz yere beni hapse attılar. Hiçbir suç işlemememe rağmen sabıkalıyım. Bütün varımı yoğumu mahkeme yollarında harcadım. Yapacak bir imkanım kalmadı. Suçsuz yere beni yargıladılar. Perişanım. Evime ekmek bile getiremez oldum. İş bulamıyorum. Sabıkam olduğundan dolayı nereye gitsem arka dönüyorlar. dedi. Bir lokma ekmeği çocuklarına getirmek için karda kışta mücadele verdiğini dile getiren Ünlütürk, orman işletmede iki kez dozer operatörlüğünü kazanmasına rağmen sabıkalı olduğundan dolayı işe alınmadığını kaydetti. Yeşil kartının dahi bulunmadığını ifade eden Ünlütürk, şunları söyledi: Bir işyerinde SSKlı çalışamıyorum. Çalıştığımda maaşım bankaya yatırılmak zorunda. O zaman bankalar maaşıma haciz koyuyor. Erzincanda bir süre çalıştım. Maaşımın bir bölümüne haciz geldi. Alın terimle kazandığım paraya da banka el koydu. Çaresiz bir insanım. Param pulum kalmadı. Bir lokma ekmeği çoluk çocuğuma getirmek için mücadele veriyorum. Küçük oğlumu parasızlıktan liseye yollayamadım. Bir oğlum var onu evlendiremedim. 2006 yılında isim benzerliği yüzünden bir cinayetle ilgili olarak karakola götürüldüğünü de anlatan Ünlütürk, nüfus cüzdanındaki fotoğraf, doğum yeri, kimliğin seri numarası ve nüfusa kayıtlı olduğu yerlerin tutmaması üzerine salıverildiğini dile getirdi. Talihsiz adamın eşi Zeynep Ünlütürk ise eşi çalışmaya gidemeyince yiyecek ekmek bulmakta zorluk çektiklerini söylüyor. Hayvanlarını sattıklarını, iki göz odada yaşamaya çalıştıklarını anlatan Ünlütürk, Eşim çalışmaya gidemeyince mağdur kalıyoruz. Çalışmaya gidince bir lokma ekmeğimiz oluyor. Yoksulluktan kızlarım gitti. Oğlumu evlendiremedim. Hayvanları sattık. İki göz odada kalıyoruz. Bunun üstüne çek yazanlar utanmadan paraları yiyorlar. Çok mağduruz. diye konuştu. Ailesinin parasızlıktan okula gönderemediği 15 yaşındaki İhsanın gözyaşları yürekleri burkuyor. Yaşıtları gibi kendisinin de okumak istediğini dile getiren İhsan, Parasızlıktan okulumdan ayrı kaldım. İlçede kalmaya yerimiz yok. Bu yüzden okuyamadık. Okumayı istiyorum. Polis ya da mühendis olmak istiyorum. Arkadaşlarım okurken benim de okuyasım geliyor. Ne yapalım hayat böyle. Biz de insanız. İnsanca yaşamak istiyoruz. Suçumuz ne. ifadesini kullandı. GERÇEK SUÇLULAR CEZAEVİNDE Savcılığa yaptıkları suç duyurusu üzerine gerçek suçlular yakalanarak, tutuklanmış. Ünlütürkün avukatı Mehmet Karaman müvekkilinin başına gelenlerin tarif edilemez olduğunu belirtti. Müvekkilinin kimliğini kullanan kişilerin karşılıksız çek, kredi kartı ve banka kredileri kullanarak piyasayı 500 bin lira civarında dolandırdığını kaydeden Karaman, şöyle konuştu: Müvekkilim çeklerden dolayı cezalar aldı. Kısa da olsa cezaevinde yattı. Bunlar sabıkasına işlendi. Tüm aleyhteki davaları yargılamanın yenilenmesi yoluyla yeniden açtık. Süreç devam ediyor. Hakkındaki beraat kararları kesinleşecek. Sonuçta suçsuzluğu ispa
Samanyolu Haber
Son Dakika
30.01.2011
Suçsuzyerehapisyattısabıkasındandolayıbulamadısuçsuzluğunuispatiçinvarınıyoğunuharcadı(Özel)Suçsuz yere hapis yattı sabıkasından dolayı iş bulamadı suçsuzluğunu ispat için varını yoğunu harcadı (Özel)
Kulkuloğlu, AK Partililere 'hodri meydan' dedi
Samanyolu Haber
17.12.2010
19:11
CHP Kayseri Milletvekili Şevki Kulkuloğlu, AK Partililerin Kayserideki yolsuzlukla ilgili hodri meydan sözlerine cevap verdi.

