hayat şaşkınlık içinde | |
|
| Hayat, şaşkınlık içinde | Zaman | 03.02.2012 01:58 |  | | |
| Sağlığın şifresi Tıbbı Nebevi?de saklı | Samanyolu Haber | 27.02.2011 15:08 |  | | Adana Sağlık Mensupları Derneği (SAMEDER) eğitim programı kapsamında Aile Hekimliği Uzmanı Dr. Dinçer Erdinç Tıbbı Nebevi ve Sağlığın Şifreleri konulu seminer verdi. Sağlıklı bir hayat ve hastalıklarla mücadelenin prensiplerinin İslam Peygamberi Hz. Muhammed (sav) tarafından 14 asır önce Müslümanlara tavsiye edildiğini belirten Erdinç, bu uygulamaların günümüzde pekçok tedaviye de ilham kaynağı olduğuna dikkat çekti. Erdinç, Hz. Muhammedin (sav) tavsiyelerinin koruyucu hekimliğe dönük yönü bulunduğunu belirterek, Mısır hükümdarının İslama çağrı mektubuna teşekkür ve hediye olarak gönderdiği iki hekimin İslam topraklarında haftalar boyunca yaptıkları çalışmalarda hasta görmediklerini hatırlattı. Şaşkınlık içinde kalan doktorların bu durumu Peygambere sorunca şu cevabı aldıklarını bildirdi: Benim ashabım hastalanmaz. İslamiyet hasta olmamanın yollarını göstermiştir. Acıkmadan yemez, doymadan sofradan kalkarız. Erken yatıp erken kalkarız.
Dr. Erdinç, bu yaklaşımın son derece sırlı olduğunu anlatarak, bugüne kadar tıpta uzun yaşamanın tesbit edilmiş tek unsurunun az yemek olduğunun bilindiğini vurguladı. Sağlık sorunlarının önlenmesi ve tedavi edilebilmesinin bir yaşam tarzı meselesi olduğunu dile getiren Dr. Erdinç, Tıbbı Nebevi daha yakından incelenip daha iyi anlaşıldıkça mevcut hastalıklar zannedildiğinden daha kolay iyileştirilecektir. dedi. | | Samanyolu Haber Son Dakika 27.02.2011 | | | SağlığınşifresiTıbbıNebevi?desaklıSağlığın şifresi Tıbbı Nebevi?de saklı |
|
| Sağlığın şifresi Tıbbı Nebevi?de saklı | Samanyolu Haber | 27.02.2011 14:56 |  | | Adana Sağlık Mensupları Derneği (SAMEDER) eğitim programı kapsamında Aile Hekimliği Uzmanı Dr. Dinçer Erdinç Tıbbı Nebevi ve Sağlığın Şifreleri konulu seminer verdi.
Sağlıklı bir hayat ve hastalıklarla mücadelenin prensiplerinin İslam Peygamberi Hz. Muhammed (sav) tarafından 14 asır önce Müslümanlara tavsiye edildiğini belirten Erdinç, bu uygulamaların günümüzde pekçok tedaviye de ilham kaynağı olduğuna dikkat çekti. Erdinç, Hz. Muhammedin (sav) tavsiyelerinin koruyucu hekimliğe dönük yönü bulunduğunu belirterek, Mısır hükümdarının İslama çağrı mektubuna teşekkür ve hediye olarak gönderdiği iki hekimin İslam topraklarında haftalar boyunca yaptıkları çalışmalarda hasta görmediklerini hatırlattı. Şaşkınlık içinde kalan doktorların bu durumu Peygambere sorunca şu cevabı aldıklarını bildirdi: Benim ashabım hastalanmaz. İslamiyet hasta olmamanın yollarını göstermiştir. Acıkmadan yemez, doymadan sofradan kalkarız. Erken yatıp erken kalkarız.
