Habergec.Com Aranan Kelimeler:hap kadar Değerlendirme: 10 / 10 386316
habergec.com
23.04.2014 Çarşamba
Ana Sayfa
:: Detaylı Arama
Kelime(ler) 
Tür 
Yayıncı 
Zaman 
Sırala 







:: Türler
Gazeteler
İnternet Siteleri
Televizyonlar
Radyolar
Diğer

:: Gruplar
 

hap kadar

Jandarmanın "Süper Burunları" Suçlulara Geçit Vermiyor
Haberler.com
01.03.2014
11:29
Muğlada sahillerden yaylalara kadar çok geniş bir alanda görevini başarıyla sürdüren jandarma ekipleri, vatandaşların ve turistlerin tatillerini güven içinde geçirmeleri için titizlikle çalışıyor İl Jandarma Komutanlığı bünyesindeki dedektör köpekler, bölgedeki uyuşturucu, tarihi eser kaçakçılığı olaylarında gösterdikleri performansla güvenlik güçlerine en büyük desteği veriyor İlin önemli turizm bölgelerinde yapılan yol kontrolü, araç ve ev aramalarında geçen yıl 176 şüpheli yakalandı, 500 kilogram esrar, 300 gram bonzai, bin uyuşturucu hap, binlerce kök kenevir bitkisi ile 10 kilogram kenevir tohumu ve 21 tabanca ele geçirildi.
Haberler.com
Son Dakika
01.03.2014
JandarmanınSüperBurunlarıSuçlularaGeçitVermiyorJandarmanın Süper Burunları Suçlulara Geçit Vermiyor
İleri yaşta anne olmak down sendromu olasılığını artırıyor
Zaman
19.02.2014
15:15
Kadınların evlilik ve anne olma yaşını ertelemesi, hamilelikte hem anne adayının hem de bebeğin sağlığını olumsuz etkileyecek bazı hastalıkların görülme sıklığını artırıyor. İleri yaşta anne olmak down sendromu olasılığını, gebelik sırasında ortaya çıkabilecek sorunlar bazı riskleri de beraberinde getiriyor.Hamilelik sürecinde anne adayını tehdit eden hastalıklar hakkında görüşüne başvurduğumuz Acıbadem Bursa Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Ebru Füsun Donat, Bilimsel gelişmeler sayesinde yüksek riskli gebeliği olan anne adayları yakın takip ile sağlıklı bebeklere kavuşabiliyor. Ayrıca planlı gebeliklerde hamilelik öncesi folik asit kullanımına başlanması bebekte doğumsal nöral tüp defekti riskini düşürüyor. Kronik hastalıkların kontrol altına alınması da hamilelik süresince ortaya çıkabilecek sorunları azaltıyor. dedi.Riskli hamileliklerde annenin ve bebeğin durumu, doğum sonrası yoğun bakım gerektirebileceği için doğumun tam teşekküllü, uzman doktor ekibi ve yenidoğan yoğun bakımı olan ileri teknolojiye sahip merkezlerde planlanması gerekiyor. Op. Dr. Donat, hamilelikte anne adayının ve bebeğin sağlığını olumsuz etkileyecek durum ve hastalıkları Kanamalar, bulantı ve kusma, tiroit, diyabet ve yüksek tansiyon şeklinde sıralıyor. Dr. Donat, erken kanama ve kusma konusunda şunları ifade ediyor: İlk üç ayda görülen vajinal kanamalar düşük tehlikesi sayılmıyor. Bu dönemdeki kanamalar normal kabul ediliyor. Gebelikte rahim duvarı genişlerken damarların açılmasına bağlı kanamalar meydana gelebiliyor. Bunlar devam eden gebeliklerin yüzde 10-15inde düşük belirtisi oluyor. Gebeliğin devam edip etmediği kandaki gebelik hormonuna bakılarak takip ediliyor. Kromozomal anomaliler, hayatla bağdaşamayacak yapıdaysa gebelik kendiliğinden sona eriyor. Hamilelikteki bulantı ve kusmalar, ilk üç ayda hemen her anne adayında ortaya çıkabiliyor. Ancak bu süreçte aşırı bulantı ve kusma nedeniyle hamilenin yeterince beslenememesi sağlığını tehdit edecek hale gelebiliyor. Bulantılar, progesteron hormonunun artışına bağlı oluyor. Düz kaslarda meydana gelen gevşeme ayrıca hazımsızlık ve karın şişliği yapabiliyor. Bulantı ve kusmanın ortadan kaldırılması için doktor kontrolünde hap kullanılabiliyor. Ayrıca beyindeki bulantı merkezine bası yapan bileklikler bazı hamilelerde işe yarayarak, bulantı ve kusmayı sona erdiriyor.Tiroit bezi ve diyabet konusuna dikkat çeken Donat, şöyle devam ediyor: Hamilelerde tiroit bezinin az ya da çok çalışması bebeği ve anne adayını olumsuz etkiliyor. Düşüklere yol açabilen bu durum bazen de bebekte büyüme ve gelişme geriliğine neden olabiliyor. Tiroit bezlerinin düzenli çalışması bu kadar önemli olduğu için hamileliğin rutin testlerinden biri de tiroit fonksiyonunu belirleyen TSH seviyesinin ölçülmesi. Bir sorun olduğunun görülmesi durumunda bu işlevi düzenleyecek ilaçlar veriliyor. Ancak, hamilelikte ilaç kullanımının kesinlikle doktor kontrolünde olması gerekiyor. İlaç kullanmaya başlandıktan sonra da belirli aralıklarla TSH takibi yapılıyor. Çünkü kandaki TSH düzeyine göre ilacı yeniden ayarlamak gerekebiliyor. Eğer diyabet hastası olan ve insülin tedavisi gören bir kadın hamile kalmak istiyorsa öncelikle şeker dengesinin sağlanması gerekiyor. Anne ve bebek sağlığı için gereken bu düzenleme ile doğumda meydana gelebilecek güçlükler de azaltılıyor. Şeker düzeyinin fazlalığı bebeğin aşırı kilo almasına, dolayısıyla da doğumun zorlaşmasına yol açıyor. Ayrıca hamilelik öncesi diyabetin varlığı bebekte doğumsal anomali riskini artırıyor. Bazen kadın diyabetik olmasa da hamileliğe bağlı olarak diyabet gelişebiliyor. Hamilelik diyabeti geçirenler diyabete daha yatkın oluyor. Ancak bazı kadınlarda hamilelikten sonra şeker düzeyi normale dönüyor.Dr. Donat, yüksek tansiyonu ise şöyle açıklıyor: Hamilelik öncesinde ve sırasında meydana gelen yüksek tansiyonun kontrol altına alınması gerekiyor. Çünkü bu durum hem anne için hem de bebek için risk oluşturabiliyor. Hamileliğin son üç ayında yüksek tansiyon gelişebiliyor. Bu durum gebelik zehirlenmesi olarak bilinen tabloya yol açabiliyor. Gebelik zehirlenmesinde yüksek tansiyonun yanı sıra ödem ve idrarda albümin görülüyor. Gebeliğin tetiklediği hipertansiyonun takibi önem taşıyor. Çünkü karaciğer enzimi yükselebiliyor ve böbrek yetersizliği oluşabiliyor. Epileptik nöbete yol açtığında eklampsi oluyor. Bu durumda bebek oksijenlenemediği için kaybedilebiliyor ya da erken doğum oluyor. Plasenta dediğimiz bebeğin eşi, erken yaşlanabiliyor. Damarda kireçlenme ve yapısal bir bozukluk olduğu için büyüme ve gelişmede gerileme oluyor. Yakın takiple erken doğum kararı alınabiliyor. Anne veya bebeğe olumsuz etkisi oluyorsa doğuma karar veriliyor.(CİHAN)
Zaman
Sağlık
19.02.2014
İleriyaştaanneolmakdownsendromuolasılığınıartırıyorİleri yaşta anne olmak down sendromu olasılığını artırıyor
Sabah ve atv için işadamlarından ihale karşılığı para toplanmış
Zaman
01.02.2014
02:46
Yolsuzluk operasyonu kapsamında teknik takibe takılan bazı işadamlarının Sabah ve atv’nin Çalık Grubu’ndan devralınması için Başbakan Tayyip Erdoğan tarafından görevlendirildikleri iddia edildi.İnternete ve bazı gazetelere yansıyan konuşmalara göre Erdoğan, eski Ulaştırma ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım’dan Sabah ve atv’nin satın alınması için bir grup işadamını yönlendirmesini istiyor. Yıldırım, işadamlarıyla toplantı yaparak kimin ne kadar para vereceğini tebliğ ediyor. Paraların toplanması görevini 3. havalimanı ihalesini kazanan işadamlarından Mehmet Cengiz ve Cemal Kalyoncu üstleniyor. Kalyoncu, Çalık Grubu’ndan medya kanallarını almak için Zirve Holding’i kuruyor. Cengiz de 450 milyon dolar topluyor. İşadamları görüşmelerde hızlı tren, tünel, demiryolu, karayolu ve havalimanı gibi pek çok ihale için hükümetten söz aldıklarını belirtiyor.Başbakan’ın talimatıyla işadamı Ahmet Çalık tarafından alındığı ileri sürülen Sabah ve atv grubunun, yine Erdoğan’ın talimatıyla hükümete yakın işadamlarına devredildiği iddia ediliyor. Sabah ve Takvim gazeteleriyle, a Haber ve atv kanallarının da yer aldığı Çalık Grubu’na ait medya kuruluşlarının, 17 Aralık operasyonunun hemen ardından 20 Aralık’ta Kalyon İnşaat’a ait Zirve AŞ’ye devredildiği anlaşıldı. Sabah ve atv’nin, Kalyon Grubu’na nasıl devredildiğine dair bilgiler ise internete tape olarak düştü. Yolsuzluk soruşturmaları kapsamında yapılan yasal dinlemelerden oluşan ses kayıtlarına ilişkin deşifre metinleri (tape), sosyal paylaşım ağlarından Twitter’da ‘Haramzadeler’ adını kullanan kullanıcı tarafından yayınladı. Metinlerde yer alan iddialara göre; Başbakan Erdoğan Çamlıca Kısıklı’daki villasında, 21 Temmuz günü Cemal ve Ömer Faruk Kalyoncu ile görüştü. Bu görüşmede, Sabah ve atv’nin Kalyon Grubu’na devri kararı alındı. Sabah ve atv’nin Kalyon İnşaat’a devri için gereken kaynağın sağlanması için müteahhitlerin devreye sokulmasına karar verildi. Bu amaçla kamuoyunda İstanbul’un ‘Çılgın Projesi’ Kanal İstanbul’un en önemli ayağı olarak tanıtılan 3. havaalanının yapımını üstlenen müteahhitler Cengiz İnşaat, Limak İnşaat ve Kolin İnşaat, demiryolu projelerinde aldığı ihaleler ile tanınan Makyol İnşaat, IC İçtaş İnşaat ve Özaltın İnşaat gibi şirketlerden ortaya para koyması istendi. Buna ilişkin emri de Başbakan Erdoğan verdi. Binali Yıldırım’ın ise işadamlarının ‘para koyma’ eylemini organize ederek para havuzu oluşturma işiyle görevlendirildiği, işadamlarıyla görüşmeleri Erdoğan’ın Rize’den hemşehrisi olan Mehmet Cengiz’in yaptığı, ayrıca Başbakan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın da işi takip ettiği, bu amaçla Cengiz’le görüşmeler yaptığı da ileri sürüldü. İddialara göre; Sabah-atv’yi kağıt üzerinde Kalyon Grubu’na ait Zirve Holding satın aldı. Zirve Holding, 23 Ağustos 2013’te kurulmuş. Sermayesi de 380 milyon lira. Kalyon’un gücünün Çalık’a 1,1 milyar dolara satılan Sabah-atv’yi almaya yetmediği için havuz oluşturma yöntemiyle AK Parti döneminin öne çıkan müteahhitleri devreye sokuldu. Yolsuzluk operasyonu olunca 20 Aralık’ta iki medya kuruluşu apar topar Zirve’ye devredildi.2 AYDA 630 MİLYON DOLAR TOPLANIYORBaşbakan’ın talimatıyla işadamlarını toplayan Binali Yıldırım’ın medya grubunun Kalyoncu grup tarafından devralınması için işadamlarından istediği yardım paraları milyon dolarlarla ifade ediliyor. Telefon görüşmelerinden 8 işadamından 2 ay gibi kısa bir sürede 630 milyon dolar para toplandığı anlaşılıyor. Tapelere göre, Binali Yıldırım, Mehmet Cengiz, Nihat Özdemir, Hayrettin Özaltın, Adnan Çebi’nin bulunduğu Ankara Ahlatlıbel’de PTT’nin bir sosyal tesisinde buluştuğu bir toplantıda medya grubunun alımı için hangi işadamının ne kadar para vereceğini tebliğ ediyor. Toplantıdan sonraki günlerde teknik takibe takılan telefon görüşmelerinde işadamlarının bu durumdan çok rahatsız oldukları anlaşılıyor. Hayrettin Özaltın ile Cengiz arasında geçen bir telefon konuşmasında, 30 milyon dolar talep edilen Adnan Çebi’nin durumuyla ilgili olarak, “Adnan’ı görmedin mi akşam simsiyah olmuştu.” konuşmaları dikkat çekiyor. Aynı konuşmada Özaltın kendisinden istenen 20 milyon dolar ödemeyi çok bulduğunu belirterek, “Dün gece uyuyamadım, iki hap aldım.” diyor. Ancak kendisinden daha az miktar istenmesine yine de seviniyor: “Dün anladım ki bakan beni seviyor.”‘5 senedir veriyoruz, biz alıştık siz de alışırsınız’Tapelerden, Mehmet Cengiz ve İbrahim Çeçen’in uzun süredir Başbakan’ın istediği icraatlar için para verdiği anlaşılıyor. Cengiz’in bir görüşmesinde medya grubunun devri için ilk k
Zaman
En Çok Okunan
01.02.2014
SabahveatviçinişadamlarındanihalekarşılığıparatoplanmışSabah ve atv için işadamlarından ihale karşılığı para toplanmış
Sabah ve atv için işadamlarından ihale karşılığı para toplanmış
Zaman
01.02.2014
02:01
Yolsuzluk operasyonu kapsamında teknik takibe takılan bazı işadamlarının Sabah ve atv’nin Çalık Grubu’ndan devralınması için Başbakan Tayyip Erdoğan tarafından görevlendirildikleri iddia edildi.İnternete ve bazı gazetelere yansıyan konuşmalara göre Erdoğan, eski Ulaştırma ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım’dan Sabah ve atv’nin satın alınması için bir grup işadamını yönlendirmesini istiyor. Yıldırım, işadamlarıyla toplantı yaparak kimin ne kadar para vereceğini tebliğ ediyor. Paraların toplanması görevini 3. havalimanı ihalesini kazanan işadamlarından Mehmet Cengiz ve Cemal Kalyoncu üstleniyor. Kalyoncu, Çalık Grubu’ndan medya kanallarını almak için Zirve Holding’i kuruyor. Cengiz de 450 milyon dolar topluyor. İşadamları görüşmelerde hızlı tren, tünel, demiryolu, karayolu ve havalimanı gibi pek çok ihale için hükümetten söz aldıklarını belirtiyor.Başbakan’ın talimatıyla işadamı Ahmet Çalık tarafından alındığı ileri sürülen Sabah ve atv grubunun, yine Erdoğan’ın talimatıyla hükümete yakın işadamlarına devredildiği iddia ediliyor. Sabah ve Takvim gazeteleriyle, a Haber ve atv kanallarının da yer aldığı Çalık Grubu’na ait medya kuruluşlarının, 17 Aralık operasyonunun hemen ardından 20 Aralık’ta Kalyon İnşaat’a ait Zirve AŞ’ye devredildiği anlaşıldı. Sabah ve atv’nin, Kalyon Grubu’na nasıl devredildiğine dair bilgiler ise internete tape olarak düştü. Yolsuzluk soruşturmaları kapsamında yapılan yasal dinlemelerden oluşan ses kayıtlarına ilişkin deşifre metinleri (tape), sosyal paylaşım ağlarından Twitter’da ‘Haramzadeler’ adını kullanan kullanıcı tarafından yayınladı. Metinlerde yer alan iddialara göre; Başbakan Erdoğan Çamlıca Kısıklı’daki villasında, 21 Temmuz günü Cemal ve Ömer Faruk Kalyoncu ile görüştü. Bu görüşmede, Sabah ve atv’nin Kalyon Grubu’na devri kararı alındı. Sabah ve atv’nin Kalyon İnşaat’a devri için gereken kaynağın sağlanması için müteahhitlerin devreye sokulmasına karar verildi. Bu amaçla kamuoyunda İstanbul’un ‘Çılgın Projesi’ Kanal İstanbul’un en önemli ayağı olarak tanıtılan 3. havaalanının yapımını üstlenen müteahhitler Cengiz İnşaat, Limak İnşaat ve Kolin İnşaat, demiryolu projelerinde aldığı ihaleler ile tanınan Makyol İnşaat, IC İçtaş İnşaat ve Özaltın İnşaat gibi şirketlerden ortaya para koyması istendi. Buna ilişkin emri de Başbakan Erdoğan verdi. Binali Yıldırım’ın ise işadamlarının ‘para koyma’ eylemini organize ederek para havuzu oluşturma işiyle görevlendirildiği, işadamlarıyla görüşmeleri Erdoğan’ın Rize’den hemşehrisi olan Mehmet Cengiz’in yaptığı, ayrıca Başbakan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın da işi takip ettiği, bu amaçla Cengiz’le görüşmeler yaptığı da ileri sürüldü. İddialara göre; Sabah-atv’yi kağıt üzerinde Kalyon Grubu’na ait Zirve Holding satın aldı. Zirve Holding, 23 Ağustos 2013’te kurulmuş. Sermayesi de 380 milyon lira. Kalyon’un gücünün Çalık’a 1,1 milyar dolara satılan Sabah-atv’yi almaya yetmediği için havuz oluşturma yöntemiyle AK Parti döneminin öne çıkan müteahhitleri devreye sokuldu. Yolsuzluk operasyonu olunca 20 Aralık’ta iki medya kuruluşu apar topar Zirve’ye devredildi.2 AYDA 630 MİLYON DOLAR TOPLANIYORBaşbakan’ın talimatıyla işadamlarını toplayan Binali Yıldırım’ın medya grubunun Kalyoncu grup tarafından devralınması için işadamlarından istediği yardım paraları milyon dolarlarla ifade ediliyor. Telefon görüşmelerinden 8 işadamından 2 ay gibi kısa bir sürede 630 milyon dolar para toplandığı anlaşılıyor. Tapelere göre, Binali Yıldırım, Mehmet Cengiz, Nihat Özdemir, Hayrettin Özaltın, Adnan Çebi’nin bulunduğu Ankara Ahlatlıbel’de PTT’nin bir sosyal tesisinde buluştuğu bir toplantıda medya grubunun alımı için hangi işadamının ne kadar para vereceğini tebliğ ediyor. Toplantıdan sonraki günlerde teknik takibe takılan telefon görüşmelerinde işadamlarının bu durumdan çok rahatsız oldukları anlaşılıyor. Hayrettin Özaltın ile Cengiz arasında geçen bir telefon konuşmasında, 30 milyon dolar talep edilen Adnan Çebi’nin durumuyla ilgili olarak, “Adnan’ı görmedin mi akşam simsiyah olmuştu.” konuşmaları dikkat çekiyor. Aynı konuşmada Özaltın kendisinden istenen 20 milyon dolar ödemeyi çok bulduğunu belirterek, “Dün gece uyuyamadım, iki hap aldım.” diyor. Ancak kendisinden daha az miktar istenmesine yine de seviniyor: “Dün anladım ki bakan beni seviyor.”‘5 senedir veriyoruz, biz alıştık siz de alışırsınız’Tapelerden, Mehmet Cengiz ve İbrahim Çeçen’in uzun süredir Başbakan’ın istediği icraatlar için para verdiği anlaşılıyor. Cengiz’in bir görüşmesinde medya grubunun devri için ilk k
Zaman
Politika
01.02.2014
SabahveatviçinişadamlarındanihalekarşılığıparatoplanmışSabah ve atv için işadamlarından ihale karşılığı para toplanmış
Sabah ve atv için işadamlarından ihale karşılığı para toplanmış
Zaman
01.02.2014
02:01