Kulkuloğlu, Buradan Kayserili milletvekillerine hodri meydan diyorum. Benim dosyalarımı da kendi dosyalarını da Meclise yarın sabah AKPli tüm suç işleyenlerin dosyalarıyla birlikte getirmezlerse namertler. dedi. TBMMde hukuk danışmanı ve rüşvet ve yolsuzluktan cezaevinde bulunan Hacı Ali Hamurcunun da avukatı olan Halil İbrahim Yolcu ile basın toplantısı düzenleyen CHP Kayseri Milletvekili Şevki Kulkuloğlu, isim vermeden Cumhurbaşkanı Abdullah Güle cevap verdi: Devletin en tepesinden Başbakan dururken siyasi olmayan makamın burayla ilgili kefaletleri ile bir anlamda koruma kavgasına ve psikolojisine girdiler. Birileri kalkıp ben kefilim diyor, yahu kardeşim bozacının şahidi şıracı mı? Ortak mısın ki yaptıkları işe kefilim diyorsun? Pay mı alıyorsun ki kefilsin. Adam iddia edilen bir suçtan sorgulanıyor. AK Partililerin hodri meydan sözlerine değinen Kulkuloğlu, Buradan Elitaşa, Kayserili milletvekillerine hodri meydan diyorum. Benim dosyalarımı da kendi dosyalarını da Meclise yarın sabah AKPli tüm suç işleyenlerin dosyalarıyla birlikte getirmezlerse namertler. Benim dosyamı da onların dosyalarını da kaldıracağız, varsa yürekleri. şeklinde konuştu. Kulkuloğlu, kendisiyle ilgili ortaya atılan iddialara sert tepki göstererek, Bu kadar alçalacaklarına ihmal vermemiştim. Ben bu kadar belden aşağıya izah edemedikleri yolsuzlukları kişilerin özellerine girerek borçlu olan insanları dolandırıcı gibi gösterip açıklama yapacaklarını düşünmedim. Bu kadar alçalacaklarına ihtimal vermedim. dedi. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlunun grup başkanvekiliyken olaya şahit olduğunu ileri süren Kulkuloğlu, Batırılma döneminde. Sayın Genel Başkan Kılıçdaroğlu bunun şahididir. 120 bin borcumun 41 bin lirasını ödedim. Fabrikadaki mallarımı haciz ederek diğer mallarımı da hapis hakkı kullanarak büro kısmını tahliye ettiler, bina kısmını kitlediler, anahtarı aldılar. Borcumu 140 bin liraya çıkardılar, ben bu kadar borcum yok dedim. diye konuştu. Basın toplantısında Ben batmışım. Hakkımda 350ye yakın icra dosyası oluştu, 70lere düşürdüm 3 yılda. diyen Kulkuloğlu, bu sırada göz yaşlarına hakim olamadı. Kulkuloğlu, İcra müdürlüğünden mallarımın nasıl düşük değerle satıldığını gösteren belgeler diyerek belgeleri gösterdi. CİHAN
Samanyolu Haber
Son Dakika
17.12.2010
KulkuloğluAKPartililerehodrimeydandediKulkuloğlu AK Partililere hodri meydan dedi
07:46 "Yok artık" dedirtecek olay
Milliyet
02.12.2010
08:02
Bir borçtan dolayı hakkında haciz işlemi bulunan Ankaradaki özel bir hastaneye ait hasta nakil aracı Antalyadan Ankaraya hasta götürürken, Ispar...


Milliyet
Son Dakika
02.12.2010
0746Yokartıkdedirtecekolay0746 Yok artık dedirtecek olay
"Yok artık" dedirtecek olay
Milliyet
02.12.2010
07:54
Bir borçtan dolayı hakkında haciz işlemi bulunan Ankaradaki özel bir hastaneye ait hasta nakil aracı Antalyadan Ankaraya hasta götürürken, Ispar...


