TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Zafer Üskül,e konuştu. TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Zafer Üskül, Hrant Dink suikastı konusunda yaralı. Böylesine önemli bir makamda bulunmasına rağmen çaresiz kalmanın ağır yükü altında eziliyor. Faili meçhul cinayetlerde yakınlarını kaybedenlerin kendisine gerçekleştirdiği ziyaret sırasında gözyaşlarını tutamamıştı. Gözyaşlarının sırrı çaresizliğinde gizli. İlk kez bir komisyon başkanı lafı dolaştırmadan, olanı biteni gizlemeden olayların üstünün nasıl da örtüldüğünü açıkladı. Zafer Üskül ile Hrant Dink suikastıyla ilgili komisyonun yaptığı çalışmaları, cezaevlerini, bir insanlık ayıbı olan ve fişlemelerin temelini oluşturan güvenlik soruşturmalarını konuştuk.
Bütün şikayetlerin üçte biri yargıyla ilgili. Adil yargılanma hakkının ihlali, tutukluluk kararlarına ilişkin çok fazla şikayet var. Yargılamanın gecikmesiyle, uzun sürmesiyle ilgili şikayetler var. Yargıtay?da dosyaların çok beklediğiyle ilgili şikayetler var.
Özellikle güvenlik görevlilerin insan hakkı ihlalleri sonrasında sanki, biraz olayların üzerinin örtülmesi çabası var gibi görünüyor. Her kurum kendi içinde, kendi personelini koruma eğilimi içinde. Yani, Beyoğlu?nda, baba, oğlun polis aracına alınıp, dövülmesi iddiası vardı. Oradaki Emniyet müdürü uzun süre ?Ben sorumluları bulamıyorum? dedi. Ardından 4 polisin suçu olduğu ortaya çıktı, aylıktan kesme cezası verdiler. Ceza işkence ve kötü muameleden verilmedi, başka bir nedenle verildi. O kişileri korumaya çalışan Emniyet müdürü ile ilgili hiçbir işlem yapılmadı. Eğer, amirlerle ilgili işlem yapılmazsa, alttakiler korundukları düşüncesiyle bu tür uygunsuz davranışlarda bulunmaya devam edeceklerdir. Bunun önlenmesi lazım.
Belki de Hrant Dink dosyası üzerinde özellikle durmak gerekir. Hrant Dink cinayeti ile ilgili biz bir inceleme yaptık, rapor hazırladık. Bu olay tetikçinin yakalanması ile üzeri kapatılabilecek bir olay gibi görülmüyor. Biz, raporumuzda birçok kamu görevlisinin bu işte sorumluluğunun olduğunu tespit ettik ve bunun soruşturulması gerektiğini belirttik. Çok üzülerek ifade etmeliyim ki, bu konuda ciddi adımlar atılamadı. Hâlâ sorumluluğu söz konusu olan bazı kamu görevlileri hakkında herhangi bir işlem yapılamadı. Bunu üzüntüyle karşıladığımı belirtmem gerekiyor.
Önemli olan bu cinayetlerin arkasında kimlerin olduğunun hiçbir tereddüt bırakmayacak şekilde ortaya çıkartılmasıydı. Bu yapılamadı. Sıkıntı veren budur.
Muhtemelen bu soruşturmalar, biraz Susurluk araştırmasında da görüldü, belli bir düzeye gelince tıkanıyor, daha ileriye gidemiyor. Birileri demek ki korunmak isteniyor.
O ziyarete gelenlerin içinde benim yakınlarımın arkadaşlarımın yakınları, tanıdıklarım vardı. Bir de ben bu ülkenin insanıyım, bu acı bir durum. Üstelik şu anda belli bir konumda bulunuyorum, bazen de çaresizlikle karşı karşıya kalıyoruz. Bütün bunlar üzüntü veriyor.
Bütün bu faili meçhul cinayetlerin hepsi tek tek ele alınıp, sonuçlandırılacak gibi görünmüyor. Hiç olmazsa Hrant Dink suikastıyla ilgili eğer her şey ortaya çıkartılabilirse, bütün sorumlular tespit edilip, haklarında işlem yapılabilirse diğerleri de rahatlayacak.
Bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulmalıdır. Bütün raporlar toparlanmalıdır, masaya yatırılmalıdır. Yeniden, en baştan, kim, nerede, ne yapmış, neyi ihmal etmiş, neyi yapmamış bunlar saptanmalıdır. Şu anda yargılamaya girilemez, ama kim yargılanıyor, kim yargılanamamış karşılaştırılmalıdır. Biz biliyoruz ki, birçok kamu görevlisi, polisi, jandarması, vali muavini, belki emniyet müdürü, belki valisi bu işlerde belli bir sorumluluk payına sahip görünüyor. Ama, incelemeler yeteri kadar yapılmadığı için veya soruşturma izni verilmediği için ileriye gidilemedi. Bir Meclis Araştırma Komisyonu bunu saptayabilir.
Anayasa değişikliğine ?evet? ama yetersiz
Bu Anayasa değişikliği paketine ?evet? ama yetersiz derim. Bana göre baştan sona yepyeni bir anayasa yapma ihtiyacı var. Bazı konularda aslında yapılmak istenen ama yapılamayacağı düşünüldüğü için getirilemeyen düzenlemelerin o yeni anayasaya mutlaka konulması gerekir.
Onu Deniz Baykal da söylemişti.
Cezaevlerinde aşırı bir yoğunluk var, aşırı kalabalık, kapasitenin çok üzerinde insan var. Adalet Bakanlığı kapasiteyi 140 binin üzerine çıkarmak için yoğun bir çaba harcıyor.
Askeri cezaevleri de bu ülkenin cezaevleri. Dolayısıyla bizim cezaevlerinde inceleme kararımız son derece doğal. Şimdiye kadar Türkiye?de İnsan Hakları Komisyonu bu incelemeyi yapmamış ama, mesela Avrupa Konseyi gelip askeri cezaevlerini incelemiş. Yani yabancılar inceliyor da biz niye incelemiyoruz?
Hayır, onlar da memnun oldular. Yabancılar denetleyeceğine, bizim denetlememizin makûl olduğunu, ayrıca yasamızın böyle bir yetki vermesi nedeniyle bunun doğal olduğunu söylediler.
Fiziksel şartlar oldukça iyiydi ama disiplinin biraz daha ağır olduğu görülüyor. Hatta bazı yerlerde gereğinden ağ | | Samanyolu Haber Son Dakika 05.04.2010 | |