Dr. Erdinç, bu yaklaşımın son derece sırlı olduğunu anlatarak, bugüne kadar tıpta uzun yaşamanın tesbit edilmiş tek unsurunun az yemek olduğunun bilindiğini vurguladı. Sağlık sorunlarının önlenmesi ve tedavi edilebilmesinin bir yaşam tarzı meselesi olduğunu dile getiren Dr. Erdinç, Tıbbı Nebevi daha yakından incelenip daha iyi anlaşıldıkça mevcut hastalıklar zannedildiğinden daha kolay iyileştirilecektir. dedi.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 27.02.2011 | | | SağlığınşifresiTıbbıNebevi?desaklıSağlığın şifresi Tıbbı Nebevi?de saklı |
|
| Kıbrıslı Türkler, AİHM'ye başvurdu | Samanyolu Haber | 10.07.2010 14:24 |  | | Kıbrıslı 21 Türk, 23 Aralık 1963 tarihinde terk etmeye zorlandıkları varlıklarının tazmin edilmesi, kullanım kaybından doğan her türlü zararlarının karşılanması ve mallarının tasarrufunun kendilerine iade edilmesi talebiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) başvurdu. Lefkoşaya bağlı Matyat köyünden 21 Türk, Türk Ajansı Kıbrısa (TAK) yaptıkları açıklamada, Kıbrıs Cumhuriyeti olarak tanınan Rum yönetimi İçişleri Bakanlığının tazminat ve iadeyle ilgili yaptıkları başvuruya cevap vermemesi, Rum Başsavcılığının ise Türkçe yazıldığı gerekçesiyle talep yazısını almayı reddetmesi üzerine AİHMye şikayetlerini ilettiklerini bildirdi.
Başuvuru sahipleri, arazisinin mülkiyetinin büyük oranda Türklere ait olan Matyat köyünün büyük bir bölümünün her türlü tasarrufunun 47 yıllık tazminatıyla birlikte iadesini talep ettiklerini kaydetti.
Açıklamaya göre, Lefkoşanın 26 kilometre güneyinde bulunan ve 1960 nüfus sayımına göre 201 Rum ve 208 Türkün yaşadığı karma bir köy olan Matyat ile ilgili süreç şöyle:
23 Aralık 1963 tarihinde Matyat köyünün Türk mahallesi Matyatlı Rumlar ve komşu Rum köylerinden gelen yüzlerce silahlı Rumun saldırısına uğrar. O anda Matyatta eli silah tutan 15-20 Matyatlı Türk vardır. Gerisi her günkü işlerinin başındadır. Saldırıdan hemen önce kadın, çocuk ve yaşlılar güçlükler içinde komşu Türk köyü olan Koççat köyüne taşınır. Saldırı öğleyin başlar. Av tüfekli 15-20 Türk, askeri silahlarla donanmış saldırganlara karşı direnir. Sonra teker teker fişeklerini bitirirler ve havanın kararmasıyla birlikte mahallelerini terk ederek, komşu Koççat köyüne doğru çekilirler.
Saldırıdan hemen önce evlerini terk eden Matyatlı Türk kadınlar, yanlarına o anki ihtiyaçları dışında bir şey almaz. Çünkü bu gerginlik sona erdikten sonra tekrar evlerine dönüp yüzlerce yıldır yaşadıkları topraklarında yaşamaya devam edeceklerini sanmaktadırlar. 1950li yıllarda da gerginlikler olmuş, ama daha sonra zaman, kırgınlıkları ve acıları küllendirmiş, gündelik hayat devam edip gitmişti. Ancak Matyatın Türk mahallesini henüz terk eden Matyatlılar, köyün kenar evlerinden başlayarak tüm evlerin önce yağmalandığını sonra da kundaklandığını gördüklerinde büyük bir şaşkınlık ve hayretler içinde kalır. Göğe yükselen alevler, kısa süre sonra Matyat köyünü de içine alan küçük Koççat köyünden de görünür hale gelir. Alevleri gören Matyatlı Türkler, artık bir daha köylerine dönemeyeceklerini, bütün hayvanlarını, taşınır ve taşınmaz tüm mallarını kaybettiklerini anlar. Artık Matyat, onlar için anılarında kalan bir köydür. O köye bir daha hiçbiri geri dönemedi.