Milliyet
Güncel
02.12.2010
YokartıkdedirtecekolayYok artık dedirtecek olay
Ne Hagi kalır, ne de Sezgin
Samanyolu Haber
01.12.2010
15:29
Sıkıntılı günler geçiren Galatasarayda başkan Adnan Polat gündeme dair merak edilenlere cevap veriyor...

AÇILIŞ PROGRAMIMIZ HAZIR Stadımızı 15 Ocakta açmayı planlıyoruz, yalnız bu stada ta başından bu yana sahip çıkan başbakanımızın uygunluğunun bekliyoruz. Bu hafta cevap gelecektir. Tüm açılış programımız hazır. Büyük bir şov olacak. Kupa ve programlarının sıkışıklığı nedeniyle sadece 15 Ocak var. Ali sami Yenin kapanışı içiğn de bir programımız var, Herkes için büyük anlamı var. Benim 30 yılım burada geçti. Evimize güzel bir veda töreni hazırlayacağız. 52 BİN TARAFTARIMIZ AÇILIŞA GELECEK Galatasarayın büyüklüğü kazandığı veya kaybettiği maçlar da değildir. Bu stadı 20 yıldır bekliyoruz. Satışlarımız gayet güzel gidiyor. Ancak şöyle de bir gerçek var sportif başarı olmayınca istenilen satışı da gerçekleştiremiyorsunuz. İlk maça da 52 bin kişini geleceğini düşünüyorum. Bu açılış için sadece eski futbolcularımızı ddeğil, tüm sprcularımızı davet edeceğiz. 52 bin kişilik stadı dolduracağız. Hatta dışarıda da taraftar kalır. Galatasarayın büyüklüğüne de bu yakışır. SADECE FARUK SÜREN KONUŞUYOR Galatasarayın yazılmamış kuraları ve gelenekleri vardır. Galatasaray başkanları görevlerinden ayrıldıklar anda mevcut başkana bir eleştiri olacaksa gelir divan kurulunda konuşurlar. Ben göreve geldiğimden bu yana ise baktığınız zaman Faruk Süren ve bazı eski yöneticiler hakkımda sürekli konuşuyor. Geldiğim günden beri eski defterleri hiç karıştırmadım, hiç enkaz edebiyatı yapmadım. Buradaki amacım Galatasarayın menfaatleri. Bu durum bize hiç yakışmıyor. ŞEREFLERİ VARSA İSPATLASINLAR 24 saatimin yaklaşık 18 saatini Galatasarayla yaşıyorum. Geçenlerde bir tatile gideyim dedim burnumdan geldi. Bizi rantçılıkla suçluyorlar. Özelikle Riva konusunda biz Riva hakkında genel kuruldan tam yetki aldık ve Rivayı en iyi şartlarda değerlendirmek için bekliyoruz. Arkasında Genel Kurul kararı olan bir işte nasıl rant olabilir ki? Bizim hakkımızda rantcı diyenler şerefleri varsa bunu ispatlasınlar Galatasaraya geldiğimiz günden beri 40 tane haciz işlemini kaldırdık. 1996 ile 2006 arasında Fifadaki tüm itilaflı işlere tam 36 milyon dolar para ödedik. Şu anda futbolcular haricinde tüm çalışanlara paraları ödenmiştir. Stadımızın 1 yıl geçikmesinden dolayı 40 milyon dolar para kaybettik ve bu da bizi nakit akışı konusunda zora soktu. TARAFTARLA ARAM ÇOK İYİ Galatasaray taraftrarıyla benim ilişkim her zaman iyi olmuştur. Özelikle de UltrAslanla tek yumruk olduk. Bana istifa diye bağırmalarına çok üzüldüm bu duruma hiç alışık değilim. Taraftarı anlıyorum bu çok duygusal bir iş. Galatasaray taraftarları spontane olarak o anda tepki veriyor ancak onlar da bizim yaptığımız işleri çok iyi biliyor. 