Yolsuzluk operasyonu kapsamında teknik takibe takılan bazı işadamlarının Sabah ve atv’nin Çalık Grubu’ndan devralınması için Başbakan Tayyip Erdoğan tarafından görevlendirildikleri iddia edildi.İnternete ve bazı gazetelere yansıyan konuşmalara göre Erdoğan, eski Ulaştırma ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım’dan Sabah ve atv’nin satın alınması için bir grup işadamını yönlendirmesini istiyor. Yıldırım, işadamlarıyla toplantı yaparak kimin ne kadar para vereceğini tebliğ ediyor. Paraların toplanması görevini 3. havalimanı ihalesini kazanan işadamlarından Mehmet Cengiz ve Cemal Kalyoncu üstleniyor. Kalyoncu, Çalık Grubu’ndan medya kanallarını almak için Zirve Holding’i kuruyor. Cengiz de 450 milyon dolar topluyor. İşadamları görüşmelerde hızlı tren, tünel, demiryolu, karayolu ve havalimanı gibi pek çok ihale için hükümetten söz aldıklarını belirtiyor.Başbakan’ın talimatıyla işadamı Ahmet Çalık tarafından alındığı ileri sürülen Sabah ve atv grubunun, yine Erdoğan’ın talimatıyla hükümete yakın işadamlarına devredildiği iddia ediliyor. Sabah ve Takvim gazeteleriyle, a Haber ve atv kanallarının da yer aldığı Çalık Grubu’na ait medya kuruluşlarının, 17 Aralık operasyonunun hemen ardından 20 Aralık’ta Kalyon İnşaat’a ait Zirve AŞ’ye devredildiği anlaşıldı. Sabah ve atv’nin, Kalyon Grubu’na nasıl devredildiğine dair bilgiler ise internete tape olarak düştü. Yolsuzluk soruşturmaları kapsamında yapılan yasal dinlemelerden oluşan ses kayıtlarına ilişkin deşifre metinleri (tape), sosyal paylaşım ağlarından Twitter’da ‘Haramzadeler’ adını kullanan kullanıcı tarafından yayınladı. Metinlerde yer alan iddialara göre; Başbakan Erdoğan Çamlıca Kısıklı’daki villasında, 21 Temmuz günü Cemal ve Ömer Faruk Kalyoncu ile görüştü. Bu görüşmede, Sabah ve atv’nin Kalyon Grubu’na devri kararı alındı. Sabah ve atv’nin Kalyon İnşaat’a devri için gereken kaynağın sağlanması için müteahhitlerin devreye sokulmasına karar verildi. Bu amaçla kamuoyunda İstanbul’un ‘Çılgın Projesi’ Kanal İstanbul’un en önemli ayağı olarak tanıtılan 3. havaalanının yapımını üstlenen müteahhitler Cengiz İnşaat, Limak İnşaat ve Kolin İnşaat, demiryolu projelerinde aldığı ihaleler ile tanınan Makyol İnşaat, IC İçtaş İnşaat ve Özaltın İnşaat gibi şirketlerden ortaya para koyması istendi. Buna ilişkin emri de Başbakan Erdoğan verdi. Binali Yıldırım’ın ise işadamlarının ‘para koyma’ eylemini organize ederek para havuzu oluşturma işiyle görevlendirildiği, işadamlarıyla görüşmeleri Erdoğan’ın Rize’den hemşehrisi olan Mehmet Cengiz’in yaptığı, ayrıca Başbakan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın da işi takip ettiği, bu amaçla Cengiz’le görüşmeler yaptığı da ileri sürüldü. İddialara göre; Sabah-atv’yi kağıt üzerinde Kalyon Grubu’na ait Zirve Holding satın aldı. Zirve Holding, 23 Ağustos 2013’te kurulmuş. Sermayesi de 380 milyon lira. Kalyon’un gücünün Çalık’a 1,1 milyar dolara satılan Sabah-atv’yi almaya yetmediği için havuz oluşturma yöntemiyle AK Parti döneminin öne çıkan müteahhitleri devreye sokuldu. Yolsuzluk operasyonu olunca 20 Aralık’ta iki medya kuruluşu apar topar Zirve’ye devredildi.2 AYDA 630 MİLYON DOLAR TOPLANIYORBaşbakan’ın talimatıyla işadamlarını toplayan Binali Yıldırım’ın medya grubunun Kalyoncu grup tarafından devralınması için işadamlarından istediği yardım paraları milyon dolarlarla ifade ediliyor. Telefon görüşmelerinden 8 işadamından 2 ay gibi kısa bir sürede 630 milyon dolar para toplandığı anlaşılıyor. Tapelere göre, Binali Yıldırım, Mehmet Cengiz, Nihat Özdemir, Hayrettin Özaltın, Adnan Çebi’nin bulunduğu Ankara Ahlatlıbel’de PTT’nin bir sosyal tesisinde buluştuğu bir toplantıda medya grubunun alımı için hangi işadamının ne kadar para vereceğini tebliğ ediyor. Toplantıdan sonraki günlerde teknik takibe takılan telefon görüşmelerinde işadamlarının bu durumdan çok rahatsız oldukları anlaşılıyor. Hayrettin Özaltın ile Cengiz arasında geçen bir telefon konuşmasında, 30 milyon dolar talep edilen Adnan Çebi’nin durumuyla ilgili olarak, “Adnan’ı görmedin mi akşam simsiyah olmuştu.” konuşmaları dikkat çekiyor. Aynı konuşmada Özaltın kendisinden istenen 20 milyon dolar ödemeyi çok bulduğunu belirterek, “Dün gece uyuyamadım, iki hap aldım.” diyor. Ancak kendisinden daha az miktar istenmesine yine de seviniyor: “Dün anladım ki bakan beni seviyor.”‘5 senedir veriyoruz, biz alıştık siz de alışırsınız’Tapelerden, Mehmet Cengiz ve İbrahim Çeçen’in uzun süredir Başbakan’ın istediği icraatlar için para verdiği anlaşılıyor. Cengiz’in bir görüşmesinde medya grubunun devri için ilk k
Zaman
Ana Sayfa
01.02.2014
SabahveatviçinişadamlarındanihalekarşılığıparatoplanmışSabah ve atv için işadamlarından ihale karşılığı para toplanmış
Nuriye Akman - SU İLE TOPRAK HAVA İLE ATEŞ
Zaman
25.01.2014
02:17
Yağışsız geçen bir mevsim kuraklık tehlikesinin habercisidir. Barajların boşalması, toprağın ürün veremez hale gelmesi, aç ve susuz kalmak hepimizi korkutur, gözümüz kulağımız meteoroloji raporlarına kilitlenir.Dışındaki dünyayla fazlasıyla ilgilenen insan, nedense içine aynı özeni gösteremez. Bugüne kadar kalplerimizin kuraklığı haberlere konu edilmemiş, sevgisiz kaldık diye alarma geçilmemiştir. Yağmurun neden rahmet diye adlandırıldığını unuttuğumuz için aynı kökten gelen merhamet yoksunluğu toplumsal düzeyde bir afet olarak tanımlanıp çözüm arayışına girişilmemiştir.Oysa topraktaki bütün elementler bizim vücudumuzda da vardır. Yağmura doymadığında toprağa ne olursa aynısı bize de olur. Toprak nasıl topraklığının gereğini yapamazsa, bizler de rahmetle muamele görmezsek insanlığımızı yaşayamayız. Yeterince su içsek bile gönlümüz çatlar. İçimizdeki nice balıklar, mercanlar, inciler eksilir, cesetleri adeta tenimizden dökülür. Madem bizi iyileştirecek ilacı bile susuz içemiyoruz, hap boğazımıza takılıp kalıyor, öyleyse yağmur bulutlarını üzerimize nasıl çekebileceğimizi düşünmeliyiz. Rahmetten faydalanmak için yüzümüzü tıpkı toprak gibi Rahman’a döndürebiliriz. Islanmak istiyorsak şemsiye kullanmayız. Çivi üstüne çivi çakılan kapalı bir kutu olarak kalırsak içimize su sızamaz. Çatlaklarımızın arasına dolup bizi diriltecek olan güç çok yakınımızda aslında. Topraktan farkımız olmadığını unutunca gözlerimizi uzaklara dikip bekliyoruz ve bu yüzden burnumuzun ucundakini göremeyip hamurumuzu sertleştiriyoruz. Sertleştikçe de ateşe dönüyoruz. Bir saltanat, bir kibir... Dokunduğumuzu yakıp yıkıyoruz.Sönmemiz için üzerimize ya toprak serpilmesi lazım ya da su püskürtülmesi. Ateşin eceli, su ile toprağın elindedir de, biz bu halimizde bile havadan medet umarız. Hava da ateşin şeytanî dostu olarak üfledikçe büyütüyor onu, durma diyor, yala yut her şeyi.Ateş-hava çiftinin ilişkisi, toprak-su beraberliğinden ne kadar farklı. Toprak, gönlünde saklar rahmet arzusunu, her hücresiyle secdede durur ve suyla kaynaşmayı sessizce bekler. Ateşse yaşamak için havadan uçurmasını ister kendisini ve şiddetle çullanır hayatın üstüne. Acaba iklim kuraklığı ile gönül kuraklığı arasında bir bağ var mıdır? Acaba ateş-hava çiftine yüz vermesek de toprak ile yağmurun aşkından bir şeyler öğrenebilsek, barajlardan boşalan sular, kalbimize dolar mı? Acaba hangi işe memur edilmişsek, o işin bize kolaylaştırılacağı müjdesi bizi yeşertir mi?***PİŞMANLIKPişmanlık, dün büyük bir iştah ve özgüvenle yaptığımız işleri, bugün beğenmediğimizde ortaya çıkan, kendimizle kolay hesaplaşamayacağımız, bizi suçluluk duygusuyla ezen bir duygu. Zamanı geriye almak mümkün değil. Ok yaydan bir kez çıkmaya görsün, hedefe daha önce varıp oku yakalayamayız.Kabir azabını herkes meşrebine göre anlar. Bana göre azapların en büyüğü, kişinin gerçeklerle karşılaştığında düştüğü pişmanlık kuyusunda debelenmesidir ki fiziksel acılarla kıyaslanamaz bile. Masumsanız teniniz kavrulsa bile iç huzurundan aldığınız destekle duruma katlanırsınız. Ama ya bütün organlarınız suçlu olduğunuza tanıklık ediyorsa?Bu dünyada söz ve eylemlerimizin beklediğimiz sonucu vermemesi değil, ondan daha fazla, sevdiklerimize karşı mahçup olmak üzer bizi. Böylesi bir aptallığı nasıl yapabildiğimizi kendimize açıklasak bile, yakınlarımızın gönlünden düşmek perişan eder bizi. Keşke ile başlayan cümleler kıymık gibi batar zihnimize. Üzerini örtsek bile alttan dürterek varlığını unutturmaz.Neyse ki, zıtlıklar üzerine kurulmuş dünyamız. En büyük acı olan pişmanlık, aynı zamanda en büyük kurtuluşun da kapısı. Samimi olarak af dilediğinizde ve bir daha aynı şekilde davranmayacağınıza söz verdiğinizde, kalbinizdeki fırtına yavaş yavaş diniyor. Pişmanlığınızı dile getirip özür dileyince öncelikle başkalarının sizi bağışlamasına yardım etmiş oluyorsunuz. Beyninizdeki kıymığın tamamen çıkması, içtenliğinizi en hassas terazilerde ölçebilen, ol deyip olduran gücün elinde.Bunu bilmek bile ne kadar rahatlatıcı. Ağrı kesiciler bizi bir süreliğine idare eder. İltihaplarımızı kurutmak için antibiyotiklerden yardım alırız. Tövbe vitamini ile yoğunlaştırılmış dualarımız muhtemelen aynı etkiyi sağlıyordur. Yeter ki tavsiye edilen doza uyarak, düzenli alalım ilaçlarımızı. Kalıbımızı burada bırakıp paralel bir evrene geçtiğimizde sultanlar sultanına mahcup olmak istemeyiz değil mi?
Zaman
Köşe Yazıları
25.01.2014
NuriyeAkman-SUİLETOPRAKHAVAİLEATEŞNuriye Akman - SU İLE TOPRAK HAVA İLE ATEŞ
Tayvan'da ayakkabı kutularına gizlenmiş ketamin ele geçirildi
Zaman
25.12.2013
10:14
Tayvan havaalanında Hong Kongdan ithal edilen ayakkabı kutuları içine gizlenmiş 200 kilogram uyuşturucu maddesi ketamin ele geçirildi. Yüz adet ayakkabı kutusuna gizlenmiş bir şekilde bulunan uyuşturucunun, XRay cihazında farkedildiği belirtildi.Miktarın bugüne kadar bir seferde ele geçirilen en fazla uyuşturucu olduğunu dile getiren yetkililer, piyasa değerinin yaklaşık 500 milyon Tayvan Doları (16,5 milyon USD) olduğunu bildirdi.Sıvı, beyaz, toz, ya da hap halinde bulunabilen Ketamin, günümüzde hayvan ve insan ameliyatlarında anestetik olarak kullanılıyor. Sokak dilinde köpek eroini, özel K, vitamin K olarak da bilinen madde, sıklıkla ecstasy ile karıştırılarak satılıyor. CİHAN
Zaman
Son Dakika
25.12.2013
TayvandaayakkabıkutularınagizlenmişketaminelegeçirildiTayvanda ayakkabı kutularına gizlenmiş ketamin ele geçirildi
Ankara Jandarma Köpek Timi suçlulara göz açtırmıyor
Zaman
21.12.2013
10:06
Ankara İl Jandarma Komutanlığı’na bağlı Köpek Eğitim Merkezi’nde bulunan 8 eğitimli köpek, bugüne kadar girdikleri yüzlerce operasyondan başarı ile çıktı. Narkotik, aramakurtarma, patlayıcı madde ve özel operasyon konularında eğitim alan köpekler, onlarca kilo uyuşturucu maddenin ele geçirilmesi ve arama kurtarma faaliyetlerinde kayıp şahısların bulunmasında önemli bir rol oynadı. Köpeklerin eğitimleri ise oldukça zor. 3 ile 16 hafta arasında alanlarına göre eğitim alan köpekler, her an operasyona hazır olmaları için çalışmalarına devam ediyor. Eğitmenlerinin talimatlarıyla barikatları aşıyor, yerde sürünüyor, uyuşturucu ve patlayıcı madde bulma konusunda her gün yeni eğitimler alıyor. Nevşehir’de bulunan At ve Köpek Eğitim Merkezi Komutanlığı’nda yetiştirilen köpekler, özelliklerine göre sınıflandırılıyor. Uzman eğitmeler tarafından testten geçirilen köpeklerden 100 tanesinden ancak 2 tanesi istenilen özelliklerde çıkıyor. Küçük yaşlarda eğitmenleri ile birlikte büyüyerek belirli bir seviyeye geldiklerine branşlara ayrılıyor. Her branşın eğitim süresinin farklılık gösteriyor. İz takip köpeğinin eğitimi 12 hafta, devriye asayiş köpeğinin 3 hafta, narkotik köpeğinin eğitim süresinin ise 16 haftada istenilen seviyeye geldiği belirtiliyor. Eğitimler sırasında köpekler zorlu testlere tutuluyor. Yapılan dayanıklılık ve eğitilebilirlik ve saldırganlık testlerinden geçen köpekler eğitimlerine devam ediyor. Bu süre zarfında eğitmenine tam bağımlı olan köpekler verilen komutları harfiyen yerine getiriyor. Köpekler 9 yaşını tamamlayana kadar hizmet verebiliyor. 9 yaşından sonra ise bir askeri birliğe ya da onunla uzun yıllar geçirmiş sahibine verilerek emekliye ayrılıyor. KÖPEKLER 5 YILDA 587 OPERASYONA KATILDIKöpek Eğitim Merkezi Jandarma Uzman Çavuş Cumali İnan, Ankara İl Jandarma Komutanlığı’nda toplam 4 branşta 8 hizmet köpeğin hizmet verdiğini ve onların sonuna kadar bağlı olduklar uzman askeri personelin olduğunu söyledi. “Uzmanlar, köpeklerin eğitiminden, görevdeki idaresinden, bakım ve aşlılarından sorumlu.” diyen İnan, eğitimli köpeklerin katıldıkları her operasyondan başarılıyla çıktığını kaydetti. İnan, polis köpeklerinin katıldıkları operasyonlardaki başarısını şöyle anlatıyor: “Narkotik arama köpeğimiz, son 5 yıl içerisinde 587 operasyona katılmış, 458 kubar esrar, 95 kilo toz esrar, 4 kilo bonzai 987 gram kokain, 7 bin 500 adet uyuşturucu hap ele geçirmiştir. İz takip köpeğimiz 34 operasyona 7 kayıp şahıs bulmuştur. Bomba arama köpeğimiz ise 14 tabanca, 21 av tüfeği 350’nin üzerinde tabanca mermisi bulmuştur.” CİHAN
Zaman
Son Dakika
21.12.2013
Ankara/">AnkaraJandarmaKöpekTimisuçlularagözaçtırmıyorAnkara-Jandarma-Köpek-Timi-suçlulara-göz-açtırmıyor/">Ankara Jandarma Köpek Timi suçlulara göz açtırmıyor
Çin'in ilk ay robotu keşfe başladı
Zaman
15.12.2013
16:08
Çin’in Ay’a gönderdiği ilk robotu Yütu (Yeşim Tavşan), keşfe başladı. Dün başarıyla Ay yüzeyine indirilen uzay aracı Chang’e3ten (Ay Tanrıçası) yerel saatle bugün 04.35te ayrılan 6 tekerlekli Yütu ismi verilen insansız gezici keşif robotu, sorunsuz bir şekilde gezegene ayak bastı.Yütu, Ay yüzeyinde 3 ay süreyle bilimsel gözlemler yapacak. Change-3 ve Yütu birbirinin fotoğrafını çekerek Dünya’ya gönderecek. 140 kilogram ağırlığında olan ve güneş enerjisiyle çalışan Yütu, Ayın kuzeybatısında yer alan Sinüs Iridum veya Gökkuşağı Körfezi adlı kadrandaki bazaltik lav ovasındaki 5 kilometrekarelik bir alanda araştırma yapacak.Ay robotu, bağımsız’ navigasyon sistemi ve tekerleklerinin Ay’ın toz yüzeyini kavrayabilmesi gibi ileri teknolojiye sahip. Ayrıca 30 dereceye kadar eğimli tırmanma kapasitesine sahip araç, büyük sıcaklık değişimlerine de dayanabilen entegre bir robot. Gezici aracın görevleri arasında, doğal kaynakları ararken, Ayın jeolojik yapısı ve yüzeyindeki maddeleri ölçme de bulunuyor.MİLLİ GURUR MESELESİÇin’in başarılı gerçekleşen Ay misyonu, ülkede büyük sevinçle karşılandı. Devlet televizyonu fırlatılışı ve Ay’a inişi izleyicilerine aktardı.Uzay programının tamamen barışçıl amaçlı olduğunu söyleyen Çin, projeyi milli kalkınma ve uluslararası arenada daha çok söz sahibi olma hedefinin önemli bir ayağı olarak görüyor.Dün gerçekleşen başarıyla, Çinli astronotların (taykonot) Ay’a ayak basması ve bir uzay istasyonu kurulması hedefine yönelik de önemli bir adım atılmış oldu.ADINI ÇİN EFSANESİNDEN ALDIYütu ismi, iyilik, saflık ve çevikliliğin sembolü manasında kullanılıyor ve görünümü ve çağrışımı Ay gezici aracıyla özdeş olarak yorumlanıyor. Çin kültüründe Yütu, Çin’in uzay misyonuna adını veren Ay tanrıçası Change’nın evcil beyaz tavşanı olarak da biliniyor.Çin efsanesine göre, Chang’e, sihirli hap yuttuktan sonra yanına evcil hayvanını aldı ve Tanrıça olduğu Ay’a doğru uçtu. O tarihten buyana da Ay’da beyaz yeşim tavşanıyla birlikte yaşadı.Çinli yetkililer, Yütu’nun Çin’in uzayı barışçıl kullanımını yansıttığını da söyledi. Dünya genelinde yapılan ve Tansuo (keşif) ve Lanyue (Ay’ı yakalamak) popüler isimlerinin de bulunduğu oylamada 3,4 milyondan fazla kişiden 650 bini Yütu ismini seçti. Bir diğer popüler isim de Çinin uzay programının babası olarak kabul edilen bilim adamı Qian Xuesen idi. CİHAN
Zaman
Son Dakika
15.12.2013
ÇininilkayrobotukeşfebaşladıÇinin ilk ay robotu keşfe başladı
Afyonkarahisar polisi bu yıl 434 kg. uyuşturucu ele geçirdi
Zaman
14.12.2013
11:58
Afyonkarahisar İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından, 2013 yılının başından bugüne kadar düzenlenen operasyonlarda toplam 416 kilo 644 gr. esrar maddesi, 615 adet uyuşturucu hap, 6 gr. kokain ve 12 gr. eroin ele geçirildi. Ekipler tarafından, torbacı tabir edilen sokak satıcılarına karşı da 12 planlı operasyon yapıldı. Aralarında okul önlerinde gençlere, öğrencilere ve küçük yaştaki çocuklara da uyuşturucu madde satanlarında olduğu 118 zanlıya uyuşturucu madde imal ve ticareti yapmak, 268 zanlıya ise kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçlarından kanuni işlem uygulandı.Afyonkarahisar İl Emniyet Müdürü Mustafa Uçkan, yaptığı açıklamada kaçakçılık ve mali suçlarla uyuşturucu madde ticaretinin önlenmesi ve bu suçları meslek haline getirmiş olan şahısların tespitiyle organizasyonlarının deşifre edilmesine yönelik operasyonların devam edeceğini söyledi. Uçkan, “Akaryakıt kaçakçılığı kapsamında toplam 404 bin 669 litre kaçak akaryakıt, 5607 sayılı kanun kapsamında 282 bin 972 paket gümrük kaçağı sigara ve 170 kg. kıyılmış tütün, 2863 sayılı kanun kapsamında 34 parça tarihî eser, parada sahtecilik kapsamında maddi değeri 92 bin lira olan 825 adet sahte para, ayrıca 293 adet gümrük kaçağı cep telefonu ele geçirilmiştir.” dedi. Emniyet Müdürü Uçkan, 2013 yılında okul önlerinde gençlere, öğrencilere ve küçük yaştaki çocuklara uyuşturucu madde satan, sokak satıcıları ve torbacı tabir edilen şahıslara ve uyuşturucu şebekelerine yönelik 12 planlı operasyon yapıldığını kaydetti. Bunlarda çok sayıda kişinin gözaltına alındığını, uyuşturucu madde imal ve ticareti suçunu işlediği tespit edilen 52 şüpheli şahsın da adli makamlarca tutuklandığını kaydetti. CİHAN
Zaman
Son Dakika
14.12.2013
Afyonkarahisarpolisibuyıl434kguyuşturucuelegeçirdiAfyonkarahisar polisi bu yıl 434 kg uyuşturucu ele geçirdi
Afyonkarahisar Polisi Bu Yıl 434 Kg. Uyuşturucu Ele ...
Haberler.com
14.12.2013
11:57
Afyonkarahisar Il Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından, 2013 yılının başından bugüne kadar düzenlenen operasyonlarda toplam 416 kilo 644 gr. esrar maddesi, 615 adet uyuşturucu hap, 6 gr. kokain ve 12 gr. eroin ele geçirildi.