Saldırıdan hemen sonra Rum gazeteleri, Matyatlı Türklerin Matyatlı Rumlara saldırdığını, ancak geri çekilmek zorunda kaldığını, çekilirken de kendi evlerini yaktığını yazdı.
| | Samanyolu Haber Son Dakika 10.07.2010 | | | KıbrıslıTürklerAİHMyebaşvurduKıbrıslı Türkler AİHMye başvurdu |
|
| Ahmet Altan: Kalleşçe ve alçakça! | Samanyolu Haber | 11.12.2009 13:59 |  | | Bir örgüt, kendi halkına böyle bir kalleşliği nasıl yapar? İlk gelen tepkilere, açıklamalara, maillere bakılırsa ?körü körüne PKK?yı destekleyen? bir kitlenin dışında kalan bütün Kürtler şaşkınlık içinde bu sorunun cevabını arıyor.
Sanırım şu anda Kürtlerin duyguları, ?Kafes planını? yapanların, Koç Müzesi?nde ?çocukları öldürmeye? hazırlandığını öğrenen Türklerin duygularına benziyor.
Onlar da böyle bir kalleşliğe ve çılgınlığa inanamamış, bunun nedenlerini anlamaya çalışmıştı.
Koç Müzesi?nde patlamayan ?bombayı? PKK Tokat?ta patlattı ve darbecilerin amaçladığı o kaosu yaratabilmek için üstüne düşeni yaptı.
PKK, bunu ilk kez yapmıyor.
Ahmet Türk?ün önceki gün vurguladığı ?33 asker? rezilliğinde olduğu gibi ?barışa? her yaklaştığımızda barışı torpilliyor.
Açın PKK?nın eylemlerinin dökümüne bir bakın.
Ne zaman bu ülkede ?askerî vesayet? sarsılsa, ordu kışlasına doğru çekilmeye başlasa, demokrasi kapıdan başını uzatsa, PKK bir eylem yaparak, silahın, ordunun, baskının güçlenmesini sağlar.
PKK, ?Kürtlerin özgürlüğü? için hareket ettiğini söylüyor ama nedense hep ?baskıyı ve şiddeti? özgürleştiriyor.
Baskının ve şiddetin artmasının, ölümlerin çoğalmasının, cinayetlerin patlamasının Kürt halkına yararı ne?
Tokat?ta yedi askerin şehit edilmesinden Kürt halkı nasıl bir yarar sağlayacak?
Kürt ve Türk halkının önünde çok net iki öneri vardı.
Barış ve savaş önerisi.
AKP, bir ?barış ve demokrasi? açılımı başlatmıştı.
Bu açılımı yetersiz mi buluyorsun, eksik mi buluyorsun, art niyetli mi buluyorsun, Kürt politikacılar çıkar eksiklikleri, yetersizlikleri söyler, art niyetli gördüğü gelişmeleri ortaya koyar ve açılımın doğru yolda ilerlemesine yardımcı olurdu.
Konuşarak, tartışarak, eleştirerek ilerlerdik.
Ama böyle olmadı.
Kandil?den Apo?nun isteği doğrultusunda gelen PKK?lıların özgür bırakıldığı, eve dönmek isteyenlere yolun açıldığı bir dönemde, PKK birden saldırıya geçti, Tokat gibi PKK militanlarının hiçbir tehditle karşılaşmadığı bir bölgede pusu kurarak yedi insanı öldürdü.
Barışın ve demokrasinin önünü kesti.
Bütün Kürtlerin Türklerle eşit olacağı, bu eşitliğin anayasal güvence altına alınacağı, silahların susacağı, cinayetlerin biteceği bir gelecek hayal ediyorduk.