100 KİŞİLİK LİSTEMİZ VAR Adnan Sezgine benim verdiğim görev Galatasarayın Floryadaki işlerinin düzgün bir biçimde yürümesi. En son Elano ile ilgili olayn oldu hepnizin bildiği. Elano Galatasarayı kafasında bitirmiş. Adnan 2 gündür Santosla pazarlık halindeydi. Galatasarayda transferleri Adnan Sezgin değil teknil direktörlerin isteği ile yapılır. Gerets ile şampiyonluğun iskeletini Hagi kurdu. Ve Haginin burada başarılı olacağını düşünüyorum. Hagi savaşan bir takım istiyor ve elinde de 100 kişilik bir futbolcu listesi var. SEZGİNİ YARIN KAPININ ÖNÜNE KOYARIM Adnan Sezgin transferi kendisi yapmaz. O gider pazarlıkları yapar ve en son noktada bize getirir biz de hocaya bir kez daha sorar ve transferi gerçekleştiririz. Adnan Sezgini basın sevmez çünkü Adnanın ağzından laf alamazlar. Adnan futbolun tekniğine kesinlikle karışmaz. Adnan Sezginın Galatasaraya zarar verdiğimini düşünürsem yarın kapının önüne koyarım bu herkes için de geçerli. Adnan Sezgin bize faydalıysa ben onu niye göndereyim. NE HAGI KALIR, NE DE SEZGİN Benim amacım Galatasaray yönetimsel kararları alsın ama bunu profesyoneller yapsın. Galatasarayda artık futbol şubesi yok. Benim 5 tane yöneticim var. Bunların görev tanımı var. Bunları bana değerlendirip gönderin dedim. Buradan gelen sonuçlarda görevine en uygun olan Adnan Sezgin çıktı. Futbolda da tüm yetkiyi Sezgin ve Hagiye verdik. Hagiye transfer konusunda tam yetki verdik. Uygulaması Adnan Sezgindir. Başarı gelmezs ne Hagi kalır, ne Sezgin kalır. HER ZAMAN RAKİBİMİZ FENERBAHÇE Taraftar olarak futbol taraftarlarının yüzde altmışbeşi Fenerbahçe ve Galatasaraylı. Geniş açıdan bakarsanız işin ekonomisini sportif açıdan yakaladığı başarıları göz önüne alırsanız bizim en önemli rakibimiz Fenerbahçedir. Bu durumu şu anki içinde huludnuğumuz konum değiştirmez. Kavdadan herkes zarar görür. Savaşta yenen de, yenilen de zarar görür kavgayla bir yere gidilmez. Rakiplerimizle rekabet içinde olacağız ama bu rekabetten de fayda sağlayalım. Medya bizlerinm kavga etmesini istiyor. Çünkü bu onların işine geliyor. Biz Aziz Yıldırımla bir araya geldik ve Türk sporunu nasıl yukarıya taşıyabiriliz diye konuştuk. Biz kavga edersek bu durum trübünlere ve sokaklara yan
Samanyolu Haber
Son Dakika
01.12.2010
NeHagikalırnedeSezginNe Hagi kalır ne de Sezgin
Yargıtay?daki iş yükü rekor kırıyor
Samanyolu Haber
23.11.2010
07:42
Geciken adalet vatandaşı isyan ettirirken, yüksek yargıdaki iş yükü her geçen gün artıyor.