Haberler.com
Güncel
14.12.2013
AfyonkarahisarPolisiBuYıl434KgUyuşturucuEleAfyonkarahisar Polisi Bu Yıl 434 Kg Uyuşturucu Ele
Adliyenin emanetinden uyuşturucu çalan 2 kişiye 37 yıl hapis
Zaman
05.12.2013
17:26
Diyarbakırda geçen yıl ekim ayında adliyenin emanet odalarından 328 kilo eroin, 152 kilo gram esrar ile 11 bin 715 sentetik uyuşturucu hap çalan 2 kişi 18er yıl 8er hapis cezası ile 93 bin 740 TL para cezasına çarptırıldı.Türkiyenin önemli adliye binalarından biri olan ve sıkı korunmasıyla bilinen Diyarbakır Adliyesinde geçen yıl meydana hırsızlık olayıyla ilgili açılan dava sonuçlandı. Diyarbakır 10uncu Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın karar duruşmasına tutuklu sanıklar Mücahit Okay, Burhan Okay ile avukatları hazır oldu. Duruşmada esas hakkındaki mütalaasını açıklayan savcı, mevcut delil durumu ve dosya kapsamına göre sanıkların cezalandırılmasını talebini yineledi. Daha sonra söz verilen sanık avukatları ise müvekkillerinin suçsuz olduğunu ve dosyada mahkumiyeti gerektirir yeterli delil bulunmadığını ileri sürdü. Savcının hazırladığı mütalaasını karşı Burhan Okayın avukatı Süleyman Elhakan yaptığı savunmasında, müvekkilinin tanık beyanlarıyla bu dosyada sanık durumuna düştüğünü söyledi.Uyuşturucu maddenin bulunduğu odanın 18 temizlik görevlisinin ortak kullandığı oda olduğunu belirten Elhakan, Uyuşturucunun bulunduğu oda istinaf mahkemesinin bulunduğu binadır. Hiçbir kamera görüntüsünde sanıkların elinde poşet bulunmuyor. Bu kadar yüklü miktarda uyuşturucu maddenin dışarı çıkarılırken görülmemesi mümkün değildir. Suç ile ilgili hiçbir delil elde edilememiştir. Tanık beyanları ile dosyadaki deliller uyumlu değildir. Tanıklar işten çıkarılması korkusuyla yalan beyanlarda bulunmuştur. Müvekkilim hakkında beraat kararı verilmesini talep ediyorum. diye konuştu. Mahkeme heyeti daha sonra sanıklara son sözlerini sordu. Sanıklar Burhan ve Mücahit Okay 15 aydır tutukluyuz. Maddi ve manevi olarak mağdur durumdayız. Suçlamaları kabul etmiyoruz. Yapmadığımız bir suç yüzünden hapis yatıyoruz. dedi. Savunmaların ardından duruşmaya kısa bir ara veren mahkeme, kararını açıkladı. Mahkeme, adli emanet deposundaki uyuşturucunun çalınması olayına ilişkin olarak sanıklar Burhan Okay ve Mücahit Okayı uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapmak suçundan 15 yıl 7 ay ve nitelikli hırsızlık suçlarından ise 3 yıl 1 ay ay hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme 93 bin 740ar lira adli para cezası da uyguladığı sanıklar hakkında etkin pişmanlık hükümlerini uygulamadı. Mahkeme aynı dosyada yargılanan ve hakkında yakalama kararı bulunan adliyede taşeron şirketin temizlik şefi Mehmet Okayın dosyasını ise ayırdı. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlara iddianamede sanıklar Mehmet Okay, Mücahit Okay ve Burhan Okayın, adli emanet eşya deposunun üst kısmından geçen havalandırma borularından sürtünerek depoya girdikleri, uyuşturucu maddelerin çalındığının ise yapılan sayımda tespit edildiği belirtilmişti. İddianamede, TMK 10ncu madde ile yetkili mahkemelerde görülen 12 dosyaya ait uyuşturucu maddenin çalındığı kaydedilmişti. CİHAN
Zaman
Son Dakika
05.12.2013
Adliyeninemanetindenuyuşturucuçalan2kişiye37yılhapisAdliyenin emanetinden uyuşturucu çalan 2 kişiye 37 yıl hapis
Çin, Ay'da da bir ilki gerçekleştirecek
Zaman
01.12.2013
13:44
Uzaya Rusya ve ABD’den sonra insan gönderen üçüncü ülke olan Çin, Ay’a da uzay aracı indiren üçüncü ülke olmak istiyor.Çin, bu kapsamda ülkenin ilk Ay keşif aracı Yütuyu kapsayan Change3 uzay aracını fırlatıyor. Bunun başarılı olması durumunda, Çin, 2020’ye kadar bir uzay istasyonu kurma ve Ay’a bir insan gönderme amacına yönelik çok önemli bir adım atılmış olacak. Bu adım aynı zamanda Çin’i, ABD ve Rusya’nın ardından Ay’a yumuşak iniş yapan uzay aracına sahip üçüncü ülke yapacak.2 Aralık günü yerel saatle 01.30da (TSİ bugün 19:30) ülkenin güneybatısındaki Sichuan eyaletinde bulunan Xichang Uydu Fırlatma Merkezinden Changzheng-3B (Uzun Yürüyüş) tipi roketle fırlatılacak Change-3, bir Ay aracı ve ismini Çin mitolojisinden alan Yütu ( Yeşim Tavşan) Ay gezi aracından oluşuyor. Fırlatılış Çin’in devlet televizyonu CCTV’den de canlı yayınlanacak.Çin medyasına göre, fırlatmak için tüm hazırlıklar tamamlandı.Çinli yetkililer, Ay’daki zengin minerallerden de yararlanmak istiyor. Bu misyonun başarılı olması halinde Çin, Mars’a uzay aracı yollama gibi yeni hedeflere ağırlık verecek.AY’DA 3 AY KALACAKYütu’’ iyilik, saflık ve çevikliliğin sembolü manasında kullanılıyor ve görünümü ve çağrışımı Ay gezici aracıyla özdeş olarak yorumlanıyor. Çin kültüründe Yütu, Çin’in uzay misyonuna adını veren Ay tanrıçası Change’nın evcil beyaz tavşanı olarak da biliniyor. Çin efsanesine göre, Chang’e, sihirli hap yuttuktan sonra yanına evcil hayvanını aldı ve Tanrıça olduğu Ay’a doğru uçtu. O tarihten buyana da Ay’da beyaz yeşim tavşanıyla birlikte yaşadı.Çinli yetkililer, Yütu’nun ayrıca Çin’in uzayı barışçıl kullanımını yansıttığını da söylüyor.Dünya genelinde Tansuo (keşif) ve Lanyue (Ay’ı yakalamak) popüler isimlerinin de bulunduğu oylamada 3,4 milyondan fazla kişiden 650 bini Yütu ismini seçti. Bir başka popüler isim de Çinin uzay programının babası olarak kabul edilen bilim adamı Qian Xuesen idi.YENİ BULUŞLARI DA BERABERİNDE GETİRİYOR140 kilogram ağırlığındaki Yütu’nun iki kanadı ve altı tekerleği var. Yütu aynı zamanda Ay’daki büyük sıcaklık değişimlerine dayanabilen yüksek verimli ve entegre bir robot konumunda da bulunuyor. Yütu’nun tasarımcısı Şanghay Havacılık ve Uzay Sistemleri Mühendisliği Araştırma Enstitüsü, söz konusu araç ile birçok teknolojik buluşlar yaptığını iddia ediyor. Çin ordusuyla bağlantılı olan Çin Uzay Bilim ve Teknoloji Şirketi’nin bir ünitesi olan Şanghay merkezli söz konusu enstitü, aracın bağımsız’’ navigasyon sistemi ve tekerleklerinin Ay’ın toz yüzeyini kavrama gibi ileri teknolojisine işaret ediyor. Aracın ayrıca 30 dereceye kadar eğimli tırmanma ve saatte 200 metreye kadar gezinti yapacağını belirtiyor.14 Aralık’ta Ay’ın yüzeyine iniş yapacak ve üç ay boyunca 5 kilometrekarelik bir alanda elde ettiği araştırma verilerini doğrudan Dünya’ya iletecek Yütu, Change-3’ün bir parçası. Bu misyon, Çin’in yörünge, iniş ve dünyaya geri dönüşü içeren Ay keşfinin ikinci ayağı olacak. Ay’a en son 1976’da bir Rus uzay aracı inmişti. Çin, şimdi ABD ve Rusya’dan sonra bunu başaran üçüncü ülke olmak istiyor.Öte uyandan Çin’in bu misyonunun, Mars’a ilk uzay misyonunu gerçekleştirecek ve Asya’nın bunu gerçekleştirecek ilk ülkesi olacak Hindistan ile aynı zamana denk gelmesi de dikkat çekti. CİHAN
Zaman
Son Dakika
01.12.2013
ÇinAydadabirilkigerçekleştirecekÇin Ayda da bir ilki gerçekleştirecek
Çin, Ay'da da bir ilki gerçekleştirecek
Zaman
01.12.2013
13:44
Uzaya Rusya ve ABD’den sonra insan gönderen üçüncü ülke olan Çin, Ay’a da uzay aracı indiren üçüncü ülke olmak istiyor.Çin, bu kapsamda ülkenin ilk Ay keşif aracı Yütuyu kapsayan Change3 uzay aracını fırlatıyor. Bunun başarılı olması durumunda, Çin, 2020’ye kadar bir uzay istasyonu kurma ve Ay’a bir insan gönderme amacına yönelik çok önemli bir adım atılmış olacak. Bu adım aynı zamanda Çin’i, ABD ve Rusya’nın ardından Ay’a yumuşak iniş yapan uzay aracına sahip üçüncü ülke yapacak.2 Aralık günü yerel saatle 01.30da (TSİ bugün 19:30) ülkenin güneybatısındaki Sichuan eyaletinde bulunan Xichang Uydu Fırlatma Merkezinden Changzheng-3B (Uzun Yürüyüş) tipi roketle fırlatılacak Change-3, bir Ay aracı ve ismini Çin mitolojisinden alan Yütu ( Yeşim Tavşan) Ay gezi aracından oluşuyor. Fırlatılış Çin’in devlet televizyonu CCTV’den de canlı yayınlanacak.Çin medyasına göre, fırlatmak için tüm hazırlıklar tamamlandı.Çinli yetkililer, Ay’daki zengin minerallerden de yararlanmak istiyor. Bu misyonun başarılı olması halinde Çin, Mars’a uzay aracı yollama gibi yeni hedeflere ağırlık verecek.AY’DA 3 AY KALACAKYütu’’ iyilik, saflık ve çevikliliğin sembolü manasında kullanılıyor ve görünümü ve çağrışımı Ay gezici aracıyla özdeş olarak yorumlanıyor. Çin kültüründe Yütu, Çin’in uzay misyonuna adını veren Ay tanrıçası Change’nın evcil beyaz tavşanı olarak da biliniyor. Çin efsanesine göre, Chang’e, sihirli hap yuttuktan sonra yanına evcil hayvanını aldı ve Tanrıça olduğu Ay’a doğru uçtu. O tarihten buyana da Ay’da beyaz yeşim tavşanıyla birlikte yaşadı.Çinli yetkililer, Yütu’nun ayrıca Çin’in uzayı barışçıl kullanımını yansıttığını da söylüyor.Dünya genelinde Tansuo (keşif) ve Lanyue (Ay’ı yakalamak) popüler isimlerinin de bulunduğu oylamada 3,4 milyondan fazla kişiden 650 bini Yütu ismini seçti. Bir başka popüler isim de Çinin uzay programının babası olarak kabul edilen bilim adamı Qian Xuesen idi.YENİ BULUŞLARI DA BERABERİNDE GETİRİYOR140 kilogram ağırlığındaki Yütu’nun iki kanadı ve altı tekerleği var. Yütu aynı zamanda Ay’daki büyük sıcaklık değişimlerine dayanabilen yüksek verimli ve entegre bir robot konumunda da bulunuyor. Yütu’nun tasarımcısı Şanghay Havacılık ve Uzay Sistemleri Mühendisliği Araştırma Enstitüsü, söz konusu araç ile birçok teknolojik buluşlar yaptığını iddia ediyor. Çin ordusuyla bağlantılı olan Çin Uzay Bilim ve Teknoloji Şirketi’nin bir ünitesi olan Şanghay merkezli söz konusu enstitü, aracın bağımsız’’ navigasyon sistemi ve tekerleklerinin Ay’ın toz yüzeyini kavrama gibi ileri teknolojisine işaret ediyor. Aracın ayrıca 30 dereceye kadar eğimli tırmanma ve saatte 200 metreye kadar gezinti yapacağını belirtiyor.14 Aralık’ta Ay’ın yüzeyine iniş yapacak ve üç ay boyunca 5 kilometrekarelik bir alanda elde ettiği araştırma verilerini doğrudan Dünya’ya iletecek Yütu, Change-3’ün bir parçası. Bu misyon, Çin’in yörünge, iniş ve dünyaya geri dönüşü içeren Ay keşfinin ikinci ayağı olacak. Ay’a en son 1976’da bir Rus uzay aracı inmişti. Çin, şimdi ABD ve Rusya’dan sonra bunu başaran üçüncü ülke olmak istiyor.Öte uyandan Çin’in bu misyonunun, Mars’a ilk uzay misyonunu gerçekleştirecek ve Asya’nın bunu gerçekleştirecek ilk ülkesi olacak Hindistan ile aynı zamana denk gelmesi de dikkat çekti. CİHAN
Zaman
Ana Sayfa
01.12.2013
ÇinAydadabirilkigerçekleştirecekÇin Ayda da bir ilki gerçekleştirecek
Çin, Ay'da da bir ilki gerçekleştiriyor
Zaman
01.12.2013
13:38
Uzaya Rusya ve ABD’den sonra insan gönderen üçüncü ülke olan Çin, Ay’a da uzay aracı indiren üçüncü ülke olmak istiyor. Çin, bu kapsamda ülkenin ilk Ay keşif aracı Yütuyu kapsayan Change3 uzay aracını fırlatıyor. Bunun başarılı olması durumunda, Çin, 2020’ye kadar bir uzay istasyonu kurma ve Ay’a bir insan gönderme amacına yönelik çok önemli bir adım atılmış olacak. Bu adım aynı zamanda Çin’i, ABD ve Rusya’nın ardından Ay’a yumuşak iniş yapan uzay aracına sahip üçüncü ülke yapacak.2 Aralık günü yerel saatle 01.30da (TSİ bugün 19:30) ülkenin güneybatısındaki Sichuan eyaletinde bulunan Xichang Uydu Fırlatma Merkezinden Changzheng-3B (Uzun Yürüyüş) tipi roketle fırlatılacak Change-3, bir Ay aracı ve ismini Çin mitolojisinden alan Yütu ( Yeşim Tavşan) Ay gezi aracından oluşuyor. Fırlatılış Çin’in devlet televizyonu CCTV’den de canlı yayınlanacak.Çin medyasına göre, fırlatmak için tüm hazırlıklar tamamlandı.Çinli yetkililer, Ay’daki zengin minerallerden de yararlanmak istiyor. Bu misyonun başarılı olması halinde Çin, Mars’a uzay aracı yollama gibi yeni hedeflere ağırlık verecek.AY’DA 3 AY KALACAKYütu’’ iyilik, saflık ve çevikliliğin sembolü manasında kullanılıyor ve görünümü ve çağrışımı Ay gezici aracıyla özdeş olarak yorumlanıyor. Çin kültüründe Yütu, Çin’in uzay misyonuna adını veren Ay tanrıçası Change’nın evcil beyaz tavşanı olarak da biliniyor. Çin efsanesine göre, Chang’e, sihirli hap yuttuktan sonra yanına evcil hayvanını aldı ve Tanrıça olduğu Ay’a doğru uçtu. O tarihten buyana da Ay’da beyaz yeşim tavşanıyla birlikte yaşadı.Çinli yetkililer, Yütu’nun ayrıca Çin’in uzayı barışçıl kullanımını yansıttığını da söylüyor.Dünya genelinde Tansuo (keşif) ve Lanyue (Ay’ı yakalamak) popüler isimlerinin de bulunduğu oylamada 3,4 milyondan fazla kişiden 650 bini Yütu ismini seçti. Bir başka popüler isim de Çinin uzay programının babası olarak kabul edilen bilim adamı Qian Xuesen idi.YENİ BULUŞLARI DA BERABERİNDE GETİRİYOR140 kilogram ağırlığındaki Yütu’nun iki kanadı ve altı tekerleği var. Yütu aynı zamanda Ay’daki büyük sıcaklık değişimlerine dayanabilen yüksek verimli ve entegre bir robot konumunda da bulunuyor. Yütu’nun tasarımcısı Şanghay Havacılık ve Uzay Sistemleri Mühendisliği Araştırma Enstitüsü, söz konusu araç ile birçok teknolojik buluşlar yaptığını iddia ediyor. Çin ordusuyla bağlantılı olan Çin Uzay Bilim ve Teknoloji Şirketi’nin bir ünitesi olan Şanghay merkezli söz konusu enstitü, aracın bağımsız’’ navigasyon sistemi ve tekerleklerinin Ay’ın toz yüzeyini kavrama gibi ileri teknolojisine işaret ediyor. Aracın ayrıca 30 dereceye kadar eğimli tırmanma ve saatte 200 metreye kadar gezinti yapacağını belirtiyor.14 Aralık’ta Ay’ın yüzeyine iniş yapacak ve üç ay boyunca 5 kilometrekarelik bir alanda elde ettiği araştırma verilerini doğrudan Dünya’ya iletecek Yütu, Change-3’ün bir parçası. Bu misyon, Çin’in yörünge, iniş ve dünyaya geri dönüşü içeren Ay keşfinin ikinci ayağı olacak. Ay’a en son 1976’da bir Rus uzay aracı inmişti. Çin, şimdi ABD ve Rusya’dan sonra bunu başaran üçüncü ülke olmak istiyor.Öte uyandan Çin’in bu misyonunun, Mars’a ilk uzay misyonunu gerçekleştirecek ve Asya’nın bunu gerçekleştirecek ilk ülkesi olacak Hindistan ile aynı zamana denk gelmesi de dikkat çekti. CİHAN
Zaman
Son Dakika
01.12.2013
ÇinAydadabirilkigerçekleştiriyorÇin Ayda da bir ilki gerçekleştiriyor
Ünlülerin uyuşturucu davası başladı
Zaman
28.11.2013
13:14
Dizi oyuncularının da sanıkları arasında bulunduğu uyuşturucu davasının ilk duruşması başladı. Savunma yapan sanık, telefon görüşmelerindeki leblebinin uyuşturucu hap, çizgi filmin ise kokain olduğunu söyledi. Dizi oyuncuları Çağatay Ulusoy, Gizem Karaca, Yusuf Hasan Akgün ile şarkıcı Cenk Erenin de sanıkları arasında yer aldığı uyuşturucu davasının ilk duruşması başladı. İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya 9 tutuklu sanık ile aralarında Çağatay Ulusoy, Gizem Karaca, Yusuf Hasan Akgün’ün de bulunduğu 13 tutuksuz sanık katıldı. Şarkıcı Cenk Eren ise mazeret bildirerek duruşmaya gelmedi. Duruşmada ilk olarak tutuklu sanık Şeref Deniz’in savunması alındı. Örgüt kurma ve yönetme suçlamasını kabul etmeyen Deniz, uyuşturucu satmadığını, eroin dışında her türlü uyuşturucuyu kullandığını söyledi. Tutuklu sanık Necati Fidan, Şeref Deniz’in talimatıyla kimseye uyuşturucu satmadığını ifade etti. Uyuşturucu kullandığını belirtti. Fidan, beraatini ve tahliyesini istedi.Tutuklu sanık Emrah Akman, zaman zaman uyuşturucu alıp kullandığını ve Tarlabaşı’ndaki sokak satıcılarından aldığını ifade etti. Mahkeme Başkanı Mehmet Ekinci araya girerek uyuşturucu davalarında etkin pişmanlıktan yararlanılabileceğini hatırlattı. Ekinci, “Ne kadar doğru ifade verirseniz, davaya faydalı bilgiler verirseniz etkin pişmanlıktan yararlanabilirsiniz. Sokak satıcıları değil de tam isim verirseniz sizin faydanıza olur. Bunu bütün sanıklara söylüyorum.” dedi. Daha sonra ifadesine devam eden Akman, “9 ayda sadece 2 kişiyle telefon görüşmem var. Uyuşturucu satıcısı olsaydım sayısız kişiyle görüşmem olurdu. Telefon görüşmelerimdeki leblebi uyuşturucu haptır. Çizgi film ise kokaindir.” diye konuştu. Tutuksuz sanıklardan Alp Parlar, “Örgüte üye olmadım. Örgüt faaliyetinde ya da bireysel olarak uyuşturucu satmadım. Sanıklardan sadece Erol Tutsak’ı tanırım. Cenk Eren’le (Yüksel Venedik) 2-2,5 yıl önce sosyal medya aracılığıyla tanıştık. Uyuşturucu amacıyla görüşmedik. Cenk Eren benden kokain istemedi. Kendisiyle uyuşturucu ile alakalı hiçbir ortamım olmadı.” ifadelerini kullandı. Hakim Bülent Kınay, sanık Parlar’a, “Erol Tutsak’la bir telefon görüşmende, Tutsak sana ‘Babadan haber var mı?’ diye soruyor. Sen de ‘kaburgası kırık’ diyorsun. Ben bir araştırma yaptım. Görüşmenin yapıldığı tarihte Cenk Eren, go-kart yaparken kaburgasını kırmış.Görüşmedeki baba, Cenk Eren mi?” diye sordu. Sanık Parlar baba dediği kişinin patronu olduğunu söyledi.İfade veren sanıklar Erol Tutsak ve Recep Onur Bayramoğlu da suçlamaları kabul etmeyerek tahliyelerini istediler. Duruşmaya öğle arası verildi. CİHAN
Zaman
Son Dakika
28.11.2013
ÜnlülerinuyuşturucudavasıbaşladıÜnlülerin uyuşturucu davası başladı
Zehir tacirlerine rekor tutuklama
Zaman
22.11.2013
12:48
İzmirde zehir tacirlerine yönelik operasyonlarda, ocak ayından bu zamana kadar 4 ton 397 kg. esrar maddesi ili geçirildi. Sokak satıcıları ve şebeke elebaşları olmak üzere toplam 401 kişi tutuklanarak rekor sayıya ulaşıldı.Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, uyuşturucu ticareti yapan şahıslara yönelik operasyonlarına ara vermeden devam ediyor. Altı ay içindeki beş operasyonda 138 kişi gözaltına alındı, bunlardan 128’i tutuklandı. Evlerdeki aramalarda ise 13 kilo 856 gr. kubar esrar, 525 adet meşe esrar, 47 adet uyuşturucu hap 18 kök Hint keneviri, 39 gr. bonzai uyuşturucu, 4 adet ruhsatsız tabanca, 1 adet kurusıkı tabanca, 10 adet mermi, 1 adet pompalı tüfek ve 3 adet hassas terazi ele geçirildi. Bu arada operasyon sırasında polisler, çocuklara kitap ve kırtasiye malzemeleriyle oyuncak dağıttı. Operasyonlarda, 800 ile bin arasında polis memuru görev yaptı.Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, 1 Ocak ile 15 Kasım 2013 arasında yaptıkları operasyonlarda ise rekor sayıda yakalamaya ulaştı. Toplam 4 ton 397 kg. esrar maddesi, 78 bin 792 adet uyuşturucu hap, 30 kg. eroin ve bin 91 kök Hint keneviri ele geçirildi. Bu olaylarla ilgili gözaltına alınanlardan 401 kişi ise tutuklandı. Operasyonların devam edeceği belirtildi. CİHAN
Zaman
Son Dakika
22.11.2013
ZehirtacirlerinerekortutuklamaZehir tacirlerine rekor tutuklama
Çocuğunuza, alerjisi olan besini vermeyin
Zaman
20.10.2013
10:23
‘Çeşitli besin alerjenlerine karşı duyarlılığı bulunan bireylerde gelişen ve en sıklıkla deri bulguları ile ortaya çıkan bir durum olan besin alerjisi, özellikle çocuklarda ciddi sağlık sorunlarına sebep oluyor. Hastalığın tedavi edilmemesi halinde çocuğun günlük yaşamını, uykusunu, yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyebileceğine dikkat çeken uzmanlar, Besin alerjisinin tedavisindeki en önemli basamak, alerjen olduğu tespit edilen besinlerin çocuğa verilmemesidir. Bu konuda anne babalara eğitim verildiği gibi kreş ve anaokulu öğretmenlerine de bilgi verilerek, okuldaki yemeklerde çocuğun alerjik reaksiyon gösterdiği besinleri yememesi sağlanmalıdır. uyarısında bulunuyor.Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Alerji Bilim Dalından yapılan açıklamada, besin alerjisinin hayatın ilk bir kaç yılında en yüksek oranda olup, üç yaşa kadar olan çocuklarda yüzde 6ya kadar çıktığı belirtildi. Açıklamada, 5 yaşından sonra görülme sıklığı çok azalmaktadır. Anne ve/veya babasında besin alerjisi veya bir başka alerjik hastalığı olanlarda görülme sıklıkları artmaktadır. Bireylere ve yaşa göre farklı olarak bir çok besine (inek sütü, yumurta akı, besin katkı maddeleri, kuru yemiş, fındık, fıstık, kabuklu deniz hayvanları, balık, konserve edilmiş veya işlenmiş besinler), karşı alerji sonucu görülebilir. Besin alerjisinin tanısı çocuklarda öykünün değerlendirilmesi, muayene ve çeşitli alerji testleri, diyet uygulanması, gerektiğinde kontrollü besin uyarı testi yapılarak konulabilir. Bazen etmenler tam olarak ortaya konamayabilir. Alerji deri testleri veya kan testleri yapılarak değerlendirilir. Elde edilen bulgular tedavide yön vericidir. denildi. TEDAVİYE UYULMAZSA HASTALIKTA İLERLEME GÖRÜLÜRBesin alerjisinin tedavisindeki en önemli basamağın, alerjen olduğu tespit edilen besinlerin çocuğa verilmemesi olduğunu işaret edilen açıklamada, konuyla ilgili anne babalara eğitim verildiği gibi kreş ve anaokulu öğretmenlerine de bilgi verilerek, okuldaki yemeklerde çocuğun alerjik reaksiyon gösterdiği besinleri yememesi sağlanması gerektiği dile getirildi. Açıklamada, şu ifadelere yer verildi: Bulgular ortaya çıktığında tedavi etmek için gerekli ilaçlar kullanılabilir. İlaçları şurup, hap, merhem, iğne şeklinde olabilir. Olguların az bir kısmında besinlerle Anafilaksi (ciddi alerjik reaksiyon) görülebilmesi olup, bu olgularda hayati tehlike oluşabilir. Özellikle bu olguların yanlarında otomatik adrenalin (epinefrin) enjektörü taşınması ve gerektiğinde uygulanması gereklidir. Hasta yakınları bu enjektörlerin kullanılma şeklini öğrenmelidirler. Sağlık kuruluşuna ulaşana dek geçen sürede hasta için zaman kazandırıcı ve faydalı olmaktadır. Tedavisi planlanan hastaların uygun aralıklarla takip muayeneleri yapılır, aralardaki rahatsızlıklarını nasıl tedavi edecekleri konusunda bilgiler verilir ve halledemedikleri bir problemle karşılaştıklarında nereye başvuracakları kendilerine açıklanır. Hastalar kendilerine önerilen tedaviye uydukları takdirde hastalığın yineleme ve ağırlığında azalma görülür, tedaviye uyulmadığı takdirde hastalık bulgularında ilerleme görülebilir. Hastaların uygun aralıklarla izlenmesi ve hastalığın seyrine göre tedavinin yeniden düzenlenmesi en önemli noktalardan biridir. Besin alerjisi ile seyrek de olsa şiddetli alerjik reaksiyonlar ortaya çıkabilir ve hayati tehlike oluşabilir. Hastalık tedavi edilmediğinde çocuğun günlük yaşamını, uykusunu, yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyebilir. Anafilaksi (ciddi alerjik reaksiyon) olgularında hayati tehlike oluşabilir.(CİHAN)