PKK sadece askerleri değil bu hayali de öldürdü.
Kürt halkının özgürlüğü, huzuru, refahı savaşla mı sağlanacak?
PKK yirmi beş yıldır savaşıyor, bu özgürlüğü savaşla sağlayabildi mi?
Bu özgürlük ihtimali kapımıza geldiğinde neden bunun önünü kesti?
PKK, bu ?eylemi? Apo?nun daha rahat yaşaması için yaptığını söylüyor, aklı başındaki her hangi biri bu saldırıdan sonra Apo?nun hücresinde daha rahat bir hayat süreceğine inanıyor mu?
Bu eylem, Apo?nun görünebilir gelecekle ilgili bir hayali varsa, onu da öldürdü.
PKK, kendi halkına da, önderine de ihanet etti bence.
Bana fevkalade ?kalleşçe ve alçakça? gözüken Tokat eyleminin Kürt halkının özgürlüğüne, mutluluğuna, huzuruna bir katkısı olup olmayacağına, PKK?nın varlığının ve eylemlerinin bundan böyle Kürt halkının çıkarına olup olmayacağına karar verecek olan Kürt halkıdır.
PKK yönetimi, kendi siyasi hesapları için kendi halkının geleceğini feda etmekten kaçınmıyor, Türk darbecileri kendi iktidarları için Türk halkına ne yapıyorsa, PKK da Kürt halkına aynısını yapıyor.
Peki, karşılaştığımız bu kalleşlik karşısında ne yapacağız, barış ne olacak?
PKK konusunda Kürt halkı kendi kararını kendisi verecek.
Ama hükümetin yapması gerekenler var.
PKK, bu eylemiyle kendisini artık ?bir asayiş? sorunu haline getirip barış denkleminden çıktı, bundan sonra hükümetin PKK?yı da Apo?yu da unutup Kürt halkının eşitliği ve huzuru için adımlar atması gerekiyor.
Şimdi açılımın daha da netleşmesinin tam zamanı.
Biliyorum Türk halkının büyük öfkesi ve tepkisi varken bunu yapmak çok zor ama bu hemen yapılmazsa ?savaş? ortamı çok çabuk gelişir, bütün Türkiye?nin geleceği kararır.
At binmeyi öğrenirken attan düşenleri hemen yeniden ata bindirirler, hemen binemezse bir daha binemez çünkü... PKK?nın kanlı çelmesiyle bu ülkenin insanları attan düştü, hemen yeniden ata binmemiz ve yola devam etmemiz gerekir.
Barışı daha başından beri yakmak isteyen bencil Türk siyasetçileriyle, kendi çıkarlarını kendi halkından üstün gören bencil PKK yöneticileri için bu ülkenin geleceğinden ve çocukların hayatından vazgeçemeyiz.
Bütün bencillere, kalleşlere inat barış yolunda yürümeliyiz.
Barıştan başka bir çaremiz, barıştan başka bir umudumuz yok çünkü.
AHMET ALTAN-TARAF | | Samanyolu Haber Son Dakika 11.12.2009 | | | AhmetAltanKalleşçevealçakçaAhmet Altan Kalleşçe ve alçakça |
|
| Türkiye’nin en güzel kadınıyım! | Sinemaloji | 21.10.2009 16:39 |  | | | Hülya Avşar, Hello Dergisi’nin “Hâlâ Türkiye’nin en güzel kadını siz misiniz?” sorusuna bu cevabı verdi…
Avşar: “Evet. Aslında 19-25 yaşlarından da daha güzel olduğuma inanıyorum. Hülya Avşar’ı o yaşta hiç beğenmem. Beğenenlere de şaşkınlık içinde bakarım. Hayat benim için asıl şimdi başlıyor.” dedi…
| | Sinemaloji Sinema 21.10.2009 | | | Türkiye’ninengüzelkadınıyımTürkiye’nin en güzel kadınıyım |
|
|
| |