Geçen yıl 14 bin dosyanın zaman aşımı nedeniyle düştüğü Yargıtay?da 1 milyon 600 bin dosya sırasını bekliyor. Yargıtay?daki iş yükünün son yıllarda büyük oranlarda artmasıyla yaşanan aksaklıklar binlerce insanın mağduriyetine neden oldu. Özellikle çek davalarında mağdur olan işadamlarının çoğu işyerini ya kapattı ya da çok büyük mali bedeller ödemekle karşı karşıya kaldı. Yargıtay?daki ceza ve hukuk dairelerinde karara bağlanmayı beklenen 1 milyon dosya için ise hukukçulardan çarpıcı bir öneri geldi. İlk derece mahkemelerinde Yargıtay üyesi olabilecek 4 bin hakimin olduğuna işaret eden hukukçular, yasası çıkan bölge istinaf mahkemelerinin hayata geçirilmesiyle birlikte Yargıtay?da 10 yeni daire kurularak iş yükünün azaltılabileceğine dikkat çekti. Her geçen yıl artıyor Yargıtay?ın resmi internet sitesinde yer alan istatistikler adaletin terazisini yükü nasıl kaldırmadığını göz ler önü ne ser di. 11?i ceza, 21?i hukuk olmak üzere 32 daireden oluşan Yargıtay?daki dosya sayısı 2006?da 680 bin olurken, bu rakam 2007?de 745 bine, 2008?de ise 886 bin rakamına ulaştı. 2009 yılında ise tüm dairelerdeki dosya sayısı 1 milyonu aştı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı?nın dosya sayısı da her geçen yıl artış gösterdi. 2006?da 411 bin olan dosya sayısı 2007?de 531 bine, 2008?de 627 bine, 2009?da ise 663 bine ulaştı. 2009 sonu itibarıyla Yargıtay ceza ve hukuk daireleri ile Yargıtay Başsavcılığı?nda bulunan toplam dosya sayısı 1 milyon 600 bini geçmiş oldu. Zaman aşımı kurbanı Ayrıca ceza dairelerindeki binlerce dosya da zaman aşımı nedeniyle düştü. Zaman aşımından ortadan kalkan dosya sayısı 2007?de 9 bin 111?e, 2008?de 12 bin? e, 2009?da ise 14 bin 809?a yükseldi. Zamana şımından en çok dosyanın ortadan kalktığı daireler ise çek dosyalarının temyizine bakan 10. ve 7. Ceza dairesinde oldu. Gözleri Yargıtay?da Yargıtay?daki 11 ceza dairesi 2009?da 218 bin dos ya yı ka ra ra bağlarken 304 bin dosyayı ise 2010?a devretti. 21 hukuk dairesinin 2009?da karara bağladığı dosya sayısı 334 bin olurken, 149 bin dos ya 2010?a devretti. Nisan 2010 itibarıyla de tutuklu yargılanan 2 bin 790 kişinin dosyasının da Yargıtay?da beklediği belirtildi. Hukukçular, hakim ve daire sayısının artırılarak Yargıtay?ın yükünün azaltılacağına ve adaletin tecellisinde gecikmenin ortadan kalkacağına dikkat çekiyor. 5 YILDIR YARGITAY?I BEKLiYORUM Karşılıksız çekler için açılan davalar yüzlerce işadamlarının sonunu hazırladı. Zaman aşımına uğrayan dosyalar nedeniyle birçok işadamı, şirketini kapatmak zorunda kaldı. Alacaklı davalarına bakan Yargıtay 10. Ceza Dairesi?nin önünde Kasım 2010 itibarıyla temyiz edilen 48 bin dosyanın bulunuyor. Yükü kaldıramadılar Sarteks Örme Kumaş şirketinin sahibi Erkan Sartık, tam 5 yıldır karşılıksız çek nedeniyle açtığı davanın Yargıtay?da sonuçlandırılmasını bekliyor. Sartık, ?2005?ten beri Yargıtay?da olan dosyalarımız var. Ancak şahsın üzerine bir şey olursa haciz işlemleri yapılabiliyor. Olmazsa savcılıkla bunun hapis kararını çıkartmaya çalışıyoruz ki hapse girmek istemediği zaman parayı öder diyoruz. Hapis kararı verildi bir şahıs hakkında ama karşı tarafın avukatı bunu temyiz için Yargıtay?a göndermiş. Bir karar için bu ka dar beklenilirmi? Ordan karar verecekler ki biz de işimize bakalım. Adam zaten çekini ödememiş bunun temyiz hakkı bile olmaması lazım. Bu bizi zordurumda bırakıyor. Çünkü 300-500 bin liralık rakamlardan bahsediyoruz. Dosya orada beklediği için borçlunun da sesi çıkıyor. Bu bekleme yükünü kaldıramayıp batan birçok arkadaşımız da var. İşyerini kapattı Yavuzlar Kumaşlık?