Zaman
Sağlık
20.10.2013
ÇocuğunuzaalerjisiolanbesinivermeyinÇocuğunuza alerjisi olan besini vermeyin
Çocuğunuza, alerjisi olan besini vermeyin
Zaman
20.10.2013
10:12
‘Çeşitli besin alerjenlerine karşı duyarlılığı bulunan bireylerde gelişen ve en sıklıkla deri bulguları ile ortaya çıkan bir durum olan besin alerjisi, özellikle çocuklarda ciddi sağlık sorunlarına sebep oluyor. Hastalığın tedavi edilmemesi halinde çocuğun günlük yaşamını, uykusunu, yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyebileceğine dikkat çeken uzmanlar, Besin alerjisinin tedavisindeki en önemli basamak, alerjen olduğu tespit edilen besinlerin çocuğa verilmemesidir. Bu konuda anne babalara eğitim verildiği gibi kreş ve anaokulu öğretmenlerine de bilgi verilerek, okuldaki yemeklerde çocuğun alerjik reaksiyon gösterdiği besinleri yememesi sağlanmalıdır. uyarısında bulunuyor. Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Alerji Bilim Dalı’ndan yapılan açıklamada, besin alerjisinin hayatın ilk bir kaç yılında en yüksek oranda olup, üç yaşa kadar olan çocuklarda yüzde 6ya kadar çıktığı belirtildi. Açıklamada, 5 yaşından sonra görülme sıklığı çok azalmaktadır. Anne ve/veya babasında besin alerjisi veya bir başka alerjik hastalığı olanlarda görülme sıklıkları artmaktadır. Bireylere ve yaşa göre farklı olarak bir çok besine (inek sütü, yumurta akı, besin katkı maddeleri, kuru yemiş, fındık, fıstık, kabuklu deniz hayvanları, balık, konserve edilmiş veya işlenmiş besinler), karşı alerji sonucu görülebilir. Besin alerjisinin tanısı çocuklarda öykünün değerlendirilmesi, muayene ve çeşitli alerji testleri, diyet uygulanması, gerektiğinde kontrollü besin uyarı testi yapılarak konulabilir. Bazen etmenler tam olarak ortaya konamayabilir. Alerji deri testleri veya kan testleri yapılarak değerlendirilir. Elde edilen bulgular tedavide yön vericidir. denildi. TEDAVİYE UYULMAZSA HASTALIKTA İLERLEME GÖRÜLÜRBesin alerjisinin tedavisindeki en önemli basamağın, alerjen olduğu tespit edilen besinlerin çocuğa verilmemesi olduğunu işaret edilen açıklamada, konuyla ilgili anne babalara eğitim verildiği gibi kreş ve anaokulu öğretmenlerine de bilgi verilerek, okuldaki yemeklerde çocuğun alerjik reaksiyon gösterdiği besinleri yememesi sağlanması gerektiği dile getirildi. Açıklamada, şu ifadelere yer verildi: Bulgular ortaya çıktığında tedavi etmek için gerekli ilaçlar kullanılabilir. İlaçları şurup, hap, merhem, iğne şeklinde olabilir. Olguların az bir kısmında besinlerle Anafilaksi (ciddi alerjik reaksiyon) görülebilmesi olup, bu olgularda hayati tehlike oluşabilir. Özellikle bu olguların yanlarında otomatik adrenalin (epinefrin) enjektörü taşınması ve gerektiğinde uygulanması gereklidir. Hasta yakınları bu enjektörlerin kullanılma şeklini öğrenmelidirler. Sağlık kuruluşuna ulaşana dek geçen sürede hasta için zaman kazandırıcı ve faydalı olmaktadır. Tedavisi planlanan hastaların uygun aralıklarla takip muayeneleri yapılır, aralardaki rahatsızlıklarını nasıl tedavi edecekleri konusunda bilgiler verilir ve halledemedikleri bir problemle karşılaştıklarında nereye başvuracakları kendilerine açıklanır. Hastalar kendilerine önerilen tedaviye uydukları takdirde hastalığın yineleme ve ağırlığında azalma görülür, tedaviye uyulmadığı takdirde hastalık bulgularında ilerleme görülebilir. Hastaların uygun aralıklarla izlenmesi ve hastalığın seyrine göre tedavinin yeniden düzenlenmesi en önemli noktalardan biridir. Besin alerjisi ile seyrek de olsa şiddetli alerjik reaksiyonlar ortaya çıkabilir ve hayati tehlike oluşabilir. Hastalık tedavi edilmediğinde çocuğun günlük yaşamını, uykusunu, yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyebilir. Anafilaksi (ciddi alerjik reaksiyon) olgularında hayati tehlike oluşabilir. CİHAN
Zaman
Son Dakika
20.10.2013
ÇocuğunuzaalerjisiolanbesinivermeyinÇocuğunuza alerjisi olan besini vermeyin
İstanbul'u kabak çekirdeğine sığdırdı
Zaman
12.10.2013
12:13
Minyatür sanatçısı Hasan Kale, İstanbul siluetlerini bazen bir kelebeğin kanadına, bazen de bir iğne deliğine resmediyor. Kalenin minyatür sergisi, İstanbullulardan büyük ilgi görüyor.Hasan Kalenin eserlerinin yer aldığı sergi, Mikro Art ismiyle Pendik Mehmet Akif Ersoy Kültür Merkezinde açıldı. Sanatçının, pirinç tanesi üzerine çizdiği Atatürk portresi, kuş tüyü üzerine çizdiği asker, iğne deliği, zeytin çekirdeği, kalem ucu, kabak çekirdeği, hap, kivi çekirdeği, fasulye tanesi, dalında bulunan fındık üzerine çizdiği İstanbul manzaraları, ziyaretçilerden büyük ilgi görüyor. Ayrıca, kelebek ve böcek kanadına yapılan manzaralar, kabuğu çıkarılmış fındık üzerine işlenen dünyaresmi ile salyongoz üzerine yapılan manzaralar dikkatlerden kaçmıyor.Sergi, 14 Ekim akşamına kadar gezilebilecek. CİHAN
Zaman
Son Dakika
12.10.2013
İstanbulu/">İstanbulukabakçekirdeğinesığdırdıİstanbulu-kabak-çekirdeğine-sığdırdı/">İstanbulu kabak çekirdeğine sığdırdı
Polis, uyuşturucuyu buradan çıkardı
Zaman
09.10.2013
12:15
Bursanın merkez Yıldırım İlçesinde polis uyuşturucu satıcılarına yönelik gece yarısı operasyon düzenledi. 17 odadan oluşan üç katlı binaya yapılan baskında bir şüphelilerin tuvalete attığı uyuşturucuyu polisler ellerine poşet geçirerek çıkardı. Operasyonda 3 kilo 800 gram esrar, 790 gram bonzai, 127 adat uyuşturucu hap ele geçirildi, 4 kişi gözaltına alındı.Merkez Yıldırım İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Meydancık Mahallesinde uyuşturucu sattıklarını tespit ettiği kişilerin bulunduğu binaya baskın yaptı. Binadaki 17 oda didik didik aranırken, bir şüpheli torbaya koyduğu uyuşturucuları tuvalet deliğine atarak kendisini odaya kilitledi. Polisler, ellerine poşet geçirerek uyuşturucu atıldığı yerden çıkardı. Torbadan uyuşturucu haplar ve bonzai çıktı. Zanlı da odadan çıkarılarak gözaltına alındı. Bu arada çatılardan atlayarak kaçmak isteyen üç kişi ise yaşanan kovalamacanın ardından yakalandı.ÇEYİZ SANDIĞINDAN UYUŞTURUCU ÇIKTIPolis ekipleri baskın esnasında evde bulunan çeyiz sandığını boşaltarak arama yaptı. Dantel ve yastık kılıfları arasına gizlenmiş halde çok sayıda uyuşturucu hap bulundu. Çeyiz sandığında ayrıca uyuşturucuların kimler tarafından ne kadar ve kimlere satıldığına dair tutulan not defterine ise polis tarafından el konuldu. Operasyonda toplam 3 kilo 800 gram esrar, 790 gram bonzai, 127 adet uyuşturucu hap ele geçirildi.BİR AYDA 15 EVE BASKIN DÜZENLENDİYıldırım İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri uyuşturucu satıldığı belirlenen Meydancık, Hacivat, Beyazıt, Şirinevler, Hacıseyfettin ve Selimzade Mahallelerinde son bir ay içerisinde yaptığı operasyonlarda mahkeme kararıyla 15 ayrı eve baskın düzenledi. Operasyonlarda toplam 17 kilo esrar, 1 kilo 250 gram bonzai, 238 adet ecstasy hap, 567 adet uyuşturucu hap, 30 adet ruhsatsız silah, 3 adet ruhsatsız av tüfeği ele geçirildi. 527 kişinin sorgulandığı baskınlar esnasında çeşitli suçlardan sabıkası bulunan 53 kişi gözaltına alındı. Tutuklanma kararı bulunan 19 kişi cezaevine gönderildi.
Zaman
Güncel
09.10.2013
PolisuyuşturucuyuburadançıkardıPolis uyuşturucuyu buradan çıkardı
Polis, uyuşturucuyu buradan çıkardı
Zaman
09.10.2013
12:15
Bursanın merkez Yıldırım İlçesinde polis uyuşturucu satıcılarına yönelik gece yarısı operasyon düzenledi. 17 odadan oluşan üç katlı binaya yapılan baskında bir şüphelilerin tuvalete attığı uyuşturucuyu polisler ellerine poşet geçirerek çıkardı. Operasyonda 3 kilo 800 gram esrar, 790 gram bonzai, 127 adat uyuşturucu hap ele geçirildi, 4 kişi gözaltına alındı.Merkez Yıldırım İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Meydancık Mahallesinde uyuşturucu sattıklarını tespit ettiği kişilerin bulunduğu binaya baskın yaptı. Binadaki 17 oda didik didik aranırken, bir şüpheli torbaya koyduğu uyuşturucuları tuvalet deliğine atarak kendisini odaya kilitledi. Polisler, ellerine poşet geçirerek uyuşturucu atıldığı yerden çıkardı. Torbadan uyuşturucu haplar ve bonzai çıktı. Zanlı da odadan çıkarılarak gözaltına alındı. Bu arada çatılardan atlayarak kaçmak isteyen üç kişi ise yaşanan kovalamacanın ardından yakalandı.ÇEYİZ SANDIĞINDAN UYUŞTURUCU ÇIKTIPolis ekipleri baskın esnasında evde bulunan çeyiz sandığını boşaltarak arama yaptı. Dantel ve yastık kılıfları arasına gizlenmiş halde çok sayıda uyuşturucu hap bulundu. Çeyiz sandığında ayrıca uyuşturucuların kimler tarafından ne kadar ve kimlere satıldığına dair tutulan not defterine ise polis tarafından el konuldu. Operasyonda toplam 3 kilo 800 gram esrar, 790 gram bonzai, 127 adet uyuşturucu hap ele geçirildi.BİR AYDA 15 EVE BASKIN DÜZENLENDİYıldırım İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri uyuşturucu satıldığı belirlenen Meydancık, Hacivat, Beyazıt, Şirinevler, Hacıseyfettin ve Selimzade Mahallelerinde son bir ay içerisinde yaptığı operasyonlarda mahkeme kararıyla 15 ayrı eve baskın düzenledi. Operasyonlarda toplam 17 kilo esrar, 1 kilo 250 gram bonzai, 238 adet ecstasy hap, 567 adet uyuşturucu hap, 30 adet ruhsatsız silah, 3 adet ruhsatsız av tüfeği ele geçirildi. 527 kişinin sorgulandığı baskınlar esnasında çeşitli suçlardan sabıkası bulunan 53 kişi gözaltına alındı. Tutuklanma kararı bulunan 19 kişi cezaevine gönderildi.
Zaman
Ana Sayfa
09.10.2013
PolisuyuşturucuyuburadançıkardıPolis uyuşturucuyu buradan çıkardı
Polus, uyuşturucuyu buradan çıkardı
Zaman
09.10.2013
12:12
Bursanın merkez Yıldırım İlçesinde polis uyuşturucu satıcılarına yönelik gece yarısı operasyon düzenledi. 17 odadan oluşan üç katlı binaya yapılan baskında bir şüphelilerin tuvalete attığı uyuşturucuyu polisler ellerine poşet geçirerek çıkardı. Operasyonda 3 kilo 800 gram esrar, 790 gram bonzai, 127 adat uyuşturucu hap ele geçirildi, 4 kişi gözaltına alındı.Merkez Yıldırım İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Meydancık Mahallesinde uyuşturucu sattıklarını tespit ettiği kişilerin bulunduğu binaya baskın yaptı. Binadaki 17 oda didik didik aranırken, bir şüpheli torbaya koyduğu uyuşturucuları tuvalet deliğine atarak kendisini odaya kilitledi. Polisler, ellerine poşet geçirerek uyuşturucu atıldığı yerden çıkardı. Torbadan uyuşturucu haplar ve bonzai çıktı. Zanlı da odadan çıkarılarak gözaltına alındı. Bu arada çatılardan atlayarak kaçmak isteyen üç kişi ise yaşanan kovalamacanın ardından yakalandı.ÇEYİZ SANDIĞINDAN UYUŞTURUCU ÇIKTIPolis ekipleri baskın esnasında evde bulunan çeyiz sandığını boşaltarak arama yaptı. Dantel ve yastık kılıfları arasına gizlenmiş halde çok sayıda uyuşturucu hap bulundu. Çeyiz sandığında ayrıca uyuşturucuların kimler tarafından ne kadar ve kimlere satıldığına dair tutulan not defterine ise polis tarafından el konuldu. Operasyonda toplam 3 kilo 800 gram esrar, 790 gram bonzai, 127 adet uyuşturucu hap ele geçirildi.BİR AYDA 15 EVE BASKIN DÜZENLENDİYıldırım İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri uyuşturucu satıldığı belirlenen Meydancık, Hacivat, Beyazıt, Şirinevler, Hacıseyfettin ve Selimzade Mahallelerinde son bir ay içerisinde yaptığı operasyonlarda mahkeme kararıyla 15 ayrı eve baskın düzenledi. Operasyonlarda toplam 17 kilo esrar, 1 kilo 250 gram bonzai, 238 adet ecstasy hap, 567 adet uyuşturucu hap, 30 adet ruhsatsız silah, 3 adet ruhsatsız av tüfeği ele geçirildi. 527 kişinin sorgulandığı baskınlar esnasında çeşitli suçlardan sabıkası bulunan 53 kişi gözaltına alındı. Tutuklanma kararı bulunan 19 kişi cezaevine gönderildi.
Zaman
Güncel
09.10.2013
PolusuyuşturucuyuburadançıkardıPolus uyuşturucuyu buradan çıkardı
Polus, uyuşturucuyu buradan çıkardı
Zaman
09.10.2013
12:12
Bursanın merkez Yıldırım İlçesinde polis uyuşturucu satıcılarına yönelik gece yarısı operasyon düzenledi. 17 odadan oluşan üç katlı binaya yapılan baskında bir şüphelilerin tuvalete attığı uyuşturucuyu polisler ellerine poşet geçirerek çıkardı. Operasyonda 3 kilo 800 gram esrar, 790 gram bonzai, 127 adat uyuşturucu hap ele geçirildi, 4 kişi gözaltına alındı.Merkez Yıldırım İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Meydancık Mahallesinde uyuşturucu sattıklarını tespit ettiği kişilerin bulunduğu binaya baskın yaptı. Binadaki 17 oda didik didik aranırken, bir şüpheli torbaya koyduğu uyuşturucuları tuvalet deliğine atarak kendisini odaya kilitledi. Polisler, ellerine poşet geçirerek uyuşturucu atıldığı yerden çıkardı. Torbadan uyuşturucu haplar ve bonzai çıktı. Zanlı da odadan çıkarılarak gözaltına alındı. Bu arada çatılardan atlayarak kaçmak isteyen üç kişi ise yaşanan kovalamacanın ardından yakalandı.ÇEYİZ SANDIĞINDAN UYUŞTURUCU ÇIKTIPolis ekipleri baskın esnasında evde bulunan çeyiz sandığını boşaltarak arama yaptı. Dantel ve yastık kılıfları arasına gizlenmiş halde çok sayıda uyuşturucu hap bulundu. Çeyiz sandığında ayrıca uyuşturucuların kimler tarafından ne kadar ve kimlere satıldığına dair tutulan not defterine ise polis tarafından el konuldu. Operasyonda toplam 3 kilo 800 gram esrar, 790 gram bonzai, 127 adet uyuşturucu hap ele geçirildi.BİR AYDA 15 EVE BASKIN DÜZENLENDİYıldırım İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri uyuşturucu satıldığı belirlenen Meydancık, Hacivat, Beyazıt, Şirinevler, Hacıseyfettin ve Selimzade Mahallelerinde son bir ay içerisinde yaptığı operasyonlarda mahkeme kararıyla 15 ayrı eve baskın düzenledi. Operasyonlarda toplam 17 kilo esrar, 1 kilo 250 gram bonzai, 238 adet ecstasy hap, 567 adet uyuşturucu hap, 30 adet ruhsatsız silah, 3 adet ruhsatsız av tüfeği ele geçirildi. 527 kişinin sorgulandığı baskınlar esnasında çeşitli suçlardan sabıkası bulunan 53 kişi gözaltına alındı. Tutuklanma kararı bulunan 19 kişi cezaevine gönderildi.
Zaman
Ana Sayfa
09.10.2013
PolusuyuşturucuyuburadançıkardıPolus uyuşturucuyu buradan çıkardı
Narkotik polisinden helikopter destekli şafak operasyonu
Zaman
09.10.2013
07:34
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Şube Müdürlüğü ekipleri sabah saatlerinde Gaziosmanpaşa’da önceden belirlenen adreslere operasyon düzenledi.Özel harekat ekiplerinin de katıldığı operasyon sırasında polise geçit vermeye çelik kapılar, koç başı yardımı ile dakikalar süren çalışmalardan sonra kırıldı. Operasyon sırasında kaçmaya çalışan çok sayıda zanlı ise gözaltına alındı.İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Şube Müdürlüğüne bağlı ekipler, başta Gaziosmanpaşa Sarıgöl Mahallesi ve Merkez Mahallesi ile çok sayıda adrese eş zamanlı operasyon düzenledi. Operasyona özel harekat ekipleri ile havadan bir polis helikopteri destek verdi. Belirlenen adreslere baskın yapan ekiplerin karşısına çelik kapılar çıktı. Özel Harekat ekipleri çelik kapıları kırmak için uzun süre uğraş verdi. Çelik kapıyı kıran ekipler, içeride ikinci bir çelik kapı ile karşılaştı. O da uzun süren çalışmalardan sonra kırıldı. İçeri girildiğinde ise zanlının camdan kaçtığı tespit edildi. Mutfak kısmında hazırlanan uyuşturucu madde ve hap dikkat çekti. Öte yandan ekiplerin çalışması sırasında kaçmaya çalışan şahıslar da tek tek yakalandı. Şahıslar ekip otolarına bindirilerek Emniyet Müdürlüğüne götürüldü. Baskın düzenlenen adresler ise uzun süre didik didik arandı. Uyuşturucu operasyonu ile ilgili çalışmalar gündüz saatlerine kadar devam etti.(İHA)
Zaman
Ana Sayfa
09.10.2013
NarkotikpolisindenhelikopterdesteklişafakoperasyonuNarkotik polisinden helikopter destekli şafak operasyonu
İzmir'de suikast hazırlığında yakalanan zanlılar adliyede
Zaman
04.10.2013
13:57
İzmirde gözaltına alınan suikast hazırlığındaki suç örgütü üyeleri adliyeye sevk edildi.Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü, geçen salı günü saat 06.00da, Özel Harekât timleri eşliğinde Buca, Konak ve Karabağlar ilçelerindeki 17 adrese eşzamanlı operasyon düzenlemiş, 12 kişi gözaltına alınmıştı. Özel eğitimli narkotik köpeklerinin de katıldığı evlere yönelik baskında, suç örgütü üyelerinden birinin evinde, Baba adlı filmin afişinin duvarda asılı olması dikkat çekmişti. Elebaşı olduğu bildirilen O.A.’nın ajandası, 3 adet ruhsatsız tabanca, 81 adet mermi, 1 adet pompalı tüfek, Jericco marka İsrail yapımı suikast silahı, bin 500 adet uyuşturucu hap, 5 adet içimlik esrar, 8 gr. kokain, 80 gr. esrar, bir adet bonzai, 7 kök Hint keneviri ve çok sayıda çek senet ele geçirildi. O.A.nın galerici olduğu, suikast yapmayı planladıkları işadamı Ü.N.ninse tekstil işiyle uğraştığı öğrenildi. Örgütün, bugüne kadar 41 suça karıştığı belirlendi.Silahlı örgüt kurma, silahla adam yaralama, yağma, gasp, zorla senet imzalatma, kişiyi hüviyetinden yoksun bırakma, tefecilik, ölümle tehdit, çek senet tahsilatı gibi birçok suç işleyen örgütün, son olarak bir işadamını öldürme kararı aldığı bildirildi. Kendilerinden faizle para alan Ü.N.ye, anaparayı ödediği ancak faizi ödeyemediği için suikast düzenleneceği öğrenildi. Bunun üzerine düğmeye basan Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü, örgütü kısa sürede etkisiz hale getirdi. Operasyon kapsamında aranan F.H.’nin, başka bir suçtan cezaevinde yattığı öğrenildi. Yakalananlar arasında bulunan ve hakkında 70 yıl hapis cezası bulunan M.A. da cezaevine gönderildi. Gözaltına alınan dokuz zanlı, işlemlerinin ardından sabah saatlerinde adliyeye sevk edildi. CİHAN
Zaman
Son Dakika
04.10.2013
İzmirde/">İzmirdesuikasthazırlığındayakalananzanlılaradliyedeİzmirde-suikast-hazırlığında-yakalanan-zanlılar-adliyede/">İzmirde suikast hazırlığında yakalanan zanlılar adliyede
Hırsızlık için girdi, vaazdan etkilenip tövbe etti
Zaman
30.09.2013
02:38
“Arkadaşım iki bira içmekten bir şey olmaz dedi. 19 yaşında alkole alıştım. Alkol etkisini yitirdikçe hap kullandım. Sonra esrar aldım. En son kokaine başlayınca kontrolümü yitirdim. Adam yaralamaktan hapse girdim. Hırsızlık yaptım. İçimde hep bir vicdan azabı vardı. Ama gittiğim ortamlar bana kendimi unutturdu. Şimdi o günleri hatırlamak bile istemiyorum. Normal çalışsan bir ayda alacağın en fazla 2 milyar. Bir senede 200 milyar para kazanırım ama milleti zehirleyeceğim.Bazen son bir iş yap hayatın kurtulsun diye şeytan vesvese veriyor. O zaman o gün kahvede duyduğum helal rızık sohbetini hatırlıyorum. Umran hoca ‘Rızkınız için acele etmeyin, sabredin helalinden kazanın.’ demişti. Ahiret var diyorum durduruyorum kendimi.” Bu sözler, 15 ay önce alkol ve madde kullanmayı bırakıp tövbe eden 36 yaşındaki A.C.’ye ait. Bir kahvehane sohbetiyle değişen hayatını anlatırken kötü arkadaş kurbanı olduğunu söylüyor. Bir süre hırsızlık yapan A.C., parasız kaldığı bir gün, cesaret artırıcı ilaç kullanarak bir kahvehaneye girer. Niyeti bir cep telefonu çarparak geçimini sağlamaktır. O sırada kahvedekiler bir konuşmacıyı dinliyordur. Bir masadaki telefonlardan en pahalısını gözüne kestirir ve harekete geçer. Tam telefonu alıp dışarı çıkacağı sırada gayri ihtiyari konuşmacının sözlerine kulak kesilir: “Rızıklarınız yolunda eğer acele ederseniz haramdan alırsınız. Eğer sabrederseniz bu rızık yine gelir ama helalinden gelir. Bu dünyadaki her şeyden sorumluyuz.” O an içinde bir şeyler kopar. Vicdanı sızlar ve telefonu usulca yerine bırakır. Sohbet bittiğinde soluğu konuşmayı yapan Fatih Müftülüğü Aile İrşat Rehberlik Başkanı Umran Kılıçer’in yanında alır. Kılıçer ile uzun uzun konuşan A.C., ertesi gün ilk iş olarak sabah namazına camiye gider ve tövbe edip Allah’tan af diler. A.C., tövbe ettikten sonra da daha önce yaraladığı kişiden helallik ister. Şimdi helal yollardan para kazanarak ailesini geçindiren A.C., en büyük korkusunun 4,5 yaşındaki oğlunun yanlış bir yola sapması olduğunu söylüyor.‘Oğlumu kötülüklerden uzak tutmak için gerekirse evimi taşıyacağım’Eski arkadaş çevresiyle artık görüşmediğini aktaran A.C., “Allah beni o günlere dönmekten korusun. İşim 6’da bitiyorsa ben 9’a kadar çalışıyorum ki beni eskiye döndürecek başka yerlere gitmeyeyim.” diyor. “Oğlumu büyüdüğünde nasıl koruyacağım diye bazen endişeleniyorum. Onun çevresine dikkat edeceğim, aralıklı zamanlarda gidip kontrol edeceğim. Çevresinin kötü olduğunu anladığım anda hemen başka bir okula yazdıracağım, olmadı evimi değiştireceğim.” şeklinde konuşan A.C., 1994’te terör sebebiyle Siirt’ten İstanbul’a ailece göç etmek zorunda kalmış. İstanbul’da iki olumsuz arkadaş grubu arasında kalan A.C., “İstanbul’daki arkadaşım beni gece âlemlerine götürmeye başladı. ‘İki biradan bir şey olmaz’ sözüyle başladığım bira, 3 oldu, 6 oldu. Rakı içtik. Sonra beni hapa alıştırdı. Esrar kullandım. Gün geçtikçe hep daha kötüye gidiyordum. Ailemin haberi yoktu. Dağa çıkarmak isteyen 3 arkadaşım ise ‘Hadi gel, örgüt bize ev ve araba verecek, bir amaç uğruna ölelim’ diyor ve bana bunları aşılamaya çalışıyordu. Sonra onlar dağa çıktılar, çok geçmeden ölüm haberleri geldi.” ifadelerini kullanıyor.
Zaman
En Çok Okunan
30.09.2013
HırsızlıkiçingirdivaazdanetkileniptövbeettiHırsızlık için girdi vaazdan etkilenip tövbe etti
Hırsızlık için girdi, vaazdan etkilenip tövbe etti
Zaman
30.09.2013
02:02
“Arkadaşım iki bira içmekten bir şey olmaz dedi. 19 yaşında alkole alıştım. Alkol etkisini yitirdikçe hap kullandım. Sonra esrar aldım. En son kokaine başlayınca kontrolümü yitirdim. Adam yaralamaktan hapse girdim. Hırsızlık yaptım. İçimde hep bir vicdan azabı vardı. Ama gittiğim ortamlar bana kendimi unutturdu. Şimdi o günleri hatırlamak bile istemiyorum. Normal çalışsan bir ayda alacağın en fazla 2 milyar. Bir senede 200 milyar para kazanırım ama milleti zehirleyeceğim.Bazen son bir iş yap hayatın kurtulsun diye şeytan vesvese veriyor. O zaman o gün kahvede duyduğum helal rızık sohbetini hatırlıyorum. Umran hoca ‘Rızkınız için acele etmeyin, sabredin helalinden kazanın.’ demişti. Ahiret var diyorum durduruyorum kendimi.” Bu sözler, 15 ay önce alkol ve madde kullanmayı bırakıp tövbe eden 36 yaşındaki A.C.’ye ait. Bir kahvehane sohbetiyle değişen hayatını anlatırken kötü arkadaş kurbanı olduğunu söylüyor. Bir süre hırsızlık yapan A.C., parasız kaldığı bir gün, cesaret artırıcı ilaç kullanarak bir kahvehaneye girer. Niyeti bir cep telefonu çarparak geçimini sağlamaktır. O sırada kahvedekiler bir konuşmacıyı dinliyordur. Bir masadaki telefonlardan en pahalısını gözüne kestirir ve harekete geçer. Tam telefonu alıp dışarı çıkacağı sırada gayri ihtiyari konuşmacının sözlerine kulak kesilir: “Rızıklarınız yolunda eğer acele ederseniz haramdan alırsınız. Eğer sabrederseniz bu rızık yine gelir ama helalinden gelir. Bu dünyadaki her şeyden sorumluyuz.” O an içinde bir şeyler kopar. Vicdanı sızlar ve telefonu usulca yerine bırakır. Sohbet bittiğinde soluğu konuşmayı yapan Fatih Müftülüğü Aile İrşat Rehberlik Başkanı Umran Kılıçer’in yanında alır. Kılıçer ile uzun uzun konuşan A.C., ertesi gün ilk iş olarak sabah namazına camiye gider ve tövbe edip Allah’tan af diler. A.C., tövbe ettikten sonra da daha önce yaraladığı kişiden helallik ister. Şimdi helal yollardan para kazanarak ailesini geçindiren A.C., en büyük korkusunun 4,5 yaşındaki oğlunun yanlış bir yola sapması olduğunu söylüyor.‘Oğlumu kötülüklerden uzak tutmak için gerekirse evimi taşıyacağım’Eski arkadaş çevresiyle artık görüşmediğini aktaran A.C., “Allah beni o günlere dönmekten korusun. İşim 6’da bitiyorsa ben 9’a kadar çalışıyorum ki beni eskiye döndürecek başka yerlere gitmeyeyim.” diyor. “Oğlumu büyüdüğünde nasıl koruyacağım diye bazen endişeleniyorum. Onun çevresine dikkat edeceğim, aralıklı zamanlarda gidip kontrol edeceğim. Çevresinin kötü olduğunu anladığım anda hemen başka bir okula yazdıracağım, olmadı evimi değiştireceğim.” şeklinde konuşan A.C., 1994’te terör sebebiyle Siirt’ten İstanbul’a ailece göç etmek zorunda kalmış. İstanbul’da iki olumsuz arkadaş grubu arasında kalan A.C., “İstanbul’daki arkadaşım beni gece âlemlerine götürmeye başladı. ‘İki biradan bir şey olmaz’ sözüyle başladığım bira, 3 oldu, 6 oldu. Rakı içtik. Sonra beni hapa alıştırdı. Esrar kullandım. Gün geçtikçe hep daha kötüye gidiyordum. Ailemin haberi yoktu. Dağa çıkarmak isteyen 3 arkadaşım ise ‘Hadi gel, örgüt bize ev ve araba verecek, bir amaç uğruna ölelim’ diyor ve bana bunları aşılamaya çalışıyordu. Sonra onlar dağa çıktılar, çok geçmeden ölüm haberleri geldi.” ifadelerini kullanıyor.
Zaman
Sağlık
30.09.2013
HırsızlıkiçingirdivaazdanetkileniptövbeettiHırsızlık için girdi vaazdan etkilenip tövbe etti
Hırsızlık için girdi, vaazdan etkilenip tövbe etti
Zaman
30.09.2013
01:53
“Arkadaşım iki bira içmekten bir şey olmaz dedi. 19 yaşında alkole alıştım. Alkol etkisini yitirdikçe hap kullandım. Sonra esrar aldım. En son kokaine başlayınca kontrolümü yitirdim. Adam yaralamaktan hapse girdim. Hırsızlık yaptım. İçimde hep bir vicdan azabı vardı. Ama gittiğim ortamlar bana kendimi unutturdu. Şimdi o günleri hatırlamak bile istemiyorum. Normal çalışsan bir ayda alacağın en fazla 2 milyar. Bir senede 200 milyar para kazanırım ama milleti zehirleyeceğim.Bazen son bir iş yap hayatın kurtulsun diye şeytan vesvese veriyor. O zaman o gün kahvede duyduğum helal rızık sohbetini hatırlıyorum. Umran hoca ‘Rızkınız için acele etmeyin, sabredin helalinden kazanın.’ demişti. Ahiret var diyorum durduruyorum kendimi.” Bu sözler, 15 ay önce alkol ve madde kullanmayı bırakıp tövbe eden 36 yaşındaki A.C.’ye ait. Bir kahvehane sohbetiyle değişen hayatını anlatırken kötü arkadaş kurbanı olduğunu söylüyor. Bir süre hırsızlık yapan A.C., parasız kaldığı bir gün, cesaret artırıcı ilaç kullanarak bir kahvehaneye girer. Niyeti bir cep telefonu çarparak geçimini sağlamaktır. O sırada kahvedekiler bir konuşmacıyı dinliyordur. Bir masadaki telefonlardan en pahalısını gözüne kestirir ve harekete geçer. Tam telefonu alıp dışarı çıkacağı sırada gayri ihtiyari konuşmacının sözlerine kulak kesilir: “Rızıklarınız yolunda eğer acele ederseniz haramdan alırsınız. Eğer sabrederseniz bu rızık yine gelir ama helalinden gelir. Bu dünyadaki her şeyden sorumluyuz.” O an içinde bir şeyler kopar. Vicdanı sızlar ve telefonu usulca yerine bırakır. Sohbet bittiğinde soluğu konuşmayı yapan Fatih Müftülüğü Aile İrşat Rehberlik Başkanı Umran Kılıçer’in yanında alır. Kılıçer ile uzun uzun konuşan A.C., ertesi gün ilk iş olarak sabah namazına camiye gider ve tövbe edip Allah’tan af diler. A.C., tövbe ettikten sonra da daha önce yaraladığı kişiden helallik ister. Şimdi helal yollardan para kazanarak ailesini geçindiren A.C., en büyük korkusunun 4,5 yaşındaki oğlunun yanlış bir yola sapması olduğunu söylüyor.‘Oğlumu kötülüklerden uzak tutmak için gerekirse evimi taşıyacağım’Eski arkadaş çevresiyle artık görüşmediğini aktaran A.C., “Allah beni o günlere dönmekten korusun. İşim 6’da bitiyorsa ben 9’a kadar çalışıyorum ki beni eskiye döndürecek başka yerlere gitmeyeyim.” diyor. “Oğlumu büyüdüğünde nasıl koruyacağım diye bazen endişeleniyorum. Onun çevresine dikkat edeceğim, aralıklı zamanlarda gidip kontrol edeceğim. Çevresinin kötü olduğunu anladığım anda hemen başka bir okula yazdıracağım, olmadı evimi değiştireceğim.” şeklinde konuşan A.C., 1994’te terör sebebiyle Siirt’ten İstanbul’a ailece göç etmek zorunda kalmış. İstanbul’da iki olumsuz arkadaş grubu arasında kalan A.C., “İstanbul’daki arkadaşım beni gece âlemlerine götürmeye başladı. ‘İki biradan bir şey olmaz’ sözüyle başladığım bira, 3 oldu, 6 oldu. Rakı içtik. Sonra beni hapa alıştırdı. Esrar kullandım. Gün geçtikçe hep daha kötüye gidiyordum. Ailemin haberi yoktu. Dağa çıkarmak isteyen 3 arkadaşım ise ‘Hadi gel, örgüt bize ev ve araba verecek, bir amaç uğruna ölelim’ diyor ve bana bunları aşılamaya çalışıyordu. Sonra onlar dağa çıktılar, çok geçmeden ölüm haberleri geldi.” ifadelerini kullanıyor.
Zaman
Ana Sayfa
30.09.2013
HırsızlıkiçingirdivaazdanetkileniptövbeettiHırsızlık için girdi vaazdan etkilenip tövbe etti
Hatay'da uyuşturucu operasyonu
Zaman
27.09.2013
11:40
Beton mikserinde zulalanmış 4 milyon 226 bin adet captagon hapı Türkiyeye getiren şebekenin ele başları yakalandı. 4 zanlı uluslararası uyuşturucu madde ticareti yapmak suçlaması ile sabah saatlerinde adliyeye sevk edildi. Hatay İl Emniyet Müdürlüğüne bağlı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele ekiplerinin 2013 Nisan ayında gerçekleştirdiği Türkiyenin en büyük 3üncü operasyonunda beton mikserinin içerisine gizlenmiş 4 milyon 226 bin 75 adet captagon hap ele geçirilmişti. Olayla ilgili 5 şahıs gözaltına alınırken sadece 1i tutuklanmıştı. Oprasyonlarını genişleten KOM ekipleri bulunan 712 kilo 700 gramlık uyuşturucu maddenin temin edilmesinden Türkiyeye getirilişine kadar olan süreci yönetenleri göz hapsine aldı. Nisan ayından başlatılan operasyonda bugün düğmeye basan güvenlik güçleri, Kilis ve Antakyada eş zamanlı opresyonla uyuşturucu maddeyi temin eden, pazarlayan 4 kişiyi gözaltına aldı. Evlerinde gözaltına alınan M.E. (60), N.H. (49), S.H. (30) ve H.Ç. (42) ilk sorgularının ardından tutuklanma talebiyle Hatay Adliyesine götürüldü. Gözaltına alınan ve adliyeye sevk edilen 4 kişinin daha önceden de uyuşturucu ticareti yapmak, satmak suçlamaları ile suç kayıtlarının var olduğu öğrenildi. CİHAN
Zaman
Son Dakika
27.09.2013
HataydauyuşturucuoperasyonuHatayda uyuşturucu operasyonu
Haber turu
Zaman
23.09.2013
01:52
Şiddet mağduru kadına Bakan Şahin sahip çıktıİzmir’de eski eşi Selçuk Ö. tarafından 19 yerinden bıçaklanan 2 çocuk annesi Gülşah T., Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin’in sahip çıkmasıyla başka bir ilde koruma altına alındı. Gülşah T.’nin, bir süre sonra sağlanacak evde ve işte, 2 çocuğuyla birlikte yeni yaşamına başlayacağı öğrenildi. Gülşah T.’nin eski eşi Selçuk Ö., olay sonrası tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı.Eşinden kaçmak için kendini zehirleyip ambulans çağırdıOsmaniye’nin Kadirli ilçesinde yaşayan 29 yaşındaki 2 çocuk annesi Fatma S., evden kaçmak için hap içtiğini ve zehirlendiğini söyleyerek 112 Acil’den yardım istedi. Ambulans evine gelir gelmez koşarak araca binen kadın, hastaneye götürülerek midesi yıkandı. 2 ay sığınma evinde kalan Fatma S., eşinin psikolojik baskı yaptığını, evden dışarı çıkmasına izin vermediğini iddia ederek, kendisine yardım edilmesini istedi.Sunucu, radyoda ölü bulunduKastamonu’da faaliyet gösteren Radyo 37’nin işletmecisi ve sunucusu Fatih Türkönde (35), 02.00’ye kadar canlı program yaptığı radyo binasında sabah saatlerinde ölü bulundu. Türkönde, canlı program sonrası yan odada bulunan yatağında dinlenmeye çekildi. Sabah saatlerinde radyoya gelen kardeşi, ağabeyinin cansız bedeniyle karşılaştı. Olay yerine çağrılan 112 sağlık ekibince yapılan tüm müdahaleye rağmen Türkönde hayata döndürülemedi.Atakan için ‘saygı yürüyüşü’Antakya’da ODTÜ’deki protestoculara destek eylemi sırasında hayatını kaybeden 23 yaşındaki Ahmet Atakan için ‘saygı yürüyüşü’ düzenlendi. Atakan’ın öldüğü Armutlu Mahallesi’nde toplanan yaklaşık bin kişi, üzerlerindeki siyah tişörtlerle olayın meydana geldiği caddeden mezarlığa kadar yürüdü. CHP Hatay Milletvekili Hasan Akgöl’ün yer aldığı yürüyüşe Atakan ailesinin yanı sıra Abdullah Cömert ve Ali İsmail Korkmaz’ın annesi da katıldı. Mezar başında Ahmet Atakan’ın annesi Emsal Atakan gözyaşı döktü. Yürüyüşe katılanlar mezara kırmızı karanfil bıraktı.
Zaman
Güncel
23.09.2013
HaberturuHaber turu
'Hassas' operasyon polis kamerasında
Zaman
09.09.2013
13:01
İstanbul narkotik polisinin, Hollandadan getirilen ve Türkiyeden götürülen uyuşturucunun yakalanmasına yönelik operasyonunda 500 bin adet uyuşturucu hap, 15 kilogram bonzai ve 20 kilogram eroin ele geçirildi. Nadir olarak 3 uyuşturucu türünün de aynı operasyonda ele geçirildiğini belirten emniyet yetkilileri, takip edilen araçta çocuk olması nedeniyle yakalama sırasında hassasiyet gösterdiklerini söyledi. Operasyon da polis kamerasınca saniye saniye kaydedildi. İstanbul Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından yapılan son operasyon Türkiyeye Hollandadan uyuşturucu getirileceği bilgisi üzerine başladı. Yapılan tespitler ilginç bir olayı daha ortaya çıkardı. Buna göre, gelen uyuşturucu ile ilgili şüphelilerin aynı zamanda yurt dışına uyuşturucu götüren bazı kişilerle de irtibatlı olduklarını ortaya koydu. Edirneye kadar takibi yapılan araç aynı zamanda hassas bir uygulamaya da sahne oldu. Takip edilen araçta çocuk bulunduğunu bilen ekip amirleri, özenli davranılması talimatını anonslarla diğer ekiplere bildirdi. Talimat üzerine hassas bir operasyon yapan polis, silah kullanmadan araçtakileri indirdikten sonra arama yaptı. Şüpheliler gözaltına alındı. Başka bir araçta eğitimli narkotik köpeğinin yaptığı arama sonucu zulalanmış olarak uyuşturucu ele geçirildi. Büyükçekmecede yapılan operasyonda ise bir evde arama yapıldı. Aramada bazanın içine gizlenmiş olarak uyuşturucu haplar ele geçirildi. Operasyonun devamında 15 kilo 100 gram bonzai isimli uyuşturucu ele geçirildi. Her iki operasyon kapsamında 7 şüpheli gözaltına alındı. Adliyeye sevk edilen şüphelilerden 5i tutuklanarak cezaevine gönderildi. CİHAN
Zaman
Son Dakika
09.09.2013
HassasoperasyonpoliskamerasındaHassas operasyon polis kamerasında
NEVDER üyeleri Portekiz ve Litvanya'da incelemelerde bulundu
Zaman
06.09.2013
12:11
Nevşehir Eğitime Gönül Verenler Derneği (NEVDER) üyesi 17 kişi, Portekiz ve Litvanya’ya giderek özürlüler ve uyuşturucu bağımlılarıyla ilgili sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarını inceledi. NEVDER tarafından hazırlanan SETreality isimli proje, Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı (Ulusal Ajans) tarafından Grundtvig Öğrenme Ortaklıkları projesi kapsamında hibe desteği almaya hak kazandı. Proje ile ortak dernekler arasında özellikle özürlüler, uyuşturucu ve hap bağımlıları ve akıl hastaları gibi dezavantajlı gruplar olarak nitelendirilen kişilerin rehabilitesi için nelerin yapıldığı, yapılması gerektiği noktasında araştırma, inceleme ve analiz yaparak ülkelerinde uygulanması noktasında kamuoyu oluşturulması amaçlanıyor. NEVDER Başkanı Ali Kızıltepe, yürütmekte oldukları SETreality isimli proje ile şimdiye kadar 17 üyeyle birlikte Portekiz ve Litvanya’yı ziyaret ettiklerini söyledi. Projede ortaklarının İngiltere, İtalya, Avusturya, Romanya, Litvanya, Portekiz ve Yunanistan’da bulunan “Sosyal Firma” niteliğindeki dernekler olduğunu ifade eden Kızıltepe şöyle konuştu: Sosyal firma kavramı Avrupa’da kar amacı gütmeyen, daha çok sosyal konularda toplum yararına faaliyet gösteren derneklere deniyor. Bu tür derneklere belediyeler, kamu kurumları ve vatandaşlar önemli maddi katkıda bulunuyor. Şu ana kadar Nisan ayında gittiğimiz Portekiz ve Haziran ayında gittiğimiz Litvanya ziyaretlerimizde oradaki ortaklarımızın Sosyal Firma olarak ne gibi faaliyetler yürüttüğünü inceleme fırsatı bulduk. Katılımcı arkadaşlar açısından çok yararlı oldu. Portekiz’de hapçılar, uyuşturucu müptelalarını bahçe, park, restaurant gibi işlerde çalıştırarak rehabilite edildikleri gördük. Portekiz’de proje ortağımız olan ARİA adlı derneğin akıl hastanesinde yatan hastalara yaptığı programları yerinde inceleme fırsatı elde ettik. Orada hastaları bahçe, park, restaurant gibi işlerde çalıştırarak rehabilite ediyorlar ve güzel sonuçlar aldıklarını söyledi. Bunların Türkiye’de uygulanması için girişimlerde bulunacağız. Toplamda 17 arkadaşımız bu ülkeleri ziyaret etti. Bizde kendi ülkemizde daha başka ne tür sosyal sorumluluk projeleri gerçekleştirebileceğimiz konusunda fikir sahibi olduk. Derneğimiz son zamanlarda çok önemli etkinlikler gerçekleştiriyor. Bu tip projelerle de hem üyelerimizin gelişimine katkı sağlıyoruz, hem de farklı ülkelerden insanlara bizleri ve toplumumuzu doğru tanıtma imkanı elde etmiş oluyoruz. Toplam 25 bin Euro hibe desteği aldıkları SETreality isimli projelerinin 2012 yılında başladığını ve 2014 yılında sona ereceğini belirten Kızıltepe, 2014 yılı Nisan ayı içerisinde proje ortağımız olan İngiltere, İtalya, Avusturya, Romanya, Litvanya, Portekiz ve Yunanistan’da faaliyette bulunan sosyal firma kapsamındaki proje ortaklarımızdan oluşan bir grubu şehrimizde ağırlayacağız. Burada yapılan sosyal programları anlatacak ve uygulanan yerlere götüreceğiz. Bugüne kadar olan çalışmalarımızı da değerlendirme imkanı yakalayacağız. Proje kapsamında 17- 22 Eylül arasında Yunanistan’a iki arkadaşımız giderek ortaklarımızla çalışmalar yapacak. 2014 yılı Haziran ayında ise 5 arkadaşımız İtalya’ya aynı amaçla gidecek. diye konuştu. CİHAN
Zaman
Son Dakika
06.09.2013
NEVDERüyeleriPortekizveLitvanyadaincelemelerdebulunduNEVDER üyeleri Portekiz ve Litvanyada incelemelerde bulundu
Seyir halindeki kamyonette 25 kilo esrar ele geçirildi
Zaman
29.08.2013
11:41
Bursa jandarması tarafından alının ihbar üzerine yapılan operasyonda bir kamyonette çuvallar içine gizlenmiş toplam 24 bin 810 gram kubar esrar ele geçirildi. Bursa İl Jandarma Komutanlığınca yapılan istihbarat çalışmaları sonucunda, Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesinde narkotik ve psikotrop madde imal ve ticareti yapıldığı tespit edildi.Alınan ihbarı değerlendiren Bursa İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, jandarma narkotik madde arama köpeği Acil’inde katılımıyla operasyon düzenledi. Operasyonda ismi öğrenilemeyen bir şüpheli şahsın kullandığı kamyonette yapılan aramada; çuvallar içine gizlenmiş toplam 24 bin 810 gram Kubar esrar ele geçirildi. Şüpheli şahsın evinde yapılan aramada ise 1 adet 7.65 mm çapında ruhsatsız tabanca, 1 adet ruhsatsız otomatik av tüfeği, 43 adet av tüfeği fişeği ile 240 gram kenevir tohumu ele geçirildi. Olayda ele geçirilen esrar maddesi ile silah ve mühimmata el konulurken, şüpheli şahıs gözaltına alındı.8 AYDA 53 UYUŞTURUCU OPERASYONUBu arada Bursa İl Jandarma Komutanlığınca uyuşturucu ile mücadele kapsamında 1 Ocak 2013 tarihinden bu güne kadar 53 narkotik ve psikotrop madde kaçakçılığı olayına yönelik operasyon düzenlendi. Düzenlenen operasyonlarda 316 bin 647 gram kubar esrar, 315 bin 838 kök kenevir bitkisi, 79 adet sentetik hap, 2 bin 736 gram kenevir tohumu, 1 gram bonzai uyuşturucu maddesi, 3 adet tabanca, 8 adet av tüfeği, 229 adet tabanca fişeği ile 53 adet av tüfeği fişeği ele geçirildi. Bu olaylarda toplam 119 şüpheli şahıs adli makamlara sevk edildi. CİHAN
Zaman
Son Dakika
29.08.2013
Seyirhalindekikamyonette25kiloesrarelegeçirildiSeyir halindeki kamyonette 25 kilo esrar ele geçirildi
Küçük kazalar, büyük problemlere yol açabilir
Zaman
29.07.2013
15:02