ın ortağı Vahdettin Yavuz da Yargıtay?da bekletilen davaları nedeniyle şirketinin iflas ettiğini söyledi. Yaklaşık 300-400 bin liralık alacağı olduğunu anlatan Yavuz, çekleri tahsil edemedikleri için uzun süre iş yapamadıklarını ve zamanla battıklarını söyledi. İşyerini kapatmak zorunda kaldığını belirten Yavuz şunları söyledi: ?Çeklerin bir hükmü ve caydırıcılığı yok. Birçok kişi eşinin, kızının, oğlunun adına çek almış ve malları başkasının üzerine yapmış. Çek miktarı kadar mahkeme karar veriyor. Üç dört yıl sonra verilen kararın da bir hükmü kal mı yor. İki sene bir iş yapamadık. İflasın eşiğin geldik.? İKİ KİŞİLİK HEYETLE ÇALIŞIYORLAR Emekli Yargıtay Üyesi Cevdet İlhan Günay, Yargıtaydaki iş yükünün azalması için yeni daireler kurulmasının şart olduğunu söyledi. Yargıtaya 10 yeni daire daha kurulması gerektiğini dile getiren Günay, 4 bin birinci sınıf hâkiminden bir bölümünün Yargıtayda görevlendirilmesinin çözüme yardımcı olacağını aktardı. Günay, Çünkü mevcut daireler yasal olmamasına rağmen bazıları iki kişilik bazıları ise üç kişilik heyet ile çalışıyor. Birbirlerinin heyetine imza atmak zorunda bile kalıyorlar. Teknik ve fiziksel imkânların yanında heyet sayıları 5e çıkartılmalı ve mutlak suretle üye sayısı artırılmalı dedi. Yeni dairelerin kurulmasının yargılamayı hızlandı
Samanyolu Haber
Son Dakika
23.11.2010
Yargıtay?dakiyükürekorkırıyorYargıtay?daki iş yükü rekor kırıyor
Nur Serter'in evine haciz geldi
Samanyolu Haber
13.11.2010
11:15
CHP İstanbul Milletvekili Nur Serterin Kadıköy Erenköydeki evine haciz geldi.

Eşi Hilmi Serterin ticari faaliyetlerinden dolayı sıkıntılı günler yaşayan Nur Serterin evi, çilingir yardımıyla açılarak değerli eşyalarına el konuldu. Daha önce mahkeme kararıyla haczedilmesine karar verilen değerli 2 tablonun ise evde bulunmadığı anlaşıldı. Polisin güvenlik önlemi aldığı haciz işlemi sırasında Nur Serterin Ankarada olduğu belirtildi. İddiaya göre, Nur Serterin eşi Hilmi Serter, birlikte iş yaptığı Suat Yüksele 11 Mayıs 2009 tarihinde 36 bin TLlik bir senet verdi. Suat Yüksel ise, senedi ortağı Mehmet Demirele ciro etti. Hilmi Serterin imzasını taşıyan ve ödeme tarihi 29 Mayıs 2009 olan senet, gününde ödenmedi. Alacaklı Mehmet Demirel, durumu Hilmi Serterin eşi CHP Milletvekili Nur Sertere iletti. Senedin kopyasını faksla isteyip inceleyen Nur Serter, Kocam borcunu ödeyecek, ödemezse ben öderim. sözü verdi. Ancak aradan geçen sürede alacağını tahsil edemeyen Mehmet Demirel, Serterin adresini tespit ederek yasal işlem başlattı. Mehmet Demirel alacağını icra yoluyla tahsil etmek üzere mahkemeye başvurdu. Kadıköy 8. İcra Müdürlüğünün yazılı emriyle başlatılan icra işlemi için Hilmi-Nur Serter çiftinin Erenköy Ülke Sokak Numara 14/7deki evine giden icra memurları ile alacaklı avukatı kapıyı açtırdı ve evdeki kayda değer bütün eşyalar haciz listesine alındı. Haciz listesine eklenen 4 parça bilgisayar, faks, buzdolabı, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, televizyon, klima, yatak odası takımı, yemek odası takımı, koltuk takımı ile 2 adet resimli tablo, apartman görevlisine teslim edildi. Bu süre içinde Nur -Hilmi Serter çiftinin borcunu ödemesini bekleyen Mehmet Demirel, umduğunu bulamayınca alacağını tahsil etmek için kapıya dayandı. Haciz memurları ve polis eşliğinde Nur-Hilmi