Beyin ve Sinir Cerrahı Opr. Dr. Ali Kemal Ulaş, Ev ya da iş hayatınızda başınızı bir yerlere çarpıp yaşadığınız küçük kazalar büyük problemlere yol açabilir. Özellikle 55 yaş üstü insanlarda beyin kanamasına bağlı olarak hayati risk oluşturabilir dedi.Hospital Park Grup Samsun Büyük Anadolu Meydan Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahı Opr. Dr. Ali Kemal Ulaş, ev, iş ve sosyal hayatta yaşanan küçük kazaların büyük problemlere yol açabileceğini söyledi. Ulaş, özellikle pencere, kapı, yatak gibi nesnelere başımızı çarparak yaptığımız küçük kazaların 55-60 yaş üstü insanların beyin de kan damarlarında gerilime bağlı küçük kanamalar neden olup buna bağlı olarak, baş ağrısı, kekemelik, hareket kabiliyetinde azalma gibi şikayetlerin olabileceğini, bunu için felce kadar gidebilecek olan bu tür küçük kazaları önemseyerek mutlaka bir doktora görülmesi gerektiğini belirti.Tıp dilinde kronik subdural hematom yani kan damarlarındaki gerilime bağlı beyin zarı altına olan kanamalar konusunda bilgi veren Beyin ve Sinir Cerrahı Opr. Dr. Ali Kemal Ulaş, Kronik subdural hematom genellikle bir travma sonrasında olur ve bazen o kadar küçük olabilir ki hasta tarafından hatırlanmaz. 66 yaşında olan hastamız Hüseyin Aydın da yaklaşık 2 ay önce küçük bir kaza geçirmiş ve başını çarpmış o anda önemsememiş. Hastamız daha sonra konuşmasında bozulma, hareketlerinde dengesizlik ve baş ağrısı gibi şikayetler meydana geldiğini belirtti. Şikayetler üzerine hasta bize başvuruyor. Yapılan muayene ve çekilen filmlerde hastamızın beyninin iki tarafında da ciddi bir kanama tespit ettik. Genelde 55 yaş üzeri insanlarda kafa çarpmalarında sıkça yaşanan bir durumdur bu. Önemli olan burada erken tedavi yapılması, erken tedavi yapılmadığı zaman hastadaki bu şikayetler kalıcı olabiliyor. Özellikle kapı, pencere ve yatak başına kafa çarpmalarında insanlar bu küçük kazaları önemsemiyor. Siz siz olun mutlaka bu tür kazalardan sonra bir doktora görünün şeklinde konuştu.Hüseyin Aydın adlı hastaya uygulanan tedavi hakkında da bilgi veren Samsun Büyük Anadolu Meydan Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahı Opr. Dr. Ali Kemal Ulaş, İnsanlar yaşlandıkça beyin küçülmeye başlıyor. Fakat kafatası aynı kaldığı için beyin ile beyin zarı arasında oluşan boşlukta kılcal damarlar geriliyor. Bu yüzden böyle küçük kazalarda damarlarda çatlamalar, kan sızmaları meydana gelip buradaki boşluğu beynin her iki tarafını da doldurmaya başlıyor, beyin dokusuna zarar veriyor. Ta ki hastada şikayetler başlayana kadar insanlar bunu anlayamıyorlar. Düşünebilirsiniz küçük çocuklar çok düşüyor neden onlarda böyle bir durum söz konusu olmuyor diye? Onlarda da beyin, kafatasını tam doldurduğu için bu küçük kazalarda damar çatlamaları yaşamıyorlar. Bize başvuran hastamızın beyninin her iki tarafı da kan sıkışıklığı vardı. Eskiden bu vakalarda kemiği kaldırarak cerrahi işlem yapılıyordu, şimdi ise bu kanamaları mikroskopi eşliğinde kafanın iki tarafına ikişer tane küçük delik açarak oradan girip kanamanın tamamını boşaltılabiliyor. Hasta en az hasarla ameliyat oluyor ve 3 gün sonra taburcu ediliyor. Son olarak bu tür kazalarda mutlaka bir doktora görünün. Özellikle baş ağrısı yaptığı zaman bir hap içeyim geçer demeyin. Erken teşhisin hayat kurtardığını tekrar belirtmek istiyorum diye konuştu.Yeniden eski sağlığına kavuştuğu için çok mutlu olduğunu belirten Hüseyin Aydın da ilgi ve alakalarından dolayı Samsun Büyük Anadolu Meydan Hastanesi çalışanlarına ve doktoru Opr. Dr. Ali Kemal Ulaşa teşekkür ettiğini ifade etti.(İHA)
Zaman
Sağlık
29.07.2013
KüçükkazalarbüyükproblemlereyolaçabilirKüçük kazalar büyük problemlere yol açabilir
Küçük kazalar, büyük problemlere yol açabilir
Zaman
29.07.2013
13:03
Beyin ve Sinir Cerrahı Opr. Dr. Ali Kemal Ulaş, Ev ya da iş hayatınızda başınızı bir yerlere çarpıp yaşadığınız küçük kazalar büyük problemlere yol açabilir. Özellikle 55 yaş üstü insanlarda beyin kanamasına bağlı olarak hayati risk oluşturabilir dedi.Hospital Park Grup Samsun Büyük Anadolu Meydan Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahı Opr. Dr. Ali Kemal Ulaş, ev, iş ve sosyal hayatta yaşanan küçük kazaların büyük problemlere yol açabileceğini söyledi. Ulaş, özellikle pencere, kapı, yatak gibi nesnelere başımızı çarparak yaptığımız küçük kazaların 55-60 yaş üstü insanların beyin de kan damarlarında gerilime bağlı küçük kanamalar neden olup buna bağlı olarak, baş ağrısı, kekemelik, hareket kabiliyetinde azalma gibi şikayetlerin olabileceğini, bunu için felce kadar gidebilecek olan bu tür küçük kazaları önemseyerek mutlaka bir doktora görülmesi gerektiğini belirti.Tıp dilinde kronik subdural hematom yani kan damarlarındaki gerilime bağlı beyin zarı altına olan kanamalar konusunda bilgi veren Beyin ve Sinir Cerrahı Opr. Dr. Ali Kemal Ulaş, Kronik subdural hematom genellikle bir travma sonrasında olur ve bazen o kadar küçük olabilir ki hasta tarafından hatırlanmaz. 66 yaşında olan hastamız Hüseyin Aydın da yaklaşık 2 ay önce küçük bir kaza geçirmiş ve başını çarpmış o anda önemsememiş. Hastamız daha sonra konuşmasında bozulma, hareketlerinde dengesizlik ve baş ağrısı gibi şikayetler meydana geldiğini belirtti. Şikayetler üzerine hasta bize başvuruyor. Yapılan muayene ve çekilen filmlerde hastamızın beyninin iki tarafında da ciddi bir kanama tespit ettik. Genelde 55 yaş üzeri insanlarda kafa çarpmalarında sıkça yaşanan bir durumdur bu. Önemli olan burada erken tedavi yapılması, erken tedavi yapılmadığı zaman hastadaki bu şikayetler kalıcı olabiliyor. Özellikle kapı, pencere ve yatak başına kafa çarpmalarında insanlar bu küçük kazaları önemsemiyor. Siz siz olun mutlaka bu tür kazalardan sonra bir doktora görünün şeklinde konuştu.Hüseyin Aydın adlı hastaya uygulanan tedavi hakkında da bilgi veren Samsun Büyük Anadolu Meydan Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahı Opr. Dr. Ali Kemal Ulaş, İnsanlar yaşlandıkça beyin küçülmeye başlıyor. Fakat kafatası aynı kaldığı için beyin ile beyin zarı arasında oluşan boşlukta kılcal damarlar geriliyor. Bu yüzden böyle küçük kazalarda damarlarda çatlamalar, kan sızmaları meydana gelip buradaki boşluğu beynin her iki tarafını da doldurmaya başlıyor, beyin dokusuna zarar veriyor. Ta ki hastada şikayetler başlayana kadar insanlar bunu anlayamıyorlar. Düşünebilirsiniz küçük çocuklar çok düşüyor neden onlarda böyle bir durum söz konusu olmuyor diye? Onlarda da beyin, kafatasını tam doldurduğu için bu küçük kazalarda damar çatlamaları yaşamıyorlar. Bize başvuran hastamızın beyninin her iki tarafı da kan sıkışıklığı vardı. Eskiden bu vakalarda kemiği kaldırarak cerrahi işlem yapılıyordu, şimdi ise bu kanamaları mikroskopi eşliğinde kafanın iki tarafına ikişer tane küçük delik açarak oradan girip kanamanın tamamını boşaltılabiliyor. Hasta en az hasarla ameliyat oluyor ve 3 gün sonra taburcu ediliyor. Son olarak bu tür kazalarda mutlaka bir doktora görünün. Özellikle baş ağrısı yaptığı zaman bir hap içeyim geçer demeyin. Erken teşhisin hayat kurtardığını tekrar belirtmek istiyorum diye konuştu.Yeniden eski sağlığına kavuştuğu için çok mutlu olduğunu belirten Hüseyin Aydın da ilgi ve alakalarından dolayı Samsun Büyük Anadolu Meydan Hastanesi çalışanlarına ve doktoru Opr. Dr. Ali Kemal Ulaşa teşekkür ettiğini ifade etti.(İHA)
Zaman
Son Dakika
29.07.2013
KüçükkazalarbüyükproblemlereyolaçabilirKüçük kazalar büyük problemlere yol açabilir
Yaşlanmak değil, iyi yaşlanmak mesele
Zaman
27.07.2013
13:13
Bir dönemin en popüler sağlık uygulamalarından biriydi anti-aging, yani yaşlanma karşıtlığı. Prof. Dr. Osman Müftüoğlu da desteklemişti. Bir süre sonra bunun şarlatanlık olduğunu söyleyen Müftüoğlu ile bir araya geldik. “Yaşlanmayı durdurmak mümkün değil” diyen Müftüoğlu, iyi yaşlanmanın önemini vurguluyor.Anti-aging, bir dönemin popüler kavramıydı. Siz de destekleyip sonra önemsemediğinizi söylediniz. Anti-aging neydi, ne oldu?Amerika’da bir hekimin gündeme getirdiği kavramdı anti-aging. İkinci Dünya Savaşı sonrası ortalama yaş sınırının ve yaşlı nüfusun artması bunda etkili oldu. Sonra bu nüfusun ihtiyaçlarının sadece ekonomik, toplumsal değil sağlık açısından da farklı değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Yaşlanma işine biraz daha fazla eğilim oldu. Çünkü insanlar yaşlandıkça farklı hastalıklar görülüyordu. Diyabetik, hipertansiyon, obezite, kanser, alzheimer parkinson, bunama gibi. Bu kavram konuşulurken yaşlanma süreci de gözden geçirildi ve bu sürecin kendi haline bırakılabilir olmadığı konusunda fikir jimnastiği yapıldı. Buraya kadar her şey normaldi.Nerede anormalleşti?İsim başından beri yanlıştı. Hiçbir zaman anti ile başlayan bir şeye sempati duymadım. Karşıtlığından çok, onu anlayıp çözmek genel yaklaşım tarzım.Ama Türkiye’deki ilk anti-aging uzmanı olarak anılıyorsunuz.1990’larda ilgi duyduğum bir alandı. Bu konuda Türkiye’de ilk eğitim alan kişi oldum. Daha eğitim almaya başladığımda, 1997’de anti-aging diploması için Amerika’da yaptığım toplantılarda bu işin bilimsel tıptan uzak olduğunu gördüm. Gerçi bu çok önemli değil, bilimsel tıp her şeyi bilmiyor ama şarlatanlığa açık olabilecek nüanslar olduğunu fark edince, mesafeli durdum. Ne zaman ki yaşlanmayla ilgili fikirlerimi ortaya koymaya başladım, anti-aging konusu popüler hale geldi ve otomatikman anti-aging uzmanı olarak adlandırıldım.Böylesine anti bir meseleyle anılmaya karşı durmadınız mı?Başlangıçta çok karşı çıkmadım. Anlatmak istediğim şeyler için böyle bir manivela oluştu ve ben de değerlendirdim. Bir de o dönemde Demirel’in doktorluğunu yapıyor olmam, onun cumhurbaşkanlığı süreci yaşlılığını izlemek beni bu konuda popülerleştirdi. 2004’te anti-aging işinin hikâye olduğunu, baştan aşağı bu sözcüğün sorgulanması gerektiğini söyledim.Anti-aging başından beri boşluklara sahiptiBu kadar popülerken neden anti-aging hikâye dediniz?Yaşlanmanın durdurulamaz ancak iyi yönetilebilecek bir süreç olduğunun farkındaydım. ‘Hadi yaşlanma saatlerini geri alalım’ gibi olayı yaşlanma karşıtı haline getirecek, yaşlılığın kötü algılanmasına sebep olacak bir duruş beni rahatsız ediyor.Peki yaşlanmayı durdurmak mümkün mü?Hayır sadece yavaşlatılabilir. Tersine çevirmek asla mümkün değil.Bu süreçte anti-aging adı altında birçok kişi uzmanı olduğunu söylerken, piyasaya da anti-aging ürünleri sürüldü...Bu süreç çok karmaşık. Mesleki açıdan kendine yeni yollar arayan maceraperestler, fazla kazanç elde edebileceğini düşünen bazı tıbbi personeller (beslenme uzmanı diyetisyen psikolog) kendilerini bu alanda konumlandırdı. Ve bu alan kirlendi. Zaten tarifi net olmayan her şey kirlenmeye açıktır. Anti-aging zaten başından beri birtakım boşluklar içeriyordu.Ne gibi boşluklar?Birinin ‘insan büyüme hormonunu enjeksiyonla veriyorum, sizi gençleştireceğim’ demesi mümkün değil. Aynı zamanda ‘büyüme hormonu salgılatan hap yaptım. Bunu yut, beş yaş genç görün’ gibi şeyler imkansız. İşin bu kısmıyla ilgili değildim.Ama insanlar ilgiliydi ve bu kullanıldı...İnsanların maddi zarara uğraması önemli değil. Problem, insanların ruhuna zarar verilmesi. Ruhi zarar kolay tedavi edilemez. İnsanların beklentileriyle oynamak çok daha yanlış. ‘Yaşlılığı durduralım, sizi 10 yaş gençleştirelim’ diyenler oldu. Bu vaatler insanların psikolojisinde başka yaralar açıyor. O başka şeyler insanları estetik operasyona kadar yönlendiriyor.İyi yaşlanma beden ve ruh işbirliğiyle ilerlerPopülerliğini kaybeden anti-aging yerine kullandığınız, yeni bir söylem Aging well. Nedir anlamı?İyi yaşlanma. Anti-aging’in alternatifi ya da karşısında duran bir kavram değil. 2005’ten beri üzerinde durduğum bir konu. İyi yaşlanmanın içeriğini doldurmamız lazım. İyi yaşlanmak, bilgeliktir. Eski deyimimizle ak sakal olmaktır, tecrübe biriktirmektir. Daha hoşgörülü, yönetici, miras bırakıcı, yalın bakan ve sivriliklerden sıyrılan insan haline gelmektir. Önce zihni iyileştirmek lazım. Beden zaten zihnin bu gelişimini takip eder. İyi yaşlanma, beden ve ruh işbirliğiyle ilerler.‘Her insan ruh ve bedenden müşekkeldir’ sözünü sık kullanıyorsunuz...Müşekkel sözcüğünün tam karşılığı Türkçede yok ama ‘şekillenmiş’ diyebiliriz. Bu şekillenme un ve su karışımının hamur haline gelmesi gibi ruh ve bedenin bir araya gelmesidir. Kıvamı
Zaman
Ana Sayfa
27.07.2013
YaşlanmakdeğiliyiyaşlanmakmeseleYaşlanmak değil iyi yaşlanmak mesele
Yaşlanmak değil, iyi yaşlanmak mesele
Zaman
27.07.2013
01:58
Bir dönemin en popüler sağlık uygulamalarından biriydi anti-aging, yani yaşlanma karşıtlığı. Prof. Dr. Osman Müftüoğlu da desteklemişti. Bir süre sonra bunun şarlatanlık olduğunu söyleyen Müftüoğlu ile bir araya geldik. “Yaşlanmayı durdurmak mümkün değil” diyen Müftüoğlu, iyi yaşlanmanın önemini vurguluyor.Anti-aging, bir dönemin popüler kavramıydı. Siz de destekleyip sonra önemsemediğinizi söylediniz. Anti-aging neydi, ne oldu?Amerika’da bir hekimin gündeme getirdiği kavramdı anti-aging. İkinci Dünya Savaşı sonrası ortalama yaş sınırının ve yaşlı nüfusun artması bunda etkili oldu. Sonra bu nüfusun ihtiyaçlarının sadece ekonomik, toplumsal değil sağlık açısından da farklı değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Yaşlanma işine biraz daha fazla eğilim oldu. Çünkü insanlar yaşlandıkça farklı hastalıklar görülüyordu. Diyabetik, hipertansiyon, obezite, kanser, alzheimer parkinson, bunama gibi. Bu kavram konuşulurken yaşlanma süreci de gözden geçirildi ve bu sürecin kendi haline bırakılabilir olmadığı konusunda fikir jimnastiği yapıldı. Buraya kadar her şey normaldi.Nerede anormalleşti?İsim başından beri yanlıştı. Hiçbir zaman anti ile başlayan bir şeye sempati duymadım. Karşıtlığından çok, onu anlayıp çözmek genel yaklaşım tarzım.Ama Türkiye’deki ilk anti-aging uzmanı olarak anılıyorsunuz.1990’larda ilgi duyduğum bir alandı. Bu konuda Türkiye’de ilk eğitim alan kişi oldum. Daha eğitim almaya başladığımda, 1997’de anti-aging diploması için Amerika’da yaptığım toplantılarda bu işin bilimsel tıptan uzak olduğunu gördüm. Gerçi bu çok önemli değil, bilimsel tıp her şeyi bilmiyor ama şarlatanlığa açık olabilecek nüanslar olduğunu fark edince, mesafeli durdum. Ne zaman ki yaşlanmayla ilgili fikirlerimi ortaya koymaya başladım, anti-aging konusu popüler hale geldi ve otomatikman anti-aging uzmanı olarak adlandırıldım.Böylesine anti bir meseleyle anılmaya karşı durmadınız mı?Başlangıçta çok karşı çıkmadım. Anlatmak istediğim şeyler için böyle bir manivela oluştu ve ben de değerlendirdim. Bir de o dönemde Demirel’in doktorluğunu yapıyor olmam, onun cumhurbaşkanlığı süreci yaşlılığını izlemek beni bu konuda popülerleştirdi. 2004’te anti-aging işinin hikâye olduğunu, baştan aşağı bu sözcüğün sorgulanması gerektiğini söyledim.Anti-aging başından beri boşluklara sahiptiBu kadar popülerken neden anti-aging hikâye dediniz?Yaşlanmanın durdurulamaz ancak iyi yönetilebilecek bir süreç olduğunun farkındaydım. ‘Hadi yaşlanma saatlerini geri alalım’ gibi olayı yaşlanma karşıtı haline getirecek, yaşlılığın kötü algılanmasına sebep olacak bir duruş beni rahatsız ediyor.Peki yaşlanmayı durdurmak mümkün mü?Hayır sadece yavaşlatılabilir. Tersine çevirmek asla mümkün değil.Bu süreçte anti-aging adı altında birçok kişi uzmanı olduğunu söylerken, piyasaya da anti-aging ürünleri sürüldü...Bu süreç çok karmaşık. Mesleki açıdan kendine yeni yollar arayan maceraperestler, fazla kazanç elde edebileceğini düşünen bazı tıbbi personeller (beslenme uzmanı diyetisyen psikolog) kendilerini bu alanda konumlandırdı. Ve bu alan kirlendi. Zaten tarifi net olmayan her şey kirlenmeye açıktır. Anti-aging zaten başından beri birtakım boşluklar içeriyordu.Ne gibi boşluklar?Birinin ‘insan büyüme hormonunu enjeksiyonla veriyorum, sizi gençleştireceğim’ demesi mümkün değil. Aynı zamanda ‘büyüme hormonu salgılatan hap yaptım. Bunu yut, beş yaş genç görün’ gibi şeyler imkansız. İşin bu kısmıyla ilgili değildim.Ama insanlar ilgiliydi ve bu kullanıldı...İnsanların maddi zarara uğraması önemli değil. Problem, insanların ruhuna zarar verilmesi. Ruhi zarar kolay tedavi edilemez. İnsanların beklentileriyle oynamak çok daha yanlış. ‘Yaşlılığı durduralım, sizi 10 yaş gençleştirelim’ diyenler oldu. Bu vaatler insanların psikolojisinde başka yaralar açıyor. O başka şeyler insanları estetik operasyona kadar yönlendiriyor.İyi yaşlanma beden ve ruh işbirliğiyle ilerlerPopülerliğini kaybeden anti-aging yerine kullandığınız, yeni bir söylem Aging well. Nedir anlamı?İyi yaşlanma. Anti-aging’in alternatifi ya da karşısında duran bir kavram değil. 2005’ten beri üzerinde durduğum bir konu. İyi yaşlanmanın içeriğini doldurmamız lazım. İyi yaşlanmak, bilgeliktir. Eski deyimimizle ak sakal olmaktır, tecrübe biriktirmektir. Daha hoşgörülü, yönetici, miras bırakıcı, yalın bakan ve sivriliklerden sıyrılan insan haline gelmektir. Önce zihni iyileştirmek lazım. Beden zaten zihnin bu gelişimini takip eder. İyi yaşlanma, beden ve ruh işbirliğiyle ilerler.‘Her insan ruh ve bedenden müşekkeldir’ sözünü sık kullanıyorsunuz...Müşekkel sözcüğünün tam karşılığı Türkçede yok ama ‘şekillenmiş’ diyebiliriz. Bu şekillenme un ve su karışımının hamur haline gelmesi gibi ruh ve bedenin bir araya gelmesidir. Kıvamı
Zaman
En Çok Okunan
27.07.2013
YaşlanmakdeğiliyiyaşlanmakmeseleYaşlanmak değil iyi yaşlanmak mesele
Başbakanlık için Baradey tercihi, darbe cephesini çatlattı
Zaman
08.07.2013
19:00
Askerî müdahale ve sonrasında 36 kişinin öldüğü sokak çatışmalarının ardından Mısır’da sular durulmuyor. Darbe yönetiminin Nobel Barış Ödüllü hukuk profesörü Muhammed el Baradey’i başbakanlığa getireceği iddia edildi. Orduyla işbirliği yapan Selefiler ise bu durumda desteklerini çekeceklerini açıkladı.Muhammed Mursi’nin darbe ile görevinden uzaklaştırıldığı Mısır’da dün gözler, kurulacak geçiş hükümetindeydi. Mursi’nin yetkilerini devralan Anayasa Mahkemesi Başkanı Adli Mansur, darbenin başaktörü genelkurmay başkanının yanı sıra önde gelen siyasî parti ve gençlik gruplarının temsilcileri ile bir araya geldi.Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA) eski başkanı Muhammed el Baradey’in (71) başbakan olacağı açıklanırken Mursi’nin mensubu olduğu Müslüman Kardeşler’in siyasî kolu Hürriyet ve Adalet Partisi (HAP), önceki gece 36 kişinin hayatını kaybettiği çatışmaların gölgesinde yapılan görüşmeleri boykot etti.Orduyla işbirliği yapan Selefi Nur Partisi ise Baradey’in atanmasına tepki gösterdi: “Süreçten çekiliriz.” Dünya Müslüman Âlimler Birliği Başkanı Yusuf el Kardavi, Mursi’ye destek fetvası yayınlarken, darbe karşıtı cephe de halka askerî müdahaleyi protesto için bugün meydanlara çıkma çağrısı yaptı.Birleşmiş Milletler de ‘darbe’ diyemediJohn McCainden cesur ‘darbe’ çıkışı[HABER ANALiZ] Sina, askerlerin uykusunu kaçırıyorOrdunun darbe yapmasına zemin hazırlayan İsyan-Temerrud Cephesi de, elde ettikleri “ikinci devrimin” başarılı olması için halkın 30 Haziran’da olduğu gibi yeniden sokaklara dökülmesi çağrısında bulundu. Mursi karşıtı ve taraftarları arasında kanlı çatışmaların büyümesinden endişe ediliyor. Önceki gün akşamüzeri başlayan ve başkent Kahire’nin yanı sıra İskenderiye, Sina, İsmailiye ve Asyut kentlerinde gerçekleşen çatışmalarda hayatını kaybeden 36 kişinin yanında 1.100 kadar kişinin de yaralandığı açıklandı. Önceki hafta yaşanan benzer çatışmalarda da 75 kişi ölmüştü. Dün ülke genelinde ordu birliklerinin yoğun güvenlik önlemleri aldığı gözlemlenirken, ordu içinde Genelkurmay Başkanı Abdulfettah el Sisi’ye Mursi’nin görevine iade edilmesine dair baskı yapıldığı yönündeki haberler yalanlandı. Ordunun giriş ve çıkışları kısıtladığı Sina Yarımadası’ndan ise ülkedeki karmaşayı daha da ileri boyutlara taşıyabilecek haberler geliyor. Dün Hıristiyan bir din adamının alışveriş yaptığı sırada silahlı kişilerce öldürüldüğü bölgede Ensar el Şeria adlı bir örgütün faaliyete başladığı duyuruldu. Örgüt, Mursi’nin devrilmesini inançlarına yapılmış bir saldırı olarak değerlendiriyor. 90 milyonluk Mısır’ın yaklaşık yüzde 10’unu Hıristiyanlar oluşturuyor.Bu arada İçişleri Bakanlığı, Mursi karşıtı gösterilere ülke genelinde 17 milyon kişinin katıldığını belirtirken Ahram Gazetesi, bu rakamı 33 milyon olarak verdi. Müslüman Kardeşler, Mursi’nin asker zoruyla alaşağı edilmesinin devrik diktatör Hüsnü Mübarek rejiminin tekrar işbaşına gelmesi olduğunu söylüyor. Dün başbakan olarak atanan Baradey, 2 yıl önceki Mübarek karşıtı harekette de öncü bir rol oynamıştı. Eğitimini Mısır, İsviçre ve ABD’de tamamlayan Baradey bir hukuk profesörü. 1997-2009 yılları arasında Birleşmiş Milletler’e bağlı IAEA başkanlığını yapan Mısırlı akademisyen, kurumuyla birlikte 2005’te Nobel Barış Ödülü’nü aldı. İsmi daha önceki yıllarda cumhurbaşkanlığı adaylığı için de geçmişti.
Zaman
Dünya
08.07.2013
BaşbakanlıkiçinBaradeytercihidarbecephesiniçatlattıBaşbakanlık için Baradey tercihi darbe cephesini çatlattı
Başbakanlık için Baradey tercihi, darbe cephesini çatlattı
Zaman
07.07.2013
10:56
Askerî müdahale ve sonrasında 36 kişinin öldüğü sokak çatışmalarının ardından Mısır’da sular durulmuyor. Darbe yönetiminin Nobel Barış Ödüllü hukuk profesörü Muhammed el Baradey’i başbakanlığa getireceği iddia edildi. Orduyla işbirliği yapan Selefiler ise bu durumda desteklerini çekeceklerini açıkladı.Muhammed Mursi’nin darbe ile görevinden uzaklaştırıldığı Mısır’da dün gözler, kurulacak geçiş hükümetindeydi. Mursi’nin yetkilerini devralan Anayasa Mahkemesi Başkanı Adli Mansur, darbenin başaktörü genelkurmay başkanının yanı sıra önde gelen siyasî parti ve gençlik gruplarının temsilcileri ile bir araya geldi.Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA) eski başkanı Muhammed el Baradey’in (71) başbakan olacağı açıklanırken Mursi’nin mensubu olduğu Müslüman Kardeşler’in siyasî kolu Hürriyet ve Adalet Partisi (HAP), önceki gece 36 kişinin hayatını kaybettiği çatışmaların gölgesinde yapılan görüşmeleri boykot etti.Orduyla işbirliği yapan Selefi Nur Partisi ise Baradey’in atanmasına tepki gösterdi: “Süreçten çekiliriz.” Dünya Müslüman Âlimler Birliği Başkanı Yusuf el Kardavi, Mursi’ye destek fetvası yayınlarken, darbe karşıtı cephe de halka askerî müdahaleyi protesto için bugün meydanlara çıkma çağrısı yaptı.Birleşmiş Milletler de ‘darbe’ diyemediJohn McCainden cesur ‘darbe’ çıkışı[HABER ANALiZ] Sina, askerlerin uykusunu kaçırıyorOrdunun darbe yapmasına zemin hazırlayan İsyan-Temerrud Cephesi de, elde ettikleri “ikinci devrimin” başarılı olması için halkın 30 Haziran’da olduğu gibi yeniden sokaklara dökülmesi çağrısında bulundu. Mursi karşıtı ve taraftarları arasında kanlı çatışmaların büyümesinden endişe ediliyor. Önceki gün akşamüzeri başlayan ve başkent Kahire’nin yanı sıra İskenderiye, Sina, İsmailiye ve Asyut kentlerinde gerçekleşen çatışmalarda hayatını kaybeden 36 kişinin yanında 1.100 kadar kişinin de yaralandığı açıklandı. Önceki hafta yaşanan benzer çatışmalarda da 75 kişi ölmüştü. Dün ülke genelinde ordu birliklerinin yoğun güvenlik önlemleri aldığı gözlemlenirken, ordu içinde Genelkurmay Başkanı Abdulfettah el Sisi’ye Mursi’nin görevine iade edilmesine dair baskı yapıldığı yönündeki haberler yalanlandı. Ordunun giriş ve çıkışları kısıtladığı Sina Yarımadası’ndan ise ülkedeki karmaşayı daha da ileri boyutlara taşıyabilecek haberler geliyor. Dün Hıristiyan bir din adamının alışveriş yaptığı sırada silahlı kişilerce öldürüldüğü bölgede Ensar el Şeria adlı bir örgütün faaliyete başladığı duyuruldu. Örgüt, Mursi’nin devrilmesini inançlarına yapılmış bir saldırı olarak değerlendiriyor. 90 milyonluk Mısır’ın yaklaşık yüzde 10’unu Hıristiyanlar oluşturuyor.Bu arada İçişleri Bakanlığı, Mursi karşıtı gösterilere ülke genelinde 17 milyon kişinin katıldığını belirtirken Ahram Gazetesi, bu rakamı 33 milyon olarak verdi. Müslüman Kardeşler, Mursi’nin asker zoruyla alaşağı edilmesinin devrik diktatör Hüsnü Mübarek rejiminin tekrar işbaşına gelmesi olduğunu söylüyor. Dün başbakan olarak atanan Baradey, 2 yıl önceki Mübarek karşıtı harekette de öncü bir rol oynamıştı. Eğitimini Mısır, İsviçre ve ABD’de tamamlayan Baradey bir hukuk profesörü. 1997-2009 yılları arasında Birleşmiş Milletler’e bağlı IAEA başkanlığını yapan Mısırlı akademisyen, kurumuyla birlikte 2005’te Nobel Barış Ödülü’nü aldı. İsmi daha önceki yıllarda cumhurbaşkanlığı adaylığı için de geçmişti.
Zaman
En Çok Okunan
07.07.2013
BaşbakanlıkiçinBaradeytercihidarbecephesiniçatlattıBaşbakanlık için Baradey tercihi darbe cephesini çatlattı
Başbakanlık için Baradey tercihi, darbe cephesini çatlattı
Zaman
07.07.2013
10:56
Askerî müdahale ve sonrasında 36 kişinin öldüğü sokak çatışmalarının ardından Mısır’da sular durulmuyor. Darbe yönetiminin Nobel Barış Ödüllü hukuk profesörü Muhammed el Baradey’i başbakanlığa getireceği iddia edildi. Orduyla işbirliği yapan Selefiler ise bu durumda desteklerini çekeceklerini açıkladı.Muhammed Mursi’nin darbe ile görevinden uzaklaştırıldığı Mısır’da dün gözler, kurulacak geçiş hükümetindeydi. Mursi’nin yetkilerini devralan Anayasa Mahkemesi Başkanı Adli Mansur, darbenin başaktörü genelkurmay başkanının yanı sıra önde gelen siyasî parti ve gençlik gruplarının temsilcileri ile bir araya geldi.Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA) eski başkanı Muhammed el Baradey’in (71) başbakan olacağı açıklanırken Mursi’nin mensubu olduğu Müslüman Kardeşler’in siyasî kolu Hürriyet ve Adalet Partisi (HAP), önceki gece 36 kişinin hayatını kaybettiği çatışmaların gölgesinde yapılan görüşmeleri boykot etti.Orduyla işbirliği yapan Selefi Nur Partisi ise Baradey’in atanmasına tepki gösterdi: “Süreçten çekiliriz.” Dünya Müslüman Âlimler Birliği Başkanı Yusuf el Kardavi, Mursi’ye destek fetvası yayınlarken, darbe karşıtı cephe de halka askerî müdahaleyi protesto için bugün meydanlara çıkma çağrısı yaptı.Birleşmiş Milletler de ‘darbe’ diyemediJohn McCainden cesur ‘darbe’ çıkışı[HABER ANALiZ] Sina, askerlerin uykusunu kaçırıyorOrdunun darbe yapmasına zemin hazırlayan İsyan-Temerrud Cephesi de, elde ettikleri “ikinci devrimin” başarılı olması için halkın 30 Haziran’da olduğu gibi yeniden sokaklara dökülmesi çağrısında bulundu. Mursi karşıtı ve taraftarları arasında kanlı çatışmaların büyümesinden endişe ediliyor. Önceki gün akşamüzeri başlayan ve başkent Kahire’nin yanı sıra İskenderiye, Sina, İsmailiye ve Asyut kentlerinde gerçekleşen çatışmalarda hayatını kaybeden 36 kişinin yanında 1.100 kadar kişinin de yaralandığı açıklandı. Önceki hafta yaşanan benzer çatışmalarda da 75 kişi ölmüştü. Dün ülke genelinde ordu birliklerinin yoğun güvenlik önlemleri aldığı gözlemlenirken, ordu içinde Genelkurmay Başkanı Abdulfettah el Sisi’ye Mursi’nin görevine iade edilmesine dair baskı yapıldığı yönündeki haberler yalanlandı. Ordunun giriş ve çıkışları kısıtladığı Sina Yarımadası’ndan ise ülkedeki karmaşayı daha da ileri boyutlara taşıyabilecek haberler geliyor. Dün Hıristiyan bir din adamının alışveriş yaptığı sırada silahlı kişilerce öldürüldüğü bölgede Ensar el Şeria adlı bir örgütün faaliyete başladığı duyuruldu. Örgüt, Mursi’nin devrilmesini inançlarına yapılmış bir saldırı olarak değerlendiriyor. 90 milyonluk Mısır’ın yaklaşık yüzde 10’unu Hıristiyanlar oluşturuyor.Bu arada İçişleri Bakanlığı, Mursi karşıtı gösterilere ülke genelinde 17 milyon kişinin katıldığını belirtirken Ahram Gazetesi, bu rakamı 33 milyon olarak verdi. Müslüman Kardeşler, Mursi’nin asker zoruyla alaşağı edilmesinin devrik diktatör Hüsnü Mübarek rejiminin tekrar işbaşına gelmesi olduğunu söylüyor. Dün başbakan olarak atanan Baradey, 2 yıl önceki Mübarek karşıtı harekette de öncü bir rol oynamıştı. Eğitimini Mısır, İsviçre ve ABD’de tamamlayan Baradey bir hukuk profesörü. 1997-2009 yılları arasında Birleşmiş Milletler’e bağlı IAEA başkanlığını yapan Mısırlı akademisyen, kurumuyla birlikte 2005’te Nobel Barış Ödülü’nü aldı. İsmi daha önceki yıllarda cumhurbaşkanlığı adaylığı için de geçmişti.
Zaman
Dünya
07.07.2013
BaşbakanlıkiçinBaradeytercihidarbecephesiniçatlattıBaşbakanlık için Baradey tercihi darbe cephesini çatlattı
Başbakanlık için Baradey tercihi, darbe cephesini çatlattı
Zaman
07.07.2013
10:47
Askerî müdahale ve sonrasında 36 kişinin öldüğü sokak çatışmalarının ardından Mısır’da sular durulmuyor. Darbe yönetiminin Nobel Barış Ödüllü hukuk profesörü Muhammed el Baradey’i başbakanlığa getireceği iddia edildi. Orduyla işbirliği yapan Selefiler ise bu durumda desteklerini çekeceklerini açıkladı.Muhammed Mursi’nin darbe ile görevinden uzaklaştırıldığı Mısır’da dün gözler, kurulacak geçiş hükümetindeydi. Mursi’nin yetkilerini devralan Anayasa Mahkemesi Başkanı Adli Mansur, darbenin başaktörü genelkurmay başkanının yanı sıra önde gelen siyasî parti ve gençlik gruplarının temsilcileri ile bir araya geldi.Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA) eski başkanı Muhammed el Baradey’in (71) başbakan olacağı açıklanırken Mursi’nin mensubu olduğu Müslüman Kardeşler’in siyasî kolu Hürriyet ve Adalet Partisi (HAP), önceki gece 36 kişinin hayatını kaybettiği çatışmaların gölgesinde yapılan görüşmeleri boykot etti.Orduyla işbirliği yapan Selefi Nur Partisi ise Baradey’in atanmasına tepki gösterdi: “Süreçten çekiliriz.” Dünya Müslüman Âlimler Birliği Başkanı Yusuf el Kardavi, Mursi’ye destek fetvası yayınlarken, darbe karşıtı cephe de halka askerî müdahaleyi protesto için bugün meydanlara çıkma çağrısı yaptı.Birleşmiş Milletler de ‘darbe’ diyemediJohn McCainden cesur ‘darbe’ çıkışı[HABER ANALiZ] Sina, askerlerin uykusunu kaçırıyorOrdunun darbe yapmasına zemin hazırlayan İsyan-Temerrud Cephesi de, elde ettikleri “ikinci devrimin” başarılı olması için halkın 30 Haziran’da olduğu gibi yeniden sokaklara dökülmesi çağrısında bulundu. Mursi karşıtı ve taraftarları arasında kanlı çatışmaların büyümesinden endişe ediliyor. Önceki gün akşamüzeri başlayan ve başkent Kahire’nin yanı sıra İskenderiye, Sina, İsmailiye ve Asyut kentlerinde gerçekleşen çatışmalarda hayatını kaybeden 36 kişinin yanında 1.100 kadar kişinin de yaralandığı açıklandı. Önceki hafta yaşanan benzer çatışmalarda da 75 kişi ölmüştü. Dün ülke genelinde ordu birliklerinin yoğun güvenlik önlemleri aldığı gözlemlenirken, ordu içinde Genelkurmay Başkanı Abdulfettah el Sisi’ye Mursi’nin görevine iade edilmesine dair baskı yapıldığı yönündeki haberler yalanlandı. Ordunun giriş ve çıkışları kısıtladığı Sina Yarımadası’ndan ise ülkedeki karmaşayı daha da ileri boyutlara taşıyabilecek haberler geliyor. Dün Hıristiyan bir din adamının alışveriş yaptığı sırada silahlı kişilerce öldürüldüğü bölgede Ensar el Şeria adlı bir örgütün faaliyete başladığı duyuruldu. Örgüt, Mursi’nin devrilmesini inançlarına yapılmış bir saldırı olarak değerlendiriyor. 90 milyonluk Mısır’ın yaklaşık yüzde 10’unu Hıristiyanlar oluşturuyor.Bu arada İçişleri Bakanlığı, Mursi karşıtı gösterilere ülke genelinde 17 milyon kişinin katıldığını belirtirken Ahram Gazetesi, bu rakamı 33 milyon olarak verdi. Müslüman Kardeşler, Mursi’nin asker zoruyla alaşağı edilmesinin devrik diktatör Hüsnü Mübarek rejiminin tekrar işbaşına gelmesi olduğunu söylüyor. Dün başbakan olarak atanan Baradey, 2 yıl önceki Mübarek karşıtı harekette de öncü bir rol oynamıştı. Eğitimini Mısır, İsviçre ve ABD’de tamamlayan Baradey bir hukuk profesörü. 1997-2009 yılları arasında Birleşmiş Milletler’e bağlı IAEA başkanlığını yapan Mısırlı akademisyen, kurumuyla birlikte 2005’te Nobel Barış Ödülü’nü aldı. İsmi daha önceki yıllarda cumhurbaşkanlığı adaylığı için de geçmişti.
Zaman
Ana Sayfa
07.07.2013
BaşbakanlıkiçinBaradeytercihidarbecephesiniçatlattıBaşbakanlık için Baradey tercihi darbe cephesini çatlattı
Darbeye hukukçu başbakan
Zaman
07.07.2013
02:32
Askerî müdahale ve sonrasında 36 kişinin öldüğü sokak çatışmalarının ardından Mısır’da sular durulmuyor. Darbe yönetiminin Nobel Barış Ödüllü hukuk profesörü Muhammed el Baradey’i başbakanlığa getireceği iddia edildi. Orduyla işbirliği yapan Selefiler ise bu durumda desteklerini çekeceklerini açıkladı.Muhammed Mursi’nin darbe ile görevinden uzaklaştırıldığı Mısır’da dün gözler, kurulacak geçiş hükümetindeydi. Mursi’nin yetkilerini devralan Anayasa Mahkemesi Başkanı Adli Mansur, darbenin başaktörü genelkurmay başkanının yanı sıra önde gelen siyasî parti ve gençlik gruplarının temsilcileri ile bir araya geldi.Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA) eski başkanı Muhammed el Baradey’in (71) başbakan olacağı açıklanırken Mursi’nin mensubu olduğu Müslüman Kardeşler’in siyasî kolu Hürriyet ve Adalet Partisi (HAP), önceki gece 36 kişinin hayatını kaybettiği çatışmaların gölgesinde yapılan görüşmeleri boykot etti.Orduyla işbirliği yapan Selefi Nur Partisi ise Baradey’in atanmasına tepki gösterdi: “Süreçten çekiliriz.” Dünya Müslüman Âlimler Birliği Başkanı Yusuf el Kardavi, Mursi’ye destek fetvası yayınlarken, darbe karşıtı cephe de halka askerî müdahaleyi protesto için bugün meydanlara çıkma çağrısı yaptı.Birleşmiş Milletler de ‘darbe’ diyemediJohn McCainden cesur ‘darbe’ çıkışı[HABER ANALiZ] Sina, askerlerin uykusunu kaçırıyorOrdunun darbe yapmasına zemin hazırlayan İsyan-Temerrud Cephesi de, elde ettikleri “ikinci devrimin” başarılı olması için halkın 30 Haziran’da olduğu gibi yeniden sokaklara dökülmesi çağrısında bulundu. Mursi karşıtı ve taraftarları arasında kanlı çatışmaların büyümesinden endişe ediliyor. Önceki gün akşamüzeri başlayan ve başkent Kahire’nin yanı sıra İskenderiye, Sina, İsmailiye ve Asyut kentlerinde gerçekleşen çatışmalarda hayatını kaybeden 36 kişinin yanında 1.100 kadar kişinin de yaralandığı açıklandı. Önceki hafta yaşanan benzer çatışmalarda da 75 kişi ölmüştü. Dün ülke genelinde ordu birliklerinin yoğun güvenlik önlemleri aldığı gözlemlenirken, ordu içinde Genelkurmay Başkanı Abdulfettah el Sisi’ye Mursi’nin görevine iade edilmesine dair baskı yapıldığı yönündeki haberler yalanlandı. Ordunun giriş ve çıkışları kısıtladığı Sina Yarımadası’ndan ise ülkedeki karmaşayı daha da ileri boyutlara taşıyabilecek haberler geliyor. Dün Hıristiyan bir din adamının alışveriş yaptığı sırada silahlı kişilerce öldürüldüğü bölgede Ensar el Şeria adlı bir örgütün faaliyete başladığı duyuruldu. Örgüt, Mursi’nin devrilmesini inançlarına yapılmış bir saldırı olarak değerlendiriyor. 90 milyonluk Mısır’ın yaklaşık yüzde 10’unu Hıristiyanlar oluşturuyor.Bu arada İçişleri Bakanlığı, Mursi karşıtı gösterilere ülke genelinde 17 milyon kişinin katıldığını belirtirken Ahram Gazetesi, bu rakamı 33 milyon olarak verdi. Müslüman Kardeşler, Mursi’nin asker zoruyla alaşağı edilmesinin devrik diktatör Hüsnü Mübarek rejiminin tekrar işbaşına gelmesi olduğunu söylüyor. Dün başbakan olarak atanan Baradey, 2 yıl önceki Mübarek karşıtı harekette de öncü bir rol oynamıştı. Eğitimini Mısır, İsviçre ve ABD’de tamamlayan Baradey bir hukuk profesörü. 1997-2009 yılları arasında Birleşmiş Milletler’e bağlı IAEA başkanlığını yapan Mısırlı akademisyen, kurumuyla birlikte 2005’te Nobel Barış Ödülü’nü aldı. İsmi daha önceki yıllarda cumhurbaşkanlığı adaylığı için de geçmişti.
Zaman
En Çok Okunan
07.07.2013
DarbeyehukukçubaşbakanDarbeye hukukçu başbakan
Darbeye hukukçu başbakan protestolar devam ediyor
Zaman
07.07.2013
02:06
Askerî müdahale ve sonrasında 36 kişinin öldüğü sokak çatışmalarının ardından Mısır’da sular durulmuyor. Darbe yönetiminin Nobel Barış Ödüllü hukuk profesörü Muhammed el Baradey’i başbakanlığa getireceği iddia edildi. Orduyla işbirliği yapan Selefiler ise bu durumda desteklerini çekeceklerini açıkladı.Muhammed Mursi’nin darbe ile görevinden uzaklaştırıldığı Mısır’da dün gözler, kurulacak geçiş hükümetindeydi. Mursi’nin yetkilerini devralan Anayasa Mahkemesi Başkanı Adli Mansur, darbenin başaktörü genelkurmay başkanının yanı sıra önde gelen siyasî parti ve gençlik gruplarının temsilcileri ile bir araya geldi.Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA) eski başkanı Muhammed el Baradey’in (71) başbakan olacağı açıklanırken Mursi’nin mensubu olduğu Müslüman Kardeşler’in siyasî kolu Hürriyet ve Adalet Partisi (HAP), önceki gece 36 kişinin hayatını kaybettiği çatışmaların gölgesinde yapılan görüşmeleri boykot etti.Orduyla işbirliği yapan Selefi Nur Partisi ise Baradey’in atanmasına tepki gösterdi: “Süreçten çekiliriz.” Dünya Müslüman Âlimler Birliği Başkanı Yusuf el Kardavi, Mursi’ye destek fetvası yayınlarken, darbe karşıtı cephe de halka askerî müdahaleyi protesto için bugün meydanlara çıkma çağrısı yaptı.Birleşmiş Milletler de ‘darbe’ diyemediJohn McCainden cesur ‘darbe’ çıkışı[HABER ANALiZ] Sina, askerlerin uykusunu kaçırıyorOrdunun darbe yapmasına zemin hazırlayan İsyan-Temerrud Cephesi de, elde ettikleri “ikinci devrimin” başarılı olması için halkın 30 Haziran’da olduğu gibi yeniden sokaklara dökülmesi çağrısında bulundu. Mursi karşıtı ve taraftarları arasında kanlı çatışmaların büyümesinden endişe ediliyor. Önceki gün akşamüzeri başlayan ve başkent Kahire’nin yanı sıra İskenderiye, Sina, İsmailiye ve Asyut kentlerinde gerçekleşen çatışmalarda hayatını kaybeden 36 kişinin yanında 1.100 kadar kişinin de yaralandığı açıklandı. Önceki hafta yaşanan benzer çatışmalarda da 75 kişi ölmüştü. Dün ülke genelinde ordu birliklerinin yoğun güvenlik önlemleri aldığı gözlemlenirken, ordu içinde Genelkurmay Başkanı Abdulfettah el Sisi’ye Mursi’nin görevine iade edilmesine dair baskı yapıldığı yönündeki haberler yalanlandı. Ordunun giriş ve çıkışları kısıtladığı Sina Yarımadası’ndan ise ülkedeki karmaşayı daha da ileri boyutlara taşıyabilecek haberler geliyor. Dün Hıristiyan bir din adamının alışveriş yaptığı sırada silahlı kişilerce öldürüldüğü bölgede Ensar el Şeria adlı bir örgütün faaliyete başladığı duyuruldu. Örgüt, Mursi’nin devrilmesini inançlarına yapılmış bir saldırı olarak değerlendiriyor. 90 milyonluk Mısır’ın yaklaşık yüzde 10’unu Hıristiyanlar oluşturuyor.Bu arada İçişleri Bakanlığı, Mursi karşıtı gösterilere ülke genelinde 17 milyon kişinin katıldığını belirtirken Ahram Gazetesi, bu rakamı 33 milyon olarak verdi. Müslüman Kardeşler, Mursi’nin asker zoruyla alaşağı edilmesinin devrik diktatör Hüsnü Mübarek rejiminin tekrar işbaşına gelmesi olduğunu söylüyor. Dün başbakan olarak atanan Baradey, 2 yıl önceki Mübarek karşıtı harekette de öncü bir rol oynamıştı. Eğitimini Mısır, İsviçre ve ABD’de tamamlayan Baradey bir hukuk profesörü. 1997-2009 yılları arasında Birleşmiş Milletler’e bağlı IAEA başkanlığını yapan Mısırlı akademisyen, kurumuyla birlikte 2005’te Nobel Barış Ödülü’nü aldı. İsmi daha önceki yıllarda cumhurbaşkanlığı adaylığı için de geçmişti.
Zaman
Ana Sayfa
07.07.2013
DarbeyehukukçubaşbakanprotestolardevamediyorDarbeye hukukçu başbakan protestolar devam ediyor
Darbeye hukukçu başbakan
Zaman
07.07.2013
01:52
Askerî müdahale ve sonrasında 36 kişinin öldüğü sokak çatışmalarının ardından Mısır’da sular durulmuyor. Darbe yönetiminin Nobel Barış Ödüllü hukuk profesörü Muhammed el Baradey’i başbakanlığa getireceği iddia edildi. Orduyla işbirliği yapan Selefiler ise bu durumda desteklerini çekeceklerini açıkladı.Muhammed Mursi’nin darbe ile görevinden uzaklaştırıldığı Mısır’da dün gözler, kurulacak geçiş hükümetindeydi. Mursi’nin yetkilerini devralan Anayasa Mahkemesi Başkanı Adli Mansur, darbenin başaktörü genelkurmay başkanının yanı sıra önde gelen siyasî parti ve gençlik gruplarının temsilcileri ile bir araya geldi.Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA) eski başkanı Muhammed el Baradey’in (71) başbakan olacağı açıklanırken Mursi’nin mensubu olduğu Müslüman Kardeşler’in siyasî kolu Hürriyet ve Adalet Partisi (HAP), önceki gece 36 kişinin hayatını kaybettiği çatışmaların gölgesinde yapılan görüşmeleri boykot etti.Orduyla işbirliği yapan Selefi Nur Partisi ise Baradey’in atanmasına tepki gösterdi: “Süreçten çekiliriz.” Dünya Müslüman Âlimler Birliği Başkanı Yusuf el Kardavi, Mursi’ye destek fetvası yayınlarken, darbe karşıtı cephe de halka askerî müdahaleyi protesto için bugün meydanlara çıkma çağrısı yaptı.Birleşmiş Milletler de ‘darbe’ diyemediJohn McCainden cesur ‘darbe’ çıkışı[HABER ANALiZ] Sina, askerlerin uykusunu kaçırıyorOrdunun darbe yapmasına zemin hazırlayan İsyan-Temerrud Cephesi de, elde ettikleri “ikinci devrimin” başarılı olması için halkın 30 Haziran’da olduğu gibi yeniden sokaklara dökülmesi çağrısında bulundu. Mursi karşıtı ve taraftarları arasında kanlı çatışmaların büyümesinden endişe ediliyor. Önceki gün akşamüzeri başlayan ve başkent Kahire’nin yanı sıra İskenderiye, Sina, İsmailiye ve Asyut kentlerinde gerçekleşen çatışmalarda hayatını kaybeden 36 kişinin yanında 1.100 kadar kişinin de yaralandığı açıklandı. Önceki hafta yaşanan benzer çatışmalarda da 75 kişi ölmüştü. Dün ülke genelinde ordu birliklerinin yoğun güvenlik önlemleri aldığı gözlemlenirken, ordu içinde Genelkurmay Başkanı Abdulfettah el Sisi’ye Mursi’nin görevine iade edilmesine dair baskı yapıldığı yönündeki haberler yalanlandı. Ordunun giriş ve çıkışları kısıtladığı Sina Yarımadası’ndan ise ülkedeki karmaşayı daha da ileri boyutlara taşıyabilecek haberler geliyor. Dün Hıristiyan bir din adamının alışveriş yaptığı sırada silahlı kişilerce öldürüldüğü bölgede Ensar el Şeria adlı bir örgütün faaliyete başladığı duyuruldu. Örgüt, Mursi’nin devrilmesini inançlarına yapılmış bir saldırı olarak değerlendiriyor. 90 milyonluk Mısır’ın yaklaşık yüzde 10’unu Hıristiyanlar oluşturuyor.Bu arada İçişleri Bakanlığı, Mursi karşıtı gösterilere ülke genelinde 17 milyon kişinin katıldığını belirtirken Ahram Gazetesi, bu rakamı 33 milyon olarak verdi. Müslüman Kardeşler, Mursi’nin asker zoruyla alaşağı edilmesinin devrik diktatör Hüsnü Mübarek rejiminin tekrar işbaşına gelmesi olduğunu söylüyor. Dün başbakan olarak atanan Baradey, 2 yıl önceki Mübarek karşıtı harekette de öncü bir rol oynamıştı. Eğitimini Mısır, İsviçre ve ABD’de tamamlayan Baradey bir hukuk profesörü. 1997-2009 yılları arasında Birleşmiş Milletler’e bağlı IAEA başkanlığını yapan Mısırlı akademisyen, kurumuyla birlikte 2005’te Nobel Barış Ödülü’nü aldı. İsmi daha önceki yıllarda cumhurbaşkanlığı adaylığı için de geçmişti.
Zaman
Dünya
07.07.2013
DarbeyehukukçubaşbakanDarbeye hukukçu başbakan
Darbeye hukukçu başbakan
Zaman
07.07.2013
01:52
Askerî müdahale ve sonrasında 36 kişinin öldüğü sokak çatışmalarının ardından Mısır’da sular durulmuyor. Darbe yönetiminin Nobel Barış Ödüllü hukuk profesörü Muhammed el Baradey’i başbakanlığa getireceği iddia edildi. Orduyla işbirliği yapan Selefiler ise bu durumda desteklerini çekeceklerini açıkladı.Muhammed Mursi’nin darbe ile görevinden uzaklaştırıldığı Mısır’da dün gözler, kurulacak geçiş hükümetindeydi. Mursi’nin yetkilerini devralan Anayasa Mahkemesi Başkanı Adli Mansur, darbenin başaktörü genelkurmay başkanının yanı sıra önde gelen siyasî parti ve gençlik gruplarının temsilcileri ile bir araya geldi.Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA) eski başkanı Muhammed el Baradey’in (71) başbakan olacağı açıklanırken Mursi’nin mensubu olduğu Müslüman Kardeşler’in siyasî kolu Hürriyet ve Adalet Partisi (HAP), önceki gece 36 kişinin hayatını kaybettiği çatışmaların gölgesinde yapılan görüşmeleri boykot etti.Orduyla işbirliği yapan Selefi Nur Partisi ise Baradey’in atanmasına tepki gösterdi: “Süreçten çekiliriz.” Dünya Müslüman Âlimler Birliği Başkanı Yusuf el Kardavi, Mursi’ye destek fetvası yayınlarken, darbe karşıtı cephe de halka askerî müdahaleyi protesto için bugün meydanlara çıkma çağrısı yaptı.Birleşmiş Milletler de ‘darbe’ diyemediJohn McCainden cesur ‘darbe’ çıkışı[HABER ANALiZ] Sina, askerlerin uykusunu kaçırıyorOrdunun darbe yapmasına zemin hazırlayan İsyan-Temerrud Cephesi de, elde ettikleri “ikinci devrimin” başarılı olması için halkın 30 Haziran’da olduğu gibi yeniden sokaklara dökülmesi çağrısında bulundu. Mursi karşıtı ve taraftarları arasında kanlı çatışmaların büyümesinden endişe ediliyor. Önceki gün akşamüzeri başlayan ve başkent Kahire’nin yanı sıra İskenderiye, Sina, İsmailiye ve Asyut kentlerinde gerçekleşen çatışmalarda hayatını kaybeden 36 kişinin yanında 1.100 kadar kişinin de yaralandığı açıklandı. Önceki hafta yaşanan benzer çatışmalarda da 75 kişi ölmüştü. Dün ülke genelinde ordu birliklerinin yoğun güvenlik önlemleri aldığı gözlemlenirken, ordu içinde Genelkurmay Başkanı Abdulfettah el Sisi’ye Mursi’nin görevine iade edilmesine dair baskı yapıldığı yönündeki haberler yalanlandı. Ordunun giriş ve çıkışları kısıtladığı Sina Yarımadası’ndan ise ülkedeki karmaşayı daha da ileri boyutlara taşıyabilecek haberler geliyor. Dün Hıristiyan bir din adamının alışveriş yaptığı sırada silahlı kişilerce öldürüldüğü bölgede Ensar el Şeria adlı bir örgütün faaliyete başladığı duyuruldu. Örgüt, Mursi’nin devrilmesini inançlarına yapılmış bir saldırı olarak değerlendiriyor. 90 milyonluk Mısır’ın yaklaşık yüzde 10’unu Hıristiyanlar oluşturuyor.Bu arada İçişleri Bakanlığı, Mursi karşıtı gösterilere ülke genelinde 17 milyon kişinin katıldığını belirtirken Ahram Gazetesi, bu rakamı 33 milyon olarak verdi. Müslüman Kardeşler, Mursi’nin asker zoruyla alaşağı edilmesinin devrik diktatör Hüsnü Mübarek rejiminin tekrar işbaşına gelmesi olduğunu söylüyor. Dün başbakan olarak atanan Baradey, 2 yıl önceki Mübarek karşıtı harekette de öncü bir rol oynamıştı. Eğitimini Mısır, İsviçre ve ABD’de tamamlayan Baradey bir hukuk profesörü. 1997-2009 yılları arasında Birleşmiş Milletler’e bağlı IAEA başkanlığını yapan Mısırlı akademisyen, kurumuyla birlikte 2005’te Nobel Barış Ödülü’nü aldı. İsmi daha önceki yıllarda cumhurbaşkanlığı adaylığı için de geçmişti.
Zaman
Ana Sayfa
07.07.2013
DarbeyehukukçubaşbakanDarbeye hukukçu başbakan
Çarşaflı Soygunculara 5 Yıl 10'ar Ay Hapis Cezası
Haber3
24.06.2013
17:20
endik’te geçtiğimiz Kasım ayında giydikleri çarşaf ile bir banka şubesinde silahlı soygun yapan Kenan Civan ve Mustafa Büyükkaya’nın 15 yıla kadar hap...
Haber3
Son Dakika
24.06.2013
ÇarşaflıSoygunculara5Yıl10arAyHapisCezasıÇarşaflı Soygunculara 5 Yıl 10ar Ay Hapis Cezası
Tiroid hormon seviyesi yaşam kalitesini etkiliyor
Zaman
12.06.2013
12:16
Memorial Kayseri Hastanesi Genel Cerrahi Bölümünden Doç. Dr. Alper Akcan, tiroid bezi fonksiyonlarının genel vücut sağlığı açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Akcan, Çünkü tiroid hormon düzeyindeki dengesizlik, diğer organ ve sistemlerin çalışmasını da olumsuz etkiliyor. dedi.Tiroid kanserlerinin ilk 6 kanser türü arasında olduğunu aktaran Doç. Dr. Alper Akcan, Tiroid kanseri son yıllarda önemli bir artış göstermiş ve en sık görülen ilk 6 kanser türü arasında yerini almıştır. Teknolojik gelişmelere bağlı olarak radyasyona maruz kalmak, stresli yaşam koşulları ve kanserojenlerin yaşamın içinde belirgin bir şekilde yer alması, tiroid kanseri sıklığını da önemli ölçüde artırmaktadır. Tiroid kanserinin temel tedavisi tiroid bezini tamamen almaktır. Tiroidin iyi ve kötü huylu hastalıkları cerrahi olarak tedavi edilmektedir. Tiroid kanserlerinin erken evrede yakalanması ile cerrahi ve sonrasında uygulanan tedaviler sonrası, hastanın kanserden kurtulma oranı son derece yüksektir. bilgilerini verdi. Doç. Dr. Alper Akcan, anne adaylarının gebelik öncesi tiroid fonksiyonlarına baktırmasını isteyerek, Hipotiroidi yani trioid bezinin yeterli hormon üretememesine yol açan Haşimato Tiroidi başta olmak üzere tiroidit olarak adlandırılan bir grup hastalıkta temel tedavi, düzenli ilaç kullanımı ile hastanın takip edilmesidir. Çünkü tiroid bezi yeteri kadar çalışmayan hastalara, tiroid bezi tarafından üretilmeyen tiroid hormonu, dışarıdan hap şeklinde verilmektedir. Çocuk sahibi olmak isteyen hastaların ise gebelik öncesi mutlaka tiroid fonksiyonlarının değerlendirilmesi gerekir. Tiroid hormonu eksikliği anne karnındaki bebeğin zeka ve fiziki gelişimini olumsuz etkilemektedir. diye konuştu. İYOT EKSİKLİĞİNE DİKKAT Doç. Dr. Alper Akcan, iyi huylu tiroid bezi hastalıklarında beslenmenin de önemli yer tuttuğunu belirterek, Özellikle iyot eksikliği tiroid hastalıklarının altında yatan önemli nedenlerden biridir. Bunun yanı sıra gıdalarla birlikte alınan kanserojenler, tiroid hastalıklarının gelişiminde önemli rol oynamaktadır. Tiroid kanserinin doğru bir şekilde teşhisi için aile öyküsünün yanı sıra hastanın şikayetlerinin belirlenmesi de çok önemlidir. Bunun yanında, ultrason ve sintigrafi de kesin tanının konulmasında kullanılan son derece güvenli yöntemlerdir. Efor sarf edilmediği halde çarpıntı, ellerde titreme ve aşırı terlemenin yanı sıra; depresyon ve panik atak gibi psikolojik sorunlar yaşayan kişilerin mutlaka doktora başvurarak, düzenli takiplerini yaptırmaları gerekir. dedi.(CİHAN)
Zaman
Sağlık
12.06.2013
TiroidhormonseviyesiyaşamkalitesinietkiliyorTiroid hormon seviyesi yaşam kalitesini etkiliyor
Tiroid hormon seviyesi yaşam kalitesi için çok önemli
Zaman
12.06.2013
11:55
Memorial Kayseri Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Alper Akcan, Tiroid bezi fonksiyonları, genel vücut sağlığı açısından büyük önem taşıyor çünkü tiroid hormon düzeyindeki dengesizlik, diğer organ ve sistemlerin çalışmasını da olumsuz etkiliyor dedi. Memorial Kayseri Hastanesi Genel Cerrahi Bölümünden Doç. Dr. Alper Akcan, tiroid hastalıkları hakkında bilgi verdi. Halsizlik, kilo kaybı, kilo verememe gibi şikayetlerle ortaya çıkan tiroid hormonundaki düzensizliklerin kişinin yaşam kalitesini de düşürdüğünü ifade eden Doç. Dr. Akcan, Tiroid kanseri son yıllarda önemli bir artış göstermiş ve en sık görülen ilk 6 kanser türü arasında yerini almıştır. Teknolojik gelişmelere bağlı olarak radyasyona maruz kalmak, stresli yaşam koşulları ve kanserojenlerin yaşamın içinde belirgin bir şekilde yer alması, tiroid kanseri sıklığını da önemli ölçüde artırmaktadır ifadelerini kullandı.TEDAVİDE BAŞARI ORANI ÇOK YÜKSEKTiroid kanserinin temel tedavisinin, tiroit bezini tamamen almak olduğunu bildiren Doç. Dr. Alper Akcan, şunları kaydetti:Tiroidin iyi ve kötü huylu hastalıkları cerrahi olarak tedavi edilmektedir. Tiroid kanserlerinin erken evrede yakalanması ile cerrahi ve sonrasında uygulanan tedaviler sonrası, hastanın kanserden kurtulma oranı son derece yüksektir. Hipotiroidi yani tiroid bezinin yeterli hormon üretememesine yol açan Haşimato Tiroidi başta olmak üzere tiroidit olarak adlandırılan bir grup hastalıkta temel tedavi, düzenli ilaç kullanımı ile hastanın takip edilmesidir çünkü tiroid bezi yeteri kadar çalışmayan hastalara, tiroid bezi tarafından üretilmeyen tiroid hormonu, dışarıdan hap şeklinde verilmektedir. Çocuk sahibi olmak isteyen hastaların ise gebelik öncesi mutlaka tiroid fonksiyonlarının değerlendirilmesi gerekir. Tiroid hormonu eksikliği anne karnındaki bebeğin zeka ve fiziki gelişimini olumsuz etkilemektedir.İYOT EKSİKLİĞİNE DİKKATDoç. Dr. Alper Akcan, iyi huylu tiroid bezi hastalıklarında beslenmenin de önemli bir yer tuttuğunu vurgulayarak, Özellikle iyot eksikliği tiroid hastalıklarının altında yatan önemli nedenlerden biridir. Bunun yanı sıra gıdalarla birlikte alınan kanserojenler, tiroid hastalıklarının gelişiminde önemli rol oynamaktadır dedi.Tiroid kanserinin doğru bir şekilde teşhisi için aile öyküsünün yanı sıra hastanın şikayetlerinin belirlenmesinin de çok önemli olduğunu ifade eden Doç. Dr. Akcan, Bunun yanında, ultrason ve sintigrafi de kesin tanının konulmasında kullanılan son derece güvenli yöntemlerdir. Efor sarf edilmediği halde çarpıntı, ellerde titreme ve aşırı terlemenin yanı sıra depresyon ve panik atak gibi psikolojik sorunlar yaşayan kişilerin mutlaka doktora başvurarak düzenli takiplerini yaptırmaları gerekir ifadelerini kullandı.(İHA)
Zaman
Sağlık
12.06.2013
TiroidhormonseviyesiyaşamkalitesiiçinçokönemliTiroid hormon seviyesi yaşam kalitesi için çok önemli
Tiroid hormon seviyesi yaşam kalitesi için çok önemli
Zaman
12.06.2013
11:12
Memorial Kayseri Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Alper Akcan, Tiroid bezi fonksiyonları, genel vücut sağlığı açısından büyük önem taşıyor çünkü tiroid hormon düzeyindeki dengesizlik, diğer organ ve sistemlerin çalışmasını da olumsuz etkiliyor dedi. Memorial Kayseri Hastanesi Genel Cerrahi Bölümünden Doç. Dr. Alper Akcan, tiroid hastalıkları hakkında bilgi verdi. Halsizlik, kilo kaybı, kilo verememe gibi şikayetlerle ortaya çıkan tiroid hormonundaki düzensizliklerin kişinin yaşam kalitesini de düşürdüğünü ifade eden Doç. Dr. Akcan, Tiroid kanseri son yıllarda önemli bir artış göstermiş ve en sık görülen ilk 6 kanser türü arasında yerini almıştır. Teknolojik gelişmelere bağlı olarak radyasyona maruz kalmak, stresli yaşam koşulları ve kanserojenlerin yaşamın içinde belirgin bir şekilde yer alması, tiroid kanseri sıklığını da önemli ölçüde artırmaktadır ifadelerini kullandı.TEDAVİDE BAŞARI ORANI ÇOK YÜKSEKTiroid kanserinin temel tedavisinin, tiroit bezini tamamen almak olduğunu bildiren Doç. Dr. Alper Akcan, şunları kaydetti:Tiroidin iyi ve kötü huylu hastalıkları cerrahi olarak tedavi edilmektedir. Tiroid kanserlerinin erken evrede yakalanması ile cerrahi ve sonrasında uygulanan tedaviler sonrası, hastanın kanserden kurtulma oranı son derece yüksektir. Hipotiroidi yani tiroid bezinin yeterli hormon üretememesine yol açan Haşimato Tiroidi başta olmak üzere tiroidit olarak adlandırılan bir grup hastalıkta temel tedavi, düzenli ilaç kullanımı ile hastanın takip edilmesidir çünkü tiroid bezi yeteri kadar çalışmayan hastalara, tiroid bezi tarafından üretilmeyen tiroid hormonu, dışarıdan hap şeklinde verilmektedir. Çocuk sahibi olmak isteyen hastaların ise gebelik öncesi mutlaka tiroid fonksiyonlarının değerlendirilmesi gerekir. Tiroid hormonu eksikliği anne karnındaki bebeğin zeka ve fiziki gelişimini olumsuz etkilemektedir.İYOT EKSİKLİĞİNE DİKKATDoç. Dr. Alper Akcan, iyi huylu tiroid bezi hastalıklarında beslenmenin de önemli bir yer tuttuğunu vurgulayarak, Özellikle iyot eksikliği tiroid hastalıklarının altında yatan önemli nedenlerden biridir. Bunun yanı sıra gıdalarla birlikte alınan kanserojenler, tiroid hastalıklarının gelişiminde önemli rol oynamaktadır dedi.Tiroid kanserinin doğru bir şekilde teşhisi için aile öyküsünün yanı sıra hastanın şikayetlerinin belirlenmesinin de çok önemli olduğunu ifade eden Doç. Dr. Akcan, Bunun yanında, ultrason ve sintigrafi de kesin tanının konulmasında kullanılan son derece güvenli yöntemlerdir. Efor sarf edilmediği halde çarpıntı, ellerde titreme ve aşırı terlemenin yanı sıra depresyon ve panik atak gibi psikolojik sorunlar yaşayan kişilerin mutlaka doktora başvurarak düzenli takiplerini yaptırmaları gerekir ifadelerini kullandı.(İHA)
Zaman
Son Dakika
12.06.2013
TiroidhormonseviyesiyaşamkalitesiiçinçokönemliTiroid hormon seviyesi yaşam kalitesi için çok önemli
Toplam "170" adet haber bulundu!
Sayfa:
Site üzerindeki bütün haberler kaynak belirtilerek dış kaynakların rss servisleri kullanılarak gösterilmektedir.
www.habergec.com site üzerindeki haberlerin doğruluğundan sorumlu değildir.
İletişim:info@habergec.com
Uçak Bileti