Serterin kapısını çalan Demirel, karşısında yine kimseyi bulamadı. Eşyaların teslim edildiği ve evin anahtarının da bulunduğu apartman görevlisi de bulunamayınca çilingir çağrıldı. Güçlükle açılan çelik kapıdan içeriye giren haciz memurları, evde bulunan bazı eşyalara el koydu. Daha önce haciz listesine eklenen ve değer tespiti yapılan 2 tablonun da aralarında bulunduğu bazı eşyaların evden götürüldüğü belirlendi. Nur Serterin evde bıraktığı 2 adet televizyon, buz dolabı, çamaşır makinesi, plazma tv, müzik seti ile bazı tablolar kamyona yüklenerek götürüldü. Alacaklarını haciz yoluyla tahsil etmeyi düşünen Mehmet Demirel, Nur-Hilmi Serter çiftinin yasalara aykırı olarak mal kaçırıldığını iddia etti. Haczedilen mallar listesinde bulunan bazı değerli tabloların bulunamadığını söyleyen Demirel, Nur Serterin Ankaradaki evini tespit ederek yasal işlem yaptıracağını söyledi. Her gün defalarca tehdit edildiğini de belirten Mehmet Demirel, alacaklarını tahsil edene kadar Nur-Hilmi Serter çiftinin peşini bırakmayacağını söyledi. Demirel, Alacağımı tahsil etmek için yasal işlem başlattım. Mahkeme kararıyla haciz işlemi yaptırıyorum. Nur Serter ve eşi Hilmi Serter telefonlarımı açmıyorlar. Onların yerine başkaları arayarak tehdit ediyorlar. Kimseden korkmuyorum. Alacağımı tahsil edene kadar bu işin peşini bırakmayacağım. Evde değerli hiçbir eşya bırakmamışlar. Daha önce tespit edilen tablolar da şimdi yok. Evden götürmüşler. Kendilerine mal kaçırmadan dolayı yeniden dava açacağım. dedi. Kamyonete yüklenen eşyalar yediemine teslim edilmek üzere götürüldü. Ulusal Strateji Merkezinin (USMER) 23 Ekim tarihinde düzenlediği başörtüsü ve laiklik konularının tartışıldığı panele katılan Nur Serter, haciz işlemleriyle ilgili soruyu, Bu iddialar yalan, düzeltmesi yarın gazetelerde çıkacak şeklinde cevaplamıştı.
Samanyolu Haber
Son Dakika
13.11.2010
NurSerterinevinehacizgeldiNur Serterin evine haciz geldi
Beşiktaş maçına konsantre olduk
Samanyolu Haber
08.10.2010
15:40
Denizlispor Teknik Direktörü Hamza Hamzoğlu,kulüp ile bir firma arasında yaşanan haciz olayının futbolcuları etkilemediğini belirterek,Sorun yok. Bu olaylar bizi daha çok birbirimize kenetliyordedi.

Denizlispor, Şemikler Haluk Ulusoy Tesislerinde Teknik Direktör Hamzaoğlu nezaretinde gerçekleştirdiği antrenmanla, pazar günkü Kartalspor maçının hazırlıklarını sürdürdü. Yeşil siyahlılar, düz koşu ile başlayan, dar alanda kısa pas çalışmasıyla süren antrenmanı, yarı sahada yapılan taktik çalışmayla tamamladı. Futbolcuların antrenman boyunca neşeli oldukları görüldü. Hamzaoğlu, çalışmanın ardından AA muhabirine, kulüpte yaşanan haciz olayı ve Kartalspor maçı hazırlıkları ile ilgili bilgi verdi. Futbolcuların bu olaydan etkilenmediğini anlatan Hamzaoğlu, Böyle olaylar her Anadolu kulübünde, hatta Süper Lig takımlarında bile yaşanıyor. Sorun yok. Bu olaylar bizi daha çok birbirimize kenetliyor. Oyuncularımız ve biz teknik ekip, sadece 10 Ekim Pazar günü oynayacağımız Kartal maçına konsantre oluyoruz ifadelerini kullandı. Kartalspor maçı hazırlıklarını yarın yapacakları tek idmanla tamamlayacaklarını bildiren Hamzaoğlu, Bu maçı da kazanıp yolumuza devam etmek istiyoruz. Taraftarlarımızı bu önemli maça davet ediyoruz, tribünde bizleri desteklemelerini bekliyoruz dedi.
Samanyolu Haber
Son Dakika
08.10.2010
BeşiktaşmaçınakonsantreoldukBeşiktaş maçına konsantre olduk
Toplam "104" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti